‹ Ana sayfa
Danıştay5. DaireAile Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2017/2216 K.2021/2332

Esas No: 2017/2216 · Karar No: 2021/2332 · Karar Tarihi: 27.06.2021
667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanun667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun6087 sayılı Yasa2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanun6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanun6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun7075 sayılı Kanun
Özet: Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2017/2216 E.  ,  2021/2332 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2017/2216 Karar No : 2021/2332 DAVACI : ... Vasisi ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/2216
Karar No : 2021/2332

**DAVACI:** ... Vasisi ...

**DAVALI:** ... Kurulu / ...

**VEKİLİ:** Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Somut gerekçe ve delile dayanmaksızın tesis edilen dava konusu kararların Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesine, temel hakların korunmasına ilişkin düzenlemelere, disiplin soruşturmasına ilişkin yasal mevzuata ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, FETÖ ile iltisakı ya da irtibatının bulunmadığı, savunmasının alınmadığı, isnadı öğrenme hakkı, silahların eşitliği ilkesi, masumiyet karinesi, suç ve cezada şahsilik ilkesi ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, suçun unsurlarının oluşmadığı, kararların idari işlemde bulunması gereken unsurlardan şekil, konu, sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, isnat edilen eylemlere yönelik hakkında başlatılan disiplin soruşturması ya da verilen bir disiplin cezası bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI :Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. ...", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, .... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. ... " hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, .... hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve idari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
15/7/2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20/7/2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21/7/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen .... hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca .... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan, 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinin 2. fıkrası ile, "22/7/2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir.
Dava konusu edilen Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararıyla, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan açılan davada, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla 7 yıl, 11 ay hapis cezası verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davanın, dava konusu edilen Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararı nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların tazminine karar verilmesi istemine ilişkin kısmına gelince;
Davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmaması karşısında bu işlem nedeniyle ortada tazmini gereken bir zarar bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.

2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ...sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ...tarih ve ...sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ...Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay .... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla reddi ile hükmün onanmasına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının 27/06/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”

2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."

3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”

4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda, davacının adli yardım istemi Dairemizin 28/03/2018 tarihli kararıyla kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dosyaya sunulan ikinci savunma dilekçesi ve ekleriyle ilgili olarak beyanlarını dosyaya sunabilmesi için Dairemizin 08/02/2021 tarihli kararıyla davacı vasisine on (10) günlük süre tanınmıştır.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in ‘’Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.

2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı ...kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.

3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.

4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.

5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu kararların tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu kararların hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.

a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında da belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun, yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı belirtilmiştir.
ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, deşifre olduğu düşünüldüğünde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verileceği, Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel niteliği olan mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından ... Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da ...adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. … abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “...isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. … , hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. … bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra ..., bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada ...kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.

ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı", "Bylock CBS Sorgu Sonucu Raporu" ve "Bylock Tespit Tutanağı" yer almaktadır.
Anılan "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nın incelenmesinden, "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında ID numarasının "...", kullanıcı adının "...", şifrenin "..."; "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının adı - soyadı ve Gaziantep ilinde görev yaptığı bilgisine yer verildiği; "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında kullanıcının "..." olarak kaydedilmiş olduğu; "Bylock CBS Sorgu Sonucu Raporu" ve "Bylock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden ise, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturmasına istinaden gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 23335. satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM numarasının 0507...46, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının ..., tespit edilen tarihin 18/08/2014, ID numarasının ...olduğu görülmektedir.
Davacı tarafından bu delile karşı, bylock tespit tutanağının ihraç kararından sonra dosyaya sunulduğu, anılan tutanaktan önceki tarihli başka tutanakta kullanıcı olmadığının tespit edildiği, ayrıntılı beyanlarını ceza dosyasına sunduğu şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Bununla birlikte, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:...sayılı dosyasında, "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun cevabi yazısında 507 ...46 numaralı GSM hattı ve ...İMEİ numaralı telefon ile bylock programına ait ...IP numarasına 18/08/2014 günü saat 16:51 sıralarında Van ilinde bulunan baz istasyonundan bağlanıldığı, son olarak 11/01/2015 günü saat 23:29 sıralarında aynı imei numaralı telefon ile aynı IP adresinden Ankara ilinde bulunan baz istasyonundan bylock a giriş yapıldığı, 18/08/2014 - 11/01/2015 tarihleri arasında bylock a ait ip adreslerine toplam 26932 kez erişim sağlandığının görüldüğü, bylock kullanıma ait baz bilgisi ile GPRS kullanıma ait baz bilgilerinin birbiri ile uyumlu olduğu, - 31/05/2017 tarihli Bylock Tespit Tutanağı, ...id numaralı bylock kullanıcısına ait tespit ve değerlendirme tutanağında; sanık ...'un 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 23335'nci satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğini; ..., tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının; ...ve tespit edilen ilk tarihin 18/08/2014 olduğu görüldüğü, ...UİD numaralı ByLock kullanıcı hesabının ... adına olduğu, sanık ...'ın BY LOCK programında kullanıcı adının "..." olduğu, İD numarasının ...olduğu, diğer kişiler tarafından "...", "..." olarak kaydedildiği, ...İD numaralı kullanıcı tarafından ...İD numaralı kullanıcıya "abi siz ... la görüşebildiniz mi (by lock ...) " içeriğinde mesaj gönderildiği, Sanık ...'a BY LOCK programından gönderilen ve sanığın gönderdiği mesaj dökümlerinin tespit edildiği, Sanık ...'dan ele geçirilen dijital materyallere ilişkin Gaziantep Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliği'nin İnceleme ve Çıkarım(export) raporunda; sanık ...'a ait ...marka dizüstü bilgisayar içerisinde takılı vaziyette ...marka SSD diskin imajı üzerinde yapılan incelemede, yazılım bazında ve çeşitli anahtar kelimeler kullanılarak gerekli araştırmaların yapıldığı, araştırma neticesinde "bylock" ibaresinin geçtiği veriye rastlanıldığının, "bylock" isimli yazılımın yüklenilmeye çalışıldığını gösterir "....dat" dosyasından elde edilmiş verinin bulunduğu, burada "..." adlı kullanıcının hareketlerinin bulunduğu, ayrıca "bylock" isimli yazılımın ... model( sanığın bylock çıkan telefonunun modeli) yüklenildiğinin değerlendirildiği "....sys" den elde edilmiş verinin bulunduğu, cep telefonunda yüklenmiş uygulamalar içerisinde "bylock", "coverme" " tictoplus" isimli yazışma programının bulunduğunun bildirildiği, Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın inkara yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve örgütün talimatı üzerine örgütsel amaç ile kullanmak üzere kripto haberleşme programı olan bylock programını telefonuna yükleyip aktif olarak kullandığının sabit olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde tespite yer verildiği görülmüştür.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı", "Bylock CBS Sorgu Sonucu Raporu" ve "Bylock Tespit Tutanağı"nın diğer tespitlerle birlikte incelenmesinden; davacının beyanlarına itibar edilmeyerek ...ID numarasıyla kullanıcı adı almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu, ayrıca davacı tarafından 0507...46 GSM numarasından, ...IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalı idare tarafından dosyaya sunulan ... ID numaralı kullanıcıya ilişkin Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında bazı yazışmalarda davacının ismine ve de davacı ile kullanıcı arasındaki mesajlara yer verildiği ileri sürülmüştür.
... ID numaralı Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının incelenmesinde;
"(...) İd'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler (Roster)…
...(...)(...)(HAKIM/SAVCI) (GAZIANTEP BÖLGE IDARE MAHKEMESI) (...)
semsi abi

(...) İd'nin Eklediklerine Verdiği İsimler (Roster)…
...(...)(...) (...)
hamza99 naz bor

(...) İd'ye Bağlı Kişi Listesi AD (TC NO) (ID).. ...(...)(...)(HAKIM/SAVCI) (GAZIANTEP BÖLGE IDARE MAHKEMESI)…
... ... abi siz ... la gorusebildinizmi. (bylock ...) 2015-12-29 20:47:45 2015-12-30 05:12:59
... ... ewet 2015-12-29 23:12:44 2015-12-30 05:12:59
... ... kiminle 2015-12-29 23:18:11 2015-12-30 05:18:53
... ... bylocktan yazistik 2015-12-29 23:18:55 2015-12-30 05:19:00
... ... sdisina cikacakmis donuste yazisip bulysacz 2015-12-29 23:19:54 2015-12-30 05:19:59
... ... tmm abi 2015-12-29 23:20:17 2015-12-30 05:20:22
... ... as abi cok sukur 2015-12-31 23:22:53 2016-01-01 05:23:03
... ... siz naslsnz 2015-12-31 23:22:59 2016-01-01 05:23:03
... ... abii kpsseye iyi yuklenin firaattan istifade 2015-12-31 23:24:52 2016-01-01 05:24:57
... ... ev baya kalabalik 2015-12-31 23:26:08 2016-01-01 05:26:13
... ... sizin bildiginiz bilgi varmi 2015-12-31 23:26:50 2016-01-01 05:26:55
... ... abi calisin insaallah 2015-12-31 23:26:55 2016-01-01 05:26:59
... ... ins. abi 2015-12-31 23:27:15 2016-01-01 05:27:20
... ... diger durum icin bir problem olacagini dusunmutorum.yakinda allah izniylendonersiniz
2015-12-31 23:27:38 2016-01-01 05:27:43
... ... bugun buradan buyuk bolgeciyi iceri almislar 2015-12-31 23:27:59 2016-01-01 05:28:04
... ... yalovoda mi 2015-12-31 23:28:53 2016-01-01 05:28:57
... ... abi ins. dediginiz gibi olur telefonun uzerine kayitli oldugu kisi konusursa cok sıkıntı olur. ilin hepsini taniyor ve iyide taniyor
2015-12-31 23:28:59 2016-01-01 05:29:04
... ... evet abi 2015-12-31 23:29:09 2016-01-01 05:29:13
... ... cok yemek yemistik 2015-12-31 23:29:27 2016-01-01 05:29:33

... ... abi ... abi ve kadir abiyle bu hafta icide olabilir 2016-02-03 01:15:21 2016-02-03 17:46:09
... ... abi birde arkadaslar sizi tangodan kaydetti kabul ederseniz sizdede tangolari olmus olur
2016-02-03 01:18:09 2016-02-03 17:46:09
... ... ortak sire 1234 abi 2016-02-03 01:18:21 2016-02-03 17:46:09
... ... s.a 2016-02-03 22:08:22 2016-02-04 04:09:25

... ... abi hakkinizi helal edin 2016-02-03 22:09:36 2016-02-04 04:10:21
... ... abi bizim abiler sizi tangodan kaydetmis siz kaydedebildinizmi abileri 2016-02-03 22:10:18 2016-02-04 04:10:25
... ... bide abi ...ve ... abiyle hafta ici gorusebilirmisiniz hafta ici 2016-02-03 22:11:03 2016-02-04 04:11:08
... ... yok abi bunlar t5 2016-02-03 22:11:38 2016-02-04 04:11:44
... ... abi mekan problemi var 2016-02-03 22:11:53 2016-02-04 04:11:58
... ... ...abi turkoglunda oturuyor evi disarda 2016-02-03 22:12:04 2016-02-04 04:12:10
... ... beni bilmesinler istiyorum 2016-02-03 22:12:07 2016-02-04 04:12:13
... ... nasil yapalim 2016-02-03 22:12:22 2016-02-04 04:12:27
... ... yarin ...ler ev tutacak studyo 2016-02-03 22:12:40 2016-02-04 04:12:47
... ... o hallorsa 2016-02-03 22:12:50 2016-02-04 04:12:56
... ... oraya cagralim 2016-02-03 22:12:58 2016-02-04 04:13:03
... ... abi bunlarla is cikisu arabada gorusseniz sonra yer tutunca orada gorusseniz olurmu
2016-02-03 22:13:44 2016-02-04 04:14:18
... ... abi arabada uygun degil 2016-02-03 22:14:03 2016-02-04 04:14:09
... ... neden bu kadar acele ediyorlar 2016-02-03 22:14:17 2016-02-04 04:14:23
... ... turkoglu olmazmi 2016-02-03 22:14:23 2016-02-04 04:14:28
... ... pztesi aksam turkoglu diyelim 2016-02-03 22:14:55 2016-02-04 04:15:00
... ... tmm abi 2016-02-03 22:15:07 2016-02-04 04:15:11
... ... abi kadir abiyle tangodan irtibatiniz varmi 2016-02-03 22:16:36 2016-02-04 04:16:58
... ... ...aboyle var 2016-02-03 22:17:27 2016-02-04 04:17:38
... ... ... abiiyle hem tangodan hem bayloktan irtibatiniz var hamza99 2016-02-03 22:17:34 2016-02-04 04:17:39
... ... dun kadir abi tangodan kaydettim demisti 2016-02-03 22:17:57 2016-02-04 04:18:02
... ... abi tangoda problem.olabiliyoe 2016-02-03 22:18:31 2016-02-04 04:18:35
... ... ben beni ekleyelenleri ekledim 2016-02-03 22:18:45 2016-02-04 04:18:51
... ... abiye soyleyeyim birdaha eklesin sizi abi 2016-02-03 22:19:16 2016-02-04 04:19:21
... ... tamam abi 2016-02-03 22:19:36 2016-02-04 04:19:41
... ... ben 1 saat sonra tekrar girerim.simdi igne icin cikacagim 2016-02-03 22:20:24 2016-02-04 04:20:34
... ... abi gecmis olsun 2016-02-03 22:20:45 2016-02-04 18:39:07
... ... gorusuruz ins. 2016-02-03 22:20:54 2016-02-04 18:39:07
... ... abi sa 2016-02-04 23:50:20 2016-02-05 06:04:42
... ... yarin sabah 10 da bize bekliyoruz 2016-02-04 23:50:37 2016-02-05 06:04:42
... ... ucumuz goruselim gruplarla alakali 2016-02-05 00:05:22 2016-02-05 06:05:31
... ... dedi emin abi 2016-02-05 00:05:25 2016-02-05 06:05:31
... ... as abi 2016-02-07 22:57:56 2016-02-08 04:58:01
... ... biliyorum ab8 2016-02-07 23:01:12 2016-02-08 05:01:18
... ... neyi 2016-02-07 23:01:49 2016-02-08 05:06:44
... ... tmm abi 2016-02-07 23:10:14 2016-02-08 05:11:35

...(...)(...)(HAKIM/SA VCI) (GAZIANTEP BÖLGE IDARE MAHKEMESI)
Kimden Kime Yazışma Gönderme Alma
...... marastaki arkadasla 2015-12-25 21:19:00 2015-12-26 03:31:30
...... abi ben il disina cikacagim yarin 2015-12-25 21:19:29 2015-12-26 03:31:30
...... bir hafta sonra donecegim 2015-12-25 21:19:47 2015-12-26 03:31:30
...... nasil yapalim ne zaman göruselim 2015-12-25 21:20:46 2015-12-26 03:31:30
...... tamam abi 2015-12-25 21:32:02 2015-12-26 03:38:28
... ...abi haftasonu gorueliminsaalh 2016-01-04 00:20:18 2016-01-04 13:42:22
...... olur abi ins. 2016-01-04 07:42:18 2016-01-04 16:51:52
...... abi bizim cts aksami doldu 2016-01-07 19:53:57 2016-01-08 03:20:52
...... diger arkadsta aksamlari olmazsa iyi our dedi 2016-01-07 19:54:34 2016-01-08 03:20:52
...... diger arkadas benden vakit icin haber bekliyor 2016-01-07 19:55:18 2016-01-08 03:20:52
... ...abi pazar olur insaallah 2016-01-07 21:21:52 2016-01-09 15:50:55
... ...saatini yazarim 2016-01-07 21:22:31 2016-01-09 15:50:55
...... tamam abi ins. 2016-01-09 09:50:42 2016-01-09 17:13:08
...... abi biz evden cikiyoruz 2016-01-10 10:08:55 2016-01-10 22:47:04
...... tableti yanima aliyorum 2016-01-10 10:09:07 2016-01-10 22:47:04
...... disardan baglanmaya calisirim bir yerden 2016-01-10 10:09:36 2016-01-10 22:47:04 ..." şeklinde yazışmalara yer verildiği görülmüştür.
Davacı tarafından bu delile karşı, herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Bu durumda, yazışmalarda geçen hususlar, davacı hakkında düzenlenen "Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" ve diğer tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, mesajların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T., Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/09/2017 tarihli şüpheli ek ifade tutanağında, “…66) ...; Bu şahıs A.Ö. isimli şahıs ile yapı evliliği yapan kişidir, o dönem stajer idari hakimdir, Kahramanmaraş ya da Malatyalı olduğunu düşünüyorum, evlendikten sonar Van Özalp ilçesinde görev yapıyorlardı, görsem teşhis edemeyebilirim…”,
Aynı şahsın, Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 13/09/2017 tarihli teşhis tutanağında davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan U.G. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca düzenlenen 25/08/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında, “…Staja başlamadan önce bizimle yine görüşme yapanlar oldu, ismini U. olarak bildiğim 138 bin sicilli ve o dönem hakimlik stajı yapan bir kişi gelerek sınava hazırlanma sürecine ilişkin bilgiler aldı… Sonuçlar açıklandıktan sanırım iki hafta sonra Keçiören’de Melih Gökçek parkı yakınlarında verdiği adresteki eve gittim. O evde bulunanlar benim gibi hakimlik sınavını kazanan kişilerdi. Bunlar … vardı. Z. adlı bu kişi Akademi stajının ikinci haftasında stajı bırakarak Milli İstihbarat Teşkilatına geçti.) ...kod adlı C.Y. ile birlikte Ö.F. kod adlı ve soyadını bilmediğim H. isimli Adli Yargı hakim adayı bir kişi de geldi. Benim gibi staja haşlayacak olan yukarıda ismini saydığım kişiler İle toplu halde ...kod adli M.K. isimli ve akademide koordinatör hakim olan kişi toplantı yaptı, L. kod ve Ö.F. kod adlı kişiler evde başka odada bulundular. Toplantıda M.K. bize tutacağımız evlerin en fazla 3-4 kişi olmasını, idare mahkemesine yakın yerlerde ev bulmamızı ve staj süresince insanlarla ilişkilerimize dair yapmamız gereken şeyleri anlattı. Kendisinin bu dönem stajerlerden sorumlu hakim olduğunu, stajerler arasından da ... ve Ş.M.A.’ın devre sorumluları olarak görev yapacağını bildirdi. Yine evlerde kalacak kişilere ilişkin paylaşım yapıldı. Ben O.Ö., M.E.K. ve sonradan gelen E.P. aynı evde kalmak üzere belirlendik. Birkaç gün içerisinde bir ev bulduk. M.K. bu evi gördü ve uygun gördü. Bu şekilde o evde kalmaya devam ettik. Staj süresince 3-4 evden sorumlu olan ve devreci denilen kişiler tarafından evlerin genel kontrolü ve bilgilendirmeler yapılırdı. Bizim evinde içinde bulunduğu birkaç evin sorumlusu ... isimli stajerindi. Cemaat içerisinde memuriyete girildiğinde ilk maaşın tamamını, sonrasında belirli yüzdelerini, aidat yada burs adı altında verme durumunun olduğu bilinen bir şeydir. Doğal olarak bunu bende vermek durumundaydım. İlk maaşımı şahsi borçlarım olduğundan veremedim. Sonrasında belirli miktarlarda parayı evimize geldiği zamanlarda M.K.'a veya ...'a veriyorduk. 15 günde bir veya ayda bir iki evde bulunan hakim adayları kahvaltıda buluşuyorduk. Bizim beraber toplandığımız diğer evde kalan kişiler … isimli kişi idi. ... her kahvaltıya gelirdi. Zaman zaman onun yanında da başkaları olurdu. Bu kahvaltılarda stajın genel gidişatına ilişkin değerlendirmeler olurdu. Dikkat etmemiz gereken hususlar anlatılırdı. Bu kapsamda ulu orta namaz kılınmaması oruç tuttuğumuza ilişkin görüntü verilmemesi gibi konular söylenirdi. Ayrıca İngilizcenin geliştirilmesi ve evlilik gibi konular konuşulurdu… Göreve başladıktan sonra Ankara İdare Mahkemesinde kura çekenlerden 5-6 kişi olmak üzere M.K. bizi topladı ve Ankara İdare Mahkemesinden sorumlu olan kişinin yine bu .... İdare Mahkemesinde üye olan İ.A.’ın olduğunu, ona ulaşamadığımız durumlarda A.A. ile görüşmemizi söyledi. O tarihten sonra M.K.'ı görmedim ancak bize söylenen ve devrecilik sisteminden anlaşılması gereken bir ömür boyu bu irtibatın devam etmesi gerektiği ve ... aracılığı ile bizden sorumlu olan kişinin M.K. olduğudur. Meslekte iken beklenti aynı devrede olan kişilerin 4-5 kişiden oluşacak gruplar halinde rutin toplantılara devam etmesi olmasına rağmen toplantılar yapılmadı. Genellikle ...'un E.P., B.F., F.C.Ö. ile görüşmesi onunda devredeki diğer kişilerle irtibatını sürdürmesi şeklinde sistem devam etti. Örneğin ben F.C.Ö. ile görüşüyordum. Yukarıda belirttiğim üzere bizim mahkemedeki sorumlumuz İ.A. olmakla beraber onun yanında ayrıca manevi yönden bizi destekleyecek ve takip edecek kişi olarak ...kod isimli bir kişi söylendi. Bu kişiyle tanışmamız bizim stajdan kaldığımız ve halihazırda başka arkadaşların kalmaya devam ettiği evde olmuştur. Oraya gittiğimde Kenan kod isimli kişinin bir üst abisi olduğu söylenen ...kod isimli kişiyle tanıştırdılar. Bu görüşmeler sırasında ... vardı ayrıca O.Ö., H.Y.T., E.P., B.Z. vardı. ...ve ...kod isimli kişiler sivil kişilerdir. Yine o dönem sohbet maksatlı olarak kaldığımız eve gelen ...kod adlı ve Ragıp Tüzün caddesine oturan bir sivil kişi olmuştur. …”,
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan T.Ö. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosunca düzenlenen 04-05/08/2016 tarihli şüpheli ek sorgulama tutanağında, “…Ardından mülakatı da kazanınca 09.04.2012 tarihinde Ankara idari yargı hakim adayı olarak staja başladım. Yine cemaat tarafından 14 ay sürecek staj boyunca ev tutmamız istendi. Bunun üzerine yukarıda sözünü ettiğim dönem arkadaşlarım H.Y.T. ve E.K. ile birlikle Gölbaşı Toki’de ... nolu binada ev kiraladık…. Cemaat tarafından tayin edilen bizim dönemin tümünden sorumlu en büyük kişi staj döneminde M.K.’dı (bu kişiyi yukarıda ayrıca zikretmiştim). Dönem içerisinde cemaatte en yüksek dereceye sahip kişi ise Ş.M.A. (Danıştay 4. Dairesi Tetkik Hakimi, açığa alınanlar listesinde ismi bulunmamaktadır) idi. Cemaat mensubu olan dönem arkadaşlarımdan grupçular ... (Gaziantep Vergi Mahkemesi üyesi, açığa alındı) isminde hakim adayı ile görüşürlerdi, ... Ş.M.'e, Ş.M. ise M.K.'a bilgi verirdi. Böylelikle dönemimizde cemaate mensup kişiler arasında kendilerinden sorumlu kişiler yönünden silsile şeklinde birbirini takip eden yapılanma söz konusuydu…”,
Adli yargı savcı adayı olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.G. Adalet Müfettişlerince düzenlenen 24/11/2016 tarihli ifade tutanağında, “…Aşağıda ismini belirttiğim kişiler bir dönem cemaat ile bağlantısı veya teması olan kişilerdir. ... (8. Dönem İdari Hakim Adayı-152939): Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Hamza kod adıyla tanıyordum. İsmini sonradan öğrendim. Ben üniversite sınavını kazandıktan sonra beni aradı ve cemaat evinde kalabileceğimi söyledi. Meslekten ihraç edildiğini öğrendim..”,
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.M.K. ...Sulh Ceza Hakimliğince düzenlenen ...tarih ve Sorgu No: ...sayılı ifade sorgu zaptında, “..Yine Akademi döneminde söz konusu yapıya ait başka evde kalan ya da bizim kaldığımız eve gelen şahısların isimleri …dur. Görev yaptığım yerde bu yapıya mensup olduğunu bildiğim R.D. (idari yargı hakim), ... (idari yargı hakim) isimli şahıslardır…”,
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.P. Tekirdağ Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 03/10/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağında, “..M. ABİ: Aslen Iğdır’lı yada Ağrı’lı bir abiydi. Diyarbakır merkezde Dicle Kolejinde geometri öğretmeniydi. Evli ve bir çocuğu olduğunu hatırlıyorum...Ayrıca M. ABİ aracılığıyla tanıdığım diğer bir kişide Diyarbakır ilinde Üniversite yapılanması içerisinde BBTM olarak söyledikleri (tam açılımını bilmiyorum) bir kişi ile tanıştım. Bu kişinin KOD ...’ydı. Bu kişi benim maneviyatım ile ilgileneceği bana söylenmişti. Bu kişi ile 2- 3 hafta kadar görüştüm. Bir öğrenci evine 2-3 hafta kadar sürüyle yerleştirildim. Bu süre zarfında ...ABİ zaman zaman gelir bana dini yönden eğitim verirdi. Dini sohbetler gerçekleştirirdik. Bu dini sohbetlere evde kalan diğer öğrenciler de katılırdı. Bu evin EV ABİSİ A. ABİ’ydi (Urfa ili Bozova ilçesinden). Diğer öğrencileri hatırlamıyorum. ...ABİ : Gerçek ismini sonradan ... olarak duydum. Hangi üniversite olduğunu bilmiyorum ancak Hukuk Fakültesi mezunuydu. Sonradan da CUMHURİYET SAVCISI olduğunu duydum. Aslen Kahramanmaraş’lıydı. Şuan 32-37 yaşlarında, esmer tenli, saçları kıvırcık, 172 cm boylarında, 70-75 kilo civarında ağırlığı olan abiydi. kepçe kulaklı, yuvarlak kafalı biriydi. ...ABİ M. ABİ ile arası iyiydi, ikisinin arasında hiyerarşik bir yapı vardı. Şahısların konuşmalarından belliydi. Örneğin bulunduğumuz ortam M. ABİ girdiğinde ... oturduğu yerden kalkar M. ABİ’ye yer verirdi…”,
Aynı şahsın fotoğraflardan da davacıyı teşhis ettiği görülmüştür.
Öğretmen olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.K. Gümüşhane Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 25/01-02/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağında, “..Üniversiteyi kazandıktan sonra tek başıma Diyarbakır’a gittim. Beni orda ismini Hamza diye bildiğim birisi karşıladı. -Hamza isimli soyadını hatırlamadığım Kahramanmaraşlı olarak bildiğim uzun boylu kumral 2008 yılında 28 li yaşlarda olarak tahmin ettiğim Dicle üniversitesinde Hukuk bölümü öğrencisi olarak bildiğim birisiydi. Dershaneden benim numaramı vererek benimle ilgilenmesini söylemişler. Diyarbakır a gitmeden önce beni aradı tanıştık kayıt günümün 1 Eylül 2008 olduğunu söyledim sonra kayıt günü beni otogarda karşıladı. Evraklarım hazır olduğu için kaydımı birlikte yaptırdık ve ben aynı gün geri döndüm. Daha sonra okul başlamadan beni ismini Ö. olarak bildiğim birisi aradı…”,
Aynı şahsın Gümüşhane Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02/02/2018 tarihli teşhis tutanağında, ifadesinde “...” olarak belirttiği kişinin davacı olduğunu kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.Ç. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/07/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında, “..Daha sonra mülakatı kazanarak göreve başladım. Kendi kişisel çaba ve referanslarımla göreve başladım göreve başladıktan sonra daha önce ismini söylemiş olduğum hakim adayı olarak bildiğim O. isimli şahıs gelerek bana Ankara da staj yapmamı söyledi ben bunu kabul etmedim stajımı İstanbulda yaptım, kendi imkanlarımla kaldım. Danıştay stajı için Ankaraya geldiğimde şu an adli yargıda taşrada hakim olan S.D. isimli bir şahıs benle irtibata geçti stajımı Ankara da yapmamı istedi kendi arkadaşlarıyla birlikte kalmamı istedi fakat ben kabul etmedim ben Ankara da kendim bağımsız kaldım bu süre zarfında Danıştay tetkik hakimi olan B.Z. benle irtibata geçti kendilerine ait evde kaldığımı söyleyerek özellikle üniversite döneminde kaldığım için benden para istedi maaşının yüzde onunu vereceksin diyordu fakat ben kabul etmedim daha sonra Vergi Mahkemesi Hakimi olarak görev yapan ...da gelerek aynı talepte bulundu fakat ben kabul etmedim. Üç yıldır Danıştay tetkik hakimi olarak görev yapmaktayım söz konusu bahsettiğim grup ile ilişkin olarak benden talepte bulunan şahıslar hakim adayı O. soy ismini bilmiyorum nereli olduğunu da bilmiyorum, daha önce görev yerlerini belirttiğim hakimler S.D., B.Z. ve ...dur. Bunlar şu anda da hakim olarak görev yapmaktadırlar atandıktan soma ben evlendim kimse benden bir talepte bulunmadı… Benden para isteyen kişilerin isimlerini daha önce açıkladım bu şahıslar S.D., B.Z. ve ...dur. Hakim adayı O. sadece kalacak yerlerle ilgileniyordu…”,
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan H.B. Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişlerince düzenlenen 13/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, “Bingöl Lisesi 2006 yılı mezunuyum. Bingöl ... Dershanesine 2005-2007 yılları arasında gittim. 2007 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. Fakülteye kayıt yaptırdım. Devlet yurduna başvurmuştum ancak bana yurdun çıkıp çıkmadığını net olarak hatırlamıyorum. Bingöl’e döndükten sonra ... Dershanesinden soy ismini hatırlamadığım S. isimli matematik hocası Fethullah GÜLEN cemaatinin evlerinde kalabileceğimi şuan onların iyi olduğunu söylemişti. Bende Fethullah GÜLEN yapılanmasının evlerinde kalmamın çevreden yaptığım araştırma sonucunda uygun olacağını düşündüm. Diyarbakır’daki devlet yurtlarında PKK ve aşırı solcuların varlığından bahsediliyordu. Bu durumun da etkisiyle Bingöl Fem Dershanesine gittim. İsmini hatırlayamadığım dershane yöneticilerinden birisiyle görüştüm. Bu görüşmeden sonra Diyarbakır’a döndüm, FETÖ/PDY’nin Ofis semtinde bulunan Ahmet Kamil Torun erkek öğrenci yurduna yerleştim. Yurdun üst katında sohbet toplantıları yapılıyordu. Sohbetlere bazen bende katılıyordum ancak Fethullah GÜLEN kitapları okuduğumu hatırlamıyorum. Yurtta benim dışımda ... isimli Hukuk Fakültesi öğrencisi kalıyordu.7-8 ay sonra 2. Dönemin ortalarında yurtta kalacaksam, belletmen olacağımı aksi takdirde evlere geçmem gerektiğini yurt yönetiminden ismini hatırlamadığım yönetici bana söyledi. Bunun üzerine Vilayet semtindeki FETÖ/PDY bağlantılı eve yerleştim… Üniversite dönemi, hâkim ve savcılık sınavlarına hazırlık ve staj dönemi ile görev yaptığı adliyelerden FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olduğunu bildiği kişiler soruldu: ... (152939): Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesinden tanırım. Kendisi ile çok fazla samimiyetim yoktu. 1. Sınıfta kaldığım, FETÖ/PDY bağlantılı Ahmet Kamil Torun yurdunda kaldığını biliyorum. Üniversite döneminde Diyarbakır Bağlar semtinde H.C.’nin kaldığı FETÖ/PDY bağlantılı eve ziyarete gitmiştim. Bu evde ...’un da kaldığını gördüm. ...’un bölge talebe mesulü olduğunu düşünüyorum. FETÖ/PDY örgütü içeresinde üst düzey görevler aldığını tahmin ediyorum. Dini bilgi birikimi yüksek birisiydi, eve gittiğimde risale-nuru alıp bizimle sohbet etmişti. Akademide kendisi ile karşılaşmıştım. Kendisinin beni görüp görmediğini bilmiyorum. İdari Yargı hâkim adayıydı. Meslekten çıkartıldığını biliyorum…”,
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan F.Ö., Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/03/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağında, “..LÜZUM ÜZERİNE SORULDU: Bana sormuş olduğunuz şekilde ben 2011 yılı kasım ayında idari hakimlik sınavına girdim, sonrasında mülakatı geçerek Ankara Bölge İdare Mahkemesinde stajyer hakim adayı olarak göreve başladım. İlk başlarda (1-2 hafta) ilk akademiye kadar yapının staj evlerinde kalmadım ancak sonrasında akademide bulunduğum sırada bizim dönemden hakim adayı olan Ş.M.A. İSİMLİ şahıs yanıma geldi, bana hitaben "H.E. ve A.U.'ı tanıyor musun, bu şahıslarla ev tutmanız iyi olur, vb" şeklinde söyledi. Biz de H.E. ve A.U. ile birlikte mahkemeye yakın bir yerde ev tuttuk ve bu evde üçümüz beraber kalmaya başladık. Bu evin kira sözleşmesini ve aboneliklerini üzerimize aldık. Hatırladığım kadarıyla kira sözleşmesini üçümüz imzaladık. Abonelikler de üçümüzden birimizin adınadır. Ancak ben sonradan iptal için gitmediğimi hatırlıyorum. Bu nedenle muhtemelen abonelikler benim adıma kayıtlı değildir. Biz bu evde H.E., A.U. birlikte kalmaya başladık. Bu evde biz kalmaya devam ettiğimiz sürede yine ailesi ile Ankarada kalan ve evdeki programlara katılan M.İ.Y., M.C., H.Ö. (evli olduğu için) vardı. Bizim evin sorumlu grupçusu M.İ.Y. idi. Bizim grup genelde yaşı büyük olan, evlenmiş, evlenmeye yakın ya da başka kurumdan hakimliğe geçiş yapmış kişilerdi. M.İ.Y.’nın üzerinde devreci Ş.M.A. İSİMLİ bir şahsın olduğunu biliyorum ve emniyette bundan bahsetmiştim. Bir de Ş.M.A. gibi ... diye birinin olduğunu hatırlıyorum. Ancak şu an ne görevde olduğunu bilmiyorum. Staj döneminde bir evin diğer eve gitmesi yasak olduğundan birebir yapı evinde kaldığını gördüğüm kimse yoktur. Ben yapının hakim-savcı çalışma evlerinde kalmadığım için staj döneminde adaylara ne görev verilir bilmiyorum. Benim staj dönemine ilişkin söyleyeceklerim bundan ibarettir, dedi…”,
Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 27/03/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde ... olarak belirttiği kişinin davacı olduğunu kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.
Öte yandan, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/19 sayılı dosyasında, "GİZLİ TANIK ...BEYANINDA: Sanıklardan sadece ... u tanıyorum kendisini tanımış olduğum yıllar 2012-2013 yıllarıdır bu dönemde sanık ... idari yargı hakim adayı olarak görev yapmakta idi, yani Ankara da staj yapıyordu bahsetmiş olduğum dönemde sanık kendisi ile birlikte idari yargı hakim adayı olan bu yapıya mensup stajlerin bir kısmının sorumlusu olarak görev yapmakta idi, sanık bu görevi Ş.M.A. isimli kişi ile birlikte yapıyordu, Ş.M.A. evli ve yaş olarak kıdemli hakim adaylarından sorumlu idi sanık ise diğerlerine nispeten kıdemsiz ve bekar hakimlerden sorumluydu, bu kişilerin üzerinde ise idari yargı hakimi olarak meslekte olan ve o dönem adalet akademisinde kordinetör hakim olan M.K. bulunmakta idi, bildiğim kadarıyla hakim savcı adayları hafta sonları belli günlerde bir araya geliyorlardı gelenlerin bir kısmı bir araya geldikleri evde sürekli kalmakta idiler, bir kısmı evli olduğu için sadece hafta sonu programına iştirak ediyordu, akademi yurdunda ve kendi ailesi ile kalıp hafta sonu programına iştirak edenler de vardı sanık hakim stajerlerin kaldığı bir kaç evden sorumlu idi dediğim gibi sanık hafta sonu programlarını organize ediyordu, bu evler genel olarak Bahçelievler emek cevizli dere, dikmen caddesinin arkasında bir yer ve Demetevler de olduğunu hatırlıyorum kendisinin o dönem nerede kaldığını net olarak hatırlamıyorum kendisi o dönem bekardı ancak nişanlı gibi bir durumdan söz etmişti, ben bahsettiğim evlerde kalmadım ancak önce M.K. ardından sanığın vasıtasıyla sanığın kaldığı evlerde hafta sonları toplantılarına katıldım bu vesileyle bilgi sahibiyim sanığın eşi olan diğer sanık hakkında bir bilgiye sahip değilim .farklı gruptaki kişilerin birbirleri ile iletişimine normalde izin verilmezdi ancak benim şahit olduğum o zaman hafta sonu bir kaç evde toplanıp toplantı yapılmaktaydı bu evlere normalde dışarıdan girilmesi ve örgüt evlerinde kalanları tanıması mümkün değildi fakat özel amaçlarla o yapıdakilerin ismi ve bilgisi dahilinde özel amaçlar nedeniyle bu kişilerin evlere gidilmesi ve bu kişileri tanıması mümkündü, özel amaçtan kastım hakim adayların evlilik işlemlerinin yürütülmesi idi, bu işi sanık gibi ev sorumluları değil bu iş için ayrıca görevlendirilmiş evlerde kalan kişiler görevlendirilirdi yine zaman zaman motivasyon için evlerde kalan kişileri tanıyan kişilerin sohbet yapması istenirdi akademik konularda teşvik edilmesi için bu yapının görevlendirdiği kişiler evlere gidip gelmekte idi. sanık o dönem bekardı, yapıya ait bir evde kalıyordu ancak hangi evde kaldığını ve kimlerle kaldığını bilmiyorum diğer yönlerden beyanlarımı tekrar ediyorum . anlattığım 2012-2013 dönemi sonrasında sanığın gördüğümü hatırlamıyorum bu tarihten sonra örgüt üyeliği bağlamında herhangi bir eylemine şahit olmadım " demiştir. TANIK ...BEYANINDA; "Ben 2003 ila 2011 yılları arasında Yakındoğu Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim gördüm. Sanık A.B.'u da aynı fakültede öğrenim görmemiz sebebiyle tanırım. Sanık A. de benim gibi lisans öğrenim boyunca yapıya bağlı evlerde kalmıştır. Ayrıca sanık A. 2005 ila 2006 yıllarında yapı içerisinde BTM olarak görev yapardı. Bölgede yer alan 3 tane yapıya ait öğrenci evi sorumlusuydu. BTM'ler hiyerarşik olarak üzerinde bulunan bölgecinin talimatlarını kendilerine bağlı bulunan öğrencilere iletirler. Düzensiz aralıklarla düzenlenen sohbetlerde sohbetçilik görevini üstlenirler. Sohbetlerde risale-i nur kitapları okunurdu. Yine FETÖ / PDY elebaşına ait kitaplardan bölümler okunur. FETÖ / PDY elebaşına ait görüntüler izlenirdi. Sanık A. hatırladığım kadarıyla 2009 veya 2010 yılında mezun oldu. Mezunlar ile kariyer görüşmeleri yapılırdı. Bizimle yine Yakındoğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu H.Ç. kariyer görüşmesi yapmıştı.Bu görüşmede ben, A.B., F.K., S.D. hazır bulundu. Görüşmede bize Hakimlik-Savcılık mesleğinin öneminden bahsedilmişti. Bu görüşmenin akabinde A.B. Ankara'da bulunan yapıya bağlı Hakimlik-Savcılık sınavlarına hazırlanma evlerine gitmiştir. Bu evlere cep telefonu alınmadığı için sanık A. ile ankesörlü telefon vasıtasıyla görüşüyorduk. Sanık A.'nin Hakim-Savcı evinde hazırlanarak bu sınavı kazandığını biliyorum. Yine sanık A. mülakattan önce de mülakat evlerinde kalmıştır. 2011 yılında mezun olunca ben de Ankara'da bulunan Hakim-Savcı çalışma evlerine gittim. Aynı dönemde sanık A. Hakim-Savcı adayı olarak staj yapmaktaydı ve yapıya bağlı Hakim-Savcı staj evinde kalıyordu. Kendisiyle hiçbir zaman aynı evde kalmadık. Ancak zaman zaman dışarıda görüşüyorduk. Bu görüşmelerimiz nedeniyle sanık A.'nin hala yapılanma içerisinde yer aldığını biliyorum. İlerleyen süreçte, staj döneminde sanık A.B., sanık ... ile evlenmiştir. Hatta bu evliliğin yapının yönlendirilmesiyle kurulduğu bilgisine vakıfım. Sanık A. üniversite sürecinde samimi arkadaşım olduğu için eşi ...'un da yapı mensubu olduğu biliyorum. Ancak sanık ...'un FETÖ / PDY bağlamında herhangi bir eylemine tanıklık etmedim. Benim konuya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir, " şeklinde beyanlara yer verildiği görülmüştür.
Davacı tarafından tanık ifadelerine karşı, beyanların dava konusu kararların tesisinden sonra dosyaya ibraz edildiği, tutuklanma korkusu ile verilen beyanların geçerli kabul edilemeyeceği şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, staj evinin sorumlusu olarak görev aldığına, devre sorumlusu olduğuna, himmet topladığına, üniversite yapılanmasında bölge talebe mesulü olarak görev aldığına, örgüte ait yurtta ve evde kaldığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.

6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.

7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle tahsil edilen ...TL vekalet harcının düşülmesi sonucu kalan ... TL'nin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?