‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2025/4057 K.2025/6860

Esas No: 2025/4057 · Karar No: 2025/6860 · Karar Tarihi: 23.12.2025
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2025/4057
Karar No: 2025/6860

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı (E-Tebligat)

VEKİLİ: Hukuk Müşaviri - ...

2- .. Valiliği (E-Tebligat)

VEKİLİ: Av. ....

KARŞI TARAF (DAVACI): ... Vakfı

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Ankara ili, Gölbaşı ilçesi, ... Mahallesi, RN:... Kömür Madeni Projesi ile ilgili Ankara Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün ... tarihli ve E... sayılı ÇED Gerekli Değildir Kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; ''...dava dosyası içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler ile mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanılan bilirkişi raporunda yer verilen tespitler ve itirazlar birlikte değerlendirildiğinde; çevresel etkileri üzerinde bilirkişiler tarafından detaylı analiz yapıldığı, orman mühendisi tarafından yukarıda özetlenen bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında, alanda madencilik faaliyetinin yapılmasının somut tespitler ışığında bölge açısından geniş olumsuz etkiler meydana getireceği, projenin yürürlükteki 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının, kül bir bakış açısıyla ve havza bütününde koruma odaklı bir anlayışla ele alınması yönünde getirilen temel ilkelerine; Mogan-Eymir Sistemi Havzasında (Konya Yolu Koridoru) Koruma Öncelikli Nazım İmar Planı havza bütünü ölçeğinde tamamlanmadan koruma havzasında hiçbir surette yapılaşmaya izin verilmeyeceğine ilişkin A.4.1. numaralı; istihraç-çıkarım/madencilik faaliyetlerinden kentsel gelişme süreci içinde konut alanları içi ve yakın çevresinde bulunanların faaliyetlerini sürdürmelerine toplum ve çevre sağlığı açısından izin verilmeyeceğine ilişkin B.3.10. numaralı; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamıyacağına ilişkin C.6. numaralı plan hükümlerine aykırı olduğu hassas sulak alanlar ve vadiler sistemini oluşturan Mogan, Eymir İmrahor Vadisinin yukarı havzasında yer alan dava konusu proje alanının çevresel etkilerinin, havzanın doğal bütünlüğünden bağımsız münferit olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu proje alanının konumu, ... yerleşimine yakınlığı dikkate alındığında proje alanının çevresinden bağımsız olarak parçalı olarak bu şekilde uygulamaya konu edilmesinin kamu yararına hukuka, mevzuata, planlama ilke ve esaslarına aykırı olduğu, ayrıca her ne kadar madencilik faaliyeti proje alanının 24.93 ha büyüklüğü ile sınırlandırılması / küçültülmesiyle toprak özellikleri, jeolojik, hidrolojik, morfolojik süreçlere bağlı olarak ortaya çıkan doğal sınırlarla belirlenen yeraltı suyu beslenim alanında ortaya çıkan çevresel etkilerin yapay olarak belirlenen parsel sınırları içinde kalmayacağı, ortadan kalkmayacağı, bu nedenle de ASKİ ve DSİ'nin ilk ÇED Raporuna olumsuz görüş verme gerekçelerinin de ortadan kalkmadığı, projenin etki alanına giren yerleşim yerlerinin eksik değerlendirildiği, mevcut kömür maden ocağı ile ilgili ve proje etki alanına giren yerleşim birimlerinin kümülatif çevresel etki değerlendirmelerinin yapılmadığı, gürültüden kaynaklanan etkilerin belirlendiği akustik raporun eksik olduğu, hava kirliliği emisyon ve emisyon hesaplamalarında da kümülatif etki değerlendirmelerinin yapılmadığı, bitkisel toprak stok alanının belirtilen şekilde kullanılabilmesinin matematiksel olarak mümkün olmadığı; DSİ Genel Müdürlüğü görüşüne istinaden alınacak önlemlerin açıklayıcı olmadığı, kömür madeni işletilmesi sırasında oluşması muhtemel çevresel etkilere değinilmediği (galeri havalandırma, asit maden drenaj sistemi, kömürün kendi kendine yanma olasılığı sonucu açığa çıkacak gazların nasıl önleneceği, vb.) hazırlanmış olan Proje Tanıtım Dosyasında yapılan çevresel etki değerlendirmenin yetersiz ve teknik olarak eksik olduğu, planlanan bu proje mevcut hali ile gerek biyoloçeşitlilik gerekse ekolojik anlamda sürdürülebilir olmadığı, ekosistemseller tarımsal faaliyetler, hayvancılık ve insan sağlığına kadar uzanan bir dizi olumsuz etkileşim söz konusu olabileceği, proje sahanın bitişiğinde başka bir maden ocağı bulunduğu, bu durumun ayrıca kümülatif etki doğuracağı anlaşılmakta olup proje için detaylı bir ÇED raporunun hazırlanması gerektiği anlaşılmakla, dava konusu RN:... Kömür Madeni Projesi ile ilgili davalı idare tarafından verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında, hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır...'' gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1-Davalılardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; aynı işleme karşı başkaca davacılar tarafından Ankara Valiliği aleyhine açılan, idarelerinin taraf olmadığı, davada düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, bu davada da keşif yapılması zorunlu olduğu, ilgili belediyeden ve ilgili kurumların tümünden olumlu görüş alındığı, DSİ ve ASKİ'nin olumlu görüşü yanında Akademik Jeolojik-Hidrojeolojik-Jeofizik Raporu bulunduğu, PTD'de 3 km çapında kümülatif değerlendirme bulunduğu, toz emisyonları bakımından tüm senaryolarda sınır değerlerin sağlandığı, PTD'de flora ve fauna başlığı altında açıklamalar bulunduğu, endemik herhangi bir türe rastlanmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

2-Davalılardan Ankara Valiliği tarafından; kurum ve kuruluşlarca yapılan araştırmalar neticesinde, proje faaliyetine ilişkin görüşler ve İl Müdürlüğünce bilimsel esaslara göre yapılan incelemeler neticesinde, proje faaliyetinin çevre açısından sakıncası olmadığı tespit edildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ:...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ

OLAY:
Maden projesi hakkında yetkilendirilmiş kuruluş tarafından Proje Tanıtım Dosyası (PTD) hazırlanarak, e-ÇED sistemi üzerinden 24.07.2023 tarihinde Ankara Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne sunulduğu, Ankara İl Müdürlüğü'ne sunulan PTD'nin incelenmesinden, ÇED İzin alanının 24,93 hektar olarak belirlendiği, alanının Ek-1 Listesinde belirtilen 25 hektarın altında olduğu görüldüğü, planlanan faaliyet ve buna ilişkin Proje Tanıtım dosyası, ilgili kurumların Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Gölbaşı Belediye Başkanlığı, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri 5. Bölge Müdürlüğü, Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı 9. Bölge Müdürlüğü, TEİAŞ 8. Bölge Müdürlüğü, TEİAŞ 9. Bölge Müdürlüğü) görüşlerine açıldığı, faaliyet alanının en yakın yerleşim yerlerine olası çevresel olumsuz etkilerin en aza indirilmesi ile ilgili gerekli hesaplamaların ve taahhütlerin PTD'de yer aldığı ve yeterli olduğu tespit edilerek ... tarih, ... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmü yer almakta olup, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin (1) fıkrasında da, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar konusunda bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır." hükmüne yer verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde; "1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. 2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." hükmüne, 66. maddesinde; "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir." hükmüne, 67. maddesinde; "(1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. (2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir." hükmüne, 68. maddesinde; "(1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. (2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder." hükmüne, 69. maddesinde; "(1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtlen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davaya müdahaleyi, görülmekte olan davada, hakkı davanın sonucuna bağlı olan kişinin kendi hukuki yararını korumak için, davanın tarafı olmadan, davayı kazanmasında yararı bulunan tarafın yanında ve ona yardımcı olarak davaya müdahalesine imkan veren bir hukuki kurum olarak tanımlamak mümkündür.

İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı idari yargıda görülmekte olan davalar yönünden de uyuşmazlık konusu üzerinde hak iddia eden ya da davanın taraflarından birinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncü kişilerin davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması, adil yargılanma hakkının güvencelerinin sağlanabilmesi için önemli bir müessesedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye kararında, yargıya erişim hakkı veya diğer bir deyimle hukuk davası açma hakkının, AİHS'nin 6. maddesinin "yargılanma hakkı" ile ilgili birinci fıkrasının yalnızca bir yönünü oluşturduğu, erişim hakkının etkin olabilmesi için, haklarına müdahale edilen bir kimsenin açık ve kesin bir şekilde bu işleme itiraz edebilmesi ve mahkemece tartışılabilmesi ve incelenmesi gerektiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin mahkemeye erişim hakkını doğrudan etkilediğine işaret etmiştir.

Bu çerçevede başvuruyu değerlendiren AİHM, ulusal mahkemelerin 2577 sayılı Kanunun 31. maddesindeki gereklilikleri yerine getirmede başarı sağlayamamalarının başvurucuyu hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen uyuşmazlıkla ilgili olarak dinlenilmekten alıkoyduğu ve başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. (Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye, § 27)
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davaya konu projenin sahibi olduğu anlaşılan Sebahattin Yıldız'ın, davaya konu işlem ve bu işleme karşı açılan dava sonucunda verilecek yargı kararından faaliyetlerinin doğrudan etkileneceği ve bu sebeple davanın bahsi geçen kişiye ihbar edilmesi gerektiği, ancak anılan kişiye adil yargılanma hakkı kapsamında davacının iddialarına karşı itirazlarını sunma ve delilleri toplamasına imkan sağlayacak bir zamanda davanın ihbar edilmeyerek usul hükümlerine aykırı davranıldığı anlaşılmıştır.

Bu durumda; Mahkemece, davaya konu projenin sahibi olduğu anlaşılan ...'a davanın ihbar edilerek, davaya müdahil olması durumunda, müdahale istemi incelendikten sonra, davacının iddialarına karşı itirazları ve sunacağı deliller de değerlendirilerek, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan; bozma sonrası yeniden yargılamada, dava konusunun Ankara Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından tesis edilen ÇED Gerekli Değildir kararı olması sebebiyle, davanın sadece Ankara Valiliği'nin hasım mevkiine alınması sureti ile görülmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?