‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2024/2328 K.2024/4624

Esas No: 2024/2328 · Karar No: 2024/4624 · Karar Tarihi: 11.09.2024
Özet: 1) Muğla İlinde “IV Grup Maden Ocağı Kapasite Artırımı” projesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu kararının iptali talebi 2) Danıştay 4. Daire, ÇED raporunun ve bilirkişi incelemelerinin yeterli olduğunu değerlendirerek kararın bozulmasına karar verip başvuru reddini istisna olarak kabul etti.
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2024/2328
Karar No: 2024/4624

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı

VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...

DAVALI YANINDA (MÜDAHİL): ... Endüstriyel Mineraller Madencilik İnşaat Nakliyat Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI): ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Muğla İli, Köyceğiz İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "IV Grup Maden (...) Ocağı Kapasite Artırımı" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda jeoloji mühendisi tarafından yer verilen olumsuz tespit ve kanaatlere ÇED sürecinin tamamlanmasından sonra gerçekleştirilmesi gereken hususlara ilişkin olmaları nedeniyle, bilirkişi raporunda fauna uzmanı tarafından yer verilen tespit ve kanaatlere ise genel ifadelere yer verilmiş olduğu, rapor içerisinde proje alanında endemik bir hayvan popülasyonunun varlığından bahsedilmemiş olduğu, proje alanında bulunan hayvan türlerinin tek yaşam alanının proje alanı olduğuna ilişkin bir verinin de raporda bulunmadığı gerekçesiyle itibar edilmemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek kısmının birlikte değerlendirilmesinden; ÇED raporunda söz konusu madencilik faaliyetinde ocak ve pasa şevlerinde depremsellik faktörü de göz önünde tutularak şevstabilite (Duraylılık) analizlerinin yapılmamış olduğu, projede bitkisel toprağın sıyrılması ve depolanması hususunda bir bilgiye yer verilmediği, proje alanının orman sınırları içerisinde yer almasına ve yangına 1. derecede hassas bir alanda yer almasına rağmen orman yangını riskinin dar kapsamda ele alınarak bina yangın önlemleri ile bertaraf edilmeye çalışılmış olduğu, proje için kaç adet ağacın kesileceğine değinilmediği, kesilecek ağaçların orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edildiği ve davaya konu alan ve çevresinin son derece zengin endemik taksonları ihtiva ettiği, yalnızca serpantinde yaşayan serpantin endemiklerine sahip olduğu, proje alanında yer alan özellikle nokta endemiği bitkilerin başka alanlarda yaşama şanslarının düşük olduğu tespit ve kanaatleri dikkate alındığında dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, proje kapsamında depremi tetikleyecek herhangi bir faaliyet gerçekleştirilmeyeceği, tesisin kurulacağı alanda temel hafriyatı gerçekleştirilmeyeceği zemin düzeltmesi yapılacağı, çalışma sahalarının genelinde üretim yapılacağı basamaklı alanlarda uygun şev ve basamak ölçütlerinin kullanılacağı, yeşillendirme faaliyetleri ile erozyona karşı gerekli tedbirlerin alınacağı, rüzgar erozyonu yanında yağışlarla meydana gelebilecek akmalara karşı gerekli tedbirlerin alınacağı, sahada cevher üretimi tamamlanan ocak boşlukları ile taşlı ve çukur kısımların dik şevlerin tesviye edilmesi ile uygun eğimlerde yapılandırılarak tesviye edileceği, depolanan toprakların hafifçe sıkıştırılarak olası akma ve erozyon tehdidine karşı stabilize edileceğinin ÇED raporunda taahhüt edilmiş olduğu, proje konusu sahada ... madeni üretimi yapılacağı, üretim sonucunda 10 m yükseklikte ve 20 m genişlikte basamaklar tesis edileceği, en üst kottan en alt kot farkı olan 300 m derinliğe inilmesinin planlandığı, faaliyet alanının yerleşim yerlerinden uzak ve günübirlik geziler için açılacak alanlardan olmaması, ... madeninin duraylılığının (kendi kendine tutunabilme özelliği) yüksek olması, maden işletme projesinde belirlenen emniyetli çalışma koşullarının sağlanabilmesinin yanı sıra basamak yüksekliğinin bom yüksekliğini geçmemesi şartına da uyulabilmesi için güvenli çalışma koşullarını sağlamak üzere bom yüksekliğini aşmayacak maksimum 30 basamak oluşturulacağı, üretim miktarı ve madenin rezervine göre basamak sayısının değişim gösterebileceği, şev açısı emniyetli çalışma koşullarının ve duraylılığın gözetilmesi kaydıyla 60 dereceye kadar tesis edileceği, bitkisel toprağın toplam 3,97 hektar büyüklüğündeki bitkisel toprak depolama alanında depolanacağı, bitkisel toprağın daha sonra rehabilitasyon çalışmalarında kullanılacağı, bitkisel toprak depolanması sırasında depo alanının eğiminin %5’in altında olmasının sağlanacağı, maden ocağı faaliyetinde sağlık ve güvenliği arttırıcı ve koruyucu önlemlerin alınacağı, işletmede meydana gelebilecek olası yangın, doğal afet vb. acil durumlarda, tüm personel ve ilgili kurum-kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanarak tüm tedbirlerin alınacağı, proje alanının 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında orman sayılan alanlardan olduğu, 1/25000 Ölçekli Mescere Haritasına göre hazırlanmış ağaç hesabında ağaç sayısının 21.951 adet olarak göründüğü, proje sahası içerisindeki işletme alanı ve yol yapımı için kesilecek orman ağaçlarının mümkün olduğu kadarıyla minimum seviyede tutulacağı, kesilen ağaçların yerine bölgede veya idarece belirlenecek bir alana kesim yapılan ağaç sayısı kadar ağaç dikileceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 11/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Dava dosyasının incelenmesinden, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda özetle, ÇED raporunda söz konusu madencilik faaliyetinde ocak ve pasa şevlerinde depremsellik faktörü de göz önünde tutularak şevstabilite (Duraylılık) analizlerinin yapılmamış olduğu, projede bitkisel toprağın sıyrılması ve depolanması hususunda bir bilgiye yer verilmediği, proje alanının orman sınırları içerisinde yer almasına rağmen orman yangını riskini bertaraf etmeye yönelik tedbirlerin alınmamış olduğu, proje için kaç adet ağacın kesileceğinin belli olmadığı, davaya konu alan ve çevresinin yalnızca serpantinde yaşayan serpantin endemiklerine sahip olduğu tespit ve kanaatlerine yer verilmiş olduğu, Mahkemece söz konusu tespit ve kanaatler dikkate alınmak suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, ancak; ÇED raporunda emniyetli şev açıları, şevler arası basamak yükseklikleri, sıkıştırma ve drenaj tedbirleri yanısıra iş sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uygun çalışılarak duraylılık sağlanacağının taahhüt edilmiş olduğu, bitkisel toprağın toplam 3,97 hektar büyüklüğündeki bitkisel toprak depolama alanında depolanacağının ve daha sonra rehabilitasyon çalışmalarında kullanılacağının belirtildiği, olası yangın riskine karşı yangına müdahale için gerekli ekipmanlar ile ilk yardım donanımlarının hazır bulundurulacağının, yangın durumunda ilgili yangın müdahale birimlerine ve kuruluşlarına derhal haber verileceğinin taahhüt edilmiş olduğu, bu taahhütlerde belirtilenler dışında yangın riskine karşı ne tür tedbirlerin alınması gerektiğinin de bilirkişi tarafından ortaya konulmağı, mescere haritasına göre hesaplanarak tespit edilmiş olan alanda bulunan ağaç sayısının ve kesilecek ağaç sayısının minimumda tutulacağının ÇED raporunda belirtildiği ve bu hususun ilgili idarenin izin ve denetiminde gerçekleştirileceği, proje sahasına ilişkin olarak Üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğretim üyeleri tarafından hazırlanmış olan Ekosistem Değerlendirme Raporunun ÇED raporu kapsamında sunulduğu ve anılan Ekosistem Değerlendirme Raporunda sonuç olarak faaliyetten kaynaklı ortaya çıkacak olumsuz etkilerin ekosistemin kaldırabileceği yük sınırını aşmayacağı kanaatine varılmış olduğu, bilirkişi raporunda ise projenin gerçekleştirilmesiyle ortaya çıkabilecek olumsuz çevresel etkilerin neler olabileceğinin bilimsel verilere dayalı ve somut olarak ortaya konulamadığı, kaldı ki iş bu dava konusu proje sahasına 4,75 km mesafede yer alan ve halihazırda bu dava konusu projeyi gerçekleştirmesi planlanan aynı firma tarafından 2007 yılından bu yana işletilen ... Ocağının olumsuz çevresel etkilere yol açmış olduğuna dair de dava dosyasında ve bilirkişi raporunda herhangi bir bilgiye yer verilmemiş olduğu, dolayısıyla proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetin projenin gerçekleştirilmesi planlanan alana olası çevresel etkilerinin hukuken kabul edilebilir düzeyde olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren bilirkişilerin görüşlerine yukarıda belirtilen nedenlerle itibar edilmemiş ve projenin gerçekleştirilmesindeki kamu yararı ile bilirkişi heyetinde yer alan diğer bilirkişilerin (Ziraat Mühendisliği açısından, Çevre Mühendisliği açısından) ÇED raporu ve dava konusu işlemin uygun olduğu yönünde kanaat bildirdikleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işleme dayanak ÇED raporunda, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileriyle, alınacak önlemlerin yeterli düzeyde belirlendiği, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Belirtilen nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?