Danıştay4. Daireİdare Hukuku
Danıştay 4. Daire E.2025/229 K.2025/6672
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/229
Karar No : 2025/6672
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Osmaniye - Kadirli Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Osmaniye ili, Kadirli ilçesi, ... Köyü, ... ada ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırma işleminin anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgelerle taşınmaz mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu ... ada ... nolu parselin elde edildiği .../...... - .../... nolu parsellerden .../... ve .../... nolu parseller üzerinde davacının hissesinin olduğunun tapu kaydı sorgusunda görüldüğü, .../... nolu parselde ise hissesinin olmadığının görüldüğü, ancak sonuç itibariyle ... ada ... nolu parselde davacının hissesi bulunduğundan, dava konusu toplulaştırma işleminde; kamu ortaklık payı kesintisinin %0,036855000 oranında gerçekleştiği ve kanunda belirtilen %10 seviyesinin altında kaldığı ve kanuna uygun olduğu, toplulaştırmanın hedef ve gayelerine uygun olarak, gerekli ilkelere ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanacak olan mevzuatlarla belirlenen şartlara uygun bir şekilde tesis edildiği anlaşıldığından hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlem kapsamında arazi derecelendirmesi ve ilanı yapılmadığı, eş değerlilik, tarımsal üretime elverişli parsel oluşturulması ile aynı yerde ve müstakil parsel verilme ilkelerine uyulmadığı, davacıya başka bir yerden arazi tahsis edildiği, tahsis edilen taşınmazın geometrik şekil ve yüz ölçüm yönünden tarım yapmaya elverişsiz olduğu, davacının yabancı kişilerle hissedar yapıldığı, toplulaştırma öncesi arazilerini tesviye etmesi sebebiyle kolay sulayabiliyorken sonradan verilen parsellerde tesviye sorunu oluştuğu ve sulamanın zorlaştığı, taşınmazın fiili kullanım durumuna bakılmadığı, davacının tercihlerinin alınmadığı, zeminde çalışma yapılmadan sadece bilgisayar kayıtları ve haritalar üzerinden toplulaştırma işlemi yapıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşullardan olan ehliyet, yani idari işlemle dava açacak kişi arasında "menfaat ilgisi"nin bulunup bulunmadığının yargı yerince takdir edileceği açıktır.
İptal davasına konu edilecek işlem ile davacı arasında menfaat ilişkisinin kurulabilmesi gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında belirlendiği üzere ancak kişisel, meşru ve güncel bir ilginin varlığıyla mümkündür.
Dosyada bulunan ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunda; "...dava konusu ... ada ...nolu parsel .../...-.../... nolu parsellerden elde edilmiştir. Davacının anılan parselde payı bulunmamaktadır. ... oğlu ...ün anılan parseldeki payı .../... nolu parselden gelmektedir. Dava konusu ... ada...nolu parselin tamamına yakın bir kısmı .../... nolu parsel üzerinde oluşturulmuştur. 113/9 nolu parsellerde davacının kardeşleri... ve... toplam 1.470,81 m2 pay ile hisseli olarak malik durumundadırlar. Adı geçen maliklere bu parselden herhangi bir pay verilmemiştir. Davacının anılan parselle ilgili herhangi bir talebinin olmadığı ve bu parselde de davacıya herhangi bir alan tahsis edilmediği..." yer almaktadır.
İdare Mahkemesi kararında ise; dava konusu ... ada ... nolu parselin elde edildiği .../...,...-.../... nolu parsellerden .../... ve .../... nolu parseller üzerinde davacının hissesinin olduğunun tapu kaydı sorgusunda görüldüğünden bahsedilerek davanın esası hakkında karar verilmişse de, dava konusu taşınmazda hissesi olan kişinin ... oğlu... olduğu, davacının ise ... oğlu ... ... olduğu, dolayısıyla hem kök parselde hem de toplulaştırma sonucunda oluşan yeni parselde davacının herhangi bir hissesinin bulunmadığı, taşınmaz üzerinde halihazırda tasarruf yetkisinin bulunmadığı, taşınmaza yönelik toplulaştırma işleminin iptalini istemesinde menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararının Başkan ...'nın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/12/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacının, hem kök parselde hem de toplulaştırma sonucunda oluşan yeni parselde herhangi bir hissesinin bulunmadığı, taşınmaz üzerinde halihazırda tasarruf yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla taşınmaza yönelik toplulaştırma işleminin iptalini istemesinde menfaatinin bulunmadığı anlaşılmış olup, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varıldığından, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/229
Karar No : 2025/6672
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Osmaniye - Kadirli Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Osmaniye ili, Kadirli ilçesi, ... Köyü, ... ada ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırma işleminin anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgelerle taşınmaz mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu ... ada ... nolu parselin elde edildiği .../...... - .../... nolu parsellerden .../... ve .../... nolu parseller üzerinde davacının hissesinin olduğunun tapu kaydı sorgusunda görüldüğü, .../... nolu parselde ise hissesinin olmadığının görüldüğü, ancak sonuç itibariyle ... ada ... nolu parselde davacının hissesi bulunduğundan, dava konusu toplulaştırma işleminde; kamu ortaklık payı kesintisinin %0,036855000 oranında gerçekleştiği ve kanunda belirtilen %10 seviyesinin altında kaldığı ve kanuna uygun olduğu, toplulaştırmanın hedef ve gayelerine uygun olarak, gerekli ilkelere ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanacak olan mevzuatlarla belirlenen şartlara uygun bir şekilde tesis edildiği anlaşıldığından hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlem kapsamında arazi derecelendirmesi ve ilanı yapılmadığı, eş değerlilik, tarımsal üretime elverişli parsel oluşturulması ile aynı yerde ve müstakil parsel verilme ilkelerine uyulmadığı, davacıya başka bir yerden arazi tahsis edildiği, tahsis edilen taşınmazın geometrik şekil ve yüz ölçüm yönünden tarım yapmaya elverişsiz olduğu, davacının yabancı kişilerle hissedar yapıldığı, toplulaştırma öncesi arazilerini tesviye etmesi sebebiyle kolay sulayabiliyorken sonradan verilen parsellerde tesviye sorunu oluştuğu ve sulamanın zorlaştığı, taşınmazın fiili kullanım durumuna bakılmadığı, davacının tercihlerinin alınmadığı, zeminde çalışma yapılmadan sadece bilgisayar kayıtları ve haritalar üzerinden toplulaştırma işlemi yapıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşullardan olan ehliyet, yani idari işlemle dava açacak kişi arasında "menfaat ilgisi"nin bulunup bulunmadığının yargı yerince takdir edileceği açıktır.
İptal davasına konu edilecek işlem ile davacı arasında menfaat ilişkisinin kurulabilmesi gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında belirlendiği üzere ancak kişisel, meşru ve güncel bir ilginin varlığıyla mümkündür.
Dosyada bulunan ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunda; "...dava konusu ... ada ...nolu parsel .../...-.../... nolu parsellerden elde edilmiştir. Davacının anılan parselde payı bulunmamaktadır. ... oğlu ...ün anılan parseldeki payı .../... nolu parselden gelmektedir. Dava konusu ... ada...nolu parselin tamamına yakın bir kısmı .../... nolu parsel üzerinde oluşturulmuştur. 113/9 nolu parsellerde davacının kardeşleri... ve... toplam 1.470,81 m2 pay ile hisseli olarak malik durumundadırlar. Adı geçen maliklere bu parselden herhangi bir pay verilmemiştir. Davacının anılan parselle ilgili herhangi bir talebinin olmadığı ve bu parselde de davacıya herhangi bir alan tahsis edilmediği..." yer almaktadır.
İdare Mahkemesi kararında ise; dava konusu ... ada ... nolu parselin elde edildiği .../...,...-.../... nolu parsellerden .../... ve .../... nolu parseller üzerinde davacının hissesinin olduğunun tapu kaydı sorgusunda görüldüğünden bahsedilerek davanın esası hakkında karar verilmişse de, dava konusu taşınmazda hissesi olan kişinin ... oğlu... olduğu, davacının ise ... oğlu ... ... olduğu, dolayısıyla hem kök parselde hem de toplulaştırma sonucunda oluşan yeni parselde davacının herhangi bir hissesinin bulunmadığı, taşınmaz üzerinde halihazırda tasarruf yetkisinin bulunmadığı, taşınmaza yönelik toplulaştırma işleminin iptalini istemesinde menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararının Başkan ...'nın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/12/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacının, hem kök parselde hem de toplulaştırma sonucunda oluşan yeni parselde herhangi bir hissesinin bulunmadığı, taşınmaz üzerinde halihazırda tasarruf yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla taşınmaza yönelik toplulaştırma işleminin iptalini istemesinde menfaatinin bulunmadığı anlaşılmış olup, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varıldığından, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.