‹ Ana sayfa
Danıştay2. Daireİdare HukukuCeza Hukuku

Danıştay 2. Daire E.2021/7853 K.2023/6008

Esas No: 2021/7853 · Karar No: 2023/6008 · Karar Tarihi: 14.12.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7853
Karar No : 2023/6008

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI): ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı

**VEKİLİ:** I. Hukuk Müşaviri Yrd....

İSTEMİN KONUSU:...İdare Mahkemesince verilen... günlü, E:..., K:... sayılı kararın bozulmasına ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2017 günlü, E:2016/35816, K:2017/23944 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava, ... İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi gereğince "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle ayrı ayrı iki kez meslekten çıkarma cezası; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediği fakat dosyaların kendi çalıştığı kısma ait olmadığı ve işlerin aksamaması sebebiyle parafladığı ve geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak ayrı ayrı dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ve yine "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçu nedeniyle aynı Tüzüğün 8/12 maddesi gereğince ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:...sayılı kararıyla; davacıya disiplin cezası verilmesine ilişkin işlemin dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Yasa'nın 83. maddesinin birinci cümlesinin, yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlemediği ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımadığı, bu yönüyle kuralın, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “suçta kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmiş olması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin yukarıda değinilen karardaki gerekçesi de göz önüne alınarak, yasal dayanağı kalmayan Tüzük uyarınca davacıya verilen Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi gereğince "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle ayrı ayrı iki kez meslekten çıkarma cezası, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediği fakat dosyaların kendi çalıştığı kısma ait olmadığı ve işlerin aksamaması sebebiyle parafladığı ve geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak ayrı ayrı dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası" yönünden dava konusu işlemde Anayasa'ya ve hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçu nedeniyle aynı Tüzüğün 8/12 maddesi gereğince ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmı açısından ise Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda değerlendirme yapılmaksızın sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi ve hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek, dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen dava konusu işlemde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve mahrum kalınan özlük ve parasal hakların dava açma tarihi olan 03/04/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Daire Kararının Özeti : Anılan Mahkeme kararının davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine söz konusu karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2017 günlü, E:2016/35816, 2017/23944 sayılı kararıyla İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca davacı hakkında farklı fiillerden dolayı tesis edilen disiplin cezaları arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığı, anılan disiplin cezalarına ve işlemden kaldırma kararına karşı ayrı ayrı dava açılması gerekirken, tek dilekçe ile dava açılmasında 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi hükmüne uyarlık görülmediği, İdare Mahkemesince söz konusu işlemler için ayrı ayrı dava açılmak üzere 2577 sayılı Kanun'un 15/1-(d) maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.

KARAR DÜZELTME TALEBİNDE
BULUNANIN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda verilen cezalar arasında maddi ve hukuki yönden irtibat bulunduğu, ... İdare Mahkemesince verilen kararın hukuka uygun olduğu, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesince verilen bozma kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının onanması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2017 günlü, E:2016/35816, K:2017/23944 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlığın esası yeniden incelendi:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
... İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi gereğince "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle ayrı ayrı iki kez meslekten çıkarma cezası, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediği fakat dosyaların kendi çalıştığı kısma ait olmadığı ve işlerin aksamaması sebebiyle parafladığı ve geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak ayrı ayrı dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması ve yine "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçu nedeniyle aynı Tüzüğün 8/12 maddesi gereğince ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık, davacının iki kez meslekten çıkarma ve dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesine ilişkin işlemler bakımından incelendiğinde;
Anayasa'nın 153. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olduğu haliyle 3 ve 4. fıkralarında, "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar." hükmü yer almış; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrasında da, bu düzenleme doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin, gerekli gördüğü hâllerde Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği kurala bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin, 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve anılan kararın Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrası gereğince, Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi tarafından, Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl süre ile yürürlüğe girmesinin ertelenmiş olması, Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu doldurmak üzere yasama organına bir yıl süre verilmesi amacını taşımakla birlikte, bir diğer amaç da, iptal kararı nedeniyle ortaya çıkacak olan hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte görülmesi nedeniyle Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin bir yıl süreyle yürürlükte kalmasının sağlanmasıdır.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden, Anayasa Mahkemesi kararının yalnızca iptal hükmü nazara alınıp, bir yıl ertelenmesine ilişkin kısmının dikkate alınmaması hukuken kabul edilemez. Bu durumun, ülke iç güvenliğinden sorumlu olan ve denetimi ve disiplini de, yaptığı vazife kadar önemli olan emniyet teşkilatının, disiplin mevzuatı olmadan hareket etmesine ve kamu hizmetinin aksamasına sebep olacağı açıktır.
Dolayısıyla kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek hukuksal bir boşluğun doğmamasını teminen getirilen bu sürenin yalnızca yasama organına yönelik olduğunun kabulü, öncelikle iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihin ayrıca belirlenmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararına, bunun yanı sıra Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı kuralına aykırılık teşkil edecektir.
Bu nedenle temyize konu İdare Mahkemesi kararının verildiği tarih itibarıyla henüz yürürlüğe girmediği açık olan Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının bakılan davada uygulanması mümkün değildir. Aksi yöndeki düşüncenin kabulü halinde, Anayasa'nın 153. maddesi hükümleri ihlal edilecek ve hukuki boşluğa sebebiyet verilecektir. Bu durum ise, Anayasa Mahkemesinin anılan kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih ile kararın yürürlüğe gireceği tarih arasındaki dönemde idarece disipline aykırı eylemlere hiçbir disiplin cezası verilememesi ve daha önce verilip de henüz yargılama süreci devam eden tüm disiplin cezalarının da iptali sonucunu doğuracak, böylece azımsanmayacak bir süreçte işlenen ve disiplin cezasını gerektiren tüm fiiller yaptırımsız kalacaktır.
Bu durumda, uyuşmazlığın görüldüğü tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinin anılan kararının henüz yürürlüğe girmemiş olması ve dolayısıyla Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin yürürlükte olduğu hususu nazara alındığında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gerekçe alınıp dava konusu işlem hakkında, belirtilen gerekçeyle iptal hükmü kurulması yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş; Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında da, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince, disiplin cezası verilmesini gerektiren fiilin düzenlendiği Tüzük hükümleri ile 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümlerinin "lehe olan normun uygulanması ilkesi" çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle yukarıda anılan işlemler yönünden uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık, davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de idarenin ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlem bakımından incelendiğinde;
(Mülga) Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir.
04/04/2015 günlü, 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na eklenen Geçici 28. maddede; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.
Bu personelin, Devlet Personel Başkanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına, Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihinden itibaren kırk beş gün içinde atama teklifleri yapılır. Bunlardan müdür ve üstü kadrolarda olanlar araştırmacı unvanlı kadrolara, diğerleri ise Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadrolara atanırlar. Personel nakledildiği kurumda göreve başlayıncaya kadar eski kurumunda çalışmaya devam eder ve bu personelin her türlü mali ve sosyal hakları çalıştıkları kurum tarafından karşılanır.
Bu madde kapsamında yer alan personele ilişkin kadrolar; atama teklifi gerçekleştirilen kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. İhdas edilmiş sayılan memur kadroları, 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerin ilgili bölümüne eklenmiş sayılır. Atama işlemi yapılan personele ilişkin bilgiler ve bu bilgilerdeki değişiklikler, en geç on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, bu yaptırımların memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından da objektif ve kamusal önemleri bulunmaktadır.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.
Kural olarak zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı tespiti yapılarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiil nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş ise fiilin sübuta erip ermediğinin ortaya konulmasından sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiği açıktır.
Bu açıklamalar ışığında, 3201 sayılı Kanun'a eklenen ve 04/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 28. madde hükmündeki, 04/04/2015 tarihinden önceki son beş yıl içinde meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde, idarenin ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensuplarının, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirileceği ve bildirim tarihinden itibaren kırk beş gün içinde de atama tekliflerinin yapılacağı yolundaki kural ile bu hüküm kapsamındaki personel yönünden, zamanaşımına uğrayan fiile yönelik meslekten çıkarma cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörüldüğü hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen Geçici 28. madde hükmü kapsamında olan somut olayın çözüme kavuşturulabilmesi için İdare Mahkemesince; zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediğinin, işlenmiş ise hangi tarihte işlendiğinin ve bu fiillerin meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediğinin, başka bir ifadeyle öncelikle fiilin sübûta erip ermediğinin incelenmesi, isnat edilen fiillerin işlendiğinin tespit edilmesi durumunda, fiilin işlendiği tarih esas alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi, varılacak sonuca göre de dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla davacının meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiillerinin sübûta erip ermediği irdelenmeden ve fiillerin hangi tarihte işlendiği tespit edilmeden, doğrudan ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararının bu kısmında da hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer yandan, İdare Mahkemesince dava hakkında yeniden bir karar verileceğinden, davacının faiz istemine yönelik iddiası bu aşamada incelenmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE; 2. .... İdare Mahkemesinin... günlü, E:..., K:...sayılı kararının;
A- Davacının iki kez meslekten çıkarma ve dört kez 24 ay uzun süreli durduruma cezası ile tecziyesine ilişkin işlemlerin iptaline dair kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA oybirliğiyle;
B- Davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de idarenin ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemin iptaline dair kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla; 3. Davacının karar düzeltme aşamasında fazla yatırdığı tespit edilen ...TL harcın davacıya iadesine, 4. Aynı Kanun'un 49. maddesinin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 14/12/2023 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş, 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak; a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır.
b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır..." hükümlerine yer verilmiştir.
Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı; söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır.
3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; (1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde;
(b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır.
3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. madde de (Ek: 27/3/2015-6638/33 md.), “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. ...” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, ”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir. Görüldüğü üzere, disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceğinden, eylemin sübut bulup bulmadığının tespiti, farklı sonuçlar yaratabilecektir.
7068 sayılı Kanun özelinde; soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince herhangi bir şekilde öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi hususlar açısından sonuçlar doğuracağı açıktır.
Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından herhangi bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren soruşturma ve eylemden itibaren ceza zamanaşımı süreleri işlemeye başlamaktadır. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamakta; soruşturmanın açılmasını engelleyen durum ise, "soruşturma zamanaşımı" olmaktadır. Ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir.
Öte yandan; "Masumiyet karinesi", kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmemekte, ilgili aleyhine kullanılan dil ve suç isnadı yapılıp, yapılmadığı önem kazanmaktadır.
Zamanaşımı, eylemin oluştuğu durumda devreye girdiğinden, eylemin sübut bulmadığının saptanması halinde, zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacağından, soruşturmada; fiilin sübuta erip ermediği soruşturulmadan, zamanaşımına uğranıldığının tespitinin yapılması ve soruşturmanın açılmaması veya sürdürülmemesi mevzuata uygun olmayacaktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik Mahkemece verilen iptal hükmünün bozulmasına dair "ceza zamanaşımı"na dair gerekçesi yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
Davacı, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi gereğince "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle ayrı ayrı iki kez meslekten çıkarma cezası, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediği fakat dosyaların kendi çalıştığı kısma ait olmadığı ve işlerin aksamaması sebebiyle parafladığı ve geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak ayrı ayrı dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması ve yine "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçu nedeniyle aynı Tüzüğün 8/12 maddesi gereğince ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle dava açmıştır.
... İdare Mahkemesince davacının iki kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin işlem ve dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemler yönünden; anılan işlemlerin dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Yasa'nın 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle yasal dayanağı kalmayan Tüzük uyarınca davacıya ceza verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal kararı verilmiş; davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemler yönünden de davalı idarece davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda değerlendirme yapılmaksızın sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi ve hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması gerekirken sübut değerlendirmesi yapmak suretiyle işlem tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal kararı verilmiş; davalı idarenin bu kararı temyiz etmesi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2017 günlü, E:2016/35816, K:2017/23944 sayılı kararıyla dava konusu edilen disiplin cezalarına ve işlemden kaldırma kararına karşı ayrı ayrı dava açılması gerektiğinden bahisle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle anılan karar bozulmuştır.
Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararına karşı davalı idarece yapılan karar düzeltme istemi Dairemizce kabul edilmiş olup, bu aşamada Dairemizin, davacının iki kez meslekten çıkarma cezası ile dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tezciyesine ilişkin işlemler yönünden Mahkemece verilen iptal hükmünün bozulmasına ilişkin gerekçesine katılmakla birlikte, davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik Mahkemece verilen iptal hükmünün bozulmasına dair gerekçe kısmına aşağıda açıklanan nedenlerle katılmıyorum.
Dava konusu edilen davacının ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemde; davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiği değerlendirmelerine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.
Nitekim, soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, söz konusu ilkelerin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekmekte olup, davacının meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiillerinin sübûta erip ermediğinin, fiillerin sübuta erdiği sonucuna varılmış ise işlendikleri tarih esas alınarak ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğrayıp uğramadığının Mahkemece tespit edilmesi gerektiğinden, mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesiyle Dairemiz çoğunluk kararının "sadece zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiği" yolundaki gerekçesine katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?