Danıştay2. Daireİdare Hukuku
Danıştay 2. Daire E.2020/927 K.2022/5879
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/927
Karar No : 2022/5879
DAVACILAR : 1- ...
...
14- ...
DAVACILAR
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
2- ... Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN KONUSU : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapan davacılar tarafından; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yayımlanan KPSS-2020/7 Tercih Kılavuzu'nun,
1- Ana kapak ve 6. sayfasında yer alan "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmayacaktır." hükmünün,
2- Anılan Kılavuz'un 6. sayfasında yer alan "Yukarıda belirtilen düzenlemeler doğrultusunda bu yerleştirmede tercih hakkı olan adayların tercih ekranında ilgili seçeneği işaretlemeleri gerekmektedir. İlgili seçeneği işaretleyen adaylar, bu yerleştirmede tercih yapabileceklerdir." hükmünün iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI :
Davacılar tarafından;
Anayasa'da belirtilen temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca ancak kanunla sınırlandırılabileceği ve hakkın özüne dokunulamayacağı, dava konusu düzenleyici işlemin, Anayasa'nın 70. maddesinde düzenlenen kamu görevine girme hakkının özünü sınırlandırdığı gibi 48. maddesinde düzenlenen çalışma ve sözleşme hürriyeti hakkına da aykırı olduğu,
Yalnızca 2020 yılında, Tarım ve Orman Bakanlığına atanacak sözleşmeli personel için yapılan dava konusu düzenleme genel, soyut, objektif ve sürekli olmadığından, düzenlemenin norm teorisine ve eşitlik ilkesine uygun olmadığı,
Üst hukuk normu olan Anayasa ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda, kamu görevlisi olarak çalışılıyor olmanın bir diğer kamu görevine girilmesine engel oluşturacak bir şart olarak düzenlenmediği gibi, böyle bir düzenleme yapma konusunda idareye yetki de verilmediği, bu bağlamda dava konusu düzenlemenin normlar hiyerarşisine aykırı olduğu,
Dava konusu düzenleme doğrultusunda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan personelin Tarım ve Orman Bakanlığına sözleşmeli personel olarak atanma başvurusu yapamayacak olmasının, daha düşük puanla atanma yapılması sonucunu doğuracağı, bu durumun eşitlik ve kamu yararı ilkelerine aykırı olduğu gibi, ortaya çıkacak sonucun liyakat ilkesine de uygun olmadığı,
Davacıların, kariyerlerine uygun kadroya atanma hususunda haklı beklentilerinin bulunduğu, Kamu Personeli Seçme Sınavına girip yeterli puan almaları durumunda ihraz ettikleri unvana ilişkin pozisyonlara atanabileceklerine ilişkin kazanılmış hakka sahip oldukları düşüncesiyle kamu görevine girdikleri, dava konusu düzenlemenin bu yönüyle de hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI :
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından;
Dava konusu düzenleme ile yapılacak alımlarda öncelikle herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda istihdam edilmemiş kişilerden yerleştirme yapılması suretiyle COVİD-19 salgını döneminde ekonomik sebeplerle işsiz olanların veya işsiz kalacakların istihdamının, salgının toplum üzerindeki olumsuz neticelerinin bertaraf edilmesi ve kamuda istihdam edilmeyi bekleyen çok sayıda vatandaşın iş beklentilerinin karşılanmasına katkı sağlanmasının hedeflendiği,
Ayrıca, merkezi veya kurumsal yerleştirme sonucu göreve başlatılan kamu personelinin önemli kısmının yeniden yerleştirme işlemlerine katılarak yer ya da kurum değiştirdiği, bu durumun da kamu hizmetinin aksamasına ve diğer kamu personeli adaylarının mağduriyetine sebebiyet verdiği,
Dava konusu düzenlemenin, pandemi nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının, mevcut belirsizlik içerisinde ortaya çıkmakta olan yeni normalleşme uygulamalarına adapte olabilmesi ve hızlı hareket edebilmesi amacıyla yalnızca Tarım ve Orman Bakanlığınca ve sadece 2020 yılı içerisinde gerçekleştirilecek sözleşmeli personel alımları için getirildiği,
Dava dilekçesinde, dava konusu düzenlemeye ilişkin olarak yer verilen kazanılmış hakların ihlal edildiği iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığı, düzenleyici işlemlerle konulmuş kuralların, kamu hizmetinin gereksinimleri nedenleriyle her zaman değiştirilebileceği, bu değişimler sonucu ortaya çıkan yeni duruma, o statü içerisinde bulunan herkesin uymak zorunda olduğu,
Yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği,
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından;
Davanın süresinde açılmadığı, davacıların, dava konusu düzenleyici işlemin iptali talebiyle daha önce dava açmış olmaları nedeniyle incelenmekte olan davanın derdest olduğu ve davalar arasında bağlantı bulunduğu,
Sözleşmeli personel pozisyonlarına başvuru ve yerleştirme işlemlerinin yürütülmesi aşamasında davalı idarenin uygulayıcı kuruluş olduğu ve başvuru şartlarının belirlenmesi hususunda herhangi bir yetkisinin bulunmadığı,
Yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapan davacılar tarafından; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yayımlanan KPSS-2020/7 Tercih Kılavuzu'nun, Ana kapak ve 6. sayfasında yer alan, "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmayacaktır." hükmünün ve anılan Kılavuz'un 6. sayfasında yer alan, "Yukarıda belirtilen düzenlemeler doğrultusunda bu yerleştirmede tercih hakkı olan adayların tercih ekranında ilgili seçeneği işaretlemeleri gerekmektedir. İlgili seçeneği işaretleyen adaylar, bu yerleştirmede tercih yapabileceklerdir." hükmünün iptali istenilmektedir.
Dava konusu düzenleyici işlemlerin, Danıştay İkinci Dairesinin 22/06/2021 günlü, E:2020/973, K:2021/2246 sayılı kararıyla iptal edildiği anlaşıldığından, anılan hükümler yönünden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; duruşma için belirlenen 23/11/2022 günü davacılar vekili Av. ... 'in ve davalı idarelerden Tarım ve Orman Bakanlığını temsilen Av. ... 'in; ÖSYM Başkanlığını temsilen Av. ... 'un geldiği görülerek, Danıştay Savcısı ... 'ın hazır bulunduğu halde açık duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlendikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verilerek uyuşmazlığın esasına geçildi, dosyadaki bilgi ve belgeler de incelenmek suretiyle davalı idarelerden ÖSYM Başkanlığının usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Maddi Olay :
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapan davacılar tarafından, öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri pozisyonlara atanmak üzere, KPSS-2020/7 yerleştirme işlemleri kapsamında, "Halihazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmıyorum." seçeneğinin işaretlenmemesi nedeniyle tercihte bulunmalarının ÖSYM sistemi tarafından engellenmesi üzerine, bu işlemin dayanağı olan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yayımlanan KPSS-2020/7 Tercih Kılavuzu'nun, ana kapak ve 6. sayfasında yer alan, "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmayacaktır." hükmü ile,
Anılan Kılavuz'un 6. sayfasında yer alan, "Yukarıda belirtilen düzenlemeler doğrultusunda bu yerleştirmede tercih hakkı olan adayların tercih ekranında ilgili seçeneği işaretlemeleri gerekmektedir. İlgili seçeneği işaretleyen adaylar, bu yerleştirmede tercih yapabileceklerdir." hükmünün iptali istenilmektedir.
İlgili Mevzuat :
Anayasa'nın "Çalışma hakkı ve ödevi" başlıklı 49. maddesinde, "Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır." düzenlemesi yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesinde sözleşmeli personel; "Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, ihdas edilen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir." şeklinde tanımlanmış; sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme hükümlerine uyulmaması hallerindeki müeyyideler, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usullerinin Cumhurbaşkanınca belirleneceği öngörülmüş; bu şekilde istihdam edilenlerin, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilmeyeceği kuralına yer verilmiştir.
28/06/1978 günlü, 16330 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın değişik 12. maddesinde, "Sözleşmeli olarak çalıştırılacakların, ilgili kurumun saptayacağı özel koşulların yanı sıra, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen koşulları taşımaları gereklidir."; değişik 14. maddesinde, "657 sayılı Kanunun değişik 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre çalıştırılacak sözleşmeli personelin sayısı, unvanı, nitelikleri, sözleşme ücreti ve süreleri ilgili Bakanlığın önerisi ve Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca saptanır. Bu saptamaya dayanılarak ilgili Bakanın onayı ile sözleşmeli personel çalıştırılabilir...."; değişik 15. maddesinde, "Esaslara, Sözleşmeli Personel Pozisyon Unvanları ile Asgari Nitelikleri Gösterir (4) sayılı Cetvel eklenmiştir. Bu cetvelde belirtilenler dışında sözleşmeli personel pozisyonları kullanılamaz ve talepte bulunulamaz. Kurumlar, söz konusu cetvelde belirlenen asgari niteliklere, hizmetin gereği ilave nitelikler belirleyebilirler."; Ek 2. maddesinde "(Ek: 11/6/2007-2007/12251) Kamu kurum ve kuruluşları 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre;
a) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) (B) grubu puan sıralaması esas alınmak suretiyle doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme,
b) Yazılı ve/veya sözlü sınav yapılmaksızın, KPSS (B) grubu puan sıralaması esas alınmak suretiyle ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yapılacak yerleştirme,
c) (Değişik: 2/3/2009-2009/14799) Bu Esaslara ekli 3 sayılı cetvelde unvanları belirtilen sözleşmeli personel pozisyonlarına KPSS (B) grubu puan sırasına konulmak kaydıyla alım yapılacak her bir unvan için boş bulunan sözleşmeli personel pozisyonunun on katına kadar aday arasından ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınav başarısı sırasına göre yapılacak yerleştirme,
yöntemlerinden herhangi biri ile sözleşmeli personel istihdam edebilirler. ..." hükümleri yer almaktadır.
Hukuki Değerlendirme :
I- Dava konusu düzenleyici işlemin iptali istemi bakımından;
Anayasa'nın 49. maddesinde, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri almak Devletin görevleri arasında sayılmıştır.
657 sayılı Kanun'un 4/B maddesinde sözleşmeli personelin istihdam alanı, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işler olarak belirlenmiş, personelin mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmalarına karar verileceği belirtilmiş, Kanun hükümde belirtilen diğer hususlarla birlikte istihdamına dair hususlar hakkında esas ve usulleri belirlemede Cumhurbaşkanına kanun koyucu tarafından yetki verilmiştir.
Bu çerçevede, dünyada ve ülkemizde etkili olan COVİD-19 salgınının toplum ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve bu dönemde artan işsizliğe çözüm olması amacıyla istihdam politikası çerçevesinde istisnai olarak uygulanmak amacıyla 08/05/2020 günlü, 2506 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar'ın 2. maddesi ile eklenen Geçici 19. maddede yer alan, "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz." hükmünün Anayasa'nın 49. maddesi uyarınca, 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesinde verilen yetki çerçevesinde, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek düzenlendiği anlaşıldığından, söz konusu düzenleme uyarınca tesis edilen dava konusu düzenlemede de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2021 günlü, E:2021/2906, K:2021/2492 sayılı kararı da bu yöndedir.
II - Hükmedilmesi gereken vekalet ücreti bakımından;
Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde, hakimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu; 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu; 326. maddesinin ilk bendinde, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinde, avukatlığın amacının; hukuki ilişkilerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu; 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan tutarı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin 3. fıkrasında ise hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınarak avukatlık ücretine hükmedileceği yolunda düzenleme yapılmıştır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesinin 1. fıkrasında da, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği ve çabasının, işin önemi ve niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı kurala bağlanmıştır.
Bu bağlamda, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca; avukatın vekalet ücretinin belirlenmesinde, avukatın harcadığı emek ve mesainin dikkate alınmasının yanı sıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere de yer verilmemesi, harcanan emek ve çabanın çok üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz yük getirilmesinin önüne geçilmesi esas olup, konuya ilişkin olarak yüksek yargı kararları ve bu kararlar doğrultusunda mevzuatta yapılan düzenlemeler de bu ilkeyi teyit etmektedir.
Nitekim; 2019 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde ".... toplamda onbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmış dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelliden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %30’u oranında avukatlık ücretine hükmedilir....." yolunda yapılan düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/05/2019 günlü, E:2019/145 sayılı kararıyla, "... seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirileceği, kademelendirmenin gerek dosya sayısı açısından, gerekse hükmedilecek ücretin oranı açısından başta usul ekonomisi olmak üzere, ... avukatın, hukuki yardımının karşılığı olan oran göz önüne alınarak makul bir şekilde yapılması gerekirken, seri davalarda ilk olarak 15'ten başlar şekilde ve tam ücretin %60'ı oranında avukatlık ücretine hükmedileceği şeklindeki düzenleme, hukuka ve hak arama özgürlüğüne aykırı olduğundan bu maddeye ilişkin yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne" karar verilmiştir.
Yargı kararları göz önüne alınarak hazırlanan ve 03/09/2022 günlü, 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde; "..... seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bu çerçevede; gerek Anayasa'nın 141. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” şeklinde ifade edilen temel ilkeye işlerlik kazandırılması gerek Avukatlık Kanunu'ndaki vekalet ücretini avukatın emek ve mesaisine bağlayan ilke gerekse Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin yukarıda yer verilen hükmü birlikte değerlendirildiğinde, seri davalarda her bir dava için harcanan emek ve mesainin bağımsız açılan diğer davalar ile aynı olamayacağı, bu davalara ilişkin vekalet ücretinin, hakkaniyet ilke ve ölçüleri çerçevesinde, avukatın harcadığı emek ve mesaisi de göz önünde bulundurularak, adil ve kademeli bir şekilde düzenlenmesi ve böylece yargıya ve adalete erişimin önündeki engellerin kaldırılması amaçlanmıştır.
Öte yandan, literatürde; aynı veya benzer sebeplerden doğan ve aynı zamanda konuları da birbirine oldukça benzer olan, aynı davalı kişi ya da kişilere karşı açılmış bulunan davalar seri dava olarak isimlendirilmektedir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2015 günlü, E:2015/1685, K:2015/2362 sayılı kararı ve farklı tarihlerde verdiği benzer nitelikteki kararlarda; bu ve benzeri nitelikteki davaların seri dava olduğu ve hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de buna göre belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu bağlamda, Dairemizde bulunan dava dosyaları incelendiğinde; işbu kararın verildiği tarih itibarıyla davacılar vekili tarafından, kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli personel olarak görev yapan davacıların, Tarım ve Orman Bakanlığında, ihraz ettikleri unvanlara uygun sözleşmeli personel pozisyonlarına atanma istemiyle başvuru yapmalarının ÖSYM Başkanlığı sistemi tarafından engellenmesine veya yaptıkları başvuruların reddine ilişkin işlemler ile bu işlemlerin dayanağı olan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar'ın 2. maddesi ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'a eklenen Geçici 19. maddede yer alan, "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz." hükmünün iptali istemiyle açılan davaların, aynı sebepten doğduğu, aynı konuya ilişkin olduğu ve aynı davalılara karşı açıldığı, dava sayısının toplamda 10'dan fazla, 50'den az olduğu görülmekle söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, bakılmakta olan dava ile aynı istemle açılmış çok sayıda dosya bulunması nedeniyle seri dava niteliğindeki söz konusu davalar için, taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirmeyecek biçimde ve taraf vekillerinin harcadığı emek ve mesai dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesi ile belirlenen tam ücretin %50’si oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yayımlanan KPSS-2020/7 Tercih Kılavuzu'nun, ana kapak ve 6. sayfasında yer alan "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmayacaktır." hükmü ile anılan Kılavuz'un 6. sayfasında yer alan "Yukarıda belirtilen düzenlemeler doğrultusunda bu yerleştirmede tercih hakkı olan adayların tercih ekranında ilgili seçeneği işaretlemeleri gerekmektedir. İlgili seçeneği işaretleyen adaylar, bu yerleştirmede tercih yapabileceklerdir." hükmünün iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına; davalı idarelerden ÖSYM Başkanlığı tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin taraflara iadesine,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/927
Karar No : 2022/5879
DAVACILAR : 1- ...
...
14- ...
DAVACILAR
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
2- ... Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN KONUSU : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapan davacılar tarafından; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yayımlanan KPSS-2020/7 Tercih Kılavuzu'nun,
1- Ana kapak ve 6. sayfasında yer alan "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmayacaktır." hükmünün,
2- Anılan Kılavuz'un 6. sayfasında yer alan "Yukarıda belirtilen düzenlemeler doğrultusunda bu yerleştirmede tercih hakkı olan adayların tercih ekranında ilgili seçeneği işaretlemeleri gerekmektedir. İlgili seçeneği işaretleyen adaylar, bu yerleştirmede tercih yapabileceklerdir." hükmünün iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI :
Davacılar tarafından;
Anayasa'da belirtilen temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca ancak kanunla sınırlandırılabileceği ve hakkın özüne dokunulamayacağı, dava konusu düzenleyici işlemin, Anayasa'nın 70. maddesinde düzenlenen kamu görevine girme hakkının özünü sınırlandırdığı gibi 48. maddesinde düzenlenen çalışma ve sözleşme hürriyeti hakkına da aykırı olduğu,
Yalnızca 2020 yılında, Tarım ve Orman Bakanlığına atanacak sözleşmeli personel için yapılan dava konusu düzenleme genel, soyut, objektif ve sürekli olmadığından, düzenlemenin norm teorisine ve eşitlik ilkesine uygun olmadığı,
Üst hukuk normu olan Anayasa ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda, kamu görevlisi olarak çalışılıyor olmanın bir diğer kamu görevine girilmesine engel oluşturacak bir şart olarak düzenlenmediği gibi, böyle bir düzenleme yapma konusunda idareye yetki de verilmediği, bu bağlamda dava konusu düzenlemenin normlar hiyerarşisine aykırı olduğu,
Dava konusu düzenleme doğrultusunda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan personelin Tarım ve Orman Bakanlığına sözleşmeli personel olarak atanma başvurusu yapamayacak olmasının, daha düşük puanla atanma yapılması sonucunu doğuracağı, bu durumun eşitlik ve kamu yararı ilkelerine aykırı olduğu gibi, ortaya çıkacak sonucun liyakat ilkesine de uygun olmadığı,
Davacıların, kariyerlerine uygun kadroya atanma hususunda haklı beklentilerinin bulunduğu, Kamu Personeli Seçme Sınavına girip yeterli puan almaları durumunda ihraz ettikleri unvana ilişkin pozisyonlara atanabileceklerine ilişkin kazanılmış hakka sahip oldukları düşüncesiyle kamu görevine girdikleri, dava konusu düzenlemenin bu yönüyle de hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI :
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından;
Dava konusu düzenleme ile yapılacak alımlarda öncelikle herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda istihdam edilmemiş kişilerden yerleştirme yapılması suretiyle COVİD-19 salgını döneminde ekonomik sebeplerle işsiz olanların veya işsiz kalacakların istihdamının, salgının toplum üzerindeki olumsuz neticelerinin bertaraf edilmesi ve kamuda istihdam edilmeyi bekleyen çok sayıda vatandaşın iş beklentilerinin karşılanmasına katkı sağlanmasının hedeflendiği,
Ayrıca, merkezi veya kurumsal yerleştirme sonucu göreve başlatılan kamu personelinin önemli kısmının yeniden yerleştirme işlemlerine katılarak yer ya da kurum değiştirdiği, bu durumun da kamu hizmetinin aksamasına ve diğer kamu personeli adaylarının mağduriyetine sebebiyet verdiği,
Dava konusu düzenlemenin, pandemi nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının, mevcut belirsizlik içerisinde ortaya çıkmakta olan yeni normalleşme uygulamalarına adapte olabilmesi ve hızlı hareket edebilmesi amacıyla yalnızca Tarım ve Orman Bakanlığınca ve sadece 2020 yılı içerisinde gerçekleştirilecek sözleşmeli personel alımları için getirildiği,
Dava dilekçesinde, dava konusu düzenlemeye ilişkin olarak yer verilen kazanılmış hakların ihlal edildiği iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığı, düzenleyici işlemlerle konulmuş kuralların, kamu hizmetinin gereksinimleri nedenleriyle her zaman değiştirilebileceği, bu değişimler sonucu ortaya çıkan yeni duruma, o statü içerisinde bulunan herkesin uymak zorunda olduğu,
Yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği,
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından;
Davanın süresinde açılmadığı, davacıların, dava konusu düzenleyici işlemin iptali talebiyle daha önce dava açmış olmaları nedeniyle incelenmekte olan davanın derdest olduğu ve davalar arasında bağlantı bulunduğu,
Sözleşmeli personel pozisyonlarına başvuru ve yerleştirme işlemlerinin yürütülmesi aşamasında davalı idarenin uygulayıcı kuruluş olduğu ve başvuru şartlarının belirlenmesi hususunda herhangi bir yetkisinin bulunmadığı,
Yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapan davacılar tarafından; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yayımlanan KPSS-2020/7 Tercih Kılavuzu'nun, Ana kapak ve 6. sayfasında yer alan, "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmayacaktır." hükmünün ve anılan Kılavuz'un 6. sayfasında yer alan, "Yukarıda belirtilen düzenlemeler doğrultusunda bu yerleştirmede tercih hakkı olan adayların tercih ekranında ilgili seçeneği işaretlemeleri gerekmektedir. İlgili seçeneği işaretleyen adaylar, bu yerleştirmede tercih yapabileceklerdir." hükmünün iptali istenilmektedir.
Dava konusu düzenleyici işlemlerin, Danıştay İkinci Dairesinin 22/06/2021 günlü, E:2020/973, K:2021/2246 sayılı kararıyla iptal edildiği anlaşıldığından, anılan hükümler yönünden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; duruşma için belirlenen 23/11/2022 günü davacılar vekili Av. ... 'in ve davalı idarelerden Tarım ve Orman Bakanlığını temsilen Av. ... 'in; ÖSYM Başkanlığını temsilen Av. ... 'un geldiği görülerek, Danıştay Savcısı ... 'ın hazır bulunduğu halde açık duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlendikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verilerek uyuşmazlığın esasına geçildi, dosyadaki bilgi ve belgeler de incelenmek suretiyle davalı idarelerden ÖSYM Başkanlığının usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Maddi Olay :
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapan davacılar tarafından, öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri pozisyonlara atanmak üzere, KPSS-2020/7 yerleştirme işlemleri kapsamında, "Halihazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmıyorum." seçeneğinin işaretlenmemesi nedeniyle tercihte bulunmalarının ÖSYM sistemi tarafından engellenmesi üzerine, bu işlemin dayanağı olan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yayımlanan KPSS-2020/7 Tercih Kılavuzu'nun, ana kapak ve 6. sayfasında yer alan, "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmayacaktır." hükmü ile,
Anılan Kılavuz'un 6. sayfasında yer alan, "Yukarıda belirtilen düzenlemeler doğrultusunda bu yerleştirmede tercih hakkı olan adayların tercih ekranında ilgili seçeneği işaretlemeleri gerekmektedir. İlgili seçeneği işaretleyen adaylar, bu yerleştirmede tercih yapabileceklerdir." hükmünün iptali istenilmektedir.
İlgili Mevzuat :
Anayasa'nın "Çalışma hakkı ve ödevi" başlıklı 49. maddesinde, "Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır." düzenlemesi yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesinde sözleşmeli personel; "Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, ihdas edilen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir." şeklinde tanımlanmış; sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme hükümlerine uyulmaması hallerindeki müeyyideler, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usullerinin Cumhurbaşkanınca belirleneceği öngörülmüş; bu şekilde istihdam edilenlerin, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilmeyeceği kuralına yer verilmiştir.
28/06/1978 günlü, 16330 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın değişik 12. maddesinde, "Sözleşmeli olarak çalıştırılacakların, ilgili kurumun saptayacağı özel koşulların yanı sıra, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen koşulları taşımaları gereklidir."; değişik 14. maddesinde, "657 sayılı Kanunun değişik 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre çalıştırılacak sözleşmeli personelin sayısı, unvanı, nitelikleri, sözleşme ücreti ve süreleri ilgili Bakanlığın önerisi ve Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca saptanır. Bu saptamaya dayanılarak ilgili Bakanın onayı ile sözleşmeli personel çalıştırılabilir...."; değişik 15. maddesinde, "Esaslara, Sözleşmeli Personel Pozisyon Unvanları ile Asgari Nitelikleri Gösterir (4) sayılı Cetvel eklenmiştir. Bu cetvelde belirtilenler dışında sözleşmeli personel pozisyonları kullanılamaz ve talepte bulunulamaz. Kurumlar, söz konusu cetvelde belirlenen asgari niteliklere, hizmetin gereği ilave nitelikler belirleyebilirler."; Ek 2. maddesinde "(Ek: 11/6/2007-2007/12251) Kamu kurum ve kuruluşları 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre;
a) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) (B) grubu puan sıralaması esas alınmak suretiyle doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme,
b) Yazılı ve/veya sözlü sınav yapılmaksızın, KPSS (B) grubu puan sıralaması esas alınmak suretiyle ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yapılacak yerleştirme,
c) (Değişik: 2/3/2009-2009/14799) Bu Esaslara ekli 3 sayılı cetvelde unvanları belirtilen sözleşmeli personel pozisyonlarına KPSS (B) grubu puan sırasına konulmak kaydıyla alım yapılacak her bir unvan için boş bulunan sözleşmeli personel pozisyonunun on katına kadar aday arasından ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınav başarısı sırasına göre yapılacak yerleştirme,
yöntemlerinden herhangi biri ile sözleşmeli personel istihdam edebilirler. ..." hükümleri yer almaktadır.
Hukuki Değerlendirme :
I- Dava konusu düzenleyici işlemin iptali istemi bakımından;
Anayasa'nın 49. maddesinde, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri almak Devletin görevleri arasında sayılmıştır.
657 sayılı Kanun'un 4/B maddesinde sözleşmeli personelin istihdam alanı, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işler olarak belirlenmiş, personelin mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmalarına karar verileceği belirtilmiş, Kanun hükümde belirtilen diğer hususlarla birlikte istihdamına dair hususlar hakkında esas ve usulleri belirlemede Cumhurbaşkanına kanun koyucu tarafından yetki verilmiştir.
Bu çerçevede, dünyada ve ülkemizde etkili olan COVİD-19 salgınının toplum ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve bu dönemde artan işsizliğe çözüm olması amacıyla istihdam politikası çerçevesinde istisnai olarak uygulanmak amacıyla 08/05/2020 günlü, 2506 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar'ın 2. maddesi ile eklenen Geçici 19. maddede yer alan, "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz." hükmünün Anayasa'nın 49. maddesi uyarınca, 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesinde verilen yetki çerçevesinde, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek düzenlendiği anlaşıldığından, söz konusu düzenleme uyarınca tesis edilen dava konusu düzenlemede de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2021 günlü, E:2021/2906, K:2021/2492 sayılı kararı da bu yöndedir.
II - Hükmedilmesi gereken vekalet ücreti bakımından;
Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde, hakimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu; 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu; 326. maddesinin ilk bendinde, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinde, avukatlığın amacının; hukuki ilişkilerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu; 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan tutarı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin 3. fıkrasında ise hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınarak avukatlık ücretine hükmedileceği yolunda düzenleme yapılmıştır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesinin 1. fıkrasında da, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği ve çabasının, işin önemi ve niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı kurala bağlanmıştır.
Bu bağlamda, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca; avukatın vekalet ücretinin belirlenmesinde, avukatın harcadığı emek ve mesainin dikkate alınmasının yanı sıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere de yer verilmemesi, harcanan emek ve çabanın çok üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz yük getirilmesinin önüne geçilmesi esas olup, konuya ilişkin olarak yüksek yargı kararları ve bu kararlar doğrultusunda mevzuatta yapılan düzenlemeler de bu ilkeyi teyit etmektedir.
Nitekim; 2019 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde ".... toplamda onbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmış dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelliden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %30’u oranında avukatlık ücretine hükmedilir....." yolunda yapılan düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/05/2019 günlü, E:2019/145 sayılı kararıyla, "... seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirileceği, kademelendirmenin gerek dosya sayısı açısından, gerekse hükmedilecek ücretin oranı açısından başta usul ekonomisi olmak üzere, ... avukatın, hukuki yardımının karşılığı olan oran göz önüne alınarak makul bir şekilde yapılması gerekirken, seri davalarda ilk olarak 15'ten başlar şekilde ve tam ücretin %60'ı oranında avukatlık ücretine hükmedileceği şeklindeki düzenleme, hukuka ve hak arama özgürlüğüne aykırı olduğundan bu maddeye ilişkin yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne" karar verilmiştir.
Yargı kararları göz önüne alınarak hazırlanan ve 03/09/2022 günlü, 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde; "..... seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bu çerçevede; gerek Anayasa'nın 141. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” şeklinde ifade edilen temel ilkeye işlerlik kazandırılması gerek Avukatlık Kanunu'ndaki vekalet ücretini avukatın emek ve mesaisine bağlayan ilke gerekse Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin yukarıda yer verilen hükmü birlikte değerlendirildiğinde, seri davalarda her bir dava için harcanan emek ve mesainin bağımsız açılan diğer davalar ile aynı olamayacağı, bu davalara ilişkin vekalet ücretinin, hakkaniyet ilke ve ölçüleri çerçevesinde, avukatın harcadığı emek ve mesaisi de göz önünde bulundurularak, adil ve kademeli bir şekilde düzenlenmesi ve böylece yargıya ve adalete erişimin önündeki engellerin kaldırılması amaçlanmıştır.
Öte yandan, literatürde; aynı veya benzer sebeplerden doğan ve aynı zamanda konuları da birbirine oldukça benzer olan, aynı davalı kişi ya da kişilere karşı açılmış bulunan davalar seri dava olarak isimlendirilmektedir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2015 günlü, E:2015/1685, K:2015/2362 sayılı kararı ve farklı tarihlerde verdiği benzer nitelikteki kararlarda; bu ve benzeri nitelikteki davaların seri dava olduğu ve hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de buna göre belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu bağlamda, Dairemizde bulunan dava dosyaları incelendiğinde; işbu kararın verildiği tarih itibarıyla davacılar vekili tarafından, kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli personel olarak görev yapan davacıların, Tarım ve Orman Bakanlığında, ihraz ettikleri unvanlara uygun sözleşmeli personel pozisyonlarına atanma istemiyle başvuru yapmalarının ÖSYM Başkanlığı sistemi tarafından engellenmesine veya yaptıkları başvuruların reddine ilişkin işlemler ile bu işlemlerin dayanağı olan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar'ın 2. maddesi ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'a eklenen Geçici 19. maddede yer alan, "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz." hükmünün iptali istemiyle açılan davaların, aynı sebepten doğduğu, aynı konuya ilişkin olduğu ve aynı davalılara karşı açıldığı, dava sayısının toplamda 10'dan fazla, 50'den az olduğu görülmekle söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, bakılmakta olan dava ile aynı istemle açılmış çok sayıda dosya bulunması nedeniyle seri dava niteliğindeki söz konusu davalar için, taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirmeyecek biçimde ve taraf vekillerinin harcadığı emek ve mesai dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesi ile belirlenen tam ücretin %50’si oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yayımlanan KPSS-2020/7 Tercih Kılavuzu'nun, ana kapak ve 6. sayfasında yer alan "Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmayacaktır." hükmü ile anılan Kılavuz'un 6. sayfasında yer alan "Yukarıda belirtilen düzenlemeler doğrultusunda bu yerleştirmede tercih hakkı olan adayların tercih ekranında ilgili seçeneği işaretlemeleri gerekmektedir. İlgili seçeneği işaretleyen adaylar, bu yerleştirmede tercih yapabileceklerdir." hükmünün iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına; davalı idarelerden ÖSYM Başkanlığı tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin taraflara iadesine,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.