‹ Ana sayfa
Danıştay 13. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 13. Daire E.2021/202 K.2023/5168

Esas No: 2021/202 · Karar No: 2023/5168 · Karar Tarihi: 30.11.2023
Özet: Uyuşmazlık, taşınmazın satışı sırasında hâliyle hacizli olması nedeniyle davacının mülkiyetini alamaması ve sonrasında bu taşınmazın başka parçalara bölünerek üçüncü şahıslara satılması üzerine dava edilen zarar taleplerini içeriyor. Danıştay, idare mahkemesinin kararı için bozulma gerekmediğini belirterek, temyizi reddetti ve davacının zarar talebini kabul etmedi.
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/202
Karar No:2023/5168

TEMYİZ EDENLER: 1. (DAVACI) ...

VEKİLİ: Av....

2. (DAVALI) ... Belediyesi

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mülkiyeti davalı idareye ait ... Mahallesi, ... ada, ... no.lu parselde bulunan 439 m² yüzölçümlü taşınmazı satın alan davacı tarafından, aynı tarihte taşınmazın üzerinde haciz olması sebebiyle mülkiyetini alamadığı, ancak daha sonra taşınmazın başka parsellere tahsis edilerek üçüncü kişilere satılmış olması nedeniyle zarara uğradığından bahisle şimdilik 10.000,00-TL'nin (11/03/2020 tarihli artırım dilekçesiyle 146.516,25-TL'nin) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; anılan taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca gerçekleştirilen ihale sonucunda davacı tarafından satın alındığı, ancak aynı tarihte taşınmazın üzerinde haciz olması sebebiyle tapuda devir işlemlerinin yapılamadığı, ihale kararı doğrultusunda davacı adına tescilin yapılmasının Belediye Başkanlığı'nın 26/03/2004 ve 04/12/2014 tarihlerinde Tapu Sicil Müdürlüğü'nden istenildiği, ancak davacının satın almış olduğu taşınmazın 2008 yılında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılan imar uygulaması neticesinde parsel kaydının kapatılarak başka parsele tahsis edildiği, daha sonra bu parselin de farklı ada parsellere dağıtılarak bu parsellerdeki Belediye hisselerinin üçüncü kişilere satıldığı ve adlarına tescil edildiğinden davacı adına tescilin gerçekleşemediği, bunun üzerine davacı tarafından davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle zarara uğranıldığından bahisle bakılan davanın açıldığı;
Davaya konu olayda, davacının uğramış olduğu zararın satınalma bedelinden ibaret olmadığı, zararın taşınmazın aynından kaynaklandığı değerlendirilerek, zarar miktarının tespiti için 26/11/2019 tarihli ara kararı ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bilirkişi raporunda özetle; "... iddia ve talepler nazara alınarak dava konusu taşınmazın emsal taşınmazlarla ayrı ayrı mukayeseleri yapıldığında, dava konusu taşınmazın cinsi, konumu ve dava tarihinden önceki tarihlerde satışları gerçekleşen ve özel amaçlı satış olmayan, tapu müdürlüğünden teyitli emsallerin, alım satım rayiçleri dikkate alınarak, üstün ve düşük yönleri belirtilerek yapılan mukayeseleri, dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesinde etkili olabilecek tüm objektif ölçüler ve TÜİK-ÜFE Endeks oranları dikkate alınarak, arsa vasıflı dava konusu taşınmazın Mart 2016 dava tarihi itibari ile imar parseli olarak değerinin 333,75-TL/m2 olarak tespit ve takdir edildiği, buna göre, 5454 ada, 5 no.lu parselin bedelinin 439,00 m2 X 333,75-Tl/ m2 = 146.516,25-TL olarak hesaplandığı..." şeklinde görüş bildirildiği, davacı ve davalı idare tarafından bilirkişi raporuna yapılan itirazlar yerinde görülmeyerek, teknik yönden yeterli olduğu sonucuna varılan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davalı Belediyece hizmetin zamanında ve gereği gibi yürütülmediği, davalı Belediyenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin 11/03/2020 kayıt tarihli dilekçesi ile maddi tazminat miktarının 146.516,25-TL'ye artırıldığı, anılan dilekçenin 16/03/2020 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, dikkate alındığında bilirkişi raporunda tespiti yapılan 146.516,25-TL zarar miktarının, 10.000,00-TL'lik kısmının dava tarihi olan 09/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, arttırım sonucu talep edilen 136.516,25-TL'lik kısmının ise arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 16/03/2020 tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Belediyece davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle davanın kabulü ile 146,516,25-TL tazminat isteminin 10.000,00-TL'lik kısmının dava tarihi olan 09/03/2016 tarihinden, artırım sonucu talep edilen 136.516,25-TL'lik kısmının ise artırım dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği 16/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın hatalı yapıldığı, taşınmazın çevresinin gelişmeye başladığı, bu durumun bilirkişi tarafından dikkate alınmadığı, ıslah ile arttırılan tutarın dava tarihinden itibaren faiziyle ödenmesi gerektiği; davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, taşınmazın davacıya satışına dair meclis kararı olup olmadığının araştırılmadığı, bilirkişi raporunda değerlendirmeye alınmayan emsal taşınmaz satış rakamlarının düşük olmasının sebebinin vergiden kaçınmak değil gerçekten bölgede taşınmaz değerlerinin düşük olmasından kaynaklandığı, bilirkişi raporunda bedelin hatalı olarak yüksek hesaplandığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davacı ve davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının ve davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü yolundaki Kırıkkale İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?