‹ Ana sayfa
Danıştay13. Daireİdare Hukuku

Danıştay 13. Daire E.2018/3191 K.2023/4970

Esas No: 2018/3191 · Karar No: 2023/4970 · Karar Tarihi: 22.11.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/3191
Karar No:2023/4970

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ticaret Turizm Ltd. Şti.

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirketin akaryakıt istasyonunda yapılan 12/06/2013 tarihinde yapılan denetimde otomasyon sistemine müdahale edildiğinin tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 70.000,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; İzmir Gelir İdaresi Müdürlüğü Denetim Koordinasyon Müdürlüğü ekipleri tarafından 12/06/2013 tarihinde gerçekleştirilen denetimde, ... numaralı akaryakıt bayilik lisanslı sahibi davacı şirketin istasyonunda, pompaların bağlı olduğu (4) adada yapılan kontrol neticesinde (3) adada bulunan yazar kasa ve otomasyon verilerinin aktarılmasını sağlayan ara birim diye tabir edilen ünitelerin mühürlerin açılarak kapaklarının çıkartıldığı ve manuel konuma getirildiği, (1) adada bulunan pompanın ise çalışmadığı, ancak istasyonda akaryakıt satışının olduğu hususlarının tespiti üzerine anılan fiilin otomasyon sistemine müdahale olarak değerlendirilerek hakkında açılan soruşturma neticesinde dava konusu işlemin tesis edildiği;
Davacı tarafından, ön soruşturma açılıp gerekli incelemeden sonra soruşturma safhasına geçilmesi gerekirken doğrudan soruşturma açılarak savunmanın talep edilmesinin mevzuata aykırı olduğu ve işlemde 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. ve 2. fıkraları, 1240 sayılı Kurul kararının mülga 4. maddesinin 1. fıkrası ve (b) bendi ile 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerine aykırılıktan söz edildiği, ancak soruşturmaya konu tespitin 12/06/2013 tarihi olduğu, anılan tarihte yürürlükte olan Kurul kararı hükümlerinin daha lehe olmasına rağmen fiil tarihinden sonra yürürlüğe giren kararın maddelerinin işlemde yazılmasının lehe olan kanunun uygulaması gerektiği ilkesine aykırılık oluşturduğu iddia edilmiş ise de, otomasyon sistemine müdahale etmek suretiyle mevzuata aykırı hareket ettiği sabit olan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde doğrudan soruşturmaya başlanmasının Kurul'un takdirinde olduğu, 1240 sayılı Kurul kararının değişiklik öncesi ve sonrası hükümlerinin benzer olduğu ve davacı lehine uygulandığı, zamanaşımına ilişkin şartların ise gerçekleşmediği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; dava dosyasında yer alan soruşturma raporu, tutanaklar ve diğer bilgi ve belgeler ile davacının eyleminin niteliği ve ağırlığı gözönünde bulundurulduğunda 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrasında belirlenen idari para cezasının üst sınırından verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, denetim tarihinde yürürlükte olmayan, daha sonra yürürlüğe giren 1240 sayılı Kurul kararının ilgili maddelerinin ihlâl edildiğinin işleme yazılmasının hukuka uygun olmadığı, olay tarihinden sonra yürürlüğe giren bir değişikliğin ancak lehe ise uygulanabileceği, fiil tarihinden sonra yürürlüğe giren Kurul kararının lehe hükümler içermediği, alınan akaryakıt miktarı ile satışı yapılan miktarın uyumlu olduğu, yapılan ölçümlerde akaryakıtların marker ölçümlerinin geçerli çıktığı, Kanun'un lafzı ve ruhu uyarınca denetlemelerden amaçlananın kaçak akaryakıtın satışının engellenmesi olduğu, denetimde dağıtıcıdan sağlanan akaryakıt haricinde herhangi bir satış olduğuna ilişkin bir tespit olmadığının satış dökümleri ve Z raporları ile sabit olduğu, denetim esnasında sadece 1 adada bulunan pompanın arıza nedeniyle çalışmadığı ayrıca bu pompanın bağlı olduğu tankın başka bir tank ile paralel bağlantısı da bulunmadığı gibi arızalı pompanın bağlı olduğu tankta yakıt bulunmadığı, mevzuatta otomasyon sistemi kurulmasının öngörülmesindeki amaç kaçak akaryakıt satışının önlenmesi olduğu, arızalı pompanın bağlı olduğu tankta akaryakıt olmadığından sisteme müdahale ya da mevzuata aykırılık da söz konusu olmadığı, arızanın giderilmesi için servisin çağrıldığı, pompaların eski olması nedeniyle arızalanan parçaların yenisi (sıfırı) olmadığı için arızanın nereden kaynaklı olduğunu tespit etme aşamasında ara birim ünitesi de dahil sök tak yolu ile parçaların test edildiği ve test edildikten sonra arızalı ara birim ve pompa beyni parçacığının siparişi verildiği, o yüzden denetim esnasında elle müdahale edilmiş görüntüsü oluştuğu, bu hususun da denetim esnasında görevlilere izah edildiği, idari para cezasının miktar açısından üst sınırdan uygulanmasının da hukukî dayanağının bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 22/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?