‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 10. Daire E.2020/6280 K.2024/1093

Esas No: 2020/6280 · Karar No: 2024/1093 · Karar Tarihi: 26.03.2024
Özet: Uyuşmazlık, bir hastanın erken doğum nedeniyle Iğdır Devlet Hastanesinde eksik teşhis ve tedavi nedeniyle ölümünden dolayı davalı idarenin hizmet kusuru iddiasıyla talep edilen maddi ve manevi tazminat kapsamındadır. Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi'nin kararının kısmen bozulmasına karar vererek, davalı idarenin tazmin şartlarını oluşturmadığını kabul etmesi, ancak davacının talep ettiği 430.475,72 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminat başvurularının reddiyle ilgili kararları bozulmasına ve yeniden değerlendirilmesine hükmetmiştir.
T.C. DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
Esas No: 2020/6280
Karar No: 2024/1093

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı

VEKİLİ: Av. ...

TEMYİZ EDEN
(DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER): 1- ...

VEKİLİ: Av. ...

2- ...

KARŞI TARAF (DAVACI): Kendisine asaleten ..., ... ve ... adına velayeten ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... (Kararda sehven 08/09/2020 olarak yazılmıştır.) tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının davalı idare ve müdahiller tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın doğumdan sonra gelişen komplikasyonlar sebebiyle kaldırıldığı Iğdır Devlet Hastanesinde gerekli teşhis ve tedavinin eksik yapılması nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık ... için 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 319.828,00 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi, ... için 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 83.190,53 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi, ... için 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi, ... için 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL (miktar artırımı ile 430.475,72 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, somut olayda tazmin şartlarının oluşmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarına faiz işletilemeyeceği; müdahiller tarafından, meydana gelen zararın kendi kusurlarından kaynaklanmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından, davalı idare ve müdahillerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ....

DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:

MADDİ

OLAY:
Dosyanın incelenmesinden;
Davacıların yakını ...'ın 08/07/2010 tarihinde Iğdır Devlet Hastanesinde normal doğum yaptığı ve doğum sonrasında geçirdiği kanama sebebiyle 09/07/2010 tarihinde ameliyat edilerek 12/07/2010 tarihinde taburcu edildiği, 12/08/2010 ve 23/08/2010 tarihlerinde Iğdır Devlet Hastanesi acil servisine müracaat ettiği ve sırasıyla akut tonsillit, akut alt solunum yolu enfeksiyonu teşhisi konulduğu, 28/08/2010 tarihinde ishal şikayeti ile tekrar Iğdır Devlet Hastanesi acil servisine müracaat ettiği, acil hekimi tarafından dahiliye uzmanından konsültasyon istendiği, icap nöbetçisi Dahiliye Uzmanı Dr. ...'nun acil hekiminden bir kısım tahlillerin yapılmasını istediği ve davacıların yakını ...'ı ertesi gün muayene ederek enfeksiyon hastalıkları uzmanına danışılmasını önermesi üzerine acil hekimi tarafından icap nöbetçisi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. ...'nun arandığı, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. ...'nun davacıların yakını ...'ı muayene etmeden telefonla önerilerde bulunduğu ve bazı ilaçların verilmesini belirttiği, bunun üzerine acil hekimince belirtilen ilaçlar reçete edilerek evine gönderildiği, davacıların yakını ...'ın durumunun ağırlaşması üzerine Iğdır Devlet Hastanesi acil servise tekrar müracaat ettiği ve burada bir süre takip edildikten sonra gastroenterit ve karın ağrısı teşhisiyle ileri tetkik ve tedavi amacı ile Erzurum Aziziye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları servisine ambulans ile sevk edildiği, yolda aniden fenalaşması üzerine Kağızman Devlet Hastanesine götürüldüğü ve burada yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği, davacılar tarafından meydana gelen zararın hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,
Uyuşmazlık konusu olaya ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, "Kişinin ölümünün gastroenterit ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, 28/08/2010 tarihinde saat 22.30 sıralarında 10 gündür ishal, ateş şikayetleri ile Iğdır Devlet Hastanesi acil servise getirildiği, Dr. ... tarafından yapılan muayenesinde hipotansif ve taşikardik olduğu, dahiliye uzmanı Dr. ...'ndan konsültasyon telebinde bulunulduğu, Dr. ...'un telefon ile hastayı sabah gelip göreceğini belirttiği, takiplerinde 29/08/2010 tarihinde saat 01.26'da potasyum=1.88 olarak tespit edildiği, aynı gün yapılan tetkikte potasyum=3.88 olarak tasepit edildiği, 29/08/2010 tarihinde acil nöbetinin Dr. ... tarafından devralındıktan sonra sabah saatlerinde Dr. ...'un hastayı görmeye geldiği, enfeksiyon hastalıklarının hastası olduğunu belirttiği, Dr. ... tarafından telefon ile enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. ...'ye danışıldığı, Dr. ... tarafından hastayı görmeden ilaç önerisinde bulunulup 31/08/2010 tarihinde polikliniğe gelmesinin önerildiği, bunun üzerine reçete yazılarak evine taburcu edildiği, evde ilaçları aldıktan bir saat sonra kusmalarının başladığı, bunun üzerine hasta yakınları tarafından kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. ...'un arandığı, sonrasında Iğdır Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesine getirildiği, buradan Erzurum Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, yolda fenalaşması üzerine Kağızman Devlet Hastanesine götürüldüğü, yapılan muayenesinde ölü olarak kabul edildiği dikkate alındığında; Potasyum değeri 1.88 olup sonrasında 3.88 olarak tespit edilmiş olsa dahi öyküsünde 10 gündür ishal (günde 4-5 kez) şikayeti bulunan hastanın kan elektrolit değerlerinin yeniden çalıştırılmamasının ve hastanın yatırılmamasının eksiklik olduğu cihetle dahiliye uzmanı Dr. ...'nun bu klinik tabloya sahip hastayı yatırarak tedavisini düzenlememesi nedeni ile kusurlu olduğu, enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. ... 'nun çağrılması üzerine hastayı görüp değerlendirmeden telefonda önerilerde bulunması nedeni ile kusurlu olduğu, kendisine telefon ile danışılarak hastayı getirmelerini söylemesi üzerine hastanın götürüldüğü Iğdır Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde müdahalede bulunan kadın hastalıkları va doğum uzmanı Dr. ...'a atf-ı kabil kusur olmadığı, ilgili diğer doktorlara ve yardımcı sağlık personeline atf-ı kabil kusur olmadığı, hastaya yatışının yapılarak zamanında sıvı-elektrolit tedavisi başlanması halinde kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu" yönünde görüş belirtildiği,
İdare Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunca düzenlenen raporda, davacıların murisinin doğum yapması ve sonrasında geçirdiği ameliyat ve diğer sağlık uygulamalarında davalı idare tarafından sunulan hizmetin kusurlu olarak yerine getirildiğinin ortaya konulduğunun görüldüğü, davalı idare tarafından sunulan hizmetteki kusur sebebiyle verilen maddi ve manevi zararların davacılara ödenmesi gerekeceği, davacıların uğradığı destekten yoksun kalma zararlarının belirlenmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesi düzenlenen raporda ise maddi tazminat miktarının ... için 319.828,95 TL, ... için 7.307,81 TL, ... için 20.148,43 TL, ... için 83.190,53 TL olmak üzere toplam 430.475,72 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve ... için 50.000,00 TL maddi tazminatın müracaat tarihi olan 17/08/2011 tarihinden, 269.828,95 TL maddi tazminatın miktar artırım dilekçesinin davalıya tebliğ tarihi olan 18/06/2019 tarihinden, ... için 50.000,00 TL maddi tazminatın müracaat tarihi olan 17/08/2011 tarihinden, 33.190,53 TL maddi tazminatın miktar artırım dilekçesinin davalıya tebliğ tarihi olan 18/06/2019 tarihinden, ... için 7.307,81 TL ve ... için 20.148,43 TL maddi tazminatın müracaat tarihi olan 17/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya dair taleplerin reddine, ... için 20.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 30.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL manevi tazminatın müracaat tarihi olan 17/08/2011 tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya dair kısmının reddine karar verildiği,
Bölge İdare Mahkemesince, İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısımlarına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verildiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı (lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı (lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

1) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulü Yolundaki Kısmına Karşı Davalı İdare ve Müdahil ... Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü yolundaki kısmına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulü, Kısmen Reddi Yolundaki Kısmına Karşı Davalı İdare ve Müdahil ... Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Destekten yoksun kalma tazminatının amacı; desteğini yitiren kimsenin, desteğin ölümünden önce bulunduğu sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak yardımın karşılığı olan paranın ödettirilmesidir. Dolayısıyla, destekten yoksunluk zararı, ölüm olayı olmasaydı desteğin yapacağı varsayılan yardım tutarı geleceğe yönelik olarak belirlenmek suretiyle hesaplanmaktadır.

Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunda, ilgililerin gerçek maddi zararlarının belirlenebilmesi için, gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır.

Buna göre, davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, desteğin kendisine, eşine, çocuklarına ve hayatta olmaları kaydıyla anne ve/veya babasına pay ayrılması gerektiği hususu dikkate alınmalıdır.

Bu paylaşım yapılırken desteğin kendisine 2 pay, eşine 2 pay (yeniden evlenmişse, yeni evlilik tarihine kadar pay ayrılarak; evlenmemişse, yeniden evlenme olasılığı oranında hesaplanan tazminattan indirim yapılarak), çocuklarının her birine 1'er pay (destek süresi sona eren çocuk bakımından destek payı ayrılmayarak), anne ve babasına 1'er pay (hayatta olup olmadıkları araştırılmak suretiyle) ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekmektedir.

Bunun yanında, her anne ve babanın çocuğuna belli bir yaşa kadar (kız - erkek çocuk ayrımı yapılmaksızın yüksek öğrenim görmeyeceği kabul edildiği takdirde 18 yaş, yüksek öğrenim göreceği kabul edildiği takdirde 25 yaş, daha önce evlenmiş ise evlendiği yaş) destek olacağının kabulü gerektiğinden, müteveffanın desteğinden yoksun kalan çocuklarının destek süreleri belirtilen yönlerden yapılacak tespite göre hesaplanmalıdır.

UYAP kayıtları üzerinden yapılan araştırmada ise, davacılardan ...'ın 14/03/2011 tarihinde evlendiği görüldüğünden; ...'ın destekten yoksun kalma zararının, evlilik tarihi itibarıyla müteveffanın desteğinden çıktığı, evlilik tarihine kadar olan süre için hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur.

İdare Mahkemesince, her ne kadar davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zararın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, bu inceleme sonucunda hazırlanan ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da uygun bulunan 20/05/2019 kayıt tarihli bilirkişi raporu; müteveffa ...'ın anne ve/veya babasının hayatta olup olmadığı, çocuklarının yüksek öğrenim görüp görmedikleri ve evlenip evlenmedikleri araştırılmadan ve eşi ...'ın 14/03/2011 tarihinde evlendiği dikkate alınmadan destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığından, hükme esas alınabilir nitelikte değildir.

Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup; Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenecek rapora göre, İdare Mahkemesi kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, davacıların maddi tazminata yönelik istinaf ve temyiz başvurusunda bulunmadığı dikkate alındığında; yeniden yapılacak olan hesaplama neticesinde davacılar lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereğince, daha önce hükmedilen maddi tazminat tutarını geçemeyeceği açıktır.

3) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Lehine Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarına İşletilen Yasal Faizin Başlangıç Tarihine Yönelik Kısmına Karşı Davalı İdare ve Müdahil ... Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına, idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararlarının işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle işbu davanın açıldığı görülmektedir.

Hal böyle olunca, dava dilekçesinde idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep edilmediğinden; davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarına, taleple bağlılık ilkesi gereğince, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacıların lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına işletilen yasal faizin başlangıç tarihine yönelik kısmına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin ve müdahillerin temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının,
a) İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü yolundaki kısmına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
b) İdare Mahkemesi kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
c) İdare Mahkemesi kararının davacıların lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına işletilen yasal faizin başlangıç tarihine yönelik kısmına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?