Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 10. Daire E.2020/3420 K.2024/945
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3420
Karar No : 2024/945
**DAVACI:** ... Sendikası
**VEKİLİ:** Av. ...
**DAVALI:**... Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Covid-19’un bazı ülkelerde meslek hastalığı olarak kabul edildiği, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre bir salgın hastalığın da meslek hastalığı olabileceğinin açık olduğu, Covid-19'un anılan Yönetmeliğe ekli meslek hastalıkları listesine eklenmesine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından karar verilmesi gerektiği, Genelgenin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu, yasal tanımlara göre "iş yerinde bulunmak" ve "işin yapımı sırasında gerçekleşmek" koşullarının varlığının iş kazası için yeterli olduğu, bu nedenle pandemi koşullarında çalışan kişilerin koronaya yakalanmalarının iş kazası kapsamına alınmamasını öngören dava konusu Genelgenin yasalara, yönetmeliklere ve yargı kararlarındaki iş kazası ve meslek hastalıkları tanım ve ilkelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği iddia edilmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Usul yönünden; davacı Sendikanın bakılan davayı açmak için yetkili olmadığı gibi Genelgenin iptalini istemekte de hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; ayrıca davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği; esas yönünden ise, dava konusu düzenlemenin Covid-19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı veya hastalık sigortası yönünden hukuki statüyü belirlemediği, sadece başvuruda alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesi amacını taşıyan genel uygulamayı ortaya koyan bir düzenleme olduğu, özel durumlarda her bir vakanın ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, Covid-19'un tüm ülke ve hatta tüm dünyanın maruz kaldığı bir risk olması nedeniyle meslek hastalığı veya iş kazası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 07/05/2020 tarih ve Koronavirüs (COVID-19) konulu, 2020/12 sayılı Genelgesi'nin iptali istemiyle açılmıştır.
İptal istemine konu edilen işlemde; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 15.maddesinde yer alan "4.maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının ,iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğe neden olan rahatsızlıklar , hastalık halidir." düzenlemesinden bahisle covid-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gereği kurala bağlanmıştır.
5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, kısa vadeli sigorta kolları içinde sayılmış;
Anılan Kanun'un 14. maddesinde; meslek hastalığının, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hali olduğu belirtilmiş ve sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun,
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu; Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinin devamında;.. herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalığın Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabileceği hükmüne yer verildikten sonra...hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği, yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı belirtilmiş;
4. maddenin birinci fıkrasının; (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 16. maddesinde, iş kazası veya meslek hastalığı sigortalısına ;
a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması, c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması, d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi, e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi hakları tanınmıştır.
Sigortalının geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hallinin "mesleki hastalığından" doğması halinde; uygulanacak usul ve tanınacak haklar, meslek ile bağlantısı olmayan "hastalıktan" doğmasından farklılaştırılmıştır.
Mevzuatın incelenmesinden; 5510 sayılı Kanun'un 15. maddesinde 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının kendisi tarafından, meslek hastalığı nedeniyle Sağlık Hizmeti Sunucularına başvurduklarında, "meslek hastalığı" provizyonundan kayıt alınıp; meslek hastalığı ön tanısı için inceleme yapılması, meslek hastalığı olduğu sonucuna ulaşıldığında; durumun yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularına bildirilmesi; yetkilendirilen Sağlık Hizmet Sunucunun meslek hastalığı tanısı koyması halinde durumu Kuruma bildirmesi, Kurumun; sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi; herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalığın Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılması; Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığa konu edilen genelge ile covid-19 nedeniyle Davacı Sendika üyelerinin sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı veya hastalık sigortasına ilşkin hukuki statüsünü belirleyen bir düzenleme yapılmadığı, sağlık hizmeti sunucusuna başvuruda alınacak provizyon tipine ilişkin genel uygulamanın belirlendiği dikkate alındığında iptalini gerektiren hukuka aykırılık içermediği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs (COVID-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, davalı Kurum Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan dava konusu 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelge ile salgına maruz kalan sigortalıların sağlık hizmet sunucularına başvurması halinde "hastalık" kısa vadeli sigorta kolundan provizyon alınması gerektiği düzenlenmiştir.
Bunun üzerine davacı Sendika tarafından, Sendikalarına üye maden işçilerinin görevleri nedeniyle maruz kaldıkları pandemik hastalığın meslek hastalığı ve iş kazası kapsamı dışında bırakılmasını öngören dava konusu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, davacının dava konusu Genelgenin iptali istemiyle dava açma yetkisinin ve Genelgenin iptalini istemekte hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; ayrıca davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği ileri sürülmektedir.
Bakılan dava, davacı sendika tarafından, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'da belirlenen ve Tüzüğünde yer alan kuruluş amacı doğrultusunda kendi adına açılmış olup, 6356 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 2. fıkrası kapsamında herhangi bir sendika üyesi adına açılmamıştır.
Bu itibarla, 6356 sayılı Kanun ile Tüzüğünde yer alan amaçları gerçekleştirmek için faaliyette bulabileceği ve bu kapsamda kendi adına dava açabileceği açık olan davacı Sendikanın, işbu davayı açmaya yetkili olduğu, ayrıca yetki almasına gerek olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Yine davalı idarece, davacı Sendikanın bakılan davayı açmakta menfaati bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; üyesi olan maden işçilerinin ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurulan davacı Sendikanın, dava konusu Genelgede, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmakta iken salgına maruz kalan maden işçilerinin meslek hastalığı ve iş kazası güvencesinden yoksun bırakıldığını ileri sürerek bakılan davayı açmakta menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki itirazı da yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, davalı idare tarafından, davanın yasal süresi içinde açılıp açılmadığının resen incelenmesi talep edilerek, açılmamış ise davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 2. fıkrasında ise, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı hüküm altına alınmıştır.
26/03/2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla dava açma süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu da dahil olmak üzere usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmuş, bu sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı, durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacağı, salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı'nın durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabileceği ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabileceği hüküm altına alınmış; 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01/05/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu düzenlemenin davalı Kurumun resmi internet sayfasında 07/05/2020 tarihinde yayımlandığı, yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler uyarınca dava açma süresinin 15/06/2020 tarihine kadar durduğu ve 16/06/2020 tarihinden itibaren işlemeye başladığı, bakılan davanın dava açma süresinin yeniden işlemeye başladığı tarihten sonra altmış günlük yasal dava açma süresi içerisinde olacak şekilde 06/07/2020 tarihinde açıldığı görüldüğünden, davalı idarelerin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle;
"İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 13. maddesinde,
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
...
Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir." hükmü;
"Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 14. maddesinde,
"Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.
Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi,
sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur." hükmü;
"Hastalık ve analık hali" başlıklı 15. maddesinde,
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." hükmü;
"İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar" başlıklı 16. maddesinde ise,
"İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır:
a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması.
d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi." hükmü yer almıştır.
5510 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve dava konusu Genelgenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin;
“Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâllerini,… ifade eder.” tanımına;
"Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde, “(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir.
(2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir.” kuralına;
"Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2);
a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,
b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,
c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,
ç) D Grubu: Meslek bulaşıcı hastalıklar,
d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları,
olmak üzere beş grupta toplanmıştır.
(2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına;
"Mesleki bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir.
(2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava Konusu Genelgenin İncelenmesi:
Dava konusu Genelgenin, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm dünya ülkelerini etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilen ve ülkemizi de olumsuz yönde etkileyen yeni tip Koronavirüs (COVID-19) virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerektiğini düzenlediği görülmektedir.
Davacı tarafından, salgına rağmen görevlerine devam eden ve bu görevlerini yürütürken salgına yakalanan Sendikalarına üye maden işçileri için kısa vadeli sigorta kolları bakımından "iş kazası" ya da "meslek hastalığı" yerine "hastalık" kapsamında provizyon alınmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, "iş kazası" genel olarak, ister bir işverene bağlı olarak çalışsın isterse kendi adına ve hesabına bağımsız çalışsın, sigortalının yürütmekte olduğu iş nedeniyle o anda ya da daha sonra meydana gelip sigortalıyı etkileyen ve onda fiziksel ya da ruhsal araz bırakan olaylardır. İş kazasından bahsedilebilmesi için yapılan iş, meydana gelen kaza ve oluşan zarar arasında üçlü bir illiyet bağı aranmakta olup (Narter ve Şimşek, 2020, 151), davalı Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının tespitinde, gerektiği takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilmektedir.
"Meslek hastalığı" ise, yine bir işverene bağlı olarak çalışan veya kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri olarak tanımlanmıştır. Meslek hastalığından bahsedilebilmesi için öncelikle sigortalının iş ve iş yeri koşulları ile hastalık arasında uygun bir illiyet bağının olması ve sigortalının yakalanıldığı öne sürülen meslek hastalığına tutulduğunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında yapılacak incelemeler sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekmektedir.
Görüleceği üzere, yukarıda tanımlanan iş kazası ve meslek hastalığının ortak noktası, "yapılan iş" ile "kaza veya hastalık" arasında illiyet bağının bulunması gerekliliğidir. Bu bağın tespiti ise, iş kazalarında, -çoğunlukla- Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından yapılan incelemeler; meslek hastalıklarında, -her zaman- sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarının Kurumun sağlık kurullarınca (Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu) değerlendirilmesi sonucunda mümkün olabilmekte, hatta meslek hastalıklarının tespitinde de gerekli görüldüğü takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından soruşturma yapılabilmektedir.
Dolayısıyla, sigortalının maruz kaldığı olayın iş kazası olup olmadığı veya hastalığın meslek hastalığı niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunun, her somut olayın özelliklerine göre ve yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde görevli/yetkili memur ve kurullarca detaylı incelemeler yapıldıktan sonra karara bağlanması zorunlu bulunmaktadır.
Dava konusu Genelgenin ise, her bir bireysel olay özelinde belirtilen nitelikte bir inceleme yaparak iş kazası ya da meslek hastalığı değerlendirmesini içeremeyeceği gibi iş kazası ya da meslek hastalığının tespitine yönelik olarak açılacak davalarda da yargı yetkisini kısıtlayıcı bir düzenleme getiremeyeceği açık olup, esasen Genelgeyle yapılan düzenlemenin amacı da olayın iş kazası veya hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının tespitine yönelik bulunmamaktadır.
İptal istemine konu Genelgeyle, küresel çapta etkili bir salgın olan koronavirüs (Covid-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, yalnızca söz konusu sıkıntının giderilerek (hastalığın salgın olması nedeniyle hasta sayısı ile görülme sıklığının fazlalığı da dikkate alınmak suretiyle) sigortalıların sağlık kuruluşuna başvurusunda esas alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesinin ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden doğacak olumsuz kanuni sonuç ve yaptırımların (5510 s. K. m. 21/2, m.22/2, 6331 s. K. m. 26/1-e vb.) bertaraf edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durum, davalı Kurumun savunmasında da açıkça kabul edilmiş ve dava konusu Genelgeyle, Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engellemediği belirtilmiştir.
Ayrıca, davalı Kurum tarafından yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü talepleri hakkında yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum sağlık kurullarına iletileceği, Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönündeki taleplerin de Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiği bildirilerek iş ve görevleri nedeniyle salgına yakalanan sigortalı sağlık çalışanları bakımından iş veya meslekten kaynaklanan özel durumların göz ardı edilmemesi sağlanmıştır.
Nitekim, iş yeri hekimi olarak görev yapmakta iken Covid 19 virüsüne yakalanması sonucu 02/04/2020 tarihinde vefat eden ... isimli doktorun mirasçıları tarafından yapılan başvuru üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu ölümün "meslek hastalığı" nedeniyle meydana geldiği kanaatine varılarak mirasçılarına 5510 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca gelir bağlandığı görülmüş olup, bu haliyle dava konusu Genelge ile davalı Kurum tarafından Covid-19'a bağlı olarak sigortalıların uğradığı bedensel veya ruhsal engel veya ölüm halleri bakımından meslek hastalığı ya da iş kazası yolunun uygulamada da kapatılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3420
Karar No : 2024/945
**DAVACI:** ... Sendikası
**VEKİLİ:** Av. ...
**DAVALI:**... Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Covid-19’un bazı ülkelerde meslek hastalığı olarak kabul edildiği, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre bir salgın hastalığın da meslek hastalığı olabileceğinin açık olduğu, Covid-19'un anılan Yönetmeliğe ekli meslek hastalıkları listesine eklenmesine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından karar verilmesi gerektiği, Genelgenin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu, yasal tanımlara göre "iş yerinde bulunmak" ve "işin yapımı sırasında gerçekleşmek" koşullarının varlığının iş kazası için yeterli olduğu, bu nedenle pandemi koşullarında çalışan kişilerin koronaya yakalanmalarının iş kazası kapsamına alınmamasını öngören dava konusu Genelgenin yasalara, yönetmeliklere ve yargı kararlarındaki iş kazası ve meslek hastalıkları tanım ve ilkelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği iddia edilmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Usul yönünden; davacı Sendikanın bakılan davayı açmak için yetkili olmadığı gibi Genelgenin iptalini istemekte de hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; ayrıca davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği; esas yönünden ise, dava konusu düzenlemenin Covid-19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı veya hastalık sigortası yönünden hukuki statüyü belirlemediği, sadece başvuruda alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesi amacını taşıyan genel uygulamayı ortaya koyan bir düzenleme olduğu, özel durumlarda her bir vakanın ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, Covid-19'un tüm ülke ve hatta tüm dünyanın maruz kaldığı bir risk olması nedeniyle meslek hastalığı veya iş kazası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 07/05/2020 tarih ve Koronavirüs (COVID-19) konulu, 2020/12 sayılı Genelgesi'nin iptali istemiyle açılmıştır.
İptal istemine konu edilen işlemde; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 15.maddesinde yer alan "4.maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının ,iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğe neden olan rahatsızlıklar , hastalık halidir." düzenlemesinden bahisle covid-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gereği kurala bağlanmıştır.
5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, kısa vadeli sigorta kolları içinde sayılmış;
Anılan Kanun'un 14. maddesinde; meslek hastalığının, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hali olduğu belirtilmiş ve sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun,
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu; Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinin devamında;.. herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalığın Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabileceği hükmüne yer verildikten sonra...hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği, yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı belirtilmiş;
4. maddenin birinci fıkrasının; (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 16. maddesinde, iş kazası veya meslek hastalığı sigortalısına ;
a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması, c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması, d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi, e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi hakları tanınmıştır.
Sigortalının geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hallinin "mesleki hastalığından" doğması halinde; uygulanacak usul ve tanınacak haklar, meslek ile bağlantısı olmayan "hastalıktan" doğmasından farklılaştırılmıştır.
Mevzuatın incelenmesinden; 5510 sayılı Kanun'un 15. maddesinde 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının kendisi tarafından, meslek hastalığı nedeniyle Sağlık Hizmeti Sunucularına başvurduklarında, "meslek hastalığı" provizyonundan kayıt alınıp; meslek hastalığı ön tanısı için inceleme yapılması, meslek hastalığı olduğu sonucuna ulaşıldığında; durumun yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularına bildirilmesi; yetkilendirilen Sağlık Hizmet Sunucunun meslek hastalığı tanısı koyması halinde durumu Kuruma bildirmesi, Kurumun; sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi; herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalığın Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılması; Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığa konu edilen genelge ile covid-19 nedeniyle Davacı Sendika üyelerinin sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı veya hastalık sigortasına ilşkin hukuki statüsünü belirleyen bir düzenleme yapılmadığı, sağlık hizmeti sunucusuna başvuruda alınacak provizyon tipine ilişkin genel uygulamanın belirlendiği dikkate alındığında iptalini gerektiren hukuka aykırılık içermediği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs (COVID-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, davalı Kurum Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan dava konusu 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelge ile salgına maruz kalan sigortalıların sağlık hizmet sunucularına başvurması halinde "hastalık" kısa vadeli sigorta kolundan provizyon alınması gerektiği düzenlenmiştir.
Bunun üzerine davacı Sendika tarafından, Sendikalarına üye maden işçilerinin görevleri nedeniyle maruz kaldıkları pandemik hastalığın meslek hastalığı ve iş kazası kapsamı dışında bırakılmasını öngören dava konusu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, davacının dava konusu Genelgenin iptali istemiyle dava açma yetkisinin ve Genelgenin iptalini istemekte hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; ayrıca davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği ileri sürülmektedir.
Bakılan dava, davacı sendika tarafından, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'da belirlenen ve Tüzüğünde yer alan kuruluş amacı doğrultusunda kendi adına açılmış olup, 6356 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 2. fıkrası kapsamında herhangi bir sendika üyesi adına açılmamıştır.
Bu itibarla, 6356 sayılı Kanun ile Tüzüğünde yer alan amaçları gerçekleştirmek için faaliyette bulabileceği ve bu kapsamda kendi adına dava açabileceği açık olan davacı Sendikanın, işbu davayı açmaya yetkili olduğu, ayrıca yetki almasına gerek olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Yine davalı idarece, davacı Sendikanın bakılan davayı açmakta menfaati bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; üyesi olan maden işçilerinin ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurulan davacı Sendikanın, dava konusu Genelgede, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmakta iken salgına maruz kalan maden işçilerinin meslek hastalığı ve iş kazası güvencesinden yoksun bırakıldığını ileri sürerek bakılan davayı açmakta menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki itirazı da yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, davalı idare tarafından, davanın yasal süresi içinde açılıp açılmadığının resen incelenmesi talep edilerek, açılmamış ise davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 2. fıkrasında ise, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı hüküm altına alınmıştır.
26/03/2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla dava açma süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu da dahil olmak üzere usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmuş, bu sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı, durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacağı, salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı'nın durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabileceği ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabileceği hüküm altına alınmış; 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01/05/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu düzenlemenin davalı Kurumun resmi internet sayfasında 07/05/2020 tarihinde yayımlandığı, yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler uyarınca dava açma süresinin 15/06/2020 tarihine kadar durduğu ve 16/06/2020 tarihinden itibaren işlemeye başladığı, bakılan davanın dava açma süresinin yeniden işlemeye başladığı tarihten sonra altmış günlük yasal dava açma süresi içerisinde olacak şekilde 06/07/2020 tarihinde açıldığı görüldüğünden, davalı idarelerin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle;
"İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 13. maddesinde,
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
...
Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir." hükmü;
"Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 14. maddesinde,
"Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.
Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi,
sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur." hükmü;
"Hastalık ve analık hali" başlıklı 15. maddesinde,
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." hükmü;
"İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar" başlıklı 16. maddesinde ise,
"İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır:
a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması.
d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi." hükmü yer almıştır.
5510 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve dava konusu Genelgenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin;
“Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâllerini,… ifade eder.” tanımına;
"Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde, “(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir.
(2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir.” kuralına;
"Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2);
a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,
b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,
c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,
ç) D Grubu: Meslek bulaşıcı hastalıklar,
d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları,
olmak üzere beş grupta toplanmıştır.
(2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına;
"Mesleki bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir.
(2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava Konusu Genelgenin İncelenmesi:
Dava konusu Genelgenin, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm dünya ülkelerini etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilen ve ülkemizi de olumsuz yönde etkileyen yeni tip Koronavirüs (COVID-19) virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerektiğini düzenlediği görülmektedir.
Davacı tarafından, salgına rağmen görevlerine devam eden ve bu görevlerini yürütürken salgına yakalanan Sendikalarına üye maden işçileri için kısa vadeli sigorta kolları bakımından "iş kazası" ya da "meslek hastalığı" yerine "hastalık" kapsamında provizyon alınmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, "iş kazası" genel olarak, ister bir işverene bağlı olarak çalışsın isterse kendi adına ve hesabına bağımsız çalışsın, sigortalının yürütmekte olduğu iş nedeniyle o anda ya da daha sonra meydana gelip sigortalıyı etkileyen ve onda fiziksel ya da ruhsal araz bırakan olaylardır. İş kazasından bahsedilebilmesi için yapılan iş, meydana gelen kaza ve oluşan zarar arasında üçlü bir illiyet bağı aranmakta olup (Narter ve Şimşek, 2020, 151), davalı Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının tespitinde, gerektiği takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilmektedir.
"Meslek hastalığı" ise, yine bir işverene bağlı olarak çalışan veya kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri olarak tanımlanmıştır. Meslek hastalığından bahsedilebilmesi için öncelikle sigortalının iş ve iş yeri koşulları ile hastalık arasında uygun bir illiyet bağının olması ve sigortalının yakalanıldığı öne sürülen meslek hastalığına tutulduğunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında yapılacak incelemeler sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekmektedir.
Görüleceği üzere, yukarıda tanımlanan iş kazası ve meslek hastalığının ortak noktası, "yapılan iş" ile "kaza veya hastalık" arasında illiyet bağının bulunması gerekliliğidir. Bu bağın tespiti ise, iş kazalarında, -çoğunlukla- Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından yapılan incelemeler; meslek hastalıklarında, -her zaman- sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarının Kurumun sağlık kurullarınca (Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu) değerlendirilmesi sonucunda mümkün olabilmekte, hatta meslek hastalıklarının tespitinde de gerekli görüldüğü takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından soruşturma yapılabilmektedir.
Dolayısıyla, sigortalının maruz kaldığı olayın iş kazası olup olmadığı veya hastalığın meslek hastalığı niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunun, her somut olayın özelliklerine göre ve yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde görevli/yetkili memur ve kurullarca detaylı incelemeler yapıldıktan sonra karara bağlanması zorunlu bulunmaktadır.
Dava konusu Genelgenin ise, her bir bireysel olay özelinde belirtilen nitelikte bir inceleme yaparak iş kazası ya da meslek hastalığı değerlendirmesini içeremeyeceği gibi iş kazası ya da meslek hastalığının tespitine yönelik olarak açılacak davalarda da yargı yetkisini kısıtlayıcı bir düzenleme getiremeyeceği açık olup, esasen Genelgeyle yapılan düzenlemenin amacı da olayın iş kazası veya hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının tespitine yönelik bulunmamaktadır.
İptal istemine konu Genelgeyle, küresel çapta etkili bir salgın olan koronavirüs (Covid-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, yalnızca söz konusu sıkıntının giderilerek (hastalığın salgın olması nedeniyle hasta sayısı ile görülme sıklığının fazlalığı da dikkate alınmak suretiyle) sigortalıların sağlık kuruluşuna başvurusunda esas alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesinin ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden doğacak olumsuz kanuni sonuç ve yaptırımların (5510 s. K. m. 21/2, m.22/2, 6331 s. K. m. 26/1-e vb.) bertaraf edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durum, davalı Kurumun savunmasında da açıkça kabul edilmiş ve dava konusu Genelgeyle, Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engellemediği belirtilmiştir.
Ayrıca, davalı Kurum tarafından yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü talepleri hakkında yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum sağlık kurullarına iletileceği, Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönündeki taleplerin de Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiği bildirilerek iş ve görevleri nedeniyle salgına yakalanan sigortalı sağlık çalışanları bakımından iş veya meslekten kaynaklanan özel durumların göz ardı edilmemesi sağlanmıştır.
Nitekim, iş yeri hekimi olarak görev yapmakta iken Covid 19 virüsüne yakalanması sonucu 02/04/2020 tarihinde vefat eden ... isimli doktorun mirasçıları tarafından yapılan başvuru üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu ölümün "meslek hastalığı" nedeniyle meydana geldiği kanaatine varılarak mirasçılarına 5510 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca gelir bağlandığı görülmüş olup, bu haliyle dava konusu Genelge ile davalı Kurum tarafından Covid-19'a bağlı olarak sigortalıların uğradığı bedensel veya ruhsal engel veya ölüm halleri bakımından meslek hastalığı ya da iş kazası yolunun uygulamada da kapatılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.