Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 10. Daire E.2020/3125 K.2024/934
T.C. DANIŞTAY
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3125
Karar No : 2024/934
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ: Av....
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı /...
VEKİLİ: 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
2- ... Kaymakamlığı / ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; uzun yıllardır yurt dışında olmasına ve Türkiye'de ikametgahı bulunmamasına rağmen, ...Nüfus Müdürlüğünde görev yapmakta olan nüfus memurunun hata, ihmal veya kastı ile usulsüz ya da sahte olarak kendisi adına MERNİS kaydı oluşturulduğu, oluşturulan MERNİS kaydındaki adresine yine sahte olarak düzenlenen ve kendisini borçlu gibi gösteren senetlere istinaden yapılan icra takibi neticesinde icra dosyasından gönderilen tebligatlar ile takibin kesinleştirilmesi sonucu Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki... hissesi ile yine Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki ... hissesinin satışının yapıldığı, sahte imza ile oluşturulan adres beyan formu üzerinden adına MERNİS kaydı oluşturulmasında idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, gayrimenkullerinin bedelinin tazmini talebini içeren başvurusunun Sincan Nüfus Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı cevabi yazısı ile reddedildiği ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık gayrimenkullerin bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... Nüfus Müdürlüğü'nde görev yapmakta olan nüfus memurunun hata, ihmal veya kastı ile usulsüz ya da sahte olarak kendisi adına sahte MERNİS kaydı düzenlendiğine ilişkin davacı iddiası ile sahte senetlere dayanılarak hakkında başlatılan icra takibi neticesinde kendisine ait gayrimenkullerin icra yoluyla satışının yapılması işlemleri arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunmadığı, idareye atfedilen fiil veya işlemin, ortaya çıkan zararın doğrudan nedeni olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; icra takibinin sonuçlandırılarak taşınmazların icra yoluyla satışının yapılabilmesi için öncelikle borçluya tebligat yapıldığı, davalı idarenin sahte MERNİS kaydı işlemi olmaksızın bu tebligatların yapılamayacağı, kendisinin icra takibinden haberdar olmadan sahte MERNİS kaydına yapılan tebligatlar ile haberdar olmuş gibi gösterildiği, bu nedenle taşınmazların satışı ile sahte MERNİS kaydı oluşturulması arasında doğruda illiyet bağı bulunduğu, taşınmazlar üçüncü kişilere satıldığı için ihalenin feshine karar verilmesi ile taşınmazların kendisine dönmeyeceği, yurt dışında yaşadığı, idarenin gerekli kimlik kontrollerini yapmadan üçüncü kişilerin sunduğu sahte adres beyan formu ile MERNİS kaydı oluşturmasının hizmet kusuru olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idarelerden ... Bakanlığı tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. ... Kaymakamlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Dava, davacı tarafından; uzun yıllardır yurt dışında olmasına ve Türkiye'de ikametgahı bulunmamasına rağmen, ... Nüfus Müdürlüğünde görev yapmakta olan nüfus memurunun hata, ihmal veya kastı ile usulsüz ya da sahte olarak kendisi adına MERNİS kaydı oluşturulduğu, oluşturulan MERNİS kaydındaki adresine yine sahte olarak düzenlenen ve kendisini borçlu gibi gösteren senetlere istinaden yapılan icra takibi neticesinde icra dosyasından gönderilen tebligatlar ile takibin kesinleştirilmesi sonucu kendisine ait Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki ... hissesi ile yine Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki ... hissesinin... İcra Müdürlüğünün E... sayılı icra dosyası ile satışının yapılmış olması nedeniyle zarara uğradığı, gayrimenkullerinin bedelinin tazmini talebini içeren başvurusunun Sincan Kaymakamlığı, Sincan Nüfus Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı cevabi yazısı ile reddi sonrası gayrimenkullerin bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500.000,00 TL tazminatın davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
29/04/2006 tarih ve 26153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun davacı tarafından yapılan başvurunun reddine dair işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinde, (1) Bu Kanunda geçen; a) Adres: Herhangi bir toprak parçası veya binanın coğrafî konumu ve işlevi açısından tanımlanmasını, b) Adres beyan formu: Adreslerin bildiriminde kullanılan, şekli ve içeriği Bakanlıkça belirlenen formu, (...) ç) Adres Paylaşımı Sistemi: Ulusal adres veri tabanında tutulan bilgilerin kurumlar ile diğer kişilerce paylaşılması işlemini, (...) ı) Diğer adres: Yerleşim yeri adresi dışında kalan yerleri, (...) ö)
MERNİS: Merkezî veri tabanı ve Kimlik Paylaşımı Sistemini de kapsayan Merkezî Nüfus İdaresi Sistemini, (...) aa) Ulusal adres veri tabanı: Adres bilgilerinin tutulduğu merkezî veri tabanını, (...) ee) Yerleşim yeri adresi: Sürekli kalma niyetiyle oturulan yeri, ifade eder." hükmüne; "Adres bilgilerinin tutulması ve adres standardı" başlıklı 48. maddesinde, "(1) Yerleşim yeri adresi ve diğer adreslere ait bilgilerin tutulmasına ilişkin politikanın oluşturulması, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması, idarî birimlere göre genel uygulamaya geçiş tarihlerinin tespit edilmesi, ulusal adres veri tabanı ile MERNİS veri tabanının ilişkilendirilmesi ve adres bilgilerinin paylaşılmasına ilişkin işlemler Bakanlıkça yürütülür. Bakanlığın nüfus kütüklerindeki adres kayıtlarını tamamlamak maksadıyla işbirliği talebi kurumlarca karşılanır. (...) (3) Bakanlık, adrese ilişkin her türlü bilgiyi kurumlardan istemeye yetkilidir. Kurumlar söz konusu isteğe yirmi gün içinde cevap vermekle yükümlüdür. (4) Yerleşim yeri adresi, kişilerin diğer adreslerinde kendilerine hizmet verilmesini engellemez; diğer adreslerin kayıtlarda bulunmaması bu adreslere hizmet verilmemesi sonucunu doğurmaz." hükmüne; "Adres bilgisi ve güncellenmesi" başlıklı 49. maddesinde, "(1) İl özel idaresi ve belediyeler sorumluluk alanlarındaki adres bileşenlerini adres standardına uygun olarak tanımlayıp bunlara değiştirilemeyecek sabit tanıtım numarası vererek mahallindeki bütün adresleri kapsayacak şekilde adres bilgilerini oluşturmakla yükümlüdür. Herhangi bir sebeple sabit tanıtım numarası dışında adres bileşenlerinde yapılan değişiklikler de il özel idaresi ve belediyelerce takip edilerek ulusal adres veri tabanına işlenir. (2) Ulusal adres veri tabanı Genel Müdürlükte tutulur. Genel Müdürlük, ulusal adres veri tabanındaki yerleşim yeri adresi bilgilerini nüfus kütüklerindeki kişi kayıtları ile ilişkilendirerek elektronik ortamda, yedekleme sistemleri ile birlikte güncel olarak tutar." hükmüne; "Bildirim yükümlülüğü" başlıklı 50. maddesinde, "(1) İl özel idareleri ve belediyeler bu Kanun uyarınca belirlenen standartlardaki adres bilgileri ile adres oluşumuna altyapı oluşturan yapı belgelerini, belgelerin oluşturulması ile eş zamanlı olarak ulusal adres veri tabanına işlemekle yükümlüdür. (2) Yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin yazılı beyanı esas alınır. Bildirim, nüfus müdürlüklerine ve dış temsilciliklerimize adres beyan formuyla yapılır. Yerleşim yeri adresi aynı konut olan ailenin ergin fertleri birbirlerinin yerine adres beyanında bulunabilirler. (3) Noterden verilen temsil yetkisini ve bunun kapsamını belirten yazılı belgeyi ibraz edenler kişilerin adresleri ile ilgili beyanda bulunabilirler. (4) Çocukların ve kısıtlıların adresleri veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde, çocuğun büyük ana, büyük baba veya ergin olan kardeşleri ya da çocuğu yanında bulunduranlar tarafından bildirilir. (5) Huzur evi, yetiştirme yurdu, cezaevi, öğrenci yurdu gibi yerlerde kalanların adreslerinin bildirimleri ilgili kurum yetkililerince, bildirim yapamayacak durumda olan kimsesizlerin bildirimleri ise muhtarlar tarafından yapılır. (6) Vesayet altındakilerin yerleşim yeri adresleri, bağlı bulundukları vesayet makamınca bildirilir. (7) Adres bildirimi şahsen, posta veya elektronik posta ile yapılabilir." hükmüne; "Bildirim süresi ve güncelliği" başlıklı 51. maddesinde, "(1) 50 nci maddede sayılan adres beyanı ile yükümlü kişi ve kurumlar yerleşim yeri adreslerine ilişkin değişiklikleri yirmi iş günü içinde ilçe nüfus müdürlüklerine bildirmekle yükümlüdür. Ancak yerleşim yeri adresine dayalı hizmet almak üzere herhangi bir resmî kuruma yapılan müracaatlarda adres değişikliğine ilişkin beyan, ilgilisi tarafından adres beyan formuna işlenerek nüfus müdürlüğüne gönderilmek üzere ilgili kuruma teslim edilebilir. Bu beyan formları ilgili kurumlarca en geç on iş günü içinde kurumun bulunduğu yerin ilçe nüfus müdürlüğüne gönderilir. (...) (3) Müstakil konut sahipleri ile apartman ve site yöneticileri, lojman idareleri sorumluları; sorumluluk alanlarındaki yerleşim yeri adresine ilişkin değişiklikleri, yirmi işgünü içinde, muhtarlar ve 50 nci maddede sayılan beyan yükümlülüğü olanlarla işbirliği içinde takip etmek ve ortaya çıkan farklılıkları muhtarlara bildirmekle yükümlüdür. (4) Yerleşim yeri adresi değişikliği bildirimlerine ilişkin listeler nüfus müdürlüklerince ilgili muhtarlıklara gönderilir. (5) Muhtarlar, bu Kanun uyarınca nüfus müdürlüklerince kendilerine iletilen yerleşim yeri adresi değişikliği bildirim listelerini incelemek, mahallindeki yerleşim yeri adresi değişiklikleri ile karşılaştırmak ve varsa bildirilmemiş olan değişiklikleri her ayın son haftası içinde bağlı bulunulan ilçenin nüfus müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür." hükmüne; "Adres bilgilerinin kullanımı" başlıklı 52. maddesinde, "(1) Bakanlık, talepleri halinde kurumlara, usûl ve esasları Bakanlıkça tespit edilmek üzere adres bilgilerini elektronik ortamda Adres Paylaşımı Sistemi ve Kimlik Paylaşımı Sistemi çerçevesinde verebilir. (2) Teknik altyapısını tamamlamış olan muhtarlıklar sorumluluk alanlarındaki yerleşim yeri adres bilgilerinin güncelliğini takip etmek amacıyla Kimlik Paylaşımı Sistemine erişebilirler. (3) Kurumlar, yürütecekleri iş ve işlemlerde Genel Müdürlükte tutulan adres bilgilerini esas alırlar. (4) Adrese ilişkin bilgi ve belgeler nüfus müdürlüklerinden, Adres Paylaşımı Sisteminden veya Kimlik Paylaşımı Sistemine bağlanarak bu sistemdeki kayıtlara uygun belge üretebilen muhtarlıklardan temin edilebilir. Bu şekilde üretilen belgelerin güvenliği Bakanlığın tespit ettiği usûl ve esaslara göre sağlanır.
(5) Nüfus sayımında veya tespitinde, aile ve hayatî istatistiklerin oluşturulmasında ve bu bilgileri esas alan kanunların uygulanmasında MERNİS nüfus bilgileri kullanılır." hükmüne; "Beyanda şüphe" başlıklı 60. maddesinde, "(1) Nüfus olayları ile ilgili beyanlarda şüpheye düşülmesi halinde mülkî idare amirinin emri ile kolluk makamları tarafından gerekli soruşturma ve incelemeler yapılarak nüfus müdürlüğüne bildirilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
15/12/2006 tarih ve 26377 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 15/08/2007 tarihinde yürürlüğe giren Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği'nin "Sorumluluk" başlıklı 7. maddesinin 3. fıkrasında, "Adres beyan formlarının tescilinden nüfus müdürlükleri veya Genel Müdürlük, adres bileşenlerindeki değişikliklerin ulusal adres veri tabanına işlenmesinden belediyeler, belediye sınırları dışında kalan yerlerde il özel idareleri sorumludur." kuralı; "Dış temsilciliklerimizce yerleşim yeri adresi konusunda yapılacak işlemler" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Yerleşim yeri adresi yurt dışında olan Türk vatandaşlarının adres kayıtlarının tutulmasında da adres beyan formu kullanılır. Formda adres bilgileri olarak yaşanılan ülkenin ve şehrin adına ilişkin bölümler doldurulur. (2) Dış temsilciliklere verilen adres beyan formları Genel Müdürlüğe elektronik ortamda veya nüfus kaydının bulunduğu yerin nüfus müdürlüğüne form olarak gönderilir. Dış temsilciliğin bulunmadığı ülkelerdeki vatandaşların adres bildirimleri Genel Müdürlüğe posta ile gönderilebilir ya da elektronik ortamda yapılabilir." kuralı; "Adres bildirim yükümlülüğü ve şekli" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Yerleşim yeri ve diğer adreslerin tutulmasında kişilerin adres beyan formundaki yazılı beyanı esas alınır. Bildirim nüfus müdürlüklerine, kurumlara ve dış temsilciliklere şahsen yapılır. Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. (...) (3) Noterden verilen temsil yetkisini ve bunun kapsamını belirten yazılı belgeyi ibraz edenler, adres ile ilgili beyanda bulunabilirler. (...)" kuralı; "Bildirim süresi" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Adrese ilişkin değişiklikleri; adres beyanı ile yükümlü kişiler ve kurumlar yirmi iş günü içinde, yerleşim yeri adresine dayalı hizmet almak üzere herhangi bir resmi kuruma yapılan müracaatlarda kurumlar, ilgili kuruma teslim edilen adres değişikliğine ilişkin beyan formu ile on iş günü içinde nüfus müdürlüklerine veya Genel Müdürlüğe bildirmekle yükümlüdür. (2) Yöneticiler ve müstakil konut sahipleri sorumluluk alanlarında bulunan yerlerdeki adres değişikliklerini, adres beyan yükümlülüğü olanlar ile birlikte takip ederek, yirmi iş günü içinde muhtarlara bildirmekten sorumludurlar." kuralı; "Adres bilgilerinin kullanılması" başlıklı 21. maddesinde, "(1) Kurumlar ve diğer kişiler, iş ve işlemlerinde MERNİS veri tabanındaki adres bilgilerini esas alırlar. (2) İlgili kurum, hizmet sunumunda Kimlik Paylaşımı Sisteminde yer alan yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerine göre işlem tesis eder. Kişinin beyan ettiği adresle Kimlik Paylaşımı Sistemindeki adresin farklı olması durumunda; mevzuatın engel teşkil etmemesi halinde, kişiye adres beyan formu doldurtularak hizmet sunumu gerçekleştirilir. Formu alan kurumca 11 inci maddede belirtilen şekilde işlem tesis edilir." kuralı; "Beyanda şüphe" başlıklı 29. maddesinde, "(1) Beyan edilen adres değişiklikleri hakkında şüpheye düşülmesi veya aynı yerleşim yerinin farklı hane halkından olanların beyanlarının tespiti halinde, mülki idari amirinin yazılı emri ile kolluk makamları tarafından gerekli soruşturma ve inceleme yapılarak sonucu nüfus müdürlüğüne bildirilir." kuralı yer almaktadır.
08/03/2007 tarihli Bakan Oluru ile yürürlüğe giren Adres Kayıt Sistemi Uygulama Yönergesi'nin "Adres beyan formu" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin değişikliğine ilişkin bildirimler şekli ve kapsamı Bakanlıkça belirlenmiş olan formlar ile yapılır. Bildirimlerde kişilerin beyanı esas alınır. (2) Yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin değişikliğine ilişkin bildirimlerin; Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımız ve yabancılar tarafından Adres beyan formu (A), yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız tarafından ise Adres beyan formu (B) doldurulmak suretiyle yapılması zorunludur. (3) Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. (4) Bu formların dışında yapılmış olan bildirimler işleme alınmaz." düzenlemesi; "Adres Bildirim şekli" başlıklı 14. maddesinde, "(1)Adres bildirimleri; a) Şahsen, b) Posta, c) Sayısal imza sahiplerince elektronik posta ile yapılabilir. (2) Adres bildiriminin şahsen ve kağıt ortamında yapılması halinde; a) Bildirimlerde kişinin kimliğini ispat edeceği bir belge istenir. Kimlik belgesi olarak nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport, uluslararası aile cüzdanı, silah ruhsatı, meslek kuruluşlarınca verilmiş kimlik kartı, öğrenci belgesi, kurum kimlik kartı gibi fotoğraflı kimlik belgeleri kabul edilir. Kimliğini ispat edemeyenlerin beyanları işleme alınmaz. b) Formları işleme alan görevliler formun ön incelemesini yaparak, bu Yönergenin 10 uncu maddesinde belirtilen standarda uygun olup olmadığını inceler. Standarda uygun değil ise, ilgiliye standarda uygun form vererek doldurması sağlanır. c) Standarda uygun formda bu Yönergenin 12 nci maddesinde sayılan zorunlu alanların doldurulup doldurulmadığı kontrol edilir, varsa eksiklikler tamamlatılır. d) Görevli Adres beyan formunu usulüne göre kaydeder. Adres beyan formunun kişide kalacak bölümünü onaylayarak ilgilisine verir. İlgili adres beyan formunun bu kısmını otuz gün süre ile hizmet almak üzere gittiği kurumlarda, ayrıca yeniden adres beyan formu doldurmaksızın kullanabilir. (3) Adres bildiriminin kişinin sözlü beyanına göre elektronik ortamda görevli tarafından düzenlenmesi halinde; a) Bildirimlerde kişinin kimliğini ispat edeceği bir belge istenir. Kimlik belgesi olarak nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport, uluslararası aile cüzdanı, silah ruhsatı, meslek kuruluşlarınca verilmiş kimlik kartı, öğrenci belgesi, kurum kimlik kartı gibi fotoğraflı kimlik belgeleri kabul edilir. Kimliğini ispat edemeyenlerin beyanları işleme alınmaz. b) Görevli tarafından adres beyan formu elektronik ortamda doldurulur. Çıktı alınarak ilgiliye imzalatılır. c) Görevli, adres beyan formunu usulüne göre kaydeder. Adres beyan formunun kişide kalacak bölümünü onaylayarak ilgilisine verir. İlgili adres beyan formunun bu kısmını 30 gün süre ile hizmet almak üzere gittiği kurumlarda, ayrıca adres beyan formu doldurmaksızın kullanabilir. (...)" düzenlemesi; "Nüfus müdürlüklerinde adres beyan formlarının tescili öncesi yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinde, "(1) Bu Yönergenin 14 üncü maddesinde belirtildiği şekilde ön incelemesi tamamlanan adres beyan formundaki adres bilgilerinin Ulusal adres veri tabanından, kimlik bilgilerinin ise aile kütüğü kayıtlarından sorgulaması yapılır. Doğruluğu tespit edilen bilgiler hakkında tescil işlemine geçilir. Doğruluğu tespit edilemeyen adres beyan formları işlem yapılmadan değerlendirilmek üzere İşlemi gerçekleştirilemeyen adres beyan formları dosyasında tutulur." düzenlemesi; "Tescil görevi ve süresi" başlıklı 37. maddesinde, "(...) (6) Nüfus müdürlüklerine sözlü bildirimde bulunulan adres değişikliklerinde yapılacak iş ve işlemler; a) Kişinin T.C kimlik numarası ile kişi bilgileri veya kişi bilgilerinin bulunduğu kimliği ile T.C kimlik numarası sorgulanır. Yapılan sorgulama sonucunda bilgilerin doğruluğu tespit edilir. b) Kişinin sözlü beyanı üzerine bildirdiği adres bilgilerinin Ulusal adres veri tabanında yer alıp almadığı, bildirilen adreste başkasının olup olmadığının kontrolü yapılır. Bir engel bulunmadığının anlaşılması halinde adres beyan formunun çıktısı alınarak beyanda bulunana imzalatılarak tescil işlemi gerçekleştirilir. c) Kişinin sözlü bildirimindeki adreste başkası var ise adres beyan formu düzenlenip ilgilinin imzası alındıktan sonra beyan edilen adres geçici adres kütüğüne kayıt edilir. Kişinin adres beyanına ilişkin bilgilerinin doğruluğunun anlaşılması halinde geçici adres kütüğündeki bilgiler aile kütüğüne aktarılır. (...)" düzenlemesi; "Beyanda şüphe" başlıklı 39. maddesinde, "(1) Beyan edilen adres değişiklikleri hakkında şüpheye düşülmesi veya bu Yönergenin 18 inci maddesindeki düzenlemeye aykırı beyanların tespiti halinde, mülki idari amirinin yazılı emri ile kolluk makamları tarafından gerekli soruşturma ve inceleme yapılarak sonucu nüfus müdürlüğüne bildirilir. (2) Yapılan soruşturma sonucunda belirtilen adreste yaşanmadığının anlaşılması halinde geçici adres kütüğündeki kayıt silinir. İlgili hakkında 5490 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde öngörülen şekilde işlem yapılır. Beyanın doğru olduğunun anlaşılması halinde ise kişinin geçici adres kütüğündeki kaydı aile kütüğüne aktarılarak geçici adres kütüğündeki kaydı silinir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu tüzel kişiliğini haiz olsun olmasın soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki kusurun dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal gibi sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, idare hukukuna has, müstakil, olaylara göre değişebilen anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır.
Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tarafların veya ilgililerin yargılama faaliyetleri içinde yer almaları, yapılacak veya yapılmış işlemleri öğrenmeleri, bunun sonucu olarak kendilerine tanınan hakları kullanabilmeleri tebligat alabilmelerine bağlıdır. Adres Kayıt Sistemi ise tebligat hukukunda önemli bir yere sahiptir. Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca esas olan tebligat, adrese tebligattır. Bu adres ise Adres Kayıt Sistemi uyarınca belirlenir. Adres Kayıt Sistemi açısından adres; yerleşim yeri ve diğer adresleri kapsar. Adres Kayıt Sisteminde yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin beyanı esas alınır ve şahsen bildirimlerde kişinin kimliğini ispat eden bir belge aranır.
Adres Kayıt Sisteminde tutulan bu adreslerin tebligat hukuku açısından tebliğ yapılacak adres olarak kullanılması Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 52. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bir zorunluluktur. Bu madde hükmüne göre kurumlar, yürütecekleri iş ve işlemlerde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde tutulan adres bilgilerini esas alırlar. Bu nedenle tebliğ yapılacak adres belirlenirken de kimliği ispatlanmış kişilerin beyanıyla oluşturulan adres esas alınmaktadır.
Dava dosyanın incelenmesinden; davacı adına sahte imza ile bizzat davacı beyanda bulunmuş gibi gösterilerek 23/11/2015 tarihinde davalı idareye "... Mahallesi, ... Sokak, ... Apt. No:..." adresi beyan edilmek suretiyle Adres Beyan Formu verildiği, bunun üzerine davalı idare tarafından davacı adına yukarıdaki adreste yerleşim yeri adresi oluşturulduğu, daha sonra yine davacı adına sahte imza ile oluşturulan senetlerin tahsili için icra takibi yapıldığı, ...İcra Müdürlüğünün... numaralı icra dosyasında yapılan icra takibi sırasında gönderilen ödeme emrinin, yukarıda belirtilen adrese yine tebliğ evrakının sahte imza ile davacıymış gibi imzalanması suretiyle 02/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan tebligattan sonra icra takibi dosyasına herhangi bir itiraz gelmemesi üzerine yine aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebligatlar yapılmak suretiyle borcun tahsili aşamasına gelindiği, bunun üzerine davacıya ait taşınmazların 01/09/2016 tarihli ihale ile üçüncü kişilere ihale yoluyla satıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi tarafından, ... Nüfus Müdürlüğünde usulsüz, ya da sahte olarak davacı adına MERNİS kaydı düzenlendiğine ilişkin iddia ile sahte senetlere dayanılarak hakkında başlatılan icra takibi neticesinde kendisine ait gayrimenkullerin icra yoluyla satışının yapılması işlemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı, idareye atfedilen fiil ya da işlemin ortaya çıkan zararın doğrudan nedeni olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince de davacının istinaf başvurusu reddedilmiş ise de; 23/11/2015 tarihinde davacı adına düzenlenen MERNİS kaydı üzerine yine davacı adına sahte imza ile oluşturulan senetlerin tahsili için başlatılan icra takibinin devam edebilmesi ve sonuçlanabilmesi için yapılması zorunlu olan tebligatların, davacı adına davalı idare tarafından düzenlenen MERNİS kaydındaki yerleşim yeri adresine yapıldığı anlaşıldığından, idarenin sahte imza ile verilen Adres Beyan Formu neticesinde MERNİS kaydı oluşturması ile taşınmazların icra takibi neticesinde satılması suretiyle oluşan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu açıktır.
Öte yandan; davacı tarafından taşınmazlarının icra takibi neticesinde ihale yolu ile satıldığının öğrenilmesi akabinde ihalenin feshine ilişkin açılan dava sonucunda, ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "davacının yurda giriş çıkış tarihlerini gösterir pasaport kayıtlarının incelenmesinden, davacının 01/01/2015 tarihinden sonra ilk yurda giriş tarihinin 06/08/2016 olduğu, 27/08/2016 tarihinde çıkış yaptığı, yine 07/01/2017 tarihinde giriş ve 14/01/2017 tarihinde çıkış yaptığının anlaşıldığı, davacının 23/11/2015 tarihli adres beyanı ile MERNİS kaydı oluşturulduğu, 13/04/2016 tarihinde yapılan adres tahkikatına istinaden kurum tarafından adresinin silindiği, 23/11/2015 tarihli beyan doğrultusunda davacının MERNİS adresinin "... Mahallesi, ... Sokak, ... Apt. No:..." olarak bildirildiği, icra takibi sırasında gönderilen ödeme emrinin tebligat alındısındaki imza ile nüfus müdürlüğüne verilen adres beyan formundaki imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde imza incelmesinin yaptırıldığı, Grafoloji ve Sahtecilik uzmanı bilirkişiden alınan 06/06/2017 tarihli raporda davacı adına verilen 23/11/2015 tarihli adres beyan formu ile 02/12/2015 tarihli tebliğ mazbatasındaki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davacının taşınmaz hisselerinin satışına yol açan ihalelerin feshine karar verildiği ve bu kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek 12/11/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından yapılan başvuru neticesinde verilen Sincan Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı cevap yazısında özetle; "... adres beyanında bulunmak üzere nüfus müdürlüğüne başvuran kişiden kimliğini kanıtlayıcı kimlik belgelerinden birinin ibrazı istenir. Kimliğini ispat edemeyenlerin beyanları işleme alınmaz. Ancak bahse konu beyan sırasında kimlik örneği alınmadığından ne tür bir kimlik belgesinin ibraz edildiğinin tespit edilmesi mümkün değildir. İddianın doğruluğu göz önüne alındığında da...adında beyanda bulunan kişi tarafından günümüz şartlarında özel imkanlarla yapılan gerçeğe aykırı olduğu tespit edilmesi zor bir kimlik belgesi ile müracaat edilmiş olabileceği muhtemeldir." denilmek suretiyle adres beyanında bulunan kişilerin kimlik belgesi ile kimliklerinin ispat edilmesinin zorunlu olduğunun belirtildiği, ancak davalı idare tarafından davacı adına adres beyan formu sunan kişinin kimliğinin doğrulandığına ilişkin bilgi ve belge sunulamadığı görülmektedir.
İdare, yürüttüğü kamu hizmetlerini imkânları dâhilinde çağın gereklerine uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür. En genel anlamıyla hizmetin kötü işlemesi, idarenin yürüttüğü hizmetin çağın gereklerine uygun olmaması, idareden objektif olarak beklenen özen ve dikkatin gösterilmemesi, hizmetin olması gereken standart ve kalitede yapılmamasıdır. Diğer bir değişle idare, yürüttüğü kamu hizmetini imkânlar dâhilinde kendisinden beklenen objektif özen ve dikkati göstererek yapmak ve olağan şartlarda sunması gereken kalitede hizmet sunmak zorundadır.
Davacı tarafından 26/03/2014 tarihinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne "Nüfus Cüzdanı Talep Belgesi" verildiği, bu belgede davacı tarafından adres bilgisi olarak ... / ... adresinin gösterildiği, davacı adına sahte imza ile verildiği mahkeme kararıyla ortaya konulan 23/11/2015 tarihli adres beyan formunda yerleşim yeri adresi olarak "...Mahallesi, ... Sokak, ... Apt. No:..." adresinin bildirildiği, ancak herhangi bir yurt dışı adresinin bildirilmediği, davacının yurt dışında olduğu bir tarihte verilen adres beyan formu neticesinde davalı idare tarafından davacının kimliğinin doğrulandığına ilişkin bilgi veya belge de sunulamadığı da dikkate alındığında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek MERNİS adresi oluşturulmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıktır.
Bu durumda idarenin kusurlu yürütülen işlemi / eylemi ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağının da bulunduğu göz önüne alınarak, idarenin oluşturduğu MERNİS kaydına istinaden yapılan tebligatlar neticesinde ihale yolu ile satılan davacının hissedarı olduğu taşınmazların değerlerinin bilirkişi yardımıyla hesaplanması suretiyle davacıya hissesi oranında tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan; davacı tarafından ...Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde E:... sayılı dosya ile tazminat davası açıldığı, ayrıca ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da ihalelerin feshine karar verildiği, mükerrer ödemeye sebebiyet vermemek adına açılan tazminat davasında tazminata hükmedilip hükmedilmediği ve ihalenin feshi kararı sonucunda taşınmazların davacı adına tescilinin yapılıp yapılmadığı da araştırılarak ve davacının yurda giriş çıkış tarihleri de dosyaya kazandırılmak suretiyle bir karar verilmelidir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3125
Karar No : 2024/934
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ: Av....
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı /...
VEKİLİ: 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
2- ... Kaymakamlığı / ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; uzun yıllardır yurt dışında olmasına ve Türkiye'de ikametgahı bulunmamasına rağmen, ...Nüfus Müdürlüğünde görev yapmakta olan nüfus memurunun hata, ihmal veya kastı ile usulsüz ya da sahte olarak kendisi adına MERNİS kaydı oluşturulduğu, oluşturulan MERNİS kaydındaki adresine yine sahte olarak düzenlenen ve kendisini borçlu gibi gösteren senetlere istinaden yapılan icra takibi neticesinde icra dosyasından gönderilen tebligatlar ile takibin kesinleştirilmesi sonucu Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki... hissesi ile yine Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki ... hissesinin satışının yapıldığı, sahte imza ile oluşturulan adres beyan formu üzerinden adına MERNİS kaydı oluşturulmasında idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, gayrimenkullerinin bedelinin tazmini talebini içeren başvurusunun Sincan Nüfus Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı cevabi yazısı ile reddedildiği ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık gayrimenkullerin bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... Nüfus Müdürlüğü'nde görev yapmakta olan nüfus memurunun hata, ihmal veya kastı ile usulsüz ya da sahte olarak kendisi adına sahte MERNİS kaydı düzenlendiğine ilişkin davacı iddiası ile sahte senetlere dayanılarak hakkında başlatılan icra takibi neticesinde kendisine ait gayrimenkullerin icra yoluyla satışının yapılması işlemleri arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunmadığı, idareye atfedilen fiil veya işlemin, ortaya çıkan zararın doğrudan nedeni olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; icra takibinin sonuçlandırılarak taşınmazların icra yoluyla satışının yapılabilmesi için öncelikle borçluya tebligat yapıldığı, davalı idarenin sahte MERNİS kaydı işlemi olmaksızın bu tebligatların yapılamayacağı, kendisinin icra takibinden haberdar olmadan sahte MERNİS kaydına yapılan tebligatlar ile haberdar olmuş gibi gösterildiği, bu nedenle taşınmazların satışı ile sahte MERNİS kaydı oluşturulması arasında doğruda illiyet bağı bulunduğu, taşınmazlar üçüncü kişilere satıldığı için ihalenin feshine karar verilmesi ile taşınmazların kendisine dönmeyeceği, yurt dışında yaşadığı, idarenin gerekli kimlik kontrollerini yapmadan üçüncü kişilerin sunduğu sahte adres beyan formu ile MERNİS kaydı oluşturmasının hizmet kusuru olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idarelerden ... Bakanlığı tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. ... Kaymakamlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Dava, davacı tarafından; uzun yıllardır yurt dışında olmasına ve Türkiye'de ikametgahı bulunmamasına rağmen, ... Nüfus Müdürlüğünde görev yapmakta olan nüfus memurunun hata, ihmal veya kastı ile usulsüz ya da sahte olarak kendisi adına MERNİS kaydı oluşturulduğu, oluşturulan MERNİS kaydındaki adresine yine sahte olarak düzenlenen ve kendisini borçlu gibi gösteren senetlere istinaden yapılan icra takibi neticesinde icra dosyasından gönderilen tebligatlar ile takibin kesinleştirilmesi sonucu kendisine ait Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki ... hissesi ile yine Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki ... hissesinin... İcra Müdürlüğünün E... sayılı icra dosyası ile satışının yapılmış olması nedeniyle zarara uğradığı, gayrimenkullerinin bedelinin tazmini talebini içeren başvurusunun Sincan Kaymakamlığı, Sincan Nüfus Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı cevabi yazısı ile reddi sonrası gayrimenkullerin bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500.000,00 TL tazminatın davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
29/04/2006 tarih ve 26153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun davacı tarafından yapılan başvurunun reddine dair işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinde, (1) Bu Kanunda geçen; a) Adres: Herhangi bir toprak parçası veya binanın coğrafî konumu ve işlevi açısından tanımlanmasını, b) Adres beyan formu: Adreslerin bildiriminde kullanılan, şekli ve içeriği Bakanlıkça belirlenen formu, (...) ç) Adres Paylaşımı Sistemi: Ulusal adres veri tabanında tutulan bilgilerin kurumlar ile diğer kişilerce paylaşılması işlemini, (...) ı) Diğer adres: Yerleşim yeri adresi dışında kalan yerleri, (...) ö)
MERNİS: Merkezî veri tabanı ve Kimlik Paylaşımı Sistemini de kapsayan Merkezî Nüfus İdaresi Sistemini, (...) aa) Ulusal adres veri tabanı: Adres bilgilerinin tutulduğu merkezî veri tabanını, (...) ee) Yerleşim yeri adresi: Sürekli kalma niyetiyle oturulan yeri, ifade eder." hükmüne; "Adres bilgilerinin tutulması ve adres standardı" başlıklı 48. maddesinde, "(1) Yerleşim yeri adresi ve diğer adreslere ait bilgilerin tutulmasına ilişkin politikanın oluşturulması, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması, idarî birimlere göre genel uygulamaya geçiş tarihlerinin tespit edilmesi, ulusal adres veri tabanı ile MERNİS veri tabanının ilişkilendirilmesi ve adres bilgilerinin paylaşılmasına ilişkin işlemler Bakanlıkça yürütülür. Bakanlığın nüfus kütüklerindeki adres kayıtlarını tamamlamak maksadıyla işbirliği talebi kurumlarca karşılanır. (...) (3) Bakanlık, adrese ilişkin her türlü bilgiyi kurumlardan istemeye yetkilidir. Kurumlar söz konusu isteğe yirmi gün içinde cevap vermekle yükümlüdür. (4) Yerleşim yeri adresi, kişilerin diğer adreslerinde kendilerine hizmet verilmesini engellemez; diğer adreslerin kayıtlarda bulunmaması bu adreslere hizmet verilmemesi sonucunu doğurmaz." hükmüne; "Adres bilgisi ve güncellenmesi" başlıklı 49. maddesinde, "(1) İl özel idaresi ve belediyeler sorumluluk alanlarındaki adres bileşenlerini adres standardına uygun olarak tanımlayıp bunlara değiştirilemeyecek sabit tanıtım numarası vererek mahallindeki bütün adresleri kapsayacak şekilde adres bilgilerini oluşturmakla yükümlüdür. Herhangi bir sebeple sabit tanıtım numarası dışında adres bileşenlerinde yapılan değişiklikler de il özel idaresi ve belediyelerce takip edilerek ulusal adres veri tabanına işlenir. (2) Ulusal adres veri tabanı Genel Müdürlükte tutulur. Genel Müdürlük, ulusal adres veri tabanındaki yerleşim yeri adresi bilgilerini nüfus kütüklerindeki kişi kayıtları ile ilişkilendirerek elektronik ortamda, yedekleme sistemleri ile birlikte güncel olarak tutar." hükmüne; "Bildirim yükümlülüğü" başlıklı 50. maddesinde, "(1) İl özel idareleri ve belediyeler bu Kanun uyarınca belirlenen standartlardaki adres bilgileri ile adres oluşumuna altyapı oluşturan yapı belgelerini, belgelerin oluşturulması ile eş zamanlı olarak ulusal adres veri tabanına işlemekle yükümlüdür. (2) Yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin yazılı beyanı esas alınır. Bildirim, nüfus müdürlüklerine ve dış temsilciliklerimize adres beyan formuyla yapılır. Yerleşim yeri adresi aynı konut olan ailenin ergin fertleri birbirlerinin yerine adres beyanında bulunabilirler. (3) Noterden verilen temsil yetkisini ve bunun kapsamını belirten yazılı belgeyi ibraz edenler kişilerin adresleri ile ilgili beyanda bulunabilirler. (4) Çocukların ve kısıtlıların adresleri veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde, çocuğun büyük ana, büyük baba veya ergin olan kardeşleri ya da çocuğu yanında bulunduranlar tarafından bildirilir. (5) Huzur evi, yetiştirme yurdu, cezaevi, öğrenci yurdu gibi yerlerde kalanların adreslerinin bildirimleri ilgili kurum yetkililerince, bildirim yapamayacak durumda olan kimsesizlerin bildirimleri ise muhtarlar tarafından yapılır. (6) Vesayet altındakilerin yerleşim yeri adresleri, bağlı bulundukları vesayet makamınca bildirilir. (7) Adres bildirimi şahsen, posta veya elektronik posta ile yapılabilir." hükmüne; "Bildirim süresi ve güncelliği" başlıklı 51. maddesinde, "(1) 50 nci maddede sayılan adres beyanı ile yükümlü kişi ve kurumlar yerleşim yeri adreslerine ilişkin değişiklikleri yirmi iş günü içinde ilçe nüfus müdürlüklerine bildirmekle yükümlüdür. Ancak yerleşim yeri adresine dayalı hizmet almak üzere herhangi bir resmî kuruma yapılan müracaatlarda adres değişikliğine ilişkin beyan, ilgilisi tarafından adres beyan formuna işlenerek nüfus müdürlüğüne gönderilmek üzere ilgili kuruma teslim edilebilir. Bu beyan formları ilgili kurumlarca en geç on iş günü içinde kurumun bulunduğu yerin ilçe nüfus müdürlüğüne gönderilir. (...) (3) Müstakil konut sahipleri ile apartman ve site yöneticileri, lojman idareleri sorumluları; sorumluluk alanlarındaki yerleşim yeri adresine ilişkin değişiklikleri, yirmi işgünü içinde, muhtarlar ve 50 nci maddede sayılan beyan yükümlülüğü olanlarla işbirliği içinde takip etmek ve ortaya çıkan farklılıkları muhtarlara bildirmekle yükümlüdür. (4) Yerleşim yeri adresi değişikliği bildirimlerine ilişkin listeler nüfus müdürlüklerince ilgili muhtarlıklara gönderilir. (5) Muhtarlar, bu Kanun uyarınca nüfus müdürlüklerince kendilerine iletilen yerleşim yeri adresi değişikliği bildirim listelerini incelemek, mahallindeki yerleşim yeri adresi değişiklikleri ile karşılaştırmak ve varsa bildirilmemiş olan değişiklikleri her ayın son haftası içinde bağlı bulunulan ilçenin nüfus müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür." hükmüne; "Adres bilgilerinin kullanımı" başlıklı 52. maddesinde, "(1) Bakanlık, talepleri halinde kurumlara, usûl ve esasları Bakanlıkça tespit edilmek üzere adres bilgilerini elektronik ortamda Adres Paylaşımı Sistemi ve Kimlik Paylaşımı Sistemi çerçevesinde verebilir. (2) Teknik altyapısını tamamlamış olan muhtarlıklar sorumluluk alanlarındaki yerleşim yeri adres bilgilerinin güncelliğini takip etmek amacıyla Kimlik Paylaşımı Sistemine erişebilirler. (3) Kurumlar, yürütecekleri iş ve işlemlerde Genel Müdürlükte tutulan adres bilgilerini esas alırlar. (4) Adrese ilişkin bilgi ve belgeler nüfus müdürlüklerinden, Adres Paylaşımı Sisteminden veya Kimlik Paylaşımı Sistemine bağlanarak bu sistemdeki kayıtlara uygun belge üretebilen muhtarlıklardan temin edilebilir. Bu şekilde üretilen belgelerin güvenliği Bakanlığın tespit ettiği usûl ve esaslara göre sağlanır.
(5) Nüfus sayımında veya tespitinde, aile ve hayatî istatistiklerin oluşturulmasında ve bu bilgileri esas alan kanunların uygulanmasında MERNİS nüfus bilgileri kullanılır." hükmüne; "Beyanda şüphe" başlıklı 60. maddesinde, "(1) Nüfus olayları ile ilgili beyanlarda şüpheye düşülmesi halinde mülkî idare amirinin emri ile kolluk makamları tarafından gerekli soruşturma ve incelemeler yapılarak nüfus müdürlüğüne bildirilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
15/12/2006 tarih ve 26377 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 15/08/2007 tarihinde yürürlüğe giren Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği'nin "Sorumluluk" başlıklı 7. maddesinin 3. fıkrasında, "Adres beyan formlarının tescilinden nüfus müdürlükleri veya Genel Müdürlük, adres bileşenlerindeki değişikliklerin ulusal adres veri tabanına işlenmesinden belediyeler, belediye sınırları dışında kalan yerlerde il özel idareleri sorumludur." kuralı; "Dış temsilciliklerimizce yerleşim yeri adresi konusunda yapılacak işlemler" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Yerleşim yeri adresi yurt dışında olan Türk vatandaşlarının adres kayıtlarının tutulmasında da adres beyan formu kullanılır. Formda adres bilgileri olarak yaşanılan ülkenin ve şehrin adına ilişkin bölümler doldurulur. (2) Dış temsilciliklere verilen adres beyan formları Genel Müdürlüğe elektronik ortamda veya nüfus kaydının bulunduğu yerin nüfus müdürlüğüne form olarak gönderilir. Dış temsilciliğin bulunmadığı ülkelerdeki vatandaşların adres bildirimleri Genel Müdürlüğe posta ile gönderilebilir ya da elektronik ortamda yapılabilir." kuralı; "Adres bildirim yükümlülüğü ve şekli" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Yerleşim yeri ve diğer adreslerin tutulmasında kişilerin adres beyan formundaki yazılı beyanı esas alınır. Bildirim nüfus müdürlüklerine, kurumlara ve dış temsilciliklere şahsen yapılır. Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. (...) (3) Noterden verilen temsil yetkisini ve bunun kapsamını belirten yazılı belgeyi ibraz edenler, adres ile ilgili beyanda bulunabilirler. (...)" kuralı; "Bildirim süresi" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Adrese ilişkin değişiklikleri; adres beyanı ile yükümlü kişiler ve kurumlar yirmi iş günü içinde, yerleşim yeri adresine dayalı hizmet almak üzere herhangi bir resmi kuruma yapılan müracaatlarda kurumlar, ilgili kuruma teslim edilen adres değişikliğine ilişkin beyan formu ile on iş günü içinde nüfus müdürlüklerine veya Genel Müdürlüğe bildirmekle yükümlüdür. (2) Yöneticiler ve müstakil konut sahipleri sorumluluk alanlarında bulunan yerlerdeki adres değişikliklerini, adres beyan yükümlülüğü olanlar ile birlikte takip ederek, yirmi iş günü içinde muhtarlara bildirmekten sorumludurlar." kuralı; "Adres bilgilerinin kullanılması" başlıklı 21. maddesinde, "(1) Kurumlar ve diğer kişiler, iş ve işlemlerinde MERNİS veri tabanındaki adres bilgilerini esas alırlar. (2) İlgili kurum, hizmet sunumunda Kimlik Paylaşımı Sisteminde yer alan yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerine göre işlem tesis eder. Kişinin beyan ettiği adresle Kimlik Paylaşımı Sistemindeki adresin farklı olması durumunda; mevzuatın engel teşkil etmemesi halinde, kişiye adres beyan formu doldurtularak hizmet sunumu gerçekleştirilir. Formu alan kurumca 11 inci maddede belirtilen şekilde işlem tesis edilir." kuralı; "Beyanda şüphe" başlıklı 29. maddesinde, "(1) Beyan edilen adres değişiklikleri hakkında şüpheye düşülmesi veya aynı yerleşim yerinin farklı hane halkından olanların beyanlarının tespiti halinde, mülki idari amirinin yazılı emri ile kolluk makamları tarafından gerekli soruşturma ve inceleme yapılarak sonucu nüfus müdürlüğüne bildirilir." kuralı yer almaktadır.
08/03/2007 tarihli Bakan Oluru ile yürürlüğe giren Adres Kayıt Sistemi Uygulama Yönergesi'nin "Adres beyan formu" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin değişikliğine ilişkin bildirimler şekli ve kapsamı Bakanlıkça belirlenmiş olan formlar ile yapılır. Bildirimlerde kişilerin beyanı esas alınır. (2) Yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin değişikliğine ilişkin bildirimlerin; Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımız ve yabancılar tarafından Adres beyan formu (A), yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız tarafından ise Adres beyan formu (B) doldurulmak suretiyle yapılması zorunludur. (3) Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. (4) Bu formların dışında yapılmış olan bildirimler işleme alınmaz." düzenlemesi; "Adres Bildirim şekli" başlıklı 14. maddesinde, "(1)Adres bildirimleri; a) Şahsen, b) Posta, c) Sayısal imza sahiplerince elektronik posta ile yapılabilir. (2) Adres bildiriminin şahsen ve kağıt ortamında yapılması halinde; a) Bildirimlerde kişinin kimliğini ispat edeceği bir belge istenir. Kimlik belgesi olarak nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport, uluslararası aile cüzdanı, silah ruhsatı, meslek kuruluşlarınca verilmiş kimlik kartı, öğrenci belgesi, kurum kimlik kartı gibi fotoğraflı kimlik belgeleri kabul edilir. Kimliğini ispat edemeyenlerin beyanları işleme alınmaz. b) Formları işleme alan görevliler formun ön incelemesini yaparak, bu Yönergenin 10 uncu maddesinde belirtilen standarda uygun olup olmadığını inceler. Standarda uygun değil ise, ilgiliye standarda uygun form vererek doldurması sağlanır. c) Standarda uygun formda bu Yönergenin 12 nci maddesinde sayılan zorunlu alanların doldurulup doldurulmadığı kontrol edilir, varsa eksiklikler tamamlatılır. d) Görevli Adres beyan formunu usulüne göre kaydeder. Adres beyan formunun kişide kalacak bölümünü onaylayarak ilgilisine verir. İlgili adres beyan formunun bu kısmını otuz gün süre ile hizmet almak üzere gittiği kurumlarda, ayrıca yeniden adres beyan formu doldurmaksızın kullanabilir. (3) Adres bildiriminin kişinin sözlü beyanına göre elektronik ortamda görevli tarafından düzenlenmesi halinde; a) Bildirimlerde kişinin kimliğini ispat edeceği bir belge istenir. Kimlik belgesi olarak nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport, uluslararası aile cüzdanı, silah ruhsatı, meslek kuruluşlarınca verilmiş kimlik kartı, öğrenci belgesi, kurum kimlik kartı gibi fotoğraflı kimlik belgeleri kabul edilir. Kimliğini ispat edemeyenlerin beyanları işleme alınmaz. b) Görevli tarafından adres beyan formu elektronik ortamda doldurulur. Çıktı alınarak ilgiliye imzalatılır. c) Görevli, adres beyan formunu usulüne göre kaydeder. Adres beyan formunun kişide kalacak bölümünü onaylayarak ilgilisine verir. İlgili adres beyan formunun bu kısmını 30 gün süre ile hizmet almak üzere gittiği kurumlarda, ayrıca adres beyan formu doldurmaksızın kullanabilir. (...)" düzenlemesi; "Nüfus müdürlüklerinde adres beyan formlarının tescili öncesi yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinde, "(1) Bu Yönergenin 14 üncü maddesinde belirtildiği şekilde ön incelemesi tamamlanan adres beyan formundaki adres bilgilerinin Ulusal adres veri tabanından, kimlik bilgilerinin ise aile kütüğü kayıtlarından sorgulaması yapılır. Doğruluğu tespit edilen bilgiler hakkında tescil işlemine geçilir. Doğruluğu tespit edilemeyen adres beyan formları işlem yapılmadan değerlendirilmek üzere İşlemi gerçekleştirilemeyen adres beyan formları dosyasında tutulur." düzenlemesi; "Tescil görevi ve süresi" başlıklı 37. maddesinde, "(...) (6) Nüfus müdürlüklerine sözlü bildirimde bulunulan adres değişikliklerinde yapılacak iş ve işlemler; a) Kişinin T.C kimlik numarası ile kişi bilgileri veya kişi bilgilerinin bulunduğu kimliği ile T.C kimlik numarası sorgulanır. Yapılan sorgulama sonucunda bilgilerin doğruluğu tespit edilir. b) Kişinin sözlü beyanı üzerine bildirdiği adres bilgilerinin Ulusal adres veri tabanında yer alıp almadığı, bildirilen adreste başkasının olup olmadığının kontrolü yapılır. Bir engel bulunmadığının anlaşılması halinde adres beyan formunun çıktısı alınarak beyanda bulunana imzalatılarak tescil işlemi gerçekleştirilir. c) Kişinin sözlü bildirimindeki adreste başkası var ise adres beyan formu düzenlenip ilgilinin imzası alındıktan sonra beyan edilen adres geçici adres kütüğüne kayıt edilir. Kişinin adres beyanına ilişkin bilgilerinin doğruluğunun anlaşılması halinde geçici adres kütüğündeki bilgiler aile kütüğüne aktarılır. (...)" düzenlemesi; "Beyanda şüphe" başlıklı 39. maddesinde, "(1) Beyan edilen adres değişiklikleri hakkında şüpheye düşülmesi veya bu Yönergenin 18 inci maddesindeki düzenlemeye aykırı beyanların tespiti halinde, mülki idari amirinin yazılı emri ile kolluk makamları tarafından gerekli soruşturma ve inceleme yapılarak sonucu nüfus müdürlüğüne bildirilir. (2) Yapılan soruşturma sonucunda belirtilen adreste yaşanmadığının anlaşılması halinde geçici adres kütüğündeki kayıt silinir. İlgili hakkında 5490 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde öngörülen şekilde işlem yapılır. Beyanın doğru olduğunun anlaşılması halinde ise kişinin geçici adres kütüğündeki kaydı aile kütüğüne aktarılarak geçici adres kütüğündeki kaydı silinir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu tüzel kişiliğini haiz olsun olmasın soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki kusurun dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal gibi sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, idare hukukuna has, müstakil, olaylara göre değişebilen anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır.
Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tarafların veya ilgililerin yargılama faaliyetleri içinde yer almaları, yapılacak veya yapılmış işlemleri öğrenmeleri, bunun sonucu olarak kendilerine tanınan hakları kullanabilmeleri tebligat alabilmelerine bağlıdır. Adres Kayıt Sistemi ise tebligat hukukunda önemli bir yere sahiptir. Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca esas olan tebligat, adrese tebligattır. Bu adres ise Adres Kayıt Sistemi uyarınca belirlenir. Adres Kayıt Sistemi açısından adres; yerleşim yeri ve diğer adresleri kapsar. Adres Kayıt Sisteminde yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin beyanı esas alınır ve şahsen bildirimlerde kişinin kimliğini ispat eden bir belge aranır.
Adres Kayıt Sisteminde tutulan bu adreslerin tebligat hukuku açısından tebliğ yapılacak adres olarak kullanılması Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 52. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bir zorunluluktur. Bu madde hükmüne göre kurumlar, yürütecekleri iş ve işlemlerde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde tutulan adres bilgilerini esas alırlar. Bu nedenle tebliğ yapılacak adres belirlenirken de kimliği ispatlanmış kişilerin beyanıyla oluşturulan adres esas alınmaktadır.
Dava dosyanın incelenmesinden; davacı adına sahte imza ile bizzat davacı beyanda bulunmuş gibi gösterilerek 23/11/2015 tarihinde davalı idareye "... Mahallesi, ... Sokak, ... Apt. No:..." adresi beyan edilmek suretiyle Adres Beyan Formu verildiği, bunun üzerine davalı idare tarafından davacı adına yukarıdaki adreste yerleşim yeri adresi oluşturulduğu, daha sonra yine davacı adına sahte imza ile oluşturulan senetlerin tahsili için icra takibi yapıldığı, ...İcra Müdürlüğünün... numaralı icra dosyasında yapılan icra takibi sırasında gönderilen ödeme emrinin, yukarıda belirtilen adrese yine tebliğ evrakının sahte imza ile davacıymış gibi imzalanması suretiyle 02/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan tebligattan sonra icra takibi dosyasına herhangi bir itiraz gelmemesi üzerine yine aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebligatlar yapılmak suretiyle borcun tahsili aşamasına gelindiği, bunun üzerine davacıya ait taşınmazların 01/09/2016 tarihli ihale ile üçüncü kişilere ihale yoluyla satıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi tarafından, ... Nüfus Müdürlüğünde usulsüz, ya da sahte olarak davacı adına MERNİS kaydı düzenlendiğine ilişkin iddia ile sahte senetlere dayanılarak hakkında başlatılan icra takibi neticesinde kendisine ait gayrimenkullerin icra yoluyla satışının yapılması işlemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı, idareye atfedilen fiil ya da işlemin ortaya çıkan zararın doğrudan nedeni olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince de davacının istinaf başvurusu reddedilmiş ise de; 23/11/2015 tarihinde davacı adına düzenlenen MERNİS kaydı üzerine yine davacı adına sahte imza ile oluşturulan senetlerin tahsili için başlatılan icra takibinin devam edebilmesi ve sonuçlanabilmesi için yapılması zorunlu olan tebligatların, davacı adına davalı idare tarafından düzenlenen MERNİS kaydındaki yerleşim yeri adresine yapıldığı anlaşıldığından, idarenin sahte imza ile verilen Adres Beyan Formu neticesinde MERNİS kaydı oluşturması ile taşınmazların icra takibi neticesinde satılması suretiyle oluşan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu açıktır.
Öte yandan; davacı tarafından taşınmazlarının icra takibi neticesinde ihale yolu ile satıldığının öğrenilmesi akabinde ihalenin feshine ilişkin açılan dava sonucunda, ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "davacının yurda giriş çıkış tarihlerini gösterir pasaport kayıtlarının incelenmesinden, davacının 01/01/2015 tarihinden sonra ilk yurda giriş tarihinin 06/08/2016 olduğu, 27/08/2016 tarihinde çıkış yaptığı, yine 07/01/2017 tarihinde giriş ve 14/01/2017 tarihinde çıkış yaptığının anlaşıldığı, davacının 23/11/2015 tarihli adres beyanı ile MERNİS kaydı oluşturulduğu, 13/04/2016 tarihinde yapılan adres tahkikatına istinaden kurum tarafından adresinin silindiği, 23/11/2015 tarihli beyan doğrultusunda davacının MERNİS adresinin "... Mahallesi, ... Sokak, ... Apt. No:..." olarak bildirildiği, icra takibi sırasında gönderilen ödeme emrinin tebligat alındısındaki imza ile nüfus müdürlüğüne verilen adres beyan formundaki imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde imza incelmesinin yaptırıldığı, Grafoloji ve Sahtecilik uzmanı bilirkişiden alınan 06/06/2017 tarihli raporda davacı adına verilen 23/11/2015 tarihli adres beyan formu ile 02/12/2015 tarihli tebliğ mazbatasındaki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davacının taşınmaz hisselerinin satışına yol açan ihalelerin feshine karar verildiği ve bu kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek 12/11/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından yapılan başvuru neticesinde verilen Sincan Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı cevap yazısında özetle; "... adres beyanında bulunmak üzere nüfus müdürlüğüne başvuran kişiden kimliğini kanıtlayıcı kimlik belgelerinden birinin ibrazı istenir. Kimliğini ispat edemeyenlerin beyanları işleme alınmaz. Ancak bahse konu beyan sırasında kimlik örneği alınmadığından ne tür bir kimlik belgesinin ibraz edildiğinin tespit edilmesi mümkün değildir. İddianın doğruluğu göz önüne alındığında da...adında beyanda bulunan kişi tarafından günümüz şartlarında özel imkanlarla yapılan gerçeğe aykırı olduğu tespit edilmesi zor bir kimlik belgesi ile müracaat edilmiş olabileceği muhtemeldir." denilmek suretiyle adres beyanında bulunan kişilerin kimlik belgesi ile kimliklerinin ispat edilmesinin zorunlu olduğunun belirtildiği, ancak davalı idare tarafından davacı adına adres beyan formu sunan kişinin kimliğinin doğrulandığına ilişkin bilgi ve belge sunulamadığı görülmektedir.
İdare, yürüttüğü kamu hizmetlerini imkânları dâhilinde çağın gereklerine uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür. En genel anlamıyla hizmetin kötü işlemesi, idarenin yürüttüğü hizmetin çağın gereklerine uygun olmaması, idareden objektif olarak beklenen özen ve dikkatin gösterilmemesi, hizmetin olması gereken standart ve kalitede yapılmamasıdır. Diğer bir değişle idare, yürüttüğü kamu hizmetini imkânlar dâhilinde kendisinden beklenen objektif özen ve dikkati göstererek yapmak ve olağan şartlarda sunması gereken kalitede hizmet sunmak zorundadır.
Davacı tarafından 26/03/2014 tarihinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne "Nüfus Cüzdanı Talep Belgesi" verildiği, bu belgede davacı tarafından adres bilgisi olarak ... / ... adresinin gösterildiği, davacı adına sahte imza ile verildiği mahkeme kararıyla ortaya konulan 23/11/2015 tarihli adres beyan formunda yerleşim yeri adresi olarak "...Mahallesi, ... Sokak, ... Apt. No:..." adresinin bildirildiği, ancak herhangi bir yurt dışı adresinin bildirilmediği, davacının yurt dışında olduğu bir tarihte verilen adres beyan formu neticesinde davalı idare tarafından davacının kimliğinin doğrulandığına ilişkin bilgi veya belge de sunulamadığı da dikkate alındığında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek MERNİS adresi oluşturulmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıktır.
Bu durumda idarenin kusurlu yürütülen işlemi / eylemi ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağının da bulunduğu göz önüne alınarak, idarenin oluşturduğu MERNİS kaydına istinaden yapılan tebligatlar neticesinde ihale yolu ile satılan davacının hissedarı olduğu taşınmazların değerlerinin bilirkişi yardımıyla hesaplanması suretiyle davacıya hissesi oranında tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan; davacı tarafından ...Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde E:... sayılı dosya ile tazminat davası açıldığı, ayrıca ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da ihalelerin feshine karar verildiği, mükerrer ödemeye sebebiyet vermemek adına açılan tazminat davasında tazminata hükmedilip hükmedilmediği ve ihalenin feshi kararı sonucunda taşınmazların davacı adına tescilinin yapılıp yapılmadığı da araştırılarak ve davacının yurda giriş çıkış tarihleri de dosyaya kazandırılmak suretiyle bir karar verilmelidir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.