Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7143 Sayılı Kanun Genel Tebliği (seri No: 1)

TebliğNo: 24622Resmî Gazete: 26.05.2018 / 30432 (Mükerrer)

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

VERGİ
VE DİĞER BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA

İLİŞKİN 7143 SAYILI
KANUN GENEL TEBLİĞİ

(SERİ
NO: 1)

 

I-
AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR

11/5/2018 tarihli
ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun 18/5/2018 tarihli ve
30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yapılandırmaya ilişkin
hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu Tebliğ ile
7143 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye
istinaden, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen
amme alacakları, il özel idareleri ile belediyeler ve Yatırım İzleme
ve Koordinasyon Başkanlıklarına (YİKOB) ait alacakların
yapılandırılması, matrah ve vergi artırımı, işletme kayıtlarının
düzeltilmesine ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair usul ve esaslar
belirlenmiştir.

Kanunun 1 inci
maddesinin ikinci fıkrasında, Kanun uygulamasında vergi, beyanname ve
Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının;

- Vergi: 213
sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim ve harçları,

- Beyanname:
vergi tarhına esas olan beyanname ve bildirimleri,

- Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları: Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) her ay için
belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları
endeksi (TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden itibaren
üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2014
tarihinden itibaren yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık değişim
oranlarını, 1/11/2016 tarihinden itibaren aylık %0,35 oranını (bu Kanunun
yayımlandığı ay dâhil),

ifade ettiği
hükme bağlanmıştır.

Bu Tebliğde,
vergi, beyanname ve Yİ-ÜFE aylık değişim oranları, 7143 sayılı Kanunda
tanımlandığı şekilde kullanılmıştır.

A- MALİYE
BAKANLIĞINA BAĞLI TAHSİL DAİRELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), ve (c) bentlerinde;
Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme
alacaklarından Kanun kapsamına alınan alacaklar düzenlenmiş, (ç) bendinde
de işletme kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin düzenlemelerin Kanun
kapsamında olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hükümler çerçevesinde Kanun
kapsamına giren alacaklar, tür ve dönemler itibarıyla aşağıda
açıklanmıştır.

1- Alacağın
Türü ve Dönemi

a) 213 sayılı
Vergi Usul Kanunu Açısından

(1) Alacağın
türü

7143 sayılı
Kanunun kapsamına, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu kapsamına giren vergiler ve vergi cezaları ile bunlara bağlı gecikme
faizleri, gecikme zamları gibi fer’i alacaklar girmektedir.

(2) Alacağın
dönemleri

 Kanun
kapsamına giren vergiler, vergilendirme dönemleri itibarıyla aşağıda
açıklanmıştır.

i) 31/3/2018 tarihinden
(bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde ise bu tarihe
kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi
cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.

Konuya ilişkin
açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

-
Vergilendirme dönemi 15 gün olan mükellefiyetler

Vergilendirme
döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Mart/2018 ayı
ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, dönemin bitim tarihi
Mart/2018 ayına rastlamakla beraber beyanname verme süresinin son günü
Nisan/2018 ayına sirayet edenler kapsama girmemektedir.

Örneğin, 1-15
Mart 2018 vergilendirme dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin
özel tüketim vergisinin vergilendirme döneminin bitim tarihi ile beyanname
verme süresinin son günü Mart/2018 ayına rastladığından kapsama girmekte,
16-31 Mart 2018 vergilendirme dönemi ise dönemin bitim tarihi Mart/2018
ayında olmakla birlikte beyanname verme süresi Nisan/2018 ayına sirayet
ettiğinden kapsama girmemektedir.

Aynı şekilde,
1-15 Mart 2018 tarihleri arasında noterler tarafından tahsil edilen ve
dönemi izleyen 7 nci iş günü mesai saati bitimine kadar ilgili
vergi dairesine yatırılması gereken noter harçları kapsama girmekte, buna
karşılık 16-31 Mart 2018 dönemine ilişkin olanlar kapsama girmemektedir.

- Vergilendirme dönemi aylık olarak
belirlenen mükellefiyetler

Şubat/2018
vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama girmekte, Mart/2018
vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.

Örneğin,
Şubat/2018 dönemi katma değer vergisi kapsama girmekte, Mart/2018 dönemi
katma değer vergisinin dönemi Mart/2018 itibarıyla sonlanmakla birlikte
beyanname verme süreleri Nisan/2018 ayına rastladığından kapsama
girmemektedir.

- Vergilendirme dönemi 3 aylık olarak belirlenen
mükellefiyetler

Vergilendirme
döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Mart/2018 ayı
ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, Mart/2018 ayından sonraya
rastlayanlar kapsama girmemektedir.

Örneğin,
10-11-12/2017 dönemi (3 aylık) gelir (stopaj) vergisi ve katma değer
vergisi kapsama girmekte, 1-2-3/2018 dönemine (3 aylık) ilişkin gelir
(stopaj) vergisi ve katma değer vergisinin dönemi Mart/2018 itibarıyla
sonlanmakla birlikte beyanname verme süreleri Nisan/2018 ayına
rastladığından kapsama girmemektedir.

Ayrıca, Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi
gereğince, gelir ve kurumlar vergisine mahsuben 2018 yılında ödenmesi
gereken geçici vergi de Kanun kapsamında değildir.

- Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir ve
kurumlar vergisi mükellefiyetleri

Vergilendirme
dönemi yıllık olan vergilerde, beyanname verme
süresi 31/3/2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar olan vergiler
Kanun kapsamındadır. Buna göre, 2017 takvim yılına ilişkin gelir vergisi
beyannamesi 31/3/2018 tarihine kadar verildiğinden bu vergi Kanun
kapsamında olduğu halde Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin (1) numaralı alt bendi gereğince, 31/3/2018 tarihinden sonra
ödenmesi gereken gelir vergisi taksitleri Kanun kapsamına girmemektedir.
Kurumlar vergisi beyannamesi Nisan/2018 ayı içinde verildiğinden 2017
yılına ilişkin kurumlar vergisi ise Kanun kapsamında değildir.

Özel hesap
dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel hesap döneminin sona erdiği
tarih ve beyanname verme süresinin son günü 31/3/2018 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar
ise kapsama girmemektedir. Özel hesap dönemine ait
beyannamenin 31/3/2018 tarihinden önce verilmesi durumunda,
31/3/2018 tarihinden sonraya isabet eden gelir vergisi taksitlerinin
kapsama girmeyeceği tabiidir.

2018
yılı kıst dönemlerine ilişkin olup vergi mevzuatı gereği 2018
yılı içinde verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi
beyannamelerinden, beyanname verme süresinin son
günü 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama
girmektedir. Aynı şekilde, tasfiye dönemine ilişkin olarak verilmesi
gereken beyannamelerden kanuni beyanname verme
süresi 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama
girmektedir.

- Veraset ve intikal vergisi mükellefiyetleri

Bu vergi türünde,
beyanname verme süresinin son günü 31/3/2018 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce olanlar kapsama girmektedir.

- Harç mükellefiyetleri

2/7/1964 tarihli
ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlar genel olarak işlem
anında beyanname alınmaksızın tahakkuk ettirilerek tahsil edilmektedir. Bununla
birlikte, harçlar da 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tarhiyata konu
olabilmektedir.

492 sayılı Kanuna
göre gayrimenkullerin devir ve iktisap işlemleri nedeniyle ödenmesi gereken
harç tutarı ile ilgili olarak devir ve iktisap tarihinden sonra tarhiyat
yapılabilmektedir. Bu çerçevede, 31/3/2018 tarihi ve bu tarihten
önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri nedeniyle, tarh edilip
kesinleşmiş bulunan ya da ihtilaflı olan alacaklar ile Kanunun yayımı
tarihinden önce inceleme ve tarhiyat safhasında bulunan işlemler Kanunun
kapsamına girmektedir. Aynı şekilde, 31/3/2018 tarihi ve bu
tarihten önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri nedeniyle Kanunun
4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında pişmanlıkla ya da kendiliğinden
beyanda bulunulması da mümkündür.

492 sayılı
Kanunun 28 inci maddesi uyarınca tahsili gereken karar ve ilam harçları ile
aynı Kanunun (8) sayılı tarifesi uyarınca tahsil edilen yıllık harçlardan,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da
ödeme süresi henüz geçmemiş bulunanlar kapsama girmektedir.

- Ücretlilerde asgari geçim indirimi

Ücretlilerde
asgari geçim indirimi nedeniyle ilgililer veya işverenler adına tarh ve
tahakkuk ettirilen gelir vergisi ve bu vergiye bağlı cezalar Kanun kapsamındadır.
Bu alacaklar için de 31/3/2018 tarihi esas alınacak, aylık ya da
üç aylık vergilendirme dönemleri için yukarıda yapılan açıklamalar
çerçevesinde Kanun kapsamına girip girmediği tespit edilecektir.

ii) 2018 yılına ilişkin
olarak 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden
vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları
Kanun kapsamındadır.

2018 yılına
ilişkin olarak 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce
tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi, yıllık harçlar gibi alacaklar
Kanunun kapsamına girmektedir.

Ancak, Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi
gereğince, 2018 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci
taksiti bu Kanun kapsamında değildir.

18/2/1963 tarihli
ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin altıncı
fıkrası gereğince, yıl içinde ilk defa kayıt ve tescil edilen taşıtlara
ilişkin olup, kayıt ve tescilin yapıldığı tarih 31/3/2018 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce olanlara ilişkin tahakkuk eden motorlu taşıtlar
vergisinin birinci taksiti Kanun kapsamına girmekte, bu tarihten sonra
olanlar ise girmemektedir.

2018 yılına
ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmesi gereken motorlu taşıtlar vergisi için
yapılan tarhiyatlardan 31/3/2018tarihine kadar tahakkuk edenler
kapsama girmektedir. Ancak, 31/3/2018 tarihinden sonra tahakkuk
edenler kapsama girmemektedir.

492 sayılı Kanuna
bağlı (8) sayılı tarife uyarınca tahsil edilen ve 2018 yılına ilişkin
olarak 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden
yıllık harçlar kapsama girmektedir.

iii) 31/3/2018 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen vergi aslına bağlı
olmayan vergi cezaları Kanun kapsamındadır.

Vergi aslına
bağlı olmayan vergi cezalarında 31/3/2018 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen ve Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla; kesinleştiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi
geçmemiş, dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş ya da tespit edildiği
hâlde ceza ihbarnameleri düzenlenmemiş veya düzenlendiği hâlde tebliğ
edilmemiş olanlar kapsam dâhilindedir.

Örneğin;
Şubat/2018 dönemine ait olup 31/3/2018 tarihi saat 00:00’a kadar
elektronik ortamda verilmesi gereken mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim
formu (Form Ba) ile mal ve hizmet satışlarına ilişkin bildirim
formunun (Form Bs) bu tarihte verilmemesine ilişkin tespitler en erken
bu tarihin bittiği 00:00 saatinden sonra dolayısıyla 1/4/2018 tarihinde
yapılabileceğinden, bu tespitlere ilişkin vergi aslına bağlı olmayan vergi
cezaları Kanun kapsamına girmemektedir. Şubat/2018 döneminden önceki
dönemlere ait söz konusu bildirimler nedeniyle kesilmesi gereken cezalar
ise Kanun kapsamına girmektedir.

Diğer taraftan,
vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarında ise verginin ait olduğu
dönem dikkate alınarak kapsama girip girmediği tespit edilecektir.

b) Kapsama Giren İdari Para Cezaları

Kanun kapsamına;

- 21/6/1927 tarihli
ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu,

-
Mülga 11/2/1950 tarihli ve 5539 sayılı Karayolları Genel
Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun,

- 10/6/1983 tarihli
ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu,

- 13/10/1983 tarihli
ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu,

- 18/1/1984 tarihli
ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar
Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun,

- 23/5/1987 tarihli
ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında
Kanun,

-
Mülga 13/4/1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun,

- 10/7/2003 tarihli
ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu,

- 25/4/2006 tarihli
ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu,

- 25/6/2010 tarihli
ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun,

- 15/2/2011 tarihli
ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri
Hakkında Kanun,

hükümlerine göre
31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen idari para cezaları
girmektedir.

7143 sayılı Kanun
hükümlerine göre, söz konusu idari para cezalarından, 31/3/2018 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce verilen ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla kesinleştiği hâlde ödenmemiş veya ödeme süresi geçmemiş ya da
dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş olanlar kapsam
dâhilindedir. 31/3/2018 tarihinden önce verilmekle birlikte 7143
sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş idari
yaptırım kararlarına konu idari para cezaları Kanunun kapsamına
girmemektedir.

c) 6183 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Kapsamında Takip Edilen
Diğer Alacaklar

21/7/1953 tarihli
ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında
takip edilen ve 7143 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(c) bendi kapsamında olan alacaklardan, bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
kesinleşmiş olup, vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş olan asli ve fer’i amme alacaklarından takip için vergi
dairelerine intikal edenler Kanun kapsamındadır.

Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına;

- Ecrimisiller,

- Kaynak
Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) alacakları,

- Destekleme ve
Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) alacakları,

- Yüksek Öğrenim
Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından verilen öğrenim ve katkı kredisi
alacakları,

- Doğrudan gelir
desteği ödemelerinden geri alınması gereken alacaklar,

- 30/6/1934 tarihli
ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak
Alınacak Harçlar ve Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri
Hakkında Kanuna göre doğan yiyecek bedelleri,

gibi alacaklardan
vergi dairelerine takip için intikal etmiş olanlar girmektedir.

Ayrıca, 28/3/2002 tarihli
ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında
Kanun kapsamında olup, vergi dairelerine takip için intikal etmiş olan amme
alacakları 7143 sayılı Kanun kapsamındadır.

6183 sayılı
Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hesaplanan %10
oranındaki zam, 68 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 79 uncu maddesinin
dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan %10 oranındaki tazminatlar asli alacak
olarak dikkate alınmak suretiyle Kanun kapsamında yapılandırılacaktır.

Ancak, Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilen;

- Adli ve idari
para cezaları (Kanun kapsamına giren idari para cezaları hariç),

- Mülga 7/3/1954 tarihli
ve 6326 sayılı Petrol Kanununa istinaden alınan Devlet hissesi ve Devlet
hakkı ile 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanununa istinaden
alınan Devlet hissesi,    

-
Mülga 22/6/1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununa istinaden alınan
şeker fiyat farkı,

-
Mülga 10/9/1960 tarihli ve 79 sayılı Milli Korunma Suçlarının
Affına, Milli Korunma Teşkilat, Sermaye ve Fon Hesaplarının Tasfiyesine ve
Bazı Hükümler İhdasına Dair Kanuna istinaden alınan akaryakıt fiyat
istikrar payı ve akaryakıt fiyat farkı,

- 4/6/1985 tarihli
ve 3213 sayılı Maden Kanununa istinaden alınan Devlet hakkı ve özel idare
payı ile madencilik fonu,

-
Mülga 10/8/1993 tarihli ve 491 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 26/9/2011
tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye istinaden alınan
kılavuzluk ve römorkörcülük hizmet payları,

7143 sayılı Kanun
kapsamı dışında tutulmuştur.

2- İşletme
Kayıtlarının Düzeltilmesi

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde “ç) İşletmede
mevcut olduğu hâlde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat,
demirbaşlar ile kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan emtia,
kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların beyanı,” hükmüne yer
verilerek işletme kayıtlarının düzeltilmesi ile ilgili düzenlemeler Kanun
kapsamına alınmış ve Kanunun 6 ncı maddesinde konuya ilişkin
hükümlere yer verilmiştir.

B- İL ÖZEL
İDARELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince, il özel
idarelerinin vadesi 31/3/2018tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu
hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan ve 6183 sayılı
Kanun kapsamında takip edilen asli ve fer’i amme alacakları Kanunun
kapsamına girmektedir.

Ancak, aynı bent
ile il özel idarelerinin, idari para cezası ve 3213 sayılı Kanundan
kaynaklanan özel idare payı alacakları Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.

 C-
BELEDİYELERCE TAKİP EDİLEN ALACAKLAR

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) ve (ğ) bentleri ile
belediyelerin anılan Kanun kapsamına giren alacakları sayılmış olup bu
alacaklar aşağıda belirtilmiştir.

1- 213 sayılı
Kanun Kapsamına Giren Alacaklar

- 31/3/2018 tarihinden
(bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde ise
bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara
bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,

- 2018 yılına
ilişkin olarak 31/3/2018 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları,
gecikme faizleri, gecikme zamları,

kapsama girmektedir.

Belediyelerin 213
sayılı Kanun kapsamına giren alacaklarının dönemleri bu Tebliğin (I/A-1-a)
bölümünde açıklandığı şekilde tespit edilecektir.

Örneğin,
Şubat/2018 dönemine ait ilan ve reklam vergisi kapsama girmekte, Mart/2018
dönemine ait ilan ve reklam vergisi ise beyannamenin Nisan/2018 ayında
verilmesi gerektiğinden kapsama girmemektedir. Aynı şekilde, Şubat/2018
dönemine ait haberleşme vergisi kapsama girmekte, Mart/2018 dönemine ait
haberleşme vergisi ise kapsama girmemektedir.

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin (1) numaralı
alt bendi gereğince, 2018 yılına ilişkin tahakkuk eden emlak vergisi,
emlak vergisi üzerinden hesaplanan taşınmaz kültür varlıklarının
korunmasına katkı payı ile işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara
ait çevre temizlik vergisi Kanun kapsamına girmemektedir.

Ayrıca, 2018
yılına ilişkin olarak 31/3/2018 tarihinden önce yıllık olarak
tahakkuk eden ve 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri
Kanununun 16 ncı maddesine istinaden belediye meclislerince
taksitle ödenmesi uygun görülen ilan ve reklam vergisi kapsama girmektedir.

Diğer taraftan,
2464 sayılı Kanun gereğince, alınan yol harcamalarına katılma payı,
kanalizasyon harcamalarına katılma payı ve su tesisleri harcamalarına
katılma payından oluşan belediye
alacaklarından 31/3/2018 tarihinden önce tahakkuk edenler Kanun
kapsamındadır.

2- 6183 sayılı
Kanun Kapsamına Giren Alacaklar

Belediyelerin bu
Tebliğin (I/C-1) bölümünde açıklanan alacaklarının yanı sıra, 6183 sayılı
Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/3/2018 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce olduğu hâlde 7143 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ödenmemiş olan asli ve fer’i amme alacakları da Kanun kapsamına alınmıştır.

Ancak, 6183
sayılı Kanun kapsamında takip edilmekle birlikte belediyelerce verilen
idari para cezaları ile 2464 sayılı Kanunun mükerrer
97 nci maddesinin (b) fıkrası gereğince, belediye sınırları ve
mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren maden işletmelerince 3213 sayılı
Kanunun 14 üncü maddesinde yer alan paylara ilaveten belediyelere ödenmesi
gereken paylar Kanun kapsamı dışında tutulmuştur. 

3- Belediyelerin
Ücret Alacakları

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin (2) numaralı alt
bendinde, 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili
gereken ve vadesi 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce
olduğu hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan ücret
alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacaklar da Kanunun kapsamına
alınmıştır.

Örneğin,
mükellefin talebi üzerine inşaat sahasında meydana gelen yıkım
artığı malzemenin belediyece kaldırılması ve taşınması hizmetine ilişkin
belediyelere 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin verdiği
yetkiye istinaden ödenmesi gereken ücretin
vadesi 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce ise Kanun
kapsamına girmekte, bu tarihten sonra ise girmemektedir.

4-
Belediyelerin Su, Atık Su ve Katı Atık Ücreti Alacakları

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin (3) numaralı alt
bendi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu
kapsamındaki belediyelerin, su abonelerinden olan ve vadesi 31/3/2018 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ödenmemiş bulunan su, atık su ve katı atık ücreti alacakları ile bunlara
bağlı fer’i alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar
dâhil) Kanun kapsamındadır.

Örneğin, su
kullanım dönemi 15 Şubat 2018 ila 15 Mart 2018 olan su alacağının faturada
yer alan son ödeme tarihi Mart/2018 ayı içerisine rastladığı takdirde Kanun
kapsamına girmekte, Nisan/2018 ayına rastladığı takdirde Kanun kapsamına
girmemektedir.

5- Büyükşehir
Belediyelerinin Katı Atık Ücreti Alacakları

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin (4) numaralı alt
bendi ile büyükşehir belediyelerinin 9/8/1983 tarihli ve 2872
sayılı Çevre Kanununun 11 inci maddesine göre vadesi 31/3/2018 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ödenmemiş bulunan katı atık ücreti alacakları ile bunlara bağlı fer’i
alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun
kapsamındadır.

6- Büyükşehir
Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdarelerinin Su ve Atık Su Alacakları

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendinde, 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve
Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin
alacaklarına yönelik düzenleme yapılmış ve bu idarelerin vadesi 31/3/2018
tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödenmemiş bulunan su ve atık su bedeli alacakları ile bu
alacaklara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakları
(sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamına
alınmıştır.

Ç- YİKOB’LARCA
TAKİP EDİLEN TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ KORUNMASINA KATKI PAYI
ALACAKLARI

7143 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (h)
bendinde, YİKOB’ların belediyelerden olan ve
vadesi 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan taşınmaz kültür
varlıklarının korunmasına katkı payı ile buna bağlı fer’i
alacakları Kanun kapsamına alınmıştır.

II- KESİNLEŞMİŞ
ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesi ile Maliye Bakanlığına, il özel
idarelerine, belediyelere ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerince
takip edilen kesinleşmiş amme alacakları ile belediyelerin ve büyükşehir
belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine kesinleşmiş bazı alacaklarının
yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Madde kapsamına
tür ve dönem açısından Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin (I)
numaralı bölümünde yer verilen tüm alacaklar girmektedir.

A- BAŞVURU
SÜRESİ VE ŞEKLİ

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ilgili
maddelerde yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla Kanundan
yararlanmak için yapılacak başvuruların süreleri belirlenmiş ve Kanunun
yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda
bulunulması şartı getirilmiştir.

Buna göre, Maliye
Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir
belediyelerine, YİKOB’lara, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon
idarelerine bağlı tahsil dairelerine olan ve Kanunun
2 nci maddesi kapsamına giren alacakları bu madde kapsamında
ödemek isteyen borçluların 31 Temmuz 2018 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine yazılı olarak
başvurmaları gerekmektedir.

Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerine olan borçları için Kanun hükümlerinden
yararlanmak isteyen borçlular, bağlı bulundukları vergi dairesine doğrudan
başvurabilecekleri gibi posta yoluyla veya Başkanlığımız internet adresi (www.gib.gov.tr) ya da e-devlet (www.turkiye.gov.tr)
üzerinden başvuruda bulunabileceklerdir.

Ayrıca, borçlular
motorlu taşıtlar vergisi ve/veya taşıtla ilişkili idari para cezaları için
bulundukları ildeki/ilçedeki motorlu taşıtlar vergisini tahsile yetkili
vergi dairelerine de başvuru yapabileceklerdir. Bu takdirde, ödeme planları
mükelleflerin bağlı oldukları vergi daireleri tarafından tanzim edilecek ve
mükelleflere ödeme planları müracaat ettikleri vergi dairesinde imza
karşılığında elden, gerekli şartların bulunması koşuluyla (www.gib.gov.tr) internet adresi üzerinden
doğrudan verilebilecektir.

Bu Tebliğ ekinde
yer alan başvuru dilekçeleri (Ek:2/A, 2/B, 2/C, 2/D), Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek kesinleşmiş alacaklar için
madde hükmünden yararlanmak isteyen borçlularca kullanılmak üzere
düzenlenmiş olup alacaklı diğer idarelerce örneğe uygun başvuru
dilekçelerinin hazırlanarak borçluların kullanımına sunulması icap
etmektedir. 

Borçluların birden
fazla vergi dairesine olan borçları için Kanundan yararlanmak istemeleri
hâlinde, her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvurmaları
gerekmektedir.

213 ve 6183
sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri
nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi
amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutarlar dikkate alınarak
ilgili vergi dairesine yazılı başvuru yapmak suretiyle 7143 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanabileceklerdir. Dolayısıyla bu kişilerin Kanundan
yararlanabilmek için Gelir İdaresi Başkanlığının internet adresi üzerinden
başvurmaları mümkün bulunmamaktadır.

Borçlular, madde
kapsamına giren toplam borçları için madde hükmünden yararlanabilecekleri
gibi talep ettikleri dönem ve türler açısından da Kanundan
yararlanabileceklerdir. Ancak, motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin,
her bir taşıt itibarıyla hesaplanacak toplam borç tutarı için başvuruda
bulunmaları zorunludur.

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hüküm
gereğince,  Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup bu Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği hâlde Vergi
Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza
İhbarnamesinin mükellefe tebliğ edilmemiş olması nedeniyle ödeme süresi
oluşmamış alacaklar için maddeden yararlanmak isteyen mükellefler başvuru
dilekçesinde bu hususu ayrıca belirteceklerdir.

Diğer taraftan,
6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında vergi dairelerince Gümrük ve
Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil daireleri adına niyabeten takip
edilen alacaklar için vergi dairelerine başvurulması mümkün bulunmayıp, bu
yöndeki taleplerin ilgili gümrük idaresine yapılması gerekmektedir.

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin onuncu fıkrası gereğince, Kanun
hükümlerinden yararlanmanın şartlarından birisi de dava açılmaması, açılmış
davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması olduğundan, bu
madde hükümlerinden yararlanmak üzere başvuran borçluların, takip
ve tahsilat işlemlerinden dolayı açtıkları davalardan da
(ihtirazikayıtla verilen beyannameye konu alacaklar için Kanundan
yararlanmak isteyenlerin alacağa ilişkin olarak açmış oldukları davalar
dâhil) vazgeçmeleri gerekmektedir.

Öte yandan,
elektronik ortamda Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunan borçluların,
yararlanmak istedikleri borçlarıyla ilgili davalar bulunması hâlinde ilgili
vergi dairesine ayrıca yazılı olarak da başvurmaları şarttır.

B- ALACAK
TUTARININ TESPİTİ

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinde, Kanun kapsamında yapılandırılarak
ödenecek tutarın tespitinde uygulanacak esaslar belirlenmiş ve alacak asılları
üzerinden hesaplanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme
alacakları yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak hesaplanacak
Yİ-ÜFE tutarının alacak asılları ile birlikte ödenmesi kuralı
getirilmiştir.

Madde kapsamında,
yapılandırılarak ödenecek alacakların tespitinde aşağıda yapılan
açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.

1- Yİ-ÜFE
Tutarının Hesaplanması

Yİ-ÜFE tutarı,
fer’i alacaklar için esas alınan hesaplama yöntemleri kullanılarak tespit
edilecektir.

Yİ-ÜFE tutarının
hesaplanmasında, 213 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme faizi ve 6183
sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının hesaplama yöntemi ve
hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme faizi/gecikme
zammı oranı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılacaktır.

Yİ-ÜFE tutarı,
gecikme faizi veya gecikme zammı dışında Kanun kapsamına giren diğer fer’i
alacaklar yerine de hesaplanabilmektedir. Bu durumda da ilgili fer’i
alacağın hesaplama yöntemi kullanılarak ödenecek Yİ-ÜFE tutarı bulunacaktır.

Ayrıca, Yİ-ÜFE
tutarı, 31/10/2016 tarihine kadar (bu tarih
dâhil) TÜİK’in her ay için belirlediği aylık değişim oranları,
1/11/2016 tarihinden itibaren Kanunun yayımlandığı Mayıs 2018 ayı dâhil
geçen süreye her ay için aylık %0,35 oranı esas alınmak suretiyle
hesaplanacaktır.

Yİ-ÜFE
hesaplamalarında ilk aya ilişkin esas alınacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı,
alacağın vadesinin rastladığı ay için açıklanmış olan orandır. Alacağın
vade tarihinin ayın son günü olması hâlinde de hesaplamalarda başlangıç
oranı olarak kullanılacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı, vade tarihinin
rastladığı ay için belirlenmiş oran olacaktır.

TÜİK tarafından,
Ocak/1980 ayından Ekim/2016 ayına kadar açıklanan Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları ile 1/11/2016tarihinden itibaren esas alınacak aylık oran
ekli tabloda (Ek:1) yer almaktadır.

Yİ-ÜFE
tutarlarının tespitinde kullanılacak olan Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının
eksi değer çıkması durumunda bu oranlar da hesaplamada eksi değer olarak
dikkate alınacaktır. Hesaplamaya konu döneme ilişkin olarak Yİ-ÜFE aylık
değişim oranlarının toplamı eksi değer olduğu takdirde alacak asılları
üzerinden hesaplanan fer’iler yerine alınması gereken Yİ-ÜFE tutarı sıfır
kabul edilecektir.

Örnek 1- 15/9/2016 vadeli
bir verginin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olması hâlinde bu
vergiye %28,0934 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları toplamı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Yİ-ÜFE Oranı
ve Hesaplanacak Süre





SÜRE



ESAS
ALINACAK ORAN (%)






16/9/2016 -
15/10/2016 için



Eylül ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,29






16/10/2016 -
15/11/2016 için



Ekim ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,84






16/11/2016 -
15/12/2016 için



Kasım ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/12/2016 -
15/1/2017 için



Aralık ayına
ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/1/2017 -
15/2/2017 için



Ocak ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/2/2017 -
15/3/2017 için



Şubat ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/3/2017 -
15/4/2017 için



Mart ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/4/2017 -
15/5/2017 için



Nisan ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/5/2017 -
15/6/2017 için



Mayıs ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/6/2017 -
15/7/2017 için



Haziran ayına
ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/7/2017 -
15/8/2017 için



Temmuz ayına
ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/8/2017 -
15/9/2017 için



Ağustos ayına
ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/9/2017 -
15/10/2017 için



Eylül ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/10/2017 -
15/11/2017 için



Ekim ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/11/2017 -
15/12/2017 için



Kasım ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/12/2017 -
15/1/2018 için



Aralık ayına
ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/1/2018 -
15/2/2018 için



Ocak ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/2/2018 -
15/3/2018 için



Şubat ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/3/2018 -
15/4/2018 için



Mart ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/4/2018 -
15/5/2018 için



Nisan ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






16/5/2018 -
17/5/2018 için



Mayıs ayına ait
Yİ-ÜFE oranı (2 gün)

[(0,35/100)/30x100]x2*



0,0234






TOPLAM
Yİ-ÜFE ORANI



7,4534







*Gecikme
zammının ay kesrine isabet eden günleri için Yİ-ÜFE tutarının
hesaplanmasında, ilgili ay   Yİ-ÜFE aylık değişim oranı
30’a bölünmek suretiyle (Yİ-ÜFE aylık değişim oranı/100/30=) bulunacak
günlük oran kullanılacaktır. Bulunacak rakamın virgülden sonraki 6 hanesi
hesaplamalarda kullanılacak olup, 7 nci ve devam eden hanelerde
bir sayı bulunması hâlinde 6 ncı hane bir üst sayıya tamamlanacak
ve bulunan rakam 100 sayısı ile çarpılmak suretiyle günlük Yİ-ÜFE oranı
bulunacaktır. Bulunan günlük oran geçen gün sayısı ile çarpılarak ay
kesrine isabet eden toplam Yİ-ÜFE oranı bulunacaktır.

Toplam Yİ-ÜFE
aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine
ödenmesi gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

Bu tutar, vergi
aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı
bulunacaktır.

Örnek 2- 28/2/2017 vadeli
bir verginin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olması hâlinde bu
vergiye %20,3939 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine toplam
Yİ-ÜFE oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Yİ-ÜFE Oranı
ve Hesaplanacak Süre





SÜRE



ESAS
ALINACAK ORAN (%)






1/3/2017 -
31/3/2017 için



Şubat ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/4/2017 -
30/4/2017 için



Mart ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/5/2017 -
31/5/2017 için



Nisan ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/6/2017 -
30/6/2017 için



Mayıs ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/7/2017 -
31/7/2017 için



Haziran ayına
ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/8/2017 -
31/8/2017 için



Temmuz ayına
ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/9/2017 -
30/9/2017 için



Ağustos ayına
ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/10/2017 -
31/10/2017 için



Eylül ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/11/2017 -
30/11/2017 için



Ekim ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/12/2017 -
31/12/2017 için



Kasım ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/1/2018 -
31/1/2018 için



Aralık ayına
ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/2/2018 –
28/2/2018 için



Ocak ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/3/2018 -
31/3/2018 için



Şubat ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/4/2018 -
30/4/2018 için



Mart ayına ait
Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/5/2018 -
17/5/2018 için



Nisan ayına ait
Yİ-ÜFE oranı (17 gün)

[(0,35/100)/30x100]x17



0,1989






TOPLAM
Yİ-ÜFE ORANI



5,0989







 

Toplam Yİ-ÜFE aylık
değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine
ödenmesi gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

Bu tutar, vergi
aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı
bulunacaktır.

Yİ-ÜFE Tutarının Hesaplanmasında Esas Alınacak
Diğer Hususlar;

Gecikme zammının
günlük olarak hesaplanması gerektiği hallerde, bu sürelere uygulanması
gereken Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da Seri:A Sıra No:1 Tahsilat
Genel Tebliğinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde günlük olarak bulunacaktır.

6183 sayılı
Kanunun 51 inci maddesinde yer alan asgari gecikme zammı tutarı, gecikme
zammı yerine alınacak Yİ-ÜFE tutarı için de uygulanacaktır.

6183 sayılı
Kanunun 52 nci maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini
durduran iflas ve aciz halleri söz konusu ise gecikme zammı uygulanmayan
süreye Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da uygulanmayacak, bu hallerin varlığı
Yİ-ÜFE uygulanan süreyi de durduracaktır.

6183 sayılı
Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca, belediye sınırları dışındaki köylerde
tahsildarlar tarafından tahsil edilen ve tahsildarın ilk uğradığı zaman
ödeme yapılmadığı takdirde %10 oranında uygulanan gecikme zammı yerine,
tahsildarın ilk uğradığı aydaki Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanacaktır.

2- Kanunun
Yayımı Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Vadesi Geldiği Hâlde Ödenmemiş
Vergiler

Kanunun
2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
kapsamına,  Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin kesinleşmiş olup,
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi (bu tarih dâhil)
itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş vergiler girmektedir.

Madde kapsamında
ödenecek alacak tutarının tespiti için vergi asıllarına;

- vade
tarihinden, Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı
yerine,

- daha önce
hesaplanmış gecikme faizi olması hâlinde, bu faizin hesaplandığı süre
dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,

Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

Yİ-ÜFE tutarı,
vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı
bulunacaktır.

Yapılandırılan
alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi
aslına ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi aslına bağlı vergi
cezaları ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.

Örnek 3- 26/10/2016 vadeli
7.200 TL katma değer vergisi süresinde ödenmemiştir. Bu Kanunun yayımı
tarihine kadar 1.885,01 TL gecikme zammı hesaplanmıştır. Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla toplam borç tutarı 9.085,01 TL’dir.

Bu Kanundan
yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, vergi aslına uygulanan
gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.

Buna göre,
gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı
yerine uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekilde
olacaktır.

 





Gecikme Zammı Hesaplanan
Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı
Oranı



Gecikme Zammı Tutarı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/10/2016 - 17/5/2018



7.200



%26,1807



1.885,01



%7,0357



506,57







 

Buna göre,
ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi
olacaktır.

 





Ödenecek
Tutar











 






Katma Değer
Vergisi



:



   7.200,00 TL



 






Yİ-ÜFE Tutarı
(Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)



:



   506,57 TL



 






TOPLAM



:



   7.706,57 TL



 






Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar














Vergi Aslına
Uygulanan Gecikme Zammı



:



   1.885,01 TL






 



 



 



 



 



 







 

Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 7.706,57 TL tutarın Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 1.885,01 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.

Örnek 4- 2014
vergilendirme dönemine ilişkin olarak 25/3/2015 tarihine kadar
elektronik ortamda verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesi
verilmemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, 2014 dönemi için 63.000 TL gelir
vergisi tarh edilmesi ve bir kat vergi ziyaı cezası ile 1.300 TL
özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Vergi/ceza
ihbarnamesi 25/5/2016 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.
İnceleme sonucu yapılan bu tarhiyat 24/6/2016 tarihinde tahakkuk
etmiş ve Kanunun yayımı tarihine kadar herhangi bir ödemede
bulunulmamıştır. Bu tarhiyata göre tahakkuk eden vergi,
vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve
gecikme zamları şu şekildedir.

 





Gelir Vergisi



:



63.000,00 TL






Vergi Ziyaı Cezası



:



63.000,00 TL






Özel Usulsüzlük
Cezası



:



1.300,00 TL






Gecikme Faizi



:



10.584,00 TL






Vergi Aslına
Uygulanan Gecikme Zammı



:



19.198,68 TL






Vergi Ziyaı Cezasına
Uygulanan Gecikme Zammı



:



19.198,68 TL






TOPLAM



 



176.281,36 TL







Bu maddeden
yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, ödenecek tutar ile
tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları aşağıdaki gibi olacaktır.

Vergi aslına
bağlı olmaksızın kesilmiş olan ve madde kapsamına giren vergi cezalarının
maddeden yararlanılarak ödenmek istenmesi hâlinde, Kanunun
2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince bu
cezaların %50’sinin ödenmesi durumunda, cezanın geri kalan %50’sinin
tahsilinden vazgeçilecektir.

Vergi aslına
uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammı ile vergi ziyaı cezasına
uygulanan gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak,
Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

Buna göre, örnek
olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu
sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları aşağıda
gösterilmiştir.

 









Gecikme Faizi Hesaplanan
Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Faizi
Oranı



Gecikme Faizi Tutarı
(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






I. Taksit



1/4/2015 - 24/6/2016



31.500



%19,60



6.174



%5,35



1.685,25






II. Taksit



1/8/2015 - 24/6/2016



31.500



%14



4.410



%1,51



475,65






TOPLAM







63.000







10.584







2.160,90







 

Gecikme zammının
hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam
Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekildedir.





Gecikme Zammı Hesaplanan
Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı
Oranı



Gecikme Zammı Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






25/7/2016 - 17/5/2018



63.000

(Gelir V.)



%30.4741



19.198,68



%7,6391



4.812,63






25/7/2016 - 17/5/2018



63.000

(Vergi ZiyaıCezası)



%30.4741



19.198,68



-----



-----







 





Ödenecek
Tutar



 



 






Gelir Vergisi



:



   63.000,00 TL






Özel Usulsüzlük
Cezası (1.300 x %50=)



:



   650,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme
Faizi Yerine)



:



   2.160,90 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)



:



   4.812,63 TL






TOPLAM



:



   70.623,53 TL







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar



 



 






Vergi Ziyaı Cezası



:



   63.000,00 TL






Özel Usulsüzlük
Cezası (1.300 x %50=)



:



   650,00 TL






Gecikme Faizi



:



   10.584,00 TL






Vergi Aslına
Uygulanan Gecikme Zammı



:



   19.198,68 TL






Vergi Ziyaı Cezasına
Uygulanan Gecikme Zammı



:



   19.198,68 TL






TOPLAM



:



   112.631,36 TL

 







 

Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 70.623,53 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi durumunda, toplam 112.631,36 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.

3- Kanunun
Yayımı Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Ödeme Süresi Henüz Geçmemiş
Vergiler

   7143
sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde,
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla (bu tarih
dâhil) kesinleştiği hâlde ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar
için de Kanun hükmünden yararlanılabileceği belirtilmiştir.

   Buna
göre, muhtelif şekillerde kesinleşen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ödeme süresi henüz geçmemiş olan alacaklar hakkında, aşağıda açıklanan
hususlar ve bu Tebliğin önceki bölümlerinde yer alan açıklamalar dikkate
alınarak işlem tesis edilecektir.

a) 213 sayılı
Kanunun Uzlaşma Hükümlerine Göre Kesinleşen Alacaklar

   7143
sayılı Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla
(bu tarih dâhil) 213 sayılı Kanunun gerek uzlaşma gerekse tarhiyat öncesi uzlaşma
hükümlerinden yararlanılarak uzlaşma sağlanmış ancak ödeme süresi henüz
geçmemiş borcu olan mükellefler, uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve ceza
tutarları ile hesaplanan gecikme faizleri dikkate alınarak Kanun
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Örnek 5- 24/8/2017 tarihinde
verilmesi gereken katma değer vergisi beyannamesi süresinde verilmemiştir.
Mükellefin defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu adına
50.000 TL katma değer vergisi tarh edilerek bir kat
vergi ziyaı cezası ile 1.400 TL özel usulsüzlük cezası kesilmesi
gerektiği tespit edilmiştir. Buna ilişkin vergi/ceza
ihbarnamesi 19/3/2018 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.

Mükellef, 16/4/2018 tarihinde
uzlaşma talebinde bulunmuş, 27/4/2018 tarihi uzlaşma günü olarak verilmiş ve
aynı gün varılan uzlaşma sonucuna göre, vergi dairesince aşağıda yazılı
tutarlar tahakkuk ettirilmiştir.

 





Katma Değer
Vergisi             



:



   30.000 TL






Vergi Ziyaı Cezası 



:



   10.000 TL






Özel Usulsüzlük
Cezası



:



   1.400 TL






Gecikme
Faizi        



:



   3.360 TL






TOPLAM             



:



   44.760 TL







 

Mükellefin
Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde, Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla uzlaşma sonucu tahakkuk eden alacakların henüz ödeme
süresi geçmemiş (vade tarihi: 27/5/2018) olduğundan, Kanunun
2 nci maddesi hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 





Gecikme Faizi Hesaplanan
Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Faizi
Oranı



Gecikme Faizi Tutarı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/8/2017-27/4/2018



30.000



%11.20



3.360



%2,80



840







 





Ödenecek
Tutar



 



 






Katma Değer
Vergisi                                                    



:



   30.000 TL






Özel Usulsüzlük
Cezası (1.400 x %50=)



:



   700 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme
Faizi Yerine)



:



   840 TL






TOPLAM



:



   31.540 TL







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar



 



 






Vergi Ziyaı Cezası



:



   10.000 TL






Özel Usulsüzlük
Cezası (1.400 x %50=)



:



   700 TL






Gecikme Faizi



:



   3.360 TL






TOPLAM



:



   14.060 TL







 

Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 31.540 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, toplam 14.060 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.

b) 213 sayılı
Kanunun 376 ncı Maddesinden Yararlanılarak Ödenecek Alacaklar

213 sayılı Kanun
uyarınca kesilmiş olan vergi cezaları için anılan Kanunun
376 ncı maddesi hükmü uyarınca indirim talebinde bulunulan ancak,
7143 sayılı Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi
itibarıyla (bu tarih hariç) dava açma süresi geçmiş, henüz ödeme süresi
geçmemiş bulunan alacaklar için indirimli ceza tutarları dikkate alınarak
Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.

Bu safhada
bulunan alacaklar için, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesine göre
indirimli olarak tahakkuk ettirilen cezanın vergi aslına bağlı olmayan bir
ceza ya da iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası olması
durumunda ödenecek ceza tutarının 7143 sayılı Kanunun
2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre
indirilmiş tutar üzerinden hesaplanmasına dikkat edilecektir.

Örnek 6- 2017
yılına ilişkin belge basım görevi ile ilgili bildirim ödevini yerine
getirmeyen matbaa işletmecisine 800 TL’lik özel usulsüzlük cezası kesilmiş
ve vergi/ceza ihbarnamesi 7/4/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Mükellef söz konusu vergi cezası için 213 sayılı Kanunun
376 ncı maddesi hükmünden yararlanmak üzere dava açma süresinin
son günü olan 7/5/2018tarihinde vergi dairesine müracaat etmiştir.

Vergi dairesince
mükellefin talebi üzerine cezanın yarısı indirilerek, kalan 400 TL özel
usulsüzlük cezası tahakkuk ettirilmiş ve mükellefe
cezayı 7/6/2018 tarihine kadar ödemesi gerektiği bildirilmiştir.

Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin
Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, 213 sayılı
Kanunun 376 ncı maddesi çerçevesinde hesaplanan 400 TL özel
usulsüzlük cezası, 7143 sayılı Kanun hükümlerine göre %50 oranında
indirilerek tahsil edilecektir. Söz konusu cezanın %50’sine isabet eden
(400 x %50=)200 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
hâlinde, özel usulsüzlük cezasından kalan 200 TL’nin tahsilinden
vazgeçilecektir.

c) 213 sayılı
Kanunun 371 inci Maddesinde Yer Alan Pişmanlık Hükümlerine Göre Beyan
Edilen Matrahlar Üzerinden Tahakkuk Eden Alacaklar

7143 sayılı
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla (bu tarih
hariç) pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve henüz 15 günlük ödeme
süresi geçmemiş olan alacaklar için Kanun hükümlerinden
yararlanılabilecektir. Bu takdirde, pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımı
tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.

Ancak, 7143
sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış olması hâlinde pişmanlık
hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı tabiidir. Dolayısıyla, kısmen
pişmanlık ihlali olamayacağından borçlular ödedikleri tutar kadar Kanun
hükmünden yararlanamayacaktır.

213 sayılı
Kanunun pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla 371 inci maddede öngörülen 15 günlük ödeme süresinde ödenmemiş
olan vergiler için pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş olacak ve 7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 4 üncü maddesinin üçüncü
fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla vergi asılları ve bunlara
hesaplanan gecikme faizi/gecikme zammı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılacaktır.

Kanunun yayımı tarihinden
önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği
beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve bu
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan
vergi cezaları için Kanunun 3 üncü maddesinde açıklanan hükümlere göre
işlem yapılması gerekmekte olup, vergi aslına bağlı vergi cezaları ile
ilgili yapılacak işlemler bu Tebliğin (IX/5) bölümündeki açıklamalara göre
tesis edilecektir.

Kanunun yayımı tarihinden
önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği
beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen veya
kesilecek olan ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tebliğ
edilmemiş olan vergi cezaları için Kanunun 4 üncü maddesinde açıklanan
hükümlere göre işlem yapılması gerekmekte olup, vergi aslına bağlı vergi
cezaları ile ilgili yapılacak işlemler bu Tebliğin (IX/5) bölümündeki
açıklamalara göre tesis edilecektir.

Örnek 7- Temmuz/2017
vergilendirme dönemine ilişkin elektronik ortamda verilmesi gereken katma
değer vergisi beyannamesi 14/5/2018 tarihinde pişmanlıkla
verilmiş, bunun üzerine 15.000 TL vergi tahakkuk etmiş ve alacağın vadesi
29/5/2018 tarihi olarak oluşmuştur. Ayrıca, beyannamenin süresinde verilmemesi
nedeniyle 1.400 TL tutarında özel usulsüzlük cezası kesilerek aynı gün
mükellefe tebliğ edilmiştir.

Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin
maddeden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, madde hükmüne
göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi
olacaktır.





Pişmanlık Zammı
Hesaplanan Süre*



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Pişmanlık

Zammı

Oranı



Pişmanlık

Zammı Tutarı

(TL)



Yİ-ÜFE

Hesaplanacak

Süre



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/8/2017-

17/5/2018



15.000



%12,60



1.890



27/8/2017-

17/5/2018



%3,15



472,50







* Pişmanlık
zammının hesabında Kanunun yayımı tarihi esas alınmıştır.

 





Ödenecek
Tutar



 



 






Katma Değer
Vergisi



:



   15.000,00 TL






Damga Vergisi



:



   38,80 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Pişmanlık Zammı Yerine)



:



   472,50 TL






TOPLAM



:



   15.511,30 TL







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar



 



 






Pişmanlık Zammı
(Katma Değer Vergisi için)



:



   1.890,00 TL







Yukarıda belirtilen
15.511,30 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, 1.890
TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.

Mükellefe
kesilmiş olan 1.400 TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasına ilişkin
vergi/ceza ihbarnamesinin 14/5/2018tarihinde tebliğ edilmiş olması ve
7143 sayılı Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla 30 günlük dava
açma süresinin geçmemiş olması nedeniyle bu ceza için Kanunun 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmünden yararlanılması mümkün
bulunmaktadır.

Mükellefçe,
yapılandırılan tutarın tamamının 7143 sayılı Kanun hükümlerine göre
ödenmemesi hâlinde, pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve Kanun
hükmünden yararlanılamayacaktır. 

ç) 213 sayılı
Kanun Uyarınca İkmalen, Re’sen ya da İdarece Yapılan
Tarhiyata İlişkin Olarak Dava Açılmaksızın Kesinleşen Alacaklar

İkmalen, re’sen ya
da idarece tarh edilmiş ve Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi
itibarıyla dava açılmaksızın kesinleşmiş ancak ödeme süresi henüz geçmemiş
bulunan alacaklar için tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinde
belirtilen tutar ve hesaplanan gecikme faizi dikkate alınarak Kanunun
2 nci maddesi hükmünden yararlanılabilecektir.

4- Kanunun
Yayımı Tarihinden Önce Asılları Kısmen ya da Tamamen Ödenmiş Olan Vergiler

7143 sayılı
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden önce asılları kısmen ya
da tamamen ödenmiş olan alacaklar Kanunun 2 nci maddesinin
birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılandırılacaktır.

Buna göre,
Kanunun yayımı tarihinden önce asılları kısmen ya da tamamen
ödenmiş olan vergilerle ilgili olarak aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.

a) Asılları
Kısmen Ödenmiş Olan Vergiler

Asılları kısmen
ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,

- vade tarihinden
Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine,

- daha önce
hesaplanmış gecikme faizi olması hâlinde, gecikme faizinin hesaplandığı
süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,

Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.

Bu tutar,
ödenmemiş vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan
alacak tutarı bulunacaktır.

Yapılandırılan
alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi
aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar
ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.

Asılları kısmen
ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına isabet eden gecikme zammı ve gecikme
faizinin ödenmemiş olması hâlinde ise aşağıdaki (b) bölümünde yer alan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

b) Asılları
Tamamen Ödenmiş Vergilere İlişkin Gecikme Faizi ve Gecikme Zammı 

7143 sayılı
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden önce asılları tamamen
ödenmiş vergiler üzerinden hesaplanmış gecikme zammı ve gecikme faizleri;

- verginin vade
tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı
yerine,

- vergiye gecikme
faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,

Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.

Yİ-ÜFE tutarının,
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına uygulanan
gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara
uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Diğer taraftan,
Kanunun yayımı tarihinden önce vergi aslının, vergi aslına uygulanan
gecikme zammının, gecikme faizinin ve vergi cezalarının ödenmiş olması,
başka bir ifadeyle, ödenmemiş kısmın sadece vergi cezasına uygulanan
gecikme zammından ibaret olması hâlinde, herhangi bir şart aranmaksızın
vergi cezalarına uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

c) Asılları
Tamamen Ödenmiş Vergilere İlişkin Gecikme Faizi ve Gecikme Zamlarından,
Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Kısmen Tahsil Edilenler

Asılları tamamen
ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun
yayımı tarihinden önce kısmen tahsilat yapılmışsa,

- verginin vade
tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı
yerine, 

- vergiye gecikme
faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,

Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.

Ödenmiş gecikme
faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından fazla olması
hâlinde herhangi bir tahsilat yapılmayacak, kalan gecikme
faizi/gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte,
tahsil edilmiş gecikme faizi ve gecikme zammından red ve iade yapılmayacaktır.

Ödenmiş gecikme
faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından az olması
hâlinde ise ödenecek tutar, Yİ-ÜFE tutarından ödenmiş olan gecikme
faizi/gecikme zammı çıkartılmak suretiyle tespit edilecektir. Bu şekilde
belirlenen tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde,
kalan gecikme faizi/gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

Örnek 8- Temmuz,
Ağustos, Eylül /2016 vergilendirme dönemine ilişkin 8.200 TL geçici vergi
tahakkuk etmiştir. Ancak, mükellef 17/11/2016 vadeli geçici vergi
borcunu ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin yıllık gelir vergisi
beyannamesini, beyanname verme süresi içinde vermesi
nedeniyle, 1/3/2017 tarihi itibarıyla terkin edilmiş ve 390,35 TL
gecikme zammı hesaplanmıştır.

Mükellefin
gecikme zammı borcuna karşılık vergi
dairesince 10/4/2017 tarihinde 90 TL tahsilat yapılmıştır.

Mükellefin, 7143
sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde geçici
verginin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için
hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

Bu durumda
uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı  %1,1904’tür.

Toplam Yİ-ÜFE
tutarı ise (8.200 x %1,1904=)97,61 TL olacaktır.

Mükellefin
gecikme zammına karşılık hiç ödeme yapmamış olması hâlinde, Kanun hükmünden
yararlanmak için ödemesi gereken tutar 97,61 TL’dir.

Ancak,
mükelleften Kanunun yayımı tarihinden önce gecikme zammına karşılık 90
TL tahsilat yapıldığından, 7143 sayılı Kanuna göre ödemesi
gereken Yİ-ÜFE tutarından, daha önce ödenen gecikme zammı tutarı çıkarılarak
tahsili gereken Yİ-ÜFE tutarı bulunacaktır.

Buna göre,
ödenecek Yİ-ÜFE tutarı; (97,61 - 90=)7,61 TL’dir.

Mükellefin bu
tutarı Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi hâlinde gecikme zammından kalan
(390,35 - 90=)300,35 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.

5- Sadece
Vergi Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna İlişkin Gecikme Zammından İbaret
Borçlar

7143 sayılı
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla ödenmemiş borcun
sadece vergi aslına bağlı kesilen cezalardan olması durumunda bu Tebliğin
(IX/5-b) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

6- Bir
Vergi Aslına Bağlı Olmaksızın Kesilmiş Olan Vergi Cezaları

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 31/3/2018 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilmiş olan vergi
aslına bağlı olmayan vergi cezaları, Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi
itibarıyla kesinleşmiş ve vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi
henüz geçmemiş olması hâlinde anılan bent kapsamında
yapılandırılabilecektir.

Bu durumda, vergi
aslına bağlı olmayan vergi cezalarının (I. ve II. derece usulsüzlük
cezaları ile özel usulsüzlük cezaları) %50’sinin Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin tahsilinden
vazgeçilecektir.

Kanunun yayımı
tarihinden önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması hâlinde
ödenmemiş kısım için bu Kanundan yararlanılacaktır.

Örnek 9- Mükellefe,
yaptığı satışa ilişkin fatura vermemesinden dolayı 210 TL özel usulsüzlük
cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 11/12/2017 tarihinde
tebliğ edilmiştir. Kesilen ceza itirazsız kesinleşmiştir.

Mükellefin, 7143
sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda
bulunması hâlinde    210 TL özel usulsüzlük
cezasının %50’sine isabet eden (210 x %50=)105 TL ödemesi gerekecektir. Söz
konusu tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde
kalan 105 TL özel usulsüzlük cezasının tahsilinden vazgeçilecektir.

7- İştirak
Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
uyarınca iştirak nedeniyle kesilen, Kanunun
yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ve vadesi
geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş vergi cezalarının
%50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme
zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun yayımı
tarihinden önce bu cezalardan kısmen ödeme yapılmış ise kalan tutar
üzerinden Kanundan yararlanılabilecektir.

8- İhtirazi Kayıtla
Beyan Edilen Vergiler

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü
fıkrasında, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine
tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında, maddenin birinci fıkrasının (a)
bendi hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir.

Buna göre,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ihtirazi kayıtla beyan edilmiş
ancak ödenmemiş vergiler dava konusu yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın
Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılacaktır. Bu
takdirde, ihtilafa ilişkin yargı mercilerince verilmiş kararlar dikkate
alınmadan mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk eden tutar esas alınarak
Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

Ayrıca, alacağa
ilişkin açılmış olan davalardan vazgeçilmesi gerektiği tabiidir.

9- Motorlu
Taşıtlar Vergisine İlişkin Yapılacak İşlemler

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, Kanun
kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine
kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait
olduğu taşıt için, Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla, 197
sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit
ödeme süresi sonuna kadar fenni muayene yapılmasına ve uçuşa elverişli
belgesi verilmesine imkân sağlanmaktadır.

Ancak, taşıtın
satış ve devri hâlinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının
aranılacağı tabiidir.

10- 5736
sayılı Kanuna Göre Uzlaşılmış Alacaklar

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi
ile 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının
Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri
gereğince ödenmesi gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş
olan tutarların Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılabileceği hüküm altına alınmıştır.

5736 sayılı Kanun
kapsamında taksitlendirilen alacaklardan 7143 sayılı Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar Kanunun
2 nci maddesine göre yapılandırılacak ve ödenecek tutarın
tespitinde, alacak asıllarına 5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin altıncı
fıkrası gereğince ödemede gecikilen her ay ve kesri için aylık olarak
uygulanması gereken;

- %5 zammın
yerine ilgili aylara ait Yİ-ÜFE aylık değişim oranları,

- 5736 sayılı
Kanunda öngörülen ve taksitlere %5 zammın uygulandığı süreden sonra
gecikilen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanması
gereken gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları,

esas alınarak
Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. 

7143 sayılı
Kanuna göre; 5736 sayılı Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri uyarınca
ödenecek taksitlere ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden
itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı binde iki oranında
hesaplanan faiz için herhangi bir Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmayacaktır. Binde
iki oranında hesaplanan tutar, 7143 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin
birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, Kanun kapsamında yapılandırılan
borcun Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla terkin
edilecektir.

Diğer taraftan,
5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesi kapsamında uzlaşılarak tahakkuk
ettirilen ve taksitler hâlinde vadelendirilen alacak tutarı
içinde yer alan vergi aslı ve gecikme faizi Kanun kapsamında
yapılandırılacak ve varsa vergi cezaları hakkında da 7143 sayılı
Kanun hükümleri uygulanacaktır.

11- Kanun
Kapsamındaki İdari Para Cezaları

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c)
bendinde; 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen ve
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup vadesi geldiği hâlde
ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan idari para
cezalarının yapılandırma usulü belirlenmiştir.

Buna göre, Kanun
kapsamında yapılandırılması mümkün olan askerlik, seçim, nüfus, trafik,
karayolu taşıma, otoyollar ve köprülerden ihlalli geçiş idari para cezaları
ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından verilmiş olan idari para
cezalarından, 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilmiş
olan ve bu Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla kesinleşmiş
olup vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş
bulunanların asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi,
gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, Kanunun yayımı tarihine
kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş
alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya
bağlı fer’ilerin tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Madde kapsamında
yapılandırılması mümkün olan idari para cezalarından;

- 2918 sayılı
Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarına, vade
tarihinden ödendiği tarihe kadar;

- 4925 sayılı
Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmemiş olan idari para cezalarından,
anılan Kanunda değişiklik yapan 5728 sayılı Kanunun yürürlüğe
girdiği 8/2/2008 tarihinden önce (bu tarih hariç) verilmiş
olanlara vade tarihinden 8/2/2008 tarihine kadar (bu tarih hariç),

geçen her ay
ve kesri için aylık %5 oranında faiz hesaplanması ve hesaplanan faiz
tutarının da cezanın iki katınıgeçmemesi gerekmektedir.

7143 sayılı Kanun
kapsamında trafik ve karayolu taşıma idari para cezalarının
yapılandırılmasında aylık %5 oranında hesaplanacak faiz yerine Kanunun
yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanacaktır. Ancak, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarı da ilgili Kanun
gereğince idari para cezasının iki katını geçemeyecektir.

2918 sayılı
Kanunun 31/7/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5228 sayılı Kanunla
değişmeden önceki 115 inci maddesi hükmüne göre, ilgilisine tebliğ
tarihinden itibaren on gün içinde ödenmeyen trafik idari para cezaları iki
katına çıkarak ödeme süresi on gün daha uzamakta ve bu süre içinde de
ödenmeyen trafik idari para cezaları üç katına çıkmaktaydı. 5228 sayılı
Kanunun yürürlüğünden önce verildiği hâlde 7143 sayılı Kanunun
yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan trafik idari para cezalarının
yapılandırılmasında herhangi bir fer’i alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden
Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmayacak ve yapılandırmada üç katına çıkmış tutar esas
alınacaktır. Aynı şekilde 4925 sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla
değişmeden önceki 29 uncu maddesi hükmüne göre üç katına çıkmış karayolu
taşıma idari para cezaları için de üç katına çıkan tutar üzerinden maddeden
yararlanılabilecektir.

7143 sayılı Kanun
kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin tutanakların ilgili vergi
dairelerine intikal etmemiş olması hâlinde, borçlular vergi dairelerine
idari yaptırım karar tutanaklarını ibraz ederek başvuruda bulunabilecek ve
bu başvurular üzerine söz konusu idari para cezaları madde kapsamında
yapılandırılacaktır.

Örnek 10- 28/6/2017 vadeli
206 TL tutarlı trafik idari para cezasının, Kanundan yararlanılmak
suretiyle ödenmesi durumunda ödenmesi gereken alacak tutarı ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.  

 





Faiz Hesaplanan Süre



İdari Para Cezası Tutarı

(TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı

(TL)



Toplam

 Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






29/6/2017-

17/5/2018



206



%55



113,30



%3,85



7,93







 





Ödenecek
Tutar






İdari Para
Cezası Aslı



:



   206,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Faiz Yerine)



:



   7,93 TL






TOPLAM             



:



   213,93 TL







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacak






Faiz



:



   113,30 TL







 

Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 213,93 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, toplam 113,30 TL tutarındaki faizin tahsilinden
vazgeçilecektir.

12- 6183
sayılı Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer Alacaklar

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde,
vergiler ile Kanun kapsamına giren idari para cezaları dışında kalan ve bu
Tebliğin (I/A-1-c) bölümünde belirtilen amme alacaklarının
yapılandırılmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Madde hükmüne
göre, Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla
kesinleşmiş olup vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme
süresi henüz geçmemiş bulunan asli alacakların ödenmemiş kısmının tamamı
ile bu alacaklara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi
fer’i amme alacakları yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi şartıyla bu alacaklara uygulanan faiz, cezai faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir. 

Kanunun yayımı
tarihinden önce ödenmemiş olan alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret
olması hâlinde ise fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla madde hükmünden yararlanılacak ve faiz, cezai faiz, gecikme faizi,
gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.

Söz konusu bent
kapsamına giren alacak asıllarının Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen
veya tamamen ödenmiş olması hâlinde yapılandırılacak tutar bu Tebliğin
(II/B-4) bölümüne göre tespit edilecektir. 

Bu bölümde yer
verilen alacaklara yönelik olarak Kanundan yararlanılmak istenildiği takdirde
dava açılmaması, dava açılmış olması hâlinde davalardan vazgeçilmesi ve
kanun yollarına başvurulmaması şarttır.

Söz konusu
alacakların dava konusu yapılmış olması ve bu davalarda yargı mercilerince
alacağın tutarını etkileyen bir karar verilmiş olması hâlinde de madde
hükmünden ilk aşamada istenilen tutar üzerinden yararlanılacaktır.

Örnek
11- Yurtdışından 9 ay vadeli ihracatın finansmanı
için 17/3/2015 tarihinde kredi kullanan mükelleften teşvik
mevzuatı gereğince kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi
yapılmamıştır.

İhracat
taahhüdünü süresi içinde kapatan mükellefin taahhüt kapatılmasında
kullanılan gümrük beyannamelerinin gerçeğe uygun olmadığının anlaşılması
üzerine ilgili banka tarafından 15.000 TL kaynak kullanımını destekleme
fonu kesintisi takip ve tahsil edilmek üzere mükellefin bağlı olduğu vergi
dairesine 1/8/2016 tarihinde bildirilmiştir. Vergi dairesince
yapılan tebliğ üzerine vadesi 18/9/2016 tarihi olan kaynak
kullanımını destekleme fonu kesintisi ile kredi kullanım tarihinden vade
tarihine kadar hesaplanan cezai faiz için Kanunun yayımı tarihine kadar
herhangi bir ödemede bulunulmamıştır.

Mükellefin,
Kanundan yararlanmak üzere bağlı olduğu vergi dairesine başvurması hâlinde,
kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi aslına;

- Kredi kullanım
(17/3/2015) tarihinden vade tarihine kadar geçen süre için hesaplanan cezai
faiz yerine,

- Vade tarihinden
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihine kadar (bu tarih hariç)
geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine

Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

Buna göre, kaynak
kullanımını destekleme fonu kesintisi ile cezai faiz ve gecikme zammı
yerine uygulanacak Yİ-ÜFE tutarları aşağıdaki şekilde olacaktır.

 





Cezai Faizin
Hesaplandığı Süre



KKDF Tutarı

(TL)



Cezai Faiz

(TL)



Toplam       

 Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






17/3/2015 - 17/9/2016



15.000



4.075,89



%7,5397



1.130,96






Örnek olayın
meydana geldiği dönemde yıllık cezai faiz
oranı; 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt
Faizine İlişkin Kanunun 1 inci maddesinde yer alan kanuni faiz
oranlarının 2 katıdır. Hesaplamalarda, kredi kullanım tarihinden alacağın
vade tarihine kadar yürürlükte olan kanuni faiz oranlarının 2 katı esas
alınarak geçen gün sayıları üzerinden basit faiz hesaplama metodu
kullanılmaktadır. 17/3/2015 tarihinden 17/9/2016 tarihine kadar
geçen süre için faiz tutarı [15.000 x 551 x (9x2)]/36500=4.075,89 TL’dir.







 





Gecikme Zammının
Hesaplandığı Süre



KKDF Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı
Oranı



Gecikme Zammı Tutarı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






19/9/2016-17/5/2018



15.000



% 27,9543



4.193,15



%7,4193



1.112,90







Ödenecek tutar
ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı:

 





Ödenecek
Tutar



 



 






Kaynak
Kullanımını Destekleme Fonu Kesintisi



:



   15.000,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Cezai Faiz Yerine)      



:



   1.130,96 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Gecikme Zammı Yerine)



:



   1.112,90 TL






TOPLAM



:



   17.243,86 TL







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar



 



 






Cezai Faiz



:



   4.075,89 TL






Gecikme Zammı



:



   4.193,15 TL






TOPLAM



:



   8.269,04 TL







 

Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 17.243,86 TL tutarın Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 8.269,04 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.

13- Tecilli
Alacaklar

7143 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında “(9) Bu Kanun kapsamına
giren alacakların, bu Kanunun yayımı tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve
diğer kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak
ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep
etmeleri hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde
tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri
geçerli sayılır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile
ödeme tarihi arasında geçen süre için sadece ilgili kanunda öngörülen faiz
uygulanır. Kalan taksit tutarları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir
ve bu alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü yer
almaktadır.

Bu hüküm
uyarınca, 7143 sayılı Kanun kapsamına giren alacakların,
Kanunun yayımı tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve
diğer kanunlar uyarınca tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun ödeniyor
olması hâlinde borçlular, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi
geçmemiş olan taksit tutarları için Kanun hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.

Bu takdirde tecil
şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri
geçerli sayılacaktır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi
ile ödeme tarihi arasında geçen süre için ilgili kanunun öngördüğü faiz
uygulanmış ve tahsil edilmiş olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi
bir işlem yapılmayacaktır. Kalan taksit tutarları vadesinde kısmen veya
tamamen ödenmemiş alacak kabul edilerek 7143 sayılı Kanunun
2 nci maddesi hükümleri uygulanacaktır.

Dava aşamasında
olduğu hâlde ilk derece yargı kararı üzerine tahakkuk eden ve 7143 sayılı
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tecilli olan alacaklar hakkında bu
Tebliğin “III- KESİNLEŞMEMİŞ VE DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARI”
bölümünde açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır.

Ayrıca, 7143
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onaltıncı fıkrasında, bu Kanunun
yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu maddenin
dokuzuncu fıkrası kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183
sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizlerin bu Kanun
hükümlerine dayanılarak red ve iadesinin yapılmayacağı hüküm
altına alınmıştır.

Bu nedenle, Kanun
hükümlerinden yararlanılarak ödeme yapılmak istenmesi hâlinde, 7143 sayılı
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden önce taksit
tutarları ile birlikte ödenen tecil faizleri red ve iade
edilmeyecektir.

Bu durumdaki
alacaklar için madde hükmünden yararlanılmak istenilmesi hâlinde ödenmemiş
alacak aslına uygulanmış olan fer’i alacaklar yerine, vade tarihinden
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı
ile Yİ-ÜFE tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının maddede
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde alacak asıllarıyla ilgili fer’i
alacaklar ile asla bağlı vergi cezaları ve bu cezalara ilişkin gecikme
zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.

6183 sayılı Kanun
ile diğer kanunlar gereğince tecil edilen alacağın gecikme zammı, gecikme
faizi ve/veya vergi cezasından ibaret olması hâlinde, bu Tebliğin (II/B-4
ila II/B-6) bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde ödenecek Yİ-ÜFE
tutarı tespit edilerek Kanun hükmünden yararlanılacaktır. Bu takdirde de
Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş tecil faizlerinin red ve
iadesi yapılmayacaktır.

Örnek 12- Mükellef
tarafından 26/5/2017 tarihinde ödenmesi gereken 36.000 TL gelir
(stopaj) vergisi zamanında ödenmemiştir. 6/9/2017 tarihinde vergi
dairesine başvurularak toplam borç için tecil talebinde bulunulmuştur.

Vergi dairesi
mükellefin gecikme zammı dâhil 37.680,12 TL borcu olduğunu tespit etmiş ve
bu tutarın, ilk taksit Eylül/2017 ayından başlamak ve 18 ayda 18 eşit
taksitte ödenmek üzere tecilini uygun görmüştür.

Aylık Taksit
Tutarı: 37.680,12 / 18 = 2.093,34 TL’dir.

Mükellef ilk
sekiz taksitini zamanında ödemiş, 28/5/2018 tarihinde Kanundan
yararlanmak için bağlı olduğu vergi dairesine başvuruda bulunmuştur. İlk
sekiz taksit ile birlikte toplam 731,27 TL tecil faizi ödenmiştir.

Bu örnekte, vergi
dairesi öncelikle kalan borç tutarından ne kadarının vergi aslı, ne
kadarının da gecikme zammı olduğunu tespit edecektir. Örnek olayda;





Ödenen Borç Tutarı



=



Aylık Taksit
Tutarı x Ay Sayısı






 



=



2.093,34 x 8






 



=



16.746,72 TL







 

Ödenen tutardan
vergi aslına isabet eden tutar, aşağıdaki formüle göre tespit edilecektir.

 





Vergi aslına isabet eden tutar



=



Ödenen Tutar
x Vergi Aslı Tutarı

           Toplam
Borç Tutarı






Vergi aslına isabet eden tutar



=



16.746,72 x
36.000

37.680,12



=



   16.000 TL’dir.






Kalan vergi aslı tutarı



=



36.000 - 16.000



=



   20.000 TL’dir.







 

Bu durumda, tecil
şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri
geçerli sayılacaktır. Kalan 10 taksit tutarının toplamı 20.933,40 TL olup,
bunun 20.000 TL’si vergi aslı, 933,40 TL’si gecikme zammıdır. Vergi
aslından kalan tutara, gecikme zammı yerine vade tarihinden Kanunun yayımı
tarihine kadar hesaplanacak 819,14 TL Yİ-ÜFE tutarı ile vergi aslı
toplanarak ödenecek toplam tutar bulunacaktır.

Madde hükmüne
göre ödenmesi gereken vergi aslı ve Yİ-ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi hâlinde 20.000 TL vergi aslına Kanunun yayımı
tarihine kadar hesaplanan 3.276,14 TL gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tecil kapsamında ilk sekiz taksit tutarı
ile birlikte Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilen 731,27 TL tecil
faizi red ve iade edilmeyecektir.

14- Bazı Kanunlara Göre Yapılandırılmış Olan ve
Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Ödemeleri Devam Eden Alacaklar

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinde; bu Kanun hükümlerinin,
5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi, 10/7/2004 tarihli ve
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi
kapsamında uzlaşılan alacaklar ile 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun geçici
2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılandırılan
alacaklar hakkında uygulanmayacağı hükme bağlandığından, anılan Kanunlar
uyarınca uzlaşma ya da yapılandırma hükümlerinden yararlanan kuruluşların
bu borçları Kanun kapsamında yapılandırılmayacaktır.

Ayrıca, Kanunun 9
uncu maddesinin onuncu fıkrasının (b) bendi gereğince;

- 6552 sayılı
Kanun,

- 3/8/2016 tarihli
ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun,

18/5/2017 tarihli
ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı
Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun,

hükümlerine göre
yapılandırılan ve 7143 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla taksit
ödemeleri devam eden alacaklar ile,

- 6736 sayılı
Kanuna göre tahakkuk eden alacakların (matrah ve vergi artırımı ile işletme
kayıtlarının düzeltilmesinden kaynaklanan vergiler),

7143 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmamaktadır.

15- Kanunun
Yayımı Tarihi İtibarıyla Yargı Kararına Göre Kesinleştiği Hâlde Ödeme
Süresi Belirlenmemiş Alacaklar

7143
sayılı Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında, bu
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
yargı kararı ile kesinleştiği hâlde mükellefe ödemeye yönelik tebligatın
yapılmadığı alacaklar için mükelleflerce bu Kanunda öngörülen süre ve
şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla bu alacakların da bu madde
hükümlerinden yararlandırılacağı, bu hüküm kapsamına giren alacaklar için
ayrıca tebligat yapılmayacağı ve alacakların vade tarihi olarak Kanunun
yayımı tarihinin kabul edileceği, bu kapsamda yapılandırılan tutarların
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmemesi hâlinde de vade tarihinde değişiklik
yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre,
Kanunun kapsadığı dönemlerle ilgili olup, tarhiyata ilişkin mahkemelerce
verilerek taraflardan birine tebliğ edilen ve bu Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla (bu tarih dâhil) kesinleşen yargı kararına istinaden vergi
dairelerince mükellefe ödemeye yönelik tebligatın (Vergi Mahkemesi/Bölge
İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi) yapılmaması
nedeniyle borcun vadesinin belirlenmediği alacaklar için bu Kanunda
öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla Kanunun
2 nci maddesi hükümlerinden yararlanılabilecektir.

Bu durumda,
borçlunun başvuru dilekçesinde bu fıkra kapsamına giren borçları için Kanun
hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtmesi şartıyla, bu alacaklar için
ayrıca vergi dairesince mükellefe Vergi Mahkemesi/Bölge İdare
Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi tebliğ edilmeyecek
ve alacakların vade tarihi Kanunun yayımı tarihi kabul edilecektir.

Fıkra
kapsamındaki alacakların yalnızca vergi aslı veya vergi aslı ile birlikte
asla bağlı vergi cezası olması durumunda, verginin tamamı ile bu tutar
üzerinden gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı
ile Yİ-ÜFE tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla alacak asıllarıyla ilgili
gecikme faizi ile asla bağlı cezaların tahsilinden vazgeçilecektir.

Fıkra
kapsamındaki alacağın yalnızca asla bağlı vergi cezası olması ve vergi
aslının Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olması durumunda, herhangi
bir başvuruya bağlı olmaksızın bu cezaların tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.

Fıkra
kapsamındaki alacağın yalnızca asla bağlı olmayan vergi cezası olması
durumunda, bu vergi cezalarının (I. ve II. derece usulsüzlük cezaları ile
özel usulsüzlük cezaları) %50’sinin Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin tahsilinden
vazgeçilecektir.

7143 sayılı
Kanunun yayımı tarihinden sonra bu fıkra kapsamına giren alacaklara yönelik
başvuru süresi içinde yapılmış ödemelere ilişkin tebligatlar hakkında da
başvurulması şartıyla bu fıkra hükmü uygulanacak ve alacakların vade tarihi
olarak Kanunun yayımı tarihi kabul edilecektir.

Diğer taraftan,
Kanunun yayımı tarihinden önce fıkra kapsamına giren alacaklara karşılık
kısmi ödeme yapılmış olması hâlinde ödenmemiş kısım için bu madde
hükümlerinden yararlanılabilecektir. Ancak, fıkra kapsamına giren
alacakların Kanunun yayımı tarihinden önce tamamının ödenmiş olması hâlinde
bu madde hükümlerinden yararlanılamayacağı tabiidir.

Ayrıca, bu fıkra
hükmünden yararlanılması durumunda, fıkra kapsamına giren alacaklar için
tebligat yapılmayacağı gibi alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı
tarihi kabul edileceğinden, madde hükümlerinin ihlal edilmesi hâlinde söz konusu
alacaklar için Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre
Vergi/Ceza İhbarnamesi tebliğ edilmeksizin ve Kanunun
yayımlandığı 18/5/2018 tarihi vade tarihi kabul edilmek suretiyle
takip ve tahsil işlemlerine devam edilecektir.

Ancak, borçlu
tarafından bu fıkra hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunulmaması
durumunda vergi dairesince alacağa yönelik Vergi Mahkemesi/Bölge İdare
Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesinin tebliğ edileceği
tabiidir.

16-
Belediyelerin Ücret, Su ve Atık Su Alacakları, Büyükşehir Belediyelerinin
Katı Atık Ücreti Alacakları İle Büyükşehir Belediyeleri Su ve
Kanalizasyon İdarelerinin Su ve Atık Su Alacakları

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları
gereğince yapılandırılacak ücret, su, atık su ve katı atık ücreti
alacaklarından, vadesi 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’iler (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının
(ç) bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen
tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde bu alacaklara
bağlı cezaların ve fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen her türlü
ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilecektir.

Söz konusu
alacakların yapılandırılmasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/B-12)
bölümünde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.

17-YİKOB’ların Taşınmaz
Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı Alacakları

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası
gereğince, YİKOB’ların belediyelerden olan taşınmaz kültür
varlıklarının korunmasına katkı payı alacaklarından,
vadesi 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’i
alacakları hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine
göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı fıkra
hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde bu alacaklara bağlı fer’i
alacakların tahsilinden vazgeçilecektir.

Söz konusu
alacakların yapılandırılmasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/B-12)
bölümünde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.

C- ÖDEME
SÜRESİ VE ŞEKLİ

1- Ödeme
Süresi

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında “(1) Bu Kanunun ilgili
maddelerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler saklı kalmak
kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;

a) Bu Kanunun
yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda
bulunmaları,

b) Maliye
Bakanlığına, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına, il özel idarelerine,
belediyelere ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerine ödenecek
tutarların ilk taksitini bu Kanunun yayımı tarihini izleyen dördüncü aydan,
Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ise
ilk taksiti bu Kanunun yayımı tarihini izleyen üçüncü aydan başlamak üzere
ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte ödemeleri,

şarttır.” hükmü
yer almaktadır.

Bu hüküm
çerçevesinde; Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere
ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerine borçlu olanların Kanunun
2 nci maddesi hükmünden yararlanmak istemeleri hâlinde, 31
Temmuz 2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar borçlu bulundukları
tahsil dairelerine başvurmaları gerekmektedir. Madde kapsamında
yapılandırılan borçların ilk taksit ödeme süresi içinde tamamen ya da
ikişer aylık dönemler hâlinde azami onsekiz eşit taksitte
ödenmesi mümkün olup ilk taksit ödeme süresi 1 Ekim 2018 (30/9/2018 tarihi
Pazar gününe rastladığından) tarihi mesai saati bitiminde sona ermektedir.

Kanunun 9 uncu
maddesi hükmü ile azami taksit süresi 18 eşit taksit olarak belirlenmiş
olmakla birlikte 6, 9 ve 12 eşit taksitte ödeme seçenekleri de bulunmaktadır.

Ayrıca, Kanunun 9
uncu maddesinin onbirinci fıkrasına göre, Kanun kapsamında
yapılandırılan ve süresinde ödenen alacaklara, bu Kanunda yer alan hükümler
saklı kalmak kaydıyla Kanunun yayımı tarihinden sonraki süreler için faiz,
gecikme zammı, gecikme cezası gibi fer’i amme alacağı hesaplanmayacaktır.

Kanuna göre
ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması
hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar
uzayacaktır.

2-  Ödeme
ve Katsayı Uygulaması

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesiyle, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak
tutarının peşin veya taksitle ödenmesi imkânı getirilmiş ve taksitli ödeme
seçeneğinin tercih edilmesi halinde katsayı uygulanacağı öngörülmüştür.

a) Peşin
veya İlk İki Taksit Ödeme Süresi İçinde Yapılan Ödemeler ve İndirim

Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasında “(3) Bu Kanun hükümlerine göre
hesaplanan tutarlar peşin veya taksitler hâlinde ödenebilir.

a) Hesaplanan
tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak
ödenmesi hâlinde katsayı uygulanmaz ve,

1) Fer’i
alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarların (bu Kanunun 4 üncü maddesine göre fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile birlikte
hesaplanan gecikme faizi dâhil) %90’ının tahsilinden vazgeçilir.

2) Bu Kanunun
1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan ve bu Kanun
kapsamında yapılandırılan idari para cezalarından %25 indirim yapılır.

3) Yapılandırılan
alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutardan (bu
Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki alacaklar
hariç) %50 indirim yapılır.

b) Hesaplanan
tutarların tamamının ilk iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde
katsayı uygulanmaz ve,

1) Fer’i
alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarlar (bu Kanunun 4 üncü maddesine göre fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile birlikte hesaplanan
gecikme faizi dâhil) üzerinden %50 indirim yapılır.

2) Bu Kanunun
1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan ve bu Kanun
kapsamında yapılandırılan idari para cezalarından %12,5 indirim yapılır.

3)
Yapılandırılan alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i
alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutardan (bu Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası
kapsamındaki alacaklar hariç) %25 indirim yapılır.

c) Hesaplanan
tutarların taksitle ödenmek istenmesi hâlinde, ilgili maddelerde yer alan
hükümler saklı kalmak şartıyla borçluların başvuru sırasında altı, dokuz,
on iki veya on sekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih
etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede
ödeme yapılamaz...” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm uyarınca
yapılandırılan tutarların ilk taksit ödeme süresi içinde peşin olarak veya
ilk iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde yapılandırılan
alacaklardan indirim yapılacaktır.

i) Peşin
Ödemede İndirim

Borçlular Kanun
kapsamında yapılandırdıkları borçlarını, ilk taksit ödeme süresi içinde
ödemek üzere peşin ödeme seçeneğini tercih edebilirler.

Kanun kapsamında
yapılandırılan tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde peşin
olarak ödenmesi hâlinde;

- Bu
tutarlara katsayı uygulanmayacaktır.

- Fer’i
alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarların %90’ı ile bu Kanunun 4 üncü maddesine göre fer’i alacaklar
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile
birlikte hesaplanan gecikme faizinin %90’ının tahsilinden vazgeçilecektir.

- Yapılandırılan
alacağın Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamındaki idari para cezalarından olması halinde bu alacaktan ayrıca %25
indirim yapılacaktır.

- Yapılandırılan
alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde, fer’i alacak yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutardan (bu
Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki alacaklar
hariç) %50 indirim yapılacaktır.

Söz konusu
ödemenin defaten yapılması zorunlu olmayıp, ilk taksit ödeme süresi içinde
farklı zamanlarda borcun tamamının ödenmesi hâlinde de bu hükümden
yararlanılacaktır.

Ayrıca,
yapılandırılan tutarların taksitle ödenme seçeneği tercih edilmesine rağmen
ilk taksit ödeme süresi içinde peşin olarak tamamının ödenmesi durumunda da
bu hükümlerden yararlanılabilecektir.

Diğer taraftan, peşin
ödeme seçeneği tercih edilmek suretiyle yapılandırılan alacakların
tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmemesi halinde Kanunun 9 uncu
maddesinin altıncı fıkrası hükmüne göre ilk taksit ödeme süresini izleyen
ayın sonuna kadar geç ödeme zammıyla birlikte ödeme yapılarak Kanun
hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu durumda, geç ödeme zammıyla
birlikte yapılan ödeme, ilk iki taksit ödeme süresi içinde yapılmış
olduğundan, bu ödemelere 9 uncu maddenin üçüncü fıkrasının (b)
bendi hükmüne göre indirim uygulanacaktır.

Örnek 13- Kanunun
2 nci maddesinden yararlanmak için vergi dairesine başvuruda
bulunan mükellef, peşin ödeme seçeneğini tercih etmiştir.

Vergi dairesi,
Kanun kapsamında yapılandırılacak alacak aslı tutarını 108.000 TL, fer’i
alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan
tutarı ise 20.250 TL olmak üzere 128.250 TL olarak hesaplamıştır.

Mükellef,
yapılandırılan borç tutarını peşin ödeme seçeneği ile ödemeyi tercih
ettiğinden, ayrıca bir katsayı hesaplanmamıştır.

Mükellef
tarafından, yapılandırılan borcun ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi
nedeniyle fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanan tutardan %90 oranında indirim yapılacaktır. Bu durumda,
mükellef Yİ-ÜFE tutarı olarak [20.250 - (20.250 x %90)=]2.025 TL, toplamda
(108.000 + 2.025=)110.025 TL ödeme yapmak suretiyle Kanun hükümlerinden
yararlanacaktır.

Ancak,
yapılandırılan borcun mükellef tarafından 1 Ekim 2018 tarihine (bu
tarih dâhil)  kadar ödenmeyip, hesaplanacak geç ödeme zammı
(1.795,50 TL) ile birlikte 31 Ekim 2018 tarihine (bu tarih dâhil)
kadar ödenmesi durumunda Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanan tutardan %50 oranında indirim yapılacaktır. Bu durumda, mükellef
Yİ-ÜFE tutarı olarak [20.250 - (20.250 x %50)=]10.125 TL ödeyecektir.

Örnek 14- 13
numaralı örnekte yer alan mükellef Kanunun 2 nci maddesi
kapsamındaki borçlarını 6 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.

Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 6 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden
128.250 TL alacak tutarı (1,045) katsayısı ile çarpılacaktır.

Bu şekilde
bulunan tutar, 6’ya bölünmek suretiyle taksit tutarı bulunacaktır.

6 eşit taksit
için yapılandırmaya esas tutar : 128.250 x
1,045      = 134.021,25 TL

Taksit tutarı                                                    
  : 134.021,25 /
6        = 22.336,88 TL’dir.

Taksitlendirmeye
esas olan 134.021,25 TL’nin (134.021,25 - 128.250=)5.771,25 TL’si toplam
katsayı tutarıdır.

Eylül/2018 ayında
mükellef vergi dairesine başvurarak taksit tutarlarını defaten ödemek
istediğini bildirmiştir. Bu durumda;

Ödenecek
Tutar

Vergi Aslı                                                                                    :             108.000
TL

Yİ-ÜFE Tutarının
%10’u [20.250 - (20.250 x %
90)]            :              2.025
TL

TOPLAM                                                                                    :              110.025
TL’dir.

Mükellef
tarafından, yapılandırılan borcun ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi
nedeniyle ayrıca bir katsayı hesaplanmayacak ve fer’i alacaklar yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutardan %90
oranında indirim yapılacaktır.

Buna göre,
mükellef tarafından yapılandırılan borcun ilk taksit ödeme süresi içinde
ödenmesi halinde 5.771,25 TL katsayı tutarı ile 18.225 TL Yİ-ÜFE tutarı
olmak üzere toplam 23.996,25 TL daha az ödeme yapılacaktır.

Örnek
15- Mükellef 24/4/2017 vadeli 4.432 TL trafik idari para
cezası borcunu Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırmak
için vergi dairesine başvurarak, borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep
etmiştir.

 





Faiz Hesaplanan Süre



İdari Para Cezası Tutarı
(TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı

(TL)



Toplam

 Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






25/4/2017- 17/5/2018



4.432



% 65



2.880,80



% 4,55



201,66







               

Vergi dairesi yapılandırılan
alacak tutarını 4.432 TL idari para cezası
aslı ve       201,66 TL Yİ-ÜFE
olmak üzere 4.633,66 TL olarak hesaplamıştır.

Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
4.633,66 TL alacak tutarı (1,15) katsayısı ile çarpılacaktır.

Bu şekilde
bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.

18 eşit taksit
için yapılandırmaya esas tutar     : 4.633,66
x 1,15 =   5.328,71 TL

Taksit tutarı                                                            
: 5.328,71 / 18     =  296,04 TL’dir.

Taksitlendirmeye
esas olan 5.328,71 TL’nin (5.328,71 - 4.633,66 =)695,05 TL’si toplam
katsayı tutarıdır.

Eylül/2018 ayında
mükellef vergi dairesine başvurarak taksit tutarlarını defaten ödemek
istediğini bildirmiştir. Bu durumda, idari para cezası aslı olan 4.432
TL’den %25 oranında, Yİ-ÜFE tutarından %90 oranında indirim yapılacaktır.

Ödenecek
Tutar

İdari Para Cezası
Aslı [4.432 - (4.432 x
%25)]                      :  
3.324,00 TL

Yİ-ÜFE Tutarı
[201,66 - (201,66 x
%90)]                             
 :   20,17 TL

TOPLAM                                                                                 
  :   3.344,17 TL

Buna göre,
mükellef tarafından Eylül/2018 ayında 3.344,17 TL ödenmesi durumunda
herhangi bir katsayı hesaplanmayacak, 2.880,80 TL faiz ile idari para
cezası aslının %25’i olan 1.108 TL ve Yİ-ÜFE tutarının %90’ı olan 181,49 TL
olmak üzere toplam 4.170,29 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.

ii) İlk İki
Taksit Ödeme Süresi İçinde Yapılan Ödemede İndirim

Borçlular Kanun
kapsamında yapılandırdıkları borçlarını, taksitler halinde ödemek üzere
taksitli ödeme seçeneğini tercih edebilirler.

Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde hesaplanan tutarların tamamının
ilk iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde indirim uygulamasına
ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Buna göre,
taksitle ödeme seçeneği tercih edilerek, yapılandırılan alacağa ilişkin ilk
taksitin süresinde ve tam olarak ödenmiş olması şartıyla, kalan taksitlerin
tamamının ikinci taksit ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde;

- Bu
tutarlara katsayı uygulanmayacaktır.

- Fer’i
alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarların %50’si ile bu Kanunun 4 üncü maddesine göre fer’i alacaklar
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile
birlikte hesaplanan gecikme faizinin %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.

- Yapılandırılan
alacağın Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamındaki idari para cezalarından olması halinde bu alacaktan ayrıca
%12,5 indirim yapılacaktır.

- Yapılandırılan
alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde, fer’i alacak yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutardan (bu
Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki alacaklar
hariç) %25 indirim yapılacaktır.

Bu kapsamda, ilk
taksit içinde ödenen Yİ-ÜFE tutarının %50’si, katsayı tutarı ve varsa idari
para cezasının %12,5’i ile yapılandırılan alacağın sadece fer’i alacaktan
ibaret olması durumunda Yİ-ÜFE tutarının %25’inin red ve iade
edileceği tabiidir.

Örnek 16- Kanunun
2 nci maddesinden yararlanmak için vergi dairesine başvuruda
bulunan mükellef, borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.

Vergi dairesi
yapılandırılan alacak tutarı 200.000 TL vergi aslı ve 40.000 TL Yİ-ÜFE
olmak üzere 240.000 TL olarak hesaplamıştır.

Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
240.000 TL alacak tutarı (1,15) katsayısı ile çarpılacaktır.

Bu şekilde
bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.

18 eşit taksit
için yapılandırmaya esas tutar      :
240.000 x 1,15 =   276.000 TL

Taksit tutarı                                                             
: 276.000 / 18     =   15.333,33 TL’dir.

Taksitlendirmeye
esas olan 276.000 TL’nin (276.000 - 240.000=)36.000 TL’si toplam katsayı
tutarıdır.

Mükellef,
Eylül/2018 ayında ödemesi gereken taksit tutarı olan 15.333,33 TL’yi
süresinde ödemiştir.

 

Kasım/2018 ayında
mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarının tamamını
defaten ödemek istediğini bildirmiştir.

Başvuru sırasında
18 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra
ikinci taksit ödeme süresi içinde, borcun tamamı ödenmek istendiğinde,
ödenecek tutar aşağıdaki şekilde bulunacaktır.

Yapılan ödemeden
vergi aslına isabet eden tutar = (Vergi Aslı) X (Yapılan Ödeme
Tutarı)

                                                                                        (Vergi
Aslı + Yİ-ÜFE Tutarı)

formülü ile bulunacaktır.
Buna göre;

200.000 x
15.333,33

Vergi aslına
isabet eden tutar
=                                                     =
12.777,78 TL

240.000

Yİ-ÜFE’ye isabet
eden tutar = (15.333,33 -
12.777,78)           
  = 2.555,55 TL

Ödenecek
Tutar

Vergi Aslı
(200.000 -
12.777,78=)                                                        :            187.222,22
TL

Yİ-ÜFE Tutarı
[(40.000 x %50)-
2.555,55=]                                       
 :            17.444,45
TL

TOPLAM                                                                                                
  :            204.666,67
TL

Mükellef
tarafından, yapılandırılan borcun Kasım/2018 ayında ödenmesi nedeniyle
ayrıca bir katsayı hesaplanmayacak ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutardan %50 oranında indirim
yapılacaktır.

Buna
göre,  mükellef tarafından yapılandırılan borcun Kasım/2018
ayında ödenmesi halinde 36.000 TL katsayı tutarı ve 20.000 TL Yİ-ÜFE tutarı
olmak üzere toplam 56.000 TL daha az ödeme yapılacaktır.

Örnek
17- Mükellef 10/6/2017 vadeli 427 TL trafik idari para
cezası borcunu Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırmak
için vergi dairesine başvurarak, borcunu 6 eşit taksitte ödemeyi talep
etmiştir.

 





Faiz Hesaplanan Süre



İdari Para Cezası Tutarı
(TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı

(TL)



Toplam

 Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






11/6/2017- 17/5/2018



427



%60



256,20



% 4,20



17,93







               

Vergi dairesi
yapılandırılan alacak tutarını 427 TL idari para cezası aslı ve 17,93 TL Yİ-ÜFE
olmak üzere 444,93 TL olarak hesaplamıştır.

Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 6 eşit taksitte ödemeyi talep
ettiğinden,   444,93 TL alacak tutarı (1,045) katsayısı ile
çarpılacaktır.

Bu şekilde
bulunan tutar, 6’ya bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.

6 eşit taksit
için yapılandırmaya
esas tutar       : 444,93 x 1,045 =
464,95 TL

Taksit tutarı                                                        
    :  464,95 / 6     
 =   77,49 TL’dir.

Taksitlendirmeye
esas olan 464,95 TL’nin (464,95 - 444,93 =)20,02 TL’si toplam katsayı
tutarıdır.

Mükellef,
Eylül/2018 ayında ödemesi gereken taksit tutarı olan 77,49 TL’yi süresinde
ödemiştir.

 

Kasım/2018 ayında
mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek
istediğini bildirmiştir.

Başvuru sırasında
6 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra
ikinci taksit ödeme süresi içinde, borcun tamamı ödenmek istendiğinde,
ödenecek tutar aşağıdaki şekilde bulunacaktır.

Yapılan ödemeden İPC
aslına isabet eden tutar = (İPC Aslı) X (Yapılan Ödeme Tutarı)

                                                                                      (İPC
Aslı + Yİ-ÜFE Tutarı)

formülü ile
bulunacaktır. Buna göre;

                                                               427
x 77,49

İPC aslına isabet
eden tutar
=                                               =
74,37 TL

                                                                  444,93

İPC tutarından
yapılacak %12,5 indirim   = [427 - (427 x %12,5)]

                                                                   =
427 - 53,38

                                                                   =
373,62 TL

Ödenecek
Tutar

İPC
Aslı  (373,62–
74,37=)                                                         :           299,25
TL

Yİ-ÜFE Tutarı
[(17,93 x %50)-
3,12=]                                     
 :           5,85 TL

TOPLAM                                                                                    
  :          
305,10 TL

Buna göre, mükellef
tarafından Kasım/2018 ayında 305,10 TL ödenmesi durumunda herhangi bir
katsayı hesaplanmayacak, 256,20 TL faiz ile idari para cezası aslının
%12,5’i olan 53,38 TL ve Yİ-ÜFE tutarının %50’si olan 8,96 TL olmak üzere
toplam 318,54 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.

b) Taksitli
Ödeme ve Katsayı Uygulaması

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde “ç) Hesaplanan
tutarların taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre belirlenen
tutar;

1) Altı eşit
taksit için (1,045),

2) Dokuz eşit
taksit için (1,083),

3) On iki eşit
taksit için (1,105),

4) On sekiz
eşit taksit için (1,15),

katsayısı ile
çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık
dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit
süresine uygun ödeme planı verilir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa
sürede ödeme yapılması hâlinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre
düzeltilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre,
kanun kapsamında yapılandırılmış olan alacakların taksitli ödenme seçeneği
tercih edilerek taksitler halinde ödenmek istenmesi durumunda, bu tutarlara
ayrıca katsayı uygulanması gerekmektedir.

i) Borçlular
tarafından, ilgili maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla
başvuru sırasında; 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme seçeneklerinden
biri tercih edilecektir. Borçlu tarafından taksit sayısına ilişkin bir
tercihte bulunulmaması hâlinde, idarece Kanunda öngörülen en uzun taksit
sayısı olan 18 taksite ilişkin ödeme planı verilecektir.

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan açık hüküm sebebiyle
borçlular tercih ettikleri taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme
yapamayacaktır.

ii) Taksitle
yapılacak ödemeler için Kanunun öngördüğü ilgili katsayı, yapılandırılan
alacak tutarı ile çarpılacak ve bulunacak tutar borçlu tarafından seçilen
taksit sayısına bölünerek ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit
tutarı bulunacaktır.

Örneğin; borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacağın 6 eşit taksitte
ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı
6 eşit taksit için öngörülen (1,045) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan
tutar taksit sayısı olan 6 sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 18
eşit taksiti seçmesi hâlinde, taksitle ödenecek alacak tutarı (1,15)
katsayısı kullanılarak tespit edilecektir.

iii) 7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendi ile borçlulara
seçtikleri taksit süresinden daha kısa sürede ödeme yapma imkânı verilmekte
ve daha kısa sürede yapılan ödemelerde madde hükmüne göre hesaplanan
katsayının düzeltilmesi öngörülmektedir.

Örneğin; borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının 18 eşit
taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı hâlde borcun 6 eşit taksit
için öngörülen sürede tamamen ödenmesi hâlinde, (1,15) katsayısı esas
alınarak hesaplanan tutar, 6 eşit taksit için öngörülen (1,045) katsayısına
göre düzeltilecektir.

Kanunda genel olarak
6, 9, 12 ve 18 eşit taksit süresi olmak üzere dört ayrı taksit süresi ve bu
süreler için dört farklı katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan ödemeler
nedeniyle katsayı düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu tarafından
seçilen taksit süresine uygulanacak katsayı ile alacağın tamamının ödendiği
tarihin denk geldiği taksit süresi için belirlenmiş katsayının birbirinden
farklı olması gerekmektedir.

Örnek 18- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef
borcunu 12 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.

   Vergi
dairesi Kanun kapsamında yapılandırılacak alacak tutarını 72.000 TL olarak
hesaplamıştır.

   Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
72.000 TL alacak tutarı (1,105) katsayısı ile çarpılacaktır.

Bu şekilde
bulunan tutar, 12’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.

12 eşit taksit
için yapılandırmaya esas tutar    : 72.000 x 1,105
 =  79.560 TL

Taksit tutarı                                                        
   : 79.560 /
12        =    6.630
TL’dir.

Taksitlendirmeye
esas olan 79.560 TL’nin (79.560 - 72.000=)7.560 TL’si toplam katsayı
tutarıdır.

Mükellef,
Eylül/2018, Kasım/2018, Ocak/2019, Mart/2019, Mayıs/2019 aylarında ödemesi
gereken taksit tutarları toplamı olan (6.630x5=)33.150 TL’yi süresinde
ödemiştir.

 Temmuz/2019
ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarının
tamamını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.

Başvuru sırasında
12 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra
6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içinde, borcun tamamı ödenmek
istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1.105) katsayısı
yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,045) katsayısı uygulanarak
taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.

Yapılan
hesaplamaya göre, (1,045) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan
daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken
tutar bulunacaktır.

6 eşit taksit
için yapılandırmaya
esas tutar        : 72.000 x
1,045          = 75.240
TL

Ödenen toplam
taksit tutarı                              
  :   6.630  x
5                 =
33.150 TL

Tahsil edilecek
toplam tutar                              
  : 75.240 - 33.150        =
42.090 TL

   Bu
durumda, mükellefin 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan 72.000 TL
borcu için (75.240 - 72.000=)3.240 TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.

Yapılacak erken
ödeme mükellefe (7.560 - 3.240=)4.320 TL daha az
ödeme imkanı sağlayacaktır.

Örnek
19- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine
başvuruda bulunan mükellef, borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep
etmiştir. 

                                                              

   Vergi
dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 27.000 TL olarak
hesaplamıştır.

Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
27.000 TL alacak tutarı (1,15) katsayısı ile çarpılacaktır.

Bu şekilde
bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.

 





18 eşit taksit için
taksitlendirmeye esas tutar



:



27.000 x
1,15   = 31.050 TL






Taksit
tutarı                         



:



31.050 /
18       =   1.725
TL’dir.







 

Taksitlendirmeye esas
olan 31.050 TL’nin (31.050 - 27.000=)4.050 TL’si toplam katsayı tutarıdır.

Mükellef, ilk 12
taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede yapılan
toplam tahsilat (1.725 x 12=)20.700 TL’dir.

Eylül/2020 ayında
mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek
istediğini bildirmiştir.

Mükellef
tarafından borcun tamamı 18 eşit taksit için öngörülmüş ödeme süresi
(Eylül/2018 ila Temmuz/2021) içinde erken ödenmiş olmakla birlikte,
ödemenin yapıldığı Eylül/2020 ayı Kanunda belirlenen ve farklı katsayı
uygulanmasını gerektiren 12 eşit taksit için öngörülmüş süreden (Eylül/2018
ila Temmuz/2020) sonraya rastlamaktadır.

Kanunda 12 eşit
taksit ila 18 eşit taksit arasındaki süreler için farklı bir katsayı
belirlenmemiştir. Bu nedenle, mükellefçe yapılan ödemeye 18 eşit taksit
için belirlenmiş katsayı dışında bir katsayı uygulanması imkânı
bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Eylül/2020 ayında mükellefin kalan altı
taksit tutarını defaten ödemesi hâlinde herhangi bir katsayı düzeltmesi
yapılmayacaktır. 

c) 7143
sayılı Kanun kapsamında ödenecek tutarlar, vergi dairelerine, anlaşmalı
bankalara ödenebileceği gibi, anlaşmalı bankaların banka kartı ve kredi
kartı kullanılmak suretiyle de ödenebilecektir.

3- Kredi kartı
ile ödeme

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında “(4) Maliye Bakanlığı
ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun kapsamında
ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kredi
kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye
aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu
borç tutarının, taksitler hâlinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında
hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi
olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve
borçluya tahsilatın yapıldığını gösteren makbuz verilir. Bu
şekilde tahsil edilen tutarların bankalarca Hazine veya Sosyal Güvenlik
Kurumu hesaplarına aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci
maddesinde belirlenen süre, taksit aylarının son gününü izleyen günden
itibaren hesaplanır. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi
bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.”hükmü
yer almaktadır.

Bu hüküm, 7143
sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının kredi kartı
kullanılmak suretiyle de ödenmesine imkân vermektedir. Madde hükmüne göre
kredi kartı kullanılarak ödeme yapılabilmesi için aracılık yapan bankalarla
anlaşma yapılması gerekmektedir.

Bu Tebliğin
yayımı tarihi itibarıyla Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine
ödenecek alacakların tahsilatı amacıyla ödemeye aracılık yapacak
bankalarla gerekli anlaşma sağlanmış olup, kredi kartı kullanılmak
suretiyle yapılacak ödemeler Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesi (www.gib.gov.tr) üzerinden
yapılabilecektir. Ancak, bankaların uygulama geliştirmeleri hâlinde,
internet siteleri veya şubeleri üzerinden de kredi
kartıyla tahsilat işlemleri yapılması mümkündür.

Kredi kartı ile
yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin veya bir ya da birden fazla taksitin
defaten ödenmesi ya da bir veya birden fazla taksitin ilgili taksit
aylarına yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde yapılabilecektir.

Borçluların kredi
kartına taksit şeklinde ödeme yapmak istemeleri hâlinde, 7143 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılan alacak tutarı banka tarafından borçlunun
hesaplarına Kanunun öngördüğü taksit aylarında yansıtılacaktır. Bununla
birlikte, borçlu tarafından yapılan ödeme tutarını gösterir alındı, kredi
kartı ile ödeme işleminin yapıldığı tarih itibarıyla verilecek ve borç
ödenmiş kabul edilecektir.

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kredi kartı
kullanılmak ve borçlunun bankadaki kredi hesaplarına taksit aylarında borç olarak
yansıtılmak suretiyle yapılan ödemeler ilgili taksit ayının son gününü
izleyen günden itibaren 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen
sürede Hazine hesaplarına aktarılacaktır.

Örneğin, borçlu
tarafından Kanun kapsamında taksitlendirilmiş alacağın ilk iki taksit
tutarının kredi kartı ile aynı gün ödendiği varsayıldığında, banka
tarafından taksitler ilgili taksit ayları olan Eylül/2018 ve Kasım/2018
aylarında borçlunun hesap ekstrelerine yansıtılacak ve bu suretle
yapılan tahsilat tutarları taksit aylarının son gününü izleyen 20
gün içinde Hazine hesaplarına aktarılacaktır.

Kredi kartıyla
yapılan taksitli ödemenin Kanunun öngördüğü taksitli ödeme şekli olduğu
dikkate alındığında, bu şekilde yapılan ödemelerde de katsayı
uygulanacaktır.

4- Mahsuben
ödeme

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin beşinci fıkrasında, Kanun hükümlerinden
yararlanarak borçlarını yapılandıran mükelleflerin vergi dairelerinden olan
alacaklarıyla yapılandırılan borçlarını ne şekilde ödeyebilecekleri hususu
düzenlenmiştir.

Madde hükmüne
göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme
alacaklarına uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak için
başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade
alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu
taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi
içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak
ibraz etmeleri şarttır. Belgelere ek olarak mahsuben iadenin gerçekleştirilebilmesi
için teminat, yeminli mali müşavir raporu veya vergi inceleme raporu da
aranan durumlarda, bunların da aynı süre içinde vergi dairesine intikal
etmiş olması gerekmektedir. Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının
(g) bendine ilişkin olarak Tebliğin (V/C-5-b ve f) bölümünde yapılan
açıklamalar saklıdır.

Bu takdirde,
ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu
Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılacaktır. Mahsup talebine
konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması hâlinde, mahsuben ödeme
suretiyle tahsil edilemeyen taksit tutarının bir ay içinde ödenmesi
hususunda bildirimde bulunulması gerekmektedir.

Bir aylık süre
içinde eksik ödenen taksit tutarının, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği
tarihe kadar gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci
maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme
zammı ile birlikte ödenmesi hâlinde eksik ödenen tutar için bu Kanun
hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. 

Mükelleflerin bu
hükümden yararlanmaları için başvurularını bu Tebliğe ekli (Ek:2/E) dilekçe
ile yapmaları gerekmektedir.

Diğer taraftan,
mükellefin mahsup talebi üzerine mahsup işlemleri yapıldıktan sonra, fazla
veya yersiz mahsup yapıldığının tespiti hâlinde, haksız alınan iade tutarı
için vergi mevzuatı gereği gerekli tarhiyatın yapılacağı tabiidir. Bu
durumda, Kanun kapsamında mahsup yoluyla yapılmış
olan tahsilatlar için herhangi bir düzeltme işlemi
yapılmayacaktır.

Ç- MADDE
HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI

1- Taksit
Ödeme Süresince Mükelleflerin Beyanı Üzerine Tahakkuk Edecek Vergilerin
Zamanında Ödenmesi

7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında “(9) Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilmekte olan amme alacaklarından
yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar
(stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için bu madde
ile 2 nci madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan
mükellefler, taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen
beyannameler üzerine tahakkuk eden bu vergileri çok zor durum olmaksızın
her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde
ödememeleri ya da eksik ödemeleri hâlinde belirtilen madde hükümlerine göre
yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını
kaybederler.”hükmü yer almaktadır.

Buna göre,
Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak üzere yıllık gelir
veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi,
katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için başvuruda bulunan
mükelleflerin maddede öngörülen diğer şartların yanı sıra; maddede
belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme süresince beyan üzerine ilk
taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden mükellef tarafından seçilen son
taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken ödeme hâlinde borcun tamamen
ödendiği tarihe kadar, tahakkuk edenleri vadesinde ödemeleri şarttır.

Dolayısıyla bu
hüküm, Kanunun 2 nci maddesine göre ödenecek taksitlerin
süresinde ödenmemesi hâlinde uygulanacak hükümler ile ilişkili olmayıp,
taksit ödeme süresince mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk edecek
vergilerin zamanında ödenmesi ile ilgilidir.

Örneğin, gelir
vergisi mükellefi olan bir borçlu, Kanunun 2 nci maddesinden bu
vergi türü için 18 eşit taksitte ödeme seçeneği ile yararlanması durumunda,
ilk taksit ödeme süresinin başladığı 1/8/2018 tarihinden 18 eşit
taksitin sona erdiği 31/7/2021 tarihine kadar beyanı üzerine tahakkuk eden,
gelir vergisini, katma değer vergisini, gelir (stopaj) vergisini ve
mükellefiyeti bulunması hâlinde özel tüketim vergisini ödemesi
gerekmektedir. Ancak, bu vergilerle birlikte tahakkuk eden damga vergisinin
vadesinde ödenmemesi hâlinde yapılandırma ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

Taksit ödeme
süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi şartı,
bir takvim yılında her bir vergi türü için en fazla iki defa ihlal
edilebilecektir. Böyle bir durumda borçlular Kanun hükümlerinden yararlanma
haklarını kaybetmeyecektir.

Ancak, bir vergi
türünün bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödenmemesi veya eksik
ödenmesi hâlinde mükellefler üçüncü ihlale konu verginin vadesinin
rastladığı ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil) ödedikleri taksitler için
Kanun hükmünden yararlanacak bu tarihten sonra ise Kanun kapsamında ödeme
haklarını kaybedeceklerdir.

Diğer taraftan,
mükelleflerin çok zor durumda bulunmaları nedeniyle borçlarını vadesinde
ödeyememeleri hali Kanunun ihlal nedeni sayılmamıştır.

Çok zor durum
hali, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde geçen “çok zor durum” halini
ifade etmektedir.

Buna göre, 6183
sayılı Kanuna göre vadesinde ya da vadesinden önce yapılan müracaatlara
istinaden borçları tecil edilen mükelleflerin çok zor durumda bulundukları
kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali dışındaki nedenlerle
(Örneğin, özel tüketim vergisi gibi taksitlendirilmesi uygun görülmeyen
vergiler veya diğer nedenler) uygun görülmeyen mükellefler için tecil
yapılmamakla birlikte, çok zor durum halinin varlığı tespit edilmişse madde
hükmü ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

2- Taksit
Tutarının %10’unu Aşmamak Şartıyla 10 Türk Lirasına (Bu Tutar Dâhil) Kadar
Yapılmış Eksik Ödemeler

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin yedinci fıkrasında “(7) Bu Kanunun 3 üncü
maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 8 inci maddesinin altıncı fıkrasında,
vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının %10’unu
aşmamak şartıyla 10 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik
ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü
yer almaktadır.

Bu hükme göre,
Kanun kapsamında ödenecek taksitler ile taksit ödeme süresince beyan
üzerine tahakkuk eden ve Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında
belirtilen vergilerin (her bir vergi türü itibarıyla) vadesinde yapılan
ödemelerinde 10 TL’ye kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmayacaktır.
Bununla birlikte, tahakkuk eden alacağın %10’u 10 TL’nin altında ise yüzde
%10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali ihlal sebebi
sayılmamıştır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak
değerlendirileceği tabiidir.

Örneğin, Kanun
hükmünden kurumlar vergisi için yararlanmış bir mükellefin Ekim/2018
dönemine ilişkin beyanı üzerine tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisi 4.810
TL olmasına rağmen bankaya 4.800 TL olarak ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen
tutar 10 TL’yi aşmadığından Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Diğer taraftan, tahakkuk eden verginin %10’u olan (4.810 x %10=)481 TL ise
10 TL’den daha fazla olduğundan tutarın oranla mukayese edilmesine gerek
olmadığı tabiidir.

3- Dava
Açılmaması, Açılmış Davalardan Vazgeçilmesi

7143 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin onuncu fıkrasında, bu madde
hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların yanı
sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri
ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu belirtilmiştir.
Bu nedenle, madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların bu yöndeki
iradelerini başvuruları sırasında belirtmeleri gerekmektedir.

Tüzel kişiler ya
da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller tarafından açılan davalardan
vazgeçme yetkisi, bunların kanuni temsilcilerinde bulunduğundan, maddeden
yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır. Aynı
şekilde, iflas idaresi tarafından açılan ya da ihtilafı devam ettirilen
davalardan da iflas idaresince vazgeçilmesi gerekecektir. Kanuni
temsilcilerin bu başvuruları sırasında dilekçelerine temsilci sıfatlarını
gösteren belgeyi eklemeleri icap etmektedir.

Kanunun 9 uncu
maddesinin onüçüncü fıkrasının (b) bendi gereğince, davadan vazgeçme
dilekçeleri ilgili tahsil dairelerine verilecek ve bu dilekçelerin tahsil
dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih
sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu nedenle,
tahsil dairelerince alınan dilekçenin bir örneğinin derhal davanın
bulunduğu yargı merciine gönderilmesi gerekmektedir.

Kanunun
2 nci maddesinden yararlanmak için elektronik ortamda başvuruda
bulunan borçluların, devam eden ihtilaflardan vazgeçtiklerini gösterir
ıslak imzalı dilekçelerini başvuru süresi içinde ilgili tahsil dairesine
vermeleri gerekmektedir.

Mükelleflerce
Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde
idarece de ihtilaflar sürdürülmeyecektir.

4- Kanunun Yayımı
Tarihinden Sonra Tebliğ Edilen Yargı Kararları ile Yargılama
Giderleri

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin onüçüncü fıkrasının (c) bendi
gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve
açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla
ilgili olarak  karar tarihine
bakılmaksızın  Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen
yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacaktır.

Ayrıca, Kanunun 9
uncu maddesinin onüçüncü fıkrasının (ç) bendine göre, Kanun
hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlarla
hükmedilmiş yargılama giderleri ve avukatlık ücreti
ile fer’ilerinin bulunması hâlinde bu tutarlar karşılıklı olarak
talep edilmeyecek, bu alacaklar için icra takibi yapılamayacak ve vazgeçme
tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri
geri alınmayacaktır.  

D- DİĞER
HUSUSLAR

1- Tüzel
kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller için madde
hükümlerinden yararlanma başvuruları bunların kanuni temsilcileri
tarafından yapılacaktır.

2- 7143
sayılı Kanunun kesinleşmiş alacaklara ilişkin hükümlerinden, 213 ve 6183
sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri
nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi
amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar dikkate alınarak
yararlanabileceklerdir.

1/6/1989 tarihli
ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik
Kanunu uyarınca mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken
ve müteselsilen sorumluluğu bulunanların da bu madde hükmünden
yararlanmaları mümkündür.

Asıl amme
borçlusu ile birlikte borcun ödenmesinden birden fazla kişinin sorumlu
olması hâlinde bu kişilerce Kanun hükümlerinden farklı taksit seçenekleri
seçilmek suretiyle yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

3- Adi
ve kollektif şirketlerde ortak olanlar şirketin borçlarının
tamamı üzerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu
olduklarından, bu ortaklar da sorumlu oldukları bu borçlar için madde
hükmünden yararlanabileceklerdir.

4- 7143
sayılı Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla
haklarında 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine
göre iflasın açılmasına karar verilen gerçek ve tüzel kişilerin Kanun
hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas işlemlerini yürüten iflas
idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak müracaat etmesi zorunludur.
Ancak, iflas idaresi tarafından verilen yetki belgesine istinaden
müracaatta bulunulabilmesi mümkündür.

Bununla birlikte,
iflas hâlindeki tüzel kişiliklerin ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin
213 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun uyarınca sorumlu oldukları borçlar
için madde hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

Ancak, iflas
hâlinde bulunan mükelleflerden aranılan kamu alacaklarına ilişkin olarak Kanundan
yararlanmak için başvuru süresi içinde herhangi bir başvuru bulunmaması ve
bu alacakların 31/7/2018 tarihinden sonra iflas masasına
kaydedilmiş olması hâlinde, alacaklar Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa
dahi 7143 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılamayacaktır.

2004 sayılı Kanun
kapsamında haklarında iflas ertelemesi kararı bulunan şirketler ve
kooperatifler 7143 sayılı Kanuna göre yapacakları başvurularını
haklarında verilmiş mahkeme kararı dikkate alınarak temsile yetkili kişiler
vasıtasıyla yapacaklardır.

Aynı şekilde,
2004 sayılı Kanun kapsamında konkordato kararı verilmiş ve kayyım
atanmış borçlular da, 7143 sayılı Kanuna göre yapacakları başvurularını
haklarında verilmiş mahkeme kararı dikkate alınarak temsile yetkili kişiler
vasıtasıyla yapacaklardır.

5- 7143 sayılı
Kanunun yayımı tarihinden önce, vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler
nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler diledikleri takdirde
mahsup talep ettikleri borçları için Kanun hükümlerinden
yararlanabilecektir. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini
bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup
talepli borçları olması hâlinde, her birine ayrı ayrı Kanundan
yararlanmak için belirlenen başvuru süresi içinde ekte bir örneği yer alan (Ek:2/F) dilekçeyle
bildirmeleri gerekmektedir.

Mükellefin kendi
borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup
talebi olması hâlinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna
mahsup istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı
aranılacaktır. Bu takdirde, mükellefin üçüncü şahıs lehine yaptığı mahsup
talebi hükümsüz kalacaktır. Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise
mükellefin irade beyanı olmadan Kanundan yararlanmak üzere başvuruda
bulunabileceği tabiidir.

Bununla birlikte,
mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade
alacaklarını 7143 sayılı Kanun kapsamındaki taksitlerine Kanunun
9 uncu maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre veya Kanun
kapsamında yapılandırılmayan vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca
mahsubunu talep etmeleri mümkündür. Bu durumda, mahsuba esas alınacak
tarih, Kanunun yayımı tarihinden sonra yaptıkları başvuru esas alınarak
belirlenecektir.

Diğer taraftan,
ilgili vergi mevzuatından doğan iade alacağının vergi borcuna mahsubunu
talep eden ve vergi borcunu 7143 sayılı Kanuna göre ödemek üzere bu mahsup
talebinden vazgeçen mükelleflere iade alacaklarının, mahsubundan vazgeçilen
borcun söz konusu Kanun kapsamında yapılandırılmasından sonra hesaplanan
taksit tutarları toplamını aşan kısmı, ilgili mevzuat hükümleri ve 6183
sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510
sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 88 inci
maddesinin onaltıncı fıkrası göz önünde bulundurularak nakden
iade edilebilecektir.

6- 7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin onikinci fıkrasında, Kanuna göre
ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen hacizlerin yapılan
ödemeler nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden teminatların iade
edileceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, Kanun
kapsamındaki borçlarını ödemek üzere başvuran ve borçlarına karşılık
ödemede bulunan mükelleflerin mal varlığına tatbik edilen hacizler, bu
malların bölünebilir nitelikte olması ve haczin devam edeceği malların,
ödenmemiş taksitlerin yapılandırma öncesi tutarını karşılayacak değerde
olması şartıyla ödemeler nispetinde kaldırılacaktır.

Bu hüküm
çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne göre taksitlendirilen mükelleflerin
teminat değişikliği talepleri de değerlendirilebilecektir.

Diğer taraftan, bu
Kanun kapsamında yapılandırılan borçlar muaccel olmaktan çıktığından, bu
borçlarla ilgili olarak 6183 sayılı Kanun kapsamında takip işlemi
yapılmamaktadır. Ancak, Kanunun 9 uncu
maddesinin onikinci fıkrası hükmüne göre, bu Kanun kapsamında
ödenecek alacaklar nedeniyle tatbik edilen hacizlere konu mallar, borçlunun
talebi hâlinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre alacaklı tahsil
dairesince satılabilecektir. Satış sonucunda elde edilecek tutarın, ilgili
mevzuata göre öncelikli alacakların mahsubundan sonra yapılandırmaya konu
borçlara mahsup edilmesi icap etmektedir.

Aynı fıkra
gereğince, borçlu tarafından hacizli malların satılmasının talep edilmiş
olması, alacaklı tahsil dairesince söz konusu malların satışa
çıkarılamaması ya da satışa çıkarıldığı hâlde satılamaması durumunda,
borçluya Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitleri süresinde ödememe
hakkı vermemektedir. 

7- Borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılan ödemelerin kredi kartı kullanılmak
suretiyle yapılması durumunda borç kredi kartı ile ödeme işleminin
gerçekleştiği anda ödenmiş olacağından, bu şekilde yapılmış olan ödemeler
yönünden de varsa ödenen alacaklara ilişkin tatbik edilmiş hacizler ödeme
nispetinde kaldırılacak ve alınmış teminatlar iade edilecektir.

Kredi kartıyla
son taksiti de içerecek şekilde ödeme yapılması hâlinde;

- Kredi kartıyla
yapılan ödemelerin ilişkin olduğu motorlu taşıtların satış ve devrine ait
ilişik kesme belgesi verilebilecektir.

- Kredi kartı ile
yapılan ödeme tarihinden itibaren Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu
fıkrasında yer alan taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden
vergilerin vadesinde ödenme şartı aranılmayacaktır.

8- 7143 sayılı
Kanuna göre başvuruda bulunan ve borçları Kanuna göre taksitlendirilen
mükellefler tarafından, borcu olup olmadığına dair yazı istenilmesi hâlinde
Kanun hükümleri ihlal edilmediği sürece bu borçları için vadesi geçmiş
borcun bulunmadığına dair yazı verilecektir.

9- 7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinde, il özel idareleri
ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar ile Spor Genel
Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve bağımsız spor federasyonlarına
tescil edilmiş olan ve Türkiye’de sportif alanda faaliyette bulunan spor
kulüplerine, Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarlarını ikişer
aylık dönemler hâlinde azami 36 eşit taksitte ödenmesi imkânı verilmiştir.

Spor kulüplerinin
bu imkândan yararlanabilmeleri için başvuru sırasında Spor Genel Müdürlüğü,
Türkiye Futbol Federasyonu ve bağımsız spor federasyonlarına tescil edilmiş
spor kulübü olduklarını belirten belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu
kulüplerin dernek veya şirket şeklinde örgütlenmiş olması madde ile verilen
imkândan yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. Spor kulüplerinden
aranılan amme alacaklarıyla ilgili olarak ikincil sorumluluğu bulunan
kişiler de bu hükümden yararlanabilecektir. 

7143 sayılı
Kanun hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkânı kullanarak
ödeme yapmak istemeleri hâlinde, yapılandırılan alacak
tutarına; yirmidört eşit taksit için (1,194), otuz eşit taksit
için (1,238), otuzaltı eşit taksit için (1,318) katsayısı
uygulanacaktır. Katsayı uygulaması bu Tebliğin (II/C-2-b) bölümüne göre
yapılacaktır.

Diğer taraftan,
il özel idareleri ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz
kuruluşlar dışında il özel idarelerine ait tüzel kişiler ise Kanunun
tanıdığı azami 36 eşit taksit imkânından yararlanamayacaklardır.

10- 7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi ile belediyeler
ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların bu Kanun
kapsamında yapılandırdıkları borçlarına ilişkin taksit
tutarları, belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı
üzerinden ayrılan paylarından, 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl
Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay
Verilmesi Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki
%40 oranı dikkate alınmaksızın aylık dönemler hâlinde azami yüz kırk dört
eşit taksitte tahsil edilecektir. Bu kapsamda, kesinti tutarı her hal ve
takdirde bu idareler adına genel bütçe vergi
gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan payların aylık
tutarının %50’sini aşamayacaktır.

7143 sayılı
Kanun hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkânı kullanarak
ödeme yapmak istemeleri hâlinde, yapılandırılan alacak tutarına;

- altı eşit
taksit için (1,032),

- dokuz eşit
taksit için (1,053),

- oniki eşit
taksit için (1,064),

- onsekiz eşit
taksit için (1,086), 

- yirmidört eşit
taksit için (1,109),

- otuzaltı eşit
taksit için (1,19),

- kırksekiz eşit
taksit için (1,247),

- altmış eşit
taksit için (1,304),

- yetmişiki eşit
taksit için (1,361),

- yüzkırkdört eşit
taksit için (1,703)

katsayısı uygulanmak
suretiyle bulunan tutar, taksit sayısına bölünerek ödenecek taksit
tutarları aylık dönemler hâlinde kesinti yoluyla tahsil edilecektir.

5779 sayılı
Kanuna göre yapılacak kesintilerin Bakanlar Kurulunca durdurulması hâlinde,
yapılandırılan borçlara ilişkin aylık taksitlerin ödeme süreleri kesinti yapılmayan
aylar için durdurulacak ve ödenmeyen taksitler tercih edilen taksit ödeme
süresinin sonundan itibaren ayrıca bir katsayı ve geç ödeme zammı
uygulanmaksızın aylık dönemler itibarıyla paylardan kesinti suretiyle
tahsil edilecektir. Bu kapsamdaki taksitlerin süresinde ödenmemiş olması
ihlal nedeni sayılmayacaktır.

Öte yandan, bu
idarelerin taksit tutarlarının, genel bütçe vergi
gelirleri tahsilat toplamı üzerinden aktarılacak tutarlardan daha
yüksek olması hâlinde, eksik tutarların taksit ödeme süresini takip eden ay
sonuna kadar borçlu tarafından ödenmesi durumunda, bu tutarlara geç ödeme
zammı hesaplanmayacaktır. Bu suretle ödeme yapılmaması hâlinde eksik ödenen
tutarlara geç ödeme zammı hesaplanacağı tabiidir.

Bu bent
kapsamında kesinti yoluyla tahsil edilecek olan taksitlerin, bent hükmünde
belirtildiği şekilde bir takvim yılında ikiden fazla süresinde
ödenmemesi hâlinde Kanundan yararlanma hakkı kaybedilecektir.

Ayrıca,
belediyelerin Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde
belirtilen peşin ödemede indirimdenyararlanabilmesi için yapılandırılan
tutarın tamamını 1 Ekim 2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar, (b) bendinde
belirtilen indirimden yararlanılabilmesi için 31 Ekim 2018 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar bu Tebliğin (II/C-2-a) bölümünde yapılan
açıklamalar çerçevesinde ödemeleri gerekmektedir.

11- 7143
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ondördüncü fıkrası gereğince,
Kanun hükümlerinden yararlanan il özel idareleri, belediyeler
ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar hakkında
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü uygulanmayacaktır. Buna
göre, anılan kuruluşların, Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanmak
üzere başvuruları üzerine yapılandırılan borçlarının ödeme süresince,
beyanları üzerine tahakkuk eden vergilerini vadesinde ödeme şartı
bulunmamaktadır.

12- 7143
sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden
yararlanmak için açılmış davalardan vazgeçilmesi şart olduğundan, borçlular
tarafından Kanundan yararlanmak için yapılan başvurular
üzerine tahsilat işlemlerinden dolayı açılmış davalar sulh
yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 55 inci
maddesi uyarınca alacağın takibi için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme
emrine karşı açılmış olan davalara konu alacaklar için Kanun hükmünden yararlanmak
üzere başvuruda bulunulması hâlinde, ödeme emrine karşı açılmış davalardan
da vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince %10
oranındaki haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.

III–
KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARINA İLİŞKİN
HÜKÜMLER

7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesi ile Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve
belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen dava açma süresi
geçmemiş veya dava safhasında bulunan kesinleşmemiş amme alacaklarının
yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Madde kapsamına
tür ve dönem açısından Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin (I/A-1-a
ve b, I/B ile I/C-1) bölümlerinde belirtilen vergiler, vergi cezaları,
idari para cezaları, faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i
alacaklar girmekte olup, yapılandırılacak alacak tutarlarının davanın
bulunduğu safha dikkate alınmak suretiyle tespit edilmesi gerekmektedir.

   Ayrıca, 6/1/1982 tarihli
ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yapılmış
değişikliklerin de madde uygulamasında göz önünde bulundurulması icap
etmektedir.

Bilindiği
gibi, 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla değişik 2577 sayılı
Kanunun geçici 8 inci maddesi kapsamında faaliyete başlaması öngörülen
bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başladıkları 20/7/2016
tarihine kadar yargılama sistemi; davanın açıldığı ilk derece mahkemesi ve
bu mahkemelerin verdiği kararlara karşı itiraz başvurusunun yapıldığı bölge
idare mahkemesi veya temyiz başvurusunun yapıldığı Danıştay şeklinde iki
aşamalı olduğu halde, 20/7/2016 tarihinden itibaren davanın açıldığı ilk
derece mahkemesi, istinaf başvurusunun yapıldığı bölge idare mahkemesi ve temyiz
başvurusunun yapıldığı Danıştay olacak şekilde üç aşamalı hale gelmiştir.

Diğer taraftan,
2577 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 6545
sayılı Kanunla idari yargıda kanun yollarına (istinaf ve temyiz) ilişkin
getirilen hükümlerin, bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve
başladıkları 20/7/2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında
uygulanacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 20/7/2016 tarihinden
önce ilk derece mahkemesince verilmiş kararlar hakkında 2577 sayılı Kanunun
6545 sayılı Kanunla değişmeden önceki kanun yollarına (itiraz/temyiz ve
karar düzeltme) ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir.

Bu nedenle,
açılmış olan davaların karar tarihleri dikkate alınarak hangi kanun
yollarına tabi olduklarının tespiti önem arz etmektedir.

A- BAŞVURU
SÜRESİ VE ŞEKLİ

Madde hükmünün
uygulanabilmesi için, Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi
itibarıyla;

a)  İkmalen, re’sen veya
idarece yapılmış bir tarhiyatın bulunması ve tarhiyata karşı;

- Vergi
mahkemeleri nezdinde dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış bulunması,

- İlgisine göre
istinaf veya temyiz süreleri geçmemiş ya da istinaf/itiraz veya temyiz
yoluna başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar
düzeltme yoluna başvurulmuş olması,

b) Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para
cezalarına ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi
geçmemiş veya dava açılmış olması ya da kanun yollarına başvurma süresi
geçmemiş veya başvurulmuş olması,

gerekmektedir.

 

Kanunun 3 üncü
maddesinden yararlanılmak için 31 Temmuz 2018 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar bağlı bulunulan tahsil dairesine yazılı olarak başvuruda
bulunulması ve başvuru dilekçesinde dava açılmayacağı, açılmış davalardan
vazgeçileceği yönünde iradenin belirtilmesi şarttır.

Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerince ikmalen, re’sen veya
idarece yapılan tarhiyatlarla ilgili davalara konu alacaklar açısından
madde hükmünden yararlanmak isteyenlerin bu Tebliğ ekinde yer alan
durumlarına uygun dilekçeyi  (Ek: 3/A, 3/B, 3/C, 3/D) iki
örnek hazırlayarak 31 Temmuz 2018 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

Kanunun 9 uncu
maddesinin onüçüncü fıkrasının (b) bendi hükmü gereğince, davadan
vazgeçme dilekçeleri ilgili vergi dairelerine verilecek ve bu dilekçelerin
vergi dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih
sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu nedenle,
vergi dairelerince alınan dilekçenin bir örneğinin derhal davanın bulunduğu
yargı merciine gönderilmesi gerekmektedir.

7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen ve idari para
cezalarına ilişkin ihtilaflara yönelik olan hükümden yararlanmak isteyen
borçluların, Kanunun 9 uncu maddesinin onüçüncü fıkrasının (b)
bendinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, idari para cezalarına
karşı dava açtıkları idarelere başvuruda bulunmaları ve 3 üncü maddesi
kapsamında Kanun hükmünden yararlanmak istediklerini ve davadan vazgeçtiklerini
belirtir bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun dilekçeyi (Ek:3/E-1,
3/E-2, 3/E-3, 3/E-4) 3 örnek olarak hazırlayarak 31 Temmuz
2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar ilgili idarelere vermek
suretiyle başvurmaları uygun görülmüştür.

Davadan vazgeçme
dilekçelerini alan bu idarelerce dilekçelerin alındığı tarih ilgili yargı
merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine derhal
gönderilecektir. Bu dilekçeler cezayı veren idarelere verilmekle birlikte
Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin ödemeler ilgili vergi
dairesine yapılacaktır. Bu nedenle, ilgili idarelerce alınan davadan
vazgeçme dilekçesinin bir örneği de başvuruyu müteakip 3 iş günü içinde
ilgili vergi dairesine gönderilecektir.

Birden fazla dava
dosyası bulunan mükellefler dilekçelerinde, hangi dava dosyası için Kanun
hükümlerinden yararlanmak istediklerini belirteceklerdir.

Tüzel kişiler ya
da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller tarafından açılan davalardan
vazgeçme yetkisi bunların kanuni temsilcilerinde bulunduğundan, madde
hükmünden yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri tarafından
yapılacaktır. Kanuni temsilciler bu başvuruları sırasında dilekçelerine
temsilci sıfatlarını gösteren belgeyi ekleyeceklerdir. Aynı şekilde, iflas
idaresi tarafından açılan ya da ihtilafı devam ettirilen davalardan da
iflas idaresince vazgeçilmesi gerekecektir. Ancak, iflas idaresi tarafından
verilen yetki belgesine istinaden müracaatta bulunulabilmesi mümkündür.

2004 sayılı Kanun
kapsamında haklarında iflas ertelemesi kararı bulunan şirketler ve
kooperatifler ile anılan Kanun kapsamında konkordato kararı
verilmiş ve kayyım atanmış borçlular, 7143 sayılı Kanuna göre yapacakları
başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararı dikkate alınarak temsile
yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.

7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinden, 213 ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer
kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar,
kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan
kişilerin sorumlu oldukları tutar dikkate alınarak yararlanması mümkün
bulunmamaktadır.

B- ALACAK
TUTARININ TESPİTİ

1- Kanunun
Yayımlandığı 18/5/2018 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri
Nezdinde Dava Açılmış veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler

Kanunun 3 üncü
maddesinin birinci fıkrası kapsamına, ikmalen, re’sen veya
idarece tarh edilmiş olup, Kanunun yayımı tarihi (bu tarih dâhil)
itibarıyla vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi
geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.

Bu safhada
vergiler henüz tahakkuk etmemiş olduğundan, madde hükmünden yararlanmak
üzere başvuruda bulunulması hâlinde, dava konusu yapılmış olan vergiler,
ilk tarhiyat tutarına göre ihbarnamenin tebliğ edildiği tarih esas alınarak
dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten
itibaren 1 ay sonrası ise vade tarihi olacaktır.

Madde hükmüne
göre, vergi aslının %50’si ile bu tutara; yukarıda belirtilen şekilde
belirlenen tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak hesaplanması gereken
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının,
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi, dava açılmaması ve açılan
davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilerin %50’sinin, gecikme faizi,
gecikme zammı ile vergi aslına bağlı vergi cezaları ve bu cezalara
uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla vergi mahkemesinde dava açma süresi henüz geçmemiş olan
vergilere, gecikme faizi yerine hesaplanması gereken Yİ-ÜFE tutarı, Kanunun
yayımı tarihine kadar hesaplanacaktır.

Madde hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin, vergi mahkemeleri
nezdinde devam eden davaları sırasında vergilerini tahakkuk etmeden önce
ödemiş olmaları hâlinde, tahsil edilen bu tutarlar Kanunun 9 uncu
maddesinin onaltıncı fıkrasına dayanılarak 3 üncü madde hükmüne
göre ödenmesi gereken vergi ve Yİ-ÜFE tutarına mahsup edilecek, kalan tutar
6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 88 inci
maddesinin onaltıncı fıkrası da göz önünde bulundurularak red ve
iade edilecektir.

Diğer taraftan,
Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Ancak,
verilen en son kararın bozma kararı olması hâlinde birinci fıkra hükmü,
… uygulanır.” hükmü gereğince 20/7/2016 tarihinden önce vergi
mahkemesince verilmiş kararlara ilişkin olarak itiraz/temyiz başvurusu
üzerine verilen bozma kararları nedeniyle yeniden karar verilmesi amacıyla
vergi mahkemesine iade edilmiş davalara konu alacaklar için bu maddeden
yararlanılmak üzere yapılan başvurular üzerine alacaklar, bu bölümde açıklandığı
şekilde yapılandırılacak ve bu alacaklara karşılık Kanunun yayımı
tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar Kanunun 9 uncu
maddesinin onaltıncı fıkrası hükmüne istinaden ödenmesi gereken
tutarlara mahsup edilerek bakiyesi red ve iade edilecektir.

Ayrıca, 20/7/2016 tarihinden
sonra vergi mahkemesince verilmiş kararlara ilişkin olarak istinaf
başvurusu üzerine bölge idare mahkemesince verilmiş kararların temyiz
edilmesi sonucunda bu kararın Danıştay tarafından bozulması halinde yeniden
karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine iade edilmiş ihtilaflara konu
alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular üzerine
de alacaklar, bu bölümde açıklandığı şekilde yapılandırılacak ve bu
alacaklara karşılık Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar
da Kanunun 9 uncu maddesinin onaltıncı fıkrası hükmüne istinaden
ödenmesi gereken tutarlara mahsup edilerek bakiyesi red ve iade
edilecektir. İstinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemesince kaldırma
kararı verilerek yeniden karar verilmek üzere vergi mahkemesine iade edilen
ihtilafa konu alacaklar hakkında da bu bölümdeki açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.

Örnek 1- Mükellefin
defter ve belgelerinin Mayıs/2016 vergilendirme dönemi katma değer vergisi
yönünden incelenmesi sonucunda, mükellef adına 220.000 TL katma değer
vergisi tarh edilmesi ve bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi
gerektiği tespit edilmiştir.

Bu tarhiyata
ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi, 3/4/2017 tarihinde mükellefe
tebliğ edilmiş, yapılan tarhiyata süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava
açılmış ve Kanunun yayım tarihi itibarıyla mahkemece bir karar
verilmemiştir.

Kanundan
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefin, vergi aslının %50’si ile bu
tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme
zammı yerine hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarını, Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödemesi hâlinde, verginin kalan %50’si ile gecikme faizi, gecikme
zammı, vergi ziyaı cezası ile bu cezaya uygulanan gecikme
zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.

Buna göre; örnek
olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu
sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları aşağıda
gösterilmiştir.

 





Gecikme Faizi Hesaplanan
Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Faizi
Oranı



Gecikme Faizi Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken Alacak
Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Faizi Yerine
Yİ-ÜFE Tutarı 

(TL)






27/6/2016-3/5/2017



220.000



%14



30.800



110.000



%3,58



3.938







 

Gecikme zammının
hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları ve Yİ-ÜFE tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.

 





Gecikme Zammı Hesaplanan
Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı
Oranı



Gecikme Zammı
Tutarı 

(TL)



Tahsili Gereken Alacak
Aslı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Zammı Yerine

Yİ-ÜFE Tutarı (TL)






4/6/2017-17/5/2018



220.000

(KDV)



%16,0538



35.318,36



110.000



%4,0138



4.415,18






4/6/2017-17/5/2018



220.000

(Vergi Ziyaı C.)



%16,0538



35.318,36



-----



------



------







 





Ödenecek
Tutar






Katma Değer
Vergisi



:



110.000,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Gecikme Faizi Yerine)



:



 3.938,00
TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Gecikme Zammı Yerine)



:



4.415,18 TL






TOPLAM             



:



118.353,18
TL       







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar






Katma Değer
Vergisi



:



110.000,00 TL






Gecikme Faizi



:



30.800,00 TL






Vergi Ziyaı Cezası



:



220.000,00 TL






Vergi Aslına
Uygulanan Gecikme Zammı



:



35.318,36TL






Vergi Ziyaı Cezasına
Uygulanan Gecikme Zammı



:



35.318,36TL






TOPLAM             



:



  431.436,72
TL







 

Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 118.353,18 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 431.436,72 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.

2- Kanunun
Yayımlandığı 18/5/2018 Tarihi İtibarıyla, İlgisine Göre İstinaf
veya Temyiz Süreleri Geçmemiş ya da İstinaf/İtiraz veya Temyiz Yollarına
Başvurulmuş veya Karar Düzeltme Talep Süresi Geçmemiş veya Karar Düzeltme
Yoluna Başvurulmuş Vergiler

7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası
kapsamına; ikmalen, re’sen ve idarece tarh edilmiş olup
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ilgisine göre istinaf veya temyiz süreleri
geçmemiş ya da istinaf/itiraz veya temyiz yollarına başvurulmuş
ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna
başvurulmuş vergiler girmektedir.

Bu fıkra hükmüne
göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınacaktır.
Tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar, Kanunun yayımından önce
verilmiş ve taraflardan birine tebliğ edilmiş kararlar dikkate alınarak
tespit edilecektir.

a) Kanunun
Yayımı Tarihinden Önce Verilmiş En Son Kararın Terkin Kararı Olması

Kanunun yayımı
tarihinden (bu tarih dâhil) önce vergi mahkemesince veya istinaf başvurusu
üzerine bölge idare mahkemesince verilmiş en son kararın tarhiyatın
terkinine ilişkin olması halinde Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendine göre, madde hükmünden yararlanılması
için terkin edilen vergilerin ilk tarhiyat tutarı esas alınarak %20’si ile bu
tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi gerekmektedir. Bu takdirde, verginin kalan %80’inin, gecikme
faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları
ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.

Madde hükmüne
göre ödenecek vergi aslı ve Yİ-ÜFE tutarının tespitinde bu Tebliğin
(III-B/1) bölümünde yapılan açıklamalar dikkate alınacaktır. Bu safhadaki
vergilere karşılık daha önce tahsilat yapılmış olması hâlinde
Kanunun 9 uncu maddesinin onaltıncı fıkrasında yer alan “Ancak,
bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup dava konusu
edilen tarhiyatlara karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce
ödeme yapılmış olması hâlinde, … verilmiş terkin kararları
üzerine red ve iade edilebilir.” hükmü dikkate alınarak
aynı bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

Örnek 2- Örnek 1’de vergi
mahkemesince davanın kabul edilerek tarhiyatın terkinine karar verildiği
ve 3/3/2018tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal eden karara
karşı istinaf yoluna gidildiği ve Kanunun yayımı tarihinden önce
istinaf talebine ilişkin bölge idare mahkemesince herhangi bir kararın
verilmediği kabul edildiğinde ise yapılandırılan alacak tutarı aşağıdaki
şekilde hesaplanacaktır.

Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla verilmiş en son karar tarhiyatın terkinine ilişkin
olduğundan ödenecek vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının %20’si
olacak ve Kanun hükmü gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas
alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi hâlinde, verginin %80’i ile gecikme zammı ve gecikme
faizi ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya uygulanan gecikme
zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

Buna göre;
gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu sürelere
ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.

 





Gecikme Faizi Hesaplanan
Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Faizi
Oranı



Gecikme Faizi Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken Alacak
Aslı 

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Faizi Yerine
Yİ-ÜFE Tutarı 

(TL)






27/6/2016-3/5/2017



220.000



%14



30.800



44.000



%3,58



1.575,20







 

Gecikme zammının
hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan
Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.

 





Gecikme Zammı Hesaplanan
Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı
Oranı



Gecikme Zammı
Tutarı 

(TL)



Tahsili Gereken Alacak
Aslı (TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Zammı Yerine

 Yİ-ÜFE Tutarı (TL)






4/6/2017-17/5/2018



220.000

(KDV)



%16,0538



35.318,36



44.000



%4,0138



1.766,07






4/6/2017-17/5/2018



220.000

(Vergi Ziyaı C.)



%16,0538



35.318,36



-----



------



------







 





Ödenecek
Tutar






Katma Değer
Vergisi



:



44.000,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Gecikme Faizi Yerine)



:



  1.575,20
TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Gecikme Zammı Yerine)



:



 1.766,07 TL






TOPLAM          



:



 47.341,27
TL







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar






Katma Değer
Vergisi



:



176.000,00 TL






Gecikme Faizi



:



30.800,00 TL






Vergi Ziyaı Cezası



:



220.000,00 TL






Vergi Aslına
Uygulanan Gecikme Zammı



:



35.318,36 TL






Vergi Ziyaı Cezasına
Uygulanan Gecikme Zammı



:



35.318,36 TL






TOPLAM          



:



497.436,72
TL







 

Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 47.341,27 TL’nin Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 497.436,72 TL’nin tahsilinden
vazgeçilecektir.

7143 sayılı
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla, ilk derece mahkemesinin tarhiyatı terkin
ettiği kararın üst yargı merciince onaylanmış ve ihtilafın karar düzeltme
aşamasında olması hâlinde de bu bölümdeki açıklamalara göre işlem
yapılacaktır. Ayrıca, 20/7/2016 tarihinden sonra ilk derece
mahkemesince verilmiş olan terkin kararlarının istinafı üzerine bölge idare
mahkemelerince istinaf talebinin reddi kararı verilmesi ve ihtilafın temyiz
aşamasında olması durumunda bu bölümdeki açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.

Örnek 3- Örnek
2’de belirtilen ihtilafla ilgili olarak vergi dairesince bölge idare
mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurulduğu, bölge idare mahkemesi
tarafından vergi dairesinin istinaf talebinin reddine hükmedildiği (vergi
mahkemesinin terkine ilişkin kararının onandığı), bu karara karşı vergi
dairesince Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunulduğu ve Danıştay’ca
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla herhangi bir karar verilmediği kabul
edildiğinde de ödenecek vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının %20’si
olacak ve Kanun hükmü gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas
alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu alacak tutarının, Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, verginin %80’i ile gecikme faizi, gecikme
zammı ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya uygulanan gecikme
zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

b) Kanunun
Yayımı Tarihinden Önce Verilmiş En Son Kararın Tasdik
veya Tadilen Tasdik Kararı Olması

Kanunun yayımı
tarihinden (bu tarih dâhil) önce vergi mahkemesince veya istinaf başvurusu
üzerine bölge idare mahkemesince verilmiş en son kararın tarhiyatın tasdiki
veya tadilen tasdikine ilişkin olması halinde, Kanunun 3 üncü
maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre, tasdik edilen vergilerin
tamamı ile terkin edilen vergilerin %20’si ayrıca bu tutara ilişkin gecikme
faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, terkin edilen
vergilerin kalan %80’i ile gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına
bağlı olarak kesilen vergi cezaları ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Tarhiyatın tadilen tasdikine
ilişkin kararlarda tasdik edilmiş alacak tutarının tamamı ile terkin
edilmiş tutarın %20’si esas alınarak madde hükümlerine göre
yapılandırılacak alacak aslı tutarı belirlenecektir.

Tarhiyatı tasdik
veya tadilen tasdik eden kararlar üzerine hesaplanmış olan
vergilerin Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş
olması hâlinde, Kanun hükmüne göre ödenecek tutar, Kanunun 9 uncu
maddesinin onaltıncıfıkrası da dikkate alınmak suretiyle aşağıdaki
açıklamalara göre tespit edilecektir.

Buna göre;

- Tasdik kararına
göre ödenmesi gereken tutarların Kanunun yayımı tarihinden önce tamamının
ödenmiş olması hâlinde, bu Kanuna göre ödenmesi gereken bir tutar
bulunmadığından, Kanundan yararlanılması söz konusu olmayacaktır.

- Tasdik kararına
göre Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen ödeme yapılmış olması hâlinde
ödenmemiş kısım esas alınarak Kanun hükümlerine göre yapılandırılacak tutar
tespit edilecektir.

- Tadilen tasdik
kararı üzerine Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmesi gereken tutarın
tamamı ödenmiş ise, tasdik edilen bu kısım ile ilgili herhangi
bir red ve iade yapılmayacak, ancak mükellefin Kanundan
yararlanmak istemesi hâlinde terkin edilen kısım için Kanun hükümlerinden
yararlanılacaktır.

- Tadilen tasdik
kararı üzerine Kanunun yayımı tarihinden önce tasdik edilen tutara karşılık
kısmen ödeme yapılmış olması hâlinde, tasdik edilen tutarın ödenmemiş kısmı
ile terkin edilen kısım Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenebilecektir.

c) Kanunun
Yayımı Tarihinden (Bu Tarih Dâhil) Önce Verilmiş En Son Kararın;

- Bozma
kararı olması hâlinde, ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-1)
bölümüne göre tespit edilecektir.

- Onama kararı
(tarhiyatı tasdik eden karar) olması hâlinde, ödenecek tutar, bu
Tebliğin (III/B-2-b) bölümüne göre tespit edilecektir.

- Kısmen onama,
kısmen bozma kararı olması hâlinde, onanan kısım için ödenecek
tutar, bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümündeki, bozulan kısım için bu Tebliğin
(III/B-1) bölümündeki açıklamalara göre tespit edilecektir.

7143 sayılı Kanun
uygulamasında;

   i) Bozma
kararları,

- 20/7/2016 tarihinden
önce vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş olan kararların
ilgisine göre bölge idare mahkemesi veya Danıştay tarafından bir bütün
olarak bozulmasını sağlayan,

- 20/7/2016 tarihinden
sonra vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş olan
kararların bölge idare mahkemesince kaldırılarak mahkemesine iadesini
sağlayan,

- 20/7/2016 tarihinden
sonra bölge idare mahkemesince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş olan
kararların Danıştay tarafından bir bütün olarak bozulmasını sağlayan,

ii) Kısmen
onama, kısmen bozma kararları,

- 20/7/2016 tarihinden
önce vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş olan tasdik
veya tadilen tasdike ait kararların ilgisine göre bölge idare mahkemesi
veya Danıştay tarafından bir kısmının onaylanması bir kısmının ise
bozulmasına ilişkin,

- 20/7/2016 tarihinden
sonra bölge idare mahkemesi tarafından tarhiyata ilişkin olarak verilmiş
olan tasdik veya tadilentasdike ait kararların Danıştay tarafından bir
kısmının onaylanması bir kısmının ise bozulmasına ilişkin,

kararlardır.

Bu itibarla,
tarhiyata ilişkin verilen kararların yukarıda yapılan açıklamalara göre
değerlendirilmesi gerekmektedir.

3- Kanunun
Yayımı Tarihi İtibarıyla Sadece Vergi Cezalarına Karşı Açılan Davalar

7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla sadece vergi cezalarına karşı açılan davalara konu alacakların
Kanun kapsamında ne şekilde yapılandırılacağına ilişkin düzenlemeler yer
almaktadır.

a) Kanunun
3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi hükmüne göre, Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla açılmış olan davanın sadece vergi aslına bağlı cezalara
ilişkin olması hâlinde, bu Tebliğin (IX/5) bölümünde yapılan açıklamalara
göre işlem yapılacaktır.

b) Kanunun
3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre, ihtilaf
konusunun sadece vergi aslına bağlı olmayan ceza olması hâlinde Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla;

- Vergi
mahkemeleri nezdinde dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş olan
cezaların %25’inin,

- Verilmiş en son
kararın terkin kararı olması hâlinde cezaların %10’unun,

- Verilmiş en son
kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı olması hâlinde tasdik
edilen ceza tutarının %50’sinin, terkin edilen ceza tutarının %10’unun

bu Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezaların
tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi hükmüne göre, sadece vergi aslına
bağlı olmayan cezalara yönelik açılmış davalarda Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla verilmiş bulunan en son kararın;

- Bozma
kararı olması hâlinde cezanın %25’i,

- Kısmen onama
kısmen bozma kararı olması hâlinde, onanan kısmın tasdik
veya tadilen tasdike ilişkin karar olması hâlinde tasdik edilen
cezanın %50’si, terkin edilen kısmın %10’u, bozulan kısmın %25’i

esas alınarak
Kanun hükmünden yararlanılacaktır. Madde hükmünden yararlanılması hâlinde
ödenecek tutar bu Tebliğin (III/B-1 ve III/B-2) bölümlerinde yapılan
açıklamalara göre hesaplanacaktır.

c) Tarh
edilen vergi ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen
vergi cezaları için de bu bölümün (b) alt bölümünde yapılan açıklamalara
göre işlem yapılacaktır.

ç) Kanunun
3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin
olarak Kanunun yayımı tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme
yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla dava açma
süresi geçmemiş olan vergi cezaları için de mükelleflerin Kanunun 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasından yararlanabilecekleri düzenlenmiştir. Bu
durumda, kesilen cezanın türüne göre bu bölümün (a) veya (b) alt
bölümlerinde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

4- İştirak
Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları

7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, iştirak nedeniyle kesilen ve
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan
vergi ziyaı cezalarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Buna göre,
iştirak nedeniyle cezaya muhatap olan ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
bu konuda yargı mercilerinde ihtilaf oluşturmuş olan kişiler bu Tebliğin
(III/B-3-b) bölümünde yapılan açıklamalara göre Kanun hükmünden
yararlanabileceklerdir.

5- Kanunun
Yayımı Tarihi İtibarıyla Uzlaşma Talepli Alacaklar

7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla 213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak
üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günü
gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava açma süresi geçmemiş
alacaklar için Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanılacağına
yönelik düzenleme yapılmıştır.

Bu safhada
bulunan alacaklar için Kanun hükmünden yararlanılmak istendiği takdirde, bu
Tebliğin (III/B-1 ve III/B-3-a) bölümünde belirtilen şekilde işlem
yapılacaktır.

Bu takdirde,
madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin uzlaşma talebinden
vazgeçmeleri ve dava açmamaları şarttır.

6- Kanunun
Yayımı Tarihi İtibarıyla Dava Açma Süresi Geçmemiş veya İhtilaf Konusu Olan
İdari Para Cezaları

7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, Kanunun yayımı tarihi (bu
tarih dâhil) itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan veya dava
açma süresi geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına
ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Madde hükmüne
göre, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin olarak;

- Dava açma
süresi geçmemiş veya ilk derece yargı merciinde dava açılmış olması hâlinde
cezanın %50’si,

- İlk derece
yargı merciinin veya ilgisine göre istinaf başvurusu üzerine bölge idare
mahkemesinin ya da itiraz başvurusu üzerine sulh ceza hâkimliğinin cezayı
kaldırdığı ancak ilgisine göre itiraz/istinaf veya temyiz/karar düzeltme
aşamasında yargılamanın devam ettiği safhada olanlarda cezanın %20’si,

- İlk derece
yargı merciinin/ilgisine göre istinaf başvurusu üzerine bölge idare
mahkemesinin ya da itiraz başvurusu üzerine sulh ceza hâkimliğinin kısmen
veya tamamen onayladığı cezalarda onaylanan kısmın tamamı, terkin edilen
cezanın %20’si,

- Verilen en son
kararın bozma kararı olması hâlinde cezanın %50’si,

- Verilen en son
kararın kısmen onama kısmen bozma kararı olması hâlinde; onanan kısmın
tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması hâlinde tasdik
edilen cezanın tamamı, terkin edilen cezanın %20’si, bozulan kısmın %50’si,

esas alınarak
düzenleme yapılmış olup ihtilafın bulunduğu safhaya göre ödenecek idari
para cezası tutarı belirlenmiştir. Madde hükmünden yararlanılması hâlinde
ödenecek tutar bu Tebliğin (III/B-1 ve III/B-2) bölümlerinde yapılan
açıklamalara göre hesaplanacaktır.

Örnek 4- Trafik
kurallarını ihlal nedeniyle 2918 sayılı Kanun uyarınca kesilen 427 TL
tutarlı trafik idari para cezası 21/8/2017 tarihinde ilgilisine
tebliğ edilmiştir. Söz konusu para cezasına karşı cezaya muhatap olan kişi
31/8/2017 tarihinde sulh ceza hakimliğinde dava açmıştır. Ancak,
ilk derece yargı merciinde dava devam ederken yürürlüğe giren 7143 sayılı
Kanundan yararlanmak suretiyle trafik idari para cezası ödenmek
istenmiştir.

Bu durumda,
cezaya muhatap olanın Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanma talebinin ve
davadan vazgeçtiğine ilişkin iradesinin bulunduğu başvuru
dilekçesini 31/7/2018 tarihine kadar cezayı veren ilgili emniyet
birimine vermesi gerekmektedir.

İlgili emniyet
birimince bu dilekçelerin bir örneği 3 iş günü içinde davanın devam ettiği
ilgili mahkemesine, bir örneği de cezayı takiple yetkili vergi dairesine
gönderilecektir.

İlk derece yargı
merciinde derdest olan davadan vazgeçildiğinden, idari para cezasının
%50’si ile bu tutara isabet eden faiz yerine trafik idari para cezasının
vade tarihi olan 21/9/2017 tarihinden 7143 sayılı Kanunun yayımı
tarihine kadar geçen süre için hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla trafik idari para cezasının
kalan %50’si ile bu cezaya bağlı faizin tahsilinden vazgeçilecektir.

Buna göre, Kanun
kapsamında ödenecek trafik idari para cezası tutarı ile bu tutara isabet
eden Yİ-ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.

 





Faiz

Hesaplanan

Süre



Trafik İPC Tutarı (TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Tahsili Gereken Trafik İPC
Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






22/9/2017-17/5/2018



427



%40



170,80



213,50



%2,80



5,98







 





Ödenecek
Tutar






Trafik İdari
Para Cezası Aslı



:



   213,50 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(% 40 Faiz Yerine)



:



   5,98 TL






TOPLAM             



:



   219,48 TL







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Tutarlar






Trafik İdari
Para Cezası Aslı



:



   213,50 TL






Faiz



:



   170,80 TL






TOPLAM             



:



   384,30 TL







 

Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 219,48 TL’nin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 384,30 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.

Örnek 5- 22/10/2017
tarihinde tebliğ edilmiş olan ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş
bulunan 4.514 TL tutarlı trafik idari para cezasının iptali amacıyla 30/10/2017
tarihinde sulh ceza hakimliğinde dava açılmış ve mahkemece söz
konusu idari para cezasının iptali yönünde karar verilmiş, bu karara karşı
ilgili emniyet müdürlüğü tarafından üst yargı merciine itiraz edilmiştir.

Bu safhada cezaya
muhatap olan kişi, 7143 sayılı Kanundan yararlanmak üzere davasından
vazgeçerek başvuru dilekçesini ilgili emniyet müdürlüğüne vermiştir.

Emniyet
müdürlüğünce söz konusu dilekçenin bir örneği 3 iş günü içerisinde
yargılamanın devam ettiği üst yargı merciine bir örneği de cezayı takiple
yetkili vergi dairesine gönderilmiştir.

Bu durumda vergi
dairesince, idari para cezasının %20’si ile bu tutara isabet eden ve idari
para cezasına vade tarihinden 7143 sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar
geçen süre için hesaplanan faiz yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

Buna göre Kanun
kapsamında ödenecek idari para cezası tutarı ile bu tutara isabet eden
Yİ-ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.

 





Faiz Hesaplanacak Süre



Trafik İPC Tutarı (TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Tahsili Gereken Trafik
İPC Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






23/11/2017-17/5/2018



4.514



% 30



1.354,20



902,80



% 2,10



18,96







 





Ödenecek
Tutar






Trafik İdari
Para Cezası Aslı



:



902,80 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(% 30 Faiz Yerine)



:



18,96 TL






TOPLAM             



:



921,76 TL







 

Tahsilinden
Vazgeçilen Tutarlar

Trafik İdari Para
Cezası
Aslı                                           :                                   3.611,20
TL

Faiz                                                                                
   :                                   1.354,20
TL

TOPLAM                                                                         
 :                                   4.965,40
TL

Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 921,76 TL’nin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 4.965,40 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.

C- ÖDEME
SÜRESİ VE ŞEKLİ

7143 sayılı Kanunun
3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacakların, Kanunun 9 uncu maddesi
kapsamında peşin veya taksitler halinde ödenmesi mümkündür.

Buna göre, bu
ödemelerde Tebliğin (II/C) ve (II/D-9 ve II/D-10) bölümünde yapılan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

Ç- MADDE
HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI

1- 7143 sayılı
Kanunun;

- 3 üncü
maddesinin dokuzuncu fıkrasında, yıllık gelir veya kurumlar vergileri,
gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve
özel tüketim vergisi için Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanmak
üzere başvuruda bulunan mükelleflerin, taksit ödeme süresince bu vergi türleri
ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden bu vergileri, çok zor
durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden
fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri hâlinde yapılandırılan
borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybedecekleri,

- 9 uncu
maddesinin yedinci fıkrasında ise, 3 üncü maddenin dokuzuncu fıkrasında
vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının %10’unu
aşmamak şartıyla 10 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik
ödemeler için bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmiş sayılmayacağı,

hüküm altına
alınmıştır.

Bu hükümlerin
uygulanması ile ilgili açıklamalar bu Tebliğin (II/Ç-1 ve II/Ç-2)
bölümlerinde yapılmış olup bu madde uygulamasında da aynı şekilde işlem
yapılacaktır.

2- 7143 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, 3 üncü madde kapsamında
yapılandırılan alacak tutarına yönelik olarak borçlular, ayrıca 213 sayılı
Kanun kapsamındaki alacaklar için anılan Kanunun uzlaşma ve vergi
cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamayacaklardır.

Diğer taraftan,
aynı fıkrada Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamına giren idari para cezalarının 3 üncü maddeden yararlanılarak
ödenmek istenmesi durumunda, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı
Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinde düzenlenmiş
olan peşin ödeme indiriminden yararlanılamayacağı düzenlenmiştir.

D- DİĞER
HUSUSLAR

1- 7143 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında, bu madde hükmünden
yararlanılması için madde kapsamına giren alacaklara karşı dava açılmaması,
açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmamasının şart
olduğu belirtilmiştir. Mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak
üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmeyecektir.

   2- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan
vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine
bakılmaksızın Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen
yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlara ilişkin
hükmedilmiş yargılama gideri, avukatlık ücreti ve bu
alacakların fer’ilerinin bulunması hâlinde bu tutarlar karşılıklı
olarak talep edilmeyecektir.

Ayrıca, söz
konusu yargılama gideri, avukatlık ücreti ve bu alacakların fer’ileri için
icra takibi yapılamayacak ve vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan
yargılama gideri ve avukatlık ücreti geri alınmayacaktır.

3- Kanunun
3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacak tutarının tespitinde esas
alınacak olan en son karar, tarhiyata ilişkin verilen ve Kanunun yayımı
tarihinden önce (bu tarih dâhil) taraflardan birine tebliğ edilmiş karar
olacaktır.

4- Kanunun
3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunan ancak Kanunda
belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan;

- 213 sayılı
Kanun kapsamındaki alacaklar için ilk tarhiyata esas teşkil eden vergi ve
ceza tutarları ile gecikme zammı ve gecikme faizleri,

-  Kanunun
1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para
cezaları için idari yaptırım kararında yer alan tutar ile bunlar üzerinden
hesaplanan fer’ileri,

6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre takip ve tahsil edilecektir.

Ancak, Kanunun
yayımı tarihinden önce verilmiş olan en son yargı kararının tarhiyatın
tasdikine ilişkin olması hâlinde bu karar üzerine tahakkuk eden alacak
tutarları esas alınacaktır. Bir başka anlatımla, tasdik kararı üzerine
yapılan tahakkuk işleminde herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır.

213 sayılı Kanun
kapsamındaki alacaklardan ilk tarhiyat tutarı esas alınarak takip edilecek
olanlar, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih esas alınarak dava
açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten
itibaren 1 ay sonrası ise alacakların vade tarihi olacaktır. Gecikme
zamlarının, amme alacağının vade tarihinden tahsil tarihine kadar geçen
süre için hesaplanacağı tabiidir.

Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezaları
ise idari yaptırım kararının tebliğine bağlı olarak oluşan vade tarihleri
esas alınmak suretiyle ve özel kanunlarında düzenlenmiş olan fer’i
alacakları da dikkate alınarak takip edilecektir.

5- Ödeme
emrine karşı açılan davalar ile ilgili olarak, Kanunun yayımı tarihinden
önce dava konusu ödeme emri ile istenilen amme alacağının tarhiyatına
ilişkin karar verilmiş olması ve ihtilafın Kanunun
yayımlandığı 18/5/2018 tarihi itibarıyla devam ediyor
olması hâlinde, bu mükellefler söz konusu davalara konu amme alacakları ile
ilgili olarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanabileceklerdir. Ancak, bu
yönde bir kararın bulunmaması hâlinde ödeme emrine karşı açılan davalara
konu alacaklar Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
değerlendirilecektir.

6- 7143
sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce tarhiyata karşı açılmış olan
ve 18/5/2018 tarihi itibarıyla devam eden davalara ilişkin olarak
daha önce verilen kararlar üzerine tahakkuk eden vergiler ile vergi
cezaları ve bunlara hesaplanan gecikme faizi ve gecikme zammının 6183
sayılı Kanun hükümlerine göre tecil edilmiş ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olması durumunda da
mükellefler isterlerse Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden
yararlanabileceklerdir. Bu takdirde, mükelleflerin yararlanabileceği
tutarların tespitinde bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümünde yapılan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

7- Dava
açma süresi geçmemiş veya dava safhasında bulunan kesinleşmemiş alacaklarla
ilgili olarak bu bölümde yapılan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla, bu
Tebliğin (II/D) bölümünde yapılan açıklamalar da dikkate alınarak işlem
yapılacaktır.

IV– İNCELEME
VE TARHİYAT SAFHASINDA BULUNAN İŞLEMLER İLE PİŞMANLIKLA YA DA KENDİLİĞİNDEN
YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER

7143 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin;

- Birinci ila
yedinci fıkralarında, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak kapsama
giren vergi ve vergi cezaları açısından, Kanunun yayımı tarihinden önce
başlanıldığı hâlde bu tarihe kadar tamamlanamamış olan vergi incelemeleri
ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine devam edileceği ve bu işlemlerin
tamamlanmasından sonra tarh edilen vergi ve kesilen cezaların Kanun
kapsamında yapılandırılmasına,

- Onuncu
fıkrasında, 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde düzenlenen
pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30
uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra
kendiliğinden verilen beyannameler üzerine tahakkuk edecek alacaklar
ile 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilmesi
gerektiği halde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla bildirilmeyen veya
bildirildiği halde eksik tahakkuk eden emlak vergisi bildirimleri üzerine
tahakkuk edecek alacakların yapılandırılmasına,

- Onbirinci fıkrasında, 31/12/1960 tarihli
ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinde sayılan diğer
ücrete tabi mükelleflerin gelir vergisi mükellefiyetlerine,

 ilişkin hükümlere
yer verilmiştir.

A- KANUNUN
YAYIMI TARİHİNDEN ÖNCE BAŞLANILDIĞI HÂLDE BU TARİHE KADAR TAMAMLANAMAMIŞ
OLAN VERGİ İNCELEMELERİ İLE TAKDİR, TARH VE TAHAKKUK İŞLEMLERİ

7143 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkraları, matrah ve vergi artırımına
ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, Kanunun yayımı tarihinden önce
başlayan ancak tamamlanamamış bulunan vergi incelemeleri, takdir, tarh ve
tahakkuk işlemlerine devam edileceğini öngördüğünden; bu madde hükmünden
yararlanmak için başvuru süresi, söz konusu işlemlerin tamamlanmasına bağlı
olarak düzenlenmiştir. Buna göre, bu işlemler sonucunda düzenlenen ve
Kanunun yayımı tarihinden (bu tarih hariç) sonra tebliğ edilen ihbarnameler
üzerine mükelleflerin bu fıkralardan yararlanma taleplerini maddenin
birinci fıkrasında belirtilen süreler içinde vergi dairelerine bildirmeleri
gerekmektedir.

1- Başvuru
Süresi ve Şekli

7143 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkraları hükmünden
yararlanmak isteyen mükelleflerin, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra
tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde bu Tebliğ ekinde yer alan dilekçe (Ek:4/A) ile
başvurmaları gerekmektedir.

Ancak, Kanunun 4
üncü maddesinin birinci fıkrasında, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (a)
bendinde belirtilen süre içinde tebliğ edilen ihbarnameler için özel bir
başvuru süresi düzenlenmiş ve 4 üncü maddenin birinci ila yedinci fıkraları
hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin 9 uncu maddenin birinci fıkrasının
(a) bendinde belirtilen süre içinde, bu sürenin otuz günden az kalmış
olması halinde otuz gün içinde, başvuruda bulunmaları gerektiği hüküm
altına alınmıştır.

Bu kapsamda,
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden (bu tarih hariç) 31
Temmuz 2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar tebliğ edilen ihbarnameler için
madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin 31 Temmuz 2018 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar başvuruda bulunmaları, ihbarnamenin tebliğ
tarihi  (bu tarih hariç) ila 31 Temmuz 2018 tarihi (bu tarih
dâhil) arasındaki sürenin 30 günden az kalmış olması halinde
ise ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde
başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

 Örneğin,
anılan fıkraların kapsamına giren bir tarhiyata ilişkin
ihbarnamenin 25/6/2018 tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında
madde hükmünden yararlanılabilmesi için 31/7/2018 tarihine (bu tarih dâhil)
kadar, 9/7/2018 tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında ise tebliğ tarihi
ila 31/7/2018 tarihi arasındaki süre 30 günden daha az olduğundan 8/8/2018
tarihine (bu tarih dâhil) kadar başvuruda bulunulması gerekmektedir.

Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde sayılan borçluların 4
üncü maddenin birinci ila yedinci fıkraları kapsamında yapacakları
başvurular üzerine yapılandırılan alacak tutarlarını bu bentlerde
belirtilen sürelerde ödemek istediklerine yönelik taleplerini başvuru
sırasında belirtmeleri icap etmektedir.

Mükellefler bu
fıkralardan, adlarına yapılan tüm tarhiyatlar için yararlanabilecekleri
gibi sadece talep edecekleri tür ve dönemler için de
yararlanabileceklerdir.

2- Alacak
Tutarının Tespiti

7143 sayılı
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden önce
başlanıldığı hâlde bu tarihe kadar tamamlanamamış bulunan vergi
incelemeleri ile takdir ve tarh işlemlerinin tamamlanması sonucu hesaplanan
vergi ve ceza tutarı dikkate alınarak yapılandırılacak alacak tutarı tespit
edilecektir.

Kanunun 4
üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkralarına göre, bu
işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen verginin %50’si ile bu tutara
hesaplanan gecikme faizi yerine Kanunun yayımı tarihine
kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarı ve Kanunun yayımı tarihinden (bu
tarih dâhil) sonra ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin bitim
tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizi tutarının maddenin birinci
fıkrasında öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla, kalan vergi
aslı ile bu vergilere uygulanan gecikme faizi ve vergi aslına bağlı
cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Öte yandan, bu
işlemlerin sonucunda vergi aslına bağlı olmayan bir cezanın
veya iştirak nedeniyle kesilecek vergi ziyaıcezasının bulunması
hâlinde bu cezalar için madde hükmünden, cezanın %25’inin, maddenin birinci
fıkrasında öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla yararlanılacak ve
cezanın kalan %75’inin tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun 4 üncü
maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin
olarak Kanunun yayımı tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme
yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tebliğ
edilmemiş olan vergi aslına bağlı olmayan cezalar da bu madde hükümlerine
göre yapılandırılarak ödenebilecektir. Vergi aslına bağlı vergi
cezaları hakkında ise bu Tebliğin (IX/5) bölümünde yapılan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla, 213 sayılı Kanunun tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine
göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da
uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi/ceza ihbarnameleri mükellefe
tebliğ edilmemiş alacaklar da Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci
fıkra hükümlerine göre yapılandırılarak ödenebilecektir.

Bu takdirde,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla, tarhiyat öncesi uzlaşma temin edilememiş
veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış ya da mükelleflerin
tarhiyat öncesi uzlaşma talebinden vazgeçmiş olması hallerinde düzenlenen
inceleme raporunun vergi dairesine intikali üzerine anılan fıkra hükümleri
uygulanacaktır. Bu safhada da ödenecek tutarın tespitinde, tarhiyata
ilişkin olarak düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinde belirtilen tutarlar
dikkate alınacaktır.

Kanun kapsamına
giren dönemlere ilişkin olarak Kanunun
yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden önce tamamlandığı halde, bu
tarihte ya da bu tarihten sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden
takdir komisyonu kararları ve vergi inceleme raporları üzerine gerekli tarh
ve tebliğ işlemleri yapılacaktır.

Yapılan tarhiyat
üzerine maddenin birinci fıkrasında öngörülen süre ve şekilde ödeme
yapılması hâlinde madde hükümlerinden yararlanılabilecektir.

Diğer taraftan,
vergi inceleme raporlarına veya takdir komisyonu kararlarına dayanmamakla
birlikte, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, Kanunun yayımı
tarihinden önce başlanılmış, ancak bu tarih itibarıyla tamamlanamamış olan
tarh işlemlerine devam edilecek ve Kanunun yayımı tarihinden sonra yapılan
bu tarhiyatlar için de 4 üncü maddenin birinci ila yedinci fıkra
hükümlerinden yararlanılabilecektir.

İnceleme raporu
veya takdir komisyonu kararı üzerine sadece vergi ziyaı cezası
kesilmesi gerektiği hallerde ise (Örneğin, mahsup dönemi geçtikten sonra
yapılan geçici vergi incelemeleri sonucu kesilen
vergi ziyaı cezası gibi) vergi aslına uygulanan gecikme faizi
yerine Kanuna göre hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına bağlı cezalara ilişkin olarak bu
Tebliğin (IX/5) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

Örnek 1- Mükellefin
defter ve belgeleri Nisan/2016 vergilendirme dönemine ilişkin katma değer
vergisi yönünden incelemeye başlanılmış ve 7143 sayılı Kanunun yayımı tarih
itibarıyla inceleme sonuçlanmamıştır. Ayrıca mükellef tarafından bu Kanun
uyarınca söz konusu vergi türünden artırımda da bulunulmamıştır.

İnceleme sonucu
düzenlenen vergi inceleme raporunun 6/6/2018 tarihinde vergi
dairesi kayıtlarına intikal ettiği, rapor üzerine mükellef adına 3.500.000
TL katma değer vergisi tarh edildiği, 3.500.000 TL
vergi ziyaı cezası kesildiği ve tarhiyata ilişkin vergi/ceza
ihbarnamesinin 11/9/2018 tarihinde mükellefe tebliğ edildiği
varsayıldığında, mükellef Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci
fıkralarından aşağıda belirtilen şekilde yararlanabilecektir.

Mükellef,
ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Kanundan yararlanmak
üzere yazılı başvuruda bulunacaktır.

Bu durumda,
mükellefin Kanuna göre ödeyeceği tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 





Vergi aslının % 50’si 



:



   (3.500.000 /
2=)1.750.000 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı                         



:



   1.750.000 x %9,26 (Normal
vade tarihinden Kanunun yayımı tarihine kadar)






 



 



   162.050 TL’dir.






Gecikme Faizi*           



:



   1.750.000
x  %5,6






 



 



   98.000 TL’dir.







 

* Gecikme faizi
Kanunun yayımı tarihinden, ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin
son gününe kadar ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla uygulanmakta olan
gecikme zammı oranı esas alınarak hesaplanmıştır.

Buna göre;





 

Ödenecek
Tutar






Vergi Aslının
%50’si



:



1.750.000 TL






Yİ-ÜFE Tutarı



:



162.050 TL






Gecikme Faizi



:



98.000 TL






TOPLAM



:



2.010.050
TL’dir.







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar






Vergi Aslının
%50’si



:



1.750.000 TL






Gecikme Faizi



:



1.372.000 TL






Vergi Ziyaı Cezası



:



3.500.000 TL






TOPLAM



:



6.622.000
TL’dir.







 

Bu örneğe göre mükellefin
ihbarnamenin tebliğ tarihini izleyen ayda (Ekim/2018) yapılandırılan alacak
tutarını ilk taksit ödeme süresi içinde defaten ödemesi hâlinde bu tutara
faiz ya da katsayı uygulanmayacağı gibi ödenecek toplam tutar içinde yer
alan Yİ-ÜFE tutarı ile gecikme faizi toplam tutarı olan
(162.050+98.000=)260.050 TL üzerinden ayrıca %90 indirim yapılacaktır.

Buna göre,
mükellef borç aslının yarısı olan 1.750.000 TL ile Yİ-ÜFE tutarı ile
gecikme faizi için [260.050-(260.050 x %90)=]26.005 TL olmak üzere toplam
1.776.005 TL ödeyecektir.

Ancak, mükellefin
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre yapılandırılan
alacağı ikişer aylık dönemler hâlinde azami 6 eşit taksitte ödemesi mümkün
olup, bu takdirde taksitler hâlinde ödenecek alacağa Kanunun 9 uncu maddesi
gereğince (1,045) katsayısı uygulanacaktır. 

Mükellefin
yapılandırılan alacağı taksitle ödemek istemesi hâlinde taksit ayları;
Ekim/2018, Aralık/2018, Şubat/2019, Nisan/2019, Haziran/2019 ve
Ağustos/2019 ayları olacaktır.

3- Ödeme
Süresi ve Şekli

7143 sayılı Kanunun
4 üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkra hükümlerinden
yararlanmak isteyen mükelleflerin ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren
30 gün içinde yazılı başvuruda bulunmaları ve anılan fıkralara
göre yapılandırılan tutarı, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen
aydan başlamak üzere peşin veya ikişer aylık dönemler hâlinde 6 eşit
taksitte ödemeleri gerekmektedir.

Ancak, Kanunun
yayımı tarihi (bu tarih hariç) ila 31 Temmuz 2018 tarihi (bu tarih dâhil)
arasında tebliğ edilen ihbarnamelere konu borçlar için bu fıkralardan
yararlanmak isteyen mükellefler başvurularını 31 Temmuz 2018 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar (sürenin 30 günden az kalmış olması durumunda 30 gün
içinde), başvuruda bulunmaları ve ilk taksit Kanunun yayımını takip
eden dördüncü ayın sonuna kadar ödenmek üzere peşin veya ikişer aylık
dönemler hâlinde 6 eşit taksitteödemeleri gerekmektedir.

Örneğin, anılan
fıkraların kapsamına giren bir tarhiyata ilişkin
ihbarnamenin 12/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği
varsayıldığında, madde hükmünden yararlanılabilmesi için 11/1/2019 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar başvuruda bulunulması ve Kanun hükmüne göre ödenecek
tutarın ilk taksitinin Ocak/2019 ayında, diğer taksitlerin ise 2019 yılının
Mart, Mayıs, Temmuz, Eylül ve Kasım aylarında ödenmesi gerekmektedir.

Buna göre, bu
ödemelerde Tebliğin (II/C) ve (II/D-9 ve II/D-10) bölümünde yapılan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

4- Fıkralardan
Yararlanmanın Diğer Şartları

a) 7143 sayılı Kanunun
4 üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkraları kapsamında
yapılandırılacak alacaklara ilişkin olarak vergi incelemesinin başladığı
tarihin belirlenmesinde 213 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesi esas
alınacaktır.

b) Mükelleflerin bu
fıkralardan yararlanabilmeleri için anılan fıkralar kapsamında ödeme başvurusunda
bulundukları alacağa ilişkin dava açmamaları, açılmış davalardan
vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.

c) Anılan
fıkra hükümlerinden yararlanmak isteyen mükellefler, ayrıca 213 sayılı
Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim
hükümlerinden yararlanamazlar.

ç) Düzeltme
taleplerine ilişkin incelemelere devam edilecektir. Ancak, mükelleflerin
düzeltme istediği yıl için 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre matrah
ve vergi artırımında bulunmaları hâlinde, düzeltme talebinden vazgeçtikleri
kabul edilerek bu tür incelemeler sürdürülmeyecektir.

B- PİŞMANLIKLA
YA DA KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA

İLİŞKİN
HÜKÜMLER

7143 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının;

- (a) bendinde,
213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde düzenlenen pişmanlık ve ıslah
hükümlerinden yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30 uncu maddesinin
dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen
beyannameler,

- (b)
bendinde, 31/3/2018 tarihinden önce verilmesi gerektiği halde
Kanunun yayımı tarihine kadar bildirilmeyen veya bildirildiği halde eksik
tahakkuk eden emlak vergisi bildirimleri

üzerine tahakkuk
edecek alacakların ne şekilde yapılandırılacağı düzenlenmiştir.

1- Pişmanlıkla
Beyan

7143 sayılı Kanunun
4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde,
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 31 Temmuz 2018 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesine göre beyan
edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin
tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine bu
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla pişmanlık zammı ve vergi cezalarının
tamamının tahsilinden vazgeçileceği hüküm altına alınmıştır.

a) Başvuru
Süresi ve Şekli

Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinden
yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:4/B) örneğe
uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi
beyannamelerini31 Temmuz 2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar
bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

7143 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası çerçevesinde pişmanlık hükümlerine
göre verilecek beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin;
yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da
muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan
mükellefler tarafından 30/9/2004 tarihli ve 25599 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile
3/3/2005 tarihli ve 25744 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 346 Sıra No.lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda
elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.

Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde sayılan borçluların
anılan alt bent kapsamında yapacakları başvurular üzerine yapılandırılan
alacak tutarlarını bu bentlerde belirtilen sürelerde ödemek istediklerine
yönelik taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri icap etmektedir.

b) Alacak
Tutarının Tespiti

Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinden,
pişmanlık talebiyle verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk
ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine
Kanunun yayımıtarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının bu Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi halinde pişmanlık zammı ve
vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Örnek 2- 23
Kasım 2017 tarihine kadar verilmesi gereken Ekim 2017 dönemine ait gelir
(stopaj) vergisi beyannamesi 7143 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak
suretiyle 7 Haziran 2018 tarihinde pişmanlıkla vergi dairesine verilmiştir.
Pişmanlıkla verilen beyannameye istinaden ödenmesi gereken gelir (stopaj)
vergisi 2.300 TL, damga vergisi ise 38,80 TL’dir.

Bu
durumda; gelir (stopaj) vergisinin tamamı ile pişmanlık
zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE
tutarının ödenmesi hâlinde, pişmanlık zammı ve vergi aslına bağlı
olmayan cezanın tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Buna göre;

 





Pişmanlık Zammı
Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Pişmanlık Zammı Oranı



Pişmanlık Zammı Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken Alacak
Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/11/2017-17/05/2018



2.300



%8,40



193,20



2.300



%2,10



48,30







 





Ödenecek
Tutar






Gelir (stopaj)
Vergisi



:



   2.300,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Pişmanlık Zammı Yerine)



:



   48,30 TL






Damga Vergisi



:



   38,80 TL






TOPLAM



:



   2.387,10 TL







 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar






Pişmanlık Zammı



:



   193,20 TL






Özel Usulsüzlük
Cezası



:



   1.400,00 TL






TOPLAM



:



   1.593,20 TL







 

Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 2.387,10 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, toplam 1.593,20 TL tutarın tahsilinden vazgeçilecektir.

c) Ödeme
Süresi ve Şekli

Anılan alt bent
uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve
(II/D-9 ve  II/D-10) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre
ödenecektir.

ç) Diğer
Hususlar

Mükelleflerce
Kanun kapsamında pişmanlıkla beyan edilen vergilerin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde tamamen ödenmemesi hâlinde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş
sayılacak ve 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemler tesis
edilecektir.

Kanunun 9 uncu
maddesinin sekizinci fıkrasında, borçluların Kanun kapsamında
taksitlendirilen tutarların tamamının ödenmemesi hâlinde ödedikleri
tutarlar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı hüküm altına alınmış
olmakla birlikte, Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(1) numaralı alt bendinde düzenlenen pişmanlıkla beyan hükümleri 213 sayılı
Kanunun “Pişmanlık ve ıslah” başlıklı 371 inci maddesi hükümleri esas
alınarak düzenlendiğinden, anılan alt bent kapsamında yapılan kısmi
ödemelerde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve kısmen pişmanlık
ihlali söz konusu olamayacağından mükellefler ödedikleri tutar kadar bu
madde hükmünden yararlanamayacaktır. Bu takdirde yapılan ödemeler
ödeme tarihleri esas alınarak bu kapsamda beyan edilen alacaklara mahsup
edilecektir.

Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında
beyan edilen vergilere, ödeme yönünden şartların ihlali hâlinde, kesilmesi
gereken vergi cezaları için 213 sayılı Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan
zamanaşımı süreleri, Kanunun 9 uncu maddesinin onbeşinci fıkrası
gereğince taksit ödeme süresince işlemeyeceğinden, pişmanlık hükümlerinin
ihlali üzerine kesilecek cezalarda zamanaşımı süresi bu hüküm dikkate
alınarak tayin edilecektir.

Mükelleflerce,
anılan alt bent kapsamında, matrah ve vergi artırımı kapsamına girmeyen
vergi türleri de dâhil olmak üzere bütün vergi türleri itibarıyla beyanda
bulunulması mümkündür.

Ancak, anılan alt
bende göre pişmanlıkla beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında, 5
inci maddede yer alan matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı
kalmak kaydıyla, vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmasına engel teşkil
etmemektedir.

2-
Kendiliğinden Yapılan Beyanlar

Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 31 Temmuz 2018 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü
fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve
tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak gecikme faizi
yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla gecikme faizi ve vergi cezalarının
tamamının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.

a) Başvuru
Süresi ve Şekli

Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinden
yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:4/C) örneğe
uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi
beyannamelerini 31 Temmuz 2018 tarihine (bu tarih dâhil)
kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

Anılan alt bent
çerçevesinde kendiliğinden verilecek beyannamelerden elektronik ortamda
gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi
beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik
ortamda gönderilmesi zorunludur.

Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde sayılan borçluların
anılan alt bent kapsamında yapacakları başvurular üzerine yapılandırılan
alacak tutarlarını bu bentlerde belirtilen sürelerde ödemek istediklerine
yönelik taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri icap etmektedir.

b) Alacak
Tutarının Tespiti

Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinden, 213
sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden
sonra kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk
ettirilen vergilerin tamamı ile gecikme faizi yerine
Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının,
Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi halinde gecikme faizi
ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun 9 uncu
maddesinin onbeşinci fıkrası gereğince zamanaşımı süresi, taksit
ödeme süresince işlemeyeceğinden, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu alt
bentten yararlanılarak verilen beyannameler üzerine kesilmesi gereken vergi
cezaları, Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda işlemeyen süreler de
dikkate alınarak kesilecektir.

c) Ödeme
Süresi ve Şekli

Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca
yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/D-9 ve II/D-10)
bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.

ç) Diğer
Hususlar

Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendine göre
kendiliğinden beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında, 5 inci maddede
yer alan matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla,
vergi incelemesi ve yapılan inceleme sonucu mükellefler adına vergi ve ceza
tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.

3) Emlak
Vergisi Bildirimi

7143 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (b) bendi
gereğince, 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilmesi
gerektiği halde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla emlak vergisi bildiriminde
bulunmayan veya bildirimde bulunduğu hâlde vergisi eksik tahakkuk eden
mükelleflerce, bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz
kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının, bu
Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara
bağlı gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezalarının tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.

a) Başvuru
Süresi ve Şekli

Anılan bentten yararlanmak
isteyen mükelleflerin başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere
ilişkin vergi bildirimlerini 31 Temmuz 2018 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar ilgili belediyelere vermeleri gerekmektedir.

b) Alacak
Tutarının Tespiti

Anılan
bentten, 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilmesi
gerektiği halde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla emlak vergisi bildiriminde
bulunmayan veya bildirimde bulunduğu hâlde vergisi eksik tahakkuk eden
mükelleflerce bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz
kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar
hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.

Bu hükme göre,
yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin taşınmaz
kültür varlıklarının korunmasına katkı payına ilişkin gecikme zammının
tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun 9 uncu
maddesinin onbeşinci fıkrası gereğince zamanaşımı süresi, taksit
ödeme süresince işlemeyeceğinden, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu
bentten yararlanılarak verilen bildirimler üzerine kesilmesi gereken vergi
cezaları, Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda işlemeyen süreler de
dikkate alınarak kesilecektir.

c) Ödeme
Süresi ve Şekli

Anılan bent
uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/D-9)
bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ilgili belediyelere ödenecektir.

C- DİĞER ÜCRET
GELİRİ ELDE EDENLERİN BEYANI

7143 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, 193 sayılı Kanunun 64
üncü maddesinde sayılan diğer ücret
mükelleflerinin; 31/08/2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar vergi
dairelerine başvurarak, 2018 takvim yılına ilişkin gelir vergilerini tarh
ettirmeleri ve karnelerine işlettirmeleri kaydıyla önceki dönemlere ilişkin
olarak herhangi bir vergi ve ceza aranmayacağı hükme bağlanmıştır.
İşverenlerin diğer ücretlilere ait kimlik bilgileri ve vergi karnesi ile
yapacakları başvurular da bu kapsamda değerlendirilecektir. Diğer taraftan,
diğer ücret geliri elde edenlerden daha önce mükellefiyet kaydını
yaptırmamış olanların işe başlama tarihi olarak bu Kanuna göre yaptıkları
müracaat tarihi esas alınacaktır. Daha önceki yıllarda başka vergi
dairelerine karnelerini ibraz ederek vergilerini tarh ettiren mükellefler,
başvurularında bu vergi dairelerini de belirteceklerdir. Öte yandan, 2018
yılı kanuni tarh süresinde (Şubat 2018) vergilerini tarh ettiren
mükelleflerin bu Kanun kapsamında yeniden başvuru yapmalarına gerek bulunmamaktadır.

V– MATRAH VE
VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinde yer alan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma
değer vergisinde matrah ve vergi artırımı uygulamasına ilişkin açıklamalar
aşağıda yer almaktadır.

A-MATRAH VE
VERGİ ARTIRIMINDA BULUNABİLECEK MÜKELLEFLER

Yıllık gelir veya
kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar
vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri 2013, 2014, 2015,
2016 ve 2017 takvim yılları için 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre
matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.

Aynı şekilde,

- Hizmet erbabına
ödenen ücretlerden,

- Serbest meslek
ödemelerinden,

-
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait ödemelerden,

- Kira
ödemelerinden,

- Çiftçilerden
satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden,

- Esnaf
muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden

gelir veya
kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar da bu
ödemelerine ilişkin olarak bu yıllarla ilgili vergi artırımında
bulunabileceklerdir.

 Adi
ortaklıklar ve kollektif şirketlerde ortaklar, komandit
şirketlerde komandite ortaklar ile adi komandit şirketlerde komanditer
ortaklar da anılan yıllar için matrah ve vergi artırımından
yararlanabileceklerdir.

Sözü edilen
yıllara ilişkin vergi matrahlarının takdiri için takdir komisyonlarına sevk
edilmiş ve/veya haklarında vergi incelemesine başlanılmış olan mükellefler
de matrah ve vergi artırımından faydalanabileceklerdir.

Beyanname
vermekle birlikte zarar, indirim ve istisnalar nedeniyle matrah ve vergi
beyan etmeyen ya da ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde
etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi
dışında bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname vermemiş
olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri de matrah ve vergi artırımı
yapabileceklerdir.

Kurumlar vergisi
mükellefleri, anılan yıllarla ilgili olarak vermiş oldukları
beyannamelerinde kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici
61 inci maddesine göre tevkifata tabi tutulmuş olan kazanç ve
iratlarının bulunması hâlinde, bu tevkifat tutarlarını da
artırabileceklerdir.

Diğer taraftan,
5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendine göre
kurumlar vergisinden muaf bulunan ve bu nedenle kurumlar vergisi
beyannamesi ile muhtasar beyanname vermemiş olan kooperatifler de 7143
sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.

B- MATRAH VE
VERGİ ARTIRIMINDAN YARARLANABİLMEK İÇİN YAPILACAK BAŞVURUNUN SÜRESİ VE
ŞEKLİ

1- Başvurunun
Süresi

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinde başvuru süresi, Kanunun yayımlandığı tarihi
izleyen üçüncü ayın sonu olarak belirlenmiş bulunmaktadır.

Buna göre, matrah
ve vergi artırımında bulunmak isteyen gelir veya kurumlar vergisi
mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri, bu Tebliğde belirtilen
usul ve esaslar dahilinde, 31 Ağustos 2018 tarihine
(bu tarih dahil) kadar gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden
artırımda bulunabileceklerdir.

Mükellefler, en
geç 31 Ağustos 2018 tarihine (bu tarih dahil) kadar
ilgili vergi dairesine başvurmadıkları takdirde, 7143 sayılı Kanunla
getirilen matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanamayacaklardır.

2- Başvurunun
Şekli

7143 sayılı
Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri uyarınca verilmesi
gereken bildirimlerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir
veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar
beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur.

Artırıma ilişkin
yılda elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayan
ancak bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla bu kapsamda olan
mükellefler de matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerini elektronik
ortamda göndermek zorundadırlar.

Elektronik
ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayanlarca, matrah ve
vergi artırımına ilişkin başvurular; gelir, kurumlar veya katma değer
vergileri mükellefiyeti yönünden bağlı olunan ya da muhtasar
beyannamelerini vermiş oldukları vergi
dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.

Bu Tebliğin
yayımlanmasından önce mükellefiyeti sona erenler ile hakkında mükellefiyet
tesis edilmemiş olanların, 7143 sayılı Kanun kapsamında verilecek söz
konusu bildirimleri elektronik ortamda gönderme zorunlulukları
bulunmamaktadır.

Matrah ve vergi
artırımına ilişkin bildirimlerin ölüm, gaiplik, tasfiye veya devir ya da
tam bölünme gibi durumlarda birden fazla kişi tarafından birlikte
verilmesinin gerekli olduğu hallerde, söz konusu
bildirimlerin kağıt ortamında verilmesi gerekmektedir.

Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde sayılan mükelleflerin,
matrah ve vergi artırımına yönelik başvurularını, bağlı bulundukları vergi
dairelerine yapmaları ve artırım üzerine hesaplanan vergileri anılan
bentlerde yer alan sürede, ödeme taleplerini de başvuruları sırasında
belirtmeleri icap etmektedir.

Diğer taraftan,
mükelleflerce matrah ve vergi artırımına ilişkin olarak yapılacak
başvuruların, esas itibarıyla, mükellef veya mükellefi temsile yetkili
kişilerce yapılması gerekmektedir.

7143 sayılı Kanun
kapsamındaki 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında gelir, kurumlar veya
katma değer vergileri ile gelir (stopaj)/kurumlar (stopaj) vergisi yönünden
farklı vergi dairelerinin mükellefi olanlarca, matrah ve vergi artırımına
ilişkin bildirimlerin, en son mükellefiyetleri bulunan vergi dairelerine
verilmesi gerekmekte olup bu bildirimlere dayanılarak tarh edilecek
vergiler hakkında söz konusu vergi daireleri tarha yetkili kılınmıştır.

Öte yandan, vergi
artırımı kapsamına giren dönemler için muhtasar beyanname yönünden merkez
veya şubeleri için ayrı ayrı mükellefiyetleri bulunan ve vergi
artırımından yararlanmak isteyen mükelleflerin, merkez ve her bir şube için
ayrı ayrıvergi artırımında bulunmaları gerekmektedir.

C- GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE ARTIRIM

1- Yıllık
Gelir Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı

a) Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan
Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı

2013, 2014, 2015,
2016 ve 2017 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir
vergisi beyannamelerinde vergiye tabi gelir (matrah) beyan eden gelir vergisi
mükelleflerinin bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;

2013 yılı
için............................................................... %35,

2014 yılı
için............................................................... %30,

2015 yılı
için............................................................... %25,

2016 yılı
için............................................................... %20,

2017 yılı
için............................................................... %15

oranlarından az
olmamak üzere artırılması gerekmektedir (Ek:5). Dilerlerse
mükellefler, ilgili yıllar için, bu oranların üzerinde artırımda
bulunabileceklerdir. Gelir vergisi mükellefleri için artırıma esas olacak
matrah, üzerinden gelir vergisi hesaplanan matrah olacaktır.

Ancak, anılan yıllara
ilişkin olarak artırılan matrahların tutarı;

aa) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre
tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabıiçin;

2013 yılı
için............................................................... .18.095
TL'den,

2014 yılı
için............................................................... .19.155
TL'den,

2015 yılı
için............................................................... .20.344
TL'den,

2016 yılı
için............................................................... .21.636
TL'den,

2017 yılı
için............................................................. ...24.525
TL'den

ab) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına
göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri için;

2013 yılı için................................................................ 12.279
TL'den,

2014 yılı
için................................................................ 12.783
TL'den,

2015 yılı
için............................................................... .13.558
TL'den,

2016 yılı
için............................................................... .14.424
TL'den,

2017 yılı
için.............................................................. ..16.350
TL'den

ac) Geliri sadece basit usulde tespit edilen ticari
kazançtan ibaret olan gelir vergisi mükellefleri için;

2013 yılı
için................................................................. 1.810
TL'den,

2014 yılı
için................................................................. 1.916
TL'den,

2015 yılı
için................................................................. 2.034
TL'den,

2016 yılı
için................................................................. 2.164
TL'den,

2017 yılı
için................................................................ .2.453
TL'den

aç) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret
olan gelir vergisi mükellefleri için;

2013 yılı
için................................................................. 3.619
TL'den,

2014 yılı
için................................................................. 3.831
TL'den,

2015 yılı
için................................................................. 4.069
TL'den,

2016 yılı
için................................................................. 4.327
TL'den,

2017 yılı
için................................................................ .4.905
TL'den

ad) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir
vergisi mükellefleri için;

2013 yılı
için................................................................. 12.279
TL'den,

2014 yılı
için................................................................. 12.783
TL'den,

2015 yılı
için............................................................... ..13.558
TL'den,

2016 yılı
için............................................................... ..14.424
TL'den,

2017 yılı
için.............................................................. ...16.350
TL'den

az olmayacaktır.

ae) Özellik arz eden durumlar

Ticari veya zirai
kazancı bilanço esasına veya işletme hesabı esasına göre tespit edilen
gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, beyannamelerinde
diğer gelir unsurlarının bulunması hâlinde söz konusu mükellefler,
durumlarına göre, Tebliğin bu bölümünün (aa) veya (ab) alt bölümünde yer
alan asgari matrahları dikkate almak suretiyle matrah artırımında bulunacaklardır.
Diğer bir ifadeyle, ticari veya zirai kazancı bilanço esasına veya işletme
hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest
meslek erbabına ilişkin asgari matrah tutarı üzerinden artırımda bulunan
mükellefler diğer gelir unsurları nedeniyle de vergi incelemesi ve
tarhiyata muhatap olmayacaktır.

Beyannamelerinde,
ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret,
menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların
birkaçının elde edilmiş olması hali dahil) beyan eden gelir vergisi
mükellefleri için, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler
için belirlenen asgari matrahlar esas alınacaktır. Bu şekilde matrah
artırımında bulunan mükellefler sayılan gelir unsurları itibarıyla vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaklardır.

Ticari kazancı
basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında
beyannamelerinde vergiye tabi başka gelir unsurları beyan eden mükellefler
ile gayrimenkul sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve
diğer kazanç ve irat beyan eden gelir vergisi mükellefleri de işletme
hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari
matrahları esas alacaklardır. Dolayısıyla, bu şekilde matrah
artırımında bulunan mükellefler sayılan gelir unsurları itibarıyla vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaklardır.

Mükelleflerce
ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 7143
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali
de dahil olmak üzere, ikmalen, re'sen veya idarece
yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp
kesinleşen tarhiyatlar, matrah artırımına esas ilgili dönem beyanı ile
birlikte dikkate alınacaktır.

Ayrıca, ilgili
yıllar için 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca
matrah artırımında bulunan gelir vergisi mükellefleri, mesken olarak kiraya
verilen binalardan elde edilen kira gelirlerine ilişkin olmak üzere o yıl
için belirlenen istisna tutarlarını matrah artırımı yaparken dikkate
almayacaklardır.

Verdikleri yıllık
gelir vergisi beyannamesinde birden fazla gelir unsuru bulunan mükellefler,
matrah artırımlarını yıllık beyannamelerinde yer alan toplam matrah
üzerinden yapacaklar, gelir unsurlarının bir kısmı itibarıyla artırımda
bulunmayacaklardır.

Matrah artırımı
talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak gelir vergisi mükelleflerinin
ölümü veya gaipliği hâlinde, bu mükelleflerin varisleri, muris adına matrah
artırımında bulunabilirler. Bu takdirde, tüm mirasçıların birlikte matrah
artırımında bulunması gerekeceği tabiidir. Ancak şahsi ticari işletmenin
faaliyetinin mirasçılar tarafından sürdürülmesi hâlinde, bu faaliyeti devam
ettiren mirasçı veya mirasçıların matrah artırımında bulunması yeterli
olacaktır.

af) Konuya ilişkin örnekler

Örnek 1- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (A)'nın yıllık
beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2013 yılı için 55.000 TL,
2014 yılı için 70.000 TL, 2015 yılı için 85.000 TL, 2016 yılı için 110.000
TL ve 2017 yılı için ise 180.000 TL'dir.

Mükellef, 2013,
2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahlarını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu
vergi dairesine başvurmuştur.

Bu mükellefin
Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı bu Tebliğin (V/C-3) bölümünde
yapılan açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 





Yıl



İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı
(TL) (1x2) (3)



Asgari Matrah Tutarı (TL)
(4)



Hesaplamaya Esas Matrah
(TL) (3 veya 4'ten Fazla Olanı)

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL)
(5x6)

(7)






2013



55.000



%35



19.250



18.095



19.250



%20



3.850






2014



70.000



%30



21.000



19.155



21.000



%20



4.200






2015



85.000



%25



21.250



20.344



21.250



%20



4.250






2016



110.000



%20



22.000



21.636



22.000



%20



4.400






2017



180.000



%15



27.000



24.525



27.000



%20



5.400






Toplam



22.100







Mükellefin ilgili
yıllarda beyan ettiği matrahlara uygulanan artırım oranları sonucu asgari matrahlardan
yüksek tutarda matrah artırımı yaptığı görülmektedir.

Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 22.100 TL
olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit
hâlinde de ödenebilecektir.

Örnek 2- Serbest meslek erbabı
(B)’nin 2014 yılı gelir vergisi beyannamesinde beyan ettiği gelir
vergisi matrahı 150.000 TL’dir. Mükellefin bu matraha ilişkin beyan
ettiği gelirleri aşağıdaki gibidir.

 





Serbest meslek
kazancı



50.000 TL






Birinci
işverenden alınan ücret



40.000 TL






İkinci
işverenden alınan ücret



35.000 TL






Kira geliri



25.000 TL







 

 Mükellef
(B), 2014 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak
artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine
başvurmuştur.

Bu mükellefin
matrah artırımına ilişkin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 





2014 yılı gelir
vergisi matrahı



150.000 TL






2014 yılı için
artırım oranı



%30






Artırılan
matrah tutarı (150.000 x %30=)



45.000 TL






Kanunla
belirlenen asgari matrah



19.155 TL







 





Yıl



İlgili Yıl Vergi Matrahı
(TL)



Artırım Oranı



Artırılan Matrah Tutarı



Asgari Matrah Tutarı (TL)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)



Vergi Oranı



Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)






 



 



 



(1x2)



 



(3 veya 4’ten Fazla Olanı)



 



(5x6)






 



(1)



(2)



(3)



(4)



(5)



(6)



(7)






2014



150.000



%30



45.000



19.155



45.000



%15



6.750







 

Mükellefin
beyanına göre hesaplanan matrah 45.000 TL’dir. Mükellefin beyanı,
Kanuna göre serbest meslek mükelleflerinin 2014 yılı için belirlenmiş
asgari matrah tutarından (19.155 TL) fazla olduğundan,
mükellefin beyanı esas alınacaktır.

Matrah
artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi
süresinde verilerek tahakkuk eden vergilerin süresinde ödendiği ve
mükellefin bu vergi türleri için Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddelerinden
yararlanmadığı varsayılarak vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.

Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 6.750 TL
olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi taksitler hâlinde de
ödenebilecektir.

Örnek 3- Serbest
meslek erbabı Bayan (C)’nin yıllık beyannamede beyan ettiği gelir
vergisi matrahı, 2013 yılı için 45.000 TL, 2014 yılı için 52.000 TL, 2015
yılı için 75.000 TL, 2016 yılı için 86.000 TL ve 2017 yılı için ise 90.000
TL’dir.

Mükellef, 2013,
2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını
Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı
olduğu vergi dairesine başvurmuştur.

Bu mükellefin
Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisinin hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 





Yıl



İlgili Yıl Vergi Matrahı (TL)



Artırım Oranı



Artırılan Matrah Tutarı



Asgari Matrah
Tutarı (TL)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)

 



Vergi Oranı



Ödenecek Gelir
Vergisi

(TL)






 



 



 



(1x2)



 



(3 veya 4’ten Fazla Olanı



 



(5x6)






 



(1)



(2)



(3)



(4)



(5)



(6)



(7)






2013



45.000



%35



15.750



18.095



18.095



%20



3.619,00






2014



52.000



%30



15.600



19.155



19.155



%20



3.831,00






2015



75.000



%25



18.750



20.344



20.344



%20



4.068,80






2016



86.000



%20



17.200



21.636



21.636



%20



4.327,20






2017



90.000



%15



13.500



24.525



24.525



%20



4.905,00






Toplam



20.751,00







 

 Mükellefin
matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda
20.751 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı
eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.  

   

Örnek 4- Sadece
basit usulde vergilendirilen Bay (D)’nin ticari kazancına ilişkin
olarak 2013 yılı için beyan ettiği gelir vergisi matrahı 25.000 TL’dir.
Mükellef, 2013 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden
yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi
dairesine başvurmuştur.

Bu mükellefin
gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 





 Yıl



İlgili Yıl Vergi Matrahı
(TL)



Artırım Oranı



Artırılan Matrah Tutarı



Asgari Matrah Tutarı (TL)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)



Vergi Oranı



Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)






 





(1x2)




(3 veya 4’ten Fazla Olanı)




(5x6)






 



(1)



(2)



(3)



(4)



(5)



(6)



(7)






2013



25.000



%35



8.750



1.810



8.750



%20



1.750







 

Mükellefin
artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 1.750 TL olacaktır. Söz konusu
vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.

Örnek 5- Ticari
kazancı basit usulde vergilendirilen (E)’nin 2014 yılı için beyan
ettiği gelir vergisi matrahı 22.300 TL’dir. Mükellefin matrahının 11.000
TL’si basit usulde ticari kazanç, 11.300 TL’si konut kira gelirinden
oluşmaktadır.

Mükellef, 2014 yılı
gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için
başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.

Bu mükellefin
gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 





2014 yılı gelir
vergisi matrahı



22.300 TL






2014 yılı için
artırım oranı



%30






Artırılan
matrah tutarı (22.300 x %30=)



6.690 TL






Kanunla
belirlenen asgari matrah



12.783 TL







 





Yıl



İlgili Yıl Vergi Matrahı
(TL)



Artırım Oranı



Artırılan Matrah Tutarı



Asgari Matrah Tutarı (TL)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)



Vergi Oranı



Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)






 





(1x2)




(3 veya 4’ten Fazla Olanı)




(5x6)






 



(1)



(2)



(3)



(4)



(5)



(6)



(7)






2014



22.300



%30



6.690



12.783



12.783



%20



2.556,60







 

Mükellefin
beyanına göre hesaplanan matrah 6.690 TL’dir.
Ancak, 7143 sayılı Kanuna göre basit usul mükelleflerinin beyana
tabi gelirinin yanında beyan edilen başka bir gelirinin de bulunması
nedeniyle artırımda bulunacakları asgari matrahın tespitinde, işletme
hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrah
tutarları esas alınacaktır. Buna göre asgari matrah tutarı, 12.783 TL’den
aşağı olamayacağından hesaplamada bu tutar dikkate alınacaktır.

Mükellefin
artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 2.556,60 TL olacaktır.
Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de
ödenebilecektir.

Örnek 6- Üç
ayrı işverenden elde ettiği ücret gelirinden dolayı yıllık gelir vergisi
beyannamesi vermiş olan mükellef (H)’nin 2017 yılındaki vergi
matrahı 96.000 TL’dir. Ücret gelirinin tamamı tevkif yoluyla
vergilendirilmiş bulunmaktadır.

 





Birinci
işverenden alınan ücret



40.000 TL






İkinci
işverenden alınan ücret



30.000 TL






Üçüncü
işverenden alınan ücret



26.000 TL







 

Mükellef, 2017
yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için
başvuru süresi içinde  bağlıbulunduğu vergi dairesine
başvurmuştur.

Bu mükellefin
gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 





Yıl



İlgili Yıl Vergi Matrahı (TL)



Artırım Oranı



Artırılan Matrah Tutarı



Asgari Matrah Tutarı (TL)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)



Vergi Oranı



Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)






 



 



 



(1x2)




(3 veya 4’ten Fazla Olanı




(5x6)






 



(1)



(2)



(3)



(4)



(5)



(6)



(7)






2017



96.000



%15



14.400



16.350



16.350



%15



2.452,50







 

Matrah
artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi
süresinde verilerek tahakkuk eden vergiler zamanında ödenmiş ve bu vergi
türleri için 7143 sayılı Kanunun 2 nci ve 3 üncü
maddelerinden yararlanılmadığından vergi oranı %15 olarak dikkate
alınmıştır.

Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi  2.452,5 TL
olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksitte de
ödenebilecektir.

b)
Mükellefiyet Kayıtları Olup da Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinde Zarar
Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette
Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Hâlde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş
Olanların Matrah Artırımı

2013, 2014, 2015,
2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak,

-Yıllık gelir
vergisi beyannamelerinde zarar beyan eden mükellefler,

-Yıllık gelir
vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyan
etmeyen mükellefler,

-Mükellefiyet
kayıtları olup da beyanname vermemiş olan mükellefler,

-İlgili yıllarda
faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve
gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar

bu bölümdeki
açıklamaları esas alarak matrah artırımından yararlanabileceklerdir (Ek:5).

ba) Ticari veya zirai kazancı bilanço
esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest
meslek erbabı;

2013 yılı
için............................................................................... 18.095
TL'den,

2014 yılı için............................................................................... 19.155
TL'den,

2015 yılı
için............................................................................... 20.344
TL'den,

2016 yılı
için............................................................................... 21.636
TL'den,

2017 yılı
için............................................................................. .
24.525 TL'den

az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7143 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Ticari veya zirai
kazancı bilanço esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi
mükellefleri ile serbest meslek erbabının, kazanç ve iratları arasında
diğer gelir unsurlarının bulunması hâlinde dahi, söz konusu mükellefler,
yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında
bulunacaklardır. Bu kapsamda, ticari veya zirai kazancı bilanço esasına
göre tespit edilmesi gerekenler ile serbest meslek erbabına ilişkin asgari
matrah tutarı üzerinden artırımda bulunan mükellefler diğer gelir unsurları
nedeniyle de vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.

bb) Ticari veya zirai kazancı işletme
hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri;

2013 yılı
için................................................................................ 12.279
TL'den,

2014 yılı
için................................................................................ 12.783
TL'den,

2015 yılı
için............................................................................... .13.558
TL'den,

2016 yılı
için............................................................................... .14.424
TL'den,

2017 yılı
için.............................................................................. .
16.350 TL'den

az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7143 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Ticari veya zirai
kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi
mükelleflerinin, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının da
bulunması hâlinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari
matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır. Bu
kapsamda, ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi
gerekenlere ilişkin asgari matrah tutarı üzerinden artırımda bulunan
mükellefler diğer gelir unsurları nedeniyle de vergi incelemesi ve
tarhiyata muhatap olmayacaktır.

bc) Geliri sadece basit usulde tespit
edilen ticari kazançtan ibaret olan gelir vergisi mükellefleri;

2013 yılı
için................................................................................. 1.810
TL'den,

2014 yılı
için................................................................................. 1.916
TL'den,

2015 yılı
için................................................................................. 2.034
TL'den,

2016 yılı
için................................................................................. 2.164
TL'den,

2017 yılı
için................................................................................ .2.453
TL'den

az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7143 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

bç) Geliri sadece gayrimenkul sermaye
iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri;

2013 yılı
için................................................................................. 3.619
TL'den,

2014 yılı
için................................................................................. 3.831
TL'den,

2015 yılı
için................................................................................. 4.069
TL'den,

2016 yılı
için................................................................................. 4.327
TL'den,

2017 yılı
için................................................................................ .4.905
TL'den

az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7143 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

bd) Geliri yukarıda sayılanlar dışında
kalan gelir vergisi mükellefleri;

2013 yılı
için................................................................................ 12.279
TL'den,

2014 yılı
için................................................................................ 12.783
TL'den,

2015 yılı
için............................................................................... .13.558
TL'den,

2016 yılı
için............................................................................... .14.424
TL'den,

2017 yılı
için.............................................................................. .
16.350 TL'den

az olmamak
üzere, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen
asgari matrahlar üzerinden matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7143
sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Ticari ve zirai
kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı
ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş
olması hali dahil) elde eden gelir vergisi mükellefleri, matrah
artırımlarında işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için
belirlenen ve yukarıda yer alan asgari matrahları esas alacaklardır.

be) Özellik arz eden durumlar

Ticari kazancı
basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında vergiye tabi
başka gelir unsurları elde eden mükellefler ile gayrimenkul sermaye
iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat elde
eden gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.

Diğer taraftan,
ticaret şirketleri, 213 sayılı Kanun uyarınca birinci sınıf tüccar olarak
değerlendirildiklerinden, kollektifşirketlerde ortaklar ile komandit
şirketlerde komandite ortaklar, bilanço esasına göre defter tutan
mükellefler hakkında yapılan açıklamalar çerçevesinde matrah artırımında
bulunabileceklerdir. Adi komandit şirketlerin, menkul sermaye iradı elde
eden komanditer ortakları da bu iratlarıyla ilgili olarak matrah artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Adi ortaklıklarda
ortaklar, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda olduklarından
bunlar, yukarıda açıklanan esaslardan durumlarına uyan şekilde matrah
artırımında bulunabileceklerdir.

bf) Konuya ilişkin örnekler

Örnek 7- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (K)'nın yıllık
beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2013 yılı için 25.000 TL,
2014 yılı için 90.000 TL, 2015 yılı için 100.000 TL, 2016 yılı için 120.000
TL'dir. Mükellef 2017 yılı için beyanname vermemiştir.

Bu mükellef,
2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını
7143 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi
içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.

Mükellefin, 7143
sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde
hesaplanacaktır.

 





Yıl



İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı
(TL) (1x2) (3)



Asgari Matrah Tutarı (TL)
(4)



Hesaplamaya Esas Matrah
(TL)

(3 veya 4'ten Fazla Olanı)

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL)
(5x6)

(7)






2013



25.000



%35



8.750



18.095



18.095



%20



3.619






2014



90.000



%30



27.000



19.155



27.000



%20



5.400






2015



100.000



%25



25.000



20.344



25.000



%20



5.000






2016



120.000



%20



24.000



21.636



24.000



%20



4.800






2017



-



%15



-



24.525



24.525



%20



4.905






Toplam



23.724







 

Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 23.724 TL olacaktır. Söz
konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.

Örnek 8- Bay
(B), 2013 yılında kira geliri elde etmiş olduğu halde, bu gelirini vergi
dairesinin bilgisi dışında bırakmış ve mükellefiyet tesis ettirmemiştir.

Bay (B), 2013
yılı için gelir vergisi matrahını, 7143 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde ilgili vergi dairesine,
sadece gayrimenkul sermaye iradı elde ettiğini belirterek başvurmuştur.

Bay
(B)'nin ilgili yıl için belirlenen asgari matrahtan az olmamak üzere
matrah beyan etmesi gerekmektedir.

Buna göre, Bay
(B)'nin, 7143 sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda
açıklanan şekilde hesaplanacaktır.

 





 

Yıl



Beyan Edilen Matrah Tutarı

(TL)

(1)



Asgari Matrah

Tutarı (TL)

(2)



Hesaplamaya Esas Matrah
Tutarı (TL) (1 veya 2’den Fazla Olanı)

(3)



Vergi Oranı

(4)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(3 x 4)

(5)






2013



-



.619



3.619



%20



723,80







 

Mükellefin
ödeyeceği vergi tutarı 723,80 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin
ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.

2- Yıllık Kurumlar
Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı

a) Kurumlar
Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah
Artırımı

2013, 2014, 2015,
2016 ve 2017 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri kurumlar
vergisi beyannamelerinde vergiye tabi kurum kazancı (matrah) beyan eden
kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;

2013 yılı
için..................................................................... %35,

2014 yılı
için..................................................................... %30,

2015 yılı
için..................................................................... %25,

2016 yılı
için..................................................................... %20,

2017 yılı
için..................................................................... %15,

oranlarından az
olmamak üzere artırılması gerekmektedir (Ek:6). Dilerlerse
mükellefler, ilgili yıllar için bu oranların üzerinde artırımda
bulunabileceklerdir. Kurumlar vergisi mükelleflerince artırıma esas olacak
matrah, doğrudan üzerinden vergi hesaplanan kurumlar vergisi matrahı
olacaktır.

Ancak, anılan
yıllara ilişkin olarak kurumlar vergisi mükelleflerince artırılan
matrahların tutarı;

2013 yılı
için....................................................... 36.190
TL’den,

2014 yılı
için....................................................... 38.323
TL’den,

2015 yılı
için....................................................... 40.701
TL’den,

2016 yılı
için....................................................... 43.260
TL’den,

2017 yılı
için....................................................... 49.037
TL’den

az olmayacaktır.

Mükelleflerce
ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 7143
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali
de dahil olmak üzere, Kanunun yayımlandığı tarihten
önce ikmalen, re’sen veya idarece yapılıp kesinleşen
tarhiyatlar, matrah artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte
dikkate alınacaktır.

b)
Mükellefiyet Kayıtları Olup da Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde Zarar
Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette
Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Hâlde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olan
Kurumların Matrah Artırımı

2013, 2014, 2015,
2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak kurumlar vergisi beyannamesi vermek
mecburiyeti bulunduğu halde, bu mükellefiyetlerini her ne sebeple olursa
olsun yerine getirmeyerek ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş ve kazanç
elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve kazançlarını vergi dairesinin
bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname
vermemiş olan mükellefler ile bu yıllara ilişkin olarak verdikleri yıllık
kurumlar vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah
beyan etmeyen ya da zarar beyan eden kurumlar vergisi mükellefleri;

2013 yılı
için....................................................... 36.190
TL’den,

2014 yılı
için....................................................... 38.323
TL’den,

2015 yılı
için....................................................... 40.701
TL’den,

2016 yılı
için....................................................... 43.260
TL’den,

2017 yılı
için....................................................... 49.037
TL’den

az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla, 7143 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanabileceklerdir (Ek:6).

Tasfiye hâlinde
bulunan kurumların tasfiye dönemlerine ilişkin yıllar için matrah
artırımında bulunmaları, tasfiye bitiş beyannamesinin verilmesi üzerine
5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükmüne
göre yapılacak olan incelemelere engel teşkil etmemektedir. Ancak, matrah
artırımı sonucu ödenen vergiler, tasfiye kârı üzerinden hesaplanan
vergilerden mahsup edilebilecektir.

5520 sayılı Kanun
uyarınca yapılan devirlerde, devrolan kurumun tüm hak ve yükümlülükleri
devir alan kuruma intikal ettiğinden, devir suretiyle infisah eden ve
ticaret sicilinden silinerek mükellefiyet kayıtları kapatılan kurumlar
adına devir alan kurumlar tarafından matrah artırımında bulunulması ve
Kanunun öngördüğü imkanlardan yararlanılması mümkündür.

Aynı şekilde,
anılan Kanun uyarınca gerçekleştirilen tam bölünme işlemlerinde de bölünen
kurumun varlıklarını devralan kurumlar birlikte, bölünen kurum adına matrah
artırımında bulunulabilecektir.

Diğer taraftan, 213
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre, ticaret
sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren kurumlar vergisi
mükellefleri hakkında kesilecek vergi cezaları dahil kurumlar
vergisi, katma değer vergisi vb. her türlü vergi tarhiyatı,

-Tasfiye öncesi
dönemler için, müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni
temsilcilerden herhangi biri adına,

-Tasfiye
dönemleri için, tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru
varsa müteselsilen sorumlu olmak üzere bunlardan herhangi biri
adına

yapılmaktadır.

Tasfiye edilerek
tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan bir şirket adına, matrah
artırımında bulunmak üzere bildirim veya beyanda bulunulması mümkün
değildir.

Ancak, söz konusu
kurumların kanuni temsilcilerinin veya tasfiye memurlarının anılan Kanun
kapsamında kendileri tarafından (tasfiye edilerek ticaret sicilinden
silinmiş olan kurumların kanuni temsilcisi veya tasfiye memuru olduklarına
dair bilgileri de ihtiva eden) bildirim veya beyanlar ile artırımdan
yararlanmaları mümkün bulunmaktadır. Bu çerçevede, tasfiye öncesi dönemler
için, kanuni temsilciler hep birlikte; tasfiye dönemleri için, tasfiye
memuru veya birden fazla tasfiye memuru varsa tüm tasfiye memurları
birlikte matrah artırımında bulunabilecektir.

3- Gelir ve
Kurumlar Vergisi Mükelleflerince Matrah Artırımı ve Matrah Beyanında
Uygulanacak Vergi Oranları

Gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerince bu Tebliğin (V/C-1) ve (V/C-2) bölümlerinde
belirtilen şekilde artırılan veya beyan edilen matrahlara %20 vergi oranı
uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır.

7143 sayılı Kanun
hükümlerine göre artırılan veya beyan edilen matrahlar üzerinden hesaplanan
gelir veya kurumlar vergisi için ayrıca herhangi bir vergi hesaplanmayacak
ve ödenmeyecektir.

Artırılan bu matrahlar
üzerinden geçici vergi de hesaplanmayacaktır.

Öte yandan,
matrah artırımında bulunmak istedikleri yıllara ilişkin yıllık gelir veya
kurumlar vergisi beyannamelerini kanuni süresinde vermiş ve bu beyannameler
üzerinden anılan beyannamelere ilişkin damga vergisi
de dahil olmak üzere tahakkuk eden vergilerin tamamını süresinde
ödemiş bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu vergi
türlerine ilişkin olarak herhangi bir dönem için 7143 sayılı Kanunun
2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olmaları
şartıyla, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre
artırdıkları matrahlara %20 yerine %15 vergi oranı uygulanmak suretiyle
ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır. %15 oranının belirlenmesinde,
maddede öngörülen şartların her yıl için ayrı ayrıdikkate alınması
gerekmektedir.

Örneğin, 2013
yılına ilişkin olarak matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi
mükellefinin bu döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini süresinde
verip, beyanname üzerinden tahakkuk eden kurumlar vergisini süresinde
ödemesi hâlinde, bu vergi türü için diğer dönemler de dahil olmak
üzere 7143 sayılı Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden
yararlanmamış olması şartıyla, bu mükellef, matrah artırım tutarı üzerinden
%15 oranında vergilendirilecektir. Söz konusu mükellefin anılan döneme
ilişkin olarak daha sonra pişmanlık hükümlerine göre veya kendiliğinden
düzeltme beyannamesi vermesi de artırılan matraha %15 oranının
uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.

Gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerinin süresinde vermiş oldukları yıllık beyannamelerde,
zarar beyan edilmesi veya ilgili kanunlarda yer alan istisna uygulaması,
indirim ve mahsuplar nedeniyle ödenecek vergi çıkmamış olması durumunda da
bu mükelleflerce artırılan matrahlara %15 vergi oranı uygulanmak suretiyle
ödenecek vergi hesaplanacaktır.

Bu şekilde
indirimli oranda vergi ödeme hakkı bulunan mükelleflerin başvurularında, bu
hususu, başvuruda kullanılan bildirimin ilgili sütununda belirtmeleri
gerekmektedir.

Diğer taraftan,
Kanunun 5 inci maddesinin onikinci fıkrası gereğince, indirimli
oranda vergi uygulanmasından yararlanma taleplerinin değerlendirilmesinde,
her bir dönem için ayrı ayrı 10 Türk lirasına (bu tutar dâhil)
kadar yapılan eksik ödemeler dikkate alınmayacaktır.

4- 193 Sayılı
Kanunun Geçici 61 inci Maddesine Göre Vergi Tevkifatına Tabi
Kazanç ve İratları Bulunan Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Vergi Artırımı
ve Matrah Beyanı

a) Yatırım
İndirimi İstisnası Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı

193 sayılı
Kanunun geçici 61 inci maddesinde, 24/4/2003 tarihinden önce
yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri
kapsamındaki yatırımlarla ilgili yatırım harcamalarına (teşvik belgelerine
bu tarihten sonra ilave edilen iktisadî kıymetler için yapılan harcamalar
hariç), yatırım indirimi uygulamasına ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun bu
tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlerinin uygulanacağı, bu şekilde
yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar ile anılan tarihten
önce gerçekleşen yatırımlar üzerinden hesaplanan ve kazancın yetersiz
olması nedeniyle sonraki dönemlere devreden yatırım indiriminden yararlanan
kazançlar üzerinden dağıtılsın, dağıtılmasın %19,8 oranında gelir
vergisi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.

Bu Tebliğin
(V/C-2) bölümüne göre matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi
mükelleflerinin, aynı zamanda 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesi
kapsamında vergi tevkifatına tabi kazançlarının bulunması
hâlinde, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu
kazançlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah
beyanında bulunmaları gerekmektedir (Ek:7).

Bir başka ifade
ile 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında vermiş oldukları kurumlar
vergisi beyannamelerinde kurumlar vergisine tabi matrah beyan eden, matrah
beyan etmeyen veya zarar beyan eden mükelleflerin, bu dönemlere ilişkin
olarak 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre,
vergi tevkifatına tabi kazançları ile ilgili olarak vergi
artırımı veya matrah beyanında bulunabilmeleri için, bu Tebliğin (V/C-2)
bölümünde belirtilen şekilde kurumlar vergisi matrahlarını da artırmaları
zorunludur.

Buna göre,
yukarıda belirtilen her iki duruma uygun artırımda bulunmayan mükelleflerin
7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün
değildir.

Diğer taraftan,
yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar üzerinden anılan hüküm
uyarınca yapılan vergi tevkifatı, ilgili yılın kurumlar vergisi
beyannamesinin verildiği vergilendirme dönemine ait muhtasar beyannameyle
bu vergilendirme dönemini izleyen ayın yirmiüçüncü günü akşamına
kadar beyan edilmektedir. 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin
birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerine göre yapılacak vergi artırımı ve
matrah beyanı yıl bazında yapılmakla birlikte, söz konusu yıla ilişkin
olarak anılan hüküm uyarınca vergi artırımı veya matrah beyan edilmesi
hâlinde, bu yıla ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesinden
indirilen yatırım indirimi istisnasına tabi kazançlar için
vergi tevkifatı yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.

Örneğin, hesap
dönemi takvim yılı olan bir kurumlar vergisi mükellefinin kurumlar vergisi
matrah artırımı ile birlikte, 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (d) ve (e) bentlerine göre 2013 yılı için vergi artırımı ve
matrah beyanında bulunması durumunda, bu yıla ilişkin olarak Nisan 2014
vergilendirme dönemine ait muhtasar beyanname ile beyan edilen yatırım
indirimi istisnasına tabi kazançlar için vergi incelemesi ve tarhiyata
muhatap olması söz konusu olmayacaktır.

Öte yandan, 7143
sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tevkifata tabi kazanç ve
iratların, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde istisna uygulaması
nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden
araştırılabileceği tabiidir.

aa) Yatırım
indirimi istisnasına tabi kazançları bulunan ve bu kazançlarını muhtasar
beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri

Kurumlar vergisi
mükelleflerinin verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, yatırım
indirimi istisnası uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193
sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre
vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının bulunması
hâlinde, bu mükellefler anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen
vergilerini;

2013 yılı
için..................................................................... %35,

2014 yılı
için..................................................................... %30,

2015 yılı
için..................................................................... %25,

2016 yılı için..................................................................... %20,

2017 yılı
için..................................................................... %15

oranlarından az
olmamak üzere artırarak ödemeleri kaydıyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.

Yukarıda
açıklandığı üzere, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre,
vergi tevkifatına tabi kazançların daha önce beyan edilmiş olması
kaydıyla bu kazanç ve iratların matrahı artırılmamakta, vergileri
artırılmaktadır.

ab) Verdikleri
yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde kurum kazancından indirim konusu
yapılan yatırım indirimi istisnası bulunan ve buna ilişkin kazançlarını
muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan mükellefler

Verdikleri
kurumlar vergisi beyannamelerinde, yatırım indirimi istisnasına tabi
kazancı bulunduğu halde, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre
vergi tevkifatına tabi bu kazançlarını muhtasar beyanname ile
beyan etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin
olarak vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç
ve iratlara ilişkin tevkifat matrahlarını;

2013 yılı
için......................................................  18.095
TL’den,

2014 yılı
için....................................................... 19.162
TL’den,

2015 yılı
için....................................................... 20.351
TL’den,

2016 yılı
için......................................................  21.630
TL’den,

2017 yılı
için......................................................  24.519
TL’den

az olmamak
üzere artırarak beyan etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar üzerinden %15
oranında vergi ödemeleri gerekmektedir.

b) Konuya
İlişkin Örnekler

Örnek 9- (K)
A.Ş.’nin 2013 yılına ilişkin olarak vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamesinde
beyan ettiği kazanç 800.000 TL’dir. Kurum aynı yılda, 400.000 TL yatırım
indirimi istisnasından yararlanmış olduğundan kurumlar vergisi matrahı
olarak 400.000 TL beyan etmiştir.

Şirket, 193
sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre de tevkif ettiği (400.000 x
%19,8=) 79.200 TL vergiyi, muhtasar beyanname ile beyan ederek zamanında
ödemiştir.

Bu şirketin 2013
yılına ilişkin kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi yönünden başvuru
süresi içinde matrah artırımında bulunmak istemesi hâlinde, artırım
dolayısıyla ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Kurumlar
Vergisinin Hesabı

 





 

Yıl



Beyan edilen matrah tutarı
(TL)

(1)



Artırım oranı

(2)



Artırılan matrah tutarı
(TL)

(1 x 2)

(3)



Artırılan matraha
uygulanacak vergi oranı

(4)



Ödenecek vergi (TL)

(3 x 4)

(5)






2013



400.000



%35



140.000



%20



28.000







 

Gelir (Stopaj)
Vergisinin Hesabı

 





 

Yıl



Daha önce beyan edilen
gelir (stopaj) vergisi tutarı (TL)

(1)



Artırım oranı

(2)



Ödenecek vergi (TL)

(1 x 2)

(3)






2013



79.200



%35



27.720







 

Bu mükellef,
kurumlar vergisi matrahı ile tevkif edilen kurumlar vergisini birlikte
artırmak zorundadır. Aksi takdirde bu mükellefin 7143 sayılı Kanunun matrah
ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanması söz konusu olmayacaktır.

Mükellefin matrah
artırımı sonrasında ödemesi gereken toplam vergi (28.000 + 27.720=) 55.720
TL’dir. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde
de ödenebilecektir.

Örnek 10- (M)
A.Ş.’nin 2014 yılı için beyan ettiği kurum kazancı 30.000 TL’dir. Aynı
yılda 30.000 TL yatırım indirimi istisnası tutarı indirim konusu
yapıldığından kurumlar vergisi matrahı oluşmamış, ayrıca bu istisna
uygulaması nedeniyle (30.000 x %19,8=) 5.940 TL vergi tevkif edilip
muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekirken bu beyan da yapılmamıştır.

Bu kurumun
başvuru süresi içinde matrah artırımında bulunması hâlinde ödeyeceği
vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Kurumlar
Vergisinin Hesabı

 





 

Yıl



Beyan edilen matrah (TL)

(1)



Artırılan matrah tutarı
(TL)

(2)



Artırıma uygulanacak vergi
oranı

(3)



Ödenecek vergi (TL) (2 x 3)

(4)






2014



-



38.323



%20



7.664,60







 Gelir
(Stopaj) Vergisinin Hesabı

 





 

Yıl



Artırılan gelir (stopaj)
vergisi matrahı (TL)

(1)



Artırıma uygulanacak vergi
oranı

(2)



Ödenecek vergi (TL) 

(1 x 2)

(3)






2014



19.162



%15



2.874,30







 

Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken toplam vergi
(7.664,60 + 2.874,30=) 10.538,90 TL’dir. Söz konusu vergi peşin
ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.

5- Matrah ve
Vergi Artırımı ile Matrah Beyanına İlişkin Diğer Hususlar

a) Vergi
İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması

7143 sayılı Kanun
kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulması durumunda, matrah ve
vergi artırımında bulunulan yıllar için gelir veya kurumlar vergisi
yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

Ayrıca, birden
fazla gelir unsurundan kazanç ve irat elde eden gelir vergisi
mükelleflerince, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olunmaması için,
ilgili gelir unsurları itibarıyla matrah artırımı yapılması şarttır.
Dolayısıyla, ilgili dönemde matrah artırımında bulunulmuş gelir unsurları
itibarıyla vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. Başka gelir
unsurları için matrah artırımında bulunulmuş olsa dahi ilgili dönemde elde
edilmekle birlikte matrah artırımına konu edilmeyen gelir unsurları için bu
döneme ilişkin vergi incelemesi ve tarhiyat yapılabilecektir.

Bununla birlikte,
mükellefler, durumlarına göre bilanço esasına göre defter tutan mükellefler
ile serbest meslek erbabı için veya işletme hesabı esasına göre defter
tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlardan az olmamak üzere
matrah artırımında bulunmaları hâlinde bütün gelir unsurları için vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.

Örnek
11- Bay (H) 2016 yılı için herhangi bir gelir vergisi beyanında
bulunmamıştır. Mükellefin ilgili takvim yılında iki adet taşınmaz
kiralaması bulunmakta olup, söz konusu taşınmazlardan elde ettiği gelir
ilgili yıla ilişkin mesken kira geliri istisna tutarının üzerindedir. Bay
(H) bu yıla ilişkin olarak gayrimenkul sermaye iradı yönünden asgari matrah
tutarını esas alarak artırımda bulunmuştur.

Mükellef
hakkında, matrah artırımına konu edilen 2016 yılı gayrimenkul sermaye iradı
yönünden herhangi bir vergi incelemesi ve tarhiyat yapılması söz konusu olmayacaktır.
Ancak, adı geçen hakkında ilgili yıla ilişkin olarak diğer gelir unsurları
itibarıyla vergi incelemesi ve gelir vergisi tarhiyatı yapılabilecektir.

 Yukarıda da
belirtildiği gibi mükellef, işletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenen asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah
artırımında bulunması hâlinde diğer gelir unsurları için de vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.

b) Daha Önce
Tevkif Yoluyla Ödenmiş Vergilerin Durumu

Gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerinin 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin
olarak 7143 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle matrah ve
vergi artırımında bulunmaları hâlinde, artırılan bu matrahlar üzerinden
hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamını ödemeleri gerekmektedir.

Mükelleflerin
matrah ve vergi artırımında bulundukları yıllara ilişkin olarak daha önce
tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergileri, matrah ve vergi artırımı
nedeniyle ödeyecekleri vergilerden mahsup etmeleri mümkün değildir.

c) Geçmiş Yıl
Zararları

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, “Gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara
ait zararların %50’si, 2018 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez.”
hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre
mükellefler, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim
konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının yarısını, 2018 ve müteakip yıl
karlarından mahsup edemeyeceklerdir.

Söz konusu
zararların ilgili yılların mali bilançolarına göre doğmuş olması veya
indirim ve istisna uygulamalarından kaynaklanmış olması, durumu
değiştirmemektedir. Dolayısıyla, söz konusu bent hükmü uyarınca matrah
artırımında bulunan mükelleflerin artırımda bulundukları yıla ilişkin
zararlarının, gerek mali yıl bilançolarına göre doğmuş olsun gerekse
indirim ve istisnadan kaynaklanmış bulunsun, devreden tutarının sadece
%50’si, 2018 yılı ve müteakip dönemlerde Gelir ve Kurumlar Vergisi
Kanununun ilgili maddelerinde yer alan esaslar çerçevesinde mahsup
edilebilecektir.

Diğer taraftan,
matrah artırımında bulunulan yıllara ait olmakla birlikte 2017 ve önceki
yılların karlarından mahsup edilmiş geçmiş yıl zararlarına yönelik herhangi
bir işlem yapılmayacaktır.

Gelir veya
kurumlar vergisi mükelleflerinin 2018 yılına ilişkin olarak vermiş
oldukları geçici vergi beyannamelerinde, matrah artırımında bulundukları
yıllara ait geçmiş yıl zararlarının mahsup edilmiş olması hâlinde, söz
konusu mükelleflerin 2018 yılı geçici vergi beyannamelerini düzeltmelerine
gerek bulunmamaktadır. 2018 yılı gelir veya kurumlar vergisi
beyannamelerinde ise söz konusu zararların %50’sinin mahsuba konu
yapılamayacağı tabiidir.

Matrah
artırımında bulunan ve kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar
vergisi mükelleflerinden, hesap dönemleri 2018 yılı içinde sona eren ve
matrah artırımından önce kurumlar vergisi beyannamelerini vermiş olanlar,
matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış
geçmiş yıl zararlarının %50’sini, 2018 ve müteakip yıl kârlarından mahsup
edemeyeceklerinden verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerini düzeltmeleri
gerekmektedir.

Bu kapsama giren
mükelleflerin, matrah artırımı başvuru süresi içerisinde düzeltme
beyannamesi vermeleri hâlinde, kendilerinden vergi cezası veya gecikme
faizi talep edilmeyecek, beyan üzerine tahakkuk edecek vergiler,
beyannamenin verildiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde ödenecektir.
Matrah artırmakla birlikte düzeltme işlemlerini yapmayan mükellefler
hakkında ise matrah artırımı başvuru süresinin sonu itibarıyla gerekli
işlemler vergi dairelerince yerine getirilecek, vergi ziyaıolması
hâlinde tarh edilecek vergi için gecikme faizi matrah artırımı başvuru
süresinin sonundan itibaren hesaplanacaktır.

Örnek 12- Kurumlar
vergisi mükellefi (A) A.Ş. 2013 yılında 10.000 TL zarar, 2014 yılında
12.000 TL zarar, 2015 yılında 21.000 TL kâr, 2016 yılında 15.000 TL zarar
ve 2017 yılında ise 8.000 TL zarar beyan etmiştir. Mükellef, 2015 yılında
beyan ettiği kar tutarından 2013 ve 2014 yıllarından devreden geçmiş yıl
zararlarını mahsup etmiştir.

Söz konusu
mükellefin 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları için matrah artırımından
yararlandığı durumda 2018 ve müteakip yıllarda mahsup edebileceği geçmiş
yıl zarar tutarları 2014 yılından devreden (1.000/2=) 500 TL, 2016 yılından
devreden (15.000/2 =) 7.500 TL ve 2017 yılından devreden (8.000/2=) 4.000
TL olmak üzere (500 +7.500+4.000) toplam 12.000 TL olacaktır.

ç) Gelecek
Yıllarda Matrahtan İndirim Konusu Yapılacak İstisna ve İndirim Tutarları
ile Geçmiş Yıl Zararlarının Artırılan Matrahlardan İndirilememesi

Kurumlar
vergisinden istisna edilen bazı kazançlar, ilgili yıl faaliyet sonucu
zararla sonuçlanmış olsa dahi yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde
indirim olarak uygulanmakta ve söz konusu istisna kazançlar, müteakip yıl
kazançlarından indirilmek üzere zarar olarak müteakip yıllara
devredilmektedir. Matrah artırımında bulunan mükelleflerin, devreden söz
konusu zararları, bu Kanuna göre artırdıkları matrahlardan indirmeleri
mümkün değildir.

Aynı şekilde
mükellefler, yapmış oldukları yatırım harcamaları nedeniyle indirime hak
kazandıkları, ancak ilgili yıllarda kazanç yetersizliği dolayısıyla
yararlanamadıkları yatırım indirimi istisnası tutarları ile geçmiş yıl
zararlarını da 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre artırdıkları veya
beyan ettikleri matrahlardan indiremeyeceklerdir. Ancak önceki yıllarda
indirilemeyen yatırım indirimi istisnası tutarının, 193 sayılı Kanunun
ilgili hükümleri ile 1/10/2010 tarihli ve 27716 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 276 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
çerçevesinde mükelleflerce daha sonraki yıllarda beyan edilen kazançlardan
indirilebileceği tabiidir.

Diğer taraftan,
matrah artırımında bulunulan cari yılda zarar beyan edilmiş olması hâlinde,
7143 sayılı Kanuna göre artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan veya
artırılan vergilerin tamamının ödenmesi gerekeceğinden, söz konusu cari yıl
zararının da artırılan matrahlar üzerinden mahsubu veya indirimi söz konusu
olmayacaktır. Bahse konu zararlar hakkında, mükelleflerin bu Tebliğin
(V/C-5-c) bölümündeki açıklamaları dikkate almaları gerekmektedir.

d) Tevkif
Yoluyla Ödenmiş Bulunan Vergilerin İadesinin Talep Edilmesi

Matrah ve vergi
artırımında bulunan mükelleflerin, artırımda bulundukları yıllarla ilgili
olarak yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif
yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, iadesine ilişkin taleplerinin
bulunması hâlinde bu talepleri, 6/4/2004 tarihli ve 25425 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğindeki
esaslar çerçevesinde sonuçlandırılacaktır. Bu nedenle, bu mükellefler
hakkında tevkif yoluyla ödenen vergilerin iadesiyle ilgili talepleri ile
sınırlı kalmak üzere inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.

e) Kıst Dönemde
Faaliyette Bulunan Mükelleflerde Asgari Matrah Beyanı

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi hükmüne ve bu Tebliğde yapılan açıklamalara göre
matrah ve vergi artırımında veya beyanında bulunacak mükelleflerin, matrah
ve vergi artırımında bulundukları yıllarda işe başlama ve işi bırakma gibi
nedenlerle, kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları hâlinde,
ilgili yıllar için belirlenen ve yukarıda açıklanan asgari matrahlar,
faaliyette bulunulan ay sayısı dikkate alınarak hesaplanacaktır. Bu
hesaplamada ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınacaktır.

Örneğin, 11 Nisan
2013 tarihinde işe başlayan ve bilanço esasına göre defter tutan bir gelir
vergisi mükellefinin 2013 yılı için matrah ve vergi artırımda bulunmak
istemesi hâlinde, bu yıl için dikkate alacağı asgari matrah;

[(18.095/12) x
9=] 13.571,25 TL’den az olamayacaktır.

Diğer taraftan,
kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye girmeleri
hâlinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak,
tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi
mükelleflerinin nihai tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme
hallerinde kıst dönem hesaplaması yapılacaktır.

f)
Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşi Yapan Mükelleflerin Durumu

Yıllara sari inşaat
ve onarım işi yapan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, bu
faaliyetleri dolayısıyla 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları için 7143
sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.

Yıllara sari inşaat
ve onarım işi bulunan mükellefler, her bir inşaat itibarıyla işin bittiği
yıl esas alınmak suretiyle 7143 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi
artırımında bulunabileceklerdir.

Öte yandan,
önceki yıllarda başlayan, ancak 2018 yılında bitmiş veya halen devam
etmekte olan, yıllara sari inşaat ve onarım işleri için gelir
vergisi mükelleflerinin Mart 2019, kurumlar vergisi mükelleflerinin Nisan
2019 ve müteakip yıllarda beyanda bulunması gerektiğinden 7143 sayılı
Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanma imkanı
bulunmamaktadır.

Diğer taraftan,
gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017
yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir ve kurumlar vergisi
beyannamelerinde beyan ettikleri yıllara sari inşaat ve onarma
işine ait istihkaklarından kesilen vergilerin beyannamede mahsubu sonucu,
vergi iade haklarının doğması ve bu mükelleflerin de anılan yıllarla ilgili
olarak matrah ve vergi artırımında bulunmaları hâlinde, iadesi gereken bu
vergilerin, mükelleflerin matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödeyecekleri
vergilerden mahsubu mümkün değildir.

g) Özel Hesap
Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu

213 sayılı
Kanunun 174 üncü maddesi çerçevesinde, kendilerine özel hesap dönemi tayin
edilen gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, ilgili özel hesap
dönemlerinin kapandığı yıl itibarıyla matrah ve vergi artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Örnek 13- Öteden
beri 1 Haziran - 31 Mayıs özel hesap dönemini kullanan gelir vergisi
mükellefi (A), söz konusu özel hesap dönemine ait gelirlerini özel hesap
döneminin kapandığı takvim yılını izleyen yılın Mart ayının 1 ila 25’i
arasında beyan etmektedir. Bu mükellef;

- 1/6/2012 -
31/5/2013 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2013 takvim yılı için,

- 1/6/2013 -
31/5/2014 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2014 takvim yılı için,

- 1/6/2014 -
31/5/2015 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2015 takvim yılı için,

- 1/6/2015 -
31/5/2016 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2016 takvim yılı için,

- 1/6/2016 -
31/5/2017 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2017 takvim yılı için

belirlenen matrah
artırım oranlarını veya asgari matrah tutarlarını dikkate almak suretiyle
matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.

Örnek
14- Takvim yılı esasına göre hesap dönemine tabi olan
(B) Limited Şirketine, 1 Temmuz 2014 tarihinden itibaren özel
hesap dönemi tayin edilmiş bulunmaktadır. Bu mükellef;

-1/1/2013 -
31/12/2013 hesap dönemine ilişkin olarak 2013 takvim yılı için,

-1/1/2014 -
30/6/2014 kıst hesap dönemine ilişkin olarak 2014 takvim yılı
için,

-1/7/2014 -
30/6/2015 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2015 takvim yılı için,

-1/7/2015 -
30/6/2016 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2016 takvim yılı için,

-1/7/2016 -
30/6/2017 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2017 takvim yılı için

belirlenen artırım
oranlarını veya asgari matrah tutarlarını dikkate almak suretiyle matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.

1/1/2014 -
30/6/2014 kıst hesap dönemine ilişkin olarak beyan edilen
matrahların toplamı üzerinden ilgili yıl için belirlenmiş oranda matrah
artırımı yapılması gerekecek olup asgari matrahlar üzerinden matrah
artırımı yapılmasının gerekmesi hâlinde ise asgari
matrahlar kıst hesaplamaya tabi tutulmayacaktır.

Ç- GELİR
(STOPAJ) VE KURUMLAR (STOPAJ) VERGİSİNDE ARTIRIM

Vergi tevkifatı yapmakla
sorumlu olanlar, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası ile
5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılmış
bulunmaktadır. Bunlar, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu
kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler,
vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım
fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı
esasına göre tespit eden çiftçilerdir.

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında;

- Hizmet erbabına
ödenen ücretlerden,

- Serbest meslek
ödemelerinden,

-
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine
ait hakediş ödemelerinden,

- Kira
ödemelerinden,

- Çiftçilerden
satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden,

- Esnaf
muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden

gelir veya
kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanların, 2013,
2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları ile ilgili olarak vergi artırımında
bulunabilecekleri hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Bu kapsamda
artırımda bulunacak olanların, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (1), (2), (3), (5), (11) ve (13) numaralı bentleri ile
5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri
ile 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan gelir
veya kurumlar vergisi tevkifatına ilişkin muhtasar
beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine, 31 Ağustos 2018
tarihine (bu tarih dahil) kadar müracaat etmek suretiyle artırım
hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

1- Ücret
Ödemeleri

193 sayılı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca,
hizmet erbabına ödenen ücretlerden Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerine göre
sorumlularca gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Hizmet erbabına
ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bu
sorumlulukları ile ilgili olarak vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap
olmamaları için, 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesi gereğince aşağıdaki
esaslara göre vergi artırımı yapmaları  gerekmektedir (Ek:8).

Spor kulüpleri
ile Türkiye Jokey Kulübü de ücret hükümlerine göre vergilendirilen
ödemeleri için vergi artırımından yararlanabilecektir.

a) Artırıma
İlişkin Yıla Ait Vergilendirme Dönemlerinin Tamamında Muhtasar Beyanname
Verilmiş Olması

193 sayılı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca
hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur
olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri
muhtasar beyannamelerinde beyan edilen ücret ödemelerinin gayrisafi
tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;

2013 yılı
için....................................................................... %6,

2014 yılı
için....................................................................... %5,

2015 yılı
için....................................................................... %4,

2016 yılı
için....................................................................... %3,

2017 yılı için....................................................................... %2

oranlarından az
olmamak üzere hesaplanan gelir vergisinin 7143 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu sorumlular
nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile
ilgili olarak ücret ödemeleri yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır.

b) Artırıma
İlişkin Yıl İçinde En Az Bir Dönemde Muhtasar Beyanname Verilmiş Olması

Vergi artırımında
bulunulan yılın sadece bir vergilendirme döneminde muhtasar beyanname
verilmiş olması hâlinde, bu beyannamede yer alan ücret ödemelerinin
gayrisafi tutarı, 12 ile çarpılmak suretiyle  bir yıla
iblağ edilerek vergi artırımına esas alınacak olan yıllık ücretler
üzerinden hesaplanacak gelir (stopaj) vergisinin matrahı bulunacak ve bu
matraha bu Tebliğin (V/Ç-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları
uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.

Öte yandan,
birden fazla dönemde muhtasar beyanname verilmiş olması hâlinde, verilen
beyannamelerde yer alan ücretin gayri safi tutarlarının toplamı, verilen
beyanname dönemi sayısına bölünmek suretiyle ortalaması bulunacak
ve bulunan bu ortalama tutar 12 ile çarpılmak suretiyle vergi
artırımına esas alınacak gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunarak bu
matraha bu Tebliğin (V/Ç-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları
uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.

c) Artırıma
İlişkin Yılda Hiç Muhtasar Beyanname Verilmemiş Olması

Mükellefler
(sorumlular) gelir (stopaj) vergisi artırımı isteminde bulundukları yılın
vergilendirme dönemlerinin hiçbirinde ücret ödemelerine ilişkin muhtasar
beyanname vermemişler ise bu yılla ilgili olarak aşağıda yapılan
açıklamalar çerçevesinde hesaplanan gelir vergisinin ödenmesi hâlinde,
vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Vergi artırımında
bulunmak istenilen yılın her bir vergilendirme dönemi için;

ca) 7143
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce, ilgili yıl için verilmiş olan
aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama işçi sayısı kadar
işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve vergi artırımında bulunulan yılın son
vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari
ücretin brüt tutarı, bu işçi sayısı ile çarpılmak suretiyle bir vergilendirme
dönemine ait gelir (stopaj) vergisi matrahı hesaplanacaktır. Bu tutar
12 ile çarpılmak suretiyle bir yıla iblağ edilerek 7143 sayılı Kanunun 5
inci maddesine göre vergi artırımına esas olacak yıllık ücretler üzerinden
hesaplanan gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunacaktır. Bulunan bu tutar
üzerinden ilgili yıl için bu Tebliğin (V/Ç-1-a) bölümünde belirlenen oranda
gelir vergisi ödenmesi suretiyle, vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılacaktır.

cb) Vergi
artırımı yapılmak istenilen yılda aylık prim ve hizmet belgesinin hiç
verilmemiş olması hâlinde, 7143 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
vergi artırımı yapılan yılı izleyen vergilendirme dönemlerinde verilen ilk
aylık prim ve hizmet belgesindeki işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı
kabul edilecek ve bu işçi sayısı esas alınarak bu Tebliğin (V/Ç-1-c-ca)
bölümünde açıklandığı şekilde ödenmesi gereken gelir vergisi tutarı
hesaplanacaktır.

cc) 2013,
2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarının tamamında 7143 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar aylık prim ve hizmet belgesinin hiç verilmemiş
olması hâlinde, en az iki işçi esas alınmak suretiyle bu Tebliğin
(V/Ç-1-c-ca) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde ödenmesi gereken gelir
vergisi hesaplanacaktır.

Bu bölümde
yapılan açıklamalar çerçevesinde, hizmet erbabına ödenen ücretlere ilişkin
gelir (stopaj) vergisinde yapılacak vergi artırımında kullanılacak, ilgili
yılların son vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük işçiler için geçerli
olan asgari ücretin yıllık brüt tutarları aşağıda gösterilmiştir.

2013 yılı
için................................................................................. 12.258
TL

2014 yılı
için................................................................................. 13.608
TL

2015 yılı
için................................................................................. 15.282
TL

2016 yılı
için................................................................................. 19.764
TL

2017 yılı
için................................................................................. 21.330
TL

Örnek
15- (S) A.Ş 2015 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirinde
hizmet erbabına ödemiş olduğu ücretler için muhtasar beyanname ve aylık
prim ve hizmet belgesini vermemiştir.

(S) A.Ş
2016 yılına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna vermiş olduğu ilk aylık
prim ve hizmet belgesinde 10 işçi için prim ödemesinde bulunmuştur. Bu
durumda, 2015 yılında ödenen ücretlere ilişkin vergi artırımı
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır. (2015 yılının son vergilendirme
dönemi olan Aralık ayında 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan
asgari ücretin yıllık brüt tutarı bir işçi için 15.282 TL’dir.)

 




2015 yılı ücret
ödemelerine ilişkin

 






Gelir (stopaj)
vergisi matrahı (15.282 x10=)



   152.820,00 TL






Gelir (stopaj)
vergisi (152.820 x %4=)



   6.112,80 TL





 

Mükellef 2015
yılına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi artırım tutarı olan
6.112,80 TL’yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar
idareye başvurarak, 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre
ve şekilde ödenmesi durumunda, bu yıla ilişkin ücretler yönünden gelir
(stopaj) vergisi incelemesine ve tarhiyata muhatap
tutulmayacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit
taksit hâlinde de ödenebilecektir.

2- Serbest
Meslek Ödemeleri

a) Artırıma
İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

193 sayılı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca
yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere
yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan
sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri
muhtasar beyannamelerinde beyan edilen serbest meslek ödemelerinin
gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;

2013 yılı
için....................................................................... %6,

2014 yılı
için....................................................................... %5,

2015 yılı
için....................................................................... %4,

2016 yılı
için....................................................................... %3,

2017 yılı
için....................................................................... %2

oranlarından az
olmamak üzere hesaplanan gelir vergisinin 7143 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu sorumlular
nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile
ilgili olarak serbest meslek erbabına yapılan ödemeler yönünden gelir
(stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:9).

b) Artırıma
İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

Vergi artırımında
bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar
beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname verilmekle birlikte
artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması hâlinde, ilgili
yıllar için bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri
için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrahı tutarının % 50’si esas alınarak
belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı üzerinden % 15 oranında
hesaplanan vergi ödenmek suretiyle, 7143 sayılı Kanunun artırım
hükümlerinden yararlanılacaktır (Ek:9).

Bu şekilde
hesaplanan vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 





Yıl



Bilanço Esasına Göre
Belirlenen Asgari Tutarın %50’si (TL)



VergiOranı (%)



Hesaplanan Vergi (TL)

(1x2)






 



(1)



(2)



(3)






2013



9.048



15



1.357,20






2014



9.578



15



1.436,70






2015



10.172



15



1.525,80






2016



10.818



15



1.622,70






2017



12.263



15



1.839,45







 

Örnek
16- Market işletmeciliği ile iştigal eden Bay (T), 2017 yılı
vergilendirme dönemlerinin hiçbirinde serbest meslek erbabına yapmış olduğu
ödemeler üzerinden kesilen vergilere ilişkin muhtasar beyannameyi
vermemiştir.

Bu durumda, 2017
yılı içinde yapılan serbest meslek ödemelerine ilişkin vergi artırımı
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Bu mükellefin hiç
beyanname vermemesi nedeniyle asgari matrahının belirlenmesinde bilanço
esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi
matrah tutarının (2017 yılı için 24.525 TL) %50’si esas alınacak ve bu
tutar üzerinde %15 vergi hesaplanacaktır.

Buna göre;

 





2017 yılı
toplam gelir (stopaj) vergisi matrahı (24.525 x %50=)



   12.263,00 TL






Gelir (stopaj)
vergisi (12.263 x
%15=)                                             



   1.839,45 TL







 

Mükellefin, 2017
yılına ilişkin olarak gelir (stopaj) vergisi artırım tutarı olan 1.839,45
TL’yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar idareye
başvurarak, 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve
şekilde ödenmesi durumunda, bu yıla ilişkin serbest meslek ödemeleriyle
ilgili olarak gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit
taksit hâlinde de ödenebilecektir.

3- Kira
Ödemeleri

a) Artırıma
İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

193 sayılı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi ile 5520
sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca
yaptıkları kira ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmaya
mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak
verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen kira ödemelerinin
gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;

2013 yılı
için....................................................................... %6,

2014 yılı
için....................................................................... %5,

2015 yılı
için....................................................................... %4,

2016 yılı için....................................................................... %3,

2017 yılı
için....................................................................... %2

oranlarından az
olmamak üzere hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinin 7143 sayılı Kanunun
5 inci maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu
sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme
dönemleri ile ilgili olarak kira ödemelerine ilişkin gelir (stopaj) veya
kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:10).

b) Artırıma
İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

Vergi artırımında
bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar
beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname verilmekle birlikte
artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması hâlinde, ilgili
yıllar için beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan
mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas
alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi matrahı
üzerinden %15 oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle 7143 sayılı
Kanunun artırım hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:10).

Bu şekilde
hesaplanan vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 





 

Yıl



Asgari
Matrah Tutarı

(TL)

(1)



Vergi

Oranı
(%)

(2)



Hesaplanan
Vergi

(TL)
(1x2)

(3)






2013



3.619



15



542,85






2014



3.831



15



574,65






2015



4.069



15



610,35






2016



4.327



15



649,05






2017



4.905



15



735,75







 

Örnek
17- 2014 yılında faaliyete başlayan Kurum (A), 2014 ila 2017
yıllarına ait kira ödemelerinden kaynaklanan vergi tevkifatı için
artırım hükümlerinden yararlanmak istemektedir.

Muhtasar
beyannamelerini üçer aylık dönemler itibarıyla veren mükellef kurumun,

-2014 yılına
ilişkin olarak 2014/Ocak-Şubat-Mart dönemine ait muhtasar beyannamesinde
3.000 TL,

-2015 yılına
ilişkin olarak 2015/Ocak-Şubat-Mart dönemine ait muhtasar beyannamesinde
4.000 TL, 2015/Temmuz-Ağustos-Eylül dönemine ait muhtasar beyannamesinde
8.000 TL olmak üzere toplam 12.000 TL

kira ödemesi
(brüt) bulunmaktadır. Diğer dönemlere ilişkin olarak kira ödemeleri
yönünden muhtasar beyanname vermemiştir.

Bu durumda,
anılan mükellefin 2014-2017 yılları içinde yapılan kira ödemelerine ilişkin
vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Muhtasar
beyanname verdiği dönemlerde artırım:

-2014 yılı
için       (3.000 x
%5=)                         150
TL

-2015 yılı
için     (12.000 x
%4=)                         480
TL

Muhtasar
beyanname vermediği dönemlerde artırım:

Bu mükellefin
2016 ve 2017 yılı için hiç muhtasar beyanname vermemesi nedeniyle asgari
matrahının belirlenmesinde geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından
oluşan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas
alınacak ve bu tutar üzerinden de %15 vergi hesaplanacaktır. Buna göre
mükellefin;

- 2016 yılı
için     (4.327 x
%15=)               649,05
TL

- 2017 yılı
için     (4.905 x
%15=)               735,75
TL

olmak üzere,
toplam (150+480+649,05+735,75=) 2.014,80 TL’yi 7143 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar idareye
başvurarak 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve
şekilde ödenmesi durumunda, bu yıllara ilişkin kira ödemeleriyle
ilgili olmak üzere gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi
ve tarhiyat yapılmayacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı
eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.

4-
Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerine İlişkin Hakedişler

a) Artırıma
İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

193 sayılı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi ile 5520
sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve 30 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (a) bentleri uyarınca,
yıllara sari inşaat ve onarım işleri ile uğraşanlara bu işleri
ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemelerinden
vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde
verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar
beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların
yıllık toplamı üzerinden %1 oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle
vergi artırımından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:11).

b) Artırıma
İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

Vergi artırımında
bulunulan yıl içinde hiç beyanname verilmemiş olması veya muhtasar
beyanname vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede
bulunmaması hâlinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas
alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi matrahı
üzerinden %3 oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle 7143 sayılı
Kanunun vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:11).

Bu şekilde
hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 





 

Yıl

 



Bilanço Esasına Göre Defter
Tutanlar İçin Belirlenen Asgari Tutar (TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi (TL)

(1x2)

(3)






2013



18.095



3



542,85






2014



19.155



3



574,65






2015



20.344



3



610,32






2016



21.636



3



649,08






2017



24.525



3



735,75







 

Örnek
18- Kurumlar vergisi mükellefi (B) A.Ş., 2014 yılında ihale
etmiş olduğu yıllara sari inşaat ve onarma işleri nedeniyle yapmış
olduğu hakediş ödemeleri üzerinden tevkif etmiş olduğu vergilere
ilişkin olarak artırımda bulunmak istemektedir.

Söz konusu yılda
muhtelif dönemlerde vermiş olduğu 5 adet muhtasar beyannamesinde toplam
900.000 TL hakedişödemesi (brüt) beyan etmiş bulunmaktadır.

Bu durumda,
anılan mükellefin 2014 yılı içinde yapmış
olduğu hakediş ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki
şekilde hesaplanacaktır.

Mükellefin, 2014
yılı için (900.000 x %1=) 9.000 TL tevkifat tutarını Kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar idareye başvurarak,
7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödenmesi
durumunda, bu yıla ait söz konusu yıllara sari inşaat ve onarma
işlerine ilişkin hakediş ödemeleri yönünden gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. Söz
konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de
ödenebilecektir.

5-
Çiftçilerden Satın Alınan Zirai Mahsuller ve Hizmetler İçin Yapılan
Ödemeler

a) Artırıma
İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

193 sayılı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendi uyarınca,
çiftçilerden satın aldıkları zirai mahsuller ve hizmetler için yaptıkları
ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl
içinde verdikleri (ihtirazikayıtla verilenler dahil) muhtasar
beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi
tutarların yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (11) numaralı bentlerinde yer alan ödemeler için
ayrı ayrıolmak üzere ilgili yıllarda geçerli
olan tevkifat oranının %25’i oranında hesaplanacak vergiyi ödemek
suretiyle vergi artırımından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:12).

 Buna göre
vergi artırımına ilişkin oranlar aşağıda gösterilmiştir.

 





 

 

Yıl



GVK Madde 94/11-a-i bendine
göre yapılan ödemeler için



GVK Madde 94/11-a-iibendine
göre yapılan ödemeler için



GVK Madde 94/11-b-i bendine
göre yapılan ödemeler için



GVK Madde 94/11-b-iibendine
göre yapılan ödemeler için



GVK Madde 94/11-c-i bendine
göre yapılan ödemeler için



GVK Madde 94/11-c-iibendine
göre yapılan ödemeler için






2013



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2014



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2015



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2016



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2017



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1







  

b) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

Vergi artırımında
bulunulan yıl içinde hiç beyanname verilmemiş olması veya muhtasar
beyanname vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede
bulunmaması hâlinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas
alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı üzerinden %2 oranında
hesaplanan vergi ödenmek suretiyle 7143 sayılı Kanunun vergi artırımı
hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek: 12).

Bu şekilde
hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 





 

Yıl

 



Bilanço Esasına Göre Defter
Tutanlar İçin

Belirlenen Asgari Tutar
(TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi (TL) (1x2)

(3)






2013



18.095



2



361,90






2014



19.155



2



383,10






2015



20.344



2



406,88






2016



21.636



2



432,72






2017



24.525



2



490,50







 

6- Esnaf
Muaflığı Kapsamında Bulunanlara Yapılan Ödemeler

a) Artırıma
İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

193 sayılı Kanunun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca, esnaf
muaflığı kapsamında bulunanlara yaptıkları ödemelerden
vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde
verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde
yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı
üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13)
numaralı bendinde yer alan ödemeler için ayrı ayrı olmak üzere
ilgili yıllarda geçerli olan tevkifat oranının %25’i oranında
hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından yararlanması
mümkün bulunmaktadır (Ek: 13).

Buna göre vergi
artırımına ilişkin oranlar aşağıda gösterilmiştir.

 





 

Yıl



GVK 94/13-a ve b bentlerine göre
yapılan ödemeler için



GVK 94/13-c bendine göre yapılan
ödemeler için



GVK 94/13-d bendine göre yapılan
ödemeler için






2013



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2014



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2015



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2016



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2017



% 0,50



% 1,25



% 2,50







 

b) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

Vergi artırımında
bulunulan yıl içinde hiç beyanname verilmemiş olması veya muhtasar
beyanname vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede
bulunmaması hâlinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas
alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı üzerinden %5 oranında
hesaplanan vergi ödenmek suretiyle 7143 sayılı Kanunun vergi artırımı
hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek: 13).

Bu şekilde
hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 





 Yıl



Bilanço Esasına Göre
Belirlenen Asgari Tutarın (TL)



Vergi

Oranı (%)



Hesaplanan Vergi (TL)

(1x2)






 



 (1)



(2)



(3)






2013



18.095



5



904,75






2014



19.155



5



957,75






2015



20.344



5



1.017,20






2016



21.636



5



1.081,80






2017



24.525



5



1.226,25







 

 Örnek
19- (Y) Limited Şirketi, 2013-2017 yılı vergilendirme
dönemlerinde esnaf muaflığından yararlananlara yapmış olduğu ödemeler üzerinden
tevkif etmiş olduğu vergilere ilişkin olarak artırımda bulunmak
istemektedir.

Mükellef, 2013,
2014, 2015 ve 2016 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin vermiş olduğu
muhtasar beyannamelerinde, esnaf muaflığından yararlananlardan yapılmış
olan vergi tevkifatlarına yer vermemiştir.

2017 yılında
esnaf muaflığından yararlananlardan;

-Hurda mal
alımları için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi tutarı 50.000 TL,

-Hizmet alımları
için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi tutarı ise 40.000 TL’dir.

Mükellef, 2017
yılı için yapmış olduğu tevkifatlar dolayısıyla muhtasar
beyannamesini vermiş bulunmaktadır.

Bu durumda,
anılan mükellefin 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında esnaf muaflığı
kapsamında bulunanlara yapmış olduğu ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki
şekilde hesaplanacaktır.

 




2013 Yılı için
(18.095x %5=) 



904,75 TL






2014 Yılı için
(19.155x %5=)



957,75 TL






2015 Yılı için
(20.344x %5=) 



1.017,20 TL






2016 Yılı için
(21.636x %5=) 



1.081,80 TL






2017 Yılı için;



1.250,00 TL

        






Hurda mal alımları
nedeniyle (50.000 x %0,50= 250 TL)






Hizmet alımları
nedeniyle (40.000 x %2,50= 1.000 TL)






Genel Toplam:



5.211,50 TL





 

Mükellefin,
2013-2017 yıllarına ilişkin olarak gelir (stopaj) vergisi artırım tutarı olan
toplam 5.211,50 TL’yi, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın
sonuna kadar idareye başvurarak, 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde
belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu yıllara ilişkin gelir
(stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. Söz konusu vergi
peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.

7- Gelir
(Stopaj) ve Kurumlar (Stopaj) Vergisi Artırımı ile İlgili Ortak Hükümler

a) Başvuru
Süresi ve Şekli

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi kapsamında gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj)
vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumluların), bu
Tebliğin (V/B) bölümünde belirtilen süre ve şekilde ilgili vergi
dairelerine başvurmaları gerekmektedir.

b) Yıl İçinde
İşe Başlayan veya İşi Bırakan Mükelleflerin Durumu

Gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin
(sorumluların) artırımda bulunacakları yıl içinde işe başlamış ya da işi
bırakmış olmaları hâlinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri
esas alınarak yukarıdaki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili
yıl için artıracakları vergi tutarları hesaplanacaktır. Bu hesaplamada,
faaliyette bulunulan vergilendirme dönemlerine ait gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisinin bir yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.

Mükelleflerin
(sorumluların) ilgili yılların herhangi bir vergilendirme dönemi için vergi
artırımında bulunmaları mümkün olmayıp, yılın tamamı için vergi artırımı
yapmaları zorunludur. Ancak, mükelleflerin (sorumluların) yıl bazında
seçimlik hakları mevcuttur.

c) Artırım
Sonucu Ödenen Vergilerin Gelir veya Kurumlar Vergisinden İndirilmemesi

Gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunan mükelleflerin artırıma esas
ücret tutarları ve artırılan matrahlar ile bu ücret ve matrahlar üzerinden
ödenen gelir vergisi tutarları, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının
tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.

ç) Farklı
Vergi Dairelerine Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

Gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi artırımına ilişkin olarak farklı vergi
dairelerine beyanda bulunmuş olan mükelleflerin (sorumluların) bu Tebliğin
(V/B-2) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili vergi dairelerine
başvurmaları gerekmektedir.

d) Tevkifata Tabi
Ödemelerin Yıla İblağ Edilmesi

İlgili yıl içinde
ücret dışındaki ödemeler nedeniyle verilen muhtasar beyannamelerde beyan
edilen tutarlar beyanname verilen dönemlerle sınırlı olup, bir yıla iblağ
edilmesi söz konusu değildir.

e) Vergi
İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi kapsamında tevkifata tabi herhangi bir
ödeme türü için artırımda bulunulması ve artırılan vergilerin bu maddede
belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, vergi artırımında bulunulan
ödeme türüne ilişkin olarak artırımda bulunulan yıl için gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi yönünden vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap
olunmayacaktır.

Diğer taraftan,
işverenlerce ücretlerde asgari geçim indiriminin uygulanmadığı gerekçesiyle
ücretlilerin başvuru yapması hâlinde, bu
taleplerin 4/12/2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğindeki açıklamalar
çerçevesinde sonuçlandırılabilmesi için ilgili talepleri ile sınırlı kalmak
üzere gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.

f) Gelir veya
Kurumlar Vergisinde Matrah Artırımı

Gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi yönünden artırımda bulunulması durumunda, ayrıca
gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartı
aranmayacaktır.

D- KATMA DEĞER
VERGİSİNDE ARTIRIM

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017
yıllarına ilişkin olarak maddede belirtildiği şekilde belirlenecek katma
değer vergisini, vergi artırımı olarak, Kanunun yayımı tarihini izleyen
üçüncü ayın sonuna kadar beyan eden ve aynı maddede belirtilen süre ve
şekilde ödeyen mükellefler nezdinde, söz konusu vergiyi ödedikleri yıllara
ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi (KDV)
incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, KDV
mükelleflerinin, 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları için maddede
belirtilen şekilde vergi artırımında bulunmaları ve maddede belirtilen süre
ve şekilde ödemeleri hâlinde, artırımda bulundukları dönemler için
haklarında, 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (e)
bendinde hükme bağlanan durumlar hariç, KDV yönünden vergi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır.

 

KDV artırım
uygulaması aşağıda belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda yürütülecektir.

1- Artırıma
İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerinin Tamamını
Vermiş Olan Mükellefler

a) Artırıma
Esas Tutar ve Uygulanacak Artırım Oranları

aa) KDV
mükellefleri, ilgili yıllar içindeki her bir vergilendirme dönemine ilişkin
olarak verdikleri 1 No.lu KDV beyannamelerinin “Hesaplanan Katma Değer
Vergisi” satırlarında yer alan tutarların yıllık toplamı üzerinden;

 

2013 yılı
için............................................................................................... %3,5,

2014 yılı
için................................................................................................%3,

2015 yılı
için............................................................................................... %2,5,

2016 yılı
için............................................................................................... %2,

2017 yılı
için................................................................................................%1,5

oranından az
olmamak üzere hesaplanacak KDV’yi, Kanunda öngörüldüğü süre ve şekilde
ödemeleri hâlinde vergi artırımı hükümlerinden faydalanabileceklerdir.

 

ab) İhtirazı
kayıtla verilen beyannamelerde yer alan hesaplanan KDV tutarları, yukarıda
belirtilen yıllık hesaplanan KDV toplamına dahil edilecektir.

Mükelleflerce
ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 7143
sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar sonuçlandırılmış olması hali
de dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece
yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımı tarihinden önce yapılıp
kesinleşen tarhiyatlar, ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate
alınacaktır.

Öte yandan, 3065
sayılı KDV Kanununun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri uyarınca
tecil-terkin uygulaması kapsamında teslimleri bulunan mükelleflerde, tecil
edilen vergiler, ilgili dönem beyannamesinde yer alan “Hesaplanan Katma
Değer Vergisi” satırındaki tutardan düşülecek ve yıllık
toplama dahil edilmeyecektir.

Bu şekilde
hesaplama yapılabilmesi için, 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında
teslim edilen malların süresi içinde ihracının gerçekleştirilmiş olması
gerekmektedir. Aynı Kanunun geçici 17 nci maddesi kapsamında
teslimleri bulunanlarda ise bu şart aranmayacaktır.

 “Tecil
edilen vergiler” ifadesinden kasıt, 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İhraç
Kayıtlı Teslimler” bölümünde yer alan “Tecil Edilebilir KDV” satırındaki
tutardır.

Örnek
20- 14/5/2013 tarihinde mükellefiyetini tesis ettirerek
faaliyetine başlayan (A) Ltd. Şti., 2013 ve 2014 takvim yıllarına
ilişkin olarak KDV artırım imkanından yararlanmak için yasal süresi içinde
vergi dairesine başvurmuştur. (A) Ltd. Şti.,söz konusu dönemlere ilişkin 1
No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermiştir. Mükellefin bazı dönemlerinde
(Şubat, Nisan, Mayıs, Ekim, Aralık/2014) 3065 sayılı Kanunun (11/1-c)
maddesi kapsamında ihraç kayıtlı teslimleri de bulunmakta olup, söz konusu
malların ihracatı süresi içinde gerçekleşmiştir.

(A)’nın, 2013 ve
2014 yılı “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyanları her bir dönem
itibarıyla aşağıdaki gibidir.

 





YIL



2013



2014






Dönem



 

Hesaplanan KDV (TL)

(a)



Tecil Edilebilir KDV (TL)

(b)



 

Fark (TL)

(a-b)



 

Hesaplanan KDV (TL)

(a)



Tecil Edilebilir KDV (TL)

(b)



 

Fark (TL)

(a-b)






OCAK



-



-



-



14.000



-



14.000






ŞUBAT



-



-



-



12.500



2.500



10.000






MART



-



-



-



16.000



-



16.000






NİSAN



-



-



-



10.500



3.000



7.500






MAYIS



8.000



-



8.000



10.750



2.500



8.250






HAZİRAN



7.500



-



7.500



8.500



-



8.500






TEMMUZ



4.000



-



4.000



10.000



-



10.000






AĞUSTOS



5.000



-



5.000



21.000



-



21.000






EYLÜL



2.600



-



2.600



22.000



-



22.000






EKİM



10.000



-



10.000



30.000



6.000



24.000






KASIM



6.750



-



6.750



23.500



-



23.500






ARALIK



11.000



-



11.000



21.000



2.750



18.250






TOPLAM



54.850



-



54.850



199.750



16.750



183.000







 

Bu verilere göre,
mükellefin toplam KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından yararlandığı
varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 





2013Yılı KDV Artırım Tutarı



 54.850 x
%3,5



=



1.919,75 TL






2014 Yılı KDV Artırım Tutarı



 183.000 x
%3  



=



5.490 TL






Taksit Tutarı



[(1.919,75 + 5.490,00)
x1,045]  /6



=



1.290,53 TL







 

b) Kısmi Tevkifat Uygulaması
Kapsamında İşlemi Bulunanlarda Bu İşlemlerine İlişkin Olarak, Yıllık
Hesaplanan Katma Değer Vergisi Tutarının Hesabında Dikkate Alınacak Tutar

3065 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca
bazı işlemler “kısmi vergi tevkifatı” kapsamına alınmıştır. Bu
uygulamada, işlem bedeli üzerinden hesaplanan verginin, Maliye Bakanlığınca
belirlenen kısmı sorumlu sıfatıyla alıcı tarafından, kalan kısmı ise satıcı
tarafından beyan edilmektedir.

Bu tür işlemleri bulunan
satıcıların yapacakları KDV artırımları ile ilgili “Yıllık Hesaplanan
KDV" tutarının belirlenmesinde, alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla
beyan edilen KDV dikkate alınmadan, kendileri tarafından beyan edilen kısım
hesaplamaya dahil edilecektir.

c) Sorumlu
Sıfatıyla Beyan Edilen Katma Değer Vergisi

2 No.lu KDV
beyannameleri için 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası
hükmünden yararlanılması mümkün değildir.

Bu çerçevede, 2
No.lu KDV Beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilen vergiler, yukarıda
belirtildiği üzere satıcılar ve alıcılar tarafından yıllık
toplama dahil edilmeyecektir.

ç) Artırımın
Takvim Yılı Bazında Yapılacağı

Mükelleflerin,
artırıma esas alınan ilgili yılların vergilendirme dönemlerinin tamamı için
artırımda bulunmaları gerekmektedir.

Ancak,
mükelleflerin yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur.

d)
Beyannamelerin Tamamı Verilmekle Birlikte, Beyannamelerin Bir Kısmında veya
Tamamında Vergiye Tabi İşlemlerin Bulunmaması Hâlinde Artırım Tutarı

Mükelleflerce
ilgili yıl içindeki KDV beyannamelerinin tamamı verilmiş olmakla birlikte,
vergiye tabi işlem bulunmaması nedeniyle bazı dönemlere ilişkin
beyannamelerde veya bütün dönem beyannamelerinde “Hesaplanan Katma Değer
Vergisi” beyan edilmemesi durumunda, bu Tebliğin (V/D-3) bölümündeki
açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacaktır.

e) Özel
Hesap Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu

213 sayılı
Kanunun 174 üncü maddesine göre Maliye Bakanlığınca gelir veya kurumlar
vergisi bakımından özel hesap dönemi tayin edilen mükellefler bu Tebliğin
(V/D-1) bölümü kapsamındaki hesaplamayı ilgili takvim yılı bazında
yapacaklardır.

f)
Kullanılacak Bildirim

Vergi artırımında
bulunulan yılda vermeleri gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını
vermiş olan ve tüm beyannamelerinde “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyan
eden mükellefler (bu Tebliğin (V/D-3) bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV
artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:14) yer alan
bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.

2- Artırıma
İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerinin Bir Kısmını
veya Tamamını Vermemiş Olan Mükellefler

a) En Az Üç
Döneme Ait KDV Beyannamesi Vermiş Olanlar

Verilmiş olan 1
No.lu KDV beyannamelerinin “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırlarında
yer alan tutarlar toplanacak ve beyanname verilen dönem sayısına bölünerek
ortalama tutar bulunacaktır.

Bulunan bu
ortalama tutar, 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek vergi
artırımına esas olacak “Yıllık Hesaplanan KDV” tutarına ulaşılacaktır.

Bulunan bu vergi
tutarı üzerinden bu Tebliğin (V/D-1-aa) bölümünde belirtilen oranlarda
KDV’nin, Kanunda öngörüldüğü süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, mükellefler
KDV artırım hükümlerinden faydalanabileceklerdir.

Bu kapsamdaki
mükelleflerin, KDV artırım imkânından yararlanmaları için ilgili yıla
ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında
bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Örnek
21- Mükellef 2014 yılı içinde sadece 5 vergilendirme dönemine
ilişkin olarak KDV beyannamesi vermiştir. Mükellefin vermiş olduğu KDV
beyannamelerindeki “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” tutarları toplamı
45.000 TL’dir.

Buna göre,
mükellefin KDV artırım tutarı (peşin ödeme imkânından yararlandığı
varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 





Her Bir Dönem İçin Dikkate
Alınacak Hesaplanan KDV



45.000 / 5



=



   9.000 TL






2014 Yılı KDV
Artırımına Esas Tutar



9.000 x 12



=



   108.000 TL






2014 Yılı KDV
Artırım Tutarı



108.000 x %3



=



   3.240 TL







 

Artırımda bulundukları
takvim yılı içinde 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermemekle
birlikte, en az üç döneme ait KDV beyannamesi vermiş ve bu beyannamelerinin
tamamında “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyan etmiş olan mükellefler (bu
Tebliğin (V/D-3) bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde
bu Tebliğ ekinde (Ek:15) yer alan bildirimi
kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.

 

b) Hiç
Beyanname Vermemiş veya En Fazla İki Dönemde Beyanname Vermiş Olanlar

 

Artırımın ilgili
olduğu yıl içindeki dönemlere ait 1 No.lu KDV beyannamelerinin hiç
verilmemiş ya da söz konusu takvim yılının sadece bir veya iki
vergilendirme dönemi için beyanname verilmiş olması hâlinde, KDV artırım
hükümlerinden yararlanabilmek için, mükelleflerin ilgili yıla ilişkin
olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları
zorunludur.

Bu durumda olan
adi ortaklık, kollektif ve adi komandit ortaklıklarda ortakların
tamamının gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında
bulunmaları gerekmektedir. Ortaklık yapısının tamamen gerçek kişilerden
oluşması durumunda, bilanço esasında gelir vergisi mükellefleri için
belirlenen matrah artırımına ilişkin asgari tutar; adi ortaklığın ortaklık
yapısında en az bir kurumlar vergisi mükellefi bulunması durumunda,
kurumlar vergisi matrah artırımına ilişkin asgari tutar, ortaklık için KDV
artırım tutarının tespitinde dikkate alınır.

Mükellefler, artırdıkları
gelir veya kurumlar vergisi matrah tutarı üzerinden %18 oranında
hesaplanacak KDV’yi, Kanunda öngörüldüğü süre ve şekilde ödemeleri hâlinde,
KDV artırım hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Örnek
22- Mükellef (U) A.Ş., 2014 yılı için KDV yönünden artırımda
bulunmak istemektedir. Ancak söz konusu yıla ilişkin olarak sadece iki
vergilendirme dönemi için KDV beyannamesi vermiştir.

Mükellef, aynı
takvim yılı ile ilgili olarak 80.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmuştur.

Bu durumda, mükellefin
KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından yararlandığı
varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.





2014 Yılı KDV
Artırım Tutarı



80.000 x %18



=



14.400 TL






Taksit Tutarı



(14.400 x
1,045) /6



=



2.508 TL







 

Öte yandan, 5520
sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi uyarınca
kurumlar vergisinden muaf bulunan kooperatifler, KDV artırımında bulunmak
istemeleri hâlinde, kurumlar vergisi matrah artırımına ilişkin asgari tutar
dikkate alınmak suretiyle, KDV artırım hükümlerinden
yararlanabileceklerdir. Bu durumda, söz konusu kooperatiflerin ayrıca
kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmuş olmaları şartı
aranmayacaktır. Ancak, kurumlar vergisi yönünden de ilgili yıl için matrah
artırımında bulunulmuş olması hâlinde, KDV artırım tutarı, matrah artırım
tutarı esas alınarak belirlenecektir.

Artırımda
bulundukları takvim yılı içindeki dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV
beyannamelerinin hiçbirini vermemiş veya en fazla iki dönemde beyanname
vermiş olan mükellefler KDV artırım taleplerinde bu
Tebliğ ekinde (Ek:16) yer alan bildirimi kullanacaklardır.
Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde
bulundurulması gerektiği tabiidir.

3- 1 No.lu KDV
Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV Bulunmayan veya Hesaplanan KDV Beyanları
Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlere İlişkin Olanlar ile
1 No.lu KDV Beyannamelerinin Bazılarında Hesaplanan KDV Bulunanlar

a)  1
No.lu KDV Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV Bulunmayan veya Hesaplanan KDV Beyanları
Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlere İlişkin Olanlar

İlgili takvim
yılı içindeki işlemlerinin tamamı;

- İstisnalar
kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşan veya diğer nedenlerle hesaplanan
KDV beyanı bulunmayan mükellefler ile

- Tecil-terkin
uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşan mükellefler

ilgili yıl
için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuş olmaları
şartıyla KDV artırımından faydalanabileceklerdir.

Buna göre, ilgili
yıl içinde en az üç dönemde 1 No.lu KDV beyannamesi veren ve hiçbir dönemde
hesaplanan vergisi çıkmayan veya sadece tecil-terkin uygulaması
kapsamındaki teslimleri nedeniyle hesaplanan vergi beyanı bulunan
mükelleflerin artırım taleplerinde, bu Tebliğin bu bölümüne göre işlem
yapılacaktır.

Bu mükelleflerin,
KDV artırım talepleri nedeniyle ödeyecekleri vergi, gelir veya kurumlar
vergisi bakımından artırılan matrahlara %18 oranı uygulanmak suretiyle
hesaplanacaktır.

Örnek 23- (Y)
A.Ş., 2015 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir.
Ancak söz konusu yıldaki işlemleri KDV’den müstesna olan ve tecil-terkin
uygulaması kapsamındaki işlemlerden oluşmaktadır. 2015 yılı KDV
beyannamelerinin üçünde “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyanı bulunmakta,
ancak bu beyanlar tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemlerden
kaynaklanmaktadır.

Mükellef, aynı
takvim yılı ile ilgili olarak 90.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmuştur.

Mükellefin 2015
yılı beyan durumu her bir dönem itibarıyla aşağıdaki gibidir.





DÖNEM



HESAPLANAN
KDV (HKDV) BEYANI






OCAK



HKDV yok






ŞUBAT



HKDV yok






MART



HKDV yok






NİSAN



10.000 TL
(Tecil Edilebilir KDV)






MAYIS



8.000 TL (Tecil
Edilebilir KDV)






HAZİRAN



HKDV yok






TEMMUZ



HKDV yok






AĞUSTOS



HKDV yok






EYLÜL



16.000 TL
(Tecil Edilebilir KDV)






EKİM



HKDV yok






KASIM



HKDV yok






ARALIK



HKDV yok






TOPLAM



34.000 TL







 

Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 





2015 Yılı KDV
Artırım Tutarı



90.000 x %18



=



   16.200,00 TL






Taksit Tutarı



(16.200 x
1,045) / 6



=



   2.821,50 TL







 

b) 1
No.lu KDV Beyannamelerinin Bazılarında Hesaplanan KDV Bulunanlar

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b-3) bendinde, “…Şu kadar
ki, ilgili takvim yılı içinde bu alt bentte belirtilen durumların yanı sıra
vergiye tabi diğer işlemlerin de mevcudiyeti nedeniyle hesaplanan vergisi
çıkan mükelleflerin bu fıkra hükmüne göre ödemeleri gereken katma değer
vergisi tutarı, yukarıda belirtildiği şekilde hesaplanacak %18 oranındaki
katma değer vergisi tutarından aşağı olamaz. Bu kapsama giren
mükellefler, gelir veya kurumlar vergisi için matrah artırımında
bulunmamaları hâlinde bu fıkra hükmünden yararlanamaz.” hükmüne yer
verilmiştir.

 

Kanunun 5 inci
maddesinde, KDV artırımında bulunulan yıl içindeki vergilendirme
dönemlerinden herhangi birisine ilişkin KDV beyannamesinde “Hesaplanan
Katma Değer Vergisi” bulunmayan mükelleflerin, gelir veya kurumlar vergisi
için matrah artırımında bulunmalarının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Mükellefler, ilgili yıl içindeki katma değer vergisi beyannamelerini
vermekle birlikte, beyannamelerinin bazılarında “Hesaplanan Katma Değer
Vergisi” bulunmayabilir. Bu durum, mükelleflerin işlemlerinin tamamının
istisna kapsamındaki teslim ve hizmetlerden, ilgili dönemde işlemin
bulunmamasından veya diğer nedenlerden kaynaklanabilir.

Buna göre,
mükelleflerin KDV artırımından yararlanmak istedikleri yıl içindeki bazı
dönemlerine ait beyannamelerinde, tecil-terkin uygulaması kapsamındaki
işlemler dışındaki işlemleri dolayısıyla “Hesaplanan Katma Değer Vergisi”
yer alması durumunda, vergi artırımı nedeniyle ödemeleri gereken verginin
tespiti için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulundukları
tutarın %18’i ile karşılaştırma yapılması gerekmektedir. Artırım talebi
nedeniyle ödenmesi gereken vergi, önce mükellefin beyanname verme durumuna
göre bu Tebliğin (V/D-1) veya (V/D-2) bölümlerine, daha sonra bu bölüme
göre hesaplanacaktır. Bu tutarlardan büyük olanı, artırım nedeniyle
ödenmesi gereken vergi olarak kabul edilecektir.

Bu çerçevede, yıl
içindeki beyannamelerinin tamamını vermekle birlikte, beyannamelerin
bazılarında “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” bulunmayan mükelleflerin
artırım talebinde bulunmaları hâlinde, hesaplanan vergi bulunan
beyannamelerindeki hesaplanan vergiler toplanacak ve bu toplama, ilgili yıl
için öngörülen artırım oranı uygulanarak artırım tutarı hesaplanacaktır.
Ancak bu tutar, mükellefin gelir/kurumlar vergisi matrah artırımına %18
oranı uygulanmak suretiyle bulunan tutardan küçük olursa büyük olan tutar
dikkate alınacaktır.

Bu kapsama giren
mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmaları zorunludur.

Örnek
24- Gelir vergisi mükellefi (A), 2015 yılı için KDV yönünden
artırımda bulunmak istemektedir. Söz konusu yılda, KDV’den istisna
işlemlerin yanı sıra bazı dönemlerde (Şubat, Nisan, Mayıs ve Eylül/2015
dönemlerinde) vergiye tabi (KDV beyanını gerektiren) işlemler de
bulunmaktadır.

Mükellef, aynı
takvim yılı ile ilgili olarak 30.000 TL gelir vergisi matrah artırımında
bulunmuştur.

Mükellefin 2015
yılı beyan durumu her bir dönem itibarıyla aşağıdaki gibidir.

 





DÖNEM



HESAPLANAN
KDV (HKDV) BEYANI






OCAK



HKDV yok






ŞUBAT



31.500 TL






MART



HKDV yok






NİSAN



30.000 TL






MAYIS



49.000 TL






HAZİRAN



HKDV yok






TEMMUZ



HKDV yok






AĞUSTOS



HKDV yok






EYLÜL



38.000 TL






EKİM



HKDV yok






KASIM



HKDV yok






ARALIK



HKDV yok






TOPLAM



148.500 TL







 

Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından yararlandığı
varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 2015 Yılı
KDV Artırım Tutarı:

                              





1) 148.500 x
%2,5 =   3.712,50 TL



KDV artırım tutarı bu tutarlardan
büyük olan 5.400 TL olacaktır.






2) 30.000
x %18  =   5.400 TL







 

Taksit Tutarı ise
[(5.400 x 1,045) / 6] =  940,50 TL olacaktır.

Örnek
25- Kurumlar vergisi mükellefi (K) A.Ş., 2016
yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Mükellefin Mart,
Mayıs ve Eylül/2016 vergilendirme dönemlerinde vergiye tabi satış işleminin
olmaması nedeniyle bu dönemlere ait 1 No.lu KDV Beyannamelerinde
“Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyanı bulunmamaktadır.

Mükellef, aynı
takvim yılı ile ilgili olarak 45.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmuştur.

Mükellefin 2016
yılı beyan durumu her bir dönem itibarıyla aşağıdaki gibidir.

 





DÖNEM



HESAPLANAN
KDV (HKDV) BEYANI






OCAK



40.000 TL






ŞUBAT



30.000 TL






MART



HKDV yok






NİSAN



25.000 TL






MAYIS



HKDV yok






HAZİRAN



22.000 TL






TEMMUZ



28.000 TL






AĞUSTOS



20.000 TL






EYLÜL



HKDV yok






EKİM



38.000 TL






KASIM



41.000 TL






ARALIK



61.000 TL






TOPLAM



305.000 TL







 

Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

2016 Yılı KDV
Artırım Tutarı:

                              





1) 305.000 x
%2  =   6.100 TL



KDV artırım tutarı bu tutarlardan
büyük olan 8.100 TL olacaktır.






2)   45.000
x %18=   8.100 TL







 

Taksit tutarı ise
[(8.100 x 1,045) / 6] = 1.410,75 TL olacaktır.

Örnek
26- 2016 takvim yılına ilişkin olarak sadece 3 dönemde vergili
işlemleri bulunan ve yılın 9 döneminde beyanname verip, 3 döneminde
vermemiş olan gelir vergisi mükellefi (B)’nin KDV beyan durumu
aşağıdaki gibidir.

Mükellef 2016
yılı ile ilgili olarak 30.000 TL gelir vergisi matrah artırımında
bulunmuştur.

 





DÖNEM



HESAPLANAN
KDV (HKDV) BEYANI






OCAK



HKDV yok






ŞUBAT



Beyanname yok






MART



HKDV yok






NİSAN



30.000 TL






MAYIS



48.000 TL






HAZİRAN



Beyanname yok






TEMMUZ



HKDV yok






AĞUSTOS



HKDV yok






EYLÜL



36.000 TL






EKİM



HKDV yok






KASIM



Beyanname yok






ARALIK



HKDV yok






TOPLAM



114.000 TL







 

Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı (peşin ödeme imkânından yararlandığı
varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

2016 Yılı KDV
Artırım Tutarı:

 





1)
114.000  /  9    =  12.666,66
TL



KDV artırım tutarı bu tutarlardan
büyük olan 5.400 TL olacaktır.






  12.666,66
x 12   =  152.000 TL






  152.000
x %2  =     3.040 TL






2) 30.000 x
%18  =   5.400 TL







 

c)
Kullanılacak Bildirim

Tebliğin bu bölümü
kapsamında olan mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ
ekinde (Ek:17) yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak,
bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde
bulundurulması gerektiği tabiidir.

4-
Vergilendirme Dönemleri Üç Aylık Olan KDV Mükelleflerinin Durumu

a) Bir, İki
veya Üç Dönem İçin Beyanname Verilmiş Olması

Üç aylık beyan
dönemine tabi mükelleflerin; bir, iki veya üç dönem için 1 No.lu KDV
beyannamesi vermiş olmaları hâlinde, “Yıllık Hesaplanan KDV” toplamı, bu
Tebliğin (V/D-2-a) bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde
hesaplanacaktır.

Buna göre;

- Bir dönem
beyanname verilmişse, bu beyannamenin “Hesaplanan Katma Değer Vergisi”
satırındaki tutarın 4 katı alınarak,

- İki dönem için
beyanname verilmişse, verilen beyannamelerdeki “Hesaplanan Katma Değer
Vergisi” satırlarında yer alan tutarların toplamının 2 katı alınmak
suretiyle,

 - Üç dönem
için beyanname verilmişse, üç dönem için verilen bu beyannamelerin
“Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırlarında yer alan tutarların
toplamına, bu tutarın 1/3’ü ilave edilerek

yıllık hesaplanan
KDV tutarı bulunacaktır. Diğer taraftan dört dönem için beyanname
verilmişse, dört dönem için verilen bu beyannamelerin “Hesaplanan Katma
Değer Vergisi” satırlarında yer alan tutarların toplamının dikkate
alınacağı tabiidir. 

Bulunan tutar
üzerinden, bu Tebliğin (V/D-1-aa) bölümünde belirtilen oranda KDV
hesaplanarak ödenmesi gerekmektedir.

 

b) Üç Aylık
Vergilendirme Dönemlerinin Hiçbirinde Beyanname Verilmemiş Olması

Bu mükelleflerin
KDV artırımından yararlanabilmeleri için, gelir veya kurumlar vergisi
matrahlarını artırmaları şarttır.

Bunların KDV
artırımı dolayısıyla ödemesi gereken vergi, artırılan gelir veya kurumlar
vergisi matrahına %18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

c)
Kullanılacak Bildirim

KDV vergilendirme
dönemleri üç aylık dönemler olan mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu
Tebliğ ekinde yer alan KDV artırımında kullanılabilecek bildirimlerden
durumlarına uygun olanını kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2)
bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği
tabiidir.

5- Yıl İçinde
İşe Başlayan veya Bırakan KDV Mükellefleri

Vergi artırımında
bulunacak mükelleflerin, vergi artırımında bulundukları yıllarda (işe başlama
veya işi bırakma gibi nedenlerle) kıst dönemde faaliyette
bulunmuş olmaları hâlinde, bu Tebliğin (V/D-1, V/D-2, V/D-3 ve V/D-4)
bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, kıst dönem
itibarıyla hesaplama ve artırım yapılacaktır.

Bu kapsamda, kurumlar
vergisi mükelleflerinin tasfiyeye girmeleri hâlinde kıst dönem
hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret
sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai tasfiye dönemi
ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde ilgili yıl
için kıst dönem hesaplaması yapılacaktır.

KDV artırımında
kullanılacak bildirimler bu Tebliğin ilgili bölümlerine göre
belirlenecektir. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların
da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.

6- Artırımda
Bulunanlar Nezdinde İnceleme ve Tarhiyat Yapılması

7143 sayılı
Kanuna göre vergi artırımından yararlanmak isteyen mükellefler nezdinde,
artırımda bulundukları yıl veya yılların kapsadığı dönemler itibarıyla KDV
yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

Ancak;

-Artırımda
bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin
olarak artırımda bulunulan dönemler için “Sonraki Dönemlere Devreden KDV”
yönünden vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerde artırımda
bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemeyecek, elde edilen bulgular
artırımda bulunulmayan dönemlerdeki tarhiyatlar için kullanılabilecektir.

-Artırımda
bulunulan dönemler için iade hakkı doğuran işlemlerden ya da ihraç kaydıyla
teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine ilişkin olarak (iade ve
terkinin doğruluğunu teminen doğrudan veya dolaylı olarak mal ve
hizmet temin edilen mükellefler nezdinde karşıt incelemeler dâhil) vergi
incelemesi yapılabilecektir. İnceleme sonunda artırımda bulunulan dönemler
için terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere tarhiyat
yapılabilecektir.

Buna göre, KDV
artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki
dönemlere devreden indirilebilir KDV ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade
hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak
üzere, 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen
2 aylık inceleme süresi şartı aranmaksızın, inceleme ve tarhiyat
yapılabilecektir.

7- Ödenen
KDV’nin Gelir veya Kurumlar Vergisi Matrahından İndirilememesi, İade Konusu
Yapılamaması

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendine göre, vergi
artırımı sonucu ödenen KDV, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının
tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınamaz.

Ayrıca bu
tutarlar, KDV beyannamelerine indirim olarak ithal edilemeyeceği gibi, 1
No.lu KDV beyannamelerine göre ortaya çıkan “Ödenmesi Gereken Katma Değer
Vergisi” tutarlarından da indirilemez. Ödenen bu tutarların herhangi bir
şekilde iade edilmesi de mümkün değildir.

8- KDV
Artırımı Başvurusunda Bulunabilecekler

KDV artırım
başvuruları, mükelleflerin kendileri veya mükellefi temsile yetkili olanlar
tarafından yapılacaktır.

Diğer taraftan,
devir, tam bölünme ve tasfiye işlemleri ile ölüm veya gaiplik
hallerinde, bu Tebliğin (V/C) bölümünde yapılan açıklamalar geçerli
olacaktır.

E- MATRAH VE
VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN ORTAK HÜKÜMLER

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan matrah ve vergi
artırımına ilişkin ortak hükümlerin uygulanması hususunda açıklamalar
aşağıda yer almaktadır.

1- Matrah ve
Vergi Artırımı ile Matrah Beyanı Dolayısıyla Hesaplanan Vergilerin Ödenmesi

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanılarak artırımda veya beyanda
bulunanlar, anılan hükümlere göre hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar
ve katma değer vergisi ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi
tutarlarını 30/9/2018 tarihi Pazar gününe rastladığından 1
Ekim 2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar tamamen ödeyebilecekleri
gibi talep etmeleri hâlinde ilk taksiti Kanunun yayımını izleyen dördüncü
ay olan Eylül/2018 ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde
altı eşit taksitte ödeyebilirler.

Taksitli ödeme
seçeneğinin tercih edilmesi durumunda ödenecek tutara, Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde 6 eşit taksit için öngörülmüş
olan (1.045) katsayısı uygulanacaktır.

Matrah ve vergi
artırımı hükümlerine göre hesaplanan vergilerin, peşin veya altı eşit
taksit halinde ödenmesi ile ilgili olarak da 7143 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesinin hükümleri uygulanacak ve bu Tebliğin ilgili bölümlerinde
belirtilen açıklamalar ile (II/D-9 ve II/D-10) bölümlerinde belirtilen
diğer açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

Buna göre, matrah
ve vergi artırımına ilişkin ortak hükümlerin düzenlendiği Kanunun 5 inci
maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca matrah ve vergi
artırımında bulunanların bu vergileri, Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödememeleri halinde artırım hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.

Bu takdirde,
matrah ve vergi artırımı üzerine tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme
süresinin son günü olan 30 Eylül 2018 tarihi vade tarihi kabul edilerek
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme zammıyla birlikte takip
ve tahsil edilecektir.

Diğer taraftan,
7143 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onbeşinci fıkrasında “… bu Kanun
kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel
hükümler saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı süreleri
işlemez.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde, matrah ve vergi
artırımında bulunan ancak tahakkuk eden vergileri bu Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödemeyen mükellefler nezdinde yapılacak vergi incelemeleri ve
tarhiyat işlemlerinde taksit ödeme süresince işlemeyen süre, tarh
zamanaşımı süresinin hesabında işlemeyen süre olarak dikkate alınacaktır.

Örneğin, 2013
yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunan
ve altı eşit taksitte ödeme seçeneğini tercih eden mükellef, Eylül/2018
taksitini ödemiş olmakla birlikte ikinci taksit olan Kasım/2018 taksitini
süresinde ödemediğinden Kanun hükümlerinden yararlanma hakkını
kaybetmiştir. Bu durumda mükellefin matrah artırımı şartlarını ödeme
yönünden ihlal ettiği tarihe kadar olan süre tarh zamanaşımının hesabında
işlemeyen süre olarak dikkate alınacaktır. Dolayısıyla işlemeyen süre 1
Eylül 2018 ila 1 Aralık 2018 tarihleri arasında geçen 91 gün olup 2013
yılıyla ilgili yapılacak tarhiyatlarda zamanaşımı süresi 1 Nisan 2019
tarihine kadar uzamış olacaktır.

2- Takdir
Komisyonlarına Sevk Edilmiş veya Haklarında Vergi İncelemesine Başlanılmış
Mükelleflerin Durumu

7143 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, matrah ve vergi
artırımı kapsamına giren dönemler için başlatılmış ve henüz
sonuçlandırılmamış incelemelerin veya takdir işlemlerinin bulunması,
artırıma engel değildir.

Öte yandan,
matrah ve vergi artırımında bulunulması, Kanunun yayımlandığı tarihten önce
başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil
etmeyecektir. Bu mükellefler hakkında vergi incelemesi ile takdir
işlemlerine göre tarhiyat yapılabilmesi için aşağıda belirtilen hususlara
uyulması gerekmektedir.

a) 7143
sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler
hakkında, artırımda bulunulan yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak
Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile
takdir işlemlerinin, Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın başından itibaren
2 ay içerisinde sonuçlandırılması şarttır. Bu süre içerisinde
sonuçlandırılamayan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine devam
edilmeyecek, bulunduğu safhada bırakılacaktır. Mükellefler sadece artırılan
matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergileri ödeyeceklerdir.

Bir başka
anlatımla, Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış vergi incelemeleri ve
takdir işlemlerinin 31 Temmuz 2018 tarihine (bu
tarih dahil) kadar tamamlanamaması hâlinde mükelleflerin, başvuru süresinin
sonuna kadar (31 Ağustos 2018)matrah ve vergi artırımında
bulunmuş olmaları şartıyla, 31 Temmuz 2018 tarihinden
sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden raporlar ve kararlar üzerine
tarhiyat yapılmayacağından, vergi incelemesi ve takdir işlemlerine devam
edilmeyecektir.

b) Kanunun
yayımı tarihinden önce başlanılmış söz konusu vergi incelemeleri ile takdir
işlemlerinin (a) bölümünde belirtilen sürede sonuçlandırılması ve tarhiyata
konu matrah veya vergi farkı tespit edilmesi hâlinde;

ba) Mükellef,
inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce matrah ve vergi artırımında
bulunmuş ise inceleme ve takdir sonucu bulunan matrah veya vergi farkı ile
mükelleflerin Kanunun 5 inci maddesi hükümlerine göre artırdıkları
matrahlar birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucu mükellefin
ilgili yıllarda artırılan matrah veya vergi tutarlarının, vergi
incelemeleri veya takdir komisyonu kararlarına göre o yıl için belirlenen
matrah veya vergi farkından fazla veya bu tutar kadar olması durumunda
mükellef hakkında ayrıca vergi incelemeleri ve takdir komisyonu kararlarına
göre vergi tarhiyatı yapılmaz ve ceza uygulanmaz.

bb) Vergi
incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen tarhiyata konu matrah veya vergi farkının,
mükellefin ilgili yıl için artırdığı matrah veya vergi tutarından fazla
olması hâlinde, aradaki fark tutar kadar matrah veya vergi farkı üzerinden
mükellef hakkında gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza uygulanacaktır.
Ancak mükellef, bu fark tutar üzerinden tarh edilen vergiler ile uygulanan
gecikme faizi ve cezalar için Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden yararlanarak
ödemede bulunabilecektir.

bc) KDV
uygulaması bakımından vergi inceleme raporuna veya takdir komisyonu
kararına göre tarh edilmesi gereken vergiden, artırım nedeniyle ödenecek
tutarlar düşülerek işlem yapılacaktır. Buna göre;

-İnceleme, KDV
yönünden artırım talebinde bulunulan yılın bütün dönemlerini kapsıyorsa,
rapora göre tarh edilmesi gereken vergiden, 7143 sayılı Kanunun KDV artırımına
ilişkin hükümleri gereğince yılın tamamı için hesaplanan vergi tutarı (bu
Kanuna göre tahakkuk eden vergi) düşülecektir.

-İnceleme, KDV
yönünden artırımda bulunulan yılın bazı dönemlerini kapsıyorsa, artırım
nedeniyle hesaplanan yıllık tutar 12’ye bölünerek aylık ortalama bulunacak,
bu ortalamanın raporun kapsadığı dönem sayısı ile çarpılması sonunda
bulunan tutar, rapora göre tarh edilmesi gereken vergiden düşülecektir.

7143 sayılı
Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış olan takdir işlemleri bakımından
da bu ayrım kapsamında işlem tesis edilecektir.

bç) İki
ay içinde sonuçlandırılan ve yukarıda (ba), (bb) ve (bc) bölümlerinde
belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan tarhiyatlar ile ilgili olarak
mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacaktır.

bd) 7143
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin yedinci fıkrasının uygulanmasında,
inceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, vergi
inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettirilmesidir.

c) Kanunun
yayımı tarihinden önce haklarında vergi incelemesi ve takdir işlemlerine
başlanılmış mükellefler, 31 Temmuz 2018 tarihinden önce
matrah ve vergi artırımında bulunmuş olmakla birlikte artırım, vergi
inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettiği tarihten sonra yapılmış ise yukarıda (b)
bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde
mahsup imkanından yararlanamayacaklar, ancak söz konusu inceleme
raporları ile takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan tarhiyatlar
için bu Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden faydalanabileceklerdir.

ç) Kanuna
göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir veya
kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları
vergilerin iadesi konusundaki başvuruları, ilgili kanun hükümleri ve genel
tebliğ esasları çerçevesinde sonuçlandırılacağından, matrah ve vergi
artırımında bulunan mükellefler hakkında iade talebi ile sınırlı olmak
üzere vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerin 2 aylık süre
içinde sonuçlandırılması şartı aranmayacaktır. İnceleme sonucuna göre
mükellefin iade talebi yerine getirilecek veya reddedilecektir. İade
talebinin reddi hâlinde söz konusu vergiler teminat karşılığı veya teminat
alınmadan daha önce iade edilmiş ise gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve
ceza kesilecektir.

Teminat karşılığı
veya teminat alınmaksızın (Örneğin, yıl içinde tevkif yoluyla kesilen
vergilerde 10.000 TL’ye kadar olan tutarın iade edilmesi gibi) yapılan
iadeler ile ilgili inceleme raporunda, tespit edilen matrah ve vergi farkı
nedeniyle talep edilen iadeyi aşan bir vergi farkı bulunması hâlinde;
iadesi talep edilen tutarı aşan kısım için tarhiyat yapılabilmesi,
incelemenin 2 ay içinde sonuçlandırılmasına bağlıdır. Bu takdirde de
mükellefin matrah ve vergi artırımının dikkate alınacağı tabiidir. Ancak,
iade tutarı ile ilgili olarak incelemenin 2 ay içinde sonuçlandırılması
şartı aranılmadığından, iade tutarı ile sınırlı olmak üzere inceleme devam
edebilecek ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır. Dolayısıyla,
matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin yıllık gelir ve kurumlar
vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin
iadesine yönelik incelemeler nedeniyle 2 aylık süre geçtikten sonra düzenlenecek
raporlarda, iade tutarını aşan bir tarhiyat önerilmeyecektir.

Kanunun KDV
artırımına ilişkin hükümleri gereğince, bu açıklamaların KDV uygulaması
bakımından da geçerli olacağı tabiidir.

d) Kanunun
5 inci maddesinin yedinci fıkrasında, katma değer vergisi artırımında
bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki dönemlere
devreden indirilebilir katma değer vergileri ve ihraç kaydıyla teslimlerden
veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan tecil-terkin ve iade işlemleri
ile sınırlı olmak üzere 2 aylık inceleme şartı aranmaksızın bu Tebliğin
(V/D-6) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde inceleme ve tarhiyat
yapılabilecektir. Ayrıca, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği
kapsamında haklarında özel esaslar uygulanan mükelleflerin genel esaslara
geçme taleplerine yönelik inceleme yapılması mümkün olmakla birlikte, bu
incelemeler sonucunda artırımda bulunulan yıllarla ilgili tarhiyat
yapılamayacaktır.

e) Kanunun
matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerinden yararlanmak için
mükelleflerce 31 Ağustos 2018 tarihine kadar (bu tarih
dâhil) başvuruda bulunulabileceğinden, mükelleflerin bu tarihe kadar matrah
ve vergi artırımında bulunması ve tahakkuk eden verginin Kanunun 5 inci
maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, artırımda bulunulan
yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun yayımı tarihinden sonra
başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerine (Kanunun 5 inci
maddesinin dokuzuncu ve onüçüncü fıkralarında belirtilen hallerin
mevcudiyeti hali hariç) devam edilmeyeceği tabiidir.

3- Matrah ve
Vergi Beyanında Bulunan Mükelleflere Vergi Usul Kanunu Hükümlerine Göre
Usulsüzlük Cezası Uygulanmaması

7143 sayılı
Kanuna göre matrah ve vergi artırımı yapılan dönemlere ait kanuni süresinde
verilmeyen beyannameler için 213 sayılı Kanunun usulsüzlük ve özel
usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.

4- Matrah ve
Vergi Artırımında Bulunulan Vergilendirme Dönemlerine İlişkin Kesinleşen
Tarhiyatların Durumu

Matrah ve vergi
artırımında bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin
olarak, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili yıllarda
düzeltme beyannamesi vermeleri ve bu düzeltme işlemlerinin Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali
de dahil olmak üzere ikmalen, re’sen ve idarece
yapılıp Kanunun yayımlandığı tarihten önce kesinleşen tarhiyatlar ve
vergiler (katma değer vergisi tarhiyatında “hesaplanan katma değer
vergisi”), matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanına ilave
edilecek, bir başka ifade ile matrah ve vergi artırımı, kesinleşen
tarhiyatlar da dikkate alınarak yapılacaktır.

5- İstisna ve
İndirimlerin Uygulanmaması

7143 sayılı Kanun
kapsamında gelir veya kurumlar vergisi ile gelir (stopaj) ve kurumlar
(stopaj) vergisinde artırım hükümlerinden yararlanılması durumunda,
hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi için herhangi bir istisna ve indirim
uygulanması söz konusu olmayacaktır.

6- Diğer
Hususlar

a) Matrah
ve vergi artırımı sonucunda, hesaplanarak veya artırılarak ödenen vergiler,
gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet
unsuru olarak kabul edilmeyecektir.

Söz konusu
vergilerin herhangi bir vergiden indirim veya mahsup edilmesi mümkün
olmadığı gibi iade edilmesi de söz konusu değildir.

b) Artırılan
matrahlar nedeniyle geçici vergi hesaplanmayacak ve tahsil olunmayacaktır.

c) Matrah
ve vergi artırımında bulunan ve bu konudaki şartları yerine getiren
mükelleflerin defter ve belgeleri artırıma konu vergi türleri için
kendileri adına tarhiyat yapılmak amacıyla incelenmeyecek olmasına rağmen,
defter ve belgelere, diğer vergi türleri için inceleme yapılması, üçüncü
kişilerle ilgili olarak karşıt incelemeler yapılması, mahkemelerce belli
konulara bakılması veya bilirkişilerce ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle
müracaat edilebilecektir. Bu nedenle, matrah ve vergi artırımından
yararlanan mükelleflerin, defter ve belgelerini 213 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca saklayacakları ve ibraz edecekleri tabiidir.

ç) Defter
ve belgeleri üzerinde daha önce vergi incelemesi yapılmış olan mükellefler
dilerlerse vergi incelemesi yapılan yıllar için de matrah ve vergi
artırımında bulunabileceklerdir.

d) Matrah
ve vergi artırımı yapılmayan yıllar ve dönemler için vergi incelemesi yapılabilecektir.

e) 7143
sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre matrah ve vergi artırımları, bu
Tebliğe ekli bildirim formları ile yapılacaktır.

f) 7143
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulaması aşağıdaki
şekilde olacaktır.

(fa) 213 sayılı
Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri
yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar
koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini
tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler” hakkında;

-   7143
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce vergi incelemesine yetkili
olanlarca düzenlenen raporlar ile tespit yapılmış olması,

-   7143
sayılı Kanun uyarınca matrah ve vergi artırımı başvurusunda bulunulduğu
tarihten önce incelemeye başlanılmış olması,

durumunda, anılan
mükelleflerin, Kanunun 5 inci maddesi hükmüne göre matrah ve vergi
artırımından yararlanmaları mümkün değildir.

(fb) Terör
suçundan hüküm giyenler Kanunun 5 inci maddesi hükmüne göre matrah ve vergi
artırımından yararlanamayacaklardır.

(fc) Kanunun 5
inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla haklarında terör
örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı
faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,
mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu
gerekçesiyle adli makamlar, genel kolluk kuvvetleri veya Mali Suçları
Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturma ve
kovuşturmalar kapsamında vergi incelemesi yapılması, terörün finansmanı
suçu veya aklama suçu kapsamında inceleme ve araştırma yapılması talep
edilenlerin Kanunun 5 inci maddesi hükmüne göre matrah ve vergi
artırımından yararlanmaları mümkün değildir.

(fç) 213 sayılı
Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan defter, kayıt ve
belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka
yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin asıl veya
suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerinden
hareketle yapılan vergi incelemesinin tamamlanması sonucu bu fiillerin
varlığının tespit edilememesi durumunda, bu durumun tespitine ilişkin
raporun veya yazının mükelleflere tebliği tarihinden itibaren bir ay
içerisinde yazılı başvurulması, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan
vergilerin, raporun veya yazının tebliğini izleyen aydan başlamak üzere
ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi ve Kanunun 5 inci
maddesinde öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla bu madde
hükümlerinden yararlanılabilecektir.

Buna göre,
tespite ilişkin olarak düzenlenen rapor veya yazı, vergi incelemesine
yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından, mükellefin bağlı olduğu
vergi dairesine intikal ettirilecektir. Söz konusu rapor veya yazı, 213
sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca mezkûr vergi dairesi tarafından
mükellefe tebliğ edilecektir.

g) Matrah
ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımlarının,
7143 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı vergi dairelerince
araştırılabilecektir. Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen veya
vergi hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve vergi artırımları ile
ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin
sonunda tahakkuk etmiş sayılacak ve Kanunda açıklandığı şekilde tahsil
edilecektir.

ğ) 7143
sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında
Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış incelemeler sonucu
düzenlenen ve 31 Temmuz 2018 tarihi mesai saati bitimine
kadar vergi dairesinin kayıtlarına intikal ettirilen inceleme raporlarında;
ilave tarhiyat olmaksızın sadece zarar azaltılması öngörülmesi hâlinde,
kabul edilmeyen zarar tutarının öncelikle ilgili dönemde beyan edilen zarar
tutarından indirilmesi, bu işlem sonucu kalan zarar tutarının %50’sinin
2018 ve müteakip yıl kazançlarından 193 veya 5520 sayılı Kanunun ilgili
maddelerine göre mahsup konusu yapılması gerekir. Zararın diğer
yarısının ise indirim konusu yapılamayacağı tabiidir.

Örnek
27- (B) A.Ş. hakkında 2013 yılına ilişkin olarak 7143 sayılı
Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış bir vergi incelemesi
bulunmaktadır. Mükellef 2/7/2018 tarihinde 7143 sayılı Kanuna
uygun olarak incelemenin yapıldığı yıla ait kurumlar vergisi ve gelir
(stopaj) vergisi açısından artırımda bulunmuştur.

9/7/2018 tarihinde
vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilen vergi inceleme raporunda;
mükellefin 2013 yılında beyan ettiği 240.000 TL zarar tutarının 160.000
TL’si kabul edilmemiştir. Bu durumda artırımda bulunan mükellefin, anılan
yıla ilişkin olarak beyan ettiği zarar tutarından raporda kabul edilmeyen
zararın mahsup edilmesi ve kalan (240.000–160.000=)80.000 TL’nin yarısı
olan 40.000 TL’nin 2018 ve müteakip yıl kazançlarından 5520 sayılı Kanunun
ilgili hükmü çerçevesinde indirilmesi gerekir. Kalan 40.000 TL zarar tutarı
ise hiçbir şekilde indirim konusu yapılmayacaktır.

h) 7143
sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili
vergi dairelerine vermiş oldukları bildirim veya yaptıkları beyanlarda yer
alan bilgiler herhangi bir vergi türü incelemesi için veri olarak
kullanılmayacaktır.

ı) Matrah
ve vergi artırımı yapılacak yıllarda faaliyette bulunmuş ve gelir elde
etmiş olmakla birlikte bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin
bilgisi dışında bırakan gelir vergisi mükellefleri T.C. kimlik
numaralarını, yabancı gerçek kişiler ise varsa yabancı kimlik numaralarını
kullanarak artırımda bulunabileceklerdir.

Yabancı kimlik
numarası olmayan yabancı gerçek kişiler ile kurumlar vergisi mükellefi
olması gerekenler ise vergi dairelerine başvurmak suretiyle alacakları
vergi kimlik numaralarını kullanarak artırımda bulunabileceklerdir.

i) 7143
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin onüçüncü fıkrası hükümlerinden
yararlananların 5 inci madde hükümlerinden yararlanmalarına engel bir durum
bulunmamaktadır.

j) Gelir
veya kurumlar vergisi matrah artırımında ve katma değer vergisi artırımında
bulunan mükelleflerin, artırıma konu dönemlere ilişkin olarak vermiş
oldukları “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu” (Form Ba)
ile “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu”nu (Form Bs)
artırım nedeniyle düzeltmelerine gerek bulunmamaktadır.

k) Matrah
ve vergi artırımlarında, artırıma esas alınacak matrah ve vergi
tutarlarının tespitinde Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş olan
beyannameler ve kesinleşen tarhiyatlar esas alınacaktır.

Buna göre, 7143
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren verilen düzeltme
beyannameleri ile Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında verilen beyannameler
matrah ve vergi artırımının hesabında dikkate alınmayacaktır. Aynı şekilde,
matrah ve vergi artırımına konu dönemlerle ilgili
olarak ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilmiş ve Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ihtilaflı bulunan alacaklarla ilgili olarak
Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak üzere yapılan başvurular nedeniyle
tahakkuk eden alacaklar da matrah ve vergi artırımının hesabında dikkate
alınmayacaktır.

l) 7143
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra
hükümlerinden yararlananlar hakkında 213 sayılı Kanunun 367 nci maddesi
kapsamında inceleme yapılabilecektir. Buna göre, matrah ve vergi
artırımından yararlanılması, matrah ve vergi artırımında bulunulan dönemler
de dâhil olmak üzere, 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yer alan
kaçakçılık fiillerinin işlenip işlenmediğinin tespiti yönünden inceleme
yapılmasına engel teşkil etmeyecektir. Yürütülen bu incelemeler sırasında
söz konusu fiillerin işlendiğinin tespit edilmesi durumunda, aynı Kanunun
367 nci maddesi kapsamında cumhuriyet başsavcılıklarına suç
duyurusunda bulunulması gerekmektedir. Ancak, bu incelemeler sonucunda
matrah ve vergi artırımında bulunulan dönem ve vergiler için tarhiyat
yapılmayacaktır.

m) Gelir
ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah ve vergi artırımında bulunmuş
olmaları, 193 sayılı Kanunun Mükerrer 121 inci maddesi kapsamında vergi
indiriminden yararlanmalarına engel teşkil etmeyecektir.

n) 6736
sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulmuş olması bu
Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımda bulunulmasına engel değildir.

VI- İŞLETME
KAYITLARININ DÜZELTİLMESİNE İLİŞKİN HÜKÜMLER

A- İŞLETMEDE
MEVCUT OLDUĞU HÂLDE KAYITLARDA YER ALMAYAN EMTİA, MAKİNE, TEÇHİZAT VE
DEMİRBAŞLARIN KAYDA ALINMASI

1-Kapsam

7143 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü ile gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerine, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde kayıtlarında yer
almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları yasal kayıtlarına intikal
ettirmek suretiyle, kayıtlarını fiili duruma uygun hale
getirme imkanı sağlanmıştır.

Kayıtlarda bulunmayan
emtia, makine, teçhizat ve demirbaşların kayıtlara intikal ettirilmesine
imkân veren düzenleme, bütün gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini
kapsamaktadır. Uygulama kapsamına; serbest meslek erbabı, ferdi ticari
işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit
şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları,
dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş
ortaklıkları dahil bulunmaktadır.

2-Beyan

Uygulama
kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde
kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat
ve demirbaşlarını  7143 sayılı Kanunun yayımı tarihini
izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31 Ağustos 2018 tarihine
(bu tarih dahil) kadar bu Tebliğin (VI/A-4) bölümünde belirtilen beyanname (Ek:18) ve
ekinde verecekleri envanter (Ek:19)listesi ile katma değer
vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine bildireceklerdir.

Bu kıymetler,
bildirim tarihindeki rayiç bedelle değerlenmek
suretiyle envanter listesinde gösterilecektir.

Rayiç bedel, o
kıymetin değerleme günü itibarıyla normal alım satım bedelidir. Dolayısıyla
bu bedel, mükellefin kendisi tarafından bizzat tespit edilebileceği gibi
bağlı olduğu meslek kuruluşuna da tespit ettirilebilecektir. Bildirilen
kıymetler yasal kayıt süresi içerisinde kayıtlara intikal ettirilecektir.

Bu madde hükmüne
göre bildirilecek emtia;

- Alım satım
işletmelerinde satışa hazır malları,

- İmalatçı
işletmelerde ise hammadde, malzeme, yarı mamul ve mamul malları

ifade etmektedir.

Aynı şekilde
inşaat işletmelerinin (yıllara sari inşaat ve onarım işi, kat
karşılığı veya kendi adlarına inşaat yapıp satanlar) varsa inşa edilen ve
emtia niteliğindeki taşınmazları (daire, dükkan vb.) ile üretimde
kullandıkları demir, çimento, tuğla gibi ilk madde ve malzemelerini veya
yarı mamullerini de bildirmeleri mümkündür.

Beyan edilecek
olan kayıt ve tescile tabi kıymetler, kayıt ve tescil için kullanılan
bilgiler (numara, harf, işaret, marka vb.) belirtilmek
suretiyle envanter listesinde beyan edilecektir. Kayıt ve tescile
ilişkin gerekli bilgileri içermeyen kıymetlerin, beyandan önce ilgili kamu
idarelerine başvurularak kayıt ve tescil ettirilmesi ve alınan kayıt ve
tescil bilgileri ile beyan edilmesi gerekmektedir. Söz konusu kıymetlerin
satışına ilişkin olarak düzenlenecek belgelerde kayıt ve tescil bilgilerine
de yer verilecektir.

3- Bildirilen
Malların Satış Bedeli ve Amortisman Uygulaması

7143 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre kayıtsız mal
bildiren mükellefler, bu malları satmaları hâlinde, defterlere kaydedilecek
satış bedeli kayıtlı değerinden düşük olamayacaktır. Gerçek satış bedelinin
kayda alınan bedelden düşük olması hâlinde, kazancın tespitinde kayıtlı
bedel dikkate alınacaktır.

Bildirime dahil
edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler
için amortisman ayrılmayacaktır.

4- Vergisel
Yükümlülükler

a) 7143
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi
uyarınca kendilerince veya ilgili meslek kuruluşlarınca belirlenecek rayiç
bedel üzerinden beyan edilerek kayıtlara intikal ettirilecek;

- Teslimleri
genel orana (%18) tabi makine, teçhizat ve demirbaşlar ile emtianın rayiç
bedeli üzerinden %10 oranı,

- Teslimleri
indirimli orana (%1, %8) tabi makine, teçhizat ve demirbaşlar ile emtianın
rayiç bedeli üzerinden ise tabi oldukları oranın yarısı

esas alınmak
suretiyle KDV hesaplanarak, örneği bu Tebliğ ekinde yer alan (Ek:18) KDV
stok beyanına ilişkin beyanname ile kağıt ortamında veya 340 ve 346 Sıra
No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar
doğrultusunda elektronik ortamda sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
Beyanname, en geç 31 Ağustos 2018 tarihine (bu
tarih dahil) kadar verilecek ve tahakkuk edecek vergi de aynı süre
içinde ödenecektir.

Örnek 1- Mükellef
(A) kayıtlarında yer almayan emtia dolayısıyla beyanname ve
eki envanter listesini 10/7/2018 tarihinde vermiştir. Mükellef
(A), söz konusu beyannameye göre tahakkuk eden vergiyi en geç Kanunun
6 ncı maddesinden yararlanma süresinin son günü olan 31/8/2018 tarihine
kadar ödeyebilecektir.

KDV
beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, söz
konusu beyannameyi de 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
vermek zorundadırlar.

b) 7143
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine
göre beyan edilecek özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarları, aynı fıkranın (c)
bendi uyarınca beyan edilecek KDV matrahını oluşturan rayiç bedelin
tespitinde dikkate alınmış olacağından, bu şekilde beyan
edilen ÖTV’nin KDV matrahına ayrıca dahil edilmesi söz
konusu değildir.

c) Teslimleri
KDV’den müstesna olan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarla ilgili
olarak bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir.

ç) Beyan
edilen emtiaya ait hesaplanarak ödenen KDV, 1 No.lu KDV beyannamesinde
genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapılabilecektir.

Ancak, kayıtlarda
yer almayan makine, teçhizat ve demirbaşların rayiç bedeli üzerinden
hesaplanarak ödenen KDV’nin indirimi mümkün olmayıp, bu tutar, verginin
ödendiği yılın gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının belirlenmesinde
gider olarak dikkate alınabilecektir.

d) 3065
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; fiili ya
da kaydî envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun
tespiti hâlinde, bu alışlar nedeniyle, ziyaa uğratılan KDV’nin,
belgesiz mal bulunduran mükelleften aranacağı, bu uygulamaya göre yapılan
tarhiyata da vergi ziyaı cezası uygulanacağı hüküm altına
alınmıştır.

7143 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre,
kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar için yukarıda
(a) bölümünde belirtilen şekilde sorumlu sıfatıyla KDV beyan eden ve ödeyen
mükellefler bakımından 3065 sayılı Kanunun söz konusu hükmü
uygulanmayacaktır.

Buna göre, söz
konusu hüküm kapsamında beyanda bulunan mükelleflere, 3065 sayılı Kanunun
(9/2) maddesi hükmü uyarınca belgesiz mal bulundurduğu gerekçesiyle malın
emsal bedeli üzerinden cezalı olarak re’sen tarhiyat
yapılmayacaktır.

5- Beyan
Edilerek Ödenen KDV’nin İade Konusu Yapılıp Yapılamayacağı

3065 sayılı
Kanunun 29/2 ve 32 nci maddeleri uyarınca, söz konusu maddelerde
belirtilen işlemler nedeniyle yüklenilen vergiler, indirim yoluyla telafi
edilememeleri hâlinde iade konusu yapılabilmektedir.

Bu çerçevede,
7143 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinden faydalanarak, kayıtlarda
yer almayan emtia dolayısıyla hesapladıkları KDV’yi bu Tebliğin (VI/A-4)
bölümünde belirtildiği şekilde beyan edip ödeyen ve bu vergiyi indirim
hesaplarına intikal ettiren mükellefler tarafından, beyana konu emtianın,
3065 sayılı Kanun uygulamasında iade hakkı tanınan işlemlerde kullanılması
durumunda, beyan edilerek ödenen ve indirim hesaplarına alınan söz konusu
verginin yüklenilen verginin hesabında dikkate alınması ve dolayısıyla iade
konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan,
makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle bahse konu uygulama kapsamında
beyan edilerek sorumlu sıfatıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması
mümkün olmadığından, bu verginin iadesi de söz konusu olmayacaktır.

6- ÖTV
Kapsamındaki Mallar İçin ÖTV’nin Beyanı ve Ödenmesi

7143 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendiyle, ÖTV’nin konusuna giren malları bu madde kapsamında
beyan eden ve alış belgelerini ibraz edemeyen mükelleflerin, bu malların
beyan tarihindeki miktarı ve emsal bedeli üzerinden geçerli
olan ÖTV’yi bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde
belirtilen beyanname verme süresi içinde ayrı bir beyanname ile beyan
ederek aynı süre içinde ödemeleri hâlinde, bu mallar bakımından 4760 sayılı
Özel Tüketim Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası
hükmünün uygulanmaması öngörülmüştür. Bu şekilde beyan edilerek ödenen
ÖTV için vergi cezası kesilmeyecektir.

Uygulama
kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde
kayıtlarında yer almayan mallardan 4760 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III)
ve (IV) sayılı listelerde yer alanlar için, beyan tarihindeki miktarları ve
emsal bedelleri ile uygulanmakta olan vergi oranı, maktu ve asgari maktu
vergi tutarlarını dikkate alarak, bu Tebliğin ekindeki (Ek:20)beyannameyi kağıt ortamında
veya 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen
usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda düzenleyecek ve 31
Ağustos 2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar ÖTV (ÖTV
mükellefiyeti bulunmayan ithalatçılar KDV) yönünden bağlı oldukları vergi
dairelerine verecek, hesaplanan ÖTV’yi de bu süre içinde
ödeyecektir. 4760 sayılı Kanun ekindeki her bir liste [(II) sayılı
listedeki kayıt ve tescile tabi araçların her biri] için ayrı beyanname
verilecektir.

7- Beyan
Edilen Kıymetlerin Kayıtlara İntikali

Bilanço esasına
göre defter tutan mükellefler, aktiflerine intikal ettirdikleri emtia için
ayrı; makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte
karşılık hesabı açacaktır.

Emtia için
ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi
hâlinde, sermayenin unsuru sayılacak ve vergilendirilmeyecektir.

Öte yandan,
makine, teçhizat ve demirbaşlar ayrıca envantere kaydedilecek ve ayrılan
karşılık birikmiş amortismanolarak kabul edilecektir.

İşletme hesabı
esasına göre defter tutan mükellefler ise beyan ettikleri emtiayı
defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydedeceklerdir.

Örnek 2- (A) Limited Şirketi,
stoklarında bulunan ancak kayıtlarında yer almayan (Y) emtiasına
ilişkin envanterlistesini hazırlamış ve 12/8/2018 tarihi itibarıyla
beyan etmiştir. Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu emtianın,
kendisi tarafından belirlenen rayiç bedeli 40.000 TL’dir. Şirketin bu
bildirimine ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.

 ________________________12/8/2018 ____________________________

153 TİCARİ
MALLAR                  40.000
TL

191 İNDİRİLECEK
KDV                4.000
TL

                       525 KAYDA
ALINAN
EMTİA                         40.000
TL

ÖZEL KARŞILIK
HESABI  

(7143 sayılı
Kanunun 6/1 md.)

                       360 ÖDENECEK
VERGİ VE
FONLAR             4.000
TL

       (Sorumlu
sıfatı ile ödenecek KDV)

__________________________    /   ______________________________

Bu emtianın
satılması hâlinde kayıtlara intikal ettirilecek satış bedeli 40.000 TL’nin
altında olamayacaktır.

Örnek 3- (B)
A.Ş., kayıtlarında yer almayan makine ve cihazlarını kayda almak
istemektedir. Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu kıymetlerin
mükellefçe belirlenen rayiç bedeli 60.000 TL
olup, envantere alınmasına ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki
şekilde yapılacaktır.

_______________________________  /  _______________________________

253 TESİS
MAKİNA VE
CİHAZLAR                               60.000
TL

689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD.VE ZAR.                          6.000
TL

                               526 DEMİRBAŞ
MAKİNE VE
TEÇHİZAT                  60.000
TL

ÖZEL KARŞILIK
HESABI

(7143 sayılı Kanunun
6/1 md.)

                360 ÖDENECEK
VERGİ VE
FONLAR                          6.000
TL

(Sorumlu
sıfatıyla ödenecek KDV)

________________________________  /
_______________________________

Mükellef, söz
konusu makine ve cihazlarını 31/12/2018 tarihine kadar satarsa,
bu satıştan önce; satmadığı takdirde ise 31/12/2018 tarihinde aşağıdaki
muhasebe kaydını yapacaktır.

________________________________  /  ________________________________

526 DEMİRBAŞ
MAKİNE VE TEÇHİZAT       60.000 TL

       ÖZEL
KARŞILIK
HESABI                         

         (7143
sayılı Kanunun 6/1 md.)

257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR                          60.000
TL

_______________________________  /  _________________________________

Mükellefin,
örneğimizdeki makine ve cihazlarını peşin olarak 70.000 TL’ye satması
hâlinde bu satışa ilişkin yukarıdaki kayıtla birlikte yapılacak muhasebe
kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.

_____________________________  /  ________________________________

100 KASA
HESABI                                             82.600
TL

257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR                  60.000
TL

253 TESİS
MAKİNE VE
CİHAZLAR                   60.000
TL

391 HESAPLANAN
KDV                                   12.600
TL

679 DİĞER
OLAĞANDIŞI

       GELİR
VE
KARLAR                                           70.000
TL

_______________________________  /   _____________________________

8- Beyan
Edilen Kıymetlerin Ba Formu Karşısındaki Durumu

7143 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında beyan edilen
kıymetler rayiç bedelleriyle, Ba formu vermek zorunda olan
mükellefler tarafından söz konusu form ile bildirilmek zorundadır.

Söz konusu
bildirim işlemi, Ba formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne
“Muhtelif Satıcılar (7143 sayılı Kanun Madde 6/1)”, “Vergi Kimlik Numarası”
bölümüne (3333 333 333) yazılmak suretiyle yapılacaktır.

B- KAYITLARDA
YER ALDIĞI HÂLDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN EMTİA

7143 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile
gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, kayıtlarında yer aldığı hâlde
işletmelerinde mevcut olmayan emtialarını, bu Kanunun yayımı tarihini
izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31 Ağustos 2018 tarihine
(bu tarih dahil) kadar fatura düzenlemek ve her türlü vergisel
yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal
ettirmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri
imkanı verilmiştir.

Ayrıca 7143
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile
eczanelere, stoklarında kaydi olarak yer aldığı hâlde fiilen bulunmayan
ilaçları, bu Kanunun yayımı tarihini izleyen üçüncü ayın son iş günü
olan 31 Ağustos 2018tarihine (bu tarih dahil) kadar
maliyet bedeli üzerinden fatura düzenlemek suretiyle kayıtlarından
çıkarabilme imkanı tanınmıştır.

1- Kapsam

Kayıtlarda yer aldığı
hâlde işletmede mevcut olmayan emtiaya ilişkin hüküm, bütün gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına; ferdi
işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit
şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları,
dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş
ortaklıkları dahilbulunmaktadır.

Stoklarda kaydi olarak
yer aldığı hâlde fiilen bulunmayan ilaçlara ilişkin hükümden ise sadece
Eczane Ruhsatnamesi bulunan KDV mükellefleri yararlanabilir.

2- Belge
Düzeni

Madde kapsamında
düzenlenecek faturalarda alıcıya ilişkin bilgiler yerine, “Muhtelif
Alıcılar (7143 sayılı Kanunun 6/2 maddesi çerçevesinde düzenlenmiştir)”
ibaresi yazılacaktır.

 3- Değer
Tespiti

Faturada yer
alacak bedel, söz konusu emtia ile aynı neviden olan emtiaların gayri safi
kar oranı dikkate alınarak tespit edilecektir.

Gayri safi kar
oranının yasal kayıtlardan tespit edilemediği hallerde, mükellefin bağlı
olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas alınacaktır.

Stoklarda kaydi olarak
yer aldığı hâlde fiilen bulunmayan ilaçlar için bu ilaçların eczane
kayıtlarında yer alan maliyet bedelleri esas alınacaktır.

4- Vergisel
Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları

Yukarıda
açıklanan şekilde faturalanan ve yasal defterlere kaydedilen emtia ile
ilgili işlemler, normal satış işlemlerinden bir farklılık arz etmemektedir.

Satış hasılatı yıllık
gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında dikkate alınacaktır.

Bu kapsamda
ödenmesi gereken katma değer vergisi, ilk taksiti beyanname verme süresi
içinde, izleyen taksitler beyanname verme süresini takip eden ikinci ve
dördüncü ayda olmak üzere üç eşit taksitte ödenebilir. Kayıtlarda yer
aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia üzerinden hesaplanan KDV’nin
beyan edildiği dönemde, ödenecek KDV’nin bu kapsamda belirtilen emtia
üzerinden hesaplanan KDV’yi aşması hâlinde, emtia üzerinden hesaplanan
KDV’ye isabet eden kısım üç eşit taksitte ödenebilecek, emtia üzerinden
hesaplanan KDV’yi aşan ödenecek KDV tutarı ise ilgili dönem KDV
beyannamesinin ödeme süresi içinde ödenecektir. Emtia üzerinden
hesaplanan KDV tutarından daha düşük tutarda ödenecek KDV çıkması hâlinde
ise ödenecek KDV tutarı üç eşit taksitte ödenebilecektir. Ancak talep
edilmesi hâlinde, taksitlendirilebilecek tutarın defaten ödenebilmesi de
mümkündür.

Buna göre,
kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtiaya ilişkin
faturada emtianın tabi olduğu oranda KDV hesaplanacak ve bu KDV ilgili
dönem 1 No.lu KDV beyannamesinin “Matrah” kulakçığının, “7143 Sayılı
Kanunun (6/2-a) Maddesi Kapsamındaki Bildirim” tablosuna kayıt yapılarak
beyan edilecektir.

 Söz konusu
beyannamede ödenecek KDV çıkması hâlinde kayıtlarda yer aldığı hâlde
işletmede mevcut olmayan emtiaya ilişkin hesaplanan KDV tutarı, “Ödenmesi Gereken
Katma Değer Vergisi” tutarından düşülecektir. Bu hesaplama sonucu “Bu
Dönemde Ödenmesi Gereken KDV” satırında yer alan tutar, 1 No.lu KDV
beyannamesinin ödeme süresi içinde ödenecektir.

Kayıtlarda yer
aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtiaya ilişkin beyanda bulunanların
1 No.lu KDV beyannamesinde “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” satırında
bir tutar bulunması hâlinde bu Tebliğ ekinde yer alan ek (Ek:21) beyannamenin
verilmesi zorunludur. Taksitlendirme imkanından yararlanmayı
tercih etmeyenlerin, ilgili dönem beyannamesinin “Ödenmesi Gereken Katma
Değer Vergisi” satırında yer alan tutarın tamamını defaten ödemeleri
hâlinde, ek beyanname vermelerine gerek yoktur. 

Ek
beyannamede (Ek:21) daha önce 1 no.lu KDV beyannamesindeki
“Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” tutarından, “Bu Dönemde Ödenmesi
Gereken KDV” satırında yer alan tutar düşülecek ve kalan tutar
taksitlendirilecektir.  “Bu Dönemde Ödenmesi Gereken KDV”
satırında yer alan tutarın “0” olması hâlinde 1 no.lu KDV beyannamesindeki
“Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” tutarı taksitlendirilecektir.

Taksitlendirilecek
tutarın ilk taksiti ek beyannamenin verilme süresi içinde, izleyen
taksitler beyanname verme süresini takip eden ikinci ve dördüncü ayda olmak
üzere üç eşit taksitte ödenecektir.

Kayıtlarda yer
aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtiaya ilişkin beyanlara yönelik
olası hesaplama ve ödeme tablosu aşağıda yer almaktadır.





 



İlgili Dönem Hesaplanan
KDV Toplamı

(TL)



7143 sayılı Kanun

(6/2-a)

Hesaplanan KDV

(TL)



İlgili Dönem İndirim KDV
Toplamı

(TL)



Ödenmesi Gereken KDV

(TL)



1 No.lu KDV Beyannamesi

Ödenecek KDV (TL)



(EK:21) Beyannamesi

Ödenecek KDV (Taksitli)

(TL)






1.Durum



100.000



50.000



200.000



-



-



-






2.Durum



100.000



50.000



20.000



130.000



80.000



50.000






3.Durum



100.000



50.000



120.000



30.000



-



30.000







Yukarıdaki
tablodan da görüleceği üzere ilk durumda 1 No.lu KDV beyannamesinde
“Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” satırında herhangi bir tutar
olmadığından ek beyanname (Ek:21) verilmeyecektir. 2 ve 3
üncü durumlarda ise ek beyannamenin (Ek:21) verilmesi
zorunludur. 

   

Kayıtlarda yer
aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtianın ÖTV’ye tabi olması
hâlinde, ilgili mevzuatına göre hesaplanacak ÖTV’ye faturada yer
verileceği ve bu emtianın tabi olduğu genel beyan usul ve
esasları dahilinde ilgili dönemde beyan edilip ödeneceği
tabiidir.

Stoklarında kaydi olarak
yer aldığı hâlde fiilen bulunmayan ilaçlara ilişkin faturada maliyet bedeli
üzerinden %4 oranında hesaplanan KDV, örneği bu Tebliğ ekinde yer
alan (Ek:22) beyanname ile kağıt ortamında veya
340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul
ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda beyan edilecektir. Beyanname,
en geç 31 Ağustos 2018 tarihine (bu tarih dâhil) kadar
verilecek ve tahakkuk edecek vergi de aynı süre içinde ödenecektir. Ödenen
bu vergi, hesaplanan KDV’den indirilemez, gelir ve kurumlar vergisi
matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınamaz.

Fatura
düzenlenmek suretiyle bu bölümde açıklandığı
şekilde hasılatı kayıtlara intikal ettirilen emtia ve ilaçların
daha önceki dönemlerde satıldığının tespit edilmesi hâlinde, düzeltmeye
tabi tutulmuş stoklarla ilgili olarak geçmişe yönelik tarhiyat
yapılmayacağı gibi ceza ve faiz de uygulanmayacaktır.

a) Bilanço
Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler

Kayıtlarda yer
aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia nedeniyle düzenlenen fatura
bedeli “600 Yurtiçi Satışlar”, faturada hesaplanan katma değer vergisi de
“391 Hesaplanan KDV” hesabına alacak yazılmak suretiyle kayıtlara intikal ettirilecektir.
Bu hesapların karşılığını teşkil edecek borçlu hesap uygulamayı yapan
mükellefçe gerçeğe uygun olarak tespit edilecektir. Gerçek durum ile
kayıtlar arasındaki farklılık, faturasız satışlardan kaynaklanmakta olup
faturasız satılan malların karşılığında işletme kalemlerinden birinde artış
olması gerekmektedir. Bu artış nakit para, banka, alacak senedi, çek ve
benzeri değerler şeklinde olabilir. Dolayısıyla, mal çıkışı karşılığında
aktif değer olarak işletmede ne varsa veya işletmede beyan tarihinde bu
artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin hesaplara kayıt yapılması
gerekmektedir.

 

Aktif hesaplarda
meydana gelen artışın herhangi bir şekilde tespit edilememesi hâlinde “689 Diğer
Olağan Dışı Gider ve Zararlar” (Gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin
düzenlenmesi sırasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate
alınacaktır.) hesabına borç kaydı yapılacaktır.

Örnek 4- (Y) Limited Şirketi,
kayıtlarında yer aldığı hâlde stoklarında mevcut olmayan emtialarını
faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek istemektedir.
Şirketin, ticaretini yaptığı genel oranda KDV’ye tabi olan (A) malının
kayıtlarda bulunan ancak stoklarda yer almayan miktarı 20 ton olup kendi
kayıtlarına göre bu malın birim maliyeti 15 TL/Kg ve gayrisafi karlılık
oranı ise %10’dur.

(Y) Limited Şirketi
bu mala ilişkin düzenleyeceği faturada 330.000 TL satış bedeli ve 59.400 TL
KDV gösterecektir. Düzenlenen bu faturanın muhasebe kayıtlarına intikali
aşağıdaki şekilde olacaktır.

________________________________   /   ____________________________

689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD. VE
ZAR.                       389.400
TL

       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)

                               600 YURTİÇİ
SATIŞLAR                                  330.000
TL

                                      (7143
sayılı Kanunun 6/2 maddesi)

                               391 HESAPLANAN
KDV                                    59.400
TL

________________________________  /   _____________________________

 

Giderlerin nazım
hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:

___________________________   /   ________________________________

950 KANUNEN
KABUL
EDİLMEYEN                            389.400
TL

        GİDERLER

 

      951 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN        389.400 TL

       GİDERLER
ALACAKLI HESABI

___________________________   /   ________________________________

 

Bu kayıtta yer
alan 689 numaralı hesap yerine gerçek duruma uygun olması hâlinde diğer
hesaplardan; kasa, bankalar, alınan çekler, alıcılar veya alacak senetleri
hesaplarından biri kullanılabilecektir. Örneğin, kayıtsız yapılan satış
karşılığında alacak senedi alınmış olması hâlinde kayıt aşağıdaki şekilde
olacaktır.

________________________________   /   ____________________________

121 ALACAK
SENETLERİ                                                389.400
TL

                             

      600 YURTİÇİ
SATIŞLAR                                  330.000
TL

                               (7143
sayılı Kanunun 6/2 maddesi)

                              391 HESAPLANAN
KDV                                    59.400
TL

________________________________  /   _____________________________

Örnek 5- (Z)
Eczanesi, stoklarında kaydi olarak yer aldığı hâlde fiilen bulunmayan
ilaçları faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek
istemektedir.

(Z) Eczanesi,
stoklarında bulunmayan ve maliyet bedeli 100.000 TL olan ilaçlar için
düzenlediği faturada 4.000 TL KDV
hesaplayarak 27/8/2018 tarihinde beyan etmiştir. (Z) Eczanesi,
söz konusu beyannameye göre tahakkuk eden vergiyi en
geç 31/8/2018 tarihine kadar ödemesi gerekmektedir. Düzenlenen bu
faturanın muhasebe kayıtlarına intikali aşağıdaki şekilde olacaktır.

________________________________   /   ____________________________

689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD. VE
ZAR.                       104.000
TL

       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)

 

                               600 YURTİÇİ
SATIŞLAR                                  100.000
TL

                                      (7143
sayılı Kanunun 6/2 maddesi)

                               360 ÖDENECEK
VERGİ VE
FONLAR                 4.000
TL

________________________________  /   _____________________________

b) İşletme
Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler

Kayıtlarda yer
aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia ve ilaçlar nedeniyle düzenlenen
faturalar, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerce yasal
defterlerine hasılat olarak kaydedilecektir.

5- Kayıtlarda
Yer Aldığı Hâlde İşletmede Mevcut Olmayan Emtianın Bs Formu
Karşısındaki Durumu

Kayıtlarda yer
aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia nedeniyle düzenlenen
faturalar, Bs formu vermek zorunda olan
mükelleflerce, Bs formu ile bildirilmek zorundadır.

Söz konusu
bildirim işlemi, Bs formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne
“Muhtelif Alıcılar (7143 sayılı Kanun Madde 6/2)”, “Vergi Kimlik Numarası”
bölümüne (4444 444 444) yazılmak suretiyle yapılacaktır.

C- KAYITLARDA
YER ALDIĞI HÂLDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN KASA MEVCUDU VE ORTAKLARDAN
ALACAKLARIN BEYANI

7143 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü ile bilanço esasına
göre defter tutan kurumlar vergisi
mükelleflerine, 31/12/2017 tarihi itibarıyla düzenledikleri
bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa
mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri
dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından
alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar
arasındaki net alacak tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer
alan işlemlerini bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna
kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve
böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.

1- Kapsam

Bu hüküm, sadece
bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerini
kapsamaktadır.

2- Bilanço
Düzenleme ve Beyan

Bilanço esasına
göre defter tutan kurumlar vergisi
mükellefleri, 31/12/2017 tarihi itibarıyla düzenledikleri
bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan;

-Kasa
mevcutlarını,

-İşletmenin esas
faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer
nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile
ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını,

-Bunlarla ilgili
diğer hesaplarda yer alan işlemlerini

7143 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın son günü olan 31
Ağustos 2018 tarihine (bu tarih dahil) kadar vergi
dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebileceklerdir (Ek:
23).

Düzeltme
uygulamasında, kasa mevcutları ile ortaklardan net alacak tutarlarıyla
ilgili olmakla beraber başka hesaplarda takip edilen tutarların da dikkate
alınması mümkündür.

Kanunun
6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca verilmesi gereken
ve elektronik ortamda gönderilebilen beyannamenin, kurumlar vergisi
beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur. Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu
bulunmayanlarca, söz konusu beyan kurumlar vergisi mükellefiyeti yönünden
bağlı olunan vergi dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.

İşletmenin esas
faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer
nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile
ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının belirlenmesinde,
başka hesaplarda takip edilen tutarlar da dikkate alınarak tek düzen hesap
planında yer alan "131. Ortaklardan Alacaklar" ve "231.
Ortaklardan Alacaklar" toplamından "331. Ortaklara Borçlar"
ve "431. Ortaklara Borçlar" toplamının çıkarılması sonucunda
kalan net tutar esas alınacaktır.

Söz konusu beyan
sonucunda aşağıdaki esaslara göre kayıtlar düzeltilebilecektir.

3- Vergisel
Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları

Bilançolarında
görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan
alacaklar tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan
işlemlerini düzeltmek için beyanda bulunan mükellefler, beyan edilen
tutarlar üzerinden %3 oranında vergi hesaplayacak ve hesaplanan vergiyi
beyanname verme süresi içinde ödeyeceklerdir. Bu süre içerisinde ödenmeyen
bu vergiler 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme zammıyla birlikte
takip edilecektir.

Söz konusu
tutarların beyanı üzerine, defter kayıtlarının düzeltilmesi gerekeceği
tabiidir.

Örnek 6- (A)
A.Ş.’nin 31/12/2017 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda
kasa hesabında 300.000 TL görülmekle birlikte fiilen kasada bulunmayan
tutar 290.000 TL’dir. Şirketin dönem içindeki faaliyetleri
sonucunda, beyan tarihi olan 27/7/2018 tarihi itibarıyla kasa
hesabının mevcudu 400.000 TL olarak görülmektedir.

Anılan mükellef,
her ne kadar beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu 400.000 TL olsa da,
31/12/2017 tarihli bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih
itibarıyla var olan kasa mevcudu içinde fiilen kasada bulunmayan tutarları
esas alacak, bu tutarın 290.000 TL olması nedeniyle, bu tutarı beyan edecek
ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi
sonuna (31/8/2018 tarihine) kadar ödeyecektir.

Bu çerçevede;

Beyan
tutarı         : ....................................................... 290.000
TL

Hesaplanan
vergi: ..................................(290.000 x %3=) 8.700 TL

Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.

- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından
düşülmesi:

 ___________________________ 27/7/2018 __________________________

 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.            290.000
TL

       (7143
sayılı Kanun 6/3 md.)

       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)

                                100 KASA                                                       290.000
TL

______________________________
/ _______________________________

- Verginin
hesaplanması:

 __________________________ 27/7/2018 __________________________

 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD. VE  ZAR.                 8.700
TL

        (7143
sayılı Kanun 6/3 md.)     

        (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)

                                360 ÖDENECEK
VERGİ VE FONLAR       8.700 TL

_____________________________
/ ________________________________

 

- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan
giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:

 ___________________________ 27/7/2018 __________________________

 950 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN            298.700
TL

       GİDERLER

                                    951 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN       298.700 TL

                                         GİDERLER
ALACAKLI HESABI

_____________________________
/ ________________________________

Örnek 7- (K)
A.Ş.’nin, 31/12/2017 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda
kasa hesabında 400.000 TL görülmekte olup dönem içindeki faaliyetleri
sonucunda, beyan tarihi olan 20/7/2018 tarihi itibarıyla kasa mevcudu
220.000 TL’dir.

Anılan mükellef,
her ne kadar, 31/12/2017 tarihli bilançosunu baz almak suretiyle
bu tarih itibarıyla var olan kasa mevcudu 400.000 TL olsa da beyan tarihi
itibarıyla kasa mevcudu 220.000 TL olduğundan, fiilen kasada bulunmayan
kısım esas alınmak suretiyle en fazla bu tutar (220.000 TL) kadar beyanda
bulunabilecektir.

Bu tutarın
200.000 TL'lik kısmının kasada fiilen bulunmadığı varsayıldığında beyan
edilecek tutar ve üzerinden hesaplanacak vergi aşağıdaki gibi olacaktır.

Beyan
tutarı          : ............................................ 200.000
TL

Hesaplanan vergi
: .……………..(200.000 x %3=) 6.000 TL

Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.

- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından
düşülmesi:

 ___________________________20/7/2018__________________________

 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.                 200.000
TL

       (7143
sayılı Kanun 6/3 md.)

       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)

                                                   100  KASA                                      200.000
TL

_____________________________
/ ________________________________

 

 - Verginin
hesaplanması:

 ___________________________20/7/2018__________________________

 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.                 6.000
TL

       (7143
sayılı Kanun 6/3 md.)

       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)

                                    360 ÖDENECEK
VERGİ
VE FONLAR            6.000
TL

_____________________________
/ ________________________________

- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan
giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:

 ___________________________ 20/7/2018__________________________

950 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN           206.000
TL

       GİDERLER

                                    951 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN       206.000 TL

                                          GİDERLER
ALACAKLI HESABI

_____________________________
/ ________________________________

Örnek 8- (C)
A.Ş.’nin, 31/12/2017 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve
ortaklara borç tutarları, bilanço hesapları itibarıyla aşağıdaki gibi olup,
beyan tarihi olan 20/6/2018 tarihi itibarıyla bu tutarların değişmediği
varsayılmıştır. Ayrıca, mükellef kurumun ortaklardan alacaklar hesabında
izlenmesi gerekirken “126. Diğer Çeşitli Alacaklar” hesabında izlediği
100.000 TL bulunmaktadır.

- 126. Diğer
Çeşitli Alacaklar hesabı........................... 100.000 TL

- 131.
Ortaklardan Alacaklar hesabı........................... 200.000 TL

- 231.
Ortaklardan Alacaklar hesabı........................... 150.000 TL

- 331. Ortaklara
Borçlar hesabı.................................. (170.000)TL

- 431. Ortaklara
Borçlar hesabı.................................  (120.000)TL

Bu çerçevede;

Beyan
tutarı        :. [100.000+(200.000+150.000)-(170.000+120.000)
=] 160.000 TL

Hesaplanan
vergi: ............................................................. (160.000
x %3=) 4.800 TL

olacaktır.

Anılan mükellef,
söz konusu tutarı beyan etmesi hâlinde beyan edilen bu tutar üzerinden
hesaplanan vergiyi beyanname verme süresinde ödeyecektir.

Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.

- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:

  ___________________________ 20/6/2018 __________________________

 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.                 160.000
TL

      (7143
sayılı Kanun 6/3 md.)

      (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)

                             126 DİĞER
ÇEŞİTLİ
ALACAKLAR                
100.000 TL

                             131 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR               30.000
TL

                             231 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR               30.000
TL

____________________________
/ ________________________________

 

- Verginin
hesaplanması:

 ___________________________ 20/6/2018 __________________________

 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.                     4.800
TL

        (7143
sayılı Kanun 6/3 md.)

        (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)

                                    360 ÖDENECEK
VERGİ
VE FONLAR           4.800
TL

_____________________________
/ ________________________________

- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan
kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider
olarak) kaydı:

 ___________________________ 20/6/2018 __________________________

 950 KANUNEN
KABUL
EDİLMEYEN                       164.800
TL

       GİDERLER

                                    951 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN       164.800 TL

                                         GİDERLER
ALACAKLI HESABI

_____________________________
/ ________________________________

Bu madde
kapsamında beyan edilen kasa mevcutları ve ortaklardan net alacak tutarları
ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerin, dileyen
mükelleflerce “689. Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı yerine
bilançonun aktifinde herhangi geçici bir hesapta izlenmesi mümkündür. Söz
konusu geçici hesapta izlenen tutarın herhangi bir şekilde kurum kazancının
tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı tabiidir.

Örnek 9- (Y) Limited Şirketinin, 31/12/2017 tarihli
bilançosunda ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları bilanço
hesapları itibarıyla aşağıdaki gibidir.

- 231.
Ortaklardan Alacaklar
hesabı ........................................ 400.000 TL

- 431. Ortaklara
Borçlar hesabı ..............................................
 (160.000) TL

Beyan tarihi
itibarıyla ise ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları şu
şekildedir.

- 131.
Ortaklardan Alacaklar
hesabı......................................... 100.000 TL

- 231.
Ortaklardan Alacaklar
hesabı ........................................ 360.000 TL

- 331. Ortaklara
Borçlar hesabı ..............................................
 (200.000) TL

 

Bu çerçevede,
beyan tarihi itibarıyla ortaklardan (net) alacak tutarı;

[(100.000 +
360.000) - (200.000) =]  260.000 TL olsa da

31/12/2017 tarihi
itibarıyla ortaklardan (net) alacak tutarı;

(400.000 -
160.000 =) 240.000 TL’dir.

Buna göre;

Beyan
tutarı        :................................ (400.000
- 160.000 = )    240.000 TL

Hesaplanan
vergi:...................................... (240.000 x %3 =
)         7.200 TL

olacaktır.

Anılan mükellef,
söz konusu tutarı beyan etmesi hâlinde beyan edilen tutar üzerinden
hesaplanan vergiyi beyanname verme süresinde ödeyecektir.

Öte yandan,
(Y) Limited Şirketinin 31/12/2017 tarihli
bilançosundaki "231. Ortaklardan Alacaklar" hesabında görülen
tutarın 100.000 TL’lik kısmı dönemsellik ilkesi uyarınca "131.
Ortaklardan Alacaklar" hesabına aktarılmıştır.

Mükellef, bu
beyanıyla ilgili muhasebe kayıtlarını yaparken düzeltmeden kaynaklanan
işlemler nedeniyle “689. Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı yerine
bilançonun aktifinde bir geçici hesap oluşturma tercihinde bulunmuştur.

- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:

 _____________________________
/ ________________________________

 296 GEÇİCİ
HESAP                                                      240.000
TL

       (7143
sayılı Kanun 6/3 md. uyarınca düzeltme hesabı)

                                   131 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR                   100.000
TL

                                   231 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR                   140.000
TL

_____________________________
/ ________________________________

- Verginin
hesaplanması:

 _____________________________
/ ________________________________

 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD. VE  ZAR.     7.200
TL

        (7143
sayılı Kanun 6/3 md.) 

        (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)

                                    360 ÖDENECEK
VERGİ VE
FONLAR                 7.200
TL

_____________________________
/ ________________________________

- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan
kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider
olarak) kaydı:

 _____________________________
/ ________________________________

 950 KANUNEN
KABUL
EDİLMEYEN                            7.200
TL

        GİDERLER

                                 951 KANUNEN
KABUL
EDİLMEYEN                7.200
TL

                                       GİDERLER
ALACAKLI HESABI

_____________________________
/ ________________________________

Öte yandan,
mükelleflerce kâr dağıtımı yapılması hâlinde, ticari bilanço açısından
dağıtılabilir ticari kar tutarı, 7143 sayılı Kanunun
6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında beyan edilen ve
"689. Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar" hesabı altında
muhasebeleştirilen tutarlar dikkate alınmaksızın tespit olunacaktır.

4- Esas
Alınacak Bilanço

Kanunun
6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında beyanda bulunacak mükelleflerin,
kurumlar vergisi beyannamesi ekinde vermiş
oldukları 31/12/2017 tarihli bilançolarını dikkate almaları
gerekmektedir.

Özel hesap
dönemi kullanan mükellefler ise 2017 yılı içerisinde sona eren hesap
dönemlerine ilişkin olarak vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamesi
ekinde yer alan bilançolarını esas alacaklardır.

Dolayısıyla,
mükelleflerin kanuni süresinden sonra verdikleri düzeltme beyannamelerinin
ekinde yer alan bilançoları dikkate alınmayacaktır.

5- Diğer
Hususlar

a) 7143
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ödenen
vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmeyecektir.

b) Bu
kapsamda beyan edilen tutarlar ile ödenen vergiler, kurumlar vergisi
matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir.

c) Kurumlar
vergisi mükelleflerince 7143 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin
üçüncü fıkrası hükmü uyarınca yapılan beyanla ilgili olarak, söz konusu
tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kâr dağıtımına
bağlı vergi tevkifatına yönelik ilave bir tarhiyat
yapılmayacaktır.

ç) 7143
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü kapsamında
beyanda bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu beyanları nedeniyle
2018 yılı geçici vergi beyannamelerinde düzeltme gerektiği takdirde
beyanname verme süresi içinde gerekli düzeltme işlemlerinin yapılması
mümkün bulunmaktadır.

Bu çerçevede,
hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan kurumlar vergisi mükelleflerinin
anılan madde kapsamında yapacakları beyanları nedeniyle, ilgili dönem
matrahlarında bir düzeltme ihtiyacı doğması hâlinde, beyan tarihi
itibarıyla 2018 hesap döneminin sona ermiş bulunan geçici vergilendirme
dönemlerine ait geçici vergi beyanlarını 31 Ağustos 2018 tarihine
(bu tarih dahil) kadar düzeltebilmeleri mümkün bulunmaktadır. Özel
hesap dönemi kullanan mükelleflerin ise anılan madde kapsamında yapacakları
beyanları nedeniyle düzeltme gerekmesi hâlinde, beyan tarihi itibarıyla
cari hesap döneminin sona ermiş bulunan geçici vergi beyanlarını aynı
tarihe kadar düzeltebilmeleri mümkündür.

Bu kapsama giren
düzeltme işlemleri nedeniyle vergi dairelerince yapılacak ek tarhiyatlar
için herhangi bir ceza veya faiz aranmayacaktır.

d) Tam
tasdik sözleşmesi çerçevesinde daha önceki dönemlerine ilişkin rapor
düzenlenmiş bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, 7143 sayılı Kanunun
6 ncı maddesi hükmünden yararlanmaları hâlinde, raporu düzenleyen
yeminli mali müşavirlerin bu işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğu
aranmayacaktır.

VII– ORTAK
HÜKÜMLER

A- TAKSİTLERİN
SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinde, Kanuna göre yapılandırılan alacakların
taksitlerinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, Kanun
hükümlerinden yararlanabilme koşullarına yönelik düzenlemeler yer
almaktadır.

1- Süresinde
Ödenmeyen Taksitler

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasında “(6) Bu Kanuna göre
ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi
koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az
taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya
eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin
tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen
her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen
gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi
şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin
süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer
taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden
fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde matrah ve
vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun
hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm her bir madde ve
alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için
ayrı ayrı uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre,
Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam
olarak ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en fazla
iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, Kanun
hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacak ve ödenmeyen veya eksik ödenen taksit
tutarlarının borçlunun başvuru sırasında tercih ettiği taksitlendirme
süresinin son taksitini izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen
her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen
gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi
şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.

Dolayısıyla,
Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden;

- İlk ikisinin
süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

- Bir takvim
yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

- Süresinde
ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son
taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,

hâlinde Kanun
hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.

Bu durumda, Kanun
kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam
olarak ödenmesi Kanundan yararlanma hakkının devamı için zorunlu
olduğundan, taksitli ödeme seçeneğini tercih eden borçluların Eylül ve
Kasım 2018 (belediyeler ile bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz
kuruluşlar için Eylül ve Ekim 2018) taksitlerini süresinde ve tam olarak
ödemeleri gerekmektedir.

Bu hüküm, her bir
madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için
ayrı ayrı uygulanacaktır.

Ayrıca, Kanunun 9
uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası gereğince, aynı
maddenin onyedinci ve onsekizinci fıkra hükümlerine
göre 213 sayılı Kanun kapsamında ilan edilen mücbir sebep halleri ile
ilgili olarak 7143 sayılı Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk
ikisinin ödeme süresinin uzatılması hâlinde, bu taksitler için süresinde ve
tam olarak ödenme şartı aranılmayacaktır. Bununla birlikte, süresinde
ödenmeyen taksitler hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı tabiidir.

Bu Tebliğin
(II/D-10) bölümünde de belirtildiği gibi Kanun hükümlerine göre borçlarını
yapılandıran belediyeler ile bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini
haiz kuruluşlarca ödenmesi gereken taksit tutarlarının, 5779 sayılı
Kanuna göre belediyelerin genel bütçe vergi
gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan paylarından tahsil
edilmesi gerekmekle birlikte, 5779 sayılı Kanuna göre yapılacak
kesintilerin Bakanlar Kurulunca durdurulması hâlinde, aylık taksitlerin
ödeme süreleri kesinti yapılmayan aylar için de durdurulacağından taksit
ödemeleri yönünden bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

2) İhlal
Nedeni Olmayan Eksik Ödemeler

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin yedinci fıkrasında “(7) Bu Kanunun 3 üncü
maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 8 inci maddesinin altıncı fıkrasında,
vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının %10’unu
aşmamak şartıyla 10 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik
ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü
yer almaktadır.

Bu hükme göre,
taksitler için yapılan ödemelerde her bir taksite yönelik 10 Türk lirasına
kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmamıştır. Bununla birlikte, taksit tutarının
%10’u 10 Türk lirasının altında ise yüzde %10 tutarına isabet eden tutar
kadar eksik ödeme ihlal sebebi sayılmayacaktır. Ancak, bu tutarları aşan
eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.

3) İhlal
Hâlinde Kanun Hükümlerinden Yararlanma

a) Kanunun
9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında, Kanun kapsamına giren alacakların
aynı maddenin altıncı fıkrasında belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş
olması hâlinde, borçluların ödedikleri tutar kadar Kanun hükümlerinden
yararlanacağı düzenlenmiştir.

Buna göre, Kanun
kapsamında taksitlendirilen alacakların Kanunda öngörülen süre ve şekilde
tamamen ödenmemesi hâlinde, bu Tebliğin (IV/B-1-ç) ve (V/E-1) bölümlerinde
yer alan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla borçlular yaptıkları ödemeler
nispetinde Kanun hükümlerinden yararlandırılacaktır.

Örnek 1- Mükellef,
7143 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında olan kesinleşmiş
borçları için maddeden yararlanma talebinde bulunmuştur.

Mükellefin
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kapsama giren borçları aşağıdaki
şekildedir:

 




2016 takvim
yılı gelir vergisi



:



7.000,00 TL






Gelir vergisine
ilişkin gecikme zammı



:



1.133,58 TL






26/8/2016 vadeli
gelir (stopaj) vergisi



:



2.500,00 TL






Gelir (stopaj)
vergisine ilişkin gecikme zammı



:



724,52 TL






TOPLAM



:



11.358,10 TL





 

Vergi asıllarına
vade tarihleri ile Kanunun yayımı tarihine kadar gecikme zammı yerine
hesaplanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve tutarları aşağıdaki gibidir:

 




Gelir Vergisi
I. Taksit Tutarı İçin



:



3.500  x %4,7489     =



166,21 TL






Gelir Vergisi
II. Taksit Tutarı İçin



:



3.500  x %3,3489     =



117,21 TL






Gelir (stopaj)
Vergisi İçin



:



2.500  x %7,4057     =      



185,14 TL






TOPLAM (Yİ-ÜFE)



:



 



468,56 TL






KATSAYISIZ
GENEL TOPLAM

 



:

 



               (9.500
+ 468,56=)9.968,56 TL





Mükellef, vergi asılları
ile hesaplanan Yİ-ÜFE tutarları toplamını madde kapsamında 6 eşit taksitte
ödemeyi tercih etmiştir.

Ödenecek Taksit
Tutarları        = [(Vergi Asılları
+ Toplam Yİ-ÜFE Tutarı) x 1,045] /6

                                                    
 = [(9.500 + 468,56) x 1,045 ] / 6

                                                    
 = 1.736,19 TL

Mükellef madde
hükmüne göre 5 taksiti süresinde ödemiş ancak, son taksit için herhangi bir
ödeme yapmamıştır.

Bu durumda,
mükellefin yaptığı ödemeler, vadesi önce gelen borçlardan başlanarak her
bir dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemeler belirtilen
şekilde mahsup edildikten sonra alacağın tamamen tahsil edilemediği
dönemlerde madde hükmü ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde, kısmi ödeme
olan döneme ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar madde hükmünden
yararlanılacaktır.

Mükellefin madde
hükmünden yararlanacağı tutar hesaplanırken, yapılandırılan borcun katsayı
tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.

Buna göre, madde
kapsamında yapılandırılan toplam alacak tutarı 9.968,56 TL olup
bu tutara karşılık 5 taksit içerisinde ödenen tutar [(9.968,56 /
6=) 1.661,43 x 5=]8.307,15 TL’dir.

Mükellefin vadesi
önce gelen borcu yıllık gelir vergisi olduğundan, 8.307,15 TL yapılan ödeme
tutarı, ilk önce yıllık gelir vergisi ile buna isabet eden Yİ-ÜFE tutarı
toplamına (7.000 + 283,42=)7.283,42 TL mahsup edilecektir. Bu şekilde
yapılan mahsup sonucunda mükellef, 31/3/2017 ve 31/7/2017 vadeli
gelir vergisi ve buna ilişkin gecikme zammı için maddeden yararlanmış
olacaktır.

Mahsuptan sonra
kalan (8.307,15 – 7.283,42 =)1.023,73 TL tutar, gelir (stopaj) vergisi ve
bu vergiye ilişkin Yİ-ÜFE tutarı toplamı olan 2.685,14 TL’yi
karşılayamadığından bu dönem borcu için madde hükümleri ihlal edilmiş
sayılacaktır.

Bu durumda,
yapılan ödeme tutarı kadar maddeden yararlanılacaktır. Ödeme tutarından
vergi aslına isabet eden tutar;

 





Vergi aslına isabet eden tutar



=



   (Vergi Aslı) x
(Yapılan Ödemeden Kalan Tutar)






   (Vergi Aslı + Yİ-ÜFE
Tutarı)







 

formülü ile bulunacaktır.
Buna göre;

 





Vergi aslına
isabet eden tutar



=



2.500
x 1.023,73



=



   953,14 TL’dir.






     2.685,14







 

Bu tutar, madde
hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (953,14 x %7,4057=)70,59
TL ile birlikte (953,14 + 70,59=)1.023,73 TL olarak alacak aslı ve gecikme
zammına mahsup edileceğinden, gelir (stopaj) vergisinin kalan (2.500 -
953,14=) 1.546,86 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı
ile birlikte tahsil edilecektir.

Örnek 2- Ocak,
Şubat, Mart/2017 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 120.000 TL kurum
geçici vergi tahakkuk etmiştir. Ancak, mükellef 17/5/2017 vadeli
kurum geçici vergi borcunu ödememiştir. Söz konusu geçici vergi, mükellefin
kurumlar vergisi beyannamesini süresi içinde vermesi
nedeniyle, 1/4/2018 tarihinde terkin edilmiş ve 17.640,60 TL
gecikme zammı hesaplanmıştır.

Mükellefin, 7143
sayılı Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak için başvuruda
bulunması hâlinde kurum geçici vergisinin vade tarihinden terkin edildiği
tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.

Bu durumda
uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı %3,6755’dir.

Toplam Yİ-ÜFE
tutarı ise (120.000 x %3,6755=)4.410,60 TL olacaktır.

Mükellefin söz
konusu tutarı 6 eşit taksitte ödemek istemesi durumunda madde kapsamında
toplam ödenecek tutar (4.410,60 x 1,045=)4.609,08 TL olarak bulunacaktır.
Dolayısıyla, bir taksit tutarı (4.609,08 / 6=)768,18 TL olacaktır.

Mükellefin madde
kapsamında ilk 3 taksitini süresinde ödediği, diğer taksitlerini ise
ödemediği varsayıldığında, mükellef ödediği tutar kadar madde hükmünden
yararlanabilecektir. Bu durumda mükellefin madde hükmünden yararlanacağı
tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı
dikkate alınacaktır.

 





Toplam
Gecikme Zammı Tutarı x Ödediği Taksit Tutarları Toplamı (Katsayı Tutarı
Hariç)






Hesaplanan
Yİ-ÜFE Tutarı







 

 





=



17.640,60 x 2.205,30



=



   8.820,30 TL






4.410,60







 

formülü kullanılacak
ve hesaplanan 8.820,30 TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

Kalan (17.640,60
- 8.820,30=)8.820,30 TL gecikme zammının ise takip ve tahsiline devam
edilecektir.

Örnek 3- Bu
Tebliğin II. Bölümündeki 4 numaralı örnekte yer alan mükellefin
maddeye göre belirlenen tutarı 12 taksitte ödemek istediğini, ancak 5
taksiti süresinde ödediğini, kalan 7 taksiti ödemediğini varsaydığımızda,
bu mükellefin madde kapsamında yararlanacağı tutar şu şekilde
hesaplanacaktır.

Mükellefin, 7143
sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılan borç toplamı
[(63.650 + 6.973,53) x 1,105=] 78.039 TL olup (78.039 / 12=) 6.503,25 TL
bir taksitte ödenecek tutardır. Buna göre, mükellef 5 taksitte toplam
(6.503,25 x 5 =)32.516,25 TL ödeme yapmıştır.

Ancak, mükellefin
madde hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun
katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.

Buna göre,
katsayı hariç olmak üzere yapılandırılan alacağa yönelik olarak taksitler
içinde ödenmiş olan tutar, katsayının tatbik edildiği tutarın taksit
sayısına bölünmesi ve ödenen taksit sayısı ile çarpılması sonucunda
bulunacaktır.

Taksitler içinde
katsayı hariç ödenen tutar [(70.623,53 / 12=)5.885,29 x 5=] 29.426,45
TL’dir.

   Mükellefin
maddeden yararlanacağı tutarın yapılandırılan borçlarına
mahsubunda Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılanan
açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.

Mükellefin, 7143
sayılı Kanun gereğince vergi aslından yararlanacağı tutarın “A”
olduğu varsayılmıştır.

 




 A



=



Alacak Aslı (Vergi) x Ödenen Taksit
Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)






Toplam Taksit Tutarı (Katsayı
Tutarı Hariç)






 



 



 





 




A



  =



63.000 x 29.426,45






       
70.623,53





 

    A    = 26.249,98
TL olarak hesaplanacaktır.

Bu tutar, madde hükümlerine
göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (26.249,98 x %7,6391=)2.005,26
TL ile birlikte (26.249,98 + 2.005,26=)28.255,24 TL olarak alacak
aslı ve gecikme zammına mahsup edileceğinden, yıllık gelir vergisinin kalan
(63.000 - 26.249,98=)36.750,02 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak
gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.

Diğer taraftan,
63.000 TL vergi aslı için hesaplanan gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE aylık
değişim oranı uygulanarak hesaplanan 2.160,90 TL Yİ-ÜFE tutarına karşılık
kısmi ödeme nedeniyle mahsup edilecek tutar ile takip edilecek gecikme
faizi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Yıllık gelir
vergisi kanuni süresinde beyan edildiğinde iki eşit taksitte ödenmektedir.
Kanuni süresinden sonra tahakkuk ettirilen yıllık gelir vergisi için
gecikme faizi, taksitlerin kanuni ödeme süreleri dikkate alınarak
hesaplanmaktadır. Bu çerçevede örnek olayda gecikme faizi ve gecikme faizi
yerine tahsil edilecek Yİ-ÜFE tutarının hesabında da yıllık gelir vergisi
taksitlerinin kanuni ödeme süreleri esas alınmıştır.

Mükellefin, Kanun
gereğince gecikme faizinden yararlanacağı tutar (F=F1+F2);

F1= Yıllık
Gelir Vergisi 1. Taksit Tutarına İsabet Eden Gecikme Faizinin Maddeden
Yararlanacağı Tutar: (26.249,98 / 2=)13.124,99 x %5,35= 702,19 TL’dir.

F2= Yıllık
Gelir Vergisi 2. Taksit Tutarına İsabet Eden Gecikme Faizinin Maddeden
Yararlanacağı Tutar: (26.249,98 / 2=)13.124,99 x %1,51= 198,19 TL’dir.

F= 702,19
+ 198,19=900,38 TL olacaktır.

Mükellefin,
10.584 TL gecikme faizi yerine hesaplanmış olan 2.160,90 TL tutarında
Yİ-ÜFE’ye karşılık 900,38 TLtahsil edildiği dikkate
alındığında, bu tahsilata isabet eden gecikme faizi tutarı;

 




F =



Gecikme
Faizi x Ödenen Yİ-ÜFE (Gecikme Faizi Yerine)






Hesaplanan
Yİ-ÜFE (Katsayı Tutarı Hariç)





 




     F



=



10.584 x
900,38






2.160,90





 

     F   =   4.410,02
TL olarak hesaplanacaktır.

(10.584 –
4.410,02=)6.173,98 TL gecikme faizinin takibine devam edilmesi
gerekmektedir.

Mükellefin, 7143
sayılı Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı
tutarın “C” olduğu varsayılmıştır.

 




C



=



Alacak Aslı
(Vergi Ziyaı Cezası) x Ödenen Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı
Hariç)






Toplam Taksit
Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)






 

 



 



 






C



=



63.000
x 29.426,45



 






70.623,53



 





 

C   =   26.249,98
TL olarak hesaplanacaktır.

Bu tutar, madde
hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (26.249,98
x %7,6391=)2.005,26 TL ile birlikte (26.249,98 + 2.005,26=)28.255,24 TL
olarak alacak aslı ve gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Vergi ziyaı cezasından kalan (63.000 – 26.249,98=)36.750,02 TL’si
vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil
edilecektir.

Mükellefin, 7143
sayılı Kanun gereğince özel usulsüzlük cezasından yararlanacağı tutarın “U”
olduğu varsayılmıştır.

 




U



 =



Alacak Aslı
(Özel Usulsüzlük Cezası) x Ödenen Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)






                 Toplam
Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)





 




U



 =



650
x 29.426,45






     70.623,53





 

U  = 270,83
TL olarak hesaplanacaktır.

 

Yapılandırılan
650 TL özel usulsüzlük cezasına karşılık 270,83 TL ödeyen mükellefin
Kanundan ödediği tutar kadar yararlandırılmasında yapılandırma öncesi
tutarında dikkate alınması gerektiğinden, yapılandırma öncesi 1.300 TL
tutarındaki özel usulsüzlük cezasına karşılık Kanundan yararlanılacak tutar
(Y) aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 




Y



=



Yapılandırma Öncesi Alacak Aslı
x Özel Usulsüzlük Cezasına Karşılık Ödenen Tutar

Yapılandırılmış Tutar





 




Y



 =



1.300 x
270,83






650





               

Y =  541,66
TL Kanundan yararlanılacaktır.

  

Borçludan özel
usulsüzlük cezası olarak  (1.300 - 541,66=) 758,34 TL tutar takip
edilecektir.

Yapılan tahsilatlardan bakiye 3.089,80
TL ise katsayı tutarı olup bu tutarla ilgili herhangi bir düzeltme
yapılmayacaktır.

b) 7143
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında, Kanunun 3 üncü
maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla yapılan ödemeler
nispetinde Kanun hükümlerinden yararlanılacağı düzenlenmiştir.

Kanunun 3 üncü
maddesinin dokuzuncu fıkrasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/Ç-1)
bölümünde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Bu itibarla,
yıllık gelir veya kurumlar, gelir (stopaj), kurumlar (stopaj), katma değer
ve özel tüketim vergilerinin Kanunun 2 veya 3 üncü maddeleri kapsamında
yapılandırılarak taksitlendirilmesi hâlinde, Kanunun 9 uncu maddesinin
sekizinci fıkrası kapsamında ödemeler nispetinde yararlanılabilmesi için
taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler
üzerine tahakkuk eden bu vergilerin vadesinde ödenmesi gerekmektedir.

Kanunun 2 ve 3
üncü maddeleri hükümlerine göre yapılandırılan alacaklara ilişkin
taksitlerin, süresinde veya bu bölümde yapılan açıklamalara göre ödenmesine
rağmen, Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yararlanılan
vergi türlerinin taksit ödeme süresince verilen beyannameler üzerine
tahakkuk edenlerin bir takvim yılında her bir vergi türü itibarıyla çok zor
durum olmaksızın ikiden fazla vadesinde ödenmemesi ya da eksik ödenmesi
hâlinde, üçüncü ihlalin yapıldığı vade tarihinin rastladığı ayın sonunda
Kanun hükümleri ihlal edilmiş olacak ve bu tarih itibarıyla, Kanun
kapsamında yapılandırılarak ödenmiş taksit tutarları için Kanun hükmünden
yararlanılacaktır.

Örnek 4- Mükellef,
Kanun kapsamında yapılandırılan katma değer vergisi borcuna ilişkin Eylül,
Kasım/2018 ve Ocak/2019 aylarında ödemesi gereken taksitlerini taksit ödeme
süresi içerisinde ödemiş olmakla birlikte; Kanun kapsamında
yapılandırılmasını talep ettiği katma değer vergisi ile ilgili olarak
Eylül, Ekim, Kasım/2018 aylarında beyanı üzerine tahakkuk eden vergilerini
ödeme süresi içerisinde ödememiştir.

Bu durumda,
mükellef, taksitlendirme süresince tahakkuk eden katma değer vergisini bir
takvim yılında üç defa ödemeyerek Kanundan yararlanma şartını ihlal
ettiğinden, ihlalin gerçekleştiği Kasım/2018 ayına kadar ödediği Eylül,
Kasım/2018 taksit tutarları için 7143 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanacak, Ocak/2019 taksit tutarı için ise anılan Kanun hükümlerinden
yararlanmayacaktır.

Diğer taraftan,
mükellefin Eylül, Kasım/2018 ve Ocak/2019
taksitlerini 30/11/2018 tarihinden önce ödemiş olması hâlinde, bu
taksit tutarlarının tamamı için anılan Kanun hükümlerinden yararlanılacağı
tabiidir.

B- MÜCBİR
SEBEP HALLERİNDE KANUNDAN YARARLANMA

7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin onsekizinci fıkrasında “(18) Bu
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre
mücbir sebep hâli ilan edilmiş ve devam eden yerlerdeki vergi dairelerinde
mükellefiyet kaydı bulunan mükellefler ile Sosyal Güvenlik Kurumunca mücbir
sebep hâli nedeniyle belge verme süresi ve prim ödemelerinin ertelendiği
yerlerdeki kayıtlı işveren, sigortalı ve diğer prim ödeme yükümlülerinin,
bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde başvurmaları, beyan ve bildirim
yükümlülüklerini yerine getirmeleri şartıyla Kanun kapsamında ödenmesi
gereken taksitlerden, mücbir sebep hâli süresi içerisinde ödenmesi gereken
taksitleri, mücbir sebep hâlinin bitim tarihini takip eden aydan başlamak
üzere 6 ay içinde ödenir.” hükmü yer almaktadır.

Buna
göre, 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine istinaden mücbir sebep hâli
ilan edilmiş ve 7143 sayılı Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihi
itibarıyla devam eden Hatay İli Hassa, Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı, Yayladağı
ve Altınözü İlçelerinde, Adıyaman Samsat İlçesinde, Kilis İl genelindeki
vergi dairelerinde mükellefiyet kaydı bulunan mükelleflerin, bu Kanun
hükümlerinden yararlanması durumunda, Kanun kapsamında yapılandırılan
alacakların taksit ödeme süreleri bu fıkra uyarınca belirlenecektir.

VIII–
TAHSİLİNDEN VAZGEÇİLEN ALACAKLAR

7143 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, Maliye Bakanlığına bağlı
tahsil dairelerince takip edilmekte olan belli tutarın altındaki
alacakların tahsilinden vazgeçilmesine yönelik hükümlere yer verilmiştir.

Anılan fıkra
kapsamına;

- Maliye Bakanlığına
bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekte
olan,

-
Vadesi 31/12/2013 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olan,

- Her bir alacak
türü ve dönemi itibarıyla aslı 100 Türk lirasını aşmayan (tutarına
bakılmaksızın bu asıllara bağlı fer’iler dâhil),

- Aslı ödenmiş
fer’i alacaklardan tutarı 200 Türk lirasını aşmayan,

-
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan,

alacaklar girmektedir.

Buna göre,
vergiler, vergi cezaları, kaynak kullanımını destekleme fonu
alacakları, ecrimisil, adli para cezaları, idari para cezaları,
öğrenim ve katkı kredisi alacakları, yiyecek bedelleri gibi 6183 sayılı
Kanun kapsamında takip edilmekte olan tüm amme alacakları bu fıkra
kapsamında terkin edilecektir.

Diğer taraftan,
alacağın gelir kaydedileceği bütçe ayrımı yapılmaksızın Maliye Bakanlığına
bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekte olan
alacakların tamamı, fıkrada belirtilen diğer şartlara sahip olmaları
hâlinde, terkin edilecektir.

Örneğin; 10/12/2003 tarihli
ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanuna ekli (II) sayılı
cetvelde yer alan ve dolayısıyla özel bütçeli olan Yüksek Öğrenim Kredi ve
Yurtlar Kurumunun (YURTKUR) 351 sayılı Kanun kapsamında verdiği öğrenim
kredilerinin süresinde ödenmemesi hâlinde 6183 sayılı Kanun kapsamında
takip ve tahsili için ilgili vergi dairesine gönderilmesi üzerine yapılan
tahsilatlar YURTKUR’a aktarılmaktadır. Bu alacaklar vergi
dairelerince takip edilmekle birlikte fıkra hükmü ile YURTKUR’un;
vadesi 31/12/2013 tarihinden önce olan ve vergi dairesine takip
için aktarıldığı hâlde 7143 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tahsil
edilememiş olan her bir alacak türü ve dönemi itibarıyla alacak aslı 100
Türk lirasını aşmayan ve tutarına bakılmaksızın bu asıllara bağlı fer’i
alacaklar ile aslı ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı 200 Türk lirasını
aşmayan alacakların da tahsilinden vazgeçilecektir. Bu alacak türüyle
ilgili yapılacak terkinde kredinin son taksite ilişkin
vadesinin 31/12/2013 tarihinden önce olması ve ödenmemiş kredi
tutarının toplamının 100 Türk lirasının altında kalması gerekmektedir.

Öte yandan,
fıkrada aranan diğer şartların yanında alacak aslının 100 Türk
lirasını aşmaması hâlinde bu alacak aslı ile tutarına bakılmaksızın bu
asla tatbik edilen fer’ilerin tamamı terkin edilecektir. Ayrıca,
alacak aslı ödenmiş olan fer’i alacaklardan tutarı 200 Türk
lirasını aşmayan alacak tutarları da terkin edilecektir.

Örneğin; 2013
takvim yılının 2 nci geçici vergi dönemine ilişkin beyanname,
süresinde verilmiş olmasına rağmen vergi ödenmemiştir. 2013 takvim yılına
ilişkin yıllık beyanname Mart 2014 ayında süresinde verilmiştir. Ödenmeyen
geçici vergi, yıllık beyanname verilmesi nedeniyle terkin edildiğinden,
geçici verginin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre
için hesaplanan 136 Türk lirası tutarındaki gecikme zammının
tahsil edilmesi gerekmektedir. Ancak, söz konusu gecikme zammının aslı
bulunmadığından ve 200 Türk lirasını aşmadığından bu fıkra kapsamında
tahsilinden vazgeçilecektir.

IX – DİĞER
HUSUSLAR

1- 7143
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde “(1)
a) 6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine göre
yapılandırılan ve anılan Kanunlar kapsamında ödemeleri devam eden
alacaklardan kalan taksitlerin tamamının, bu Kanunun 9 uncu maddesinin
üçüncü fıkrasının;

1) (a)
bendinde belirtilen sürede ödenmesi halinde kalan taksit toplamı içinde yer
alan Yİ-ÜFE tutarlarının %90’ının (kalan tutarın sadece Yİ-ÜFE tutarından
oluşması halinde anılan bendin (3) numaralı alt bendi kapsamında),

2) (b)
bendinde belirtilen sürede ödenmesi halinde kalan taksit toplamı içinde yer
alan Yİ-ÜFE tutarlarının %50’sinin (kalan tutarın sadece Yİ-ÜFE tutarından
oluşması halinde anılan bendin (3) numaralı alt bendi kapsamında),

tahsilinden vazgeçilir.

Bu takdirde,
anılan Kanunlar kapsamında ödenen taksitler için yapılandırma hükümleri
geçerli sayılır ve herhangi bir katsayı düzeltmesi yapılmaz, ödenmemiş
taksitlere ilişkin kalan katsayı tutarlarının tahsilinden
vazgeçilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre,
6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırılan ve ödemeleri
devam eden alacaklardan, kalan taksitlerin tamamının;

- 7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen ilk
taksit ödeme süresinin sonuna (1 Ekim 2018) kadar ödenmesi
halinde bu taksitler içinde yer alan Yİ-ÜFE tutarlarının %90’ının, kalan
taksitlerin sadece Yİ-ÜFE tutarından oluşması halinde bu tutarların
%50’sinin,

- 7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre ilk iki taksit ödeme
süresinin sonuna (30 Kasım 2018) kadar ödenmesi halinde bu taksitler
içinde yer alan        Yİ-ÜFE
tutarlarının %50’sinin, kalan taksitlerin sadece Yİ-ÜFE tutarından oluşması
halinde bu tutarların %25’inin,

tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun 10 uncu
maddesinin birinci fıkrası ile getirilen düzenlemeden yararlanılabilmesi
için ödemenin yapıldığı tarihte 6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanun
hükümlerinin ihlal edilmemiş olması gerekmektedir.

Bu durumda, 6552,
6736 ve 7020 sayılı Kanunlar kapsamında ödenen taksitler için yapılandırma
hükümleri geçerli sayılacak ve herhangi bir katsayı düzeltmesi
yapılmayacaktır. Ancak, kalan taksitlerin tamamının ödenmesi halinde bu
taksitlere ilişkin kalan katsayı tutarlarının tahsilinden vazgeçilecektir.

Diğer taraftan,
7143 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın, 6552, 6736 ve
7020 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırılan ve yararlanma hakkı devam
eden her türlü alacağın 7143 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrası hükmüne göre ödenebileceği tabiidir.

Örnek 1- Mükellef
6736 sayılı Kanunun 2 nci maddesinden yararlanarak kesinleşmiş
borçlarını 18 eşit taksitte ödemeyi tercih etmiştir. Mükellefin anılan
Kanuna göre ödemesi gereken tutarlar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 





Yapılandırılan Toplam
Alacak Aslı Tutarı (TL)



Hesaplanan Toplam Yİ-ÜFE
Tutarı (TL)



Toplam Katsayı Tutarı
(TL)



Ödenecek Toplam Tutar
(TL)



Taksit Tutarı (TL)






540.000



162.000



105.300



807.300



44.850







 

Mükellefin
yapılandırdığı borçlara ilişkin ödeme tablosu ile bu borçlara
karşılık 28/9/2018 tarihi itibarıyla yapılan ödemeler
aşağıda gösterilmiştir.

 





Taksit No



Taksit Vadesi



Alacak Aslı Taksit
Tutarı (TL)



Yİ-ÜFE Tutarı (TL)



Katsayı Tutarı (TL)



Taksit Tutarı (TL)



Yapılan Ödeme (TL)






1



30/11/2016



30.000



9.000



5.850



44.850



44.850






2



31/5/2017



30.000



9.000



5.850



44.850



44.850






3



31/7/2017



30.000



9.000



5.850



44.850



-






4



30/9/2017



30.000



9.000



5.850



44.850



44.850






5



30/11/2017



30.000



9.000



5.850



44.850



44.850






6



31/1/2018



30.000



9.000



5.850



44.850



-






7



31/3/2018



30.000



9.000



5.850



44.850



44.850






8



31/5/2018



30.000



9.000



5.850



44.850



44.850






9



31/7/2018



30.000



9.000



5.850



44.850



-






10



30/9/2018



30.000



9.000



5.850



44.850



-






11



30/11/2018



30.000



9.000



5.850



44.850



-






12



31/1/2019



30.000



9.000



5.850



44.850



-






13



31/3/2019



30.000



9.000



5.850



44.850



-






14



31/5/2019



30.000



9.000



5.850



44.850



-






15



31/7/2019



30.000



9.000



5.850



44.850



-






16



30/9/2019



30.000



9.000



5.850



44.850



-






17



30/11/2019



30.000



9.000



5.850



44.850



-






18



31/1/2020



30.000



9.000



5.850



44.850



-






TOPLAM



540.000



162.000



105.300



807.300



269.100







Mükellef 28 Eylül
2018 tarihinde vergi dairesine başvurarak 6736 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırdığı borçlarından kalan taksitlerin tamamını peşin ödeyerek 7143
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmünden yararlanmak
istediğini belirtmiştir. Vergi dairesince yapılan değerlendirme sonucunda
mükellefin 6736 sayılı Kanun hükümlerini bu tarih itibarıyla ihlal etmediği
anlaşılmıştır.

Mükellef
tarafından, 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borçlarından;

- Süresinde
ödenmemiş olan Temmuz/2017, Ocak/2018 ve Temmuz/2018 taksitleri için taksit
tutarı üzerinden ödeme tarihi olan 28/9/2018 tarihine kadar
hesaplanacak geç ödeme zammının,

- Süresinde
ödenmemiş olan Temmuz/2017, Ocak/2018 ve Temmuz/2018 taksitleri içinde yer
alan alacak asıllarının tamamı ile Yİ-ÜFE tutarının %10’unun,

- Kalan diğer
taksitlerin alacak asıllarının tamamı ile Yİ-ÜFE tutarının %10’unun,

ödenmesi halinde,
6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan ancak ödenmemiş olan taksitler
içinde yer alan katsayı tutarlarının tamamının ve bu taksitler içinde yer
alan Yİ-ÜFE tutarının %90’ının tahsilinden vazgeçilecektir.

Buna göre,
borçludan tahsil edilmesi gereken tutarlar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

a) Ödenecek
Alacak Aslı Tutarının Tespiti

Ödenmemiş toplam
12 taksit içinde (540.000 - 180.000=)360.000 TL alacak aslı bulunmaktadır.

Dolayısıyla,
alacak aslı olarak 360.000 TL ödenecektir.

b) Ödenecek
Yİ-ÜFE Tutarının Tespiti

Ödenmemiş toplam
12 taksit içinde (162.000 - 54.000=)108.000 TL Yİ-ÜFE tutarı bulunmaktadır.
Yİ-ÜFE tutarından %90 oranında indirim yapılması gerektiğinden, Yİ-ÜFE
tutarı olarak (108.000 x %90=)97.200 TL indirim sonucunda borçlu 10.800 TL
ödemede bulunacaktır.

c) Ödenecek
Geç Ödeme Zammı Tutarının Tespiti

Geç ödeme zammı
tutarı, 6736 sayılı Kanuna göre ödenmesi gereken taksit tutarları esas
alınarak aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Geç ödeme zammı
tutarı=Süresinde ödenmemiş taksit tutarı x Süre x Geç ödeme zammı oranı

Temmuz/2017
taksiti için (1/8/2017-28/9/2018 tarihleri arasında geçen süre);

Geç ödeme zammı
tutarı = 44.850 x 14 x %1,4 = 8.790,60 TL’dir.

Ocak/2018 taksiti
için (1/2/2018-28/9/2018 tarihleri arasında geçen süre);

Geç ödeme zammı
tutarı = 44.850 x 8 x %1,4 = 5.023,20 TL’dir.

Temmuz/2018
taksiti için (1/8/2018-28/9/2018 tarihleri arasında geçen süre);

Geç ödeme zammı
tutarı = 44.850 x 2 x %1,4 = 1.255,80 TL’dir.

Süresinde
ödenmemiş taksitler nedeniyle toplam 15.069,60 TL geç ödeme zammı
ödenecektir.

Buna göre, borçlu
tarafından (360.000 + 10.800 + 15.069,60=)385.869,60 TL’nin ödenmesi
halinde, ödenmemiş taksitler içinde yer alan 70.200 TL katsayı tutarı ve
97.200 TL Yİ-ÜFE tutarı olmak üzere toplam 167.400 TL’nin tahsilinden
vazgeçilecektir.

2- 7143
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “b) 6552,
6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine göre yapılandırılan ve bu
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla anılan Kanunlar kapsamında ödemeleri devam
eden alacaklardan, 6552 sayılı Kanunun; 73 üncü maddesinin onuncu
fıkrasının (a) bendi, 80 inci maddesinin (a) bendi, 81 inci maddesiyle 5510
sayılı Kanuna eklenen geçici 60 ıncı maddenin altıncı fıkrası,
6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrası, 7020 sayılı Kanunun
3 üncü maddesinin altıncı fıkrası kapsamında bir takvim yılında iki veya
daha az taksiti süresinde ödememe veya eksik ödeme hakkının kullanılması
nedeniyle bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmeyen veya eksik ödenen
taksit tutarlarının, son taksiti izleyen aydan ve ödeme süresi önce gelen
taksitten başlamak üzere ikişer aylık dönemler (taksit ödemeleri aylık olan
alacaklarda her ay) halinde, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı
Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında
hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla anılan
Kanunların hükümlerinden yararlanılır. Bu hüküm kapsamında ödeme süresi
uzatılan taksitlerden birinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde anılan
Kanunların hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir.” hükmü yer
almaktadır.

Bu hükme göre,
6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine göre yapılandırılan
ve 7143 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödemeleri devam eden
alacaklardan, bir takvim yılında iki veya daha az taksiti süresinde ödememe
veya eksik ödeme hakkının kullanılması nedeniyle bu Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının, tercih edilen
taksit süresine ilişkin son taksiti izleyen aydan ve ödeme süresi önce
gelen taksitten başlamak üzere ikişer aylık dönemler (taksit ödemeleri
aylık olan alacaklarda her ay) halinde, gecikilen her ay ve kesri için 6183
sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında
hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla anılan Kanunların
hükümlerinden yararlanılacaktır.

Bu hüküm
kapsamında, ödeme süresi tercih edilen taksit süresine ilişkin son taksiti
izleyen ay sonrasına uzatılan taksitlerden birinin ödenmemesi veya eksik
ödenmesi halinde 6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunlardan yararlanma hakkı
kaybedilecektir.

Örneğin, 6736
sayılı Kanun kapsamında 18 eşit taksit seçeneğine göre yapılandırılan bir
alacağa karşılık 7143 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla Temmuz/2017,
Eylül/2017 aylarında ödenmesi gereken 3 ve 4 üncü taksitlerin süresinde
ödenmemiş olması halinde, Kanunun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi uyarınca, süresinde ödenmeyen 3 üncü taksit 18 inci
taksitin ödenmesi gereken Ocak/2020 ayını izleyen ilk ay olan Şubat/2020
ayında, 4 üncü taksit ise Nisan/2020 ayında geç ödeme zammıyla birlikte
ödenebilecektir.

Bu hükümden, 7143
sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş veya eksik ödenmiş olan
taksitler için yararlanılabileceğinden, bu tarihten sonra ödenmeyen veya
eksik ödenen taksitler için bu hükmün uygulanmayacağı tabiidir. Bu
durumda, 7143 sayılı Kanunun yayımı tarihinden sonra 6552, 6736 ve 7020
sayılı Kanunlara göre ödenmesi gereken taksitlerin, ilgili taksit aylarında
ödenmesi gerektiğinden, bu taksitlere ilişkin olarak ödememe veya eksik
ödeme hakkının kullanılması durumunda, ödenmeyen veya eksik ödenen
taksitlerin ödemede gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51
inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç
ödeme zammı ile birlikte tercih edilen taksit süresine ilişkin son taksiti
izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi gerekecektir.

Bu kapsamda, 7143
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 6552, 6736
ve 7020 sayılı Kanunlar kapsamında süresinde ödenmemiş veya eksik ödenmiş
taksitlerin tercih edilen taksit süresine göre son taksiti izleyen ayın
sonuna kadar ödenebilmesi imkânını son taksiti takip eden ikişer aylık
(taksit ödemeleri aylık olan alacaklarda her ay) dönemlere göre ödeme
imkânına dönüştürdüğünden, bir takvim yılında iki taksitin süresinde
ödememe veya eksik ödeme hakkının kullanılmasında bu hükme göre süresi
uzatılan taksitler de dikkate alınacaktır.

Örneğin, 6736
sayılı Kanun kapsamında 18 eşit taksit seçeneğine göre yapılandırılan bir
alacağa karşılık 7143 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla Ocak/2018 ve
Mart/2018 aylarında ödenmesi gereken 6 ve 7 nci taksitlerin
ödenmemesi halinde Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendi hükmünden yararlanılabilecektir. Ancak, 2018 takvim yılı içinde
6 ve 7 nci taksitler ödenmeyerek bir takvim yılında iki
taksitin süresinde ödememe veya eksik ödeme hakkı kullanılmış olduğundan,
6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrası gereğince, 6736
sayılı Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının devam edebilmesi için 2018
takvim yılı içinde ödenmesi gereken diğer taksitlerin süresinde ödenmesi
gerekmektedir.

3- 7143
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “c) 6552,
6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine göre yapılandırılan ve bu
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla anılan Kanunlar kapsamında ödemeleri devam
eden alacaklar için söz konusu Kanunlardan yararlanma şartı olarak
getirilen taksit ödeme süresince her bir takvim yılı itibarıyla cari yılda
süresinde ödenmesi öngörülen tutarlara yönelik şartlar, 2018 yılı için bu
Kanunun yayımı tarihinden takvim yılı sonuna kadar geçecek süre için
yeniden başlatılır.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme
göre, 6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümleri kapsamında
getirilmiş olan ve taksit ödeme süreleri içinde beyan üzerine tahakkuk eden
vergilerin cari yılda süresinde ödenmesi koşulunun 2018 yılı için;

- 7143
sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar bir takvim yılında iki veya daha
az cari dönem tahakkukunun süresinde ödememe veya eksik ödeme hakkının
kullanılmış olması nedeniyle süresinde yapılmayan veya eksik yapılan cari
dönem ödemelerinin dikkate alınmaması,

- 7143 sayılı
Kanunun yayımı tarihinden sonraki süre için bu hakkın yeniden
başlatılması,

gerekecektir.

4- 7143
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onbeşinci fıkrasında, Kanunun 4
üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi
kapsamında pişmanlıkla beyan edilen vergilerin Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tam olarak ödenmemesi halinde pişmanlık hükmünden
yararlanılamayacağından bu vergiye ilişkin olarak kesilmesi gereken vergi
cezaları için 213 sayılı Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı
sürelerinin işlemeyeceği düzenlenmiştir.

Ayrıca, aynı
fıkrada bu Kanun kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer
alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı
sürelerinin işlemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Bu nedenle, bu Kanun
kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin zamanaşımı sürelerinin tespitinin
6183 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci
fıkrasının onbirinci bendi hükmü dikkate alınarak tayin edileceği
tabiidir.

5- Bu
Kanun kapsamında yapılandırılan ya da bu Kanunun yayımı
tarihinden önce ödenmiş olan vergilere ilişkin
vergi ziyaı cezalarına yönelik aşağıdaki şekilde işlem yapılması
gerekmektedir.

a) Vergi
aslının bu Kanuna göre yapılandırılması durumunda, Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla vergi ziyaı cezasının bulunduğu hukuki aşama
dikkate alınarak işlem tesis edilecektir. Buna göre, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla;

(1) Vergi ziyaı cezasının
kesilmediği veya vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edilmediği hallerde vergi
aslına ilişkin taksit ödemeleri devam ettiği müddetçe
vergi ziyaı cezası kesilmeyecek ve vergi/ceza ihbarnameleri
tebliğ edilmeyecektir. Vergi aslının bu Kanuna göre tamamen ödenmesi
şartıyla, vergi ziyaı cezalarının kesilmesinden ve tebliğinden
vazgeçilecektir. 7143 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda
ise Kanunun 9 uncu maddesinin onbeşinci fıkrasına göre işlemeyen
ceza kesme zamanaşımı süresi dikkate alınarak gerekli işlemler tesis
edilecektir.

(2) Vergi ziyaı cezası
kesilerek vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği hallerde
vergi ziyaı cezası için;

i) Uzlaşma
talep edilmiş ve uzlaşma talebinden vazgeçilmemiş ise Kanunun yayımı
tarihinden sonra uzlaşma sağlanmış olsa dahi, vergi aslının tam ödenmesine
müteakip cezanın tahsilinden vazgeçilmesi, Kanunun yayımı tarihinden sonra
tahsil edilen bir tutarın bulunması halinde red ve iade edilmesi,

ii) Ceza
indirimi talep edilmiş ve indirim talebinden vazgeçilmemiş ise, Kanunun
yayımı tarihinden sonra vergi ziyaıcezasına karşılık ödeme yapılmış
olması halinde vergi aslının bu Kanuna göre tam olarak ödenmiş olması
şartıyla, vergi ziyaıcezasının tahsilinden vazgeçilerek tahsil edilen
tutarın red ve iade edilmesi,

iii) Dava
açılmış ve ihtilaftan vazgeçilmemiş ise, vergi aslının bu Kanuna göre
tamamen ödenmesi şartıyla, ödemenin tam yapıldığı tarihten sonra yargı
kararları uyarınca işlem yapılmaması ve idarece de ihtilafın sürdürülmemesi,
Kanunun yayımı tarihinden sonra tahsil edilen bir tutarın bulunması
halinde red ve iade edilmesi,

gerekmektedir.

b) Vergi
aslının Kanunun yayımı tarihinden önce tamamen ödenmiş olması halinde,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vergi ziyaı cezalarının;

(1) Kesilmemiş
olması durumunda kesilmesinden, kesildiği halde vergi/ceza ihbarnamesi
tebliğ edilmemiş olması durumunda tebliğ edilmesinden,

(2) Kesilerek
vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği hallerde; uzlaşma talep edilmişse
uzlaşma talebinden, ceza indirimi talep edilmişse indirim talebinden,
vazgeçildiği kabul edilerek söz konusu vergi ziyaı cezalarının
tahsilinden,

(3) Davaya
konu (ihbarnamenin ve/veya takip işlemlerinin) olması durumunda
borçlunun müracaat etmesi ve ihtilafından vazgeçmesi şartına bağlı olarak
bu cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,

(4) Kesinleştiği
(Kanunun yayımı tarihinden sonra kesinleşenler dâhil) halde takibe ilişkin
ihtilafın bulunmaması koşuluyla vergi dairesi tarafından re’sen, bu
cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,

vazgeçilecektir.

6- 7143 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin onaltıncı fıkrası gereğince Kanun
kapsamına giren alacaklara karşılık;

-
Kanunun yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden önce tahsil
edilmiş olan tutarlar,

- Kanun
kapsamında tahsil edilen tutarlar,

-
Kanunun 9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında belirtilen tecile
ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca
ödenen faizler,

red ve iade
edilmeyecektir.

Anılan fıkrada yer
alan “…Ancak, bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası
kapsamında olup dava konusu edilen tarhiyatlara karşılık bu Kanunun yayımı
tarihinden önce ödeme yapılmış olması hâlinde, ödenen bu tutarlar, vergi
mahkemesinde esasa ilişkin olarak hiç karar verilmemiş veya verilen kararın
bozulması nedeniyle yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iade edilmiş
davalara konu alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan
başvurular ile verilmiş terkin kararları üzerine red ve iade
edilebilir.” hükmü uyarınca bu Tebliğin ilgili bölümlerinde
yapılan açıklamalar dikkate alınarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak
üzere yapılacak başvurular üzerine gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.

7- Bu
Kanun hükümlerine göre yazılı olarak yapılan başvuruların (elektronik
ortamda yapılması zorunlu olan beyan ve bildirimler hariç), taahhütlü posta
veya APS ile gönderilmesi hâlinde postaya verildiği tarih, adi posta ile
gönderilmesi hâlinde ise tahsil dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih
başvuru tarihi olarak dikkate alınacaktır.

Diğer taraftan,
başvuruların e-devlet (www.turkiye.gov.tr) veya Gelir İdaresi
Başkanlığının (www.gib.gov.tr)
internet adresi üzerinden yapılması hâlinde, başvuru tarihi elektronik
ortamda başvurunun yapıldığı tarih olacaktır.

8- Bu
Tebliğin ekleri, çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.

9- Kanundan
yararlanılarak süresinde ödenen alacaklara, Kanunun 9 uncu maddesinde
öngörülen katsayı uygulaması hariç olmak üzere
Kanunun yayımı tarihinden sonraki süreler için faiz, gecikme
zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir fer’i alacak tatbik edilmeyecektir.

10- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler
uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri gereken
borçluların, Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde
belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri
şarttır.

Davadan vazgeçme
dilekçeleri ilgili tahsil dairesine, bu Tebliğ uyarınca ilgili idareye
verilmesi uygun görülen idari para cezaları ihtilaflarına ilişkin
dilekçeler ise ilgili idareye verilecek ve bu dilekçelerin tahsil
dairesine/idareye verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih
sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir.

Kanundan
yararlanmak için elektronik ortamda başvuruda bulunan borçluların, devam
eden ihtilaflardan vazgeçtiklerini gösterir ıslak imzalı dilekçelerini
başvuru süresi içinde ilgili tahsil dairesine vermeleri gerekmektedir.

Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan
vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine
bakılmaksızın Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen yargı kararları
uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlara ilişkin hükmedilmiş yargılama
giderleri ve avukatlık ücreti ve fer’ilerinin bulunması hâlinde
bu tutarlar karşılıklı olarak talep edilmeyecektir.

Diğer taraftan,
mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi
hâlinde idarece de ihtilafların sürdürülmeyeceği tabiidir.

11- Kanunun
4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında verilecek beyanname ve
bildirimler hariç olmak üzere Kanun hükümlerine göre verilecek bildirim ve
beyannameler için damga vergisi alınmayacaktır.

12- Kanunun
1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bazı alacakların da Kanun kapsamında
yapılandırılacağı hüküm altına alınmış olup, Kanunun 10 uncu maddesinde
Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenecek alacaklar, alacaklı idareler de
belirtilmek suretiyle bu Tebliğe ekli tabloda (Ek:24) gösterilmiştir.

13- 2918
sayılı Kanunun 48 inci maddesinin onüçüncü fıkrasında, alkol,
uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç kullandığı tespit
edilen sürücülerin geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için
ilgili kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla verilmiş olan
idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olmasının şart olduğu hükme
bağlanmıştır.

Anılan hüküm
çerçevesinde, 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında geri alınan
sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için sürücü belgesi geri verilecek
olan kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla anılan Kanun
hükümlerine göre verilmiş olan tüm trafik idari para cezalarının ödenmiş
olması gerekmektedir.

Dolayısıyla,
Kanun kapsamında borçlarını yapılandıran borçlulara, 2918 sayılı Kanunun 48
inci maddesinin onüçüncüfıkrasına göre trafik idari para cezası borcu
bulunmadığına dair yazının verilebilmesi için bu borçların tamamının
ödenmiş olması gerekmektedir.

14- 7143 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına giren belediyelerin
ve bunların bağlı kuruluşları ile sermayesinin %50’sinden fazlası bunlara
ait şirketlerin alacaklarının Kanun kapsamında yapılandırılmasına ilişkin
usul ve esasları belirlemeye İçişleri Bakanlığı yetkili olup, bu Tebliğde
konu ile ilgili açıklama yapılmamıştır.

15- 7143
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendine göre,
belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların Kanun
kapsamında yapılandırılan borçları, belediyelerin genel bütçe vergi
gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan paylarından aylık
dönemler halinde tahsil edilecektir.

Ayrıca, 5779
sayılı Kanuna göre yapılacak kesintilerin Bakanlar Kurulunca durdurulması
hâlinde, yapılandırılan borçlara ilişkin aylık taksitlerin ödeme
sürelerinin kesinti yapılmayan aylar için durdurulacağı ve ödenmeyen
taksitlerin tercih edilen taksit ödeme süresinin sonundan itibaren ayrıca
bir katsayı ve geç ödeme zammı uygulanmaksızın aylık dönemler itibarıyla
paylardan kesinti suretiyle tahsil edileceği, bu kapsamdaki taksitlerin
süresinde ödenmemiş olmasının ihlal nedeni sayılmayacağı hususu anılan
bentte hüküm altına alınmıştır.

9/5/2018 tarihli
ve 30416 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 30/4/2018
tarihli ve 2018/11685 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, 15/3/2010 tarihli
ve 2010/238 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Büyükşehir
Belediyeleri, İl Özel idareleri, Belediyeler ve Bunların Bağlı Kuruluşlarının
Borçlarına Karşılık Genel Bütçe Vergi Gelirleri Tahsilat Toplamı Üzerinden
Ayrılacak Paylardan Yapılacak Kesintilere
İlişkin Esaslar”a geçici 13 üncü madde olarak “(1) Bu Esaslar
uyarınca yapılacak kesinti oranları 2018 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos,
Eylül ve Ekim aylarında genel bütçe vergi gelirlerinden ödenecek paylar
için yüzde sıfır olarak uygulanır….” ifadesi eklenmiştir.

Buna göre, 5779
sayılı Kanun kapsamında genel bütçe vergi
gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan 2018
yılının Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında herhangi
bir kesinti yapılamayacaktır.

Dolayısıyla,
belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların 7143
sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borçlarına ilişkin 2018 yılının
Eylül ve Ekim aylarında ödenmesi gereken ilk iki taksitin ödeme süreleri,
tercih edilen taksitlendirmenin son taksitini takip eden aydan başlamak
üzere belirlenecektir.

Bu itibarla,
Kanun kapsamında yapılandırılan borçların ilk iki taksitinin ödeme süreleri
olan 2018 yılının Eylül ve Ekim aylarında kesintilerin durdurulması
nedeniyle, 7143 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasında yer
alan ilk iki taksitin süresinde ödenme şartı belediyeler ve bunlara bağlı
kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar için aranılmayacaktır.

Diğer taraftan,
belediyeler ile bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların Kanun
kapsamında yapılandırılan borçlarına ilişkin kesintilerin durdurulması
nedeniyle, bu borçluların Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a)
ve (b) bentleri hükümlerinden yararlanabilmeleri için ödemelerini süreleri
içinde vergi dairelerine doğrudan yapmaları gerekmektedir. Aynı şekilde, bu
borçluların Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasından yararlanmak
istemeleri halinde söz konusu ödemeleri de süresi içinde vergi dairelerine
yapmaları gerektiği tabiidir.

Tebliğ olunur.

 

Ekleri
için tıklayınız.

 















 


 

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?