Türk Ticaret Kanununun Yürürlükten Kaldırılan Hükümleri

Mülga mevzuatNo: 6762Resmî Gazete: 09.07.1956 / 9353

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

2751








2751


 


TÜRK TİCARET KANUNU (1) (2)


 


         
Kanun Numarası              
: 6762


         
Kabul
Tarihi               
      : 29/6/1956


         
Yayımlandığı R. Gazete    : Tarih : 9/7/1956   Sayı:
9353


         
Yayımlandığı Düstur         : Tertip : 3  
Cilt : 37   Sayfa : 1587


 


*


* *


 


Bu Kanun ile ilgili
tüzükler için, "Tüzükler Külliyatı"nın kanunlara


göre düzenlenen
nümerik fihristine bakınız.


 


*


* *


 


BAŞLANGIÇ


            
A) Kanunun tatbik sahası:


            
I - Ticari hükümler:


            
Madde 1 – Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir
cüzüdür. Bu kanundaki hükümlerle, bir ticarethane veya fabrika yahut ticari
şekilde işletilen her hangi bir müesseseyi ilgilendiren muamele, fiil ve işlere
dair diğer kanunlarda yazılı hususi hükümler, ticari hükümlerdir.


            
Hakkında ticari bir hüküm bulunmıyan ticari işlerde mahkeme, ticari örf ve
adete, bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verir.


            
II - Ticari örf ve adet:


            
Madde 2 – Kanunda aksine bir hüküm yoksa teamül, ticari örf ve adet
olarak kabul edildiği tesbit edilmedikçe hükme esas olamaz. Şu kadar ki; irade
beyanlarının tefsirinde teamüllerin dahi nazara alınması esası mahfuzdur.


            
Bir bölgeye veya bir ticaret şubesine mahsus olan ticari örf ve adetler umumi
olanlara tercih olunur. İlgililer aynı bölgede bulunmadıkları takdirde, kanun
veya mukavelede aksine hüküm olmadıkça, ifa yerindeki ticari örf ve adet tatbik
olunur.


            
Tacir sıfatını haiz olmıyanlar hakkında ticari örf ve adet, ancak onlar
tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde tatbik olunur.


            
III - Ticari işler:


            
Madde 3 – Bu kanunda tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya
fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün
muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir.


 


________________________


(1)   
13/7/1967 tarihli ve 903 sayılı Kanunun 3. maddesi ile, bu Kanundaki TürkKanunu
Medenisinin 73 ve takip eden maddelerinde yer alan müesseseyi ifade etmek üzere
kullanılan (tesis) kelimesi yerine (vakıf) kelimesi ikame edilmiştir.


(2)    Bu
Kanunla sigorta hizmetleri ile ilgili olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ve
Sanayi ve Ticaret Bakanına verilmiş olan her türlü görev, yetki, sorumluluk,
hak ve muafiyetten ilgili olanların doğrudan doğruya Başbakana, Başbakanın
görevlendireceği Devlet Bakanına, Hazine Müsteşarlığına ve Hazine Müsteşarına
intikal edeceği 9.12.1994 tarih ve 4059 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile hükme
bağlanmıştır.





2752


 


            
IV - Ticari davalar ve delilleri:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 4 – 21 inci maddenin birinci fıkrası gereğince her iki taraf için
ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup
olmadıklarına bakılmaksızın:


            
1. Bu kanunda;


            
2. Medeni Kanunun, rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar hakkındaki 876
ila 883 üncü maddelerinde;


            
3. Borçlar Kanununun, bir işletmenin satılması veya diğeriyle birleştirilmesi
hakkındaki 179 ve 180, rekabet memnuiyetine dair 348 ve 352, neşir mukavelesi
hakkındaki 372 ila 385, itibar mektubu ve itibar emri hakkındaki 399 ila 403,
komüsyona dair 416 ila 429, ticari mümessiller ve diğer ticari vekiller
hakkındaki 449 ila 456, havale hakkındaki 457 ila 462, vedia hakkındaki 463 ila
482 nci maddelerinde;


            
4. Alameti farika, ihtira beratı ve telif hakkına mütaallik mevzuatta;


            
5. Bu kanunun 135 inci maddesinde yazılı ticarete mahsus yerler hakkındaki
hususi hükümlerde;


            
6. Bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında; tanzim olunan hususlardan
doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; her hangi bir ticari
işletmeyi ilgilendirmiyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan
müstesnadır.


            
Ticari davalarda dahi deliller ve bunların ikamesi Hukuk Muhakemeleri Usulü
Kanunu hükümlerine tabidir.


            
(Ek son fıkra:20/4/2004 - 5136/1 md.) İş
durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu
görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz
ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere
Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler
ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir.


            
2. Ticaret mahkemelerinin iş sahası:


            
Madde 5 – Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre asliye
hukuk veya sulh hukuk mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir.


            
Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin
vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi hükmünce ticari sayılan
davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere
ticaret mahkemesinde bakılır.


            
İkinci fıkrada yazılı hallerde, munhasıran iki tarafın arzularına tabi olmıyan
işler hariç olmak üzere, bir davanın ticari veya hukuki mahiyeti itibariyle
mahkemenin iş sahasına girip girmediği yalnız iptidai itiraz şeklinde
taraflarca dermeyan olunabilir. İtiraz varit görüldüğü takdirde dosya ilgili
mahkemeye gönderilir; bu mahkeme davaya bakmaya mecburdur; ancak, davanın
mahiyetine göre tatbikı gerekli usul ve kanun hükümlerini tatbik eder. Ticari
bir davanın hukuk mahkemesi, ticari olmıyan bir davanın ticaret mahkemesi
tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına kafi bir sebep teşkil
etmez.


            
Vazifesizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi halinde yapılacak muamelelere ve
bunların tabi oldukları müddetlere dair usul hükümleri, iş sahasına ait iptidai
itirazın kabulü halinde de tatbik olunur.


            
B) Çeşitli hükümler:


            
I - Müruruzaman:


            
Madde 6 – Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticari hükümler koyan
kanunlarla tayn olunan müruruzaman müddetleri mukavele ile değiştirilemez.





2753


 


            
II - Teselsül karinesi:


            
Madde 7 – İki veya daha fazla kimse,içlerinden yalnız biri veya hepsi
için ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısiyle diğer bir kimseye karşı müştereken
borç altına girerlerse mukavelede aksi kararlaştılmış olmadıkça müteselsilen
mesul sayılırlar.


            
Ticari borçlara kefalet halinde,gerek asıl borçlu ile kefil ve gerek kefiller
arasındaki münasebetlerde dahi hüküm böyledir.


            
III - Ticari işlerde faiz:


            
1. Mukavele serbestisi:


            
Madde 8 – Ticari işlerde faiz miktarı serbestçe tayin olunabilir.


            
Üç aydan aşağı olmamak üzere faizin ana paraya eklenerek birlikte tekrar faiz
yürütülmesi şartı,yalnız cari hesaplarla borçlu bakımından ticari iş mahiyetini
haiz olan karz akitlerinde muteberdir.


            
Ödünç para verme işleri,bankalar,tasarruf sandıkları ve tarım kredi
kooperatifleri hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.


            
2. Kanuni faiz miktarı ve ticari temerrüt faizi: (1)


            
Madde 9 – Ticari işlerde faiz miktarı hakkında Borçlar Kanununun 72 nci
maddesi caridir.Şu kadar ki;faizin işlemeye başladığı tarihte ödeme yerinde
benzer muameleler için daha yüksek bir faiz ödenmekte ise bu faiz miktarı esas
tutulur. 8 inci madde hükmü mahfuzdur.


            
Ticari işlerde temerrüt faizi yıllık yüzde ondur.


            
3. Faizin başlangıcı:


            
Madde 10 – Aksine mukavele yoksa,ticari bir borcun faizi,vadenin
bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemiye başlar.


 


BİRİNCİ
KİTAP


Ticari İşletme


 


BİRİNCİ
FASIL


Tacir


 


            
A) Ticari işletme:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 11 – Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer
müesseseler, ticari işletme sayılır.


            
Tesisat, kiracılık hakkı, ticaret unvanı ve diğer adlar, ihtira beratları ve
markalar,bir sanata mütaallik veya bir şahsa ait model ve resimler gibi bir
müessesenin işletilmesi için daimi bir tarzda tahsis olunan unsurlar,mukavelede
aksine hüküm bulunmadıkça, ticari işletmeye dahil sayılır.


            
II - Ticarethane ve fabrika:


            
Madde 12 – Aşağıda yazılı veya mahiyetçe bunlara benziyen işlerle
uğraşmak üzere kurulan müesseseler, ticarethane sayılır:


____________________


(1)    Bu Kanun
ile Borçlar Kanununun,kanuni faiz ve temerrüt faizi oranlarını belirleyen
hükümlerinin uygulanmıyacağı 4/12/1984 tarih ve 3095 sayılı Kanunun 5. maddesi
ile hükme bağlanmıştır.





2754


 


            
1. Menkul malların satılmak veya kiraya verilmek üzere tedariki ve bunların
aynen veya başka bir şekle sokularak satılması yahut kiraya verilmesi;


            
2. Kıymetli evrakın satılmak üzere tedariki ve bunların satılması;


            
3. Her çeşit imal veya inşa;


            
4. Madencilik;


            
5. Matbaacılık,gazetecilik ve kitapçılık, yayın, ilan ve istihbarat;


            
6. Tiyatro, sinema, otel, han ve lokanta gibi umumi mahaller, hususi mektep ve
hastane ve açık satış yerlerinin işletilmesi;


            
7. Umumi mağazalar ve sair depo ve ambarların işletilmesi;


            
8. Borsa ve kambiyo işleri,s arraflık, bankacılık;


            
9. İçtimai sigortalar hariç olmak üzere sigortacılık;


            
10. Kara, deniz ve havada, nehir ve göllerde yolcu ve eşya taşımak;


            
11. Su, gaz ve elektrik dağıtma, telefon ve radyo ile haberleşme ve yayın;


            
12. Acentelik, tellallık, komüsyonculuk ve sair bütün tavassut işleri.


            
Fabrikacılık, ham madde veya diğer malların makine yahut sair teknik
vasıtalarla işlenerek yeni veya değerli mahsuller vücuda getirilmesidir.


            
III - Ticari şekilde işletilen diğer müesseseler:


            
Madde 13 – Aşağıdaki işleri görmek üzere açılan bir müessesenin
işlerinin hacım ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari
veya sınai bir müessese şekil ve mahiyetini verdiği takdirde bu müessese de
ticari işletme sayılır:


            
1. Bir toprak sahibinin veya çiftçinin, mahsullerini olduğu gibi veya zirai
sanatı dolayısiyle bir tezgahta şeklini değiştirerek satması;


            
2. Esnaf veya güzel sanatlar erbabından birinin gerek bizzat gerek işçi
çalıştırarak veya makine kullanarak eserler vücuda getirmesi ve bu eserleri
satması.


            
Bu hüküm, işlerinin mahiyetine göre,12 nci madde gereğince ticarethane veya
fabrika olarak vasıflandırılamıyan diğer müesseseler hakkında da tatbik olunur.


            
B) Tacir:


            
I - Hakiki şahislar:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 14 – Bir ticari işletmeyi,kısmen dahi olsa kendi adına işleten
kimseye tacir denir.


            
Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan
vasıtalariyle halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek
keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir
sayılır.


            
Bir ticari işletme açmış gibi,ister kendi adına,ister adi bir şirket veya her
ne suretle olursa olsun hukukan var sayılmıyan diğer bir şirket adına (Ortak
sıfatiyle) muamelelerde bulunan kimse,hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı
tacir gibi mesul olur.


            
2. Küçük ve mahcurlar:


            
Madde 15 – Küçük ve mahcurlara ait ticari işletmeyi bunların adına
işleten veli ve vasi,tacir sayılmaz.Tacir sıfatı,temsil edilene aittir.Şu kadar
ki;kanuni mümessil ceza hükümleri bakımından tacir gibi mesul olur.


            
3. Ticaretten menedilenler:


            
Madde 16 – Şahsi halleri veya yaptığı işlerin mahiyeti yahut
meslek ve vazifeleri itibariyle kanuni veya kazai bir yasağa aykırı olarak
veyahut başka bir





2755


 


şahsın iznine veya resmi bir makamın
ruhsatına lüzum olup da izin veya ruhsatname almadan bir ticari işletmeyi
işleten kimse de tacir sayılır.


            
Bu hareketin doğurduğu hukuki, inzıbati ve cezai mesuliyet mahfuzdur.


            
4. Esnaf:


            
Madde 17 – İster gezici olsunlar,ister bir dükkanda veya bir sokağın
muayyen yerlerinde sabit bulunsunlar,iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden
ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek
derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildirler.Şu kadar
ki;tacirlere mahsus hükümlerden bu kanunun 22 ve 55 inci maddeleriyle Medeni
Kanunun 864 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümleri bunlar hakkında da tatbik
olunur.


            
II - Hükmi şahıslar:


            
Madde 18 – Ticaret şirketleriyle,gayesine varmak için ticari bir işletme
işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri
dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere
devlet,vilayet,belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül
ve müesseseler dahi tacir sayılırlar.


            
Devlet, vilayet ve belediye gibi amme hükmi şahısları ile umumi menfaate hadim
cemiyetler, bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya, ister amme hukuku
hükümlerine göre idare edilen ve işletilen bir hükmi şahıs eliyle işletsinler
kendileri tacir sayılamazlar.


            
III - Donatma iştiraki:


            
Madde 19 – Tacirlere dair olan hükümler donatma iştiraki hakkında da
tatbik olunur.


            
C) Tacir olmanın hukümleri:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 20 – Tacirler her türlü borçlarından dolayı iflasa tabi oldukları
gibi,kanun hükümlerine uygun olarak bir ticaret unvanı seçmeye ve kullanmaya,
işletmelerini ticaret siciline kaydettirmeye ve ticari defterler tutmaya
mecburdurlar.


            
Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi
hareket etmesi lazımdır.


            
Tacirler arasında,diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih yahut
ondan rücu maksadiyle yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için noter
marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması
şarttır.


            
Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler mahfuzdur.


            
II - Hususi olarak:


            
1. Ticaret karinesi:


            
Madde 21 – Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır.Şu kadar
ki;hakiki şahıs olan bir tacir, muameleyi yaptığı anda bunun ticari
işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya muamele,
fiil veya işin ticari sayılmasına halin icabı müsait bulunmadığı takdirde borç
adi sayılır.


            
Taraflardan yalnız biri için ticari iş mahiyetinde olan mukaveleler, kanunda
aksine hüküm olmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.





2756


 


            
2. Ücret isteme hakkı:


            
Madde 22 – Tacir olan veya olmıyan bir kimseye,ticari işletmesiyle
ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir,münasip bir ücret
istiyebilir.Bundan başka, verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için ödeme
tarihinden itibaren faize de hak kazanır.


            
3. Fatura ve teyit mektubu:


            
Madde 23 – Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut
bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf,
kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada
gösterilmesini istiyebilir.


            
Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı
hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.


            
Şifahen,telefon veya telgrafla yapılan mukavelelerin veya beyanların
muhtevasını teyit eden bir yazıyı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz
gün içinde bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve
beyanlara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.


            
4. Ücret ve cezanın tenkisi:


            
Madde 24 – Tacir sıfatını haiz bir borçlu,Borçlar Kanununun 104 üncü
maddesinin 2 nci fıkrasiyle 161 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında ve 409 uncu
maddesinde yazılı hallerde,fahiş olduğu iddiasiyle bir ücret veya cezanın
indirilmesini mahkemeden istiyemez.


            
5. Ticari satış ve trampa:


            
Madde 25 – Aşağıdaki hususi hükümler mahfuz kalmak şartiyle, tacirler
arasındaki ticari satış ve trampalarda dahi Borçlar Kanununun satış ve trampa hakkındaki
hükümleri tatbik olunur.


            
1. Mukavelenin mahiyetine,tarafların maksadına veya emtianın cinsine göre satış
mukavelesinin kısım kısım icrası kabil veya bu şartların mevcut olmamasına
rağmen alıcı kısmen yapılan teslimi,ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul
etmişse,mukavelenin yerine getirilmemesi yüzünden alıcının haiz olduğu haklar
yalnız teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanılabilir.


            
2. Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı,malın satışına izin verilmesini
mahkemeden istiyebilir.Mahkeme,satışın açık artırma yoliyle veya bu işe memur
edilen bir kimse marifetiyle yapılmasına karar verir.Satıcı talebederse satışa
memur edilen kimse, satışa çıkarılacak emtianın vasıflarını bir ekspere tesbit
ettirir.Satış masrafları satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para,
satıcının takas hakkı mahfuz kalmak şartiyle, satıcı tarafından alıcı namına
bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere tevdi olunur ve keyfiyet hemen
alıcıya bildirilir.


            
3. Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün
içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur.Açıkça belli değilse alıcı
emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve
bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa,haklarını muhafaza
için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur. Diğer hallerde
Borçlar Kanununun 198 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları tatbik olunur.


            
4. Borçlar Kanununun 207 nci maddesindeki müruruzaman müddeti tüccarlar
arasındaki ticari satışlarda altı aydır. Şu kadar ki; bu müddet azaltılabilir.


            
5. Sif satış ve diğer deniz aşırı satışlar hakkındaki hususi hükümler
mahfuzdur.





2757


 


İKİNCİ
FASIL


Ticaret Sicili


 


            A) Teşkilat:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 26 – (Değişik : 24/6/1995 - KHK - 559/1md.)


            
Ticaret ve sanayi odası veya ticaret odası bulunan yerlerde bir ticaret sicili
memurluğu kurulur. Oda olmayan veya yeterli teşkilatı bulunmayan odaların
olduğu yerlerde ticaret sicil işleri Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca tesbit
edilecek o il dahilindeki yeterli teşkilata sahip odalardan birinin ticaret
sicili memurluğu tarafından yürütülür.


            
(Değişik: 28/3/2007-5615/25 md.) 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri
uyarınca tahsil edilen ticaret sicili harçlarının red ve iadeler düşüldükten
sonra kalan tutarının yüzde 25’i ilgili odaya gelir kaydedilmek üzere
aktarılır.


            
Ticaret sicili memurluğunun kurulmasında aranacak şartlar ile odalar arasında
sicil işlemleri konusunda gerekli işbirliğinin sağlanmasına ilişkin esaslar,
Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.


            
II - Yönetim : (1)


            
Madde 27 – (Değişik : 24/6/1995 - KHK - 559/2 md.)


            
Ticaret sicilinin yönetimi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uygun görüşü
alınarak ilgili oda meclisi tarafından atanan bir sicil memuruna aittir. Sicil
memurluğunun iş hacmine göre, aynı usulle yeteri kadar yardımcı
görevlendirilir.


            
Ticaret sicili memuru ve yardımcıları ile diğer personeli, görevleriyle ilgili
suçlardan dolayı Devlet memuru gibi cezalandırılır ve bunlara karşı işlenmiş
suçlar Devlet memurlarına karşı işlenmiş sayılır.


            
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ticaret sicili memurluklarının faaliyetlerini her
zaman denetlemeye ve gerekli tedbirleri almaya yetkilidir. Ticaret sicili
memurlukları, adıgeçen Bakanlıkça alınan tedbir ve talimatlara uymakla
yükümlüdür.


            
III - Nizamname:


            
Madde 28 – (Değişik : 24/6/1995 - KHK - 559/3 md.)


            
Ticaret sicili memurluğunun teşkilatı, sicil defterlerinin nasıl tutulacağı,
tescil mecburiyetinin nasıl yerine getirileceği, sicil memurlarının kararlarına
karşı itiraz yolları, sicil memur ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak
şartlar, disiplin işleri ve bu hususla ilgili diğer esas ve usuller bir tüzükle
düzenlenir.


(Ek fıkra: 29/3/2011-6215/13 md.) Ticaret sicili kayıtlarının elektronik ortamda
tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir. Bu kayıtlar ile tescil ve ilan edilmesi gerekli
içeriklerin düzenli olarak elektronik ortamda depolanan ve sunulabilen merkezi
ortak veri tabanı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği nezdinde oluşturulur.


(Ek fıkra: 29/3/2011-6215/13 md.) Ticaret sicili kayıt işlemlerinin elektronik ortamda
yapılması için toplanması ve işlenmesi gerekli olan kişisel veriler, kişisel
verilerin korunması ve bilgi güvenliğinin sağlanmasına ilişkin tedbirler
mevzuata uygun bir şekilde alınarak korunur.


            
B) Tescil:


            
I - Şartları:


            
1. Talep:


            
Madde 29 – Tescil,talep üzerine yapılır.Şu kadar ki; res'en veya ait
olduğu makamın bildirmesi üzerine yapılacak tesciller hakkındaki hükümler
mahfuzdur.


            
2. İlgililer:


            
Madde 30 – Tescil talebi ilgililer veya mümessilleri yahut hukuki
halefleri tarafından salahiyetli sicil memurluğuna yapılır.


            
Bir hususun tescilini istemiye birkaç kimse mecbur veya salahiyetli olduğu
takdirde,kanunda aksine hüküm olmadıkça,bunlardan birinin talebi üzerine
yapılan tescil,hepsi tarafından istenmiş sayılır.


——————————


(1)    Madde başlığı
24/6/1995 tarih ve 559 sayılı KHK ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.


 





2758


 


            
3. Talebin şekli:


            
Madde 31 – Tescil talebi dilekçe ile olur.


            
Dilekçe sahibi hüviyetini ispata mecburdur.Dilekçedeki imza noterlikçe tasdik
edilmişse ayrıca hüviyeti ispata lüzum yoktur.


            
4. Müddet:


            
Madde 32 – Kanunda aksine hüküm olmadıkça,tescili talep müddeti on beş
gündür.


            
Bu müddet, tescile tabi hususun vukubulduğu,tamamlanması bir senet veya
vesikanın tanzimine bağlı olan hususlarda bu senet veya vesikanın tanzim
olunduğu tarihten başlar.


            
Ticaret sicili memurluğunun salahiyet çevresi dışında oturanlar için bu müddet
bir aydır.


            
5. Değişiklikler :


            
Madde 33 – Tescil edilmiş hususlarda vukubulacak her türlü değişiklikler
de tescil olunur.


            
Tescilin dayandığı hadise veya muameleler tamamen veya kısmen sona erer veya
ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da tamamen veya kısmen silinir.


            
Her iki halde 29, 30, 31 ve 32 nci maddelerin hükümleri caridir.


            
II - Sicil memurunun vazifeleri:


            
1. Tetkik vazifesi:


            
Madde 34 – Sicil memuru tescil için aranılan kanuni şartların mevcut
olup olmadığını tetkikle mükelleftir.


            
Hükmi şahısların tescilinde, bilhassa şirket mukavelesinin, emredici hükümlere
aykırı olup olmadığı ve kanunun mecburi kıldığı esasları ihtiva edip etmediği
araştırılır.


            
Tescil edilecek hususların hakikata uygun olması,üçüncü şahıslarda yanlış bir
fikir yaratacak mahiyette bulunmaması ve amme intizamına aykırı olmaması da
şarttır.


            
Halli bir mahkeme hükmüne bağlı bulunan veya sicil memuru tarafından kati
olarak tescilinde tereddüt edilen hususlar,ilgililerin talebi üzerine
muvakkaten kaydolunur.Şu kadar ki;ilgililer üç ay içinde mahkemeye müracaat
ettikleri yahut aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse muvakkat kayıt
re'sen silinir.Mahkemeye müracaat halinde katıleşmiş olan hükmün neticesine
göre muamele yapılır.


            
2. Tescile davet ve ceza :


            
Madde 35 – Tescili mecburi olup da kanuni şekilde ve müddeti içinde
tescili istenmemiş olan veya 34 üncü maddenin 3 üncü fıkrasındaki şartlara
uymıyan bir hususu haber alan sicil memuru,ilgilileri,tayin edeceği münasip bir
müddet içinde kanuni mecburiyeti yerine getirmeye yahut o hususun tescilini
gerekli kılan sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye davet eder.


            
Memurca bildirilen müddet içinde tescil talebinde bulunmıyan ve imtina
sebeplerini de bildirmiyen kimse,sicil memurunun teklifi üzerine, sicilin
bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi
kararıyla iki milyon liradan kırk milyon liraya kadar para cezasına mahküm
edilir. (1)


___________________


(1)  a)  35 ve 36
ncı maddede geçen "sicilin bağlı olduğu mahkemeye" ibaresi, 24/6/1995
tarih ve  559 Sayılı KHK'ile eklenen Ek 1 inci madde ile "sicilin
bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi
"şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.


     
b)  Bu fıkrada yeralan para cezası, 3/11/1995 tarih ve 4128 sayılı Kanunun
2 nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





2758-1


 


            
Müddeti içinde imtina sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde
ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi evrak üzerinde inceleme
yaparak tescili gerekli olan bir hususun mevcut olduğu neticesine varırsa
tescilini sicil memuruna emreder,aksi takdirde memurun talebini reddeder.


            
Mahkemenin bu madde gereğince vereceği kararlar aleyhine ilgililer ve sicil
memuru tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Hukuk Muhakemeleri Usulü
Kanunu hükümlerince temyiz yoluna müracaat edebilirler. Temyiz icrayı durdurur.


            
İlgililerin para cezasına ait mahkümiyet kararlarını temyiz edebilmeleri için
hükmolunan parayı mahkeme veznesine yatırmış veya aynı miktarda teminat
göstermiş olmaları şarttır.


            
Bu maddeye göre hükmolunan para cezaları hapse çevrilmez.


            
3. İtiraz:


            
Madde 36 – İlgililer, vukubulacak tescil veya tadil yahut terkin talepleri
üzerine sicil memurluğunca verilecek kararlara karşı,tebliğinden itibaren sekiz
gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye
Hukuk Mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.(1)


 


            



 


 


______________________


(1)    35 ve
36 ncı maddelere geçen "sicilin bağlı olduğu mahkemeye" ibaresi,
24/6/1995 tarih ve  559 Sayılı KHK'ile eklenen Ek 1 inci madde ile
"sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevle Asliye Hukuk Mahkemesi
"şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





2759


 


            
Bu itiraz mahkemece evrak üzerinde incelenerek karara bağlanır. Şu kadar ki;
sicil memurunun kararı,üçüncü şahısların sicilde kayıtlı bulunan hususlara
mütaallik menfaatlerini ihlal ettiği takdirde,itiraz edenle üçüncü şahıs da
dinlenir.Gelmezlerse evrak üzerine karar verilir.


            
Yukarıki maddenin 4 ncü fıkrası hükmü bu halde dahi tatbik olunur.


            
III - Aleniyet:


            
Madde 37 – Tescil muamelesinin dayandığı dilekçe,beyanname ve bütün
senet ve vesikalar ve ilanları havi gazeteler,üzerlerine sicil defterinin tarih
ve numaraları yazılmak suretiyle saklanır.


            
Herkes ticaret sicilinin münderecatını ve dairede saklanan bütün senet ve
vesikaları tetkik edebileceği gibi bunların tasdikli suretlerini de
istiyebilir. Bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına dair tasdikname dahi
istenebilir.


            
İlana tabi tescil ve kayıtlar, kanun veya nizamnamede aksine bir hüküm
bulunmadıkça aynen ilan olunur.


            
İlan, hükümet merkezinde bütün Türkiye'ye ait sicil kayıtlarını ilana mahsus
gazete ile yapılır.


            
IV - Hükümleri:


            
1. Tescilin üçüncü şahıslara tesiri:


            
Madde 38 – Ticaret sicili kayıtları,nerede bulunurlarsa
bulunsunlar,üçüncü şahıslar hakkında,kaydın gazete ile ilan edildiği;ilanın
tamamı aynı nushada yayınlanmamış ise, son kısmının yayınlandığı günü takibeden
iş gününden itibaren hüküm ifade eder. Bu günler, kaydın ilanı tarihinden
itibaren işlemeye başlıyacak olan müddetlere de başlangıç olur.


            
Bir hususun tescil ile beraber derhal üçüncü şahıslar hakkında hüküm ifade
edeceğine veya müddetlerin derhal işliyeceğine dair hususi hükümler mahfuzdur.


            
2. Sicille itimat:


            
Madde 39 – Üçüncü şahısların,yukarıki madde gereğince kendilerine karşı
hüküm ifade etmiye başlıyan kayıtları bilmediklerine mütaallik iddiaları
dinlenmez.


            
Tescili lazım geldiği halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı
gerekirken ilan edilmemiş olan bir husus ancak bunu bildikleri ispat edilmek
şartiyle, üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilebilir.


            
3. İlgililerin cezai ve hukuki mesuliyeti:


            
Madde 40 – Tescil ve kayıt için suiniyetle hakikata aykırı beyanda
bulunanlar ceza mahkemesi tarafından iki milyon liradan kırk milyon liraya
kadar ağır para cezasına veya bir aydan altı aya kadar hapis cezasına yahut bu
cezaların ikisine birden mahküm edilirler ve ayrıca bir yıldan beş yıla kadar
ticaret ve sanayi odalarına aza olabilmek ve borsada muamele yapabilmek
haklarından mahrumiyetlerine veya borsalardan muvakkat olarak çıkarılmalarına
karar verilir. Hakikata aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat
hakları mahfuzdur. (1)


            
Kayıtların 34 üncü maddenin üçüncü fıkrasındaki esaslara uymadığını
öğrendikleri halde düzeltilmesini istemiyenler ile tescil olunan bir hususun
değişmesi veya sona ermesi veyahut kaldırılması dolayısiyle kaydın
değiştirilmesini veya silinmesini istemiye veya yeniden tescili icabeden bir
hususu tescil ettirmeye mecbur olup da bunu yapmıyanlar bu kusurları yüzünden
üçüncü şahısların uğradıkları zararları tazmin ile mükelleftirler.


 


 


 


 


_____________________


(1)  Bu fıkrada yeralan
para cezası, 3/11/1995 tarih ve 4128 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





2760


 


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Ticaret
Unvanı ve İşletme Adı


 


            
A) Ticaret unvanı:


            
I - Kullanma mecburiyeti:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 41 – Her tacir,ticari işletmesine mütaallik muameleleri ticaret unvaniyle
yapmaya ve işletmesiyle ilgili senet ve sair evrakı bu unvan altında imzalamaya
mecburdur.


            
Tescil olunan ticaret unvanının, ticari işletmenin giriş cephesinin herkes
tarafından kolayca görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılması
mecburidir.


            
2. Tescil:


            
Madde 42 – Her tacir,ticari işletmenin açıldığı günden itibaren on beş
gün içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin
bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmeye mecburdur.


            
Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı notere
tasdik ettirdikten sonra sicil memuruna tevdi etmiye mecburdur. Tacir hükmi
şahıs ise unvanla birlikte onun namına imzaya salahiyetli kimselerin imzaları
da notere tasdik ettirilerek sicil memuruna verilir.


            
Merkezi Türkiye'de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin
ticaret siciline tescil ve ilan olunur.Ticaret unvanına ve imza örneklerine
mütaallik yukarıki fıkraların hükümleri bunlara da tatbik olunur.Kanunda aksine
hüküm olmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilmiş olan kayıtlar şubenin
bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur. Şu kadar ki,bu hususta şube sicil
memurunun ayrı bir inceleme mecburiyeti yoktur.


            
Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki
şubeleri,kendi memleket kanunlarının ticaret unvanı hakkındaki hükümleri mahfuz
kalmak şartiyle,yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur.Bu gibi şubeler için
ikametgahı Türkiye'de bulunan tam salahiyetli bir ticari mümessil tayini
mecburidir. Birden fazla şubesi varsa,ilk şubenin tescilinden sonra açılacak
şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.


            
(Son fıkra : Mülga : 12/12/1959 - 7397/64 md.)


            
II - Ticaret unvanının şekli:


            
1. Hakiki şahıslar:


            
Madde 43 – Hakiki şahıs olan tacirin ticaret unvanı 48 inci maddeye
uygun olarak yapabileceği ilaveler ile kısaltılmadan yazılacak ad ve soyadından
terekkübeder.


            
Ticaret unvanına aynı sicil dairesinde daha evvel tescil edilmiş olan
unvanlardan açıkça ayırdetmeye yarıyacak ilavelerin yapılması mecburidir.Başka
bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş olan aynı ad ve soyadını ihtiva
eden bir ticaret unvanı sahibinin haksız rekabetten doğan hakları mahfuzdur.


            
2. Hükmi şahıslar:


            
a) Kollektif ve komandit şirketler:


            
Madde 44 – Kolektif şirketin ticaret unvanı,bütün ortakların veya hiç
olmazsa ortaklardan birinin adı ve soyadiyle şirketi ve nevini gösterecek bir
ibareyi ihtiva eder.





2761


 


            
Adi veya Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı,
komandite ortaklardan hiç olmazsa birinin ad ve soyadiyle şirketi ve nevini
gösterecek bir ibareyi ihtiva eder. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında
komanditer ortakların ad ve soyadlarının bulunması yasaktır.


            
b) Limited, anonim ve kooperatif şirketler:


            
Madde 45 – Limited, anonim ve kooperatif şirketler, işletme mevzuu
gösterilmek ve 48 inci madde hükmü mahfuz kalmak şartiyle ticaret unvanlarını
serbestçe seçebilirler.


            
Şu kadar ki; ticaret unvanlarında; (Limited şirket.) (Anonim şirket) ve
(Kooperatif) kelimelerinin bulunması şarttır. Bunların ticaret unvanında hakiki
bir şahsın ad veya soyadı bulunduğu takdirde şirket nevini gösteren ibarelerin
rumuzla veya kısaltılmış olarak yazılmaları caiz değildir.


            
c) Tacir sayılan diğer hükmi şahıslar ve donatma iştiraki:


            
Madde 46 – Ticari işletmeye sahip olan dernek ve diğer hükmi şahısların
ticaret unvanları, adlarının aynıdır.


            
Donatma iştirakinin ticaret unvanı, müşterek donatanlardan hiç olmazsa birinin
ad ve soyadını veya deniz ticaretinde kullanılan geminin adını ihtiva eder.
Soyadları ve gemi adı kısaltılamaz. Ticaret unvanında ayrıca donatma iştirakini
gösterecek bir ibare de bulunur.


            
d) Müşterek hükümler:


            
Madde 47 – Hükmi şahsın ticaret unvanında, hakiki bir şahsın ad veya
soyadı yer almış bulunursa, 43 üncü madde tatbik olunur.


            
Bir hükmi şahsın ticaret unvanına Türkiye'nin her hangi bir sicil dairesinde
daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırdedilmesi için gerekli
olduğu takdirde, lüzumlu ilavelerin yapılması mecburidir.


            
3. İlaveler:


            
Madde 48 – Tacirin hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti yahut
mali durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin meydana gelmesine
mahal verecek mahiyette veya hakikata yahut amme intizamına aykırı olmamak
şartiyle her ticaret unvanına, işletmenin mahiyetini gösteren veya unvanda
zikredilen kimselerin hüviyetlerini belirten yahut muhayyel adlardan ibaret
olan ilaveler yapılabilir.


            
Tek başına ticaret yapan hakiki şahıslar ticaret unvanlarına bir şirketin
mevcut olduğu zannını uyandıracak ilaveler yapamazlar.


            
(Türk), (Türkiye), (Cumhuriyet) ve (Milli) kelimeleri bir ticaret unvanına
ancak İcra Vekilleri Heyeti karariyle konabilir.


            
4. Ticaret unvanının devamı:


            
Madde 49 – Ticari işletme sahibinin veya bir ortağın ticaret unvanına
dahil bulunan adı kanunen değişir veya salahiyetli makamlar tarafından
değiştirilirse unvan olduğu gibi kalabilir.


            
Kolektif veya komandit şirkete yahut donatma iştirakine yeni ortakların girmesi
halinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir. Bu
şirketlerden birinin ticaret unvanına adı dahil olan bir ortağın ölümü üzerine
mirasçıları onun yerine geçerek şirketin devamını kabul eder veya şirkete
girmemekle beraber bu hususta muvafakatlerini yazılı şekilde bildirirlerse
şirket unvanı olduğu gibi bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın adı da
yazılı muvafakati alınmak şartiyle şirket unvanında kalabilir.





2762


 


            
5. Şubeler:


            
Madde 50 – Her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını şube olduğunu
belirterek kullanmak mecburiyetindedir. Bu unvana şube ile ilgili ilavelerin
yapılması caizdir.


            
43 ve 47 nci maddeler şubenin ticaret unvanı hakkında da tatbik olunur.


            
Merkezi yabancı memlekette bulunan bir işletmenin Türkiye'deki şubesinin
ticaret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun
gösterilmesi şarttır.


            
6. Ticaret unvanının devri:


            
Madde 51 – Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez.


            
Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın dahi devrini
tazammun eder.


            
III - Ticaret unvanının korunması:


            
1. Esas:


            
Madde 52 – Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak
hakkı, munhasıran sahibine aittir.


            
2. İhbar ve ceza:


            
Madde 53 – Bütün mahkemeler ve memurlar, ticaret ve sanayi odaları ve
noterler vazifelerini yaparken bir ticaret unvanının tescil edilmediğini veya
kanunun hükümlerine aykırı olarak tescil yahut istimal edildiğini öğrenirlerse
keyfiyeti salahiyetli ticaret sicil memuruna ve müddeiumumiliğe bildirmeye
mecburdurlar.


            
41 ila 48 ve 50 nci maddeler hükümlerine aykırı hareket edenler ve 51 inci
maddeye muhalif olarak ticaret unvanını devredenlerle devralan ve kullanan
kimseler, 40 ıncı maddenin birinci fıkrasındaki cezalara mahküm edilirler.


            
3. Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları:


            
Madde 54 – Ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından
kullanılan kimse, bunun men'ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil
edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar
görmüş ise, kusur halinde bunun da tazminini istiyebilir.


            
Mahkeme, davayı kazanan tarafın talebi üzerine, masrafları aleyhine hüküm
verilen kimseye ait olmak üzere hükmün gazete ile de yayınlanmasına karar
verebilir.


            
B) İşletme adı:


            
Madde 55 – İşletme sahibini hedef tutmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi
tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırdetmek için kullanılan adların da
sahipleri tarafından tescil ettirilmesi lazımdır. İşletme adları hakkında dahi
28, 40, 43 fk 2, 52, 53 ve 54 üncü maddeler tatbik olunur.


 


DÖRDÜNCÜ
FASIL


Haksız Rekabet


            
A) Umumi olarak:


            
I - Tarifi:


            
Madde 56 – Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine
aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir.





2763


 


            
II - Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler:


            
Madde 57 – Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler hususiyle şunlardır:


            
1. Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut
ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla
kötülemek;


            
2. Başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikata aykırı malümat
vermek;


            
3. Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari
işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek veyahut; üçüncü şahıslar
hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine nazaran onları üstün
duruma getirmek;


            
4. Paye, şahadetname veya mükafat almadığı halde bunlara sahip imişçesine
hareket ederek müstesna kabiliyete malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak
veya buna müsait olan yanlış unvan yahut mesleki adlar kullanmak;


            
5. Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle
iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere
başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka,
işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad,
unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan
veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi
ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak;


            
6. Üçüncü şahısların müstahdemlerine, vekillerine veya diğer yardımcılarına,
onları vazifelerini ıhlale sevk etmek suretiyle kendisine veya başkasına
menfaatler sağlamak maksadiyle veya bu kabil menfaatleri sağlamaya elverişli
olacak surette, müstehak olmadıkları menfaatler temin veya vadetmek;


            
7. Müstahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri iğfal suretiyle,
istihdam edenin veya müvekillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa ettirmek
veya ele geçirmek;


            
8. Hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde ettiği veya öğrendiği imalat
veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya onları başkalarına
yaymak;


            
9. Hüsnüniyet sahibi kimseleri iğfal edebilecek surette hakikata aykırı
hüsnühal ve iktidar şahadetnameleri vermek;


            
10. Rakipler hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele yahut mesleki
veya mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet
etmemek.


            
B) Hukuki mesuliyet:


            
I - Çeşitli davalar:


            
Madde 58 – Haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki
itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar
gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse:


            
a) Fiilin haksız olup olmadığının tesbitini;


            
b) Haksız rekabetin men'ini;


            
c) Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız
rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların
düzeltilmesini;


            
d) Kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini;


            
e) Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa manevi tazminat
verilmesini;





2764


 


           
istiyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hakim, haksız
rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına
dahi hükmedebilir.


            
Haksız rekabet yüzünden iktisadi menfaatleri haleldar olan müşteriler de
birinci fıkrada yazılı davaları açabilirler.


            
Ticaret ve sanayi odaları, esnaf dernekleri, borsalar ve nizamnamelerine göre
azalarının iktisadi menfaatlerini korumaya salahiyetli bulunan diğer mesleki ve
iktisadi birlikler dahi kendilerinin veya şubelerinin azaları bir ve ikinci
fıkralar gereğince dava açmak hakkını haiz oldukları takdirde (a), (b) ve (c)
bentlerinde yazılı davaları açabilirler.


            
Birinci fıkranın b ve c bentleri gereğince bir kimse aleyhine verilmiş olan
hüküm, haksız rekabete mevzu olan malları, doğrudan doğruya veya dolayısiyle
ondan elde etmiş olan şahıslar hakkında da icra olunur.


            
II - İstihdam edenin mesuliyeti:


            
Madde 59 – Haksız rekabet fiili, hizmet veya işlerini gördükleri esnada
müstahdemler veya işçiler tarafından işlenmiş olursa yukarıki maddenin birinci
fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, istihdam edenlere karşı
dahi açılabilir.


            
Yukarki maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bendlerinde yazılı davalar
hakkında Borçlar Kanunu hükümleri caridir.


            
III - Basının mesuliyeti:


            
Madde 60 – Haksız rekabet basın vasıtasiyle işlenmiş ise, 58 inci
maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, ancak
yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabilir; şu kadar ki:


            
a) Yazı veya ilan, yazı sahibinin yahut ilan verenin haberi olmaksızın veyahut
rızalarına aykırı olarak yayınlanmışsa;


            
b) Yazı sahibi veya ilan verenin kim olduğunun bildirilmesinden imtina
olunursa;


            
c) Başka sebepler yüzünden yazı sahibi veya ilanı verenin meydana çıkarılması
veya aleyhlerine bir Türk mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa; bu
davalar, yazı işleri müdürü eğer bir ilan mevzuubahis ise ilan servisi şefi;
yazı işleri müdürü ve ilan servisi şefi gösterilmemiş veya yoksa naşir; bu da
gösterilmemişse matbaacı; aleyhine de açılabilir.


            
Bu haller dışında, yazı işleri müdürüne, ilan servisi şefine, naşir ve
matbaacıya bir kusur isnat edilebilirse
yukarıki fıkrada yazılı sıraya bakılmaksızın kusurlu olanlar aleyhine dava
açılabilir.


            
58 inci maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalarda
Borçlar Kanununun hükümleri tatbik olunur.


            
IV - Kararın ilanı:


            
Madde 61 – Mahkeme, davayı kazanan tarafın talebiyle, masrafı haksız
çıkan taraftan alınmak üzere hükmün katileşmesinden sonra ilan edilmesine de
karar verebilir.İlanın şekil ve şümulünü hakim tayin eder.


            
V - Müruruzaman:


            
Madde 62 – 58 inci maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan
tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde
bunların doğumundan itibaren üç  yıl geçmekle müruruzamana uğrar.  Şu
kadar  ki; ceza  kanun-





2765


 


ları gereğince daha uzun bir müruruzaman
müddetine tabi olan, cezayı müstelzim bir fiil işlenmiş bulunursa, bu müddet
hukuk davaları hakkında da caridir.


            
VI - İhtiyati tedbirler:


            
Madde 63 – Dava açmak hakkını haiz olan kimsenin dilekçesi üzerine
mahkeme, mevcut vaziyetin olduğu gibi muhafaza edilmesine, 58 inci maddenin
birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yazılı olduğu veçhile haksız
rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin
men'ine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların  düzeltilmesine ve lüzumlu
diğer tedbirlerin alınmasına Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun ihtiyati tedbir
hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir.


            
C) Cezai mesuliyet:


            
I - Cezayı müstelzim fiiller:


            
Madde 64 – 1. Elli yedinci maddenin 1, 2, 4, 5, 6, 8 ve 9 uncu
bentlerinde yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işliyenler;


            
2. Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için şahsi
durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten
yanlış veya yanıltıcı malümat verenler;


            
3. Müsdahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, istihdam edenin veya
müvekkillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa etmelerini veya ele
geçirmelerini temin için iğfal edenler;


            
4. İstihdam edenler veya müvekkillerden, işçilerinin veya müstahdemlerinin
veyahut vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı müstelzim olan bir
haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili menetmiyen veya
gerçeğe aykırı beyanları düzeltmiyenler;


            
58 inci madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin
şikayeti üzerine ceza mahkemesince bir aydan bir yıla kadar hapis veya beş yüz
liradan on bin liraya kadar ağır para cezasiyle veya her ikisiyle birlikte
cezalandırılırlar.


            
Haksız rekabetin men'i hakkındaki kesinleşmiş ilama rağmen haksız rakebet
fiiline aynen veya tali değişikliklerle devam eden kimse altı aydan aşağı
olmamak üzere hapis ve beş bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezasına
mahküm edilir ve suçlu re'sen takip olunur.


            
II - Hükmi şahısların cezai mesuliyetleri:


            
Madde 65 – Hükmi şahısların işleri görülürken bir haksız rekabet fiili
işlenirse 64 üncü madde hükmü, hükmi şahıs namına hareket etmiş veya etmesi
gerekmiş olan organın azaları veya ortaklar hakkında tatbik olunur. Şu kadar
ki; para cezası ve masraflardan hükmi şahıs bu hakikı şahıslarla birlikte
müteselsilen mesul olur.


BEŞİNCİ
FASIL


Ticari Defterler


            
A) Defter tutma mükellefiyeti:


            
I - Şümulü:


            Madde 66 – Her tacir, ticari işletmesinin
iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak  münasebetlerini  ve 
her  iş yılı içinde elde edilen neticeleri tesbit etmek maksadiyle, 
işletmesinin  mahiyet  ve  öneminin  gerektirdiği 
bütün defterleri  ve  bilhassa, diğer kanunların hükümleri mahfuz
kalmak





2766


 


üzere,
aşağıdaki defterleri Türkçe olarak tutmaya mecburdur:


            
1. Tacir hükmi şahıs ise yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve
karar defteri;


            
2. Hususi hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek
üzere devlet, vilayet, belediyeler gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan
ve hükmi şahsiyeti bulunmıyan ticari işletmeler ile dernekler tarafından
kurulan ticari işletmeler ve bunlara benziyen ve hükmi şahsiyeti olmıyan diğer
ticari teşekküller, karar defteri hariç yukarki bentte yazılı defterleri;


            
3. Tacir hakiki şahıs ise karar defteri hariç olmak üzere birinci bentte yazılı
defterleri veya işletmesinin mahiyet ve önemine göre sadece işletme defteri.


(Ek fıkra: 29/3/2011-6215/14 md.) Bu defterler elektronik ortamda veya dosyalama
suretiyle tutulabilir. Bu defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve
esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile
Maliye Bakanlığınca çıkarılacak müşterek bir tebliğle belirlenir.


            
(Değişik fıkra: 29/3/2011-6215/14 md.) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak
gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş,
bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya
elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.


            
II - Mesuliyet:


            
Madde 67 – Bir tacirin defter tutma mükellefiyetini yerine getirmeye
salahiyetli kıldığı kimsenin bu defterlere geçirdiği kayıtlar, o tacirin
kendisi tarafından tutulmuş kayıtlar hükmündedir.


            
Ticari defterlerin kısmen veya tamamen  mevcut olmamasından yahut kanuna
uygun surette tutulmamasından veyahut saklanması mecburi olan defter ve
kağıtların gereği gibi saklanmamasından doğan mesuliyet doğrudan doğruya
işletme sahibine ve hükmi şahıslarda idare organının azalarına veya idare
işlerine salahiyetli olan kimselere ve hükmi şahsiyeti olmıyan ticari işletme
ve teşekküllerde onları idareye salahiyetli olan kimselere aittir. Bunlar,
kusuru memur ve müstahdemlerine yükleterek bu mesuliyetten kurtulamazlar.


            
66 ncı maddenin birinci fıkrasının 1 ila 3 üncü bentlerinde sayılan defterleri
tutma mükellefiyetini hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmeyip de ikinci
fıkraya göre mesul olanlar üç milyon liradan otuz milyon liraya kadar ağır para
cezasiyle cezalandırılır. Defterlerin kanuna uygun şekilde tutulmaması
halinde,bunları tutmakla vazifelendirilmiş olan kimseler dahi aynı cezaya
mahküm edilirler. Diğer kanunlarda bulunan cezai hükümler mahfuzdur. (1)


            
Hakimler, noterler, sicil memurları ve diğer memurlar resmi muameleler
dolayısiyle bir tacirin defter tutma mükellefiyetine aykırı hareket ettiğini
öğrenince keyfiyeti müddeiumumiliğe bildirmeye mecburdurlar.


            
III - Saklama müddeti:


            
Madde 68 – Defter tutmak mecburiyetinde bulunan kimse ve işletmeye devam
eden halefleri defterleri son kayıt tarihinden ve saklanması mecburi olan diğer
hesap ve kağıtları tarihlerinden itibaren on yıl geçinceye kadar saklamaya
mecburdurlar.


            
Hakiki şahıs olan tacirin ölümü halinde mirasçıları ve ticareti terk etmesi halinde
kendisi defter ve kağıtları birinci fıkra gereğince saklamakla mükelleftirler.
Ancak mirasın resmi tasfiyesi halinde defter ve kağıtlar birinci fıkrada yazılı
müddetle sulh mahkemesi tarafından saklanır.


            
Kollektif ve adi komandit şirketlerin her ne
suretle olursa olsun infisahı halinde  bunlara  ait 
defter  ve  kağıtlar,  şirket merkezinin bulunduğu yerdeki
salahi-


 


 


 


 


——————————


(1)    Bu fıkrada
yeralan para cezası, 3/11/1995 tarih ve 4128 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





2767


 


yetli mahkeme tarafından 1 inci fıkra
gereğince saklanmak üzere ortaklardan birine veya notere, diğer şirketlerin
infisahı halinde ise, notere tevdi olunur. Noter harc ve ücreti şirket
mevcudundan ödenir.


            
Bir tacirin saklamakla mükellef olduğu defter ve kağıtlar; yangın, su baskını
veya yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle ve kanuni müddet içinde ziyaa
uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde ticari
işletmesinin bulunduğu yerin salahiyetli mahkemesinden kendisine bir vesika
verilmesini istiyebilir. Mahkeme lüzumlu gördüğü delillerin toplanmasını da
emredebilir. Böyle bir vesika almamış olan tacir defterlerini ibrazdan kaçınmış
sayılır.


            
IV - Tasdik ettirme ve beyanname verme mükellefiyeti:


            
Madde 69 –(Değişik birinci fıkra:11/6/2003-4884/1md.)         
Şirket kuruluş aşamasında 66 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı defterler
kullanılmaya başlanmadan önce tacir tarafından ticarî işletmenin bulunduğu
yerin ticaret sicili memurluğuna veya notere ibraz edilir. Bu defterler, 213
sayılı Vergi Usul Kanununun defterlerin tasdikine ilişkin hükümlerinde yer alan
bilgileri içerecek şekilde tasdik ve imza olunur. Sicil memuru veya noter,
defterlerin kaç sayfadan ibaret bulunduğunu ilk ve son sayfaya yazarak resmî
mühür ve imzasıyla tasdik eder. Noterlerce tasdik edilen defterlerin mahiyet ve
adetleri ve bunların kime ait olduğu en geç yedi gün içinde ilgili ticaret
sicili memurluğuna bildirilir. Şirketlerin müteakip yıl defterleri ile
kullanılması zorunlu diğer defterler 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
defterlerin tasdikine ilişkin hükümlerine göre tasdik olunur.


            
Her tacir, tutmaya mecbur olduğu diğer defterlerle tutmak istediği defterlerin
her birinin nevi ve mahiyetleriyle sayfa sayılarını gösteren iki nüsha
beyannameyi bu defterleri kullanmaya başlamadan önce sicil memuruna vermeye
mecburdur. Memur, bunlardan birisini tasdik ederek tacire geri verir. Bu
mükellefiyeti hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmiyen tacirin bu gibi
defterleri lehine delil olamaz.


            
B) Çeşitli defterler:


            
I - Yevmiye:


            
Madde 70 – Yevmiye defteri, kayda geçirilmesi icabeden muameleleri
vesikalardan çıkararak tarih sırasiyle ve "madde" halinde tertipli
olarak yazmaya mahsus defterdir.


            
Yevmiye maddelerinin en az aşağıdaki malümatı ihtiva etmesi şarttır:


            
1. Madde sıra numarası (Makine ile tutulan muhasebelerde mecburi değildir.);


            
2. Tarih;


            
3. Borçlu hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde nihai yardımcı
hesabın isminin tasrihi şarttır.);


            
4. Alacaklı hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde nihai yardımcı
hesabın isminin tasrihi şarttır);


            
5. Meblağ (Yardımcı hesaplara taksim edilenler, izahat sütununda gösterilmek
şarttır);


            
6. Her kaydın dayandığı vesikaların nevi ve varsa tarih ve numaraları.


            
Yevmiye defteri ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralı olur; şu kadar
ki, vergi kanunlarına göre müteharrik yapraklı yevmiye defterinin
kullanılmasına müsaade olunduğu takdirde vergi kanunlarına uygun olmak şartiyle
bu defterler de kullanılabilir.


            
Yevmiye defterine geçirilecek kayıtlar haklı sebep olmaksızın, on günden fazla
geciktirilemez.





2768


 


            
Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere ibraz edilip
son kaydın altına noterce (Görülmüştür) sözü yazılarak mühür ve imza ile tasdik
ettirilmek şarttır.


            
II - Defterikebir:


            
Madde 71 – Defterikebir, yevmiye defterine geçirilmiş olan muameleleri
buradan alarak sistemli bir surette hesaplara dağıtan ve tasnifli olarak bu
hesaplarda toplıyan defterdir.


            
Defterikebirdeki kayıtların en az aşağıdaki malümatı ihtiva etmesi şarttır:


            
1. Tarih;


            
2. Yevmiye defteri madde numarası;


            
3. Meblağ;


            
4. Toplu hesaplarda yardımcı nihai hesapların isimleri.


            
Yukarki maddenin üçüncü fıkrası hükmü defterikebir hakkında da tatbik olunur.


            
III - Envanter defteri:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 72 – Envanter defterine işletmenin açılış tarihinde ve mütaakiben
her iş yılı sonunda çıkarılan envanterler ve bilançolar kaydolunur.


            
Envanter ve bilançonun taallük ettiği tarihe "bilanço günü" denir.


            
İş yılı, altı aydan az, on iki aydan çok olamaz. Kanunda aksine hüküm
olmadıkça, iş yılı sonu için çıkarılacak envanter ve bilançoların gelecek iş
yılının ilk üç ayı içinde tamamlanmış olması lazımdır.


            
Envanter defterine geçirilen envanter ve bilanço; tacir, kolektif ve komandit
şirketlerde hudutsuz olarak mesul olan bütün ortaklar, donatma iştiraklerinde
bütün donatanlar ve tacir sıfatını haiz olan diğer şirket ve kurumlarda idare
işlerine salahiyetli olan kimseler tarafından imza ve notere ibraz olunur.
Noterin yapacağı muamele hakkında 70 inci maddenin son fıkrası tatbik olunur.
İmza edilen envanter ve bilançonun ilanı ve resmi makamlara verilmesi
hakkındaki hükümler mahfuzdur.


            
Envanter defteri ciltli ve sayfaları müteselsil sıra numaralı olur.


            
2. Envanter:


            
Madde 73 – Envanter çıkarmak; saymak, ölçmek, tartmak ve değerlendirmek
suretiyle, bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları kati bir
şekilde ve müfredatlı olarak tesbit etmektir.


            
Mevcutlar, alacaklar ve borçlar işletmeye dahil iktisadi kıymetleri ifade eder.


            
Envanter esas itibariyle defter üzerine çıkarılır. Şu kadar ki; işlerinde geniş
ölçüde ve çeşitli mal kullanan büyük işletmeler, envanterlerini listeler
halinde tanzim edebilirler. Bu takdirde envanter defterine listeler muhteviyatı
icmalen kaydolunur.


            
3. Bilanço:


            
Madde 74 – Bilanço, envanterde gösterilen kıymetlerin tasnifi ve
karşılıklı olarak değerleri itibariyle tertiplenmiş hulasasıdır.


            
Bilançonun aktif tablosunda; mevcutlarla alacaklar ve varsa zarar, pasif
tablosunda; borçlar gösterilir.


            
Aktif yekünu ile borçlar arasındaki fark
tacirin işletmeye tahsis ettiği ana sermayeyi teşkil eder. Ana sermaye de pasif
tablosuna kaydolunur  ve bu suretle





2769


 


aktif ve pasif tablolarının yekünları
denkleşir. Yedek akçeler ve kar ayrı gösterilseler dahi, ana sermayenin
cüzüleri sayılırlar.


            
4. Açıklık ve doğruluk esasları:


            
Madde 75 – İlgililerin; işletmenin iktisadi ve mali durumu hakkında
mümkün olduğu kadar doğru bir fikir edinebilmeleri için, envanter ve
bilançoların ticari esaslar gereğince eksiksiz, açık ve kolay anlaşılır bir şekilde
memleket parasına göre tanzimi lazımdır.


            
Bütün aktifler, en çok bilanço gününde işletme için haiz oldukları değer
üzerinden kaydolunur. Borsada kote edilen emtia ve kıymetler o günün borsa
rayicine göre ve tahsil edilemiyen veya ihtilaflı bulunanlar müstesna olmak
üzere, bütün alacaklar da itibari miktarlarına göre hesabedilir.


            
Pasifler, hususiyle bütün borçlar, şarta bağlı veya vadeli olsa bile, itibari
değeri üzerinden hesaba geçirilir.


            
Ticaret şirketleriyle ticaret kurumlarının envanter ve bilançoları hakkındaki
hususi hükümler mahfuzdur.


            
IV - İşletme hesabı:


            
I. Defter ve hulasa:


            
Madde 76 – Ciltli ve sayfaları müteselsil sıra numaralı olan işletme
hesabı defterinin sol tarafını masraf, sağ tarafını hasılat kısmı teşkil eder.
Masraf kısmına; satınalınan emtia, hizmet mukabili ödenen paralar ve işletme
ile ilgili diğer bütün masraflar; hasılat kısmına ise, emtia satışları, hizmet
mukabili alınan paralar ve işletme faaliyetinden doğan diğer hasılat
kaydolunur. Masraf ve hasılat kayıtlarının en az aşağıdaki malümatı ihtiva
etmesi şarttır:


            
1. Sıra numarası;


            
2. Kayıt tarihi;


            
3. Muamelenin nev'i;


            
4. Meblağ.


            
Her iş yılı sonunda bir "işletme hesabı hulasası" çıkarılır. Buna
aşağıdaki maddeler birer kalemde ayrı ayrı yazılır:


            
A) Masraf tablosuna:


            
1. Çıkarılan envantere göre iş yılı başındaki emtia mevcudunun değeri;


            
2. İş yılı içinde satınalınan emtianın değeri;


            
3. İş yılı içinde yapılan bütün masraflar.


            
B) Hasılat tablosuna:


            
1. İş yılı içinde satılan emtianın değeri;


            
2. İş yılı içinde hizmet mukabili vesair suretle alınan paralar;


            
3. Çıkarılan envantere göre iş yılı sonundaki mevcudun değeri.


            
75 inci madde hükmü işletme hesabı hulasasına da tatbik olunur.


            
2. Emtia envanteri:


            
Madde 77 – Emtia üzerine iş yapanlar, emtia hareketlerini işletme
hesabının masraf ve hasılat kısımlarında ayrı bir sütunda göstermiye ve bir
emtia envanteri çıkarmıya mecburdurlar.


            
Emtia envanteri çıkarmak; satmak maksadiyle alınan veya imal edilen mallarla
iptidai ve ham maddeler ve yardımcı malzeme dahil olmak üzere emtia
mevcutlarını saymak, ölçmek, tartmak ve değirlendirmek suretiyle kati bir
şekilde ve müfredatlı olarak tesbit etmektir.





2770


 


            
Emtia envanteri; muamelelere ait kayıtlarla karıştırılmamak suretiyle yeniden
işe başlama halinde işletme hesabı defterinin baş tarafına; mütaakiben de her
iş yılı kapandıktan sonra, muamele kayıtlarını takibeden sayfalara yazılır.


            
V - Karar defteri:


            
Madde 78 – Hükmi şahıs olan tacirler tarafından tutulan karar defterine
gerek umumi heyet veya ortaklar heyeti, gerek varsa idare meclisi tarafından
müzakere neticesinde ittihaz olunan kararlarla toplantıda hazır bulunan
azaların adları ve soyadları ve toplantı günü ile beyan edilen rey ve
müzakerelerin tam bir surette bilinmesi için gerekli diğer hususlar geçirilir
ve bu kararların altı şirket namına imza koymaya salahiyetli olanlar tarafından
imza edilir.


            
D) Teslim ve ibraz:


            
I - Teslim mükellefiyeti:


            
Madde 79 – Ticari defterlerle, saklanması mecburi olan diğer kağıtların
teslimi; miras, şirket ve iflas işlerinde istenebilir. Teslim halinde defter,
hesap ve kağıtların her tarafı gerek mahkeme ve gerek ilgililer tarafından
incelenebilir.


            
II - İbraz mükellefiyeti:


            
Madde 80 – Muhakeme esnasında muhik bir menfaatin mevcudiyeti ispat
olunur ve mahkeme ibraz edilmesini sübut bakımından zaruri addederse yalnız
ihtilaflı meseleye mütaallik kayıtların sureti çıkarılmak veya ehlivukuf
tetkikatı yaptırılmak üzere mahkeme re'sen veya taraflardan birinin talebi
üzerine bunların birine yahut her ikisine ait defterlerle saklanması mecburi
olan kağıtların ibrazını emredebilir.


            
İbrazına karar verilen ticari defter, hesap ve kağıtlar, davaya bakan
mahkemeden  başka bir mahkemenin kaza dairesi içinde olup da nakil ve
ibrazında güçlük bulunduğu takdirde bu defterlerin kanuna uygun olarak tutulup
tutulmadıklarının ve bunların ibrazını gerekli kılan hal ve keyfiyetin
ehlivukuf vasıtasiyle incelenerek neticesini gösterir bir zabıt varakası
tutulması ve rapor alınması ve lüzumuna göre suretlerinin çıkarılıp
gönderilmesi ticari defter, hesap ve kağıtların bulunduğu yerde ticari davalara
bakmakla mükellef mahkemeden istenir.


            
III - Müşterek hükümler:


            
Madde 81 – Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun, muhasebeye muhtaç
davalarda ihzari muamelelere ait hükümleriyle senetlerin ibrazı mecburiyetine
dair olan hükümleri ticari işlerde dahi tatbik olunur.


            
E) Ticari defterlerin ispat kuvveti:


            
I - Kati delil:


            
Madde 82 – Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler
arasında çıkan ihtilaflarda ticari defterler aşağıdaki maddelerde gösterilen
şartlar dairesinde delil olarak kabul olunur.


            
Tasdika tabi olmıyan defterler ancak 69 uncu madde gereğince tasdika tabi olup
da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte delil olarak kabul olunur.


            
Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır; aksi
takdirde defterler delil olmaktan çıkar.


            
II - Yemin:


            
Madde 83 – Mahkeme, aşağıdaki hükümler gereğince, defter
münderecatını sahibi lehine hükme medar görmüşse  kanaatini 
kuvvetlendirmek için o kaydın doğ-





2771


 


ru olduğuna ve davacının halen davalıda
yerine getirilmesi gereken hakkı bulunduğuna dair defter sahibine tamamlayıcı
bir yemin verir.


            
Taraflardan biri hasmın ticari defterlerinin münderecatını kabul edeceğini
mahkeme huzurunda beyan etmiş iken hasmı ticari defterlerini ibrazdan imtina ederse,
mahkeme, defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa iddiasının sıhhati hakkında
bir yemin verir.


            
III - Sahibinin aleyhinde:


            
Madde 84 – Kanuna uygun olarak veya olmıyarak tutulmuş olan ticari
defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar
ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki
kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.


            
IV - Sahibinin lehinde:


            
Madde 85 – Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyit eden
ticari defterlerin münderecatı sahibi lehine delil ittihaz olunur; şu kadar ki
hasım tarafın keza kanuna uygun surette tutulmuş olan ve birbirlerini teyideden
defterleri buna aykırı olur veya bu hususta hiçbir kaydı havi bulunmazsa yahut
iddianın dayandığı kaydın aksi, vesika veya diğer muteber delillerle ispat
edilirse sözü geçen kaydın ispat kuvveti kalmaz.


            
V - Diğer tarafın aleyhinde:


            
Madde 86 – Taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da
diğerininki olmaz veya hiç defteri bulunmaz yahut ibraz etmek
istemezse;defterleri muntazam olan tacirin birbirini teyit eden defterlerindeki
kayıtlar, diğeri aleyhinde delil olur. Hasım taraf, aleyhinde delil ittihaz
olunan kaydın aksini muteber delillerle ispat edebilir.


 


ALTINCI
FASIL


Cari Hesap


 


            
A) Tarifi ve şekli:


            
Madde 87 – İki kimsenin para, mal, hizmet ve diğer hususlardan dolayı
birbirlerindeki alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları
kalem kalem zimmet ve matlup şekline çevirerek hesabın kesilmesinden çıkacak
bakıyeyi istiyebileceklerine dair bulunan mukaveleye cari hesap mukavelesi
denir.


            
Bu mukavele yazılı olmadıkça muteber olmaz.


            
B) Hükümleri:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 88 – Borçlar Kanununun 115 inci maddesiyle 122 nci maddesinin
üçüncü fıkrası hükümleri mahfuz kalmak üzere cari hesap mukavelesinin hükümleri
şunlardır:


            
1. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça cari hesaba zimmet veya matlup kaydı, zimmet
veya matlubu doğuran mukavele veya muameleye mütaallik tarafların haiz
oldukları dava ve müdafaa haklarını düşüremez. Mukavele veya muamele iptal
edilirse ondan doğan kalem hesaptan çıkarılır;


            
2. Taraflar arasında cari hesap mukavelesinin akdinden önce mevcut bir matlup,
tarafların rızasiyle cari hesaba kaydedilirse aksi kararlaştırılmış olmadıkça
bu matlup yenilenmiş olmaz;





2772


 


            
3. Bir ticari senedin cari hesaba kaydı bedelinin tahsil edilmesi halinde
muteber olmak şartiyle vukubulmuş sayılır;


            
4. Her hesap devresi sonunda zimmet ve matlubu teşkil eden tutarlar birbirinden
çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen tayin olunan bakiye, yeni hesap
devresine ait bir kalem olmak üzere hesaba geçirilir; mukavele sona ermiş veya
bakıye haczedilmiş ise onun ödenmesi gerekir;


            
5. Cari hesabın matlup kısmına kaydolunan tutarlar için mukavele veya ticari
teamüller gereğince alındıkları günden itibaren faiz işler.


            
II - Hususi haller:


            
1. Ticari senetler:


            
Madde 89 – Yukarıki maddenin 3 üncü bendi gereğince cari hesaba kayıt
olunup bedeli tahsil edilemiyen ticari senet sahibine geri verilerek kaydı
silinir.


            
2. Ücret ve masraflar:


            
Madde 90 – Taraflar arasında cari hesabın mevcudiyeti, komisyondan ileri
gelen ücretin ve her türlü masrafların istenmesine mani olmaz.


            
3. Hesap dışında kalan alacaklar:


            
Madde 91 – Takası kabil olmıyan alacaklarla muayyen bir cihete sarf
edilmek veya ayrıca emre amade tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan
doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.


            
III - Bakiye:


            
1. Tesbiti:


            
Madde 92 – Mukavele veya ticari teamül ile muayyen hesap devreleri
sonunda, cari hesabın kapatılması ve zimmet ile matlup kalemleri arasındaki
farkın tesbit edilmesi lazımgelir.


            
Hesap devresi hakkında mukavele veya ticari teamül yoksa her takvim yılının son
günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Tesbit
edilen bakıyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay
içinde noter marifetiyle veya taahütlü bir mektupla veya telgrafla itirazda
bulunmazsa bakiyeyi kabul etmiş sayılır.


            
2. Faiz:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 93 – Zimmet ve matlup kalemlerinin birbirinden çıkarılması
neticesinde hasıl olan bakıye için dahi tesbit edildiği günden itibaren faiz
işler.


            
b) Mürekkep faiz ve diğer cihetlere ait hükümler:


            
Madde 94 – Taraflar, üç aydan aşağı olmamak üzere diledikleri zaman
faizlerin ana paraya eklenmesini kararlaştırabilecekleri gibi hesap devrelerini
ve faiz ve komüsyon miktarlarını dahi mukavele ile tayin edebilirler.


            
8 inci madde hükmü mahfuzdur.


            
IV - Bütünlük esası:


            
Madde 95 – Cari hesaba geçirilen matlup ve zimmet kalemleri ayrılmaz bir
bütün teşkil eder. Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri,
alacaklı veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu ancak mukavelenin
sonundaki hesabın kesilmesi tayin eder.





2773


 


            
C) Cari hesabın sonu:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 96 – Cari hesap mukavelesi:


            
1. Kararlaştırılan müddetin bitmesi;


            
2. Bir müddet kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan birinin feshi ihbar
etmesi;


            
3. Taraflardan birinin iflas etmesi;


ile sona erer.


            
II - Ölüm ve hacir halleri:


            
Madde 97 – Mukavelede bir müddet tayin edilip de taraflardan biri ölür
veya hacir altına alınırsa her iki taraf ve halefleri on gün önce haber vermek
şartiyle cari hesap mukavelesini feshedebilir. Şu kadar ki; bakıyenin ödenmesi
ancak hesabın 92 nci maddeye göre kapatılması gereken tarihte istenebilir.


            
D) Bakiyenin haczi:


            
Madde 98 – Taraflardan birinin alacaklısı onun hesap bakıyesini haciz
ettirdiği gün hesap kapatılarak bakıye tesbit edilir.


            
Bu halde borcundan dolayı haciz tebliğ edilen taraf on beş gün içinde haczi
kaldırtmazsa diğer taraf mukaveleyi feshedebilir; etmezse haciz ettiren
kimsenin durumu cari hesaba yeni kalemler geçirilmek suretiyle
ağırlaştırılamaz.Meğer ki; hesaba geçirilen kalemler haciz anından önce doğmuş
bulunan hukuki bir münasebetten ileri gelmiş olan.


            
Haciz ettiren alacaklı bakıyeden, kendi alacağına tekabül eden kısmının
ödenmesini ancak hesabın 92 nci maddeye göre kapatılması gereken anda
istiyebilir.


            
E) Müruruzaman:


            
Madde 99 – Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya hükmen tayin
olunan bakıyeye veya faiz bakıyelerine, hesap hata ve zuhullerine, cari
hesaptan hariç addolunmak lazım gelen veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş
olan kalemlere veya mükerrer kayıtlara ilişkin bulunan davalar, beş yıl
geçmekle müruruzamana uğrarlar.


 


YEDİNCİ
FASIL


Ticaret İşleri
Tellallığı


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 100 – Taraflardan hiçbirine ticari mümessil, ticari vekil, satış
memuru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı
olmaksızın, ücret karşılığında, ticari işlere mütaallik mukavelelerin akdi
hususunda taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimseye tellal
denir.


            
Tellallar bu fasılda gösterilen hakları haiz ve borçlarla mükelleftirler.


            
Ticari olmıyan işlere dair olan mukavelelerin akdi hususunda aracılıkla meşgul
olan veya ticari bir aracılık işini arızi olarak üzerlerine alan kimseler
hakkında Borçlar Kanununun 404 ila 409 uncu maddeleri tatbik olunur.


            
24 üncü madde hükmü mahfuz kalmak üzere Borçlar Kanununun 409 uncu maddesi
hükmü ticaret tellallığına da tatbik olunur. Borsa tellalları hakkındaki hususi
hükümler mahfuzdur.





2774


 


            
B) Hükümleri:


            
I - Bordro:


            
1. Verme mükellefiyeti:


            
Madde 101 – Mukavelenin taraflarınca vazgeçilen veya emtianın nevi
dolayısiyle mahalli teamül gereğince lüzum bulunmıyan haller dışında tellal,
taraflardan her birine muamele yapıldıktan sonra, tarafların ad ve soyadlarını
ve mukavelenin mevzuu ve şartlarını, hususiyle, emtia, veya kıymetli evrak alım
satımlarında bunların nev'ini, miktarını, fiyatını ve teslim zamanını gösteren
ve kendi imzasını taşıyan bir bordro vermeye mecburdur.


            
2. Taraflarca imzası:


            
Madde 102 – Derhal yerine getirilmesi kararlaştırılmış olmıyan
muameleler hakkında bordrolar taraflara imza ettirilmek, taraflardan her birine
diğer tatarafın imzasını taşıyan bordro verilmek lazımdır. Taraflardan biri
bordroyu kabul veya imza etmekten çekinirse, tellal derhal diğer tarafa
keyfiyeti ihbarla mükelleftir.


            
Tellal tarafların bodroya koymuş oldukları imzaların sıhhatinden mesuldür.
Ticari senetlerin alım ve satımına aracılıkta bulunan tellal bu senetleri
satana ait olan imzanın sıhhatinden dahi mesuldür.


            
3. Diğer tarafın sonradan bildirilmesi:


            
Madde 103 – Diğer tarafın sonradan bildirileceği kaydını ihtiva eden bir
bordroyu kabul eden kimse, meçhul kalan taraf sonradan kendisine bildirilince,
ona karşı haklı bir itirazda bulunmazsa, o mukavele ile ilzam olunur. Bordroda
gösterilmemiş olan tarafın kim olduğu mahalli teamüle, böyle bir teamül yoksa
halin gereğine göre uygun bir müddet içinde bildirilir.


            
Bordroda gösterilmemiş olan taraf müddeti içinde bildirilmez veya bildirilip de
aleyhine haklı bir itiraz ileri sürülürse, bordroyu kabul etmiş olan taraf,
mukavelenin yerine getirilmesini bizzat tellaldan istiyebilir. Şu kadar ki
tellalın müracaatı üzerine mukavelenin ifasını derhal istemezse artık davası
dinlenmez. Mukaveleyi bizzat yerine getiren tellal, taraf sayılır ve diğer
tarafa 


karşı akdin hak ve borçları kendisine ait
olur.


            
II - Nümunenin saklanması:


            
Madde 104 – Tellal kendi vasıtasiyle nümune üzerine satılan emtiadan her
birinin tevdi olunan nümunesini, malın vasıflarına itiraz edilmeksizin kabulüne
veya muamelenin diğer suretle bitirilmesine kadar saklamakla mükelleftir.


            
Taraflar nümunenin saklanmasından açık olarak vazgeçer veya emtianın nev'ine
göre mahalli teamül gereğince buna lüzum olmazsa tellal, tevdi edilen nümuneyi
saklamaya mecbur değildir.


            
Tellal ilerde delil olarak kullanmak üzere, tevdi edilen nümuneye hususi bir
işaret koymaya ve ticari teamülün icabından ise bu işareti taraflara imza
ettirmeye mecburdur.


            
III - Kabza salahiyetsizlik:


            
Madde 105 – Tellal, bedeli tahsile veya mukavelede gösterilen sair
şeyleri teslim almaya salahiyetli sayılmaz.





2775


 


            
IV - Ücret:


            
1. İstemek hakkı ve müruruzaman:


            
Madde 106 – Muamele yapılınca veya mukavele bir şarta bağlı ise şart
tahakkuk edince bordroyu vermiş olan tellal ücretini istemek hakkını haizdir.


            
Bu hak muamelenin yapıldığı günden itibaren bir yıl geçince müruruzamana uğrar.
Eğer mukavele yapılmaz veya talik olunduğu şart tahakkuk etmezse, tellal, bu
işteki teşebbüslerinden dolayı ücret isteyemez.


            
2. Miktarı:


            
Madde 107 – Ücretin miktarı, mukavele ve tarifelere ve bunlar yoksa
mahallindeki ticari teamüle göre tayin olunur.


            
3. Borçlu:


            
Madde 108 – Tellal ücretini hangi tarafın ödiyeceği mukavele veya kanun
ile tayin edilmemiş ise, mahallindeki ticari teamül nazara alınır; bu da yoksa
taraflar bu ücreti yarı yarıya öderler.


            
4. Masraflar:


            
Madde 109 – Tellal tarafından yapılacak masrafların ödenmesi
kararlaştırılmışsa muamele bitirilmese bile, bu masraflar istenebilir.


            
5. Hakkın düşmesi:


            
Madde 110 – Tarafsızlığı ihlal edecek derecede akıdlerden birini iltizam
eden veya hüsniniyet kaidelerine aykırı mahiyette bunların birinden kendisine
menfaat temin eden tellalın, ücret ve masrafları istemek hakkı kalmaz.


            
V - Yevmiye defteri:


            
1. Tutma mükellefiyeti:


            
Madde 111 – Tellal, kendi aracılığı ile yapılan muameleleri bir yevmiye
defterine günü gününe yazmaya mecburdur. Kayıtların tarih sırasiyle yapılması
ve 101 inci maddede yazılı hususları ihtiva etmesi lazımdır.


            
Her kayıt, günü gününe tellal tarafından imza olunur. Ticari defterlerin
tasdikıne, tutulmasına ve saklanmasına dair hükümler tellalın yevmiye defteri
hakkında da caridir.


            
Tellal, her zaman taraflardan birinin talebi üzerine aracılığını yaptığı
muameleler için yevmiye defterinin o işe ait kısmının bir suretini imzalıyarak
vermeye mecburdur.


            
2. İbraz mecburiyeti:


            
Madde 112 – Mahkeme, taraflar arasında çıkan bir davaya ait hususların
ispatı için veya diğer her hangi bir dava zımnında bordro, suret ve diğer ispat
edici vesikaların karşılaştırılması maksadiyle yevmiye defterinin ibrazını
tellala emir ve ondan gereken izahları talebedebilir.


            
3. Mesuliyet:


            
Madde 113 – Yevmiye defterinin tutulması ve saklanmasiyle ilgili
hükümlere aykırı hareket eden tellal hakkında 67 nci madde hükmü tatbik olunur.


            
4. Tevdi mükellefiyeti:


            
Madde 114 – Ölen veya işten çekilen tellalın yevmiye defterleri,
bulunduğu yerin noterine tevdi edilir.





2776


 


            
C) Esnaf arasında aracılık:


            
Madde 115 – Esnaf arasında aracılık yapan kimseler hakkında, bu faslın
hükümleri tatbik olunmaz.


SEKİZİNCİ
FASIL


Acentelik


            
A) Umumi olarak:


            
I - Tarifi:


            
Madde 116 – Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem
gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya
bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde
aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimseye
acente denir.


            
Bu fasılda hüküm bulunmıyan hallerde aracılık eden acenteler hakkında tellallık
hükümleri,akit yapan acenteler hakkında komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm
bulunmıyan hallerde vekalet hükümleri tatbik olunur.


            
II - Tatbik sahası:


            
Madde 117 – Hususi kanunlardaki hükümler mahfuz olmak üzere bu fasıl
hükümleri şunlar hakkında da tatbik olunur:


            
1. Mukaveleleri yerli veya yabancı bir işletme hesabına ve kendi adına
akdetmeye daimi olarak salahiyetli bulunanlar,


            
2. Sigorta mukavelelerinin akdi hususunda aracılık edenler,


            
3. Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi olmıyan ecnebi ticari
işletmeleri nam ve hesabına memleket içinde muamelelerde bulunanlar.


            
III - İnhisar:


            
Madde 118 – Aksi yazılı olarak kararlaştırılmış olmadıkça, müvekkil,
aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı için birden fazla
acente tayin edemiyeceği gibi; acente dahi aynı yer veya bölge içinde, birbirleriyle
rekabette bulunan mütaaddit ticari işletmeler hesabına aracılık yapamaz.


            
B) Acentenin salahiyetleri:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 119 – Acente, aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle
ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları
müvekkili namına yapmaya ve bunları kabule salahiyetlidir.


            
Bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acente müvekkili namına
dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.


            
Bu hükümlere aykırı olan şartlar muteber değildir.


            
II - Kabza salahiyeti:


            
Madde 120 – Müvekkilinin hususi ve yazılı muvafakati veya vekaleti
olmadan acente, bizzat teslim etmediği malların bedelini kabza ve bedelini
bizzat ödemediği malları teslim almaya mezun olmadığı gibi bu muamelelerden
doğan alacağı tecil veya miktarını tenzil dahi edemez.


            
III - Akit yapma salahiyeti:


            
Madde 121 – Hususi ve yazılı bir muvafakat olmadan acente, mütevekkili
namına mukavele akdine salahiyetli değildir.





2777


 


            
Acentelere müvekkilleri adına akit yapma salahiyetini veren vesikaların acente
tarafından tescil ve ilan ettirilmesi mecburidir.


            
IV - Salahiyetsizlik:


            
Madde 122 – Acente, salahiyetli olmaksızın veya salahiyeti sınırlarını
aşarak müvekkili namına bir mukavele yaparsa müvekkili mukavelenin akdini haber
alır almaz üçüncü şahsa, akde icazet vermediğini derhal bildirmediği takdirde,
icazet vermiş sayılır. İcazet verilmediği halde acente akitten bizzat mesul
olur.


            
C) Acentenin borçları:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 123 – Acente, kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde
mukavele uyarınca, müvekkilinin işlerini görmeye ve menfaatlerini korumaya
mecburdur.


            
Acente, bilhassa, müvekkili hesabına saklamakta bulunduğu emtia veya eşyaya
arız olan hasarlardan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe mesuldür.


            
II - Haber verme borcu:


            
Madde 124 – Acente, üçüncü şahısların kabule salahiyetli olduğu
beyanlarını, bölgesindeki piyasanın durum ve şartlarını, müşterilerin mali
durumunu ve bu durumda vukubulan değişiklikleri ve yapılan muamalelere
mütaallik müvekkilini ilgilendiren bütün hususları ona vaktinde bildirmeye
mecburdur.


            
Müvekkilin açık talimatı olmıyan meselelerde acente, emir alıncaya kadar
muameleyi geciktirebilir.Şu kadar ki; işin aceleliği müvekkilinden sormaya
müsait olmaz veya acente en faydalı şartlar dairesinde harekete mezun bulunursa
basiretli bir tacir gibi kendi görüşüne göre muameleyi yapar.


            
III - Önleyici tedbirler:


            
Madde 125 – Acente, müvekkili hesabına teslim aldığı eşyanın taşınma
sırasında hasara uğradığına dair emareler görecek olursa, müvekkilinin taşıcıya
karşı dava hakkını emniyet altına almak üzere hasarı keşfettirmek ve gereken
diğer tedbirleri almak,emtiayı mümkün olduğu kadar muhafaza eylemek veya
büsbütün telef olması tehlikesi varsa, Borçlar Kanununun 92 inci maddesi
gereğince salahiyetli mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin keyfiyeti
müvekkiline haber vermekle mükelleftir.Aksi takdirde ihmali yüzünden doğacak
zararı tazmine mecbur olur.


            
Satılmak üzere acenteye gönderilen emtia çabuk bozulacak cinsten olur veya değerini
düşürecek değişikliklere maruz bulunur ve müvekkilden sormaya vakit müsait
olmaz veya müvekkil izin vermede gecikirse, acenta salahiyetli mahkemenin
izniyle Borçlar Kanununun 92 inci maddesi gereğince bu emtiayı sattırmaya
salahiyetli ve müvekkilin menfaatleri bunu gerekli kılıyorsa mecburdur.


            
IV - Ödeme borcu:


            
Madde 126 – Acente müvekkiline ait olan paranın gönderilmesi veya teslim
edilmesi lazım geldiği zaman bunu yapmazsa, o andan itibaren faiz ve gerekirse
ayrıca tazminat vermeye mecburdur.





2778


 


            
D) Acentenin hakları:


            
1. Fevkalade masrafların tazmini:


            
Madde 127 – Acente, işlerini ifa için yaptığı masraflardan ancak
fevkalade masrafların tazminini istiyebilir.


            
Avanslar hakkında 22 nci madde tatbik olunur.


            
II - Ücret:


            
1. Ücrete tabi muameleler:


            
Madde 128 – Acente fiilen aracılıkta bulunduğu veya akdettiği
muamelelerden ve aracılıkta bulunmamakla beraber bölgesi içindeki şahıslarla müvekkili
arasında doğrudan doğruya yapılan ve inhisar dalı içine giren muamelelerden
dolayı bir ücret istemek hakkını haizdir.


            
Müvekkil, doğrudan doğruya yaptığı muameleleri derhal acenteye bildirmeye
borçludur.


            
2. Ücrete hak kazanma zamanı:


            
Madde 129 – Acente, mukavelenin yapıldığı tarihte, mukavele mevzuu bir
malın satınalınması,imal edilmesi veya satılması ise, müvekkilinin malı veya
bedeli yahut onun yerine diğer bir karşılığı aldığı tarihte ücrete hak kazanır.
Bu hallerde müvekkile isnadedilebilecek bir sebepten dolayı mukavele yerine
getirilmemiş olsa bile acente ücretin ödenmesini istiyebilir.


            
Mukavele kısım kısım yerine getirilecekse acente, yerine getirildiği veya
yerine getirilmesi gerektiği nispette ücrete hak kazanır.


            
3. Ücretin miktarı:


            
Madde 130 – Mukavelede hüküm bulunmadıkça ücretin miktarı acentenin
bulunduğu yerdeki ticari teamüle, teamül yoksa halin icabına göre mahkemece
tayin olunur.


            
4. Ücretin ödeme zamanı:


            
Madde 131 – Müvekkil,acentenin ücrete hak kazanmış olduğu muamelelere
ait defter kayıtlarının bir suretini hesap cetveli ile birlikte acenteye
vermeye mecburdur.


            
Acenteye ait alacakların, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, her üç ayda bir defa
ve her halde takvim yılının sonunda veya acentelik mukavelesi sona erdiği
zaman, tesbit edilerek ödenmesi lazımdır.


            
III - Hapis hakkı:


            
Madde 132 – Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar acentelik
mukavelesi dolayısiyle alıp da gerek kendi yedinde gerek hususi bir sebebe
binaen zilyed olmakta devam eden bir üçüncü şahıs yedinde bulunan menkul şeyler
ve kıymetli evrak ile emtia senedi vasıtasiyle tasarruf edebildiği emtia
üzerinde hapis hakkına maliktir.


            
Müvekkile ait mallar acente tarafından mukavele veya kanun icabı satıldığı
takdirde acente satılan malların bedelini ödemekten kaçınma salahiyetini haiz
olur.


            
Müvekkil aciz halinde bulunduğu takdirde acentanın henüz muaccel olmamış
alacakları hakkında da yukarki fıkralar tatbik olunur.


            
Medeni Kanununun 864 üncü maddesinin ikinci fıkrasiyle 865, 866, 867 nci
maddeleri mahfuzdur.





2779


 


            
E) Acentelik mukavelesinin sona ermesi:


            
I - Sebepleri:


            
Madde 133 – Muayyen olmıyan bir müddet için aktedilmiş olan acentelik
mukavelesini,taraflardan her biri üç ay önce ihbar etmek şartiyle feshedebilir;
mukavele ile bir müddet tayin edilmiş olsa dahi muhik sebeplerden dolayı akit
her zaman fesih olunabilir.


            
Müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması halinde
Borçlar Kanununun 397 nci maddesi tatbik olunur.


            
II - Tazminat borcu:


            
Madde 134 – Muhik bir sebep olmadan ve üç aylık ihbar müddetine riayet
etmeksizin akdi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer
tarafın uğradığı zararı tazmine mecburdur.


            
Müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması
sebebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen görülmesi halinde
acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nispetle tayin olunacak münasip bir
tazminat acenteye yahut yukardaki hallere göre onun yerine geçenlere verilir.


 


DOKUZUNCU
FASIL


Ticarete Mahsus
Yerler


 


            
Madde 135 – Borsalar, sergi, panayır ve pazar yerleri, antrepo ve
ticarete mahsus diğer yerler hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.


 


İKİNCİ
KİTAP


Ticaret Şirketleri


BİRİNCİ
FASIL


Umumi Hükümler


 


            
A) Nevileri:


            
Madde 136 – Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve
kooperatif şirketlerinden ibarettir.


            
B) Hükmi şahısların ehliyeti:


            
Madde 137 – Ticaret şirketleri hükmi şahsiyeti haiz olup şirket
mukavelesinde yazılı işletme mevzuunun çevresi içinde kalmak şartiyle bütün
hakları iktisap ve borçları iltizam edebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar
mahfuzdur.


            
C) Tatbik olunacak kanun hükümleri:


            
Madde 138 – Her şirket nevine mahsus hükümler mahfuz kalmak şartiyle
Medeni Kanunun 45, 47, 48, 49 uncu maddeleri ve bu fasılda hüküm bulunmayan
hususlar hakkında Borçlar Kanununun 520-541 inci maddeleri her şirket nevinin
mahiyetine uygun olduğu nispette, ticaret şirketleri hakkında da tatbik olunur.


            
D) Sermaye koyma borcu:


            
I - Konusu:


            
Madde 139 – Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticaret şirketlerine sermaye
olarak:


            
1. Para, alacak, kıymetli evrak ve menkul şeyler;





2780


 


            
2. İmtiyaz ve ihtira beratları alameti farika ruhsatnameleri gibi sınai haklar;


            
3. Her nevi gayrimenkuller;


            
4. Menkul ve garimenkullerin faydalanma ve kullanma hakları;


            
5. Şahsi emek;


            
6. Ticari itibar;


            
7. Ticari işletmeler;


            
8. Telif hakları, maden ruhsatnameleri gibi iktisadi değeri olan sair haklar
konabilir.


            
II - Hükmü:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 140 – Her ortak, usulüne göre tanzim ve imza edilmiş şirket
mukavelesiyle koymayı taahhüt eylediği sermayeden dolayı şirkete karşı
borçludur.


            
Sermaye olarak gayrimenkul mülkiyeti veya gayrimenkul üzerinde mevcut veya
tesis edilecek ayni bir hakkın konulması taahhüdünü ihtiva eden şirket
mukavelesi hükümleri, resmi şekil aranmaksızın muteberdir.


            
Sermaye olarak konulması taahhüt edilen diğer hakların devri kanunen hususi
şekilleri tabi olsa dahi şirket mukavelesi, devredecek ortağın ayrıca rızasına
bakılmaksızın, şirkete alakalı mercilerden bu hakların devrini istemek
salahiyetini verir.


            
Şirket, her ortağın sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmesine talep ve dava
edebileceği gibi ifada gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de
istiyebilir. Tazminat talebi için ihtar şarttır.


            
Ortaklarca sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların muhafazası için
kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir talebedilebilir. Tedbir
üzerine açılacak davalar için Usul Kanununda derpiş edilen müddet ancak
şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.


            
2. Gecikme faizi:


            
Madde 141 – Vaktinde konulmıyan sermaye para ise, 140 ıncı madde
gereğince tazminat hakkına halel gelmemek şartiyle, sermayenin ödenmesi gereken
günden itibaren kanuni faizin de verilmesi lazımdır.


            
3. Tekeffül:


            
Madde 142 – Sermaye olarak şirkete alacaklarını devretmiş olan bir ortak
alacakları, şirketçe tahsil edilmiş olmadıkça sermaye koyma borcundan kurtulmuş
olmaz.


            
Alacak müeccel ise, aksi kararlaştırılmış olmadıkça vade gününden, muaccel ise
şirket mukavelesi tarihinden itibaren bir ay içinde şirketçe tahsil edilmek
lazımdır.


            
Her ne sebeple olursa olsun bu müddet içinde tahsil edilemediği takdirde,
gecikmeden dolayı şirketin tazminat hakkına halel gelmemek şartiyle, ortak,
müddetin bitiminden itibaren geçecek günlerin kanuni faizini dahi vermiye
mecburdur.


            
Alacak kısmen tahsil edilmişse yukarki hükümler tahsil edilmemiş olan kısım
hakkında caridir.


            
4. Karineler:


            
Madde 143 – Sermaye olarak konulan ayınların değerleri şirket
mukavelesinde tesbit edilmemişse konuldukları zamandaki borsa veya piyasada
cari fiyatları, bunlar bulunmadığı takdirde ehlivukuf tarafından biçilecek
değerleri, ilgililerce kabul edilmiş sayılır.





2781


 


            
Mukavelede aksi kararlaştırılmış olmadıkça, sermaya olarak konan malların
mülkiyeti şirkete ait ve haklar şirkete temlik edilmiş olur.


            
Hizmet karşılığı olarak verilecek ücretin kısmen veya tamamen kara iştirak
suretiyle ifası kararlaştırıldığı takdirde bu kayıt memur ve müstahdemlere
ortak sıfatını vermez.


            
5. Faiz ve ücret alma hakkı:


            
Madde 144 – Kanunda aksine hüküm olmadıkça, ortakların koydukları
sermayeler için faiz ve şirketteki hizmetleri dolayısiyle kendilerine ücret
verilmesi şirket mukavelesiyle kabul olunabilir.


            
E) Ortakların şahsi alacakları:


            
Madde 145 – Bir şirket devam ettiği müddetçe ortaklardan birinin şahsi
alacaklıları, haklarını ancak şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kar
payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilirler. Henüz bilanço
tanzim edilmemişse alacaklı bilançonun tanzimi  neticesinde borçluya
düşecek kar ve tasfiye payı üzerine ihtiyati haciz koydurabilir.


            
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerle anonim şirketlerde alacaklılar,
borçlularına ait bulunan hisse senetlerini haczettirebilirler.


            
Yukardaki hükümler borçlu ortakların şirket dışındaki mallarına alacaklıların
müracaat hakkını ihlal etmez.


            
F) Şirketlerin birleşmesi:


            
I - Tarifi:


            
Madde 146 – Birleşme, iki veya daha fazla ticaret şirketinin birbiriyle
birleşerek yeni bir ticaret şirketi kurmalarından veya bir yahut daha fazla
ticaret şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine iltihak etmesinden
ibarettir.


            
Çeşitli ticaret şirketlerine ait hususi hükümler mahfuz kalmak şartiyle
birleşme hakkında mütaakıp maddelerdeki hükümler tatbik olunur.


            
II - Şartlar:


            
1. Nevilerin aynı olması:


            
Madde 147 – Birleşme, yalnız aynı neviden olan şirketler arasında
caizdir. Şu kadar ki, birleşme bakımından kollektif ile komandit şirketler ve
anonim ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, aynı neviden sayılır.


            
2. Karar:


            
Madde 148 – Birleşme için ilgili şirketlerin, mukavalelerinin değişmesi
hakkındaki usul ve şartlar dairesinde, ayrı ayrı karar vermeleri ve bu kararın
tescil ve ilan olunması gerekir.


            
3. Bilanço:


            
Madde 149 – Birleşen şirketlerin her biri, aralarında tesbit edilecek
bir örneğe göre tanzim edilmiş olan bilançosunu ilan eylemeye ve birleşme
sebebiyle varlıkları sona eren şirketler ise ayrıca kendilerine ait borçların
ne suretle ödeneceğine dair tanzim edecekleri beyannameyi bilanço ile birlikte
ilana mecburdurlar.


            
III - Hükümleri:


            
1. Alacaklıların itiraz hakkı:


         
Madde 150 – Birleşme kararı, ilan gününden itibaren üç ay sonra hüküm
ifade eder. Şu kadar ki; ilandan önce birleşen şirketler borçlarını ifa yahut
borca tekabül  eden  parayı  Türkiye  Cumhuriyet 
Merkez  Bankasına yahut muteber diğer





2782


 


bir bankaya tevdi etmiş veyahut
alacaklılar şirketlerin birleşmesine razı olmuş ise birleşme kararı ilan
gününden itibaren hüküm ifade eder.


            
Borç karşılığının bankaya tevdi keyfiyetinin ilanı lazımdır.


            
Birleşen şirketlerin alacaklılarından her biri ilandan itibaren üç ay içinde
salahiyetli mahkemeye müracaatla birleşmeye itiraz edebilir. İtiraz hakkından
vazgeçilmedikçe yahut bu husustaki itirazın reddine dair mahkemece verilen
karar katileşmedikçe veyahut mahkemece takdir edilecek teminat şirket
tarafından verilmedikçe birleşme hüküm ifade etmez.


            
2. Külli halefiyet:


            
Madde 151 – Yukarıdaki maddede tayin olunan müddet içinde itiraz
edilmemişse, birleşme muamelesi katileşir ve kalan yahut yeni kurulan şirket,
ortadan kalkan şirketlerin yerine geçer. Bunların bütün hak ve borçları, kalan
veya yeni kurulan şirkete intikal eder.


            
Şirketlerin birleşmesinden yeni bir şirket meydana gelmişse, keyfiyetin ayrıca
tescil ve ilanı zaruridir.


            
G) Nevi değiştirme:


            
Madde 152 – Bir ticaret şirketinin nevinin diğer bir ticaret şirketi nevine
çevrilmesi kanunda aksine hüküm olmadıkça, yeni nev'e ait kuruluş merasimine
tabidir; Böylece yeni nev'e çevrilen şirket eskisinin devamıdır.


İKİNCİ
FASIL


Kollektif Şirket


BİRİNCİ
KISIM


Şirketin Mahiyet
ve Kuruluşu


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 153 – Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek
maksadiyle hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirisinin
mesuliyeti şirket alacaklarına karşı tahdid edilmemiş olan şirket, kollektif
şirkettir.


            
B) Mukavele:


            
I - Şekli:


            
Madde 154 – Kollektif şirket mukavelesi yazılı şekle tabidir; Şu kadar
ki; mukaveledeki imzaların noterce tasdikı da şarttır.


            
II - İhtiva edeceği mecburi kayıtlar:


            
Madde 155 – Kollektif şirket mukavelesine aşağıda sayılan hususların
yazılması mecburidir.


            
1. Ortakların ad ve soyadlariyle ikametgahları ve tabiiyetleri;


            
2. Şirketin kollektif olduğu;


            
3. Şirketin ticaret ünvanı ve merkezi;


            
4. Şirketin mevzuu;


            
5. Her ortağın sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği para miktarı, para
mayetinde olmıyan sermayenin değeri ve bu değerin ne suretle biçilmiş olduğu,
eğer şahsi emek bahis konusu ise bu emeğin mahiyet ve şümulü;


            
6. Şirketi temsile salahiyetli kimselerin ad ve soyadları, bunların yalnız
başına mı, yoksa birlikte mi imza koymaya mezun oldukları.


            
Ortaklar emredici hükümlere aykırı olmamak şartiyle şirket mukavelesine
diledikleri kayıtları koyabilirler. Şu kadar ki; şirket mukavelesinde şirket
mevzuunun hudutlarının açıkça gösterilmiş olması şarttır.





2783


 


            
III - Noksanlıklar:


            
Madde 156 – Mukavelesi kanuni şekilde yapılmamış veya mukaveleye konması
mecburi olan kayıtlardan biri veya bazıları eksik yahut hükümsüz olan bir
kollektif şirket, adi şirket hükmünde olup hakkında 158 inci madde hükmü mahfuz
kalmak şartiyle Borçlar Kanununun 520 - 541 inci maddeleri tatbik olunur.


            
14 üncü madde hükmü mahfuzdur.


            
C) Tescil:


            
I - Mükellefiyet:


            
Madde 157 – Kollektif şirketi kuranlar buna ait şirket mukavelesinin
noterlikçe tasdikli bir suretini tasdik tarihinden itibaren on beş gün içinde
şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline tevdi ile şirketin
tescilini talebetmiye mecburdurlar. Suret, sicil dairesince saklanır ve 155
inci madde gereğince mukaveleye konması mecburi olan kayıtlar ile kanunun
emreylediği diğer hususlar ticaret siciline tescil ve ilan olunur.


            
II - Mükellefiyetin yerine getirilmemesi:


            
Madde 158 – Tescil mükellefiyeti yerine getirilmeksizin şirket namına
işlere başlanmış olduğu takdirde ortaklar
giriştikleri işlerden dolayı üçüncü şahıslara karşı müteselsilen mesuldürler.


            
Bir kollektif şirket mukavelesi akdolunmaksızın, şirketin nevini gösterir bir
kaydı ihtiva etmese bile müşterek bir unvan altında üçüncü şahıslarla muameleye
girişilmesi veya onlara karşı haksız bir fiil işlenmesi halinde de aynı hüküm
caridir.


İKİNCİ
KISIM


Ortaklar
Arasındaki Münasebet


 


            
A) Mukavele serbestliği:


            
Madde 159 – Ortakların birbiriyle olan münasebetlerinde, mukaveledeki
hükümler ve mukavelede hüküm olmıyan hallerde, bu kısımdaki maddeler mahfuz
kalmak şartiyle, 136 ila 145 inci maddeler tatbik olunur.


            
B) Şirketin idaresi:


            
I - İdare işlerinin kime ait olduğu:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 160 – Ortaklardan her biri ayrı ayrı şirketi idare hak ve
vazifesini haizdir. Şu kadar ki; Şirket mukavelesiyle veya ortakların
ekseriyeti ile idare işleri, ortaklardan birine veya birkaçına yahut hepsine
verilebilir.


            
Ticari mümessiller ve diğer ticari vekiller hakkındaki hükümler mahfuzdur.


            
2. Azil:


            
a) Mukavele ile tayin halinde:


            
Madde 161 – İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun
idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi
kendisi azil dahi olunamaz. Ancak, muhik sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin
talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya
nez'olunabilir. Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya
idarede iktidarsızlık gibi haller, muhik sebep sayılır.


            
b) Ortaklar kararı ile tayin halinde:


            
Madde 162 – İdare işleri, şirket mukavelesi yapıldıktan sonra ittihaz
edilen bir kararla bir ortağa verilmişse o ortak, ortakların ekseriyeti ile
azledilebilir. Ekseriyet hasıl olmadığı takdirde, idare işlerine bakan ortağın
şirket mukavelesi hükümlerini ihlal ettiği iddiasıyla her bir ortak azil için
mahkemeye müracaat edebilir.





2784


 


            
3. İdare işlerinde yalnız başına veya birlikte hareket:


            
Madde 163 – Şirket işlerinin idaresi, ortaklıkların hepsine veya
birkaçına verilmiş ise bunların herbiri yalnız başına salahiyetlidir. Bununla
beraber şirketi idare ile mükellef olan ortaklardan bazısı, yapılacak bir işin,
şirketin menfaatlerine uygun olmadığını beyan edecek olursa idare hak ve
vazifesini haiz diğer ortaklar ekseriyetle o işi yapabilirler.


            
Şirket işlerinin idaresi kendilerine verilmiş ortakların birlikte hareket
etmeleri şirket mukavelesinde yazılı ise, ortakların gecikmede tehlike görülen
haller müstesna olmak üzere her işte anlaşmaları gerekir. Anlaşamadıkları
takdirde keyfiyet ortaklar umumi heyetine tevdi ve heyetçe verilecek karara
göre hareket edilir.


            
4. Diğer ortakların itirazı:


            
Madde 164 – İdare işleri şirket mukavelesiyle bir ortağa verilmişse bu
ortak, diğer ortakların itiraz ve muhalefeti vakı olsa bile, hileye müstenit
olmamak şartiyle şirketin idaresi için gereken muameleleri yapabilir.


            
II - İdare işlerinin şümulü:


            
Madde 165 – Şirketin idaresine giren hususlar, şirket maksat ve mevzuunu
elde etmek için icrası gereken mütat muamele ve işlerden ibarettir. Şirketi
idare edenler şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde sulh, feragat ve kabul
ile tahkime dahi salahiyetlidirler. Şu kadar ki; teberruda bulunmak ve şirket
mevzuuna girmiyorsa gayrimenkulleri satmak, satınalmak ve teminat olarak
göstermek gibi mütat iş ve muameleler dışında kalan hususlarda ortakların
ittifakı şarttır.


            
III - Faiz verme borcu:


            
Madde 166 – Bir ortak şirketten ödünç aldığı veya şirket hesabına bir
yerden tahsil eylediği parayı, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, vade gününde
veya mümkün olan en kısa zamanda tediye ve teslim etmiyecek olursa bu vadenin
veya zamanın geçmesinden itibaren kanuni faizi dahi vermeye mecbur olur.


            
C) Murakabe:


            
Madde 167 – Bir ortak idare salahiyetini haiz olmasa dahi şirket
işlerinin gidişi hakkında bizzat bilgi edinmek ve şirketin evrak ve
defterlerini incelemek ve bunlara göre kendisi için şirketin mali durumunu
gösterecek bir hesap varakası tanzim etmek hakkını haizdir. Buna aykırı
mukavele hükümsüzdür.


            
D) Kararlar:


            
Madde 168 – Mukavelenin her ne suretle olursa olsun değiştirilmesine
dair olan kararlar ittifakla, diğer kararlar ise şirket mukavelesinde aksine
hüküm olmadıkça, bütün ortakların ekseriyeti ile verilir.


            
E) Kar ve zarar:


            
I - Hesabın tesbiti:


            
Madde 169 – İdare işlerini gören kimse, şirketin hesap yılı sonundaki
bilançosunu esas ittihaz ederek kar ve zarar hesabını tanzim ve ona göre her
ortağın payını tayin ve tesbit eder.


            
Ortaklar, kar ve zarardan kendilerine düşen
miktarın tayinini şirket mukavelesiyle yahut sonradan ittihaz edecekleri
kararla içlerinden birine veya bir üçüncü şahsa bırakabilirler. Bu ortak veya
üçüncü şahsın bu hususta vereceği ka-





2785


 


rarın hakkaniyet kaidelerine aykırı
olmaması şarttır. Bu kararın öğrenilmesinden itibaren üç ayın geçmesi, kar
payının tamamen veya kısmen alınması yahut başka bir kimseye devredilmesi
zararın ödenmesine başlanması gibi açık veya zımni kabulü gösteren hallerde;
itiraz hakkı düşer.


            
Kar ve zararın taksimine dair olan karar hakkaniyet kaidelerine aykırı
görüldüğü takdirde mahkemece iptal olunur. Bu halde kar ve zararın taksimi
hakkında Borçlar Kanununun 523 üncü maddesi hükmü tatbik olunur.


            
II - Alacağı isteme hakkı:


            
Madde 170 – Her ortak, hesap yılı sonunda tahakkuk eden kardan kendisine
düşen payı, şirkete ödünç olarak verdiği paranın ve eğer kararlaştırılmış ise
koyduğu sermayenin faizlerini, şirket mukavelesi gereğince hak ettiği ücreti ve
şayet kanun ve mukavele hükümlerince yıl sonu bilançosu yapılmamış ise bunun
yapılmasını ve yapılmış bilançoya göre kar payı tesbit edilmiş değilse bunun
tesbitini şirketten istemek ve alacaklarını almak hakkını haizdir.


            
Bu madde ile ortağa tanınmış olan salahiyetleri kaldırma veya daraltma
neticesini doğuran bütün mukavele şartları hükümsüzdür.


            
III - Zarar payı:


            
Madde 171 – Ortaklar ittifakla karar vermedikçe hiçbir ortak,
sermayesinden eksilen kısmı tamamlamıya zorlanamaz.


            
Sermayeden eksilen kısım, aksine karar yoksa, ileride hasıl olacak kar
paylariyle telafi olunur.


            
F) Rekabet yasağı:


            
I - Esas:


            
Madde 172 – Bir ortak, azalarından bulunduğu şirketin yaptığı ticari
işler nev'inden bir işi, diğer ortakların muvafakati olmaksızın kendi veya
başkası hesabına yapamıyacağı gibi aynı nevi ticari işlerle meşgul bir şirkete
mesuliyeti tahdidedilmemiş ortak sıfatiyle de giremez.


            
Yeni kurulan bir şirkete giren ortağın, daha önce kurulmuş diğer bir şirketin
de mesuliyeti tahdidedilmemiş azasından olduğunu diğer ortaklar bildikleri
halde evvelki şirketten ilişiğinin kesilmesi hususu aralarında açıkça kararlaştırılmazsa,
bu hali kabul etmiş sayılırlar.


            
II - Aykırı hareket:


            
Madde 173 – Bir ortak yukariki hükme aykırı hareket edecek olursa,
şirket, kendisinden tazminat istemekte, veya tazminat yerine o ortağın kendi
namına yaptığı işleri şirket namına yapılmış saymakta, üçüncü şahısların
hesabına yapmış olduğu işlerden doğan menfaatlerin şirkete bırakılmasını
istemekte serbesttir. Bu hususlardan birinin tercihi diğer ortaklara aittir. Bu
hak, bir muamelenin yapıldığının yahut ortağın diğer bir şirkete girdiğinin
öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde muamelenin yapıldığı tarihten
itibaren bir yıl sonra müruruzamana uğrar.


            
Yukarıki hükümler, hakları ihlal edilen ortakların, şirketin feshini istemek
haklarına halel getirmez.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Şirketin ve
Ortakların Üçüncü Şahıslarla Olan Münasebetleri


 


            
A) Şirketin mevcudiyeti:


            
Madde 174 – Kollektif şirket ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet
kazanır. Aksine mukavele üçüncü şahıslara karşı hükümsüzdür.





2786


 


            
B) Temsil:


            
I - Temsil salahiyetinin kime ait olduğu:


            
Madde 175 – Şirketi ortaklara ve üçüncü şahıslara karşı temsil salahiyet
ve vazifesi, tescil ve ilan edilen mukavelede aksine hüküm olmadıkça, 160 ncı
madde gereğince şirket işlerini idare hak ve vazifesini haiz olanlara aittir.


            
II - Şümulü:


            
Madde 176 – Şirketi temsile salahiyetli olan kimse, şirketin gayesine
dahil olan her nevi iş ve hukuki muameleleri şirket namına yapmak ve şirketin
unvanını kullanmak salahiyetini haizdir. Bu salahiyeti tahdit eden her şart,
hüsniniyetle hareket eden üçüncü şahıslara karşı hükümsüzdür.


            
Ancak şirket mukavelesinin tescil ve ilan edilmiş olan kısmına göre şirketin
ilzam edilebilmesi için mütaaddit ortakların imzası şart kılınmışsa, bu şart,
üçüncü şahıslara karşı da muteberdir.


            
III - Hükümleri:


            
Madde 177 – Şirketi temsil salahiyetini haiz olan kimseler tarafından,
açık veya zımni olarak şirket namına yapılmış olan muamelelerden dolayı, şirket
alacaklı ve borçlu olur.


            
Bir ortağın şirkete ait vazifelerini ifa dolayısiyle işlediği haksız fiillerden
şirket de doğrudan doğruya mesuldür.


            
C) Şirket alacaklılarının vaziyeti:


            
I - Ortakların şahsi mesuliyeti:


            
Madde 178 – Ortaklar, şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı
müteselsilen ve bütün malları ile mesuldürler.


            
Şirkete yeni giren kimse, girme tarihinden evvel meydana gelmiş olsa bile şirketin
borçlarından, diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malları ile
mesuldür.


            
Yukarıki fıkralara aykırı olarak mukaveleye konan şartlar, üçüncü şahıslar
hakkında hüküm ifade etmez.


            
II - Mesuliyetin derecesi:


            
Madde 179 – Şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede
şirket mesuldür. Şu kadar ki; şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz
kalmış veya şirket her hangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya
ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir.


            
Yukarıki hükümler, ortakların şahsi mallarına ihtiyati haciz koymaya mani
değildir. Bu fıkra hükmünce konulmuş bulunan ihtiyati hacizler hakkında İcra ve
İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında derpiş edilen müddet,
birinci fıkranın ikinci cümlesi hükmünce ortağa karşı dava veya takibe başlama
salahiyetinin doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bununla beraber,
ihtiyati haciz zabıt varakasının tebliğinden itibaren kanuni müddet içinde şirkete
karşı takibe veya davaya başlanmadığı takdirde ihtiyati haciz düşer.


            
III - İlam:


            
Madde 180 – Yalnız şirket aleyhine alınmış olan ilam, şirket hakkındaki
takip semeresiz kalmadıkça veya şirket her hangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça
ortaklar hakkında icra edilemez.


            
İcra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmediği takdirde alacaklı
şirketle birlikte ortakların veya bazılarının da doğrudan doğruya iflasını
istiyebilir.





2787


 


            
IV - İflas:


            
1. Şirketin iflası:


            
Madde 181 – Şirketin iflası halinde; şirket alacaklıları alacaklarını
almadıkça, ortakların şahsi alacaklıları şirket mallarına müracaat edemezler.


            
2. Şirketin ve ortakların iflası:


            
Madde 182 – Şirketin iflası, ortakların iflasını gerektirmez. Ancak depo
kararına rağmen para yatırılmadığı takdirde alacaklı depo kararının ortaklara
veya içlerinden bazılarına da tebliğini ve muktezasını yerine getirmedikleri
takdirde şirketle birlikte iflaslarına karar verilmesini mahkemeden
talebedebilir. Bu hakkını kullanmamış olan alacaklının, şirket masasından
alacağını tamamen alamaması halinde ortakları iflas yoliyle dahi ayrıca takip
hakkı mahfuzdur.


            
Ortakların mallarına gerek adi takip gerek iflas yolu ile müracaat olunursa
bunların şahsi alacaklıları ile şirket alacaklıları arasında bir tekaddüm ve
imtiyaz hakkı yoktur. Ancak şahsi alacaklılar arasında kanunen rüçhan hakkı
olanların bu hakları mahfuzdur.


            
3. Ortakların hakları:


            
Madde 183 – Şirketin iflası halinde ortaklar, koydukları sermaye ve
işlemekte olan faizler için masaya giremezler. Ancak işlemiş faizlerle ücretler
ve şirket lehine yaptıkları masraflar için her hangi bir alacaklı gibi masaya
girebilirler.


            
V - Takas:


            
Madde 184 – Şirkete borçlu olan kimse bu borcunu ortaklardan birinde
olan alacağı ile takas edemez.


            
Bir ortak da şahsi alacaklısına olan borcunu şirketin aynı şahıstaki bir
alacağı ile takas edemez.


            
Buna mukabil şirketin bir alacaklısı aynı zamanda ortaklardan birinin şahsi
borçlusu ise 179 ve 182 nci maddeler gereğince ortağın şirket borcundan dolayı
şahsen takip edilebildiği andan itibaren gerek şirket alacaklısı ve gerek ortak
takas hakkını haizdirler.


 


DÖRDÜNCÜ
KISIM


Şirketin İnfisahı
ve Ortakların Ayrılması


 


            
A) İnfisah:


            
I - Sebepleri:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 185 – Kollektif şirketler, 195 inci madde hükmü mahfuz olmak üzere
Borçlar Kanununun 535 ve 536 ncı maddelerinde ve aşağıda yazılı sebeplerle
infisah eder:


            
1. Konkordato ile neticelenmiş olsa bile şirketin iflası;


            
2. Şirket sermayesinin tamamı veya üçte ikisi zayi olup da tamamlanmasına veya
geri kalan kısmı ile iktifaya ortaklarca karar verilmemiş olması;


            
3. Şirketin diğer bir şirket ile birleşmesi;


            
4. Tescil ve ilan 157 nci maddede gösterilen müddet içinde veya sonra
yapılmamışsa, aradan ne kadar müddet geçmiş olursa olsun ortaklardan her hangi
birinin talebi üzerine ve noter marifetiyle diğer ortaklara münasip bir mehli
havi ihtarname gönderilmiş olmak şartiyle mahkemece feshe karar verilmiş
olması;


            
5. 196 ncı madde hükmü mahfuz olmak üzere ortaklardan birinin iflası.





2788


 


            
2. İstisnalar:


            
Madde 186 – Şirket mukavelesinde muayyen bir veya birkaç sebebe munhasır
olmaksızın umumi olarak fesih sebeplerinden her hangi birinin vücudu halinde
şirketin infisah etmiyeceğine dair olan şart muteber değildir. Ancak kanunun
amir hükümlerine muhalif olmamak kaydiyle muayyen bazı fesih sebeplerinin
şirketin infisahını mucip olmıyacağı şirket mukavelesinde kabul olunabilir.


            
3. Muhik sebepler:


            
Madde 187 – Haklı sebep, şirketin kuruluşu mucip olan fiili veya şahsi
mülahazaların şirket maksadının husulünü imkansız kılacak veya güçleştirecek
surette ortadan kalkmış olmasıdır; hususiyle:


            
1. Bir ortağın, şirketin idare işlerinde veya hesaplarının tanzimi hususunda
şirkete ihanet eylemiş olması;


            
2. Bir ortağın kendisine düşen esas vazife ve borçları yerine getirmemesi;


            
3. Bir ortağın şahsi menfaatleri uğrunda şirketin ticaret unvanını veya
mallarını suistimal etmiş olması;


            
4. Bir ortağın, uğradığı daimi bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı,
üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için lüzumlu olan kabiliyet ve
ehliyetini kaybetmesi;


            
gibi haller haklı sebeplerdendir.


            
Bu maddenin 1, 2 ve 3 sayılı bentleri gereğince fesih sebebi meydana getirmiş
olan ortağın dava hakkı yoktur.


            
4. Hususi haller:


            
a) Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi:


            
Madde 188 – Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesinden dolayı fesih
davası açabilmek için önce ortağa noter vasıtasiyle münasip mehli havi bir
protesto gönderilmek lazımdır.


            
b) Karine:


            
Madde 189 – Mukavelede yazılı müddetin sona ermesinden sonra işlere
devam etmek suretiyle zımmen uzatılmış bulunan veya müddeti bir ortağın hayatı
ile tahdit edilmiş olan şirketler, muayyen olmıyan müddet ile kurulmuş
sayılırlar.


            
5. Ortakların şahsi alacaklıların vaziyeti:


            
a) Şirket müddetinin uzatılması halinde itiraz hakkı:


            
Madde 190 – Şirket müddetinin uzatılması hakkında ortaklarca ittihaz
olunan karara, ortaklardan herhangi birinin şahsi alacaklısı tarafından itiraz
olunabilir.


            
İtirazda bulunabilmek için alacaklının ilam veya o mahiyetteki vesikaya yahut
katileşmiş icra takibine dayanması ve uzatma kararının ilanı tarihinden
itibaren on beş gün içinde itirazın noter vasıtasiyle tebliği için notere
müracaat edilmesi şarttır. Müddetinde bu itiraz yapılmamışsa itiraz hakkı
düşer.


            
Müddetin uzatılması hakkındaki karar tescil ve ilan edilmemiş ise alacaklı her
zaman bu karara itiraz edebilir.


            
b) Haciz ve şirketin feshini isteme hakkı:


            
Madde 191 – Bir ortağın şahsi alacaklısı, borçlunun şahsi mallarından ve
kanunun 145 inci maddesi gereğince şirketteki kar payından alacağını alamazsa,
tasfiye sonunda borçlu ortağa düşecek paya haciz koydurmaya ve altı ay önce
ihbar etmek ve hesap yılı sonu için hüküm ifade etmek şartiyle, şirketin
feshini istemeye salahiyetlidir.





2789


 


            
Mahkemece feshe karar verilmezden önce şirket veya diğer ortaklar borcu
öderlerse, fesih davası düşer.


            
II - Hükümleri:


            
1. Tescil ve ilan:


            
Madde 192 – Şirketin infisahı halinde ortaklar keyfiyeti tescil ve ilan
ettirmekle mükelleftirler. İflas sebebiyle şirketin infisahı halinde bu
mükellefiyet iflas memuruna aittir.


            
Şirketin feshi bir ortağın ölümünden ileri gelmişse tescil ve ilan dilekçesi,
ölünün mirascılariyle birlikte bütün ortaklar, mirascıların iştiraki mümkün
olmıyan veya güç olan hallerde sağ kalan ortaklar tarafından verilir.


            
2. Ortakların idare haklarının sona ermesi:


            
Madde 193 – Şirketi idareye salahiyetli olanlar, infisah halindeki
şirket nam ve hesabına muamele yapamazlar; aksi takdirde bu muamelelerinden
müteselsilen ve hudutsuz olarak mesul olurlar. 194 üncü madde hükümleri
mahfuzdur.


            
Fesih keyfiyeti usulen tescil ve ilan edilmedikçe bütün ortakların üçüncü
şahıslara karşı mesuliyetleri devam eder.


            
3. Muvakkat idare:


            
Madde 194 – Bir ortağın hacir altına alınması veya iflasına karar
verilmesi halinde, Borçlar Kanununun 537 nci maddesi hükmü tatbik olunur.


            
B) Ortakların şirketten ayrılması:


            
I - Haller:


            
1. Bir ortağın ölümü:


            
Madde 195 – Şirket mukavelesinde şirketin ölen ortağın mirascılariyle
devam edeceğine dair hüküm yoksa, mirascılarla diğer ortakların ittifakla
verecekleri karar üzerine şirket aralarında devam edebilir. Mirascılar veya
içlerinden biri şirkette kalmaya razı olmazlarsa, diğer ortaklar ölen ortağın
payı üzerindeki miras hisselerini razı olmayan mirascılara vermek suretiyle
onları şirketten çıkarır ve şirkete devam edebilirler. Sağ kalan ortaklardan
birinin şirketin devamına razı olmaması sebebiyle ittifak hasıl olamadığı
takdirde şirket infisah eder.


            
Şirketin, ölen ortağın mirascılariyle diğer ortaklar arasında kollektif şirket
olarak devam edeceği hakkında şirket mukavelesinde hüküm varsa; mirascılar
kollektif sıfatiyle şirkete devam edip etmemekte serbesttirler. Şirketten
devamını isterlerse, diğer ortaklar kabule mecburdurlar. Ancak, kollektif
sıfatiyle şirkette kalmak istemiyen mirascı varsa, ölen ortağın payından
kendisine düşen miktar ile komanditer olarak şirkete kabul edilmesini teklif
edebilir. Diğer ortaklar bu teklifi kabule mecbur değillerdir. Mirascılar
şirkete kollektif ortak veya komanditer olarak dahil olup olmıyacaklarını
ortağın ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde şirkete bildirmeye mecburdurlar.
Keyfiyetin şirkete bildirilmesine kadar, mirascılar şirkette komanditer olarak
kalmış sayılırlar. Bu müddet içinde beyanda bulunmamış olan mirascılar müddetin
hitamından itibaren kollektif ortak sıfatını iktisap ederler.


            
2. Bir ortağın iflası:


            
Madde 196 – Ortaklardan birinin iflası halinde, müflis ortak şirketten
çıkarılabilir. Bu takdirde şirket diğer ortaklar arasında devam eder ve
müflisin payı, masaya ödenir. Şu kadar ki; mukavele ile ortakların bu hakkı
kaldırılabilir.





2790


 


            
3. Haklı sebepler:


            
Madde 197 – Bir ortağın şahsına ait sebeplerden dolayı şirketin feshinin
istenebileceği hallerde ve mukavelede hüküm bulunduğu takdirde diğer ortakların
ekseriyeti, onun şirketten çıkarılması suretiyle şirketin devamına karar
verebilirler.


            
Bu kararın noter marifetiyle tebliğinden itibaren üç ay içinde, çıkarılan ortak
tarafından iptali diğer ortaklara karşı dava edilmediği takdirde bu karar
kesinleşir.


            
4. Feshin ihbarı:


            
Madde 198 – Müddeti belli olmıyan şirketlerde ortaklardan biri feshi
ihbar ettiği takdirde diğer ortaklar feshi kabul etmiyerek ortağı çıkarıp
şirketin kendi aralarında idamesine karar verebilirler.


            
Yukardaki fıkra hükmü, bir ortağın şahsi alacaklısının 190 veya 191 inci
maddeler gereğince itiraz veya fesih hakkını kullanması hallerinde de caridir.
Bu takdirde şirketin idamesine dair verilen karar alacaklıya tebliğ edilir ve
borçlu ortak hesap yılı sonunda şirketten çıkarılır.


            
5. İki kişilik ortaklıkta:


            
a) Muhik sebepler:


            
Madde 199 – Yalnız iki kişiden ibaret bir kollektif şirkette,
ortaklardan birinin şirketten çıkarılmasını gerektiren haklı sebepler mevcut
ise, diğer ortağın talebi üzerine mahkeme fesih ve tasfiyeye hükmetmeksizin
şirkete ait bütün iş ve muameleleri ve şirketin mevcudunu alacak ve borçları
ile beraber davacı ortağa terk ve tahsise ve ortağın şirketten çıkarılmasına
karar verebilir. Bu halde, çıkarılan ortak hakkında 204 üncü madde hükmü tatbik
olunur.


            
b) Diğer sebepler:


            
Madde 200 – İki kişiden ibaret olan bir şirkette ortaklardan birinin
şahsi alacaklısı, 190, 191 ve 198 inci maddelere göre haiz olduğu itiraz veya
fesih hakkını kullanır veya ortaklardan biri iflas ederse, diğer ortak, 199
uncu madde hükümlerinden faydalanabilir.


            
II - Hükümler:


            
1. Tescil:


            
Madde 201 – Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması halinde,
ortaklar keyfiyeti tescil ve ilan ettirmekle mükelleftirler.


            
Bir ortağın ölümü halinde 192 nci maddenin 2 nci fıkrası tatbik olunur.


            
Bir ortağın şirketten çıkarılması ve çıkması üçüncü şahıslara karşı ancak
tescil ve ilan tarihinden itibaren muteber olur.


            
Çıkan veya çıkarılan ortak, keyfiyetin tescil ve ilan tarihine kadar vukubulan
şirket muamelelerinden üçüncü şahıslara karşı mesuldür.


            
2. Ayrılan ortağın payı:


            
a) Hesap tarzı:


            
Madde 202 – Şirketten çıkarılan veya çıkan ortağın payı, mukavelede
aksine hüküm yoksa, çıkmanın talebolunduğu veya ortağın çıkarıldığı tarihteki
şirket mevcudu esas tutularak tayin olunur.


            
b) Ödeme tarzı:


            
Madde 203 – Çıkarılan veya çıkan ortak, yukardaki madde gereğince tayin
olunan payını şirketten ancak nakden alabilir.





2791


            
c) Ödeme zamanı:


            
Madde 204 – Çıkarılan veya çıkan ortağın 202 nci maddede yazılı esaslara
göre tayin edilecek payı, mukavelede gösterilen tarihte ve mukavelede hüküm
yoksa ayrılmadan sonra ilk yapılacak bilanço zamanında ödenir.


            
Çıkarılan veya çıkan ortak ayrılma tarihinden önce girişilen işler tasfiye
edilmedikçe şirketteki sermaye payını alamaz.


            
d) Tamamlanmamış işler:


            
Madde 205 – Çıkarılan veya çıkan ortak, ayrılmadan önce başlamış olan
işlerin doğrudan doğruya neticeleri olan hak ve borçlara iştirak eder.


            
Çıkarılan veya çıkan ortak, evvelce başlanmış işlerin kalan ortaklar tarafından
faydalı sayılacak surette tamamlanmasına ve bir sonuca bağlanmasına engel
olamaz. Şu kadar ki; bahsolunan işlerin derhal tasfiyesi kabil olmadığı
takdirde çıkan veya çıkarılan ortak, her hesap yılı sonunda o yıl içinde
bitirilen işlerin hesaplarını ve cari muamelelerin o zamanki vaziyeti hakkında
bilgi verilmesini istiyebilir.


 


BEŞİNCİ
KISIM


Tasfiye


 


            
A) Umumi hükümler:


            
I - Mukavele serbestisi:


            
1. Esas:


            
Madde 206 – Şirket mukavelesinde başka hükümler bulunmıyan hallerde
tasfiye, bu kısımdaki hükümlere göre yapılır.


            
2. Ortakların kararlarına riayet mecburiyeti:


            
Madde 207 – Tasfiye memurları tasfiye zamanında ortakların tasfiyeye
mütaallik ittifakla verdikleri kararlara göre hareket ederler.


            
Tasfiye memurlarının tayini ve azli veya onlara verilecek talimatla ilgili
kararlara iştirak hakkı, bir ortağın iflası halinde iflas idaresine, ölümü
halinde mirasçılara ve hacir altına alınması halinde kanuni mümessile aittir.
Mirascılar bu hususata ittifakla bir mümessil tayin ederler. İttifak hasıl
olmadığı takdirde mümessilin tayini mahkemeye aittir.


            
Ortaklarla tasfiye memurları arasında çıkan ihtilaflar, basit muhakeme usulüne
göre incelenir. Tasfiye memurları ve ortaklar dinlenir. Kararın en kısa bir
zamanda verilmesi lazımdır. Bu husustaki kararlar katidir.


            
II - Hükmi şahsiyetin devamı:


            
Madde 208 – Tasfiye haline giren şirket, ortaklarla olan
münasebetlerinde dahi tasfiye sonuna kadar ve ehliyeti 232 nci madde hükmü
mahfuz kalmak kaydiyle, tasfiye gayesiyle mahdut olarak hükmi şahsiyetini
muhafaza ve ticaret unvanını (Tasfiye halinde) ibaresini ilave suretiyle
kullanmakta devam eder.


            
III - İflas:


            
Madde 209 – Bir kollektif şirketin tasfiye halinde bulunması, iflasına
engel olmaz.





2792


            
IV - Şirket alacaklılarının rüçhan hakkı:


            
Madde 210 – Kollektif şirket alacaklılarının şirket malları üzerinde
ortakların şahsi alacaklarına karşı haiz oldukları rüçhan hakları, şirketin
infisahından sonra dahi devam eder.


            
B) Tasfiye memurları:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 211 – İflastan başka hallerde bir kollektif şirketin tasfiyesi,
tasfiye memurlarına aittir.


            
II - Seçim ve tayin:


            
Madde 212 – Tasfiye memurları şirket mukavelesiyle, şirketin devamı
sırasında veya infisahından sonra ortakların ittifakiyle seçilir.


            
Birinci fıkra hükümlerine uygun olarak bir tasfiye memuru seçilmemişse, bütün
ortaklar veya bunların kanuni mümessilleri tasfiyeye memur sayılır. Bununla
beraber ortaklardan birinin talebi üzerine ait olduğu mahkeme tasfiye halindeki
şirket için bir veya bir kaç tasfiye memuru tayin eder. Mahkeme lüzum görürse
dilekçeyi tebliğ ederek diğer ortakları dinleyebilir.


            
Gerek ortakların seçecekleri gerek mahkemenin tayin edeceği tasfiye
memurlarının ortaklardan veya üçüncü şahıslardan olması caizdir.


            
III - Azil:


            
1. Tasfiye memuru olan ortaklar:


            
a) İnfisahtan önce tayin olunanlar:


            
Madde 213 – Tasfiye memurları şirket mukavelesiyle veya infisahtan önce
ortaklarca verilen bir kararla ortaklar arasından seçilmişlerse, diğer
ortakların ittifakiyle azledilebilirler; ittifak olmadığı takdirde, ortaklardan
her hangi birinin talebi üzerine haklı sebeplerden dolayı mahkemece
azlolunabilirler.


            
Azil davası infisahdan önce dahi açılabilir.


            
b) İnfisahtan sonra tayin olunanlar:


            
Madde 214 – İnfisahtan sonra ortaklar arasından seçilen tasfiye
memurları, diğer ortakların ittifakiyle azledilebilirler. İttifak olmadığı
takdirde ortaklardan her hangi birinin talebi üzerine haklı sebeplerden dolayı
mahkemece azlolunabilirler.


            
2. Ortak olmıyan tasfiye memurları:


            
Madde 215 – Ortak olmıyan tasfiye memurları, şirket mukavelesi veya
sonradan verilen bir kararla yahut şirketin infisahından sonra seçilmiş olsalar
bile, herhalde ortakların ittifakiyle azlolunabilirler. İttifak hasıl olmadığı
takdirde, ortaklardan her hangi birinin talebi üzerine haklı sebeplerden dolayı
mahkemece azlolunabilirler.


            
Azil davası infisahdan önce dahi açılabilir.


            
3. Mahkemece tayin olunan tasfiye memurları:


            
Madde 216 – Yukarıki madde hükmü, mahkemece tayin edilen tasfiye
memurlarının azli hakkında da caridir.





2793


            
IV - Muamele tarzı:


            
1. Birlikte hareket:


            
Madde 217 – Şirket mukavelesi veya sonradan ittihaz olunan kararla
tasfiye işlerini yalnız başına idareye mezun kılınmamış olan tasfiye memurları
birlikte hareket ederler.


            
Yalnız başına harekete mezun iseler, keyfiyet usulü dairesinde tescil ve ilan
olunur.


            
2. Tevkil:


            
Madde 218 – Bir tasfiye memuru vazifesini diğer bir tasfiye memuruna
veya üçüncü şahıslara devredemez. Şu kadar ki, bazı muayyen iş ve muameleleri
ifa için tasfiye memurları içlerinden birini veya bazılarını yahut başka bir
şahsı tevkil edebilirler.


            
3. Temsil:


            
Madde 219 – Tasfiye halinde bulunan şirketi mahkemelerde ve hariçte temsil
salahiyeti tasfiye memurlarına aittir.


            
Tasfiye memurları şirket için faydalı gördükleri takdirde sulh, feragat, kabul
ve tahkime ve hususiyle hakem seçmeye dahi salahiyetlidirler ve zaruret halinde
yeni muameleler de yapabilirler.


            
Tasfiye halinde bulunan kollektif şirket namına tanzim olunan bütün evrak ve
senetlerin "Tasfiye halinde bulunan filan şirketin tasfiye memurları"
ibaresi ilave edilmek suretiyle tasfiye memurları tarafından imzalanması şarttır.


            
Bir tasfiye memurunun vazifesini ifa dolayısiyle işlediği haksız fiillerden
şirket dahi mesuldür.


            
4. Yalnız başına hareket:


            
Madde 220 – Üçüncü şahıslar tarafından yapılacak teklif, icap, ihbar,
ihtar ve tebliğ gibi beyanların tasfiye memurlarından yalnız birine karşı ifası
kafidir.


            
Şirketin menfaatleri için tehlike umulan hallerde hususiyle kanun yollarına
gidilmesinde tasfiye memurları tek başlarına hareket edebilirler.


            
5. Salahiyetlerin genişletilmesi veya daraltılması:


            
Madde 221 – Tasfiye memurlarının kanunen haiz oldukları salahiyetler,
ortaklar tarafından ittifakla veya haklı sebebe dayanılarak mahkemece verilen
karar ile daraltılıp genişletilebilir.


            
Tescil ve ilan olunmadıkça salahiyetlerin daraltılması, hüsniyet sahibi üçüncü
şahıslar hakkında hükümsüzdür.


            
V - Tescil ve ilan:


            
Madde 222 – Tasfiye memurlarının tayin, tebdil ve azilleriyle haiz
oldukları salahiyetlere dair şirket mukavelesinin hükümleri ve ortaklar veya
mahkeme tarafından verilen kararlar tescil ve ilan olunur.


            
VI - Ücret:


            
Madde 223 – Ortaklar arasından seçilen tasfiye memurları, mukavelede
veya sonradan verilmiş bir kararda tesbit edilmediği takdirde, ücret alamazlar.


            
Ortak olmıyanlardan tayin edilen tasfiye memurları, ücret kararlaştırılmasa
bile mahkemece halin icabına göre takdir edilecek münasip bir ücret
istiyebilirler.





2794


 


            
VII - Mesuliyet:


            
Madde 224 – Kanun, şirket mukavelesi veya iş görme şartlarını tesbit
eden diğer hükümlere aykırı hareket ederek üçüncü şahısları veya ortakları
zararlandıran tasfiye memurları kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsil
olarak mesul tutulurlar.


            
Tasfiye memurları, tayin ve istihdam ettikleri kimselerin kanun, şirket
mukavelesi veya iş görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlere aykırı
hareketlerinden dolayı da Borçlar Kanununun 100 üncü maddesi hükmünce gerek
üçüncü şahıslara gerekse ortaklara karşı müteselsil olarak mesuldürler.


            
Bu davalar, davacının zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren iki yılda
ve her halde zararı doğuran fiilden itibaren beş yılda müruruzamana uğrar. Şu
kadar ki, zararı doğuran fiil bir suç teşkil ettiği ve Ceza Kanununa göre
müddeti daha uzun bir müruruzamana tabi olduğu takdirde tazminat davasına da o
müruruzaman tatbik olunur.


            
C) Tasfiye işleri:


            
I - Muhafaza tedbirleri:


            
Madde 225 – Tasfiye memurları, tasfiye halinde bulunan şirketin bütün
mal ve haklarının muhafazası için basiretli bir iş adamı gibi gerekli
tedbirleri almakla ve tasfiyeyi mümkün olan en kısa zamanda bitirmekle
mükelleftirler.


            
II - Defter tutma mükellefiyeti:


            
1. Başlangıç envanteri ve bilançosu:


            
Madde 226 – Tasfiye memurları, önceden seçilmişlerse şirketin infisahını
ve sonradan ortaklarca seçilmiş veya mahkemece tayin olunmuşlarsa seçim ve
tayinlerini mütaakıp şirket işlerini gören kimseleri davet ederek onlarla
birlikte, gelmedikleri takdirde yalnız başlarına şirketin mali vaziyetini
gösteren bir envanter ile bir bilanço tanzim ederler. Tasfiye memurları lüzum
görürlerse şirket mallarına değer biçmek için eksperlere müracaat edebilirler.
Tanzim olunan envanter ile bilanço, tasfiye memurlarının huzuriyle şirket
işlerini idare edenler tarafından imzalanır.


            
Envanter ve bilançonun imzasından sonra, tasfiye memurları infisah halinde
bulunan şirketin envanterde yazılı bütün malları ile evrak ve defterlerine el
koyarlar.


            
2. Defterler:


            
Madde 227 – Tasfiye memurları tasfiye muamelelerinin selametini sağlamak
için gereken defterleri tutmakla mükelleftirler.


            
3. Son bilanço:


            
Madde 228 – Tasfiye sonunda, tasfiye memurları ortakların mukavele veya
kanun hükümlerine göre sermaye ile kar ve zarardaki paylarını ve diğer
haklarını gösteren bir bilanço tanzim ederek ortaklara tebliğ ile
mükelleftirler. Ortaklar bir ay içinde mahkemeye müracaatla itiraz etmezlerse,
bilanço katileşmiş olur. Bundan sonra ortaklar, kendilerine düşen payları
almaktan kaçındıkları takdirde tasfiye memurları, bu payları her ortağın namına
ayrı ayrı 235 inci maddede gösterilen bankalardan birine yatırırlar.





2795


 


            
4. Saklama mecburiyeti:


            
Madde 229 – Tasfiyenin sonunda evrak ve defterlerin saklanması hakkında
68 inci madde hükmü tatbik olunur.


            
III - Tasfiyenin gayesi:


            
Madde 230 – Tasfiye memurları, şirketin devamı zamanında başlanmış olup
da henüz neticelendirilmemiş olan iş ve muameleleri tamamlamaya, şirketin borç
ve taahhütlerini yerine getirmeye, şirketin alacaklarını tahsile ve mevcut
mallarını paraya çevirmeye kısaca, safi mevcudu elde etmeye yarıyan bütün iş ve
muameleleri yapmaya mecburdurlar.


            
IV - Yeni işler:


            
1. Esas:


            
Madde 231 – Tasfiye memurları tasfiyenin icaplarından olmıyan yeni bir
muamele yapamazlar. Aksi takdirde bu türlü muamelelerden dolayı ortaklara karşı
müteselsilen mesuldürler.


            
2. İstisna:


            
Madde 232 – Tasfiye memurları, şirketin mevzuunu teşkil eden
muamelelere, her halde ortakların ittifakiyle,feshe mahkemece karar verilmiş
olan hallerde ortaklar ittifak edemezlerse mahkemenin tasvibiyle muvakkat
olarak devam edebilirler.


            
V - Malların paraya çevrilmesi:


            
1. Ayrı ayrı satış:


            
Madde 233 – Tasfiye memurları infisah halinda şirkete ait menkulleri,
halin icabına göre ya artırma suretiyle veya pazarlıkla satabilirler. İttifakla
verilen bir kararla ortaklar başka bir satış şeklini tesbit etmedikleri
takdirde gayrimenkuller ancak İcra ve İflas Kanunu hükümleri dairesinde açık
artırma yoliyle satılabilir.


            
İlgililer arasında küçüğün veya hacir altına alınmış bir kimsenin bulunması bu
hükmün tatbikına mani olmaz.


            
2. Toptan satış:


            
Madde 234 – Ortaklar ittifakla karar vermedikçe tasfiye memurları şirket
mallarını toptan satamazlar.


            
3. Paranın yatırılması:


            
Madde 235 – Tasfiye memurları, tasfiye sırasında elde edilen paraların
bin liradan fazlasını, Merkez Bankasına ve Merkez Bankası bulunmıyan yerlerde
muteber bir bankaya şirket adına yatırmaya mecburdurlar.


            
VI - Borçların ödenmesi:


            
Madde 236 – Tasfiye halinde bulunan bir kollektif şirketin vadesi henüz
gelmemiş olan borçlarını tasfiye memurları iskontonun tenzili suretiyle derhal
ödemeye ve alacaklılar da bu ödeme tarzını kabule mecburdurlar.


            
VII - Ortakların munzam ödemeleri:


            
Madde 237 – Bir kollektif şirketin mevcudu borçlarının tamamına
yetmediği takdirde, kalan borçların ödenmesini sağlamak için tasfiye memurları
ortaklara müracaat edebilirler.


            
VIII - Tasfiye bakiyesinin dağıtılması:


            
1. Muvakkat ödemeler:


            
Madde 238 – Tasfiye memurları, alacaklıların ve ortakların ilerde
tahakkuku muhtemel olan hak ve alacaklarına yetecek miktarı alıkoymak şartiyle
mevcut parayı muvakkat olarak ortaklar arasında dağıtabilirler.





2796


 


            
2. Son dağıtma:


            
Madde 239 – Şirketin safi mevcudu, esas mukaveleye veya sonradan
verilecek karara göre tasfiye memurları tarafından dağıtılır. Mukavelede aksine
hüküm veya ortakların kararı olmadığı halde dağıtma para olarak yapılır.


            
IX. Ortakların kontrol hakkı:


            
1. Bilgi isteme hakkı:


            
Madde 240 – Tasfiye memurları, ortaklara, tasfiye işlerinin vaziyeti
hakkında her zaman bilgi ve istedikleri takdirde bu hususta imzalı bir vesika
vermeye mecburdurlar.


            
Tasfiye memurları tasfiyenin sonunda tasfiye iş ve muamelelerine dair ortaklara
hesap vermeye mecburdurlar.


            
2. Defterleri inceleme hakkı:


            
Madde 241 – Tasfiye memurları, talep üzerine şirkete ve tasfiyeye ait
olan bütün defterleri ve evrakı tasfiye muamelesinin yapıldığı yerde ortaklara
göstermeye mecburdurlar. Ortakların bu defter ve evraktan suret almalarına
tasfiye memurları mani olamazlar.


            
X - Tasfiyenin sonu:


            
Madde 242 – Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının
sicilden silinmesi için keyfiyet tasfiye memurları tarafından ticaret siciline
tescil ve ilan ettirilir.


 


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Komandit Şirket


BİRİNCİ
KISIM


Şirketin Mahiyeti
ve Kuruluşu


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 243 – Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek
maksadiyle kurulan ve şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya bir
kaçının mesuliyeti tahdit edilmemiş ve diğer ortak veya ortakların mesuliyeti
muayyen bir sermaye ile tahdit edilmiş olan şirket komandit şirkettir.


            
Mesuliyetleri mahdut olmıyan ortaklara komandite, mesuliyeti mahdut olanlara
komanditer denir.


            
Komandite ortakların hakiki şahıs olmaları lazımdır. Hükmi şahıslar ancak
"komanditer" ortak olabilirler.


            
B) Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 244 – Bu kısımdaki hususi kaideler mahfuz kalmak şartiyle
kollektif şirkete dair (154 - 158) inci maddelerin hükümleri komandit şirketler
hakkında da tatbik olunur.


            
C) Mukavele:


            
I - Tefsir:


            
Madde 245 – Şirketin komandit olup olmadığı mukavele hükümlerine göre
tayin olunur. Ortaklar tarafından şirkete verilen ad ve vasıf yalnız başına o
şirketin nev'ini tayine esas olamaz.


            
Bir şirketin komandit olduğu tayin edilmediği halde o şirket kollektif sayılır.





2797


 


            
II - Komanditerlerin sermaye koyma borcu:


            
Madde 246 – Bir komandit şirket mukavelesine 155 inci maddede gösterilen
hususlardan başka komanditerlerin ad ve soyadları ve her birinin koydukları veya
koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yazılarak tescil ve ilan
ettirilir.


            
Bir komanditer şahsi emeğini ve ticari itibarını sermaye olarak koyamaz.


 


İKİNCİ
KISIM


Ortaklar
Arasındaki Münasebetler


 


            
A) Mukavele serbestisi:


            
Madde 247 – Komandit şirkette ortakların birbirleriyle olan
münasebetleri mukavele ile tayin olunur. Mukavelede bulunmıyan hususlar da bu
kısımda yazılı hükümler mahfuz kalmak şartiyle kollektif şirketlere dair olan
159 - 173 üncü maddeler hükümleri tatbik olunur.


            
B) Komanditerlerin hukuki vaziyeti:


            
I - İdare:


            
Madde 248 – Komanditerler, şirket işlerini görmeye mezun ve mecbur
olmadıkları gibi idare hakkını haiz olanların salahiyetleri dahilinde gördükleri
işlere de engel olamazlar. Şu kadar ki, idare hakkını haiz olanların
salahiyetleri dışında kalan hususlar hakkında rey verebilirler.


            
II - Murakabe:


            
Madde 249 – Her komanditer, iş yılı sonunda ve iş saatleri içinde
şirketin envanteriyle bilanço muhteviyatını ve bunların sıhhatini incelemeye
mezundur. Bu incelemeyi bizzat yapabileceği gibi ekspere de yaptırabilir.
Eksperin şahsı hakkında bir itiraz dermeyan edilirse komanditerin talebi
üzerine mahkeme tarafından ehlivukuf tayinine karar verilir. Bu karar katidir.


            
Önemli sebeplerin bulunması halinde, mahkeme, komanditerin talebi üzerine
şirketin işlerinin ve mevcudunun bizzat veya eksper marifetiyle incelenmesine
her vakit izin verebilir.


            
Yukarki fıkralar hükümlerine aykırı mukavele şartları muteber değildir.


            
III - Rekabet yasağı:


            
Madda 250 – Kollektif ortakların şirket mevzuunu teşkil eden
muamelelerin aynını yapamıyacaklarına dair olan 172 nci madde hükmü
komanditerler hakkında tatbik olunmaz. Ancak komanditerler, şirket konusunu
teşkil eden işlerle uğraşacak bir işletme açar veya böyle bir işletme açan bir
şahıs ile ortak olur veyahut bu mahiyette bir şirkete dahil olurlarsa komandit
şirketin evrak ve defterlerini incelemek hakkını kaybederler.


            
IV - Kar ve zarar:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 251 – Komanditerler, iş yılı sonunda tahakkuk eden kar paylarını
ve mukavelede kararlaştırılmış olan faizleri nakten alırlar. Fakat koydukları
sermayeler her hangi bir sebeple azalmış ise noksanı tamamlanıncaya kadar kar
ve faizi isteyemezler. Şu kadar ki; gelecek yıllarda elde edilecek kar
paylarından sermayenin noksanı tamamlandıktan sonra artan kısımdan ilk önce
evvelki yıllara ait birikmiş faizler ödenir.





2798


 


            
2. Geri verilmesi mecburi olmıyan faizler ve kar payları:


            
a) Usulüne göre tahakkuk ettirilmiş olanlar:


            
Madde 252 – Komanditerler önce aldıkları ve usulüne göre tahakkuk
ettirilmiş faiz ve kar paylarını şirketin sonradan vukubulan zararını telafi
için geri vermeğe mecbur tutulamazlar.


            
b) Usulsüz tahakkuk ettirilmiş olanlar:


            
Madde 253 – Komanditerler şeklen muntazam ve kar gösteren bir bilançoya
göre hüsnüniyetle aldıkları ve fakat usulsüz tahakkuk ettirilmiş kar paylarını
veya mukavele ile kabul edilmiş olan faizleri geri vermeye mecbur tutulamazlar.


            
V - Azalığın intikali:


            
1. Devir halinde:


            
Madde 254 – Komanditer, şirketteki payını başkasına devredebilir. Fakat
devre diğer ortaklar muvafakat etmemişlerse Borçlar Kanununun 532 nci maddesi
hükmü tatbik olunur.


            
2. Ölüm halinde:


            
Madde 255 – Ölen bir komanditerin yerine mirasçıları geçer.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Şirketin ve
Ortakların Üçüncü Şahıslarla Olan Münasebetleri


 


            
A) Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 256 – Şirket ve ortakların üçüncü şahıslarla olan
münasebetlerinde, bu kısımdaki hususi kaideler mahfuz kalmak şartiyle kollektif
şirkete dair 174-184 üncü maddelerin hükümleri tatbik olunur.


            
B) Şirketin temsili:


            
Madde 257 – Komandit şirketlerin idare ve temsili komandite ortaklara
aittir. İdare hakkının ve temsil salahiyetinin hududu kollektif şirketler
hakkındaki hükümlerle muayyendir.


            
Komanditer ortaklar, şirketi temsil ve idare salahiyetini haiz değildirler. Şu
kadar ki, şirket mukavelesinde aksine hüküm olmamak şartiyle komanditer ortak;
yalnız ticari mümessil, ticari vekil veya ticari memur olarak tayin edilebilir.


            
C) Komanditer ortağın mesuliyeti:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 258 – Bir komanditerin mesuliyeti koyduğu veyahut taahhüt eylediği
sermaye miktarını aşamaz.


            
II - İstisnalar:


            
1. Adi şirket unvanına dahil olan komanditer:


            
Madde 259 – Adi şirket unvanına dahil olan komanditer, üçüncü şahıslara
karşı komandite bir ortak gibi mesul sayılır.


            
2. Şirket namına muamelede bulunan komanditer:


            
Madde 260 – Ticari mümessil, ticari vekil veya ticari memur olarak
hareket ettiğini açıkça bildirmeksizin şirket namına muamelelerde bulunan
komanditer ortak, bu muamelelerden dolayı hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara
karşı komandite ortak gibi mesul olur.





2799


 


            
Komanditerlerin işlerin idaresine müdahaleyi tazammun etmiyecek veçhile rey ve
nasihat vermeleri ve şirketin iş ve muameleleri üzerinde haiz oldukları
murakabe haklarını kullanmaları ve kanunda yazılı hallerde idare işlerini gören
kimselerin tayin ve azillerine iştirak eylemeleri ve şirket içinde tali hizmet
ve memuriyetlerde istihdam edilmeleri, komanditer vasfına halel vermez.


            
III - Alacaklıların vaziyeti:


            
1. Takip imkanı:


            
Madde 261 – Komanditerler, koymayı taahhüt ettikleri sermayelerin
zimmetlerinde kalan kısmına kadar şirketin alacaklılarına karşı mesuldürler.
Fakat alacaklılar şirket infisah halinde bulunmadıkça veya şirket aleyhine
vukubulan icra takibatı semeresiz kalmış olmadıkça komanditerlere müracaat
edemezler.


            
Şirketin iflası halinde alacaklıların haiz oldukları haklar iflas masasına
geçer.


            
Komanditerler, şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermayeyi aşan bir miktar ile
mesuliyeti üzerine aldıklarını yazı ile beyan veya ilan etmişlerse üçüncü şahıslara
veya beyanın muhatabına karşı bu meblağ miktarınca mesul olurlar.


            
2. Sermayenin azaltılması:


            
Madde 262 – Bir komanditer sermayesini, 252 ve 253 üncü madde hükümleri
mahfuz kalmak şartiyle, gerek doğrudan doğruya ve gerek faiz veya kar payına
mahsup için dolayısiyle tamamen veya kısmen geri alamıyacağı gibi sermayesi her
hangi bir sebeple azalmışsa noksanı tamamlanıncaya kadar faiz veya kar payını
almaktan memnudur. Aksi halde komanditer aldığı para kadar şirket alacaklılarına
karşı 261 inci maddenin birinci fıkrası gereğince mesul olur.


            
3. İflas:


            
a) Şirketin iflası:


            
Madde 263 – Bir komandit şirketin iflası halinde şirket alacaklıları
alacaklarını almadıkça ortakların şahsi alacaklıları şirket mallarına müracaat
edemezler.


            
Komanditerlerin koydukları sermaye dahi, şirket alacaklılarının birinci fıkrada
yazılı olduğu gibi tercihan haklarını elde edecekleri mallardan sayılır.


            
b) Komanditerlerin mesuliyeti:


            
Madde 264 – Şirketin mevcudu şirket alacaklılarına yetmiyecek olursa, bu
alacaklılar geri kalan alacaklarından dolayı komanditelerin şahsi mallarına
müracaat edebilir.


            
Ortakların şahsi mallarına müracaat halinde şirket alacaklılarının, ortakların
şahsi alacaklılarına karşı rüçhan hakkı yoktur.


            
c) Komanditerin iflası:


            
Madde 265 – Şirket ve iflas halinde masası veya şirket alacaklıları,
iflas etmiş bir komanditerin masasına müracaat ederlerse, bunların, müflis
komanditerin şahsi alacaklılarına karşı rüçhan hakkı yoktur.


            
4. Takas:


            
Madde 266 – Şirketten alacağı olan bir şahsın, sermaye borcunu henüz
yerine getirmemiş veya koyduğu sermayeyi geri almış bir komanditere borcu
varsa, bu şahıs şirketteki alacağını komanditere olan borcu ile takas edebilir.
184 üncü madde hükmü mahfuzdur.





2800


 


DÖRDÜNCÜ KISIM


Şirketin İnfisahı,
Tasfiyesi ve Nevi'nin Değiştirilmesi


 


            
A) Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 267 – Kollektif şirketlerin infisahına ve tasfiyesine ve
ortakların şirketten çıkma ve çıkarılmasına dair olan 185 - 242 nci maddeler
hükümleri komandit şirketlerde de tatbik olunur. Şu kadar ki, şirket
mukavelesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça komanditerin ölümü veya vesayet altına
alınması şirketin infisahını mucip olamaz.


            
B) Nev'in değiştirilmesi:


            
Madde 268 – Bir kollektif şirket tasfiye edilmeksizin, bütün ortaklar
tarafından ittifakla verilecek ve ticaret siciline tescil ve ilan edilecek bir
kararla komandit şirkete çevrildiği takdirde eski ortaklardan komanditer
sıfatını kazananlar üçüncü şahıslara karşı bu sıfatı ancak keyfiyetin tescil ve
ilan tarihinden sonra vukubulan işlerden dolayı dermeyan edebilirler.


            
Bir komandit şirket tasfiye edilmeksizin bütün ortaklar tarafından ittifakla
verilecek ve ticaret siciline tescil ve ilan edilecek bir kararla kollektif
şirkete çevrildiği takdirde komanditer sıfatını kaybeden ortakların mesuliyeti
hakkında 178 inci madde hükmü tatbik olunur.


 


DÖRDÜNCÜ
FASIL


Anonim Şirket


BİRİNCİ
KISIM


Şirketin Mahiyeti
ve Kuruluş Şekilleri


 


            
A) Umumi hükümler:


            
I - Tarifi:


            
Madde 269 – Anonim şirket, bir unvana sahip, esas sermayesi muayyen ve
paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle mesul bulunan
şirkettir.


            
Ortakların mesuliyeti, taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile mahduttur.


            
II - Hususi kanunlar ile kurulan anonim şirketler:


            
Madde 270 – Hususi kanunlarla kurulan anonim şirketler, kuruluş
kanunlarında aksine hüküm olmadıkça, bu faslın hükümlerine tabidirler.


            
III - Mevzu ve maksat:


            
Madde 271 – Anonim şirketler, kanunen yasak olmıyan her türlü iktisadi
maksat ve konular için kurulabilirler.


            
Şu kadar ki; esas mukavelede şirket mevzuunun hudutlarının açıkça gösterilmiş
olması şarttır.


            
IV - Sermaye miktarı:


            
Madde 272 – (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/4 md.)


            
Özel kanunlarda aksine hüküm olmadıkça esas sermaye miktarı beşmilyar (ellimilyar)
Türk lirasından aşağı olamaz. Bu miktar, Bakanlar Kurulunca on katına kadar
artırılabilir.(1)


 


_________________


(1)    
Bu maddeye
kanunla getirilmiş olan miktar aynen bırakılmış, 22/12/2001 tarihli  ve
2001/3500 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla getirilen miktar ise metne parantez
içerisinde siyah punto ile işlenmiştir.





2801


 


            
V - Devletin kontrolu:


            
1. Kuruluşa izin:


            
Madde 273 –  (Değişik:11/6/2003-4884/2 md.)


Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yayımlanacak tebliğle faaliyet alanları
tespit ve ilân edilecek anonim şirketler Bakanlığın izni ile kurulur. Bu
şirketlerin esas mukavele değişiklikleri de Bakanlığın iznine tâbidir. Bunun
dışında anonim şirketlerin kuruluşu ve esas mukavele değişiklikleri Bakanlığın
iznine tâbi değildir.


            
2. Murakabe:


            
Madde 274 – (Değişik: 24/6/1995 - KHK 559/5 md.)


            
Anonim şirketlerinin muameleleri, bir tüzük ile tayin olunacak şekilde Sanayi
ve Ticaret Bakanlığı ticaret müfettişleri tarafından denetlenir. Denetim,
bilançonun açıklık ve doğruluk esasları çerçevesinde yapılacak incelemeyi de
kapsar. Diğer bakanlık ve kuruluşlarca anonim şirketleri ilgilendiren konularda
düzenleme yapılması halinde, Bakanlığın uygun görüşü alınır. Bakanlık, bu
Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin tatbikatıyla ilgili olarak
tebliğler çıkarmaya yetkilidir. Ticaret sicili memurlukları tebliğ hükümlerine
uymakla yükümlüdür.


            
Kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya kamu düzenine aykırı işlemler ve
faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan şirketler aleyhine özel kanunlarındaki
hükümler saklı kalmak kaydıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca fesih davası
açılabilir.


            
Bu Kanunun 297 ve 378 inci maddeleri uyarınca anonim şirketlerin genel kurul
toplantılarına katılacak komiserlerin nitelikleri, genel kurul ile ilgili görev
ve yetkileri Bakanlıkça bir yönetmelikle tesbit edilir. Bakanlık komiserlerinin
yol giderleri ve zaruri masrafları Bütçe Kanununun (H) cetvelinin (B) bendi ile
tesbit edilen Devlet memurlarına ödenen en yüksek yurt içi günlük harcırah
tutarının üç katını geçmemek üzere şirket tarafından karşılanır. Şirket
tarafından ödenecek ücret ve yolluk miktarları ve bunların ödenme şekli
yönetmelikte gösterilir.


            
3. Amme hükmi şahıslarının iştiraki:


            
Madde 275 – Devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahıslarından
birisine esas mukaveleye dercedilecek bir kayıtla pay sahibi olmasa dahi,
mevzuu amme hizmeti olan anonim şirketlerin idare ve murakabe heyetlerinde
temsilci bulundurmak hakkı verilebilir.


            
Yukarıki fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan amme hükmi şahıslarının
idare meclis ve murakabe heyetlerindeki temsilcileri ancak bunlar tarafından
azlolunabilir.


            
Amme hükmi şahıslarının, şirket idare meclisi ve murakabe heyetlerindeki
temsilcileri, umumi heyet tarafından seçilen azaların hak ve vazifelerini
haizdirler. Şu kadar ki, bunlar; idare meclisi azası sıfatiyle pay senetleri
tevdi etmek mükellefiyetinden muaftırlar. Amme hükmi şahısları şirket idare
meclisi ve murakabe heyetlerindeki temsilcilerinin bu sıfatla işledikleri fiil
ve yaptıkları muamelelerden dolayı şirkete ve onun alacaklılariyle pay
sahiplerine karşı mesuldür. Hükmi şahsın rücu hakkı mahfuzdur.


            
B) Kuruluş:


            
I - Çeşitleri:


            
Madde 276 – Anonim şirketler, ya tedrici veya ani şekilde kurulur.


            
Ani kuruluş, şirket paylarının kurucular tarafından tamamen taahhüt edilmesiyle
olur.


            
Tedrici kuruluş, bir kısım payların kurucular tarafından taahhüt olunması ve
geri kalan kısmı için de halka müracaat edilmesi suretiyle olur.


            






2802


 


            
II - Kurucular:


            
1. Sayısı:


            
Madde 277 – Bir anonim şirketin kurulması için şirkette pay sahibi en az
beş kurucunun bulunması şarttır.


            
2. Tarifi:


            
Madde 278 – Esas mukaveleyi tanzim ve imza eden ve sermaye olarak esas
mukavelede muayyen parayı veyahut paradan başka bir şeyi koymayı taahhüt eden
pay sahipleri kurucu sayılırlar.


            
Tedrici kuruluşta, esas mukaveleyi tanzim ve imza etmeksizin paradan başka bir
şeyi sermaye olarak koyan pay sahipleri de kurucu sayılırlar.


            
Kurucular yukarıki fıkralarda yazılı muamelelerden birini, üçüncü bir şahsın
hesabına yaptıkları takdirde bu şahıs da kuruluştan doğan mesuliyetler
bakımından kurucu sayılır.


            
Bu üçüncü şahıs, kendi hesabına iş gören kimsenin bildiği veya bilmesi gereken
bir vakıayı kendisinin bilmediğini ileri süremez.


            
III - Esas mukavele:


            
Madde 279 – Esas mukavelenin yazılı şekilde yapılması ve bütün
kurucuların imzalarının noterce tasdik edilmiş bulunması şarttır.


            
Esas mukaveleye aşağıdaki hususlar yazılır:


            
1. Şirketin ticaret unvaniyle merkezinin bulunacağı yer;


            
2. Şirketin maksadiyle mevzuunu teşkil eden muamelelerin nev'i ve mahiyeti;


            
3. Şirketin esas sermayesinin miktarı ile her payın itibari kıymeti, ödeme
suret ve şartları;


            
4. Paradan başka sermaye olarak konan haklar ve mallarla bunlara mukabil
verilecek hisse senetlerinin miktarı ve mevcut bir işletmenin veya bazı
ayınların devir alınması bahis mevzuu olduğu takdirde onun bedeli ve kurucular
tarafından şirketin kurulması için şirket hesabına satınalınan diğer şeylerin
bedelleriyle şirketin kurulması hususunda hizmetleri görülenlere verilmesi
gereken ücret veya tahsisat yahut mükafatın miktarı;


            
5. Kurucularla idare meclisi azalarına ve diğer kimselere şirket kazancından
sağlanacak hususi menfaatler;


            
6. Şirket işlerini idare ve murakabe ile mükellef olanların ne suretle
seçilecekleri ve bunların hak ve vazifeleri ve imza koymaya salahiyetli
olanlar;


            
7. Umumi heyetlerin ne suretle davet edileceği; toplantıların vakti ve rey
verme ile müzakere icrası ve karar verilmesi hususlarının tabi olduğu kayıt ve
şartlar;


            
8. Şirket bir müddet ile tahdit edilmişse bu müddet;


            
9. Şirkete ait ilanların ne suretle yapılacağı;


            
10. Ani Kuruluş halinde, her ortağın taahhüt ettiği sermayenin nev'i ve pay
miktarı.


            
IV - İzin:


            
Madde 280 – Geçen maddede yazılı esas mukavele, şirket esas sermayesinin
yüzde onunun tediye veya temin edildiğini gösteren bir vesika ile birlikte
İktisat ve Ticaret Vekaletine verilerek şirketi kurmak için izin alınır.


            
İktisat ve Ticaret Vekaleti esas mukavelelerin kanunun müffessir hükümlerinden
ayrıldığını ileri sürerek izinden imtina edemez.


            
C) Tedrici kuruluş:


            
I - İştirake davet:


            
1. İzahname:


            
Madde 281 – İzin alındıktan sonra şirket tedricen kurulacak
olursa kurucular şirketin maksat, mevzu ve müddeti ve esas sermayenin
miktariyle her payın kıymetini, kurucu veya idare meclisi zalarına veya diğer
kimselere sağlanan hususi menfaatleri ve sermaye olarak konan ayınları ve bu
ayınlar mukabilinde verilecek  karşılığı ve mevcut bir 
işletmenin  veya  bazı  ayınların  devir 
alınması  esas mukavele





2803


 


hükümlerinden ise onun bedelini ve kuruluş
umumi heyeti toplantılarının yeriyle icra suretini gösteren bir izahname tanzim
ederek halkı iştirake davet için ilan ettirirler.


            
2. Sirküler:


            
Madde 282 – Kurucular, halkı şirket sermayesine iştirake davet için 281
inci maddede yazılı izahnameyi, sirküler ve diğer yayın vasıtalariyle de halka
bildirebilirler. Bu takdirde izahnamenin ilan edildiği gazetelerin numara ve
tarihlerinin gösterilmesi lazımdır.


            
II - İştirak taahhütnamesi:


            
1. Şekil:


            
a) Muhtevası:


            
Madde 283 – Şirket sermayesine iştirak talebi, iki nüsha iştirak
taahhütnamesi tanzimi ile olur.


            
İştirak taahhütnamelerine, 281 inci maddede yazılı izahnamenin muhtevası ve
iştiraki taahhüdedenlerin ad ve soyadlariyle ikametgahları ve almayı taahhüt
ettikleri payların yazı ile ifade edilen miktarı ve taahhüt günü, esas
mukavelenin veya izahname münderecatının kabul edilmiş olduğu ve muayyen müddet
içinde şirket kurulmadığı takdirde taahhüdün düşeceği yazılır.


            
İştirak taahhütnamesinde yazılı hususlar ile esas mukavele veya izahname
münderecatına vukuf hasıl edildiğini bildiren ve imzası noterce tasdik edilmiş
olan bir mektupla kuruculara veya bunlardan birine yapılacak müracaatlarla dahi
iştirak taahhütleri kabul edilebilir.


            
İmzaları noterce tasdik edilmiş olan iştirak taahhütnamelerinde gayrimenkul
mülkiyeti veya gayrimenkul üzerindeki ayni hakların sermaye konulmasına ait
taahhütler resmi şekil aranmaksızın muteberdir.


            
b) Şekil noksanlığı:


            
Madde 284 – İştirak taahhütnameleri yukarıki maddede yazılı şekilde
tanzim edilmediği veya iştiraki talebeden tarafından bazı kayıt ve şartlar
ilave edildiği surette taahhüt hüküm ifade etmez. Şu kadar ki, bu suretle
iştiraki taahhüt eden kimse kuruluş umumi heyetinin ilk toplantısında hazır
bulunur veyahut sonradan pay sahipliğine ait hakları kullanır ve vazifeleri
yerine getirirse kayıt ve şartlardan ari ve şekline uygun bir taahhütname ile
şirkete bağlı sayılır.


            
2. Hükümleri:


            
a) Taahhüdün mahiyeti:


            
Madde 285 – (Değişik birinci fıkra: 24/6/1995 - KHK 559/6 md.) Esas
sermayeye tekabül eden payların muvazaadan ari olarak tamamen taahhüt edilmiş
olması şarttır.


            
Sermaye olarak paradan başka iktisadi bir değer veya menkul mal konulması
taahhüdü, şirketin hükmi şahsiyet kazandığı tarihten itibaren onlar üzerinde
malik sıfatiyle doğrudan doğruya tasarruf edebileceğinin ve gayrimenkul
üzerindeki mülkiyet veya sair ayni hakların sermaye olarak konulması taahhüdü
ise, bu hakların şirketin hükmi şahsiyet kazanmasiyle beraber tapu siciline
tescil edileceğinin kabul edilmiş olması demektir.


            
b) Payların bedeli:


            
Madde 286 – İtibari kıymetlerinden aşağı bir bedel ile, hisse senedi
çıkarılamaz.


            
Senetlerin itibari kıymetlerinden yüksek bir bedelle çıkarılmaları esas
mukavelede bu hususta bir hüküm bulunmasına veya bunun umumi heyet tarafından
karar altına alınmasına bağlıdır.





2804


 


            
c) İlk taksit:


            
Madde 287 – Payların kanunen ödenmesi gereken bedellerinin taahhüt
anında ödenmesi şart kılınmadığı takdirde iştirak taahhütleri kurucular
tarafından kabul edildikten sonra kurucular iştiraki taahhüdedenlere taahhütlü
mektup göndererek ve gazetelerle ilan ederek üzerine aldıkları paylara ait
bedellerin muayyen bir müddet içinde ödenmesini ihtar ederler.


            
İştiraki taahhüdedenlerin bu müddet içinde bedelleri ödememeleri takdirinde
kurucular onların şirketle olan ilgilerini kesmek veya kendilerini taahhüdün
ifasına icbar etmek hakkını haizdirler. İştiraki taahhüdedenlerin ilgileri
kesildiği taktirde yerlerine geçecek kimseler tarafından payların bedeller
ödenmedikçe şirket kurulamaz.


            
d) Tevdi:


            
Madde 288 – (Mülga: 24/6/1995 - KHK-559/13 md.)


            
III - Kuruluş umumi heyeti:


            
1. İlk toplantı:


            
a) Toplantıya davet:


            
Madde 289 – Esas sermayenin tamamına iştirak taahhüt edildikten ve
payların 287 nci maddede muayyen bedelleri ödendikten sonra on gün içinde,
kurucular her pay sahibine taahhütlü mektup göndererek ve gazetelerle ilan
ederek kuruluş umumi heyetini toplantıya davet ederler. Davet mektubunun
toplantı gününden en az on beş gün önce gönderilmesi ve aşağıda yazılı
hususları havi gündemin bildirilmesi şarttır.


            
1. Payların bütününe iştirak taahhüt olunduğunun ve bunların 287 nci maddede
muayyen bedellerinin ödendiğinin tesbiti;


            
2. Sermaye olarak gösterilen ayınların ve eğer şirketin mevcut bir işletmeyi
veya bazı ayınları satınalması esas mukavele şartlarından ise bu işletmenin
veya ayınların değerini biçmek için ehlivukuf tayini;


            
3. Kuruculara şart kılınan hususi menfaatlere dair tekliflerin karara
bağlanması;


            
4. İdare meclisi azalarının ad ve soyadları iştirak taahhütnamelerindeki
izahnamede gösterilmediği halde bu azaların seçilmesi;


            
5. Murakıpların seçilmesi;


            
6. Kurucuların şirketi kurmak için giriştikleri taahhütlerle yaptıkları muamele
ve masrafların kabulü.


            
b) Kararlar:


            
Madde 290 – Kuruluş umumi heyeti yukarıki maddede yazılı hususları
müzakere edip karara bağlar.





2805


 


            
Nakdi sermayenin en az yarısını temsil eden pay sahipleri hazır bulunmadıkça
müzakere yapılamaz.


            
Her pay, sahibine bir rey hakkı verir.


            
Kararlar mevcut reylerin ekseriyetiyle verilir.


            
c) Rey hakkından mahrumiyet:


            
Madde 291 – Ayın nevinden sermaye koyan kimse bunun değerinin
biçilmesinde ve kendilerine hususi menfaatler sağlıyan kurucu ve diğer pay
sahipleri, bu menfaatlerin tasvibine ait müzakerede rey kullanamazlar.


            
d) İlk idare meclisi ve murakabe heyetinin seçimi:


            
Madde 292 – İdare meclisi azaları şirket esas mukavelesiyle tayin
edilmedikleri takdirde, taahhüt sahipleri arasından kuruluş umumi heyetince
seçilirler.


            
İlk murakıpların tayini umumi heyete ait olup bunların esas mukavele ile
tayinleri caiz değildir.


            
e) Bilirkişilerin seçimi:


            
Madde 293 – Kuruluş umumi heyetinin, ayın olan sermayelerin ve
devralınacak işletmenin veya ayınların değerlerini biçecek bilirkişiyi tayin
edebilmesi için, nakdi sermayenin en az üçte ikisini temsil eden pay
sahiplerinin hazır olmaları şarttır. Kararlar ekseriyetle verilir. Müzakere
nısabı temin edilemediği takdirde bilirkişi, kurucuların talebi üzerine
mahkemece tayin olunur.


            
2. İkinci toplantı:


            
a) Toplantıya davet:


            
Madde 294 – Yukarıki madde gereğince tayin olunan bilirkişi gereken
raporları tanzim edip verdikten sonra kurucular tarafından kuruluş umumi heyeti
289 uncu maddede yazılı müddet içinde ve aynı şekilde yeniden toplantıya davet
olunur. Davet mektuplarına bilirkişi raporunun birer sureti bağlanır.


            
b) Kararlar:


            
Madde 295 – Umumi heyetin ikinci toplantısında, 290 ıncı maddede yazılı
toplantı nisabının mevcut olduğu anlaşılırsa, bilirkişi raporları okunup
incelendikten ve lüzumunda ayın nevinden sermaye koyan kimselerin ve
devralınacak işletmenin veya ayınların sahibinin izahları dinlendikten sonra
281 inci maddede yazılı izahnamedeki değerlerin aynen kabul veya reddine yahut
ilgililerin muvafakatiyle değiştirilmesine 290 ıncı maddede gösterilen
ekseriyetle karar verilir.


            
c) Toplantının taliki:


            
Madde 296 – Bilirkişi raporunun okunup incelenmesi için yukarıki madde
gereğince toplanan kuruluş umumi heyetinde 290 ıncı maddede yazılı nisap hasıl
olmadığı takdirde 297 nci maddede yazılı olduğu veçhile bir zabıt tanzim
olunarak toplantı bir ay sonraya bırakılır ve keyfiyet kurucular tarafından
toplantıda bulunmıyan her pay sahibine taahhütlü mektuplarla bildirilir ve
gazetelerle de ilan olunur.


            
d) Devlet komiserleri ve kararların muteberlik şartı:


            
Madde 297 – Kuruluş umumi heyetlerinin verdikleri kararların muteber
olması için toplantılarda İktisat ve Ticaret Vekaletinden bir komiser bulunması
ve komiserin zabıtların kanuna uygun bir şekilde tutulmasına nezaret ve
zabıtları reyini kullanan pay sahipleriyle birlikte imza etmesi şarttır. Bu
zabıtlara, verilen kararların mahiyet ve neticeleriyle muhalif kalanların
muhalefet sebepleri yazılır.





2806


 


            
IV - Sağlanabilecek hususi menfaatler:


            
Madde 298 – Kurucuların şirketi kurdukları sırada sarf ettikleri emeğe
karşılık olarak para ve bedelsiz hisse senedi almak gibi bir suretle şirket
sermayesinin azalmasını mucip olacak bir menfaatin kendilerine tahsisi hakkında
esas mukaveleye dercedecekleri şartlar hükümsüzdür. Ancak hasıl olan kazançtan
466 ıncı maddenin birinci fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay sahipleri için
yüzde 5 kar payı ayrıldıktan sonra kalanın onda birini kendilerine tahsis
edebilirler. Kuruculara zikri geçen menfaatler için verilecek senetlerin nama
yazılı olması lazımdır.


            
V - Kuruluşun tamamlanması:


            
1. Mahkemenin vazifesi:


            
Madde 299 – (Mülga: 24/6/1995 - KHK-559/13 md.)


            
2. Şirketin tescil ve ilanı:


            
Madde 300 – (Değişik birinci fıkra: 24/6/1995 - KHK - 559/7 md.) Kuruluş
umumi heyetinin yapılmasından sonra 15 gün içinde şirket merkezinin bulunduğu
yer ticaret siciline tescil ve ilan olunur.


            
Tescil ve ilan edilecek hususlar şunlardır:


            
1. Esas mukavelenin tarihi;


            
2. Şirketin ticaret unvanı ve merkezi;


            
3. Şirketin maksat ve mevzuu ve varsa müddeti;


            
4. (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/7 md.) Esas sermayesinin miktarı,
ödeme suret ve şartları ve hisse senetlerinin itibari kıymeti;


            
5. Hisse senetlerinin nevileri, hamiline veya nama yazılı oldukları ve muayyen
hisse senetlerinin bahşettikleri imtiyazlar;





2807


 


            
   6. Ayın nev'inden sermaye ve devralınan mali kıymetlerle
işletmelerin neden ibaret oldukları ve bunlara biçilen değerler, kuruculara
sağlanan hususi menfaatlerin mahiyet ve değerleri;


            
7. Şirketin ne suretle temsil olunacağı;


            
8. İdare meclisi azalariyle şirketi temsile salahiyetli kimselerin ad ve
soyadları, ikametgahları ve tabiyetleri;


            
9. Şirketin yapacağı ilanların şekli ve eğer esas mukavelede de bu hususta bir
hüküm varsa idare meclisi kararlarının pay sahiplerine ne suretle
bildirileceği.


            
Şubeler; merkezin sicil kaydına atıf yapılmak suretiyle bulundukları yer
ticaret siciline tescil olunurlar.


            
3. Hükmi şahsiyet iktisabı:


            
a) Kuruluştan önceki muameleler:


            
Madde 301 – Şirket ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanır.


            
Tescilden önce şirket namına muamele yapanlar bu muamelelerden şahsan ve
müteselsilen mesuldürler. Ancak, bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket
namına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline kaydından
sonra üç aylık bir müddet içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul
olunmuşsa, yalnız şirket mesul olur.


            
Kurucular şirketi kurmak için yaptıkları muamele ve giriştikleri taahhütlerden
üçüncü şahıslara karşı mesuldürler. Şirket hükmi şahsiyet kazandıkdan sonra,
kurucular kuruluş masraflarından dolayı şirkete rücu edebilirler. Şirketin
kurulması her hangi bir sebepten dolayı kabil olmadığı takdirde bu masraflar
kuruculara ait olup pay sahiplerine rücu hakları yoktur. Masrafların şirketten
alınabilmesi, bunların kuruluş umumi heyetince tasdik edilmesine bağlıdır.


            
b) Kuruluştan önce paylar üzerindeki tasarruflar:


            
Madde 302 – Şirketin tescilinden önce payların devri şirkete karşı
hükümsüzdür.


            
D) Ani kuruluş:


            
I - Usül:


            
Madde 303 – Muayyen şahıslar bütün payları aralarında taksim etmek
suretiyle bir anonim şirket kurabilirler.


            
Bu suretle ortaklar 285 inci madde ile 289 uncu maddenin 4 ve 5 numaralı
bentleri hükümlerini yerine getirdiklerini göstermek üzere 279 uncu maddede
yazılı hususlara havi bir esas mukaveleyi aynı maddede yazılı şekilde tanzim
ederler. Ayın nev'inden sermaye konması veya şirketin mevcut bir işletmeyi veya
bazı ayınları devralması şart kılınmış ise, bunların değerlerini biçecek
bilirkişi mahkemece tayin olunur.


            
II - Halka müracaat:


            
Madde 304 – Ani olarak kurulan anonim ortaklığın pay sahipleri
ortaklığın tescilinden sonra beş yıl içinde halka müracaat suretiyle paylarını
elden çıkarmak isterlerse 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeler hükümlerine riayet
etmeye mecburdurlar.


            
E) Kuruluştan doğan mesuliyet:


            
I - Haller:


            
1. Vesikaların doğru olmaması:


            
Madde 305 – 299 uncu maddede yazılı beyanname ile vesika ve sair evrakın
hakikat hilafı tanzim edilmiş olmasından doğan zararlardan kurucularla bu
vesika ve varakaların tanzimine iştirak edenler müteselsilen mesuldürler ve
haklarında Ceza Kanununun 350 nci maddesi tatbik olunur.





2808


 


            
2. Esas sermaye hakkında yanlış beyanı:


            
Madde 306 – Esas sermaye tamamiyle taahhüt olunmamış veya karşılığı
kanun hükümleri gereğince ödenmemiş iken taahhüt edilmiş veya yerine getirilmiş
gibi gösteren kurucularla, bu fiilde kendilerine iştirak edenler, bu payları
kendi hesaplarına almaya ve karşılığını müteselsilen ödemeye mecburdurlar.


            
3. Ayın nevinden sermayeye değer biçilmesinde hile:


            
Madde 307 – Konan ayın nevinden bir sermaye veya deviralınması
kararlaştırılan bir işletmeye veya bazı ayınlara değer biçilmesinde hile
kullanan kurucularla, bu fiilde kendilerine iştirak edenler, şirketin bu yüzden
uğradığı zararı müteselsilen tazmin ile mükelleftirler ve haklarında Türk Ceza
Kanununun 343 üncü maddesi tatbik olunur.


            
4. İlk idare meclisi ve murakabe heyeti azalarının ihmali:


            
Madde 308 – İlk idare meclisi azalariyle murakıplar, şirketin
kurulmasında yolsuzluk vaki olup olmadığını incelemekle mükelleftirler. Bu
hususta ihmalleri anlaşılır ve bu yüzden hasıl olan zarar karşılığı tazminat
kuruculardan alınamamış bulunursa inceleme işini ihmal eden idare meclisi
azaları ve murakıplar, müteselsilen mesul olurlar ve haklarında Türk Ceza
Kanununun 230 uncu maddesi tatbik olunur.


            
II - Müşterek hükümler:


            
1. Tazminat talebi:


            
Madde 309 – Şirketin 305, 306, 307 ve 308 inci maddelerde yazılı
fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısiyle zarar gören pay sahipleri
ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat
şirkete verilir.


            
Şirketin iflası halinde pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haiz
oldukları haklar iflas idaresine ait olur. Bu hususta İcra ve İflas Kanununun
245 inci maddesi hükmü caridir.


            
Mesul olan kimselerin cümlesi aleyhinde şirket merkezinin bulunduğu yer
mahkemesinde dava açılabilir.


            
Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul
olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran
fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar
ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun
müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.


            
2. İbra:


            
Madde 310 – Kurucuların ve idare meclisi azalarının ve murakıpların,
yukarıki maddeler gereğince tabi oldukları mesuliyetler, şirketin tescili
tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra suretiyle ıskat edilemez.
Bu müddetin geçmesinden sonra sulh ve ibra ancak umumi heyetin tasdikiyle tamam
olur. Bununla beraber esas sermayenin onda birini temsil eden pay sahipleri
sulh ve ibranın tasdikına muhalif iseler, sülh ve ibra umumi heyetçe tasdik
olunamaz.


            
F) Kanuna karşı hile:


            
Madde 311 – Bir işletme, tesisat veya başka mal ve hakların esas
sermayenin onda birini aşan ve bedel karşılığında şirketce devralınmasına dair,
şirketin tescilinden itibaren iki yıl içinde yapılacak mukaveleler umumi
heyetçe tasdik ve ticaret siciline tescil edilmedikçe muteber olmaz. Bu gibi
mukavelelerin tasdik ve tescilinden önce bunların ifası maksadiyle yapılmış
olan tasarruflar dahi muteber olmaz.





2809


 


            
Umumi heyet kararını vermeden önce idare meclisinin talebi üzerine, mahkemece
tayin edilecek bilirkişi, şirket tarafından devralınacak şeylerin değerini
biçerek rapor verir.


            
Müzakere hakkında 295 inci madde tatbik olunur. Şu kadar ki; esas sermayenin en
az yarısını temsil eden pay sahipleri hazır bulunmadıkça müzakere yapılamaz.
Karar, mevcut reylerin ekseriyetiyle verilir.


            
Umumi heyetin tasdik kararından sonra, idare meclisi, mukavelenin aslını veya
noterlikçe tasdikli bir suretini, bilirkişi raporu ve diğer vesikalarla
birlikte tescil edilmesine müsaade edilmesi için ait olduğu mahkemeye tevdi
eder. Mahkeme, 299 uncu maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarına göre incelemelerde
bulunarak kararını verir.


            
Mukavele tarihi, umumi heyetin tasdik kararının tarihi, iktisabedilecek şey,
bunun kimden iktisabolunacağı ve verilecek karşılık, ticaret siciline tescil ve
ilan edilir.


            
Bu halde 305 - 310 uncu maddelerin hükümleri de tatbik olunur. Şirketin iştigal
mevzuuna giren veya cebri icra yoliyle iktisabedilen şeyler hakkında bu madde
hükmü tatbik olunmaz. Şu kadar ki; şirketin iştigal mevzuunu kolaylaştırmak
veya mümkün kılmak için vukubulan iktisaplar bundan müstesnadır.


 


                                                                              



İKİNCİ
KISIM


İdare Meclisi


 


 


            
A) Kuruluş tarzı:


            
I - Seçim ve tayin:


            
1. Azaların sayısı ve sıfatı:


            
Madde 312 – Anonim şirketlerin esas mukavelesiyle tayin veya umumi
heyetçe intihap edilmiş en az üç kişiden ibaret bir idare meclisi bulunur.


            
İdare meclisi pay sahibi aza ortaklardan teşekkül eder. Ancak pay sahibi
olmıyan kimseler aza seçildikleri takdirde bunlar pay sahibi sıfatını
kazandıktan sonra işe başlıyabilirler. Pay sahibi olan hükmi bir şahıs idare
meclisi azası olamaz. Fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahıslar idare
meclisine aza seçilebilirler.


            
275 inci madde hükmü mahfuzdur.


            
2. Hisse senedi tevdii mecburiyeti:


            
Madde 313 – İdare meclisi azalarından her biri, itibari kıymetleri esas
sermayenin en az yüzde birine muadil miktarda hisse senetlerini şirkete tevdie
mecburdur. Şu kadar ki; esas sermayenin yüzde biri 5 000 lirayı aşarsa
fazlasının tevdii mecburi değildir. Tevdi olunan hisse senetleri azanın umumi
heyetçe ibrasına kadar vazifesinden doğan mesuliyete karşı merhum hükmünde olup
başkalarına devrolunamaz ve şirketten geri alınamaz.


            
İdare meclisinin muvafakatiyle rehin makamında olan hisse senetleri, bir üçüncü
şahıs tarafından da tevdi edilebilir.


            
275 inci madde hükmü mahfuzdur.


            
3. Vazife müddeti:


            
Madde 314 – İdare meclisi azaları en çok üç yıl müddetle seçilirler.
Esas mukavelede aksine hüküm yoksa tekrar seçilmeleri caizdir.


            
275 inci madde hükmü mahfuzdur.


            
II - Azalığın açılması:


            
Madde 315 – 275 inci madde hükmü mahfuz olmak üzere bir azalık açılırsa
idare meclisi kanuni şartları haiz bir kimseyi geçici olarak seçip ilk
toplanacak umumi heyetin tasvibine arzeder. Bu suretle seçilen aza umumi heyet
toplantısına kadar vazifesini yapar.





2810


 


            
İdare meclisi azalarından biri iflasa tabi kimselerden olup da iflasına karar
verilir veya hacir altına alınır yahut azalık için lüzumlu kanuni vasıfları
kaydederse, vazifesi sona ermiş olur. Ağır hapis cezasiyle veya sahtekarlık,
emniyeti suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkümiyet
halinde dahi hüküm aynıdır.


            
III - Azil:


            
Madde 316 – İdare meclisi azaları esas mukavele ile tayin edilmiş
olsalar dahi umumi heyet karariyle azlolunabilirler. Azlolunan azanın tazminat
talebine hakkı yoktur.


            
275 inci madde hükmü mahfuzdur.


            
B) İdare ve temsil:


            
I - Umumi olarak:


            
1. Esas:


            
Madde 317 – Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil
olunur.


            
2. Teşkilat:


            
Madde 318 – İdare meclisi her yıl azaları arasından bir reis ve
bulunmadığı zamanlarda ona vekalet etmek üzere bir reisvekili seçer.


            
İdare meclisi, işlerin gidişine bakmak, kendisine arzolunacak hususları
hazırlamak, bütün önemli meseleler hususiyle bilançonun tanzimi hakkında rapor
vermek ve kararlarının tatbikına nezaret etmek üzere, azalardan lüzumu kadar
komite veya komisyon kurabilir.


            
Bankalar Kanununun hususi hükümleri mahfuzdur.


            
3. Vazifelerin azalar arasındaki taksimi:


            
Madde 319 – Esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi
azaları arasında taksim edilip edilmiyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl
yapılacağı tesbit olunur. İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil
salahiyeti verilir.


            
Esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya
bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları
zaruri bulunmıyan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine
salahiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317 nci madde
hükmü tatbik olunur.


            
4. Azaların ihtimam derecesi:


            
Madde 320 – İdare meclisi azalarının şirket işlerinde gösterecekleri
dikkat ve basiret hakkında Borçlar Kanununun 528 inci maddesinin ikinci fıkrası
hükmü tatbik olunur.


            
II - Temsil salahiyeti:


            
1. Vüsat ve şümulü:


            
Madde 321 – Temsile salahiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna
dahil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket
unvanını kullanmak hakkını haizdirler.


            
Temsil salahiyetinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm
ifade etmez. Ancak temsil salahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin
işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan
edilen tahditler muteberdir.





2811


 


            
Anonim şirket adına tanzim edilecek evrakın muteber olması için, aksine esas
mukavelede hüküm olmadıkça temsile selahiyetli olanlardan ikisinin imzası
kafidir.


            
Temsile salahiyetli olanlar tarafından yapılan muamelenin esas mukaveleye veya
umumi heyet kararına aykırı olması, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahısların o
muameleden dolayı şirkete müracatına mani olamaz.


            
Temsile veya idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada
işledikleri haksız fiillerden anonim şirket mesul olur. Şirketin rücu hakkı
mahfuzdur.


            
2. İmza şekli:


            
Madde 322 – Şirket namına imza salahiyeti olanlar, şirketin unvanını
ilave etmeye mecburdurlar. Bu imzalar hakkında 42 nci maddenin 2 nci fıkrası
hükmü tatbik olunur.


            
3. Tescil:


            
Madde 323 – İdare meclisi, şirketi temsile salahiyetli kimseleri, tescil
edilmek üzere ticaret siciline bildirir. Temsil salahiyetine mütaallik kararın
noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil memuruna verilmesi lazımdır.


            
III - İdare vazifeleri:


            
1. Şirketin mali durumunun bozulması halinde:


            
Madde 324 – Son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız
kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal toplanarak durumu umumi heyete
bildirir.


            
Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare
meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim
eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu
sermayenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar
vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket
alacaklarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu
durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin
iflasına hükmeder. Şu kadar ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa
idare meclisi veya bir alacaklının talebi üzerine mahkeme iflas kararını tehir
edebilir. Bu halde mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi
şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tetbirleri alır.


            
2. Defter tutma mükellefiyeti:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 325 – İdare meclisi; lüzumlu defterleri tutmak ve muayyen müddet
içinde geçen iş yılına ait bilançoyu kanun hükümleri gereğince tanzim ve umumi
heyet toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin tetkikine arz
etmekle mükelleftir.


            
b) Hususi defterler:


            
Madde 326 – Tacirlerin tutmaya mecbur oldukları defterlerden başka idare
meclisi aşağıdaki defterleri de tutmakla mükelleftir:


            
1. Pay sahiplerinin ad ve soyadları veya unvanlariyle ikametgahlarının ve
şirketin kurulması anında konan yahut sonradan tedricen çoğaltılan sermayeye
tekabül eden paylar için yapılan tediyelerin yazılmasına mahsus (Pay sahipleri
defteri);


            
2. Umumi heyet zabıtlarının yazılmasına mahsus; (Toplantı ve müzakere defteri);


            
3. İdare meclisinin toplantı ve müzakerelerinin yazılmasına mahsus; (İdare
meclisi kararlar defteri).





2812


 


            
3. Yıllık raporun tanzimi:


            
Madde 327 – İdare meclisi her iş yılı sonunda 325 inci maddede yazılı
bilançodan başka şirketin ticari, mali ve iktisadi durumunu ve yapılan
muamelelerin hulasasını gösterir bir rapor tanzimine ve dağıtılacak kazanç
miktarı ile yedek akçeyi teşkil edecek miktarın tayinine dair, teklif
varakasını hazırlamıya mecburdur. Rapor ve teklif varakası, umumi heyet
toplantısından en az 15 gün önce pay sahiplerinin tetkikıne arz olunur.


            
4. Memur ve müstahdemlerin tayini:


            
Madde 328 – Memur ve müstahdemlerin tayini umumi heyete ait olduğuna
dair esas mukavelede bir kayıt yoksa, idare meclisine aittir.


            
5. Şirketin kendi hisse senetlerini satın alması:


            
Madde 329 – Şirket, kendi hisse senetlerini temellük edemiyeceği gibi
rehin olarak da kabul edemez. Bu senetlerin temellükü veya rehin alınması
neticesini doğuran akitler hükümsüzdür. Şu kadar ki; aşağıda gösterilen akitler
bu hükümden müstesnadır:


            
1. Hisse senetleri şirketin sermayesinin azaltılmasına dair bir karara
dayanılarak devralınmışsa;


            
2. Hisse senetleri şirketin kurulması veya esas sermayesinin çoğaltılması
dolayısiyle vakı olan iştirak taahhüdünden başka bir sebepten doğan şirket
alacaklarının ödenmesi maksadiyle devralınmışsa;


            
3. Hisse senetleri bir mamelekin veya işletmenin borç ve alacaklariyle beraber
temellük edilmesi neticesinde şirkete geçmişse;


            
4. Hisse senetlerinin devir veya rehin alınması keyfiyeti esas mukaveleye göre
şirket konusuna giren muamelelerden ise;


            
5. Hisse senetleri idare meclisi azaları, müdürler ve memurlar tarafından
kendilerine bu sıfatla düşen mükellefiyetlere karşı rehin olarak yatırılmış
ise;


            
6. Temellük ivazsız ise.


            
Devralınan hisse senetleri, 1 numaralı bentte yazılı halde derhal imha edilir
ve bu hususta tutulan zabıt ticaret siciline verilir. Diğer hallerde bu
senetler ilk fırsatta tekrar elden çıkarılır.


            
Bu muameleler yıllık raporda gösterilir. Şirketçe devralınan payların umumi
heyette temsili caiz değildir.


            
IV - İdare meclisi toplantıları:


            
1. Kararlar:


            
Madde 330 – Esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça idare meclisinin bir
karar verebilmesi için, azaların en az yarısından bir fazlasının hazır olması
şarttır. Kararlar, mevcut azaların ekseriyetiyle verilir. Azaların yekdiğerine
niyabetle rey vermeleri caiz değildir. Reyler müsavi olduğu takdirde keyfiyet
gelecek toplantıya bırakılır. Onda dahi müsavilik olursa bahis mevzuu teklif
reddedilmiş sayılır. İdare meclisinin müzakereleri azalar arasından veya
dışardan seçilen bir katip marifetiyle muntazaman zaptolunur. Zabıtların hazır
bulunan azalar tarafından imzalanması ve karara muhalif kalanlar varsa
muhalefet sebeplerinin zapta yazılması ve rey sahibi tarafından imzalanması
lazımdır.


            
Azalardan biri müzakere talebinde bulunmadıkça idare meclisi kararları,
içlerinden birinin muayyen bir hususa dair yaptığı teklife diğerlerinin yazılı
muvafakatleri alınmak suretiyle de verilebilir.


            
Kararların muteberliği yazılıp imza edilmiş olmasına bağlıdır.





2813


 


            
2. Azaların hakları:


            
Madde 331 – İdare meclisi toplantılarında azalar, şirketi temsile ve
şirket işlerini görmeye memur olan kimselerden işlerin gidişi veya muayyen bazı
işler hakkında izahat istemek hakkını haizdirler. İdare meclisi, defter ve
dosyaların kendisine ibrazına dahi karar verebilir.


            
Her aza, idare meclisinin toplantıya davet edilmesini reisten yazılı olarak istiyebilir.


            
3. Müzakerelere iştirak edilmemesi:


            
Madde 332 – İdare meclisi azaları şahsi menfaatlerine veya 349 uncu
maddede sayılan yakınlarının menfaatlerine taallük eden hususların müzakeresine
iştirak edemezler.Böyle bir husus müzakere konusu olunca, ilgili aza, ilgisini
kurula bildirmeye ve keyfiyeti o toplantının zaptına yazdırmaya mecburdur. 330
uncu maddenin 2 nci fıkrasındaki halde bu cihet teklifi tesbit eden kağıda
yazılır.


            
Bu hükümlere aykırı hareket eden aza, ilgili olduğu muamele yüzünden şirketin
husule gelen zararını tazmine mecburdur.


            
V - Meclis azalarının hukuki durumu:


            
1. Huzur hakkı:


            
Madde 333 – Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi
azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas
mukavelede tayin edilmemişse umumi heyetçe tayin olunur.


            
2. Hareket serbestisinin tahdidi:


            
a) Şirketle muamele yapmak yasağı:


            
Madde 334 – İdare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan
kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısiyle şirketle şirket konusuna
giren bir ticari muamele yapamaz. Aksi takdirde şirket yapılan muamelelerin
batıl olduğunu iddia edebilir. Aynı hak diğer taraf için mevcut değildir.


            
Bankalar Kanununun  hususi hükümleri mahfuzdur.


            
b) Rekabet yasağı:


            
Madde 335 – İdare Meclisi azalarından biri umumi heyetin müsaadesini
almaksızın şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi
veya başkası hesabına yapamıyacağı gibi, aynı nevi ticari muamelelerle meşgul
bir şirkete mesuliyeti tahdidedilmemiş olan ortak sıfatiyle de giremez. Bu
hükme aykırı harekette bulunan idare meclisi azasından şirket tazminat
istemekte veya tazminat yerine yapılan muameleyi şirket namına yapılmış
addetmekte ve üçüncü şahıslar hesabına akdolunan mukavelelerden doğan
menfaatlerin şirkete aidiyetini talebetmekte, serbesttir.


            
Bu haklardan birinin tercihi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan
azadan başka azalara aittir.


            
Bu haklar, zikredilen ticari muamelelerin yapıldığını veyahut idare meclisi
azasının diğer bir şirkete girdiğini sair azaların öğrendikleri tarihten
itibaren üç aylık ve herhalde vukularından itibaren bir yıllık müruruzamana
tabidir.


            
3. Mesuliyet:


            
a) Haller:


            
Madde 336 – İdare meclisi azaları şirket namına yapmış oldukları
mukavele ve muamelelerden dolayı şahsan mesul olamazlar. Ancak aşağıda yazılı
hallerde gerek şirkete gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına
karşı müteselsilen mesuldürler.





2814


 


            
1. Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından vukubulan
ödemelerin doğru olmaması;


            
2. Dağıtılan ve ödenen karpaylarının hakiki olmaması;


            
3. Kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların
intizamsız bir surette tutulması;


            
4. Umumi heyetten çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi;


            
5. Gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair
vazifelerin kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması.


            
Beş numaralı bentte yazılı vazifelerden birisi 319 uncu madde gereğince idare
meclisi azalarından birine bırakılmışsa, mesuliyetin ancak ilgili azaya
yükletilmesi lazımgelip o muameleden dolayı müteselsilen mesuliyet cari olmaz.


            
b) Yeni tayin edilen azaların mesuliyeti:


            
Madde 337 – Yeni seçilen veya tayin olunan idare meclisi azaları,
seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe
mecburdurlar. Aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak ederler.


            
c) Mesuliyetten kurtulma hali:


            
Madde 338 – Yukarki maddeler gereğince müteselsil mesuliyeti mucibolan
muamelelerde bir kusuru olmadığını ispat eden aza mesul olmaz; hususiyle bu
muamelelere muhalif rey vermiş olup keyfiyeti müzakere zaptına yazdırmakla
beraber murakıplara hemen yazılı olarak bildiren veyahut mazeretine binaen o
muamelenin müzakeresinde hazır bulunmıyan aza dahi mesul değildir.


            
d) Yanlış beyanlar:


            
Madde 339 – Şirketin hali hazırdaki durumu hakkında, her ne şekilde
olursa olsun, yanlış zehap uyandıracak desiseler kullanmak veya hakikate aykırı
beyanda bulunmak suretiyle üçüncü şahısları aldatan idare meclisi azası
sebebiyet verdiği zarardan şahsan mesul olur.


            
e) Ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davasına ait diğer hükümler:


            
Madde 340 – 336 ve 337 nci maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi
azalarına yükletilen mesuliyet hakkında 309 uncu madde hükmü de tatbik olunur.


            
f) Şirket namına açılacak dava:


            
Madde 341 – Umumi heyet; idare meclisi azaları aleyhine dava açılmasına
karar verirse yahut dava açılmamasına karar verilip de esas sermayenin en az
onda birini temsil eden pay sahipleri dava açılması reyinde bulunursa, şirket,
bu karar veya talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur. Bu
müddet geçirilmesiyle dava hakkı düşmez. Murakıpların ve alacaklıların
vekilinin mesuliyeti hakkındaki hükümler mahfuzdur.


            
Şirket namına dava açmak, murakıplara aittir. Ancak azlığın reyiyle dava
açılması halinde, azlık, murakıplar dışında bir vekil tayin edebilir. Dava
açılması reyinde bulunan pay sahipleri hisse senetlerini şirketin zarar ve
ziyanına karşı teminat olarak davanın sonuna kadar merhun kalmak üzere muteber
bir bankaya yatırmaya mecburdurlar. Davanın reddi halinde pay sahipleri yalnız
şirkete karşı tazminat ile mükelleftirler.


            
VI - Müdürler:


            
1. Mesuliyet:


            
Madde 342 – Şirket muamelelerinin icra safhasına taallük eden
kısmı, esas mukavele veya umumı heyet veya idare meclisi karariyle idare
meclisi azasından veya ortaklardan olmıyan bir müdüre tevdi edildiği takdirde;
müdür, kanun veya esas mukavele yahut iş görme şartlarını tesbit eden diğer
hükümlerle yükletilen mü





2815


 


kellefiyetleri, gereği gibi veya hiç
yerine getirmemiş olması halinde idare meclisi azasının mesuliyetlerine ait
hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklarına karşı mesul
olur. Bu esas aykırı bir şartın esas mukaveleye konması veya müdürün idare
meclisinin emri ve nezareti altında bulunması mesuliyeti bertaraf edemez.


            
2. Tayini ve azli:


            
Madde 343 – Müdürler aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde
idare meclisince tayin ve azlolunur. Tayin ve azil keyfiyeti, idare meclisince
tescil ve ilan ettirilir. 315 inci maddenin birinci fıkrası hükmü de tatbik
olunur.


            
3. Vazife müddeti:


            
Madde 344 – Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde müdürler,
idare meclisi azalarının vazife müddetlerini aşan bir zaman için tayin
olunamazlar ve onlar gibi her zaman azlolunabilirler. Pay sahipleri arasından
seçilen müdür sebepsiz azli iddiasiyle tazminat istiyemez.


            
4. Vazifenin devredilmemesi:


            
Madde 345 – Müdürler, çeşitli bazı muayyen muameleleri ifaya mezun olmak
üzere başkalarını tevkil edebilirler; fakat müdürlük vazifesini devredemezler.


            
5. İdare meclisi azalarının mesuliyeti:


            
Madde 346 – İdare meclisi azaları, müdürlerin sebebiyet verdikleri
zararlardan mesul değildirler. Şu kadar ki; idare meclisi azaları ehil olmıyan
müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve muamelelerine
karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara
müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı
şirkete karşı 336 ncı madde hükmünce mesuldürler. 338 inci madde gereğince bu baptaki
kusura iştirak etmediği sabit olan aza, mesul olmaz.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Murakıplar


 


            
I - Seçim ve azil:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 347 – Anonim şirketlerde, beşten fazla olmamak üzere bir veya daha
çok murakıp bulunur. Birden çok olan murakıplar bir heyet teşkil ederler.


            
Murakıplar, pay sahibi olan ve olmıyanlar arasından ilk defa bir yıl için
kuruluş umumi heyeti ve sonradan en çok üç yıl için umumi heyet tarafından
seçilirler.


            
Murakıp bir ise, onun, birden çok ise, yarısından bir fazlasının Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı olması lazımdır.


            
Müddetleri biten murakıpların tekrar seçilmeleri caizdir. Murakıplar aynı
zamanda idare meclisi azalıklarına seçilemiyecekleri gibi şirketin memuru dahi
olamazlar. Vazifeleri biten idare meclisi azaları, umumi heyetçe ibra
edilmedikçe murakıplığa seçilemezler.


            
2. Hususi olarak:


            
Madde 348 – Umumi heyet bazı muayyen hususların tetkik ve teftişi için
lüzumu halinde hususi murakıp seçebilir.


            






2816


 


            
Umumi heyetin toplantı vaktinden itibaren en az altı ay önceden beri esas
sermayenin en az onda birine muadil paylara sahip oldukları sabit olan pay
sahipleri; son iki yıl içinde şirketin kuruluşuna veya idare muamelelerine
mütaalik bir suiistimalin vukubulduğunu veya kanun yahut esas mukavele
hükümlerine önemli bir surette aykırı hareket edildiğini iddia ettikleri
takdirde, bunları veya bilançonun gerçekliğini tahkik için hususi murakıpler
tayinini umumi heyetten isteyebilirler. Bu talep reddolunduğu takdirde lüzumlu
masrafları peşin ödemek, dava neticesine kadar merhun kalmak üzere sahip
oldukları pay senetlerini muteber bir bankaya tevdi etmek şartiyle mahkemeye
müracaat hakkını haizdirler.


            
Bu talebin mahkemece kabul edilebilmesi için iddia olunan hususlar hakkında
kafi delil ve emare gösterilmesi lazımdır. Mahkemece talep reddolunduğu veya
tahkikat neticelerine göre iddia varit görülmediği takdirde kötü niyetle
hareket ettiği ispat edilen pay sahipleri, şirketin bu yüzden gördüğü zarardan
dolayı müteselsilen mesuldürler.


            
Hususi murakıp tayini talebi mahkemece reddolunur ve murakıpların verecekleri
rapora göre bu talebin haklı sebebe dayanmadığı anlaşılırsa, kötü niyetle
hareket ettikleri ispat edilen pay sahipleri, şirketin bu yüzden gördüğü
zarardan müteselsilen mesuldürler.


            
3. Seçilme manileri:


            
Madde 349 – İdare meclisi azalarının usul ve füruundan biriyle eşi ve
üçüncü dereceye kadar (Bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları murakıplığa
seçilemezler; seçilmişlerse derhal çekilmeye mecburdurlar.


            
4. Azil:


            
Madde 350 – Murakıplar, umumi heyet tarafından her vakit azil ve
yerlerine diğer kimseler tayin edilebilir. Pay sahipleri arasından seçilen
murakıplar azillerinden dolayı tazminat istiyemezler.


            
5. Bir murakıplığın açılması:


            
Madde 351 – Bir murakıbın; ölümü, çekilmesi, bir maniden dolayı
vazifelerini yapamıyacak halde bulunması, iflası veya hacir altına alınması
gibi bir sebeple vazifelerinin sona ermesi ve ağır hapis cezasiyle veya
sahtekarlık, emniyeti suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı
mahkümiyeti halinde, diğer murakıplar umumi heyetin ilk toplantısına kadar
vazife yapmak üzere yerine birisini seçerler. Murakıp bir kişiden ibaret olup
da yukarda yazılan hallerden birinin mevcudiyetine binaen yerine diğer bir
kimsenin tayini gerekirse, bunu, umumi heyetin ilk toplantısına kadar vazifeli
olmak şartiyle her münferit pay sahibinin veya idare meclisi azalarından her
birinin talebi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi tayin eder.


            
6. Tescil ve ilan:


            
Madde 352 – Murakıpların tayin ve azilleri, idare meclisi tarafından
derhal ticaret siciline tescil ettirilmekle beraber 37 nci madde hükmünce ilan
ettirilir.


            
II - Vazifeleri:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 353 – Murakıpların vazifeleri, şirketin iş ve muamelelerini
murakabe etmektir. Hususiyle murakıplar şu vazifelerle mükelleftirler:


            
1. Şirketin idare meclisi azalariyle iş birliği ederek bilançonun tanzim
şeklini tayin etmek;


            
2. Şirket muamelelerinden bilgi edinmek ve lüzumlu kayıtların intizamla
tutulmasını sağlamak maksadiyle hiç olmazsa altı ayda bir defa şirketin
defterlerini incelemek;


            
3. Üç aydan ziyade ara verilmesi caiz olmamak üzere sık sık ve ansızın şirket
veznesini teftiş etmek;





2817


 


            
4. En az ayda bir defa şirketin defterini inceliyerek rehin veya teminat, yahut
şirketin veznesinde hıfzolunmak üzere vedia olarak teslim olunan her nevi
kıymetli evrakın mevcut olup olmadığını tahkik ve kayıtlara tatbik eylemek;


            
5. Esas mukavelede pay sahiplerinin umumi heyet toplantılarına iştirakleri için
gerektiği bildirilen şartların yerine getirilip getirilmediğini incelemek;


            
6. Bütçe ve bilançoyu murakabe etmek;


            
7. Tasfiye muamelelerine nezaret etmek;


            
8. İdare meclisinin ihmali halinde adi ve fevkalade olarak umumi heyeti toplantıya
davet etmek;


            
9. Umumi heyet toplantılarında hazır bulunmak;


            
10. İdare meclisi azalarının kanun ve esas mukavele hükümlerine tamamiyle
riayet eylemelerine nezaret etmek.


            
Murakıpların yukarda yazılı murakabe salahiyetleri, esas mukavele veya umumi
heyet kararı ile tahdit olunamaz.


            
2. Yıllık raporun tanzimi ve ihbar mükellefiyeti:


            
Madde 354 – Murakıplar; her yıl sonunda şirketin hal ve durumuna, idare
meclisinin tanzim ettiği bilançoya ve sair hesaplara ve dağıtılmasını teklif
ettiği kazançlara mütaallik idare meclisinin vereceği rapor ve sair evrak
hakkındaki mütalaalarını havi olmak üzere umumi heyete bir rapor vermekle
mükelleftirler. Böyle bir rapor alınmadan umumi heyet bilanço hakkında bir
karar veremez. Murakıplar, vazifelerini ifa esnasında idare işlerine ait olmak
üzere öğrenecekleri noksanlık ve yolsuzlukları veya kanun yahut esas mukavele
hükümlerine aykırı hareketleri, bunlardan mesul olanın üstü olan makama ve
idare meclisi reisine ve mühim hallerde umumi heyete ihbar ile mükelleftirler.


            
3. Umumi heyetin fevkalade toplantıya daveti:


            
Madde 355 – Murakıplar zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde
umumi heyeti fevkalade toplantıya davete mecburdurlar.


            
4. Şikayetleri tahkik:


            
Madde 356 – Her pay sahibi, şirketin idare meclisi azası veya müdürleri
aleyhinde murakıplara müracaat edebilir. Murakıplar bu müracaatları tahkika
mecburdurlar. Tahkikat neticesinde şikayet edilen hadisenin gerçekliği sabit
olursa keyfiyet murakıpların yıllık raporuna yazılır.


            
Müracaat edenler esas sermayenin onda birine muadil paylara sahip oldukları
surette, murakıplar bu müracaat hakkındaki fikir ve mütalaalarını raporlarında
bildirmeye ve lüzum gördükleri halde umumi heyeti derhal fevkalade toplantıya
davet etmeye mecburdurlar.


            
İkinci fıkraya dayanarak murakıplara müracaat edenlerin yukarıda yazılı
miktardaki hisse senetlerini muteber bir bankaya rehin olarak tevdi etmeleri
lazımdır. Bu senetler umumi heyetin ilk toplantısının sonuna kadar bankada
kalır.


            
5. İdare meclisinin toplantılarına iştirak:


            
Madde 357 – Murakıplar idare meclisi toplantılarında müzakere ve reye
iştirak etmemek şartiyle hazır bulunabilirler ve münasip gördükleri teklifleri
idare meclisi ve umumi heyetin fevkalade toplantıları gündemlerine ithal
ettirebilirler.


            
III - Mesuliyeti:


            
1. Sır saklama mükellefiyeti:


            
Madde 358 – Murakıplar, vazifelerini yaptıkları esnada öğrendikleri
hususları münferit pay sahiplerine ve üçüncü şahıslara ifşa etmekten
memnudurlar.





2818


 


            
2. İhtimam derecesi:


            
Madde 359 – Murakıplar, kanun veya esas mukavele ile kendilerine
yükletilen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan
dolayı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen mesuldürler. Bu
mesuliyet hakkında 309 ve 341 inci maddeler hükümleri tatbik olunur.


 


 


DÖRDÜNCÜ
KISIM


Umumi Heyet


 


            
A) Azalık:


            
I - Toplantıya iştirak hakkı:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 360 – Pay sahipleri; organların tayini, hesapların tasdik ve
kazancın dağıtılması gibi şirket işlerine mütaallik haklarını umumi heyet
toplantılarında kullanırlar.


            
Rey hakkını haiz olan pay sahibi, umumi heyet toplantılarında bu hakkını bizzat
kullanabileceği gibi pay sahibi olan veya esas mukavelede hilafına hüküm
bulunmadıkça, pay sahibi olmıyan üçüncü bir şahıs vasıtasiyle de kullanabilir.


            
Nama yazılı hisse senetleri için temsil salahiyetinin yazı ile verilmesi
şarttır. Hamile yazılı bir hisse senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden kimse
şirkete karşı rey hakkını kullanmaya salahiyetlidir. Bunu ispat maksadiyle
hamile yazılı hisse senetlerinin sahipleri rey haklarını umumi heyette
kullanabilmek için hisse senetlerini veya bunlara mutasarrıf olduklarını
gösteren vesikaları toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie
mecburdurlar. Hamile yazılı hisse senetleri rehin veya tevdi edilmiş yahut ariyet
olarak başka bir kimseye bırakılmış olduğu takdirde malik ve zilyed arasındaki
münasebetlerde rey hakkının kullanılması bakımından aşağıdaki hükümler caridir:


            
1. Rey hakkı malike aittir;


            
2. Temsil salahiyeti ayrı bir senete yazılmış olmak şartiyle, temsile
salahiyetli zilyed malik yerine ve onun menfaatine olarak rey hakkını
kullanmaya salahiyetli sayılır.


            
Üzerinde intifa hakkı bulunan bir hisse senedinden doğan rey hakkı, intifa
hakkı sahibi tarafından kullanılır. Şu kadar ki; intifa hakkı sahibi,
menfaatlerini hakkaniyete uygun bir şekilde göz önünde tutarak hareket etmemiş
olmasından dolayı malike karşı mesuldür.


            
2. Suiistimal:


            
Madde 361 – Rey hakkına mütedair tahditlerden birini tesirsiz bırakmak
maksadiyle hisse senetlerinin, umumi heyette rey hakkını kullanmak üzere
başkasına verilmesi caiz değildir.


            
Pay sahiplerinden her biri; hakkı olmıyan kimselerin umumi heyet toplantısına
iştirak etmelerine karşı idare heyeti nezdinde itiraz edebileceği gibi
itirazını umumi heyet zaptına da yazdırabilir.


            
Umumi heyet toplantısına iştirake salahiyeti olmıyan kimseler bir karara
iştirak etmiş bulunuyorlarsa pay sahiplerinin her hangi birisi önceden itiraz
etmemiş olsa bile, bu kararın iptalini mahkemeden istiyebilir. Şu kadar ki;
davalı şirket bu iştirakin karara müessir olmadığını ispat ederse talep
reddolunur.





2819


 


            
II - Malümat alma hakkı:


            
1. Bilanço:


            
Madde 362 – Kar ve zarar hesabı, bilanço, yıllık rapor ve safi kazancın
nasıl dağıtılacağı hususundaki teklifler, murakıplar tarafından verilecek
raporla birlikte umumi heyetin adi toplantısından en az on beş gün önce
şirketin merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin emrine amade bulundurulur.


            
Bunlardan kar ve zarar hesabı, bilanço ve yıllık rapor, toplantıdan itibaren
bir yıl müddetle pay sahiplerinin emrine amade kalır. Her pay sahibi masrafı
şirkete ait olmak üzere kar ve zarar hesabiyle bilançonun bir suretini
istiyebilir.


            
Hamile yazılı hisse senetleri ihracedilmiş ise yukarda adı geçen vesikaların
pay sahiplerine açık bulundurulduğu keyfiyeti 37 nci maddede anılan gazeteden
başka esas mukavele ile muayyen şekilde dahi ilan olunur.


            
Pay defterine kaydedilen nama yazılı hisse senedi sahiplerine ayrıca tebligat
yapılır.


            
2. Ticari defterler ve sır saklama mükellefiyeti ve ceza:


            
Madde 363 – Pay sahipleri, şüpheli gördükleri noktalara murakıpların
dikkat nazarlarını çekmeye ve lüzumlu izahatı istemiye salahiyetlidirler.


            
Şirketin ticari defterleriyle muhaberatının tetkikı yalnız umumi heyetin açık
bir müsaadesi veya idare meclisinin karariyle mümkündür. İncelenmesine müsaade
edilen defter ve vesikalardan öğrenilecek sırlar hariç olmak üzere, hiçbir
ortak şirketin iş sırlarını öğrenmeye salahiyetli değildir. Her ortak, her ne
suretle olursa olsun öğrenmiş olduğu, şirkete ait iş sırlarını, sonradan
ortaklık hakkını zayi etmiş olsa dahi, daima gizli tutmaya mecburdur. Bu mecburiyeti
yerine getirmiyen ortak, meydana gelecek zararlardan şirkete karşı mesul olduğu
gibi şirketin şikayeti üzerine, her hangi bir zarar umulmasa dahi, bir yıla
kadar hapis veya beş yüz liradan on bin liraya kadar ağır para cezasiyle veya
her ikisiyle birlikte cezalandırılır.


            
Pay sahiplerinin malümat alma hakkı esas mukavele ile veya şirket organlarından
birinin karariyle bertaraf veya tahdidedilemez.


            
B) Toplantılar:


            
I - Davet:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 364 – Umumi heyetler adi ve fevkalade olarak toplanırlar. Adi
toplantı her hesap devresi sonundan itibaren üç ay içinde ve en az yılda bir
defa olur. Bu toplantıda 369 uncu madde gereğince müzakere gündemine konulması
gereken hususlar müzakere olunur.


            
Yılda birkaç kere kazançlarını dağıtan anonim şirketlerde her dağıtma için,
umumi heyeti toplantıya davet lazımdır.


            
Umumi heyet, lüzumu halinde fevkalade toplantıya davet olunur.


            
3. Davete salahiyetli olanlar:


            
a) İdare meclisi ve murakabe heyeti:


            
Madde 365 – Umumi heyeti adi toplantıya davet, idare meclisine ve
fevkalade toplantılara davet, hem idare meclisine, hem de 355 inci madde
gereğince murakıplara aittir.





2820


 


            
b) Azlık:


            
Madde 366 – Şirket sermayesinin en az onda biri değerinde paylara sahip
olan kimselerin gerektirici sebepleri bildiren yazılı talepleri üzerine idare
meclisinin, umumi heyeti fevkalade toplantıya davet etmesi veya umumi heyetin
zaten toplanması mukarrer ise müzakeresini istedikleri maddeleri gündeme
koyması mecburidir. Bu talep hakkını haiz kimselerin sahip olmaları gereken
payların miktarı esas mukavele ile daha az bir miktara indirilebilir.


            
c) Mahkemenin izni:


            
Madde 367 – Pay sahiplerinin yukarıki maddede yazılı talepleri idare
meclisi ve 355 inci madde gereğince murakıplar tarafından nazara alınmadığı
takdirde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkeme adı geçen pay sahiplerinin
talebi üzerine umumi heyeti toplantıya davete veya istedikleri hususu gündeme
koymaya kendilerini salahiyetli kılabilir. Toplantıya davete veya gündeme
eklenen hususlara mütaallik ilana, mahkemenin izni yazılmak lazımdır. Mahkemeye
müracaat halinde dahi 356 ncı maddenin son fıkrası tatbik olunur.


            
3. Davetin şekli:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 368 – Umumi heyetin toplantıya daveti, esas mukavelede gösterilen
şekil ve surette ve her halde 37 nci maddede anılan gazete ile ilan ve toplantı
günleri dahi olmamak üzere, toplantı vaktinden en az iki hafta önce yapılmak
lazımdır. Senetleri nama yazılı olan pay sahipleriyle önceden şirkete bir hisse
senedi tevdi ederek ikametgahını bildiren pay sahiplerine, taahhütlü mektup
gönderilmesi suretiyle de toplantı günü bildirilir.


            
b) Gündem:


            
Madde 369 – Umumi heyeti toplantıya davete dair olan ilan veya davet
mektuplarında gündemin gösterilmesi lazımdır. Esas mukaveleye göre umumi
heyetin muayyen zamanlarda yapacağı adi toplantı gündemine şunlar konur:


            
1. İdare meclisi ve murakıplar tarafından verilen raporların okunması;


            
2. Şirketin bilanço ve kar zarar hesabını ve kazancının dağıtılması hakkındaki
tekliflerin tasdiki veya değiştirilecek şekilde kabul yahut reddi;


            
3. İdare meclisi azalariyle murakıpların ücret ve aidatları mukavelede muayyen
değilse tayini;


            
4. Müddetleri sona ermiş olan idare meclisi azalariyle murakıpların tekrar
seçilmeleri veya değiştirilmeleri;


            
5. Lüzumlu görülen sair hususlar;


            
Gündemde gösterilmiyen hususlar müzakere olunmaz.


            
c) Bütün pay sahiplerinin hazır olması:


            
Madde 370 – Bütün payların sahip veya temsilcileri, aralarından biri
itirazda bulunmadığı takdirde umumi heyet toplantılarına dair olan diğer
hükümler mahfuz kalmak şartiyle toplantıya davet hakkındaki merasime riayet
etmeksizin de umumi heyet olarak toplanabilirler.


            
Böyle bir toplantıda bütün pay sahip veya temsilcileri hazır olmak şartiyle
umumi heyetin vazifelerinden olan hususlar müzakere edilerek karara
bağlanabilir.


            
II - Toplantı yeri:


            
Madde 371 – Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde umumi heyet,
şirket merkezinin bulunduğu yerde toplantıya davet edilir.





2821


 


            
III - Nisap:


            
Madde 372 – Umumi heyetler bu kanunda veya esas mukavelede aksine hüküm
bulunan haller hariç olmak üzere şirket sermayesinin en az dörtte birini temsil
eden pay sahiplerinin huzuriyle toplanırlar. İlk toplantıda bu nisap hasıl
olmadığı takdirde tekrar toplantıya davet edilirler. İkinci toplantıda hazır
bulunan pay sahipleri, temsil ettikleri sermayenin miktarı ne olursa olsun,
müzakere yapmaya ve karar vermeye salahiyetlidirler.


            
C) Kararlar:


            
I - Rey hakkı:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 373 – Her hisse senedi en az bir rey hakkı verir. Bu esasa aykırı
olmamak şartiyle hisse senetlerinin maliklerine vereceği rey hakkının sayısı
esas mukavele ile tayin olunur.


            
Bir hisse senedinin birden çok maliki bulunduğu takdirde bunlar ancak bir
temsilci marifetiyle rey haklarını kullanabilirler.


            
2. Mahrumiyet:


            
Madde 374 – Pay sahiplerinden hiçbiri, kendisi veya karı ve kocası yahut
usul ve furuu ile şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dair olan
müzakerelerde, rey hakkını kullanamaz.


            
Şirket işlerinin görülmesine her hangi bir suretle iştirak etmiş olanlar, idare
meclisi azalarının ibrasına ait kararlarda rey hakkını haiz değildirler. Bu
yasağın murakıplara şümulü yoktur.


            
II - Müzakereler:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 375 – İdare meclisi, pay sahiplerinin toplantıya ve müzakerelere
iştirak etmek ve rey haklarını kullanmak salahiyetleri bulunup bulunmadığının
tesbiti için gereken tedbirleri alır.


            
İdare meclisi, aynı zamanda verilen kararlar ve yapılan seçimlerle pay
sahiplerinin vakı beyanları geçirilmek üzere bir zabıt tutulmasını sağlar.


            
Umumi heyet toplantısına reislik edebilecek kimse, esas mukavelede tayin
edilmediği takdirde umumi heyetçe seçilir.


            
2. Cetvel:


            
Madde 376 – Umumi heyetin toplantı anında hazır bulunan pay sahibi veya
temsilcilerinin, ad ve soyadlariyle ikametgahlarını ve pay miktarını gösteren
ve reis tarafından imza edilen bir cetvel tanzim olunarak ilk reylerin
toplanmasından önce hazır olanların görebilecekleri bir yere asılır.


            
3. Müzakerenin başka bir güne bırakılması:


            
Madde 377 – Bilançonun tasdikı hakkındaki müzakere, ekseriyetin veya
şirket sermayesinin onda birine sahip olan azlığın talebi üzerine bir ay
sonraya bırakılır; keyfiyet 368 inci maddede yazılı olduğu üzere pay
sahiplerine bildirilir ve usulü dairesinde ilan olunur. Bununla beraber azlığın
talebi üzerine bir defa tehir edildikten sonra tekrar müzakerelerin geri
bırakılması talebolunabilmek için bilançonun itiraza uğrayan noktaları hakkında
gereken izahatın verilmemiş olması şarttır.





2822


 


            
III - Muteberlik şartları:


            
Madde 378 – Kararlar, mevcut reylerin ekseriyetiyle verilir.


            
Kararların muteber olması için zabıtların 297 nci maddede gösterilen esaslar
dairesinde tutulması şarttır. Toplantıda hazır bulunan pay sahipleri veya
temsilcilerinin ad ve soyadlarını gösteren 376 ncı maddedeki cetvel ile
toplantıya davetin usulü dairesinde cereyan ettiğini ispat eden vesikalar zapta
bağlanır. Adı geçen vesikaların münderecatı zabıtta açıklandığı takdirde
bunların ayrıca bağlanmasına lüzum yoktur. İdare meclisi bu zaptın noterce
tasdikli bir suretini derhal ticaret sicili dairesine vermekle beraber bu zabıt
münderecatından tescil ve ilana tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle
mükelleftir.


            
IV - Kararların tesiri:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 379 – Umumi heyet tarafından verilen kararlar toplantıda hazır
bulunmıyan veyahut muhalif rey veren pay sahipleri hakkında dahi muteberdir.


            
2. İbra:


            
Madde 380 – Bilançonun tasdikına dair olan umumi heyet kararı, aksine sarahat
olmadığı takdirde, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıpların ibrasını
tazammun eder. Bununla beraber bilançoda bazı hususlar belirtilmemekte veyahut
bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine mani yanlış bir takım hususları
ihtiva etmekte ise, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıplar, bilançonun
tasdikıyla ibra edilmiş olmazlar.


            
V - Kararların iptali:


            
1. Şartlar:


            
Madde 381 – Aşağıda yazılı kimseler, kanun veya esas mukavele
hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet
kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin
bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açabilirler:


            
1. Toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten
veya reyini kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya
davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya
tebliğ edilmediğini yahut umumi heyet toplantısına iştirake salahiyetli olmıyan
kimselerin karara iştirak etmiş bulunduklarını iddia eden pay sahipleri;


            
2. İdare meclisi;


            
3. Kararların infazı idare meclisi azalariyle murakıpların şahsi
mesuliyetlerini mucip olduğu takdirde bunların her biri.


            
İptal davasının açılması keyfiyetiyle duruşmanın yapılacağı gün, idare heyeti
tarafından usulen ilan olunur.


            
Birinci fıkrada yazılı üç aylık hak düşüren müddetin sona ermesinden önce
duruşmaya başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde, davalar
birleştirilerek görülür.


            
Mahkeme şirketin talebi üzerine şirketin muhtemel zararına karşı davacıların
teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın mahiyet ve miktarını tayin
mahkemeye aittir.


            
2. Kararın icrasının geri bırakılması:


         
Madde 382 – Yukarki madde hükmüne dayanarak umumi heyet kararı aleyhine
iptal davası açıldığı takdirde mahkeme idare meclisi azalariyle murakıpların





2823


 


reyini aldıktan sonra, aleyhine iptal
davası açılan kararın icrasının geri bırakılmasına karar verebilir.


            
3. İptal kararının tesiri:


            
Madde 383 – Kararın iptaline dair ilam, katileştikten sonra bütün pay
sahipleri hakkında hüküm ifade eder. İdare meclisi bu ilanın bir suretini
derhal ticaret siciline kaydettirmeye mecburdur.


            
4. Suiniyetle iptal davası açanların mesuliyeti:


            
Madde 384 – Umumi heyetin kararı aleyhine suiniyetle iptal davası
açıldığı takdirde davacılar bu yüzden şirketin uğradığı zararlardan
müteselsilen mesuldürler.


 


            
D) Esas mukavelenin değiştirilmesi:


            
I - Umumi olarak:


            
1. Müktesep haklar:


            
Madde 385 – Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde umumi heyet
aşağıdaki maddelerde bildirilen şartlar dairesinde esas mukavelenin bütün
hükümlerini değiştirebilir. Şu kadar ki; münferit pay sahiplerinin bu sıfatla
haiz oldukları müktesep haklarda rızaları olmaksızın hiçbir değişiklik
yapılamaz.


            
Müktesep haklar; kanun veya esas mukavele hükümlerine göre umumi heyet ve idare
meclisi kararlarına tabi olmıyan yahut umumi heyetin toplantılarına iştirak
hakkından doğan, hususiyle azalık, rey kullanmak, iptal davası açmak, kar payı
almak ve tasfiye neticesine iştirak etmek gibi haklardır.


2. İlân ve tebliğ :


Madde
386 – (Değişik:11/6/2003-4884/3 md.)


Umumî heyet esas mukavelenin değiştirilmesi için toplantıya davet
edildiği takdirde değişiklik metninin asıl metin ile birlikte 368 inci maddede
yazılı olduğu üzere ilânı ve ilgililere tebliği lâzımdır.


            
3. Rey hakkı:


            
Madde 387 – Esas mukavelenin değiştirilmesi için yapılan toplantıda,
esas mukavelede aksine hüküm olsa dahi her hisse senedi ancak bir rey hakkı
verir.


            
4. Toplantı ve Karar Nisabı


            
Madde 388 – (Değişik: 16/6/1989 - 3585/1 md.)


            
Şirketin tabiyetini değiştirmek veya pay sahiplerinin taahhütlerini artırmak
hususundaki kararlar için, bütün pay sahiplerinin ittifakı şarttır.


            
Şirketin mevzuu veya nev'inin değiştirilmesine taalluk eden umumi heyet
toplantılarında şirket sermayesinin en az üçte ikisine malik olan pay
sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması şarttır. İlk toplantıda
sermayenin üçte ikisi temsil edilmediği takdirde, idare meclisi, umumi heyeti
usulüne uygun olarak ikinci defa toplantıya çağırabilir. İkinci toplantının
yapılabilmesi için, esas sermayenin yarısına malik olan pay sahipleri veya
temsilcilerinin hazır bulunması gerekir.


            
Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı hususlar dışındaki değişiklikler için yapılacak
umumi heyet toplantılarında şirket sermayesinin en az yarısına malik olan pay
sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunmaları gerekir. İlk toplantıda bu
nisap hasıl olmadığı takdirde, 368 inci maddeye uyulmak suretiyle en geç bir ay
içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantıda müzakere yapabilmek
için, şirket sermayesinin en az üçte birine malik olan pay sahiplerinin veya
temsilcilerinin hazır bulunması yeterlidir.


            
İkinci ve üçüncü fıkralara göre toplanan umumi heyetin kararları mevcut
reylerin ekseriyetiyle verilir.





2824


 


            
5. İmtiyazlı Pay Sahipleri Genel Kurulu


            
Madde 389 – (Değişik: 16/6/1989 - 3585/2 md.)


            
Umumi heyetçe esas mukavelenin değiştirilmesine dair verilen karar imtiyazlı
hisse senedi sahiplerinin haklarını ihlal edecek mahiyette ise bu karar, adı
geçen pay sahiplerinin yapacakları hususi bir toplantıda verecekleri diğer bir
kararla tasdik olunmadıkça, infaz edilemez. Bu heyeti idare meclisi veya
murakıplar toplantıya çağırmaya mecburdur. Heyet azasından herhangi birisi de
çağırabilir. Bu hususi toplantıda müzakere ve karar nisabı, 388 inci maddenin
üçüncü ve dördüncü fıkraları hükümlerine tabidir.


            
6. Tescil:


            
Madde 390 – Esas mukavelenin değiştirilmesine mütaallik umumi heyetçe
verilen karar; idare meclisi tarafından şirket merkezinin ve şubelerinin
bulunduğu yerin ticaret siciline tescil ve eğer ilana tabi olan hususlar varsa
onlar da ilan ettirilir. Değiştirme kararı tescilden önce hüküm ifade etmez.


            
II - Esas sermayenin artırılması:


            
1. Şartlar:


            
Madde 391 – Esas sermayeye karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri
tamamen ödenmedikçe, umumi heyet yeni hisse senetleri çıkarmak suretiyle
sermayenin artırılmasına karar veremez. Muhtelif imtiyazları haiz mütaaddit
nevi hisse senedi sahipleri mevcut olduğu takdirde, umumi heyetin kararından
ayrı olarak adı geçen nevilerden her birine ait hisse senedi sahiplerinin de
hususi bir toplantı yaparak karar vermeleri şarttır. 389 uncu maddenin iki ve
üçüncü cümlesi hükümleri bu toplantılar hakkında da tatbik olunur.


            
2. Muameleler:


            
Madde 392 – Umumi heyet yeni hisse senetleri çıkarmak suretiyle esas
sermayenin çoğaltılmasına karar verdiği takdirde, anonim şirketlerin kuruluşuna
ait hükümler cari olur. Hususiyle para sermayesinin dörtte birinin
yatırılmasına ait hüküm ile ayın nevinden bir sermayenin konması, malların
devralınması ve hususi menfaatlerin sağlanması ile alakalı kararın mevcudiyeti
halinde bu hususlara mütaallik hükümler tatbik olunur. Bu hallerde kuruluş
esnasında verilmesi şart olan bilirkişi raporu idare meclisi tarafından
verilir. İştirak taahhütnamelerine, sermayenin artırılmasına dair olan karardan
ve kanunen bir izahname tanzimi lüzumlu olduğu takdirde bu izahname
münderecatından bilgileri bulunduğuna ve yeni hisse senetlerinin halkın açıkça
iştirakine arz olunduğuna dair kayıtlar konulur.


            
Esas sermayenin artırılması yukarıki hükümlere göre icra edilmemiş ise bu husustaki
muameleler batıl ve bundan dolayı da idare meclisi azalariyle murakıplar;
şirkete, münferit ortaklara ve üçüncü şahıslara karşı müteselsilen mesuldürler.


            
3. İzahname:


            
Madde 393 – Esas sermayenin artırılan kısmına halk iştirake açıkça davet
olunduğu takdirde bu davet, idare meclisi namına ortaklığı temsile salahiyetli
olan bir kimse tarafından imza olunacak bir izahname ile yapılır.





2825


 


            
İzahname, aşağıda yazılı hususları ihtiva eder:


            
1. Şirketin ticaret siciline tescil olunduğu gün;


            
2. Şirketin ticaret unvanı ile merkezi;


            
3. Esas sermayenin halihazır miktarı ve nelerden ibaret olduğu, hisse
senetlerinin itibari kıymetiyle nev'i ve çeşitleri ve varsa rüçhan hakları;


            
4. Varsa intifa hakları ile sağladıkları menfaatler;


            
5. İdare meclisi ve murakebe heyetinin kuruluş tarzı;


            
6. Murakıpların raporu ile beraber son kar ve zarar hesabiyle bilanço;


            
7. Son beş yıl içinde dağıtılan kar paylarının nispet ve bedelleri;


            
8. Şirketin tahviller çıkarmak suretiyle yaptığı istikrazlar;


            
9. Yeni hisse senetleri ihracına ait karar ve senetlerin tamamının tutarı,
itibari kıymeti, ihraç fiyatı, miktar ve nev'i;


            
10. Ayın nev'inden sermaye ile devralınacak mallar ve sağlanan hususi
menfaatler;


            
11. Yeni hisse senetlerinin ne zamandan itibaren kar payına hak
kazandıracakları, bu hakkı tahdideden hükümler ve rüçhan hakları;


            
12. İştirak taahhüdünün ne zamana kadar lüzum ifade edeceği.


            
Bu maddede yazılı hususların iştirak taahhütnamelerine yazılması halinde ayrıca
bir izahnameye lüzum yoktur.


            
4. Yeni pay alma hakkı:


            
Madde 394 – Umumi heyetin esas sermayenin artırılmasına mütaallik
kararında aksine şart olmadıkça pay sahiplerinden her biri yeni hisse
senetlerinden şirket sermayesindeki payı ile mütenasip miktarını alabilir.
İdare meclisi pay sahiplerine verilecek senetlerin ihraç bedellerini
gazetelerle ilan eder. Bu hususta yapılacak ilanlarda pay sahiplerinin yeni pay
alma haklarını kullanabilmeleri için tayin olunacak müddet, 15 günden aşağı
olamaz.


            
5. Tescil:


            
Madde 395 – Esas sermayenin artırılmasına dair olan umumi heyet kararı,
taahhüdedilen hisse senetlerine ait zaruri olan ilk ödemelerin yapılmış
olduğunu tesbit eden umumi heyet kararı alındıktan sonra ticaret siciline
tescil olunur. İcabında ayın nev'inden sermaye ve devralınacak mallar
hakkındaki hususi kararlar da, ticaret siciline bildirilir. Esas sermayenin
artırılması keyfiyetinin tescilinden önce çıkarılan hisse senetleri
hükümsüzdür. Şu kadar ki; iştirak taahhüdünden doğan mükellefiyetler bakidir.
Tazminat hakları mahfuzdur.


            
III - Esas sermayenin azaltılması:


            
1. Karar:


            
Madde 396 – Bir şirket, sermayesini azaltarak azaltılan kısmın yerine
geçmek üzere tamamen ödenecek yeni hisse senetleri çıkarmak niyetinde değilse
umumi heyet, esas sermayenin itibari kıymetine dair esas mukavelenin
hükümlerinin değiştirilmesine karar verir; şu kadar ki; idare meclisinin talebi
üzerine mahkemece tayin edilecek üç bilirkişi tarafından verilecek müşterek bir
raporla, esas sermayenin azaltılmasına rağmen şirket alacaklılarının haklarını
tamamen karşılıyacak miktarda aktifler mevcut olduğu tesbit edilmiş olmadıkça
böyle bir karar verilemez.


            
(Değişik : 16/6/1989 - 3585/3 md.) Bu hususta 388 inci maddenin üçüncü
ve dördüncü fıkrası hükümleri uygulanır. Kararda bilirkişi raporunun sonucu
açıklanarak sermaye azaltılmasının ne tarzda yapılacağı gösterilir.


            
Esas sermayenin azaltılmasından kayıtlara göre doğacak bir kazanç münhasıran
itfalar için kullanılabilir.


            
(Değişik : 24/6/1995 - KHK - 559/8 md.) Esas sermaye hiç bir suretle bu
Kanunun 272 nci maddesi ile belirlenen asgari sermaye miktarından aşağı
indirilemez.





2826


 


            
2. Alacaklıları davet:


            
Madde 397 – Umumi heyet esas sermayenin azaltılmasına karar verdikten
sonra idare meclisi bu kararı 37 nci maddede anılan gazetede ve aynı zamanda
esas mukavele ile muayyen şekilde üç defa ilan ederek 37 nci maddede anılan
gazetedeki üçüncü ilandan itibaren iki ay içinde alacaklarını beyan etmek
suretiyle ödeme veya teminat istiyebileceklerini alacaklılara bildirir.
Şirketçe malüm olan alacaklılara ayrıca davet mektupları gönderilir.


            
Esas sermaye zararlar neticesinde bilançoda husule gelen bir açığı kapatmak
maksadiyle ve bu açıklar nispetinde azaltılacak olursa idare meclisince
alacaklıları davetten ve bunların haklarının ödenmesinden veya temininden
vazgeçilebilir.


            
3. Kararın icrası:


            
Madde 398 – Esas sermaye, ancak alacaklılara verilen müddetin
bitmesinden ve beyan edilen alacakların ödenmesinden veya temin edilmesinden sonra
fiilen azaltılabilir.


            
Azaltma kararının icrası için hisse senetleri miktarının mübadele veya
damgalanmak suretiyle veyahut diğer bir tarzda azaltılmasına lüzum görüldüğü
halde yapılan ihtara rağmen geri verilmemiş olan hisse senetleri, şirketçe
iptal edilebilir.


            
Mübadele için şirkete geri verilmesi zımnında yapılan tebliğlere, geri
verilmiyen senetlerin iptal olunacağı hususu da yazılır.


            
Pay sahiplerinin mübadele olunmak üzere şirkete geri verdikleri hisse senetlerinin
miktarı, karar gereğince mübadeleye yetmezse bu senetler iptal olunarak
bunların mukabilinde verilmesi gereken yeni senetler satılıp paylarına düşen
miktar şirkette saklanır.


            
Yukarıki fıkralarla 396, 397 nci maddelerde yazılı şartlara riayet edilmiş
olduğunu gösteren vesikalar ibraz edilmedikçe esas sermayenin azaltılmasına
dair karar ve sermayenin gerçekten azaltılmış olması keyfiyeti, ticaret
siciline kaydolunamaz.


 


BEŞİNCİ
KISIM


Hisse Senetleri


 


            
A) Hisse senetleri:


            
I - İtibari kıymeti:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 399 – (Değişik birinci fıkra: 9/12/2004 – 5274/1 md.) Hisse
senetlerinin itibarî kıymeti en az bir Yeni Kuruştur. Bu kıymet ancak en az
birer Yeni Kuruş olarak yükseltilebilir. Bu fıkrada belirtilen miktar Bakanlar
Kurulunca yüz katına kadar artırılabilir.


            
Yukarıki fıkra hükmünce aykırı olarak çıkarılan hisse senetleri batıldır;
bunları çıkaranlar hisse senetleri sahiplerine karşı müteselsilen mesuldürler.
Müruruzaman hakkında 309 uncu maddenin son fıkrası caridir.


            
(Değişik üçüncü fıkra: 9/12/2004 – 5274/1 md.)        
Şirketin müşkülleşmiş olan malî vaziyetinin ıslahı için hisse senetlerinin
itibarî kıymeti en az bir Yeni Kuruşa kadar indirilebilir.


            
2. Hisse senetlerinin bölünememesi:


            
Madde 400 – Hisse senedi şirkete karşı bölünemez. Bir hisse senedinin
birden fazla sahibi bulunduğu takdirde bunlar, şirkete karşı haklarını ancak
müşterek bir mümessil vasıtasiyle kullanabilirler. Müşterek bir mümessil tayin
etmedikleri takdirde şirketçe bunlardan birisine yapılacak tebliğ hepsi
hakkında muteber olur.





2827


 


            Umumi
heyet, esas sermaye miktarı aynı kalmak üzere esas mukaveleyi değiştirmek
suretiyle hisse senetlerini itibari kıymetleri daha az olan hisse senetlerine
bölmek veya itibari kıymetleri daha yüksek olan hisse senetleri halinde
birleştirmek salahiyetini haizdir. Şu kadar ki; hisse senetlerinin
birleştirilmesi her pay sahibinin muvafakatine bağlıdır. 399 uncu madde hükmü
mahfuzdur.


            
II - İmtiyazlı hisse senetleri:


            
Madde 401 – Esas mukavele ile bazı nevi hisse senetlerine kar payı veya
tasfiye halindeki şirket mevcudunun dağıtılması ve sair hususlarda imtiyaz
hakları tanınabilir.


(Ek fıkra: 29/3/2011-6215/15 md.;
Değişik ikinci fıkra: 25/4/2012-6300/9 md.) Sermayesinin yarısından fazlası tek başına veya birlikte; Devlet, il
özel idaresi, belediye ve diğer kamu tüzel kişileri, sendikalar, dernekler,
vakıflar, kooperatifler ve bunların üst kuruluşlarına ait anonim şirketlerde ve
bu şirketlerin aynı oranda sermaye payına sahip oldukları iştiraklerinde;
bunların sahip oldukları paylara tesis edilebilecek imtiyazlar hariç olmak
üzere, diğer paylara bu Kanunda düzenlenen herhangi bir imtiyaz tesis edilemez.
Bu hüküm, payları borsada işlem gören anonim şirketlere, 19/10/2005 tarihli ve
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi
kuruluşlarına ve finansal kuruluşlara uygulanmaz.


(Ek fıkra:
29/3/2011-6215/15 md. Değişik üçüncü fıkra:
25/4/2012-6300/9 md) İkinci fıkraya
aykırı esas mukaveleler, 15/6/2012 tarihine kadar uygun hale getirilir. Gerekli
esas mukavele değişikliklerinin ve uyarlamalarının bu tarihe kadar
gerçekleştirilmemesi halinde, ilgili esas mukavele hükümleri kendiliğinden
geçersiz hale gelir ve esas mukavelede öngörülen imtiyazların tümü kanunen sona
erer.


B) İntifa senetleri:


            
I - İhdası:


            
Madde 402 – Umumi heyet, esas mukavele gereğince veya esas mukaveleyi
değiştirerek, bedeli itfa olunan payların sahipleri, alacaklılar, kurucular
veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri
ihdasına karar verebilir.


            
İlk esas mukavelede derpiş edilmiş olmadıkça kurucular, lehine intifa senetleri
ihdas olunamaz.


            
İntifa senetleri sahipleri, 429 - 432 nci maddelere tabi bulunan bir heyet
teşkil ederler. Şu kadar ki; intifa senetlerinin ihdası esnasında daha ağır
hükümler konmuş olmadıkça bu heyet kararlarını mevcudun mutlak ekseriyetiyle
verir.


            
II - Hükümleri:


            
Madde 403 – İntifa senedi sahiplerine azalık hakları verilemez; ancak,
safi kazanca veya tasfiye neticesine iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse
senetlerini alma hakları tanınabilir.


            
C) Devir yasağı:


            
Madde 404 – Ayın karşılığı olan hisse senetlerinin şirketin tescilinden
itibaren iki yıl geçmeden başkalarına devri hükümsüzdür.


            
(Ek fıkra: 16/6/2009-5904/30 md.) 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı
Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesine göre yapılacak bölünmelerde bu
hüküm uygulanmaz.


            
D) Sermaye koyma borcu:


            
I - Şümulü:


            
Madde 405 – Pay sahibi, hisse senetlerinin çıkarılması sırasında tayin
olunan ve hisse senetlerinin itibari kıymetine müsavi veya ondan yüksek olan
pay bedelinden fazla bir şey ödemeye esas mukavele ile dahi mecbur tutulamaz.


            
Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istiyemezler; tasfiye
payına mütaallik hakları mahfuzdur.


            
Hisse senetlerinin devri şirketin muvafakatine bağlı olan hallerde esas
mukavele hissedarlara esas sermayeye iştirak borcundan başka muayyen zamanlarda
tekerrür eden mevzuu para olmıyan edalarda bulunmak mükellefiyetini de
yükleyebilir. Bu mükellefiyetlerin mahiyet ve şumulü hisse senetlerine ve
ilmuhaberlere yazılır. Bu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile
cezai şart kabul edilebilir.


            
II - Temerrüt:


            
1. Ödemeye davet:


            
Madde 406 – Payların bedelleri esas mukavelede başkaca hüküm
bulunmadıkça pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir.


 


 





2828


 


            
2. Temerrüdün hükümleri:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 407 – Sermaye koyma borcunu vaktinde yerine getirmiyen pay sahibi
ihtara lüzum olmaksızın temerrüt faizi ödemekle mükelleftir.


            
İdare meclisi bundan başka mütemerrit ortağı iştirak taahhüdünden ve yaptığı
kısmi ödemelerden doğan haklarından mahrum etmeye ve yerine başka ortak almaya
ve kendisine verilmiş hisse senedi varsa bunları iptal etmeye salahiyetlidir.
İptal edilen hisse senetleri ele geçirilemiyorsa iptal kararı 37 nci maddede
yazılı gazetede ve ayrıca esas mukavelenin derpiş ettiği şekilde ilan olunur.


            
Esas mukavele ile pay sahipleri temerrüt halinde cezai şart ödemeye mecbur
tutulabilirler.


            
Şirketin tazminat hakları mahfuzdur.


            
b) Usül:


            
Madde 408 – 407 nci maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarının tatbikı için idare
meclisi tarafından mütemerrit ortağın 37 inci maddede yazılı gazete ile ve esas
mukavelenin derpiş ettiği şekilde ilan suretiyle bir ay zarfında ödemeye davet
ve aksi halde haklarından mahrum ve cezai şartın tahsil edileceğinin ihtar
edilmesi şarttır.


            
Nama yazılı hisse senetleri sahiplerine bu davet ve ihtar taahhütlü mektubla
yapılır.


            
Şirket bilhassa yeni pay sahibinin ödemeleriyle kapanmayan açıkların tazminini
mütemerrit ortaktan istiyebilir.


            
419 uncu madde hükmü mahfuzdur.


            
E) Hisse senetleri:


            
I - Nevileri:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 409 – Hisse senetleri, hamiline veya nama yazılı olur.


            
Esas mukavelede aksine hüküm bulunmadıkça hisse senetlerinin nama yazılı olması
lazımdır.


            
Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamile yazılı hisse senetleri veya
ilmühaberler çıkarılamaz. Bu hükme aykırı olarak çıkarılanlar hükümsüzdür.
Hüsnüniyet sahiplerinin tazminat hakları mahfuzdur.


            
2. Değiştirme:


            
Madde 410 – Esas mukavelede aksine hüküm bulunmadıkça çıkarılan hisse
senetlerinin nev'i değiştirilebilir. Şu kadar ki; nama yazılı senetlerin
hamiline yazılı senetlere çevrilmesi için de pay bedelinin tamamen ödenmiş
olması şarttır.


            
3. İlmühaberler:


            
Madde 411 – Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan
ilmühaberlerin nama yazılı olması lazımdır. Bunların devri nama yazılı hisse
senetlerinin devrine ait hükümlere tabidir.


            
Hamiline yazılı hisse senetleri yerine tanzim olunan nama yazılı ilmühaberler ancak
alacağın devri hakkındaki hükümlere göre devrolunabilir. Şu kadar ki; devir
şirkete karşı ancak ihbar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.


            
II - Çıkarma:


            
1. Tescilden önce:


            
Madde 412 – Şirketin tescilinden önce çıkarılan hisse senetleri
hükümsüzdür; ancak iştirak taahhüdünden doğan mükellefiyetler baki kalır.


 





2829


 


            
Tescilden önce hisse senetleri çıkaran kimse, bundan doğan zararlardan
mesuldür.


            
2. Senetlerin şekli:


            
Madde 413 – Hisse senetlerinin şirketin unvanını, esas sermaye miktarını
ve tescil tarihini, senedin nevi ve itibari kıymetini ihtiva etmesi ve şirketin
namına imza etmeye salahiyetli olanlardan en az ikisi tarafından imza edilmiş
olması şarttır. İmza damga veya mühür şeklinde olabileceği gibi matbu dahi
olabilir.


            
Nama yazılı hisse senetlerinin ayrıca sahiplerinin ad ve soyadını,
ikametgahını, senet karşılığında ödenmiş olan miktarı da ihtiva etmesi şarttır.
Bu senetler şirketin pay defterine kaydolunur.


            
III - Yıpranmış senetler:


            
Madde 414 – Bir hisse senedi veya ilmühaber, tedavülü mümkün olmıyacak
derecede yıpranmış veya bozulmuş olursa, esas münderecatı ve ayırdedici
alametlerinin tereddütsüz anlaşılması kabil bulunduğu takdirde, sahibi
masraflarını peşin ödemek şartiyle şirketten yeni bir senet ve ilmühaber
istemek hakkını haizdir.


            
IV - Hisse senetlerinin devri:


            
1. Hamile yazılı senetler:


            
Madde 415 – Hamiline yazılı hisse senetlerinin devri şirket ve üçüncü
şahıslar hakkında ancak teslim ile hüküm ifade eder.


            
2. Nama yazılı senetler:


            
a) Devir kabiliyeti:


            
Madde 416 – Nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm
olmadıkça devrolunabilir.


            
Devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki; devir,
şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.


            
b) Pay defteri:


            
Madde 417 – Şirket, nama yazılı hisse senetleri sahiplerini ad, soyad ve
adresleriyle bir pay defterine kaydeder.


            
Hisse senedinin yukarıki maddeye uygun olarak devredildiği ispat edilmedikçe
devralan pay defterine yazılamaz.


            
İdare meclisi, kaydın yapıldığını hisse senedine işaret eder.


            
Şirkete karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını
haizdir.


            
c) Kayıttan imtina:


            
Madde 418 – Şirket, devir keyfiyetini esas mukavelede derpiş olunan
sebeplerden dolayı pay defterine kayıttan imtina edebilir.


            
Sebep gösterilmeksizin dahi kayıttan imtina olunabileceği şartının esas
mukaveleye konması caizdir.


            
Hisse senedi karşılığının tamamen ödenmemiş olması halinde şirket teminat talep
ve teminat gösterilmediği takdirde kayıttan imtina edebilir.


            
Hisse senetleri, miras, karı - koca mallarının idaresine ait hükümler veya
cebri icra yoliyle iktisap edilmiş ise teminat istenemiyeceği gibi kayıttan
imtina olunamaz. Şu kadar ki; idare meclisi azaları veya ortaklar bu hisseleri
borsa rayici, bulunmadığı takdirde kayıt için müracaat tarihindeki hakiki
değeri üzerinden almaya talip oldukları takdirde kayıttan imtina olunabilir.





2830


 


            
d) Karşılıkları tamamen ödenmemiş olan hisse senetleri:


            
Madde 419 – Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı bir hisse senedini
iktisap eden kimse, pay defterine kaydedilmekle şirkete karşı geri kalan bedeli
ödemek ve varsa tali borçları yerine getirmekle mükellef olur.


            
Şirketin kurulması veya esas sermayenin artırılması esnasında iştirak
taahhüdünde bulunan kimse hisse senedini başkasına  devrettiği takdirde
bedelin henüz ödenmemiş olan kısmı kendisinden istenemez; meğer ki,şirketin
kuruluşu veya esas sermayenin artırılması tarihlerinden itibaren iki yıl içinde
şirket iflas etmiş ve hisse senedini iktisabeden kimse paydan doğan haklardan
mahrum edilmiş olsun.


            
Hisse senedini devreden kimse ikinci fıkra hükmüne tabi değilse, iktisap edenin
pay defterine kaydedilmesiyle borçlarından kurtulmuş olur.


 


ALTINCI
KISIM


Tahviller


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 420 – Anonim şirketlerin ödünç para bulmak için itibari kıymetleri
eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetlerine (Tahvil)
denir.


            
B) Tahvil çıkarma:


            
I - Şartlar:


            
1. İkinci çıkarma:


            
Madde 421 – Çıkarılan tahvillerin bedelleri tamamen alınmadıkça
ikramiyeli veya ikramiyesiz yenileri çıkarılamaz.


            
2. En çok miktar:


            
Madde 422 – Anonim şirketlerin çıkaracakları tahviller, esas sermayenin
ödenen ve tasdik olunmuş son bilançoya göre mevcudiyeti anlaşılan miktarını
aşamaz.


            
3. Umumi heyet kararı:


            
Madde 423 – (Değişik: 16/6/1989 - 3585/4 md.)


            
Esas mukavele, tahviller çıkarılmasına müsait bulunsa bile, bu hususta umumi
heyet tarafından karar verilmesi lazımdır. Bu kararın muteber olması için 388
inci maddenin üçüncü fıkrasındaki müzakere nisabının ve son fıkrasındaki
ekseriyetin vücudu şarttır. Umumi heyetçe verilen karar, tescil ve ilan
edilmedikçe infaz edilemez.


            
II - Satınalma taahhütleri:


            
1. Mahkemenin tasdiki:


            
Madde 424 – (Mülga: 24/6/1995 - KHK - 559/13 md.)


            
2. İzahname:


            
Madde 425 – Tahvil çıkarmak için halka müracaat etmek istiyen idare
meclisi, aşağıdaki cihetleri ihtiva eden bir izahname neşrine mecburdur:


            
1. Şirketin unvanı, mevzuu, merkez ve müddetini;


            
2. Esas sermayenin miktarını;


            
3. Esas mukavele tarihini ve bunda değişiklikler yapılmışsa bunların da
tarihiyle ilan edildikleri tarihleri;





2831


 


            
4. Şirketçe tasdik edilmiş son bilançoya göre şirketin durumunu;


            
5. Çıkarılmış ve çıkarılacak tahvillerin itibari kıymetlerinin tutarını ve bu kıymetlerin
şirkete ödeme suretini ve her tahvilin itibari kıymetiyle verilecek faizinin
miktarını, nama yazılı veya hamiline ait olduğunu ve tahvillerin itfa sureti ve
zamanını;


            
6. Tahvil çıkarılmasına dair umumi heyet kararının tescil ve ilan tarihini;


            
7. Şirketin menkul veya gayrimenkulleri, evvelce çıkarılan tahvillerden veya
diğer bir sebepten dolayı rehnedilmiş veyahut teminat gösterilmişse bu
cihetleri.


            
Bu izahnamenin tahvillerin tedavül mevkiine çıkarılmasından en az on beş gün
önce neşir ve ilan edilmesi lazımdır.


            
3. Taahhüdün şekli:


            
Madde 426 – Tahvillerin satınalınması taahhüdü yukarıki maddede anılan
izahnameyi ihtiva eden ve iki nüshadan ibaret varaka üzerine yazılıp imzalanmak
suretiyle yapılır.


            
III - Tahvillerin şekli:


            
Madde 427 – Tahvillere izahnamede zikri gereken hususlardan başka
tahvillerin ana sermaye ve faizlerinin ödeme şartları ve varsa itfa planı
yazılmak lazımdır.


            
Tahvillerin şirket namına imza etmeye salahiyetli olanlardan en az ikisi
tarafından imza edilmiş olması şarttır. İmza, damga veya mühür şeklinde
olabileceği gibi matbu dahi olabilir.


            
IV - Tahvil defteri:


            
Madde 428 – Tahvil çıkarıldığı takdirde şirketce nama yazılı tahvillerin
kaydına mahsus bir defter tutulur.


            
C) Tahvil sahiplerinin umumi heyeti:


            
I - Toplantıya davet:


            
Madde 429 – İdare meclisi veya murakıplar, tahvil sahiplerini umumi
heyet halinde icabında toplantıya davet edebilirler. Tedavülde bulunan
tahvillerin bedelleri tutarının beşde birine sahip olanların talebi halinde de
umumi heyeti toplantıya davete mecburdurlar. Tahvil sahiplerinin toplantıya
daveti ve toplanma talebinde bulunanların ihtiyaç halinde mahkemeden izin alma
salahiyetleri şirket umumi heyetinin toplantıya daveti hakkındaki hükümlere
tabidir.


            
II - Umumi heyetin salahiyetleri:


            
Madde 430 – Tahvil sahiplerinin umumi heyeti aşağıdaki hususlar hakkında
müzakere yapıp karar vermek salahiyetini haizdir:


            
1. Tahvil sahiplerine ait hususi teminatın azaltılması veya kaldırılması;


            
2. Faiz vadelerinden bir veya birkaçının uzatılması, faiz miktarının
indirilmesi veya ödenme şartlarının değiştirilmesi;


            
3. İtfa müddetinin uzatılması ve itfa şartlarının değiştirilmesi;


            
4. Tahvil sahiplerinin alacaklarına mukabil hisse senedi almalarının kabul
edilmesi;


            
5. Yukarıki hususların icrasına ve gayrimenkul teminatı azaltılmasına veya
kaldırılmasına dair muamelelerde tahvil sahiplerini temsil etmek üzere bir veya
müteaddit temsilci tayini.





2832


 


            
III - Ekseriyet:


            
Madde 431 – Yukarıki maddenin 1, 2, 3 ve 4 sayılı bentlerinde yazılı
hususlara ait kararların bütün tahvil sahipleri hakkında muteber olması için
tedavülde bulunan tahvillerin üçte ikisini temsil eden tahvil sahiplerinin reyi
şarttır.


            
5 inci bentte bahsolunan temsilcinin tayini için, mezkür tahvillerin yarısını
temsil eden tahvil sahiplerinin reyi kafidir.


            
IV - Cetvel:


            
Madde 432 – Tahvil sahipleri umumi heyetinin toplantısından önce, idare
meclisi tedavülde bulunan tahvillerin bir cetvelini yaparak tahvil sahiplerinin
görebilecekleri bir yere asar.


            
D) İdare meclisi azalarının mesuliyeti:


            
Madde 433 – Bu kısımda yazılı hükümlere aykırı harekette bulunan idare
meclisi azaları, ilgililere karşı 336 ve sonraki maddeler hükümlerince
mesuldürler.


 


YEDİNCİ
KISIM


Anonim Şirketlerin
İnfisahı ve Tasfiyesi


 


            
A) İnfisah:


            
I - Sebepleri:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 434 – Anonim şirketler şu sebeplerden biri ile münfesih olur:


            
1. Akdolundukları müddetin sona ermesi;


            
2. Şirket maksadının husülü veya husulünün imkansızlığı;


            
3. Şirket sermayesinin 324 üncü madde gereğince üçte ikisinin zıyaı;


            
4. Pay sahiplerinin beş kişiden aşağıya düşmesi;


            
5. Şirket alacaklılarının 436 ncı maddeye göre talepte bulunması;


            
6. Esas mukavelede bir fesih sebebi tayin edilmiş ise onun tahakkuku;


            
7. Şirketin diğer bir şirketle birleşmesi;


            
8. Şirketin iflasına karar verilmiş olması;


            
9. (Değişik: 16/6/1989 - 3585/5 md.) 388 inci maddenin ikinci ve
dördüncü fıkralarına uygun olarak umumi heyetçe feshe karar verilmiş olması.


            
274 üncü madde ile 299 uncu maddenin son iki fıkrası hükümleri mahfuzdur.


            
2. Hususi haller:


            
a) Pay sahipleri sayısının düşmesi veya organların eksikliği;


            
Madde 435 – Şirketin tescilinden sonra hakiki pay sahiplerinin sayısı
beşten aşağıya düşer veya şirketin kanunen lüzumlu organlarından biri mevcut
olmaz yahut umumi heyet toplanamazsa, pay sahiplerinden veya şirket
alacaklılarından birinin yahut Ticaret Vekaletinin talebi üzerine, mahkeme
şirketin durumunu kanuna uygun hale ifrağ için münasip bir müddet tayin eder ve
buna rağmen durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verir.


            
Davanın açılmasını mütaakıp mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine lüzumlu
tedbirleri alabilir.


            
b) Esas sermayenin üçte ikisinin kaybı:


            
Madde 436 – Şirketin alacaklıları esas sermayenin üçte ikisini kaybeden
şirketin feshini dava edebilirler. Ancak, davacının alacağına karşı muteber
teminat gösterilmesi halinde fesih kararı verilmez.





2833


 


            
c) İflas:


            
Madde 437 – İflas halinde tasfiye iflas idaresi tarafından İcra ve İflas
Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları temsil salahiyetlerini ancak
şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için muhafaza
ederler.


            
II - Hükümleri:


            
1. Tescil ve ilan:


            
Madde 438 – İnfisah iflastan başka bir sebepten ileri gelmişse idare
meclisince ticaret siciline tescil ve en çok birer hafta fasıla ile üç defa
ilan ettirilir. İlana şirket alacaklılarının vesikalariyle beraber bir yıl
içinde müracaat etmeleri lüzumu yazılır. Bu müddetin başlangıcı, üçüncü ilan
tarihidir.


            
2. Tasfiye hali:


            
Madde 439 – Şirketin diğer bir şirketle birleşmesi, bir limited şirket
şekline çevrilmesi veya bir amme hükmi şahsı tarafından devralınması halleri
haric olmak üzere, infisah eden şirket tasfiye haline girer.


            
Tasfiye haline giren şirket, pay sahipleriyle olan münasebetlerinde dahi,
tasfiye sonuna kadar ve ehliyeti, 232 nci madde hükmü mahfuz olmak kaydiyle
tasfiye gayesiyle mahdut olarak hükmi şahsiyetini muhafaza ve ticaret ünvanını
(tasfiye halinde) ibaresini ilave suretiyle kullanmakta devam eder.


            
III - Şirket organlarının durumu:


            
Madde 440 – Şirket tasfiye haline girince organların vazife ve
salahiyetleri, tasfiyenin yapılabilmesi için zaruri olan fakat ve mahiyetleri
icabı tasfiye memurlarınca yapılamıyan muamelelere inhisar eder.


            
Tasfiye işlerinin icaplarından olan hususlar hakkında karar vermek üzere umumi
heyet tasfiye memurları tarafından, toplantıya davet edilir.


            
B) Tasfiye:


            
I - Tasfiye memurları:


            
1. Tayin:


            
Madde 441 – Esas mukavele veya umumi heyet karariyle ayrıca tasfiye
memuru tayin edilmedikçe tasfiye işleri, idare meclisi tarafından yapılır.
Tasfiye ile vazifelendirilen kimseler esas mukavele veya tayin kararında aksi
derpiş edilmiş olmadıkça mütat bir ücrete hak kazanırlar.


            
İdare meclisi tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirir.
Tasfiye işlerinin idare meclisince yapılması halinde dahi bu hüküm tatbik
olunur.


            
2. Azil:


            
Madde 442 – Esas mukavele veya umumi heyet karariyle tayin edilmiş olan
tasfiye memurları yahut bu vazifeyi ifa eden idare meclisi azası umumi heyet
tarafından her zaman azil ve yerlerine yenileri tayin olunabilir.


            
Pay sahiplerinden birinin talebiyle mahkeme dahi haklı sebepler dolayısiyle
tasfiyeye memur kimseleri azil ve yerlerine yenilerini tayin edebilir.Bunlar
kendilerini tescil ve ilan ettirirler.


            
3. Aktifleri satma salahiyeti:


            
Madde 443 – Umumi heyet aksine karar vermiş olmadıkça tasfiye memurları
şirketin aktiflerini pazarlık suretiyle de satabilirler.


            
(Değişik: 16/6/1989 - 3585/6 md.) Aktiflerin toptan satılabilmesi için
umumi heyetin kararı gereklidir. Bu karar hakkında 388 inci maddenin üçüncü ve
dördüncü fıkraları uygulanır.





2834


 


            
II - Tasfiye işleri:


            
1. İlk envanter ve bilanço:


            
Madde 444 – Tasfiye memurları vazifelerine başlar başlamaz şirketin,
tasfiyenin başlangıcındaki hal ve durumunu inceliyerek buna göre envanter
defterleriyle bilançosunu tanzim eder ve umumi heyetin tasdikına sunarlar.


            
226 ncı madde ile kollektif şirket tasfiye işlerini gören kimselere tevdi
olunan vazifeler, anonim şirketlerin tasfiyesinde idare meclisince yapılır.


            
2. Alacaklıların daveti ve himayesi:


            
Madde 445 – Alacaklı oldukları şirket defterleri veya diğer vesikalar
münderecatından anlaşılan ve ikametgahları bilinen şahıslar taahhütlü mektupla,
diğer alacaklılar 37 nci maddede yazılı gazetede ve aynı zamanda esas mukavele
ile muayyen şekilde ilan suretiyle şirketin infisahından haberdar ve
alacaklarını beyana davet edilirler.


            
Alacaklı oldukları malüm olanlar beyanda bulunmazlarsa alacaklarının tutarı
notere tevdi olunur.


            
Şirketin henüz muaccel olmıyan borçlariyle münazaalı bulunan borçlarına tekabül
edecek bir para dahi kezalik notere tevdi olunur; meğer ki, bu gibi borçlar
kafi bir teminat ile karşılanmış veya şirket mevcudunun ortaklar arasında
taksimi bu borçların ödenmesine talik edilmiş olsun.


            
Yukarıki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları
haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 224 üncü madde hükmünce mesuldürler.


            
3. Diğer işler:


            
Madde 446 – Tasfiye memurları; şirketin cari muamelelerini tamamlamak,
pay bedellerinin henüz ödenmemiş olan kısımlarını icabı halinde tahsil etmek,
aktifleri paraya çevirmek ve şirket borçlarının ilk tasfiye bilançosundan ve
alacaklıların daveti neticesinde anlaşılan vaziyete göre şirket mevcudundan
fazla olmadığı taayyün etmiş ise bu borçları ödemekle mükelleftirler.


            
Şirket borçlarının şirket mevcudundan fazla olması halinde tasfiye memurları
keyfiyeti derhal mahkemeye bildirirler; mahkeme iflasın açılmasına karar verir.


            
Tasfiye memurları tasfiyenin uzun sürmesi halinde her yıl sonu için ara
bilançoları ve tasfiye sonunda son ve kati bir bilanço tanzim ederek umumi
heyete tevdi ederler.


            
4. Tasfiye neticesi dağıtma:


            
Madde 447 – Tasfiye halinde bulunan şirketin borçları ödendikten sonra
kalan mevcudu, esas mukavelede aksine bir hüküm olmadıkça, pay sahipleri
arasında ödedikleri sermayeler ve paylara bağlı olan imtiyaz hakları nispetinde
dağıtılır.


            
Alacaklıları üçüncü defa davetten itibaren bir yıl geçmedikçe kalan mevcut
dağıtılamaz.Şu kadar ki; hal ve duruma göre alacaklılar için bir tehlike mevcut
olmadığı takdirde mahkeme bir yıl geçmeden dahi dağıtmaya izin verebilir.


            
Esas mukavelede ve umumi heyet kararında aksine hüküm bulunmadıkça dağıtma para
olarak yapılır.


            
5. Defterlerin saklanması:


            
Madde 448 – Tasfiyenin sonunda evrak ve defterlerin saklanması hakkında
68 inci madde hükmü tatbik olunur.





2835


 


            
III - Şirket unvanının sicilden terkini:


            
Madde 449 – Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının
sicilden terkini tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep olunur.
İşbu talep üzerine terkin keyfiyeti tescil ve ilan olunur.


            
IV - Tatbik olunacak diğer hükümler:


            
Madde 450 – Yukarıki hususi hükümler mahfuz kalmak üzere 207 nci
maddenin 3 üncü fıkrasiyle 212 nci maddenin 3 üncü fıkrası ve 217 - 221, 224 -
227, 231, 232, 235, 236, 240 ıncı maddeler hükümleri anonim şirketler hakkında
da tatbik olunur.


            
Kollektif şirketlerin tasfiyesinde ortakların ittifakla verecekleri kararlar
anonim şirketlerde umumi heyetin riayetle mükellef bulunduğu 372 ve 378 inci
maddelerde muayyen nısap ve ekseriyet hükümlerine tabidir.


            
C) Tasfiyesiz infisah:


            
I - Birleşme:


            
1. Devralma:


            
Madde 451 – Bir anonim şirket diğer bir anonim şirket tarafından bütün
aktif ve pasifleriyle devralınmak suretiyle infisah ederse aşağıdaki hükümler
tatbik olunur:


            
1. Devralan şirketin idare meclisi infisah eden şirketin alacaklarını tasfiye
hakkındaki hükümlere göre davet eder;


            
2. İnfisah eden şirketin malları, borçları tediye veya temin edilinceye kadar
ayrı olarak ve devralan şirket tarafından idare olunur;


            
3. Devralan şirketin idare meclisi azaları, alacaklılara karşı infisah eden
şirket mallarının ayrı olarak idaresini temin hususunda şahsan ve müteselsilen
mesuldürler;


            
4. Malların ayrı olarak idare edildiği müddet içinde infisah eden şirkete karşı
açılacak davalarda salahiyetli mahkemenin salahiyeti bakidir;


            
5. İnfisah eden şirketin alacaklılariyle devralan şirket alacaklıları
arasındaki münasebetlerde devralınan ve ayrı idareye tabi olan mallar aynı
müddet içinde infisah eden şirketin malları sayılır; devralan şirketin
iflasında bu mallar ayrı bir masa teşkil eder ve icap ediyorsa münhasıran
infisah eden şirket borçlarının ödenmesinde kullanılır;


            
6. Her iki şirket malları, ancak infisah eden bir anonim şirket mevcudunun pay
sahiplerine dağıtılması caiz olduğu anda birleştirilebilir;


            
7. Şirketin infisahı, ticaret siciline tescil olunur. Şirket borçları tediye
veya temin edildikten sonra ticaret sicilinden infisaha ait kayıt silinir ve
keyfiyet ilan olunur;


            
8. İnfisahın tescilinden sonra devralan şirketçe infisah eden şirketin pay
sahiplerine karşılık olarak verilecek hisse senetleri, birleşme mukavelesi hükümlerine
göre kendilerine teslim olunur.


            
2. Yeni şirket kurulması:


            
Madde 452 – Birden çok anonim şirketin malları yeni kurulacak bir anonim
şirket tarafından devralınabilir; o suretle ki adı geçen şirketlerin malları
tasfiye edilmeksizin yeni şirkete geçer. Böyle bir birleşme hakkında anonim
şirketlerin kurulmasına ve bir anonim şirketin diğer bir anonim şirket
tarafından devralınmasına dair olan hükümler tatbik olunur.





2836


 


            
Ayrıca aşağıdaki hükümler dahi caridir:


            
1. Şirketler imzaları noterce tasdikli birleşme mukavelesinde; birleştiklerini,
yeni anonim şirketin esas mukavelesini tanzim ettiklerini, bütün hisselerin
taahhüt olunduğunu, mevcut şirketlerin mallarını sermaye olarak yeni şirkete
koyduklarını ve yeni şirketin lüzumlu organlarını tayin ettiklerini tesbit
ederler;


            
2. Birleşme mukavelesi birleşen şirketlerden her birinin umumi heyeti
tarafından tasdik olunur;


            
3. Tasdik karariyle tekemmül eden yeni şirket esas mukavelesi üzerine mütaakıp
kuruluş merasimi ikmal edilerek keyfiyet tescil ve ilan olunur;


            
4. Tescilden sonra eski şirketlerin hisse senetleri karşılığında birleşme
mukavelesi gereğince yeni şirketin hisse senetleri verilir.


            
3. Sermayesi paylara bölünmüş bir komandit şirket tarafından devralınma:


            
Madde 453 – Bir anonim şirket aktif ve pasifleriyle birlikte sermayesi
paylara bölünmüş bir komandit şirket tarafından devralınmak suretiyle infisah
ederse, devralan komandit şirketin komandite azaları, infisah eden anonim
şirket borçlarından şahsan ve müteselsilen mesul olurlar.


            
Diğer hususlarda bir anonim şirketin diğer bir anonim şirket tarafından
devralınması hakkındaki hükümler tatbik olunur.


            
II - Bir amme hükmi şahsiyeti tarafından devralınma:


            
Madde 454 – Bir anonim şirketin malları devlet, vilayet, belediye gibi
bir amme hükmi şahsiyeti tarafından devralınırsa, şirketin umumi heyeti tasfiye
yapılmamasına karar verebilir.


            
Bu karar, infisah hakkındaki hükümlere göre verilir ve tescil ve ilan
ettirilir.


            
Tescil ile şirketin mal ve borçları amme hükmi şahsına intikal etmiş olur ve
ticaret sicilinden şirketin unvanı silinir ve keyfiyet ilan olunur.


 


SEKİZİNCİ
KISIM


Anonim Şirketin
Hesapları


 


            
A) Kazanç ve tasfiye payı:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 455 – Her pay sahibi, kanun ve esas mukavele hükümlerine göre pay
sahiplerine dağıtılmaya tahsis olunan safi kazanca, payı nispetinde iştirak hakkını
haizdir. Şirketin ihfisahı halinde her pay sahibi infisah eden şirket
mallarının kullanılması hakkında esas mukavelede başkaca bir hüküm olmadığı
takdirde, tasfiye neticesine payı nispetinde iştirak hakkını haizdir.


            
Esas mukavelede hisse senetlerinin bazı nevilerine tanınan imtiyaz haklariyle
kuruculara ve sair kimselere tanınan hususi menfaatlar mahfuzdur.


            
II - Hesap tarzı:


            
Madde 456 – Esas mukavelede aksine bir hüküm yoksa kazanç ve tasfiye
payları esas sermayeye mahsuben ortağın şirkete yaptığı ödemelerle mütenasiben
hesap ve tesbit olunur.


            
B) Envanter ve bilanço:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 457 – Safi kazanç, yıllık bilançoya göre hesap ve tesbit olunur.


            
Aşağıdaki maddelerde yazılı hususi hükümler mahfuz kalmak üzere yıllık envanter
ve bilanço, ticari defterler bölümündeki hükümler gereğince tanzim olunur.





2837


 


            
II - Gizli yedek akçe:


            
Madde 458 – Şirket işlerinin devamlı inkişafını veyahut mümkün mertebe
istikrarlı kar payları dağıtılmasını temin bakımından münasip ve faydalı olduğu
takdirde, aktiflerin bilanço günündeki kıymetlerinden daha aşağı bir kıymetle
bilançoya konması şeklinde veya başka suretle gizli yedek akçe ayrılması caizdir.


            
İdare meclisi, gizli yedek akçe ve sarf yerleri hakkında murakıplara malümat
vermekle mükelleftir.


            
III - Münferit aktif ve pasifler:


            
1. Masraflar:


            
Madde 459 – Kuruluş, teşkilat ve idare masrafları kar ve zarar
hesabında, masraf olarak gösterilir. Şu kadar ki; ilk tesisat veya işletmenin
sonradan genişletilmesi veya işletmenin değiştirilmesi için esas mukavele yahut
umumi heyet kararlarında derpiş olunan teşkilat masrafları, Damga Resmi
tutarları, en çok beş yıllık bir zamana bölünebilir. Bu suretle her yıla ait
olan miktar o yılın kar ve zarar hesabında masraf olarak gösterilir.


            
2. Devamlı tesisat:


            
Madde 460 – Gayrimenkuller, binalar, enerji santralleri, makineler,
nakil vasıtaları, alat ve edevat ve mobilya gibi devamlı surette işletmede
kullanılan tesisler halin icabına göre münasip olan tenzilat yapıldıktan sonra
en fazla maliyet değerleri üzerinden bilançoya geçirilir.


            
Haklar, imtiyazlar, ihtira beratları, hususi imal ve istihsal usulleri,
ruhsatnameler, markalar ve bunlara benzer sair kıymetler hakkında dahi aynı
hüküm caridir.


            
Tenzilat, pasif tablosunda itfa ve yenilme akçeleri teşkili suretiyle de
yapılabilir.


            
Tesisat sigorta edilmişse bilanço kıymetleri yanına sigorta kıymetleri de
yazılır.


            
3. Stok ve sair mallar:


            
Madde 461 – Hammaddeler, işlenmiş ve yarı işlenmiş eşya, emtia ve
satılık diğer mallar en fazla maliyet değerleri üzerinden bilançoya
geçirilebilir.


            
Bununla beraber bu malların maliyet değeri bilançonun tanzimi zamanında cari
fiyattan fazla ise bunlar bilançoya en fazla cari değer üzerinden
geçirilebilir.


            
4. Kıymetli evrak:


            
Madde 462 – Borsa rayici bulunan kıymetli evrak, en çok bilanço gününden
bir ay evveline ait müddet içindeki ortalama rayiçleriyle bilançoya
geçirilebilir. Yabancı borsalarda muamele gören kıymetli evrakın rayici söz
konusu olan hallerde, bunların bedellerinin transferindeki güçlükler dahi hesaba
katılır.


            
Borsada rayici olmıyan kıymetli evrak, faiz temettü gibi gelirler ve
kıymetlerindeki her hangi bir azalma nazara alınmak suretiyle ve maliyet
kıymetlerini geçmemek üzere bilançoya kaydolunur.


            
5. Esas sermaye ve hususi akçeler:


            
Madde 463 – Esas sermaye ile yedek akçe, itfa, yenileme, yardım ve hayır
işleri ve benzeri cihetlere ayrılmış muhtelif akçeler pasif tablosuna yazılır.


            
Esas sermayenin henüz ödenmemiş olan kısmı, aktif tablosuna ayrı olarak
geçirilir.





2838


 


            
6. Çıkarılan tahviller:


            
Madde 464 – Şirket tarafından çıkarılan tahviller, itfa değerleri
üzerinden bir tek rakam olarak pasif tablosuna geçirilir.


            
Çıkarma fiyatiyle itfa bedeli arasında şirket lehindeki fark aktif tablosuna
geçebilirse de bu fark en geç tahvillerin vade gününe kadar yıllık indirmelerle
amorti edilir.


            
Tahviller her yıl eşit miktarda ve kur'a suretiyle itfa olunacaksa, itfa
sırasında itibari kıymetinden fazla ikramiye ödenecek olduğu takdirde bu
ikramiyeler ancak tahvillerin muacceliyet kesbettikleri hesap yılındaki hesabın
pasifine geçirilebilir.


            
7. Diğer taahhütler:


            
Madde 465 – Kefaletten ve garanti taahhütlerinden doğan mükellefiyetler
ve üçüncü şahıs lehine tesis olunan rehinler, bilançoda veya ilavesinde birer
kalem olarak ayrı ayrı gösterilir.


            
Bunlardan veya ilerde yerine getirilecek teslim veya tesellüm
mükellefiyetlerinden veyahut bunlara benzer taahhütlerden doğması muhtemel
zararlara karşılık olmak üzere bilançoya yedek akçe konur.


            
C) Yedek akçeler:


            
I - Kanuni yedek akçe:


            
Madde 466 – Her yıl safi karın yirmide birinin ödenmiş esas sermayenin
beşte birini buluncaya kadar umumi yedek akçe olarak ayrılması mecburidir.


            
Kanuni haddini bulduktan sonra dahi bu akçeye aşağıdaki paralar eklenir:


            
1. Hisse senetlerinin çıkarılmasında, çıkarma masrafları indirildikten sonra,
itibari kıymetten fazla olarak elde edilen hasılatın itfalara veya yardım ve
hayır işlerine sarf edilmiyen kısmı;


            
2. İptal edilen hisse senetlerinin bedellerine mahsuben yapılan ödemelerin,
bunların yerine çıkarılan senetlerden elde edilen hasılat noksanı kapatıldıktan
sonra, artan kısmı;


            
3. Safi kardan, birinci fıkrada yazılı yedek akçeden başka pay sahipleri için %
5 kar payı ayrıldıktan sonra, pay sahipleriyle kara iştirak eden diğer
kimselere dağıtılması kararlaştırılmış olan kısmın onda biri;


            
Umumi yedek akçe esas sermayenin yarısını geçmedikçe, munhasıran ziyanların
kapatılmasına yahut işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi idameye,
işsizliğin önüne geçmeye veya neticelerini hafifletmeye elverişli tedbirler
alınması için sarf olunabilir.


            
İkinci fıkranın 3 numaralı bendi ve üçüncü fıkra hükümleri, gayesi esas
itibariyle başka işletmelere iştirakten ibaret olan "Holding"
şirketleri hakkında cari değildir.


            
Hususi kanunlara tabi olan anonim şirketlerin yedek akçeleri hakkındaki
hükümler mahfuzdur.


            
II - İhtiyari yedek akçe:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 467 – Yedek akçeye safi karın yirmide birinden fazla bir meblağın
ayrılacağı ve yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini
aşabileceği hakkında esas mukaveleye hüküm konabilir.


            
Esas mukavele ile başkaca akçe ayrılması derpiş ve bunların tahsis ve sarf
suretleri tesbit olunabilir.





2839


 


            
2. Müstahdem ve işçiler lehine yardım akçesi:


            
Madde 468 – Esas mukavelede şirketin müstahdem ve işçileri için yardım
sandıkları vesair yardım teşkilatı kurulması ve idamesi maksadiyle akçe
ayrılması derpiş olunabilir.


            
Yardım maksadına tahsis olunan para ve diğer mallar, şirket mallarından
ayrılarak bunlarla Medeni Kanun hükümleri dairesinde bir tesis meydana
getirilir.


            
Tesis senedinde, tesis mallarının şirkete karşı bir alacaktan ibaret olacağı
tasrih olunabilir.


            
Şirketten alınandan başka müstahdem veya işçilerden de aidat alınmışsa, hizmet
münasebetinin sonunda tesis şartlarına göre bu akçeden faydalanmadıkları
takdirde müstahdem ve işçilere hiç değilse ödedikleri meblağlar ödeme
tarihlerinden itibaren  % 5 faiziyle birlikte geri verilir.


            
III - Kar payı ile yedek akçeler arasındaki münasebet:


            
Madde 469 – Kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele
hükmünce ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kar payı
dağıtılamaz.


            
Şirketin devamlı inkişafı veya mümkün mertebe istikrarlı kar paylarının
dağıtılmasını temin bakımından münasip ve faydalı olduğu takdirde umumi heyet
kar payının tesbiti sırasında kanun ve esas mukavelede zikredilenlerden başka
yedek akçeler ayrılmasına ve yedek akçelerin kanun ve esas mukavele ile muayyen
haddinin artırılmasına karar verebilir.


            
Esas mukavelede hüküm olmasa bile umumi heyet, şirket müstahdem ve işçileri
için yardım sandıkları vesair yardım teşkilatı kurulması ve idamesi maksadiyle
veya diğer yardım maksatlarına hadim olmak üzere, safi kardan aidat tefrik
edebilir; bu aidat esas mukavele ile muayyen yardım akçeleri hakkındaki
hükümlere tabidir.


            
D) Kar payı, hazırlık devresi faizi vesair kazanç payları:


            
I - Kar payı:


            
Madde 470 – Esas sermaye için faiz ödenemez.


            
Kar payı ancak safi kardan ve bu gaye için ayrılan yedek akçelerden
dağıtılabilir.


            
II - Hazırlık devresi faizi:


            
Madde 471 – İşletmenin tam bir şekilde faaliyete başlamasına kadar
geçecek olan hazırlık devresi için pay sahiplerine, tesisat hesabına geçirilmek
üzere muayyen bir faiz ödenmesi esas mukavelede şart kılınabilir. Esas mukavele
bu devre ile mahdut olmak üzere faiz ödemelerinin en geç ne zamana kadar devam
edeceğini de tayin eder.


            
İşletme yeni hisse senetlerinin çıkarılması suretiyle genişletilecek olursa
esas sermayenin artırılmasına dair olan kararda yeni pay sahiplerine, tesisat
hesabına geçirilmek üzere muayyen bir müddetle ve en geç yeni tesisatın
işletmeye başlandığı güne kadar faiz ödenmesi kabul olunabilir.


            
III - Kazanç payları:


            
Madde 472 – İdare meclisi azalarının kazanç payları, sadece safi kardan
ve ancak kanuni yedek akçe için muayyen para ayrıldıktan ve pay sahiplerine
yüzde dört nispetinde veya esas mukavele ile muayyen daha yüksek bir nispette
bir kar payı dağıtıldıktan sonra verilebilir.





2840


 


            
E) İstirdat hakkı:


            
I - Kötü niyet halinde:


            
Madde 473 – Haksız yere ve kötü niyetle kar payı ve hazırlık devresi
faizi alan pay sahipleri, bunları gerivermekle mükelleftirler. İdare meclisi
azalarının kazanç payları hakkında da aynı hüküm tatbik olunur.


            
Geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl sonra müruruzamana
uğrar.


            
II - Şirketin iflası halinde:


            
Madde 474 – Şirketin iflası halinde idare meclisi azaları şirket
alacaklılarına karşı, iflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde kazanç payı
veya başka bir nam altında hizmetlerine karşılık olarak aldıkları ve fakat
münasip ücreti aşan ve bilanço münasip bir ücret miktarına göre tedbirli bir
tarzda tanzim edilmiş olduğu takdirde, ödenmemeleri gereken paraları geri
vermekle mükelleftirler.


            
Sebepsiz iktisap hakkındaki hükümler gereğince istirdadı mümkün olmıyan
paraların geri verilmesi mükellefiyeti yoktur.


            
Mahkeme, halin bütün icaplarını gözününde bulundurarak takdir hakkını kullanır.


 


BEŞİNCİ
FASIL


Sermayesi Paylara
Bölünmüş Komandit Şirket


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 475 – Sermayesi paylara bölünmüş komandit, şirket, sermayesi
paylara bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı şirket alacaklarına karşı bir
kollektif şirket, diğerleri bir anonim şirket ortağı gibi mesul olan şirkettir.
Sermaye, paylara bölünmeksizin sadece birden çok komanditerin iştirak
nisbetlerini göstermek maksadiyle kısımlara ayrılmış bulunuyorsa adi komandit
şirket hükümleri tatbik olunur.


            
B) Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 476 – Komanditelerin gerek birbirleriyle gerekse komanditerlerin
heyeti umumiyesi ve üçüncü şahıslarla olan hukuki münasebetleri ve bilhassa
şirketi idare ve temsil vazife ve salahiyetleri ve şirketten çekilmeleri,
komandit şirketlerdeki hükümlere tabidir.


            
Birinci fıkrada gösterilen hususların dışında, aksine hüküm olmadıkça, anonim
şirket hükümleri tatbik olunur.


            
C) Kuruluş:


            
I - Esas mukavele:


            
1. Şekli:


            
Madde 477 – Esas mukavele, yazılı şekilde tanzim ve kurucularla
komandite ortakların hepsi tarafından imza olunur. Şu kadar ki; mukaveledeki
imzaların noterce tasdikı lazımdır.


            
Müsaade alınmasına mütaallik 280 inci madde hükmü tatbik olunmaz.


            
2. Muhtevası:


            
Madde 478 – Esas mukaveleye 279 uncu maddenin 6 numaralı bendinden başka
bentlerde gösterilen hususlar yazılır:


            
II - Kurucular:


            
Madde 479 – Esas mukavelenin tanzimine iştirak edenlerle şirkete paradan
başka sermaye koyanların hepsi, kurucu sayılır.





2841


 


            
Kurucular beş kişiden az olamaz. Kuruculardan hiç olmazsa birisinin komandite
olması şarttır. Kurucu sıfatını haiz olan komanditerlerin malik oldukları
paylar tutarının esas mukaveleye yazılması lazımdır.


            
III - Umumi heyet:


            
Madde 480 – Komandite ortaklar, kuruluş umumi heyeti toplantılarına
iştirak ederler. Fakat şirketin kurulmasına karar verebilmek için komanditer
ortakların dörtte birinin hazır bulunması ve bunların temsil ettikleri sermaye
tutarının da komandite ortaklar tarafından konan sermaye hariç olduğu halde,
şirket sermayesinin en az dörtte biri nispetinde olması lazımdır.


            
D) İdare:


            
I - Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 481 – Anonim şirketler idare meclisinin vazifeleriyle
mesuliyetlerine dair olan hükümler, komandite ortaklar hakkında dahi caridir.


            
II - Azil hakkı:


            
Madde 482 – Şirketi idare ve temsil ile vazifeli olan komandite
ortaklar, kollektif şirketlerin idare ve temsiline vazifeli ortaklar için tayin
olunan hal ve şartlar dairesinde azlolunabilirler. Azil kararının tescili ile
azlolunanların şirketin ilerdeki borçlarından dolayı şahsi mesuliyetleri sona
erer.


            
III - Rekabet yasağı:


            
Madde 483 – Komandite bir ortak diğer komanditelerin ve umumi heyetin
izni olmaksızın şirketin konusu olan ticaret nevine mütaallik bir iş
yapamıyacağı gibi bu nevi ticaretle meşgul bir şirkete mesuliyeti tahdit
edilmemiş ortak sıfatiyle de dahil olamaz.


            
Bu madde hükmüne aykırı hareket eden komandite ortak hakkında 173 üncü madde
hükmü tatbik olunur.


            
E) Murakıpların vazifeleri:


            
Madde 484 – Esas mukavelede başkaca hüküm olmadıkça umumi heyet
kararlarının icrası, murakıplara aittir.


            
Murakıplar, komandite ortaklarla komanditelerin heyeti umumiyesi arasında
meydana gelen davalarda komanditerleri temsil edebilirler. Şu kadar ki, umumi
heyetin kararı ile bu salahiyet hususi temsilcilere tevdi olunabilir.


            
Komandite ortaklar murakıp olamazlar.


 


ALTINCI
FASIL


Kooperatif
Şirketler


BİRİNCİ
KISIM


Kooperatif
Şirketlerin Kuruluşu


 


            
Madde 485 – 495 – (Mülga: 24/4/1969 - 1163/100 md.)


 


İKİNCİ
KISIM


Ortakların ve
Şirket Sermayesinin Değişmesi


 


            
Madde 496 – 502 – (Mülga: 24/4/1969 - 1163/100 md.)





2842


 


YEDİNCİ FASIL


Limited Şirket


BİRİNCİ
KISIM


Limited Şirketin
Kuruluşu


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 503 – İki veya daha fazla hakiki veya hükmi şahıs tarafından bir
ticaret unvanı altında kurulup, ortaklarının mesuliyeti koymayı taahhüt
ettikleri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirkete limitet
şirket denir.


            
Ortaklar tarafından konulan sermaye için, anonim şirkette olduğu gibi hisse
senedi çıkarılamaz.


            
271 inci madde hükmü limitet şirketler hakkında da caridir; şu kadar ki;
limitet şirketler sigortacılık yapamazlar.


            
B) Ortakların sayısı:


            
Madde 504 – Ortakların sayısı ikiden az ve elliden çok olamaz.


            
Ortakların sayısı sonradan bire iner veya şirketin zaruri organlarından biri
mevcut olmazsa münasip bir müddet içinde bu eksiklikler tamamlanmadığı takdirde
ortaklardan birinin veya şirket alacaklısının talebi üzerine mahkeme şirketin
feshine karar verir. Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine gerekli ihtiyati
tedbirleri alabilir.


            
C) Murakabe:


            
I - Şekli:


            
Madde 505 – Limitet şirket mukavelesinin yazılı şekilde yapılması ve
bütün kurucuların imzalarının noterce tasdikı şarttır.


            
II - Muhtevası:


            
1. Mecburi kayıtlar:


            
Madde 506 – Şirket mukavelesinde aşağıdaki hususların açıkça yazılması
lazımdır:


            
1. Şirketin ticaret unvaniyle merkezi;


            
2. İşletmenin konusu;


            
3. Esas sermaye ile her ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarları;


            
4. Şirketin yapacağı ilanların şekli;


            
5. Şirketin müddeti.


            
2. Sermaye:


            
a) Miktarı:


            
Madde 507 – (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/9 md.)


            
Limited şirketin esas sermayesinin en az beşyüzmilyon (beşmilyar) Türk
lirası olması şarttır.(1)


            
Ortakların koyacakları sermaye birbirinden farklı olabilir. Ancak,ortakların
koyacakları sermayenin en az yirmibeşmilyon Türk lirası veya bunun katları olması
lazımdır.


            
Devir için bölme ve mirasın taksimi hali hariç olmak üzere ortağın sermayesi
bölünmez bir bütündür.


            
Bu maddede yazılı miktarlar, Bakanlar Kurulunca on katına kadar artırılabilir.


            
b) Aynı nev'inden:


            
Madde 508 – Ortaklardan biri, sermayeyi ayın olarak koymayı
taahhüt etmişse mukavelede;  aynın  neden  ibaret 
olacağı,  değerinin   nasıl   biçileceği  
ve   taahhüt


 


 


 


 


_________________


(1)    
Bu
fıkraya Kanunla getirilmiş olan miktar aynen bırakılmış, 22/12/2001 tarihli ve
2001/3500 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla getirilen miktar ise metne parantez
içerisinde siyah punto ile işlenmiştir.





2843


 


ettiği sermayeye ne miktarda mahsup
edileceği ve bunun karşılığı olarak esas sermayeden kendine ne miktarda bir
iştirak payı düşeceği hususlarının açıkça yazılı olması şarttır.


            
Şirketin ortak veya üçüncü şahıslardan paradan başka mali kıymetler devralması
kararlaştırılmış bulunuyorsa mukavelede: devralınacak mali kıymet, devredenin
ad ve soyadı ve şirketin vereceği karşılık gösterilir.


            
D) Kuruluş:


            
I - İzin:


            
Madde 509 –(Mülga birinci fıkra:11/6/2003-4884/5 md.)  


            
285 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü limitet şirketlerde de caridir.


            
II - Tescil:


            
1. Talep:


               
Madde 510 – (Değişik birinci fıkra:11/6/2003-4884/4 md.)Müdürler, 31
inci madde hükümlerine uygun olarak şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret
siciline kaydedilmesini talep ederler.


            
Bu maksatla verilecek dilekçede şunlar yazılır:


            
1. Bütün ortakların ad ve soyadları, ikametgahları, tabiiyetleri;


            
2. Her ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ile ödediği sermaye miktarı;


            
3. İster ortak, ister üçüncü şahıs olsun, müdürlerin ad ve soyadları;


            
4. Şirketin ne suretle temsil edileceği.


            
(Mülga üçüncü fıkra:11/6/2003-4884/4 md.)               



            
Dilekçe sahiplerinin bundan başka, dilekçede her ortağın koyacağı sermayeyi
tamamen taahhüt etmiş ve bu sermayeye mahsuben kanun veya mukavelenin tesbit
ettiği miktarı ödemiş, yahut mukavelede yazılı aynı sermaye ile karşılamış
olduğunu bildirmeleri lazımdır.


            
2. Tescil ve ilan:


            
Madde 511 – İnceleme sonunda kanuni şartları haiz bulunduğu anlaşılan
limitet şirket, aşağıdaki hususlara şamil olmak üzere, ticaret siciline tescil
ve ilan olunur:


            
1. Mukavele tarihi;


            
2. Şirketin ticaret unvanı ve merkezi;


            
3. İşletme konusu ve şirketin müddeti;


            
4. Ortaklardan her birinin ad ve soyadı, ikametgahı ve tabiiyeti, bir hükmi
şahıs bahis konusu ise adı veya ticaret unvanı ve merkezi;


            
5. Esas sermaye ile ortakların koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları;


            
6. Ayın olan sermayenin ve devralınan mali kıymetlerin neden ibaret olduğu ve
bunların taahhüt edilen sermayeye ne suretle mahsup edileceği;


            
7. Müdürlerin ad ve soyadları; ikametgahları ve tabiiyetleri;


            
8. Şirketin ne suretle temsil edileceği;


            
9. Şirkete ait ilanların ne şekilde yapılacağı.


            
III - Hükmi şahsiyet:


            
Madde 512 – Şirket, ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanır.


            
Tescilden önce şirket namına muamelelerde bulunulmuş ise muameleyi yapanlar
şahsen ve müteselsilen mesul olurlar.





2844


 


            
Bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket namına yapıldığı açıkça
bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık bir müddet
içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa muameleyi yapanlar
mesuliyetten kurtulur ve yalnız şirket mesul olur.


            
E) Mukavelenin değiştirilmesi:


            
I - Karar:


            
Madde 513 – (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/10 md.)


            
Mukavelede daha yüksek bir nisap öngörülmemiş ise mukavele, sermayenin üçte
ikisini temsil eden ortakların kararıyle değiştirilebilir.


            
Ortakların mesuliyetini genişletme hakkındaki kararların, her halde ittifakla
verilmesi gerekir.


            
II - Kararın tekemmülü:


            
Madde 514 –(Mülga:11/6/2003-4884/5 md.)  


            
III - Tescil ve ilan:


            
Madde 515 – Mukavelede yapılan her değişiklik, ilk mukavelede olduğu
gibi tescil ve ilan edilir. Mukavelenin değiştirilmesi hakkındaki kararlar
üçüncü şahıslar hakkında, tescil tarihinden itibaren hüküm ifade eder.


            
IV - Esas sermayenin değiştirilmesi:


            
1. Artırılması:


            
Madde 516 – Şirketin kuruluşu hakkındaki hükümlere ve hususiyle
sermayenin ayın olarak konması ve mali kıymetlerin devralınmasına dair
kaidelere riayet şartiyle esas sermaye artırılabilir.


            
Artırılan kısım için yeni ortaklar alınabilir. Şu kadar ki; mukavelede veya
artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortak, sermayesi nispetinde esas
sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi istemek hakkını haizdir.


            
2. Azaltılması:


            
Madde 517 – (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/11 md.)


            
Her ortağın koymuş olduğu sermaye miktarı ile şirket sermayesi, bu Kanunun 507
nci maddesi ile belirlenen miktarlardan aşağı indirilemez.


            
Anonim şirketlere ait hükümler esas sermayenin azaltılması hakkında tatbik
olunur. Şu kadar ki, zarar neticesinde bilançoda husule gelen  bir açığın
amortisman yoluyla kapatılması maksadı güdülse bile alacaklılar davet ve
bildirilen alacaklar tediye ve temin olunur.


 


İKİNCİ
KISIM


Ortakların Hak ve
Borçları


 


            
A) Paylar:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 518 – Sermaye payı, konulması taahhüt edilen sermayeye göre tayin
olunur.


            
Sermaye payı ortaklar arasında dahi ancak aşağıdaki hükümler dairesinde
devredilebilir ve miras yoliyle geçer.


            
Pay hakkında tanzim edilecek senetler kıymetli evrak vasfını haiz olmayıp
sadece bir ispat vasıtası sayılırlar.


            
Pay hakkında tanzim edilecek senetlerin sermaye payının tamamına ait olması
şarttır.





2845


 


            
II - Pay defteri ve ortaklık listesi:


            
Madde 519 – Paylar hakkında bir defter tutulur. Ortakların ad ve
soyadları, pay miktarları, vukubulan ödemeler, payların devir ve intikali ve bu
hususlarla ilgili diğer değişiklikler bu deftere kaydolunur.


            
Her takvim yılı başında ticaret sicil memuruna, ortakların ad ve soyadlarını, her
ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarını ve buna mahsuben ödediği kısmı
gösterir ve müdürler tarafından imzalanmış bir liste verilir. Son listenin
tevdi tarihinden itibaren her hangi bir değişiklik olmamışsa liste verilmez.
Yalnız, bir değişiklik olmadığı dilekçe ile bildirilir.


            
Pay defterinin ve listelerin kusurlu ve noksan tutulması veya verilen malümatın
yanlış olması yüzünden husule gelecek zarardan; müdürler şahsan ve müteselsilen
mesuldürler.


            
III - İntikal:


            
1. Devir:


            
Madde 520 – Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek
ve pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder.


            
Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte
üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne
sahip olması şarttır.


            
Ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ayın ise, payını şirketin kuruluşunu
takip eden üç yıl içinde başkasına devredemez.


            
Şirket mukavelesi payların devrini yasak edebileceği gibi yukarıki fıkralarda
derpiş edilenlerden daha ağır şartlara da bağlı tutabilir.


            
Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve
imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade
etmez.


            
2. Miras, karı koca mallarının idaresi:


            
Madde 521 – Bir payın miras yoliyle veya karı koca mallarının idaresine
ait hükümler gereğince iktisabı için, ortakların, muvafakatine lüzum yoktur.


            
Mukavelede aksine bir şart varsa ortaklar, payı hakiki değeri üzerinden
satınalınacak üçüncü bir şahsı göstermedikçe muvafakatten imtina edemezler.
İlgililerin muvafakat için şirkete müracaatları tarihinden itibaren bir ay
içinde üçüncü şahıs gösterilmediği takdirde muvafakat edilmiş sayılır.


            
IV - Cebri icra:


            
1. Şirketin feshini ihbar ve infisahı:


            
Madde 522 – Ortaklardan birinin iflası halinde iflas idaresi en az altı
ay önce ihbar etmek şartiyle şirketin feshini istiyebilir. Ortaklardan birinin
payını haczettirmiş olan alacaklı da ayni hakka sahiptir.


            
Böyle bir ihbar neticesinde şirket infisah ederek tasfiye haline girerse
tasfiye memurları, aleyhine takibat yapılan ortağa düşen tasfiye payını iflas
idaresine veya icra dairesine vermeye mecburdurlar.


            
2. İnfisahın önlenmesi:


            
Madde 523 – İnfisahın tescilinden önce aşağıdaki şartlardan birisi
gerçekleştiği takdirde şirket fesih ve tasfiye olunamaz:


            
1. Şirket veya ortaklar, iflas masasının veya takibatta bulunan alacaklının
haklarını öderse;





2846


 


            
2. Payın iflas idaresi veya icra dairesi marifetiyle ve açık artırma yoliyle
satılmasına ve pay kendisine ihale olunan kimsenin yeni bir ortak olarak şirkete
girmesine diğer bütün ortaklar muvafakat ederlerse;


            
3. Pay, bütün ortaklarla iflas idaresi veya icra dairesinin muvafakatiyle başka
bir ortak veya üçüncü şahıs tarafından devralınırsa;


            
4. Esas sermayenin ekseriyetini temsil eden ortakların sayı itibariyle
ekseriyeti aleyhinde takibat yapılan ortağın koymuş olduğu sermayenin hakiki
bedelini alarak şirketten çıkarılmasına karar verirse.


            
Dördüncü bentte yazılı halde hakkının tasfiyesi maksadiyle ortağa verilecek para
yüzünden esas sermayenin itibari değeri düşecek olursa, esas sermayenin
azaltılması hakkındaki hükümler tatbik olunur.


            
Pay bedelinin veya ödenecek paranın iflas idaresine veya icra dairesine
verilmesi şarttır.


            
V - Payların devir için bölünmesi:


            
Madde 524 – (Değişik birinci fıkra: 9/12/2004 – 5274/2 md.) Mukavelede
aksine hüküm olmadıkça, her bölümü yirmibeş Yeni Türk Lirasından aşağı olmamak
şartıyla bir payın bölünmesi ve bölünmüş payların devri caizdir.


            
Bölme ve devir muamelelerinin muteber olması için tam bir payın devri
hakkındaki hükümlerin tatbik olunması şarttır.


            
VI - Payın diğer bir ortak tarafından iktisabı:


            
Madde 525 – Payın intikali hakkındaki hükümler, payın diğer bir ortak
tarafından iktisabı halinde de tatbik olunur.


            
Bir ortak diğer bir ortağın payını kısmen veya tamamen elde ederse koyduğu
sermayenin itibari değeri o nispette artar.


            
VII - Payların şirket tarafından iktisabı veya rehin olarak kabulü:


            
Madde 526 – Sermaye koyma borcu tamamen yerine getirilmedikçe payların
şirket tarafından iktisabı veya rehin olarak kabulü muteber olmaz; meğer ki bu
muameleler esas sermayeye iştirakten doğmayan alacakların ödenmesi maksadiyle
vukubulsun.


            
Sermaye koyma borcu tamamen yerine getirildikten sonra paylar ortaklık
tarafından iktisap edilebilirse de bunların bedelleri ancak ortaklık mallarının
esas sermayeyi aşan kısmı ile ödenebilir; aksi takdirde muamele muteber olmaz.


            
VIII - Birden fazla ortağa ait pay:


            
Madde 527 – Bir pay birden fazla ortağa ait olduğu takdirde bunların
müşterek bir temsilci tayin etmeleri gerekir.


            
Bu durum devam ettikçe ortaklar payla ilgili ödemeler dolayısiyle ortaklığa
karşı müteselsilen mesul olurlar.


            
B) Sermaye koyma borcu:


            
I - Ödeme:


            
Madde 528 – Şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar;
koymayı taahhüt ettikleri sermayeleri itibari değerleri nispetinde para olarak
ödemeye mecburdurlar. Ayın nevinden sermaye hakkındaki hükümler mahfuzdur.


            
Esas sermayenin azaltılması hali müstesna olmak üzere, ortakların koymayı
taahhüt ettikleri sermayenin ödenmesi tecil olunamıyacağı gibi ortakların bu
borçtan ibra edilmeleri de caiz değildir.





2847


 


            
II - Temerrüt:


            
1. Şirketten çıkarma:


            
Madde 529 – Sermaye koyma borcunu tayin edilen müddet içinde yerine
getirmiyen ortak, temerrüt faizini ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa
bunu da ödemekle mükelleftir.


            
Noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek
müddetlerle iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma borcunu ödemiyen ortak
şirketten çıkarılabilir. Çıkarılan ortağın ödemediği borçtan dolayı mesuliyeti
eskisi gibi devam eder.


            
2. Payın paraya çevrilmesi:


            
Madde 530 – Şirketten çıkarılan ortağın payı diğer bir ortak tarafından
hakiki değeri üzerinden devralınamadığı takdirde şirket tarafından açık artırma
yoliyle satılabilir. Çıkarılan ortak da dahil olduğu halde bütün ortakların
muvafakatiyle payın diğer bir şekilde paraya çevrilmesi caizdir.


            
Elde edilen paradan ortağın borcu kesildikten sonra geri kalanı ortağa verilir.


            
3. Açık çıkması halinde mesuliyet:


            
Madde 531 – Çıkarılan ortağın payı paraya çevrildiği halde elde edilen
para şirkete olan borcuna yetmezse, adı geçen ortağın pay defterine
kaydedildiği tarihten önce beş yıl içinde pay defterine kayıtlı bütün selefleri
aradaki farktan dolayı şirkete karşı ikinci derecede mesul olurlar. Ancak,
çıkarma tarihine göre en az on yıl evvel ortak sıfatını kaybetmiş olanlar bu
hükümden müstesnadır.


            
Bu mesuliyet kayıt sırasına göre olup ödemede bulunan eski ortağın, kendisinden
önce gelen kimselere rücu hakkı vardır.


            
Ancak, sıra itibariyle sonra gelen kimse,davet tarihinden itibaren bir aylık
müddet içinde ödemede bulunmadığı takdirde ondan önce gelene müracaat edilir.


            
C) Ortakların mesuliyeti:


            
Madde 532 – Ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri
nispette, mesuliyetten kurtulurlar. Şu kadar ki, ortaklara koydukları sermaye
kısmen veya tamamen geri verilmiş veya haksız yere kar yahut faiz ödenmiş ise
aldıkları para nispetinde mesuldürler.


            
Ortaklığın infisahı veya iflası halinde tasfiye memurları veya iflas idaresi,
ortakların ödemeleri gereken borcu yukarıdaki hükümlere göre tesbit ve
talebederler.


            
Diğer ortaklar, karşılığı henüz tamamiyle ödenmemiş olan şirket paylarının
şirketçe muteber şekilde devir veya rehin alınması halinde, pay karşılığının
ödenmemiş olan miktarı nispetinde, müteselsil olarak mesul tutulurlar.


            
D) Kara iştirak:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 533 – Şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar,
sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri nispette, yıllık bilançoya göre,
elde edilmiş olan safi kardan pay alırlar.


            
Ortaklara, koydukları sermaye için faiz verilemez.


            
II - Bilanço ve yedek akçeler:


            
Madde 534 – Anonim şirketin bilanço ve yedek akçe hakkındaki hükümleri,
limited şirketler hakkında da tatbik olunur.





2848


 


            
III - Haksız alınan kar paylarının geri verilmesi:


            
Madde 535 – Haksız yere kar almış olan ortak veya müdür, bunları geri
vermekle mükelleftir.


            
Hüsnüniyet sahibi oldukları takdirde ortak veya müdürün geri verme borcu,
şirket alacaklılarının haklarını ödemek için lazım olan miktarı aşamaz.


            
Geri alma hakkı; paranın alındığı tarihten beş yıl, hüsnüniyete dayanan
hallerde iki yıl sonra müruruzamana uğrar.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Şirketin Teşkilatı


 


            
A) Ortaklar umumi heyeti:


            
I - Kararlar:


            
Madde 536 – Anonim şirketin umumi heyet toplantılarına ait hükümler,
ortaklarının sayısı yirmiden fazla olan limitet şirketlerin umumi heyet
toplantıları hakkında da tatbik olunur.


            
Ortak sayısı yirmi ve daha az olan şirketlerde kararlar, ortakların yazılı
reyleriyle verilebilir.


            
Her iki halde ödenmiş esas sermayenin hiç olmazsa yarısından fazlasını temsil
eden ortakların müzakere edilen husus lehine rey vermiş olması gerekir; aksi
takdirde karar hükümsüzdür.


            
Anonim şirket umumi heyet kararlarının iptali hakkındaki hükümler burada dahi
tatbik olunur.


            
II - Rey hakkı:


            
Madde 537 – (Değişik birinci fıkra: 24/6/1995 - KHK - 559/12 md.) Şirket
mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça her ortağın rey hakkı koyduğu sermaye miktarına
göre hesaplanır. Her yirmibeşmilyon Türk lirası bir rey hakkı verir.


            
Rey hakkından mahrumiyete dair mukaveleye konan kayıtlar hükümsüzdür.


            
Hakkında ibra kararı verilecek ortak, bu kararın ittihazında rey
hakkını   


kullanamaz.


            
III - Toplantıya çağırma:


            
Madde 538 – Ortaklar umumi heyeti müdürler tarafından her yılda bir defa
ve iş yılının sona ermesini takibeden üç ay içinde toplantıya çağırılacağı
gibi, şirket mukavelesi hükümlerince veya şirketin menfaatleri gerektirdikçe
dahi çağırılır.


            
Esas sermayenin onda birini temsil eden ortak veya ortaklar, toplantının
maksadını göstermek suretiyle, umumi heyetin toplantıya çağırılmasını yazılı
olarak istiyebilir.


            
Müdürler bu talebi münasip bir müddet içinde yerine getirmedikleri takdirde
mahkeme teklif sahiplerinin talebi üzerine umumi heyetin toplantıya
çağırılmasına karar verir.


            
Toplantıya ve yazılı olarak rey vermeye davet şirket mukavelesinde gösterilen
şekilde ve eğer mukavelede bu hususta hüküm yoksa taahhütlü mektupla ve
toplantıdan en az beş gün önce ve gündemi bildirmek suretiyle yapılır.


            
Bütün ortaklar; aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde toplantıya
çağırma hakkındaki merasime riayet etmeksizin de umumi heyet halinde
toplanabilirler. Böyle bir toplantıda bütün ortaklar hazır olmak şartiyle,
umumi heyetin salahiyetine dahil olan hususlar müzakere edilerek karara
bağlanabilir.





2849


 


            
IV - Salahiyetler:


            
Madde 539 – Umumi heyet aşağıdaki salahiyetleri haiz olup bunları başka
bir organa devredemez:


            
1. Şirket mukavelesini değiştirmek;


            
2. Müdürleri tayin ve azletmek;


            
3. Müdür olmıyan ortaklara bahşedilen kontrol hakları mahfuz kalmak şartiyle
murakıpları tayin ve azletmek;


            
4. Kar ve zarar hesabını ve bilançoyu tasdik ve safi karın kullanma şeklini
tayin etmek;


            
5. Müdürleri ibra etmek;


            
6. Payların bölünmesi hakkında karar vermek;


            
7. Kuruluş veya idare işlerinden dolayı şirketin kendi organlarına veya
münferit ortaklara karşı haiz olduğu tazminat taleplerini dermeyan etmek.


            
Şirket mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça umumi heyet, ortakların koymayı
taahhüt ettikleri sermayeye mahsuben ödiyecekleri paraların ödeme gününü tesbit
ve ticari mümessillerle, bütün ticari işletmeyi idare hakkı verilen ticari
vekilleri tayine salahiyetlidir.


            
B) İdare ve temsil:


            
I - Müdürler:


            
1. Ortak olanlar:


            
Madde 540 – Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür
sıfatiyle şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar.


            
Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili
ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir.


            
Kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir
kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler.


            
Limitet şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde,
ancak o hükmi şahıs adına limitet şirketin temsil ve idaresini üzerine almış
bulunan hakiki şahıs limitet şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir.


            
2. Ortak olmayanlar:


            
Madde 541 – Şirket mukavelesi veya umumi heyet karariyle şirketin idare
ve temsili, ortak olmıyan kimselere de bırakılabilir. Bu gibi kimselerin
salahiyet ve mesuliyetleri hakkında ortak olan müdürlere ait hükümler tatbik
olunur.


            
II- Temsil salahiyeti:


            
1. Şümulü:


            
Madde 542 – Müdürlerin haiz oldukları temsil salahiyetinin şümul ve
tahdidi hakkında, anonim şirketin idare meclisine dair olan 321 inci madde
hükmü tatbik olunur.


            
Vazifelerini ifa dolayısiyle müdürlerin işlemiş oldukları haksız fiillerden
şirket mesul
olur.                                                             



            
2. Kaldırılması:


            
Madde 543 – Ortaklara ait idare ve temsil salahiyetlerinin kaldırılması
hakkında, kollektif şirkete dair 161 ve 162 nci maddeleri hükümleri tatbik
olunur.


            
Ortak olmıyan müdür umumi heyet karariyle her zaman azlolunabilir. Azlolunan
müdürün mukaveleden doğan hakları mahfuzdur.





2850


 


            
3. İmza şekli:


            
Madde 544 – Şirket namına yapılacak yazılı beyanlarda, şirketin
unvaniyle beraber müdürlerin kendi imzalarının da bulunması lazımdır.


            
Şirket tarafından tanzim edilecek mektup, evrak ve vesikalarda; şirketin
unvaniyle birlikte esas sermaye miktarının gösterilmesi şarttır.


            
4. Ticari mümessil ve vekillerin tayini:


            
Madde 545 – Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile
bütün işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekiller, ancak umumi heyet
karariyle tayin olunabilir. Bununla beraber her müdür, bunları azletmek
salahiyetine sahiptir.


            
5. Sermayenin kısmen kaybı:


            
Madde 546 – Esas sermayenin yarısı kaybedilmiş veya şirketin borçları
mevcudundan fazla tutmuşsa, yahut şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini
uyandıran emareler mevcut ise anonim şirket hakkındaki 324 üncü madde hükmü
tatbik olunur.


          
6. Rekabet yasağı:


            
Madde 547 – Müdür olan bir ortak, diğer ortakların muvafakati olmadan
şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş
göremiyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdidedilmemiş ortak,
komanditer ortak veya limitet şirketin azası sıfatiyle iştirak dahi edemez. Bu
yasak, mukaveleye konacak hükümle bütün ortaklara teşmil edilebilir.


            
C) Murakabe:


            
Madde 548 – Ortakların sayısı yirmiyi aşan limitet şirketlerde bir veya
birden fazla murakıp bulunur. Bu fasılda başka bir hüküm bulunmadığı takdirde
anonim şirketlerdeki murakıplara ait hükümler limitet şirket murakıplarına da
tatbik olunur.


            
Ortaklarının sayısı yirmi ve yirmiden az olan limitet şirketlerde, idare hak ve
vazifesi bütün ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmıyan ortaklar
Borçlar Kanununun 531 inci maddesinde yazılı haktan faydalanabilirler.


 


DÖRDÜNCÜ
KISIM


İnfisah ve Ayrılma


 


            
A) İnfisah sebepleri:


            
Madde 549 – Şirket şu hallerde infisah eder:


            
1. Şirket mukavelesinde yazılı sebeplerle;


            
2. Mukavelede aksine açık hüküm olmadıkça, esas sermayenin dörtte üçüne sahip
olan ortakların dörtte üçünü teşkil eden bir ekseriyet tarafından verilecek
kararla;


            
3. Şirketin iflasına karar verilmesiyle;


            
4. Ortaklardan birinin talebi üzerine ve muhik sebeplerden dolayı mahkeme
karariyle;


            
5. Kanunda yazılı sair hallerde.


            
B) Tescil:


            
Madde 550 – Müdürler, iflastan gayrı bir sebeple vukubulan infisahı
tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline bildirirler.





2851


 


            
C) Şirketten çıkma ve çıkarılma:


            
Madde 551 – Şirket mukavelesiyle, ortaklara şirketten çıkma hakkı
verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen şartlara da tabi
tutulabilir.


            
Her ortak, muhik sebeplere dayanmak şartiyle şirketten çıkmasına müsaade
edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talebedebilir.


            
Esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak ekseriyeti
tarafından  muvafakat edilmek şartiyle şirket, muhik sebeplerden dolayı
bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden istiyebilir.


            
Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması ancak esas sermayenin
azaltılması hakkındaki hükümlere riayet şartiyle muteberdir. Şu kadar ki,
ayrılan ortağın hakları, şirketin esas sermayesinin itibari miktarını geçen
mallarından ödenir veya payı sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi
hakkındaki hükümler gereğince paraya çevrilirse yahut başka bir ortak
tarafından devralınırsa esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet
etmeye lüzum yoktur.


            
D) Tasfiye:


            
Madde 552 – Anonim şirketin, tasfiye memurlarını tayin ve azilleri,
tasfiyenin icrası, ticaret sicilindeki kaydın silinmesi ve ticari defterlerin
saklanması hakkındaki hükümleri limited şirketlerde dahi tatbik olunur.


            
E) Nevi değiştirme:


            
I - Şartlar:


            
Madde 553 – Bir anonim şirket tasfiye edilmeksizin aşağıdaki şartlar
altında limitet şirkete çevrilebilir:


            
1. Limitet şirket esas sermayesinin anonim şirketin esas sermayesinden az
olmaması;


            
2. Anonim şirketin pay sahiplerine şirket mukavelesiyle tesbit edilmiş şekle
uygun olarak yapılacak bir ilanla, sahip oldukları payların itibari değerlerine
kadar limitet şirketin esas sermayesine iştirak imkanının verilmesi;


            
3. Bu suretle iştirak edecek kimselerin koyacakları paylar tutarının, anonim
şirketin eses sermayesinin en az üçte ikisine tekabül etmesi.


          
II - Pay sahiplerinin hakları:


            
Madde 554 – Limitet şirkete hiç iştirak etmiyen veya anonim şirketteki
paylarının yalnız bir kısmı ile iştirak eden her pay sahibi limitet şirketten,
infisah eden anonim şirket mallarından kendisine düşecek miktarın ödenmesini
istiyebilir.


            
(Değişik: 16/6/1989 - 3585/7 md.)Bu miktar anonim şirket umumi heyet toplantısında
temsil olunan esas sermayenin üçte ikisine tekabül eden bir ekseriyet
tarafından tasvip olunacak bir bilançoya göre hesap olunur.


            
III - Alacaklıların hakları:


            
Madde 555 – Limitet şirketin ticaret siciline kaydedilmesiyle infisah
eden anonim şirketin malları; kendiliğinden limitet şirkete intikal eder.


            
Limitet şirketin ticaret siciline tescil edilmesiyle mukavelesinde yazılı
şekilde ve üç defa yapılacak ilanla, infisah eden anonim şirketin alacaklıları
üçüncü ilandan itibaren bir aydan az olmamak üzere tayin edilecek münasip bir
müddet içinde haklarını bildirmeye davet olunurlar. Bu müddet içinde noter
protestosiyle itiraz edilmediği takdirde borçların limitet şirkete intikal
edeceği ilanda açıkça bildirilir.


            
İtiraz vukuunda bildirilen alacak ya ödenir veya temin olunur.





2852


 


            
Bütün alacaklıların hakları bu şekilde teminat altına alınmadıkça infisah eden
anonim şirketin mallarından pay sahiplerine hiçbir ödeme yapılamaz.


            
Müdürler infisah eden anonim şirketin alacaklılarına karşı bu hükümlere riayet
edilmemesinden dolayı, kusursuz olduklarını ispat etmedikçe, şahsen ve
müteselsilen mesuldürler.


            
Anonim şirketin infisahı tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline
bildirilir. Limitet şirketi borçlu olarak kabul etmiyen alacaklıların hakları
tediye veya temin edildikten sonra infisah eden anonim şirketin ticaret
sicilindeki kaydının silinmesi limitet şirket tarafından talebedilir.


 


BEŞİNCİ KISIM


Tatbik Olunacak
Hükümler


 


            
A) Anonim şirket hükümlerine yapılan atıflar:


            
Madde 556 – Şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin idare veya
murakabesine memur edilen kimselerin ve tasfiye memurlarının mesuliyeti, cezai
mesuliyetler ve şirketin vekaletlerce murakabesi hakkında anonim şirketin bu
hususlara mütaallik hükümleri tatbik olunur.


 


ÜÇÜNCÜ
KİTAP


Kıymetli Evrak


BİRİNCİ
FASIL


Umumi Hükümler


 


            
A) Kıymetli evrakın tarifi:


            
Madde 557 – Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunlarda mündemiç olan
hak senetten ayrı olarak dermeyan edilemediği gibi başkalarına da devredilemez.


            
B) Senetten doğan borç:


            
Madde 558 – Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi mukabilinde
ödeme ile mükelleftir.


            
Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu vadenin hulülünde senedin mahiyetine
göre alacaklı olduğu anlaşılan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur.


               
C) Kıymetli evrakın devri:


            
I - Umumi şekil:


            
Madde 559 – Mülkiyet veya sair bir aynı hak tesisi maksadiyle kıymetli
evrakın devri için, her halde senet üzerindeki zilyedliğin devri şarttır.


            
Bundan başka emre yazılı senetlerde ciroya nama yazılı senetlerde yazılı bir
devir beyanına da ihtiyaç vardır. Bu beyan kıymetli evrakın üzerine
yazılabileceği gibi ayrı bir kağıt üzerine de yazılabilir.


            
Kanun veya mukavele ile başka kimselerin bu arada bilhassa borçlunun da devre
iştirakleri mecburi kılınabilir.


            
II - Ciro:


            
1. Şekil:


            
Madde 560 – Bütün hallerde ciro, poliçenin cirosu hakkındaki hükümlere
göre yapılır.


            
Devir için, tam ciro ve senedin teslimi kafidir.





2853


 


            
2. Hüküm:


            
Madde 561 – Devri kabil olan bütün kıymetli evrakın, senedin
muhteviyatından veya mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, ciro ve teslimi ile
cirantanın hakları ciro edilene geçer.


            
D) Tahvil:


            
Madde 562 – Nama yahut emre yazılı senet, ancak kendisine hak verdiği ve
borç yüklediği bütün kimselerin muvafakatiyle hamile yazılı bir senet haline
getirilebilir. Bu muvafakatin bizzat senet üzerine yazılması gerekir.


            
Hamile yazılı senetlerin nama veya emre yazılı senet haline getirilmesi
hususunda da aynı esas caridir. Bu son halde hak veya borç sahibi kimselerden
birinin muvafakati bulunmazsa bu değişiklik, ancak değişikliği yapan alacaklı
ile onun haklarına doğrudan doğruya halef olan şahıs arasında hüküm ifade eder.


            
E) İptal Kararı:


            
I - Şartları:


            
Madde 563 – Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından
iptaline karar verilebilir.


            
Kıymetli evrakın zayi olduğu yahut ziyaın meydana çıktığı zamanda senet
üzerinde hak sahibi olan şahıs, senedin iptaline karar verilmesini istiyebilir.


            
II - Hükümleri:


            
Madde 564 – İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da
dermeyan veya yeni bir senet ihdasını talebedebilir.


            
Bunun haricinde iptal usulü ve hükümleri hakkında, kıymetli evrakın muhtelif
nevilerine mütaallik hususi hükümler tatbik olunur.


            
F) Hususi hükümler:


            
Madde 565 – Muhtelif kıymetli evrak hakkındaki hususi hükümler
mahfuzdur.


 


İKİNCİ
FASIL


Nama Yazılı
Senetler


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 566 – Belli bir şahıs namına yazılı olup da onun emrine kaydını
ihtiva etmiyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmıyan kıymetli evrak
nama yazılı senet sayılır.


            
B) Alacaklının hakkını nasıl ispat edeceği:


            
I - Kaide olarak:


            
Madde 567 – Borçlu, ancak senedin hamili bulunan ve senette adı yazılı
olan veya onun hukuki halefi olduğunu ispat eden şahıslara ödemeye mecburdur.


            
Bu cihet ispat edilmediği halde ödemede bulunan borçlu, senedin hakiki sahibi
olduğunu ispat eden bir üçüncü şahsa karşı borcundan kurtulmuş olmaz.


            
II - Eksik nama yazılı senetler:


            
Madde 568 – Nama yazılı senet içinde senet bedelini her hamiline ödemek
hakkını mahfuz tutmuş olan borçlu, alacaklı sıfatının ispat edilmesini aramamış
olsa dahi hamile hüsnüniyetle yapacağı ödeme neticesinde borcundan kurtulmuş
olur. Şu kadar ki; hamile ödemede bulunmakla mükellef değildir. 697 inci
maddenin ikinci fıkrası hükmü mahfuzdur.





2854


 


            
C) İptal kararı:


            
Madde 569 – Aksine hususi hükümler olmadıkça nama yazılı senetler;
hamile yazılı senetler hakkındaki hükümlere göre iptal olunur.


            
Borçlu, senette ilanların sayısını azaltmak veya mehilleri kısaltmak suretiyle
iptal için daha basit bir usul derpiş edebileceği gibi alacaklı kendisine
senedin iptal ve borcun itfa olunduğunu gösteren, resmen tanzim veya usulen
tasdik edilmiş bir vesika verildiği takdirde, senet ibraz edilmeksizin ve
iptaline karar verilmeksizin dahi muteber olmak üzere ödemek hakkını da mahfuz
tutabilir.


 


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Hamile Yazılı
Senetler


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 570 – Senedin metin veya şeklinden, hamili kim ise o kimsenin hak
sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak; hamile (Hamiline) yazılı senet
sayılır.


            
Mahkeme karariyle ödemeden menedilen borçlunun ödemesi muteber olmaz.


            
B) Borçlunun defileri:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 571 – Borçlu hamile yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak
senedin hükümsüzlüğüne taallük eden veya senetten anlaşılan defilerle alacaklı
her kim ise ona karşı şahsan haiz olduğu defileri ileri sürebilir.


            
Borçlu ile önceki hamillerden birisi arasında doğrudan doğruya mevcut münasebetlere
dayanan defilerin dermeyanı, ancak senedi iktisabederken hamilin bilerek
borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde caizdir.


            
Senedin borçlunun rızası hilafına tedavüle çıkarıldığı yolunda bir defi
dermeyan olunamaz.


            
II - Hamile yazılı faiz kuponları:


            
Madde 572 – Borçlu hamile yazılı faiz kuponlarından doğan alacağa karşı
ana paranın itfa edildiği definde bulunamaz.


            
Ana paranın ödenmesi halinde, borçlu, ilerde muacceliyet kesbedecek olup asıl
senetle birlikte kendisine teslim edilmiyen faiz kuponlarının tutarını bu
kuponlar hakkında cari olan müruruzaman müddeti geçinceye kadar alıkoymak
hakkını haizdir; meğer ki, teslim edilmeyen kuponların iptaline karar verilmiş
yahut tutarı mukabilinde teminat gösterilmiş olsun.


            
C) İptal kararı:


            
I - Umumi olarak:


            
1. Salahiyet:


            
Madde 573 – Hisse senetleri, tahviller, intifa senetleri, (Münferit
kuponlar hariç olmak üzere) kupon varakaları, esas kupon varakalarının
yenilenmesine yarıyan kuponlar (Talonlar) gibi hamile yazılı senetlerin
iptaline hak sahibinin talebi üzerine mahkemece karar verilir


            
Salahiyetli mahkeme borçlunun ikametgahı mahkemesi veya hisse senetleri
hakkında anonim şirket merkezinin bulunduğu yerin mahkemesidir.


            
Dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki
iddialarının mahkemece kuvvetle muhtemel görülmesi lazımdır.





2855


 


            
Kupon varakası veya talonu bulunan bir senet hamilinin elinden yalnız kupon
varakası veya talonu çıkmış olursa talebin haklı olduğunun ispatı için esas
senedin ibrazı yeter.


            
2. Ödeme yasağı:


            
Madde 574 – Dilekçe sahibinin talebi üzerine mahkeme senedin borçlusunu;
hilafına hareket ettiği takdirde iki defa ödemek mecburiyetinde kalacağını
ihtar ederek bedelini ödemekten meneder.


            
Bir kupon varakasının iptaline karar vermek lazımgeldiği takdirde vadeleri dava
sırasında hulül eden münferit kuponlar hakkında faiz kuponlarının iptaline
mütedair hükümler tatbik
olunur.                                               



            
3. İlan ile davet, müracaat müddeti:


            
Madde 575 – Mahkeme, dilekçe sahibinin, senedin zilyedi bulunmuş ve onu
zayi etmiş olduğuna dair verdiği izahatın doğruluğunu kuvvetle muhtemel
görürse, belli olmıyan hamili ilan yoliyle senedi muayyen bir müddet içinde
ibraz etmeye davet ve aksi takdirde senedin iptaline karar verileceğini ihtar
eder. Müddetin en az altı ay olarak tesbiti lazımdır; bu müddet ilk ilan
gününden itibaren işlemeye başlar.


            
4. İlan şekli:


            
Madde 576 – Senedi ibraz hususundaki ilanın 37 nci maddede yazılı
gazetede üç kere yapılması lazımdır.


            
Mahkeme lüzum gördüğü takdirde ayrıca münasip göreceği diğer şekillerde de
ilanlar yapılmasına karar verebilir.


            
5. Hükümleri:


            
a) Senedin ibrazı halinde:


            
Madde 577 – İptali istenen senet ibraz edilirse mahkeme, dilekçe
sahibine senedin iadesi hususunda dava açması için bir mehil tayin eder.


            
Dilekçe sahibi bu mehil içinde dava açmazsa, mahkeme, senedi geri verir ve
ödeme yasağını kaldırır.


            
b) Senedin ibraz edilmemesi halinde:


            
Madde 578 – Senet tayin olunan mehil içinde ibraz edilmezse, mahkeme,
senedin iptaline karar verir veya lüzum görürse başka tedbirler de ittihaz
edebilir.


            
Hamile yazılı bir senedin iptali hakkındaki karar derhal 37 nci maddede anılan
gazete ile ve mahkeme lüzum görürse başka vasıtalarla da ilan edilir.


            
İptal kararı üzerine dilekçe sahibi, masrafı kendisine ait olmak üzere yeni bir
senet ihdasını veya muaccel borcun ifasını istemek hakkını haizdir.


            
II - Kuponlarda usül:


            
Madde 579 – Münferit kuponların zıyaı halinde hak sahibinin talebi
üzerine, mahkeme, bedelin vadesinde ve eğer vade esasen hulül etmiş bulunursa
derhal mahkemeye yatırılmasına karar verir.


            
Üç yıl geçtikten sonra hiçbir hak sahibi müracaat etmemiş olur ve vadenin
hulülünden itibaren üç yıl geçmiş olursa mahkeme karariyle bedel dilekçe
sahibine verilir.


            
III - Banknotlarda ve buna benzer kağıtlarda usül:


            
Madde 580 – Banknot ve büyük miktarda çıkarılıp görüldüğünde ödenmesi
gereken ve para yerine ödeme vasıtası olarak kullanılan ve muayyen bedelleri
yazılı olan diğer hamile yazılı senetlerin iptaline karar verilemez.


            
Devlet tarafından çıkarılmış olan tahviller hakkındaki hususi hükümler
mahfuzdur.





2856


 


            
D) İpotekli borç senedi ve irat senedi:


            
Madde 581 – Hamile yazılı olan ipotekli borç senediyle irat senedi
hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.


 


DÖRDÜNCÜ
FASIL


Kambiyo Senetleri


 


            
Borçlanma ehliyeti:


            
Madde 582 – Akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono
ile borçlanmaya da ehildir


 


BİRİNCİ
KISIM


Poliçe


BİRİNCİ
AYIRIM


Poliçenin Keşidesi
ve Şekli


 


            
A) Şekil:


            
I - Unsurları:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 583 – Poliçe:


            
1. Senet metninde "Poliçe" kelimesini ve eğer senet Türkçeden başka
bir dille yazılmışsa o dilde poliçe karşılığı olarak kullanılan kelimeyi;


            
2. Muayyen bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havaleyi;


            
3. Ödiyecek olan kimsenin (Muhatabın) ad ve soyadını;


            
4. Vadeyi;


            
5. Ödeme yerini;


            
6. Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını;


            
7. Keşide tarihi ve yerini;


            
8. Keşidecinin imzasını;


ihtiva eder


            
2. Unsurların bulunmaması:


            
Madde 584 – Yukarki maddede yazılı hususlardan birini ihtiva etmiyen
senet aşağıdaki fıkralarda yazılı haller dışında poliçe sayılmaz.


            
Vadesi gösterilmiyen poliçenin görüldüğünde ödenmesi meşrut sayılır.


            
Ayrıca tasrih edilmiş olmadıkça muhatabın soyadı yanında gösterilen yer, ödeme
yeri ve aynı zamanda da muhatabın ikametgahı sayılır.


            
Keşide yeri gösterilmiyen poliçe, keşidecinin soyadı yanında gösterilen yerde
keşide edilmiş sayılır.


            
II - Münferit unsurlar:


            
1. Keşidecinin aynı zamanda muhatap veya emrine ödenecek kimse olması:


            
Madde 585 – Poliçe bizzat keşidecinin emrine yazılı olabileceği gibi
bizzat keşideci üzerine veya bir üçüncü şahıs hesabına da keşide edilebilir.


            
2. Adresli ve ikametgahlı poliçe:


            
Madde 586 – Poliçenin üçüncü şahsın ikametgahında ödenmesi şart
koşulabilir.


            
Bu üçüncü şahsın ikametgahı muhatabın ikametgahının bulunduğu yerde (Adresli
poliçe) veya başka bir yerde (İkametgahlı poliçe) bulunabilir.





2857


 


            
3. Faiz şartı:


            
Madde 587 – Görüldüğünde veya görüldüğünden muayyen bir müddet sonra
ödenmesi şart kılınan bir poliçeye keşideci tarafından faiz şartı dercolunabilir.
Bütün diğer poliçelerde böyle bir faiz şartı yazılmamış sayılır.


            
Faiz miktarının poliçede gösterilmesi lazımdır; gösterilmemiş ise faiz şartı
yazılmamış sayılır.


            
Başka bir gün zikredilmemişse faiz, poliçenin keşide gününden itibaren işler.


            
4. Poliçe tutarının muhtelif şekillerde gösterilmesi:


            
Madde 588 – Poliçe bedeli hem yazı ve hem de rakamla gösterilip de iki
bedel arasında fark bulunursa yazı ile gösterilen bedele itibar olunur.


            
Poliçe bedeli yalnız yazı ile veya yalnız rakamla mütaaddit defalar gösterilmiş
olup da bedeller arasında fark bulunursa en az olan bedel muteber sayılır.


            
B) İmza edenlerin mesuliyeti:


            
I - Muteber olmıyan imzaların bulunması:


            
Madde 589 – Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmıyan kimselerin
imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalıyan veya
namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısiyle ilzam
etmiyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez.


            
II - Salahiyet olmaksızın imza:


            
Madde 590 – Temsile salahiyetli olmadığı halde bir şahsın temsilcisi
sıfatiyle bir poliçeye imzasını koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul
olur ve poliçeyi ödediği takdirde temsil olunan haiz olabileceği haklara sahip
olur. Salahiyetini aşan temsilci için dahi hüküm böyledir.


            
III - Keşidecinin mesuliyeti:


            
Madde 591 – Keşideci, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden dolayı
mesuldür. Keşidecinin kabul edilmeme halinde mesuliyetten kendini müaf tutması
caiz ise de ödenmeme halinde mesuliyetten muaf olduğunu gösteren kayıtlar
yazılmamış sayılır.


            
IV - Açık poliçe:


            
Madde 592 – Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir
poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa bu anlaşmalara
riayet edilmemiş olması keyfiyeti, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki hamil
poliçeyi kötü niyetle iktisabetmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir
kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun.


 


İKİNCİ
AYIRIM


Ciro


 


            
A) Poliçenin devredilmesi:


            
Madde 593 – Her poliçe sarahaten, emre yazılı olmasa dahi, ciro ve
teslim yolu ile devrolunabilir.


            
Keşideci poliçeye: "Emre yazılı değildir." kelimelerini veya aynı
manayı ifade eden bir kaydı dercetmişse, poliçe ancak alacağın temliki yolu ile
devrolunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki neticelerini doğurur.


            
Ciro, poliçeyi kabul etmiş olsun veya olmasın muhataba, keşideciye veya poliçe
ile borç altına girmiş olanlardan her hangi birine de yapılabilir. Bu kimseler
poliçeyi yeniden ciro edebilirler.





2858


 


            
B) Ciro:


            
I - Kayıtsız, şartsız olması:


            
Madde 594 – Cironun kayıtsız ve şartsız olması lazımdır. Cironun tabi
tutulduğu her şart yazılmamış addolunur.


            
Kısmi ciro batıldır.


            
Hamiline ciro beyaz ciro hükmündedir.


            
II - Cironun şekli:


            
Madde 595 – Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve "Alonj"
denilen bir kağıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması lazımdır.


            
Lehine ciro yapılan kimsenin ciroda gösterilmesine lüzum olmadığı gibi ciro,
cirantanın sadece imzasından bile ibaret olabilir. Bu şekildeki cirolara
"beyaz ciro" denilir. Bunun muteber olması için cironun poliçenin
arkasına veya alonj üzerine yazılması lazımdır.


            
III - Cironun hükümleri:


            
1. Nakil vazifesi:


            
Madde 596 – Ciro ve teslim neticesinde poliçeden doğan bütün haklar
devredilmiş olur.


            
Ciro beyaz ciro ise hamil:


            
1. Ciroyu kendi namına veya diğer bir şahıs namına doldurabilir;


            
2. Poliçeyi yeniden beyaz olarak yahut diğer muayyen bir şahsa tekrar ciro
edebilir;


            
3. Beyaz ciroyu doldurmaksızın ve poliçeyi tekrar ciro etmeksizin poliçeyi
başka bir kimseye verebilir.


            
2. Teminat vazifesi:


            
Madde 597 – Aksine şart bulunmadıkça ciranta poliçenin kabul
edilmemesinden ve ödenmemesinden mesuldür.


            
Ciranta, poliçenin tekrar ciro edilmesini yasak edebilir; bu halde, senet
sonradan kendilerine ciro edilmiş olan kimselere karşı mesul olmaz.


            
3. Hak sahipliğini ispat vazifesi:


            
Madde 598 – Bir poliçeyi elinde bulunduran kimse, son ciro beyaz ciro
olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı
takdirde salahiyetli hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış
hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro takibederse son ciroyu imzalıyan
kimse, poliçeyi beyaz ciro ile iktisabetmiş sayılır.


            
Poliçe her hangi bir surette hamilin elinden çıkmış bulunursa yukarıki fıkrada
yazılı hükümlere göre hakkı anlaşılan yeni hamil, ancak poliçeyi kötü niyetle
iktisabetmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu takdirde o
poliçeyi geri vermekle mükelleftir.


            
IV - Defiler:


            
Madde 599 – Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci
veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan
münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez;
meğer ki, hamil, poliçeyi iktisabederken bile bile borçlunun zararına hareket
etmiş olsun.


            
Alacağın temliki yoliyle yapılan devirlere ait hükümler mahfuzdur.





2859


 


            
V - Cironun hususi çeşitleri:


            
1. Tahsil için ciro:


            
Madde 600 – Ciro "Bedeli tahsil içindir." "Kabız
içindir","Vekaleten" ibaresini veya sadece tevkili ifade eden
diğer her hangi bir kaydi ihtiva ederse hamil, poliçeden doğan bütün hakları
kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu şeklinde tekrar ciro
edebilir.


            
Poliçeden mesul olanlar bu halde ancak cirantaya karşı ileri sürebilecekleri
defileri hamile karşı dermeyan edebilirler.


            
Tahsil için verilen ciroda münderiç bulunan salahiyet, bu salahiyeti verenin
ölümü ile sona ermiyeceği gibi onun medeni hakları kullanma ehliyetini
kaybetmesiyle de ortadan kalkmaz.


            
2. Rehin Cirosu:


            
Madde 601 – Ciro, "Bedeli teminattır", "Bedeli
rehindir" ibarelerini yahut terhini ifade eden diğer her hangi bir kaydı
ihtiva ederse, hamil poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat kendisi
tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir.


            
Poliçeden mesul olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya mevcut
olan münasebetlere dayanan defileri hamile karşı ileri süremezler; meğer ki,
hamil poliçeyi iktisabederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.


            
3. Vadeden sonraki ciro:


            
Madde 602 – Vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro, vadeden önce yapılan
bir cironun hükümlerini doğurur; şu kadar ki; ödenmeme protestosundan yahut bu
protestonun tanzimi için muayyen olan müddetin geçmesinden sonra yapılan ciro
ancak alacağın temliki hükümlerini meydana getirir.


            
Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro protestonun tanzimi için muayyen
olan müddetin geçmesinden önce yapılmış sayılır.


 


ÜÇÜNCÜ
AYIRIM


Kabul ve Aval


 


            
A) Kabule arz:


            
I - Kaide:


            
Madde 603 – Poliçe vadenin hulülüne kadar hamil veya poliçeyi elinde
tutan herkes tarafından muhatabın ikametgahında onun kabulüne arz olunabilir.


            
II - Kabul arz şartı ve yasağı:


            
Madde 604 – Keşideci, bir müddet tayin etmek veya etmemek suretiyle
poliçenin kabule arz edilmesini şart koşabilir


            
Keşideci, üçuncü bir şahsın ikametgahında veya muhatabın ikametgahından başka
bir yerde yahut görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi gereken poliçeler
hariç olmak üzere, poliçenin kabule arzını menettiğini poliçeye yazabilir.


            
Keza keşideci, poliçenin muayyen bir tarihten önce kabule arz edilmemesini de
şart kılabilir


            
Keşideci poliçenin kabule arzını menetmiş olmadıkça her ciranta, bir müddet
tayin etmek veya etmemek suretiyle, poliçenin kabule arzını şart koşabilir.





2860


 


            
III - Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi gereken poliçelerde:


            
Madde 605 – Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart kılınan
poliçelerin, keşide gününden itibaren bir yıl içinde kabule arz edilmesi
lazımdır.


            
Keşideci bu müddeti kısaltabileceği gibi daha uzun bir müddet de şart
koşabilir.


            
Cirantalar kabule arz müddetlerini kısaltabilirler.


            
IV - Bir daha kabule arz:


            
Madde 606 – Muhatap, poliçenin kendisine arz edildiği günü takibeden
günde bir daha ibrazını istiyebilir. İlgililer bu talebin yerine
getirilmediğini, ancak bu talep protestoya dercedildiği takdirde ileri
sürebilirler.


            
Hamil, kabule arz edilen poliçeyi muhatabın eline vermeye mecbur değildir.


            
B) Kabul:


            
I-Şekil:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 607 – Kabul beyanı poliçe üzerine yazılır ve "Kabul
edilmiştir" tabiriyle veya buna muadil başka bir ibare ile ifade ve
muhatap tarafından imza edilir.Muhatabın poliçenin yüz tarafına yalnız imzasını
koyması, kabul hükmündedir.


            
Poliçenin görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart edilmiş olduğu
veya hususi bir şart gereğince muayyen bir müddet içinde kabule arz edilmesi
lazım geldiği takdirde, hamil ibraz günü tarihinin atılmasını istemedikçe kabul
hangi gün vukubulmuşsa o günün tarihi atılır. Tarih atılmamış olduğu takdirde
hamil cirantalarla keşideciye karşı müracaat haklarını muhafaza edebilmek için
bu eksikliği vaktinde tanzim edilecek bir protesto ile tesbit ettirmeye
mecburdur.


            
2. Kabulün tahdidi:


            
Madde 608 – Kabul, kayıtsız, şartsız olmalıdır; fakat muhatap kabulü
poliçe bedelinin bir kısmına hasredebilir.


            
Kabul şerhi bundan başka noktalarda poliçe münderecatından farklı olursa,
poliçe kabul edilmemiş sayılır. Bununla beraber kabulü yapan, kabulündeki
şartlar dairesinde mesuldür.


            
3. Adresli ve ikametgahlı poliçe:


            
Madde 609 – Keşideci poliçede, ödiyecek üçüncü bir şahsı göstermeksizin,
muhatabın ikametgahından başka bir yeri ödeme yeri olarak göstermişse muhatap
kabul şerhinde bir üçüncü şahsı gösterebilir. Aksi takdirde muhatap, ödeme
yerinde poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır.


            
Eğer poliçenin bizzat muhatabın ikametgahında ödenmesi şart kılınmışsa,
muhatap, kabul şerhinde ödemenin yapılacağı yer olmak üzere ödeme yerinde
bulunan bir adresi gösterebilir.


            
II - Hükümleri:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 610 – Muhatap, poliçeyi kabul etmekle bedelini vadesinde ödemeyi
taahhüt etmiş olur.


            
Ödemeden imtina halinde hamil, keşidesi dahi olsa poliçeden dolayı 637 ve 638
inci maddeler gereğince istenebilecek şeylerin hepsini kabul edenden doğrudan
doğruya talep hakkını haizdir.





2861


 


            
2. Kabul şerhinin çizilmesi:


            
Madde 611 – Muhatap, poliçe üzerindeki kabul şerhini poliçeyi geri
vermeden önce çizmiş olursa kabulden imtina etmiş sayılır. Aksi sabit oluncaya
kadar kabul şerhi, poliçenin geri verilmesinden önce çizilmiş addolunur.


            
Bununla beraber muhatap hamile yahut poliçede imzası bulunan bir kimseye,
poliçeyi kabul ettiğini yazı ile bildirmiş olursa bunlara karşı kabul beyanı
dairesinde mesul olur.


            
C) Aval:


            
I - Aval verenler:


            
Madde 612 – Poliçedeki bedelin ödenmesi, aval suretiyle tamamen veya
kısmen temin olunabilir.


            
Bu teminat, üçüncü bir şahıs yahut poliçede zaten imzası bulunan bir kimse
tarafından da verilebilir


            
II - Şekil:


            
Madde 613 – Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır.


            
Aval "aval içindir" tabiri ile veya buna muadil diğer her hangi bir
ibare ile ifade ve avalı veren kimse tarafından imza edilir.


            
Muhatap veya keşdecinin imzaları müstesna olmak üzere poliçenin yüzüne konan
her imza, aval şerhi sayılır.


            
Kimin için verildiği aval şerhinde açıklanmak lazımdır; açıklanmadığı takdirde
aval, keşideci için verilmiş sayılır.


            
III - Hükümler:


            
Madde 614 – Aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmişse tıpkı
onun gibi mesul olur.


            
Aval veren kimsenin temin ettiği borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten
dolayı batıl olsa dahi aval verenin taahhüdü muteberdir.


            
Aval veren kimse,poliçe bedelini ödediği takdirde  poliçeden dolayı lehine
taahhüt altına girmiş olduğu kimseye ve ona karşı poliçe gereğince mesul olan
kimselere karşı poliçeden doğan hakları iktisabeder.


 


DÖRDÜNCÜ
AYIRIM


Ödeme


 


            
A) Vade:


            
I - Vadenin tesbiti:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 615 – Bir poliçe:


            
1. Görüldüğünde;


            
2. Görüldükten muayyen bir müddet sonra;


            
3. Keşide gününden muayyen bir müddet sonra;


            
4. Muayyen bir günde;


ödenmek üzere
keşide olunabilir.


            
Vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takibeden vadeleri gösteren
poliçeler batıldır.





2862


 


            
2. Görüldüğünde ödenecek poliçe:


            
Madde 616 – Görüldüğünde ödenmek üzere keşide olunan poliçe ibrazında
ödenir. Böyle bir poliçenin keşide gününden itibaren bir yıl içinde ödenmesi
için ibrazı lazımdır. Keşideci bu müddeti kısaltabileceği gibi daha uzun bir
müddet dahi tesbit edebilir. İbraz müddetleri cirantalar tarafından
kısaltılabilir.


            
Keşideci, görüldüğünde ödenecek bir poliçenin muayyen bir günden önce ödenmek
üzere ibraz edilmiyeceği hakkında şart koyabilir. Bu takdirde ibraz müddeti o
tarihten başlar.


            
3. Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenecek poliçe:


            
Madde 617 – Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenecek bir poliçenin
vadesi, kabul şerhinde yazılı tarihe veya protesto tarihine göre tayin olunur.


            
Kabul şerhinde tarih gösterilmemiş ve protesto da çekilmemiş olursa poliçe,
kabul eden hakkında, kabule ibraz için derpiş edilen müddetin son günü kabul
edilmiş sayılır.


            
II - Müddetlerin hesabı:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 618 – Keşide gününden veya görüldükten bir veya birkaç ay sonra
ödenmek üzere keşide edilen bir poliçenin vadesi, ödemenin yapılması gereken
ayın mukabil gününde gelmiş olur. Mukabil gün bulunmadığı takdirde vade o ayın
son günü gelmiş olur.


            
Bir poliçe, keşide gününden veya görüldükten bir buçuk ay veya birkaç ay ve
yarım ay sonra ödenmek üzere keşide olunduğu takdirde, ilk önce tam aylar hesap
edilir.


            
Eğer vade olarak bir ayın başı, ortası veya sonu tesbit edilmişse bu
tabirlerden ayın birinci, on beşinci ve sonuncu günleri anlaşılır.


            
"Sekiz gün" veya " on beş gün" tabirlerinden bir veya iki
hafta değil hakiki olarak sekiz veya on beş günlük bir müddet anlaşılır.


            
"Yarım ay" tabiri on beş günlük bir müddeti gösterir.


            
2. Takvimlerin çatışması:


            
Madde 619 – Muayyen bir günde ödenecek bir poliçenin keşide yeri ile
ödeme yeri arasında takvim farkı olduğu takdirde vade, ödeme yerinin takvimine
göre tesbit edilmiş sayılır.


            
Takvimleri farklı olan iki yer arasında keşide edilen bir poliçe keşide
gününden muayyen bir müddet sonra ödenmek üzere keşide edildiği takdirde keşide
günü ödeme yerindeki takvimin mukabil gününe irca olunmak suretiyle vade hesap
edilir.


            
Poliçelerin ibraz müddetlerinin hesabı hususunda da yukarıki fıkralar hükümleri
tatbik olunur.


            
Poliçedeki bir kayıt veya poliçenin diğer münderecatından,maksadın başka olduğu
anlaşılırsa bu madde hükümleri tatbik olunmaz


            
B) Ödeme:


            
I - İbraz:


            
Madde 620 – Muayyen bir günde veya keşide gününden yahut görüldükten
muayyen bir müddet sonra ödenecek bir poliçenin hamili, poliçeyi ödeme gününde
veya onu takip eden iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraza mecburdur.


            
Poliçenin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer.





2863


 


            
II - Makbuz istemek hakkı:


            
Madde 621 – Muhatap poliçeyi öderken hamil tarafından bir ibra şerhi
yazılarak poliçenin kendisine verilmesini isteyebilir.


            
Hamil kısmi ödemeyi reddedemez.


            
Kısmi ödeme halinde muhatap bu ödemenin poliçe üzerine işaret edilmesini ve
kendisine bir makbuz verilmesini isteyebilir.


            
III - Vadeden önce ve vadesinde ödeme:


            
Madde 622 – Hamil, vadeden önce poliçe bedelini almaya zorlanamaz.


            
Vadeden önce ödeyen muhatap, bu yüzden doğacak mesuliyeti kendisi üzerine almış
olur.


            
Hile veya ağır bir kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kimse
borcundan kurtulmuş olur.Ödeyen kimse, cirolar arasında muntazam bir teselsülün
mevcut olup olmadığını incelemiye mecbur ise de cirantaların imzalarının
sıhhatini araştırmaya mecbur değildir.


            
IV - Yabancı memleket parasiyle ödeme:


            
Madde 623 – Poliçenin ödeme yerinde rayici olmıyan bir para ile
ödeneceği şart koşulduğu takdirde, bedeli, vade günündeki kıymetine göre o
memleket parasiyle ödenebilir. Borçlu ödemede geciktiği takdirde hamil poliçe
bedelinin dilerse vade günündeki dilerse ödeme günündeki rayice göre memlelet
parasiyle ödenmesini istiyebilir.


            
Kanuni rayici olmıyan paranın kıymeti, ödeme yerindeki ticari teamüllere göre
tayin olunur. Bununla beraber keşideci ödenecek paranın poliçede yazılı muayyen
bir rayice göre hesap edilmesini şart edebilir.


            
Keşideci ödemenin muayen bir para ile yapılması lüzumunu şart koşmuş ise (Aynen
ödeme şartı) ilk iki fıkranın hükümleri tatbik olunmaz.


            
Poliçe bedeli, keşide ve ödeme yeri olan memleketlerde aynı adı taşıyan ve
fakat kıymetleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde ödeme
yerindeki para kasdedilmiş sayılır.


            
V - Tevdi:


            
Madde 624 – Bir poliçe 620 nci maddede tayin edilen müddet zarfında
ödeme için ibraz edilmediği takdirde borçlu masraf ve hasar hamile ait olmak
üzere poliçenin bedelini notere tevdi edebilir.


 


BEŞİNCİ
AYIRIM


Kabul ve Ödemeden
İmtina Hallerinde Müracaat Hakları


 


            
A) Müracaat hakkı :


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 625 – Hamil, vadenin hulülünde poliçe ödenmemişse, cirantalara,
keşideciye ve poliçe dolayısiyle taahhüt altına girmiş olan diğer kimselere
karşı müracaat hakkını kullanabilir.


            
Hamil:


            
1. Kabulden tamamen veya kısmen imtina edilmiş;


            
2. Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın muhatap iflas etmiş veya sadece
ödemelerini tatil etmiş yahut aleyhindeki her hangi bir icra takibi semeresiz
kalmış;


            
3. Kabul için arz edilmesi menedilen bir poliçenin keşidecisi iflas etmiş;
bulunursa vadenin hulülünden önce de aynı müracaat hakkını haizdir.





2864


 


            
II - Protesto:


            
1. Müddetler ve şartları:


            
Madde 626 – Kabulden veya ödemeden imtina,kabul etmeme veya ödememe
protestosu denilen resmi bir vesika ile tesbiti mecburidir.


            
Kabul etmeme protestosunun, kabule arz için muayyen olan müddet içinde
çekilmesi lazımdır. Şayet 606 ncı maddenin birinci fıkrasında gösterilen halde
poliçenin ilk arzı vadenin son gününde vukua gelmiş ise protesto o günün ertesi
günü dahi çekilebilir.


            
Muayyen bir günde veya keşide gününden veya görüldükten muayyen bir müddet
sonra ödenmesi şartını havi bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosunun,
ödeme gününü takibeden iki iş günü içinde çekilmesi lazımdır. Görüldüğünde
ödenmesi şart olan bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosu yukarıki
fıkrada kabul etmeme protestosu için gösterilen müddetler içinde çekilir.


            
Kabul etmeme protestosu çekilmiş olması halinde ödeme için poliçeyi ibraz
etmeye lüzum olmadığı gibi ödememe protestosu çekmeye de ihtiyaç yoktur.


            
Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın, muhatap ödemelerini tatil etmiş veya
aleyhindeki her hangi bir icra takibi semeresiz kalmış ise, hamil müracaat
haklarını ancak poliçenin ödenmesi için muhataba ibrazından ve protestonun
çekilmesinden sonra kullanabilir.


            
Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın muhatap veya kabul için arz edilmesi
menedilen bir poliçenin keşidecisi iflas etmişse iflas ilamının ibrazı,
müracaat hakkının kullanılması için
kafidir.           
                                 


            
2. Şekli:


            
a) Noterlikçe tanzimi:


            
Madde 627 – Protestonun aşağıdaki maddede bildirilen şekil ve surette
noterlikçe tanzimi lazımdır.


            
b) İçindekiler:


            
Madde 628 – Protesto:


            
1. Protestoyu çeken ve kendisine protesto çekilen kimselerin ad ve soyadlarını
veya ticaret unvanlarını;


            
2. Kendisine protesto çekilen kimsenin, poliçeden doğan taahhüdünü yerine
getirmeye davet edildiği halde taahhüdünü yerine getirmemiş veya kendisi
bulunamamış yahut ticaret yerinin veya meskeninin tesbit edilememiş olduğuna
dair bir şerhi;


            
3. Sözü geçen davetin yapıldığı veya davet teşebbüsünün akim kaldığı yer ve
güne ait bir şerhi;


            
4. Protestoyu tanzim eden noterin imzasını ihtiva eder.


            
Kısmi ödeme, protestoda zikredilir.


            
Kabul için kendisine bir poliçe ibraz edilmiş olan muhatap, poliçenin ertesi
günü tekrar ibrazını istemiş ise bu keyfiyet de protestoya yazılır


            
c) Protesto varakası:


            
Madde 629 – Protesto ayrı bir varaka halinde tanzim edilerek poliçeye
bağlanır.


            
Eğer protesto,aynı bir poliçenin mütaaddit nüshaları veya poliçenin aslı ile
bir sureti ibraz edilerek tanzim edilmiş ise protestoyu bu nüshalardan birisine
veya asıl senede bağlamak kafidir.


            
Diğer nüshalara veya surete, protestonun kalan nüshalardan birine veya
poliçenin aslına bağlanmış bulunduğu kaydolunur.





2865


 


            
d) Kısmi kabul halinde :


            
Madde 630 – Kabul, poliçedeki bedelin bir kısmına munhasır bulunupta bu
yüzden protesto tanzim edilirse poliçenin bir sureti çıkarılarak protesto bu
suret üzerine yazılır.


            
e) Birden fazla kimseler aleyhine tanzim edilen protesto :


            
Madde 631 – Bir poliçeyi kabul ve tediye edecek birden çok borçluların
hepsi için, tek protesto varakası tanzim olunabilir.


            
3. Saklama mükellefiyeti :


            
Madde 632 – Protestoyu tanzim eden noter poliçenin bir suretini protesto
varakası ile birlikte saklamakla mükelleftir.


            
4. Sakat protesto :


            
Madde 633 – Noter tarafından imza edilen protesto kanuna uygun olarak
tanzim edilmediği veya içindeki kayıtlar yanlış olduğu takdirde dahi
muteberdir.


            
Noter hakkındaki inzıbati hükümler mahfuzdur.


            
5. Protestonun muafiyeti :


            
Madde 634 – Keşideci veya ciranta yahut aval veren kimse, senet üzerine
“Masrafsız iade”, “Protestosuz” şartlarını veya bunlara muadil diğer her bir
ibareyi yazarak imzalamak suretiyle, hamili müracaat hakkını kullanmak için
kabul etmeme veya ödememe protestosu keşidesinden muaf tutabilir.


            
Bu şart, hamili, poliçeyi vaktinde ibraz etmek ve gereken ihbarları yapmak
mükellefiyetlerinden vareste kılmaz. Müddetlere riayet olunmadığını ispat
mükellefiyeti, bunu hamile karşı iddia eden şahsa düşer.


            
Bu şart poliçeye keşideci tarafından yazılmış ise, poliçeden dolayı taahhüt
altına girmiş olanların hepsine karşı hüküm ifade eder; bir ciranta veya aval
veren bir kimse tarafından yazıldığı takdirde hükmü yalnız ona munhasır kalır.
Keşideci tarafından yazılan şarta rağmen hamil yine protesto çekerse masraflar
kendisine ait olur.


            
Şart bir ciranta veya aval veren bir kimse tarafından konduğu takdirde bu şarta
rağmen çekilmiş olan bir protestonun gerektirdiği masrafları, poliçeden dolayı
taahhüt altına girenlerin hepsi tazmin ile mükelleftirler.


            
III - İhbar mecburiyeti :


            
Madde – 635 : Hamil, protesto gününü yahut eğer poliçede “Masrafsız iade
şartı” mevcut ise ibrazı gününü takip eden dört iş günü içinde, kabul veya
ödemeden imtina keyfiyetlerini kendi cirantasına ve keşideciye ihbar etmeye
mecburdur.


            
Her ciranta aldığı ihbarı bunları aldığı günü takibeden iki iş günü içinde
önceki ihbarları yapan kimselerin ad soyadı ve adreslerini de göstermek
suretiyle kendi cirantasına bildirmeye mecburdur. Keşideciye varıncaya kadar bu
minval üzere muamele edilir. Müddetler önceki ihbarın alındığı tarihten
itibaren cereyana başlar.


            
Poliçede imzası bulunan bir kimseye yukarıki fıkra gereğince ihbarda
bulunulduğu takdirde, kendisine aval veren kimseye de aynı müddet içinde bu
ihbarın yapılması lazımdır.


            
Bir ciranta adresini hiç yazmamış yahut okunması mümkün olmıyacak surette
yazmış ise ihbarın ondan önceki cirantaya tebliği kafidir.


            
İhbarı yapacak olan kimse bunu noter marifetiyle veya sadece poliçenin iadesi
suretiyle yapabilir.





2866


 


            
İhbarı yapmakla mükellef olan kimse bunu muayyen müddet içinde yaptığını ispat
etmek mecburiyetindedir.


            
Yukarda gösterilen müddet içinde ihbarname göndermiyen kimse müracaat hakkını
kaybetmezse de ihmalinden doğan zarar ve ziyandan mesul olur. Ancak bu zarar ve
ziyan miktarı poliçe bedelini aşamaz.


            
IV - Teselsül:


            
Madde 636 – Bir poliçeyi keşide, kabul, ciro eden veya o poliçeye aval
veren kimseler hamile karşı, müteselsil borçlu sıfatiyle mesuldürler.


            
Hamil bunların borçlanmadaki sıraları ile bağlı olmaksızın her birine veya
bunlardan bazılarına yahut hepsine birden müracaat edebilir.


            
Poliçeden dolayı taahhüt altına girmiş olup da poliçeyi ödemiş bulunan herkes
aynı hakkı kullanabilir.


            
Hamil, borçlulardan yalnız birine müracaat etmekle, diğer borçlularla ilk önce
müracaat ettiği borçludan sonra gelenlere karşı haklarını kaybetmez.


            
V - Müracaat hakkının şümulü :


            
1. Hamilin hakkı :


            
Madde 637 – Hamil müracaat yoliyle:


            
1. Poliçenin kabul edilmemiş veya ödenmemiş olan bedelini ve eğer
şartkılınmışsa işlemiş faizi;


            
2. Vadenin gelmesinden itibaren işliyecek yüzde on hesabiyle faizi;


            
3. Protestonun ve hamil tarafından tebliğ olunan ihbarnamelerinin masraflariyle
diğer masrafları;


            
4. Poliçe bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komüsyon ücretini;


istiyebilir.


            
Eğer müracaat hakkı vadenin hulülünden önce kullanılırsa poliçe bedelinden bir
iskonto yapılır. Bu iskonto müracaat tarihinde hamilin ikametgahında cari olan
resmi iskonto haddi üzerinden hesap edilir.


          
2. Ödeyen kimsenin hakkı:


            
Madde 638 – Poliçe bedelini ödemiş olan kimse kendisinden önce gelen
borçlulardan :


            
1. Ödemiş olduğu meblağın tamamını;


            
2. Ödeme tarihinden itibaren bu meblağın yüzde on hesabiyle faizini;


            
3. Yaptığı masrafları;


            
4. Poliçe bedelinin binde ikisini aşmamak üzere komüsyon ücretini;


istiyebilir.


            
VI - Makbuz:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 639 – Kendisine müracaat edilen veya edilmesi mümkün olan borçlu,
müracaat mevzuu olan bedeli ödeyince, poliçe ve protesto varakasının ayrıca
doldurulacak bir makbuz ile birlikte kendisine verilmesini istemek hakkını
haizdir.


            
Poliçeyi ödemiş olan her ciranta, kendi cirosunu ve kendisinden sonra gelen
borçluların  cirolarını çizebilir.


            
2. Kısmi kabul halinde:


            
Madde 640 – Poliçenin kısmen kabulünden sonra müracaat
hakkının kullanılması halinde poliçe bedelinin kabul edilmiyen kısmını ödiyen
kimse, ödemenin





2867


 


 poliçe üzerine yazılmasını ve
kendisine bu hususta bir makbuz verilmesini istiyebilir. Bundan başka, onun
sonradan diğerlerine karşı müracaat haklarını kullanabilmesi için, hamil ona
poliçenin ve protestonun tasdikli birer suretini vermeye mecburdur.


            
VII - Retret:


            
Madde 641 – Müracaat hakkı olan herkes, poliçede aksine şart
bulunmadıkça kendisinden önce gelen borçlulardan biri üzerine çekeceği ve bu
kimsenin ikametgahında görüldüğü anda ödenmesi şart olan ve 
"Retret" denilen yeni bir poliçe vasıtasiyle rücuda bulunabilir.


            
Retret, 637 ve 638 inci maddelerde gösterilen paralardan başka tellallık
ücretini ve retretin damga resmini ihtiva eder.


            
Retret hamil tarafından keşide edilirse poliçe bedeli poliçenin ödeneceği
yerden önceki borçlunun ikametgahı bulunan yer üzerine keşide edilen ve
görüldüğünde ödenmesi şart olan bir poliçenin cari fiyatına göre tayin olunur.
Retret bir ciranta tarafından keşide edilirse poliçe bedeli, retreti keşide
eden kimsenin ikametgahından önceki borçlunun ikametgahı olan yer üzerine
keşide edilen ve görüldüğünde ödenmesi şart bulunan bir poliçenin cari fiyatına
göre tayin olunur.


            
VIII - Müracaat hakkının düşmesi:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 642 – Hamil; muayyen müddetleri içinde:


            
1. Görüldüğünde veya görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart olan
poliçeyi ibraz;


            
2. Kabul etmeme veya ödememe protestosunu keşide;


            
3. "Masrafsız iade olunacaktır." Şerhinin bulunması halinde poliçeyi
ödeme maksadiyle ibraz etmezse, kabul eden kimse hariç olmak üzere cirantalara,
keşideciye ve diğer borçlulara karşı haiz olduğu hakları kaybeder.


            
Kabul maksadiyle ibraz edilmesi için keşidecinin tayin ettiği müddete hamil
riayet etmezse, kabul ve ödemeden imtina sebebiyle müracaatta bulunmak
haklarını kaybeder; meğer ki, keşidecinin yalnız kabule ait mesuliyeti müstesna
tutmak istediği şerhten anlaşılsın;


            
Ciroda ibraz için bir müddet şart kılınmışsa ancak ciranta bu müddeti ileri
sürebilir.


            
2. Mücbir sebepler:


            
Madde 643 – Kanunen muayyen olan müddetler içinde poliçenin ibrazı veya
protesto keşidesi bir devletin mevzuatı veya her hangi bir mücbir sebep gibi
aşılması imkansız bir mani yüzünden mümkün olmamışsa bu muameleler için muayyen
olan müddetler uzatılır.


            
Hamil mücbir sebepleri gecikmeksizin kendisinden önce gelen borçluya ihbar
etmeye ve bu ihbarı poliçeye yahut bir alonja işaretle beraber altına yer ve
tarihi yazarak imzalamaya mecburdur: Diğer cihetler hakkında 635 inci madde
hükümleri tatbik olunur.


            
Mücbir sebeplerin ortadan kalkmasından sonra hamilin, poliçeyi gecikmeksizin
kabul veya ödeme maksadiyle ibraz ve icabında protesto keşide etmesi lazımdır.


            
Mücbir sebepler vadenin gelmesinden itibaren 30 günden çok sürerse poliçenin
ibrazına ve protesto çekmeye lüzum kalmaksızın müracaat hakkı kullanılabilir.


            
Görüldüğünde veya görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart olan
poliçeler hakkında 30 günlük müddet, hamilin kendisinden önce gelen borçluya
mücbir sebebi ihbar ettiği tarihten itibaren işler. Bu ihbar, ibraz müddetinin
bitmesinden önce de yapılabilir.Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi
şart olan poliçelerde 30 günlük müddet, poliçede gösterilen mehil bittikten
sonra işlemeye başlar.





2868


 


            
Hamilin veya poliçeyi ibraza veya protesto çekmeye memur ettiği kimsenin sırf
zatlarına ait olaylar mücbir sebeplerden sayılmaz.


            
C) Sebepsiz iktisap:


            
Madde 644 – Keşideci ve poliçeyi kabul etmiş olan muhatap, (Müruruzaman
sebebiyle veya senede dayanan hakların muhafazası için kanun hükmünce yapılması
gerekli muamelelerin ihmal edilmiş bulunması dolayısiyle poliçeden doğan
borçları düşmüş olsa bile) hamilin zararına ve sebepsiz olarak iktisabetmiş
oldukları meblağ nispetinde ona karşı borçlu kalırlar.


            
Sebepsiz mal edinmeye dayanan dava, muhataba ikametgahlı bir poliçeyi ödeyecek
olan kimseye ve keşideci poliçeyi başka bir şahıs veya ticarethane hesabına
çekmiş olduğu takdirde o kimseye veya ticarethaneye karşı dahi açılabilir.


            
Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir dava açılamaz.


            
D) Poliçe karşılığının devri:


            
Madde 645 – Keşideci hakkında iflas açılmasiyle beraber, poliçe
karşılığının veya keşidecinin muhatap hesabına matlup olarak geçirdiği diğer
paraların geri verilmesi hususunda keşidecinin muhataba karşı poliçe
münasebetinden başka bir hukuk münasebetinden dolayı haiz olduğu talep hakkı
poliçe hamiline geçmiş olur.


            
Keşideci, karşılık münasebetinden dolayı haiz olduğu haklarını devrettiğini
poliçede beyan etmiş olursa sözü geçen haklar, poliçe,hamili kim ise ona ait
olur.


            
Muhatap, iflasın açıldığı ilan veya kendisine devir keyfiyeti ihbar edildikten
sonra yalnız poliçenin iadesi mukabilinde usulü dairesinde hakkını ispat eden
hamile karşı ödemede bulunabilir.


            
E) Araya girme:


            
I - Umumi hükümler:


            
Madde 646 – Keşideci ve cirantalardan veya aval verenlerden her biri,
poliçeyi lüzumu halinde kabul edecek veya ödiyecek olan bir kimseyi
gösterebilir.


            
Poliçe, aşağıda yazılı şartlar altında, poliçe dolayısiyle kendisine müracaat
edilmesi mümkün olan her hangi bir borçlu için araya giren bir kimse tarafından
kabul edilebilir veya ödenebilir.


            
Muhatap da dahil her üçüncü kişi veya - poliçeyi kabul eden kimse hariç olmak
üzere  poliçeden dolayı zaten borçlu olan herkes araya girerek poliçeyi
kabul edebilir veya bedelini ödiyebilir.


            
Araya girmek suretiyle kabul veya ödemede bulunan kimse, lehine araya girdiği
borçluya keyfiyeti iki iş günü içinde bildirmeye mecburdur. Bu müddete riayet
etmezse ihbarda bulunmamış olmasından doğan zarardan, poliçe bedelini aşmamak
üzere mesul olur.


            
II - Araya girme suretiyle kabul:


            
1. Şartlar,hamilin durumu :


            
Madde 647 – Vadenin gelmesinden önce hamilin müracaat hakkını
kullanabileceği bütün hallerde araya girme suretiyle kabul caizdir; meğer ki,
kabul için ibraz edilmesi menedilen bir poliçe bahis mevzuu olsun.





2869


 


            
Poliçeyi lüzumunda ödeme yerinde kabul edecek veya ödiyecek olan bir kimse
poliçede gösterilmiş olduğu takdirde, hamil, o kimseye poliçeyi ibraz etmiş ve
araya girme suretiyle kabulden imtina halinde imtina keyfiyetini bir protesto
ile tesbit ettirmiş olmadıkça, o kimseyi göstermiş olan şahsa ve o şahıstan
sonra gelen borçlulara karşı vadenin hulülünden önce müracaat hakkını
kullanamaz.


            
Diğer araya girme hallerinde hamil, araya girme suretiyle kabulü reddedebilir;
şu kadar ki,buna muvafakat ederse, araya girme suretiyle kimin lehine kabulde
bulunulmuşsa ona ve bir de ondan sonra gelen borçlulara karşı vadenin
hulülünden önce müracaat haklarını kullanamaz.


            
2. Şekil:


            
Madde 648 – Araya girme suretiyle kabul keyfiyeti; poliçe üzerine
yazılır ve araya giren tarafından imza edilir. Kabul şerhinde kimin lehine
araya girildiği gösterilir; gösterilmemiş ise kabul, keşideci lehine vukubulmuş
sayılır.


            
3. Araya girme suretiyle kabul edenin mesuliyeti:


            
Madde 649 – Araya girme suretiyle kabul eden kimse, hamile ve kimin
lehine araya girmişse ondan sonra gelen borçlulara karşı tıpkı lehine araya
girilen kimse gibi mesul olur.


            
Araya girme suretiyle kabule rağmen, lehine kabul vakı olan kimse ile ondan
önce gelen borçlular 637 nci maddede gösterilen tutarı ödemek şartiyle hamilden
poliçenin ve varsa protesto varakasının ve bir makbuzun verilmesini
istiyebilir.


            
III - Araya girme suretiyle ödeme:


            
1. Şartları:


            
Madde 650 – Hamilin vadenin gelmesinde veya vadenin gelmesinden önce
müracaat haklarını kullanabileceği bütün hallerde araya girme suretiyle ödeme
caizdir.


            
Araya girme suretiyle ödeme, lehine ödenecek kimsenin ödemeye mecbur olduğu
tutarın tamamına şamil olur.


            
Bu ödemenin en geç, ödememe protestosunun çekilmesi için muayyen olan son günün
ertesi günü yapılması lazımdır.


            
2. Hamilin ibraz mükellefiyeti:


            
Madde 651 – Poliçe, ikametgahları ödeme yerinde bulunan kimseler
tarafından araya girme suretiyle kabul edilmiş veya ikametgahları ödeme yerinde
bulunan kimseler lüzumu halinde ödemede bulunmak üzere tayin edilmişler ise
hamil en geç, ödememe protestosunun çekilmesi için muayyen olan müddetin
bittiği günün ertesi günü poliçeyi bütün bu kimselere ibraz etmeye ve icabında
araya girme suretiyle ödemeden imtina edildiğinden dolayı protesto çekmeye
mecburdur.


            
Protesto vaktinde çekilmemişse, lüzumu halinde ödiyecek kimseyi göstermiş olan
veya araya girme suretiyle lehine poliçe kabul edilmiş bulunan kimse ile
onlardan sonra gelen borçlular mesuliyetten kurtulmuş olurlar.


          
3. Reddin neticesi:


            
Madde 652 – Araya girme suretiyle kendisine vakı ödemeyi reddeden hamil,
ödeme halinde borçtan kimler kurtulacak idiyse onlara karşı müracaat haklarını
kaybeder.


            
4. Makbuz:


            
Madde 653 – Araya girme suretiyle ödeme vukuunda, ödeme kimin için yapılmış
ise o kimse gösterilmek suretiyle poliçe üzerine makbuz mahiyetinde bir şerh
yazılır. Kimin için ödendiği gösterilmediği takdirde ödeme, keşideci için
yapılmış sayılır.





2870


 


            
Poliçenin ve varsa protestonun, araya girmek suretiyle ödemede bulunan kimseye
verilmesi lazımdır.


            
5. Hakların devri, araya girenlerin birden fazla olması hali:


            
Madde 654 – Araya girme suretiyle ödemede bulunan kimse, lehine ödemede
bulunduğu kimseye ve poliçeden dolayı ona borçlu olan kimselere karşı poliçeden
doğan hakları iktisap eder. Şu kadar ki, poliçeyi yeniden ciro edemez.


            
Lehine ödemede bulunulan kimseden sonra gelen borçlular borçtan kurtulurlar.


            
Araya girme suretiyle ödemede bulunmak hususunda mütaaddit teklifler yapılmışsa
bu tekliflerden hangisi borçlulardan en çoğunu borçtan kurtaracaksa o tercih
olunur. Ortada daha iyi bir teklif bulunduğunu bildiği halde araya girme
suretiyle ödemede bulunan kimse, en iyi teklif tercih edilmiş olsaydı, kimler
borçtan kurtulacak idiyseler onlara karşı müracaat haklarını kaybeder.


 


ALTINCI
AYIRIM


Poliçe Nüshaları
ve Poliçe Suretleri


 


            
I - Poliçe nüshaları:


            
1. İsteme hakkı :


            
Madde 655 – Poliçe birbirinin aynı olmak üzere birden fazla nüsha olarak
keşide edilebilir.


            
Bu nüshalara teselsül eden sıra numaraları konulur. Numaralar metne yazılır.
Aksi takdirde nüshaların her birine ayrı bir poliçe nazariyle bakılır.


            
Tek nüsha olarak keşide edildiği kaydını ihtiva etmiyen bir poliçenin hamili,
masrafları kendisine ait olmak üzere mütaaddit nüshalar verilmesini
istiyebilir. Bu maksatla hamil kendi cirantasına başvurduğu takdirde hamilin
cirantası ve daha önceki cirantalar sıra ile birbirlerine ve ilk ciranta da keşideciye
başvurmaya mecburdurlar. Bundan başka cirantalar, yeni nüshalar üzerine kendi
cirolarını yeniden yazmaya mecburdurlar.


            
2. Nüshalar arasındaki münasebet:


            
Madde 656 – Poliçe nüshalarından biri üzerinde yapılacak ödemenin diğer
nüshaları hükümsüz kılacağı kaydını taşımasa bile nüshalardan biri üzerine
yapılan ödeme, bütün nüshalardan doğan hakları düşürür. Şu kadar ki, kabul
şerhini havi olup da kendisine geri verilmemiş olan her nüshadan dolayı
muhatabın mesuliyeti bakidir.


            
Mütaaddit nüshaları muhtelif kimselere veren ciranta ile ondan sonra gelen
borçlular kendi imzalarını havi olup da geri verilmemiş olan bütün nüshalardan
dolayı mesuldürler


            
3. Kabul şerhi:


            
Madde 657 – Nüshalardan birini kabul için gönderen kimse bu nüshayı
elinde tutan kimsenin adını diğer nüshalar üzerine işaret etmeye mecburdur.
Kabul için gönderilen nüshayı elinde tutan kimse; bunu, diğer nüshanın
salahiyetli hamiline teslim etmekle mükelleftir.


            
Teslimden imtina ederse hamil müracaat hakkını,ancak:


            
1. Kabul için gönderilen nüshanın tarafından vaki olan talep üzerine kendisine
teslim olunmadığı;





2871


 


            
2. Diğer nüsha üzerine de kabul veya ödemenin elde edilemediği; bir protesto ile
tesbit ettirilmiş olduğu takdirde kullanabilir.


            
II - Suretler:


          
1. Şekil ve hükümleri:


            
Madde 658 – Her poliçe hamilinin, poliçenin suretlerini çıkarmaya hakkı
vardır.


            
Suretin, cirolar ve poliçede bulunan diğer bütün kayıtlarla birlikte senedin
aslını, aynen, ihtiva etmesi ve nerede son bulduğunu göstermesi lazımdır.


            
Suret, aslı gibi ve aynı hükümler meydana getirmek üzere ciro edilebilir ve


aval
taahhüdüne mevzu teşkil edebilir.


            
2. Senet aslının teslimi:


            
Madde 659 – Suretin, senet aslının kimin elinde bulunduğunu göstermesi
lazımdır. Aslı elinde tutan kimse, bunu,suretin salahiyetli hamiline teslim ile
mükelleftir.


            
Teslimden imtina halinde hamil; ancak vakı talebe rağmen senet aslının
kendisine teslim edilmediğini bir protesto ile tesbit ettirdiği takdirde,
suretin cirantalarına ve suret üzerine aval veren kimselere karşı müracaat
haklarını kullanabilir.


            
Senedin aslı, suretin tanziminden önce en son olarak aslına yazılmış olan
cirodan sonra "Buradan itibaren ancak suret üzerine yazılacak cirolar
muteberdir." kaydını veya buna benzer bir kaydı ihtiva ederse bundan sonra
senedin aslına yazılacak cirolar hükümsüzdür.


 


YEDİNCİ
AYIRIM


Çeşitli Hükümler


 


            
A) Senet metnindeki değişiklikler:


            
Madde 660 – Bir poliçe metni tahrif edildiği takdirde değiştirmeden
sonra poliçe üzerine imza koymuş olan kimseler değişmiş metin gereğince ve
ondan önce imzasını koyanlar ise eski metin gereğince mesul olurlar.


            
B) Müruruzaman:


            
1. Müddetler:


            
Madde 661 – Poliçeyi kabul edene karşı açılacak davalar vadenin geldiği
tarihten itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar.


            
Hamilin; cirantalar ile keşideciye karşı açacağı davalar müddetinde keşide
edilen protesto tarihinden veya senette "Masrafsız iade olunacaktır"
kaydı varsa vadenin bittiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle müruruzamana
uğrar.


            
Bir cirantanın başka cirantalarla keşideci aleyhine açacağı davalar, cirantanın
poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı dermeyen edildiği
tarihten itibaren altı ay geçmekle müruruzamana uğrar


            
II - Kesilme:


            
1. Sebepleri:


            
Madde 662 – Müruruzaman; dava açılması, takip talebinde bulunulması,
davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleriyle
kesilir.





2872


 


            
2. Hükümleri


            
Madde 663 – Müruruzamanı kesen muamele her kim hakkında vakı olmuşsa ancak
ona karşı hüküm ifade eder.


            
Müruruzaman kesilince, müddeti aynı olan yeni bir müruruzaman işlemeye başlar.


            
C) Müddetler:


            
1. Tatil günleri:


            
Madde 664 – Vadesi pazara veya diğer bir resmi tatil gününe rastlıyan
poliçenin ödenmesi, ancak tatili takibeden ilk iş günü istenebilir. Poliçeye
mütaallik diğer bütün muameleler, hususiyle kabul için ibraz ve protesto
muameleleri de tatilde yapılmayıp ancak bir iş gününde yapılır.


            
Bu muamelelerden biri, son günü pazara veya diğer resmi tatil gününe rastlıyan
bir müddet içinde yapılması lazım geldiği takdirde bu müddet onu takip eden ilk
iş gününe kadar uzar. Aradaki tatil günleri müddet hesabına dahildir.


               
2. Müddetin hesaplanması:


            
Madde 665 – Kanunun bu kısmında veya poliçede gösterilen müddetler hesap
edilirken bunların başladığı gün sayılmaz.


            
3. Atıfet mehilleri:


            
Madde 666 – Poliçelerde kanuni veya kazai atıfet mehilleri caiz
değildir.


            
D) Poliçeye ilişkin muamelelerin yapılacağı yer:


            
Madde 667 – Poliçeyi kabul veya ödeme için ibraz etmek,protesto çekmek,
poliçenin bir nüshasının verilmesini istemek gibi muayyen bir kimse nezdinde
yapılacak olan bütün muamelelerin bu kimsenin ticaret yerinde ve böyle bir yeri
yoksa meskeninde yapılması lazımdır.


            
Ticaret yeri veya meskenin bulunduğu yer dikkatle araştırılır.


            
Şu kadar ki; zabıta veya mahalli posta idaresinden edinilen malümattan bir
netice çıkmadığı takdirde başka araştırmalar yapmaya lüzum kalmaz.


            
E) İmzalar:


            
Madde 668 – Poliçe üzerindeki beyanların el yazısı ile imza edilmesi
lazımdır.


            
El yazısı ile olan imza yerine, mihaniki her hangi bir vasıta veya el ile yapılan
veyahut tasdik edilmiş olan bir işaret yahut resmi bir şahadetname
kullanılamaz.


            (Mülga
üçüncü fıkra: 1/7/2005-5378/50 md.)


            
F) İptal:


            
I - Önleyici tedbirler:


            
Madde 669 – Rızası olmaksızın poliçe elinden çıkan kimse, ödeme
yerindeki mahkemeden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini istiyebilir.


            
Mahkeme, ödemeyi meneden kararda muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe
bedelini tevdi etmeye müsaade ve tevdi yerine tayin eder.


            
II - Poliçeyi eline geçiren kimsenin bilinmesi:


            
Madde 670 – Poliçeyi eline geçiren kimse malüm olduğu takdirde, mahkeme,
dilekçe sahibine istirdat davası açması için münasip bir mühlet verir.


            
Dilekçe sahibi, tayin olunan mühlet içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhatap
hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.





2873


 


            
III - Poliçeyi eline geçirenin bilinmesi:


            
1. Dilekçe sahibinin külfetleri:


            
Madde 671 – Poliçeyi eline geçiren kimse malüm değilse, poliçenin
iptaline karar verilmesi istenebilir.


            
İptal talebinde bulunan kimse, poliçe elinde iken zıyaa uğradığını kuvvetle
muhtemel gösteren delilleri mahkemeye temin etmek ve senedin bir suretini ibraz
etmek veya senedin esas muhteviyatı hakkında malümat vermekle mükelleftir.


            
2. İhtar:


            
a) Muhtevası:


            
Madde 672 – Mahkeme, dilekçe sahibinin, poliçe elinde iken zıyaa
uğradığına dair verdiği izahların doğruluğunu kuvvetle muhtemel görürse ilan
yolu ile, poliçeyi eline geçireni, poliçeyi muayyen bir müddet içinde getirmeye
davet ve aksi takdirde poliçenin iptaline karar vereceğini ihtar eder.


            
b) Müddetler:


            
Madde 673 – Poliçeyi getirme müddeti en az üç ay ve en çok bir yıldır.


            
Vadesi gelmiş poliçelerde müruruzaman üç ayın dolmasından önce tahakkuk
edecekse mahkeme, üç aylık müddet ile bağlı değildir.


            
Müddet, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi gelmiyen
poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren cereyan eder.


            
e) İlan:


            
Madde 674 – Poliçenin getirilmesine mütaallik ilan, 37 inci maddede
anılan gazete ile üç kere yapılır.


            
Hususiyet arz eden hadiselerde, mahkeme, münasip göreceği daha başka ilan tedbirlerine
dahi müracaat edebilir.


            
IV - İstirdat davası:


            
Madde 675 – Elden çıkan poliçe getirilirse mahkeme, istirdat davası
açmak üzere dilekçe sahibine münasip bir mühlet verir. Dilekçe sahibi bu mühlet
içinde dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi mahkemeye getirmiş olana geri verir,
muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.


            
V - İptal kararı:


            
Madde 676 – Elden çıkan poliçe tayin edilen mühlet içinde getirilmezse
mahkeme onun iptaline karar verir.


            
Poliçenin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen dilekçe sahibi kabul edene
karşı, poliçeden doğan talep hakkını dermeyan edebilir.


            
VI - Teminat:


            
Madde 677 – Mahkeme, iptale karar vermeden önce de, kabul edene, poliçe
bedelini tevdi etmeyi veya kafi teminat mukabilinde bunu ödemeyi bile
emredebilir.


            
Teminat hüsnüniyetle poliçeyi iktisabeden kimsenin zararlarına bir karşılık
teşkil eder. Senet iptal edildiği veya senetten doğan haklar diğer bir sebeple
ortadan kalktığı takdirde, teminat geri alınabilir.


 


SEKİZİNCİ
AYIRIM


Kanunlar İhtilafı


 


            
I - Ehliyet:


            
Madde 678 – Bir kimsenin poliçe ile borçlanması için gereken ehliyeti
tabi bulunduğu devletin kanunu ile tayin olunur. Eğer bu kanun diğer bir
memleketin kanununa atıfta bulunuyorsa o kanun tatbik olunur.





2874


 


            
Yukarıki fıkrada bildirilen kanun gereğince ehliyeti haiz olmıyan kimse, eğer
mevzuatı bakımından kendisini ehil sayan bir memleket içinde imza koymuşsa,
taahhütleri ile mülzem
olur.                                               



            
II - Şekil ve müddetler:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 679 – Poliçe ile yapılan taahhütlerin şekli, bu taahhütlerin
imzalandığı memleketin kanunlarına tabidir.


            
Bir poliçe taahhüdü, vukubulduğu ülkenin kanunları hükmünce şekil bakımından
muteber olmamakla beraber aynı poliçeye ilişkin sonraki bir taahhüdün
vukubulduğu ülke kanunlarınca muteber bulunursa ilk taahhüdün şekil bakımından
muteber olmayışı, sonraki taahhüdün muteberliğine halel getirmez.


            
Bir Türkün yabancı memlekette yapmış olduğu bir poliçe taahhüdü Türk
mevzuatının gösterdiği şekle uygun bulunduğu takdirde Türkiye'de başka bir
Türke karşı muteberdir.


            
2. Hakların kullanılması ve muhafazasına  müteallik muameleler:


            
Madde 680 – Protestonun şekli ve protesto çekilmesi için muayyen olan
müddetler ile poliçeden doğan hakların kullanılması veya muhafazası için
gerekli diğer muamelelerin şekli protestonun çekilmesi veya muamelenin
yapılması lazımgelen memleketin kanunlarına göre tayin olunur.


            
3. Müracaat hakkı:


            
Madde 681 – Müracaat haklarının kullanılması için riayeti gereken
müddetler, bütün poliçe borçluları hakkında poliçenin keşide edildiği yerde
cari olan mevzuata göre tayin olunur.


            
III - Taahhütlerin hükümleri:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 682 – Bir poliçeyi kabul eden kimsenin taahhütlerinden doğan
neticeler, ödeme yerindeki kanunlara göre tayin olunur.


            
Senetteki diğer borçluların taahhütlerinden doğan neticeler, bu taahhütler
hangi memlekette imza edilmiş ise o memleket kanununa tabi olur.


            
2. Kısmi kabul ve ödeme:


            
Madde 683 – Kabul keyfiyetinin poliçedeki bedelin bir kısmına
hasredilebilip edilemiyeceğini ve hamilin kısmi ödemeyi kabule mecbur bulunup
bulunmadığını, ödeme yerindeki kanun tayin eder.


            
3. Ödeme:


            
Madde 684 – Vade geldiğinde ödeme, hususiyle vadenin geldiği günün ve
ödeme tarihinin hesaplanması, bedeli yabancı bir memleket parasiyle tayin
edilmiş poliçelerin ödenme keyfiyeti, poliçe hangi memlekette ödenmek lazım
geliyorsa o memleketteki kanuna göre tayin olunur.


            
4. Sebepsiz iktisaptan doğan haklar:


            
Madde 685 – Muhatap, ikametgahlı poliçeyi ödeyecek olan üçüncü şahıs ve
(Keşidecinin başka bir kimse veya ticarethane hesabına poliçe çekmiş olması
halinde) kendi hesabına poliçe çekilmiş bulunan kimse veya ticarethane
aleyhlerine sebepsiz iktisaptan doğan haklar, bunların ikametgahlarının
bulunduğu memleketin kanununa göre tayin olunur.





2875


 


            
5. Karşılığın hamile geçmesi:


            
Madde 686 – Bir poliçe hamilinin, senedin keşidesine sebep olan alacağı
iktisabedip etmiyeceğini; senedin keşide edildiği yerdeki kanun tayin eder.


            
6.  İptal kararı:


            
Madde 687 – Bir poliçenin kaybolması veya çalınması halinde alınacak
tedbirleri, ödeme yerindeki kanun tayin eder.


 


İKİNCİ
KISIM


Bono veya Emre
Muharrer Senet


 


            
A) Unsurlar:


            
Madde 688 – Bono veya emre muharrer senet:


            
1. Senet metninde (Bono) veya (Emre muharrer senet) kelimesini ve senet
Türkçe'den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak kullanılan
kelimeyi;


            
2. Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini;


            
3. Vadeyi;


            
4. Ödeme yerini;


            
5. Kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını;


            
6. Senedin tanzim edildiği gün ve yeri;


            
7. Senedi tanzim edenin imzasını;


ihtiva eder.


            
B) Noksanlar:


            
Madde 689 – Aşağıdaki fıkralarda yazılı haller mahfuz kalmak üzere,
bundan önceki maddede gösterilen unsurlardan birini ihtiva etmiyen bir senet
bono sayılmaz.


            
Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono
sayılır.


            
Sarahat bulunmadığı takdirde senedin tanzim edildiği yer, ödeme yeri ve aynı
zamanda tanzim edenin ikametgahı sayılır


            
Tanzim edildiği yer gösterilmiyen bir bono, tanzim edenin ad ve soyadı yanında
yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır.


            
C) Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 690 – Bononun mahiyetine aykırı düşmedikçe poliçelerin cirosuna
ait (593-602) ve vadeye dair (615 - 619) ve ödeme hakkındaki (620 - 624) ve
ödemeden imtina halinde müracaat haklarına dair (625 - 639, 641 - 643) ve araya
girme suretiyle ödemeye ait (646, 650 - 654) ve suretlere mütaallik (658, 659)
ve bozup değiştirme hakkındaki (660) ve müruruzamana ait (661 - 663) ve iptale
mütaallik (669 - 677) ve tatil günleri, müddetlerin hesabı ve atıfet
mehillerinin yasağı, poliçeye mütaallik muamelelerin yapılması icabeden yer ve
imza hakkındaki (664 - 668) ve kanunlar ihtilafına dair (678 - 687) inci
maddeler hükümleri bonolar hakkında da caridir.


            
Kezalik üçüncü bir şahsın ikametgahında veya muhatabın ikametgahından başka bir
yerde ödenmesi şart olan poliçeye mütaallik (586 ve 609) ve faiz şartına
mütedair (587) ve ödenecek bedele dair muhtelif  beyanlar hakkındaki (588)
ve muteber olmıyan bir imzanın neticelerine dair (589) ve temsil salahiyetini
haiz olmıyan veya salahiyeti hududunu aşan bir kimsenin imzasına mütedair (590)
ve açık poliçeye mütaallik (592) inci madde hükümleri, bonolar hakkında da
caridir.





2876


 


            
Avala mütedair (612 - 614) üncü maddeler hükümleri de bonolar hakkında tatbik
olunur.


            
613 üncü maddenin son fıkrasında derpiş edilen halde aval, avalın kimin
hesabına verildiğini göstermezse bonoyu tanzim eden kimse hesabına verilmiş
sayılır.


            
D) Tanzim edenin mesuliyeti:


            
Madde 691 – Bir bonoyu tanzim eden kimse; tıpkı bir poliçeyi kabul eden
gibi
mesuldür.                                                                      



            
Görüldüğünden muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart olan bonoların tanzim
edene (605) inci maddede yazılı müddetler içinde ibraz olunması lazımdır.


            
Tanzim eden, bononun kendisine ibraz edildiğini bono üzerine ibraz gününü
işaret etmek ve imzasını koymak suretiyle teyit eder. Müddet ibraz şerhi
tarihinden itibaren işlemeye başlar. Tanzim eden; bononun kendisine ibraz
edildiğini, gününü işaret etmek suretiyle teyit etmekten imtina ederse keyfiyet
bir protesto ile tesbit edilir. Bu takdirde müddet protesto gününden itibaren
işlemeye başlar.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Çek


BİRİNCİ
AYIRIM


Çeklerin Keşidesi
ve Şekli


 


            
A) Şekil:


            
I - Unsurlar:


            
Madde 692 – Çek:


            
1. "Çek" kelimesini ve eğer senet Türkçeden başka bir dille yazılmış
ise o dilde "Çek" karşılığı olarak kullanılan kelimeyi;


            
2. Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için havaleyi;


            
3. Ödeyecek kimsenin "muhatabın" ad ve soyadını;


            
4. Ödeme yerini;


            
5. Keşide gününü ve yerini;


            
6. Çeki çeken kimsenin (Keşidecinin) imzasını;


ihtiva eder.


            
II - Unsurların bulunmaması:


            
Madde 693 – Yukarıki maddede gösterilen hususlardan birini ihtiva
etmiyen bir senet aşağıdaki fıkralarda yazılı haller dışında, çek sayılmaz.


            
Çekte sarahat yoksa muhatabın ad ve soyadı yanında gösterilen yer, ödeme yeri
sayılır. Muhatabın ad ve soyadı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde
çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir sarahat ve başka bir kayıt da
mevcut değilse çek muhatabın iş merkezinin bulunduğu yerde ödenir.


            
Keşide yeri gösterilmemiş olan çek, keşidecinin ad ve soyadı yanında yazılı
olan yerde çekilmiş sayılır.


            
B) Münferit unsurlar:


            
I - Muhatap:


            
1. Muhatabolma ehliyet:


            
Madde 694 – Türkiye'de ödenecek çeklerde muhatab olarak ancak bir banka
gösterilebilir.





2877


 


            
Diğer bir kimse üzerine çekilen çek; yalnız havale hükmündedir.


            
Havale sayılan bir çek hakkında Damga Resmi Kanununun çeklere ait hükümleri
tatbik olunmaz.


            
2. Karşılık:


            
Madde 695 – Bir çekin keşide edilebilmesi için, muhatabın elinde
keşidecinin emrine tahsis edilmiş bir karşılık bulunması ve keşidecinin bu
karşılık üzerinde çek keşide etmek suretiyle tasarruf hakkını haiz bulunacağına
dair muhatapla keşideci arasında açık veya zımni bir anlaşma mevcut olması
şarttır. Şu kadar ki; bu hükümlere riayetsizlik halinde senedin çek olarak
muteber olmasına halel gelmez.


            
Keşideci; muhatap nezdinde çekin ancak bir kısım karşılığını hazır bulundurduğu
takdirde muhatap bu kısmi karşılığın tutarını ödemekle mükelleftir.


            
Gösterilen paraya mukabil muhatap nezdinde karşılığı bulunmadan bir çek keşide
eden kimse; çekin kapatılmıyan miktarının yüzde beşini ödemekle mükellef
olduktan başka hamilin bu yüzden uğradığı zararı tazmine mecburdur.


            
II - Kabul yasağı:


            
Madde 696 – Çek hakkında kabul muamelesi cari değildir. Çek üzerine
yazılmış bir kabul şerhi, yazılmamış sayılır.


            
III - Kimin lehine keşide edilebileceği:


            
Madde 697 – Çek:


            
1. "Emre yazılı" kaydiyle veya bu kayıt olmadan muayyen bir kimseye;


            
2. "Emre yazılı değildir" kaydiyle veya buna benzer bir kayıtla
muayyen bir kimseye;


            
3. Veya hamile; ödenmek üzere keşide edilebilir.


            
Muayyen bir kimse lehine olarak veya "Hamiline" kelimesinin yahut
buna benzer diğer bir tabirin ilavesiyle keşide kılınan çek, hamile yazılı bir
çek sayılır.


            
Kimin lehine keşide edildiği gösterilmemiş olan bir çek, hamile yazılı çek
hükmündedir.


            
IV - Faiz Şartı:


            
Madde 698 – Çekte münderiç her hangi bir faiz şartı, yazılmamış sayılır.


            
V - Adresli ve ikametgahlı çek:


            
Madde 699 – Çek,muhatabın ikametgahında veya başka bir yerde üçüncü bir
şahıs tarafından ödenmek üzere keşide edilebilir; şu kadar ki; bu üçüncü şahsın
bir banka olması şarttır.


 


İKİNCİ
AYIRIM


Devir


 


            
A) Devir kabiliyeti:


            
Madde 700 – Sarahaten "Emre yazılı" kaydiyle veya bu kayıt
olmadan muayyen bir kimse lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve teslim
yoliyle devredilebilir.


            
"Emre yazılı değildir" kaydiyle veya buna benzer bir kayıtla muayyen
bir kimse lehine ödenmesi şart kılınan bir çek ancak alacağın temliki yoliyle
devredilebilir ve bu devir, alacağın temlikinin hukuki neticelerini doğurur.





2878


 


            
Ciro, keşideci veya çekten dolayı borçlu olanlardan her hangi biri lehine de
yapılabilir. Bu kimseler çeki yeniden ciro edebilirler.


            
B) Ciro:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 701 – Cironun, kayıtsız ve şartsız olması lazımdır. Ciro, şartlara
tabi tutulmuşsa bunlar yazılmamış sayılır.


            
Kısmi ciro ve muhatabın cirosu batıldır.


            
Hamiline yazılı ciro beyaz ciro hükmündedir.


            
Muhatap lehindeki ciro yalnız makbuz hükmündedir; meğer ki, muhatabın birden
fazla şubesi olup da ciro, çekin üzerine çekildiği şubeden başka bir şube
üzerine yazılmış bulunsun.


            
II - Hak sahipliğini ispat vazifesi:


            
Madde 702 – Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz
ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan 
anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta
yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro takibederse bu son
ciroyu imzalıyan kimse çeki beyaz ciro ile iktisabetmiş sayılır.


            
III - Hamile yazılı çek üzerine yapılan ciro:


            
Madde 703 – Hamile yazılı bir çek üzerine yapılan bir ciro cirantayı,
müracaat hakkına dair hükümler gereğince mesul kılarsa da senedin mahiyetini
değiştirerek onu emre yazılı bir çek haline getirmez.


            
C) Kaybedilen çek:


            
Madde 704 – Çek, her hangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış
bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle
nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre
ispat etsin - çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle
iktisabetmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki
geri vermekle mükelleftir.


            
D) Protestodan ve vadeden sonraki ciro:


            
Madde 705 – Protestonun keşidesinden veya aynı mahiyette bir tesbitten
yahut ibraz müddetinin geçmesinden sonra yapılan bir ciro, ancak alacağın
temliki hükmünde tutulur ve böyle bir temlikin neticelerini doğurur.


            
Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro, protesto veya aynı mahiyette bir
tesbitin icrasından veya ibraz müddetinin geçmesinden önce yapılmış sayılır.


 


ÜÇÜNCÜ
AYIRIM


Ödeme ve ödemeden
imtina


 


               
A) Ödeme:


            
I - Aval:


            
Madde 706 – Çekte yazılı bedelin ödenmesi, kısmen veya tamamen aval ile
temin olunabilir.


            
Bu teminat muhatap hariç olmak üzere üçüncü bir şahıs yahut çek üzerinde esasen
imzası bulunan bir kimse tarafından da verilebilir.


            
II - Vade:


            
Madde 707 – Çek, görüldüğünde ödenir. Buna aykırı her hangi bir kayıt
yazılmamış hükmündedir.





2879


 


            
Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek
ibraz günü ödenir.


            
III - Ödeme için ibraz:


            
1. Umumi olarak :


            
Madde 708 – Bir çek, keşide edildiği yerde ödenecekse on gün; keşide
edildiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz
edilmelidir.


            
Ödeneceği memleketten başka bir memlekette keşide edilen çek, keşide yeri ile
ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı ayrı kıtalarda ise üç ay içinde
muhataba ibraz edilmelidir.


            
Bu bakımdan, bir Avrupa memleketinde çekilip ve Akdeniz'de sahili bulunan bir
memlekette ödenecek olan ve bilmukabele Akdeniz'de sahili olan bir memlekette
çekilip bir Avrupa memleketinde ödenmesi lazımgelen çekler aynı kıtada keşide
edilmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır.


            
Yukarda yazılı müddetler, çekte keşide günü olarak gösterilen tarihten itibaren
işler.


            
2. Takvim ihtilafı:


            
Madde 709 – Çek takvimleri farklı olan iki yer arasında çekildiği
takdirde; keşide günü, ödeme yerindeki takvimin mukabil gününe irca olunur.


            
3. Takas odası:


            
Madde 710 – Çekin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine
geçer.


            
IV - Çekten cayma:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 711 – Çekten cayma, ancak ibraz müddeti geçdikten sonra hüküm
ifade eder.


            
Çekten cayılmamışsa, muhatap, ibraz müddetinin geçmesinden sonra dahil çeki
ödiyebilir.


            (Mülga üçüncü fıkra: 18/2/2009-5838/32 md.)


            
2.Hususi haller:


            
Madde 712 – Çekin tedavüle çıkarılmasından sonra keşidecinin ölümü veya
medeni haklarını kullanma ehliyetini kaybetmesi yahut iflası çekin
muteberliğine halel getirmez.


            
V - Ciroların tahkiki:


            
Madde 713 – Cirosu kabil bir çeki ödiyen muhatap, ciroların arasında
muntazam bir teselsülün mevcut olup olmadığını incelemeye mecbur ise de ciranta
imzalarının sıhhatini tahkika mecbur değildir.


            
VI - Yabancı memleket parasiyle ödenecek çek:


            
Madde 714 – Çekin ödeme yerinde rayici olmıyan bir para ile ödenmesi
şart koşulmuş ise bedeli, çekin ibraz günündeki kıymetine göre o memleket
parası ile ödenebilir. İbraz üzerine ödenmediği takdirde, hamil, çek bedelinin
dilerse ibraz, dilerse ödeme günlerindeki rayice göre memleket parasiyle
ödenmesini istiyebilir.


            
Kanuni rayici olmıyan paranın kıymeti, ödeme yerindeki ticari teamüllere göre
tayin olunur. Bununla beraber keşideci, ödenecek meblağın çekte yazılı muayyen
bir rayice göre hesap olunmasını şart koşabilir.





2880


 


            
Keşideci, ödemenin muayyen bir para ile yapılması lüzumunu şart koşmuş ise
(Aynen ödeme şartı) ilk iki fıkra hükümleri tatbik olunmaz.


            
Çek bedeli; keşide ve ödeme memleketlerinde aynı adı taşıyan ve fakat
kıymetleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde, ödeme
yerindeki para kasdedilmiş sayılır.


            
VII - Çizgili çek:


            
1. Şekil ve şartları:


            
Madde 715 – Bir çekin keşidecisi veya hamili, onu, 716 ncı maddede
gösterilen neticeleri doğurmak üzere çizebilir.


            
Çekin çizilmesi, çekin iç yüzünü birbirine muvazi iki çizgi çekmek suretiyle
yapılır. Çek,umumi veya hususi olarak çizilebilir.


            
İki çizgi arasına hiçbir işaret konmamış veya "Banka" kelimesi veya
buna benzer bir tabir konmuş ise çek, umumi olarak çizilmiştir. Eğer iki çizgi
arasına muayyen bir bankanın adı yazılmış ise, çek, hususi olarak çizilmiş
demektir.


            
Umumi çizgi, hususi çizgiye tahvil olunabilir;fakat hususi çizgi umumi bir
çizgiye tahvil olunamaz.


            
Çizgilerin veya zikredilen banka adının silinmesi, hükümsüz sayılır.


            
2. Hükümleri:


            
Madde 716 – Umumi olarak çizilen bir çek, muhatap tarafından ancak bir
bankaya veya muhatabın bir müşterisine ödenebilir.


            
Hususi olarak çizilen bir çek, muhatap tarafından ancak adı gösterilen bankaya
veya bu banka muhatap ise onun müşterisine ödenebilir. Şu kadar ki; adı
gösterilen banka, bedelin tahsili işini diğer bir bankaya bırakabilir.


            
Bir banka, çizgili bir çeki, ancak müşterilerinden veya diğer bir bankadan
iktisabedebilir. Kezalik onu, sözü geçen kimselerden başkaları hesabına tahsil
edemez.


            
Çek, birden fazla hususi olarak çizilmiş ise muhatabın bu çeki ödemeye mezun
olması için çekin ikiden fazla çizilmemiş olması ve çizgilerden birinin, çekin
bir takas odası tarafından tahsil edilebilmesi maksadı ile yapılmış olması
şarttır.


            
Yukardaki hükümlere muhalif hareket eden muhatap veya banka, çek bedelini
aşmamak üzere, hasıl olan zarardan mesuldür.


            
VIII - Hesaba geçirilmek üzere çekilen çek:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 717 – Bir çekin keşidecisi veya hamili çekin yüz tarafına mailen
enine doğru "Hesaba geçirilecektir" kaydını veya buna benzer bir
tabiri yazarak çekin nakten ödenmesini menedebilir. Bu takdirde çek; muhatap
tarafından ancak hesaba alacak kaydı, takas, hesap nakli suretiyle kayden
ödenebilir. Bu kayıtlar ödeme yerine geçer.


            
"Hesaba geçirilecektir" kaydının çizilmesi hükümsüzdür.


            
Yukardaki hükümlere aykırı hareket eden muhatap, çekin bedelini aşmamak üzere
hasıl olan zarardan mesuldur.


            
2. Hamilin hakları:


            
a) İflas halinde:


            
Madde 718 – Hesaba geçirilmek üzere çekilen bir çekin hamili; muhatap
iflas etmiş veya ödemelerini tatil etmiş veyahut aleyhine yapılan her hangi bir
icra takibi semeresiz kalmışsa çek bedelini nakten ödemesini muhataptan
istiyebileceği gibi imtina halinde müracaat hakkını da kullanır.





2881


 


            
b) Hesaba geçirilmeden imtina halinde:


            
Madde 719 – Hesaba geçirilmek üzere çekilen bir çekin hamili; muhatabın,
çek bedelini kayıtsız ve şartsız alacak diye hesaba geçirmekten imtina veya
ödeme yerindeki takas odasının, bu çekin, hamilin borçlarına mahsubedilmek
kabiliyetini haiz olmadığını beyan etmiş olduğunu ispat ederse müracaat
haklarını kullanabilir.


            
B) Ödemeden imtina:


            
I - Hamilin müracaat hakları:


            
Madde 720 – Vaktinde ibraz edilmiş olan çekin ödenmemiş olduğu ve
ödenmeden imtina keyfiyeti:


            
1. Resmi bir vesika ile (Protesto);


            
2. Muhatap tarafından, ibraz günü de gösterilmek suretiyle, çekin üzerine
yazılmış olan tarihli bir beyanla;


            
3. Bir takas odasının, çek vaktinde teslim edildiği halde ödenmediğini tesbit
eden tarihli bir beyanı ile; sabit bulunduğu takdirde hamil; cirantalar,
keşideci ve diğer çek borçlularına karşı müracaat haklarını kullanabilir.


            
II - Protesto:


            
Madde 721 – Protesto veya buna muadil olan tesbit, ibraz müddetinin
geçmesinden önce yapılmalıdır.


            
İbraz keyfiyeti müddetin son gününde vukubulursa protesto veya buna muadil
tesbit, mütaakıp iş gününde de yapılabilir.


            
III - Müracaat hakkının şümulü:


            
Madde 722 – Hamil, müracaat yoliyle:


            
1. Çekin ödenmemiş olan bedelini;


            
2. İbraz gününden itibaren yüzde on faizini;


            
3. Protestonun veya buna muadil olan tesbitin ve gönderilen ihbarnamelerin
masrafları ile diğer masrafları;


            
4. Çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komüsyon ücretini; istiyebilir.


            
IV - Mücbir sebepler:


            
Madde 723 – Kanunen muayyen olan müddetler içinde çekin ibrazı veya
protesto yahut buna muadil tesbitin yapılması; bir devletin mevzuatı veya her
hangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkansız bir mani yüzünden mümkün
olmamışsa bu muameleler için muayyen olan müddetler uzar.


            
Hamil mücbir sebepleri gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar etmeye ve bu
ihbarı çeke yahut bir alonja işaretle beraber altına yerini ve tarihini yazarak
imzalamaya mecburdur. 635 inci madde hükümleri burada da tatbik olunur.


            
Mücbir sebeplerin ortadan kalkmasından sonra hamil çeki gecikmeksizin ödeme
maksadı ile ibraz ve icabında protesto veya buna muadil tesbiti yaptırmaya
mecburdur.


            
Mücbir sebepler; hamilin ibraz müddetinin bitiminden önce olmak şartiyle,
mücbir sebep keyfiyetini kendi cirantasına ihbar ettiği günden itibaren on beş
günden fazla devam ederse çekin ibrazına ve protesto keşidesine yahut buna
muadil tesbite lüzum kalmaksızın müracaat hakkı kullanılabilir.


            
Hamilin veya çeki ibraza veya protesto çekmeye yahut buna muadil tesbit
yaptırmaya memur ettiği kimsenin sırf zatlarına ait olaylar mücbir sebeplerden
sayılmaz.





2882


 


DÖRDÜNCÜ AYIRIM


                                                                
Çeşitli Hükümler


            
I - Sahte veya tahrif edilmiş çek:


            
Madde 724 – Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan
zarar muhataba ait olur; meğer ki, senette keşideci olarak gösterilen kimseye
kendisine bırakılan çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun isnadı
mümkün olsun.


            
II - Çekin birden fazla nüsha olarak tanzim edilmesi:


            
Madde 725 – Hamile yazılı çekler müstesna olmak üzere bir memlekette
keşide edilip de diğer bir memlekette veya aynı memleketin denizaşırı bir
kısmında ödenmesi şart olan ve aksine olarak bir memleketin denizaşırı bir
kısmında keşide edilip o memlekette ödenmesi şart olan veyahut aynı bir
memleketin denizaşırı olan aynı kısmında veya muhtelif kısımlarında keşide
edilip ödenmesi şart olan her çek, birbirinin aynı olarak muhtelif nüshalar
halinde keşide olunabilir. Bu nüshalar senet metninde teselsül eden sıra
numaraları ile gösterilir. Aksi takdirde her nüsha ayrı bir çek sayılır.


            
III - Müruruzaman: (1)


            
Madde 726 – Hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına
karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren üç yıl
geçmekle müruruzamana uğrar.


            
Çek borçlularından birinin diğerine karşı haiz olduğu müracaat hakları bu çek
borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı dermeyan
edildiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar.


            
IV - "Banka" nın tarifi:


            
Madde 727 – Bu fasılda geçen "Banka" tabirinden maksat,
Bankalar Kanununun hükümlerine tabi olan müesseselerdir. Şu kadar ki; ödeme
yeri Türkiye dışında olan çekler hakkında "Banka" kelimesinden hangi
müesseselerin anlaşılacağı ödeme yeri kanunu ile tayin olunur.


               
V - Müddetler:


            
1. Tatil günleri:


            
Madde 728 – Bir çekin ibrazı ve protestosu tatil günleri yapılmayıp
ancak bir iş gününde yapılabilir.


            
Çeke mütaallik muamelelerin ve hususiyle ibraz ve protesto veya buna muadil tesbit
muamelelerinin yapılması için kanunla muayyen müddetin son günü, pazara veya
diğer bir tatil gününe rasladığı takdirde bu müddet onu takibeden ilk iş gününe
kadar uzar. Aradaki tatil günleri müddet hesabına dahildir.


            
2. Müddetlerin hesabı:


            
Madde 729 – Kanunun bu kısmında gösterilen müddetler hesap edilirken
bunların başladığı gün sayılmaz.


            
VI - Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 730 – Poliçeye ait aşağıdaki hükümler çek hakkında da tatbik
olunur:


            
1. Keşidecinin bizzat kendi emrine, kendi üzerine ve üçüncü şahıs hesabına
keşide edilen poliçe hakkındaki 585 inci madde;


            
2. Poliçede gösterilen bedeller arasındaki farklara mütaallik 588 inci madde;


–––––––––––––––


(1) 31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 7 nci
maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “altı ay”
ibareleri “üç yıl” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





2883


 


            
3. Borçlanmaya ehil olmıyan kimselerin imzasına, salahiyetsiz imzaya,
keşidecinin mesuliyetine ve açık poliçeye ait 589 - 592 nci maddeler;


            
4. Ciro hakkındaki 595 - 597 nci maddeler;


            
5. Poliçeye ait defiler hakkındaki 599 uncu madde;


            
6. Vekaleten yapılan cirodan doğan haklara mütedair 600 üncü madde;


            
7. Avalin şekil ve hükümlerine dair 613 ve 614 üncü maddeler;


            
8. Bir makbuz istemek hakkına ve kısmen ödemeye dair 621 inci madde;


            
9. Protestoya ait 627 - 629 uncu ve 631 - 633 üncü maddeler;


            
10. "Protestosuz" şartına mütedair 634 üncü madde;


            
11. İhbar hakkındaki 635  inci madde;


            
12. Poliçe borçlularının müteselsil mesuliyetine dair 636 ncı madde;


            
13. Poliçenin ödenmesi halinde müracat hakkına ve poliçe,protesto makbuzunun
kendisine verilmesini istemek hakkına dair 638 ve 639 uncu maddeler;


            
14. Sebepsiz iktisaptan doğan haklara dair 644 üncü madde;


            
15. Poliçe karşılığının devrine dair 645 inci madde;


            
16. Poliçe nüshaları arasındaki münasebete ait 656 ncı madde;


            
17. Değişiklikler hakkındaki 660 ıncı madde;


            
18. Miruruzamanın kesilmesine dair 662 ve 663 üncü maddeler;


            
19. Atıfet müddetlerinin kabul olunamıyacağına, poliçeye mütaallik muamelerin
yapılması lazımgelen yer ile el yazısı ile imzaya dair 666 - 668 inci maddeler;


            
20. İptal hakkındaki 669-675 inci maddelerle 676 ncı maddenın 1 inci fıkrası;


            
21. Ehliyete, poliçe ve bonolara mütaallik hakların muhafazası ile müracat
hakkının kullanılması için lüzumlu muamelelere ilişkin kanun ihtilaflarına dair
678, 680 ve 681 inci maddeler.


            
634 üncü maddenin bir ve üçüncü fıkralariyle 635 inci maddenin birinci fıkrası
ve 639 uncu madde hükümlerinin çeklere tatbik olunmasında protesto yerine 720
nci maddenin 2 ve 3 üncü fıkraları gereğince tesbit dahi muteberdir.


 


BEŞİNCİ
AYIRIM


Kanunlar İhtilafı:


 


            
I - Muhatap olma ehliyeti:


            
Madde 731 – Bir çekin kimin üzerine keşide edilebileceğini, çekin
ödeneceği memleket kanunu tayin eder. Bu kanuna göre çek, üzerine keşide
edilmiş olan kimsenin şahsı bakımından hükümsüz sayılıyorsa kanunlarında böyle
bir hükümsüzlük sebebi bulunmıyan memleketlerde çek üzerine atılan imzalardan
doğan taahhütler muteberdir.


            
II - Şekil ve müddetleri:


            
Madde 732 – Çeke ait taahhütlerin şekli, bu taahhütlerin imza edilmiş
olduğu memleketin kanununa göre tayin edilir. Bununla beraber, ödeme yeri
kanuniyle emredilen şekillere riayet kafidir.


            
679 uncu maddenin iki ve üçüncü fıkraları da tatbik olunur.


            
III - Taahhütlerin hükümleri:


            
1. Keşide yeri kanunu:


            
Madde 733 – Çekten doğan taahhütlerin neticeleri, bu taahhütlerin
vukubulduğu memleket kanununa göre tayin olunur.


            
2. Ödeme yeri kanunu:


            
Madde 734 – Aşağıda yazılı hususlar çekin ödeneceği memleket kanununa
göre tayin olunur:





2884


 


            
1. Çekin mutlaka görüldüğünde mi ödenmesi gerektiği yoksa görüldükten muayyen
bir müddet sonra ödenmesi şartiyle de keşide edilip edilemiyeceği ve hakiki
keşide gününden sonraki bir günün çeke yazılmasının ne gibi neticeler
doğuracağı;


            
2. İbraz müddeti;


            
3. Çekin; kabul, tasdik, teyit veya vize edilip edilmiyeceği ve bu kayıtların
ne gibi neticeler doğuracağı;


            
4. Hamilin kısmen ödemeyi istiyebilip istiyemiyeceği ve böyle bir ödemeyi
kabule mecbur olup olmadığı;


            
5. Çekin çizilip çizilemiyeceği yahut (Hesaba geçirilecektir) kaydını veya buna
muadil bir tabiri ihtiva edip edemiyeceği ve bu çizginin veya bu kaydın yahut
ona muadil olan tabirin ne gibi neticeler doğuracağı;


            
6. Çekin karşılığı üzerinde hamilin hususi hakları bulunup bulunmadığı ve bu
hakların mahiyetinin ne olduğu;


            
7. Keşidecinin çekten cayabilip cayamıyacağı veya çekin ödenmesine itiraz
edebilip edemiyeciği;


            
8. Çekin kaybedilmesi veya çalınması halinde alınacak tedbirler;


            
9. Cirantalara, keşideciye ve diğer çek borçlularına karşı olan müracaat
haklarının muhafazası için bir protesto veya buna muadil bir tesbit icra
etmenin lüzumlu olup olmadığı.


            
3. İkametgah kanunu :


            
Madde 735 – Muhatap ve ikametgahlı çeki ödiyecek olan üçüncü şahıs aleyhine
sebepsiz iktisaptan doğan haklar, bu kimselerin ikametgahlarının bulunduğu
memleketin kanununa göre tayin olunur.


 


BEŞİNCİ
FASIL


Kambiyo
Senetlerine Benziyen Senetler ve Diğer Emre Yazılı Senetler


 


            
A) Emre yazılı senet:


            
I - Tarifi:


            
Madde 736 – Emre yazılı olan veya kanunen böyle sayılan kıymetli evrak,
emre yazılı senetlerdendir.


            
II - Borçlunun defileri:


            
Madde 737 – Borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak,
senedin hükümsüzlüğüne taallük eden veya senet metninden anlaşılan defilerle
alacaklı kim ise ona karşı şahsan haiz olduğu defileri ileri sürebilir.


            
Borçlu ile önceki hamillerden birisi veya senedi tanzim eden kimse arasında
doğrudan doğruya mevcut münasebetlere dayanan defilerin dermeyanı, ancak senedi
iktisabederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde
caizdir.


            
B) Kambiyo senetlerine benziyen senetler:


            
I - Emre yazılı havaleler:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 738 – Senet metninde poliçe olarak gösterilmekle beraber sarahaten
emre yazılı olarak ihdas edilen ve diğer hususlarda da poliçede aranılan
unsurları ihtiva eden havaleler, poliçe hükmündedir.





2885


 


            
2. Kabul mecburiyetinin bulunmaması:


            
Madde 739 – Emre yazılı havale kabul için ibraz edilmez. Buna rağmen
ibraz edilir ve kabulden de imtina olunursa hamilin bu sebepten dolayı hiçbir
müracaat hakkı yoktur.


            
3. Kabulün hükümleri:


            
Madde 740 – Emre yazılı bir havalenin ihtiyari olarak kabulü,poliçenin
kabulü hükmündedir. Bununla beraber hamil, eğer havale olunan kimse iflas veya
ödemelerini tatil etmiş yahut aleyhine yapılan takip semeresiz kalmışsa vadenin
gelmesinden önce müracaat hakkını kullanamaz.


            
Kezalik havale edenin iflası halinde vadenin gelmesinden önce hamil müracaat
hakkını kullanamaz.


            
4. İcrada tatbik olunmıyacak hükümler:


            
Madde 741 – İcra ve İflas Kanununun; çekler, poliçeler ve emre muharrer
senetler hakkında takibe mütaallik hükümleri emre yazılı havaleye tatbik
olunmaz.


            
II - Emre yazılı ödeme vaitleri:


            
Madde 742 – Senet metninde bono olarak gösterilmemekle beraber sarahaten
emre yazılı olarak ihdas edilmiş olan ve bonoda aranılan diğer unsurları da
ihtiva eden ödeme vaitleri, bono hükmündedir. Şu kadar ki; emre yazılı olarak
ihdas edilmiş olan ödeme vaitleri hakkında araya girme suretiyle ödemeye
ilişkin bulunan hükümler cari olmaz.


            
İcra ve İflas Kanununun; çekler ve poliçeler ve emre muharrer senetler hakkında
takibe mütaallik hükümleri, emre yazılı olarak ihdas edilmiş bulunan ödeme
vaitlerine tatbik
olunamaz.                                              



            
C) Cirosu kabil olan diğer senetler:


            
Madde 743 – Makbuz senetleri, varant, konşimento, taşıma senedi gibi
cirosu kabil olan senetler hakkında; cironun şekli, hamilin hak sahipliği,
iptal kararı ve senedi elinde bulunduranın onu iade ile mükellef olması
hususlarında poliçelere mütaallik hükümler caridir.


            
Kambiyo senetlerindeki müracaata mütaallik hükümler kanunda aksine açık hüküm
olmadıkça, birinci fıkrada yazılı senetler hakkında tatbik olunmaz.


 


ALTINCI
FASIL


Emtia Senetleri


BİRİNCİ
KISIM


Umumi Mağazalar Tarafından
Çıkarılan Makbuz Senedi ve Varant


 


            
A) Umumi mağazalar:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 744 – Makbuz senedi ve varant (Rehin senedi) verme karşılığında
serbest veya gümrüklenmemiş emtia ve zahireyi vedia olarak kabul etmek ve
mudilerede bu senetlerle tevdi olunan emtia ve zahireyi satabilmek veya terhin
edebilmek imkanını vermek maksadiyle kurulan mağazalara "umumi
mağaza" denir.


            
Umumi mağazalar muameleleri bu kısım hükümlerine tabidir.


            
Umumi mağazalar Ticaret Vekaletinin müsaadesiyle kurulur. Müsaade olmadan umumi
mağaza açarak makbuz senedi veya varant tanzim edenler hakkında Türk Ceza
Kanununun 526 ncı maddesi tatbik olunur.


            
Umumi mağazaların kuruluş usul ve şartları, bunlara kabul edilecek emtia ve
zahire cinsleri ve umumi mağazaların henüz gümrüklenmemiş olan eşyayı kabul
etmeye salahiyetli sayılmaları için gereken şartları ve bunlar üzerinde gümrük
murakabesinin icrası tarzı, hususi kanun ve nizamnamelerle tayin olunur.





2886


 


            
II - İstisnalar:


            
Madde 745 – Yukarıki maddede yazılı senetleri vermeksizin yalnız emtia
ve zahireyi vedia olarak kabul etmek üzere açılan sair müessese ve mahaller
hakkında umumi mağazalara ait hükümler cari olmaz. Bu hususta Borçlar Kanununun
vedia hakkındaki hükümleri tatbik olunur.


            
Tevdi edilmiş şeyler mukabilinde verilmiş olan ve fakat kanunun aradığı şekil
şartlarına uymıyan senetlerle işbu şekil şartlarına uygun olup da müsaade
almamış olan müesseseler tarafından verilmiş senetler kıymetli evraktan olmayıp
tesellüm ilmühaberleri veya başka ispat vesikaları hükmündedir.


               
B) Makbuz senedi ve varant:


            
I - Şekil:


            
1. Makbuz senedi:


            
Madde 746 – Umumi mağazalara tevdi edilen emtia ve zahire mukabilinde
verilen makbuz senedinin aşağıda yazılı hususları havi olması lazımdır:


            
1. Tevdi edenin ad ve soyadı ile sanat ve ikametgahı;


            
2. Tevdiatın yapıldığı umumi mağazanın ticaret unvanı ile bulunduğu yer;


            
3. Tevdi olunan şeylerin cins ve miktarı ile mahiyet ve kıymetinin bilinmesi
için açıklanması lazımgelen hususlar;


            
4. Tevdi olunan şeylerin tabi olması lazımgelen bütün resim, harç ve vergilerin
ödenip ödenmediği ve sigorta edilip edilmediği;


            
5. Ödenmiş olan veya ödenecek ücret ve masraflar;


            
6. Senedin kimin namına veya emrine tanzim edildiğini gösteren bir ibare;


            
7. Umumi mağaza sahibinin imzası.


            
2. Varant:


            
Madde 747 – Varantın da yukarıki maddede yazılı hususları aynen ihtiva
etmesi ve makbuz senedine bağlanması lazımdır.


            
3. Defter:


            
Madde 748 – Makbuz senedi ve varanttan mürekkep olan vesikanın dip
koçanlı bir defterden koparılmış olması ve defterin umumi mağazaya ait
vesikalar arasında saklanması
lazımdır.                                                        



            
4. Kısmi senet:


            
Madde 749 – Makbuz senedi ve varantın hamili, masrafları kendisine ait
olmak üzere önceden tevdi olunan şeylerin kısımlara ayrılmasını ve her kısım
için ayrı ayrı senet verilmesini istiyebilir. Bu takdirde eski vesika iade ve
iptal olunur.


            
II - Ciro:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 750 – Makbuz senediyle varant emre yazılı olmasa bile ayrı ayrı
veya birlikte teslim ve ciro tarikiyle devredilebilir. Ciro, yapıldığı günün
tarihini de ihtiva etmelidir.





2887


 


            
Varant ile makbuz senedi birlikte beyaz ciro ile de ciro edilebilir. Bu türlü
ciro, her iki senet teslim edildiği takdirde, cirantanın haklarını hamile
devreder.


            
2. Hükümleri:


            
Madde 751 – Senedin teslimi şartiyle ciro aşağıda yazılı hükümleri
doğurur:


            
1. Makbuz senedi ve varantın birlikte cirosu, tevdi olunan şeylerin mülkiyetini
nakleder;


            
2. Yalnız varantın cirosu, varantın devredildiği kimseye tevdi olunan şeyler
üzerinde rehin hakkı bahşeder;


            
3. Yalnız makbuz senedinin cirosu varant hamilinin hakkı makfuz kalmak
şartiyle, tevdi olunan şeylerin mülkiyetini nakleder.


            
3. Varantın cirosu:


            
Madde 752 – Varantın ilk cirosu hangi borcun temini için yapılmışsa onun
ve faizinin miktarlarını ve vade tarihini ihtiva etmelidir.


            
Varantın cirosunda yazılı hususlar aynen makbuz senedinin üzerine de yazılarak
varantın ciro edildiği kimse tarafından imza edilmelidir.


            
C) Eşya üzerinde tasarruflar:


               
I - Senet esası:


            
Madde 753 – Varant ile makbuz senedinin zıvaı veyahut miras ve iflas
sebebiyle çıkan ihtilaflar hariç olmak üzere umumi mağazalara tevdi olunan
şeyler üzerinde haciz, el koyma veya rehin yapılamaz.


            
II - Eşyanın geri alınması:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 754 – Varanttan ayrılmış bir makbuz senedinin hamili varant ile
temin edilmiş olan borcun ana parası ile vade gününe kadar olan faizlerini
umumi mağazaya tevdi ederek vade gününden önce dahi eşyayı çekebilir.


            
Tevdi olunan para varantın geri verilmesi mukabilinde hamiline ödenir.


            
2. Kısmen geri alma:


            
Madde 755 – Varanttan ayrılmış makbuz senedinin hamili umumi mağazaya
tevdi olunan misli eşyadan bir kısmını çekmek istediği takdirde mağazanın
mesuliyeti altında, hem çekeceği kısım ve hem de varant ile temin olunmuş borç
ile mütenasip bir miktar parayı mağazaya tevdi etmesi lazımdır.


            
III - Sattırma hakkı:


            
1. Şartlar:


            
Madde 756 – Vade gününde alacağı ödenmemiş varant hamili, poliçe hamili
gibi protesto çektikten on gün sonra rehin hükümlerine göre tevdi edilen
eşyaları sattırabilir.


            
753 üncü maddede yazılı haller satışa mani değildir.


            
2. Satış bedeli:


            
Madde 757 – Gümrük resmi ve sair resim, harç ve vergilerle tevdi olunan
eşya için umumi mağaza tarafından yapılan masraflar ve mağazanın ücreti satış
bedelinden mümtazen ödenir.


            
Birinci fıkrada yazılı paralar ve temin edilen borç ödendikten sonra geri
kalan, makbuz senedi hamiline ödenmek üzere mağaza sahibine verilir.





2888


 


            
3. Müracaat hakkı:


            
Madde 758 – Bir varant hamilinin ancak tevdi olunan eşya satılıp da
alacağına kafi gelmediği takdirde, borçlunun veya cirantaların mallarına
müracaat hakkı vardır.


            
Protesto çekmemiş veya kanuni müddeti içinde tevdi olunan eşyayı sattırmaya
teşebbüs etmemiş olan varant hamili cirantalarına karşı bütün haklarını
kaybederse de borçluya karşı müracaat hakkı baki kalır.


            
4. Sigorta:


            
Madde 759 – Afet vukuunda varantın hamili, sigorta bedelinden alacağını
tahsil eder.


            
D) Müruruzaman:


            
Madde 760 – Makbuz senetleri ve varantlar, poliçeler hakkındaki
müruruzamana tabidir. Cirantalara karşı müracaat için müruruzamanın başlangıcı,
eşyanın satış günüdür.


            
E) Senetlerin kaybedilmesi:


            
Madde 761 – Makbuz senedi veya varantı kaybeden hamil, bu senetlere
malik olduğunu ispat etmek ve teminat vermek suretiyle mağazanın bulunduğu
yerdeki mahkemeden alacağı izin üzerine keyfiyetin kararda gösterilen o yer
gazetelerinde ilanından ve muhalefet için tayin olunacak müddetin geçmesinden
sonra ikinci bir nüsha alabilir. Kaybolan varantın müddeti geçmişse hamilinin
talabi üzerine mahkeme aynı veçhile borcun ödenmesine izin verebilir. İzin,
mağazaya ve varanta müteallik ise hem mağazaya ve hem ilk borçluya tebliğ
olunur. Alacaklının, mağazanın bulunduğu yerde bir de ikametgah göstermesi
lazımdır. Mağaza sahibi ve borçlu izin kararına itiraz edebilirler. İtiraz
üzerine mahkeme derhal hükmünü verir. Hüküm alacaklı lehine ise icranın geri
bırakılmasına karar verilemez. Ancak, ilgililerin talebi üzerine tetkik mercii
hüküm katıleşinceye kadar tevdi olunan eşyanın satışından elde edilecek paranın
icra veznesinde saklanmasına karar verebilir.


 


İKİNCİ
KISIM


Taşıma İşleri ve
Taşıma Senedi


BİRİNCİ
AYIRIM


Umumi Hükümler


 


            
A) Taşıyıcı:


            
Madde 762 – Taşıyıcı, ücret mukabilinde yolcu ve eşya (Yük) taşıma
işlerini üzerine alan kimsedir.


            
B) Hükümlerin tatbik sahası:


            
I - Taşıyıcı olmıyan kimseler:


            
Madde 763 – Eşya veya yolcu taşımayı arızi olarak taahhüt eden kimse
hakkında da bu kısım hükümleri tatbik olunur.


            
II - Hususi hükümlerin saklı kalması:


            
1. Esas:


            
Madde 764 – Denizde taşıma işleriyle demir ve havayolları ile taşıma
işlerine ve posta idaresine mütaallik hususi hükümler mahfuzdur.





2889


 


            
2. Esasın teşmil edilememesi:


            
Madde 765 – Taşıyıcı veya taşıma işleri komüsyoncusu üzerine aldığı
taşıma işini yukarıki maddede yazılı hususi hükümlere tabi olan bir müesseseye
gördürmüş olduğu takdirde dahi, kanunun kendisine yüklediği mesuliyetin
hafifletilmesini veya kaldırılmasını istiyemez.


            
C) Mesuliyetin kaldırılmasına veya hafifletilmesine ait şartların hükümsüzlüğü:


            
Madde 766 – Taşıma akdinde kanunun taşıyıcıya ve hususiyle faaliyetleri
devletin iznine bağlı taşıma işletmelerine yüklediği mesuliyetlerin önceden
hafifletilmesi veya kaldırılması neticesini doğuran bütün kayıt ve şartlar
hükümsüzdür. Bu kayıt ve şartların işletme nizamnamelerine, umumi şartnamelere
tarifelere veya bunlara benzer diğer vesikalara konulmuş olması halinde de
hüküm aynıdır.


            
D) Müruruzaman:


            
Madde 767 – Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve
taşıma ücreti dahil olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir
yılda müruruzamana uğrar.


            
Bu müddet, eşya taşımasında eşyanın gönderilene vakı teslimi; yolcu taşımasında
yolcunun ulaşma tarihinden başlar.


            
Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu ulaşmamış ise müruruzaman müddeti,
eşyanın  teslimi ve yolcunun ulaşması lazımgeldiği tarihten itibaren
işlemeye başlar.


            
Gönderen ve gönderilen taşıyıcıya karşı olan haklarını, yılı içinde telgraf,
taahhütlü mektup veya protesto ile istemiş olmak ve dava hakkı eşyanın kabulü
ile düşmemiş bulunmak şartiyle, defi olarak  her zaman dermeyan
edebilirler.


            
Eşya; taşıyıcının hile veya ağır kusurundan dolayı zayi olmuş, noksanlaşmış
veya bozulmuş yahut geç teslim edilmişse veya yolcu, taşıyıcının hilesi yahut
ağır kusuru yüzünden geç ulaşmış veya meydana gelen bir kaza neticesinde
cismani zarara uğramış veya ölmüş ise taşıyıcının mesuliyeti bu maddedeki
müruruzamana tabi olmaz.


            
6085 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 5O nci maddesindeki müruruzaman hükmü
mahfuzdur.


 


İKİNCİ
AYIRIM


Eşya Taşıma


 


            
A) Taşıma senedi:


            
I - Tanzim mecburiyeti:


            
Madde 768 – Gönderen, taşıyıcıya, talebi halinde iki nüsha olarak bir
taşıma senedi vermeye mecburdur. Fakat taşıma senedi tanzim edilmemiş olsa bile
muvafakatleri ve eşyanın taşıyıcıya teslimi ile sözleşme taraflar arasında
tamam olur.


            
Gönderen, taşıyıcıya, gümrük kağıtlarını ve eşyanın taşınması için muhtaç
olduğu diğer vesikaları vermeye mecburdur. Bu kağıt ve vesikaların şekle ve
hakikata uygun ve kafi olmamalarından  gönderen mesuldür.


            
II - Şekil:


            
Madde 769 – Taşıma senedi aşağıda yazılı hususları ihtiva eder.


            
1. Gönderilenin adı, soyadı veya ticaret unvanını ve adresini, eşyanın
gönderildiği yeri ve taşıma senedinin emre yazılı olması isteniyorsa emrine
şerhini;





2890


 


            
2. Taşınacak eşyanın cinsini, sıklet, istiap derecesi veya adedini, paket
halinde iseler paketlere yazılı numaraları ve işaretleri ve ambalajın şekil ve
vasfını;


            
3. Gönderenin adı, soyadı veya ticaret unvanını ve adresini;


            
4. Taşıyıcının adı, soyadı veya ticaret unvanını ve adresini;


            
5. Taşıma ücreti ve ücret ödenmişse bu ciheti;


            
6. Taşımanın yapılacağı müddeti;


            
7. Taraflar arasında kararlaştırılan diğer hususları.


            
Bu kayıtlardan birinin sehven yazılmamasından veya yanlış yahut hakikata aykırı
olarak yazılmasından doğan zarar ve ziyan gönderene aittir. Taşınacak eşya
barut ve infilak maddeleri gibi tehlikeli eşyalardan ise bunu bildirmeyen ve
ambalaj üzerine etiket ve işaret koymıyan gönderen, bundan doğan zarar ve
ziyanı da ödemekle mükelleftir.


            
Birinci fıkrada yazılı şekil şartlarına uymıyan taşıma senedi kıymetli evrak
olarak değil ancak tesellüm ilmühaberi veya başka ispat vesikası telakki
olunur.


            
III- İlmühaber:


            
Madde 770 – Taşıma senedi tanzim edilmemiş ise, gönderen talebettiği
takdirde taşıyıcı, taşıma senedine yazılacak hususları ihtiva eden bir
ilmühaberi imzalayıp vermiye mecburdur.


            
IV - Senedin tesellümü:


            
Madde 771 – Taşıma senedinin bir nüshası gönderen tarafından imza
edilerek taşıyıcıya verilir ve taşıma esnasında eşya ile birlikte sevk olunur.
Diğer nüshası taşıyıcı tarafından imza edilerek gönderene geri verilir. Taşıma
senedi emre yazılı ise taşıyıcının imzaladığı nüshanın cirosu ve teslimi
eşyanın mülkiyetini nakleder.


            
Taşıma senedinde gösterilmiyen hususlara dayanarak, adına gönderilene ve
taşıyıcı tarafından imza olunan emre yazılı taşıma senedinin hamiline karşı,
hiçbir iddia dermeyan olunamaz.


            
V - İhtirazi kayıt:


            
Madde 772 – Taşıyıcı, taşınacak eşyayı taşıma senedine veya ayrı bir
kağıda, teslim aldığı zamandaki durumu hakkında ihtirazi bir kayıt koymadan
kabul edecek olursa, dış görünüşü itibariyle hiçbir kusuru olmadığını kabul
etmiş sayılır. Şu kadar ki; eşyayı kayıtsız kabul etmiş olsa bile dışından
anlaşılması kabil olmayan noksanların vücudunu iddia ve ispat edebilir.


            
B) Taşıyıcının borçları:


            
I - Emre göre hareket:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 773 – Taşıyıcı; eşyanın gönderilmesinde, aldığı emre göre harekete
mecburdur. Şu kadar ki; eşyanın mahıyetine, gönderileceği yerlere veya diğer
sebeplere göre veya mücbir bir sebepten dolayı başka bir surette hareket zaruri
bulunuyorsa, alınan emre uymıyarak halin gereğine göre hareket edebilir.


            
2. Bildirme borcu:


            
Madde 774 – Taraflardan birisi için kusur teşkil etmiyen bir sebepten
dolayı eşyanın taşınması menedilmiş yahut pek ziyade gecikmiş olursa taşıyıcı
keyfiyeti derhal gönderene bildirmeye mecburdur. Bu takdirde gönderen,
taşıyıcının imzaladığı taşıma senedi nüshasını kendisine geriye vermek ve 777
nci madde gereğince tayin olunacak tazminatı ödemek suretiyle mukaveleden
cayabilir.





2891


 


            
3. Yeni emirler:


            
a) İcra mükellefiyeti:


            
Madde 775 – Gönderen halin icabına göre 777 ve 778 inci madde hükümleri
dairesinde taşıyıcıya tazminat vermek suretiyle taşımayı durdurmak ve eşyayı
geri almak hakkını haiz olduğu gibi; taşıma senedinin gösterdiği eşyayı adına
gönderildiği yazılı olan kimseden başkasına vermeye yahut diğer suretle
tasarrufa da mezundur. Şu kadar ki; taşıyıcı:


            
1. Eşyanın gönderildiği yere ulaştığı yahut ulaşması lazımgeldiği ve
gönderilenin bunların teslimini istediği tarihten;


            
2. Gönderilen, taşıma senedini aldığı yahut taşıyıcının kendisini haberdar
ettiği zamandan;


            
itibaren gönderenin emirlerini icra ile mükellef değildir.


            
Taşıma senedi emre yazılı ise taşıyıcı ancak kendi imzaladığı taşıma senedini
ibraz ve teslim eden şahsın emirlerini icraya mecburdur.


            
b) Fazla ücret ve masraflar:


            
Madde 776 – Gönderenin veya gönderilenin kararlaştırılmış şartlara
aykırı olarak verdikleri emir veya talimat üzerine mesafe artar veya taşıma
müddeti uzarsa taşıyıcı, bu artma veya uzama nispetinde fazla ücrete ve bu
yüzden yaptığı masraflara hak kazanır.


            
4. Seferin duraklaması:


            
a) Mücbir sebepten dolayı:


            
Madde 777 – Taraflardan birisi için kusur teşkil etmiyen sebeplerden
dolayı sefer duraklayıp kalırsa, taşıyıcı, yaptığı masrafları istemek hakkına
halel gelmemek üzere, ancak gidilen mesafe nispetinde taşıma ücretine hak
kazanır.


            
Taraflardan birisi için kusur teşkil etmiyen sebeplerden dolayı taşımaya
başlanmamış ise, taşıyıcı, ücrete hak kazanmasa bile, yükleme ve boşaltma
masraflariyle yaptığı diğer zaruri masrafları istiyebilir.


            
b) Gönderenin arzusiyle:


            
Madde 778 – Sefer, gönderenin arzusiyle kesilecek olursa aşağıdaki
hükümler tatbik olunur.


            
1. Hareketten önce taşıma durdurulacak olursa gönderen, kararlaştırılmış olan
ücretin yarısını ve boşaltma ve yükletme masraflariyle taşıyıcı tarafından
yapılan diğer zaruri masrafları;


            
2. Taşıma hareketten sonra durdurulacak olursa gönderen, taşıma ücretinin
tamamını ve yükletme ve boşaltma masraflariyle eşya gönderene iade olununcaya
kadar taşıyıcı tarafından yapılan zaruri masrafları;


            
ödemeye mecburdur.


            
5. Taşıma müddeti:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 779 – Yükün, mukavele veya ticari teamül ile belli olan ve
bunların yokluğu halinde halin icabına göre münasip görülen bir müddet içinde
taşınması lazımdır.


            
b) Gecikme:


            
Madde 780 – Eşya, yukarki madde gereğince belli olan müddetlerden sonra
ulaşırsa, taşıma ücreti, geciken müddet ile mütenasip olarak indirilir. Gecikme
müddeti, mukavele ile belli olan müddetin iki mislini geçerse taşıma ücreti
tamamen düşmekle beraber taşıyıcı, bu yüzden doğan zarar ve ziyandan mesul
olur.





2892


 


            
Taşıyıcı, gecikmenin, gönderen veya gönderilenlerin fiilerinden veya mücbir
sebepten doğduğunu ispat ederse, bu gecikmeden mesul olmaz.


            
Taşıma vasıtalarının yokluğu veya yetersizliği, gecikme için mazeret sebebi
olamaz.


            
II - Zıya ve hasarlardan dolayı mesuliyet:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 781 – Taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten
gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı zıya ve
hasardan mesuldür.


            
Taşıyıcı zıya ve hasarın:


            
1. Kendi kusurundan doğmıyan bir sebepten;


            
2. Eşyada zaten mevcut noksan ve ayıplardan, yahut eşyanın mahiyetinden veya
ambalajın fena yapılmasından;


            
3. Gönderen veya gönderilenin fiilinden yahut verdikleri emir ve talimatın
tatbikından;


            
ileri geldiğini ispat edecek olursa mesuliyetten kurtulur.


            
Zıya ve hasar, ancak üç numaralı bentte yazılı bulunan halden doğmuş ise, mal
tamamen zayi olsa dahi taşıyıcı ücretinin tamamına hak kazanır.


            
Taşınan eşyanın bir kısmı telef olmuş ise taşıyıcı, kalan kısmın ücretini almak
hakkını haizdir.


            
2. Yardımcıların kusuru:


            
Madde 782 – Taşıyıcının kullandığı kimselerin veya maiyetinde
çalışanların kusurları kendi kusuru hükmündedir.


            
3. Mesuliyetin tahdidi:


            
Madde 783 – Taşıyıcı, taşıma esnasında mahiyetleri icabı hacım ve
tartıları azalan eşyadan dolayı mesuliyetini, yüzde elli bir miktarda iptidaen
tayin ve tahdid edebilir. Eşya, paketlere bölünmüş ise bu mesuliyet her biri
için ayrıca tahdid edilebilir.


            
Gönderen veya gönderilen; noksanın eşyanın mahiyetinden doğmayıp diğer bir
sebepten ileri geldiğini, hal ve olaylara göre noksanın tahdid edilen miktara
baliğ olmıyacağını ispat ederse mesuliyetin tahdit edilmiş olması hükümsüz
kalır.


            
4. Ara taşıyıcılardan dolayı mesuliyet:


            
Madde 784 – Taşıyıcı, taşınan eşyanın gönderilene teslimine kadar kendi
yerine geçen bütün taşıyıcıların ve eşyanın taşınmasını kendilerine bıraktığı
kimselerin fiil ve kusurlarından kendi kusuru gibi mesuldür.


            
5. Tazminat:


            
a) Tayini:


            
Madde 785 – Zıyadan doğan tazminat; ancak, taşıma senedine geçirilen
değere, taşıma senedinde değer gösterilmemiş ve fakat taşıyıcıya bildirilip
onun tarafından kabul edilmiş bir değer mevcut ise ona, böyle bir değer
bulunmadığı takdirde aynı cins ve vasıftaki eşyanın gönderilene teslim edileceği
yerdeki değerine göre tayin olunur. Şu kadar ki; tazminatın piyasa değerine
göre tayin edildiği hallerde zıya dolayısiyle ödenmemiş bulunan gümrük resmi,
taşıma ücreti ve sair masraflar malın piyasa değerinden indirilir.


            
Hasardan doğan tazminat, ancak eşyanın gönderilene teslim edileceği yerde
hasardan önceki değeri ile hasardan sonraki değeri arasında mevcut farka göre
tesbit edilir.





2893


 


            
b) Malın mahiyet ve değeri beyan edilmiyen hallerde ağır kusur halinde
tazminat:


            
Madde 786 – Mahiyet ve değerleri beyan edilmeksizin taşıyıcıya teslim
olunan eşyanın zıyaından doğacak tazminat, her hadisede halin icabına göre
tayin olunur.


            
Taşıyıcı, kendisine teslim olunurken beyan edilmemiş olan kıymetli eşya, para,
kıymetli evrak ve diğer vesikaların hasar ve zıyaından mesul olmaz.


            
Zarar, taşıyıcının ağır kusuru veya hilesinden doğmuş olduğu takdirde yukarki
fıkrada anılan halde veya bu maddenin birinci fıkrası veyahut 785 inci
maddedeki tazminatlar yerine tam tazminat istenebilir.


            
c) Tazminat davalarının davalıları:


            
Madde 787 – Taşıyıcı aleyhine açılacak tazminat davaları, birinci veya
sonuncu taşıyıcı aleyhine ikame edilmek lazımdır. Bu davanın aradaki bir
taşıyıcı aleyhine açılabilmesi için, zıya ve hasarın bu taşıyıcının taşıdığı
zaman içinde meydana geldiğini ispat etmek şarttır.


            
Bir taşıyıcı mesul olmadığı fiillerden dolayı tazminat verir veya bu yüzden
aleyhine dava açılırsa, doğrudan doğruya kendisinden önce gelen taşıyıcıya
yahut esasen mesul olmaları lazım gelen aradaki taşıyıcılara rücu hakkı vardır.


            
Zıya ve hasardan dolayı mesul olması lazımgelen taşıyıcı tayin edilemediği
takdirde zarar, bütün taşıyıcılar arasında herbirinin taşıma ücretindeki hissesi
ile mütenasip olmak üzere bölünür. Bununla beraber zıya ve hasarın, eşyayı
kendisi taşıdığı zaman içinde vakı olmadığını ispat eden taşıyıcı tazmin
edilecek zarara iştirak etmez.


            
d) Dava hakkının düşmesi:


            
Madde 788 – Eşyanın kayıtsız ve şartsız kabulü, taşıyıcı aleyhine
açılacak dava hakkını düşürür. Bununla beraber taşınan eşyanın kabulünden önce
hasar veya noksanı mahkemece tayin edilen bilirkişi marifetiyle tesbit
ettirilmiş ise gönderilenin taşıyıcıya karşı dava hakkı düşmez.


            
Eşya kabul edildiği sırada, bir kısmının zıyaını veya hasarını anlamak mümkün
değilse, kabulden sonra dahi:


            
1. Zıya ve hasarın eşyanın taşıyıcıya tevdii ile gönderilene teslimi arasındaki
zaman içinde vakı olduğunu ispat etmek;


            
2. Zararın anlaşılmasını mütaakıp ve eşyanın kabulünden itibaren nihayet sekiz
gün içinde bilirkişi marifetiyle eşyanın tetkik ve muayenelerini talep etmek;


            
şartiyle taşıyıcı aleyhine dava açmak hakkı mahfuz kalır.


            
Zıya veya hasar kendi hilesinden yahut ağır kusurundan doğmuş ise taşıyıcı dava
hakkının düştüğünü iddia edemez.


            
III - Gönderilene teslim:


            
1. Bildirme borcu:


            
a) Gönderilene karşı:


            
Madde 789 – Taşıyıcı, taşınan eşya yerine ulaşınca derhal gönderilene
haber vermeye mecburdur.


            
b) Gönderene karşı:


            
Madde 790 – Taşıyıcının, gönderileni bulamaması veya gönderilenin eşyayı
kabul etmemesi yahut kabulde gecikmesi, gönderilen ile taşıyıcı arasında bir
ihtilaf yahut tesellüme mani diğer bir sebebin çıkması hallerinde; taşıyıcının,
keyfiyeti hemen gönderene bildirmesi ve cevabını beklemesi lazımdır. Keyfiyeti
gönderene bildirmek mümkün olmaz veya gönderen cevap vermekte gecikir, yahut
icrası mümkün olmıyan bazı talimat verirse, taşıyıcı, eşyanın yediemine





2894


 


teslimi için
eşyanın ulaştığı yerdeki mahkemeye müracaat edebilir. Bu kabil eşyanın maruz
olduğu tehlike ve zarar, gönderene aittir. Eşya, çabuk bozulan cinsten olup,
aşağıdaki fıkraya göre keyfiyet gönderene bildirilinceye kadar zarar ve
tehlikenin vukuu melhuz ise, taşıyıcı, Borçlar Kanununun 92 nci maddesi hükmüne
uyarak hareket eder. Eşya, anılan madde gereğince satıldığı takdirde, taşıyıcı,
taşıma ücretiyle yaptığı masrafları bedelden alır. Taşıyıcı, imkan halinde ve
en kısa bir müddet içinde gerek göndereni ve gerek gönderileni keyfiyetten
haberdar etmeye mecburdur. Aksi takdirde kendisinden zarar ve ziyan talep
olunabilir.


            
Birinci fıkrada beyan olunan hallerde taşıyıcı, taşınan eşya sahibinin
menfaatlerini muhafaza hususunda sürat ve basiret ile harekete mecburdur. Aksi
halde eşya sahibinin bu yüzden uğradığı zararları tazminle mükellef olur.


            
2. Gönderilenin hakları:


            
Madde 791 – Taşıyıcı, eşyanın ulaşmasından önce, bunların muhafazası
hususunda gönderilen tarafından verilecek talimatı icraya mecburdur.
Gönderilen, eşyanın ulaşmasından ve taşıma senedini veya bunun yerini tutan
ilmühaberi hamilise eşyanın ulaşması gereken günden sonra gerek kendi, gerek
üçüncü şahıslar lehine olarak taşıma mukavelesinden doğan bütün hakları, zarar
ve ziyan davası dahil olduğu halde, taşıyıcıya karşı kullanabilir ve beyan
edilen zamandan itibaren taşınan eşyanın kendisine teslimine ve taşıma
senedinin taşıyıcıdaki nüshasının geri verilmesini istiyebilir.


            
Emre yazılı bir taşıma senedinin hamili, gönderilen sayılır.


            
3. Gönderilenin borçları:


            
a) Ödeme:


            
Madde 792 – Taşıma ücreti ile ardiye ve sair masrafların, aksine
mukavele olmadığı takdirde, teslimi şart edilen yerde, eşyanın kabulünden
sonra, taşıma senedine göre gönderilen tarafından verilmesi lazımdır


            
b) Tevdi:


            
Madde 793 – Taşınan şeyleri almak üzere müracaat eden kimse, yukarki
maddede gösterilen borçlarını vermiyecek olursa taşıyıcı, eşyayı teslime mecbur
değildir. Şu kardar ki; borcun miktarında ihtilaf çıkarsa, gönderilen borçlu
olduğunu kabul ettiği miktarı öder ve aradaki farkı da muteber bir bankaya
yahut notere yahut emin bir yere tevdi ederse, taşıyıcı eşyayı teslime mecbur
olur. Taşıyıcı, nama veya emre yazılı olan ve tarafından imza edilen taşıma
senedinin ikinci nüshası kendisine geri verilmedikçe taşınan eşyayı teslime
mecbur değildir


            
4. Hapis hakkı:


            
Madde 794 – Taşıyıcı, taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar için
eşya üzerinde hapis hakkını haizdir. Taşıyıcı birden çok ise, son taşıyıcı
evvelkilerin haklarını kullanır. Gönderilenin, yukarki madde gereğince tevdi
etmiş olduğu para taşıyıcının hapis hakkı noktasından eşya hükmündedir.


            
5. Muayene:


            
Madde 795 – Eşyanın teslimi sırasında, onun hasara uğradığını dışardan
gösterecek hiçbir alamet ve işaret bulunmasa dahi, gönderilen, bunların hal ve
vasıflarını taşıyıcının önünde derhal ve bizzat muayene etmek yahut tesellüm
yerindeki mahkeme marifetiyle muayene ettirmek hakkını haizdir. Aynı hakkı
taşıyıcı da haizdir.


            
Masraflar muayeneyi istiyen tarafa aittir. Bununla beraber bu suretle
gönderilenin ödemiş olduğu masraflar, esasen taşıyıcıyı mesul kılan bir zıya ve
hasardan doğmuş ise bu masrafları, gönderilen taşıyıcıdan istiyebilir.





2895


 


            
IV - Birden çok taşıyıcılar


            
1. Borçları:


            
Madde 796 – Birinci taşıyıcıdan sonra gelen taşıyıcılar, taşınacak
eşyayı ve taşıma senedini tesellüm ettikten sonra doğacak bütün borçlarda
önceki taşıyıcının yerine geçerler. Bunlar taşıma senedine, yahut diğer kağıda
kendilerine teslim olunan eşyanın ne halde bulunduklarını tesbit
ettirebilirler; bu hükme uyulmadığı takdirde 772 nci madde hükümleri tatbik
olunur.


            
2. Mesuliyeti:


            
Madde 797 – Son taşıyıcı, kendisinin yahut kendisinden evvelki
taşıyıcıların veyahut gönderenin alacağını almak veya emin bir yere tevdiini
talep etmeksizin taşınan eşyayı teslim ederse, gönderenin ve kendisinden
evvelki taşıyıcıların sarf ettikleri yahut alacaklı bulundukları paralardan
dolayı onlara karşı mesul olur. Fakat bu paralardan dolayı gönderilene müracaat
hakkı bakidir.


 


ÜÇÜNCÜ
AYIRIM


Yolcu
Taşıma


 


            
A) Talimat:


            
Madde 798 – Yolcular, taşıyıcılar tarafından iç hizmetleri tanzim için
konmuş olan usul ve talimatı ihlal etmemekle mükelleftirler.


            
B) Seferin durdurulması:


            
Madde 799 – Sefer, taşıma mukavelesinin akdinden sonra ve hareketten
evvel durdurulursa aşağıdaki hükümler tatbik olunur:


            
1. Yolcu, belli vakitte hareket yerinde hazır bulunmıyacak olursa mütaakıp
vasıta ile seyahat hakkını haizdir. Yolcu, seyahat etsin etmesin, ücreti
tamamen ödemeye mecburdur;


            
2. Yolcu, seferden vazgeçmiş olsa dahi ücretin tamamını vermesi lazımdır.


            
3. Sefer; ölüm, hastalık veya buna benzer diğer bir mücbir sebepten dolayı
durmuşsa, mukavele tazminatsız olarak kendiliğinden hükümden düşer.


            
4. Taşıma vasıtalariyle ilgili olan ve taşıyıcı için kusur teşkil etmiyen bir
sebepten yahut iki tarafın da kusurları olmaksızın yolculuğa engel olan veya
onu tehlikeli kılan sair sebeplerden dolayı sefer yapılmamışsa mukavele hiçbir
tarafın tazminat vermek mecburiyeti olmaksızın kendiliğinden hükümden düşer.


            
5. Sefer, taşıyıcının fiili veya kusuru yüzünden durmuşsa, yolcu tazminat
istiyebilir;


            
6. Yukarıki 3, 4 ve 5 inci bentlerde anılan hallerde taşıyıcı peşin almış
olduğu taşıma ücretini geri vermeye mecburdur.


            
C) Seferin duraklaması:


            
Madde 800 – Sefer, taşıma mukavelesinin akdinden ve hareketten sonra
duraklıyacak olursa mukavelede bu hususta bir hüküm bulunmadığı takdirde
aşağıdaki hükümler tatbik olunur:


            
1. Yolcu kendi arzusu ile yol üzerinde bulunan bir yerde seyahattan vazgeçecek
olursa ücretin tamamını ödemeye mecburdur;


            
2. Taşıyıcı sefere devamdan vazgeçer veyahut onun kusuru yüzünden yolcu yol
üzerinde bulunan bir yerde kalmaya mecbur olursa, seyahat ücretinin verilmesi
lazım gelmez; ücreti önce ödenmiş ise tamamını geri alabileceği gibi zarar ve
ziyan da istiyebilir;





2896


 


            
3. Sefer, yolcunun şahsını veyahut taşıma vasıtasını ilgilendiren  ve
taşıyıcı için kusur teşkil etmiyen bir sebepten dolayı duraklıyacak olursa,
ücret, gidilen mesafe ile mütenasip olarak verilir. Bu halde hiçbir taraf
diğerine tazminat vermeye mecbur değildir.


            
D) Seferin gecikmesi:


            
I - Hareketin gecikmesi:


            
Madde 801 – Hareket gecikecek olursa yolcu, zarar ve ziyan
talebedebileceği gibi, yapılmakta olan kara seyahatinde gecikme iki günü aşar
veya gecikme yüzünden yolcunun seyahatten beklediği fayda kalmaz ise
sözleşmeden cayabilir ve ödediği ücreti de geri istemek hakkını haizdir.
Akitten cayılsın veya cayılmasın gecikme sebebiyle her hangi bir zarar ispat
edilmese dahi bilet parasının üç misli maktu tazminat olarak hükmolunur.


            
II - Sefer esnasında:


            
1. Yol değiştirme:


            
Madde 802 – Taşıyıcı, sefer esnasında tarifesine girmiyen bir yerde
durur veya tayin etmiş olduğu yoldan başka bir yerde durur veya tayin etmiş
olduğu yoldan başka bir yolu takibeder yahut diğer bir suretle ve kendi fiili
yüzünden gidilmesi kasdolunan yere ulaşması gecikirse, yolcunun, akdin
ifasından vazgeçmeye ve tazminat istemeye hakkı vardır.


            
Taşıyıcı, yolcudan başka yük de taşımakta ise yükü boşaltmak için gereken zaman
kadar kalmak hakkına sahiptir.


            
Bu madde hükümleri mukavelede aksine hüküm yoksa caridir.


            
2. Zaruri sebepler yüzünden:


            
Madde 803 – Sefer; hükümetin emrinden, araba, kamyon veya her hangi bir
taşıma vasıtasının tamiri zaruri olmasından veya ansızın çıkıp seyahate devamı
tehlikeli kılan bir halden dolayı gecikmiş ise, iki taraf arasında hususi bir
anlaşma olmadığı takdirde aşağıdaki hükümler tatbik olunur:


            
1. Yolcu, engelin kalkmasını veya tamiratın sonunu beklemek istemezse, taşıma
ücretini, gidilen mesafe ile mütenasip olarak ödiyerek sözleşmeden cayabilir.


            
2. Yolcu, taşıma vasıtasının hareketini beklemeyi tercih edecek olursa,
kararlaştırılmış ücretten fazla bir şey vermeye mecbur olmaz. Fakat taşıma
ücretinde yemek de dahil ise durma müddetince yemek masrafını yolcu çeker.


            
E) Bagaj:


            
I - Taşıyıcının mesuliyeti:


            
Madde 804 – Yolcu, bagajı ve zati eşyaları için, aksine mukavele yoksa
ayrı ücret vermeye mecbur değildir. Taşıyıcı, yolcu eşyasının zıya veya hasara
uğramasından dolayı 781, 785 ve 786 nci maddelerde beyan edilen hükümler
dairesinde mesuldür.


            
Yolcunun yanında alıkoyduğu eşyadan, taşıyıcı mesul değildir.


               
II - Taşıyıcının hapis hakkı:


            
Madde 805 – Taşıyıcı, seyahat ücretini ve sefer esnasında yolcuya
verdiği erzak bedellerini alabilmek için bagaj üzerinde hapis hakkını haizdir.





2897


 


            
F) Taşıyıcının mesuliyeti:


            
Madde 806 – Taşıyıcı, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak
ulaştırmakla mükelleftir.


            
Yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararları taşıyıcı tazmin
eder. Yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalan
kimseler dahi uğradıkları zararlara karşılık taşıyıcıdan tazminat
istiyebilirler. Şu kadar ki; taşıyıcı, kazanın kendisine veya yardımcılarına
yükletilmesi mümkün olan bir kusurdan doğmadığını ispat ettiği takdirde bu iki
haldeki tazminattan kurtulur.


            
Taşıyıcı, bilette tayin edilen yerin başka bir kimseye verilmiş olması veyahut
bilette tayin edilen vasıta yerine onun aynı olmıyan başka bir vasıtanın sefere
konulmuş olması veya vasıtanın belli saatten önce hareketi sebebiyle yolcunun
yetişememesi yahut taşıma vasıtasında halin gerekli kıldığı ilk sıhhi yardım
malzeme ve ilaçlarının bulundurulmaması veya bunlardan derhal istifade edilmesi
imkanının sağlanmamış olması sebebiyle dahi yukarki fıkra hükmünce mesuldür ve
her hangi bir zarar ispat edilmese bile bilet parasının üç mislini maktu
tazminat olarak ödemekle mükelleftir. Bu miktarı aşan zarar halinde onun da
tazmini istenebilir.


            
Yukarıki fıkrada gösterilen hareketleri yapan vasıta şoförleri ve vasıtaları
emri altında bulunduran kimseler ile vasıtaları taşıma işinde kullananlar
şikayet üzerine elli liradan aşağı olmamak üzere hafif para cezasiyle
cezalandırılırlar. Daha ağır cezalar derpiş eden hükümler mahfuzdur.


            
G) Yolcunun ölümü:


            
Madde 807 – Yolcu, sefer esnasında ölürse, taşıyıcı, mirasçıların
menfaatlerini korumak için yolcuya ait bagaj ve eşyaları ilgililerine teslim
edinceye kadar bunların iyi surette muhafazalarına ait tedbirleri almaya
mecburdur.


            
Ölünün yakınlarından biri orada mevcut ise, işbu muameleler murakabe maksadiyle
müdahale ve taşıyıcıdan, adı geçen eşyaların kendi elinle bulunduğuna dair bir
beyanname talep edebilir.


 


DÖRDÜNCÜ
AYIRIM


Taşıma İşleri
Komisyonculuğu


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 808 – Ücret mukabilinde kendi namına ve bir müvekkil hesabına eşya
taşıtmayı sanat ittihaz etmiş olan kimseye taşıma işleri komüsyoncusu denir.


            
Bu ayırımdaki hususi hükümler baki kalmak şartiyle komüsyon mukavelesi ve
eşyanın taşınmasına ait hususlarda, taşıma mukavelesi hakkındaki hükümler
taşıma işleri komüsyonculuğuna da tatbik olunur.


            
B) Hükümleri:


            
I - İhtimam:


            
Madde 809 – Komüsyoncu, taşıma mukavelesi hükümlerini yerine getirmekte
ve bilhassa taşıyıcıları ve ara komüsyoncuları seçmekte, tedbirli bir tacir
gibi hareket etmeye ve müvekkilinin menfaatlerini korumaya ve talimatına uymaya
mecburdur.


            
Komüsyoncu, taşıyıcı ile mukavele ettiği miktardan fazla bir taşıma ücretini
müvekkili hesabına geçiremez.





2898


            
Komüsyoncu, taşıyıcılara karşı olan rücu hakkını kendi kusuru yüzünden zayi
etmiş ise, rücu hakkı kalmadığından dolayı mesuliyetten kurtulamaz.


            
II - Ücret hakkı:


            
Madde 810 – Komüsyoncunun deruhde ettiği iş kendi namına bir taşıyıcı
seçerek taşıma mukavelesi yapmaktan ibaret olduğu taraflar arasındaki akitten
açıkça anlaşıldığı takdirde eşyayı taşıyıcıya teslim ettikten sonra ücretini
istemeye hak kazanır. Diğer hallerde ücretin muaccel oluşu taşıma akdindeki
hükümlere tabidir.


            
III - Hapis hakkı:


            
Madde 811 – Komüsyoncu, taşınan eşyaya gerçekten veyahut taşıma senedini
veya onun yerine geçecek ilmühaber yahut eşyanın bir mağaza veyahut antrepoya
tevdi edildiğini bildiren makbuz kağıdını hamil olmak suretiyle hükmen zilyet
ise bu eşyanın taşıma masrafı, komüsyon ücreti ve avanslarından dolayı eşya
üzerinde hapis hakkı vardır.


            
IV - Birden ziyade komüsyoncu:


            
Madde 812 – Eşyanın taşınmasına biribiri ardınca birden çok komüsyoncu
aracılık ettiği takdirde, sonuncu olarak aracılık eden komüsyoncular,
kendilerinden önceki komüsyoncuların haklarını ve bilhassa onların taşınan eşya
üzerindeki hapis haklarını kullanmaya mecburdur.


            
Bir komüsyoncunun alacağı, kendisinden sonra gelen komüsyoncu tarafından temin
edilecek olursa, önce gelen komüsyoncunun hapis hakkı ondan sonraki
komüsyoncuya geçer.


            
V - Halefiyet:


            
Madde 813 – Komüsyoncu, taşıyıcının ücretini ödediği takdirde, onun
hakları kendisine geçer.


            
VI - Komisyoncunun taşıma işini üzerine alması:


            
Madde 814 – Aksine mukavele olmadığı takdirde komüsyoncu eşyayı kendi
vasıta ve adamları ile taşıyabileceği gibi kendi yerine geçen taşıyıcılara da
taşıtabilir. Bu halde komüsyoncu taşıyıcı sayılır.


            
Komüsyoncu, taşıma senedinin ikinci nüshasını 771 inci madde hükmünce kendi
adına imza edip müvekkiline gerivermiş veya kendi adına taşıma ilmühaberi
tanzim ederek müvekkiline vermiş veyahut kendisiyle müvekkili arasında taşıma
ücreti ve bütün masraflara karşılık olarak kesin bir para tayin edilmiş ise
komüsyoncu taşıyıcı sayılır.


            
Bu madde hükümlerinin taşıtan aleyhine değiştirilmesi neticesini doğuran bütün
kayıt ve şartlar hükümsüzdür.


            
VII - Müruruzaman:


            
Madde 815 – Taşıma komüsyonculuğu akdinden doğan bütün davalar bir yılda
müruruzamana uğrar.


            
Müruruzamanın başlangıcı, müruruzamana uğramış hakkın defi olarak ileri
sürülebilmesi, zararın komüsyoncunun hile veya ağır kusurundan doğmuş bulunması
halleri 767 nci madde hükümlerine tabidir.





2899


 


DÖRDÜNCÜ
KİTAP


Deniz Ticareti


BİRİNCİ
FASIL


Gemi


BİRİNCİ
KISIM


Umumi Hükümler


 


            
A) Tarifler:


            
I - Gemi, ticaret gemisi:


            
Madde 816 – Tahsis edildiği gayeye uygun olarak kullanılması, denizde
hareket etmesi imkanına bağlı bulunan ve pek küçük olmıyan her türlü tekne
"Gemi" sayılır.


            
Denizde kazanç elde etme maksadına tahsis edilen veya fiilen böyle bir maksat
için kullanılan her gemi, kimin tarafından ve kimin nam ve hesabına
kullanılırsa kullanılsın, "Ticaret gemisi" sayılır.


               
II - Denize elverişli gemi, yola elverişli gemi:


            
Madde 817 – Tekne, umumi donatım, makine, kazan gibi esas kısımları
bakımından yapacağı yolculuğun (Tamamiyle anormal tehlikeler hariç) deniz
tehlikelerine karşı koyabilecek durumda olan bir gemi "Denize
elverişli" sayılır.


            
Denize elverişli olan gemi, teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, komanyası, gemi
adamlarının yeterliği ve sayısı bakımlarından yapacağı yolculuğun (Tamamiyle
anormal tehlikeler hariç) tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli vasıfları
haiz bulunduğu takdirde "Yola elverişli" sayılır.


            
Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki Kanunun hükümleri mahfuzdur.


            
III - Tamir kabul etmez gemi, tamire değmez gemi:


            
Madde 818 – Denize elverişsiz hale gelmiş olan bir gemi bu kanunun
tatbikı bakımından:


            
1. Tamiri hiç veya bulunduğu yerde mümkün değilse ve tamir edilebileceği bir
limana götürülemezse "Tamir kabul etmez gemi";


            
2. Tamir masrafı geminin, eski ve yeni farkı gözetilmeksizin, önceki değerinin
dörtte üçünü aşacaksa, "Tamire değmez gemi"; sayılır.


            
Önceki değer, denize elverişsizlik bir yolculuk sırasında meydana gelmişse,
geminin yolculuğa çıkarken haiz olduğu değerden; diğer hallerde ise, gemi
denize elverişsiz hale gelmeden önce haiz olduğu veya gereği gibi donatılmış
olması halinde haiz olacağı değerden ibarettir.


            
IV - Bağlama limanı:


            
Madde 819 – Bir geminin bağlama limanı, o gemiye ait
seferlerin idare olunduğu limandır.


            
V - Avrupa limanları:


            
Madde 820 – Bu Kanunda, Avrupa limanları ile Avrupa dışı limanları ayrı
tutan hükümlerin tatbikınde bütün Akdeniz ve Karadeniz limanları Avrupa
limanlarından sayılır.


            
Süveyş kanalının tamamı Süveyş'e kadar Akdeniz'den sayılır.





2900


 


            
VI - Gemi adamları:


            
Madde 821 – "Gemi adamları"; kaptan, gemi zabitleri, tayfalar
ve gemide istihdam edilen diğer kimselerdir.


            
B) Hükümlerin tatbik sahası:


            
Madde 822 – Hususi kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, bu kanunun
hükümleri ticaret gemileri hakkında tatbik olunur.


            
Ancak:


            
1. Donatanın gemi adamlarının kusurundan doğan mesuliyetine mütaallik 947 nci
madde ile 948 inci maddenin birinci fıkrasının üçüncü bendi, bu kitabın gemi,
kaptan ve gemi alacaklıları hakkındaki fasılları ile deniz ödüncü, çatma,
kurtarma ve yardım hakkındaki kısımları; yatlar, denizci yetiştirme gemileri
gibi münhasıran gezinti, spor, eğitim, öğretim ve ilim gayelerine tahsis
edilmiş gemilere;


            
2. Donatanın gemi adamlarının kusurundan doğan mesuliyetine mütaallik 947 nci
madde ile 948 inci maddenin birinci fıkrasının üçüncü bendi, bu kitabın çatma,
kurtarma ve yardıma dair kısımlariyle mahdut mesuliyete mütaallik 1236 ncı
maddenin son fıkrası hükmü munhasıran bir amme hizmetine tahsis edilen devlet
gemileriyle donanmaya bağlı harb gemilerine ve yardımcı gemilere;


            
3. Bayrak, gemi sicilli ve inşa halinde gemiler üzerindeki haklara mütaallik
hükümler, yabancı bir devlet veya onun tebaası hesabına Türkiye'de inşa olunan
gemilere;


dahi tatbik
olunur.


 


İKİNCİ
KISIM


Bayrak


 


            
A) Türk Bayrağını çekme hakkı ve mükellefiyeti:


            
I - Şartları:


            
Madde 823 – ( Değişik: 20/4/2004 – 5136/2 md.)


Her Türk gemisi Türk Bayrağı
çeker.


Yalnız Türk vatandaşlarının
malı olan gemi Türk gemisidir.


Birlikte mülkiyet esaslarına
göre birden fazla kişilere ait olan gemiler, pay çokluğunun Türk vatandaşlarına
ait olması şartıyla Türk gemisi sayılırlar.


Türk kanunları uyarınca
kurulup da;


1. Tüzel kişiliği haiz olan
teşekkül, müessese, dernek ve vakıfların malı olan gemiler idare organını
teşkil eden kişilerin çoğunluğu Türk vatandaşı olmak,


2. Türk ticaret
şirketlerinin malı olan gemiler, şirketi idare ve temsil etmeye yetkili
ortakların çoğunluğu Türk vatandaşı olmak ve şirket sözleşmesine göre oy
çoğunluğu Türk ortaklarda bulunmak, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketlerde ayrıca payların çokluğunun nama yazılı ve bir başkasına
devri şirket yönetim kurulunun iznine bağlı bulunmak,


Şartıyla Türk gemisi
sayılırlar.


Türk ticaret siciline tescil
edilen donatma iştiraklerinin malı olan gemiler; paylarının yarısından fazlası
Türklere ait ve iştiraki idare ve temsil etmeye yetkili müşterek donatanların
çoğunluğu Türk vatandaşı olmak kaydıyla Türk gemisi sayılırlar.


            
II- İstisnaları:


            
Madde 824 –( Değişik:20/4/2004 – 5136/3 md.)


           
Bir Türk gemisi, 823 üncü maddede yazılı niteliklere sahip olmayan kişilere en
az bir yıl süreyle kendi namına işletilmek üzere bırakılmış olursa malikin
talebi üzerine Denizcilik Müsteşarlığı en çok iki yıl süreyle geminin yabancı
bayrak çekmesine o memleket kanunları müsait olmak kaydıyla izin verebilir. Bu
izin bitmedikçe veya kanunî sebeplerle geri alınmadıkça gemi Türk Bayrağı
çekemez.





2901


 


Türk gemisi olmayan bir
gemi, 823 üncü maddede yazılı niteliklere sahip olan kişilere en az bir yıl
süreyle kendi namına işletilmek üzere bırakılmış olursa malikin muvafakatı
alınmış olmak, Türk mevzuatının kaptan ve gemi zabitleri hakkındaki hükümlerine
riayet olunmak, yabancı kanunda da bunu engelleyen bir hüküm bulunmamak
şartıyla Denizcilik Müsteşarlığı geminin bırakma süresince Türk Bayrağı
çekmesine izin verebilir. Şu kadar ki; izin alan kişi her iki yılda bir izin
için gerekli şartların mevcudiyetini sürdürdüğünü ispatlamakla yükümlüdür.


Bu maddenin ikinci
fıkrasında belirtilen gemiler, Denizcilik Müsteşarlığınca tutulacak hususi bir
sicile kaydolunur.


            
III - Türk gemisi vasfının  zıyai:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 825 – 823 üncü madde ile 824 üncü maddenin 2 nci fıkrasında yazılı
şartlardan birinin ortadan kalkmasiyle gemi aşağıki madde hükmü mahfuz olmak
kaydiyle Türk gemisi olmaktan çıkar.


            
2. Hususi haller:


            
Madde 826 – Bir donatma iştirakinde geminin yarısından fazlasına sahip
olan müşterek donatan veya donatanlar Türk vatandaşlığını kaybeder yahut
payları temlikten başka suretle yabancıya geçerse gemi bir sene müddetle Türk
Bayrağını çekme hakkını muhafaza eder. Ancak, bu müddetin altı ayı geçtikten
sonra geminin en az üçte birine sahip olan diğer müşterek donatanların
ekseriyetle verecekleri karar üzerine sicil dairesinden o gemi payının sahibi
hesabına açık artırma ile satılması istenebilir. Artırmaya, satış talebinde
bulunanlar dahi girebilirler. İhale, ancak bir Türk vatandaşına yapılabilir.


            
B) Hakkın ispatı:


            
I - Gemi tasdiknamesi:


            
Madde 827 – Geminin Türk Bayrağını çekme hakkı, gemi tasdiknamesi ile
ispat olunur.


            
Gemi tasdiknamesi alınmadıkça, Türk Bayrağını çekme hakkı kullanılamaz.


            
Gemi tasdiknamesi veya bunun sicil memurluğunca tasdik edilmiş bir hulasası
yahut bayrak şahadetnamesi yolculukta daima gemide bulundurulur.


            
II - Bayrak şahadetnamesi:


            
Madde 828 – Türkiye dışında bulunan bir gemi Türk Bayrağını çekme
hakkını elde ederse geminin bulunduğu yerdeki Türk konsolosu tarafından Türk
Bayrağını çekme hakkına dair verilecek "bayrak şahadetnamesi" gemi
tasdiknamesi yerine geçer. Bayrak şahadetnamesi, tanzim edildiği günden
itibaren ancak bir yıl için muteberdir; yolculuk, mücbir sebep yüzünden uzadığı
takdirde müddet de uzar.


            
Bir Türk limanında inşa edilmiş olup da 823 üncü madde gereğince Türk Bayrağını
çekme hakkını haiz olmıyan gemilere Münakalat Vekaletince gidecekleri teslim
yerine kadar muteber olmak üzere bir bayrak şahadetnamesi verilebilir.


            
824 üncü maddenin ikinci fıkrasında yazılı hallerde bayrak şahadetnamesi
müsaade müddeti için muteber olmak üzere Münakalat Vekaletince tanzim olunur.


            
III - Muafiyet:


            
Madde 829 – On sekiz gros tonilatodan ufak gemiler gemi tasdiknamesine
ve bayrak şahadetnamesine ihtiyaç olmaksızın Türk Bayrağını çekebilirler.





2902


 


            
C) Geminin adı:


            
I - Seçme serbestisi:


            
Madde 830 – Geminin ilk Türk maliki, gemiye dilediği adı vermekte
serbesttir. Şu kadar ki; seçilen ad iltibasa mahal bırakmıyacak surette başka
gemilerin adlarından farklı olmalıdır.


            
Gemi tasdiknamesi verilmiş olan bir geminin adı Münakalat Vekilinin izniyle
değiştirilebilir.


            
II - Tekne üzerine yazılma mecburiyeti:


            
Madde 831 – Sicile kayıtlı bir geminin bordalarının her iki tarafına
adı, kıçına da adı ile bağlama limanı; silinmez, bozulmaz ve çok okunaklı
harflerle yazılır.


            
D) Ceza hükümleri:


            
I - Cezayı müstelzim fiiller:


            
1. Kanuna aykırı şekilde bayrak çekme:


            
Madde 832 – 823 ila 826 ncı maddelere aykırı olarak Türk Bayrağı çeken
veya aynı maddelerin hükümlerine göre Türk Bayrağı çekmesi lazımgelirken diğer
bir devletin bayrağını çeken geminin kaptanı veya bu hareketleri menetmemiş
olan donatanı 400 liraya kadar ağır para cezası veya altı aya kadar hapis
cezası ile cezalandırılır. Geminin suçluya ait olup olmadığı gözetilmeksizin
müsaderesine de karar verilebilir.


            
2. Tasdikname veya şahadetname almadan bayrak çekme:


            
Madde 833 – 827 ve 828 inci maddelere aykırı olarak Türk Bayrağını çeken
geminin kaptanı, iki yüz liraya kadar hafif para cezası veya bir aya kadar
hafif hapis cezası ile cezalandırılır.


            
3. Tasdikname veya şahadetnamenin gemide bulundurulmaması ve gemi adının
yazılmaması:


            
Madde 834 – 827 nci maddenin son fıkrası ile 831 inci madde hükümlerine
aykırı hareket eden kaptan yüz liraya kadar hafif para cezası veya on beş güne
kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılır.


            
4. Harb gemileri, istihkamlar önünde ve limanda bayrak çekmemek:


            
Madde 835 – Harb gemileri ve sahil istihkamları önünde veya Türk
limanlarına girerken yahut bunlardan çıkarken ticaret gemisine bayrak çekmiyen
kaptan, yüz liraya kadar hafif para cezası veya on beş güne kadar hafif hapis
ile cezalandırılır.


            
II - Kusur esası:


            
Madde 836 – Kasıt veya ihmali sabit olmıyan kimseye yukarki maddeler
gereğince ceza verilemez.


            
III - Memleket dışında tatbik esası:


            
Madde 837 – Bu Kanunun 832, 833 ve 834 üncü maddelerindeki fiiller,
Türkiye dışında bir Türk veya yabancı tarafından işlenmiş olsa bile
cezalandırılır.


            
E) Nizamname:


            
Madde 838 – Gemi tasdiknamesiyle bayrak şahadetnamesinin nasıl tanzim
olunacağı ve gemi adının gemi üzerine nasıl yazılacağı ve bu kısım hükümlerinin
tatbik şekli bir nizamname ile tayin olunur.





2903


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Gemi Sicili


            
A) Umumi hükümler:


            
I - Sicil memurlukları ve bölgeleri:


            
Madde 839 – Türk gemileri için hükümetin münasip göreceği yerlerde gemi
sicilleri tutulur.


            
Gemi sicilleri, liman reisliği nezdinde çalışan sicil memurları tarafından o
yer asliye hukuk mahkemesinin nezareti altında tutulur. 26 ncı maddenin 2 nci
fıkrası hükmü bu hususta da tatbik olunur.


            
Medeni Kanunun 917 nci maddesi gemi sicilleri hakkında da caridir.


            
II - Tescili caiz gemiler:


            
Madde 840 – Gemi siciline, 823 üncü madde gereğince Türk Bayrağını çekme
hakkını haiz ticaret gemileri ile 822 nci maddenin 2 nci fıkrasının 1 ve 3
numaralı bentlerinde yazılı gemiler kaydolunur.


            
III - Salahiyetli sicil dairesi:


            
Madde 841 – Gemi, bağlama limanın tabi olduğu sicil dairesince tescil
olunur.


            
Bir geminin seferleri yabancı bir limandan idare edilecekse veya bağlama limanı
yoksa maliki gemisini dilediği yer sicilline tescil ettirebilir.


            
Malikin Türkiye dahilinde ikametgahı veya ticari işletmesi yoksa bu kanunda
yazılı hakları kullanmak ve vazifeleri yerine getirmek üzere sicil memurluğuna
o bölgede oturan bir mümessil göstermesi lazımdır.


            
IV - Sicilin aleniyeti:


            
Madde 842 – Gemi sicili alenidir. Herkes sayfalarını tetkik edebilir.


            
Alakası olduğunu ispat eden herkes, bir kaydın itmamı için gemi sicilinde atıf
yapılmış olan vesikaları, henüz neticelenmemiş tescil taleplerini ve sicil
dosyalarını da tetkika mezundur.


            
Talep üzerine ve masrafı ödenmek şartiyle sicildeki kayıtların tasdikli veya
tasdiksiz örnekleri verilir. 2 nci fıkrada yazılı vesikaların örnekleri yalnız
ilgili olduğunu ispat eden kimseye verilebilir.


            
B) Geminin tescili:


            
I - Talep:


            
1. Şekli:


            
Madde 843 – Gemi, ancak malikin veya maliklerden birinin talebi üzerine
gemi siciline tescil olunur.


            
Talep dilekçe ile olur.


            
2. Mecburiyet:


            
Madde 844 – On sekiz gros tonilatoda ve daha büyük her ticaret gemisinin
maliki, tescil talebinde bulunmaya mecburdur.


            
840 ıncı maddeye göre gemi siciline tescili caiz olan diğer gemilerin malikleri
gemilerini tescil ettirmekte serbesttirler.


            
3. Muhtevası:


            
Madde 845 – Tescil talebiyle birlikte aşağıdaki hususlar bildirilir:


            
1. Geminin adı;


            
2. Nev'i ve imalinde kullanılmış olan esas malzeme;


            
3. Bağlama limanı;





2904


 


            
4. İnşa olunduğu yer ve kızaktan indiği yıl (Tesbit edilmeleri fevkalade müşkül
olmamak şartiyle);


            
5. Resmi ölçme neticeleri ve makine takati;


            
6. Geminin maliki:


            
a) Hakiki şahıs ise: Ad ve soyadı, varsa ticaret unvanı ve kayıtlı bulunduğu
ticaret sicil memurluğu ile sicil numarası;


            
b) Ticaret şirketi ise: Şirketin nev'i, ticaret unvanı ve tescil olunduğu
ticaret sicil memurluğu ile sicil numarası;


            
c) Diğer hükmi şahıslardan ise: Adı ve merkezi;


            
d) Donatma iştirakı ise müşterek donatanların ad ve soyadları ile gemi
paylarının miktarı;


            
7. İktisap sebebi;


            
8. Türk Bayrağını çekme hakkına esas teşkil eden sebepler;


            
9. Donatma iştirakinde, varsa gemi müdürü;


            
10. 841 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı halde mümessilin adı, soyadı ve
adresi.


               
4. Vesikalar:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 846 – Yukarki maddenin 3,4, 6 ve 7 nci bentlerinde yazılı
hususlarla makine takatine ait beyanların doğruluğunun kuvvetle muhtemel
olduğunun anlaşılması, bayrak çekme hakkının dayandığı vakıalarla ölçme
neticelerinin ise ispatı lazımdır.


            
Gemi memleket içinde henüz resmen ölçülmemiş ise, mesaha şahadetnamesi yerine
geçmek üzere Türkiye dışında yapılmış ölçmeye dair belgenin veya tasdikli başka
bir vesikanın ibrazı kafidir.


            
Gemi tamamen veya kısmen memleket içinde inşa edilmişse, inşa halindeki
gemilere mahsus sicilde kayıtlı bulunup bulunmadığına dair inşaat yeri sicil
memurluğundan alınacak bir vesikanın tevdi edilmesi lazımdır.


            
b) Yabancı sicilde kayıtlı gemi:


            
Madde 847 – Gemi, yabancı bir gemi sicilinde kayıtlı bulundukça Türk
gemi siciline tescil olunamaz. Lüzumu halinde böyle bir kaydın mevcut
olmadığını kuvvetle muhtemel gösterecek vesikaların ibrazı lazımdır.


            
844 üncü madde gereğince tescili mecburi olan bir gemi yabancı bir gemi
sicilinde kayıtlı ise malikin bu kaydı terkin ettirmesi ve keyfiyeti tevsik
eylemesi lazımdır; imkansızlık halinde bundan sarfınazar olunabilir.


            
II - Tescil:


            
1. Tescil edilecek hususlar:


            
Madde 848 – Bir geminin kaydında 845 inci maddenin 1 ila 7 ve 9 sayılı
bentlerinde yazılı hususlarla ölçmeyi tevsik eden belgenin mahiyeti, geminin
kaydolunduğu gün ve sicil sıra numarası sicile geçirilir. Kayıt, salahiyetli
memur tarafından imzalanır.


            
845 inci maddenin 6 ncı bendine göre tescil edilmesi lazımgelen gemi malik veya
maliklerinin vatandaşlık durumu, geminin bir ticaret şirketine ait olması veya
donatma iştiraki halinde 823 üncü maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarında yazılı
hususların mevcut olduğu ayrıca sicile geçirilir.


            
Gemi,inşa halindeki gemilere mahsus sicile
tescil edilmişse o sicile kayıtlı bulunan gemi ipotekleri, haiz oldukları
dereceler mahfuz kalmak şartiyle, gemi





2905


 


siciline
re'sen nakledilir. Geminin tescil olunduğu, inşa halindeki gemilere mahsus
sicili tutan memura bildirilir.


            
Gemi tescil edilmezden önce her hangi bir kimse kendisinin malik olduğunu ileri
sürerek tescil talebinde bulunan şahsın mülkiyetine itiraz ederse gemi tescil
edilmekle beraber itiraz eden lehine şerh verilir.


            
2. Değişiklikler:


            
Madde 849 – 845 inci maddenin 1, 2, 3, 5, 8 ve 9 uncu bentlerinde yazılı
olup da 848 inci maddenin 1 ve 2 nci fıkraları uyarınca tescil olunan
hususlarda vukua gelecek değişikliklerin gemi siciline geçirilmek üzere bir
dilekçe ile sicil memurluğuna derhal bildirilmesi lazımdır.


            
824 üncü maddenin 1 inci fıkrası gereğince Türk Bayrağı yerine diğer bir bayrak
taşımasına izin verilmiş olan geminin ne müddetle Türk Bayrağı çekemiyeceği
sicil memurluğuna bildirilir ve keyfiyet tescil olunur. İzin biter veya geri
alınırsa bu dahi tescil olunur.


            
Gemi kurtarılamıyacak şekilde batar veya tamir kabul etmez bir hale girer yahut
Türk Bayrağını çekme hakkını kaybederse bu hususların da gecikmeksizin sicil
memurluğuna bildirilmesi lazımdır.


            
Yukarıki fıkralara göre yapılması lazımgelen talepleri gemi maliki ve donatma
iştirakinde gemi müdürü dahi yapmaya mecburdurlar. Bu hususu ifaya mecbur
olanlar birden fazla ise bunlardan birinin talebi kafidir. Hükmi şahıs olan bir
malikin mümessilinin taaddüdü halinde de aynı esas caridir.


            
Tescil hususunda 845, 846 ve 848 inci maddeler dahi tatbik olunur.


            
3. Tescile davet:


            
Madde 850 – 844, 846, 847 ve 849 uncu maddeler gereğince yapmakla
mükellef olduğu vazifeleri, kayıt muamelelerini gerektiren hususları
öğrendikten sonra onbeş gün içinde yerine getirmiyen kimseler hakkında 35 inci
madde hükmü tatbik olunur.


            
852 nci madde hükmü mahfuzdur.


            
C) Terkin:


            
I - Talep üzerine:


               
Madde 851 – (Değişik birinci cümle:20/4/2004 – 5136/4 md.) Gemi,
kurtarılamayacak şekilde batar veya tamir kabul etmez hale gelir yahut yurt
dışında cebri icra yolu ile bir yabancıya satılarak veya başka bir surette Türk
Bayrağı çekme hakkını zayi ederse, talep üzerine sicilden kaydı terkin olunur.
Tescili ihtiyari olan gemilerin kaydı, malik veya maliklerinin talebi üzerine
dahi terkin olunur.


            
Geminin tamir kabul etmez hale gelmesi sebebiyle kaydının terkini talep
olundukta sicil memuru müseccel ipotekli alacaklıları, icabında 852 nci
maddedeki ilan suretiyle, keyfiyetten haberdar ederek tayin edeceği münasip bir
müddet zarfında itirazlarını bildirmeye davet eder. Müddeti içinde bildirilen
itirazların varit görülmediğine dair mahkemece verilen kararın kesinleşmesi üzerine
gemi kaydı terkin olunur.


            
Gemi Türk Bayrağını çekme hakkını kaybederse kaydı ancak ipotekli alacaklıların
ve gemi sicil münderecatına göre ipotek üzerinde hak sahibi olan üçüncü
şahısların muvafakatleriyle terkin olunabilir. Muvafakat terkin talebiyle
beraber tevsik edilmemiş ise, geminin Türk Bayrağını çekme hakkını kaybettiği
gecikmeksizin gemi siciline kaydolunur. Bu kayıt, müseccel gemi ipotekleri
bahis mevzu olmadığı nispette, gemi kaydının terkini hükmündedir.





2906


 


            
Tescili ihtiyari olan gemilere ait kayıtların maliklerinin mücerret talepleri
üzerine terkin edilebilmesi için ipotekli alacaklıların ve gemi sicili
münderecatına göre ipotek üzerine hak sahibi olan üçüncü şahısların
muvafakatleri şarttır.


            
II - Re'sen:


            
1. Umumi şartları:


            
Madde 852 – Esaslı şartlarından biri mevcut olmaması sebebiyle tescili
caiz olmıyan bir gemi tescil edilmiş olur veya 849 uncu maddenin 3 üncü
fıkrsında yazılı haller sicil memurluğuna bildirilmezse 35 inci madde hükmü
tatbik olunur. Şu kadar ki; keyfiyetin müseccel diğer hak sahiplerine de
bildirilmesi lazımdır. Malik ve diğer hak sahiplerinin kimler olduğu yahut
ikametgahları belli değilse terkine davet ve tayin edilen müddet 37 nci maddede
yazılı gazete ile diğer münasip bir gazete'de ilan edilir ve ilan kağıdı sicil
memurluğu ve mahkeme divanhanesine asılır.


            
Geminin kaydı ancak imtina ve itiraz sebeplerinin müddeti içinde bildirilmemesi
veya bunların mahkemece varit görülmediğine dair verilen kararın kesinleşmesi
halinde terkin olunabilir. Bir ipotekli alacaklı, gemi ipoteğinin el'an mevcut
olduğunu ileri sürerek Türk Bayrağını çekme hakkını kaybetmiş olan bir geminin
terkinine itiraz ederse kayıt terkin edilmeyip sadece geminin Türk Bayrağını
çekme hakkını zayi ettiği tescil olunur.


            
2. Hususi haller:


            
Madde 853 – Tescil edilmiş bir gemi hakkında yirmi yıldan beri hiçbir
kayıt muamelesi yapılmamış ve Münakalat Vekaletinden alınan izahata göre de
geminin artık mevcut olmadığına veya denizcilikte kullanılamıyacak hale
geldiğine kanaat getirilmiş olursa, gemi üzerinde ipotek veya intifa hakkı
tescil edilmiş bulunmadığı takdirde, sicil memurunun teklifi üzerine mahkeme
852 nci maddede yazılı merasime hacet kalmaksızın gemi kaydının terkin
edilmesine re'sen karar verir.


            
D) Gemi tasdiknamesi:


            
I - Muhtevası:


            
Madde 854 – Sicil memurluğu, geminin sicile kaydolunduğuna dair bir gemi
tasdiknamesi tanzim eder. Tasdiknameye, sicildeki kayıtların münderecatı aynen
ve tam olarak geçirilir.


            
Gemi tasdiknamesinde ayrıca 846 ncı maddede yazılı vesikaların ibraz edildiği
ve geminin Türk Bayrağını çekme hakkını haiz olduğu da gösterilir.


            
Geminin malikine, talebi üzerine, gemi tasdiknamesinin tasdikli bir hülasası
verilir. Bu hülasaya yalnız 845 inci maddenin 1 ila 5 sayılı bentlerinde yazılı
hususlarla geminin Türk Bayrağını çekme hakkını haiz olduğu yazılır.


            
II - Tadiller:


            
Madde 855 – Gemi siciline geçirilen her kayıt gecikmeksizin gemi
tasdiknamesine de yazılır. Bir gemi payının takyidine mütaallik kayıtlar
hakkında bu hüküm tatbik olunmaz.


            
III - İbraz mecburiyeti:


            
Madde 856 – 849 uncu maddede yazılı
haller ile gemi mülkiyetinin intikali veya bir gemi payının iktisabı halinde,
849 uncu maddenin 4 üncü fıkrasında zikrolunan şahıslar,  gemi
tasdiknamesini  ve varsa tasdikli hülasasını sicil memurlu





2907


 


ğuna ibraza
mecburdurlar. Gemi bağlama limanına veya sicil memurluğunun bulunduğu limana
gelince bu mecburiyet kaptana da düşer. 850 nci madde burada da caridir.


            
851 inci maddenin 1 ve 3 üncü fıkralarında yazılı hallerde gemi tasdiknamesi ve
varsa hülasası geri alınarak iptal olunur.


            
IV - Yeniden tanzimi:


            
Madde 857 – Yeni bir gemi tasdiknamesinin verilebilmesi için eskisinin
ibrazı veya zıyaa uğradığının ispatı şarttır. Tasdikli hülasa hakkında dahi
aynı hüküm caridir.


            
Geminin yabancı memlekette bulunması halinde sicil memurluğu yeni tasdiknameyi,
eskisinin iadesi mukabilinde kaptana verilmek üzere mahalli Türk makamlarına
gönderir.


            
E) İnşa halindeki gemilere mahsus sicil:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 858 – İnşa halindeki bir gemi, ancak yapı üzerinde bir gemi
ipoteğinin tesisi veya yapının ihtiyati veya icrai haczinin bahis mevzuu olması
halinde mahsus siciline tescil olunur.


            
Yapı, inşaat yerinin tabi olduğu sicil memurluğunca tescil olunur. Yapı, bu
sicil memurluğunun dairesi dışındaki diğer bir yere götürülse dahi aynı sicil
memurluğu salahiyetli kalır. Şu kadar ki; bu memurluk tarafından yeni inşaat
yerindeki sicil memurluğuna yapının kaydedilmiş olduğu bildirilir.


            
Mahsus sicil hakkında 839 ve 842 nci maddeler hükmü tatbik olunur. Şu kadar ki;
sicilin sayfalarını ve müstenidatını tetkik ve örneklerini talebeden kimsenin
ispat etmesi lazımdır.


            
II - Yapının tescili:


            
1. Tescil dilekçesi:


            
a) Kimin verebileceği:


            
Madde 859 – Yapı, geminin inşa olunduğu tersane sahibinin vereceği
dilekçe üzerine mahsus siciline kaydolunur. Tersane sahibi yapının maliki
değilse kayıt dilekçesini malik de verebilir.


            
İhtiyati veya icrai haciz kararı almış olan alacaklı dahi icra memurunun
tezkeresi üzerine yapının mahsus sicile tescilini istiyebilir.


            
b) Muhtevası:


            
Madde 860 – Tescil talebiyle birlikte aşağıdaki hususlar bildirilir:


            
1. İnşa halinde bulunan geminin nevi ile adı veya numarası yahut
ayırdedilebilmesine yarıyan her hangi bir işareti;


            
2. İnşaat yeri ve geminin inşa olunduğu tersane;


            
3. Maliki.


            
Geminin maliki olarak tersane sahibinden başka bir kimse gösterildiği takdirde,
tersane sahibi tarafından resmi şekilde tanzim ettirilen ve malik olarak
gösterilen kimsenin mülkiyeti ne suretle iktisabettiğini bildiren bir
beyannamenin de tevdii lazımdır.


            
941 inci maddenin 2 nci fıkrasındaki şartların mevcut olduğu, salahiyetli gemi
mesaha makamının vereceği bir belge ile ispat olunur.





2908


 


            
2. Tescil:


            
a) Tescil edilecek hususlar:


            
Madde 861 – Bir yapının kaydında, 860 ıncı maddenin 1 inci fıkrasında
yazılı hususlarla aynı maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarında yazılı vesikaların
mahiyeti ve yapının kaydolunduğu gün sicile geçirilir. Kayıt, salahiyetli memur
tarafından imzalanır.


            
b) Değişiklikler:


            
Madde 862 – Geminin inşa olunduğu tersanenin sahibi ve yapının maliki,
tescil olunan hususlarda vukua gelecek değişiklikleri ve geminin inşasının
tamamlandığını, tescil edilmek üzere, bir kayıt dilekçesiyle sicil memurluğuna
gecikmeksizin bildirmeye mecburdurlar. Bildirilen hususların tevsikı lazımdır.
850 nci madde hükmü burada da caridir.


            
Geminin inşaasının tamamlandığı bildirildikten veya 846 ncı maddenin 3 üncü
fıkrasındaki vesika verildikten sonra artık inşa halindeki gemilere mahsus
sicile bir gemi ipoteği tescil olunamaz.


            
III - Terkin:


            
Madde 863 – Yapının sicildeki kaydı:


            
1. Tersane sahibi tarafından, geminin yabancı memlekete teslim edildiğinin
bildirilmesi;


            
2. Yapının maliki ile geminin inşa olunduğu tersane sahibinin, kaydın terkinini
talep etmeleri;


            
3. Yapının harap olması;


hallerinde terkin olunur.


            
Yapı üzerinde bir ipotek bulunduğu takdirde, 1 ve 2 nci bentlerde yazılı
hallerde ipotekli alacaklının ve sicile kayıtlı bulunan diğer hak sahiplerinin
terkine muvafakatleri de lazımdır.


            
F) İtirazlar:


            
Madde 864 – Sicil memurunun kararları hakkında 36 ncı madde hükmü tatbik
olunur.


            
G) Nizamname:


            
Madde 865 – Gemi sicilinin kuruluşu ve nasıl tutulacağı, memurların haiz
olmaları lazımgelen vasıflar, hukuki münasebetlerin nasıl tevsik ve tescil
olunacakları, kayıtların tashih, tadil ve terkini hakkında tamamlayıcı hükümler
nizamname ile tesbit olunur.


 


                                                            
DÖRDÜNCÜ KISIM


                                                      
Mülkiyet ve Diğer Ayni Haklar


                                                              
BİRİNCİ AYIRIM


                                                               
Umumi Hükümler


            
A) Tatbik olunacak hükümler:


            
I - Kayıtlı bulunan gemiler hakkında:


            
Madde 866 – Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kısım hükümleri yalnız bir
Türk gemi siciline kayıtlı bulunan gemiler hakkında tatbik olunur.


            
(Mülga ikinci fıkra: 27/11/2007-5718/64 md.)





2909


 


            
II - Kayıtlı bulunmıyan gemiler hakkında:


            
Madde 867 – Bir Türk gemi siciline kayıtlı bulunmıyan gemiler üzerindeki
mülkiyet ve sair ayni haklar hususunda, Medeni Kanunun menkullere mütaallik
hükümleri tatbik olunur. Şu kadar ki; böyle bir geminin veya gemi payının
temlikinde akıdlar mülkiyetin sadece akitle intikal edeceğini
kararlaştırmışlarsa zilyedliğin devrine hacet kalmaksızın mülkiyet temellük
edene geçer. Bu şekildeki temliklerde hüsnüniyetle iktisabın muteber olması
temellük edenin zilyedliği devraldığı sırada dahi hüsnüniyet sahibi olmasına
bağlıdır.


            
Gemi veya payının temliki halinde taraflardan her biri, masrafını çekmek
şartiyle, kendisine temlike dair resmi veya imzası noterce tasdikli bir senet
verilmesini istiyebilir.


            
869 ve 870 inci madde hükümleri, müseccel olmıyan gemiler hakkında da tatbik
olunur.


            
B) Mülkiyet:


            
I - İktisabı:


            
1. Temlik:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 868 – Gemi siciline kayıtlı bulunan bir geminin temliki için malik
ile iktisap edenin, mülkiyetin iktisap edene intikal edeceğine dair anlaşmaları
lazım ve kafidir. Taraflardan her biri, masrafını çekmek şartiyle kendisine
temlike dair resmi veya imzası noterce tasdikli bir senet verilmesini
istiyebilir.


            
Gemi payının temliki hakkında 965 inci madde hükmü tatbik olunur.


            
b) Geminin teferruatı:


            
Madde 869 – Taraflarca aksi kararlaştırılmış olmadıkça, iktisap eden,
geminin mülkiyeti ile birlikte, iktisap anında mevcut ve temlik edene ait olan
teferruatın mülkiyetini de iktisap eder.


            
Temlik neticesinde, temlik edene ait olmıyan veya üçüncü şahıslara ait haklarla
takyit edilmiş bulunan teferruat da iktisap edenin zilyedliğine geçerse, Medeni
Kanunun 687, 901, 902 ve 904 üncü maddeleri tatbik olunur. İktisap edenin
hüsnüniyeti hususunda zilyedliği elde ettiği an esas ittihaz edilir.


            
Filikalar da geminin teferruatındandır. Tereddüt halinde, gemi demirbaş
defterinde yazılı şeyler teferuattan sayılır.


            
c) Nefi ve hasar:


            
Madde 870 – Nefi ve hasar hakkında Borçlar Kanununun 183 üncü maddesi
hükmü tatbik olunur. Şu kadar ki; gemi veya gemi payı, gemi yolculukta
bulunduğu sırada temlik edilirse temlik edenle iktisapeden arasındaki
münasebetlerde bu yolculuğun kar veya zararı, aksine anlaşma olmadıkça iktisap
edenindir.


            
Geminin iktisap eden tarafından teslim alınması için muayyen bir gün
kararlaştırılmışsa, mukavelede aksine hüküm olmadıkça, nefi ve hasar ancak işbu
günden itibaren iktisap edene intikal eder.


            
d) Temlik edenin şahsi borçları:


            
Madde 871 – Bir geminin veya gemi payının temliki, temlik edenin üçüncü
şahıslara olan şahsi borçlarına halel getirmez.





2910


 


            
2. İktisabi müruruzaman:


            
a) Adi:


            
Madde 872 – Mülkiyetini iktisap etmiş olmadığı halde gemi siciline bir
geminin maliki olarak tescil edilmiş bulunan  kimse, tescil beş yıl devam
etmek ve kendisi de bu müddet zarfında gemiyi fasılasız ve nizasız asli zilyed
sıfatiyle yedinde bulundurmak şartiyle mülkiyetini iktisap eder. Bu müddetin
hesabı, kesilmesi ve durması Borçlar Kanununun alacak müruruzamanı hakkındaki
hükümlerine tabidir. Kaydın doğru olmadığı yolunda gemi sicilinde bir itiraz
kayıtlı oldukça müruruzaman durur.


            
b) Fevkalade:


            
Madde 873 – Sicile kayıtlı olmıyan bir gemiyi on yıl müddet ile
fasılasız ve nizasız asli zilyed sıfatiyle yedinde bulunduran kimse o geminin
kendi malı olmak üzere tescilini istiyebilir.


            
Sicilden maliki kim olduğu anlaşılmıyan veya on yıl önce ölmüş yahut gaipliğine
karar verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan bir gemiyi, birinci fıkrada
yazılı şartlar altında yedinde bulunduran kimse dahi o geminin maliki olarak
tescil edilmesini talep edebilir. Zilyedlik müddetinin hesabı kesilmesi ve
durması Borçlar Kanununun alacak müruruzamanı hakkındaki hükümlerine tabidir.


            
Tescil ancak mahkeme kararı ile olur. Mahkeme bir müddet tayin ederek ilgilileri
itirazlarını bildirmeye ilan yolu ile davet eder.Bu müddet içinde itiraz
edilmez veya itiraz reddolunursa tescile karar verilir.


            
Tescile karar verilmeden önce üçüncü bir şahıs malik sıfatıyle tescil edilir
veya üçüncü şahsın mülkiyeti dolayısiyle gemi sicilinin doğru olmadığı yolunda
bir itiraz şerhi verilmiş olursa, tescil kararı üçüncü şahıs hakkında hüküm
ifade etmez.


            
II - Terk:


            
Madde 874 – Malik, feragat ettiğini sicil dairesine bildirmek ve feragat
keyfiyeti gemi siciline tescil edilmek suretiyle geminin mülkiyeti terk
edilebilir.


            
Sahipsiz bir gemiyi ihraz hakkı munhasıran devletindir. Devlet, kendisini gemi
siciline malik sıfatiyle tescil ettirmek suretiyle mülkiyeti iktisap eder.


            
C) Diğer ayni haklar:


            
I - Gemi ipoteği:


            
1. Akdi ipotek:


            
a) Tarif:


            
Madde 875 – Bir alacağı temin için gemi üzerinde ipotek tesis
olunabilir. Gemi ipoteği,alacaklıya geminin bedelinden alacağını alma salahiyetini
verir. İleride vücut bulacak yahut şarta bağlı olan bir alacak için dahi ipotek
tesis edilebilir.


            
b) Tesis:


            
Madde 876 – Gemi ipoteğinin tesisi için geminin maliki ile alacaklının
bu hususta anlaşmaları ve ipoteğin gemi siciline tescil edilmesi lazımdır. Şu
kadar ki; yabancı bir memlekette iktisap edilip henüz Türk gemi siciline tescil
edilmemiş olan gemilerde bayrak şahadetnamesine şerh, tescil hükmündedir;
geminin tescilinde bu gibi ipotekler re'sen sicile geçirilir.


            
İpotek tesisine ait anlaşmaların yazılı şekilde ve imzaları noterce tasdikli
olması şarttır.





2911


 


            
2. Kanuni ipotek:


            
Madde 877 – Bir tersane sahibi bir geminin inşa veya tamirinden doğan
alacaklar için, o yapı veya gemi üzerinde kanuni bir ipoteğin tescilini talep
edebilir. Bu haktan önceden feragat muteber değildir.


            
Bu kanuni ipoteğin tesisi hakkında Medeni Kanunun 809, 810 ve 811 inci
maddeleri tatbik olunur.


            
II - İntifa hakkı:


            
Madde 878 – Gemi üzerinde intifa hakkı tesisi, ancak bu geminin dahil
bulunduğu mamelek veya terekenin tamamı veya şayi bir cüz'ü üzerinde esasen bir
intifa hakkı tesisiyle mükellef bulunulması halinde ve bu mükellefiyeti ifa
zımnında kabildir.


            
Akdi intifa hakkının tesisi hususunda 876 ncı madde hükmü tatbik olunur.


            
D) Şerhler:


            
I - Halleri:


            
Madde 879 – Bir gemi veya gemi ipoteği üzerinde bir hak tesisini veya
kaldırılmasını yahut böyle bir hakkın muhteva veya derecesinin tadilini
istiyebilmek hakkını temin için gemi siciline şerh verilebilir. Müstakbel veya
şarta bağlı bir mutalebenin temini için de gemi siciline şerh verilmesi
caizdir.


            
Şerhten sonra gemi veya ipotek üzerinde yapılacak tasarruflar, şerh ile teminat
altına alınan hakkı haleldar ettiği nispette muteber değildir.


            
Tasarrufun, cebri icra veya ihtiyati haciz suretiyle yahut iflas idaresi
tarafından yapılması hallerinde de hüküm böyledir.


            
Şerh ile temin edilen hakkın derecesini tayinde şerh tarihi esas tutulur.


            
Hak, şerh verilmek suretiyle temin edildiği nispette mükellefin mirasçısı,
mesuliyetinin mahdut olduğunu ileri süremez.


            
II - Verilmesi:


            
Madde 880 – Şerh, bir ihtiyati tedbir kararına yahut şerh neticesinde
gemisi veya hakkı takyit olunan kimsenin muvafakatine müsteniden verilir.
İhtiyati tedbir kararının verilmesinde hakkın tehlikede olduğunun kuvvetle
muhtemel gösterilmesi aranmaz.


            
III - Terkini:


            
Madde 881 – Şerh neticesinde gemisi veya hakkı takyit olunan kimse, şerh
ile temin olunan mutalebe hakkının dermeyanını daimi olarak imkansız kılan bir
def'e sahip bulunduğu takdirde alacaklıdan şerhin terkinini istiyebilir.


            
IV - Hükümden düşmesi:


            
Madde 882 – Sicile şerh verilmek suretiyle mutalebe hakkı temin edilmiş
olan alacaklı belli olmaz ve bir gemi ipoteği alacaklısının hakkının iptali
için 930 uncu madde ile muayyen şartlar mevcut olursa, alacaklı, ilan yoliyle
davet olunarak hakkının iptaline karar verilebilir. İptale karar verilmekle
şerh de hükümden düşer.


               
V - Hükümleri:


            
Madde 883 – Mülkiyetin, bir gemi ipoteğinın veya ipotek üzerindeki bir
hakkın yahut bir intifa hakkının iktisabı, lehine şerh verilmiş olan kimseye
karşı hükümsüz olduğu takdirde şerh sahibi, şerhle temin olunan mutalebe
hakkının tahakkuku için lüzumlu olan tescil veya terkine muvafakat etmesini
iktisap edenden istiyebilir.





2912


 


            
Mutalebe hakkının, temliki men eden bir emirle temin edilmiş olması halinde de
hüküm böyledir.


            
E) Çeşitli hükümler:


            
I - Karineler:


            
Madde 884 – Gemi sicilinde malik olarak kayıtlı bulunan kimse, geminin
maliki sayılır.


            
Gemi sicilinde lehine bir gemi ipoteği veya ipotek üzerinde bir hak yahut bir
intifa hakkı tescil edilmiş olan kimse o hakkın sahibi sayılır.


            
Müseccel bir hak (Fıkra 1, 2) terkin olunursa o hakkın artık mevcut olmadığı
kabul edilir.


            
Medeni Kanunun 905 inci maddesinin ikinci cümlesi hükmü mahfuzdur.


            
II - Kayıtların hükümleri:


            
Madde 885 – Hukuki bir muamele ile bir geminin mülkiyetini, intifa
hakkını, gemi ipoteğini veya ipotek üzerindeki bir hakkı iktisap eden kimse lehine,
gemi sicilinin muhtevası, bu haklara taallük ettiği nispette doğru sayılır;
meğer ki, sicile bir itiraz kaydedilmiş veya iktisap eden suiniyet sahibi
bulunmuş olsun. Hak sahibinin müseccel bir hak üzerindeki tasarruf salahiyeti
muayyen bir kimse lehine tahdit edilmiş ise bu tahdit keyfiyeti iktisap eden
hakkında ancak gemi sicilinde yazılı olması veya kendisinin suiniyet sahibi
bulunması halinde hüküm ifade eder.


            
Hakkın iktisabı için tescil şart olan hallerde tescili talep tarihi hüsnüniyete
esas tutulur.


            
Gemi sicilinde lehine bir hak tescil edilmiş olan kimseye bu hakkı sebebiyle
bir edada bulunulması veya bu kimsenin üçüncü bir şahıs ile müseccel hak
üzerinde bir tasarruf muamelesinde bulunması hallerinde de yukarki fıkra hükmü
tatbik olunur.


            
III - Tadil:


            
Madde 886 – Gemi sicilinin muhtevası; mülkiyet, gemi ipoteği, ipotek
üzerindeki bir hak, intifa hakkı yahut 885 inci maddenin birinci fıkrasının
ikinci cümlesinde yazılı neviden bir tasarruf tahdidi bakımından gerçek hukuki
duruma uymadığı takdirde, hakkı tescil edilmemiş veya yanlış tescil edilmiş
yahut mevcut olmıyan bir hak veya tahdidin tescili neticesinde hakkı halele
uğramış bulunan kimse, tadil neticesinde hakkı halele uğrıyacak olan kimseden
kaydın tadiline muvafakat etmesini istiyebilir.


            
Gemi sicili, ancak birinci fıkra gereğince mükellef olan kimsenin hakkı tescil
edildikten sonra tadil olunabilecekse, bu kimse, talep üzerine hakkını tescil
ettirmeye mecburdur.


            
Yukarıki fıkralarda yazılı bulunan tadili isteme hakları müruruzamana tabi
değildir.


            
IV - İtirazın tescili:


            
Madde 887 – 886 ncı maddede yazılı hallerde gemi sicilinin doğru
olmadığı hakkında bir itiraz tescil olunabilir.


            
İtiraz,bir ihtiyati tedbir kararına yahut
sicilin tadili neticesinde hakkı halele uğrıyacak olan kimsenin muvafakatine
müsteniden tescil olunur. İhtiyatı tedbir





2913


 


kararının
verilmesinde hakkın tehlikede olduğunun kuvvetle muhtemel gösterilmesi aranmaz.


            
V - Müruruzaman:


            
Madde 888 – Tescil edilmiş haklardan doğan mutalebeler müruruzamana tabi
değildir. Muayyen zamanda ifası lazımgelip de birikmiş olan edalarla tazminata
ait mutalebeler bundan müstesnadır.


            
Tescil edilmiş bir itiraza mevzu teşkil eden haklar da müseccel haklar
hükmündedir.


            
Bir gemi ipoteğinin tescili, alacak hakkında müruruzamanın cereyanına mani
olur.


            
VI - Kayıt masrafları:


            
Madde 889 – Aksi mukavele ile kararlaştırılmadıkça gemi veya payı
üzerindeki mülkiyetin nakline veya diğer bir ayni hakkın tesisine yahut devrine
mütaallik kayıt masrafları, tescil için lüzumlu senet ve vesika masrafları
dahil olmak üzere, mülkiyeti veya diğer ayni hakkı iktisap edene aittir.


            
Kendisi ile mükellef arasındaki hukuki münasebetten aksi anlaşılmadıkça bir
kaydın tadili talebinde bulunan kimse, tadil ile bunun için lüzumlu beyanların
masraflarını çeker.


            
VII - Geminin kiralanması:


            
Madde 890 – Sicile kayıtlı gemilerin kiralanmasında Borçlar Kanununun
gayrimenkul kiralarına mütaallik hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.


            
VIII - Gayrimenkule mütaallik hükümlerden gemilere teşmil edilenler:


            
Madde 891 – Medeni Kanunun 379 uncu maddesinin 2 numaralı bendi, 388,
470 ve 575 inci maddelerinin tatbikinde " Gayrimenkul mallar" tabiri
içine, gerek inşa halinde, gerek tamamlanmış olan bütün gemiler; keza
"Tapu sicili" tabiri içine "Gemi sicilleri" dahil olduğu
gibi Borçlar Kanununun 499 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki
"Gayrimenkul rehni" tabirine de "Gemi ipoteği" mefhumu
girer.


            
IX - Yola hazır geminin icradaki durumu:


            
Madde 892 – Yola çıkmıya hazır bir gemi cebri icra yolu ile
satılamıyacağı gibi ihtiyaten haciz de edilemez. Şu kadar ki; cebri satış veya
haczi icabettiren borç zaten bu yolculuk dolayısiyle yapılmışsa, bu hükümler
tatbik olunmaz.


            
Bu madde hükmü 867 nci maddede yazılı gemiler hakkında da tatbik olunur.


 


İKİNCİ
AYIRIM


Gemi İpoteğinin
Tescili ve Muhtevası


 


            
A) İpoteğin tesisi:


            
I - Sicile geçirilecek hususlar:


            
Madde 893 – Gemi ipoteğinin tescilinde alacaklının adı ve soyadı,
alacağın miktarı, mevzuu para olmıyan alacaklarda bunun Türk parasiyle
karşılığı, alacak faizli ise faiz nispeti, tali edalar kabul edilmiş ise
bunların da tutarı sicile kaydolunur. Hakkın ve alacağın muhtevasına ait diğer
cihetler için tescil talepnamesine atıf yapılabilir.


            
Alacak miktarı gayrimuayyen veya mütehavvil ise hakiki miktarı zamanında tesbit
olunmak üzere ipoteğin temin edeceği alacak miktarının  azami haddi tayin
ve gemi siciline tescil edilir. Alacak faizli ise, faizler de azami hadde dahil
sayılır.





2914


 


            
Nama veya hamile yazılı tahvillerin bir gemi ipoteği ile temini halinde ipotek
istikrazın tamamı için tesis edilecekse alacaklı yerine, borçlu ile
alacaklıların cümlesini birden temsil edecek bir temsilci; ihracı deruhte eden
işletme için tesis edilecekse gemi ipoteği üzerinde tahvil sahipleri lehine bir
rehin hakkı da tescil olunur.


            
II - Derece:


            
1. Tescil esası:


            
Madde 894 – Gemi üzerindeki ipoteklerin dereceleri Medeni Kanunun
gayrimenkul rehini hakkındaki hükümlerine göre tayin olunur.


            
2. Derecenin değiştirilmesi:


            
a) Şartları:


            
Madde 895 – İpotek derecelerinin sonradan değiştirilmesi için,
dereceleri değişen ipotek sahipleriyle malikin imzası noterce tasdikli mukavele
ile anlaşmaları ve keyfiyetin tescili şarttır. Değişme neticesinde derecesi
düşen ipotek üzerinde hak sahibi kimseler varsa bunların da muvafakatı
lazımdır.


            
İpotekli alacağın taksimi halinde, kısmi ipoteklerin kendi aralarında
sıralarını değiştirmek için malikin muvafakati aranmaz.


            
b) Hükmü:


            
Madde 896 – Derece değiştirilmesi, dereceleri değiştirilen ipotekler
arasında bulunan ipoteklere halel getirmez.


               
III - Birlikte gemi ipoteği:


            
Madde 897 – Bir alacak için birden çok gemi veya gemi payı ipotek
edilmiş olursa bunlardan her biri borcun tamamından mesuldür.


            
Alacaklı, her gemi veya pay ancak muayyen bir kısımdan mesul olmak üzere
alacağını gemi veya paylar arasında taksim edebilir. Taksim, sicil memurluğuna
yapılacak beyan ve tescil ile olur. Birlikte ipotek üzerinde hak sahibi
kimseler varsa onların da muvafakati lazımdır.


            
B) Temin edilen alacak:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 898 – İpotekli geminin karşılıyacağı alacaklar hakkında Medeni
Kanunun 790 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasiyle 791 inci maddesi hükmü caridir.


            
Temerrüt şartları yalnız gemi malikine karşı mevcut olduğu takdirde dahi ipotek
temerrüt faizlerini karşılar.


            
II - Şartların  değiştirilmesi:


            
Madde 899 – Alacak faizsiz veya faiz miktarı yüzde beşten aşağı olursa
ipotek, dereceleri müsavi olan veya sonradan gelen hak sahiplerinin
muvafakatine lüzum kalmaksızın yüzde beşi aşmıyan bir faizi de temin edecek
şekilde tevsi olunabilir.


            
Ödeme zamanı ve yeri hakkında yapılacak değişiklikler için kezalik bu hak
sahiplerinin muvafakatine lüzum yoktur.


            
C) İpoteğin şümulü:


            
I - Teferruat, mütemmim cüzü, navlun ve kiralar:


            
Madde 900 – İpoteğin şümulü hakkında Medeni Kanunun 777 ve 778 inci
maddeleri tatbik olunur. Şu kadar ki; navlunlar dahi 778 inci madde şümulüne
dahildir.





2915


 


            
Teferruattan olan şeyler, normal bir işletmenin icabatından olarak bu durumdan
çıkarılır veya alacaklı lehine el konmazdan önce temlik edilerek gemiden
uzaklaştırılırsa, ipotek artık bunlara şamil olmaz. 869 uncu maddenin 2 nci
fıkrası hükmü burada da tatbik olunur.


            
Yukarıki fıkra hükmü mütemmim cüzüler hakkında da caridir. Şu kadar ki,
teferruat vasfının kaldırılması yerine, muvakkat olmamak kaydiyle, gemiden
ayırma ve uzaklaştırma kaim olur.


            
II - Sigorta tazminatı:


            
1. Esas:


            
Madde 901 – Geminin, malik veya onun hesabına bir başkası tarafından
sigorta ettirilmiş olması halinde, gemi ipoteği sigorta tazminatında da şamil
olur.


            
Aşağıdaki hükümler mahfuz kalmak üzere Medeni Kanunun rehnedilen alacaklara ait
868 inci maddesinin ikinci cümlesiyle 872, 873 ve 875 inci maddeleri hükümleri
tatbik olunur; sigortacı, gemi siciline kayıtlı ipoteği bilmediğini ileri
süremez. Bununla beraber, sigortacı veya sigorta ettiren kimse zararın vukuunu
alacaklıya ihbar etmiş olur ve ihbardan itibaren iki haftalık bir müddet geçmiş
bulunursa, sigortacı, tazminatı sigorta ettiren kimseye ödemekle alacaklıya
karşı da mesuliyetten kurtulur. İhbar fevkalade müşkül ise bundan sarfınazar
olunabilir; bu takdirde müddet, tazminatın muaccel olduğu tarihten cereyana
başlar. Müddet bitinceye kadar alacaklı sigortacıya karşı tediyeye itiraz
edebilir.


            
2. Sigortacının yapacağı ödemeler:


            
Madde 902 – Sigortacı, geminin evvelki haline iadesi veya alacakları
ipotekle temin edilmiş alacağa takaddüm eden gemi alacaklılarına verilmesi
maksadiyle malike tazminat bedeline mahsuben tediyede bulunmuş ve bu maksatlara
erişilmesi teminat altına alınmış ise, ödeme, ipotekli alacaklıya karşı da
muteberdir.


            
Gemi evvelki haline iade edildiği yahut teferruattan olan yeni parçalar
yerlerine konulduğu takdirde, sigortacının ipotek alacaklısına karşı olan
mesuliyeti kalkar. Malikin, sigortanın şümulüne giren ve ipoteğe takaddüm eden
bir gemi alacaklısı hakkına esas teşkil eden borçlarının ödenmesi halinde de
hüküm aynıdır.


            
3. Sigortacıya bildirilen gemi ipoteği:


            
a) İhbar külfeti:


            
Madde 903 – İpotekli alacaklı ipoteği sigortacıya bildirmiş ise sigorta
priminin vaktinde ödenmemesi ve bu yüzden sigorta ettirene bir ödeme mühleti
tayin edilmesi halinde; sigortacının bunu alacaklıya gecikmeksizin haber
vermesi lazımdır. Sigorta priminin ödenmemesi yüzünden mühletin sonunda sigorta
münasebetinin feshedilmesi halinde de aynı hüküm caridir.


            
Sigorta münasebetlerinin vaktinden önce sona ermesini intaceden feshi ihbar,
cayma veya diğer her hangi bir vakıa, gemi ipoteğini sigortacıya bildirmiş olan
alacaklı hakkında ancak sigortacının alacaklıya sigorta münasebetinin sona
erdiğini ve henüz son bulmamış ise son bulacağı tarihi haber verdiği veya
alacaklının bunu diğer her hangi bir şekilde öğrendiği tarihten itibaren iki
hafta geçmekle hüküm ifade eder. Sigorta münasebetinin, sigorta priminin
vaktinde ödenmemesi yüzünden feshedilmesi yahut sigortacının iflası üzerine son
bulması halinde, bu hüküm cari değildir.


            
Sigortacı, sigorta ettiren kimse ile, sigortacının mesul olduğu sigorta
bedelini azaltan veya tehlikenin şümulünü darlatan bir anlaşma yaptığı
takdirde, ikinci fıkranın birinci cümlesi tatbik olunur.





2916


 


            
Sigorta mukavelesi, sigorta ettirenin aşkın veya çifte sigorta sayesinde
muamelekinde haksız olarak bir fazlalık elde etmek kasdiyle akdedilmiş olması
yüzünden batıl olursa sigortacı, gemi ipoteğini bildirmiş olan bir alacaklıya
karşı butlan iddiasında bulunamaz. Bununla beraber sigortacının alacaklıya butlan
haber vermesinden yahut alacaklının bunu her hangi bir şekilde öğrenmesinden
itibaren iki hafta geçmekle sigorta münasebeti alacaklıya karşı da sona ermiş
olur.


            
b) Birden çok sigortacının mevcut olması halinde:


            
Madde 904 – Gemi, birden çok sigortacı nezdinde müştereken sigorta
edilmiş olursa, 903 üncü madde gereğince ipoteğin, malik tarafından alacaklıya
jeran olarak gösterilmiş olan sigortacıya bildirilmesi kafidir. Jeran sigortacı
keyfiyeti diğer sigortacılara bildirmekle mükelleftir.


            
c) Alacaklının ikametgahının değiştirilmesi:


            
Madde 905 – İpotekli alacaklı ikametgahını değiştirip de bunu
sigortacıya bildirmezse 903 üncü madde gereğince yapılacak ihbarın, alacaklının
son adresine taahhütlü bir mektupla bildirilmesi kafidir. İhbar; alacaklının
ikametgahını değiştirmemiş ve muntazam işliyen nakil vasıtasiyle yapılmış
olması halinde hangi tarihte eline geçecek idi ise o tarihten itibaren hüküm
ifade eder.


            
4. Sigortacının borcundan kurtulması:


            
Madde 906 – Sigortacı, sigorta ettiren kimsenin veya sigortalının fiili
yüzünden borcundan kurtulsa bile, alacaklıya karşı olan borcu bakidir.
Sigortacının, rizikonun tahakkukundan sonra mukaveleden cayması halinde dahi
aynı hüküm caridir.


            
Sigortacı:


            
1. Sigorta primi müddeti içinde ödenmediği;


            
2. Gemi denize elverişsiz bir halde yahut usulü veçhile donatılmaksızın veya
gemi adamları tamamlanmaksızın yola çıktığı;


            
3. Gemi bildirilen veya mütat olan rotadan ayrıldığı;


için borcundan
kurtulursa, birinci fıkranın birinci cümlesi tatbik olunmaz.


            
5. Kanuni halefiyet:


            
Madde 907 – Sigortacı, 903 ncü maddenin 2-4 üncü fıkralariyle 906 ncı
madde gereğince alacağı ödediği nispette ipotekli alacaklının haklarına kanunen
halef olur. Şu kadar ki; halefiyet alacaklının zararına olarak ileri
sürülemiyeceği gibi sigortacının kendilerine karşı mesuliyeti devam eden ve
derecesi aynı olan veya sonra gelen ipotekli alacaklıların zararına olarak da
dermeyan edilemez.


            
6. Sigortacının primleri kabul etmek mecburiyeti:


            
Madde 908 – Sigortacı, muacceliyet kesbeden sigorta primlerini ve
sigorta mukavelesi gereğince yapılması lazımgelen diğer ödemeleri, kanunen
reddedebileceği hallerde bile, sigortalıdan ve ipotekli alacaklıdan kabul
etmeye mecburdur.


            
İpotekli gemi, sigorta primlerinin yahut sigorta mukavelesi gereğince
sigortacıya yapılması lazımgelen başka ödemelerin ifası için alacaklı
tarafından sarf edilen paralarla bunların faizlerini de temin eder.


            
D) Gemi değerinin düşmesine karşı tedbirler:


            
I - Gemi maliki aleyhinde:


            
Madde 909 – Gemi veya tesisatının kötüleşmesi neticesi olarak
ipoteğin sağladığı teminat tehlikeye düşerse, alacaklı tehlikeyi bertaraf etmek
üzere malike münasip bir mehil tayin edebilir. Bu mehil içinde tehlike bertaraf
edilmezse, alacaklı derhal ipoteği paraya çevirmek hakkını elde eder. Alacak


faizsiz olup henüz





2917


 


muacceliyet de
kesbetmemişse, tahsil ve muacceliyet tarihleri arasındaki zamana ait kanuni
faiz indirilir.


            
Malikin gemiye işletme tarzı neticesi olarak ipoteğin sağladığı teminatı
tehlikeye koyacak surette gemi veya tesisatının kötüleşmesinden veya ipotekli
alacaklının haklarının başkaca tehlikeye girmesinden endişe olunur yahut üçüncü
şahıslar tarafından vukubulacak bu gibi müdahale veya sair tahribata karşı
malik lüzumlu tedbirleri almazsa, alacaklının talebi üzerine mahkeme tehlikenin
önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verir; mahkeme başka
tedbirleri kafi görmezse alacaklının derhal ipoteği paraya çevirebilmesine
karar verir.


            
İpoteğin şumulüne giren teferruatın kötüleşmesi veya normal bir işletmenin
icaplarına aykırı olarak gemiden uzaklaştırılması hali de geminin kötüleşmesi
hükmündedir.


            
II - Üçüncü şahıslar hakkında:


            
Madde 910 – Üçüncü şahsın fiili sebebiyle geminin, ipoteğin sağladığı
teminatı tehlikeye düşürecek derecede kötüleşmesinden endişe olunursa bu takdirde
alacaklı, üçüncü şahıs aleyhine ancak bu fiilin men'i davasını açabilir.


            
E) Malikin haiz olduğu haklar:


            
I - Defi hakları:


            
Madde 911 – İpotekli gemi maliki, borçlunun alacaklıya karşı haiz
bulunduğu defileri ipotekli alacaklıya karşı ileri sürebileceği gibi borçlu
borcuna esas olan hukuki muameleyi feshedebildiği müddetçe alacaklının hakkını
gemiden istifa edebilmesine de engel olabilir. Alacaklı, borçlusunun muaccel
bir alacağı ile takas imkanına sahip bulundukça gemi maliki aynı salahiyeti
haizdir. Borçlunun ölmesi halinde malik, mirasçıların borçtan ancak mahdut bir
şekilde mesul olduklarını dermeyan edemez.


            
Borçlunun bir defiden feragati gemi malikinin haklarına halel getirmez.


            
II - Feshi ihbar:


            
1. İlgililer:


            
Madde 912 – Alacağın muacceliyet kesbetmesi ihbara bağlı ise ihbar,
ancak alacaklı tarafından malike yahut malik tarafından alacaklıya yapılması
halinde gemi ipoteği hakkında hüküm ifade eder. Gemi sicilinde malik olarak
kayıtlı bulunan kimse, alacaklı bakımından malik sayılır.


            
2. Malike kayyım tayini:


            
Madde 913 – Malik, alacaklıya memleket dahilinde ne bir ikametgah, ne de
bir temsilci göstermemişse, sulh mahkemesi, alacaklının talebi üzerine, bir
kayyım tayin eder. Alacaklı buna ihbarda bulunur. Malikin ikametgahının
bilinmemesi veya alacaklının, kendi kusuru olmaksızın malikin kim olduğunu
bilmemesi halinde de aynı hüküm tatbik olunur.


            
III - Ödeme hakkı:


            
1. Şartları:


            
Madde 914 – Alacak malike karşı muacceliyet kesbeder yahut borçlu
borcunu ödemek hakkını haiz olursa, malik borcu ödiyebilir.


            
Malik, parayı tevdi veya takas etmek suretiyle de alacaklının hakkını yerine
getirebilir.





2918


 


            
2. Halefiyet:


            
Madde 915 – Malik aynı zamanda borçlu değilse alacağı ödediği nispette
alacaklının yerine kaim olur. Halefiyet, alacaklının zararına olarak ileri
sürülemez.


            
Borçlunun malik ile olan hukuki münasebetlerinden doğan itiraz hakları
mahfuzdur.


            
Alacak için birlikte gemi ipoteği mevcutsa 936 ncı madde hükmü tatbik olunur.


            
3. Vesikaların verilmesi:


            
Madde 916 – Alacaklının hakkının yerine getirilmesi karşılığında malik,
gemi sicilinin tadili veya gemi ipoteğinin terkini için lüzumlu vesikaların
kendisine verilmesini istiyebilir.


 


ÜÇÜNCÜ
AYIRIM


Gemi İpoteğinin
Paraya Çevrilmesi


 


            
A) Umumi olarak:


            
Madde 917 – Alacaklı, gemi ve gemi ipoteğinin şümulüne giren eşya
üzerinden alacağını ancak cebri icra yolu ile alabilir.


            
897 nci maddede yazılı hallerde alacaklı alacağının tamamını veya bir kısmını
gemilerin veya payların her biri üzerinden tahsil edebilir.


            
B) Karine:


            
Madde 918 – Gemi ipoteğinden mütevellit hakkın takibi sırasında gemi
sicilinde malik olarak kayıtlı bulunan kimse alacaklı bakımından malik sayılır.
Mülkiyeti tescil edilmemiş olan malikin gemi ipoteğine karşı haiz olduğu
defileri ileri sürmek hakkı mahfuzdur.


            
C) Alacaklının gemiye malik olabilmesi hakkında şart:


            
Madde 919 – Alacak malike karşı muacceliyet kesbetmedikçe, malik
alacaklıya alacağını tahsil maksadiyle gemiyi temlik etmek yahut cebri icra
yolundan başka bir şekilde elden çıkarmak hakkını bahşedemez.


            
D) Alacaklıya halef olmak:


            
Madde 920 – Alacaklı, geminin paraya çevrilmesi yolu ile takibe
başladığı takdirde, cebri icra neticesinde gemi veya gemi ipoteğinin şümulüne
giren eşya üzerindeki bir hakkını kaybetmek tehlikesine maruz bulunan herkes,
tevdi veya takas suretiyle dahi alacaklının alacağını ödemek hakkını haizdir.
Geminin veya 900 üncü maddede yazılı eşyanın zilyedi, cebri icra neticesinde
zilyedliğini kaybetmek tehlikesine maruz kaldığı takdirde, aynı hakkı haiz
olur. Üçüncü şahıs borcu ödediği nispette alacaklının yerine kaim olur.
Halefiyet, alacaklının zararına olarak ileri sürülemez. Borçlunun üçüncü şahıs
ile olan bir hukuki münasebetinden doğan defi hakları mahfuzdur.


            
916 ncı madde hükmü burada da caridir.


 


DÖRDÜNCÜ
AYIRIM


Gemi İpoteğinin
Devri, Tadili ve Düşmesi


 


            
A) İpoteğin devri:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 921 – İpotekle temin edilmiş olan alacağın temliki ile gemi
ipoteği de yeni alacaklıya intikal eder.


            
Alacak ipotekten ve ipotek de alacaktan ayrı olarak devredilemez.





2919


 


            
Alacağın temliki yazılı şekilde ve gemi siciline tescil ile olur.


            
893 üncü maddenin ikinci fıkrasında yazılı hallerde alacak, alacağın temliki
hakkındaki umumi hükümlere göre de devredilebilir. Bu takdirde gemi ipoteği,
alacak ile birlikte intikal etmez.


            
II - Defiler:


            
Madde 922 – Malikin, gemi ipoteğine mütaallik olup her hangi bir hukuki
münasebete müsteniden eski alacaklıya karşı haiz olduğu bir defi, yeni
alacaklıya karşı da ileri sürülebilir. 885 inci maddenin birinci ve ikinci
fıkrası, 886 ve 887 inci maddelerle 889 uncu maddenin son fıkrası hükümleri bu
defi hakkında da caridir.


            
Alacak, faiz veya sair tali edalara taallük eder ve bunlarda en geç malikin
devri öğrendiği günün dahil bulunduğu ilk üç aylık devre ile bunu takip eden
ikinci üç aylık devre içinde muaccel hale gelirse alacaklı, birinci fıkrada yazılı
defilere karşı 885 inci maddenin bir ve ikinci fıkralarına istinadedemez. Üç
aylık devreler takvim yılı başından itibaren hesap olunur.


            
III - Umumi hükümlere tabi alacaklar:


            
Madde 923 – Birikmiş faizlere veya sair tali edalara yahut ihbar ve takip
masraflarına (Madde: 898) veya 908 inci maddenin 2 nci fıkrasında yazılı
hususlara taallük eden alacakların devri ve malik ile yeni alacaklı arasındaki
hukuki münasebet, alacağın devri hakkındaki umumi hükümlere tabidir.


            
Yukarda yazılı alacaklar hakkında 885 inci maddenin 1 ve 2 nci fıkraları tatbik
olunmaz.


            
B) İpoteğin tadili:


            
I - Muhteva bakımından:


            
Madde 924 – İpotek muhtevasının değiştirilebilmesi için malik ile
alacaklı arasında yapılacak imzaları noterce tasdikli yazılı anlaşmanın gemi
siciline tescil edilmesi lazımdır. Tescil hususunda 893 üncü maddenin 1 inci
fıkrası hükmü tatbik olunur.


            
İpotek üzerinde üçüncü bir şahsın hakkı varsa, tadili için onun da muvafakati
lazımdır.


            
II - Alacağın tebdili:


            
Madde 925 – İpotekle temin edilmiş olan alacak yerine başkası ikame
olunabilir. Bunun için alacaklı ile malik arasında yapılacak, imzası noterce
tasdikli yazılı anlaşmanın tescili şarttır. İpotek üzerinde hak sahibi üçüncü
şahsın muvafakati de lazımdır.


            
Yeni alacağın sahibi, eski ipotekli alacaklı değilse, yukarıki fıkrada yazılı
anlaşmaya onun da iştiraki lazımdır.


            
C) İpoteğin düşmesi:


            
I - Sebepleri:


            
1. Alacağın düşmesi:


            
Madde 926 – Alacağın sona ermesiyle ipotek de düşer. Kanundaki
istisnalar mahfuzdur.


          
2. Alacaklının feragati:


            
Madde 927 – İpotek, alacaklının ondan feragati ve bunun üzerine sicilden
kaydın terkini ile düşer. Şu kadar ki; ipotek üzerinde hak sahibi kimseler
varsa onların da muvafakati şarttır.





2920


 


            
Malik, ipoteğin dermeyanını daimi olarak imkansız kılan bir defe sahip
bulunduğu takdirde alacaklıdan ipotekten feragat etmesini istiyebilir.


            
Feragat beyanı imzası noterce tasdikli bir senetle olur.


            
3. Alacaklı ve malik sıfatlarının birleşmesi:


            
Madde 928 – Gemi ipoteğiyle mülkiyetinin aynı şahısta birleşmesi halinde
ipotek düşer.


            
Borçlu gemi malikinden başka bir şahıs olduğu veya alacak üzerinde bir rehin
veya intifa hakkı mevcut bulunduğu takdirde ipotek devam eder. Şu kadar ki;
gemi maliki alacaklı sıfatiyle geminin paraya çevrilmesini istiyemez ve faiz
alacakları için de gemi teminat teşkil etmez.


            
4. Müruruzaman:


            
Madde 929 – Gemi sicilinden haksız yere terkin edilmiş olan akdi
ipoteklerle tescil edilmemiş bulunan kanuni ipotekler, alacaklının malike karşı
haiz bulunduğu mutalebenin müruruzamana uğramasiyle düşerler.


            
5. Düşme kararı:


            
a) Alacaklının belli olmaması halinde:


            
Madde 930 – Alacaklının kim olduğu bilinmiyorsa; ipoteğe mütaallik olmak
üzere gemi siciline yapılan son kayıttan itibaren on yıl geçtiği ve alacaklının
hakkı bu müddet içinde malik tarafından Borçlar Kanununun 133 üncü maddesi
gereğince müruruzamanı kesecek tarzda tanınmış olmadığı takdirde alacaklı ilan
yolu ile davet olunarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir vadeli alacaklarda
bu müddet, vade gününün mürurundan önce cereyana başlamaz.


            
Düşme kararının verilmesiyle ipotek sona erer.


            
b) Paranın tevdii halinde:


            
Madde 931 – Malik, alacaklının alacağını tediye veya feshi ihbar hakkını
haiz olur ve alacağın tutarı olan parayı, geri almak hakkından  feragat
etmek suretiyle, alacaklı namına tevdi ederse, belli olmıyan alacaklı ilan
yoliyle davet olunarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir. Faizler, ancak
miktarı sicile geçirilmiş ise tevdi olunur; düşme kararının verilmesine takaddüm
eden üç yıldan önceki zamana ait faizler tevdi edilmez.


            
Borçlar Kanununun tevdi hakkındaki hükümlerine göre daha önce hakkını istifa
etmiş sayılmadıkça düşme kararının verilmesiyle borç ödenmiş addolunur.


            
Alacaklı daha önce tevdi yerine müracaat etmediği takdirde tevdi edilen meblağ
üzerindeki hakkı düşme kararının verilmesinden itibaren on yıl geçmekle sukut
eder. Bu halde tevdi eden kimse tevdi sırasında geri almak hakkından feragat
etmiş olsa bile tevdi ettiği meblağı geri alabilir.


            
II - Terkin şerhi:


            
Madde 932 – Malik bir başkasına karşı, alacağın düşmesi halinde gemi
ipoteğini de terkin ettirmeyi taahhüt ederse terkini istemek hakkının temini
için gemi siciline şerh verilebilir.


            
III - Geminin maliki olmıyan borçlunun durumu:


            
I. Halefiyet:


            
Madde 933 – Geminin maliki olmıyan borçlu, ipotekle temin edilmiş olan
borcu ödemesi sebebiyle maliki veya onun hukuki seleflerine rücu hakkını haiz
olduğu nispette gemi ipoteği kendisine intikal eder.


            
Borçlu alacağın bir kısmını öderse, gemi ipoteğinin alacaklı uhdesinde kalan
kısmı borçluya geçenden sıra itibariyle önce gelir.





2921


 


            
Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı şahısta birleşmesi, alacağın ödenmesi hükmündedir.


            
2. Borçtan kurtulma:


            
Madde 934 – Alacaklı ipotekten vazgeçmek veya diğer bir ipoteğe rüçhan
hakkı tanınmak suretiyle borçluyu, yukarıki madde gereğince ipotekten hakkını
almak imkanından mahrum bıraktığı nispette borçlu borcundan kurtulur.


            
3. Vesikaları istemek hakkı:


            
Madde 935 – Borçlu, ödeme neticesinde ipoteği iktisap eder veya aynı
sebepten dolayı gemi sicilinin tashihinde menfaattar bulunursa alacaklıdan
sicilin tashihi için lüzumlu vesikaları kendisine vermesini istiyebilir.


            
D) Birlikte gemi ipoteğinde halefiyet:


            
I - Malikin halefiyeti:


            
Madde 936 – Alacaklıya ödemede bulunan gemi maliki diğer ipotekli
gemilerden birinin malikine veya onu hukuki seleflerine  rücu hakkını haiz
bulunduğu nispette o malikin gemisi üzerindeki ipoteğe sahip olur. 928 inci
maddenin 2 nci fıkrası gereğince devam eden ipotekle işbu ipotek birlikte
ipotek teşkil eder.


            
Kısmen ödeme halinde alacaklı üzerinde kalan ipotek yukarıki fıkra ile 928 inci
maddenin 2 nci fıkrası gereğince malike intikal eden ipoteklerden sıra
itibariyle önce gelir.


            
Alacağın malike devri veya alacaklı ve borçlu sıfatlarının malikin şahsında
birleşmesi, alacağın malik tarafından ödenmesi hükmündedir.


            
Alacaklının hakkını cebri icra yoliyle ipotekli gemilerden birinden alması
halinde birinci fıkranın birinci cümlesi hükmü tatbik olunur.


            
II - Borçlunun halefiyeti:


            
Madde 937 – Birlikte gemi ipoteğinde borçlu 933 üncü maddedeki halde
ipotekli gemilerden yalnız birinin malikine veya onun hukuki seleflerine rücu
hakkını haiz olursa ancak bu gemi üzerindeki ipotek kendisine intikal eder;
diğer gemiler üzerindekiler düşer.


            
E) Hususi haller:


            
I - Kıymetli evraka ait ipotekler:


            
Madde 938 – Hamiline yazılı bir senetten mütevellit alacak hakkında gemi
ipoteği tesisi için, malikin sicil memurluğuna beyanda bulunması ve sicile
tescil kafidir.


            
Bir poliçeden veya hamiline yazılı bir senetten yahut ciro suretiyle devri
kabil diğer bir senetten mütevellit alacak için geri ipoteği tesis edilmişse,
alacağın devri mezkür alacakların devri hakkındaki hükümlere tabidir.


            
Yukarıki fıkrada yazılı gemi ipoteklerinde alacaklı namına bir mümessil tayin
olunabilir; bu mümessil, alacağı sonradan iktisap edenlerin leh ve aleyhine
gemi ipoteği üzerinde muayyen tasarruflarda bulunabileceği gibi ipoteğin paraya
çevrilmesi için yapılacak takibatta da alacaklıyı temsil eder.


            
II - Yabancı para üzerine ipotekler:


            
Madde 939 – ( Değişik:20/4/2004 – 5136/5 md.)


            
Yabancı para üzerinden gemi ipoteği tesis olunabilir. Ancak, aynı derecede
birden fazla para türü kullanılarak gemi ipoteği tesis edilemez. Yabancı veya
Türk parası karşılıklarının hesabında, hesap günündeki Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankasının döviz alış kuru esas alınır.





2922


 


            
III - Sabit kıymetli ipotekler:


            
Madde 940 – Türk parasiyle ödenecek borçlarda ipotekli geminin
karşılıyacağı alacak ve tali borçların miktarı, altın veya yabancı para ölçüsü
ile tayin olunabilir.


 


BEŞİNCİ
AYIRIM


İnşa Halindeki
Gemiler Üzerinde İpotek


 


            
A) Tesisi:


            
I - Şartlar:


            
Madde 941 – Gemi ipoteği, tersanede inşa edilmekte olan gemi (Yapı)
üzerinde de tesis olunabilir.


            
Omurgası vazolunarak gemi kızaktan indirilinceye kadar görülebilecek bir yerin
ad veya numara konmak suretiyle yapının açık ve daimi bir şekilde tefrik ve
temyizi mümkün kılındığı andan itibaren ipotek tesisi caizdir.


            
On sekiz gros tonilaton ufak yapılar üzerinde ipotek tesis olunamaz.


           
II - Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 942 – Yapı üzerine ipotek tesisi, inşa halindeki gemilere mahsus
olan sicile kayıt suretiyle olur.


            
Bu ayırımın hususi hükümleri mahfuz kalmak şartiyle, yapı üzerindeki ipotek
hakkında 875 inci madde ile 879 ila 940 ıncı maddeler hükümleri; ipotek, mahsus
sicile tescil olunduktan sonra 869, 872, 873, 874 ve 876 ncı maddeler hükümleri
de tatbik olunur.


            
B) Şümulü:


            
Madde 943 – Gemi ipoteği inşa halindeki gemiye, inşaatın her safhasında
şamildir. Gemi ipoteği bundan başka 900 üncü maddede yazılı şeylerle, yapı
malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımlar müstesna, tersanede bulunup
inşaatta kullanılacak olan ve bu bakımdan işaretlenmiş bulunan kısımlara da
şamildir. 900 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü bu halde de tatbik olunur.


            
Gemi ipoteği, sigorta tazminatına ancak malikin yapıyı ayrıca sigorta ettirmiş
olması halinde şamildir.


            
C) Derecesi:


            
Madde 944 – Yapı üzerinde tesis olunan gemi ipoteği, inşaatı
tamamlandıktan sonra eski derecesiyle gemi üzerinde kalır.


 


ALTINCI
AYIRIM


İntifa Hakkı


 


            
Madde 945 – Gemi üzerindeki intifa hakkı, Medeni Kanunun gayrimenkuller
üzerindeki intifa hakkı hükümlerine tabidir.


            
İntifa hakkiyle gemi ipotekleri arasındaki münasebetler Medeni Kanunun 784 üncü
maddesi hükmüne tabidir. Aynı tarihle kaydedilmiş bulunan haklar aynı
derecededirler. 895, 896 ve 929 uncu maddeler hükümleri burada da tatbik
olunur.





2923


 


İKİNCİ
FASIL


Donatan ve Donatma
İştirak


 


            
A) Donatan:


            
1. Tarifi:


            
Madde 946 – Donatan,gemisini deniz ticaretinde kullanan gemi sahibine
denir.


            
Kendisinin olmıyan bir gemiyi kendi adına deniz ticaretinde bizzat veya kaptan
marifetiyle kullanan kimse, üçüncü şahıslarla olan münasebetlerinde donatan
sayılır. Malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatiyle bir
talepte bulunan kimseyi, bu işletilme malike karşı haksız ve alacaklı da kötü
niyet sahibi olmadıkça, hakkını istemekten menedemez.


            
II - Mesuliyeti:


            
1. Gemi adamlarının kusurlarından dolayı:


            
Madde 947 – Donatan, gemi adamlarından birinin vazifesini yaparken
işlediği kusur neticesinde üçüncü şahıslara verdiği zararlardan dolayı
mesuldür; şu kadar ki, donatanın yükle ilgili şahıslara karşı olan mesuliyeti,
taşıyanın gemi adamlarının kusurundan doğan mesuliyeti derecesindedir.


            
2. Mesuliyetin mahiyeti:


            
a) Mahdut ayni mesuliyet:


            
Madde 948 – Aşağıdaki hallerde donatan üçüncü şahsın alacağından dolayı
ancak gemi ve navlun ile mesüldür:


            
1. Alacak; kaptanın hususi bir vekaletle değil sırf kaptan sıfatiyle haiz
olduğu kanuni salahiyete istinaden yaptığı hukuki muamelelerden doğmuş ise;


            
2. Alacak; donatan tarafından akdedilmiş olup da ifası kaptana düşen bir
mukavelenin yerine getirilmemesinden yahut noksan veya fena ifasından doğmuş
ise;


            
3. Alacak; gemi adamlarından birinin kusurundan doğmuş ise.


            
İkinci bentte yazılı hallerde; mukavelenin ifa edilmemesinin yahut noksan veya
fena ifa edilmesinin gemi adamlarından birinin kusurundan mütevellit olup
olmadığına bakılmaz.


            
Birinci fıkranın 1 ve 2 numaralı bentlerinde yazılı hallerde; donatan
mukavelenin ifasında bizzat kusurlu olur veya mukavelenin ifasını ayrıca
tekeffül etmiş bulunursa birinci fıkranın hükmü tatbik olunmaz.


          
b) Gayrimahdut mesuliyet:


            
Madde 949 – Donatan, gemi adamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden
doğan alacaklarından yalnız gemi ve navlun ile değil şahsan da mesuldür.


            
III - Salahiyetli mahkeme:


            
Madde 950 – Donatan aleyhine, bu sıfatla, her hangi bir alacaktan
dolayı, şahsan veya yalnız gemi ve navlun ile mesul olduğuna bakılmaksızın,
geminin bağlama limanı mahkemesinde de dava açılabilir.


            
B) Donatma iştiraki:


            
I - Tarifi:


            
Madde 951 – Birden ziyade şahsın müşterek mülkiyet şeklinde malik
oldukları bir gemiyi, aralarında yapmış oldukları akit gereğince, cümlesi nam
ve hesabına deniz ticaretinde kullanmaları halinde donatma iştiraki mevcuttur.





2924


 


            
İştirakin ticaret siciline kaydettirilmesi hakkında 155 ve 158 nci maddeler
tatbik olunur. Şu kadar ki; 155 inci maddenin 2 ve 5 inci bentlerinin yerine
geçmek üzere, ortaklığın donatma iştiraki olduğu ve müşterek donatanların gemi
paylarının miktarları tescil olunur.


            
Geminin mülkiyetinin veya işletme hakkının bir ticaret şirketine ait olması
halinde, donatma iştirakine mütaallik hükümler tatbik olunmaz.


            
II - Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 952 – Müşterek donatanlar arasındaki hukuki münasebet,
aralarındaki mukavele hükümlerine tabidir. Akitte hüküm olmadıkça aşağıdaki
maddeler tatbik olunur.


            
III - Kararlar:


            
Madde 953 – Donatma iştirakinin işleri müşterek donatanların kararı ile
görülür. Kararlar ekseriyetle verilir. Reyler müşterek donatanların gemideki
paylarının miktarına göre hesap olunur. Karar lehinde rey verenlerin, bütün
payların, yarısından fazlasına sahip olmaları halinde karar için aranılan
ekseriyet mevcut sayılır.


            
Donatma iştiraki mukavelesinin değiştirilmesine mütaallik veya bu mukavelenin
hükümlerine aykırı yahut donatma iştirakinin maksadına yabancı bulunan kararlar
için, müşterek donatanların hepsinin rey birliği lazımdır.


            
IV - Gemi müdürü :


            
1. Tayin va azil:


            
Madde 954 – Donatma iştiraki işlerinin idaresi için ekseriyet kararı ile
bir gemi müdürü tayin olunabilir. Tayin edilecek gemi müdürü müşterek
donatanlardan değilse, rey birliği lazımdır.


            
Gemi müdürü her zaman ekseriyet karariyle azlolunabilir; şu kadar ki;
mukavelesi gereğince ücret talebedebilir.


            
Gemi müdürünün tayin ve azli ticaret ve gemi sicillerine kaydolunur.


            
2. Temsil salahiyeti:


            
a) Şümulü:


            
Madde 955 – Donatma iştirakinin üçüncü şahıslarla olan münasebetlerinde
gemi müdürü, bu sıfatla, donatma iştirakinin mütat işleri icaplarından olan
bütün muameleleri ve hukuki tasarrufları yapmaya salahiyetlidir. Bu salahiyet;
hususiyle geminin donatılmasına va bakımına, taşıma mukavelelerinin
yapılmasına, geminin, navlunun donatma masraflarının ve müşterek avaryadan
doğan alacakların sigorta ettirilmesine ve işleri mütat seyri dolayısiyle dönen
paraların kabzına da şamildir.


            
Gemi müdürü bu hudut dahilinde donatma iştirakini mahkemede de temsil eder.


            
Gemi müdürü kaptanı tayin ve azletmeye salahiyetlidir. Kaptan yalnız gemi
müdürünün talimatına riayetle mükellef olup müşterek donatanlardan her hangi
birinin vereceği talimata uymaya mecbur değildir.


            
Gemi müdürü ayrıca hususi bir vekaleti haiz olmadıkça, donatma iştiraki veya
müşterek donatanlardan her hangi biri namına kambiyo taahhütlerine girmeye
yahut ödünç para almaya, gemiyi veya gemi paylarını satmaya, rehnetmeye
salahiyetli değildir.


            
b) Hükümleri:


            
Madde 956 – Gemi müdürünün bu sıfatla ve kanuni salahiyeti
içinde yapacağı hukuki bir muamele ile, donatma iştiraki üçüncü şahıslara karşı
hak iktisap ve





2925


 


borç iltizam
etmiş olur. Muamelede müşterek donatanların adlarının gösterilmiş olup
olmamasının tesiri yoktur.


            
Gemi müdürünün yaptığı bir hukuki muamele ile donatma iştiraki borç iltizam
ederse, müşterek donatanlar, muamele bizzat kendileri tarafından yapılmış gibi
(Madde 948) mesul olurlar.


            
c) Tahdidi:


            
Madde 957 – Gemi müdürünün 955 inci maddede yazılı salahiyetlerinin
tahdidi donatma iştiraki tarafından, ancak muamelenin yapıldığı anda bu tahdidi
bilen üçüncü şahsa karşı ileri sürülebilir.


            
3. İdare hakkı:


            
a) Şümulü :


            
Madde 958 – Gemi müdürü, donatma iştirakine karşı,salahiyetlerinin
şümulü hususunda iştirakçe konan tahditlere riayetle mükelleftir. Kezalik
kararlara göre hareket ve kararları ifa etmeye mecburdur.


            
Birinci fıkra hükmü mahfuz olmak üzere, gemi müdürünün iştirake karşı dahi
salahiyetinin şümulü 955 inci madde hükmüne tabidir. Şu kadar ki; fevkalade
tamirler yahut kaptanın tayin veya azli bahis mevzuu olduğu takdirde önceden
donatma iştirakinin kararını alması lazımdır.


            
b) İhtimam derecesi:


            
Madde 959 – Gemi müdürü, donatma iştirakinin işlerini tedbirli bir
donatan gibi özenerek yapmaya mecburdur.


            
4. Hesap işleri:


            
a) Defter tutma ve bilgi verme mükellefiyeti:


            
Madde 960 – Gemi müdürü, idare ettiği donatma iştiraki işlerine dair
ayrı defter tutmak ve ispata yarar vesikaları saklamakla mükelleftir. Müdür,
müşterek donatanlardan her birine talebi halinde, donatma iştirakine, hususiyle
gemiye, yolculuğa ve geminin donatılmasına taalük eden bütün muameleler
hakkında malümat vermeye ve donatma iştirakine ait defterleri, mektupları
vesair kağıtları göstermeye her zaman mecburdur.


            
b) Hesap verme mükellefiyeti:


            
Madde 961 – Gemi müdürü her zaman, donatma iştirakinin kararı üzerine,
iştirake hesap vermeye mecburdur. Gemi müdürünün verdiği hesabın ekseriyet
tarafından kabul edilmesi ve gördüğü işlerin tasvibolunması diğerlerinin itiraz
haklarını düşürmez.


            
V - Müşterek donatanların kar ve zarara iştiraki:


            
1. Masraflara iştirak:


            
a) Esas:


            
Madde 962 – Müşterek donatanlardan herbiri, donatma iştiraki
masraflarına, hususiyle geminin donatılması ve tamiri masraflarına, gemideki
payları nispetinde iştirake mecburdur.


            
Müşterek donatanlardan biri kendine düşen masraf payını ödemekte temerrüde
düşer ve bu para diğer müşterek donatanlar tarafından onun hesabına avans
olarak verilirse, mütemerrit ortak avansların verildiği andan itibaren onlara
temerrüt faizi ödemekle mükellef olur. Verilen avans neticesinde, müşterek
donatanlar için mütemerridin gemi payı üzerinde sigortaya mevzu olabilecek bir
menfaat doğar. Bu menfaatin sigorta ettirilmesi halinde, sigorta masraflarını
temerrüde düşmüş olan ortak çeker.





2926


 


            
b) Bırakma hakkı:


            
Madde 963 – Yeni bir yolculuğa veya bir yolculuk sonunda gemiyi tamir
etmeye yahut donatma iştirakinin yalnız gemi ve navlunla mesul olduğu bir
alacağın ödenmesine karar verilirse karara iştirak etmiyen müşterek
donatanlardan her biri, her hangi bir karşılık istemeksizin iştirak payını
bırakmak suretiyle kararı yerine getirmek için gereken ödemelerde bulunmaktan
kurtulabilir.


            
Bu hakkını kullanmak istiyen müşterek donatan; kararın verildiği tarihten, eğer
karar verilirken kendisi veya temsilcisi hazır bulunmadı ise, kararın
bildirilmesinden itibaren üç gün içinde noter marifetiyle müşterek donatanlara
veya gemi müdürüne ihbarda bulunmaya mecburdur.


            
Bırakılan iştirak payı, öteki müşterek donatanlara iştirak payları nispetinde
geçer.


            
2. Kar ve zarara iştirak:


            
Madde 964 – Kar ve zarar müşterek donatanlara gemideki paylarına göre
dağıtılır.


            
Kar ve zararın hesabı ve karın dağıtılması takvim yılı sonunda yapılır.


VI - İştirak
payının temliki ve terhini:


            
1. Şartları:


            
Madde 965 – Müşterek donatanlardan her biri iştirak payını dilediği anda
ötekilerin muvafakati olmaksızın tamamen veya kısmen başkasına temlik edebilir.
Temlik için gemi siciline tescil şarttır.


            
İştirak payının temliki neticesinde gemi Türk Bayrağını çekme hakkını
kaybedecekse, temlik yalnız bütün müşterek donatanların muvafakatiyle hüküm
ifade eder.


            
İştirak payının temliki, gemi üzerindeki müşterek mülkiyet hissesinin temlik ve
sicile tescili ile olur.


            
İştirak payının rehnedilmesi imzası noterce tasdikli bir mukavelenin yapılması
ve rehnin gemi siciline tescili ile olur. Sadece gemi payının ipotek edilmesi
hakkındaki hükümler mahfuzdur.


            
2. Hükümleri:


            
Madde 966 – İştirak payını temlik eden müşterek donatan; iktisabedenle
birlikte temliki diğer donatanlara veya gemi müdürüne bildirmedikçe,
donatanlarla olan münasebetlerinde müşterek donatan sayılır ve bu ihbardan önce
doğan bütün borçlardan dolayı diğer donatanlara karşı, müşterek donatan
sıfatiyle mesul kalır. Bununla beraber iktisabeden dahi iktisap anından
itibaren, diğer donatanlarla olan münasebetlerinde müşterek donatan sıfatiyle
mesuldür.


            
Donatma iştiraki mukavelesi hükümleri, verilen kararlar ve girişilmiş
muameleler, temlik edeni ne nispette bağlamakta idiyse iktisabedeni de o
nispette bağlar. İktisabedenin tekeffül bakımından temlik edene karşı haiz
olduğu hakları mahfuz kalmak şartiyle diğer donatanlar, temlik edenin, müşterek
donatan sıfatiyle, temlik edilen payına mütaallik olmak üzere, uhdesine düşen
bütün borçları, iktisabedene karşıda takas edebilirler.


            
Yukarki fıkra hükümleri, bir iştirak payının cebri icra yolu ile satılması
halinde de tatbik olunur.


            
İştirak payı üzerinde tesis olunan rehin hakkında Medeni Kanunun teslimi meşrut
şekilde rehne ait hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.





2927


 


            
VII - Donatma iştirakinin infisahı:


            
1. İnfisahı mucip olmıyan hususlar:


            
Madde 967 – Müşterek donatanların değişmesi iştirakin devamına tesir
etmez.


            
Müşterek donatanlardan birinin ölümü veya iflası, donatma iştirakinin infisahını
mucip olmaz.


            
Müşterek donatanlardan hiçbiri iştirakten çıkarılamaz.


            
2. İnfisah sebepleri:


            
Madde 968 – Donatma iştiraki ekseriyet karariyle fesholunabilir. Geminin
temliki hakkındaki karar dahi bu hükümdedir.


            
Donatma iştirakinin feshi yahut geminin temliki kararlaştırılmışsa, gemi
açıkartırma ile satılır ve iştirak tasfiye olunur. Geminin tamir kabul etmez
veya tamire değmez bir halde bulunduğu mahkeme karariyle tesbit olunmadıkça
satış, ancak gemi bağlama limanında veya diğer bir Türk limanında bulunup da
ifası ile mükellef bulunduğu bir navlun mukavelesiyle henüz bağlı bulunmadığı
bir sırada yapılabilir. Müşterek donatanların hepsinin muvafakatiyle satış
şekil ve şartları değiştirilebilir.


            
Satış şekil ve şartları veya tasfiye memuru tayini hususlarında müşterek
donatanların uzlaşmamaları veya feshe mahkemece karar verilmiş olması halinde
mahkeme gemiyi satmak ve iştiraki tasfiye etmek üzere bir tasfiye memuru tayin
eder. Bu memurun hakları ve vazife ve mesuliyetleri hakkında kollektif şirket
tasfiye memurlarına ait hükümler kıyas yoliyle tatbik olunur.


            
Ortaklardan her biri haklı sebebe dayanarak iştirakten çıkmasına, müsaade
edilmesini bu mümkün olmadığı takdirde iştirakin feshini istiyebilir. Mahkeme
haklı sebebi sabit görürse davacının iştirak payına bilirkişinin biçeceği
değerin diğer ortaklar tarafından ödenip bu payın devralınması için onlara
uygun bir mehil verir. Diğer ortakların davacının payını kendi iştirak payları
nispetinde devralmaları asıldır. Verilen mehil içinde para ödenip pay
devralınmadığı takdirde mahkeme iştirakin feshine karar verir. Ortağın
durumunu, iştirakte kalması afaki iyiniyet esasları gereğince kendisinden
beklenilemiyecek derecede ağırlaştırılmış olan hadiseler haklı sebep sayılır.
Yalnız çıkmak istiyen ortağın şahsın ilgilendiren ve diğerlerinden biri için
akde aykırı bir hareket teşkil etmiyen hadiseler haklı sebep olarak kabul
edilemez. Bu fıkra hükümlerinin ortaklar aleyhine değiştirilmesi neticesini
doğuran akit şartları hükümsüzdür.


            
Donatma iştiraki hakkında iflasın açılmasiyle de iştirak sona erer.


            
VIII - Müşterek donatanların üçüncü şahıslara karşı mesuliyeti:


            
1. Şümulü:


            
Madde 969 – Müşterek donatanlar, bu sıfatla, şahsan mesul oldukları
hallerde, üçüncü şahıslara karşı ancak sahip bulundukları iştirak payları
nispetinde mesuldürler.


            
İştirak payının temliki halinde, temlik ile 966 ncı maddede yazılı ihbar
arasında geçen zaman içinde bu pay yüzünden doğmuş olan şahsi borçlardan dolayı
temlik eden ve iktisabeden mesuldürler.


            
2. Salahiyetli mahkeme:


            
Madde 970 – Müşterek donatanlar aleyhine, bu sıfatla, her hangi bir
alacaktan dolayı, müşterek donatanlardan biri veya bir üçüncü şahıs tarafından
geminin bağlama limanı mahkemesinde dava açılabilir.


            
Davanın müşterek donatanlardan bir veya birkaçına karşı açılmış olması halinde
de aynı hüküm tatbik olunur.





2928


 


            
IX - Yapı ortaklığı:


            
Madde 971 – İki veya daha fazla kimsenin beraberce deniz ticaretinde
kullanmak üzere müştereken bir gemi inşa ettirmek için birleşmeleri halinde
952, 953, 962, 967 nci maddelerle 969 uncu maddenin birinci fıkrası hükümleri
ve geminin inşası tamamlanıp da tersane sahibi tarafından teslimi anından
itibaren de fazla olarak 965, 966, 968 inci maddelerle 969 uncu maddenin 2 nci
fıkrası hükümleri tatbik olunur. 962 nci madde hükmü inşaat masraflarına da
şamildir.


            
Geminin inşaatı tamamlanmadan da bir gemi müdürü tayin edilebilir. Bu takdirde
gemi müdürü, tayin edilir edilmez, ilerdeki donatma iştiraki işleri bakımından
gemi müdürünün haiz olduğu hak ve vazifelere sahip olur.


 


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Kaptan


 


            
A) Mesuliyeti:


            
I - İhtimam:


            
Madde 972 – Kaptan, bütün işlerinde hususiyle ifası kendine düşen
mukavelelerin yerine getirilmesinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmeye
mecburdur. İşlediği kusurlardan, hususiyle bu fasılla ilerdeki fasıllarda ve
diğer kanunlarda yazılı vazifelerini yapmamasından doğacak zararlardan
mesuldür.


            
II - Kaptanın kendilerine karşı mesul olduğu kimseler:


            
Madde 973 – Kaptan, donatandan başka, taşıtana, yükletene, gönderilene,
yolcuya, gemi adamlarına, alacağı 988 inci maddeye giren bir kredi
muamelesinden doğan gemi alacaklısına, hususiyle deniz ödüncü verene karşı da
mesuldür.


            
Donatanın emrine uymuş olması; kaptanı, yukarda sayılan diğer kimselere karşı
olan mesuliyetinden kurtaramaz. Durumu bilerek böyle emir veren donatan da
şahsan mesul olur.


            
B) Vazifeleri:


            
I - Gemiyi yola elverişli hale koyma vazifesi:


            
1. Yola elverişlilik:


            
Madde 974 – Kaptan; yola çıkmadan, geminin 817 nci maddede yazılı bakımlardan
denize ve yola elverişli olmasına ve gemiye, gemi adamlarına ve yüke ait
vesikaların gemide bulunmasına dikkat etmeye mecburdur.


            
2. Yükleme ve boşaltmaya elverişlilik:


            
Madde 975 – Kaptan; yükleme ve boşaltma aletlerinin maksada elverişli
bir halde bulunmasına ve istif işleri hususi istifçiler tarafından görülse
bile, istifin denizcilikte cari olan usul ve örflere uygun bir tarzda
yapılmasına dikkat etmeye mecburdur.


            
Kaptan; denizcilik örf ve usullerince geminin aşırı derecede yüklü olmamasına,
lüzumlu safranın yerinde olmasına ve ambarların akit uyarınca taşınacak olan
malların kabulüne, taşınmasına ve korunmasına elverişli ve tertibatlı bir halde
bulunmasına dikkate mecburdur.


            
II - Yabancı mevzuata riayet vazifesi:


            
Madde 976 – Kaptan; yabancı memlekette iken o memleketin mevzuatına,
hususiyle polis ve gümrük nizamlarına riayetle ve bunlara aykırı
hareketlerinden çıkan zararları tazmin ile mükelleftir.





2929


 


            
Kezalik gemisine harb kaçağı olduğunu bildiği veya bilmesi lazımgelen malı
yüklemesi yüzünden çıkan zararı da tazmin ile mükelleftir.


            
III - Yola çıkma vazifesi:


            
Madde 977 – Gemi kalkmaya hazır olunca kaptan ilk elverişli fırsatta
yola çıkmaya mecburdur.


            
Kaptan, hastalık veya diğer bir sebepten dolayı gemiyi idare edemiyecek bir
halde bulunsa dahi geminin kalkmasını veya yolculuğun devamını işi bozacak
surette geciktiremez; bilakis halin icabına göre donatandan emir almak
mümkünse, vakit geçirmeden donatana manileri bildirip emir gelinciye kadar
lüzumlu tedbirleri almaya halin icabına göre bu mümkün değilse yerine başka
kaptan koymaya mecburdur. Bu kaptanı seçmekte kusuru gorülmedikçe kendine
vekalet eden kaptanın fiillerinden dolayı mesul tutulamaz.


            
IV - Gemide hazır bulunma mükellefiyeti:


            
Madde 978 – Yükleme başladıktan boşaltma bitinceye kadar acil sebepler
olmadıkça kaptan, ikinci kaptanla birlikte aynı zamanda gemiden ayrılamazlar;
acil bir sebeple kaptan ve ikinci kaptan gemiden ayrılmaya mecbur kalırlarsa
kaptan, ayrılmadan önce zabitler ve tayfalar arasından işini başarabilecek
birini vekil olarak yerine koymaya mecburdur.


            
Gemi emin olmıyan bir liman veya sahilde bulunduğu zaman, aynı hüküm yükleme
başlamazdan önce ve boşaltma bittikten sonra dahi tatbik olunur.


            
Görünür bir tehlike halinde veya gemi denizde iken acil zaruret olmadıkça
kaptan gemide hazır bulunmak mecburiyetindedir.


            
V - Gemi meclisi:


            
Madde 979 – Kaptan; tehlike karşısında, gemi zabitleriyle müşavereye
lüzum görse bile verilen kararla bağlı olmayıp alacığı tedbirlerden daima
bizzat mesul olur.


            
VI - Gemi jurnalı:


            
1. Tutma mükellefiyeti:


            
Madde 980 – Her gemide (Gemi jurnalı) denilen bir defter tutulur. Bu
deftere her yolculukta yük veya safranın yüklenmesi başlandığı andan itibaren
geçecek bellibaşlı hadiseler yazılır.


            
Gemi jurnalı kaptanın nezareti altında ikinci kaptan tarafından ve bunun
mazeretı halinde bizzat kaptan yahut nezareti altında olmak şartiyle münasip
bir gemi adamı tarafından tutulur.


            
Bir liman içinde yolculuk eden küçük gemilerde jurnal tutmak mükellefiyeti
yoktur.


            
2. Muhtevası:


            
Madde 981 – Gemi jurnalına günü gününe şunlar yazılır.


            
1. Hava ve rüzgarın hali;


            
2. Geminin takip ettiği rota ve katettiği mesafeler;


            
3. Geminin bulunduğu tul ve arz dairesi;


            
4. Sintinelerdeki su yüksekliği.


            
Bundan başka şunlar da jurnala yazılır:


            
1. İskandil edilen su derinliği;


            
2. Kılavuz alınması ve kılavuzun gemiye girdiği ve ayrıldığı saatler;


            
3. Gemi adamları arasındaki değişiklikler;





2930


 


            
4. Gemi meclisince verilen kararlar;


            
5. Gemi veya yükünün uğradığı bütün kazalar ve bunların tafsilatı.


            
Gemide işlenen suçlar ve verilen disiplin cezalariyle gemideki doğum ve ölüm
vakaları dahi jurnala yazılır. Nüfus Sicil Kanununun hükümleri mahfuzdur.


            
Mani olmadıkça kayıtlar her gün yapılır.


            
Gemi jurnalı kaptan ve ikinci kaptan tarafından imzalanır.


            
VII - Deniz raporu:


            
1. Tesbit ettirme mükellefeyeti:


            
Madde 982 – Kaptan, yolculuk esnasında vukubulacak bütün kazaları,
bunlar ister gemi veya yükün zıyaını yahut hasara uğramasını, ister geminin bir
barınma limanına girmesini veyahut her hangi başka bir zararı intac etmiş
olsun, gemi adamlarının tamamı yahut içlerinden bir kısmının iştirakiyle
mahkemeye tesbit ettirmeye mecburdur.


            
Bu tesbit, vakit kaybetmeden, aşağıda yazılı yerlerde yaptırılır:


            
1. Varma limanında ve eğer varma limanı birden çok ise kazadan sonra varılacak
ilk limanda;


            
2. Gemi tamir edildiği veya yük boşaldığı takdirde barınma limanında;


            
3. Yolculuk, geminin batması yüzünden veya diğer bir sebepten varma limanına
ulaşmadan biter ise kaptanın veya ona vekalet eden kimsenin uğradığı ilk
münasip yerde.


            
Kaptan ölür veya tesbit yaptıramıyacak bir halde bulunursa gemide kaptandan
sonra en yüksek rütbeli zabit bunu yaptırmaya mezun ve mecburdur.


            
Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki Kanun hükmü mahfuzdur.


            
2. Tesbit edilecek hususlar:


            
Madde 983 – Yolculuğun önemli hadiseleri, hususiyle kazalar ve zararın
önüne geçilmesi veya azaltılması için alınan tedbirler tam ve vazıh olarak
mahkemece tesbit olunur.


            
3. Muhakeme usulü:


            
Madde 984 – Tesbit için kaptan, bütün gemi adamlarının ad ve soyadlarını
ihtiva eden bir cetvel ve gemi jurnaliyle birlikte 982 nci maddede yazılı
yerdeki mahkemeye müracaat eder.


            
Müracaat üzerine mahkeme tesbit için mümkün olduğu kadar yakın bir gün tayin ve
münasip bir tarzda ilan eder. Şu kadar ki, ilan mahzurlu bir gecikmeyi mucip
olacaksa bundan vazgeçebilir.


            
Gemi veya yükle ilgili şahıslar ve kaza ile her hangi bir surette ilgili
olanlar, bizzat mahkemede bulunabilecekleri gibi, bir vekil de
bulundurabilirler.


            
Kaptan gemi jurnalına istinaden izahlarda bulunur. Gemi jurnalı mahkemeye
getirilemiyorsa veya tutulması mecburi değilse bu hallerin sebepleri
bildirilmelidir.


            
Hakim lüzum görürse gemi adamlarından gelmemiş olanları da dinliyebilir; işin
iyi anlaşılması için kaptan ve diğer gemi adamlarına istedigini sorabilir.


            
Kaptan ve diğer gemi adamlarına doğru söylemeleri lüzumu ihtar olunur.


            
4. Zaptın aslının saklanması:


            
Madde 985 – Zaptın aslı mahkemede saklanır, ilgililerden istiyenlere
tasdikli sureti verilir.





2931


 


            
C) Kanundan doğan temsil salahiyeti:


I -
Donatanın temsilcisi sıfatiyle:


            
1. Şümulü:


            
a) Gemi bağlama limanında bulunduğu zaman:


            
Madde 986 – Gemi henüz bağlama limanında bulunduğu sırada kaptanın
yapmış olduğu hukuki muameleler donatanı ilzam etmez; meğer ki, kaptan ayrıca
verilmiş hususi salahiyete istinaden hareket etmiş veya borç başka hususi bir
kanuni sebepten ileri gelmiş olsun.


            
Kaptan bağlama limanında dahi olsa tayfa tutabilir.


            
b) Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu zaman:


            
Madde 987 – Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada kaptan bu
sıfatla geminin donatılmasına, yakıt ve kumanyasına, gemi adamlarına, geminin
iyi halde muhafaza edilmesine ve umumi olarak yolculuğun selametle icrasına
mütaallik her türlü muamele ve tasarrufları üçüncü şahıslarla donatan namına
yapmaya salahiyetlidir.


            
Taşıma mukaveleleri yapmak ve kendi vazifeleri çerçevesine dahil hususlarda
dava açmak da kaptanın salahiyetleri cümlesindendir.


            
2. Hususi haller:


            
a) Kredi muameleleri:


            
Madde 988 – Kaptan, ödünç para veya veresiye mal almaya ve bu gibi kredi
muamelelerine girişmeye, ancak gemiyi muhafaza etmek veya yolculuğu yapmak için
zaruret halinde ve bu zaruretle ölçülü derecede salahiyetlidir. Kaptan ancak
yolculuğun icrası için zaruret halinde ve yalnız bu zaruretle ölçülü derecede
deniz ödüncü alabilir.


            
Muamelenin muteber sayılması, paranın hakikaten sarf edilmiş olup olmamasına
veya kaptanın seçtiği kredi şeklinde isabet bulunup bulunmamasına yahut
kaptanın emrinde para mevcut olup olmamasına bağlı değildir; meğer ki, üçüncü
şahıs kötü niyet sahibi olsun.


            
b) Donatanın şahsi mesuliyetini doğuran muameleler:


            
Madde 989 – Kaptanın muamelelerinden ve bilhassa kambiyo taahhütlerinden
dolayı donatanın şahsan mesul tutulması kaptana donatan tarafından açık bir
temsil salahiyeti verilmiş olmasına bağlıdır (Madde 948, Fk. 1, Bent 1). Kaptan
açıkça verilmiş bir temsil salahiyetini haiz olmadıkça, donatan tarafından onun
hareket tarzına ait talimatlar veya işe ait emirler verilmiş olması kaptanın
yapmış olduğu muamelelerden dolayı üçüncü şahıslara karşı donatanın şahsan
mesul tutulmasına sebep teşkil etmez.


            
c) Gemi satışı:


            
Madde 990 – Geminin bulunduğu yerin mahkemesi bilirkişi dinliyerek ve
varsa Türk Konsolosunun mütalaasını alarak satışta kati zaruret bulunduğuna
karar vermedikçe kaptan gemiyi satamaz.


            
Geminin bulunduğu yerde mahkeme veya tahkikat yapabilecek başka bir makam yoksa
kaptan hareketini haklı gösterecek bilirkişi raporu almak, buna da imkan yoksa
başka deliller toplamak mecburiyetindedir.


            
Satış açık artırma ile yapılır.





2932


 


            
3. Temsil salahiyetinin tahdidi:


            
Madde 991 – Kaptanın kanundan doğan temsil salahiyetlerini tahdit etmiş
olan donatan, kaptanın tahditlere riayetsizliğini yalnız bunları bilen
kimselere karşı ileri sürebilir.


            
4. Kaptanın verdiği avanslar:


            
Madde 992 – Vekaleti olmadan donatan hesabına kendi parasından avans
veren veya şahsan borçlanan kaptan donatandan tazminat isterken üçüncü şahıs
hükmündedir.


            
5. Hükümleri:


            
a) Üçüncü şahıslara karşı:


            
Madde 993 – Kaptanın bu sıfatla ve kanuni salahiyetleri çerçevesi
içinde, donatan adına hareket ettiğini bildirerek veya bildirmiyerek, yaptığı
hukuki muamelelerle donatan üçüncü kişilere karşı hak iktisap eylediği gibi
gemi ve navlun ile mesul de olur.


            
Ifasını tekeffül etmedikçe veya kanuni salahiyetleri çerçevesini aşmadıkça
kaptan bu gibi muamelelerden şahsan mesul olmaz; şu kadar ki; kaptanın 972 ve
973 üncü maddelerde yazılı mesuliyetleri mahfuzdur.


          
b) Donatana karşı:


            
Madde 994 – Kaptanın salahiyetleri donatan tarafından tahdit edilmiş
olmadıkça kaptanın haiz olduğu salahiyetleri şümulüne mütaallik 986 - 990 ıncı
maddeler hükümleri kaptanın donatan ile olan münasebetlerinde de tatbik olunur.


            
Kaptan; geminin durumundan, yolculuk hadiselerinden, yaptığı sözleşmelerden,
açılan davalardan donatana muntazam bir tarzda haber vermekle mükellef olduğu
gibi hal ve zaman elverdikçe bütün önemli işlerde ve hususiyle 988 ve 990 ıncı
maddelerde yazılı hallerde, yolculuğun değiştirilmesi veya kesilmesi
zaruretinde ve fevkalade tamirler veya alımlarda donatandan talimat istemiye
mecburdur.


            
Kaptan fevkalade tamirleri ve alımları, elinde donatana ait kafi para bulun sa
bile, ancak zaruret halinde yapabilir.


            
Kaptan; bir ihtiyacı giderecek parayı deniz ödüncü almadan veya
vazgeçilebilecek gemi teferruatı ve kumanyasını satmadan elde edemiyeceği
hallerde, donatana en az zarar verecek tedbirleri almakla mükelleftir.


            
Kaptan geminin bağlama limanına dönüşünde ve her isteyişinde donatana hesap
vermeye mecburdur.


            
II - Yükle ilgili olanların temsilcisi sıfatiyle:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 995 – Yükle ilgili olanların menfaatlerini korumak için kaptan
yolculuğun devamında mümkün olduğu kadar yüke bakmakla mükelleftir.


            
Bir zıyaın önüne geçilmesi veya azaltılması için hususi tedbirler alınmaya
lüzum görüldüğünde kaptan, yükle ilgili olanların temsilcisi sıfatiyle
menfaatlerini korumaya ve kabil oldukça talimatlarını alarak mümkün mertebe
tatbika mecburdur; bunlara imkan bulunmazsa kaptan takdirine göre hareket eder
ve umumi olarak yükle ilgili olanlara hadiselerden ve alınan tedbirlerden
gecikmeksizin haber verir.


            
Bu gibi hallerde kaptan, yükü tamamen veya
kısmen boşaltmaya ve yükün bozulmasından veya sair sebeplerden ileri
gelebilecek büyük bir zararın başka surette önüne geçilemiyeceği hallerde,
satmaya yahut yükün muhafazası ve daha ileri götürülmesi için lüzumlu paraları
elde etmek maksadiyle deniz ödüncü almaya ve





2933


 


yük alıkonmuş
veya müsadere edilmiş yahut başka bir suretle elinden çıkmışsa onu geri almak
için adli ve idari makamlara veya fertlere karşı her türlü taleplerde bulunmaya
ve her türlü davaları açmaya dahi salahiyetlidir.


            
2. Hususi haller:


            
a) Yolculuğun devamına engel olan hal:


            
Madde 996 – Yolculuğun ilk rotadan devamına umulmıyan bir hal mani olursa
kaptan, halin icabına ve imkan nispetinde tatbikına mecbur olduğu talimata göre
yolculuğa ya başka bir rotada devam etmeye yahut bunu kısa veya uzun bir müddet
için kesmeye veyahut kalkma limanına dönmeye salahiyetlidir.


            
Taşıma mukavelesinin hükümden düşmesi halinde kaptan 1086 ıncı madde gereğince
muamele yapar.


            
b) Yükle ilgili olanların şahsi mesuliyetini doğuran muameleler:


            
Madde 997 – Kaptan, yükle ilgili olanların şahsi mesuliyetlerini
doğuracak muameleleri 995 inci maddedeki hallerde bile, ancak hususi bir
salahiyetle yapabilir.


            
3. Yük üzerinde tasarruflar:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 998 – Kaptan, 995 inci maddede yazılı hallerden başkasında
yolculuğun devamı için zaruri olmadıkça yükü karşılık göstererek deniz ödüncü
almaya yahut yükün bir kısmını satmaya yahut başka suretle yük üzerinde
tasarrufta bulunmaya salahiyetli değildir.


            
b) Müşterek avarya halinde:


            
Madde 999 – Para ihtiyacı müşterek avaryadan ileri gelmiş olup da kaptan
bunu gidermek için çeşitli tedbirler karşısında bulunursa bunlardan ilgililere
en az zarar verecek olanı seçmeye mecburdur.


            
c) Müşterek avarya olmıyan hallerde:


            
Madde 1000 – Müşterek avarya yoksa kaptan, yükü karşılık göstererek
deniz ödüncü almaya yahut bir kısmı üzerinde satış veya başka suretle tasarruf
etmeye ancak para ihtiyacının başka suretle giderilememesi veya diğer tedbirin
alınmasının donatan için fahiş bir zararı mucip olması halinde salahiyetlidir.


            
Kaptan bu hallerde bile 1160 ıncı maddenin 1 inci fıkrası gereğince yükü ancak
gemi ve navlunu ile birlikte karşılık göstererek deniz ödüncü alabilir.


            
Deniz ödüncü donatan için fahiş bir zararı mucip olmadıkça kaptan, satış yerine
deniz ödüncü almak yoluna gider.


            
d) Müşterek hüküm:


            
Madde 1001 – Yukarıki maddede yazılı hallerde yük karşılık gösterilerek
deniz ödüncü alınması yahut yükün bir kısmı üzerinde satış veya başka bir
suretle tasarruf edilmesi, 988 inci madde ile 1235 inci maddenin 6 ncı bendi
hükümlerine uygun ve donatan hesabına yapılmış bir kredi muamelesi sayılır.


            
Donatanın vereceği tazminat hakkında 1112 nci madde hükmü tatbik olunur. Mallar
üzerinde satış suretiyle yapılan tasarruf halinde safi satış tutarı 1112 nci
maddede yazılı değeri geçerse onun yerine safi satış tutarı kaim olur.


            
4. Muamelelerin muteber sayılması:


            
Madde 1002 – Kaptanın, 995, 998, 999 ve 1000 inci maddeler gereğince
yaptığı hukuki muamelelerin muteber sayılması için 988 inci maddenin ikinci
fıkrası hükmü tatbik olunur.





2934


 


            
D) Şahsi muameleleri:


            
I - Navlundan başka alınan paranın teslim mecburiyeti:


            
Madde 1003 – Kaptan; taşıtandan, yükletenden veya gönderilenden
ikramiye, bahşiş, pey ve saire mükafat ve tazminat gibi her ne nam ile olursa
olsun navlundan başka aldığı bütün paraları da donatanın matlubuna kaydetmeye
mecburdur.


            
II - Kendi hesabına gemiye eşya yükleme yasağı:


            
Madde 1004 – Kaptan, donatanın muvafakati olmaksızın kendi hesabına eşya
yükletemez. Bu yasağa aykırı hareket ederse donatanın bu yüzden uğramış olduğu
daha fazla zararı tazmin ettirmek hakkı mahfuz kalmak şartiyle, bu gibi
yolculuklarda mümasil eşya için, yükleme yerinde ve zamanında verilmesi mütat
olan navlunun en yükseğini vermeye mecburdur.


            
E) Hizmet sözleşmesinin sonu:


            
I - Yol verme:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1005 – Aksi kararlaştırılmış olsa bile donatan tarafından kaptana
her zaman yol verilebilir. Kaptanın tazminat hakları mahfuzdur.


            
2. Tazminat hakları:


            
a) Şahsi ehliyetsizlik:


            
Madde 1006 – İşe yaramadığından veya vazifesini yapamadığından dolayı kaptana
yol verilmişse, kararlaştırılmış olan diğer bütün menfaatler de dahil olduğu
halde işten çıkarıldığı güne kadar hak etmiş olduğu ücretler kendisine verilir.


            
b) Mücbir sebepler ve olağanüstü haller:


            
Madde 1007 – Muayyen bir yolculuk için hizmete alınmış olan kaptan;
harp, ambargo, abluka, ithalat veya ihracat yasağı yahut gemi veya yüke
mütaallik umulmıyan başka bir hal yüzünden yolculuğa başlanamamasından veya
başlanmış iken devam edilmemesinden dolayı vazifesinden çıkarılmışsa,
kararlaştırılmış olan diğer bütün menfaatler de dahil olduğu halde çıkarıldığı
güne kadar hak etmiş olduğu ücreti alır. Muayyen olmıyan bir müddet için
hizmete alınıp muayyen bir yolculuğa başladıktan sonra yukardaki sebeplerden
dolayı yol verilmiş kaptan hakkında da aynı hüküm tatbik olunur.


            
Bu hallerde kaptana yol verilmesi yolculuk sırasında olmuşsa kaptan ayrıca
hizmete alındığı limana parasız götürülmesini veya bunun tutarı olan tazminatın
verilmesini istiyebilir.


            
Bu kanuna göre parasız seyahat hakkı, yolculuktaki geçim masraflariyle kaptanın
zati eşyasının taşınmasına da şamildir.


            
e) Diğer hallerde:


            
Madde 1008 – Muayyen olmıyan müddet için hizmete alınıp da muayyen bir
yolculuğa başladıktan sonra 1006 ncı ve 1007 nci maddelerde yazılı sebeplerden
başka bir sebeple işten çıkarılan kaptan, 1007 nci madde hükmü gereğince
alacağı paralardan başka Avrupa limanında çıkarılmışsa iki ve Avrupa dışı bir
limanda çıkarılmışsa dört aylık ücretini de tazminat olarak alır. Ancak,
alacağı tazminat yolculuğu bitirmesi halinde hak edeceği miktarı geçemez.


            
d) Götürü ücrete göre tazminatın tayini:


            
Madde 1009 – Ücret zaman itibariyle olmayıp da bütün yolculuk
için götürü olarak tesbit edilmişse 1006, 1007 ve 1008 inci maddelerdeki
hallerde kaptana veri-





2935


 


lecek ücret
miktarı, yaptığı hizmete ve eğer yola çıkmışsa geçirdiği yolculuk safhasının
bütün yolculuk derecesine olan nispetine göre tayin olunur.


            
1008 inci maddede yazılı iki veya dört aylık miktarındaki tazminatın hesabında;
yolculuğun vasati devam müddeti esas tutulur.


            
Bu müddetin tayininde, yükleme ve boşaltma için gerekli zaman ile geminin
durumu ve vasfı gözönünde tutulur.


            
e) Dönüş yolculuğu:


            
Madde 1010 – Gidiş geliş veya muayyen olmıyan bir zaman için hizmete
alınan kaptan, dönüş yolculuğu geminin bağlama limanında bitmezse, hizmete
alındığı limana kadar parasız götürülmesini ve ayrıca tam ücret veya bunun
tutarı tazminatın verilmesini istiyebilir.


            
3. Çekilme:


            
Madde 1011 – Muayyen olmıyan bir zaman için hizmete alınan kaptan; bir
yolculuğa başlamış olduğu takdirde geminin bağlama limanına veya başka bir Türk
limanına dönüp boşaltmasına kadar vazifesine devam etmeye mecburdur.


            
Bununla beraber kaptan, çekilme ihbarı zamanında gemi bir Avrupa limanında veya
Avrupa dışı bir limanda bulunduğuna göre, ilk çıkıştan itibaren iki veya üç yıl
geçtikten sonra hizmetten çekilmesine müsaade istiyebilir. Böyle bir halde
kaptan, yerine başkasının konulması için donatana münasip müddet bırakmak ve bu
müddet içinde işine devam ve her halde başladığı yolculuğu bitirmek
mecburiyetindedir.


            
Donatan çekilme haberini alır almaz geminin dönmesini emrederse, kaptan, gemiyi
geri getirmekle mükelleftir.


            
4. Müşterek donatan olan kaptan:


            
Madde 1012 – Kaptan müşterek donatanlardan biri ise kendi istemeden yol
verildiğinde müşterek donatanlarla yaptığı sözleşme gereğince iştirakte donatan
sıfatiyle haiz olduğu payın, diğer donatanlar tarafından, bilirkişilerce takdir
edilecek değeri ile satınalınmasını istiyebilir. Kaptan muhik bir sebep olmadan
bu hakkını istemekte gecikirse hakkı düşer.


            
II - Hastalık:


            
Madde 1013 – Kaptan; hizmete girdikten sonra hastalık veya yaralanma
dolayısiyle tedaviye muhtaç olur veya çalışamıyacak bir hale gelirse; gemi
üzerinde veya vazifenin icabettirdiği yolculukta bulunduğu müddetçe donatan
geçim ve bakım masraflarını vermekle mükelleftir. Eğer kaptan yabancı
memlekette işe girmiş ve hastalık veya yaralanma hizmete girmeden evvel olmuş
ve kaptan hastalıktan veya yaralanmadan dolayı yolculuğa başlamamış ise donatan
yukarda yazılı masrafları vermekle mükellef değildir.


            
Bakım hastanın bakılması ve tedaviye şamildir. Tedaviye hekime gösterme ve
gemide bulunması mecburi olan veya bir limanda durulduğu esnada tedarik
edilmesi kabil olan ilaç ve mütat tedavi vasıtalariyle bakım da dahildir.


            
Donatan, yabancı memlekette kaptanın bakım ve tedavisini bir hastanede temin
edebilir.


            
Hastalıktan veya yaralanmadan dolayı yabancı memlekette kalmış olan kaptan,
kendisinin ve hekimin veya deniz işleriyle uğraşan dairenin muvafakati ile bir
Türk limanına gönderilebilir. Eğer kaptan muvafakatini bildirmiyecek halde olur
veya haklı sebep olmaksızın rıza göstermezse bir hekim dinlendikten sonra
kaptanın bulunduğu yerdeki deniz işleriyle uğraşan daire izin verebilir.





3936


 


            
Teklif edilen tedaviyi veya bir hastanede bakılmayı haklı bir sebep olmaksızın
kabul etmekten kaçınan kaptan bu kaçınma müddetince parasız bakılmak hakkını
kaybeder. Bu müddet geçim ve bakım için muayyen zamana dahil olur.


            
Kaptan gemiyi Türk limanlarından birine bırakınca geçim ve bakım mükellefiyeti
sona erer. Şu kadar ki, hastanın kendi haline bırakılması tehlikeli ise bakıma
devam olunmak lazımdır.


            
Kaptan hastalıktan veya yaralanmadan dolayı yabancı bir memlekette gemiyi
bırakmaya mecbur kalmış ise, donatan, gemi bırakıldıktan sonraki zaman için de
geçim ve bakıma borçludur. Geçim ve bakım mükellefiyeti geminin bırakılmasından
itibaren 26 haftanın geçmesiyle sona erer. Şayet kaptan daha evvel memlekete
iade edilir veya kendisi avdet ederse bu müddet daha evvel de sona erebilir.


            
Geçim ve bakım mükellefiyetinden dolayı kaptan ile donatan arasında çıkan
ihtilaf en evvel salahiyetli deniz işleri memurluğu tarafından muvakkaten
karara bağlanır. Karar, ihtiyati tedbir kararı gibi icra olunur.


            
Eğer kaptan gemi ile memleketi limanına veya hizmet sözleşmesinin yapıldığı
limana dönmezse parasız götürülmek veya muvafık bir tazminat istemek hakkını da
haiz olur.


            
Hastalanan veya yaralanan kaptan, yola çıkmamışsa hizmetin tatiline kadar, yola
çıkmışsa gemiden ayrıldığı güne kadar meşrut olan diğer bütün menfaatler de
dahil olmak üzere ücret alır. Bir hastanede ikamet sırasında ücret alacağına
halel gelmez.


            
Bundan başka kaptan geminin müdafaası sırasında bir zarara uğrarsa münasip ve
lüzumu halinde hakim tarafından tayin edilecek bir ikramiye istiyebilir.


            
Hastalığa veya yaralanmaya, cezayı mucip bir fiili ile sebebiyet veren veya
hizmeti haksız surette bırakan kaptan hakkında yukariki hükümler tatbik
olunmaz.


            
III - Ölüm:


            
Madde 1014 – Kaptan hizmete alındıktan sonra ölürse, öldüğü güne kadar
olan ücretini ve kararlaştırılmış diğer bütün menfaatlerini donatanın, ödemesi
lazımdır. Kaptan, yolculuk başladıktan sonra ölürse, donatan cenaze masraflarını
da verir.


            
Kaptan gemiyi müdafaa ederken ölürse, donatan fazla olarak münasip bir ikramiye
de vermekle mükelleftir.


            
IV - Geminin zıyaı ve deniz iş hukukiyle bu fasıl hükümleri arasındaki
münasebet:


            
Madde 1015 – Gemi zayi olsa bile kaptan, deniz raporunu tesbit ettirmeye
ve icabettiği müddetçe donatanın menfaatlerini korumaya mecburdur. Kaptan bu
müddete ait ücret ve geçim masraflarından başka 1007 nci madde gereğince
parasız götürülmesini ve bunun tutarı olan tazminatı istiyebilir.


            
Deniz İş Kanununa tabi olan bir gemide çalışan kaptanın belli bir hukuki
hadiseden doğan hakları, Deniz İş Kanuniyle bu kanundan hangisinin hükümleri
kaptanın daha lehine ise, o kanuna tabi olur.


            
Kaptanın donatana karşı hastalık ve kaza sebebiyle bu kanundan doğan hakları,
onun hastalanması ve kazaya uğraması hallerinde, aksine bir kanun hükmü
bulunmadıkça, içtimai sigorta kanunları uyarınca kendisine fiilen sağlanmış
bulunan menfaatler nispetinde düşer.





2937


 


DÖRDÜNCÜ
FASIL


Deniz Ticaret
Mukaveleleri


BİRİNCİ
KISIM


Eşya Taşıma
(Navlun) Mukaveleleri


BİRİNCİ
AYIRIM


Umumi Hükümler


 


            
A) Mukavele nevileri:


            
Madde 1016 – Navlun mukavelesiyle taşıyan, navlun karşılığında:


            
1. Geminin tamamını veya bir cüzünü yahut muayyen bir yerini taşıtana tahsis
ederek eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna "Çarter
Mukavelesi";


            
2. Parça mal olan muayyen eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna da
"Kırkambar Mukavelesi" denir.


            
Bu kısımdaki hükümler posta idaresinin denizde eşya taşımalarına tatbik
olunmaz.


            
B) Çarter parti:


            
Madde 1017 – Çarter mukavelesi yapıldığında taraflardan her biri,
masrafını çekmek şartiyle, kendisine mukavele şartlarını ihtiva eden bir çarter
parti verilmesini istiyebilir.


            
C) Kamaralar:


            
Madde 1018 – Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kamaralar hariç
tutulmuş sayılır; bununla beraber taşıtanın muvafakati olmaksızın kamaralara
eşya yükletilemez.


            
D) Taşıyanın; geminin denize, yola ve yüke elverişli olmamasından dolayı
mesuliyet:


            
Madde 1019 – Her nevi navlun mukavelesinde taşıyan, geminin denize ve
yola elverişli bir halde bulunmasını (Madde 817) ve soğutma tesisatı da dahil
olmak üzere ambarların yükü kabule, taşımaya ve muhafazaya elverişli bir halde
bulunmasını (Yüke elverişliliğini) temin etmekle mükelleftir.


            
Taşıyan, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elverişli
olmamasından doğan zararlardan mesuldür; meğer ki; tedbirli bir taşıyanın sarf
etmekle mükellef olduğu dikkat ve ihtimam gösterilmekle beraber eksikliği
yolculuğun başlangıcına kadar keşfe imkan bulunmamış olsun.


 


İKİNCİ
AYIRIM


Yükleme ve
Boşaltma


 


            
A) Yükleme:


            
I - Yükleme yeri:


            
Madde 1020 – Kaptan yükü almak için gemiyi taşıtanın ve gemi birden çok
kimselere tahsis edilmiş ise hepsinin gösterecekleri yere demirler.


            
Yer, zamanında gösterilmemiş veya bütün taşıtanlar yer göstermekte birleşmemiş
bulunur veyahut suyun derinliği, geminin selameti, mahalli nizamlar veya
tesisler, verilen talimata göre hareket etmeye mani olursa kaptan mütat yükleme
yerine demirler.





2938


 


            
II - Yükleme masrafları:


            
Madde 1021 – Mukavele, yükleme limanı nizamları ve bunlar yoksa mahalli
teamüller ile aksi tayin edilmiş olmadıkça, eşyanın gemiye kadar taşıma masrafı
taşıtana, yükleme masrafı ise taşıyana aittir.


            
III - Yüklenecek eşya:


            
1. Kararlaştırılanlardan başka eşya:


            
Madde 1022 – Kararlaştırılan eşya yerine aynı varma limanı için taşıtan
tarafından gemiye başka eşya yükletilmek istenilirse taşıyan, bu yüzden durumu
güçleşmedikçe bunu kabul ile mükelleftir.


            
Mukavelede eşya yalnız nev'i ve cinsi ile tayin edilmiş olmayıp da ferden tayin
edilmiş ise bu hüküm tatbik olunmaz.


            
2. Bildirme mecburiyeti:


            
a) Eşyanın ölçü, sayı, tartı ve markaları hakkında:


            
Madde 1023 – Taşıtan ile yükleten, eşyanın ölçü, sayı ve tartısı ile
markaları hakkında taşıyana karşı doğru beyanda bulunmakla mükelleftirler.
Bunlardan her biri beyanlarının doğru olmaması yüzünden ileri gelen zarardan
taşıyana karşı mesuldür; 973 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı diğer
şahıslara karşı ise ancak kusuru halinde mesuldür.


            
Taşıyanın navlun mukavelesi gereğince taşıtan ve yükletenden başka kimselere
karşı olan mükellefiyetleri mahfuzdur.


            
b) Eşyanın cins ve mahiyeti hakkında:


            
Madde 1024 – Eşyanın cins ve mahiyeti hakkında yanlış beyanlarda bulunan
taşıtan veya yükleten, kusuru varsa taşıyana ve 973 üncü maddenin birinci
fıkrasında yazılı diğer kimselere karşı beyanlarının doğru olmamasından doğacak
zararlardan mesuldürler.


            
Bu kimseler, harb kaçağı veya ihracı, ithali veya transit olarak geçirilmesi
yasak olan eşyayı yükler yahut yükleme sırasında kanun hükümlerine ve hususiyle
zabıta, vergi ve gümrük kanunlarına aykırı hareket ederler ve bu fiillerinde kusurları
bulunursa aynı hüküm tatbik olunur.


            
Kaptanın muvafakatiyle hareket etmiş olmaları taşıtan ve yükleteni diğer
şahıslara karşı olan mesuliyetten kurtaramaz.


            
Bunlar eşyanın müsadere edilmiş olduğunu ileri sürerek navlunu ödemekten imtina
edemezler.


            
Eşya, gemiyi veya diğer malları tehlikeye sokarsa, kaptan, bunu karaya
çıkarmaya veya acil hallerde denize atmaya salahiyetlidir.


            
c) Gizlice yüklenen eşya:


            
Madde 1025 – Kaptanın bilgisi olmaksızın gemiye eşya getiren kimse de
1024 üncü maddeye göre bu yüzden doğacak zararı tazmin etmekle mükelleftir.
Kaptan bu gibi eşyayı tekrar karaya çıkarmaya ve gemiyi veya diğer yükü
tehlikeye düşürürse icabında denize atmaya salahiyetlidir. Kaptan eşyayı gemide
alıkorsa bunlar için yükleme yerinde ve yükleme sırasında bu gibi yolculuk ve
eşya için alınan en yüksek navlunun ödenmesi lazımdır.


            
d) Tehlikeli eşya:


            
Madde 1026 – Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki Kanunun 12 nci
maddesinin A - F bentlerinde yazılı olan tehlikeli eşya kaptanın bunlardan veya
bunların tehlikeli vasıf veya mahiyetlerinden bilgisi olmaksızın gemiye
getirilirse, taşıtan veya yükleten, kendilerine bir kusur isnat edilmese dahi
1024 üncü maddeye göre mesul





2939


 


olur. Bu halde
kaptan eşyayı her zaman ve her hangi bir yerde gemiden çıkarmaya, imha etmeye
veya başka suretle zararsız hale sokmaya salahiyetlidir.


            
Kaptan eşyanın tehlikeli vasıf ve mahiyetini bildiği halde, yüklemeye muvafakat
etmiş olursa eşya gemiyi veya diğer yükü tehlikeye soktuğu halde aynı şekilde
hareket etmeye salahiyetlidir. Bu halde de taşıyan veya kaptan, zararı tazmine
mecbur değildirler. Müşterek avarya halinde zararın paylaşılmasına dair olan
hükümler mahfuzdur.


            
3. Bilgi:


            
Madde 1027 – Taşıyanın veya acentasının bilgisi 1024, 1025 ve 1026
maddelerdeki hallerde kaptanın bilgisi hükmündedir.


            
IV - Kararlaştırılmış olan gemi:


            
Madde 1028 – Taşıyan, taşıtanın muvafakatini almadan eşyayı, başka gemiye
yükliyemez, yüklerse bundan doğacak zarardan mesul olur; meğer ki, eşyanın
kararlaştırılan gemiye yükletilmiş olması halinde dahi zararın vukuu muhakkak
ve zarar taşıtana ait ola.


            
Tehlike halinde ve yolculuk başladıktan sonra yapılacak aktarmalar hakkında
birinci fıkra hükmü tatbik olunmaz.


               
V - Güverteye konacak eşya:


            
Madde 1029 – Yükletenin muvafakati olmadıkça eşya güverteye konamıyacağı
gibi küpeşteye de asılamaz.


            
VI - Yükleme müddeti:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1030 – Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kaptan, gemi
yükü alacak hale gelir gelmez bunu taşıtana bildirir.


            
Yükleme müddeti ihbarın ertesi gününden itibaren işlemeye başlar.


            
Kararlaştırılmışsa taşıyan, eşyanın yükletilmesi için "yükleme
müddeti"nden fazla beklemeye mecburdur. Bu fazla müddete
"Sürastarya" müddeti denir. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça yükleme
müddeti için ayrıca bir para istenemez. Fakat taşıtan sürastarya müddeti için
taşıyana sürastarya ücreti ödemekle mükelleftir.


            
2. Müddetin devamı:


            
Madde 1031 – Yükleme müddeti mukavele ile tesbit edilmemiş ise yükleme
limanının nizamlarına ve yoksa oradaki teamüle göre tayin olunur; böyle bir
teamül de yoksa yükleme müddeti halin icaplarına uygun bir müddettir.


            
Mukavelede sürastaryadan veya sadece sürastarya ücretinden bahsedilip de
sürastarya müddeti tayin edilmemiş ise, bu müddet yükleme müddetinin yarısından
ibarettir.


            
3. Sürastarya müddetinin başlangıcı:


            
Madde 1032 – Yüklemenin ne kadar süreceği veya hangi gün biteceği
mukavele ile tayin edilmiş ise sürastarya müddeti yükleme müddetinin bitmesiyle
başlar.


            
Mukavelede böyle bir hüküm yoksa taşıyan, yükleme müddetinin bitmiş olduğunu
taşıtana bildirmedikçe sürastarya müddeti işlemeye başlamaz. Taşıyan yükleme
müddeti içinde bile, hangi gün bu müddeti bitmiş sayacağını taşıtana
bildirebilir; bu halde yükleme müddetinin bitmesi ve sürastaryanın başlaması için
taşıyanın yeni bir ihbarına lüzum yoktur.





2940


 


            
4. Bekleme müddeti:


            
Madde 1033 – Yükleme müddeti veya bir sürastarya kararlaştırılmış ise
sürastarya müddeti bittikten sonra taşıyan yükleme için fazla beklemeye mecbur
değildir. Bununla beraber taşıyan fazla beklemek istemiyorsa, yükleme veya
sürastarya müddetinin bitmesinden üç gün önce taşıtana bunu bildirmeye
mecburdur; bildirmezse yükleme veya sürastarya müddeti, sonradan yapacağı
ihbardan itibaren üç gün geçmedikçe bitmez.


            
Yukarda yazılı üç gün bütün hallerde takvime göre fasılasız olarak hesap
olunur.


            
5. İhbarın şekli:


            
Madde 1034 – Taşıyanın 1032 ve 1033 üncü maddeler gereğince yapacağı
ihbarlar hiçbir şekle tabi değildir. Taşıtan böyle bir ihbarı almış olduğunu
kafi bir şekilde tevsik etmekten kaçınırsa bu takdirde taşıyan, masrafı
taşıtana ait olmak üzere noterden bunu bir zabıtla tesbit etmesini istiyebilir.


            
6. Sürastarya ücreti:


            
a) Tayini:


            
Madde 1035 – Sürastarya ücreti mukavele ile tesbit olunmamışsa
hakkaniyet üzere takdir olunur. Bu takdir sırasında halin hususiyetleri ve
bilhassa gemi adamlarının ücret bakım masrafları ve taşıyanın mahrum kalacağı
navlunlar gözönünde tutulur.


            
7. Bekleme müddetinin hesabı:


            
Madde 1036 – Yükleme müddetinde günler iş günü olarak, sürastarya
müddetinde ise aralıksız hesap olunur.


            
Taşıtanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün
gemiye teslimi mümkün olmıyan günler dahi yükleme ve sürastarya müddetlerinin
(Bekleme müddetinin) hesabında nazara alınır.


            
Taşıyanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün
gemiye alınması mümkün olmıyan günler ise bu müddetin hesabında nazara alınmaz;
sürastarya müddeti içinde olsa bile bugünler için sürastarya ücreti istenemez.


            
Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi her iki tarafın faaliyet sahasını
ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiye teslim edilmesi ve
alınması mümkün olmıyan günler bekleme müddetine ilave olunur; şu kadar ki,
yükleme müddeti içinde olsa bile taşıtan bugünler için taşıyana sürastarya
ücreti ödemekle mükelleftir.


            
Yükleme müddeti 1031 inci madde gereğince mahalli nizam veya teamüle göre tayin
olunacaksa, yukarki fıkralar, ancak bu nizam ve teamüllere aykırı olmadıkça
tatbik olunurlar.


            
8. Bekleme mecburi olmıyan haller:


            
a) Kati vade:


            
Madde 1037 – Taşıyan, yüklenmenin behemehal muayyen bir güne kadar
bitmesini şart koşmuş ise, bu takdirde yukarki maddenin üçüncü fıkrası
gereğince fazla beklemeye mecbur değildir.


            
b) Yükletenin bulunmaması:


            
Madde 1038 – Taşıyan, yükü üçüncü şahıstan alacak olup da yük
almaya hazır olduğunu mahallin adetine göre ilan ettirmiş olmasına rağmen
üçüncü şahıs bulunmamış veya yükü teslimden imtina etmiş ise taşıtanı en kısa
bir zamanda bundan haberdar etmeye ve sürastarya mukavele edilmiş olsa bile
ancak yükleme müd





2941


 


detinin sonuna
kadar beklemeye mecburdur; meğer ki, yükleme müddeti içinde taşıtandan veya
salahiyetli vekilinden aksine emir almış olsun.


            
Yükleme ve boşaltma için tek bir müddet tayin olunmuş ise yukarki fıkrada
yazılı halde bu müddetin yarısı yükleme müddeti sayılır.


            
c) Yükleme tamamlanmadan yola çıkma:


            
Madde 1039 – Taşıyan, kararlaştırılan yükün tamamı yüklenmemiş olsa
bile, taşıtanın talebi üzerine yola çıkmaya mecburdur; ancak bu takdirde,
navlunun tamamına ve icabında sürastarya ücretine hak kazanmış olacağı gibi,
navlunun eksik yükleme neticesinde teminatsız kalan kısmı için muntazam teminat
gösterilmesini de istiyebilir. Bundan başka, eksik yükleme yüzünden ihtiyarına
mecbur kaldığı fazla masrafları da taşıtan kendisine ödemekle mükelleftir.


            
Taşıtan, taşıyanın yükleme için beklemeye mecbur olduğu müddetin (Bekleme
müddeti) sonuna kadar yüklemeyi tamamlamamış olursa taşıyan, taşıtan
mukaveleden caymadığı takdirde yola çıkıp yukarki fıkrada yazılı taleplerde bulunabilir.


            
VII - Pişmanlık navlunu:


            
1. Taşıtanın mukaveleden cayması:


            
a) Yolculuk başlamadan önce:


            
Madde 1040 – Gemi ister basit, ister mürekkep bir yolculuk için tutulmuş
olsun, taşıtan, yolculuk başlamadan önce mukaveleden cayabilir. Şu kadar ki;
kararlaştırılmış olan navlunun yarısını pişmanlık navlunu olarak ödemeye
mecburdur.


            
Bu hükmün tatbikında aşağıdaki hallerin birinde dahi yolculuk başlamış sayılır:


            
1. Taşıtan tarafından yükleme işinin tamamlanmış olduğu sarahaten veya zımnen
kaptana bildirilmiş ise;


            
2. Yük tamamen veya kısmen teslim edilmiş olup da bekleme müddeti dolmuş ise,


            
Taşıtan yükün tesliminden sonra yukarda yazılı cayma hakkını kullanırsa yükleme
ve boşaltma masraflarını da ödiyeceği gibi yükleme müddetini aşan boşaltma
günleri için sürastarya ücreti de verir. Yükün gemiden tekrar çıkarılması
mümkün olduğu kadar çabuk yapılmak lazımdır.


            
Bekleme müddetini aşsa bile taşıyan malın gemiden çıkarılması için beklemeye
mecburdur.


            
Bekleme müddetini aşan zaman için sürastarya ücreti ve eğer bu müddetin
aşılmasından doğan zarar sürastarya ücretinden fazla ise bu fazlayı da tazminat
olarak istiyebilir.


            
b) Yolculuk başladıktan sonra:


            
Madde 1041 – Yukarki madde hükmünce yolculuk başladıktan sonra taşıtan,
ancak tam navlunu ve taşıyanın 1069 uncu madde gereğince haiz olduğu diğer
alacakları ödemek ve 1070 inci maddede yazılı alacakları da tediye veya temin
etmek şartiyle mukaveleden cayarak yükün gemiden çıkarılmasını istiyebilir.


            
Yükün gemiden çıkarılması halinde taşıtan bunun mucip olduğu fazla masrafları
ödemeye mecbur olduğu gibi boşaltma sebebiyle geminin durması yüzünden
taşıtanın uğradığı zararları dahi tazmin ile mükelleftir.


            
Taşıyan yükün gemiden çıkarılması için yolculuğu değiştirmeye veya bir limana
uğramaya mecbur değildir.


            
c) Mürekkep yolculuk halinde:


            
Madde 1042 – Gemi dönüş için de tutulur veya mukavele gereğince yükü
almak için başka limandan kalkması gerekir ve her iki halde de 1040 ıncı
maddeye göre dönüş yolculuğu için





2942


 


yola çıkmadan
veya yükleme limanından kalkmadan önce mukaveleden cayma bildirilmiş bulunursa,
taşıtan, tam navlunun üçte ikisini pişmanlık navlunu olarak verir.


            
Başka mürekkep yolculuklarda taşıtan, seferin son kısmına başlamak bakımından
1040 ıncı madde gereğince yolculuk başlamış sayılmadan önce mukaveleden
caydığını bildirirse, taşıyan pişmanlık navlunu olarak tam navlun alır; şu
kadar ki; cayma yüzünden taşıyanın masraftan kurtulmuş ve başkaca navlun elde
etmek fırsatına sahip bulunmuş olduğu halin icabından anlaşılırsa, tam
navlundan münasip bir miktar indirilir. İndirilen miktar hiçbir halde navlunun
yarısını geçmez.


            
2. Hiç yük verilmemesi:


            
Madde 1043 – Taşıtan bekleme müddeti sonuna kadar hiç yük teslim etmemiş
ise taşıyan mukaveleden doğan taahhütlerine bağlı kalmıyacağı gibi taşıtan 1040
ve 1042 nci maddeler gereğince mukaveleden caymış olsaydı hangi taleplerde
bulunabilecek idiyse bunları da taşıtana karşı ileri sürebilir.


            
3. Müşterek hükümler:


            
Madde 1044 – Taşıyanın başka mal yüklemekle aldığı navlun, pişmanlık
navlunundan indirilemez. 1042 nci maddenin ikinci fıkrası hükmü mahfuzdur.


            
Taşıyanın pişmanlık navlununa hak kazanması mukavelede gösterilen yolculuğun
yapılmasına bağlı değildir.


            
Pişmanlık navlunu taşıyanın sürastarya ücreti ve 1069 uncu maddede yazılı diğer
alacakları istemesine mani olmaz.


            
4. Geminin bir cüz'ü veya muayyen bir yerinin tahsisi halinde:


            
Madde 1045 – Geminin bir cüz'ü veya muayyen bir yeri taşıtana tahsis
edilmişse 1030-1044 üncü maddeler hükümleri aşağıdaki değişikliklerle tatbik
olunur:


            
1. Taşıyan, sözü geçen maddelere göre navlunun ancak bir kısmını alabileceği
hallerde pişmanlık navlunu olarak tam navlun alır; meğer ki, taşıtanların hepsi
mukaveleden caymış veya malları teslim etmemiş olsunlar. Bununla beraber tam
navlundan, teslim olunmıyan yükün yerine taşıtanın yüklediği diğer malların
navlunu indirilir;


            
2. 1040 ve 1041 inci maddelerdeki hallerde boşaltma, yolculuğun gecikmesine
veya aktarmaya sebep olabilecek ise, taşıtan, malın boşaltılmasını istiyemez;
meğer ki; bütün taşıtanlar muvafakat etmiş olsunlar. Bundan başka, taşıtan,
boşaltmadan doğan masraflarla zarar ve ziyanı tazmin etmekle mükelleftir.


            
Taşıtanların hepsi cayma haklarını kullanırsa 1040 ve 1041 inci maddeler olduğu
gibi tatbik olunur.


            
VIII - Kırkambar mukavelesinin hususiyetleri:


            
1. Yükleme anı:


            
Madde 1046 – Kırkambar mukavelesinde taşıtan, kaptanın daveti üzerine,
gecikmeden eşyayı yüklemeye mecburdur.


            
Taşıtan gecikirse taşıyan, malların teslimini beklemekle mükellef değildir.
Yolculuk, mallar tesellüm edilmeden başlamış olsa bile, taşıtan tam navlun
ödemekle mükelleftir. Şu kadar ki; taşıyanın teslim edilmiş olmıyan mal yerine
yüklediği eşyanın navlunu indirilir.


            
Taşıyanın, geciken taşıtandan, navlun istiyebilmesi için bunu yola çıkmadan
önce taşıtana bildirmesi gerekir; bildirmezse hakkını kaybeder. Taşıyanın
ihbarı hakkında 1034 üncü madde hükmü tatbik olunur.





2943


 


            
2. Taşıtanın mukaveleden cayması:


            
Madde 1047 – Taşıtan, yüklemeden sonra tam navlunu ve
taşıyanın 1069 uncu madde gereğince haiz olduğu diğer bütün alacakları ödemek
ve 1070 inci maddede yazılı alacakları da tediye veya temin etmek şartiyle
yalnız 1045 inci maddenin ikinci bendinin birinci fıkrası hükmüne göre
mukaveleden cayarak yükün gemiden çıkarılmasını istiyebilir. Bu takdirde 1041
inci maddenin üçüncü fıkrası hükmü de tatbik olunur.


            
3. Hareket gücünün mahkemece tayini:


            
Madde 1048 – Taşıyan; kırkambar mukaveleleri yaparak denizde
taşımak üzere eşya kabul edeceğini ilan etmiş olup da hareket anını tesbit
etmemişse yükleme limanındaki mahkeme; taşıtanın müracaatı üzerine, taşıyanı
veya acantesini yahut kaptanı dinledikten sonra daha ziyade gecikmesi caiz
olmıyan hareket gününü halin icabına göre tayin eder.


            
Mahkeme kararı katidir.


            
IX - Vesikaları verme mükellefiyeti:


            
Madde 1049 – Her türlü navlun mukavelelerinde taşıtan, eşyanın
teslimi için gerekli müddet içinde malın taşınması için lüzumlu vesikaların
hepsini kaptana vermeye mecburdur.


            
Bu vesikalardaki bütün yolsuzluklardan ve hususiyle bunların hakikata uymımayan
beyanları ihtiva etmelerinden ileri gelen zararlardan taşıtan ve yükleten
taşıyana ve yükle ilgili diğer kimselere karşı 1023 üncü madde gereğince
mesuldür.


            
B) Boşaltma:


            
I - Boşaltma yeri:


            
Madde 1050 – Kaptan yükü boşaltmak için gemiyi yükü teslim
alacak olan kimsenin (Gönderilen) ve bunlar birden fazla ise, hepsinin
gösterecekleri yere demirler.


            
Yer zamanında gösterilmemiş veya bütün gönderilenler yer göstermekte
birleşmemiş bulunur veyahut suyun derinliği, geminin selameti, mahalli nizamlar
veya tesisler verilen talimata göre hareket etmeye mani olursa kaptan, mütat
boşaltma yerine demirler.


            
II - Boşaltmanın masrafları:


            
Madde 1051 – Mukavele, boşaltma limanı nizamları ve bunlar
yoksa mahalli teamüller ile aksi tayin edilmiş olmadıkça eşyanın gemiden
çıkarılması masrafı taşıyana, geri kalan boşaltma masrafları da gönderilene
aittir.


            
III - Boşaltma müddeti:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1052 – Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde
kaptan, boşaltmaya hazır olunca bunu gönderilene bildirir. Kaptan gönderileni
tanımıyorsa boşaltmaya hazır olduğunu mahallin adetine göre ilan eder.


            
Boşaltma müddeti, ihbarın ertesi gününden itibaren işlemeye başlar,
Kararlaştırılmışsa taşıyan, yükün tesellümü için boşaltma müddetinden fazla
beklemeye mecburdur (Sürastarya müddeti).


            
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça  boşaltma müddeti için ayrı bir para
istenemez. Fakat sürastarya müddeti için taşıyana sürastarya ücreti verilir.


            
Sürastarya ücretinin miktarı hakkında 1035 inci madde hükmü tatbik olunur.





2944


 


            
2. Müddetin devamı:


            
Madde 1053 – Boşaltma müddeti mukavele ile tesbit edilmemiş
ise boşaltma limanının nizamlarına ve yoksa oradaki teamüle göre tayin olunur;
böyle bir teamül de yoksa boşaltma müddeti halin icaplarına uygun olan
müddettir.


            
Mukavelede sürastaryadan veya sadece sürastarya ücretinden bahsedilip de
sürastarya müddeti tayin edilmemiş ise bu müddet boşaltma müddetinin yarısından
ibarettir.


            
3. Sürastarya müddetinin başlangıcı:


            
Madde 1054 – Boşaltmanın ne kadar süreceği veya hangi gün
biteceği mukavele ile tayin edilmiş ise sürastarya müddeti boşaltma müddetinin
bitmesiyle başlar.


            
Mukavelede böyle bir hüküm yoksa taşıyan, boşaltma müddetinin bitmiş olduğunu
gönderilene bildirmedikçe sürastarya müddeti işlemeye başlamaz. Taşıyan,
boşaltma müddeti içinde bile hangi gün bu müddeti bitmiş sayacağını gönderilene
bildirebilir; bildirmiş ise boşaltma müddetinin bitmesi ve sürastaryanın
başlaması için taşıyanın yeni bir ihbarına lüzum yoktur.


            
Taşıyanın, ikinci fıkrada yazılı beyanları hakkında 1034 üncü madde hükmü
tatbik olunur.


            
4. Bekleme müddetinin hesabı:


            
Madde 1055 – Boşaltma müddetinde günler iş günü olarak,
sürastarya müddetinde ise aralıksız hesap olunur.


            
Gönderilenin faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle
yükün gemiden karaya çıkarılması mümkün olmıyan günler dahi boşaltma ve
sürastarya müddetlerinin hesabında nazara alınır.


            
Taşıyanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün
gemiden çıkarılması mümkün olmıyan günler ise bu müddetin hesabında nazara
alınmaz; sürastarya müddeti içinde olsa bile bu günler için sürastarya ücreti
istenemez.


            
Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi, her iki tarafın faaliyet sahasını
ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiden çıkarılması ve karaya
götürülmesi mümkün olmıyan günler bekleme müddetine ilave olunur. Şu kadar ki;
boşaltma müddeti içinde olsa bile gönderilen bu günler için taşıyana sürastarya
ücreti ödemekle mükelleftir.


            
Boşaltma müddeti 1053 üncü madde gereğince mahalli nizam veya teamüle göre
tayin olunacaksa yukarki fıkralar, ancak bu nizam ve teamüllere aykırı
olmadıkça tatbik olunurlar.


            
5. Bekleme mecburiyeti olmayan hal:


Madde 1056 – Taşıyan,
boşaltmanın behemahal muayyen bir güne kadar bitmesini şart koşmuş ise bu
takdirde yukarki maddenin üçüncü fıkrası gereğince fazla beklemeye mecbur
değildir.


            
IV - Yükün tevdii:


            
Madde 1057 – Gönderilen, malı almaya hazır olduğunu bildirip
de riayet etmeye mecbur olduğu müddeti geçirerek yükü teslim almakta gecikirse,
kaptan, gönderilene haber verdikten sonra malı bir umumi ambara veya emniyetli
her hangi bir yere tevdi edebilir.


            
Gönderilen, malı teslim almaktan imtina eder
yahut 1052 nci maddede yazılı ihbar veya ilan üzerine malı teslim almaya hazır
olup olmadığını bildirmez veya





2945


 


hut da bulunamazsa kaptan, birinci fıkrada
gösterilen tarzda hareket etmek ve aynı zamanda taşıtana haber vermekle
mükelleftir.


            
Kaptanın kusuru olmaksızın gönderilenin gecikmesi veya tevdi muamelesi yüzünden
boşaltma müddeti geçmiş ise, taşıyan, sürastarya ücreti istiyebilir. Bugünler
sürastarya müddeti mahiyetinde olmadıkça taşıyanın uğradığı daha büyük bir
zararın tazminini istemek hakkı mahfuzdur.


            
V - Geminin bir cüz'ü veya muayyen bir yerinin tahsisi:


            
Madde 1058 – Geminin bir cüz'ünün veya muayyen bir yerinin
taşıtana tahsis edilmiş olması halinde de 1052 - 1057 nci maddeler hükümleri
tatbik olunur.


            
VI - Kırkambar mukavelesi:


            
1. Boşaltma işleri:


            
Madde 1059 – Kırkambar mukavelesinde gönderilen, kaptanın
daveti üzerine gecikmeden malları teslim almaya mecburdur. Kaptan, gönderileni
tanımıyorsa davet, mahalli adet üzere ilan suretiyle yapılır.


            
Kaptanın, yükü tevdi etmek salahiyet ve mecburiyeti hakkında 1057 nci madde
hükmü tatbik olunur. Bu maddeye göre taşıtana yapılması icabeden ihbar mahalli
adet üzere ilan suretiyle olur.


            
Gönderilenın gecikmesi veya tevdi muamelesi yüzünden boşaltma müddeti geçmiş
olursa taşıyan sürastarya ücreti istiyebilir; daha fazla tazminat istemek hakkı
mahfuzdur.


            
2. Taşıtanın üçüncü şahıslarla yaptığı kırkambar mukaveleleri:


            
Madde 1060 – Geminin tamamı veya bir cüz'ü yahut muayyen bir
yeri taşıtana tahsis edilmiş olup da taşıtan üçüncü şahıslarla kırkambar
mukaveleleri yapmış bulunursa asıl taşıyanın hak ve vazifeleri 1052 - 1057 nci
maddeler hükümlerine tabidir.


 


ÜÇÜNCÜ
AYIRIM


Taşıyanın
Mesuliyeti ve Hakları


 


            
A)  Taşıyanın mesuliyeti:


            
I - Umumi olarak:


            
1. İhtimam derecesi:


            
Madde 1061 – Taşıyan, malların yükletilmesi, istifi,
taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve
ihtimamını göstermekle mükelleftir. Teslim alındıkları andan teslim edildikleri
ana kadar geçen müddet içinde malların zıyaı veya hasarı yüzünden doğacak
zararlardan taşıyan mesuldür; meğer ki, zıya veya hasar, tedbirli bir taşıyanın
dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun.


            
2. Adamlarının kusurlarından dolayı:


            
Madde 1062 – Taşıyan, kendi adamlarının ve gemi adamlarının
kusurlarından, kendi kusuru gibi mesuldür.


            
Zarar geminin sevkine veya başkaca teknik idaresine ait bir hareketin veya
yangının neticesi olduğu takdirde taşıyan yalnız kendi kusurundan mesuldür.
Daha ziyade yükün menfaati icabı olarak alınan tedbirler geminin teknik
idaresine dahil sayılmaz.


            
Tereddüt halinde zararın teknik idarenin neticesi olmadığı kabul edilir.





2946


 


            
II - Taşıyanın mesul olmaması:


            
1. Haller:


            
Madde 1063 – Taşıyan aşağıdaki sebeplerden ileri gelen
zararlardan mesul değildir:


            
1. Denizin veya gemi işlemesine elverişli diğer suların tehlike va
kazalarından;


            
2. Harb hadiselerinden, karışıklık ve ayaklanmalardan, amme düşmanlarının
hareketlerinden, salahiyetli makamın emirlerinden veya karantina
tahditlerinden;


            
3. Mahkemelerin elkoyma kararlarından;


            
4. Grev, lokavt veya diğer çalışma manilerinden;


            
5. Yükletenin veya yükün sahibiyle acentasının veya mümessilinin hareket veya
ihmallerinden;


            
6. Denizde can ve mal kurtarmadan veya kurtarma teşebbüsünden;


            
7. Hacım veya tartı itibariyle kendiliğinden eksilmeden veya malın gizli
ayıplarından yahut malın kendine has tabii cins ve mahiyetinden.


            
Zararın halin icaplarına göre birinci fıkrada yazılı tehlikelerin biri
sebebiyle vukuu mümkün ise zararın bu tehlikeden ileri geldiği farz olunur; şu
kadar ki, aksi ispat olunabilir.


            
Tehlikenin meydana gelmesine taşıyanın mesul olduğu bir hadisenin sebep olduğu
ispat olunursa taşıyan mesuliyetten kurtulamaz.


            
2. Konişmentoda yanlış beyanlar:


            
Madde 1064 – Taşıtan veya yükleten, malın cins veya kıymetinin
konişmentoda yanlış gösterilmesine bilerek sebep olmuşsa, taşıyan, her türlü
mesuliyetten kurtulur.


            
Donatanın taşıtan veya yükletenle anlaşarak konişmentoya hakikata aykırı
kayıtlar koymuş olması yüzünden gelecek mesuliyetlerden dolayı taşıtan veya
yükletene rücu hakkı bulunduğunu derpiş eden bütün anlaşmalar hükümsüzdür.


            
III - Muayene:


            
1. İsteme salahiyeti:


            
Madde 1065 – Gönderilen malları teslim almadan, kaptan veya
gönderilen malların hal ve vaziyetini, ölçü, sayı ve tartısını tesbit ettirmek
maksadiyle onları mahkemeye veya salahiyetli diğer makamlara yahut bu husus
için resmen tayin olunmuş eksperlere muayene ettirebilir. Mümkün oldukça diğer
taraf da hazır bulundurulur.


            
2. İhbar külfeti:


            
Madde 1066 – Malların uğramış olduğu zıyaı veya hasarın, en
geç navlun mukavelesi gereğince bunları teslim almaya salahiyetli olan kimseye
teslimi sırasında taşıyana veya boşaltma limanındaki temsilcisine yazılı olarak
bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, ihbarnamenin
mezkür tarihten itibaren üç gün içinde gönderilmesi kafidir. İhbarnamede zıya
veya hasarın umumi olarak gösterilmesi lazımdır.


            
Malların hal ve vaziyeti yahut ölçü, sayı veya tartısı en geç birinci fıkranın
birinci cümlesinde yazılı anda her iki tarafın iştirakiyle mahkeme veya
salahiyetli makam yahut bu husus için resmen tayin edilmiş eksperler tarafından
tesbit edilmişse ihbara lüzum kalmaz.





2947


 


            
Malların zıya veya hasarı ne ihbar edilmiş ve ne de tesbit ettirilmiş olursa,
taşıyanın malları konişmentoda yazılı olan halde teslim ettiği ve şayet
mallarda bir zıya veya hasar sabit olursa, bu zararın taşıyanın mesul
olmıyacağı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki; bu karinelerin
aksi ispat olunabilir.


            
3. Dava hakkının düşmesi:


            
Madde 1067 – Malların tesliminden (Madde 1066, fıkra 1, cümle
1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde
mahkemeye müracaat edilmediği takdirde,taşıyan aleyhine malların zıya veya
hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.


            
4. Muayene masrafı:


            
Madde 1068 – Muayene masraflarını müracaatta bulunan çeker.


            
Gönderilen muayene için müracaatta bulunup da taşıyanın tazminat vermesi
lazımgelen bir zıya veya hasar tesbit olunursa muayene masrafları taşıyana
düşer.


            
B) Taşıyanın hakları:


            
I - Navlun hakkı:


            
1. Ödeme mükellefiyetinin doğumu:


            
Madde 1069 – Gönderilen; malı teslim almakla navlun ve navlun
teferruatından olan bütün masrafları ve sürastarya ücretini, teslim almanın
dayandığı mukavele veya konişmento hükümlerine göre ödemeye, kendi hesabına
Gümrük Resmi ödenmiş ve başka masraflar yapılmış ise bunları da vermeye ve
kendine düşen diğer bütün borçları ifaya mecbur kalır.


            
Taşıyan navlunun ödenmesi ve gönderilene düşen diğer borçların yerine
getirilmesi karşılığında malı teslime mecburdur.


            
2. Yükü teslimden imtina hakkı:


            
Madde 1070 – Taşıyan; müşterek avarya, kurtarma ve yardım masrafları ve
deniz ödüncü yüzünden malı takyid eden alacaklarına mukabil bu alacakların
tutarı olan parayı yahut o değerde teminatı elde etmedikçe malı teslime mecbur
tutulamaz.


            
Deniz ödüncü donatan hesabına alınmış ise, taşıyanın teslimden önce malı deniz
ödüncü kaydından kurtarmak mükellefiyeti malın teslimine engel olamaz.


            
3. Malı navlun yerine kabul:


            
Madde 1071 – Taşıyan, bozulmuş veya hasarlanmış olsun olmasın yükü
navlun yerine kabule mecbur değildir.


            
Akan şeylerle dolu kablar yolculuk sırasında tamamen veya yarıdan fazla
boşalmışsa bunlar, taşıyana 1069 uncu madde hükmü gereğince ödenecek navlun ve
diğer alacakları yerine bırakabilir.


            
Taşıyanın akmadan mesul olmıyacağı veya (Akma frankodur) şartı bu hakkı ortadan
kaldırmaz; şu kadar ki, kablar gönderilenin eline geçmekle bu hak düşer.


            
Navlun toptan kararlaştırılmış olur ve kabların yalnız bazıları tamamen yahut
yarısından fazla boşalmış bulunursa akan kablar, taşıyana navlun ve diğer
alacaklarının bununla mütenasip olan kısmına karşılık olarak bırakılabilir.


            
4. Navlun tutarı:


            
a) Zıyaa uğrıyan mallar:


            
Madde 1072 – Aksine mukavele olmadıkça her hangi bir kaza neticesinde
zıyaa uğrayan yük için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır.





2948


 


            
Geminin tamamı veya bir cüzü yahut muayyen bir yerinin taşıtana tahsis edilmiş
olması halinde de aynı hüküm tatbik olunur. Böyle bir halde navlun toptan
kararlaştırılmış ise mallardan bir kısmının zıyaı navlunun o nispette
indirilmesine hak verir.


            
Tabiatı itibariyle bilhassa içinden bozulma, kendiliğinden eksiltme ve mütat
akma ve sızma yüzünden zıyaa uğrayan mallar ile yolda ölen hayvanlar için,
teslim edilmemeleri halinde bile navlun ödenir.


            
Müşterek avarya dolayısiyle feda edilmiş olan yük için ödenecek navlun
tazminatı hakkında müşterek avarya hükümleri tatbik olunur.


            
b) Kararlaştırılmamış navlun:


            
Madde 1073 – Taşınmak üzere teslim alınan mallar için navlun miktarı
kararlaştırılmamışsa yükleme zamanı ve yerinde mütat olan navlun ödenir.


            
Taşınmak üzere teslim alınan mal kararlaştırılmış olandan fazla ise fazlası
için dahi mukavelede tayin olunan nispete göre nevlun ödenir.


            
c) Hesap tarzı:


            
Madde 1074 – Navlun, malın ölçüsü, tartısı veya sayısı üzerine şart
edilmiş ise, tereddüt halinde, navlun miktarı gönderilene teslim edilen malın
ölçü, tartı veya sayısına göre tayin olunur.


            
5. Navlun ve teferruatı dışında kalan prim ve masraflar:


            
Madde 1075 – Ayrıca kararlaştırılmış olmadıkça navlun dışında kapo, prim
bahşiş ve saire namiyle hiçbir şey istenemez.


            
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, gemiciliğin adi ve fevkalade masrafları ve
hususiyle kılavuz, liman, fener, romörkaj, karantina, buz kırdırma ve bunlara
benziyen hususlara mütaallik resim ve ücretler zikri geçen masrafları doğuran
tedbirleri almakla navlun mukavelesi hükümlerine göre mükellef olmasa bile,
yalnız taşıyana düşer.


            
Müşterek avarya halleriyle yükün muhafazası, emniyet altına alınması ve
kurtarılması için yapılan masraflar hakkında ikinci fıkra hükmü tatbik olunmaz.



            
6. Müddet üzerine navlun:


            
Madde 1076 – Müddet üzerine kararlaştırılmış olan navlun, mukavelede
aksine şart bulunmadıkça, kaptanın yükü almaya hazır olduğunu haber verdiği
günü takib eden günden itibaren işlemiye başlar. Safra ile yolculukta ise,
yolculuğa hazır olduğunu haber verdiği günü takibeden günden ve bu haber
yolculuğun başlamasından bir gün evveline kadar verilmemişse geminin yola
çıktığı günden itibaren işlemiye başlar.


            
Sürastarya kararlaştırılmışsa müddet üzerine şart edilmiş navlun, bütün
hallerde ancak yolculuğun başladığı günden itibaren işlemiye başlar.


            
Müddet üzerine navlun boşaltmanın tamamlandığı günden sonra işlemez.


            
Taşıyanın kusuru olmaksızın yolculuk gecikir veya kesilirse müddet üzerine
navlun 1092 ve 1093 üncü maddelerin hükümleri mahfuz kalmak üzere araya giren
günler için dahi ödenir.


            
II - Rehin hakkı:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1077 – Taşıyan, 1069 uncu maddede yazılı alacaklarından dolayı yük
üzerinde rehin hakkını haizdir.





2949


 


            
Rehin hakkı, yük alıkonduğu veya tevdi edildiği yerde bulunduğu müddetçe
bakidir; teslimden sonra dahi, otuz gün içinde mahkemeye müracaat olunmak ve
mal henüz gönderilenin zilyedliğinde bulunmak şartiyle devam eder.


            
İcra ve İflas Kanununun 145 ve mütaakıp maddeleri gereğince borçluya yapılması
lazım gelen ihbar ve tebliğler gönderilene yapılır. Gönderilen bulunmaz veya
yükü teslim almaktan imtina ederse ihbar ve tebliğlerin taşıtana yapılması
lazımdır.


            
2. Tevdi ve teminat:


            
Madde 1078 – Taşıyanın alacakları hakkında ihtilaf çıkarsa, münazaalı
para, mahkemece tayin edilecek yere yatırılır yatırılmaz taşıyan malları teslim
etmeye mecburdur.


            
Taşıyan, malların tesliminden sonra kafi teminat göstererek yatırılmış olan
parayı alabilir.


            
III- Rücu hakkı:


            
1. Malların teslimi halinde:


            
Madde 1079 – Malları teslim etmiş olan taşıyan, gönderilene karşı haiz
olduğu alacakların (Madde 1069) ödenmesini taşıtandan istiyemez. Ancak
taşıtanın, taşıyanın zararına olarak, haksız mal iktisabında bulunduğu nispette
rücu caizdir.


            
2. Rehnin paraya çevrilmesi hali:


            
Madde 1080 – Taşıyan malları teslim etmeyip de rehni paraya çevirmek
hakkının kullanmış ve fakat satış neticesinde alacağını tamamen elde
edememişse, kendisiyle taşıtan arasında yapılan navlun mukavelesinden doğan
alacaklarını elde edemediği nispette taşıtana rücu edebilir.


            
3. Gönderilenin malları teslim almaması halinde:


            
Madde 1081 – Gönderilen malı teslim almazsa taşıtan, navlun mukavelesi
gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle mükelleftir.


            
Yükün taşıtan tarafından teslim alınmasında 1050- 1078 ve 1112 - 1115 inci
maddeler hükümleri gönderilen yerine taşıtan geçmek suretiyle tatbik olunur.
Böyle bir halde taşıyan hususiyle alacakları için yük üzerinde 1077 ve
1078  inci maddeler hükümlerine göre rehin hakkını ve 1070 inci maddede
yazılı malı teslimden kaçınma hakkını haizdir.


 


DÖRDÜNCÜ
AYIRIM


Yolculuğun
Başlamasına veya Devamına Engel Olan Sebepler


 


            
A) Basit yolculuk:


            
I - Yolculuk başlamadan önceki hadiseler:


            
1. Mukavelenin hükümden düşmesi:


            
Madde 1082 – Yolculuk başlamadan önce umulmıyan bir hal yüzünden:


            
1. Gemi zayi olur, hususiyle batar yahut 818 inci madde gereğince mahkümiyet
kararı verilir ve "tamire değmez" halinde de gemi geciktirilmeksizin
açık artırma ile satılır veya deniz haydutlarının eline geçer yahut düşman malı
diye yakalanır veya alıkonup ganimet olduğuna hüküm verilirse;


            
2. Eşya taşıma mukavelesinde yalnız cins veya nevi ile değil de muayyen ve
müşahhas olarak gösterilmiş olan mallar zayi olursa;





2950


 


            
3. Eşya taşıma mukavelesinde muayyen ve müşahhas olarak gösterilmemiş 
mallar gemiye konulduktan veya gemiye yükletilmek üzere yükleme yerinde kaptan
tarafından teslim alındıktan sonra zayi olursa; taraflar biri diğerine tazminat
vermekle mükellef olmaksızın eşya taşıma mukavelesi hükümden düşer.


            
Birinci fıkranın üçüncü bendindeki halde mallar 1039 uncu maddenin ikinci
fıkrasında yazılı bekleme müddeti içinde zayi olursa, taşıtan 1022 nci maddeye
dayanarak zayi olanlar yerine başka mal teslimine hazır olduğunu
gecikmeksizin  bildirdiği ve yine aynı müddet içinde teslime başladığı
takdirde, mukavele hükümden düşmez. Taşıtan bu malların yüklenmesini en kısa
bir zamanda bitirmeye, bu yükletmenin fazla masraflarını üzerine almaya ve
yükleme yüzünden bekleme müddeti uzarsa taşıyanın bu yüzden uğradığı zararı
tazmine mecburdur.


            
2. Mukaveleden cayma hakkı:


            
Madde 1083 – Aşağıdaki hallerde taraflardan her biri, tazminat vermekle
mükellef olmaksızın, mukaveleden cayabilir:


            
1. Yolculuk başlamadan önce; gemiye ambargo konması yahut devlet veya yabancı
devlet hizmeti için el konması, varma yeri memleketi ile ticaretin menedilmesi,
yükleme veya varma limanının abluka altına alınması, eşya taşıma mukavelesi
gereğince taşınacak olan malların yükleme limanından ihracının veya varma
limanına ithalinin menedilmesi, diğer bir amme tasarrufu ile geminin yola
çıkmasının veya yolculuğun yapılmasının yahut eşya taşıma mukavelesi gereğince
teslim edilecek olan malların yollanmasının men olunması. Bütün bu hallerde
amme tasarrufundan çıkan engel, ancak mevcut ihtimallere göre az zamanda
ortadan kalkmıyacağı anlaşıldığı takdirde mukaveleden cayma hakkını verir.


            
2. Yolculuk başlamadan önce bir harb çıktığı için geminin veya eşya taşıma
mukavelesi gereğince gemi ile taşınacak olan malların yahut her ikisinin artık
serbest sayılmaması ve zabıt ve müsaadere tehlikesine maruz kalması.


            
Bu hükümler 1022 nci madde ile taşıtana verilmiş olan salahiyetin
kullanılmasına mani olmaz.


            
II - Yolculuk başladıktan sonraki hadiseler:


            
1. Mukavelenin hükümden düşmesi:


            
a) Geminin zıyaa uğraması:


            
Madde 1084 – Gemi, yolculuk başladıktan sonra umulmıyan bir hal yüzünden
1082 nci maddenin birinci fıkrasının birinci bendinde yazılı surette zayi
olursa eşya taşıma mukavelesi hükümden düşer. Bununla beraber mallar emniyet
altına alınmış veya kurtarılmış olduğu nispette taşıtan aşılan mesafenin bütün
yolculuğa olan nispetine göre mesafe navlunu öder.


            
Ödenecek mesafe navlunu, kurtarılmış olan mal değerini aşamaz.


            
b) Mesafe navlunu hesabı:


            
Madde 1085 – Mesafe navlununun hesaplanmasında yalnız aşılmış mesafe ile
kalan mesafe arasındaki nispet değil, aynı zamanda, vasati olarak, masraflar,
zaman, rizikolar ve zahmetler itibariyle yolculuğun aşılan kısmı ile kalan
kısmı arasındaki nispet dahi göz önünde tutulur.


            
c) Kaptanın vazifeleri:


            
Madde 1086 – Eşya taşıma mukavelesinin hükümden düşmesi,
kaptanın, geminin zıyaından sonra da yükle ilgili olanların gıyabında 995 - 997
nci maddeleri ge





2951


 


reğince onların menfaatini korumak
hususundaki vazifesini değiştirmez. Bu itibarla kaptan, acil hallerde önceden
danışmaya dahi lüzum kalmaksızın halin icaplarına göre ya yükü ilgililerin
hesabına başka bir gemi ile varma limanına taşımaya veyahut da yükün depo
edilmesini veya satılmasını temin etmeye ve yükün taşıtılması veya depo
edilmesi halinde de, gerek bunun ve gerekse yükün bakımı için lazım olan
paraları elde etmek maksadiyle yükün bir kısmını satmaya veya taşıtılması
halinde yükü tamamen veya kısmen deniz ödüncüne karşı rehnetmeye salahiyetli ve
mecburdur.


            
Mesafe navlunu ile taşıyanın 1069 uncu madde gereğince istiyebileceği diğer
alacakları ve yükü takyideden müşterek avarya gareme payları; kurtarma ve
yardım masrafları ve deniz ödüncü paraları ödenmedikçe veya temin edilmedikçe
kaptan yükü elden çıkarmaya veya taşıtmak üzere başka bir gemiye teslim etmeye
mecbur değildir.


            
Birinci fıkraya göre kaptana düşen vazifelerin yapılmamasından doğacak
zararlardan donatan dahi navlun ile ve gemiden bir şey kurtarılmış oldukça gemi
ile mesuldür.


            
d) Yükün zıyaa uğraması:


            
Madde 1087 – Yolculuk başladıktan sonra mallar umulmıyan bir hal
yüzünden zayi olursa eşya taşıma mukavelesi iki taraftan biri ötekine tazminat
vermeye mecbur olmaksızın hükümden düşer; hususiyle 1072 nci maddenin 3 ve 4
üncü fıkralarına göre aksine hüküm bulunmadıkça navlunun tamamen veya kısmen
ödenmesi lazım gelmez.


            
2. Mukaveleden cayma hakkı:


            
Madde 1088 – Yolculuk başladıktan sonra 1083 üncü maddede  yazılı
umulmıyan hallerde biri çıkarsa taraflardan her biri tazminat vermekle mükellef
olmaksızın mukaveleden cayabilir.


            
Ancak 1083 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci bendinde yazılı umulmıyan
hallerden biri çıktığı takdirde cayma hakkını kullanmak için, gemi bir Avrupa
limanında bulunuyorsa üç ay, Avrupa dışı bir limanda bulunuyorsa beş ay
müddetle maniin kalkmasını beklenmesi lazımdır.


            
Kaptan manii bir limanda bulunduğu sırada öğrenirse bu müddet haber aldığı
günden; aksi takdirde kendisine haber verildikten sonra gemi ile bir limana
vasıl olduğu günden itibaren hesap olunur.


            
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça gemi, caymanın bildirildiği sırada bulunduğu
limanda boşaltılır.


            
Taşıtan, yolculuğun aşılan kısmı için 1084 ve 1085 inci maddeler gereğince
mesafe navlunu ödemekle mükelleftir.


            
Manii dolayısiyle gemi kalktığı limana veya başka bir limana dönerse mesafe
navlunu, geminin varma limanına en yakın olmak üzere ulaştığı noktanın esas
tutulması suretiyle tesbit olunan mesafe üzerinden hesap edilir.


Kaptan; yukarda
yazılı hallerde de eşya taşıma mukavelesinden cayma haberi verilmeden önce
olduğu gibi verildikten sonra da 995, 996, 997 ve 1086 ncı maddeler gereğince
yükle ilgili olanların manfaatini korumakla mükelleftir.


            
III - Hususi haller:


            
1. Geminin limanda kalma zarureti:


            
Madde 1089 – Gemi yükü aldıktan sonra yolculuğa başlamadan önce yükleme
limanında yahut yolculuğa başladıktan sonra bir ara veya barınma limanında 1083
üncü maddede yazılı hadiselerden biri dolayısiyle kalmaya mecbur olursa, kalma
masrafları müşterek avarya şartları bulunmasa bile yakında mukaveleden cayma
ihbarının yapılacağına veya mukavelenin tamamen





2952


 


ifa olunacağına bakılmaksızın gemi navlun
ve yük arasında müşterek avarya esaslarına göre paylaşılır. 1190 ıncı maddenin
1, 2, 3 ve 5 inci bentlerinde yazılı bütün masraflar kalma masraflarından
sayılırsa da giriş ve çıkış masrafları, ancak manii dolayısiyle bir barınma
limanına sığınılmış olduğu takdirde kalma masraflarından sayılır.


            
2. Yükün yalnız bir kısmına mütaallik hadiseler:


            
Madde 1090 – Yükün tamamı hakkında gerçekleşmesi halinde 1082 ve 1083
üncü maddeler uyarınca akdi hükümsüz kılacak veya akitten cayma salahiyetini
verecek olan sebeplerden birisi, yükten bir kısmı hakkında gerçekleştiği
takdirde taşıtan, taşıyana durumunu güçleştirmemek şartiyle
kararlaştırılanların yerine başka eşya yüklemekte yahut kararlaştırılmış
bulunan navlunun yarısından ibaret olan pişmanlık navlununu ve taşıyanın
caymadan doğan diğer alacaklarını (1040 ıncı madde) ödeyerek mukaveleden
caymakta serbesttir. Taşıtan bu hakları kullanırken riayet etmesi icabeden
müddetle bağlı değildir; bununla beraber bu iki haktan hangisini kullanmak
istediğini gecikmeksizin bildirmek ve başka mal yüklemek şıkkını seçtiği
takdirde; yüklemeyi en kısa bir zamanda bitirmek, bu yüklemenin fazla
masraflarını da üzerine almak ve bekleme müddeti bu sebepten uzarsa, taşıyanın
bu yüzden uğrayacağı zararları da tazmin etmek mecburiyetindedir.


            
Bu iki haktan hiçbirini kullanmazsa, yükün umulmıyan hal yüzünden kazaya
uğramış olan kısmı için de tam navlun ödemeye mecburdur. Harb, İthalat veya
ihracaat yasağı yahut diğer bir amme tasarrufu yüzünden yükün artık serbest
sayılmıyan kısmını her halde gemiden çıkarıp geri almaya mecburdur.


            
Umulmıyan hal yolculuk başladıktan sonra baş gösterirse taşıtan, yükün bu
yüzden kazaya uğrıyan kısmı için kaptan yükün mezkür kısmını varma limanından
başka bir limanda boşaltmak zaruretinde kalıp da yolculuğa gecikerek veya
gecikmeksizin devam etse dahi, tam navlunu ödemekle mükelleftir.


            
1072 nci madde hükmü mahfuzdur.


            
3. Geminin rotadan ayrılması:


            
Madde 1091 – Kaptanın denizde can veya mal kurtarmak maksadiyle veyahut
başka haklı bir sebeple rotadan ayrılması tarafların hak ve mükellefiyetleri
üzerine tesir icra etmez ve hususiyle taşıyan bu yüzden doğacak zararlardan
mesul olmaz.


            
Medeni Kanunun ikinci maddesi hükmü mahfuzdur.


            
4. Diğer gecikme sebepleri:


            
Madde 1092 – Bu kanunun 1083 - 1090 ıncı maddelerinde yazılı haller
dışında, yolculuğun başlamadan önce veya başladıktan sonra tabii hadiseler veya
umulmıyan diğer haller yüzünden gecikmesi tarafların hak ve mükellefiyetlerini
değiştirmez; meğer ki, mukavelenin belli gayesi bu gecikme yüzünden kaybolmuş
olsun. Bununla beraber umulmıyan bir hal yüzünden vakı olan ve mevcut
ihtimallere göre uzunca bir zaman süreceği anlaşılan her gecikme sırasında
taşıtan gemiye yükletilmiş olan malları riziko ve masrafı kendisine ait olmak
üzere vakit ve zamaniyle yeniden yüklemek için teminat göstermek şartiyle
boşaltmaya salahiyetlidir. Yeniden yüklemezse navlunun tamamını ödemeye mecbur
kalır ve her halde sebep olduğu boşaltma yüzünden çıkan zararları tazmin eder.


            
Gecikme bir amme tasarrufundan ileri gelmiş ve navlun da 1076 ncı madde hükmü
gereğince müddet üzerine kararlaştırılmış olursa amme tasarrufunun devam ettigi
müddet için navlun ödemek lazım gelmez.





2953


 


            
5. Geminin yolculuk sırasında tamiri:


            
Madde 1093 – Yolculuk sırasında geminin tamiri lazım gelirse taşıtan,
navlunun tamamını ve taşıyanın 1069 uncu madde hükmü gereğince istiyebileceği
diğer alacaklarını ödemek ve 1070 inci maddede yazılı alacakları tediye veya
temin etmek şartiyle geminin bulunduğu yerde yükü tamamen geri almakta veyahut
da tamirin bitmesini beklemekte serbesttir. Bu son halde, navlun müddet üzerine
kararlaştırılmış olduğu takdirde tamirin devam ettiği müddet için navlun ödemek
lazım gelmez.


            
IV - Masraflar:


            
Madde 1094 – Navlun mukavelesi, 1082 - 1088 inci maddeler gereğince
kendiliğinden veya cayma neticesinde hükümden düşerse gemiden çıkarma
masraflarını taşıyan; boşaltmanın diğer masraflarını taşıtan çeker. Bununla
beraber umulmayan hal yalnız yüke taallük ederse boşaltmanın bütün masrafları
taşıtana düşer. 1090 ıncı maddedeki halde yükün yalnız bir kısmı boşaltılırsa
hüküm aynıdır. Böyle bir halde boşaltma için bir limana uğramak icabederse
taşıtan liman masraflarını da çeker.


            
B) Mürekkep yolculuk:


            
Madde 1095 – Geminin yükü almak üzere yükleme limanına safra ile
yolculuk yapmak mecburiyetinde kalması halinde de 1082 - 1094 üncü maddeler
tatbik olunur. Fakat böyle bir halde yolculuk ancak yükleme limanından
hareketten sonra başlamış sayılır. Gemi yükleme limanına ulaştıktan sonra bu
limandan yolculuğa başlanmadan önce olsa bile mukavele kendiliğinden veya cayma
neticesinden hükümden düşerse taşıyan, yükleme limanına olan yolculuk için 1085
inci maddedeki esaslara göre hesaplanacak bir mesafe tazminatı alır.


            
Diğer mürekkep yolculuklarda 1082 - 1094 üncü maddeler ancak mukavelenin
mahiyeti ve muhtevası mani olmadığı nispette tatbik olunur.


            
C) Geminin tamamına mütaallik olmıyan taşıma mukaveleleri:


            
Madde 1096 – Navlun mukavelesi geminin tamamına ait olmayıp da ancak
geminin bir cüzü veya muayyen bir yerine veyahut da parça mallara dair olursa
1082 - 1095 inci maddeler hükümleri aşağıdaki farklarla tatbik olunur:


            
1. 1083 ve 1088 inci maddelerdeki hallerde taraflardan her biri, mani çıkar
çıkmaz ne kadar süreceğine bakmaksızın mukaveleden cayma hakkını kullanabilir;


            
2. 1090 ıncı maddedeki halde taşıtan mukaveleden cayma hakkın kullanamaz;


            
3. 1092 nci maddedeki halde taşıtan muvakkaten boşaltmak hakkını ancak diğer
taşıtanlar muvafakat ettikleri takdirde kullanabilir;


            
4. Taşıtan 1093 üncü maddedeki halde malları, ancak bunlar tamir sırasında
zaten boşatılmış olduğu takdirde ve tam navlunu ile diğer alacakları ödemek
şartiyle geri alabilir.


            
1045 ve 1047 inci maddeler hükümleri mahfuzdur.


 


BEŞİNCİ
AYIRIM


Konişmento


 


            
A) Nevileri ve tanzimi:


            
Madde 1097 – Yük gemiye alınır alınmaz taşıyan, yükün teslim alındığı
sırada verilmiş olan muvakkat makbuz veya tesellüm konişmentosunun (Fıkra 5)
iadesi mukabilinde yükletenin istediği kadar nüshada "Yükleme
konişmentosu" tanzim eder.





2954


 


            
Konişmentonun bütün nüshaları aynı metinde olması ve her birinde kaç nüsha
tanzim edildiğinin gösterilmesi lazımdır.


            
Yükleten, talep üzerine, konişmentonun kendisi tarafından imzalanmış olan bir
kopyasını taşıyana vermeye mecburdur.


            
Kaptan ve donatanın bu hususta salahiyetli her hangi bir temsilcisi de,
taşıyanın hususi salahiyetine lüzum kalmaksızın konişmentoyu tanzim etmeye
mezundur.


            
Yükletenin muvafakatiyle taşınmak üzere teslim alınan fakat henüz gemiye
yükletilmemiş olan mallara dair de konişmento (Tesellüm konişmentosu) tanzim
olunabilir. Tesellüm konişmentosuna malların ne zaman ve hangi gemiye yüklenmiş
olduğuna dair şerh verildiği takdirde bu konişmento "Yükleme
konişmentosu" hükmündedir.


           
B) Muhtevası:


            
I - Unsurları:


            
Madde 1098 – Konişmento aşağıda yazılı hususları ihtiva eder:


            
1. Taşıyanın ad ve soyadını veya ticaret unvanını;


            
2. Kaptanın ve soyadını;


            
3. Geminin adı ve tabiiyetini;


            
4. Yükletenin ad ve soyadını veya ticaret unvanını;


            
5. Gönderilenin ad ve soyadını veya ticaret unvanını;


            
6. Yükleme limanını;


            
7. Boşaltma limanını veya buna dair talimat alınacak yeri;


            
8. Gemiye yüklenen veya taşınmak üzere teslim alınan malların cinsi, ölçüsü
sayı veya tartısı, markaları ve haricen belli olan hal ve mahiyetleri;


            
9. Navluna ait şartları;


            
10. Tanzim olunduğu yer ve günü;


            
11. Tanzim olunan nüshaların sayısını.


            
II - Hususi haller:


            
1. Taşıyanın adının hiç gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesi:


            
Madde 1099 – Kaptan veya donatanın diğer bir temsilcisi tarafından
tanzim olunan bir konişmentoda taşıyanın adı gösterilmemiş olursa donatan,
taşıyan sayılır. Taşıyanın adı yanlış bildirilmiş ise beyanın doğru
olmamasından doğacak zarardan gönderilene karşı donatan mesuldür.


            
2. Malların ölçü, sayı, tartı ve markalarına mütaallik şerhler:


            
Madde 1100 – Malların ölçü, sayı veya tartısı, markalariyle haricen
belli olan hal ve mahiyetleri konişmentoda yükletenin talebi üzerine,
kendisinin yükleme başlangıcından önce yazılı olarak bildirmiş olduğu gibi
gösterilir.


            
Bu hüküm aşağıda sayılı hallerde tatbik olunmaz:


            
1. Markalar, malların veya ambalajlı olmaları halinde kablarının yahut
zarflarının üstüne basılmamış veyahut normal şartlar altında yolculuğun sonuna
kadar okunaklı kalacak şekilde başka surette tesbit edilmemiş olduğu takdirde;


            
2. Yükletenin beyanlarının doğruluğunu kontrol etmeye imkan bulunmaması veya bu
beyanların doğruluğundan yahut tamam olmasından şüphe edilmesi halinde.





2955


 


            
İkinci fıkrada yazılı hallerden konişmentoya bu hususa dair bir şerh verilmek şartiyle
yükletenin bildirdikleri olduğu gibi yazılabilir.


            
3. Emre yazılı konişmento:


            
Madde 1101 – Aksi kararlaştırılmış olmadıkça yükletenin talebi üzerine
konişmento gönderilenin emrine veya sadece emre olarak tanzim olunur. Bu son
halde "Emre" yükletenin emrine demektir.


            
Konişmento gönderilen sıfatiyle taşıyanın veya kaptanın namına yazılı olabilir.


            
C) Hükümleri:


            
I - Malların salahiyetli konişmento hamiline teslimi:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1102 – Konişmento gereğince kendisine mallar teslim edilecek olan
veya konişmento emre yazılı ise ciro ve teslim ile kendisine devredilmiş olan
kimse, malları teslim almaya salahiyetlidir.


            
Konişmento birden çok nüsha olarak tanzim edilmişse mallar, bir tek nüshanın
salahiyetli hamiline teslim edilir.


            
2. Birden çok konişmento hamilinin müracaatı:


            
Madde 1103 – Konişmentonun birden çok salahiyetli hamili aynı zamanda
müracaat ederse kaptan, hepsinin talebini reddederek malları bir umumi ambara
veya başka emin bir yere tevdi etmeye ve hareket tarzının sebeplerini de
göstererek bunu mezkür konişmento hamillerine bildirmeye mecburdur.


            
Kaptan hareket tarzına ve sebeplerine dair resmi bir senet yaptırmaya ve bu
yüzden çıkan masrafları navlunda olduğu gibi, yük üzerinden almaya
salahiyetlidir.


            
II - Konişmentonun malları temsili:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1104 – Mallar, kaptan veya taşıyanın diğer bir temsilcisi
tarafından taşınmak üzere teslim alınınca konişmentonun, konişmento gereğince
yükü tesellüme salahiyetli olan kimseye teslimi, 1105 ve 1106 ncı maddeler
mahfuz kalmak şartiyle, Medeni Kanunun 871 ve 893 üncü maddelerinde yazılı
hukuki neticeleri doğurur.


            
2. Birden çok konişmento hamili:


            
a) Malların tesliminden sonra:


       
Madde 1105 – Emre yazılı bir konişmento birden fazla nüsha olarak tanzim
edilmişse nüshalardan birinin hamili, konişmentonun teslimine 1104 üncü madde
gereğince terettübeden neticeleri, kendisi henüz teslim talebinde bulunmadan
önce bir diğer nüshaya istineden 1102 nci madde uyarınca kaptandan malları
teslim almış olan kimse aleyhine ileri süremez.


            
b. Malların tesliminden önce:


            
Madde 1106 – Kaptan malları henüz teslim etmeden birden çok konişmento
hamili müracaatla hamili bulundukları konişmento nüshalarına dayanarak mallar
üzerinde birbirine zıt haklar iddia ederlerse, konişmentonun birden çok
nüshalarını muhtelif kimselere devretmiş olan müşterek ciranta tarafından
malları teslim almaya salahiyetli kılacak şekilde ilk önce ciro ve teslim
edilmiş olan nüshanın hamili diğerlerine tercih olunur.





2956


 


            
Ciro edilip de başka bir yere gönderilen konşimento nüshası hakkında irsal
tarihi konşimentonun hamiline teslim tarihi hükmündedir.


            
3. Konişmentonun geri verilmesi mukabilinde malların teslimi:


            
Madde 1107 – Mallar, ancak konşimento nüshasının malların alındığına
şerh verilerek iadesi karşılığında teslim edilir.


            
4. Yükletenin talimatı:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1108 – Emre yazılı bir konişmento tanzim edilmişse kaptan,
yükletenin malların iadesi veya teslimi hususundaki talimatına ancak kendisine
konişmentonun bütün nüshaları geri verildiği takdirde riayet eder.


            
Gemi, varma limanına vasıl olmadan bir konişmento hamili malların teslimini
talebederse aynı hüküm tatbik olunur.


            
Kaptan bu hükümlere aykırı hareket ederse taşıyan konişmentonun salahiyetli
hamiline karşı mesul kalır.


            
Konişmento emre yazılı değilse, yükleten ve konşimentoda adı yazılı gönderilen
muvafakat ettikleri takdirde, konişmentonun hiçbir nüshası ibraz edilmese dahi
mallar iade veya teslim olunur. Şu kadar ki; konişmentonun bütün nüshaları geri
verilmiş değilse taşıyan bu yüzden doğabilecek zararlar için önce teminat
gösterilmesini istiyebilir.


            
b) Mukavelenin umulmayan hal yüzünden hükümden düşmesi:


            
Madde 1109 – Navlun mukavelesinin, geminin varma limanına vasıl
olmasından önce umulmayan bir hal neticesinde 1082 - 1096 ncı maddeler
gereğince kendiliğinden veya cayma yüzünden hükümden düşmesi halinde de 1108
inci madde hükmü tatbik olunur.


            
III - Taşıyanla gönderilen arasındaki münasebet:


            
1. Karine:


            
Madde 1110 – Taşıyan ile gönderilen arasındaki hukuki münasebetlerde
konişmento esas tutulur.


            
Konişmento hususiyle taşıyanın malları 1098 inci maddenin 8 inci bendinde ve
1114 üncü maddede yazılı olduğu gibi teslim aldığına dair karine teşkil eder.
Bu hüküm:


            
1. Konişmentoya 1100 üncü maddenin son fıkrası uyarınca bir şerhin yazılması
halinde;


            
2. Konişmentoya: “İçindeki belli değil” veya aynı manayı ifade eden bir şerhin
yazılması şartiyle kaptana ambalajlı olarak veya kapalı kablar içinde tevdi
edilmiş olan malların muhtevası hakkında;


            
tatbik olunmaz.


            
Taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki münasebetler navlun mukavelesinin
hükümlerine bağlı kalır.


            
2. Navlunun hesabı:


            
Madde 1111 – Navlun; malların miktarına (Ölçü, sayı veya tartısına) göre
kararlaştırılmış ve miktar da konişmentoda gösterilmiş olursa, konişmentoda
hilafına bir şart olmadıkça, navlun buna göre tayin olunur. 1100 üncü maddenin
son fıkrasında yazılan şerh konişmentoda aksine bir şart sayılmaz.





2957


 


            
Navlun için taşıma mukavelesine atıf yapılırsa bu atfın şümulüne boşaltma
müddeti, sürastarya müddeti ve sürastarya ücreti hakkındaki hükümler dahil sayılmaz.



            
3. Tazminat borcunun şümulü:


            
a) Malların zıyaı halinde:


            
Madde 1112 – Yükün tamamen veya kısmen zıyaı yüzünden 1061 ve 1062 nci
maddeler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, taşıyan malların adi piyasa
değerini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın
başladığı tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz
olduğu değeri öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair
masraflarla navlun indirilir.


            
Varma yerine ulaşılmadığı takdirde yolculuğun bittiği yer, yolculuk geminin
zıyaiyle biterse, yükün emniyet altına alındığı yer, varma yeri sayılır.


            
b) Malların hasarı halinde:


            
Madde 1113 – Yükün hasarı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince
tazminat verilmesi lazımgelirse, taşıyan malların hasarlı haldeki satış değeri
ile piyasa değeri veya malların varma yerinde boşaltılmanın başladığı tarihte
hasarsız olarak haiz olacakları değer arasındaki farkı öder, hasar sebebiyle
tasarruf edilen gümrük ve diğer masraflar bundan indirilir.


            
c) Tazminatın en yüksek haddi:


            
Madde 1114 – Yükleten yükün cins ve kıymetini yükleme başlamadan önce
bildirmemiş ve bu beyanı konişmentoya yazılmamış olduğu takdirde, taşıyan, her
halde beher koli veya parça başına en çok 1500 Türk lirası ile mesul olur.


            
d) Memleket parası:


            
Madde 1115 – Tazminatın hesap ve ödenmesinde Borçlar Kanununun 83 üncü
maddesi hükmü tatbik olunur. Şu kadar ki; hesap geminin varma yerine ulaşması
sırasındaki rayiç üzerinden yapılır. 1112 nci maddenin ikinci fıkrası hükmü
burada da tatbik olunur.


            
D) Amir hükümler:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 1116 – Bir konişmento tanzim edildiği takdirde taşıyanın:


            
1. Geminin denize, yola ve yüke elverişliliğine mütaallik 1019 uncu;


            
2. Tazmin mükellefiyetine mütaallik 1023 üncü maddenin ikinci fıkrasiyle 1061,
1062 ve 1063 üncü;


            
3. Muayene ve zararın tesbitine mütaallik 1066 ve 1067 nci;


            
4. Konişmentonun karine teşkil etmesine dair 1110 uncu;


            
5. Mesuliyetin en yüksek haddine mütaallik 1114 üncü, maddeler gereğince olan
borç ve mesuliyetlerini önceden kaldırma veya daraltma neticesini doğuran bütün
kayıt ve şartlar hükümsüzdür. Bu mükellefiyetlerden doğan gemi alacaklısı
hakları için dahi aynı hüküm caridir.


            
Sigortadan doğan hak ve alacakların taşıyana temlik edilmesi veya taşıyana buna
benzer menfaatler sağlanması neticesini doğuran anlaşmalar ve hususiyle
kanunlarla tanzim edilmiş bulunan ispat külfetinin taşıtan veya gönderilenin
aleyhine olarak tersine çevrilmesi neticesini doğuran bütün kayıt ve şartlar
dahi birinci fıkrada yazılı kayıt ve şartlar hükmündedir.





2958


 


            
Yukarıki hükümler, birinci fıkranın 4 numaralı bendi hariç olmak üzere
Türkiye'de bir yerden diğer yere taşınan mallara ait navlun mukavelelerinde
konişmento tanzim edilmemiş olsa dahi tatbik olunur.


            
Mesuliyeti genişleten anlaşmaların konişmentoya yazılması lazımdır.


            
II - İstisnalar:


            
Madde 1117 – Müşterek avarya için yapılan anlaşmalarda ve aşağıda yazılı
hallerda 1116 ncı madde hükmü tatbik olunmaz:


            
1. Mukavelenin canlı hayvanlara veya konişmentoda güvertede taşınacağı yazılı
olup da fiilen böyle taşınan mallara taallük etmesi;


            
2. Taşıyana, malların yüklenmesinde önce ve boşaltılmasından sonra düşen
mükellefiyetler;


            
3. Mütat ticari taşıma işlerinden olmamasına rağmen normal ticari işler
arasında yapılacak olan bir mal taşıma işine mütaalik olup da malların hususi
vasıfları veya mahiyetleri yahut taşımanın hususi halleri sebebiyle haklı
görülen anlaşmalar (Yalnız konişmentonun bu anlaşmaları ve "Emre
değildir" kaydını ihtiva etmesi şarttır);


            
4. 1118 inci maddede yazılı çarter partiler; şu kadar ki, 1116 ncı maddenin 3
üncü fıkrası hükmü mahfuzdur.


            
Yukarıki fıkradaki hallerde kabul edilecek olan mesuliyeti bertaraf veya
tahdideden şartlar hakkında Borçlar Kanunu hükümleri mahfuzdur.


            
III - Çarter mukavelesi:


            
Madde 1118 – Çarter mukavelesi halinde bir konişmento tanzim edilirse
1116 ncı madde hükmü konişmentonun bir üçüncü şahsa teslim edildiği andan
itibaren tatbik olunur.


 


İKİNCİ
KISIM


Yolcu Taşıma
Mukavelesi


 


            
A) Yolcunun hak ve mükellefiyetleri:


            
I - Taşınma hakkının devri:


            
Madde 1119 – Taşıma mukavelesinde yolcunun adı yazılı olursa yolcu,
taşınma hakkını bir başkasına devredemez.


            
II - Kaptanın talimatına riayet:


            
Madde 1120 – Yolcu kaptanın gemideki nizama mütaallik bütün talimatına
uymaya mecburdur.


            
III - Yolcunun gecikmesi:


            
Madde 1121 – Yolculuk başlamadan önce veya başladıktan sonra vaktinde
gemiye gelmiyen yolcu; kaptanın kendisini beklemeksizin yolculuğa başlamış veya
devam etmiş olması halinde taşıma ücretini tam olarak vermeye mecburdur.


            
B) Mukavelenin hükümden düşmesi:


            
I - Yolcunun şahsındaki sebepler yüzünden:


            
Madde 1122 – Yolcu, yolculuk başlamadan önce taşıma mukavelesinden
caydığını bildirir veya öbür yahut hastalık veya şahsına taallük eden diğer bir
umulmıyan hal yüzünden yolculuktan vazgeçmiye mecbur olursa taşıma ücretinin
ancak yarısını öder.





2959


 


            
Yolculuk başladıktan sonra mukaveleden cayma bildirilir veya yukarda yazılı
umulmıyan hallerden biri vakı olursa taşıma ücreti tam olarak verilir.


            
II - Geminin zıyaı:


            
Madde 1123 – Gemi 1082 nci maddenin birinci fıkrasının birinci bendinde
yazılı umulmıyan hal yüzünden zıyaa uğrarsa taşıma mukavelesi hükümden düşer.


            
III - Cayma hakkı:


            
Madde 1124 – Bir harb çıkarsa ve bunun neticesi olarak gemi artık
serbest sayılmayıp da zaptadilmek tehlikesine maruz bulunursa yahut gemiye
taallük eden bir amme tasarrufiyle yolculuk durdurulursa yolcu mukaveleden
caymak hakkını haizdir.


            
Yukarıki fıkrada yazılı sebeplerden dolayı veyahut gemi esas itibariyle yük
taşımaya tahsis edilmiş olup da kendi kusuru olmaksızın yük taşıma işinin
yapılamaması halinde taşıyan dahi akitten cayabilir.


            
IV - Tazminat:


            
Madde 1125 – Taşıma mukavelesinin, 1123 ve 1124 üncü maddeler gereğince
hükümden düşmesi halinde taraflardan hiçbiri diğerine tazminat vermekle
mükellef değildir.


            
Mukavele yolculuk başladıktan sonra hükümden düşmüşse yolcu, taşıma ücretini
aşılan kısmın bütün yolculuğa nispetine göre öder.


            
Ödenecek miktarın hesabında 1085 inci madde hükmü tatbik olunur.


            
C) Yolculuk sırasında geminin tamiri:


            
Madde 1126 – Yolculuk sırasında geminin tamiri lazımgelirse yolcu,
tamirin bitmesini beklemese bile, taşıma ücretini tam olarak verir. Tamirin
bitmesini beklerse, taşıyan kendisine yolculuk tekrar başlayıncaya kadar ayrıca
bir ücret istemeksizin yatacak yer temin etmeye ve yemek hususunda da taşıma
mukavelesi gereğince kendisine düşen mükellefiyetleri ifaya devam etmeye
mecburdur.


            
Taşıyan, mukavele gereğince yolcunun haiz olduğu diğer haklara halel
gelmeksizin bir fırsattan istifade ile yolcuyu aynı derecede iyi olan diğer bir
gemi ile varma limanına taşımayı teklif edip yolcu da bu teklifi kabul etmezse
yolculuk tekrar başlayıncaya kadar yatacak yer ve yiyecek temini talebinde
bulunamaz.


            
D) Bagaj:


            
I - Ücret:


            
Madde 1127 – Aksi kararlaştırılmış olmadıkça yolcu, taşıma mukavelesi
gereğince gemiye getirebileceği bagaj için taşıma ücretinden başka bir ücret
vermeye mecbur değildir.


            
II - Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 1128 – Gemiye getirilen bagaj hakkında 1021 ve 1051 inci
maddelerle 1072 nci maddenin ilk fıkrası hükümleri tatbik olunur.


            
Bagaj kaptan veya bu hususa memur edilen şahıs tarafından teslim alınmış olursa
zıyaı veya hasarı halinde 1061, 1063 üncü ve 1065 - 1068 inci maddeler
hükümleri tatbik olunur. Kıymetli eşya, sanat eserleri, para ve kıymetli evrak
için ancak malın cinsi ve kıymeti teslim sırasında kaptana veya memur edilen şahsa
bildirilmiş olduğu takdirde taşıyan mesul olur.


            
Yolcu tarafından gemiye getirilmiş olan bütün eşya hakkında 1023 - 1028 inci
maddelerle 1073 üncü madde hükümleri de tatbik olunur.





2960


 


            
III - Rehin hakkı:


            
Madde 1129 – Taşıma ücreti için taşıyan, yolcunun gemiye getirdiği eşya
üzerinde rehin hakkını haizdir.


            
Rehin hakkı ancak eşyanın alıkonduğu veya depo edildiği müddetçe mevcuttur.


            
IV - Taşıyanın ölüm veya cismani zarar halindeki mükellefiyetleri:


            
Madde 1130 – Taşıyanın yolcuları sağ ve salim olarak ulaştırma
mükellefiyeti ve bu mükellefiyetin yerine getirilmemesi neticesinde yolcular ve
ölümleri halinde yardımlarından mahrum kalanlar lehine doğan tazminat hakları
806 ncı madde hükümlerine tabidir. Şu kadar ki; donatanın gemi ve navlunla
mahdut olarak mesul tutulmasına ait hükümler mahfuzdur.


            
Taşıyanın yukarıki fıkra hükmüne dayanan mesuliyetini hafifleten veya kaldıran
bütün şartlar hakkında 766 ncı madde hükümleri tatbik olunur.


            
Yolcu ölürse kaptan, ölenin gemide bulunan eşyasını 807 nci madde gereğince
korunmakla mükelleftir.


            
E) Geminin yolcu taşımak üzere diğer bir kimseye tahsisi:


            
Madde 1131 – Geminin tamamı veya muayyen bir cüzü yolcu taşımak üzere
üçüncü şahsa tahsis edilir veya üçüncü şahsa muayyen miktarda yolcu taşıma
hakkı verilirse, taşıyan ile üçüncü şahıs arasındaki hukuki münasebet hakkında
dördüncü faslın birinci kısmının mezkür münasebetin mahiyeti ile telif olunabilecek
hükümleri tatbik olunur.


          
F) Navlun tabirinin şümulü:


            
Madde 1132 – Aksine hüküm olmadıkça bu kanunun aşağıdaki fasıllarında
yazılı olan "Navlun" tabirinden taşıma ücreti de anlaşılır.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Denizaşırı Satış
Mukaveleleri


 


            
A) Boşaltma yerinde teslim şartiyle satış:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1133 – Satış mukavelesinde; yüklemeden sonraki nefi ve hasarların
munhasıran satıcıya ait olacağına veya mukavelenin ifası hususunun geminin varma
yerine selametle ulaşmasına talikıne yahut alıcının emtiayı arzusuna veya
mukavele yapıldığı anda teslim olunan nümuneye göre beğenip beğenmemekte
serbest olacağına dair şartlar varsa, "Sif" veya her hangi başka bir
ticari ıstılah kullanılmış olsa bile, bu mukavele boşaltma yerinde teslim
şartiyle vukubulan bir satıştır.


            
1134-1137 nci maddeler hükümleri mahfuz kalmak şartiyle 25 inci madde hükmü
boşaltma yerinde teslim şartiyle satışlar hakkında da tatbik olunur.


            
II - Malların yükletildiği veya yükletileceği geminin tayini suretiyle satışı:


            
1. Geminin tayini:


            
Madde 1134 – Malların yükletildiği veya yükletileceği geminin tayini
suretiyle satışı halinde bu akit geminin varma yerine selametle ulaşması şartına
bağlı sayılır.


            
Satıcı, malların yükletildiği veya yükletileceği gemiyi mukavele veya ticari
teamül ile kabul edilen bir müddet içinde tayin hakkını muhafaza ettiği
takdirde mezkür müddet içinde gemiyi tayin etmemiş ise alıcı, geminin tayinini
veya mukavelenin aynen ifasından vazgeçerek tazminat verilmesini istiyebilir.





2961


 


            
Gemiyi tayin için mukavele veya ticari teamül ile kabul edilmiş bir müddet
yoksa alıcı, mahkemeye müracaat ederek mezkür müddetin müstacelen tayinini talebedebilir.


            
2. Geminin hareket veya ulaşma zamanının tayini:


            
Madde 1135 – Mukavele ile veya sonradan tayin olunan geminin hareketi
veya varma yerine ulaşması için bir müddet tayin edilip de gemi mezkür vakitte
hareket etmemiş veya muayyen müddet içinde varma yerine ulaşmamışsa alıcı
mukavelenin aynen ifasından vazgeçebilir. Şu kadar ki; geminin ulaşması için
tayin edilen zamanı alıcı bir veya birkaç defa temdidedebilir.


            
Geminin ulaşmasına dair bir müddet tayin edilmediği takdirde mezkür geminin
yolculuğunu bitirmesi için lazımgelen zaman taraflarca tayin edilmiş sayılır.
Bu takdirde geminin ulaşması gecikmişse alıcı mahkemeye müracaat ederek bu
hususta müstacelen bir müddet tayinini talebedebilir. Her halde mahkemenin tayin
edeceği müddet geminin yükleme yerinden hareketi tarihindan itibaren altı ayı
geçemez. Tayin edilen müddet içinde gemi ulaşmazsa alıcı aynen ifaden
vazgeçebilir.


            
3. Aktarma:


            
Madde 1136 – Mallar yolculuk sırasında mücbir sebep yüzünden
yükletildiği gemiden diğer bir gemiye aktarılmışsa akdin aynen ifasından
vazgeçilemeyip malların aktarma edildiği gemi önceden tayin olunan geminin
yerine geçmiş sayılır.


            
4. Malların hasara uğraması:


            
Madde 1137 – Yolculuk sırasında mallar, kasdedilen menfaat zail olacak
derecede deniz hasarına uğramışsa mukavele hükümden düşer.


            
Diğer hallerde alıcı malları ulaştırıldıkları zamandaki bulunduğu hal üzere
kabule mecburdur. Bu takdirde bilirkişi marifetiyle takdir edilecek miktar
malın bedelinden indirilir.


            
B) Fob satış:


            
Madde 1138 – Yükleme limanı zikrolunarak "Fob" satılan
malların satıcı tarafından mukavele şartları dairesinde ve bunlar yoksa yükleme
yerindeki teamüllerle muayyen olan suret ve zamanda ve ambalaj içinde alıcı
tarafından tayin olunacak gemide teslim edilmesi lazımdır.


            
"Fob" satılan malların geminin küpeştesini fiilen geçtiği andan
itibaren nefi ve hasarı alıcıya aittir. Şu kadar ki; tayin olunan gemi vaktinde
hazır olmazsa malların satıcı tarafından alıcının emrine amade kılındığı andan
ve alıcı gemiye vakit ve zamanında tayin etmemiş veya malı teslim almak için
bir müddet tayin yahut teslim yeri hakkında seçme hakkını muhafaza etmiş olup
da vakit ve zamanında buna dair talimat göndermemiş olduğu takdirde
kararlaştırılan müddetin bitiminden itibaren hasarı alıcıya aittir.


            
Masraflar hakkında 1146 ncı madde hükmü tatbik olunur. Şu kadar ki; konişmento
masraflariyle navlun bedeli ve hasarın alıcıya intikal ettiği andan sonra
mallara binen bütün masraflar alıcıya aittir.


            
Diğer hususlarda 25 inci madde hükmü "Fob" satış hakkında da tatbik
olunur.


            
C) Sif satış:


            
I - Tarif:


            
Madde 1139 – Bir malın muayyen bir yere taşınması için gemiye
yükletilmesi şartiyle mal değerinden ve satıcı tarafından ödenecek sigorta
ücretiyle navlundan ibaret maktu bir bedel karşılığında yapılan satışa
"Sif" satış denir.





2962


 


            
Satıcı borcunu kısım kısım yerine getirmeye salahiyetli olduğu takdirde
yükletilen her kısım emtia ayrıca satılmış sayılır.


            
1140 - 1158 inci maddeler hükümleri mahfuz kalmak şartiyle 25 inci madde hükmü
sif satış hakkında da tatbik olunur.


II - Satıcının
borçları:


            
1. Yükleme borcu:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1140 – "Sif" satılan malların, satıcı tarafından
mukavele şartları dairesinde ve bunlar yoksa yükleme yerindeki teamüllerle
muayyen olan şekil ve zamanda ve ambalaj içinde gemiye yükletilmesi lazımdır.


            
Satıcının; malların gemiye yükletildiği andaki halini, tartı ve vasıflarını
keşif ve muayene ettireceğine dair olan mukavele muteberdir. Bu takdirde satıcı
mahkemeye müracaatla bilir kişi tayinini talebedebilir. Bilir kişi tarafından tanzim
edilen rapor hileye müstenit değilse alıcıya karşı muteberdir.


            
Mukavele yapıldığı anda satılan mallar gemiye yükletilmiş veya 1097 nci
maddenin son fıkrası hükmü gereğince taşıyan tarafından taşınmak üzere teslim
alınmış bulunur yahut satıcı borcunu yerine getirmek üzere her hangi bir gemiye
yükletilmiş olup da satılan malların cins, mahiyet ve vasıfları itibariyle aynı
malları tedarik etmek hakkını haiz olursa, satıcı mezkür malların mukavelenin
ifası için tayin ve tahsis edilmiş olduğunu alıcıya bildirmekle birinci fıkrada
yazılı borcunu yerine getirmiş sayılır. Böyle bir halde, daha önce bildirme
yapılmamış ise,konişmento ve sair belgelerin alıcıya teslimi,bildirme
hükmündedir.


            
Satıcıya düşen teslim borcunun ifa yeri malın yüklendiği yerdir. Şu kadar ki;
malın mülkiyetinin alıcıya geçmesi onu temsil eden konişmentonun ciro ve
teslimi ile olur.


            
b) Yükleme tarihi:


            
Madde 1141 – Satıcı, satılan malların hepsini mukavele ile muayyen
tarihte ve müddet içinde yahut mukavele yoksa münasip bir müddet içinde gemiye
yüklemek veya taşıyıcıya, yükletilmek üzere teslim etmekle mükelleftir.


            
Satıcı, malların usulüne muvafık olarak yükletildiğini bir yükleme konişmentosu
ile ispat eder. Tesellüm konişmentosu halinde; yüklemenin konişmentoda yazılı
tarihte hakikaten yapılmadığını alıcı her zaman ispat edebilir. Şu kadar ki;
tesellüm konişmentosu 1097 nci maddenin son fıkrasının son cümlesinde yazılı
şerhi ihtiva ederse alıcı hilafını ispat edemez.


            
Mallar memleket içindeki bir şehirden veya nehir üzerinde bulunan bir limandan
sevk edildiği ve mezkür malları taşıyacak bütün vasıtalar için tek konişmento
tanzim kılındığı takdirde bu malların yükletildiği ilk vasıta ile sevk edildiği
tarih, yükleme tarihi hükmünde tutulur.


            
c) Gecikme:


            
Madde 1142 – Satıcı, yükleme borcunu kısmen veya tamamen yükleme
tarihinde mücbir sebebe dayanmaksızın yerine getirmemiş ise alıcı mukavelenin
aynen ifasından vazgeçebilir. Vazgeçme gecikmeksizin ihbar edilmelidir.


            
Mücbir sebep; satılan malların veya bir
kısmının istihsaline, işlenmesine, gönderilmesine veya yüklenmesine yahut eşya
taşıma mukavelelerinin yapılmasına mani olursa, satıcı keyfiyeti gecikmeksizin
alıcıya bildirdiği takdirde yüklemenin yapılacağı müddet, maniin ortadan
kalkmasına kadar uzatılmış sayılır. Şu kadar ki; 1141 inci maddenin birinci
fıkrasında yazılı müddetin sonundan itibaren 15 gün





2963


 


geçmişse her iki taraf tazminat
istemeksizin mukaveleden veya mukavelenin henüz ifa edilmemiş olan kısmından
cayabilir. Caymanın 15 günlük müddetin geçmesinden itibaren bir hafta içinde
ihbar edilmesi şarttır.


            
d) Nefi ve hasar:


            
Madde 1143 – "Sif" satılan malların geminin küpeştesini aştığı
andan itibaren nefi ve hasarı alıcıya aittir. Şu kadar ki; mallar yalnız nevan
tayin edilmişse satıcı malların yükleme anı ile markaları ve yükletildiği gemi
hakkında aldığı malümatı derhal alıcıya bildirmek suretiyle yüklettiği malları
tayin ve tahsis etmiş olması şarttır.


            
1140 ıncı maddenin üçüncü fıkrasında yazılı hallerde nefi ve hasar, bildirme
tarihinden itibaren alıcıya aittir.


            
2. Taşıma sözleşmesini yapmak borcu:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1144 – Satıcı; 1140 ıncı maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı haller
haric olmak üzere, yükleme yerinden varma limanında vinç üzerinde teslimine
kadar taşınması için ve navlun kendi tarafından ödenmek üzere, malların cins ve
mahiyetine elverişli bir taşıma mukavelesi yapmakla mükelleftir.


            
Malın hangi gemiye yükletileceği akitle kararlaştırılmış olmadığı takdirde,
satıcı malları, yükleme yeri ve zamanında bu gibi malların yollanması için
mütat olan ve yükleme ve varma limanları arasındaki mütat yolu takibeden bir gemi
ile taşıtabilir.


            
Satıcı; satış mukavelesine aykırı olarak ve muhik sebep olmaksızın, malları
tayin edilenden başka bir gemiye veya vapur yerine yelkenliye yahut doğru bir
gemi yerine bazı iskelelere uğrayan bir gemiye yükletmiş ise alıcı aynen ifadan
vazgeçerek tazminat istiyebilir. Şu kadar ki; satıcı malların yükletileceği
gemiyi tek konişmento münderecatına dayanarak tayin etmiş ise donatanın veya
taşıyanın, satıcı ile olan münasebetlerinde bu tayin kaydına riayete mecbur
olmadığı hallerde satıcı da alıcıya karşı mezkür kayda riayetle mükellef
değildir.


            
b) Konişmento:


            
Madde 1145 – Taşıma mukaveleleri dolayısiyle gemiye yükletilmiş veya
yükletilmek üzere taşıyana teslim edilmiş olan mallar karşılığında bir konişmento
tanzim ettirilmesi lazımdır.


            
Konişmentolarla taşıma mukavelelerine derci mütat olan şartlar, 1116 ve 1118
inci maddeler hükümlerine muhalif olmadıkça alıcıya karşı da muteberdir.


            
Mallar, 1141 inci maddenin son fıkrası gereğince tek konişmento ile
gönderilmişse bu konişmento malların ilk sevk edildiği yerde ve bütün yolculuğa
şamil olmak üzere tanzim edilmek lazımdır.


            
c) Masraflar:


            
Madde 1146 – Satıcı ambalaj masrafları ve navlundan başka malların gemiye
yükletilmesi için gerekli muayene ve kontrol işlerine mütaallik masraflara,
hususiyle kalite kontrolu ölçü, tartı ve sayma masrafları ile bütün yükleme
masraflarına ve ödenmesi lazımgelen bütün harc, vergi, resim ve ihraç takasları
dahil olmak üzere, sair mükellefiyetlere katlanmaya mecburdur.


            
Alıcı tarafından istihsali talep olunduğu takdirde, menşe şahadetnamesiyle
yükleme veya menşe memleketinde verilip malları varma yerine ithal veya
malların üçüncü devlet ülkesinden transit tarikiyle geçmesi için alıcıya
lüzumlu olabilecek vesikaların masrafları ve bunların tercüme ve tasdikı için
sarf edilen harç ve sair masraflar alıcıya aittir.





2964


 


            
3. Sigorta ettirme borcu:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1147 – Satıcı; yükletilmiş malları, sigorta poliçelerine derci
mütat olan şartlar dairesinde denizcilik rizikolarına karşı muteber bir
sigortacıya sigorta ettirmek ve sigorta ücretini ödemekle mükelleftir.


            
Aksine mukavele veya teamül olmadıkça sigorta bedelinin malların fatura ile
belli olan sif değerine umulan kar olarak yüzde on ilavesi suretiyle hasıl
olacak tutarda olması lazımdır.


            
Mallar kısım kısım yükletilmiş ise her kısım ayrı ayrı sigorta ettirilir.


            
Satıcı alıcıya karşı bizzat sigortacı vazifesini göremez.


            
b) Rizikolar:


            
Madde 1148 – Aksi kararlaştırılmış olmadıkça sigorta ile karşılanması
lazım gelen rizikolar, alelade rizikolardan ibaret olup harb rizikosu hariçtir.
Alıcının talebi üzerine harb rizikosuna karşı da sigorta yapılırsa mezkür
sigorta ücreti alıcıya aittir.


            
Sigortanın şümulüne, muafiyetlere ve sigorta bedelinin ödeme tarzına ait
şartların tayininde; yükleme yerindeki ticari taammüllerle malların cins ve
mahiyeti ve geminin önceden tayin olunan rotası göz önünde tutulur. Şu kadar ki
sigortanın malların yükletmiş veya yükletilmek üzere taşıyıcıya teslim edilmiş
olduğu yerden, mütat aktarmalar dahil olmak üzere, varma limanında vinç
üzerinde teslimine kadar olan rizikoları karşılaması lazımdır.


            
Satıcı malları tanınmış ve muteber bir sigortacıya sigorta ettirmiş ise
sigortacının sigorta bedelini ödemekten aciz kalmasından dolayı alıcıya karşı
mesul değildir.


            
c) Muvakkat sigorta ilmühaberi:


            
Madde 1149 – Muvakkat bir sigorta ilmühaberi, sigortanın hususi
şartlarını havi olmadıkça ve diğer şartlar hakkında sigorta poliçesi
nümunelerinden birine atfen tanzim edilmedikçe sigorta poliçesi yerine geçmez.


            
4. Vesikaları ibraz etme borcu:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1150 – Mallar yükletildikten sonra muntazam cirolu konişmentosu
ile beraber sigorta poliçesi veya onun yerine muvakkat bir sigorta ilmühaberi,
kati fatura veya mallar kısım kısım yükletilmiş yahut 1157 ve 1158 inci
maddelerde yazılı hallerden biri mevcutsa, muvakkat fatura ve icabı halinde
malların vasfı ve tartısını müsbit şahadetname ile mukaveleye göre satıcının
vermeye mecbur olduğu diğer vesikalar, satıcı tarafından gecikmeksizin alıcıya
ibraz edilir veya ettirilir.


            
Konişmentoda çarter mukavelesine taallük eden kayıtlar bulunursa çarter
partinin sureti de ibraz edilir.


            
b) Vesikaların tam ve muntazam olması:


            
Madde 1151 – Alıcıya ibraz edilen vesikaların tam, muteber ve muntazam
olması ve malların irsal edildiği yerde tanzim edilmiş bulunmaları şarttır.


            
Konişmento birden çok nüsha olarak tanzim edilip de metninde alıcı veya
acentası yahut diğer bir temsilcisi gönderilen olarak gösterilmişse, satıcı,
konişmentonun yalnız bir nüshasını ibraz etmekle iktifa edebilir; diğer
hallerde bütün nüshaları ibraz etmeye mecburdur; meğer ki, diğer nüshaların
ibraz edilmemesi yüzünden doğacak zararın tazminini sağlıyan muteber bir
bankanın teminat mektubunu alıcıya vermiş olsun.





2965


 


            
İbraz edilen vesikaların münderecatı esaslı noktalarında satış mukavelesine
tevafuk etmezse, alıcı vesikaları reddederek mukavelenin aynen ifasından
vazgeçip tazminat istiyebilir.


            
III - Alıcının borçları:


            
1. Vesikaları inceleme borcu:


            
Madde 1152 – Alıcı yukarıki maddede yazılı vesikaların kendisine ibraz
edilmesi üzerine bunları inceliyerek gecikmeksizin kabul veya reddettiğini
beyana mecburdur.


            
Vesikaların ibrazından itibaren üç gün zarfında alıcı bir itiraz dermeyan
etmediği takdirde bunların tam, muteber ve muntazam olduğunu kabul etmiş
sayılır.


            
Kezalik bazı muayyen sebepler zikir ve tasrihi ile vesikaları reddetmiş veya
ihtirazı kayıtla kabul etmiş ise bu muayyen sebepler dışında bir itiraz
dermeyan edemez.


            
Vesikaları reddettiği takdirde reddin haksız olduğu tebeyyün ederse, alıcı
satıcıya tazminat vermeye mecburdur.


            
Alıcı vesikaları kabul etmiş ise; satıcının hilesi sabit olmadıkça veya
malların vesikaların münderecatına uygun olmadığı anlaşılmadıkça mukaveleye
riayete mecburdur.


            
2. Ödeme borcu:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1153 – Alıcı 1151 inci maddede yazılı vesikaları teslim alabilmek
için satış mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça satış bedelini ödemekle
mükelleftir.


            
Alıcı; malları muayene etmek fırsatını henüz bulamamış olduğunu ileri sürerek
muntazam vesikaları reddedemiyeceği gibi satış bedelini ödemekten de imtina
edemez.


            
b) Masraflar:


            
Madde 1154 – Malların varma limanına kadar deniz yoliyle taşınması
sırasında ihtiyar olunacak türlü masrafları ve satış mukavelesinde aksine hüküm
olmadıkça, mavna ücretiyle malların rıhtıma çıkarılması için gerekli masrafları,
gümrük ve malların ithali sebebiyle ve ithali sırasında talep olunan harc,
resim, vergi ve ithal takasları dahil olmak üzere, diğer mükellefiyetleri
alıcıya aittir.


            
Malları teslim alabilmek için 1069 ve 1070 inci maddeler gereğince paraların
ödenmesi lazımgelirse alıcı; fatura tutarına kadar ve satış bedelinden
indirilmek üzere ödemelerde bulunmaya mecburdur.


            
3. Malları teslim alma borcu:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1155 – Geminin varma limanına ulaşmasında alıcı malları teslim
almakla mükelleftir.


            
Mallar konişmento ve taşıma mukavelesindeki şartlara ve bunlarda açık kayıt
yoksa varma limanındaki teamüllere göre çıkarılır.


            
Alıcı; vesikaları hamil olduğu halde münderecatının numara, marka, kontr marka,
ambalaj şartları itibariyle gemiden çıkan mallara muvafık olup olmadığı muayene
edebilir.


            
Satıcının kusuru sebebiyle malların tayin ve teşhisi kabil olmamışsa alıcı
mukavelenin aynen ifasından vazgeçerek tazminat istiyebilir.





2966


 


            
b) Satış parasını indirme hakkı:


            
Madde 1156 – Gönderilen mallar ile mukavelenin mevzuunu teşkil eden
mallar arasında vasıf itibariyle görülen fark, alıcının malı kabul etmeye
nesafet kaidesine göre zorlanamıyacağı derecede aşırı değilse alıcı, malları
teslim almaya mecbur tutulur. Ancak, satış bedelinden bilir kişi tarafından
takdir edilecek bir miktarın indirilmesini istiyebilir. Satış bedelinden
indirilecek miktar, mukavelede aksine hüküm yoksa, boşaltma limanındaki teamüllere
göre tesbit olunur.


4. Hususi
haller:


            
a) Tartı üzerinden ödeme:


            
Madde 1157 – Satış bedeli tutarının, boşaltma zamanında tahakkuk edecek
veya kabul edilecek tartı üzerinden ödeneceğine dair olan şart muteberdir. Bu
suretle mukavele münderecatına göre muvakkat bir fatura tanzim edilerek
vesikaların ibrazında ödenecek olan para satış bedelinin yüzde yetmiş beşi ile
doksanı arasında bir noksanla tayin olunur.


            
Malların ulaştığı limanda taraflar veya acenta veyahut temsilcileri hazır
olduğu halde usulü dairesinde tartısı yapıldıktan sonra kati fatura tanzim
olunur. İki fatura tutarları arasındaki fark, malların tesim alınması
tarihinden itibaren sekiz gün içinde icabına göre alıcı tarafından ödenir veya
satıcı tarafından kendisine geri verilir.


            
b) "Tahminen" veya "katiyen muayyen miktar" kayıtları:


            
Madde 1158 – Mukavelede "Tahminen" veya "Katiyen muayyen
miktar" kayıtlı bulunduğu zaman satış bedeli aşağıda yazılı tarzda tayin
olunup ödenir:


            
Mukavelede "Tahminen" kaydı mevcutsa satılan mallar geminin tamamen
hamulesine şamil olduğu takdirde kararlaştırılan miktardan yüzde on ve
hamulenin bir kısmından ibaret bulunduğu takdirde yüzde beş, ziyade veya noksan
olarak teslim olunabilir.


            
"Katiyen muayyen miktar" kaydı alıcıya mukavelede muayyen olan
miktarın tamamını talep hakkını bahşeder. Şu kadar ki; malların yolculuk
sırasındaki firesinden veya deniz hasarları sebebiyle meydana gelen noksandan
dolayı satıcı mesul olmaz.


            
Her iki halde çıkacak olan noksan veya ziyade miktarın bedeli, malların gemiden
çıkarıldığı gün ve yerdeki rayice göre tayin olunup ödenir. Mamafih malların
kısmen denize atılması veya deniz suyu ile ıslanarak ağırlığının artması veya
eksilmesi sebebiyle hakiki tartısının tesbiti mümkün olmazsa muvakkat fatura
tutarı katileşmiş olur


 


DÖRDÜNCÜ
KISIM


Deniz Ödüncü
Mukavelesi


 


            
A) Tarifi:


            
Madde 1159 – Bu kanunun tatbikı bakımından deniz ödüncü bir mukaveledir
ki, onunla kaptan, bu sıfatla, kanunun kendisine verdiği salahiyetlere
dayanarak bir prim temin ve gemiyi, navlunu ve yükü veya bunlardan birini yahut
birkaçını rehnetmek suretiyle ödünç para alır; ödünç veren kimse alacağını
ancak rehin gösterilen şeyler üzerinden tahsil eder ve bunu yalnız geminin,
ödünç muamelesine sebep olan yolculuğun biteceği yere ulaşmasından sonra
istiyebilir.


            
Kaptanın aynı zamanda geminin veya yükün yahut her ikisinin tek veya müşterek
maliki olması veya deniz ödüncü mukavelesini ilgililerin hususi talimatlariyle
yapmış bulunması; bu kısmın hükümlerinin tatbikıne mani teşkil etmez.





2967


 


            
B) Şartları:


            
I - Zaruret halleri:


            
Madde 1160 – Kaptan ancak aşağıda yazılı hallerde deniz ödüncü
mukavelesi yapabilir:


            
1. Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada geminin, yolculuğunu, 988, 998,
999, 1000 ve 1002 nci maddeler gereğince bitirebilmesi maksadiyle;


            
2. Yolculuk sırasında sırf yükle ilgili olanların menfaatleri icabı yükün 995,
1002 ve 1086 ncı maddeler gereğince korunması ve ileriye taşınması maksadiyle.


            
Birinci fıkranın 2 nci bendindeki halde kaptan deniz ödüncü almak maksadiyle
yalnız başına yükü rehnetmeye salahiyetli olduğu halde diğer bütün hallerde her
ne kadar yalnız gemi veya yalnız navlun karşılığında ödünç para alabilirse de
yükü ancak gemi ve navlun ile birlikte deniz ödüncüne karşı rehnedebilir.


            
Navlun zikredilmeksizin gemi üzerine deniz ödüncü alınmışsa navlun rehne dahil
değildir. Fakat gemi ve yük üzerine ödünç alınmışsa navlun rehne dahil sayılır.


            
Navlun üzerine deniz ödüncü, ancak navlun deniz rizikosuna maruz bulunduğu
müddetçe alınabilir.


            
Yolculuğun henüz başlanmamış olan kısmına ait navlun üzerine de deniz ödüncü
alınabilir.


            
II - Zaruretin tevsiki:


            
Madde 1161 – Deniz ödüncü senedinin tanziminden önce muamelenin
yapılmasındaki zaruret; Türk konsolosu, bulunmadığı takdirde senedin tanzim
edildiği yerdeki mahkeme ve bu da yoksa salahıyetli liman başkanlığı ve bunun
da bulunmaması halinde bütün gemi zabitleri tarafından yazılı olarak tevsik
edildiği takdirde kaptanın, yapmış olduğu muameleye salahiyetli olduğu kabul
olunur. Bununla beraber aksi ispat olunabilir.


            
C) Prim:


            
Madde 1162 – Deniz ödüncü priminin haddini tayinde, taraflar tamamiyle
serbesttirler.


            
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça prim, faizi de ihtiva eder.


            
D) Deniz ödüncü senedi:


            
I - Tanzimi:


            
Madde 1163 – Kaptanın, deniz ödüncü muamelesine dair bir deniz ödüncü
senedi tanzim etmesi lazımdır. Senet tanzim edilmezse alacaklı, ihtiyacı
karşılamak üzere kaptan tarafından alelade bir kredi muamelesi yapılmış olsaydı
hangi hakları haiz bulunacak idiyse yalnız bunlara sahip olur.


            
II - Muhtevası:


            
Madde 1164 – Deniz ödüncü senedine, aşağıdaki hususların yazılması
lazımdır:


           
1. Deniz ödüncü alacaklısının adı ve soyadı;


            
2. Deniz ödüncü borcunun ana parası;


            
3. Deniz ödüncü priminin haddi yahut alacaklıya ödenmesi lazımgelen paranın
mecmuu;


            
4. Deniz ödüncüne karşı rehnedilen şeyler;


            
5. Geminin adı ve kaptanın adı ve soyadı;


            
6. Deniz ödüncünün hangi yolculuk için yapıldığı;





2968


 


            
7. Deniz ödüncü borcunun ödeneceği zaman ve yer;


            
8. Senedin metninde deniz ödüncü senedi olduğunun yazılması yahut borcun deniz
ödüncü borcu olarak yapıldığının beyan edilmesi veya muamelenin deniz ödüncü
mahiyetini kafi derecede belli edecek diğer bir ifade;


            
9. Deniz ödüncü alınmasını zaruri kılan haller;


            
10. Senedin tanzim edildiği tarih ve yer;


            
11. Kaptanın imzası.


            
Talebolunursa kaptanın imzasının notere tasdik ettirilmesi lazımdır.


            
III - Kimin emrine tanzim edileceği:


            
Madde 1165 – Aksi kararlaştırılmış olmadıkça deniz ödüncü senedi, ödünç
verenin talebi üzerine alacaklının emrine veya sadece emre yazılı olarak tanzim
olunur. Bu son halde "emre" ibaresi deniz ödüncü verenin emrine
demektir.


            
Kaptanın muameleyi yapmaya salahiyetli olmadığı veya girişmiş olduğu hudut
dairesinde yapmaya salahiyetli bulunmadığı hakkındaki itiraz, senedi ciro ve
teslim suretiyle iktisabedene karşı da ileri sürülebilir.


            
IV - Birden çok nüsha:


            
Madde 1166 – Deniz ödüncü veren, deniz ödüncü senedinin mütaaddit nüsha
olarak tanzimini istiyebilir.


            
Birden fazla nüsha yapılmışsa kaç nüsha yapıldığı her birinde gösterilir.


            
E) Borcun ödenmesi:


            
I - Yer ve zaman:


            
Madde 1167 – Deniz ödüncü senedinde hilafına hüküm olmadıkça deniz
ödüncü borcunun, ilgili yolculuğun varma limanında ve geminin bu limana
ulaşmasından itibaren sekiz gün içinde ödenmesi lazımdır.


            
Prim de içinde olduğu halde deniz ödüncü borcunun tamamı için, vade gününden
itibaren faiz işler. Prim zaman üzerine şart edilmişse, bu hüküm tatbik
olunmaz. Şu kadar ki; zaman üzerine şart edilmiş prim ana para ödeninceye kadar
işler.


            
II - Alacaklı:


            
1. Senedin hamili:


            
Madde 1168 – Deniz ödüncünün, vadesi geldiğinde, senedin yalnız bir
nüshası ibraz edilmiş olsa dahi salahiyetli hamiline ödenmesi lazımdır.


            
Ödeme; ancak bu nüshanın bedelinin alındığını gösteren bir şerhle, geri
verilmesi mukabilinde istenebilir.


            
2. Birden çok senedin hamili:


            
Madde 1169 – Birden çok nüsha olarak tanzim edilen deniz ödüncü
senedinin birden fazla salahiyetli hamili müracaat ederse, bunların hepsi
reddedilir ve deniz ödüncüne karşı rehnedilen şeylerin rehinden kurtulması
icabediyorsa para resmi bir vezneye veya bu yapılmazsa başka emin bir yere
yatırılır ve müracaat etmiş olan deniz ödüncü senedi hamilleri bu tedbirden,
sebepleri de bildirilmek suretiyle, haberdar edilir.


            
Paranın resmi bir vezneye yatırılması mümkün olmayan hallerde, yatıran, aldığı
tedbir ve bunun sebepleri hakkında resmi bir vesika tanzim ettirmeye ve bu
muamele yüzünden yapılan masrafları deniz ödüncü borcundan indirmeye
salahiyetlidir.





2969


 


            
F) Avaryalar:


            
Madde 1170 – Deniz ödüncü alacaklısına ne müşterek ve ne de hususi
avaryadan pay düşmez.


            
Bununla beraber deniz ödüncüne karşı rehnedilmiş olan şeyler müşterek veya
hususi avarya neticesi olarak artık deniz ödüncü alacaklısının alacağını itfaya
kifayet etmezse, bundan doğan zararları kendisi çeker.


            
G) İhtiyati haciz:


            
Madde 1171 – Deniz ödüncüne karşı rehnedilen şeylerin her biri deniz
ödüncü alacaklısının alacağının tamamına karşılıktır.


            
Gemi, deniz ödüncü ile ilgili yolculuğun varma limanına ulaşınca, alacaklı
deniz ödüncüne karşı rehnedilmiş şeylere ihtiyati haciz koydurabilir. Alacaklı
haciz sebepleri hakkında delil göstermeye mecbur değildir.


            
H) Kaptanın mesuliyeti:


            
I - Rehnedilen şeylerin korunmasından:


Madde 1172 – Kaptan deniz
ödüncüne karşı rehnedilen şeylerin muhafazasını temin etmeye mecburdur. Acil
sebepler olmadıkça rizikonun, deniz ödüncü veren için mukavelenin yapıldığı
sırada göze alınana nazaran, artmasına veya değişmesine sebebolacak hiçbir
harekette bulunamaz.


            
Kaptan bu hükümlere muhalif hareketinden doğacak zararlardan deniz ödüncü
alacaklısına karşı 973 üncü madde gereğince mesuldür.


            
II - Alacaklının rizikosunun keyfi olarak artırılmasından:


            
Madde 1173 – Alacaklının menfaati icabetmediği halde kaptan deniz ödüncü
ile ilgili yolculuğu keyfi olarak değiştirir veya bu yolculuğun rotasından
keyfi olarak ayrılır yahut da yolculuk bittikten sonra deniz ödüncüne karşı
rehnedilmiş şeyleri, alacaklının menfaati icabetmediği halde yeniden bir deniz
rizikosuna arzederse, deniz ödüncü borcundan dolayı alacaklıya karşı, bunun
rehnedilmiş olan şeyler üzerinde alacağını tahsil edemediği nispette şahsan
mesul olur; meğer ki, alacaklının alacağını tamamen alamaması keyfiyeti
yolculuğun değiştirilmesinden veya rotadan ayrılmadan yahut da yeni deniz
rizikosundan ileri gelmemiş olsun.


            
III - Alacak ödenmeden veya temin edilmeden yükün teslim edilmesinden:


            
Madde 1174 – Kaptan alacaklının alacağı ödenmeden veya temin edilmeden
deniz ödüncüne karşı rehnedilen yükü tamamen veya kısmen teslim edemez; ederse,
teslim edilen mallar üzerinden teslim zamanında elde edilecek menfaat
nispetinde şahsan mesul olur. Alacaklının, malların teslim zamanında alacağını
tamamen almış olabileceği kabul olunur.


            
IV - Donatanın talimat vermesi halinde:


            
Madde 1175 – Donatan, 1172, 1173 ve 1174 üncü maddelerde yazılı hallerde
kaptanın hareket tarzını tayin etmiş bulunursa 973 üncü maddenin ikinci fıkrası
hükümleri tatbik olunur.


            
İ) Rehnin paraya çevrilmesi:


            
Madde 1176 – Deniz ödüncü borcu vadesinde ödenmediği takdirde, alacaklı
alacağını deniz ödüncüne karşı rehnedilen şeyler üzerinden tahsil edebilir. Bu
hususta rehinin paraya çevrilmesi hakkındaki hükümler tatbik olunur.


            
Gemi ve navlun hakkındaki takibat kaptan yahut donatana karşı yapılır; kaptan
aleyhine verilen hüküm donatan aleyhine de verilmiş sayılır. Yük hakkındaki
takibat, malların tesliminden


önce kaptana karşı yapılır. Alacaklı deniz
ödüncü dolayısiyle rehnedilen yükü hüsnüniyetle iktisabeden üçüncü şahsa karşı
takibatta bulunamaz.





2970


 


            
J) Malları teslim alanın mesuliyeti:


            
Madde 1177 – Malı deniz ödüncüne karşı rehnedilmiş olduğunu bilerek
teslim alan gönderilen, mal teslim edilmiş olmasaydı alacaklının bundan
alacağını elde edebileceği nispette ve en çok malın teslim zamanındaki kıymeti
kadar alacaklıya karşı şahsan mesul olur.


            
K) Yolculuktan vazgeçilme hali:


            
Madde 1178 – Gemi yola çıkmadan deniz ödüncü ile ilgili yolculuktan
vazgeçilmiş ise alacaklı, deniz ödüncü muamelesinin yapıldığı yerde ödünç
verilen paranın derhal ödenmesini istiyebilir. Ancak, primin mütenasiben
indirilmesine razı olması lazımgelir. Prim indirilirken bilhassa geçirilen
rizikonun göze alınan rizikoya olan nispeti gözönünde tutulur.


            
Deniz ödüncü ile ilgili yolculuk, bu yolculuğun varma limanından başka bir
limanda biterse deniz ödüncü borcu; prim indirilmeksizin bu son limanda
mukavele ile tayin edilen müddetin ve böyle bir müddet tayin edilmemişse 1167
nci maddede yazılı sekiz günlük ödeme müddetinin geçmesinden sonra ödenir.
Ödeme müddeti yolculuğun kati olarak durdurulduğu günden itibaren hesabolunur.


            
Yukarki fıkralar hükümlerinden aksi anlaşılmadıkça bu hallerde 1168-1177 nci
maddeler de tatbik olunur.


 


BEŞİNCİ
FASIL


Deniz Kazaları


BİRİNCİ
KISIM


Müşterek ve Hususi
Avaryalar


 


            
A) Umumi hükümler:


            
I - Tarifler:


            
1. Müşterek avarya:


            
Madde 1179 – Müşterek bir deniz sergüzeştine atılmış olan gemiyi ve yükü
tehdit eden bir tehlikeden onları korumak maksadiyle ve makul bir hareket tarzı
teşkil edecek şekilde ve bile bile, fevkalade bir fedakarlık yapılması veya
fevkalade bir masrafa katlanılması halinde "Müşterek avarya hareketi"
mevcut sayılır ve bu hareketin ancak doğrudan doğruya neticesi olan zarar veya
masraflar müşterek avaryadır.


            
1184 - 1195 inci maddelerde sayılan haller dahi birinci fıkradaki unsur mevcut
olmak ve bu kısımda aksine hususi hüküm bulunmamak şartiyle, müşterek avar yaya
girer.


            
Müşterek avaryadan sayılacak bir masrafın yapılmaması için göze alınan her
fazla masraf da, başka ilgili şahıslar bu fazla masraflardan faydalansalar bile
önlenmiş olan masrafın tutarına kadar, müşterek avarya garamesine kabul olunur.


            
Müşterek avarya garamesine giren zarar veya masraflar; gemi navlun ve yük
arasında aşağıdaki hükümlere göre paylaşılır.


          
2. Hususi avarya:


            
Madde 1180 – Müşterek avaryadan olmıyan, 1075 inci madde
hükmüne girmiyen ve bir kaza neticesinde doğan bütün zarar ve masraflar ve
hususiyle, gerek





2971


 


yolculuk sırasındaki, gerekse yolculuktan
sonraki bir gecikmeden meydana gelen (İşsiz kalma zararları gibi) gemiyi veya
yükü ilgilendiren bütün zararlar veya ziyanlar ile bir müşterek avarya
hareketinin dolayısiyle neticesi olan (Rayiç farkından meydana gelen ziyanlar
gibi) zararlar hususi avaryadır.


            
Hususi avaryanın gemiye ait olanına gemi maliki, yüke ait olanına yük sahibi
katlanır.


            
II - Tehlikeye sebebiyet veren kimsenin durumu:


            
Madde 1181 – Tehlikenin üçüncü bir şahsın veya ilgililerden birinin
kusurundan doğmuş olması, müşterek avarya hükümlerinin tatbikına mani olmaz. Şu
kadar ki; böyle bir kusuru olan ilgili sadece kendi uğradığı zarar için
herhangi bir tazminat isteyemiyeceği gibi sebep olduğu avarya garamesine
iştirak edenlerin bu yüzden uğradıkları zararlardan da onlara karşı mesul olur.


            
Tehlikeye gemi adamlarından birinin kusuru sebep olmuşsa, bundan donatan da
1947 ve 1948 inci maddelere göre mesul olur.


            
III - Müşterek avaryadan sonra çıkan hususi avaryaların tesirleri:


            
1. Garameye iştirak borcu üzerine:


            
Madde 1182 – Kurtarılan bir şeyden dolayı avarya garamesine iştirak
borcu, o şeyin sonradan hususi avaryaya uğraması halinde ortadan kalkmaz.


            
2. Tazminat istemek hakkı üzerine:


            
Madde 1183 – Müşterek avaryadan olan bir hasar sebebiyle tazminat
istemek hakkı hasara uğrayan şeyin sonradan vukubulacak bir hususi avarya
neticesinde tekrar hasara uğraması veya zayi olması ile değil, ancak sonraki
kazanın önceki ile hiçbir ilgisi olmaması ve önceki zarar vaki olmasaydı dahi
sonraki kazanın tek başına bu yeni zararı tevlit edebilecek mahiyette olması
halinde ortadan kalkar.


            
Bununla beraber sonraki kazanın vukuundan önce hasara uğramış olan şeyin
sahibinin bunun eski hale getirilmesi için yapmış olduğu masraflardan
dolayı  tazminat istemek hakkı mahfuzdur.


            
B) Müşterek avarya:


            
I - Halleri:


            
1. Denize yük ve sairenin atılması:


            
Madde 1184 – Gemide mütat ticari teamüllere göre taşınmakta olan yükü,
gemi kısımlarını veya gemi aletlerini denize atma; gemi direklerini, çımaları
veya yelkenlerini kesme; demirleri, demir halatları veya zincirleri bırakma
yahut kesme; hallerinde gerek bizzat bu fedakarlıkların teşkil ettiği zararlar,
gerek bu fedakarlıklardan gemiye veya yüke gelebilecek diğer zararlar,
hususiyle denize mal atmak üzere açılan ambar kapaklarından veya başka bir
delikten ambara giren suların yapacağı zararlar, müşterek avarya garamesine
kabul olunur.


            
Daha önce denizciliğin tabii tehlikelerinden birinin tahakkuku ile kopmuş
bulunan direk veya başka eşyanın kırık ve döküntülerini kesme hallerinde
meydana gelen kayıp ve zararlar müşterek avarya olarak kabul olunmaz.


            
2. Geminin hafifletilmesi:


            
Madde 1185 – Karaya oturmuş olan geminin hafifletilmesi bir müşterek
avarya hareketi teşkil ettiği takdirde, bunun için yükün, yakıtın veya
kumanyanın hepsinin yahut bir kısmının mavnalara veya diğer vasıtalara
aktarılması halinde; mavnalar veya diğer vasıtaların kirası ile zikri geçen
şeylerin aktarılmaları ve yeniden gemiye yüklenmeleri sırasında gemiye veya
kendilerine ve vasıtalarda yüklü bulundukları sırada yalnız kendilerine
gelebilecek bütün zararlar müşterek avaryaya kabul olunur.





2972


 


            
3. Geminin karaya oturtulması:


            
Madde 1186 – Geminin yalnız batmak veya zaptedilmek tehlikesinden
korunması için bilerek karaya oturtulması halinde; karaya oturma ve yeniden
yüzdürmeden çıkan zararlar ve yüzdürme masrafları müşterek avarya olarak kabul
olunur. Şu kadar ki; zikri geçen tedbir alınmamış olsaydı geminin mutlaka sahil
veya kayalara bindireceği anlaşılırsa yalnız yüzdürme masraf ve zararları
müşterek avarya kabul olunur.


            
4. Geminin yüzdürülmesi:


            
Madde 1187 – Gemi, kendisinin ve yükün kurtarılması için bilerek karaya
oturtulmuş olmayıp da başka sebeplerden oturmuşsa, karaya oturma yüzünden çıkan
zararlar müşterek avaryadan sayılmamakla beraber yeniden yüzdürme için yapılan
masraflarla bu maksatla gemiye veya yüke bilerek yapılan zararlar müşterek avar
yadandır. Hususiyle tehlikeli bir vaziyette bulunan gemiyi müşterek selamet
uğruna yüzdürmek veya daha derin bir yere götürmek için sarf olunan gayretler
yüzünden:


            
1. Yelken ve direk veya bunlardan birinin zıyaı yahut hasara uğramasından
doğacak zararlar;


            
2. Makine ve kazanlara arız olan hasarlar;


            
3. 1185 inci maddede yazılı zararlar;


            
müşterek avarya olarak kabul olunur.


            
5. Gemide çıkan yangının söndürülmesi:


            
Madde 1188 – Gemide çıkan yangını söndürmek üzere gemide ve yükte veya
bunlardan birinde su ile yahut lombarları açarak batırma da dahil olmak üzere
başka suretlerle meydana getirilen zararlar; (Yükün yanmamış kalan parçalarının
istif edilmeksizin veya dökme halde gemiye yüklenmiş bulunan malların ve gemi
kısımlarının yanma yüzünden uğradığı zararlar hariç) müşterek avaryadandır.


            
6. Yakıt yerine yakılan yük, gemi eşyası ve kumanyası:


            
Madde 1189 – Tehlike karşısında müşterek selamet uğruna zaruri olarak
yakıt gibi yakılan yük, gemi eşyası ve kumanyası veya bunlardan biri; ancak ve
ancak gemi tam ve bol yakıt ile donatılmış olduğu takdirde müşterek avarya
kabul olunur. Şu kadar ki; bu suretle yakılan şeylerin muadili olan yakıt
miktarının muhammen kıymeti, son hareket limanı ve gününün rayici üzerinden
hesaplanarak donatana zimmet ve müşterek avaryaya matlup kaydolunur.


            
7. Barınma limanındaki masraflar:


            
Madde 1190 – Kaza, fedakarlık veya başka fevkalade haller yüzünden
yolculuğa devam olunması gemiye ve yüke müşterek bir tehlike getirecek olup da
bunun önüne geçmek için geminin bir barınma, liman veya yerine girmesi yahut
yükleme liman veya yerine dönmesi yahut gereken tamiratı yaptırmak buralarda
mümkün olmadığı takdirde başka bir barınma limanına girmesi ve bu hareketlerin
müşterek selamet bakımından zaruri bir tedbir mahiyetini arz etmesi halinde
aşağıda sayılan zarar ve masraflar müşterek avarya olarak kabul olunur:


            
1. Mezkür liman veya yere giriş masraflariyle, barınma veya dönmenin neticesi
sayılabilmek şartiyle; geminin bu liman veya yerden ilk yükünün tamamı veya bir
kısmiyle hareketindeki çıkış masrafları;





2973


 


            
2. Gemi hasarlarının tamiri için zaruri olmak şartiyle yük, yakıt veya
kumanyayı gemi içinde koyup kaldırmak yahut bir yükleme, durma veya barınma
liman yahut yerinde boşaltmak için yapılan masraflar;


            
3. Yük, yakıt veya kumanyayı elden geçirme ve boşaltma masrafları 2 nci bent
hükmü gereğince müşterek avarya olarak kabul olunduğu takdirde, bunların
yeniden yükletilme ve gemide istif edilme masraflariyle depo ve makul surette
yapılmış olmak şartiyle depo ile ilgili sigorta masrafları; şu kadar ki, gemi
mahküm edilir veya başladığı yolculuğunu yarıda bırakırsa geminin mahkümiyetine
hükmolunması veya yolculuğun bırakılması tarihinden sonra işliyecek depo
masrafları müşterek avarya olarak kabul olunmaz; fakat yükün boşaltılması
bitmeden gemi mahküm edildiği veya yolculuktan vazgeçildiği takdirde, mezkür
depo masraflarının boşaltmanın bittiği ana kadar tahakkuk eden kısmı müşterek
avaryaya kabul olunur.


            
4. Hasara uğramış bir gemi, yolculuğa bütün yükü ile devamını temin edecek
surette tamir görebileceği bir liman veya yerde bulunur da, masraftan tasarruf
maksadiyle tamir için başka bir liman veya yere yahut da varma limanına kadar
yedekte çektirilir veya yük kısmen veya tamamen başka bir gemiye aktarma ve
sair herhangi bir suretle varma limanına doğru yola çıkarılırsa, sarfedilecek
römorkaj ve aktarma masraflariyle yükün varma limanına ulaştırılmasına matuf
sair fevkalade masraflar; şu kadar ki, bu masraflar, böylece tasarruf edilecek
fevkalade masraf tutarını aşmamak şartiyle, yolculukla ilgililer tarafından, bu
suretle sarfından kurtulmuş oldukları fevkalade masraflar nispetinde ödenir;


            
5. Geminin bir barınma limanına girmesi veya yükleme limanına veya yerine
dönmesi sebebiyle uzıyan yolculuk dolayısiyle kaptanla diğer gemi adamlarına
verilmiş olan ücretlerle bu uzıyan yolculuk sırasında onların yiyip içmeleriyle
yakıt ve kumanyadan sarfedilmiş olanlar için yapılmış bulunan ve makul had
dahilinde olan masraflar;


            
6. Bir gemi, bir liman veya yere girer veya bir liman veya bir yerde kalırsa,
yahut bir kaza veya fedakarlık neticesinde geminin uğradığı hasarların tamirini
mümkün kılmak için gemi bir limana veya bir yere girer veya bir limanda yahut
bir yerde kalırsa ve geminin emniyetle yolculuğa devam edebilmesi bu tamire
bağlı bulunursa, kaptanın ve gemi adamlarının ücretleriyle yiyip içmeleri için
geminin bu liman veya yerde durduğu munzam devrede ve yolculuk edebilecek
duruma girdiği veya bu duruma girmesi lazım geldiği tarihe kadar makul had
içinde yapılmış bulunan masraflar müşterek avaryadandır. Munzam durma devresi,
gemi mahküm edildiği veyahut ilk yolculuğuna devam etmediği takdirde geminin
mahküm edildiği yahut yolculuğu bıraktığı tarihte ve şayet bu tarihte gemi
henüz boşaltılmamış olursa boşaltmanın bittiği tarihte sona erer.


            
Munzam durma devresinde sarfedilmiş olan kumanya ve yakıt ve bu devrede
yapılmış olan liman masrafları (Müşterek avaryadan olmıyan tamirlerin yapılması
sebebiyle sarf edilmiş bulunan hariç olmak üzere), müşterek avaryaya kabul
olunur.


            
7. Kaptanlara ve diğer gemi adamlarına geminin bakımı veya müşterek avaryaya
girmiyen tamirler için fazla çalışma ücreti ödenmiş olduğu takdirde bu ücret
bunun ödenmiş olması dolayısiyle yapılmasına hacet kalmamış bulunan ve
yapılması halinde müşterek avaryaya dahil edilecek olan masraflar nispetinde
müşterek avaryaya kabul olunur.


            
8. Gerek bu bendin, gerekse müşterek avarya ile ilgili diğer hükümlerin
tatbikında, donatanın kanun ile veya iş akdiyle bunları ödemeye mecbur olduğuna
bakılmaksızın, kaptan ve diğer gemi adamlarına veya onlar lehine yapılmış
bulunan bütün ödemeler ücret sayılır.





2974


 


            
8. Muvakkat tamirler:


            
Madde 1191 – Gemi; bir yükleme, durma veya barınma limanında müşterek
salamet uğruna veya müşterek avaryadan sayılacak bir fedakarlık neticesinde
hasıl olan hasarlardan dolayı muvakkaten tamir edilirse bu tamirin masrafları,
müşterek avarya olarak kabul olunur. Şu kadar ki; kazaen vakı bir hasar
neticesinde sadece yolculuğun ikmalini temin için muvakkat tamirlere
girişilmişse yapılan masraflar ancak mezkür tamirler yapılmamış olsaydı
karşılaşılacak ve müşterek avarya olarak tazmin edilecek olan masraftan elde
edilen tasarruf nispetinde ve yapılmış olan masraflar yüzünden diğer
ilgililerin elde edebilecekleri tasarruflara bakılmaksızın, müşterek avaryaya
girebilir.


            
Müşterek avaryadan sayılan muvakkat tamir masraflarından yeni ve eski farkı
indirilmez.


            
9. Boşaltılma sırasında yüke gelen zararlar:


            
Madde 1192 – Yük, yakıt ve kumanyanın yalnız elden geçirme, boşaltma,
depolama, yeniden yükleme ve istif ameliyeleri sırasında uğrayacakları hasar ve
kayıplar; ancak, bu ameliyelere ait masrafların müşterek avaryadan sayılmaları
halinde, müşterek avarya olarak kabul olunur.


            
10. Geminin müdafaası:


            
Madde 1193 – Geminin düşman veya deniz haydutlarına karşı müdafaası
halinde müdafaa sırasında gemiye veya yüke yapılan hasar, bu sırada sarf olunan
cephane, gemi adamlarından biri müdafaa sırasında yaralandığı veya öldüğü
takdirde tedavi ve cenaze masrafları, 1013 ve 1014 üncü maddelerle diğer
mevzuat gereğince verilmesi lazım gelen tazminat ve mükafat, müşterek avarya
olarak kabul olunur.


            
11. Geminin kurtarılması:


            
Madde 1194 – Geminin düşman veya deniz haydutları tarafından durdurulup
da fidye verilerek geminin ve yükün kurtarılması halinde rehinelerin geçim ve
kurtarılma masraflariyle birlikte, verilen fidye müşterek avarya olarak kabul
olunur.


            
12. Para tedariki:


            
Madde 1195 – Müşterek avarya masraflarını kapatmak üzere yolculuk
sırasında para bulmak lazım gelip de bu hal zarar ve masraflara sebep olmuş
veya ilgililer arasında yapılacak paylaşma ayrıca masrafı icabettirmişse,
mezkür zarar ve masraflar da müşterek avaryaya kabul olunur. Hususiyle yolculuk
sırasında satılan malların satışından doğan ziyan, lazım olan para deniz ödüncü
yolu ile alınmışsa deniz ödüncü primi, deniz ödüncünden başka bir suretle
alınmışsa sarf olunan paranın sigorta primi, zararların tesbit ve tayini ve
müşterek avarya hesaplarının yaptırılması masrafları müşterek avarya olarak
kabul olunur.


            
Para, borçlu masaya dahil ilgililerden herhangi biri tarafından temin
olunmamışsa müşterek avaryaya giren sarfiyat için yüzde iki nispetinde bir
komüsyon kabul olunur.


            
Ancak, komüsyon hesap edilirken kaptan, zabitler ve tayfaların ücretleri ve
geçim masrafları ve yolculuk sırasında yeniden tedarik edilmemiş olan yakıt ve
kumanya bedelleri nazara alınmaz.


            
II - İstisnaları:


            
1. Hususi avarya halleri:


            
Madde 1196 – Aşağıdaki haller müşterek avaryadan olmayıp hususi
avaryadan sayılır:





2975


            



            
1. Yolculuk sırasında olsa bile hususi avarya neticesinde lazım olan paranın
tedarikinden çıkan zarar ve masraflar;


            
2. Gemi ve yük için birlikte itiraz edilmiş ve her ikisi kurtarılmış olsalar
bile itiraz masrafları;


            
3. Gemi yüzmekte iken yelken zorlaması veya makine ve kazanların çalıştırılması
yüzünden gemi, yük ve navlun veya bunlardan birinin duçar olacağı kayıp ve
hasarlar.


            
2. Müşterek avarya olarak kabul olunamıyacak hasarlar:


            
Madde 1197 – Müşterek avarya hallerinde zararın tesbitinde aşağıdaki
şeylerin uğradıkları hasar ve zıya, hesaba katılmaz:


            
1. Mütat ticari teamüllere uygun şekilde taşınmış olmayan mallar;


            
2. Taşıyanın acentesinin veya sair temsilcisinin haberi olmaksızın veya yükleme
sırasında bile bile yanlış beyanla yükletilmiş mallar; şu kadar ki, bu gibi
mallar kurtarılmış olursa müşterek avarya borcuna iştirak ederler. Yükleme
sırasında hakiki değerlerinden aşağı bir değer bildirmek suretiyle yükletilen
mallara arız olacak zarar ve kayıplar, bildirilen değer üzerinden tazmin
olunursa da müşterek avarya borcuna hakiki değerleri üzerinden girer;


            
3. Kaptana usulüne göre bildirilmemiş olan kıymetli eşya, sanat eserleri, para
ve kıymetli evrak.


               
III - Zarar ve tazminatın tesbiti:


            
1. Gemi hakkında:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1198 – Gemi ve teferruatının uğramış oldukları hasarlara ve ziyaa
karşılık müşterek avaryaya kabul edilecek miktar, tamir yapılmış veya eski
parçaların yerine yenileri konulmuş olduğu takdirde, aşağıdaki maddede
gösterilen indirmeler mahfuz kalmak üzere, tamirin veya yenilemenin makul ve
hakiki değerinden ibaret olacaktır.


            
Tamirat yapılmamış ise, bilirkişinin takdir ettiği tamir masraflarını aşmamak
şartiyle, müşterek avaryaya makul bir amortisman kabul olunur.


            
Geminin fiili veya hükmi tam zıyaı halinde gemiye verilecek müşterek avarya
tazminatı, müşterek avaryadan olmıyan hasarların tamir masrafları ve varsa
satış tutarı çıkarıldıktan sonra kalan, geminin takdir edilen sağlam hali
değerinden ibarettir.


            
b) Tamir tutarlarından indirilecek yeni-eski farkları:


            
Madde 1199 – Eski malzeme veya parçalar yenileriyle değiştirildiği
takdirde müşterek avarya tazminatı hesabında müşterek avarya olarak ödenmesi
kabul edilen tamir tutarlarından yeni ve eski farkları, 1191 inci maddenin son
fıkrası hükmü mahfuz kalmak üzere, aşağıdaki hükümlere göre indirilir:


            
Esas itibariyle indirmeler geminin yaşına göre hesabedilir; geminin ilk defa
olarak gemi siciline kaydolunduğu tarihten kazanın vukubulduğu tarihe kadar
geçen müddet geminin yaşı itibar olunur. Ancak, kumanya ve demirbaş eşya,
izolasyon tertibatı, kurtarma sandalları ve benzerleri, ciro (gyro) puslası
tertibatı, telsiz aletleri, istikamet gösteren aletler ile iskandil aletleri ve
benzerlerinde ve makine ve kazanlarda indirme, ilgili eşyanın kendi yaşına göre
yapılır.


            
Kullanılmamış olan kumanya, istihlak maddeleri ve aletler hakkında hiçbir
indirme yapılmaz.





2976


 


            
İndirme yeni malzeme ve parçaların değeri üzerinden yapılır. Hasarı tesbit
masrafları müstesna, bu değere işçilik ve yerleştirme masrafları da dahildir.


            
Kızak ve havuz ücretleriyle geminin yer değiştirme masrafları tam olarak kabul
olunur.


            
Kazaya takaddüm eden altı ay zarfında boyanmış ise karinayı temizleme ve boyama
masrafları da hesaba ithal edilir.


            
A) Bir yaşına kadar bütün tamir masrafları tam olarak kabul edilir. Ancak,
karinayı kazıma, temizleme, boyama veya ziftleme masraflarından üçte biri
indirilir.


            
B) Bir yaşından üç yaşına kadar: Karinayı kazıma, temizleme ve boyama
masraflarından (A) bendine göre indirme yapılır.


            
Zincir ve madeni teller hariç olmak üzere yelkenler, teçhizat, halatlar, ipler,
ambar kapakları, palamar, örtüler, muşambalar, kumanya ve istihlak maddeleri ve
boya bedellerinden üçte bir indirilir.


            
Ambarın iç döşemeleri, tahta direkler ve sırıklar ve sandallar dahil teknenin
ahşap kısımları, mobilya, mefruşat, tabak, çanak takımları, madeni ve cam eşya,
teller ve madeni palamar, ciro (gyro) pusları tertibatı, telsiz telgraf
aletleri, istikamet tayin eden aletler, akis yoliyle iskandil ve benzeri
cihazlar, çapa zinciri ve zincirler, izolasyon tertibatı, yardımcı makineler,
dümen cihazları ve teferruatı, maçuna, vinç ve elektrik makineleri ve
teferruatı (Elektrik tahrik makineleri hariç) değerleri üzerinden altıda bir
indirilir. Diğer tamirler tam bedelleriyle kabul olunur.


            
Ahşap veya muhtelif teknelerde madeni kaplamalar asağıdaki şekilde muamele
görür:


            
Gemiden çıkarılan madeni kaplamaların gayrisafi ağırlığına müsavi bir miktarın
bedelinden hurdanın satış tutarı düşürülür ve bakıye meblağ tam olarak kabul
edilir. Yeni kaplamalar yapmak için kullanılan çiviler, keçe ve işçilik üçte
bir tenzilata tabidir.


            
C) Üç yaşından altı yaşına kadar; İndirme yukardaki (B) bendine uygun olarak
yapılır. Ancak, ambarın iç döşemeleri dahil teknenin tahta kısımlarından, ahşap
direk, sırık ve sandallardan, mobilya ve mefruşattan üçte bir ve direk ve
sırıkların demir kısımlariyle (Kazanlar ve teferruatı dahil) bütün makinelerden
altıda bir indirilir.


            
D) Altı yaşından on yaşına kadar: İndirme (C) bendine göre yapılır. Ancak,
bütün teçhizatın, ip ve halatların, iskota ve palamarların, direk ve sırıkların
demir kısımlarının, ciro (gyro) pusla tertibatının, telsiz telgraf aletlerinin,
istikamet gösteren cihazlarla akis yoliyle iskandil cihazları ve benzerlerinin,
izolasyon tesisatının, yardımcı makineler, dümen cihazları, maçuna, vinç ve
teferruatı ile (Kazanlar ve teferruatı dahil) sair bütün makinelerin
bedellerindenüçte bir indirilir.


            
E) On yaşından onbeş yaşına kadar: Bütün yenilemelerden üçte bir indirme
yapılır. Ancak, teknenin demir aksamı ile çimento işleri ve çapa zincirlerinden
altıda bir indirilir. Çapalar ise tam bedelle hesaba alınır.


            
F) On beş yaşından sonra: Bütün yenilemelerden üçte bir indirilir. Ancak, çapa
zincirleri altıda bir indirmeye tabidir. Çapalar ise tam bedelle hesap edilir.


            
2. Yük hakkında:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1200 – Fedakarlık neticesinde zıya veya hasara uğrayan
yük için verilecek tazminat mal sahibinin bu yüzden uğradığı zarara eşit
olacaktır. Zarar miktarı geminin boşaltıldığı son gündeki veya yolculuk varma
limanından başka bir





2977


 


yerde bitirilirse
yolculuğa son verildiği tarihteki piyasa fiyatı esas tutularak takdir olunur.


            
Piyasa fiyatı yoksa yahut bu fiyat veya bu fiyatın nasıl tatbik edileceği
bilhassa malın mahiyeti yüzünden kestirilemiyorsa fiyat bilirkişilere
biçtirilir.


            
Bu fiyattan, malın ziyaı neticesi tasarruf edilen navlun, Gümrük Resmi ve sair
masraflar indirilir. Müşterek avaryadan sayılmıyan ve avaryaya sebep olmuş
hadiseden önce veya sonra yahut hadise sırasında hasıl olan değer düşüklüğü ve
ziyanlar dahi, tazminat hesap olunurken indirilir. 1183 üncü madde hükmü
mahfuzdur.


            
Müşterek avarya masraflarını kapatmak üzere 1195 inci madde hükmü gereğince
satılan mallar da feda edilmiş mallardan sayılır.


            
b) Hasara uğrıyan malların satışı:


            
Madde 1201 – Fedakarlık neticesinde hasara uğrıyan mallar satıldığı ve
zararın tutarı hakkında taraflarca başka esaslar kabul edilmiş olmadığı
takdirde hiç hasara uğramamış olduğu kabul edilmek suretiyle malların en son
boşaltma günündeki veya yolculuk asıl varma limanından başka bir limanda sona
ermişse yolculuğun sona erdiği gündeki safi kıymeti ile avaryalı malların safi
satış tutarı arasındaki fark müşterek avaryaya ithal edilecek zarar miktarını
gösterir.


            
3. Navlun hakkında:


            
Madde 1202 – Yükün zıya veya hasarından doğan navlun kayıtlarının
müşterek avarya yoliyle tazmini; navlun kaybının bir müşterek avarya hareketi
neticesi olmasına yahut da bizzat yükün zıya veya hasarının müşterek avaryaya
kabul edilmiş bulunmasına bağlıdır.


            
Kaybedilen gayrisafi navlundan, yapılan fedakarlık sebebiyle tasarruf edilmiş
olan masraflar indirilir.


            
IV - Garameye iştirak borcu:


            
1. Umumi esaslar:


            
Madde 1203 – Müşterek avaryaya kabul olunan zararların tamamı, gemi, yük
ve navlun arasında gemi ve yükün değerleri ve navlunun miktarı ile mütenasip
olarak pay edilir.


            
Müşterek avaryaya iştirak borcu, birinci fıkrada yazılı şeylerin yolculuğun
sonundaki hakiki safi değerlerine, önceden ithal edilmiş olmadıkça feda olunan
şeyler için kabul olunan müşterek avarya tazminatı ilave olunmak suretiyle
tesbit olunur.


            
Geminin ve yükün müşterek avarya hareketi anında tamamiyle zıyaa uğramaları
halinde, navluna hak kazanmak üzere ödenmelerine veya yapılmalarına hacet
kalmıyacak olup da müşterek avaryadan sayılmıyan gemi adamları ücretleriyle
masraflar, donatanın rizikoya uğrıyan yük ve yolcu navlunlarından indirilir.


            
Garameye iştirak eden şeyler için müşterek avarya hareketinden sonra yapılmış
olan ve müşterek avaryaya kabul edilmiş olmıyan masraflar da bunların iştirak
değerlerinden indirilir. Yolcuların bagajları ile konişmentoya bağlanmamış olan
zati eşyaları müşterek avaryaya iştirak etmez.


            
2. Tazminata hakkı olanların rehin hakları:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1204 – Tazminata hakkı olanlar gemi ve navluna düşen garame
payları için bir gemi alacaklısı hakkını ve garameye girecek malların her biri
üzerinde de o mallara düşen garame


payları için bir yük alacaklısı hakkını
haizdirler; şu kadar ki, yük alacaklısı hakkı, mallar teslim edildikten sonra
zilyedliği hüsnüniyetle iktisap etmiş olan üçüncü şahıs zararına olarak
kullanılamaz.





2978


 


            
Garameye girecek malların gönderileni; malları teslim alırken bunlara bir
garame payı düşmüş olduğuna vakıf ise bu pay için, mallar teslim edilmiş
olmasaydı o malların paraya çevrilmesi halinde garame payı ne nispette ödenecek
idiyse o nispette malların teslim zamanındaki değerine kadar şahsan mesuldür.


            
b) Gemiye düşen garame payı için teminat:


            
Madde 1205 – Geminin 1207 nci maddeye göre zararın tesbit ve taksim
edilmesi lazım gelen limandan ayrılabilmesi için gemiye düşen garame paylarına
karşılık olarak yük ile ilgili olanlara teminat göstermek mecburidir.


            
c) Yükü takyid eden rehin hakkının kullanılması:


            
Madde 1206 – Kaptan, garame payları ödenmedikçe veya 1070 inci madde
gereğince temin edilmedikçe garameye iştirak eden malları teslim edemez; ederse
mallar üzerindeki rehin hakkına halel gelmemekle beraber kendisi de bu paylardan
şahsan mesul olur.


            
Kaptanın hareket tarzını donatan emretmişse 973 üncü maddenin 2 nci fıkrası
tatbik olunur.


            
Tazminata hakkı olanların garameye giren mallar üzerindeki rehin hakkı bunlar
namına, taşıyan tarafından kullanılır. Taşıyan bu rehin hakkını kullanırken
navlundan ve sarfettiği paralardan dolayı kendisinin haiz olduğu rehin hakkına
dair 1077 nci madde hükümlerine tabidir.


            
C) Dispeç:


            
I - Umumi olarak:


            
1. Yapılacağı yer:


            
Madde 1207 – Zararın tesbit ve taksimi varma yerinde ve eğer buraya
varılmazsa, yolculuğun bittiği limanda yapılır.


            
2. Dispeççi:


            
Madde 1208 – Dispeç, hükümetçe tayin edilmiş olan dispeççiler ve bunlar
yoksa, mahkemenin tayin edeceği kimseler tarafından yapılır. Şu kadar ki; gemi
ve yükle alakalılar da müttefikan dispeççi seçebilirler.


            
İlgililerden her biri dispeçin yapılması için lazım olan ve elinde bulunan
vesikaları hususiyle çarter partileri, konişmento ve faturaları, dispeççiye
ibraz etmeye mecburdur.


            
Dispeççinin talebi üzerine mahkeme, Usul Kanunu hükümleri gereğince ellerinde
bulunan vesikaları dispeççiye ibraz etmelerini bunları elinde bulunduranlara
emreder.


            
Dispeççi; ilgililerin dispeçi tetkik etmelerine müsaade ve talepleri üzerine
masraflarını çekmek şartiyle, bir kopya vermeye mecburdur.


            
3. Dispeçi yaptırma mükellefiyeti:


            
Madde 1209 – Kaptan gecikmeksizin dispeçi yaptırmakla mükelleftir; bu
mükellefiyetini yerine getirmezse ilgililerin her birine karşı mesul olur.
Sigortacı dahil bütün ilgililerin kaptanın dispeç yaptırmaya mecbur tutulması
için kaptana ve donatana karşı dava açmak hakları mahfuzdur.


            
Dispeç vaktinde yaptırılmazsa ilgililerden her biri ve bu arada sigortacı bunun
yapılmasını istemiye ve yaptırmaya salahiyetlidir.





2979


 


            
Dispeçin yapılması talebi hadisenin müşterek avarya sayılamıyacağı ileri
sürülerek dispeççi tarafından reddedilirse dispeçin yapılması lazım gelip
gelmediğine ilgililerden herhangi birinin ve bu arada sigortacının müracaatı
üzerine 1207 nci maddede yazılı yerdeki mahkemece karar verilir. Mahkeme evrak
üzerine veya ilgilileri ve bu arada sigortacıları dinliyerek bu hususta karar
verir. Bu halde, basit muhakeme usulü tatbik olunur.


            
II - Dispeçin tasdikını talep ve itiraz:


            
1. Duruşma:


            
Madde 1210 – İlgililer ve bu arada sigortacılar 1207 nci maddede yazılı
yerdeki mahkemeden dispeçin tasdikını istiyebilecekleri gibi avaryanın nevine
veya hesaplarına itiraz da edebilirler.


            
Dilekçede duruşmaya çağırılacak olan ilgililerin ad ve soyadları bildirilmek
lazımdır.


            
Dilekçe üzerine mahkeme dispeççiden dispeç ile müsbit evrakı ister, bu
vesikaların tamamlanmasına lüzum görülürse ibrazını onları elinde
bulunduranlara emreder.


            
İlgililerin hepsi duruşmaya çağırılır. Davetiyede, dispeç ile müsbit
vesikaların mahkeme kaleminde incelenebileceği ve çağırılanın daha önce de
dispeçe karşı mahkemede itirazda bulunabileceği muayyen günde gelmediği
takdirde dispeçe muvafakat etmiş sayılacağı yazılır. Davetiyenin tebliğ için
duruşma gününden en az on beş gün önce gönderilmesi lazımdır.


            
Dispeç raporuna itirazın en geç ilk celsede hiçbir tereddüdü gerektirmiyecek
derecede açık ve etraflı olarak bildirilmesi mecburidir. Haklı sebepler
dolayısiyle bu mümkün olmazsa, hakim ilgiliye itirazını bildirmek üzere bir
defalık uygun bir mehil verir. İlk celsede veya en geç hakim tarafından
verilecek mehil içinde gereği gibi açık ve etraflı şekilde bildirilmemiş olan
itiraz vukubulmamış sayılır.


            
2. Dispeçin tasdiki:


            
Madde 1211 – Tayin olunan günde hazır olanlarla duruşma yapılır. Dispeçe
karşı duruşmada veya daha önce bir itiraz yapılmamış olduğu takdirde dispeç
tasdik olunur. İtiraz yapılmışsa ilgililer dinlenir. İtirazın yerinde olduğu
görülür, veya başka surette bir anlaşmaya varılırsa dispeç buna göre
düzeltilerek tasdik olunur.


            
İtirazın hemen karara bağlanmasının mümkün olmaması halinde dispeç raporunun
itirazın şümulü dışında kalan kısımları ayrı bir kararla tasdik ve itiraz
edilen kısım hakkında duruşmaya devam olunur.


          
3. Tatbik olunacak usül hükümleri:


            
Madde 1212 – 1210 ve 1211 inci maddeler hükümleri mahfuz kalmak şartiyle
dispeçin tasdikında ve itirazların tetkikında basit muhakeme usulü hükümleri
tatbik olunur.


            
4. Dispeç raporunun tasdikı hakkındaki kararın hükmü:


            
Madde 1213 – Dispeç raporunun tasdikı hakkındaki kararın kesinleşmesiyle
bu karar, raporda gösterilen alacakların ödetilmesi için verilmiş bir ilam
mahiyetini kazanır. Şu kadar ki; itiraza uğramamış olan bir raporun tasdikı
kararı kesinleşmeden önce de bu mahiyeti haizdir.


            
Raporun tasdikına ait ilam, tasdik talebi üzerine yapılan duruşmaya usulüne
göre çağırılmış olmıyan ilgililer aleyhine hiçbir netice doğurmaz.





2980


 


            
D) Müşterek avarya esaslarına tabi olan başka haller:


            
1. Şartlar:


            
Madde 1214 – Kaptan yolculuğa devam maksadiyle fakat müşterek avaryadan
olmıyan bir sarfiyat için 1000 ve 1001 inci maddeler gereğince yükü deniz
ödüncüne karşı rehnetmiş olur veya satmak veya kullanmak suretiyle yükün bir
kısmı üzerinde tasarruf etmiş bulunursa yükle ilgili olanlardan birinin hakkı
olan tazminatı gemi ve navlun üzerinden tamamen veya kısmen alamaması yüzünden
uğrıyacağı zarar yükle ilgili olanların hepsi tarafından müşterek avarya
esaslarına göre çekilir.


            
Bütün hallerde ve hususiyle 1001 inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci
cümlesindeki halde yükle ilgili olanlara ait zarar, 1200 üncü maddede yazılı
tazminata göre tesbit olunur. Satılan mallar meydana gelebilecek, müşterek
avaryaların garamesine dahi yukarda yazılı tazminata esas tutulan değer
üzerinden girer.


            
2. Hükümler:


            
Madde 1215 – Bu kanunun 1089 ve 1214 üncü maddelerinde yazılı hallerde
ödenecek garame payları ve alınacak tazminat, her hususta müşterek avarya
hallerindeki garame payları ve tazminat hükmündedir.


 


İKİNCİ
KISIM


Çatma


 


            
A) Kusursuz çatma:


            
Madde 1216 – Çatma umulmıyan bir hal veya mücbir kuvvet yüzünden vukua
gelmiş veya neden ileri geldiği anlaşılamamışsa çarpışan gemilerin yahut
gemilerde bulunan can ve malların çatma yüzünden uğradıkları zarar için
tazminat istenemez.


            
B) Kusurlu çatma:


            
I - Bir taraflı kusur:


            
Madde 1217 – Çatma gemilerden birinin gemiadamlarının kusurundan ileri
gelmişse, zararı o geminin donatanı tazmine mecburdur.


            
II - Müşterek kusur:


            
Madde 1218 – Çatma; çarpışan gemilerin gemiadamlarının müşterek
kusurlarından ileri gelmişse, bu gemilerin donatanları çatma yüzünden gemilerin
veya gemide bulunan malların uğradıkları zararı kusurlarının ağırlığı
nispetinde tazmin etmeye mecburdurlar.


            
Gemide bulunan bir insanın ölümünden veya yaralanmasından yahut sıhhatinin
bozulmasından doğan zararlardan, gemilerin donatanları zarar görene karşı
müteselsilen mesul olurlar.


            
Donatanların birbirine karşı olan münasebetlerinde bu gibi zararlar için dahi
birinci fıkra tatbik olunur.


            
III - Mecburi kılavuzun kusuru:


            
Madde 1219 – Gemi mecburi kılavuz tarafından sevk edilirken onun
kusurundan ileri gelen çatmadan geminin donatanı mesul olmaz; meğer ki,
gemiadamlarından olan kimseler kendilerine düşen vazifeleri yapmamış olsunlar.


            
C) Çatma olmaksızın zarar:


            
Madde 1220 – Gemi bir manevrayı yapmak veya yapmamak suretiyle yahut
nizamlara riayetsizlik yüzünden başka bir gemiye yahut gemide bulunan can veya
mallara çatma olmaksızın, bir zarar verirse bu kısım hükümleri tatbik olunur.





2981


 


            
D) Mahfuz tutulan hükümler:


            
Madde 1221 – Donatanın mesuliyetinin gemi ve navlun ile tahdidine ve
mukavelelerden doğan mesuliyetine dair hükümlerle gemiadamlarının kusurları
sebebiyle mesuliyetine dair hükümler ve Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki
Kanun hükümleri mahfuzdur.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Kurtarma ve Yardım


 


            
A)  Ücret isteme hakkı:


            
I - Şartları:


            
Madde 1222 – Deniz tehlikesi altında bulunan bir gemi veya gemideki
şeyler; gemiadamlarının idaresinden çıktıktan sonra üçüncü şahıslar tarafından
ele geçirilerek emniyet altına alınır veya, bu hal haricinde, gemi veya gemide
bulunan şeyler üçüncü şahısların yardımiyle deniz tehlikesinden kurtarılır ise
bu kısım hükümleri gereğince kurtarma veya yardım için bir ücret istenebilir.


            
Kurtarma veya yardım aynı donatanın birden çok gemileri arasında olsa da hüküm
aynıdır.


            
Ödenecek para, emniyet altına alınan veya kurtarılan şeylerin değerini hiç bir
halde geçemez.


            
II - İstisnaları:


            
1. Neticesiz kalmış hizmetler:


            
Madde 1223 – Yapılan hizmetler neticesiz kalmış olursa kurtarma veya
yardım ücreti diye bir şey istenemez.


            
2. Ücret istiyemiyecek kimseler:


            
Madde 1224 – Kaptanın açık mümanaatına rağmen bir gemiye yardımda
bulunmuş olan kimse, kurtarma veya yardım ücreti diye bir şey istiyemez;meğer
ki, mümanaatın makul olmadığı anlaşılsın.


            
Tehlike altında bulunan geminin gemiadamları da böyle bir talepte bulunamazlar.


            
Römorkör tarafından çekilen geminin yahut yükünün emniyet altına alınmış veya
kurtarılmış olmasından dolayı kurtarma veya yardım ücreti istenebilmesi için
cer mukavelesinin yerine getirilmesi mahiyetinde sayılamıyacak derecede
fevkalade hizmetlerde bulunulmuş olması şarttır.


            
B) Ücretin tayini:


            
I - Sözleşme yoksa:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1225 – Taraflar arasında bir mukavele yoksa kurtarma veya yardım
ücreti, halin icabı gözetilerek hak ve nasafet dairesinde tayin olunur.


            
1230 uncu madde hükmü mahfuz kalmak şartiyle kurtarma veya yardım işlerine
iştirak etmiş olan birden çok kimseler arasında kurtarma veya yardım ücretinin
pay edilmesinde de birinci fıkra hükmü tatbik olunur.


            
Kurtarma veya yardım ücreti para olarak tesbit olunur. İlgililer rey birliğiyle
istemedikçe ücret, emniyet altına alınan veya kurtarılan şeylerin değerlerinin
bir yüzdesi nispetinde tesbit edilemez.


            
2. Gözetilecek başlıca hususlar:


            
Madde 1226 – Kurtarma veya yardım ücretinin tutarı tayin olunurken
başlıca şunlar gözetilir:





2982


 


            
Elde edilen netice, çalışmış olanların emeği ve hizmeti, emniyet altına alınan
veya kurtarılan geminin ve içindeki can ve malların maruz kaldıkları tehlike,
yardım veya kurtarmaya iştirak etmiş olanların kendileri ve gemileri için göze
aldıkları tehlike, sarfedilen zaman,meydana gelen zararlar ve yapılan
masraflar, kurtarma veya yardıma iştirak etmiş olanların göze aldıkları tazmin
mesuliyeti veya diğer mahzurlar tehlikeye soktukları malzemenin değeri va
yardım eden veya kurtaran gemi hususi bir maksada tahsis edilmişse bu maksat.


            
Emniyet altına alınan veya kurtarılan şeylerin değeri ile hak kazanılan navlun
ve yolcu taşıma ücretleri ancak ikinci derecede gözönünde tutulur.


            
Bu hükümler 1225 inci maddenin 2 nci fıkrasında yazılı kimseler arasındaki
taksim hakkına da tatbik olunur.


            
3. Ücrete girmiyen masraflar:


            
Madde 1227 – Resmi dairelerin masraf ve harcları ve emniyet altına
alınan veya kurtarılan şeyler için ödenmesi lazım gelen gümrük ve diğer
resimlerle bu şeylerin muhafazası, korunması, değerlerinin biçilmesi ve
satılması maksatlariyle yapılan masraflar; kurtarma ve yardım ücretine dahil
değildir.


            
II - Mukavele varsa:


            
1. Mukavelenin değiştirilmesi veya iptali:


            
Madde 1228 – Kurtarma veya yardım hakkında yapılan bir mukavele tehlike
zamanında ve tehlikenin tesiri altında yapılmış ve kabul edilen şartlar hak ve
nasafet esaslarına aykırı bulunmuş olursa, talep üzerine mahkeme tarafından
değiştirilebilir yahut iptal olunabilir. Mukaveleyi yapanlardan biri hile ile
mukaveleyi yapmaya sevk edilmiş olur yahut kurtarma veya yardım ücreti, yapılan
hizmetlerle herhangi bir cihetten aşırı derecede nispetsiz bulunursa aynı hüküm
tatbik olunur.


            
2. Ücretin indirilme veya kaldırılması:


Madde 1229 – Yardımda bulunan
veya kurtaran kimseler kurtarma veya yardım işini kendi kusurları ile zaruri
kılmış yahut hırsızlık etmiş veya mal gizlemiş yahut doğruluğa sığmıyan başka
hareketlerde bulunmuş olurlarsa kurtarma veya yardım ücreti indirilebilir veya
hiç verilmiyebilir.


            
C) Ücretin paylaştırılması:


            
1. Gemi ve yükün kurtarılması halinde:


            
Madde 1230 – Bir gemi veya yükü,bir başka gemi tarafından tamamen veya
kısmen emniyet altına alınır veya kurtarılırsa, kurtarma veya yardım ücreti,
öteki geminin donatanı, kaptanı ve diğer gemi adamları arasında; ilk önce
donatana yardım veya kurtarma yüzünden geminin uğradığı zararla işletme
yüzünden yapılan fazla masraflar tazmin edildikten sonra bakıyeden vapur
donatanına üçte iki, yelkenli donatanına yarısı, vapur kaptanı ve diğer
gemiadamlarına altıda birer, yelkenli kaptanı ve diğer gemiadamlarına dörtte
birer verilmek suretiyle pay edilir.


            
Kaptan müstesna olmak üzere gemiadamlarına düşen miktar, herbirinin bilhassa
maddi ve şahsi hizmeti gözetilerek aralarında pay edilir. Pay yolculuk bitmeden
gemiadamlarına bildirilir ve her birinin payını gösteren bir cetvele göre
kaptan tarafından yapılır.


            
Pay cetveline karşı cetvelin bildirilmesinden sonra ilk varılan yerdeki
mahkemeye veyahut da geminin bu yolculuktan bağlama limanına dönmesinden
itibaren on gün içinde o yerdeki mahkemeye itiraz olunabilir.


            
Mahkemece ilgililer dinlendikten sonra pay cetveli aynen veya lüzumunda
değiştirilerek tasdik olunur. Bu karar katidir. Kararın bir sureti mahkemece
gecikmeden donatana re'sen tebliğ edilir.





2983


 


            
Bir ve ikinci fıkralara aykırı mukaveleler hükümsüzdür.


            
Kurtarma veya yardım işlerinin bu maksada tahsis edilmiş olan gemi veya
römorkör tarafından yapılması halinde yukarki hükümler tatbik olunmaz.


            
II - İnsan kurtaranlara tazminat:


            
Madde 1231 – Kurtarmayı veya yardımı icabettiren kaza sırasında insan
kurtarmak için çalışmış olan kimse, gemiye veya gemide bulunan şeyleri
kurtarmış olanlara ait tazminattan hak ve nasfete uygun bir pay istiyebilir.
Kurtarılan kimseler kurtarma veya yardım ücreti ödemeye mecbur değildir.


            
D) Rehin ve hapis hakkı:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 1232 – Yardım ve kurtarma masrafları ile ücretinden dolayı
alacaklının emniyet altına alınan veya kurtarılan şeyler üzerinde rehin hakkı
ve emniyet altına alınan şeyler üzerinde teminat verilinceye kadar aynı zamanda
hapis hakkı vardır.


            
Rehin hakkının kullanılmasında 1176 ncı madde hükmü tatbik olunur.


            
II - Kaptanın ve donatanın mesuliyeti:


            
Madde 1233 – Alacaklının alacağı tediye veya temin edilmedikçe, kaptan,
malları tamamen veya kısmen teslim edemez, ederse alacaklının, teslim edilen
şeylerden teslim zamanında elde edebileceği miktar nispetinde alacaklıya karşı
şahsan mesul olur.


            
Kaptanın hareket tarzını donatan emretmiş ise 973 üncü maddenin 2 nci fıkrası
hükümleri tatbik olunur.


            
III - Gönderilenin mesuliyeti:


            
Madde 1234 – Kurtarma veya yardım keyfiyeti kendiliğinden kurtarma ve
yardım masraflarını ödemek için şahsi bir borç doğurmaz.


            
Gönderilen malları teslim alırken onlardan kurtarma veya yardım masrafı
ödeneceğine vakıf ise bu masraflar için mallar teslim edilmiş olmasaydı
bunların paraya çevrilmesi halinde masraflar ne nispette ödenecek idiyse o
nispette şahsan mesuldür.


            
Teslim edilen mallarla birlikte başka şeyler de emniyet altına alınmış veya
kurtarılmış olursa gönderilenin şahsi mesuliyeti masrafların bütün şeyler
arasında pay edilmesi halinde teslim edilen mallara düşecek miktarı geçemez.


 


ALTINCI
FASIL


Gemi Alacaklıları
ve Yük Alacaklıları


 


            
A) Gemi alacaklısı hakkını veren alacaklar:


            
Madde 1235 – Aşağıdaki alacaklar sahiplerine "gemi alacaklısı
hakkı" verir:


            
1. Gemi cebri icra yolu ile satıldığı takdirde, geminin son limana girmesinden
itibaren yapılan ve cebri icra masraflarından sayılmıyan gemi ile teferruatının
bekçilik ve muhafaza masrafları;


            
2. Gemi seyrüsefer ve liman resimleri ve hususiyle şamandıra, fener, karantina
ve liman paraları;


            
3. Gemiadamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden doğan alacakları;


            
4. Kılavuz ücretleriyle kurtarma yardım, fidye ve itiraz ücret ve masrafları;


            
5. Geminin müşterek avarya garame borçları;





2984


 


            
6. Deniz ödüncüne karşı kendilerine gemi rehnedilmiş olan deniz ödüncü
alacaklılarının alacakları ve geminin tamamına veya bir kısmına sahip olsa bile
kaptanın bu sıfatla ve gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada zaruret
hallerinde 988 ve 1001 inci maddeler hükümleri gereğince yaptığı diğer kredi
muamelelerinden doğan alacaklar. Bağlama limanı dışında bulunduğu sırada
zaruret hallerinde ve ihtiyaçla mahdut olarak geminin bakımı veya yolculuğun
başarılması için bir kredi açmaksızın, kaptana bu sıfatla verilmiş levazımdan
veya yapılmış hizmetlerden doğan alacaklar da bu hükümdedir;


            
7. Taşıyan aynı zamanda donatan olmasa bile, yük ile 1128 inci maddenin 2 nci
fıkrasında yazılı bagajın teslim edilmemesinden veya hasara uğramasından doğan
alacaklar ile yolcu veya mal taşıma akitlerinin hiç veya gereği gibi yerine
getirilmemiş olmasından doğan peşin ödenmiş navlunun geri alınması dahil diğer
bütün alacaklar;


            
8. Kaptanın hususi bir vekaletle değil sırf kaptan sıfatiyle haiz bulunduğu
kanuni salahiyetine (Madde 948, fıkra 1, bent 1) dayanarak yaptığı hukuki
muamelelerden ve donatan tarafından aktedilmiş olup ifası kaptana düşen bir
mukavelenin yerine getirilmemesinden yahut noksan veya fena ifasından doğan
(Madde 948, fıkra 1, bent 2) ve yukarki bentlere girmiyen alacaklar;


            
9. Geminin tamamına veya bir kısmına sahip olsa bile gemiadamlarından birinin
kusurundan doğan (Madde 947, 948, fıkra 1, bent 3) alacaklar;


            
10. İşçi Sigortaları Kurumunun iş hayatına ait sigorta kanunları hükmünce
donatanlardan istiyebileceği bütün alacaklar. Şu kadar ki; sigorta veya iş
kanunları gereğince donatanların Sigorta Kurumuna karşı şahsan mesul
tutulmasına ait hükümler mahfuzdur.


            
B) Kanuni rehin hakkı:


            
I - Mevzuu:


            
1. Gemi ve teferruatı:


            
Madde 1236 – Deniz ödüncündeki akdi rehin dışında gemi alacaklılarının
gemi ve teferruatı üzerinde kanuni bir rehin hakları vardır.


            
Rehin hakkı gemiye zilyed olan her üçüncü şahsa karşı ileri sürülebilir.


            
Devlet, vilayet, belediye ve diğer amme hükmi şahıslarına ait olup denizde
kazanç elde etme maksadına tahsis edilmiyen veya fiilen böyle bir maksat için
kullanılmıyan gemiler üzerinde kanuni rehin hakkı doğmaz. Şu kadar ki; bu hükmi
şahıslar 1235 inci maddedeki gemi alacaklılarına karşı; gemi ve teferruatının
alacaklara sebep olan yolculuk sonundaki değeri ile aynı yolculukta kazanılan
navlun tutarı, gemi alacaklıları arasında kanun sıralarına göre paylaştırılmış
olsaydı alacaklılara düşecek miktar ne idiyse o nispette şahsan mesuldürler. 1252
ve 1253 üncü maddelerle 1255 inci maddenin 2 nci fıkrası ve 1256 ncı madde
hükmü burada da tatbik olunur.


            
2. Navlun:


            
Madde 1237 – Gemi alacaklılarından her birinin kanuni rehin hakkı,
alacağı sebep olan yolculuğun gayrisafi navlununa da şamildir.


            
3. Yolculuk:


            
Madde 1238 – Bu fasıl hükümlerinin tatbikında "Yolculuk",
geminin yeni baştan donatılmasını icabettiren veya yeni bir çarter
mukavelesiyle girişilen yahut da yük tamamen boşaltıldıktan sonra başlanan
yolculuktur.





2985


 


            
4. Gemiadamlarının rehin hakkı:


            
Madde 1239 – Muhtelif yolculuklar aynı hizmet veya iş mukavelesinin
hükmü içinde yapılmış olduğu takdirde 1235 inci maddenin 3 üncü bendinde yazılı
gemi alacaklılarının, daha sonraki bir yolculuktan doğan alacaklarından dolayı
daha önceki yolculukların navlunu üzerinde de kanuni rehin hakkı vardır.


            
5. Deniz ödüncü alacaklısının rehin hakkı:


            
Madde 1240 – Deniz ödüncü alacaklısının 1159 uncu maddeye göre haiz
olduğu rehin hakkına diğer gemi alacaklılarının kanuni rehin haklarına dair
hükümler tatbik olunur.


            
Deniz ödüncü alacaklısının rehin hakkının şümulü 1160 ıncı madde hükmü
gereğince yapılmış olan deniz ödüncü mukavelesine göre tayin edilir.


            
II - Temin edilen alacak:


            
Madde 1241 – Gemi alacaklılarının rehin hakkı, ana parayı, faizi, deniz
ödüncü primini ve masrafları aynı surette temin eder.


            
III - Rehnin paraya çevrilmesi:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1242 – Gemi alacaklıları, gemi ve navlun (Deniz serveti) üzerinden
haklarını İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre alırlar.


            
Şu kadar ki;


            
1. İcra ve İflas Kanununun rehinle temin edilmiş alacaklar için ihtiyati haciz
istenmiyeceğine dair olan hükmiyle rehin paraya çevrilmeden iflas yoliyle takip
yapılmasına engel olan hükmü burada tatbik olunmaz.


            
2. Dava veya takip donatana karşı olabileceği gibi, gemi bağlama limanında
bulunsa bile, kaptana karşı da olabilir.


            
Kaptan aleyhine verilen hüküm veya kesinleşen takip donatana saridir.


            
3. Mücerret gemi teferruatının veya gemi siciline kayıtlı bulunmıyan gemilerin
satışı ile navlun alacağının devri hakkında İcra ve İflas Kanununun 112-121
inci maddeleri hükümleri tatbik olunur.


            
2. Donatanın şahsi mesuliyeti:


            
Madde 1243 – Donatanın, alacağın doğduğu sırada veya daha sonra borçtan
dolayı aynı zamanda şahsan dahil mesul olması, gemi alacaklılarının hakları üzerinde
hiçbir tesir icra etmez.


            
Bu hüküm bilhassa gemiadamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden doğan
alacaklarına tatbik olunur.


            
3. Donatma iştiraki:


            
Madde 1244 – Gemi bir donatma iştiraki tarafından işletildiği takdirde
bir tek donatanın malı imiş gibi, gemi ve navlun gemi alacaklılarına karşılık
sayılır.


            
IV - Sukutu:


            
1. Geminin cebri veya zaruri satışı:


    Madde 1245 – ( Değişik birinci
fıkra :20/4/2004 – 5136/6 md.) Geminin;


     1. Yurt içinde cebri icra
yoluyla,


2. Türkiye genelinde tirajı
en yüksek beş gazete arasından iki ayrı gazetede üç gün ara ile iki kez ilânen
tebligat yapılmak suretiyle gemi alacaklılarının satıştan haberdar edilmeleri
kaydıyla yurt dışında cebri icra yoluyla,


3. Kaptan tarafından 990
ıncı madde hükmü gereğince kanunî yetkisine dayanarak zorunlu hallerde,


Satılması durumunda gemi
alacaklılarının gemi üzerindeki rehin hakları kalkar. Satış bedeli alıcı
tarafından henüz ödenmediği veya kaptanın yahut acentenin elinde bulunduğu
müddetçe gemi alacaklıları için gemi yerine geçer.


 





2986


 


            
Gemi ipoteği hakkındaki hususi hükümler mahfuz kalmak üzere 1 inci fıkra
hükümleri gemi üzerindeki diğer rehin haklarına da tatbik olunur.


            
2. İptal kararı:


            
Madde 1246 – Gemi, 1245 inci maddede yazılı haller haricinde temlik
edilirse, iktisap eden kimse, ilan yolu ile tebligat yapılarak belli olmıyan
gemi alacaklılarının rehin haklarının iptaline karar verilmesini istiyebilir.


            
V - Dereceleri:


            
1. Bekçilik ve muhafaza masrafları:


            
Madde 1247 – Geminin son limana girmesinden itibaren yapılan bekçilik ve
muhafaza masraflarının (Madde 1235, bent 1); gemi bakımından gemi
alacaklılarının diğer bütün alacaklarına karşı rüçhan hakkı vardır.


            
2. Muhtelif yolculuklardan doğan alacaklar:


            
Madde 1248 – 1235 inci maddenin 2 ila 9 sayılı bentlerinde yazılı
alacaklardan, son yolculuğa (Madde 1238) ait alacaklar, yolculuğun bitmesinden
sonra doğan alacaklar da dahil olmak üzere daha önceki yolculuklara ait
alacaklara karşı rüçhan hakkını haizdirler.


            
Son yolculuktan evvelki yolculuklardan doğan alacaklar arasında yeni
yolculuktan doğmuş olanları eskilerine tercih olunur.


            
Muhtelif yolculuklar aynı hizmet veya iş mukavelesi gereğince yapılmış
oldukları takdirde 1235 inci maddenin 3 sayılı bendinde yazılı gemi
alacaklıları, daha sonraki bir yolculuğa ait alacakları için haiz oldukları
rüçhan hakkını, daha önceki bir yolculuğa ait alacaklar için de haizdirler.


            
Deniz ödüncüne sebep olan yolculuk 1258 inci madde gereğince birden çok
yolculuğu ihtiva ediyorsa, deniz ödüncü alacağı, bu yolculukların birincisi
bittikten sonra başlanan yolculuklara ait olan alacaklardan sonra gelir.


            
3. Aynı yolculuğa ait muhtelif alacaklar:


            
Madde 1249 – Aynı yolculuğa ait alacaklarla 1248 inci madde gereğince
aynı yolculuğa ait sayılan alacaklar aşağıdaki sıraya göre ödenir:


            
1. Gemi, seyrüsefer ve liman resimleri (Madde 1235, bent 2);


            
2. Gemiadamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden doğan alacakları (Madde 1235,
bent 3);


            
3. Kılavuz ücretleriyle kurtarma, yardım, fidye ve itiraz ücret ve masrafları
(Madde 1235, bent 4), geminin müşterek avarya garame borçları (Madde 1235, bent
5), zaruret hallerinde kaptanın giriştiği deniz ödüncü muamelesinden ve diğer
kredi muamelelerinden doğan alacaklarla bu mahiyette sayılan alacaklar (Madde
1235, bent 6);


            
4. Yük ve bagajın teslim edilmemesinden veya hasara uğramasından doğan
alacaklar ile yolcu veya mal taşıma akitlerinin hiç veya gereği gibi yerine
getirilmemiş olmasından doğan peşin ödenmiş navlunun geri alınması dahil diğer
bütün alacaklar (Madde 1235, bent 7);


            
5. 1235 inci maddenin 8 ve 9 sayılı bentlerinde yazılı alacaklar.


            
4. Yukarki maddede yazılı alacaklar arasındaki sıra:


            
Madde 1250 – Yukarki maddenin 1,2, 4 ve 5 inci bentlerinde gösterilen
alacaklardan aynı bent içinde bulunanları aynı sıradadırlar.


            
Aynı maddenin 3 üncü bendinde yazılı alacaklar arasında sıra, doğuş tarihlerine
göredir; aynı zamanda doğanların sırası birdir.





2987


 


            
Kaptan aynı zaruret icabı olarak birden çok muamele (Madde 1235, bent 6) yapmış
olursa, bunlardan doğan alacaklar aynı zamanda doğmuş sayılır.


            
1249 uncu maddenin 3 üncü bendinde yazılı olanlardan daha önce doğmuş olan
alacakları ödemek için kaptan tarafından yapılan kredi muamelelerinden ve
bilhassa deniz ödüncü mukavelelerinden çıkan alacaklarla bu gibi önceki
alacakları tanıma veya tecdit yahut bunların vadesini uzatma maksadiyle yine
kaptan tarafından yapılan mukavelelerden doğan alacaklar, kredi muamelesi veya
mukavele yolculuğa devam etmek için zaruri bulunmuş olsa bile ancak önceki
alacağın haiz olduğu rüçhan hakkından istifade eder.


            
1235 inci maddenin 10 uncu bendinde yazılı alacaklar, doğuş tarihlerine
bakılmaksızın diğer bütün gemi alacaklılarından sonra gelir.


            
VI - Navlun üzerindeki rehin hakkı:


            
Madde 1251 – Gemi alacaklılarının navlun üzerindeki rehin hakkı (Madde
1237), ancak navlun henüz ödenmediği veya kaptan yahut acentanın elinde
bulunduğu müddetçe hüküm ifade eder.


            
1247 ila 1250 nci maddeler hükümleri bu rehin hakkına da tatbik olunur.


            
Navlun alacağının devri halinde, gemi alacaklılarının rehin hakkı, navlun henüz
ödenmediği veya parası kaptanın yahut acentanın elinde bulunduğu müddetçe
devralana karşı da ileri sürülebilir.


            
VII - Donatanın mahdut şahsi mesuliyeti:


            
1. Navlunun tahsili halinde:


            
Madde 1252 – Navlun tahsil eden donatan, bu yüzden rehin haklarını
tamamen veya kısmen kaybetmiş olan gemi alacaklılarına karşı, tahsil ettiği
nispette şahsan mesuldür; şu kadar ki; donatanın alacaklılardan her birine
karşı olan bu mesuliyeti, tahsil olunan paranın kanuni sıra gereğince
paylaşılması halinde her birine isabet edecek olan miktarı geçemez.


            
Donatanın kendi hesabına gemiye yüklettiği mallar için yükleme yerinde ve
yükleme zamanında ödenmesi mütat olan navlun hakkında da 1 inci fıkra hükmü
tatbik olunur.


            
2. Navlunun bazı alacaklılara tevzii halinde:


            
Madde 1253 – Donatan navlunu, navlun üzerinde rehin hakkı olan gemi
alacaklılarından birinin veya birkaçının alacağını ödemek için kullandığı
takdirde, rüçhan hakkı olan alacaklılara karşı, ancak onları bilerek mahrum
ettiği miktar nispetinde mesul olur.


            
3. Geminin cebri veya zaruri satışı halinde:


            
Madde 1254 – Donatan 1245 ve 1246 ncı maddelerde yazılı hallerde satış
bedelini tahsil ederse cebri icra veya zaruri satış neticesinde yahut ilan
yoliyle davet sonunda verilen iptal kararı sebebiyle rehin hakları düşmüş olan
gemi alacaklılarına karşı 1252 ve 1253 üncü maddelerde yazılı olduğu gibi
şahsan mesul olur.


            
4. Geminin yeni bir yolculuğa çıkarılması halinde:


            
Madde 1255 – Donatan; yalnız gemi ve navlun ile mesul olduğu bir gemi
alacaklısının alacağını öğrendikten sonra alacaklının menfaati iktizası
olmadığı halde gemiyi yeni bir deniz yolculuğuna (Madde 1238) gönderirse, bu
alacak için aynı zamanda, geminin yeni yolculuğun başındaki değerinin gemi
alacaklıları arasında kanuni sıralarına göre paylaştırılması halinde bu,
alacaklıya düşecek olan miktar nispetinde, şahsan dahi mesul olur.





2988


 


            
Bu paylaşmada alacaklının alacağını tamamen elde edebileceği kabul olunur: şu
kadar ki, donatan bunun aksini ispat edebilir.


            
Donatanın, üzerinde alacaklının rehin hakkı bulunan navlunu tahsil etmiş olması
yüzünden 1252 nci madde hükmü gereğince doğan şahsi mesuliyeti mahfuzdur.


            
5. Tazminat halinde:


            
Madde 1256 – Müşterek avarya hallerinde feda edilen veya hasara uğrıyan
şeyler için verilen tazminat, gemi alacaklıları için, tazminatın karşılık
olduğu şeyler yerine geçer.


            
Geminin zıyaı veya hasarı yahut malın zıyaı veya hasarı neticesi olarak
navlunun eksilmesi halinde, hukuka aykırı hareketiyle bu zararlara sebep olan
kimse tarafından donatana ödenecek tazminat da aynı hükme tabidir.


            
Donatan tazminatı tahsil etmişse, tahsil ettiği miktar nispetinde gemi
alacaklılarına karşı 1252 ve 1253 üncü maddelerde yazılı olduğu gibi şahsan
mesul olur.


            
VIII - Gemi alacaklılarının diger alacaklılara karşı rüçhan hakkı:


            
Madde 1257 – Gemi alacaklılarının rehin hakları, rehin veya ipotekle
temin edilmiş veya edilmemiş olan diğer bütün alacaklara takaddüm eder.


            
C) Yük alacaklısı, hakkını veren alacaklar ve dereceleri:


            
Madde 1258 – Navlundan, deniz ödüncü paralarından, müşterek avarya
garame payından ve kurtarma veya yardım ücret ve masraflarından dolayı (1077,
1159, 1204 ve 1232 nci maddeler gereğince) yükü takyideden rehin haklarından
navluna ait olanın derecesi, bütün diğerlerininkinden sonra gelir. Bu
sonunculardan yeni doğanı daha önce doğana takaddüm eder; aynı zamanda
doğanların sırası ise birdir. Kaptanın aynı zaruret icabiyle yapmış olduğu
muamelelerden doğan alacaklar, aynı zamanda doğmuş sayılır.


            
Müşterek avarya haliyle hukuka aykırı hareketlerden doğan zıya ve hasar
hallerinde 1256, kaptan tarafından bir zıyaın önüne geçilmesi veya azaltılması
için 995 inci maddenin üçüncü fıkrasına göre yapılan satış halinde 1245 ve hesabına
satış yapılmış olan kimse satış bedelini almışsa 1254 üncü maddeler hükümleri
tatbik olunur.


 


YEDİNCİ
FASIL


Müruruzaman


 


            
D) Müruruzaman:


            
I - Müddeti:


            
Madde 1259 – Bu kanunun 1235 inci maddesinin 1 ila 9 uncu bentlerinde
yazılı alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar. Bununla beraber:


            
1. Ümit veya Horn burunlarının ötesinde hizmetlerinden çıkarılmış
gemiadamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden doğan alacakları;


            
2. Çatmadan yahut 1220 nci maddeye giren bir hadiseden doğan tazminat
alacaklariyle kurtarma veya yardım ücreti alacakları;


            
için müruruzaman iki yıldır.





2989


 


            
II - Şahsi alacaklar hakkında:


            
Madde 1260 – Yukarki maddede yazılı müruruzaman, alacaklının donatan
veya gemi adamlarından birine karşı şahsi talep haklarına da şamildir.


            
1067 nci madde hükmü mahfuzdur.


            
III - Başlangıç:


            
Madde 1261 – Gemi alacakları hakkındaki müruruzaman, alacağın muaccel
olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak:


            
1. 1235 inci maddenin 3 üncü bendinde yazılı gemiadamlarının alacakları
hakkında hizmet veya iş münasebetinin bittiği tarihten;


            
2. 1235 inci maddenin 5 inci bendinde yazılı gemiye düşen dispeç raporiyle
tesbit edilmiş bulunan müşterek avarya garame paylarından doğan alacaklar
hakkında dispeç raporunun tasdikına ait kararın kesinleşmesinden, ilgililer
tarafından dispeç yapmaya mecbur tutulması için kaptan veya donatana karşı
açılacak davalar veya 1209 uncu maddenin ikinci fıkrasındaki salahiyetin
kullanılması hakkında, müşterek avarya hareketinden sonra geminin 1207 nci
madde hükmünce dispeçin yapılması lazımgelen yere vardığı tarihten;


            
3. 1235 inci maddenin 7 ve 9 uncu bentlerinde yazılı malların veya bagajın
hasarlanmasından veya geç teslim edilmesinden doğan alacaklar hakkında malların
teslimi tarihinden, malların teslim edilmemesinden doğan alacaklar hakkında
onların teslim edilmiş olmaları gereken tarihten;


            
4. Gemiadamlarından birinin kusurundan doğup 1235 inci maddenin 9 uncu bendinde
yazılı ve fakat bu maddenin 2 nci bendine girmiyen alacaklar hakkında ilgilinin
zararı öğrendiği tarihten, gemilerin çatmasından yahut 1220 nci maddeye giren
bir hadiseden doğan tazminat alacakları hakkında ise hadisenin meydana geldiği
tarihten;


            
5. Kurtarma ve yardım masraf ve ücretlerinden doğan alacaklar hakkında,
kurtarma ve yardım işinin bittiği tarihten; itibaren işlemiye başlar.


            
Gemiadamlarının avans veya taksit ödenmesini isteme hakları birinci bentte
bildirilen müruruzaman başlangıcını değiştirmez.


          
IV - Hususi haller:


            
Madde 1262 – Donatanların 1218 inci maddenin 2 nci fıkrasına göre
aralarında haiz oldukları rücu hakları, bir yılda müruruzamana uğrar.
Müruruzaman rücu hakkına sebep olan ödemenin yapıldığı günün geçmesiyle başlar.


            
Deniz ödüncü paraları ve müşterek avarya garame payından dolayı malları takyid
eden alacaklarla bu paralar ve garame paylarının meydana getirdikleri şahsi
talep hakları da bir yılda müruruzamana uğrar.


            
Müruruzaman; deniz ödüncü paraları bakımından muaccel oldukları tarihten,
müşterek avarya garame payları bakımından ise dispeç raporuna ait kararın
kesinleşmesinden başlar.


            
Kurtarma ve yardım ücret ve masraflarından dolayı malları takyid eden
alacaklarla bu masraflardan doğan şahsi talep hakları, iki yılda müruruzamana
uğrar. Müruruzaman kurtarma veya yardım işinin bittiği gün başlar.


            
Denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya konişmentodan taşıyan lehine
doğan masrafların tazmini ve navlun dahil olmak üzere bütün alacaklar bir yılda
müruruzamana uğrar.





2990


 


BEŞİNCİ KİTAP


Sigorta Hukuku


BİRİNCİ
FASIL


Umumi Hükümler


 


            
A) Sigorta mukavelesi:


            
I - Tarifi:


            
Madde 1263 – Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim
karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele
uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi
yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında
meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair
edalarda bulunmayı üzerine alır.


            
Ruhsatname almamış olan bir şahıs ile, onun ruhsatname almamış olduğunu bilerek
yapılan sigorta sözleşmesi hakkında Borçlar Kanununun kumar ve bahis hakkındaki
504 ve 505 inci maddeleri tatbik olunur. Şu kadar ki; Türkiye dışındaki
sigortacılarla yapılmış bulunan sigorta akitleri bu hükümden müstesnadır.


            
Birçok şahısların birleşerek içlerinden herhangi birinin duçar olacağı her nevi
tehlikeden (Rizikodan) doğan zararları tazmin etmeyi taahhüt etmelerine 
"Karşılıklı sigorta" denir.


            
II - Tatbik olunacak hükümler ve amir hükümler:


            
Madde 1264 – Bu kitapta hüküm bulunmadıkça sigorta mukavelesi hakkında
Borçlar Kanunu hükümleri tatbik olunur.


            
1269, 1274, 1277, 1279, 1286, 1321, 1333, 1339, 1341, 1344 ve 1346 ncı
maddelerle 1304 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükümlerine aykırı olan mukaveleler
batıldır.


            
(Değişik: 12/10/1983 - 2915/1 md.) 1270 inci maddenin 2 nci fıkrası,
1273, 1275 inci maddelerle 1278 inci maddenin ikinci cümlesi, 1283, 1284, 1285,
1289 uncu maddelerle 1292 nci maddenin son fıkrası, 1301 inci madde ile 1312
nci maddenin 2 nci fıkrası, 1315, son fıkrası hariç 1332 nci maddelerle 1345
inci maddenin 2 nci fıkrası, 1350 nci maddenin 2 nci fıkrası, 1361, 1362 nci
maddelerle 1365 inci maddenin 2 nci fıkrası, 1366 ncı maddenin 2 nci fıkrası, 1367,
1368, 1369, 1395, 1396, 1397, 1399, 1400, 1401, 1420 ila 1430 ve 1453 ila 1459
uncu maddeler hükümlerine aykırı olan mukavele şartları hükümsüzdür.


            
1265, 1266, 1280 inci maddelerle 1281 inci maddenin son fıkrası 1287 inci
madde, 1288 inci maddenin ikinci fıkrası, 1290, 1291, 1292 nci maddenin birinci
fıkrası, 1293, 1295 inci maddelerle 1297 nci maddenin 1 inci fıkrası, 1298,
1299, 1300, 1302, 1306, 1314, 1317, 1318, 1324 ila 1329, 1331 inci maddelerle
1332 nci maddenin son fıkrası, 1334 üncü maddenin 2 ve 3 üncü fıkraları 1336
ncı maddenin ikinci fıkrası, 1338 inci maddenin 1 inci cümlesi hükümleriyle
1371 inci maddenin 3 üncü fıkrası, 1441 inci maddenin birinci fıkrası hükmü,
sigorta ettiren kimsenin zararına olarak mukavele ile değiştirilemez.
Değiştirilirse kanun hükümleri re'sen tatbik olunur.


            
Diğer kanunlardaki sigortalara mütaallik amir hükümler mahfuzdur.


            
B) Sigorta poliçesi ve muvakkat ilmühaber:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 1265 – Sigortacı sigorta ettirene sigorta mukavelesi
gereğince her iki tarafın haiz olduğu hak ve borçları gösteren ve kendi
tarafından imza edilen bir sigorta poliçesi veya onun yerine geçmek üzere bir
muvakkat sigorta ilmühaberini ek-





2991


 


leriyle beraber vermeye mecburdur.
Sigortacı istediği takdirde, sigortalı dahi poliçe veya ilmühaberin ve
eklerinin bir örneğini imzalıyarak sigortacıya vermekle mükelleftir.


            
Poliçe ve ilmühaberi sigorta ettirenin talebi üzerine nama, emre yahut hamile
yazılı olarak tanzim olunabilir.


            
II - Muhtevası:


            
Madde 1266 – Poliçe ve ilmühaberin aşağıda yazılı hususları ihtiva
etmesi lazımdır:


            
1. Sigortacının ve sigorta ettirenin ve varsa sigortadan faydalanan kimsenin
adı ve soyadı veya ticaret unvanı ve ikametgahları;


            
2. Sigortanın mevzuu;


            
3. Sigortacının üstüne aldığı rizikolarla bunların başlıyacağı ve son bulacağı
an;


            
4. Sigorta bedeli;


            
5. Primin tutarı ile ödeme zamanı ve yeri;


            
6. Sigortacının üstüne aldığı rizikoların hakiki mahiyetlerini tamamen tayine
yarıyacak bütün haller;


            
7. Tanzim tarihi.


            
Sigorta poliçesi birinci fıkrada yazılı hususlardan başka İktisat ve Ticaret
Vekaletince tasdik edilmiş ve zahmetsizce okunabilecek bir tarzda basılmış olan
sigorta umumi şartlarını; muvakkat sigorta ilmühaberi ise, zikri geçen umumi
şartlara atfı ihtiva eder. Bu fıkradaki tasdika ve baskıya ait olan şartların
yerine getirilmemiş olması halinde dahi umumi şartname hükümlerinden sigorta
ettirenin zararına olanlar yerine kanun hükümleri tatbik olunur.


            
III - Poliçeyi verme mükellefiyeti:


            
Madde 1267 – Sigorta mukavelesi doğrudan doğruya sigorta ettiren kimse
veya onun temsilcisi veya vekili ile yapılmışsa mukavele tarihinden yirmi dört
saat içinde ve mukavele bir tellal vasıtasiyle yapılmış ise en geç on gün
içinde sigortacı poliçeyi sigorta ettiren kimseye vermeye mecburdur. Aksi
takdirde sigorta ettiren kimse sigortacı ile sigortaya aracılık yapan tellaldan
tazminat istiyebilir.


            
C) Müruruzaman:


Madde 1268 – Sebepsiz yere
ödenmiş bulunan primin veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları dahil
sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler, iki yılda müruruzamana uğrar.


 


İKİNCİ
FASIL


Mal Sigortası


BİRİNCİ
KISIM


Umumi Hükümler


 


            
A) Sigorta edilen menfaat:


            
I - Menfaat sahibi:


            
Madde 1269 – Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile
ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya rehinli alacaklısı,
malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acenta, kiracı,
komüsyoncu ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaatli olan
kimseler yahut bunların kanuni temsilcileri, bu menfaati sigorta ettirebilirler.





2992


 


            
II - Diğer bir kimsenin nam ve hesabına yapılan sigorta:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1270 – Bir kimse diğer bir kimsenin nam ve hesabına dahi sigorta
akdedebilir; şu kadar ki; o kimse, nam ve hesabına hareket ettiği kimseyi
temsile salahiyetli değilse sigorta priminden dolayı bizzat mesul olur.


            
Nam ve hesabına sigorta mukavelesi yapılan kimse rizikonun gerçekleşmesinden
önce veya sonra icazet verirse sigortadan faydalanır.


            
Diğer bir kimsenin nam ve hesabına yapıldığı, mukavele şartlarından
anlaşılmıyan bir sigorta mukavelesi bunu yapmış olan kimsenin nam ve hesabına
yapılmış sayılır.


            
2. Vekil ile müvekkil arasındaki münasebet:


            
Madde 1271 – Vekaleten akdolunan sigorta müvekkil tarafından kabul
olunduğu takdirde vekil vekalete uygun olarak hareket etmiş sayılır. Sigorta
şartlarına dair müvekkil talimat vermemiş ise vekil, vekaleten sigorta
ettireceği yerdeki mütat şartlar dairesinde sigorta akdetmeye mecburdur.


            
III - Alacaklının menfaati:


            
1. Acze karşı sigorta:


            
Madde 1272 – Bir alacaklı alacağını, borçlunun aczi rizikosuna karşı
sigorta ettirebilir. Bu takdirde aksine mukavele yoksa sigortacı, ilk önce
borçlunun mallarına müracaatla bunları sattırarak alacağını tahsil etmesini
sigorta ettiren alacaklıdan istiyebilir.


            
2. Ayni bir hakla temin edilen alacak sahibi:


            
a) Halefiyet:


            
Madde 1273 – Menkul ve gayrimenkul mallarla gemiler üzerine haciz
koyduran veya bunları rehin alan yahut bunlar üzerinde hapis hakkı veya buna
benzer imtiyazlı bir hakkı haiz olan alacaklılar mezkür şeyleri sigorta
ettirmişler ise, hasar vukuu halinde ödenmesi gereken tazminat ancak mezkür
alacaklılara nazaran alacaklarının taallük eylediği sigortalı şeyler yerine
geçmiş sayılırlar.


            
b) Teminatın kafi olmaması halinde:


            
Madde 1274 – Sigorta olunan şeye hakkı taallük eden alacaklıların
imtiyaz dereceleri birbirinden farklı ise bu şeyin değeri imtiyaz derecesi
sonradan gelen alacaklının alacağını ifaya kafi olmadığı nispette bu alacaklı o
şeyi sigorta ettiremez.


            
IV - Müşterek menfaatlerin sigortası:


            
Madde 1275 – Bir malın veya o mala mütaallik bir hakkın yalnız bir
kısmında menfaat sahibi olan kimse kendisine ait olan kısmından fazlasını da
sigorta ettirmişse sigortanın bu fazlaya ait kısmı onda ilgisi olanlar hesabına
yapılmış sayılır.


            
V - Mükerrer sigorta (Reassürans):


            
Madde 1276 – Mükerrer sigorta (Reassürans) inhisarı hakkındaki hükümler
mahfuz kalmak üzere sigortacı, sigorta ettiği menfaati dilediği şartlarla
tekrar sigorta ettirebileceği gibi sigorta ettiren kimse dahi sigorta primini
sigorta ettirebilir.


            
Mükerrer sigorta, sigortacının sigorta ettirene karşı olan borçlarını ıskat
etmez ve sigorta ettiren kimseye, mükerrer sigortayı yapan sigortacıya karşı
doğrudan doğruya dava hakkı vermez.





2993


 


            
B) Riziko:


            
I - Meşru olması:


            
1. Caiz olmıyan sigorta:


            
Madde 1277 – Sigortadan faydalanan veya sigorta ettiren kimsenin kanunla
yasak edilmiş ve ahlaka (Adaba) aykırı olan fiilinden doğabilecek bir zarara
karşı sigorta yapılamaz.


            
2.  Sigorta ettirenle sigortadan faydalanan kimsenin kusuru:


            
Madde 1278 – Mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta
ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukukan mesul
bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir.
Fakat hiçbir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan
kimsenin kasdından veya aksi mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın
ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur olmaz.


            
II - Rizikonun gerçekleşmiş olması:


            
1. Mukavelenin yapıldığı sırada:


            
Madde 1279 – Mukavelenin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya
sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı
rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi
hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta primini istiyebilir.


            
2. Sigortacının mesuliyeti başlamadan önce:


            
Madde 1280 – Sigortacının mesuliyeti başlamazdan önce sigorta ettiren
veya sigortadan faydalanan kimsenin fiil ve tesiri olmaksızın rizikonun
gerçekleşmesine imkan kalmazsa sigortacı prime hak kazanmaz.


            
III - Vüsat ve şümulü:


            
1. Umumiyet esası:


            
Madde 1281 – Sigortacı, harb ve isyandan başka bir sebeple mallara arız
olan telef ve tagayyür gibi bütün hasarlardan mesul olur.


            
Sigortacının, 1 inci fıkra gereğince mesul olduğu rizikolardan biri sigorta
poliçesinin hükmünden istisna edilmişse vakı hasarın istisna edilen
rizikolardan doğduğunun ispatı sigortacıya aittir.


            
2. Müddet:


            
Madde 1282 – Aksi kararlaştırılmış olmadıkça sigortacı, primin ödendiği
tarihten itibaren gerçekleşen rizikolardan mesuldür. Sigortanın devam müddeti
mukavelede yazılı değilse tarafların müşterek maksadiyle mahalli teamül ve sair
haller göz önünde tutularak mahkemece tayin olunur.


            
C) Tazminat esası:


            
I - Aşkın sigorta:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1283 – Sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan
kimsenin ancak hakikaten uğradığı zararı tazmine mecburdur. Sigorta bedeli
sigorta olunan menfaatin değerini aşarsa sigortanın bu değeri aşan kısmı
batıldır. Bu sebeple sigorta bedeli indirilir, sigorta priminin dahi ona
tekabül eden kısmı indirilir ve primin fazla tahsil edilen kısmı geri verilir;
şu kadar ki; menfaat değeri tarafların rey birliği ile seçtikleri bilir kişiler
tarafından önceden takdir ve tahmin edilmiş ve taraflarca kabul olunmuşsa
sigortacı bu değere itiraz edemez.





2994


 


            
2. Umulan karın sigorta ettirilmesi halinde:


            
Madde 1284 – Bir maldan elde edilmesi umulan karın makul haddi aşan
kısmı, sigorta edilemez.


            
II - Birden çok sigorta:


            
1. Müşterek sigorta:


            
Madde 1285 – Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda ve
aynı rizikolara karşı sigorta olunduğu takdirde yapılan mütaaddit sigorta
mukavelelerinin heyeti umumiyesi ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar
muteber tutulur. Bu takdirde sigortacılardan her biri sigorta bedellerinin
toplamına nazaran sigorta ettiği bedel nispetinde mesul olur.


            
Mukavelelere göre müteaddit sigortacılar müteselsilen mesul oldukları takdirde
sigorta ettiren kimse, uğradığı zarardan fazla bir para istiyemiyeceği gibi
sigortacılardan her biri yalnız kendi mukavelesine göre ödemekle mükellef
olduğu bedele kadar mesul olur. Bu halde ödemede bulunan sigortacının diğer
sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya
mukavelelere göre ödemeye mecbur oldukları bedeller nispetindedir.


          
2. Çifte sigorta:


            
Madde 1286 – Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat sonradan aynı
kimse tarafından aynı rizikolara karşı sigorta ettirilemez; sigorta
ettirilmişse ancak aşağıdaki hallerde ve şartlarla muteber sayılır:


            
1. Sonraki ve önceki sigortacılar muvafakat ederlerse;


            
Bu takdirde sigorta mukaveleleri aynı zamanda yapılmış sayılarak hasar vukuunda
sigorta bedeli 1285 inci maddede gösterilen nispette sigortacılar tarafından
ödenir;


            
2. Sigorta ettiren kimse önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya
devir veya o haklardan feragat etmiş ise;


            
Bu takdirde devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması lazımdır;
yazılmazsa ikinci sigorta mukavelesi hükümsüz sayılır;


            
3. Sonraki sigortacının ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan dolayı
mesuliyeti şart kılınmış ise; bu halde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci
sigorta poliçesine yazılması lazımdır; yazılmazsa ikinci sigorta mukavelesi
hükümsüz sayılır.


            
3. Kısmi sigorta:


            
Madde 1287 – Sigorta olunan menfaatin değerinin tamamı önceki mukavele
ile temin edilmemişse bu menfaat, geri kalan değerine kadar, bir veya birkaç
defa daha sigorta ettirilebilir. Bu takdirde o menfaati sonradan sigorta eden
sigortacılar değer bakıyesinden dolayı mukavelelerin tarihleri sırasiyle mesul
olurlar. Aynı günde yapılmış olan mukaveleler aynı anda yapılmış sayılır.


            
III - Menfaat değerinin altında olan sigortalar:


            
Madde 1288 – Sigorta bedeli, sigorta değerinden aşağı olduğu takdirde ve
sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının halele uğraması halinde sigortacı aksine
mukavele bulunmadıkça sigorta bedelinin sigorta değerine olan nispeti neden
ibaretse zararın o kadarından mesul olur.





2995


 


            
Sigortacının sigorta bedelini aşmıyan zararın tamamından mesul tutulacağı
şeklinde sigorta mukavelesinin değiştirilmesini sigorta ettirenin rizikonun
gerçekleşmesinden önce istemesi halinde, bu isteğin noter protestosu ile
sigortacıya bildirildiği günden sonra gelen günden itibaren akit hükümleri,
kendiliğinden, sigortacının sigorta bedelini aşmıyan zararın tamamından mesul
bulunduğu şeklinde değiştirilmiş olur. Sigortalı, tarifede derpiş edilen prim
farkını esas primin ödenmesine ait hükümler uyarınca öder.


            
IV - Sigortacının tahkik salahiyeti:


            
Madde 1289 – Sigortacı sigorta olunan menfaatin konusu olan malın
değerini tahkik için o malı dilediği zaman muayene edebilir.


            
D) Sigorta ettirenin mükellefiyeti ve borçları:


            
I - İhbar mükellefiyeti:


            
1. Mukavele yapılırken:


            
Madde 1290 – Sigorta ettiren kimse, sigortacının mukavele yapılırken
hakiki vaziyetleri bildiği takdirde mukaveleyi yapmamasını veya daha ağır
şartlarla yapmasını mücip olacak bütün hususları sigortacıya bildirmeye
mecburdur. Sigorta ettiren kimse sorulduğu halde susmuş veya noksan yahut
hakikata muhalif beyanlarda bulunmuş ise hakikata vakıf olmıyan sigortacı
mukaveleden cayabilir; şu kadar ki; sigortacı hakikatı öğrendiği tarihten
itibaren bir ay içinde cayma hakkını kullanmamış ise bu hak düşer. Sigorta
ettiren kimsenin kötü niyeti anlaşıldığı takdirde sigortacı prime hak kazanır.


            
Sigorta mukavelesinin yapılması sırasında sigorta ettirene doldurması teklif
olunan listede yazılı sorular dışında hiçbir mesuliyet tevaccüh etmez.


            
2. Sigorta müddeti içinde:


            
Madde 1291 – Sigorta ettiren kimse sigortacının muvafakati olmaksızın
sigortalı, malın yerini veya mukavele zamanındaki halini değiştirdigi takdirde
bu değişiklik mukavelenin yapıldığı anda mevcut olduğu halde sigortacının
sigorta mukavelesini yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını mucip bir
mahiyette ise, sigortacı mukaveleyi feshedebilir.


            
Birinci fıkrada yazılı değişikliği yapan kimse keyfiyeti sekiz gün zarfında
sigortacıya bildirmişse sigortacı ihbar tarihinden itibaren sekiz gün içinde
fesih hakkını kullanmadığı takdirde sigortanın hükmü devam eder.


            
Sigorta ettiren kimse değişiklik keyfiyetini sigortacıya ihbar etmediği halde
dahi sigortacı vakı değişikliği öğrendikten sonra sekiz gün içinde feshetmez
veya sigorta primini tahsil etmek gibi sigorta hükmünün devamına razı olduğunu
gösteren bir harekette bulunursa fesih hakkı düşer.


            
3. Rizikonun gerçeklenmesi halinde:


            
Madde 1292 – Sigorta ettiren kimse sigortanın taallük ettiği rizikonun
gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber
vermeye mecburdur. Bu müddet, üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması
halinde sigortacıya sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan
mesuliyet sigortalarında sigortalının tebligat üzerine davayı öğrendiği,
sigortalının üçüncü kişiye vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesine
ait mesuliyet sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini
sigortalının öğrendiği veya dava olmaksızın yahut dava neticesi beklenmeksizin
üçüncü şahsa sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu
tarihten başlar.





2996


 


            
Birden çok sigortalarda, sigorta ettiren kimse birinci fıkrada muayyen müddet
içinde sigortacılardan her birine gerek hasar keyfiyetini ve gerekse aynı
menfaat hakkında yaptığı sigorta mukavelelerini bildirmeye mecburdur.


            
Sigorta ettiren kimse kasten yukarıki fıkralar gereğince ihbarda bulunmamış ise
sigorta haklarını zayi eder. Sigorta ettiren kimsenin kusuru halinde, kusurun
ağırlığına göre sigortacının ödemekle mükellef olduğu bedel indirilebilir.


            
II - Koruma tedbirleri:


            
Madde 1293 – Sigorta ettiren kimse zararı önlemeye, azaltmaya ve
hafifletmeye yarıyacak tedbirleri almakla mükelleftir. Alınan tedbirlerden
doğan masraflar bu tedbirler faydasız kalmış olsa bile sigortacı tarafından
ödenmek lazımdır; şu kadar ki; sigorta, menfaat değerinin tamamına taallük
etmiyorsa vakı masraflar ancak sigorta bedelinin menfaat değerinin tamamına
olan nispetine göre ödenir.


            
1292 nci maddenin son fıkrası hükmü burada da tatbik olunur.


            
III - Prim ödeme borcu:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1294 – Sigorta ettiren kimse, primlerin en yüksek haddinin
tayinine ait hususi hükümler mahfuz kalmak üzere, mukavele ile kararlaştırılmış
olan primi ödemekle mükelleftir. Sigorta primi mukavelede gösterilmemişse
ilgili vekaletçe tasdik edilmiş olan tarifeler gereğince tayin olunur.


            
Değişik: (21/6/1994 - KHK - 537/1 md.) Sigorta primi para olarak ödenir.
Ödeme için senet verilmesi halinde senet bedelinin tahsil edildiği tarihte
ödeme yapılmış sayılır.


            
Primin aylık veya yıllık olarak taksitle ödenmesi kararlaştırılabilir. Böyle
bir mukavele yoksa sigorta priminin toptan ödenmesi lazımdır.


            
2. Ödeme zamanı:


            
Madde 1295 – (Değişik: 21/6/1994 - KHK - 537/2 md.)


            
Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin,
akit yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir.


            
(İkinci fıkra iptal: Ana. Mah.'nin 11/3/1997 tarih ve E.1997/24, K.1997/35,
sayılı Kararı ile.)


            
Sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksitin ödendiği tarihten başlar.


            
Şu kadar ki, kara ve denizde mal taşıma işlerine ait sigortalarda sigortacının
sorumluluğu,akdin yapıldığı andan başlıyacağı gibi sigorta primi de henüz
poliçe tanzim edilmemiş olsa bile o anda muaccel olur.


            
Sigortacının sorumluluğu başlamadan önce sigorta ettiren kararlaştırılmış olan
primin yarısını ödeyerek mukaveleden kısmen veya tamamen cayabilir.”


            
3. Ödeme yeri:


            
Madde 1296 – Sigorta primi sigorta ettirenin ikametgahında ödenir.
Sigorta priminin sigortacının veya acentasının ikametgahında ödeneceğine dair
poliçede bir şart varsa bu şarta riayet olunur; şu kadar ki; şarta rağmen
sigorta primi fiilen sigorta ettirenin ikametgahında ödenegelmekte ise şart yok
sayılır.


            
4. Temerrüt:


            
Madde 1297 – (Değişik: 21/6/1994 - KHK - 537/3 md.) Bir yıldan uzun
süreli can sigortalarında,sigorta ettiren kimse, sigorta primini 1295 inci
madde gereğince vermemiş veya prim tecil edilmiş yahut taksitlere bağlanmış
olduğu halde işbu primi veya herhangi bir taksidi vadenin bitiminde ödememiş
ise, sigortacı, kendisinin veya akid sıfatıyle hareket eden vekilinin yazı ile
sigortacıya bildirilmiş son ikametgah veya meskenine resmi bir ihtarname veya
taahhütlü mektup göndererek bir ay içinde söz konusu ücret veya taksidi ödemez
ise sigortanın feshedilmiş olacağını ihtar eder.Bu sürenin bitiminde borç
ödenmemiş ise sözleşme feshedilmiş olur.





2997


 


            
(İkinci fıkra iptal; Ana. Mah.'nin 11/3/1997 tarih ve E.1997/24, K.1997/35
sayılı Kararı ile)


            
Teminatın durduğu süre içinde rizikonun gerçekleşmemesi şartıyla primin
ödenmesi halinde teminat durduğu yerden devam eder.


            
5. Primin indirilmesi ve geri verilmesi:


            
Madde 1298 – Birden çok yıllar için yapılan sigorta mukavelelerindeki
sigorta priminin tayininde rizikoyu ağırlaştırılmış olan hususi sebepler göz
önünde tutulmuş ise, bu sebepler sonradan ortadan kalktığı takdirde, sigorta
ettiren kimse gelecek yıllara ait primlerin indirilmesini istiyebilir.


            
Sigorta mukavelesinin kanuni sebeplerle sona ermesi halinde, kanunda başkaca
hüküm bulunmadıkça sona erme gününden sonraki zamana ait olan prim onu ödemiş
olana geri verilir.


            
E) Sigortacının sigorta bedelini ödeme borcu:


            
I - Borcun şümulü ve muaccel olma zamanı:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1299 – Sigorta bedelini ödeme borcu, karada ve iç sularda taşıma
rizikolarına ait sigortalar dahil, bütün mal sigortalarında, rizikonun
gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun 1292 nci madde hükmünce doğduğu
tarihten muaccel olur.


            
Tazmini lazımgelen sigorta bedeli, sigorta olunan menfaatin rizikonun
gerçekleştiği zamandaki değerine göre tesbit olunur. Bu değer sigorta bedelini
aşarsa sigorta olunan mal tamamen telef olduğu takdirde sigorta bedelinin
ödenmesi lazımdır.


            
Kısmen telef halinde tazminat miktarı, aksine mukavele yoksa, sigorta bedelinin
malın değerinin tamamına olan nispetine göre tayin olunur.


            
2. Değerin ispatı:


            
Madde 1300 – Sigorta edilen malın değeri poliçede gösterilmemiş ise
sigorta ettiren kimse, bu malın rizikonun gerçekleştiği andaki değerini ispata
mecburdur.


            
Sigorta edilen malın değerinin poliçede gösterilenden az olduğunu iddia eden
sigortacı, bunu ispata mecburdur; 1283 üncü madde hükmü mahfuzdur.


            
Değer hakkında taraflar her türlü delil gösterebilecekleri gibi mahkeme dahi
toplanmış delillerle edindiği kanaatini kuvvetlendirmek için taraflardan
birisine re'sen yemin ettirebilir.


            
II - Halefiyet:


            
Madde 1301 – Sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukukan sigorta
ettiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin vakı zarardan dolayı
üçüncü şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nispetinde
sigortacıya intikal eder.


            
Sigorta ettiren kimse, 1 inci fıkra gereğince sigortacıya intikal eden
haklarını ihlal edecek bir hal ve harekette bulunursa sigortacıya karşı mesul
olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmiş ise sigorta ettiren kimse kalan
kısmından dolayı üçüncü şahıslara karşı haiz olduğu müracaat hakkını muhafaza
eder.





2998


 


            
F) Acze düşme hali:


            
Madde 1302 – Sigorta akdi sona ermezden önce sigortacı veya sigorta
primi henüz ödenmediği takdirde sigorta ettiren kimse, Borçlar Kanununun 82 nci
maddesinde yazılı hale düşerse diğer taraf taahhüdü yerine getirileceğine dair
teminat talep ve bu tarihten üç gün içinde teminat verilmemiş ise sigorta
mukavelesini feshedebilir.


G) Sigortalı
malın sahibinin değişmesi:


            
Madde 1303 – Mukavele müddeti içinde sigorta edilen malın sahibi her
hangi bir surette değişmişse, mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortadan
doğan hak ve borçlar o malın rizikosu kendisine ait olduğu tarihten itibaren
yeni sahibine intikal eder.


            
Sigortacı sigorta priminden dolayı evvelki malike müracaat edebilir.


 


                                                                 
İKİNCİ KISIM


                                                              
Yangın Sigortası


            
A) Rizikonun şümulü:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 1304 – Sigortacı sigorta edilen menkul ve gayrimenkul mallara
yangın sebebiyle arız olan bütün hasarları tazmin ile mükelleftir.


            
Sigortacı, sigorta ettiren kimsenin kasten çıkarmış olduğu veya kasten
çıkarılmasında her hangi bir şekilde suç ortaklığı etmiş bulunduğu bir
yangından doğan zararları tazmin etmez.


            
II - Hususi haller:


            
Madde 1305 – Aşağıda gösterilen hasarlar aksine mukavele olmadığı halde
yangından doğan zararlar hükmündedir:


            
1. Yangını durdurmak veya söndürmek için kullanılan her nevi vasıtalardan yahut
hararet veya duman veya buhardan veya sigorta ettirilen eşyanın kurtarılması
için alınan başka yere taşınması gibi tedbirlerden veya eşyanın kaybolmasından
yahut yangının genişlemesine mani olmak maksadiyle sigorta ettirilen binanın
ilgili memurun emriyle tamamen veya kısmen yıktırılmasından doğan hasar ve
masraflar;


            
2. Sigorta edilen binanın ayıbı, sigorta ettiren kimsenin malümu olmadığı
surette bu ayıptan ileri gelen hasarlar;


            
3. Yangın vukuuna sebebiyet vermemiş olsa bile ateşten, yıldırımdan, infilaktan
veya buna benzer olaylardan ileri gelen hasarlar.


            
B) Poliçe:


            
Madde 1306 – Menkul ve gayrimenkul malların yangına karşı sigortasına
dair poliçeye 1266 ncı maddede yazılı hususlardan başka:


            
1. Sigorta olunan binanın bulunduğu mahallin, inşaat tarzının ve kullanma
şeklinin;


            
2. Eşya sigorta edilmişse bunların bulundukları binanın yerinin, inşaat
tarzının ve kullanma şeklinin;


            
yazılması lazımdır.





2999


 


            
C) Hasar ve tazminat:


            
I - Tesbit ve tazmin şekli:


            
Madde 1307 – Sigortalı bir binaya yangından dolayı kısmen arız olan
hasar, o binanın yangından önceki değeriyle sonraki değerinin mukayesesi
suretiyle tesbit olunur.


            
Sigortalı bir binanın yanmasından doğan hasar, bedelinin ödenmesi suretiyle
tazmin olunur. Tamamen veya kısmen yanan binanın yeniden inşası veya tamiri
kararlaştırılmış ise taraflarca rey birliğiyle ve uzlaşmadıkları takdirde
mahkemece tayin olunan müddet içinde, masraflar sigortacı tarafından verilmek
şartiyle, sigorta ettiren kimse binayı inşa veya tamir ettirmeye mecburdur. Bu
suretle sigortacı inşa veya tamir masrafları olarak ödemeye mecbur olduğu
paranın mahalline sarfını murakabe etmek hakkını haizdir.


            
II - Bırakma hakkının bulunmaması:


            
Madde 1308 – Aksine mukavele yoksa sigorta ettiren kimse yangından
kurtarılan eşyayı hasara uğramış olsa dahi sigortacıya bırakarak bedelinin
tazminini istiyemez.


            
D) Mesuliyet sigortası:


            
I - Şartlar ve şümulü:


            
Madde 1309 – Bir mala diğer kimsenin hesabına olarak vazıyed eden kimse,
kusurundan dolayı o mal tamamen veya kısmen yandığı takdirde tazminat ödemeye
mecbur kalmak rizikosuna karşı mezkür malı sigorta ettirebildiği gibi bir malı
her ne sıfatla olursa olsun elinde bulunduran kimse kusuriyle vukua gelecek bir
yangının diğer bir kimsenin mallarına sırayeti sebebiyle o kimseye karşı
hukukan mesul tutulmak rizikosunu sigorta ettirebilir. Bu takdirde aksine
mukavele yoksa, sigortacı, sigorta ettiren kimsenin bu kusurundan ancak
doğrudan doğruya doğan hasarı tazmine mecbur olup o kimsenin başkaca mahküm
olacağı tazminatı ödemekle mükellef olmaz.


            
II - Faydalanan kimse:


            
Madde 1310 – Yukarıki maddede yazılı hallerde, sigortacının sigorta
ettirene karşı ödemeye mecbur olduğu tazminatı tahsil salahiyeti munhasıran
sigorta ettiren kimsenin kendisine karşı mesul olduğu şahsa ait olup sigorta
ettiren kimsenin alacaklıları bu tazminattan faydalanamazlar. Sigorta ettirenin
kendisine karşı mesul olduğu şahıs sigortacıdan tazminatın tamamını alamamış
ise kalan kısımdan dolayı yangın sebebiyle kendisine karşı mesul olan kimseye
müracaat hakkı mahfuzdur.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Karada
ve İç Sularda Taşıma Rizikolarına Karşı Sigorta


 


            
A) Tatbik olunacak hükümler:


            
Madde 1311 – Bu kısımda hüküm bulunmıyan hallerde denizcilik
rizikolarına karşı sigortalara mütaallik hükümler tatbik olunur.


            
B) Rizikonun şümulü:


            
Madde 1312 – Karada ve iç sularda taşınan eşyanın sigortası halinde
sigortacı, aksine mukavele yoksa, eşyanın taşıyıcıya teslimi tarihinden
itibaren gönderilene kanunen teslim edilmiş sayıldığı zamana kadar, her ne sebeple
olursa olsun, maruz kaldığı hasarlardan mesuldür.





3000


 


            
Sigortacı taşıma işlerini görmeye memur olanların kasten veya kusurlariyle
sebebiyet verdikleri hasarları da tazmin ile mükelleftir.


            
C) Sigorta bedeli:


            
Madde 1313 – Sigorta bedeli, sigorta olunan malın taşınması için
taşıyıcıya teslim olunduğu zaman o yerdeki değeriyle varma yerine ulaşmasına
kadar olan taşıma ücretine ve diğer masraflara şamildir; şu kadar ki; malın
varma yerine ulaşması halinde umulan ve makul haddi aşmıyan kar, sigorta
poliçesine ayrıca dercedilmek şartiyle sigorta bedeline dahil ettirilebilir.


            
D) Poliçe:


            
Madde 1314 – Sigorta poliçesi 1266 ncı maddede yazılı hususlardan başka
aşağıda yazılanları da ihtiva eder:


            
1. Malın taşınacağı vasıta ve taşımada takip olunacak yol;


            
2. Taşıyıcının adı, soyadı ve ticaret unvanı;


            
3. Gönderenle taşıyıcı arasında taşıma için bir müddet tayin olunmuşsa bu
müddet;


            
4. Eşyanın taşıyıcıya tevdi olunduğu yer ile gönderilene teslim olunacağı yer.


            
E) Taşımanın durdurulması:


            
Madde 1315 – Taşımaya mütaallik hadis alacak zaruretler dolayısiyle
taşıma muvakkat olarak durdurulur yahut taşımanın yapılmakta olduğu yol, vasıta
veya taşıma tarzı değiştirilirse sigorta mukavelesi feshedilmiş olmaz.


 


DÖRDÜNCÜ
KISIM


Zirai Sigorta


 


            
A) Menfaat ve riziko:


            
Madde 1316 – Biçilmiş veya biçilmemiş her nevi mahsuller, yılın her
zamanında sigorta ettirilebilir.


            
Zirai ve ehli bütün hayvanlar her nevi bulaşıcı hastalıklarla kazalara karşı
sigorta ettirilebilir.


            
B) Müddet:


            
I - Müddet içinde vakı olan hasarlar:


            
Madde 1317 – Zirai sigortalar yapıldıkları müddet için muteberdir.
Sigortanın devamı müddetince meydana gelecek bir zarar ile mukavele sona ermez,
diğer zararlar için de devam eder.


            
II - Karşılıklı sigortalar:


            
Madde 1318 – Karşılıklı zirai sigorta şirketlerinde sigorta müddeti,
şirketin devamı müddetidir. Ancak, gerek şirket ve gerekse ortak, her yıl
sonunda kooperatif şirket hakkındaki hükümler gereğince şirket ve dolayısiyle
sigorta münasebetini sona erdirmeye salahiyetlidir.


            
C) Zararın tesbiti:


     
Madde 1319 – Zararlar taraflarca tayin olunacak bilirkişiler tarafından
tesbit olunur.


 


BEŞİNCİ
KISIM


Hırsızlığa Karşı
Sigorta


 


            
Madde 1320 – Hırsızlıktan zarar gören kimselerle hırsızlık dolayısiyle
hukuki mesuliyete maruz kalan kimseleri temin için hırsızlığa karşı sigorta
yapılabilir.





3001


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Can Sigortası


BİRİNCİ
KISIM


Hayat Sigortası


 


            
A) Menfaat:


            
I - Sigorta ettirilebilecek kimse:


            
Madde 1321 – Bir kimsenin hayatı, ya o kimse yahut onun bilgi ve muvafakati
mevcut olmasa bile üçüncü bir şahıs tarafından sigorta ettirilebilir; şu kadar
ki; üçüncü şahsın o kimsenin hayatının devamında maddi veya manevi menfaati
bulunması sigortanın muteberliği için şarttır.


            
Küçüklerin, mahcurların veya mümeyyiz olmıyanların ölümünü şart koyarak sigorta
etmek batıl, bunların hayatı üzerine sigorta yaptırmak muteberdir. Her iki
halde de ölüm vukubulursa sigortanın ölüm tarihindeki riyazi ihtiyatı ödenir.


            
Hayatı sigorta olunan kimse ilk primin ödenmesinden evvel ölmüş ise sigorta
hükümsüzdür.


            
II - Ölüm ve yaşama ihtimalleri:


            
Madde 1322 – Sigortacı, bir kimsenin ya muayyen bir müddet içinde
veyahut mukavelede muayyen olan şart ve haller içinde ölümü veya o kimsenin
mukavele ile muayyen bir müddetten fazla yaşaması ihtimallerini sigorta
edebilir.


            
III - Çifte sigorta:


            
Madde 1323 – Bir kimse hayatını, dilediği bir veya muhtelif bedellerle,
veya mütaaddit sigortacılara sigorta ettirebilir.


            
B) Poliçe:


            
Madde 1324 – Hayat sigortası poliçesine, 1266 ncı maddede yazılı
hususların hayat sigortasına tatbikı kabil olanlarından başka hayatı sigorta
olunan kimsenin adı ve soyadı, yaşı, meslek ve sıfat ve sıhhatinin hal ve
derecesi yazılmak lazımdır. Bu poliçe nama veya emre yazılı olabilirse de
hamile yazılı olamaz.


            
C) Primin ödenmemesi:


            
I - Tarafların hakları:


            
Madde 1325 – Sigorta priminin ödenmemesi halinde 1297 nci maddenin 1
inci fıkrası hükmü cari olup sigortacının bu sebepten dava açmıya hakkı yoktur.



            
Sigorta ettiren kimse, üç yıl geçmeden önce sigortadan cayar veya taahhüdüne
riayet etmezse, verdiği primi veya bedeli sigortacıdan talebedemez.


            
Sigorta ettiren kimse, en az ilk üç yıllık primi ödedikten sonra sigortadan
cayar veya taahhüdüne riayet etmezse 1327 nci maddede yazılı hakları
kullanmadığı takdirde sigorta prim ödenmesinden muaf bir sigorta haline
çevrilmiş olur. Bunun şartlarının poliçede açıkça gösterilmesi lazımdır.


            
Sigorta mukavelesinin kanuni sebeplerle sona ermesi halinde primlerin geri
alınması hakkında 1298 inci maddenin ikinci fıkrası tatbik olunur.


            
II - Prim ödenmesinden muaf sigortalar:


            
Madde 1326 – Prim ödenmesinden muaf sigortanın natık olacağı bedel
önceden temin edilen bedelin poliçede yazılı cetvele göre ve ödenmiş safi
primlerle poliçe uyarınca ödenmesi lazım gelen safi primler arasındaki nispet
esas tutularak dirilmesi suretiyle elde edilir.





3002


 


            
III - Satınalma ve ödünç verme:


            
Madde 1327 – Sigortacı, en az ilk üç yıllık primi ödenmiş olan
sigortayı, sigorta ettiren kimsenin talebi üzerine ve sigorta poliçesinin
iadesi karşılığında poliçede yazılı cetvele göre satın almaya veya sigorta
poliçesi üzerinden ödünç para vermeye mecburdur.


            
D) İntihar:


            
Madde 1328 – Sigortalı, intihar veya intihara teşebbüs neticesinde
öldüğü takdirde sigorta arasız olarak en az üç yıl devam etmiş bulunuyorsa
sigortacı poliçede yazılı sigorta bedelini tamamen ödemekle mükelleftir; bu
müddetin geçmesinden önce sigortalının intiharı anında akli melekeleri ne
olursa olsun sigortacı sigortanın o andaki riyazi ihtiyatını öder.


            
Sigortadan faydalanan kimse hayatı üzerine sigorta yapılmış olanı öldürmüş veya
onun öldürülmesinde her hangi bir şekilde suç ortaklığı etmiş bulunduğu
takdirde sigorta bedelinden mahrum kalır ve bu bedel ölenin mirasçılarına ait
olur.


            
E) Faydalanan kimselerin hakları:


            
I - Üçüncü şahıs lehine şart:


            
Madde 1329 – Üçüncü bir şahsın lehine yapılan hayat sigorta
mukavelesinden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep ve tahsil salahiyeti
doğrudan doğruya o kimseye aittir.


            
Sigorta mukavelesinde üçüncü şahsın mirasçı sıfatı gösterilmiş olsa bile bu
şahıs birinci fıkra hükmü gereğince doğrudan doğruya sigortacıya karşı hak ve
menfaatlere sahip olur. Medeni Kanunun 509 uncu maddesi hükmü mahfuzdur.


            
II - Değiştirme:


            
Madde 1330 – Sigorta ettiren kimse sigortadan faydalanan kimseyi
mukavele yapılırken veya sonradan tayin edebilir. Kezalik sigorta ettiren kimse
sigortadan faydalanan kimseyi tayin ettikten sonra da değiştirebilir; şu kadar
ki, sigorta ettiren kimse değiştirme hakkından feragat ettiğini sigorta
poliçesine yazdırmakla beraber sigorta poliçesini sigortadan faydalanan üçüncü
şahsa teslim etmiş ise o şahsı değiştiremez.


            
III - Sigortacının iflası halinde:


            
Madde 1331 – Sigortacının iflası halinde henüz yürürlükte olan sigorta
mukavelesinden faydalanan kimselere ait mutalebe hakları, iflas kararına kadar
her sözleşme için tahakkuk etmiş riyazi ihtiyatların ve bu tarihten ödeme
gününe kadar hesap edilmiş faizlerin verilmesine inhisar eder.


            
F) Rizikonun şümulü ve ihbarı ve sigorta bedelinin muaccel olması:


            
Madde 1332 – Sigortalı sigortacıyı haberdar etmeksizin Türkiye'de ve
dünyanın her tarafında karada ve denizde mutlak surette, havada ancak yolcu
sıfatiyle seyahat edebilir.


            
Sulh zamanındaki silahlı sevkiyat mahiyetini haiz seyahat ve seferberlikler
sırasında veya isyan, kargaşalık ve iç harb vukuunda sigorta mukavelesi muteber
kalır.


            
Umumi veya kısmı seferberlik, devletin harbe girmesi ihtimali veya Türkiye
Cumhuriyetini de ilgilendiren yabancı devletler arasındaki harb dolayısiyle
kabul edilen mevzuatın tatbik edildiği müddetçe hükümet; primleri veya
sürprimleri, her hangi bir sebeple olursa olsun, ödenmiyen her nevi hayat
sigortalarını kesilmeye tabi tutabilir.





3003


 


            
Kesilme devresi içinde sigortalının ölümü halinde kesilme tarihine kadar
tahakkuk etmiş riyazi ihtiyatlar bu tarihten ödeme tarihine kadar hesapedilmiş
teknik faizleriyle birlikte hak sahiplerine ödenir. Kesilme devresi içinde
sigortalı 1325 - 1327 nci maddelerde yazılı haklardan faydalanabilir,


            
Kesilme devresi içinde askeri vazifede iken ölen sigortalıların hak sahiplerine
üç bin liraya kadar olan sigorta bedellerinin tamamı ve bu miktardan yukarı
olanlarının üç bin liradan aşağı olmamak üzere hükümetçe tayin edilecek miktarı
ve fazlasının riyazi ihtiyatı ve harbde veya harb hareketleri sırasında ölen
sigortalıların hak sahiplerine sigorta bedellerinin tamamı ödenir, sigorta
bedelinin hükümetçe tayin edilecek kısmına ait ödenmemiş primlerle sürprimler
teknik faizleriyle birlikte o ödemeden indirilir.


            
Sigortası kesilmeye tabi tutulmuş olan sigortalı kesilme devresi sonunda
hayatta ise sigorta mukavelesi tıbbi muayeneye lüzum kalmadan yeniden yürümeye
başlar ve sigortalılar kesilme devresine ait primlerle sürprimlerin teknik
faizleriyle birlikte ödenmesiyle, hükümetçe tesbit edilecek şartlar dairesinde,
mükellef tutulur veyahut sigorta müddeti o nispette uzatılmak suretiyle kesilme
müddetine ait prim ve sürprim borçlarından ibra olunur.


            
Sigortalı veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği
tarihten itibaren beş gün içinde durumu sigortacıya bildirmeye mecburdur.
Sigorta bedeli, bu beş günlük müddetin geçtiği tarihte muaccel olur. İhbar
mükellefiyetinin yerine getirilmemesi halinde mal sigortalarına ait hükümler
kıyas yoliyle tatbik olunur.


            
G) Tontin:


            
Madde 1333 – Ortaklar tarafından verilen muayyen birer taksit
neticesinde tahassul edecek tutarların muayyen bir tarihte hayatta bulunanlar
arasında paylaşılması şartiyle yapılacak sigorta batıldır.


 


İKİNCİ
KISIM


Kazaya Karşı
Sigorta


 


            
A) Tarif:


            
Madde 1334 – Kazaya karşı sigorta; sigorta ettirenin maruz kalacağı her
hangi bir kaza, hastalık, maddi menfaatlerini haleldar edecek her hangi bir
olay, iş kazaları yahut nevi ve mahiyeti muayyen başka bir kaza sebebiyle ölümü
veyahut muvakkat veya daimi surette çalışma kudretinden veya imkanından
mahrumiyet halinde gerek sigorta ettirene, gerek mirasçılarına veya yerine
geçmiş olanlara ve gerek muayyen veya mütaaddit hak sahiplerine muayyen sermaye
tediyesini veyahut irat tahsisini bir prim karşılığında sigortacıya yükliyen
mukaveledir.


            
Kaza sigortası bizzat sigorta ettiren kimse tarafından yapılacağı gibi bir veya
mütaaddit şahıslar lehine olarak diğer kimse tarafından dahi yapılabilir. Bu
kabil kazalarda sigortacı zararın bedelden az olduğunu iddia edemez. Kazaya
karşı sigorta poliçesi ferden bir veya müteaaddit muayyen şahıslar üzerine
olabileceği gibi bir heyet, bir cemiyet, bir grup üzerine dahi yapılabilir. Bu
takdirde kazaya karşı sigorta olunan kimselerin adlarını göstermiye lüzum
yoktur. Meslek veya memuriyetinin zikri kafidir.


            
Bu kısımda hüküm bulunmıyan hallerde hayat sigortasına mütaallik hükümler
tatbik olunur. Borçlar Kanunun 112 nci maddesi hükmü mahfuzdur.





3004


 


            
B) Menfaat:


            
Madde 1335 – Kaza sigortaları, sigorta ettirenin duçar olduğu kazadan
dolayı zararını tazmin etmek üzere yapılabileceği gibi kimseye ödemeye mecbur
olacağı kaza tazminatını telafi etmek maksadiyle dahi yapılabilir.


               
C) Tazminatın şümulü ve muaccel oluşu:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 1336 – Kaza sigortalarında sigortacı aşağıda yazılı olayların
vukuunda poliçedeki tazminatı vermekle mükelleftir.


            
1. Kaza ölümü intac eylediği takdirde gerek ani olsun ve gerek kaza tarihinden
itibaren azami bir yıl içinde ölüm vukua gelsin tazminat, hak sahibine veya mirasçılara
ödenir;


            
2. Daimi malüliyeti mucip olduğu takdirde poliçede yazılı malüliyet derecesine
göre icabeden tazminat, sigorta ettirene ödenir.


            
3. Muvakkat surette çalışma kudretinden mahrum kaldığı takdirde sigorta
ettirene poliçede yazılı azami müddet içinde mahrumiyetin devam ettiği müddetçe
günlük hesabiyle tazminat verilir.


            
Kaza sigortalarında rizikonun ihbarı ve sigorta bedelinin muaccel oluşu 1332
nci maddenin son fıkrası hükümlerine tabidir. Ancak, sigortalının bir kaza
sebebiyle ödiyeceği tazminata ait davada ona yardım sağlamak veya tazminatı
karşılamak üzere yapılan sigortalarda ihbar müddetinin başlangıcına 1292 nci
maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü tatbik olunur.


            
II - Tedavi masrafları:


            
Madde 1337 – Aksine şart olmadığı takdirde sigortacı poliçede yazılı
tazminattan başka sigortalının sarf ettiği tedavi masraflarını da vermekle
mükelleftir.


            
D) Kusurlu olan kimseye karşı dava hakkı:


            
Madde 1338 – Üçüncü şahsın kusuru neticesinde vukua gelen kazalardan
dolayı sigorta ettirenin sigortacıdan tazminat alması, sigorta ettirenin üçüncü
şahsa müracaat hakkını iskat etmez. Üçüncü şahıs, sigorta ettirenin sigortası
nazara alınmaksızın bütün zarar ve ziyanını tazminle mükellef tutulur.


 


DÖRDÜNCÜ
FASIL


Denizcilik
Rizikolarına Karşı Sigortalar


BİRİNCİ
KISIM


Umumi Hükümler


 


            
A) Menfaat:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 1339 – Geminin veya yükün denizcilik rizikolarını salimen
geçirmesinde para ile ölçülebilir bir menfaati olan kimse bu menfaatini sigorta
ettirebilir.


            
II - Mevzuu:


            
1. Münferit menfaatler:


            
Madde 1340 – Sigorta ettirilebilen menfaatler bilhassa aşağıda yazılı
mevzulara taallük edenlerdir:


            
1. Gemi;


            
2. Yapılmakta olan gemi;





3005


 


            
3. Navlun ve yolcu taşıma ücretinden doğan alacaklar;


            
4. Yük;


            
5. Deniz ödüncü paraları;


            
6. Müşterek ve hususi avarya paralariyle ödetilmeleri için gemi, navlun, yolcu
taşıma ücreti veyahut yükün karşılık teşkil ettiği diğer alacaklar;


            
7. Yükün gönderildiği yere ulaşmasiyle elde edileceği umulan kar;


            
8. Kazanılacak komüsyon;


            
9. Sigortacının üzerine aldığı riziko.


            
Bunlardan birinin sigorta ettirilmesiyle diğerleri sigorta ettirilmiş sayılmaz.


            
2. Sigortası caiz olmıyan menfaat:


            
Madde 1341 – Kaptanın veya diğer gemi adamlarının hizmet veya iş
akitlerinden doğan ücret alacakları kendileri tarafından sigorta ettirilemez.


            
II - Menfaatin sahibi:


            
1. Kendi, başkası ve kimin olacaksa onun hesabına sigorta:


            
Madde 1342 – Sigorta ettiren kimse kendi menfaatini "Kendi hesabına
sigorta" şeklinde, üçüncü bir şahsın menfaatini ise "Başkası hesabına
sigorta" şeklinde ve bu son halde de sigortalının hüviyetini bildirerek
veya bildirmiyerek sigorta ettirebilir.


            
Mukavelede sigortanın kendi hesabına mı, yoksa başkası hesabına mı yaptırıldığı
da tayin edilmiyebilir. "Kimin olacaksa onun hesabına" yapılan bir
sigortadan başkası hesabına yaptırıldığı anlaşılırsa başkası hesabına sigorta
hükümleri tatbik olunur.


            
Mukaveleden sigortanın başkası hesabına veyahut kimin olacaksa onun hesabına
yaptırıldığı anlaşılmazsa sigorta ettirenin kendi hesabına yapılmış sayılır.


            
2. Temsil:


            
Madde 1343 – Sigorta salahiyetli bir vekil, vekaleti olmadan başkası
hesabına tasarrufta bulunan bir kimse yahut da sigortalının diğer her hangi bir
temsilcisi tarafından onun namına yapılırsa sigortalının namına hareket eden
kimse, sigorta ettiren sayılmıyacağı gibi bizzat sigorta da başkası hesabına
sigorta sayılmaz.


            
Mukavelede adı ile gösterilen bir üçüncü şahsın menfaatine taallük eden bir
sigorta, tereddüt halinde, başkası hesabına sigorta sayılır.


            
1270 inci maddenin 1 ve 2 nci fıkralariyle 1271 inci madde hükümleri burada da
tatbik olunur.


            
B) Rizikonun gerçekleşmiş olması:


            
Madde 1344 – Sigortacı tarafından tazmin edilecek zararların meydana
gelmesi imkanı mukavelenin yapıldığı sırada ortadan kalkmış yahut bu anda zarar
zaten meydana gelmiş olsa bile sigorta mukavelesi muteberdir; şu kadar ki;
taraflar durumu biliyorsa mukavele hükümsüzdür.


            
Tazmin olunacak zararın meydana gelmesi imkanının ortadan kalkmış olduğuna
yalnız sigortacı yahut zararın zaten meydana gelmiş olduğunu yalnız sigorta
ettiren bildiği takdirde mukavele durumu bilmiyen tarafı bağlamaz. İkinci halde
sigortacı mukavelenin kendisini bağlamıyacağını ileri sürse bile primin
tamamını istiyebilir.


            
Mukavelenin sigorta ettiren için bir temsilci tarafından yapılması halinde 1363
üncü maddenin 2 nci fıkrasının hükmü, başkası hesabına sigorta halinde 1364
üncü madde hükmü ve gemi, navlun ve yük gibi birden çok konunun veya bir konuyu
teşkil eden eşyanın toptan sigortası halinde 1367 nci madde hükmü tatbik
olunur.





3006


            
C) Sigorta değeri:


            
I - Aşkın sigorta:


            
Madde 1345 – Sigorta olunan menfaatin tam değeri sigorta değeridir.


            
Sigorta bedeli, sigorta değerini aşamaz.


            
II - Çifte sigorta:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1346 – Bir menfaat aynı rizikoya karşı birden çok sigortacılara
sigorta ettirilmiş ve sigorta bedellerinin tutarı sigorta değerini aşmış
olursa, sigortacılar sigortalıya karşı müteselsilen mesul olurlar; şu kadar ki;
sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemiyeceği gibi sigortacılardan
her biri yalnız kendi mukavelesine göre ödemekle mükellef olduğu bedele kadar
mesul olur.


            
Sigortacıların birbirlerine karşı olan rücu hakları her birerlerinin sigorta
mukavelesi gereğince sigortalıya ödemekle mükellef oldukları sigorta bedelleri
mecmuunun sigorta değerine olan nispetine göre tayin olunur; şu kadar ki;
sigortalardan biri hakkında yabancı hukuk tatbik edilecek olursa yabancı hukuka
tabi sigortacı ancak tabi olduğu hukuk gereğince bizzat kendisine karşı da rücu
hakkının kullanılması mümkün olduğu takdirde diğer sigortacıya rücu hakkını
kullanabilir.


            
Sigortalı haksız olarak bir fayda temin etmek niyetiyle çifte sigorta yaptırmış
ise bu niyetle yapılmış olan akitlerin her biri batıldır; sigortacı mukavelenin
yapıldığı sırada butlanı bilmiyorsa primin tamamını istiyebilir.


            
2. Primin ve sigorta bedelinin indirilmesi:


            
Madde 1347 – Sigorta ettiren çifte sigortayı meydana getiren mukaveleyi
diğer sigortadan haberi olmaksızın yapılmışsa, sigortacılardan her birinden
sigorta bedelinin ve bununla mütenasip olarak primlerinin de 1346 ncı maddenin
2 nci fıkrasında yazılı nispete göre indirilmesini istiyebilir.


            
Sigorta bedelinin ve primin indirilmesi sigortanın başladığı andan itibaren
hüküm ifade eder. Sigortacılardan biri için riziko diğer sigortacı ile mukavele
yapılmadan önce başlamış olursa indirme, birinci sigortacıya karşı, ancak
talebedildiği andan itibaren hüküm ifade eder.


            
Sigortacının münasip bir ristorno ücreti istemiye hakkı vardır.


            
Sigorta ettiren çifte sigortayı haber alır almaz gecikmeksizin indirme
talebinde bulunmazsa bu hak düşer.


            
3. İhbar külfeti:


            
Madde 1348 – Bir menfaati aynı rizikoya karşı birden çok sigortacılara
sigorta ettiren kimse her bir sigortacıya öteki sigortalardan gecikmeksizin
haber vermeye mecburdur.


            
III - Menfaat değerinin altında olan sigorta:


            
Madde 1349 – Sigorta bedeli sigorta değerinden az ise 1288 inci madde
hükmü tatbik olunur.


            
IV - Takselenmiş poliçe:


            
1. Takse:


            
Madde 1350 – Taraflar mukavele ile sigorta değerini muayyen bir para
olarak tesbit ederlerse bu para taraflar arasında sigorta değeri için esas
olur.


            
Takse esaslı surette fahiş ise sigortacı indirilmesini istiyebilir. Umulan kar
takselenmiş ise taksenin mukavele yapıldığı sırada ticari tahminlere göre elde
edilmesi mümkün görülen karı aşması halinde sigortacı bunun indirilmesini
istiyebilir.





3007


 


            
"Şimdilik takselenmiş" kaydını taşıyan bir poliçe, takse
katileşmedikçe, "takselenmemiş" yani açık poliçe sayılır.


            
Navlun sigortasında sigortacı tarafından tazmin edilecek bir zarar hakkındaki
takse, ancak hususi surette şart kılınmışsa sigorta değeri için esas olabilir.


          
2. Ayrı takseler:


            
Madde 1351 – Bir poliçe ile gemi, navlun ve yük gibi birden çok mevzuun
veya bir bütün teşkil eden eşyanın toptan sigortası halinde toptan bir tek
sigorta bedeli konur fakat bu konuların bazıları için ayrı takseler
kararlaştırılmış olursa ayrı olarak takselenmiş her mevzu ayrıca da sigorta
ettirilmiş sayılır.


            
V - Hususi haller:


            
1. Geminin değeri:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1352 – Taraflar değer biçilmesi için başka bir esas
kararlaştırmamışlarsa, geminin sigortacı için rizikonun başladığı andaki
değeri, onun sigorta değeri sayılır.


            
Bu hüküm, geminin sigorta değerinin takselenmesi halinde de tatbik olunur.


            
b) Donatımanın ve sigorta masraflariyle tayfa ücreti:


            
Madde 1353 – Donatım ve sigorta masraflariyle gemi adamlarına ödenecek
ücretler, gemi ile birlikte veya ayrı ayrı olarak yahut gayrisafi navlunun
sigorta ettirilmesi suretiyle sigorta ettirilebilir. Bunlar, ancak hususi
surette kararlaştırılmışsa, gemi ile birlikte sigorta ettirilmiş sayılır.


            
2. Navlunun değeri:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1354 – Navlun, gayrisafi tutarına kadar sigorta ettirilebilir.


            
Mal taşıma mukavelelerinde şart kılınmış olan navlun tutarı ve muayyen bir
navlun kararlaştırılmamış veya mallar donatan hesabına yüklenmişse 1073 üncü
maddede yazılı mütat navlun tutarı, navlunun sigorta değeri sayılır.


            
b) Tefsir kaideleri:


            
Madde 1355 – Navlun sigorta edilirken tamamının yahut bir kısmının
sigorta ettirildiği tayin edilmemişse navlunun tamamı sigorta ettirilmiş
sayılır.


            
Navlunun safi yahut gayrisafi olarak sigorta ettirildiği tayin edilmemişse
gayrisafi navlun sigorta ettirilmiş sayılır.


            
Sigorta bedelinin hangi kısmının gidiş ve hangi kısmının dönüş navlununa ait
olacağı tayin edilmeksizin gidiş ve dönüş navlunları bir tek sigorta bedeli
üzerine sigorta ettirilmişse bedelin yarısı gidiş yarısı da dönüş navlununa
ayrılır.


            
3. Yükün değeri:


            
Madde 1356 – Taraflar değer biçilmesi için başka bir esas
kararlaştırmamışlarsa, malların yükleme yerinde ve yükleme zamanındaki
değerleriyle sigorta masrafları da dahil olduğu halde gemiye yükleninceye kadar
yapılan bütün masraflar,malların sigorta değeri sayılır.


            
Navlun ile yolculuk sırasında ve varma yerinde yapılan masraflar ancak
kararlaştırıldığı takdirde hesaba katılır.


            
Yukarı ki hükümler malların sigorta değeri takselenmiş olması halinde de tatbik
olunur.





3008


 


            
4. Tasarruf edilen masraflar:


            
Madde 1357 – Donatım masrafları veya gemi adamlarına ödenecek ücretler
veya navlun, yolculuk sırasında ve varma yerinde yapılacak masraflar sigorta
ettirilmiş olduğu takdirde sigortacı, masraflardan, ücretlerden veya navlundan
kaza neticesinde tasarruf edilen kısım için tazminat vermez. Masraflar ve
ücretler, ayrı ayrı sigorta ettirilmiş olsun veya gayrisafi navlunun sigorta
ettirilmesi  suretiyle sigorta ettirilmiş bulunsun yahut navlunla beraber
yolculuk sırasında ve varma limanında yapılacak masraflar dahi yükün sigorta
ettirilmesi sırasında sigortalanmış olsun, hüküm değişmez.


            
5. Umulan kar ve komisyonun değeri:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1358 – Yük sigortasında umulan kar veya komüsyon, malların sigorta
değeri takselenmiş olsa dahi, ancak mukavelede açıkça bildirildiği takdirde
sigorta edilmiş sayılır.


            
Umulan kar yük sigortasına dahil olup da sigorta değeri takselenmiş ve fakat
taksenin hangi kısmının umulan kara ilişkin olduğu tayin edilmemişse taksenin
yüzde onunun umulan kara ait olduğu kabul edilir. Umulan kar yük sigortasına
dahil olup da sigorta değeri takselenmemiş ise malların 1356 ncı maddede yazılı
sigorta değerinden yüzde onu umulan kar olarak sigorta ettirilmiş sayılır.


            
Komüsyon yük sigortasına dahil olması halinde de 2 nci fıkra hükümleri yüzde on
yerine yüzde iki koymak suretiyle tatbik olunur.


            
b) Takse:


            
Madde 1359 – Umulan kar veya komüsyon ayrı ayrı olarak sigorta
ettirilmiş ve fakat sigorta değeri takselenmemiş bulunuyorsa, tereddüt halinde,
sigorta bedeli aynı zamanda sigorta değerinin de taksesi olarak kabul edilir.


            
6. Deniz ödüncü paraları:


            
Madde 1360 – Deniz ödüncü paraları primiyle birlikte alacaklısı için
sigorta ettirebilir.


            
Deniz ödüncü paraları sigortasında, deniz ödüncüne karşı hangi şeylerin
rehnedildiği gösterilmemişse sigorta gemiye, navluna ve yüke şamil sayılır.
Eğer hakikaten deniz ödüncüne karşı bütün bu şeyler rehnedilmişse bunu ancak
sigortacı ileri sürebilir.


               
D) Halefiyet:


            
Madde 1361 – Borçlarını yerine getiren sigortacı, sigortalının üçüncü
şahsa tazmin ettirebileceği bir zararı tazmin ettiği takdirde, 1256 ve 1258
inci maddelerin 2 nci fıkralarının hükümlerine halel gelmeksizin, üçüncü şahsa
karşı sigortalının haklarına halef olur.


            
Sigortalı, istediği takdirde sigortacıya, masrafı ona ait olmak üzere, üçüncü
şahsa karşı olan haklarına halef olduğunu gösteren ve noterlikçe imzası tasdik
olunan bir senet vermeye mecburdur.


            
Sigortalı, sigortacının yukarda yazılı haklarına halel verecek olan her türlü
hareketinden mesuldür.


            
E) Sigortalı alacağın devri:


            
Madde 1362 – Ödetilmesi için deniz tehlikelerine maruz bir şeyin
karşılık teşkil ettiği bir alacağın sigorta ettirilmiş ve zararın meydana
gelmiş olması halinde, sigortacının sigortalıya karşı olan borçlarını yerine
getirmiş olduğu nispette sigor





3009


 


talı, sigorta ettirilmiş alacağın
borçlusuna karşı mevcut olan haklarını sigortacıya devretmeye mecburdur.


            
Sigortalı sigortacıdan hakkını istemeden önce borçluya karşı mevcut olan
haklarını ileri sürmeye mecbur değildir.


 


İKİNCİ
KISIM


Mukavelenin
Yapıldığı Sıradaki ihbar Mükellefiyeti


 


            
A) Mükellefiyetin şümulü:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 1363 – Gerek kendi ve gerekse başkası hesabına sigorta ettiren
kimse, mukavelenin yapıldığı sırada kendisince bilinen ve sigortacının üzerine
alacağı rizikonun takdiri için olan önemine binaen mukaveleyi yapıp yapmamak
veya aynı şartlar altında yapmak hususundaki kararına müessir olabilecek
mahiyette olan bütün halleri sigortacıya bildirmekle mükelleftir.


            
Mukavele sigorta ettiren için bir temsilci tarafından yapılırsa, temsilci
kendisince bilinen halleri de bildirmeye mecburdur.


            
II - Başkası hesabına sigorta halinde:


            
Madde 1364 – Sigortanın başkası hesabına yaptırılması halinde
mukavelenin yapıldığı sırada bizzat sigortalının veya aradaki vekilin
bildikleri hallerin de sigortacıya bildirilmesi lazımdır. Bununla beraber
sigortalı veya aradaki vekil bildirilecek hali, fevkalade tedbirler alınmaksızın,
sigorta ettirene mukavelenin yapılmasından önce haber veremiyecek kadar geç
öğrenirse, onların bu hali bilmiş olmaları nazara alınmaz.


            
Sigorta, sigortalı vekalet vermeden ve onun malümatı olmadan yapılmış ve
mukavelenin yapıldığı sırada vekaletin olmadığı sigortacıya bildirilmişse,
sigortalının bildirilecek hali bilip bilmemesine bakılmaz.


            
B) Mükellefiyetin ihlali:


            
1 - Cayma:


            
1. Sebepleri:


            
a) Mükellefiyetin yerine getirilmemesi halinde:


            
Madde 1365 – Önemli bir hal 1363 ve 1364 üncü maddelerin hükümlerine
muhalif olarak bildirilmemiş olursa, sigortacı mukaveleden cayabilir. Sigorta
ettiren veya 1363 üncü maddenin 2 nci fıkrasına veya 1364 üncü maddeye göre
bilgisi önemli olan bir ilgili, hali öğrenmekten kasıt ile kaçındığı için
önemli hal bildirilmemişse hüküm aynıdır.


            
Sigortacının bildirilmemiş olan durumu bilmesi veya ihbar etmemiş olmanın
kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir.


            
b) Yanlış ihbar halinde:


            
Madde 1366 – Sigortacı, önemli hale dair yanlış bir ihbarda bulunulmuş
olması halinde de mukaveleden cayabilir.


            
Sigortacının ihbardaki yanlışlığı bilmesi veya ihbarın yanlış yapılmasının
kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir.


            
c) Mükellefiyetin kısmen yerine getirilmesi halinde:


            
Madde 1367 – Sigorta ettirilmiş mevzuların bir kısmı hakkında
sigortacının caymasını haklı kılacak şartlar mevcutsa, ancak sigortacının geri
kalan kısım için mukaveleyi aynı şartlaraltında yapmış olmıyacağı halin
icabından anlaşıldığı takdirde, sigortacı bu kısım hakkında da mukaveleden
cayabilir.





3010


 


            
2. Caymanın müddet, şekil ve hükümleri:


            
Madde 1368 – Mukaveleden cayma ancak bir hafta içinde caizdir. Bu müddet
sigortacının ihbar mükellefiyetinin ihlal edildiğini öğrendiği andan itibaren
başlar.


            
Caymanın sigorta ettirene karşı beyan edilmesi lazımdır. Sigortacı caysa da
primin tamamını alır; alınmış tazminat geri verilir ve alındığı günden itibaren
faizi de ödenir.


            
Sigortacı, rizikosunu üzerine aldığı kaza tahakkuk ettikten sonra cayarsa,
kendisine bildirmemiş olan halin kazanın meydana gelmesi ve sigortacının ödeme
borcunun şümulü üzerine bir tesiri olmadığı takdirde, tazminat verme
mükellefiyeti baki kalır.


            
II - Primin artırılması ve cayma hakkının düşmesi:


            
Madde 1369 – İhbar mükellefiyeti gereği gibi yerine getirilmemiş olup da
bu hususta diğer tarafa isnadedilebilecek bir kusurun bulunmamasından dolayı
sigortacı cayma hakkını haiz değilse ve rizikonun kabul edildiğinden daha
yüksek olması sebebiyle daha fazla bir prim verilmek lazım geliyorsa sigortacı
bunu istiyebilir. Mukavelenin yapıldığı sırada sigortacının rizikoyu üzerine alması
bakımından önemli olan bir durumun diğer tarafça bilinmediği için sigortacıya
bildirilmemiş olması halinde dahi hüküm aynıdır.


            
Sigortacının kararlaştırılan primden yüksek prim istemek hakkı, ihbar
mükellefiyetinin ihlal edildiğini veya önemli bir halin bildirilmediğini
öğrendiği andan itibaren bir hafta içinde sigortacı tarafından ileri
sürülmediği takdirde düşer.


            
III - Hile halinde:


            
Madde 1370 – Hileden dolayı Borçlar Kanununun 28 ve 31 inci maddeleri
gereğince sigortacının haiz olduğu haklar mahfuzdur.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Sigortalının
Sigorta Mukavelesinden Doğan Borçları


 


            
A)  Prim ödeme borcu ve primi geri isteme hakkı:


            
Madde 1371 – Aksi kararlaştırılmış olmadıkça primlerin mukavele yapılır yapılmaz
ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi lazımdır.


            
Prim ödemek borcu, sigorta ettiren kimseye düşer.


            
1298 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü, deniz sigortalarında da tatbik olunur.


            
B) Rizikoyu değiştirmemek borcu:


            
I - Yolculuğun değişmesi:


            
Madde 1372 – Sigortacı için riziko başlamadan önce mukavelede tesbit
edilen yolculuk yerine başka bir yolculuğa başlanırsa, gemi ve navlunun
sigortasında sigortacı her türlü mesuliyetten kurtulur; başka sigortalarda,
ancak yolculuk sigortalı tarafından değiştirilmemiş yahut onun talimatı veya
muvafakati olmaksızın değiştirilmiş olduğu takdirde diğer yolculuk için
rizikoyu yüklenir.


            
Sigortacı için riziko başlandıktan sonra
mukavelede tesbit edilen yolculuk değiştirilirse sigortacı yolculuğun
değişmesinden sonra çıkan Kazalardan mesul değildir. Bununla beraber yolculuk
sigortalı tarafından değiştirilmemiş yahut onun





3011


 


talimatı veya muvafakati olmaksızın
değiştirilmiş yahut da yolun değiştirilmesi zaruret halinden ileri gelmişse
sigortacı bu kazalardan mesuldür; meğer ki, bu zaruret hali sigortacının üstüne
almadığı bir rizikodan doğmuş olsun.


            
Başka bir varma limanına gitmeye karar verilip de bu kararın tatbikına geçilince
her iki varma limanına giden yollar henüz ayrılmamış olsa bile yolculuk
değiştirilmiş sayılır. Bu hüküm gerek 1 ve gerek 2 nci fıkradaki hallere tatbik
olunur.


            
II - Yolculuğun gecikmesi gibi rizikoyu artıran fiiller:


            
Madde 1373 – Sigortalının fiili veya talimati veya muvafakatiyle
yolculuğun bağlaması veya bitirilmesi gecikir veya gemi sigorta akdi ile tesbit
edilen rotadan ayrılır veya sigorta akdiyle tesbit olunmuş rotaya dahil
sayılamıyacak olan bir limana uğrar yahut sigortalı diğer her hangi bir şekilde
rizikonun artmasına veya değişmesine sebep olursa ve bilhassa riziko durumu
hakkındaki hususi vaitlerini yerine getirmezse, rizikonun artmış veya değişmiş
olmasından sonra meydana gelen kazadan sigortacı mesul olmaz.


            
Birinci fıkra hükmü aşağıda yazılı hallerde tatbik olunmaz:


            
1. Rizikonun artması veya değişmesinin sonraki kaza üzerine hiçbir tesiri
olmadığı halin icabından anlaşılırsa;


            
2. Sigortacı için riziko başladıktan sonra rizikonun artması veya değişmesine
bir zaruret hali sebep olmuşsa (Meğer ki, bu zaruret hali sigortacının üstüne
almadığı bir rizikodan doğurmuş olsun);


            
3. Kaptan insaniyet düşüncesiyle rotadan ayrılmak mecburiyetinde kalmışsa;


            
III - Kaptanın şahsının bildirilmesi:


            
Madde 1374 – Mukavele yapılırken kaptanın ismen gösterilmesi, geminin o
kaptan tarafından idaresini vadetme sayılmaz.


            
IV - Geminin tayini:


            
1. Geminin değişmesi:


            
Madde 1375 – Yük sigortasında mallar bu husus için kararlaştırılan gemi
ile, taşınmazsa sigortacı hiçbir kazadan mesul olmaz. Bununla beraber sigortacı
riziko kendisi için başlandıktan sonra mallar sigortalının talimatı veya
muvafakati olmaksızın yahut bir kaza neticesinde, taşımaya tahsis edilen
gemiden başka bir surette taşınmasına devam olunursa mukavele hükümlerine göre
mesul olur; meğer ki, kaza sigortacının üzerine almadığı bir rizikodan doğmuş
olsun.


            
2. İhbar mükellefiyeti:


            
Madde 1376 – Taşıyacak gemi veya gemiler gösterilmeksizin (Belli olmıyan
veya adı tayin olunmamış gemilerle) yapılan yük sigortasında sigortalı malların
hangi gemiye yüklendiğini öğrenir öğrenmez, bunu sigortacıya bildirmekle
mükelleftir.


            
Bu borcun yerine getirilmemesi halinde sigortacı, yüklenmiş malların
uğrıyacakları kazaların hiçbirinden mesul olmaz.


          
C) Rizikonun gerçekleşmesi halinde mükellefiyetler:


            
I - İhbar mükellefiyeti:


            
Madde 1377 – Sigorta ettiren veya sigortadan haberi olmak şartiyle,
sigortalı bir kazayı öğrenir öğrenmez bunu sigortacıya bildirmekle mükelleftir;
bildirmezse sigortacı vaktinde haber verilmesi halinde tazminattan
azaltabileceği miktarı, tazminat tutarından indirebilir.


            
Mesuliyet sigortalarında ihbar mükellefiyeti 1292 nci maddenin birinci
fıkrasının ikinci cümlesinde bildirilen hallerde davayı veya hükmün
kesinleştiğini öğrenme yahut parayı ödeme ile başlar.





3012


 


            
II - Koruma tedbirleri:


            
Madde 1378 – Bir kaza vukuunda sigortalı, gerek sigorta ettirilmiş
şeyleri kurtarmak ve gerekse daha büyük zarara meydan vermemek için mümkün olan
gerekli tedbirleri almakla mükelleftir. Bununla beraber imkan varsa, lazım olan
tedbirler için önceden sigortacıya danışmaya mecburdur.


 


DÖRDÜNCÜ
KISIM


Rizikonun Şümulü


 


            
A) Rizikonun mahiyeti:


            
I - Umumilik esası:


            
Madde 1379 – Aşağıdaki hükümler veya mukavele ile başka bir esas kabul
edilmemiş ise sigortacı sigortanın devamınca geminin veya yükün maruz
bulundukları bütün rizikoları yüklenir.


            
Sigortacı bilhassa şu rizikoları yüklenir


            
1. Üçüncü bir şahsın kusurundan ileri gelse bile su alma, karaya oturma,
parçalanma, yanma batma, yangın, patlama, yıldırım, zelzele, buz hasarına
uğrama ve saire gibi tabii hadiselerle diğer deniz kazalarından doğabilecek
rizikoları;


            
2. Harb ve amme tasarruflarından doğabilecek rizikoları;


            
3. Sigortalının kusuru olmaksızın üçüncü şahsın talebi üzerine ihtiyati haciz
veya ihtiyati tedbirler konma rizikosu;


            
4. Hırsızlık ile deniz haydutluğu yağma ve diğer zorbalık rizikoları;


            
5. Yolculuğa devam için sigorta ettirilmiş malları 998 - 1001 inci maddelerle
1214 üncü madde hükümleri gereğince deniz ödüncüne karşı rehnetmek yahut aynı
maksat için mallar üzerinde satmak veya kullanmak suretiyle tasarruf etmek
rizikosu;


            
6. Sigorta ettirilmiş şey için bir zarar doğmak şartiyle gemi adamlarından
birinin yolsuzluğu veya kusuru rizikosu;


            
7. Çarpışma neticesi sigortalının; doğrudan doğruya veya bir üçüncü şahsa ika
edilen zararı tazmine mecbur olmak suretiyle bilvasıta zarar görmüş olması
arasında bir fark gözetilmeksizin, gemilerin çatması rizikosu.


            
II - İstisnalar:


            
Madde 1380 – Sigortacı aşağıda yazılı zararları tazmin etmez:


            
1. Gemi ve navlunun sigortası halinde:


            
A) Geminin 974 üncü maddeye muhalif olarak denize elverişli veya yola elverişli
bir halde bulunmadan yahut lüzumlu vesikalar olmadan denize çıkarılmasından
doğan zararlar;


            
B) Çatma hariç olmak üzere, donatanın gemi adamlarından birinin üçüncü şahsa
ika ettiği zarardan 947 ve 948 inci maddeler gereğince mesul olmasından doğan
zararlar;


            
2. Yalnız geminin sigortasında:


            
A) Geminin alelade kullanılması yüzünden gemi ve teferruatının uğradığı zarar;


            
B) Sadece eskime, çürüme veya kurt yeniği sebebiyli gemi ve teferruatının
uğradığı zarar;


            
3. Yük veya navlunun sigortası halinde:
Malların tabii mahiyeti iktizası, hususiyle içten bozulma, kendiliğinden
eksilme, normal akma ve sızma ve bunlara benzer diğer sebeplerden yahut
malların fena ambalaj yapılmış olmasından doğan zararlarla fare veya sıçanlar
tarafından mallara yapılan zararlar (Bununla beraber





3013


 


sigortacının mesul olduğu bir kaza
yüzünden yolculuk mütat olmıyan bir şekilde uzarsa sigortacı bu bentte yazılı
zararları, yolculuğun uzamasından ileri geldikleri nispette tazmin etmeye
mecburdur);


            
4. Sigortalının kastı veya ihmali ile sebep olduğu zarar (Bununla beraber
sigortacı sigortalıya kötü bir hareket tarzı isnadedilmedikçe,sigortalının
gemiyi yanlış sevk ve idare etmek suretiyle sebep olduğu zararı ödemeye
mecburdur);


            
5. Yük veya umulan karın sigortası halinde : Yükletenin, gönderilenin yahut yük
komisyoncusunun bu sıfatla kasıt veya ihmalleriyle sebep oldukları zarar.


            
III - Üçüncü şahısların zarardan dolayı mesuliyeti:


            
Madde 1381 – Sigortalının bir zarar için kaptan veya başka kimseden
tazminat istemek hakkı olsa bile, sigortacı bu zararı tazmin etmekle
mükelleftir. Sigortalı zararın tazminini önce sigortacıdan istiyebilir. Bununla
beraber sigortalı, tazminat isteme hakkının müessir surette takibi için
sigortacıya lüzumlu olabilecek yardımda bulunmaya ve bu hakkı emniyet altına
almak maksadiyle navlunu  ödemeyip alıkoymaya, gemiyi haczettirmeye veya
başka münasip bir şekilde, masrafı sigortacıya ait olmak üzere, 1378 inci madde
gereğince halin icaplarına göre gerekli olan tedbirleri almaya mecburdur.


            
B) Rizikonun müddeti:


            
I - Rizikonun başlangıcı ve sonu:


            
1. Geminin  sigortası  halinde:


            
Madde 1382 – Geminin bir yolculuk için sigorta ettirilmesi halinde sigortacı
için riziko, yükün veya safranın alınmasına başlandığı yahut ne yük ne de safra
alınmıyacaksa geminin kalktığı andan itibaren başlar ve varma limanında yükün
veya safranın boşaltılması bittiği anda biter.


            
Sigortalı boşaltmayı muhik bir sebep olmaksızın geciktirirse, riziko, böyle bir
gecikme olmasaydı boşaltmanın bitmiş olacağı anda biter.


            
Boşaltma bitmeden önce yeni bir yolculuk için yük ve safra alınırsa riziko,
yükün veya safranın alınmasına başlandığı anda biter.


2. Yük,
umulan kar ve komisyonun sigortası halinde:


            
Madde 1383 – Yük, umulan kar veya taşınacak mallardan kazanılacak
komüsyonun sigortası halinde riziko, malların gemiye veya mavnalara yükletilmek
üzere karadan ayrılmış oldukları andan başlar ve malların varma limanında
yeniden karaya çıkarıldığı anda biter.


            
Boşaltma; sigortalı yahut, yük veya umulan karın sigortası halinde, sigortalı
veya 1380 inci maddenin 5 inci bendinde gösterilen kimselerden biri tarafından
muhik bir sebep olmaksızın geciktirilirse riziko, böyle bir gecikme olmasaydı
boşaltmanın bitmiş olacağı anda biter.


            
Yükleme ve boşaltma sırasında mavnaların mahalli teamüllere göre
kullanılmasından doğan rizikodan da sigortacı mesuldür.


            
3. Navlunun sigortası halinde:


            
Madde 1384 – Navlunun sigortası halinde riziko:


            
a) Geminin ve bu yüzden navlunun maruz kaldığı kazalar bakımından, aynı
yolculuk için geminin sigorta ettirilmesi halinde riziko hangi anda başlayacak
ve sona erecek ise o anda:


            
b) Yükün ve bu yüzden navlunun maruz kaldığı kazalar bakımından, aynı yolculuk
için malların sigorta ettirilmesi halinde riziko hangi anda başlıyacak ve sona
erecekse o anda; başlamış veya sona ermiş sayılır.





3014


 


            
Yolcu taşıma ücretlerinin sigortası halinde riziko, gemi sigortasında riziko
hangi anda başlamış veya sona ermiş sayılırsa o anda başlar veya sona erer.


            
Navlunu veya yolcu taşıma ücretini sigorta etmiş bulunan sigortacı, gemiyi
ilgilendiren bir kazadan dolayı, ancak navlun veya yolcu taşıma akitleri daha
önce yapılmış olduğu takdirde ve donatan kendi hesabına mal yüklemiş bulunursa,
ancak yük gemiye veya mavnalara yükletilmek maksadiyle daha önce karadan
ayrılmış bulunduğu takdirde mesuldür.


            
4. Deniz ödüncü veya avarya paralarının sigortası halinde:


            
Madde 1385 – Deniz ödüncü veya avarya paralarının sigortası halinde
riziko; bu paraların avans olarak verildiği yahut, avarya masraflarını
sigortalının kendisi vermişse, bunların sarf edildiği anda başlar ve deniz
ödüncüne karşı rehnedilmiş veya kendileri için avarya masrafları sarf edilmiş
olan eşyanın sigortasındaki rizikoların bitmiş olacağı anda biter.


            
II - Devam müddeti:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1386 – İşlemiye başlıyan riziko müddeti sigortacı için,
kararlaştırılan müddet veya sigorta edilen yolculuğun devamınca durmadan işler,
hususiyle sigortacı bir barınma veya ara limanında geçen günlerde ve yolculuk
gidiş ve geliş için sigorta edilmişse gidiş yolculuğunun varma limanında geçen
günlerinde çıkan rizikodan da mesuldür.


            
Malların geçici olarak boşaltılması lazımgelir yahut gemi tamir için karaya
çekilirse, sigortacı malların veya geminin karada bulundukları sıradaki rizikodan
da mesuldür.


            
2. Yolculuktan vazgeçilmesi halinde:


            
Madde 1387 – Riziko müddeti işlemiye başladıktan sonra sigorta edilmiş
yolculuktan arzu ile veya mecburen vazgeçilirse, rizikonun bitmesini tayin
bakımından yolculuğun bittiği liman varma limanı yerine geçer.


            
Geminin yolculuğundan vazgeçildikten sonra mallar taşınmak üzere
kararlaştırılmış olan gemiden başka bir suretle varma limanına taşınırsa,
taşıma kısmen veya tamamen karadan yapılsa dahi başlamış olan riziko bu mallar
için devam eder. Bu hallerde vaktinden önceki boşaltmanın masrafları geçici
depo masrafları ve karadan olsa dahi taşımanın fazla masrafları sigortacıya
düşer.


            
3. Mahfuz kalan hükümler:


            
Madde 1388 – Bu kanunun 1386 ve 1387 inci maddeleri hükümleri ancak 1373
ve 1375 inci maddeler hükümleri mahfuz kalmak şartiyle tatbik olunur.


            
III - Müddet üzerine sigorta:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1389 – Akit; gün, hafta veya ay yahut sene üzerine yapılmış ise
sigorta, mukavelenin yapıldığı gün saat on ikide başlar ve müddetin son günü
saat on ikide biter.


            
Müddetin hesabında geminin bulunduğu yer esas tutulur.


            
2. Müddetin uzatılması:


            
Madde 1390 – Geminin müddet üzerine sigorta edilmiş olması halinde
mukavelede kararlaştırılan sigorta müddeti gemi yolda iken biterse hilafı şart
kılınmadıkça sigorta,geminin en yakın varma limanına ulaşmasına ve bu limanda
boşaltma yapılırsa 1382 nci maddede yazılı olduğu gibi boşaltmanın sonuna kadar
uzatılmış sayılır. Bununla beraber sigortalı, gemi henüz yola çıkmadan
sigortayı uzatmak istemediğini sigortacıya ihbar edebilir.





3015


 


            
Sigorta müddetinin uzatılması halinde sigortalı, uzama müddeti içinde ve gemi
kaybolmuşsa gaiplik müddetinin bitimine kadar müddet üzerine kararlaştırılan
primi ödemeye devam etmekle mükelleftir.


            
Sigortanın uzatılmaması halinde gaiplik müddeti sigorta müddetini aşarsa
gaiplik sebebiyle sigortacıdan bir şey istenemez.


            
C) Rizikonun yeri:


            
I - Limanı seçme hakkı:


            
Madde 1391 – Birden çok limanlardan biri veya öteki için sigorta
yapılırsa sigortalı bu limanlardan birini seçebilir. Sigorta "bir liman ve
bir başka liman" yahut "bir ve birkaç başka liman" için
yapılırsa sigortalı bu limanlardan her birine uğrayabilir.


            
II - Uğranacak limanlar sırası:


            
Madde 1392 – Sigorta birden çok limanlar için yapılmış veya sigortalıya
birden çok limanda durmak hakkı tanınmışsa sigortalı bu limanlara ancak
kararlaştırılan veya mukavele yoksa seyrüsefer icaplarına uygun bir sıraya göre
uğramaya salahiyetlidir, fakat bütün limanlara uğramak mecburiyetinde değildir.


            
Aksi anlaşılmadıkça poliçedeki sıra, kararlaştırılmış sıra olarak kabul edilir.


            
D) Müşterek avarya:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 1393 – Müşterek avarya halinde sigortacı aşağıda yazılı zarar ve
masrafları tazmin eder.


            
1. Sigortalının kendi uğradığı bir zarardan dolayı kendi üstüne almaya mecbur
olacağı kısmı da dahil olduğu halde müşterek avarya garame payları; 1089 ve
1214 üncü maddeler gereğince müşterek avarya esaslarına göre müamele görecek
olan garame payları da müşerek avarya garame payları gibidir.


            
2. Gemide mal bulunmuş olsaydı müşterek avaryadan sayılacak olan fedakarlıklar;


            
3. Alınan tedbirler neticesiz kalmış olsa bile 1378 inci madde gereğince
kurtarma ve daha büyük mahzurlardan korunma için zaruri veya maksada uygun
olarak yapılan başka masraflar;


            
4. Sigortacıya düşen zararın takdiri ve tesbiti için yapılacak masraflar,
hususiyle keşif ve muayene, değer biçme, satış ve dispeç masrafları.


            
II - Dispeçin hükmü:


            
1. Kaide olarak:


            
Madde 1394 – Sigortacının müşterek avarya garame payları ile müşterek
avarya esaslarına tabi tutulan garame paylarından doğan borçları, Türkiye'de ve
yabancı memlekette dispeçin yapılması gerekli olan yerde ve o memleketin
kanunlarına uygun olarak yapılmış olan dispece göre tavin olunur. Hususiyle
müşterek avaryadan olan bir zarara, uğrıyan sigortalı, dispeçte bu zarar için
takdir edilmiş olan paradan fazlasını sigortacıdan istemek hakkını haiz
olmıyacağı gibi sigortacı da, sigorta değeri hiç gözetilmeksizin, dispeçte takdir
edilen pıranın tamamını ödemekle mükelleftir.


            
Dispeçin yapıldığı yerin hukukuna göre zarar müşterek avaryadan sayılmamakta
ise sigortalı, zararın diğer bir hukuka göre ve hususiyle sigortanın yapıldığı
yerin hukukuna göre müşterek avaryadan olduğu sebebine dayanarak sigortacıdan
zararın tazminini istiyemez.





3016


 


            
2. İstisna:


            
Madde 1395 – Sigortacı, 1394 üncü maddede yazılı ve fakat kendisinin
sigorta mukavelesine göre mesul olmıyacağı bir kazadan doğmuş olan garame paylarını
tazmin etmekle mükellef değidir.


            
3. Sigortacının itirazı:


            
Madde 1396 – Dispeç kanunen salahiyetli bir kimse tarafından yapılmışsa
sigortacı, bu dispeçin yapıldığı yabancı memleket hukukuna uygun olmadığını ve
bu yüzden sigortalıya zarar verdiğini ileri sürerek itirazda bulunamaz; meğer
ki, sigortalı kendi haklarını gereği gibi gözetmemek yüzünden bu zararlara
sebep olmuş bulunsun. Bununla beraber sigortalı kendi zararından menfaat
görenlere karşı olan haklarını sigortacıya devretmeye mecburdur.


            
Buna mukabil sigortalının uğradığı zararın dispeç yapılan yabancı memleketin
hukukuna göre tazmini lazım gelmezken bu zarar müşterek avarya olarak muameleye
tabi tutulmuşsa sigortacı sigortalıya karşı,  dispeçi o nispette hükümsüz
olarak telakki edebilir.


            
4. Sigortalının alacaklı olduğu garame payları sebebiyle sigortacının 
mesuliyeti:


            
Madde 1397 – Müşterek avaryadan sayılan veya müşterek avarya hükümlerine
tabi tutulan zararlara uğramış olmasından dolayı sigortalının müşterek avarya
hükümleri uyarınca üçüncü şahıstan alacaklı bulunması halinde sigortacı, ancak
usulüne göre dispeç yapılmış olduğu takdirde ve (Tazminat alacağının alınması
neticesine ulaştırmayacağı anlaşılan davalar hariç) sigortalının hakkını aramak
için gerekli bütün tedbirlere başvurmuş olmasına rağmen üçüncü şahıstan
alacağını alamamış olduğu nispette mesuldür,


            
5. Kusur olmaksızın dispeçin yapılmaması:


            
Madde 1398 – Sigortalının kusuru olmaksızın dispeç yapılmamış ise
sigortalı sigorta mukavelesi uyarınca bütün zararlar için sigortacıya doğrudan
doğruya müracaat edebilir.


            
E) Sigortacının mesuliyeti:


            
I - En yüksek haddi:


            
Madde 1399 – Sigortacı zarardan ancak sigorta bedeli tutarınca mesuldür.


            
Sigortacı, bu yüzden ödenecek tazminatın tamamı sigorta bedelini geçse bile
1393 üncü maddenin 3 ve 4 üncü bentlerinde yazılı masrafların hepsini ödemeye
mecburdur.


            
Bir kazadan sonra yeni bir kaza meydana gelecek olursa sigortacı aşağıdaki
hallerde önceki kaza dolayısiyle mesul olduğu masraflar ve garame payları
hesaba katılmaksızın sonraki kazadan doğan zararlardan dahi bütün sigorta
bedeli tutarınca mesul olur:


            
1. Önceki kaza neticesinde yukarıki fıkrada bildirilen mahiyetteki masrafların
(Mesela geminin tekrar satınalınması veya itiraz masrafları) yapılmış
bulunması;


            
2. Önceki kaza neticesinde zarara uğramış şeylerin tamiri veya eski hale
konulmasi için para sarf edilmiş (Mesela aynı maksatla avarya masrafı ödenmiş)
olması;


            
3. Yeni kazadan önce, sigortalı tarafından önceki kaza dolayısiyle müşterek
avarya garameleri ödenmiş veya böyle garamelerin ödenmesi için şahsen borç
altına girilmiş olması.





3017


 


            
II - Mesuliyetin tahdidi:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1400 – Sigortacı bir kaza çıktıktan sonra sigorta bedelinin
tamamını ödemek suretiyle sigorta mukavelesinden doğan diğer bütün borçlardan
ve hususiyle sigorta edilen şeylerin kurtarılması, korunması ve eski hallerine
getirilmesi için lüzumlu masrafları vermekten kurtulabilir.


            
Kaza sırasında sigorta olunan şeylerin bir kısmı sigortacıya ait olan riziko
dışında kalmış bulunursa 1 inci fıkrada yazılı hakkı kullanan sigortacı,
sigorta bedelinin onlara düşen kısmını ödemeye mecbur değildir.


            
Sigortacı sigorta bedelini ödemekle sigorta olunan şeyler üzerinde bir hak elde
etmiş olmaz.


            
Sigortacının yukarda yazılı hakkı kullanmak istediğini bildiren beyanı
sigortalıya ulaşmış olmadıkça sigortacı; sigorta bedelini ödemiş bulunsa bile
sigorta edilen şeylerin kurtarılması, korunması veya eski hale getirilmesi için
yapılan masrafları tazmin etmekle mükelleftir.


          
2. Müddet:


            
Madde 1401 – Sigortacı 1400 üncü maddedeki hakkı kullanma hususundaki
kararını sigortalıya, sigortalının kazayı ve bu kazanın mahiyetini ve bundan
doğrudan doğruya doğan neticeleri ve kendisince bilinen ve kazaya taallük eden
diğer bütün halleri kendisine bildirdiği günün geçmesinden itibaren en geç üç
gün içinde bildirmeye mecburdur; bu müddet içinde ihbarda bulunmazsa 1400 üncü
maddede yazılı hakkı düşer.


            
III - Sigorta değerinin altında sigorta halinde:


            
Madde 1402 – Sigorta tam değer üzerinden yapılmamışsa sigortacı, 1393
üncü maddede yazılı garame payları, fedakarlıklar ve masraflardan ancak sigorta
bedelinin sigorta değerine olan nispetine göre mesul olur.


            
IV - Sonraki kazalar üzerine:


            
Madde 1403 – Sigortacının bir zarari tazmin borcu, sonradan sigortacıya
ait olmıyan bir riziko neticesinde yeni bir zararın ve hatta tam bir ziyaın
hadis olmasiyle ne düşer ne değişir.


            
V - Muaflık:


            
1. Hususi avarya halinde:


            
Madde 1404 – (Değişik: 12/10/1983 - 2915/2 md.)


            
Aksine sözleşme yoksa, hususi avaryalar, 1393 üncü maddenin 4 üncü bendindeki
zararın tespiti masrafları hesaba katılmaksızın sigorta değerinin yüzde üçünü
geçmedikçe sigortacı bunları ödemez; fakat yüzde üçü geçerse yüzde üç
indirilmeksizin tam olarak tazmin eder.


            
Gemi, müddet üzerine veya birden çok yolculuk için sigorta ettirilmiş ise yüzde
üç her bir yolculuk için ayrıca hesap edilir. Yolculuk mefhumu 1238 inci
maddeye göre tayin olunur.


            
2. Ödenmesi mecburi masraflar:


            
Madde 1405 – Sigortacı 1393 üncü maddenin 1 - 3 sayılı bentlerinde
yazılı garame paylarını, fedakarlıkları ve masrafları sigorta değerinin yüzde
üçüne varmasalar bile ödemeye mecburdur. Ancak bunlar 1404 üncü maddede yazılı
yüzde üçün tesbitinde hesaba katılmaz.





3018


 


            
3. Hususi mukaveleler:


            
Madde 1406 – (Değişik: 12/10/1983 - 2915/3 md.)


            
Sigortacının mukavelede gösterilen nispette muaf olacağı kabul edilmiş
bulunduğu takdirde yüzde üç yerine bu nispet esas alınmak suretiyle, 1404 ve
1405 inci maddeler uygulanır.


            
VI - Hususi kayıtlar:


            
1. Harb rizikosu hakkında:


            
a) "Harb engelleri frankodur" kaydı:


            
Madde 1407 – Sigortacının harb rizikolarını üstüne almıyacağı ve diğer
rizikolar için de sigortanın yalnız harb yüzünden bir engel çıkmasına kadar
süreceği kararlaştırılmış hususiyle "Harb manileri frankodur" kaydı
poliçede yazılmışsa sigortacı için riziko; harb rizikosunun yolculuk üzerinde
tesir etmeye başladığı, bilhassa yolculuğun başlaması veya devamı harb
gemileri, korsanlar veya abluka yüzünden sekteye uğradığı veya harb rizikosunu
bertaraf etmek için geciktirildiği gemi böyle bir sebeple yolunu değiştirdiği
veyahut da kaptan harb yüzünden gemiyi artık serbestçe idare edemez hale
düştüğü anda biter.


            
b) "Yalnız deniz rizikosu için" kaydı:


            
Madde 1408 – Sigortacının harb rizikosunu üstüne almıyacağı ve fakat
bütün diğer rizikoları harb yüzünden bir engel çıkmasından sonra dahi üstüne
alacağı kararlaştırılmış, hususiyle "Yalnız deniz rizikosu için"
kaydı poliçede yazılmışsa sigortacı için riziko; ancak sigorta olunan şeye
mütaallik mahkümiyet karariyle veya harb rizikosu istisna edilmiş olmasaydı
rizikonun bitmiş olacağı anda biter. Fakat sigortacı doğrudan doğruya harb
rizikosu yüzünden doğan zararlardan ve bilhassa şunlardan mesul değildir:


            
1. Muharip devletlerin müsaderesinden;


            
2. Harb gemileri ve korsanların zabıt ve tahrip, imha ve yağmalarından;


            
3. Tevkif ve itiraz, durma limanının ablukası veya abluka edilen bir limana
kabul edilmemek yahut da harb rizikosu dolayısiyle ihtiyari durma yüzünden
çıkan masraflardan;


            
4. Böyle bir durmanın aşağıda yazılı neticelerinden; malların bozulması ve
azalması; boşaltma ve depo masraf ve rizikosu, sonradan sevk masrafları.


            
Tereddüt halinde harb rizikosunun zarara sebebiyet vermediği kabul edilir.


            
2. "Salimen muvassalat için" kaydı:


            
Madde 1409 – Mukavele "Salimen muvasalat için" kaydiyle
yapılmışsa sigortacı için riziko, geminin varma limanında mütat veya münasıp
yere demir attığı veya bağlandığı anda biter.


            
Sigortacı da ancak aşağıdaki hallerde mesul olur:


            
1. Geminin sigortası halinde gemi tamamen zayi olur veya 1420 nci madde
gereğince bırakılır yahut bir kaza yüzünden varma limanına ulaşılmadan önce
tamir kabul etmediği veya tamire değmediği için 1432 nci madde gereğince
satılırsa;


            
2. Malların sigortası halinde bir kaza neticesinde mallar veya malların bir
kısmı varma limanına ulaşmaz, hususiyle varma limanına ulaşmadan önce bir kaza
neticesinde satılırsa; şu kadar ki, mallar varma limanına ulaşmış olursa
sigortacı bir hasardan veya hasar neticesindeki zıyadan mesul olmaz.


            
Bundan başka, sigortacı hiçbir halde 1393 üncü maddede yazılı garame payları
ile fedakarlıkları ve masrafları çekmez.





3019


 


            
3. "Karaya oturmadan başka hasar frankodur" kaydı:


            
Madde 1410 – Mukavele "Karaya oturmadan başka hasar frankodur"
kaydı ile yapılmışsa sigortacı hasardan doğmuş bir zarardan; bu zararın kıymet
düşüklüğü yahut tamamen veya kısmen zıyadan ibaret olması ve hususiyle malların
varma limanına tamamen bozulmuş ve asli vasıfları kaybolmuş bir halde olarak
ulaşması yahut hasar veya büsbütün mahvolmak tehlikesi yüzünden yolculuk
sırasında satılmış olmaları halleri arasında bir fark gözetilmeksizin mesul
olmaz; meğer ki, sigorta edilen malların yüklü bulunduğu gemi veya mavna karaya
oturmuş olsun. Alabora, batma, teknenin kırılması, geminin parçalanması ve gemi
veya mavnayı tamir kabul etmez bir hale sokan bir deniz kazası karaya oturma
gibidir.


            
Karaya oturma veya buna eşit sayılan bir deniz kazası halinde sigortacı böyle
bir deniz kazasından doğan ve 1404 üncü maddede yazılı yüzde üçü aşan her
hasardan mesul olup başka bir hasardan mesul olmaz. Hasarın böyle bir kazadan
doğduğuna ihtimal verilebilirse onun kaza neticesinde meydana gelmiş olduğu
kabul olunur.


            
Sigortacı hasardan doğmuş olmıyan her zarardan; karaya oturma gibi kazalardan
birinin olup olmadığı aranmaksızın, mukavele sanki yukardaki kaydolunmaksızın
yapılmış gibi mesul olur. 1393 üncü maddenin 1, 2 ve 4 üncü bentlerinde yazılı
garame payları, fedakarlıklar ve masraflardan her halde mesul olursa da aynı
maddenin 3 üncü bendinde yazılı masraflardan ancak kendisine düşecek bir zıyaın
önüne geçilmesi için yapılmış olmaları şartiyle mesul olur.


            
Kendiliğinden ateş alma hali hariç yangın veya böyle bir yangını söndürme yahut
bombardıman yüzünden doğan bir hasardan "Karaya oturmadan başka hasar
frankodur" kaydı konulmuş olsa dahi, sigortacı mesul olur.


            
4. "Karaya oturmadan başka kırılma ve parçalanma frankodur" kaydı:


            
Madde 1411 – Mukavele "Karaya oturmadan başka kırılma ve parçalanma
frankodur" kaydiyle yapılmışsa sigortacı ancak 1410 uncu maddeye göre
hasardan mesul olduğu nispette kırılma ve parçalanmadan mesul olur.


            
5. Karaya oturma tabiri:


            
Madde 1412 – Aşağıdaki hallerde 1410 ve 1411 inci maddelere göre
"Karaya oturma" vardır:


            
1. Gemi deniz yolculuğunun mütat hallerinden olmıyarak bir yere saplanıp kalır
ve tekrar yüzdürülemezse;


            
2. Yere saplanan gemi demir üzerinde hisalamak, yelken toplamak gibi alelade
tedbirlerle değil direkler kesmek, yükün bir kısmını denize atmak veya
boşaltmak gibi fevkalade tedbirlerle yahut suların fevkalade yukselmesi
suretiyle, yüzdürülürse;


            
3. Gemi teknesi saplanma yüzünden önemli bir zarara uğradıktan sonra gemi
yüzdürülürse.


 


BEŞİNCİ
KISIM


Zararın Şümulu


 


            
A) Tam zıya:


            
I - Haller:


            
1. Gemi veya yük:


            
Madde 1413 – Gemi veya mallar yok olmuş veya bir daha elde etmek
ihtimali olmaksızın sigortalının elinden çıkmış, hususiyle kurtarılamıyacak
surette batmış veya asli vasıfları kaybolmuş yahut ganimet olduğuna karar
verilmişse gemi veya mal için tam zıya vardır. Gemi enkazının veya demirbaş
teferruatının tektük parçaları kurtarılırsa bile tam zıya var sayılır.





3020


 


            
2. Navlun:


            
Madde 1414 – Navlun için tam zıya, bütün navlunun kaybolması halinde var
sayılır.


            
3. Umulan kar veya komisyon:


            
Madde 1415 – Malların varma yerine ulaşması halinde beklenilen komüsyon
veya umulan kar için tam zıya, malların varma yerine ulaşmamaları halinde var
sayılır.


            
4. Deniz ödüncü veya avarya paraları:


            
Madde 1416 – Deniz ödüncü ile avarya paraları için tam zıya; deniz
ödüncüne karşı rehnedilen şeylerle kendileri için avarya paraları avans olarak
verilen veya harcanan şeylerin tam zıyaa uğramaları veyahut da; alınan deniz
ödünçleri veya sair takyitler neticesinde mezkür paraları karşılamak için
hiçbir şey kalmıyacak şekilde bir hasarla neticelenen diğer bir deniz kazasına
uğramaları halinde var sayılır.


            
II - Tazminat:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1417 – Tam zıya halinde sigortacı sigorta bedelini tam olarak
ödemeye mecburdur. 1357 inci madde hükmünce yapılacak indirmeler mahfuzdur.


            
2. İndirilme:


            
a) Kısmi kurtarma halinde:


            
Madde 1418 – Tam zıya halinde sigorta bedelinin ödenmesinden önce bir
şey kurtarılmış olursa bunun satış bedeli sigorta bedelinden indirilir. Sigorta
tam değer üzerinden yapılmamışsa sigorta bedelinden yalnız kurtarılan şeyin
satış bedelinin sigorta değeriyle mütenasip bir kısmı indirilir.


            
Sigorta bedelinin ödenmesiyle sigortalının sigorta edilmiş şey üzerindeki hakları
sigortacıya geçer.


           
Sigorta bedeli ödendikten sonra tam veya kısmi bir kurtarma yapılırsa sonradan
kurtarılan şeyler üzerinde yalnız sigortacı hak iddia edebilir. Sigorta tam
değer üzerinden yapılmamışsa sigortacı yalnız kurtarılan şeylerin sigorta
değeriyle mütenasip bir kısmına hak kazanır.


            
b) Umulan karın zıyaı halinde:


            
Madde 1419 – Umulan karın 1415 inci maddede yazılı tam zıyaı halinde
mallar safi satış bedeli malların sigorta değerini aşacak kadar karlı bir surette
satılmış olur yahut müşterek avarya hallerinde feda edilmiş olan veya 1001,
1112 nci maddelere göre tazminat verilmesi lazımgelen mallar için sigorta
değerlerinden fazla bir para tazmin edilmiş olursa, aşan para umulan karın
sigorta bedelinden indirilir.


            
III - Bırakma:


            
1. Şartları:


            
Madde 1420 – Sigortalı aşağıdaki hallerde sigorta edilen şey üzerinde
haiz olduğu hakları devrederek sigorta bedelinin tamamının ödenmesini
istiyebilir:


            
1. Gemi aşağıdaki maddeler hükmünce gaip sayılırsa;


            
2. Gemi veya malların ambargo edilmiş, muharib bir devlet tarafından müsadere
olunmuş veya başka suretle bir amme tasarrufiyle alıkonulmuş yahut deniz
haydutları tarafından zaptedilmiş olması sebebiyle sigortanın mevzuu olan şey
tehlikeye maruz bulunur ve bu olaylar;


            
A) Akdeniz, Karadeniz ve Azak denizinin bütün
limanları veya kısımları da dahil olmak üzere bir Avrupa limanında veya Avrupa
denizinde vakı olmuşsa altı ay;





3021


 


            
B) Ümit ve Horn burunlarının berisinde olmak üzere başka sularda vakı olmuşsa
dokuz ay;


            
C) Bu burunlardan birinin ötesinde olmak üzere başka sularda vakı olmuşsa 12
ay;


geçtiği halde gemi ve mallar serbest
bırakılmamış olursa.


            
Bu müddetler kazanın 1377 nci madde gereğince sigortacıya sigortalı tarafından
bildirildiği günden itibaren hesap olunur.


            
2. Geminin gaipligi:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1421 – Yolculuğa başlamış olan gemi gaiplik müddeti içinde varma
limanına ulaşmamış ve bu müddet içinde de ilgililer ondan haber almamışlarsa
gaip sayılır.


            
Gaiplik müddeti:


            
1. Kalkma ve varma limanlarının her ikisi de Avrupa limanlarından ise yelkenli
için altı, vapur için dört ay;


            
2. Kalkma ve varma limanlarından yalnız biri Avrupa dışında bir liman olur ve
Ümit yahut Horn burunlarının berisinde bulunursa, yelkenli ve vapur için dokuz
ay; bu burunlardan birinin ötesinde bulunursa yelkenli ve vapur için 12 ay;


            
3. Hem kalkma ve hem varma limanı Avrupa dışında bulunursa yolculuğun ortalama
müddeti iki veya üç ayı geçmediğine yahut üç aydan fazla sürdüğüne göre
yelkenli ve vapur için altı, dokuz veya on iki aydır.


            
Tereddüt halinde en uzun müddet beklenir.


            
b) Müddetin başlangıcı:


            
Madde 1422 – Gaiplik müddeti, geminin yolculuğa başladığı günden
itibaren hesap olunur. Bununla beraber kalktıktan sonra gemi hakkında haber
alınmışsa gemi, emin olan habere göre son olarak bulunduğu yerden kalkmış
olsaydı hangi gün yolculuğa başladığı gün sayılacak idi ise o günden itibaren
gaiplik müddeti hesap olunur.


            
3. Bırakma müddeti:


            
a) Umumi olarak:


            
Madde 1423 – Bırakma beyanının sigortacıya bırakma müddeti içinde vasıl
olması lazımdır.


            
1420 nci maddenin birinci bendinde yazılı gaiplik halinde varma limanı bir
Avrupa limanı ise ve aynı maddenin ikinci bendinde yazılı olaylardan, birinin
vukuu halinde olay Akdenizin, Karadenizin ve Azakdenizinin bütün liman veya
kısımları da dahil olmak üzere bir Avrupa limanında veya bir Avrupa denizinde
vakı olmuşsa bırakma süresi altı ay ve bütün diğer hallerde dokuz aydır. Bu
süre 1420 ve 1421 inci maddelerde yazılı müddetlerin bitmesiyle işlemeye
başlar.


            
Mükerrer sigorta halinde bırakma müddeti sigortacının bırakmayı mükerrer
sigortalıya bildirdiği günün geçmesiyle işlemeye başlar.


            
b) Bırakma müddetinin geçmesi hali:


            
Madde 1424 – Bırakma müddeti geçtikten sonra bırakma caiz degildir, şu
kadarki ki; sigortalının diğer sebepler dolayısiyle bir zararın tazminini
istemek hakkı mahfuzdur.


            
Geminin gaipliği halinde bırakma müddetinin geçmiş olmasına rağmen sigortalı
tam zıya için tazminat istiyebilir; şu kadar ki; sigorta edilmiş şey tekrar
meydana çıkarak tam zıya halinin mevcut olmadığı anlaşılırsa sigortacının
talebi üzerine ve sigorta bedelinin ödenmesi neticesinde 1418 inci maddeye göre
elde ettiği haklardan feragat etmesi karşılığında sigorta bedelini geri vererek
uğradığı kısmı zararın tazmin edilmesiyle iktifa etmeye mecburdur.





3022


 


            
4. Bırakma beyanı:


            
a) Sıhhat şartları:


            
Madde 1425 – Bırakma beyanının muteber olması için kayıtsız ve şartsız
yapılması ve sigorta edilmiş şeyin kaza sırasında deniz rizikolarına maruz
bulundukça tamamına taallük etmesi lazımdır.


            
Sigorta tam değer üzerinden yapılmamışsa sigortalı sigorta edilmiş şeyin ancak
mütenasip kısmını bırakmak mecburiyetindedir.


            
Bırakma beyanından cayılmaz.


          
b) Hükümsüzlüğü:


            
Madde 1426 – Bırakma beyanının dayandığı olaylar doğru çıkmaz veya
beyanın tebliği sırasında artık mevcut olmazsa, bırakma beyanı hükümsüz kalır.
Buna mukabil daha önce başgöstermesi halinde bırakma hakkının kullanılmasına
mani olabilecek olaylar sonradan çıksa bile bırakma beyanı her iki tarafı
bağlar.


            
5. Hükümleri:


            
a) Bırakılan şey üzerindeki hakların sigortacıya geçmesi:


            
Madde 1427 – Sigortalının bırakılan şey üzerinde haiz olduğu bütün
haklar bırakma beyanı ile sigortacıya geçer.


            
Bırakılan şeyi bırakma beyanı sırasında takyit eden aynı haklar sebebiyle
sigortalı sigortacıya teminat göstermeye mecburdur; meğer ki; bu ayni haklar
sigorta mukavelesine göre sigortacının mesul olduğu rizikolardan doğmuş olsun.


            
Geminin bırakılması halinde bırakma beyanından sonra kazanılmış olmak şartiyle,
kazanın vukubulduğu yolculuğun safi navlunu geminin sigortacısına ait olur.
Navlunun bu kısmı mensafe navlunun tesbiti için tatbik olunacak hükümlere göre
hesap olunur. Bu hal ve vaziyet dolayısiyle sigortalının uğradığı zararı
ödemek, navlun ayrı olarak sigorta ettirilmiş olduğu takdirde, navlunun
sigortacısına düşer.


            
b) Sigorta bedelinin ödenmesi:


            
Madde 1428 – Sigorta bedelinin ödenmesi ancak bırakmanın haklı olduğunu
gösteren vesikalar sigortacıya ibraz olunduktan ve bunları incelemek için
münasip bir müddet geçtikten sonra istenebilir.  Bırakma gaiplik sebebiyle
vakı olursa geminin kalkma limanından çıktığı tarih ile gaiplik müddeti içinde
varma limanına ulaşmadığı hakkında güvenilir vesikaların ibrazı da lazımgelir.


            
Sigortalı; bırakma beyanı sırasında bırakılan şeye dair başka sigortaların
yapılıp yapılmadığını, yapılmışsa hangilerinin yapılmış olduğunu, bırakılan
şeyin deniz ödüncü veya başka kayıtlarla takyidedilip edilmediğini, edilmişse
bunların nelerden ibaret olduğunu sigortacıya elinden geldiği kadar bildirmeye
mecburdur. Bunlar bildirilmemiş ise sigortacı sonradan bildirilinceye kadar
sigorta bedelini ödemeden imtina edebilir. Ödeme için bir müddet
kararlaştırılmışsa, bu müddet ancak bildirmenin sonradan yapıldığı andan
itibaren işlemeye başlar.


            
c) Koruma tedbirleri:


            
Madde 1429 – Sigortalı bırakma beyanından sonra da 1378 inci madde
gereğince sigorta edilmiş şeyleri kurtarmak ve daha büyük zararlara meydan
vermemek için gereken tedbirleri almaya, sigortacının kendisi buna muktedir
oluncaya kadar mecburdur.


            
Sigortalı zıyaa uğramış sayılan bir şeyin tekrar meydana çıktığını öğrenirse
bunu sigortacıya derhal bildirmeye ve talebi üzerine kendisine o şeyin elde
edilmesi veya paraya çevrilmesi için icabeden yardımda bulunmaya mecburdur.





3023


 


            
Masrafları sigortacı öder; sigortalı talebederse kendisine münasip bir avans
vermeye de mecburdur.


            
d) Bırakma senedi:


            
Madde 1430 – Sigortalı; bırakmanın haklı olduğunu tanıyan sigortacıya,
talebi üzerine masraflarını çekmek şartiyle, 1427 inci madde gereğince
haklarını devrettiğini gösteren ve imzası noterce tasdikli bir bırakma senedi
vermiye ve bırakılan şeylere ait vesikaları teslim etmeye mecburdur.


            
B) Kısmi hasar:


            
I - Gemide:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1431 – Geminin kısmen hasara uğraması halinde zarar, 1198 ve 1199
uncu maddelere göre tayin edilecek tamir masraflarının tutarından ibarettir; şu
kadar ki, bu masrafların, sigortacının üstüne aldığı rizikolardan doğan
hasarlara mütaallik olması lazımdır.


            
2. Geminin satışı halinde:


            
Madde 1432 – Geminin, 818 inci madde gereğince tamir kabul etmez veya
tamire değmez bir halde bulunduğu 990 ıncı madde uyarınca mahkümiyet karariyle
tesbit edilmişse sigortalı, sigortacıya karşı gemiyi veya enkazını açık artırma
yolu ile sattırmaya salahiyetlidir. Satış halinde zarar, safi satış bedeliyle
sigorta değeri arasındaki farktan ibarettir.


            
Sigortacının üstüne aldığı riziko ancak geminin veya enkazının satılmasiyle
biter; sigortacı satış bedelinin tahsilinden de mesuldür.


            
Geminin tamire değmez bir halde bulunduğunu tayin için geminin hasara uğramadan
önceki değeri tesbit olunurken, takselenmiş olsun olmasın, geminin sigorta
değeri nazara alınmaz.


            
3. Tamire başlandıktan sonra meydana çıkan zararlar:


            
Madde 1433 – Kusuru olmaksızın sigortalıya meçhul kalmış olan mühim
zararlar ancak sonradan meydana çıktığı takdirde tamirin başlamış olması
keyfiyeti; sigortalının 1432 nci maddede yazılı hakkını kullanmasına mani
olmaz.


            
Sigortalı hakkını, tamir başladıktan sonra kullanırsa, sigortacı yapılan tamir
masraflarını da, gemi satıldığı zaman tamir sayesinde daha fazla bir bedel elde
edildiği nispette ayrıca ödemeye mecburdur.


            
II - Yükte:


            
1. Hasara uğramış mallar:


            
Madde 1434 – Varma limanına hasarlı olarak ulaşan mallar için, bu
malların limanda hasarlı halde haiz oldukları gayrisafi değerle aynı malların
hasarsız olarak aynı limanda haiz olacakları değer mukayese olunarak,
kaybettiği değerin yüzdesi tesbit olunmak lazımdır. Sigorta değerinin aynı
miktarda yüzdesi zararın miktarı sayılır.


            
Malların hasarlı halde iken haiz oldukları değer, açık artırma yolu ile
yapılacak satış ile veya sigortacı muvafakat ederse, değer biçme suretiyle
tesbit olunur. Malların hasara uğramamış bir halde iken haiz oldukları değer
1112 nci maddenin 1 inci fıkrasına göre tayin edilir.


            
Muayene, değer biçme ve satış masrafları da sigortacıya düşer.


            
2. Ziyaa uğramış mallar:


            
Madde 1435 – Yükün bir kısmı yolda zıyaa uğradığı takdirde zıyaa uğrıyan
yükün değeri bütün yükün yüzde kaçından ibaretse sigorta değerinin o miktar
yüzdesi zarar sayılır.





3024


 


            
3. Satılan mallar:


            
Madde 1436 – Mallar yolculuk sırasında bir kaza dolayısiyle satılırsa
zarar; malların navlunu, Gümrük Resmi ve satış masrafları çıkarıldıktan sonra
kalan safi bedeliyle bunların sigorta değeri arasındaki farktan ibarettir.


            
Sigortacının üstüne aldığı riziko ancak malların satılmasiyle biter; sigortacı
satış bedelinin tahsilinden de mesuldür.


            
1393 - 1397 inci maddeler hükümleri mahfuzdur.


            
III - Navlunda:


            
Madde 1437 – Navlunun kısmen kaybı halinde zarar, kararlaştırılmış
navlunun ve eğer mukavele yoksa, mütat navlunun kaybolan kısmından ibarettir.


            
Navlun takselenmiş olup da taksenin 1350 nci maddenin 4 üncü fıkrasına göre
sigortacının tazmin edeceği bir zarar için esas tutulması lazımgelirse zarar
kararlaştırılan veya mütat navlunun kaybolan yüzdesine kadar taksenin
yüzdesinden ibarettir.


            
IV - Umulan kar veya komisyonda:


            
Madde 1438 – Malların ulaşmasından beklenen komüsyondan veya umulan
kardan mahrum kalma halinde tazmine esas tutulacak zarar; malların hasarlı
olarak ulaşmaları halinde 1434 üncü maddeye göre tesbit olunması lazımgelen
zarar bunların sigorta değerinin yüzde kaçını teşkil ediyorsa kar veya komüsyon
olarak sigorta edilmiş olan paranın aynı miktarda yüzdesinden ibarettir.


            
Malların bir kısmının varma limanına ulaşmaması halinde zarar, malların varma
limanına ulaşmıyan kısmı bütün malların değerinin yüzde kaçını teşkil ediyorsa,
kar veya komüsyon olarak sigorta edilmiş olan paranın aynı miktarda yüzdesinden
ibarettir.


            
Umulan karın sigortası halinde malların ulaşmamış olan kısmı bakımından 1419
uncu maddenin şartları mevcut olursa, zarardan bu maddede yazılı fazlanın
indirilmesi lazımdır.


            
V - Deniz ödüncü veya avarya paralarında:


            
Madde 1439 – Deniz ödüncü veya avarya paralarında kısmi kayıp varsa
zarar; deniz ödüncüne karşı rehnedilmiş veya kendisi için avarya paraları avans
olarak verilmiş veya sarf edilmiş şeyin sonraki kazalar neticesinde deniz
ödüncü veya avarya paralarını kapatmaya artık kifayet etmemesi yüzünden ileri
gelen açıktan ibarettir.


            
VI - Tazminatın şümulü:


            
Madde 1440 – Sigorta tam değer üzerinden yapılmışsa sigortacı 1431 -
1439 uncu maddeler gereğince hesap edilen zararı tamamen ödemeye mecburdur; şu
kadar ki, 1357 inci madde hükmü mahfuzdur. Sigorta tam değer üzerinden
yapılmamışsa, sigortacı 1288 inci madde dairesinde bu zararı ancak kısmen öder.


 


ALTINCI
KISIM


Zararın Ödenmesi


 


            
A) Sigortacının borçlarının muacceliyeti ve zararın tazmini şartları:


            
I - Muacceliyet ve zararı ispat külfeti:


            
1. Umumi olarak:


            
Madde 1441 – Rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle sigortacının
sigorta akdinden doğan borçları, 1377 nci madde hükmünce rizikoyu ihbar
mükellefiyetinin doğduğu tarihte muaccel olur. Bununla beraber muacceliyetin,
en geç, ikinci fıkrada





3025


 


gösterilen
vesikaların sigortacıya verilmesi tarihinden gerçekleşeceği akitle kabul
olunabilir.


            
Sigortalı zararın tazminini istiyebilmek için sigortacıya zararın hesabını
gösteren bir liste vermeye ve kafi vesikalarla aşağıdaki hususları ispat etmeye
mecburdur:


            
1. Menfaati;


            
2. Sigorta edilen şeyin deniz rizikolarına maruz kaldığını;


            
3. İddianın dayandığı kazayı;


            
4. Zararı ve şümulünü.


            
2. Başkası hesabına sigorta halinde:


            
Madde 1442 – Başkası hesabına sigorta halinde sigortalı yukarıki maddede
yazılı olanlardan başka, sigorta ettirene mukavelenin akdi hususunda vekalet
verdiğini de ispata mecburdur. Sigorta vekalet olmaksızın yapılmışsa sigortalı,
sigortanın kendi menfaatine yapıldığına delalet eden olayları ispat etmeye
mecburdur.


            
II - Vesikaların mahiyetleri:


            
Madde 1443 – Başka deliller bulmaktaki güçlük dolayısiyle ticari
münasebetlerde kabul edilegelmekte olan vesikalar ve hususiyle aşağıda yazılı
olanlar umumiyetle ispata kafi vesikalar sayılır:


            
1. Menfaati ispat için:


           
Geminin sigortasında, mülkiyeti tevsik eden senetler;


            
Yükün sigortasında, sigortalının mallar üzerinde tasarrufta bulunabileceğini
gösteren faturalar ve konişmentolar;


            
Navlunun sigortasında, çarter partiler ve konişmentolar;


            
2. Malların yüklendiğini ispat için konişmentolar;


            
3. Kazayı ispat için 985 inci maddede yazılı deniz raporu ve gemi jurnalı,
zabıt ve müsadere hallerinde zabıt ve müsadere mahkemesinin kararı, gaiplik
hallerinde geminin kalkma limanından çıktığı zamana ve gaiplik müddeti içinde
varma limanına ulaşmadığına dair güvenilebilir vesikalar;


            
4. Zararın ve şümulünün ispatı için, zararın tesbit olunduğu yerin kanun veya
teamüllerine uygun muayene, değer biçme ve açık artırmaya dair vesikalarla
bilir kişilerin keşif kağıtları, yapılmış olan tamirlerin makbuzlu hesap
pusulaları ve verilmiş diğer paraların makbuzmarı (Bununla beraber 1431 ve 1432
nci maddelerde yazılı geminin kısmi zarara uğraması halinde muayene ve değer
biçme vesikalariyle keşif kağıtları ancak aşınma, eskime, çürüme veya kurt
yemesinden ileri gelen zarar ayrıca tesbit edilmiş olmak ve aynı zamanda mümkün
olduğu derecede Hükümetçe resmen tayin edilen yahut o yer mahkemesi veya
Türkiye Cumhuriyeti konsolosu tarafından ve bunlar yoksa yahut var da bunların
iştiraklerine imkan bulunmamışsa, diğer resmi makam tarafından hususi surette
nasbolunan bilir kişiler çağrılmış bulunmak şartiyle kifayet eder.)


            
III - İspat külfetinden muaflık kaydı:


            
Madde 1444 – Sigortalıyı 1441 inci maddede yazılı hallerin veya bu
hallarden bir kısmının ispatından kurtaran mukavele muteberdir; şu kadarki,
sigortacının hilafını ispat hakkı mahfuzdur. Malların sigortası halinde
konişmentonun ibrazına lüzum olmadığına dair mukaveleye konulan kayıt ancak
malların yüklenmiş olduğunu ispat külfetinden kurtarır.





3026


 


            
B) Başkası hesabına sigortada:


            
I - Sigortalının hakları:


            
Madde 1445 – Başkası hesabına yapılan sigortada sigorta mukavelesinden
doğan haklar sigortalıya aittir. Bununla beraber poliçenin verilmesini,ancak
sigorta ettiren istiyebilir.


            
Sigortalı, sigorta ettirenin muvafakati olmaksızın ancak poliçe elinde
bulunduğu takdirde hakları üzerinde tasarruf edebileceği gibi bu hakları
mahkemede iddia edebilir.


            
II - Sigorta ettirenin hakları:


            
1. Tasarruf salahiyeti:


            
Madde 1446 – Sigorta ettiren sigorta mukavelesinden sigortalı lehine
doğan haklar üzerinde kendi namına tasarruf edebilir.


            
Sigorta ettiren sigortalının muvafakati olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve
sigortalının haklarını devretmeye ancak poliçe elinde bulunduğu takdirde
salahiyetlidir.


            
Sigortacı, ancak sigorta ettiren, sigortalının sigortaya muvafakat ettiğini
kendisine ispat etmek şartiyle, sigorta ettirene ödemede bulunmaya mecburdur.


            
2. Hapis, rüçhan hakkı:


            
Madde 1447 – Sigorta ettiren, sigorta ettirilmiş olan konudan dolayı
sigortalıya karşı haiz olduğu alacaklar ödenmedikçe, poliçeyi sigortalıya veya
onun alacaklılarına yahut iflas masasına teslime mecbur değildir. Bu alacakları
için sigorta ettiren zarar halinde sigorta tazminatı üzerinde, sigorta paraları
ödendikten sonra da onlar üzerinde, sigortalı ve onun alacaklarına karşı rüçhan
hakkını haizdir.


            
3. Sigortacının sigorta ettirene karşı mesuliyeti:


            
Madde 1448 – Sigortacı, poliçe sigorta ettirenin elinde bulunduğu
müddetçe sigortalıya veya sigortalının alacaklarına yahut iflas masasına
ödemede bulunmak veya onlarla mukavele yapmak suretiyle sigorta ettirenin 1447
nci maddede yazılı hakkını ihlal ederse, sigorta ettirene karşı mesul olur.


            
Sigortacının poliçe üzerinde hakkı olan üçüncü şahsa karşı, bu hakka dair
mukaveleler yapmak yahut poliçeyi geri almadan veya üzerine lazım gelen şerhi
yapmadan sigorta paraları ödemek suretiyle dereceye kadar mesul olacağı Borçlar
Kanunu hükümlerine göre tayin olunur.


            
III - Takas:


            
Madde 1449 – Sigortacı, sigorta ettirene karşı mevcut olan alacağını, bu
alacak sigortalı için yapılan sigortadan doğmak şartiyle, sigortalının tazminat
alacağı ile takas edebilir.


            
IV - Tazminat alacağının devri:


            
Madde 1450 – Sigortalı, vukubulmuş ve ileride vukubulacak kazalardan
doğmuş ve ileride vukubulacak kazalardan doğacak olan tazminat alacaklarını
üçüncü bir şahsa devredebilir. Poliçe emre yazılı ise başkası hesabına sigorta
halinde ilk devrin muteber olması için sigorta ettirenin cirosu kafidir.


            
V - Avans vermek mükellefiyeti:


            
I. Umumi olarak:


            
Madde 1451 – Kazanın bildirilmesinden itibaren iki ay geçtikten
sonra 1441 inci maddede yazılı zararın hesap listesi sigortalının kusuru
olmaksızın ibraz olun-





3027


 


mamış ve fakat takribi bir keşifle sigortacıya
düşen en az para tesbit edilmiş olursa, sigortacı bu parayı kendi borcundan
indirerek muvakkat olarak ödemekle mükelleftir. Ödeme müddeti zarar hesabının
sigortacıya tebliğinden itibaren işlemeye başlıyacaksa bu halde müddet
sigortacıya muvakkat keşfin haber verildiği andan itibaren hesap olunur.


            
2. Hususi olarak:


            
Madde 1452 – Sigortacı:


            
1. Avarya hallerinde sigorta ettirilmiş şeyin kurtarılması, korunması veya
tamiri için lüzumlu masraflara mütaallik olarak ilerde tesbit edilecek borcuna
mahsuben kendisine düşen paranın üçte ikisini;


            
2. Geminin veya malların zaptı halinde itiraz masraflarından kendisine düşen
paraların tamamını;


ihtiyaç hasıl olur olmaz, avans olarak
vermekle mükelleftir.


 


YEDİNCİ
KISIM


Çeşitli Hükümler


 


            
A) Ristorno:


            
I - Ristorno hakkı:


            
Madde 1453 – Sigortalı, sigortanın taallük ettiği teşebbüsten tamamen
veya kısmen vazgeçer yahut kendi yüzünden olmamak şartiyle sigorta edilen şeyin
tamamı veya bir kısmı sigortacının üstüne aldığı rizikoya maruz
bıraktırılmazsa, primin tamamı veya bir kısmı sigortacıya ait olan bir ristorno
hakkı mahfuz kalmak üzere geri istenebilir yahut alıkonulabilir.


            
Ristorno hakkı, başka bir para kararlaştırılmış değilse yahut sigortanın
yapıldığı yerde bu hususta teamül yoksa, sigorta bedelinin tamamının yahut
mütenasip bir kısmının yüzde yarımından ve fakat prim sigorta bedelinin % 1
inden az olursa primin tamamının veya mütenasip kısmının yarısından ibarettir.


            
II - Primin indirilmesi:


            
Madde 1454 – Sigorta, 1339 uncu maddede yazılı menfaatin yokluğundan
yahut 1345 inci madde gereğince aşkın sigortadan dolayı hükümsüz olup da
sigorta ettiren mukavelenin yapıldığı sırada ve başkası hesabına sigorta
halinde de sigortalı vekalet verildiği sırada hüsnüniyet sahibi idiyse prim
kezalik 1453 üncü maddede gösterilen ristorno hakkı mahfuz kalmak üzere geri
istenebilir veya alıkonulabilir.


            
III - Mukavelenin sigortacı için hükümsüz kalması halinde:


            
Madde 1455 – İhbar mükellefiyetinin yerine getirilmemesinden veya diğer
bir sebepten dolayı sigorta akdinin sigortacı için hükümsüz olması, bu
hükümsüzlüğe rağmen sigortacı primin tamamını isteme salahiyetini haiz olsa
bile, 1453 ve 1454 üncü maddelerin tatbikına engel olmaz.


            
IV - Rizikonun başlamış olması halinde:


            
Madde 1456 – Sigortacı için riziko başlamış bulunursa bir ristorno
yapılamaz.


            
B) Sigortacının aczi:


            
Madde 1457 – Sigortacı acze düşmüşse, sigortalı dilerse mukaveleden
cayarak bütün primi geri ister veya alıkor, dilerse masrafı sigortacıya ait
olmak üzere yeni bir sigorta mukavelesi


yapar; şu kadar ki, sigortalı mukaveleden
caymadan veya yeni sigorta mukavelesi yapmadan önce sigortacının
mükellefiyetleri için kafi teminat gösterilirse, böyle bir hakkı kalmaz.





3028


 


            
C) Sigorta edilen şeyin temliki:


            
I - Umumi olarak:


            
Madde 1458 – Sigorta edilen şey sigortalı tarafından başkasına temlik
olunursa iktisap eden kimse, mülkiyeti devam ettikçe sigortalının sigorta
münasebetinden doğan hak ve borçlarını üzerine almış sayılır. Prim borcundan,
temlik eden ile iktisap eden müteselsilen mesüldürler.


            
Sigortacı temliki, sigorta münasebetinden kendisine karşı doğan alacaklar
bakımından, ancak bunu haber aldığı andan itibaren kabule mecburdur. Borçlar
Kanununun 165 ve 167 nci maddeleri hükümleri burada da tatbik olunur.


            
Sigortacı, temlikin yapılmamış olması halinde çıkmıyacak olan rizikolardan
mesul olmaz.


            
İktisap eden bir ihbar müddeti gözetmeksizin sigorta mukavelesini feshedebilir.
Feshi ihbar hakkı iktisap ettikten sonra bir ay içinde kullanılmazsa düşer, şu
kadar ki, iktisap edenin sigortadan haberi olmadığı takdirde, feshi ihbar hakkı
sigortayı haber aldığı andan itibaren bir ay geçinceye kadar baki kalır.
İktisap eden feshi ihbar ederse, primden mesul olmaz.


            
Sigorta olunan şeyin cebri satışı halinde de yukardaki fıkraların hükümleri
tatbik olunur.


            
II - Geminin veya payının temliki halinde:


            
Madde 1459 – Yukarki madde hükümleri bir gemi payının sigortası halinde
de tatbik olunur.


            
Gemi sigorta edilmişse bu hükümler ancak gemi bir yolculuk sırasında temlik edildiği
takdirde tatbik olunur. Yolculuğun başlangıcı ve sonu 1382 nci maddeye göre
tayin olunur. Gemi muaayyen bir müddet veya birden fazla yolculuk için sigorta
edilmiş ise, geminin yolculuklardan biri sırasında temliki halinde sigorta
ancak geminin en yakın varma limanında boşaltılmasına kadar uzar.


 


Son Hükümler


            
A) Şirket davalarında muhakeme usulü:


            
Madde 1460 – Ticaret şirketlerinde ortakların şirketle veya
birbirleriyle olan münasebetlerinden doğan davalarda ve şirketlerin idare
meclisi azaları, müdürleri veya murakıplarına karşı bu kanunun mer'iyetinden
sonra açılacak mesuliyet davalarında basit muhakeme usulü tatbik olunur.


            
B) Kanuni ve nizami faiz sözlerinin manası ve faize ait tamamlayıcı hükümler:
(1)


            
Madde 1461 – Bu kanunda ve diğer ticari hükümlerde geçen (Kanuni faiz)
veya (Nizami faiz) tabirleri, temerrüt durumu mevcut olduğu takdirde 9 uncu
maddenin ikinci fıkrasında, diğer hallerde ise birinci fıkrasında tanzim olunan
faiz manasına gelir.


            
9 uncu maddenin ikinci fıkrasındaki
miktardan fazla temerrüt faizi ödenmesini derpiş eden mukaveleler, 8 inci madde
hükümlerine tabi olduğu gibi ödeme ye-


 


 


 


____________________


(1)   4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanunun
5. maddesi gereğince Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun, kanuni faiz ve
temerrüt faizi oranlarını belirleyen hükümleri uygulanmaz.





3029


 


rinde banka iskontosu yüzde
ondan ziyade olduğu takdirde temerrüt faizi iskonto miktarına göre de
istenebilir.


            
Borçlar Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmünün ticari temerrüt
faizlerine tatbikında yüzde beş yerine yüzde on miktarı esas tutulur.


            
C) Ticari muamele, mevaddı ticariye, ticari mukavele sözlerinin manası:


            
Madde 1462 – Bu kanundan gayrı olan ticari hükümlerde geçen ticari
muamele, mevaddı ticariye, ticari mukavele sözleri,bu kanunun 3 üncü
maddesindeki ticari işleri anlatır.


            
D) Küçük tacir, esnaf sözlerinin manası ve esnaf tarifine ait kararnameler:


            
Madde 1463 – Bu kanundan gayrı olan ticari hükümlerde geçen (Küçük
tacir) veya (Esnaf) sözü, bu kanunun 17 nci maddesinde tarif edilen esnafı
anlatır. 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri hakkındaki
Kanun hükümleri ile küçük tacir veya esnafın tarifine ait diğer hususi hükümler
mahfuzdur.


            
Yıllık gayrisafi geliri kararnamede gösterilecek miktardan aşağı olan sanat ve
ticaret erbabının, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni
çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az
olan sanat ve ticaret erbabı sayılması için kararnameler çıkarmaya icra
Vekilleri Heyeti salahiyetlidir. Böyle kararnamelerin çıkarılması halinde
onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret
erbabından başka hiç kimse kanunun 17 nci maddesinde tarif edilen esnaftan
sayılamaz.


            
E) Mukavele sözünün manası:


            
Madde 1464 – Gerek bu kanunda, gerekse diğer kanunlardaki (Mukavele) ve
(Akit) sözleri aynı manaya gelir.


            
F) Delil sayılacak defterler:


            
Madde 1465 – Bir tacir işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği
bütün defterleri tutmamış olduğu takdirde, 66 ncı maddenin 1 ila 3 numaralı
bendinde yazılı defterleri tutmuş olsa bile, fiilen tutmuş olduğu defterlerin
kayıtları, ancak aleyhine delil olabilir.


            
G) Hukuki muamelelerin yasak edilmesinin ve edalarda en yüksek hadlerin
aşılmasının neticeleri:


            
Madde 1466 – Ticari hükümlerle yasak edilmiş bulunan muamele veya şartlar,
aksine hususi bir hüküm bulunmadıkça, batıldır; şu kadar ki, bir akit hükmünce
yerine getirilmesi gereken edalar hakkında kanun veya salahiyetli makamların
kabul etmiş olduğu en yüksek haddi aşan mukaveleler, en yüksek had üzerinden
yapılmış sayılır ve bu hadden fazla olan edalar, hata ile yapılmış olmasa dahi
geri alınır. Bu hallerde Borçlar Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının
son cümlesi tatbik olunmaz.


            
H) Kaptanla gemide bulunan kimselerin münasebetlerine ait çeşitli hükümler:


            
I - Kaptanın disiplin salahiyeti:


            
Madde 1467 – Kaptan, gemi adamlarının ve gemide bulunan diğer şahısların
disiplin amiridir. Kaptan bu salahiyetinin kullanılmasını ancak güverte
zabitlerinin başı olan kimse ile çarkçıbaşıya kendi hizmet sahaları ile mahdut
olmak üzere bırakabilir.





3030


 


            
Kaptan, gemi hizmetlerinin gereği gibi görülmesi için veya gemide emniyet veya
inzıbatı temin maksadiyle disiplin salahiyetine dayanarak lüzumlu her türlü
tedbire başvurabilir;hususiyle halin icabına uygun olmak şartiyle gemi adamları
ve gemide bulunan diğer şahıslar üzerinde cebir kullanmıya, itaatsizlikte ısrar
edenleri uygun bir yere kapatmaya veya gemiden uzaklaştırmaya, üzerlerini ve
eşyalarını aramaya, gemi adamlarının eşyalarını muhafaza altına alıp
kendilerine vermemeye, vazife görmemek maksadiyle gemiden kaçanları zaruret
halinde zorla gemiye getirtmeye salahiyetlidir.


            
Kaptan, disiplin salahiyetine dayanarak vereceği emirlerin yerine
getirilmesinde veya alacağı tedbirlerde, zabıta ve ihtiyaç halinde, askeri
kuvvetler kendisine derhal yardım etmekle mükelleftir.


            
Kaptan, yukarıki hükümler gereğince aldığı tedbirleri, imkan bulur bulmaz
sebepleriyle birlikte gemi jurnaline yazar.


            
II - Gemi adamlarının itaat ve bilgi verme mecburiyeti:


            
Madde 1468 – Gemi adamları kaptan,gemi zabitleri ve diğer amirleri
tarafından verilen hizmet emirlerini hiçbir itiraz ileri sürmeksizin derhal ve
harfiyen yerine getirmek ve gemi hizmetlerini ilgilendiren bütün hususlar ve bu
arada diğer gemi adamları hakkında bildiklerini doğru ve tam olarak bildirmek
mecburiyetindedirler.


            
III - Vazifenin yerine getirilmemesinin cezası:


            
Madde 1469 – Aşağıda sayılan suçlardan birini işliyen gemi adamları,
kaptan veya donatanın şikayeti üzerine on beş günden bir yıla kadar hapse ve en
az iki aylık ücretleri tutarınca ağır para cezasına ve hapis müddeti kadar
meslek ve sanatı ifadan memnuiyet cezasına mahküm edilirler. Şu kadar
ki,memnuiyet cezası iki aydan aşağı olamaz:


            
1. Gece nöbetlerini hiç veya gereği gibi tutmamak;


            
2. Kaptan, gemi zabitleri veya diğer amirlerin hizmet emirlerini yerine
getirmemek;


            
3. İzin almadan gemiden çıkmak veya izin müddeti bittiği halde haklı bir
mazeret olmaksızın gemiye dönmemek;


            
4. Müsaade almadan gemiden şahsına veya başkalarına ait eşyayı çıkarmak veyahut
gemiye gizlice yük, eşya veya insan sokmak;


            
5. Hizmet sırasında sarhoş bulunmak;


            
6. Kumanyayı israf etmek veya salahiyeti olmadan satmak veya saklamak veyahut
yok etmek;


            
7. Hizmetten kaçınmak maksadiyle saklanmak;


            
8. Gemide emniyet veya inzıbatın temini, itaatsizliklerin önlenmesi veya
bastırılması için istekte bulunmalarına rağmen kaptana, gemi zabitlerine veya
diğer amirlerine yardımda bulunmamak;


            
9. Gemi aksamını, aletleri veya cihazları istiyerek hasara uğratmak veya
geminin makine ve bilcümle alet veya cihazlarının normal surette işlemelerini
bozacak veya aksatacak çarelere başvurmak;


            
10. Kaptan veya diğer gemi adamlarını vazife görmemeye teşvik etmek veya
onların vazife görmelerine tehdit,menfaat vaadi veya diğer her hangi bir
suretle engel olmak;


            
11. Gemi hizmetlerinin esaslı şekilde aksaması neticesini doğurmuş olan ve
yapmaması gereken ve yukarıki bentler şümulüne girmeyen bir hareketi bilerek
yapmak veya ihmal edilmesi aynı mahiyette bulunan ve yapması gereken bir
hareketten bilerek kaçınmak.





3031


 


            Birden fazla gemi adamının
anlaşarak aynı fiili işlemeleri halinde ceza yarısı kadar artırılır.


            
Şikayette bulunan, şikayetini hüküm kesinleşinceye kadar her zaman geri
alabilir.


            
IV - Disiplin salahiyetinin kötüye kullanılmasının ve kaptanın vazifesini
yapmamasının cezaları:


            
Madde 1470 – Bir gemi adamına veya gemideki diğer bir kimseye karşı
disiplin salahiyetini kötüye kullanan kaptan veya gemi zabitleri, şikayet
üzerine on beş günden bir seneye kadar hapis ve en az iki aylığı tutarında ağır
para cezasiyle cezalandırılırlar.


            
Gemi hizmetlerinin esaslı bir şekilde aksaması neticesini meydana getirebilecek
mahiyette bulunan ve yapmaması gereken bir hareketi bilerek yapan veya ihmal
edilmesi aynı mahiyette bulunan ve yapması gereken bir hareketten bilerek
kaçınan veya yukarıki maddede yazılı suçların işlenmesine göz yuman veyahut
bunlara iştirak eden kaptan donatanın şikayeti üzerine yukarıki maddedeki
cezaya mahküm edilir.


            
Şikayet, hüküm kesinleşmesine kadar geri alınabilir.


            
V - Suçların yurt dışında işlenmesi:


            
Madde 1471 – Yukarıki maddelerde yazılı suçların yurt dışında
işlenmeleri halinde dahi bu hükümler tatbik olunur; şu kadar ki, cezalar yarısı
kadar artırılır.


            
VI - Suç işlenmesi halinde kaptanın ve gemide bulunanların vazifeleri:


            
Madde 1472 – Gemi yabancı bir memlekette veya denizde bulunduğu sırada
gemi adamlarından veya gemideki diğer kimselerden birisinin her hangi bir suç
işlemesi halinde kaptanın seçeceği gemi zabitleri ve diğer itimada değer
kimselerle suçun ispatına yarıyacak bütün delilleri doğru ve tam olarak tesbit
etmeye, toplamaya, delillerin zıyaa uğramaması için mümkün olan bütün
tedbirleri almaya ve hususiyle şahıslar üzerinde veya eşyalarında gerekli
aramaları yapmaya, gerekli kimseleri dinleyip sözlerini zapta geçirmeye, suç
yerinin durumunu tesbit etmeye, suç vasıtalarını saklamaya mecburdur.


            
Kaçması veya delilleri yok etmesi veya delillerin gereği gibi toplanmasına
engel olması tehlikesi mevcut olduğu takdirde kaptan maznunu tevkif edebilir.


            
Kaptanın bu madde hükmünce yapması gerekli olan tahkikat işlerinde gerek gemi
zabitleri ve diğer itimada değer kimseler, gerekse gemide bulunan bütün diğer
şahıslar kaptanın emirlerini yerine getirmeye, sorduklarına doğru ve tam olarak
cevap vermeye mecburdurlar. Bu mecburiyeti yerine getirmiyen gemi adamları 1469
uncu maddede gösterilen cezalar ile, diğer kimseler ise 100 liradan aşağı
olmamak üzere ağır para cezasına mahküm edilir.


            
Bu maddede gösterilen suçları işliyenler re'sen takip olunur.


            
1469 ila 1471 inci maddelerle veya bu maddede yazılı fiilleri işliyenlerin daha
ağır cezalara mahküm edilmesini derpiş eden hükümler mahfuzdur.


            
İ) Kaldırılan hükümler:


            
Madde 1473 – 29/5/1926 gün ve 865 sayılı Ticaret Kanunu, 29/5/1926 gün
ve 866 sayılı Ticaret Kanununun sureti tatbikı hakkında Kanun, 13/V/1929 gün ve
1440 sayılı Ticaret Kanunu (İkinci kitap - Deniz Ticaret Kanunu), Ticaret
Kanununun 386 ncı maddesini değiştiren 12/11/1931 gün ve 1749 sayılı kanun ve
Ticaret Kanununun bazı maddelerini değiştiren 17/XII/1954 günlü ve 6442 sayılı
kanun ile 22/III/1303 tarihli Murabaha Nizamnamesinin ticari işlere ait olan
hükümleri ve hususi mahiyette olan kanun hükümleri mahfuz olmak kaydiyle diğer
kanunların bu kanuna aykırı hükümleri kaldırılmıştır.





3032


 


            
Ek Madde 1 – (Ek: 24/6/1995 - KHK - 559/14 md.) 6762 sayılı Kanunun 35
ve 36 ncı maddelerinde geçen "sicilin bağlı olduğu mahkeme" ibareleri
"sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk
Mahkemesi" olarak değiştirilmiştir.


Çevrimiçi işlemler


Ek Madde 2 – (Ek: 29/3/2011-6215/16
md.)


Poliçe, bono, çek, makbuz senedi, varant
ve kambiyo senetlerine benzeyen senetler güvenli elektronik imza ile
düzenlenemez. Bu senetlere ilişkin kabul, aval ve ciro gibi senet üzerinde
gerçekleştirilen işlemler güvenli elektronik imza ile yapılamaz.


Konşimentonun, taşıma senedinin ve
sigorta poliçesinin imzası elle, faksimile baskı, zımba, ıstampa, sembol
şeklinde mekanik veya elektronik herhangi bir araçla da atılabilir.
Düzenlendikleri ülke kanunlarının izin verdiği ölçüde bu senetlerde yer alacak
kayıtlar el yazısı, telgraf, teleks, faks ve elektronik diğer araçlarla
yazılabilir, oluşturulabilir, gönderilebilir.


Ticaret şirketleri ile gerçek ve tüzel
kişi diğer tacirlere ilişkin olarak, bu Kanunun zorunlu tuttuğu bütün işlemler
elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile de yapılabilir. Bu işlemlerin
dayanağı olan belgeler de aynı usulle elektronik ortamda düzenlenebilir. Zaman
unsurunun belirlenmesi gereken ve yönetmelikte düzenlenen hallerde güvenli
elektronik imzaya eklenen zaman damgasının tarihi, diğer hâllerde merkezî veri
tabanı sistemindeki tarih esas alınır.


Şirket adına imza yetkisini haiz kişiler
şirket namına kendi adlarına üretilen güvenli elektronik imzayla imza
atabilirler. Bu durumda, kullanılacak nitelikli elektronik sertifikalarda
sertifika sahibi alanı içerisine, sertifika sahibinin ismiyle birlikte temsil
ettiği tüzel kişinin de ismi yazılır. Bu husus tescil ve ilan edilir.


Bu maddenin uygulanmasına dair usul ve
esaslar Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.


            
Geçici Madde 1 – (Ek: 9/12/2004 – 5274/3 md.) Hisse senetlerinin itibarî kıymeti bir Yeni Kuruş ve
katları şeklinde olmayan anonim şirketler 31.12.2009 tarihine kadar 399 uncu
maddeye intibak edecektir. Bakanlar Kurulu kararı ile 31.12.2009 tarihinde sona
erecek intibak süresi beş yıla kadar uzatılabilir. İntibak süresince anonim
şirket hissedarlarının itibarî değeri ne olursa olsun sahip olduğu paylardan
doğan hakları saklıdır. Şirket yönetim kurulu, payların 399 uncu maddeye
intibak ettirilmesini sağlayacak yöntemleri uygulamakla yükümlüdür.


            
Birinci fıkrada belirtilen sürenin sonunda bir Yeni Kuruşa tamamlanmamış paylar
için kesir makbuzu düzenlenir.


            
Bu madde kapsamında intibak amaçlı olarak yapılacak sermaye artırımı ve esas
mukavele değişikliklerinde, şirket esas mukavelesinde aksine hüküm bulunsa dahi
372 nci maddede yer alan nisaplar uygulanır ve imtiyazlı paylar genel kurulu
yapılması şartı aranmaz.


            
Bu madde kapsamında intibak amaçlı olarak 400 üncü madde çerçevesinde yapılacak
işlemlerde her pay sahibinin muvafakati aranmaz.


            
5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun gereğince
münhasıran intibak amaçlı yapılacak anasözleşme değişikliklerinin tescili, her
türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.


            
J) Kanunun mer'iyete girmesi:


            
Madde 1474 – Kenar başlıkları da metne dahil olan işbu kanun 1/1/1957
tarihinde mer'iyete girer; şu kadar ki, bu kanunun mer'iyet ve tatbik şekli
hakkındaki kanun hükümleri mahfuzdur.


            
K) Kanunu icra edecek makam:


            
Madde 1475 – Bu Kanunu tatbika İcra Vekilleri Heyeti memurdur.





3033


 


                                                                              



       
29/6/1956 TARİHLİ VE 6762 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER:


                               
1 - 24/6/1995 tarih ve 559 sayılı KHK'nin Geçici Maddeleri:


            
Geçici Madde 1 – Ticaret sicili memurluklarının devir işlemleri, Adalet
Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
tarafından düzenlenen bir protokole göre yürütülür ve bir yıl içinde
tamamlanır.


            
Ticaret sicilinde Adalet Bakanlığının memuru olarak çalışan personel, istekleri
halinde adı geçen Bakanlıkta durumlarına uygun bir kadroya atanırlar.


            
Geçici Madde 2 – Esas sermayesi beşmilyar Türk lirasından aşağı olan
anonim şirketler ile beşyüzmilyon Türk lirasından aşağı olan limited şirketler,
bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden itibaren 31.12.1998 tarihine
kadar (1) sermayelerini bu miktarlara çıkararak tescil
ettirmedikleri takdirde münfesih olurlar. (1)


            
Anonim şirketlerin sermayelerini beşmilyar Türk lirasına kadar artırmaları
sırasında 6762 sayılı Kanunun 391 inci maddesi uygulanmaz.


            
Limited şirketlerin sermayelerini beşyüzmilyon Türk lirasına kadar
çıkarmalarına ilişkin mukavele değişikliği için, sermayenin yarısından
fazlasını temsil eden ortakların karar vermesi yeterlidir.


            
(Son fıkra Mülga: 20/9/1995 - KHK-567/1 md.)


 


 


 


 


 


 


 


 


 


——————————


(1)    Bu maddede
yer alan "iki yıl" ibaresi, 3/6/1998 tarih ve 4366 sayılı Kanun ile
metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.





3034


 


            
6762 SAYILI KANUNA EK VE DEGİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN


                              
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE


 


 
Kanun                           
                                                                
                           
Yürürlüğe


    
No.                              
Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler                        
giriş tarihi


       
7397                                                       
—                                                          
30/12/1959


         
903                                                       
—                                                            
13/7/1967


       
1163                                                       
—                                                            
10/8/1969


  
KHK.18                                                       
—                                                              
3/1/1979


       
2915                                                       
—                                                          
15/10/1983


       
3095                                                       
—                                                          
19/12/1984


       
3585                                                       
—                                                              
4/7/1989


       
3809                                                       
—                                                              
3/7/1992


KHK-508                                                       
—                                                            
16/9/1993


KHK-537        
1297 nci maddenin ikinci ve üçüncü
fıkraları                                           
1/1/1995


                        
Diğer
hükümleri                                                                                     
15/7/1994


KHK-559                                                       
—                                                            
27/6/1995


       
4128                                                       
—                                                            
7/11/1995


       
4366                                                       
—                                                       
27/6/1997 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı olan 7.6.1998 tarihinde


       
4884                                                       
—                                                            
17/6/2003


Değiştiren                                                                                                                    
Yürürlüğe


 
Kanun                           
6762 sayılı Kanunun değişen
maddeleri                         
giriş tarihi


       
5136
                                       
4,823,824,851,939,1245                                         
28/4/2004


       
5274        
                               399,
524, Geçici Madde
1                                         
1/1/2005


       
5378        
                                      
     668                                                               
7/7/2005


       
5615        
                           
                 26
                                   
1/1/2007 tarihinden geçerli


                                                                                                                      
olmak üzere 4/4/2007


       
5718                                                    
866                                                        
    12/12/2007


       
5838                                                     
711                                                             
28/2/2009


       
5904                                                     
404                                                               
3/7/2009


       
6215                                     
28, 66, 401 ve Ek Madde
2                                        
12/4/2011


KHK/654                                                    
401                                                            
11/10/2011


       
6273                                                    
726                                                        
        3/2/2012


       
6300                                                     401                                                              
10/5/2012


 


 

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?