6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

KanunNo: 6102

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

TÜRK TİCARET KANUNU[1]


 


Kanun Numarası                    : 6102


Kabul Tarihi                           :
13/1/2011


Yayımlandığı Resmî Gazete  : Tarih  :
14/2/2011        Sayı  : 27846


Yayımlandığı Düstur              : Tertip
: 5                      Cilt   : 50


 


BAŞLANGIÇ


A) Kanunun uygulama alanı


I - Ticari hükümler


MADDE 1- (1) Türk Ticaret Kanunu,
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu Kanundaki hükümlerle, bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin
diğer kanunlarda yazılı özel hükümler, ticari hükümlerdir.


(2) Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan
ticari işlerde, ticari örf ve âdete, bu da yoksa genel hükümlere göre karar verir.


 


II - Ticari örf ve âdet


MADDE 2- (1) Kanunda
aksine bir hüküm yoksa, ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe,
teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz. Ancak, irade açıklamalarının yorumunda
teamüller de dikkate alınır.


(2) Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticari
örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur. İlgililer aynı bölgede değillerse,
kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa yerindeki ticari örf ve âdet uygulanır.



(3) Ticari örf ve âdet, tacir sıfatını haiz bulunmayanlar
hakkında ancak onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde uygulanır.



 


III - Ticari işler


MADDE 3- (1) Bu Kanunda düzenlenen
hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.






IV – Ticari davalar, çekişmesiz yargı
işleri ve delilleri[2]


1. Genel olarak


MADDE 4- (1) Her iki tarafın da
ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı
işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;


a) Bu Kanunda,


b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme
işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,


c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı
Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin
birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin
444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen
515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari
vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale
hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,


d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,


e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete
özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,


f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara
ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,


öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz
yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak,
herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine
ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.[3]


(2) (Değişik:
28/2/2018-7101/61 md.) Ticari
davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir
milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü
uygulanır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/30 md.) Bu fıkrada
belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci
fıkrasına göre artırılır.[4][5]


 


2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı
işlerinin görüleceği mahkemeler[6]


MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça,
dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi
tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla
görevlidir.[7]


 


(2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye
hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan
davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye
ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye
ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu
Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin
hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.


(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret
mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki
görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.


(4) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret
mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış
olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya
devam eder.


 


3. Dava şartı olarak arabuluculuk


MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.)


(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda
belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat,
itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce
arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[8]


(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten
itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından
en fazla iki hafta uzatılabilir.


 


B) Çeşitli hükümler


I - Zamanaşımı


MADDE 6- (1) Ticari hükümler koyan
kanunlarda öngörülen zamanaşımı süreleri, Kanunda aksine düzenleme yoksa, sözleşme
ile değiştirilemez.


 


II - Teselsül karinesi


MADDE 7- (1) İki veya daha fazla
kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla,
diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi
öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar. Ancak, kefil ve kefillere, taahhüt
veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi
yürütülemez.


(2) Ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu
ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de birinci fıkra hükmü geçerli
olur.


 


III - Ticari işlerde faiz


1. Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları


MADDE 8- (1) Ticari işlerde faiz
oranı serbestçe belirlenir.


(2) Üç aydan aşağı olmamak üzere,
faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla
her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir.
Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz.


(3) Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.


(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına
aykırı olarak işletilen faiz yok hükmündedir.


 


2. Uygulanacak hükümler


MADDE 9- (1) Ticari işlerde; kanuni,
anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.


 


3. Faizin başlangıcı


MADDE 10- (1) Aksine sözleşme yoksa,
ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden
itibaren işlemeye başlar.


 


BİRİNCİ KİTAP


Ticari İşletme


 


BİRİNCİ KISIM


Tacir


A) Ticari işletme


1. Bütünlük ilkesi


MADDE 11- (1) Ticari işletme, esnaf
işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin
devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.


(2) Ticari işletme ile esnaf
işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.[9]


(3) Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının
devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın
bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse,
devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret
unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen
malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi
bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline
tescil ve ilan edilir.


 


B) Tacir


I - Gerçek kişiler


1. Genel olarak


MADDE 12- (1) Bir ticari işletmeyi,
kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.


(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler,
gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini
ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye
başlamamış olsa bile tacir sayılır.


(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına,
ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer
bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere
karşı tacir gibi sorumlu olur.


 


2. Küçük ve kısıtlılar


MADDE 13- (1) Küçük
ve kısıtlılara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci, tacir
sayılmaz. Tacir sıfatı, temsil edilene aittir. Ancak, yasal temsilci ceza hükümlerinin
uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu olur.


 


3. Ticaret yapmaktan menedilenler


MADDE 14- (1) Kişisel durumları
ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla,
kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya
da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya
onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.


(2) Birinci fıkraya aykırı
hareketin doğurduğu hukuki, cezai ve disipline ilişkin sorumluluk saklıdır.


 


4. Esnaf


MADDE 15- (1) İster gezici olsun
ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik
faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin
ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat
veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler
ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır.


 


II - Tüzel kişiler


MADDE 16- (1) Ticaret şirketleriyle,
amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş
kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek
üzere Devlet, il özel idaresi,
belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar
da tacir sayılırlar.


(2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile
diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından
fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi,
ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen
bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar.


 


III - Donatma iştiraki


MADDE 17- (1) Tacire ilişkin hükümler donatma
iştirakine de aynen uygulanır.


 


C) Tacir olmanın hükümleri


I - Genel olarak


MADDE 18- (1) Tacir, her türlü borcu
için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini
ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri
tutmakla da yükümlüdür.


(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde
basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.


(3) Tacirler arasında, diğer
tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar
veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik
imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.


(4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır.


 


II - Özel olarak


1. Ticari iş karinesi


MADDE 19- (1) Bir tacirin borçlarının ticari
olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari
işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına
durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.


(2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde
olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.


 


2. Ücret isteme hakkı


MADDE 20- (1) Tacir olan veya olmayan
bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun
bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için,
ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır.


 


3. Fatura ve teyit mektubu


MADDE 21- (1) Ticari işletmesi bağlamında
bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden,
diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada
gösterilmesini isteyebilir.


(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren
sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği
kabul etmiş sayılır.


(3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim
veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle
yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten
itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan
sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.


 


4. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi


MADDE 22- (1) Tacir sıfatını haiz
borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin
üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza
kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden
isteyemez.


 


5. Ticari satış ve mal değişimi


MADDE 23- (1) Bu maddedeki özel
hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde
de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin
hükümleri uygulanır.


a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların
amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi
mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin
kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda
alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak,
o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi
veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan
ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği
anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir.


b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde
satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın
açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına
karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak
malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden
çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı
tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır
ve durum hemen alıcıya ihbar edilir.


c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise
alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı
malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu
inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu
bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun
223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.


 


İKİNCİ KISIM


Ticaret Sicili


A) Kuruluş


I - Genel olarak[10][11]


MADDE 24- (1) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/162
md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/157 md.) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından
il merkezindeki ticaret ve sanayi odaları ile ticaret odalarında faaliyet gösterecek
şekilde ticaret sicili müdürlükleri kurulur. Bakanlık il merkezleri dışındaki odalarda
ticaret sicili müdürlükleri kurabileceği gibi müdürlüklere bağlı şubeler de kurabilir.


(2) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/162
md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/157 md.) Ticaret sicili, Bakanlığın gözetim
ve denetiminde ticaret sicili müdürlükleri ve şubeleri tarafından tutulur.


(3) Ticaret sicili kayıtlarının
elektronik ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Kanunun 26 ncı maddesine
göre çıkarılacak yönetmelikte gösterilir. Bu kayıtlar ile tescil ve ilan edilmesi
gereken içeriklerin düzenli olarak depolandığı ve elektronik ortamda sunulabilen
merkezi ortak veri tabanı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği nezdinde oluşturulur.


(4) Ticaret sicili müdürlüğünün kurulmasında aranacak
şartlar ve odalar arasında sicil işlemleri ile ilgili olarak varlığı gerekli işbirliğinin
sağlanmasına ilişkin esaslar, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir tebliğle
düzenlenir.10


(5) (Ek: 26/6/2012-6335/3 md.) Ticaret sicili kayıt işlemlerinin elektronik
ortamda yapılması için toplanması ve işlenmesi gerekli olan kişisel veriler, kişisel
verilerin korunması ve bilgi güvenliğinin sağlanmasına ilişkin mevzuata uygun bir
şekilde korunur.


 


II - Yönetim


MADDE 25- (1) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/163
md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/158 md.) Ticaret sicili, ticaret sicili müdürü
tarafından yönetilir. Ticaret sicili müdürü, 26 ncı maddeye göre çıkarılan yönetmelikte
belirlenen nitelikleri haiz kişiler arasından odanın teklifi üzerine veya Gümrük
ve Ticaret Bakanlığının uyarısına rağmen otuz gün içerisinde teklif edilmemesi halinde
resen Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca atanır ve aynı usulle görevden alınabilir.
Aynı usulle ticaret sicili müdürlüğünün iş hacmine göre, yeteri kadar müdür yardımcısı
görevlendirilir. Ticaret sicili müdürlüklerinde çalışacak personelin tavan ve taban
ücreti her yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin görüşü alınarak Gümrük ve Ticaret
Bakanlığınca belirlenir.


(2) Ticaret sicilinin tutulmasından doğan bütün
zararlardan Devlet ve ilgili oda müteselsilen sorumludur. Devlet ve sicil görevlilerini
atamaya yetkili kurum zararın doğmasında kusuru bulunanlara rücu eder. Ticaret sicili
müdürü ve yardımcıları ile diğer personeli, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı
kamu görevlisi olarak cezalandırılır ve bunlara karşı işlenmiş suçlar kamu görevlisine
karşı işlenmiş sayılır.


(3) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, ticaret sicili
müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetlemeye ve gerekli önlemleri almaya
yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri, adı geçen Bakanlıkça alınan önlemlere ve
verilen talimatlara uymakla yükümlüdür. (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/163 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7078/158 md.) Odalar tarafından ticaret sicili müdürü ve müdür yardımcıları
ile ticaret sicil işlemlerinde görevli personele görevleri dışında başka bir görev
verilemez.


 


III – Yönetmelik[12]


MADDE 26- (1) Ticaret
sicili müdürlüğünün kurulması, sicil defterlerinin tutulması, tescil zorunluluğunun
yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar, sicil müdürlerinin kararlarına karşı
itiraz yolları, sicil müdür ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak nitelikler,
disiplin işleri ile bu konuyla ilgili diğer esas ve usuller Cumhurbaşkanınca çıkarılacak
yönetmelikte düzenlenir.[13][14]


 


B) Tescil


I - Şartları


1. İstem


MADDE 27- (1) Ticaret siciline tescil,
kural olarak istem üzerine yapılır. Resen veya yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi
üzerine yapılacak tescillere ilişkin hükümler saklıdır. Harca tabi işlerde, tescil
anının saptanmasında harç makbuzunun tarihi belirleyicidir. 34 üncü madde hükümleri
saklıdır.


(2) Ticaret sicili müdürlükleri, kurumlar vergisi mükellefi
olup da bu madde uyarınca tescil için başvuran mükelleflerin başvuru evrakının birer
suretini ilgili vergi dairesine intikal ettirir. Bu mükelleflerin işe başlamayı
bildirme yükümlülükleri yerine getirilmiş sayılır.[15]


 


2. İlgililer


MADDE 28- (1) Tescil istemi ilgililer,
temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır.



(2) Bir hususun tescilini istemeye birden çok kimse
zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan
birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş sayılır.


 


3. İstemin şekli


MADDE 29- (1) Tescil istemi dilekçe
ile yapılır.


(2) Dilekçe sahibi kimliğini ispat etmek zorundadır.
Dilekçedeki imza noterlikçe onaylanmışsa, ayrıca kimliğin ispatlanmasına gerek
yoktur.


 


4. Süre


MADDE 30- (1) Kanunda aksine hüküm
bulunmadıkça, tescili isteme süresi onbeş gündür.


(2) Bu süre, tescili gerekli işlemin veya olgunun
gerçekleştiği; tamamlanması bir senet veya belgenin düzenlenmesine bağlı olan durumlarda,
bu senet veya belgenin düzenlendiği tarihten başlar.


(3) Ticaret sicili müdürlüğünün yetki çevresi dışında
oturanlar için bu süre bir aydır.


 


5. Değişiklikler


MADDE 31- (1) Tescil edilmiş hususlarda
meydana gelen her türlü değişiklik de tescil olunur.


(2) Tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen
veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen
silinir.


(3) Her iki hâlde 27 ilâ 30 uncu madde hükümleri
geçerlidir.


 


II - Sicil müdürünün görevleri


1. İnceleme görevi ve geçici tescil


MADDE 32- (1) Sicil müdürü tescil
için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.


(2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket
sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin
kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.



(3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak
yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları
ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.


(4) Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya
sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin
istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye
başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen
silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem
yapılır.


 


2. Tescile davet ve ceza


MADDE 33- (1) Tescili zorunlu olup
da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin
üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri,
belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya
o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır.


(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/4
md.) Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma
sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük
mülki amiri tarafından bin (22.194) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.[16]


(3) Süresi içinde kaçınma sebepleri
bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli
asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir
hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi
takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya
kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması
bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz.


 


3. İtiraz


MADDE 34- (1) İlgililer, tescil,
değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek
kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde
ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.


(2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek
karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı
bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü
kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir.


 


III - Açıklık


MADDE 35- (1) Tescil işleminin dayanakları
olan dilekçe, beyanname, senetler, belgeler ve ilanları içeren gazeteler, üzerlerine
sicil defterinin tarih ve numaraları yazılarak sicil müdürlüğünce saklanır.


(2) Herkes ticaret sicilinin içeriğini ve müdürlükte
saklanan tüm senet ve belgeleri inceleyebileceği gibi giderini ödeyerek bunların
onaylı suretlerini de alabilir. Bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına dair
onaylı belge de istenebilir.


(3) Tescil edilen hususlar, kanun veya Kanunun 26
ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte aksine bir hüküm bulunmadıkça ilan olunur.[17]


(4) İlan, Türkiye genelinde
sicil kayıtlarının ilanına özgü Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile yapılır.


 


IV - Sonuçları


1. Tescil ve ilanın üçüncü kişilere etkisi


MADDE 36- (1) Ticaret sicili kayıtları
nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü kişiler hakkında, tescilin Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesinde ilan edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayımlanmamış ise,
son kısmının yayımlandığı günü izleyen iş gününden itibaren hukuki sonuçlarını doğurur.
Bu günler, tescilin ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan sürelere
de başlangıç olur.


(2) Bir hususun tescil ile beraber derhâl üçüncü
kişiler hakkında sonuç doğuracağına veya sürelerin derhâl işleyeceğine ilişkin özel
hükümler saklıdır.


(3) Üçüncü kişilerin, kendilerine karşı sonuç doğurmaya
başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmez.


(4) Tescili zorunlu olduğu hâlde tescil edilmemiş
veya tescil edilip de ilanı zorunlu iken ilan olunmamış bir husus, ancak bunu bildikleri
veya bilmeleri gerektiği ispat edildiği takdirde, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.


 


2. Görünüşe güven


MADDE 37- (1) Tescil kaydı ile ilan
edilen durum arasında aykırılık bulunması hâlinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu
bildikleri ispat edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma güvenleri
korunur.


 


3. Sorumluluk


MADDE 38- (1) (Değişik birinci cümle:
26/6/2012-6335/5 md.) Tescil ve kayıt için gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar,
ikibin (44.443) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. Gerçeğe
aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır. [18]


(2) Kayıtların 32 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümlerine
uymadığını öğrendikleri hâlde düzeltilmesini istemeyenler ve tescil olunan bir hususun
değişmesi, sona ermesi veya kaldırılması dolayısıyla, kaydın değiştirilmesini veya
silinmesini istemeye ya da yeniden tescili gereken bir hususu tescil ettirmeye zorunlu
olup da bunu yapmayanlar, bu kusurları nedeniyle üçüncü kişilerin uğradıkları zararları
tazmin ile yükümlüdürler.


 


ÜÇÜNCÜ KISIM


Ticaret Unvanı ve İşletme Adı


A) Ticaret unvanı


I - Kullanma zorunluluğu


1. Genel olarak


MADDE 39- (1) Her
tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle
ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.


(2) (Değişik birinci cümle: 26/6/2012-6335/6 md.) Tescil
edilen ticaret unvanı, ticari işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde
yazılır. Tacirin işletmesiyle ilgili olarak düzenlediği ticari mektuplarda ve ticari
defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde tacirin sicil numarası, ticaret
unvanı, işletmesinin merkezi ile tacir internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi
ise tescil edilen internet sitesinin adresi de gösterilir. Tüm bu bilgiler şirketin
internet sitesinde de yayımlanır. Bu sitede ayrıca, anonim şirketlerde yönetim kurulu
başkan ve üyelerinin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı,
limited şirketlerde müdürlerin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen
sermaye miktarı, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticilerin adları
ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı yayımlanır.


 


2. Tescil


MADDE 40- (1) Her tacir, ticari
işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği
ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan
ettirir.


(2) (Değişik:28/1/2021-7263/22 md.) Gerçek kişi
tacir ile tüzel kişi tacir adına imzaya yetkili olanların imzaları, kamu kurum ve
kuruluşlarınca veri tabanlarında tutulan imza verilerinden elektronik ortamda temin
edilerek merkezi ortak veri tabanındaki sicil dosyasına kaydedilir. Kamu kurum ve
kuruluşlarının veri tabanlarında imza kaydının bulunmaması halinde, imzaya yetkili
kişilerin imza beyanlarının ticaret sicili müdürlüğüne verilmesinin usul ve esasları
ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Ticaret Bakanlığınca
çıkarılacak tebliğ ile belirlenir.


(3) Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri
de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ticaret unvanına ve
imza örneklerine ilişkin birinci ve ikinci fıkra hükümleri bu işletmelere de uygulanır.
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar
şubenin bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur. Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu
yer sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur.


(4) Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin
Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri
saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için
yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari
işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler
yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.


 


II - Ticaret unvanının şekli


1. Gerçek kişiler


MADDE 41- (1) Gerçek kişi olan tacirin
ticaret unvanı 46 ncı maddeye uygun olarak yapabileceği ekler ile kısaltılmadan
yazılacak adı ve soyadından oluşur.


 


2. Tüzel kişiler


a) Kollektif ve komandit şirketler


MADDE 42- (1) Kollektif şirketin
ticaret unvanı, bütün ortakların veya ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla
şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir.


(2) Adi veya sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketlerin ticaret unvanı, komandite ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla
şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında
komanditer ortakların adları ve soyadları veya ticaret unvanları bulunamaz.


 


b) Anonim, limited ve kooperatif şirketler


MADDE 43- (1) Anonim, limited ve
kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak
şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler.


(2) Ticaret unvanlarında, “anonim
şirket”, “limited şirket” ve “kooperatif” kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin
ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket
türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak
yazılamaz.


 


c) Tacir sayılan diğer tüzel kişiler ve
donatma iştiraki


MADDE 44- (1) Ticari işletmeye sahip olan
dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, adlarıdır.


(2) Donatma iştirakinin ticaret unvanı, ortak donatanlardan
en az birinin adı ve soyadını veya deniz ticaretinde kullanılan geminin adını içerir.
Soyadları ve gemi adı kısaltılamaz. Ticaret unvanında ayrıca donatma iştirakini
gösterecek bir ibare de bulunur.


 


d) Ortak hükümler


MADDE 45- (1) Bir ticaret unvanına
Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer
bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.


 


3. Ekler


MADDE 46- (1) Tacirin kimliği, işletmesinin
genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün
oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak
şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer
alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.



(2) Tek başlarına ticaret yapan gerçek kişiler ticaret
unvanlarına bir şirketin var olduğu izlenimini uyandıracak ekler yapamazlar.


(3) “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Millî” kelimeleri
bir ticaret unvanına ancak Cumhurbaşkanı kararıyla konabilir.[19]


 


4. Ticaret unvanının devamı


MADDE 47- (1) Ticari işletme sahibinin
veya bir ortağın ticaret unvanında yer alan adı kanunen değişir veya yetkili makamlar
tarafından değiştirilirse unvan olduğu gibi kalabilir.


(2) Kollektif veya komandit şirkete ya da donatma
iştirakine yeni ortakların girmesi hâlinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu
gibi kalabilir. Bu şirketlerden birinin ticaret unvanına adı dâhil olan bir ortağın
ölümü üzerine mirasçıları onun yerine geçerek şirketin devamını kabul eder veya
şirkete girmemekle beraber bu hususta izinlerini yazılı şekilde bildirirlerse şirket
unvanı olduğu gibi bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı izni alınmak
şartıyla şirket unvanında kalabilir.


 


5. Şubeler


MADDE 48- (1) Her şube, kendi merkezinin
ticaret unvanını, şube olduğunu belirterek kullanmak zorundadır. Bu unvana şube
ile ilgili ekler yapılabilir.


(2) 41 ve 45 inci maddeler şubenin ticaret unvanı
hakkında da uygulanır.


(3) Merkezi yabancı ülkede bulunan bir işletmenin
Türkiye’deki şubesinin ticaret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin
ve şube olduğunun gösterilmesi şarttır.


 


6. Ticaret unvanının devri


MADDE 49- (1) Ticaret unvanı işletmeden
ayrı olarak başkasına devredilemez.


(2) Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş
olmadıkça, unvanın da devri sonucunu doğurur. Devir hâlinde devralan, unvanı aynen
kullanma hakkına sahiptir.


 


III - Ticaret unvanının korunması


1. İlke


MADDE 50- (1) Usulen tescil ve ilan
edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.


 


2. Bildirim ve ceza


MADDE 51- (1) Bütün mahkemeler, memurlar,
ticaret ve sanayi odaları, noterler ve Türk Patent Enstitüsü görevlerini yaparlarken
bir ticaret unvanının tescil edilmediğini, kanun hükümlerine aykırı olarak tescil
edildiğini veya kullanıldığını öğrenirlerse durumu yetkili makamlara bildirmek zorundadırlar.[20]


(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/7 md.)
39 ilâ 45 inci veya 48
inci maddeleri ihlal edenler, ikibin (44.443) Türk Lirası idari para cezasıyla
cezalandırılır.[21]


(3) (Ek: 26/6/2012-6335/7 md.) 46 ncı maddeyi ihlal edenler veya 49 uncu maddeye aykırı
olarak ticaret unvanını devredenlerle devralan ve kullananlar, üç aydan iki yıla
kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.


 


3. Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları


MADDE 52- (1) Ticaret unvanının,
ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak
sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil
edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün
sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili
malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat
isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi
mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.


(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine,
giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına
da karar verebilir.


 


B) İşletme adı


MADDE 53- (1) İşletme sahibi ile ilgili
olmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek
için kullanılan adların da sahipleri tarafından tescil ettirilmesi gerekir. Tescil
edilen işletme adları hakkında da 38, 45, 47, 50, 51 ve 52 nci maddeler uygulanır.


 


DÖRDÜNCÜ KISIM


Haksız Rekabet


A) Genel olarak


I - Amaç ve ilke


MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin
bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış
rekabetin sağlanmasıdır.


(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler
arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki
aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.


 


II - Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar,
ticari uygulamalar


MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller
haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:


a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri
ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;


1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını,
faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici
açıklamalarla kötülemek,


2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları,
iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve
iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı
yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,


3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine
hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya
buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak,


4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri
ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,


5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini,
fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz
yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri
veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,


6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri
birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında
özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği
hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin
veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında
olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik
fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur,


7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında
yanıltmak,


8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü
özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak,


9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin
özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek
ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak,


10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki
işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya
toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası
ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek,


11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda
unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine,
efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak,


12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle
satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin
konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına
veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren
sözleşme formülleri kullanmak.


b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
özellikle;


1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi
için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,


2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı
kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı
davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına
çıkar sağlamaya çalışmak,


3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin
veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,


4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için,
taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının
veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış
olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek.


c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle;


1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi
bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,


2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap
veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş
veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak,


3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait
pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan
yararlanmak.


d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir
şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına
bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.


e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle,
rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş
şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.


f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.
Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine;


1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden
önemli ölçüde ayrılan, veya


2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve
borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar
dürüstlüğe aykırı davranmış olur.


 


B) Hukuki sorumluluk


I - Çeşitli davalar


MADDE 56- (1) Haksız
rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya
diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek
olan kimse;


a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,


b) Haksız rekabetin men’ini,


c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını,
haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini
ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili
olan araçların ve malların imhasını,


d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,


e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen
şartların varlığında manevi tazminat verilmesini,


isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat
olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin
karşılığına da karar verebilir.


(2) Ekonomik çıkarları zarar
gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki
davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler.


(3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar
ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer
meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini
koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın
(a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları açabilirler.


(4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b) ve (c)
bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya
dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra
olunur.


 


II - Çalıştıranın sorumluluğu


MADDE 57- (1) Haksız rekabet fiili,
hizmetlerini veya işlerini gördükleri sırada çalışanlar veya işçiler tarafından
işlenmiş olursa, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde
yazılı davalar, çalıştıranlara karşı da açılabilir.


(2) 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e)
bentlerinde yazılı davalar hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.


 


III - Basın, yayın, iletişim ve bilişim
kuruluşlarının sorumluluğu


MADDE 58- (1) Haksız rekabet, her
türlü basın, yayın, iletişim ve bilişim işletmeleriyle, ileride gerçekleşecek teknik
gelişmeler sonucunda faaliyete geçecek kuruluşlar aracılığıyla işlenmişse, 56 ncı
maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, ancak, basında
yayımlanan şeyin, programın; ekranda, bilişim aracında veya benzeri ortamlarda görüntülenenin;
ses olarak yayımlananın veya herhangi bir şekilde iletilenin sahipleri ile ilan
veren kişiler aleyhine açılabilir; ancak;


a) Yazılı basında yayımlanan şey, program, içerik, görüntü,
ses veya ileti, bunların sahiplerinin veya ilan verenin haberi olmaksızın ya da
onayına aykırı olarak yayımlanmışsa,


b) Yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün,
ses veya iletinin sahibinin veya ilan verenin kim olduğunun bildirilmesinden kaçınılırsa,



c) Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında yayımlanan
şeyin, programın, görüntünün, sesin, iletinin sahibinin veya ilan verenin meydana
çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa,


yukarıda anılan davalar, yazı işleri müdürü, genel yayın
yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın, iletişim ve bilişim
aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan servisi şefi; bunlar gösterilemiyorsa,
işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabilir.


(2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, aynı
fıkrada sayılan kişilerden birinin kusuru hâlinde sıraya bakılmaksızın dava açılabilir.



(3) 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e)
bentlerinde yazılı davalarda Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.


(4) Haksız rekabet fiilinin iletimini başlatmamış, iletimin
alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş veya fiili gerçekleştirecek şekilde
değiştirmemişse, bu maddenin birinci fıkrasındaki davalar hizmet sağlayıcısı aleyhine
açılamaz; tedbir kararı verilemez. Mahkeme haksız rekabet eyleminin olumsuz sonuçlarının
kapsamlı veya vereceği zararın büyük olacağı durumlarda ilgili hizmet sağlayıcısını
da dinleyerek, haksız rekabet fiilinin sona erdirilmesini veya önlenmesine ilişkin
tedbir kararını hizmet sağlayıcı aleyhine de verebilir veya içeriğin geçici olarak
kaldırılması dâhil somut olaya uyan uygulanabilir başka tedbirler alabilir.


 


IV - Kararın ilanı


MADDE 59- (1) Mahkeme, davayı kazanan
tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden
sonra ilan edilmesine de karar verebilir. İlanın şeklini ve kapsamını mahkeme belirler.



 


V - Zamanaşımı


MADDE 60- (1) 56 ncı maddede yazılı davalar,
davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl
ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu
kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren
bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur.


 


VI - İhtiyati tedbirler


MADDE 61- (1) Dava açma hakkını
haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına,
56 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız
rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine
ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir.



(2) Ayrıca, hak sahibinin yetkilerine tecavüz oluşturması
hâlinde cezayı gerektiren haksız rekabet konusu mallara, ithalat veya ihracat sırasında
hak sahibinin talebi üzerine, gümrük idareleri tarafından ihtiyati tedbir niteliğinde
el konulabilir.


(3) El koyma ile ilgili uygulama bu konudaki mevzuata
tabidir.


(4) Gümrük idarelerindeki tedbir veya el koyma kararının
tebliğinden itibaren on gün içinde, esas hakkında ilgili mahkemede dava açılmaz
veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınmazsa idarenin el koyma kararı ortadan
kalkar.


 


C) Ceza sorumluluğu


I - Cezayı gerektiren fiiller


MADDE 62- (1) a) 55 inci maddede
yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler,


b) Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine
tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve
işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler,


c) Çalışanları, vekilleri veya diğer
yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını
ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar,


d) Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya
çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren
bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe
aykırı beyanları düzeltmeyenler,


fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı
takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan
birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla
kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar.


 


II - Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu



MADDE 63- (1) Tüzel kişilerin işlerini
görmeleri sırasında bir haksız rekabet fiili işlenirse 62 nci madde hükmü, tüzel
kişi adına hareket eden veya etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları
hakkında uygulanır. Haksız rekabet fiilinin bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde
işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine de karar
verilebilir.


 


BEŞİNCİ KISIM


Ticari Defterler


A) Defter tutma ve envanter


I - Defter tutma yükümlülüğü


MADDE 64- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/8
md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle
ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her
hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir
şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre
içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında
fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi
defterlerden izlenebilmelidir.


(2) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş
bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı
veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla
yükümlüdür.


(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Fiziki ortamda
tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada
sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan
önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış
onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna
kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri
yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı
yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. (Değişik dördüncü cümle: 28/3/2013-6455/78
md.) Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının
sonuna kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet
döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır. (Mülga beşinci cümle:
15/2/2018-7099/22 md.) (…) Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde
noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. (Ek cümle: 15/2/2018-7099/22
md.) Ancak anonim ve limited şirketlerin ticaret siciline tescili sırasında
defterlerin açılış onayları ticaret sicili müdürlükleri tarafından yapılır. Ticari
defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve
yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter veya ticaret
sicili müdürlüğü onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari
defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış
ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye
Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.[22]


(4) Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve
genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan
defterler de ticari defterlerdir. (Ek cümleler:27/12/2020-7262/27 md.) Ticaret
Bakanlığı, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve
müzakere defterinin elektronik ortamda tutulmasını zorunlu kılabilir. Sermaye Piyasası
Kanunu hükümleri saklıdır.


(5) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Bu Kanuna tabi
gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter
tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer
257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır.
Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme,
karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile
diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi
kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali
tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez.


 


II - Defterlerin tutulması


MADDE 65- (1) Defterler ve gerekli
diğer kayıtlar Türkçe tutulur. Kısaltmalar, rakamlar, harfler ve semboller kullanıldığı
takdirde bunların anlamları açıkça belirtilmelidir.


(2) Defterlere yazımlar ve diğer gerekli kayıtlar,
eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılır.


(3) Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği belirlenemeyecek
şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı
anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.


(4) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar, olgu ve
işlemleri saptayan belgelerin dosyalanması şeklinde veya veri taşıyıcıları aracılığıyla
tutulabilir. (…)[23]
Defterlerin ve gerekli diğer kayıtların elektronik ortamda tutulması durumunda,
bilgilerin saklanma süresince bunlara ulaşılmasının ve bu süre içinde bunların her
zaman kolaylıkla okunmasının temin edilmiş olması şarttır. Elektronik ortamda tutulma
hâlinde birinci ilâ üçüncü fıkra hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.


 


III - Envanter


MADDE 66- (1) Her tacir, ticari
işletmesinin açılışında, taşınmazlarını, alacaklarını, borçlarını, nakit parasının
tutarını ve diğer varlıklarını eksiksiz ve doğru bir şekilde gösteren ve varlıkları
ile borçlarının değerlerini teker teker belirten bir envanter çıkarır.


(2) Tacir açılıştan sonra her faaliyet döneminin
sonunda da böyle bir envanter düzenler. Faaliyet dönemi veya başka bir kanuni terimle
hesap yılı oniki ayı geçemez. Envanter, düzenli bir işletme faaliyetinin akışına
uygun düşen süre içinde çıkarılır.


(3) Maddi duran malvarlığına dâhil varlıklarla,
ham ve yardımcı maddeler ve işletme malzemeleri düzenli olarak ikame ediliyor ve
toplam değerleri işletme için ikinci derecede önem taşıyorsa, değişmeyen miktar
ve değerle envantere alınırlar; şu şartla ki, bunların mevcutları miktar, değer
ve bileşim olarak sadece küçük değişikliklere uğramış olsunlar. Ancak, kural olarak
üç yılda bir fiziksel sayım yapılması zorunludur.


(4) Aynı türdeki stok malvarlığı kalemleri, diğer
aynı nitelikteki veya yaklaşık aynı değerdeki taşınabilir malvarlığı unsurları ve
borçlar ayrı ayrı gruplar hâlinde toplanabilir ve ortalama ağırlıklı değer ile envantere
konulabilir.


 


IV - Envanteri kolaylaştırıcı yöntemler


MADDE 67- (1) Envanter çıkarılırken,
malvarlığı mevcudu, sondaj yöntemine göre ve genel kabul gören matematiksel-istatistiksel
yöntemler yardımı ile çeşit, miktar ve değer olarak belirlenir. Kullanılan yöntem,
Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmalıdır. Bu şekilde düzenlenen envanterin
vardığı sonuçlar, fiziksel sayım yapılmış olsaydı elde edilecek olan envanterin
sonuçlarına eş düşmelidir.


(2) Bir faaliyet döneminin kapanış envanteri düzenlenmesinde
Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun başka bir yöntemin uygulanması suretiyle,
cins, miktar ve değer olarak malvarlığı mevcudunun güvenle tespiti sağlanabiliyorsa
fizikî envanter gerekli değildir.


(3) Faaliyet döneminin kapanışında, fizikî sayım
veya ikinci fıkraya göre izin verilen diğer bir usul kullanılarak malvarlığı kalemlerinin
cins, miktar ve değerine göre faaliyet döneminin kapanışından önceki üç veya sonraki
iki ay içinde bulunan bir gün itibarıyla düzenlenmiş özel bir envanterde gösterilmişse,
ayrıca bu özel envantere dayalı olarak ve Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun
bir şekilde ileriye dönük tahmin yöntemiyle, faaliyet döneminin sonunda mevcut varlıkların
o faaliyet döneminin sonu itibarıyla değerlemesi doğru yapılıyorsa, varlıklara ilişkin
envanterin yapılmasına gerek yoktur.


 


B) Açılış bilançosu, yılsonu finansal
tabloları


I - Genel hükümler


1. Düzenleme yükümü


MADDE 68- (1) Tacir, ticari faaliyetinin
başında ve her faaliyet döneminin sonunda, varlık ve borçlarının tutarlarının ilişkisini
gösteren finansal tabloyu (sırasıyla açılış bilançosunu ve yıllık bilançoyu) çıkarmak
zorundadır. Açılış bilançosunda, yılsonu finansal tablolarının, yılsonu bilançosuna
ilişkin hükümleri uygulanır.


(2) Tacir, gelir tablosunu hazırlar.


(3) Bilanço ile gelir tablosu, yılsonu finansal
tablolarını oluşturur. 514 üncü madde ile Türkiye Muhasebe Standartlarının bu konudaki
hükümleri saklıdır.


 


2. Düzenlemeye ilişkin ilkeler


MADDE 69- (1) Yılsonu finansal tablolar;


a) Türkiye Muhasebe Standartlarına uyularak düzenlenmeli,


b) Açık ve anlaşılır olmalı,


c) Düzenli bir işletme faaliyeti akışının gerekli kıldığı
süre içinde çıkarılmalıdır.


 


3. Dil ve para birimi


MADDE 70- (1) Yılsonu finansal tabloları
Türkçe ve Türk Lirası ile düzenlenir. Bu konudaki diğer kanunlarda yer alan istisnalar
saklıdır.


 


4. İmza


MADDE 71- (1) Finansal tablolar,
tacir tarafından tarih atılarak imzalanır.


 


II - Kalemlere ilişkin ilkeler


1. Tamlık ve mahsup yasağı


MADDE 72- (1) Aksine kanuni hükümler ve
Türkiye Muhasebe Standartları saklı kalmak kaydıyla, finansal tabloların, ticari
işletmenin tüm varlıklarını, borçlarını, peşin ödenen giderler ile peşin tahsil
edilen gelirleri, teknik terimle dönem ayırıcı hesapları, bütün gelir ve giderleri
doğru şekilde değerlendirilmiş olarak göstermesi zorunludur. Mülkiyeti saklı tutulması
kaydıyla iktisap edilen ve işletmenin kendisinin veya üçüncü kişilerin borçları
için rehnolunan ya da başka bir şekilde teminata verilen malvarlığı unsurları, teminat
verenin bilançosunda gösterilir. Nakdî tevdilerin söz konusu olduğu hâllerde, bunlar
teminat alanın bilançosunda yer alır. Finansal kiralamaya ilişkin hükümler saklıdır.



(2) Aktif kalemler pasif kalemlerle, giderler gelirlerle,
taşınmazlara ilişkin haklar, bunlarla ilgili yüklerle mahsup edilemez.


 


2. Bilançonun içeriği


MADDE 73- (1) Türkiye Muhasebe Standartlarında
aksi öngörülmemişse bilançoda, duran ve dönen varlıklar, özkaynaklar, borçlar ve
dönem ayırıcı hesaplar ayrı kalemler olarak gösterilir ve yeterli ayrıntıya inilerek
şemalandırılır.


(2) Duran varlıklar içinde işletmeye devamlı surette
tahsis edilmiş bulunan varlıklar yer alır.


 


3. Aktifleştirme yasağı


MADDE 74- (1) Türkiye Muhasebe Standartlarında
aksi öngörülmemişse, işletmenin kuruluşu ve özkaynak sağlanması amacıyla yapılan
harcamalar için bilançoya aktif kalem konulamaz.


(2) Bedelsiz olarak elde edilmiş,
maddi olmayan duran varlıklar için bilançonun aktifine kalem konulamaz; meğerki,
Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmüş olsun.


(3) Sigorta sözleşmelerinin yapılması için gerekli olan
giderler aktifleştirilemez; meğerki, Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmüş
olsun.


 


4. Karşılıklar


MADDE 75- (1) Gerçekleşmesi şüpheli yükümlülük
ve askıdaki işlemlerden doğabilecek muhtemel kayıplar için Türkiye Muhasebe Standartlarında
öngörülen kurallara göre karşılık ayrılır.


 


5. Dönem ayırıcı hesaplar


MADDE 76- (1) Bilanço gününden sonraki
belirli bir süre içinde giderleşecek olan harcamalar ile gelir unsuru oluşturacak
tahsilatlar hakkında Türkiye Muhasebe Standartları uygulanır.


 


6. Sorumluluk ilişkileri


MADDE 77- (1) Bono
düzenlenmesi ile poliçe ve çek düzenlenmesinden, devrinden, poliçenin kabulünden,
kefaletlerden, avalden, garanti sözleşmelerinden, akreditif teyitlerinden, üçüncü
kişilerin borçları için verilen teminatlardan, üçüncü kişiler lehine taahhütlerden
doğan sorumluluklar ile Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen diğer sorumluluklar
pasifte gösterilmemişlerse, bilançonun altında veya ekte Türkiye Muhasebe Standartlarına
göre açıklanır. Rücudan doğan alacaklar ve borçlar ile ilgili sorumluluk ilişkileri
de ekte belirtilir.


 


III - Değerleme ilkeleri


1. Genel değerleme ilkeleri


MADDE 78- (1) Finansal tablolarında yer
alan varlıklar ile borçlarla ilgili olarak, aşağıdakilerle sınırlı olmamak ve Türkiye
Muhasebe Standartlarında öngörülen ilkeler de dikkate alınmak üzere şu değerleme
ilkeleri geçerlidir:


a) Bir önceki dönemin kapanış bilançosundaki değerler ile
faaliyet döneminin açılış bilançosundaki değerler birbirinin aynı olmalıdır.


b) Fiilî veya hukuki duruma aykırı olmadıkça, değerlemelerde
işletme faaliyetinin sürekliliğinden hareket edilir.


c) Bilanço kapanış gününde, varlıklar ve borçlar teker
teker değerlendirilir.


d) Değerleme ihtiyatla yapılmalıdır;
özellikle de bilanço gününe kadar doğmuş bulunan bütün muhtemel riskler ve zararlar,
bunlar bilanço günü ile yılsonu finansal tablolarının düzenlenme tarihi arasında
öğrenilmiş olsalar bile, dikkate alınır; kazançlar bilanço günü itibarıyla gerçekleşmişlerse
hesaba katılır. Değerlemeye ilişkin olumlu ve olumsuz farkların dönem sonuçlarıyla
ilişkilendirilmesinde Türkiye Muhasebe Standartlarındaki esaslara uyulur.


e) Faaliyet yılının gider ve gelirleri, ödeme ve tahsilat
tarihlerine bakılmaksızın yılsonu finansal tablolarına alınırlar.


f) Önceki yılsonu finansal tablolarında uygulanmış bulunan
yöntemler korunur.


(2) Standartlarda öngörülen hâllerde ve istisnai
durumlarda birinci fıkradaki ilkelerden ayrılınabilir.


 


2. Varlıklar ile borçların değerleme ölçüleri


MADDE 79- (1) Duran ve dönen varlıklar
Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca bu standartlarda gösterilen ölçülere göre
değerlenir. Borçlar ve diğer kalemler için de aynı standartlar uygulanır.


 


3. İktisap ve üretim değerleri


MADDE 80- (1) Değerlemede
uygulanacak değerlerin belirlenmesi, tanımları, kapsamları, uygulanacak kalemlerin
gösterilmesi ve değişiklikler Türkiye Muhasebe Standartlarına tabidir.


 


4. Değerlemeyi basitleştirici yöntemler


MADDE 81- (1) Şartların gerçekleşmesi hâlinde
Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen değerlemeyi basitleştirici yöntemler
uygulanır.


 


C) Saklama ve ibraz


I - Belgelerin saklanması, saklama süresi


MADDE 82- (1) Her tacir;


a) Ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilançolarını,
ara bilançolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal
tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini
kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini,


b) Alınan ticari mektupları,


c) Gönderilen ticari mektupların suretlerini,


d) 64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların
dayandığı belgeleri,


sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür.


(2) Ticari mektuplar, bir ticari işe ilişkin tüm
yazışmalardır.


(3) Açılış ve ara bilançoları, finansal tablolar
ve topluluk finansal tabloları hariç olmak üzere, birinci fıkrada sayılan belgeler,
Türkiye Muhasebe Standartlarına da uygun olmak kaydıyla, görüntü veya veri taşıyıcılarda
saklanabilirler; şu şartla ki;


a) Okunur hâle getirildiklerinde,
alınmış bulunan ticari mektuplar ve defter dayanaklarıyla görsel ve diğer belgelerle
içerik olarak örtüşsünler;


b) Saklama süresi boyunca kayıtlara her an ulaşılabilsin
ve uygun bir süre içinde kayıtlar okunabilir hâle getirilebiliyor olsun.


(4) Kayıtlar 65 inci maddenin dördüncü fıkrasının
ikinci cümlesi uyarınca elektronik ortama alınıyor ise, bilgiler; bilgisayar yerine
basılı olarak da saklanabilir. Bu tür yazdırılmış bilgiler birinci cümleye göre
de saklanabilir.


(5) Birinci fıkranın (a) ilâ (d) bentlerinde öngörülen
belgeler on yıl saklanır.


(6) Saklama süresi, ticari defterlere son kaydın
yapıldığı, envanterin çıkarıldığı, ara bilançonun düzenlendiği, yılsonu finansal
tablolarının hazırlandığı ve konsolide finansal tabloların hazırlandığı, ticari
yazışmaların yapıldığı veya muhasebe belgelerinin oluştuğu takvim yılının bitişiyle
başlar.


(7) Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu
defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet
veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir
zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu
yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava
hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da
emredebilir.[24]


(8) Gerçek kişi olan tacirin ölümü hâlinde mirasçıları
ve ticareti terk etmesi hâlinde kendisi defter ve kâğıtları birinci fıkra gereğince
saklamakla yükümlüdür. Mirasın resmî tasfiyesi hâlinde veya tüzel kişi sona ermişse
defter ve kâğıtlar birinci fıkra gereğince on yıl süreyle sulh mahkemesi tarafından
saklanır.


 


II - Hukuki uyuşmazlıklarda ibraz


MADDE 83- (1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme,
yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına,
resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir.


(2) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı
gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı
zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.


 


III - Uyuşmazlıklarda suret alınması


MADDE 84- (1) Bir hukuki uyuşmazlıkta
ticari defterler ibraz edilmişse, defterlerin uyuşmazlıkla ilgili kısımları tarafların
katılımı ile incelenir. Gerekli görülürse, defterlerin ilgili yapraklarından suret
alınır. (Mülga son cümle: 26/6/2012-6335/43 md.) (…)


 


IV - Defterlerin tümüyle incelenmesi


MADDE 85- (1) Malvarlığı hukukuna ilişkin
olan, özellikle de mirasa, mal ortaklığına ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda,
mahkeme, ticari defterlerin teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar
verebilir.


 


V - Görüntü ve veri taşıyıcılara aktarılmış
belgelerin ibrazı


MADDE 86- (1) Saklanması zorunlu
olan belgeleri, sadece görüntü veya başkaca bir veri taşıyıcısı aracılığıyla
ibraz edebilen kimse, giderleri kendisine ait olmak üzere, o belgelerin okunabilmesi
için gerekli olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmakla yükümlüdür; icap
ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere bastırmalı ve yardımcı
araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını sunabilmelidir.


 


VI - Ticarete yeni başlayanlar için uygulama


MADDE 87- (1) İşletmesini ticaret
siciline tescil ettirmekle yükümlü olan işletme sahipleri için bu Kısım hükümleri,
ticaret siciline tescil ettirme yükümlülüğünün doğduğu andan itibaren geçerlidir.



 


VII – Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunun yetkisi[25]


MADDE 88- (Değişik: 26/6/2012-6335/9 md.)


(1) 64 ilâ 88 inci madde hükümlerine
tabi gerçek ve tüzel kişiler münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken,
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan, Türkiye
Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların
ayrılmaz parçası olan yorumlara uymak ve bunları uygulamak zorundadır. 514 ilâ 528
inci maddeler ile bu Kanunun ilgili diğer hükümleri saklıdır.


(2) Bu düzenlemeler, uygulamada birliği sağlamak ve finansal
tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla, uluslararası
standartlara uyumlu olacak şekilde, yalnız Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumu tarafından belirlenir ve yayımlanır.


(3) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu,
değişik işletme büyüklükleri, sektörler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için özel
ve istisnai standartlar koymaya ve farklı düzenlemeler yapmaya yetkilidir. Bu standart
ve düzenlemeler, Türkiye Muhasebe Standartlarının cüz’ü addolunur.


(4) Kanunlarla, belirli alanları düzenlemek ve denetlemek
üzere kurulmuş bulunan kurum ve kurullar, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun
olmak şartıyla, kendi alanları için geçerli olacak standartlar ile ilgili olarak
ayrıntıya ilişkin sınırlı düzenlemeleri yapabilirler.


(5) Türkiye Muhasebe Standartlarında hüküm bulunmayan hâllerde,
ilgili oldukları alan dikkate alınarak, dördüncü fıkrada belirtilen ayrıntıya ilişkin
düzenleme, ilgili düzenlemede de hüküm bulunmadığı takdirde milletlerarası uygulamada
genel kabul gören muhasebe ilkeleri uygulanır.


(6) (Ek:2/6/2022-7408/9 md.) Kamu Gözetimi, Muhasebe
ve Denetim Standartları Kurumu, belirlediği işletmeler ve kuruluşlar için uygulamada
birliği ve sürdürülebilirliğe ilişkin raporlamaların uluslararası alanda geçerliliğini
sağlamak amacıyla uluslararası standartlarla uyumlu olacak şekilde Türkiye Sürdürülebilirlik
Raporlama Standartlarını belirlemeye ve yayımlamaya yetkilidir. Belirli alanları
düzenlemek ve denetlemek üzere kanunla kurulan kurum ve kurullar, Türkiye Sürdürülebilirlik
Raporlama Standartlarına uygun olmak şartıyla, kendi alanları için geçerli olacak
standartlarla ilgili olarak ayrıntıya ilişkin düzenlemeler yapabilir.


 


ALTINCI KISIM


Cari Hesap


A) Tanım ve şekil


MADDE 89- (1) İki kişinin herhangi bir
hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten
karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek
hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme
cari hesap sözleşmesidir.


(2) Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.


 


B) Hükümleri


I - Genel olarak


MADDE 90- (1) Türk Borçlar
Kanununun 134 üncü maddesiyle 143 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere cari hesap sözleşmesinin hükümleri şunlardır:


a) Aksi kararlaştırılmadıkça, cari
hesaba alacak veya borç kaydedilmesi, tarafların, alacağı veya borcu doğuran sözleşme
veya işleme ilişkin dava ve savunma haklarını düşürmez. Sözleşme veya işlem iptal
edilirse bunlardan kaynaklanan kalemler hesaptan çıkarılır.


b) Cari hesap sözleşmesinin yapılmasından önce doğmuş bulunan
bir alacak, tarafların onayıyla cari hesaba kaydedilirse, aksi kararlaştırılmamışsa
bu alacak yenilenmiş olmaz.


c) Bir ticari senedin cari hesaba kaydı, bedelinin alınmış
olması hâlinde geçerli olmak şartıyla yapılmış sayılır.


d) Her hesap devresi sonunda alacak
ve borcu oluşturan tutarlar birbirinden çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen
belirlenen bakiye, yeni hesap devresine ait bir kalem olmak üzere hesaba geçirilir;
sözleşme sona ermiş veya artan tutar haczedilmiş ise onun ödenmesi gerekir.


e) Cari hesabın alacak sütununa yazılan tutarlar için,
sözleşme veya ticari teamüller gereğince, kaydolundukları tarihten itibaren faiz
işler.


 


II - Özel durumlar


1. Ticari senetler


MADDE 91- (1) 90 ıncı maddede öngörüldüğü
şekilde cari hesaba yazılan ancak bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek,
cari hesaptan kaydı silinir.


 


2. Ücret ve giderler


MADDE 92- (1) Taraflar arasında cari hesap
sözleşmesinin bulunması, komisyon sözleşmesinden kaynaklanan ücretin ve her türlü
giderin istenmesine engel oluşturmaz.


 


3. Hesap dışında kalan alacaklar


MADDE 93- (1) Takas edilemeyen alacaklarla,
belirli bir amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan
para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.


 


III - Bakiye


1. Belirlenmesi


MADDE 94- (1) Sözleşme veya ticari teamül
uyarınca, belirli hesap devreleri sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç
kalemleri arasındaki fark belirlenir.


(2) Hesap devresi hakkında sözleşme veya ticari
teamül yoksa, her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak
kabul edilmiş sayılır. Saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan taraf, aldığı
tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla
veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi
kabul etmiş sayılır.


 


2. Faiz


MADDE 95- (1) 8 inci maddedeki
şartların varlığı hâlinde, alacak ile borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması
sonucunda bulunan bakiyeye, belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz
işler; bileşik faize yol açabilecek uygulama yapılamaz; bu hükme aykırı sözleşme
öngörülemez.


 


3. Bileşik faiz ve sözleşme ile belirlenebilecek
hükümler


MADDE 96- (1) Taraflar,
üç aydan aşağı olmamak şartıyla, diledikleri andan başlamak üzere faizlerin ana
paraya eklenmesini kararlaştırabilecekleri gibi hesap devreleri ile faiz ve komisyon
miktarlarını da sözleşme ile belirleyebilirler.


(2) 8 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri saklıdır.


 


IV - Bütünlük ilkesi


MADDE 97- (1) Cari hesaba geçirilen alacak
ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün oluşturur. Cari hesabın kesilmesinden önce
taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu
ancak sözleşmenin sonundaki hesabın kesilmesi belirler.


 


C) Cari hesabın sona ermesi


I - Genel olarak


MADDE 98- (1) Cari hesap sözleşmesi;


a) Kararlaştırılan sürenin sona ermesi,


b) Bir süre kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan birinin
fesih ihbarında bulunması,


c) Taraflardan birinin iflas etmesi,


hâllerinde sona erer.


 


II - Ölüm ve kısıtlılık hâlleri


MADDE 99- (1) Sözleşme süreli olup da taraflardan
biri bu süre içinde ölür veya kısıtlanırsa her iki taraf ve kanuni temsilcileriyle
halefleri on gün önceden haber vermek şartıyla cari hesap sözleşmesini feshedebilir.
Ancak, artan tutarın ödenmesi, hesabın 94 üncü maddeye göre kapatılması gereken
tarihte istenebilir.


 


D) Bakiyenin haczi


MADDE 100- (1) Taraflardan birinin alacaklısının
ona ait artan tutarı haczettirdiği gün hesap kapatılarak artan tutar saptanır.


(2) Bu hâlde, borcundan dolayı haciz tebliğ edilen
taraf, onbeş gün içinde haczi kaldırtmazsa, diğer taraf sözleşmeyi feshedebilir;
etmezse haciz ettiren kimsenin durumu cari hesaba yeni kalemler geçirilmek suretiyle
ağırlaştırılamaz. Meğerki, hesaba geçirilen kalemler haciz tarihinden önce doğmuş
bulunan hukuki bir ilişkiden kaynaklansın.


(3) Haciz ettiren alacaklı bakiyeden, kendi alacağını
karşılayan kısmının ödenmesini ancak hesabın 94 üncü maddeye göre kapatılması gereken
anda isteyebilir.


 


E) Zamanaşımı


MADDE 101- (1) Cari hesabın tasfiyesine,
kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına,
hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız
olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin
bulunan davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle
zamanaşımına uğrarlar.


 


YEDİNCİ KISIM


Acentelik


A) Genel olarak


I - Tanımı


MADDE 102- (1) Ticari mümessil, ticari vekil,
satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip
olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli
olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları
o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.


(2) Bu Kısımda hüküm bulunmayan hâllerde aracılık
eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme
yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet
hükümleri uygulanır.


(3) Taşıma, deniz ticareti,
sigorta, turizm gibi alanlara ilişkin özel düzenlemeler saklıdır.


 


II - Uygulama alanı


MADDE 103- (1) Özel kanunlardaki
hükümler saklı olmak üzere, bu Kısım hükümleri şunlar hakkında da uygulanır:


a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve
kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar.


b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan
yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar.


 


III - İnhisar


MADDE 104- (1) Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça,
müvekkil, aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili
olarak birden fazla acente atayamayacağı gibi, acente de aynı yer veya bölgede,
birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz.


 


B) Acentenin yetkileri


I - Genel olarak


MADDE 105- (1) Acente, aracılıkta
bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi
hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir.


(2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı
acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava
açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer
alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir.


(3) Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri
kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere
uygulanamaz.


 


II - Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller


MADDE 106- (1) Müvekkilinin
özel ve yazılı izni veya vekâleti olmadan acente, bizzat teslim etmediği malların
bedelini kabule ve bedelini bizzat ödemediği malları teslim almaya yetkili olmadığı
gibi bu işlemlerden doğan alacağı yenileyemez veya miktarını indiremez.


 


III - Sözleşme yapma yetkisi


MADDE 107- (1) Özel ve yazılı bir yetki
almadan acente, müvekkili adına sözleşme yapmaya yetkili değildir.


(2) Acentelere müvekkilleri adına sözleşme yapma
yetkisi veren belgelerin, acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi zorunludur.


 


IV - Yetkisizlik


MADDE 108- (1) Acente, yetkisi olmaksızın
veya yetki sınırlarını aşarak, müvekkili adına bir sözleşme yaparsa müvekkili bunu
haber alır almaz icazet verebilir; vermediği takdirde acente sözleşmeden kendisi
sorumlu olur.


 


C) Acentenin borçları


I - Genel olarak


MADDE 109- (1) Acente, sözleşme uyarınca
kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde, müvekkilinin işlerini görmekle
ve menfaatlerini korumakla yükümlüdür.


(2) Acente, kusursuz olduğunu ispat etmediği takdirde
özellikle, müvekkili hesabına saklamakta olduğu malın veya eşyanın uğradığı hasarlardan
sorumludur.


 


II - Haber verme yükümlülüğü


MADDE 110- (1) Acente, üçüncü kişilerin
kabule yetkili olduğu beyanlarını, bölgesindeki piyasanın ve müşterilerin finansal
durumunu, şartlarını, bunlarda meydana gelen değişiklikleri ve yapılan işlemlere
ilişkin olarak müvekkilini ilgilendiren bütün hususları ona zamanında bildirmek
zorundadır.


(2) Acente, müvekkilin açık talimatı olmayan
konularda, emir alıncaya kadar işlemi geciktirebilir. Ancak, işin acele nitelik
taşıması nedeniyle durum müvekkilinden talimat almaya müsait olmazsa veya acente
en yararlı şartlar çerçevesinde harekete yetkiliyse, basiretli bir tacir gibi kendi
görüşüne göre işlemi yapar.


 


III - Önlemler


MADDE 111- (1) Acente, müvekkili hesabına
teslim aldığı eşyanın taşınma sırasında hasara uğradığına dair belirtiler varsa,
müvekkilinin taşıyıcıya karşı dava hakkını teminat altına almak üzere, hasarı belirlettirmek
ve gereken diğer önlemleri almak, eşyayı mümkün olduğu kadar korumak veya tamamen
telef olması tehlikesi varsa, Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi gereğince
yetkili mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin durumu müvekkiline haber vermekle
yükümlüdür. Aksi takdirde, ihmali yüzünden doğacak zararı tazmin eder.


(2) Satılmak üzere acenteye gönderilen mallar çabuk
bozulacak cinsten ise veya değerini düşürecek değişikliklere uğrayacak nitelikteyse
ve müvekkilden talimat almaya zaman uygun değilse veya müvekkil izin vermede gecikirse,
acente yetkili mahkemenin izniyle Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi gereğince
eşyayı sattırmaya yetkili ve müvekkilin menfaatleri bunu gerektiriyorsa zorunludur.


 


IV - Ödeme borcu


MADDE 112- (1) Acente, müvekkiline ait olan
parayı göndermekle veya teslim etmekle yükümlü olup da bunu yapmazsa, yükümlülüğün
doğduğu tarihten itibaren faiz ödemek ve gerekirse ayrıca tazminat vermek zorundadır.



 


D) Acentenin hakları


I - Ücret


1. Ücrete hak kazandıran işlemler


MADDE 113- (1) Acente, acentelik ilişkisinin
devamı süresince kendi çabasıyla veya aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı
üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir. Bu ücret hakkı, üçüncü
fıkra uyarınca önceki acenteye ait olduğu hâlde ve ölçüde doğmaz.


(2) Acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi
bırakılmışsa, acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince bu bölgedeki veya çevredeki
müşterilerle kendi katkısı olmadan kurulan işlemler için de ücret isteyebilir. Birinci
fıkranın ikinci cümlesi burada da uygulanır.


(3) Acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra kurulan
işlemler için acente;


a) İşleme aracılık etmişse veya işlemin yapılmasının kendi
çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış ve işlem de acentelik ilişkisinin
bitmesinden sonra uygun bir süre içinde kurulmuşsa,


b) Birinci veya ikinci fıkraların birinci cümleleri uyarınca
ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabı, acentelik ilişkisinin
sona ermesinden önce acenteye veya müvekkile ulaşmışsa,


ücret isteyebilir. Bu ücretin, hâl ve şartlara göre paylaşılması
hakkaniyet gereği ise, sonraki acente de uygun bir pay alır.


(4) Acente, ayrıca, müvekkilinin talimatına uygun olarak
tahsil ettiği paralar için de tahsil komisyonu isteyebilir.


 


2. Ücrete hak kazanma zamanı


MADDE 114- (1) Acente, kurulan işlem yerine
getirildiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır. Taraflar bu kuralı acentelik sözleşmesiyle
değiştirebilir; ancak müvekkil işlemi yerine getirince, acente, izleyen ayın son
günü istenebilecek uygun bir avansa hak kazanır. Her hâlde acente, üçüncü kişi kurulan
işlemi yerine getirdiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır.


(2) Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceği kesinleşirse,
acentenin ücret hakkı düşer; ödenmiş tutarlar geri verilir.


(3) Aracılık edilen sözleşmeyi müvekkilin
kısmen veya tamamen yahut öngörüldüğü şekliyle yerine getirmeyeceği kesinleşse bile,
acente ücret isteyebilir. Müvekkile yüklenemeyen sebeplerle sözleşmenin yerine getirilemediği
hâlde ve ölçüde acentenin ücret hakkı düşer.


 


3. Ücretin miktarı


MADDE 115- (1) Sözleşmede hüküm yoksa
ücretin miktarı, acentenin bulunduğu yerdeki ticari teamüle, teamül de mevcut değilse
hâlin gereğine göre o yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir.


 


4. Ücretin ödeme zamanı


MADDE 116- (1) Acentenin hak kazandığı
ücretin, doğumu tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ve her hâlde sözleşmenin
sona erdiği tarihte ödenmesi gerekir.


(2) Ücret istemi, muacceliyeti
ve hesaplanması bakımından önemli olan bütün konular hakkında acente bilgi istediği
takdirde müvekkil bu bilgileri vermek zorundadır. Ayrıca acente, ücrete bağlı işlemlere
ilişkin defter kayıtlarının suretlerinin de kendisine gönderilmesini müvekkilinden
isteyebilir. Müvekkil, defter suretini vermekten kaçınırsa ya da defterlerin doğruluğu
ve tamlığı konusunda kuşku duymayı gerektiren haklı nedenler varsa, acente, ticari
defter ve belgelerin ilgili kısımlarını ya kendisi inceler ya da bir uzmana inceletebilir.
Müvekkil buna izin vermezse sorunu mahkeme duruma en uygun şekilde karara bağlar.


(3) Bu hükümlerin aksinin kararlaştırılması
acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.


 


II - Olağanüstü giderlerin karşılanması


MADDE 117- (1) Acente, yükümlülüklerini
yerine getirmek için yaptıklarından ancak olağanüstü giderlerin ödenmesini isteyebilir.


 


III - Faiz isteme hakkı


MADDE 118- (1) Avans ve olağanüstü giderler
hakkında 20 nci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü uygulanır.


 


IV - Hapis hakkı


MADDE 119- (1) Acente,
müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar, acentelik sözleşmesi dolayısıyla
alıp da gerek kendi elinde gerek özel bir sebebe dayanarak zilyet olmakta devam
eden bir üçüncü kişinin elinde bulunan taşınırlar ve kıymetli evrak ile herhangi
bir eşyayı temsil eden senet aracılığıyla kullanabildiği mallar üzerinde hapis hakkına
sahiptir.


(2) Müvekkile ait mallar acente tarafından sözleşme
veya kanun gereği satıldığı takdirde, acente bu malların bedelini ödemekten kaçınabilir.



(3) Müvekkil aciz hâlinde bulunduğu takdirde, acentenin
henüz muaccel olmamış alacakları hakkında da birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.



(4) Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci
fıkrasıyla, 951 ilâ 953 üncü maddeleri hükümleri saklıdır.


 


E) Müvekkilin borçları


MADDE 120- (1) Müvekkil, acenteye;


a) Mallarla ilgili belgeleri vermek,


b) Acentelik sözleşmesinin yerine
getirilmesi için gerekli olan hususları ve özellikle iş hacminin acentenin normalde
bekleyebileceğinden önemli surette düşük olabileceğini bildirmek,


c) Acentenin yaptığı işleri kabul edip etmediğini ya da
yerine getirilmediğini uygun bir süre içinde bildirmek,


d) Acentenin istemeye hak kazandığı ücreti ödemek,


e) Ücret, avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci
madde hükümlerine göre faiz ödemek,


zorundadır.


(2) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine
olduğu ölçüde, geçersizdir.


 


F) Acentelik sözleşmesinin sona ermesi


I - Sebepleri


MADDE 121- (1) Belirsiz bir süre için yapılmış
olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak
şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden
dolayı her zaman fesih olunabilir.


(2) Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin,
süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli
hâle gelir.


(3) Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya
kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır.


(4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar
süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması
sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.


(5) Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi
veya iflası sebebiyle acentelik sözleşmesi sona ererse, işlerin tamamlanması hâlinde
acenteye verilmesi gereken ücret miktarına oranlanarak belirlenecek uygun bir tazminat
acenteye ya da bu maddede yazılı hâllere göre onun yerine geçenlere verilir.


 


II - Denkleştirme istemi


MADDE 122- (1) Sözleşme ilişkisinin
sona ermesinden sonra;


a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde,
sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,


b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona
ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış
veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam
etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve


c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde,
ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa,


acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.


(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti
sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme
ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama
esas alınır.


(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi
olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme
müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde
bulunamaz.


(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez.
Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl
içinde ileri sürülmesi gerekir.


(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek
satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona
ermesi hâlinde de uygulanır.


 


III - Rekabet yasağı anlaşması


MADDE 123- (1) Acentenin, işletmesine
ilişkin faaliyetlerini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonrası için sınırlandıran
anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından
imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye verilmesi gerekir. Anlaşma en çok, ilişkinin
bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış
olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin
taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir. Müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla,
acenteye uygun bir tazminat ödemesi şarttır.


(2) Müvekkil, sözleşme ilişkisinin
sona ermesine kadar, rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir.
Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren altı ayın geçmesiyle tazminat ödeme
borcundan kurtulur.


(3) Taraflardan biri, diğer tarafın kusurlu davranışı
nedeniyle haklı sebeplerle sözleşme ilişkisini feshederse, fesihten itibaren bir
ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirebilir.


(4) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine
olduğu ölçüde geçersizdir.


 


İKİNCİ KİTAP


Ticaret Şirketleri


 


BİRİNCİ KISIM


Genel Hükümler


A) Türleri


MADDE 124- (1) Ticaret şirketleri; kollektif,
komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.


(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs;
anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır.


 


B) Tüzel kişilik ve ehliyet


MADDE 125- (1) Ticaret şirketleri tüzel
kişiliği haizdir.


(2) Ticaret şirketleri, Türk Medenî Kanununun 48
inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler.
Bu husustaki kanuni istisnalar saklıdır.


 


C) Uygulanacak kanun hükümleri


MADDE 126- (1) Her şirket türüne özgü hükümler
saklı kalmak şartıyla, Türk Medenî Kanununun tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri
ile bu Kısımda hüküm bulunmayan hususlarda Türk Borçlar Kanununun adi şirkete dair
hükümleri her şirket türünün niteliğine uygun olduğu oranda, ticaret şirketleri
hakkında da uygulanır.


 


D) Sermaye koyma borcu


I - Konusu


MADDE 127- (1) Kanunda aksine hüküm olmadıkça
ticaret şirketlerine sermaye olarak;


a) Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine
ait paylar,


b) Fikrî mülkiyet hakları,


c) Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz,


d) Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları,


e) Kişisel emek,


f) Ticari itibar,


g) Ticari işletmeler,


h) Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar,
alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler,


i) Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan
diğer haklar,


j) Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü
değer,


konabilir.


(2) Kanunun 307 nci maddesinin ikinci, 342 nci maddesinin
birinci ve 581 inci maddesinin birinci fıkra hükümleri saklıdır.


 


II - Hükmü


1. Genel olarak


MADDE 128- (1) Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş
ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete
karşı borçludur.


(2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi
tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî
mülkiyet hakları ile diğer değerler, varsa özel sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri
ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni sermaye kabul
olunur. Özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır.


(3) Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz
üzerinde var olan veya kurulacak olan ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket
sözleşmesi hükümleri, resmî şekil aranmaksızın geçerlidir.


(4) Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın
sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı
andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir.


(5) Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın
sermaye olarak konulması hâlinde, şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için
tapu siciline tescil gereklidir.


(6) Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline
tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillerle ilgili bildirimler, ticaret
sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve hemen yapılır. Şirketin tek taraflı
istemde bulunabilme hakkı saklıdır.


(7) Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine
getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle
uğradığı zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs
şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir.


(8) Ortaklarca, sermaye olarak konulması taahhüt
edilen hakların korunması için, kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati
tedbir istenebilir. Tedbir üzerine açılacak davalar için, Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye
başlar.


 


2. Temerrüt faizi


MADDE 129- (1) Zamanında ifa edilmeyen sermaye
para ise, 128 inci madde gereğince tazminat hakkına halel gelmemek şartıyla, aksine
şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede hüküm yoksa, şirketin tescili anından
itibaren temerrüt faizi de ödenir.


 


3. Sorumlu olma


MADDE 130- (1) Sermaye olarak şirkete alacaklarını
devretmiş olan bir ortak, alacaklar şirketçe tahsil edilmiş olmadıkça sermaye koyma
borcundan kurtulmaz.


(2) Alacak, vadesi gelmemiş ise aksi kararlaştırılmış
olmadıkça, vade gününden, muaccel ise şirket sözleşmesi veya esas sözleşme tarihinden
itibaren bir ay içinde şirketçe tahsil edilmelidir.


(3) Her ne sebeple olursa olsun, bu süre içinde
tahsil edilemediği takdirde, gecikmeden dolayı şirketin tazminat hakkına halel gelmemek
şartıyla, ortak, sürenin bitiminden itibaren geçecek günlerin temerrüt faizini de
öder.


(4) Alacak kısmen tahsil edilmişse, yukarıdaki hükümler
tahsil edilmemiş olan kısım hakkında geçerlidir.


 


4. Karineler


MADDE 131- (1) Sermaye olarak konulan ayınlara,
bilirkişi tarafından biçilecek değerler, ilgililerce kabul edilmiş sayılır.


(2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede aksi
kararlaştırılmamışsa, sermaye olarak konan ayınların mülkiyeti şirkete ait ve haklar
şirkete devredilmiş olur.


(3) Hizmet karşılığı olarak verilecek ücretin kısmen
veya tamamen kâra iştirak suretiyle ifası kararlaştırıldığı takdirde bu kayıt çalışanlara
ortak sıfatını vermez.


 


5. Faiz ve ücret alma hakkı


MADDE 132- (1) Kanunlarda aksine
hüküm yoksa, şirket sözleşmesiyle ortakların, koydukları sermayeler için faiz ve
şirketteki hizmetleri sebebiyle kendilerine ücret verilmesi kabul olunabilir.


 


E) Ortakların kişisel alacaklıları


MADDE 133- (1) Bir şahıs şirketi
devam ettiği sürece ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu
gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir.
Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya
düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir.


(2) Sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını,
o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede
bağlanmış veya bağlanmamış payların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini
isteyebilirler. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir.


(3) Bunun dışında, alacaklılar, tüm ticaret şirketlerinde
alacaklarını, ortağın şirketten olan diğer alacaklarından da alabilme ve bunun için
haciz yaptırabilme yetkisini de haizdir.


(4) Yukarıdaki hükümler borçlu ortakların şirket
dışındaki mallarına alacaklıların başvurmalarına engel olmaz.


 


F) Birleşme, bölünme ve tür değiştirme


I - Uygulama alanı ve kavramlar


1. Uygulama alanı


MADDE 134- (1) Ticaret şirketlerinin birleşmelerine,
bölünmelerine ve tür değiştirmelerine 134 ilâ 194 üncü maddeler uygulanır.


(2) Diğer kanunların, bu Kanunun 135 ilâ 194 üncü
maddelerine aykırı olmayan hükümleri saklıdır.


 


2. Kavramlar


MADDE 135- (1) 134 ilâ 194 üncü maddelerin
uygulanmasında; “şirket”, ticaret şirketlerini; “ortak”, anonim şirketlerin pay
sahiplerini, limited şirketler ile şahıs şirketlerinin ve kooperatiflerin ortaklarını;
“ortaklık payı”, şahıs şirketlerindeki ortaklık payını, anonim şirketteki payı,
limited şirketteki esas sermaye payını, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketteki
ortaklık payını; “genel kurul”, anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketlerle kooperatiflerdeki genel kurulu, şahıs şirketlerindeki ortaklar kurulunu
ve gereğinde ortakların tümünü; “yönetim organı”, anonim şirketler ve kooperatiflerde
yönetim kurulunu, limited şirketlerde müdürü veya müdürleri, şahıs şirketleriyle
sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticiyi; “şirket sözleşmesi”,
anonim şirketlerde esas sözleşmeyi, şahıs şirketleriyle limited şirketlerde şirket
sözleşmesini ve kooperatifte ana sözleşmeyi ifade eder.


(2) Küçük ve orta ölçekli şirketler belirlenirken, şahıs
şirketleri için 1522, sermaye şirketleri hakkında ise 1523 üncü maddelerde öngörülen
ölçütler uygulanır.


 


II - Birleşme


1. Genel hükümler


a) İlke


MADDE 136- (1) Şirketler;


a) Bir şirketin diğerini devralması, teknik terimle “devralma
şeklinde birleşme” veya


b) Yeni bir şirket içinde bir araya gelmeleri, teknik terimle
“yeni kuruluş şeklinde birleşme”,


yoluyla birleşebilirler.


(2) 136 ilâ 158 inci maddelerin uygulamasında, kabul
eden şirket “devralan”, katılan şirket “devrolunan” diye adlandırılır.


(3) Birleşme, devrolunan şirketin malvarlığı karşılığında,
bir değişim oranına göre devralan şirketin paylarının, devrolunan şirketin ortaklarınca
kendiliğinden iktisap edilmesiyle gerçekleşir. Birleşme sözleşmesi 141 inci maddenin
ikinci fıkrası anlamında ayrılma akçesini de öngörebilir.


(4) Birleşmeyle, devralan şirket devrolunan şirketin
malvarlığını bir bütün hâlinde devralır. Birleşmeyle devrolunan şirket sona erer
ve ticaret sicilinden silinir.


 


b) Geçerli birleşmeler


MADDE 137- (1) Sermaye şirketleri;


a) Sermaye şirketleriyle,


b) Kooperatiflerle ve


c) Devralan şirket olmaları şartıyla, kollektif ve komandit
şirketlerle,


birleşebilirler.


(2) Şahıs şirketleri;


a) Şahıs şirketleriyle,


b) Devrolunan şirket olmaları şartıyla, sermaye şirketleriyle,


c) Devrolunan şirket olmaları şartıyla, kooperatiflerle,


birleşebilirler.


(3) Kooperatifler;


a) Kooperatiflerle,


b) Sermaye şirketleriyle ve


c) Devralan şirket olmaları şartıyla, şahıs şirketleriyle,



birleşebilirler.


 


c) Tasfiye hâlindeki bir şirketin birleşmeye
katılması


MADDE 138- (1) Tasfiye
hâlindeki bir şirket, malvarlığının dağıtılmasına başlanmamışsa ve devrolunan şirket
olması şartıyla, birleşmeye katılabilir.


(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/10 md.) Birinci fıkradaki
şartların varlığı, devralan şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne
sunulan belgelerle ispatlanır.


 


d) Sermayenin kaybı veya borca batıklık
hâlinde birleşmeye katılma


MADDE 139- (1) Sermayesiyle kanuni yedek
akçeleri toplamının yarısı zararlarla kaybolan veya borca batık durumda bulunan
bir şirket, kaybolan sermayeyi veya gerekiyorsa borca batıklık durumunu karşılayabilecek
tutarda serbestçe, tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan bir şirket ile birleşebilir.



(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/11 md.) Birinci fıkradaki
şartın gerçekleşmiş olduğunu ispatlayan belgelerin, devralan şirketin merkezinin
bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne sunulması şarttır.


 


2. Ortaklık payları ve hakları


a) Ortaklık payının ve haklarının korunması


MADDE 140- (1) Devrolunan şirketin ortaklarının,
mevcut ortaklık paylarını ve haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları
ve hakları üzerinde istemde bulunma hakları vardır. Bu istem hakkı, birleşmeye katılan
şirketlerin malvarlıklarının değeri, oy haklarının dağılımı ve önem taşıyan diğer
hususlar dikkate alınarak hesaplanır.


(2) Ortaklık paylarının değişim oranları belirlenirken,
devrolunan şirketin ortaklarına tahsis olunan ortaklık paylarının gerçek değerlerinin
onda birini aşmaması şartıyla, bir denkleştirme ödenmesi öngörülebilir.


(3) Devrolunan şirketin oydan yoksun paylarına sahip
ortaklarına aynı değerde, oydan yoksun veya oy hakkını haiz paylar verilir.


(4) Devrolunan şirkette mevcut bulunan paylara bağlı
imtiyaz hakları karşılığında, devralan şirkette eş değerde haklar veya uygun bir
karşılık verilir.


(5) Devralan şirket, devrolunan şirketin intifa
senedi sahiplerine, eş değerli haklar tanımak veya intifa senetlerini, birleşme
sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle satın almak zorundadır.


 


b) Ayrılma akçesi


MADDE 141- (1) Birleşmeye katılan şirketler,
birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının
iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma
akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.


(2) Birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde,
sadece ayrılma akçesinin verilmesini öngörebilirler.


 


3. Sermaye artırımı, yeni kuruluş ve ara
bilanço


a) Sermaye artırımı


MADDE 142- (1) Devralma yoluyla birleşmede,
devralan şirket, sermayesini, devrolunan şirketin ortaklarının haklarının korunabilmesi
için gerekli olan düzeyde, artırmak zorundadır.


(2) Birleşmede, ayni sermaye konulmasına ilişkin
düzenlemelerle, halka açık anonim şirketlerde, yeni payların halka arzına dair hükümler,
Sermaye Piyasası Kurulu kaydına alınmasına ilişkin olanlar müstesna, uygulanmaz.


 


b) Yeni kuruluş


MADDE 143- (1) Yeni kuruluş yolu ile birleşmede,
bu Kanun ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun, ayni sermaye
konulmasına dair düzenlemeleri ve asgari ortak sayısına ilişkin hükümleri dışındaki
maddeleri yeni şirketin kuruluşuna uygulanır.


 


c) Ara bilanço


MADDE 144- (1) Birleşme sözleşmesinin
imzalandığı tarih ile bilanço günü arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya
son bilançonun çıkarılmasından sonra, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında
önemli değişiklikler meydana gelmişse, birleşmeye katılan şirketler bir ara bilanço
çıkarmak zorundadır.


(2) Aşağıdaki hükümler saklı olmak kaydı ile, ara
bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve ilkeler uygulanır. Ara bilanço için;


a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir;


b) Son bilançoda kabul edilen değerlemeler, sadece ticari
defterdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri
ve karşılıklar ile ticari defterlerden anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri
de dikkate alınır.


 


4. Birleşme sözleşmesi ve birleşme raporu[26]


a) Birleşme sözleşmesi


aa) Birleşme sözleşmesinin yapılması


MADDE 145- (1) Birleşme sözleşmesi
yazılı şekilde yapılır. Sözleşme, birleşmeye katılan şirketlerin, yönetim organlarınca
imzalanır ve genel kurulları tarafından onaylanır.


 


bb) Birleşme sözleşmesinin içeriği


MADDE 146- (1) Birleşme sözleşmesinin;


a) Birleşmeye katılan şirketlerin ticaret unvanlarını,
hukuki türlerini, merkezlerini; yeni kuruluş yolu ile birleşme hâlinde, yeni şirketin
türünü, ticaret unvanını ve merkezini,


b) Şirket paylarının değişim oranını, öngörülmüşse denkleştirme
tutarını; devrolunan şirketin ortaklarının, devralan şirketteki paylarına ve haklarına
ilişkin açıklamaları,


c) Devralan şirketin, imtiyazlı ve oydan yoksun payların
sahipleriyle intifa senedi sahiplerine tanıdığı hakları,


d) Şirket paylarının değiştirilmesinin şeklini,


e) Birleşmeyle iktisap edilen payların, devralan veya yeni
kurulan şirketin bilanço kârına hak kazandığı tarihi ve bu isteme ilişkin bütün
özellikleri,


f) Gereğinde 141 inci madde uyarınca ayrılma akçesini,


g) Devrolunan şirketin işlem ve eylemlerinin devralan şirketin
hesabına yapılmış sayılacağı tarihi,


h) Yönetim organlarına ve yönetici ortaklara tanınan özel
yararları,


i) Gereğinde sınırsız sorumlu ortakların isimlerini,


içermesi zorunludur.


 


b) Birleşme raporu


MADDE 147- (1) Birleşmeye katılan
şirketlerin yönetim organları, ayrı ayrı veya birlikte, birleşme hakkında bir rapor
hazırlarlar.


(2) Raporda;


a) Birleşmenin amacı ve sonuçları,


b) Birleşme sözleşmesi,


c) Şirket paylarının değişim oranı ve öngörülmüşse denkleştirme
akçesi; devrolunan şirketlerin ortaklarına devralan şirket nezdinde tanınan ortaklık
hakları,


d) Gereğinde ayrılma akçesinin tutarı ve şirket pay ve
ortaklık hakları yerine ayrılma akçesi verilmesinin sebepleri,


e) Değişim oranının belirlenmesi yönünden payların değerlemesine
ilişkin özellikler,


f) Gereğinde devralan şirket tarafından yapılacak artırımın
miktarı,


g) Öngörülmüşse, devrolunan şirketin ortaklarına, birleşme
dolayısıyla yüklenecek olan, ek ödeme ve diğer kişisel edim yükümlülükleri ile kişisel
sorumluluklar hakkında bilgi,


h) Değişik türdeki şirketlerin birleşmelerinde, yeni tür
dolayısıyla ortaklara düşen yükümlülükler,


i) Birleşmenin, birleşmeye katılan şirketlerin işçileri
üzerindeki etkileri ile mümkünse bir sosyal planın içeriği,


j) Birleşmenin, birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları
üzerindeki etkileri,


k) Gerekiyorsa, ilgili makamlardan alınan onaylar,


hukuki ve ekonomik yönden açıklanır ve gerekçeleri belirtilir.


(3) Yeni kuruluş yoluyla birleşmede birleşme raporuna
yeni şirketin sözleşmesinin de eklenmesi şarttır.


(4) Tüm ortakların onaylaması hâlinde, küçük ve
orta ölçekli şirketler birleşme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.[27]


 


c) Birleşme sözleşmesinin ve birleşme
raporunun denetlenmesi


MADDE 148- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


5. İnceleme hakkı ve malvarlığında değişiklikler


a) İnceleme hakkı


MADDE 149- (1) Birleşmeye katılan
şirketlerden her biri, merkezleriyle şubelerinde ve halka açık anonim şirketler
ise Sermaye Piyasası Kurulunun öngöreceği yerlerde, genel kurul kararından önceki
otuz gün içinde;


a) Birleşme sözleşmesini,


b) Birleşme raporunu,


c) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)


d) Son üç yılın yılsonu finansal tablolarıyla yıllık faaliyet
raporlarını, gereğinde ara bilançolarını,


ortakların, intifa senedi sahipleriyle şirket tarafından
ihraç edilmiş bulunan menkul kıymet hamillerinin, menfaati bulunan kişilerin ve
diğer ilgililerin incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bunlar ilgili sermaye şirketlerinin
internet sitelerinde de yayımlanır.


(2) Ortaklar ile birinci fıkrada sayılan kişiler,
aynı fıkrada anılan belgelerin suretlerinin ve varsa basılı şekillerinin kendilerine
verilmesini isteyebilirler. Bunlar için, herhangi bir bedel veya gider karşılığı
istenilemez.


(3) Birleşmeye katılan şirketlerden her biri, Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ve internet sitelerine de konulan
ilanda, inceleme yapma hakkına işaret eder.


(4) Birleşmeye katılan her şirket, birinci fıkrada
anılan belgelerin nereye tevdi edildiklerini ve nerelerde incelemeye hazır tutulduklarını,
tevdiden en az üç iş günü önce, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile şirket sözleşmesinde
öngörülen gazetelerde ve sermaye şirketleri de internet sitelerinde
ilan eder.


(5) Tüm ortakların onaylaması hâlinde, küçük ve
orta ölçekli şirketler inceleme hakkının kullanılmasından vazgeçebilirler.[28]


 


b) Malvarlığındaki değişikliklerle ilgili
bilgiler


MADDE 150- (1) Birleşmeye
katılan şirketlerden birinin aktif veya pasif varlıklarında, birleşme sözleşmesinin
imzası tarihiyle, bu sözleşmenin genel kurulda onaya sunulacağı tarih arasında,
önemli değişiklik meydana gelmişse, yönetim organı, bu durumu kendi genel kuruluna
ve birleşmeye katılan diğer şirketlerin yönetim organlarına yazılı olarak bildirir.


(2) Birleşmeye katılan tüm
şirketlerin yönetim organları, bu durumda birleşme sözleşmesinin değiştirilmesine
veya birleşmeden vazgeçmeye gerek olup olmadığını incelerler; böyle bir sonuca vardıkları
takdirde, onaya sunma önerisi geri çekilir. Diğer hâlde, yönetim organı genel kurulda,
birleşme sözleşmesinde uyarlamaya gerek bulunmadığının gerekçesini açıklar.


 


c) Birleşme kararı


MADDE 151- (1) Yönetim organı, genel
kurula birleşme sözleşmesini sunar. Birleşme sözleşmesi genel kurulda;


a) Bu Kanunun 421 inci maddesinin beşinci fıkrasının (b)
bendi saklı olmak üzere, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde,
esas veya çıkarılmış sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi şartıyla, genel kurulda
mevcut bulunan oyların dörtte üçüyle,


b) Bir kooperatif tarafından devralınacak sermaye şirketlerinde,
sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi şartıyla, genel kurulda mevcut bulunan oyların
dörtte üçüyle,


c) Limited şirketlerde, sermayenin en az dörtte üçünü temsil
eden paylara sahip bulunmaları şartıyla, tüm ortakların dörtte üçünün oylarıyla,


d) Kooperatiflerde, verilen oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla;
ana sözleşmede ek ödeme ve başka edim yükümlülükleri ya da sınırsız sorumluluk kabul
edilmiş veya bunlar mevcut olup da genişletilmişse kooperatife kayıtlı tüm ortakların
dörtte üçünün kararıyla,


onaylanmalıdır.


(2) Kollektif ve komandit şirketlerde birleşme sözleşmesinin
oybirliğiyle onaylanması gerekir. Ancak, şirket sözleşmesinde birleşme sözleşmesinin
bütün ortakların dörtte üçünün kararıyla onaylanması öngörülebilir.


(3) Bir sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin,
başka bir şirketi devralması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendindeki nisaba ek
olarak, komanditelerin tamamının birleşmeyi yazılı olarak onaylamaları gereklidir.



(4) Bir limited şirket tarafından
devralınan anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette, devralma ile
ek yükümlülük ve kişisel edim yükümlülükleri de öngörülüyorsa veya bunlar mevcut
olup da genişletiliyorsa, bütün ortakların oybirliğine gerek vardır.


(5) Birleşme sözleşmesi bir ayrılma akçesini öngörüyorsa
bunun, devreden şirket şahıs şirketiyse oy hakkını haiz ortaklarının, sermaye şirketiyse
şirkette mevcut oy haklarının yüzde doksanının olumlu oylarıyla onaylanması şarttır.



(6) Birleşme sözleşmesinde devrolunan şirketin işletme
konusunda değişiklik öngörülmüşse, birleşme sözleşmesinin ayrıca, şirket sözleşmesinin
değiştirilmesi için gerekli nisapla onaylanmış olması zorunludur.


 


6. Kesinleşmeye ilişkin hükümler


a) Ticaret siciline tescil


MADDE 152- (1) Birleşmeye katılan
şirketler tarafından birleşme kararı alınır alınmaz, yönetim organları, birleşmenin
tescili için ticaret siciline başvurur.


(2) Devralan şirket, birleşmenin gereği olarak sermayesini
artırmışsa, ek olarak esas sözleşme değişiklikleri de ticaret siciline sunulur.


(3) Devrolunan şirket, birleşmenin ticaret siciline
tescili ile infisah eder.


 


b) Hukuki sonuçlar


MADDE 153- (1) Birleşme, birleşmenin
ticaret siciline tescili ile geçerlilik kazanır. Tescil anında, devrolunan şirketin
bütün aktif ve pasifi kendiliğinden devralan şirkete geçer.


(2) Devrolunan şirketin ortakları devralan şirketin
ortağı olur. Ancak bu sonuç, devralan şirketin kendi adına fakat bu şirket hesabına
hareket eden kişinin elinde bulunan paylar ile devrolunan şirketin kendi adına fakat
bu şirket hesabına hareket eden kişinin elinde bulunan paylar için doğmaz.


(3) 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.


 


c) İlan


MADDE 154- (1) Birleşme kararı, Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur.


 


7. Sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış
şekilde birleşmesi


a) Uygulama alanı


MADDE 155- (1) a) Devralan sermaye şirketi
devrolunan sermaye şirketinin oy hakkı veren bütün paylarına veya


b) Bir şirket ya da bir gerçek kişi veya kanun yahut sözleşme
dolayısıyla bağlı bulunan kişi grupları, birleşmeye katılan sermaye şirketlerinin
oy hakkı veren tüm paylarına,


sahiplerse sermaye şirketleri kolaylaştırılmış düzene göre
birleşebilirler.


(2) Devralan sermaye şirketi, devrolunan sermaye
şirketinin tüm paylarına değil de oy hakkı veren paylarının en az yüzde doksanına
sahipse, azınlıkta kalan pay sahipleri için;


a) Devralan şirkette bu payların denk karşılığı olan paylar
verilmesi şirket payları yanında, 141 inci maddeye göre, şirket paylarının gerçek
değerinin tam dengi olan nakdî bir karşılık verilmesinin önerilmiş olması ve


b) Birleşme dolayısıyla ek ödeme borcunun veya herhangi
bir kişisel edim yükümlülüğünün yahut kişisel sorumluluğun doğmaması,


hâlinde birleşme kolaylaştırılmış usulde gerçekleşebilir.



 


b) Kolaylıklar


MADDE 156- (1) Birleşmeye katılan ve 155
inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen şartlara uyan sermaye şirketleri, birleşme
sözleşmesinde, 146 ncı maddenin birinci fıkrasının (a) ve (f) ilâ (i) bentlerinde
gösterilmiş bulunan kayıtlara yer verirler. Bu sermaye şirketleri, 147 nci maddede
öngörülen birleşme raporunu düzenlemeye ve 149 uncu maddede düzenlenen inceleme
hakkını sağlamakla yükümlü olmadıkları gibi, birleşme sözleşmesini 151 inci madde
uyarınca genel kurulun onayına da sunmayabilirler.[29]


(2) Birleşmeye katılan ve 155 inci maddenin ikinci
fıkrasında öngörülen şartlara uyan sermaye şirketleri, birleşme sözleşmesinde, sadece,
147 nci maddenin ikinci fıkrasının (a), (b) ve (f) ilâ (i) bentlerinde gösterilmiş
bulunan kayıtlara yer verirler. Bu şirketler 147 nci maddede öngörülen birleşme
raporunu düzenlemeye ve birleşme sözleşmesini 151 inci madde gereğince genel kurula
sunmaya da zorunlu değildirler. 149 uncu maddede öngörülen inceleme hakkının, birleşmenin
tescili için ticaret siciline yapılan başvurudan otuz gün önce sağlanmış olması
gerekir.


 


8. Alacaklıların ve çalışanların korunması


a) Alacakların teminat altına alınması


MADDE 157- (1) Birleşmeye katılan şirketlerin
alacaklıları birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından itibaren üç ay içinde
istemde bulunurlarsa, devralan şirket bunların alacaklarını teminat altına alır.


(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/12 md.) Birleşmeye
katılan şirketler; alacaklılarına, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, yedişer gün
aralıklarla üç defa yapacakları ilanla ve ayrıca internet sitelerine konulacak ilanla
haklarını bildirirler.


(3) (Mülga: 26/6/2012-6335/12 md.)


(4) Diğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının
anlaşılması hâlinde, yükümlü şirket teminat göstermek yerine borcu ödeyebilir.


 


b) Ortakların kişisel sorumlulukları ve
iş ilişkilerinin geçmesi


MADDE 158- (1) Devrolunan şirketin
borçlarından birleşmeden önce sorumlu olan ortakların sorumlulukları birleşmeden
sonra da devam eder. Şu şartla ki, bu borçlar birleşme kararının ilanından önce
doğmuş olmalı veya borçları doğuran sebepler bu tarihten önce oluşmuş bulunmalıdır.


(2) Devrolunan şirketin borçlarından
doğan, ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin istemler, birleşme kararının ilanı
tarihinden itibaren üç yıl geçince zamanaşımına uğrar. Alacak ilan tarihinden
sonra muaccel olursa, zamanaşımı süresi muacceliyet tarihinden başlar. Bu sınırlama,
devralan şirketin borçları dolayısıyla şahsen sorumlu olan ortakların sorumluluklarına
uygulanmaz.


(3) Kamuya arz edilmiş olan tahvil ve diğer borç
senetlerinde sorumluluk itfa tarihine kadar devam eder; meğerki, izahname başka
bir düzenleme içersin.


(4) İş ilişkileri hakkında 178 inci madde hükmü
uygulanır.


 


III - Bölünme


1. Genel hükümler


a) İlke


MADDE 159- (1) Bir şirket tam veya
kısmi bölünebilir.


a) Tam bölünmede, şirketin tüm malvarlığı bölümlere ayrılır
ve diğer şirketlere devrolunur. Bölünen şirketin ortakları, devralan şirketlerin
paylarını ve haklarını iktisap ederler. Tam bölünüp devrolunan şirket sona erer
ve unvanı ticaret sicilinden silinir.


b) Kısmi bölünmede, bir şirketin malvarlığının bir veya
birden fazla bölümü diğer şirketlere devrolunur. Bölünen şirketin ortakları, devralan
şirketlerin paylarını ve haklarını iktisap ederler veya bölünen şirket, devredilen
malvarlığı bölümlerinin karşılığında devralan şirketlerdeki payları ve hakları elde
ederek yavru şirketini oluşturur.


 


b) Geçerli bölünmeler


MADDE 160- (1) Sermaye şirketleri
ve kooperatifler sermaye şirketlerine ve kooperatiflere bölünebilirler.


 


c) Şirket paylarının ve haklarının korunması


MADDE 161- (1) Tam ve kısmi bölünmede şirket
payları ve hakları 140 ıncı madde uyarınca korunur.


(2) Devreden şirketin ortaklarına;


a) Bölünmeye katılan tüm şirketlerde, mevcut payları oranında
şirket payları veya


b) Bölünmeye katılan bazı veya tüm şirketlerde, mevcut
paylarının oranına göre değişik oranda şirket payları,


tahsis edilebilir. (a) bendindeki
bölünme “oranların korunduğu”, (b) bendindeki bölünme ise “oranların korunmadığı
bölünme”dir.


 


2. Bölünmenin uygulanmasına ilişkin hükümler


a) Sermayenin azaltılması


MADDE 162- (1) Bölünme sebebiyle
devreden şirketin sermayesinin azaltılması hâlinde 473, 474 ve 592 nci maddeler
ile kooperatiflerde Kooperatifler Kanununun 98 inci maddesine dayanılarak bu Kanunun
473 ve 474 üncü maddeleri uygulanmaz.


 


b) Sermaye artırımı


MADDE 163- (1) Devralan şirket sermayesini,
devreden şirketin ortaklarının haklarını koruyacak miktarda artırır.


(2) Bölünmede, ayni sermaye konulmasına ilişkin
hükümler uygulanmaz. Bölünme sebebiyle, kayıtlı sermaye sisteminde müsait olmasa
bile, tavan değiştirilmeden sermaye artırılabilir.


 


c) Yeni kuruluş


MADDE 164- (1) Bölünme çerçevesinde
yeni bir şirketin kurulmasına bu Kanun ile Kooperatifler Kanununun kuruluşa ilişkin
hükümleri uygulanır. Sermaye şirketlerinin kurulmasında, kurucuların asgari sayısına
ve ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.


 


d) Ara bilanço


MADDE 165- (1) Bilanço günüyle, bölünme
sözleşmesinin imzası veya bölünme planının düzenlenmesi tarihi arasında, altı aydan
fazla bir zaman bulunduğu veya son bilançonun çıkarılmasından itibaren, bölünmeye
katılan şirketlerin malvarlıklarında önemli değişiklikler meydana gelmiş olduğu
takdirde, bir ara bilanço çıkarılır.


(2) Bu fıkranın (a) ve (b) bentlerinde öngörülen
hükümler saklı kalmak kaydıyla, ara bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve
standartlar uygulanır. Ara bilanço için;


a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir.


b) Son bilançoda kabul edilmiş bulunan değerlemeler, sadece
ticari defterlerdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri
ve karşılıklar ile ticari defterlerden anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri
de dikkate alınır.


 


3. Bölünme belgelerini inceleme hakkı[30]


a) Bölünme sözleşmesi ve bölünme planı


aa) Genel olarak


MADDE 166- (1) Bir
şirket, bölünme yoluyla, malvarlığının bölümlerini var olan şirketlere devredecekse,
bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları tarafından bir bölünme sözleşmesi
yapılır.


(2) Bir şirket, bölünme yoluyla, malvarlığının bölümlerini
yeni kurulacak şirketlere devredecekse, yönetim organı bir bölünme planı düzenler.


(3) Hem bölünme sözleşmesinin hem de bölünme planının
yazılı şekilde yapılması ve bunların genel kurul tarafından 173 üncü madde hükümlerine
göre onaylanması şarttır.


 


bb) Bölünme sözleşmesinin ve bölünme planının
içeriği


MADDE 167- (1) Bölünme sözleşmesi ve bölünme
planı özellikle;


a) Bölünmeye katılan şirketlerin ticaret unvanlarını, merkezlerini
ve türlerini,


b) Aktif ve pasif malvarlığı konularının devir amacıyla
bölümlere ayrılmasını ve tahsisini; açık tanımlamayla, bu bölümlere ilişkin envanteri;
taşınmazları, kıymetli evrakı ve maddi olmayan malvarlığını teker teker gösteren
listeyi,


c) Payların değişim oranını ve gereğinde ödenecek denkleştirme
tutarını ve devreden şirketin ortaklarının, devralan şirketteki ortaklık haklarına
ilişkin açıklamaları,


d) Devralan şirketin; intifa senedi, oydan yoksun pay ve
özel hak sahiplerine tahsis ettiği hakları,


e) Şirket paylarının değişim tarzlarını,


f) Şirket paylarının bilanço kârına hangi tarihten itibaren
hak kazanacaklarını ve bu istem hakkının özelliklerini,


g) Devreden şirketin işlemlerinin hangi tarihten itibaren
devralan şirketin hesabına yapılmış kabul edildiğini,


h) Yönetim organlarının üyelerine, müdürlere, yönetim hakkına
sahip kişilere ve denetçilere tanınan özel menfaatleri,


i) Bölünme sonucu devralan şirketlere geçen iş ilişkilerinin
listesini,


içerir.


 


b) Bölünmenin dışında kalan malvarlığı


MADDE 168- (1) Bölünme sözleşmesinde veya
bölünme planında tahsisi yapılmayan malvarlığı konuları üzerinde;


a) Tam bölünmede, devralan tüm şirketlerin, bölünme sözleşmesi
veya planına göre kendilerine geçen net aktif malvarlığının oranına göre, devralan
tüm şirketlere paylı mülkiyet hakkı düşer.


b) Kısmi bölünmede söz konusu malvarlığı, devreden şirkette
kalır.


(2) Birinci fıkra hükmü kıyas
yoluyla alacaklara ve maddi olmayan malvarlığı haklarına da uygulanır.


(3) Tam bölünmeye katılan şirketler, bölünme sözleşmesi
veya bölünme planına göre herhangi bir şirkete tahsis edilmeyen borçlardan müteselsilen
sorumludurlar.


 


c) Bölünme raporu


aa) İçerik


MADDE 169- (1) Bölünmeye katılan şirketlerin
yönetim organları, bölünme hakkında ayrı rapor hazırlarlar; ortak rapor da geçerlidir.


(2) Rapor;


a) Bölünmenin amacını ve sonuçlarını,


b) Bölünme sözleşmesini veya bölünme planını,


c) Payların değişim oranlarını ve gereğinde ödenecek denkleştirme
tutarını, özellikle devreden şirketin ortaklarının devralan şirketteki haklarına
ilişkin açıklamaları,


d) Değişim oranının saptanmasında, payların değerlemesine
ilişkin özellikleri,


e) Gereğinde, bölünme dolayısıyla
ortaklar için doğacak olan ek ödeme yükümlülüklerini, diğer kişisel edim yükümlülüklerini
ve sınırsız sorumluluğu,


f) Bölünmeye katılan şirketlerin türlerinin farklı olması
hâlinde, ortakların yeni tür sebebiyle söz konusu olan yükümlülüklerini,


g) Bölünmenin işçiler üzerindeki etkileri ile içeriğini;
varsa sosyal planın içeriğini,


h) Bölünmenin, bölünmeye katılan şirketlerin alacaklıları
üzerindeki etkilerini,


hukuki ve ekonomik yönleri ile açıklar ve gerekçelerini
gösterir.


(3) Yeni kuruluşun varlığı
hâlinde, bölünme planına yeni şirketin sözleşmesi de eklenir.


(4) Tüm ortakların onaylaması hâlinde
küçük ve orta ölçekli şirketler bölünme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.[31]


 


bb) Bölünme sözleşmesinin veya bölünme
planının ve bölünme raporunun denetlenmesi


MADDE 170- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


d) İnceleme hakkı


MADDE 171- (1) Bölünmeye katılan şirketlerden
her biri, genel kurulun kararından iki ay önce, merkezlerinde, halka açık anonim
şirketler ayrıca Sermaye Piyasası Kurulunun uygun gördüğü yerlerde;


a) Bölünme sözleşmesini veya bölünme planını,


b) Bölünme raporunu,


c) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)


d) Son üç yılın finansal tabloları ile faaliyet raporlarını
ve varsa ara bilançoları,


bölünmeye katılan şirketlerin ortaklarının incelemesine
sunar.


(2) Tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük ve orta
ölçekli şirketler birinci fıkrada öngörülen inceleme hakkından vazgeçebilirler.


(3) Ortaklar, bölünmeye katılan şirketlerden, birinci
fıkrada sayılan belgelerin kopyalarının kendilerine verilmesini isteyebilirler.
Suretler için bedel veya herhangi bir gider karşılığı istenemez.


(4) Bölünmeye katılan şirketlerden her biri, Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde, sermaye şirketleri ayrıca internet sitesinde, inceleme
yapma haklarına işaret eden bir ilan yayımlarlar.


 


e) Malvarlığındaki değişikliklerle ilgili
bilgiler


MADDE 172- (1) Bölünmeye katılan şirketlerin
malvarlıklarında meydana gelen değişikliklere 150 nci madde kıyas yoluyla uygulanır.


 


4. Bölünme kararı


MADDE 173- (1) 175 inci maddede öngörülen
teminatın sağlanmasından sonra, bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları,
bölünme sözleşmesini veya bölünme planını genel kurula sunar.


(2) Onama kararı 151 inci maddenin birinci, üçüncü,
dördüncü ve altıncı fıkralarında öngörülen nisaplara uyularak alınır.


(3) Oranın korunmadığı bölünmede onama kararı, devreden
şirkette oy hakkını haiz ortakların en az yüzde doksanıyla alınır.


 


5. Korunmaya ilişkin hükümler


a) Alacaklıların korunması


aa) Çağrı


MADDE 174- (1) Bölünmeye katılan
şirketlerin alacaklıları, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, (…)[32]
yedişer gün aralıklarla üç defa yapılacak ilanla ve sermaye şirketlerinde ayrıca
internet sitesine de konulacak ilanla, alacaklarını bildirmeye ve teminat verilmesi
için istemde bulunmaya çağrılırlar.


 


bb) Alacakların teminat altına alınması


MADDE 175- (1) Bölünmeye katılan şirketler,
174 üncü maddede öngörülen ilanların yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde, istemde
bulunan alacaklıların alacaklarını teminat altına almak zorundadırlar.


(2) Bölünme ile, alacaklıların alacaklarının tehlikeye
düşmediğinin, (…)[33]
ispatı hâlinde, teminat altına almak yükümü ortadan kalkar.


(3) Diğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının
anlaşılması hâlinde, şirket, teminat göstermek yerine borcu ödeyebilir.


 


b) Sorumluluk


aa) Bölünmeye katılan şirketlerin ikinci
derecede sorumluluğu


MADDE 176- (1) Bölünme sözleşmesi
veya bölünme planıyla kendisine borç tahsis edilen şirket, bu suretle birinci derecede
sorumlu bulunan şirket, alacaklıların alacaklarını ifa etmezse, bölünmeye katılan
diğer şirketler, ikinci derecede sorumlu şirketler, müteselsilen sorumlu olurlar.


(2) İkinci derecede sorumlu olan şirketlerin takip
edilebilmeleri için, alacağın teminat altına alınmamış ve birinci derecede
sorumlu şirketin;


a) İflas etmiş,


b) Konkordato süresi almış,


c) Aleyhinde yapılan bir icra takibinde kesin aciz vesikası
alınmasının şartları doğmuş,


d) Merkezi yurt dışına taşınmış ve
artık Türkiye’de takip edilemez duruma gelmiş veya


e) Yurt dışındaki merkezinin yeri değiştirilmiş ve bu sebeple
hukuken takibi önemli derecede güçleşmiş,


olması gerekir.


 


bb) Ortakların kişisel sorumluluğu


MADDE 177- (1) Ortakların kişisel sorumlulukları
hakkında 158 inci madde hükmü uygulanır.


 


6. İş ilişkilerinin geçmesi


MADDE 178- (1) Tam veya kısmi bölünmede,
işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri, işçi itiraz etmediği takdirde, devir gününe
kadar bu sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlarla devralana geçer.


(2) İşçi itiraz ederse, hizmet sözleşmesi kanuni
işten çıkarma süresinin sonunda sona erer; devralan ve işçi o tarihe kadar sözleşmeyi
yerine getirmekle yükümlüdür.


(3) Eski işveren ile devralan, işçinin bölünmeden
evvel muaccel olmuş alacakları ile hizmet sözleşmesinin normal olarak sona ereceği
veya işçinin itirazı sebebiyle sona erdiği tarihe kadar geçen sürede muaccel olacak
alacaklarından müteselsilen sorumludur.


(4) Aksi kararlaştırılmadıkça veya hâlin gereğinden
anlaşılmadıkça, işveren hizmet sözleşmesinden doğan hakları üçüncü bir kişiye devredemez.



(5) İşçiler muaccel olan ve birinci fıkrada öngörüldüğü
şekilde muaccel olacak alacaklarının teminat altına alınmasını isteyebilirler.


(6) Devreden şirketin bölünmeden önce şirket borçlarından
dolayı sorumlu olan ortakları, hizmet sözleşmesinden doğan ve intikal gününe kadar
muaccel olan borçlarla, hizmet sözleşmesi normal olarak sona ermiş olsaydı muaccel
hâle gelecek olan veya işçinin itirazı sebebiyle hizmet sözleşmesinin sona erdiği
ana kadar doğacak olan borçlardan müteselsilen sorumlu olmakta devam ederler.


 


7. Ticaret siciline tescil ve geçerlilik


MADDE 179- (1) Bölünme onaylanınca,
yönetim organı bölünmenin tescilini ister.


(2) Kısmi bölünme sebebiyle devreden şirketin sermayesinin
azaltılması gerekiyorsa buna ilişkin esas sözleşme değişikliği de tescil ettirilir.



(3) Tam bölünme hâlinde devreden şirket ticaret siciline
tescil ile birlikte infisah eder.


(4) Bölünme ticaret siciline tescille
geçerlilik kazanır. Tescil ile tescil anında envanterde yer alan bütün aktifler
ve pasifler devralan şirketlere geçer.


 


IV - Tür değiştirme


1. Genel hükümler


a) İlke


MADDE 180- (1) Bir şirket hukuki şeklini
değiştirebilir. Yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır.


 


b) Geçerli tür değiştirmeler


MADDE 181- (1) a) Bir sermaye şirketi;


1. Başka türde bir sermaye şirketine;


2. Bir kooperatife;


b) Bir kollektif şirket;


1. Bir sermaye şirketine;


2. Bir kooperatife;


3. Bir komandit şirkete;


c) Bir komandit şirket;


1. Bir sermaye şirketine;


2. Bir kooperatife;


3. Bir kollektif şirkete;


d) Bir kooperatif bir sermaye şirketine,


dönüşebilir.


 


c) Kollektif ve komandit şirketlerin tür
değiştirmelerine ilişkin özel düzenleme


MADDE 182 - (1) Bir kollektif şirket bir komandit
şirkete;


a) Kollektif şirkete bir komanditerin girmesi,


b) Bir ortağın komanditer olması,


hâlinde dönüşebilir.


(2) Bir komandit şirket kollektif şirkete;


a) Tüm komanditerlerin şirketten çıkması,


b) Tüm komanditerlerin komandite olması,


suretiyle dönüşebilir.


(3) Bir kollektif veya komandit şirketin tek kişi
işletmesi olarak faaliyetine devam etmesine ilişkin 257 nci madde hükmü saklıdır.


(4) Bu madde uyarınca yapılacak
tür değiştirmelerine 180 ilâ 190 ıncı madde hükümleri uygulanmaz.


 


2. Şirket payının ve haklarının korunması


MADDE 183- (1) Tür değiştirmede ortakların şirket
payları ve hakları korunur. Oydan yoksun paylar için sahiplerine eşit değerde paylar
veya oy hakkını haiz paylar verilir.


(2) İmtiyazlı payların karşılığında aynı değerde
paylar verilir veya uygun bir tazminat ödenir.


(3) İntifa senetleri karşılığında aynı değerde haklar
verilir veya tür değiştirme planının düzenlendiği tarihte gerçek değer ödenir.


 


3. Kuruluş ve ara bilanço


MADDE 184- (1) Tür değiştirmede, yeni türün
kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır; ancak, sermaye şirketlerinde ortakların asgari
sayısına, ayni sermaye konulmasına ve kurucuların şirket sözleşmesini imzalamalarına
ilişkin hükümler uygulanmaz.[34]


(2) Bilanço günüyle tür değiştirme raporunun düzenlendiği
tarih arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya son bilançonun çıkarıldığı tarihten
itibaren şirketin malvarlığında önemli değişiklikler meydana gelmişse ara bilanço
çıkarılır.


(3) Aşağıdaki hükümler saklı olmak kaydı ile ara
bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve ilkeler uygulanır. Ara bilanço için;


a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir;


b) Son bilançoda kabul edilen değerlemeler, sadece ticari
defterdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri
ve karşılıklar ile ticari defterlerden anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri
de dikkate alınır.


 


4. Tür değiştirme planı


MADDE 185- (1) Yönetim organı bir tür değiştirme
planı düzenler. Plan yazılı şekle ve 189 uncu madde uyarınca genel kurulun onayına
tabidir. Tür değiştirme planı;


a) Şirketin tür değiştirmeden önceki ve sonraki ticaret
unvanını, merkezini ve yeni türe ilişkin ibareyi,


b) Yeni türün şirket sözleşmesini,


c) Ortakların tür değiştirmeden sonra sahip olacakları
payların sayısını, cinsini ve tutarını veya tür değiştirmeden sonra ortakların paylarına
ilişkin açıklamaları,


içerir.


 


5. Tür değiştirme raporu


MADDE 186- (1) Yönetim organı tür değiştirme
hakkında yazılı bir rapor hazırlar.


(2) Raporda;


a) Tür değiştirmenin amacı ve sonuçları,


b) Yeni türe ilişkin kuruluş hükümlerinin yerine getirilmiş
bulunduğu,


c) Yeni şirket sözleşmesi,


d) Tür değiştirmeden sonra ortakların sahip olacakları
paylara dair değişim oranı,


e) Varsa ortaklar ile ilgili olarak tür değiştirmeden kaynaklanan
ek ödeme ile diğer kişisel edim yükümlülükleri ve kişisel sorumluluklar,


f) Ortaklar için yeni tür dolayısıyla doğan yükümlülükler


hukuki ve ekonomik yönden açıklanır ve gerekçeleri gösterilir.


(3) Tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük ve orta
ölçekli şirketler tür değiştirme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.[35]


 


6. Tür değiştirme planının ve tür değiştirme
raporunun denetlenmesi


MADDE 187- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


7. İnceleme hakkı


MADDE 188 - (1) Şirket;


a) Tür değiştirme planını,


b) Tür değiştirme raporunu,


c) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)


d) Son üç yılın finansal tablolarını, varsa ara bilançoyu,



genel kurulda karar alınmasından otuz gün önce merkezinde
ve halka açık anonim şirketlerde Sermaye Piyasası Kurulunun istediği yerlerde ortakların
incelemesine sunar.


(2) İsteyen ortaklara anılan belgelerin kopyaları
bedelsiz verilir. Şirket, ortakları, uygun bir şekilde inceleme haklarının bulunduğu
hususunda bilgilendirir.


 


8. Tür değiştirme kararı ve tescil


MADDE 189- (1) Yönetim organı tür değiştirme
planı ile yeni türün şirket sözleşmesini genel kurula sunar. Tür değiştirme kararı
aşağıdaki nisaplarla alınır:[36]


a) Kanunun 421 inci maddesinin beşinci
fıkrasının (b) bendi hükmü saklı olmak şartıyla anonim ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketlerde, esas veya çıkarılmış sermayenin üçte ikisini karşılaması şartıyla,
genel kurulda mevcut oyların üçte ikisiyle; limited şirkete dönüştürme hâlinde,
ek ödeme veya kişisel edim yükümlülüğü doğacaksa tüm ortakların onayıyla;


b) Bir sermaye şirketinin bir kooperatife dönüşmesi hâlinde
tüm ortakların onayıyla;


c) Limited şirketlerde, sermayenin en az dörtte üçüne sahip
bulunmaları şartıyla, ortakların dörtte üçünün kararıyla;


d) Kooperatiflerde;


1. Ortakların en az üçte ikisinin temsil edilmeleri şartı
ile, genel kurulda mevcut oyların çoğunluğuyla,


2. Ek ödeme, diğer kişisel edim yükümlülükleri veya kişisel
sorumluluk getiriliyorsa veya bu yükümlülükler veya sorumluluklar genişletiliyorsa,
kooperatifte kayıtlı ortaklarının üçte ikisinin olumlu oyuyla,


e) Kollektif ve komandit şirketlerde tür değiştirme planı
bütün ortakların oybirliğiyle onanır. Ancak, şirket sözleşmesinde ortakların tümünün
üçte ikisinin olumlu oyuyla bu kararın alınabileceği öngörülebilir.


(2) Yönetim organı tür değiştirmeyi ve yeni şirketin sözleşmesini
tescil ettirir. Tür değiştirme tescil ile hukuki geçerlilik kazanır. Tür değiştirme
kararı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.


 


9. Alacaklıların ve çalışanların korunması


MADDE 190- (1) Ortakların kişisel
sorumlulukları hakkında 158 inci ve iş sözleşmelerinden doğan borçlar hakkında 178
inci madde uygulanır.


 


V - Ortak hükümler


1. Ortaklık paylarının ve ortaklık haklarının
incelenmesi


MADDE 191- (1) Birleşmede, bölünmede ve tür
değiştirmede ortaklık paylarının ve ortaklık haklarının gereğince korunmamış veya
ayrılma karşılığının uygun belirlenmemiş olması hâlinde, her ortak, birleşme, bölünme
veya tür değiştirme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren
iki ay içinde, söz konusu işlemlere katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu
yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, uygun bir denkleştirme akçesinin saptanmasını
isteyebilir. Denkleştirme akçesinin belirlenmesinde 140 ıncı maddenin ikinci fıkrası
uygulanmaz.


(2) Davacı ile aynı hukuki
durumda bulunmaları hâlinde, mahkeme kararı, birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye
katılan şirketlerin tüm ortakları hakkında da hüküm doğurur.


(3) Davanın giderleri devralan şirkete aittir. Özel
durumların haklı göstermesi hâlinde, mahkeme giderleri kısmen veya tamamen davacıya
yükletilebilir.


(4) Ortaklık paylarının veya ortaklık haklarının
korunmasını inceleme davası birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının geçerliliğini
etkilemez.


 


2. Birleşmenin, bölünmenin ve tür değiştirmenin
iptali ve eksikliklerin sonuçları


MADDE 192- (1) 134 ilâ 190 ıncı maddelerin
ihlali hâlinde, birleşme, bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş
ve bunu tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan
şirketlerin ortakları; bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren
iki ay içinde iptal davası açabilirler. İlanın gerekmediği hâllerde süre tescil
tarihinden başlar.


(2) Kararın bir yönetim organı tarafından verilmesi
hâlinde de bu dava açılabilir.


(3) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin
işlemlerde herhangi bir eksikliğin varlığı hâlinde, mahkeme taraflara bunun giderilmesi
için süre verir. Hukuki sakatlık, verilen süre içinde giderilemiyorsa veya giderilememişse
mahkeme kararı iptal eder ve gerekli önlemleri alır.


 


3. Sorumluluk


MADDE 193- (1) Birleşme, bölünme
veya tür değiştirme işlemlerine herhangi bir şekilde katılmış bulunan bütün kişiler
şirketlere, ortaklara ve alacaklılara karşı kusurları ile verdikleri zararlardan
sorumludurlar. Kurucuların sorumlulukları saklıdır.


(2) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)


(3) 202 ilâ 208, 555, 557, 560 ıncı madde hükümleri
saklıdır. Bir sermaye şirketinin veya kooperatifin iflası hâlinde 556 ve 570 inci
maddeler ile Kooperatifler Kanununun 98 inci maddesi kıyas yoluyla uygulanır.


 


VI – Ticari işletme ile ilgili birleşme
ve tür değiştirme


MADDE 194- (1) Bir ticari işletme,
bir ticaret şirketiyle, onun tarafından devralınmak suretiyle birleşebilir. Bu hâlde
devralan ticaret şirketinin türüne göre 138 ilâ 140, 142 ilâ 158 ve ortak hükümlere
ilişkin 191 ilâ 193 üncü madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.


(2) Bir ticari işletmenin bir ticaret şirketine
dönüşmesi hâlinde 182 ilâ 193 üncü maddeler kıyas yoluyla uygulanabilir.


(3) Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye
dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin paylarının tümü, ticari işletmeyi
işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı ve ticari işletme bu kişi veya
kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Bu hâlde, ticari işletmeye
dönüştürülen ticaret şirketi, bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr ticaret
şirketinin borçlarından, ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret
şirketinin eski ortakları da 264 üncü maddedeki zamanaşımı süresince sıfatlarına
göre müteselsilen sorumlu olurlar. Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı maddeleri
de uygulanır.


(4) 182 nci maddenin üçüncü fıkrası hükmü saklıdır.


 


G) Şirketler topluluğu


I - Hâkim ve bağlı şirket


MADDE 195- (1) a) Bir ticaret şirketi, diğer bir
ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak;


1. Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya


2. Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar
alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse
veya


3. Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak,
tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu
oluşturuyorsa,


b) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir
sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa,


birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu şirketlerden
en az birinin merkezi Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin
hükümler uygulanır.


(2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, bir ticaret
şirketinin başka bir ticaret şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek
kararları alabilecek miktarda paylarına sahip bulunması, birinci şirketin hâkimiyetinin
varlığına karinedir.


(3) Bir hâkim şirketin, bir veya birkaç bağlı şirket aracılığıyla
bir diğer şirkete hâkim olması, dolaylı hâkimiyettir.


(4) Hâkim şirkete doğrudan veya dolaylı
olarak bağlı bulunan şirketler, onunla birlikte şirketler topluluğunu oluşturur.
Hâkim şirketler ana, bağlı şirketler yavru şirket konumundadır.


(5) Şirketler topluluğunun hâkiminin, merkezi veya yerleşim
yeri yurt içinde veya dışında bulunan, bir teşebbüs olması hâlinde de, 195 ilâ 209
uncu maddeler ile bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.
Hâkim teşebbüs tacir sayılır. Konsolide tablolar hakkındaki hükümler saklıdır.


(6) Şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanmasında
“yönetim kurulu” terimi limited şirketlerde müdürleri, sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketler ile şahıs şirketlerinde yöneticileri, diğer tüzel kişilerde yönetim
organını ve gerçek kişilerde gerçek kişinin kendisini ifade eder.


 


II - Pay ve oy oranlarının hesaplanması


MADDE 196- (1) Bir ticaret şirketinin bir sermaye
şirketindeki iştirakinin yüzdesi, o sermaye şirketindeki payının veya payların itibarî
değerleri toplamının, iştirak olunan şirketin sermayesine oranlanmasıyla bulunur.
Sermaye şirketinin hem kendi hem de onun hesabına alınmış olup da üçüncü kişilerin
elindeki kendi payları, hesaplamada o şirketin esas veya çıkarılmış sermayesinden
düşülür.


(2) Bir ticaret şirketinin bir sermaye
şirketindeki oy hakkının yüzdesi, ticaret şirketinin o sermaye şirketinde sahip
bulunduğu paylardan doğan kullanılabilen oy haklarının toplamının, sermaye şirketindeki
kullanılabilir tüm oy haklarının toplamına oranlanmasıyla bulunur. Hesaplamada,
sermaye şirketinin hem kendi hem de onun hesabına alınmış olup da üçüncü kişilerin
elindeki paylarından doğan oy hakları düşülür.


(3) Bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketinde sahip
olduğu paylar hesaplanırken ona bağlı şirketlerin sahip oldukları veya onun hesabına
alınmış olup üçüncü kişilerin elindeki paylar da hesaba katılır.


 


III - Karşılıklı iştirak


MADDE 197- (1) Birbirlerinin paylarının
en az dörtte birine sahip bulunan sermaye şirketleri karşılıklı iştirak durumundadır.
Bu payların yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Anılan şirketlerden
biri diğerine hâkimse, ikincisi aynı zamanda bağlı şirket sayılır. Karşılıklı iştirak
durumundaki şirketlerin her biri diğerine hâkimse ikisi de bağlı ve hâkim şirket
kabul olunur.


 


IV - Bildirim, tescil ve ilan yükümlülükleri


MADDE 198- (1) Bir teşebbüs, bir sermaye
şirketinin sermayesinin, doğrudan veya dolaylı olarak, yüzde beşini, onunu, yirmisini,
yirmibeşini, otuzüçünü, ellisini, altmışyedisini veya yüzde yüzünü temsil eden miktarda
paylarına sahip olduğu veya payları bu yüzdelerin altına düştüğü takdirde; teşebbüs,
durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını izleyen on gün içinde, sermaye şirketine
ve bu Kanun ile diğer kanunlarda gösterilen yetkili makamlara bildirir. Payların
yukarıda belirtilen oranlarda kazanılması veya
elden çıkarılması, yıllık faaliyet ve denetleme
raporlarında ayrı bir başlık altında açıklanır ve sermaye şirketinin internet sitesinde ilan
edilir.


Payların yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır.
Teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticileri de, kendilerinin,
eşlerinin, velayetleri altındaki çocuklarının ve bunların, sermayelerinin en az
yüzde yirmisine sahip bulundukları ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki
payları ile ilgili olarak bildirimde bulunurlar. Bildirimler yazılı şekilde yapılır,
ticaret siciline tescil ve ilan olunur.


(2) Birinci fıkrada öngörülen bildirim
ile tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği sürece, ilgili paylara ait oy
hakkı dâhil, diğer haklar donar. Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesine
dair diğer hukuki sonuçlara ilişkin hükümler saklıdır.


(3) Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bu
sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı şarttır. Sözleşmenin geçersizliği,
bu Kanun ile diğer kanunlardaki şirketler topluluğuna dair yükümlülüklere ve sorumluluklara
ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz.


 


V - Bağlı ve hâkim şirketlerin raporları


MADDE 199- (1) Bağlı şirketin yönetim kurulu,
faaliyet yılının ilk üç ayı içinde, şirketin hâkim ve bağlı şirketlerle ilişkileri
hakkında bir rapor düzenler. Raporda, şirketin geçmiş faaliyet yılında hâkim şirketle,
hâkim şirkete bağlı bir şirketle, hâkim şirketin yönlendirmesiyle onun ya da ona
bağlı bir şirketin yararına yaptığı tüm hukuki işlemlerin ve geçmiş faaliyet yılında
hâkim şirketin ya da ona bağlı bir şirketin yararına alınan veya alınmasından kaçınılan
tüm diğer önlemlerin açıklaması yapılır. Hukuki işlemlerde edimler ve karşı edimler,
önlemlerde, önlemin sebebi ve şirket yönünden yarar ve zararları belirtilir. Zarar
denkleştirilmişse, bunun faaliyet yılı içinde fiilen nasıl gerçekleştiği veya şirketin
sağladığı hangi menfaatlere ilişkin olarak bir istem hakkı tanındığı ayrıca bildirilir.



(2) Rapor, doğru ve dürüst hesap verme ilkelerine
uygun olmalıdır.


(3) Yönetim kurulu raporun sonunda şirketin, hukuki işlemin
yapıldığı veya önlemin alındığı veya alınmasından kaçınıldığı anda kendilerince
bilinen hâl ve şartlara göre, her bir hukuki işlemde uygun bir karşı edim sağlanıp
sağlanmadığını ve alınan veya alınmasından kaçınılan önlemin şirketi zarara uğratıp
uğratmadığını açıklar. Şirket zarara uğramışsa, yönetim kurulu ayrıca zararın denkleştirilip
denkleştirilmediğini de belirtir. Bu açıklama sadece yıllık faaliyet raporunda yer
alır.


(4) Hâkim şirketin her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu
başkanından; bağlı şirketlerin finansal ve malvarlığıyla ilgili durumları ile üç
aylık hesap sonuçları, hâkim şirketin bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle,
hâkim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri ve bunların yakınlarıyla ilişkileri; yaptıkları
işlemler ve bunların sonuç ve etkileri hakkında, özenli, gerçeği aynen ve dürüstçe
yansıtan hesap verme ilkelerine göre düzenlenmiş bir rapor hazırlattırıp yönetim
kuruluna sunmasını ve bunun sonuç kısmının yıllık rapor ile denetleme raporuna eklenmesini
isteyebilir. Bağlı şirketler, red için yoruma yer bırakmayacak açıklıkta bir haklı
sebebin varlığını ispat edemedikleri takdirde, bu raporun hazırlanması için gerekli
olan bilgi ve belgeleri hâkim şirketin bu işle görevlendirilen uzmanlarına vermekle
yükümlüdürler. İstemde bulunan yönetim kurulu üyesi, bunu bir üçüncü kişinin yararlanması
amacıyla yapmışsa bunun sonuçlarından sorumlu olur.


 


VI - Bağlı şirketler hakkında bilgi alma


MADDE 200- (1) Hâkim şirketin her pay sahibi
genel kurulda, bağlı şirketlerin finansal ve malvarlığıyla ilgili durumları ile
hesap sonuçları, hâkim şirketin bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle,
hâkim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri, yöneticileri ve bunların yakınlarıyla
ilişkileri, yaptıkları işlemler ve bunların sonuçları hakkında, özenli, gerçeği
aynen ve dürüstçe yansıtan hesap verme ilkelerine uygun, doyurucu bilgi verilmesini
isteyebilir.


 


VII - Hakların donması


MADDE 201- (1) Bir sermaye şirketinin paylarını
iktisap edip karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren diğer bir sermaye şirketi,
iştirak konusu olan paylardan doğan toplam oylarıyla diğer pay sahipliği haklarının
sadece dörtte birini kullanabilir; bedelsiz payları edinme hakkı hariç, diğer tüm
pay sahipliği hakları donar. Söz konusu paylar toplantı ve karar nisabının hesaplanmasında
dikkate alınmaz. 389 ile 612 nci madde hükümleri saklıdır.


(2) Birinci fıkrada öngörülen sınırlama, bağlı şirketin
hâkim şirketin paylarını iktisap etmesi veya her iki şirketin birbirlerine hâkim
olması hâlinde uygulanmaz.


 


VIII - Sorumluluk


1. Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması


MADDE 202- (1) a) Hâkim şirket,
hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi,
iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını
azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya;
kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya;
haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak
gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya
yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp,
o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği
belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde
bir istem hakkı tanınsın.


b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde
fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı
şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu
üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem üzerine
veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin
ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket
tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir
çözüme karar verebilir.


c) Alacaklılar da, (b) bendi uyarınca, şirket iflas etmemiş
olsa bile, şirketin zararının şirkete ödenmesini isteyebilirler.


d) Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar
altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli
bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri
tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde
tazminata hükmedilemez.


e) Pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı davaya, kıyas
yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 inci maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezinin
yurt dışında bulunması hâlinde tazminat davası bağlı şirketin merkezinin bulunduğu
yer asliye ticaret mahkemesinde açılır.


(2) Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı
şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme,
tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği
gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim
kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri;
hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle,
böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek
değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını
mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına en yakın tarihteki
veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın alınmasını istem davası, genel
kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak
iki yılda zamanaşımına uğrar.


(3) İkinci fıkrada öngörülen dava açılınca, davacıların
muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın
teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar
verilir. Teminat yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin
hiçbir işlem yapılamaz. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların
kötüniyetle açılması hâlinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazmin edilmesini
ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir.


(4) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede, pay sahiplerine
ve ortaklara tanınmış bulunan diğer haklar saklıdır.


(5) Bağlı şirketin yöneticileri, bu madde hükümleri dolayısıyla
pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının,
bir sözleşme ile üstlenmesini hâkim teşebbüsten isteyebilir.


 


2. Tam hâkimiyet hâlinde


a) Talimat


MADDE 203- (1) Bir ticaret şirketi bir sermaye
şirketinin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde yüzüne
sahipse, hâkim şirketin yönetim kurulu, topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının
gereği olmak şartıyla, kaybına sebep verebilecek sonuçlar doğurabilecek nitelik
taşısalar bile, bağlı şirketin yönlendirilmesine ve yönetimine ilişkin talimat verebilir.
Bağlı şirketin organları talimata uymak zorundadır.


 


b) İstisna


MADDE 204- (1) Bağlı şirketin ödeme gücünü
açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek olan veya önemli varlıklarını kaybetmesine
yol açabilecek nitelik taşıyan talimat verilemez.


 


c) Bağlı şirketin organlarının şirkete
ve pay sahiplerine karşı sorumsuzluğu


MADDE 205- (1) Bağlı şirketin yönetim kurulu
üyeleri, yöneticileri ve sorumlu tutulabilecek ilgililer, 203 ve 204 üncü madde
kapsamındaki talimatlara uymaları nedeniyle, şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu
tutulamazlar.


 


d) Şirket alacaklılarının dava hakkı


MADDE 206- (1) Hâkim şirket ve yöneticilerinin,
203 üncü madde çerçevesinde verdikleri talimatlar dolayısıyla bağlı şirkette oluşan
kayıp, o hesap yılı içinde, denkleştirilmediği veya zamanı ve şekli de belirtilerek
şirkete denk bir istem hakkı tanınmadığı takdirde, zarara uğrayan alacaklılar hâkim
şirkete ve onun kayıptan sorumlu yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat davası
açabilirler. Davalılar 202 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendine dayanabilir.
Bu davaya 202 nci maddenin birinci fıkrasının (e) bendi uygulanır.


(2) Davalılar, krediden ve benzeri sebeplerden kaynaklanan
alacaklarda, davacının, denkleştirmenin yapılmadığını veya istem hakkının tanınmadığını
bilerek söz konusu alacağı doğuran ilişkiye girdiğini veya işin niteliği gereği
bu durumu bilmesi gerektiğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilirler.


 


IX - Çeşitli hükümler


1. Özel denetim


MADDE 207- (1) Denetçi, (…)[37]
özel denetçi, riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi; bağlı şirketin, hâkim
şirketle veya diğer bağlı bir şirketle ilişkilerinde hilenin veya dolanın varlığını
belirtir şekilde görüş bildirmişse, bağlı şirketin her pay sahibi, bu konunun açıklığa
kavuşturulması amacıyla, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden
özel denetçi atanmasını isteyebilir.


 


2. Satın alma hakkı


MADDE 208- (1) Hâkim şirket, doğrudan veya
dolaylı olarak bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına
sahipse, azlık şirketin çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı davranıyor,
fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyorsa, hâkim şirket azlığın
paylarını varsa borsa değeri, yoksa 202 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen
şekilde belirlenen değer ile satın alabilir.


 


3. Güvenden doğan sorumluluk


MADDE 209- (1) Hâkim şirket,
topluluk itibarının, topluma veya tüketiciye güven veren bir düzeye ulaştığı hâllerde,
bu itibarın kullanılmasının uyandırdığı güvenden sorumludur.


 


H) Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme
ve denetleme yetkisi[38]


MADDE 210- (Değişik: 26/6/2012-6335/13 md.)


(1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine
ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret
sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerinin, bu
Kanun kapsamındaki işlemleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından
denetlenir. Bu denetimin ilkeleri ve usulü ile denetime tabi işlemler Bakanlıkça
hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.


(2) Diğer bakanlık, kurum, kurul ve
kuruluşlar, ancak kendilerine kanunla tanınan yetkinin sınırları içinde kalmak şartıyla
ve öngörülen amaç, konu ve şekle tabi olarak şirketlere ilişkin düzenlemeler yapabilir.


(3) Kamu düzenine veya işletme konusuna
aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde
bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel kanunlardaki hükümler saklı
kalmak kaydıyla, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca, bu tür işlem, hazırlık veya faaliyetlerin
öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde fesih davası açılabilir.


 


İKİNCİ KISIM


Kollektif Şirket


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Şirketin Niteliği ve Kuruluşu


A) Tanım


MADDE 211- (1) Kollektif şirket ticari
bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında
kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış
olan şirkettir.


 


B) Sözleşme


I - Şekil


MADDE
212- (1) Kollektif şirket sözleşmesi yazılı şekle tabidir; ayrıca,
sözleşmedeki imzaların noterce onaylanması veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili
müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanması şarttır. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.)Şirketin kuruluşunda, şirket sözleşmesini
ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz.[39]


 


II - Zorunlu kayıtlar


MADDE 213- (1) Kollektif
şirket sözleşmesine aşağıdaki kayıtların yazılması zorunludur:


a) Ortakların ad ve soyadlarıyla yerleşim yerleri ve vatandaşlıkları.


b) Şirketin kollektif olduğu.


c) Şirketin ticaret unvanı ve merkezi.


d) Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde
şirketin işletme konusu.


e) Her ortağın sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği para
miktarı; para niteliğinde olmayan sermayenin değeri ve bu değerin ne suretle biçilmiş
olduğu; sermaye olarak kişisel emek konulmuşsa bu emeğin niteliği, kapsamı ve değeri.


f) Şirketi temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları,
bunların yalnız başına mı, yoksa birlikte mi imza koymaya yetkili oldukları.


(2) Ortaklar, emredici hükümlere aykırı
olmamak şartıyla, şirket sözleşmesine diledikleri kayıtları koyabilirler.


 


III - Noksanlıklar


MADDE 214- (1) Sözleşmesi kanuni şekilde
yapılmamış veya sözleşmeye konması zorunlu olan kayıtlardan biri veya bazıları eksik
yahut geçersiz olan bir kollektif şirket, adi şirket hükmünde olup, hakkında 216
ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, Türk Borçlar Kanununun adi şirketlere ilişkin
hükümleri uygulanır.


(2) 12 nci madde hükmü saklıdır.


 


C) Tescil


I - Yükümlülük


MADDE 215- (1) Kollektif şirketi
kuranlar, şirket sözleşmesinin noterlikçe onaylı bir suretini onay tarihinden itibaren
onbeş gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline vererek şirketin
tescilini istemek zorundadır. Suret, sicil müdürlüğünce saklanır ve 213 üncü madde
gereğince sözleşmeye konması zorunlu olan kayıtlar ile kanunun emreylediği diğer
hususlar tescil ve ilan olunur. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.)
Şirket sözleşmesinin
ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda imzalanması hâlinde de sureti ticaret
sicili müdürlüğü tarafından saklanarak yukarıda öngörülen tescil ve ilan sağlanır.


 


II - Yükümlülüğün yerine getirilmemesi



MADDE 216- (1) Tescil
yükümlülüğü yerine getirilmeksizin şirket adına işlere başlanmışsa, ortaklar giriştikleri
işlerden dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur.


(2) Bir kollektif şirket sözleşmesi yapılmaksızın, şirketin
türünü gösterir bir kaydı içermese bile, ortak bir unvan altında, üçüncü kişilerle
işlem yapılması veya onlara karşı haksız bir fiil işlenmesi hâlinde de aynı hüküm
geçerlidir.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Ortaklar Arasındaki İlişkiler


A) Sözleşme serbestisi


MADDE 217- (1) Ortakların birbirleriyle
olan ilişkilerinin düzenlenmesinde sözleşme serbestisi geçerlidir.


 


B) Şirketin yönetimi


I - Yönetimin kime ait olduğu


1. Genel olarak


MADDE 218- (1) Ortaklardan her biri,
ayrı ayrı şirketi yönetme hakkını ve görevini haizdir. Ancak, şirket sözleşmesiyle
veya ortakların çoğunluğunun kararıyla yönetim işleri ortaklardan birine, birkaçına
veya tümüne verilebilir.


(2) Ticari mümessillere ve diğer ticari vekillere ilişkin
hükümler saklıdır.


 


2. Görevden alma


a) Şirket sözleşmesiyle atama


MADDE 219- (1) Yönetim
işleri şirket sözleşmesiyle bir ortağa verilmiş ise, onun yönetim hak ve görevi
diğer ortaklar tarafından sınırlandırılamayacağı gibi kendisi görevden de alınamaz.
Ancak, haklı sebeplerin varlığında, ortaklardan birinin istemi üzerine, mahkeme
kararı ile yönetim hak ve görevi sınırlandırılabilir veya geri alınabilir. Görevin
yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya yönetimde iktidarsızlık gibi
hâller, haklı sebep sayılır.


 


b) Ortaklar kararıyla atama


MADDE 220- (1) Yönetim işleri, şirket
sözleşmesi yapıldıktan sonra alınan bir kararla bir ortağa verilmişse o ortak, ortakların
çoğunluğunun kararıyla görevden alınabilir. Çoğunluk elde edilemediği takdirde,
yönetim işlerine bakan ortağın şirket sözleşmesini ihlal ettiği veya olayda haklı
sebep bulunduğu iddiasıyla, her ortak ilgili yönetici ortağın görevden alınması
için mahkemeye başvurabilir.


 


3. Yönetim işlerinde yalnız başına veya
birlikte hareket


MADDE 221- (1) Şirket işlerinin yönetimi,
ortakların tümüne veya birkaçına verilmiş ise, bunların her biri yalnız başına yönetim
hak ve görevini haizdir. Bununla beraber, şirketi yönetmekle yükümlü olan ortaklardan
bazısı, yapılacak bir işin, şirketin menfaatlerine uygun olmadığını ileri sürerlerse,
yönetim hak ve görevini haiz diğer ortaklar, çoğunluk kararıyla o işi yapabilirler.


(2) Şirket sözleşmesinde şirket işlerinin yönetimi kendilerine
verilmiş ortakların birlikte hareket etmeleri yazılı ise, ortakların, gecikmesinde
tehlike görülen hâller istisna olmak üzere, her işte anlaşmaları gerekir. Anlaşamadıkları
takdirde durum ortaklar kuruluna götürülür ve bu kurulca verilecek karara göre hareket
edilir.


 


4. Diğer ortakların itirazı


MADDE 222- (1) Yönetim şirket sözleşmesiyle
bir ortağa verilmişse, bu ortak, diğer ortaklar itiraz etseler ve karşı çıksalar
bile, hileye dayalı olmamak şartıyla, şirketin yönetimi için gereken işlemleri yapabilir.


 


II - Yönetimin kapsamı


MADDE 223- (1) Şirketin yönetimi
kapsamındaki hususlar, şirketin amacını ve konusunu elde etmek için yapılması gereken
olağan işlem ve işler ile sınırlıdır. Şirketi yönetenler, şirket menfaatine uygun
gördükleri işlerde, olağan işlem ve işlerle sınırlı olmak şartıyla, sulh, feragat
ve kabul ile tahkime de yetkilidirler. Şu kadar ki, bağışta bulunmak, kefil olmak,
üçüncü kişi lehine garanti vermek, ticari mümessil tayin etmek ve şirket konusuna
girmiyorsa taşınmazları satmak, satın almak, teminat göstermek, şirketin özüne ilişkin
üretim araçlarını elden çıkarmak, rehnetmek veya ticari işletme rehni kurmak gibi
olağan iş ve işlemler dışında kalan hususlarda ortakların oybirliği şarttır.


 


III - Faiz verme borcu


MADDE 224- (1) Ortak, yetkisiz olarak şirketten
çektiği ve şirket hesabına bir yerden tahsil ettiği parayı, derhâl; şirketten aldığı
ödüncü, aldığı tarihten itibaren faiziyle şirkete vermek zorundadır.


 


C) Denetim


MADDE 225- (1) Bir ortak yönetim hakkını
ve görevini haiz olmasa da şirket işlerinin gidişi hakkında bizzat bilgi edinmek,
şirketin belgelerini ve defterlerini incelemek, bunlara göre kendisi için şirketin
finansal durumunu gösterecek bir hesap tablosu düzenlemek hakkını haizdir. Buna
aykırı sözleşme geçersizdir.


 


D) Oy hakkı ve kararlar


MADDE 226- (1) Her ortak bir oy hakkını haizdir.
Buna aykırı sözleşme geçersizdir.


(2) Şirket sözleşmesinin her ne şekilde olursa olsun değiştirilmesine
ilişkin kararlar oybirliğiyle, diğer kararlar ise, kanunda veya şirket sözleşmesinde
aksine hüküm yoksa, ortakların çoğunluğunun oylarıyla verilir.


(3) “Oybirliği” şirketteki ortakların tümünün, “çoğunluk”
şirketteki ortakların salt çoğunluğunun olumlu oylarıyla alınması gereken kararları
ifade eder.


 


E) Kâr payı hakkı ve zarara katılma


I - Finansal tablolarının çıkarılması


MADDE 227- (1) Yönetici ortaklar, şirketin
faaliyet dönemi sonunda, bu Kanunun ticari defterlere ilişkin 64 ilâ 88 inci maddeleri
hükümlerine uygun finansal tablolarını hazırlayıp imzalar ve ortaklar kurulunun
onayına sunarlar. Finansal tablolar ortakların çoğunluğunun onayı ile kesinleşir.
İkinci fıkra hükmü saklı kalmak şartıyla, aynı toplantıda kârın dağıtımı da karara
bağlanır. Ortaklar, bu kararın kanuna, şirket sözleşmesine, şirket kararlarına veya
dürüstlük kuralına aykırı olması hâlinde, kârın kullanılması hakkındaki karar tarihinden
itibaren üç ay içinde iptal davası açabilirler.


(2) Ortaklar, kâr ve zarardan kendilerine düşen payın belirlenmesini,
şirket sözleşmesiyle veya sonradan alacakları bir kararla, içlerinden birine veya
bir üçüncü kişiye bırakabilirler. Bu ortağın veya üçüncü kişinin vereceği kararın
hakkaniyete aykırı olmaması şarttır. Söz konusu kararın öğrenilmesinden itibaren
üç ayın geçmesi, belirlenen kâr payının ortak tarafından tamamen veya kısmen alınması
veya başka bir kimseye devredilmesi, zararın ödenmesine başlanması gibi açık veya
zımni kabulü gösteren durumlarda dava hakkı düşer.


(3) Kâr ve zararın paylaşılmasına
ilişkin karar hakkaniyet kurallarına aykırı olduğu takdirde mahkemece iptal olunur.
Bu hâlde kâr ve zarar adi şirket hükümlerine göre paylaştırılır.


(4) Şirket sözleşmesinde öngörüldüğü takdirde, faiz ve
ücretler faaliyet dönemi içinde ödenir.


 


II - Ortağın istemleri


MADDE 228- (1) Her ortak, şirketten faaliyet
dönemi sonunda gerçekleşen kârdan kendisine düşen payı, şirkete ödünç olarak verdiği
paranın ve kararlaştırılmışsa koyduğu sermayenin faizlerini, şirket sözleşmesi gereğince
hak ettiği ücreti; kanuna veya şirket sözleşmesine göre yılsonu bilançosu çıkarılmamışsa
çıkarılmasını, bilançoda kâr payı saptanmamışsa saptanmasını ve alacaklarını istemek
hakkına sahiptir.


(2) Bu madde ile ortağa tanınmış olan hakları kaldırma
veya daraltma sonucunu doğuran sözleşme şartları geçersizdir.


 


III- Zarar payı


MADDE 229- (1) Ortaklar oybirliği ile karar almadıkça
hiçbir ortak, sermayesinden eksilen kısmı tamamlamaya zorlanamaz.


(2) Sermayenin zararla eksilen kısmı,
aksine karar yoksa, gerçekleşecek kâr ile kapatılır.


 


F) Rekabet yasağı


I - Kural


MADDE 230- (1) Bir ortak, ortağı olduğu
şirketin yaptığı ticari işler türünden bir işi, diğer ortakların izni olmaksızın
kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı tür ticari işlerle uğraşan bir
şirkete sorumluluğu sınırlandırılmamış ortak olarak giremez.


(2) Yeni kurulan bir şirkete giren ortağın, daha önce kurulmuş
diğer bir şirketin de sorumluluğu sınırlandırılmamış ortaklarından olduğunu diğer
ortaklar bildikleri hâlde önceki şirketten ilişiğinin kesilmesini aralarında açıkça
kararlaştırmamışlarsa, bu durumu kabul ettikleri varsayılır.


 


II - Aykırı hareket


MADDE 231- (1) Bir
ortak 230 uncu maddeye aykırı hareket ederse, şirket, bu ortaktan tazminat istemekte
veya tazminat yerine bu ortağın kendi adına yaptığı işleri şirket adına yapılmış
saymakta, üçüncü kişilerin hesabına yapmış olduğu işlerden doğan menfaatlerin şirkete
bırakılmasını istemekte serbesttir.


(2) Bu seçeneklerden birine diğer ortaklar çoğunlukla karar
verir. Bu hak, bir işlemin yapıldığının veya ortağın diğer bir şirkete girdiğinin
öğrenildiği tarihten başlayarak üç ay ve her hâlde işlemin yapıldığı tarihten itibaren
bir yıl sonra zamanaşımına uğrar.


(3) Yukarıdaki hükümler, hakları ihlal edilen ortakların,
şirketin feshini istemek haklarını etkilemez.


 


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Şirketin ve Ortakların Üçüncü Kişilerle İlişkileri


A) Tüzel kişiliğin kazanılması


MADDE 232- (1) Kollektif şirket ticaret
siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. Aksine sözleşme üçüncü kişilere karşı
geçersizdir.


 


B) Temsil


I - Kapsam


MADDE 233- (1) Şirketi temsile yetkili olan kimse,
şirketin işletme konusuna giren her türlü işi ve hukuki işlemleri şirket adına yapmak
ve şirketin unvanını kullanmak yetkisine sahiptir. Bu yetkiyi sınırlayan her şart,
iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.


(2) Ancak, şirket sözleşmesinin tescil ve ilanı gerekli
hükümlerine göre şirketin bağlanabilmesi için birlikte imza şart kılınmışsa, bu
şart, üçüncü kişilere karşı da geçerlidir.


 


II - Hükümleri


MADDE 234- (1) Şirketi temsil yetkisini haiz
olan kimseler tarafından, açık veya zımni olarak şirket adına yapılmış olan işlemlerden
dolayı, şirket alacaklı ve borçlu olur.


(2) Bir ortağın şirkete ait görevlerini yerine getirirken
işlediği haksız fiillerden şirket de doğrudan doğruya sorumludur.


 


III - Temsil yetkisinin kaldırılması


MADDE 235- (1) Haklı sebeplerin varlığı
hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir.
Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak
kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir. Kayyımın atanmasını, görevlerini, mahkemece
verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını, mahkeme resen tescil ve ilan ettirir.


(2) Ticari mümessil, temsil yetkisini haiz ortakların tümü
tarafından üçüncü kişilere karşı geçerli olacak şekilde görevden alınabilir.


 


C) Şirket alacaklılarının durumu


I - Ortakların kişisel sorumluluğu


MADDE 236- (1) Ortaklar, şirketin borç ve
taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün malvarlığı ile sorumludur.


(2) Şirkete yeni giren kişi, girme
tarihinden evvel doğmuş olsa bile, şirketin borçlarından ve taahhütlerinden diğer
ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malvarlığı ile sorumludur.


(3) Birinci ve ikinci fıkralara aykırı olarak sözleşmeye
konan şartlar, üçüncü kişiler hakkında geçerli olmaz.


 


II- Sorumluluğun derecesi


MADDE 237- (1) Şirketin borç ve taahhütlerinden
dolayı birinci derecede şirket sorumludur. Ancak, şirkete karşı yapılan icra takibi
semeresiz kalmış veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya
ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir.


(2) Yukarıdaki hükümler, ortakların kişisel mallarına ihtiyati
haciz koymaya mani değildir. Bu fıkra hükmünce konulmuş bulunan ihtiyati hacizler
hakkında İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen
süre, birinci fıkranın ikinci cümlesi hükmünce ortağa karşı dava veya takibe başlama
yetkisinin doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bununla beraber, ihtiyati
haciz tutanağının tebliğinden itibaren kanuni süre içinde şirkete karşı takibe veya
davaya başlanmadığı takdirde ihtiyati haciz düşer.


 


III - Mahkeme kararı


MADDE 238- (1) Yalnız şirket aleyhine alınmış
olan mahkeme kararı, şirket hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket herhangi
bir sebeple sona ermiş olmadıkça ortaklar hakkında icra edilemez.


(2) İcra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmediği
takdirde, alacaklı, şirketle birlikte ortakların veya bazılarının da doğrudan iflasını
isteyebilir.


 


IV- İflas


1. Şirketin iflası


MADDE 239- (1) Şirketin iflası hâlinde,
şirket alacaklıları alacaklarını almadıkça, ortakların kişisel alacaklıları şirket
mallarına başvuramazlar.


 


2. Şirketin ve ortakların iflası


MADDE 240- (1) Şirketin
iflası, ortakların iflasını gerektirmez. Ancak, depo kararına rağmen para yatırılmadığı
takdirde alacaklı, depo kararının ortaklara veya içlerinden bazılarına da tebliğini
ve gereğini yerine getirmedikleri takdirde şirketle birlikte iflaslarına karar verilmesini
mahkemeden isteyebilir. Bu hakkını kullanmamış olan alacaklının, şirket masasından
alacağını tamamen alamaması hâlinde ortakları iflas yoluyla da ayrıca takip hakkı
saklıdır.


(2) Ortakların mallarına adi takip veya iflas yolu ile
başvurulursa bunların kişisel alacaklıları ile şirket alacaklıları arasında bir
öncelik ve imtiyaz hakkı yoktur. Ancak, kişisel alacaklılar arasında kanunen rüçhan
hakkı bulunanların bu hakları saklıdır.


 


3. Ortakların hakları


MADDE 241- (1) Şirketin iflası hâlinde ortaklar,
koydukları sermaye ve işlemekte olan faizler için masaya giremezler; ancak, işlemiş
faizlerle ücretler ve şirket lehine yaptıkları giderler için herhangi bir alacaklı
gibi masaya girebilirler.


 


V - Takas


MADDE 242- (1) Şirkete borçlu olan kimse bu borcunu
ortaklardan birinden olan alacağı ile takas edemez.


(2) Bir ortak da kişisel alacaklısına olan borcunu şirketin
aynı kişideki bir alacağı ile takas edemez.


(3) Buna karşılık şirketin bir alacaklısı aynı zamanda
ortaklardan birinin kişisel borçlusu ise 237 ve 240 ıncı maddeler gereğince ortağın
şirket borcundan dolayı şahsen takip edilebildiği andan itibaren hem şirket
alacaklısı hem de ortak takas hakkını haizdirler.


 


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Şirketin Sona Ermesi ve Ortağın Ayrılması


A) Sona erme


I - Sebepleri


1. Genel olarak


MADDE 243 - (1) Kollektif şirketler,
253 üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla Türk Borçlar Kanununun 639 ve 640 ıncı
maddelerinde öngörülen ve aşağıda yazılı sebeplerden birinin gerçekleşmesiyle sona
erer:


a) Konkordato ile sonuçlanmış olsa bile şirketin iflası.


b) Şirket sermayesinin tamamının veya üçte ikisinin kaybedilmesine
rağmen, sermayenin tamamlanmasına veya geri kalan sermaye ile yetinmeye karar verilmemiş
olması.


c) Şirketin diğer bir şirket ile birleşmesi.


d) Kanunun 215 inci maddesinde gösterilen süre içinde veya
sonra tescil ve ilan yapılmamışsa, aradan ne kadar süre geçmiş olursa olsun, ortaklardan
herhangi birinin istemi üzerine ve bu ortağın noter aracılığıyla diğer ortaklara
uygun bir süreyi içeren ihtar göndermiş olması şartıyla mahkemece feshe karar verilmesi.


e) 254 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere ortaklardan
birinin iflası.


 


2. İstisnalar


MADDE 244 - (1) Şirket sözleşmesinde belirli bir veya
birkaç sebep göstermeksizin hükümde infisah sebeplerinden herhangi birinin varlığı
hâlinde şirketin sona ermeyeceğinin ifade edildiği genel nitelikteki hüküm geçerli
olmaz. Ancak, kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, bazı belirli
fesih sebeplerinin şirketin sona ermesi sonucu doğurmayacağı şirket sözleşmesinde
kabul olunabilir.


 


3. Haklı sebepler


MADDE 245- (1) Haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol
açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız
kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle;


a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının
çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması,


b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları
yerine getirmemesi,


c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret
unvanını veya mallarını kötüye kullanması,


d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer
bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği
ve ehliyetini kaybetmesi,


gibi hâller haklı sebeplerdendir.


(2) (a), (b) ve (c) bentleri gereğince kendisinde fesih
sebebi doğmuş olan ortağın dava hakkı yoktur.


 


4. Özel durumlar


a) Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi


MADDE 246- (1) Sermaye koyma borcunun yerine
getirilmemesinden dolayı fesih davası açabilmek için önce ortağa noter aracılığıyla
uygun süreyi içeren bir ihbar gönderilir. İhbar, verilen süre içinde borcun yerine
getirilmesi ihtarını da içerir.


 


b) Karine


MADDE 247- (1) Şirket sözleşmesinde öngörülen
şirket süresinin sona ermesinden sonra işlere devam etmek suretiyle zımni biçimde
uzatılmış bulunan veya süresi bir ortağın hayatına bağlanmış olan şirketler, belirsiz
süreli şirket sayılırlar.


 


5. Kişisel alacaklıların durumu


a) Şirket süresinin uzatılması hâlinde
itiraz hakkı


MADDE 248- (1) Ortaklarca alınan şirketin
süresinin uzatılmasına ilişkin karara, ortaklardan herhangi birinin kişisel alacaklısı
itiraz edebilir.


(2) İtiraz edebilmek için alacaklının, mahkeme kararı veya
o nitelikte belgeye ya da kesinleşmiş icra takibine dayanması ve uzatma kararının
ilanı tarihinden itibaren onbeş gün içinde itirazın noter aracılığıyla tebliği için
notere başvurması şarttır. Süresinde yapılmamışsa itiraz hakkı düşer.


(3) Sürenin uzatılmasına ilişkin karar tescil ve ilan edilmemiş
ise, alacaklı her zaman bu karara itiraz edebilir.


 


b) Haciz ve şirketin feshini isteme hakkı



MADDE 249- (1) Bir ortağın kişisel alacaklısı, borçlunun
kişisel mallarından ve 133 üncü madde gereğince şirketteki kâr payından alacağını
alamazsa, tasfiye sonunda borçlu ortağa düşecek paya haciz koydurmaya ve altı ay
önce ihbarda bulunmak ve hesap yılı sonu için hüküm ifade etmek üzere, şirketin
feshini istemeye yetkilidir.


(2) Mahkemece feshe karar verilmezden önce, şirket veya
diğer ortaklar borcu öderlerse, fesih davası düşer.


 


II - Hükümleri


1. Tescil ve ilan


MADDE 250- (1) Şirketin
sona ermesi hâlinde ortaklar sona ermeyi tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür. İflas
sebebiyle şirketin infisahı hâlinde bu yükümlülük iflas memuruna aittir.


(2) Şirketin feshi bir ortağın ölümünden ileri gelmişse
tescil ve ilan dilekçesi, ölen ortağın mirasçılarıyla birlikte diğer tüm ortaklar;
mirasçıların katılması mümkün bulunmayan veya güç olan hâllerde, sağ kalan ortaklar
tarafından verilir.


 


2. Ortakların yönetim haklarının sona
ermesi


MADDE 251- (1) Şirketi yönetmeye yetkili
olanlar, sona ermiş şirket adına ve hesabına işlem yapamazlar; aksi takdirde bu
işlemlerinden müteselsilen ve sınırsız sorumlu olurlar. 252 nci madde hükümleri
saklıdır.


(2) Fesih, kanuna uygun bir şekilde tescil ve ilan edilmedikçe
bütün ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu devam eder.


 


3. Geçici yönetim


MADDE 252- (1) Bir ortağın kısıtlanması veya iflasına
karar verilmesi hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 641 inci maddesi uygulanır.


 


B) Ortakların şirketten ayrılması


I - Özel durumlar


1. Ortağın ölümü


MADDE 253- (1) Şirket
sözleşmesinde şirketin ölen ortağın mirasçılarıyla devam edeceğine ilişkin düzenleme
yoksa, mirasçılarla diğer ortakların oybirliği ile verecekleri karar üzerine şirket
bunların arasında devam edebilir. Mirasçılar veya içlerinden biri şirkette kalmaya
razı olmazlarsa, diğer ortaklar, ölen ortağın razı olmayan mirasçılarına düşen payları
ödeyerek onları şirketten çıkarır ve aralarında şirkete devam edebilirler. Bu durumda
sağ kalan ortaklardan birinin şirketin devamına onay vermemesi sebebiyle oybirliği
sağlanamadığı takdirde şirket sona erer.


(2) Şirketin, ölen ortağın mirasçılarıyla diğer ortaklar
arasında kollektif şirket olarak devam edeceği hakkında şirket sözleşmesinde hüküm
varsa, mirasçılar kollektif sıfatıyla şirkete devam edip etmemekte serbesttirler.
Mirasçılar şirketin devam etmesini isterlerse, diğer ortaklar bu isteği kabul etmek
zorundadır. Ancak, kollektif sıfatıyla şirkette kalmak istemeyen mirasçı varsa,
ölen ortağın payından kendisine düşen tutar ile komanditer olarak şirkete kabul
edilmesini önerebilir. Diğer ortaklar bu öneriyi
kabul etmek zorunda değildir. Mirasçılar şirkete kollektif ortak veya komanditer
olarak girip girmeyeceklerini ortağın ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde şirkete
ihbar etmelidir. Durumun şirkete ihbarına kadar, mirasçılar şirkette komanditer
olarak kalmış sayılırlar. Bu süre içinde ihbarda bulunmamış olan mirasçılar, sürenin
sona ermesinden itibaren kollektif ortak sıfatını alırlar.


 


2. Ortağın iflası


MADDE 254- (1) Ortaklardan
birinin iflası hâlinde, müflis ortak şirketten çıkarılabilir. Bu takdirde şirket
diğer ortaklar arasında devam eder ve müflisin payı, masaya ödenir. Şu kadar ki,
sözleşme ile ortakların bu hakkı kaldırılabilir.


 


3. Haklı sebepler


MADDE 255- (1) Bir
ortağın kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı şirketin feshinin istenebileceği
durumlarda, diğer ortakların tümü o ortağın şirketten çıkarılmasına ve şirketin
devamına karar verebilir. Şirket sözleşmesinde bu kararın çoğunlukla alınması öngörülebilir.


(2) Çıkarılan ortak, bu kararın noter aracılığıyla tebliğinden
itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde şirkete karşı çıkarılmanın iptali davasını
açabilir.


(3) Birinci fıkra uyarınca çıkarma
kararı alınamadığı takdirde, her ortak, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye
ticaret mahkemesinden söz konusu ortağın şirketten çıkarılmasını ve ayrılma payının
belirlenmesini isteyebilir.


 


4. Fesih ihbarı


MADDE 256- (1) Süresiz şirketlerde ortaklardan biri
şirketin feshi ihbarında bulunduğu takdirde, diğer ortaklar feshi kabul etmeyerek,
o ortağı şirketten çıkarıp şirketin kendi aralarında devam etmesine karar verebilirler.


(2) Birinci fıkra hükmü, bir ortağın kişisel alacaklısının
248 veya 249 uncu maddeler gereğince itiraz veya fesih hakkını kullanması hâllerinde
de geçerlidir.


(3) Bu takdirde şirketin devam edeceğine ilişkin karar,
alacaklıya tebliğ edilir ve borçlu ortak faaliyet dönemi sonunda şirketten çıkarılır.



 


5. İki kişilik şirkette


a) Haklı sebeplerin varlığında


MADDE 257- (1) Yalnız iki kişiden oluşan
bir kollektif şirkette, ortaklardan birinin şirketten çıkarılmasını gerektiren haklı
sebepler varsa, diğer ortağın istemi üzerine mahkeme fesih ve tasfiyeye karar vermeksizin
şirketin bütün iş ve işlemleri, varlıkları, alacak ve borçlarıyla davacı ortağa
bırakılmasına ve diğer ortağın şirketten çıkarılmasına karar verebilir. Bu hâlde,
çıkarılan ortak hakkında 262 nci madde hükmü uygulanır.


 


b) Diğer sebeplerin varlığında


MADDE 258- (1) İki kişiden oluşan bir şirkette,
ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, 248, 249 ve 256 ncı maddelere göre sahip
olduğu itiraz veya fesih hakkını kullanır veya ortaklardan biri iflas ederse, diğer
ortak, 257 nci maddeden yararlanabilir.


 


II - Hükümler


1. Tescil


MADDE 259- (1) Bir ortağın şirketten çıkması veya
çıkarılması hâlinde, diğer ortaklar bunu tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür.


(2) Bir ortağın ölümü hâlinde 250 nci maddenin ikinci fıkrası
uygulanır.


(3) Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması üçüncü
kişilere karşı ancak tescil ve ilan tarihinden itibaren geçerli olur.


(4) Çıkan veya çıkarılan ortak, bu durumun tescil ve ilan
edildiği tarihe kadar yapılan şirket işlemlerinden üçüncü kişilere karşı sorumludur.



 


2. Ayrılan ortağın payı


a) Hesaplama şekli


MADDE 260- (1) Şirketten çıkan veya çıkarılan
ortağın payı, şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, çıkmanın istendiği veya ortağın
çıkarıldığı, uyuşmazlık hâlinde karar tarihine en yakın tarihteki şirket varlığı
esas alınarak hesaplanır.


 


b) Ödeme şekli


MADDE 261- (1) Çıkarılan veya çıkan ortak,
260 ıncı madde uyarınca hesaplanan payını şirketten ancak nakden alabilir.


 


c) Ödeme zamanı


MADDE 262- (1) Çıkan veya çıkarılan ortağın 260
ıncı maddede yazılı kurallara göre hesaplanacak payı, şirket sözleşmesinde gösterilen
tarihte ve şirket sözleşmesinde hüküm yoksa ayrılmadan sonra çıkarılacak ilk bilanço
tarihinde ödenir.


(2) Çıkarılan veya çıkan ortak ayrılma
tarihinden önce girişilen işler tasfiye edilmedikçe şirketteki sermaye payını alamaz.


 


d) Tamamlanmamış işler


MADDE 263- (1) Çıkarılan veya çıkan ortak,
ayrılmadan önce başlamış olan işlerin doğrudan doğruya sonuçları olan hak ve borçlara
katılır.


(2) Çıkarılan veya çıkan ortak, evvelce başlanmış işlerin
kalan ortaklar tarafından faydalı sayılacak şekilde tamamlanmasına ve bir sonuca
bağlanmasına engel olamaz. Ancak, söz konusu işlerin hemen tasfiyesi mümkün olamadığı
takdirde çıkan veya çıkarılan ortak, her faaliyet dönemi sonunda, o yıl içinde bitirilen
işlerin hesaplarını ve devam etmekte olan işlemlerin o tarihteki durumu hakkında
bilgi verilmesini isteyebilir.


 


e) Zamanaşımı


MADDE 264- (1) Şirketin
borçları için, şirket alacaklılarının ortaklara ileri sürebilecekleri istem hakları,
ortağın şirketten ayrılmasının, şirketin sona erdiğinin veya iflasının ilan edildiğinin
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından itibaren üç yıl geçmesiyle zamanaşımına
uğrar; ancak, niteliği nedeniyle, alacağın daha kısa bir zamanaşımına bağlandığı
durumlarda o zamanaşımı süresi uygulanır.


(2) Alacak ilandan sonra muaccel olursa, zamanaşımı muacceliyet
anından itibaren işlemeye başlar.


(3) Bu maddede öngörülen zamanaşımı ortakların birbirlerine
karşı olan alacaklarına uygulanmaz.


 


f) Özel durumlar


MADDE 265- (1) Hakkını elde etmek için sadece
paylaşılmamış şirket malvarlığına başvuran alacaklıya karşı, 264 üncü maddede yer
alan üç yıllık zamanaşımı ileri sürülemez.


(2) Bir ortak, şirketin ticari işletmesini devralırsa,
alacaklılara karşı üç yıllık zamanaşımını ileri süremez. Buna karşılık, devralma
sebebiyle ayrılan ortaklar hakkında borcun nakli hükümlerine göre iki yıllık zamanaşımı
uygulanır. Üçüncü kişinin ticari işletmeyi alacak ve borçlarıyla devralması hâlinde
iki yıllık zamanaşımı geçerli olur.


 


g) Zamanaşımının kesilmesi


MADDE 266- (1) Varlığını
sürdüren şirkete veya diğer bir ortağa karşı zamanaşımının kesilmesi şirketten ayrılan
ortağa karşı zamanaşımının kesilmesi sonucunu doğurmaz.


 


BEŞİNCİ BÖLÜM


Tasfiye


A) Genel hükümler


I - Sözleşme serbestisi


1. Kural


MADDE 267- (1) Şirket sözleşmesinde farklı
bir düzenleme bulunmayan durumlarda tasfiye, bu Bölümdeki hükümlere göre yapılır.


 


2. Ortakların kararlarına uyma zorunluluğu



MADDE 268- (1) Tasfiye memurları tasfiye
süresince ortakların tasfiyeye ilişkin oybirliğiyle verdikleri kararlara göre hareket
ederler.


(2) Tasfiye memurlarının atanmaları ve görevden alınmaları
veya onlara verilecek talimatla ilgili kararlara katılma hakkı, bir ortağın iflasında
iflas idaresine, ölümünde mirasçılara ve kısıtlanması durumunda kanuni temsilcisine
aittir. Mirasçılar kendilerini, oybirliğiyle atayacakları bir temsilci ile
temsil ettirirler. Oybirliğine ulaşılmadığı takdirde temsilcinin atanması mahkemeye
aittir.


(3) Ortaklarla tasfiye memurları arasında çıkan uyuşmazlıklar,
basit yargılama usulüne göre karara bağlanır. Yargılamada tasfiye memurları ve ortaklar
dinlenir. Kararın en kısa zamanda verilmesi gerekir. Bu husustaki kararlar kesindir.


 


II - Tüzel kişiliğin devamı


MADDE 269- (1) Tasfiye
hâline giren şirket, ortaklarla ilişkilerinde de, 293 üncü madde hükmü saklı kalmak
kaydıyla, ehliyeti tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel kişiliğini
korur ve ticaret unvanını buna “tasfiye hâlinde” ibaresini ekleyerek kullanmakta
devam eder.


 


III - İflas


MADDE 270- (1) Bir kollektif şirketin tasfiye
hâlinde bulunması, iflasına engel oluşturmaz.


 


IV - Şirket alacaklılarının rüçhan hakkı



MADDE 271- (1) Kollektif şirket alacaklılarının
şirket malları üzerinde ortakların kişisel alacaklarına karşı haiz oldukları rüçhan
hakları, şirketin sona ermesinden sonra da devam eder.


 


B) Tasfiye memurları


I - Genel olarak


MADDE 272- (1) Kollektif şirketin tasfiyesi,
iflas dışındaki sona erme hâllerinde tasfiye memurlarına aittir.


 


II - Seçim ve atama


MADDE 273- (1) Tasfiye memurları şirket
sözleşmesiyle, şirketin devamı sırasında veya sona ermesinden sonra ortakların oybirliğiyle
seçilir.


(2) Birinci fıkra hükümlerine uygun olarak bir tasfiye
memuru seçilmemişse, tüm ortaklar veya bunların kanuni temsilcileri tasfiyeye memur
sayılır. Bununla beraber ortaklardan birinin istemi üzerine şirketin merkezinin
bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesi, tasfiye hâlindeki şirket için bir veya birkaç
tasfiye memuru atar. Mahkeme gerek görürse dilekçeyi tebliğ ederek diğer ortakları
dinleyebilir.


(3) Gerek ortakların seçecekleri gerek mahkemenin atayacağı
tasfiye memurları ortaklardan veya üçüncü kişilerden olabilir.


 


III - Görevden alma


1. Tasfiye memuru olan ortaklar


a) Sona ermeden önce atanma


MADDE 274- (1) Tasfiye memurları, şirket
sözleşmesiyle veya şirketin sona ermesinden önce bir ortaklar kararıyla, ortaklar
arasından seçilmişlerse, diğer ortakların oybirliğiyle verebilecekleri bir kararla
görevden alınabilirler. Oybirliğine ulaşılamadığı takdirde, ortaklardan herhangi
birinin istemi üzerine, haklı sebepler varsa, mahkemece görevden alınabilirler.


(2) Görevden alma davası şirketin sona ermesinden önce
de açılabilir.


 


b) Sona ermeden sonra atama


MADDE 275- (1) Şirketin sona ermesinden sonra,
ortaklar arasından seçilen tasfiye memurları, diğer ortakların oybirliğiyle verecekleri
bir kararla görevden alınabilirler. Oybirliğine ulaşılamadığı takdirde ortaklardan
herhangi birinin istemi üzerine, haklı sebepler varsa, mahkemece görevden alınabilirler.



 


2. Ortak olmayan tasfiye memurları


MADDE 276- (1) Ortak olmayan tasfiye
memurları, şirket sözleşmesi veya sonradan verilen bir kararla ya da şirketin sona
ermesinden sonra seçilmiş olsalar bile, ancak ortakların oybirliğiyle verecekleri
bir kararla görevden alınabilirler. Oybirliğine ulaşılamadığı takdirde, ortaklardan
herhangi birinin istemi üzerine haklı sebeplerden dolayı mahkemece görevden alınabilirler.



(2) Görevden alınma davası şirketin sona ermesinden önce
de açılabilir.


 


3. Mahkemece atanan tasfiye memurları



MADDE 277- (1) 276 ncı madde, mahkeme tarafından
atanan tasfiye memurlarının görevden alınmalarına da uygulanır.


 


IV - İşlem biçimine ilişkin hükümler


1. Birlikte hareket


MADDE 278- (1) Şirket sözleşmesi veya sonradan
verilen bir kararla tasfiye işlerini yalnız başına görmeye yetkili kılınmamış olan
tasfiye memurları birlikte hareket ederler.


(2) Tasfiye memuru tasfiyeye yalnız
başına yetkiliyse, bu durum kanunda öngörüldüğü şekilde tescil ve ilan olunur.


 


2. Devir yasağı ve vekil etme


MADDE 279- (1) Bir tasfiye memuru
görevini diğer bir tasfiye memuruna veya üçüncü kişilere devredemez. Ancak, bazı
belirli iş ve işlemlerin yürütülebilmesi için tasfiye memurları içlerinden birini
veya bazılarını ya da üçüncü kişiyi vekil edebilirler.


 


3. Temsil


MADDE 280- (1) Tasfiye hâlinde bulunan şirketi
mahkemelerde ve dışarıda tasfiye memurları temsil eder.


(2) Tasfiye memurları şirket için yararlı gördükleri takdirde,
olağan işlem ve işlerle sınırlı olmak koşuluyla, sulhe, feragata, kabule, tahkime
ve özellikle hakem seçmeye de yetkilidirler; gereklilik hâlinde yeni işlemler de
yapabilirler.


(3) Tasfiye hâlinde bulunan kollektif şirket adına düzenlenen
bütün belgeler ve senetlerin “tasfiye hâlinde bulunan filan şirketin tasfiye memurları”
ibaresi eklenerek tasfiye memurları tarafından imzalanması şarttır.


(4) Bir tasfiye memurunun görevini yaparken işlediği haksız
fiillerden şirket de sorumludur.


 


4. Yalnız başına hareket


MADDE 281- (1) Üçüncü kişiler tarafından
yapılacak teklif, icap, ihbar, ihtar ve tebliğ gibi beyanların tasfiye memurlarından
yalnız birine karşı yapılması yeterlidir.


(2) Şirketin menfaatleri için tehlike umulan durumlarda
özellikle kanun yollarına başvurulmasında tasfiye memurları tek başlarına hareket
edebilirler.


 


5. Yetkilerin genişletilmesi veya daraltılması



MADDE 282- (1) Tasfiye memurlarının kanunen
haiz oldukları yetkiler, ortaklar tarafından oybirliğiyle veya haklı sebeplerin
bulunması durumunda mahkeme kararı ile daraltılıp genişletilebilir.


(2) Tescil ve ilan olunmadıkça yetkilerin daraltılması,
iyiniyetli üçüncü kişilere ileri sürülemez.


 


V - Tescil ve ilan


MADDE 283- (1) Tasfiye memurlarının atanmalarına,
değiştirilmelerine, görevden alınmalarına ve yetkilerine ilişkin şirket sözleşmesinin
hükümleri ile ortaklar veya mahkeme tarafından verilen tasfiyeye ilişkin kararların
tescil ve ilanı şarttır.


 


VI- Ücret


MADDE 284- (1) Ortaklar arasından seçilen
tasfiye memurları, sözleşmede veya sonradan verilmiş bir kararda belirtilmediği
takdirde ücret alamazlar.


(2) Ortak olmayanlardan atanan tasfiye memurları, ücret
kararlaştırılmasa bile, hâlin gereğine göre takdir edilecek uygun bir ücret isteyebilirler,
anlaşmazlık durumunda taraflar yargı yoluna başvurabilir.


 


VII – Sorumluluk


MADDE 285- (1) Kanuna, şirket sözleşmesine
veya iş görme şartlarını gösteren diğer hükümlere aykırı hareket ederek, üçüncü
kişileri veya ortakları zarara uğratan tasfiye memurları, kusursuz olduklarını ispat
etmedikçe, müteselsil olarak sorumlu tutulurlar.


(2) Tasfiye memurları, atadıkları ve hizmete aldıkları
kimselerin kanuna, şirket sözleşmesine veya diğer iş görme şartlarını gösteren hükümlere
aykırı hareketlerinden dolayı da Türk Borçlar Kanununun 116 ncı maddesi hükmünce,
gerek üçüncü kişilere gerek ortaklara karşı müteselsil olarak sorumludurlar.


(3) Bu davalar, davacının, zararı ve faili öğrendiği tarihten
itibaren iki yılda ve her hâlde zararı doğuran fiilden itibaren beş yılda zamanaşımına
uğrar. Ancak, zararı doğuran fiil bir suç oluşturduğu ve Türk Ceza Kanununa
göre süresi daha uzun bir dava zamanaşımına bağlı olduğu takdirde tazminat davasına
da o zamanaşımı uygulanır.


 


C) Tasfiye işleri


I - Koruma önlemleri


MADDE 286- (1) Tasfiye memurları, tasfiye
hâlinde bulunan şirketin bütün mal ve haklarının korunması için basiretli bir iş
adamı gibi gerekli önlemleri almakla ve tasfiyeyi olabildiğince en kısa zamanda
bitirmekle yükümlüdür.


 


II - Defter tutma yükümlülüğü


1. Başlangıç envanteri ve bilançosu


MADDE 287- (1) Tasfiye memurları, önceden seçilmişlerse
şirketin sona ermesini hemen izleyen günlerde ve şirketin sona ermesinden sonra
ortaklarca seçilmiş veya mahkemece atanmışlarsa seçimlerinden ve atanmalarından
hemen sonra şirket işlerini gören kişileri çağırarak onlarla birlikte, gelmedikleri
takdirde yalnız başlarına, şirketin finansal durumunu gösteren bir envanter ile
bilanço düzenlerler. Tasfiye memurları gerek görürlerse şirket mallarına değer biçmek
için uzmanlara başvurabilirler. Düzenlenen envanter ile bilanço, tasfiye memurlarının
önünde şirket işlerini yönetenler tarafından imzalanır.


(2) Envanter ve bilançonun imzasından sonra, tasfiye memurları
sona ermiş bulunan şirketin envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine
el koyarlar.


 


2. Defterler


MADDE 288- (1) Tasfiye memurları tasfiye
işlemlerinin güvenliğini sağlamak için gereken defterleri tutmakla yükümlüdür.


 


3. Son bilanço


MADDE 289- (1) Tasfiye sonunda, tasfiye
memurları şirket sözleşmesi veya kanun hükümlerine göre ortakların sermaye ile kâr
ve zarardaki paylarını ve diğer haklarını gösteren bir bilanço düzenleyerek ortaklara
tebliğ ile yükümlüdürler. Ortaklar bir ay içinde mahkemeye başvurarak itiraz etmezlerse,
bilanço kesinleşir.


(2) Bundan sonra ortaklar, kendilerine düşen payları almaktan
kaçındıkları takdirde tasfiye memurları, bu payları her ortağın ayrı ayrı adlarına
296 ncı maddede gösterilen bankalardan birine yatırırlar.


 


4. Saklama zorunluluğu


MADDE 290- (1) Tasfiyenin sonunda belgelerin
ve defterlerin saklanması hakkında 82 nci madde hükmü uygulanır.


 


III - Tasfiyenin amacı


MADDE 291- (1) Tasfiye memurları, şirketin
faaliyette bulunduğu dönemde başlanmış olup da henüz sonuçlandırılmamış olan iş
ve işlemleri tamamlamaya, şirketin borç ve taahhütlerini yerine getirmeye, şirketin
alacaklarını toplamaya, gereğinde yargı yolu ile almaya ve varlıkları paraya çevirmeye,
net varlığı elde etmeye yönelik ve yarayan bütün iş ve işlemleri yapmaya yetkili
ve zorunludurlar.


 


IV - Yeni işler


1. Kural


MADDE 292- (1) Tasfiye memurları
tasfiyenin gereklerinden olmayan yeni bir işlem yapamazlar. Aksi takdirde, bu tür
işlemlerden dolayı ortaklara karşı müteselsilen sorumlu olurlar.


 


2. İstisna


MADDE 293- (1) Tasfiye memurları, şirketin
işletme konusu kapsamındaki işlemlere, ancak, ortakların oybirliğiyle; feshe mahkemece
karar verilmiş olan durumlarda, ortaklar oybirliğini sağlayamazlarsa, mahkemenin
onay kararıyla devam edebilirler.


 


V - Varlıkların paraya çevrilmesi


1. Ayrı ayrı satış


MADDE 294- (1) Tasfiye memurları şirketin
sona ermesi durumunda şirkete ait taşınırları, durumun gereklerine göre ya artırma
yoluyla veya pazarlıkla satabilirler. Oybirliğiyle verilen bir kararla ortaklar
başka bir satış şeklini belirlemedikleri takdirde, taşınmazlar ancak İcra ve İflas
Kanunu hükümleri uyarınca açık artırma yoluyla satılabilir.


(2) İlgililer arasında küçük veya kısıtlanmış bir kişinin
bulunması bu hükmün uygulanmasına engel olmaz.


 


2. Toptan satış


MADDE 295- (1) Ortaklar oybirliğiyle karar
vermedikçe, tasfiye memurları önemli miktardaki şirket varlıklarını toptan satamazlar;
ancak oybirliğinin sağlanamadığı hâllerde mahkeme toptan satışa karar verebilir.


 


3. Paranın yatırılması


MADDE 296- (1) Tasfiye memurları, tasfiye sırasında
elde edilen paraların bin Türk lirasından fazlasını, mahkemece belirlenecek bir
bankaya, şirket adına yatırırlar.


 


VI - Borçların ödenmesi


MADDE 297- (1) Tasfiye
hâlinde bulunan bir kollektif şirketin vadesi henüz gelmemiş olan borçlarını tasfiye
memurları iskonto uygulayarak derhâl ödemeye ve alacaklılar da bu ödeme tarzını
kabule zorunludurlar.


 


VII - Ortakların ek ödemeleri


MADDE 298- (1) Bir kollektif şirketin varlığı,
borçlarının tamamına yetmediği takdirde, kalan şirket borçlarının ödenmesini sağlamak
için tasfiye memurları ortaklara başvururlar.


 


VIII - Tasfiyeden arta kalanın dağıtılması



1. Geçici ödemeler


MADDE 299- (1) Tasfiye memurları, alacaklıların ve
ortakların ilerde doğması muhtemel hak ve alacaklarına yetecek tutarı alıkoymak
şartıyla, mevcut parayı geçici olarak ortaklar arasında dağıtabilirler.


 


2. Son dağıtma


MADDE 300- (1) Şirketin net varlığı, şirket
sözleşmesine veya sonradan verilecek karara göre, tasfiye memurları tarafından dağıtılır.
Sözleşmede aksine hüküm veya ortakların kararı bulunmadığı takdirde dağıtma para
olarak yapılır.


 


IX - Ortakların denetleme hakkı


1. Bilgi isteme hakkı


MADDE 301- (1) Tasfiye
memurları, ortaklara, her zaman tasfiye işlerinin durumu hakkında bilgi ve ortaklar
istedikleri takdirde bu hususta imzalı bir belge vermekle yükümlüdürler.


(2) Tasfiye memurları tasfiyenin sonunda tasfiye iş ve
işlemlerine dair ortaklara hesap verirler.


 


2. Defterleri inceleme hakkı


MADDE 302- (1) Tasfiye memurları,
istem üzerine şirkete ve tasfiyeye ilişkin bütün defterleri ve belgeleri tasfiye
işleminin yapıldığı yerde ortaklara göstermekle yükümlüdürler. Ortakların bu defter
ve belgelerden suret almalarına tasfiye memurları engel olamazlar.


 


X - Tasfiyenin sonu


MADDE 303- (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine,
şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ve bunun tescil ve ilanı için
durum, tasfiye memurları tarafından ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir.


 


ÜÇÜNCÜ KISIM


Komandit Şirket


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Şirketin Niteliği ve Kuruluşu


A) Tanımı


MADDE 304- (1) Ticari
bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla kurulan, şirket alacaklılarına
karşı ortaklardan bir veya birkaçının sorumluluğu sınırlandırılmamış ve diğer ortak
veya ortakların sorumluluğu belirli bir sermaye ile sınırlandırılmış olan şirket
komandit şirkettir.


(2) Sorumluluğu sınırlı olmayan ortaklara komandite, sorumluluğu
sınırlı olanlara komanditer denir.


(3) Komandite ortakların gerçek kişi olmaları gerekir.
Tüzel kişiler ancak komanditer ortak olabilirler.


 


B) Uygulanacak hükümler


MADDE 305- (1) Bu Bölümdeki özel hükümler
saklı kalmak şartıyla, kollektif şirkete dair 212 ilâ 216 ncı maddeler komandit
şirketler hakkında da uygulanır.


(2) Şirket sözleşmesinde, her komanditer ortağın sermayesinin
miktarı, cinsi ve ortak sıfatından kaynaklanan ve bir yönetim hakkı niteliğinde
olmaması gereken, komanditer ortaklara verilen yönetim görevleri açıkça belirtilir.


 


C) Sözleşme


I - Yorum


MADDE 306- (1) Şirketin komandit
olup olmadığı sözleşme hükümlerine göre belirlenir. Ortaklar tarafından şirkete
verilen ad ve nitelik o şirketin türünün belirlenmesinde yalnız başına yeterli olmaz.



(2) Bir şirketin komandit olduğu açıkça saptanamıyorsa
o şirket kollektif sayılır.


 


II- Komanditerlerin sermaye koyma borcu



MADDE 307- (1) Bir komandit şirket sözleşmesine
213 üncü maddede gösterilen kayıtlardan başka komanditerlerin adları ve her birinin
koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermayenin cins ve miktarları yazılarak
tescil ve ilan ettirilir.


(2) Bir komanditer kişisel emeğini ve ticari itibarını
sermaye olarak koyamaz.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Ortaklar Arasındaki İlişkiler


A) Sözleşme serbestisi


MADDE 308- (1) Komandit şirkette
ortakların birbirleriyle olan ilişkileri şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirket
sözleşmesinde hüküm bulunmayan durumlarda, bu Bölümde yazılı hükümler saklı kalmak
şartıyla, kollektif şirketlere ilişkin 217 ilâ 231 inci maddeler uygulanır.


 


B) Komanditerlerin hukuki durumu


I - Yönetim


MADDE 309- (1) İster komandite ister komanditer
olsun her ortağın bir oy hakkı vardır. Bu kurala aykırı düzenlemeler geçersizdir.



(2) Şirket, komanditeler tarafından yönetilir.


(3) Komanditerler, şirket işlerini görmeye görevli ve yetkili
olmadıkları gibi, yönetim hakkını haiz kişilerin yetkileri içinde yaptıkları işlere
itiraz da edemezler. Ancak, olağanüstü iş ve işlemlerde, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi,
tür değiştirme, birleşme ve bölünme gibi yapısal değişikliklerde; şirkete ortak
alınması, çıkarılması ve payın devri türünden temel işlemlerde komanditerler de
oy hakkını haizdirler.


 


II - Denetleme


MADDE 310- (1) Her komanditer, iş yılı sonunda
ve iş saatleri içinde, şirketin envanterleriyle bilançosunun içeriğini, diğer finansal
tablolarını, bunların doğruluğunu ve geçerliliğini incelemeye yetkilidir.


(2) Komanditer, bu incelemeyi bizzat yapabileceği gibi
bir uzmana da yaptırabilir. Uzmanın şahsı hakkında bir itiraz ileri sürülürse komanditerin
istemi üzerine mahkeme tarafından bilirkişi atanmasına karar verilir. Bu karar kesindir.[40]


(3) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, mahkeme, komanditerin
istemi üzerine şirketin işlerinin ve varlığının bizzat veya bilirkişi tarafından
incelenmesine her zaman izin verebilir.


(4) Bu madde hükümlerine aykırı şirket sözleşmesi hükümleri
geçersizdir.


 


III - Rekabet yasağı


MADDE 311- (1) Kollektif ortakların, şirket konusunu
oluşturan işlemlerin aynını yapamayacaklarına ilişkin 230 uncu madde komanditerler
hakkında uygulanmaz. Ancak, komanditer, şirketin işletme konusunun kapsamına giren
işlerle uğraşacak bir ticari işletme açar veya böyle bir işletme açan bir kişiyle
ortak olur ya da bu nitelikte bir şirkete girerse, komandit şirketin belgelerini
ve defterlerini incelemek hakkını kaybeder.


 


IV - Kâr ve zarar


1. Genel olarak


MADDE 312- (1) Komanditer, iş yılı sonunda gerçekleşen
kâr payını ve şirket sözleşmesinde kararlaştırılmış olan faizleri nakden alır. Ancak,
koyduğu sermaye herhangi bir sebeple azalmış ise noksanı tamamlanıncaya kadar kâr
ve faizi isteyemez. Şu kadar ki, gelecek yıllarda elde edilecek kâr paylarından,
sermayenin noksanı tamamlandıktan sonra artan kısımdan önce geçmiş yıllara ait birikmiş
faizler ödenir.


 


2. Geri verilmesi zorunlu olmayan faizler
ve kâr payları


a) Usulüne göre tahakkuk ettirilmiş olanlar


MADDE 313- (1) Komanditerler, önce aldıkları
ve usulüne göre tahakkuk ettirilmiş faizi ve kâr paylarını, şirketin sonradan meydana
gelen zararını kapatmak için geri vermeye zorunlu tutulamazlar.


 


b) Usulsüz tahakkuk ettirilmiş olanlar


MADDE 314- (1) Komanditerler,
kanuna ve şirket sözleşmesine göre düzenlenen ve kâr gösteren bir bilançoya göre,
iyiniyetle aldıkları ancak usulsüz tahakkuk etirilmiş kâr paylarını veya şirket
sözleşmesi ile kabul edilmiş olan faizleri geri vermeye zorunlu tutulamazlar.


 


V - Ortaklığın geçişi


1. Devir hâlinde


MADDE 315- (1) Komanditer,
şirketteki payını başkasına devredebilir. Ancak, devre diğer ortaklar onay vermemişlerse
Türk Borçlar Kanununun 632 nci maddesi hükmü uygulanır.


 


2. Ölüm hâlinde


MADDE 316- (1) Ölen bir komanditerin yerine
mirasçıları geçer.


 


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Şirketin ve Ortakların Üçüncü Kişilerle Olan İlişkileri


A) Uygulanacak hükümler


MADDE 317- (1) Şirket ve ortakların
üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde, bu Bölümdeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla,
kollektif şirkete ilişkin 232 ilâ 242 nci maddeler uygulanır.


 


B) Şirketin temsili


MADDE 318- (1) Komandit şirketler, kural
olarak, komandite ortaklar tarafından temsil edilir. Kollektif şirketin temsil yetkisinin
kapsamı ve sınırlandırılmasına ilişkin hükümleri komandit şirkete de uygulanır.


(2) Komanditer ortaklar, ortak sıfatıyla şirketi temsile
yetkili olamazlar. Ancak, şirket sözleşmesinde aksine hüküm bulunmamak şartıyla,
komanditer ortak ticari mümessil, ticari vekil veya seyyar tacir memuru olarak atanabilir.


 


C) Komanditer ortağın sorumluluğu


I - Genel olarak


MADDE 319- (1) Bir komanditerin sorumluluğu koyduğu
veya taahhüt ettiği sermaye miktarını aşamaz.


 


II - İstisnalar


1. Adı şirketin unvanında bulunan komanditer


MADDE 320- (1) Adı şirketin unvanında bulunan
komanditer, üçüncü kişilere karşı komandite bir ortak gibi sorumlu sayılır.


 


2. Şirket adına işlemde bulunan komanditer


MADDE 321- (1) Ticari mümessil, ticari vekil
veya seyyar tacir memuru olarak hareket ettiğini açıkça bildirmeksizin, şirket adına
işlemlerde bulunan komanditer ortak, bu işlemler nedeniyle iyiniyetli üçüncü kişilere
karşı komandite ortak gibi sorumlu olur.


(2) Şirket, ticaret siciline tescil edilmeden önce işlemler
yapılmışsa, komanditer, bu tür şirket borçları için, üçüncü kişilere karşı, sorumluluğunun
sınırlı olduğunun onlar tarafından bilindiğini ispat etmediği takdirde, komandite
ortak gibi sorumlu tutulur.


(3) Alacaklı, komanditerin koyduğu sermayeye biçilen değerin,
bu sermayenin konulduğu andaki değerinin altında olduğunu ispat edebilir. Aradaki
fark tutarınca komanditer sorumludur.


(4) Komanditer ortak, koymayı taahhüt ettiği sermaye tutarınca,
kendisinin şirkete girmesinden önce doğan borçlardan da sorumludur.


(5) Komanditerin, şirket yönetimine karışması sonucunu
doğurmayacak şekilde öğüt vermesi, görüş açıklaması, olağanüstü iş ve işlemler ile
şirketin iş ve işlemleri üzerinde haiz olduğu denetleme haklarını kullanması, kanunda
yazılı hâllerde yönetim işlerini gören kimselerin atanmalarına, görevden alınmalarına
katılması, şirket içinde ikinci derecedeki hizmetlerde ve görevlerde çalıştırılması,
komanditer sıfatıyla sorumluluğunu etkilemez.


 


III - Alacaklıların durumu


1. Takip imkânı


MADDE 322- (1) Komanditer, koymayı
taahhüt ettiği sermaye borcunun henüz ödemediği tutarına kadar şirket alacaklılarına
karşı sorumludur. Bu suretle kendisine başvurulan komanditer ortak, şirket alacaklısına
ödemede bulunduğu tutarda sermaye borcundan kurtulur. Şirket alacaklıları, şirket
sona ermiş olmadıkça veya şirket aleyhine yapılan icra takibi semeresiz kalmadıkça,
komanditere başvuramazlar.


(2) Şirketin iflası hâlinde alacaklıların haiz oldukları
haklar iflas masasına geçer.


(3) Komanditer, şirkete koymayı taahhüt ettiği sermayeyi
aşan bir tutar ile sorumluluğu üzerine aldığını yazı ile bildirmiş veya ilan etmişse
üçüncü kişilere veya bildirimin muhatabına karşı bu tutar kadar sorumlu olur.


 


2. Sermayenin azaltılması


MADDE 323- (1) Bir komanditer sermayesini,
313 ve 314 üncü madde hükümleri saklı kalmak şartıyla, gerek doğrudan doğruya gerek
faiz veya kâr payına sayılmak üzere dolayısıyla tamamen veya kısmen geri alamayacağı
gibi, sermayesi herhangi bir sebeple azalmışsa noksan tamamlanıncaya kadar, faiz
veya kâr payı da isteyemez. Aksi hâlde, komanditer aldığı para kadar şirket alacaklılarına
karşı 322 nci maddenin birinci fıkrası gereğince sorumlu olur.


 


3. İflas


a) Şirketin iflası


MADDE 324- (1) Bir komandit şirketin iflası
hâlinde, şirket alacaklıları alacaklarını almadıkça, ortakların kişisel alacaklıları
şirket mallarına başvuramaz.


(2) Komanditerlerin koydukları sermaye de şirket alacaklılarının
birinci fıkrada yazılı olduğu gibi öncelikle haklarını elde edecekleri mallardan
sayılır.


 


b) Komanditelerin sorumluluğu


MADDE 325- (1) Şirketin varlığı şirket
alacaklılarına yetmeyecek olursa, bu alacaklılar geri kalan alacaklarından dolayı
komanditelerin kişisel mallarına başvurabilirler.


(2) Ortakların kişisel mallarına başvurulması hâlinde şirket
alacaklılarının, ortakların kişisel alacaklılarına karşı rüçhan hakkı yoktur.


 


c) Komanditerin iflası


MADDE 326- (1) Şirket ve iflas hâlinde
masası veya şirket alacaklıları, iflas etmiş bir komanditerin masasına başvururlarsa,
bunların, müflis komanditerin kişisel alacaklılarına karşı rüçhan hakkı yoktur.



 


4. Takas


MADDE 327- (1) Şirketten alacağı
olan bir kişinin, sermaye borcunu henüz yerine getirmemiş veya koyduğu sermayeyi
geri almış bir komanditere borcu varsa, bu kişi şirketteki alacağını komanditere
olan borcu ile takas edebilir. 242 nci madde hükmü saklıdır.


 


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Şirketin Sona Ermesi ve Tasfiyesi


A) Uygulanacak hükümler


MADDE 328- (1) Kollektif şirketlerin sona
ermesine, tasfiyesine ve ortakların şirketten çıkma ve çıkarılmasına ilişkin 243
ilâ 303 üncü madde hükümleri komandit şirketlerde de uygulanır. Ancak, şirket sözleşmesinde
aksine bir hüküm bulunmadıkça komanditerin ölümü veya kısıtlanması şirketin sona
ermesi sonucunu doğurmaz.


 


DÖRDÜNCÜ KISIM


Anonim Şirket


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Genel Hükümler, Kuruluş ve Temel İlkeler


A) Genel Hükümler


I - Tanım


MADDE 329- (1) Anonim şirket, sermayesi
belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu
bulunan şirkettir.


(2) Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye
payları ile ve şirkete karşı sorumludur.


 


II - Özel kanunlara bağlı anonim şirketler


MADDE 330- (1) Özel kanunlara tabi anonim
şirketlere, özel hükümler dışında bu kısım hükümleri uygulanır.


 


III - Amaç ve konu


MADDE 331- (1) Anonim şirketler, kanunen
yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konular için kurulabilir.


 


IV - En az sermaye tutarı


MADDE 332- (1) Tamamı esas sözleşmede taahhüt
edilmiş bulunan sermayeyi ifade eden esas sermaye ellibin Türk Lirasından ve sermayenin
artırılmasında yönetim kuruluna tanınmış yetki tavanını gösteren kayıtlı sermaye
sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi
yüzbin Türk Lirasından aşağı olamaz. Bu en az sermaye tutarı Cumhurbaşkanınca artırılabilir.[41][42]


(2) Bu Kanun anlamında kayıtlı sermayeli anonim şirketlerde
başlangıç sermayesi, kuruluşta ve sisteme ilk geçildiğinde haiz olunması zorunlu
sermayedir; çıkarılmış sermaye ise, çıkarılmış payların tümünün itibarî değerlerinin
toplamını temsil eder.


(3) Halka açık olmayan anonim şirketler gerekli şartları
artık haiz olmadıkları takdirde, Gümrük ve Ticaret Bakanlığından izin alarak kayıtlı
sermaye sisteminden çıkabilecekleri gibi, bu sisteme alınırken aranan nitelikleri
kaybettiklerinde, istemleri bulunmasa bile aynı Bakanlık tarafından sistemden çıkartılırlar.



(4) 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun
12 nci maddesi hükmü saklıdır.


 


V - Devletin gözetimi


1. İzin


MADDE 333- (1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca
yayımlanacak tebliğle, faaliyet alanları belirlenip, ilan edilecek anonim şirketler
Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izni ile kurulur. Bu şirketlerin esas sözleşme değişiklikleri
de aynı Bakanlığın iznine bağlıdır. Bakanlık incelemesi sadece kanunun emredici
hükümlerine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden yapılabilir. Bunun dışında hukuki
konumu, niteliği ve işletme konusu ne olursa olsun anonim şirketin kuruluşu ve esas
sözleşme değişiklikleri herhangi bir makamın iznine bağlanamaz.


 


2. Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulunda
temsili


MADDE 334- (1) Devlet, il özel idaresi,
belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinden birine, esas sözleşmede öngörülecek
bir hükümle, pay sahibi olmasalar da, işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin
yönetim kurullarında temsilci bulundurmak hakkı verilebilir.


(2) Birinci fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan
kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, ancak bunlar tarafından
görevden alınabilir.


(3) Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri,
genel kurul tarafından seçilen üyelerin hak ve görevlerini haizdir. Kamu tüzel kişileri,
şirket yönetim kurulundaki temsilcilerinin bu sıfatla işledikleri fiillerden ve
yaptıkları işlemlerden dolayı şirkete ve onun alacaklılarıyla pay sahiplerine karşı
sorumludur. Tüzel kişinin rücû hakkı saklıdır.


 


B) Kuruluş


I - Kurucu işlem


MADDE 335- (1) Şirket, kurucuların, kanuna
uygun olarak düzenlenmiş bulunan, sermayenin tamamını ödemeyi, şartsız taahhüt ettikleri,
imzalarının noterce onaylandığı veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda
imzaladığı esas sözleşmede, anonim şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur.
(Ek cümle:
15/7/2016-6728/67 md.) Şirketin kuruluşunda, esas sözleşmeyi ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt
bedeli alınmaz.[43]


(2) 355 inci maddenin birinci fıkrası hükmü saklıdır.


 


II - Kuruluş belgeleri


MADDE 336- (1) Esas sözleşme, (…)[44]
değerleme raporları, ayın ve işletme devralınmasına ilişkin olanlar da dâhil olmak
üzere, kurulmakta olan şirketle, kurucular ve diğer kişilerle yapılan ve
kuruluşla ilgili olan sözleşmeler (…)[45]
kuruluş belgeleridir. Bunlar, sicil dosyasına konulur ve birer nüshaları şirket
tarafından beş yıl süreyle saklanır.


 


III - Kurucular


1. Tanım


MADDE 337- (1) Pay taahhüt edip esas sözleşmeyi
imzalayan gerçek ve tüzel kişiler kurucudur.


(2) Kurucular, birinci fıkrada yazılı işlemi, üçüncü bir
kişinin hesabına yaptıkları takdirde, bu kişi de kuruluştan doğan sorumluluk bakımından
kurucu sayılır. Söz konusu üçüncü kişi, kendisi hesabına iş gören kimsenin bildiği
veya bilmesi gereken bir hususu kendisinin bilmediğini ileri süremez.


 


2. Asgari sayı


MADDE 338- (1) Anonim şirketin kurulabilmesi
için pay sahibi olan bir veya daha fazla kurucunun varlığı şarttır. 330 uncu madde
hükmü saklıdır.


(2) Pay sahibi sayısı bire düşerse, durum, bu sonucu doğuran
işlem tarihinden itibaren yedi gün içinde yönetim kuruluna yazılı olarak bildirilir.
Yönetim kurulu bildirimi aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde, şirketin tek
pay sahipli bir anonim şirket olduğunu tescil ve ilan ettirir. Ayrıca, hem şirketin
tek pay sahipli olarak kurulması hem de payların tek kişide toplanması hâlinde tek
pay sahibinin adı, yerleşim yeri ve vatandaşlığı da tescil ve ilan edilir. Aksi
hâlde doğacak zarardan, bildirimde bulunmayan pay sahibi ve tescil ve ilanı yaptırmayan
yönetim kurulu sorumludur.


(3) Şirket, tek pay sahibi olacak şekilde kendi
payını iktisap edemez; ettiremez.





IV - Esas sözleşme


1. İçerik


MADDE 339- (1) Esas sözleşmenin yazılı şekilde
yapılması ve bütün kurucuların imzalarının noterce onaylanması veya esas sözleşmenin
ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanması şarttır.[46]


(2) Esas sözleşmeye aşağıdaki hususlar yazılır:


a) Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunacağı yer.


b) Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde
şirketin işletme konusu.


c) Şirketin sermayesi ile her payın
itibarî değeri, bunların ödenmesinin şekil ve şartları.


d) Pay senetlerinin nama veya hamiline
yazılı olacakları; belirli paylara tanınan imtiyazlar; devir sınırlamaları.


e) Paradan başka sermaye olarak konan haklar ve ayınlar;
bunların değerleri; bunlara karşılık verilecek payların miktarı, bir işletme ve
ayın devir alınması söz konusu olduğu takdirde, bunların bedeli ve şirketin kurulması
için kurucular tarafından şirket hesabına satın alınan malların ve hakların bedelleriyle,
şirketin kurulmasında hizmetleri görülenlere verilmesi gereken ücret, ödenek veya
ödülün tutarı.


f) Kurucularla yönetim kurulu üyelerine ve diğer kimselere
şirket kârından sağlanacak menfaatler.


g) Yönetim kurulu üyelerinin sayıları, bunlardan şirket
adına imza koymaya yetkili olanlar.


h) Genel kurulların toplantıya nasıl çağrılacakları; oy
hakları.


ı) Şirket bir süre ile sınırlandırılmışsa, bu süre.


i) Şirkete ait ilanların nasıl yapılacağı.


j) Pay sahiplerinin taahhüt ettiği sermaye paylarının türleri
ve miktarları.


k) Şirketin hesap dönemi.


(3) İlk yönetim kurulu üyeleri esas sözleşme ile atanır.


 


2. Emredici hükümler


MADDE 340- (1) Esas
sözleşme, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanunda buna
açıkça izin verilmişse sapabilir. Diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı
esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar.


 


V - Taahhüdün onaylanması


MADDE 341- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)


 


VI - Ayni sermaye


1. Ayni sermaye konulabilecek malvarlığı
unsurları


MADDE 342- (1) Üzerlerinde sınırlı ayni
bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen,
fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye
olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş
alacaklar sermaye olamaz.


(2) 128 inci madde hükmü saklıdır.


 


2. Değer biçme


MADDE 343- (1) Konulan ayni sermaye ile
kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı
yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme
raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes
için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin,
geçerliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri
ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken
pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme
ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular (…)[47]
ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.


 


VII - Pay bedellerinin ödenmesi


1. Nakdî sermaye


MADDE 344- (1) Nakden taahhüt edilen payların
itibarî değerlerinin en az yüzde yirmibeşi tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini
izleyen yirmidört ay içinde ödenir. Payların çıkarma primlerinin tamamı tescilden
önce ödenir.


(2) Sermaye Piyasası Kanununun pay bedellerinin ödenmelerine
ilişkin hükümleri saklıdır.


 


2. Ödeme yeri


MADDE 345- (1) Nakdî ödemeler, 19/10/2005
tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa bağlı bir bankada, kurulmakta olan şirket
adına açılacak özel bir hesaba, sadece şirketin kullanabileceği şekilde yatırılır.
Taahhüt edilen payların, kanunda veya esas sözleşmede öngörülmüş bulunan ve kanunda
yazılı olandan daha yüksek olan tutarlarının ödendiği, ticaret siciline yöneltilecek
bir banka mektubu ile ispatlanır. Banka, bu tutarı, şirketin tüzel kişilik kazandığını
bildiren bir sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, sadece şirkete öder.


(2) Şirket, 335 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen
noter onayı veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda
imzalanma tarihinden itibaren, üç ay içinde tüzel kişilik kazanamadığı takdirde,
bu hususu doğrulayan bir sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, bedeller banka
tarafından sahiplerine geri verilir.[48]


 


3. Halka arzedilecek paylar


MADDE 346- (1) Esas sözleşmede taahhüt edilmiş
olup da taahhüt sahiplerince, şirketin tescilinden itibaren en geç iki ay içinde
halka arzedileceği esas sözleşmede belirtilmiş ve ayrıca garanti edilmiş bulunan
nakdî payların karşılıkları satıştan elde edilen gelirden ödenir. Pay senetlerinin
halka arzedilmesi sermaye piyasası mevzuatına göre yapılır. Satış süresinin sonunda,
payların itibarî değerlerinin, varsa çıkarma priminin karşılığı şirkete, giderler
düştükten sonra kalan tutar ise, pay senetlerini halka arzeden pay sahiplerine ödenir.


(2) Halka arzedilip de süresinde satılmayan payların bedellerinin
tamamı, süresinde halka arzedilmeyen payların bedellerinin ise, yüzde yirmibeşi
iki aylık süreyi izleyen üç gün içinde ödenir.


 


VIII - Primli paylar


MADDE 347- (1) İtibarî değerinden aşağı
bedelle pay çıkarılamaz. Payların itibarî değerinden yüksek bir bedelle çıkarılabilmeleri
için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararı bulunmalıdır.


 


IX - Kurucu menfaatleri


MADDE 348- (1) Şirketi kurdukları sırada harcadıkları
emeğe karşılık olarak kuruculara, para ve bedelsiz pay senedi vermek gibi şirket
sermayesinin azalması sonucunu doğurabilecek bir menfaat tanınamaz. Bu hükme aykırı
esas sözleşme hükümleri geçersizdir. Ancak, dağıtılabilir kârdan 519 uncu maddenin
birinci fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay sahipleri için yüzde beş kâr payı ayrıldıktan
sonra kalanın en çok onda biri intifa senetleri bağlamında kuruculara ödenir.


(2) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra kurulan anonim
şirketler, pay senetlerini halka arz etmeden önce kurucu intifa senetlerini, herhangi
bir bedel ödemeden iptal ederler; aksi hâlde intifa senetleri kendiliğinden geçersiz
sayılır.


(3) Dağıtılabilecek kâr mevcut ise şirket kârın dağıtılmamasını
kararlaştırmış olsa bile kurucu intifa sahipleri esas sözleşmede öngörülen kâr paylarını
alırlar.


 


X - Kurucular beyanı


MADDE 349- (Mülga: 15/7/2016-6728/73 md.)


 


XI - Halka arz taahhüdü


MADDE 350- (1) 346 ncı madde uyarınca, halka
arzedilmek üzere pay taahhüdünde bulunulduğu takdirde, halka arz, kurucular, yönetim
kurulu veya yetkili herhangi bir organ tarafından onaylanmış kabul edilir.


 


XII - İşlem denetçisi raporu


MADDE 351- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


XIII - Kuruluştan önce pay taahhüdünün
devri


MADDE 352- (1) Pay taahhüdünün, şirketin
tescilinden önce devri, şirkete karşı geçersizdir.


 


XIV - Fesih davası


MADDE 353- (1) Anonim
şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak, şirketin kurulmasında
kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle, alacaklıların, pay sahiplerinin
veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilmiş
olursa, yönetim kurulunun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya
pay sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret
mahkemesince şirketin feshine karar verilir. Mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli
önlemleri alır.


(2) Eksikliklerin giderilebilmesi, esas sözleşmeye veya
kanuna aykırı hususların düzeltilebilmesi için mahkeme süre verebilir.


(3) Dava dilekçesine deliller ile gerekli bütün bilgiler
eklenir. Yargılama aşamasında delil sunulamayacağı gibi bir davanın beklenilmesi
ve bilgi getirtmesi de mahkemeden istenemez. Ancak, somut olayın haklı göstermesi
hâlinde, mahkeme, kesin süreye bağlayarak, davacının delil sunma ve bilgi getirtme
istemini kabul edebilir. Dava, acele işlere ilişkin usule tâbîdir.


(4) Davanın, şirketin tescil ve ilanından itibaren üç aylık
hak düşürücü süre içinde açılması şarttır.


(5) Davanın açıldığı ve kesinleşmiş olan mahkeme kararı,
mahkemenin bildirimi üzerine, derhâl ve resen ticaret siciline tescil ve Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur. Ayrıca, yönetim kurulu, tescil ve ilanı
yapılan hususu, (…)[49]
internet sitesine koyar.


 


XV - Şirketin tescili ve ilanı


MADDE 354- (1) Şirket esas sözleşmesinin
tamamı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izniyle kurulacak olan anonim şirketlerde
izin alınmasını, diğer şirketlerde 335 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca şirketin
kuruluşunu izleyen otuz gün içinde şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline
tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur. Tescil ve ilan olunan
esas sözleşmeye, aşağıda sayılanlar dışında, 36 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü
uygulanmaz. Bu hususlar şunlardır:


a) Esas sözleşmenin tarihi.


b) Şirketin ticaret unvanı ve merkezi.


c) Şirketin, varsa süresi.


d) Şirketin sermayesi, ödenmesinin şekil ve şartları ile
payların itibarî değerleri, varsa imtiyazlar.


e) Pay senetlerinin türleri, hamiline veya nama yazılı
oldukları.


f) Şirketin nasıl temsil olunacağı.


g) Yönetim kurulu üyeleriyle şirketi temsile yetkili kimselerin
ad ve soyadları, unvanları, yerleşme yerleri ve vatandaşlıkları.


h) Şirketin yapacağı ilanların şekli; esas sözleşmede buna
ilişkin hüküm bulunduğu takdirde, yönetim kurulu kararlarının pay sahiplerine nasıl
bildirileceği.


(2) Şubeler, merkezin sicil kaydına gönderme yapılarak
bulundukları yer ticaret siciline tescil olunurlar.


(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/14 md.) 343 üncü madde
uyarınca verilen bilirkişi raporu ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilir.


 


XVI - Tüzel kişiliğin kazanılması


MADDE 355- (1) Şirket ticaret siciline tescil
ile tüzel kişilik kazanır.


(2) Tescilden önce şirket adına işlem
yapanlar ve taahhütlere girişenler, bu işlem ve taahhütlerden şahsen ve müteselsilen
sorumludurlar. Ancak, işlem ve taahhütlerin, ileride kurulacak şirket adına yapıldığı
açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık süre
içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa, yalnız şirket sorumlu olur.



(3) Şirketçe kabul olunmadığı takdirde kuruluş giderleri
kurucular tarafından karşılanır. Bunların pay sahiplerine rücu hakları yoktur.


 


C) Kanuna karşı hile


MADDE 356- (1) Şirketin tescilinden itibaren
iki yıl içinde bir işletme veya aynın, sermayenin onda birini aşan bir bedel karşılığında
devralınmasına veya kiralanmasına ilişkin sözleşmeler, genel kurulca onaylanıp ticaret
siciline tescil edilmedikçe geçerli olmaz. Bu sözleşmelerin onaylanmasından ve tescilinden
önce, bunların ifası amacıyla yapılmış olan ödemeler dâhil, her türlü tasarruf geçersizdir.



(2) Genel kurul kararını vermeden önce, yönetim kurulunun
istemi üzerine şirketin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesince atanacak bilirkişi,
şirket tarafından devralınacak ya da kiralanacak işletme ve ayınlara değer biçer.
Rapor resmî nitelik taşır.


(3) Toplantı ve karar nisabına 421
inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır.


(4) Sözleşme genel kurulun onay kararıyla birlikte tescil
ve ilan olunur.


(5) Şirketin işletme konusunu oluşturan veya cebrî icra
yoluyla iktisap edilen ayın ve işletmeler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.


 


D) Temel ilkeler


I - Eşit işlem ilkesi


MADDE 357- (1) Pay sahipleri eşit şartlarda
eşit işleme tabi tutulur.


 


II - Pay sahiplerinin şirkete borçlanma
yasağı


MADDE 358- (Değişik: 26/6/2012-6335/15
md.)


(1) Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş
borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş
yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Yönetim Kurulu


A) Genel olarak


I - Atama ve seçim


1. Üyelerin sayısı ve nitelikleri


MADDE 359- (1) Anonim şirketin, esas sözleşmeyle
atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan
bir yönetim kurulu bulunur. (Mülga son cümle: 26/6/2012-6335/43 md.) (…)


(2) Bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde,
tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece
bir gerçek kişi de tescil ve ilan olunur; ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğu,
şirketin internet sitesinde hemen açıklanır. Tüzel kişi adına sadece,
bu tescil edilmiş kişi toplantılara katılıp oy kullanabilir.


(3) Yönetim kurulu üyelerinin ve tüzel kişi adına tescil
edilecek gerçek kişinin tam ehliyetli olmaları şarttır. (Mülga ikinci ve üçüncü
cümle: 26/6/2012-6335/43 md.)


(4) Üyeliği sona erdiren sebepler seçilmeye de engeldir.



(5) (Ek: 28/3/2013-6455/79 md.) Devlet, il özel
idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin pay sahibi olduğu şirketlerde,
sayılan tüzel kişiler veya bunların gerçek kişi temsilcileri yönetim kuruluna seçilebilir.
Yönetim kurulu üye sayısı ikiden fazla olan şirketlerde üyelerin tamamının aynı
kamu tüzel kişisinin temsilcisi olmaması şartıyla kamu tüzel kişisini temsilen birden
fazla gerçek kişi yönetim kuruluna seçilebilir.


 


2. Belirli grupların yönetim kurulunda
temsil edilmesi


MADDE 360- (1) Esas sözleşmede öngörülmek
şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan
pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu
amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli
pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi,
esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel
kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı
gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi
zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde
yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine
ilişkin düzenlemeler saklıdır.


(2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı
tanınan paylar imtiyazlı sayılır.


 


3. Sigorta


MADDE 361- (1) Yönetim kurulu üyelerinin, görevlerini
yaparken kusurlarıyla şirkete verebilecekleri zarar, şirket sermayesinin yüzde yirmibeşini
aşan bir bedelle sigorta ettirilmiş ve bu suretle şirket teminat altına alınmışsa,
bu husus halka açık şirketlerde Sermaye Piyasası Kurulunun ve ayrıca pay senetleri
borsada işlem görüyorsa borsanın bülteninde duyurulur ve kurumsal yönetim ilkelerine
uygunluk değerlendirmesinde dikkate alınır.


 


4. Görev süresi


MADDE 362- (1) Yönetim kurulu üyeleri
en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa,
aynı kişi yeniden seçilebilir.


(2) 334 üncü madde hükmü saklıdır.


 


II - Üyeliğin boşalması


MADDE 363- (1) 334 üncü madde hükmü saklı
kalmak üzere, herhangi bir sebeple bir üyelik boşalırsa, yönetim kurulu, kanuni
şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun
onayına sunar. Bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar
görev yapar ve onaylanması hâlinde selefinin süresini tamamlar.


(2) Yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilir
veya ehliyeti kısıtlanır ya da bir üye üyelik için gerekli kanuni şartları yahut
esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybederse, bu kişinin üyeliği, herhangi bir
işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer.


 


III - Görevden alma


MADDE 364- (1) Yönetim kurulu üyeleri,
esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya
gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla
her zaman görevden alınabilirler. Yönetim kurulu üyesi olan tüzel kişi, kendi adına
tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirebilir.


(2) 334 üncü madde hükmü ve görevden alınan üyenin
tazminat hakkı saklıdır.


 


B) Yönetim ve temsil


I - Genel olarak


1. Esas


MADDE 365- (1) Anonim şirket, yönetim kurulu
tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.


 


2. Görev dağılımı


MADDE 366- (1) Yönetim kurulu, üyeleri
arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere, en az bir
başkan vekili seçer. Esas sözleşmede, başkanın ve başkan vekilinin veya bunlardan
birinin, genel kurul tarafından seçilmesi öngörülebilir.[50]



(2) Yönetim kurulu, işlerin gidişini izlemek, kendisine
sunulacak konularda rapor hazırlamak, kararlarını uygulatmak veya iç denetim amacıyla
içlerinde yönetim kurulu üyelerinin de bulunabileceği komiteler ve komisyonlar kurabilir.


 


3. Yönetimin devri


MADDE 367- (1) Yönetim kurulu esas sözleşmeye
konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya
tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili
kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan
görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla
yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya
değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge
hakkında, yazılı olarak bilgilendirir.


(2) Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun
tüm üyelerine aittir.


 


4. Ticari mümessil ve vekiller


MADDE 368- (1) Yönetim kurulu, ticari mümessil
ve ticari vekiller atayabilir.


 


5. Özen ve bağlılık yükümlülüğü


MADDE 369- (1) Yönetim kurulu üyeleri ve
yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle
yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek
yükümlülüğü altındadırlar.


(2) 203 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır.


 


II. Temsil yetkisi


1. Genel olarak


MADDE 370- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş
veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak
üzere yönetim kuruluna aittir.


(2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha
fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim
kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.


 


2. Kapsam ve sınırlar


MADDE 371- (1) Temsile yetkili
olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri,
şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve
esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır.


(2) Temsile yetkili olanların,
üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki,
üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun
gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin
ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir.



(3) Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet
sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece
merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin
tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir.


(4) Temsile yetkili kişiler
tarafından yapılan işlemin esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı olması,
iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin o işlemden dolayı şirkete başvurmalarına engel
değildir.


(5) Temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini
yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket sorumludur. Şirketin rücû
hakkı saklıdır.


(6) Sözleşmenin yapılması sırasında, şirket tek
pay sahibi tarafından ister temsil edilsin ister edilmesin, tek pay sahipli anonim
şirketlerde, bu pay sahibi ile şirket arasındaki sözleşmenin geçerli olması sözleşmenin
yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu şart piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz
ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelerde uygulanmaz.


(7) (Ek: 10/9/2014 - 6552/131 md.) Yönetim kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile
yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları
sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir.
Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci
maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin
tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları
atanamaz. Bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları
da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere
verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen
sorumludur.


 


3. İmza şekli


MADDE 372- (1) Şirket adına imza yetkisini
haiz kişiler şirketin unvanı altında imza atarlar. 40 ıncı maddenin ikinci fıkrası
hükmü saklıdır.


(2) Şirket tarafından düzenlenecek belgelerde şirketin
merkezi, sicile kayıtlı olduğu yer ve sicil numarası gösterilir.


 


4. Tescil ve ilan


MADDE 373- (1) Yönetim kurulu, temsile yetkili
kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini,
tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline verir.


(2) Temsil yetkisinin ticaret sicilinde tescilinden
sonra, ilgili kişilerin seçimine veya atanmalarına ilişkin herhangi bir hukuki sakatlık,
şirket tarafından üçüncü kişilere, ancak sakatlığın bunlar tarafından bilindiğinin
ispat edilmesi şartıyla ileri sürülebilir.


(3) (Ek:28/1/2021-7263/23 md.) Kamu kurum ve kuruluşları
tarafından, ticaret siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların
temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara
ilişkin ticaret sicili müdürlüklerince düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde yayımlanan ilan dışında hiçbir belge istenemez.


 


III - Görevler ve yetkiler


1. Genel olarak


MADDE 374- (1) Yönetim kurulu ve kendisine
bırakılan alanda yönetim, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde
bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için
gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir.


 


2. Devredilemez görev ve yetkiler


MADDE 375- (1) Yönetim
kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri şunlardır:


a) Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların
verilmesi.


b) Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi.


c) Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği
ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması.


d) (Değişik:23/5/2024-7511/14
md.) Şube müdürleri hariç olmak üzere müdürlerin ve aynı işleve sahip
kişilerin atanmaları ve görevden alınmaları.


e) Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas
sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket
edip etmediklerinin üst gözetimi.


f) Pay, yönetim kurulu karar ve genel
kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve
kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula sunulması, genel kurul
toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi.


g) Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde
bulunulması.


 


3. Sermayenin kaybı, borca batık olma
durumu


a) Çağrı ve bildirim yükümü


MADDE 376- (1) Son yıllık bilançodan, sermaye
ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı
anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula
uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.


(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek
akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı
takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme
veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona
erer.


(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/16
md.) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa,
yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel
satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket
alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim
kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir
ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin
açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket
borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından
sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin
yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin
bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye
bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.


 


b) Konkordato[51]


MADDE 377- (Değişik: 28/2/2018-7101/62 md.)



(1) Yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, 376 ncı
maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapacağı iflâs talebiyle birlikte veya bu kapsamda
yapılan iflâs yargılaması sırasında 2004 sayılı Kanunun 285 inci ve devamı maddeleri
uyarınca konkordato da talep edebilir.


 


4. Riskin erken saptanması ve yönetimi


MADDE 378- (1) Pay senetleri borsada işlem
gören şirketlerde, yönetim kurulu, şirketin varlığını, gelişmesini ve devamını tehlikeye
düşüren sebeplerin erken teşhisi, bunun için gerekli önlemler ile çarelerin uygulanması
ve riskin yönetilmesi amacıyla, uzman bir komite kurmak, sistemi çalıştırmak ve
geliştirmekle yükümlüdür. Diğer şirketlerde bu komite denetçinin gerekli görüp bunu
yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmesi hâlinde derhâl kurulur ve ilk raporunu
kurulmasını izleyen bir ayın sonunda verir.


(2) Komite, yönetim kuruluna her iki ayda bir vereceği
raporda durumu değerlendirir, varsa tehlikelere işaret eder, çareleri gösterir.
Rapor denetçiye de yollanır.


 


5. Şirketin kendi paylarını iktisap veya
rehin olarak kabul etmesi


a) Genel olarak


MADDE 379- (1) Bir şirket kendi paylarını,
esas veya çıkarılmış sermayesinin onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak
olan miktarda, ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edemez. Bu hüküm, bir
üçüncü kişinin kendi adına, ancak şirket hesabına iktisap ya da rehin olarak kabul
ettiği paylar için de geçerlidir.


(2) Payların birinci fıkra hükmüne göre iktisap
veya rehin olarak kabul edilebilmesi için, genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi
şarttır. En çok beş yıl için geçerli olacak bu yetkide, iktisap veya rehin olarak
kabul edilecek payların itibarî değer sayıları belirtilerek toplam itibarî değerleriyle
söz konusu edilecek paylara ödenebilecek bedelin alt ve üst sınırı gösterilir. Her
izin talebinde yönetim kurulu kanuni şartların gerçekleştiğini belirtir.


(3) Birinci ve ikinci fıkralardaki şartlara ek olarak,
iktisap edilecek payların bedelleri düşüldükten sonra, kalan şirket net aktifi,
en az esas veya çıkarılmış sermaye ile kanun ve esas sözleşme uyarınca dağıtılmasına
izin verilmeyen yedek akçelerin toplamı kadar olmalıdır.


(4) Yukarıdaki hükümler uyarınca, sadece, bedellerinin
tümü ödenmiş bulunan paylar iktisap edilebilir.


(5) Yukarıdaki fıkralarda yer
alan hükümler, ana şirketin paylarının yavru şirket tarafından iktisabı hâlinde
de uygulanır. Pay senetleri borsada işlem gören şirketler hakkında, Sermaye Piyasası
Kurulu şeffaflık ilkeleri ile fiyata ilişkin kurallar yönünden gerekli düzenlemeleri
yapar.


 


b) Kanuna karşı hile


MADDE 380- (1) Paylarının
iktisap edilmesi amacıyla, şirketin başka bir kişiyle yaptığı, konusu avans, ödünç
veya teminat verilmesi olan hukuki işlemler batıldır. Bu butlan hükmü, kredi
ve finans kurumlarının işletme konuları içine giren işlemlere ve şirketin veya onun
bağlı şirketlerinin çalışanlarına, şirketin paylarını iktisap edebilmeleri için,
avans, ödünç ve teminat verilmesine ilişkin hukuki işlemlere uygulanmaz. Ancak,
bu istisnai işlemler, şirketin, kanuna ve esas sözleşmesine göre ayırmak zorunda
bulunduğu yedek akçeleri azaltıyor veya 519 uncu maddede düzenlenen yedek akçelerin
harcanmalarına ilişkin kuralları ihlal ediyor ve şirketin 520 nci maddede öngörülen
yedek akçeyi ayırmasına imkân bırakmıyorsa, geçersizdir.


(2) Ayrıca, şirket ile üçüncü kişi arasında yapılmış
bulunan ve bu kişiye, şirketin kendi paylarını; şirketin, şirkete bağlı bir şirketin
veya şirketin paylarının çoğunluğuna sahip olduğu şirketin hesabına alma hakkı tanıyan
ya da böyle bir yükümlülük öngören bir düzenleme, eğer bu payları şirket alsaydı
işlem 379 uncu maddeye aykırı kabul edilecek idiyse batıldır.


 


c) Yakın ve ciddi bir kaybın önlenmesi


MADDE 381- (1) Bir şirket, yakın ve ciddi
bir kayıptan kaçınmak için gerekli olduğu takdirde, kendi paylarını, 379 uncu maddeye
göre genel kurulun yetkilendirmeye ilişkin kararı olmadan da iktisap edebilir.


(2) Payların bu yolla iktisabı hâlinde yönetim kurulu ilk
genel kurula;


a) İktisabın sebep ve amacı,


b) İktisap edilen payların sayıları,
itibarî değerlerinin toplamı ve sermayenin ne kadarını temsil ettiği,


c) Bedeli ve ödeme şartları,


hakkında yazılı bilgi verir.


 


d) İstisnalar


MADDE 382- (1) Bir şirket, 379 uncu madde
hükümleri ile bağlı olmaksızın;


a) Esas veya çıkarılmış sermayesinin azaltılmasına ilişkin
473 ilâ 475 inci madde hükümlerini uyguluyorsa,


b) Küllî halefiyet kuralının gereğiyse,


c) Bir kanuni satın alma yükümünden doğuyorsa,


d) Bedellerinin tümü ödenmiş olmak şartıyla ve cebrî icradan,
bir şirket alacağının tahsili amacına yönelikse,


e) Şirket, menkul kıymetler şirketiyse,


kendi paylarını iktisap edebilir.


 


e) İvazsız iktisap


MADDE 383- (1) Bir şirket, bedellerinin
tamamı ödenmiş olmak şartıyla, kendi paylarını ivazsız iktisap edebilir.


(2) Birinci fıkra hükmü, yavru şirket, ana şirketin paylarını
ivazsız iktisap ettiği takdirde de kıyas yoluyla uygulanır.


 


f) Elden çıkarma


MADDE 384- (1) 382 nci maddenin (b) ilâ
(d) bentleri ve 383 üncü madde hükümlerine göre, iktisap edilen paylar, şirket için
herhangi bir kayba yol açmadan devirleri mümkün olur olmaz ve her hâlde iktisaplarından
itibaren üç yıl içinde elden çıkarılırlar; meğerki, şirketin ve yavru şirketin sahip
oldukları bu payların toplamı şirketin esas veya çıkarılmış sermayesinin yüzde onunu
aşmasın.


 


g) Aykırı iktisap hâlinde elden çıkarma


MADDE 385- (1) 379 ilâ 381 inci maddelere
aykırı bir şekilde iktisap edilen veya rehin olarak alınan paylar, iktisapları veya
rehin olarak kabulleri tarihinden itibaren en geç altı ay içinde elden çıkarılır
ya da üzerlerindeki rehin kaldırılır.


 


h) Sermayenin azaltılması


MADDE 386- (1) 384 ve 385 inci maddeler
uyarınca elden çıkarılamayan paylar, sermayenin azaltılması yoluyla hemen yok edilir.



 


ı) Saklı tutulan hükümler


MADDE 387- (1) Şirketin kendi paylarını
iktisap edebileceğine ilişkin diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.


 


i) Kendi paylarını taahhüt yasağı


MADDE 388- (1) Şirket kendi paylarını taahhüt
edemez.


(2) Üçüncü kişinin veya bir yavru şirketin kendi
adına fakat şirket hesabına şirketin payını taahhüt etmesi, şirketin kendi payını
taahhüt etmesi sayılır.


(3) Birinci ve ikinci fıkralara
aykırı hareket hâlinde, söz konusu payları, kuruluşta kurucular, sermaye artırımlarında
yönetim kurulu üyeleri taahhüt etmiş sayılır ve bunlar pay bedellerinden sorumlu
olurlar. Kanuna aykırı taahhütte herhangi bir kusurları bulunmadığını ispat eden
kurucular ve sermaye artırımlarında yönetim kurulu üyeleri sorumluluktan kurtulurlar.


(4) Birinci ve üçüncü fıkra hükümleri ana şirketin
paylarını taahhüt eden yavru şirketlere kıyas yoluyla uygulanır. Söz konusu paylar
yavru şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından taahhüt edilmiş kabul olunur. Üyeler
pay bedellerinden sorumludur.


 


j) Hakların kullanılması


MADDE 389- (1) Şirketin iktisap ettiği
kendi payları ile yavru şirket tarafından iktisap edilen ana şirketin payları, ana
şirketin genel kurulunun toplantı nisabının hesaplanmasında dikkate alınmaz. Bedelsiz
payların iktisabı hariç, şirketin devraldığı kendi payları hiçbir pay sahipliği
hakkı vermez. Yavru şirketin iktisap ettiği ana şirket paylarına ait oy hakları
ile buna bağlı haklar donar.


 


IV - Yönetim kurulu toplantıları


1. Kararlar


MADDE 390- (1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı
bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır
ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim
kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.


(2) Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri
gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar.


(3) Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya
bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır.



(4) Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı
takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda
yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun
yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu
üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Onayların
aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların
tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını
içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için
gereklidir.


(5) Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına
bağlıdır.


 


2. Batıl kararlar


MADDE 391- (1) Yönetim kurulunun kararının
batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle;


a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan,


b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin
korunması ilkesini gözetmeyen,


c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki
haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren,


d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu
yetkilerin devrine ilişkin,


kararlar batıldır.


 


3. Bilgi alma ve inceleme hakkı


MADDE 392- (1) Her yönetim kurulu üyesi
şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir, soru sorabilir, inceleme
yapabilir. Bir üyenin istediği, herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma
veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesi, kurulca veya üyeler tarafından incelenmesi
ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi
alınması reddedilemez. Reddedilmişse dördüncü fıkra hükmü uygulanır.


(2) Yönetim kurulu toplantılarında, yönetim kurulunun bütün
üyeleri gibi, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişiler ve komiteler de bilgi vermekle
yükümlüdür. Bir üyenin bu konudaki istemi de reddedilemez; soruları cevapsız bırakılamaz.


(3) Her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu toplantıları
dışında, yönetim kurulu başkanının izniyle, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden,
işlerin gidişi ve belirli münferit işler hakkında bilgi alabilir ve görevinin yerine
getirilebilmesi için gerekliyse, yönetim kurulu başkanından, şirket defterlerinin
ve dosyalarının incelemesine sunulmasını isteyebilir.


(4) Başkan bir üyenin, üçüncü fıkrada öngörülen bilgi alma,
soru sorma ve inceleme yapma istemini reddederse, konu iki gün içinde yönetim kuruluna
getirilir. Kurulun toplanmaması veya bu istemi reddetmesi hâlinde üye, şirketin
merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkeme istemi
dosya üzerinden inceleyip karara bağlayabilir, mahkemenin kararı kesindir.


(5) Yönetim kurulu başkanı, kurulun izni olmaksızın,
yönetim kurulu toplantıları dışında bilgi alamaz, şirket defter ve dosyalarını inceleyemez.
Yönetim kurulu başkanının bu isteminin reddedilmesi hâlinde başkan, dördüncü fıkraya
göre mahkemeye başvurabilir.


(6) Yönetim kurulu üyesinin bu maddeden doğan hakları kısıtlanamaz,
kaldırılamaz. Esas sözleşme ve yönetim kurulu, üyelerin bilgi alma ve inceleme haklarını
genişletebilir.


(7) Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu
toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebilir. (Ek
cümleler:23/5/2024-7511/15 md.) İstemin uygun görülmesi hâlinde çağrı,
yönetim kurulu başkanınca yapılır. Ancak yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun
yazılı istemi üzerine, yönetim kurulu başkanı yönetim kurulunu istemin
kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde yapılacak şekilde
toplantıya çağırmak zorundadır. Bu süre içinde yönetim kurulu toplantıya
çağrılmadığı veya yönetim kurulu başkanı ya da başkan vekiline ulaşılamadığı
hâllerde, çağrı doğrudan istem sahiplerince yapılabilir. Çağrı üzerine
yapılacak toplantılarda toplantı ve karar nisapları hakkında
390 ıncı maddenin birinci fıkrası uygulanır. Esas sözleşmede yönetim
kurulunun toplantıya çağrılmasına ilişkin farklı bir usul belirlenebilir.


 


4. Müzakereye katılma yasağı


MADDE 393- (1) Yönetim kurulu üyesi, kendisinin
şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut
üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel
ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere
katılamaz. Bu yasak, yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük
kuralının gereği olan durumlarda da uygulanır. Tereddüt uyandıran hâllerde, kararı
yönetim kurulu verir. Bu oylamaya da ilgili üye katılamaz. Menfaat uyuşmazlığı yönetim
kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye bunu açıklamak ve yasağa uymak
zorundadır.


(2) Bu hükümlere aykırı hareket eden yönetim kurulu üyesi
ve menfaat çatışması nesnel olarak varken ve biliniyorken ilgili üyenin toplantıya
katılmasına itiraz etmeyen üyeler ve söz konusu üyenin toplantıya katılması yönünde
karar alan yönetim kurulu üyeleri bu sebeple şirketin uğradığı zararı tazminle yükümlüdürler.



(3) Müzakereye, yasak nedeniyle katılmamanın sebebi ve
ilgili işlemler yönetim kurulu kararına yazılır.


 


V- Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları


MADDE 394- (1) Yönetim kurulu üyelerine,
tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur
hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir.


 


VI - Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma
yasağı


MADDE 395- (1) Yönetim kurulu üyesi, genel
kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz;
aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle
bir iddiada bulunamaz.


(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/17 md.) Pay
sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan
393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket
kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını
devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri,
şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir.


(3) 202 nci madde hükmü saklı kalmak şartıyla, şirketler
topluluğuna dâhil şirketler birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilirler.


(4) Bankacılık Kanununun özel hükümleri saklıdır.


 


VII - Rekabet yasağı


MADDE 396- (1) Yönetim kurulu üyelerinden
biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş
türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari
işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu
hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte
veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler
hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte
serbesttir.


(2) Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne
aykırı harekette bulunan üyenin dışındaki üyelere aittir.


(3) Bu haklar, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını
veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri
tarihten itibaren üç ay ve her hâlde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl
geçince zamanaşımına uğrar.


(4) Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili
hükümler saklıdır.





ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Denetleme


A) Genel olarak


MADDE 397- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/18
md.) Dördüncü fıkra uyarınca denetime tabi olan anonim şirketlerin ve şirketler
topluluğunun finansal tabloları denetçi tarafından, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunca yayımlanan uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye
Denetim Standartlarına göre denetlenir. Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu
içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup
olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da denetim kapsamı içindedir.


(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/18 md.) Denetime tabi
olanlar, hazırlanmış olan finansal tablolarının denetimden geçip geçmediğini, denetimden
geçmiş ise denetçi görüşünü ilgili finansal tablonun başlığında açıkça belirtmek
zorundadır. Bu hüküm, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu için de uygulanır.
Denetime tabi olduğu hâlde, denetlettirilmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun
yıllık faaliyet raporu, düzenlenmemiş hükmündedir.


(3) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim
kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporunun sunulmasından sonra değiştirilmişse
ve değişiklik denetleme raporlarını etkileyebilecek nitelikteyse, finansal tablolar
ile, birinci fıkra çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu yeniden
denetlenir. Yeniden denetleme ve bunun sonucu, raporda özel olarak açıklanır. Denetçi
görüşünde de yeniden denetlemeyi yansıtan uygun eklere yer verilir.


(4) (Ek: 26/6/2012-6335/18 md.) 398 inci madde kapsamında
denetime tabi olacak şirketler Cumhurbaşkanınca belirlenir.[52]


(5) (Ek: 28/3/2013-6455/80 md.) Dördüncü fıkra kapsamı
dışında kalan anonim şirketler (…)[53]
bu fıkra hükümlerine göre denetlenir. Denetime ilişkin usul ve esaslar ile
bu fıkra uyarınca denetim yapacak denetçilerin niteliklerine, uyacakları etik ilkelere,
görev ve yetkilerine, seçilmelerine, görevden alınmalarına veya ayrılmalarına; denetimin
ve denetim raporlarının içeriğine ve raporun genel kurula sunulmasına ilişkin hususlar
Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Kanunun denetçinin sorumluluğuna
ilişkin hükümleri, bu fıkra uyarınca denetim yapacak denetçilere de kıyasen uygulanır.52


(6) (Ek: 28/3/2013-6455/80 md.) Beşinci fıkra kapsamında
denetime tabi olduğu hâlde söz konusu denetimi yaptırmayanların finansal tabloları
ve yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu düzenlenmemiş hükmündedir.


 


B) Konu ve kapsam


MADDE 398- (1) Şirketin
ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun
denetimi; envanterin, muhasebenin ve Türkiye Denetim Standartlarının öngördüğü ölçüde
iç denetimin, bu Bölüm hükümleri anlamında 378 inci madde uyarınca verilen raporların
ve 397 nci maddenin birinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet
raporunun denetimidir. Bu denetim, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanuna ve esas
sözleşmenin finansal tablolara ilişkin hükümlerine uyulup uyulmadığının incelenmesini
de kapsar. Denetleme, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun
belirlediği esaslar bağlamında, denetçilik mesleğinin gerekleriyle etiğine uygun
bir şekilde ve özenle gerçekleştirilir. Denetleme, şirketin ve topluluğun, malvarlıksal
ve finansal durumunun 515 inci madde anlamında dürüst resim ilkesine uygun olarak
yansıtılıp yansıtılmadığını, yansıtılmamışsa sebeplerini, dürüstçe belirtecek şekilde
yapılır.[54]


(2) Denetim;


a) Şirketin finansal tablolarının ve 397 nci maddenin birinci
fıkrası ve 402 nci maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık
faaliyet raporunun,


b) Topluluğun konsolide finansal tablolarının ve 397 nci
maddenin birinci fıkrası ve 402 nci maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde yönetim
kurulunun yıllık faaliyet raporunun,


denetçinin denetleme sırasında elde ettiği bilgilerle uyum
içinde olup olmadığını belirtip açıklayacak şekilde yapılır.


(3) Topluluğun finansal tablolarının denetiminden sorumlu
olan denetçi, topluluğun konsolide tablolarına alınan şirketlerin finansal tablolarını,
özellikle konsolidasyona bağlı uyarlamaları ve mahsupları, birinci fıkra anlamında
inceler; meğerki, konsolidasyona alınan şirket, kanun gereği veya böyle bir gereklilik
bulunmaksızın, bu Bölüm hükümlerine uygun olarak denetlenmiş olsun. Bu istisna,
merkezi yurt dışında bulunan bir şirketin bu Kanunun öngördüğü denetimle eş değer
bir denetime tâbî tutulmuş olması hâlinde de geçerlidir.


(4) Denetçi, yönetim kurulunun şirketi tehdit eden veya
edebilecek nitelikteki riskleri zamanında teşhis edebilmek ve risk yönetimini gerçekleştirebilmek
için 378 inci maddede öngörülen sistemi ve yetkili komiteyi kurup kurmadığını, böyle
bir sistem varsa bunun yapısı ile komitenin uygulamalarını açıklayan, ayrı bir rapor
düzenleyerek, denetim raporuyla birlikte, yönetim kuruluna sunar. Bu raporun esasları
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca belirlenir.[55]





C) Denetçi


I - Seçim, görevden alma ve sözleşmenin
feshi


MADDE 399- (1) Denetçi, şirket genel kurulunca;
topluluk denetçisi, ana şirketin genel kurulunca seçilir. Denetçinin, her faaliyet
dönemi ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet dönemi bitmeden seçilmesi
şarttır. Seçimden sonra, yönetim kurulu, gecikmeksizin denetleme görevini hangi
denetçiye verdiğini ticaret siciline tescil ettirir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi
ile internet sitesinde ilan eder.


(2) Denetçiden denetleme görevi, sadece dördüncü fıkrada
öngörüldüğü şekilde ve başka bir denetçi atanmışsa geri alınabilir.


(3) Konsolidasyona dâhil olan ana şirketin finansal tablolarını
denetlemek için seçilen denetçi, başka bir denetçi seçilmediği takdirde, topluluk
finansal tablolarının da denetçisi kabul edilir.


(4) Şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret
mahkemesi;


a) Yönetim kurulunun,


b) Sermayenin yüzde onunu, halka açık şirketlerde esas
veya çıkarılmış sermayenin yüzde beşini oluşturan pay sahiplerinin,


istemi üzerine, ilgilileri ve seçilmiş denetçiyi dinleyerek,
seçilmiş denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi, özellikle de
onun taraflı davrandığı yönünde bir kuşkunun varlığı hâlinde, başka bir denetçi
atayabilir.


(5) Görevden alma ve yeni denetçi atama davası, denetçinin
seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç hafta içinde
açılır. Azlığın bu davayı açabilmesi için, denetçinin seçimine genel kurulda karşı
oy vermiş, karşı oyunu tutanağa geçirtmiş ve seçimin yapıldığı genel kurul toplantısı
tarihinden itibaren geriye doğru en az üç aydan beri, şirketin pay sahibi sıfatını
taşıyor olması şarttır.


(6) Faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememişse,
denetçi, yönetim kurulunun, her yönetim kurulu üyesinin veya herhangi bir pay sahibinin
istemi üzerine, dördüncü fıkrada gösterilen mahkemece atanır. Aynı hüküm, seçilen
denetçinin görevi red veya sözleşmeyi feshetmesi, görevlendirme kararının iptal
olunması, butlanı veya denetçinin kanuni sebeplerle veya diğer herhangi bir nedenle
görevini yerine getirememesi veya görevini yapmaktan engellenmesi hâllerinde de
uygulanır. Mahkemenin kararı kesindir. (Ek iki cümle: 5/6/2017-KHK-691/8 md.;
Aynen kabul: 31/1/2018-7069/8 md.) Kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonu tarafından yürütülen şirketlerde faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi
seçilememiş olması halinde denetçi, şirket yönetim kurulunun teklifi üzerine Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır. Bakan bu yetkisini
Fon Kuruluna devredebilir.


(7) Denetçinin mahkeme tarafından atanması durumunda, emsal
dikkate alınarak, ücreti ile muhtemel giderler için mahkeme veznesine yatırılması
gereken ön ödeme mahkemece belirlenir. Bunlara üç iş günü içinde itiraz edilebilir.
Mahkeme kararı kesindir.


(8) Denetçi denetleme sözleşmesini, sadece haklı bir sebep
varsa veya kendisine karşı görevden alınma davası açılmışsa feshedebilir. Görüş
yazısının içeriğine ilişkin fikir ayrılıkları ile denetlemenin şirketçe sınırlandırılmış
olması veya görüş yazısı vermekten kaçınma haklı sebep sayılamaz. Denetçinin sözleşmeyi
feshi yazılı ve gerekçeli olmalıdır. Denetçi fesih tarihine kadar elde ettiği sonuçları
genel kurula sunmakla yükümlüdür; bu sonuçlar 402 nci maddeye uygun bir rapor hâline
getirilerek genel kurula verilir.


(9) Denetçi altıncı fıkra hükmüne göre fesih ihbarında
bulunduğu takdirde, yönetim kurulu hemen, geçici bir denetçi seçer ve fesih ihbarını
genel kurulun bilgisine, seçtiği denetçiyi de aynı kurulun onayına sunar.


 


II - Denetçi olabilecekler


MADDE 400- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/19
md.) Denetçi, bağımsız
denetim yapmak üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik
ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya
serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişiler ve/veya ortakları bu kişilerden oluşan
sermaye şirketi olabilir. Aşağıdaki hâllerden birinin varlığında, yeminli mali müşavir,
serbest muhasebeci mali müşavir ve/veya sermaye şirketi ve bunların ortaklarından
biri ve bunların ortaklarının yanında çalışan veya bu cümlede anılan kişilerin mesleği
birlikte yaptıkları kişi veya kişiler, ilgili şirkette denetçi olamaz. Şöyle ki,
önceki cümlede sayılanlardan biri;


a) Denetlenecek şirkette pay sahibiyse,


b) Denetlenecek şirketin yöneticisi veya çalışanıysa veya
denetçi olarak atanmasından önceki üç yıl içinde bu sıfatı taşımışsa,


c) Denetlenecek şirketle bağlantısı bulunan bir tüzel kişinin,
bir ticaret şirketinin veya bir ticari işletmenin kanuni temsilcisi veya temsilcisi,
yönetim kurulu üyesi, yöneticisi veya sahibiyse ya da bunlarda yüzde yirmiden fazla
paya sahipse yahut denetlenecek şirketin yönetim kurulu üyesinin veya bir yöneticisinin
alt veya üst soyundan biri, eşi veya üçüncü derece dâhil, üçüncü dereceye kadar
kan veya kayın hısmıysa,


d) Denetlenecek şirketle bağlantı hâlinde bulunan veya
böyle bir şirkette yüzde yirmiden fazla paya sahip olan bir işletmede çalışıyorsa
veya denetçisi olacağı şirkette yüzde yirmiden fazla paya sahip bir gerçek kişinin
yanında herhangi bir şekilde hizmet veriyorsa,


e) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya
finansal tablolarının düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda
bulunmuşsa,


f) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya
finansal tablolarının çıkarılmasında denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunduğu
için (e) bendine göre denetçi olamayacak gerçek veya tüzel kişinin veya onun ortaklarından
birinin kanuni temsilcisi, temsilcisi, çalışanı, yönetim kurulu üyesi, ortağı, sahibi
ya da gerçek kişi olarak bizzat kendisi ise,


g) (a) ilâ (f) bentlerinde yer alan şartları taşıdığı için
denetçi olamayan bir denetçinin nezdinde çalışıyorsa,


h) Son beş yıl içinde denetçiliğe ilişkin meslekî faaliyetinden
kaynaklanan gelirinin tamamının yüzde otuzundan fazlasını denetlenecek şirkete veya
ona yüzde yirmiden fazla pay ile iştirak etmiş bulunan şirketlere verilen denetleme
ve danışmanlık faaliyetinden elde etmişse ve bunu cari yılda da elde etmesi bekleniyorsa,


denetçi olamaz.


(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/19 md.) On yıl içinde
aynı şirket için toplam yedi yıl denetçi olarak seçilen denetçi üç yıl geçmedikçe
denetçi olarak yeniden seçilemez. (Değişik ikinci cümle: 28/3/2013-6455/81 md.)
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bu fıkranın uygulanmasına
ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve bu fıkrada belirtilen süreleri kısaltmaya
yetkilidir.


(3) Denetçi, denetleme yaptığı şirkete, vergi danışmanlığı
ve vergi denetimi dışında, danışmanlık veya hizmet veremez, bunu bir yavru şirketi
aracılığıyla yapamaz.


(4) (Mülga: 26/6/2012-6335/19 md.)


 


D) İbraz yükümü ve bilgi alma hakkı


MADDE 401- (1) Şirketin yönetim kurulu,
finansal tabloları ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu düzenlettirip onaylayarak,
gecikmeksizin, denetçiye verir. Yönetim kurulu, şirketin defterlerinin, yazışmalarının,
belgelerinin, varlıklarının, borçlarının, kasasının, kıymetli evrakının, envanterinin
incelenerek denetlenebilmesi için denetçiye gerekli imkânları sağlar.


(2) Denetçi (…)[56], yönetim kurulundan, kanuna
uygun ve özenli bir denetim için gerekli olan bütün bilgileri kendisine vermesini
ve dayanak oluşturabilecek belgeleri sunmasını ister. Yılsonu denetiminin hazırlıkları
için gerektiği takdirde, denetçi birinci fıkranın ikinci ve bu fıkranın birinci
cümlesinde öngörülen yetkileri finansal tabloların çıkarılmasından önce de haizdir.
Özenli bir denetim için gerekli olduğu takdirde denetçi bu fıkranın birinci ve ikinci
cümlelerinde yer alan yetkileri yavru ve ana şirketler için de kullanabilir.


(3) Konsolide finansal tabloları çıkarttırmakla yükümlü
olan şirketin yönetim kurulu, konsolide finansal tabloları denetleyecek denetçiye;
topluluğun finansal tablolarını, topluluk yıllık faaliyet raporunu, münferit şirketin
finansal tablolarını, şirketlerin yönetim kurullarının yıllık faaliyet raporlarını,
bir denetim yapılmış ise ana şirketin ve yavru şirketlerin denetim raporlarını vermek
zorundadır. Denetçi, birinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerinde öngörülen yetkileri
ana ve yavru şirketler yönünden de kullanabilir.


(4) (Ek: 20/11/2017-KHK-696/108 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/101
md.) Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004
tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım
atanmasına karar verilen şirketlerde, kayyımın ilk defa atandığı mali yıl ve öncesinde
yapılan iş ve işlemler ile ilgili olarak birinci fıkranın ilk cümlesi kapsamında
onay yükümlülüğü yoktur.





E) Denetim raporu


MADDE 402- (1) Denetçi, yapılan denetimin
türü, kapsamı, niteliği ve sonuçları hakkında, gereken açıklıkta, anlaşılır, basit
bir dille yazılmış ve geçmiş yılla karşılaştırmalı olarak hazırlanmış, finansal
tabloları konu alan bir rapor düzenler.


(2) Bundan başka ayrı bir rapor hâlinde, yönetim kurulunun,
şirketin veya topluluğun durumu hakkındaki yıllık faaliyet raporunda yer alan irdelemeleri,
denetçi tarafından, finansal tablolar ile tutarlılığı ve gerçeğe uygunluğu açısından
değerlendirilir.


(3) Denetçi, değerlendirme yaparken şirketin, denetliyorsa
ana şirket ile topluluğun finansal tablolarını esas alır. Raporda öncelikle, şirketin
ve topluluğun finansal durumuna dair yönetim kurulunun değerlendirmesi hakkında
görüş açıklanır. Bu görüşte, özellikle şirketin ve ana şirketin finansal tablolarının
denetimi bağlamında, şirketin ve topluluğun varlığını sürdürebilmesine ve gelecekteki
gelişmesine ilişkin analiz yanında, şirket yönetim kurulunun raporu ile topluluk
yıllık faaliyet raporu bu belgelerin verdiği olanak ölçüsünde şirketin finansal
durumu irdelenir.


(4) Denetim raporunun esas bölümünde;


a) Defter tutma düzeninin, finansal tabloların ve topluluk
finansal tablolarının, kanun ile esas sözleşmenin finansal raporlamaya ilişkin hükümlerine
uygun olup olmadığı,


b) Yönetim kurulunun denetçi tarafından denetim kapsamında
istenen açıklamaları yapıp yapmadığı ve belgeleri verip vermediği,


açıkça ifade edilir.


(5) Ayrıca, finansal tablolar ile bunların dayanağı
olan defterlerin;


a) Öngörülen hesap planına uygun tutulup tutulmadığı,


b) Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde, şirketin
malvarlığı, finansal ve kârlılık durumunun resmini gerçeğe uygun olarak ve dürüst
bir şekilde yansıtıp yansıtmadığı,


belirtilir.


(6) Denetim çerçevesinde, 398 inci
maddenin dördüncü fıkrası uyarınca bir değerlendirme yapılmışsa, bunun sonucu ayrı
bir raporda gösterilir.


(7) Denetçi, raporunu imzalar ve yönetim kuruluna sunar.



 


F) Görüş yazıları[57]


MADDE 403- (1) Denetçi,
denetimin sonucunu görüş yazısında açıklar. Bu yazı, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve
Denetim Standartları Kurumunun belirlediği esaslar çerçevesinde, denetimin konusu,
türü, niteliği ve kapsamı yanında denetçinin değerlendirmelerini de içerir. Denetçi,
olumlu görüş verdiği takdirde yazısında, öncelikle 398 inci madde ve Türkiye Denetim
Standartları uyarınca yapılan denetimde, Türkiye Muhasebe Standartları ve diğer
gereklilikler bakımından herhangi bir aykırılığa rastlanmadığını; denetim sırasında
elde edilen bilgilerine göre, şirketin veya topluluğun finansal tablolarının doğru
olduğunu, malvarlığı ile finansal duruma ve kârlılığa ilişkin resmin gerçeğe uygun
bulunduğunu ve tabloların bunu dürüst bir şekilde yansıttığını belirtir.


(2) Görüş yazısında, yönetim kurulunun
finansal tablolara ilişkin konular bakımından sorumluluğunu gerektirecek bir sebebin
mevcut olmadığına, varsa buna işaret edilir. Görüş Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunun belirlediği şekilde ve herkesin anlayabileceği bir dille
yazılır.


(3) Çekinceleri varsa denetçi, olumlu görüş yazısını sınırlandırabilir
veya olumsuz görüş verebilir. Sınırlandırılmış olumlu görüş, finansal tabloların
şirketin yetkili kurullarınca düzeltilebilecek aykırılıklar içerdiği ve bu aykırılıkların
tablolarda açıklanmış sonuca etkilerinin kapsamlı ve büyük olmadığı durumlarda verilir.
Sınırlamanın konusu, kapsamı ve düzeltmenin nasıl yapılabileceği sınırlandırılmış
olumlu görüş yazısında açıkça gösterilir.


(4) Şirket defterlerinde, denetlemenin bu Bölüm hükümlerine
uygun bir şekilde yapılmasına ve sonuçlara varılmasına olanak vermeyen ölçüde belirsizliklerin
bulunması veya şirket tarafından denetlenecek hususlarda önemli kısıtlamaların yapılması
hâlinde denetçi, bunları ispatlayabilecek delillere sahip olmasa bile, gerekçelerini
açıklayarak görüş vermekten kaçınabilir. Kaçınma olumsuz görüşün sonuçlarını doğurur.
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, kaçınmanın sebep ve usulü
ile buna dair gerekçenin esaslarını bir tebliğ ile düzenler.


(5) (Değişik: 26/6/2012-6335/20 md.) Olumsuz görüş
yazılan hâllerde yönetim kurulu, görüş yazısının kendisine teslimi tarihinden itibaren
dört iş günü içinde, genel kurulu toplantıya çağırır ve genel kurul yeni bir yönetim
kurulu seçer. Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse, eski yönetim kurulu üyeleri yeniden
seçilebilir. Yeni yönetim kurulu altı ay içinde, kanuna, esas sözleşmeye ve standartlara
uygun finansal tablolar hazırlatır ve bunları denetleme raporu ile birlikte genel
kurula sunar. Sınırlı olumlu görüş verilen hâllerde genel kurul, gerekli önlemleri
ve düzeltmeleri de karara bağlar.


(6) (Ek: 20/11/2017-KHK-696/109 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/102
md.) Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 5271 sayılı
Kanunun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde beşinci
fıkra hükümleri kayyımın görevi devam ettiği müddetçe uygulanmaz.


 


G) Denetçilerin sır saklamadan doğan sorumluluğu


MADDE 404- (1) (Değişik birinci cümle:
26/6/2012-6335/21 md.) Denetçi ve özel denetçi, bunların yardımcıları ile denetleme
yapmasına yardımcı olan temsilcileri, denetimi dürüst ve tarafsız bir şekilde yapmak
ve sır saklamakla yükümlüdür. Faaliyetleri sırasında öğrendikleri, denetleme ile
ilgili olan iş ve işletme sırlarını izinsiz olarak kullanamazlar. Kasten veya ihmal
ile yükümlerini ihlal edenler şirkete ve zarar verdikleri takdirde bağlı şirketlere
karşı sorumludurlar. Zarar veren kişi birden fazla ise sorumluluk müteselsildir.


(2) Birinci fıkrada öngörülen yükümün yerine getirilmesinde
ihmali bulunan kişiler hakkında, verdikleri zarar sebebiyle, her bir denetim için
yüzbin Türk Lirasına, pay senetleri borsada işlem gören anonim şirketlerde ise üçyüzbin
Türk Lirasına kadar tazminata hükmedilebilir. İhmalleriyle zarara sebebiyet veren
kişilere ilişkin bu sınırlama denetime birden çok kişinin katılmış veya birden çok
sorumluluk doğurucu eylemin gerçekleştirilmiş olması hâlinde uygulandığı gibi, katılanlardan
bazılarının kasıtlı hareket etmiş olmaları durumunda da geçerlidir.


(3) Denetçinin bağımsız denetim yapmak
üzere yetkilendirilen bir sermaye şirketi olması hâlinde sır saklama yükümü bu kurumun
yönetim kurulunu ve üyelerini ve çalışanlarını da kapsar.[58]


(4) Bu hükümlerden doğan tazmin yükümü sözleşme ile ne
kaldırılabilir ne de daraltılabilir.


(5) Denetçinin bu maddeden doğan sorumluluğuna ilişkin
istemler rapor tarihinden başlayarak beş yılda zamanaşımına uğrar. Ancak, fiil suç
oluşturup da Türk Ceza Kanununa göre süresi daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa,
tazminat davasına da o zamanaşımı uygulanır.


(6) Ceza mevzuatının, suç ihbarına ilişkin hükümleri
saklıdır.


 


H) Şirket ile denetçi arasındaki görüş
ayrılıkları


MADDE 405- (1) Şirket ile denetçi arasında
şirketin ve topluluğun yılsonu hesaplarına, finansal tablolarına ve yönetim kurulunun
faaliyet raporuna ilişkin, ilgili kanunun, idari tasarrufun veya esas sözleşme hükümlerinin
yorumu veya uygulanması konusunda doğan görüş ayrılıkları hakkında, yönetim kurulunun
veya denetçinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret
mahkemesi dosya üzerinden karar verir. Karar kesindir.


(2) Dava giderlerinin borçlusu şirkettir.


 


I) Topluluk ilişkileri için özel denetçi
denetimi


MADDE 406- (1) a) Denetçi, şirketin hâkim
şirketle veya topluluk şirketleriyle ilişkileriyle ilgili olarak sınırlı olumlu
görüş veya kaçınma yazısı yazmışsa veya


b) Yönetim kurulu, şirketin
topluluk tarafından, bazı belirli hukuki işlemler veya uygulanan önlemler dolayısıyla kayba uğratıldığını
ve bunlar dolayısıyla denkleştirme yapılmadığını açıklamışsa,


herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine, şirketin merkezinin
bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi tarafından şirketin, hâkim şirketle veya
hâkim şirkete bağlı şirketlerden biriyle olan ilişkisini incelemek üzere özel denetçi
atanabilir.





DÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Genel Kurul


A) Genel olarak


MADDE 407- (1) Pay sahipleri şirket
işlerine ilişkin haklarını genel kurulda kullanırlar. Kanuni istisnalar saklıdır.


(2) Murahhas üyelerle en az bir yönetim
kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunmaları şarttır. Diğer yönetim
kurulu üyeleri genel kurul toplantısına katılabilirler. Denetçi (…)[59] genel kurulda hazır bulunur. Üyeler ve
denetçiler görüş bildirebilirler.


(3) 333 üncü madde gereğince belirlenen
şirketlerin genel kurul toplantılarında Gümrük ve Ticaret Bakanlığının temsilcisi
de yer alır. Diğer şirketlerde, hangi durumlarda Bakanlık temsilcisinin genel kurulda
bulunacağı ve genel kurul toplantıları için temsilcilerin görevlendirilmelerine
ilişkin usul ve esaslar ile bunların nitelik, görev ve yetkileri ayrıca ücret tarifeleri
Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir. Bakanlık
temsilcisinin toplantıya katılma giderleri ve ücretleri ilgili şirket tarafından
karşılanır.


 


B) Görev ve yetkileri


MADDE 408- (1) Genel kurul, kanunda ve esas
sözleşmede açıkça öngörülmüş bulunan hâllerde karar alır.


(2) Çeşitli hükümlerde öngörülmüş bulunan devredilemez
görevler ve yetkiler saklı kalmak üzere, genel kurula ait aşağıdaki görevler ve
yetkiler devredilemez:


a) Esas sözleşmenin değiştirilmesi.


b) Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri
ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında
karar verilmesi ve görevden alınmaları.


c) (Değişik: 26/6/2012-6335/22 md.) Kanunda öngörülen
istisnalar dışında denetçinin seçimi ile görevden alınması.


d) Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna,
yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine,
yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair
kararların alınması.


e) Kanunda öngörülen istisnalar dışında şirketin feshi.


f) Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı.


(3) Tek pay sahipli anonim şirketlerde bu pay sahibi
genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir. Tek pay sahibinin genel kurul sıfatıyla
alacağı kararların geçerlilik kazanabilmeleri için yazılı olmaları şarttır.


 


C) Toplantılar


MADDE 409- (1) Genel kurullar olağan ve
olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay
içinde yapılır. Bu toplantılarda, organların seçimine, finansal tablolara, yönetim
kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının
oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini
ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır, karar alınır.


(2) Gerektiği takdirde genel kurul olağanüstü toplantıya
çağrılır.


(3) Aksine esas sözleşmede hüküm bulunmadığı
takdirde genel kurul, şirket merkezinin bulunduğu yerde toplanır.


 


D) Çağrı


I - Yetki


1. Yetkili ve görevli organlar


MADDE 410- (1) Genel kurul, süresi dolmuş
olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları
da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu toplantıya çağırabilirler.


(2) Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı
nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin
izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Mahkemenin kararı
kesindir.


 


2. Azlık


a) Genel olarak


MADDE 411- (1) Sermayenin en az onda birini,
halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan,
yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya
çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri
konuları gündeme koymasını isteyebilirler. Esas sözleşmeyle, çağrı hakkı daha az
sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabilir.


(2) Gündeme madde konulması istemi,
çağrı ilanının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasına ilişkin ilan ücretinin
yatırılması tarihinden önce yönetim kuruluna ulaşmış olmalıdır.


(3) Çağrı ve gündeme madde konulması istemi noter aracılığıyla
yapılır.


(4) Yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel
kurul en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılır; aksi hâlde
çağrı istem sahiplerince yapılır.


 


b) Mahkemenin izni


MADDE 412- (1) Pay sahiplerinin çağrı
veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği
veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin
başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu
yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse,
gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar.
Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya
ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme
yaparak karar verir. Karar kesindir.


 


II - Gündem


MADDE 413- (1) Gündem, genel kurulu toplantıya
çağıran tarafından belirlenir.


(2) Gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere
edilemez ve karara bağlanamaz. Kanuni istisnalar saklıdır.


(3) Yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin
seçimi yılsonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır.



 


III - Çağrının şekli


1. Genel olarak


MADDE 414- (1) Genel kurul toplantıya, esas
sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı
günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay
defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini
ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile
gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.


(2) Sermaye Piyasası Kanununun 11 inci maddesinin altıncı
fıkrası hükmü saklıdır.


 


2. Genel kurula katılmaya yetkili olan
pay sahipleri


MADDE 415- (1) Genel kurul toplantısına,
yönetim kurulu tarafından düzenlenen “hazır bulunanlar listesi”nde adı bulunan pay
sahipleri katılabilir.


(2) Hazır bulunanlar listesinde adı
bulunan senede bağlanmamış payların, ilmuhaberlerin nama yazılı payların sahipleri
ve Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca kayden izlenen pay sahipleri
veya anılanların temsilcileri genel kurula katılır. Gerçek kişilerin kimlik göstermeleri,
tüzel kişilerin temsilcilerinin vekâletname ibraz etmeleri şarttır.[60]


(3) (Mülga:27/12/2020-7262/28 md.)


(4) Genel kurula katılma ve oy kullanma hakkı, pay
sahibinin payların sahibi olduğunu kanıtlayan belgeleri veya pay senetlerini şirkete
bir kredi kuruluşuna veya başka bir yere depo edilmesi şartına bağlanamaz.


 


3. Çağrısız genel kurul


MADDE 416- (1) Bütün payların sahipleri
veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula
katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak
şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve
bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler.


(2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği
ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir.


 


E) Toplantının yapılması


I - Hazır bulunanlar listesi[61]


MADDE 417- (1) Yönetim
kurulu, hamiline yazılı pay sahipleri ile Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi
uyarınca genel kurula katılabilecek kayden izlenen payların sahiplerine ilişkin
listeyi, Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlayacağı “pay sahipleri çizelgesi”ne göre
düzenler.


(2) Yönetim kurulu, kayden izlenmeyen paylar ile ilgili
olarak genel kurula katılabilecekler listesini düzenlerken, senede bağlanmamış bulunan
veya nama yazılı olan paylar ile ilmühaber sahipleri için pay defteri kayıtlarını
(…)61 dikkate alır.


(3) Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre düzenlenecek
genel kurula katılabilecekler listesi, yönetim kurulu başkanı tarafından imzalanır
ve toplantıdan önce genel kurulun yapılacağı yerde bulundurulur. Listede özellikle,
pay sahiplerinin ad ve soyadları veya unvanları, adresleri, sahip oldukları pay
miktarı, payların itibarî değerleri, grupları, şirketin esas sermayesi ile ödenmiş
olan tutar veya çıkarılmış sermaye toplantıya aslen ve temsil yoluya katılacakların
imza yerleri gösterilir.


(4) Genel kurula katılanların imzaladığı liste “hazır bulunanlar
listesi” adını alır.


(5) (Değişik:27/12/2020-7262/29 md.) Pay sahipleri
çizelgesinin Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlanmasının usul ve esasları, gereğinde
genel kurul toplantısının yapılacağı gün ile sınırlı olmak üzere payların devrinin
yasaklanması ve ilgili diğer konular Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi
uyarınca kayden izlenen paylara ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu, hamiline
yazılı paylar bakımından ise Ticaret Bakanlığı tarafından bir tebliğ ile düzenlenir.


 


II - Toplantı ve karar nisabı


MADDE 418- (1) Genel kurullar, bu Kanunda
veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin
en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla
toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan
nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz.


(2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu
ile verilir.


 


III - Toplantı başkanlığı ve iç yönerge


MADDE 419- (1) Esas sözleşmede aksine herhangi
bir düzenleme yoksa, toplantıyı, genel kurul tarafından seçilen, pay sahibi sıfatını
taşıması şart olmayan bir başkan yönetir. Başkan tutanak yazmanı ile gerek görürse
oy toplama memurunu belirleyerek başkanlığı oluşturur. Gereğinde başkan yardımcısı
da seçilebilir.


(2) Anonim şirket yönetim kurulu, genel kurulun çalışma
esas ve usullerine ilişkin kuralları içeren, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından,
asgari unsurları belirlenecek olan bir iç yönerge hazırlar ve genel kurulun onayından
sonra yürürlüğe koyar. Bu iç yönerge tescil ve ilan edilir.


 


IV - Toplantının ertelenmesi


MADDE 420- (1) Finansal tabloların müzakeresi
ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine
sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın,
toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414 üncü maddenin
birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve
internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda
öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır.


(2) Azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal
tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi, finansal tabloların
itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından,
dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır.


 


V - Esas sözleşme değişikliklerinde toplantı
ve karar nisapları


MADDE 421- (1) Kanunda veya esas sözleşmede
aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin
en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların
çoğunluğu ile alınır. İlk toplantıda öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği
takdirde, en geç bir ay içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantı
için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte birinin toplantıda temsil edilmesidir.
Bu fıkrada öngörülen nisapları düşüren veya nispî çoğunluğu öngören esas sözleşme
hükümleri geçersizdir.


(2) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin
tümünü oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğiyle alınır:



a) Bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve
ikincil yükümlülük koyan kararlar.


b) Şirketin merkezinin yurt dışına taşınmasına ilişkin
kararlar.


(3) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin
en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu
oylarıyla alınır:


a) Şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi.


b) İmtiyazlı pay oluşturulması.


c) Nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması.


(4) İkinci ve üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk
toplantıda ulaşılamadığı takdirde izleyen toplantılarda da aynı nisap aranır.


(5) Pay senetleri menkul kıymet borsalarında işlem gören
şirketlerde, aşağıdaki konularda karar alınabilmesi için, yapılacak genel kurul
toplantılarında, esas sözleşmelerinde aksine hüküm yoksa, 418 inci maddedeki toplantı
nisabı uygulanır:


a) Sermayenin artırılması ve kayıtlı sermaye tavanının
yükseltilmesine ilişkin esas sözleşme değişiklikleri.


b) Birleşmeye, bölünmeye ve tür değiştirmeye ilişkin kararlar.


(6) İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi
veya imtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin genel kurul kararına olumsuz oy vermiş
nama yazılı pay sahipleri, bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından
itibaren altı ay boyunca payların devredilebilirliği hakkındaki kısıtlamalarla bağlı
değildirler.


 


VI - Tutanak


MADDE 422- (1) Tutanak, pay sahiplerini
veya temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibarî
değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları,
her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir. Tutanak,
toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır; aksi hâlde geçersizdir.



(2) Yönetim kurulu, tutanağın noterce onaylanmış bir suretini
derhâl ticaret sicili müdürlüğüne vermek ve bu tutanakta yer alan tescil ve ilana
tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür; tutanak ayrıca hemen şirketin
internet sitesine konulur.[62]


 


VII - Kararların etkisi


MADDE 423- (1) Genel kurul tarafından verilen
kararlar toplantıda hazır bulunmayan veya olumsuz oy veren pay sahipleri hakkında
da geçerlidir.


 


VIII - Bilançonun onaylanmasına ilişkin
karar


MADDE 424- (1) Bilançonun onaylanmasına
ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim
kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Bununla
beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço
şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve
bu hususta bilinçli hareket edilmişse onama ibra etkisini doğurmaz.


 


F) Pay sahibinin kişisel hakları


I - Genel kurula katılma


1. İlke


MADDE 425- (1) Pay sahibi, paylarından doğan
haklarını kullanmak için, genel kurula kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan
veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula yollayabilir. Temsilcinin
pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmü geçersizdir.


 


2. Şirkete karşı yetkili olma


MADDE 426- (1) Senede bağlanmamış paylardan,
nama yazılı pay senetlerinden ve ilmühaberlerden doğan pay sahipliği hakları, pay
defterinde kayıtlı bulunan pay sahibi veya pay sahibince, yazılı olarak yetkilendirilmiş
kişi tarafından kullanılır.


(2) Hamiline yazılı pay senedinin zilyedi bulunduğunu ispat
eden ve Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilen kimse, şirkete karşı pay sahipliğinden
doğan hakları kullanmaya yetkilidir.[63]


 


3. Pay sahibinin temsili


a) Genel olarak


MADDE 427- (1) Katılma haklarını temsilci
olarak kullanan kişi, temsil edilenin talimatına uyar. Talimata aykırılık, oyu geçersiz
kılmaz. Temsil edilenin temsilciye karşı hakları saklıdır.


(2) Hamiline yazılı pay senedini, rehin, hapis hakkı, saklama
sözleşmesi veya kullanım ödüncü sözleşmesi ve benzeri sözleşmeler sebebiyle elde
bulunduran kimse, pay sahipliği haklarını, ancak pay sahibi tarafından özel bir
yazılı belge ile yetkilendirilmişse kullanabilir.


 


b) Organın temsilcisi, bağımsız temsilci
ve kurumsal temsilci


MADDE 428- (Mülga: 15/2/2018-7099/23 md.)


 


c) Tevdi eden temsilcisi


MADDE 429- (1) Tevdi eden temsilcisi, kendisine
tevdi edilmiş bulunan pay ve pay senetlerinden doğan katılma ve oy haklarını tevdi
eden adına kullanma yetkisini haizse, nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda talimat
almak için, her genel kurul toplantısından önce, tevdi edene başvurmak zorundadır.


(2) Zamanında istenmiş olup da talimat alınamamışsa, tevdi
edilen kişi, katılma ve oy haklarını, tevdi edenin genel talimatı uyarınca kullanır;
böyle bir talimatın yokluğu hâlinde oy, yönetim kurulunun yaptığı öneriler yönünde
verilir.


(3) Bu madde anlamında tevdi olunan kişiler, bağlı olacakları
esas ve usuller ve temsil belgesinin içeriği Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bir
yönetmelikle düzenlenir.


 


d) Bildirge


MADDE 430- (Mülga: 15/2/2018-7099/23 md.)


 


e) Bildirim


MADDE 431- (Mülga: 15/2/2018-7099/23 md.)


 


4. Birden çok hak sahibi


MADDE 432- (1) Bir pay, birden çok kişinin
ortak mülkiyetindeyse, bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda
paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler.


(2) Bir payın üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde,
aksi kararlaştırılmamışsa, oy hakkı, intifa hakkı sahibi tarafından kullanılır.
Ancak, intifa hakkı sahibi, pay sahibinin menfaatlerini hakkaniyete uygun bir şekilde
göz önünde tutarak hareket etmemiş olması dolayısıyla pay sahibine karşı sorumludur.


 


II - Yetkisiz katılma


MADDE 433- (1) Oy hakkının kullanılmasına
ilişkin sınırlamaları dolanmak veya herhangi bir şekilde etkisiz bırakmak amacıyla,
payların veya pay senetlerinin devri ya da pay senetlerinin başkasına verilmesi
geçersizdir.


(2) Yetkisiz katılmalarla ilgili olarak her pay
sahibi, toplantı başkanlığına itirazda bulunabilir, itirazını ve yönetim kuruluna
da itirazda bulunmuş olduğunu tutanağa geçirtebilir.


 


III - Oy hakkı


1. İlke


MADDE 434- (1) Pay sahipleri, oy
haklarını genel kurulda, paylarının toplam itibarî değeriyle orantılı olarak kullanır.
1527 nci maddenin beşinci fıkrası hükmü saklıdır.


(2) Her pay sahibi sadece bir paya sahip olsa da
en az bir oy hakkını haizdir. Şu kadar ki, birden fazla paya sahip olanlara tanınacak
oy sayısı esas sözleşmeyle sınırlandırılabilir.


(3) Şirketin finansal durumunun
düzeltilmesi sırasında payların itibarî değerleri indirilmişse payların indiriminden
önceki itibarî değeri üzerinden tanınan oy hakkı korunabilir.


(4) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı halka açık olmayan
anonim şirketlerde birikimli oyu bir tebliğle düzenleyebilir.


 


2. Oy hakkının doğumu


MADDE 435- (1) Oy hakkı, payın, kanunen
veya esas sözleşmeyle belirlenmiş bulunan en az miktarının ödenmesiyle doğar.


 


3. Oydan yoksunluk


MADDE 436- (1) Pay sahibi kendisi, eşi,
alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri
altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya
işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde
oy kullanamaz.


(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli
imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin
kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.





IV - Bilgi alma ve inceleme hakkı


MADDE 437- (1) Finansal tablolar,
konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme
raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından
en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine
hazır bulundurulur. Bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süre
ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulur. Her
pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini
isteyebilir.


(2) Pay sahibi genel kurulda, yönetim kurulundan, şirketin
işleri; denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir.
Bilgi verme yükümü, 200 üncü madde çerçevesinde şirketin bağlı şirketlerini de kapsar.
Verilecek bilgiler, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe
uygun olmalıdır. Pay sahiplerinden herhangi birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul
dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir pay sahibinin istemde bulunması üzerine,
aynı bilgi, gündemle ilgili olmasa da aynı kapsam ve ayrıntıda verilir. Bu hâlde
yönetim kurulu bu maddenin üçüncü fıkrasına dayanamaz.


(3) Bilgi verilmesi, sadece, istenilen
bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer
şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebilir.


(4) Şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının, pay sahibinin
sorusunu ilgilendiren kısımlarının incelenebilmesi için, genel kurulun açık izni
veya yönetim kurulunun bu hususta kararı gerekir. İzin alındığı takdirde inceleme
bir uzman aracılığıyla da yapılabilir.


(5) Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan,
haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibi,
reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin
bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Başvuru basit yargılama usulüne
göre incelenir. Mahkeme kararı, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını
ve bunun şeklini de içerebilir. Mahkeme kararı kesindir.


(6) Bilgi alma ve inceleme hakkı, esas sözleşmeyle ve şirket
organlarından birinin kararıyla kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz.


 


V - Özel denetim isteme hakkı


1. Genel kurulun kabulü


MADDE 438- (1) Her
pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde
ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel
bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan
isteyebilir.


(2) Genel kurul istemi onaylarsa, şirket veya her bir pay
sahibi otuz gün içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden
bir özel denetçi atanmasını isteyebilir.





2. Genel kurulun reddi


MADDE 439- (1) Genel kurulun özel denetim
istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde
yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en
az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu
yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilir.


(2) Dilekçe sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının,
kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını,
ikna edici bir şekilde ortaya koymaları hâlinde özel denetçi atanır.


 


3. Atama


MADDE 440- (1) Mahkeme,
şirketi ve istem sahiplerini dinledikten sonra kararını verir.


(2) Mahkeme istemi yerinde görürse,
istem çerçevesinde inceleme konusunu belirleyerek bir veya birden fazla bağımsız
uzmanı görevlendirir. Mahkemenin kararı kesindir.


 


4. Görev


MADDE 441- (1) Özel denetim, amaca yararlı
bir süre içinde ve şirket işleri gereksiz yere aksatılmaksızın yapılmalıdır.


(2) Yönetim kurulu, şirketin defterlerinin, yazışmaları
dâhil yazılarının, kasa, kıymetli evrak ve mallar başta olmak üzere, varlıklarının
incelenmesine izin verir.


(3) Kurucular, organlar, vekiller, çalışanlar, kayyımlar
ve tasfiye memurları önemli olgular konusunda özel denetçiye bilgi vermekle yükümlüdür.
Uyuşmazlık hâlinde kararı mahkeme verir. Mahkemenin kararı kesindir.


(4) Özel denetçi, şirketin özel denetimin sonuçlarına ilişkin
görüşünü alır.


(5) Özel denetçi sır saklamakla yükümlüdür.


 


5. Rapor


MADDE 442- (1) Özel denetçi, incelemenin
sonucu hakkında, şirketin sırlarını da koruyarak, mahkemeye ayrıntılı bir rapor
verir.


(2) Mahkeme, raporu şirkete tebliğ eder ve şirketin, raporun
açıklanmasının şirket sırlarını veya şirketin korunmaya değer diğer menfaatlerini
zarara uğratıp uğratmayacağına ve bu sebeple istem sahiplerine sunulmamasına ilişkin
istemi hakkında karar verir.


(3) Mahkeme, şirket ve istem sahiplerine, açıklanan rapor
hakkında, değerlendirmeleri bildirmek ve ek soru sormak imkânını tanır.


 


6. İşleme konulma ve açıklama


MADDE 443- (1) Yönetim kurulu, raporu ve
buna ilişkin değerlendirmeleri, ilk genel kurula sunar.


(2) Her pay sahibi, genel kurul toplantısını izleyen bir
yıllık süre içinde şirketten raporun ve yönetim kurulunun görüşünün bir suretinin
verilmesini isteyebilir.





7. Giderler


MADDE 444- (1) Mahkeme, özel denetçi atanmasını
kabul etmişse, şirketçe ödenmesi gereken avansı ve giderleri belirtir. Özel hâl
ve şartların haklı göstermesi hâlinde giderler kısmen veya tamamen istem sahiplerine
yükletilebilir.


(2) Genel kurul özel denetçinin atanmasına karar vermişse
giderler şirkete ait olur.


 


G) Genel kurul kararlarının iptali


I - İptal sebepleri


MADDE 445- (1) 446
ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle
dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden
itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde
iptal davası açabilirler.


 


II - İptal davası açabilecek kişiler


MADDE 446- (1) a) Toplantıda hazır bulunup
da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,


b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy
kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği
gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin
toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına
haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul
kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,


c) Yönetim kurulu,


d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna
sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri,


iptal davası açabilir.


 


H) Butlan


MADDE 447- (1) Genel kurulun, özellikle;


a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava
ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan
kaldıran,


b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını,
kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,


c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin
korunması hükümlerine aykırı olan,


kararları batıldır.


 


I) Çeşitli hükümler


I - İlan, teminat ve kanun yolu


MADDE 448- (1) Yönetim kurulu iptal veya
butlan davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan eder ve
şirketin internet sitesine koyar.


(2) İptal davasında üç aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden
önce duruşmaya başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde davalar birleştirilerek
görülür.


(3) Mahkeme, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına
karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın nitelik ve miktarını
mahkeme belirler.


 


II - Kararın yürütülmesinin geri bırakılması


MADDE 449- (1) Genel kurul kararı aleyhine
iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü
aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar
verebilir.


 


III - Kararın etkisi


MADDE 450- (1) Genel kurul kararının iptaline
veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri
hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret
siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır.


 


IV - Kötüniyetle iptal ve butlan davası
açanların sorumluluğu


MADDE 451- (1) Genel
kurulun kararına karşı, kötüniyetle iptal veya butlan davası açıldığı takdirde,
davacılar bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumludurlar.


 


BEŞİNCİ BÖLÜM


Esas Sözleşmenin Değiştirilmesi


 


BİRİNCİ AYIRIM


Genel Olarak


A) İlke


MADDE 452- (1) Genel kurul, aksine esas
sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde, kanunda öngörülen şartlara uyarak, esas sözleşmenin
bütün hükümlerini değiştirebilir; müktesep ve vazgeçilmez haklar saklıdır.


 


B) Usul


I - Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izni ve
genel kurul kararı


MADDE 453- (1) Genel kurul, esas sözleşmenin
değiştirilmesi için toplantıya çağrıldığı takdirde; 333 üncü madde uyarınca Gümrük
ve Ticaret Bakanlığının izninin alınmasının gerekli olduğu şirketlerde izni alınmış,
diğer şirketlerde, yönetim kurulunca karara bağlanmış
bulunan değişiklik taslağının, değiştirilecek mevcut hükümlerle birlikte 414 üncü
maddenin birinci


fıkrasının birinci cümlesinde belirtildiği şekilde ilanı
gerekir. Genel kurulun kararına 421 inci maddede öngörülen nisaplar uygulanır.





II - İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulu


MADDE 454- (1) Genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine,
yönetim kuruluna sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair kararıyla
yönetim kurulunun sermayenin arttırılmasına ilişkin kararı imtiyazlı pay sahiplerinin
haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu karar anılan pay sahiplerinin yapacakları
özel bir toplantıda, aşağıdaki hükümler uyarıca, alacakları bir kararla onanmadıkça
uygulanamaz.


(2) Yönetim kurulu, en geç genel kurul kararının ilan edildiği
tarihten itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırır. Aksi hâlde, her
imtiyazlı pay sahibi yönetim kurulunun çağrı süresinin son gününden başlamak üzere,
onbeş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını şirketin merkezinin bulunduğu
yer asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir.


(3) Özel kurul imtiyazlı payları temsil eden sermayenin
yüzde altmışının çoğunluğuyla toplanır ve toplantıda temsil edilen payların çoğunluğuyla
karar alır. İmtiyazlı pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiği sonucuna varılırsa
karar gerekçeli bir tutanakla belirtilir. Tutanağın on gün içinde şirket yönetim
kuruluna teslimi zorunludur. Tutanakla birlikte, genel kurul kararının onaylanmasına
olumsuz oy verenlerin, en az nisabı oluşturan sayıda imzalarını içeren liste ile
bu maddenin sekizinci fıkrası hükmü gereği açılabilecek dava için geçerli olmak
üzere ortak bir tebligat adresi de yönetim kuruluna verilir. Tutanak, birlikte verilen
bilgilerle beraber tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. Bu
hükümdeki şartlara uyulmadığı takdirde özel kurul kararı alınmamış sayılır.


(4) Genel kurulda, imtiyazlı payların sahip veya temsilcileri,
esas sözleşmenin değiştirilmesine, üçüncü fıkrada öngörülen toplantı ve karar nisabına
uygun olarak olumlu oy vermişlerse ayrıca özel toplantı yapılmaz.


(5) Çağrıya rağmen, süresi içinde özel kurul toplanamazsa,
genel kurul kararı onaylanmış sayılır.


(6) Özel kurul toplantısında, 407 nci maddenin üçüncü fıkrası
çerçevesinde, Bakanlık temsilcisi de hazır bulunur ve tutanağı imzalar.


(7) Yönetim kurulu, özel kurulun onaylamama kararı
aleyhine, karar tarihinden itibaren bir ay içinde, genel kurulun söz konusu kararının
pay sahiplerinin haklarını ihlal etmediği gerekçesi ile, bu kararın iptali ile genel
kurul kararının tescili davasını, şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret
mahkemesinde açabilir.


(8) İptal davası, genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz
oy kullananlara karşı yöneltilir.


 


III - Tescil


MADDE 455- (1) Esas sözleşmenin değiştirilmesine
ilişkin genel kurul kararı, yönetim kurulu tarafından, şirket merkezinin ve şubelerinin
bulunduğu yerin ticaret siciline tescil edilir; ayrıca ilana bağlı hususlar ilan
ettirilir; tescil ve ilan edilen karar şirketin internet sitesine
konulur. Değiştirme kararı üçüncü kişilere karşı tescilden önce hüküm ifade etmez.





İKİNCİ AYIRIM


Özel Değişiklikler


A) Sermayenin artırılması


I - Ortak hükümler


1. Genel olarak


MADDE 456- (1) İç kaynaklardan yapılan artırım
hariç, payların nakdî bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Sermayeye
oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez.



(2) Artırıma, esas sermaye sisteminde 459 uncu maddeye
göre genel kurul; kayıtlı sermaye sisteminde, 460 ıncı madde gereğince, yönetim
kurulu karar verir. Esas sözleşmenin ilgili hükümlerinin, gerekli olduğu hâllerde
izni alınmış bulunan değişik şekli, genel kurulda değiştirilerek kabul edilmişse,
bunun Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca onaylanması şarttır.


(3) Artırım, genel kurul veya yönetim kurulu kararı tarihinden
itibaren üç ay içinde tescil edilemediği takdirde, genel kurul veya yönetim kurulu
kararı ve alınmışsa izin geçersiz hâle gelir ve 345 inci maddenin ikinci fıkrası
uygulanır.


(4) 353 ve 354 üncü maddeler ile 355 inci maddenin birinci
fıkrası tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır.


(5) Sermayenin artırılması kararının tesciline, aşağıdaki
özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, 455 inci madde uygulanır.


 


2. Yönetim kurulunun beyanı


MADDE 457- (1) Yönetim kurulu tarafından
sermaye artırımının türüne göre bir beyan imzalanır. Beyan, bilgiyi açık, eksiksiz,
doğru ve dürüst bir şekilde verme ilkesine göre hazırlanır.


(2) Beyanda;


a) Nakdî sermaye konuluyorsa; artırılan kısmın tamamen
taahhüt edildiği, kanun veya esas sözleşme gereğince ödenmesi gerekli tutarın ödendiği;
ayni sermaye konuluyor veya bir ayın devralınıyorsa bunlara verilecek karşılığın
uygun olduğu (…)[64]
devralınan ayni sermaye, aynın türü, değerlendirmenin yöntemi, isabeti ve haklılığı;
bir borcun takası söz konusu ise, bu borcun varlığı, geçerliliği ve takas edilebilirliği;
sermayeye dönüştürülen fonun veya yedek akçenin serbestçe tasarruf olunabilirliği;
gerekli organların ve kurumların onaylarının alındığı; kanuni ve idari gerekliliklerin
yerine getirildiği; rüçhan hakları sınırlandırılmış veya kaldırılmışsa bunun sebepleri,
miktarı ve oranı; kullanılmayan rüçhan haklarının kimlere, niçin, ne fiyatla verildiği
hakkında belgeli ve gerekçeli açıklamalar yer alır.


b) İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımının hangi kaynaklardan
karşılandığı, bu kaynakların gerçekliği ve şirket malvarlığı içinde varoldukları
konusunda garanti verilir.


c) Şartlı sermaye artırımının ve uygulamasının kanuna uygunluğu
belirtilir.


d) (…)[65]
hizmet sunanlara ve diğer kimselere ödenen ücretler, sağlanan menfaatler hakkında,
emsalleriyle karşılaştırma yapılarak, bilgi verilir.


 


3. Denetleme raporu


MADDE 458- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


II - Sermaye taahhüdü yoluyla artırım


1. Esas sermaye sisteminde


MADDE 459- (1) Artırılan sermayeyi temsil
eden payların tamamı ya değişik esas sözleşmede ya da iştirak taahhütnamelerinde
taahhüt edilir.


(2) İştirak taahhüdü, yeni pay almaya ilişkin 461 inci
madde çerçevesinde, kayıtsız, şartsız ve yazılı olarak yapılır. İştirak taahhütnamesi,
taahhütnamenin verilmesine sebep olan sermaye artırımı belirtilerek; taahhüt edilen
payların sayılarını, itibarî değerlerini, cinslerini, gruplarını, peşin ödenen tutarı,
taahhütle bağlı olunulan süreyi ve varsa çıkarma primi ile taahhüt sahibinin imzasını
içerir.


(3) Bu tür sermaye artırımında nakdî sermaye taahhüdüne
341 inci, ayni sermaye konulmasına 342 ve 343 üncü, bedellerin ödenmesine 344 ve
345 inci, halka arz edilecek paylara 346 ncı, ihraç edilecek paylara 347 nci madde
kıyas yoluyla uygulanır.


 


2. Kayıtlı sermaye sisteminde


MADDE 460- (1) Halka açık olmayan
bir anonim şirkette, ilk veya değiştirilmiş esas sözleşme ile, esas sözleşmede belirlenen
kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayeyi artırma yetkisi, yönetim kuruluna tanındığı
takdirde, bu kurul, sermaye artırımını, bu Kanundaki hükümler çerçevesinde ve esas
sözleşmede öngörülen yetki sınırları içinde gerçekleştirebilir. Bu yetki en çok
beş yıl için tanınabilir.


(2) Sermayenin artırılabilmesi için, yönetim kurulu, esas
sözleşmenin sermayeye ilişkin hükümlerinin, 333 üncü madde uyarınca gerekli olması
hâlinde, Gümrük ve Ticaret Bakanlığından izni alınmış şekillerini, sermayenin artırılmasına
ilişkin kararını, imtiyazlı paylara ve rüçhan haklarına ilişkin sınırlamaları, prime
dair kayıtları ve bunun uygulanması hakkındaki kuralları, esas sözleşmede öngörüldüğü
şekilde ilan eder ve internet sitesinde yayımlar. Yönetim kurulu, bu kararında;
artırılan sermayenin tutarını, çıkarılacak yeni payların itibarî değerlerini, sayılarını,
cinslerini, primli ve imtiyazlı olup olmadıklarını, rüçhan hakkının sınırlandırılıp
sınırlandırılmadığını, kullanılma şartları ile süresini belirtir ve bu hususlarla
kamuyu aydınlatma ilkesi uyarınca gerekli olan diğer konularda bilgi verir.


(3) Çıkarılacak yeni payların taahhüdü, ödenmesi gereken
en az nakdî tutar, ayni sermaye konulması ve diğer konular hakkında 459 uncu madde
hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.


(4) Yönetim kurulunun, imtiyazlı veya
itibarî değerinin üzerinde pay çıkarabilmesi ve pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını
sınırlandırabilmesi için esas sözleşmeyle yetkilendirilmiş olması şarttır.


(5) Yönetim kurulu kararları aleyhine, pay sahipleri ve
yönetim kurulu üyeleri, 445 inci maddede öngörülen sebeplerin varlığı hâlinde kararın
ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde iptal davası açabilirler. Bu davaya 448
ilâ 451 inci maddeler kıyas yoluyla uygulanır.


(6) Sermaye artırımının yukarıdaki hükümlere uygun olarak
gerçekleştirilmesinden sonra, çıkarılmış sermayeyi gösteren esas sözleşmenin sermaye
maddesinin yeni şekli, yönetim kurulunca tescil ettirilir.


(7) Sermaye Piyasası Kanununun halka
açık anonim şirketlere ilişkin hükümleri saklıdır.


 


3. Rüçhan hakkı


MADDE 461- (1) Her pay sahibi, yeni çıkarılan
payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre, alma hakkını haizdir.


(2) Genel kurulun, sermayenin artırımına ilişkin kararı
ile pay sahibinin rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az
esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir.
Özellikle, halka arz, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınması
ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep kabul olunur. Rüçhan hakkının sınırlandırılması
ve kaldırılmasıyla, hiç kimse haklı görülmeyecek şekilde, yararlandırılamaz veya
kayba uğratılamaz. Nisaba ilişkin şart dışında bu hüküm kayıtlı sermaye sisteminde
yönetim kurulu kararına da uygulanır. Yönetim kurulu, rüçhan hakkının sınırlandırılmasının
veya kaldırılmasının gerekçelerini; yeni payların primli ve primsiz çıkarılmasının
sebeplerini; primin nasıl hesaplandığını bir rapor ile açıklar. Bu rapor da tescil
ve ilan edilir.


(3) Yönetim kurulu yeni pay alma
hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir karar ile belirler ve bu kararda pay
sahiplerine en az onbeş gün süre verir. Karar tescil ve 35 inci maddedeki (…)[66] gazetede ilan olunur. Ayrıca
şirketin internet sitesine konulur.


(4) Rüçhan hakkı devredilebilir.


(5) Şirket, rüçhan hakkı tanıdığı pay sahiplerinin, bu
haklarını kullanmalarını, nama yazılı payların devredilmelerinin esas sözleşmeyle
sınırlandırılmış olduğunu ileri sürerek engelleyemez.


 


III - İç kaynaklardan sermaye artırımı


MADDE 462- (1) Esas sözleşme veya genel
kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni
yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına
ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermaye iç
kaynaklardan artırılabilir.


(2) Sermayenin artırılan kısmını, iç kaynaklardan karşılayan
tutarın şirket bünyesinde gerçekten varolduğu, onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim
kurulunun vereceği açık ve yazılı bir beyanla doğrulanır. Bilanço tarihinin üzerinden
altı aydan fazla zaman geçmiş olduğu takdirde, yeni bir bilanço çıkarılması ve bunun
yönetim kurulu tarafından onaylanmış olması şarttır.[67]


(3) Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği
fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt
edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem
de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir.
Artırım genel kurul veya yönetim kurulu kararının ve esas sözleşmenin ilgili maddelerinin
değişik şeklinin tescili ile kesinleşir. Tescil ile o anda mevcut pay sahipleri
mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden iktisap
ederler. Bedelsiz paylar üzerindeki hak kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz; bu haktan
vazgeçilemez.


 


IV - Şarta bağlı sermaye artırımı


1. İlke


MADDE 463- (1) Genel kurul, yeni çıkarılan
tahviller veya benzeri borçlanma araçları nedeniyle, şirketten veya topluluk şirketlerinden
alacaklı olanlara veya çalışanlara, esas sözleşmede değiştirme veya alım haklarını
kullanmak yoluyla yeni payları edinmek hakkı sağlamak suretiyle, sermayenin şarta
bağlı artırılmasına karar verebilir.


(2) Sermaye, değiştirme veya alım hakkı kullanıldığı ve
sermaye borcu takas veya ödeme yoluyla yerine getirildiği anda ve ölçüde kendiliğinden
artar.


 


2. Sınırlar


MADDE 464- (1) Şartlı olarak artırılan sermayenin
toplam itibarî değeri sermayenin yarısını aşamaz.


(2) Yapılan ödeme, en az, nominal değere eşit olmalıdır.


 


3. Esas sözleşmedeki dayanak


MADDE 465- (1) Esas sözleşme;


a) Şarta bağlı sermaye artırımının itibarî değerini,


b) Payların sayılarını, itibarî değerlerini, türlerini,


c) Değiştirme veya alım hakkından yararlanabilecek grupları,


d) Mevcut pay sahiplerinin rüçhan
haklarının kaldırılmış bulunduğunu ve bunun miktarını,


e) Belli pay gruplarına tanınacak imtiyazları,


f) Yeni nama yazılı payların devrine ilişkin sınırlamaları,


içerir.


(2) Tahviller ve benzeri borçlanma
araçlarına bağlı değiştirme ve alım hakları içeren tahviller veya benzeri borçlanma
araçları, öncelikle pay sahiplerine önerilmiyorsa, esas sözleşme ayrıca;


a) Değiştirme veya alım haklarının kullanılma şartlarını,


b) İhraç bedelinin hesaplanmasına ilişkin esasları,


da açıklar.


(3) Şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin esas sözleşme
hükmünün tescilinden önce tanınmış bulunan değiştirme ve alım hakları batıldır.



 


4. Pay sahiplerinin korunması


MADDE 466- (1) Şarta bağlı sermaye artırımında,
tahvillere ve benzeri borçlanma araçlarına bağlı olarak değiştirme ve alım hakları
içeren senetler ihraç edildiği takdirde, bunlar önce, mevcut payları oranında, pay
sahiplerine önerilir.


(2) Bu önerilmeye muhatap olma hakkı, haklı sebeplerin
varlığında kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir.


(3) Şarta bağlı sermaye artırımı için gerekli olan rüçhan
ve önerilmeye muhatap olma haklarının kaldırılması veya sınırlandırılmasından dolayı,
hiç kimse haklı görülmeyecek bir şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.


 


5. Değiştirme veya alım hakkını haiz bulunan
kişilerin korunması


MADDE 467- (1) Kendilerine nama yazılı payları
iktisap etme hakkı tanınmış bulunan değiştirme veya alım hakkını haiz alacaklılar
veya çalışanlar, bu tür payların devirlerinin sınırlandırılmış olduğu gerekçesiyle,
söz konusu hakları kullanmaktan engellenemezler; meğerki, bu husus, esas sözleşmede
ve izahnamede saklı tutulmuş olsun.


(2) Değiştirme veya alım hakları, sermaye artırımı yapılması,
yeni değiştirme veya alım hakları tanınması veya başka bir yolla kayba uğratılamaz;
meğerki, değiştirme fiyatı indirilmiş veya hak sahiplerine uygun bir denkleştirme
sağlanmış ya da aynı şekilde, pay sahiplerinin hakları da kayba uğratılmış olsun.



 


6. Sermaye artırımının gerçekleştirilmesi


a) Hakların kullanılması, sermaye taahhüdü


MADDE 468- (1) Değiştirme ve alım hakları,
esas sözleşmenin şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükmüne gönderme yapan yazılı
bir beyan ile kullanılır; mevzuat, ihraç izahnamesinin yayımlanmasını gerekli gördüğü
takdirde, buna da göndermede bulunulur.


(2) Taahhüdün ifası, para yatırılması veya takas yoluyla
bir mevduat veya katılım bankası aracılığıyla gerçekleştirilir.


(3) Pay sahipliği hakları sermaye taahhüdünün ifası ile
doğar.


 


b) Uygunluğun doğrulanması


MADDE 469- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)





c) Esas sözleşmenin uygun duruma getirilmesi


MADDE 470- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/23
md.) Yönetim kurulu, sermaye artırımı beyannamesinde, yeni çıkarılan payların
sayısını, itibarî değerini, türlerini, belirli gruplara tanınan imtiyazları veya
hesap döneminin sonundaki sermayenin durumunu belirler. Yönetim kurulu esas sözleşmeyi
mevcut duruma uyarlar.


(2) (Mülga: 26/6/2012-6335/23 md.)


 


d) Ticaret siciline tescil


MADDE 471- (1) Yönetim kurulu, hesap döneminin
kapanmasından itibaren en geç üç ay içinde, esas sözleşme değişikliğini ticaret
siciline tescil ettirir; sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu beyannamesini
(…)[68]
sicile tevdi eder.[69]


 


7. Esas sözleşmeden çıkarma


MADDE 472- (Değişik: 26/6/2012-6335/24
md.)


(1) Değiştirme ve alım haklarının sona ermesi üzerine yönetim
kurulu, şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükmü esas sözleşmeden çıkarır. Hüküm
sicilde de silinir.


 


B) Esas sermayenin azaltılması


I - Karar


MADDE 473- (1) Bir anonim şirket sermayesini
azaltarak, azaltılan kısmın yerine geçmek üzere bedelleri tamamen ödenecek yeni
paylar çıkarmıyorsa, genel kurul, esas sözleşmenin gerektiği şekilde değiştirilmesini
karara bağlar. Genel kurul toplantısına ilişkin çağrı ilanlarında, mektuplarda ve
internet sitesi bildiriminde, sermaye azaltılmasına gidilmesinin sebepleri ile azaltmanın
amacı ve azaltmanın ne şekilde yapılacağı ayrıntılı bir şekilde ve hesap verme ilkelerine
uygun olarak açıklanır. Ayrıca yönetim kurulu bu husuları içeren bir raporu genel
kurula sunar, genel kurulca onaylanmış rapor tescil ve ilan edilir.


(2) (…)[70]
sermayenin azaltılmasına rağmen şirket alacaklılarının haklarını tamamen karşılayacak
miktarda aktifin şirkette varlığı belirlenmiş olmadıkça sermayenin azaltılmasına
karar verilmez.


(3) Genel kurulun kararına 421 inci maddenin üçüncü fıkrasının
birinci cümlesi uygulanır. Kararda (…)70 sermayenin azaltılmasının ne tarzda yapılacağı
gösterilir.


(4) Esas sermayenin azaltılması sebebiyle kayıtlara göre
doğacak defter kârı sadece payların yok edilmesinde kullanılabilir.


(5) Sermaye hiçbir suretle 332 nci
madde ile belirlenen en az tutardan aşağı indirilemez.


(6) Bu madde ile 474 ve 475 inci maddeler, kayıtlı sermaye
sisteminde çıkarılmış sermayenin azaltılmasına kıyas yoluyla uygulanır.


 


II - Alacaklılara çağrı


MADDE 474- (1) Genel kurul esas sermayenin
azaltılmasına karar verdiği takdirde, yönetim kurulu, bu kararı şirketin internet
sitesine koyduktan başka, 35 inci maddede anılan gazetede ve aynı zamanda esas sözleşmede
öngörüldüğü şekilde, yedişer gün arayla, üç defa ilan eder. İlanda alacaklılara,
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki üçüncü ilandan itibaren iki ay içinde, alacaklarını
bildirerek bunların ödenmesini veya teminat altına alınmasını isteyebileceklerini
belirtir. Şirketçe bilinen alacaklılara ayrıca çağrı mektupları gönderilir.


(2) Sermaye, zararlar sonucunda bilançoda oluşan bir açığı
kapatmak amacıyla ve bu açıklar oranında azaltılacak olursa, yönetim kurulunca alacaklıları
çağırmaktan ve bunların haklarının ödenmesinden veya teminat altına alınmasından
vazgeçilebilir.


 


III - Kararların yerine getirilmesi


MADDE 475- (1) Sermaye,
ancak alacaklılara verilen sürenin sona ermesinden ve beyan edilen alacakların ödenmesinden
veya teminat altına alınmasından sonra azaltılabilir; aksi hâlde alacaklılar
şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde sermayenin azaltılması
işleminin tescilinin ilan edilmesinden itibaren iki yıl içinde sermayenin azaltılmasının
iptali davası açabilirler. Teminatın yetersizliği hâlinde de yargı yolu açıktır.


(2) Azaltma kararının uygulanabilmesi için, pay senetleri
miktarının, değiştirme veya damgalama yoluyla ya da diğer bir şekilde azaltılmasının
gerekli olduğu hâllerde bu husus için yapılan ihtara rağmen geri verilmeyen pay
senetleri şirketçe iptal edilebilir. Tebliğde şirkete geri verilmeyen senetlerin
iptal edilecekleri yazılır.


(3) Pay sahiplerinin, değiştirilmek üzere şirkete geri
verdikleri pay senetlerinin miktarı, karar gereğince değiştirmeye yetmezse, bu senetler
iptal olunarak bunların karşılığında verilmesi gereken yeni senetler satılıp paylarına
düşen miktar şirkette saklanır.


(4) Yukarıdaki fıkralarla, 473 ve 474 üncü maddelerde yazılı
şartlara uyulmuş olduğunu gösteren belgeler ibraz edilmedikçe esas sermayenin azaltılmasına
dair karar ve sermayenin gerçekten azaltılmış olması olgusu ticaret siciline tescil
olunamaz.


 


ALTINCI BÖLÜM


Pay ve Sermaye Koyma Borcu


 


BİRİNCİ AYIRIM


Pay


A) Genel hükümler


I - Asgari itibarî değer


MADDE 476- (1) Payın
itibarî değeri en az bir kuruştur. Bu değer ancak birer kuruş ve katları olarak
yükseltilebilir. Anılan itibarî değer Cumhurbaşkanınca yüz katına kadar artırılabilir.[71]


(2) Birinci fıkraya aykırı olarak çıkarılan paylar
geçersizdir; ancak, pay için yapılan ödemeden doğan haklar saklıdır. Söz konusu
payları ihraç edenler, zarar verdikleri kişilere karşı müteselsilen sorumludur.
Zamanaşımı hakkında 560 ıncı madde uygulanır.


(3) Zora giren şirketin finansal durumunun iyileştirilmesi
amacıyla payın itibarî değeri bir kuruştan fazla olduğu takdirde bir kuruşa kadar
indirilebilir.


 


II - Payların bölünememesi


MADDE 477- (1) Pay şirkete karşı bölünemez.
Bir payın birden fazla sahibi bulunduğu takdirde, bunlar şirkete karşı haklarını
ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilirler. Böyle bir temsilci atamadıkları
takdirde, şirketçe söz konusu payın maliklerinden birine yapılacak tebligat tümü
hakkında geçerli olur.


(2) Genel kurul, sermaye tutarı aynı kalmak şartıyla,
esas sözleşmeyi değiştirmek suretiyle, payları, asgari itibarî değer hükmüne uyarak,
itibarî değerleri daha küçük olan paylara bölmek veya payları itibarî değerleri
daha yüksek olan paylar hâlinde birleştirmek yetkisini haizdir. Şu kadar ki, payların
birleştirilebilmesi için her pay sahibinin bu işleme onay vermesi gerekir. Kanunun
476 ncı maddesi saklıdır.


 


B) İmtiyazlı paylar


I - Tanım


MADDE 478- (1) İlk esas sözleşme ile veya
esas sözleşme değiştirilerek bazı paylara imtiyaz tanınabilir.


(2) İmtiyaz; kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy
hakkı gibi haklarda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir
pay sahipliği hakkıdır.


(3) 360 ıncı madde hükmü saklıdır.


(4) (Ek: 26/6/2012-6335/25 md.) Sermayesinin yarısından
fazlası tek başına veya birlikte; Devlet, il özel idaresi, belediye ve diğer kamu
tüzel kişileri, sendikalar, dernekler, vakıflar, kooperatifler ve bunların üst kuruluşlarına
ait anonim şirketlerde ve bu şirketlerin aynı oranda sermaye payına sahip oldukları
iştiraklerinde; bunların sahip oldukları paylara tesis edilebilecek imtiyazlar hariç
olmak üzere, diğer paylara, belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine, belirli
pay gruplarına ve azlığa bu Kanunda düzenlenen herhangi bir imtiyaz tesis edilemez.
Bu hüküm, payları borsada işlem gören anonim şirketlere, 5411 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesinde tanımlanan kredi kuruluşlarına ve finansal kuruluşlara uygulanmaz.


 


II - Oyda imtiyazlı paylar


MADDE 479- (1) Oyda imtiyaz, eşit itibarî
değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınabilir.


(2) Bir paya en çok onbeş oy hakkı
tanınabilir. Bu sınırlama, kurumlaşmanın gerektirdiği veya haklı bir sebebin ispatlandığı
durumlarda uygulanmaz. Bu iki hâlde, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye
ticaret mahkemesinin, kurumlaşma projesini veya haklı sebebi inceleyip, bunlara
bağlı olarak, sınırlamadan istisna edilme kararını vermesi gerekir. Projede yapılacak
her değişiklik mahkeme kararına bağlıdır. Kurumsallaşmanın gerçekleşmeyeceğinin
anlaşıldığı veya haklı sebebin ortadan kalktığı hâllerde istisna etme kararı mahkeme
tarafından geri alınabilir.


(3) Oyda imtiyaz aşağıdaki kararlarda kullanılamaz:



a) Esas sözleşme değişikliği.


b) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)


c) İbra ve sorumluluk davası açılması.


 


İKİNCİ AYIRIM


Pay Bedelini İfa Borcu ve İfa Etmemenin Sonuçları


A) İlke


MADDE 480- (1) Kanunda öngörülen istisnalar
dışında, esas sözleşmeyle pay sahibine, pay bedelini veya payın itibarî değerini
aşan primi ifa dışında borç yükletilemez.


(2) Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden anonim şirketlerde
esas sözleşme ile yönetim kuruluna primli pay çıkarma yetkisi tanınabilir.


(3) Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini
geri isteyemezler; tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır.


(4) Pay devirlerinin şirketin onayına
bağlı olduğu hâllerde, esas sözleşmeyle pay sahiplerine sermaye taahhüdünden doğan
borçtan başka, belli zamanlarda tekrarlanan ve konusu para olmayan edimleri yerine
getirmek yükümlülüğü de yüklenebilir. Bu ikincil yükümlülüklerin nitelik ve kapsamları
pay senetlerinin veya ilmühaberlerin arkasına yazılabilir.


 


B) Ödemeye çağrı


MADDE 481- (1) Payların bedelleri,
yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, pay
sahiplerinden ilan yoluyla istenir. İlanda, ödenmesi istenen sermaye borcunun oranı
veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilir.


(2) İkincil yükümlülükler hakkında,
esas sözleşmede, sözleşme cezası da öngörülebilir.


 


C) Temerrüt


I - Sonuçları


MADDE 482- (1) Sermaye koyma borcunu süresi
içinde yerine getirmeyen pay sahibi, ihtara gerek olmaksızın, temerrüt faizi ödemekle
yükümlüdür.


(2) Ayrıca, yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini,
iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya
ve söz konusu payı satıp yerine başkasını almaya ve kendisine verilmiş pay senedi
varsa, bunları iptal etmeye yetkilidir. İptal edilen pay senetleri ele geçirilemiyorsa
iptal kararı 35 inci maddede yazılı gazetede ve ayrıca esas sözleşmenin öngördüğü
şekilde ilan olunur.


(3) Esas sözleşmeyle, pay sahipleri, temerrüt hâlinde,
sözleşme cezası ödemekle zorunlu tutulabilirler.


(4) Şirketin tazminat hakları saklıdır.


 


II - Iskat usulü


MADDE 483- (1) Kanunun 482 nci maddesinin
ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanabilmesi için, yönetim kurulu tarafından, mütemerrit
pay sahibine, 35 inci maddede yazılı gazete ile esas sözleşmenin öngördüğü şekilde
ilan yoluyla şirketin internet sitesinde de yayımlanacak bir mesajla ihtarda bulunulur.
Bu ihtarda, mütemerrit pay sahibinin temerrüde konu olan tutarı bir ay içinde ödemesi,
aksi hâlde, ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı ve sözleşme cezasının
isteneceği belirtilir.


(2) Nama yazılı pay senetlerinin sahiplerine bu
davet ve ihtar, ilan yerine, iadeli taahhütlü mektupla ve internet sitesi
mesajı ile yapılır. Bir aylık süre, mektubun alındığı tarihten başlar.


(3) Mütemerrit pay sahibi, yeni pay sahibinin ödemelerinden
açık kalan tutar için şirkete karşı sorumludur.


(4) 501 inci madde hükmü saklıdır.


 


YEDİNCİ BÖLÜM


Menkul Kıymetler


 


BİRİNCİ AYIRIM


Pay senetleri


A) Ortak Hükümler


I - Türler


1. Şartlar


MADDE 484- (1) Pay senetleri, hamiline veya nama
yazılı olur.


(2) Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için
hamiline yazılı pay senetleri çıkarılamaz. Bu hükme aykırı olarak çıkarılanlar geçersizdir.
İyiniyet sahiplerinin tazminat hakları saklıdır.


 


2. Dönüştürme


MADDE 485- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse,
payın türü dönüştürme yolu ile değiştirilebilir. Dönüştürme esas sözleşmenin değiştirilmesiyle
yapılır. Dönüştürmenin kanunen öngörüldüğü hâllerde yönetim kurulu gerekli kararı
alarak derhâl uygular ve bunun esas sözleşmeye yansıtılması girişimini hemen başlatır.



(2) Nama yazılı pay senetlerinin hamiline yazılı
pay senetlerine dönüştürülebilmesi için payların bedellerinin tamamen ödenmiş olması
şarttır.


 


II - Pay senedi bastırılması


MADDE 486- (1) Şirketin ve sermaye artırımının
tescilinden önce çıkarılan paylar geçersizdir; ancak, iştirak taahhüdünden doğan
yükümlülükler geçerliliklerini sürdürür.


(2) Paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin
tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay
sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına
ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca şirketin internet sitesine
konulur. (Ek cümle:27/12/2020-7262/31 md.) Hamiline yazılı pay sahipleri
ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan
önce Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilir. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber
çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler
uygulanır.


(3) Azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi
bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır.


(4) Tescilden önce pay senedi çıkaran kimse, bundan doğan
zararlardan sorumludur.


 


III - Pay senetlerinin şekli


MADDE 487- (1) Pay senetlerinin; şirketin
unvanını, sermaye tutarını, kuruluş tarihini, bu tarihteki sermaye tutarını, çıkarılan
pay senedinin tertibini, bunun tescili tarihini, senedin türünü ve itibarî değerini,
kaç payı içerdiğini belirtmesi ve şirket adına imza etmeye yetkili olanlardan en
az ikisi tarafından imza edilmiş olması şarttır. Kapalı şirketlerde baskı şeklinde
imzanın delikli olması veya sahtekârlığı engelleyici diğer güvenlik önlemlerinin
uygulanması gerekir.


(2) Nama yazılı pay senetlerinin ayrıca; sahiplerinin
adı ve soyadını veya ticaret unvanını, yerleşim yerini, pay senedi bedelinin
ödenmiş olan miktarını da açıklaması gerekir. Bu senetler şirketin pay defterine
kaydolunur.


 


IV - Yıpranmış pay senetleri


MADDE 488- (1) Bir pay senedi veya
ilmühaber, tedavülü mümkün olmayacak derecede yıpranmış veya bozulmuşsa ya da içeriği
veya ayırt edici özellik ve nitelikleri tereddüde yer bırakmayacak tarzda anlaşılamıyorsa,
sahibi, giderlerini peşin ödemek şartıyla, şirketten yeni bir senet veya ilmühaber
istemek hakkını haizdir.


 


B) Hamiline yazılı pay senetlerinin devri


MADDE 489- (Değişik:27/12/2020-7262/32 md.)



(1) Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü
kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesi suretiyle payı devralan tarafından
Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılacak bildirimle hüküm ifade eder. Merkezi Kayıt Kuruluşuna
bildirimde bulunulmaması hâlinde, hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, bu
Kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli bildirim yapılıncaya kadar kullanamaz.


(2) Hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete
ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılan
bildirim tarihi esas alınır.


(3) Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından hamiline yazılı pay
senetleriyle ilgili tutulan kayıtlar, ilgili kanunlar uyarınca yetkili kılınmış
mercilerle paylaşılır.


(4) Hamiline yazılı pay senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna
bildirilmesi ve kaydedilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu kapsamda alınacak
ücretler Ticaret Bakanlığınca çıkarılan tebliğle belirlenir.


 


C) Nama yazılı payların ve pay senetlerinin
devrinde ilke


MADDE 490- (1) Kanunda veya esas sözleşmede
aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın
devredilebilirler.


(2) Hukuki işlemle devir, ciro
edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.


 


D) Devrin sınırlandırılması


I - Kanuni sınırlama


MADDE 491- (1) Bedeli tamamen ödenmemiş
nama yazılı paylar, ancak şirketin onayı ile devrolunabilir; meğerki, devir, miras,
mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla
gerçekleşsin.


(2) Şirket, sadece, devralanın ödeme yeterliliği
şüpheli ise ve şirketçe istenen teminat verilmemişse onay vermeyi reddedebilir.



 


II - Esas sözleşmeyle sınırlama


1. İlkeler


MADDE 492- (1) Esas sözleşme, nama yazılı
payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebilir.


(2) Bu sınırlama intifa hakkı kurulurken de geçerlidir.


(3) Şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe
ilişkin sınırlamalar düşer.


 


2. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı
paylar


a) Red sebepleri


MADDE 493- (1) Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş
önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek
değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek,
onay istemini reddedebilir.


(2) Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin
esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı
yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur.


(3) Bundan başka, devralan, payları kendi adına
ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir.


(4) Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki
mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları
edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay
vermeyi reddedebilir.


(5) Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini,
şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir;
bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır.
Değerleme giderlerini şirket karşılar.


(6) Devralan, gerçek değeri
öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma
önerisini kabul etmiş sayılır.


(7) Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz.


 


b) Hükümleri


MADDE 494- (1) Devir için gerekli olan onay
verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır.



(2) Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki
mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların
mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula
katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.


(3) Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten
itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.


 


3. Borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar


a) Red sebepleri


MADDE 495- (1) Şirket, borsada kote edilmiş
nama yazılı payları iktisap eden bir kimseyi, pay sahibi olarak tanımayı, ancak
esas sözleşme, iktisap edilebilecek nama yazılı paylar ile ilgili olarak iktisap
edenin pay sahibi olarak tanınacağı, sermayeyi esas alan ve yüzde ile ifade edilen
bir iktisap üst sınırı öngörmüş ve bu üst sınır aşılmışsa reddedebilir.


(2) Ayrıca istemde bulunmasına rağmen devralan,
payları kendi ad ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse, şirket, payların pay
defterine kaydını reddedebilir.


(3) Borsaya kote nama yazılı payların miras, mirasın
paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla iktisap
edilmeleri hâllerinde, devralanın pay sahibi sıfatını alması reddedilemez.


 


b) Bildirme yükümü


MADDE 496- (1) Borsaya kote edilmiş nama
yazılı payların borsada satılmaları hâlinde, Merkezî Kayıt Kuruluşu, Sermaye Piyasası
Kurulunun düzenlemelerine uygun olarak devredenin kimliğini ve satılan payların
sayısını şirkete bildirir veya şirketin bu bilgilere teknik erişimini sağlar.


 


c) Hakların geçişi


MADDE 497- (1) Borsaya kote nama yazılı
paylar borsada iktisap edildikleri takdirde, paylardan kaynaklanan haklar payların
devri ile birlikte devralana geçer. Borsaya kote nama yazılı payların, borsa dışında
iktisap edilmeleri hâlinde, söz konusu haklar, pay sahipliği sıfatının şirket tarafından
tanınması için, devralanın şirkete başvuruda bulunmasıyla devralana geçer.


(2) Devralan, şirket tarafından tanınıncaya kadar, paylardan
doğan, genel kurula katılma ve oy hakkını ve oy hakkına bağlı diğer hakları kullanamaz.
Tüm diğer pay sahipliği haklarının, özellikle rüçhan hakkının kullanılmasında, iktisap
eden herhangi bir sınırlamaya tabi değildir.


(3) Şirket tarafından henüz tanınmamış bulunan devralanlar,
hakların geçmesinden sonra, oy hakkından yoksun pay sahibi olarak pay defterine
yazılır. Söz konusu paylar genel kurulda temsil edilemez.


(4) Red hukuka aykırı ise şirket,
mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren, oy hakkını ve buna bağlı hakları
tanır. Şirket, kendisine herhangi bir kusurun yükletilemeyeceğini ispat edemediği
takdirde, devralanın red nedeniyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.


 


d) Red süresi


MADDE 498- (1) Şirket, devralanın, pay sahibi
olarak tanınması istemini, istemi aldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde reddetmezse
devralan, pay sahibi olarak tanınmış sayılır.


 


III - Pay defteri


1. Kayıt


MADDE 499- (1) Şirket, senede bağlanmamış
pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad,
unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydeder.


(2) Payın usulüne uygun olarak devredildiği veya
üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı
sahibi pay defterine yazılamaz.


(3) Şirket, kaydın yapıldığını pay senedine işaret
eder.


(4) Şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı
bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir.


(5) Merkezî Kayıt Kuruluşu tarafından kayden takibi
yapılan nama yazılı paylara ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri ile ilgili
diğer düzenlemeler saklıdır.


 


2. Kaydın silinmesi


MADDE 500- (1) Şirket, iktisap edenin yanlış
beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı, ilgililerin görüşlerini alarak silebilir.
Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi derhâl verilir.


 


3. Bedellerinin tamamı ödenmemiş nama
yazılı paylar


MADDE 501- (1) Bedeli tamamen ödenmemiş
bulunan nama yazılı bir payı iktisap eden kimse, pay defterine kaydedilmekle şirkete
karşı geri kalan pay bedelini ödemekle yükümlü olur.


(2) Şirketin kurulması veya esas sermayenin artırılması
sırasında iştirak taahhüdünde bulunan kimse, payını başkasına devrettiği takdirde,
bedelin henüz ödenmemiş olan kısmı kendisinden istenemez; meğerki, şirketin kuruluşu
veya esas sermayenin artırılması tarihinden itibaren iki yıl içinde şirket iflas
etmiş ve payı iktisap eden kimse paydan doğan haklardan yoksun bırakılmış olsun.



(3) Payını devreden kimse ikinci fıkra hükmüne tabi
değilse, iktisap edenin pay defterine kaydedilmesiyle borçlarından kurtulmuş olur.



 


İKİNCİ AYIRIM


İntifa Senetleri


A) Çıkarılması


MADDE 502- (1) Genel kurul, esas sözleşme
uyarınca veya esas sözleşmeyi değiştirerek, bedeli kanuna uygun olarak yok edilen
payların sahipleri, alacaklılar veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili
olanlar lehine intifa senetleri çıkarılmasına karar verebilir. Bu senetlere 348
inci madde uygulanır.


(2) Kurucular için çıkarılanlar da dâhil olmak üzere,
intifa senetleri emre ve hamiline yazılı olabilir.


 


B) Hükümleri


MADDE 503- (1) İntifa senedi sahiplerine
pay sahipliği hakları verilemez; ancak, bu kişilere, net kâra, tasfiye sonucunda
kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakları tanınabilir.


 


ÜÇÜNCÜ AYIRIM


Borçlanma Senetleriyle Alma ve Değiştirme Hakkını İçeren
Menkul Kıymetler


A) Genel kurul kararıyla


MADDE 504- (1) Her
çeşidi ile tahviller, finansman bonoları, varlığa dayalı senetler, iskonto esası
üzerine düzenlenenler de dâhil, diğer borçlanma senetleri, alma ve değiştirme hakkını
haiz senetler ile her çeşit menkul kıymetler, aksi kanunlarda öngörülmedikçe, ancak
genel kurul kararı ile çıkarılabilirler. Genel kurul bu kararı, kanunlarda farklı
bir düzenleme yoksa, 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları hükümlerine
göre verir. Esas sözleşme farklı bir nisap öngörebilir. Genel kurul kararının çıkarılacak
menkul kıymete ilişkin, gerekli bütün hüküm ve şartları içermesi gerekir. Genel
kurul kararını yönetim kurulu yerine getirir. Bu hükme tabi menkul kıymetler hamiline
veya emre yazılı ve itibarî değerli olabilir. İtibarî değer genel kurul ve yetkilendirilmiş
olması hâlinde yönetim kurulunca belirlenir. Borçlanma senetlerinin bedellerinin
nakit olması ve teslimi anında tamamen ödenmesi şarttır.





B) Yönetim kurulu kararıyla


MADDE 505- (1) Aksi kanunda öngörülmemişse,
genel kurul herhangi bir menkul kıymetin çıkarılmasını ve hükümleriyle şartlarını
saptamak (…)[72]
yetkisini, en çok onbeş ay için yönetim kuruluna bırakabilir. 421 inci maddenin
üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri yetkilendirme kararına da uygulanır.


 


C) Sınır


MADDE 506- (1) 504
ve 505 inci madde hükümlerine bağlı borçlanma senetlerinin toplam tutarı, sermaye
ile bilançoda yer alan yedek akçelerin toplamını aşamaz; kanunların bilançoya konulmasına
izin verdiği yeniden değerleme fonları da toplama katılır. Kanunlardaki istisnalar
saklıdır.


(2) Sermaye Piyasası Kanunu ile ilgili mevzuat hükümleri
saklıdır.


 


SEKİZİNCİ BÖLÜM


Kâr, Kazanç ve Tasfiye Payı


A) Kâr ve tasfiye payı hakkı


I - Genel olarak


MADDE 507- (1) Her pay sahibi, kanun ve
esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net
dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. Şirketin sona ermesi hâlinde
her pay sahibi, esas sözleşmede sona eren şirketin mal varlığının kullanılmasına
ilişkin, başka bir hüküm bulunmadığı takdirde, tasfiye sonucunda kalan tutara payı
oranında katılır.


(2) Esas sözleşmede payların bazı türlerine tanınan
imtiyaz haklarıyla özel menfaatler saklıdır.


(3) Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri
saklıdır.


 


II - Hesaplama biçimi


MADDE 508- (1) Esas sözleşmede aksine bir
hüküm yoksa, kâr ve tasfiye payı pay sahibinin sermaye payı için şirkete yaptığı
ödemelerle orantılı olarak hesap edilir.


(2) Yıllık kâr, yıllık bilançoya göre belirlenir.


 


B) Kâr payı, hazırlık dönemi faizi ve
kazanç payı


I - Kâr payı


MADDE 509- (1) Sermaye için faiz ödenemez.


(2) Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest
yedek akçelerden dağıtılabilir.


(3) Kâr payı avansı, Sermaye Piyasası Kanununa tabi
olmayan şirketlerde, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bir tebliği ile düzenlenir.






II - Hazırlık dönemi faizi


MADDE 510- (1) İşletmenin
tam bir şekilde faaliyete başlamasına kadar geçecek hazırlık dönemi için pay sahiplerine,
Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak koşuluyla, özellikli varlık niteliğindeki
yatırımların maliyetine yüklenmek üzere, belirli bir faiz ödenmesi esas sözleşmede
öngörülebilir ve bu dönemle sınırlı olmak üzere, faiz ödemelerinin en geç ne zamana
kadar süreceği belirtilir.


(2) İşletme yeni paylar çıkarılarak genişletilecek
olursa, sermayenin artırılmasına dair olan kararda, yeni pay sahiplerine, özellikli
varlık niteliğindeki yatırımların maliyetine yüklenmek üzere, belirli bir süreyle
en geç yeni yatırımın işletmeye alındığı güne kadar faiz ödenmesi kabul olunabilir.


 


III - Kazanç payları


MADDE 511- (1) Yönetim kurulu üyelerine
kazanç payları, sadece net kârdan ve ancak kanuni yedek akçe için belirli ayrım
yapıldıktan ve pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşi oranında veya esas
sözleşmede öngörülen daha yüksek bir oranda kâr payı dağıtıldıktan sonra verilebilir.


 


C) Geri alma hakkı


I - Kötüniyet hâlinde


MADDE 512- (1) Haksız yere ve kötüniyetle
kâr payı veya hazırlık dönemi faizi alan pay sahipleri, bunları geri vermekle yükümlüdür.
Yönetim kurulu üyelerinin kazanç payları hakkında da aynı hüküm uygulanır.


(2) Geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren
beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.


 


II - Şirketin iflası hâlinde


MADDE 513- (1) Şirketin iflası hâlinde,
yönetim kurulu üyeleri şirket alacaklılarına karşı, iflasın açılmasından önceki
son üç yıl içinde kazanç payı veya başka bir ad altında hizmetlerine karşılık olarak
aldıkları ve fakat uygun ücreti aşan ve bilanço uygun bir ücret miktarına göre tedbirli
bir tarzda düzenlenmiş olsaydı ödenmemesi gereken paraları geri vermekle
yükümlüdürler.


(2) Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümler gereğince alınması
mümkün olmayan paraların geri verilmesi yükümlülüğü yoktur.


(3) Mahkeme, hâlin bütün gereklerini
göz önünde bulundurarak takdir hakkını kullanır.


 


DOKUZUNCU BÖLÜM


Şirketin Finansal Tabloları, Yedek Akçeler


A) Anonim şirketlerin
finansal tabloları ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu


I - Hazırlama yükümü


MADDE 514- (1) Yönetim kurulu, geçmiş hesap
dönemine ait, Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülmüş bulunan finansal tablolarını,
eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap
döneminin ilk üç ayı içinde hazırlar ve genel kurula sunar.





II - Dürüst resim ilkesi


MADDE 515- (1) Anonim şirketlerin finansal
tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini,
öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir,
ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak;
gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır.


 


III - Yönetim kurulunun yıllık faaliyet
raporu


MADDE 516- (1) Yönetim
kurulunun yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile
her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst
bir şekilde yansıtır. Bu raporda finansal durum, finansal tablolara göre değerlendirilir.
Raporda ayrıca, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de açıkça
işaret olunur. Bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda
yer alır.


(2) Yönetim kurulunun faaliyet raporu ayrıca aşağıdaki
hususları da içermelidir:


a) Faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana
gelen ve özel önem taşıyan olaylar.


b) Şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları.


c) Yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilere ödenen
ücret, prim, ikramiye gibi mali menfaatler, ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil
giderleri, ayni ve nakdî imkânlar, sigortalar ve benzeri teminatlar.


(3) Hem anonim şirketler hem de şirketler topluluğu bakımından,
yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun zorunlu asgari içeriği, ayrıntılı olarak
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.


 


B) Şirketler topluluğunun finansal tabloları
ve yıllık faaliyet raporu


I - Uygulanacak muhasebe standartları


MADDE 517- (1) Konsolide finansal tabloları
hazırlamakla yükümlü işletmeler ile konsolidasyon kapsamına giren işletmelerin belirlenmesinde
ve ilgili diğer konularda Türkiye Muhasebe Standartları geçerlidir.


(2) Konsolide finansal tablolar 515
inci maddede öngörülen esas ve ilkelere göre çıkarılır.


 


II – Yönetim kurulunun yıllık faaliyet
raporu


MADDE 518- (1) Topluluğa ilişkin
yıllık faaliyet raporu ana şirketin yönetim kurulu tarafından 516 ncı maddeye göre
düzenlenir.


 


C) Yedek akçeler


I - Kanuni yedek akçe


1. Genel kanuni yedek akçe


MADDE 519- (1) Yıllık kârın yüzde
beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye
ayrılır.


(2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da;


a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin,
çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış
bulunan kısmı,


b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay
senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin
çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı,


c) Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten
sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu,


genel kanuni yedek akçeye eklenir.


(3) Genel kanuni yedek akçe sermayenin
veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına,
işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne
geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir.


(4) İkinci fıkranın (c) bendi ve üçüncü
fıkra hükümleri, başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan holding
şirketler hakkında uygulanmaz.


(5) Özel kanunlara tabi olan anonim
şirketlerin yedek akçelerine ilişkin hükümler saklıdır.


 


2. Şirketin iktisap ettiği kendi pay senetleri
için ayrılan yedek akçe ve yeniden değerleme fonları


MADDE 520- (1) Şirket, iktisap ettiği
kendi payları için iktisap değerlerini karşılayan tutarda yedek akçe ayırır. Bu
yedek akçeler, anılan paylar devredildikleri veya yok edildikleri takdirde iktisap
değerlerini karşılayan tutarda çözülebilirler.


(2) Yeniden değerleme fonu ile ilgili mevzuat uyarınca
pasifte yer alan diğer fonlar, sermayeye dönüştürüldükleri ve yeniden değerlendirilen
aktifler amorti edildikleri veya devredildikleri takdirde çözülebilirler.


 


II - Şirketin isteği ile ayırdığı yedek
akçe


1. Genel olarak


MADDE 521- (1) Yedek akçeye yıllık kârın
yüzde beşinden fazla bir tutarın ayrılacağı ve yedek akçenin ödenmiş sermayenin
yüzde yirmisini aşabileceği hakkında esas sözleşmeye hüküm konabilir. Esas sözleşme
ile başka yedek akçe ayrılması da öngörülebilir ve bunların özgülenme amacıyla harcanma
yolları ve şartları belirlenebilir.


 


2. Çalışanlar ve işçiler lehine yardım
akçesi


MADDE 522- (1) Esas sözleşmede şirketin
yöneticileri, çalışanları ve işçileri için yardım kuruluşları kurulması veya bunların
sürdürülebilmesi amacıyla veya bu amacı taşıyan kamu tüzel kişilerine verilmek üzere
yedek akçe ayrılabilir.


(2) Yardım amacına özgülenen yedek akçelerin ve diğer malların
şirketten ayrılması suretiyle bir vakıf veya kooperatif kurulması zorunludur. Vakıf
senedinde, vakıf malvarlığının şirkete karşı bir alacaktan ibaret olacağı da öngörülebilir.


(3) Şirketin bu amaca özgülediği yedek akçeden başka, yöneticilerden,
çalışanlardan ve işçilerden aidat alınmışsa, iş ilişkisinin sonunda, vakıf senedine
göre yapılan ayrımdan yararlanamadıkları takdirde çalışanlara ve işçilere hiç değilse
ödedikleri tutarlar ödeme tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte geri verilir.



 


III - Kâr payı ile yedek akçeler arasında
ilgi


MADDE 523- (1) Kanuni ve esas sözleşmede
öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr
payı belirlenemez.


(2) Genel kurul;


a) Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse,


b) Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında,
şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı
görülüyorsa,


Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek
akçe ayrılmasına da karar verebilir.


(3) Esas sözleşmede hüküm bulunmasa bile, genel kurul,
şirketin işçileri için yardım sandıkları ve diğer yardım örgütleri kurulması veya
bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet
etmek üzere, bilanço kârından yedek akçe ayırabilir.


 


D) Çeşitli hükümler


I - İlan


MADDE 524- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


II - Yabancı şirketlerin Türkiye şubeleri


MADDE 525- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


III - Özet finansal tabloları


MADDE 526- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


IV - Sır saklama yükümü


MADDE 527- (1) 404 üncü madde hükmü
saklı kalmak üzere, görevi dolayısıyla incelemesine sunulan defter ve belgeleri
inceleyenlerin, elde ettikleri veya verilen bilgilerden öğrendikleri iş ve işletme
sırlarını açıklamaları yasaktır. Aksi hâlde şirketin maddi ve manevi zararını tazmin
ederler.


(2) Ceza mevzuatının, suç ihbarına ilişkin hükümleri
saklıdır.


 


E) Özel hükümler


MADDE 528- (Değişik: 26/6/2012-6335/26
md.)


(1) Bankalar ile diğer kredi kurumlarının, finansal kiralama
ve faktöring gibi finansal şirketlerin, sigorta ve reasürans şirketlerinin, Sermaye
Piyasası Kanunu kapsamındaki tüm kurumların finansal tabloları ile konsolide finansal
tablolarına ilişkin olarak Türkiye Muhasebe Standartlarında ve Kamu Gözetimi, Muhasebe
ve Denetim Standartları Kurumunca belirlenmiş idari düzenlemelerde hüküm bulunmayan
hâllerde, söz konusu alanları düzenlemek ve denetlemek üzere kurulan kurum, kurul
ve kuruluşların özel kanunlarında yer alan hükümler uygulanır.


(2) Türkiye Muhasebe Standartlarında, Kamu Gözetimi, Muhasebe
ve Denetim Standartları Kurumunca belirlenmiş finansal tablolara ilişkin idari düzenlemelerde
ve özel kanunlarda hüküm bulunmayan hâllerde bu Kanun hükümleri uygulanır.


(3) Kooperatiflerin finansal tabloları ile konsolide finansal
tablolarına ilişkin özel hükümler saklıdır.


 


ONUNCU BÖLÜM


Sona Erme ve Tasfiye


A) Sona erme


I - Sona erme sebepleri


1. Genel olarak


MADDE 529- (1) Anonim şirket;


a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek
suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona
ermesiyle,


b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle
veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,


c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin
gerçekleşmesiyle,


d) 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun
olarak alınan genel kurul kararıyla,


e) İflasına karar verilmesiyle,


f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde,


sona erer.


 


2. Özel hâller


a) Organların eksikliği


MADDE 530- (1) Uzun süreden beri
şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul
toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının
istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim
kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre
belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir.


(2) Dava açıldığında mahkeme,
taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.


 


b) Haklı sebeplerle fesih


MADDE 531- (1) Haklı
sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide
birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye
ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme,
fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki
gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya
duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.


 


II - Hükümleri


1. Tescil ve ilan


MADDE 532- (1) Sona erme, iflastan
ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse, yönetim kurulunca ticaret
siciline tescil ve ilan ettirilir.


 


2. Sonuçlar


MADDE 533- (1) Sona eren şirket tasfiye
hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır.


(2) Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan
ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını
“tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu hâlde organlarının yetkileri
tasfiye amacıyla sınırlıdır.


 


III - İflas hâlinde tasfiye


MADDE 534- (1) İflas hâlinde tasfiye,
iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları
temsil yetkilerini, ancak şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar
için korurlar.


 


IV - Şirket organlarının durumu


MADDE 535- (1) Şirket tasfiye hâline
girince, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan,
ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir.


(2) Tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar
hakkında karar vermek üzere genel kurul tasfiye memurları tarafından toplantıya
çağrılır.


 


B) Tasfiye


I - Tasfiye memurları


1. Atama


MADDE 536- (1) Esas sözleşme veya
genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmadığı takdirde, tasfiye, yönetim
kurulu tarafından yapılır. Tasfiye memurları pay sahiplerinden veya üçüncü kişilerden
olabilir. Tasfiye ile görevlendirilenler esas sözleşmede veya atama kararında aksi
öngörülmemişse olağan ücrete hak kazanırlar.


(2) Yönetim kurulu, tasfiye memurlarını ticaret
siciline tescil ve ilan ettirir. Tasfiye işlerinin yönetim kurulunca yapılması hâlinde
de bu hüküm uygulanır.


(3) Şirketin feshine mahkemenin karar verdiği hâllerde
tasfiye memuru mahkemece atanır.


(4) Temsile yetkili tasfiye memurlarından en az
birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması şarttır.






2. Görevden alma


MADDE 537- (1) Esas sözleşme veya
genel kurul kararıyla atanmış tasfiye memurları ve bu görevi yerine getiren yönetim
kurulu üyeleri, genel kurul tarafından her zaman görevden alınabilir ve yerlerine
yenileri atanabilir.


(2) Pay sahiplerinden birinin istemiyle ve haklı
sebeplerin varlığında, mahkeme de tasfiyeye memur kişileri görevden alabilir ve
yerlerine yenilerini atayabilir. Bu yolla atanan tasfiye memurları, mahkeme kararına
dayanılarak tescil ve ilan olunurlar.


(3) Şirketi temsile yetkili tasfiye memurlarından
hiçbiri Türk vatandaşı değilse ve hiçbirinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa,
mahkeme pay sahiplerinden veya alacaklılardan birinin veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının
istemiyle, söz konusu şarta uygun birini tasfiye memuru olarak atar.


 


3. Aktifleri satma yetkisi


MADDE 538- (1) Genel kurul aksini
kararlaştırmamışsa, tasfiye memurları şirketin aktiflerini pazarlık yoluyla da satabilirler.


(2) Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi
için genel kurulun kararı gereklidir. Bu karar hakkında 421 inci maddenin üçüncü
ve dördüncü fıkraları uygulanır.


 


4. Yetkilerin sınırlandırılması ve genişletilmesi


MADDE 539- (1) Tasfiye memurlarına
Kanunla tanınmış yetkiler devredilemez; ancak, belirli uygulama işlemlerinin yapılabilmesi
için, tasfiye memurlarından biri diğerine veya üçüncü bir kişiye temsil yetkisi
verebilir.


(2) Tasfiye memurlarının üçüncü kişilerle tasfiye
amacı dışında yaptığı işlemler şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin işlemin tasfiye
amacının dışında olduğunu bildiği veya hâlin gereğinden bilmemesinin mümkün olamayacağı
ispat edilsin. Tasfiyenin sadece tescil ve ilan edilmesi, bu hususun ispatı için
yeterli delil değildir.


(3) Tasfiye memurları birden
fazla ise, aksi genel kurul kararında veya esas sözleşmede öngörülmemişse, şirketin
bağlanabilmesi için imzaya yetkili iki tasfiye memurunun şirket unvanı altında imza
atması gereklidir. Tasfiye hâlindeki şirketi tasfiye ile ilgili konularda mahkemelerde
ve dış ilişkide tasfiye memurları temsil eder.


(4) Tasfiye memurunun görevini yerine getirdiği
sırada işlediği haksız fiilden şirket de sorumludur.


 


II - Tasfiye işleri


1. İlk envanter ve bilanço


MADDE 540- (1) Tasfiye memurları
görevlerine başlar başlamaz, şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelerler;
gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurarak, şirketin malvarlığına
ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenler
ve genel kurulun onayına sunarlar.


(2) Envanter ve bilançonun onaylanmasından sonra,
tasfiye memurları şirketin envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine
el koyarlar.


 


2. Alacaklıların çağrılması ve korunması


MADDE 541- (1) Alacaklı oldukları şirket
defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler
taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin
internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer
hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler
ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar.


(2) Alacaklı oldukları bilinenler, bildirimde bulunmazlarsa
alacaklarının tutarı Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir bankaya depo
edilir.


(3) Şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında
uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir; meğerki,
bu gibi borçlar yeterli bir şekilde teminat altına alınmış veya şirket varlığının
pay sahipleri arasında paylaşımı bu borçların ödenmesi şartına bağlanmış olsun.


(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı
hareket eden tasfiye memurları haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553 üncü
madde uyarınca sorumludur.


 


3. Diğer tasfiye işleri


MADDE 542- (1) Tasfiye memurları;


a) Şirketin süregelen işlemlerini tamamlamak, gereğinde
pay bedellerinin henüz ödenmemiş olan kısımlarını tahsil etmek, aktifleri paraya
çevirmek ve şirket borçlarının, ilk tasfiye bilançosundan ve alacaklılara yapılan
çağrı sonucunda anlaşılan duruma göre, şirket varlığından fazla olmadığı saptanmışsa,
bu borçları ödemekle yükümlüdürler.


b) Tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapamazlar.


c) Şirket borçları şirket varlığından fazla olduğu takdirde
durumu derhâl şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirirler;
mahkeme iflasın açılmasına karar verir.


d) Tasfiyenin uzun sürmesi hâlinde, her yıl sonu için tasfiyeye
ilişkin finansal tabloları ve tasfiye sonunda da kesin bilançoyu düzenleyerek genel
kurula sunarlar.


e) Şirketin bütün mal ve haklarının korunması için düzenli
ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri alır ve tasfiyeyi mümkün
olan en kısa sürede bitirirler.


f) Tasfiye işlemlerinin düzenli yürütülmesi
ve güvenliği için gereken defterleri tutarlar.


g) Tasfiye sırasında elde edilen paralardan şirketin süregelen
harcamaları için gerekli olan para dışında kalan paraları, bir bankaya şirket adına
yatırırlar.


h) Vadesi gelmemiş borçları, Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan oran üzerinden iskonto
ederek derhâl öderler. Alacaklılar bu ödemeyi kabul etmek zorundadır. Kanun gereği
iskonto edilmesi mümkün olmayan alacaklar bu hükümden müstesnadır.


i) Pay sahiplerine tasfiye işlerinin durumu hakkında bilgi
ve istedikleri takdirde bu konuda imzalı belge verirler.


 


4. Tasfiye sonucu dağıtma


MADDE 543- (1) Tasfiye hâlinde bulunan
şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığı,
esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında, ödedikleri sermayeler
ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır. Tasfiye payında imtiyazın varlığı hâlinde
esas sözleşmedeki düzenleme uygulanır.


(2) Alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı tarihinden
itibaren üç ay geçmedikçe kalan varlık dağıtılamaz. Şu kadar ki, hâl ve duruma göre
alacaklılar için bir tehlike mevcut olmadığı takdirde mahkeme üç ay geçmeden de
dağıtmaya izin verebilir.[73][74]


(3) Esas sözleşme ve genel kurul kararında aksine
hüküm bulunmadıkça, dağıtma para olarak yapılır.


 


5. Defterlerin saklanması


MADDE 544- (1) Tasfiyenin sonunda
defterler ve tasfiyeye ilişkin olanlar da dâhil, belgeler 82 nci madde uyarınca
saklanır.


 


III - Şirket unvanının sicilden silinmesi


MADDE 545- (1) Tasfiyenin sona ermesi
üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından
sicil müdürlüğünden istenir. İstem üzerine silinme tescil ve ilan edilir.


(2) (Ek fıkra: 15/7/2016-6728/69
md.) Bu Kanun hükümlerine
göre tasfiye olunan şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 üncü ve 337/a maddesi hükümleri
uygulanmaz.


 


IV - Uygulanacak diğer hükümler


MADDE 546- (1) Pay sahipleri ile
tasfiye memuru veya memurları arasındaki uyuşmazlıkların çözümü basit yargılama
usulüne tabidir. Mahkeme, gerekli görürse tasfiye memurlarıyla ilgili pay sahiplerini
dinleyerek, kararını otuz gün içinde verir.


(2) Tasfiye memurlarının sorumluluğu hakkında 553
üncü madde hükmü uygulanır.


(3) Tasfiyeye ilişkin genel kurul kararları 418
inci madde uyarınca alınır.


 


C) Ek tasfiye


MADDE 547- (1) Tasfiyenin kapanmasından
sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye
memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin
bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya
kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.


(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse,
şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları
için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak
atayarak tescil ve ilan ettirir.


 


D) Tasfiyeden dönülmesi


MADDE 548- (1) Şirket sürenin dolmasıyla
veya genel kurul kararıyla sona ermiş ise, pay sahipleri arasında şirket malvarlığının
dağıtımına başlanılmış olmadıkça, genel kurul şirketin devam etmesini kararlaştırabilir.
Devam kararının sermayenin en az yüzde altmışının oyu ile alınması gerekir. Esas
sözleşme ile bu nisap ağırlaştırılabilir ve başkaca önlemler öngörülebilir. Tasfiyeden
dönülmesine ilişkin genel kurul kararını tasfiye memuru tescil ve ilan ettirir.



(2) Şirket, iflasın açılmasıyla sona ermiş olmasına
rağmen iflas kaldırılmışsa veya iflas, konkordatonun uygulanmasıyla sona ermişse
şirket devam eder.


(3) Tasfiye memuru iflasın kaldırıldığına ilişkin
kararı ticaret siciline tescil ettirir. Tescil istemine, pay bedellerinin ve tasfiye
paylarının pay sahipleri arasında dağıtılmasına başlanmadığına ilişkin belge de
eklenir.


 


ONBİRİNCİ BÖLÜM


Hukuki Sorumluluk


A) Sorumluluk hâlleri


I - Belgelerin ve beyanların kanuna aykırı
olması


MADDE 549- (1) Şirketin kuruluşu,
sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve
menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin,
beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin
saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri
düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar
sorumludur.


 


II - Sermaye hakkında yanlış beyanlar
ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi


MADDE 550- (1) Sermaye tamamıyla
taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken,
taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi gösterenler ile kusurlu olmaları şartıyla, şirket
yetkilileri, bu payları üstlenmiş kabul edilirler ve payların karşılıkları ile zararı
faiziyle birlikte müteselsilen öderler.


(2) Sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliğinin
bulunmadığını bilen ve buna onay verenler, söz konusu borcun ödenmemesinden doğan
zarardan sorumludurlar.


 


III - Değer biçilmesinde yolsuzluk


MADDE 551- (1) Ayni
sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınların değerlemesinde emsaline oranla
yüksek fiyat biçenler, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı gösterenler
ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumludur.





IV - Halktan para toplamak


MADDE 552- (Değişik: 26/6/2012-6335/27
md.)


(1) Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla,
bir şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacıyla yahut vaadiyle halka
her türlü yoldan çağrıda bulunularak para toplanması yasaktır.


 


V - Kurucuların,
yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu


MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim
kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan
yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…)[75]
hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan
sorumludurlar.[76]


(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi
veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev
ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin
ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.



(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya
esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu
olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.


 


VI – Denetçinin sorumluluğu[77]


MADDE 554- (Değişik: 26/6/2012-6335/29 md.)


(1) Şirketin ve şirketler topluluğunun yılsonu ve konsolide
finansal tablolarını, raporlarını, hesaplarını denetleyen denetçi ve özel denetçiler;
kanuni görevlerinin yerine getirilmesinde kusurlu hareket ettikleri takdirde, hem
şirkete hem de pay sahipleri ile şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarar dolayısıyla
sorumludur.


 


B) Şirketin zararı


I - Genel olarak


MADDE 555- (1) Şirketin uğradığı
zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın
ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.


(2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi
sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini,
bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında,
hakkaniyete göre paylaştırır.





II - İflas hâlinde


MADDE 556- (1) Zarara uğrayan şirketin
iflası hâlinde, tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkını şirket alacaklıları
da haizdir. Ancak, pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının istemleri önce iflas
idaresince ileri sürülür.


(2) İflas idaresi birinci fıkrada öngörülen davayı
açmadığı takdirde, her pay sahibi veya şirket alacaklısı mezkûr davayı ikame edebilir.
Elde edilen hasıla, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, önce dava açan alacaklıların
alacaklarının ödenmesine tahsis olunur; bakiye, sermaye payları oranında davacı
pay sahiplerine ödenir; artan iflas masasına verilir.


(3) Şirketin istemlerinin devrine ilişkin İcra ve
İflas Kanununun 245 inci maddesi hükmü saklıdır.


 


III - Teselsül ve başvuru


MADDE 557- (1) Birden çok kişinin
aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun
gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle
birlikte müteselsilen sorumlu olur.


(2) Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı
için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu
belirlemesini isteyebilir.


(3) Birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun
bütün gerekleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.


 


IV - İbra


1. İbranın etkisi


MADDE 558- (1) İbra kararı genel
kurul kararıyla kaldırılamaz. 445 inci madde hükmü saklıdır.


(2) Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya
ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin,
ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin
dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren
altı ay geçmesiyle düşer.


 


2. Kuruluş ve sermaye artırımında ibra


MADDE 559- (1) Kurucuların, yönetim
kurulu üyelerinin, denetçilerin, şirketin kuruluşundan ve sermaye artırımından doğan
sorumlulukları, şirketin tescili tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve
ibra yoluyla kaldırılamaz. Bu sürenin geçmesinden sonra da sulh ve ibra ancak genel
kurulun onayıyla geçerlilik kazanır. Bununla beraber, esas sermayenin onda birini,
halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri sulh ve ibranın
onaylanmasına karşı iseler, sulh ve ibra genel kurulca onaylanmaz.





V - Zamanaşımı


MADDE 560- (1) Sorumlu olanlara karşı
tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren
iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa
göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı
uygulanır.


 


VI - Yetkili mahkeme


MADDE 561- (1) Sorumlular aleyhinde
şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir.


 


ONİKİNCİ BÖLÜM


Cezai Sorumluluk


A) Suçlar ve cezalar[78][79]


MADDE 562- (Değişik: 26/6/2012-6335/30 md.)



(1) Bu Kanunun;


a) 64 üncü maddesinin birinci fıkrasının
ikinci veya üçüncü cümlesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyenler,


b) 64 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belgelerin
kopyasını sağlamayanlar,


c) 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekli onayları
yaptırmayanlar,


d) 65 inci maddesine uygun olarak defterlerini tutmayanlar,


e) 66 ncı maddesindeki usule aykırı olarak envanter çıkaranlar,


f) 86 ncı maddesine göre belgeleri ibraz etmeyenler,


dörtbin (88.997) Türk Lirası idari para cezasıyla
cezalandırılır.


(2) 88 inci maddeye aykırı hareket edenler dörtbin (88.997)
Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.


(3) 199 uncu maddenin birinci ve dördüncü fıkralarına aykırı
hareket edenler ikiyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.


(4) Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla
veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin
bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın,
210 uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili olanlarca istenmesine
rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini
yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı
takdirde üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.


(5) Bu Kanunun;


a) (Mülga: 15/7/2016-6728/73 md.)


b) 358 inci maddesine aykırı olarak pay sahiplerine borç
verenler,


c) 395 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci veya ikinci
cümlesi hükümlerini ihlal edenler,


üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.


(6) Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt
içermemesi yahut bu Kanuna uygun saklanmaması hâllerinde, sorumlular üçyüz günden
az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.


(7) 527 nci maddeye aykırı hareket edenler, Türk Ceza Kanununun
239 uncu maddesi hükümlerine göre cezalandırılır.


(8) 549 uncu maddede belirtilen belgeleri sahte olarak
düzenleyenler ile ticari defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapanlar
bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.


(9) 550 nci maddeye aykırı hareket edenler üç aydan iki
yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.


(10) 551 inci maddeye aykırı hareket edenler doksan günden
az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.


(11) 552 nci maddeye aykırı hareket edenler altı aydan
iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.


(12) 1524 üncü maddede öngörülen internet sitesini oluşturmayan
şirketlerin yönetim organı üyeleri, yüz günden üçyüz güne kadar adli para cezasıyla
ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun
bir şekilde koymayan bu fıkrada sayılan failler yüz güne kadar adli para cezasıyla
cezalandırılır.


(13) (Ek:27/12/2020-7262/33 md.) Bu Kanunun;


a) 486 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bildirimde
bulunmayanlar yirmi bin (173.801) Türk lirası,


b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 18/1/2024
Tarihli ve E: 2021/28, K: 2024/11 Sayılı Kararı ile.)


idari para cezasıyla cezalandırılır.


(14) Bu Kanun kapsamındaki idari para cezaları, aksine
hüküm bulunmayan hâllerde, mahallin en büyük mülki amiri tarafından verilir.


(15) Bu Kanunda tanımlanan kabahatlerden birinin idari
yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili gerçek veya
tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve ilgili hükme göre verilecek ceza iki
kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi
veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu
menfaat veya zararın üç katından az olamaz.


 


B) Soruşturma ve kovuşturma usulü


MADDE 563- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


BEŞİNCİ KISIM


Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket


A) Tanımı


MADDE 564- (1) Sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirket, sermayesi paylara bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı
şirket alacaklılarına karşı bir kollektif şirket ortağı, diğerleri bir anonim şirket
pay sahibi gibi sorumlu olan şirkettir. Sermaye, paylara bölünmeksizin sermayesi
sadece birden çok komanditerin sermayeye katılma oranlarını göstermek amacıyla kısımlara
ayrılmış bulunuyorsa komandit şirket hükümleri uygulanır.


 


B) Uygulanacak hükümler


MADDE 565- (1) Komanditelerin birbirleriyle,
komanditerlerin tümüyle ve üçüncü kişilerle hukuki ilişkileri, özellikle şirketin
yönetimine ve temsiline ilişkin görev ve yetkileri, şirketten ayrılmaları, komandit
şirketlerdeki hükümlere tabidir.


(2) Birinci fıkrada gösterilen hususların dışında,
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça anonim şirket hükümleri uygulanır.


 


C) Kuruluş


I - Esas sözleşme


1. Şekil


MADDE 566- (1) Esas sözleşme yazılı
şekilde düzenlenir, kurucularla komandite ortakların tümü tarafından imzalanır;
imzaların noterce onaylanması veya esas sözleşmenin ticaret sicili müdürü yahut
yardımcısı huzurunda imzalanması gerekir. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.) Şirketin kuruluşunda, esas sözleşmeyi
ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz.[80]


(2) İzin alınmasına ilişkin 333 üncü madde uygulanmaz.


 


2. İçeriği


MADDE 567- (1) Esas sözleşme, ikinci
fıkrasının (f) bendi hariç olmak üzere 339 uncu maddede yer alan tüm kayıtları içermelidir.


 


II - Kurucular


MADDE 568- (1) Esas sözleşmeyi imzalayanlarla
şirkete paradan başka sermaye koyanların tümü kurucu sayılır.


(2) Kurucular beş kişiden az olamaz. Kuruculardan
en az birinin komandite olması şarttır. Kurucu sıfatını haiz olan komanditerlerin
sahip oldukları payların her birinin tutarının esas sözleşmeye yazılması gerekir.





III - Uygulanacak hükümler


MADDE 569- (1) Kuruluşa,
anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır.


 


D) Yönetim


I - Uygulanacak hükümler


MADDE 570- (1) Anonim
şirketlerin yönetim kurulunun görevleriyle sorumluluklarına ilişkin hükümleri, yönetici
olan komandite ortaklar hakkında da geçerlidir.


 


II - Görevden alınma


MADDE 571- (1) Şirketi yönetmek ve
temsil etmekle görevli olan komandite ortaklar, kollektif şirketin yönetimine ve
temsiline görevli ortaklar için kanunda belirlenen hâllerde ve öngörülen şartlar
uyarınca görevden alınabilirler. Görevden alma kararının tescili ile, görevden alınan
ortağın şirketin bu tarihten sonra doğacak borçlarından dolayı kişisel sorumlulukları
sona erer.


 


III - Rekabet yasağı


MADDE 572- (1) Komandite ortak diğer
komanditelerin ve genel kurulun izni olmaksızın şirketin işletme konusuna giren
bir iş yapamayacağı gibi bu tür ticaretle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırlandırılmamış
ortak sıfatıyla da katılamaz.


(2) Bu madde hükmüne aykırı hareket eden komandite
ortak hakkında kollektif şirkete ilişkin hükümler uygulanır.


 


ALTINCI KISIM


Limited Şirket


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Tanım ve Kuruluş


A) Kavram


MADDE 573- (1) Limited şirket, bir
veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur;
esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur.


(2) Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece
taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen
ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.


(3) Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü
ekonomik amaç ve konu için kurulabilir.


 


B) Ortakların sayısı


MADDE 574- (1) Ortakların sayısı
elliyi aşamaz.


(2) Ortak sayısı bire düşerse durum, bu sonucu doğuran
işlem tarihinden itibaren yedi gün içinde müdürlere yazıyla bildirilir. Müdürler,
bildirimin alınması tarihinden başlayarak yedinci günün sonuna kadar, şirketin tek
ortaklı olduğunu, bu ortağın adını, yerleşim yerini ve vatandaşlığını tescil ve
ilan ettirirler, aksi hâlde doğacak zarardan sorumlu olurlar. Aynı yükümlülük, şirketin
bir ortakla kurulduğu hâllerde de geçerlidir.


(3) Şirket, tek ortağının kendisinin olacağı bir
şirkete dönüşeceği sonucunu doğuracak şekilde esas sermaye payını iktisap edemez.


 


C) Şirket sözleşmesi


I - Şekil


MADDE 575- (1) Şirket sözleşmesinin
yazılı şekilde yapılması ve kurucular tarafından ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş
personelin huzurunda imzalanması şarttır. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.) Şirketin kuruluşunda, şirket sözleşmesini
ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz.[81][82]


 


II - İçerik


1. Zorunlu kayıtlar


MADDE 576- (1) Şirket sözleşmesinde
aşağıdaki kayıtların açıkça yer alması gereklidir:


a) Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunduğu yer.


b) Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde,
şirketin işletme konusu.


c) Esas sermayenin itibarî tutarı, esas sermaye paylarının
sayısı, itibarî değerleri, varsa imtiyazlar, esas sermaye paylarının grupları.


d) Müdürlerin adları, soyadları, unvanları, vatandaşlıkları.


e) Şirket tarafından yapılacak ilanların şekli.


 


2. Şirket sözleşmesinde öngörülmeleri
şartıyla bağlayıcı olan hükümler


MADDE 577- (1) Aşağıdaki kayıtlar,
şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde bağlayıcı hükümlerdir:


a) Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılmasına
ilişkin kanuni hükümlerden ayrılan düzenlemeler.


b) Ortaklara veya şirkete, esas sermaye payları ile ilgili
olarak önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları tanınması.


c) Ek ödeme yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli
ve kapsamı.


d) Yan edim yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli
ve kapsamı.


e) Belirli veya belirlenebilir ortaklara
veto hakkı veya bir genel kurul kararının oylanması sonucunda oyların eşit çıkması
hâlinde bazı ortaklara üstün oy hakkı tanıyan hükümler.


f) Kanunda ya da şirket sözleşmesinde öngörülmüş bulunan
yükümlülüklerin hiç ya da zamanında yerine getirilmemeleri hâlinde uygulanabilecek
sözleşme cezası hükümleri.


g) Kanuni düzenlemeden ayrılan rekabet yasağına ilişkin
hükümler.


h) Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak
tanıyan hükümler.


ı) Genel kurulda karar almaya, oy hakkına ve oy hakkının
hesaplanmasına ilişkin kanuni düzenlemeden ayrılan hükümler.


i) Şirket yönetiminin üçüncü bir kişiye bırakılmasına ilişkin
yetki hükümleri.


j) Bilanço kârının kullanılması hakkında kanundan ayrılan
hükümler.


k) Çıkma hakkının tanınması ile bunun kullanılmasının şartları,
bu hâllerde ödenecek olan ayrılma akçesinin türü ve tutarı.


l) Ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin özel sebepleri
gösteren hükümler.


m) Kanunda belirtilenler dışında öngörülen sona erme sebeplerine
dair hükümler.


 


3. Ayni sermaye, ayni devralmalar ve özel
menfaatler


MADDE 578- (1) Ayni sermaye, ayınların
veya işletmelerin devralınması ve özel menfaatler hakkında anonim şirketlere ilişkin
hükümler uygulanır.


 


4. Emredici hükümler


MADDE 579- (1) Şirket sözleşmesi,
bu Kanunun limited şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça cevaz
verilmişse sapabilir. Diğer kanunların öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı nitelikteki
şirket sözleşmesi hükümleri, o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar.


 


D) Sermaye


I - En az tutar


MADDE 580- (1) Limited şirketin esas
sermayesi en az onbin Türk Lirasıdır. [83]


(2) Bu maddede yazılı en az tutar, Cumhurbaşkanınca on
katına kadar artırılabilir.[84]


 


II - Ayni sermaye


MADDE 581- (1) Üzerlerinde sınırlı
ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen,
fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dâhil, malvarlığı unsurları
ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve
vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.


(2) 127 nci madde hükmü saklıdır.





III - Mal bedelleri ve kurucu menfaatleri


MADDE 582- (1) Kurucular tarafından, kurulmakta
bulunan şirketle ilgili olarak, şirket hesabına alınan malların bedelleri ile şirketin
kurulmasında hizmeti geçenlere tanınan menfaatler şirket sözleşmesine yazılır.


(2) 128 inci madde hükmü saklıdır.


 


E) Esas sermaye payları


MADDE 583- (1) Şirket sözleşmesinde
esas sermaye paylarının itibarî değerleri en az yirmibeş Türk Lirası olarak belirlenebilir.
Şirketin durumunun iyileştirilmesi amacıyla bu değerin altına inilebilir.


(2) Esas sermaye paylarının itibarî değerleri farklı olabilir.
Ancak, esas sermaye paylarının değerlerinin yirmibeş Türk Lirası veya bunun katları
olması şarttır. Bir esas sermaye payının vereceği oyun, 618 inci madde uyarınca
itibarî değere göre hesaplanması, esas sermaye payının bölünmesi değildir. Aynı
hüküm bir hakkın veya yükümlülüğün itibarî değere göre belirlendiği durumlar için
de geçerlidir.


(3) Bir ortak birden fazla esas sermaye payına sahip olabilir.


(4) Esas sermaye payları itibarî değerden veya bu değeri
aşan bir bedelle çıkarılabilir.


(5) Esas sermaye payının bedeli şirket sözleşmesinde öngörüldüğü
şekilde, nakit veya ayın olarak veya bir alacağın takası yoluyla yahut sermaye artırımında
olduğu gibi, serbestçe kullanılabilecek özkaynakların esas sermayeye dönüştürülmesi
yoluyla ödenir.


 


F) İntifa senetleri


MADDE 584- (1) Şirket sözleşmesinde
intifa senetlerinin çıkarılması öngörülebilir; bu konuda anonim şirketlere ilişkin
hükümler kıyas yoluyla uygulanır.


 


G) Kuruluş


I - Kurulma anı


MADDE 585- (Değişik: 26/6/2012-6335/31 md.)



(1) Şirket, kurucuların, kanuna uygun olarak düzenlenmiş
bulunan, sermayenin tamamını ödemeyi şartsız olarak taahhüt ettikleri, ticaret sicili
müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda imzaladığı şirket sözleşmesinde
limited şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur. Esas sermaye pay bedellerinin
ödenmesi, ödeme yeri, ifa borcu, ifa etmemenin sonuçları, bedelleri tamamen ödenmemiş
payların devri hususlarında bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümleri kıyasen
uygulanır. (Ek cümle: 15/2/2018-7099/25 md.) Ancak nakden taahhüt edilen
payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmibeşinin tescilden önce ödenmesi şartı
limited şirketler bakımından uygulanmaz. 588 inci maddenin birinci fıkra hükümleri
saklıdır.[85][86]





II - Tescil


1. İstem


MADDE 586- (1) Şirket sözleşmesinin
575 inci maddede öngörüldüğü şekilde düzenlenmesinden
sonra, tescil için, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline başvurulur.


(2) Başvuru, müdürlerin tümü
tarafından imzalanır. Başvuruya aşağıdaki belgeler eklenir:


a) Şirket sözleşmesinin onaylanmış bir örneği.


b) (Mülga: 15/7/2016-6728/73 md.)


c) Yerleşim yerleri de gösterilerek şirketi temsile yetkili
kişileri ve denetçinin seçimini gösterir belge.


(3) Dilekçede şu kayıtlar yer alır:


a) Bütün ortakların adları ve soyadları
veya unvanları, yerleşim yerleri, vatandaşlıkları.


b) Her ortağın üstlendiği esas sermaye payı ve ödediği
toplam tutar.


c) İster ortak ister üçüncü kişi olsun, müdürlerin adları
ve soyadları veya unvanları.


d) Şirketin ne suretle temsil edileceği.


 


2. Tescil ve ilan


MADDE 587- (1) Şirket sözleşmesinin
tamamı, kurucuların imzalarının ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin
huzurunda imzalandığı tarihi izleyen otuz gün içinde, şirketin merkezinin bulunduğu
yer ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur. Tescil
ve ilan edilen şirket sözleşmesine, aşağıda sayılanlar dışında, 36 ncı maddenin
birinci fıkrası hükmü uygulanmaz:[87][88]


a) Şirket sözleşmesinin tarihi.


b) Şirketin ticaret unvanı ve merkezi.


c) Esas noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış şekilde şirketin
işletme konusu; şirket sözleşmesinde bu konuda bir hüküm varsa, şirketin süresi.


d) Esas sermayenin itibarî değeri.


e) Gerçek kişi ortağın adı ve soyadı, yerleşim yeri, tüzel
kişi ortakların unvanı, merkezleri ve her ortağın üstlendiği esas sermaye payları.


f) Ayni sermayenin konusu ve bu tür sermayenin karşılığında
verilecek esas sermaye payları; bir aynın devralınması hâlinde ilgili sözleşmenin
konusu, sözleşmenin karşı tarafı, şirketin borçlandığı karşı edim; özel menfaatlerin
içerik ve değeri.


g) Öngörülmüş ise, intifa senetlerinin sayısı ve bunlara
sağlanan hakların içeriği.


h) Müdürlerin ve şirketi temsile yetkili diğer kişilerin
adları, soyadları veya unvanları ve yerleşim yerleri.


ı) Temsil yetkisinin kullanılma şekli.


i) Denetçinin yerleşim yeri, merkezi, varsa ticaret siciline
tescil edilmiş şubesi (…)[89]


j) Şirket sözleşmesinde öngörülmüş bulunan imtiyaz, ek
yükümlülük veya yan edim yükümlülükleri, esas sermaye payları ile ilgili önerilmeye
muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları.


k) Şirket tarafından yapılacak olan ilanların şekli, türü
ve şirket sözleşmesinde bu konuda bir hüküm bulunduğu takdirde, müdürlerin ortaklara
ne şekilde bildirimde bulunacakları.


 


III - Tüzel kişilik


MADDE 588- (1) Şirket, ticaret siciline
tescil ile tüzel kişilik kazanır.


(2) Şirketçe kabul olunmadığı takdirde, kuruluş
giderleri kurucular tarafından karşılanır. Bunların pay sahiplerine rücû hakları
yoktur.


(3) Tescilden önce şirket adına işlem
yapanlar, bu işlemler dolayısıyla şahsen ve müteselsilen sorumludur.


(4) Bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket adına
yapıldıklarının açıkça bildirilmeleri ve şirketin ticaret siciline tescilini izleyen
üç aylık süre içinde şirket tarafından kabul edilmeleri koşuluyla, bunlardan yalnız
şirket sorumlu olur.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Şirket Sözleşmesinin Değiştirilmesi


A) Genel olarak


MADDE 589- (1) Aksi şirket sözleşmesinde
öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesi, esas sermayenin üçte ikisini temsil eden
ortakların kararıyla değiştirilebilir. 621 inci madde hükmü saklıdır.


(2) Şirket sözleşmesinde yapılan her değişiklik
tescil ve ilan edilir.


 


B) Özel değişiklikler


I - Esas sermayenin artırılması


1. İlke


MADDE 590- (1) Şirketin kuruluşu
hakkındaki hükümlere ve özellikle sermayenin ayın olarak konması ve bir işletme
ile ayınların devralınmasına dair kurallara uymak şartıyla esas sermaye artırılabilir.


 


2. Rüçhan hakkı


MADDE 591- (1) Şirket sözleşmesinde
veya artırma kararında aksi öngörülmemişse, her ortak, esas sermaye payı oranında,
esas sermayenin artırılmasına katılmak hakkını haizdir.


(2) Genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararıyla,
ortakların yeni payları almaya ilişkin rüçhan hakkı, ancak haklı sebeplerin varlığında
ve 621 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen nisapla sınırlandırılabilir
veya kaldırılabilir. Özellikle, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin
devralınmaları ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep olarak kabul edilebilir.
Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması suretiyle hiç kimse haklı görülemeyecek
şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.


(3) Rüçhan hakkının kullanılabilmesi için en az onbeş gün
süre verilir.


 


II - Esas sermayenin azaltılması


MADDE 592- (1) Anonim şirketlerin
esas sermayenin azaltılmasına ilişkin hükümleri limited şirketlere kıyas yoluyla
uygulanır. Esas sermaye borca batık bilançonun iyileştirilmesi amacıyla, ancak şirket
sözleşmesinde öngörülen ek ödeme yükümlülüklerinin tamamen ödenmesi hâlinde azaltılabilir.


 


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Ortakların Hak ve Borçları


A) Esas sermaye payının işlemlere konu
olması


I - Genel olarak


MADDE 593- (1) Esas sermaye payının
şirketçe iktisabına ilişkin 612 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen hâller
dışında, esas sermaye payı, ortaklar arasındaki devirler de dâhil olmak üzere sadece
aşağıdaki hükümler uyarınca devredilebilir ve miras yoluyla geçer.


(2) Esas sermaye pay senetleri
ispat aracı şeklinde veya nama yazılı olarak düzenlenir. Ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin,
ağırlaştırılmış veya bütün ortakları kapsayacak biçimde düzenlenmiş rekabet yasağının
ve şirket sözleşmesinde öngörülmüş önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve
alım haklarının, bu senetlerde açıkça belirtilmesi gereklidir.


 


II - Pay defteri


MADDE 594- (1) Şirket, esas sermaye
paylarını içeren bir pay defteri tutar. Ortakların, adları, adresleri, her ortağın
sahip olduğu esas sermaye payının sayısı, esas sermaye paylarının devirleri ve geçişleri
itibarî değerleri, grupları ve esas sermaye payları üzerindeki intifa ve rehin hakları,
sahiplerinin adları ve adresleri bu deftere yazılır.


(2) Ortaklar pay defterini inceleyebilir.


 


III - Esas sermaye payının geçişi hâlleri


1. Devir


MADDE 595- (1) Esas sermaye payının
devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları
noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri;
rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş
ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme
cezasına ilişkin koşullara da belirtilir.


(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas
sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla
geçerli olur.


(3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse,
ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir.


(4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir.



(5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel
kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı
kalır.


(6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim
yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için
ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm
bulunmasa bile, onayı reddedebilir.


(7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul
reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır.


 


2. Miras, eşler arasındaki mal rejimi
ve icra


MADDE 596- (1) Esas sermaye payının,
miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi
hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas
sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.


(2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç
ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için,
şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir
kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi
şarttır.


(3) Red kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren
geçerli olmak üzere geriye etkilidir. Red, bu konudaki kararın verilmesine kadar
geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez.


(4) Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini
açıkça ve yazılı olarak reddetmemişse onayını vermiş sayılır.


 


3. Gerçek değerin belirlenmesi


MADDE 597- (1) Kanunda veya şirket
sözleşmesinde esas sermaye payının bedeli olarak gerçek değerin öngörüldüğü durumlarda,
taraflar anlaşamamışlarsa bu değer, taraflardan birinin istemi üzerine, şirket merkezinin
bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir.


(2) Mahkeme, yargılama ve değer belirleme
giderlerini kendi takdirine göre paylaştırır. Mahkemenin kararı kesindir.


 


4. Tescil


MADDE 598- (1) Esas sermaye paylarının
geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline
başvurulur.


(2) Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde,
ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline
başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi
için süre verir.


(3) Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni
korunur.





IV - Birden fazla ortağa ait esas sermaye
payı, bu pay üzerinde çeşitli haklar


1. Paylı mülkiyet


MADDE 599- (1) Bir esas sermaye payı birden
fazla ortağa ait olduğu takdirde, paydaşlar şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme
ve yan edim yükümlülüklerinden dolayı şirkete karşı müteselsilen sorumludur.


(2) Paydaşlar, esas sermaye payından doğan haklarını,
ancak atayacakları ortak bir temsilci aracılığı ile kullanabilirler.


 


2. İntifa ve rehin hakkı


MADDE 600- (1) Bir esas sermaye payı üzerinde
intifa hakkı kurulmasına, esas sermaye payının geçişine ilişkin hükümler uygulanır.


(2) Şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı üzerinde rehin
hakkı kurulması genel kurulun onayına bağlanabilir. Bu hâlde geçişe ilişkin hükümler
uygulanır. Genel kurul sadece haklı sebeplerin varlığında rehin hakkı kurulmasına
onay vermekten kaçınabilir.


(3) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı
bulunması hâlinde, pay intifa hakkı sahibi tarafından temsil edilir; bu durumda
intifa hakkını haiz kişi, esas sermaye payı sahibinin menfaatlerini, hakkaniyete
uygun bir şekilde gözetmezse tazminat ile yükümlü olur.


 


B) Geri verme yasağı


MADDE 601- (1) Esas sermayenin azaltılması
hâli hariç, ortaklara, esas sermaye payı bedeli geri verilemeyeceği gibi, ortaklar
bu borçtan ibra da olunamazlar.


 


C) Ortakların sorumluluğu


MADDE 602- (1) Şirket, borç ve yükümlülükleri
dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur.


 


D) Ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri


I - Ek ödeme yükümlülüğü


1. Kural


MADDE 603- (1) Ortaklar şirket sözleşmesiyle,
esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme ile de yükümlü tutulabilirler. Ortaklardan
bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ancak,


a) Şirket esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının
şirketin zararını karşılayamaması,


b) Şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi
devamının mümkün olmaması,


c) Şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı
doğuran diğer bir hâlin gerçekleşmiş bulunması,


hâllerinde istenebilir.


(2) İflasın açılması ile ek ödeme yükümlülüğü muaccel
olur.


(3) Ek ödeme yükümlülüğü şirket sözleşmesinde ancak
esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak öngörülebilir. Bu tutar esas
sermaye payının itibarî değerinin iki katını aşamaz.


(4) Her ortak, sadece kendi esas sermaye payına
düşen ek ödemeyi yerine getirmekle yükümlüdür.


(5) Şartlar gerçekleşmişse, ek ödemeler müdürler tarafından
istenir.


(6) Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması
ancak esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması
hâlinde mümkündür. Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılmasına veya kaldırılmasına esas
sermayenin azaltılması hakkındaki hükümler kıyas yoluyla uygulanır.


 


2. Yükümlülüğün sürmesi


MADDE 604- (1) Şirket,
ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde
iflas etmiş ise bu eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenir.


(2) Ek ödeme yükümlülüğü, halef
tarafından yerine getirilmemişse, ortağın sorumluluğu, yükümlülüğü gerçekleştiği
tarihte ortağa karşı ileri sürülebileceği ölçüde devam eder.


 


3. Geri ödeme


MADDE 605- (1) Yerine getirilen ek ödeme
yükümlülüğünün kısmen veya tamamen geri verilebilmesi için ek ödemeye ilişkin tutarın,
serbestçe kullanılabilecek yedek akçeler ile fonlardan karşılanabilir olması (…)[90]
şarttır.


 


II - Yan edim yükümlülüğü


MADDE 606- (1) Şirket sözleşmesiyle, şirketin
işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek yan edim yükümlülükleri öngörülebilir.


(2) Bir esas sermaye payına bağlı yan edim yükümlülüklerinin
konusu, kapsamı, koşulları ve diğer önemli noktalar şirket sözleşmesinde belirtilir.
Ayrıntıyı gerektiren konular genel kurul düzenlemesine bırakılabilir.


(3) Şirket sözleşmesinde açıkça
belirtilmiş bir karşılığı veya uygun bir karşılığı bulunmayan ve özkaynak ihtiyacını
karşılamaya hizmet eden nakdî ve ayni edim yükümlülükleri, ek ödeme yükümlülüğüne
ilişkin hükümlere tâbîdir.


 


III - Sonradan öngörülme


MADDE 607- (1) Şirket sözleşmesini değiştirip,
ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel
kurul kararları, ancak ilgili tüm ortakların onayıyla alınabilir.


 


E) Kâr payı ve ilgili diğer hükümler


I - Kâr payı ve yedek akçeler


MADDE 608- (1) Kâr payı, sadece net dönem
kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına
ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle,
şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir.



(2) Şirket sözleşmesi ile aksi öngörülmedikçe, kâr
payı, esas sermaye payının itibarî değerine oranla hesaplanır; ayrıca yerine getirilen
ek ödeme yükümlülüklerinin tutarı da kâr payının hesaplanmasında itibarî değere
eklenir.


(3) Şirket genel kurulu, kanun ya da şirket sözleşmesinde
öngörülmeyen veya öngörüleni aşan tutarlarda yedek akçelerin ayrılmalarına sadece;


a) Zararların karşılanması için gerekliyse,


b) Şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacı ciddi
bir şekilde ortaya konulmuşsa, bütün ortakların menfaati böyle bir yedek akçe ayrılmasını
haklı gösteriyorsa ve bu hususlar şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmişse,


karar verebilir.


II - Faiz yasağı ve hazırlık dönemi faizi


MADDE 609- (1) Esas sermayeye ve ek ödemelere
faiz verilemez. Şirket sözleşmesiyle hazırlık dönemi faizi ödenmesi öngörülebilir.
Bu hâlde anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.


 


III - Finansal tablolar ve yedek akçeler


MADDE 610- (1) Anonim şirketlere ilişkin
514 ilâ 527 nci madde hükümleri limited şirketlere de uygulanır.


 


IV - Haksız alınan kâr paylarının geri
verilmesi


MADDE 611- (1) Haksız yere kâr almış olan
ortak ve müdür bunu geri vermekle yükümlüdür.


(2) İyiniyetli oldukları takdirde ortak veya müdürün
haksız alınan kârı geri verme borcu, şirket alacaklılarının haklarını ödemek için
gerekli olan tutarı aşamaz.


(3) Şirketin haksız alınan kârı geri alma hakkı,
paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl, iyiniyetin varlığında iki yıl sonra
zamanaşımına uğrar.


 


F) Şirketin kendi esas sermaye paylarını
iktisabı


MADDE 612- (1) Şirket kendi esas sermaye
paylarını, sadece, bunları alabilmek için gerekli tutarda serbestçe kullanabileceği
özkaynaklara sahipse ve alacağı payların itibarî değerlerinin toplamı esas sermayenin
yüzde onunu aşmıyorsa iktisap edebilir.


(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen veya mahkeme
kararıyla hükme bağlanmış bulunan bir şirketten çıkma ya da çıkarma dolayısıyla,
esas sermaye paylarının iktisabı hâlinde, birinci fıkradaki üst sınır yüzde yirmi
olarak uygulanır. Şirket esas sermayesinin yüzde onunu aşan bir tutarda iktisap
edilen esas sermaye payları iki yıl içinde elden çıkarılır veya sermaye azaltılması
yoluyla itfa edilir.


(3) Şirket kendi esas sermaye payları için ödediği
tutar kadar yedek akçe ayırır.


(4) Şirketin iktisap ettiği kendi esas sermaye paylarından
kaynaklanan oy hakları ile buna bağlı diğer haklar, paylar şirketin elinde bulunduğu
sürece donar.


(5) Şirketin, iktisap ettiği kendi esas sermaye
paylarına ait ek ve yan ödeme yükümlülükleri, söz konusu paylar şirketin elinde
bulunduğu sürece istenemez.


(6) Şirketin kendi paylarını iktisap etmesine ilişkin
sınırlama ile ilgili hükümler, şirket esas sermaye paylarının, şirketin çoğunluğuna
sahip bulunduğu yavru şirketlerce iktisabı hâlinde de uygulanır.


 


G) Bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı


MADDE 613- (1) Ortaklar, şirket sırlarını
korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla
kaldırılamaz.


(2) Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek
davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve
şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar. Şirket sözleşmesiyle, ortakların,
şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir.



(3) Müdürler hakkında rekabet yasağı öngören 626
ncı madde hükümleri saklıdır.


(4) Geri kalan ortakların tümü yazılı olarak onay
verdikleri takdirde, ortaklar, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı düşen
faaliyetlerde bulunabilirler. Esas sözleşme birinci cümledeki onay yerine ortaklar
genel kurulunun onay kararını öngörebilir.


 


H) Bilgi alma ve inceleme hakkı


MADDE 614- (1) Her ortak, müdürlerden, şirketin
bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda
inceleme yapabilir.


(2) Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına
olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi
gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar
verir.


(3) Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi
haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme
kararı kesindir.


 


I) Özkaynakların yerini tutan ödünçler


MADDE 615- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Şirketin Organları


A) Genel kurul


I - Yetkiler


MADDE 616- (1) Genel kurulun devredilemez
yetkileri şunlardır:


a) Şirket sözleşmesinin değiştirilmesi.


b) Müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları.


c) Topluluk denetçisi ile (…)[91]
denetçilerin atanmaları ve görevden alınmaları.


d) Topluluk yılsonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet
raporunun onaylanması.


e) Yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun
onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi.


f) Müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi ve ibraları.


g) Esas sermaye paylarının devirlerinin onaylanması.


h) Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde
bulunulması.


ı) Müdürün, şirketin kendi paylarını iktisabı konusunda
yetkilendirilmesi veya böyle bir iktisabın onaylanması.


i) Şirketin feshi.


j) Genel kurulun kanun veya şirket sözleşmesi ile yetkilendirildiği
ya da müdürlerin genel kurula sunduğu konularda karar verilmesi.


(2) Aşağıda sayılanlar, şirket sözleşmesinde öngörüldükleri
takdirde genel kurulun devredilemez yetkileridir:


a) Şirket sözleşmesi uyarınca genel kurulun onayının arandığı
hâller ile müdürlerin faaliyetlerinin onaylanması.


b) Önerilmeye muhatap olma, önalım,
geri alım ve alım haklarının kullanılması hakkında karar verilmesi.


c) Esas sermaye payları üzerinde rehin hakkı kurulmasına
ilişkin onayın verilmesi.


d) Yan edim yükümlülükleri hakkında iç yönerge çıkarılması.


e) Şirket sözleşmesinin 613 üncü maddenin dördüncü fıkrası
uyarınca ortakların onayını yeterli görmemesi hâlinde, müdürlerin ve ortakların
şirkete karşı bağlılık yükümü veya rekabet yasağı ile bağdaşmayan faaliyetlerde
bulunabilmelerinin onayı için gereken iznin verilmesi.


f) Bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerden
dolayı şirketten çıkarılması.


(3) Tek ortaklı limited şirketlerde, bu ortak genel
kurulun tüm yetkilerine sahiptir. Tek ortağın genel kurul sıfatıyla alacağı kararların
geçerlilik kazanabilmeleri için yazılı olmaları şarttır.


 


II - Genel kurulun toplanması


1. Çağrı


MADDE 617- (1) Genel kurul müdürler tarafından
toplantıya çağrılır. Olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona
ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe
genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır.


(2) Genel kurul, toplantı gününden en az onbeş gün
önce toplantıya çağrılır. Şirket sözleşmesi bu süreyi uzatabilir veya on güne kadar
kısaltabilir.


(3) Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı,
gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma
konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar
hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya
olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir.


(4) Herhangi bir ortak sözlü görüşme isteminde bulunmadıkça,
genel kurul kararları, ortaklardan birinin gündem maddesi ile ilgili önerisine diğer
ortakların yazılı onayları alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm ortakların
onayına sunulması kararın geçerliliği için şarttır.


 


2. Oy hakkı ve hesaplanması


MADDE 618- (1) Ortakların oy hakkı esas
sermaye paylarının itibarî değerine göre hesaplanır. Şirket sözleşmesinde daha yüksek
bir tutar öngörülmemişse her yirmibeş Türk Lirası bir oy hakkı verir. Ancak, şirket
sözleşmesi ile birden fazla paya sahip ortakların oy hakları sınırlandırılabilir.
Ortak, en az bir oy hakkını haizdir. Şirket sözleşmesinde açıkça düzenlenmişse yazılı
oy da verilebilir.


(2) Şirket sözleşmesi oy hakkını, itibarî değerden
bağımsız olarak her esas sermaye payına bir oy hakkı düşecek şekilde de belirleyebilir.
Bu hâlde en küçük esas sermaye payının itibarî değeri, diğer esas sermaye paylarının
itibarî değerleri toplamının onda birinden az olamaz.


(3) Oy hakkının esas sermaye paylarının sayısına
göre belirlenmesine ilişkin şirket sözleşmesi hükmü aşağıdaki hâllerde uygulanmaz:


a) Denetçilerin seçimi.


b) Şirket yönetimi ya da onun bazı bölümlerinin denetimi
için özel denetçi seçimi.


c) Sorumluluk davası açılması hakkında karar verilmesi.


 


3. Oy hakkından yoksunluk


MADDE 619- (1) Herhangi bir şekilde şirket
yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar.


(2) Şirketin kendi esas sermaye payını iktisabına
ilişkin kararlarda, esas sermaye payını devreden ortak oy kullanamaz.


(3) Ortağın bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına
aykırı faaliyetlerde bulunmasını onaylayan kararlarda ilgili ortak oy kullanamaz.


 


III - Karar alma


1. Olağan karar alma


MADDE 620- (1) Kanun veya şirket sözleşmesinde
aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda
temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır.


 


2. Önemli kararlar


MADDE 621- (1) Aşağıdaki genel kurul kararları,
temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının
salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir:


a) Şirket işletme konusunun değiştirilmesi.


b) Oyda imtiyazlı esas sermaye paylarının öngörülmesi.


c) Esas sermaye paylarının devrinin
sınırlandırılması, yasaklanması ya da kolaylaştırılması.


d) Esas sermayenin artırılması.


e) Rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılması.


f) Şirket merkezinin değiştirilmesi.


g) Müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet
yasağına aykırı faaliyette bulunmalarına genel kurul tarafından onay verilmesi.


h) Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla
şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde
öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması.


ı) Şirketin feshi.


(2) Kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış
nisap aranıyorsa, bu nisabı daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümleri,
ancak şirket sözleşmesinde öngörülecek çoğunlukla kabul edilebilir.


(3) (Ek: 12/7/2013-6495/52 md.) Bir
ortağın şirketten çıkarılma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesine
dair sözleşme değişikliği, şirket sermayesini temsil eden tüm ortakların genel kurul
toplantısında oy birliği ile karar almasıyla mümkündür.


 


IV- Genel kurul kararlarının butlanı ve
iptali


MADDE 622- (1) Bu Kanunun anonim şirket
genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla
limited şirketlere de uygulanır.


 


B) Yönetim ve temsil


I - Müdürler


1. Genel olarak


MADDE 623- (1) Şirketin yönetimi ve temsili
şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür
sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere
verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin
bulunması gerekir.


(2) Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu
takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi
belirler.


(3) Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile
genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve
bu kararları yürütmeye yetkilidirler.


 


2. Müdürlerin birden fazla olmaları


MADDE 624- (1) Şirketin birden fazla müdürünün
bulunması hâlinde, bunlardan biri, şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın,
genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı olarak atanır.


(2) Başkan olan müdür veya tek müdürün bulunması
hâlinde bu kişi, genel kurulun toplantıya çağrılması ve genel kurul toplantılarının
yürütülmesi konularında olduğu gibi, genel kurul başka yönde bir karar almadığı
ya da şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme öngörülmediği takdirde, tüm açıklamaları
ve ilanları yapmaya da yetkilidir.


(3) Birden fazla müdürün varlığı hâlinde, bunlar
çoğunlukla karar alırlar. Eşitlik hâlinde başkanın oyu üstün sayılır. Şirket sözleşmesi,
müdürlerin karar almaları konusunda değişik bir düzenleme öngörebilir.


 


II - Görevler, yetkiler ve yükümlülükler


1. Devredilemez ve vazgeçilemez görevler


MADDE 625- (1) Müdürler, kanunların ve şirket
sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidir.
Müdürler, aşağıdaki görevlerini ve yetkilerini devredemez ve bunlardan vazgeçemezler:


a) Şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ve gerekli
talimatların verilmesi.


b) Kanun ve şirket sözleşmesi çerçevesinde şirket yönetim
örgütünün belirlenmesi.


c) Şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin,
finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması.


d) Şirket yönetiminin bazı bölümleri
kendilerine devredilmiş bulunan kişilerin, kanunlara, şirket sözleşmesine, iç tüzüklere
ve talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin gözetimi.


e) Küçük limited şirketler hariç,
risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesinin kurulması.


f) Şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun
ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun
düzenlenmesi.


g) Genel kurul toplantısının hazırlanması ve genel kurul
kararlarının yürütülmesi.


h) Şirketin borca batık olması hâlinde durumun mahkemeye
bildirilmesi.


(2) Şirket sözleşmesinde, müdürün veya müdürlerin;


a) Aldıkları belirli kararları ve


b) Münferit sorunları,


genel kurulun onayına sunmaları gereği öngörülebilir. Genel
kurulun onayı müdürlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, sınırlandırmaz. Türk Borçlar
Kanununun 51 ve 52 nci madde hükümleri saklıdır.


 


2. Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı


MADDE 626- (1) Müdürler ve yönetimle görevli
kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini,
dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde
hükümleri saklıdır.


(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya
diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan
bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar
genel kurulunun onay kararını öngörebilir.


(3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan
bağlılık borcuna tabidir.





3. Eşit işlem


MADDE 627- (1) Müdürler ortaklara eşit şartlar
altında eşit işlem yaparlar.


 


III - Müdürlerin yerleşim yeri


MADDE 628- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


IV - Temsil yetkisinin kapsamı, sınırlandırılması



MADDE 629- (1) Müdürlerin
temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların
belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere
ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.


(2) Sözleşmenin yapılması sırasında şirket tek ortak
tarafından ister temsil edilsin ister edilmesin, tek ortaklı limited şirketlerde,
bu ortak ile şirket arasında yapılan sözleşmenin geçerli olması, sözleşmenin yazılı
şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu zorunluluk, piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz
ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelere uygulanmaz.


(3) (Ek: 10/9/2014 - 6552/132 md.) Müdürler tarafından
şirkete hizmet akdi ile bağlı olanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya
diğer tacir yardımcıları olarak atanması hususunda 367 nci
madde ile 371 inci maddenin yedinci fıkrası kıyasen limited
şirketlere de uygulanır.


 


V - Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin
geri alınması ve sınırlandırılması


MADDE 630- (1) Genel kurul, müdürü veya
müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir.



(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin
yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını
mahkemeden isteyebilir.


(3) Yöneticinin, özen ve bağlılık
yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır
bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi
haklı sebep olarak kabul olunur.


(4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları
saklıdır.


 


VI - Ticari mümessiller ve ticari vekiller


MADDE 631- (1) Şirket sözleşmesinde
başka şekilde düzenlenmediği takdirde, ticari mümessiller ve ticari vekiller ancak
genel kurul kararı ile atanabilirler; yetkileri genel kurul tarafından sınırlandırılabilir.


(2) Müdür veya müdürlerin çoğunluğu, 623 üncü maddenin
kapsamına girmeyen ticari mümessili veya ticari vekili her zaman görevden uzaklaştırabilir.
Bu kişi genel kurul kararı ile atanmışsa, görevden alma ve yetkilerini sınırlandırmak
için genel kurul gecikmeksizin toplantıya çağrılır.


 


VII - Haksız fiil sorumluluğu


MADDE 632- (1) Şirketin yönetimi ve temsili
ile yetkilendirilen kişinin, şirkete ilişkin görevlerini yerine getirmesi sırasında
işlediği haksız fiilden şirket sorumludur.





C) Sermaye kaybı ve borca batıklık


I - Bildirim yükümlülüğü


MADDE 633- (1) Esas sermayenin kaybı ya
da borca batık olma hâllerinde anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümler kıyas yoluyla
uygulanır. Ek ödeme yükümlülüğü hakkındaki hükümler saklıdır.


 


II- İflâsın bildirilmesi ve konkordato
talebi[92]


MADDE 634- (Değişik: 28/2/2018-7101/63 md.)



(1) İflâsın bildirilmesi ve konkordato talebine anonim
şirket hükümleri uygulanır.


 


D) Denetçi


MADDE 635- (1) 397
nci maddenin beşinci ve altıncı fıkraları dışında kalan, Anonim şirketin denetçiye
(…)[93] denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri
limited şirkete de uygulanır.[94]


 


BEŞİNCİ BÖLÜM


Sona Erme ve Ayrılma


A) Sona erme sebepleri ve sona ermenin
sonuçları


MADDE 636- (1) Limited şirket aşağıdaki
hâllerde sona erer:


a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden
birinin gerçekleşmesiyle.


b) Genel kurul kararı ile.


c) İflasın açılması ile.


d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde.


(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından
biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından
birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye
ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi
için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar
verir.


(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden
şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek
değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun
düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.


(4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan
birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.


(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin
hükümler uygulanır.





B) Tescil ve ilan


MADDE 637- (1) Sona erme, iflastan ve mahkeme
kararından başka bir sebepten ileri gelmişse müdür, birden fazla müdürün bulunması
hâlinde en az iki müdür, bunu ticaret siciline tescil ve ilan ettirir.


 


C) Çıkma ve çıkarılma


I - Genel olarak


MADDE 638- (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara
şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.


(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten
çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince,
davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına
veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere
karar verebilir.


 


II - Çıkmaya katılma


MADDE 639- (1) Ortaklardan biri şirket sözleşmesindeki
hükme dayanarak çıkma istediği veya haklı sebeplerden dolayı çıkma davası açtığı
takdirde, müdür veya müdürler gecikmeksizin diğer ortakları bundan haberdar ederler.


(2) Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine
ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde;


a) Şirket sözleşmesinde öngörülen haklı sebep kendisi yönünden
de geçerliyse, kendisinin de çıkmaya katılacağını müdürlere bildirmek,


b) Açacağı bir dava ile haklı sebepler dolayısıyla çıkma
davasına katılmak,


hakkına sahiptir.


(3) Çıkan tüm ortaklar, esas sermaye payları ile
orantılı olarak, eşit işleme tabi tutulurlar.


(4) Şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya
haklı bir sebebin varlığı dolayısıyla bir ortağın şirketten çıkarılması hâlinde
bu hüküm uygulanmaz.


 


III - Çıkarma


MADDE 640- (1) Şirket sözleşmesinde, bir
ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.


(2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter
aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.


(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla
haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.


 


IV - Ayrılma akçesi


1. İstem ve tutar


MADDE 641- (1) Ortak şirketten ayrıldığı
takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını
haizdir.


(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı
dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.


 


2. Ödeme


MADDE 642- (1) Ayrılma akçesi;


a) Şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf
ediyorsa,


b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa,


c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa,


ayrılma ile muaccel olur.


(2) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)


(3) Ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen
kısmı, şirkete karşı, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Bu
husus yıllık raporda kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hâle
gelir.


 


D) Tasfiye


MADDE 643- (1) Tasfiye usulü ile tasfiyede
şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır:


 


E) Uygulanacak hükümler


MADDE 644- (1) Aşağıda madde numaraları
bildirilen anonim şirketlere ilişkin hükümler limited şirketlere de uygulanır.


a) Belgelerin ve beyanların kanuna
aykırılığına ilişkin 549 uncu; sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin
bilinmesi hakkında 550 nci; değer biçilmesinde yolsuzluğa dair 551 inci; kurucuların,
yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen
553 üncü; denetçilerin (…)[95] sorumluluğuna ilişkin 554 ilâ 561 inci maddeler.


b) (Değişik: 26/6/2012-6335/32 md.) Feshe ilişkin
353 üncü madde, şirkete karşı borçlanma yasağına ilişkin 358 inci madde, müdürlerin
yakınlarının şirkete borçlanmasına ilişkin 395 inci maddenin ikinci fıkrasının birinci
ve ikinci cümlesi hükümleri, kâr payı avansına ilişkin 509 uncu maddenin üçüncü
fıkrası.


c) Yönetim kurulu kararlarının butlanı hakkındaki 391 inci
ve müdürlerin bilgi alma haklarına kıyas yolu ile uygulanmak üzere 392 nci madde.


d) Limited şirketlere de uygulanan 549 ilâ 551 inci maddelerine
aykırı hareket edenler, 562 nci maddenin sekizinci ilâ onuncu fıkralarında öngörülen
cezalarla cezalandırılırlar.





ÜÇÜNCÜ KİTAP


Kıymetli Evrak


 


BİRİNCİ KISIM


Genel Hükümler


A) Kıymetli evrakın tanımı


MADDE 645- (1) Kıymetli evrak öyle senetlerdir
ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına
da devredilemez.


 


B) Senetten doğan borç


MADDE 646- (1) Kıymetli evrakın borçlusu,
ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür.


(2) Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vade
geldiğinde, senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye ödemede bulunmakla
borcundan kurtulur.


 


C) Kıymetli evrakın devri


I - Genel şekil


MADDE 647- (1) Mülkiyet veya sınırlı bir
ayni hak kurulması amacıyla kıymetli evrakın devri için her hâlde senet üzerindeki
zilyetliğin devri şarttır.


(2) Bundan başka emre yazılı senetlerde ciroya,
nama yazılı senetlerde yazılı bir devir beyanına da gerek vardır. Bu beyan kıymetli
evrakın veya ayrı bir kâğıdın üzerine yazılabilir.


(3) Kanun veya sözleşme ile başkalarının, bu arada,
özellikle borçlunun da devre katılmaları zorunluluğu öngörülebilir.


 


II - Ciro


1. Şekil


MADDE 648- (1) Bütün hâllerde ciro, poliçenin
cirosuna ilişkin hükümler uyarınca yapılır.


(2) Devir için ciro ve senedin zilyetliğinin geçirilmesi
yeterlidir.


 


2. Hükümleri


Madde 649- (1) Devredilebilen
bütün kıymetli evrakın, senedin içeriğinden veya niteliğinden aksi anlaşılmadıkça,
ciro edilmesi ve zilyetliğin geçirilmesiyle cirantanın hakları ciro edilene devrolunur.


 


D) Senedin türünün değiştirilmesi


MADDE 650- (1) Nama veya emre yazılı senet,
ancak kendisine hak verdiği ve borç yüklediği tüm kişilerin muvafakatıyla hamile
yazılı senede dönüştürülebilir. Bu muvafakatın doğrudan senet üzerine yazılması
gerekir.


(2) Hamile yazılı senetlerin nama veya emre yazılı
senede dönüştürülebilmesi hususunda da aynı kural geçerlidir. Bu son hâlde hak veya
borç sahibi kişilerden birinin muvafakatı bulunmazsa bu dönüştürme, ancak dönüştürmeyi
yapan alacaklı ile onun haklarına doğrudan doğruya halef olan kişi arasında hüküm
ifade eder.


 


E) İptal kararı


I - Şartları


MADDE 651- (1) Kıymetli evrak zayi olduğu
takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.


(2) Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı
anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir.


 


II - Hükümleri


MADDE 652- (1) İptal kararı üzerine hak
sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini
isteyebilir.


(2) Bunun dışında iptal usulü ve hükümleri hakkında, kıymetli
evrakın çeşitli türlerine ilişkin özel hükümler uygulanır.


 


F) Özel hükümler


MADDE 653- (1) Çeşitli kıymetli evraka
ilişkin özel hükümler saklıdır.


 


İKİNCİ KISIM


Nama Yazılı Senetler


A) Tanımı


MADDE 654- (1) Belli bir kişinin adına yazılı
olup da onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan
kıymetli evrak nama yazılı senet sayılır.


 


B) Alacaklının hakkını nasıl ispat edeceği


I - Kural olarak


MADDE 655- (1) Borçlu, ancak senedin
hamili bulunan ve senette adı yazılı olan veya onun hukuki halefi olduğunu ispat
eden kişilere ödemek zorundadır.


(2) Bu husus ispat edilmediği hâlde ödemede bulunan borçlu,
senedin gerçek sahibi olduğunu ispat eden bir üçüncü kişiye karşı borcundan kurtulmuş
olmaz.


 


II - Eksik nama yazılı senetler


MADDE 656- (1) Nama yazılı senet içinde,
senet bedelini her hamiline ödemek hakkını saklı tutmuş olan borçlu, alacaklı sıfatının
ispat edilmesini aramamış olsa da hamile iyiniyetle yapacağı ödeme sonucunda
borcundan kurtulmuş olur. Ancak, hamile ödemede bulunmakla yükümlü değildir. 785
inci maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.





C) İptal kararı


MADDE 657- (1) Aksine özel hükümler bulunmadıkça
nama yazılı senetler, hamile yazılı senetlere ilişkin hükümlere göre iptal olunur.


(2) Borçlu, senette ilanların sayısını azaltmak veya süreleri
kısaltmak suretiyle iptal için daha basit bir usul öngörebileceği gibi, alacaklı
kendisine senedin iptal ve borcun ödendiğini gösteren, resmen düzenlenmiş veya usulen
onaylanmış bir belge verdiği takdirde, senet ibraz edilmeksizin ve iptaline karar
verilmeksizin de geçerli olmak üzere ödemek hakkını da saklı tutabilir.


 


ÜÇÜNCÜ KISIM


Hamile Yazılı Senetler


A) Tanımı


MADDE 658- (1) Senedin metninden veya şeklinden,
hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile
veya hamiline yazılı senet sayılır.


(2) Mahkeme kararıyla ödemeden menedilen borçlunun ödemesi
geçerli olmaz.


 


B) Borçlunun def’ileri


I - Genel olarak


MADDE 659- (1) Borçlu hamile yazılı bir
senetten doğan alacağa karşı, ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senedin
metninden anlaşılan def’ilerle, alacaklı her kim ise ona karşı şahsen sahip olduğu
def’ileri ileri sürebilir.


(2) Borçlu ile önceki hamillerden biri arasında doğrudan
doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap
ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde geçerlidir.


(3) Senedin, borçlunun rızası olmaksızın tedavüle çıkarıldığı
yolunda bir def’i ileri sürülemez.


 


II - Hamile yazılı faiz kuponları


MADDE 660- (1) Borçlu hamile yazılı faiz
kuponlarından doğan alacağa karşı ana paranın ödendiği def’inde bulunamaz.


(2) Ana paranın ödenmesi hâlinde, borçlu, ilerde
muaccel olup da asıl senetle birlikte kendisine teslim edilmeyen faiz kuponlarının
tutarını, bu kuponlar hakkında geçerli olan zamanaşımı süresi geçinceye kadar alıkoymak
hakkını haizdir; meğerki, teslim edilmeyen kuponların iptaline karar verilmiş veya
tutarı karşılığında teminat gösterilmiş olsun.


 


C) İptal kararı


I - Genel olarak


1. Yetki


MADDE 661- (1) Pay senetleri, tahviller,
intifa senetleri, münferit kuponlar hariç olmak üzere, kupon belgeleri, esas kupon
belgelerinin yenilenmesine yarayan talonlar gibi hamile yazılı senetlerin iptaline
hak sahibinin istemi üzerine mahkemece karar verilir.


(2) Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri veya
pay senetleri hakkında anonim şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir.


(3) Dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu
zayi ettiği yolundaki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması gerekir.


(4) Bir senet kupon tablosu veya talon içeriyorsa ve hamil
yalnız kupon tablosunu veya talonunu kaybetmişse, istemin haklı olduğunun ispatı
için senedin esas bölümünün ibrazı yeterlidir.


 


2. Ödeme yasağı


MADDE 662- (1) Dilekçe sahibinin istemi
üzerine mahkeme, senedin borçlusunu, aksine hareket ettiği takdirde iki defa ödemek
zorunda kalacağını ihtar ederek bedelini ödemekten yasaklar.


(2) Bir kupon belgesinin iptaline karar vermek gerektiği
takdirde, vadeleri dava sırasında dolan münferit kuponlar hakkında faiz kuponlarının
iptaline ilişkin hükümler uygulanır.


 


3. İlan ile çağrı, başvuru süresi


MADDE 663- (1) Mahkeme, dilekçe sahibinin,
senedin zilyedi bulunmuş ve onu zâyi etmiş olduğuna dair yaptığı açıklamaları inandırıcı
bulursa, belli olmayan hamili ilan yoluyla, senedi belirli bir süre içinde ibraz
etmeye çağırır ve aksi takdirde senedin iptaline karar verileceğini ihtar eder.
Sürenin en az altı ay olarak belirlenmesi gerekir; bu süre ilk ilan gününden itibaren
işlemeye başlar.


 


4. İlan şekli


MADDE 664- (1) Senedin ibrazına ilişkin
ilanın 35 inci maddede yazılı gazetede üç defa yapılması gerekir.


(2) Mahkeme gerek gördüğü takdirde, ayrıca uygun
göreceği diğer şekillerde de ilanlar yapılmasına karar verebilir.


 


5. Hükümleri


a) Senedin ibrazı hâlinde


MADDE 665- (1) İptali istenen senet
ibraz edilirse, mahkeme, dilekçe sahibine senedin iadesi davası açması için bir
süre belirler.


(2) Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme,
senedi geri verir ve ödeme yasağını kaldırır.


 


b) Senedin ibraz edilmemesi hâlinde


MADDE 666- (1) Mahkeme, belirlenen süre
içinde ibraz edilmeyen senedin iptaline karar verir veya gerekli görürse başka önlemler
de alabilir.


(2) Hamile yazılı bir senedin iptali hakkındaki karar,
derhâl 35 inci maddede yazılı gazeteyle ve mahkeme gerek görürse başka araçlarla
da ilan edilir.


(3) İptal kararı üzerine dilekçe sahibi, gideri kendisine
ait olmak üzere yeni bir senet düzenlenmesini veya muaccel borcun ifasını istemek
hakkını haizdir.


 


II - Kuponlarda usul


MADDE 667- (1) Münferit kuponların zıyaı
hâlinde hak sahibinin istemi üzerine, mahkeme, bedelin vadesinde, vade dolmuşsa
derhâl mahkemeye yatırılmasına karar verir.


(2) Üç yıl geçtikten sonra hiçbir hak sahibi başvurmaz
ve vadenin dolmasından itibaren üç yıl geçmiş olursa, mahkeme kararıyla bedel dilekçe
sahibine verilir.


 


III - Banknotlarda ve buna benzer kâğıtlarda
usul


MADDE 668- (1) Banknot ve büyük miktarda
çıkarılıp görüldüğünde ödenmesi gereken ve para yerine ödeme aracı olarak kullanılan
ve belirli bedelleri yazılı olan diğer hamile yazılı senetlerin iptaline karar verilemez.


(2) Devlet tarafından çıkarılmış olan tahvillere ilişkin
özel hükümler saklıdır.


 


D) İpotekli borç senedi ve irat senedi


MADDE 669- (1) Hamile yazılı olan ipotekli
borç senediyle irat senedine ilişkin özel hükümler saklıdır.


 


DÖRDÜNCÜ KISIM


Kambiyo Senetleri


A) Borçlanma ehliyeti


MADDE 670- (1) Sözleşme ile borçlanmaya
ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir.


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Poliçe


 


BİRİNCİ AYIRIM


Poliçenin Düzenlenmesi ve Şekli


A) Şekil


I - Unsurları


1. Genel olarak


MADDE 671- (1) Poliçe;


a) Senet metninde “poliçe” kelimesini, senet Türkçe’den
başka bir dille yazılmışsa, o dilde poliçe karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,


b) Belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız
havaleyi,


c) Ödeyecek olan kişinin, “muhatabın” adını,


d) Vadeyi,


e) Ödeme yerini,


f) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,


g) Düzenlenme tarihini ve yerini,


h) Düzenleyenin imzasını,


içerir.


 


2. Unsurların bulunmaması


MADDE 672- (1) 671 inci maddede yazılı unsurlardan
birini içermeyen senet ikinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller dışında poliçe
sayılmaz.


(2) Vadesi gösterilmeyen poliçenin görüldüğünde
ödenmesi şart edilmiş sayılır.


(3) Ayrıca belirtilmiş olmadıkça muhatabın adı yanında
gösterilen yer, ödeme yeri ve aynı zamanda da muhatabın yerleşim yeri sayılır.


(4) Düzenlenme yeri gösterilmeyen poliçe, düzenleyenin
adı yanında gösterilen yerde düzenlenmiş sayılır.


 


II - Münferit unsurlar


1. Düzenleyenin aynı zamanda muhatap veya
emrine ödenecek kişi olması


MADDE 673- (1) Poliçe bizzat düzenleyenin
emrine yazılı olabileceği gibi, bizzat düzenleyen üzerine veya bir üçüncü kişi hesabına
da düzenlenebilir.


 


2. Adresli ve yerleşim yerli poliçe


MADDE 674- (1) Poliçe, bir üçüncü kişinin
nezdinde, muhatabın yerleşim yerinde veya başka bir yerde ödenmek üzere düzenlenebilir.


 


3. Faiz şartı


MADDE 675- (1) Görüldüğünde veya görüldüğünden
belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan bir poliçeye, düzenleyen tarafından
faiz şartı konulabilir. Diğer poliçelerde böyle bir faiz şartı yazılmamış sayılır.


(2) Faiz oranının poliçede gösterilmesi gerekir; gösterilmemiş
ise faiz şartı yazılmamış sayılır.


(3) Başka bir gün belirtilmemişse, faiz, poliçenin düzenlenme
gününden itibaren işler.


 


4. Poliçe bedelinin çeşitli şekillerde
gösterilmesi


MADDE 676- (1) Poliçe bedeli hem yazı hem
de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen
bedel üstün tutulur.


(2) Poliçe bedeli yalnız yazıyla veya yalnız rakamla birden
çok gösterilmiş olup da bedeller arasında fark bulunursa, en az olan bedel geçerli
sayılır.





B) İmza edenlerin sorumluluğu


I - Geçerli olmayan imzaların bulunması


MADDE 677- (1) Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya
ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya
imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan
imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.


 


II - Yetkisiz imza


MADDE 678- (1) Temsile yetkili olmadığı
hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden
dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen
kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm
böyledir.


 


III - Düzenleyenin sorumluluğu


MADDE 679- (1) Düzenleyen, poliçenin kabul
edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Düzenleyen, kabul edilmeme hâlinde
sorumlu olmayacağını şart edebilirse de ödenmemeden sorumlu olmayacağına ilişkin
kayıtlar yazılmamış sayılır.


 


IV - Açık poliçe


MADDE 680- (1) Tedavüle çıkarılırken
tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde
doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki,
hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir
kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun.


 


İKİNCİ AYIRIM


Ciro


A) Poliçenin devredilmesi


MADDE 681- (1) Her poliçe açıkça emre yazılı
olmasa da ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilebilir.


(2) Düzenleyen, poliçeye “emre yazılı değildir”
ibaresini veya aynı anlamı ifade eden bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın
temliki yoluyla devrolunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını
doğurur.


(3) Ciro, poliçeyi kabul etmiş olsun veya olmasın muhataba,
düzenleyene veya poliçeyle borç altına girmiş olanlardan herhangi birine yapılabilir.
Bu kimseler poliçeyi yeniden ciro edebilirler.


 


B) Ciro


I - Kayıtsız, şartsız olması


MADDE 682- (1) Cironun kayıtsız ve şartsız
olması gerekir. Cironun bağlı tutulduğu her şart yazılmamış sayılır.


(2) Kısmi ciro batıldır.


(3) Hamiline ciro beyaz ciro hükmündedir.





II - Cironun şekli


MADDE 683- (1) Cironun poliçe veya poliçeye
bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından
imzalanması gerekir.


(2) Lehine ciro yapılan kişinin ciroda gösterilmesine gerek
olmadığı gibi, ciro, cirantanın sadece imzasından ibaret olabilir. Bu şekildeki
cirolara “beyaz ciro” denir. Beyaz cironun poliçenin arkasına veya alonj üzerine
yazılması gerekir.


 


III - Cironun hükümleri


1. Devir işlevi


MADDE 684- (1) Ciro ve zilyetliğin geçirilmesi
ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur.


(2) Ciro beyaz ciro ise hamil;


a) Ciroyu kendi adına veya diğer bir kişi adına doldurabilir,


b) Poliçeyi yeniden beyaz olarak veya diğer belirli bir
kişiye tekrar ciro edebilir,


c) Beyaz ciroyu doldurmaksızın ve poliçeyi tekrar ciro
etmeksizin poliçeyi başka bir kişiye verebilir.


 


2. Teminat işlevi


MADDE 685- (1) Aksi şart edilmedikçe, ciranta
poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur.


(2) Ciranta, poliçenin tekrar ciro edilmesini yasak edebilir;
bu hâlde, senet sonradan kendilerine ciro edilmiş olan kişilere karşı sorumlu olmaz.


 


3. Hamilin hak sahipliği


MADDE 686- (1) Bir poliçeyi elinde bulunduran
kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan
anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış
hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi,
poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.


(2) Poliçe herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış
bulunursa, birinci fıkrada yazılı hükümlere göre hakkı anlaşılan yeni hamil, ancak
poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu
takdirde o poliçeyi geri vermekle yükümlüdür.


 


IV - Def’iler


MADDE 687- (1) Poliçeden dolayı kendisine
başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan
doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez;
meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş
olsun.


(2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin
hükümler saklıdır.


 


V - Cironun çeşitleri


1. Tahsil cirosu


MADDE 688- (1) Ciro, “bedeli tahsil içindir”,
“vekâleten” veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da
sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün
hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebilir.


(2) Poliçeden sorumlu olanlar, bu hâlde, ancak cirantaya
karşı ileri sürebilecekleri def’ileri hamile karşı dermeyan edebilirler.


(3) Tahsil cirosunun içerdiği yetki, bu yetkiyi verenin
ölümü ile sona ermeyeceği gibi, onun medenî hakları kullanma ehliyetini kaybetmesiyle
de ortadan kalkmaz.


 


2. Rehin cirosu


MADDE 689- (1) Ciro, “bedeli teminattır”,
“bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydı içerirse,
hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan
bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir.


(2) Poliçeden sorumlu olanlar, kendileriyle ciranta arasında
doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri hamile karşı ileri süremezler;
meğerki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş
olsun.


 


3. Vadeden sonraki ciro


MADDE 690- (1) Vadenin geçmesinden sonra
yapılan ciro, vadeden önce yapılan bir cironun hükümlerini doğurur; ancak, ödenmeme
protestosundan veya bu protestonun düzenlenmesi için öngörülmüş sürenin geçmesinden
sonra yapılan ciro, sadece alacağın temliki hükümlerini doğurur.


(2) Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro
protestonun düzenlenmesi için öngörülen sürenin geçmesinden önce yapılmış sayılır.


 


ÜÇÜNCÜ AYIRIM


Kabul ve Aval


A) Kabule arz


I - Kural


MADDE 691- (1) Poliçe vadeye kadar hamil
veya poliçeyi elinde bulunduran herkes tarafından muhatabın yerleşim yerinde onun
kabulüne arzolunabilir.


 


II - Kabule arz şartı ve yasağı


MADDE 692- (1) Düzenleyen, bir süre belirleyerek
veya belirlemeden poliçenin kabule arz edilmesini şart koşabilir.


(2) Düzenleyen, üçüncü bir kişinin yerleşim yerinde veya
muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde ya da görüldükten belirli bir süre sonra
ödenmesi gereken poliçeler hariç olmak üzere, poliçenin kabule arzını menettiğini
poliçeye yazabilir.


(3) Düzenleyen, poliçenin belirli bir tarihten önce kabule
arz edilmemesini de şart koşabilir.


(4) Düzenleyen, poliçenin kabule arzını menetmiş olmadıkça,
bir süre koyarak veya koymayarak, her ciranta poliçenin kabule arzını şart koşabilir.


 


III - Görüldükten belirli bir süre sonra
ödenmesi gereken poliçelerde


MADDE 693- (1) Görüldükten belirli bir süre
sonra ödenmesi şart kılınan poliçelerin, düzenlenme gününden itibaren bir yıl içinde
kabule arz edilmesi gerekir.


(2) Düzenleyen bu süreyi kısaltabileceği gibi, daha
uzun bir süre de şart koşabilir.


(3) Cirantalar kabule arz sürelerini kısaltabilirler.


 


IV - Bir daha kabule arz


MADDE 694- (1) Muhatap, poliçenin, kendisine
arz edildiği günü izleyen günde bir daha ibrazını isteyebilir. İlgililer, bu istemin
yerine getirilmediğini, ancak bu istem protestoya yazılmışsa ileri sürebilirler.


(2) Hamil, kabule arz edilen poliçeyi muhataba bırakmak
zorunda değildir.


 


B) Kabul


I - Şekli


1. Genel olarak


MADDE 695- (1) Kabul beyanı poliçe üzerine
yazılır ve “kabul edilmiştir” veya buna eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir
ve muhatap tarafından imzalanır. Muhatabın, poliçenin ön yüzüne yalnız imzasını
koyması kabul hükmündedir.


(2) Poliçenin, görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi
şart edilmiş olduğu veya özel bir şart gereğince belirli bir süre içinde kabule
arz edilmesi gerektiği takdirde, hamil ibraz günü tarihinin atılmasını istemedikçe,
kabul hangi gün gerçekleşmişse poliçeye o günün tarihi atılır. Tarih atılmamış olduğu
takdirde, hamil cirantalarla düzenleyene karşı başvurma haklarını koruyabilmek için
bu eksikliği zamanında düzenlenecek bir protesto ile tespit ettirmek zorundadır.


 


2. Kabulün sınırlandırılması


MADDE 696- (1) Kabul, kayıtsız şartsız olmalıdır;
fakat muhatap kabulü poliçe bedelinin bir kısmı ile sınırlayabilir.


(2) Kabul beyanı, bundan başka noktalarda poliçe içeriğinden
farklı olursa, poliçe kabul edilmemiş sayılır. Bununla beraber kabul eden, kabul
beyanındaki şartlar çerçevesinde sorumludur.


 


3. Adresli ve yerleşim yerli poliçe


MADDE 697- (1) Düzenleyen, poliçede, ödemenin
nezdinde yapılacağı bir üçüncü kişiyi göstermeksizin, muhatabın yerleşim yerinden
başka bir yeri ödeme yeri olarak beyan etmişse, muhatap kabul şerhinde bir üçüncü
kişiyi gösterebilir. Aksi takdirde, muhatap, ödeme yerinde poliçeyi bizzat ödemeyi
taahhüt etmiş sayılır.


(2) Poliçenin bizzat muhatabın nezdinde ödenmesi şart kılınmışsa,
muhatap, kabul şerhinde ödemenin yapılacağı yer olmak üzere, ödeme yerinde bulunan
bir adresi gösterebilir.


 


II - Hükümleri


1. Genel olarak


MADDE 698- (1) Muhatap, poliçeyi kabul etmekle
bedelini vadede ödemeyi taahhüt etmiş olur.


(2) Ödememe hâlinde hamil, düzenleyen dahi olsa,
poliçeden dolayı 725 ve 726 ncı maddeler gereğince istenebilecek her şeyi kabul
edenden doğrudan doğruya isteme hakkını haizdir.


 


2. Kabul şerhinin çizilmesi


MADDE 699- (1) Muhatap poliçe üzerindeki
kabul şerhini poliçeyi geri vermeden önce çizmiş olursa kabulden kaçınmış sayılır.
Kabul şerhinin, poliçenin geri verilmesinden önce çizilmiş olduğu, aksi ispatlanıncaya
kadar karinedir.


(2) Bununla beraber, muhatap hamile veya poliçede
imzası bulunan bir kişiye poliçeyi kabul ettiğini yazı ile bildirmişse, bunlara
karşı kabul beyanı çerçevesinde sorumlu olur.


 


C) Aval


I - Aval verenler


MADDE 700- (1) Poliçede bedelin ödenmesi,
aval suretiyle tamamen veya kısmen teminat altına alınabilir.


(2) Bu teminat, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan
bir kişi tarafından da verilebilir.


 


II - Şekil


MADDE 701- (1) Aval şerhi, poliçe veya alonj
üzerine yazılır.


(2) Aval “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir
ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır.


(3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere,
poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.


(4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici
için verilmiş sayılır.


 


III - Hükümler


MADDE 702- (1) Aval veren kişi, kimin için
taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.


(2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle
ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.


(3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde,
poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince
sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder.





DÖRDÜNCÜ AYIRIM


Ödeme


A) Vade


I - Vadenin belirlenmesi


1. Genel olarak


MADDE 703- (1) Bir poliçe;


a) Görüldüğünde,


b) Görüldükten belirli bir süre sonra,


c) Düzenlenme gününden belirli bir süre sonra,


d) Belirli bir günde,


ödenmek üzere düzenlenebilir.


(2) Vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takip eden
çeşitli vadeleri gösteren poliçeler batıldır.


 


2. Görüldüğünde ödenecek poliçe


MADDE 704- (1) Görüldüğünde ödenmek üzere
düzenlenen poliçe ibrazında ödenir. Böyle bir poliçenin düzenlenme gününden itibaren
bir yıl içinde ödenmesi için ibrazı gerekir. Düzenleyen bu süreyi kısaltabileceği
gibi, daha uzun bir süre de belirleyebilir. İbraz süreleri cirantalar tarafından
kısaltılabilir.


(2) Düzenleyen, görüldüğünde ödenecek bir poliçenin belirli
bir günden önce ödenmek üzere ibraz edilmeyeceği hakkında şart koyabilir. Bu takdirde
ibraz süresi o tarihten başlar.


 


3. Görüldükten belirli bir süre sonra
ödenecek poliçe


MADDE 705- (1) Görüldükten belirli bir süre
sonra ödenecek bir poliçenin vadesi, kabul şerhinde yazılı tarihe veya protesto
tarihine göre belirlenir.


(2) Kabul şerhinde tarih gösterilmemiş ve protesto da çekilmemiş
olursa poliçe, kabul eden hakkında, kabule ibraz için öngörülmüş bulunan sürenin
son günü kabul edilmiş sayılır.


 


II - Sürelerin hesabı


1. Genel olarak


MADDE 706- (1) Düzenlenme gününden veya
görüldükten bir veya birkaç ay sonra ödenmek üzere düzenlenen bir poliçenin vadesi,
ödemenin yapılması gereken ayın o günün karşılığı olan gününde gelmiş olur. Karşılığı
olan gün bulunmadığı takdirde vade o ayın son günü gelmiş olur.


(2) Bir poliçe, düzenlenme gününden veya görüldükten bir
buçuk ay veya birkaç ay veya yarım ay sonra ödenmek üzere düzenlendiği takdirde,
ilk önce tam aylar hesap edilir.


(3) Vade olarak bir ayın başı, ortası veya sonu gösterilmişse,
bunlardan ayın birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri anlaşılır.


(4) “Sekiz gün” veya “onbeş gün” ibarelerinden bir veya
iki hafta değil, gerçek olarak sekiz veya onbeş günlük bir süre anlaşılır.


(5) “Yarım ay” ibaresi onbeş günlük bir süreyi ifade eder.


 


2. Takvimlerin çatışması


MADDE 707- (1) Belirli bir günde ödenecek
bir poliçenin düzenlenme yeri ile ödeme yeri arasında takvim farkı bulunduğu takdirde,
vade, ödeme yerinin takvimine göre belirlenmiş sayılır.


(2) Takvimleri farklı olan iki yer arasında düzenlenen
bir poliçe, düzenlenme gününden belirli bir süre sonra ödenecekse, düzenlenme günü,
ödeme yerindeki takvim gününe dönüştürülmek suretiyle vade hesap edilir.


(3) Poliçelerin ibraz sürelerinin
hesabında da birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.


(4) Poliçedeki bir kayıttan veya poliçenin içeriğinden,
amacın başka olduğu anlaşılırsa, bu madde hükümleri uygulanmaz.


 


B) Ödeme


I - İbraz


MADDE 708- (1) Belirli bir günde veya düzenlenme
gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek bir poliçenin hamili,
poliçeyi ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraz etmelidir.


(2) Poliçenin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz
yerine geçer.


 


II - Makbuz istemek hakkı


MADDE 709- (1) Muhatap, poliçeyi öderken
hamil tarafından bir ibra şerhi yazılarak poliçenin kendisine verilmesini isteyebilir.


(2) Hamil kısmi ödemeyi reddedemez.


(3) Kısmi ödeme hâlinde muhatap bu ödemenin poliçe üzerine
yazılmasını ve kendisine bir makbuz verilmesini isteyebilir.


 


III - Vadeden önce ve vadesinde ödeme


MADDE 710- (1) Poliçenin hamili,
vadeden önce ödemeyi kabulle yükümlü değildir.


(2) Vadeden önce ödeyen muhatap, bundan doğacak tehlike
kendisine ait olmak üzere hareket etmiş olur.


(3) Hile veya ağır bir kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde
ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün
bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de cirantaların imzalarının geçerliliğini
araştırmak zorunda değildir.


 


IV - Yabancı ülke parası ile ödeme


MADDE 711- (1) Poliçenin, ödeme yerinde
rayici olmayan bir para ile ödeneceği şart koşulduğu takdirde, bedeli, vade günündeki
değerine göre o ülke parasıyla ödenebilir. Borçlu, ödemede geciktiği takdirde, hamil
poliçe bedelinin dilerse vade günündeki, dilerse ödeme günündeki kura göre ülke
parasına dönüştürülerek ödenmesini isteyebilir.


(2) Kanuni rayici olmayan paranın değeri, ödeme yerindeki
ticari teamüllere göre belirlenir. Bununla beraber, düzenleyen, ödenecek paranın
poliçede yazılı belirli bir rayice göre hesap edilmesini şart edebilir.


(3) Düzenleyen, ödemenin belirli bir para ile yapılmasını
(aynen ödemeyi), şart koşmuş ise birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanmaz.


(4) Poliçe bedeli, düzenlenme ve ödeme
yeri olan ülkelerde aynı adı taşıyan, fakat değerleri birbirinden farklı olan para
ile gösterildiği takdirde ödeme yerindeki para kastedilmiş sayılır.


 


V - Tevdi


MADDE 712- (1) Bir poliçe 708 inci maddede
öngörülen süre içinde ödeme için ibraz edilmediği takdirde borçlu, gideri ve riski
hamile ait olmak üzere poliçenin bedelini bir bankaya tevdi edebilir.


 


BEŞİNCİ AYIRIM


Kabul Etmeme ve Ödememe Hâllerinde Başvurma Hakları


A) Başvurma hakkı


I - Genel olarak


MADDE 713- (1) Vadede poliçe ödenmemişse
hamil, cirantalara, düzenleyene ve poliçe dolayısıyla taahhüt altına girmiş olan
diğer kişilere başvurabilir.


(2) Hamil;


a) Kabulden tamamen veya kısmen kaçınılmış,


b) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın,
muhatap iflas etmiş veya bir ilamla ispatlanmamış olsa da sadece ödemelerini tatil
etmiş veya aleyhindeki herhangi bir icra takibi semeresiz kalmış veya


c) Kabul için arz edilmesi menedilen bir poliçenin düzenleyeni
iflas etmiş,


olursa vadenin gelmesinden önce de aynı başvurma hakkını
haizdir.


 


II - Protesto


1. Süreler ve şartları


MADDE 714- (1) Kabul etmemenin veya ödememenin,
kabul etmeme veya ödememe protestosu denilen resmî bir belge ile belirlenmesi zorunludur.


(2) Kabul etmeme protestosunun, kabule arz için belirli
olan süre içinde çekilmesi gerekir. 694 üncü maddenin birinci fıkrasında gösterilen
hâlde poliçenin ilk arzı vadenin son gününde olmuşsa, protesto o günün ertesi
günü de çekilebilir.


(3) Belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten
belirli bir süre sonra ödenmesi şartını içeren bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe
protestosunun, ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmesi zorunludur. Görüldüğünde
ödenmesi şart olan bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosu, ikinci fıkrada
kabul etmeme protestosu için gösterilen süreler içinde çekilir.


(4) Kabul etmeme protestosu çekilmiş olması hâlinde ödeme
için poliçeyi ibraz etmeye gerek olmadığı gibi, ödememe protestosu çekmeye de ihtiyaç
yoktur.


(5) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın
muhatap, ödemelerini tatil etmiş veya aleyhindeki herhangi bir icra takibi semeresiz
kalmış ise, hamil başvurma haklarını ancak poliçenin ödenmesi için muhataba ibrazından
ve protestonun çekilmesinden sonra kullanabilir.


(6) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın, muhatap veya kabul
için arz edilmesi menedilen bir poliçenin düzenleyeni iflas etmişse, iflas ilamının
ibrazı, başvurma hakkının kullanılması için yeterlidir.


 


2. Şekli


a) Noterlikçe düzenlenmesi


MADDE 715- (1) Protestonun 716 ncı maddede
belirtilen şekil ve surette noterlikçe düzenlenmesi gerekir.


 


b) İçindekiler


MADDE 716- (1) Protesto;


a) Protestoyu çeken ve kendisine
protesto çekilen kişilerin adlarını veya ticaret unvanlarını,


b) Kendisine protesto çekilen kişinin, poliçeden doğan
taahhüdünü yerine getirmeye davet edildiği hâlde, taahhüdünü ifa etmemiş, kendisi
bulunamamış veya ticaret yerinin ya da konutunun belirlenememiş olduğuna ilişkin
bir şerhi,


c) Sözü geçen davetin yapıldığı veya davet teşebbüsünün
sonuçsuz kaldığı yer ve güne ait bir şerhi ve


d) Protestoyu düzenleyen noterin imzasını,


içerir.


(2) Kısmi ödeme protestoda belirtilir.


(3) Kabul için kendisine bir poliçe ibraz edilmiş olan
muhatap, poliçenin ertesi günü tekrar ibrazını istemiş ise bu durum da protestoya
yazılır.


 


c) Protesto belgesi


MADDE 717- (1) Protesto ayrı bir belge hâlinde
düzenlenerek poliçeye bağlanır.


(2) Protesto, aynı poliçenin çeşitli
nüshaları veya poliçenin aslı ile bir sureti ibraz edilerek düzenlenmiş ise protestoyu
bu nüshalardan birine veya asıl senede bağlamak yeterlidir.


(3) Diğer nüshalara veya surete, protestonun, kalan nüshalarından
birine veya poliçenin aslına bağlanmış bulunduğu kaydolunur.


 


d) Kısmi kabul hâlinde


MADDE 718- (1) Kabul, poliçedeki bedelin
bir kısmına özgülenmiş bulunup da, bu yüzden protesto düzenlenirse poliçenin bir
sureti çıkarılarak protesto bu suret üzerine yazılır.


 


e) Birden fazla kişiye karşı düzenlenen
protesto


MADDE 719- (1) Poliçeye ilişkin bir edimin
birden fazla yükümlü tarafından ifasının istenmesi zorunlu ise, tek protesto belgesi
düzenlenir.


 


3. Saklama yükümü


MADDE 720- (1) Protestoyu düzenleyen
noter poliçenin bir suretini protesto belgesi ile birlikte saklamakla yükümlüdür.


 


4. Sakat protesto


MADDE 721- (1) Noter tarafından imza edilen
protesto kanuna uygun olarak düzenlenmediği veya içindeki kayıtlar yanlış olduğu
takdirde de geçerlidir.


(2) Noter hakkında disiplin hükümleri saklıdır.


 


5. Protesto düzenlenmesi gerekmeyen hâller


MADDE 722- (1) Düzenleyen,
ciranta veya aval veren kişi, senet üzerine “gidersiz”, “protestosuz” kayıtlarını
ya da bunlara eş anlamlı diğer herhangi bir ibareyi yazıp imzalayarak, hamili başvurma
hakkını kullanmak için kabul etmeme veya ödememe protestosu düzenleme yükümünden
kurtarabilir.


(2) Bu kayıt, hamili, poliçeyi süresinde ibraz etmek
ve gereken ihbarları yapmak yükümlülüklerinden kurtarmaz. Sürelere uyulmadığını
ispat, bunu hamile karşı ileri süren kişiye düşer.


(3) Bu kayıt poliçeyi düzenleyen tarafından yazılmış ise,
poliçeden dolayı borç altına girmiş olanların hepsi hakkında geçerli olur; bir ciranta
veya aval veren kişi tarafından yazıldığı takdirde, hüküm yalnız ona uygulanır.
Düzenleyen tarafından yazılan kayda rağmen hamil yine protesto çekerse giderler
kendisine ait olur.


(4) Kayıt bir ciranta veya aval veren kişi tarafından konduğu
takdirde, bu kayda rağmen çekilmiş olan bir protestonun gerektirdiği giderleri,
poliçeden dolayı borç altına girenlerin hepsi tazminle yükümlüdür.


 


III - İhbar zorunluluğu


MADDE 723- (1) Hamil, protesto gününü veya
poliçede “gidersiz” kaydı mevcut ise, ibraz gününü izleyen dört iş günü içinde,
kabul etmeme veya ödememe hâllerini, kendi cirantasına ve düzenleyene ihbar etmek
zorundadır.


(2) Her ciranta aldığı ihbarı, bunları aldığı günü izleyen
iki iş günü içinde önceki ihbarları yapan kişilerin adlarını ve adreslerini de göstermek
suretiyle, kendi cirantasına ihbar eder. Düzenleyene varıncaya kadar bu sıra dâhilinde
hareket edilir. Süreler önceki ihbarın alındığı tarihten itibaren işlemeye başlar.


(3) Poliçede imzası bulunan bir kişiye ikinci fıkra gereğince
ihbarda bulunulduğu takdirde, kendisine aval veren kişiye de aynı süre içinde bu
ihbarın yapılması gerekir.


(4) Bir ciranta adresini hiç yazmamış veya okunması mümkün
olmayacak surette yazmış ise, ihbarın ondan önceki cirantaya yapılması yeterlidir.


(5) İhbarı yapacak olan kişi bunu noter aracılığıyla veya
sadece poliçenin iadesi yoluyla yapabilir.


(6) İhbarı yapmakla yükümlü olan kişi bunu belirli süre
içinde yaptığını ispat etmek zorundadır.


(7) Birinci ve ikinci fıkralarda gösterilen süreler içinde
ihbarname göndermeyen kişi başvurma hakkını kaybetmezse de ihmalinden doğan zarardan
sorumlu olur. Ancak, bu zarara ilişkin tazminat borcu poliçe bedeliyle sınırlıdır.


 


IV - Teselsül


MADDE 724- (1) Bir poliçeyi düzenleyen,
kabul eden, ciro eden veya o poliçeye aval veren kişiler hamile karşı müteselsil
borçlu sıfatıyla sorumludurlar.


(2) Hamil, bunların borçlanmadaki sıraları ile bağlı olmaksızın
her birine veya bunlardan bazılarına ya da hepsine birden başvurabilir.


(3) Poliçeden dolayı borç altına girmiş olup da poliçeyi
ödemiş bulunan herkes aynı hakkı kullanabilir.


(4) Hamil borçlulardan yalnız birine
başvurmakla, diğer borçlularla ilk önce başvurduğu borçludan sonra gelenlere karşı
haklarını kaybetmez.


 


V - Başvurma hakkının kapsamı


1. Hamilin hakkı


MADDE 725- (1) Hamil başvurma yoluyla;


a) Poliçenin kabul edilmemiş veya ödenmemiş olan bedelini
ve şart kılınmışsa işlemiş faizi,


b) Vadenin gelmesinden itibaren işleyecek faizi,


c) Protestonun ve hamil tarafından
tebliğ olunan ihbarların giderleriyle diğer giderleri ve


d) Poliçe bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon
ücretini,


isteyebilir.


(2) Başvurma hakkı vadenin gelmesinden önce kullanılırsa,
poliçe bedelinden bir iskonto yapılır. Bu iskonto başvurma tarihinde hamilin yerleşim
yerinde geçerli olan resmî iskonto oranına göre hesap edilir.


 


2. Ödeyen kişinin hakkı


MADDE 726- (1) Poliçe
bedelini ödemiş olan kişi kendisinden önce gelen borçlulardan;


a) Ödemiş olduğu tutarın tamamını,


b) Ödeme tarihinden itibaren bu tutarın faizini,


c) Yaptığı giderleri ve


d) Poliçe bedelinin binde ikisini aşmamak üzere komisyon
ücretini,


isteyebilir.





VI - Makbuz


1. Genel olarak


MADDE 727- (1) Kendisine başvurulan veya
başvurulması mümkün olan borçlu, başvurma konusu olan bedeli ödeyince, poliçe ve
protesto belgesinin ayrıca doldurulacak bir makbuz ile birlikte kendisine verilmesini
istemek hakkını haizdir.


(2) Poliçeyi ödemiş olan her ciranta, kendi cirosunu ve
kendisinden sonra gelen borçluların cirolarını çizebilir.


 


2. Kısmi kabul hâlinde


MADDE 728- (1) Poliçenin kısmen kabulünden
sonra başvurma hakkının kullanılması hâlinde, poliçe bedelinin kabul edilmeyen kısmını
ödeyen kişi, ödemenin poliçe üzerine yazılmasını ve kendisine bu hususta bir makbuz
verilmesini isteyebilir. Bundan başka, onun sonradan diğerlerine karşı başvurma
haklarını kullanabilmesi için, hamil ona poliçenin ve protestonun onaylı birer suretini
vermek zorundadır.


 


VII - Retret


MADDE 729- (1) Başvurma hakkı olan herkes,
poliçede aksine şart bulunmadıkça, kendisinden önce gelen borçlulardan biri üzerine
çekeceği ve bu kişinin yerleşim yerinde, görüldüğü anda ödenmesi şart olan ve “retret”
denilen yeni bir poliçe aracılığıyla başvuruda bulunabilir.


(2) Retret, 725 ve 726 ncı maddelerde
gösterilen paralardan başka komisyon ücretini içerir.


(3) Retret hamil tarafından
düzenlenirse, poliçe bedeli poliçenin ödeneceği yerden, önceki borçlunun yerleşim
yeri olan yer üzerine çekilen ve görüldüğünde ödenmesi şart olan bir poliçenin cari
fiyatına göre belirlenir. Retret bir ciranta tarafından düzenlenirse, poliçe bedeli,
retreti düzenleyen kişinin yerleşim yerinden önceki borçlunun yerleşim yeri olan
yer üzerine çekilen ve görüldüğünde ödenmesi şart bulunan bir poliçenin cari fiyatına
göre belirlenir.


 


VIII - Başvurma hakkının düşmesi


1. Genel olarak


MADDE 730- (1) Hamil;


a) Görüldüğünde veya görüldükten belirli
bir süre sonra ödenmesi şart olan poliçeyi ibraz,


b) Kabul etmeme veya ödememe protestosunu düzenleme,


c) “Gidersiz iade olunacaktır” kaydının
bulunması hâlinde, poliçeyi ödeme amacıyla ibraz,


için belirli süreleri geçirirse, kabul eden kişi hariç
olmak üzere, cirantalara, düzenleyene ve diğer borçlulara karşı sahip olduğu hakları
kaybeder.


(2) Hamil, kabul amacıyla ibraz edilmesi için düzenleyenin
verdiği süreye uymazsa, kabul etmeme ve ödememe sebebiyle başvuru haklarını kaybeder;
meğerki, düzenleyicinin yalnız kabule ait sorumluluğu istisna etmek istediği kayıttan
anlaşılsın.


(3) Ciroda ibraz için bir süre şart kılınmışsa ancak ciranta
bu süreyi ileri sürebilir.





2. Mücbir sebepler


MADDE 731- (1) Kanunen belirli olan süreler
içinde poliçenin ibrazı veya protesto düzenlenmesi, bir devletin mevzuatı veya herhangi
bir mücbir sebep gibi aşılması imkânsız bir engel nedeniyle gerçekleştirilememişse,
bu işlemler için belirli olan süreler uzatılır.


(2) Hamil, mücbir sebepleri gecikmeksizin kendinden önce
gelen kişiye ihbar etmekle ve bu ihbarı, altına tarih, yer ve imzasını da koyarak
poliçeye veya alonja kaydetmekle yükümlüdür. Bunun dışında 723 üncü madde hükümleri
uygulanır.


(3) Mücbir sebeplerin ortadan kalkmasından sonra hamilin,
poliçeyi gecikmesizin kabul veya ödeme amacıyla ibraz ve gereğinde protesto çekmesi
şarttır.


(4) Mücbir sebepler vadenin gelmesinden itibaren
otuz günden çok sürerse, poliçenin ibrazına ve protesto çekmeye gerek olmaksızın
başvurma hakkı kullanılabilir.


(5) Görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra
ödenmesi şart olan poliçeler hakkında otuz günlük süre, hamilin kendi cirantasına
mücbir sebebi ihbar ettiği tarihten itibaren işler. Bu ihbar, ibraz süresinin bitmesinden
önce de yapılabilir. Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart olan poliçelerde
otuz günlük süre, poliçede belirtilen süre kadar uzar.


(6) Hamilin veya poliçeyi ibraza veya protesto çekmeye
memur ettiği kişinin yalnız kendilerine ait olaylar mücbir sebeplerden sayılmaz.


 


B) Sebepsiz zenginleşme


MADDE 732- (1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden
doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş
olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri
düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri
kadar borçlu kalırlar.


(2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim
yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi
veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye
karşı da ileri sürülebilir.


(3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle
bir istem ileri sürülemez.


(4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı
tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini
iddia edene aittir.


 


C) Poliçe karşılığının devri


MADDE 733- (1) Düzenleyen hakkında iflasın
açılmasıyla beraber, poliçe karşılığının veya düzenleyenin muhatap hesabına alacak
olarak geçirdiği diğer paraların geri verilmesi hususunda düzenleyenin muhataba
karşı poliçe ilişkisinden başka bir hukuki ilişkiden kaynaklanan istem hakkı poliçe
hamiline geçmiş olur.


(2) Düzenleyen, karşılık ilişkisinden dolayı haiz olduğu
haklarını devrettiğini poliçede beyan ettiği takdirde, bu haklar, poliçe hamili
kim ise ona ait olur.


(3) Muhatap, iflasın açıldığı ilan
edildikten veya kendisine devir durumu ihbar edildikten sonra yalnız poliçenin iadesi
karşılığında usulü dairesinde hakkını ispat eden hamile karşı ödemede bulunabilir.





D) Araya girme


I - Genel hükümler


MADDE 734- (1) Düzenleyen ve cirantalardan veya
aval verenlerden her biri, poliçeyi gereğinde kabul edecek veya ödeyecek olan bir
kişiyi gösterebilir.


(2) Poliçe, aşağıda yazılı şartlar altında, poliçe dolayısıyla
kendisine başvurulması mümkün olan herhangi bir borçlu için araya giren bir kişi
tarafından kabul edilebilir veya ödenebilir.


(3) Muhatap da dâhil her üçüncü kişi veya poliçeyi kabul
eden kişi hariç olmak üzere, poliçeden dolayı zaten borçlu olan herkes araya girerek
poliçeyi kabul edebilir veya bedelini ödeyebilir.


(4) Araya girmek suretiyle kabul veya ödemede bulunan kişi,
lehine araya girdiği borçluya durumu iki iş günü içinde ihbar etmek zorundadır.
Bu süreye uymazsa ihbarda bulunmamış olmasından doğan zarardan, poliçe bedelini
aşmamak üzere sorumlu olur.


 


II - Araya girme suretiyle kabul


1. Şartlar, hamilin durumu


MADDE 735- (1) Vadenin
gelmesinden önce, hamilin başvurma hakkını kullanabileceği bütün hâllerde, poliçe
araya girilerek kabul edilebilir; meğerki, kabul için ibrazı menedilen bir poliçe
söz konusu olsun.


(2) Poliçeyi gereğinde ödeme yerinde kabul edecek veya
ödeyecek olan bir kişi poliçede gösterildiği takdirde, hamil, o kişiye poliçeyi
ibraz etmiş ve araya girme suretiyle kabul etmeme hâlinde kabul etmemeyi bir protesto
ile tespit ettirmiş olmadıkça, o kişiyi göstermiş olan kişiye ve o kişiden sonra
gelen borçlulara karşı vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını kullanamaz.


(3) Diğer araya girme hâllerinde hamil, araya girme suretiyle
kabulü reddedebilir; ancak, buna izin verirse, araya girme suretiyle kimin lehine
kabulde bulunmuşsa ona ve ondan sonra gelen borçlulara karşı vadenin gelmesinden
önce başvurma haklarını kullanamaz.


 


2. Şekil


MADDE 736- (1) Araya girerek kabul, poliçe
üzerine yazılır ve araya giren tarafından imza edilir. Kabul beyanında kimin lehine
araya girildiği gösterilir; gösterilmemişse düzenleyen lehine kabul edilmiş sayılır.


 


3. Araya girerek kabul edenin sorumluluğu


MADDE 737- (1) Araya girerek kabul eden
kişi, hamile ve kimin lehine araya girmişse, ondan sonra gelen borçlulara
karşı tıpkı lehine araya girilen kişi gibi sorumlu olur.


(2) Araya girerek kabule rağmen, lehine kabul gerçekleşen
kişi ile ondan önce gelen borçlular 725 inci maddede gösterilen tutarı ödemek şartıyla
hamilden, poliçenin ve varsa protesto belgesinin ve bir makbuzun verilmesini isteyebilir.





III - Araya girerek ödeme


1. Şartları


MADDE 738- (1) Hamil,
vadede veya vadeden önce başvurma haklarını kullanabileceği bütün hâllerde,
araya girerek ödeme yapabilir.


(2) Araya girerek ödeme, lehine ödenecek kişinin ödemeye
zorunlu olduğu tutarın tamamını kapsar.


(3) Bu ödemenin en geç, ödememe protestosunun çekilmesi
için belirli olan son günün ertesi günü yapılması gerekir.


 


2. Hamilin ibraz yükümlülüğü


MADDE 739- (1) Poliçe, yerleşim yerleri
ödeme yerinde bulunan kişiler tarafından araya girerek kabul edilmiş veya yerleşim
yerleri ödeme yerinde bulunan kişiler gereğinde ödemede bulunmak üzere gösterilmişlerse,
hamil en geç, ödememe protestosunun çekilmesi için belirli olan sürenin bittiği
günün ertesi günü, poliçeyi bütün bu kişilere ibraz etmeye ve gereğinde araya girerek
ödemeden kaçınılması hâlinde protesto çekmeye zorunludur.


(2) Protesto, süresinde çekilmemişse, gereğinde ödeyecek
kişiyi göstermiş olan veya araya girerek lehine poliçe kabul edilmiş bulunan kişi
ile onlardan sonra gelen borçlular sorumluluktan kurtulur.


 


3. Reddin sonucu


MADDE 740- (1) Araya girilerek kendisine
yapılan ödemeyi reddeden hamil, ödeme hâlinde borçtan kurtulacak kişilere karşı
başvurma haklarını kaybeder.


 


4. Makbuz


MADDE 741- (1) Araya girilerek poliçe ödendiğinde,
ödeme kimin için yapılmış ise, o kişi gösterilmek suretiyle poliçe üzerine makbuz
niteliğinde bir kayıt yazılır. Kimin için ödendiği gösterilmediği takdirde ödeme,
düzenleyen için yapılmış sayılır.


(2) Poliçenin, varsa protestonun, araya girerek ödemede
bulunan kişiye verilmesi gereklidir.


 


5. Hakların devri, araya girenlerin birden
fazla olması hâli


MADDE 742- (1) Araya girerek ödemede bulunan
kişi, lehine ödemede bulunduğu kişiye ve poliçeden dolayı ona borçlu olan kişilere
karşı poliçeden doğan hakları iktisap eder. Ancak, poliçeyi yeniden ciro edemez.


(2) Lehine ödemede bulunulan kişiden sonra gelen borçlular
borçtan kurtulurlar.


(3) Araya girerek ödemede bulunmak hususunda çeşitli teklifler
yapılmışsa bu tekliflerden hangisi borçlulardan en çoğunu borçtan kurtaracaksa o
tercih olunur. Ortada daha iyi bir teklif bulunduğunu bildiği hâlde araya girerek
ödemede bulunan kişi, en iyi teklif tercih edilmiş olsaydı, kimler borçtan kurtulacak
idiyseler onlara karşı başvurma hakkını kaybeder.





ALTINCI AYIRIM


Poliçe Nüshaları ve Suretleri


A) Poliçe nüshaları


I - İsteme hakkı


MADDE 743- (1) Poliçe birbirinin aynı olmak
üzere birden fazla nüsha olarak düzenlenebilir.


(2) Bu nüshalara teselsül eden sıra numaraları konulur.
Numaralar metne yazılır. Aksi takdirde nüshaların her biri ayrı bir poliçe kabul
edilir.


(3) Tek nüsha olarak düzenlendiği kaydını içermeyen bir
poliçenin hamili, giderleri kendisine ait olmak üzere birden fazla nüsha verilmesini
isteyebilir. Bu amaçla hamil kendi cirantasına başvurduğu takdirde, hamilin cirantası
ve daha önceki cirantalar sıra ile birbirlerine ve ilk ciranta da düzenleyene başvurmaya
zorunludurlar. Bundan başka cirantaların, yeni nüshalar üzerine kendi cirolarını
yeniden yazmaları gereklidir.


 


II - Nüshalar arasındaki ilişki


MADDE 744- (1) Poliçe, nüshalarından biri
üzerine yapılacak ödemenin diğer nüshaları hükümsüz kılacağı kaydını taşımasa bile,
nüshalardan biri üzerine yapılan ödeme bütün nüshalardan doğan hakları düşürür.
Ancak, kabul kaydını içerip de kendisine geri verilmemiş olan her nüshadan dolayı
muhatabın sorumluluğu devam eder.


(2) Birden fazla nüshayı farklı kişilere veren ciranta
ile ondan sonra gelen borçlular, kendi imzalarını içerip de geri verilmemiş olan
bütün nüshalardan dolayı sorumludurlar.


 


III - Kabul şerhi


MADDE 745- (1) Nüshalardan birini kabul
için gönderen kişi, bu nüshayı elinde tutan kişinin adını diğer nüshalar üzerine
yazmak zorundadır. Kabul için gönderilen nüshayı elinde tutan kişi; bunu, diğer
nüshanın yetkili hamiline teslim etmekle yükümlüdür.


(2) Teslimden kaçınırsa hamil başvurma hakkını, ancak;


a) Kabul için gönderilen nüshanın, istemde bulunulmasına
rağmen kendisine teslim olunmadığı,


b) Diğer nüsha üzerinde de kabulün veya ödemenin sağlanamadığı,



hususları bir protesto ile tespit ettirilmiş olduğu takdirde
kullanabilir.


 


B) Poliçe suretleri


I - Şekil ve hükümleri


MADDE 746- (1) Her poliçe hamilinin,
poliçe suretlerini çıkarmaya hakkı vardır.


(2) Suretin, cirolar ve poliçede bulunan diğer bütün kayıtlarla
birlikte senedin aslını aynen içermesi ve nerede son bulduğunu göstermesi şarttır.


(3) Suret, aslı gibi ve aynı hükümler doğurmak üzere ciro
edilebilir ve aval taahhüdüne konu olabilir.





II - Senet aslının teslimi


MADDE 747- (1) Suretin, senet aslının kimin
elinde bulunduğunu göstermesi gerekir. Senet aslını elinde tutan kişi, bunu, suretin
yetkili hamiline teslim ile yükümlüdür.


(2) Teslimden kaçınılması hâlinde hamil; ancak istemine
rağmen senet aslının kendisine teslim edilmediğini bir protesto ile tespit ettirdiği
takdirde, suretin cirantalarına ve suret üzerine aval veren kişilere karşı başvurma
haklarını kullanabilir.


(3) Senedin aslı, suretin düzenlenmesinden önce en son
olarak aslına yazılmış olan cirodan sonra “buradan itibaren ancak suret üzerine
yazılacak cirolar geçerlidir” kaydını veya buna benzer bir kaydı içerirse, bundan
sonra senedin aslına yazılacak cirolar geçersizdir.


 


YEDİNCİ AYIRIM


Çeşitli Hükümler


A) Senet metnindeki değişiklikler


MADDE 748- (1) Bir poliçe metni değiştirildiği
takdirde, değiştirmeden sonra poliçe üzerine imza koymuş olan kişiler, değişmiş
metne ve ondan önce imzasını koyanlar ise eski metne göre sorumlu olurlar.


 


B) Zamanaşımı


I - Süreler


MADDE 749- (1) Poliçeyi kabul edene karşı
ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren
üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.


(2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği
istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır”
kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına
uğrar.


(3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine
ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile
kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına
uğrar.


 


II - Kesilme


1. Sebepleri


MADDE 750- (1) Zamanaşımı; dava açılması, takip
talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle
kesilir.


 


2. Hükümleri


MADDE 751- (1) Zamanaşımını kesen işlem,
kimin hakkında meydana gelmişse ancak ona karşı hüküm ifade eder.


(2) Zamanaşımı kesilince, süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı
işlemeye başlar.


 


C) Süreler


1. Tatil günleri


MADDE 752- (1) Vadesi pazara veya diğer
bir resmî tatil gününe rastlayan poliçenin ödenmesi, ancak tatili izleyen ilk iş
günü istenebilir. Poliçeye ilişkin diğer bütün işlemler, özellikle kabul için ibraz
ve protesto işlemleri de tatilde yapılmayıp ancak bir iş gününde yapılabilir.


(2) Bu işlemlerden birinin, son günü pazara veya başka
bir resmî tatil gününe rastlayan bir süre içinde yapılması gerektiği takdirde, bu
süre onu izleyen ilk iş gününe kadar uzar. Aradaki tatil günleri süre hesabına dâhildir.


 


2. Sürenin hesaplanması


MADDE 753- (1) Kanunun bu Kısmında
veya poliçede gösterilen süreler hesap edilirken bunların başladığı gün sayılmaz.


 


3. Atıfet süreleri


MADDE 754- (1) Poliçelerde kanuni veya yargısal
atıfet süreleri geçerli değildir.


 


D) Poliçeye ilişkin işlemlerin yapılacağı
yer


MADDE 755- (1) Poliçeyi kabul veya ödeme
için ibraz etmek, protesto çekmek, poliçenin bir nüshasının verilmesini istemek
gibi belirli bir kişi nezdinde yapılacak olan bütün işlemlerin, bu kişinin ticaret
yerinde ve böyle bir yeri yoksa konutunda yapılması gereklidir.


(2) Ticaret yeri veya konutun bulunduğu yer dikkatle araştırılır.
Kolluktan veya yerel posta yönetiminden edinilen bilgilerden bir sonuç çıkmadığı
takdirde başka araştırma yapmaya gerek yoktur.


 


E) İmzalar


MADDE 756- (1) Poliçe üzerindeki beyanların
el ile imza edilmesi gerekir.


(2) El ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç
veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamaz.


 


F) İptal


I - Önleyici önlemler


MADDE 757- (1) İradesi
dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye
ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir.


(2) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin
gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.


 


II - Poliçeyi eline geçiren kişinin bilinmesi


MADDE 758- (1) Poliçeyi eline geçiren kişi
bilindiği takdirde, mahkeme, dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir
süre verir.


(2) Dilekçe sahibi verilen süre içinde davayı açmazsa,
mahkeme, muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.


 


III - Poliçeyi eline geçirenin bilinmemesi


1. Dilekçe sahibinin yükümlülükleri


MADDE 759- (1) Poliçeyi eline geçiren kişi
bilinmiyorsa, poliçenin iptaline karar verilmesi istenebilir.


(2) İptal isteminde bulunan kişi, poliçe elinde iken zıyaa
uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin
bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.


 


2. İhtar


a) İçeriği


MADDE 760- (1) Mahkeme, dilekçe sahibinin,
poliçe elinde iken zıyaa uğradığına dair verdiği açıklamaları inandırıcı bulursa,
verilecek ilanla, poliçeyi eline geçireni, poliçeyi belirli bir süre içinde getirmeye
davet ve aksi takdirde poliçenin iptaline karar vereceğini ihtar eder.


 


b) Süreler


MADDE 761- (1) Poliçeyi getirme süresi en
az üç ay ve en çok bir yıldır.


(2) Vadesi gelmiş poliçelerde zamanaşımı, üç ayın geçmesinden
önce gerçekleşirse, mahkeme üç aylık süre ile bağlı değildir.


(3) Süre, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci
ilan gününden, vadesi gelmeyen poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren işler.


 


c) İlan


MADDE 762- (1) Poliçenin getirilmesine ilişkin
ilan, 35 inci maddede yazılı gazete ile üç defa yapılır.


(2) Özellik gösteren olaylarda, mahkeme, uygun göreceği
daha başka ilan önlemlerine de başvurabilir.


 


IV - İade davası


MADDE 763- (1) Elden çıkan poliçe mahkemeye
sunulursa, mahkeme, iade davası açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir.
Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri
verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.


 


V - İptal kararı


MADDE 764- (1) Elden çıkan poliçe, verilen
süre içinde mahkemeye sunulmazsa, iptaline karar verilir.


(2) Poliçenin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen,
dilekçe sahibi kabul edene karşı poliçeden doğan istem hakkını ileri sürebilir.


 


VI - Teminat


MADDE 765- (1) Mahkeme, iptale karar vermeden
önce, kabul edene, poliçe bedelini tevdi etme ve yeterli teminat karşılığında bunu
ödeme yükümünü getirebilir.


(2) Teminat, poliçeyi iyiniyetle iktisap eden kişinin uğrayabileceği
zarara bir karşılık oluşturur. Senet iptal edildiği veya senetten doğan haklar diğer
bir sebeple ortadan kalktığı takdirde, teminat geri alınır.


 


SEKİZİNCİ AYIRIM


Kanunlar İhtilafı


A) Ehliyet


MADDE 766- (1) Bir
kişinin poliçe ile borçlanması için gereken ehliyet tabi bulunduğu devletin hukukuna
göre belirlenir. Bu hukuk diğer bir ülkenin hukukuna göndermede bulunuyorsa, o hukuk
uygulanır.


(2) Birinci fıkrada öngörülen hukuk gereğince ehliyete
sahip olmayan kişi, hukuku bakımından kendisini ehil sayan bir ülkede imza koymuşsa,
orada olduğu gibi geçerli şekilde borçlanır.


 


B) Şekil ve süreler


I - Genel olarak


MADDE 767- (1) Poliçe ile yapılan
borçlanmaların şekli, bu borçlanmaların imzalandığı ülkenin hukukuna tabidir.


(2) Bir poliçeye ilişkin borçlanma, yapıldığı ülkenin hukuku
uyarınca şekil bakımından geçerli olmamakla beraber, aynı poliçeye ilişkin sonraki
bir borçlanmanın yapıldığı ülke hukukunca geçerli bulunursa, ilk borçlanmanın şekil
bakımından geçerli olmayışı, sonraki borçlanmanın geçerliliğini etkilemez.


(3) Bir Türkün, yabancı ülkede poliçeyle borçlanması, Türk
hukukunun gösterdiği şekle uygun bulunduğu takdirde, Türkiye’de başka bir Türke
karşı geçerlidir.


 


II - Hakların kullanılması ve korunmasına
ilişkin işlemler


MADDE 768- (1) Protestonun şekli
ve protesto çekilmesi için belirli olan sürelerle poliçeden doğan hakların
kullanılması veya korunması için gerekli diğer işlemlerin şekli, protestonun çekilmesi
veya işlemin yapılması gereken ülkenin hukukuna göre belirlenir.


 


III - Başvurma hakkı


MADDE 769- (1) Başvurma haklarının kullanılması
için uyulması gereken süreler, bütün poliçe borçluları hakkında poliçenin düzenlendiği
yerde geçerli olan hukuka göre belirlenir.


 


C) Borçlanmaların hükümleri


I - Genel olarak


MADDE 770- (1) Bir poliçeyi kabul eden kişinin
borçlanmalarından doğan sonuçlar, ödeme yerindeki hukuka göre belirlenir.


(2) Senetteki diğer borçluların borçlanmalarından doğan
sonuçlar, bu borçlanmalar hangi ülkede imza edilmiş ise o ülke hukukuna tabi olur.


 


II - Kısmi kabul ve ödeme


MADDE 771- (1) Kabulün, poliçedeki bedelin
bir kısmına özgülenip özgülenmeyeceği ve hamilin kısmi ödemeyi kabule zorunlu
bulunup bulunmadığı, ödeme yerindeki hukuka tabidir.


 


III - Ödeme


MADDE 772- (1) Vade geldiğinde ödeme, özellikle
vadenin geldiği günün ve ödeme tarihinin hesaplanması, bedeli yabancı bir ülke parasıyla
gösterilmiş poliçelerin ödenmesi, poliçenin hangi ülkede ödenmesi gerekiyorsa
o ülkedeki hukuka göre belirlenir.


 


IV - Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar


MADDE 773- (1) Muhatap, yerleşim
yerli poliçeyi ödeyecek olan üçüncü kişi ve düzenleyenin, poliçeyi hesabına düzenlediği
kişi veya ticari işletme aleyhine sebepsiz zenginleşmeden doğan istemler, bu kişilerin
yerleşim yerlerinin bulunduğu ülkenin hukukuna göre belirlenir.


 


V - Karşılığın hamile geçmesi


MADDE 774- (1) Bir poliçe hamilinin, senedin
düzenlenmesine sebep olan alacağı iktisap edip etmeyeceğini, senedin düzenlendiği
yerdeki hukuk belirler.


 


VI - İptal kararı


MADDE 775- (1) Poliçenin kaybolması
veya çalınması hâlinde alınacak tedbirleri, ödeme yerindeki hukuk belirler.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Bono veya Emre Yazılı Senet


A) Unsurlar


MADDE 776- (1) Bono veya emre yazılı senet;


a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet”
kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre
yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,


b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,


c) Vadeyi,


d) Ödeme yerini,


e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,


f) Düzenlenme tarihini ve yerini,


g) Düzenleyenin imzasını,


içerir.


 


B) Unsurların bulunmaması


MADDE 777- (1) İkinci ilâ dördüncü
fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan
birini içermeyen bir senet bono sayılmaz.


(2) Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi
şart olan bir bono sayılır.


(3) Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer,
ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır.


(4) Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin
adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır.


 


C) Uygulanacak hükümler


MADDE 778- (1) Bononun niteliğine aykırı
düşmedikçe;


a) Poliçelerin cirosuna ilişkin 681 ilâ 690,


b) Vadeye dair 703 ilâ 707,


c) Ödeme hakkındaki 708 ilâ 712,


d) Ödememe hâlinde başvurma haklarına dair 713 ilâ 727
ve 729 ilâ 732,


e) Araya girme suretiyle ödemeye ilişkin 734, 738 ilâ 742,



f) Suretler hakkındaki 746 ve 747,


g) Değiştirmeye dair 748,


h) Zamanaşımına dair 749 ilâ 751,


ı) İptale dair 757 ilâ 765,


i) Tatil günleri, sürelerin hesabı, atıfet sürelerine ilişkin
yasak, poliçeye dair işlemlerin yapılması gereken yer ve imza hakkındaki 752 ilâ
756,


j) Kanunlar ihtilâfına dair 766 ilâ 775 inci,


maddeler hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir.


(2) Ayrıca;


a) Üçüncü bir kişinin yerleşim yerinden veya muhatabın
yerleşim yerinden başka bir yerde ödenmesi şart olan poliçeye ilişkin 674 ve 697
nci,


b) Faiz şartına dair 675 inci,


c) Ödenecek bedele dair çeşitli beyanlar hakkındaki 676
ncı,


d) Geçerli olmayan imzanın sonuçlarına ilişkin 677 nci,



e) Yetkisiz veya yetkiyi aşan kimsenin imzasına ilişkin
678 ve 679 uncu,


f) Açık poliçeye dair 680 inci,


madde hükümleri de bonolara uygulanır.


(3) Avale ilişkin 700 ilâ 702 nci maddeler de bonolar hakkında
uygulanır.


(4) 701 inci maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen
hâlde aval, avalin kimin hesabına verildiğini göstermezse, bonoyu düzenleyen kimse
hesabına verilmiş sayılır.


 


D) Düzenleyenin sorumluluğu


MADDE 779- (1) Bir bonoyu düzenleyen kişi,
tıpkı bir poliçeyi kabul eden gibi sorumludur.


(2) Görüldüğünden belirli bir süre sonra ödenmesi şart
olan bonoların düzenleyene 693 üncü maddede yazılı süreler içinde ibraz olunması
gerekir.


(3) Düzenleyen, bononun kendisine ibraz edildiğini bono
üzerine ibraz gününü işaret etmek ve imzasını koymak suretiyle doğrular. Süre, ibraz
kaydı tarihinden itibaren işlemeye başlar. Düzenleyen; bononun kendisine ibraz edildiğini,
gününü işaret etmek suretiyle doğrulamaktan kaçınırsa, bu durum bir protesto ile
belirlenir. Bu takdirde süre protesto gününden itibaren işlemeye başlar.


 


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Çek


 


BİRİNCİ AYIRIM


Çeklerin Düzenlenmesi ve Şekli


A) Şekli


I - Unsurlar


MADDE 780- (1) Çek;


a) Senet metninde “çek” kelimesini ve eğer senet Türkçe’den
başka bir dille yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,


b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için
havaleyi,


c) Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanını,


d) Ödeme yerini,


e) Düzenlenme tarihini ve yerini,


f) Düzenleyenin imzasını,


g) (Ek: 15/7/2016-6728/70
md.) Banka tarafından
verilen seri numarasını,


h) (Ek: 15/7/2016-6728/70 md.)
Karekodu,


içerir.


(2) (Ek fıkra : 15/7/2016-6728/70
md.) Çek alacaklıları,
ellerinde bulunan çek ile çek hesabı sahibine ve bu çeki düzenleyenlere ilişkin
verilere karekod aracılığıyla erişim sağlayabilir. Karekod ile;


a) Çek hesabı sahibinin adı,
soyadı veya ticaret unvanı,


b) Çek hesabı sahibinin tacir
olması hâlinde, ticaret siciline tescil edilen yetkililerinin adı, soyadı veya ticaret
unvanı,


c) Çek hesabı sahibinin, çek
hesabı bulunan toplam banka sayısı,


d) Çek hesabı sahibine ait
bankalara ibraz edilmemiş çek adedi ve tutarı,


e) Düzenlenerek bankalara
teslim edilen çeklerin adedi ve tutarı,


f) Son beş yıl içerisinde
ibrazında ödenen çeklerin adedi ve tutarı,


g) İbraz edilen ilk çekin
ibraz tarihi,


h) İbraz edilen son çekin
ibraz tarihi,


ı) İbrazında ödenen son çekin
ibraz tarihi,


i) Son beş yılda “karşılıksızdır”
işlemi gören ve halen ödenmemiş çeklerin adedi ve tutarları,


j) Son
beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören ve sonradan ödenen çeklerin adedi ve tutarı,


k) Son beş yılda “karşılıksızdır”
işlemi gören son çekin ibraz tarihi,


l) Çek hesabı sahibi hakkında
çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı, varsa yasaklama kararının tarihi,


m) Her bir çek yaprağı ile
ilgili olarak tedbir kaydı olup olmadığı,


n) Çek hesabı sahibi tacirse,
iflasına karar verilip verilmediği, iflasına karar verilmişse kararın tarihi,


çek hesabı sahibi ya da cirantanın
rızası aranmaksızın üçüncü kişilerin erişimine sunulur.


(3) (Ek fıkra : 15/7/2016-6728/70
md.) İkinci fıkrada belirtilen
verilere ulaşılmasını sağlayacak karekod okutma ve bilgi paylaşım sistemi 5411 sayılı
Kanunun ek 1 inci madde hükmü uyarınca kurulan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi
tarafından oluşturulur. Risk Merkezi sistemdeki verileri, 5411 sayılı Kanunun ek
1 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca bilgi alışverişini gerçekleştirdiği
şirket ile paylaşmaya yetkilidir. Bu yetki kullanıldığı takdirde sistem bilgilerin
paylaşıldığı şirket nezdinde kurulabilir.


(4) (Ek fıkra : 15/7/2016-6728/70
md.) Çekte yer alacak
MERSİS numarası ile karekodun tanım ve içerikleri ile bu maddenin uygulanmasına
ilişkin usul ve esaslar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığının müştereken
çıkaracağı tebliğle belirlenir.


 


II - Unsurların bulunmaması


MADDE 781- (1) 780 inci maddede gösterilen
unsurlardan birini içermeyen bir senet, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı
hâller dışında çek sayılmaz.[96]


(2) Çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında
gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla
yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve
başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödenir.


(3) Düzenlenme yeri gösterilmemiş olan çek, düzenleyenin
adı yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır.


(4) (Ek: 15/7/2016-6728/71
md.) Yabancı banka tarafından bastırılan çeklerde, 780 inci maddenin birinci fıkrasının
(g) bendinde belirtilen banka tarafından verilen seri numarası ve/veya (h) bendinde
belirtilen karekodun bulunmaması senedin çek olarak geçerliliğini etkilemez.


 


B) Münferit unsurlar


I - Muhatap


1. Muhatap olma ehliyeti


MADDE 782- (1) Türkiye’de ödenecek çeklerde
muhatap ancak bir banka olabilir.


(2) Diğer bir kişi üzerine düzenlenen çek yalnız havale
hükmündedir.


 


2. Karşılık


MADDE 783- (1) Bir çekin düzenlenmesi için,
muhatabın elinde düzenleyenin emrine tahsis edilmiş bir karşılık bulunması ve düzenleyenin
bu karşılık üzerinde çek düzenlemek suretiyle tasarruf hakkını haiz olacağına dair
muhatapla düzenleyen arasında açık veya zımni bir anlaşma bulunması şarttır. Ancak,
bu hükümlere uyulmaması hâlinde senedin çek olarak geçerliliği etkilenmez.


(2) Düzenleyen, muhatap nezdinde çekin
ancak bir kısım karşılığını hazır bulundurduğu takdirde, muhatap, bu tutarı ödemekle
yükümlüdür.


(3) Muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan
bir çek düzenleyen kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin yüzde onunu ödemekle
yükümlü olduktan başka, hamilin bu yüzden uğradığı zararı da tazmin eder.


 


II - Kabul yasağı


MADDE 784- (1) Çek hakkında kabul işlemi
yapılamaz. Çek üzerine yazılmış bir kabul kaydı, yazılmamış sayılır.


 


III - Kimin lehine çekilebileceği


MADDE 785- (1) Çek;


a) “Emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli
bir kişiye,


b) “Emre yazılı değildir” kaydıyla veya buna benzer bir
kayıtla belirli bir kişiye,


c) Veya hamile,


ödenmek üzere çekilebilir.


(2) Belirli bir kişi lehine “veya hamiline” kelimelerinin
veya buna benzer başka bir ibarenin eklenmesiyle düzenlenen çek, hamiline yazılı
çek sayılır.


(3) Kimin lehine düzenlendiği gösterilmemiş olan bir çek,
hamiline yazılı çek hükmündedir.





IV - Faiz şartı


MADDE 786- (1) Çekte öngörülen herhangi
bir faiz şartı yazılmamış sayılır.


V - Adresli ve yerleşme yerli çek


MADDE 787- (1) Çek, muhatabın yerleşim yerinde
veya başka bir yerde üçüncü bir kişi nezdinde ödenmek üzere düzenlenebilir. Ancak,
bu üçüncü kişinin bir banka olması şarttır.


 


İKİNCİ AYIRIM


Devir


A) Devredilebilirlik


MADDE 788- (1) Açıkça “emre yazılı” kaydıyla
veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro
ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir.


(2) “Emre yazılı değildir” kaydıyla veya buna benzer bir
kayıtla belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ancak alacağın temlikiyle
devredilebilir. Bu devir, alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur.


(3) Ciro, düzenleyen veya çekten dolayı borçlu olanlardan
herhangi biri lehine de yapılabilir. Bu kişiler çeki yeniden ciro edebilirler.


 


B) Ciro


I - Genel olarak


MADDE 789- (1) Cironun kayıtsız ve şartsız
olması gereklidir. Ciro, şartlara tabi tutulmuşsa bunlar yazılmamış sayılır.


(2) Kısmi ciro ve muhatabın cirosu batıldır.


(3) Hamiline yazılı ciro beyaz ciro hükmündedir.


(4) Muhatap lehindeki ciro yalnız makbuz hükmündedir; meğerki,
muhatabın birden fazla şubesi olup da, ciro, muhatap şubeden başka bir şube üzerine
yazılmış bulunsun.


 


II - Hak sahipliğini ispat görevi


MADDE 790- (1) Cirosu kabil bir çeki elinde
bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine
bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar
yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan
kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.


 


III - Hamiline yazılı çek üzerine yapılan
ciro


MADDE 791- (1) Hamiline yazılı bir çek üzerine
yapılan ciro, cirantayı, başvurma hakkına dair hükümler gereğince sorumlu kılarsa
da senedin niteliğini değiştirerek onu emre yazılı bir çek hâline getirmez.


 


C) Elden çıkan çek


MADDE 792- (1) Çek, herhangi bir suretle
hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen
bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek
eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya
iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.


 


D) Protestodan ve ibraz süresinin geçmesinden
sonraki ciro


MADDE 793- (1) Protestonun düzenlenmesinden
veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden sonra yapılan
ciro, ancak alacağın temlikinin sonuçlarını doğurur.


(2) Tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte
bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya
kadar karinedir.


 


ÜÇÜNCÜ AYIRIM


Ödeme ve Ödememe


A) Ödeme


I - Aval


MADDE 794- (1) Çekte yazılı bedelin ödenmesi,
kısmen veya tamamen aval ile teminat altına alınabilir.


(2) Bu teminat, muhatap hariç olmak üzere üçüncü bir kişi
veya çek üzerinde imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir.


 


II - Muacceliyet


MADDE 795- (1) Çek
görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir.


(2) Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek
için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir.


 


III - Ödeme için ibraz


1. Genel olarak


MADDE 796- (1) Bir çek, düzenlendiği yerde
ödenecekse on gün; düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde
muhataba ibraz edilmelidir.


(2) Ödeneceği ülkeden başka bir ülkede düzenlenen çek,
düzenlenme yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı kıtalarda ise üç ay
içinde muhataba ibraz edilmelidir. Bu bakımdan, bir Avrupa ülkesinde düzenlenip
de Akdenize sahili bulunan bir ülkede ödenecek olan ve aynı şekilde Akdenize sahili
olan bir ülkede düzenlenip bir Avrupa ülkesinde ödenmesi gereken çekler aynı kıtada
düzenlenmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır.


(3) Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı süreler, çekte
yazılı olan düzenlenme tarihinin ertesi günü başlar.





2. Takvim farklılığı


MADDE 797- (1) Çek, takvimleri farklı olan
iki yer arasında çekildiği takdirde; düzenlenme günü, ödeme yerindeki takvimin onu
karşılayan gününe dönüştürülür.


 


3. Takas odası


MADDE 798- (1) Çekin bir takas odasına ibrazı
ödeme için ibraz yerine geçer.


 


IV - Çekten cayma


1. Genel olarak


MADDE 799- (1) Çekten cayma ancak ibraz
süresi geçtikten sonra hüküm ifade eder.


(2) Çekten cayılmamışsa, muhatap, ibraz süresinin geçmesinden
sonra da çeki ödeyebilir.


 


2. Özel hâller


MADDE 800- (1) Çekin tedavüle çıkarılmasından
sonra, düzenleyenin ölümü, medenî haklarını kullanma ehliyetini kaybetmesi veya
iflası çekin geçerliliğini etkilemez.


 


V - Ciroların incelenmesi


MADDE 801- (1) Cirosu kabil bir çeki ödeyecek
muhatap, cirolar arasında düzenli bir teselsülün var olup olmadığını incelemekle
yükümlü ise de cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir.


 


VI - Yabancı ülke parasıyla ödenecek çek


MADDE 802- (1) Çekin ödeme yerinde rayici
olmayan bir para ile ödenmesi şart koşulmuş ise, bedeli, çekin ibraz günündeki değerine
göre o ülke parası ile ödenebilir. İbraz edilmesine rağmen ödenmediği takdirde
hamil, çek bedelinin dilerse ibraz dilerse ödeme günlerindeki rayiç değerine
göre ülke parasıyla ödenmesini isteyebilir.


(2) Yabancı ülke parasının değeri, ödeme yerindeki ticari
teamüllere göre belirlenir. Bununla beraber düzenleyen, ödenecek tutarın çekte yazılı
belirli bir kura göre hesap olunmasını şart koşabilir.


(3) Düzenleyen, ödemenin belirli bir para ile yapılmasını
(aynen ödemeyi) şart koşmuş ise birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanmaz.


(4) Çek bedeli, düzenlenme ve ödeme ülkelerinde aynı adı
taşıyan ve fakat değerleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde,
ödeme yerindeki para kastedilmiş sayılır.


 


VII - Çizgili çek


1. Şekil ve şartları


MADDE 803- (1) Bir çekin düzenleyeni veya
hamili onu, 804 üncü maddede gösterilen sonuçları doğurmak üzere çizebilir.


(2) Çekin çizilmesi, çekin ön yüzüne birbirine paralel
iki çizgi çekilerek yapılır. Çek, genel veya özel olarak çizilebilir.


(3) İki çizgi arasına hiçbir ibare konmamış veya “banka”
kelimesi veya buna benzer bir ibare konmuş ise çek, genel olarak çizilmiş demektir.


(4) İki çizgi arasına belirli bir bankanın ticaret unvanı
yazılmış ise çek, özel olarak çizilmiş demektir.


(5) Genel çizgi özel çizgiye dönüştürülebilir; özel çizgi
genel çizgiye dönüştürülemez.


(6) Çizgilerin veya zikredilen bankanın ticaret unvanının
silinmesi hükümsüz sayılır.


 


2. Hükümleri


MADDE 804- (1) Genel olarak çizilen bir
çek, muhatap tarafından ancak bir bankaya veya muhatabın bir müşterisine ödenebilir.


(2) Özel olarak çizilen bir çek, muhatap tarafından
ancak ticaret unvanı gösterilen bankaya veya bu banka muhatap ise onun müşterisine
ödenebilir. Ticaret unvanı gösterilen banka, bedelin tahsili işini diğer bir bankaya
bırakabilir.


(3) Bir banka, çizgili çeki, ancak müşterilerinden veya
diğer bir bankadan iktisap edebilir. Aynı şekilde onu, sözü geçen kişilerden başkaları
hesabına tahsil edemez.


(4) Çek, birden fazla özel olarak çizilmiş ise, muhatabın
bu çeki ödeyebilmesi için çekin ikiden fazla çizilmemiş olması ve çizgilerden birinin,
çekin bir takas odası tarafından tahsil edilebilmesi amacı ile yapılmış olması şarttır.


(5) Birinci ilâ dördüncü fıkralara aykırı hareket eden
muhatap veya banka, çek bedelini aşmamak üzere, oluşan zarardan sorumludur.


 


VIII - Hesaba geçirilmek üzere düzenlenen
çek


1. Genel olarak


MADDE 805- (1) Bir çekin düzenleyeni veya
hamili çekin ön yüzüne “hesaba geçirilecektir” kaydını veya buna benzer bir
ibareyi yazarak çekin nakden ödenmesini önleyebilir. Bu takdirde çek, muhatap tarafından
ancak hesaba alacak kaydı, takas, hesap nakli suretiyle kayden ödenebilir. Bu kayıtlar
ödeme yerine geçer.


(2) “hesaba geçirilecektir” kaydının çizilmesi geçersizdir.


(3) Birinci ve ikinci fıkralara aykırı hareket eden
muhatap, çekin bedelini aşmamak üzere, zarardan sorumludur.


 


2. Hamilin hakları


a) İflas hâlinde


MADDE 806- (1) Hesaba geçirilmek üzere düzenlenen
bir çekin hamili, muhatap iflas etmiş veya bir ilamla ispatlanmamış olsa bile ödemelerini
tatil etmiş ya da aleyhine yapılan herhangi bir icra takibi semeresiz kalmışsa,
çek bedelinin nakden ödenmesini muhataptan isteyebileceği gibi, ödememe hâlinde
başvurma hakkını da kullanabilir.





b) Hesaba geçirilmeme hâlinde


MADDE 807- (1) Hesaba geçirilmek üzere düzenlenen
bir çekin hamili; muhatabın, çek bedelini kayıtsız ve şartsız bir alacak olarak
hesaba geçirmekten kaçındığını veya ödeme yerindeki takas odasının, bu çekin, hamilin
borçlarına mahsup edilmek kabiliyetini haiz olmadığını beyan etmiş bulunduğunu ispat
ederse, başvurma haklarını kullanabilir.


 


B) Ödememe


I - Hamilin başvurma hakları


MADDE 808- (1) Zamanında ibraz edilmiş
olan çekin ödenmemiş olduğu ve ödememe hâli;


a) Resmî bir belge, “protesto” ile,


b) Muhatap tarafından, ibraz günü de gösterilmek suretiyle,
çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla,


c) Bir takas odasının, çek zamanında teslim edildiği hâlde
ödenmediğini tespit eden tarihli bir beyanıyla,


sabit bulunduğu takdirde hamil; cirantalar, düzenleyen
ve diğer çek borçlularına karşı başvurma haklarını kullanabilir.


 


II - Protesto


MADDE 809- (1) Protesto
veya buna denk olan belirleme, ibraz süresinin geçmesinden önce yapılmalıdır.


(2) İbraz, sürenin son gününde yapılırsa, protesto veya
buna denk belirleme, izleyen iş gününde de yapılabilir.


 


III - Başvurma hakkının kapsamı


MADDE 810- (1) Hamil, başvurma yolu ile;


a) Çekin ödenmemiş olan bedelini,


b) İbraz gününden itibaren bu tutarın faizini,


c) Protestonun veya buna denk olan belirlemenin ve gönderilen
ihbarnamelerin giderleri ile diğer giderleri ve


d) Çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon ücretini,


isteyebilir.


 


IV - Mücbir sebepler


MADDE 811- (1) Kanunen belirli olan süreler
içinde çekin ibrazı veya protesto edilmesi veya buna denk bir belirlemenin yapılması,
bir devletin mevzuatı veya herhangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkânsız bir
engel nedeniyle gerçekleştirilememişse, bu işlemler için belirli olan süreler uzar.


(2) Hamil, mücbir sebebi gecikmeksizin kendi cirantasına
ihbar etmeye ve bu ihbarı çeke veya alonja kaydedip, bunun altına, yerini ve tarihini
yazarak imzalamakla zorunludur. 723 üncü madde hükümleri burada da uygulanır.


(3) Mücbir sebebin ortadan kalkmasından sonra hamil,
çeki gecikmeksizin ödeme amacıyla ibraz etmek ve gereğinde protesto veya buna eş
değerde bir belirlemeyi yaptırmak zorundadır.


(4) Mücbir sebep, ibraz süresinin
bitiminden önce olmak şartıyla, hamilin bu sebebi kendinden önce gelen borçluya
ihbar ettiği günden itibaren onbeş günden fazla devam ederse, çekin ibrazına ve
protesto çekilmesine veya buna eş değerde bir belirlemeye gerek kalmaksızın başvurma
hakkı kullanılabilir.


(5) Hamilin veya çeki ibraz etmekle, protesto çekmekle
ya da aynı nitelikte bir belirlemeyi yaptırmakla görevlendirdiği kişinin, sadece
kendileriyle ilgili olgular mücbir sebep sayılmaz.


 


DÖRDÜNCÜ AYIRIM


Çeşitli Hükümler


A) Sahte veya tahrif edilmiş çek


MADDE 812- (1) Sahte veya tahrif edilmiş
bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen
olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması
gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun.


 


B) Çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi


MADDE 813- (1) Hamiline yazılı çekler hariç
olmak üzere; bir ülkede düzenlenip de diğer bir ülkede veya aynı ülkenin denizaşırı
bir kısmında ödenmesi şart olan ve aksine, bir ülkenin denizaşırı bir kısmında düzenlenip
o ülkede ödenmesi şart olan ya da aynı ülkenin denizaşırı olan aynı kısmında yahut
çeşitli kısımlarında düzenlenip ödenmesi şart olan her çek, birbirinin aynı olarak
çeşitli nüshalar hâlinde düzenlenebilir. Bu nüshalar senet metninde teselsül eden
sıra numaraları ile gösterilir. Aksi takdirde her nüsha ayrı bir çek sayılır.


 


C) Zamanaşımı[97]


MADDE 814- (1) Hamilin, cirantalarla düzenleyene
ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden
itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.


(2) Çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu
başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine
karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.


 


D) Bankanın tanımı


MADDE 815- (1) Bu Kısımda geçen “banka”dan amaç,
Bankacılık Kanununa tabi olan kuruluşlardır. Ancak, ödeme yeri Türkiye dışında olan
çekler hakkında “banka” teriminden hangi kuruluşların anlaşılacağı ödeme yeri hukukuna
göre belirlenir.


 


E) Süreler


I - Tatil günleri


MADDE 816- (1) Bir çekin ibrazı ve protestosu,
ancak bir iş gününde yapılabilir.


(2) Çeke ilişkin işlemler ve özellikle ibraz ve protesto
veya buna eş değer belirleme işlemlerinin yapılması için kanunla belirli sürenin
son günü, pazara veya diğer bir tatil gününe rastladığı takdirde, bu süre onu izleyen
ilk iş gününü kapsayacak kadar uzar. Aradaki tatil günleri süre hesabına dâhildir.


 


II - Sürelerin hesabı


MADDE 817- (1) Kanunun bu Kısmında gösterilen
süreler hesap edilirken bunların başladığı gün sayılmaz.


 


F) Uygulanacak hükümler


MADDE 818- (1) Poliçeye ait aşağıdaki hükümler
çek hakkında da uygulanır:


a) Düzenleyenin bizzat kendi emrine, kendi üzerine ve üçüncü
kişi hesabına düzenlediği poliçeler hakkındaki 673 üncü madde.


b) Poliçede gösterilen bedeller arasındaki farklara ilişkin
676 ncı madde.


c) Borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasına, yetkisiz
imzaya, düzenleyenin sorumluluğuna ve açık poliçeye ait 677 ilâ 680 inci maddeler.


d) Ciro hakkındaki 683 ilâ 685 inci maddeler.


e) Poliçeye ait def’ilere ilişkin 687 nci madde.


f) Vekâleten yapılan cirodan doğan haklara dair 688 inci
madde.


g) Avalin şekil ve hükümleri hakkındaki 701 ve 702 nci
maddeler.


h) Makbuz istemek hakkına ve kısmen ödemeye dair 709 uncu
madde.


ı) Protestoya ait 715 ilâ 717 nci ve 719 ilâ 721 inci maddeler.


i) “Protestosuz” kaydına dair 722 nci madde.


j) İhbar hakkındaki 723 üncü madde.


k) Poliçe borçlularının müteselsil sorumluluğuna dair 724
üncü madde.


l) Poliçenin ödenmesi hâlinde başvurma hakkına ve poliçenin,
protestonun ve makbuzun kendisine verilmesini istemek hakkına dair 726 ve 727 nci
maddeler.


m) Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklara dair 732 nci madde.


n) Poliçe karşılığının devrine dair 733 üncü madde.


o) Poliçe nüshaları arasındaki ilişkiye ait 744 üncü madde.


ö) Değişiklikler hakkındaki 748 inci madde.


p) Zamanaşımının kesilmesine dair 750 ve 751 inci maddeler.


r) Atıfet sürelerinin kabul olunamayacağına, poliçeye ilişkin
işlemlerin yapılması gereken yer ile elle imzaya dair 754 ilâ 756 ncı maddeler.


s) İptal hakkındaki 757 ilâ 763 üncü maddelerle 764 üncü
maddenin birinci fıkrası.


ş) Ehliyete, poliçe ve bonolara ilişkin hakların korunması
ile başvurma hakkının kullanılması için gerekli işlemlere ilişkin kanun ihtilaflarına
dair 766, 768 ve 769 uncu maddeler.


(2) 722 nci maddenin birinci ve üçüncü fıkralarıyla
723 üncü maddenin birinci fıkrası ve 727 nci madde hükümlerinin çeklere uygulanmasında,
protesto yerine 808 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gereğince
belirleme yapılması da geçerlidir.


 


BEŞİNCİ AYIRIM


Kanunlar İhtilafı


A) Muhatap olma ehliyeti


MADDE 819- (1) Bir çekin kimin üzerine düzenlenebileceğini,
çekin ödeneceği ülkenin hukuku belirler. Bu hukuka göre çek, muhatabın şahsı bakımından
geçersiz sayılıyorsa, hukuklarının böyle bir nedenden dolayı geçersizliği öngörmediği
ülkelerde, çek üzerine atılan imzalardan doğan borçlanmalar geçerlidir.


 


B) Şekil ve süreler


MADDE 820- (1) Çeke ait borçlanmaların şekli,
bu borçlanmaların imza edilmiş olduğu ülkenin hukukuna göre belirlenir. Bununla
beraber, ödeme yeri hukukunun öngördüğü şekle uyulması yeterlidir.


(2) 767 nci maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları da uygulanır.


 


C) Borçlanmaların hükümleri


I - Düzenlenme yeri kanunu


MADDE 821- (1) Çekten doğan borçlanmaların
sonuçları, bu borçlanmaların yapıldığı ülke hukukuna göre belirlenir.


 


II - Ödeme yeri hukuku


MADDE 822- (1) Aşağıda yazılı hususlar çekin
ödeneceği ülke hukukuna göre belirlenir:


a) Çekin mutlaka görüldüğünde mi ödenmesi gerektiği yoksa
görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şartıyla da düzenlenip düzenlenemeyeceği
ve gerçek düzenlenme gününden sonraki bir günün çeke yazılmasının ne gibi sonuçlar
doğuracağı.


b) İbraz süresi.


c) Çekin; kabul, teyit, tasdik veya vize edilip edilmeyeceği
ve bu kayıtların ne gibi sonuçlar doğuracağı.


d) Hamilin kısmen ödemeyi isteyebilip isteyemeyeceği ve
böyle bir ödemeyi kabule zorunlu olup olmadığı.


e) Çekin çizilip çizilemeyeceği veya “hesaba geçirilecektir”
kaydını veya buna eşit bir ibareyi içerip içermeyeceği ve bu çizginin ya da bu kaydın
yahut ona eşit olan ibarenin ne gibi sonuçlar doğuracağı.


f) Çekin karşılığı üzerinde hamilin özel hakları bulunup
bulunmadığı ve bu hakların niteliğinin ne olduğu.


g) Düzenleyenin çekten cayabilip cayamayacağı veya çekin
ödenmesine itiraz edebilip edemeyeceği.


h) Çekin kaybedilmesi veya çalınması hâlinde alınacak tedbirler.


i) Cirantalara, düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı
başvurma haklarının korunması için bir protesto veya buna eş değer bir belirleme
yapmanın gerekli olup olmadığı.


 


III - Yerleşim yeri hukuku


MADDE 823- (1) Muhatap ve yerleşim yerli
çeki ödeyecek olan üçüncü kişi aleyhine sebepsiz zenginleşmeden doğan istemler,
bu kişilerin yerleşim yerlerinin bulunduğu ülkenin hukukuna göre belirlenir.


 


BEŞİNCİ KISIM


Kambiyo Senetlerine Benzeyen Senetler ve Diğer Emre Yazılı
Senetler


A) Emre yazılı senet


I - Tanımı


MADDE 824- (1) Emre yazılı olan veya kanunen
böyle sayılan kıymetli evrak, emre yazılı senetlerdendir.


 


II - Borçlunun def’ileri


MADDE 825- (1) Borçlu, emre yazılı bir senetten
doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan
def’ilerle alacaklı kim ise ona karşı, şahsen haiz bulunduğu def’ileri ileri sürebilir.


(2) Borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen
kişi arasında doğrudan doğruya varolan ilişkilere dayanan def’ilerin ileri sürülmesi,
ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş
olması hâlinde caizdir.


 


B) Kambiyo senetlerine benzeyen senetler


I - Emre yazılı havaleler


1. Genel olarak


MADDE 826- (1) Senet metninde poliçe olarak
gösterilmemekle beraber, açıkça emre yazılı olarak düzenlenen ve diğer hususlarda
da poliçede aranılan unsurları içeren havaleler poliçe hükmündedir.


 


2. Kabul zorunluluğunun bulunmaması


MADDE 827- (1) Emre yazılı havale kabul
için ibraz edilemez.


(2) Buna rağmen ibraz edilir ve kabulden de kaçınılırsa
hamilin bu sebepten dolayı başvurma hakkı yoktur.





3. Kabulün hükümleri


MADDE 828- (1) Emre yazılı bir havalenin,
havale olunan tarafından isteğe bağlı olarak kabulü poliçenin kabulü hükmündedir.
Bununla beraber, hamil, havale olunan kişi iflas etmiş veya bir ilamla ispatlanmamış
olsa bile ödemelerini tatil etmiş veya aleyhine yapılan takip semeresiz kalmışsa,
vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını kullanamaz.


(2) Bunun gibi, havale edenin iflası
hâlinde vadenin gelmesinden önce hamil başvurma hakkını kullanamaz.


 


4. İcrada uygulanmayacak hükümler


MADDE 829- (1) İcra ve İflas Kanununun,
çekler, poliçeler ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine ilişkin hükümleri
emre yazılı havaleye uygulanamaz.


 


II - Emre yazılı ödeme vaatleri


MADDE 830- (1) Senet metninde bono olarak gösterilmemekle
beraber, açıkça emre yazılı olarak düzenlenmiş olan ve bonoda aranılan diğer unsurları
da içeren ödeme vaatleri, bono hükmündedir. Ancak, emre yazılı olarak düzenlenmiş
olan ödeme vaatleri hakkında, araya girerek ödemeye ilişkin hükümler uygulanmaz.


(2) İcra ve İflas Kanununun, çekler,
poliçeler ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine ilişkin hükümleri, emre
yazılı olarak düzenlenmiş bulunan ödeme vaatlerine uygulanmaz.


 


C) Cirosu kabil olan diğer senetler


MADDE 831- (1) İmza edenin, yer, zaman ve
tutar bakımlarından belirli nakdî ödemelerde bulunmayı ve belirli miktarda misli
şeyler teslim etmeyi borçlandığı senetler, açıkça emre yazılı oldukları takdirde
ciro ile devredilebilirler.


(2) Bu senetler ve makbuz senetleri,
varant ve konişmento gibi cirosu kabil olan senetler hakkında, cironun şekli,
hamilin hak sahipliği ve senedi elinde bulunduranın onu geri vermekle yükümlü
olması hususlarında, poliçelere ilişkin hükümler geçerlidir. İptal konusunda, varant
ve makbuz senedi dışındaki emre yazılı senetlere poliçelere ilişkin hükümler uygulanır.


(3) Kambiyo senetlerindeki başvurmaya ilişkin hükümler
kanunda açık hüküm olmadıkça, birinci fıkrada yazılı senetler hakkında uygulanmaz.


 


ALTINCI KISIM


Makbuz Senedi ve Varant


A) Umumi mağazalar


I - Genel olarak


MADDE 832- (1) Makbuz senedi ve varant
verme karşılığında serbest veya gümrüklenmemiş mal ve hububatı, saklama sözleşmesi
uyarınca kabul etmek ve tevdi edenlere de bu senetlerle tevdi olunan mal ve hububatı
satabilmek veya rehnedebilmek imkânı vermek amacıyla kurulan mağazalara “umumi mağaza”
denir. Umumi mağazalar işlemleri bu Kısım hükümlerine tabidir.


(2) Umumi mağazalar Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izniyle
kurulur. (Mülga ikinci cümle: 26/6/2012-6335/43 md.) (…)


(3) Umumi mağazaların kuruluş usul ve esasları, bunlara
kabul edilecek mal ve hububat cinsleri ve umumi mağazaların henüz gümrüklenmemiş
olan malları kabul etmeye yetkili sayılmaları için gereken şartlar ve gümrük denetimi
özel kanununda düzenlenir.


 


II - İstisnalar


MADDE 833- (1) 832 nci maddede yazılı senetleri
vermeksizin, yalnız mal ve hububatı saklama sözleşmesiyle kabul etmek üzere açılan
diğer kurumlar ve yerler hakkında umumi mağazalara ait hükümler geçerli olmaz. Bu
hususta Türk Borçlar Kanununun saklama sözleşmesi hakkındaki hükümleri uygulanır.


(2) Tevdi edilmiş şeyler karşılığında
verilen ancak, kanunun aradığı şekil şartlarına uymayan senetlerle, bu şekil şartlarına
uygun olup da izin almamış olan kurumlar tarafından verilen senetler, kıymetli evrak
olmayıp teslim alma makbuzları veya ispat belgeleri hükmündedir.


 


B) Makbuz senedi ve varant


I - Şekil


1. Makbuz senedi


MADDE 834- (1) Umumi mağazalara tevdi edilen
mal ve hububat karşılığında verilen makbuz senedinin aşağıda yazılı kayıtları içermesi
gereklidir:


a) Tevdi edenin adı, mesleği, yerleşim yeri.


b) Tevdinin yapıldığı umumi mağazanın ticaret unvanı ile
merkezi.


c) Tevdi olunan malların cins ve miktarı
ile nitelik ve değerinin bilinmesi için açıklanması gereken hususlar.


d) Tevdi olunan malların tabi olması gereken, resim, harç
ve vergilerin ödenip ödenmediği ve sigorta edilip edilmediği.


e) Ödenmiş veya ödenecek ücretler, giderler.


f) Senedin kimin adına veya emrine düzenleneceğini gösteren
bir ibare.


g) Umumi mağaza sahibinin imzası.


 


2. Varant


MADDE 835- (1) Varantın da 834 üncü maddede
yazılı kayıtları aynen içermesi ve makbuz senedine bağlı olması gerekir.


 


3. Defter


MADDE 836- (1) Makbuz senedi ve varanttan
oluşan belgenin dip koçanlı bir defterden koparılmış olması ve defterin umumi mağazaya
ait belgeler arasında saklanması gereklidir.


 


4. Kısmi senet


MADDE 837- (1) Makbuz senedi ve varantın
hamili, giderleri kendisine ait olmak üzere önceden tevdi olunan malların kısımlara
ayrılmasını ve her kısım için ayrı ayrı senet verilmesini isteyebilir. Bu takdirde
eski senet geri verilir ve iptal olunur.


 


II - Ciro


1. Genel olarak


MADDE 838- (1) Makbuz senediyle varant emre
yazılı olmasa bile ayrı ayrı veya birlikte teslim ve ciro yoluyla devredilebilir.
Ciro, yapıldığı günün tarihini de taşır.


(2) Varant ile makbuz senedi birlikte beyaz ciro ile de
devredilebilir. Bu türlü ciro, her iki senet teslim edildiği takdirde cirantanın
haklarını hamile devreder.


 


2. Hükümleri


MADDE 839- (1) Senedin teslimi şartıyla,
ciro aşağıda yazılı hükümleri doğurur:


a) Makbuz senedi ve varantın birlikte cirosu, tevdi olunan
malların mülkiyetini devreder.


b) Yalnız varantın cirosu, varantın devredildiği kişiye,
tevdi olunan mallar üzerinde rehin hakkı sağlar.


c) Yalnız makbuz senedinin cirosu, varant hamilinin
hakkı saklı kalmak şartıyla, tevdi olunan malların mülkiyetini devreder.


 


3. Varantın cirosu


MADDE 840- (1) Varantın ilk cirosu, hangi
borcun teminat altına alınması için yapılmışsa onu, faiz oranını ve vadeyi içerir.


(2) Varantın cirosunda yazılı kayıtlar aynen makbuz senedinin
üzerine de yazılarak, varantın ciro edildiği kişi tarafından imza edilir.


 


C) Mallar üzerinde tasarruflar


I - Yapılamayacak işlemler


MADDE 841- (1) Varant ile makbuz senedinin
zıyaından, mirastan veya iflastan kaynaklanan uyuşmazlıklar hariç olmak üzere, umumi
mağazalara tevdi olunan şeyler üzerinde haciz, el koyma veya rehin yapılamaz.


 


II - Malın geri alınması


1. Genel olarak


MADDE 842- (1) Varanttan ayrılmış bir makbuz
senedinin hamili, varant ile teminat altına alınmış olan borcun ana parası ile vade
gününe kadar olan faizlerini umumi mağazaya yatırarak, vade gününden önce de malları
çekebilir.


(2) Yatırılan para varantın geri verilmesi karşılığında
hamiline ödenir.





2. Kısmen geri alma


MADDE 843- (1) Varanttan ayrılmış makbuz
senedinin hamili, umumi mağazaya tevdi olunan misli eşyadan bir kısmını çekmek istediği
takdirde mağazanın sorumluluğu altında, hem çekeceği kısım ve hem de varant ile
teminat altına alınmış borç ile orantılı bir miktar parayı umumi mağazaya yatırmak
zorundadır.


 


III - Sattırma hakkı


1. Şartlar


MADDE 844- (1) Vade gününde alacağı ödenmemiş
varant hamili, poliçe hamili gibi, protesto çektikten on gün sonra rehin hükümlerine
göre tevdi edilen malları sattırabilir.


(2) 841 inci maddede yazılı hâller satışa engel değildir.


 


2. Satış bedeli


MADDE 845- (1) Gümrük resmi ve diğer resim,
harç ve vergilerle tevdi olunan mallar için umumi mağaza tarafından yapılan giderler
ve mağazanın ücreti satış bedelinden, öncelikle ödenir.


(2) Birinci fıkrada yazılı paralar ve teminat altına alınan
borç ödendikten sonra bakiye, makbuz senedi hamiline ödenmek üzere mağaza sahibine
verilir.


 


3. Başvurma hakkı


MADDE 846- (1) Bir varant hamilinin, sadece
sattırdığı tevdi olunan malların alacağına yetmemesi hâlinde, borçlunun veya cirantaların
mallarına başvurma hakkı vardır.


(2) Protesto çekmemiş veya kanuni süresi içinde tevdi olunan
malları sattırmaya teşebbüs etmemiş olan varant hamili, cirantalarına karşı bütün
haklarını kaybederse de borçluya karşı başvurma hakkı geçerliliğini sürdürür.


 


4. Sigorta


MADDE 847- (1) Varantın hamili, sigorta
edilen malın zıya veya hasarı hâlinde sigorta bedelinden alacağını tahsil eder.



 


D) Zamanaşımı


MADDE 848- (1) Makbuz senedi ve varanttan
doğan istem hakları, poliçeler hakkındaki zamanaşımı sürelerine tabidir. Cirantalara
karşı başvurma için zamanaşımının başlangıcı, eşyanın satış günüdür.


 


E) Senetlerin zıyaı


MADDE 849- (1) Makbuz senedi veya varantı
kaybeden hamil, bu senetlere malik olduğunu ispat etmek ve teminat vermek suretiyle,
mağazanın bulunduğu yerdeki mahkemeden alacağı izin üzerine, durumun kararda gösterilen
o yer gazetelerinde ilanından ve itiraz için verilecek sürenin geçmesinden sonra
ikinci bir nüsha alabilir. Kaybolan varantın süresi geçmişse, hamilin istemi üzerine
mahkeme aynı şekilde borcun ödenmesine izin verebilir. İzin, mağazaya ve varanta
ilişkin ise, hem mağazaya hem de ilk borçluya tebliğ olunur. Alacaklının, mağazanın
bulunduğu yerde bir de yerleşim yeri göstermesi gerekir. Mağaza sahibi ve borçlu
izin kararına itiraz edebilirler. İtiraz üzerine mahkeme derhâl hükmünü verir. Hüküm
alacaklı lehine ise, icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Ancak, ilgililerin
istemi üzerine, icra mahkemesi hüküm kesinleşinceye kadar tevdi olunan eşyanın satışından
elde edilecek paranın icra veznesinde saklanmasına karar verebilir.


 


DÖRDÜNCÜ KİTAP


Taşıma İşleri


 


BİRİNCİ KISIM


Genel Hükümler


A) Taşıyıcı


MADDE 850- (1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle
eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir. Eşya her türlü
yükü de kapsar.


(2) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle
eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma
yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu,
taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.


(3) Taşıma işleri ticari işletme faaliyetidir.


 


B) Hükümlerin uygulama alanı


MADDE 851- (1) Eşya ve yolcu taşımayı
arizi olarak üstlenen kişi hakkında da bu Kitap hükümleri, uygun düştükleri ölçüde,
uygulanır.


 


C) Saklı tutulan hükümler


I- Kural


MADDE 852- (1) Deniz, demir ve hava
yoluyla taşıma ile posta idaresine ilişkin özel hükümler saklıdır.


 


II- Özel hükümlerin sorumluluğu etkilememesi



MADDE 853- (1) Taşıyıcı ve taşıma
işleri komisyoncusu, taşıma işini 852 nci maddede öngörülen özel hükümlere bağlı
bulunan bir kuruluşa gördürdükleri takdirde de Kanunun kendilerine yüklediği sorumluluğun
hafifletilmesini veya kaldırılmasını isteyemezler. Değişik tür araçlar ile taşımaya
ilişkin Dördüncü Kısım hükümleri saklıdır.


 


D) Sorumluluğun kaldırılmasına veya hafifletilmesine
ait hükümlerin geçersizliği


MADDE 854- (1) Kanunun, taşıyıcıya,
taşıma işleri komisyoncusuna ve faaliyetleri Devlet iznine bağlı taşıma işletmelerine
yüklediği sorumlulukların, önceden hafifletilmesi veya kaldırılması sonucunu doğuran
tüm sözleşme hükümleri geçersizdir. Bu hükümlerin, işletme tüzüklerinde, genel işlem
şartlarında, biletlerde, tarifelerde veya benzer diğer belgelerde öngörülmüş olmaları
hâlinde de hüküm aynıdır.





E) Zamanaşımı


MADDE 855- (1) Bu Kitap hükümlerine
tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen
bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda
zamanaşımına uğrar.


(2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene
teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya
tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın
teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar.


(3) Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının,
zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında
rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme
kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise,
rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar.


(4) Gönderen veya gönderilen, taşıyıcıya karşı olan
haklarını, bir yıl içinde 18 inci maddenin üçüncü fıkrasına uygun şekilde istemiş
olmaları şartıyla, def’i olarak her zaman ileri sürebilirler.


(5) Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla
ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden
veya ihmalinden dolayı;


a) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse,



b) Yolcu geç ulaşmışsa,


taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar.


(6) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanunundaki zamanaşımı hükümleri saklıdır.


 


İKİNCİ KISIM


Eşya Taşıma


A) Taşıma sözleşmesinin uygulanması


I - Taşıma senedi


MADDE 856- (1) Taşıma senedi taraflardan
birinin istemi üzerine düzenlenir. Senet üç özgün nüsha olarak hazırlanır ve gönderen
tarafından imzalanır. Gönderen, taşıyıcının da taşıma senedini imzalamasını isteyebilir.
El yazısı ile imzalanmış taşıma senetlerinin suretlerindeki imza, damga veya mühür
şeklinde ya da basılı olabilir. Bir nüsha gönderene aittir, diğeri eşyaya eşlik
eder, üçüncüsü taşıyıcıda kalır.


(2) Taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların
karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulur. Eşyanın taşıyıcıya
teslimi, taşıma sözleşmesinin varlığına karinedir.


 


II - Taşıma senedinin içeriği


MADDE 857- (1) Taşıma senedi aşağıdaki
kayıtları içerir:


a) Düzenlenme yeri ve tarihi.


b) Gönderenin adı, soyadı veya ticaret unvanı ve adresi.


c) Taşıyıcının adı, soyadı veya ticaret unvanı ve adresi.


d) Eşyanın teslim alınacağı yer ve gün ile teslim edileceği
yer.


e) Gönderilenin adı, soyadı veya ticaret unvanı ile adresi.


f) Gerektiğinde bildirim adresi.


g) Eşyanın türünün olağan işareti ile ambalajının çeşiti
ve tehlikeli mallarda bunlara ilişkin mevzuatta öngörülen, diğer durumlarda ise
genellikle tanınan işaretleri.


h)Taşınacak paketlerin sayısı, işaretleri ve numaraları.


i) Eşyanın net olmayan ağırlığı veya başka şekilde beyan
edilen miktarı.


j) Taşımanın yapılacağı süre.


k) Kararlaştırılan taşıma ücreti ve teslime kadar ortaya
çıkacak giderler ile taşıma ücretinin gönderenden başka biri tarafından ödenecek
olması hâlinde buna ilişkin kayıt.


l) Teslimde ödemeli taşımalarda teslimde ödeme kaydı ve
ödenecek tutar.


m) Eşyanın gümrük ve diğer resmî işlemlerine ilişkin talimatlar.


n) Varsa taşımanın üstü açık ya da
örtülmemiş bir araçta veya güvertede yapılabileceğine ilişkin sözleşme.


(2) Taşıma senedine tarafların uygun gördüğü diğer
kayıtlar da konulabilir.


 


III - Taşıma senedinin ispat gücü


MADDE 858- (1) İki tarafça imzalanan
taşıma senedi, taşıma sözleşmesinin yapıldığına, içeriğine ve eşyanın taşıyıcı tarafından
teslim alındığına kanıt oluşturur.


(2) İki tarafça imzalanan taşıma senedi, eşyanın
ve ambalajının, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığı sırada, dış görünüşü
bakımından iyi durumda bulunduğuna ve taşınan paketlerin sayısının, işaretleri ile
numaralarının, taşıma senedinde yer alan kayıtlara uygun olduğuna karinedir; meğerki,
taşıyıcı taşıma senedine haklı bir sebeple çekince koymuş olsun. Çekince, taşıyıcının,
kayıtların doğruluğunu denetleyecek, uygun araçlara sahip olmadığı sebebine de dayandırılabilir.


(3) Eşyanın net olmayan ağırlığı veya başka şekilde
beyan edilen miktarı ya da taşınacak paketlerin içeriği, taşıyıcı tarafından denetlenmiş
ve denetlemenin sonucu her iki tarafça imzalanan taşıma senedine yazılmışsa, bu
yazı, ağırlığın, miktarın ve içeriğin, taşıma senedinde yer alan kayıtlara uygun
olduğuna karinedir.


(4) Taşıyıcı, gönderen istemde bulunmuşsa ve buna
uygun araçları varsa, eşyanın ağırlığını, miktarını veya içeriğini denetlemekle
yükümlüdür. Bu hâlde, taşıyıcı denetleme ile ilgili giderleri ister.


 


IV - Yük senedi


MADDE 859- (1) Taşıma senedi düzenlenmemişse,
gönderenin istemi üzerine taşıyıcı, eşya ve taşıma hakkında yeterli bilgileri içeren
bir yük senedi imzalayıp gönderene vermek zorundadır.





V - Refakat belgeleri


MADDE 860- (1) Gönderen, eşyanın
tesliminden önce, resmî nitelik taşıyan, özellikle gümrük işlemleri için gerekli
bulunan bilgileri taşıyıcıya vermek ve söz konusu belgeleri taşıyıcının tasarrufuna
bırakmak zorundadır.


(2) Taşıyıcı, kendisine verilen belgelerin zıyaından,
hasarından veya yanlış kullanılmasından doğan zararlardan sorumludur; meğerki, zıya,
hasar veya yanlış kullanma taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği
durumlardan kaynaklanmış olsun. Ancak, taşıyıcının sorumluluğu, eşyanın zıyaı hâlinde
ödenecek miktarla sınırlıdır.


 


VI - Tehlikeli eşya


MADDE 861- (1) Tehlikeli eşya taşınacaksa
gönderen, taşıyıcıya zamanında açık, anlaşılabilir içerikte ve yazılı şekilde, tehlikenin
türü ve gerekiyorsa alınması gereken önlemler konusunda bildirimde bulunmakla yükümlüdür.



(2) Taşıyıcı, eşyayı teslim alırken tehlikenin türünü
bilmiyorsa veya kendisine herhangi bir bildirimde bulunulmamışsa, gönderene karşı
herhangi bir tazmin yükümlülüğü doğmaksızın, tehlikeli malın boşaltılmasını, depolanmasını,
geri taşınmasını veya gerektiğinde imhasını ve zararsız duruma getirilmesini ve
bu önlemler sebebiyle gerekli giderlerin karşılanmasını, gönderenden isteyebilir.


 


VII - Ambalaj ve işaret


MADDE 862- (1) Eşyanın
niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa,
gönderen, eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde
ambalajlamak zorundadır. Ayrıca gönderen, eşyanın sözleşme hükümlerine uygun şekilde
işleme tabi tutulabilmesi için işaretlenmesi gerekiyorsa, bu işaretleri de koymakla
yükümlüdür.


 


VIII - Yükleme ve boşaltma


MADDE 863- (1) Sözleşmeden, durumun
gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine
uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve
aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Taşıyıcı, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine
uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.


(2) Yükleme ve boşaltma ile ilgili olarak, durumun
gereklerine göre belirlenecek makul bir süre için, aksi kararlaştırılmadıkça, ayrıca
ücret istenemez.


(3) Taşıyıcı, sözleşme hükümlerine
dayanarak veya kendi risk alanından kaynaklanmayan nedenlerle makul yükleme veya
boşaltma süresinden daha fazla beklerse, bekleme ücreti olarak uygun bir ücrete
hak kazanır.


 


IX - Özel durumlarda gönderenin kusursuz
sorumluluğu


MADDE 864- (1) Gönderen, kusuru olmasa
da;


a) Yetersiz ambalajlamadan ve işaretlemeden,


b) Taşıma senedine yazılan bilgilerdeki
gerçeğe aykırılıklar ile yanlışlık ve eksikliklerden,


c) Tehlikeli malın bu niteliği hakkında bildirimde bulunmamaktan,


d) 860 ıncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen belge
ve bilgilerdeki eksikliklerden, gerçeğe aykırılıklardan, belge ve bilgilerin yokluğundan,


kaynaklanan, taşıyıcının zararları ile giderlerini tazminle
yükümlüdür.


(2) Ancak, gönderenin bu durumlarda sorumlu olduğu
tazminat miktarı, gönderinin net olmayan ağırlığının her kilosu için 8,33 Özel Çekme
Hakkı ile sınırlıdır. Bu hâlde de 882 nci maddenin dördüncü fıkrası ile 885 ilâ
887 nci maddeler kıyas yoluyla uygulanır.


(3) Zararın veya giderlerin doğmasında taşıyıcının
davranışlarının da etkisi olmuşsa, tazmin yükümlülüğü ile ödenecek tazminatın kapsamının
belirlenmesinde, bu davranışların ne ölçüde etkili oldukları da dikkate alınır.


(4) Gönderen tüketici ise, taşıyıcıya karşı ancak
kusuru hâlinde ve birinci ile ikinci fıkra hükümlerine göre, zarar ve giderleri
tazminle yükümlü tutulur.


(5) Tüketici, sözleşmeyi ticari veya meslekî faaliyeti
ile ilgili olmayan bir amaçla yapan bir gerçek ya da tüzel kişidir.


 


X - Gönderen tarafından fesih


MADDE 865- (1) Gönderen taşıma sözleşmesini
her zaman feshedebilir.


(2) Gönderen sözleşmeyi feshederse, taşıyıcı;


a) Kararlaştırılan taşıma ücreti ile bekleme ücretinden
ve tazmini gereken giderlerden, sözleşmenin feshi sonucunda tasarruf ettiği giderlerin
veya başka bir şekilde elde ettiği veya kötüniyetli olarak elde etmeyi ihmal ettiği
menfaatlerin indirilmesiyle kalan tutarı veya


b) Kararlaştırılan taşıma ücretinin üçte birini,


isteyebilir. Taşıma sözleşmesinin feshi, taşıyıcının riziko
alanına giren bir sebepten kaynaklanmışsa, bu fıkranın (b) bendi uyarınca
bir istem ileri sürülemeyeceği gibi, sözleşmenin ifasında gönderenin menfaati yoksa,
taşıyıcının bu fıkranın (a) bendinden doğan istem hakkı da düşer.


(3) Eşya, sözleşmenin feshinden
önce yüklenmişse, taşıyıcı, giderleri gönderene ait olmak üzere, 869 uncu maddenin
üçüncü fıkrasının ikinci ilâ dördüncü cümlelerine uygun önlemleri alabilir. Taşıyıcı,
eşyanın boşaltılmasına, boşaltma, işletmesi için sakınca oluşturmadığı ve diğer
gönderilerin gönderenleri ve alıcıları bundan zarar görmediği takdirde izin verebilir.
Fesih, taşıyıcının riziko alanına giren bir sebepten kaynaklanıyorsa, taşıyıcı,
birinci ve ikinci cümlelerden farklı olarak, yüklenmiş bulunan eşyayı giderleri
kendisine ait olmak üzere hemen boşaltmak zorundadır.


 


XI - Kısmi taşımayı istem hakkı


MADDE 866- (1) Taşıyıcı, taşınması
kararlaştırılan eşyanın tamamı yüklenmiş olmasa bile, gönderenin istemi üzerine
yola çıkmak zorundadır. Bu durumda taşıyıcı;


a) Sözleşmede kararlaştırılmış olan taşıma ücretinin tamamını,


b) Doğmuş bekleme ücretini,


c) Eksik yükleme sebebiyle yapmak zorunda kaldığı giderleri
ve uğradığı zararı,


d) Alacakları, eksik yükleme sebebiyle kısmen veya tamamen
teminatsız kalmışsa, kendisine ek teminat gösterilmesini,


isteyebilir. Ancak, kısmen yüklenmeyen eşyanın yerine başka
bir sözleşme uyarınca eşya taşınmışsa, bu eşya için alınacak taşıma ücreti, (a)
bendine göre istenecek ücrete mahsup edilir.


(2) Eksik yükleme, taşıyıcının riziko alanına giren
sebeplerden kaynaklanıyorsa, taşıyıcı, birinci fıkrada belirtilen istem haklarına,
fiilen taşınan yük oranında sahiptir.


 


XII - Yükleme süresine uyulmaması hâlinde
taşıyıcının hakları


MADDE 867- (1) Gönderen, eşyayı süresi
içinde yüklemezse veya yükleme yükümlülüğünün bulunmadığı hâllerde eşyayı hazır
bulundurmazsa, taşıyıcı, makul bir süre vererek gönderene eşyanın yüklenmesini veya
hazır bulundurulmasını ihtar eder.


(2) Birinci fıkra hükmüne göre verilen süre içinde
eşya yüklenmez veya hazır bulundurulmazsa, taşıyıcı sözleşmeyi feshedebilir ve 865
inci maddenin ikinci fıkrasına göre haklarını kullanabilir.


(3) Birinci fıkra hükmüne göre
verilen süre içinde, kararlaştırılan yükleme kısmen yapılmışsa veya eşya kısmen
hazır bulundurulmuşsa, taşıyıcı eksik yüklenen eşya ile yola çıkıp, 866 ncı maddenin
birinci fıkrasının (a) ilâ (d) bentlerine göre istem haklarını kullanabilir.


(4) Yükleme süresine uyulmaması, taşıyıcının riziko
alanına giren bir sebepten kaynaklanıyorsa, taşıyıcının istem hakkı yoktur.


 


XIII - Emir, talimat ve tasarruflar


MADDE 868- (1) Gönderen taşıyıcıya,
taşımanın yapılması için emir ve talimât verebileceği gibi, taşımanın durdurulması,
eşyanın geri getirilmesi, başka bir varma veya teslim yerine götürülmesi ya da başka
bir gönderilene teslim edilmesi şeklinde tasarruflarda da bulunabilir. Gönderenin
bu tür emir, talimat ve tasarrufları, taşıyıcının işletmesi için sakıncalıysa veya
diğer gönderenlerin ve alıcıların gönderileri için bir zarar tehdidini beraberinde
getiriyorsa, taşıyıcı bunları yerine getirmekle yükümlü değildir. Taşıyıcı, gönderenden
aldığı emir ve talimat ile tasarruflarının yerine getirilmesi için gerekli olan
giderleri ve uygun bir ücret isteyebilir. Taşıyıcı emir, talimat ve tasarrufların
uygulanmasına başlanmasını bir avansın ödenmesi şartına bağlayabilir.


(2) Eşyanın teslim yerine ulaşması ile, gönderenin
emir ve talimat verme yetkisi ve tasarrufta bulunmak hakkı sona erer. Bu andan itibaren
söz konusu yetki ve haklar gönderilene ait olur. Birinci fıkranın ikinci ilâ dördüncü
cümle hükümleri burada da geçerlidir.


(3) Gönderilen, tasarruf hakkını kullanarak eşyanın
bir üçüncü kişiye teslimini istemişse, bu kişi başka bir gönderilen belirleyemez.



(4) Taşıma senedi düzenlenmiş ve her iki tarafça
imzalanmışsa, gönderen, taşıma senedinde öngörülmüş olması şartıyla, ancak kendisine
ait olan nüshayı ibraz ederek tasarruf hakkını kullanabilir.


(5) Taşıyıcı, kendisine verilen emir ve talimatları
ve gönderenin tasarruflarını yerine getiremeyecekse, bunu gönderene bildirmelidir.


(6) Tasarruf hakkının kullanılması, taşıma senedinin
ibrazı şartına bağlanmış ve taşıyıcı herhangi bir talimatı, taşıma senedi ibraz
edilmeden yerine getirmişse, bundan doğacak zararlar için hak sahiplerine karşı
sorumludur. Taşıyıcının sorumluğunu sınırlayan hükümler geçersizdir.


 


XIV - Taşıma ve teslim engelleri


MADDE 869- (1) Eşyanın teslim edilmesi
gereken yere ulaşmasından önce, taşımanın sözleşmeye uygun olarak yapılamayacağı
anlaşılırsa veya eşyanın teslim edileceği yerde teslim engelleri çıkarsa, taşıyıcı,
868 inci madde uyarınca tasarruf hakkına sahip olan kişiden talimat almak zorundadır.
Tasarruf hakkını gönderilen haizse ve bulunamıyorsa veya eşyayı teslim almaktan
kaçınıyorsa, tasarruf hakkı birinci cümle uyarınca gönderen tarafından kullanılır.
Tasarruf hakkının kullanılması taşıma senedinin ibrazına bağlı tutulmuş olsa bile
bu hâlde taşıma senedinin ibrazı gerekli değildir. Taşıyıcı, kendisine talimat verilen
durumlarda, teslim engelinin taşıyıcının riziko alanına giren bir nedenden kaynaklanmamış
olması şartıyla, 868 inci maddenin birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde
öngörülen istem haklarını ileri sürebilir.


(2) Gönderenin, 868 inci madde uyarınca sahip olduğu
tasarruf yetkisine dayanarak malın üçüncü bir kişiye teslim edilmesi talimatını
vermesinden sonra, taşıma veya teslim engeli ortaya çıkarsa, birinci fıkranın uygulanmasında,
gönderilen gönderenin, üçüncü kişi de gönderilenin yerini alır.


(3) Taşıyıcı, 868 inci maddenin birinci fıkrasının
birinci cümlesine göre, uyması gereken talimatları uygun bir süre içinde alamazsa,
tasarruf hakkı sahibinin menfaatine en iyi görünen tedbirleri almakla yükümlüdür.
Taşıyıcı, eşyayı, boşaltıp saklayabilir, 868 inci maddenin birinci fıkrası ilâ dördüncü
fıkrası hükümlerine göre tasarruf hakkını haiz kişinin hesabına saklanması için
tevdi edebilir veya geri taşıyabilir. Taşıyıcı, eşyayı üçüncü bir kişiye tevdi ederse,
sadece bu kişinin seçiminde gösterilmesi gereken özenden sorumludur. Bozulabilecek
bir mal söz konusu ise, malın durumu böyle bir önlemi haklı kılıyorsa veya aksi
takdirde oluşacak giderler malın değerine göre makul bir oranda değilse, taşıyıcı,
Türk Borçlar Kanununun 108 inci madde hükmüne uygun olarak malı sattırabilir. Taşıyıcı,
değerlendirilmesi imkânı bulunmayan eşyayı imha edebilir. Eşyanın boşaltılmasından
sonra taşıma sona ermiş sayılır.


(4) Taşıyıcı, üçüncü fıkraya göre alınan önlemler
sebebiyle gerekli giderlerin tazminini ve uygun bir ücret ister; meğerki, engel
kendi riziko alanına giren bir nedenden kaynaklanmış olsun.





XV - Taşıma ücretinin hesaplanması ve
ödenmesi


MADDE 870- (1) Taşıma
ücreti, eşyanın tesliminde ödenir. Taşıyıcı, taşıma ücretinden başka, eşya için
yapılan, duruma ve şartlara göre gerekli olan giderleri de isteyebilir.


(2) Bir taşıma veya teslim
engelinden dolayı, taşıma, süresinden önce sona erdirilirse, taşıyıcı, taşımanın
tamamlanan kısmıyla orantılı olarak taşıma ücretine hak kazanır. Engel, taşıyıcının
riziko alanına giren bir sebepten kaynaklanmışsa, taşıyıcı, ancak gönderenin menfaatine
olduğu ölçüde taşımanın tamamlanmış bulunan kısmı hakkında istemde bulunabilir.


(3) Taşımanın başlamasından sonra fakat teslim yerine
ulaşılmasından önce bir gecikme olursa ve bu gecikme gönderenin riziko alanına giren
bir nedenden kaynaklanmışsa, taşıyıcı, taşıma ücretinin yanında uygun bir bedel
de isteyebilir.


(4) Taşıma ücreti eşyanın sayısı, ağırlığı veya
başka ölçüyle gösterilen miktarına göre kararlaştırılmışsa, taşıma ücretinin hesaplanmasında,
bu konuda taşıma veya yük senedindeki kayıtların doğru olduğu varsayılır. Bu varsayım,
kayıtların doğruluğunu denetleme konusunda uygun araçların hazır bulunmadığına ilişkin
çekince konulmuş olması hâlinde de geçerlidir.


 


XVI - Gönderilenin hakları ve ödeme borcu



MADDE 871- (1) Eşyanın teslim yerine
varmasından sonra gönderilen, taşıyıcıdan, taşıma sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin
yerine getirilmesi karşılığında, eşyanın kendisine teslim edilmesini isteyebilir.
Eşya zayi olmuş veya hasara uğramış yahut geç teslim edilmişse, gönderilen, gönderenin
taşıma sözleşmesinden doğan istem haklarını taşıyıcıya karşı ileri sürebilir. Gönderen,
bu hakların ileri sürülmesinde yetkili kalmaya devam eder. Gönderilenin veya gönderenin
kendilerinin veya başkasının menfaatine hareket etmeleri farklılık yaratmaz.


(2) İstem hakkını, birinci
fıkranın birinci cümlesine göre ileri süren gönderilen, taşıma ücretini, taşıma
ücretinin bir bölümü ödenmiş ise kalan bölümünü taşıma senedinde gösterilen tutarla
sınırlı olmak üzere ödemekle yükümlüdür. Taşıma senedi düzenlenmemiş veya gönderilene
ibraz edilmemişse yahut ödenmesi gereken tutar taşıma senedinden anlaşılamıyorsa,
gönderilen, makul olması şartıyla, gönderen ile taşıyıcı arasında kararlaştırılan
taşıma ücretini ödemek zorundadır.


(3) Birinci fıkranın birinci cümlesine göre istem
hakkını ileri süren gönderilen, boşaltma yerindeki bekleme ücretini ve ayrıca, eşyanın
teslimi sırasında kendisine bildirilmiş olmak şartıyla, yükleme yerindeki bekleme
ücretiyle 870 inci maddenin üçüncü fıkrasına göre ödenmesi gereken bedeli öder.



(4) Gönderenin sorumluluğu, sözleşmeye göre ödenmesi
gereken bedeller için devam eder.


 


XVII - Ödemeli teslim


MADDE 872- (1) Eşyanın gönderilene
teslimi, kararlaştırılan bedelin ödenmesi şartına bağlanabilir. Bu hâlde, ödeme
nakden veya nakde eş değer bir ödeme aracı ile yapılmalıdır.


(2) Tahsil sonucu elde edilen bedel, taşıyıcının
alacaklıları bakımından gönderene geçmiş sayılır.


(3) Eşya, bedeli tahsil edilmeden gönderilene teslim
edilirse, taşıyıcı, bundan doğan zarardan, gönderene karşı kusuru bulunmasa bile,
eşyanın tesliminde ödenmesi gereken tutarla sınırlı olarak sorumludur.


 


XVIII - Taşıma süresi


MADDE 873- (1) Taşıyıcı, eşyayı,
kararlaştırılan sürede, bir süre kararlaştırılmamışsa şartlar dikkate alındığında
özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul bir süre içinde, teslim etmekle yükümlüdür.


 


XIX - Zıya karinesi


MADDE 874- (1) Eşya, taşıma süresini
izleyen yirmi gün içinde teslim edilmezse, hak sahibi ona zayi olmuş gözüyle bakabilir.
Sınır ötesi taşımalarda bu süre otuz gündür.


(2) Hak sahibi, eşyanın zıyaı dolayısıyla tazminat
alırsa, bunun ödenmesi sırasında, eşyanın daha sonra bulunması hâlinde, derhâl kendisine
haber verilmesini isteyebilir.


(3) Hak sahibi, eşyanın bulunduğu haberini aldıktan
itibaren otuz gün içinde, gerektiğinde giderler indirilmek suretiyle, tazminatı
geri ödeyerek eşyanın kendisine teslimini isteyebilir. Taşıma ücretini ödeme yükümlülüğü
ile tazminat hakkı saklıdır.


(4) Eşya, tazminatın ödenmesinden sonra bulunmuşsa,
hak sahibi bundan haberdar edilmesini istemediği veya bulunma haberinden sonra eşyanın
teslimine ilişkin istem hakkını ileri sürmediği durumlarda, taşıyıcı, eşya üzerinde
serbestçe tasarrufta bulunabilir.


 


B) Taşıyıcının sorumluluğu


I - Zıya veya hasar ile gecikmeden doğan
zarardan sorumluluk


MADDE 875- (1) Taşıyıcı, eşyanın
taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde,
eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.


(2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin
bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında
ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.



(3) Gecikme hâlinde herhangi bir zarar oluşmasa
da taşıma ücreti gecikme süresi ile orantılı olarak indirilir; meğerki, taşıyıcı
her türlü özeni gösterdiğini ispat etmiş olsun.


 


II - Sorumluluktan kurtulma


1. Genel olarak


a) Taşıyıcının özeni


MADDE 876- (1) Zıya, hasar ve gecikme,
taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği
sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.





b) Araç arızası ve kiraya verenin kusuru


MADDE 877- (1) Taşıyıcı, taşıma aracındaki
arızaya, taşıtı kiraladığı kişinin onun temsilcilerinin veya çalışanlarının kusuruna
dayanarak sorumluluktan kurtulamaz.


 


2. Özel hâller


MADDE 878- (1) Zıya, hasar veya teslimdeki
gecikme, aşağıdaki hâllerden birine bağlanabiliyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulur:


a) Sözleşme veya teamüle uygun olarak üstü açık bir aracın
kullanılmış olması yahut güverteye yükleme yapılması.


b) Gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama.


c) Eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi
tutulması, yüklenmesi veya boşaltılması.


d) Eşyanın; özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma,
sızma, olağan fire yoluyla kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği.


e) Taşınacak paketlerin gönderen tarafından yetersiz etiketlenmesi.


f) Canlı hayvan taşıması.


g) 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı
Gümrük Kanunu ile diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan hükümlerin taşıyıcının
sorumluluktan kurtulmasını haklı gösterdiği hâller.


(2) Herhangi bir zararın hâl ve şartlara göre birinci
fıkrada öngörülen bir sebebe bağlanmasının muhtemel bulunduğu durumlarda, o zararın
bu sebepten ileri geldiği varsayılır. Birinci fıkranın (a) bendinde öngörülen olağanüstü
zıya veya hasar hâlinde bu karine geçerli olmaz.


(3) Zıya, hasar veya gecikme, gönderenin eşyanın
taşınmasına ilişkin özel talimatlarına taşıyıcının uymamasından ileri gelmişse,
taşıyıcı birinci fıkranın (a) bendine dayanarak sorumluluktan kurtulamaz.


(4) Taşıyıcı, sözleşme uyarınca eşyayı sıcağa, soğuğa,
ısı değişikliklerine, neme, sarsıntılara ya da benzer etkilere karşı özel olarak
koruma yükümlülüğü altında ise, birinci fıkranın (d) bendine ancak, hâl ve şartlara
göre, özellikle de gerekli donanımın seçimi, bakımı ve kullanımına ilişkin kendisine
düşen tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun davranmış bulunması hâlinde
dayanabilir.


(5) Taşıyıcı birinci fıkranın (f) bendine ancak
hâl ve şartlara göre kendisine düşen tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun
davranmış bulunması hâlinde dayanabilir.


 


III - Yardımcıların kusuru


MADDE 879- (1) Taşıyıcı;


a) Kendi adamlarının,


b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin,



görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden,
kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.





IV - Tazminatta esas alınacak değer


MADDE 880- (1) Taşıyıcı, eşyanın
tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu
tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre
hesaplanır.


(2) Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak
üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki
fark tazmin edilir. Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci
cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir.



(3) Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa
aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak
üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup
edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır.


 


V- Zarar saptama giderleri


MADDE 881- (1) Taşıyıcı, eşyanın
zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 inci madde uyarınca ödenmesi gereken tazminattan
başka, zararın saptanması için yapılması zorunlu olan giderleri de tazminle yükümlüdür.


 


VI - Sorumluluk sınırları


MADDE 882- (1) Gönderinin tamamının
zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat,
gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını
karşılayan tutar ile sınırlıdır.


(2) Gönderinin münferit parçalarının
zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu;


a) Gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının,


b) Gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini
kaybeden kısmının,


net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel
Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.


(3) Taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan
sorumluluğu, taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır.


(4) Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya
teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir.


 


VII - Diğer giderlerin tazmini


MADDE 883- (1) Taşıyıcı,
zıya veya hasardan sorumlu olduğu hâllerde, 880 ilâ 882 nci maddelere göre ödenmesi
gereken tazminatı ödedikten başka, taşıma ücretini geri verir ve taşıma ile ilgili
vergileri, resimleri ve taşıma işi nedeniyle doğan diğer giderleri de karşılar.
Ancak, hasar hâlinde, birinci cümle uyarınca yapılacak ödemeler 880 inci maddenin
ikinci fıkrasına göre saptanacak bedel ile orantılı olarak belirlenir. Başkaca zararlar
karşılanmaz.





VIII - Diğer zararlarda sorumluluğun en
yüksek tutarı


MADDE 884- (1) Taşıyıcı, taşıma işinin
yapılmasında, sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle meydana
gelen ve eşyanın zıyaından, hasarından veya taşıma süresinin aşılmasından kaynaklanmayan
ve eşya veya kişi zararları dışında kalan zararlardan, tam zıya hâlinde ödenmesi
gereken tazminat miktarının üç katı ile sınırlı olmak üzere sorumludur.


 


IX - Sözleşme dışı istemler


MADDE 885- (1) Bu Kısımda öngörülen
sorumluluktan kurtuluş hâlleri ve sınırlamaları, gönderen veya gönderilenin, zıya,
hasar veya gecikme nedeniyle taşıyıcıya yöneltebileceği, sözleşme dışı istemleri
için de geçerlidir.


(2) Taşıyıcı, eşyanın zıyaından veya hasarından
dolayı, üçüncü kişilerin sözleşme dışı istemlerine karşı, sorumluluktan kurtulma
sebeplerine ve sınırlamalara dayanabilir. Ancak, bunlar;


a) Üçüncü kişi taşımaya onay vermemişse ve taşıyıcı,
gönderenin eşyayı gönderme konusunda yetkili olmadığını biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa,


b) Eşya, taşıma için teslim alınmadan önce, üçüncü kişinin
veya ondan zilyetliği elde etmiş olan kişinin onayı olmaksızın elinden çıkmışsa,



ileri sürülemez.


 


X - Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı


MADDE 886- (1) Zarara, kasten veya
pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle
işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya
879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma
hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.


 


XI - Yardımcı kişilerin sorumluluğu


MADDE 887- (1) Taşıyıcının yardımcılarından
birine karşı, eşyanın zıyaı, hasarı veya geç teslimi sebebiyle, sözleşme dışı sorumluluktan
doğan istemler ileri sürülmüşse, o kişi bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma
sebeplerine ve sorumluluk sınırlamalarına dayanabilir. Zarara, kasten veya pervasızca
bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş
bir fiille veya ihmalle sebebiyet verilmişse birinci cümle hükmü uygulanmaz.


 


XII - Fiilî taşıyıcı


MADDE 888- (1) Taşıma,
kısmen veya tamamen üçüncü bir kişi olan fiilî taşıyıcı tarafından yerine getirilirse,
bu kişi eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan
taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur. Asıl taşıyıcının
gönderen veya gönderilen ile, sorumluluğun genişletilmesi için yaptığı sözleşmeler,
fiilî taşıyıcıya karşı, bunları yazılı olarak kabul etmesi şartıyla geçerlidir.


(2) Fiilî taşıyıcı, taşıma sözleşmesinden doğan
asıl taşıyıcıya ait bütün def’ileri ileri sürebilir.


(3) Asıl taşıyıcı ve fiilî taşıyıcı müteselsilen
sorumludurlar.


(4) Fiilî taşıyıcının yardımcılarına başvurulursa
887 nci madde hükmü uygulanır.


(5) Fiilî taşıyıcı taşıma senedinde veya diğer bir
belgede kendisine teslim olunan eşyanın ne hâlde bulunduğunu tespit ettirebilir.
Bu hükme uyulmadığı takdirde 858 inci maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.


 


XIII -Bildirim


MADDE 889- (1) Eşyanın zıyaı veya
hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim
anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim
edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi
şarttır.


(2) Birinci fıkradaki karine, zıya veya hasarın
açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde
de geçerlidir.


(3) Gönderilen, taşıyıcıya, teslim süresinin aşıldığını,
teslimden itibaren yirmibir gün içinde bildirmezse, gecikmeden kaynaklanan hakları
sona erer.


(4) Teslimden sonra yapılan
bildirimin yazılı olması şarttır. Bildirim, telekomünikasyon araçları yardımıyla
da yapılabilir. Bildirimde bulunanın kim olduğu herhangi bir şekilde anlaşılıyorsa,
imzaya gerek yoktur. Sürenin korunması için bildirimin zamanında gönderilmiş olması
yeterlidir.


(5) Zıya, hasar veya gecikme teslim sırasında bildirilirse,
bu bildirimin yukarıdaki hükümlere uygun olarak eşyayı teslim edene yapılması yeterlidir.


 


XIV - Yetkili mahkeme


MADDE 890- (1) Birinci ve İkinci
Kısım hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki uyuşmazlıklarda, malın teslim alındığı
veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de yetkilidir.


(2) Fiilî taşıyıcıya karşı açılacak dava, asıl taşıyıcının
yerleşim yeri mahkemesinde, asıl taşıyıcıya karşı açılacak dava fiilî taşıyıcının
yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.


 


XV - Hapis hakkı


MADDE 891- (1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesinden
doğan bütün alacakları için Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca
eşya üzerinde hapis hakkını haizdir. Hapis hakkı, 860 ıncı maddedeki refakat belgelerini
de kapsar.


(2) Taşıyıcının, eşyayı zilyetliğinde bulundurduğu
veya eşya üzerinde konişmento ve taşıma senedi aracılığı ile tasarruf hakkına sahip
olduğu sürece, hapis hakkı vardır.


(3) Rehnin paraya çevrilmesine yönelik bildirimin
gönderilene yapılması şarttır. Gönderilen bulunamıyorsa veya malı teslim almayı
reddediyorsa, bildirim gönderene karşı yapılır.





XVI - Birden çok taşıyıcı


MADDE 892- (1) Eşyanın birden çok
taşıyıcı tarafından taşınması hâlinde, eşyanın tesliminde; son taşıyıcı önceki taşıyıcıların
alacaklarını tahsil etmek zorunda ise, önceki taşıyıcıların sahip oldukları hakları,
özellikle hapis hakkını kullanır. Son taşıyıcı hapis hakkını haiz olduğu sürece,
önceki taşıyıcıların hapis hakkı varlığını sürdürür.


(2) Önceki taşıyıcının alacağı, sonraki taşıyıcı
tarafından ödenirse, öncekinin alacak ve hapis hakkı sonrakine geçer.


(3) Birinci ve ikinci fıkra
hükümleri, taşımaya katılmış olan taşıma işleri komisyoncusunun alacakları ve hakları
için de uygulanır.


 


XVII - Birden çok hapis hakkının sırası


MADDE 893- (1) Aynı eşya üzerinde
eşyanın taşınması ile bağlantılı birden çok hapis hakkı varsa, bunlardan eşyanın
taşınması ile doğrudan doğruya bağlantılı olan hapis hakları diğerlerinden önce
gelir. Sonuncular bakımından ise, sonradan doğmuş olanlar öncekilerden önce gelir.



 


ÜÇÜNCÜ KISIM


Taşınma Eşyası Taşıması


A) Uygulanacak hükümler


MADDE 894- (1) Bir evden, bürodan
veya benzeri bir yerden alınıp benzeri bir yere taşınan eşya “taşınma eşyası”dır.
Konusu taşınma eşyası olan taşıma sözleşmesine, bu Kısımda öngörülen hükümlerde
veya uygulanması gerekli milletlerarası sözleşmelerde aksine hüküm bulunmadıkça,
bu Kitabın Birinci ve İkinci Kısım hükümleri uygulanır.


 


B) Taşıyıcının yükümlülükleri


MADDE 895- (1) Taşıyıcının yükümlülükleri,
mobilyaların sökülmesi ve kurulması ile taşınma eşyasının yüklenip boşaltılmasını
da kapsar.


(2) Gönderen 864 üncü maddenin beşinci fıkrasında
tanımlanan tüketici ise, taşınma eşyasının ambalajlanması ve işaretlenmesi gibi
taşıma ile ilgili diğer işlerin yerine getirilmesi de taşıyıcının yükümlülüğündedir.


 


C) Taşıma senedi, tehlikeli mal, refakat
belgeleri, bildirim ve bilgi verme yükümlülükleri


MADDE 896- (1) Gönderen, 856 ve 857
nci maddelerden farklı olarak, taşıma senedi düzenlemekle yükümlü değildir.


(2) Taşınma eşyası tehlikeli eşyadan sayılıyorsa
ve gönderen de tüketici ise, 861 inci maddeden farklı olarak, taşıyıcı sadece eşyadan
kaynaklanacak tehlike hakkında genel olarak bilgilendirilir. Bilgilendirme herhangi
bir şekle bağlı değildir. Taşıyıcı ayrıca, göndereni birinci cümledeki yükümlülüğü
hakkında uyarır.


(3) Gönderen tüketici ise, taşıyıcı göndereni uyulması
gerekli gümrük kuralları ve yönetime ilişkin diğer hükümler konusunda bilgilendirir.
Ancak, taşıyıcı gönderen tarafından tasarrufuna sunulan bilgi ve belgelerin doğru
ve eksiksiz olduğunu denetlemekle yükümlü değildir.


 


D) Gönderenin özel hâllerde sorumluluğu


MADDE 897- (1) Gönderen, verdiği
zarar sebebiyle taşıyıcıya karşı sadece 864 üncü maddenin ikinci fıkrasından farklı
olarak, taşıma sözleşmesinin ifası için gerekli olan yükleme hacminin metreküpü
başına 1.500 Özel Çekme Hakkı tutarında tazminatla yükümlüdür.


 


E) Sorumluluktan kurtulma sebepleri


MADDE 898- (1) Kanunun 878 inci maddesinde
öngörülenlerden farklı olarak, zıyaın veya hasarın aşağıdaki sebeplerden kaynaklanması
durumunda, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur:


a) Taşıyıcı, değerli maden, taş, mücevher,
posta pulu, madenî para, belge veya kıymetli evrak taşıyorsa.


b) Gönderen tarafından yapılan paketleme veya etiketleme
yetersizse.


c) Taşınan eşya gönderen tarafından
işleme tabi tutulmuş, yüklenmiş veya boşaltılmışsa.


d) Taşıyıcı tarafından ambalajlanmamış olan eşya taşınmışsa.


e) Taşıyıcının, muhtemel hasar tehlikesine karşı göndereni
önceden uyarmış olmasına rağmen, gönderenin ısrarıyla, büyüklüğü ve ağırlığı itibarıyla
yükleme ve boşaltma yerindeki şartlara uygun olmayan eşya yüklenmiş veya boşaltılmışsa.


f) Canlı hayvan veya bitki taşınmışsa.


g) Eşya doğal veya ayıplı yapısı dolayısıyla, özellikle
kırılma, işlev bozukluğu, paslanma, bozulma veya sızma gibi sebeplerle kolaylıkla
zarar görebilecek nitelikteyse.


(2) Oluşan zararın, durum ve şartlara göre, birinci
fıkrada belirtilen tehlikelerden kaynaklanmış olabileceği hâllerde, zararın bu tehlikelerden
doğmuş olduğu varsayılır.


(3) Taşıyıcı, birinci fıkra hükmüne, ancak, durum
ve şartlara göre üzerine düşeni yapmış ve tüm önlemleri alıp talimatlara uymuşsa
dayanabilir.


 


F) Sorumluluk sınırı


MADDE 899- (1) 882 nci maddenin birinci
ve ikinci fıkralarındaki düzenlemeden farklı olarak, zıya veya hasar sebebiyle taşıyıcının
sorumluluğu, taşıma sözleşmesinin ifası için gerekli olan yükleme hacminin metreküpü
başına 1.500 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır.


 


G) Bildirim


MADDE 900- (1) Eşyanın zıyaından
veya hasara uğramasından doğan istem hakları, 889 uncu maddenin birinci ve ikinci
fıkralarından farklı olarak;


a) Eşyanın zıyaa veya hasara uğramış
olduğu açıkça görülüyorsa, en geç teslimi izleyen üç iş günü içinde veya


b) Zıyaın veya hasarın açıkça görünmemesi hâlinde en geç
teslimi izleyen ondört gün içinde,


taşıyıcıya bildirilmemişse sona erer.


 


H) Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı


MADDE 901- (1) Gönderen tüketici
ise, taşıyıcı veya 879 uncu maddede anılan kişilerden biri;


a) Taşıyıcının, göndereni sözleşme yapılırken sorumluluk
hükümleri hakkında bilgilendirmemiş ve sorumluluğun genişletilmesi yönünde bir sözleşme
yapılması veya eşyanın sigorta ettirilmesi imkânlarına işaret etmemiş olması hâlinde,
898 ve 899 uncu madde hükümleriyle bu Kitabın İkinci Kısmında öngörülen sorumluluktan
kurtulma hâllerine ve sorumluluk sınırlamalarına dayanamaz,


b) Taşıyıcı, gönderileni en geç malın teslimi sırasında,
zarar bildiriminin şekli ve süresi ile bu bildirimin yapılmaması hâlinde ortaya
çıkacak hukuki sonuçlar hakkında bilgilendirmemişse, 900 üncü madde hükmüne dayanamaz.


(2) Bilgilendirmenin yazılı, kolayca okunabilir
ve anlaşılabilir biçimde olması şarttır.


 


DÖRDÜNCÜ KISIM


Değişik Tür Araçlar ile Taşıma


A) Sözleşme


MADDE 902- (1) Bu Kitabın Birinci
ve İkinci Kısım hükümleri, aşağıdaki şartların tamamının bir arada varlığı hâlinde,
değişik tür araçlar ile taşıma sözleşmelerine de uygulanır:


a) Eşyanın taşınması bütünlük gösteren bir taşıma sözleşmesine
dayanıyorsa.


b) Bu sözleşme bağlamında taşıma değişik türde araçlarla
yapılacaksa.


c) Taraflar, her bir türdeki araç için ayrı sözleşme yapmış
olsalardı, söz konusu sözleşmelerin en az ikisi farklı hükümlere bağlı tutulacak
idiyse.


d) Aşağıdaki hükümlerle, uygulanması gerekli milletlerarası
sözleşmelerde aksi yolda bir düzenleme yoksa.


 


B) Bilinen zarar yeri


MADDE 903- (1) Zıyaa, hasara veya
teslimdeki gecikmeye yol açan olayın, taşımanın hangi kısmında meydana geldiği belli
ise, taşıyıcının sorumluluğu, bu Kitabın Birinci ve İkinci Kısım hükümlerinin yerine,
taşımanın bu kısmı için ayrı bir taşıma sözleşmesi yapılmış olsaydı, o sözleşmenin
bağlı olacağı hükümlere göre belirlenir. Zıyaa, hasara veya teslimdeki gecikmeye
yol açan olayın taşımanın hangi kısmında meydana geldiğine ilişkin ispat yükü, bunu
iddia eden tarafa aittir.


 


C) Bildirim ve zamanaşımı


MADDE 904- (1) Zararın bildirimine
ilişkin olarak, zarar yerinin bilinip bilinmemesi veya sonradan belli olmasına bakılmaksızın,
889 uncu madde hükmü uygulanır. Taşımanın son kısmı için ayrı bir taşıma sözleşmesi
yapılmış olsaydı, o sözleşmeye uygulanacak hükümlere uygun bir bildirimde bulunulması
hâlinde de, zararın bildirimi için öngörülmüş olan şekil ve süreye uyulduğu kabul
edilir.


(2) Zıyaa, hasara veya teslimdeki gecikmeye dayanan
istemin bağlı olduğu zamanaşımının başlangıcı için teslim tarihinin esas alındığı
durumlarda, bu tarih eşyanın gönderilene teslimi tarihidir. İstem hakkı, zarar yerinin
belli olması hâlinde de en erken 855 inci madde uyarınca zamanaşımına uğrar.


 


D) Taşınma eşyasının taşıması


MADDE 905- (1) Değişik tür araçlarla
taşıma sözleşmesinin konusunu taşınma eşyası oluşturuyorsa, sözleşmeye, bu Kitabın
Üçüncü Kısım hükümleri uygulanır. Zararın meydana geldiği taşıma kısmı hakkında,
Kanunun 903 üncü maddesi hükmü ancak Türkiye Cumhuriyeti için bağlayıcı olan milletlerarası
sözleşmelerden biri geçerliyse uygulanır.


 


BEŞİNCİ KISIM


Yolcu Taşıma


A) Kurallara uyma zorunluluğu


MADDE 906- (1) Yolcu, taşıyıcı tarafından
iç hizmetleri düzenlemek için konulmuş kurallara uymak zorundadır.


 


B) Seferin yapılamaması


MADDE 907- (1) Sefer, taşıma sözleşmesinin
yapılmasından sonra fakat hareketten önce ortaya çıkan bir sebep dolayısıyla yapılmamışsa,
aşağıdaki hükümler uygulanır:


a) Ölüm, hastalık veya bunun gibi
bir mücbir sebep dolayısıyla sefer yapılamamışsa, sözleşme, taraflardan hiçbirine
tazmin yükümlülüğü doğurmaksızın kendiliğinden geçersiz olur.


b) Sefer, taşıma aracıyla ilgili olup taşıyıcı için kusur
oluşturmayan, iki tarafın da kusurundan doğup yolculuğa engel bulunan veya yolculuğu
tehlikeli duruma sokan bir sebep dolayısıyla yapılmamışsa, sözleşme, taraflardan
hiçbirine tazmin yükümlülüğü doğurmaksızın kendiliğinden geçersiz olur.


c) Sefer, taşıyıcının fiili veya ihmali
sebebiyle yapılmamışsa, yolcu tazminat isteyebilir.


d) Sefer, herhangi bir sebeple yapılmamış ve yolcu da o
sefer için saatinde gerekli yerde bulunamamışsa, o seferi izleyen seferlerden birinde,
aynı düzeydeki bir araçla ve aynı düzeydeki bir yerde seyahat etme hakkını haizdir;
meğerki, bu istemin yerine getirilmesi taşıyıcı yönünden imkânsız olsun veya büyük
bir mali yük oluştursun. Yolcuya sefer öneremeyen taşıyıcı bilet ücretinin üç katı
tutarında tazminat öder. Seferin yapılamamasında taşıyıcının kusuru yoksa, yolcu
aynı şartlarla kendisine önerilen seferi, haklı bir sebep göstermeksizin reddederse
taşıma ücretini öder.


e) (a), (b) ve (c) bentlerinde anılan hâllerde taşıyıcı,
peşin almış olduğu taşıma ücretini geri verir.


 


C) Seferin gecikmesi


I - Hareketin gecikmesi


MADDE 908- (1) Hareket,
duruma ve şartlara göre yolcudan katlanması istenemeyecek bir süre gecikirse, yolcu
sözleşmeden cayıp ödediği ücreti ve varsa zararını isteyebilir. Yolcu, gecikmeye
rağmen yolculuğu yapmışsa, sadece gecikmeden doğan zararının tazminini dava edebilir.
Cayma şekle bağlı değildir; hareket yerinden ayrılma, cayma kabul edilir. Sözleşmeden
cayılsın veya cayılmasın, gecikme nedeniyle doğmuş herhangi bir zarar ispat edilemese
bile mahkemece bilet parasının üç misli tazminata karar verilir.


 


II - Sefer sırasında


1. Yol değiştirme


MADDE 909- (1) Taşıyıcı, sefer esnasında,
tarifede bulunmayan bir yerde durur, sebepsiz yere olağan yoldan başka bir yol izler
veya diğer bir şekilde ve kendi fiili sebebiyle gidilmesi amaçlanan yere geç ulaşırsa,
yolcu, sözleşmeden cayıp tazminat isteyebilir.


(2) Taşıyıcı, yolcu dışında yük de taşıyorsa, yükün
boşaltılması için gerekli olan süre için sefere ara verebilir.


(3) Bu madde hükümleri sözleşmede aksine hüküm yoksa
uygulanır.


 


2. Zorunlu sebepler


MADDE 910- (1) Sefer, Hükümet emrinden,
idari bir tasarruftan, taşımanın yapıldığı aracın onarılması zorunluluğundan veya
ansızın çıkıp yolculuğa devamı tehlikeli duruma sokan bir sebepten gecikmişse, iki
taraf arasında buna ilişkin bir sözleşme bulunmadığı takdirde, aşağıdaki hükümler
uygulanır:


a) Yolcu, engelin kalkmasını veya onarımın sonunu beklemek
istemezse, taşıma ücretini, gidilen yol ile orantılı olarak ödeyerek sözleşmeden
cayabilir.


b) Yolcu, taşıma aracının hareketini beklerse, sadece kararlaştırılmış
ücreti öder. Taşıma ücretine yemek dâhilse durma süresince yemek giderini yolcu
yüklenir.


 


D) Seferin duraklaması


MADDE 911- (1) Sefer,
taşıma sözleşmesinin kurulmasından ve hareketten sonra duraklarsa, sözleşmede aksine
bir hüküm bulunmadığı takdirde, aşağıdaki hükümler uygulanır:


a) Yolcu kendi isteği ile yol üzerinde bulunan bir yerde
yolculuktan vazgeçerse ücretin tamamını öder.


b) Taşıyıcı, sefere devamdan vazgeçer veya taşıyıcının
kusuru sebebiyle yolcu yol üzerinde bulunan bir yerde inmek zorunda kalırsa, taşıma
ücreti ödenmez; ödenmişse yolcu tamamını geri alır. Yolcunun tazminat hakkı saklıdır.


c) Sefer, yolcunun kendisini veya taşıma aracını ilgilendiren
ve taşıyıcı için kusur oluşturmayan bir sebepten duraklarsa, ücret, gidilen yol
ile orantılı olarak ödenir. Bu hâlde taraflardan hiçbiri diğerine tazminat ödemez.





E) Bagaj


I - Taşıyıcının sorumluluğu


MADDE 912- (1) Yolcu, bagajı ile
el bagajı için, aksine sözleşme yoksa, ayrı ücret ödemez. Taşıyıcı, yolcunun eşyasının
zıyaından veya hasara uğramasından Kanunun 875 ilâ 886 ncı maddeleri uyarınca sorumludur.


(2) Yolcunun kişisel eşyasından taşıyıcı sorumludur.



 


II- Taşıyıcının hapis hakkı


MADDE 913- (1) Taşıyıcı, seyahat ücretinin
teminatı olarak, Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca bagaj
üzerinde hapis hakkını haizdir.


 


F) Taşıyıcının sorumluluğu


MADDE 914- (1) Taşıyıcı, yolcuları
rahat bir yolculukla ve sağlıklı olarak gidecekleri yere ulaştırmakla, özellikle
hava, ses, yer ve çevre kirliliğine meydan vermemek için gerekli düzeni kurmakla,
gerekli diğer tüm önlemleri almak ve mevzuatta öngörülen kurallara uymakla yükümlüdür.



(2) Taşıyıcı, yolcuların kazaya uğramalarından doğacak
zararı tazmin eder. Yolcunun kaza sonucunda ölmesi hâlinde, onun yardımından yoksun
kalanlar uğradıkları zararın tazminini taşıyıcıdan isteyebilirler. Ancak, taşıyıcı,
kazanın kendisinin veya yardımcılarının en yüksek özeni göstermelerine rağmen, kaçınamayacakları
ve sonuçlarını önleyemeyecekleri bir sebepten ileri geldiğini ispat ederse tazminattan
kurtulur.


(3) Taşıyıcı, bilette belirtilen yerin başka bir
kişiye verilmesi, bilette gösterilen araç yerine onunla aynı düzeyde olmayan başka
bir aracın sefere konulması, aracın belli saatten önce hareketi nedeniyle yolcunun
yetişememesi, taşıma aracında durumun gerektirdiği ilk yardım malzemelerinin ve
ilaçlarının bulundurulmaması veya bunlardan derhâl yararlanma imkânının sağlanmamış
olması sebebiyle de, ikinci fıkraya göre sorumludur; herhangi bir zarar ispat edilmese
bile taşıyıcı bilet parasının üç katını tazminat olarak öder.


(4) Üçüncü fıkrada gösterilen
hareketleri yapan araç şoförleri, araçları emri altında bulunduran kişiler ile araçları
taşıma işinde kullanılanlar, şikâyet üzerine, kolluk görevlileri tarafından yüz
Türk Lirasından binbeşyüz Türk Lirasına kadar idari para cezasıyla cezalandırılır.


 


G) Yolcunun ölümü


MADDE 915- (1) Yolcu, yolculuk sırasında
ölürse, taşıyıcı, mirasçıların çıkarlarını korumak için yolcuya ait bagaj ile eşyayı
ilgililerine teslim edinceye kadar bunların iyi hâlde korunmaları için gerekli önlemleri
alır.


(2) Ölünün yakınlarından biri orada bulunuyorsa,
bu işlemleri denetleyebilir ve taşıyıcıdan, birinci fıkrada belirtilen eşyanın kendi
elinde bulunduğuna ilişkin yazılı bir beyan isteyebilir.


 


H) Yönetmelik


MADDE 916- (1) Yolcu taşıması, bu Kanun
hükümlerine uygun olarak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca bir yönetmelikle
düzenlenir. Yönetmelik, araç ile sürücüyü ilgilendirenler de dâhil olmak üzere,
her konuda yolculuğun güvenliğini; hava, ses, yer ve çevre temizliğini ve diğer
gereklilikleri sağlayıcı önlemleri içerir. Yönetmelikte, bagajın teslim alındığına
ilişkin belgenin şekline ve özellikle bagajın ağırlığı ile içeriğine ilişkin kayıtlar
hakkındaki hükümler yer alır. Yönetmelikte, bagaj ağırlığını ve sorumluluğu bu Kanundaki
hükümler dışında sınırlayıcı düzenlemelere izin veren hükümler bulunamaz.


(2) Taşıyıcının bagajdan doğan sorumluluğu iç taşımalarda
500, dış taşımalarda ise 1.000 Özel Çekme Hakkından fazla olmamak üzere Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca tespit edilir.


 


ALTINCI KISIM


Taşıma İşleri Komisyoncusu


A) Taşıma komisyonculuğu sözleşmesi


MADDE 917- (1) Taşıma işleri komisyonculuğu
sözleşmesi ile komisyoncu eşya taşıtmayı üstlenir. Bu sözleşme ile gönderen, kararlaştırılan
ücreti ödeme borcu altına girer.


(2) Taşıma işleri komisyonculuğu bir ticari işletme
faaliyetidir.


(3) Bu Kısımdaki özel hükümler saklı kalmak üzere,
komisyonculuk sözleşmesi ve eşyanın taşınmasına ait konularda taşıma sözleşmesine
ilişkin hükümler taşıma işleri komisyonculuğuna da uygulanır.


 


B) Hükümleri


I - Eşyanın taşıtılması


MADDE 918- (1) Eşyanın taşıtılması
borcu, taşıma işinin örgütlenmesini ve özellikle;


a) Taşıma araçlarını ve taşıma yolunu belirlemek,


b) Taşıma işini fiilen gerçekleştirecek
taşıyıcıyı ve taşıyıcıları seçmek, eşyanın taşıtılması için gereken taşıma, ardiye
ve taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmelerini yapmak,


c) Taşıyıcıya ve taşıyıcılara gerekli bilgi ve talimatları
vermek,


d) Gönderenin tazminat haklarını teminat altına
almak,


yükümlülüklerini kapsar.


(2) Komisyoncunun yükümlülüklerinin kapsamına ayrıca,
taşımaya ilişkin olarak kararlaştırılmış olan eşyanın sigortalanması, ambalajlanması,
işaretlenmesi ve gümrüklenmesi gibi başkaca edimlerin yerine getirilmesi de girer.
Aksi öngörülmedikçe, komisyoncu, sadece bu edimlerin yerine getirilmesi için gereken
sözleşmeleri yapmakla yükümlüdür.


(3) Taşıma işleri komisyoncusu, gerekli sözleşmeleri
kendi veya böyle bir yetki almış olması şartıyla, gönderen adına yapar.


(4) Taşıma işleri komisyoncusu edimlerini yerine
getirirken, gönderenin menfaatlerini gözetmekle ve onun talimatlarına uymakla yükümlüdür.





II - Bildirme yükümlülüğü


MADDE 919- (1) Gönderen, gerektiğinde eşyayı
ambalajlamak ve işaretlemekle ve gerekli belgeleri sağlamakla, ayrıca taşıma işleri
komisyoncusunun edimlerini yerine getirebilmesi için gerekli olan bilgileri ona
vermekle yükümlüdür. Yük tehlikeli bir eşya ise gönderen, taşıma işleri komisyoncusuna
tehlikenin niteliğini, alınması gereken önlemleri yazılı olarak ve zamanında bildirmekle
yükümlüdür.


(2) Gönderen, kendisine herhangi
bir kusur yüklenmese bile taşıma işleri komisyoncusunun;


a) Eşyanın yetersiz ambalajlanma ve işaretlenmesinden,


b) Yükün tehlikesi hakkında yeterli bilgi verilmemesinden
veya


c) Eşya ile ilgili resmî işlemler için gerekli olan belgelerin
ve bilgilerin eksikliğinden, yokluğundan ya da gerçeğe aykırılığından,


kaynaklanan giderlerini ve zararını karşılamakla yükümlüdür.
864 üncü maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları burada da uygulanır.


 


III - Ücretin muacceliyeti


MADDE 920- (1) Eşyanın, taşıyıcıya veya
taşıyana teslimi üzerine, komisyoncunun ücreti ödenir.


 


IV - Kesin ücret


MADDE 921- (1) Ücret
olarak taşıma giderlerini de içeren tek bedel kararlaştırılmışsa, taşıma işleri
komisyoncusu, taşımaya ilişkin olarak, taşıyıcının veya taşıyanın hak ve yükümlülüklerine
sahip olur. Bu durumda komisyoncu, giderlerin ödenmesini, ancak bunun olağan olduğu
hâllerde isteyebilir.


 


V - Gönderenin alacakları


MADDE 922- (1) Gönderen, komisyoncunun
kendi adına ve onun hesabına yaptığı sözleşmelerden doğan alacaklarını, ancak bu
alacaklar komisyoncu tarafından kendisine devredildikten sonra ileri sürebilir.
Bu tür alacaklar ile bu alacakların yerine getirilmesi bağlamında elde edilen edimler,
komisyoncunun alacaklılarıyla olan ilişkisinde gönderene geçmiş sayılır.


 


VI - Hapis hakkı


MADDE 923- (1) Komisyoncu, taşıma
işleri komisyonculuğu sözleşmesinden doğan bütün alacakları için Türk Medenî Kanununun
950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir. Bu konuda
ayrıca, 891 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile üçüncü fıkrası hükümleri
de kıyas yoluyla uygulanır.


 


VII - Sonraki komisyoncu


MADDE 924- (1) Taşımaya, taşıyıcıdan
başka, bir de taşıma işleri komisyoncusu katılıyorsa ve eşyayı bu komisyoncu teslim
edecekse, komisyoncu hakkında taşıma sözleşmesine ilişkin 892 nci madde hükmü kıyas
yoluyla uygulanır.





VIII - Halefiyet


MADDE 925- (1) Önceki taşıyıcı veya
taşıma işleri komisyoncusunun alacakları, sonraki taşıma işleri komisyoncusu tarafından
ödenirse, önceki komisyoncu veya taşıyıcının istem ve hapis hakları sonraki taşıma
işleri komisyoncusuna geçer.


 


IX - Komisyoncunun taşıma işini üzerine
alması


MADDE 926- (1) Taşıma işleri komisyoncusu,
eşyanın taşınmasını bizzat üstlenebilir. Bu hakkını kullanırsa, taşımadan doğan
haklar ve yükümlülükler yönünden taşıyıcı veya taşıyan sayılır. Bu durumda, kendi
faaliyeti için isteyeceği ücretin yanısıra olağan taşıma ücretini de isteyebilir.


 


X - Toplama yük


MADDE 927- (1) Taşıma işleri komisyoncusu
kendi hesabına yapılmış bir taşıma sözleşmesine dayanarak, eşyayı başka bir gönderenin
eşyasıyla birlikte taşıtma hakkına sahiptir.


(2) Komisyoncu bu hakkını kullanırsa, toplama yükün
taşınması konusunda taşıyıcının veya taşıyanın hak ve yükümlülüklerine sahip olur.


 


C) Sorumluluk


I - Komisyoncunun sorumluluğu


MADDE 928- (1) Taşıma işleri komisyoncusu,
zilyetliğinde bulunan eşyanın zıyaından ve hasarından sorumludur. 876 ilâ 878 inci,
880 ve 881 inci maddeler ile, 882 nci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları
ve 883 üncü, 885 ilâ 887 nci maddeler kıyas yoluyla uygulanır.


(2) Taşıma işleri komisyoncusu, zilyetliğinde bulunan
malın zıyaından veya hasarından kaynaklanmayan bir zarardan sadece 918 inci madde
uyarınca kendisine düşen bir yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde sorumludur. Tedbirli
bir tacirin göstereceği özene rağmen zarar önlenemeyecek ise komisyoncu sorumluluktan
kurtulur.


(3) Zararın oluşmasına, gönderenin bir davranışı
veya eşyanın özel bir ayıbı da sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının
belirlenmesinde bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.


 


II - Yardımcıların kusuru


MADDE 929- (1) Taşıma işleri komisyoncusu;


a) Kendi adamlarının,


b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin,



görevlerini yapmaları sırasındaki fiil ve ihmallerinden,
kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.





D) Zamanaşımı


MADDE 930- (1) Bu Kısımda yer alan
hükümlerden doğan istemler ve haklar bir yılda zamanaşımına uğrar.


(2) Zamanaşımının başlangıcı, zamanaşımına uğramış
bir istem veya hakkın def’i olarak ileri sürülebilmesi bakımından ve zararın taşıma
işleri komisyoncusunun kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın
meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden doğması
hâlinde 855 inci madde hükümleri uygulanır.


 


BEŞİNCİ KİTAP


Deniz Ticareti


 


BİRİNCİ KISIM


Gemi


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Genel Hükümler


A) Tanımlar


I- Gemi, ticaret gemisi


MADDE 931- (1) Tahsis edildiği amaç, suda
hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç,
kendiliğinden hareket etmesi imkânı bulunmasa da, bu Kanun bakımından “gemi” sayılır.


(2) Suda ekonomik menfaat sağlama
amacına tahsis edilen veya fiilen böyle bir amaç için kullanılan her gemi, kimin
tarafından ve kimin adına veya hesabına kullanılırsa kullanılsın “ticaret gemisi”
sayılır.


 


II- Denize, yola ve yüke elverişli gemi


MADDE 932- (1) Gövde, genel donatım, makine,
kazan gibi esas kısımları bakımından, yolculuğun yapılacağı sudan ileri gelen (tamamıyla
anormal tehlikeler hariç) tehlikelere karşı koyabilecek bir gemi “denize elverişli”
sayılır.


(2) Denize elverişli olan gemi, teşkilatı, yükleme durumu,
yakıtı, kumanyası, gemi adamlarının yeterliği ve sayısı bakımından, (tamamıyla anormal
tehlikeler hariç) yapacağı yolculuğun tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli
niteliklere sahip bulunduğu takdirde “yola elverişli” sayılır.


(3) Soğutma tesisatı da dâhil olmak üzere, eşya taşımada
kullanılan kısımları eşyanın kabulüne, taşınmasına ve muhafazasına elverişli olan
bir gemi “yüke elverişli” sayılır.


(4) Denizde can ve mal koruma ile ilgili mevzuat hükümleri
saklıdır.


 


III- Tamir kabul etmez gemi, tamire değmez
gemi


MADDE 933- (1) Denize
elverişsiz hâle gelmiş olan bir gemi bu Kanunun uygulanması bakımından;


a) Tamiri hiç veya bulunduğu yerde mümkün değilse ve tamir
edilebileceği bir limana götürülemezse, “tamir kabul etmez gemi”,


b) Tamir giderleri geminin, eski ve yeni farkı gözetilmeksizin,
önceki değerinin dörtte üçünü aşacaksa, “tamire değmez gemi”,


sayılır.


(2) Önceki değer, denize elverişsizlik bir yolculuk sırasında
meydana gelmişse, geminin yolculuğa çıkarken sahip olduğu değerden; diğer hâllerde
ise, gemi denize elverişsiz hâle gelmeden önce sahip olduğu veya gereği gibi donatılmış
olması hâlinde sahip olacağı değerden ibarettir.


 


IV- Gemi adamları


MADDE 934- (1) “Gemi adamları”; kaptan,
gemi zabitleri, tayfalar ve gemide çalıştırılan diğer kişilerdir.


 


B) Hükümlerin uygulama alanı


MADDE 935- (1) Aksini öngören kanun hükümleri
saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun deniz ticaretiyle ilgili hükümleri ticaret gemileri
hakkında uygulanır.


(2) Ancak, bu Kitabın;


a) “Gemi”, “Kaptan”, “Gemi Alacakları” ve “Cebrî İcraya
İlişkin Özel Hükümler” başlıklı Kısımları, “Çatma” ve “Kurtarma” başlıklı Bölümleri,
deniz alacaklarına karşı sorumluluğun sınırlanması hakkındaki hükümleri ile donatanın,
gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğuna ilişkin 1062 nci maddesi, yatlar,
denizci yetiştirme gemileri gibi sadece gezinti, spor, eğitim, öğretim ve bilim
amaçlarına tahsis edilmiş gemilere,


b) “Çatma” ve “Kurtarma” başlıklı
Bölümleri, deniz alacaklarına karşı sorumluluğun sınırlanması hakkındaki hükümleri
ile donatanın, gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğuna ilişkin 1062 nci
maddesi, münhasıran bir kamu hizmetine tahsis edilen Devlet gemileriyle donanmaya
bağlı harp gemilerine ve yardımcı gemilere,


c) Bayrak şahadetnamesi ile ilgili 944 üncü maddenin ikinci
fıkrası ile 945, 947, 948 ve 949 uncu maddeleri, sicille ilgili 955, 956, 973 ve
991 inci maddeleri, kanuni ipotekle ilgili 1013 üncü maddesi ve yapı hâlinde bulunan
gemiler üzerindeki haklarla ilgili 1054 ilâ 1058 inci maddeleri yabancı bir devlet
veya onun vatandaşları adına Türkiye’de yapılmakta olan gemilere de, nitelikleri
ile bağdaştığı ölçüde,


uygulanır.


 


C) Gemilerin hukuksal niteliği


I- Genel olarak


MADDE 936- (1) Sicile kayıtlı olup olmadıklarına
bakılmaksızın bütün gemiler bu Kanunun ve diğer kanunların uygulanmasında taşınır
eşyadandır.


 


II- Taşınmazlarla ilgili hükümlerden gemilere
uygulanacak olanlar


MADDE 937- (1) Bu
Kanunda, İcra ve İflas Kanununun taşınmazlara ilişkin hükümlerine tabi olacağı açıkça
bildirilen gemiler hakkında 936 ncı madde hükmü uygulanmaz.


(2) Türk Medenî Kanununun 429 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (2) numaralı bendi ile 444 üncü, 523 üncü ve 635 inci maddelerinin uygulanmasında,
“taşınmaz” terimine yapı hâlinde veya tamamlanmış olan bütün gemiler ve “tapu sicili”
terimine “gemi sicilleri” de dâhildir.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Geminin Kimliği


A) Geminin adı


I- Seçme serbestisi


MADDE 938- (1) Geminin ilk Türk maliki,
gemiye dilediği adı vermekte serbesttir. Şu kadar ki, seçilen ad karıştırılmaya
yol açmayacak şekilde başka gemilerin adlarından farklı olmalıdır.


(2) Gemi tasdiknamesi verilmiş olan bir geminin adı Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının izniyle değiştirilebilir.


 


II- Gövde üzerine yazılma zorunluluğu


MADDE 939- (1) Sicile kayıtlı bir geminin
bordasının her iki tarafına adı, kıçına da adı ile bağlama limanı; silinmez, bozulmaz
ve kolayca okunacak harflerle yazılır.


 


B) Geminin bayrağı


I- Türk Bayrağını çekme hakkı ve yükümlülüğü


MADDE 940- (1) Her Türk gemisi Türk
Bayrağı çeker.


(2) Yalnız Türk vatandaşının malik olduğu gemi, Türk gemisidir.



(3) Birden fazla kişiye ait olan gemiler;


a) Paylı mülkiyet hâlinde, payların çoğunluğunun,


b) Elbirliğiyle mülkiyet hâlinde, maliklerinin çoğunluğunun,


Türk vatandaşı olması şartıyla Türk gemisi sayılırlar.


(4) Türk kanunları uyarınca kurulup da;


a) Tüzel kişiliğe sahip olan kuruluş, kurum, dernek ve
vakıflara ait olan gemiler, yönetim organını oluşturan kişilerin çoğunluğunun Türk
vatandaşı olması,


b) Türk ticaret şirketlerine ait olan gemiler, şirketi
yönetmeye yetkili olanların çoğunluğunun Türk vatandaşı olmaları ve şirket sözleşmesine
göre oy çoğunluğunun Türk ortaklarda bulunması, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketlerde ayrıca payların çoğunluğunun nama yazılı ve bir yabancıya devrinin
şirket yönetim kurulunun iznine bağlı bulunması,


şartıyla Türk gemisi sayılırlar.


(5) Türk ticaret siciline tescil edilen donatma iştiraklerinin
mülkiyetindeki gemiler, paylarının yarısından fazlası Türk vatandaşlarına ait ve
iştiraki yönetmeye yetkili paydaş donatanların çoğunluğunun Türk vatandaşı olması
şartıyla Türk gemisi sayılırlar.


 


II- İstisnaları


MADDE 941- (1) Bir Türk gemisi, kendilerine
ait olduğu takdirde Türk Bayrağı çekme hakkını kaybedeceği kişilere, en az bir yıl
süreyle kendi adlarına işletilmek üzere bırakılmış olursa, malikin istemi üzerine
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, bırakma süresince, o ülke kanunları
buna imkân sağlıyorsa geminin yabancı bayrak çekmesine izin verebilir. Bu izin sona
ermedikçe veya kanuni sebeplerle geri alınmadıkça gemi Türk Bayrağı çekemez.


(2) Türk gemisi olmayan bir gemi, ona Türk Bayrağı çekebilecek
kişilere en az bir yıl süreyle kendi adlarına işletilmek üzere bırakılmışsa, malikin
rızası alınmış olmak, Türk mevzuatının kaptan ve gemi zabitleri hakkındaki hükümlerine
uyulmak ve yabancı kanunda da bunu engelleyen bir hüküm bulunmamak şartıyla, Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı geminin Türk Bayrağı çekmesine izin verebilir.
Şu kadar ki, izin alan kişi, her iki yılda bir, izin için gerekli şartların varlığını
sürdürdüğünü ispatlamakla yükümlüdür.


(3) İkinci fıkrada belirtilen gemiler,
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca tutulacak özel bir sicile kaydolunur.


 


III- Türk Bayrağı çekme hakkının kaybedilmesi


MADDE 942- (1) 940 ıncı madde ile 941 inci
maddenin ikinci fıkrasında yazılı şartlardan birinin ortadan kalkmasıyla gemi Türk
Bayrağı çekme hakkını kaybeder. Bu durum gecikmeksizin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanlığına bildirilir. Müsteşarlık en çok altı ay için daha geminin
Türk Bayrağı çekmesine izin verebilir.


 


IV- Hakkın ispatı


1. Gemi tasdiknamesi


MADDE 943- (1) Geminin Türk Bayrağını
çekme hakkı, gemi tasdiknamesi ile ispat olunur.


(2) Gemi tasdiknamesi alınmadıkça, Türk Bayrağını çekme
hakkı kullanılamaz.


(3) Gemi tasdiknamesi veya bunun sicil müdürlüğünce onaylanmış
bir özeti veya bayrak şahadetnamesi yolculuk sırasında devamlı olarak gemide bulundurulur.



 


2. Bayrak şahadetnamesi


MADDE 944- (1) Türkiye dışında bulunan
bir gemi Türk Bayrağını çekme hakkını elde ederse, geminin bulunduğu yerdeki Türk
konsolosu tarafından Türk Bayrağını çekme hakkına dair verilecek “bayrak şahadetnamesi”
gemi tasdiknamesi yerine geçer. Bayrak şahadetnamesi, düzenlendiği günden itibaren
ancak bir yıl için geçerlidir; yolculuk, mücbir sebep yüzünden uzadığı takdirde
süre de uzar.


(2) Türkiye’de yapılmış olup da 940 ıncı madde gereğince
Türk Bayrağını çekme hakkına sahip bulunmayan gemilere, Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanlığınca, teslim edilecekleri yere kadar geçerli olmak üzere bir
bayrak şahadetnamesi verilebilir.


(3) 941 inci maddenin ikinci fıkrası ile 942 nci maddede
yazılı hâllerde, bayrak şahadetnamesi, izin süresi için geçerli olmak üzere Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca düzenlenir.


 


3. Muaf olma


MADDE 945- (1) Onsekiz gros tonilatodan
küçük gemilerle 935 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde yazılı gemiler,
gemi tasdiknamesine ve bayrak şahadetnamesine ihtiyaç olmaksızın Türk Bayrağı çekebilirler.


 


C) Geminin bağlama limanı


MADDE 946- (1) Bir geminin bağlama
limanı o gemiye ait seferlerin yönetildiği yerdir.


 


D) Ceza hükümleri


I- Suç oluşturan fiiller


1. Kanuna aykırı şekilde bayrak çekme


MADDE 947- (1) Türk Bayrağı çekme hakkı
olmamasına rağmen Türk Bayrağı çeken veya Türk Bayrağı çekmesi gerekirken başka
bir devletin bayrağını çeken geminin kaptanı altı aya kadar hapis veya adli para
cezasıyla cezalandırılır.


 


2. Tasdikname veya
şahadetname almadan ve gemide bulundurmadan bayrak çekme


MADDE 948- (1) 945 inci maddede yazılı
gemiler hariç, gemi tasdiknamesini veya onun onaylı suretini yahut bayrak şahadetnamesini
almaksızın Türk Bayrağı çeken geminin kaptanı, dört aya kadar hapis veya ikiyüz
güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.


(2) Gemi tasdiknamesi veya onun onaylı
sureti veya bayrak şahadetnamesini gemide bulundurmayan kaptan iki aya kadar hapis
veya yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.


 


3. Harp gemileri ile istihkâmlar önünde
ve limanda bayrak çekmemek


MADDE 949- (1) Harp gemileri ile sahil istihkâmları
önünde ve Türk limanlarına girerken veya çıkarken ticaret gemisine bayrak çekmeyen
kaptan üç aya kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.


 


4. Geminin adının ve bağlama limanının
yazılmaması


MADDE 950- (1) Sicile kayıtlı bir geminin
bordasının iki yanına adının, kıçına da adı ile bağlama limanının usulüne uygun
olarak yazılması yükümlülüğüne uymayan kaptan üç aya kadar hapis veya adli para
cezasıyla cezalandırılır.





II- Ortak hükümler


1. Kusur


MADDE 951- (1) 947 ilâ 950 nci maddelerde
tanımlanan suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunabilmesi için, fiilin kasten işlenmesi
gerekir.


 


2. Suçun işlendiği yer ve işleyenin vatandaşlığı


MADDE 952- (1) 947 ve 948 inci maddelerde
öngörülen fiiller yabancı bir ülkede veya açık denizde bir Türk veya yabancı tarafından
işlenmiş olsa bile cezalandırılır.


 


E) Yönetmelik[98]


MADDE 953- (1) Gemi
tasdiknamesiyle bayrak şahadetnamesinin nasıl düzenleneceği, geminin adının gemi
üzerine nasıl yazılacağı ve bu Bölüm hükümlerinin uygulama şekli Cumhurbaşkanınca
çıkarılan yönetmelik ile belirlenir.


 


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Gemi Sicili


A) Genel hükümler


I- Sicil müdürlükleri ve bölgeleri


MADDE 954- (1) Türk gemileri için, Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının uygun göreceği yerlerde gemi sicili tutulur.


(2) Gemi sicilleri, liman başkanlığı nezdinde çalışan sicil
müdürlükleri tarafından, o yerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye
ticaret mahkemesinin, bulunmadığı takdirde asliye ticaret mahkemesinin, o da yoksa
ticaret davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesinin gözetimi altında tutulur.
Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok mahkeme varsa, gemi sicilinin tutulmasını
gözetecek mahkemeyi Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulu belirler.


(3) Türk Medenî Kanununun 1007 nci maddesi gemi sicilleri
hakkında da geçerlidir.


 


II- Yetkili sicil müdürlüğü


MADDE 955- (1) Gemi, bağlama limanının tabi
olduğu sicil müdürlüğünce tescil olunur.


(2) Bir geminin seferleri yabancı bir limandan veya bir
kara kentinden yahut bizzat gemiden yönetildiği takdirde, malik, gemisini dilediği
yer siciline tescil ettirebilir.


(3) Malikin, Türkiye’de yerleşim yeri veya ticari işletmesi
yoksa, bu Kanunda yazılı hakları kullanmak ve görevleri yerine getirmek üzere, sicil
müdürlüğüne o bölgede oturan bir temsilci göstermesi gereklidir.


 


III- Tescili caiz gemiler


MADDE 956- (1) Gemi siciline, 940 ıncı madde
gereğince Türk Bayrağını çekme hakkına sahip ticaret gemileri ile 935 inci maddenin
ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde yazılı gemiler kaydolunur.


 


IV- Tescili zorunlu gemiler


MADDE 957- (1) Onsekiz gros tonilatoda ve
daha büyük her ticaret gemisinin maliki, tescil isteminde bulunmak zorundadır.


 


V- Tescili caiz olmayan gemiler


MADDE 958- (1) Türk gemisi olmayan gemilerle,
yabancı bir gemi siciline kayıtlı bulunan Türk gemileri, donanmaya bağlı harp gemileri,
yardımcı gemiler ve Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel
kişilerine ait münhasıran bir kamu hizmetinin görülmesine özgülenmiş gemiler Türk
Gemi Siciline tescil olunamaz.


 


B) Geminin tescili


I- İstem


1. Şekli


MADDE 959- (1) Gemi, ancak malikin veya
maliklerinden birinin istemi üzerine gemi siciline tescil olunur.


(2) İstem dilekçeyle yapılır.


 


2. İçeriği


MADDE 960- (1) Tescil istemiyle birlikte
aşağıdaki hususlar bildirilir:


a) Geminin adı.


b) Türü ve yapımında kullanılmış olan esas malzeme.


c) Bağlama limanı.


d) Belirlenmesi mümkünse, yapıldığı yer ve kızaktan indiği
yıl.


e) Resmî ölçme sonuçları ve makine gücü.


f) Geminin maliki;


1. Gerçek kişi ise, adı ve soyadı, T.C. kimlik numarası,
varsa ticaret unvanı ve kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğü ile sicil numarası.


2. Ticaret şirketi ise, şirketin türü, ticaret unvanı ve
tescil olunduğu ticaret sicili müdürlüğü ile sicil numarası.


3. Diğer tüzel kişilerden ise, adı ve merkezi.


4. Donatma iştiraki ise, tacir sıfatına sahip olduğu takdirde
ticaret unvanı ile paydaş donatanların ad ve soyadları, varsa T.C. kimlik numarası
ile gemi paylarının miktarı ve varsa gemi müdürünün adı ve soyadı
ve T.C. kimlik numarası.


g) İktisap sebebi.


h) Türk Bayrağını çekme hakkına esas oluşturan sebepler.


i) 955 inci maddenin üçüncü fıkrasında yazılı hâlde temsilcinin
adı, soyadı, TC kimlik numarası ve adresi.


 


3. Belgeler


a) Genel olarak


MADDE 961- (1) 960 ıncı maddenin birinci
fıkrasının (c), (d), (f) ve (g) bentlerinde yazılı hususlarla makine gücüne ait
beyanların doğruluğunun kuvvetle muhtemel olduğunun anlaşılması, bayrak çekme hakkının
dayandığı olgularla ölçme sonuçlarının belgelenmesi zorunludur.


(2) Gemi yurt içinde henüz
resmen ölçülmemiş ise, mesaha şahadetnamesi yerine geçmek üzere Türkiye dışında
yapılmış ölçmeye ilişkin belgenin veya onaylı başka bir belgenin sunulması yeterlidir.


(3) Gemi tamamen veya kısmen yurt içinde yapılmışsa, yapı
hâlindeki gemilere özgü sicilde kayıtlı bulunup bulunmadığına ilişkin yapım yeri
sicil müdürlüğünden alınacak bir belgenin verilmesi zorunludur.


 


b) Yabancı sicile kayıtlı gemiler için


MADDE 962- (1) Daha önce yabancı bir gemi
siciline kayıtlı bulunan bir Türk gemisinin, Türk Gemi Siciline kaydolabilmesi için
artık yabancı gemi siciline kayıtlı olmadığını kuvvetle muhtemel gösteren belgelerin
sicil müdürlüğüne sunulması gerekir.


(2) Tescili zorunlu bir gemi, yabancı bir gemi siciline
kayıtlı ise malikinin bu kaydı sildirmesi ve durumu belgelendirmesi gerekir; imkânsızlık
hâlinde bundan vazgeçilebilir.


 


II- Tescil


1. Tescil edilecek hususlar


MADDE 963- (1) Bir geminin kaydında 960
ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ (g) ve (i) bentlerinde yazılı hususlarla
ölçmeyi ispatlayan belgenin niteliği, geminin kaydolunduğu gün ve sicil numarası
sicile geçirilir. Geminin malik veya maliklerinin vatandaşlığı, geminin bir ticaret
şirketine, diğer bir tüzel kişiye veya donatma iştirakine ait olması hâlinde, Türk
gemisi sayılabilmesi için gerekli nitelikleri taşıdığı hususu ayrıca sicile kaydedilir.
Kayıt, yetkili sicil memuru tarafından imzalanır.


(2) Gemi henüz tescil edilmeden önce herhangi bir kişi
kendisinin malik olduğunu ileri sürerek tescil isteminde bulunan kişinin mülkiyetine
itiraz ederse, gemi tescil edilmekle beraber itiraz eden lehine sicile şerh verilir.


(3) Gemi, yapı hâlindeki gemilere özgü sicile tescil edilmişse,
o sicile kayıtlı bulunan gemi ipotekleri, sahip oldukları dereceler saklı kalmak
şartıyla, gemi siciline resen geçirilir. Geminin tescil olunduğu, yapı hâlindeki
gemilere özgü sicili tutan memura bildirilir.


 


2. Değişiklikler


MADDE 964- (1) Gemi siciline tescil edilen
hususlarda meydana gelen değişikliklerin sicile geçirilmek üzere bir dilekçe ile
sicil müdürlüğüne bildirilmesi gerekir.


(2) 941 inci maddenin birinci fıkrası gereğince Türk Bayrağı
yerine diğer bir bayrak taşımasına izin verilmiş olan geminin ne süreyle Türk Bayrağı
çekemeyeceği sicil müdürlüğüne bildirilir ve bu husus tescil edilir. İzin sona erer
veya geri alınırsa bu olgu da tescil olunur.


(3) Gemi kurtarılamayacak şekilde batar veya tamir kabul
etmez bir hâle gelir yahut her ne suretle olursa olsun Türk Bayrağını çekme hakkını
kaybederse, bu hususların da gecikmeksizin sicil müdürlüğüne bildirilmesi gerekir.


(4) Birinci ilâ üçüncü fıkralara göre yapılması gereken
istemleri gemi maliki ve donatma iştirakinde gemi müdürü de yapmak zorundadır. İstemde
bulunması gerekenler birden fazla ise bunlardan birinin istemi yeterlidir. Malik
birden fazla kişi tarafından temsil edilen bir tüzel kişiyse aynı esas geçerlidir.


(5) Değişikliğin tesciline 960, 961 ve 963 üncü maddeler
nitelikleriyle bağdaştığı ölçüde uygulanır.


 


C) Silinme


I- İstem üzerine


MADDE 965- (1) Gemi, kurtarılamayacak
şekilde batar veya tamir kabul etmez hâle gelir yahut her ne suretle olursa olsun
Türk Bayrağını çekme hakkını kaybederse, istem üzerine sicilden kaydı silinir. Tescili
isteğe bağlı olan gemilerin kaydı malik veya maliklerinin istemi üzerine sicilden
silinir.


(2) Geminin tamir kabul etmez hâle gelmesi sebebiyle kaydının
silinmesi istendiğinde, sicil memuru, tescil edilmiş gemi ipoteği alacaklılarını
gerektiğinde 966 ncı maddede yazılı usule göre yapılacak ilan ile durumdan haberdar
ederek belirleyeceği uygun bir süre içinde itirazlarını bildirmeye çağırır. Süresi
içinde bildirilen itirazların yerinde görülmediğine dair mahkemece verilen kararın
kesinleşmesi üzerine geminin kaydı silinir.


(3) Gemi, Türk Bayrağını çekme hakkını kaybederse, kaydı,
ancak ipotek alacaklılarının ve gemi sicilindeki kayıt ve belgelere göre ipotek
üzerinde hak sahibi olan üçüncü kişilerin onayı ile sicilden silinebilir. Kaydın
silinmesi istemi ile birlikte onay belgelenmemişse, geminin Türk Bayrağını çekme
hakkını kaybettiği gecikmeksizin gemi siciline kaydolunur. Bu kayıt, gemi üzerinde
tescil edilmiş gemi ipotekleri bulunmadıkça, geminin kaydının silinmesi hükmündedir.
Şu kadar ki, geminin cebrî icra yoluyla 940 ıncı maddede yazılı niteliklere sahip
olmayan bir kişiye satılması hâlinde 1388 inci maddenin ikinci fıkrası, cebrî icra
yurt dışında vuku bulmuş ise 1350 nci maddenin birinci fıkrasının ikinci
ve üçüncü cümleleri hükümleri saklıdır.


(4) Tescili isteğe bağlı olan gemilere ait kayıtların sadece
maliklerinin istemleri üzerine silinebilmesi için ipotekli alacaklıların ve gemi
sicilinin içeriğine göre ipotek üzerinde hak sahibi olan üçüncü kişilerin buna onay
vermeleri şarttır.





II- Resen


1. Genel şartları


MADDE 966- (1) Esaslı şartlarından
birinin var olmaması sebebiyle tescili caiz olmayan bir gemi tescil edilmiş olur
veya 964 üncü maddenin üçüncü fıkrasında yazılı hâllerden birinin ortaya çıktığı
sicil müdürlüğüne bildirilmezse, 33 üncü madde hükmü uygulanır. Şu kadar ki, durumun
sicile kayıtlı diğer hak sahiplerine de bildirilmesi gereklidir. Malik ve diğer
hak sahiplerinin kimler olduğu veya yerleşim yerleri belli değilse, silinmeye çağrı
ve belirlenen süre, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile uygun görülen diğer bir
gazetede ve varsa şirketin internet sitesinde ilan edilir ve ilan
belgesi sicil müdürlüğü ve mahkeme divanhanesine asılır.


(2) Geminin kaydı ancak kaçınma ve itiraz sebeplerinin
süresi içinde bildirilmemesi veya bunların mahkemece yerinde görülmediğine dair
verilen kararın kesinleşmesi hâlinde sicilden silinebilir. Bir ipotekli alacaklı,
gemi ipoteğinin hâla var olduğunu ileri sürerek Türk Bayrağını çekme hakkını kaybetmiş
olan bir geminin sicilden silinmesine itiraz ederse, kayıt silinmeyip sadece geminin
Türk Bayrağını çekme hakkını kaybettiği tescil olunur.


 


2. Özel hâller


MADDE 967- (1) Tescil edilmiş bir
gemi hakkında yirmi yıldan beri hiçbir kayıt işlemi yapılmamış ve Ulaştırma, Denizcilik
ve Haberleşme Bakanlığından alınan bilgiye göre de geminin artık var olmadığına
veya denizcilikte kullanılamayacak hâle geldiğine kanaat getirilmiş olursa, gemi
üzerinde ipotek veya intifa hakkı tescil edilmiş bulunmadığı takdirde, sicil memurunun
önerisi üzerine mahkeme, 966 ncı maddede yazılı usule gerek kalmaksızın, gemi kaydının
silinmesine karar verir.


 


D) Gemi tasdiknamesi


I- İçeriği


MADDE 968- (1) Sicil müdürlüğü, geminin
sicile kaydolunduğuna ilişkin bir gemi tasdiknamesi düzenler. Tasdiknameye, sicil
kayıtları aynen ve tam olarak geçirilir.


(2) Gemi tasdiknamesinde ayrıca geminin tescili için aranan
belgelerin ibraz edildiği ve onun Türk Bayrağını çekme hakkına sahip olduğu da gösterilir.


(3) Gemi malikine istemi üzerine gemi tasdiknamesinin onaylı
bir özeti verilir. Bu özete yalnız 960 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ
(f) bentlerinde yazılı hususlarla geminin Türk Bayrağını çekme hakkına sahip olduğu
yazılır.


 


II- Yeniden düzenlenmesi


MADDE 969- (1) Yeni bir gemi tasdiknamesinin
verilebilmesi için eskisinin ibrazı veya zıyaa uğradığının inandırıcı bir şekilde
ortaya konması şarttır. Gemi tasdiknamesinin onaylı özeti hakkında da aynı hüküm
geçerlidir.


(2) Geminin yabancı ülkede bulunması hâlinde sicil müdürlüğü
yeni tasdiknameyi, eskisinin iadesi karşılığında kaptana verilmek üzere mahalli
Türk makamlarına gönderir.





III- Değişiklikler


MADDE 970- (1) Gemi siciline geçirilen
her kayıt gecikmeksizin gemi tasdiknamesine de yazılır. Bir gemi payının devrinin
sınırlanmasına ilişkin kayıtlar hakkında bu hüküm uygulanmaz.


 


IV- İbraz zorunluluğu


MADDE 971- (1) Gemi siciline tescil olunan
hususlarda meydana gelecek değişikliklerle gemi mülkiyetinin geçişi veya bir gemi
payının iktisabı hâlinde değişikliği istemekle yükümlü olanlar, gemi tasdiknamesini
ve varsa onaylı özetini sicil müdürlüğüne ibraz etmek zorundadırlar. Gemi bağlama
limanında veya sicil müdürlüğünün bulunduğu limanda olduğu sürece kaptan da istemde
bulunmakla yükümlüdür.


(2) 965 inci maddenin birinci ve üçüncü fıkralarında yazılı
hâllerde gemi tasdiknamesi ve varsa özeti geri alınarak iptal olunur.


 


E) Sicil işlemlerini yaptırmaya davet


MADDE 972- (1) Bir hususun gemi siciline
kaydını, kaydın değiştirilmesini veya silinmesini istemekle yahut bu işlemlerin
yapılabilmesi için gerekli belgeleri ibraz etmekle yükümlü olan kişiler, bu işlemleri
gerektiren hususları öğrendikten sonra onbeş gün içinde yükümlülüklerini yerine
getirmedikleri takdirde haklarında 33 üncü madde hükmü uygulanır.


(2) Resen silinmeye ilişkin 966 ncı madde hükmü saklıdır.


 


F) Hükümleri


I- Sicilin açıklığı


MADDE 973- (1) Gemi sicili açıktır. Herkes
sicil kayıtlarını inceleyebilir ve giderini ödemek şartıyla onaylı veya onaysız
örneklerini alabilir.


(2) Haklı bir menfaatinin olduğunu inandırıcı bir şekilde
ortaya koyan bir kişi, sicil dosyalarını, bir kaydın tamamlanabilmesi için gemi
sicilinde kendilerine gönderme yapılan belgeleri ve henüz sonuçlanmamış tescil istemlerini
de incelemeye ve onların örneklerini almaya yetkilidir.


 


II- Sicil karineleri


MADDE 974- (1) Gemi sicilinde malik
olarak kayıtlı bulunan kişi, geminin maliki sayılır.


(2) Gemi sicilinde lehine bir gemi ipoteği veya ipotek
üzerinde bir hak yahut bir intifa hakkı tescil edilmiş olan kişi o hakkın sahibi
sayılır.


(3) Tescil olunmuş bir hak sicilden silinirse o hakkın
artık var olmadığı kabul edilir.


(4) Türk Medenî Kanununun 992 nci maddesinin ikinci
fıkrası hükmü saklıdır.


 


III- Sicilin gerçek hukuki duruma uygun
hâle getirilmesi


MADDE 975- (1) Gemi sicilinin içeriği; mülkiyet,
gemi ipoteği, ipotek üzerindeki bir hak, intifa hakkı yahut 983 üncü maddenin birinci
fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı türden bir tasarruf sınırlaması bakımından gerçek
hukuki duruma uymadığı takdirde, hakkı tescil edilmemiş veya yanlış tescil edilmiş
yahut var olmayan bir hakkın veya sınırlamanın tescili sonucunda hakkı ihlal edilmiş
kişi, değişiklik sonucunda hakkı ihlal edilecek olan kişiden kaydın değiştirilmesine
onay vermesini isteyebilir.


(2) Gemi sicili, ancak birinci fıkra gereğince yükümlü
olan kişinin hakkı tescil edildikten sonra değiştirilebilecekse, bu kişi, istem
üzerine hakkını tescil ettirmek zorundadır.


(3) Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı bulunan değişikliği
isteme hakları zamanaşımına uğramaz.


 


IV- İtirazlar


MADDE 976- (1) 975 inci maddede yazılı hâllerde
gemi siciline, sicil kaydının doğru olmadığı hakkında bir itiraz tescil olunabilir.


(2) İtiraz, bir ihtiyati tedbir kararına yahut sicildeki
kaydın değiştirilmesi sonucunda hakkı zarar görecek olan kişinin onayına dayalı
olarak sicile geçirilir. İhtiyati tedbir kararının verilmesinde hakkın tehlikede
olduğuna dair yaklaşık ispat şartı aranmaz.


 


V- Şerhler


1. Verilebilecekleri hâller


MADDE 977- (1) Bir gemi veya gemi ipoteği
üzerinde bir hakkın kurulmasını veya kaldırılmasını yahut böyle bir hakkın içeriği
veya derecesinin değiştirilmesini isteyebilmek hakkını teminat altına almak için
gemi siciline şerh verilebilir. Gelecekte doğacak veya şarta bağlı bir istem hakkının
teminat altına alınması amacıyla gemi siciline şerh verilmesi mümkündür.


(2) Şerhten sonra gemi veya ipotek üzerinde yapılacak tasarruflar,
şerh ile teminat altına alınan hakkı ihlal ettiği ölçüde geçerli değildir. Tasarrufun
cebrî icra veya ihtiyati haciz yoluyla yahut iflas idaresi tarafından yapılması
hâllerinde de hüküm böyledir.


(3) Şerh ile teminat altına alınan hakkın derecesini
belirlemede şerh tarihi esas tutulur.


(4) Hak, şerh verilmek suretiyle teminat altına
alındığı ölçüde yükümlünün mirasçısı, sorumluluğunun sınırlı olduğunu ileri süremez.


 


2. Verilmesi


MADDE 978- (1) Şerh, bir ihtiyati tedbir
kararına yahut şerh sonucunda gemisi veya hakkı sınırlanan kişinin onayına dayalı
olarak verilir. İhtiyati tedbir kararının verilmesinde hakkın tehlikede olduğuna
dair yaklaşık ispat şartı aranmaz.


 


3. Sağladığı hak


MADDE 979- (1) Mülkiyetin, gemi ipoteğinin
veya ipotek üzerindeki hakkın yahut bir intifa hakkının iktisabı, lehine şerh verilen
kişiye karşı geçersiz olduğu takdirde, şerh sahibi, şerh ile teminat altına alınan
istem hakkının gerçekleşmesi için gerekli olan tescile veya silinmeye onay vermesini
iktisap edenden isteyebilir.


(2) İstem hakkının bir devir yasağıyla teminat altına alınmış
olması hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.


 


4. Hükümden düşmesi


MADDE 980- (1) Sicile şerh verilmek suretiyle
istem hakkı teminat altına alınmış bulunan alacaklı belli olmaz ve bir gemi ipoteği
alacaklısının hakkının iptali için 1052 nci maddede belirtilen şartlar mevcut olursa,
alacaklı, ilan yoluyla çağrılarak hakkının iptaline karar verilebilir. İptale karar
verilmekle şerh de hükümden düşer.


 


5. Silinmesi


MADDE 981- (1) Şerh sonucunda gemisi veya
hakkı sınırlandırılan kişi, şerh ile teminat altına alınan istem hakkının ileri
sürülmesini sürekli olarak imkânsız kılan bir def’e sahip bulunduğu takdirde alacaklıdan
şerhin silinmesini isteyebilir.


 


VI- İtiraz veya şerhin kalkması


MADDE 982- (1) İtiraz veya şerh bir ihtiyati
tedbir kararına dayalı olarak tescil edilmişse, tedbirin kalkması veya düşmesiyle
itiraz veya şerh de kalkar.


 


VII- Sicile güven ilkesi


MADDE 983- (1) Hukuki bir işlem ile bir
geminin mülkiyetini, intifa hakkını, gemi ipoteğini veya ipotek üzerindeki bir hakkı
iktisap eden kişi lehine gemi sicilinin içeriği, bu haklarla ilgili olduğu ölçüde
doğru sayılır; meğerki, iktisap eden kişi kaydın doğru olmadığını bilmiş veya bilmesi
gerekmiş olsun. Hak sahibinin kayıtlı bir hak üzerindeki tasarruf yetkisi belli
bir kişi lehine sınırlanmış ise, bu sınırlama iktisap eden hakkında ancak gemi sicilinde
yazılı olması veya onun sicil kaydının doğru olmadığını bilmesi veya bilmesinin
gerekmesi şartıyla hüküm ifade eder.


(2) Hakkın iktisabı için tescil şart olan hâllerde, kaydın
doğru olmadığının bilinmesi bakımından tescili istem tarihi asıldır.


(3) Gemi sicilinde lehine bir hak tescil edilmiş olan bir
kişiye bu hakkı sebebiyle bir edimde bulunulması veya bu kişinin üçüncü bir kişi
ile, sicile kayıtlı bir hak üzerinde birinci fıkrada yazılı olanlar dışında bir
tasarruf işlemi yapılması hâllerinde de birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.


 


G) Zamanaşımı


MADDE 984- (1) Tescil edilmiş ayni haklardan
doğan istem hakları, tescil devam ettiği sürece zamanaşımına tabi değildir. Belli
zamanda ifası gerekip de birikmiş olan edimlerle tazminat ödenmesine ilişkin istem
hakları bunun istisnasını oluşturur.


(2) Sicile kayıtlı bir itiraza konu olan haklar da sicile
kayıtlı haklar hükmündedir.


(3) Gemi ipoteğinin tescili, alacak hakkında zamanaşımının
işlemesine engel olur.


 


H) Kayıt giderleri


MADDE 985- (1) Aksi kararlaştırılmadıkça gemi veya
gemi payı üzerindeki mülkiyetin geçirilmesine veya diğer bir ayni hakkın kurulmasına
veya devrine ilişkin kayıt giderleri, bunun için gerekli senet ve belge giderleri
de dâhil olmak üzere, hakkı iktisap edene aittir.


(2) Kendisi ile yükümlü arasındaki hukuki ilişkiden aksi
anlaşılmadıkça bir kaydın değiştirilmesi isteminde bulunan kişi, değişiklik ile
bunun için gerekli beyanların giderlerine katlanır.


 


İ) Yapı hâlindeki gemilere özgü sicil


I- Genel olarak


MADDE 986- (1) Yapı hâlindeki bir gemi,
malikin istemi üzerine veya yapı üzerinde bir gemi ipoteğinin kurulması yahut yapının
ihtiyati ya da kesin haczi veya tersane sahibinin gemi ipoteğinin kurulmasına yönelik
istem hakkını teminat altına almak amacıyla sicile şerh verilmesi söz konusu olduğu
takdirde yapı hâlindeki gemilere özgü sicile kaydolunur.


(2) Yapı, yapım yerinin bağlı bulunduğu sicil müdürlüğünce
tescil olunur. Yapı, bu sicil müdürlüğünün yetki çevresi dışındaki diğer bir yere
götürülse de aynı sicil müdürlüğü yetkili kalır. Şu kadar ki, bu müdürlük tarafından
yeni yapım yerindeki sicil müdürlüğüne yapının kaydedilmiş olduğu bildirilir.


 


II- Yapının tescili


1. Tescil istemi


a) Şekli


MADDE 987- (1) Yapı, malikinin veya kanuni
ipotek hakkını tescil ettirmek isteyen tersane sahibinin dilekçesi ile yapı hâlindeki
gemilere özgü sicile kaydolunur.


(2) İhtiyati veya icraî haciz kararı almış olan alacaklı
da icra müdürünün yazısı ile yapının sicile kaydını isteyebilir.


 


b) İçeriği


MADDE 988- (1) Tescil istemiyle birlikte aşağıdaki
hususlar bildirilir:


a) Yapı hâlinde bulunan geminin türü ile adı veya numarası
veya ayırt edilebilmesine yarayan herhangi bir işareti.


b) Yapım yeri ve geminin yapıldığı tersane.


c) Maliki.


(2) 1054 üncü maddenin ikinci fıkrasında yapı üzerinde
gemi ipoteği kurulması için gerekli görülen şartların bulunduğu, yetkili gemi ölçme
kurumunun vereceği bir belge ile ispatlanır.


 


2. Tescil


a) Tescil edilecek hususlar


MADDE 989- (1) Bir yapının kaydında, 988
inci maddenin birinci fıkrasında yazılı hususlarla, ikinci fıkrasında yazılı belgenin
niteliği ve yapının kaydolunduğu gün sicile geçirilir. Kayıt, yetkili memur tarafından
imzalanır.


 


b) Değişiklikler


MADDE 990- (1) Yapının maliki veya geminin
yapıldığı tersanenin sahibi, tescil edilen hususlarda meydana gelen değişiklikleri
ve geminin yapımının tamamlandığını, tescil edilmek üzere bir kayıt dilekçesi ile
gecikmeksizin sicil müdürlüğüne bildirmek zorundadır. İstemde bulunması gerekenler
birden fazla ise, bunlardan birinin istemi yeterlidir. Malik birden fazla kişi tarafından
temsil edilen bir tüzel kişi ise aynı esas geçerlidir. Sicile bildirilen hususların
belgelendirilmesi gerekir. 972 nci madde hükmü burada da uygulanır.


(2) Geminin yapımının tamamlandığı bildirildikten veya
Kanunun 961 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı belge verildikten sonra, artık
yapı hâlindeki gemilere özgü sicile gemi ipoteği tescil olunamaz.


 


c) Hükümleri


MADDE 991- (1) Yapı hâlindeki gemilere özgü
sicil hakkında Kanunun 954 üncü ve 973 üncü maddeleri uygulanır. Şu kadar ki, sicilin
sahifelerinin ve sicil kayıtlarının dayanaklarını incelemek ve örneklerini almak
isteyen kişinin ilgisini ispat etmesi gerekir.


(2) Yapı hâlinde gemilere özgü sicilde lehine bir ipotek
hakkı tescil edilmiş olan kişi yapı ipoteği alacaklısı sayılır. Sicilden silinen
bir yapı ipoteğinin ise, mevcut olmadığı kabul edilir.


(3) Kanunun 977 nci ile 983 ilâ 985 inci maddeleri yapı
hâlindeki gemilere özgü sicile de uygulanır.


 


d) Silme


MADDE 992- (1) Yapının sicildeki kaydı;


a) Geminin tersane sahibi tarafından, yabancı ülkeye teslim
edildiğinin bildirilmesi,


b) Yapının maliki ile geminin yapıldığı tersane sahibinin,
kaydın sicilden silinmesini istemeleri,


c) Yapının harap olması,


hâllerinde silinir.


(2) Yapı üzerinde bir ipotek bulunduğu takdirde, birinci
fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yazılı hâllerde, ipotekli alacaklının ve sicile
kayıtlı bulunan diğer hak sahiplerinin kaydın sicilden silinmesine onayları da gereklidir.


(3) Yapının tamamlanarak geminin yabancı ülkeye teslim
edildiğinin veya harap olduğunun süresi içinde bildirilmemesi hâlinde 966 ncı maddedeki
usul uyarınca yapının kaydı resen sicilden silinir.


 


J) Sicil müdürlüğünün kararlarına itiraz


MADDE 993- (1) Sicil müdürlüğünün kararlarına
Kanunun 34 üncü maddesine göre itiraz olunabilir.


 


K) Yönetmelik[99]


MADDE 994- (1) Gemi sicilinin kuruluşu ve
nasıl tutulacağı, müdür ve memurlarının sahip olmaları gereken nitelikleri, hukuki
ilişkilerin nasıl belgelenecekleri ve tescil olunacakları, kayıtların düzeltilmesi,
değiştirilmesi ve silinmesine ilişkin tamamlayıcı hükümler Cumhurbaşkanınca çıkarılan
yönetmelik ile belirlenir.


 


L) Türk Uluslararası Gemi Sicili


MADDE 995- (1) “Türk Uluslararası Gemi Sicili”
ile ilgili hükümler saklıdır.


 


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Mülkiyet ve Diğer Ayni Haklar


 


BİRİNCİ AYIRIM


Uygulanacak Hükümler


A) Sicile kayıtlı gemilere


MADDE 996- (1) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça,
bu Bölüm hükümleri yalnız Türk Gemi Siciline kayıtlı bulunan gemiler hakkında uygulanır.


 


B) Sicile kayıtlı olmayan gemilere


MADDE 997- (1) Türk Gemi Siciline kayıtlı
bulunmayan Türk gemileri üzerindeki mülkiyet ve sınırlı ayni haklara, Türk Medenî
Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri uygulanır.


(2) Gemi veya payının devri hâlinde, taraflardan her biri,
giderleri karşılamak şartıyla, kendisine devre ilişkin resmî veya imzası noterce
onaylı bir senet verilmesini isteyebilir.





İKİNCİ AYIRIM


Mülkiyet


A) İktisabı


I- Aslen iktisabı


1. Sahiplenme


MADDE 998- (1) Sahipsiz bir gemiyi sahiplenme
hakkı sadece Devletindir. Sahipsiz gemi, sicil kayıtlarından malikinin kim olduğu
anlaşılamayan veya usulüne uygun olarak mülkiyeti terk edilmiş olan gemidir.


(2) Devlet kendisini gemi siciline malik olarak tescil
ettirmek suretiyle gemi üzerindeki mülkiyeti iktisap eder.


 


2. Olağan zamanaşımı


MADDE 999- (1) Sicile kayıtlı bir geminin
maliki olmadığı hâlde, gemi siciline malik olarak tescil edilmiş bulunan bir kişi,
tescilin en az beş yıl sürmesi ve bu süre içinde gemiyi davasız ve aralıksız bir
şekilde asli zilyet sıfatıyla elinde bulundurması şartıyla, geminin mülkiyetini
iktisap eder. Bu süre, malik olmayan kişinin sicile tescil edildiği tarihten itibaren
işlemeye başlar. Sürenin hesabı, kesilmesi ve durması, Türk Borçlar Kanununun alacak
zamanaşımına ilişkin hükümlerine tabidir. Gemi siciline kaydın doğru olmadığı yolunda
bir itirazın tescil edilmesi hâlinde itiraz kayıtlı olduğu sürece zamanaşımı işlemez.


(2) Zamanaşımı için öngörülen şartların gerçekleşmesiyle
sicilde geminin maliki olarak gözüken kişi onun mülkiyetini iktisap eder.


 


3. Olağanüstü zamanaşımı


MADDE 1000- (1) Sicile kaydı gerekirken kaydedilmemiş
olan bir gemiyi en az on yıl süreyle davasız ve aralıksız olarak asli zilyet sıfatıyla
elinde bulunduran bir kişi, geminin, sicile kendi malı olarak tescil edilmesini
isteyebilir.


(2) En az on yıl önce ölmüş veya gaipliğine
karar verilmiş bir kişinin adına kayıtlı bulunan ve hakkında on yıldan beri malikin
onayına tabî bir husus kaydedilmemiş olan bir gemiyi birinci fıkrada yazılı şartlarla
elinde bulunduran kişi de o geminin maliki olarak tescil edilmesini isteyebilir.
Zilyetlik süresinin hesabı, kesilmesi ve durması Türk Borçlar Kanununun alacak zamanaşımına
ilişkin hükümlerine tabidir.


(3) Tescil ancak mahkeme kararıyla olur. Tescil davası,
geminin kayıtlı olduğu veya kaydedilmesi gereken sicil müdürlüğüne karşı
açılır. Mahkeme, ilgilileri, en fazla üç aylık bir süre belirleyerek
itirazlarını bildirmeye bir internet haber sitesi ve tirajı ellibinin üstünde
olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan bir gazetede yapılacak ilanla çağırır.
İtiraz edilmez veya itiraz reddolunursa tescile karar verilir.[100]


(4) Tescile karar verilmeden önce, üçüncü bir kişi malik
sıfatıyla tescil edilir veya üçüncü kişinin mülkiyeti dolayısıyla sicile, gemi sicilinin
doğru olmadığı yolunda bir itiraz şerhi verilmiş olursa, tescil kararı üçüncü kişi
hakkında hüküm ifade etmez.


(5) Mahkemece verilen tescil kararına dayanarak kendisini
sicile kaydettirdiği anda asli zilyet, geminin mülkiyetini iktisap eder.


 


II- Devren iktisabı


1. Devrin şekli


MADDE 1001- (1) Gemi
siciline kayıtlı olan bir geminin devri için, malik ile iktisap edenin, mülkiyetin
iktisap edene devri hususunda anlaşmaları ve geminin zilyetliğinin geçirilmesi şarttır.


(2) Mülkiyetin devrine ilişkin anlaşmanın yazılı
şekilde yapılması ve imzaların noterce onaylı olması gerekir. Bu anlaşma gemi sicil
müdürlüğünde de yapılabilir.


(3) 11 inci maddenin üçüncü fıkrası hükmü saklıdır.


 


2. Devrin kapsamı


MADDE 1002- (1) Taraflarca
aksi kararlaştırılmış olmadıkça, iktisap eden, geminin mülkiyeti ile birlikte, iktisap
anında varolan ve devredene ait eklentinin mülkiyetini de kazanır.


(2) Devir sonucunda, devredene ait olmayan veya üçüncü
kişilere ait haklarla sınırlandırılmış bulunan eklenti de iktisap edenin zilyetliğine
geçerse, Türk Medenî Kanununun 763, 988, 989 ve 991 inci maddeleri uygulanır. İktisap
edenin iyiniyeti hususunda zilyetliği elde ettiği an esas alınır.


(3) Gemi yolculukta bulunduğu sırada devredilirse, devredenle
iktisap eden arasındaki ilişkilerde bu yolculuğun kâr ve zararı, aksine sözleşme
bulunmadıkça iktisap edene aittir.


 


B) Zıya


I- Geminin zıyaı


MADDE 1003- (1) Sicile kayıtlı bir
geminin kurtarılamayacak şekilde batması, yararlanılabilir enkaz bırakmaksızın harap
olması, patlaması ve tahrip edilmiş olması gibi sebeplerden zâyi olmasıyla gemi
üzerindeki mülkiyet hakkı sona erer. Şu kadar ki, malikin; yararlanılabilir enkaz
üzerindeki taşınır mülkiyeti ile her türlü enkazın kaldırılmasına, çevrenin korunmasına
ve benzer hususlara ilişkin yükümlülük ve borçları devam eder.


 


II- Terk


MADDE 1004- (1) Sicile kayıtlı bir geminin maliki,
gemi üzerindeki mülkiyet hakkından vazgeçtiğini sicil müdürlüğüne bildirerek ve
bunu gemi siciline tescil ettirerek geminin mülkiyetini terk edebilir.


 


III- Zamanaşımı


MADDE 1005- (1) Gemiyi elinde bulunduran
asli zilyet lehine olağan zamanaşımı şartlarının gerçekleşmesi ile önceki malikin
mülkiyet hakkı sona erer.


(2) Olağanüstü zamanaşımında gemiyi asli zilyet sıfatıyla
elinde bulunduranın, 1000 inci maddenin üçüncü fıkrasına göre açtığı tescil davası
sonucunda tescile karar verilmesiyle, önceki malikin mülkiyet hakkı sona erer.


 


C) Sicile kayıtlı gemi payı ve iştirak
payı üzerinde mülkiyet


I- İktisabı


1. Aslen


MADDE 1006- (1) Sicile kayıtlı gemi payı
veya iştirak payı üzerindeki mülkiyetin aslen iktisabı, sicile kayıtlı gemiler hakkındaki
hükümlere tabidir.


 


2. Devren


a) Devir yoluyla


MADDE 1007- (1) Sicile kayıtlı gemi payının
mülkiyeti, malik ile iktisap edenin bu hususta anlaşmaları ile devralana geçer.
Anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce onaylanması şarttır. Bu
anlaşma gemi sicil müdürlüğünde de yapılabilir.


(2) Donatma iştirakinde paydaş donatanların her biri, iştirak
payını dilediği anda diğer paydaşların onayı olmaksızın tamamen veya kısmen başkasına
devredebilir. Sicile kayıtlı gemi üzerindeki iştirak payının devri, gemi payının
devri ve sicile tescili ile olur.


(3) Gemi payı veya iştirak payının devri sonucunda gemi
Türk Bayrağı çekme hakkını kaybedecekse, devir yalnız bütün paydaşların veya paydaş
donatanların onaylarıyla geçerli olur.


(4) Gemi payı, gemi yolculukta bulunduğu
sırada devredilirse, devrin kapsamı 1002 nci maddenin üçüncü fıkrasına göre belirlenir.


 


b) İştirak payının bırakılması yoluyla


MADDE 1008- (1) Donatma iştirakinde, yeni
bir yolculuğa veya bir yolculuk sonunda gemiyi tamir ettirmeye yahut donatma iştirakinin
sorumlu olduğu bir gemi alacağının ödenmesine karar verilirse, karara iştirak etmeyen
paydaş donatanlardan her biri, herhangi bir karşılık istemeksizin iştirak payını
bırakmak suretiyle, kararı yerine getirmek için gereken ödemelerde bulunmaktan kurtulabilir.


(2) Bu hakkını kullanmak isteyen paydaş donatan, kararın
verildiği tarihten, eğer karar verilirken kendisi veya temsilcisi hazır bulunmadı
ise, kararın bildirilmesinden itibaren üç gün içinde, noter aracılığıyla, paydaş
donatanlara veya gemi müdürüne bildirimde bulunmak zorundadır.


(3) Bırakılan iştirak payı üzerindeki mülkiyet hakkı, ikinci
fıkra uyarınca yapılacak bir bırakma bildirimi ile iştirak payları ölçüsünde öteki
paydaş donatanlara geçer.


 


II- Zıyaı


MADDE 1009- (1) Sicile kayıtlı gemi payı
ile iştirak payı üzerindeki mülkiyetin zıyaı, sicile kayıtlı gemiler hakkındaki
mülkiyetin zıyaı hükümlerine tabidir.


(2) İştirak payının 1008 inci madde
uyarınca bırakılması hâlinde, usulüne uygun olarak yapılan bırakma bildiriminin
gönderildiği anda paydaş donatanın iştirak payı üzerindeki mülkiyet hakkı sona erer.


D) Yapı hâlinde bulunan gemiler ve yapı
payları üzerindeki mülkiyet


I- Yapı hâlindeki gemilere özgü sicile
kaydolunmayan yapılar ve yapı payları


MADDE 1010- (1) Yapı hâlindeki gemilere
özgü sicile kayıtlı olmayan yapılar ve yapı payları üzerindeki mülkiyetin iktisabı
ve zıyaı, sicile kayıtlı olmayan gemiler ve gemi payları üzerindeki mülkiyetin iktisabı
ve zıyaı ile ilgili hükümlere tabidir.


 


II- Yapı hâlindeki gemilere özgü sicile
kaydolunan yapılar ve yapı payları


MADDE 1011- (1) Yapı hâlindeki gemilere özgü
sicile kayıtlı yapılar ve yapı payları üzerindeki mülkiyetin iktisabı ve zıyaı,
sicile kayıtlı gemiler ve gemi payları üzerindeki mülkiyetin iktisabı ve zıyaı ile
ilgili hükümlere tabidir.


 


ÜÇÜNCÜ AYIRIM


Gemi Rehni


A) Sicile kayıtlı olmayan gemiler üzerindeki
iştirak payının rehni


MADDE 1012- (1) Sicile kayıtlı olmayan bir
geminin bir donatma iştiraki tarafından işletilmesi hâlinde, paydaş donatanlardan
her birinin iştirak payının rehni, Türk Medenî Kanununun alacaklar ve diğer haklar
üzerindeki rehinlere ilişkin hükümlerine tabidir.


 


B) Sicile kayıtlı olan gemilerin rehni


I- Tersane sahibinin ipotek hakkı


MADDE 1013- (1) Tersane sahibi, geminin yapımı
ve onarımından doğan alacakları için, o yapı veya gemi üzerinde, bir ipoteğinin
tescilini isteme hakkına sahiptir. Bu haktan önceden feragat geçerli değildir.


(2) Bu ipoteğin kurulması hakkında Türk Medenî Kanununun
895 ilâ 897 nci maddeleri uygulanır.


(3) Gemi ipoteğinin kurulmasına yönelik istem hakkını
teminat altına almak için, gemi veya yapı siciline şerh verilebilir. Geminin
yapımı veya onarımı henüz tamamlanmamışsa, bedelin, tamamlanan işi karşılayan bir
kısmı ve bedelin kapsamında olmayan giderler için bir teminat ipoteğinin
kurulması istenebilir.


 


II- Gemi ipoteği


1. Niteliği


MADDE 1014- (1) Bir alacağı teminat
altına almak için gemi üzerinde ipotek kurulabilir. Gemi ipoteği alacaklıya, alacağını,
geminin bedelinden alma yetkisini verir. Sicile kayıtlı gemilerin sözleşmeye dayalı
rehni sadece gemi ipoteği yolu ile sağlanır. İleride doğabilecek veya şarta ya da
kıymetli evraka bağlı bir alacak için de ipotek kurulabilir.


(2) Alacaklıların gemi ipoteğinden doğan hakkı, sadece
alacağa göre belirlenir.


(3) Bir geminin payı ancak gemiye paylı mülkiyet
esaslarına göre malik olan paydaşlardan birinin payından ibaret olmak şartıyla gemi
ipoteği ile sınırlandırılabilir.


(4) Bir geminin bütün payları bir malikin elinde
bulunduğu sürece, ayrı ayrı paylar üzerinde ayrı ayrı kişilere gemi ipoteği kurulamaz.


 


2. Kurulması


MADDE 1015- (1) Gemi ipoteğinin kurulması
için geminin maliki ile alacaklının gemi üzerinde ipotek kurulması hususunda anlaşmaları
ve ipoteğin gemi siciline tescil edilmesi şarttır.


(2) İpoteğin kurulmasına ilişkin sözleşmelerin
yazılı şekilde yapılması ve imzalarının noterce onaylanması gerekir. Bu anlaşma
gemi sicil müdürlüğünde de yapılabilir. Bu şekillerden birine uygun olarak yapılmadıkça
ipoteğin kurulmasına dair anlaşma geçerli olmaz.


(3) Tescilden önce anlaşma Kanunun öngördüğü şekilde yapılmış
veya malik tarafından Gemi Sicili Nizamnamesi uyarınca alacaklıya kayda onay verdiği
bildirilmiş ya da sicil müdürlüğüne kayıt dilekçesi verilmiş olduğu takdirde, ilgililer
tescilden kaçınamazlar.


(4) Malikin tasarruf ehliyetinin sonradan sınırlanması,
sicile bildirilen kayda onayını veya kayıt istemini geçersiz duruma getirmez.


(5) Yabancı bir ülkede iktisap edilip, henüz Türk Gemi
Sicili veya Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilmemiş olan gemilerde bayrak
şahadetnamesine şerh tescil hükmündedir. Geminin tescilinde bu gibi ipotekler resen
sicile geçirilir.


(6) Hamiline yazılı bir tahvile bağlı alacağı teminat
altına almak amacıyla gemi ipoteği kurulması için malikin sicil müdürlüğüne beyanda
bulunması ve sicile tescil yeterlidir.


 


3. Sicile geçirilecek hususlar


MADDE 1016- (1) Gemi ipoteğinin tescilinde
alacaklının adı ve soyadı veya unvanı ile alacağın Türk Lirası ile tutarı, konusu
para olmayan alacaklarda bunun Türk Lirası karşılığı, alacak faizli ise faiz oranı,
diğer ikincil edimler kabul edilmişse bunların da alacağın miktarının belirlendiği
para cinsinden tutarı ve ipoteğin derecesi sicile kaydolunur; her derecenin teminat
altına aldığı miktar, rehin konusu alacağın belirlendiği para cinsi üzerinden gösterilir.
Hakkın ve alacağın içeriğinin belirlenmesine yardım eden diğer hususlarda tescil
talepnamesine yollamada bulunulabilir.


(2) Türk Lirasıyla ödenecek borçlarda ipotekli geminin
karşılayacağı alacak ve ikincil borçların miktarı, altın veya yabancı para ölçüsü
ile belirlenebilir.


(3) Alacağın miktarı belirli değil veya değişken ise, gerçek
miktarı zamanında saptamak üzere, ipoteğin teminat altına alacağı alacak
miktarının üst sınırı belirlenerek gemi siciline tescil edilir; alacak faizli ise,
faizleri de üst sınır kapsamında sayılır.


(4) Yabancı para üzerinden gemi ipoteği kurulabilir.
Bu takdirde yabancı para veya Türk parası karşılıklarının hesabında hesap günündeki
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının döviz alış kuru esas alınır. Rehin haklarının
hangi yabancı para üzerinden kurulabileceği Hazine Müsteşarlığınca belirlenir. Aynı
derecede birden fazla para türü kullanılarak gemi ipoteği kurulamaz.


(5) Yabancı para üzerinden kurulan rehne ait derecenin
boşalması hâlinde, yerine, tescil edileceği tarihteki karşılığı Türk parası veya
yabancı para üzerinden rehin kurulabilir. Türk parası ile kurulmuş bir rehne ait
derecenin boşalması hâlinde ise, yerine, tescil edileceği tarihteki karşılığı yabancı
para üzerinden rehin kurulabilir.


(6) Tahvile bağlı bir alacağı teminat
altına almak için gemi ipoteği kurulacak olması hâlinde, tahvil sayısı, her tahvilin
bedeli ve ayırt edici işaretleri gösterilmek suretiyle tüm alacağın miktarı ile
ipotek ödüncün tamamı için kurulacaksa, alacaklı yerine, borçlu ile alacaklıların
hepsi adına hareket eden temsilci lehine; ipotek tahvil ihracını üstlenen bir işletme
için kurulacaksa gemi ipoteği üzerinde tahvil sahipleri lehine bir rehin hakkı da
tescil olunur.


(7) Bir poliçeden veya hamiline yazılı bir senetten ya
da ciro yolu ile devri kabil diğer bir senetten doğan alacakları teminat
altına almak amacıyla gemi ipoteğinin kurulmasında, alacağı sonradan iktisap edenlerin
leh ve aleyhine gemi ipoteği üzerinde belirli tasarruflarda bulunmak ve ipoteğin
paraya çevrilmesi için yapılacak takipte alacaklıyı temsil etmek üzere belirlenebilecek
temsilcinin de sicile kaydı gerekir. Bu temsilcinin yetkileri hususunda tescil talepnamesine
göndermede bulunulabilir.


 


4. İpoteğin derecesi


MADDE 1017- (1) Gemi üzerindeki ipoteklerin
dereceleri, Türk Medenî Kanununun taşınmaz rehni hakkındaki hükümlerine göre belirlenir.


 


5. İpoteğin teminat altına aldığı alacak


a) Genel olarak


MADDE 1018- (1) İpotekli gemi Türk Medenî
Kanununun 875 inci maddesinin birinci fıkrasıyla 876 ncı maddesinde öngörülen alacaklar
için teminat sağlar.


(2) Borcun, alacaklının ihbarıyla muaccel olabilmesi
için borçlu ile birlikte malike de ihbarda bulunulması gerekir. Malike ihbarda bulunulmadıkça
borç onun bakımından muaccel olmaz. Borç malike karşı muaccel olduğu takdirde ipotek,
temerrüt faizini de kapsar.


 


b) Faizler


MADDE 1019- (1) Alacak faizsiz veya faiz
oranı o tarihte geçerli asgari kanuni faiz oranını düzenleyen hükümde belirlenen
orandan aşağı ise, ipotek, dereceleri eşit olan veya sonradan gelen hak sahiplerinin
onayına gerek olmaksızın bu kanuni faizi de kapsayacak şekilde genişletilebilir.


(2) Faizin ödeme zamanında ve yerinde
yapılacak değişiklikler için bu hak sahiplerinin onayına gerek yoktur.


 


6. İpoteğin kapsamı


a) Gemi, gemi payı, bütünleyici parça,
eklenti, gemi yerine geçen satış veya kamulaştırma bedeli ve tazminat istemleri


MADDE 1020- (1) İpoteğin kapsamı hakkında
Türk Medenî Kanununun 862 ve 863 üncü maddeleri uygulanır.


(2) Eklentiler normal bir işletmenin gereği olarak bu durumdan
çıkarılır veya alacaklı lehine el konulmadan önce devredilerek gemiden uzaklaştırılır
ise, ipotek artık bunları kapsamaz.


(3) Bütünleyici parçalar, gemiden geçici bir amaç için
olmamak şartıyla ayrılıp uzaklaştırılırlarsa ipotek bunları kapsamaz; meğerki, uzaklaştırılmadan
önce alacaklı lehine gemiye el konulmuş olsun.


(4) Kamulaştırılan geminin bedeli ve gemi malikinin geminin
zıyaı veya hasarından dolayı üçüncü şahıslara karşı sahip olduğu tazminat istemleri
ipoteğin kapsamındadır.


 


b) Birlikte gemi ipoteğinde birden çok
gemi veya gemi payı


MADDE 1021- (1) Bir alacak için birden çok
gemi veya gemi payı ipotek edilmişse, bunlardan her biri borcun tamamından sorumludur.


(2) Alacaklı, her gemi veya pay ancak belirli bir kısımdan
sorumlu olmak üzere alacağını gemi veya paylar arasında paylaştırabilir. Paylaştırma,
sicil müdürlüğüne yapılacak beyan ve tescil ile gerçekleşir. Birlikte ipotek üzerinde
hak sahibi kişiler varsa onların da onayı gereklidir.


 


c) Sigorta tazminatı


aa) Kural


MADDE 1022- (1) Gemi ipoteğinin kapsamına
giren hususlarla ilgili olarak malikin menfaatinin, malik veya onun lehine bir başkası
tarafından sigorta ettirilmiş olması hâlinde, ipotek, sigorta tazminatını da kapsar.


(2) İpotek, sigorta primlerini veya sigorta sözleşmesi
gereğince sigortacıya yapılması gereken başka ödemelerin yerine getirilmesi için
alacaklı tarafından harcanan paralarla bunların faizlerini de teminat altına
alır.


(3) Aşağıdaki hükümler saklı kalmak üzere, Türk Medenî
Kanununun rehnedilen alacak ve diğer haklara ilişkin hükümleri burada da uygulanır;
sigortacı, gemi siciline kayıtlı ipoteği bilmediğini ileri süremez. Bununla beraber,
sigortacı veya sigorta ettiren kişi, zararın meydana geldiğini alacaklıya bildirmiş
ve bildirimden itibaren iki haftalık bir süre geçmişse, sigortacı, tazminatı sigortalıya
ödemekle alacaklıya karşı da sorumluluktan kurtulur. Bildirimin yapılması son derece
zor ise bundan kaçınılabilir. Bu takdirde süre, tazminatın muaccel olduğu tarihten
itibaren işlemeye başlar. Süre sona erinceye kadar alacaklı, sigortacıya karşı ödemeye
itiraz edebilir.


 


bb) Sigortacının yapacağı ödemeler


MADDE 1023- (1) Sigortacı, geminin önceki
durumuna getirilmesi veya gemi alacaklılarına verilmesi amacıyla malike tazminat
bedeline sayılmak üzere ödemede bulunmuş ve bu amaçlara erişilmesi teminat
altına alınmış ise, ödeme, ipotekli alacaklıya karşı da geçerli olur.


(2) Gemi önceki durumuna getirildiği veya eklenti olan
yeni parçalar yerlerine konulduğu takdirde, sigortacının ipotek alacaklılarına karşı
olan sorumluluğu sona erer. Malikin bir gemi alacaklısı hakkına temel oluşturan
borçlarının ödenmesi hâlinde, sigortacının malike yapacağı ödeme, ancak gemi alacaklısı
hakkının teminatını oluşturan unsurların rizikonun gerçekleşmesinden hemen sonra
taşıdıkları değer oranında sigortacıyı ipotekli alacaklıya karşı sorumluluktan kurtarır.


 


cc) Gemi ipoteğinin sigortacıya bildirilmesi


aaa) Bildirim yükümü


MADDE 1024- (1) İpotekli alacaklı, ipoteği
sigortacıya bildirmişse, sigorta priminin zamanında ödenmemesi ve bu yüzden sigorta
ettirene bir ödeme süresi belirlenmesi durumunda, sigortacının bunu gecikmeksizin
alacaklıya bildirmesi gereklidir. Sigorta priminin ödenmemesi nedeniyle sürenin
sonunda sigorta sözleşmesinin feshedilmesinde de aynı hüküm geçerlidir.


(2) Sigorta sözleşmesinin, feshin bildirimi, cayma
veya diğer herhangi bir sebeple süresinden önce sona ermesi durumunda, sigortacının
ipotekli alacaklıya sigorta sözleşmesinin sona erdiğini veya henüz sona ermemişse,
sona ereceği tarihi bildirmesi gerekir. İpotekli alacaklı hakkında sigorta sözleşmesinin
süresinden önce sona ermesini gerektiren sebepler, ancak bu bildirimden veya ipotekli
alacaklının onları herhangi bir şekilde öğrendiği tarihten itibaren iki hafta geçmekle
hüküm ifade eder.


(3) Sigorta sözleşmesinin, sigorta
priminin süresinde ödenmemesi yüzünden feshedilmesi veya sigortacının iflası üzerine
son bulması hâlinde ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.


(4) Sigortacı, sigorta ettiren ile, sigorta bedelini azaltan
veya sigortacının sorumlu olduğu tehlikenin kapsamını daraltan bir anlaşma yaptığı
takdirde, ikinci fıkranın birinci cümlesi hükmü kıyas yoluyla uygulanır.


(5) Sigorta sözleşmesi, sigorta ettirenin, aşkın
veya çifte sigorta sebebiyle malvarlığında haksız olarak bir fazlalık elde etmek
kastıyla kurulmuş olması dolayısıyla geçersiz olursa, sigortacı, gemi ipoteğini
bildirmiş olan ipotekli alacaklıya karşı geçersizlik iddiasında bulunamaz. Bununla
beraber, sigortacının ipotekli alacaklıya geçersizliği bildirmesinden veya alacaklının
bunu herhangi bir şekilde öğrenmesinden itibaren iki hafta geçmekle sigorta ilişkisi
ipotekli alacaklıya karşı da sona ermiş olur.


 


bbb) Birden çok sigortacının varlığında


MADDE 1025- (1) Gemi birden çok sigortacı
tarafından müştereken sigorta edilmişse 1024 üncü madde gereğince, ipoteğin, malik
tarafından, alacaklıya jeran olarak gösterilmiş olan sigortacıya bildirilmesi yeterlidir.
Jeran sigortacı, durumu diğer sigortacılara bildirmekle yükümlüdür.


 


ccc) İpotekli alacaklının yerleşim yerini
değiştirmesi


MADDE 1026- (1) İpotekli alacaklı, yerleşim
yerini değiştirip de bunu sigortacıya bildirmezse, 1024 üncü madde uyarınca ona
yapılacak bildirimlerin, sigortacı tarafından bilinen son adresine gönderilmesi
yeterlidir. Bildirim, ipotekli alacaklının yerleşim yerini değiştirmemiş olması
hâlinde düzenli hizmet veren bir iletişim aracıyla yapılmış olsa idi, hangi tarihte
onun eline geçecek idiyse, o tarihten itibaren hüküm ifade eder.


 


dd) Sigortacının borcundan kurtulması


MADDE 1027- (1) Sigortacı, sigorta ettirenin
veya sigortalının fiili yüzünden, tazminat ödeme borcundan kurtulsa bile, ipotekli
alacaklıya karşı olan borcu varlığını sürdürür. Sigortacının rizikonun gerçekleşmesinden
sonra sözleşmeden cayması hâlinde de aynı hüküm geçerlidir.


(2) Sigortacı;


a) Sigorta primi zamanında ödenmediği,


b) Gemi, denize veya yola elverişsiz bir hâlde yola çıktığı,


c) Gemi bildirilen veya mutat rotadan ayrıldığı,


için borcundan kurtulursa, birinci fıkranın birinci cümlesi
uygulanmaz.


 


ee) İpoteğin ödeyen sigortacıya geçmesi


MADDE 1028- (1) Sigortacı, 1024 üncü maddenin
ikinci, dördüncü ve beşinci fıkraları ile 1027 nci madde gereğince ipotekli alacaklıya
ödemede bulunduğu ölçüde, gemi ipoteği kendisine geçer. Şu kadar ki, intikal alacaklının
veya sigortacının kendilerine karşı ödeme borcu devam eden aynı derecedeki veya
daha sonra gelen ipotekli alacaklıların zararına olarak ileri sürülemez.


 


ff) Sigortacının prim ve ödemeleri kabul
etmek zorunluluğu


MADDE 1029- (1) Sigortacı, muaccel olan sigorta
primlerini ve sigorta sözleşmesi gereğince ona yapılması gereken diğer ödemeleri
kanunen reddedebileceği durumlarda bile, bunları sigortalıdan ve ipotekli alacaklıdan
kabul etmeye zorunludur.


 


7. İpoteğin hükümleri


a) Alacağın muaccel olmasından önce


aa) İpotekli alacaklının hakları


aaa) Gemi maliki aleyhine


MADDE 1030- (1) Gemi veya tesisatının kötüleşmesi
sonucu olarak ipoteğin sağladığı teminat tehlikeye düşerse, alacaklı, tehlikeyi
gidermesi için malike uygun bir süre verebilir. Bu süre içinde tehlike giderilmezse,
alacaklı derhâl ipoteği paraya çevirmek hakkını elde eder. Alacak faizsiz olup henüz
muacceliyet kazanmamışsa, paranın alınması ile muacceliyet tarihleri arasındaki
zamana ait kanuni faiz indirilir.


(2) Malikin gemiyi işletme tarzı sonucu olarak, ipoteğin
sağladığı teminatı tehlikeye düşürecek şekilde gemi veya tesisatının kötüleşmesinden
veya ipotekli alacaklının haklarının başkaca tehlikeye girmesinden kaygı duyulur
ya da üçüncü kişiler tarafından yapılacak bu gibi müdahaleye ve tahribata karşı
malik gerekli önlemleri almazsa, alacaklının istemi üzerine mahkeme;


a) 1353 üncü madde uyarınca geminin ihtiyaten haczine,



b) Gerekli görürse geminin, kaptandan başka bir yediemine
bırakılmasına ve


c) Malikin ihtiyati haczin uygulanmasından başlayarak bir
aylık süre içinde gerekli önlemleri almasına,


karar verir. Bu sürenin sonunda önlemlerin henüz alınmadığı
veya alınan önlemlerin yetersiz kaldığı anlaşılırsa mahkeme, ipoteğin paraya çevrilmesi
yoluyla ilamlı takip başlatmak üzere alacaklıya bir aylık süre verir.


(3) İpoteğin kapsamına giren eklentinin kötüleşmesi veya
normal bir işletmenin gereklerine aykırı olarak gemiden uzaklaştırılması hâli de
geminin kötüleşmesi hükmündedir.


 


bbb) Üçüncü kişiler aleyhine


MADDE 1031- (1) Üçüncü kişinin fiili sebebiyle
geminin, ipoteğin sağladığı teminatı tehlikeye düşürecek derecede kötüleşmesinden
kaygı duyulursa, alacaklı, üçüncü kişi aleyhine ancak bu fiilin önlenmesi davasını
açabilir.


 


bb) Malikin hakları


aaa) Def’ide bulunma hakkı


MADDE 1032- (1) İpotekli geminin maliki,
borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu def’ileri ipotekli alacaklıya karşı
ileri sürebileceği gibi, borçlu, borcuna temel olan hukuki işlemi feshedebildiği
sürece alacaklının hakkını gemiden alabilmesine de engel olabilir. Bunun gibi, borçlu,
borcunu alacaklıdan olan muaccel bir alacağı ile takas etmek imkânına sahip bulundukça,
gemi maliki ipotekli alacaklının hakkını gemiden almasını önleyebilir. Borçlu ölürse
malik, mirasçıların borçtan ancak sınırlı bir şekilde sorumlu olduklarını ileri
süremez.


(2) Malik aynı zamanda borçlu değilse, borçlunun
bir def’iden vazgeçmesi ile malik o def’iyi ileri sürme hakkını kaybetmiş olmaz.


 


bbb) Alacağın muacceliyeti için bildirimde
bulunma hakkı


MADDE 1033- (1) Alacağın muacceliyet kazanması
bildirime bağlı ise, bildirim, ancak alacaklı tarafından malike veya malik tarafından
alacaklıya yapılması hâlinde, gemi ipoteği hakkında hüküm ifade eder.


(2) Gemi sicilinde malik olarak kayıtlı bulunan kişi, alacaklı
bakımından malik sayılır.


 


ccc) Malike temsilci atanması


MADDE 1034- (1) Malik, alacaklıya ülke içinde
bir yerleşim yeri veya bir temsilci göstermemiş ise, geminin tescil edildiği sicilin
bulunduğu yer mahkemesi alacaklının istemi üzerine, kendisine bildirimde bulunabileceği
bir temsilci atar. Malikin yerleşim yerinin bilinmemesi veya alacaklının kendi kusuru
olmaksızın malikin kim olduğunu bilmemesi hâlinde de aynı hüküm uygulanır.


 


b) Alacağın muaccel olmasından sonra


aa) Gemi malikinin borcu ödeme hakkı


MADDE 1035- (1) Alacak, malike karşı muacceliyet
kazanır yahut borçlu borcunu ödemek hakkına sahip olursa, malik borcu ödeyebilir.


(2) Malik, parayı tevdi veya takas
etmek suretiyle de alacaklının hakkını yerine getirebilir.


 


bb) Alacağın malike geçmesi


MADDE 1036- (1) Malik aynı zamanda borçlu
değilse, alacaklının hakkını yerine getirdiği ölçüde alacak kendisine geçer. Geçiş,
alacaklının zararına ileri sürülemez.


(2) Borçlunun malik ile olan hukuki ilişkilerinden doğan
itiraz hakları saklıdır.


(3) Alacak için birlikte gemi ipoteği mevcutsa, 1046 ncı
madde hükmü uygulanır.


 


cc) Gemi malikinin belgelerin verilmesini
istem hakkı


MADDE 1037- (1) Alacaklının hakkının yerine
getirilmesi karşılığında malik, gemi sicilinin değiştirilmesi veya gemi ipoteğinin
silinmesi için gerekli belgelerin kendisine verilmesini isteyebilir.


 


8. Gemi ipoteğinin devri ve değiştirilmesi


a) İpoteğin devri


aa) Genel olarak


MADDE 1038- (1) İpotekle teminat altına
alınmış olan alacağın devri ile gemi ipoteği de yeni alacaklıya geçer.


(2) Alacak ipotekten ve ipotek de alacaktan ayrı olarak
devredilemez.


(3) Alacağın devri için eski ve yeni alacaklının bu hususta
yazılı şekilde anlaşmaları ve devrin gemi siciline tescili şarttır.


(4) Üst sınır ipoteğinde alacak, alacağın devrine ilişkin
genel hükümlere göre de devredilebilir. Bu takdirde gemi ipoteği alacak ile birlikte
geçmez.


(5) Emre veya hamile yazılı bir senede bağlanmış alacaklar,
gemi ipoteği ile teminat altına alınmışsa, alacağın devri bu alacakların
bağlı oldukları senetlerin devri hakkındaki hükümlere tabidir. Bu takdirde, gemi
ipoteği de alacak ile birlikte geçer.


(6) İpotek ile teminat altına alınmış bir borcu
ödemesi sebebiyle, malike veya onun hukuki seleflerine rücu hakkına sahip olduğu
oranda gemi ipoteği, gemi maliki olmayan borçluya geçer.


 


bb) İtiraz ve def’iler


MADDE 1039- (1) Malikin, eski alacaklı ile
arasında mevcut hukuki ilişkiye dayanarak gemi ipoteğine karşı ileri sürebileceği
bir itiraz veya def’i, yeni alacaklıya karşı da ileri sürülebilir. Gemi siciline
güvenle ilgili 983 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkrası, 975 ve 976 ncı maddeler
ile 985 inci maddenin son fıkrası hükümleri, bu def’i ve itiraz hakkında da geçerlidir.


(2) Alacak, malikin devri öğrendiği üç aylık takvim
döneminden veya bunu izleyen üç aylık takvim döneminden daha geç bir tarihte muaccel
olmayan faiz veya diğer ikincil edimlere ilişkin ise, alacaklı, birinci fıkrada
yazılı def’ilere karşı sicile güven ilkesinin sağladığı korumadan yararlanamaz.
Üç aylık dönemler, takvim yılının başından itibaren hesap olunur.


 


cc) Devri genel hükümlere tabi alacaklar


MADDE 1040- (1) Birikmiş faizlere, diğer
ikincil edimlere, bildirim ve takip giderlerine veya 1022 nci maddenin ikinci fıkrasında
yazılı hususlara ilişkin alacakların devri ve malik ile yeni alacaklı arasındaki
hukuki ilişki, alacağın devrine ilişkin genel hükümlere tabidir.


(2) Yukarıda yazılı alacaklar hakkında gemi siciline güvenle
ilgili 983 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkraları uygulanmaz.


 


b) İpoteğin değiştirilmesi


aa) İpoteğin içeriğinin değiştirilmesi


MADDE 1041- (1) Gemi ipoteğinin içeriğinin
değiştirilmesi için malik ile alacaklı arasında bu hususta imzaları noterce onaylı
bir anlaşma yapılması veya gemi sicil müdürlüğünde anlaşmaları ve değişikliğin gemi
siciline tescili gereklidir. Tescile 1016 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.


(2) Gemi ipoteği üçüncü bir kişinin hakkı ile sınırlandırılmış
bulunuyorsa, değişikliğe o kişinin de onayı gerekir. Onay, sicil müdürlüğüne veya
lehine değişiklik yapılacak kişiye beyan edilmelidir. Onaydan rücu edilemez.


 


bb) İpoteğin derecesinin değiştirilmesi


MADDE 1042- (1) Yeni bir gemi ipoteği kurulurken
tescil edilmiş bir gemi ipoteğinin derecesinin bu ipotek lehine değiştirilebilmesi
için, gemi maliki ile derecesi değiştirilen ipotek alacaklısının, imzaları noterden
onaylı bir sözleşme yapmaları veya gemi sicil müdürlüğünde anlaşmaları ve
bu durumun gemi siciline tescili gereklidir.


(2) Mevcut gemi ipoteklerinin derecelerinin sonradan değiştirilebilmesi
için, derecesi ilerleyen ipotek hakkı sahibi ile derecesi düşen ipotek hakkı sahibinin,
imzaları noterce onaylı bir sözleşme yapmaları ya da gemi sicil müdürlüğünde anlaşmaları,
malikin buna onay vermesi ve durumun gemi siciline tescili şarttır. Değişme sonucunda
derecesi düşen ipotek üzerinde hak sahibi kişiler varsa bunların da onayları gerekir.


(3) İpotekli alacağın bölünmesi hâlinde, kısmi ipoteklerin
kendi aralarındaki derecelerini değiştirmek için malikin onayı aranmaz.


(4) Derece değişikliği, dereceleri değiştirilen ipotekler
arasında bulunan ipoteklere zarar vermez.


 


cc) İpotekli alacağın yerine başka bir
alacağın konulması


MADDE 1043- (1) İpotekle teminat altına
alınmış alacak yerine başkası konulabilir. Bunun için alacaklı ile malikin, imzaları
noterce onaylı bir sözleşme yapmaları veya gemi sicil müdürlüğünde anlaşmaları ve
durumun gemi siciline tescili şarttır. İpotek üzerinde hak sahibi üçüncü kişiler
varsa, onların da onayları gerekir. 1016 ncı madde burada da uygulanır.


(2) Yeni alacağın sahibi, eski ipotekli alacaklı değilse,
birinci fıkrada yazılı anlaşmaya onun da katılması gerekir.


 


9. Gemi ipoteğinin sona ermesi


a) Sebepleri


aa) Alacakla birlikte ipoteğin de düşmesi
sonucunu doğuran sebepler


aaa) Alacağın düşmesi


MADDE 1044- (1) Alacağın sona ermesi ile
ipotek de düşer. Kanundaki istisnalar saklıdır.


(2) Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi,
alacağın ödenmesi hükmündedir.


(3) Gemi maliki olmayan borçlu, alacağın bir kısmını öderse,
gemi ipoteğinin alacaklı üzerinde kalan kısmı borçluya geçenden sıra itibarıyla
önce gelir.


(4) Gemi maliki olmayan borçlu, ödeme sonucunda ipoteği
iktisap eder veya aynı sebepten dolayı gemi sicilinin düzeltilmesinde menfaati bulunursa,
alacaklıdan sicilin düzeltilmesi için gerekli belgeleri kendisine vermesini isteyebilir.


(5) Malik, bir başkasına karşı, alacağın düşmesi hâlinde
gemi ipoteğini de sildirmeyi üstlenirse, silinmeyi istemek hakkının teminat
altına alınabilmesi için gemi siciline şerh verilebilir.


 


bbb) Alacaklı ve malik sıfatlarının birleşmesi


MADDE 1045- (1) Gemi ipoteği ile mülkiyetin
aynı kişide birleşmesi ile ipotek düşer.


(2) Borçlu, gemi malikinden başka bir kişi olduğu veya
alacak üzerinde bir rehin veya intifa hakkı bulunduğu takdirde ipotek devam eder.
Şu kadar ki, gemi maliki alacaklı sıfatı ile geminin paraya çevrilmesini isteyemez
ve faiz alacakları için gemi teminat oluşturmaz.


 


ccc) Birlikte gemi ipoteğinde malikin
alacaklıya ödemede bulunması


MADDE 1046- (1) Alacaklıya ödemede bulunan
gemi maliki, diğer ipotekli gemilerden birinin malikine veya onun hukuki seleflerine
rücu hakkına sahip bulunduğu oranda o malikin gemisi üzerindeki ipotek hakkını kazanır.
1045 inci maddenin ikinci fıkrası gereğince devam eden ipotekle işbu ipotek birlikte
ipotek teşkil eder.


(2) Kısmen ödeme hâlinde, alacaklı üzerinde kalan ipotek,
birinci fıkra ile 1045 inci maddenin ikinci fıkrası gereğince malike geçen ipoteklerden
sıra itibarıyla önce gelir.


(3) Alacağın malike devri veya alacaklı ve borçlu sıfatlarının
malikin şahsında birleşmesi, alacağın malik tarafından ödenmesi hükmündedir.


(4) Alacaklının hakkını cebrî icra yoluyla ipotekli gemilerden
birinden alması durumunda birinci fıkranın birinci cümlesi hükmü uygulanır.


 


ddd) Birlikte gemi ipoteğinde ipoteğin
borçluya geçmesi


MADDE 1047- (1) Birlikte gemi ipoteğinde
borçlu, 1038 inci maddenin altıncı fıkrasında yazılı hâlde, ipotekli gemilerden
yalnız birinin malikine veya onun hukuki seleflerine rücu hakkına sahip olursa,
ancak bu gemi üzerindeki ipotek kendisine geçer; diğer gemiler üzerindekiler düşer.


 


eee) Alacaklının gemi malikine karşı sahip
olduğu istem hakkının zamanaşımına uğraması


MADDE 1048- (1) Gemi sicilinden haksız yere
silinmiş akdî ipoteklerle tescil edilmemiş bulunan kanuni ipotekler, alacaklının
gemi malikine karşı sahip olduğu istem hakkının zamanaşımına uğraması ile düşer.


 


bb) Sadece ipoteğin düşmesi sonucunu doğuran
sebepler


aaa) Tarafların anlaşması


MADDE 1049- (1) İpotekli alacaklı ile gemi
malikinin, ipoteğin kaldırılması hususunda 1015 inci maddenin ikinci fıkrasında
öngörüldüğü şekilde anlaşmaları ve ipotek kaydının gemi sicilinden silinmesi ile
ipotek sona erer. Şu kadar ki, ipotek üzerinde hak sahibi kişiler varsa onların
da onayları şarttır.


 


bbb) Alacaklının feragati


MADDE 1050- (1) İpotek, alacaklının feragati
ve bunun üzerine sicilden ipotek kaydının silinmesi ile düşer. Şu kadar ki, ipotek
üzerinde hak sahibi kişiler varsa onların da onayları şarttır.


(2) Malik, ipoteğin ileri sürülmesini sürekli olarak imkânsız
kılan bir def’e sahip bulunduğu takdirde, alacaklıdan ipotekten feragatini isteyebilir.


(3) Vazgeçme beyanı imzası noterce onaylı bir senetle veya
sicil müdürlüğünde yapılır.


(4) Alacaklı ipotekten vazgeçmek veya diğer bir ipoteğe
öncelik hakkı tanımak suretiyle borçluyu ipotekten hakkını almak imkânından yoksun
bıraktığı oranda borçlu borcundan kurtulur.


 


ccc) İpoteğin süresinin dolması


MADDE 1051- (1) Belli bir süre için kurulan
ipotek, bu sürenin dolması ile düşer.


 


cc) Mahkemece ipoteğin düşmesine karar
verilmesi


aaa) Alacaklının belli olmaması hâlinde


MADDE 1052- (1) Alacaklının kim olduğu bilinmiyorsa,
gemi siciline ipotekle ilgili olmak üzere yapılan son kayıttan itibaren on yıl geçtiği
ve alacaklının hakkı bu süre içinde malik tarafından Türk Borçlar Kanununun 154
üncü maddesi gereğince zamanaşımını kesecek tarzda tanınmış olmadığı takdirde, alacaklı
ilan yoluyla çağrılarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir. Vadeli alacaklarda
bu süre, vadenin dolmasından önce işlemeye başlamaz.


(2) Düşme kararının verilmesiyle ipotek sona erer.


 


bbb) Paranın tevdii hâlinde


MADDE 1053- (1) Malik, alacaklının alacağını
ödeme veya feshi bildirme hakkına sahip olur ve alacak tutarını, geri almak hakkından
feragat ederek, alacaklının adına tevdi ederse, belli olmayan alacaklı ilan yoluyla
çağrılarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir. Faizler ancak miktarı sicile geçirilmiş
ise, tevdi olunur; düşme kararının verilmesinden önceki üç yıllık dönem hariç, faiz
tevdi edilmez.


(2) Alacaklı, Türk Borçlar Kanununun tevdi ile ilgili hükümlerine
göre daha önce hakkını almış sayılmadıkça düşme kararının verilmesi ile borç ödenmiş
sayılır.


(3) Alacaklı daha önce tevdi yerine başvurmadığı takdirde,
tevdi edilen bedel üzerindeki hakkı, düşme kararının verilmesinden itibaren on yıl
geçmekle sona erer. Bu hâlde tevdi eden kişi, tevdi sırasında geri almak hakkından
feragat etmiş olsa bile, tevdi ettiği bedeli geri alabilir.


 


III- Yapı hâlindeki gemiler üzerinde ipotek


1. Konusu


MADDE 1054- (1) Yapı hâlindeki gemiler üzerinde
de ipotek kurulabilir.


(2) Omurgasının konulduğu andan kızaktan indirilinceye
kadar, görünebilecek bir yerine ad ve numara konulmak suretiyle yapının açık ve
sürekli bir şekilde ayırt edilmesi gerçekleştirildiği andan itibaren yapı hâlindeki
gemi üzerinde ipotek kurulabilir.


(3) Tamamlandığında onsekiz gros tonilatodan ufak olacak
yapılar üzerinde ipotek kurulamaz.


 


2. Kurulması


MADDE 1055- (1) Yapı
hâlindeki gemi üzerinde ipotek, yapı maliki ile alacaklının yapı üzerinde ipotek
kurulması hususunda anlaşmaları ve ipoteğin yapı hâlindeki gemilere özgü sicile
tescili ile kurulur. İpoteğin kurulmasına ilişkin anlaşmanın yazılı şekilde yapılması
ve imzalarının noterce onaylanması şarttır. Bu anlaşma gemi sicil müdürlüğünde de
yapılabilir.


 


3. Kapsamı


MADDE 1056- (1) Yapı hâlindeki gemi, yapımın
her aşamasında ipoteğin kapsamındadır. Yapı hâlindeki gemiler üzerindeki ipotek,
1020 nci maddede yazılı şeylerle yapı malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımlar
dışında, tersanede bulunup yapımda kullanılacak olan ve bunun için işaretlenmiş
bulunan kısımları da kapsar.


(2) Yapı hâlindeki gemiler üzerindeki ipotek, sigorta tazminatını
ancak ipoteğin kapsamına giren hususlar üzerindeki malikin menfaatinin malik veya
onun lehine bir başkası tarafından ayrıca sigorta ettirilmiş olması hâlinde kapsar.


 


4. Derecesi


MADDE 1057- (1) Yapı üzerinde kurulan gemi
ipoteği, yapımı tamamlandıktan sonra eski derecesiyle gemi üzerinde kalır.


 


5. Uygulanacak hükümler


MADDE 1058- (1) Yapı hâlindeki gemiler
üzerindeki ipotekle ilgili özel hükümler saklı kalmak üzere, 1014 ilâ 1053 üncü
madde hükümleri bu tür ipoteklere de uygulanır.


 


DÖRDÜNCÜ AYIRIM


İntifa Hakkı


A) Kurulması


MADDE 1059- (1) Sicile kayıtlı gemiler
üzerinde intifa hakkı kurulabilir.


(2) İntifa hakkı, aksi kararlaştırılmadıkça, sahibine üzerinde
kurulduğu gemiden tam yararlanma yetkisini sağlar.


(3) Akdî intifa hakkının kurulmasında 1015 inci madde hükmü
uygulanır.


 


B) Uygulanacak hükümler


MADDE 1060- (1) Sicile kayıtlı gemi üzerindeki
intifa hakkı Türk Medenî Kanununun taşınmazlar üzerindeki intifa hakkı hükümlerine
tabidir.


(2) İntifa hakkı ile gemi ipotekleri arasındaki ilişkiler
Türk Medenî Kanununun 869 uncu maddesi hükmüne tabidir. Aynı tarihle kaydedilmiş
bulunan haklar aynı derecededir. Gemi ipoteğinin derecelerinin değiştirilmesi ve
ipoteğin malike karşı alacaklıya sağladığı hakların zamanaşımına uğraması ile ilgili
hükümler burada da uygulanır.


 


İKİNCİ KISIM


Donatan ve Donatma İştiraki


A) Donatan


I- Tanımı


MADDE 1061- (1) Donatan, gemisini menfaat
sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikine denir.


(2) Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla
suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle
olan ilişkilerinde donatan sayılır. Malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı
sıfatıyla bir istemde bulunan kişiyi, bu işletilme malike karşı haksız ve alacaklı
da kötüniyet sahibi olmadıkça, hakkını istemekten engelleyemez.


 


II- Gemi adamlarının kusurlarından doğan
sorumluluğu


MADDE 1062- (1) Donatan, gemi adamlarının,
zorunlu danışman kılavuzun veya isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken
işledikleri kusur sonucunda üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumludur. Ancak,
donatan, yolculara ve yükle ilgili kişilere karşı, taşıyanın gemi adamlarının kusurundan
doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur.


(2) Donatanın, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu sorumluluğun
sınırlandırılmasına ilişkin milletlerarası sözleşmelerden doğan sorumluluğunu sınırlandırma
hakkı saklıdır.


 


III- Yetkili mahkeme


MADDE 1063- (1) Donatan aleyhine, bu sıfatı
dolayısıyla, herhangi bir alacaktan dolayı geminin bağlama limanının bulunduğu yer
mahkemesinde de dava açılabilir.


 


B) Donatma iştiraki


I- Tanımı


MADDE 1064- (1) Birden çok kişinin paylı
mülkiyet şeklinde malik oldukları bir gemiyi, menfaat sağlamak amacıyla aralarında
yapmış oldukları sözleşme gereğince, hepsi adına ve hesabına suda kullanmaları hâlinde
donatma iştiraki vardır.


(2) Tek başına bir geminin maliki veya işletme hakkına
sahip olan ticaret şirketleri veya diğer tüzel kişiler hakkında donatma iştirakine
ilişkin hükümler uygulanmaz.


 


II- İştirakin tescili


MADDE 1065- (1) Donatma iştirakinin yapılmasını
izleyen onbeş gün içinde iştirak, ticaret ve gemi sicillerine tescil edilir.


(2) Ticaret ve gemi sicillerine;


a) Paydaş donatanların adları, yerleşim yerleri ve vatandaşlıkları,


b) İştirakin unvanı ve merkezi,


c) İştirakin konusu,


d) Her paydaş donatanın gemi payının miktarı,


e) İştiraki temsile yetkili kişilerin
ad ve soyadları ile bunların yalnız başlarına mı yoksa birlikte mi imza atmaya yetkili
oldukları,


kaydedilir.


 


III- Paydaş donatanlar arasındaki ilişkiler


MADDE 1066- (1) Paydaş donatanlar arasındaki
hukuki ilişkiler ile donatma iştirakinin temsili, paydaşlar arasındaki sözleşme
hükümlerine tabidir. Sözleşmede hüküm bulunmayan durumlarda, 1067 ilâ 1087 nci
maddeler uygulanır.


 


IV- İştirakin yönetimi ve temsili


1. Kararlar


MADDE 1067- (1) İştirakin işleri paydaş donatanların
oy çoğunluğu ile verecekleri kararlara göre yürütülür. Her paydaş donatanın sahip
olduğu oy hakkı, onun gemideki payı veya paylarının miktarına göre belirlenir. Kararın
lehinde oy verenlerin, tüm payların yarısından fazlasına sahip olmaları hâlinde
oy çoğunluğu gerçekleşmiş sayılır.


(2) Donatma iştiraki sözleşmesinin değiştirilmesine ilişkin
veya bu sözleşmeye aykırı ya da iştirakin amacına yabancı kararlar oybirliği ile
alınır.


 


2. Gemi müdürü


a) Atanması ve görevden alınması


MADDE 1068- (1) Donatma iştirakinin işlerinin
görülmesi için oy çoğunluğu ile bir gemi müdürü atanabilir. Paydaş donatanlardan
olmayan bir gemi müdürünün atanması için oybirliği şarttır.


(2) Gemi müdürü, sözleşmenin feshinden doğan hakları
saklı kalmak üzere, her zaman oy çoğunluğuyla görevden alınabilir.


(3) Gemi müdürünün atanması ve görevden alınması ticaret
ve gemi sicillerine tescil olunur.


 


b) Yönetim yetkisi


MADDE 1069- (1) Gemi müdürünün yönetme hakkı
1070 inci maddeye tabidir. Ancak, olağanüstü tamirler veya kaptanın atanması ve
görevden alınması için önceden donatma iştirakinin kararının alınması gerekir.


(2) Gemi müdürü, iştirak tarafından yetkilerinin kapsamına
getirilen sınırlamalara uymakla yükümlüdür. Bunun dışında, alınan kararlara göre
hareket etmek ve bu kararları uygulamak zorundadır.


 


c) Temsil yetkisi


aa) Kapsamı


MADDE 1070- (1) Gemi müdürü, bu sıfatla iştirakin
olağan işlerinin gerektirdiği bütün işlemleri ve hukuki tasarrufları üçüncü kişilerle
yapmaya ve bu işler dolayısıyla ödenen paraları toplamaya yetkilidir. Gemi müdürünün
temsil yetkisine, özellikle geminin donatılmasına ve bakımına ilişkin işlem ve tasarruflar
ile navlun sözleşmelerinin yapılması ve geminin, navlunun, donatma giderlerinin
ve müşterek avaryadan doğan alacakların sigorta ettirilmesi dâhildir.


(2) Kaptan, sadece gemi müdürünün emir ve talimatlarına
uymakla yükümlü olup, paydaş donatanlardan herhangi birinin vereceği talimata uymak
zorunda değildir.


(3) Gemi müdürü bu madde uyarınca yapmaya yetkili olduğu
işlerden doğan uyuşmazlıklar dolayısıyla açılan davalarda ve girişilen takiplerde
iştiraki temsile de yetkilidir.


(4) Gemi müdürü, kendisine özel bir yetki verilmedikçe,
iştirak veya paydaş donatanlardan birinin veya birkaçının adına kambiyo taahhüdünde
bulunamayacağı veya ödünç para alamayacağı gibi gemi veya gemi payları üzerinde
bunları satmak veya rehnetmek suretiyle tasarrufta da bulunamaz.


 


bb) Hükümleri


MADDE 1071- (1) Gemi müdürünün bu sıfatla
kanuni yetkileri çerçevesinde yaptığı hukuki işlemlerden doğan bütün hak ve borçlar
iştirake aittir.


 


cc) Sınırlandırılması


MADDE 1072- (1) Gemi müdürünün kanuni temsil
yetkisinin sınırlandırılması, donatma iştiraki tarafından ancak işlemin yapıldığı
anda bunu bilen üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.


 


d) Yükümlülükleri


aa) Özen yükümlülüğü


MADDE 1073- (1) Gemi müdürü, donatma iştirakinin
işlerini yaparken tedbirli bir donatanın özenini göstermek zorundadır.


 


bb) Defter tutma ve belgeleri saklama
yükümlülüğü


MADDE 1074- (1) Gemi müdürü, iştirak işlerine
ilişkin ayrı bir defter tutmak ve iştirak işleri dolayısıyla aldığı belgeleri ve
verdiği belgelerin suretlerini düzenli bir şekilde saklamak zorundadır.


 


cc) Bilgi ve hesap verme yükümlülüğü


MADDE 1075- (1) Gemi müdürü, paydaş donatanlardan
her birine, istemi üzerine, donatma iştirakine ait işler hakkında bilgi vermek ve
iştirake ait bütün defterlerle belgeleri göstermek zorundadır.


(2) Donatma iştirakinde gemi müdürünün hesap vermesine
her zaman karar verilebilir. Gemi müdürünün verdiği hesabın çoğunluk tarafından
onaylanması ve gördüğü işlerin uygun bulunması, bu karara karşı oy verenlerin itiraz
haklarını düşürmez.


 


V- Kazanca ve zarara katılma


MADDE 1076- (1) İştirakin kazancı ve zararı,
paydaş donatanlara gemideki paylarına göre dağıtılır.


(2) Kazanç ve zarar hesabı ile kazancın dağıtılması takvim
yılı sonunda yapılır.


 


VI- Giderlere katılma


MADDE 1077- (1) Paydaş donatanlardan her
biri iştirakin giderlerine, özellikle geminin donatılması ve tamiri giderlerine,
gemideki payları oranında katılmak zorundadır.


(2) Paydaş donatanlardan biri kendisine düşen gider payını
ödemez ve bu para diğer paydaş donatanlar tarafından onun hesabına avans olarak
verilirse, borçlu paydaşın temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü, avansların verildiği
tarihten itibaren başlar. Avansın ödenmesinin, borçlu paydaşa ait gemi payı veya
payları üzerinde, avans veren paydaş donatanlar bakımından doğurduğu sigortalanabilir
menfaatin sigorta ettirilmesi hâlinde, sigorta giderleri de borçlu paydaş donatana
ait olur.


 


VII- Paydaş donatanların şahsında değişiklik


MADDE 1078- (1) Paydaş donatanlardan birinin
şahsında meydana gelecek bir değişiklik, donatma iştirakinin devamına engel olmaz.


(2) Paydaş donatanlardan hiçbiri iştirakten çıkarılamaz.


 


VIII- Paydaş donatan olan kaptan


MADDE 1079- (1) Kaptan
paydaş donatanlardan biri ise, işine onayı olmaksızın son verildiğinde, paydaş donatanlarla
yaptığı sözleşme gereğince iştirakte donatan sıfatıyla sahip olduğu payın, diğer
donatanlar tarafından, bilirkişilerce biçilecek değerinin ödenmesi suretiyle satın
alınmasını isteyebilir. Kaptan, haklı bir sebep olmaksızın istemini ileri sürmekte
gecikirse, hakkı düşer.


 


IX- Paydaş donatanların sorumluluğu


1. İştirakin borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı sorumluluğu


MADDE 1080- (1) Deniz alacaklarından sorumluluğun
sınırlandırılmasıyla ilgili hükümler saklı kalmak üzere, paydaş donatanlar, iştirakin
borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı iştirak payları oranında şahsen sorumludurlar.


 


2. İştirak payının devredilmiş olması
hâlinde


MADDE 1081- (1) İştirak
payını devreden paydaş donatan, iktisap edenle birlikte devri diğer donatanlara
veya gemi müdürüne bildirmedikçe, onlarla olan ilişkilerinde paydaş donatan sayılır
ve bu bildirimden önce doğan bütün borçlardan dolayı onlara karşı paydaş donatan
sıfatıyla sorumlu olmakta devam eder. İştirak payını iktisap eden kişi de iktisap
anından itibaren diğer paydaş donatanlarla olan ilişkilerinde paydaş donatan sıfatı
ile sorumlu olur.


(2) Donatma iştiraki sözleşmesi hükümleri ile iştirak tarafından
verilen kararlar ve girişilmiş işler, devredeni ne ölçüde bağlıyorsa, iktisap edeni
de o ölçüde bağlar. İktisap edenin tekeffül bakımından devredene karşı sahip olduğu
haklar saklı kalmak şartıyla, diğer paydaş donatanlar, devredenin paydaş donatan
sıfatıyla devrettiği payına ilişkin olmak üzere ona düşen borçları, iktisap edene
karşı da takas edebilirler.


(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, bir iştirak payının
cebrî icra yolu ile iktisabı hâlinde de uygulanır.


 


X- Sona ermesi


1. Sona erme sebepleri


a) Fesih kararı


MADDE 1082- (1) Donatma iştiraki, çoğunluk
kararı ile fesih olunabilir. Geminin devri hakkındaki karar da iştirakin feshi kararı
hükmündedir.


 


b) Çıkmak isteyen ortağın fesih istemi


MADDE 1083- (1) Paydaş donatanlardan her
biri, haklı bir sebebe dayanarak iştirakten çıkmasına izin verilmesini isteyebilir.
İştirakten çıkmasına izin verilmeyen paydaş donatan, haklı sebeplere dayanarak mahkemeden
iştirakin feshini isteyebilir.


(2) Dürüstlük kuralına göre paydaş
donatanın iştirakte kalmasını ondan beklenilemeyecek derecede zorlaştıran olaylar
haklı sebep sayılır. Sadece çıkmak isteyen paydaş donatanın şahsını ilgilendiren
ve diğer paydaş donatanlardan hiçbiri için sözleşmeye aykırılık oluşturmayan olaylar,
haklı sebep olarak kabul edilemez.


(3) Mahkeme haklı sebebi ispatlanmış görürse, davacının
iştirak payına bilirkişilerce biçilecek olan değerin diğer paydaş donatanlar tarafından
ödenip devralınması için onlara uygun bir süre verir. Her paydaş donatanın, davacı
paydaş donatanın payını, kendi payı oranında devralmak hakkı vardır. Mahkemece verilen
süre içinde davacı paydaş donatanın payı devralınmadığı takdirde, mahkeme iştirakin
feshine karar verir.


(4) Bu madde hükümlerinin paydaş donatanlar aleyhine değiştirilmesi
sonucunu doğuran sözleşme şartları geçersizdir.


 


c) İştirakin iflası


MADDE 1084- (1) Donatma iştiraki hakkında
iflasın açılmasıyla da iştirak sona erer.


 


2. Sona ermeyi gerektirmeyen hâller


MADDE 1085- (1) Paydaş donatanlardan birinin
ölümü veya iflası, donatma iştirakinin sona ermesine sebep olmaz.


 


XI- Tasfiye


MADDE 1086- (1) Donatma iştirakinin feshi
yahut geminin devri kararlaştırılmışsa, gemi açık artırmayla satılır ve iştirak
tasfiye olunur. Geminin tamir kabul etmez veya tamire değmez bir hâlde bulunduğu
mahkeme kararıyla saptanmadıkça satış, ancak gemi, bağlama limanında veya bir Türk
limanında bulunup da yerine getirmekle yükümlü olduğu bir navlun sözleşmesiyle henüz
bağlı bulunmadığı bir sırada yapılabilir. Satış şekli ve şartları, paydaş donatanların
oybirliğiyle değiştirilebilir.


(2) Satış şekli ve şartları veya tasfiye memurunun atanması
hususunda paydaş donatanların uzlaşamamaları veya feshe mahkemece karar verilmiş
olması hâlinde, mahkeme gemiyi satmak ve iştiraki tasfiye etmek üzere bir tasfiye
memuru atar. Bu memurun hakları, görevleri ve sorumluluğu hakkında kollektif şirket
tasfiye memurları hakkındaki hükümler kıyas yoluyla uygulanır.


 


XII- Yetkili mahkeme


MADDE 1087- (1) Paydaş donatanlar aleyhine
bu sıfatları dolayısıyla diğer paydaş donatanlar veya üçüncü kişiler tarafından
herhangi bir alacaktan dolayı geminin bağlama limanının bulunduğu yer mahkemesinde
de dava açılabilir.


(2) Davanın paydaş donatanlardan biri veya birkaçı aleyhine
açılmış olması hâlinde de aynı hüküm uygulanır.


 


ÜÇÜNCÜ KISIM


Kaptan


A) özen yükümlülüğü


MADDE 1088- (1) Kaptan, bütün işlerinde,
özellikle ifası kendisine düşen sözleşmelerin yerine getirilmesinde tedbirli bir
kaptan gibi hareket etmek zorundadır.


 


B) Sorumluluğu


MADDE 1089- (1) Kaptan, kusuruyla yol açtığı
zararlardan, özellikle bu Kısım ile diğer Kısımlarda belirtilen görevlerini yapmamasından
doğacak zararlardan dolayı, yolcular da dâhil, gemi ve eşyayla ilgili herkese karşı
sorumludur.


(2) Donatanın emrine uyması kaptanı sorumluluktan
kurtarmaz.


(3) Durumu bilerek kaptana emir vermiş olan donatan da
sorumludur.


(4) Kaptanın, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu sorumluluğun
sınırlandırılmasına ilişkin milletlerarası sözleşmelerden doğan sorumluluğunu sınırlandırma
hakkı saklıdır.


 


C) Görevleri


I- Geminin elverişliliği ile ilgili olarak


1. Geminin denize ve yola elverişli olup olmadığına dikkat etme


MADDE 1090- (1) Kaptan, yola çıkmadan önce
geminin denize ve yola elverişli olmasına ve gemiye, gemi adamlarına ve yüke ait
belgelerin gemide bulunmasına dikkat etmek zorundadır.


 


2. Geminin yüklemeye ve boşaltmaya elverişli
olup olmadığına dikkat etme


MADDE 1091- (1) Kaptan, yükleme ve boşaltma
araçlarının kullanılma amaçlarına uygun durumda olmasına ve istifin, özel istifçiler
tarafından yapılsa bile, denizcilikte geçerli olan kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirilmesine
dikkat etmek zorundadır.


(2) Kaptan, denizcilikte geçerli olan kurallar uyarınca;
geminin aşırı derecede yüklenmemesine, gerekli safranın gemide bulunmasına ve geminin
ambarlarının taşınacak olan eşyayı kabule ve korumaya elverişli bir şekilde donatılmış
olmasına dikkat etmek zorundadır.


 


II- Yabancı mevzuata uyma


MADDE 1092- (1) Kaptan, yabancı bir ülkede
bulunduğu sırada o ülke devletinin mevzuatına, özellikle kolluk, vergi ve gümrük
kurallarına uymamasından doğan zararları tazmin ile yükümlüdür.


(2) Kaptan, gemisine harp kaçağı niteliğine sahip olduğunu
bildiği veya bilmesi gereken eşyayı yüklemesi sebebiyle ortaya çıkan zararı da tazmin
ile yükümlüdür.


 


III- Yola çıkma


MADDE 1093- (1) Kaptan, gemi kalkmaya hazır
olunca, elverişli ilk fırsatta yola çıkmak zorundadır.


(2) Kaptan, hastalık veya diğer bir sebepten dolayı gemiyi
yönetemeyecek durumda olsa bile, geminin kalkmasını veya yolculuğun devamını, uygun
görülemeyecek bir şekilde geciktiremez. Böyle bir durumda kaptan, durumun gereklerine
göre donatandan talimat alması mümkünse, vakit geçirmeden ona engelleri bildirip
talimat gelinceye kadar gereken önlemleri almak; aksi takdirde yerine başka bir
kişiyi kaptan olarak bırakmak zorundadır. Kaptan, seçiminde kusurlu olmadıkça, kendisine
vekâlet eden kaptanın fiillerinden dolayı sorumlu tutulamaz.


 


IV- Gemide hazır bulunma


MADDE 1094- (1) Yükleme başladıktan boşaltma
bitinceye kadar zorunlu bir sebep bulunmadıkça kaptan, ikinci kaptanla birlikte
aynı zamanda gemiden ayrılamaz. Kaptan ayrılmak zorunda kalırsa, ayrılmadan önce
zabitler veya tayfalar arasından uygun birisini yerine vekil bırakmakla yükümlüdür.


(2) Bu hüküm, geminin güvenli olmayan bir limanda veya
demirleme yerinde bulunduğu zamanda, yükleme başlamadan önce ve boşaltma bittikten
sonra da uygulanır.


(3) Kaptan, yakın bir tehlikenin var olması hâlinde veya
gemi denizde bulunduğu sırada, gemiden ayrılmasını haklı gösteren bir zorunluluk
olmadıkça, gemide kalmakla yükümlüdür.


 


V- Kaptanın gemi zabitlerine danışması


MADDE 1095- (1) Kaptan, bir tehlikenin varlığı
hâlinde, gemi zabitlerine danışmaya gerek görse bile, onların verdikleri kararla
bağlı olmayıp alacağı önlemlerden daima kendisi sorumlu olur.


 


VI- Gemi jurnali


1. Tutma yükümlülüğü


MADDE 1096- (1) Her gemide gemi jurnali denilen
bir defter tutulur. Bu deftere her yolculukta eşya veya safranın yüklenmeye başlanması
anından itibaren geçecek belli başlı olaylar yazılır.


(2) Gemi jurnali, kaptanın gözetimi altında, ikinci kaptan
tarafından ve onun mazereti hâlinde bizzat kaptan veya kaptanın gözetimi altında
olmak şartıyla ehil bir gemi adamı tarafından tutulur.


(3) Bir liman içinde yolculuk yapan küçük gemilerde jurnal
tutmak yükümlülüğü yoktur.


 


2. İçeriği


MADDE 1097- (1) Gemi jurnaline, engel bulunmadıkça,
aşağıdaki hususlar günü gününe yazılır:


a) Meteorolojik veriler, özellikle hava ve rüzgâr durumu.


b) Geminin izlediği rota ve aldığı yol.


c) Geminin bulunduğu enlem ve boylam dairesi.


d) Sintinelerdeki su yüksekliği.


e) İskandil edilen su derinliği.


f) Kılavuz alınması ve kılavuzun gemiye girdiği ve ayrıldığı
saatler.


g) Gemi adamları arasındaki değişiklikler.


h) Gemi veya eşyanın uğradığı bütün kazalar ve bunların
ayrıntılı açıklaması.


i) Gemide işlenen suçlar ve 25/4/2006 tarihli 5490 sayılı
Nüfus Hizmetleri Kanunu hükümleri saklı kalmak üzere, gemideki doğum ve ölüm olayları.


(2) Gemi jurnali kaptan ve ikinci kaptan tarafından imzalanır.



 


VII- Deniz raporu


1. Düzenlenmesi istemine yetkili olanlar


MADDE 1098- (1) Kaptan, yolculuk sırasında
gemiyi veya taşınan eşyayı ilgilendiren veya başkaca bir maddi zarar doğurması muhtemel
olan bir kaza meydana geldiğinde, gemi zayi olsa bile, bir deniz raporu düzenlenmesini
istemeye yetkili ve kendisinden istendiği takdirde buna zorunludur. Deniz raporunun
düzenlenmesini donatan veya ilgisi olduğunu ispat eden herkes isteyebilir. Deniz
raporunun, vakit kaybetmeksizin aşağıda belirtilen yerlerden birinde düzenlenmesi
istenebilir:


a) Varma limanında ve eğer varma limanı birden çok ise,
kazadan sonra varılan ilk limanda.


b) Gemi tamir edildiği veya eşya boşaltıldığı takdirde
barınma limanında.


c) Yolculuk geminin batması yüzünden veya diğer bir sebepten
varma limanına ulaşmadan biter ise, kaptanın veya ona vekâlet eden kişinin uğradığı
ilk elverişli yerde.


(2) Kaptan ölür veya deniz raporu düzenlettiremeyecek bir
hâlde bulunursa, gemide kaptandan sonra en yüksek rütbeli zabit tespit yaptırmak
zorundadır.


(3) Denizde can ve mal koruma hakkındaki mevzuat hükümleri
saklıdır.


(4) Deniz raporu, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde
mahkemelerce düzenlenir. Diğer yerlerde, Türk Bayraklı gemiler için yerel mevzuat
hükümleri saklı kalmak üzere Türk konsoloslukları, deniz raporu düzenler.


 


2. Tespit edilecek konular


MADDE 1099- (1) Yolculuğun önemli olayları,
özellikle kazalar ve zararın önüne geçilmesi veya azaltılması için alınan önlemler
tam ve açık olarak mahkemece veya konsoloslukça tespit edilir.


 


3. Usul


MADDE 1100- (1) Tespit için kaptan, bütün
gemi adamlarının ad ve soyadlarını gösteren bir cetvel, gemi jurnali ve olayla ilgili
mevcut diğer belgelerle birlikte 1098 inci maddede belirtilen mahkemeye veya konsolosluğa
başvurur.


(2) Başvuru üzerine mahkeme veya konsolosluk, tespit için
mümkün olduğu kadar yakın bir gün belirler ve bunu uygun olan bir şekilde ilan eder.
Ancak, gecikmesinde sakınca görülen hâllerde ilandan vazgeçilebilir.


(3) Gemi veya yükle ilgili olanlarla kaza ile ilgili diğer
kişiler, mahkemede veya konsoloslukta bizzat bulunabilecekleri gibi, bir vekil de
bulundurabilirler.


(4) Kaptan, gemi jurnaline dayalı olarak gerekli açıklamalarda
bulunur. Gemi jurnali, mahkemeye veya konsolosluğa getirilemiyorsa veya tutulması
zorunlu değilse, bu hâllerin sebepleri bildirilmelidir.


(5) Hâkim veya konsolos, gerek gördüğünde gemi adamlarından
mahkemeye gelmemiş olanları dinleyebileceği gibi, olayların yeterince anlaşılması
için kaptan ve diğer gemi adamlarına istediğini de sorabilir.


(6) Kaptana, diğer gemi adamlarına ve olayla ilgisi bulunanlara
doğru söylemeleri gerektiği ihtar olunur.


 


4. Tutanağın aslının saklanması


MADDE 1101- (1) Tutanağın aslı mahkemece
veya konsoloslukça saklanır. İlgililerden isteyenlere onaylanmış örnekleri verilir.


 


VIII- Donatanın menfaatlerini koruma


MADDE 1102- (1) Kaptan, gemi zayi olsa bile,
gerektiği sürece donatanın menfaatlerini korumakla yükümlüdür.


 


D) Kanundan doğan temsil yetkisi


I- Donatanın temsilcisi sıfatıyla


1. Kapsamı


a) Gemi bağlama limanında bulunduğu sırada


MADDE 1103- (1) Gemi henüz bağlama limanında
bulunduğu sırada kaptanın yapmış olduğu hukuki işlemler donatanı bağlamaz; meğerki,
kaptan kendisine ayrıca verilmiş özel bir yetkiye dayanarak hareket etmiş veya borç,
diğer bir özel borçlandırıcı sebepten doğmuş olsun.


(2) Kaptan bağlama limanında da gemi adamı tutmaya
yetkilidir.


 


b) Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu
sırada


MADDE 1104- (1) Gemi bağlama limanı dışında
bulunduğu sırada kaptan, bu sıfatla, geminin donatılmasına, yakıt ve kumanyasına,
gemi adamlarına, geminin denize, yola ve yüke elverişli bir hâlde tutulmasına ve
genel olarak yolculuğun güvenli bir şekilde sürdürülmesine ilişkin her türlü işlem
ve tasarrufları üçüncü kişilerle donatan adına yapmaya yetkilidir.


(2) Taşıma sözleşmeleri yapmak ve görevlerine giren hususlarda
dava açmak da kaptanın yetkisi kapsamındadır.


(3) Yabancı bayraklı gemilerde, geminin malikine veya kiracısına
açılacak her türlü dava veya takip, onlar hakkında geçerli olmak üzere kaptana da
yöneltilebilir.


 


c) Kredi işlemleri


MADDE 1105- (1) Kaptan, ancak gemiyi korumak
veya yolculuğu yapmak için zorunluluk bulunması hâlinde ve bu ihtiyaçların karşılanabilmesi
için gerekli olan miktarda ödünç para veya veresiye mal almaya ve benzeri kredi
işlemlerini yapmaya yetkilidir.


(2) Birinci fıkrada kaptanın yapmaya yetkili olduğu belirtilen
işlemlerin geçerliği, onun seçtiği işlemin amaca uygun veya bu işlemle sağlanan
para veya diğer şeylerin fiilen geminin korunması veya yolculuk yapmak için kullanılmış
olup olmamasına bağlı değildir. Üçüncü kişi, kaptanın yetkisiz olduğunu veya sağlanan
krediyi başka bir amaçla kullanma niyetinin bulunduğunu biliyorsa yahut bunları
bilmemesi ağır bir ihmal oluşturuyorsa, kaptanın yaptığı işlem donatanı bağlamaz.


(3) Kaptanın kambiyo taahhütlerinden dolayı donatanın şahsen
sorumlu tutulması, ona donatan tarafından açık bir temsil yetkisi verilmiş bulunmasına
bağlıdır.


 


2. Temsil yetkisinin sınırlandırılması


MADDE 1106- (1) Kaptanın kanundan doğan temsil
yetkisini sınırlandırmış olan donatan, bu sınırlandırmalara kaptanın uymadığını,
sadece bunları bilen kişilere karşı ileri sürebilir.


 


3. Fesihten sonra kaptanın yetkilerinin
kaldırılması


MADDE 1107- (1) Kaptanla yaptığı sözleşmenin
feshini bildiren donatan, kaptanın, feshi bildirim süresi içinde, yetkilerini kullanmasını
yasaklayabilir.


 


4. Kaptanın vekâletsiz iş görmesi


MADDE 1108- (1) Vekâleti olmadan donatan
hesabına kendi parasından avans veren veya kendi adına borçlanan kaptan, donatandan
olan tazminat alacağı bakımından üçüncü kişiler durumundadır.


 


5. Donatanın kaptanın yaptığı işlemlerden
doğan sorumluluğu


MADDE 1109- (1) Donatan, kaptanın onun adına
hareket ettiğini bildirerek veya bildirmeyerek, gemiyi sevk ve idare eden kişi sıfatıyla
kanuni yetkileri dâhilinde yaptığı hukuki işlemlerden dolayı üçüncü kişilere karşı
hak iktisap eder ve borç altına girer.


(2) Kaptan, ifasını ayrıca üstlenmedikçe veya kanuni
yetkilerini aşmadıkça, yapmış olduğu işlemlerden dolayı şahsen borç altına girmez.
Kaptanın 1088 ve 1089 uncu maddelerden kaynaklanan sorumluluğu saklıdır.


 


6. Kaptanın donatana karşı hak ve yükümlülükleri


MADDE 1110- (1) Donatan tarafından sınırlandırılmış
olmadıkça, kaptan ile donatan arasındaki ilişkilerde de kaptanın yetkilerinin kapsamı,
1103 ilâ 1105 inci maddelerde yer alan hükümlere tabidir.


(2) Kaptan; donatana geminin durumu, yolculuk sırasında
meydana gelen olaylar, yaptığı sözleşmeler ve açılan davalar hakkında düzenli şekilde
bilgi vermekle yükümlü olduğu gibi, şartlar elverdikçe bütün önemli işlerde, özellikle
1105 inci maddede yazılı durumlarda, yolculuğun değiştirilmesi veya kesilmesi gerektiğinde
ve olağanüstü tamirler ile alımlarda donatandan talimat istemek zorundadır.


(3) Kaptan, elinde donatana ait yeterli miktarda para bulunsa
bile, olağanüstü tamirleri ve alımları, ancak zorunluluk hâlinde yapabilir.


(4) Kaptan, geminin bağlama limanına dönüşünde veya her
isteyişinde donatana hesap vermek zorundadır.


(5) Kaptan; taşıtandan, yükletenden ve gönderilenden ödül
veya tazminat gibi her ne ad altında olursa olsun navlun dışında aldığı bütün paraları
da donatanın hesabına alacak yazmak zorundadır.


 


II- Kendi hesabına gemiye eşya yükleme
yasağı


MADDE 1111- (1) Kaptan, donatanın muvafakati
olmaksızın kendi hesabına gemiye eşya yükleyemez. Bu yasağa uymadığı takdirde, kaptan
bu gibi yolculuklarda benzer eşya için, yükleme yerinde ve zamanında istenebilecek
en yüksek navlunu donatana ödemeye zorunludur. Donatanın kaptanın ödediği navlunun
karşılamadığı zararı için tazminat isteme hakkı saklıdır.


 


III- Yükle ilgili olanların menfaatlerini
koruma yükümlülüğü


1. Genel olarak


MADDE 1112- (1) Kaptan, yolculuk esnasında
yükle ilgili olanların menfaati gereği eşyanın en iyi şekilde korunması için mümkün
olan özeni göstermekle yükümlüdür.


(2) Kaptan, bir zararın önüne geçilmesi veya azaltılması
için özel önlemlerin alınması gerektiğinde, yükle ilgililerin menfaatlerini göz
önünde bulundurmaya ve mümkünse talimatlarını almaya ve durumun gereğine göre bu
talimatları yerine getirmeye zorunludur. Talimat alınması mümkün olmadığı takdirde,
kaptan kendi takdirine göre hareket eder; ancak yükle ilgili olanları, bu gibi durumlardan
ve alınan önlemlerden gecikmeksizin bilgilendirmek için üzerine düşeni yapar.


(3) Kaptan, bu gibi durumlarda eşyayı tamamen veya
kısmen boşaltmaya ve eşyanın bozulması yüzünden veya diğer sebeplerden ileri gelebilecek
büyük bir zararın başka surette önüne geçilemeyeceği anlaşılıyorsa, eşyayı satmaya;
korunması yahut daha ileri götürülmesi için gereken parayı sağlamak için rehnetmeye
yetkilidir.


(4) Kaptan, yükle ilgili olanların zamanında bizzat yapabilecek
durumda olmamaları koşuluyla, eşyanın zıyaından ve hasara uğramasından doğan istem
haklarını, mahkemelerde veya mahkeme dışında kendi adına kullanmaya yetkilidir.


 


2. Rotadan sapma


MADDE 1113- (1) Yolculuğun izlenen rota üzerinde
sürdürülmesini umulmayan bir hâl engellerse, kaptan durumun gereklerine ve imkânlar
çerçevesinde uygulamaya zorunlu olduğu talimata göre, yolculuğa, başka bir rota
üzerinde devam edebileceği gibi kısa veya uzun bir süre için ara verebilir veya
kalkma limanına geri dönebilir.


(2) Navlun sözleşmesinin sona ermesi hâlinde kaptan, 1211
inci madde hükümlerine göre hareket eder.


 


3. Eşya üzerinde tasarruf yetkisi


a) Genel olarak


MADDE 1114- (1) 1112 nci maddede yazılı hâller
dışında kaptan, ancak yolculuğun devamı için zorunluluk bulunduğu takdirde, eşya
üzerinde onu satmak, rehnetmek veya kullanmak suretiyle tasarrufta bulunabilir.


 


b) Müşterek avarya hâlinde


MADDE 1115- (1) Kaptan, para ihtiyacı müşterek
avaryadan kaynaklanmış olup da bunu karşılamak için değişik önlemlerden birine başvurabilecek
durumda bulunuyor ise, bunlardan ilgililere en az zarar verecek olanını seçmek zorundadır.


 


c) Diğer hâllerde


MADDE 1116- (1) Müşterek avarya hâli bulunmadığı
takdirde, kaptan, sadece, para ihtiyacı başka yolla karşılanamıyorsa veya diğer
önlemlerin alınması donatan yönünden katlanılamayacak bir zararın doğmasına sebebiyet
verecekse, eşyayı satabilir, rehnedebilir veya diğer bir şekilde eşya üzerinde tasarrufta
bulunabilir.


 


d) Kaptanın işlemlerinin donatanı bağlaması


MADDE 1117- (1) Kaptan eşya üzerinde 1116
ncı maddede yazılı olduğu şekilde tasarruf ettiği takdirde, donatan, bundan zarar
gören yükle ilgili kişilerin uğradıkları zararı tazmin ile yükümlüdür.


(2) Donatanın ödeyeceği tazminat hakkında 1186 ncı madde
hükmü uygulanır. Eşyanın satışı sonucunda elde edilen net satış bedeli 1186 ncı
maddede yazılı değeri aşarsa, onun yerine net satış bedeli geçer.


 


4. Dış ilişkide işlemlerin geçerliği


MADDE 1118- (1) Kaptanın, 1112, 1114, 1115
ve 1117 nci maddelere göre yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olup olmadığı, 1105
inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenir.


 


DÖRDÜNCÜ KISIM


Deniz Ticareti Sözleşmeleri


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Gemi Kira Sözleşmeleri


A) Tanımı ve türleri


MADDE 1119- (1) Gemi kira sözleşmesi,
kiraya verenin belirli bir süre için geminin kullanılmasını, kira bedeli karşılığında,
kiracıya bırakmayı üstlendiği bir sözleşmedir.


(2) Kiraya verenin, gemi ile birlikte gemi adamlarını
da kiracının emrine vermeyi üstlenmesi, sözleşmenin niteliğini değiştirmez.


 


B) Gemi kira senedi


MADDE 1120- (1) Gemi kira sözleşmesinin
taraflarından her biri, giderini vermek koşuluyla, sözleşme şartlarını içeren ve
gemi kira çarter partisi olarak adlandırılan bir gemi kira senedi düzenlenmesini
ve kendisine verilmesini isteyebilir.


 


C) Sicile şerh


MADDE 1121- (1) Sözleşmede
aksi kararlaştırılmadıkça, taraflar, gemi kira sözleşmelerinin Türk Gemi Siciline
veya 941 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığı tarafından tutulan özel sicile şerhini isteyebilirler.


(2) Bu şerh, sonraki maliklere, kiracının
gemi kira sözleşmesindeki koşullar çerçevesinde, gemiyi kullanmasına izin vermek
zorunluluğunu yükler.


 


D) Hüküm ve sonuçları


I- Geminin kullanılmasından doğan istemler


MADDE 1122- (1) Kiracı, üçüncü kişilerin,
geminin işletilmesinden dolayı, kiraya verene karşı yöneltecekleri tüm istemleri
karşılamak yükümlülüğü altındadır.


 


II- Geminin teslimi


MADDE 1123- (1) Kiraya veren, kiralanan
gemiyi kararlaştırılan tarihte ve yerde denize elverişli ve sözleşme ile güdülen
amaca uygun bir şekilde kullanmaya hazır olarak kiracıya teslim etmekle yükümlüdür.


 


III- Giderler


MADDE 1124- (1) Geminin ayıplarından
doğan tamirler ile bu yüzden değiştirilen parçaların giderleri kiraya verene aittir.


(2) Geminin, ayıbından dolayı yirmidört saatten fazla bir
süre hareketsiz kalması hâlinde, aşan süre için kira bedeli ödenmez, ödenmiş ise
geri verilir.


(3) Geminin bakımı ve birinci fıkra kapsamına girmeyen
tamirleri ile parçalarının değiştirilmesi ve işletilmesinden doğan giderler, kiracıya
aittir.


 


IV- Gemiyi kullanma hakkı


MADDE 1125- (1) Kiracı, gemiyi tahsis
amacına uygun olarak sözleşme hükümleri çerçevesinde dilediği gibi kullanabilir.


(2) Kiracı, kiraya verenin geminin donatımı için sözleşme
hükümlerine göre gemide bıraktığı her tür malzeme ve teçhizatı, sözleşmenin bitiminde
aynı nitelik ve nicelikte teslim etmek şartıyla kullanma hakkına sahiptir.


 


V- Sigorta


MADDE 1126- (1) Kiracı, geminin iadesine
kadar doğacak denizcilik ve sorumluluk rizikolarına karşı sigorta yaptırmak ve sigorta
sözleşmesinin kurulduğunu kiraya verene önceden bildirmekle yükümlüdür. Sigorta
sözleşmesinde ve poliçesinde, kiraya verenin ismen bildirilmesi ve sigortanın “kimin
olacaksa onun lehine” yaptırılması zorunludur.


 


VI- Gemi adamlarının çalıştırılması


MADDE 1127- (1) Gemi adamlarının çalıştırılmasından
doğan bütün borç ve yükümlülükler kiracıya aittir. Geminin gemi adamlarıyla birlikte
kiracının emrine verildiği kira sözleşmelerinde, gemi adamlarının çalıştırılmasından
doğan bütün borç ve yükümlülüklerden kiraya veren, kiracı ile birlikte ve müteselsilen
sorumlu olur.


 


VII- Kira ödeme borcu ve teminatı


MADDE 1128- (1) Kira bedeli, sözleşmede kararlaştırılan
zamanda, bu hususta anlaşma yoksa geminin zilyetliğinin sözleşme şartları çerçevesinde
kiracıya devredildiği günden başlamak üzere aylık olarak ve peşin ödenir.


(2) Kiraya veren, gemi kira sözleşmesinden
doğan bütün alacakları için kiracıya ait taşınır ve kıymetli evrak üzerinde Türk
Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca hapis hakkına, kiracıya ödenecek
navlun ve diğer alacaklar üzerinde aynı Kanunun 954 ilâ 961 inci maddeleri uyarınca
alacak rehnine ve kiracıya ödenecek navlunu teminat altına almak üzere 1201 inci
maddeye göre tanınan hapis hakkına sahiptir; şu kadar ki, borçlular, alacak rehni
kendilerine bildirilmediği takdirde kiracıya yapacakları ödemeyle borçlarından kurtulurlar.


 


VIII- Geminin iadesi


MADDE 1129- (1) Kiracı, sözleşme bitiminde
gemiyi, teslim aldığı hâliyle geri verir. Kiracı, gemide ve tesisatında, normal
bir kullanım tarzı sonucu meydana gelen eksiklik, değişiklik veya aşınmadan sorumlu
değildir.


(2) Sözleşmenin bitiminde gemiyi iadede geciktiği takdirde
kiracı, geciktiği sürenin ilk onbeş günü için kira bedeli üzerinden ve sonraki günler
için kira bedelinin iki katı üzerinden hesaplanacak bir tazminatı ödemekle yükümlüdür;
meğerki, kiraya veren, daha yüksek bir zarara uğradığını ispat etmiş olsun.


 


E) Uygulanacak hükümler


MADDE 1130- (1) Bu Bölümde hüküm bulunmayan
hâllerde Türk Borçlar Kanununun adi kira sözleşmeleri hakkındaki hükümleri nitelikleri
elverdiği ölçüde uygulanır.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Zaman Çarteri Sözleşmesi


A) Tanımı


MADDE 1131- (1) Zaman
çarteri sözleşmesi, tahsis edenin, donatılmış bir geminin ticari yönetimini belli
bir süre için ve bir ücret karşılığında tahsis olunana bırakmayı üstlendiği sözleşmedir.


(2) Geminin teknik yönetimini elinde bulunduran tahsis
eden, geminin zilyedi sayılır.


 


B) Zaman çarter partisi


MADDE 1132- (1) Zaman çarteri sözleşmesi
yapıldığında taraflardan her biri, giderini vererek, sözleşme şartlarını içeren
bir zaman çarter partisi düzenlenmesini ve verilmesini isteyebilir.


 


C) Tarafların hakları ve borçları


I- Tahsis edenin borçları


MADDE 1133- (1) Tahsis eden, geminin teknik
yönetimini üstlenir. Bu amaçla tahsis eden, belirlenen gemiyi;


a) Kararlaştırılan tarihte ve yerde hazır bulundurmak,


b) Sözleşme süresince gemiyi denize ve yola elverişli ve
sözleşmede belirtilen amaca uygun bir hâlde bulundurmak,


ile yükümlüdür.


 


II- Geminin ticari yönetimi


MADDE 1134- (1) Geminin, ticari yönetimi
tahsis olunana aittir.


(2) Kaptan, tahsis olunanın geminin ticari yönetimine ilişkin
olarak zaman çarteri sözleşmesi hükümleri çerçevesinde kendisine verdiği bütün talimatlara
uymak zorundadır.


 


III- Giderler


MADDE 1135- (1) Geminin ticari işletilmesinden
doğan, özellikle makinelerinin düzenli bir şekilde işlemesini sağlayacak nitelik
ve miktarda yakıtın sağlanması için gerekli giderlere olduğu gibi, tüm giderlere
tahsis olunan katlanır.


 


IV- Ücret ödeme borcu ve teminatı


MADDE 1136- (1) Tahsis ücreti, geminin
ticari yönetiminin, sözleşme şartları çerçevesinde fiilen tahsis olunana bırakıldığı
günden başlamak üzere aylık olarak ve peşinen ödenir.


(2) Geminin hareketsiz kaldığı sürenin en az yirmidört
saati geçmiş olması şartıyla, ticari bakımdan yararlanılabilir bir durumda olmadığı
süre için ücret ödenmez.


(3) Tahsis eden zaman çarteri sözleşmesinden doğan
bütün alacakları için, tahsis olunana ait taşınır ve kıymetli evrak üzerinde Türk
Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca hapis hakkına, tahsis olunana
ödenecek navlun üzerinde aynı Kanunun 954 ilâ 961 inci maddeleri uyarınca alacak
rehnine ve bu navlunu teminat altına almak üzere 1201 inci maddeye göre tanınan
hapis hakkına sahiptir; şu kadar ki, navlun borçlusu, alacak rehni kendisine bildirilmediği
takdirde tahsis olunana yapacağı ödemeyle borcundan kurtulur.


 


V- Tahsis olunanın sorumluluğu ve gemiyi
iade yükümlülüğü


MADDE 1137- (1) Tahsis olunan, geminin
ticari yönetimi dolayısıyla tahsis edenin uğradığı zararlardan sorumludur.


(2) Tahsis olunan, sözleşme bitiminde gemiyi sözleşmede
belirlenen yerde ve hâlde iade etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali hâlinde,
tahsis olunan, gecikilen zaman dilimi için, zaman çarteri sözleşmesinin bittiği
tarihte ödenmesi gereken tahsis ücretinin iki katını ödemekle yükümlüdür; meğerki,
bu yüzden daha yüksek bir zararın meydana geldiği ispat edilmiş olsun.


 


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Navlun Sözleşmesi


 


BİRİNCİ AYIRIM


Genel Hükümler


A) Navlun sözleşmesinin türleri


MADDE 1138- (1) Taşıyan, navlun
karşılığında;


a) Yolculuk çarteri sözleşmesinde eşyayı, geminin tamamını
veya bir kısmını ya da belli bir yerini taşıtana tahsis ederek;


b) Kırkambar sözleşmesinde ayırt edilmiş eşyayı,


denizde taşımayı üstlenir.


(2) Bu Bölümdeki hükümler posta idaresinin denizde eşya
taşımalarına uygulanmaz.


 


B) Yolculuk çarter partisi


MADDE 1139- (1) Yolculuk çarteri sözleşmesi
yapıldığında taraflardan her biri, giderini vererek, sözleşme şartlarını içeren
bir yolculuk çarter partisi düzenlenmesini ve kendisine verilmesini isteyebilir.


 


C) Kamaralar


MADDE 1140- (1) Geminin tamamı taşıtana tahsis
edildiğinde kamaralar hariç tutulmuş sayılır; bununla beraber taşıtanın izni olmaksızın
kamaralara eşya yükletilemez.


 


D) Taşıyanın, gemiyi denize, yola ve yüke
elverişli bulundurma yükümlülüğü


MADDE 1141- (1) Her türlü navlun sözleşmesinde
taşıyan, geminin denize, yola ve yüke elverişli bir hâlde bulunmasını sağlamakla
yükümlüdür.


(2) Taşıyan, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize,
yola veya yüke elverişli olmamasından doğan zararlardan sorumludur; meğerki, tedbirli
bir taşıyanın harcamakla yükümlü olduğu dikkat ve özen gösterilmekle beraber, eksikliği
yolculuğun başlangıcına kadar keşfe imkân bulunmamış olsun.


 


İKİNCİ AYIRIM


Yükleme ve Boşaltma


A) Yükleme


I- Demirleme yeri


MADDE 1142- (1) Kaptan, eşyayı almak için
gemiyi sözleşmede kararlaştırılan yere demirler.


(2) Sözleşmede yalnızca geminin yükleme yapacağı liman
veya bölge kararlaştırılmışsa, gemi, bu liman veya bölge için tahsis edilmiş bekleme
alanında yükleme yerinin belirlenmesini bekler.


 


II- Yükleme giderleri


MADDE 1143- (1) Sözleşme, yükleme limanı
düzenlemeleri ve bunlar yoksa yerel teamül ile aksi öngörülmüş olmadıkça, eşyanın
gemiye kadar taşıma gideri taşıtana, yükleme gideri ise taşıyana aittir.


 


III- Yüklenecek eşya


1. Kararlaştırılandan başka eşya


MADDE 1144- (1) Kararlaştırılan eşya yerine,
aynı varma limanı için, taşıtan tarafından gemiye başka eşya yükletilmek istenilirse
taşıyan, bu yüzden durumu güçleşmedikçe bunu kabul ile yükümlüdür. Sözleşmede, eşya
ferden belirlenmiş ise bu hüküm uygulanmaz.


 


2. Doğru bildirimde bulunma yükümlülüğü


a) Eşya hakkında


MADDE 1145- (1) Taşıtan ile yükleten, eşya
hakkında taşıyana tam ve doğru beyanda bulunmakla yükümlüdürler. Bunlardan her biri,
beyanlarının doğru olmamasından doğan zarardan taşıyana karşı sorumludur; bu yüzden
zarar gören diğer kişilere karşı ise ancak kusurları varsa sorumlu olurlar.


(2) Taşıyanın navlun sözleşmesi gereğince taşıtan ve yükleten
dışındaki kişilere karşı olan yükümlülükleri ve sorumluluğu saklıdır.


 


b) Caiz olmayan eşya ve yükleme hakkında


MADDE 1146- (1) Taşıtan ve yükleten, harp
kaçağı veya ihracı, ithali veya transit olarak geçirilmesi menedilmiş olan eşyayı
yükler yahut yükleme sırasında mevzuata, özellikle kolluk, vergi ve gümrük kurallarına
aykırı hareket ederlerse, taşıyana karşı sorumludur; bu yüzden zarar gören diğer
kişilere karşı ise ancak kusurları varsa sorumlu olurlar.


(2) Kaptanın onayıyla hareket etmiş olmaları, taşıtan ve
yükleteni diğer kişilere karşı sorumluluktan kurtarmaz. Bunlar eşyanın el konulmuş
olduğunu ileri sürerek navlunu ödemekten kaçınamazlar.


(3) Eşya, gemiyi veya içindeki diğer eşyayı tehlikeye sokarsa,
kaptan, bunu karaya çıkarmaya veya zorunluluk hâllerinde denize atmaya yetkilidir.


 


c) Gizlice yüklenen eşya hakkında


MADDE 1147- (1) Kaptanın bilgisi olmaksızın
gizlice gemiye eşya yükleyen kişi de 1145 inci maddeye göre bu yüzden doğacak zararı
tazmin etmekle yükümlüdür. Kaptan bu gibi eşyayı tekrar karaya çıkarmaya ve gemiyi
veya diğer eşyayı tehlikeye düşürürse gerektiğinde denize atmaya yetkilidir. Kaptan
eşyayı gemide tutarsa, yükleme yerinde ve yükleme sırasında bu gibi yolculuk ve
eşya için alınan en yüksek navlunun ödenmesi gerekir.


 


d) Tehlikeli eşya hakkında


MADDE 1148- (1) Denizde can ve mal koruma
hakkındaki mevzuata göre tehlikeli sayılan eşya kaptanın bunlardan veya bunların
tehlikeli cins veya niteliklerinden bilgisi olmaksızın gemiye getirilirse, taşıtan
veya yükleten, kendilerine bir kusur isnat edilmese dahi, 1145 inci maddeye göre
sorumludur. Bu hâlde kaptan eşyayı her zaman ve herhangi bir yerde gemiden çıkarmaya,
imha etmeye veya başka suretle zararsız hâle getirmeye yetkilidir.


(2) Kaptan, eşyanın tehlikeli cins veya niteliğini bildiği
hâlde, yüklemeye onay vermişse, eşya gemiyi veya diğer eşyayı tehlikeye soktuğu
takdirde aynı şekilde hareket etmeye yetkilidir. Bu hâlde de taşıyan veya kaptan,
zararı tazmin etmekle yükümlü değildir. Müşterek avarya hâlinde zararın paylaşılmasına
ilişkin hükümler saklıdır.


 


3. Bilgi


MADDE 1149- (1) Taşıyanın veya acentesinin
bilgisi 1146 ilâ 1148 inci maddelerdeki hâllerde kaptanın bilgisi hükmündedir.


 


IV- Başka gemiye yükleme ve aktarma


MADDE 1150- (1) Taşıyan, taşıtanın iznini
almadan eşyayı başka gemiye yükleyemez, yüklerse bundan doğacak zarardan sorumlu
olur; meğerki, eşyanın kararlaştırılan gemiye yükletilmiş olması hâlinde de zararın
meydana gelmesi kesin ve zarar dahi taşıtana ait olsun.


(2) Tehlike hâlinde ve yolculuk başladıktan sonra yapılacak
aktarmalar hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.


 


V- Güverteye konacak eşya


MADDE 1151- (1) Taşıyan, eşyayı güvertede
taşıyamaz ve küpeşteye asamaz.


(2) Taşıyan, eşyayı ancak yükleten ile arasındaki anlaşmaya
veya ticari teamüle uygunsa ya da mevzuat gereği zorunluysa güvertede taşıyabilir.


(3) Taşıyan, eşyanın güvertede taşınması veya taşınabileceği
hususunda yükleten ile anlaştığı takdirde denizde taşıma senedine bu yolda yazılı
bir kaydı düşmesi gerekir. Böyle bir kaydın düşülmemesi hâlinde, güvertede taşıma
hususunda bir anlaşmanın varlığını ispat yükü taşıyana aittir; şu kadar ki, taşıyan,
denizde taşıma senedini iyiniyetle iktisap eden gönderilen dâhil üçüncü kişilere
karşı böyle bir anlaşmayı ileri sürmek hakkına sahip değildir.


(4) Eşyanın güvertede taşınmış olması birinci veya ikinci
fıkraya aykırı ise, taşıyan, güvertede taşımadan ileri gelen zıya, hasar veya geç
teslimden 1178 ve 1179 uncu maddelere göre sorumlu olur. Taşıyanın sorumluluğunun
sınırları hakkında, yerine göre, 1186 veya 1187 nci maddeler uygulanır.


(5) Eşyanın ambarda taşınması hakkındaki açık anlaşmaya
aykırı olarak güvertede taşınması, taşıyanın, 1187 nci madde anlamında bir fiili
veya ihmali sayılır.


 


VI- Süreler


1. Hazırlık bildirimi


MADDE 1152- (1) Yüklemenin belli bir günde
başlayacağı kararlaştırılmamışsa, taşıyan veya yetkili bir temsilcisi, ikinci ilâ
beşinci fıkra hükümlerine uygun olarak taşıtana bir hazırlık bildiriminde bulunur.


(2) Hazırlık bildirimi, gemi, 1142 nci maddede öngörülen
demirleme yerine varınca yapılır.


(3) 1142 nci maddenin ikinci fıkrasında yazılı hâllerde,
hazırlık bildiriminde bulunulması üzerine gemiye, yükleme yeri gösterilmez veya
suyun derinliği, geminin selameti, yerel düzenlemeler veya tesisler verilen talimata
göre hareket etmeye engel olursa, gemi, bekleme alanında kalır. Bu hükmün uygulanmasında,
liman yönetiminin talimatı, taşıtanın talimatı hükmündedir.


(4) Yolculuk çarteri sözleşmesine veya taşıtanın sonradan
verdiği geçerli bir talimata göre, taşıtandan başka bir kişiye bildirimde bulunulması
gerekiyorsa, bildirim bu kişiye yapılır. Bildirimin muhatabı bulunamazsa veya muhatap
bildirimi almaktan kaçınırsa, bu durum derhâl taşıtana bildirilir. Bu takdirde,
hazırlık bildirimi, bildirim girişiminde bulunulduğu tarihte yapılmış sayılır.


(5) Hazırlık bildiriminin geçerliği, herhangi bir şekle
bağlı değildir. Hazırlık bildiriminin hüküm doğurması için, muhatabına ulaşması
zorunludur.


 


2. Yükleme süresi


MADDE 1153- (1) Yükleme süresi, hazırlık
bildiriminin, muhatabına ulaşmasını izleyen ilk takvim günü ve eğer yüklemeye fiilen
başlanmışsa, o andan itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başladığı anda,
yüklemeye fiilen başlanamaması hâlinde de 1156 ncı madde uygulanır.


(2) Yükleme süresi sözleşme ile belirlenmemişse, yüklemenin
yirmidört saatlik kesintisiz çalışma ile yapılması hâlinde ihtiyaç duyulacak süre,
yükleme süresi olarak kabul edilir. Bu süre hesaplanırken, yüklemenin yapılacağı
liman, taşımayı yapan gemi, yükleme tesis ve araçları ve yükün niteliği ile birlikte
yükleme limanı düzenlemeleri ve yerel teamül göz önünde bulundurulur.


(3) Taraflar, yükleme süresi için ücret ödenmesini kararlaştırabilirler.



 


3. Sürastarya süresi


MADDE 1154- (1) Sözleşmede kararlaştırılmışsa
taşıyan, eşyanın yükletilmesi için yükleme süresinden fazla beklemek zorundadır.
Fazladan beklenilen bu süreye “sürastarya süresi” denir.


(2) Sözleşmede sürastaryadan veya sadece sürastarya parasından
söz edilmiş olup da sürastarya süresi belirtilmemişse, bu süre on gündür.


(3) Sürastarya süresi, yükleme süresi bitince, herhangi
bir bildirime gerek kalmaksızın başlar.


 


4. Sürastarya parası


MADDE 1155- (1) Sürastarya süresi için taşıyana
“sürastarya parası” ödenir.


(2) Sürastarya parasının miktarı sözleşme ile kararlaştırılmışsa,
taşıyan, sözleşmede belirlenen miktarı aşan bir istemde bulunamaz.


(3) Sözleşmede miktarı kararlaştırılmamışsa, sürastarya
parası olarak yükleme süresini aşan bekleme nedeniyle, taşıyanın yaptığı zorunlu
ve yararlı giderler istenebilir.


(4) Yükleme limanında doğan sürastarya parasının borçlusu
taşıtan olup, sürastarya parası ödenmeden veya yeterli teminat verilmeden,
taşıyan, gemiyi yola çıkarmak zorunda değildir. Bu sebeple fazladan beklediği süre
için taşıyan, uğradığı zararın tamamını taşıtandan isteyebilir.


(5) Yükleme limanında doğan sürastarya parası, sürastarya
süresinin hesabında esas alınan zaman biriminin sonunda muaccel olur. Kullanılmayan
zaman birimi için sürastarya parası istenemez.


(6) Navluna ilişkin hükümler, yükleme limanında doğan sürastarya
parasına kıyas yoluyla bile uygulanamaz.


 


5. Yükleme ve sürastarya sürelerinin hesabı


MADDE 1156- (1) Yükleme süresi takvime göre
aralıksız hesaplanır.


(2) Taşıtanın faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi sebepler
dolayısıyla eşyanın gemiye teslimi mümkün olmayan günler de yükleme süresinin hesabında
dikkate alınır.


(3) Taşıyanın faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi sebepler
dolayısıyla eşyanın gemiye alınması mümkün olmayan günler ise bu sürenin hesabında
dikkate alınmaz.


(4) Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi her iki
tarafın faaliyet alanını ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısıyla eşyanın
gemiye teslim edilmesi ve alınması imkânı bulunmayan günler yükleme süresine eklenir;
şu kadar ki, yükleme süresi içinde olmasına rağmen taşıtan bu günler için taşıyana
sürastarya parası ödemekle yükümlüdür.


(5) Üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı hâllerde,
yüklemeye fiilen devam edildiği anda, süre durduğu yerden işlemeye başlar.


(6) Sürastarya süresi ise ikinci
ilâ beşinci fıkralarda belirtilen hâllerden etkilenmeksizin kesintisiz olarak hesaplanır;
meğerki, bu hâllerin doğumuna, taşıyan kusuruyla sebep olsun.


 


6. Hızlandırma primi


MADDE 1157- (1) Yüklemenin, sözleşmede kararlaştırılan
yükleme süresinden önce bitirilmesi hâlinde, taşıyanın, kullanılmayan süre için
taşıtana bir para ödemesini öngören anlaşmalar geçerlidir. Bu paraya ilişkin sürenin
hesaplanmasında, yükleme süresinin hesabına ilişkin kurallar uygulanır.


(2) Yapılan sözleşme, navlunun belirlenmesine ilişkin olarak
yükleme veya boşaltma limanında geçerli olan idari, mali veya cezai hükümleri dolanmak
amacına yönelikse, birinci fıkra uygulanmaz.


 


VII- Yolculuk başlamadan önce sözleşmenin
feshi


MADDE 1158- (1) Taşıtan, yolculuk çarteri
sözleşmesini, gemi o sözleşme uyarınca yüklemesini tamamlayıp yolculuğa çıkıncaya
kadar feshedebilir.


(2) Fesih tazminatı olarak, taşıyan, sözleşmenin
feshedilmesinden dolayı yoksun kaldığı kazanç ve o zamana kadar doğmuş olan alacaklarını
isteyebilir. Tereddüt hâlinde, kararlaştırılan toplam navlunun yüzde otuzu, yoksun
kalınan kazanç sayılır. Feshedilen sözleşmenin ifası için gereken süre içinde, taşıyanın,
yeni navlun sözleşmeleri yapmak suretiyle elde ettiği kazanç, tazminat tutarından
indirilir.


(3) Fesih hakkının, gemiye eşya alındıktan sonra kullanılması
hâlinde, taşıyan, eşyanın boşaltılması için gereken süreyi beklemek zorundadır.
Bu süre, yükleme veya sürastarya süresinden sayılmaz. Taşıyan, taşıtanın eşyanın
gemiden çıkarılması nedeniyle sebep olduğu bütün giderleri ve zararları talep edebilir;
her hâlde bu zarar, kaybedilen süre karşılığı sürastarya ücretinden az olamaz.


(4) Sözleşme uyarınca birden fazla yolculuk yapılacaksa,
fesih hakkı, henüz başlamış olmayan yolculuklardan her biri için ayrı ayrı veya
hepsi için birlikte kullanılabilir.


 


VIII- Yüklemenin hiç veya süresinde yapılmaması


1. Yüklemenin hiç yapılmaması


MADDE 1159- (1) Yükleme süresi ve kararlaştırılmışsa
sürastarya süresi bittiği hâlde yükleme henüz başlamamışsa taşıyan;


a) Sözleşmeyi feshedilmiş sayabilir veya


b) Yüklemenin yapılması için beklemeye devam edebilir.



(2) Taşıyanın, sözleşmenin feshedildiğini kabul
edip 1158 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca tazminat isteyebilmesi için beklemekle
yükümlü olduğu süre dolduğunda, taşıtana faks mesajı, elektronik mektup veya benzeri
teknik araçlarla da mümkün olmak üzere, yazılı bildirimde bulunması zorunludur.



(3) Taşıyan, yüklemenin yapılmasını beklemeye devam
ederse, bu fazla bekleme sebebiyle uğradığı zararın tamamını taşıtandan isteyebilir.



 


2. Eksik yükleme


MADDE 1160- (1) Yükleme
süresi ve kararlaştırılmış ise sürastarya süresi bittikten sonra, taşıyan, yüklemenin
tamamlanması için daha fazla beklemek zorunda değildir. Taşıyan, taşıtanın talimatına
dayanarak yükleme ve varsa sürastarya süresinden sonra beklemeye devam ederse, bu
süre için yaptığı giderlerle bu yüzden uğradığı zarara karşılık tazminat isteyebilir.


(2) Yükleme süresi ve kararlaştırılmış ise sürastarya süresi
bittikten sonra, taşıyan, taşınması kararlaştırılan eşyanın tamamı yüklenmiş olmasa
bile, taşıtanın istemi üzerine yola çıkmak zorundadır. Bu durumda taşıyan;


a) Sözleşmede kararlaştırılmış olan navlunun tamamını,


b) Doğmuş sürastarya ücretini,


c) Eksik yükleme sebebiyle yapmak zorunda kaldığı giderleri
ve uğradığı zararı,


d) Alacakları, eksik yükleme sebebiyle kısmen veya tamamen
teminatsız kalmışsa, kendisine ek teminat gösterilmesini,


isteyebilir. Şu kadar ki, kısmen yüklenmeyen
eşyanın yerine başka bir sözleşme uyarınca eşya taşınmışsa, bu eşya için alınacak
navlun, (a) bendine göre istenecek navlundan düşülür.


(3) Yükleme süresinin ve kararlaştırılmışsa sürastarya
süresinin sonunda, kararlaştırılan eşyanın tamamı yüklenmemiş ve birinci ile ikinci
fıkralara göre talimat da verilmemiş ise, taşıyan, taşıtana faks mesajı, elektronik
mektup veya benzeri teknik araçlarla da mümkün olmak üzere yazılı bildirimde bulunup,
belli süre içinde talimat verilmesini isteyebilir. Sürenin sonuna kadar talimat
verilmezse taşıyan, sözleşmeyi feshedilmiş sayarak 1158 inci maddeden doğan haklarını
kullanabilir.


 


IX- Birden çok yükleten veya taşıtanın
bulunması


1. Birden çok yükleten


MADDE 1161- (1) Yolculuk çarteri sözleşmesine
veya taşıtanın sonradan verdiği geçerli bir talimata göre eşya, aynı limanda birden
çok kişiden teslim alınacaksa, hazırlık bildiriminin taşıtana yapılması gereklidir.
1152 ilâ 1160 ıncı madde hükümleri, birden çok yükleten bulunması dikkate alınmaksızın
uygulanır. Yükletenler, her bir eşya için, geminin yükleme yerinin değiştirilmesini
isteyebilir; şu kadar ki, yer değiştirmenin, manevrası da dâhil olmak üzere bütün
giderleri taşıtana aittir ve yükleme ile sürastarya süreleri yer değiştirme manevrası
sırasında işlemeye devam eder.


 


2. Birden çok taşıtan


MADDE 1162- (1) Geminin belli kısımları veya
yerleri için birden çok taşıtan ile bağımsız yolculuk çarteri sözleşmeleri yapılmışsa,
1152 ilâ 1157 nci madde hükümleri her sözleşme için ayrı ayrı uygulanır; şu kadar
ki, 1158 inci maddede düzenlenen hâller gerçekleştiğinde, gemiye alınmış olan eşyanın
boşaltılması, yolculuğun gecikmesine veya aktarmaya sebep olabilecek ise, diğer
bütün taşıtanların onayı alınmış olmadıkça taşıtan, eşyanın boşaltılmasını isteyemez.


 


X- Kırkambar sözleşmesi


1. Yükleme anı


MADDE 1163- (1) Kırkambar sözleşmesinde taşıtan,
taşıyanın veya yetkili temsilcisinin çağrısı üzerine, gecikmeden eşyayı yüklemek
zorundadır.


(2) Taşıtan gecikirse taşıyan,
eşyanın teslimini beklemekle yükümlü değildir. Yolculuk, eşya teslim alınmadan başlamış
olsa bile, taşıtan tam navlunu ödemekle yükümlüdür; şu kadar ki, taşıyanın teslim
edilmiş olmayan eşya yerine yüklediği eşyanın navlunu, tam navlundan indirilir.


(3) Taşıyanın, geciken taşıtandan navlun isteyebilmesi
için bunu yola çıkmadan önce taşıtana faks mesajı, elektronik mektup veya benzeri
teknik araçlarla da mümkün olmak üzere yazılı şekilde bildirmesi gerekir; aksi hâlde
istem hakkını kaybeder.


 


2. Taşıtanın sözleşmeyi feshetmesi


MADDE 1164- (1) Yüklemeden sonra taşıtan,
tam navlunu ve 1201 inci madde uyarınca teminat altına alınmış diğer alacakları
ödeyerek veya 1202 nci madde uyarınca teminat vererek sözleşmeyi feshedebilir; şu
kadar ki, gemiye alınmış olan eşyanın boşaltılması, yolculuğun gecikmesine veya
aktarmaya sebep olabilecek ise, diğer bütün taşıtanların onayını almış olmadıkça
taşıtan, eşyanın boşaltılmasını isteyemez. Taşıyan, eşyanın gemiden çıkarılması
için rotayı değiştirmek veya bir limana uğramak zorunda değildir.


 


XI- Belgeleri verme yükümlülüğü


MADDE 1165- (1) Her türlü navlun sözleşmesinde,
taşıtan ve yükleten, eşyanın teslim alınacağı süre içinde o eşyanın taşınması için
gerekli belgeleri taşıyana vermek zorundadır.


(2) Bu belgelerdeki bütün yolsuzluklardan ve özellikle
bunların gerçeğe uymayan beyanları içermelerinden doğan zararlardan taşıtan ve yükleten,
taşıyana ve yükle ilgili diğer kişilere karşı 1145 inci madde gereğince sorumludur.


 


B) Boşaltma


I- Demirleme yeri


MADDE 1166- (1) Kaptan, eşyayı boşaltmak
için gemiyi sözleşmede kararlaştırılan yere demirler.


(2) Sözleşmede yalnızca, geminin boşaltma yapacağı liman
veya bölge kararlaştırılmamışsa, gemi, bu liman veya bölge için tahsis edilmiş bekleme
alanında boşaltma yerinin belirlenmesini bekler.


 


II- Boşaltma giderleri


MADDE 1167- (1) Sözleşme, boşaltma limanı
düzenlemeleri ve bunlar yoksa yerel teamül ile aksi öngörülmüş olmadıkça, eşyanın
gemiden çıkartılması gideri taşıyana, geri kalan boşaltma giderleri ise gönderilene
aittir.


 


III- Süreler


1. Hazırlık bildirimi


MADDE 1168- (1) Boşaltmanın belli bir günde
başlayacağı kararlaştırılmamışsa, taşıyan veya yetkili bir temsilcisi, ikinci ilâ
beşinci fıkra hükümlerine uygun olarak gönderilene hazırlık bildiriminde bulunur.


(2) Hazırlık bildirimi, gemi, 1166 ncı maddede öngörülen
demirleme yerine varınca yapılır.


(3) 1166 ncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı hâllerde,
hazırlık bildiriminde bulunulması üzerine gemiye boşaltma yeri gösterilmez veya
suyun derinliği, geminin selameti, yerel düzenlemeler veya tesisler verilen talimata
göre hareket etmeye engel olursa, gemi, bekleme alanında kalır. Bu hükmün uygulanmasında,
liman yönetiminin talimatı, gönderilenin talimatı hükmündedir.


(4) Yolculuk çarteri sözleşmesine, konişmentoya veya taşıtanın
sonradan verdiği geçerli bir talimata göre, gönderilenden başka bir kişiye bildirimde
bulunulması gerekiyorsa, bildirim bu kişiye yapılır. Bildirimin muhatabı bulunamazsa
veya bildirimi almaktan kaçınırsa, bu durum derhâl taşıtana bildirilir. Bu takdirde
hazırlık bildirimi, bildirim girişiminde bulunulduğu tarihte yapılmış sayılır.


(5) Hazırlık bildiriminin geçerliliği herhangi bir şekle
bağlı değildir. Hazırlık bildiriminin hüküm doğurması için, muhatabına ulaşması
zorunludur.


 


2. Boşaltma süresi


MADDE 1169- (1) Hazırlık bildiriminin muhatabına
ulaşmasını izleyen ilk takvim günü ve eğer boşaltmaya fiilen başlanmış ise, o andan
itibaren boşaltma süresi işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başladığı anda, boşaltmaya
fiilen başlanamaması hâlinde de 1172 nci madde uygulanır.


(2) Boşaltma süresi sözleşme ile belirlenmemişse, boşaltmanın
yirmidört saatlik kesintisiz çalışma ile yapılması hâlinde ihtiyaç duyulacak süre,
boşaltma süresi olarak kabul edilir. Bu süre hesaplanırken, boşaltmanın yapılacağı
liman, taşımayı yapan gemi, boşaltma tesis ve araçları ve eşyanın niteliği ile birlikte,
boşaltma limanı düzenlemeleri ve yerel teamül göz önünde bulundurulur.


(3) Taraflar, boşaltma süresi için ücret ödenmesini
kararlaştırabilirler.


 


3. Sürastarya süresi


MADDE 1170- (1) Sözleşmede kararlaştırılmışsa
taşıyan, boşaltma süresinden fazla beklemek zorundadır. Fazladan beklenilen bu süreye
“sürastarya süresi” denir.


(2) Sözleşmede sürastaryadan veya sadece sürastarya parasından
söz edilmiş olup da sürastarya süresi belirtilmemişse, bu süre on gündür.


(3) Sürastarya süresi, boşaltma süresi bitince herhangi
bir bildirime gerek kalmaksızın işlemeye başlar.


 


4. Sürastarya parası


MADDE 1171- (1) Sürastarya süresi için taşıyana
“sürastarya parası” ödenir.


(2) Sürastarya parasının miktarı sözleşme ile kararlaştırılmışsa
taşıyan, sözleşmede belirtilen miktarı aşan bir istemde bulunamaz.


(3) Sözleşmede miktarı kararlaştırılmamışsa, sürastarya
parası olarak, boşaltma süresini aşan bekleme nedeniyle taşıyanın yaptığı zorunlu
ve yararlı giderler istenebilir.


(4) Boşaltma limanında doğan sürastarya parasının borçlusu
taşıtandır.


(5) Boşaltma limanında doğan sürastarya parası, sürastarya
süresinin hesabında esas alınan zaman biriminin sonunda muaccel olur. Kullanılmayan
zaman birimi için sürastarya parası istenemez.


(6) Navluna ilişkin hükümler, boşaltma limanında doğan
sürastarya parasına kıyas yoluyla bile uygulanamaz.


 


5. Boşaltma ve sürastarya sürelerinin
hesabı


MADDE 1172- (1) Boşaltma süresi takvime göre
aralıksız hesaplanır.


(2) Gönderilenin faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi
sebepler dolayısıyla eşyanın gemiden karaya çıkarılması mümkün olmayan günler de
boşaltma süresinin hesabında dikkate alınır.


(3) Taşıyanın faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi sebepler
dolayısıyla eşyanın gemiden çıkarılması mümkün olmayan günler ise bu sürenin hesabında
dikkate alınmaz.


(4) Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi, her iki
tarafın faaliyet alanını ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısıyla eşyanın gemiden
çıkarılması ve karaya götürülmesi mümkün olmayan günler boşaltma süresine eklenir;
şu kadar ki, boşaltma süresi içinde olmasına rağmen gönderilen, bu günler için taşıyana
sürastarya parası ödemekle yükümlüdür.


(5) Üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı hâllerde, boşaltmaya
fiilen devam edildiği anda, süre durduğu yerden işlemeye başlar.


(6) Sürastarya süresi ise ikinci
ilâ beşinci fıkralarda belirtilen hâllerden etkilenmeksizin kesintisiz olarak hesaplanır;
meğerki, bu hâllerin doğumuna, taşıyan kusuruyla sebep olsun.


 


6. Hızlandırma primi


MADDE 1173- (1) Boşaltmanın, sözleşmede kararlaştırılan
boşaltma süresinden önce bitirilmesi hâlinde, taşıyanın, kullanılmayan süre için
taşıtana bir para ödemesini öngören anlaşmalar geçerlidir. Bu paraya ilişkin sürenin
hesaplanmasında, boşaltma süresinin hesabına ilişkin kurallar uygulanır.


(2) Yapılan sözleşme, navlunun belirlenmesine ilişkin olarak
yükleme veya boşaltma limanında geçerli olan idari, mali veya cezai hükümleri dolanmak
amacına yönelikse, birinci fıkra uygulanmaz.


 


IV- Boşaltmanın hiç veya süresinde yapılmaması


MADDE 1174- (1) Gönderilen, eşyayı almaya
hazır olduğunu bildirip de boşaltma süresini ve kararlaştırılmış ise sürastarya
süresi içinde eşyanın tamamını teslim almamışsa, taşıyan, gönderilene haber verdikten
sonra, Türk Borçlar Kanununun 107 ilâ 109 uncu maddelerinde öngörülen hakları kullanabilir.


(2) Gönderilen, eşyayı teslim almaktan kaçınır veya 1168
inci maddede yazılı bildirim üzerine eşyayı teslim almaya hazır olup olmadığını
bildirmez yahut bulunamazsa taşıyan, birinci fıkrada gösterilen tarzda hareket etmek
ve aynı zamanda durumu taşıtana bildirmek zorundadır.


(3) Önceki fıkralarda düzenlenen hâllerde, gönderilenin
gecikmesi veya tevdi işlemi yüzünden boşaltma süresi geçmiş ise, taşıyan, sürastarya
parası isteyebilir. Sürastarya süresi dolduktan sonraki gecikmeler nedeniyle taşıyan,
uğradığı bütün zararın tazminini isteyebilir.


 


V- Kısmi çarter sözleşmelerinde


MADDE 1175- (1) Geminin kısımları veya belli
yerleri için birden çok taşıtan ile bağımsız yolculuk çarteri sözleşmeleri yapılmışsa,
1168 ilâ 1174 üncü maddeler her sözleşme için ayrı ayrı uygulanır.


 


VI- Kırkambar sözleşmesi


1. Boşaltma işleri


MADDE 1176- (1) Kırkambar sözleşmesinde gönderilen,
taşıyanın veya yetkili bir temsilcisinin bildirimi üzerine gecikmeden eşyayı teslim
almakla yükümlüdür. Gönderilen tanınmıyorsa bildirim, yerel teamül üzere ilan yoluyla
yapılır.


(2) 1174 üncü madde hükmü kırkambar sözleşmelerine de uygulanır.
Bu maddeye göre taşıtana yapılması gereken bildirim yerel âdete göre ilan yoluyla
olur.


 


2. Taşıtanın üçüncü şahıslarla yaptığı
kırkambar sözleşmeleri


MADDE 1177- (1) Geminin tamamı veya bir kısmı
yahut belli bir yeri taşıtana tahsis edilmiş olup da taşıtan üçüncü şahıslarla kırkambar
sözleşmeleri yapmış bulunursa, yolculuk çarteri sözleşmesini yapmış olan taşıyanın
hak ve yükümlülükleri 1168 ilâ 1174 üncü madde hükümlerine tabi olmakta devam eder.


 


ÜÇÜNCÜ AYIRIM


Taşıyanın Sorumluluğu ve Hakları


A) Taşıyanın sorumluluğu


I- Genel olarak


MADDE 1178- (1) Taşıyan, navlun sözleşmesinin
ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması,
korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve
özeni göstermekle yükümlüdür.


(2) Taşıyan, eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden
doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde
bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur.


(3) Eşya, yükleten veya onun adına veya hesabına hareket
eden bir kişiden yahut yükleme limanında uygulanan kanun ve düzenlemeler uyarınca
eşyanın taşınmak üzere kendilerine teslimi zorunlu makamlardan ya da üçüncü kişilerden
taşıyanca teslim alındığı andan;


a) Taşıyan tarafından gönderilene teslim edildiği ana veya


b) Gönderilenin eşyayı teslim almaktan kaçındığı hâllerde
sözleşme veya kanun hükümlerine yahut boşaltma limanında uygulanan ticari teamüle
uygun olarak gönderilenin emrine hazır tutulduğu ana ya da


c) Boşaltma limanında geçerli kanun ve düzenlemeler uyarınca
eşyanın kendilerine teslimi zorunlu makamlara veya üçüncü kişilere teslim edildiği
ana,


kadar taşıyanın hâkimiyetinde sayılır.


(4) Eşya, navlun sözleşmesinde belirlenen boşaltma limanında
açıkça kararlaştırılmış olan süre veya açıkça kararlaştırılmış bir süre yoksa, olayın
özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği
süre içinde teslim edilmediği takdirde teslimde gecikme olduğu varsayılır.


(5) Eşyanın zayi olmasına dayanarak
tazminat isteminde bulunabilecek kişi, dördüncü fıkra uyarınca teslim süresinin
dolmasından itibaren aralıksız altmış gün içinde teslim olunmayan eşyayı zayi olmuş
sayabilir.


 


II- Sorumluluktan kurtulma hâlleri


1. Taşıyana yüklenemeyecek sebep


MADDE 1179- (1) Taşıyanın veya adamlarının
kastından veya ihmalinden doğmayan sebeplerden ileri gelen zarardan taşıyan sorumlu
değildir. Taşıyanın veya adamlarının kastının veya ihmalinin bu zarara sebebiyet
vermediğini ispat yükü, taşıyana aittir.


(2) “Taşıyanın adamları” terimi, taşımada kullanılan geminin
adamlarını, taşıyanın taşıma işletmesinde çalışan veya kendisini temsile yetkili
kıldığı kişileri ve taşıma işletmesinde çalışmasa bile navlun sözleşmesinin ifasında
kullandığı diğer kişileri kapsar. Fiilî taşıyana ilişkin hükümler saklıdır.


 


2. Teknik kusur ve yangın


MADDE 1180- (1) Zarar, geminin sevkine veya
başkaca teknik yönetimine ilişkin bir hareketin veya yangının sonucu olduğu takdirde,
taşıyan yalnız kendi kusurundan sorumludur. Daha çok yükün menfaati gereği olarak
alınan önlemler, geminin teknik yönetimine dâhil sayılmaz.


(2) Tereddüt hâlinde zararın, teknik yönetimin sonucu olmadığı
kabul edilir.


 


3. Denizde kurtarma


MADDE 1181- (1) Taşıyan, müşterek avarya
hâli hariç, denizde can ve eşya kurtarmadan veya kurtarma teşebbüsünden ileri gelen
zararlardan sorumlu değildir. Teşebbüs, sadece eşya kurtarmaya yönelikse, aynı zamanda
makul bir hareket tarzı oluşturması gerekir.


 


III- Taşıyanın kusursuzluk
ve uygun illiyet bağı karinelerinden yararlandığı hâller


MADDE 1182- (1) Zararın aşağıdaki sebeplerden
ileri gelmesi hâlinde taşıyan ve adamları, kusursuz sayılır:


a) Denizin veya geminin işletilmesine elverişli diğer suların
tehlike ve kazaları.


b) Harp olayları, karışıklık ve ayaklanmalar, kamu düşmanlarının
hareketleri, yetkili makamların emirleri veya karantina sınırlamaları.


c) Mahkemelerin el koyma kararları.


d) Grev, lokavt veya diğer çalışma engelleri.


e) Yükleten, taşıtan ve eşyanın maliki ile bunların temsilcilerinin
ve adamlarının fiil veya ihmalleri.


f) Hacim veya tartı itibarıyla kendiliğinden eksilme veya
eşyanın gizli ayıpları ya da eşyanın kendisine özgü doğal cins ve niteliği.


g) Ambalajın yetersizliği.


h) İşaretlerin yetersizliği.


(2) Birinci fıkradaki sebeplerin ortaya çıkmasına taşıyanın
sorumlu olduğu bir olayın yol açtığı ispatlanırsa, taşıyan sorumluluktan kurtulamaz.


(3) Zararın, durumun gereklerine göre birinci fıkrada yazılı
sebeplerin birinden ileri gelmesi muhtemel ise, bu sebepten ortaya çıktığı varsayılır;
ancak, aksi ispatlanabilir.


 


IV- Sebeplerin birleşmesi


MADDE 1183- (1) Taşıyanın veya adamlarının
kusurunun diğer bir sebeple birlikte zıya, hasar veya teslimdeki gecikmeye yol açması
hâlinde, taşıyan, zıya, hasar veya teslimdeki gecikmenin sadece belirtilen kusura
bağlanabilen kısmından sorumludur. Böyle bir kısmi sorumluluk için bu hâllerin söz
konusu kusura bağlanamayacak kısmının taşıyanca ispatı gerekir.


 


V- İnceleme ve bildirim


1. İnceleme


MADDE 1184- (1) Gönderilen; eşyayı teslim
almadan, taşıyan, kaptan veya gönderilen, eşyanın hâl ve durumunu, ölçü, sayı veya
tartısını tespit ettirmek amacıyla onları mahkemeye veya yetkili diğer makamlara
ya da bu husus için yetkili uzmanlara inceletebilir. Mümkün oldukça diğer taraf
da incelemede hazır bulundurulur.


(2) İnceleme giderleri, başvuruda bulunana aittir. İnceleme
için, gönderilen başvuruda bulunup da sonuçta taşıyanın tazminat vermesi gereken
bir zıya veya hasar belirlenirse inceleme giderleri taşıyana ait olur.


 


2. Bildirim


MADDE 1185- (1) Zıya veya hasarın en geç
eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır.
Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden
itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede
zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir.


(2) Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme
veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa
bildirime gerek yoktur.


(3) Gerçek veya muhtemel bir zıya veya hasarın söz
konusu olması hâlinde taşıyan ve gönderilen, eşyanın incelenmesi ve koli sayısının
belirlenmesi için birbirlerine uygun olan her türlü kolaylığı göstermekle yükümlüdürler.


(4) Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit
ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi
teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse,
bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu
kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir.


(5) Eşyanın teslimindeki gecikmenin, gönderilen tarafından,
onun kendisine teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak altmış
gün içinde taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Süresinde bildirim yapılmayan
gecikme zararları için tazminat ödenmez.


(6) Eşya, fiilî taşıyan tarafından teslim edilmişse, bu
madde uyarınca kendisine yapılan her bildirim taşıyana yapılmış gibi ve taşıyana
yapılan her bildirim de fiilî taşıyana yapılmış gibi hüküm ifade eder. Kaptan ve
sorumlu gemi zabiti dâhil olmak üzere, taşıyan veya fiilî taşıyan ad ve hesabına
hareket eden bir kişiye yapılan bildirim, taşıyana veya fiilî taşıyana yapılmış
sayılır.


 


VI- Sorumluluğu sınırlandırma hakkı


1. Sorumluluk sınırları


MADDE 1186- (1) Eşyanın uğradığı veya eşyaya
ilişkin her türlü zıya veya hasar nedeniyle taşıyan, her hâlde, hangi sınır daha
yüksek ise o sınırın uygulanması kaydıyla, koli veya ünite başına 666,67 Özel Çekme
Hakkına veya zıyaa ya da hasara uğrayan eşyanın gayri safî ağırlığının her bir kilogramı
için iki Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarı aşan zarar için sorumlu olmaz; meğerki,
eşyanın cinsi ve değeri, yüklemeden önce yükleten tarafından bildirilmiş ve denizde
taşıma senedine yazılmış olsun. Özel Çekme Hakkı, fiilî ödeme günündeki veya taraflarca
kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen
değerine göre Türk Lirasına çevrilir.


(2) Taşıyanın ödemesi gereken tazminatın toplamı, eşyanın
navlun sözleşmesine uygun olarak gemiden boşaltıldığı veya boşaltılması gereken
yerdeki ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Eşyanın değeri, borsa fiyatına veya
böyle bir fiyat yoksa, cari piyasa fiyatına veya her ikisinin de yokluğu hâlinde
aynı nitelikte ve kalitede eşyanın olağan değerine göre belirlenir.


(3) Eşya topluca bir konteyner, palet veya benzeri bir
taşıma gerecine konmuş ise, denizde taşıma senedine söz konusu taşıma gerecinin
içeriği olarak yazılmış her koli veya ünite, ayrı bir koli veya ünite sayılır. Aksi
hâlde, böyle bir taşıma gereci, tek bir koli veya ünite sayılır. Bizzat taşıma gereci
zıyaa veya hasara uğrarsa, taşıyana ait veya onun tarafından sağlanmış olmadıkça,
taşıma gereci ayrı bir koli sayılır.


(4) Yükletenin birinci fıkra uyarınca yaptığı bildirim
denizde taşıma senedine yazılmışsa, bu kayıtlar karine oluşturur, ancak, bu karine
taşıyan bakımından bağlayıcı değildir; 1239 uncu maddenin üçüncü fıkrası, söz konusu
kayıtlar hakkında uygulanmaz.


(5) Yükleten, eşyanın cinsini veya değerini kasten gerçeğe
aykırı bildirmişse, taşıyan, her hâlde, eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin zıya
veya hasar nedeniyle sorumlu olmaz.


(6) Taşıyanın, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu,
geciken eşya için ödenecek navlunun iki buçuk katı ile sınırlıdır; şu kadar ki,
bu tutar, navlun sözleşmesine göre ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamaz.


(7) Taşıyanın, birinci ve altıncı fıkraların birlikte
uygulanması hâlinde toplam sorumluluğu, eşyanın tam zıyaından sorumluluğu hâlinde
birinci fıkra gereğince tazminle yükümlü olacağı tutarı geçemez.


(8) Taraflar, birinci ve altıncı fıkralarda öngörülen sınırlardan
daha yüksek tutarlar kararlaştırabilirler; şu kadar ki, birinci fıkra bakımından
tarafların kararlaştırdığı sınır, o fıkrada öngörülen sınırlardan hangisi yüksek
ise, o sınırdan daha düşük olamaz.


 


2. Sorumluluğu sınırlandırma hakkının
kaybı


MADDE 1187- (1) Zarara veya teslimdeki gecikmeye,
kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın veya gecikmenin meydana
gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği
ispat edildiği takdirde taşıyan, 1186 ncı maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından
yararlanamaz.


(2) Zarara veya teslimdeki gecikmeye,
kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın veya gecikmenin meydana
gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği
ispat edilen taşıyanın adamları da 1190 ıncı maddenin ikinci fıkrası hükmüne dayanarak
1186 ncı maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamazlar.


 


VII- Tazminat istemi için süre


1. Hak düşürücü süre


MADDE 1188- (1) Eşyanın zıyaı veya hasarı
ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl
içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.


(2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği
veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren
işlemeye başlar.


(3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada
öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu
davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği
veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten
itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.


(4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra
yapacakları bir anlaşma ile uzatılabilir.


 


2. Hak düşürücü süre itirazından yararlanma
hakkının kaybedilmesi


MADDE 1189- (1) Tazminat
isteminin muhatabı, zarar göreni dava açma süresini kaçırması sonucunu doğuracak
şekilde oyalarsa, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu itirazından yararlanamaz.


(2) Bu takdirde, dava açma süresi, zarar görenin, bu durumu
öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.


 


VIII- Sözleşme dışı istemler


MADDE 1190- (1) Taşıyanın sorumluluktan kurtulması
hâlleri ile sorumluluk sınırlandırılmasına ilişkin hükümler, navlun sözleşmesine
konu olan eşyanın zıya, hasar veya geç teslimi yüzünden, taşıyan aleyhine, haksız
fiile veya diğer bir sebebe dayanılarak açılacak bütün davalarda uygulanır.


(2) Böyle bir dava, taşıyanın adamlarından biri aleyhine
açılırsa, görevi veya yetkisi sınırları içinde hareket ettiğini ispat etmek kaydıyla,
o da, taşıyanın sorumluluktan kurtulması hâlleri ile sorumluluğu sınırlandırma hakkından
yararlanabilir.


(3) Taşıyan ile onun adamlarından istenebilecek olan tazminat
miktarlarının toplamı, 1187 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, 1186 ncı maddede
öngörülen sorumluluk sınırını aşamaz.


 


IX- Fiilî taşıyanın sorumluluğu


1. Genel olarak


MADDE 1191- (1) Taşımanın
gerçekleştirilmesi, kısmen veya tamamen bir fiilî taşıyana bırakıldığı takdirde,
taşıyan, navlun sözleşmesine göre böyle bir bırakma hakkına sahip olup olmadığı
dikkate alınmaksızın, taşımanın tamamından sorumlu kalmaya devam eder. Taşıyan,
fiilî taşıyanın ve onun taşıma borcunun ifasında kullandığı ve görevi ve yetkisi
sınırı içinde hareket eden adamlarının fiil ve ihmallerinden de bu Kanun hükümlerine
göre sorumludur.


(2) Bu Kanunun taşıyanın sorumluluğuna ilişkin olan tüm
hükümleri, fiilî taşıyanın bizzat gerçekleştirdiği taşımadan sorumluluğu hakkında
da geçerlidir. Fiilî taşıyanın adamlarının aleyhine dava açılması hâlinde 1187 nci
maddenin ikinci fıkrası ile 1190 ıncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanır.


(3) Taşıyanın kanunen kendisine yüklenmeyen bir borç veya
yükümlülüğü üstlenmesi veya tanınan bir haktan vazgeçmesi sonucunu doğuran özel
anlaşmalar, açık ve yazılı onayı olmadıkça, fiilî taşıyan hakkında hüküm ifade etmez;
fakat, bu hususta yapılmış olan özel bir anlaşma fiilî taşıyanın onayı olmasa da
taşıyanı bağlamaya devam eder.


(4) Taşıyanın ve fiilî taşıyanın, aynı zarardan sorumlu
oldukları takdirde ve ölçüde sorumlulukları müteselsildir.


(5) Taşıyan, fiilî taşıyan ve bunların adamları tarafından
ödenecek tazminatın toplamı, bu Kanunda öngörülen sorumluluk sınırlarını aşamaz.


(6) Bu madde hükümleri, taşıyan ile fiilî taşıyan arasındaki
rücu ilişkisini etkilemez.


 


2. Sorumsuzluk şartı


MADDE 1192- (1) 1191 inci maddenin birinci
fıkrası hükmüne halel gelmemek kaydıyla, bir navlun sözleşmesinde, sözleşmenin konusunu
oluşturan bir taşımanın belirli bir kısmının taşıyandan başka bir kişi tarafından
gerçekleştirileceğinin öngörülmüş olması durumunda, sözleşmeye, taşımanın ilgili
bölümünde taşınan eşya fiilî taşıyanın hâkimiyetinde iken meydana gelecek zıya,
hasar veya teslimdeki gecikmeden taşıyanın sorumlu olmayacağına ilişkin şart konabilir;
şu kadar ki, sorumluluğu sınırlayan veya ortadan kaldıran bu tür anlaşmalar, yetkili
Türk mahkemesinde fiilî taşıyan aleyhine dava açılamadığı hâllerde geçersizdir.
Zıyaın, hasarın ve teslimdeki gecikmenin eşya fiilî taşıyanın hâkimiyetinde iken
meydana geldiğini ispat yükü, taşıyana aittir.


(2) Sorumluluğu sınırlayan veya ortadan kaldıran bir şartın
geçerliği, fiilî taşıyanın adı, unvanı ve işyeri adresinin navlun sözleşmesinden
anlaşılmasına bağlıdır. Navlun sözleşmesinin yapılması sırasında taşımayı gerçekleştirecek
fiilî taşıyan belirlenmemişse, taşıyan, belirlendiği anda ve en geç eşyanın fiilî
taşıyana teslimini takiben derhâl gönderilene fiilî taşıyanın adını, unvanını ve
işyeri adresini bildirir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde, taşıyanın sorumluluğu
devam eder.


(3) Fiilî taşıyan, eşyanın hâkimi olduğu sırada ortaya
çıkan zıyadan, hasardan veya teslimdeki gecikmeden 1191 inci maddenin ikinci fıkrası
uyarınca sorumludur.


 


B) Taşıyanın hakları


I- Navlun ödenmesini istem hakkı


1. Miktarı


a) ölçü, tartı veya sayı üzerine navlun


MADDE 1193- (1) Navlun,
eşyanın ölçüsü, tartısı veya sayısı üzerine kararlaştırılmışsa, tereddüt hâlinde,
navlun miktarı gönderilene teslim edilen eşyanın ölçü, tartı veya sayısına göre
belirlenir.


 


b) Zaman üzerine navlun


MADDE 1194- (1) Zaman üzerine kararlaştırılmış
olan navlun, yüklemenin belli bir günde başlayacağı öngörülmüşse o günden, değilse
1152 nci madde uyarınca hazırlık bildiriminde bulunulduğu günü izleyen günden itibaren
işlemeye başlar. Safra ile yolculukta ise, yolculuğa hazır olunduğunun haber verildiği
günü izleyen günden ve bu haber yolculuğun başlamasından bir gün öncesine kadar
verilmemişse, geminin yola çıktığı günden itibaren işlemeye başlar.


(2) Sürastarya öngörülmüşse, sürastarya
süresince zaman üzerine kararlaştırılmış navlun işlemez.


(3) Zaman üzerine kararlaştırılmış navlun, boşaltmanın
tamamlandığı günden sonra işlemez.


(4) Taşıyanın kusuru olmaksızın yolculuk gecikir veya kesilirse,
zaman üzerine kararlaştırılmış navlun, 1221 inci maddenin birinci fıkrası ve 1222
nci maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, araya giren günler için
de ödenir.


 


c) Navlun kararlaştırılmamışsa


MADDE 1195- (1) Taşınmak üzere teslim alınan
eşya için navlun miktarı kararlaştırılmamışsa, yükleme zamanı ve yerinde mutat olan
navlun ödenir.


(2) Taşınmak üzere teslim alınan eşya kararlaştırılmış
olandan fazla ise, fazlası için de sözleşmede belirlenen miktarın oranlanmasına
göre navlun ödenir.


 


d) Navlun dışında kalan prim ve giderler


MADDE 1196- (1) Taşıyan, navlun dışında,
pey akçesi, prim, bahşiş ve benzeri bir ad altında başkaca bir istemde bulunamaz.


(2) Aksine sözleşme yoksa, gemiciliğin olağan ve olağanüstü
giderleri, özellikle kılavuz, liman, fener, römorkaj, karantina, buz kırdırma ve
bunlara benzer hizmetlere ilişkin resim ile ücretleri ödemek ve bu giderleri doğuran
sebeplere ilişkin önlemleri almak, navlun sözleşmesi hükümlerine göre yükümlü olmasa
bile, yalnız taşıyana düşer.


(3) Müşterek avarya hâlleriyle eşyanın
korunması, emniyet altına alınması ve kurtarılması için yapılan giderler hakkında
ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.


 


2. Navlunun muacceliyeti


MADDE 1197- (1) Navlun, eşyanın tesliminin
istendiği anda ve her hâlde boşaltma süresinin sonunda muaccel olur.


 


3. Eşyanın navlun yerine bırakılması


MADDE 1198- (1) Taşıyan,
bozulmuş veya hasarlanmış olup olmadığına bakılmaksızın eşyayı navlun yerine kabul
etmek zorunda tutulamaz.


 


4. Zıyaa uğrayan eşyanın durumu


MADDE 1199- (1) Boşaltma
süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlun ödenmez
ve peşin ödenmiş ise geri alınır. Navlun götürü kararlaştırılmış ise eşyanın bir
kısmının zıyaı, navlunun o oranda indirilmesini istemeye hak verir.


(2) Niteliği itibarıyla, özellikle içinden bozulma, kendiliğinden
eksilme ve olağan akma ve sızma yüzünden zıyaa uğrayan eşya ile yolda ölen hayvanlar
için, teslim edilmiş olup olmadıklarına bakılmaksızın navlun ödenir.


(3) Müşterek avarya dolayısıyla feda edilmiş olan eşyaya
düşen navlun için ödenecek garame payları hakkında müşterek avarya hükümleri uygulanır.


 


5. Navlun borçlusu


MADDE 1200- (1) Navlunun borçlusu taşıtandır.


 


II- Hapis hakkı


1. Genel olarak


MADDE 1201- (1) Taşıyan, navlun sözleşmesinden
doğan bütün alacakları için Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca
eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir. Hapis hakkı, eşya, taşıyanın zilyetliğinde
bulunduğu sürece devam eder; teslimden sonra dahi, otuz gün içinde mahkemeye müracaat
edilmek ve eşya henüz gönderilenin zilyetliğinde bulunmak şartıyla, hapis hakkından
doğan yetkilerin kullanılması mümkündür.


(2) Hapis hakkı, sadece, üzerinde hapis hakkı kullanılan
eşyanın taşındığı yolculuktan doğan alacakları teminat altına alır.


(3) Hapis hakkı ancak alacağı teminata alacak miktardaki
eşya üzerinde kullanılabilir; ancak, müşterek avarya ve kurtarma alacakları için
taşıyan, eşyanın tümü üzerinde hapis hakkı kullanabilir.


 


2. Çekişmeli tutarın yatırılması ve teminat


MADDE 1202- (1) Taşıyanın alacakları hakkında
uyuşmazlık çıkarsa, çekişmeli tutar, mahkemece belirlenecek yere yatırılır yatırılmaz,
taşıyan, eşyayı teslim etmek zorundadır.


(2) Taşıyan, eşyanın tesliminden sonra, yeterli teminat
göstererek yatırılmış olan tutarı çekebilir.


 


III- Üçüncü kişi gönderilenin durumu


1. Ödeme yükümlülüğünün doğması


MADDE 1203- (1) Eşya, taşıtandan başka bir
kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer
bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı
sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine
göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük
resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen
diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur.


 


2. Gönderilene karşı hapis hakkının kullanılması


MADDE 1204- (1) Gönderilen, eşyanın teslimini
istediği andan itibaren, sadece 1203 üncü maddede öngörülen alacaklar için hapis
hakkının kullanılmasına katlanmak zorundadır; diğer alacaklar için hapis hakkı kullanılamaz.


(2) Bu takdirde, 1398 ilâ 1400 üncü maddelere göre yürütülecek
takiplerde, borçluya yapılması gereken bildirim ve tebliğler gönderilene yapılır.
Gönderilen bulunmaz veya eşyayı teslim almaktan kaçınırsa, bildirim ve tebliğlerin
taşıtana yapılması gerekir.


(3) Eşya yalnız bir navlun sözleşmesine dayanılarak taşınmış
olup da birden çok konişmentoya veya diğer bir denizde taşıma senedine dayanılarak
çeşitli gönderilenlere teslim edilecekse, hapis hakkı, her konişmentoya veya diğer
bir denizde taşıma senedine isabet eden alacaklar için ayrı ayrı kullanılır.


 


3. Rücu hakkı


a) Eşyanın teslimi hâlinde


MADDE 1205- (1) Eşyayı
gönderilene teslim etmiş olan taşıyan, 1203 üncü maddeye göre gönderilenden istenebilecek
olan alacakların ödenmesini taşıtandan isteyemez. Ancak, taşıtanın, taşıyanın zararına
olarak sebepsiz zenginleştiği oranda, taşıyan taşıtana rücu edebilir.


 


b) Hapis hakkının paraya çevrilmesi hâlinde


MADDE 1206- (1) Taşıyan,
üzerinde hapis hakkı kullandığı eşyanın paraya çevrilmesini istemiş, fakat satış
sonucunda alacağını tamamen alamamışsa, kendisiyle taşıtan arasında yapılan navlun
sözleşmesinden doğan alacaklarını elde edemediği oranda, taşıtandan isteyebilir.


 


c) Gönderilenin eşyayı teslim almaması
hâlinde


MADDE 1207- (1) Gönderilen, eşyanın teslimini
isteme hakkını kullanmazsa, taşıtan, navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer
alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür.


(2) Eşyanın taşıtan tarafından teslim alınmasında boşaltmayla
ilgili hükümler, gönderilen yerine taşıtan geçmek suretiyle uygulanır.


 


DÖRDÜNCÜ AYIRIM


Taşıtanın ve Yükletenin Sorumluluğu


A) Kusur sorumluluğu


MADDE 1208- (1) Taşıtan ve yükleten, kendilerinin
veya adamlarının kusurundan kaynaklanmış olmadıkça, taşıyanın veya fiilî taşıyanın,
geminin zıyaı veya hasarı dolayısıyla ya da diğer bir sebeple uğradığı zarardan
sorumlu değildir.


(2) Özel hükümler saklıdır.


 


BEŞİNCİ AYIRIM


Yolculuğun Başlamasına veya Devamına Engel Olan Sebepler
Yüzünden


Sözleşmenin Sona Ermesi


A) Sözleşmenin hükümden düşmesi


I- Geminin zayi olması sebebiyle


1. Yolculuk başlamadan önce


MADDE 1209- (1) Gemi, yolculuk başlamadan
önce umulmayan bir hâl yüzünden zayi olduğu takdirde, iki taraftan biri ötekine
tazminat vermekle yükümlü olmaksızın navlun sözleşmesi hükümden düşer. Bu hâlde
sadece geminin zayi olduğu ana kadar doğmuş bulunan borçların ifası gerekir.


 


2. Yolculuk başladıktan sonra


a) Mesafe navlunu


MADDE 1210- (1) Gemi, yolculuk başladıktan
sonra umulmayan bir hâl yüzünden zayi olduğu takdirde; taşıyana o ana kadar doğmuş
bulunan alacakları dışında, zayi olan gemiden kurtarılan ve emniyet altına alınan
eşya başka bir limana getirilmiş olsa bile mesafe navlunu da ödenmesi gerekir.


(2) Mesafe navlunu kurtarılan eşyanın miktarına, geminin
zayi olduğu ana kadar alınan mesafeye, yolculuğun giderlerine, süresine, katlanılan
rizikolarına ve zorluk derecesine göre hakkaniyete uygun bir şekilde hesap edilir.


(3) Mesafe navlunu, kurtarılan eşyanın emniyet altına alındığı
yer ve tarihteki değerini aşamaz.


 


b) Kaptanın yükümlülükleri


MADDE 1211- (1) Navlun sözleşmesinin geminin
umulmayan bir hâl yüzünden zıyaı sebebiyle hükümden düşmesi, kaptanın yükle ilgili
olanların yokluğunda 1112 nci madde gereğince, onların menfaatini korumak hususundaki
yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Kaptan, acil hâllerde önceden danışmasına bile
gerek olmaksızın, durumun gereğine göre eşyayı ilgililerin hesabına başka bir gemi
ile varma limanına taşıtmak veya eşyanın güvenli bir yerde depo edilmesini veya
uygun fiyatla satılmasını sağlamak zorundadır. Kaptan, bu yükümlülüklerinin ifası
ve eşyanın bakımı için gereken giderleri karşılamak üzere eşyayı rehnetmeye veya
bir kısmını satmaya da yetkilidir.


(2) Kaptan, taşıyanın mesafe navlunu ile geminin zayi olduğu
ana kadar doğmuş bulunan alacakları ve eşyayı takyit eden müşterek avarya garame
payları ile kurtarma alacakları ödenmedikçe veya bunlar karşılığında yeterli teminat
gösterilmedikçe, eşyayı elden çıkarmaya veya taşıtmak üzere başka bir gemiye teslime
zorunlu değildir.


(3) Kaptanın birinci fıkra hükmüne göre kendisine düşen
yükümlülükleri yerine getirmesinden doğacak zararlardan, taşıyan dışında donatan
da sorumludur.


 


3. Başka gemiye yükleme ve aktarma


MADDE 1212- (1) Taşıyan, eşyayı, sözleşmede
ismen kararlaştırılmış olan dışında başka bir gemiye yüklemeye veya aktarmaya yetkili
ise, bu geminin zıyaı hâlinde taşımayı diğer uygun bir gemi ile yapabilir veya tamamlatabilir.
Taşıyan, seçimini gecikmeksizin taşıtana bildirmekle yükümlüdür.


 


4. Geminin denize elverişsiz hâle gelmesi


MADDE 1213- (1) Denize elverişsiz hâle gelmiş
gemi, mahkemenin tespit kararıyla zayi olmuş sayılır.


 


II- Eşyanın zayi olması sebebiyle


1. Yolculuk başlamadan önce


a) Eşya sözleşmede ferden belirlenmişse


MADDE 1214- (1) Sözleşmede
ferden belirlenen eşyanın tamamının umulmayan bir hâl yüzünden zayi olması hâlinde,
taraflar arasındaki sözleşme iki taraftan biri ötekine tazminat vermekle yükümlü
olmaksızın hükümden düşer. Ancak, o ana kadar doğmuş alacakların ifası gerekir.


(2) Eşyanın bir kısmının zayi olması hâlinde ise, taşıtan
kararlaştırılan navlunun yarısını ödeyerek sözleşmeyi feshetmeye veya taşıyanın
durumunu güçleştirmemek şartıyla başka eşya yüklemeye yetkilidir. Taşıtan bu seçimlik
haklarını, gemi limandan ayrılana kadar kullanmadığı takdirde, tam navlunu ödemeye
zorunludur.


(3) Zayi olanlar yerine başka eşyayı yüklemeyi tercih eden
taşıtan, bu yüklemeyi giderlerine de katlanarak mümkün olan en kısa zamanda bitirmeye
ve sebep olduğu zararları tazmine zorunludur.


 


b) Eşya, sözleşmede tür veya cinsi ile
belirlenmişse


MADDE 1215- (1) Sözleşmede ferden belirlenmemiş
bulunan eşyanın yüklenmek üzere tesliminden önce tamamı zayi olsa bile, taraflar
arasındaki sözleşme sona ermez.


(2) Taşıtanın, kararlaştırılandan başka bir eşya yüklemeye
ilişkin 1144 üncü maddeden doğan hakkı saklıdır.


(3) Sözleşmede sadece tür ve cinsi ile gösterilmiş bulunan
eşyanın yüklenmek üzere teslimi, onu ferden belirlenmiş hâle getirir.


(4) Navlun sözleşmesinde tür ve cinsi
ile gösterilmiş bulunan eşya henüz bekleme süresi dolmadan gemiye yüklendikten veya
gemiye yüklenmek üzere yükleme yerinde kaptan tarafından teslim alındıktan sonra
tamamen zayi olursa taşıtan, zayi olanlar yerine başka eşya teslimine hazır olduğunu
gecikmeksizin bildirdiği ve yine aynı süre içinde bu eşyanın teslimine başladığı
takdirde, sözleşme hükümden düşmez. Taşıtan, bu eşyanın yüklenmesini en kısa zamanda
bitirmek dışında bu yüklemenin fazla giderlerini üzerine almaya ve bu yükleme yüzünden
bekleme süresi uzarsa taşıyanın bu yüzden uğradığı zararını tazmine mecburdur.


 


2. Yolculuk başladıktan sonra


a) Eşyanın tamamının zayi olması


MADDE 1216- (1) Yolculuk başladıktan sonra
taşınan eşyanın umulmayan bir hâl yüzünden tamamının zayi olması ile iki taraftan
biri diğerine tazminat vermeye zorunlu olmaksızın, navlun sözleşmesi hükümden düşer.
Taşıyana sadece, sözleşmenin sona erdiği ana kadar doğmuş bulunan diğer alacakları
ödenir. 1199 uncu maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları saklıdır.


 


b) Eşyanın bir kısmının zayi olması


MADDE 1217- (1) Yolculuk başladıktan
sonra eşyanın umulmayan bir hâl yüzünden bir kısmının zayi olması, taraflar arasındaki
sözleşmeyi hükümden düşürmez. Eşyanın, zayi olan kısmı hiç taşınmamış veya yolculuk
devam ederken gemiden uzaklaştırılmış olsa bile, taşıyana tam navlun ödenir; şu
kadar ki, 1199 uncu maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası hükümleri saklıdır.


 


B) Sözleşmenin feshi


I- Taraflara fesih hakkı veren hâl


MADDE 1218- (1) Gemiye ambargo veya devlet
hizmeti için el konulması, varma yeri ülkesi ile ticaretin yasaklanması, yükleme
veya varma limanlarının abluka altına alınması, sözleşme gereğince taşınacak olan
eşyanın tamamının yükleme limanından ihracının veya varma limanına ithalinin yahut
transit geçişinin yasaklanması gibi bir kamu tasarrufu yüzünden sözleşmenin ifasının
engellenmiş olması her iki tarafa herhangi bir tazminat vermekle yükümlü olmaksızın
sözleşmeyi feshedebilme hakkı verir.


(2) Henüz yolculuk başlamamışsa, fesih hakkının kullanılabilmesi
için sözleşmenin ifasını engelleyen durumun mevcut ihtimallere göre kısa zamanda
ortadan kalkmayacağının anlaşılmış olması gerekir. Buna karşılık, yolculuk başladıktan
sonra sözleşmenin ifası engellenmişse, fesih hakkının kullanılabilmesi için bir
ay boyunca engelin kalkmasının beklenmesi gerekir. Bu süreler, kaptan engeli bir
limanda bulunduğu sırada öğrenirse, engeli haber aldığı günden; aksi takdirde engelin
kendisine bildirildiği günden sonra gemi ile bir limana ulaştığı günden itibaren
hesap olunur.


(3) Taraflar, kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar
sözleşmelerinde belli bir süre beklemeye zorunlu olmaksızın fesih hakkını kullanabilirler.


(4) Savaş çıktığı için geminin veya navlun sözleşmesi gereğince
gemi ile taşınacak eşyanın tamamı yahut her ikisinin artık serbest sayılmaması ve
zapt veya müsaderesi tehlikesi mevcutsa, taraflar belli bir süre beklemeye zorunlu
olmaksızın fesih hakkını kullanabilirler.


(5) Taşıtanın, engelin yolculuk başlamadan önce ortaya
çıktığı hâllerde, serbest sayılmayan eşya yerine kararlaştırılandan başka eşya yüklemeye
ilişkin 1144 üncü maddeden doğan hakkı saklıdır.


 


II- Tarafların fesih hakkına sahip olmadığı
hâller


1. Eşyanın sadece bir kısmına ilişkin
engeller


MADDE 1219- (1) Eşyanın sadece bir kısmına
ilişkin engeller, taraflara fesih hakkı vermez. Taşıtan, savaş, ihracat veya ithalat
yasağı gibi sebeplerle eşyanın artık serbest sayılmayan kısmını her hâlde gemiden
alıp uzaklaştırmak zorundadır. Ancak, taşıtan henüz yolculuk başlamamışsa, taşıyanın
durumunu ağırlaştırmamak şartıyla gemiye bunlar
yerine başka eşya yükleyebilir veya kararlaştırılan
navlunun yarısını ödeyerek sözleşmeyi feshedebilir.


Eşyanın, sözleşmenin ifasını engelleyen kısmı hiç taşınmamış
veya yolculuk devam ederken gemiden uzaklaştırılmış olsa bile, taşıyana tam navlun
ödenir.


(2) Kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde
fesih hakkı yoktur.


 


2. Kaptanın haklı bir sebeple rotadan
sapması


MADDE 1220- (1) Kaptanın denizde can ve eşya
kurtarmak veya diğer bir haklı sebeple rotadan sapmış olması, tarafların hak ve
yükümlülüklerini etkilemez ve taşıyan bu yüzden doğacak zararlardan sorumlu olmaz.


(2) Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesi hükmü saklıdır.


 


3. Geminin yolculuk sırasında tamirinin
gerekmesi


MADDE 1221- (1) Geminin yolculuk sırasında
tamiri gerekirse, navlunun tamamı ile taşıyanın o ana kadar doğmuş bulunan diğer
bütün alacaklarının ödenmesi veya temin edilmesi şartıyla eşya gemiden alınabileceği
gibi tamirin bitmesi de beklenebilir. Navlunun zaman üzerine kararlaştırıldığı hâllerde,
tamirin devam ettiği süre hesaba katılmaz.


(2) 1222 nci maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesi hükmü
saklıdır.


(3) Kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde
eşya tamir sırasında boşaltılmış olduğu takdirde, taşıtan tam navlunu ve diğer alacakları
ödemek şartıyla eşyayı geri alabilir.


 


III- Diğer sebeplerin etkisi


MADDE 1222- (1) Yolculuğun, bu Kanunda öngörülenler
dışında bir tabiî olay veya umulmayan diğer bir hâl yüzünden başlamadan veya başladıktan
sonra gecikmesi, tarafların hak ve yükümlülüklerini değiştirmez; meğerki, bu gecikme
yüzünden sözleşmenin belli amacı kaybolmuş olsun. Bununla beraber, umulmayan hâlden
kaynaklanan ve mevcut şartlara göre uzunca bir zaman süreceği anlaşılan gecikmelerde,
taşıtan, gemiye yüklenmiş olan eşyayı rizikosu ve gideri kendisine ait olmak ve
zamanında tekrar yüklemek şartıyla yeterli ve uygun bir teminat göstererek
boşaltmaya yetkilidir. Taşıtan, yüklemenin yeniden yapılmaması hâlinde navlunun
tamamını ödemek ve boşaltmanın sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadır.


(2) Gecikmenin bir kamu tasarrufundan kaynaklandığı hâllerde,
zaman üzerine kararlaştırılan navlun işlemez.


(3) Kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde
taşıtan geçici olarak boşaltmak hakkını ancak diğer taşıtanlar muvafakat ettikleri
takdirde kullanabilir.


 


IV- Eşya üzerinde tasarruf yetkisi olan
kişinin fesih hakkı


MADDE 1223- (1) Taşıtanın eşya üzerinde
tasarruf yetkisine sahip olmadığı hâllerde, ona ait fesih hakkı eşya üzerinde tasarruf
yetkisi olan kişi tarafından kullanılır.


 


V- Fesih hakkının kullanılması


1. Feshin bildirimi


MADDE 1224- (1) Feshin bildirimi,
faks mesajı, elektronik mektup veya benzeri teknik araçlarla da mümkün olmak üzere,
yazılı olarak yapılır.


 


2. Hüküm ve sonuçları


a) Sözleşme yolculuk başlamadan önce feshedilmişse


MADDE 1225- (1) Navlun sözleşmesi yolculuk
başlamadan önce bu Ayırımda öngörülen sebeplerle feshedilirse, taraflar birbirine
tazminat ödemekle yükümlü olmayıp sadece o ana kadar doğmuş bulunan borçlarını ifa
etmek zorundadır.


 


b) Sözleşme yolculuk başladıktan sonra
feshedilmişse


MADDE 1226- (1) Navlun
sözleşmesi yolculuk başladıktan sonra bu Ayırımda öngörülen sebeplerle feshedilirse,
taşıyana o ana kadar doğmuş bulunan alacakları dışında fesih hakkı kullanılana kadar
yapılan yolculuk için, eşya, yükleme limanına geri getirilmiş olsa bile 1210 uncu
maddenin ikinci fıkrası uyarınca hesap edilecek mesafe navlunu da ödenir.


(2) Taraflar arasında aksi kararlaştırılmadıkça, eşya fesih
hakkının kullanıldığı sırada geminin bulunduğu veya en yakın olduğu limanda boşaltılır.
Kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde boşaltma, yolculuğun
gecikmesine veya aktarmaya sebebiyet verecekse, navlun sözleşmesinin feshi üzerine
taşıtan, diğer taşıtanların muvafakati olmadıkça, eşyanın varma limanından önce
boşaltılmasını isteyemez; şu kadar ki, taşıtan, boşaltmadan doğan giderlerle zararı
tazmin etmekle yükümlüdür.


(3) Sözleşmenin yolculuk başladıktan sonra feshi hâlinde
de, kaptanın yükümlülükleri hakkındaki 1211 inci madde hükmü uygulanır.


 


C) Birden çok yolculuğun özellikleri


MADDE 1227- (1) Geminin birden çok yolculuk
için tutulduğu hâllerde, 1209 ilâ 1226 ncı madde hükümleri ancak sözleşmenin niteliği
ve içeriği cevaz veriyorsa uygulanır.


(2) Sözleşmeye göre yükleme limanına yolculuk yapmak zorunda
olan gemi yükleme limanına varmışsa, bu yolculuk için taşıyana ayrıca 1210 uncu
maddenin ikinci fıkrasına göre hesap olunacak mesafe tazminatı ödenir.


 


ALTINCI AYIRIM


Denizde Taşıma Senetleri


A) Konişmento


I- Tanımı, türleri ve düzenlenmesi


MADDE 1228- (1) Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin
yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye
yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle
yükümlü olduğu senettir.


(2) Yükletenin izniyle, taşınmak üzere teslim alınan fakat
henüz gemiye yükletilmemiş olan eşya için “tesellüm konişmentosu” düzenlenebilir.
Eşya gemiye alınır alınmaz taşıyan, onun teslim alındığı sırada verilmiş olan geçici
makbuz veya tesellüm konişmentosunun geri verilmesi karşılığında yükletenin istediği
kadar nüshada “yükleme konişmentosu” düzenlemekle yükümlüdür. Tesellüm konişmentosuna
eşyanın ne zaman ve hangi gemiye yüklenmiş olduğuna dair şerh verildiği takdirde
bu konişmento “yükleme konişmentosu” hükmündedir. Konişmento, kaptan veya taşıyanın
yahut kaptanın bu hususta yetkilendirdiği bir temsilcisi tarafından taşıyan ad ve
hesabına düzenlenebilir.


(3) Konişmento, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilir.
Aksi kararlaştırılmadıkça yükletenin istemi üzerine konişmento gönderilenin emrine
veya sadece emre olarak düzenlenir. Bu son hâlde “emre” yükletenin emrine demektir.
Konişmento gönderilen sıfatıyla taşıyanın veya kaptanın namına da yazılı olabilir.


(4) Konişmentonun bütün nüshaları aynı metni içermeli ve
her birinde kaç nüsha hâlinde düzenlendiği gösterilmelidir.


(5) Yükleten, istem üzerine, konişmentonun kendisi tarafından
imzalanmış olan bir kopyasını taşıyana vermek zorundadır.


 


II - İçeriği


MADDE 1229- (1) Konişmento, aşağıdaki kayıtları
içerir:


a) Yükletenin beyanına uygun olarak gemiye yüklenen veya
yüklenmek üzere teslim alınan eşyanın genel olarak cinsini, tanınması için zorunlu
olan işaretlerini, gerektiğinde tehlikeli eşya niteliğinde olup olmadığı hakkında
açık bir bilgiyi, koli veya parça sayısı ile ağırlığını veya başka suretle ifade
edilen miktarını.


b) Eşyanın haricen belli olan hâl ve durumunu.


c) Taşıyanın adı ve soyadını veya ticaret unvanını ve işletme
merkezini.


d) Kaptanın adı ve soyadını.


e) Geminin adını ve tabiiyetini.


f) Yükletenin adı ve soyadını veya ticaret unvanını.


g) Yükleten tarafından bildirilmişse,
gönderilenin adı ve soyadını veya ticaret unvanını.


h) Navlun sözleşmesine göre yükleme limanını ve taşıyanın
eşyayı yükleme limanında teslim aldığı tarihi.


i) Navlun sözleşmesine göre boşaltma limanını veya buna
ilişkin talimat alınacak yeri.


j) Konişmentonun düzenlendiği yer ve tarihi.


k) Taşıyan veya onu temsilen hareket eden kişinin imzasını.


l) Navlunun gönderilen tarafından
ödeneceğine dair kayıtları, ödenecekse bunun miktarını.


m) Navlun sözleşmesinde açıkça kararlaştırılmışsa, eşyanın
boşaltma limanında teslim olunacağı tarih ve süreyi.


n) Sorumluluk sınırlarını genişleten her şartı.


o) Taraflarca uygun görülen diğer kayıtları.


(2) Birinci fıkrada sayılan unsurlardan bir veya birkaçının
konişmentoda bulunmaması senedin hukuken konişmento sayılmasını engellemez; yeter
ki, senet 1228 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı unsurları taşımakta olsun.


 


III- Hükümleri


1. Kıymetli evrak olma niteliği


a) Eşyanın yetkili konişmento hamiline teslimi


aa) Genel olarak


MADDE 1230- (1) Konişmentonun meşru hamili,
eşyayı teslim almaya yetkilidir.


(2) Konişmento birden çok nüsha olarak düzenlenmişse, eşya,
tek nüshanın meşru hamiline teslim edilir.


 


bb) Birden çok konişmento hamilinin başvurusu


MADDE 1231- (1) Konişmentonun birden çok
meşru hamili aynı zamanda başvurursa kaptan, hepsinin istemini reddederek
eşyayı umumi ambara veya başka güvenli bir yere tevdi etmek ve bu şekilde hareket
etmesinin sebeplerini de göstererek bunu anılan konişmento hamillerine bildirmek
zorundadır.


(2) Kaptan hareket tarzına ve sebeplerine ilişkin resmî
bir senet düzenletmeye yetkilidir; bu sebeple yapılan giderler hakkında 1201 inci
madde uygulanır.


 


cc) Yükletenin talimatı


MADDE 1232- (1) Emre yazılı bir konişmento
düzenlenmişse kaptan, yükletenin eşyanın geri verilmesi veya teslimi hususundaki
talimatını ancak kendisine konişmentonun bütün nüshaları geri verildiği takdirde
yerine getirir.


(2) Gemi varma limanına ulaşmadan, bir konişmento hamili
eşyanın teslimini isterse, aynı hüküm uygulanır.


(3) Kaptan bu hükümlere aykırı hareket ederse, taşıyan,
konişmentonun meşru hamiline karşı sorumlu kalmakta devam eder.


(4) Konişmento emre yazılı değilse, yükleten ve konişmentoda
adı yazılı gönderilen muvafakat ettikleri takdirde, konişmentonun hiçbir nüshası
ibraz edilmese bile, eşya geri verilir veya teslim olunur. Şu kadar ki, konişmentonun
bütün nüshaları geri verilmiş değilse, taşıyan bu yüzden doğabilecek zararlar için
önce teminat gösterilmesini isteyebilir.


 


dd) Navlun sözleşmesinin umulmayan hâl
yüzünden hükümden düşmesi


MADDE 1233- (1) Navlun sözleşmesinin, geminin
varma limanına ulaşmasından önce umulmayan bir hâl yüzünden 1209 ilâ 1227 nci maddeler
gereğince kendiliğinden veya feshedilmesi sonucunda hükümden düşmesi hâlinde de
1232 nci madde hükmü uygulanır.


 


b) Konişmentonun eşyayı temsili


aa) Genel olarak


MADDE 1234- (1) Eşya, kaptan veya taşıyanın
diğer bir temsilcisi tarafından taşınmak üzere teslim alınınca konişmentonun, konişmento
gereğince eşyayı teslim almaya yetkili olan kişiye teslimi, 1235 inci madde hükümleri
saklı kalmak şartıyla, Türk Medenî Kanununun 957 ve 980 inci maddelerinde yazılı
hukuki sonuçları doğurur.


 


bb) Birden çok konişmento hamili


MADDE 1235- (1) Emre
yazılı bir konişmento birden fazla nüsha hâlinde düzenlenmişse, nüshalardan birinin
hamili, konişmentonun teslimine 1234 üncü madde gereğince bağlanan sonuçları,
kendisi henüz teslim isteminde bulunmadan önce bir diğer nüshaya dayanarak 1230
uncu madde uyarınca kaptandan eşyayı teslim almış olan kişi aleyhine ileri süremez.


(2) Kaptan eşyayı henüz teslim etmeden
birden çok konişmento hamili ona başvurup ellerinde bulundurdukları konişmento
nüshalarına dayanarak eşya üzerinde birbirine zıt haklar ileri sürerlerse, konişmentonun
birden çok nüshalarını çeşitli kişilere devretmiş olan ortak ciranta tarafından
eşyayı teslim almaya yetkili kılacak şekilde ilk önce ciro ve teslim edilmiş olan
nüshanın hamili diğerlerine tercih olunur. Ciro edilip de başka bir yere
gönderilen konişmento nüshası hakkında gönderme tarihi konişmento hamiline teslim
tarihi hükmündedir.


 


cc) Konişmentonun geri verilmesi karşılığında
eşyanın teslimi


MADDE 1236- (1) Eşya, ancak konişmento nüshasının,
eşyanın teslim alındığına ilişkin şerh düşülerek geri verilmesi karşılığında teslim
edilir.


 


2. İspat işlevi


a) Hukuki ilişkiyi ispat


MADDE 1237- (1) Taşıyan ile konişmento hamili
arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır.


(2) Taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun
sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır.


(3) Konişmentoda, yolculuk çarteri sözleşmesine gönderme
varsa, konişmento devredilirken çarter partinin bir suretinin de yeni hamile
ibraz edilmesi gerekir. Bu takdirde çarter partide yer alan hükümler, nitelikleri
elverdiği ölçüde konişmento hamiline karşı da ileri sürülebilir. Ancak, 1245 inci
maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü saklıdır.


 


b) Taşıyanı ispat


MADDE 1238- (1) Konişmentoyu taşıyan sıfatıyla
imzalayan veya konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılır.


(2) Konişmentoda taşıyanın adı ve soyadı veya ticaret unvanı
ile işletme merkezinin gösterilmemiş olduğu veya açıkça anlaşılmadığı hâllerde,
donatan, taşıyan sayılır; meğerki, konişmento hamilinin açık istemi üzerine,
donatan taşıyanın adı ve soyadını veya ticaret unvanı ile işletme merkezini bildirerek
bunu belgelendirmiş olsun.


(3) Kaptan veya taşıyanın diğer bir temsilcisi tarafından
düzenlenen konişmentoda, taşıyanın adı ve soyadı veya ticaret unvanı ile işletme
merkezinin gösterilmemiş olduğu veya açıkça anlaşılmadığı hâllerde, temsilci de
ikinci fıkra uyarınca sorumlu tutulan donatan ile birlikte taşıyan sayılır; meğerki,
konişmento hamilinin açık istemi üzerine temsilci, taşıyanın adı ve soyadını veya
ticaret unvanı ile işletme merkezini bildirerek bunu belgelendirmiş olsun.


(4) Taşıyanın adı ve soyadı veya ticaret unvanı ile işletme
merkezinin yanlış veya geç bildirilmiş olması hâlinde, taşıyan, donatan veya taşıyanın
temsilcisi, yanlış veya geç bildirimden doğacak zararlardan müteselsilen sorumludurlar;
bu takdirde 1188 inci maddede öngörülen hak düşürücü süre taşıyanın adı ve soyadı
veya ticaret unvanı ile işletme merkezi doğru bildirilene kadar taşıyana yöneltilecek
istemler hakkında işlemeye başlamaz.


 


c) Eşyanın genel olarak cinsini, işaretlerini,
koli veya parça adedini, ağırlık ve miktarını ispat


MADDE 1239- (1) Konişmento eşyanın genel
olarak cinsi, işaretleri, koli veya parça adedi, ağırlık veya miktarı hakkında beyanları
içerip de taşıyan, bu beyanların fiilen teslim alınan veya yükleme konişmentosu
düzenlenmiş olması hâlinde, fiilen yüklenen eşyayı doğru ve tam olarak göstermediğini
biliyor veya gösterdiğinden haklı sebeplerle şüphe ediyorsa yahut bu beyanları kontrol
etmek için yeterli imkâna sahip değilse, konişmentoya bu beyanların gerçeğe uymadığını,
şüphesini haklı gösteren sebepleri veya yeterli kontrol imkânının bulunmadığını
açıklayan bir çekince koymak zorundadır.


(2) Taşıyan, eşyanın haricen belli olan hâlini konişmentoda
beyan etmeyi ihmal ederse, konişmentoda eşyanın haricen iyi hâlde olduğuna dair
beyanda bulunulmuş sayılır.


(3) Birinci fıkraya dayanarak konişmentoya
hakkında çekince konulan beyanlar saklı kalmak üzere, konişmento, taşıyanın eşyayı
konişmentoda beyan edildiği gibi teslim aldığına veya yükleme konişmentosu düzenlenmiş
olduğu takdirde, yüklediğine karine oluşturur. Bu karinenin aksi, konişmentoyu,
içerdiği eşya tanımına güvenerek, gönderilen de dâhil olmak üzere, iyiniyetle devralan
üçüncü kişiye karşı ispatlanamaz; 1186 ncı maddenin dördüncü fıkrası saklıdır.


 


d) Navlunu ispat


MADDE 1240- (1) 1229 uncu maddenin birinci
fıkrasının (l) bendi uyarınca navlunun gönderilen tarafından ödeneceğine veya yükleme
limanında gerçekleşip gönderilen tarafından ödenecek olan sürastarya parasına ilişkin
bir kaydı içermeyen konişmento, gönderilenin navlun veya sürastarya parası ödemekle
yükümlü olmadığına karine oluşturur. Bu karinenin aksi, navlun veya sürastarya parası
hakkında böyle bir kayıt içermeyen konişmentoyu, gönderilen de dâhil olmak üzere,
devralan üçüncü kişiye karşı ispatlanamaz.


(2) Navlun eşyanın ölçüsüne, sayısına veya tartısına göre
kararlaştırılmış ve bunlar da konişmentoda gösterilmiş olursa, konişmentoda aksine
bir şart olmadıkça, navlun buna göre belirlenir. 1239 uncu maddenin birinci fıkrası
uyarınca yazılan şerh konişmentoda aksine bir şart sayılmaz.


(3) Navlun için taşıma sözleşmesine yollama yapılırsa,
bu yollamanın kapsamına boşaltma süresi, sürastarya süresi ve sürastarya parası
hakkındaki hükümler girmez.


 


e) Yükleten tarafından verilen garantiler


MADDE 1241- (1) Konişmentoya konulan eşya
ile ilgili kayıtlar hakkında 1145 inci madde uygulanır.


(2) Taşıyan veya onun bir temsilcisi tarafından konişmentonun,
yükletenin konişmentoya konulmak üzere bildirdiği kayıtlara veya eşyanın haricen
belli olan hâl ve niteliğine ilişkin bir çekince eklenmeksizin düzenlenmesi yüzünden
taşıyanın uğrayacağı zararı yükletenin tazmin edeceğine dair her taahhüt veya anlaşma,
konişmentoyu, gönderilen de dâhil olmak üzere, iyiniyetle iktisap eden bütün üçüncü
kişilere karşı geçersizdir.


(3) Böyle bir taahhüt veya anlaşma, taraflar arasında geçerlidir;
meğerki, taşıyan veya onun bir temsilcisi, ikinci fıkrada belirtilen çekinceyi koymamak
suretiyle, eşyanın konişmentodaki tanımına güvenerek hareket eden, gönderilen de
dâhil, üçüncü kişileri aldatma amacı gütsün. Bu durumda, konişmentoya konulmayan
çekince, yükleten tarafından konişmentoya yazılmak üzere bildirilen kayıtlara ilişkinse,
taşıyan, 1145 inci madde uyarınca yükletenden tazminat isteyemez.


(4) Üçüncü fıkrada belirtilen aldatma kastının varlığı
hâlinde taşıyan, konişmentodaki kayıtlara güvenerek hareket eden, gönderilen de
dâhil, üçüncü kişilere karşı, 1186 ncı maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından
yararlanmaksızın sorumludur.


 


B) Diğer denizde taşıma senetleri


MADDE 1242- (1) Taşıyanın taşınacak eşyayı
teslim aldığını göstermek üzere düzenlediği konişmentodan başka her tür senet, taşıma
sözleşmesinin yapılmış ve eşyanın senette yazılı olduğu gibi taşıyan tarafından
teslim alınmış olduğuna karine oluşturur; ancak bu karinenin aksi ispatlanabilir.


 


YEDİNCİ AYIRIM


Emredici Hükümler


A) Genel olarak


MADDE 1243- (1) Bir navlun sözleşmesinde
veya konişmentoda yahut diğer bir denizde taşıma senedinde yer alıp da;


a) Taşıyanın borç ve sorumluluklarına ilişkin 1141, 1150,
1151 ve 1178 ilâ 1192 nci maddeler,


b) Taşıtan ve yükletenin borç ve sorumluluklarına ilişkin
1145 ilâ 1149, 1165 ve 1208 inci maddeler,


c) Denizde taşıma senetlerine ilişkin 1228 ilâ 1242 nci
maddeler,


hükümlerinden kaynaklanan borç ve sorumluluklar doğrudan
veya dolaylı olarak önceden kaldıran veya daraltan bütün kayıt ve şartlar geçersizdir.


(2) Sigortadan doğan hak ve alacakların taşıyana devredilmesi
veya taşıyana buna benzer menfaatler sağlanması ve kanunlarla düzenlenmiş bulunan
ispat yükünün taşıyan lehine tersine çevrilmesi sonucunu doğuran bütün kayıt ve
şartlar birinci fıkra hükümlerine tabidir.


(3) Sorumluluğu kaldıran veya daraltan
kayıt ve şartların geçersizliği, navlun sözleşmesinin veya konişmentonun yahut diğer
bir denizde taşıma senedinin geri kalan hükümlerinin geçersizliği sonucunu doğurmaz.


(4) Taşıyanın borçlarını ve sorumluluğunu genişleten veya
ağırlaştıran kayıt ve şartlar ise geçerlidir.


 


B) İstisnalar


MADDE 1244- (1) Aşağıda yazılı hâllerde 1243
üncü maddenin birinci fıkrası uygulanmaz:


a) Navlun sözleşmesinin canlı hayvanlara veya 1151 inci
maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca denizde taşıma senedinde güvertede
taşınacağı yazılı olup da fiilen böyle taşınan eşyaya ilişkin bulunması.


b) Mutat ticari taşıma işlerinden olmamakla beraber ticaretin
olağan akışı içinde yapılan eşya taşımasına ilişkin bulunup da eşyanın özel nitelikleri
veya taşımanın özel şartlarının haklı gösterdiği anlaşmalar; bu durumda taşıma senedinin
bu anlaşmaları ve “emre değildir” kaydını içermesi şarttır.


c) Taşıyana, eşyanın yüklenmesinden önce ve boşaltılmasından
sonra düşen yükümlülükler.


(2) 1243 üncü madde, konişmentoya,
müşterek avaryaya ilişkin kayıtların konulmasına engel değildir.


(3) Sorumluluğu önceden kaldıran veya daraltan kayıt ve
şartlar hakkında Türk Borçlar Kanununun emredici hükümleri saklıdır.


 


C) Yolculuk çarteri sözleşmesi


MADDE 1245- (1) Yolculuk çarteri sözleşmelerine
1243 üncü madde hükmü uygulanmaz. Ancak, böyle bir sözleşmeye dayalı olarak konişmento
düzenlenirse, taşıtan olmayan konişmento hamili ile taşıyan arasındaki ilişkide
1243 üncü madde hükmü uygulanır.


 


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Zamanaşımı


A) Süre


MADDE 1246- (1) 1188 inci madde hükmü saklı
kalmak kaydıyla, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun
sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar
bir yılda zamanaşımına uğrar.


(2) Bu süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.


 


BEŞİNCİ BÖLÜM


Deniz Yoluyla Yolcu Taşıma Sözleşmesi


A) Tanımı


MADDE 1247- (1) Deniz yoluyla yolcu taşıma
sözleşmesi, yolcunun veya yolcu ve bagajının deniz yolu ile taşınması için, taşıyan
tarafından veya onun adına ve hesabına yapılan sözleşmedir.


(2) Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından
yapılan ticari yolcu taşıma sözleşmelerine de bu Bölüm hükümleri uygulanır.


(3) Hava yastıklı araçlar ile yapılan yolcu taşıması
bu Bölüm hükümlerine tabi değildir.


 


B) Taşıyan ve fiilî taşıyan


MADDE 1248- (1) Taşıyan, taşıma ister bizzat
onun tarafından, isterse bir başkası, fiilî taşıyan, tarafından gerçekleştirilmiş
olsun, taşıma sözleşmesini yapan veya taşıma sözleşmesi adına ve hesabına yapılan
kişidir.


(2) Fiilî taşıyan, taşıyandan farklı bir kişi olup, bir
geminin maliki, kiracısı veya işleteni olarak, taşımanın tamamını veya bir kısmını
fiilen gerçekleştiren kişidir.


 


C) Yolcu


MADDE 1249- (1) Deniz yoluyla yolcu taşıma
sözleşmesine dayanarak veya bu Bölüm hükümlerine tabi bulunmayan bir navlun sözleşmesinin
konusu olan aracı veya canlı hayvanları gözetmek üzere, taşıyanın onayı ile gemide
taşınan kişiler yolcu sayılır.


(2) Sözleşmede, yolcunun adı yazılı ise yolcu, taşınma
hakkını bir başkasına devredemez.


 


D) Bagaj


MADDE 1250- (1) Canlı hayvanlar ve bir navlun
sözleşmesine dayanılarak taşınan eşya ile araçlar dışında, taşıyan tarafından, deniz
yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi gereğince taşınan eşya ve araçlar, bagaj kapsamındadır.


(2) Yolcunun kamarası içinde veya başka bir şekilde kendi
zilyetliğinde, hâkimiyetinde ya da gözetiminde bulundurduğu eşya, onun kabin bagajıdır.
1258 ve 1263 üncü maddelerin uygulaması hariç olmak üzere, yolcunun aracında bulundurduğu
bagajı da kabin bagajı sayılır.


(3) Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, deniz yoluyla yolcu
taşıma sözleşmesi gereğince yolcunun gemiye getirdiği bagaj için taşıma ücretinden
başka bir ücret istenemez.


 


E) Yolcunun yükümlülükleri


I- Kaptanın talimatına uyma


MADDE 1251- (1) Yolcu, kaptanın, gemide düzenin
sağlanmasına yönelik tüm talimatına uymak zorundadır.


 


II- Bagaj hakkında doğru bilgi verme yükümlülüğü


MADDE 1252- (1) Yolcu, bagaj olarak gemiye
getirdiği eşyanın cins ve niteliği ile tehlikeleri hakkında doğru beyanda bulunmak
zorundadır. Yolcu, beyanlarının doğru olmamasından doğan zarardan taşıyana karşı
sorumludur; bu yüzden zarar gören diğer kişilere karşı ise, bagajın tehlikeli olması
veya gemiye gizlice getirilmiş bulunması dışında kusuru varsa sorumludur.


(2) Kaptan, kendisine eksik veya yanlış bilgi verilerek
ya da gizlice gemiye getirilen eşyayı her zaman ve herhangi bir yerde, gemiden çıkarmaya
ve gerektiğinde denize atmaya da yetkilidir.


(3) Kaptan, bagaj olarak gizlice gemiye getirilen eşyayı
gemide alıkoyacak olursa, yolcu bunlar için hareket limanında ve hareket zamanında
bu gibi yolculuk ve eşya için alınan en yüksek ücreti ödemekle yükümlüdür.


(4) Taşıyanın veya bu tür beyanları kabule yetkili diğer
bir temsilcisinin bilgisi, kaptanın bilgisi hükmündedir.


 


III- Gemiye zamanında gelmek


MADDE 1253- (1) Yolcu, yolculuk başlamadan
önce hareket limanında veya yolculuk devam ederken ara limanlarda gemiye zamanında
gelmek zorundadır. Aksi takdirde, yolcu, kaptan kendisini beklemeden yolculuğa başlamış
veya devam etmiş olsa bile, taşıma ücretinin tamamını ödemekle yükümlüdür. Ancak,
yerine başka yolcu alınmış ise, bu tutar taşıma ücretinden indirilir.


 


F) Taşıyanın hapis hakkı


MADDE 1254- (1) Taşıyan, deniz yoluyla yolcu
taşıma sözleşmesinden doğan bütün alacakları için, Türk Medenî Kanununun 950 ilâ
953 üncü maddeleri uyarınca yolcuya ait bagaj üzerinde hapis hakkına sahiptir.


 


G) Ölen yolcunun bagajı


MADDE 1255- (1) Yolcu,
yolculuk sırasında ölürse, 915 inci madde hükmü uygulanır.


 


H) Yolcunun uğradığı zararlardan sorumluluk


I- Taşıyanın sorumluluğu


MADDE 1256- (1) Taşıyan, yolcunun gemi kazası
yüzünden ölmesi veya yaralanmasından doğan zarardan sorumludur. Taşıyanın sorumluluğu,
zarar gören yolcu başına her bir gemi kazası için 250.000 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır.
Şu kadar ki, kazanın savaş, terör, iç savaş, isyan veya istisnai nitelikte, kaçınılamaz
ve engellenmesi mümkün olmayan nitelikteki bir doğa olayından veya tamamıyla bir
üçüncü kişinin onu meydana getirmek kastıyla gerçekleştirdiği bir fiil veya ihmalinden
kaynaklandığını ispatlayan taşıyan, sorumluluktan kurtulur. Taşıyan kusurlu ise,
yolcunun yukarıdaki miktarı aşan zararından da sorumlu olur; kusurlu olmadığını
ispat yükü taşıyana aittir.


(2) Taşıyan, yolcunun, gemi kazasından kaynaklanmayan ölüm
ve yaralanmasının sebep olduğu zarardan, bu zarara yol açan kazanın meydana gelmesinde
kusuru varsa sorumlu olur. Kusuru ispat yükü davacıya aittir.


(3) Kabin bagajının zıya veya hasara uğramasına yol açan
kazanın gerçekleşmesinde kusuru bulunan taşıyan, bu yüzden uğranılan zarardan sorumludur.
Gemi kazasının sebep olduğu zararlar bakımından, taşıyanın kusurunun bulunduğu varsayılır;
bu karinenin aksi ispat edilebilir.


(4) Taşıyan, kabin bagajı dışındaki
bagajın zıya veya hasara uğramasından doğan zarardan sorumludur, meğerki, zararın
meydana gelmesine yol açan kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığını ispat
etmiş olsun.


(5) Bu maddenin uygulanmasında;


a) “Gemi kazası”, geminin enkaz hâline gelmesini, alabora
olmasını, karaya oturmasını, çatmayı, gemideki infilâkı, yangını ve arızayı ifade
eder;


b) “Taşıyanın kusuru”, taşıyanın adamlarının görevlerini
yerine getirdikleri sırada işledikleri kusuru da kapsar;


c) “Gemideki arıza”, yolcuların gemiyi terkinde, tahliyesinde,
gemiye binmeleri ve inmelerinde; geminin yürütülmesinde, dümen tutulmasında, güvenli
seyrüseferinde, yanaşmasında, demirlemesinde, rıhtıma ve demirleme yerine varmasında
veya buradan ayrılmasında; gemiye su yürümesi hâlinde, zararın kontrolünde; can
kurtarma araçlarının suya indirilmesinde kullanılan gemi kısımlarının veya teçhizatının
hiç veya gereği gibi çalışmaması ya da denizde güvenlik kurallarına uygun olmaması
anlamına gelir;


d) “Zarar”, cezalandırıcı veya caydırıcı nitelikteki tazminatı
kapsamaz.


(6) Bu Bölümün uygulanmasında, “bagajın zıyaı veya hasarı”,
gemide taşınmış veya taşınmış olması gereken bagajın, iş hukuku uyuşmazlıklarından
kaynaklanan gecikmeler hariç, geminin varmasından itibaren uygun bir süre içinde
yolcuya geri verilmemesinden doğan malvarlığı zararını da içerir.


(7) Taşıyanın bu maddeye göre sorumluluğu, sadece taşıma
sırasında meydana gelen kazaların sebep olduğu zararlara ilişkindir. Zararı doğuran
kazanın taşıma sırasında meydana geldiğini ve zararın kapsamını ispat yükü, davacıya
aittir.


(8) Bu Bölüm hükümleri, taşıyanın üçüncü kişilere karşı
sahip olduğu rücu hakkı ile ortak kusur def’ini ileri sürme ve sorumluluğun sınırlandırılması
haklarını ihlal etmez.


(9) Bir taraf hakkında kusur karinelerinin varlığı veya
ispat yükünün ona ait bulunması, bu tarafın lehine olan delillerin dikkate alınmasını
engellemez.


(10) Bu maddede öngörülen sorumlulukların üst sınırları
hakkında 1262 ve 1263 üncü madde hükümleri saklıdır.


 


II- Fiilî taşıyanın sorumluluğu


MADDE 1257- (1) Taşımanın tamamının veya
bir kısmının yapılması, bir fiilî taşıyana bırakılmış olsa bile, taşıyan taşımanın
tamamından bu Bölüm hükümlerine göre sorumlu kalmakta devam eder. Fiilî taşıyan
da, taşımanın kendisi tarafından yapılan bölümü için, bu Bölüm hükümlerine göre
sorumludur.


(2) Taşıyan, taşımanın fiilî taşıyan
tarafından yapıldığı hâllerde, fiilî taşıyanın kusurundan ve onun adamlarının görevlerini
yerine getirdikleri sırada işledikleri kusurdan sorumludur.


(3) Taşıyanın, kanunen kendisine yükletilmeyen
bir borç veya yükümlülüğü üstlenmesi veya ona tanınan bir haktan vazgeçmesi sonucunu
doğuran özel anlaşmalar, açık ve yazılı bir kabul olmadıkça, fiilî taşıyan hakkında
hüküm ifade etmez.


(4) Taşıyan ile fiilî taşıyanın sorumlulukları, birlikte
sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde müteselsildir.


(5) Bu madde hükümleri, taşıyan ile fiilî taşıyan arasındaki
rücu ilişkisini etkilemez.


 


III- Taşıma süresi


MADDE 1258- (1) Bu Bölüm hükümlerinin uygulanmasında
taşıma süresi;


a) Yolcu ve kabin bagajı bakımından, yolcunun bir yolcu
salonunda, rıhtımda, iskelede veya diğer herhangi bir liman tesisinde bulunduğu
süre hariç, yolcunun veya kabin bagajının gemide bulunduğu veya gemiye alındığı
veya gemiden çıkartıldığı süreyi ya da ücretinin taşıma ücreti kapsamında olması
ya da kullanılan aracın taşıyan tarafından yolcunun emrine verilmiş bulunması şartıyla,
bunların karadan gemiye veya gemiden karaya götürülmeleri amacıyla su üzerinde yapılan
ek taşıma süresini,


b) Kabin bagajı bakımından, bagajın taşıyana veya adamlarına
teslim edilmiş olup da bunlar tarafından yolcuya henüz geri verilmemiş olması şartıyla,
yolcunun bir yolcu salonunda, rıhtımda, iskelede veya diğer herhangi bir liman tesisinde
bulunduğu süreyi,


c) Diğer bagaj bakımından, taşıyan veya adamları tarafından
kıyıda veya gemide teslim alındıkları andan yolcuya teslim edildikleri ana kadar
geçen süreyi,


kapsar.


 


IV- Zorunlu sigorta


MADDE 1259- (1) Onikiden fazla yolcu taşımak
için ruhsat almış bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde, taşımanın tamamını veya
bir kısmını üstlenen veya gerçekleştiren bütün taşıyanlar, yolcuların ölümünden
veya yaralanmalarından doğabilecek sorumluluklarına karşı sigorta yaptırmakla yükümlüdürler.
(Değişik cümle: 4/7/2024-7519/20 md.) Zorunlu sigorta bedelinin sınırı
her kaza için yolcu başına, uluslararası sefer yapabilmek için ruhsat almış bir
gemi ile yolcu taşındığı takdirde 250.000 Özel Çekme Hakkından, uluslararası
sefer için gerekli ruhsatı olmayan bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde
100.000 Özel Çekme Hakkından az olamaz.


(2) Birinci fıkradaki şartları yerine getirmeyen geminin
yola çıkmasına izin verilmez.


 


V- Değerli eşya


MADDE 1260- (1) Taşıyan, yolcuya ait para,
kıymetli evrak, altın, gümüş, mücevher, sanat eseri, süs eşyası ve diğer değerli
eşyanın zıyaından veya hasarından sorumlu değildir; meğerki, bu tür eşya taşıyana
saklaması için verilmiş olsun. Bu durumda taşıyan, 1264 üncü maddenin birinci fıkrası
uyarınca daha yüksek bir sorumluluk sınırı kararlaştırılmamışsa, 1263 üncü maddenin
üçüncü fıkrasında öngörülen sınırlar içinde sorumlu olur.


 


VI- Birlikte kusur


MADDE 1261- (1) Taşıyan, ölümüne, yaralanmasına,
bagajının zayi olmasına veya hasara uğramasına yolcunun kastının veya ihmalinin
sebebiyet verdiğini ya da bunda etkisinin bulunduğunu ispat ederse, mahkeme, taşıyanın
kısmen veya tamamen sorumlu olmadığına karar verebilir.


 


VII- Bedensel zarardan doğan sorumluluğun
sınırı


MADDE 1262- (1) Yolcunun ölümü veya yaralanmasından
dolayı taşıyanın 1256 ncı madde gereğince sorumluluğu, hiçbir hâlde, her olay için
yolcu başına 400.000 Özel Çekme Hakkını geçemez; 1256 ncı maddenin birinci fıkrasının
ikinci cümlesi hükmü saklıdır. Tazminat, irat şeklinde belirlenirse, ödenecek tazminatın
anapara değerinin toplamı bu miktarı aşamaz.


 


VIII- Bagaj ve araçların zıyaı veya hasarından
doğan sorumluluğun sınırı


MADDE 1263- (1) Kabin bagajının uğradığı
zıya veya hasardan dolayı taşıyanın sorumluluğu, hiçbir hâlde, her taşıma için yolcu
başına 2.250 Özel Çekme Hakkını aşamaz.


(2) Araçlar ve içlerinde veya üzerlerinde taşınan her çeşit
bagajın uğradığı zıya ve hasardan dolayı taşıyanın sorumluluğu, hiçbir hâlde, her
taşıma için araç başına 12.700 Özel Çekme Hakkını aşamaz.


(3) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilenler dışındaki
bagajın zıyaı veya hasarından dolayı taşıyanın sorumluluğu, hiçbir hâlde, her taşıma
için yolcu başına 3.375 Özel Çekme Hakkını aşamaz.


(4) Taşıyan ve yolcu, taşıyanın sorumluluğuna, zararın
tamamından indirilmek üzere aracın uğrayacağı zıya veya hasar için 330 Özel Çekme
Hakkı, diğer bagajın uğrayacağı zıya veya hasar için de yolcu başına 149 Özel Çekme
Hakkını aşmayacak bir muafiyetin uygulanması hususunda anlaşabilirler.


 


IX- Sorumluluk sınırlarına ilişkin ortak
hükümler


MADDE 1264- (1) Taşıyan ve yolcu, 1262 ve
1263 üncü maddelerde öngörülenden daha yüksek sorumluluk sınırlarını aralarında
açıkça ve yazılı olarak kararlaştırabilirler.


(2) 1262 ve 1263 üncü maddelerdeki sorumluluk sınırlarına,
faiz alacakları ve yargılama giderleri dâhil değildir.


 


X- Taşıyanın adamlarının savunmaları ve
sorumluluk sınırları


MADDE 1265- (1) Taşıyanın veya fiilî taşıyanın
adamları aleyhine bu Bölümde düzenlenen zararlar dolayısıyla dava açılmışsa, bu
kişiler, zararın görevlerini yerine getirdikleri sırada meydana gelmiş olduğunu
ispatlamak şartıyla, taşıyana ve fiilî taşıyana bu Bölümde tanınan savunma imkânlarından
ve sorumluluk sınırlarından yararlanabilirler.


 


XI- İstemlerin birleşmesi


MADDE 1266- (1) 1262 ve 1263 üncü maddelerde
öngörülen sorumluluk sınırları, yolcunun ölümü veya yaralanmasından yahut bagajının
zıyaı veya hasarından kaynaklanan bütün tazminat istemlerinin toplamına uygulanır.


(2) Bir fiilî taşıyan tarafından gerçekleştirilen taşımada,
taşıyandan ve fiilî taşıyandan ve bunların görevleri dâhilinde hareket eden
adamlarından alınacak tazminatların toplamı, bu Bölüm hükümlerine göre taşıyanın
veya fiilî taşıyanın mahkûm edilebileceği en yüksek tutarı aşamaz; şu kadar ki,
bu kişilerden hiçbiri kendisine uygulanacak sorumluluk sınırını aşan bir tutardan
sorumlu tutulamaz.


(3) Taşıyanın veya fiilî taşıyanın adamlarının, 1265 inci
maddeye göre 1262 ve 1263 üncü maddelerde öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlandıkları
bütün durumlarda, taşıyandan ve yerine göre fiilî taşıyandan ve bunların adamlarından
alınacak tazminatların toplamı bu sınırları aşamaz.


 


XII - Sorumluluğu sınırlandırma hakkının
kaybı


MADDE 1267- (1) Zarara, böyle bir zarara
sebep olmak kastıyla veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana
gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği
ispat edilen taşıyan, 1262 ve 1263 üncü maddelerle 1264 üncü maddenin birinci fıkrasında
öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamaz.


(2) Zarara, böyle bir zarara sebep olmak kastıyla veya
pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci
ile işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyanın
veya fiilî taşıyanın adamları, birinci fıkrada belirtilen sorumluluk sınırlarından
yararlanamaz.


 


XIII- İstemlerin dayanağı


MADDE 1268- (1) Yolcunun ölümünden, yaralanmasından,
bagajının zıyaı veya hasarından dolayı, taşıyana veya fiilî taşıyana karşı, yalnızca
bu Bölüm hükümleri uyarınca tazminat davası açılabilir.


 


XIV- Bagajın zıyaı veya hasara uğradığının
bildirimi


MADDE 1269- (1) Yolcu, bagajın zıyaı
veya hasarını;


a) Haricen belli ise, kabin bagajının indirilmesinden önce
veya indirilirken, diğer bagajın tesliminden önce veya teslimi sırasında,


b) Haricen belli değilse, bagajın indirilmesinden veya
tesliminden ya da teslim edilmesi gereken tarihten itibaren onbeş gün içinde,


taşıyana veya temsilcisine yazılı olarak bildirir.


(2) Yolcu bu bildirimi yapmamışsa, aksi ispat edilene kadar,
bagajı iyi hâlde aldığı kabul edilir.


(3) Bagajın durumu, teslimi sırasında bir ortak inceleme
veya tespit işlemine konu olmuşsa, yazılı bildirime gerek yoktur.


 


XV- Zamanaşımı


MADDE 1270- (1) Yolcunun ölümünden ve bedensel
zararından ilgilisi lehine doğan bütün tazminat istemleri on yılda zamanaşımına
uğrar.


(2) Yolcu taşıma sözleşmesinden doğan,
bagajın zıyaa veya hasara uğramasından doğan alacaklar dâhil olmak üzere, diğer
bütün alacaklar, iki yılda zamanaşımına uğrar. Bu süre;


a) Bagajın zıyaı veya hasarı hâlinde, hangisi daha sonra
vukubulmuş ise yolcunun gemiden indiği veya inmesi gereken tarihten,


b) Diğer bütün alacaklarda muaccel oldukları tarihten,


itibaren işlemeye başlar.


(3) Birinci ile ikinci fıkralarda belirlenen zamanaşımı
süreleri, tazminat istemi doğduktan sonra, taşıyanın yazılı beyanı veya tarafların
yazılı anlaşmasıyla uzatılabilir.


 


XVI- Emredici hükümler


MADDE 1271- (1) Yolcunun ölümü veya yaralanması
sonucunu doğuran olaydan veya bagajın zıyaa veya hasara uğramasından önce yapılmış
olan sözleşmelerde yer alan, bu Bölüm hükümlerine göre sorumlu herhangi bir kişinin
sorumluluğunu kaldıran veya 1263 üncü maddenin dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak
kaydıyla, bu Bölümde öngörülen sorumluluk sınırlarını indiren veya taşıyana veya
fiilî taşıyana düşen ispat yükünün yerini değiştiren her şart hükümsüzdür. Şartın
hükümsüzlüğü, taşıma sözleşmesinin geçersizliği sonucunu doğurmaz.


(2) Tazminat istemi doğmadan önce
yapılan yetki ve tahkim sözleşmeleri geçerli değildir.


 


BEŞİNCİ KISIM


Deniz Kazaları


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Müşterek Avarya


A) Genel hükümler


I- Tanım


MADDE 1272- (1) Ortak bir deniz sergüzeştine
atılmış olan gemiyi, yükü, diğer eşyayı ve navlunu birlikte tehdit eden bir tehlikeden
onları korumak amacıyla ve makul bir hareket tarzı oluşturacak şekilde, bile bile
olağanüstü bir fedakârlık yapılması veya olağanüstü bir gidere katlanılması hâlinde
“müşterek avarya hareketi” var sayılır ve bu hareketin doğrudan doğruya sonucu olan
zarar ve giderler müşterek avarya olarak kabul edilir.


(2) Müşterek avaryadan sayılacak bir giderin yapılmaması
için göze alınan her fazla gider de, başka ilgililer bu fazla giderlerden faydalansalar
bile, önlenmiş olan giderin tutarına kadar, müşterek avarya garamesine girer.


(3) Müşterek avarya garamesine giren zarar ve giderler
gemi, yük, navlun ve diğer eşya arasında bu Bölüm hükümlerine göre paylaşılır.


 


II- Uygulanacak kurallar


MADDE 1273- (1) Taraflarca
başka bir husus kararlaştırılmamış olduğu takdirde, müşterek avarya garamesi, Milletlerarası
Denizcilik Komitesi tarafından hazırlanarak, bu madde hükmüne göre Türkçe’ye çevrilip
yayımlanmış olan en son tarihli York-Anvers Kurallarına tabidir.


(2) York-Anvers Kurallarının çevirisi, Sigortacılık Genel
Müdürlüğü ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından kurulacak
bir ihtisas komitesince hazırlanır ve çevrilen orijinal metin ile birlikte Resmî
Gazetede yayımlanarak ilan edilir. Milletlerarası Denizcilik Komitesi tarafından,
York-Anvers Kurallarında yapılacak değişiklikler de aynı yöntemle Türkçe’ye çevrilip
ilgili müsteşarlıklarca resen veya gerçek ve tüzel kişilerin başvurusu üzerine yayımlanır.


 


B) Borçlular ve teminat


I- Garame paylarının borçluları


MADDE 1274- (1) Müşterek avarya garame paylarının
kişisel borçluları, garameye girecek olan geminin müşterek avarya hareketinin meydana
geldiği andaki donatanı, navlunun boşaltma tarihindeki alacaklısı ve diğer eşyanın
boşaltma tarihindeki malikidir.


(2) Garameye girecek eşyanın gönderileni,
eşyayı teslim alırken bunlara bir garame payı düşmüş olduğunu biliyor ise, bu pay
için eşya teslim edilmiş olmasaydı o eşyanın paraya çevrilmesi hâlinde garame payı
ne oranda ödenecek idiyse o oranda eşyanın teslim zamanındaki değerine kadar şahsen
sorumludur.


 


II- Alacaklıların rehin hakları


1. Genel olarak


MADDE 1275- (1) Alacaklılar, gemi üzerinde
gemi alacaklısı hakkına, garameye girecek eşya üzerinde Türk Medenî Kanununun 950
ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca hapis hakkına ve navlun üzerinde aynı Kanunun 954
ilâ 961 inci maddeleri uyarınca alacak rehnine sahiptirler.


 


2. Gemiye düşen garame payı için teminat


MADDE 1276- (1) Geminin
1279 uncu maddeye göre zararın tespiti ve paylaştırılması gereken limandan ayrılabilmesi
için, gemiye düşen garame paylarına karşılık olarak yükle ilgililere teminat
gösterilmesi zorunludur.


 


3. Hapis hakkının kullanılması


MADDE 1277- (1) Kaptan, garame payları ödenmedikçe
veya 1201 inci madde gereğince, bunlar için teminat gösterilmedikçe garameye iştirak
edecek eşyayı teslim edemez; ederse kendisi de bu paylardan şahsen sorumlu tutulur.


(2) Kaptanın hareket tarzını donatan emretmişse 1089 uncu
maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanır.


(3) Alacaklıların garameye giren eşya üzerindeki hapis
hakkı, alacaklılar adına taşıyan tarafından 1201 inci madde hükümlerine göre kullanılır.


 


C) Dispeç


I - Genel olarak


1. Yaptırma yükümlülüğü


MADDE 1278- (1) Donatan gecikmeksizin dispeçi
yaptırmakla yükümlüdür; bu yükümlülüğünü yerine getirmezse ilgililerin her birine
karşı sorumlu olur.


(2) Dispeç süresinde yaptırılmazsa, sigortacı da dâhil
olmak üzere, ilgililerden herhangi biri bunun yapılmasını istemeye ve yaptırmaya
yetkilidir.


(3) Dispeçin yapılması istemi, olayın müşterek avarya sayılmayacağı
ileri sürülerek dispeççi tarafından reddedilirse, dispeçin yapılmasının gerekip
gerekmediğine, sigortacı da dâhil olmak üzere, ilgililerden herhangi birinin başvurması
üzerine 1279 uncu maddede yazılı yerdeki mahkemece karar verilir. Mahkeme dosya
üzerinde veya sigortacı da dâhil olmak üzere ilgilileri dinleyerek bu hususta karar
verir. Bu hâlde basit yargılama usulü uygulanır.


 


2. Yapılacağı yer


MADDE 1279- (1) Zararın tespiti ve paylaştırılması
varma yerinde, eğer buraya varılmazsa yolculuğun bittiği limanda yapılır.


 


3. Dispeççi


MADDE 1280- (1) Dispeç, ilgililerin oybirliğiyle
atayacakları bir veya birden fazla dispeççi tarafından yapılır. Oybirliği sağlanamazsa,
dispeççiyi veya dispeççileri, dispeçin yapılacağı yer mahkemesi atar.


(2) İlgililerden her biri dispeçin yapılması için gereken
ve elinde bulunan belgeleri, özellikle çarter partileri, konişmento ve faturaları,
dispeççiye vermekle yükümlüdür.


(3) Dispeççinin istemi üzerine mahkeme, ellerinde bulunan
ve kanunen ibrazla yükümlü oldukları belgeleri dispeççiye teslim etmelerini, onları
elinde bulunduranlara emreder.


(4) Dispeççi, ilgililerin dispeçi incelemelerine izin ve
istemleri üzerine giderlerini ödemeleri şartıyla, bir örnek vermekle yükümlüdür.


 


II- Dispeçin onaylanmasını isteme hakkı
ve dispeçe itiraz


1. Duruşma


MADDE 1281- (1) Sigortacılar dâhil olmak
üzere ilgililer, 1279 uncu maddede yazılı yerdeki mahkemeden dispeçin onaylanmasını
isteyebilecekleri gibi avarya türüne veya hesaplarına itiraz da edebilirler.


(2) Dilekçede duruşmaya çağrılacak olan ilgililerin ad
ve soyadları bildirilir.


(3) Dilekçe üzerine mahkeme, dispeççiden, dispeç ile istemleri
ispatlayan belgeleri ister; bu belgelerin tamamlanmasına gerek görülürse, ibrazını
onları elinde bulunduranlara emreder.


(4) İlgililerin hepsi duruşmaya çağrılır. Çağrıda, dispeç
ile istemleri ispatlayan belgelerin mahkeme kaleminde incelenebileceği ve çağrılanın
daha önce de dispeçe karşı mahkemede itirazda bulunabileceği, belirli günde gelmediği
takdirde dispeçe onay vermiş sayılacağı yazılır. Çağrının duruşma gününden en az
onbeş gün önce ilgililere tebliğ edilmesi gerekir.


(5) Dispeç raporuna itirazın, en geç ilk celsede, hiçbir
tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve etraflı olarak yapılması zorunludur.
Haklı sebepler dolayısıyla bu mümkün olmazsa, hâkim ilgiliye itirazını bildirmek
üzere bir defalık uygun bir süre verir. İlk oturumda veya en geç hâkim tarafından
verilecek süre içinde gereği gibi açık ve ayrıntılı şekilde bildirilmemiş olan itiraz
yapılmamış sayılır.


 


2. Dispeçin onaylanması


MADDE 1282- (1) Belirlenen günde hazır bulunanlarla
duruşma yapılır. Dispeçe karşı, duruşmada veya daha önce bir itiraz yapılmamış olduğu
takdirde dispeç onaylanır. İtiraz yapılmışsa ilgililer dinlenir. İtirazın yerinde
olduğu görülür veya başka surette bir anlaşmaya varılırsa dispeç buna göre düzeltilerek
onaylanır.


(2) İtirazın hemen karara bağlanması imkânının bulunmaması
hâlinde, dispeç raporunun itirazın kapsamı dışında kalan kısımları, ayrı bir kararla
onaylanır ve itiraz edilen kısım hakkında duruşmaya devam olunur.


 


3. Uygulanacak usul hükümleri


MADDE 1283- (1) 1281 ve 1282 nci madde hükümleri
saklı kalmak kaydıyla, dispeçin onaylanmasında ve itirazların incelenmesinde basit
yargılama usulü hükümleri uygulanır.


 


4. Dispeç raporunun onaylanması hakkındaki
kararın hükmü


MADDE 1284- (1) Dispeç raporunun onaylanması
hakkındaki kararın kesinleşmesiyle bu karar, raporda gösterilen alacakların ödetilmesi
için verilmiş bir ilam niteliğini kazanır. Şu kadar ki, itiraza uğramamış bir raporun
onaylanması kararı kesinleşmeden önce de bu niteliğe sahiptir.


(2) Raporun onayına ait ilam, onay istemi üzerine yapılan
duruşmaya usulüne göre çağrılmış olmayan ilgililer aleyhine hiçbir sonuç doğurmaz.


 


D) Zamanaşımı


MADDE 1285- (1) Müşterek avarya garame payı
alacakları bir yılda zamanaşımına uğrar.


(2) Zamanaşımı, geminin 1279 uncu maddede belirtilen yere
vardığı tarihten itibaren işlemeye başlar.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Çatma


A) Uygulama alanı


MADDE 1286- (1) Bu Bölüm hükümleri, iki veya
daha çok geminin çarpışması “çatma” sonucu gemilere ve gemilerde bulunan insanlara
veya eşyaya verilen zararın tazmini hakkında uygulanır.


(2) Geminin, bir manevrayı yapmak veya yapmamak yahut seyir
kurallarına uymamak suretiyle başka bir gemiye veya gemide bulunan insanlara veya
eşyaya çatma olmaksızın zarar vermesi hâlinde de, çatma hakkındaki hükümler uygulanır.


 


B) Kusursuz çatma


MADDE 1287- (1) Çatma, umulmayan bir hâl
veya mücbir sebep yüzünden meydana gelmiş veya neden ileri geldiği anlaşılamamışsa,
çarpışan gemilerin veya gemilerde bulunan insanların yahut eşyanın çatma yüzünden
uğradıkları zarara, o zarara uğrayan kişi katlanır.


(2) Birinci fıkrada sayılan hâller gemilerin hepsi veya
onlardan biri, kaza anında demirdeyken meydana gelirse birinci fıkra hükmü uygulanır.


 


C) Kusurlu çatma


I- Bir tarafın kusuru


MADDE 1288- (1) Çatma, gemilerden birinin
donatanının veya gemi adamlarının kusurundan ileri gelmişse, zararı o geminin donatanı
tazmin etmek zorundadır.


 


II- Ortak kusur


1. Eşya zararı


MADDE 1289- (1) Çatma, çarpışan gemilerin
donatanlarının veya gemi adamlarının kusurlarından ileri gelmişse, bu gemilerin
donatanları, çatma yüzünden gemilerin veya gemide bulunan eşyanın uğradıkları zarardan
kusurlarının ağırlığı oranında sorumludur. Bununla beraber, duruma göre, bu oranın
saptanması mümkün olmaz veya tarafların aynı derecede kusurlu olduğu ortaya çıkarsa,
taraflar eşit oranda sorumlu tutulurlar. Bu tazminat istemleri bakımından, donatanların
üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu müteselsil değildir.


(2) Çatma, gemi adamlarının geminin
sevkine veya başkaca teknik yönetimine ait bir hareketinin sonucu olduğu takdirde,
donatan, kendi gemisinde taşınan yükün ilgililerine karşı 1062 nci maddenin birinci
fıkrasının ikinci cümlesi ve 1180 inci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi
hükümleri uyarınca sorumlu olmaz. Bu sorumsuzluk hâli sebebiyle kendi donatanından
tazminat elde edemeyen yük ilgilisi, söz konusu zarar için diğer kusurlu donatanların
birinden yabancı bir hukuka göre tazminat alırsa, bu ödemeyi yapan donatanın fazladan
ödemek zorunda kaldığı kısım için sorumsuzluk hâlinden yararlanan donatana rücu
etmesi hâlinde, kendisine rücu edilen donatan, o yük ilgilisine aynı oranda rücu
hakkına sahiptir.


 


2. Bedensel zarar


MADDE 1290- (1) Çatma,
çarpışan gemilerin donatanlarının veya gemi adamlarının kusurlarından ileri gelmişse,
bu gemilerin donatanları, gemilerde bulunan kişilerin çatma yüzünden ölümünden veya
yaralanmasından yahut sağlığının bozulmasından doğan zararlardan müteselsilen sorumludur.
Bununla beraber, duruma göre bu oranın tespiti mümkün olmaz veya tarafların aynı
derecede kusurlu olduğu ortaya çıkarsa, taraflar eşit oranda sorumlu olurlar.


(2) Donatanların birbirine rücuunda,
her donatan, kusurunun ağırlığı oranında sorumludur.


 


III - Kılavuzun kusuru


MADDE 1291- (1) Gemi, zorunlu danışman kılavuz
veya isteğe bağlı kılavuz tarafından sevk edilirken onun kusurundan ileri gelen
çatmadan geminin donatanı sorumludur.


(2) Gemi zorunlu sevk kılavuzu tarafından sevk edilirken
onun kusurundan ileri gelen çatmadan geminin donatanı sorumlu değildir.


 


D) Dava öncesi delil tespiti


MADDE 1292- (1) Dava öncesi yaptırılacak
delil tespitlerinde, çatmanın meydana geldiği yerde deniz ticareti işlerine bakmakla
görevli asliye ticaret mahkemesi, bulunmadığı takdirde asliye ticaret mahkemesi,
o da yoksa ticaret davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesi yetkilidir.


(2) Çatmaya karışan her geminin
kaptanı veya onun temsilcisine tespit yapılacağı bildirilir.


(3) Tespit raporunda, çatmaya karışan gemilerin kusur oranları
belirtilmez.


 


E) Şekil şartı yokluğu


MADDE 1293- (1) Çatma sonucu uğranılan zararın
tazmini için açılacak davalar öncesinde bir ihtar düzenlenmesine veya başkaca bir
şekil şartının yerine getirilmesine gerek yoktur.


 


F) Karine yokluğu


MADDE 1294- (1) Çatmada kusurun saptanmasında
herhangi bir karine dikkate alınmaz.


 


G) Kaptanın yardım görevi ve yerine getirilmemesinden
donatanın sorumsuzluğu


MADDE 1295- (1) Bir çatmadan sonra her geminin
kaptanı, kendi gemisini, gemi adamlarını ve yolcularını ciddi bir tehlikeye atmadan
mümkün olması şartıyla, diğer gemiye, gemi adamlarına ve yolculara yardımla yükümlüdür.


(2) Ayrıca kaptan, mümkünse, diğer gemiye kendi gemisinin
adını, bağlama limanını, geldiği ve gideceği limanları bildirmekle yükümlüdür.


(3) Kaptanın, sadece bu maddede öngörülen yükümlülüğünü
ihlal etmesinden dolayı donatan sorumlu olmaz.


 


H) Saklı tutulan hükümler


MADDE 1296- (1) Donatanın sorumluluğunun
sınırlandırılmasına ilişkin hükümler saklıdır. Bu Bölümde yer alan hükümler, taşıma
sözleşmelerinden ve diğer her türlü sözleşmelerden doğan borçları etkilemez.


 


İ) Zamanaşımı


MADDE 1297- (1) Çatmaya dayanan her türlü
tazminat istemi, çatmanın meydana geldiği günden başlayarak iki yılda zamanaşımına
uğrar.


(2) 1289 uncu maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesine
veya 1290 ıncı maddenin ikinci fıkrasına göre, donatanların birbirine karşı olan
rücu hakları, ödemenin yapıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde zamanaşımına
uğrar.


 


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Kurtarma


A) Eşya kurtarma


I- Kurtarma faaliyeti


MADDE 1298- (1) Seyrüsefere elverişli sularda
tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan
her fiil veya hareket, kurtarma faaliyeti oluşturur ve onun hakkında bu Bölüm hükümleri
uygulanır.


(2) “Su aracı” teriminin kapsamına, her türlü gemi ve seyrüsefere
elverişli yapı girer; “eşya” terimi ise, kıyıya sürekli ve iradi olarak sabitlenmiş
olmayan her türlü şey ile hak kazanılmış olmayan navlun alacağını ifade eder.


(3) “Eşya” terimine;


a) Deniz yataklarındaki mineral kaynakların keşfi, çıkartılması
veya işlenmesi amacıyla kullanıldıkları sürece sabit veya yüzer platformlar ile
açık deniz sondaj birimleri,


b) Deniz yatağında bulunan prehistorik, arkeolojik veya
tarihi değeri olan kültür eserleri,


girmez.


(4) “Kurtarma faaliyeti” terimine;


a) Su aracının malikinin veya kaptanının
yahut araçta bulunmayan ve bulunmuş olmayan eşyanın malikinin açık ve makul olarak
karşı koymasına rağmen yürütülen faaliyetler,


b) Tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler
tarafından yürütülen faaliyetler,


c) Tehlike doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin ifası
amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetler,


girmez.


 


II- Diğer hâller


MADDE 1299- (1) Bu Bölüm hükümleri;


a) Kurtaranın, mevzuat gereğince kurtarma yükümlüğünün
bulunması,


b) Kurtarma faaliyetinde bulunan aracın, kurtarılan araçla
aynı malike ait olması,


hâllerinde de uygulanır.


 


III- Kurtarma sözleşmesi


1. Sözleşme yapma yetkisi


MADDE 1300- (1) Kaptan, aracın kurtarılması
için malik adına kurtarma sözleşmesi yapmaya yetkilidir. Bu yetkinin kapsamına,
yetkili mahkemeyi veya tahkimi kararlaştırmak da girer.


(2) Aracın maliki ve kaptanı, araçta bulunan şeylerin malikleri
adına kurtarma sözleşmesi yapmaya yetkilidir. Bu yetkinin kapsamına, yetkili mahkemeyi
veya tahkimi kararlaştırmak da girer.


 


2. Sözleşmenin uyarlanması veya iptali


MADDE 1301- (1) Kurtarma sözleşmesi, yanlış
yönlendirme veya tehlikenin etkisi altında yapılmış ve kabul edilen şartlar hak
ve nasafet ilkelerine aykırı bulunmuş yahut kurtarma ücreti, yapılan hizmetlerle
aşırı derecede oransız bulunmuşsa, istem üzerine sözleşme mahkeme tarafından mevcut
şartlara uyarlanabilir yahut iptal olunabilir.


 


3. Emredici hükümler


MADDE 1302- (1) Bu Bölüm hükümleri, bir kurtarma
sözleşmesi ile açıkça veya zımnen değiştirilebilir.


(2) Kurtarma sözleşmesinin uyarlanması veya iptali hakkındaki
hükümler ile, çevre zararının önlenmesi ve sınırlandırılması için gerekli özeni
gösterme yükümlülüğüne ilişkin düzenlemeler sözleşmeyle değiştirilemez.


 


IV- Tarafların yükümlülükleri


MADDE 1303- (1) Kurtaran, tehlike altındaki
aracın veya diğer eşyanın malikine karşı;


a) Kurtarma faaliyetini gerekli özenle yerine getirmekle,


b) Bu yükümlülüğünü yerine getirirken, çevre zararının
önlenmesi ve sınırlandırılması için gerekli olan özeni göstermekle,


c) Hâlin gereğine göre makul bir hareket tarzı sayılabileceği
ölçüde başka kurtaranlardan yardım istemekle,


d) İstemin makul olmadığı anlaşıldığı takdirde, alacağı
kurtarma ücretinin miktarını değiştirmemek kaydıyla, tehlike altındaki aracın maliki
veya kaptanı ya da eşyanın maliki tarafından makul olarak istenmesi hâlinde başka
kurtaranların müdahalesini kabul etmekle,


yükümlüdür.


(2) Tehlike altındaki aracın maliki ve kaptanı veya diğer
eşyanın maliki, kurtarana karşı;


a) Kurtarma faaliyeti sırasında, kurtaranla her bakımdan
işbirliği yapmakla,


b) Bu yükümlülüğü yerine getirirken, çevre zararının önlenmesi
ve sınırlandırılması için gerekli özeni göstermekle,


c) Kurtaran makul bir istemde bulunduğunda, emniyet altına
alınmış olan aracı veya diğer eşyayı, teslim almakla,


yükümlüdür.


(3) Bu Bölüm hükümlerinin uygulanmasında “çevre zararı”;
kirlenme, bulaşma, yangın, patlama veya benzeri önemli olayların, kıyı sularında
ve ona bitişik bölgelerde insan sağlığına veya deniz canlılarına ya da kaynaklarına
verdiği ağır maddi zararı ifade eder.


 


V- Kurtaranın hakları


1. Kurtarma ücreti


a) İlkeler


MADDE 1304- (1) Faydalı bir sonuç vermiş
olan her türlü kurtarma faaliyeti, kurtarma ücreti istemine hak kazandırır.


(2) Bu Bölümde aksi yazılı olmadıkça, faydalı sonuç vermeyen
kurtarma faaliyeti için kurtarma ücretini isteme hakkı doğmaz.


(3) Kurtarma ücreti, kurtarılan eşyanın kurtarılma sonrasındaki
değerini geçemez. Bu kuralın uygulanmasında, ödenmesi gerekebilecek faiz ve yargılama
giderleri dikkate alınmaz.


 


b) Ücretin belirlenmesi


MADDE 1305- (1) Kurtarma ücreti taraflarca
belirlenmemişse veya kararlaştırılan ücretin 1301 inci maddeye göre mahkeme tarafından
mevcut şartlara uyarlanması istenmişse, ücret, kurtarma faaliyetini özendirecek
bir anlayışla, sıralama dikkate alınmaksızın aşağıdaki kıstaslar gözetilerek belirlenir:


a) Aracın ve diğer eşyanın kurtarıldıktan sonraki değeri.


b) Çevre zararının önlenmesi veya sınırlandırılması için
kurtaranın gösterdiği çaba ve beceri.


c) Kurtaran tarafından elde edilen başarının derecesi.


d) Kurtarılan aracın ve içindeki insanların ve eşyanın
karşılaştıkları tehlike ile kurtarmaya katılmış olanların kendileri ve araçları
için göze aldıkları tehlikenin niteliği ve büyüklüğü.


e) Aracın, diğer eşyanın ve insan hayatının kurtarılması
için kurtaranın gösterdiği çaba ve beceri.


f) Kurtaranın harcadığı zaman, yaptığı giderler ve uğradığı
zarar.


g) Kurtaranın yüklendiği sorumluluk rizikosu ve kurtaran
ile teçhizatının uğradığı diğer rizikolar.


h) Verilen hizmetlerin ne kadar çabuk sağlandığı.


i) Kurtarma faaliyetine ayrılmış araçların ve diğer teçhizatın
kullanıma hazır bulundurulmuş ve fiilen kullanılmış olması.


j) Kurtaranın teçhizatının, kurtarmaya hazır olması, etkinliği
ile değeri.


(2) Resmî kurumların giderleri ve harçları ile kurtarılan
şeyler için ödenmesi gereken gümrük resimleri ve diğer resimlerle bu şeylerin saklanması,
korunması, değerlerinin biçilmesi ve satılması amaçlarıyla yapılan giderler, kurtarma
ücretine girmez.


(3) Kurtarma ücreti para olarak saptanır. Aksi kararlaştırılmadıkça
ücret, kurtarılan şeylerin değerlerinin bir yüzdesi olarak belirlenemez.


 


c) Borçlular


MADDE 1306- (1) Kurtarma ücretinin borçluları,
kurtarılan aracın ve diğer eşyanın kurtarma faaliyetinin tamamlandığı andaki malikleridir.


(2) Kurtarma ücreti, kurtarılan aracın maliki ve diğer
eşyanın malikleri arasında kurtarılan değerler oranında paylaşılır. Kurtarma ücretinin
borçluları arasında teselsül yoktur.


 


d) Gönderilenin sorumluluğu


MADDE 1307- (1) Gönderilen, eşyayı teslim
alırken onlar için kurtarma ücreti ödeneceğini biliyor ise, eşya teslim edilmiş
olmasaydı, bunların paraya çevrilmesi hâlinde ücret ne oranda ödenecek idiyse o
oranda ücret alacaklılarına karşı şahsen sorumlu tutulur.


(2) Teslim edilen eşyayla birlikte başka şeyler de kurtarılmış
olursa, gönderilenin sorumluluğu, giderlerin bütün şeyler arasında pay edilmesi
hâlinde teslim edilen eşyaya düşecek miktarı geçemez.


 


e) Ücretin paylaştırılması


aa) Tek ücret


MADDE 1308- (1) Kurtarma faaliyetine sebep
olan tehlikenin başladığı andan 1303 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca
eşyanın geri verilmesinin istendiği ana kadar yapılan her türlü kurtarma faaliyeti
için tek ücret belirlenir. Bu faaliyetlere katıldığı için kurtarma ücretinden pay
isteyen herkes, payını, bu toplam ücretin içinden alır.


(2) Kurtarma ücretinden pay alınması için birden çok dava
açılırsa, davalar, tekel sahibi kurtaranın, yoksa kurtarma sözleşmesini yapmış olan
kurtaranın, o da yoksa en fazla kurtarma gemisi ile, yoksa en fazla teçhizatı ile
katılmış olan kurtaranın açtığı dava dosyası ile birleştirilir. Bu dava hakem önünde
görülüyorsa, dosyaların tümü, bir mahkemede açılan ilk dava ile birleştirilir ve
mahkeme, hakem önünde açılan davada kurtarma ücretinin kesin hükümle belirlenmesini
bekletici sorun yapar. Davaya bakan mahkeme, aynı dava içinde, ücretin nasıl paylaştırılacağına
da karar verir.


 


bb) Birden çok kurtaran arasında


MADDE 1309- (1) Kurtarma ücreti birden çok
kurtaran arasında 1305 inci maddedeki kıstaslar dikkate alınarak kurtarma faaliyetine
katıldıkları oranda paylaştırılır.


 


cc) Gemi adamlarına ve kurtaranın diğer
adamlarına verilecek pay


MADDE 1310- (1) Bir
araç veya diğer eşya, bir başka gemi tarafından kurtarılırsa, kurtaran geminin donatanı,
alacağı kurtarma ücretinden, kurtarma yüzünden geminin uğradığı zararla yapılan
giderleri ayırdıktan sonra, kurtaran geminin kaptanına ve diğer gemi adamlarına
1305 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen kıstasları dikkate alarak pay verir.


(2) Donatan, kurtarma faaliyeti biter bitmez, kaptanın
ve diğer gemi adamlarının payını gösteren bir cetvel hazırlar ve bu cetveli onlara
yazılı olarak bildirir.


(3) Pay cetveline karşı, cetvelin bildirilmesinden sonra
Türkiye’de ilk varılan yerdeki mahkemede o yere varma tarihinden itibaren onbeş
gün içinde itiraz edilebilir.


(4) Mahkemece ilgililer dinlendikten sonra, pay cetveli
aynen veya gereğinde değiştirilerek onaylanır. Bu karar kesindir.


(5) Kurtarma faaliyetinin bu amaca tahsis edilmiş olan
gemi veya römorkör tarafından yapılması hâlinde de, birinci ilâ dördüncü fıkra hükümleri
uygulanmaz. Kurtarma amacına tahsis edilmiş gemi veya römorkörde görevli gemi adamları
ve diğer kişiler, kurtarılan eşyanın maliklerinden de kurtarma ücreti veya payı
isteyemez.


(6) Kurtarma, gemi olmayan bir araçtan yapılmışsa, kurtarma
ücreti, kurtaran ile onun adamları arasında sözleşmeye göre, sözleşme yoksa kıyas
yoluyla 1305 inci maddedeki kıstaslar dikkate alınarak paylaştırılır.


 


f) Ücretten mahrumiyet


MADDE 1311- (1) Kurtaran, kurtarma faaliyetini
kendi kusuruyla zorunlu kılmış veya daha da güçleştirmiş yahut hileli davranış sayılan
ya da dürüstlüğe sığmayan diğer hareketlerde bulunmuş ise, kurtarma ücretinden tamamen
veya kısmen mahrum bırakılabilir.


 


2. Özel tazminat


MADDE 1312- (1) Bir kurtaran, çevre zararı
tehdidi oluşturan bir araç veya onun içindeki eşya için kurtarma faaliyetinde bulunmuş,
ancak bu madde uyarınca hesaplanacak özel tazminata en azından denk bir kurtarma
ücretine 1305 inci madde uyarınca hak kazanmamışsa, kurtarma faaliyeti için bu madde
kapsamında yapmış olduğu giderleri özel tazminat olarak malikten isteyebilir. Özel
tazminata hükmedebilmek için mahkemenin veya hakem kurulunun, 1305 inci maddeye
göre belirlenecek kurtarma ücretini, kurtarılan şeylerin en yüksek değerine kadar
yükseltmiş olması gerekmez.


(2) Kurtaran, birinci fıkranın birinci cümlesinde belirtilen
şartlar altında, kurtarma faaliyeti ile çevre zararını önlemiş veya sınırlandırmış
ise, malik tarafından birinci fıkra uyarınca kurtarana ödenecek özel tazminat, kurtaranın
yaptığı giderlerin en çok yüzde otuzuna kadar artırılabilir. Mahkeme veya hakem
kurulu, 1305 inci maddenin birinci fıkrasındaki kıstasları da göz önünde bulundurarak
hak ve nasafet kurallarına uygun olduğuna karar verirse, özel tazminatın miktarını
daha da artırabilir; şu kadar ki, yapılacak artırım, hiçbir hâlde kurtaranın giderlerinin
yüzde yüzünü geçemez.


(3) Birinci ve ikinci fıkraların uygulanmasında “kurtaranın
giderleri”, kurtarma faaliyeti sırasında kurtaran tarafından yapılmış makul harcamaları
ve kurtarma faaliyetinde fiilen kullanılan ve kullanılması makul olan teçhizat ve
personel için, 1305 inci maddenin birinci fıkrasının (h), (i) ve (j) bentlerindeki
kıstaslar gözetilerek belirlenecek uygun bir tutarı ifade eder.


(4) Bu maddeye göre hesaplanacak özel tazminatın toplamı,
kurtaranın 1305 inci madde uyarınca alabileceği kurtarma ücretini aştığı takdirde
ve oranda ödenir.


(5) Kurtaran, ihmali nedeniyle çevre zararını önleyememiş
veya sınırlandıramamış ise, bu maddede belirtilen tazminattan tamamen veya kısmen
mahrum bırakılabilir.


(6) Bu madde hükümleri, donatanın rücu haklarına halel
getirmez.


(7) Bu madde uyarınca yapılacak ödemeler, müşterek avarya
paylaştırmasına girmez.


 


3. Faiz


MADDE 1313- (1) Kurtaranın bu Bölümde düzenlenen
alacaklarına, kurtarılan şeylerin 1303 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi
uyarınca teslim alınmaları gereken tarihten ve eşya teslim edilemiyorsa özel tazminat
bakımından kurtarma faaliyetinin sonuçlandığı tarihten başlayarak faiz yürütülür.
Faizle ilgili diğer hususlarda genel hükümler uygulanır.


 


4. Ödeme zamanı ve teminat


MADDE 1314- (1) Kurtarılan şeyler 1303 üncü
maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca teslim alınırken, borçlular, kurtaranın
bu Bölümde düzenlenen alacaklarından kendi paylarına düşen paraları ödemek veya
kurtaranın istemi üzerine bu paralar için faizi ve yargılama giderlerini de kapsayacak
şekilde teminat göstermek zorundadır.


 


5. Rehin hakları


MADDE 1315- (1) Kurtarma ücreti alacaklarından
dolayı kurtaran, kurtarılan gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkını ve kurtarılan
diğer eşya üzerinde Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca hapis
hakkını haizdir.


(2) Kurtarılan aracın maliki, kurtarılan eşyanın malikinin
kendi borcu, faizi ve giderleri için yeterli teminat vermesi hususunda elinden gelen
her türlü çabayı göstermekle yükümlüdür.


(3) Kurtarılan araç ve diğer eşya, kurtaranın rızası olmaksızın,
kurtarma faaliyetinin tamamlanmasından sonra ilk olarak varılan liman veya yerden,
kurtaranın alacakları için yeterli teminat gösterilinceye kadar uzaklaştırılamaz.


 


6. Avans


MADDE 1316- (1) Kurtaranın alacakları hakkında
karar vermeye yetkili olan mahkeme veya hakem kurulu, kurtarana bir ara kararı ile
durumun gereklerine göre uygun bir miktar avans ödenmesine karar verebilir. Kurtaranın
avansı alabilmesi, teminat göstermesine bağlanabilir. Avans ödenmesi hâlinde, 1314
üncü maddede düzenlenen teminat miktarı da bu oranda indirilir.


 


B) İnsan kurtarma


I- Kaptanın yükümlülüğü


MADDE 1317- (1) Her kaptan, aracını ve araçta
bulunan kişileri, ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya bırakmadan, denizde kaybolma
tehlikesi altında bulunan her insana yardım etmek zorundadır.


(2) Aracın maliki, kaptanın sadece bu yükümlülüğünü ihlal
etmesinden dolayı sorumlu olmaz.


 


II- Ücret


MADDE 1318- (1) Kurtarılan kişilerin kurtarma
ücreti ödeme borcu yoktur.


(2) Kurtarmayı gerektiren kaza sırasında, sadece insan
kurtarmış olan bir kurtaran, aracın veya diğer eşyanın kurtarılması veya çevre zararının
önlenmesi veya sınırlandırılması için faaliyet göstermiş olan kurtarana takdir edilen
ücret ve özel tazminattan uygun bir pay istemeye hak kazanır.


 


C) Zamanaşımı


MADDE 1319- (1) Bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığına
bakılmaksızın, kurtarma faaliyeti ile enkazın kaldırılmasından doğan bütün alacaklar
iki yılda zamanaşımına uğrar.


(2) Bu süre kurtarma faaliyetinin sona erdiği tarihten
ve enkazın kaldırılması giderlerinden doğan alacaklar için enkaz kaldırma işinin
tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar.


(3) Kendisine karşı istemde bulunulan kişi, zamanaşımı
süresi içinde istemde bulunana yapacağı bir beyanla bu süreyi bir veya birden çok
kez uzatabilir.


 


ALTINCI KISIM


Gemi Alacakları


A) Gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar


MADDE 1320- (1) Geminin malikine, kiracısına,
yöneticisine veya işletenine karşı doğmuş olan aşağıdaki alacaklar sahiplerine “gemi
alacaklısı hakkı” verir:


a) Ülkelerine getirilme giderleri ve onlar adına ödenmesi
gereken sosyal sigorta katılma payları da içinde olmak üzere, gemi adamlarına, gemide
çalıştırılmakta olmaları dolayısıyla ödenecek ücretlere ve diğer tutarlara ilişkin
istem hakları.


b) Geminin işletilmesi ile doğrudan doğruya ilgili olarak
karada veya suda meydana gelen can kaybı veya diğer bedensel zararlardan doğan alacaklar.


c) Kurtarma ücreti.


d) Liman, kanal, diğer su yolları, karantina ve kılavuzluk
için ödenecek resimler.


e) Gemide taşınan eşya, konteynerler ve yolcuların eşyalarına
gelecek olan zıya veya hasar dışında, geminin işletilmesinin sebep olduğu maddi
zıya veya hasardan doğan ve haksız fiile dayanan alacaklar.


f) Müşterek avarya garame payı alacakları.


(2) Birinci fıkranın (b) ve (e) bentlerinde yazılı alacaklar;


a) Deniz yolu ile petrol veya diğer tehlikeli ya da zararlı
maddelerin taşınması ile bağlantılı olarak ortaya çıkıp da milletlerarası sözleşmelere
yahut millî mevzuata göre kusursuz sorumluluk ve zorunlu sigorta ile ya da diğer
yollardan teminat altına alınması öngörülen zararların,


b) Radyoaktif maddelerden veya radyoaktif maddelerin zehirli
ya da patlayıcı maddeler veya nükleer yakıt yahut radyoaktif ürünler ya da atıklardan
oluşan diğer tehlikeli maddeler ile bileşiminden kaynaklanan zararların,


sonucunu oluşturdukları veya bu zararlardan doğdukları
takdirde, sahiplerine gemi alacaklısı hakkı vermezler.


(3) Türkiye’de yargı yoluyla ileri sürülen bir alacağın
gemi alacaklısı hakkı verip vermediği, Türk hukuku uyarınca belirlenir.


 


B) Gemi alacağının verdiği kanuni rehin
hakkı


I- Kapsamı


MADDE 1321- (1) Gemi alacağı, sahibine, gemi
ve eklentisi üzerinde kanuni rehin hakkı verir.


(2) Gemi malikinin mülkiyetinde bulunmayan eklentiler rehnin
kapsamına girmez. Bir sigorta sözleşmesine göre donatana ödenecek sigorta tazminatı
rehnin kapsamında değildir.


(3) Rehin, geminin zıyaı veya hasara uğramasından dolayı
donatanın üçüncü kişilere karşı sahip olduğu tazminat istemini de kapsar. Müşterek
avarya hâllerinde feda edilen veya hasara uğrayan şeyler için verilen tazminat,
gemi alacaklıları için, tazminatın karşılık olduğu şeyler yerine geçer.


(4) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer
kamu tüzel kişilerine ait olup, denizde menfaat sağlamak amacına tahsis edilmeyen
veya fiilen böyle bir amaçla kullanılmayan gemiler üzerinde kanuni rehin hakkı doğmaz.
Şu kadar ki, bu tüzel kişiler, gemi alacaklılarına karşı gemi ve eklentisinin, alacakların
doğduğu yolculuk sonundaki değeri gemi alacaklıları arasında kanuni sıralarına göre
paylaştırılmış olsa idi, alacaklılara düşecek miktar ne idi ise, o alacaklılara
karşı o oranda öncelikle sorumlu olurlar.


(5) Gemi alacağının verdiği kanuni rehin hakkı, gemiye
zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir.


II - Temin ettiği alacaklar


MADDE 1322- (1) Gemi alacaklılarının rehin
hakkı ana parayı, faizi, takip ve yargılama giderlerini aynı surette temin eder.


(2) Gemi bir donatma iştiraki tarafından işletildiği takdirde
gemi alacaklarına, bir tek donatanın mülkiyetindeymiş gibi karşılık oluşturur.


 


III- Önceliği


MADDE 1323- (1) 1320 nci maddenin birinci
fıkrasının (a) ilâ (e) bentlerinde yazılı gemi alacaklılarının sahip olduğu kanuni
rehin hakkı, gemi üzerinde tescil edilmiş veya edilmemiş olan bütün kanuni ve
akdî rehin haklarıyla ayni yükümlülüklerden önce gelir.


(2) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde yazılı
gemi alacaklılarının haiz bulundukları kanuni rehin hakkı, gemi üzerinde tescil
edilmiş veya edilmemiş olan bütün kanuni ve akdî rehin haklarıyla ayni yükümlülüklerden
sonra gelir.


(3) Karaya oturmuş veya batmış bir
geminin, seyrüsefer güvenliği veya deniz çevresinin korunması amacıyla kamu kurumları
tarafından kaldırılması hâlinde, bunun giderleri, bütün gemi alacaklarından önce
ödenir.


 


IV- Sırası


MADDE 1324- (1) Gemi alacağının hakkının
verdiği kanuni rehin haklarının sırası, 1320 nci maddede gemi alacaklısı hakkı verdiği
açıklanan alacakların sırasına göre belirlenir; şu kadar ki, 1320 nci maddenin birinci
fıkrasının (f) bendinde sayılan gemi alacaklıları hakkında 1323 üncü maddenin ikinci
fıkrası hükmü saklıdır.


(2) Yalnız kurtarma ücreti alacağının verdiği kanuni rehin
hakkı, bu alacağın doğumuna sebebiyet veren faaliyetin yapıldığı tarihten evvel
gemi üzerinde doğmuş olan bütün diğer rehin haklarından önce gelir. Kurtarma ücreti
alacağının verdiği kanuni rehin haklarından sonra doğanlar, evvel doğanlardan önce
gelir; bu hükmün uygulanmasında her bir kurtarma faaliyetinin sona erdiği tarih
esastır.


(3) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (d)
ve (e) bentlerinde öngörülen gemi alacakları kendi aralarında eşit hakka sahiptirler.


 


V- Devri ve intikali


MADDE 1325- (1) Gemi alacağının devri veya
intikali ile bu alacağın verdiği kanuni rehin hakkı da devredilmiş veya intikal
etmiş olur.


 


VI- Düşmesi


MADDE 1326- (1) 1320 nci maddenin birinci
fıkrasının (a) ilâ (e) bentlerinde sayılan gemi alacaklılarının sahip oldukları
rehin hakkı, gemi alacağının doğduğu tarihten itibaren geçecek bir yılın sonunda
düşer; meğerki, bu sürenin geçmesinden evvel gemi ihtiyaten haczedilmiş ve bunun
sonucunda cebrî icra yolu ile satılmış olsun. Bu bir yıllık süre;


a) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan
alacaklar bakımından, alacaklının gemiden ayrılması tarihinde,


b) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (b) ilâ (e) bentlerinde
sayılan alacaklar bakımından, kanuni rehin hakkıyla teminat altına alınan alacakların
doğduğu tarihte,


işlemeye başlar.


(2) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde sayılan
gemi alacaklılarının sahip olduğu rehin hakkı;


a) Geminin, zararın tespitinin ve paylaştırılmasının yapılacağı
varma yerine ve eğer gemi buraya varmazsa yolculuğun bittiği limana vardığı günden
itibaren işleyecek altı ay içinde; gemi cebrî icra yoluyla satışla sonuçlanacak
şekilde ihtiyaten haczedilmemişse altı ayın geçmesiyle,


b) Geminin iyiniyetli bir üçüncü kişiye satılması hâlinde,
alıcının gemiyi, sicil yeri hukukuna uygun olarak kendi adına tescil ettirdiği günden
itibaren işleyecek altmış günün sonunda,


düşer. Bu sürelerin ikisi de işlemeye başlamışsa, rehin
hakkı ilk sürenin dolmasıyla düşer.


(3) Geminin ihtiyati haczinin hukuken caiz olmadığı zaman
aralığı, bu sürelerin hesabında dikkate alınmaz. Diğer sebeplerden sürenin durması
veya kesilmesi söz konusu değildir.


 


VII- Zamanaşımı


MADDE 1327- (1) Bu Kanundaki ve diğer kanunlardaki
özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, 1326 ncı maddede yazılı süre, alacaklının,
borçluya yönelik kişisel istem haklarına da uygulanır.


 


YEDİNCİ KISIM


Sorumluluğun Sınırlanması ve Petrol Kirliliği Zararının
Tazmini


A) Deniz alacaklarına karşı sorumluluğun
sınırlanması


I- Kural


MADDE 1328- (1) Deniz alacaklarından doğan
sorumluluk, 4/6/1980 tarihli ve 17007 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 19/11/1976
tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında Milletlerarası
Sözleşme ile bu Sözleşmeyi değiştiren 2/5/1996 tarihli Protokol veya onun yerine
geçmek üzere hazırlanarak Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul edilen milletlerarası
sözleşmelere göre sınırlanabilir.


(2) 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması
Hakkında Milletlerarası Sözleşmenin 20 ve 21 inci maddeleri ile 1996 tarihli Protokolün
8 inci maddesi uyarınca yapılacak değişikliklerin, Türkiye Cumhuriyeti bakımından
yürürlüğe girdikleri tarihten başlayarak, bu madde, anılan değişiklikleri de içine
alacak şekilde uygulanır.


(3) Bu Kısımda geçen “1976 tarihli Sözleşme” ibaresi,
“19/11/1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında Milletlerarası
Sözleşme”yi, 2/5/1996 tarihli Protokolü ve bu Sözleşmeye ilişkin değişikliklerden
Türkiye Cumhuriyeti bakımından yürürlüğe girmiş olanları topluca ifade eder.


 


II- Yabancılık unsuru taşımayan hâller


MADDE 1329- (1) 1328 inci madde, 27/11/2007
tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun
1 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında yabancılık unsuru taşımayan hâllerde
de uygulanır.


 


III- Uygulama alanının genişletilmesi


MADDE 1330- (1) 1328 inci madde, aşağıdaki
hâllerde de uygulanır:


a) 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin birinci
paragrafının ikinci cümlesinde sayılan kişiler, bir Türk mahkemesinde sorumluluklarını
sınırlamak istediklerinde.


b) 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin ikinci paragrafının
(a) bendinde sayılan gemiler hakkında.


c) 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin ikinci paragrafının
(b) bendinde sayılan gemiler hakkında, 1332 nci maddede öngörülen sınırlar dâhilinde.


d) 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin dördüncü
paragrafında sayılan gemiler hakkında, 1333 üncü maddede öngörülen sınırlar dâhilinde.


(2) Alacaklı, birinci fıkranın (a) bendinde
söz konusu olan kişinin ülkesinde sorumluluğun sınırlanmasının caiz olmadığını ispat
ederse, sorumluluk Türkiye’de sınırlanamaz. Alacaklı o kişinin ülkesinde 1976 tarihli
Sözleşmeye göre daha yüksek bir sorumluluk sınırının uygulandığını ispat ederse,
1976 tarihli Sözleşme, o yüksek sınır esas alınarak uygulanır.


 


IV- Sözleşmenin uygulanmayacağı alacaklar


MADDE 1331- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin
2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri ile 3 üncü maddesinde sayılan
alacaklara karşı sorumluluk sınırlandırılamaz.


 


V- Üçyüz tonilatodan küçük gemiler


MADDE 1332- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin
15 inci maddesinin ikinci paragrafının (b) bendinde sayılan gemiler için, aynı Sözleşmenin
6 ncı maddesinin birinci paragrafının (b) bendi uyarınca hesaplanacak sorumluluk
sınırı 83.500 Özel Çekme Hakkıdır. Diğer hâllerde, 1976 tarihli Sözleşmenin öngördüğü
sorumluluk sınırları geçerlidir.


 


VI- Sondaj işlemi gemileri


MADDE 1333- (1) Sınırlamaya esas olan alacağın,
geminin sondaj işlemi için kullanılmak üzere sondaj yerinde bulunduğu sırada doğmuş
olması şartıyla, 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin dördüncü paragrafında
sayılan gemiler hakkında aşağıdaki sorumluluk sınırları uygulanır:


a) 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci paragrafının
(a) bendinde sayılan alacaklar için 32.000.000 Özel Çekme Hakkı.


b) 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci paragrafının
(b) bendinde sayılan alacaklar için 20.000.000 Özel Çekme Hakkı.


 


VII- Öncelik


MADDE 1334- (1) Ölüm
ve yaralanmadan doğan alacakların, 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin ikinci
paragrafı uyarınca sahip oldukları hakların ihlal edilmemesi kaydıyla, aynı maddenin
üçüncü paragrafında sayılan alacaklar, birinci paragrafının (b) bendinde yazılı
diğer alacaklara oranla önceliklidir.


(2) Bu öncelik, paylaştırmada aşağıdaki sıra izlenerek
gerçekleştirilir:


a) 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci paragrafının
(b) bendinde sayılan alacaklarla, ikinci paragrafında yazılı alacakların arasındaki
paylaştırma oranı belirlenir.


b) Bu oranlara göre, ikinci paragrafta yazılı alacaklara
düşen paylar belirlenir.


c) Fondan, bu paylar ve üçüncü paragrafta sayılan öncelikli
alacaklar ödenir.


d) Bakiyeden, birinci paragrafın (b) bendinde yazılı diğer
alacaklar ödenir.


e) Fon, ikinci paragrafta yazılı alacaklara düşen payları
ve üçüncü paragrafta yazılı öncelikli alacakları karşılamaya yetmezse, fonun tamamı
bu alacaklılar arasında garameten paylaştırılır.


 


VIII - Fon kurmadan sorumluluğun sınırlanması


MADDE 1335- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin
10 uncu maddesi uyarınca, fon kurulmadan da sorumluluğu sınırlama hakkı ileri sürülebilir.


 


B) Petrol kirliliği zararı hakkında özel
hükümler


I - Kural


MADDE 1336- (1) 24/7/2001 tarihli
ve 24472 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliğinden
Doğan Zararın Hukuki Sorumluluğu ile İlgili Uluslararası Sözleşmenin 1 inci maddesinin
altıncı paragrafında tanımlanan “kirlenme zararı” hakkında bu Sözleşme ve 18/7/2001
tarihli ve 24466 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliği
Zararının Tazmini İçin Bir Uluslararası Fonun Kurulması ile İlgili Uluslararası
Sözleşme hükümleri uygulanır. Bu sözleşmelerin doğrudan veya bu Kanun uyarınca uygulandıkları
hâllerde, mevzuatın, bu sözleşmelerde düzenlenen hususlara ilişkin diğer hükümleri
uygulanmaz.


(2) 27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliğinden Doğan Zararın
Hukuki Sorumluluğu ile İlgili Uluslararası Sözleşmenin Nihai Maddelerinin 14 ve
15 inci maddeleri ile 27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliği Zararının Tazmini İçin
Bir Uluslararası Fonun Kurulması ile İlgili Uluslararası Sözleşmenin Nihai Maddelerinin
32 ve 33 üncü maddeleri uyarınca yapılacak değişikliklerin Türkiye Cumhuriyeti bakımından
yürürlüğe girdikleri tarihten başlayarak, bu madde, anılan değişiklikleri de içine
alacak şekilde uygulanır.


(3) Bu Kısımda geçen;


a) “1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi”
ibaresi “27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliğinden Doğan Zararın Hukuki Sorumluluğu
ile İlgili Uluslararası Sözleşme”yi ve bu Sözleşmeye ilişkin değişikliklerden Türkiye
Cumhuriyeti bakımından yürürlüğe girmiş olanları,


b) “1992 tarihli Fon Sözleşmesi” ibaresi “27/11/1992 tarihli
Petrol Kirliliği Zararının Tazmini İçin Bir Uluslararası Fonun Kurulması ile İlgili
Uluslararası Sözleşme”yi ve bu Sözleşmeye ilişkin değişikliklerden Türkiye Cumhuriyeti
bakımından yürürlüğe girmiş olanları,


topluca ifade eder.


 


II - Yabancılık unsuru taşımayan hâller


MADDE 1337- (1) 1992 tarihli Sorumluluk ve
Fon Sözleşmeleri, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrası anlamında yabancılık unsuru taşımayan hâllerde de uygulanır.


 


III - Uygulama alanının genişletilmesi


MADDE 1338- (1) 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin
I inci maddesinin altıncı paragrafında tanımlanan bir “kirlenme zararı”, aynı Sözleşmenin
III üncü maddesinin dördüncü paragrafında sayılan kişilerden başkalarına karşı ileri
sürülürse, bu kişiler sorumluluklarını, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin V
inci maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle sınırlayabilirler. Sorumluluk sınırının
hesabında, aynı Sözleşmenin I inci maddesinin altıncı paragrafında tanımlanan geminin
tonajı esas alınır.


(2) 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin
I inci maddesinin altıncı paragrafının (a) bendinde tanımlanan bir “kirlenme zararı”,
aynı Sözleşmenin II nci maddesinin (a) bendinde belirlenen yerlerin dışında meydana
gelmişse, sorumlu tutulan kişi, sorumluluğunu, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin
V inci maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle sınırlayabilir.


(3) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca sorumlu tutulan kişi,
1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin VII nci maddesinin sekizinci paragrafında
tanımlanan türde bir sigorta yaptırmışsa, aynı Sözleşmenin VII nci ve VIII inci
maddeleri kıyasen uygulanır.


(4) Bu maddeye göre kurulan fon, 1992 tarihli Sorumluluk
Sözleşmesinin doğrudan uygulanması suretiyle kurulabilecek bir fondan bağımsızdır.


 


IV – Davanın ihbarı ve davaya müdahale


MADDE 1339- (1) 1992 tarihli Fon Sözleşmesinin
7 nci maddesinin dördüncü ve altıncı paragraflarına dayanarak “1992 Uluslararası
Petrol Kirliliğinden Doğan Zararların Tazminat Fonu”nun, Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 49 uncu maddesi uyarınca ihbar üzerine veya aynı Kanunun 53 üncü maddesi
uyarınca müdahale yoluyla davaya katılması için, bu istemini içeren bir dilekçeyi
mahkemeye vermesi yeterlidir; ayrıca mahkemenin veya tarafların kabulü veya onayı
aranmaz.


 


V - Yabancı hukukun uygulanması


MADDE 1340- (1) 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin
I inci maddesinin altıncı paragrafının (a) bendinde tanımlanan bir “kirlenme zararı”;


a) Aynı Sözleşmenin II nci maddesinin (a) bendinde belirlenen
yerlerin dışında meydana gelmişse,


b) Aynı Sözleşmeye taraf olan bir ülkenin bayrağını taşıyan
bir gemiden kaynaklanmışsa,


c) Türkiye’de dava yoluyla ileri sürülmüşse,


Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun
uyarınca uygulanacak yabancı hukukun, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesine aykırı
olan hükümleri uygulanmaz. Böyle bir hâlde, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi doğrudan
geçerli olur.


 


C) Sözleşmelere ilişkin ortak hükümler


I - Kılavuzlar için sorumluluk sınırı


MADDE 1341- (1) 1976 tarihli Sözleşmede belirlenen
sorumluluk sınırları, kılavuzlara doğrudan yöneltilen bütün istemler için toplam
1.500 Özel Çekme Hakkıdır.


(2) 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin III üncü
maddesinin beşinci paragrafına göre malik tarafından kılavuza yöneltilebilecek rücu
istemlerinde sorumluluk sınırı toplam 1.500 Özel Çekme Hakkıdır.


(3) Bu maddenin uygulamasında kılavuz terimi, gemide veya
herhangi başka bir yerden gemiye kılavuzluk hizmeti veren kişiyi veya kişileri ve
bu kişi veya kişilerin fiillerinden sorumlu olan bütün gerçek ve tüzel kişileri
kapsar.


 


II - Kişisel sorumlulukta fon kurulması


MADDE 1342- (1) 1976 ve 1992 tarihli sözleşmeler
uyarınca sorumluluğunu sınırlama hakkına sahip olan bir tüzel kişinin veya adi şirketin
yahut donatma iştirakinin adına fon kurulmazsa, tüzel kişinin veya adi şirketin
yahut donatma iştirakinin o borcundan ötürü şahsen sorumlu tutulabilecek her kişi,
fon kurarak sorumluluğunu sınırlayabilir. Fonun, toplam sorumluluk sınırı üzerinden
kurulması şarttır; fon kuran kişinin, tüzel kişideki veya adi şirketteki yahut donatma
iştirakindeki pay oranı dikkate alınmaz. Bu madde uyarınca kurulan bir fon, 1976
ve 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca kurulmuş bir fon hükmündedir.


 


III - Sınırlama hakkını kaldıran kusur


MADDE 1343- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin 4 üncü
maddesinin ve 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin V inci maddesinin ikinci paragrafının
uygulanmasında, aşağıdaki kişilerin kusuru dikkate alınır:


a) Gerçek kişilerde, her bir gerçek kişinin kusuru.


b) Tüzel kişilerde, Türk Medenî Kanununun
50 nci maddesi uyarınca eylem ve işleriyle tüzel kişiyi borç altına sokan organların
kusuru ve organı oluşturan kişilerin kusurları.


c) Adi şirketlerde şirket ortaklarının kusuru.


d) Donatma iştirakinde, paydaş donatanların ve gemi müdürünün
kusuru.


e) Yukarıda sayılan kişileri, genel
veya özel bir yetkiye dayanarak temsil eden kişilerin kusuru.


(2) Tüzel kişinin, adi şirketin ve donatma iştirakinin
sınırlama hakkının kalkmasına kusuruyla sebep olan kişiler, kişisel sorumluluklarını
sınırlayamaz.


 


IV - Kanuni halefiyet


MADDE 1344- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin
12 nci maddesinin üçüncü paragrafında ve 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin V
inci maddesinin altıncı paragrafında belirtilen ödemeleri yapan kişiler, kendisine
ödeme yapılan kişinin haklarına, yapılan ödeme oranında halef olur.


 


V - Alacakların teminatı


MADDE 1345- (1) Bir alacağın, 1976 veya 1992
tarihli sözleşmeler uyarınca kurulan fonlara gireceği, fonun kurulduğu mahkeme tarafından
kabul edildiği anda, o alacağa ilişkin bütün ayni ve şahsî teminatlar sona erer.
Bu ayni ve şahsî teminatların, o alacağa sağladığı öncelikler, fon paylaştırmasında
dikkate alınmaz.


 


VI - Diğer alacaklılar


MADDE 1346- (1) 1976 veya 1992 tarihli sözleşmeler
uyarınca kurulan fonlar, yalnız, haklarında sınırlı sorumluluk ileri sürülebilecek
olan alacakların ödenmesinde kullanılabilir. Fon kurulması yoluyla sorumluluğunu
sınırlayan kişinin diğer alacaklıları, hiçbir şekilde bu fonlara başvuramaz. Fonların
paylaştırılmasından sonra bir bakiye kalırsa, fonu kuran kişinin diğer alacaklıları,
bu bakiyeyi takip edebilir.


 


VII - Faiz


MADDE 1347- (1) 1976 veya 1992 tarihli sözleşmeler
uyarınca sorumluluğun sınırlanmasının mahkemece kabul edildiği durumlarda, fona
giren alacakların, sözleşmelerde belirtilen sınırları aşan kısmı için faiz işletilemez.


(2) Bu Kanun uyarınca kurulan fonların, paylaştırma sonuna
kadar faiz getiren bir hesapta tutulması zorunludur.


 


VIII - Görevli ve yetkili mahkeme


MADDE 1348- (1) 1976 ve 1992 tarihli sözleşmeler
uyarınca fon kurulması konusunda görevli mahkeme, deniz ticareti işlerine bakmakla
görevli asliye ticaret mahkemesi, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde bu işle görevlendirilmiş
asliye ticaret mahkemesi, o da yoksa, fonun miktarına bakılmaksızın, bu işle görevlendirilmiş
asliye hukuk mahkemesidir.


(2) 1976 ve 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca fon kurulması
konusunda, bir Türk Gemi Siciline kayıtlı olan gemilerde, o gemi sicilinin gözetimi
altında tutulduğu mahkeme, sicile kayıtlı olmayan Türk gemilerinde malikin yerleşim
yeri mahkemesi, yabancı gemilerde ise, deniz ticareti işlerine bakmakla görevli
İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yetkilidir.


 


IX - Yargılama ve takip giderleri


MADDE 1349- (1) Yargılama ve takip
giderleri için sorumluluk sınırlanamaz; bir fon kurulmuş olsa bile, davalı veya
takip borçlusu, bu giderleri ayrıca ödemek zorundadır.


 


SEKİZİNCİ KISIM


Cebrî İcraya İlişkin Özel Hükümler


A) Uygulanacak hukuk


MADDE 1350- (1) Bir geminin ihtiyaten veya
icraen haczi, cebrî icra yoluyla satışı ve mülkiyetin intikali de dâhil olmak üzere
bu satışın sonuçları ve cebrî icraya ilişkin diğer bütün işlem ve tasarruflar, geminin
bu işlem ve tasarrufların yapıldığı sırada bulunduğu ülkenin hukukuna tabidir. Şu
kadar ki, Türk bayraklı bir geminin yurt dışında cebrî icra yoluyla satışı hâlinde,
artırmayı yapan kurum veya ilgililer tarafından, bu satıştan en az otuz gün önce
artırmanın;


a) Geminin kayıtlı olduğu Türk Gemi Siciline,


b) Geminin sicile kayıtlı malikine,


c) Gemi siciline tescil edilmiş diğer hakların ve
alacakların sahiplerine,


bildirilmesi veya gideri ilgililer tarafından
karşılanmak şartıyla bir internet haber sitesi ve  tirajı
ellibin üzerinde olan ve Türkiye düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden
biriyle ilan edilmesi zorunludur. Bu bildirim veya ilan yapılmaksızın geminin
yurt dışında cebrî icra yoluyla satışı hâlinde kaydı silinemez ve gemi üzerinde
Türk Gemi Siciline kayıtlı haklar ve alacaklar saklı kalır.[101]


 


B) Tamamlayıcı hükümler


MADDE 1351- (1) Bu Kısımda özel olarak
düzenlenmeyen hususlarda, İcra ve İflas Kanunu hükümleri, 936 ncı madde ile 937
nci maddenin birinci fıkrasında öngörüldüğü şekilde uygulanır.


 


C) Gemiler hakkında


I - İhtiyati haciz


1. Deniz alacakları


MADDE 1352- (1) “Deniz alacağı”; aşağıda
sayılan hususların birinden veya birkaçından doğan istem anlamına gelir:


a) Geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya veya hasar.


b) Geminin işletilmesi ile doğrudan doğruya ilgili olarak
karada veya suda meydana gelen can kaybı veya diğer bedensel zararlar.


c) Kurtarma faaliyeti veya her türlü kurtarma sözleşmesi,
çevre zararı tehdidi oluşturan bir gemi veya gemideki eşya ile ilgili kurtarma faaliyeti
için ödenecek özel tazminat.


d) Çevreye, kıyı şeridine veya bunlara ilişkin menfaatlere
gemi ile verilen zarar ya da zarar verme tehdidi; bu zararı önlemek, sınırlandırmak
veya ortadan kaldırmak için alınan önlemler; bu zarar karşılığı ödenecek tazminat;
çevrenin eski duruma getirilmesi için fiilen alınan veya alınacak olan makul önlemlerin
giderleri; bu zarar ile bağlantılı olarak üçüncü kişilerin uğradığı veya uğrayabileceği
kayıplar ve bu bentte belirtilenlere benzer nitelikteki zararlar, giderler veya
kayıplar.


e) Geminin içinde bulunan veya bulunmuş olan şeyler de
dâhil olmak üzere, batmış, enkaz hâline gelmiş, karaya oturmuş veya terkedilmiş
olan bir geminin yüzdürülmesi, kaldırılması, çıkartılması, yok edilmesi veya zararsız
hâle getirilmesi için yapılan giderler ve harcamalar ile terk edilmiş bir geminin
korunması ve gemi adamlarının iaşesi ile ilgili giderler ve harcamalar.


f) Bir çarter parti düzenlenmiş olup olmadığına bakılmaksızın,
geminin kullanılması veya kiralanması amacıyla yapılmış her türlü sözleşme.


g) Bir çarter parti düzenlenmiş olup olmadığına bakılmaksızın,
gemide eşya veya yolcu taşınması amacıyla yapılmış her türlü sözleşme.


h) Gemide taşınan, bagaj dâhil, eşyaya gelen veya bu eşyaya
ilişkin zıya veya hasar.


i) Müşterek avarya.


j) Römorkaj.


k) Kılavuzluk.


l) Geminin işletilmesi, yönetimi, korunması veya bakımı
için sağlanan eşya, malzeme, kumanya, yakıt, konteynerler dâhil teçhizat ve bu amaçlarla
verilen hizmetler.


m) Geminin yapımı, yeniden yapımı, onarımı, donatılması
ya da geminin niteliğinde değişiklik yapılması.


n) Liman, kanal, dok, iskele ve rıhtım, diğer su yolları
ile karantina için ödenecek resimlerle diğer paralar.


o) Ülkelerine getirilme giderlerini ve onlar adına ödenmesi
gereken sosyal sigorta katılma paylarını da içererek, gemi adamlarına, gemide çalışmaları
dolayısıyla ödenecek ücretlerle, onlara ödenmesi gereken diğer tutarlara ilişkin
istemler.


p) Gemi için alınmış krediler dâhil olmak üzere, geminin
veya malikinin adına yapılmış harcamalar.


r) Geminin maliki tarafından veya onun hesabına ödenecek,
karşılıklı sigorta aidatları da dâhil sigorta primleri.


s) Geminin maliki tarafından veya onun hesabına gemiye
ilişkin olarak ödenecek her türlü komisyon, brokaj veya acente ücretleri.


t) Geminin mülkiyeti veya zilyetliğine ilişkin her türlü
uyuşmazlık.


u) Geminin ortak malikleri arasında çıkan, geminin işletilmesine
ya da gemiden sağlanan hasılata ilişkin her türlü uyuşmazlık.


v) Gemi rehni, gemi ipoteği veya gemi üzerinde aynı nitelikteki
ayni bir yükümlülük.


y) Geminin satışına ilişkin bir sözleşmeden kaynaklanan
her türlü uyuşmazlık.


 


2. İhtiyati haciz isteyebilme hakkı


MADDE 1353- (1) Deniz alacaklarının teminat
altına alınması için, geminin sadece ihtiyati haczine karar verilebilir. Bu alacaklar
için gemi üzerine ihtiyati tedbir konulması veya başka bir surette geminin seferden
menedilmesi istenemez.


(2) Akdî veya kanuni bir rehin ile teminat altına alınmış
deniz alacakları hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.


(3) Deniz alacaklarından başka alacaklar
için gemi hakkında ihtiyati haciz kararı verilemez.


(4) Alacağın, 1352 nci maddede sayılan bir deniz alacağı
olması, ihtiyati haciz sebebidir.


(5) Vadesi gelmemiş deniz alacaklarında, İcra ve
İflas Kanununun 257 nci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şartlar gerçekleştiği
takdirde geminin ihtiyati haczi istenebilir.


 


3. Yetkili mahkeme


a) İhtiyati haciz kararı bakımından


aa) Dava açılmadan önce


aaa) Türk Bayraklı gemiler


MADDE 1354- (1) Türk Bayraklı gemiler hakkında
ihtiyati haciz kararı sadece, geminin demir attığı, şamandıraya veya tonoza bağlandığı,
yanaştığı veya kızağa alındığı yer mahkemesi ya da aşağıda gösterilen mahkemeler
tarafından verilebilir:


a) Bir Türk Gemi Siciline kayıtlı gemilerde, sicil yeri
mahkemesi.


b) Sicile kayıtlı olmayan gemilerde malikin yerleşim yeri
mahkemesi.


c) 941 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca tutulan özel
sicile kayıtlı gemilerde kiracının yerleşim yeri mahkemesi.


 


bbb) Yabancı bayraklı gemiler


MADDE 1355- (1) Türkiye’de yabancı bayraklı
gemiler hakkında ihtiyati haciz kararı, sadece, geminin demir attığı, şamandıraya
veya tonoza bağlandığı, yanaştığı ya da kızağa alındığı yer mahkemesi tarafından
verilir.


 


ccc) Yetkiye, tahkime ve esasa uygulanacak
hukuka ilişkin bir anlaşmanın varlığı hâlinde Türk mahkemesinin yetkisi


MADDE 1356- (1) İlgili sözleşmeye konulmuş
bir yetki veya tahkim kaydına ya da ayrıca yapılmış olan bir yetki yahut tahkim
sözleşmesine göre, hakkında ihtiyati haciz kararı uygulanacak olan deniz alacağının
esası hakkında hüküm vermeye bir hakem kurulu veya yabancı mahkeme yetkili olsa
yahut deniz alacağının esasına yabancı bir devletin hukuku uygulansa bile, 1354
ve 1355 inci maddelere göre yetkili olan mahkemeler, bir deniz alacağı için teminat
elde edilmesini sağlamak üzere ihtiyati haciz kararı vermeye yetkilidir.


 


bb) Dava açıldıktan sonra


MADDE 1357- (1) Bir deniz alacağı hakkında,
yurt içinde mahkemede dava açıldıktan sonra, ihtiyati haciz kararı, sadece davayı
gören mahkemeden istenebilir.


(2) Bir deniz alacağı hakkında, hakem önünde veya yurt
dışındaki bir mahkemede dava açılmışsa, kesin hüküm verilinceye kadar ihtiyati haciz
kararı, sadece 1354 ve 1355 inci maddelere göre yetkili olan mahkemeden istenebilir.


 


cc) İtirazlar ve değişiklik istemleri


MADDE 1358- (1) Yokluğunda ihtiyati haciz
kararı verilmiş olan kişilerin itirazları hakkında karar vermeye;


a) Esas hakkında dava açılmadan önce, ihtiyati haciz kararını
vermiş olan mahkeme,


b) Esas hakkında Türkiye’de dava açılmışsa, bu mahkeme,


c) Esas hakkında hakem önünde veya yurt dışındaki bir mahkemede
dava açılmışsa, ihtiyati haciz kararını veren mahkeme,


yetkilidir.


(2) Birinci fıkrada sayılan mahkemeler, ihtiyati haciz
kararının değiştirilmesi, istihkak iddiaları, tarafların yatırdıkları teminatların
artırılması veya azaltılması, türünün değiştirilmesi veya iptali hususlarında yapılacak
başvurular hakkında karar vermeye de yetkilidir.


 


b) Esas hakkında


MADDE 1359- (1) 1354 ve 1355 inci maddeler
uyarınca deniz alacakları hakkında ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili olan mahkeme,
deniz alacağının esasına ilişkin olarak yapılmış bir yetki veya tahkim sözleşmesi
yoksa, ihtiyati haczi tamamlamak üzere açılacak dava hakkında ve ihtiyati haczi
uygulayan icra dairesi de icra takibi hakkında yetkilidir.


 


c) Tenfiz hakkında


MADDE 1360- (1) Bir deniz alacağı için ihtiyati
haciz kararı vermiş olan Türk mahkemesi, o deniz alacağının esası hakkında verilmiş
bir yabancı mahkeme veya yabancı hakem kararının tenfizinde;


a) Tenfiz isteminin yapıldığı tarihte geminin o Türk mahkemesinin
yargı çevresinde bulunması veya


b) Geminin serbest bırakılması için 1370 ilâ 1372 nci maddeler
uyarınca yatırılmış teminatın, tenfiz isteminin yapıldığı tarihte mahkeme kasasında
bulunması şartıyla,


yetkilidir.


 


d) Haksız ihtiyati haciz sebebiyle açılacak
tazminat davası hakkında


MADDE 1361- (1) İhtiyati haciz kararı veren
mahkeme, haksız çıkan alacaklı aleyhine açılacak tazminat davasını da görmeye yetkilidir.


(2) Deniz alacağının esası hakkında yurtiçinde veya yurt
dışında mahkemede veya hakem önünde dava açılmışsa, bu davanın sonuçlanması, tazminat
davası yönünden bekletici sorun oluşturur.


 


4. Alacaklı tarafından delil gösterilmesi


MADDE 1362- (1) Alacaklının, alacağının 1352
nci maddede sayılan deniz alacaklarından olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye
kanaat getirecek delil göstermesi yeterlidir.


 


5. Alacaklı tarafından teminat gösterilmesi


MADDE 1363- (1) Deniz
alacağını teminat altına almak üzere ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyen
alacaklının, 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat vermesi zorunludur.


(2) Karşı taraf, aynı mahkemeden her aşamada teminat
miktarının artırılmasını isteyebilir. Bu istem değerlendirilirken, ihtiyati haciz
sebebiyle geminin seferden alıkonulduğu süre boyunca, gemi için yapılan günlük işletme
giderleri ve ihtiyati haciz dolayısıyla yoksun kalınan kazançlar dikkate alınır.
Teminatın artırılmasına karar verilirse, mahkeme, hangi sürede ek teminatın yatırılacağını
da belirler. Ek teminat süresinde yatırılmazsa, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden
kalkar.


(3) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan
gemi alacaklıları teminat yatırmak yükümlülüğünden muaftır.


(4) Alacaklı da aynı mahkemeden teminat miktarının
azaltılmasını isteyebilir.


 


6. İhtiyati haczin yapılması


a) İhtiyati haciz kararının icrası


MADDE 1364- (1) Alacaklı, ihtiyati haciz
kararının verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde kararı veren mahkemenin
yargı çevresindeki veya geminin bulunduğu yerdeki icra dairesinden kararın infazını
istemek zorundadır. Aksi hâlde, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.


 


b) İhtiyati hacze başlama süresi


MADDE 1365- (1) İcra dairesi, istem üzerine
derhâl ihtiyati haczi uygular.


(2) İhtiyati haciz, İcra ve İflas Kanununa göre gece ve
resmî tatil sayılan zamanlarda da yapılır.


 


c) Gemiye el konulması ve muhafaza tedbirleri


MADDE 1366- (1) İhtiyati haczine karar verilen
bütün gemiler, bayrağı ve hangi sicile kayıtlı oldukları dikkate alınmaksızın, icra
müdürü tarafından seferden menedilerek muhafaza altına alınır. Geminin ihtiyaten
haczedilerek seferden menedildiği, kaptana veya malike ya da malik olmayan donatana
yahut bunların bir temsilcisine tebliğ edilir. Gemi, tebligat yapılan kişiye yediemin
sıfatıyla bırakılır. Yediemine, görevi ve Türk Ceza Kanununun 289 uncu maddesinden
doğan cezai sorumluluk dâhil olmak üzere, kanuni sorumlulukları hatırlatılır.


(2) Haczi uygulayan memurun düzenleyeceği ihtiyati haciz
tutanağında, geminin adıyla belirtilmesi yeterlidir; değerinin yazılması gerekmez.
Taraflardan birinin istemi üzerine, geminin değeri icra mahkemesince saptanır; bu
saptamaya dosyadan anlaşılan ilgililer çağırılır.


(3) İcra müdürü, ihtiyati haciz kararını derhâl, geminin
bulunduğu bölgeden sorumlu sahil güvenlik komutanlığına veya emniyet teşkilatına,
liman başkanlığına ve gümrük idaresine bildirir.


(4) İcra müdürü, ihtiyati haciz kararını, kararın uygulanmasını
izleyen ilk iş gününde geminin kayıtlı olduğu sicile ve yabancı bayraklı gemilerde,
geminin bayrağını taşıdığı devletin en yakın konsolosluğuna bildirir.


 


d) Geminin seferde olması


MADDE 1367- (1) İhtiyati haciz kararı uygulanacağı
sırada, gemi fiilen hareket etmiş veya seferde bulunuyorsa, 1366 ncı maddenin ikinci
ilâ dördüncü fıkralarında öngörülen işlemlerden başka,


a) Türk Bayraklı gemilerde ihtiyati haciz kararı, malike,
malik olmayan donatana ve borçtan şahsen sorumlu bulunan kişiye tebliğ edilir ve
deniz alacağı için on gün içinde teminat verilmesi, aksi hâlde geminin izleyen ilk
seferinde icra dairesine teslim olunması ihtar olunur, geminin teslim edilmemesi
hâlinde, fail hakkında Türk Ceza Kanununun 289 uncu maddesine göre cezaya hükmolunur;


b) Yabancı bayraklı gemilerde ihtiyati haciz kararı, sahil
güvenlik komutanlığının yardımı alınarak, gemi Türk karasularını terkedinceye kadar
uygulanabilir.


 


e) İhtiyati haczin kapsamı, geminin idaresi
ve işletilmesi


MADDE 1368- (1) Bir geminin ihtiyati
haczi, borçlunun o geminin işletilmesinden elde ettiği geliri ve menfaatleri de
kapsar.


(2) İcra dairesi, geminin idaresi ve işletilmesi ile bakımı
ve korunması için gerekli her türde önlemi alır.


 


7. İhtiyati haciz hakkının kullanılması


MADDE 1369- (1) Hakkında deniz alacağı ileri
sürülen her geminin ihtiyaten haczi;


a) Deniz alacağı doğduğunda geminin maliki olan kişi, ihtiyati
haczin uygulandığı sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise; veya


b) Deniz alacağı doğduğunda geminin kiracısı olan kişi,
ihtiyati haczin uygulandığı sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise;
veya


c) Deniz alacağı gemi rehni, gemi ipoteği veya gemi üzerinde
aynı nitelikteki bir ayni yükümlülük ile teminat altına alınmış ise; veya


d) Uyuşmazlık geminin mülkiyetine veya zilyetliğine ilişkin
ise; veya


e) Alacak, 1320 nci madde uyarınca gemi alacaklısı hakkı
veriyorsa,


mümkündür.


(2) Birinci fıkrada sayılanların dışındaki gemilerin
ihtiyati haczi; haczin uygulandığı sırada gemiler bu deniz alacağından dolayı sorumlu
olan bir kişiye ait ise ve alacak doğduğunda bu kişi;


a) Üzerinde deniz alacağı doğmuş olan geminin maliki veya


b) Kiracısı veya tahsis olunanı ya da taşıtanı ise,


mümkündür.


(3) Geminin mülkiyetine veya zilyetliğine ilişkin
uyuşmazlıklarda, sadece bu uyuşmazlığın konusu olan gemi hakkında ihtiyati haciz
kararı verilebilir.


 


8. Geminin serbest bırakılması


a) Geminin değerinin depo edilmesi


MADDE 1370- (1) İhtiyaten haczolunan gemi,
istenildiği zaman icra dairesine teslim edilmek ve bunu sağlamak amacıyla geminin
değeri depo edilmek veya icra memuru tarafından kabul edilecek taşınmaz rehni, gemi
ipoteği veya itibarlı bir banka kefaleti gösterilmek şartıyla borçluya ve gemi üçüncü
kişi elinde iken ihtiyaten haczolunmuşsa, bir taahhüt senedi alınarak, bu kişiye
bırakılabilir.


(2) Geminin, üzerindeki ihtiyati haciz devam etmek kaydıyla
serbest bırakıldığının, 1366 ncı maddede sayılan kurumlara bildirilmesi ve sicildeki
ihtiyati hacze dair kaydın korunması gereklidir.


(3) İhtiyati haczin devamı için açılan davanın sonunda,
teminatın alacaklıya ödenmesine karar verilse bile, teminat olarak yatırılan
para icra veznesinden çekilene kadar diğer deniz alacaklıları bu Kısım hükümlerine
göre hacze katılabilir.


(4) 1352 nci maddenin (t) ve (u) bentlerinde sayılan deniz
alacaklarının birinden dolayı ihtiyaten haczedilmiş olan gemi hakkında, zilyedi
olan kişinin yeterli teminatı vermesi durumunda, gemi bu kişiye bırakılabilir.


(5) Bu Kitabın Yedinci Kısmı
uyarınca uygulanması gereken milletlerarası sözleşmelerin hükümleri saklıdır.


 


b) İhtiyati haczin kaldırılması


MADDE 1371- (1) Geminin maliki veya borçlu,
geminin değerini geçmemek kaydıyla, deniz alacağının tamamı, faizi ve giderler için
yeterli teminat göstererek, ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer.


(2) Geminin ihtiyati haczinin kaldırıldığının, 1366 ncı
maddede sayılan kurumlara bildirilmesi ve ihtiyati hacze dair sicildeki kaydın silinmesi
gereklidir.


(3) İhtiyati haczin devamı için açılan davanın sonunda,
teminatın alacaklıya ödenmesine karar verilmesi durumunda, bu teminat üzerine diğer
deniz alacaklıları haciz koyduramaz.


 


c) Tarafların anlaşması


MADDE 1372- (1) 1370 ve 1371 inci maddeler
uyarınca verilecek teminatın tür ve miktarı, alacaklı ile geminin maliki veya maliki
olmayan donatanı arasında serbestçe kararlaştırılabilir.


 


d) Saklı kalan haklar


MADDE 1373- (1) Geminin serbest bırakılması
için teminat verilmesi, sorumluluğun kabulü veya herhangi bir itiraz ve def’iden
ya da sorumluluğun sınırlandırılması hakkından vazgeçilmesi şeklinde yorumlanamaz.


 


e) Teminatın değiştirilmesi


MADDE 1374- (1) 1370 ilâ 1372 nci
maddeler uyarınca teminat veren kişi her zaman, bu teminatın miktarının azaltılması,
türünün değiştirilmesi veya iptali için mahkemeye başvurabilir.


 


9. Yeniden veya aynı alacak için ihtiyati
haciz


MADDE 1375- (1) Gemi, bir deniz alacağı
için, yurt içinde veya yurt dışında ihtiyaten haczedilmiş ve serbest bırakılmışsa
veya o gemiyle ilgili olarak teminat alınmışsa, aynı geminin yeniden veya aynı alacak
için ihtiyati haczi sadece;


a) Elde edilecek toplam teminat miktarının, geminin değerini
aşmaması şartıyla, ilk teminatın tür veya miktarı yetersiz ise; veya


b) İlk teminatı vermiş olan kişi, kendi borçlarını kısmen
veya tamamen yerine getirmez veya yerine getirmekten âciz olursa; veya


c) İhtiyaten haczedilen gemi veya ilk teminat; makul sebeplere
dayanarak hareket eden alacaklının istemiyle veya onayıyla yahut alacaklının serbest
bırakılmayı engelleyecek makul önlemleri alamaması sebebiyle serbest bırakılmış
ise,


mümkündür.


(2) Aynı deniz alacağı için ihtiyati hacze konu
olabilecek başka bir gemi;


a) Daha önce verilmiş olan teminatın tür veya miktarı yetersizse;
veya


b) Birinci fıkranın (b) veya (c) bentleri uygulama alanı
buluyorsa,


ihtiyaten haczedilebilir.


(3) Geminin hukuka aykırı yollarla, ihtiyati hacizden
kurtulması veya kaçması hâllerinde, gemi, birinci ve ikinci fıkralar anlamında serbest
bırakılmış sayılmaz.


 


10. İhtiyati haczi tamamlayan işlemler


MADDE 1376- (1) İcra ve İflas Kanununun 264
üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen süreler, gemilerin ihtiyati
haczinde bir ay olarak uygulanır.


 


II - Rehinli alacakların takibi


1. Fer’ilik ilkesi


MADDE 1377- (1) Gemi üzerinde, kanun veya
sözleşme uyarınca doğan veya mahkemece tesciline karar verilen bütün rehin ve hapis
hakları, teminat altına alınan alacaktan ayrı ve bağımsız olarak yargılama
veya icra konusu yapılamaz.


(2) Birinci fıkrada belirtilen rehin ve hapis haklarının,
rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip konusu yapılabilmeleri için, hem alacağın
hem de rehin veya hapis hakkının, ilam veya ilam niteliğindeki belgelerde veya gemi
sicil müdürlüğünde düzenlenmiş gemi ipoteği sözleşmesinde tespit edilmiş olması
şarttır.


 


2. İflas yoluyla takip hakkı


MADDE 1378- (1) Gemi üzerinde, akdî veya
kanuni bir rehin hakkı bulunsa bile, alacaklı iflas yoluyla takip yapabilir.


 


3. Diğer takip yolları


MADDE 1379- (1) Gemi üzerinde kanuni bir
rehin hakkına sahip olan alacaklılar, haciz yolu ile veya kambiyo senetleri hakkındaki
özel usullere göre takip yapabilirler; bu takdirde kanuni rehin hakkından feragat
etmiş olurlar.


 


4. Rehinli alacaklıların takip hakkı


a) Kanuni rehin hakkı sahiplerinin


MADDE 1380- (1) Gemi alacaklıları ile alacakları
gemi üzerinde hapis hakkı ile temin edilmiş olan alacaklılar, ihtiyati haczi tamamlamak
veya alacağı doğrudan takip etmek için taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla
takip yapabilirler. Bu hüküm, Türk ve yabancı bayraklı bütün gemilere uygulanır.


 


b) İpotek sahiplerinin


MADDE 1381- (1) Akdî veya kanuni gemi ipoteği
alacaklıları, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilirler. Bu hüküm, Türk
ve yabancı bayraklı bütün gemilere uygulanır.


 


III - Cebrî satış


1. Haciz


MADDE 1382- (1) Türk ve yabancı bayraklı
bütün gemilerin kesin haczinde, ihtiyati hacze ilişkin 1364 ilâ 1368 inci maddeler
uygulanır.


(2) Gemilerin icra yoluyla haczinde, alacağın 1352 nci
maddede sayılan deniz alacaklarından olması şartı aranmaz.


 


2. Paraya çevirme


MADDE 1383- (1) Bir sicile kayıtlı olan Türk
ve yabancı bayraklı gemiler, İcra ve İflas Kanununun taşınmazların satışına ilişkin
hükümlerine göre, bir sicile kayıtlı olmayan Türk ve yabancı bayraklı gemiler ise,
aynı Kanunun taşınırların satışına ilişkin hükümleri uyarınca paraya çevrilirler.


 


3. Yabancı sicile kayıtlı gemilerin satışı
için hazırlıklar


MADDE 1384- (1) Yabancı bir sicile kayıtlı
geminin satışı istenildiğinde, icra müdürü, o geminin bayrağını taşıdığı devletin
konsolosluğuna bu hususu bildirir ve mükellefiyetler listesinin hazırlanmasını gerçekleştirmek
için geminin sicil kaydını ister. Alacaklı da, sicil kaydının onaylı bir suretini
icra dairesine sunabilir. Bu durumda, hangi kayıt önce gelirse, liste o kayda göre
hazırlanır.


(2) İcra ve İflas Kanununun 126 ncı maddesi uyarınca yapılacak
ilanın, icra müdürü veya ilgililer tarafından;


a) Geminin kayıtlı olduğu sicil devletinde, gemi sicilini
tutmakla yükümlü olan makama,


b) Tescil edilmiş akdî rehin alacaklılarına,


c) İcra dairesine bildirilmiş olmaları kaydıyla kanuni
rehin alacaklılarına,


d) Geminin sicile kayıtlı malikine,


bildirilmesi veya gideri ilgililer tarafından
karşılanmak şartıyla bir internet haber sitesi ve tirajı ellibin üzerinde olan
ve sicilin fiilen tutulduğu ülke düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden
biriyle ilan edilmesi zorunludur.[102]


(3) İkinci fıkrada belirtilen yazılı bildirim, iadeli taahhütlü
mektupla, bildirimin muhataba ulaştığını doğrulayan elektronik iletişim araçlarıyla
veya başkaca uygun bir yol ve araçla yapılır.


 


4. Artırmanın ilanı


MADDE 1385- (1) İcra ve İflas Kanununun
126 ncı maddesi uyarınca yapılacak ilan, bir internet haber sitesi ve tirajı
ellibin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biriyle
ve ayrıca yurt dışında dünya çapında dağıtımı yapılan denizcilikle ilgili günlük
bir gazetede yayımlanır.[103]


(2) İlanda, ipotek alacaklısının rızasıyla alıcı tarafından
yüklenilenler dışında, geminin bütün ayni ve kişisel haklardan, külfetlerden ve
sınırlandırmalardan arınmış olarak satılacağı bildirilir.


 


5. Vaktinden evvel satış


MADDE 1386- (1) Türk ve yabancı bayraklı
gemilerde, malik aynı zamanda deniz alacağının kişisel borçlusu ise, malikin istemiyle
de satış yapılabilir.


(2) Geminin değeri hızla düşer veya korunması fazla masraflı
olur, özellikle de yeni gemi alacaklarının doğmasına veya sayılarının artmasına
yol açarsa, icra müdürü veya alacaklı, ihtiyaten veya kesin olarak haczedilmiş Türk
veya yabancı bayraklı geminin vaktinden evvel satılması için icra mahkemesine başvurabilir.
İcra mahkemesi, dosyadan anlaşılan ilgililerin görüşünü aldıktan sonra bu hususu
karara bağlar. Bu karara karşı kanun yolu açıktır. Başvurulan mahkeme bu başvuruyu
öncelikle inceler. Kanun yoluna başvurma, satış kararının uygulanmasını durdurur.


(3) Gemi veya içindeki eşya; insan, eşya ve çevre güvenliği
açısından tehlike gösterirse, icra müdürü veya liman başkanı, ihtiyaten veya kesin
olarak haczedilmiş Türk veya yabancı bayraklı geminin vaktinden evvel satılması
için icra mahkemesine başvurabilir. Bu başvuru hakkında ikinci fıkra hükümleri uygulanır;
ancak, kanun yoluna başvurma, satış kararının uygulanmasını durdurmaz.


(4) İcra müdürlüğü satış bedelini, hak sahipleri adına,
üçer aylık vadeli hesaba dönüştürerek, paylaştırma aşamasına kadar nemalandırmak
amacıyla icra mahkemesince belirlenecek bankaya yatırır.


 


6. Pazarlık suretiyle satış


MADDE 1387- (1) Bütün ilgililer ister veya
1386 ncı maddede gösterilen hâller gerçekleşirse, gemi pazarlık suretiyle satılabilir.


 


7. Satış ve ihalenin sonucu


MADDE 1388- (1) Alıcı, icra dairesi tarafından
gemi kendisine ihale edildiği veya satıldığı anda, geminin mülkiyetini iktisap eder.


(2) Satış bedeli icra dairesine ödendiği anda, ipotek alacaklısının
rızasıyla alıcı tarafından yüklenilenler dışında, gemi üzerindeki bütün ayni ve
kişisel haklar, külfetler ve sınırlandırmalar sona erer. 1386 ncı maddenin dördüncü
fıkrası hükmü burada da uygulanır.


(3) Bu madde, bayrağı ve sicile kayıtlı olup olmadığı dikkate
alınmaksızın bütün gemiler hakkında geçerlidir.


 


8. Sıra cetveli


a) İlkeler


MADDE 1389- (1) Türk veya yabancı bayraklı
bir gemi, cebrî icra yoluyla satıldığında, satış tutarı bütün alacaklıların alacağını
ödemeye yetmezse, icra dairesi, alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklar
bu cetvele 1390 ilâ 1397 nci maddelerde belirtilen sıra ile kaydedilir.


(2) Bir donatanın iflası hâlinde birden çok gemisi paraya
çevrilirse, 1390 ilâ 1397 nci maddelerde belirtilen sıralama her gemi için ayrı
ayrı yapılır ve o sıraya göre ödemede bulunulur.


(3) Bir sıradaki alacaklılar, alacaklarını tamamen almadıkça,
sonra gelen sıradaki alacaklılara ödemede bulunulmaz.


(4) Sıra cetvelinin birinci ilâ yedinci sıralarına kabul
edilen alacaklılar, alacaklarının tamamını tahsil edemezse, borçlunun kalan malvarlığına
başvururken bir öncelikten yararlanamazlar.


 


b) Birinci sıra


MADDE 1390- (1) Sıra
cetvelinin birinci sırasına, geminin haczi tarihinden ödemelerin yapıldığı tarihe
kadar;


a) Geminin haczinden, hacizde geçen süre boyunca geminin
bakımı ve korunmasıyla gemi adamlarının iaşelerinden, geminin paraya çevrilmesinden,
satış tutarının paylaştırılmasından doğan giderler ve harcamalar,


b) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan
alacaklardan hacizde geçen süreye ilişkin olanlar,


kaydedilir.


(2) Birinci fıkrada sayılan alacakların sahipleri, kendi
aralarında eşit hakka sahiptir.


 


c) İkinci sıra


MADDE 1391- (1) Sıra cetvelinin ikinci sırasına,
satılan gemi karaya oturmuş veya batmış iken, seyrüsefer emniyeti veya deniz çevresinin
korunması amacıyla kamu kurumları tarafından kaldırılmışsa, bu kaldırmanın giderleri
kaydedilir.


 


d) Üçüncü sıra


MADDE 1392- (1) Sıra cetvelinin üçüncü sırasına,
1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ (e) bentlerinde düzenlenmiş olan gemi
alacaklılarından 1390 ıncı maddeye girmeyenler kaydedilir.


(2) Birinci fıkrada sayılan alacaklar, 1324 üncü maddede
gösterilen sıraya tabidir.


 


e) Dördüncü sıra


MADDE 1393- (1) Sıra cetvelinin dördüncü
sırasına, gemi, cebrî icra yoluyla satış sırasında bir tersanenin zilyetliğinde
bulunuyorsa, tersane sahibinin, 1013 üncü madde uyarınca kanuni ipotekle veya Türk
Medenî Kanununun 950 nci maddesi uyarınca hapis hakkıyla teminat altına alınmış
alacakları kaydedilir.


 


f) Beşinci sıra


MADDE 1394- (1) Sıra cetvelinin beşinci sırasına,
takip konusu gemiye ilişkin gümrük resmi ile diğer vergiler kaydedilir.


 


g) Altıncı sıra


MADDE 1395- (1) Sıra cetvelinin altıncı sırasına,
akdî veya kanuni bir rehin hakkı ile teminat altına alınmış olup da 1390
ilâ 1394 üncü maddelere girmeyen alacaklar kaydedilir.


(2) Birinci fıkrada sayılan alacaklar, her alacağı teminat
altına alan rehin hakkını düzenleyen kanunda gösterilen sıraya tabidir.


 


h) Yedinci sıra


MADDE 1396- (1) Sıra cetvelinin yedinci sırasına,
1352 nci maddede sayılan deniz alacaklarından 1390 ilâ 1395 inci maddelere girmeyen
alacaklar kaydedilir.


(2) Birinci fıkrada sayılan alacakların sahipleri, kendi
aralarında eşit hakka sahiptir.





i) Sekizinci sıra


MADDE 1397- (1) Sıra cetvelinin sekizinci
sırasına, İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında sıralanan
alacaklar kaydedilir.


(2) Birinci fıkrada sayılan alacakların sahipleri, kendi
aralarında eşit hakka sahiptir.


 


D) Eşya hakkında


I - Hapis hakkı için defter tutulması


MADDE 1398- (1) İcra ve İflas Kanununun 270
ve 271 inci maddeleri, bu Kanun hükümleri uyarınca eşya üzerinde doğan hapis hakkının
paraya çevrilmesinde de uygulanır.


(2) İcra ve İflas Kanununun 270 inci maddesinin üçüncü
fıkrasında öngörülen süre, eşya üzerinde doğan hapis haklarının paraya çevrilmesinde
onbeş gündür.


(3) Eşya üzerinde doğan hapis hakları, teminat
altına alınan alacaktan ayrı ve bağımsız olarak yargılama veya icra konusu yapılamaz.


 


II - İlamlı icra


MADDE 1399- (1) Hapis hakkıyla teminat
altına alınan alacak, bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanıyorsa, alacaklı,
defterin tutulmasından başlayarak onbeş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi
yoluyla ilamlı takip yapar. Şu kadar ki, takip konusu ilamda veya ilam niteliğindeki
belgede hapis hakkı da belirtilmemişse, borçlu hapis hakkına itiraz edebilir. Bu
durumda, İcra ve İflas Kanununun 147 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı
bendi uygulanır.


 


III - İlamsız icra


MADDE 1400- (1) Hapis hakkıyla teminat altına
alınan alacak, bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanmıyorsa, alacaklı,
defterin tutulmasından başlayarak onbeş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi
yoluyla ilamsız takip yapar. Borçlu, alacağa veya hapis hakkına veya her ikisine
birden itiraz edebilir. Bu itiraz hakkında İcra ve İflas Kanununun 147 nci maddesi
uygulanır.


 


ALTINCI KİTAP


Sigorta Hukuku


 


BİRİNCİ KISIM


Genel Hükümler


A) Sigorta sözleşmesi


I - Temel kavramlar


1. Tanım


MADDE 1401- (1) Sigorta sözleşmesi,
sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini
zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi
ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen
bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği
sözleşmedir.


(2) Ruhsatsız bir şirket ile onun bu durumunu bilerek
yapılan sigorta sözleşmeleri hakkında Türk Borçlar Kanununun 604 ve 605 inci maddeleri
uygulanır. Türkiye’de yerleşik olmayan sigorta şirketleriyle kurulan sigorta sözleşmelerinde
bu hüküm uygulanmaz.


 


2. Karşılıklı sigorta


MADDE 1402- (1) Birden çok kişinin
birleşerek, içlerinden herhangi birinin, belli bir rizikonun gerçekleşmesi durumunda
doğacak zararlarını tazmin etmeyi borçlanmaları karşılıklı sigortadır. Karşılıklı
sigorta faaliyeti ancak kooperatif şirket şeklinde yürütülebilir.


 


3. Reasürans


MADDE 1403- (1) Sigortacı, sigorta ettiği
menfaati, dilediği şartlarla, tekrar sigorta ettirebilir.


(2) Reasürans, sigortacının, sigorta ettirene karşı
borç ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz; sigorta ettirene, tekrar sigorta yapana
karşı, doğrudan dava açmak ve istemde bulunma haklarını vermez.


 


4. Geçerli olmayan sigorta


MADDE 1404- (1) Sigorta ettirenin veya sigortalının,
kanunun emredici hükümlerine, ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir
fiilinden doğabilecek bir zararını teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamaz.



 


II - Hükümler


1. Sözleşmenin yapılması sırasında susma


MADDE 1405- (1) Sigortacı ile sigorta sözleşmesi
yapmak isteyen kişinin, sözleşmenin yapılması için verdiği teklifname, teklifname
tarihinden itibaren otuz gün içinde reddedilmemişse sigorta sözleşmesi kurulmuş
sayılır.


(2) Teklifnamenin verilmesi sırasında yapılmış ödemeler,
sözleşmenin yapılmasından sonra prim olarak kabul edilir veya ilk prime sayılır.
Bu ödemeler, sözleşme yapılmadığı takdirde, kesinti yapılmadan, faiziyle birlikte
geri verilir.


(3) 1483 üncü madde hükmü saklıdır.


 


2. Temsil


a) Genel olarak


MADDE 1406- (1) Bir kişi, diğer bir
kişinin adına onu temsilen sigorta sözleşmesi yapabilir; temsilci yetkisiz ise ilk
sigorta döneminin primlerinden sorumlu olur.


(2) Adına sigorta sözleşmesi yapılan kişi, rizikonun
gerçekleşmesinden önce veya 1458 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, riziko gerçekleşince
de sözleşmeye sonradan icazet verebilir.


(3) Başkasının adına yapıldığı anlaşılmayan veya
yetkisiz yapılan sözleşme, menfaati bulunması şartıyla, temsilci adına yapılmış
sayılır.





b) Talimat bulunmaması


MADDE 1407- (1) Temsilci, sigorta
ettiren tarafından, sigorta şartlarıyla ilgili herhangi bir talimat verilmemişse,
sigorta sözleşmesini, sözleşmenin yapıldığı yerdeki mutat şartlara göre yapar.


 


3. Sigorta menfaatinin yokluğu


MADDE 1408- (1) Sigorta sözleşmesinin
yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersizdir.
Sözleşmenin yapıldığı anda varolan menfaat, sözleşmenin süresi içinde ortadan kalkarsa,
sözleşme o anda geçersiz olur.


(2) 1470 inci madde hükmü saklıdır.


 


4. Sigortanın kapsamı


MADDE 1409- (1) Sigortacı, sözleşmede
öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.


(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin
veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.


 


5. Sigorta süresi


MADDE 1410- (1) Süre, sözleşmeyle
kararlaştırılmamış ise, taraf iradeleri, yerel teamül ile hâl ve şartlar göz önünde
bulundurularak, mahkemece belirlenir.


 


6. Sigorta dönemi


MADDE 1411- (1) Prim daha kısa zaman
dilimlerine göre hesaplanmamış ise bu Kanuna göre sigorta dönemi bir yıldır.


 


7. Sigorta ettiren dışındakilerin bilgisi
ve davranışı


MADDE 1412- (1) Kanunda sigorta ettirenin
bilgisine ve davranışına hukuki sonuç bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması
şartı ile sigortalının, temsilci söz konusu ise temsilcinin, can sigortalarında
da lehtarın bilgisi ve davranışı da dikkate alınır.


 


8. Fesih ve cayma


a) Olağanüstü durumlarda fesih


MADDE 1413- (1) Sigortacının, konkordato
ilan etmesi, ilgili sigorta dalına ilişkin ruhsatının iptâl edilmesi veya sözleşme
yapma yetkisinin kaldırılması gibi hâllerde; sigorta ettiren, bu olguları öğrendiği
tarihten itibaren bir ay içinde sigorta sözleşmesini feshedebilir.


(2) Primlerin tamamını ödememişken sigorta
ettiren konkordato ilan etmişse, sigortacı, bunu öğrendiği tarihten itibaren, bir
aylık bildirim süresine uyarak, sigorta sözleşmesini feshedebilir.


(3) Zorunlu sigortalar ile prim ödemesinden muaf
hâle gelmiş can sigortalarına ikinci fıkra uygulanmaz.





b) Sigorta priminin artırılmasında fesih


MADDE 1414- (1) Sigortacı, sigorta
teminatının kapsamında değişiklik yapmadan, ayarlama şartına dayanarak primi yükseltirse,
sigorta ettiren, sigortacının bildirimini aldığı tarihten itibaren bir ay içinde
sözleşmeyi feshedebilir.


 


c) Kısmi fesih ve cayma


MADDE 1415- (1) Sigortacının sigorta
sözleşmesini, bazı hükümlerine ilişkin olarak feshetmesi veya ondan cayması haklı
sebeplere dayanıyorsa ve sigortacının sözleşmeyi geri kalan hükümlerle, aynı şartlarla
yapmayacağı durumdan anlaşılıyorsa, sigortacı sözleşmenin tamamını feshedebilir
veya ondan cayabilir.


(2) Sigortacı, sözleşmeyi kısmen feshetmiş veya
ondan caymışsa, sigorta ettiren sözleşmenin tamamını feshedebilir veya ondan cayabilir.


 


9. Tebliğler ve bildirimler


MADDE 1416- (1) Sigorta ettiren tarafından
yapılacak tebliğler ve bildirimler sigortacıya veya sözleşmeyi yapan ya da yapılmasına
aracılık eden acenteye; sigortacı tarafından yapılan tebliğler ve bildirimler ise,
sigorta ettirenin veya gerektiğinde sigortalının ya da lehtarın sigortacıya bildirilmiş
son adreslerine yapılır.


 


10. Olağanüstü durumlar


a) Tarafların aczi, takibin semeresiz
kalması


MADDE 1417- (1) Sigorta
ettiren, aciz hâline düşen veya hakkında yapılan takip semeresiz kalan sigortacıdan,
taahhüdünün yerine getirileceğine ilişkin teminat isteyebilir. Bu istemden itibaren
bir hafta içinde teminat verilmemiş ise sigorta ettiren sözleşmeyi feshedebilir.


(2) Primin ödenmesinden önce acze düşen, iflas eden
veya hakkında yapılan takip semeresiz kalan sigorta ettirene, sigortacının istemiyle,
aynı şartlarla, birinci fıkra hükmü uygulanır.


 


b) Sigortacının iflası


MADDE 1418- (1) Sigortacının iflası
hâlinde sigorta sözleşmesi sona erer. Sigortacının iflasından önce ödenmeyen tazminatlar,
özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, önce 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık
Kanunu gereğince sigortacı tarafından ayrılması gereken teminatlardan, sonra iflas
masasından karşılanır.


(2) Hak sahipleri iflas masasına İcra ve İflas Kanununun
206 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen üçüncü sırada katılır.


 


11. Prim iadesi


MADDE 1419- (1) Sigorta sözleşmesi sona erdiği
takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta
ettirene geri verilir.





12. Zamanaşımı


MADDE 1420- (1) Sigorta sözleşmesinden doğan
bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci
madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin
istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına
uğrar.


(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.


 


III - Tarafların borç ve yükümlülükleri


1. Sigortacının borç ve yükümlülükleri


a) Rizikoyu taşıma yükümlülüğü


aa) Genel olarak


MADDE 1421- (1) Aksine sözleşme yoksa,
sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar; kara ve
denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla
sorumlu olur.


(2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır.


 


bb) İmkânsızlık


MADDE 1422- (1) Sigortacının sorumluluğu
başlamadan, sigorta ettirenin, sigortalının ve can sigortalarında ayrıca lehtarın,
fiilleri ve etkileri olmaksızın rizikonun gerçekleşmesi imkânsızlaşmışsa, sigortacı
prime hak kazanamaz.


 


b) Aydınlatma yükümlülüğü


MADDE 1423- (1) Sigortacı ve acentesi,
sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla
kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının
özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini
sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca,


poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi
bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak
açıklar.


(2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde,
sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme
poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı
sigortacıya aittir.


(3) Hazine Müsteşarlığı, çeşitli
ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemelerini dikkate alarak, tüketiciyi
aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler.


 


c) Sigorta poliçesi verme yükümlülüğü


aa) Genel olarak


MADDE 1424- (1) Sigortacı; sigorta
sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından
itibaren yirmidört saat, diğer hâllerde onbeş gün içinde, yetkililerce imzalanmış
bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. Sigortacı poliçenin geç verilmesinden
doğan zarardan sorumludur.


(2) Sigorta ettiren poliçesini kaybederse, gideri
kendisine ait olmak üzere, yeni bir poliçe verilmesini sigortacıdan isteyebilir.


(3) Poliçenin verilmediği hâllerde, sözleşmenin
ispatı genel hükümlere tabidir.


 


bb) İçerik


MADDE 1425- (1) Sigorta poliçesi,
tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümler ile genel ve varsa özel şartları
içerir, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenlenir.


(2) Poliçenin ve zeyilnâmenin eklerinin içeriği
teklifnameden veya kararlaştırılan hükümlerden farklıysa, anılan belgelerde yer
alıp teklifnameden değişik olan ve sigorta ettirenin, sigortalının ve lehtarın aleyhine
öngörülmüş bulunan hükümler geçersizdir.


(3) Kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, genel
şartlarda sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın lehine olan bir değişiklik
hemen ve doğrudan uygulanır. Ancak, bu değişiklik ek prim alınmasını gerektiriyorsa,
sigortacı değişiklikten itibaren sekiz gün içinde prim farkı isteyebilir. İstenilen
prim farkının sekiz gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşme eski genel şartlarla
devam eder.


 


d) Giderleri ödeme borcu


MADDE 1426- (1) Sigortacı, sigorta
ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme
borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız
kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır.


(2) Eksik sigortanın yapıldığı
hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yolu ile uygulanır.


 


e) Tazminat ödeme borcu


aa) Genel olarak


MADDE 1427- (1) Aynen tazmine ilişkin
sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir.


(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini
müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının
edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak
ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür.
Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.


(3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak
ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden
mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak
ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin
en az yüzde ellisini avans olarak öder.


(4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek
kalmaksızın temerrüde düşer.


(5) Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan
kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir.





bb) Kısmi tazminat ödemeleri


MADDE 1428- (1) Sorumluluk sigortası dışındaki
sigortalarda, aksine sözleşme yoksa, sigorta süresi içinde yapılan kısmi tazminat
ödemeleri sigorta bedelinden düşülür.


(2) Kısmi zarar hâllerinde taraflar sigorta sözleşmesini
feshedebilirler. Ancak, sigortacı fesih hakkını, kısmi tazminat ödemesinden sonra
kullanabilir.


 


cc) Rizikonun gerçekleşmesinde kusur


MADDE 1429- (1) Sigortacı, aksine
sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden
sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür.
Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken
fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları
takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez.


(2) 1495, 1503 ve 1504 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü
saklıdır.


 


2. Sigorta ettirenin borç ve yükümlülükleri


a) Prim ödeme borcu


aa) Genel olarak


MADDE 1430- (1) Sigorta ettiren, sözleşmeyle
kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin
ödenir. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.


(2) Sigorta primi nakden ödenir. İlk taksidin nakden
ödenmesi şartıyla, sonraki primler için kambiyo senedi verilebilir; bu hâlde, ödeme
kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşir.


(3) Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan
önce, kararlaştırılmış primin yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabilir. Sözleşmeden
kısmi cayma hâlinde, sigorta ettirenin ödemekle yükümlü olduğu prim, cayılan kısma
ilişkin primin yarısıdır.


 


bb) Ödeme zamanı


MADDE 1431- (1) Sigorta priminin tamamının,
taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve
poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Karada ve denizde eşya taşıma işlerine
ilişkin sigortalarda sigorta primi, poliçe henüz düzenlenmemiş olsa bile, sözleşmenin
yapıldığı anda ödenir.


 (2) İzleyen taksitlerin ödeme zamanı, miktarı ve
priminin vadesinde ödenmemesinin sonuçları, poliçe ile birlikte yazılı olarak sigorta
ettirene bildirilir veya bu şartlar poliçe üzerine yazılır.


(3) Sigorta priminin taksitle
ödenmesinin kararlaştırıldığı hâllerde, riziko gerçekleşince, ödenecek tazminata
veya bedele ilişkin primlerin tümü muaccel olur.


(4) Başkası lehine yapılan sigortada, prim borcu
için sigorta ettirenin aleyhine yapılan takip semeresiz kalmışsa, zarar sigortalarında
sigortalı, can sigortalarında lehtar, bu durumun sigortacı tarafından kendilerine
bildirilmesi hâlinde, primi ödemeyi üstlenirlerse sözleşme bu kişilerle devam eder;
aksi hâlde, sigortacı sigorta ettirene karşı sahip olduğu hakları kullanır.


(5) Sigortacı prim alacağını, 1480 inci madde hükmü
saklı kalmak üzere ödenecek tazminattan veya bedelden düşebilir. Bu hâlde, Türk
Borçlar Kanununun 129 uncu maddesi hükmü sigorta sözleşmeleri hakkında uygulanmaz.


 


cc) Ödeme yeri


MADDE 1432- (1) Sigorta primi, sigorta
ettirenin, sözleşmede gösterilen adresinde ödenir. Sözleşmede başka bir ödeme yeri
gösterilmiş olmasına rağmen, sigorta primi fiilen sigorta ettirenin gösterdiği adreste
ödenegelmekte ise, bu ödeme yerine ilişkin söz konusu şart yok sayılır.


 


dd) Primin indirilmesi


MADDE 1433- (1) Primi etkileyen sebeplerde,
rizikonun hafiflemesini gerektiren değişiklikler meydana gelmişse, prim indirilir
ve gereğinde geri verilir.


(2) Sözleşmede öngörülen yüksek primin, sigorta
ettirenin, rizikoyu ağırlaştıran sebeplere ilişkin olarak bildirdiği hususlardaki
yanılmalardan kaynaklanması hâlinde birinci fıkra hükmü geçerlidir.


 


ee) Temerrüt


MADDE 1434- (1) 1431 inci maddeye
uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur.


(2) İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi
gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden
üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden
itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden
cayılmış olunur.


(3) İzleyen primlerden herhangi biri zamanında ödenmez
ise, sigortacı sigorta ettirene, noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla
on günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini, aksi hâlde, süre sonunda, sözleşmenin
feshedilmiş sayılacağını ihtar eder. Bu sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sigorta
sözleşmesi feshedilmiş olur. Sigortacının, sigorta ettirenin temerrüdü nedeniyle
Türk Borçlar Kanunundan doğan diğer hakları saklıdır.


(4) Bir sigorta dönemi içinde sigorta ettirene iki
defa ihtar gönderilmişse sigortacı, sigorta döneminin sonunda hüküm doğurmak üzere
sözleşmeyi feshedebilir. Can sigortalarında indirime ilişkin hükümler saklıdır.


 


b) Beyan yükümlülüğü


aa) Sözleşmenin yapılmasında


aaa) Genel olarak


MADDE 1435- (1) Sigorta ettiren sözleşmenin
yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya
bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen
hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek
nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak
sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.





bbb) Yazılı sorular


MADDE 1436- (1) Sigortacı sigorta
ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer
alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk
yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun.


(2) Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar
varsa bunlar hakkında da soru sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık
olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları cevaplamakla yükümlüdür.


 


ccc) Bağlantı


MADDE 1437- (1) Tazminat ve bedel
ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi
arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır.



 


ddd) Sigortacı tarafından gerçek durumun
bilinmesi


MADDE 1438- (1) Bildirilmeyen veya
yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa,
sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden
cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir.


 


eee) Yaptırım


MADDE 1439- (1) Sigortacı için önemli
olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı
1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir.
İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış
kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş
olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.


(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin
ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin
miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin
derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde
ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa,
sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı
ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını
veya bedelini öder.


 


fff) Caymanın şekli ve süresi


MADDE 1440- (1) Caymanın, sigorta
ettirene bir beyanla yöneltilmesi şarttır.


(2) Cayma, onbeş gün içinde sigorta ettirene bildirilir.
Bu süre sigortacının bildirim yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu öğrendiği tarihten
itibaren başlar.


 


ggg) Caymanın hükümleri


MADDE 1441- (1) Cayma hâlinde, sigorta
ettiren kasıtlı ise, sigortacı rizikoyu taşıdığı süreye ait primlere hak kazanır.



 


hhh) Cayma hakkının düşmesi


MADDE 1442- (1) Cayma hakkı aşağıdaki
hâllerde kullanılamaz:


a) Cayma hakkının kullanılmasından açıkça veya zımnen vazgeçilmişse.


b) Caymaya yol açan ihlale sigortacı sebebiyet vermişse.


c) Sigortacı, sorularından bazıları cevapsız bırakıldığı
hâlde sözleşmeyi yapmışsa.


 


bb) Teklifin yapılması ile kabulü arasındaki
değişiklikleri beyan yükümlülüğü


MADDE 1443- (1) Teklifin
yapılması ile kabulü arasındaki değişiklikler hakkında sözleşmenin yapılması sırasındaki
beyan yükümlülüğüne ilişkin madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.


 


cc) Sözleşme süresi içinde


aaa) Genel olarak


MADDE 1444- (1) Sigorta ettiren, sözleşmenin
yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak
tazminat tutarının artmasını etkileyici davranış ve işlemlerde bulunamaz.


(2) Sigorta ettiren veya onun izniyle başkası, rizikonun
gerçekleşme ihtimalini artırıcı veya mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerde bulunursa
yahut sözleşme yapılırken açıkça riziko ağırlaşması olarak kabul edilmiş bulunan
hususlardan biri gerçekleşirse derhâl; bu işlemler bilgisi dışında yapılmışsa, bu
hususu öğrendiği tarihten itibaren en geç on gün içinde durumu sigortacıya bildirir.


 


bbb) Sigortacının hakları


MADDE 1445- (1) Sigortacı sözleşmenin
süresi içinde, rizikonun gerçekleşmesi veya mevcut durumun ağırlaşması ihtimalini
ya da sözleşmede riziko ağırlaşması olarak kabul edilebilecek olayların varlığını
öğrendiği takdirde, bu tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeyi feshedebilir veya
prim farkı isteyebilir. Farkın on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşme feshedilmiş
sayılır.


(2) Değişikliklerin yapılmasından önceki duruma
dönüldüğü takdirde fesih hakkı kullanılamaz.


(3) Süresinde kullanılmayan fesih ve prim farkını
isteme hakkı düşer.


(4) Rizikonun artmasına, sigortacının menfaati ile
ilişkili bir husus, sigortacının sorumlu olduğu bir olay veya insanî bir görevin
yerine getirilmesi ve hayat sigortalarında da sigortalının sağlık durumunda meydana
gelen değişiklikler sebep olmuşsa, birinci ilâ üçüncü fıkra hükümleri uygulanmaz.



(5) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin
ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği
saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına veya bedele ya da rizikonun
gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre, tazminattan
veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı hâlinde ise meydana gelen
değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi
feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa,
sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta
tazminatını veya bedelini öder.


(6) Sigortacı, rizikonun gerçekleşmesinden önce,
sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğini öğrenince, birinci
fıkraya göre sözleşmeyi feshetse bile, değişikliğin meydana geldiği sigorta dönemine
ait prime hak kazanır.


(7) Sigortacıya tanınan feshin bildirim süresi veya
feshin hüküm ifade etmesi için verilen süre içinde, yapılan değişiklikle bağlantılı
olarak rizikonun gerçekleşmesi hâlinde, sigorta tazminatı veya bedeli ödenen primle
ödenmesi gereken prim arasındaki oran dikkate alınarak hesaplanır.


 


dd) Riziko gerçekleştiğinde


MADDE 1446- (1) Sigorta ettiren, rizikonun
gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.


(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin
yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa,
kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.


(3) Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce
fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz.


 


c) Bilgi verme ve araştırma yapılmasına
izin verme yükümlülüğü


MADDE 1447- (1) Sigorta
ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının
istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve
sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul
bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin
niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının
inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla
yükümlüdür.


(2) Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek
tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.


 


d) Zararı önleme, azaltma ve sigortacının
rücu haklarını koruma yükümlülüğü


MADDE 1448- (1) Sigorta ettiren, rizikonun
gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi,
azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu
haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta
ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır.
Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri
hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının
korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır.


(2) Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine
bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.


(3) Sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince
yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından
veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlüdür. Eksik sigortanın yapıldığı
hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır.


(4) Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine
giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutarı avans olarak ödemek zorundadır.



 


e) Sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin
ihlali


MADDE 1449- (1) Sigortacıya karşı
yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde,
bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının
sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler,
ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.


(2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği
tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun
farklı bir süre öngörmüş olsun.


(3) Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine
ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda,
sözleşmeyi feshedemez.


 


B) Kanun hükümlerinin uygulama alanı


MADDE 1450- (1) Sosyal güvenlik kurumları
ile yapılan sözleşmeler hakkında, kendi kanunlarında aksine hüküm bulunmadıkça,
bu Kanun hükümleri uygulanmaz.


 


C) Sigorta sözleşmeleri hakkında uygulanacak
hükümler


MADDE 1451- (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan
hâllerde sigorta sözleşmesi hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.


 


D) Koruyucu hükümler


MADDE 1452- (1) 1404 ve 1408 inci
madde hükümleriyle 1429 uncu maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırı
sözleşmeler geçersizdir.


(2) 1418 ve 1420 nci maddeler ile 1430 uncu maddenin
ikinci fıkrası hükmüne aykırı sözleşme şartları geçersizdir.


(3) 1405, 1409, 1413 ilâ 1417, 1419, 1421, 1422
ilâ 1426 ncı maddeler, 1427 nci maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları, 1428 inci
madde, 1430 uncu maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 1431 inci maddenin birinci,
ikinci ve dördüncü fıkraları ve 1433 ilâ 1449 uncu madde hükümleri, sigorta
ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri
uygulanır.





İKİNCİ KISIM


Sigorta Türlerine İlişkin Özel Hükümler


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Zarar Sigortaları


A) Mal sigortaları


I - Menfaat ve kapsam


1. Genel olarak


MADDE 1453- (1) Rizikonun gerçekleşmemesinde
menfaati bulunanlar, bu menfaatlerini mal sigortası ile teminat altına alabilirler.



(2) Rizikonun gerçekleşmesi
sonucu doğan kazanç kaybı ile sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarlar, aksine
sözleşme yoksa, sigorta kapsamında değildir. Mal bağlamında kazancın, makul sınırı
aşan kısmı sigorta edilemez.


(3) Mal sigortası niteliğindeki grup sigortalarında;
mal girmesi veya çıkması sebebiyle mal topluluğunda değişiklikler meydana gelmiş
olsa bile, sözleşme bütün hükümleriyle geçerlidir.


(4) Mal topluluğu için yapılan mal sigortası, topluluğa
dâhil münferit parçaları da kapsar.


 


2. Başkası lehine sigorta


MADDE 1454- (1) Sigorta ettiren, üçüncü
bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir.
Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme
yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir.


(2) Üçüncü kişinin adının belirtildiği durumlarda,
tereddüt hâlinde, sigorta ettirenin, üçüncü kişinin temsilcisi olarak değil, kendi
adına fakat üçüncü kişi lehine hareket ettiği kabul edilir.


(3) Sözleşmede, sigortanın kimin menfaati için yaptırıldığı
açık da bırakılabilir. “Kimin olacaksa onun lehine” yapılan böyle bir sigortanın,
üçüncü kişi lehine yaptırıldığı anlaşılırsa, ikinci fıkra hükmü uygulanır.


 


3. Müşterek menfaatlerin sigortası


MADDE 1455- (1) Bir malın veya o mala
ilişkin bir hakkın yalnız bir kısmında menfaat sahibi olan kişi, kendisine ait kısımdan
fazlasını da sigorta ettirmişse, sigortanın bu fazlaya ilişkin kısmı, sigorta ettirenle
aynı menfaati olanlar lehine yapılmış sayılır.


 


4. Menfaat üzerinde sınırlamalar


a) Sınırlı ayni hak


MADDE 1456- (1) Sınırlı ayni hak ile
takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda
aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde
de devam eder.


(2) Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu
bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta
tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının
bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri
veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat
sigortalıya ödenebilir.


(3) İkinci fıkra hükmüne aykırı hareket eden sigortacı,
sınırlı ayni hak sahipleri ödemeye sonradan yazılı onay verdikleri takdirde, bunlara
karşı sorumluluktan kurtulur.


(4) Sigortacı, sigorta ettirenin prim ödeme borcunda
temerrüde düştüğünü ve prim farkı istemi dolayısıyla sigorta ettirene ihtarda bulunduğunu,
ayni hakkını kendisine bildirmiş olan ve kendisi tarafından bilinen ayni hak sahiplerine
de bildirir.


(5) Sigorta ettiren veya sigortacı
tarafından sözleşme feshedildiğinde veya sözleşmeden cayıldığında; sigortacı, fesih
veya cayma bildirimi kendisi tarafından yapılmışsa, söz konusu bildirim tarihinden,
diğer hâllerde sözleşmenin sona ermesinden itibaren, onbeş gün içinde, durumu sınırlı
ayni hak sahiplerine bildirir. Sigorta sözleşmesi, ayni hak sahipleri yönünden sözleşmenin
sona ermesinden itibaren onbeş gün süre ile geçerli olur. Durumu öğrenen ayni hak
sahibi, bu onbeş gün içinde sözleşmeye devam edeceğini sigortacıya bildirmediği
takdirde, sigorta sözleşmesi, ayni hak sahibi için de geçersiz hâle gelir. Ayni
hak sahibi sözleşmeye devam etmek isterse, sigortacı haklı bir neden olmadığı sürece
bu istemi reddedemez.


(6) Sigortacı, istem üzerine, sınırlı ayni hak sahibi
olduğunu bildiren kişiye sigorta koruması ile sigorta bedelinin miktarı hakkında
bilgi verir.


(7) Hak sahipliğini sigortacıya bildiren sınırlı ayni hak
sahibi hakkında da 1416 ncı madde uygulanır.


(8) Bu madde hükümleri sigorta ettiren lehine kurulmuş
sınırlı ayni haklar için uygulanmaz.


 


b) Haciz


MADDE 1457- (1) Sigortalı mal haczedilirse,
sigortacı, zamanında bilgilendirilmek şartıyla, sigorta tazminatını icra müdürlüğüne
ödeyerek borcundan kurtulur. Bir malın haczinde, icra memuru, borçludan söz konusu
malların sigortalı olup olmadığını, sigortalı ise, hangi sigortacı tarafından sigorta
edildiğini sorar; haczedilen malın sigortalı olduğunu öğrendikten sonra, sigorta
tazminatının diğer bir bildirime kadar ancak icra müdürlüğüne ödenilmesiyle borçtan
kurtulacağını sigortacıya ihtar eder.


 


II - Geçmişe etkili sigorta


MADDE 1458- (1) Sigorta, sigorta koruması
sözleşmenin yapılmasından önceki bir tarihten itibaren sağlanacak şekilde yapılabilir.
Ancak, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmış olduğu,
sözleşmenin yapılması sırasında, sigortacı ile sigorta ettiren ve sigortadan haberi
olmak şartıyla, sigortalı tarafından biliniyorsa sözleşme geçersizdir. Rizikonun
gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığının sigorta ettiren veya
sigortalı tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmediği durumlarda, sigortacı
sözleşme ile bağlı olmamakla birlikte, ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır.






III - Tazminat ilkesi


1. Genel olarak


MADDE 1459- (1) Sigortacı, sigortalının
uğradığı zararı tazmin eder.


 


2. Sigorta değeri


MADDE 1460- (1) Sigorta değeri sigorta
olunan menfaatin tam değeridir.


 


3. Sigorta bedeli


MADDE 1461- (1) Sigortacının sorumluluğu
sigorta bedeli ile sınırlıdır. Sigorta bedeli, rizikonun gerçekleştiği andaki sigortalı
menfaatin değerini aşsa bile, sigortacı uğranılan zarardan fazlasını ödemez.


(2) Aynen tazmini öngören yeni değer sigortaları
hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.


 


4. Hükümleri


a) Eksik sigorta


MADDE 1462- (1) Sigorta bedeli, sigorta
değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması
hâlinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine olan
oranına göre tazminat öder.


 


b) Aşkın sigorta


MADDE 1463- (1) Sigorta bedeli sigorta
olunan menfaatin değerinin üstünde ise, aşan kısım geçersizdir. Bu sebeple, sigorta
bedeli ile sigorta priminin onu karşılayan kısmı indirilir ve tahsil edilmiş fazla
prim geri verilir.


(2) Sigorta ettirenin, mali çıkar sağlamak amacıyla
kötüniyetle yaptığı aşkın sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşme yapılırken geçersizliği
bilmeyen sigortacı, durumu öğrendiği sigorta döneminin sonuna kadar prime hak kazanır.


 


c) Takseli sigorta


MADDE 1464- (1) Taraflar sözleşme
ile sigorta değerini belirli bir para olarak belirlemişlerse, bu para taraflar arasında,
sigorta değeri için esas olur.


(2) Takse esaslı şekilde fahiş ise, sigortacı taksenin
indirilmesini isteyebilir. Umulan kazanç takselenmiş ise, taksenin sözleşme yapıldığı
sırada ticari tahminlere göre elde edilmesi mümkün görülen kazancı aşması hâlinde
sigortacı bunun indirilmesini isteyebilir.


 


d) Birden çok sigorta


aa) Kural


MADDE 1465- (1) Aynı menfaatin, aynı
rizikolara karşı, aynı süre için, birden çok sigortacıya, aynı veya farklı tarihlerde
sigorta ettirilmesi hâlinde sigorta ettirene sigorta bedelinden daha fazlası ödenmez.


(2) Birden çok sigortada, sigorta ettiren, sigortacılardan
herbirine hem rizikonun gerçekleştiğini hem de aynı menfaat için yapılan diğer sigortaları
bildirir. Bu hükme aykırılık hâlinde 1446 ncı madde hükmü uygulanır.


 


bb) Müşterek sigorta


MADDE 1466- (1) Bir menfaat birden
çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı
sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta
olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her
biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu
olur.


(2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen
sorumlu oldukları takdirde, sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği
gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu
bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara
karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre
ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır.


 


cc) Çifte sigorta


MADDE 1467- (1) Değerinin tamamı sigorta
olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara
karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak
aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır:


a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde,
sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta
bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.


b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci
sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin
ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi
geçersiz sayılır.


c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği
tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın
ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi
geçersiz sayılır.


 


dd) Kısmi sigorta


MADDE 1468- (1) Sigorta olunan menfaatin
değeri önceki sözleşmeyle tamamen teminat altına alınamamışsa bu menfaat, geri kalan
değerine kadar bir veya birkaç defa daha sigorta ettirilebilir. Bu takdirde, o menfaati
sonradan sigorta eden sigortacılar, bakiyeden dolayı sözleşmenin yapılış tarihleri
sırasıyla sorumlu olurlar. Aynı günde yapılmış olan sözleşmeler, aynı anda yapılmış
sayılır.


 


e) Sigortacının sigortalanan menfaati
inceleyebilmesi


MADDE 1469- (1) Sigortacı, sigorta
süresi içinde sigortalı menfaatin değerini inceleyebilir.





IV - Sigorta edilen menfaatin sahibinin
değişmesi


MADDE 1470- (1) Sigorta edilen menfaatin
sahibinin değişmesi hâlinde, aksine sözleşme yoksa, sigorta ilişkisi sona erer.



 


V - Zarar gören mal ve zararın gerçekleştiği
yerde değişiklik yapmama


MADDE 1471- (1) Sigorta ettiren, hasarın
saptanmasından önce, hasar konusu yerde ve malda, hasar sebebinin veya zarar miktarının
belirlenmesini güçleştirecek veya engelleyecek bir değişiklik yapamaz; meğerki,
bu değişiklik sigortacının onayı veya zararı azaltma amacı ile yapılmış olsun.


(2) Bu yükümlülüğün kusurlu ihlalinde, ihlal ile
zarar arasında illiyet bulunması şartıyla, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirime
gidilir.


 


VI – Halefiyet


MADDE 1472- (1) Sigortacı, sigorta
tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen
zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar,
sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı,
mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına
yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.



(2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya
geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur.
Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara
karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.


 


B) Sorumluluk sigortaları


I - Genel hükümler


1. Sözleşmenin konusu ve kapsamı


MADDE 1473- (1) Sigortacı sorumluluk
sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen
ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan
sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar
tazminat öder.


(2) Sigorta, sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu
için yaptırılmışsa, sözleşmede aksine hüküm yoksa bu sigorta, sigortalının temsilcisi
ile işletmenin veya işletmenin bir kısmının yönetiminde, denetiminde ve işletmede
çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da karşılar. Bu durumda sigorta bu kişilerin
lehine yapılmış sayılır.


 


2. Hukuki koruma


MADDE 1474- (1) Sigortalı aleyhine
bir istem ileri sürüldüğünde, isteme ilişkin makul giderler sigortacı tarafından
karşılanır; sigorta bedelini aşan giderlerin ödenebilmesi için sözleşmede hüküm
bulunmalıdır.


(2) Sigortacı, sigortalının istemi üzerine, giderler
için avans vermek zorundadır.





3. Bildirim yükümlülüğü


MADDE 1475- (1) Sigortalı sorumluluğunu
gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirir.


(2) Sigortalı kendisine yöneltilen istemi, aksi
kararlaştırılmamışsa derhâl sigortacıya bildirir. Bu bildirim üzerine veya zarar
görenin sigortacıya doğrudan başvurması hâlinde 1427 nci madde uygulanır.


(3) Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde, 1446
ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.


 


4. Sigortacının yardımları


MADDE 1476- (1) Sigortacı,
1475 inci maddeye uygun olarak bildirimde bulunulması tarihinden itibaren beş gün
içinde, zarara uğrayanın istemleriyle ilgili olarak ve sigortalının adına, fakat
sorumluluk ve tüm giderler kendisine ait olmak üzere, gerekli hukuki işlemlerin
gerçekleştirilip, kararların alınmasını ve ayrıca savunmaya yardımda bulunmayı üstlenip
üstlenmeyeceğini sigortalıya bildirir; aksi hâlde bu maddenin dördüncü fıkrası uygulanır.


(2) Birinci fıkrada belirlenen sürenin sonuna kadar
yapılması zorunlu işlemleri sigortalı yürütür.


(3) Sigortacı birinci fıkra anlamında üstlenmede
bulunmuşsa, sigortalının hak ve menfaatlerini gözetir.


(4) Sigortacı bildirimde bulunmamışsa, sigortalı
aleyhine kesinleşen tazminatı öder. Ancak, sigortalının sigortacının onayını almadan
yaptığı sulh sözleşmesi, bildirimden itibaren onbeş gün içinde onay verilmemişse,
sigortacıya karşı geçersizdir; sigortacı haklı olmayan sebeplerle sulhe onay vermekten
kaçınamaz.


 


5. Kasten neden olma


MADDE 1477- (1) Sigortacı, sigortalının,
sorumluluk konusu olayı kasten gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu olmaz.


 


6. Doğrudan dava hakkı


MADDE 1478- (1) Zarar gören, uğradığı
zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için
geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir.



 


7. Sigortacının zarar görenden bilgi alma
hakkı


MADDE 1479- (1) Sigortacı, zarara
sebep olan olayın ve zarar miktarının belirlenmesi amacıyla, zarar görenden bilgi
isteyebilir. Zarar gören, sağlanması ihtimali bulunan ve istenilmesi haklı görülebilecek
ilgili tüm belgeleri sigortacıya vermek zorundadır. Zarar görenin bu zorunluluğa
uymaması hâlinde, durumun zarar görene yazılı bildirilmiş olması kaydıyla, sigortacının
sorumluluğu, zorunluluk yerine getirilmiş olsaydı ödemek zorunda kalacağı miktarla
sınırlıdır.





8. Takas


MADDE 1480- (1) Sigortacı, zarar görene
ödeyeceği sigorta tazminatını, sigorta sözleşmesinden doğan alacakları ile takas
edemez.


 


9. Halefiyet


MADDE 1481- (1) Sigortacı, sigorta
tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen
zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında
sigortacıya ait olur.


(2) Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa,
sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı gereğince,
sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam
ettirebilir.


(3) Sigortalı veya zarar gören, birinci fıkra gereğince
sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu
olur.


 


10. Zamanaşımı


MADDE 1482- (1) Sigortacıya yöneltilecek
tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına
uğrar.


 


II - Zorunlu sorumluluk sigortaları


1. Sözleşme yapma zorunluluğu


MADDE 1483- (1) Sigortacılar,
diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, faaliyet gösterdikleri dalların
kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamazlar.


 


2. Zarar görenle ilişkide ifa yükümlülüğü


MADDE 1484- (1) Sigortacı, sigortalıya
karşı ifa borcundan tamamen veya kısmen kurtulmuş olsa da, zarar gören bakımından
ifa borcu, zorunlu sigorta miktarına kadar devam eder.


(2) Sigorta ilişkisinin sona ermesi, zarar görene
karşı ancak, sigortacının sözleşmenin sona erdiğini veya ereceğini yetkili mercilere
bildirmesinden bir ay sonra hüküm doğurur.


(3) Zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından
karşılandığı ölçüde sigortacının sorumluluğu sona erer.


 


III - Sorumluluk sigortalarına uygulanacak
hükümler


MADDE 1485- (1) Sorumluluk sigortalarına
genel hükümlerle birlikte, 1454 üncü ve 1458 inci maddeler, 1466 ncı maddenin birinci
fıkrası ve 1471 inci madde de uygulanır.


 


C) Koruyucu hükümler


MADDE 1486- (1) 1453 üncü maddenin
ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 1458 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi,
1459 ve 1461 inci maddeler, 1463 üncü maddenin birinci fıkrası, 1472 ve 1477 nci
madde hükümlerine aykırı yapılan sözleşmeler geçersizdir.


(2) 1456 ncı maddenin birinci fıkrası, 1465 ilâ
1468, 1479, 1480, 1482, 1484 ve 1485 inci madde hükümlerine aykırı sözleşme şartları
geçersizdir.


(3) 1471 inci maddenin ikinci fıkrası, 1474 ilâ
1476 ncı madde hükümleri sigortalı aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun
hükümleri uygulanır.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Can Sigortaları


A) Hayat sigortası


I - Tanım


MADDE 1487- (1) Hayat sigortası ile
sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye,
sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâlinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir.


(2) Hayatı sigorta edilen kimse, ilk primin ödenmesinden
önce ölmüşse sigorta sözleşmesi geçersizdir.


 


II - Tontin


MADDE 1488- (1) Birden çok kişi tarafından
verilen katkı payları ile oluşturulan varlıkların, belirli bir tarihte hayatta kalanlar
ve ölenin önceden belirlemiş olması hâlinde, lehtarlar arasında paylaştırılması
ilkesi uyarınca tontinler kurulabilir.


 


III - Sözleşmeden cayma


MADDE 1489- (1) Sigorta
ettiren, sigortacının kendisine cayma hakkını kullanabileceğini bildirmesinden itibaren
onbeş gün içinde sözleşmeden cayabilir. Bilgilendirmenin yapıldığı sigortacı tarafından
ispatlanır. Bilgilendirme yapılmamışsa cayma hakkı ilk primin ödenmesinden bir ay
sonra sona erer.


(2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır.


 


IV - Hayatı sigorta edilecek kişi


MADDE 1490- (1) Sigorta ettiren, kendisinin
veya başkasının hayatını, ölüm veya hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilir.


(2) Başkasının hayatı üzerine
sigorta yapılabilmesi için, o kişinin hayatının devamında lehtarın menfaatinin bulunması
şarttır. Ayrıca, ölüm ihtimaline karşı yapılan sigortalarda, sigorta bedelinin mutat
cenaze giderlerini aşması hâlinde sigortalının veya varsa kanuni temsilcisinin yazılı
izni gerekir. Sigortalı onbeş yaşından büyükse kanuni temsilcinin dışında ayrıca
onun da izni alınır. İzin olmadan yapılan sözleşme, icazet verilmediği takdirde
geçersizdir.


(3) Kanuni temsilcinin lehtar olarak atadığı veya
kendisinin sigorta ettiren olduğu durumlarda, kanuni temsilcinin iznin verilmesinde
sigortalıyı temsil yetkisi yoktur.


(4) Menfaat şartının sözleşmenin yapılmasından sonra
ortadan kalkması hâlinde sözleşme o andan itibaren geçersiz hâle gelir; ancak, sigorta
ettirene iştira değeri ödenir.





V - Sigorta değeri


MADDE 1491- (1) Bir kimsenin hayatı
bir veya birkaç sigortacı tarafından çeşitli bedeller üzerine sigorta ettirilebilir.



(2) Ödenecek bedelin lehtarın maddi menfaatinden
daha fazla olduğu durumlarda, aşan kısım sigortalının lehine yapılmış sayılır.


(3) 1472 nci madde hükmü hayat sigortalarında uygulanmaz.
Hayat sigortası sözleşmesi gereği, sigorta şirketinden kararlaştırılan sigorta bedelini
tahsil eden sigorta ettiren ve mirasçıları ile rizikoya muhatap olan kişilerin mirasçılarının,
rizikonun gerçekleşmesine neden olan üçüncü kişiye karşı sahip olduğu tazminat alacağını
sigorta şirketine temlik etmeleri geçersizdir.


 


VI - Doktor incelemesi


MADDE 1492- (1) Sigorta ettiren ile
sigortacı arasında, sigorta edilecek kişinin doktor incelemesinden geçmesi kararlaştırılmış
olsa bile, sigortacı sigortalanacak kişiyi bu incelemeyi yaptırmaya zorlayamaz.


 


VII - Lehtar


1. Atanması ve değiştirilmesi


MADDE 1493- (1) Sigorta ettiren, 1490
ıncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları saklı kalmak üzere, gerçek ya da tüzel
kişi lehine sigorta sözleşmesi yapabilir.


(2) Sigorta ettiren, atadığı lehtarı sigortacıya
bildirir.


(3) Lehtarın sigortacıya bildirilmemiş olması hâlinde,
sigortacı iyiniyetle yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur.


(4) Sigorta ettiren, değiştirme hakkından vazgeçtiğini
sigorta poliçesine yazdırmakla beraber sigorta poliçesini lehtara teslim etmişse,
o kişiyi değiştiremez. Tereddüt hâlinde, sigorta ettirenin lehtarı değiştirme hakkını
saklı tuttuğu kabul edilir. Sigorta ettirenin lehtarı değiştirme hakkından açıkça
vazgeçtiği ve sigorta poliçesinin lehtara verildiği hâllerde bile, mirasçılıktan
çıkarma veya hibeden rücu hâlleri gerçekleşmiş yahut ilgililer arasında o kişinin
lehtar olarak atanmasına ilişkin sebep ortadan kalkmış ise lehtar değiştirilebilir.


(5) Lehtar atanması ve lehtar değişiklikleri sigortacının
iznine bağlı değildir.


(6) Lehtarın değiştirilemeyeceği durumlarda, sigorta
ettiren tarafından ayrılma ve ödünç alma hakları kullanıldığı takdirde, ödenecek
tutar üzerinde lehtar hak sahibi olduğu gibi, rizikonun gerçekleşmesinden önce sigortacının
iflası sonucu ödenecek miktar üzerinde de, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtar hak
sahibidir.


(7) Sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi,
aksi kararlaştırılmadıkça, lehtara aittir.


 


2. Lehtar atanmasına ilişkin yorum kuralı


MADDE 1494- (1) Ölüm rizikosuna karşı
yapılmış sigortalarda, birden fazla kişi payları belirtilmeksizin lehtar olarak
atanmışsa, sigorta bedeli üzerinde hepsi eşit oranda hak sahibidir. Hak sahiplerinden
biri tarafından alınmayan pay, diğerlerinin payına eklenir. Mirasın reddi veya mirastan
vazgeçme lehtarın hakkı üzerinde etkili olmaz.


(2) Ölüm rizikosuna karşı yapılan sigortalarda lehtar
belirtilmemişse, sözleşmenin sigorta ettirenin mirasçıları lehine, yaşama ihtimaline
karşı yapılmış sigortalarda ise sigortalı lehine yapıldığı kabul olunur.


 


VIII - Sigorta ettiren lehine hak


MADDE 1495- (1) Lehtarın, sigortacıya
karşı, istem hakkını kazanamaması hâlinde, bu hak sigorta ettirene, onun da ölmüş
olması hâlinde, mirasçılarına geçer.


 


IX - Grup sigortaları


MADDE 1496- (1) En az on kişiden oluşan,
sigorta ettiren tarafından, belirli kıstaslara göre kimlerden oluştuğunun belirlenebilmesi
imkânı bulunan bir gruba dâhil kişiler lehine, tek bir sözleşme ile sigorta yapılabilir.
Sözleşmenin devamı sırasında gruba dâhil herkes sigortadan, grup sigortası sözleşmesi
sonuna kadar yararlanır. Sözleşmenin yapılmasından sonra grubun on kişinin altına
düşmesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.


(2) Grupta yer alan her kişiye poliçe içeriğini
özetleyen bir belge verilir.


(3) Grup sigortalarında lehtarı atama hakkı, aksi
kararlaştırılmamışsa, grupta yer alan kişiye aittir.


(4) Sözleşme süresi içinde gruptan ayrılma hâlinde
grup sigortası ile sağlanan teminat, aksi kararlaştırılmamışsa, sigorta ettiren,
sigortalı veya lehtar tarafından bireysel olarak devam ettirilebilir. Sigortalı
veya lehtarın sözleşmeye bireysel olarak devam etmesi ancak sigorta ettiren sıfatıyla
olur. Bu kişiler geçmiş günlere ait kendilerine düşen prim borçlarından, önceki
sigorta ettirenle birlikte sorumludur.


(5) Grup sigortalarında ayrılma,
ödünç alma, indirme, bildirim yükümlülüğü ve ilgili diğer konular Hazine Müsteşarlığının
bağlı olduğu Bakanlık tarafından çıkartılacak yönetmelikle düzenlenir.


 


X - Beyanlar


1. Yanlış yaş beyanı


MADDE 1497- (1) Sigortalının sözleşmenin
yapılması sırasında yaşının yanlış bildirilmesi sonucu prim düşük belirlenmişse,
sigorta bedeli, gerçek yaşa göre alınması gereken primin, belirlenen prime olan
oranına göre ödenir. İndirimden önce riziko gerçekleşip sigorta bedeli ödenmiş ise
sigortacı ödediği fazla kısmın geriye verilmesini faiziyle birlikte isteyebilir.



(2) Gerçek yaşa göre fazla prim ödenmesi hâlinde,
sigorta bedeli ödenen prime göre artırılır. Artırımdan önce sigorta bedeli ödenmiş
ise eksik kısım sigortacı tarafından tamamlanır.


(3) Sigortacı, yanlış yaş bildirimi sebebiyle sadece
gerçek yaşın, sözleşmenin yapıldığı sırada teknik esaslara göre belirlenen sınırlar
dışında kalması hâlinde, sözleşmeden cayabilir.


 


2. Sözleşmenin yapılması sırasındaki beyan
yükümlülüğünün ihlali


MADDE 1498- (1) Sigortacı, yenilemeler
de dâhil olmak üzere, sözleşmenin yapılmasından itibaren beş yıl geçmişse, sigorta
ettirenin sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğünü ihlal etmiş olması
nedeniyle sözleşmeden cayamaz, sadece prim farkı isteyebilir; meğerki, beyan yükümlülüğü
kasıtlı bir şekilde ihlal edilmiş olsun. Sigorta ettiren, prim farkını ödemeyi kabul
etmezse sigortacı, riziko gerçekleştiğinde ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki
oranı dikkate alarak sigorta bedelini öder. Ancak, risk artışı beyan yükümlülüğünün
ihlali nedeniyle sigortacının teknik esaslarına göre saptanan sınırlarının dışında
kalmışsa, sigortacı sözleşmeden cayabilir. Yenilenen sözleşmelerde bu süre, ilk
sözleşmenin yapıldığı tarihten başlar.


 


3. Sözleşmenin devamı sırasındaki beyan
yükümlülüğünün ihlali


MADDE 1499- (1) Sigortacı,
rizikonun artmasından itibaren, yenilemeler de dâhil olmak üzere beş yıl geçmişse,
sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması nedeniyle sözleşmeyi
feshedemez; sadece prim farkı isteyebilir; meğerki, beyan yükümlülüğü kasıtlı bir
şekilde ihlal edilmiş olsun. Sigorta ettiren prim farkını ödemeyi kabul etmezse,
riziko gerçekleştiğinde sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki
oranı dikkate alarak, sigorta bedelini öder. Ancak, beyan yükümlülüğünün ihlali
nedeniyle riziko artışı, teknik esaslara göre tespit edilen sınırlar dışında kalmış
ise, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir.


 


XI - Sigortadan ayrılma


MADDE 1500- (1) Sigorta ettiren, en az bir
yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde,
istediği zaman sözleşmeyi sona erdirerek sigortadan ayrılabilir. Ayrılma değeri,
ayrılmanın istenildiği andaki genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun bir
biçimde hesaplanan değerdir.


(2) Yaşama ihtimaline karşı yapılan sigortalarda,
sigortacıdan ayrılma değerinin istenilebilmesi için sigortalının sağlıklı olduğunu
ispat etmesi gerekir.


 


XII - Ödünç verme


MADDE 1501- (1) En az bir yıldan beri
yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta
ettirenin istemesi hâlinde sigortacı, istem anındaki, genel kabul görmüş aktüerya
kurallarına uygun bir biçimde hesaplanan değer üzerinden sigortalıya ödünç para
vermek zorundadır.


 


XIII - Prim ödenmesinden muaf sigorta


MADDE 1502- (1) En az bir yıldan beri
yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta
ettiren daha sonra prim ödeme borcunu yerine getirmezse, sigortacı bu sebeple sözleşmeyi
feshedemez ve prim isteyemez. Bu hâlde sigorta, prim ödenmesinden muaf sigortaya
dönüşür. Prim ödenmesinden muaf sigortada, sigorta bedeli ödenen primle sözleşme
uyarınca ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödenir.





XIV - İntihar


MADDE 1503- (1) Sigortalı, yenilemeler de
dâhil olmak üzere, en az üç yıldan beri devam eden ve ölüm ihtimaline karşı yapılan
bir sözleşmede, bu süre geçtikten sonra intihar ederse veya intihara teşebbüs sonucu
ölürse, sigortacı sigorta bedelini ödemekle yükümlüdür.


(2) Sigortalının intiharı veya intihara teşebbüsü
sonucu ölümü, akli melekelerindeki bir rahatsızlık sebebiyle üç yıldan önce gerçekleşmiş
ise sigortacı sigorta bedelini ödemek zorundadır.


 


XV - Sigorta ettiren veya lehtarın sigortalıyı
öldürmesi


MADDE 1504- (1) Sigorta ettiren, sigorta
bedelini ödeme borcunun doğmasını sağlamak amacıyla sigortalıyı öldürür veya öldürülmesinde
suç ortaklığı ederse, sigortacı bedel ödeme borcundan kurtulur.


(2) Lehtar, sigortalıyı öldürmüş veya onun öldürülmesinde
herhangi bir şekilde suç ortaklığı etmişse, sigorta bedelinden mahrum kalır ve bu
bedel ölenin mirasçılarına ödenir.


 


XVI - Lehtarın sigorta ettirenin yerine
geçmesi


MADDE 1505- (1) Sigorta ettiren lehine sigorta
sözleşmesinden doğan alacaklar ihtiyaten veya kesin olarak haczedilirse ya da sigorta
ettiren hakkında iflasın açılmasına karar verilirse, adı belirtilerek gösterilmiş
olan lehtar, sigorta sözleşmesine sigorta ettirenin onayı ile onun yerine taraf
olabilir.


(2) Lehtar, sözleşmeye taraf olursa, sözleşmenin
sigortacı tarafından feshi hâlinde, haczi uygulatan alacaklının veya iflas masasının
alacaklarını, sigorta ettirenin sigortacıdan isteyebileceği miktara kadar karşılamakla
yükümlüdür.


(3) Sözleşmede lehtar hiç veya adı belirtilerek
gösterilmemişse, birinci fıkrada açıklanan hak, sigorta ettirenin eşine ve çocuklarına
geçer.


(4) Lehtarın veya eş ve çocuklarının, sigorta ettirenin
yerine sözleşmeye taraf olabilmeleri için, sigortacıya bildirimde bulunmaları şarttır.
Lehtarın veya eş ve çocuklarının haczi öğrendikleri veya iflasın açıldığı tarihten
başlayarak, bir ay içinde bildirim yapmamaları hâlinde, birinci fıkrada açıklanan
hak düşer.


 


XVII - Sigortacının iflası


MADDE 1506- (1) Sigortacının iflasının
açıldığı tarihte, bir yıldan uzun süreli sigortalarda, riziko gerçekleşmemiş veya
gerçekleşmiş fakat bedel ödenmemişse, ilk hâlde iflasın açıldığı, ikincisinde ise
rizikonun gerçekleştiği andaki matematik karşılıklar hak sahiplerine ödenir. Rizikonun
gerçekleştiği durumlarda, matematik karşılıkları aşan kısım, sigortacının teminatından
karşılanır; açık kalan miktar garameye girer.





B) Kaza sigortası


I - Genel olarak


MADDE 1507- (1) Kaza sigortası, belli
bir prim karşılığında, sigortalının uğrayacağı kaza sonucu ölüm, geçici veya sürekli
engellilik ya da işgöremezlik hâlleri için sigorta teminatı sağlar. Ölüm, ani olarak
veya kaza tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde gerçekleşmiş ise sigorta bedeli
sigorta ettirene yahut onun tarafından belirlenmiş kişiye; geçici ve sürekli engellilik
veya işgöremezlik hâllerinde ise sigortalıya ödenir.[104]


(2) Geçici olarak çalışma gücünden mahrum kalan
sigortalıya, poliçede yazılı süre ile sınırlı olmak üzere, mahrumiyetin devam ettiği
süre için günlük hesabıyla tazminat verilir.


 


II – Tedavi giderleri


MADDE 1508- (1) Sigortacı, aksi kararlaştırılmamışsa,
poliçede yazılı bedelden başka, sigortalının yaptığı tedavi giderlerini de ödemekle
yükümlüdür.


 


III - Sigortalı


MADDE 1509- (1) Kazaya
karşı sigorta, sigorta ettirenin veya başkasının uğrayabileceği kazalara karşı yapılabilir.


 


IV - Uygulanacak hükümler


MADDE 1510- (1) Hayat sigortalarında sigortalıyı
düzenleyen 1490 ıncı maddenin ikinci ilâ dördüncü fıkraları, kaza sonucu ölüm rizikosu
için yapılan sigortalarda da uygulanır.


(2) Hayat sigortalarına ilişkin diğer hükümler,
kaza sigortası hakkında da kıyas yoluyla uygulanır.


(3) Gerçek zararın sigortacı tarafından karşılanması
öngörülmüş ise, zarar sigortalarına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla kaza sigortası
hakkında da uygulanır.


 


C) Hastalık ve sağlık sigortası


I - Sigortanın yaptırılması


MADDE 1511- (1) Hastalık ve sağlık
sigortaları, sigortalı lehine yapılabilir; hastalık sigortalarında lehtar da belirlenebilir.


 


II - Teminatlar


1. Sigorta teminatı


MADDE 1512- (1) Sigortacı, hastalık sigortası
ile sözleşmede öngörülen hastalıklardan birinin veya birkaçının, sözleşme süresi
içinde gerçekleşmesi veya ortaya çıkması hâli için sigorta teminatı sağlar. Sözleşmede
birden çok hastalık sigorta teminatına bağlanmışsa, hastalıklardan birinin gerçekleşmesi
veya ortaya çıkması hâlinde bedel ödenir ve sözleşme sona erer. Teminatın, aksi
kararlaştırılmamışsa, hastalıklardan sadece birinin gerçekleşmesi hâli için verildiği
kabul edilir.





2. Sağlık sigortası teminatları


MADDE 1513- (1) Sağlık sigortası ile sigortacı;


a) Hastalık sonucu gerekli hâle gelen ilaç dâhil, her türlü
tıbbi bakım, gebelik ve doğum, hastalıkların erken tanısına yönelik, ayaktaki incelemeler
de içinde olmak üzere, sözleşmede kararlaştırılan giderleri,


b) Tedavinin tıbben yatarak yapılmasının gerekli olduğu
durumlarda günlük hastane giderleri,


c) Sigortalının, hastalık sonucu çalışamaması nedeniyle
elde edemediği kazançlar için kararlaştırılan günlük iş görememe parası,


d) Sigortalı, bakıma ihtiyaç duyar duruma geldiği takdirde,
bakım nedeniyle doğan giderler veya kararlaştırılan gündelik bakım parası,


için teminat verir.


(2) Teminat, aksi kararlaştırılmamışsa, birinci
fıkradaki tutarların tümünü kapsar.


 


III - Sigorta değeri


MADDE 1514- (1) Sigortalının sağlığı,
hastalık sigortaları ile meblağ sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında
bir veya birkaç sigortacı tarafından, çeşitli bedellerle sigorta ettirilebilir.



(2) Ödenecek bedelin menfaatten fazla olduğu durumlarda,
aşan kısım sigortalının lehine yapılmış sayılır.


 


IV - Hastalık sigortasında lehtar


MADDE 1515- (1) Lehtarı belirleyerek başkasının
hastalığı üzerine sigorta yapılabilmesi için, o kimse ile lehtar arasında bir menfaat
ilişkisinin bulunması şarttır. Ayrıca sigortalının yazılı izni gerekir. Sigortalının
kanuni temsilcisinin bulunduğu durumlarda, yazılı izin kanuni temsilci tarafından
verilir. Sigortalı onbeş yaşını doldurmuşsa, ayrıca onun da izni alınır; aksi takdirde
yapılan sözleşme geçersizdir.


(2) Kanuni temsilcinin, lehtar olarak belirlendiği
veya sigorta ettiren olduğu hâllerde, iznin verilmesinde sigortalıyı temsil yetkisi
yoktur.


(3) Sigorta ettiren, belirlediği lehtarı sigortacıya
bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük yerine getirilmediği takdirde, sigortacı iyiniyetle
yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur.


(4) Lehtarın belirtilmediği hâllerde, sigortanın
sigortalı lehine yapıldığı kabul edilir.


 


V - Bekleme süresi


MADDE 1516- (1) Bekleme sürelerini
öngören sigorta sözleşmelerinde, bekleme süresinin üst sınırı Hazine Müsteşarlığınca
veya Müsteşarlığın uygun göreceği bir kurum tarafından belirlenir.


 


VI - Yeni doğan bebeğin ve evlat edinilenin
sigorta kapsamında olması


MADDE 1517- (1) Doğum
sırasında, ana babadan biri için yaptırılmış bir hastalık veya sağlık sigortasının
bulunması hâlinde, aksi kararlaştırılmamışsa, doğumun tamamlanmasından itibaren
bebek, ek prim olmaksızın sigortanın kapsamına girer. Ancak, bunun için doğumun
en geç iki ay içinde sigortacıya bildirilmesi gerekir.


(2) Evlat edinilen küçükler hakkında da birinci
fıkra hükmü uygulanır.


 


VII - Bilgi isteme hakkı


MADDE 1518- (1) Sigortacı, ifa yükümlülüğünü
incelerken, ilgili kişinin veya onun kanuni temsilcisinin istemesi hâlinde, bunlar
tarafından belirlenen doktora, teminat kapsamındaki hastalığın gerçekleşip gerçekleşmediği
ve tıbbi tedavi uygulanmasının gerekliliği konusunda aldığı rapor hakkında bilgi
ve rapor üzerinde inceleme imkânı vermek zorundadır.


 


VIII - Hastalık ve sağlık sigortasına
uygulanacak diğer hükümler


MADDE 1519- (1) Hayat sigortalarına ilişkin
hükümler 1497 ve 1504 üncü madde hükümleri dışında hastalık sigortasına da uygulanır.
Ancak hastalık sigortasına 1503 üncü maddenin uygulanabilmesi, sözleşmede öngörülen
rizikonun intihara teşebbüs nedeniyle gerçekleşmiş olmasına bağlıdır.


(2) Sigortalının uğradığı hastalık, ilaç ve tedavi
giderleri için harcama yapılması gibi gerçek zararların sigortacı tarafından karşılanması
öngörülen sağlık sigortalarında ise, genel hükümler dışında, zarar sigortalarına
ilişkin hükümler ile 1500 ilâ 1502 nci madde hükümleri sağlık sigortası hakkında
da uygulanır.


 


IX - Koruyucu hükümler


MADDE 1520- (1) 1487 nci maddenin
ikinci fıkrası, 1490 ıncı maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesi ile dördüncü fıkrası,
1504 üncü madde ve 1515 inci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi hükümlerine
aykırı sözleşmeler geçersizdir.


(2) 1490 ıncı maddenin üçüncü fıkrası, 1491 inci
maddenin ikinci fıkrası, 1496 ncı maddenin birinci fıkrası, 1506 ncı madde, 1507
nci maddenin birinci fıkrası, 1510 uncu madde, 1511 inci madde, 1514 üncü maddenin
ikinci fıkrası, 1515 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile ikinci
fıkrası, 1518 inci madde ve 1519 uncu madde hükümlerine aykırı sözleşme şartları
geçersizdir.


(3) 1489 uncu madde, 1490 ıncı maddenin ikinci fıkrasının
ikinci ve üçüncü cümleleri, 1492 nci madde, 1497 ilâ 1503 üncü maddeler, 1515 inci
maddenin birinci fıkrasının dördüncü cümlesi ve 1517 nci madde hükümleri sigorta
ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri
uygulanır.


 


SON HÜKÜMLER


A) Şirket davalarında yargılama usulü


MADDE 1521- (1) Ticaret şirketlerinde, ortakların
veya pay sahiplerinin şirketle veya birbirleriyle şirket ortaklığından veya pay
sahipliğinden kaynaklanan davalarda veya şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri,
müdürleri, tasfiye memurları ya da denetçilerine karşı açılacak davalarda basit
yargılama usulü uygulanır.


 


B) Ölçeklerine göre işletmeler


MADDE 1522- (Değişik: 26/6/2012-6335/33
md.)


(1) Küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri tanımlayan ölçütler,
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumunun görüşleri alınarak, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yönetmelikle
düzenlenir. Yönetmelik, Resmî Gazetede yayımlanır. Bu ölçütler bu Kanunun ilgili
tüm hükümlerine uygulanır.


 


C) Ölçeklerine göre sermaye şirketleri


MADDE 1523- (1) Bu Kanunun 1522 nci
maddesine istinaden belirlenen küçük ve orta ölçekli işletme ölçütleri, sermaye
şirketleri için de geçerlidir. Bu ölçütlerin üzerindeki sermaye şirketleri ise büyük
sermaye şirketi sayılır.


(2) Küçük ve orta ölçekli olsalar
dahi, aşağıdaki şirketler büyük sermaye şirketi sayılırlar:


a) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)


b) Esas faaliyet konularından biri, varlıkları güvenilir
kişi sıfatıyla geniş bir kitle adına muhafaza etmek olan bankalar, yatırım bankaları,
sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri ve benzerleri.


(3) Birinci fıkraya göre belirlenen büyüklük ölçütleri,
bilanço günü itibarıyla, birbirini izleyen iki faaliyet döneminde aşılmışsa veya
bu ölçütlerin altında kalınmışsa şirketin büyüklük yönünden konumu değişir.


(4) Tür değiştirme hâlinde ve yeni kuruluş şeklindeki
birleşmelerde, şirketin konumu, tür değiştirmenin veya birleşmenin gerçekleşmesinden
sonraki ilk bilanço gününde, birinci ve ikinci fıkralarda yer alan şartlara göre
belirlenir.


(5) İşçi sendikalarının ve diğer kanunlarda öngörülmüş
bulunan yetkililerin ve kişilerin bu konuda bilgi alma hakları saklıdır.


 


D) Elektronik işlemler ve bilgi toplumu
hizmetleri


I - İnternet sitesi


MADDE 1524- (Değişik: 26/6/2012-6335/34
md.)


(1) 397 nci maddenin dördüncü fıkrası
uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline
tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve bu sitenin
belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına
özgülemek zorundadır. İnternet sitesinde yayımlanacak içerikler, bu Kanunda belli
bir süre belirtilmiş ise bu süre içinde, belirtilmemiş ise içeriğin dayandığı işlemin
veya olgunun gerçekleştiği tarihten, tescil veya ilana bağlandığı durumlarda ise
tescil veya ilanın yapıldığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde, şirketin kuruluşundan
internet sitesi açılıncaya kadar geçen sürede yayımlanması gereken içerikler de
bu sitenin açıldığı tarihte siteye konulur.


(2) Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması,
ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının
doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna
neden olur. Cezai hükümler saklıdır.


(3) İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış
bölümü herkesin erişimine açıktır. Erişim hakkının kullanılması, ilgili olmak veya
menfaati bulunmak gibi kayıtlarla sınırlandırılamayacağı gibi herhangi bir şarta
da bağlanamaz. Bu ilkenin ihlali hâlinde herkes engelin kaldırılması davasını açabilir.


(4) İnternet sitesinin bu maddenin amaçlarına özgülenmiş
kısmında yayımlanan içeriğin başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj”
ibaresi konulur. Bu ibare ancak bu Kanuna ve bu fıkrada anılan yönetmeliğe uyulmak
suretiyle değiştirilebilir. Özgülenen kısımda yer alan bir mesajın, yönlendirildiği
karinedir. Sitenin, bir numara altında tescili ve ilgili diğer hususlar Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.


(5) Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlarda veya idari düzenlemelerde
daha uzun bir süre öngörülmedikçe, şirketin internet sitesine konulan bir içerik,
üzerinde bulunan tarihten itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalır,
aksi hâlde konulmamış sayılır.


(6) İnternet sitesiyle ilgili olarak bu Kanunun ilgili
maddelerinde ve bu maddede öngörülen düzenlemeler denetime tabi olmayan sermaye
şirketleri hakkında uygulanmaz.


 


II - Beyanlar, belgeler ve senetler


MADDE 1525- (1) Tarafların açıkça
anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak şartıyla, ihbarlar,
ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu, iştirak taahhütnamesi,
toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik
saklama sözleşmesi, elektronik ortamda düzenlenebilir, yollanabilir, itiraza uğrayabilir
ve kabul edilmişse hüküm ifade eder.


(2) Kayıtlı elektronik posta sistemine, bu sistemle yapılacak
işlemler ile bunların sonuçlarına, kayıtlı posta adresine sahip gerçek kişilere,
işletmelere ve şirketlere, kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcılarının hak
ve yükümlülüklerine, yetkilendirilmelerine ve denetlenmelerine ilişkin usul ve esaslar
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından bir yönetmelikle düzenlenir. Yönetmelik
bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren beş ay içinde yayımlanır.


 


III - Güvenli elektronik imza


MADDE 1526- (1) Poliçe, bono, çek,
makbuz senedi, varant ve kambiyo senetlerine benzeyen senetler güvenli elektronik
imza ile düzenlenemez. Bu senetlere ilişkin kabul, aval ve ciro gibi senet üzerinde
gerçekleştirilen işlemler güvenli elektronik imza ile yapılamaz.


(2) Konişmentonun, taşıma senedinin ve sigorta poliçesinin
imzası elle, faksimile baskı, zımba, ıstampa, sembol şeklinde mekanik veya elektronik
herhangi bir araçla da atılabilir. Düzenlendikleri ülke kanunlarının izin verdiği
ölçüde bu senetlerde yer alacak kayıtlar el yazısı, telgraf, teleks, faks ve elektronik
diğer araçlarla yazılabilir, oluşturulabilir, gönderilebilir.


(3) Ticaret şirketleri ile gerçek ve tüzel kişi diğer tacirlere
ilişkin olarak, bu Kanunun zorunlu tuttuğu bütün işlemler elektronik ortamda güvenli
elektronik imza ile de yapılabilir. Bu işlemlerin dayanağı olan belgeler de aynı
usulle elektronik ortamda düzenlenebilir. Zaman unsurunun belirlenmesi gereken ve
yönetmelikte düzenlenen hâllerde güvenli elektronik imzaya eklenen zaman damgasının
tarihi, diğer hâllerde merkezî veri tabanı sistemindeki tarih esas alınır.[105]


(4) Şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirket namına
kendi adlarına üretilen güvenli elektronik imzayla imza atabilirler. Bu durumda,
kullanılacak nitelikli elektronik sertifikalarda sertifika sahibi alanı içerisine,
sertifika sahibinin ismiyle birlikte temsil ettiği tüzel kişinin de ismi yazılır.
Bu husus tescil ve ilan edilir.


(5) Bu maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının uygulanmasına
ilişkin usul ve esaslar 26 ncı maddede düzenlenen yönetmelikte gösterilir.[106]


 


IV - Elektronik ortamda kurullar


1. İlkeler


MADDE 1527- (1) Şirket sözleşmesinde veya
esas sözleşmede düzenlenmiş olması şartıyla, sermaye şirketlerinde yönetim kurulu
ve müdürler kurulu tamamen elektronik ortamda yapılabileceği gibi, bazı üyelerin
fiziken mevcut bulundukları bir toplantıya bir kısım üyelerin elektronik ortamda
katılması yoluyla da icra edilebilir. Bu hâllerde Kanunda veya şirket sözleşmesinde
ve esas sözleşmede öngörülen toplantı ile karar nisaplarına ilişkin hükümler aynen
uygulanır.


(2) Kollektif, komandit, limited ve sermayesi paylara bölünmüş
şirketlerde, şirket sözleşmesinde ve esas sözleşmede öngörülerek elektronik ortamda
ortaklar kuruluna ve genel kurula katılma, öneride bulunma ve oy verme, fizikî katılımın,
öneride bulunmanın ve oy vermenin bütün hukuki sonuçlarını doğurur.


(3) Birinci ve ikinci fıkrada öngörülen
hâllerde, elektronik ortamda oy kullanabilmek için, şirketin bu amaca özgülenmiş
bir internet sitesine sahip olması, ortağın bu yolda istemde bulunması, elektronik
ortam araçlarının etkin katılmaya elverişliliğinin bir teknik raporla ispatlanıp
bu raporun tescil ve ilan edilmesi ve oy kullananların kimliklerinin saklanması
şarttır.


(4) Birinci ve ikinci fıkrada anılan şirketlerde esas sözleşme
veya şirket sözleşmesi gereği şirket yönetimi, bu yolla oy kullanmanın bütün şartlarını
gerçekleştirir ve ortağa gerekli bütün araçları sağlar.


(5) (Değişik: 26/6/2012-6335/35 md.) Anonim
şirketlerde genel kurullara elektronik ortamda katılma, öneride bulunma, görüş açıklama
ve oy verme, fizikî katılmanın ve oy vermenin bütün hukuki sonuçlarını doğurur.
Bu hükmün uygulanması esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle
düzenlenir. Yönetmelikte, genel kurula elektronik ortamda katılmaya ve oy vermeye
ilişkin esas sözleşme hükmünün örneği yer alır. Anonim şirketler yönetmelikten aynen
aktarılacak olan bu hükümde değişiklik yapamazlar. Yönetmelik ayrıca oyun gerçek
sahibi veya temsilcisi tarafından kullanılmasını sağlayan kurallar ile 407 nci maddenin
üçüncü fıkrasında öngörülen Bakanlık temsilcilerinin bu hususa ilişkin yetkilerini
içerir. Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte genel kurullara elektronik
ortamda katılma ve oy kullanma sisteminin uygulanması pay senetleri borsaya kote
edilmiş şirketlerde zorunlu hâle gelir.


(6) Birinci ilâ dördüncü fıkra hükümleri çerçevesinde oyun
gerçek sahibi tarafından kullanılmasına ve uygulamaya ilişkin kurallar ile pay sahibinin
temsilcisine internet sitesi aracılığıyla talimat vermesi esas ve usulleri
Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir tebliğle düzenlenir.[107]


 


2. Uygulama kuralları


MADDE 1528- (1) Elektronik ortamı
kullanmak isteyen ortaklar, pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri elektronik posta
adreslerini şirkete bildirirler.


 


E) Kurumsal yönetim ilkeleri


MADDE 1529- (1) Halka açık anonim şirketlerde
kurumsal yönetim ilkeleri, yönetim kurulunun buna ilişkin açıklamasının esasları
ve şirketlerin bu yönden derecelendirme kural ve sonuçları Sermaye Piyasası Kurulu
tarafından belirlenir.


(2) Sermaye Piyasası Kurulunun uygun görüşü alınmak şartıyla,
diğer kamu kurum ve kuruluşları, sadece kendi alanları için geçerli olabilecek kurumsal
yönetim ilkeleriyle ilgili, ayrıntıya ilişkin sınırlı düzenlemeler yapabilirler.


 


F) Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler
ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları


MADDE 1530- (1) Aksine bir hüküm bulunmadığı
takdirde, ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ve şartlar batıldır. Ancak, sözleşme
uyarınca yerine getirilmesi gereken edimler için kanunun veya yetkili makamların
koymuş olduğu en yüksek sınırı aşan sözleşmeler en yüksek sınır üzerinden yapılmış
sayılır; sınırı aşan edimler hata ile yerine getirilmiş olmasa bile, geri alınır.
Bu sınırlarda, Türk Borçlar Kanununun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci
cümlesi uygulanmaz.


(2) Ticari işletmeler arasında mal
ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden
doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu
tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen
ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.


(3) Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen
tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş
olsa bile faize hak kazanır.


(4) Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya
belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara
gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:


a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından
alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.


b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi
belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.


c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya
hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden
otuz günlük sürenin sonunda.


d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya
gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme
talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha
önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul
veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre, mal veya hizmetin alınmasından
itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa,
kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün
olarak kabul edilir.


(5) Sözleşmede öngörülen ödeme süresi, faturanın veya eş
değer ödeme talebinin veya mal veya hizmetin alındığı veya mal veya hizmetin gözden
geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla altmış gün olabilir.
Şu kadar ki, alacaklı aleyhine ağır bir haksız durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça
anlaşmak suretiyle taraflar daha uzun bir süre öngörebilirler. Ancak alacaklının
küçük yahut orta ölçekli işletme (KOBİ) veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu
veya borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hâllerde, ödeme süresi, altmış
günü aşamaz.


(6) Gecikme faizi ödenmeyeceğini veya ağır derecede haksız
sayılabilecek kadar az faiz ödeneceğini, alacaklının geç ödeme dolayısıyla uğrayacağı
zarardan borçlunun sorumlu olmayacağını veya sınırlı bir şekilde sorumlu tutulabileceğini
öngören sözleşme hükümleri geçerizdir. Geçersizlik durumunda yedinci fıkra uygulanır.


(7) Bu madde hükümleri uyarınca alacaklıya yapılan geç
ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin
geçersiz olduğu hâllerde uygulanacak faiz oranını ve alacağın tahsili masrafları
için talep edilebilecek asgari giderim tutarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
her yıl ocak ayında ilan eder. Faiz oranı, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni
Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda öngörülen ticari işlere uygulanacak gecikme
faizi oranından en az yüzde sekiz fazla olmalıdır.[108]


(8) Mal veya hizmet bedelinin taksitle ödenmesinin öngörüldüğü
durumlarda, bu maddenin ödeme sürelerini düzenleyen hükümleri birinci taksit bakımından
uygulanır. Her bir taksit tutarının ödenmeyen kısmı yedinci fıkrada öngörülen oranda
gecikme faizine tabidir. Alacaklının küçük veya orta ölçekli işletme veya tarımsal
veya hayvansal üretici olup borçlunun büyük ölçekli işletme olduğu hâllerde taksitle
ödemeyi öngören sözleşme hükümleri geçersizdir.


 


G) “Şirket” ve “ortaklık” terimlerinin
kanuniliği


MADDE 1531- (1) Bu
Kanuna göre “ortaklık”, “kollektif ortaklık”, “komandit ortaklık”, “anonim ortaklık”,
“sermayesi paylara bölünmüş komandit ortaklık”, “limited ortaklık” ve “kooperatif
ortaklık” terimleri, sırasıyla “şirket”e, “kollektif şirket”e, “komandit şirket”e,
“anonim şirket”e, “sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket”e, “limited şirket”e
ve “kooperatif şirket”e eş anlamda kanuni terimlerdir ve bu terimler birbirleri
yerine kullanılabilir.


 


H) Ticaret sicili harçları


MADDE 1532- (1) 2/7/1964 tarihli ve
492 sayılı Harçlar Kanununun hükümleri uyarınca tahsil edilen ticaret sicili harçlarının
red ve iadeler düşüldükten sonra kalan tutarının yüzde yirmibeşi ticaret sicilini
tutmakla görevli odaya kaydedilmek üzere aktarılır.


 


İ) Yürürlükten kaldırılan hükümler


MADDE 1533- (1) 29/6/1956 tarihli ve 6762
sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.


 


GEÇİCİ MADDE 1- (Değişik: 26/6/2012-6335/36 md.)


(1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu
tarafından belirlenen Türkiye Muhasebe Standartları;


a) Türkiye Muhasebe Standartları,
Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) ve yorumlarından,


b) Kurum tarafından değişik işletme büyüklükleri, sektörler
ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için belirlenen standartlar ve diğer düzenlemelerden,


oluşur.


(2) Aşağıda sayılanlar TMS/TFRS ve yorumlarını uygulamakla
yükümlüdür:


a) 1534 üncü maddenin ikinci fıkrasının (b) ilâ (e) bentlerindeki
sermaye şirketleri.


b) TMS/TFRS ve yorumlarını uygulamayı tercih edenler.


(3) Aşağıda sayılanlar birinci fıkranın (b) bendine göre
belirlenen standart ve düzenlemeleri uygulamakla yükümlüdür:


a) İkinci fıkranın (a) bendinde belirtilenlerin dışında
kalan ve işletme yönetiminde yer almayan işletme sahipleri, işletmeye borç verenler
ve kredi derecelendirme kuruluşları gibi dış kullanıcılar için genel amaçlı finansal
tablo düzenleyen işletmeler.


b) TMS/TFRS’yi uygulamayı tercih eden KOBİ tanımındaki
işletmelerden tekrar KOBİ/TFRS uygulamasına dönmek isteyen işletmeler.


(4) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu,
değişik işletme büyüklükleri, sektörler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar itibarıyla
Türkiye Muhasebe Standartlarından muaf olacakları tespit etmeye veya bunlar için
ayrı düzenlemeler yapmaya yetkilidir.


(5) Türkiye Muhasebe Standartları (TMS/TFRS ve yorumları
ile KOBİ/TFRS) ve kavramsal çerçevede belirlenen ilkeler bu Kanunun finansal tablolara
ve raporlamaya ilişkin hükümleri ile ilgili diğer hükümlerine de uygulanır.


 


GEÇİCİ MADDE 2- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


GEÇİCİ MADDE 3- (Mülga: 26/6/2012-6335/43
md.)


 


GEÇİCİ MADDE 4- (1) Herhangi bir ticaret şirketi veya
kooperatif bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde eski türlerine dönmeleri
hâlinde aşağıdaki hükümlere tabi olurlar:


(2) Bu hâlde, bu Kanunun tür değiştirmeye ve nisaplara
ilişkin hükümleri uygulanmaz, aşağıdaki nisaplar geçerli olur:


a) Eski türüne dönecek şirket, kollektif, komandit ve sermayesi
paylara bölünmüş komandit şirket ise, tür değiştirmeyle ilgili tüm kararlar bütün
ortakların çoğunluğu ile alınır.


b) Eski türüne dönecek şirket anonim şirket ise, tür değiştirme
ile ilgili bütün kararlar için, yönetim kurulu bütün üyelerin çoğunluğuyla ve genel
kurul sermayenin en az yüzde ellisini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin
varlığı ile toplanır. Birinci toplantıda bu nisaba ulaşılamazsa, ikinci toplantıda
toplantı nisabı sermayenin üçte biridir. Bu hâlde kararlar yönetim kurulunda hazır
bulunan üyelerin çoğunluğuyla, genel kurulda ise toplantıda mevcut oyların çoğunluğuyla
alınır.


c) Eski türüne dönüşecek şirket limited şirket ise tür
değiştirmeye ilişkin tüm kararlar sermayenin en az yüzde ellisine sahip ortakların
çoğunluğunun kararıyla alınır.


d) Eski türüne dönüşecek şirket bir kooperatif ise, tür
değiştirmeye ilişkin kararlar kooperatif ortaklarının en az çoğunluğunun genel kurulda
temsil edilmesi şartıyla, toplantıda mevcut ortakların çoğunluğuyla alınır.


(3) Şirket sözleşmesinde, esas sözleşmede veya ana sözleşmede
ya da herhangi bir sözleşmede yer alan bir veto hakkı, bu madde hükümlerine göre
verilecek tür değiştirme kararlarında geçerli olmaz. Kamu kuruluşlarına tanınan
altın paydan doğan haklar saklıdır.


(4) Diğer tür değiştirme işlemleri 6762 sayılı Kanuna göre
yapılır.


 


GEÇİCİ MADDE 5- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)


 


GEÇİCİ MADDE 6- (Değişik: 26/6/2012-6335/37 md.)



(1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu
tarafından belirlenen şirketler 1/1/2013 tarihinde veya özel hesap dönemi dolayısıyla
daha sonraki bir tarihte başlayacak hesap dönemi için, münferit ve konsolide finansal
tablolarının düzenlenmesinde, Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulamak zorundadır.
Geçiş döneminde hazırlanacak finansal tablolara ilişkin olarak Türkiye Muhasebe
Standartlarında yer alan hükümler uygulanır.


(2) 400 üncü maddede öngörülen denetçi, 397 nci maddenin
dördüncü fıkrasına göre denetime tabi tutulan şirketlerin yetkili organı tarafından
en geç 31/3/2013 tarihine kadar seçilir. Seçim ile birlikte 6762 sayılı Kanuna göre
görev yapan denetçinin görevi sona erer. 397 nci maddenin dördüncü fıkrasına göre
denetime tabi olmayan şirketlerin 6762 sayılı Kanuna göre görev yapan denetçilerinin
görevi de 31/3/2013 tarihinde sona erer. Bu tarihe kadar 6762 sayılı Kanuna göre
görev yapan denetçi veya denetçilerin herhangi bir sebeple vazifelerinin sona ermesi
hâlinde 6762 sayılı Kanunun 351 inci maddesi uygulanır. 31/12/2012 tarihinde veya
özel hesap dönemi dolayısıyla daha sonraki bir tarihte sona erecek olan dönemin
bilançosu, 6762 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 6762 sayılı Kanun hükümlerine göre
seçilmiş bulunan denetçi tarafından denetlenir. 1/1/2013 tarihini taşıyan veya özel
hesap dönemi dolayısıyla daha sonraki bir tarih itibarıyla çıkarılmış bulunan açılış
bilançosu, bu Kanuna göre seçilmiş denetçi tarafından ve bu Kanun hükümleri uyarınca
denetlenir. Bu Kanun hükümlerine göre seçilen denetçi, denetimini bu Kanun hükümlerine
göre yapar. Ancak, denetçi bu Kanunun 402 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca,
geçmiş yıla ait finansal tablolar ile gerekli karşılaştırmayı yapabilmek için, 6762
sayılı Kanuna veya diğer mevzuata göre hazırlanan finansal tablolara raporunda yer
verir. Bu fıkra hükümleri uyarınca görevleri ve organ sıfatları son bulan denetçinin
veya denetçilerin, 6762 sayılı Kanuna göre toplantıya çağırdıkları genel kurullar
toplanır ve azlık, 6762 sayılı Kanunun 367 nci maddesine göre görevleri sona eren
denetçilere başvurmuşsa, o usule devam olunur.


(3) Bu fıkranın yürürlük tarihinden önce ilgili mevzuatları
uyarınca seçilmiş bağımsız denetim kuruluşlarının denetimde geçen süreleri 400 üncü
maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sürelerin hesaplanmasında dikkate alınır.


(4) (Mülga: 4/7/2012-6353/64 md.)


 


GEÇİCİ MADDE 7- (Ek: 26/6/2012-6335/38 md.)


(1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen
ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve
ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın
bu madde uyarınca yapılır.[109]


a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı
Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen
tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.


b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine
kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler.[110]


c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle
dağılmış olan kooperatifler.


d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan
genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.


e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle
ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret
sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler.


(2) Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan
şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.


(3) Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili
ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından
kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili
kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilir.


(4) Ticaret sicili müdürlüklerince;


a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret
sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi
temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar,
ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir.
İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı
itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış
tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili
ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet
sitesinde aynen yayımlanır.


b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye
artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından,
yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay
içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre
ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana
ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği
ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır.[111]


c) Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen
şirketler dışında kalan kapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden
ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenini
ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir.


(5) a) Tasfiye memuru olarak; şirket veya kooperatifin
ortaklarından herhangi biri, ticaret siciline kayıtlı en son yetkilileri ya da bunların
belirleyecekleri üçüncü şahıslar bildirilebilir. Tasfiye memuru olarak başka ortak
veya yönetici tarafından bildirilen ortak veya yöneticiler ile üçüncü şahısların
bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan da bildirime eklenir. Üçüncü şahısların
tasfiye memuru olarak tescil edilebilmeleri ortakların veya yöneticilerin hiçbirinin
tasfiye memuru olarak bildirilmemiş olmasına bağlıdır.


b) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilan üzerine
süresi içinde tasfiye memurlarını bildiren şirket ve kooperatiflerin, tasfiye memurları
ve tasfiye adresi, ilgili ticaret sicili müdürlüğü tarafından tescil ve Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde ve ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.


c) Bu ilanda; şirket veya kooperatifin alacaklıları, alacaklarını
kanıtlarıyla birlikte ilan tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurlarına
bildirmeye davet edilir. Ayrıca ilanda, şirket veya kooperatifin mevcut malvarlığı
ile alacak ve borçlarını gösterir listenin; belgeleri ile birlikte ilan tarihinden
itibaren bir ay içinde, anonim şirket veya kooperatifin yönetim kurulu, kurulun
bir veya birkaç üyesi, denetçileri, limited şirketlerde ise müdür veya müdürler
tarafından ilgili tasfiye memuruna verilmesi ihtar edilir.


d) Bu fıkra gereğince yapılacak ilan, Tebligat Kanunu hükümlerine
göre yapılmış tebligat yerine geçer.


(6) a) Tasfiye memurları, alacaklıların alacaklarını bildirmeleri
için öngörülen sürenin sonunda şirketin veya kooperatifin durumunu gösteren bir
bilanço hazırlar ve tasfiyeyi altı ay içinde sonuçlandırır. Gerekli hâllerde bu
süreyi aşmamak üzere, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bir defaya mahsus olmak üzere
ek süre verilebilir.


b) Tasfiye memurlarınca hazırlanan bilançoya göre şirket
veya kooperatifin borçlarının varlığından fazla olması hâlinde tasfiye memurları
durumu derhal alacaklılara bildirerek şirket veya kooperatifin iflasına karar verilmesi
için mahkemeye başvuruda bulunmalarını ister. Bildirimde ayrıca, bildirim tarihinden
itibaren üç ay içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin
bildirilmemesi hâlinde kaydın silineceği ihtar olunur. Alacaklıların başvurusu üzerine
mahkeme iflasın açılmasına karar verir ve tasfiye İcra ve İflas Kanunu hükümlerine
göre yürütülür. Süresi içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat
edildiğinin bildirilmemesi hâlinde tasfiye memurlarının başvurusu üzerine ilgili
şirket veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesinde ilan edilir.


(7) Bu madde hükümlerine göre yapılacak tasfiye işlemlerinde,
ilgili kanunların veya esas sözleşmelerin genel kurul kararı alınmasını zorunlu
kılan hükümleri uygulanmaz.


(8) Bu madde kapsamında tasfiye memurlarınca düzenlenecek
son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi ile tasfiye sona ermiş
kabul edilir ve şirketin unvanı ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde ilan edilir. İflasına karar verilen şirket veya kooperatifin ise iflas
işlemlerinin tamamlandığının bildirilmesi üzerine şirketin veya kooperatifin unvanı
ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.


(9) Tasfiye memurlarına beşinci fıkranın (c) bendinde belirtilen
bilgi ve belgelerin verilmemesi veya tasfiye memurlarınca da bu bilgi ve belgelere
erişilememesi hâlinde durum ticaret sicili müdürlüğüne bildirilerek, başka bir işleme
gerek kalmaksızın unvan silinir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.


(10) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye
işlemlerine başlanılmış şirket veya kooperatiflerin genel kurullarının, kanunun
öngördüğü asgari süre ve şartlara uygun olarak toplantıya çağrılmış olmasına rağmen
iki defa üst üste toplanamaması ve bu durumun tevsik edilmesi kaydıyla tasfiye memuru
tarafından son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilmesi ile
tasfiye sona ermiş kabul edilir ve unvan ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesinde ilan edilir.


(11) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen,
süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna
uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte
bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen
unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili
odanın internet sitesinde ilan edilir.


(12) Altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci
fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin
borçları, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmez. Ancak, ticaret sicilinden
kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited
şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumlulukları,
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
kapsamında devam eder.


(13) Bu madde uyarınca yapılacak tescil ve kayıt silme
işlemleri her türlü harçtan, bu işlemler için düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden
müstesnadır.


(14) Bu madde kapsamında Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
yayımlanacak olan ilanlardan ücret alınmaz.


(15) Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun
ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde
gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya
kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın
silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket
ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının
sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin
hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu
hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya
kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar
haklı sebeplere dayanarak (…)[112]
mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir. (Ek cümle:23/5/2024-7511/16 md.)
(İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 tarihli ve E.: 2025/31, K.:
2025/183 sayılı Kararı ile.)[113]


(16) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına
ilişkin düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.


 


GEÇİCİ MADDE 8- (Ek: 26/6/2012-6335/38 md.)


(1) 1524 üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce
kurulan denetime tabi sermaye şirketlerinden internet sitesine sahip olanlar söz
konusu maddenin yürürlüğünden itibaren üç ay içinde internet sitelerinin belli bir
bölümünü 1524 üncü maddedeki içeriklerin yayımlanmasına özgülemek, internet sitesi
olmayanlar ise aynı süre içinde internet sitesi açmak ve bu sitenin belli bir bölümünü
anılan maddedeki içeriklerin yayımlanmasına özgülemek zorundadır.


 


GEÇİCİ MADDE 9- (Ek: 26/6/2012-6335/38 md.)


(1) Bu Kanunun göreve ilişkin hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda uygulanmaz. Bu davalar, açıldıkları
tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine tabidir.


 


GEÇİCİ MADDE 10 – (Ek: 10/9/2014-6552/134 md.)


14/2/2014 tarihine kadar Türk Ticaret Kanunu hükümlerine
göre yapılması gereken sermaye artırımlarını herhangi bir nedenle yapmamış olan
şirketler hakkında asgari sermaye şartını bu maddenin yayımı tarihinden itibaren
üç ay içinde yapmaları hâlinde fesih işlemi uygulanmaz. Sermaye artırımında bulunmaması
nedeniyle ticaret sicili kaydı silinenlerin de bu süre içinde sermaye artırımı için
başvurmaları hâlinde kayıtları resen yeniden oluşturulur.


 


GEÇİCİ MADDE 11 – (Ek: 15/7/2016-6728/72 md.)


(1) 31/12/2016 tarihinden
sonra bankalarca çek hesabı sahiplerine 780 inci maddeye bu Kanunla eklenen hüküm
gereğince bulunması gereken karekod ve seri numarası unsurlarını içermeyen çek yaprağı
verilemez. 31/12/2016 tarihinden önce basılan çeklerde bu unsurlar aranmaz.


 


GEÇİCİ MADDE 12- (Ek:6/12/2018-7155/21 md.)


(1) Bu Kanunun dava şartı
olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla
ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan
davalar hakkında uygulanmaz.


 


GEÇİCİ MADDE 13 – (Ek:16/4/2020-7244/12 md.)


(1) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 1/6/2023
tarihli ve E: 2020/56, K: 2023/108 sayılı Kararı ile.) Devlet, il özel
idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin ve sermayesinin yüzde
ellisinden fazlası kamuya ait fonların, doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin
yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirketler hakkında bu fıkra hükmü
uygulanmaz. Bu fıkrada belirtilen süreyi üç ay uzatmaya ve kısaltmaya
Cumhurbaşkanı yetkilidir.[114]


(2) Genel kurulca 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr
payı dağıtımı kararı alınmış ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya
kısmi ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net dönem kârının yüzde yirmi beşini aşan kısma
ilişkin ödemeler birinci fıkrada belirtilen sürenin sonuna kadar ertelenir.


(3) Bu maddenin kapsamına giren sermaye şirketlerine
ilişkin uygulamaya (…)[115]
dair usul ve esasları belirlemeye, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünü almak
suretiyle Ticaret Bakanlığı yetkilidir.


 


GEÇİCİ MADDE 14 – (Ek:27/12/2020-7262/34 md.)


(1) Hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, 31/12/2021
tarihine kadar Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilmek üzere pay senetleri ile birlikte
anonim şirkete başvurur. Başvuru üzerine anonim şirket yönetim kurulu, beş iş günü
içinde hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgileri
Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirir. Pay sahipleri anonim şirkete başvurmazsa bu Kanundan
doğan paya bağlı haklarını gerekli başvuru yapılıncaya kadar kullanamaz.


(2) Birinci fıkra uyarınca başvuruda veya bildirimde bulunmayanlar
562 nci maddenin onüçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılır.


 


GEÇİCİ MADDE 15- (Ek:23/5/2024-7511/17 md.)


(1) Sermayeleri en az sermaye tutarının altında olan
anonim ve limited şirketler,
sermayelerini 31/12/2026 tarihine kadar 332 nci ve 580 inci
maddelerde öngörülen tutarlara yükseltirler, aksi halde infisah etmiş
sayılırlar. Çıkarılmış sermayesi en az iki yüz elli bin Türk lirası olan
kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim
şirketler ise başlangıç sermayeleri ile çıkarılmış sermayelerini anılan tarihe
kadar beş yüz bin Türk lirasına yükseltmedikleri takdirde, bu sistemden çıkmış
sayılırlar.


(2) Sermayenin 332 nci ve 580 inci
maddelerde öngörülen tutarlara yükseltilmesi için yapılacak genel kurul
toplantılarında toplantı nisabı aranmaz, kararlar toplantıda mevcut oyların
çoğunluğu ile alınır ve bu kararlar aleyhine imtiyaz kullanılmaz.


(3) Ticaret Bakanlığı, birinci fıkrada yazılı süreyi
birer yıl olarak en çok iki defa uzatabilir.


 


Yürürlük[116]


MADDE 1534 - (1) Kenar başlıkları metne
dâhil olan bu Kanun 1/7/2012 tarihinde; (…)116 yürürlüğe girer. 1524
üncü madde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl sonra yürürlüğe
girer. Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri
saklıdır.


(2) Bu Kanunun Türkiye Muhasebe Standartları ile ilgili
hükümlerinin yürürlüklerine aşağıdaki hükümler uygulanır. Bu Kanun;


a) (Mülga: 26/6/2012-6335/39 md.)


b) Sermaye Piyasası Kanununa göre, ihraç ettikleri sermaye
piyasası araçları borsada veya teşkilatlanmış diğer bir piyasada işlem gören şirketler,
aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ve konsolidasyon kapsamına alınan diğer
işletmeler,


c) Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankalar
ile bağlı ortaklıkları,


d) 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda
tanımlanan sigorta ve reasürans şirketleri,


e) 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik
Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda tanımlanan emeklilik şirketleri,


bakımından 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.


(3) (…)116 bu maddenin ikinci fıkrasında
sayılanlar dışında kalan her ölçüdeki gerçek ve tüzel kişi tacirler için yayımlanan
ve yayımlanacak olan özel Türkiye Muhasebe Standartları 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe
girer.


(4) Bu Kanunun anonim şirketlerin denetlenmesine ilişkin
397 ilâ 406 ncı maddeleri 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.


(5) (Ek: 26/6/2012-6335/39 md.) 39 uncu maddenin
ikinci fıkrasının ikinci, üçüncü ve dördüncü cümleleri 1/1/2014 tarihinde yürürlüğe
girer.


 


Yürütme


MADDE 1535- (1) Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.





6102 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA


ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ


TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO


 








Değiştiren Kanunun/ KHK’nin veya İptal
Eden Anayasa Mahkemesi Kararının Numarası



6102 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal
Edilen Maddeleri



Yürürlüğe Giriş Tarihi







6273



814



3/2/2012






6335



4, 5, 24,
25, 26, 27, 33, 35, 38, 39, 51, 64, 65, 84, 88, 138, 139, 145, 147, 148, 149, 156,
157, 166, 169, 170, 171, 174, 175, 186, 187, 188, 193, 207, 210, 310, 336, 341,
343, 349, 351, 353, 354, 358, 359, 376, 395, 398, 397, 400,
401, 403, 404, 407, 408, 422, 431, 457, 458, 461, 462, 469, 470, 471, 472, 473,
478, 479, 505, 524, 525, 526, 528, 552, 553, 554, 562, 563, 585, 586, 587, 605,
615, 616, 628, 635, 642, 644, 832, 1522, 1523, 1524, 1526, 1527, Geçici Madde
1, Geçici Madde 2, Geçici Madde 3, Geçici Madde 5, Geçici Madde 6, Geçici Madde
7, Geçici Madde 8, Geçici Madde 9, 1534 ve ibare değişiklikleri



1/7/2012






6353



Geçici Madde 6



12/7/2012






6455



64



1/1/2013 tarihinden geçerli
olmak üzere 11/4/2013






359, 397, 400, 635



11/4/2013






6462



1507



3/5/2013






6495



621



2/8/2013






6552



371,629, Geçici Madde 7, Geçici
Madde 10



11/9/2014






6728



40, 184, 189, 212, 215, 335,
336, 339, 345, 349, 457, 543, 545, 562, 586, 566, 575, 585, 587, 780, 781, Geçici
Madde 11



9/8/2016






KHK/691



399



22/6/2017






KHK/694



24, 25



25/8/2017






KHK/696



401, 403



24/12/2017






7069



399



8/3/2018






7078



24, 25



8/3/2018






7079



401, 403



8/3/2018






7099



40, 64, 428, 430, 431



10/3/2018






575, 585, 587



15/3/2018






7101



4, 377, 634



15/3/2018






KHK/700



11, 26, 46, 332, 397, 476, 580, 953,
994



24/6/2018
tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri
sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte

(9/7/2018)






7155



5/A, Geçici Madde 12



1/1/2019






7244



Geçici Madde 13



17/4/2020






7251



4



28/07/2020






7262



64



31/12/2020






415, 417, 426, 486, 489, 562, Geçici
Madde 14



1/4/2021






7263



40, 373



3/2/2021






7339



397



26/10/2021






7341



543



6/11/2021






7408



88



4/6/2022






7417



82



5/7/2022






7445



4



5/4/2023






5/A



1/9/2023






7418



1000,
1350, 1384, 1385



1/4/2023






Anayasa
Mahkemesinin 1/6/2023 tarihli ve E: 2020/56, K: 2023/108 sayılı Kararı



Geçici
Madde 13



1/8/2023






Anayasa
Mahkemesinin 22/6/2023 Tarihli ve E: 2023/33, K: 2023/117 Sayılı Kararı



Geçici
Madde 7



15/9/2023






Anayasa
Mahkemesinin 18/1/2024 Tarihli ve E: 2021/28, K: 2024/11 Sayılı Kararı



562



3/4/2024






7511



366,
375, 392, Geçici Madde 7, Geçici Madde 15



29/5/2024






7519



1259



9/7/2024






Anayasa
Mahkemesinin 10/9/2025 tarihli ve E.: 2025/31, K.: 2025/183 Sayılı Kararı



Geçici
Madde 7

15
inci fıkra altıncı cümle



23/12/2025









 











[1] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 42 nci maddesiyle, bu Kanunda yer alan;


1)“Sanayi ve Ticaret Bakanlığı”,
“Sanayi ve Ticaret Bakanlığının”, “Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca”, “Sanayi ve
Ticaret Bakanlığından”, “Sanayi ve Ticaret Bakanlığına” ibareleri sırasıyla
“Gümrük ve Ticaret Bakanlığı”, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığının”, “Gümrük ve
Ticaret Bakanlığınca”, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığından”, “Gümrük ve Ticaret
Bakanlığına”,


2)“Ulaştırma Bakanlığınca”
ibareleri “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca”,


3)“Denizcilik Müsteşarlığı”,
“Denizcilik Müsteşarlığının”, “Denizcilik Müsteşarlığınca”, “Denizcilik
Müsteşarlığına”, “Denizcilik Müsteşarlığından” ibareleri sırasıyla “Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı”, “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığının”, “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca”, “Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına”, “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığından”,


şeklinde değiştirilmiştir.







[2] Bu üst başlık “IV - Ticari davalar
ve delilleri” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle
metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[3] 26/6/2012
tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddenin birinci
fıkrasında yer alan “doğan hukuk davaları” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve
çekişmesiz yargı işleri” ibareleri ve “ticari dava” ibaresinden sonra gelmek
üzere “ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi” ibaresi eklenmiştir.







[4] 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı
Kanunun 58 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yüz bin” ibaresi “beş yüz bin”
şeklinde değiştirilmiştir.







[5] 28/3/2023  tarihli ve 7445
sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “beş yüz bin”
ibaresi “bir milyon” şeklinde değiştirilmiştir.







[6] Bu madde başlığı “2. Ticari
davaların görüleceği mahkemeler” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun
2 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[7] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “davalara” ibaresi ise “davalar
ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine” şeklinde değiştirilmiştir.







[8] 28/3/2023 tarihli ve 7445
sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi
olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak,
tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde
değiştirilmiştir.







[9] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar
Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir” ibaresi “Cumhurbaşkanı kararıyla
belirlenir” şeklinde değiştirilmiştir.







[10] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “tüzükle”
ibaresi “Kanunun 26 ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte”, üçüncü
fıkrasında yer alan “yönetmelikle” ibaresi “tebliğle” şeklinde
değiştirilmiştir.







[11] 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı
KHK’nin 162 nci maddesiyle, bu maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere
ikinci fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, daha
sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 157 nci maddesiyle aynen
kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[12] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu maddenin başlığında yer alan “Tüzük” ibaresi
“Yönetmelik”, birinci fıkrasında yer alan “bir tüzükle” ibaresi “Gümrük ve
Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte”
şeklinde değiştirilmiştir.







[13] 2/7/2018
tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada
yer alan “Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca”
ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.







[14] Anayasa Mahkemesinin
3/6/2025 tarihli ve E.: 2024/208, K.: 2025/122 sayılı Kararı ile bu maddede yer
alan “…disiplin işleri…” ibaresi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de
yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (8/5/2026) yürürlüğe gireceği hüküm
altına alınmıştır.







[15] 26/6/2012
tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan
“memurlukları” ibaresi “müdürlükleri”, “evraklarının” ibaresi “evrakının” ve
“bir” ibaresi “birer” şeklinde değiştirilmiştir.







[16] 17/12/2025
tarihli ve 33110 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığının 6102
Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak Olan İdari Para
Cezalarına İlişkin Tebliği ile bu fıkradaki 1/1/2026 ile 31/12/2026 tarihleri
arasında uygulanacak idari para cezası miktarı metne parantez içinde siyah
puntolarla işlenmiştir.







[17] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tüzükte” ibaresi “Kanunun 26
ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.







[18]
17/12/2025 tarihli ve
33110 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığının 6102 Sayılı Türk
Ticaret Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak Olan İdari Para Cezalarına
İlişkin Tebliği ile bu fıkradaki 1/1/2026 ile 31/12/2026 tarihleri arasında
uygulanacak idari para cezası miktarı metne parantez içinde siyah puntolarla işlenmiştir.







[19] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar
Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.







[20] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ticaret sicili müdürüne ve
Cumhuriyet savcılığına” ibaresi “makamlara” şeklinde değiştirilmiştir.







[21]
17/12/2025 tarihli ve
33110 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığının 6102 Sayılı Türk
Ticaret Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak Olan İdari Para Cezalarına
İlişkin Tebliği ile bu bentteki 1/1/2026 ile 31/12/2026 tarihleri arasında
uygulanacak idari para cezası miktarı metne parantez içinde siyah puntolarla
işlenmiştir.







[22] 15/2/2018
tarihli ve 7099 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkranın son cümlesinden
önceki cümlesine “noter” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ticaret sicili
müdürlüğü” ibaresi eklenmiştir.







[23] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “; şu şartla ki, muhasebenin bu
tutuluş biçimleri ve bu konuda uygulanan yöntemler Türkiye Muhasebe
Standartlarına uygun olmalıdır” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[24] 1/7/2022 tarihli ve 7417 sayılı
Kanunun 55 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan ‘’onbeş’’ ibaresi ‘’otuz’’
şeklinde değiştirilmiştir.







[25] Bu madde başlığı “VII -Türkiye
Muhasebe Standartları Kurulunun yetkisi” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[26] Bu üst başlık “4. Birleşme
sözleşmesi, birleşme raporu ve denetleme” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335
sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[27] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “küçük” ibaresi “küçük ve orta”
şeklinde değiştirilmiştir.







[28] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “küçük” ibaresi “küçük ve orta”
şeklinde değiştirilmiştir.







[29] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, 148 inci maddede yeralan birleşme
sözleşmesini denetletme hakkı ile” ibaresi “ve” şeklinde değiştirilmiştir.







[30] Bu üst başlık “3. Bölünme
belgelerini denetleme ve inceleme hakkı” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[31] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “küçük” ibaresi “küçük ve
orta”şeklinde değiştirilmiştir.







[32] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tirajı ellibinin üstünde olan
ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan en az üç gazetede” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.







[33] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir işlem denetçisinin
raporuyla” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[34] 15/7/2016
tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 68 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “ve ayni
sermaye konulmasına” ibaresi “, ayni sermaye konulmasına ve kurucuların şirket
sözleşmesini imzalamalarına” şeklinde değiştirilmiştir.







[35] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “küçük” ibaresi “küçük ve
orta”şeklinde değiştirilmiştir.







[36] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 68 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “tür değiştirme planını”
ibaresi “tür değiştirme planı ile yeni türün şirket sözleşmesini”şeklinde
değiştirilmiştir.







[37] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “işlem denetçisi,” ibaresi
madde metninden çıkarılmıştır.







[38] Bu madde başlığı “H) Sanayi ve
Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi” iken, 26/6/2012 tarihli ve
6335 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde
değiştirilmişitir.







[39] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanması” ibaresinden sonra gelmek
üzere “veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı
huzurunda imzalanması” ibaresi eklenmiştir.







[40] 26/6/2012
tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir
işlem denetçisi” ibareleri “bilirkişi” şeklinde değiştirilmiştir.







[41] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar
Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.







[42]
24/11/2023 tarihli ve
7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu fıkrada yer alan anonim şirketler için
ellibin Türk Lirası olarak öngörülen en az esas sermaye tutarı ikiyüzellibin
Türk Lirasına, kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan
anonim şirketlerde yüzbin Türk Lirası olarak öngörülen en az başlangıç sermayesi
tutarı beşyüzbin Türk Lirasına yükseltilmiştir. Söz konusu değişiklik daha
sonra 26/11/2023 tarihli ve 32381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Düzeltme
ile değiştirilerek düzeltilmiştir.







[43] 15/7/2016
tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylandığı”
ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı
huzurunda imzaladığı” ibaresi eklenmiştir.







[44] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 73 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “kurucular beyanı” ibaresi yürürlükten
kaldırılmıştır.







[45] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ile işlem denetçisi raporu,”
ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[46] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanması” ibaresinden sonra gelmek
üzere “veya esas sözleşmenin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda
imzalanması” ibaresi eklenmiştir.







[47] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “,işlem denetçisi” ibaresi madde
metninden çıkarılmıştır.







[48] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “noter onayı” ibaresinden sonra gelmek
üzere “veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı
huzurunda imzalanma” ibaresi eklenmiştir.







[49] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tirajı ellibinin üzerinde olan
ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan en az bir gazetede ilan eder;” ibaresi madde
metninden çıkarılmıştır.







[50] 23/5/2024 tarihli 7511 sayılı Kanunun
13 üncü maddesi ile bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Yönetim kurulu her
yıl üyeleri arasından” ibaresi “Yönetim kurulu, üyeleri arasından” şeklinde
değiştirilmiştir.







[51] Bu maddenin “b) İflasın
ertelenmesi” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 62 nci
maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[52] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle 397 nci maddenin dördüncü
fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde ve
beşinci fıkrasında yer alan “Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve
Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.







[53] 21/10/2021 tarihli ve 7339 sayılı
Kanunun 23 üncü maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “ile 4572
sayılı Kanun kapsamındaki kooperatifler ve bunların bağımsız denetime tabi
olmayan üst kuruluşları” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[54] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde
yer alan “Türkiye Muhasebe” ibaresi “Türkiye Denetim” ve aynı fıkrada yer alan
“geçici 2 nci ve geçici 3 üncü maddelerde öngörülen kurul ve kurumun
belirlendiği” ibaresi “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumunun belirlediği” şeklinde değiştirilmiştir.







[55] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “geçici 2 nci ve geçici 3 üncü
maddelerde öngörülen kurul ve kurum tarafından” ibaresi “Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca” şeklinde değiştirilmiştir.







[56] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve denetleme konusu
çerçevesinde işlem denetçisi” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[57] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 20 nci maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan
“geçici 3 üncü maddede öngörülen kurumun” ibareleri “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve
Denetim Standartları Kurumunun”, dördüncü fıkrasında yer alan “Geçici 3 üncü
maddede öngörülen kurum” ibaresi “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumu” şeklinde değiştirilmiştir.







[58] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 21 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir bağımsız denetleme
kuruluşu” ibaresi “bağımsız denetim yapmak üzere yetkilendirilen bir sermaye şirketi”
şeklinde değiştirilmiştir.







[59] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve kendilerini ilgilendiren
konularda işlem denetçisi” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[60] 27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı
28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “10/A” ibaresi “13 üncü” şeklinde
değiştirilmiştir.







[61] 27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı
29 uncu maddesiyle, birinci fıkrada yer alan “Sermaye Piyasası Kanununun 10/A”
ibaresi “hamiline yazılı pay sahipleri ile Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü”
şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan “, hamiline yazılı pay
senedi sahipleri bakımından da giriş kartı alanları” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.







[62] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “memurluğuna” ibaresi
“müdürlüğüne” şeklinde değiştirilmiştir.







[63] 27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı
30 uncu maddesiyle, bu fıkraya “ispat eden” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve
Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilen” ibaresi eklenmiştir.







[64] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 73 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan yer alan “ve 349 uncu maddede
yer alan hususların somut olayda mevcut bulunması hâlinde bunlara ilişkin
açıklamalar” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.







[65] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “Sermaye artırımını inceleyen
işlem denetçisi ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[66] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “gazete ile tirajıen az ellibin
olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan bir” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.







[67] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “işlem denetçisinin” ibaresi
“yönetim kurulunun” ve “işlem denetçisi” ibaresi “yönetim kurulu” şeklinde
değiştirilmiştir.







[68] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ile denetleme doğrulamasını”
ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[69] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “beyannamesi” ibaresi
“beyannamesini” şeklinde değiştirilmiştir.







[70] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, 473 üncü maddenin ikinci fıkrasında yer alan “İşlem
denetçisinin raporuyla,”, üçüncü fıkrasında yer alan “işlem denetçisi raporunun
sonucu açıklanarak”ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.







[71] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar
Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.







[72] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve bununla ilgili işlem
denetçisi seçmek” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[73] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 68 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “bir yıl” ibareleri “altı ay”
şeklinde değiştirilmiştir.







[74] 4/11/2021
tarihli ve 7341 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle bu fıkranın birinci ve ikinci
cümlelerinde yer alan “altı” ibareleri “üç” şeklinde değiştirilmiştir.







[75] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “kusurlarının bulunmadığını
ispatlamadıkça,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[76] 26/6/2012
tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan
“yükümlülüklerini” ibaresinden sonra gelmek üzere “kusurlarıyla” ibaresi
eklenmiş ve metne işlenmiştir.







[77] Bu madde başlığı “VI - Denetçinin
ve işlem denetçilerinin sorumluluğu” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 29 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[78] 27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı
30 uncu maddesiyle, maddeye onikinci fıkradan sonra gelmek üzere onüçüncü fıkra
eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.







[79]
17/12/2025 tarihli ve 33110
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığının 6102 Sayılı Türk Ticaret
Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak Olan İdari Para Cezalarına İlişkin
Tebliği ile 1/1/2026 ile 31/12/2026 tarihleri arasında uygulanacak idari para
cezası miktarı metne parantez içinde siyah puntolarla işlenmiştir.







[80] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanması” ibaresinden sonra gelmek
üzere “veya esas sözleşmenin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda
imzalanması” ibaresi eklenmiştir.







[81] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanması” ibaresinden sonra gelmek
üzere “veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı
huzurunda imzalanması” ibaresi eklenmiştir.







[82] 15/2/2018
tarihli ve 7099 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “kurucuların
imzalarının noterce onaylanması veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü
yahut yardımcısı” ibaresi “kurucular tarafından ticaret sicili müdürlüğünde
yetkilendirilmiş personelin” şeklinde değiştirilmiştir.







[83]
24/11/2023 tarihli ve 7887
sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu fıkrada yer alan limited şirketler için
onbin Türk Lirası olarak öngörülen en az esas sermaye tutarı ellibin Türk
Lirasına yükseltilmiştir.Söz konusu değişiklik daha sonra 26/11/2023 tarihli ve
32381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Düzeltme ile değiştirilerek
düzeltilmiştir.







[84] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar
Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.







[85] 15/7/2016
tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylandığı”
ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı
huzurunda imzaladığı” ibaresi eklenmiştir.







[86] 15/2/2018 tarihli ve 7099 sayılı
Kanunun 25 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “imzalarının noterce
onaylandığı veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı” ibaresi “ticaret
sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin” şeklinde değiştirilmiştir.







[87] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanmasını” ibaresinden sonra gelmek
üzere “veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı
huzurunda imzalandığı tarihi” ibaresi eklenmiştir.







[88] 15/2/2018 tarihli ve 7099 sayılı
Kanunun 26 ncı maddesi ile bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “noterce
onaylanmasını veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı”
ibaresi “ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin” şeklinde
değiştirilmiştir.







[89] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “, denetçinin yeminli mali
müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir olması hâlinde adı, soyadı,
yerleşim yeri, meslek odası numarası” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[90] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve bu durumun işlem denetçisi
tarafından doğrulanmış bulunması” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[91] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “işlem denetçileri de dâhil
olmak üzere,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[92] Bu maddenin “II - İflasın
bildirilmesi veya ertelenmesi” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı
Kanunun 63 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[93] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve işlem denetçileriyle”
ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[94] 28/3/2013 tarihli ve 6455 sayılı
Kanunun 82 nci maddesiyle, bu maddede yer alan “Anonim” ibaresinden önce gelmek
üzere “397 nci maddenin beşinci ve altıncı fıkraları dışında kalan,” ibaresi
eklenmiştir.







[95] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 32 nci maddesiyle, bu bentte yer alan “ve işlem denetçilerinin” ibaresi
madde metninden çıkarılmıştır.







[96] 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanunun 71 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “ikinci ve üçüncü” ibaresi
“ikinci, üçüncü ve dördüncü” şeklinde değiştirilmiştir.







[97] 31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı
Kanunun 8 inci maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan
“altı ay” ibareleri “üç yıl” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.







[98] 2/7/2018
tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu
maddenin başlığı “E) Yönetmelik” şeklinde ve birinci fıkrasında yer alan “bir
tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.







[99] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu maddenin başlığı “K)
Yönetmelik” ve birinci fıkrasında yer alan “tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanınca
çıkarılan yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.







[100] 13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı
Kanunun 28 inci maddesiyle; bu fıkraya “bildirmeye” ibaresinden sonra
gelmek üzere “bir internet haber sitesi ve” ibaresi eklenmiştir.







[101] 13/10/2022
tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle; bu fıkraya “şartıyla”
ibaresinden sonra gelmek üzere “bir internet haber sitesi ve” ibaresi
eklenmiştir.







[102] 13/10/2022
tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle; bu fıkraya “şartıyla”
ibaresinden sonra gelmek üzere “bir internet haber sitesi ve” ibaresi
eklenmiştir.







[103] 13/10/2022
tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle; bu fıkraya “ilan,”
ibaresinden sonra gelmek üzere “bir internet haber sitesi ve” ibaresi
eklenmiştir.







[104] 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı
Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlık” ibareleri “engellilik”
şeklinde değiştirilmiştir.







[105] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tüzükte” ibaresi
“yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.







[106] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tüzükte” ibaresi
“yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.







[107] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 35 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yönetmelikle” ibaresi
“tebliğle” şeklinde değiştirilmiştir.







[108] Bu fıkrada yer alan faiz oranları
ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı
ile ilgili olarak 2/1/2026 tarihli ve 33125 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliğine bakınız.







[109] 10/9/2014 tarihli 6552 sayılı
Kanunun 133 üncü maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde” ibaresi “1/7/2015
tarihine kadar” olarak değiştirilmiştir.







[110] 10/9/2014 tarihli 6552 sayılı
Kanunun 133 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “yürürlük tarihinden itibaren
iki yıl içinde” ibaresi “1/7/2015 tarihine kadar” olarak değiştirilmiştir.







[111] Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 tarihli ve E.: 2025/31, K.: 2025/183
sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin
kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve
bunun kesin olduğu” ibaresi iptal edilmiştir. Bu Karar Resmî Gazete’de
yayımlanmasından başlayarak dokuz ay (23/9/2026) sonra yürürlüğe girer.







[112] Anayasa
Mahkemesinin 22/6/2023 Tarihli ve E: 2023/33, K: 2023/117 Sayılı Kararı ile bu
cümlede yer alan “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresi iptal
edilmiştir.







[113] Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 tarihli
ve E.: 2025/31, K.: 2025/183 sayılı Kararı ile bu fıkranın ikinci ve üçüncü
cümleleri iptal edilmiştir. Bu Karar Resmî Gazete’de yayımlanmasından
başlayarak dokuz ay (23/9/2026) sonra yürürlüğe girer.







[114] 18/9/2020 tarihli ve 31248 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan 2948 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu fıkrada
belirtilen sürenin üç ay uzatılmasına karar verilmiştir.







[115] Anayasa
Mahkemesinin 1/6/2023 Tarihli ve E: 2020/56, K: 2023/108 Sayılı Kararı ile bu
fıkrada yer alan "… istisnalar ile..." ibaresi iptal edilmiştir.







[116] 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 39 uncu maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “; geçici 2
nci ve geçici 3 üncü maddeler ise bu Kanunun yayımı ile birlikte” ibaresi ile
üçüncü fıkrasında yer alan “Küçük ve orta ölçekli sermaye şirketleri ile”
ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?