Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük

TüzükNo: 65100

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

TÜRK MEDENİ KANUNUNUN
VELAYET, VESAYET


VE MİRAS HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINA


DAİR TÜZÜK[1]


 


Bakanlar
Kurulu Kararının Tarihi       : 24.7.1965        No     : 6/5100


Dayandığı
Kanunun Tarihi                    : 17.2.1926        No     : 743


Yayımlandığı
Resmî Gazetenin Tarihi  : 16.9.1965        No     : 12102


Yayımlandığı
Düsturun Tertibi             : 5                      Cildi : 4        Sayfa  :
3391


 


BİRİNCİ KISIM


Tüzüğün kapsamı


 


Kapsam


Madde
1 –
Türk Medeni Kanununun velayet, vesayet ve miras hükümlerinin uygulanması bu Tüzük
hükümlerine göre yapılır.


 


İKİNCİ KISIM


Velayet


 


I – Ana ve baba vazifelerini yapmadıkları
veya yapamadıkları takdirde alınacak tedbirler


Madde 2 – Medeni
Kanunun 273 üncü maddesinin uygulanması gerekir ve tedbir olarak çocuğun ana ve
babadan alınmasına karar verilirse veya 274 üncü maddesi gereğince ana ve babanın
her ikisinin velayet hakkı nezolunursa, mahkeme 6972sayılı Korunmaya Muhtaç Çocuklar
hakkındaki Kanun ile 25 Nisan 1963 ve 225 sayılı kanunda mevcut imkanlardan faydalanır.


6972
sayılı kanunun öngördüğü müesseselerin mevcut olmaması halinde hakim, diğer imkanlardan
faydalanır ve özellikle 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 161 inci maddesiyle
1580 sayılı Belediye Kanununun 15 inci maddesinin ilgili hükümlerine istinaden çocuk
hakkında gerekli tedbirleri alır.


 


II – Velayetin nez'i halinde haber verme


Madde
3 –
Medeni Kanunun 274 üncü maddesi gereğince ana ve babanın her ikisinden de velayet
hakkı nezolunursa yahut ana ve babadan birinin velayet hakkının nez'i çocuğun vesayet
altına alınmasını icabettiriyorsa, asliye mahkemesi, hükmün kesinleşmesi üzerine,
çocuğa vasi tayini için keyfiyeti sulh hakimine haber verir.


 


III – Evliliği sona eren ana ve babanın
çocuğun mallarını hakime bildirme yükümlülüğü


Madde 4 – Evliliğin
sona ermesi halinde, velayet hakkını kullanma yetkisine sahip bulunan ana veya baba,
sona erme tarihinden itibaren dört ay içinde, Medeni Kanunun 279 uncu maddesi gereğince
küçüğün mevcudu ile alacak ve borçlarını bir deftere ayrı ayrı yazarak sulh hakimine
bildirmeğe mecburdur.


Ana
ve babadan birinin ölümü halinde nüfus memuru ve evliliğin mahkeme hükmü ile sona
ermesi halinde hükmü veren asliye mahkemesi, hüküm kesinleştiğinde, keyfiyeti, hayatta
kalan veya velayet hakkını kullanma yetkisi kendisine tevdi olunan ana veya babanın
ikametgahı sulh hakimine derhal haber verir.


Keyfiyeti
bu suretle haber alan sulh hakimi, birinci fıkrada gösterilen yükümlülüğün süresi
içinde yerine getirilmemesi halinde, Medeni Kanunun 285 inci maddesine göre gerekli
işlemi yapar.


 


IV – Velayetin sona ermesi halinde yapılacak
işlem


Madde
5 –
Ana ve babanın velayeti, çocuğun reşit olmasından dolayı son bulmuşsa, reşit olan
çocuğun talebi halinde ana ve baba tarafından bir hesap cetveli de verilmek suretiyle
malları kendisine teslim edilir.


Velayet,
vasi tayini sebebiyle sona ermiş ise, ana ve baba, velayeti haiz oldukları zamana
ait hesap cetveli ile birlikte çocuğun mallarını vasiye teslim ederler.


Evliliğin
sona ermesi sebebiyle ana ve babadan birinin velayeti altında kalan çocuk reşit
olduğunda veya kendisine vasi tayin edilmesinden dolayı velayet sona erdiğinde,
çocuğa ait mallar, 4 üncü madde gereğince verilen deftere göre, veli tarafından
reşit olan kimseye veya vasiye teslim ve eksiklikler tespit olunur. Hakim tarafından
lüzum gösterilen hallerde vasi, veli aleyhine dava açar.


 


ÜÇÜNCÜ KISIM


Vesayet


 


BİRİNCİ BÖLÜM


Haber verme yükümlülüğü


 


I – Ölüm halinde (Nüfus memuru tarafından)


Madde 6 – Medeni
Kanunun 354 üncü maddesine göre, adliye ve idare memurlarının resmi muameleler dolayısiyle
öğrendikleri vesayeti gerektiren halleri bildirmek hususundaki kanuni yükümlülükleri
baki kalmak üzere, velayet altında bulunmayan bir küçüğün mevcudiyetini haber verme
yükümlülüğü nüfus memuru tarafından aşağıdaki şekilde yerine getirilir:


1
– Ölüm haberini alan nüfus memuru, nüfus kütüğünde vesayet altına alınması icap
eden bir kimsenin mevcut olduğunu görürse, keyfiyeti, ölenin aile künyesi ile beraber
derhal sulh hakimine haber verir.


2
– Ölen başka yerde nüfusa kayıtlı ise nüfus memuru, ölenin kayıtlı bulunduğu nüfus
dairesini haberdar eder. Bu halde birinci bentdeki hakime haber verme işini, bu
bilgiyi alan nüfus memuru yapar.


 


II – Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
sebebiyle hacri gerektiren hallerde


Madde
7 –
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle, işlerini görmekten aciz olmak veya
daimi muavenet ve tekayyüde muhtaç bulunmak yahut başkasının emniyetini tehdit etmek
gibi bir kimsenin hacri müstelzim hallerini resmi işleri dolayısiyle öğrenen adliye
ve idare memurları, belediye başkanları, ihtiyar meclisleri ve sağlık müesseseleri
durumu hemen bu kimsenin ikametgahının bulunduğu yer sulh hakimine haber vermeğe
mecburdur.


Birinci
fıkradaki sebeplerle bir kimsenin hacredilmesi sonucu olarak başkalarının da vesayet
altına alınması lazım gelirse, sulh hakimi, aynı zamanda bu hususa da karar verir.


 


III – Boşanma kararının çocukların durumu
hakkında tamamlanması veya değiştirilmesi halinde


Madde
8 –
Medeni Kanunun 149 uncu maddesinin mahkemece uygulanması icabettiği hallerde, asliye
mahkemesi, çocuğa vasi tayini gerektiğine de karar verirse, hüküm kesinleşince,
vasi tayin etmesini sulh mahkemesine bildirir.


 


IV – Hükümlülük halinde


Madde 9 – Bir
sene veya daha ziyade hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahküm olanlar hakkında Medeni
Kanunun 357 nci maddesi uygulanmak üzere Cumhuriyet Savcıları, hükümlünün cezasını
görmeğe başladığını ikametgahı sulh hakimine hemen bildirmeğe mecburdur.


 


V – Nesebi sahih olmıyan bir çocuğun
doğumu halinde


Madde 10 – Nesebi
sahih olmıyan bir çocuğun doğduğunu haber alan nüfus memuru ve doğum vukuatını ilgili
mercilere kanunen bildirmekle yükümlü bulunan kimseler, durumu, Medeni Kanunun 298
inci maddesi gereğince işlem yapması için, sulh hakimine haber verirler.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Vasi tayini


 


I – Deftere kayıt


Madde
11 –
Yukarıki maddelerde yazılı şekilde mahkemeye yapılan müracaat ve haber vermeler,
mahkemenin esas defterine hemen kaydolunur ve ilgili şahıs isterse, kayıt numarası
mahkemeye ait bir kağıda yazılarak kendisine verilir. Bu hususta verilen kararın
numara ve tarihi de esas defterine işlenir.


 


II – 6972 sayılı kanunun uygulanması
halinde


1 – Vasi tayin edilecek kimseler


Madde
12 –
6972 sayılı Korunmaya Muhtaç Çocuklar hakkındaki Kanun ile25 Nisan 1964 gün ve 225
sayılı Kanun gereğince sulh hakimi, çocuğa belli bir şahıs tarafından bakılmasına
veya çocuğun bir aileye verilmesine yahut bir müesseseye konulmasına karar verirse,
hakim, aldığı tedbire göre, çocuğu verdiği şahsı, ailenin içinde uygun gördüğü kimseyi,
müessesenin müdürünü - vasilik niteliğini haiz bulundukları takdirde - tercihan
vasi tayin eder. Bu çocuklardan bir şahsa veya aileye tevdi edilenlerin çocuk yuvası
veya yetiştirme yurtlarından birine yerleştirilmesine karar verilmesi yahut çocuk
yuvasına verilenlerin yetiştirme yurduna devrolunması halinde hakim, eski vasinin
görevine son vererek yeni müessese müdürünü vasi tayin edebilir. Çocuğun, çocuk
yuvasından yetiştirme yurduna devredildiği, çocuk yuvası müdürü tarafından derhal
sulh hakimine haber verilir.


Hakim,
yetiştirme yurtlarında ilk öğretimini bitirerek 6972 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde
zikredilen müessese ve şahıslara verilen çocuklara, Medeni Kanun hükümlerine göre
uygun göreceği diğer bir kimseyi vasi tayin eder.


Reşit
olmayan çocuğun yetiştirme yurdundaki öğretiminin sona erdiği, yurt müdürü tarafından
derhal sulh hakimine haber verilir.


Yukarıdaki
fıkralar uyarınca müessese müdürünün vasi tayin edilmesi halinde, müdürün vesayet
görevi Medeni Kanunun 389 uncu maddesi gereğince çocuğun infak ve terbiyesine itinaya
inhisar eder. Küçüğün mallarının idaresi görevi, müessese müdürüne, ancak bu şahsın
muvafakati ile verilebilir. Müesseseye konulan çocuğun malları varsa ve müessese
müdürü malları idare görevini kabul etmezse, bu malları idare etmek üzere Medeni
Kanunun 363 üncü maddesi uyarınca başka bir veya birkaç vasi daha tayin olunur.


 


2 – Hakimin nezareti


Madde 13 – Yukarıki
maddede gösterilen müesseselerin müdürleri de, vesayet görevini ifa ederken bütün
vasiler gibi sulh hakiminin nezaretine tabidirler.


 


III
- Diğer kanunlardaki tedbirler


Madde
14 –
Vesayet altında bulunan çocuk, şirretliği hasebiyle emirlere karşı gelir ve hakkında
tedbir alınması icabederse, 6972 ve 225 sayılı kanunların öngördüğü müesseselerin
mevcut olmaması halinde, sulh hakimi, diğer imkanlardan faydalanır ve özellikle
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 161 inci maddesiyle 1580 sayılı Belediye
Kanununun 15 inci maddesinin ilgili hükümlerine istinaden çocuk hakkında gerekli
tedbirleri alır.


 


IV – Vasiliğe istekli olanların önceden
tesbiti


Madde
15 –
Sulh hakimi, mahkemenin yargı çevresinde bulunan ve vesayet görevine istekli olan
kimseleri bildirebilecek hayır müesseseleri ile benzeri müesseselere baş vurarak
ilerde vasi tayininde nazara alınmak üzere isteklileri tesbit eder.


Hakim,
lüzum gördüğü hallerde, çocuğun hangi çocuk yuvasına bırakılabileceği hakkında Sağlık
ve Sosyal Yardım Bakanlığından bilgi de alır.


 


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Vesayetin idaresi


 


I – Defter tutma


Madde
16 –
Tayin olunan vasi ilk iş olarak vesayet altındaki kimsenin mallarının defterini
tutarak tayininden itibaren bir ay içinde iki nüsha halinde sulh mahkemesine verir.


Vasi,
deftere, vesayet altındaki kimsenin mallarının nev'ini, adedini ve muhammen kıymetlerini
sıra numarası altında kaydeder. Gayrimenkul malların tapu kayıtları ve bu malları
takyit eden ayni haklar da ayrıca gösterilir. Defter, sulh hakimine verilir. Hakim,
usulüne uygun ve doğru olarak düzenlendiği kanısına vardığı takdirde defterin bir
nüshasını tasdik ederek vasiye verir; diğer nüshasını dosyasında saklar.


Hakim, defterde yazılan malların iyi tarif edilmediği, kıymetlerinin
takdirinde yanlışlık yapıldığı veya eksik yazıldığı düşüncesine varırsa, bunları,
nezareti altında tamamlattırır.


Birinci
fıkrada gösterilen süre içinde defterin düzenlenmesine engel olan haller mevcut
ise, vasi, keyfiyeti sulh mahkemesine bildirerek mühlet ister.


Vasinin
mehil isteği mahkemece uygun görüldüğü veya tevdi olunan defter usulüne uygun bulunmadığı
takdirde, defteri tamamlamak veya yeniden düzenlemek için vasiye bir mehil verilir.
Bu mehil kesindir. Bu süre içinde de defter tamamlanmaz veya usulüne uygun şekilde
düzenlenmezse, vasi hakkında fahiş ihmal sebebiyle Medeni Kanunun 427 nci maddesine
göre işlem yapılır.


Defter
düzenlemede zorluklara uğrayan vasi talimat vermesi ve yardım etmesi için sulh hakimine
başvurabileceği gibi; sulh hakimi de vasiye icap eden gerekli talimatı verir ve
yardımı yapar.


Vesayet
altındaki kimsenin malları mevcut değilse, vasi birinci fıkradaki süre içinde, durumu
sulh hakimine yazılı olarak bildirir.


 


II – Vesayet altındaki kimsenin mevcudunun
ve gelirinin ihtiyaçlarına yetip yetmediğinin tesbiti


Madde
17 –
Yukarıki madde hükmüne göre düzenlenen defter sulh hakimine tevdi edildikten sonra,
hakim, vesayet altındaki kimsenin mevcudunu, gelirini ve ihtiyaçlarını takdir eder
veya ettirir ve mevcudu ile gelirinin vesayet altındaki kimsenin ihtiyaçlarına yetip
yetmiyeceği hakkında bir karar verir.


 


III – Mallar hakkında yapılacak işler


1 – Genel olarak


Madde
18 –
Vesayet altındaki kimsenin malları hakkında, duruma göre, Medeni Kanunun 384, 385,
386, 387 ve 388 inci maddeleri hükümleri uygulanır.


Yukarıki
fıkra gereğince işleme tabi tutulmayan eşya muhafaza olunur.


Senetler,
kıymetli eşya, önemli vesikalar ve buna benzer şeyler, sulh hakiminin nezareti altında,
emin bir yere konur. Bunların böyle muhafazası vesayet işlerinin görülmesine mani
teşkil ediyorsa, icabında vasiden teminat alınarak kendisine de verilebilir.


Küçüğe
ait paralar 4947 sayılı Türkiye Emlak Kredi Bankası Kanununun geçici 6 ncı maddesi
gereğince Türkiye Emlak Kredi Bankasına, mezkür geçici maddeye göre devir muamelesi
yapıldıktan sonra, şubeleri bulunan yerlerde Türkiye Emlak Kredi Bankasına, bu bankanın
şubesi bulunmayan yerlerde T.C. Ziraat Bankasına yatırılır.


 


2 – Açık artırma ile satış


a) Genel olarak


Madde
19 –
Vesayet altındaki kimseye ait malların satışında açık artırma esastır.


Ancak,
Medeni Kanunun 388 inci maddesinin son fıkrası gereğince, menfaat umulan hallerde,
gayrimenkuller asliye mahkemesinin izni alınmak suretiyle, pazarlıkla satılabilir.


Asliye
mahkemesinin bu suretle satışa izin verebilmesi için pazarlıkla satışın açık artırmadan
daha karlı olacağına dair mahkemeye kanaat verecek sebeplerin mevcut bulunması şarttır.


Sulh hakimi de, menkul satışlarında, açık artırmadan daha
karlı olacağı nakanaat getirir ise, pazarlıkla satışa karar verebilir.


 


b) Açık artırmada usul


Madde
20 –
Açık artırma, sulh hakiminin idaresi altında mahkeme katibi tarafından yapılır.


Hakim,
her satışta, vesayet altında bulunanın menfaatlerine uygun olmak üzere, satış şartlarını
ve satış ilanlarının nerede ve ne şekilde yayınlanacağını tesbit eder. Satış ilanına,
ihalenin, hakim tarafından tasdik ile lüzum ifadeedeceği yazılır.


Gayrimenkuller,
ticari işletmeler, iktisaden bir gayeye tahsis olunmuş mal toplulukları ve değeri
üç bin lirayı aşan menkullerin kıymetleri bilirkişiye takdir ettirilir.


Hakim,
Medeni Kanunun 388 inci maddesi gereğince gayrimenkulün satılmasına izin verirken
ve ihaleyi tasdik ederken, bu kıymeti ve küçüğün menfaatlarını gözönünde tutar.


Menkullerden, üçüncü
fıkrada belirtilen kıymette olanların müzayedede en çok artırana temlik olunabilmesi
için, hakimin ihaleyi tasdikı şarttır.


Satış akdi, ikinci fıkra gereğince, hakimin tesbit edeceği
şartlara ve Borçlar Kanununun 225 ve mütaakip maddelerine göre yapılır. Hakim, ihale
hakkındaki kararını aynı gün verir.


Satış
bedelini müşterinin derhal ödemesi gerekir. Hakim, satış bedelinin en az yarısını
derhal ödeyen bir alıcıya, geri kalanını ödemesi için en çok on günlük bir mühlet
verebilir.


Satış
bedeli, aynı gün ve en geç ertesi günü, 18 inci maddenin son fıkrasında gösterilen
yerlere, satışa memur kimse tarafından ve hakimin sorumluluğu altında yatırılır.


Bedel tamamen ödendikten sonra, satışa memur mahkeme katibi,
gayrimenkulün müşteri adına tescili için, hakimin izni ile tapuya derhal tezkere
yazar ve tezkereye ihale tutanağının onaylı bir örneğini ekler. Bu yazı, Medeni
Kanunun 924üncü maddesi gereğince ayni hakkın doğması için tapu siciline yapılacak
tescil talebini ve tescilin hukuki sebebini teşkil eder.


 


IV – Hesap verme yükümlülüğü


1 – Raporun düzenlenmesi ve tevdii


Madde
21 –
Vesayet altındaki kimsenin mevcudunun ve gelirinin ihtiyaçlarına yeteceğine sulh
hakimliğince karar verilmesi halinde, hakim başka bir süre tayin etmemişse, vasi,
her yıl Aralık ayının son günündeki durumu gösterir bir hesap raporunu imza ederek
en geç Mart ayının birinci gününe kadar sulh hakimine verir. Raporun bir yıldan
kısa sürelerle tevdiine karar verilmesi halinde, hakim, hesabın hangi güne kadarki
durumu göstereceğini ve raporun en geç hangi tarihte tevdi edileceğini de kararında
belirtir.


Rapordaki
hesaplarda, hesap devresi içinde alınan mallarla ödenen miktar tafsilatiyle gösterilir;
masraf ve gelirin belgeleri rapora eklenir. Hesapların altına, vesayet altındaki
kimsenin o andaki serveti kaydedilir.


Rapora, vesayet altındaki kimsenin mallarına ait hesaplardan
başka bu kimsenin şahsına, ikamet ettiği yere ve küçük ise medeni ve mesleki terbiyesine
dair gereği kadar tafsilatlı bilgi de yazılır.


Vesayet makamının bir kararının infazı suretiyle yapılan muameleler
mevcutsa, bunlara ait kararların tarihleri de raporda gösterilir.


 


2 – Raporun mahkemece tetkik ve tasdikı


Madde
22 –
Hakim, raporu, verildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde tetkik ederek tasdik
veya reddeder yahut eksik veya karışık gördüğü hesapların tamamlanmasını veya düzeltilmesini
vasiye bildirerek kendisine uygun bir mehil verir.


Hakimin
raporu tasdik edebilmesi için, onu her noktadan muvafık görmesi şarttır.


Raporun
tetkikinde, hakim, vasinin benzeri işlerde bir iş sahibinden beklenen itinayı gereği
gibi gösterip göstermediğini inceler ve bu hususta varacağı kanaata göre Medeni
Kanunun 407 nci maddesi uyarınca rapor hakkındaki kararı verir.


Vasinin
sorumluluğu ve tazminat yükümlülüğü genel hükümlere tabidir.


 


3 – Rapor verme yükümlülüğünden muafiyet


Madde 23 – Vesayet
altındaki kimsenin malı bulunmaması veya tanzim edilen cetvele göre bu kimsenin mevcudu ile gelirinin ihtiyaçlarına yetmiyeceğine
bu Tüzüğün 17 nci maddesi gereğince sulh hakimi tarafından karar verilmesi hallerinde
vasinin hesap tutma yükümlülüğü yoktur.


Mevcudun
ve gelirin ihtiyaçlara kafi gelmediğine mahkemece karar verilmiş olması sebebiyle
vasinin hesap tutma yükümlülüğü bulunmayan hallerde, vesayet altındaki kimsenin
mevcudu paraya çevrilirse, keyfiyet 16 ncı maddede gösterilen deftere sulh hakimi
tarafından şerh olunur.


Bu
durumda olan vesayet altındaki kimsenin bağışlama vesair yollarla, vakı iktisapları
da, iktisap tarihinden itibaren bir ay içinde, deftere işlenmek üzere vasi tarafından
sulh hakimine haber verilir. Vasi, haber vermedeki gecikmesinden sorumludur.


Vesayet altındaki kimselerin sonradan vukua gelen iktisaplarla
mal ve gelir sahibi olması veya mevcudunun ve gelirinin ihtiyaçlarına yeter dereceye
ulaşması halinde, sulh hakimi, bir kararla, defter tutmayan vasiye defter tutma
ve gerekiyorsa hesap verme yükümlülüğüne, defter tutmakta olup hesap vermiyen vasiye
de bundan böyle hesap verme yükümlülüğünü yükler.


 


V – Vasilik ücreti


Madde
24 –
Sarfedilen emeğe ve vesayet altındaki kimsenin gelirine göre vasi ve kayyıma verilecek
ücretin miktarı, her hesap müddeti için, raporun verilmesinden sonra, sulh hakimi
tarafından tayin olunur.


 


VI – Vasinin tasarrufları aleyhine itiraz


Madde
25 –
Vasi, vesayeti altındaki kimsenin mesleki ve
bedeni terbiyesine, bakımına ve mallarının idaresine ait görevini yaparken bu kimsenin
menfaatlerini layıkiyle düşünmez veya onun yahut yakınlarının haklarını ihlal edecek
tasarruflarda bulunursa, temyiz kudretini haiz olan vesayet altındaki kimsenin veya
Medeni Kanunun 404 üncü maddesinde öngörülen ve yargı mercilerince ilgili
sıfatiyle bu gibi tasarruflar hakkında itiraz yetkileri tanınan kimselerin sulh
hakimine itirazı üzerine veyavasinin bu hallerine bizzat muttali olması yahut incelemelerinden
böyle bir sonuca varması halinde, sulh hakimi, bu hususta gereken kararı verir.


 


VII – Bankadaki para, hisse senedi ve
tahvillerin iadesi


Madde
26 –
Vesayet altındaki kimseye ait olup bankaya yatırılmış bulunan para, hisse senedi
ve tahvilleri, sulh hakiminin müsaadesi olmadan, vasi alamaz. Vesayet altındaki
kimse vesayetten kurtulunca, sulh mahkemesi, bu hali vakit geçirmeden bankaya bildirir.


 


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Vesayetin sona ermesi


 


I – Malların teslimi


Madde 27 – Vasinin medeni haklarını kaybetmesi, vasilik müddetinin uzatılmaması,
azil, küçüğün reşit olması veya reşit kılınması, hacri müstelzim hallerin kalkması
veya hacrin mahkeme kararı ile kaldırılması gibi sebeplerle görevi sona eren vasi;
hakim veya tayin edeceği memur huzurunda, defter gereğince aldığı malları, ehliyetini
kazanmış olan kimseye veya bunun mirasçılarına yahut yeni vasiye teslim eder.


Teslim
olunan malların vaziyeti ve müfredatı tutanağa geçirilir ve deftere göre eksikler
varsa bunlar da tesbit olunur.


 


II – Vesayetin sonunda rapor verme


Madde
28 –
Vesayeti sona eren vasi vazifesi son bulduğu günden itibaren onbeş gün içinde sulh
hakimine malların idaresine dair bir rapor verir.


Bu
rapora, gelir ve giderin her kalemi, ayrı ayrı mahiyeti gösterilerek yazılır. Evvelce
verilmiş ve tasdik edilmiş rapor varsa, o rapordan sonraki gelir ve giderlerin rapora
yazılması ile yetinilir. Raporda yazılı gelir ve giderden gerekenlerin isbat belgeleri
de birlikte verilir. Hakim, hangi kalemlerin belgelerinin verilmesi gerektiğini
takdir eder.


Yol,
yiyecek, giyecek giderleri gibi giderlerin vesayet altındaki kimsenin haline uygun
derecede olanlarından belge istenmez. Hakim onbeş gün içinde raporu tetkik ederek
bir karar verir.


Hakim,
raporu doğru bulursa tasdik eder. Noksan görülen cihetler olursa, bunların tamamlanması
için vasiye bir mehil verilir. Eksiklikler süresinde tamamlandıktan sonra rapor,
hakimlikçe tasdik olunur. Verilen mehle rağmen eksiklik vasi tarafından tamamlanmaz
veya vasi birinci fıkrada yazılı süre içinde raporunu vermezse yahut hakim, rapora
nazaran, vasinin sorumlu olması gerektiği kanısında bulunursa, bu ciheti, ehliyetini
kazanmış olan kimseye veya mirasçılarına yahut yeni vasiye tebliğ eder. Yeni vasi,
hakimin tebligatı üzerine eski vasi aleyhine dava açar.


 


DÖRDÜNCÜ KISIM


Miras


 


BİRİNCİ BÖLÜM


İhtiyati tedbirler


 


I – Genel olarak


Madde
29 –
Ölenin son ikametgahı sulh hakimi, terekenin muhafazası ve selametle hak sahiplerinin
eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.


Bu tedbirler, re'sen veya Medeni Kanunun 532 nci maddesinin
üçüncü bendinde gösterilen kişilerin isteği üzerine alınır.


Medeni
Kanunun 532 ve 533 üncü maddeleri gereğince alınacak tedbir kararları mahkeme tarafından
uygulanır ve sonuçları izlenir.


Tedbiri gerektiren hallerin ortadan kalkması üzerine, sulh
hakimi, terekeyi hak sahiplerine teslim etmek suretiyle tedbirlere
hemen son verir. Tedbirin kaldırılması gerektiği yolundaki isteklerin hakimlikçe
reddine dair kararlar aleyhine hak sahibi tarafından kanun yoluna başvurulabilir.


 


II – Terekenin mühürlenmesi ve defterin
tutulması


1 – Kapsamı


Madde
30 –
Aşağıdaki hallerde, sulh hakimi, terekeyi mühürler ve defterini yapar:


1
– Mirasçılardan biri vesayet altına alınmış ise veya alınması gerekiyorsa,


2
– Vekili bulunmıyan bir mirasçının gaybubeti halinde,


3
– Mirasçılardan ve ilgililerden birinin isteği üzerine.


Medeni
Kanunun 532 nci maddesi gereğince mühürleme ve defter tutma işlemi, tesbit ve muhafaza
edilmedikleri takdirde ziyaa uğraması muhtemel olan mallara münhasır olmak üzere
uygulanır. Gayrimenkuller deftere yazılmaz. Kütüphane veya pul koleksiyonu gibi
tesbiti uzun zamana ihtiyaç gösteren menkullerden mürekkep mal toplulukları, mühürlenmek
veya kasa gibi emin bir yere konulmak suretiyle muhafaza edilir.


Defterin derhal tutulması kabil olmıyan hallerde, deftere
geçirilecek malların zayi olmamasını sağlamak için, terekeye dahil malların tamamının
veya bir kısmının ölümün akabinde ve en geç on gün içinde mühürlenmesine karar verilebilir.
Bu şekilde mühürlenmesine karar verilen malların defterinin derhal yapılması gerekir.


Bazı
hallerde eşyanın ölen kimseyle birlikte oturanların kullanılmasına bırakılması gerektiği
takdirde, bunlar, mühürlenmeksizin hemen defteri yapılarak o şahıslara bırakılır.


Bu
takdirde, gerekli görülürse, eşyanın bırakıldığı kimselerden teminat istenir.


 


2 – İhtiyar meclislerinin görevlendirilebileceği
haller


Madde 31 – Ölenin
son ikametgahı, sulh hakiminin bulunduğu şehir ve kasabanın dışında ise, ihbar veya
başvurma halinde, tereke beşyüz liradan aşağı tahmin olunduğu takdirde, terekenin
mühürlenmesi ve yazılma işleri hakim tarafından verilecek talimat dairesinde, ihtiyar
meclislerine yaptırılabilir.


 


3 – Süre


Madde 32 – Mahkeme, re'sen veya Medeni Kanunun 532 nci maddesinin üçüncü
bendi gereğince, istek üzerine mühürleme ve defter tutma tedbirlerini, aynı maddenin
son fıkrasındaki bir aylık süre içinde tamamlamakla yükümlüdür.


 


III – Terekenin resmen idaresi


1 – Resmen idareyi gerektiren haller


Madde
33 –
Sulh hakimi;


1
- Vekil tayin etmeden gaybubet eden mirasçının menfaati gerektiriyorsa onun hissesi
hakkında,


2
- Mirasa istihkak iddia edenlerden hiç biri sıfatını teyit edecek delil gösteremediği
yahut mirascı bulunup bulunmadığı şüpheli olduğu takdirde tereke hakkında,


3
- Ölenin bütün mirasçıları malüm olmazsa, keza tereke hakkında,


4 - Medeni Kanunun 470, 498, 526, 528, 534, 535 ve 574 üncü
maddelerinin uygulandığı hallerde, mirasın resmen idaresini emreder.


 


2 – Sona erme


Madde
34 –
Medeni Kanunun 533 ve bu Tüzüğün 33 üncü maddeleri gereğince mirasın resmen idaresine
mahkemece karar verilen hallerde, resmen idareyi gerektiren sebep ortadan kalkınca,
sulh hakimi, bu idarenin sona erdiğine derhal karar verir.


Resmen
idarenin sona erdiğine karar verilmesini mütaakip, idareye memur edilen kimse, sulh
hakimine, en geç bir hafta içinde idare zamanına ait bütün işlemleri gösterir bir
rapor verir. Raporun birer örneği mahkemece ilgililerine verilir.


Resmen
idare halinin sona ermesi gerektiği yolundaki isteklerin kabul veya reddine dair
kararlar aleyhine ilgililer, genel hükümlere göre, kanun yoluna başvurabilirler.


 


IV – Vasiyetnamenin açılması


1 – Vasiyetnamenin hakime verilmesi


Madde
35 –
Ölenin vasiyetnamesini düzenleyen veya saklayan daire veya mahkeme yahut saklamayı
deruhte eden veya ölenin evrakı arasında bulan herkes, vasiyetnameyi, ölenin son
ikametgahı sulh hakimine derhal verir.


Vasiyetname
resmi ise düzenliyen daire veya mahkeme örneğini gönderir.


Hakim,
vasiyetnamenin kendisine verilmesi üzerine, duruma göre, mümkün olduğu takdirde ilgilileri dinledikten sonra, kanuni mirascıların
mallara geçici olarak vaziyed etmelerine müsaade eder veya mirasın resmen idaresine
karar verir.


 


2 – Vasiyetnamenin açılmasında usul


Madde 36 – Sulh
hakimine verildiği günden itibaren en geç bir ay içinde vasiyetnamenin sulh mahkemesince
açılması gerekir. Ancak, vasiyetçinin öldüğüne dair kesin delil mevcut olmadan vasiyetname
verilmişse, bu delilin sağlanmasına kadar, vasiyetnamenin açılması geri bırakılabilir.


Vasiyetnamenin
açılma gününü sulh hakimi tesbit eder. Adresi bilinen veya bilinmesi mümkün olan
mirascılar, mahkemece uygun görülecek usul ile vasiyetnamenin açılacağı gün ve saat
belirtilerek davet olunur. Bu davet, mirascıların mahkemede hazır bulunmasını mümkün
kılacak süreye riayet edilerek yapılır.


Sulh hakimi, davet edilen günde gelen mirascılar huzurunda,
vasiyetnameyi açar. Davete rağmen hiç bir mirascı gelmemiş olsa dahi vasiyetname
açılır.


Açılan
vasiyetname okunur ve bu durumu tesbit eden bir tutanak düzenlenir ve hakim, zabıt
katibi ve hazır bulunan ilgililerce imzalanır.


Vasiyetname resmi şekilde düzenlenmemişse, metnine, imzasına
ve tarihine dokunmayacak bir yerine, okunduğu
tarih yazılmak ve hakim, zabıt katibi ve hazır bulunan ilgililerce imza edilip okunaklı şekilde mahkeme mührü basılmak suretiyle durum tesbit
edilir. Vasiyetnamenin kağıdında elverişli
yer yoksa altına bir kağıt yapıştırılır ve bu işlem yapıştırılan kağıtta yapılır.
Kağıtların yapıştırılma yeri, yeteri kadar, okunaklı mahkeme mührü ve hakimin imzası
ile tesbit edilir.


Açılan
vasiyetname, hakim tarafından emin bir yerde saklanır.


 


3 – Vasiyetname örneğinin tebliği


Madde
37 –
Vasiyetnamenin açılmasından sonra, lehlerine vasiyet yapılmış veya mirascı tayin
edilmiş olan herkese vasiyetnamenin bu hususa dair hükümlerini ihtiva eden bir örneği, başvurmalar beklenmeksizin, masrafı terekeye
ait olmak üzere, tebliğ olunur. İkametgahı belli olmıyanlara, vasiyetnamede lehine
bir hüküm bulunduğu veya mirascı nasbolunduğu ilanla bildirilir.


 


4 – Mirascılık belgesi


Madde
38 –
Medeni Kanunun 538 inci maddesi gereğince ilgili, sulh mahkemesine, vasiyetnameye
itiraz edeceğini açıkça bildirirse veya tenkis yahut iptal davası açarsa, sulh mahkemesi,
mirascılık sıfatı hakkında resmi belge veremez.


Sulh
hakimine vasiyetnameye itiraz edeceğini bildiren mirascı, bir yıl içinde tenkis
veya iptal davasını açmazsa, Medeni Kanunun 538 inci maddesinin sonfıkrası hükmü
yazılmak suretiyle bir mirascılık belgesi verilir. Açılan tenkis veya iptal davası
red olunursa, bu hükmün kesinleştiğini sulh mahkemesine bildiren mansup mirascıya,
sulh mahkemesince, mirascılık belgesi verilir.


 


5 – Şifahi vasiyet


Madde 39 – Şifahi
vasiyet şahitler tarafından kendisine bildirilen mahkeme, vasiyetcinin son ikametgahı sulh mahkemesi değilse, şifahi vasiyetnameyi
doğrudan doğruya veya Cumhuriyet Savcılığı aracılığiyle derhal vasiyetçinin son
ikametgahı mahkemesine gönderir.


Böyle
bir vasiyetin bulunduğunu haber alan, ölenin son ikametgahı sulh mahkemesi, vasiyetçinin
öldüğü tesbit edilince bu Tüzüğün 35 ve mütaakip maddeleri gereğince işlem yapar.


 


İKİNCİ BÖLÜM


Mirasın reddi


 


I – Reddin şekli


Madde 40 – Medeni Kanunun 549 uncu maddesi gereğince mirascının mirası
reddetmesi halinde, sulh hakimince, reddeden mirascının açık kimliği tesbit edilirve
ayrıca bir tutanak düzenlenerek mirası reddedene veya talep, bu konuda yetkisi olan
vekil tarafından yapılmış ise vekiline imza ettirilip, hakim ve zabıt katibince
de imzalanır. Vekilin vekaletnamesi de bu tutanağa eklenir; durum, mahkemenin esas
defterine işlenir. Red için başvuran kimseye, mirasın reddi amacıyla başvurduğuna
dair, mahkemenin esas defterinin kayıt numarasını ihtiva eden mahkeme mührü ile
mühürlenmiş ve zabıt katibi tarafından kayda uygunluğu tasdikedilmiş bir belge verilir.


 


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Defter tutma


 


I – Defter tutma isteği


Madde
41 –
Defter tutma isteği, ölenin son ikametgahı sulh hakimine yazılı veya sözlü beyan
ile olur. Sözlü beyan tutanağa geçirilerek, beyanda bulunana imza ettirilir.


 


II – Defterin muhteviyatı


Madde 42 – Mirası
reddetmek hakkını haiz olan mirascılardan biri, mirası red için belirli olan sürenin
dolmasından itibaren bir ay içinde defter tutma isteğinde bulunduğu takdirde, sulh
hakimi tarafından ölenin menkul ve gayrimenkul mallarının durumunu ve müfredatını
ve alacak ve borçlarının miktarını gösterir bir defter yapılır.


Deftere, bütün menkul mallar sıra numarası altında, cinsi,
nev'i, adedi ve tesbit edilen kıymeti gösterilmek ve her malın nerede bulunduğu
belirtilmek suretiyle kaydı yapılır. Koleksiyon halindeki eşya bir kalemde ve aynı
numara altında gösterilir. Aynı nev'iden veya birbirine benzer eşya mümkün olduğu
takdirde birlikte tasnif olunur. Gayrimenkul mallar ile bu malları kayıtlıyan ayni
haklar varsa tapu kayıtlarıyla beraber yazılır. Gayrimenkuller, adi veya hasılat
kirası suretiyle kiraya veya işletmeye verilmiş ise, kiracıların hüviyet ve ikametgahları
ve sözleşmenin süresi ve kira karşılığının miktarı gösterilir. Bir mal, üçüncü şahsın
elinde bulunup da istihkak iddiası ileri sürülmüşse, bunların isimleri ve iddianın
ilişkin bulunduğu malın sıra numarası ve belge ibraz edilmiş ise mahiyeti, tarihi
ve numarası gösterilir.


Saklanması
masraflı veya bozulması muhtemel olan mallar açık artırma yoluyla veya hakimin gerekçeli
kararına istinaden pazarlıkla sattırılır.


Ölenin
ticaret, sanat veya ziraatının devamına lüzum görülürse, hakim, bu işleri yapmak
üzere bir kayyım tayin eder.


 


III – İlan yolu ile tebligat


1 – İlanın muhteviyatı ve yeri


Madde
43 –
Yukarıki maddelere göre defter tutulmaya başlanınca hakim, ölenin alacak ve borçlarını,
tesbit edeceği süre içinde kayıt ettirmek üzere başvurmaları için ilgililere ilan
yolu ile tebligat yapar. Bu hususta verilecek süre bir aydan az ve iki aydan çok
olamaz.


İlanda;


1 – Ölen kimsenin adı, soyadı, meslek ve sanatı, ikametgahı
ve kefaletten dolayı alacaklı olanlar da dahil olduğu halde ölenin bütün alacaklıları
ile borçlularının ilk ilandan itibaren belirtilen süre içinde alacak ve borçlarını
-varsa belgeleriyle birlikte- kaydettirmeleri lüzumu,


2
– Alacaklarını zamanında yazdırmayan alacaklıların mirasçıyı ne şahsen ve ne de
terekeye izafeten takip edemiyecekleri ve verecekleri evrak ve belgeler karşılığında
makbuz isteyebilecekleri,


belirtilir.


Resmi
kayıtlardan yahut ölenin evrakından anlaşılan alacak ve borçlar doğrudan doğruya
deftere geçirilir ve durum alacaklılara ve borçlulara bildirilir.


Bu
şekilde tesbit edilmesi mümkün olmayan alacak ve borçlar için, hakim faideli gördüğü
takdirde, ölenin son ikametgahında ve ölenin iş münasebeti mevcut olan yurt içi
ve dışı diğer yerlerde de uygun göreceği şekillerde alacaklı ve borçluların başvurmaları
için gerekli ilanları yapabilir.


 


2 – İlanın şekli:


Madde
44 –
Gazete ile ilan yapılırsa ilk ilanın gazetede yayımlandığı tarih yukarıki maddede
gösterilen süreye başlangıç olur.


Mahkeme,
o mahallin işlek bir yerinde asılma suretiyle ilana karar verirse, ilanı oraya koymakla
görevli kıldığı memur, ilanın asıldığı yerin açık adresini ve ilanın asıldığı tarihi
bir tutanakla tesbit eder ve tutanağı derhal mahkemeye verir. Asılma süresinin sonunda
da ilan aynı şekilde bir tutanakla kaldırılır ve tutanak derhal mahkemeye verilir.
Tutanaklar dosyada saklanır. Yukarıki maddede gösterilen süre, ilanın kaldırıldığı
tarihten işler.


Hem
gazete ile hem asılmak suretiyle ilan yapılmışsa, süre, asılan ilanın kaldırıldığı
tarihten işlemeye başlar.


 


IV – Belgelerin saklanması


Madde
45 –
İlan üzerine başvuran alacaklı ve borçluların alacak ve borçları bir deftere kayıt
olunarak ibraz ettikleri belgeler hakimin takdir edeceği emin bir yerde saklanır
ve ibraz edilen belgelerin tasdikli birer örneği istekleri üzerine, masrafı alınmak
suretiyle kendilerine verilir.


 


V – Kaydın sona ermesi ve defterin işlenmesi


Madde
46 –
Alacak ve borçların kaydı için tayin olunan sürenin sonunda kayıt işlemine son verilir.


Yukarıda
yazılı esaslara uygun şekilde düzenlenen defter ilgililerin incelemeleri için en
az bir en çok iki ay süreyle, açık bulundurulur.


 


VI – Defter tutma sırasındaki idari tasarruflar


Madde
47 –
Defter tutma işleminin devamı süresince yapılmaması terekenin zararına sebep olacak
acele tamirat, iflas masasına ölenin alacağını kaydettirmek; olgunlaşmış mahsülü
toplamak, çapalamak, ekilenleri muhafaza etmek, toplanan ve bozulmaya elverişli
olan malların satılması veya ölene ait bulunan ve olduğu gibi muhafazası halinde
kıymetinden kaybedeceği veya kaybetmekte olduğu aşikar olan malların elden çıkarılması
gibi idari tasarruflar yapılabilir ve bu idari tasarrufu yapmasına hakim tarafından
izin verilen mirasçıdan teminat istenmez.


 


VII – Dosya açma ve katibin görevlendirilmesi:


Madde 48 – Medeni Kanunun 560 ıncı maddesi gereğince sulh mahkemesi tarafından
defter tutulmaya başlandığı zaman, buna mahsus ayrı bir dosya açılır ve defter,
hakimin gözetimi altında bu işle görevlendireceği katibe tutturulur. Defter tutma
işlemi sona erince, defterin her sahifesi, hakim ve bu işle görevli katip tarafından
imzalanır.


 


VIII – Defter tutma masrafları


Madde
49 –
Terekenin mevcut parası defter tutma masraflarını sağlıyacak durumda değilse, bu
masraf sonradan mahsubu yapılmak üzere, defter tutulmasını isteyen mirasçıdan avans
olarak alınır.


 


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM


Resmi tasfiye


 


I - Resmi tasfiye isteği


Madde
50 –
Resmi tasfiye isteği, ölenin son ikametgahındaki sulh hakimine yazılı veya sözlü
beyan ile olur. Sözlü beyan tutanağa geçirilerek beyanda bulunana imza ettirilir.


 


II – Resmi tasfiyeyi yapacak olanlar


Madde 51 – Resmi
tasfiyeyi sulh hakimi yapar. Bu işi dilerse gözetimi altında bir veya birkaç kişiye
de yaptırabilir.


 


III – Tasfiye memurunun görev ve yetkileri


Madde
52 –
Defter tutma sonunda terekenin mevcudunun borçları karşılayacağı anlaşılırsa, ölenin işyeri tasfiye, borçları ifa,
alacaklar tahsil edilir ve belirli şeylere dair vasiyeti mevcuda göre yerine getirilir.


Bu Tüzükte aksine hüküm bulunmıyan hallerde, tasfiye memuru,
Türk Ticaret Kanununun 211 inci ve mütaakıp maddelerine göre iflas etmemiş bir kolektif
şirketin tasfiyesindeki tasfiye memurunun görev ve yetkilerine sahiptir.


 


IV – Malların paraya çevrilmesi:


1 – Genel olarak


Madde
53 –
Tasfiyenin amacı, ölenin borçlarının ödenmesidir. Tasfiye memuru, borçları ödemek
için ihtiyaç nispetinde malları paraya çevirir. Malların, mümkün mertebe, olduğu
gibi kalmasını ve mirasçıların eline bu şekilde geçmesini sağlamağa çalışır.


Tasfiye
için lüzumlu olmıyan mallar tasfiye tamamlanmadan da mirasçılara teslim edilebilir.


 


2 – Menkullerin paraya çevrilmesi


Madde
54 –
Menkul malların paraya çevrilmesinde açık artırma usulü esastır.


Tasfiye
memuru basiretli bir iş adamı gibi hareket ederek faideli gördüğü takdirde, gerekçesini
de göstermek şartiyle menkul malı pazarlıkla da satabilir.


 


3 – Gayrimenkullerin paraya çevrilmesi


Madde
55 –
Gayrimenkullerin İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre açık artırma ile paraya çevrilmesi
esastır.


Bütün
mirasçılar pazarlıkla satış veya ihtiyari artırma ile paraya çevirme usulünde birleşirlerse,
durum, tasfiye memuru tarafından sulh hakimine bildirilir. Ancak, sulh hakimi, bu
takdirde terekenin borcunu tamamen kapanacağına kanaat getirmez ve gayrimenkulün
açık artırma ile satılması halinde daha fazla edeceği kanaatına varırsa açık artırma
usulünü tercih eder.


Terekenin
borcunun tamamen ödenebilecek duruma geldiğine sulh hakimince kanaat getirilmesi
ve mirasçıların tamamının talip ve muvafakatı halinde, hakim, yalnız mirasçılar
arasında artırmaya karar verir. Bu halde ihtiyari artırma usulü uygulanır.


İhtiyari
artırma sonucunda gayrimenkul kendisine ihale edilen kimse ihale bedelini en geç
on gün içinde ödemeye mecburdur. Bu süre sulh hakimi tarafından uzatılamaz. Kendisine
ihale yapılan kimse, süresi içinde ihale bedelini ödemezse, ikinci bir artırma yapılır.
İki ihale bedeli arasındaki farkı ilk ihale yapılan kimse öder. İkinci ihalenin
de neticesiz kalması halinde, sulh hakimi, gayrimenkulün açık artırma ile satılmasına
karar verir.


İhtiyari
artırma sonucunda gayrimenkul kendisine ihale edilen kimse bedeli tamamen ödeyince,
sulh hakiminin artırmaya memur ettiği şahıs tarafından tapu sicil muhafızlığına
yazılacak tezkere hakimlikçe tasdik edilir ve tapuya tesciliçin evrakı müsbite olarak
sicil muhafızlığına gönderilir. Bu tezkere, tapu siciline tescilin hukuki sebebini
teşkil eden satış akdinin belgesi olur ve aynı zamanda Medeni Kanunun 924 üncü maddesine
göre tescil isteği yerine geçer.


 


V – Resmi tasfiyenin sona ermesi


1 – Defter düzenlenmesi


Madde 56 – Tasfiyeye
memur edilen kimse veya kimseler tasfiye sonunda bu Tüzüğün 41 inci ve mütaakip
maddeleri gereğince başlangıçta düzenlenen deftere ilaveten, tasfiye sırasında yaptıkları
ödemeleri, aldıkları paraları ayrı ayrı tarihleriyle kime ödendiği veya kimden alındığı
meşruhatını da vermek suretiyle tamamlayıcı bir defter daha tutarak sulh hakimine
verirler.


Hakim,
tasfiyeye memur kimselerden gereken bilgiyi alır ve incelemeleri yapar. Bu inceleme,
yalnız mirasın resmen idaresini gerektiren hallerin son bulup bulmadığına münhasır
olmayıp, tasfiye memurlarının görevlerini gereği gibi yapıp yapmadıklarını da kapsar.


Sulh hakimi, tasfiye memurlarının işlemlerinde gördüğü noksanları
kendilerine tamamlatır.


 


2 – Tasfiye sonunda tereke


Madde
57 –
Tasfiye memurunun görevi, tasfiye sonucunda kalan mal ve alacakları mirasçıların
emrine amade kılmakla sona erer. Terekenin tasfiyeden artan kısmının taksimi tasfiye
memurunun görevi dışındadır.


Tasfiye memuru, tasfiye tamamlandıktan sonra dahi, ilerde
bazı borçların ortaya çıkması ihtimalini gözönünde tutarak, bir miktar parayı ayırabilir.
Mirasçılar yeteri kadar teminat gösterirlerse bundan vazgeçilir.


 


VI – İflas usulü ile tasfiye


Madde 58 – Tutulan
deftere göre mevcudun borca yetişmediği anlaşılır veya başlangıçta mevcudun borcu
karşılayacağı kanaatı ile alelade tasfiyeye başlanıp sonradan mevcudun borca yetişmiyeceği
sonucuna varılırsa, sulh hakimi, durumu derhal alacaklılara bildirir ve iflas usulü
ile tasfiyeye karar vererek bu tasfiyeyi yapmak için bir veya bir kaç memur tayin
eder.


Bu
tasfiye, İcra ve İflas Kanununun iflasa dair hükümlerine göre yapılır.


 


VII – Tasfiye memurunun ücreti


Madde
59 –
Tasfiye memurunun ücreti, sarfettiği emeğe ve terekenin geliri ile işin mahiyetine
göre, sulh hakimi tarafından tesbit edilir.


 


BEŞİNCİ BÖLÜM


Terekenin paylaştırılmasından önce yapılacak
işlem


 


I – Miras şirketine mümessil tayini isteği


Madde 60 – Miras
şirketine mümessil tayini isteği, ölenin son ikametgahı sulh hakimine yazılı
veya sözlü bir beyan ile olur. Sözlü beyan tutanağa geçirilerek beyanda bulunana
imza ettirilir.


 


II – Defter düzenlenmesi ve malların
teslimi


Madde 61 – Terekeye
ait mallar ve borçlar, miras şirketi mümessiline, tutulan bir defter gereğince teslim
olunur.


 


III – Deftere itiraz:


Madde
62 –
Yukarıki madde hükmüne göre tutulan defterin, aslı sulh mahkemesinde alıkonularak,
tasdikli birer örneği mirasçılara verilir.


Mirasçılar,
defterdeki tesbite, defterin kendilerine verildiği tarihten itibaren sekiz gün içinde
sulh hakimine yazılı olarak itiraz edebilirler.


 


IV – Mümessilin hesap vermesi


Madde
63 –
Mümessil, idaresine verilen malların belgelere dayanan hesabını her üç ayda bir
mirasçılara ve hesabın bir örneğini de sulh hakimine verir. Şikayet halinde, hesap,
bir muhasip marifetiyle incelettirilerek, ortaya çıkacak duruma göre, vasi hakkındaki
hükümler uyarınca, tereke mümessili hakkında işlem yapılır.


 


ALTINCI BÖLÜM


Paylaştırma


 


I – Paylaştırma davası


Madde
64 –
Medeni Kanunun üçüncü Kitabının Onyedinci Babının ikinci faslı hükümlerine göre,
terekenin mirasçılar arasında paylaştırılmasında yetkili mahkeme, Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 561 inci ve mütaakıp maddeleri hükümlerini uygular.


 


II – Payların teşkili


Madde
65 –
Medeni Kanunun 590 ıncı ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 562 nci maddeleri
gereğince, paylar, mahkeme tarafından teşkil olunduktan sonra mirascıların uyuşamaması
halinde, payların tahsisi için hakim bütün mirasçıları davet ederek kura çektirir.
Kura sonucu bir tutanakla tesbit edilir.


Bu
hususta mahkemece verilen taksim kararı kesinleşince, her mirascıya, hissesi müstakil
mülkü olarak verilir.


 


III – Malların satılması


Madde
66 –
Medeni Kanunun 591 inci maddesinin uygulanması gereken hallerde sulh hakimi satışa
karar verirse, artırmanın açık olacağını veya münhasıran mirasçılar arasında yapılacağını
da kararında gösterir.


 


IV – Aile için yapılan fedakarlığa karşı
tazminat isteği


Madde 67 – Mirasın
paylaştırılması sırasında Medeni Kanunun 610 uncu maddesindeki şekilde bir iddia
ileri sürülür ve mirasçılar bunu kabul etmezse, hak iddia edene, Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 567 nci maddesindeki halde on gün içinde dava açması için hakim tarafından
mühlet verilir. Bu süre içinde dava açılmazsa paylaştırmaya devam olunur.


 


BEŞİNCİ
KISIM


Çeşitli hükümler


 


I – Yönetmelikle düzenlenecek hususlar


Madde
68 –
Velayet, vesayet ve miras işlerini gören mahkemelerde tutulacak defterler, dosyalar,
tutanaklar ve sair evrakla ilgili hususlar Adalet Bakanlığınca çıkarılacak bir Yönetmelikte
gösterilir.


 


II – Yürürlükten kaldırılan hükümler


Madde
69 –
27/2/1934 günlü ve 2/220 sayılı kararname ile yürürlüğe konulmuş olan "Kanunu
Medeninin Velayet, Vesayet ve Miras Hukukuna Mütaallik Hükümlerinin Tatbik Suretine
dair Nizamname"nin 6 - 18 inci maddeleri bu Tüzüğün 68 inci maddesi gereğince
hazırlanacak yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihte; diğer maddeleri
ise bu Tüzüğün yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükten kalkar.


 


III – Yürürlük tarihi


Madde
70 –
Danıştay'ca incelenmiş olan bu Tüzük hükümleri Resmi Gazetede yayımı tarihinden
otuz gün sonra yürürlüğe girer.


 


IV – Yürütme


Madde 71 – Bu Tüzük hükümlerini Bakanlar Kurulu
yürütür.











[1] 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı “Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanun 22 nci maddesi ile; 4721 sayılı Türk Medeni
Kanununda öngörülen tüzük ve yönetmeliklerin 1/1/2001 tarihinden itibaren bir
yıl içinde çıkarılacağı ya da yürürlükteki tüzük ve yönetmeliklerde gerekli
değişiklikler yapılacağı, bu düzenlemeler yapılıncaya kadar yürürlükteki tüzük
ve yönetmeliklerin Türk Medeni Kanununa aykırı olmayan hükümlerinin
uygulanmasına devam edileceği hükme bağlanmıştır. Daha sonra, 21/7/2003 tarihli
ve 2003/5960 sayılı “Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras
Hükümlerinin Uygulanmasınına İlişkin Tüzük”ün 58 inci Maddesi ile 24/7/1965
tarihli ve 6/5100 sayılı Tüzük yürürlükten kaldırılmış ise de, aynı Tüzüğün
Geçici 1 inci Maddesi; “Bu Tüzüğün yürürlüğe girmesinden önce ölmüş olan miras bırakanlar
hakkında 24/7/1965 tarihli ve 6/5100 sayılı ....” Tüzüğün mirasla ilgili
hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağını hüküm altına aldığı için, bu Tüzük
Külliyattan çıkarılmamıştır.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?