Türk Kanunu Medenisinin Yürürlükten Kaldırılmış Hükümleri

Mülga mevzuatNo: 743

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

1299


 


 


TÜRK KANUNU
MEDENİSİNİN YÜRÜRLÜKTEN


                                KALDIRILMIŞ
HÜKÜMLERİ


 


          Kanun
Numarası            : 743


          Kabul
Tarihi                   : 17/2/1926


          Yayımlandığı
R.Gazete   : Tarih: 4/4/1926 Sayı: 339


          Yayımlandığı
Düstur      : Tertip: 3 Cilt: 7 Sayfa: 237


 


             1
– 15/6/1938 tarih ve 3453 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 88)


             Madde
88– (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Erkek
onsekiz ve kadın onyedi yaşını ikmal etmedikçe evlenemez.


             Şu
kadar ki hakim, fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni onbeş yaşını
ikmal etmiş olan erkek ve kadının evlenmesine müsaade edebilir. Ana ve baba ve
vasi de dinlenir.


             2
– 9/3/1954 tarih ve 6333 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 639)


             Madde
639– (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             b)
Fevkalade müruru zaman:


             Madde
639 – Tapu sicilinde mukayyet olmayan bir gayrimenkulü nizasız ve fasılasız
yirmi sene müddetle ve malik sıfatı ile yedinde bulundurmuş olan kimse o
gayrimenkulün kendi mülkü olmak üzere tescili talebinde bulunabilir.


             Tapu
sicilinden maliki kim olduğu anlaşılamayan veya yirmi sene evvel vefat etmiş
yahut gaipliğine hüküm verilmiş bir kimsenin uhdesinde mukayyet olan bir
gayrimenkulü aynı şerait altında yedinde bulunduran kimse dahi o gayrimenkulün,
mülkü olmak üzere tescilini talep edebilir. Tescil ancak hakimin emriyle olur.


             3
– 29/6/1956 tarih ve 6763 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 920)


             Madde
920 fıkra iki – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Bu
tahditler tapu siciline şerh verilmekle gayrimenkul üzerinde sonradan iktisap
olunan rehin sahiplerine karşı dermeyan olunabilir.


             4
– 23/11/1960 tarih ve 138 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 679)


             Madde
679– (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Kaynak, arzın
mütemmim bir cüzü olup mülkiyeti, kaynadıkları toprağın mülkiyeti ile beraber
iktisap olunur. Başkasının arzındaki kaynaklardan istifade irtifak hakkı olarak
tapu siciline kayıt ile tesis olunur.


             Yer
altındaki sular kaynaklar gibidir.





1300


 


             5
– 13/7/1967 tarih ve 903 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 73, 74, 75, 76, 77,
78, 79, 80, 81.)


             Madde
73– (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


                                                                           Tesis


             (A)
TESİS:


             I.
Umumiyet itibariyle:


             Madde
73 – Tesis, bir malın muayyen bir maksada tahsisidir.


             Madde
74 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             II.
Tesisin şekli:


             Madde
74 – Tesis, resmi bir senetle yahut vasiyet tarikı ile vücut bulur.


             Tesisin
mahkeme siciline kaydı, tesis senedi müeddasına ve tesisi teftiş kendisine ait
olan makamın talimatına göre icra olunur.


             Bu
kayıt tesisi idare edeceklerin isimlerini gösterir.


             Madde
75 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             III.
Mirasçıların ve alacaklıların dava hakkı:


             Madde
75 – Hibede olduğu gibi, tesis edenin mirasçıları ve alacaklıları
tarafından, tesise itiraz olunabilir.


             Madde
76 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             (B)
TESİSİN TEŞKİLİ:


             Madde 76 – Tesis senedinde
tesisin uzuvları ve sureti idaresi gösterilir.


             Bunlar
kafi derecede gösterilmemiş olursa tesisi teftiş kendisine ait olan makam
tarafından lazımgelen tedbirler yapılır.


             Tesisi,
gayesine göre teşkil etmek mümkün olamazsa tesis eden itiraz etmedikçe veya
tesis senedinde hilafına sarih bir hüküm bulunmadıkça tesisin malları teftiş
makamı tarafından mümkün mertebe gayece aynı olan diğer bir tesise tahsis ve
teslim olunur.


             Madde
77 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             (C)
TEFTİŞ:


             Madde
77 – Tesis; gayesine göre Devlet, vilayet, belediye ve köyden hangisine
taallük ediyorsa onun teftişine tabidir.


             Teftiş
makamı, tesis mallarının gayesine muvafık surette sarfına nezaret eder.


             Madde
78 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             (D) TADİL:


             I.
Teşkilatın tebdili:


             Madde
78 – İcra Vekilleri Heyeti, teftiş makamının teklifi üzerine tesisin idare
heyetinin tahriri mütalaasını aldıktan sonra mallarını muhafaza veya gayesini
idame için kat'i ihtiyaç bulunduğu halde teşkilatını tebdil edebilir.





1301


 


             Madde
79 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             II.
Gayenin tebdili:


             Madde 79 – Tesisteki gayenin
mahiyet ve şumulü; tesis ile tesis edenin arzusu arasındaki tevafuku açıktan
açığa izale edecek derecede tebeddül etmiş olursa İcra Vekilleri Heyeti; teftiş
makamının teklifi üzerine tesisin idare heyetinin tahriri mütalaasını aldıktan
sonra, gayesini tebdil edebilir. Tesisin gayesini tehlikeye koyan vezaif ve
şeraitin ilga veya tebdili dahi aynı hükümlere tabidir.


             Madde
80 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             (H) AİLE TESİSLERİ
VE DİYANİ TESİSLER:


             Madde
80 – Hukuku amme ahkamı mahfuz kalmak üzere aile tesisleri ve ibadete
müteallik bir hizmetin ifası için münhasıran diyani olan tesisler teftiş ve
murakabeye tabi değildir. Mezkür tesislerin hukuku hususiyeye müteallik ihtilaflarının
mercii halli, mahkemedir.


             (V)
FESİH:


             I.
Kanunen ve hakimin karariyle:


             Gayesi
gayrikabili husul bir hale gelen tesis, kendiliğinden münfesih olur.


             Gayesi
kanuna yahut adabı umumiyeye muhalif olduğu takdirde tesis, hakim tarafından
fesholunur.


             Madde
81 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             II.
Dava hakkı ve kaydın terkini:


             Madde 81 – Tesisin feshini,
teftiş makamı veya her alakadar talep edebilir.


             Fesih,
terkini kayıt için memuruna tebliğ olunur.


             6
– 13/2/1973 tarih ve 1659 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 453)


             Madde
453 fıkra üç – (13/7/1967 tarih ve 903 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Ancak vakfın
gelirinin % 20 si kendisine bırakılan mahfuz hisseli mirasçılar tenkis davası
açamazlar.


             7
– 21/5/1981 tarih ve E. 1980/29, K. 1981/22 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile
iptal edilmiş hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 310)


             Madde
310 fıkra iki – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Münasebeti cinsiye
zamanında, müddeaaleyh evli ise; hakim, babalığa hükmedemez.


             8
– 16/6/1983 tarih ve 2846 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 253)


             Madde
253 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Evlat edinme hakkı
en az kırk yaşında olup ta nesebi sahih, füruu bulunmayanlara münhasırdır.
Evlat edinen kimsenin evlatlıktan en az onsekiz yaş büyük olması şarttır.





1302


 


             9
– 16/4/1986 tarih ve 3276 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: Geçici Madde)


             (İşlenemeyen
hükümlerde yeralan) Geçici Madde – (16/6/1983 tarih ve 2846 sayılı Kanunun
hükmüdür.)


             Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mümeyyiz olmayan küçükleri birlikte
evlat edinmiş olanlar, Kanunun yürürlüğünü izleyen bir yıl içinde, ilgili
mercilere başvurmak suretiyle yukarıdaki hükümlerin kendileri hakkında da
uygulanmasını isteyebilirler. Ancak, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihte reşit
ve mümeyyiz olan evlatlıklar ile ilgili olarak bu madde esaslarına göre
yapılacak uygulamada evlatlıkların da muvafakatları aranır.


             10
– 4/5/1988 tarih ve 3444 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 24, 94, 96,
134,137, 142, 144, 145.)


             Madde
24 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             2 – Dava hakkı:


             Madde 24 – Şahsi
menfaatlerinde haksız tecavüze uğrayan kimse, hakimden tecavüzün menini talep
edebilir.


             Maddi
veya manevi tazminat namiyle muayyen bir meblağ davası ancak kanunun tayin
ettiği halde ikame olunur.


             Madde
94 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Gaipliğine
hükmolunan kimsenin kocası veya karısı; hakim, evliliğin feshine hükmetmedikçe
evlenemez.


             Gaibin
karı veya kocası evliliğin feshini gaiplik davasiyle birlikte talep edebileceği
gibi ayrıca da dava edebilir. Boşanma hakkındaki usul burada dahi caridir.


             Madde
96 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Boşanma ile
birbirinden ayrılmış olan karı ve koca, hakim tarafından tayin olunan memnuiyet
müddeti içinde, tekrar evlenemez.


             Karı
ve koca birbirleriyle evlenmek isterlerse, bu müddet hakim tarafından
kısaltılabilir.


             Madde
134 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             VI.
İmtizaçsızlık:


             Madde
134 – Aralarında müşterek hayatın çekilmez bir hale gelmesini mucip olacak
derecede şiddetli bir geçimsizlik başgösterdiği takdirde karı kocadan her biri,
boşanma davasında bulunabilir.


             Eğer
geçimsizlik, iki taraftan birine daha ziyade kabili isnat ise boşanma davasını
ikame hakkı ancak diğer tarafa aittir.


             Madde
137 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             III. Muvakkat
tedbirler:


             Madde
137 – Hakim, davanın ikamesini mütaakıp lazım gelen ve bilhassa kadının
iskan ve infakına ve karı kocanın mali münasebetlerine ve çocukların
muhafazasına mütaallik muvakkat tedbirleri ittihaz eder.





1303


 


             Madde
142 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Boşanma hükmünde
kabahatli olan tarafın yeniden evlenememesi için hakim, bir seneden az ve iki
seneden fazla olmamak üzere bir müddet tayin eder.


             Hakim
tarafından hükmedilen ayrılığın müddeti buna mahsubedilir.


             Madde
144 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             2
– Nafaka:


             Madde
144 – Kabahatsız olan karı yahut koca, boşanma neticesi olarak büyük bir
yoksulluğa düşerse, diğeri boşanmaya sebebiyet vermemiş olsa dahi kudreti ile
mütenasip bir surette bir sene müddetle nafaka itasına mahküm edilebilir.


             Madde
145 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             3 – İrat:


             Madde
145 – Bir mukavele veya hüküm ile kendisine maddi ve manevi tazminat veya
nafaka olarak bir irat tahsis edilmiş olan karı veya koca, yeniden evlenirse bu
irat kat'olunur. Yoksulluğu sebebiyle kendisine nafaka tayin edilmiş olan karı
veya kocanın yoksulluğu zail olmuş veya hissolunacak derecede azalmış ise,
borçlunun talebi üzerine nafaka kat veya tenzil olunur. Borçlunun mali kudreti
nafaka miktarına nazaran azaldığı surette dahi aynı hüküm caridir.


             11
– 4/7/1988 tarih ve 336 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 36) (1)


             Madde
36 fıkra iki – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Yabancı
memleketlerdeki Türkiye mümessillerine, İcra Vekilleri Heyetince nüfus
memurluğu salahiyeti verilebilir.


             12
– 29/11/1990 tarih ve E: 1990/30, K: 1990/31 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı
ile iptal edilmiş hükümlerin metinleri. (Madde numarası : 159.)


             Madde
159 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             (c) KARININ MESLEK
VEYA SANATI :


             Karı
koca mallarını idare için hangi usulü kabul etmiş olursa olsun karı, kocanın
sarahaten veya zımnen müsaadesi ile bir iş veya sanat ile iştigal edebilir.


             Kocanın
izinden imtinaı halinde, karı, kendisinin bir iş veya bir sanat ile iştigal etmesi
birliğin veya bütün ailenin menfaati icabı olduğunu ispat ederse bu izin, hakim
tarafından verilebilir. Koca, karısını bir iş veya sanat ile iştigalden
menettiği takdirde keyfiyet katibi adil marifetiyle ilan edilmedikçe hüsnü
niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez.


             13
– 14/5/1997 tarih ve 4248 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya
değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri. (Madde numaraları: 153)


             Madde
153 fıkra bir – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)


             Karı, kocasının
aile ismini taşır.


——————————


(1)    4/7/1988
tarih ve 336 sayılı KHK, 7/2/1990 tarih ve 3612 sayılı Kanun ile aynen kabul
edilerek kanunlaşmıştır.





1304


 


14
– 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Kanun ile bütün ek ve değişiklikleri
yürürlükten kaldırılan 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı “Türk Kanunu
Medenisi”nin tam metni





1304-1


 


                               TÜRK KANUNU MEDENİSİ (1)


 


          Kanun
Numarası          : 743


          Kabul
Tarihi                 : 17/2/1926


          Yayımlandığı
R. Gazete : Tarih : 4/4/1926   Sayı : 339


          Yayımlandığı
Düstur    : Tertip : 3   Cilt : 7   Sayfa : 237


 


 


BAŞLANGlÇ


 


             (A)
KANUNU MEDENİNİN TATBİKİ :


             Madde
1 – Kanun, lafziyle veya ruhiyle temas ettiği bütün meselelerde mer'idir.
Hakkında kanuni bir hüküm bulunmıyan meselede hakim örf ve adete göre, örfü
adet dahi yok ise kendisi vazıı kanun olsaydı bu meseleye dair nasıl bir kaide
vazedecek idiyse ona göre hükmeder.


             Hakim
hükümlerinde, ilmi içtihatlardan ve kazai kararlardan istifade eder.


             (B)
MEDENİ HAKLARIN ŞÜMULÜ :


             I
- Umumi vazifeler :


             Madde
2 – Herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine
riayetle mükelleftir.


             Bir
hakkın sırf gayri izrar eden suiistimalini kanun himaye etmez.


             hibe                         -
bağışlama                          mebi                        - satılan


             vahip                       -
bağışlıyan                          icar                          - kira


             mevhubüleh            -
bağışlanan                         icare                        - kiralama


             mali
mevhup           - bağışlanılan                       mucir                      -
kiralıyan


             beyi                         -
satım                                  müstecir                  - kiracı


             şira                          -
alım                                   mecur                      - kiralanan


             müşteri                    -
alıcı                                    ecir                          - işçi


             bayi                         -
satıcı                                  bedeli icar               - kira
karşılığı


             II
- Hüsnü niyet :


             Madde
3 – Bir hakkın doğumu için kanunen hüsnü niyet şart kılınan hallerde asil
olan, onun vücududur. Ancak, icabı hale göre kendisinden beklenen ihtimamı
sarfetmiyen kimse hüsnü niyet iddiasında bulunamaz.


             III
- Hakimin takdiri :


             Madde
4 – Kanun takdir hakkı verdiği ve icabı hale yahut muhik sebeplere nazaran
hüküm vermekle mükellef tuttuğu hususlarda hakim, hak ve nasfetle hükmeder.


             (C) 
BORÇLARIN UMUMİ KAİDELERİ :


             Madde
5 – Akitlerin inikadına ve hükümlerine ve sukutu sebeplerine taallük eden
borçlar kısmında beyan olunan umumi kaideler medeni hukukun diğer kısımlarında
dahi caridir.


——————————


(1)    18/4/1929
tarihli ve 1424 sayılı Kanunun 343. maddesine göre aşağıda yazılı olan ve bu
Kanunda kullanılan istilah ve tabirler yerine aşağıdaki kelime ve tabirler
geçmiştir.





1304-2


 


             (D) 
BEYYİNE :


             I
- Beyyine külfeti :


             Madde 6 – Kanun, hilafını emretmedikçe tarafeynden her biri müddeasını ispata
mecburdur.


             II
- Resmi sicil ve senetler :


             Madde
7 – Resmi sicil ve senetlerin doğru olmadığı sabit oluncaya kadar
münderecatı ile amel olunur. Bu münderecatın doğru olmadığını ispat, bir şekil
mahsusa bağlı değildir.


 


BİRİNCİ KİTAP


Şahsın Hukuku


 


BİRİNCİ BAP


Hakiki şahıslar


 


BİRİNCİ FASIL


Şahsiyet


             (A) 
ŞAHSİYET:


             I
- Medeni haklardan istifade :


             Madde
8 – Her şahıs medeni haklardan istifade eder. Binaenaleyh kanun dairesinde
haklara ve borçlara ehil olmakta herkes müsavidir.


             II
- Medeni hakların kullanılması :


             1
– Mevzuu


             Madde
9 – Medeni hakları kullanmağa salahiyettar olan kimse iktisaba da iltizama
da ehildir.


             2
– Şartları


             a)
Umumiyet itibariyle


             Madde
10 – Mümeyyiz olan reşit, medeni hakları kullanmağa salahiyettardır. 


             b)
Rüşt


             Madde
11 – Rüşt, on sekiz yaşın ikmaliyle başlar. Evlenme, kişiyi reşit kılar.


             c) 
Kazai rüşt


             Madde
12 – On beş yaşını ikmal eden küçük, kendi rızası ve ana ve babasının
muvafakatı ile mahkemei asliyece mezun kılınabilir.Vesayet altında ise, vasi de
dinlenir.


             d)
Temyiz kudreti


             Madde
13 – Yaşının küçüklüğü sebebiyle yahut akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
veya sarhoşluk ve bunlara benzer sebeplerden biriyle makul surette hareket
etmek iktidarından mahrum olmayan her şahıs, Kanunu Medenice mümeyyizdir.


             III
- Medeni hakları kullanmağa ehliyetsizlik :


             1
– Umumiyet itibariyle :


             Madde
14 – Mümeyyiz olmayan ile küçükler ve mahcurlar medeni hakları kullanmak
salahiyetinden mahrumdurlar.





1304-3


 


             2
– Temyiz kudretini haiz olmamak:


             Madde
15 – Mümeyyiz olmayan şahsın tasarrufu, hukuki bir hüküm ifade etmez.
Kanunda muayyen istisnalar bakidir.


             3
– Temyiz kudretini haiz küçük veya mahcur:


             Madde
16 – Mümeyyiz bulunan küçükler ile mahcurlar, kanuni mümessillerinin
rızaları olmadıkça bizzat kendi tasarruflariyle iltizam edemezler. Ivazsız
iktisapta ve münhasıran şahsa merbut hakları kullanmakta bu rızaya muhtaç
değillerdir. Haksız fiillerinden mütevellit zararlardan mesuldurlar.


             IV
– Hısımlık ve sıhri hısımlık :


             1
– Kan hısımlığı:


             Madde
17 – Hısımlığın derecesi, nesillerin adedi ile taayyün eder.Birbirinin
sulbünden gelenler arasındaki hısımlık usul ve füru hısımlığı ve birbirinin
sulbünden gelmeyip te müşterek bir sulpten gelenler arasındaki hısımlık civar
hısımlığıdır.


             2
– Sıhrî hısımlık:


             Madde
18 – Karı ve kocadan her birinin kan hısımları diğerinin aynı derece sıhrî
hısımları olur.


             Evlenmenin
zevaliyle, sıhri hısımlık zail olmaz.


             V
– İkametgah :


             1
– Tarifi:


             Madde 19 – Bir kimsenin
ikametgahı, yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda
birden ziyade ikametgahı olamaz.


             Bu
fıkranın hükmü, ticari ve sınai müesseseler hakkında cari değildir.


             2
– İkametgahın değiştirilmesi :


             Madde
20 – Bir ikametgahın değişmesi, yenisinin ittihazına mütevakkıftır. Bir
kimsenin evvelce bir ikametgahı mevcut olduğu tayin edilemediği veyahut
memaliki ecnebiyedeki ikametgahını terketmekle beraber Türkiyede henüz yeni bir
ikametgaha sahip olmadığı takdirde elyevm sakin olduğu mahalle, ikametgahı
nazariyle bakılır.


             3
– Kanuni ikametgah:


             Madde
21 – Kocanın ikametgahı karının ve ana ve babanın ikametgahı velayetleri
altındaki çocuğun ve mahkemenin bulunduğu yer vesayet altındaki kimsenin
ikametgahı addolunur.


             İkametgahı
belli olmayan kimsenin karısı, veya kocasından ayrı yaşamağa mezun olan kadın
kendisine ayrı bir ikametgah ittihaz edebilir.


             4
– Müesseselerde bulunmak:


             Madde
22 – Mektebe devam için bir yerde bulunmak veya bir terbiye müessesesine,
bir hastaneye ve darülacezeye ve bir ceza müessesesine konulmak ikametgah
ittihazını tazammun etmez.


             (B)
ŞAHSİYETİN HİMAYESİ:


             I
– Umumiyet itibariyle:


             1
– Devir ve takyit yasağı ve istisnaları(1)


             Madde 23 – Kimse, medeni haklardan ve
onları kullanmaktan kısmen olsun feragat edemez.


——————————


(1)    Madde
başlığı, 14/11/1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





1304-4


 


             Kimse,
hürriyetini ferağ edemediği gibi kanuna veya adabı umumiyeye mugayir surette
takyit dahi edemez.


             (Ek
: 14/11/1990 - 3678/1 md.) Ancak, yazılı rıza üzerine insan kökenli
biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Şu kadar ki,
biyolojik madde verme borcu altına giren kimse aleyhine ifa talebinde
bulunulamayacağı gibi maddi ve manevi tazminat davası da açılamaz.


             2.
Tecavüz halinde


             a)
İlke


             Madde
24 – (Değişik: 4/5/1988 - 3444/1. md.)


             Hukuka
aykırı olarak şahsiyet hakkına tecavüz edilen kişi, hakimden, tecavüzde
bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.


             Şahsiyet
hakkı ihlal edilenin rızasına veya üstün nitelikte bir özel ya da kamu yararına
veya kanunun verdiği bir yetkiye dayanmayan her tecavüz hukuka aykırıdır.


             b)
Dava hakları


             Madde
24/a – (Ek: 4/5/1988 - 3444/1. md.)


             Şahsiyet
hakkı hukuka aykırı olarak tecavüze uğrayan veya bir tecavüz tehlikesi
karşısında bulunan kişi, tecavüze son verilmesini veya tecavüz tehlikesinin
önlenmesini talep edebileceği gibi, sona ermesine rağmen etkisi devam eden
tecavüzün hukuka aykırılığının tespitini ve gerekiyorsa kararın yayınlanmasını
ya da üçüncü kişilere bildirilmesini talep edebilir.


             Maddi
ve manevi tazminat davaları açma hakkı ile birlikte bu tecavüzden elde edilen
kazançları vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca talep etme hakkı saklıdır.


             Manevi
tazminat talebi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez ancak miras
yoluyla intikal eder.


             Davacı
şahsiyet haklarının himayesi için kendi ikametgahı veya davalının ikametgahı
mahkemesinde de dava açabilir.


             Davacı
aynı zamanda maddi ve manevi tazminat ile vekaletsiz iş görme hükümleri
uyarınca tecavüzden elde edilen kazancın kendisine verilmesini birlikte talep
etmiş ise, bu davaları da kendi ikametgahı mahkemesinde de açabilir.


             II
- İsim üzerindeki hak:


             1
– İsmin himayesi:


             Madde
25  – İsmi ihtilafa mahal veren kimse, hakimden hakkının tanınmasını talep
edebilir. İsmi gasbolunmasiyle mutazarrır olan kimse, bunun menini ve taksir
vukuu takdirinde maddi tazminat talebi hakkına halel gelmemek üzere maruz
kaldığı haksızlığın mahiyeti icabediyorsa manevi tazminat namiyle bir meblağ
itasını da talep edebilir.


             2
– İsmin değişmesi:


             Madde
26 –  Muhik sebeplerden binaen bir kimse isminin değiştirilmesini
isteyebilir. İsmin değişmesi nüfus siciline kayıt ve ilan olunur.


             Şahsın
ismi değişmekle ahvali değişmez.


             Bir
ismin değişmesinden mutazarrır olan kimse ıttıla gününden itibaren bir sene
içinde tebdil kararına itiraz edebilir.


             (C) 
ŞAHSİYETİN BAŞLANGICI VE SONU :


             I
- Doğum ve ölüm :


             Madde
27 – Şahsiyet, çocuğun sağ olarak tamamiyle doğduğu andan başlar ve ölüm
ile nihayet bulur.


             Çocuk
sağ doğmak şartiyle ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni  haklarından
istifade eder.


             II
- Sağlığın ve ölümün ispatı:


             1
– Beyyine külfeti:


             Madde 28 – Bir hakkın
kullanılması için bir kimsenin vücudunu yahut öldüğünü yahut muayyen bir
zamanda veya diğer bir şahsın vefatında sağ bulunduğunu iddia eden kimse,
iddiasını ispata mecburdur.


             Hangisinin
evvel veya sonra öldüğünü tayin mümkün olmaksızın ölenler, bir anda ölmüş
sayılırlar.





1304-5


 


             2
– Ahvali şahsiye beyyineleri:


             a)
Umumiyet itibariyle :


             Madde
29 – Doğum ve ölüm nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur. Nüfus
sicilinde kayıt bulunmaz veya mevcut kaydın doğru olmadığı tahakkuk ederse
keyfiyet her hangi bir delil ile ispat olunabilir.


             (Ek:
4/5/1988 - 3444/2. md.) Doğumdan sonra meydana gelen cinsiyet
değişikliğinin asgari sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi halinde nüfus
sicilinde gerekli düzeltme yapılır. Bu konuda açılacak davalarda cinsiyeti
değiştirilen kişi evli ise, eşe de husumet yöneltilir ve aynı mahkeme, varsa
ortak çocukların velayetinin kime verileceğini de tayin eder, cinsiyet değişikliği
kararının kesinleştiği tarihte, evlilik kendiliğinden son bulur.


             b)
Ölüme karine:


             Madde
30 – Ölüsü bulunamıyan bir kimse ölümüne muhakkak nazariyle bakılmağı
icab-edecek ahval içinde kaybolmuş ise o kimse hakikaten ölmüş addolunur.


III
- Gaiplik kararı :


             1
– Umumiyet itibariyle:


             Madde
31 – Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya çoktanberi kendisinden haber
alınamıyan bir kimsenin ölümü pek muhtemel görünürse, hakları ölüme muallak
kimselerin talebi hakim gaipliğe karar verebilir.


             Salahiyettar
hakim gaibin Türkiyedeki son ikametgahı hakimdir; Eğer gaip Türkiyede asla
ikamet etmemiş ise nüfus sicilinde mukayyet bulunduğu ve bu kayıt yoksa
pederinin mukayyet olduğu mahallin hakimidir.


             2
– Usulü muhakeme:


             Madde
32 – Gaiplik kararı talep olunabilmek için, ölüm tehlikesinden en aşağı bir
sene yahut gaibin son haberinden beş sene geçmiş olmak lazımdır.


             Hakim,
gaip hakkında malümatı olan kimseler muayyen bir müddet içinde malümatlarını
bildirmek için usulü dairesinde ilan edilen bir tebliğ ile davet eder. Bu
müddet birinci ilan tarihinden itibaren en aşağı bir senedir


             3
– Talebin sukutu:


             Madde
33 – Kaybolan kimse, ilan müddeti bitmeden meydana çıkar veya kendisinden
haber alınır yahut öldüğü tarih tebeyyün ederse gaiplik talebi sakit olur.


             4
– Hükmü:


             Madde
34 – İlan semeresiz kaldığı takdirde hakim, gaiplik kararını verir. Ölüme
mütaallik haklar, tıpkı gaibin ölümü tebeyyün etmiş gibi kullanılır. Gaiplik
kararı ölüm tehlikesi yahut son haber gününden itibaren hüküm ifade eder.


 


                                                                  İKİNCİ FASIL


                                                        Ahvali
şahsiye sicil kayıtları


 


             (A)
UMUMİYET İTİBARİYLE :


             I
- Sicil :


             Madde
35 – Ahvali şahsiye, buna mahsus sicil kayıtları ile taayyün eder.


             Bu
sicillin nasıl tutulacağı ve kanunun emreylediği beyanların nasıl ve kimler
tarafından yapılacağı, nizamnamesine tabidir.


             II
- Memurlar :


             Madde
36 – Ahvali şahsiye sicilleri, her halde Devletçe mansup memurları
tarafından tutulur. Ahvali şahsiye kayıtlarını tutmak ve suretlerini vermek bu
memurlara mahsustur.





1304-6


 


             (Değişik
: 4/7/1988 - KHK - 336/1 md.; Aynen kabul: 7/2/1990 - 3612/6 md.) Yabancı
memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Dışişleri Bakanlığının teklifi,
İçişleri Bakanlığının katılması ve Başbakanın onayı ile nüfus memurluğu yetkisi
verilebilir.


             III
- Mesuliyet :


             Madde
37 – Ahvali şahsiyeyi kayıtla mükellef nüfus memurları, kendilerinin ve
maiyetlerinin kusurlarından ileri gelen zarardan şahsan mesuldürler.


             IV
- Tashih :


             Madde
38 – Hakimin hükmü olmadıkça ahvali şahsiye sicillinin hiç bir kaydı tashih
edilemez.


             (B) 
DOĞUM SİCİLLİ :


             I
- Doğumun bildirilmesi :


             Madde
39 – Her doğum bir ay içinde nüfus memuruna bildirilir. Anası babası belli
olmayan bir çocuk bulan kimse, çocuğu Hükümete teslim eder.


             II
- Tadile uğrayan kayıtlar:


             Madde
40 – Ahvali şahsiyede vukua gelen değişmeler ezcümle evlenme haricinde
doğan bir çocuğun babası tarafından tanınması, hakimin babalığa hükmetmesi,
nesebin tashihi, evlatlık edinme veya bulunmuş bir çocuğun nesebi taayyün etmek
hususlarından ileri gelen tebeddüller alakadarların talebi veya resmi bir iş'ar
üzerine sicilde ait olduğu künye kenarına yazılır.


             (C)
ÖLÜM SİCİLLİ :


             I
- Ölümün bildirilmesi :


             Madde
41 – Her ölüm ve bulunan her ölü, nihayet on gün içinde nüfus memuruna
bildirilir.


             II
- Ölüsü bulunmayan :


             Madde
42 – Bir kimse ölümüne muhakkak nazariyle bakılmağı icabedecek haller
içinde kaybolursa, ölüsü bulunmamış bile olsa mahallinin en büyük mülkiye
memurunun emriyle künyesine ölmüş kaydı düşürülebilir. Bununla beraber her
alakadar, kaybolan kimsenin ölü veya sağ olduğunun hakim tarafından
hükmedilmesini talep edebilir.


             III
- Gaiplik kararı :


             Madde
43 – Gaiplik kararı hakimin iş'arı ile ölüm sicilline kaydolunur.


             IV
- Kayıtların tashihi :


             Madde
44 – Sicille düşürülen bir kaydın doğru olmadığı anlaşılmak veya hüviyeti
meçhul diye kaydedilen bir kimsenin hüviyeti tayin olunmak veya gaiplik kararı
feshedilmek sebepleri ile zaruri olan sicil tashihleri, künyesinin kenarına
şerh verilmek suretiyle icra edilir.


İKİNCİ BAP


                                                                  Hükmi
şahıslar


                                                                 BİRİNCİ FASIL


                                                                 Umumi
hükümler


             (A)
HÜKMİ ŞAHSİYET :


             Madde
45 – Başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere teşekkül eden cemiyet ve
şirketler ile kendilerine has bir mevcudiyeti ve muayyen bir gayesi bulunan
müesseseler, sicillerine kayıtlarını icra ettirmekle şahsiyet iktisabederler.


             Gayeleri
kanuna ve ahlaka mugayir olan cemiyet ve şirketler ve müesseseler şahsiyet
iktisabedemez.


             (B)
MEDENİ HAKLARDAN İSTİFADE :


             Madde
46 – Hükmi şahıslar; cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış icabı olarak ancak
insana has olanlardan maada bütün hakları iktisap ve borçları iltizam
edebilirler.





1304-7


 


             (C)
MEDENİ HAKLARI KULLANMAK SALAHİYETİ :


             I
- Şartları :


             Madde
47 – Hükmi şahısların medeni hakları kullanmağa salahiyeti, kanuna ve
nizamnamelerine göre bu husus için muktazi uzuvlara malik olmalariyle başlar.


             II-
Kullanmak tarzı :


             Madde
48 – Hükmi şahsın iradesi, uzuvları vasıtasiyle ifade olunur. Uzuvlar;
hukuki tasarrufları veya diğer herhangi fiilleri ile hükmi şahsı ilzam ederler.
Uzuvların irtikabettiği  kusurlar şahsan kendilerini dahi mesul kılar.


             (D)
İKAMETGAH :


             Madde
49 – Hükmi şahsın ikametgahı, nizamnamesinde hilafına hükümler bulunmadıkça
muamelelerinin tedvir olunduğu mahaldir.


             (E)
ŞAHSİYETİN ZEVALİ :


             I
- Malların tahsisi :


             Madde
50 – Zeval bulan hükmi şahsın malları kanunda, nizamnamesinde veya tesis
senedinde hilafına hükümler bulunmaz yahut salahiyettar uzvu hilafına karar
vermiş olmazsa gayesinin taalluk ettiği hukuku amme müesseselerine intikal
eder. Bu malların evvelki ciheti tahsisi mümkün mertebe muhafaza edilir. Gayesi
kanuna veya adaba umumiyeye mugayir olduğu için hakim tarafından feshedilen
hükmi şahsiyetlerin malları, hilafına dair olan şartlara bakılmaksızın hukuku
amme müessesesine intikal eder.


             II
- Tasfiye :


             Madde
51 – Hükmi şahsın malları, kooperatif şirketlere tatbik edilen hükümlere
tevfikan tasfiye olunur.


             (F) 
HUKUKU AMME MÜESSESELERİNE VE ŞİRKETLERE DAİR HÜKÜMLERİN MAHFUZİYETİ :


             Madde
52 – Hukuku amme müesseseleri, Hukuku Amme Kanunlarına tabidir. İktisadi
bir gaye takip eden cemiyetler, şirketler hakkındaki hükümlere tabidir.


 


                                                                  İKİNCİ FASIL


                                                                      Cemiyetler


 


             (A)
CEMİYET NASIL TEŞEKKÜL EDER


             I
- Cemiyet teşkilatı :


             Madde
53 – Siyasi, dini, ilmi, bedii, hayri cemiyetler ile eğlence ve idman
cemiyetleri ve asıl gayesi iktisadı olmıyan diğer cemiyetler; nizamnamelerinde
cemiyet olarak teşekkül arzusunu izhar etmekle şahsiyet iktisabederler.


             Her
cemiyetin bir nizamnamesi vardır. Bu nizamname cemiyetin gayesi ve varidat
membaları ve teşkilatı hakkında lüzumu olan hükümleri ihtiva eder.


             II
- Tescil :


             Madde
54 – Nizamnamesi müessisleri tarafından kabul edilmiş ve idare heyetini
teşkil etmiş olan her cemiyet, kendisini sicille kaydettirebilir.


             Gayesine
erişmek için ticari şekilde icrayı sanat eden bir cemiyet, kendisini sicille
kaydettirmekle mükelleftir.


             Kayıt
talebine, nizamname ile idare heyetini teşkil edenlerin bir listesi raptedilir.


             III
- Şahsiyeti olmayan cemiyetler :


             Madde
55 – Şahsiyet iktisabetmesi kanunen mümkün olmıyan yahut henüz şahsiyet
iktisabetmemiş bulunan bir cemiyet, adi şirket hükmündedir.





1304-8


 


             IV
– Cemiyet ile nizamnamenin kanun ile münasebeti :


             Madde
56 – Cemiyetin nizamnamesinde cemiyetin teşkilatına ve azasiyle
münasebetine dair hükümler yok ise aşağıdaki maddeler tatbik olunur.


             Nizamname,
kanunen tatbikleri mecburi olan kaidelerden ayrılamaz.


             (B) 
TEŞKİLAT :


             I
- Heyeti umumiye :


             1
– Vazife ve davet :


             Madde
57 – Heyeti umumiye cemiyetin en yüksek merciidir; İdare heyetinin veya
müdürünün daveti üzerine içtima eder. Davet nizamname ile muayyen halde
yapılır. Bundan başka azadan beşte biri isterse, heyeti umumiyenin behemehal davet
edilmesi kanunen lazım gelir.


             2
– Selahiyet :


             Madde
58 – Heyeti umumiye, azanın kabul ve ihracı hakkında karar verir; idare
heyetini intihabeder ve cemiyetin diğer bir uzvuna tevdi edilmemiş olan işleri
tesviye eyler.


             Heyeti
umumiye cemiyetin diğer uzuvlarını teftiş eder. Mukavele ile haiz oldukları
haklara halel gelmeksizin onları her zaman azledebilir.


             Muhik
sebepler için azil salahiyeti, heyeti umumiyenin kanuni bir hakkıdır.


             3
– Kararlar :


             a) 
Şekli :


             Madde
59 – Cemiyet kararlarını heyeti umumiye halinde verir.


             Bütün
azanın tahriren iltihak ettiği bir teklif, heyeti umumiye kararı gibidir.


           
b)  Rey hakkı ve ekseriyet :


             Madde
60 – Cemiyetin her azası, heyeti umumiyede aynı rey hakkını haizdir.
Kararlar hazır olan azanın ekseriyeti arasiyle verilir.


             Nizamname,
sarahaten müsait olmadıkça ruzname haricinde karar verilemez.


             c) 
Rey hakkından mahrumiyet :


             Madde
61 – Bir cemiyet azası kendisi veya karı ve kocası yahut usul ve füruu ile
cemiyet arasındaki bir işe veya davaya dair ittihazı lazım gelen kararlarda rey
veremez.


             II
- İdare Heyeti :


             Madde
62 – İdare heyeti, cemiyetin işlerini görmek ve nizamnameye tevfikan onu
temsil eylemek hak ve vazifesini haizdir.


             (C)
AZALAR :


             I
- Azalığa girmek ve çıkmak :


             Madde
63 – Cemiyet her zaman yeni aza kabul edebilir. Her aza, altı ay evvel
istifa arzusunu bildirmek şartiyle cemiyetten çıkmak hakkını haizdir.


             II
- İştirak hissesi :


             Madde
64 – İştirak hissesi, cemiyetin nizamnamesiyle muayyendir. Nizamnamede
tayin edilmemiş ise cemiyetin gayesi ve borçlarının tediyesi için muktezi
masrafları cemiyet azası mütesaviyen verirler.


             III
- İhraç :


                Madde
65 – Nizamname, azadan birinin cemiyetten çıkarılmasını mucip esbabı tayin
edebileceği gibi sebep beyan olunmaksızın ihraç müsaadesini dahi verebilir. Her
iki takdirde ihraç aleyhine ikamei dava olunamaz.


             Nizamnamede,
ihraca dair bir hüküm mevcut değil ise ihraç ancak cemiyet karariyle muhik
sebeplere müsteniden olabilir.





1304-9


 


             IV
- Cemiyetten çıkmanın veya çıkarılmanın hükmü :


             Madde
66  – Cemiyetten çıkan veya çıkarılan aza cemiyetin mallarında bir güna hak
iddia edemez; azalıkta bulundukları müddete ait iştirak hissesini vermeğe
mecburdur.


             V
– Cemiyetin gayesini vikaye :


             Madde
67 – Hiç bir aza, cemiyetin gayesini tebdil eden kararı kabule icbar
edilemez.


             VI
– Azanın hukukunu vikaye :


             Madde
68 – Azadan her biri kanuna veya cemiyetin nizamnamesine uygun olmayıp ta
kendi muvafakatine iktiran etmemiş bulunan bir karar aleyhine ona ıttıladan
itibaren bir ay içinde; mahkemeye müracaatla itiraz etmeğe kanunen
salahiyettardır.


             (D) 
FESİH VE FESİH KARARI :


             Madde
69 – Cemiyet, kendisini feshe her zaman karar verebilir.


             I
- Bihakkın infisah :


             1
– Cemiyetin karariyle :


             2
– Kanunen :


             Madde
70 – Cemiyet, hali acze düşer veya idare heyetinin nizamnameye tevfikan
teşkiline imkan kalmazsa, kendiliğinden münfesih olur.


             3
– Hakim tarafından fesih


             Madde
71 – Bir cemiyetin gayesi kanuna, yahut adabı umumiyeye mugayir olursa ,
müddeiumumilik makamının veya bir alakadarın talebi üzerine, o cemiyet fesholunur.


             II
- Kaydın terkini :


             Madde
72 – Eğer cemiyet sicille kaydolunmuş ise fesih ve infisah keyfiyeti, idare
heyeti yahut hakim tarafından terkini kayıt için memuruna tebliğ olunur.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


VAKIF - (1)  (2)


             A) 
Kuruluş :


             I
- Genel Olarak :


             Madde
73 – (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Vakıf,
başlıbaşına mevcudiyeti haiz olmak üzere, bir malın belli bir gayeye
tahsisidir.


             Bir
mamelekin bütünü veya gerçekleşmiş veya gerçekleşeceği anlaşılan her türlü
geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir.


             II
- Vakfın Şekli :


             Madde
74 – (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Vakıf,
resmi senetle veya vasiyet yolu ile kurulur ve vakfedenin ikametgahı asliye
mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır. Mahkeme,
tescil hususunu Vakıflar Genel Müdürlüğündeki merkezi sicile kaydolunmak üzere
resen tebliğ eder.


             Kanuna,
ahlaka ve adaba veya milli menfaatlere aykırı olan veya siyasi düşünce veya
belli bir ırk veya cemaat mensuplarını desteklemek gayesi ile kurulmuş olan
vakıfların tesciline karar verilemez.


—————————


(1)    13/7/1967
tarihli ve 903 sayılı Kanunun 3. maddesiyle, Türk Medeni Kanununun 73. ve
müteakip maddelerinde yer alan müesseseyi ifade etmek üzere kullanılan (tesis)
kelimesi yerine, (vakıf) kelimesi ikame edilmiştir.


(2)    Bu
fasıldaki hükümlerin uygulanmasında ek 1 ve 2 nci maddelere bakınız.





1304-10


 


             Tescil
kararının tebliği tarihinden itibaren, Vakıflar Genel Müdürlüğü, iki ay içinde
bu karara karşı temyiz yoluna başvurabilir.


             Merkezi
sicile kaydedilen vakıf, Resmi Gazete ile ilan edilir.


             Tescilin
tarzı, kimler tarafından yaptırılacağı ve sicillerin ne suretle tutulacağı,
ilanın muhtevası ve ne suretle yapılacağı tüzük ile tayin edilir.


             Bir
vakfın tescili ile birlikte vakfedilen malların mülkiyeti ve haklar vakfa intikal
eder.


             Mahkeme,
vakfedilen gayrimenkulün vakıf tüzel kişiliği adına tescilini resen ve derhal
tapu idaresine bildirir.


             III
- Vakıf Senedinin Muhtevası :


             Madde
75 – (Değişik : 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Vakıf
senedinde, vakfın gayesi, uzuvları, bu gayeye tahsis edilen mallar ve haklar,
vakfın teşkilatı, ikametgahı ve ismi gösterilir.


             IV
- Mirasçıların ve alacaklıların dava hakkı :


             Madde
76 – (Değişik : 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Bağışlamada
olduğu gibi vakfedenin mirasçıları ve alacaklıları tarafından vakfa itiraz
olunabilir.


             B) 
Vakfın teşkilatı :


             I
- Genellikle :


             Madde
77 – (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Vakfın
bir idare uzvunun bulunması mecburidir. Vakfeden bundan başka lüzumlu göreceği
diğer uzuvları, vakıf senedinde gösterebilir.


             Vakıf
senedinde vakfın uzuvları, idare sureti ve temsil tarzı kafi derecede
gösterilmemiş olur veya sonradan bir imkansızlık doğarsa teftiş makamı bunları
vakfedene tamamlattırır. Vakfedenin ölümü veya bu tamamlamayı yapamıyacak bir
durumda bulunması halinde, teftiş makamı noksanların ikmali için düşüncesi ile
birlikte mahkemeye müracaat eder.


             74
üncü maddenin ikinci fıkrası gereğince vakfın tescili yahut vakfın gayesine
göre teşkili mümkün olmadığı veya vakfa tahsis edilen mallar gayenin
tahakkukuna yetmediği takdirde, vakfeden itiraz etmedikçe veya vakıf senedinde
aksine açık bir hüküm bulunmadıkça; vakfedilmiş mallar mahkeme tarafından,
teftiş makamının mütalaası alınarak, mümkün mertebe gayece aynı olan bir vakfa
tahsis olunur.


             Bu
hususlarda yetkili mahkeme, vakfedenin ikametgahı asliye mahkemesidir.


             II
- İstihdam Edilenlere ve İşçilere Yardım Vakıfları :


             Madde
77/A – (Ek : 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Türk
Ticaret Kanununun 468 inci maddesi gereğince kurulan istihdam edilenler ve
işçilere yardım vakıfları ayrıca aşağıdaki hükümlere tabidirler.


             Vakfın
uzuvları, faydalananlara, vakfın teşkilatı, faaliyeti ve mali durumu hakkında
gerekli bilgiyi vermeye mecburdurlar.


             İstihdam
edilenler ve işçiler vakfa aidat ödedikleri takdirde, en az bu ödemeleri
nispetinde idareye iştirak ederler. Mümkün olduğu nispette personel arasından
gösterilecek temsilcileri bizzat seçerler.


             İstihdam
edilenler ve işçilerin ödemelerine tekabül ettiği nispette, kaideten, vakfın
mamelekinin istihdam edene karşı bir alacaktan ibaret olması yalnız bu alacağın
temin edilmiş olması halinde caizdir.





1304-11


 


             Faydalananlar
vakfa aidat ödedikleri veya vakfı düzenliyen hükümler onlara edayı talep
hususunda bir hak bahşettiği takdirde, vakfın edalarını dava yoliyle
talebedebilirler.


             C)
Teftiş :


             Madde
78 – (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Vakıflar,
Vakıflar Genel Müdürlüğünün teftişine tabidir.


             Teftiş
makamı, vakıf senedi hükümlerinin yerine getirilip getirilmediğini, vakıf
malların gayeye uygun surette ve tarzda idare ve sarf edilip edilmediğini
denetler.


             Teftişin
tarzı ve nasıl yapılacağı, neticeleri ve bu kanuna göre kurulmuş olsun veya
olmasın bilcümle vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödiyecekleri teftiş ve
denetleme masraflarına katılma payı, safi gelirin yüzde beşini geçmemek üzere,
tüzük ile belli edilir.


             D) 
İdare ve gayede değişiklik, malların değiştirilmesi :


             I
- İdarenin değiştirilmesi :


             Madde
79 – (Değişik: 13/7/1967-903/1 md.)


             Vakfın
mallarının muhafaza veya gayesini devam ettirmek için kesin ihtiyaç bulunduğu
halde yetkili asliye mahkemesi, idare uzvunun teklifi üzerine, teftiş makamının
yazılı düşüncesini aldıktan sonra vakfın idare şeklini değiştirebilir.


             Yetkili
asliye mahkemesi, teftiş makamının tüzükte gösterilen sebeplere dayanarak
yapacağı müracaat üzerine duruşma yaparak idare edenleri işten uzaklaştırabilir
ve vakıf senedinde ayrı bir hüküm yoksa yenisini seçebilir. İstihdam edilenlere
ve işçilere yardım vakıflarında vakıf senedinin, faydalananların vakıftan
faydalanma şartlarına ve idareye iştiraklerine dair hükümlerinde yapılacak
değişiklikler, vakıf senedinde bu hususta yetkili olduğu belirtilen uzvun
kararı üzerine, teftiş makamının yazılı düşüncesi alındıktan sonra asliye
mahkemesi tarafından kararlaştırılır.


             Bu
kanunda gösterilen yetkili merciler dışında bir kişi veya kuruluşun vakfın
idaresinde doğrudan doğruya veya dolaylı olarak müdahale etmesi halinde, bu
müdahaleye yer veren veya göz yuman, idare edenler, yukardaki fıkra hükmü
gereğince her halde işten uzaklaştırılır ve yerlerine yenileri seçilir.


             II
- Gayenin değiştirilmesi :


             Madde
80 – (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Vakfın
asıl gayesinin mahiyet ve şümulü vakfedenin arzusuna açıktan açığa uymıyacak
derecede değişmiş olursa, yetkili asliye mahkemesi idare uzvunun veya teftiş
makamının müracaatı üzerine duruşma yaparak vakfın gayesini değiştirebilir.


             Gayeyi
tehlikeye koyan mükellefiyet ve şartların kaldırılması veya değiştirilmesi de
aynı hükme tabidir.


             III
- Malların değiştirilmesi :


             Madde
80/A – (Ek: 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Geliri
giderini karşılamıyan veya kıymetine uygun gelir getirmeyen vakfın malları,
daha yararlı her hangi bir mal veya para ile değiştirilebilir. Bu değiştirmeye,
teftiş makamının teklifi üzerine idare uzvunun düşüncesi alındıktan sonra
yetkili asliye mahkemesi karar verir.





1304-12


 


             E)
Vakfın gelirleri ve iktisap :


             Madde
81 – (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Vakfın
gelirleri ile yapılan iktisaplar veya hükmi tahsislerle temellük edilen mal ve
haklar, vakıf senedinde yazılı mallara ilave edilerek her takvim yılı başında
teftiş makamına bildirilir.


             Vakıf
idare uzuvları, her takvim yılı başındaki mali durumu münasip vasıta ile ilan
veya neşretmeye ve siciline tescil ettirmeye mecburdur.


             F)
Vakfın nihayete ermesi :


             Madde
81/A – (Ek: 13/7/1967 - 903/1 md.)


             Gayesinin
tahakkuku imkansız hale gelen vakıf kendiliğinden dağılmış olur.


             Keyfiyet
idare uzvu tarafından sicile tescil ettirilir.


             Gayesi
74 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hale gelen vakıf yetkili asliye
mahkemesi tarafından, teftiş makamının müracaatı üzerine, taraflar çağırılıp
duruşma yapılarak kararla dağıtılır ve sicile bildirilir.


             Zilyetlikle
iktisap yasağı :


             Madde
81/B – (Ek: 13/7/1967 - 903/1  md.)


             Vakıfların
malları üzerinde zilyetlik yolu ile iktisap hükümleri tatbik olunmaz.


 


İKİNCİ KİTAP


Aile Hukuku


 


BİRİNCİ KISIM


Karı Koca


 


ÜÇÜNCÜ BAP


Evlenme


 


BİRİNCİ FASIL


Nişanlanma


 


             (A)
NİŞANLANMA :


             Madde
82 – Nişanlanma, evlenmek vadiyle olur.


             Nişanlanma,
kanuni mümessilleri tarafından muvaffakat edilmedikçe küçük veya mahcuru ilzam
etmez.


 


             (B)
HÜKÜMLERİ :


             I
- Evlenmek için dava hakkının bulunmaması :


             Madde
83 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/2 md.)


             Nişanlılık
evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.


             Evlenmeden
kaçınma hali için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez;
ancak yapılan ödemeler de geri istenemez.


             II
- Nişanı bozmanın neticesi :


             1
– Maddi tazminat :


             Madde
84 – Nişanlılardan biri, muhik bir sebep yok iken nişanı bozduğu veya iki
taraftan birine atfedilecek bir kusur yüzünden nişan bozulduğu takdirde taksiri
olan taraf; diğer tarafa, ana ve babasına veya bu hususta onlar gibi hareket
eden sair kimselere hüsnü niyet ile ve nikahın icra olunacağı kanaati ile
ihtiyar ettikleri masarife mukabil münasip bir tazminat vermeğe mecburdur.     



             2
– Manevi tazminat :


             Madde
85 – Bir taraf kendi kusuru olmaksızın nişanın bozulmasından şahsen fahiş 
bir  surette  mutazarrır  olmuş ise, hakim onun zararı manevisini telafi için





1304-13


 


münasip
bir tazminat hükmedebilir. Manevi tazminat davası, mirasçıya intikal etmez; şu
kadarki, miras açıldığı zaman iddia kabul edilmiş veya dava ikame olunmuş ise
mirasçılara intikal eder.


             III
- Hediyelerin iadesi :


             Madde
86 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/3 md.)


             Nişan
bozulur veya nişanlılardan biri ölür veya gaipliğine karar verilirse
nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi hareket
edenlerin diğer nişanlıya vermiş oldukları mutad dışı hediyeler verenler
tarafından geri istenebilir.


             Hediye
aynen mevcut değil ise, karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade
edilir.                                                               


             IV
- Müruru zaman :


             Madde
87 – Nişanlanmaktan mütevellit davalar, nişanın bozulduğu tarihten itibaren
bir sene sonra sakıt olur.


 


İKİNCİ FASIL


Evlenmeye ehliyet ve maniler


 


             (A)
EHLİYET ŞARTLARI :


             I
- Yaş :


             Madde
88 – (Değişik: 15/6/1938 - 3453/1 md.)


             Erkek
on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez.


             Şu
kadar ki hakim, fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni on beş yaşını
ikmal etmiş olan bir erkeğin veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadının
evlenmesine müsaade edebilir. Karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi
şarttır.


             II
- Mümeyyiz :


             Madde
89 – Evlenmeye, yalnız mümeyyiz olanlar ehildir. Akıl hastalıklarından
birine müptela olan kimse asla evlenemez.


             III
- Kanuni mümessillerin rızası :


             1
– Küçükler hakkında :


             Madde
90 – Küçük, ana ve babasının veya vasisinin rızası olmadıkça evlenemez.
Evlenmenin ilanı esnasında ana ve babadan yalnız biri velayeti haiz ise onun
rızası kafidir.


             2
– Mahcurlar hakkında :


             Madde
91 – Mahcur, vasisinin rızası olmadıkça evlenemez.


             Vasinin
imtinaı takdirinde mahcur mahkemeye müracaat edebilir.


             (B)
MANİLER :


             I
- Hısımlık :


             Madde
92 – Aşağıdaki kimseler arasında evlenmek memnudur:


             1
– Nesep sahih olsun olmasın usul ve füru arasında, ana baba bir veya baba bir
yahut ana bir kardeşler arasında, bir kimse ile amuca, dayı, hala ve teyzesi
arasında.


             2
– Sıhriyet hısımlığını tevlit etmiş olan evlenme feshedilmiş veya vefat yahut
boşanma ile zail olmuş ise bile karı ile kocanın usul ve füruu ve koca ile
karının usul ve füruu arasında,


             3
– Evlatlık ile evlatlık edinen ve bunlardan biriyle diğerinin koca veya karısı
arasında.





1304-14


 


             II
- Evvelki evlenme :


             1
– Alelıtlak zevalinin ispatı :


             a)
Umumiyet itibariyle :


             Madde
93 – Tekrar evlenmek isteyen kimse, vefat veya boşanma ile yahut butlan
hükmü ile evliliğinin zail olduğunu ispata mecburdur.


             b)
Gaiplik halinde :


             Madde
94 – (Değişik : 4/5/1988 - 3444/3  md.)


             Gaipliğine
hükmolunan kimsenin kocası veya karısı evlilik feshedilmedikçe evlenemez.


             Gaibin
karı veya kocası ya gaiplik davası ile birlikte evliliğin feshini ister ya da
gaiplik kararı verilip de nüfusa tescil edilmiş ise nüfus idaresine müracaat
ile evliliğin feshinin tescilini talep eder. Bu tescil evliliğin feshinin tüm
neticelerini hasıl eder.


             Evliliğin
feshinin gaiplik davası ile birlikte talep edilmesi halinde boşanma hakkındaki
usul burada dahi caridir.


             2
– Müddetler :


             a)
Kadın için :


             Madde
95 – Kocasının vefatı veya boşanma sebebiyle dul kalan yahut evliliğinin
butlanına hükmedilen kadın; vefattan, boşanmadan veya butlan hükmünden itibaren
üç yüz gün geçmedikçe tekrar evlenemez. Doğurmakla müddet biter.


             Kadının
gebe kalması mümkün olmadığı veya boşanma ile ayrılmış olan karı ve koca tekrar
birbirleriyle evlenmek istedikleri taktirde, hakim  bu müddeti kısaltabilir.


             b)
Boşanan kadın için :


             Madde
96 – (Mülga: 4/5/1988-3444/9  md.)


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Evlenme ilanı ve akdi


 


             (A)
İLAN : (1)


             I
- Evlenme kararını beyanın tarzı :


             Madde
97 – Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, evlenme kararlarını, belediye
reisine veya reisin evlenme işlerine memur ettiği belediye dairesindeki
vekiline ve köylerde ihtiyar heyetine beyan edince, bu karar ilan olunur. İlan 
müddeti onbeş gündür.


             Bu
beyan, kendileri tarafından şifahen yapıldığı gibi imzaları musaddak olmak
şartiyle tahriren de olur.


             İlan
için müracaat eden evlenecek erkek ve kadından her biri, hüviyet cüzdanını ve
iktiza ediyorsa ana ve baba veya vasilerinin tahriri rızalarını ve karı veya
kocanın vefat vesikasını yahut butlan ve boşanma ilamını belediye veya ihtiyar
heyetine tevdie mecburdur.


             II
- Beyan ve ilanın mercii :


             Madde
98 – Beyan için evlenecek erkeğin ikametgahı belediyesine müracaat olunur.


             Evlenecek
erkek; ikametgahı ecnebi memlekette olan bir Türk ise, beyan için sicillinde mukayyet
bulunduğu ve bu kayıt yok ise, pederinin mukayyet olduğu yerin belediyesine
müracaat olunabilir.


——————————


(1)    Bu
kanunun, evlenme ilanı ve akdine ilişkin 97-111 inci maddelerinin 15/11/1984
tarihli ve 3080 sayılı kanuna aykırı hükümleri, aynı kanunun 6. maddesiyle
yürürlükten kaldırılmıştır.





1304-15


 


             İlan;
hem iki tarafın ikametgahlarında hem sicillinde mukayyet bulundukları ve bu
kayıt yok ise pederlerinin mukayyet olduğu mahalde, belediyeler tarafından
yapılır.


             III
- İlan talebinin reddi :


                Madde 99 – Beyan, usulü
dairesinde yapılmaz veya evlenecek erkek ve kadından biri evlenmeye ehil
olmazsa yahut evlenme için bir mani bulunursa ilan talebi reddolunur.


             (B) 
İTİRAZ :


             I
- İtiraz hakkı :


             Madde
100 – Alakadar olan her kimse evlenecek erkek ve kadından birinin evlenmeye
ehil olmadığı veya evlenmek için kanuni bir mani bulunduğu iddiasiyle ilan
müddeti içinde evlenmenin akdine itiraz edebilir.


             İtiraz,
ilanı yapan belediyelerden her hangi birine tahriren vukubulur. Ehliyetsizlik
veya kanuni bir mani bulunduğu iddiasına müstenit olmayan itirazlar, belediye
reisi veya vekilince yahut ihtiyar heyetlerince nazara alınmaz.


             II
- Resen itiraz :


             Madde
101 – Mutlak butlan sebeplerinden birinin vücudu halinde, müddeiumumilik
makamı evlenmenin akdine resen itiraz ile mükelleftir.


             III-
Usulü muhakeme :


             1
– İtirazın tebliği :


             Madde
102 – İlan talebi kendisine vakı olan belediye reis veya vekili yahut
ihtiyar heyeti; itirazı, ilan müddetinin hitamında evlenecek erkek ve kadından
her birine derhal tebliğ eder. Bunlardan biri itirazın haksızlığını iddia
ederse itiraz sahibi keyfiyetten hemen haberdar edilir.


             2
– Dava :


             Madde
103 – İtiraz sahibi itirazında israr ederse, ilan talebinin vakı olduğu
mahal hakimi huzurunda evlenmenin menini dava edebilir.


             3
- Müddetler :


             Madde
104 – İtiraz ve haksızlığını iddia hususlariyle, evlenmenin men'i davasının
her birinin müddeti on gündür.


             Bu
müddet; itiraz için ilan gününden, haksızlık iddiası için itirazın evlenecek
erkek ve kadına tebliği gününden, ve evlenmenin men'i davası için itiraz
sahibinin haksızlık iddiasından haberdar edildiği günden itibaren başlar.


             (C)
EVLENME AKDİ :


             I
- Şartları :


             1
– Ahvali şahsiye memurları:


             Madde
105 – İlan talebi kendisine vakı olan belediyenin reisi yahut evlenme
işlerine memur ettiği vekili veya ihtiyar heyeti, itiraz eden bulunmazsa,
evlenecek erkek ve kadının talebi ile evlenmeyi akit veya ilanın icra
olunduğuna dair bir vesika itası ile mükelleftir.


             Evlenmenin
men'i davası ikame edilmediği veya reddedildiği takdirde dahi hüküm böyledir.
İlan vesikası, evleneceklere vesika tarihinden itibaren altı ay içinde
Türkiye'nin her tarafında belediye reislerinin yahut reislerin evlenme işlerine
memur ettiği vekillerinin huzurunda evlenebilmek salahiyetini verir.





1304-16


 


             2
– Memurun imtinaı :


             Madde
106 – Evlenmenin akdi için kendisine müracaat edilen belediye reisi yahut
evlenme işlerine memur ettiği vekil veya ihtiyar heyeti, ilanın icrasına mani
bir sebep görürse akdi icradan imtina ile mükelleftir. Üzerinden altı ay geçen
ilanın hükmü kalmaz.


             3
– Akdin ilansız icrası :


             Madde
107 – Evleneceklerden biri hasta olur ve kanuni müddetlere riayet halinde
evlenmenin akdine imkan kalmamasından da korkulursa, belediyeye ve ihtiyar
heyetine sulh mahkemesi tarafından müddetleri azaltmak hatta evlenmeyi ilansız
akdetmek için, müsaade olunabilir.


             II
- Evlenme merasimi :


             1
– Aleniyet :


             Madde
108 – Evlenme; Reşit iki şahit muvacehesinde belediye dairesinde veya
heyeti ihtiyariyede, belediye reisi veya reisin evlenme işlerine memur ettiği
vekili veya muhtar tarafından alenen akdolunur. Evleneceklerden birinin
belediye veya heyeti ihtiyariyeye gelemiyecek derecede hastalığı tabip
raporiyle tebeyyün ederse, evlenme başka bir yerde dahi akdolunabilir.


             2
– Merasimin şekli :


             Madde
109 – Evlendirmeye memur olanlar evleneceklerden her birine, birbirleriyle
evlenmek isteyip istemediklerini sorar; muvafakat cevapları üzerine evlenmenin
her ikisinin rızasiyle kanunen akdedilmiş olduğunu beyan eder.


             III
- Evlenme kağıdı ve dini merasim :


             Madde
110 – Evlendirme memuru merasimin hitamı üzerine derhal karı ve kocaya bir
evlenme kağıdı verir. Evlenme kağıdı ibraz edilmeden, evlenmenin dini merasimi
yapılamaz. Bununla beraber evlenmenin tamamiyeti dini merasimin icrasına
mütevakkıf değildir.


             (D) 
NİZAMNAMELER :


             Madde
111 – İlan ve evlenme merasimine ve evlenme sicillerine  dair hükümler
nizamname ile muayyendir.


 


DÖRDÜNCÜ FASIL


Batıl olan evlenmeler


 


             (A)
MUTLAK BUTLAN SEBEPLERİ :


             I
- Şartları :


             Madde
112 – Aşağıdaki hallerde evlenme batıldır :


             1
– Karı kocadan biri evlenme merasiminin icrası zamanında evli ise,


             2
– Karı kocadan biri evlenme merasiminin icrası zamanında bir akıl hastalığı
veya daimi bir sebep neticesi mümeyyiz değilse,


             3
– Karı koca arasında kanunen memnu bir derecede kan veya sıhriyet hısımlığı
varsa.


             II
- Dava Hakkı :


             Madde
113 – Butlan davası müddeiumumi tarafından resen ikame olunur.
Alakadarlardan her biri dahi butlan davasını ikame edebilir.


             III
- Dava hakkının tahdidi veya nez'i :


             Madde
114 – Zail olan bir evlenmenin butlanı resen dava olunamaz. Fakat
alakadarlardan her biri butlanı hüküm altına aldırabilir.





1304-17


 


             Mümeyyiz
olmamanın veya bir akıl hastalığı ile malüliyetin zevali halinde, evlenmenin
butlanı ancak karı veya koca tarafından dava olunabilir.


             Evli
iken yine evlenen bir kimsenin bu evlenmesine butlan hükmü verilmeden evvel,
vefat ve sair sebeplerle evvelki evlenme zail olmuş olur ve yeni evlenmede de
diğer taraf hüsnü niyet sahibi bulunursa butlana hükmolunamaz.


             (B) 
NİSBİ BUTLAN :


             I
- Karı kocadan birinin dava hakkı :


             1
– Temyiz kudretinden mahrumiyet :


             Madde
115 – Evlenme merasiminin icrası zamanında geçici bir sebeple temyiz
kudretinden mahrum bulunmuş olan karı ve koca, evlenmenin feshini dava
edebilir.


             2
– Hata :


             Madde
116 – Aşağıdaki hallerde karı kocadan biri evlenmenin feshini dava edebilir
:


             1
– Evlenmeği hiç istemediği yahut karı veya kocası olan şahıs ile evlenmeği
kasdetmediği halde hataen evlenmeye rızası olduğunu beyan etmiş ise,


             2
– Karı veya kocasında bulunmaması onunla birlikte yaşamağı kendisi için
çekilmez bir hale koyacak derecede ehemmiyetli bir vasıf hakkında hataya
düşerek evlenmiş ise.


             3
– Hile :


             Madde
117 – Aşağıdaki hallerde karı kocadan biri evlenmenin feshini dava edebilir
:


             1
– Karı veya koca diğerinin namus ve haysiyeti hakkında gerek bizzat onun
tarafından, gerek onun malümatı ile üçüncü bir şahıs tarafından iğfal edilerek
akde razı olmuş ise,


             2
– Davacının veya neslinin sıhhatı için vahim bir tehlike arzeden bir hastalık
kendisinden gizlenmiş ise.


             4
- Tehdit :


             Madde
118 – Kendisinin veya yakini olan bir kimsenin hayat ve sıhhat veya
namusuna karşı vahim ve o zamanda mevcut veya karip bir tehlike tehdidi altında
evlenen karı veya koca, evlenmenin feshini dava edebilir.


                                                               5
- Müruru zaman :


             Madde
119 – Fesih davası, hak sahibinin fesih sebebine vukufu veya tehdidin
zevali gününden itibaren altı ay ve her halde evlenmeden itibaren beş sene
sonra müruru zamana uğrar.


             II
- Ana ve baba veya vasinin fesih davası :


             Madde
120 – Evlenmeleri ana ve babalarının veya vasilerinin iznine mütevakkıf
olanlar, bu izni almaksızın evlenirlerse, ana ve baba veya vasi feshi dava
edebilir.


             Evlenmenin
feshine hükmolunmazdan evvel karı koca, ana ve baba veya vasinin iznine muhtaç
olmaktan kurtulur veya karı gebe kalırsa evlenme fesholunamaz.


             (C)
BUTLANI MUCİP OLMAYAN NOKSANLAR :


             I
- Evlatlık rabıtası :


             Madde
121 – Evlatlık edinme sebebiyle evlenmeleri kanunen memnu olan kimselerin,
evlenmesi fesholunamaz. Evlenme ile, evlatlık hükmü kalmaz.





1304-18


 


II
- Müddetlere riayetsizlik :


             Madde
122 – Kanuni ve kazai müddetler içinde evlenmesi memnu olan kimsenin bu
müddetler geçmezden evvel tekrar evlenmiş olması, evlenmenin feshine sebep
olamaz.


             III
- Şekil noksanı :


             Madde
123 – Belediye reisi veya vekili veya köylerde ihtiyar heyeti huzurunda
akdedilmiş olan evlenme, kanuni şekillere riayet edilmemiş olması sebebi ile
fesholunamaz.


             (D)
BUTLAN KARARI :


             I
- Umumiyet itibariyle :


             Madde
124 – Evlenmenin butlanı, ancak hakimin karariyle hüküm ifade eder.


             Evlenme,
mutlak bir butlan ile malül olsa bile hakimin kararına kadar sahih bir
evlenmenin bütün hükümlerini haizdir.


             II
- Butlanın hükümleri :


             1
– Çocuklar :


             Madde
125 – Feshine hükmolunan bir evlenmeden doğan çocukların nesebi, baba ve
anaları hüsnü niyet sahibi olmasalar bile sahihtir.


             Çocuklar
ile ana ve baba arasındaki haklar ve borçlar, boşanma hükümlerine tabidir.


             2
– Karı, koca :


             Madde
126 – Hüsnü niyetle evlenen kadın, feshine hükmedilmiş olsa bile evlenme
ile iktisab ettiği vaziyeti muhafaza eder; fakat evlenmeden evvelki aile ismini
tekrar alır.


             Karı
koca emvalinin tasfiyesi karı veya koca tarafından talep olunan maddi veya
manevi tazminat ve nafaka; boşanmadaki hükümlere tabidir.


             (H)
MİRASÇILARIN HAKKI :


             Madde
127 – Evlenmedeki fesih davası mirasçılara intikal etmez. Ancak ikame edilmiş
davaya mirasçılar devam edebilirler.


             (V) 
SALAHİYET VE USULÜ MUHAKEME :


             Madde
128 – Evliliğin feshi davasında salahiyet ve usulü muhakeme boşanmadaki
hükümlere tabidir.


 


DÖRDÜNCÜ BAP


Boşanma


 


             (A)
BOŞANMA SEBEPLERİ :


             I
- Zina :


             Madde
129 – Karı kocadan her biri, diğerinin zina etmesi sebebiyle boşanma
davasında bulunabilir. Davaya hakkı olan karı veya kocanın, boşanılma sebebine
muttali olduğu günden itibaren altı ay ve her halde zinanın vukuu tarihinden
itibaren beş sene geçmesiyle boşanma davası sakıt olur.


             Af
halinde dava mesmu olmaz.


             II
- Cana kast, pek fena muameleler :


             Madde
130 – Karı kocadan her biri, diğeri tarafından hayatına kasdedilmesi veya
kendisine pek fena muamelede bulunulması sebebiyle boşanma davası ikame
edebilir.





1304-19


 


             Davaya
hakkı olan karı veya kocanın, sebebine muttali olduğu günden itibaren altı ay
ve her halde mezkür sebebin vukuundan beş sene geçmesiyle boşanma davası sakıt
olur.


             Af
halinde dava  mesmu olmaz.


             III
- Cürüm ve haysiyetsizlik :


             Madde
131 – Karı kocadan her biri, terzil edici bir cürüm işleyen yahut
kendisiyle birlikte yaşamağı çekilmez bir hale koyacak derecede haysiyetsiz bir
hayat süren diğeri aleyhine her zaman boşanma davası ikame edebilir.


             IV
- Terk :


             Madde
132 – Karı kocadan biri, evlenmenin kendisine tahmil ettiği vazifeleri ifa
etmemek maksadiyle diğerini terkettiği veya muhik bir sebep olmaksızın evine
dönmediği takdirde, ayrılık en az üç ay sürmüş ve devam etmekte bulunmuş ise
diğeri  boşanma  davasında bulunabilir. Davaya hakkı olan tarafın talebi ile
hakim, diğer tarafa bir ay zarfında evine avdet etmesini ihtar eder. Bu ihtar
icabında ilan tarikiyle yapılır. Şu kadar ki boşanma davasını ikame için
muayyen müddetin ikinci ayı hitam bulmadıkça ihtar talebinde bulunulamaz ve
ihtar vukuunda bir ay bitmeden dava ikame olunamaz.


             V
- Akıl hastalığı :


             Madde
133 – Karı kocadan biri üç senedenberi devam eden bir akıl hastalığına
düçar olup ta bu hastalık müşterek hayatın devamını diğer taraf için çekilmez
hale koymuş ve şifası kabil olmadığı dahi ehli hibre tarafından tasdik edilmiş
bulunursa o taraf, her zaman boşanma davasında bulunabilir.


             VI
- Evlilik birliğinin sarsılması veya müşterek hayatın yeniden kurulamaması


             Madde
134 – (Değişik: 4/5/1988 - 3444/4. md.)


             Evlilik
birliği, müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede
temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.


             Yukarıdaki
fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan
davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye
kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar
bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.


             Evlilik
en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin
davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu
halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek
iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali
sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi
uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini nazara
alarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu
değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde 150
nci maddenin (3) numaralı bendi hükmü uygulanmaz.


             Boşanma
sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi
ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde, her ne
sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin
talebi üzerine boşanmaya karar verilir.


             (B)
DAVA :


             I
- Mevzuu :


             Madde
135 – Boşanma davasını ikameye hakkı olan taraf; dilerse boşanma, dilerse
ayrılık isteyebilir.


             II
- Salahiyet :


             Madde
136 – Salahiyettar hakim davacının ikametgahı hakimidir.





1304-20


 


III - Geçici tedbirler :


             Madde
137 – (Değişik: 4/5/1988 - 3444/5. md.)


             Boşanma
veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan,
özellikle eşlerin barınmasına, infakına, karı koca mallarının yönetimine ve
çocukların bakımına dair geçici tedbirleri kendiliğinden  alır.


             (C)
HÜKÜM :


             I
- Boşanma veya ayrılık :


             Madde
138 – Boşanma sebeplerinden biri sabit olunca hakim, ya boşanmaya veya
ayrılığa hüküm ile mükelleftir.


             Dava
yalnız ayrılığa dair ise, boşanmaya hükmolunamaz. Dava boşanmaya dair olup karı
kocanın barışmaları ihtimali bulunduğu takdirde, ayrılığa hükmedilebilir.


             II
- Ayrılık müddeti :


             Madde
139 – Ayrılığa bir seneden üç seneye kadar bir müddet için hükmedilir.
Tayin olunan müddetin hitamında tefrik kendiliğinden nihayet bulur. Fakat karı
koca bu müddet içinde barışmamışlarsa, iki taraftan her biri boşanma talebinde
bulunabilir.


             III
- Ayrılığın hitamında verilecek hüküm :


             Madde
140 – Ayrılık hükmünde muayyen müddetin hitamında bu hükme esas olan
hadiseler münhasıran talibin aleyhine bulunmadıkça karı kocadan yalnız birisi
tarafından talebedilmiş olsa bile, boşanmaya hükmedilir.


             Bununla
beraber diğer taraf müşterek hayata avdetten imtina ederse, ayrılık hükmüne
esas olan hadiseler münhasıran  talip aleyhine olsa bile, yine boşanmaya
hükmolunur.


             Hüküm,
ayrılık davasının muhakemesi esnasında tahakkuk eden ve ayrılıktan sonra hadis
olan ahval nazara  alınmak suretiyle verilir.


             IV
- Boşanan Kadının Kişisel Durumu(1)


             Madde
141 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/4 md.)


             Boşanan
kadın evlenme ile kazandığı kişisel durumu korur, ancak; bekarlık soyadını
yeniden alır. Şayet boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu
ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği sabit olursa, talebi üzerine hakim,
kocasının soyadını taşımasına izin verir.


             Koca,
şartların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.


             V
- Memnuiyet müddeti :


             Madde
142  – (Mülga: 4/5/1988 - 3444/9. md.)


             VI
- Boşanma halinde tazminat :


             1
– Maddi ve manevi :


             Madde
143 – Mevcut ve hatta muntazar bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan
kabahatsız karı veya kocanın, kabahatli olan taraftan münasip maddi bir
tazminat talebine hakkı vardır.


             Bundan
başka boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler kabahatsiz karı veya kocanın
şahsi menfaatlerini ağır bir surette haleldar etmiş ise, hakim manevi tazminat
namiyle muayyen bir meblağ dahi hükmedebilir.


             2
- Yoksulluk nafakası :


             Madde
144 – (Değişik: 4/5/1988 - 3444/6. md.)


             Boşanma
yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için
diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Ancak,
erkeğin kadından yoksulluk nafakası isteyebilmesi için, kadının hali refahta
bulunması gerekir.


             Nafaka
yükümlüsünün kusuru aranmaz.


 


——————————


(1)    Madde
başlığı, 14/11/1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





1304-21


 


             3.
Tazminat ve nafakanın ödenme şekli


             Madde
145 – (Değişik: 4/5/1988-3444/7. md.)


             Maddi
tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irad
şeklinde ödenmesine karar verilebilir.


             Manevi
tazminata irad şeklinde hükmedilemez.


             Sözleşme
veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya nafaka olarak bir irad tahsis
edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması, haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme
akdi olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması, yeniden evlenmesi veya eşlerden
birinin ölmesi halinde, aksi, taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irad kesilir.


             İrad
şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da
önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse iradın
indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen durumlara
göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın artırılması da istenebilir.


 


             VII
- Malların tasfiyesi :


             1
– Boşanma  halinde:


             Madde
146 – Karı koca, mallarının idaresi hakkında hangi usulü kabul etmiş olursa
olsun boşanma vukuunda her biri kendi şahsi emvalini geri alır. Husule gelmiş
olan ziyade, kabul ettikleri usulün hükümlerine tevfikan aralarında taksim
olunur. Zuhur eden noksan, karısı tarafından sebebiyet verildiğini ispat
etmedikçe kocaya aittir.


             Boşanan
karı koca, birbirinin kanuni mirasçısı olamaz ve evlenme mukavelesi ile veya
boşanmadan evvel yapılmış ölüme bağlı bir tasarruf ile temin olunan menfaatleri
zayi eder.


             2
– Ayrılık halinde :


             Madde
147 – Ayrılık vukuunda hakim ayrılığın müddetine, karı ve kocanın
vaziyetlerine göre mallarının idaresi hakkında kabul ettikleri usulün feshini
veya ipkasını emreder. Fakat karı ve kocadan biri tarafından talep vukuunda
hakim mallarını ayırmakla mükelleftir.


             VIII
- Ana ve babanın hukuku :


             1
– Hakimin takdir hakkı :


             Madde
148 – Boşanma veya ayrılık vukuunda hakim, ana ve babayı dinledikten sonra
hakkı velayetin kullanılmasına ve ana ve baba ile çocuklar arasındaki şahsi
münasebetlere dair iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler.


             Çocuk
kendisine tevdi edilmemiş olan taraf, kudretine göre onun infak ve terbiye
masraflarına iştirak ile mükelleftir;


             Çocuk
ile icabı hale muvafık surette şahsi münasebatta bulunmak hakkını da haizdir.


 


             2
– Yeni hadiseler :


             Madde
149 – Ana veya babanın başkasiyle evlenmesi, başka bir yere gitmesi, ölümü
gibi bir halin tahaddüsünde hakim, resen veya ana ve babadan birinin talebi
üzerine hadisenin iktiza ettirdiği tedbirleri ittihaz eyler.


 


             (D)
BOŞANMA VE USULÜ MUHAKEMESİ :


             Madde
150 – Boşanma ve ayrılık davalarında, hakim, aşağıdaki kaidelere riayetle
mükelleftir:


             1
– Hakim, boşanma veya ayrılık için sebep gösterilen hadiseleri mevcudiyetlerine
vicdanen kani olmadıkça sabit addedemez.


             2
– Bu hadiseler hakkında gerek resen gerek iki tarafın talebi ile yemin teklif
olunamıyacağı gibi yemin makamına kaim beyanatta bulunulması dahi istenilemez.


             3
– İki tarafın bu bapta sebkedecek her türlü ikrarları dahi hakimi takyit etmez.


             4
– Hakim beyyinatı serbestçe takdir eder.


             5
– Boşanma veya ayrılığın fer'i hükümlerine dair iki taraf arasında akdedilen
mukavelat, hakimin tasdikına iktiran etmedikçe muteber olmaz.





1304-22


 


BEŞİNCİ BAP


Evlenmenin Umumi Hükümleri


             (A)HAKLAR
VE VAZİFELER:


             I
- Karı ve kocanın:


             Madde
151 – Evlenme
merasiminin icrasiyle, evlilik birliği vücut bulur.


             Karı
koca yekdiğerine karşı bu birliğin saadetini müttehhiden temin ve çocukların
iaşe ve terbiyesine beraberce ihtimam etmek hususlarını iltizam etmiş olurlar.


             Karı
koca, birbirine sadakat ve müzaharetle mükelleftir.


             II.
Kocanın :


             Madde
152 – Koca, birliğin reisidir.


             Evin
intihabı karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi, ona aittir.


             III.
Karının :


             Madde
153 – (Değişik birinci fıkra: 14/5/1997 - 4248/1 md.) Kadın, evlenmekle
kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus
idaresine yapacağı yazılı başvuru ile kocasının soyadı önünde önceki soyadını
da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir
soyadı için yararlanabilir.


             Kadın,
müşterek saadeti temin hususunda gücü yettiği kadar kocasının muavin ve
müşaviridir. Eve, kadın bakar.


 


             (B)
BİRLİĞİN TEMSİLİ :


             I.
Koca tarafından:


             Madde
154 – Birliği
koca temsil eder. Mallarını idare hususunda karı koca hangi usulü kabul etmiş
olursa olsun koca, tasarruflarından şahsen mesul olur.


             II.
Karı tarafından :


             1
– Hakları :


             a) 
Mevzuu :


             Madde
155 – Evin daimi ihtiyaçları için koca gibi kadın dahi birliği temsil
hakkını haizdir. Karının üçüncü şahıslar tarafından malüm olabilecek surette
salahiyetini tecavüz etmeyen tasarruflarından koca mesuldür.


             b)
Nezi :


             Madde
156 – Karı, Kanunen haiz olduğu temsil salahiyetini sui istimal eder yahut
kullanmaktan aciz olursa koca, bu salahiyeti kendisinden tamamen veya kısmen
nezedebilir.


             Bu
nezi katibi adil marifetiyle ilan edilmedikçe hüsnü niyet sahibi üçüncü
şahıslara karşı hüküm ifade etmez.


             c)
Salahiyetin iadesi :


             Madde
157 – Hakim, karının talebi üzerine nez'in sebepsiz olduğunu isbat etmesi
şartiyle salahiyetini iade eder.


             Nezi
ilan edilmiş ise iade kararı dahi ilan olunur.


             2
- Salahiyetin tevsii :


             Madde
158 – Koca sarahaten veya zımnen izin vermedikçe karı, kanunen haiz olduğu
temsil salahiyetini, tecavüz edemez.


             (C)
KARININ MESLEK VEYA SANATI :


             Madde
159 – (İptal: Ana. Mah.nin 29/11/1990 tarih ve E. 1990/30, K. 1990/31 sayılı
kararıyla,)


             (D)
HUSUMET EHLİYETİ :


             Madde
160 – Karı
ve koca, mallarını idare için hangi usulü kabul etmiş olursa olsun karı husumet
ehliyetini haizdir. Şu kadar ki emvali şahsiyesi hakkında üçüncü şahıslar ile
mütehaddis davalarda karıyı, koca temsil ile mükelleftir.





1304-23


 


             (H) 
BİRLİĞİN SIYANETİ :


             I.
Umumiyet itibariyle :


             Madde
161 – Karı
kocadan biri; aile vazifelerini ihmal eder yahut diğerini tehlikeye, hacalete
veya zarara maruz bırakırsa müteessir olan taraf hakimin müdahalesini talep
edebilir.


             Hakim,
kabahatli olan tarafa vazifelerini ihtar eder ve bu ihtar semeresiz kalırsa
birliğin menafiini sıyaneten kanunda muayyen tedbirler ittihaz eyler.


             II.
Müşterek hayatın tatili :


             Madde
162 – Karı
kocadan her biri, müşterek hayatın devamı yüzünden, sıhhati, şöhreti veya
işinin terakkisi ciddi surette tehlikeye düştüğü müddetce ayrı bir mesken
edinebilirler.


             Boşanma
veya ayrılık davası ikame edildikten sonra karı kocadan her biri, dava devam
ettikçe, diğerinden ayrı yaşamak hakkını haizdir.


             Karı
kocadan biri talebeder ve ayrı yaşamak keyfiyeti haklı olursa, hakim hangisi
tarafından diğerinin iaşesi için ne miktar muavenette bulunulacağını tayin
eder.


             III.
Karı kocanın borçlularına ait tedbirler :


             Madde
163 – Koca
aile vazifelerini ihmal ederse karı kocanın mallarını idare hususunda kabul
ettikleri usul ne olursa olsun hakim, karı ve kocanın borçlularına borçlarının
tamamını veya bir kısmını karıya ödemelerini emreder.


             IV.
Kazai tedbirlerin müddeti :


             Madde
164 – Hakim
tarafından alınan tedbirler, sebeplerinin zevali halinde karı kocadan birinin
talebi ile refolunur.


             V.
Cebri icra :


             1
– Umumi kaideler :


             Madde
165 – Karı
koca, evlenmenin devamı müddetince kanunen muayyen haller haricinde yekdiğerine
karşı cebri icra talebinde bulunamaz.


             Kanunen
cebri icra caiz olan hallerde dahi karı kocadan birinin diğer taraf yüzünden
uğradığı ziyan o taraf hakkında iflas veya semeresiz kalan hacizde cari
mahrumiyetleri müstelzim olmaz.


             2
– İstisnalar :


             a)
Karı kocadan biri borçlu ise :


             Madde
166 – Karı kocadan biri aleyhine bir üçüncü şahıs tarafından icra
takibatına başlanmış olursa, diğeri kendi hakkından dolayı hacze veya iflas
masasına iştirak edebilir.


             b)
Karı kocadan biri alacaklı ise :


             Madde
167 – Karı veya kocadan biri haciz suretiyle takibata düçar olup da malları
borcunu ifaya kafi gelmediği takdirde, diğerindeki alacakları muacceliyet
kesbeder ve haczedilebilir.                                                 


             Karı
kocadan birinin iflası halinde diğerindeki alacakları iflas masasına dahil
olunur.


             c)
Mal ayrılığı ile iaşe bedellerinin tahsili halinde :


             Madde
168 – Kanuni veya kazai mal ayrılığının tenfizi için her zaman cebri icra
talep olunabilir. Hakim karariyle karı kocadan birine iaşe için muayyen
muavenet miktarının tahsili hakkında dahi bu hüküm tatbik olunur.





1304-24


 


             (V)
KARI KOCA ARASINDAKİ HUKUKİ MUAMELELER VE KOCA LEHİNE İCRA OLUNAN MUAMELELER:


             Madde
169 – Karı koca arasında her nevi hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi
mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi mallara dair karı koca arasındaki
hukuki tasarruflar, sulh hakimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz.


             Koca
menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizam olunan borçlar
için dahi hüküm böyledir.


ALTINCI BAP


Esaslar


 


BİRİNCİ FASIL


Karı koca mallarının idaresi


 


             (A)
KANUNİ USUL :


             Madde
170 – Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer
usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda
gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan
eder.


             (B)
AKDİ USUL :


             I.
Usul intihabı :


             Madde
171 – Evlenme
mukavelesi evlenme merasiminden evvel veya sonra yapılabilir. İki taraf,
mukavelelerinde bu kanunda gösterilen usullerden birini kabule mecburdurlar.
Evlenmeden sonra yapılan mukavele karı kocanın malları üzerinde başkalarının
haiz olduğu hakları ihlal edemez.


             II.
İki tarafın ehliyeti :


             Madde
172 – Evlenme
mukavelesini akit veya tadil yahut feshetmek isteyen kimsenin, temyiz kudretini
haiz olması şarttır. Küçük ile mahcurun kanuni mümessilleri tarafından mezun
kılınmaları lazımdır.


             III.
Evlenme mukavelesinin şekli :


             Madde 173 – Evlenme
mukavelesinin akdi veya tadili ve feshi resmi şekilde olmak ve iki taraf ile
kanuni mümessilleri tarafından imza edilmek lazımdır.


             Evliliğin
devamı sırasında yapılan evlenme mukaveleleri mahkemenin de tasvibine iktiran
etmek lazımdır.


             Evlenme
mukavelesi, tesciline mütaallik hükümler dairesinde iki taraftan başkasına karşı
müessir olur.


 


             (C) 
FEVKALADE USUL :


             I.
Akdi usulün kendiliğinden mal ayrılığına inkılabı :


             Madde
174 – Karı
koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile birinin iflasından
müflisin veya diğer tarafın alacaklıları zarar gördükleri surette mal ayrılığı
usulü tatbik olunur.


             II.
Akdi usulün hakimin hükmiyle mal ayrılığına inkılabı :


             1
– Karının talebi üzerine :


             Madde
175 – Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile
karının talebi üzerine aşağıdaki hallerde mal ayrılığına hükmolunur :


             1
– Koca karısının ve çocuklarının infak ve iaşesini ihmal ederse,


             2
– Karının şahsi malları için istediği teminatı vermezse.





1304-25


 


    3 – Kocanın veya mal ortaklığı usulünde ortaklığın
borç ödemekten aczi sabit olursa.


             2
– Kocanın talebi üzerine:


             Madde
176 – Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile
kocanın talebi üzerine aşağıdaki hallerde mal ayrılığına hükmolunur :


             1
– Karının borcunu ödemekten aczi sabit olursa.


             2
– Ortaklığa veya birliğe giren mallar üzerinde koca tarafından yapılabilmesi
kanuna veya akde göre kadının iznine bağlı olan tasarruflar için karı sebep
olmaksızın muvafakattan imtina ederse.


             3
– Karı, şahsi malları için teminat isterse.


             3
– Alacaklıların talebi ile :


             Madde
177 – Karı kocadan biri aleyhinde yapılan hacizde zarar gören alacaklıların
talebi üzerine mal ayrılığına hükmolunur.


             III.
Mal ayrılığının mebdei :


             Madde
178 – İflastan dolayı yapılan mal ayrılığı, borç ödemekten aciz olmanın
sübutiyle başlar ve iflas kararından sonra karı ve kocanın miras sebebiyle veya
diğer bir suretle kazandıkları mallar ayrılık usulüne tabi olur.


             Mahkemenin
mal ayrılığına dair olan ilamının hükmü mal ayrılığının talep edildiği günden
başlar.


             İflas
veya hüküm neticesi olan mal ayrılığı tescil edilmek üzere katibi adile
doğrudan doğruya tebliğ olunur.


             IV.
Mal ayrılığının hitamı :


             Madde
179 – İflas ile veya haciz halinde zarar dolayısiyle mal ayrılığı borçlu
olan karı veya koca tarafından yalnız alacaklıların alakası kesilmekle nihayet
bulmaz.


             Şukadarki
hakim, karı kocadan birinin talebi üzerine kendilerinin tabi olduğu eski usulün
iadesine karar verebilir. Ve bu karar tescil edilmek üzere katibi adle doğrudan
doğruya tebliğ olunur.


             (D)
USULÜN TEBEDDÜLÜ :


             I.
Alacaklıların haklarının tesiri :


             Madde
180 – Karı
koca arasında vukubulan tasfiye muameleleri ve mevcut usuldeki tebeddüller karı
veya kocadan birinin veya ortaklığın alacaklılarını, üzerlerinden haklarını
alabilecekleri mallardan mahrum bırakamaz.


             Bu
kabil mallar kendisine geçen karı veya koca, alacaklıların alacaklarını şahsan
ödemeğe mecburdur; şu kadar ki kendisine geçen malların matluba kifayet
etmediğini ispat ederse fazlasından beri olur.


             Kocanın
İflas masasına veya aleyhine yapılan hacze iştirakinden dolayı karının elde
ettiği mal hakkında aynı zamanda kendisinin de alacaklısı olmadıkça kocanın
alacaklıları dava edemezler:


             II. 
Mal ayrılığı halinde tasfiye :


             Madde
181 – Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olup ta evliliğin
devamı esnasında akit veya diğer bir sebeple mal ayrılığı vukuunda
alacaklıların hakları mahfuz kalmak şartiyle karı kocadan her biri kendi
mallarını geri alır.





1304-26


 


             Mal
ayrılığından evvel husule gelmiş olan ziyade, mevcut usule göre aralarında
taksim olunur; vukua gelen noksan, karısının sebebiyet verdiğini ispat
etmedikçe kocaya aittir. Karı tasfiye sırasında kocanın tasarrufunda kalan
malları için dahi teminat talep edebilir.


             (H)
MAHFUZ MALLAR :


             I.
Tesis :


             1
– Umumiyet itibariyle :


             Madde
182 – Karı koca arasında mal ortaklığı veya birliği cari olduğu takdirde
her iki tarafın ortaklık veya birlikten hariç kalacak malları evlenme
mukavelesi ile veya kanun ile ve üçüncü şahıs tarafından yapılan teberrularda
teberru edenin arzusu ile taayyün eder. Bu suretle hariç kalan mallara mahfuz
mallar denir. Karı kocadan birinin mahfuz miras hissesi mahfuz malları arasına
konulamaz.


             2
– Kanunun hükmü ile :


             Madde
183 – Aşağıdaki mallar kanunen mahfuz mallardandır:


             1
– Karı kocadan her birinin zati eşyası.


             2
– Karının iş veya sanatının icrasına yarayan malları.


             3
– Karının ev işleri haricindeki çalışmasının mahsulü.


             II.
Hükümleri :


             Madde
184 – Mahfuz mallar, karının aile masraflarına iştiraki hususunda mal
ayrılığı hükümlerine tabidir.


             III.
İspat :


             Madde
185 – Karı
kocadan biri, bir malın mahfuz mallardan olduğunu iddia ettiği surette davasını
ispata mecburdur.


 


İKİNCİ FASIL


Mal ayrılığı


 


             (A)
MÜLKİYET, İDARE, İNTİFA HAKLARI :


             Madde
186 – Karı kocadan her birinin bütün mallarının mülkiyet ve idare ve intifa
haklarını muhafaza etmesine, mal ayrılığı denir.


             Karı,
mallarının idaresini kocasına bırakmış olduğu takdirde evliliğin devamı
müddetince hesap sormaktan vaz geçtiği ve mallarının bütün gelirini ev
masrafına karşı kocasına bıraktığı farzolunur.


             Karı,
kocasına bıraktığı idare hakkını her zaman geri alabilir ve geri almak hakkını
iskat etmesi muteber değildir.


 


             (B) 
BORÇLAR :


             I.
Umumiyet itibariyle :


             Madde
187 – Mal
ayrılığı usulünde koca, evlenmeden evvelki borçlarından ve evliliğin devamı
sırasında gerek kendisi gerek evlilik birliğinin mümessili sıfatiyle edilen
borçlardan şahsan mesuldür.


             Karı,
borcunu ödemekten aciz kalan kocası veya kendisi tarafından aile masrafları
için edilen borçlardan mesuldür.


             II. 
Haciz halinde :


             Madde
188 – Karı,
mallarının idaresini kocasına bırakmış olsa bile ne kocasının iflasında ne de
kocası aleyhinde konulan hacizde kendi alacaklarından dolayı hiç bir imtiyaz
iddiasında bulunamaz.





1304-27


 


             III.
Gelir ve kazanç :


             Madde
189 – Karı
kocadan her birinin mallarının geliri ve kendi kazançları, kendisine aittir.


             (C)
KARI KOCANIN MASRAFA İŞTİRAKİ :


             Madde
190 – Koca,
karısının münasip bir derecede aile masrafına iştirakini isteyebilir. İştirakin
miktarında ihtilaf ederlerse her biri iştirak miktarının tesbit edilmesini,
mahkemeden isteyebilir.


             Karının bu suretle
iştiraki kocanın hiç bir vakitte iade ve tazmin mükellefiyetini icabetmez.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Mal birliği


 


             (A)
MÜLKİYET :


             I.
Birliğe dahil mallar :


             Madde
191 – Karı
koca, evlilik mukavelesiyle mal birliği usulünü kabul edebilirler. Bu usul
kabul edildiği takdirde, evlilik mukavelesinde birliğe dahil olmayacakları
tasrih edilenler müstesna olmak üzere evlenme zamanında her birinin malik
olduğu ve evliliğin devamı sırasında iktisap eylediği bütün mallar birliğe
dahil olur.


             II.
Birliğe ithali caiz olmıyan mallar :


             Teberru
tarikiyle iktisab edilmiş olup ta birlikten hariç kalması teberru edenin arzusu
muktezası olan yahut kanunen mahfuz mallardan addedilen mallar, birliğe ithal
edilemez.


             III.
Karı kocanın şahsi malları :


             Madde
192 – Birliğe
dahil olup ta evlenme zamanında karının malı bulunan yahut evliliğin devamı
sırasında miras veya ıvazsız iktisap tariklerinden biriyle kendisine intikal
eden malların mülkiyeti, karıya aittir. Bu mallara, karının şahsi malları
denir. Koca, kendi şahsi mallarının ve karının şahsi malları hariç olmak üzere
birliğe dahil diğer bütün malların mülkiyetine sahiptir. Mahfuz mallara
mütaallik hükümler müstesna olmak üzere karısının geliri edası lazım olduğu
tarihten ve şahsi mallarının tabii hasılatı toplandıkları zamandan itibaren
kocasının mülkü olur.


             IV.
Beyyineler :


             Madde
193 – Bir malın karının şahsi mallarından olduğunu iddia eden karı veya
koca, davasını ispata mecburdur. Evliliğin devamı sırasında karının şahsi
mallarını istibdal suretiyle iktisabedilen mallar, karının şahsi malı olur.


             V.
Müfredat defteri :


             1
– Şekli, kuvvei ispatiyesi :


             Madde
194 – Karı ve koca, her zaman şahsi mallarının katibi adil marifetiyle bir
defterinin yazılmasını isteyebilirler. Şahsi mallarının birliğe dahil oldukları
tarihten itibaren altı ay zarfında tutulmuş olan resmi defter, hilafı sabit
olmadıkça muteberdir.


             2
– Kıymet takdirinin hükmü :


             Madde
195 – Tutulan defter, şahsi malların takdir olunan kıymetlerini de ihtiva
ediyor ise bu mallarda veya kıymetlerinde vukua gelen zamanı mucip noksanların
karı ve koca arasında karşılıklı tazmininde bu kıymetler esas tutulur.





1304-28


 


             (B)
İDARE VE İNTİFA VE TASARRUF SALAHİYETİ :


             I.
İdare :


             Madde
196 – Birliğe
giren malları koca idare eder ve idare masrafı kendisine ait olur.


             Karı
ancak evlilik birliğini temsildeki salahiyeti nisbetinde idare hakkını haizdir.


             II.
İntifa :


             Madde
197 – Koca,
karısının şahsi mallarından intifa hakkını haiz ve bu cihetten ayniyle bir
intifa hakkı sahibi gibi mesuldür.


             Resmi
müfredat defteri ile kıymet takdir edilmiş olması bu mesuliyeti artırmaz.
Karının parası, misliyattan olan diğer malları ve hamile muharrer esham ve
senetleri kocanın mülkiyetine geçer ve koca bunların kıymetini borçlu olur.


             III. 
Birliğe dahil mallarda tasarruf hakkı :


             1
– Kocanın :


             Madde
198 – Koca, kendi mülkiyetine geçmemiş olan karıya ait şahsi mallarda
alelade idari muamelat müstesna olmak üzere karısının rızası olmaksızın
tasarruf edemez. Şu kadar ki rızanın verilmediğini bilenler veya bilmesi lazım
gelenler yahut kadına aidiyetini herkesin anlayabileceği mallar üzerinde vakı
tasarrufta alakadar olanlar müstesna olmak üzere bu rıza üçüncü şahıslar lehine
mevcut addolunur.


             2
– Karının :


             a)
Umumiyet itibariyle :


             Madde
199 – Karı, Birliği temsildeki salahiyeti nisbetinde birliğe dahil olan
mallarda tasarruf edebilir.


             b)
Mirasın reddi :


             Madde
200 – Kadın, bir mirası ancak kocasının rızasiyle reddedebilir. Koca, razı
olmazsa karı sulh mahkemesine müracaat edebilir.


             (C)
KARIYA TEMİNAT İTASI :


             Madde
201 – Koca,
karısının şahsi mallarının ne halde bulunduğuna dair kendisinden her zaman
isteyebileceği izahatı vermekle mükelleftir.


             Karı,
bu mallar hakkında her zaman kocasından teminat talep edebilir.


             Kocanın
borcunu ödemekten aczi tahakkuk eder veya iflasına hükmolunursa aczin tahakkuku
veya hükmün suduru tarihinden evvelki altı ay içinde karıya verilen teminatın
iptali, alacaklılar tarafından talep olunabilir.


             (D)
BORÇLAR :


             I.
Kocanın mesuliyeti :


             Madde
202 – Koca,
atideki borçlardan mesuldür :


             1
– Kendisinin evlenmeden evvelki borçlarından.


             2
– Kendisinin, evliliğin devamı sırasındaki borçlarından.


             3
– Karı tarafından evlilik birliğinin mümessili sıfatiyle edilen borçlardan.


             II.
Karının mesuliyeti :


             1
– Bütün emvaliyle :


             Madde
203 – Mal birliği usulünün kocaya verdiği haklar nazarı itibara
alınmaksızın karı, atideki borçlardan bütün mallariyle mesuldür.


             1
– Kendisinin evlenmeden evvelki borçlarından.


             2
– Kocasının rızasiyle ettiği borçlar ile kocası lehinde sulh hakiminin tasvibi
ile ettiği borçlardan.





1304-29


 


             3
– Meslek veya sanatın mutad üzere icrasından mütevellit borçlardan.


             4
– Kendisine isabet etmiş bir mirasa terettüp eden borçlardan.


             5
– Haksız fiillerinden mütevellit borçlardan.


             Karı,
müşterek aile masrafları için kocası veya kendisi tarafından edilen borçlardan
ancak kocanın borcunu ödemekten aczi halinde mesul olur.


             2
– Mahfuz mallariyle :


             Madde
204 – Karı evliliğin devamı sırasında ve evliliğin zevalinden sonra atideki
borçlardan ancak mahfuz mallarının kıymeti nisbetinde mesuldür :


             1
– Yalnız mahfuz mallarından mesul olmak üzere ettiği borçlardan.


             2
– Kocasının rızası olmaksızın ettiği borçlardan.


             3
– Birliği temsil hususundaki salahiyetini tecavüz ederek ettiği borçlardan.


             Bigayri
hakkın mal edinmeden mütevellit dava hakkı mahfuzdur.


             (H) 
ALINANI NAKDEN YERİNE KOYMAK MÜKELLEFİYETİ :


             I.
İsteme zamanı :


             Madde
205 – Karı
kocadan birinin şahsi mallarına terettüp eden her hangi bir borç, diğerinin
şahsi malları ile ödenmiş olduğu takdirde bu suretle alınan miktar yerine
konur.


             Alınan
miktarın yerine konulması, kanunen muayyen müstesnalardan maada ahvalde ancak
mal birliğinin hitamından sonra talep edilebilir.


             Karının
mahfuz mallarına terettüp eden borçlar mal birliğine dahil mallar üzerinden
veya mal birliğine dahil mallara terettüp eden borçlar koca veya karının mahfuz
malları üzerinden ödendiği takdirde alınan miktarın yerine konulması talebi,
evliliğin devamı esnasında dahi kabildir.


             II.
Kocanın iflası ve mallarının haczi :


             1
– Karının hakkı :


             Madde
206 – Kocanın iflası veya mallarının haczi halinde karı, iflas masasına
veya hacze iştirak ederek kendi şahsi mallarında veya kıymetlerinde vukua gelen
zamanı mucip noksanların nakden yerine konmasını talep edebilir. Kocanın
karısındaki alacakları karının matlubundan tenzil edilir.


             Karı,
şahsi mallarından aynen mevcut olanları malik sıfatiyle istirdat eder.


             2
– İmtiyaz :


             Madde
207 – Şahsi mallarının yarısını elde edemeyen veya yarısı derecesinde
teminata sahip olmayan karı, bu yarıdan noksan kalan miktar nisbetinde
mümtazdır.


             Bu
imtiyazın ahara devri ve imtiyazdan bazı alacaklılar lehine feragat, batıldır.


             (V) 
MAL BİRLİĞİNİN HİTAMI :


             I.
Karının vefatı sebebiyle:


             Madde
208 – Karının
vefatında şahsi malları kocanın miras hakkı mahfuz olmak üzere mirasçılarına
intikal eder.


             Koca,
karısının şahsi mallarında vukubulmuş olan zamanı mucip noksanları, karısındaki
alacaklarının mahsubunu icra ettikten sonra, mirasçılara ödemekle mükelleftir.


             II.
Kocanın vefatı sebebiyle :


             Madde
209 – Kocanın
vefatında karı, mevcut şahsi mallarını istirdat eder. Vukua gelmiş olan zamanı
mucip noksanları mirasçılara tazmin ettirir.





1304-30


 


             III.
Ziyade ve noksan :


             Madde 210 – İki taraf, şahsi
mallarının tefrikinden sonra fazla bir şey kalırsa bu ziyadenin üçte biri
karıya veya füruuna ve mütebaki dahi koca veya mirasçılarına ait olur.


             Birliğe
dahil olan mallarda vukua gelen noksan, karı tarafından sebebiyet verildiği
ispat edilmedikçe koca veya mirasçılarına ait olur.


             Evlenme
mukavelenamesinde, ziyade ve noksan hakkında başka bir taksim sureti kabul
olunabilir.


 


DÖRDÜNCÜ  FASIL


Mal ortaklığı


 


             (A)
MAL ORTAKLIĞI :


             I.
Ortaklığa girmesi caiz olmıyan mallar :


             II.
Umumi iştirak :


             III.
Ortaklığa giren mallar :


             Madde
211 – Karı
Koca, evlenme mukavelesiyle mal ortaklığı usulünü kabul
edebilirler.                                                                    


             Bu
usulde karı ve koca, mal ortaklığına giren mallara ve gelirlere şayian sahip
olur ve hiç biri hissesinde mustakilen tasarruf edemez.


             Teberru
tarikiyle iktisab edilmiş olup ta mal ortaklığından hariç kalması teberru edenin
arzusu muktezası olan yahut kanunen mahfuz mallardan addedilen mallar,
ortaklığa ithal edilemez.


             Karı
kocanın bütün mallarına ve gelirlerine şamil olan mal ortaklığı usulüne, umumi
mal ortaklığı usulü denilir.


             Bir
malın ortaklığa dahil olmadığını iddia eden karı veya koca, davasını ispata
mecburdur.


             IV.
İdare ve tasarruf :


             1
– İdare :


             Madde
212 – Mal ortaklığına giren malların idaresi kocaya aittir. İdare masrafı
bu mallardan ödenir. Karı, evlilik birliğini temsildeki salahiyeti nisbetinde
idare hakkını haizdir.


             2
– Mal ortaklığında tasarruf :


             A)
Umumiyet itibariyle :


             Madde
213 – Karı ve koca, alelade idari muamelat müstesna olmak üzere ortaklığa
giren mallar üzerinde ancak müştereken veya yekdiğerinin rızası ile tasarruf
edebilir. Şukadar ki rızanın verilmediğini bilenler veya bilmesi lazım gelenler
yahut ortaklığa dahil olduğu herkesin anlayabileceği mallar üzerinde vaki
tasarrufta alakadar olanlar müstesna olmak üzere bu rıza, üçüncü şahıs lehine
mevcut addolunur.


             B)
Miras reddi :


             Madde
214 – Karı kocadan biri evliliğin devamı sırasında, diğerinin rızası
olmaksızın bir mirası red edemez. Bu rıza kendisine verilmeyen taraf, sulh
hakimine müracaat edebilir.


             V.
Borçlar :


             1
– Kocanın mesuliyeti :


             Madde
215 – Koca, aşağıdaki borçlardan gerek şahsen gerek ortaklığa giren mallar
ile mesuldür.





1304-31


 


             1
– Karı kocanın evlenmeden evvelki borçlarından.


             2
– Karı tarafından birlik mümessili sıfatı ile edilen borçlardan.


             3
– Evliliğin devamı sırasında kendisi tarafından edilen borçlarla karı tarafından
ortaklığa ait olmak üzere edilen sair bütün borçlardan.


             2
- Karının mesuliyeti :


             A)
Kendi malları ve mal ortaklığına giren mallar ile :


             Madde
216 – Karı, aşağıdaki borçlardan gerek şahsen gerek ortaklığa giren mallar
ile mesuldür:


             1
– Evlenmeden evvelki borçlardan.


             2
– Kocanın rızasiyle ettiği borçlarla kocası lehine sulh hakiminin tasvibi ile
ettiği borçlardan.


             3
– Meslek veya sanatının mutad üzere icrasından mütevellit borçlardan.


             4
– Kendisine isabet etmiş bir mirasa terettüp eden borçlardan.


             5
– Haksız fiillerinden mütevellit borçlardan.


             Karı,
müşterek aile masrafları için kocası veya kendisi tarafından edilen borçlardan
ancak ortaklık malları bunları ödemeğe kafi gelmediği takdirde mesul olur.


             Karı,
ortaklığa giren mallara müterettip diğer borçlardan şahsen mesul değildir.


             B)
Mahfuz mallariyle :


             Madde
217 – Karı, evliliğin devamı esnasında ve evliliğin zevalinden sonra
atideki borçlardan ancak mahfuz mallarının kıymeti nisbetinde mesul olur.


             1
– Yalnız mahfuz mallarından mesul olmak üzere ettiği borçlardan.


             2
– Kocasının rızası olmaksızın ettiği borçlardan.


             3
– Birliğin temsildeki salahiyetini tecavüz ederek yapdığı borçlardan.


             Bigayrihakkin
mal edinmeden mütevellit dava hakkı mahfuzdur.


             3
– İcra takibatı :


             Madde
218 – Ortaklığa terettüp eden borçlardan dolayı ortaklığın devamı esnasında
yapılacak her türlü icra takibatı kocaya karşı vukubulmak lazımdır.


             VI.
Alınanı nakden yerine koyma mükellefiyeti :


             1
– Umumiyet itibariyle :


             Madde
219 – Mal ortaklığına terettüp eden bir borcu ödemek için bu mallardan
alınan meblağın yerine konmasını, karı koca yekdiğerinden hiç bir zaman
talebedemez.


             Mal
ortaklığına terettüp eden bir borcun mahfuz mallardan veya mahfuz mallara
terettüp eden borcun ortaklık mallarından ödenmesi halinde alınan paranın
yerine konması evliliğin devamı esnasında dahi istenebilir.


             2
– Karının alacağı :


             Madde
220 – Karı, kocanın iflasından veya ortaklık malları üzerine haciz vaz
edildiği takdirde; şahsi mallarının nakden baliğ olduğu miktarı isteyebilir.


             Karının
bu alacağının, yarısı mümtazdır.


             Bu
imtiyazın, başkasına devri ve imtiyazdan bazı alacaklılar lehine feragat,
batıldır.


             VII.
Mal ortaklığının hitamı :


             1
– Taksim :


             A)
Kanuni taksim :


             Madde
221 – Karı kocadan birinin vefatında ortaklık mallarının yarısı, hayatta
kalan karı veya kocaya intikal eder. Diğer yarısı, hayatta kalan karı veya
kocanın miras hakları baki olmak üzere ölenin mirasçılarına geçer.





1304-32


 


             Hayatta
kalıpta mirastan mahrum bulunan karı veya kocanın, ortaklık mallarından iddia
edebileceği hak; boşanma halinde haiz olduğu hakları tecavüz edemez.


             B)
Mukavele mucibince taksim :


             Madde
222 – Karı koca evlilik mukavelesinde yarı yarıya taksim yerine, başka bir
taksim tarzı kabul edebilirler. Diğerinden evvel vefat eden karı veya kocanın
füruu, hini vefatta mevcut ortaklık mallarının dörtte birinden hiç bir veçhile
mahrum edilemez.


             2
– Karı ve kocadan sağ kalanın mesuliyeti :


             Madde
223 – Karısının vefatından sonra hayatta kalan koca, ortaklık mallarına
terettüp eden borçlardan şahsan mesul kalır.


             Kocasının
vefatında hayatta kalan karı, ortaklık mallarındaki hissesini red etmekle
ortaklık mallarına terettüp edipte şahsen dahi mesul olmadığı ortaklık
borçlarından, beri olur. Kabul halinde, karı mesul olmakla beraber aldığı
malların alacaklılara tediyeye kafi gelmediğini ispat ettiği nisbette
mesuliyetten, beri olabilir.


             3
– Şahsi malların tahsisi :


             Madde
224 – Hayatta kalan karı veya koca, kendi tarafından ortaklığa ithal edilen
malların mahsubu hissesinden icra edilmek üzere, kendisine tahsisini
isteyebilir.


             (B)
ORTAKLIĞIN UZATILMASI :


             I.
Şartları :


             Madde
225 – Hayatta
kalan karı veya koca, müteveffadan olan çocuklariyle birlikte ortaklığa devam
edebilir. Çocuklar, küçük iseler ortaklığın devamı için sulh hakiminin tasvibi
lazımdır. Ortaklığın devamı halinde miras hakları, ortaklığın hitamına kadar
kullanılamaz.


             II.
Uzatılan ortaklık malları :


             Madde
226 – Uzatılan
ortaklık, esasen ortaklığa dahil mallardan başka; mahfuz malları müstesna olmak
üzere, iki tarafın gelir ve kazançlarını dahi ihtiva eder.


             Uzatılan
ortaklık sırasında hayatta kalan karı veya kocaya veya çocuklara, miras veya
ıvazsız iktisap tariklerinden biriyle intikal eden mallar; hilafına bir hüküm
bulunmadıkça, mahfuz mallardan addolunur.


             Ortaklık
azası arasında dahi, karı koca arasındaki hükümler dairesinde cebri icra, caiz
değildir.


             III.
İdare ve temsil :


             Madde
227 – Uzatılan
ortaklık, çocuklar küçük ise hayatta kalan karı veya koca tarafından idare ve
temsil olunur; çocuklar reşit ise hilafına mukavele yapılabilir.


             IV.
Fesih :


             1
– Ortaklığın alakadarlar tarafından feshi:


             Madde
228 – Hayatta kalan karı veya koca, uzatılan ortaklığı her zaman fesh
edebilir.


             Reşit
olan çocuklar dahi münferiden veya cümlesi birlikte her zaman ortaklıktan
çıkabilir. Ortaklıktan çıkmak salahiyeti, küçük çocuklar namına sulh hakimi
tarafından kullanılır.





1304-33


 


             2
– Kendiliğinden infisah :


             Madde
229 – Uzatılan ortaklık aşağıdaki hallerde kendiliğinden bozulur.


             1
– Hayatta kalan karı veya kocanın ölümü veya evlenmesi ile.


             2
– Hayatta kalankarı veya kocanın veya çocukların iflası ile.


             Çocuklardan
yalnız birinin iflası halinde diğer alakadarlar onun ortaklıktan çıkarılmasını
isteyebilirler.


             Babanın
iflası veya ortaklık malları üzerine haciz vaz'ı halinde, çocuklar, ölmüş olan
analarının hakkını kullanabilirler.


             3
– Hakimin karariyle fesih :


             Madde
230 – Karı veya koca yahut çocuklardan biri aleyhine konulan hacizde,
zarara uğrayan alacaklı, hakimden ortaklığın feshine karar verilmesini
isteyebilir. Talep, çocuklardan birinin alacaklısı tarafından vaki olduğu
takdirde diğer alakadarlar o çocuğun ortaklıktan çıkarılmasını isteyebilirler.


             4
– Bir çocuğun evlenmesi veya vefatı sebebiyle fesih :


             Madde
231 – Çocuklardan biri evlenirse, diğer alakadarlar onun ortaklıktan
çıkarılmasını istiyebilir.


             Çocuklardan
biri vefat ederse, diğer alakadarlar onun füruunun ortaklıktan çıkarılmasını
isteyebilirler. Füruu olmaksızın vefat eden çocuğun hissesi, ortaklıkta dahil
olmayan mirasçıların hakları mahfuz kalmak şartiyle, ortaklık malları arasında
kalır.


             5
– Taksim veya tasfiye :


             Madde
232 – Temdit olunan ortaklığın hitamı veya çocuklardan birinin ortaklıktan
çıkarılması hallerinde taksim veya çıkarılan çocuğun haklarının tasfiyesi,
ortaklığın hitamı veya çocuğun çıkarıldığı anda mevcut olan mallar üzerinden
icra olunur.


             Hayatta
kalan karı veya koca, çocukların hissesi üzerinde miras haklarını muhafaza
eder. Tasfiye ve taksim, münasip olmayan bir zamanda yapılamaz.


             (C)
MAHDUT ORTAKLIK :


             I.
Mal ayrılığı şartiyle :


             Madde
233 – Karı
koca, evlenme mukavelesiyle bazı malların bilhassa gayri menkullerin
ortaklıktan çıkarılmasını şart ederek mahdut bir mal ortaklığı usulü kabul
edebilirler.


             II.
Müktesep mallara münhasır ortaklık :


             1
– Şumulü :


             Madde
234 – Karı koca, ortaklığa dahil olacak malların; yalnız evliliğin devamı
esnasında iki taraf şahsi mallarının ve bunlardan birinin istibdali suretiyle
elde edecekleri malların hasılatiyle kocanın yine evliliğin devamı esnasında
ıvazsız olmayan her türlü kazancından ve kadının kanunen mahfuz mallarından
bulunmayan bu kabil kazançlarından teşekkül etmesini, evlenme mukavelelerinde,
kabul edebilirler. Bu mallara müktesep mallar denir.


             2
– Taksim :


             Madde
235 – Mahdut ortaklığın hitamında ortaklık mallarında husule gelmiş bir
ziyade var ise, bu ziyade, karı koca veya mirasçıları arasında yarı yarıya
taksim olunur. Noksan vukua geldiğinde, karı tarafından sebebiyet verildiği
ispat edilmedikçe koca veya mirasçılarına ait olur. Evlenme mukavelesinde,
ziyade veya noksan hakkında başka bir taksim sureti kabul olunabilir.





1304-34


 


              (D)
CİHAZ USULÜ :


             Madde
236 – Karı
koca evlenme mukavelesiyle cihaz usulünü kabul edebilirler. Bu usul, karının
kendi mallarının bir kısmını aile masrafına medar olmak üzere kocasına terk
etmesinden ibarettir.


             Cihaz
olarak karının kocasına terk ettiği malların mal ortaklığı usulüne göre
müşterek mal olacağı veya koca cihazın mülkiyetine dahi mustakil olarak malik
bulunacağı evlenme mukavelesinde tasrih edilmiş olmadıkça cihaz ittihaz olunan
mallar hakkında, mal birliği usulünde karının şahsi mallarının tabi olduğu
hükümler cari olur.


BEŞİNCİ FASIL


Karı koca malları hakkındaki usule dair
sicil


             (A)
TESCİLİN HÜKÜMLERİ :


             Madde
237 – Evlenme
mukaveleleri ve karı koca arasındaki usule müteallik mahkeme kararlariyle
ortaklık mallarına veya karının şahsi mallarına dair aralarında yapacakları
mukaveleler katibi adile tescil ve ilan ettirilmiş olmadıkça üçüncü şahsa karşı
hüküm ifade etmez. Bu hususta karı kocanın mirasçıları üçüncü şahıstan madut
değildir.


             (B)
TESCİL :


             I.
Mevzuu :


             Madde
238 – Evlenme
mukavelesinin muhtevi olduğu maddelerden, üçüncü şahsa karşı hüküm ifade etmesi
karı koca için mültezem olanları, tescil olunur. Kanun hilafını emir etmiş veya
evlenme mukavelesinde mukavelenin tescil edilememesi sarahaten kabul edilmiş
olmadıkça, karı kocadan herbiri, tescili isteyebilirler.


             II.
Mahal :


             Madde
239 – Tescil,
kocanın ikametgahı katibi adilliğince icra edilir. Koca, ikametgahını tebdil
ettiği takdirde, tebdilden itibaren üç ay zarfında, bu yeni ikametgahta dahi
tescilin tecdidi lazımdır.


             İkametgahın
tebeddülünden itibaren üç ay geçince, eski tescilin hükmü kalmaz.


             (C) 
SİCİLLİN TUTULMASI :


             Madde
240 – Katibiadil,
evlenme mukavelelerini ve karı koca mallarının idaresine taalluku olup tescili
lazımgelen kanunen muayyen kararları ve mukaveleleri hususi bir sicille kayıt
ile mükelleftir. Bu sicil, aleni olup herkes kendisine muktazi kayıtların
musaddak bir suretini meccanen isteyebilir. Evlenme mukavelesinin ilanında
yalnız, karı kocanın kabul ettikleri usulün, hangi usul olduğunu, beyan ile
iktifa olunur.


İKİNCİ KISIM


Hısımlar


YEDİNCİ BAP


Nesebi Sahih Çocuklar


BİRİNCİ FASIL


Nesebin sıhhatı


             (A)
NESEBİN SIHHATINDA KARİNE :


             Madde
241 – Evlilik
mevcut iken veya zevalinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası,
kocadır. Bu müddet geçdikten sonra, asıl olan, doğan çocuğun nesebi sahih
addolunmamaktır.





1304-35


 


             (B) 
NESEBİ RET:


             I.
Koca tarafından :


             1
– Müddet


             Madde
242 – Koca, doğduğuna muttali olduğu günden itibaren bir ay içinde çocuğu 
reddedebilir. Ret davası, çocuk ile anası aleyhine ikame olunur.


             2
– Evlilik mevcut iken  doğan çocuk


             Madde 
243 – Koca, evlendikten en az yüz seksen gün sonra doğan çocuğun
kendisinden olması ihtimali bulunmadığını ispat etmedikçe çocuğu reddedemez.


             3
– Evlenmeden evvel veya ayrılıktan sonra ana rahmine düşen çocuk :


             Madde
244 – Çocuğun, evlenme akdinden itibaren yüz seksen günden az bir müddette
doğduğu yahut kadının gebe kaldığı zamanda kocasından ayrılığına hükmedilmiş
olduğu  tebeyyün ederse; koca, ret davasında başka beyyine ikamesine mecbur
değildir.


             Şukadar
ki, kadının gebe kaldığı zaman kocasiyle birlikte ikametinin tahakkuku halinde
asl olan, yine nesebin sıhhatıdır.


             II.
Diğer alakadarlar :


             Madde
245 – Ret
müddetinin mürurundan evvel kocanın vefat etmesi veya temyiz kudretinden mahrum
olması yahut bulunduğu yerin bilinmemesi veya herhangi bir sebepten dolayı
çocuğun doğumundan haberdar edilememesi halinde, çocukla birlikte mirasçı veya
çocuk sebebi ile mirastan mahrum olanlar, doğuma ıttılaları tarihinden itibaren
bir ay içinde ret davasını ikame edebilirler.


             Kadın;
evlenmeden evvel gebe kaldığı takdirde; koca tanımış olsa bile müddeiumumi,
onun babası olması ihtimali bulunmadığını dava ve ispat edebilir.


             (C)
RET HAKKININ SUKUTU :


             Madde
246 – Koca,
sarahaten veya delaleten çocuğu tanıdıktan yahut bu bapta muayyen müddet
geçtikten sonra, ret davası edemez. Şukadar ki çocuğu tanımak veya müddetinde
reddetmemek hususunda iğfal olunduğunu iddia ve ispat edebilir.


             Bu
hallerde, iğfale ıttıla tarihinden itibaren ret için, yeniden bir aylık müddet
başlar.


             Kezalik
ret davasının müddeti içinde ikame edilmemesi muhik bir sebepten ileri gelmiş
ise müddetin geçmesine bakılmaksızın dava mesmu olur.


 


İKİNCİ FASIL


Nesebin  tashihi


 


             (A)
EVLENME İLE TASHİH :


             I.
Şartları :


             Madde
247 – Evlilik
haricinde doğan çocukların nesebi, ana babanın birbirleriyle evlenmesiyle,
kendiliğinden sahih olur.


             II.
Beyan :


             Madde
248 – Ana
baba, doğan çocuklarını ikametgahlarının bulunduğu veya evlendikleri mahal
nüfus memuruna ihbara mecburdur bu ihbar, akit ile birlikte veya heman akitten
sonra yapılır. İhbarın yapılmaması nesebin sahih olmasına mani değildir.


             (B)
HAKİMİN HÜKMÜ İLE :


             I.
Şartları


             Madde
249 – Birbirleri
ile evlenmeyi vadedipte birinin vefatı veya evlenme ehliyetinin zevali
sebebiyle evlenemeyen ana babadan doğan çocukların nesebi, diğerinin talebi
veya çocuğun müracaatı üzerine, hakim tarafından tahsis olunur. Ancak çocuk
reşit ise tashih talebi rızası alınmadıkça mesmu olmaz. Çocuğun vefatından
sonra müracaat hakkı füruuna intikal eder.





1304-36


 


             II.
Salahiyet :


             Madde
250 – Nesebin
tashihi için salahiyetdar olan hakim, davacının ikametgahı  hakimidir.


             Hakim,
tashih talebini hukuku ammenin sıyaneti için nüfus memuruna tebliğe mecburdur.


             (C)
BUTLAN DAVASI :


             Madde
251 – Ana
babanın kanuni mirasçıları ile müddeiumumi, nesebin tashihine muttali oldukları
günden itibaren üç ay içinde itiraz edebilirler. Çocuğun, o ana ve babadan
olmadığını ispat, davacılara aittir. İtiraz davasının mercii tashih kararının
verildiği mahal veya ana ve babanın ikametgahı hakimdir.


             (D)
TASHİHİN HÜKMÜ :


             Madde
252 – Nesebi
tashih edilen çocuk, ana ve babasına ve onların hısımlarına karşı ayniyle
nesebi sahih olan çocuğun hukukunu haizdir; nesebi sahih füruu dahi tashihten
müstefit olur. Tashih, hem ana babanın mukayyet olduğu hem çocuğun doğduğu
mahallin nüfus memuruna tebliğ edilir.


ÜÇÜNCÜ FASIL


Evlat edinme


             A.
Evlat edinme şartları


             I.
Evlat edinen için :


             Madde
253 – (Değişik : 16/6/1983 - 2846/1 md.)


             Evlat
edinme hakkı en az otuzbeş yaşında olup da nesebi sahih füruu bulunmayanlara
münhasırdır. Evlat edinen kimsenin evlatlıktan en az onsekiz yaş büyük olması
şarttır.


             II.Evlatlık
için :


             Madde
254 – Mümeyyiz
olan kimse, rızası olmadıkça, evlatlığa alınamaz. Ana babanın veya hakimin
muvafakatı alınmadıkça mahcur ile küçük, mümeyyiz bile olsalar, evlatlığa
alınamazlar.


             a)
Rıza şartının aranmaması


             Madde
254/a – (Ek : 14/11/1990 - 3678/5 md.)


             Kim
olduğu veya nerede bulunduğu uzun süreden beri bilinmeyen ya da sürekli temyiz
kudretinden yoksun bulunan ana veya babanın rızası aranmaz.


             Velayetin
kaldırılmasını gerektirecek ölçüde çocuğu ile ilgisiz olan ana veya baba için
de aynı hüküm uygulanır.


             III. 
Karı koca hakkında :


             Madde
255 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/6 md.)


             Eşlerden
birinin evlat edinmesi veya evlatlık olması diğerinin rızasına bağlıdır.
Devamlı olarak temyiz kudretinden mahrum eşin rızası aranmaz. Bu halde hakim
temyiz kudretinden mahrum eşin kanuni mümessilini dinler, haklı sebeplerin
varlığı halinde talebin kabulüne karar verir.


             Bir
kimsenin iki kişi tarafından beraberce evlatlığa alınabilmesi ancak karı koca
için mümkündür.


             (B)
ŞEKİL :


             Madde
256 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/7 md.)


             Evlat
edinme, evlat edinenin oturduğu yer sulh hakiminin izni üzerine yapılacak resmi
bir senetle olur ve evlat edinme doğum kütüğüne yazılır.


             Hakim
evlat edinmeye izin vermeden önce, duruma göre gerekli görebileceği her türlü
soruşturmayı kendiliğinden yapar.


             Tarafların
belirttikleri sebebi haklı bulmadıkça, hakim , evlat edinmeye izin vermez.





1304-37


 


             (C)
AKDİN HÜKMÜ :


             Madde
257 – Evlatlık,
kendisini evlatlığa alanın aile ismini taşır ve onun mirasçısı  olur.  Asıl 
ailesindeki  mirasçılığa  da  halel  gelmez.  Ana  babaya  ait hak ve vazifeler, evlat edinen kimseye geçer. Evlat
edinme akdinden evvel yapılmış resmi bir senet ile, nesebi sahih çocukların
mirasçılık hakkına ve ana babanın çocukların malları üzerindeki haklarına dair
olan mevaddı kanuniyeye muhalif hükümler kabul edilebilir.


             (Ek
Fıkralar: 16/6/1983 - 2846/2 md.)


             Karı
koca tarafından birlikte evlat edinilen ve mümeyyiz olmayan küçüklerin nüfus
kaydında ana baba adı olarak, evlat edinen karı kocanın adları yazılır.


             Evlatlığın,
miras ve başka haklarının halele uğramaması, aile bağlarının devam etmesi için
evlatlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlat edinenin aile kütüğü arasında
her türlü bağ kurulur. Ayrıca her iki nüfus kütüğüne evlatlıkla ilgili resmi
senedin tarih ve sayısı da kaydedilir.


             Evlatlığın,
reşit olduktan sonra asıl ana babasının ismini kullanma hakkı saklıdır.


             Evlat
edinme ile ilgili kayıtlar mahkeme kararı olmadıkça veya evlatlık istemedikçe
hiçbir şekilde açıklanamaz.


             (D)
REFİ :


             Madde
258 – Evlatlık
mukavelesi hakkındaki kaidelere riayet şartiyle, evlatlık rabıtası, iki tarafın
rızasiyle her zaman kaldırılabilir. Evlatlık rabıtası, muhik sebeplere istinat
halinde evlatlığın ve mirasından mahrum bırakacak bir hal hüdusunda evlatlık
edinen kimsenin talebi üzerine, hakim tarafından dahi refedilir.


             Ref'i,
evlatlık rabıtasının istikbale ait bütün hükümlerini izale eder ve kat'idir.


 


 


DÖRDÜNCÜ FASIL


Nesep sıhhatinin umumi hükümleri


 


             (A)
İSİM VE VATANDAŞLIK HAKKI :


             Madde
259 – Nesebi
sahih olan çocuk, babasının ismini taşır ve onun vatandaşlık haklarına malik
olur.


             (B)
KARŞILIKLI VAZİFELER :


             Madde
260 – Ana
baba ve çocuk, yekdiğere karşı aile menfaatinin istilzam ettiği muavenet ve
riayete mecburdur.


             (C)
ÇOCUKLARIN İAŞE VE TERBİYE MASRAFLARI :


             Madde
261 – Çocuğun
iaşe ve terbiyesine muktazi masraflar, kendilerinin mallarını idare hususunda
kabul ettikleri usule göre, ana babaya terettüp eder. Ana baba zarurette
bulunduğu veya çocuk fevkalade masrafı mucip olduğu takdirde yahut istisnai her
hangi bir sebebin vücudu halinde hakim, çocuğun mallarından kendisinin iaşe ve
terbiyesine medar olacak muayyen bir miktarın sarfı için, ana ve babaya izin verebilir.


 


BEŞİNCİ FASIL


Velayet


 


(A)    UMUMİYET İTİBARİYLE
:


             I.
Şartları :


             Madde
262 – Çocuk,
küçük iken ana ve babasının velayeti altındadır; kanuni sebep olmadıkça, ana ve
babadan alınamaz. Hakim, vasi tayinine lüzum görmedikçe hacredilen çocukları
dahi, ana ve babanın velayetine tabidirler.


             II.
Velayeti icra hakkı :


             Madde
263 – Evlilik
mevcut iken, ana ve baba, velayeti beraberce icra ederler. Anlaşamazlarsa,
babanın reyi muteberdir.





1304-38


 


             (B)
VELAYETİN ŞÜMULÜ :


             I.
Umumiyet itibariyle :


             Madde
264 – Karı
kocadan birinin vefatı halinde, velayet, sağ kalana ve boşanma halinde
çocukların tevdi olunduğu tarafa, ait olur.


             Çocuk,
ana ve babasına riayete mecburdur. Ana ve baba, kudretlerine göre çocuğu
yetiştirmekle ve çocuk alil veya aklı zayıf ise haline münasip bir terbiye
vermekle mükelleftirler.


             Çocuğun
adını, ana ve babası kor.


             II.
Mesleki terbiye :


             Madde
265 – Ana
ve baba, çocuğun mesleki terbiyesini sevk ve idare eder ve mümkün mertebe
kuvvet ve kabiliyetini ve arzularını nazara alır.


             III.
Dini terbiye :


             Madde
266 – Çocuğun
dini terbiyesini tayin ana babaya aittir.


             Ana
babanın bu husustaki hürriyetini tahdit edecek her türlü mukavele muteber
değildir.


             Reşit,
dinini intihapta hürdür.


             IV.
Tedip hakkı :


             Madde
267 – Ana
baba, çocuklarını tedip hakkına maliktir.


             V.
Temsil :


             1
– Üçüncü şahıslara karşı :


             a)
Ebeveyn tarafından :


             Madde
268 – Ana ve baba, velayeti icra hakkını haiz oldukları nisbette
çocuklarının kanuni mümessilidirler. Bu sıfatla hareketlerinde hakimin reyine
ihtiyaçları yoktur.


                                                              b)
Çocuğun ehliyeti :


             Madde
269 – Velayet altındaki çocuk, ehliyet itibariyle vesayet altındaki kimse
gibidir. Vesayet altında bulunan kimsenin idari muamelata iştiraki müstesna
olmak üzere vasi marifetiyle temsile mütaallik hükümler, veli hakkında da tatbik
olunur.


             Bir
borç iltizam eden çocuk kendi malından ödemekte mükelleftir. Bu hususta ana ve
babanın; çocuğun malları üzerinde haiz oldukları idare ve intifa haklarına
bakılmaz.


             2
– Aileye karşı :


             a)
Çocukların tasarrufu :


             Madde
270 – Velayet altındaki çocuk, mümeyyiz ise, ana va babanın rizasiyle aile
namına hareket edebilir. Bu takdirde çocuk kendisi mesul olmayıp ana ve baba
mallarını idare hususunda kabul ettikleri usule göre ilzam olunur.


             b)
Çocukla ana ve baba arasında vakı hukuki tasarruflar :


             Madde
271 – Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak
çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç
iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.


 


             (C)
HAKİMİN MÜDAHALESİ :


             I.
Himaye tedbirleri :


             Madde
272 – Ana
ve baba, vazifelerini ifa etmedikleri takdirde hakim, çocuğun himayesi için
muktazi tedbirleri ittihaz ile mükelleftir.





1304-39


 


             II.
Çocukların yerleştirilmesi :


             Madde
273 – Çocuğun,
bedeni veya fikri tekamülü tehlikede bulunur veya çocuk manen metruk bir halde
kalırsa hakim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile nezdine veya bir
müesseseye yerleştirebilir. Çocuk, şirretliği hasebiyle ana ve babanın
emirlerine karşı gelmekte temerrüt ederse; müessir başka bir ıslah çaresi
bulunmadığı takdirde, aynı tedbirler, ana babanın talebi üzerine hakim
tarafından ittihaz edilir. Bu tedbirlerin iltizam ettiği masarif - ana baba ile
çocuk tediyeden aciz iseler - Devletçe tesviye olunur. Nafakaya mütaallik
hükümler bakidir.


             III.
Velayet hakkının nez'i :


             1
– Velayetin ifa edilmemesi halinde :


             Madde
274 – Velayeti ifadan aciz veya mahcur olan yahut nüfuzunu ağır surette sui
istimal eden veya fahiş ihmalde bulunan ana ve babadan, hakim, velayet hakkını
nez edebilir.


             Ana
ve babadan velayet nez olununca, çocuğa, bir vasi tayin olunur. Nez'in hükmü,
ileride doğacak çocuklara şamildir.


             2
– Baba veya ana tekrar evlenirse :


             Madde
275 – Velayeti haiz olan ana ve baba, yeniden evlenirse; icap ettiği halde
çocuğa bir vasi tayin edilir. Karı kocadan birinin, vasi nasbı caizdir.


             IV.
Velayet hakkının iadesi :


             Madde
276 – Nezi
sebebi zail olduğu surette hakim, doğrudan doğruya veya talepleri üzerine, ana
ve babaya velayeti iade ile mükelleftir.


             Nez'i
tarihinden itibaren bir sene geçmedikçe, velayet, iade edilemez.


             (D)
NEZİ HALİNDE ANA VE BABANIN VAZİFELERİ :


             Madde
277 – Velayeti
nezedilen ana ve baba, çocuğun iaşe ve terbiye masraflarını, evvelce olduğu
gibi tesviye ile mükelleftir. Bu masraflar - ana ve baba ile çocuk tediyeden
aciz iseler - Devletçe tesviye olunur. Nafakaya mütaallik hükümler bakidir.


 


ALTINCI FASIL


Çocuk malları


 


             (A) 
İDARE :


             I.Umumiyetle
:


             Madde
278 – Ana
baba, velayetleri devam ettikçe çocuğun mallarını idare ederler. Hesap ve
Teminat vermezler. Ana babanın vazifelerini yapmadıkları takdirde, hakim
müdahale eder.


             II.
Evliliğin zevalinden sonra :


             Madde
279 – Evliliğin
zevalinden sonra velayeti haiz olan karı veya koca, hakime çocuğun mali
vaziyetini gösterir bir müfredat defteri vermeğe ve servetinde ve keyfiyeti
tenmiyesinde ehemmiyetli bir tebeddül husule geldiği takdirde, onu da,
bildirmeğe mecburdur.


             (B)
İSTİFADE HAKKI :


             I.
Şartları :


             Madde
280 – Ana
babanın velayeti, taksirleri hasebiyle, kendilerinden nez olunmadıkça; rüştüne
kadar çocuğun emvalinden intifa hakları vardır.





1304-40


 


             II.
Gelirin sarfı :


             Madde
281 – Çocuğun
geliri, evvel emirde kendi infak ve terbiyesine sarfolunur; fazlası, karı
kocadan hangisi aile masrafiyle mükellef ise ona ait olur.


             (C)
SERBEST MALLAR :


             I.
İstifade hakkından hariç mallar :


             Madde
282 – İntifa
hakkı, faize verilmek veya tasarruf sandıklarından biriktirilmek yahut ana baba
intifa edememek şartiyle çocuğa hibe edilen mallara şamil olmaz.


             Bu
kabil malların idaresi, vahip tarafından hini hibede hilafı şart edilmedikçe;
ana babadan alınamaz.


             II.
Kazanç idare ve istifade hakları :


             1
– Kazanç :


             Madde
283 – Küçüğün kazancı, yanlarında yaşadıkça, ana babaya aittir. Ananın
babanın rızası ile aile haricinde yaşayan çocuk, onlara karşı olan borçlarına
halel gelmemek üzere, kazancında dilediği veçhile tasarruf edebilir.


             2
– Meslek ve sanat için verilen mal :


             Madde 284 – Bir meslek veya
sanat için, ana baba tarafından çocuğa, malından verilen kısmın idaresi ve
ondan istifade hakkı, çocuğundur.


             (D)
HAKİMİN MÜDAHALESİ :


             I.
Teminat tedbirleri :


             Madde
285 – Ana
baba, idare ve intifa haklarının kendilerine yüklettiği vazifeleri yapmadıkları
surette; hakim, çocuğun menfaatini muhafaza için, muktazi tedbirleri ittihaz
eder.


             Çocuğun
malları tehlikeye düşerse hakim, vasiler üzerinde haiz olduğu murakabeyi ana
baba hakkında tatbik veya onlardan teminat talep ve çocuğun menfaatini korumak
için kayyım da tayin edebilir.


             II.
Velayet hakkının nez'i halinde :


             Madde
286 – Ana
baba, çocuğun malları üzerindeki haklarından; ancak velayetlerinin nez'i
halinde, mahrum edilebilir. Velayetin nez'i, ana babanın taksirleri yüzünden
olmamış ise; çocuğun infak ve terbiyesine kifayet edecek miktardan fazlasında,
intifa hakları bakidir.


             (H)
İDARE HAKKININ ZEVALİ :


             I.
Teslim :


             Madde
287 – Ana
babanın idare hakkının zevalinde, mallar; reşit olan çocuğa veya vasisine,
hesap görülerek teslim olunur.


             II.
Mesuliyet :


             Madde
288 – Ana
baba çocuğun mallarını iadede intifa hakkı sabibi gibi mesuldür; hüsnü niyetle
sattıkları malların semenini verirler.


             Ana
baba, çocuğun malından anın menfaati için, salahiyetleri dairesinde yaptıkları
masrafı zamin olmazlar.


             III.
Çocuğun imtiyaz hakkı :


             Madde
289 – Çocuğun,
haciz veya iflas tarikiyle takip edilen ana babadaki alacağı mümtazdır.





1304-41


 


SEKİZİNCİ BAP


Nesebi Sahih Olmayan Çocuk


             (A)
SAHİH OLMAYAN NESEP :


             Madde
290 –
Nesebi sahih olmayan çocuğun anası, doğuran kadındır. Babası, tanıma veya bir
hüküm ile tahakkuk eder.


             (B)  
TANIMA :


             I.
Şartları ve Şekli :


             Madde
291 –
Evlilik haricinde doğan çocuk babası tarafından veya babasının vefatı veya
temyiz kudretinden daimi mahrumiyeti halinde babasının babası tarafından,
tanınabilir.


             Tanıma,
resmi senet veya ölüme bağlı tasarrufla olur. Keyfiyet, tanınan kimsenin
mukayyet bulunduğu mahallin nüfus memuruna bildirilir.


             II.
Memnuiyet :


             Madde
292 – Birbirleriyle
evlenmeleri memnu olanlardan veya evli (...)(1) kadınların zinasından doğan
çocuk, tanınamaz.


             III.
Refi :


             1
– Ana veya çocuğun itirazı :


             Madde
293 – Ana veya çocuk ve çocuğun vefatı halinde füruu, tanıyanın baba veya
büyük baba olmadığı veya tanıma çocuk hakkında zararlı bulunduğu iddiasiyle,
ıttılalarından itibaren üç ay içinde hakime itiraz edebilirler.


             Ahvali
şahsiye memuru tanıyana yahut anın mirasçılarına itirazı bildirir. Bunlar üç ay
içinde mahalli mahkemesine müracaatla, itirazın reddini isteyebilir.


             2
– Üçüncü şahsın itirazı :


             Madde
294 – Gerek hazine gerek her hangi bir alakadar, ıttıla tarihinden itibaren
üç ay içinde salahiyettar ahvali şahsiye memurunun bulunduğu mahal
mahkemesinde; tanıma keyfiyetine itiraz edebilir. Muterizler, tanıyan kimsenin
çocuğun baba veya babasının babası olmadığını veya tanımanın kanunen memnu
bulunduğunu ispat mecburiyetindedirler.


             (C)
BABALIK DAVASI :


             Madde
295 – Evlilik
haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmen tayini için ikamei dava edebilir.
Çocuk ta bu hakkı haizdir. Dava, baba veya mirasçıları aleyhine ikame olunur.


             I.
Dava hakkı :


             II.
Müddet :


             Madde
296 – Dava,
çocuk doğmadan evvel veya doğduğundan itibaren nihayet bir sene içinde ikame
olunur.


             III.
Mevzuu :


             Madde
297 – Dava;
ana ve çocuk lehine babanın nakdi tediyatta bulunması talebine dair olabileceği
gibi, kanunun tayin ettiği hususlarda, bu taleple birlikte veya ayrıca,
babalığın ahvali şahsiyeye mütaallik bütün netayiciye hükmen tayinine dair de,
olabilir.


             Çocuk,
babası tarafından tanınmış veya ölü doğmuş veya hükümden evvel ölmüş olsa bile;
ana nakdi tediyat davasında bulunabilir. Çocuk baba tarafından tanınmış veya
babalık hükmü lahık olmuş ise velayetten mütevellit borçların edası çocuğa
yapılması lazımgelen tediyat yerine kaim olur.


——————————


(1)    Bu aradaki "..erkek ve .." şeklindeki
ibare Anayasa Mahkemesi'nin 28/2/1991 tarih, E. 1990/15, K. 1991/5
sayılı kararı ile iptal edilmiştir.





1304-42


 


             IV.
Kayyım tayini :


             Madde
298 – Mahkeme,
evlilik haricinde bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir gebelik ana
tarafından kendisine haber verildiği takdirde; çocuğun menfaatlerini sıyanet
etmek üzere, hemen bir kayyım tayin eder. Babalık davası bittiği veya ikamesi
için muayyen müddet geçtiği takdirde mahkeme, çocuğun ana veya babanın velayeti
altında bırakılmasını faydalı görmezse kayyım yerine bir vasi nasbeyler.


             1
– Salahiyet :


             a)
Umumi salahiyet :


             Madde
299 – Babalık davası müddeniin doğum zamanında Türkiye'deki ikametgahının
bulunduğu mahal mahkemesinde ikame edilebileceği gibi müddeaaleyhin dava
zamanındaki ikametgahının bulunduğu mahal mahkemesinde dahi ikame olunabilir.
Babalığın hükmen tayini maksadiyle vakı olan dava, menfaatlerini sıyanet
edebilmesi için hakim tarafından doğrudan doğruya müddeaaleyhin ikametgahındaki
hazine memuruna tebliğ olunur.


             b)
Sicil kaydının bulunduğu mahal salahiyeti :


             Madde
300 – Ana ve çocuğun ikametgahı Türkiye haricinde olup ta aleyhine babalık
davası ikame olunan Türk de ecnebi bir memlekette sakin ise, dava anın
Türkiye'de mukayyet olduğu mahal mahkemesi huzurunda ikame olunabilir.


             2
– Karine :


             Madde
301 – Doğumdan evvel üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arasında
müddeaaleyhin, çocuğun anasiyle münasebeti cinsiyede bulunduğunun sübutu; babalığa,
karine teşkil eder. Müddeaaleyhin babalığı hakkında ciddi şüpheler uyandıracak
hallerin vücudu takdirinde, karineye itibar yoktur.


             3
– Ananın kusuru :


             Madde 302 – Ananın, gebe
kaldığı zaman iffetsizlikle meluf olduğu sabit olursa; babalık davası, reddolunur.


             4
– Evli ana :


             Madde
303 – Ana, gebe kaldığı zaman evli idiyse; babalık davası, ancak çocuğun
nesebi sahih olmadığına hakim hükmettikten sonra ikame edilebilir. Bu takdirde
babalık davasının ikamesi için muayyen müddet, nesebin sahih olmadığı hakkındaki
hükmün sudurundan itibaren başlar.


             V.
Hüküm :


             1
– Ana lehine :


             a)
Maddi tazminat :


             Madde
304 – Babalık davası sabit olduğu takdirde ana lehine aşağıdaki tazminata
hükmedilir:


             1
– Doğurma masrafları.


             2
– En aşağı doğumdan evvelki dört hafta ile sonraki dört haftanın iaşe
masrafları.


             3
– Gebeliğin ve doğurmanın sebep olduğu diğer masraflar.


             b)
Manevi tazminat :


             Madde
305 – Baba, anaya münasebeti cinsiyeden evvel, evlenmek vadetmiş veya
onunla münasebeti cinsiyesi kanuni bir cürüm yahut onun üzerindeki nüfuzunu sui
istimal teşkil eylemiş veya münasebeti cinsiye zamanında ana henüz küçük
idiyse; ana için manevi bir tazminat karşılığı olarak, bir meblağ
hükmolunabilir.





1304-43


 


             2
– Çocuk lehine tediyat :


             a)
Nafaka :


             Madde
306  – Babalık davasının sübutu halinde, hakim, ana ve babanın içtimai
vaziyetlerine göre çocuğa bir nafaka bağlar.


             Babanın
tediyesiyle mükellef tutulacağı nafaka, her halde çocuğun iaşe ve terbiyesine
muktazi masraflara adilane bir iştirak teşkil edecek miktarda olmalıdır.


             Nafaka,
çocuk on sekiz yaşını bitirinceye kadar ve hakimin tayin edeceği zamanlarda
peşin olarak verilir.


             Ana,
açıktan açığa çocuğun menfaatine mugayir şartlar altında davadan sulh olmuş
veya ikamesinden feragat etmiş ise; çocuk için, dava hakkı, yine bakidir.


             b)
Yeni hadiseler :


             Madde
307 – Ahval ehemmiyetli surette değişmiş ise nafakanın miktarına dair olan
karar, iki taraftan birinin istidası üzerine tadil olunabilir. İçtimai vaziyete
göre, kafi derecede şahsi geliri olduğu gün, çocuğun nafakası kesilebilir.


             3
– Teminat :


             Madde
308 – Ana, zarurette olur ve müddeaaleyhin baba olduğuna karine bulunursa
doğurma ve çocuğu üç ay iaşe için melhuz masraflara karşı hükümden evvel
teminat göstermeğe meddeaaleyh mecbur tutulabilir. Ananın hakları, zıya tehlikesinde
bulunduğu ispat edilememiş olsa dahi, yine böyledir.


             4
– Çocukların borçları :


             Madde
309 – Baba
aleyhindeki haklar, mirasçılara karşı da kullanılabilir. Bununla beraber
mirasçılar, çocuğun tanınması halinde mirasçı sıfatı ile alabileceği miktardan
fazla bir şey itası ile, mükellef olmazlar.


             VI.
Babalığa hüküm :


             Madde
310 – Müddeaaleyh,
anaya evlenme vadettiği veya münasebeti cinsiye bir cürüm veya nüfuzu sui
istimal teşkil eylediği takdirde; müddeinin talebi üzerine hakim, onun
babalığına hükmeder.


 


             (İkinci
fıkra iptal: Ana. Mah. 21/5/1981 - E. 1980/29. K. 1981/22 sayılı kararı ile)


             (D)
HÜKÜMLER :


             I.
Anaya ve çocuğa karşı:


             Madde
311 – Evlilik
haricindeki doğumda anasına kalan çocuk, anasının aile ismini taşıdığı ve onun
vatandaşlık hakkını iktisap ettiği gibi gerek anasına gerek anasının
hısımlarına karşı sahih olmayan nesep üzerine terettüp eden hak ve vazifelere
dahi sahiptir.


             Ananın
borçları ise tıpkı nesebi sahih çocuğa karşı olan borçları gibidir. Mahkeme,
velayeti anaya verebilir.


             II.
Babaya ve çocuğa karşı:


             Madde
312 – Babaya
nisbeti babalık hükmü ile veya tanınmak suretiyle taayyün eden çocuk, babanın
aile ismini taşır ve onun vatandaşlık hakkını iktisap eder. Babasının ve
anasının ailelerine karşı sahih olmayan nesep üzerine terettüp eden hak ve
vazifelere dahi sahip olur. Babanın borçları ise tıpkı nesebi sahih çocuğa
karşı olan borçları gibidir. Mahkeme, velayeti baba veya anaya verebilir.


             III.
Velayetin taksimi :


             Madde
313 – Çocuk,
babanın velayeti altında ise ana, çocukla icabı hale göre şahsi münasebetleri
idame hakkını haizdir. Mahkeme, doğrudan doğruya veya ananın talebi üzerine;
çocuğun, muayyen bir yaşa kadar ananın ve bu yaştan sonra babanın velayeti
altında kalmasını emredebilir.





1304-44


 


             IV.
Çocuğun malları üzerindeki haklar :


             Madde
314 – Velayetin
baba veya anaya tevdii halinde mahkeme, çocuğun malları üzerindeki haklarını da
tayin eder.


 


DOKUZUNCU BAP


Aile


 


BİRİNCİ FASIL


Nafaka


             (A)
BORÇLULAR:


             Madde
315 – Herkes,
yardım etmediği surette zarurete düşecek olan usul ve füruuna ve erkek ve kız
kardeşlerine muavenet ile mükelleftir.


             (B) 
MUAVENET TALEBİ:


             Madde
316 – Nafaka
davası, bununla mükellef olanlar hakkında, mirastaki tertip sırasiyle ittihaz
edilir. Dava, davacının geçinmesi için muktazi ve diğer tarafın geliri ile
mütenasip, bir muavenet talebinden ibaret olur.


             Erkek
ve kız kardeşler, hali refahta bulunmadıkça kendilerinden nafaka istenemez.
Dava, nafaka istemek hakkına malik olan kimse tarafından veya o kimse resmi bir
müessesede infak olunuyor ise o müessese yahut müessesenin tabi olduğu idare
tarafından mükellefin ikametgahı mahkemesinde ikame olunur.


             (C)
ANA VE BABASI BELLİSİZ ÇOCUKLARIN İAŞESİ:


             Madde
317 – Ana
ve babası belli olmayan çocuk, belediyelerce infak olunur. Ailesi zuhur ederse
belediye, nafaka ile mükellef olan hısımlardan nafaka için edilen masrafı
isteyebilir.


 


İKİNCİ FASIL


Ev reisliği


             (A)
EV REİSLİĞİ:


             Madde
318 – Aile
halinde yaşayan mütaaddit kimseler üzerinde ev reisliği, kanuna veya akte veya
örfe göre, reis olan kimseye aittir.


             Reislik
hakkı, kan veya sıhri hısım sıfatiyle yahut işçi, çırak, amelede olduğu gibi
bir akit sebebiyle birlikte yaşayanların kaffesi üzerinde caridir.


             (B) 
HÜKÜMLERİ:


             I.
Umumi kaideleri:


             Madde
319 – Birlikte
yaşayan kimseler, evin kaidelerine tabidir; bu kaidelerde her birinin menfaati
adilane bir surette gözetilmiş olmak lazımdır.


             Birlikte
yaşayan kimselerden her biri bilhassa talim ve terbiyeleri sanatları yahut dini
ihtiyaçları için muktazi hürriyetten istifade ederler.


             Evin
reisi, birlikte yaşayanların evdeki eşyasını, kendi eşyasına karşı göstereceği
aynı ihtimam ile muhafaza etmek ve emniyet altında bulundurmakla mükelleftir.


             II.
Mesuliyet:


             Madde
320 – Evin
reisi, riyaseti altında bulunan küçüğün, mahcurun yahut dimağ hastalığı veya
akıl zayıflığı ile malül olan kimsenin yaptığı zarardan mutad veçhile ve
ahvalin muktazi bulunduğu dikkatle ana nezaret ettiğini isbat etmedikçe
mesuldür.





1304-45


 


             Evin
reisi ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı ile malül olanların
bizzat kendilerini veya başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri
hususunda lazımgelen tedbirleri ittihaz ile mükelleftir. Lüzumu halinde bu
tedbirlerin ittihazı için keyfiyeti zabıtaya haber verir.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Aile malları


 


             (A)
ÇOCUKLARIN ALACAĞI :


             Madde
321 – Ana
ve baba ile birlikte yaşayan ve ıvazından sarahaten feragat etmeksizin kendi
sayını veya varidatını aileye tahsis eden reşit evlat, bu tahsisinden dolayı;
ana ve babasından, aleyhlerine vakı hacze iştirak veya iflasları halinde masaya
müracaat tarikiyle, bir hak talep edebilir. İhtilaf halinde, hakim, iddianın
haklı olmadığını ve miktarını serbestçe takdir eder.


             (B)
AİLE VAKFI :


             Madde
322 – Aile
efradının talim ve terbiyesine, teçhiz veya muavenetine ve bunlara mümasil
gayelere muktazi masarifin tediyesi için; eşhas veya miras hukukuna dair olan
hükümlere tevfikan aile vakıfları tesis edilebilir.


             Bir
malın veya bir hakkın devir ve ferağ edilememek üzere bir aileye tahsisine ve
aile efradı arasında tarzı intikaline dair her türlü tasarruf memnudur. Bu
tarzda tasarruf, tesisat ihdası fikriyle dahi mezcolunamaz.


             (C)
AİLE ŞİRKET EMVALİ :


             I.
Teşekkülü


             1
– Şartları :


             Madde
323 – Hısımlar, terekedeki hisselerinin tamamını veya bir kısmını bırakmak
veya ortaya diğer mallar koymak suretiyle aralarında, şirketi emval tesis
edebilir.


             2
– Şekli:


             Madde
324 – Bütün şeriklerin veya mümessillerinin imzalarını havi resmi bir
senede raptedilmedikçe, mal ortaklığı, tesis edilmiş olmaz.


             II.
Müddet :


             Madde
325 – Mal
ortaklığı, muayyen veya gayri muayyen bir müddet için olabilir. Müddet, muayyen
olmadığı takdirde; ortaklardan her biri, altı ay evvel ihbar edilmek şartiyle
şirketle alakasını kesebilir. Şirket, zirai bir işe dair olduğu takdirde;
ihbardan sonra geçmesi lazımgelen müddet, mahalli örfe göre, o iş için muktazi
ziraat mevsiminden ibarettir.


 


             III.
Hükmü :


             1
– Şirketin işletilmesi:


             Madde
326 – Şerikler, şirketi elbirliğiyle işletirler. Hilafına bir şart
olmadıkça her biri şirkette müsavi derecede hak sahibidir.


             Şirket
devam ettiği müddetçe şerikler, hisselerini talebedemiyecekleri gibi
hisselerinde tasarruf dahi edemezler.


             2
– İdare ve temsil :


             a) 
Umumiyet itibariyle :


             Madde
327 – Şirket Bütün azasının elbirliğiyle idare olunur. Azadan her biri
diğerlerinin iştiraki olmaksızın mutat olan idari tasarruflarda bulunabilir.





1304-46


 


             b)
Müdürlerin salâhiyeti:


             Madde
328 – Aza, içlerinden birini şirkete müdür tayin edebilirler. Müdür,
şirkete mütaallik bütün tasarruflarda onu temsil ve işletme umurunu idare eder.


             Şirketi
kimin temsil edeceği, siciline kaydedilmiş olmadıkça; diğer şeriklerin temsil
hakkından mahrumiyetleri iddası, hüsnü niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı
dermeyan edilemez.


             3
– Müşterek mallar ve şahsi mallar:


             Madde
329 – Şirkete dahil olan mallar, şeriklerin müşterek mülküdür. Şerikler
borçlardan müteselsilen mesuldürler. Şeriklerden birinin şirkete koymadığı veya
şirket esnasında miras tarikiyle yahut her hangi bir suretle ıvazsız iktisap
ettiği mallar, hilafına şart olmadıkça şirket emvalinden sayılmaz.


             IV.
Şirketin feshi:


             1
– Sebepleri :


             Madde
330 – Aşağıdaki hallerde şirket nihayet bulur:


             1
– Bütün şeriklerin muvafakati ile yahut ihbar tarikiyle.


             2 – Şirketin devamı
için muayyen müddet hitam bulmuş ve zımnen temdit vakı olmamış ise,


             3
– Şeriklerden birinin hissesi icra vasıtasiyle haczedilerek satıldığı takdirde.


             4
– Şeriklerden birinin iflası halinde.


             5
– Şeriklerden birinin muhik sebeplere müstenit talebi ile.


             2
– İhbar, tediyeden aciz, evlenme :


             Madde
331 – İhbar tarikiyle şeriklerden biri şirketten ayrıldığı veya şeriklerden
birinin iflasına hüküm sadır olduğu yahut haczedilmiş olan hissenin satılması
talebedildiği takdirde, diğer, şerikler; işbu şerikin hukukunu tasfiye veya
alacaklılarının alakasını katettikten sonra kendi aralarında, şirketi idame
edebilirler.


             Evlenen
şerik, evvelce ihbara mecbur olmaksızın şirketteki hukukunun tasfiyesini
talebedebilir.


             3
– Vefat:


             Madde
332 – Şeriklerden birinin vefatı halinde, mirasçıları, şirket emval
azasından değil iseler ancak murislerine ait hukukun tasfiyesini talep
edebilirler.


             Müteveffa,
mirasçı olarak füru bırakmış ise bunlar, diğer şeriklerin muvafakati ile; onun
yerine, şirkete girebilirler.


             4
– Taksim :


             Madde
333 – Şirket mallarının taksimi veya ayrılan bir şerikin hissesinin
tasfiyesi, şirketin hitamını mucip olan sebebin tahaddüsü zamanında şirket
mallarının bulunduğu hale göre icra edilir.


             Taksim
ve tasfiye, müsait olmıyan bir zamanda talep olunamaz.


             V.
Hissei temettü şartiyle şirket :


             1
– Mevzuu:


             Madde
334 – Şerikler, aralarında yapacakları mukavele ile şirketin işletilmesini ve
temsilini diğer şeriklerden her birine hasılatı safiyeden senevi muayyen bir
hisse vermek üzere; içlerinden yalnız birine tevdi edebilirler.


             Bu
hisse, hilafına şart olmadıkça, şirket mallarının münasip derecede uzun bir
devredeki hasılatının vasati miktarına göre ve işleten şerikin ihtiyar ettiği
mesai ve sarfiyatı nazarı itibara alınarak adilane bir surette tesbit olunur.





1304-47


 


             2
– Fesih :


             Madde
335 – Şirketin işletme ve temsilini deruhte eden şerik, müşterek malları
gereği gibi işletmediği veya şeriklerine karşı taahhütlerini ifa etmediği
takdirde şeriklerin, şirketin feshini talebe hakları vardır.


             Şeriklerden
her biri, muhik sebeplere istinat ile işletme ve temsili deruhte eden şerikin
idaresine iştirak ile, tereke taksimindeki hükümler nazarı dikkate alınmak
üzere; müşterek mallardan istifade hakkına teşrikini, hakimden istiyebilir.


             Bununla
beraber, şeriklerin elbirliğiyle işlettikleri şirketi emvale dair olan
kaideler; temettüe iştirak suretiyle olan şirketi envalde dahi caridir.


 


             (D)
AİLE YURDU :


             Madde
336 –
Aşağıdaki maddeler hükmüne tevfikan aile yurtları tesisi caizdir.


             I.
Yurt tesisi:


             1
– Şartları:


             Madde
337 – Ziraat veya sanayie tahsis edilmiş olan bir gayrimenkul ve
müştemilatiyle beraber meskenler aşağıdaki şartlar dairesinde aile yurdu
ittihaz edilebilir.


             Aile
yurdu ittihaz olunan gayrimenkulün büyüklüğü, bir ailenin iaşesine veya
ikametine muktazi dereceden fazla olamaz; gayrimenkulün üzerinde ayni haklar
bulunması ve mülk sahibinin mütebaki servetinin derecesi, haizi tesir değildir.


             Mahkemenin,
muhik sebeplere istinat ile muvakkat bir zaman için vereceği müsaade müstesna
olmak üzere, mülk sahibi veya ailesi yurt ittihaz edilen gayrimenkulü ve
gayrimenkulün tahsis edildiği sanatı bizzat işletmeğe yahut meskende bizzat
ikamete mecburdur.


             2
– Tesis usulü:


             a)
Resmi ilan:


             Madde
338 – Aile yurdu tesis etmek istiyen kimse, alacaklıların ve alelıtlak
tesisten zarar görmeleri melhuz olanların iki ay zarfında itirazlarını dermeyan
etmelerini evvel emirde mahkeme marifetiyle resmen ilan ettirir. Mahkeme, yurt
ittihaz edilecek mesken veya diğer gayri menkul kendilerine teminat gösterilmiş
olan alacaklılara, keyfiyeti sureti mahsusada tebliğ eder.


             b)
Başkalarının hakları:


             Madde
339 – İlan müddeti içinde, üçüncü şahıslar tarafından itiraz olunmadığı
yahut vuku bulan itirazın haksızlığı anlaşıldığı takdirde; mesken veya diğer
gayri menkul, yurt ittihazı için muktazi kanuni şartları cami ise, tesise
müsaade olunur.


             Müddet
içinde itiraz eden alacaklıların alakalarının kesildiği isbat edilmedikçe
tesise müsaade edilmez.


             Borç,
itiraz eden alacaklı lehine müeccel olsa bile aile yurdu tesis etmek istiyen
borçlu, hemen ödeyebilir.


             c)
Sicille kayıt:


             Madde
340 – Mahkemenin tesis müsaadesi tapu siciline kayit ile resmen ilan 
olunmadıkça aile yurdu, kurulmuş olmaz.


             II.
Hükmü:


             1
– Tasarruf hakkının tahdidi:


             Madde
341 – Yurt ittihaz olunan mesken veya diğer gayrı menkul, teminat
gösterilemez. Sahibi onu ahare ferağ edemiyeceği gibi kiraya da veremez.





1304-48


 


             Yurt
ve müştemilatı, mahkeme marifetiyle idare hakkı mahfuz kalmak şartiyle kabili
haciz değildir.


          
2 – Hısımların hakkı:


             Madde
342 – Muhtaç olan ve kabullerine mani bulunmayan usul ve füruunu ve erkek
ve kız kardeşlerini yurda kabul etmesi için, mahkeme, mal sahibini cebredebilir.


             3
– Mal sahibinin borcunu ödemekten aczi:


             Madde
343 – Mal sahibinin, borcunu ödemekten aczi tahakkuk ettiği takdirde
alacaklılar, mahkemeye müracaat ederek yurdun tahsis edildiği gayeye halel
gelmemek şartiyle; yurt ittihaz edilen mesken veya diğer gayrimenkulü, kendi
hesaplarına idare etmek üzere bir müdüre, tevdi ettirebilirler.


             Alacaklılar,
borcu ödemekten acze dair ellerinde bulunan vesikaların tarihi sırasiyle ve
iflastaki tertibe göre haklarını alırlar.


             III.
İlga:


             1
– Ölüm dolayısiyle:


             Madde
344 – Ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılara geçmesi kendi tarafından şart
kılınmış olmadıkça, mal sahibinin ölümünden sonra, aile yurdu devam edemez.


             Böyle
bir şart yok ise, mal sahibi ölünce; tapu sicilindeki kayıt, terkin edilir.


             2
– Mal sahibinin sağlığında:


             Madde
345 – Mal sahibi, sağlığında yurdu ilga edebilir. Bunun için mal sahibinin,
tapu sicilindeki kaydı terkin ettirmek üzere, bir istida ile mahkemeye müracaat
etmesi lazımdır. İstida mahkemece ilan olunur. İstidanın ilanı tarihinden
itibaren iki ay içinde itiraz edilmediği veya edilen itirazın haksızlığı
anlaşıldığı takdirde, kaydın terkinine müsaade edilir.


 


ÜÇÜNCÜ KISIM


Vesayet


 


ONUNCU BAP


Vesayet Teşkilatı


 


BİRİNCİ  FASIL


Vesayet uzuvları


 


             (A)
UZUVLAR:


             Madde
346  – Vesayet
uzuvları, vesayet daireleri ve vasiler ve kayyımlardan ibarettir.


             (B)
VESAYET DAİRELERİ:


             I.
Umumi vesayet:


             Madde
347 – Vesayet
daireleri, sulh mahkemesi ile mahkemei asliyedir.


             II.
Hususi vesayet:


             1
– Cevaz ve şartları:


             Madde
348 – Vesayet altındaki kimsenin menfaati ve hususiyle bir şirketin veya
sınai bir teşebbüsün devamı icabeylediği takdirde vesayet, müstesna olarak
aileye tevdi olunabilir.


             Bu
suretle vesayet makamının hak ve vazifeleri ve mesuliyeti, bir aile meclisine
intikal eder.





1304-49


 


             2
– Teşekkülü


             Madde
349 – Vesayet altındaki kimsenin yakın kan veya sıhri hısımlarından iki
reşidin veya bunlardan biri karı ve kocasının talebi üzerine mahkemei asliye,
aile vesayetine müsaade edebilir.


             3
– Aile meclisi


             Madde
350 – Aile meclisi vesayet altındaki kimsenin, vasiliğe ehil olan kan veya
sıhri hısımlarından en aşağı üç kişiden terekküp eder ve mahkemei asliye
tarafından, dört sene için, teşkil olunur.


             Karı
veya koca, aile meclisine aza olabilir.


             4
– Maddi teminat


             Madde
351 – Aile meclisi azası, vazifelerini müstekimane ifa edeceklerine dair
maddi teminat verirler. Aile vesayeti, ancak bu şart ile tesis olunabilir.


             5
– Hususi vesayetin ref'i:


             Madde 352 – Mahkemei asliye
vesayeti her zaman aileden ref edebilir.


             (C)
VASİ VE KAYYIM:


             Madde
353 – Vasi,
vesayet altındaki küçüğün ve mahcurun şahsına takayyüt ve mallarını idare ve
medeni tasarruflarda onu temsil eder.


             Kayyım,
bir malın idaresi veya muayyen bir iş için nasbolunur.


             Kanunda
hilafına sarahat olmadıkça vasiye ait hükümler, kayyım hakkında da caridir.


 


İKİNCİ FASIL


Vesayeti müstelzim haller


             (A)
KÜÇÜKLÜK:


             Madde
354 – Velayet
altında bulunmayan her küçüğe, bir vasi nasbolunur. Nüfus, adliye ve idare
memurları resmi muameleleri dolayısiyle muttali oldukları vesayeti müstelzim
böyle bir hali; sulh mahkemesine hemen ihbar ile mükelleftirler.


             (B)
HACİR:


             I.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı:


             Madde
355 – Akıl
hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile işlerini görmekten aciz veya daimi
muavenet ve takayyüde muhtaç olan yahut başkasının emniyetini tehdit eden her
reşit için, bir vasi nasbolunur. Adliye ve idare memurları, resmi muameleleri
dolayısiyle muttali oldukları hacri müstelzim halleri, sulh mahkemesine hemen
ihbar ile mükelleftirler.


             II.
İsraf, ayyaşlık, sui hal ve sui idare :


             Madde
356 – İsrafı,
ayyaşlığı, sui hal ve sui idaresiyle kendisini veya ailesini zarurete maruz
bırakan veya daimi muavenet ve takayyüde muhtaç olan yahut başkasının
emniyetini tehdit eden her reşit için; bir vasi nasbolunur.


             III.
Hapis :


             Madde
357 – Bir
sene veya  daha ziyade hürriyeti salip bir ceza ile mahküm olan her reşit için,
bir vasi nasbolunur. Hükmü icraya memur daire, mahkümun cezasını görmeğe
başladığını; sulh mahkemesine, hemen ihbar ile mükelleftir.


             IV.
İhtiyari hacir:


             Madde
358 – İhtiyarlığı,
maluliyeti veya tecrübesizliği sebebiyle işlerini gereği gibi görmekten aciz
olduğunu ispat eden her reşit, vesayet altına alınmasını talep edebilir.





1304-50


 


             (C)
İSTİMA:


             I.
Ehli hibre:


             Madde
359 – İsraf,
ayyaşlık, sui hal veya sui idare sebebi ile bir kimsenin hacrine; ancak
kendisinin istimaından sonra, hükmolunabilir.


             Akıl
hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile hacir hükmü, ancak ehli hibre raporu
üzerine verilebilir. Evvel emirde hastanın istimaı faydalı olup olmadığı
raporda bilhassa tasrih olunur.


             II.
İlan:


             Madde
360 – Kaziyei
muhakeme halini alan hacir hükmü derhal mahcurun hem doğduğu hem de
ikametgahının bulunduğu yerde resmen en aşağı bir defa ilan olunur.


             Akıl
hastalığı, akıl zayıflığı veya ayyaşlık sebebi ile hacredilen kimsenin bir
müessesede bulundurulduğu müddetçe ilanın tehirine; mahkemei asliye, müstesna
olarak müsaade edebilir. Hüsnü niyet sabibi üçüncü şahıslar hakkında hacir
hükmünün tesiri ilandan başlar.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Vesayet işlerinde salahiyet


 


 


             (A)
SALAHİYETTAR MAKAM :


             Madde
361 – Vesayet
işlerinde salahiyet, küçüğün veya mahcurun ikametgahındaki vesayet dairelerine
aittir.


             (B)
İKAMETGAHIN DEĞİŞMESİ :


             Madde
362 – Sulh mahkemesinin izni olmadıkça, vesayet altındaki kimse,
ikametgahını değiştiremez. İkametgah değiştirildiğinde, salahiyet, yeni
ikametgahın vesayet dairelerine geçer; bu suretle hacir, yeni ikametgahta ilan
edilir.


 


DÖRDÜNCÜ FASIL


Vasi tayini


 


             (A)
VASİNİN ŞAHSI:


             I.
Umumiyet itibariyle :


             Madde
363 – Sulh
mahkemesi, vesayet işlerini görmeğe ehil olan bir reşidi, vasi tayin eder.
Kendilerine verilen vazifeyi birlikte veya her birerleri kendilerine ayrılan
vazifeleri ayrı ayrı yapmak üzere sulh mahkemesi icabı hale göre birden ziyade
vasi tayin edebilir. Bununla beraber, bir vesayetin birlikte idaresi; rızaları
olmadıkça, birden ziyade kimseye yükletilemez.


             II.
Hısımlarla karı ve kocanın rüçhan hakkı:


             Madde
364 – Muhik
sebepler olmadıkça, sulh mahkemesi, vasiliğe kasırın yakın kan veya sıhri
hısımlarından bu vazifeye ehil olan birini yahut karısını veya kocasını
tercihan tayin eder. Alakadarların şahsi münasebetleri ve ikametgahlarının
yakınlığı gözetilir.


             III.
Vasi imtihabında arzular :


             Madde
365 – Muhik
sebepler mani olmadıkça, sulh mahkemesi, vasiliğe baba veya ananın yahut
kasırın gösterdiği kimseyi tayin eder.





1304-51


 


             IV.
Vesayeti kabul mükellefiyeti :


             Madde
366 – Küçüğün
veya mahcurun erkek hısımları ve kocası ve bir de vesayet mıntıkası dahilinde
sakin ve medeni ve siyasi hakları haiz diğer erkekler vesayet vazifesini kabul
ile mükelleftirler. Aile meclisi tarafından tayin edilen vasi için, böyle bir
mükellefiyet yoktur.


             V. 
Mazeretler :


             Madde
367 – Aşağıdaki
kimseler vasilikten itizar edebilirler :


             1
– Altmış yaşını bitirmiş olanlar.


             2
– Malüliyetten dolayı vesayeti güçlük ile yapacak olanlar.


             3
– Dörtten fazla çocuğun velisi bulunanlar.


             4
– Uhdesinde iki vesayet bulunan veya işi aşkın bir vesayeti olanlar.


             5
– Mebuslar, vekiller ve temyiz mahkemesi reis ve azaları.


             VI.
Vesayete mani sebepler :


             Madde
368 – Aşağıdaki
kimseler vasi olamazlar:


             1
– Vesayet altında bulunanlar.


             2
– Medeni ve siyasi haklardan mahrum veya suihal sahibi olanlar.


             3
– Menfaatleri kasırın menfaatleri ile zıt olan veya onunla düşmanlığı olanlar.


             4
– Alakadar vesayet daireleri hakimleri.


             (B)
TAYİN USULÜ :


             I. 
Tayin :


             Madde
369 – Sulh
mahkemesi, vasi tayinini müstelzim hallerde, hemen tayine mecburdur. İcabında,
küçüğün rüşde vüsulünden evvel de hacir muamelesi yapılabilir.


             Reşit
olan evlat hacredildikte, vesayet altına alınacak yerde, aslolan, velayet
altına konulmaktır.


             II.
Muvakkat tedbirler :


             Madde
370 – Vasinin
tayininden evvel bazı işlerin görülmesi zaruri ise, sulh mahkemesi, lazımgelen
tedbirleri yapar. Hususiyle hacredilecek kimseyi medeni haklarını kullanmaktan
muvakkaten men ve ona bir mümessil tayin edebilir; bu karar ilan olunur.


             III.
Tebliğ ve ilan :


             Madde
371 – Vesayete
tayin edildiği, vasiye derhal tahriren tebliğ edilir; tayin, hacir hükmü ile
birlikte hem doğduğu hem ikametgahının bulunduğu yerlerde resmen ilan olunur.


             IV.
İtizar ve itiraz :


             1
– Vesayet makamının vazifesi:


             Madde
372 – Tayini kendisine tebliğ edildiği günden itibaren on gün içinde, vasi,
kanuni mazeretlerini beyan ile itizar edebilir.


             Bundan
başka her alakadar, muttali olduğu günden itibaren on gün içinde tayinin kanuna
mugayir olduğundan bahisle itiraz edebilir.


             Sulh
Mahkemesi, itizarı veya itirazı kabul ederse yeniden bir vasi tayin eder; kabul
etmediği halde bir karar vermek üzere keyfiyeti raporla mahkemei asliyeye
gönderir.





1304-52


 


             2
– Muvakkat idare:


             Madde
373 – Vesayetten itizar etmiş veya vesayetine itiraz edilmiş olan vasi,
yerine diğeri gelinceye kadar vazifesini yapmağa mecburdur.


             3
– Karar:


             Madde
374 – Mahkemei asliye, kararını vasiye ve sulh mahkemesine tebliğ eder.
Vasi mazur görülmüş ise sulh mahkemesi, derhal yeni bir vasi tayin eder.


             V.
Devir ve teslim :


             Madde
375 – Tayin kat'ileşince sulh mahkemesi marifetiyle vasiye devir ve teslim
muamelesi yapılır.


 


BEŞİNCİ FASIL


Kayyımlık


 


             (A)
TAYİN SEBEPLERİ:


             I.
Temsil:


             Madde
376 – Sulh
mahkemesi, aşağıdaki hallerde ve kanunun tayin ettiği diğer yerlerde
alakadarının istidası üzerine veya doğrudan doğruya kayyım tayin eder:


             1
– Reşit olan bir kimse hastalık veya gaip olmak ile yahut bunlara benzer
sebeplerden biriyle müstacel bir işini bizzat yapamadığı gibi bir mümessil
tayinine de muktedir olamazsa.


             2
– Bir işte kanuni mümessilin menfaati ile küçüğün veya mahcurun menfaati
birbirine zıt olursa.


             3
– Kanuni mümessilin bir manii zuhur ederse.


             II.
Malların idaresi:


             1–
Kanuni kayyım:


             Madde
377 – Sulh mahkemesi; idaresi kimseye ait olmayan mallar için muktazi
tedbirleri ittihaza, hususile atideki hallerde kayyım tayinine mecburdur:


             1
– Bir kimse uzun müddettenberi gaip olupta bulunduğu yer, belli olmazsa.


             2
– Bir kimse malını bizzat idareye veya bunun için bir vekil tayinine muktedir
olmayıp ta kendisine bir vasi tayinine de mahal yok ise.


             3
– Bir terekede ölüme bağlı haklar henüz taayyün etmemiş bulunur veya ceninin
menfaati için lüzum görülürse.


             4
– Bir cemiyetin veya tesisin teşkilatı eksik olur ve başka suretle de idaresi temin
edilmemiş bulunur ise.


             5
– Bir hayır iş veya umumi menfaat için halktan toplanan paraların idare ve
sureti sarfı temin edilmemiş ise.


             2
– İhtiyari kayyım :


             Madde
378 – Kendisinde ihtiyari hacir sebeplerinden biri bulunan reşit için,
talebi üzerine, bir kayyım tayin edilebilir.


             III.
Mahdut ehliyet :


             Madde
379 – Hacrine
kafi sebep bulunmamakla beraber medeni haklarını kullanmak salahiyetinden
kısmen mahrum edilmesi menfaati iktizasından bulunan reşide aşağıdaki işlerinde
reyi alınmak üzere bir müşavir tayin olunur:





1304-53


 


             1
– Husumet ve sulh.


             2
– Gayrimenkulün alım satımı ve onlar üzerinde rehin ve sair ayni bir hak
tesisi.


             3
– Kıymetli evrak alım satımı ve terhini.


             4
– Alelade idare ihtiyaçları haricinde inşaat.


             5
– Ödünç verme ve alma.


             6
– Sermayeyi almak.


             7
– Hibe.


             8
– Kambiyo taahhütleri altına girmek.


             9
– Kefalet.


             Bu
suretle medeni haklarını kullanmak salahiyetinden kısmen mahrum edilen kimse
gelirinde dilediği veçhile tasarruf hakkı baki kalmak üzere mallarını idare
hakkından dahi mahrum edilebilir.


             (B) 
SALAHİYETTAR MAKAM:


             Madde
380 – Kayyım,
Kayyımlık altına alınacak kimsenin ikametgahı sulh mahkemesi tarafından tayin
olunur. Malların idaresiyle mükellef olan kayyım, o malların en büyük kısmı
nerede idare ediliyor veya temsil edilen kimsenin hissesine nerede isabet etmiş
bulunuyorsa, oranın sulh mahkemesi tarafından tayin olunur.


             (C)
TAYİN :


             Madde
381 – Vasi
tayininde usul ne ise, kayyım hakkında da odur. Sulh mahkemesi, muvafık
görmezse kayyım tayinini ilan etmez.


 


ON BİRİNCİ BAP


Vesayetin İdaresi


 


BİRİNCİ FASIL


Vasinin vazifeleri


 


             (A)
VAZİFEYE BAŞLAMAK:


             I.
Defter:


             Madde
382 – Vasi,
vazifesine başlarken sulh mahkemesinin bir mümessili hazır bulunduğu halde,
vesayet altındaki kimsenin mallarının defterini yapar.


             Vesayet
altındaki kimse, temyiz kudretini haiz ve imkan da mevcut ise defter yapılırken
hazır bulundurulur. Mahkemei asliye, icabında vasinin ve sulh mahkemesinin
teklifi üzerine defterin resmi surette yapılmasını emreder. Bu muamele
alacaklılara karşı mirası kabul halinde tanzim edilen resmi defter hükmünde
olur.


             II.
Kıymetli eşyanın hıfzı:


             Madde
383 – Vesayet
altındaki kimsenin, mallarını idare hususunda bir mahzuru yoksa; senetler,
kıymetli eşya, mühim vesikalar ve buna mümasil sair şeyler sulh mahkemesinin
murakabesi altında emin bir mahalle konulur.


             III.
Menkulün satışı:


             Madde
384 – Vesayet
altındaki kimsenin menfaati icap ettiği takdirde bundan evvelki maddede beyan
olunanlardan maada menkul eşya, sulh mahkemesinin talimatı dairesinde aleni
müzayede ile yahut iki tarafın rızasiyle satılır.


             Vesayet
altındaki kimsenin ailesi veya kendisi için kıymeti mahsusası bulunan şeyler,
mecburiyet olmadıkça satılmaz.





1304-54


 


             IV.
Nukut :


             1
– Tenmiyesi:


             Madde
385 – Vasinin, vesayeti altındaki kimse için sarfına lüzum görmediği nukut;
derhal, sulh mahkemesi veya hükümetçe tayin edilmiş olan mali bir müesseseye
faiz mukabilinde ikraz edilir. Vasi, bir aydan fazla nemasız bıraktığı nukudun
faizini ödemeğe mecburdur.


             2
– Tahvil:


             Madde
386 – Kafi derecede teminatı bulunmayan alacaklar, sağlam alacağa tahvil
olunur. Tahvil muamelesi vesayet altındaki kimsenin menfaatine en muvafık bir
zamanda yapılır.


             V.
Mali ve ticari teşebbüsler :


             Madde
387 – Vesayet
altındaki kimsenin malları, sınai ve ticari ve sair teşebbüsleri de ihtiva
ediyorsa; sulh mahkemesi, bunların tasfiyesi veya idamesi için lazımgelen
talimatı ita eder.


             VI. 
Gayri menkul:


             Madde
388 – Gayrimenkul
mallar, sulh mahkemesinin izniyle satılır. Sulh mahkemesi, vesayet altındaki
kimsenin menfaati icap etmedikçe bey'e mezuniyet vermez. Satış aleni müzayede
ile olur ve ihale sulh mahkemesi tarafından tasdik edilmek lazımdır; mezkür
makamın gecikmeksizin bir karar vermesi icap eder.


             Satış,
mahkemei asliyenin tasvibi ile müstesna olarak iki tarafın rızasiyle
yapılabilir.


             (B)
İTİNA VE TEMSİL :


             I.
İtina:


             1
– Küçükler:


             Madde
389 – Vasi, küçüğün infak ve terbiyesine itina eder. Bu hususta vesayet
dairelerinin müdahale haklarına mütedair hükümler baki kalmak şartiyle vasi,
ana ve babaya ait salahiyeti kullanır.


             2
– Mahcurlar :


             Madde
390 – Vasi, mahcuru himaye ve şahsi muamelelerinde ona müzaheret ve icabı
halinde bir müesseseye konulmasını temin eder.


             II.
Temsil:


             1
– Umumi:


             Madde
391 – Vesayet dairelerinin müdahale haklarına mütedair hükümler baki kalmak
şartiyle vasi, bütün tasarruflarında küçüğü temsil eder.


             2
– Memnu tasarruflar:


             Madde
392 – Vasi, vesayeti altındaki kimsenin malını hibe veya vakfedemiyeceği
gibi onun hesabına kefalet de yapamaz.


             3
– Vesayet altındaki kimsenin reyi alınmak:


             Madde
393 – Temyiz kudretini haiz olupta en aşağı on altı yaşında bulunan vesayet
altındaki kimsenin mallarını idareye müteallik mühim tasarruflarda, mümkün
oldukça, reyi alınır.


             Vesayet
altındaki kimsenin bu reyi, vasiyi, mesuliyetten kurtaramaz.





1304-55


 


             4
– Küçüğün tasarrufu:


             A)
İcazet:


             Madde
394 – Vesayete tabi ve temyize muktedir kimse vasinin sarih veya zımni
muvafakati ile yahut lahik olacak icazeti ile bir borcu iltizam veya bir haktan
feragat edebilir.


             Diğer
tarafın bizzat tayin edeceği veya hakime tayin ettireceği münasip bir müddet
zarfında, vasi icazet vermezse, o tasarruf hükümsüz kalır.


             B) 
İcazetin fıkdani:


             Madde
395 – Vasi tarafından icazet verilmezse akitlerden herbiri, verdiğini geri
isteyebilir. Şukadar ki vesayete tabi kimse ancak intifa eylediği miktar veya
iade zamanına kadar mallarında hasıl olan ziyade nisbetinde yahut suiniyetle
elden çıkardığı miktar ile mesuldür.


             Vesayet
altındaki kimse hakikata muhalif olarak kendini ehil göstermiş ise, bu yüzden
başkasına iras eylediği zararı zamin olur.


             5
– Vesayet altındaki kimselerin meslek ve sanatı:


             Madde
396 – Kendisine sulh mahkemesi tarafından bir meslek veya sanatla iştigale
sarahaten veya zımnen izin verilen vesayet altındaki kimse, bu sanat ve
mesleğin zaruriyatından olan her tasarrufu yapabilir ve bu tasarruflarından
dolayı bütün servetiyle mesuldür.


             (C)
MALLARIN İDARESİ:


             I.
Vasinin vazifeleri hesap :


             Madde
397 – Vasi,
vesayeti altındaki kimsenin mallarını müdebbir bir müdür gibi idare eder.


             Vasi,
sulh mahkemesinin tayin eylediği zamanlarda ve hiç olmazsa senede bir kere
mahkemeye arzetmek üzere hesap tutmağa mecburdur. Temyiz kudretini haiz ve en
aşağı on altı yaşında bulunan vesayet altındaki kimse, mümkün oldukça hesabın
rüyetinde bulundurulur.


             II.Vesayet
altındaki kimseye bırakılmış mallar :


             Madde
398 – Vesayet
altındaki kimse, kendi tasarrufuna bırakılan mallar ile vasisinin izniyle
çalışarak kazandığı malları bizzat idare etmek hakkını haizdir.


             (D)
VASİLİK MÜDDETİ:


             Madde
399 – Vesayet,
kaideten dört sene için tevcih olunur. Dört senenin hitamında vasi, vesayetten
itizar edebilir.


             (H)
VASİNİN ÜCRETİ:


             Madde
400 – Vasinin,
vesayet altındaki kimsenin malından ücret almağa hakkı vardır. Bu ücret, her
bir hesap müddeti için vasinin sarf ettiği emeğe ve vesayeti altındaki kimsenin
gelirine göre sulh mahkemesi tarafından takdir olunur.


 


İKİNCİ FASIL


Kayyımın vazifeleri


 


             (A)
KAYYIMLIĞIN MAHİYETİ:


             Madde
401 – Menfaatleri
için kendilerine bir kayyım tayin edilen kimseler, kanuni müşavirin iştirakine
dair olan hükümlere halel gelmemek üzere medeni haklarını kullanmak
salahiyetini muhafaza eder.





1304-56


 


             Kayyımlığın müddeti
ve kayyıma verilecek ücret miktarı; sulh mahkemesince tayin olunur.


             (B)
KAYYIMLIĞIN MEVZUU:


             I.
Hususi kayyımlık:


             Madde
402 – Muayyen
bir iş için tayin edilen kayyım, o işi sulh mahkemesinin talimatı dairesinde
ifa eder.


             II.
Malların İdaresi :


             Madde
403 – Malların
nezaretine veya idaresine memur edilen kayyım, ancak iktiza eden idari ve
tahaffuzi tasarruflerde bulunabilir.


             Kayyımın
diğer tedbirlere tevessül edebilmesi temsil edilen kimsenin muvafakatine ve
muvafakat itasına ehil değil ise sulh mahkemesinin müsaadesine bağlıdır.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Vesayet dairelerinin müdahale hakları


 


             (A)
ŞİKAYET:


             Madde
404 – Temyiz
kudretini haiz olan, vesayet altındaki kimse ve herhangi bir alakadar, vasinin
tasarrufu aleyhine, sulh mahkemesine şikayet edebilir.


             Sulh
mahkemesinin kararına karşı tebliğden itibaren on gün içinde mahkemei asliyeye
itiraz edilebilir.


 


             (B)
İZİN:


             I.
Sulh mahkemesi tarafından:


             Madde
405 – Aşağıdaki
hususlarda sulh mahkemesinin izni lazımdır:


             1
– Gayrimenkulün alım satımı ve terhini ve sair ayni bir hak tesisi.


             2
– Alelade işletme ve idare ihtiyaçları haricinde menkulatın alım satımı.


             3
– Alelade idare ihtiyaçları haricinde inşaat.


             4
– Ödünç verme ve alma.


             5
– Kambiyo taahhütleri altına girmek.


             6
– Bir seneden fazla müddetle arazi ve üç seneden veya ondan fazla müddetle akar
icar ve isticarı.


             7
– Vesayet altında bulunan kimsenin bir sanat veya meslek ile iştigaline
müsaade.


             8
– Vasi tarafından heman yapılması lazımgelen muvakkat tedbirler müstesna olmak
üzere husumet, sulh, tahkim ve konkordato akdi.


             9
– Evlenme mukavelesi akdi ve miras taksimi.


             10
– Borç ödemekten aciz beyanı.


             11
– Vesayet altında bulunan kimsenin hayatı üzerine sigorta akdi.


             12
– Çıraklık mukavelesi akdi.


             13
– Vesayet altındaki kimsenin bir terbiye veya muavenet müessesesine konulması.


             14
– Vesayet altında bulunan kimseye yeni bir ikametgah ittihazı.


             II.
Mahkemei asliye tarafından:


             Madde
406 – Aşağıdaki
hususlarda sulh mahkemesinin kararı alındıktan sonra mahkemei asliyenin dahi
müsaadesi lazımdır:


             1
– Vesayet altındaki kimsenin evlatlık olması veya başka birini evlat edinmesi.





1304-57


 


             2
– Vatandaşlık hakkını iktisap veya ondan feragat.


             3
– İktisadi bir teşebbüsün iktisabı veya tasfiyesi ve vesayet altındaki kimsenin
şahsi mesuliyetini veya mühim bir sermaye tahsisini icabettiren bir şirkete
girmesi.


             4
– Kaydıhayat ile maaş veya irat itasına veya kaydıhayat ile infaka dair
mukaveleler akdi.


             5
– Miras kabul veya reddi veya bir miras mukavelesi akdi.


             6
– Küçüğün mezun kılınması.


             7
– Vasi ile vesayet altında bulunan kimse arasında akdolunan mukavelelerin
tasdikı.


             (C)
RAPOR VE HESAPLARIN TETKİKİ:


             Madde
407 – Sulh
Mahkemesi, Vasinin muayyen zamanlarda verdiği rapor ve hesapları tetkik ve
lüzum görürse ikmal ve tashihini emir eder.


             Sulh
Mahkemesi, rapor ve hesapları kabul veya ret ve icabında vesayet altındaki
kimsenin menfaatinin iktiza ettiği tedbirleri ittihaz eyler.


             (D)
İZNİN BULUNMAMASI:


             Madde
408 – Sulh
Mahkemesinin kanunen muktazi müsaadesi alınmadan yapılan tasarrufun vesayet
altındaki kimseye karşı hükmü; böyle bir kimsenin, vasisinin muvafakati
olmaksızın yaptığı tasarrufun hükmü gibidir.


 


DÖRDÜNCÜ FASIL


Vesayet uzuvlarının mesuliyeti


 


             (A)
UMUMİYET İTİBARİYLE :


             I.
Vasi :


             II.
Vesayet idarelerinin mesuliyeti :


             Madde
409 – Vasi
ve vesayet daireleri, vazifelerinin ifasında müdebbir bir müdür gibi hareketle
mükelleftirler ve kasit veya ihmal ile sebebiyet verdikleri zararlardan
mes'uldürler.


             III.
Hazinenin mesuliyeti :


             Madde
410 – Vasi
veya vesayet daireleri tarafından ödenemeyen zararları hazine, tazmin eder.


             (B)
MESULİYET ŞARTLARI:


             I.
Azalar arasında :


             Madde
411 – Vesayet
dairelerinin mesul olan herbir azası, kusurundan mütevellit olmadığını ispat
etmedikçe, vaki zararı tazmin ile mükellef ve herbiri hissesiyle mesuldür.


             II.
Muhtelif vesayet uzuvları arasında :


             Madde
412 – Vasi
ve sulh hakimi, zararı tazminden birlikte mesul oldukları takdirde sulh hakimi
vasinin ödeyemediği zarar miktarını tazmin ile mükelleftir.


             Mahkemei
asliye heyeti, sulh hakimi ile birlikte mesul oldukları surette sulh hakiminin
ödeyemediği zarar miktarını tazmin ile mükelleftirler. Hileden tevellüt eden
bir zararı tazmin ile mükellef olan kimseler doğrudan doğruya ve müteselsilen
mesuldür.





1304-58


 


             (C)
MESULİYET DAVASININ MERCİİ RÜYETİ :


             Madde
413 – Vasi
ve vesayet dairelerinin azası ile hazine aleyhindeki tazminat davaları alelade
zarar ve ziyan davalarını rüyet eden mahkemede ikame olunur ve mahkemei asliye
heyetinin alakadar oldukları tazminat davaları en yakın diğer bir mahkemei
asliyeye gönderilir. Bu mesuliyet davasının rüyeti, idari makamlarca tahkikatı
evveliye icrasına mütevakkıf değildir.


 


ON İKİNCİ BAP


Vesayetin hitamı


 


BİRİNCİ FASIL


Küçüklük ve hacır hallerinin hitamı


 


             (A)
KÜÇÜKLER HAKKINDA :


             Madde
414 – Küçük
üzerindeki vesayet, rüşt veya hakimin rüşt kararı ile nihayet bulur. Mahkemei
asliye, rüşde karar verir iken vesayetin hitamı gününü tesbit ve kararını
resmen ilan eder.


             (B)
MAHKÜMLAR HAKKINDA :


             Madde
415 – Hürriyeti
salip bir cezaya mahküm olan kimse üzerindeki vesayet, hapsin hitamiyle nihayet
bulur. Muvakkaten veya bir şart ile serbest bırakılmış olan mahpus vesayet
altında kalır.


             (C)
DİĞER VESAYETE TABİ KİMSELER HAKKINDA :


             I.
Vesayetin ref'i şartları :


             Madde
416 – Sair
eşhas üzerindeki vesayet, mahkemei asliye tarafından ref ile nihayet bulur.
Hacir sebebi zail olunca mahkemei asliye hacri ref ile mükelleftir.


             Mahcur
ile alakadarlardan herbiri, hacrin refini talep edebilir.


             II.
Usul :


             1
– İlan :


             Madde
417 – Hacir ilan edilmiş ise ref'i dahi ilan olunur. Medeni hakları
kullanmak salahiyetinin avdeti, bu ilanın icrasına mütevakkıf değildir.


             2
- Akıl hastalığı halinde :


             Madde
418 – Akıl hastalığından veya akıl zaifliğinden dolayı verilmiş olan hacir
kararının ref'i, hacir için bir sebep kalmadığını mübeyyin ehlivukuf raporuna
mütevakkıftır.


             3
– İsraf, ayyaşlık, suiidare halinde:


             Madde
419 – İsraf, ayyaşlık, suihal veya sui idare sebebiyle mahcur olan kimseler
hacir altına alınmasını mucip fiilden dolayı en aşağı bir sene içinde bir güna
şikayete meydan vermemiş ise bu baptaki hacrin ref'ini talebedebilir.


             4
– İhtiyari hacir halinde :


             Madde 420 – Vesayet altındaki
kimsenin kendi istidası üzerine verilmiş olan hacir kararı, ancak bu hacre esas
olan sebebin zevaliyle ref olunabilir.


             (D)
KAYYIMIN VESAYETİ :


             I.
Mutlak surette hitam :


             Madde
421 – Kayyımın
vesayeti, tayin edilmiş olduğu işlerin hitamiyle nihayet bulur.





1304-59


 


             Bir
malın idaresine müteallik vesayet, kayyımın tayinini mucip sebebin zevaliyle ve
kayyımın vazifesinden affiyle nihayet bulur. Kanuni müşavire mahsus vesayet,
mahkemei asliyenin karariyle nihayet bulur. Mahcuriyetin ref'i hakkındaki
kaideler burada da caridir.


             II.
İlan :


             Madde
422 – Kayyımın
tayini ilan edilmiş bulunduğu veya sulh hakimi muvafık gördüğü takdirde bu
baptaki vesayetin hitamı resmen ilan olunur.


 


İKİNCİ FASIL


Vasilik sıfatının zevali


 


             (A)
MEDENİ HAKLARI KULLANMAK SALAHİYETİNİN ZIYAI VE VEFAT:


             Madde
423 – Vasilik
sıfatı, vasinin vefatı veya medeni haklarını kullanmaktan mahrumiyeti ile hitam
bulur.


             (B)
VESAYET MÜDDETİNİN TEMDİT EDİLMEMESİ:


             I.
Tayin devresinin hitamı:


             Madde
424 – Vasilik
sıfatı, temdit edilmediği takdirde; müddetin bitmesiyle hitam bulur.


             II.
Ehliyetsizlik veya mazeret:


             Madde
425 – Vasi,
ehliyete mani veya vasilikle telifi gayri kabil bir sebebin hudusunda, istifa
ile mükelleftir. Kanuni bir itizar sebebi tahaddüs etse bile, fevkalade bir hal
olmadıkça vasi, müddetinin hitamından evvel istifa edemez.


             III.
İdareye devam :


             Madde
426 – Vasi,
halefi işe başlayıncaya kadar zaruri olan idari tasarrufları ifa ile
mükelleftir.


             (C)
AZİL :


             I.
Sebepleri :


             Madde
427 – Vasinin,
vasiliğe gayri layık bir hali anlaşılır veya vazifesini ifada sui istimali veya
fahiş bir ihmali görülürse mahkemei asliye tarafından azlolunur. Borcunu
ödemekten aciz kalan vasi hakkında da hüküm böyledir. Sulh hakimi, vesayet
altındaki kimsenin menfaatlerini tehlikede gördüğü anda; vazifesini gereği gibi
ifa edemiyen vasinin başka bir kusuru olmasa bile, vazifesine nihayet
verebilir.


             II.
Azil usulü :


             1
– İstida üzerine ve resen:


             Madde
428 – Temyiz kudretini haiz vesayet altındaki kimse ve alakadarlardan her
biri, vasinin azlini talebedebilirler.


             Azli
mucip bir sebebin vücuduna diğer bir suretle muttali olan sulh hakimi vasiyi
azle tevessül ile mükelleftir.


             2
– Tahkikat ve inzibati selahiyet:


             Madde
429 – Mahkemei asliye, ancak tahkikat icrasından ve vasiyi istimadan sonra
azle karar verebilir. Hafif yolsuzluklarda, sulh mahkemesi vasiye sadece azline
tevessül olunacağını ihtar ve onu nihayet yirmi beş lira cezayi nakdiye mahküm
edebilir.





1304-60


 


             3
– Muvakkat tedbirler:


             Madde
430 – Teahhürde tehlike varsa sulh mahkemesi, vasiye muvakkaten işten el
çektirebilir; icabında tevkif ve mallarını haciz ettirebilir.


             4
- Sair tedbirler :


             Madde
431 – Sulh mahkemesi, azle tevessül ve inzibati cezadan maada, vesayet
altındaki kimsenin menfaatı için muktazi tedbirleri de ittihaz ile mükelleftir.


             5
- Şikayet :


             Madde
432 – Sulh mahkemesinin kararı aleyhinde, mahkemei asliyeye itiraz
olunabilir.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Vesayetin hitamı üzerine terettüp eden
hükümler


 


             (A)
HESABI KATİ VE MALLARIN TESLİMİ :


             Madde
433 – Vesayeti hitam bulan vasi; idaresine ait raporu ve hesabı katiyi sulh
hakimine tevdie ve malları, vesayet altındaki kimsenin veya mirasçılarının yahut
yeni vasinin emrine amade bulundurmağa mecburdur.


             (B)
RAPOR VE HESABIN TETKİKİ :


             Madde
434 – Bu
raporla hesabı kati, muayyen zamanlarda verilen raporlar ve hesaplar hakkındaki
usule göre sulh hakimi tarafından tetkik ve tasdik edilir.


             (C)
VASİNİN VESAYETİNE HİTAM VERİLMESİ :


             Madde
435 – Raporla
hesabı kati tasdik olunduktan ve vesayet altındaki kimse veya mirasçıları yahut
yeni vasi mallara vazıyed ettikten sonra sulh mahkemesi vasinin vazifesine
hitam verir. Hesabı kati; vesayet altındaki kimsenin mirasçılarına veya yeni
vasiye mesuliyet davası hakkındaki hükümlere nazarı dikkatleri celbolunarak
tebliğ edilir.


             Bu tebliğ ile
beraber vasinin vazifesine hitam verildiğine veya hesabı katinin kabul
edildiğine dair ittihaz olunan kararda, bildirilir.


             (D)
MESULİYET DAVASI :


             I.
Adi müruru zaman :


             Madde
436 – Vasinin
mesuliyetine veya vesayet daireleri azasının doğrudan doğruya mesuliyetlerine
müteallik davalarda müruru zaman müddeti hesabı katinin tevdiinden itibaren bir
senedir.


             Doğrudan
doğruya tazmin ile mükellef olmayıp da yalnız zararın ödenemiyen miktariyle
mesul olan vesayet daireleri azası ve hazine aleyhindeki davaların müruru
zamanı, birinci derecede mesul olanların zararı ödiyemiyecekleri tahakkuk
ettiği tarihten itibaren bir senedir.


             Vesayet
altındaki kimse, vesayetten kurtulmadıkça vesayet daireleri azası ile Hazine
aleyhinde, müruru zaman ceryan etmez.


             II.
Fevkalade müruru zaman :


             Madde
437 – Hesap sehvine müteallik yahut adi müruru zaman müddetinin
iptidarından mukaddem bilinmesi mümkün olmıyan bir sebebe müstenit mesuliyet
davaları, davaya sebebiyet veren hadisenin meydana çıktığı günden itibaren, bir
sene mürur ettikten sonra, istima olunmaz. Her halde adi müruru zamanın
iptidasından itibaren on sene sonra dava hakkı sakıt olur. Cürümden madut bir
fiilden





1304-61


 


dolayı
ikame olunacak mesuliyet davasında, eğer hukuku umumiye davasının müruru zaman
müddeti hukuku şahsiye davasındaki müddetten fazla ise; müruru zaman hukuku
umumiye davası müddetine tabidir.


             (H)
VESAYET ALTINDAKİ KİMSENİN İMTİYAZI:


             Madde
438 – Vesayet
altındaki kimsenin, vasi veya vesayet daireleri azası zimmetindeki alacağı,
imtiyazlı alacaktır.


 


ÜÇÜNCÜ KİTAP


Miras


 


BİRİNCİ KISIM


Mirasçılar


 


ON ÜÇÜNCÜ BAP


Kanuni mirasçılar


             (A)
HISIMLAR :


             I.
Füru :


             Madde
439 – Birinci
derecede mirasçılar, müteveffanın füruudur.


             Çocuklar,
müsavat üzere mirasçıdır.


             Müteveffadan
evvel vefat etmiş çocuklar, her tabakada halefiyet tarikiyle mirasçı olan
füruları tarafından temsil olunurlar.


             II.
Baba ve ana :


             Madde
440 – Füruu olmıyan müteveffanın mirasçısı, baba ve anasıdır. Bunlar
müsavat üzere mirasçıdırlar.


             Müteveffadan
evvel vefat etmiş olan baba ve ana, her tabakada halefiyat tarikiyle mirasçı
olan füruları tarafından temsil olunurlar. Bir tarafta hiç bir mirasçı
bulunmadığı takdirde bütün miras diğer tarafın mirasçılarına intikal eder.


             III.
Büyük baba ve büyük ana :


             Madde
441 – Füruu,
baba ve anası ve bunların füruu bulunmaksızın vefat eden kimsenin mirasçısı,
büyük baba ve büyük anasıdır. Bunlar, müsavat üzere mirasçıdırlar.


             (Değişik:14/11/1990
- 3678/8 md.) Miras bırakandan evvel vefat etmiş olan büyükbaba ve
büyükana, sağ kalan eş bulunmadığı takdirde, her tabakada halefiyet yoluyla
mirasçı olan füruları tarafından temsil olunur.


             Baba
veya ana tarafından olan büyük baba veya büyük anadan biri, füruu olmaksızın
vefat ettiği halde hissesi aynı taraftaki mirasçılara intikal eder.


             Baba
veya ana tarafından olan büyük baba ve büyük ana, füru bırakmaksızın vefat
ettikleri halde; bütün miras, diğer taraftaki mirasçılara intikal eder.


             IV.
Büyük baba ve büyük ananın baba anaları :


             Madde
442 -(Mülga : 14/11/1990 - 3678/31 md.)





1304-62


 


             V.
Sahih olmayan nesepte miras :


             Madde
443 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/9 md.)


             Nesebi
sahih olmayan hısımlar, nesebi sahih hısımlar gibi mirasçılık hakkını haizdir.(1)


             (B)
SAĞ KALAN EŞ: (2)


             I.  
Hakkı :


             Madde
444 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/10 md.)


             Sağ
kalan eş, birlikte bulunduğu mirasçılara göre miras bırakana aşağıdaki
oranlarda mirasçı olur.


             1.
Miras bırakanın füruu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,


             2.
Miras bırakanın ana ve baba veya bunların füruu ile birlikte mirasçı olursa
mirasın yarısı,


             3.
Miras bırakanın büyükbaba veya büyükanaları ile birlikte mirasçı olursa mirasın
dörtte üçü,


             Bunlar
da yoksa mirasın tümü eşe kalır.


             Sağ
kalan eşin büyükbaba ve büyükanalarla birlikte mirasçı olması durumunda; baba
veya ana tarafından olan büyükbaba veya büyükanadan biri vefat etmiş ise
hissesi aynı taraftaki büyükbaba veya büyükanaya, bir taraftaki büyükbaba ve
büyükananın vefat etmiş olması halinde ise bunların hissesi diğer tarafa
intikal eder.


             II.
İntifa hakkının irada tahvili ve teminat:


             Madde
445 – (Mülga : 14/11/1990 - 3678/31 md.)


             III. 
Diğer mirasçılara teminat itası :


             Madde
446 – (Mülga: 14/11/1990 - 3678/31 md.)


             (C)
EVLATLIĞA ALINAN ÇOCUK:


             Madde
447 – Evlatlık
ve füruu, kendisini evlat edinen kimseye; nesebi sahih füruu gibi mirasçı
olurlar.


             Evlat
edinen bir kimse ve hısımları, evlatlığa mirasçı olmazlar.


             (D)
HAZİNE:


             Madde
448 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/11 md.)


             Mirasçı
bırakmaksızın vefat eden kimsenin mirası Devlete intikal eder.


 


ON DÖRDÜNCÜ BAP


Ölüme bağlı tasarruflar


 


BİRİNCİ FASIL


Tasarrufa ehliyet


 


             (A)
VESAYET İLE :


             Madde
449 – On
beş yaşını bitiren ve temyiz kudretini haiz olan kimse, kanunun tayin ettiği
hudut ve şekiller dahilinde, vasiyet tarikiyle mallarında tasarruf edebilir.


             (B)
MİRAS MUKAVELESİ :


             Madde
450 – Miras
mukavelesi, yapabilmek için, yapanın reşit olması şarttır.


——————————


(1)     Bu
maddenin bazı hükümleri daha evvel Anayasa Mahkemesinin 11/9/1987 tarih ve
E.1987/1, K.1987/18 sayılı Kararı ile iptal edilmiş olup yapılan son değişiklik
metne işlenmiştir.


(2)    Bu
madde başlığı, 14/11/1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle
değiştirilmiş olup metne işlenmiştir.





1304-63


 


             (C)
BATIL TASARRUFLAR :


             Madde
451 – Hata,
hile, tehdit veya cebir tesiri altında yapılan ölüme bağlı tasarruflar
batıldır. Şu kadar ki bu tasarrufları yapan kimse hataya veya hileye vakıf
olduğu, yahut tehdit veya cebrin tesirinden kurtulduğu tarihten itibaren bir
sene içinde rücu etmediği takdirde mezkür tasarruflar, sahih addolunur.


             Tasarrufu
yapan kimse, şahsı veya şey'i tayin ederken açık bir hataya düşmüş ise
kendisinin hakiki arzusunu katiyetle tayin mümkün olduğu takdirde; hatalı
tasarruf, bu arzuya göre tashih olunur.


 


İKİNCİ FASIL


Tasarruf nisabı


             (A)
TASARRUF NİSABI :


             I.
Şümulü :


             Madde
452 – Füruu,
baba ve anası, erkek ve kız kardeşi yahut karısı veya kocası sağ iken vefat
eden murisin ölüme bağlı tasarrufları, bu kimselerin mahfuz hisseleri miktarından
fazla olan mallarında muteberdir.


             Bu
mirasçılardan kimse bulunmazsa, muris, bütün mirasta tasarruf edebilir.


             II.
Mahfuz hisse :


             Madde
453 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/12 md.)


             Mahfuz
hisse aşağıdaki miktarlardan ibarettir.


             1.
Füru için kanuni miras hakkının dörtte üçü,


             2.
Ana ve babadan her biri için kanuni miras hakkının yarısı,


             3.
Kardeşlerden herbiri için kanuni miras hakkının dörtte biri,


             4.
Sağ kalan eş için, füruu ile birlikte mirasçı olması halinde kanuni miras
hakkının tümü, diğer hallerde kanuni miras hakkının yarısı.


             Gelirinin
yarısından fazlası kamu görevi niteliğindeki işlerin yapımına bırakılarak vakıf
kurulmasında mahfuz hisse, yukarıda gösterilen hisselerin üçte iki oranındadır.


             Genel
ve katma bütçeye dahil kurum ve kuruluşlarla, il özel idarelerine,
belediyelere, Kanunla kurulan fonlara, kamu yararına çalışan derneklere ve
gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğinde işlere harcayan
vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve hibelerde yukarıdaki fıkra
hükümleri uygulanır.


             III.
Tasarruf nisabının hesabı :


             1
– Borçların tenzili :


             Madde
454 – Tasarruf nisabı, terekenin vefat günündeki haline göre hesap olunur.


             Müteveffanın
borçları, cenaze masrafı, terekeyi mühürlemek ve defter tutma masrafları,
müteveffa ile bir arada yaşayan kimselerin bir aylık iaşe masrafı; terekeden
tenzil olunur.


             2
– Ölüme bağlı olmayan teberrular :


             Madde
455 – Müteveffanın ölüme bağlı olmayarak vakı tenkısa tabi teberruları,
tasarruf nisabının hesabı için, terekeye zam olunur.


             3
– Ölüme karşı sigortalar:


             Madde
456 – Müteveffa tarafından, vefatı halinde tediye edilmek üzere kendi
namına ve üçüncü şahıs lehine akdedilen veya
kendi namına akdedilip te hayatta vaki veya ölüme bağlı bir tasarruf ile
bir üçüncü şahıs lehine devir yahut müteveffanın hayatında ıvazsız ahara temlik
olunan sigortalar ancak vefat anındaki iştira kıymetleri ile terekeye dahil
olur.





1304-64


 


             (B)
MİRAS HAKKINDAN İSKAT :


             I.
Sebepleri :


             Madde
457 –
Aşağıdaki hallerde mahfuz hisseli mirasçılar, murisin ölüme bağlı tasarrufu ile
mirastan iskat edilebilir:


             1
– Murisine veya yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm ika ederse.


             2
– Murisine veya ailesine karşı kanunen mükellef olduğu vazifeleri ifada büyük
bir kusur irtikap eylerse.


             II
- Hükümleri :


             Madde
458 – Miras
hakkından iskat olunan kimse, terekeden hisse talep edemiyeceği gibi tenkis
davası dahi açamaz. Müteveffa tarafından diğer suretle tasarruf vaki olmamış
ise; iskat edilen kimse, müteveffadan evvel ölmüş gibi, hissesi müteveffanın
kanuni mirasçıları arasında taksim olunur. Miras hakkından iskat edilen
kimsenin füruları o kimse müteveffadan evvel ölmüş gibi mahfuz hisselerini
isteyebilirler.


             III.
Beyyine Külfeti :


             Madde
459 – Miras
hakkından iskatın muteber olması için müteveffa tarafından iskatı amir olan tasarrufta,
sebebin beyan edilmiş olması lazımdır.


             İskat
edilen kimse tarafından itiraz vukuunda bu beyanın doğruluğunu ispat külfetini,
iskattan müstefit olan mirasçıya veya lehine vasiyet yapılan kimseye aittir. Bu
beyyine, ikame edilememiş veya iskatın sebebi beyan olunmamış ise müteveffanın
arzuları, iskatın sebebi hakkında aşikar bir hatanın neticesi olmadıkça;
tasarruf nisabı miktarında infaz olunur.


             IV.
Acz sebebi ile miras hakkından iskat :


             Madde
460 – Müteveffa,
borcunu, ödeyecek malı bulunmadığı icra vesikasiyle tahakkuk eden füruundan her
hangi birini, mahfuz hissesinin yarısından mahrum edebilir. Ancak müteveffanın,
bu yarıyı, iskat edilen füruunun doğmuş ve doğacak çocuklarına tahsis etmesi
şarttır. Miras açıldığı zaman icra vesikasının hükmü mürtefi olmuş yahut böyle
bir vesika olup ta ihtiva ettiği borcun miktarı miras hakkının yarısından fazla
bulunmamış ise mahrum edilenin talebi ile; iskat, keenlemyekün olur.


ÜÇÜNCÜ FASIL :


Ölüme bağlı tasarrufun muhtelif suretleri


             (A)
UMUMİYETLE TASARRUF :


             Madde
461 – Vasiyet
veya miras mukavelesi, tasarruf nisabı dahilinde müteveffanın malik olduğu
şeyin tamamını veya bir kısmını ihtiva edebilir.





1304-65


 


             (B)
MÜKELLEFİYETLER, ŞARTLAR :


             Madde
462 – Muris
vasiyetinde veya miras mukavelenamesinde bazı mükellefiyetler ve şartlar
koyabilir. Miras mukavelenamesinin veya vasiyetin infazından itibaren
alakadarlardan her biri bu mükellefiyetlerin ve şartların icrasını isteyebilir.


             Kanuna
yahut adabı umumiyeye mugayir şart ve mükellefiyetleri ihtiva eden tasarruf,
batıldır. Faydasız veya yalnız başkalarını iz'aç için kullanılan şartlar ve
mükellefiyetler lağıvdır.


             (C)
MİRASÇI NASBI :


             Madde
463 – Muris,
terekenin tamamı yahut şayi bir cüzü için bir veya bir kaç kimseleri mirasçı
nasbedebilir. Terekenin tamamı veya şayi bir cüzünü almak üzere bir şahsı tayin
eden her tasarruf, mirasçı nasbı hükmündedir.


             (D) 
MUAYYEN BİR MALDA TASARRUF :


             I.
Mevzuu :


             Madde
464 – Bir
kimse, ölüme bağlı bir tasarrufla, diğer kimseye; mirasçı nasbını tazammun
etmeyen muayyen teberrularda bulunabilir. Tasarrufu yapan kimse, muayyen bir
malını yahut terekesinin tamamen veya kısmen intifa hakkını vasiyet edebildiği
gibi malların kıymeti üzerinden bir üçüncü şahıs lehine bir şey verilmesini
veya yapılmasını yahut o şahsın bir borçtan tahlisini mirasçıya veya lehine
vasiyet yapılana tahmil edebilir. Bu suretle muayyen olan mala mütaallik bir
vasiyeti ifa mükellefiyeti kendisine tahmil edilen mirasçı veya lehine vasiyet
yapılan kimse, o mal terekede zuhur etmediği takdirde; tasarruftan hilafı
anlaşılmadıkça, mükellefiyetten beri olur.


             II.
Teslim :


             Madde
465 – Vasiyet
olunan mal, hasar ve zevaidiyle ve gayrin hakkiyle meşgul veya ondan hali
olarak, mirasın açıldığı gün ne halde ise o suretle teslim olunur.


             Vasiyet
olunan malı ifa ile mükellef olan kimse, mirasın açıldığı günden itibaren
vukubulan sarfiyat ve hasarat için başkasının işlerini görene ait hak ve
borçları haizdir.


             III.
Tenkis :


             Madde
466 – Tereke
mevcudunu veya vasiyeti ifa ile mükellef kimseye edilen teberru miktarını veya tasarruf
nisabını tecavüz eden vasiyetlerin mütenasiben tenkisi talep olunabilir.


             Vasiyeti
ifa mükellefiyeti kendisine tahmil edilen kimse, mirasçılığı veya lehine vakı
teberruu ret yahut müteveffadan evvel vefat veya mahrumiyetine karar sudur etse
bile, vasiyet tenfiz olunur. Kanuni veya mansup mirasçı, mirası reddetmiş olsa
bile kendi lehine vasiyet edilen şeyi talep edebilir.


             (H)
ALELADE İKAME :


             Madde
467 – Tasarrufu
yapan kimse mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimsenin kendisinden evvel
vefatı veya bunlardan biri tarafından ret vukuu halinde miras yahut vasiyet
olunan muayyen mal kendilerine intikal etmek üzere bir veya bir kaç şahıs tayin
edebilir.


             (V)
FEVKALADE İKAME :


             I.
Namzet tayini :


             Madde
468 – Tasarrufu
yapan kimse nasbettiği mirasçıya, mirası bir üçüncü şahsa nakletmek
mükellefiyetini tahmil edebilir. Bu üçüncü şahsa, namzet denir. Tasarrufu yapan
kimse, aynı mükellefiyeti namzede tahmil edemez.


             Bu
kaideler, muayyen mal vasıyetinde dahi caridir.





1304-66


 


             II.
Namzede intikal :


             Madde
469 – Tasarrufta,
hilafına sarahat bulunmadıkça; miras naklile mükellef mirasçının vefatiyle,
namzede intikal eder. Tasarrufta bir müddet tayin edilip te nakil mükellefiyeti
olan mirasçı müddetin hitamından evvel vefat ederse; miras teminat vermek
şartiyle mirasçılarına intikal eder. Her hangi sebepten dolayı mirasın namzede
intikali mümkün olmadığı takdirde mükellefin mirasçıları, kati surette mirasa
sahip olur.


             III.
Teminat :


             Madde
470 – Nakil
ile mükellef mirasçıya intikal eden mirasın, mahkemei asliye tarafından,
defteri yapılır. Tasarrufta, hilafına sarahat bulunmadığı takdirde; tarafından
teminat verilmedikçe, miras mükellefe teslim edilmez. Nakli lazım gelen miras
meyanında gayri menkul bulunduğu takdirde, bunun tapu sicilindeki kaydine nakil
mükellefiyetinin şerh verilmesi teminat yerine geçer. Nakil ile mükellef
mirasçı teminat göstermediği yahut namzedin hukukunu tehlikeye koyacak
tasarruflarda bulunduğu takdirde mirasın idaresi doğrudan doğruya mahkemei
asliyece temin edilir.


             IV.
Fevkalade ikamenin hükümleri :


             1
– Nakil mükellefiyeti hakkında :


             Madde
471 – Nakil ile mükellef mirasçı, her hangi mansup bir mirasçı gibi, mirası
iktisap eder.


             Namzet
de, nakil ile ona malik olur.


             2
– Namzet hakkında :


             Madde
472 – Namzet, teslim için muayyen zamanın hululünde hayatta bulunduğu
takdirde; nakil ile mükellef olanın yerine geçer. Namzet, daha evvel vefat
etmiş olursa tasarrufta hilafına şart olmadıkça; nakli lazımgelen malları,
nakil ile mükellef mirasçı sureti katiyede iktisap eder. Nakil ile mükellef
mirasçının tasarrufu yapan kimseden evvel vefatı yahut mirası reddi veya
mirastan mahrumiyeti halinde mallar doğrudan doğruya namzede intikal eder.


             (Z)
VAKIF :


             Madde
473 – Tasarruf
nisabının tamamı yahut bir kısmı vakıf olunabilir.


             (H)
MİRAS MUKAVELELERİ :


             I.
Mirasçı nasbı ve muayyen bir şeyi vasiyet :


             Madde
474 – Bir
kimse, yaptığı miras mukavelesiyle mirasını veya muayyen bir malını, mukavele
yaptığı kimseye veya başkasına bırakmağı tahhüt edebilir. O kimse mallarında
eskisi gibi tasarruf eder. Şukadar ki miras mukavelesinden münbais
taahhüdatiyle telifi kabil olmıyan teberrua ve ölüme bağlı tasarrufa itiraz
olunabilir.


             II.
Feragat mukavelesi :


             1
– Şumulü :


             Madde
475 – Bir kimse, mirasçılarından biri ile ıvazlı veya ıvazsız,
mirasçılıktan feragat mukavelesi yapabilir. Bu suretle Feragat eden kimse,
mirasçı sıfatını zayi eder.


             Feragat
mukavelesi ıvazlı olduğu takdirde hilafı şart edilmedikçe feragat eden kimsenin
füruuna da müessir olur.





1304-67


 


             2
– Feragatın hükümsüzlüğü :


             Madde
476 – Mukavelede feragat eden, kimse yerine nasp edilen mirasçının her
hangi bir sebeple mirasçılığı zail olursa; feragat keenlemyekün olur. Şahıs
tayin etmeksizin alelıtlak diğer mirasçılar lehine yapılan feragat ancak en
yakın asıl müşterekin füruuna hamlolunup daha uzak mirasçılara asla şamil
olmaz.


             3
– Terekedeki alacaklıların hakkı :


             Madde
477 – Tereke açıldığı zamanda borcu mevcudundan ziyade olupta mirasçılar
tarafından tediye edilmediği takdirde feragat eden kimse ve mirasçıları feragat
mukavelesi mucibince muteveffadan, vefatından evvelki son beş sene zarfında 
almış oldukları ıvazdan veya onun hasılatından elyevm yedlerinde bulunan miktar
nispetinde alacaklılara karşı mesuldürler.


 


DÖRDÜNCÜ FASIL


Ölüme bağlı tasarrufların şekilleri


 


             (A)
VASİYET:


             I.
Vasiyetin şekilleri:


                                                           1
– Umumiyet itibariyle:


             Madde
478 – Vasiyet, resmi senet ile veya vasiyet eden kimsenin el yazısiyle
yapılabileceği gibi şifahen dahi yapılabilir.


             2
– Resmi vasiyet:


             a)
Tanzimi:


             Madde
479 – Resmi vasiyet senedi; iki şahit huzurunda sulh hakimi katibiadil
yahut kanunen bu husus ile tavzif edilen memur tarafından tanzim edilir.


             b)
Takrir ve tanzimde memurun vazifesi:


             Madde
480 – Vasiyet
eden kimse, arzularını resmi memura takrir edip onun tarafından yazıldıktan
veya yazdırıldıktan sonra okuması için kendisine verilir. Vasiyetname, vasiyet
eden kimse tarafından kıraet ve imza olunduktan sonra resmi memur tarafından,
tarihi yazılarak imzalanır.


             c)
İşhat ve şahitlerin vazifesi :


             Madde
481 – Vasiyetnameye tarih ve imza konulunca vasiyet eden kimse,
vasiyetnameyi okuduğunu ve vasiyetnamenin son arzularını muhtevi olduğunu resmi
memur huzurunda iki şahide beyan eder. Şahitler; bu beyanatın huzurlarında
vukuuna ve o kimseyi tasarrufa ehil gördüklerine dair vasiyetname altına
verecekleri şerhi imza ederler.


             Vasiyet
eden kimse, vasiyetname münderecatını şahitlere bildirmiyebilir.


             d)
Okuyup yazamıyan vasiyetçi:


             Madde
482 – Vasiyet eden kimse vasiyetnameyi okuyamaz ve imza edemez ise resmi
memur şahitler huzurunda vasiyetnameyi kendisine okur.


             Vasiyetçi
vasiyetnamenin son arzularını muhtevi olduğunu beyan eyler. Bu takdirde
şahitler vasiyetçinin beyanatı, huzurlarında vakı olduğuna ve onu tasarrufa
ehil gördüklerine dair şerh vermekle iktifa etmeyip vasiyetnamenin kendi
huzurlarında resmi memur tarafından vasiyetçiye okunduğunu dahi tahrir ve imza
ederler.





1304-68


 


             h)
Vasiyetnameye  iştirak :


             Madde
483 – Medeni hakları kullanmak selahiyetini haiz olmıyanlar veya bir ceza
mahkemesince siyasi  ve medeni haklardan iskatına karar verilenler veya okuma
ve yazma bilmiyenlerle vasiyetçinin karı veya kocası, usul ve füruu, erkek ve
kızkardeşleri ve bu kimselerden her birinin karı ve kocası resmi bir memur veya
şahit sıfatı ile, vasiyetname tanzimine iştirak edemezler.


             v)
Vasiyetnamenin hıfzı:


             Madde
484 – Vasiyetnameyi tanzim eden sulh hakimi, katibi adil veya memur; aslını
veya musaddak suretini hıfzile mükelleftir.


             3
– El yazısı ile vasiyetname:


             Madde
485 – Vasiyetçinin, bizzat tanzim ettiği vasiyetname; baştan aşağı kadar
tanzim edildiği mahal, sene, ay ve gün dahi dahil olduğu halde bizzat kendi el
yazısiyle yazılmış ve imza edilmiş olmak lazımdır. Bu suretle tanzim edilmiş
olan vasiyetname açık veya kapalı olarak hıfzedilmek üzere sulh hakimine veya
katibi adil veya memura tevdi olunur.


             4
– Şifahi şekil:


             a)
Son arzular:


             Madde
486 – Ölüm tehlikesi, münakalatın inkıtaı, bulaşık hastalık  harp gibi
fevkalade hallerden dolayı vasiyetçi resmi veya kendi el yazısiyle vasiyetname
tanzim edemez ise; vasiyetini, şifahi tarzda yapabilir.


             Şifahi
tarzda vasiyet, vasiyetçinin son arzularını iki şahide takrir ve takriri
veçhile bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları hususunu onlara tahmil
etmesinden ibarettir. Resmi vasiyetlere şahadet için mevzu ehliyet şartları,
işbu şahitler hakkında da caridir.


             b)
Tesbit ve tevdi:


             Madde
487 – Vasiyet, kendilerine takrir edilen şahitlerden biri takriri vakıı ve
mahalli ve vukuunu ve sene ve ay ve gün tarihlerini hemen yazıp imzalar ve
diğer şahide imzalattırır. Bu suretle yazılan vasiyetnameyi, şahitler ikisi
birlikte oldukları halde vakit geçirmeksizin bir mahkemeye vererek; işbu
vasiyetnamenin vasiyete ehil gördükleri vasiyetçi tarafından kendilerine
şifahen takrir edildiğini ve takririn ahvali fevkaladede vuku bulduğunu hakim
huzurunda beyan ederler. Şahitler, vasiyetçinin takririni yazıp tevdi
edecekleri yerde şifahen ve yukarıdaki beyanlar şeklinde hakime arzederek bir
zabıtname şeklinde dahi tesbit ettirilebilir.


             Vasiyetçi,
vazife başında bir asker ise mülazım rütbesinde veya daha büyük rütbeli bir
zabit, mahkeme makamına kaim olabilir.


             c)
Şifahi vasiyetin hükümsüzlüğü:


             Madde
488 – Vasiyetçi için vasiyetname tanzim etmek veya ettirmek imkanının
husulünden itibaren bir ay geçmiş olursa şifahi vasiyetin hükmü kalmaz.


             II.
Rücu ve ilga:


             1
– Rücu:


             Madde
489 – Vasiyetçi vasiyet için kanunda muayyen şekillerden biri ile
vasiyetinden her zaman rücu edebilir. Rücu tamamen olduğu gibi kısmen de
olabilir.


             2
– Vasiyetnamenin  zayi olması:


             Madde
490 – Vasiyetname kazaen veya diğer bir kimsenin kusuru ile zayi olur ve
münderecatının ayniyle ve tamamiyle tesbiti mümkün  olmazsa artık, vasiyete
itibar olunmaz. Tazminat talebi hakkı mahfuzdur.





1304-69


 


             3
– Vasiyetlerin taaddüdü:


             Madde
491 – Muahhar tarihli vasiyet mukaddem  tarihli  vasiyetten sarahaten rücuu
ihtiva etmiyorsa sonraki vasiyetin hükümlerinden sarahaten  evvelkini ikmal ve
itmam etmiyenleri, evvelki vasiyet makamına kaim olurlar. Bir kimsenin muayyen
bir mal hakkındaki vasiyetinin sonradan yaptığı tasarrufla telifi kabil
olmazsa, hükümsüz olur.


             (B)
MİRAS  MUKAVELESİ:


             I.
Şekli:


             Madde
492 – Miras
mukavelesi, resmi vasiyet şeklinde tanzim edilmiş olmadıkça muteber değildir.


             Her
iki taraf arzularını aynı zamanda resmi memura beyan ve tanzim olunan
mukavelenameyi memur muvacehesinde ve iki şahit huzurunda imza ederler.


             II.
Fesih:


             1
– Sağ olanlar arasında:


             a)
Mukavele ile yahut vasiyetname şekliyle:


             Madde
493 – Miras mukavelesi, akitlerin tahriri mukavelesiyle her zaman fesh
olunabilir.


             Mukavele,
mirasçı  nasbına veya muayyen bir şeyin vasiyetine dair olupta mansup mirasçı
veya lehine vasiyet yapılan kimse , tasarruf yapan kimseye karşı mirastan
mahrumiyeti mucip bir harekette bulunduğu takdirde o kimse, mukaveleyi yalnız
başına fesih edebilir. Bu fesih, vasiyetnameler için kanunen muayyen olan
şekillerden biriyle yapılır.


             b)
Diğer tarafın feshi:


             Madde
494 – Bir miras  mukavelesi mucibince tasarrufu  yapan kimsenin hayatında
muayyen mal veya menfaat talebi salahiyetini haiz olan kimse, o mal veya
menfaat kendisine verilmediği veya temin edilmediği takdirde, borçlar
hakkındaki hükümlere tevfikan, mukaveleyi feshedebilir.


             2
– Mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimsenin daha evvel vefatı:


             Madde
495 – Mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimsenin tasarrufu yapan kimseden
evvel vefatı halinde miras mukavelesi münfesih olur. Şu kadar ki hilafına
sarahat bulunmadıkça, müteveffanın mirasçıları, mukavelename mucibince
murislerinden almış olduğu ıvazdan veya hasılatından vefat zamanında yedinde
bulunan miktarı, o kimseden istiyebilirler.


             (C)
TASARRUF NİSABININ TAHDİDİ:


             Madde
496 – Vasiyet
veya miras  mukavelesi ile yapılan teberrüler, teberrü edenin ölüme bağlı
tasarruflarda bulunmak hususundaki serbestisi sonradan tahdide uğramış olsa
bile, fesih edilemeyip, yalnız tenkise tabidir.


 


BEŞİNCİ FASIL


Vasiyeti tenfiz memuru


 


             (A)
TENFİZ  MEMURUNUN TAYİNİ:


             Madde
497 – Vasiyetçi,
son arzularını tenfiz için, medeni haklarını kullanmak salahiyetini haiz bir
veya bir kaç kimseyi vasiyet tarikiyle memur edebilir. Bu memur, kendisine
tefviz edilen vazifeden doğrudan doğruya haberdar edilir ve haberin vusulü
tarihinden itibaren on beş gün içinde kabul veya reddedebilir. Şu kadar ki
sükütu kabul addolunur ve hizmeti mükabilinde münasıp bir ücret taleb edebilir.





1304-70


 


             (B)
SALAHİYETİN ŞÜMULÜ:


             Madde
498 – Vasiyetçi tarafından hak ve vazifeleri tayin edilmemiş olan tenfiz
memuru , mirası resmen idareye memur kimsenin hak ve vazifelerini haiz olur.


             Tenfiz
memuru, müteveffanın arzusunu yerine getirmek ve hususiyle terekeyi idare,
borçları tediye ve muayyen  bir mala mütaallik vasiyetleri icra ve vasiyetçinin
emirlerine veya kanuna göre terekeyi taksim ile mükelleftir. Mütaaddit tenfiz
memurları, bir akit ile tevkil edilen  müteaddit vekillerin salahiyetine
haizdirler.


 


ALTINCI FASIL


Müteveffa tarafından yapılan tasarrufların
iptal ve tenkisi


 


             (A) 
İPTAL DAVASI:


             I.
Ehliyetsizlik, kanuna veya adabı umumiyeye mugayeret:


             Madde
499 – Aşağıdaki
hallerde, ölüme bağlı tasarruflar iptal olunabilir:


             1
– Tasarrufun, tasarruf anında ehliyeti haiz olmayan bir kimse tarafından
yapılması.


             2
– Hata ya hile veya tehdit yahut cebir tesiri ile yapılması.


             3
– Gerek doğrudan doğruya, gerek muhtevi olduğu şartlar itibariyle kanuna
muhalif veya ahlaka mugayir olması.


             İptal
davası mirasçılardan biri tarafından ikame olunabileceği gibi lehine vasiyet yapılan
alakadarlar tarafından dahi ikame olunabilir.


             II.
Şekil noksanı:


             Madde
500 – Şekle
ait noksanı bulunan tasarruflar, iptal olunur.


             Şekle
ait noksan, vasiyetnamenin tanzimine  iştirak edenlere veya aileleri efradından
birine teberru yapılmaktan ibaret ise, yalnız o teberru iptal olunur.


             İptal
davası, tasarrufa ehliyet hakkında tatbik olunan kaidelere tabidir.


             III. 
Müruru zaman


             Madde
501 – İptal
davası, müddeinin tasarrufa ve butlanın sebebine muttali olduğu günden itibaren
bir sene ve her halde vasiyetnamenin açılması tarihinden itibaren beş sene
geçmekle müruru zamana uğrar. Tasarrufun butlanı gerek kanuna muhalefet ve
adabı umumiyeye mugayeretten gerek ademi ehliyetten neşet etsin; sui niyet
sahibi olan müddeaaleyhe karşı iptal davası, ancak otuz senenin geçmesiyle
sakıt olur.


             Butlan,
defi tarikiyle her zaman dermeyan olunabilir.


             (B)
TENKIS DAVASI:


             I.
Şartları:


             1
– Umumi surette:


             Madde
502 – Mahfuz hisselerinin baliğ olduğu miktarı alamıyan mirasçılar,
tasarruf nisabını tecavüz eden teberruun tenkisini dava edebilirler.


             Müteveffanın,
hilafını kasdettiği tasarruftan anlaşılmadıkça kanuni mirasçıların hisselerine
dair tasarrufta mevcut hükümler, alalade taksim kaideleri gibi telakki olunur.


             2
– Mahfuz hisseli mirasçılar lehine teberrular:


             Madde
503 – Mahfuz  hisseli mütaaddit mirasçılara ölüme bağlı tasarruf tarikı ile
yapılan ve tasarruf nisabını tecavüz eden teberrular, bu mirasçılardan
herbirine mahfuz hissesinden fazla düşen miktarlarla mütenasip olarak tenkise
tabidir





1304-71


 


             3
– Bir mirasçının alacaklılarının hakları:


             Madde
504 – Mahfuz hissesine tecavüz edilen mirasçıya ait tenkis davası; iflas
halinde masasına ve borcu ödemekten aczi takdirinde miras açıldığı zaman acze
dair icra vesikasını hamil bulunan alacaklılarına; alacakları nisbetinde
intikal eder. Bunlar tarafından ihtar edildiği halde mirasçı davayı ikame
etmemiş ise onun hakkında mer'i müddet zarfında kendi namlarına dava ikame
edebilirler.


             Miras hakkı iskat olunan mirasçı, iskata itiraz
etmediği takdirde dahi hüküm bu veçhiledir.


             II.
Tenkısın hükümleri:


             1
– Umumi surette:


             Madde
505 – Tasarrufu yapan kimsenin, hilafını kasdettiği tasarruftan
anlaşılmadıkça, mirasçı nasbolunan veya kendilerine diğer bir surette teberru
edilen kimselere ait hisseler, mütenasiben tenkise tabidir.


             Muayyen
şeyleri teslim mükellefiyetiyle mukayyet olarak yapılan teberrular tenkise tabi
oldukları takdirde, tasarrufu yapan kimsenin hilafını kasdettiği
anlaşılmadıkça; kendisine teberru vaki olan kimse, teslimi ile mükellef olduğu
muayyen şeylerin dahi mütenasiben tenkisini talep edebilir.


             2
– Muayyen bir şeyin vasiyeti:


             Madde
506 – Kıymetine noksan gelmeksizin taksimi kabil olmayan muayyen bir mal
vasiyet edilip te işbu vasiyet tenkise tabi olursa; lehine vasiyet yapılan
kimse, dilerse tasarruf nisabı miktarını nakden alır dilerse tenkisi lazımgelen
miktarın kıymetini verip o malı talep eder.


             3
– Ölüme bağlı olmayan teberrular:


             a) 
Envaı:


             Madde
507 – Aşağıdaki tasarruflar, ölüme bağlı teberrular gibi tenkise tabidir.


             1
– İadeye tabi olmamak üzere miras hissesine mahsuben cihaz, teessüs masrafı
yahut mal terki şeklinde vaki ölüme bağlı olmayan teberrular.


             2
– Miras haklarının berveçhi peşin tasfiyesi maksadiyle yapılan teberrular.


             3
– Hibe edenin, kayıtsız ve şartsız rücua hakkı olan hibeler ile adet üzere
verilen hediyeler müstesna olarak, vefatından evvelki bir sene içinde yapılmış
hibeler.


             4
– Mahfuz hisse kaidelerini bertaraf etmek kasdiyle yapıldığı aşikar olan
temlikler.


             b)
Geri verilecek miktar :


             Madde
508 – Kendisine tenkise tabi bir teberru yapılmış olan kimse, hüsnü niyet
sahibi ise yalnız mirasın açıldığı gün o teberru veya hasılatından elinde kalan
miktarı geri vermekle mükelleftir. Miras mukavelesiyle teberrua nail olan
kimse, tenkise maruz kalırsa, murise ıvaz olarak verdiği şeyden tenkis ile
mütenasip miktarı geri isteyebilir.


             4
– Ölüme karşı sigortalar :


             Madde
509 – Mütevveffa tarafından vefatı halinde tediye edilmek üzere kendi
namına ve başkası lehine akdedilen veya kendi namına akdedilip te hayatta vaki
veya ölüme bağlı bir tasarruf ile başkasına devir yahut müteveffanın hayatında
ıvazsız ahara temlik olunan sigortalar, iştıra kıymetleri nisbetinde tenkise
tabidir.





1304-72


 


             5
– İntifa hakkı veya irat teberruları hakkında:


             Madde
510 – Temadisi tahmin edilebilen müddetlerine nazaran sermayeye tahvilleri
halinde tasarruf nisabını tecavüz edecek miktara baliğ bir intifa hakkı veya
irat ile terekesini mukayyet kılan murisin, mirasçıları; bu intifa hakkını ve
iradı haddi layikına tenkis ettirmek yahut tasarruf nisabı miktarını vererek
mirasını kayıttan kurtarmakta, muhayyerdir.


             6
– Fevkalade ikame halinde :


             Madde
511 – Mirası bir namzede nakletmeğe salahiyeti olan bir mirasçı nasbına
dair tasarruf; mirasçının mahfuz hissesine taalluk ettiği nisbette, batıldır.


             III.
Tenkiste tertip:


             Madde
512 – Tenkis,
mahfuz hisse tamam oluncaya kadar evvel emirde ölüme bağlı tasarruflardan ve
kafi gelmediği takdirde en son tarihli olandan başlıyarak en evvel vakı olana
doğru çıkmak şartiyle, ölüme bağlı olmayan teberrular üzerinden icra edilir.


             IV.
Müruru zaman:


             Madde
513 – Tenkis
davası, mirasçılar mahfuz hisselerine tecavüz edildiğini öğrendikleri günden
itibaren bir sene ve her halde vasiyetnameler hakkında açıldıkları tarihten,
diğer tasarruflar hakkında mirasın açılmasından itibaren beş sene geçmesiyle
sakıt olur. Bir tasarrufun iptali bir diğerini ihya ediyorsa, müruru zaman
müddetleri ancak butlan kararının suduru tarihinden itibaren cereyan eder.


             Tenkis
iddiası, defan her zaman dermeyan olunabilir.


 


YEDİNCİ FASIL


Miras mukavelenamesinden mütehaddis
davalar


 


             (A)
MURİS HAYATTA İKEN MALLARININ TESLİMİNE MÜTAALLİK HÜKÜMLER:


             Madde
514 – Murisin
miras mukavelenamesiyle hayatında mallarını teslim eylediği mirasçı, terekede
alakadar kimseleri usulü dairesinde davet ile defterini yaptırabilir. Muris,
mallarının hepsini temlik etmemiş yahut yeniden bazı mallar iktisap eylemiş ise
hilafı şart edilmiş olmadıkça miras mukavelesi hayat halinde olunan miktara,
masruf olur.


             Miras
mukavelesinden mütehaddis hak ve borçlar, hilafı şart edilmemiş ise, hayatta
iken vukubulan teminat nisbetinde, mansup mirasçının mirasçılarına intikal
eder.


             (B)
TENKİS VE GERİ VERME:


             I.
Tenkis:


             II.
Geri verme:


             Madde
515 – Mirastan
feragat eden mirasçıya, murisin hayatında teslim eylediği mallar tasarruf
nisabını mütecaviz ise; diğer mirasçılar tenkisini talep edebilirler. Bu
takdirde ancak mirasçının mahfuz hissesine tecavüz eden miktar, tenkise
tabidir. Mirastan feragat eden kimseye hayatta vukubulan teslimatın mahsubu,
miras hükümlerinin iade kaidelerine tevfik olunur.


             (C)
MUHAYYERLİK :


             Madde
516 – Mirasçılıktan
feragat eden mirasçı tenkis dolayısiyle muristen hayatta iken teslim ettiği
miktarın tamamını veya bir kısmını geri vermeğe mecbur olursa muhayyerdir;
dilerse tenkisi icabeden miktarı geriye verir, dilerse vukubulan teslimatın
mecmuunu iade ile asla feragat etmemiş gibi mirasa iştirak eder.





1304-73


 


İKİNCİ KISIM


Miras


 


ON BEŞİNCİ BAP


Mirasın açılması


 


             (A)
AÇILMA SEBEBİ:


             Madde
517 – Miras,
ölüm ile açılır. Murisin ölümüne bağlı olmayan teberru ve taksimleri, mirasa
alakaları noktasından mirasın açıldığı gündeki haline göre takdir edilir.


             (B)
MİRASIN AÇlLDIĞI MAHAL VE MUHAKEME MERCİİ:


             Madde
518 – Miras,
bilcümle malları şamil olmak üzere müteveffanın son ikametgahı mahkemesinde
açılır. Ölüme bağlı tasarruflarda, iptal veya tenkis ve mirasın taksimi ve
miras sebebi ile istihkak davaları bu mahkemede görülür.


             (C)
AÇlLMA HÜKÜMLERİ:


             I.
Ehliyet:


             1
– Medeni haklardan istifade :


             Madde
519 – Ehil olmayanlardan başka herkes, kanuni mirasçı olabildiği gibi vasiyet
ve miras mukavelesi ile de mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse olabilir.
Hükmi şahsiyeti haiz olmayan bir cemaata
muayyen bir gaye için vukubulan teberrular, o gayenin temini şartiyle cemaatı
teşkil eden kimselere ait olur. Bu suretle gayenin temini kabil olmazsa o
teberru, tesis addolunur.


             2
– Mahrumiyet :


             a)
Sebepleri:


             Madde
520 – Aşağıdaki kimseler, mirasçı olamıyacakları gibi ölüme bağlı
tasarruflarda mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse olamazlar:


             1
– Kasden ve haksız yere müteveffayı öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler.


             2
– Kasden ve haksız yere muteveffayı ölüme bağlı bir tasarrufta bulunamıyacak
bir hale getirenler.


             3
– Hile veya tehdit yahut cebir ile müteveffayı ölüme bağlı bir tasarrufta
bulunmağa veya böyle bir tasarrufu feshetmeğe sevkedenler veya bu hususta mani
olanlar.


             4
– Müteveffanın artık bir daha yeniden yapamıyacağı bir hal ve zamanda ölümüne
bağlı bir tasarrufunu kasden ve haksız yere gizleyenler veya bozanlar. Af ile,
mahrumiyet kalmaz.


             b)
Fürular hakkındaki hükümleri:


             Madde
521 – Mahrumiyet, şahsidir. Mirastan mahrum olan kimsenin füruları,
murisinden evvel vefat eden kimsenin füruları gibi mirasa müstehak olurlar.


             II.
Hayatta olmak şartı:


             1
– Mirasçılar:


             Madde
522 – Mirasçı olabilmek için murisin vefatında mirasçılığa ehil olarak sağ
olmak lazımdır. Miras açıldıktan sonra vefat eden mirasçının hakkı kendi
mirasçılarına intikal eder.


             2
– Lehine vasiyet yapılan:


             Madde
523 – Kendisine muayyen bir mal vasiyet olunan kimse, vasiyetçinin
vefatında mirasa ehil olarak sağ ise o mala müstahak olur. Bu kimse
vasiyetçiden evvel vefat etmiş olursa hilafı vasiyeti ihtiva eden tasarruftan
anlaşılmadıkça vasiyet olunan mal, terekeye rücu eder.





1304-74


 


             3
– Ana rahmindeki çocuklar:


             Madde
524 – Cenin, sağ olarak doğarsa mirasçı olur. Ölü doğan çocuk mirasçı
olamaz.


             4
– Fevkalade ikame:


             Madde
525 – Miras açıldığı zaman henüz mevcut olmıyan bir kimseyi terekenin
tamamı veya bir kısmı veya terekede dahil muayyen bir mal için namzet tayin
etmek caizdir. Bu takdirde nakil ile mükellef olan mirasçı veya lehine vasiyet
yapılan kimse, müteveffa tarafından tayin edilmemiş ise bu sıfat, kanuni
mirasçıya aittir.


             (D)
GAİPLİK HÜKMÜ:


             I.
Gaibin mirası:


             1
– Mirasa vaz'ıyed ve teminat iraesi:


             Madde
526 – Bir kimsenin gaipliğine hükmedilmiş ise mirasçısı veya mirastan
müstefit olacak diğer kimse, mirasa vaz'ıyed etmezden evvel icabı takdirinde;
mevrus malı bizzat gaibe veya kendilerine müreccah olan hak sahiplerine iade
edeceklerine dair teminat göstermeğe mecburdurlar. Bu teminat, gaiplik hükmü
ölüm tehlikesi içinde gaip olmaktan naşi ise beş sene ve çoktanberi haber
alınamamaktan mütevellit ise on beş sene ve her halde azami olarak gaibin yüz
yaşına vasıl olacağı zaman için gösterilir. Bu beş senenin başlangıcı, mirasa
vaz'ıyed edildiği günden ve on beş seneninki gaipten alınan son haber
tarihinden başlar.


             2
– Geri vermek mükellefiyeti:


             Madde
527 – Mirasa vaz'ıyed edenler, mevrus malı, gaip olan kimse zuhur ettiği
takdirde; kendisine yahut vaziyed edenlere müreccah hakkı olduğunu ispat eden
kimseye, iade ile mükelleftirler. Her iki halde zilyedliğe dair olan hükümler
caridir.


             Vaz'ıyed
edenler, hüsnü niyet sahibi iseler, kendilerine müreccah olan kimselere karşı
iade mükellefiyetleri miras sebebi ile istihkak davası için muayyen olan müruru
zaman müddetine münhasırdır.


             II.
Bir gaibin mirastaki hakkı:


             Madde
528 – Mirasın
açıldığı gün hayat ve mematı ispat edilemiyen gaip mirasçının hissesi, mahkeme
tarafından resmen idare ettirilir. Bu gaip murisin ölümünde hayat halinde
olmasa idi hissesi kimlere düşecek idiyse, onlar ölüm tehlikesi içinde
vukubulan gaybubet halinde hadisenin vukuu tarihinden itibaren bir sene ve
çoktanberi haber alınamamak halinde alınan son haber tarihinden itibaren beş
sene sonra; hakime müracaatla gaipliğe hüküm itasiyle o hisseye vaz'ıyed
etmelerine müsaade olunmasını talep edebilirler. Gaipliğine hükmolunan kimsenin
terekesine mirasçılarının veya mirasından müstefit olacak kimselerin vaz'ıyed
etmelerine dair hükümler, işbu hissenin tesliminde dahi caridir.


             III. Gaibin aynı
zamanda mirasçı ve muris olması:


             Madde
529 – Bir
gaibin, mirasçıları onun mallarına vaz'ıyed müsaadesini istihsal ettikten sonra
o gaibe bir miras intikal ettiği takdirde bu mirasın kanunen kendilerine teslim
edilmesi lazımgelenler, ayrıca bir gaiplik hükmü istihsaline mecbur olmaksızın
teslim talebinde bulunabilir. Eğer gaiplik kararını daha evvel bunlar istihsal
etmiş ise, işbu karar bilmukabele gaibin mirasçıları hakkında müessir olur.





1304-75


 


             IV. 
Hazinenin talebi ile:


             Madde 530 – Hayat
ve mematı belli olmayıp ta malları on senedenberi mahkeme marifetiyle idare
edilen yahut mallarını bu suretle idaresi on seneden aşağı olmakla beraber yüz
yaşını ikmal etmiş olan kimsenin gaipliğine, hazinenin talebi üzerine
hükmolunur.


             Gaipliğe hüküm için
lazım olan ilan müddeti zarfında hiç bir hak sahibi zuhur etmezse, bu mallar
hazineye intikal eder. Bu takdirde hazine mirasa vaz'iyed edenler hakkındaki 
hükümlere tevfikan gerek gaibe gerek müreccah hak sahiplerine karşı mesul olur.


 


ON ALTINCI BAP


Mirasın hükümleri


 


BİRİNCİ FASIL


İhtiyati tedbirler


 


             (A) UMUMİ 
TEDBİRLER:


             Madde
531 – Müteveffanın
son ikametgahı sulh hakimi , terekenin muhafazası ve hak sahiplerine vüsulünü
temin için lazımgelen tedbirleri doğrudan doğruya yapmağa mecburdur. Bu tedbirler
bilhassa kanunda muayyen hallerde terekeyi mühürlemek, deftere geçirmek,
doğrudan doğruya idare ve vasiyetnameleri açmak gibi şeylerdir.


             Müteveffa ikametgahının
gayrı bir mahalde vefat ederse bu mahal sulh hakimi, müteveffanın ikametgahı
sulh hakimine keyfiyeti haber vermekle beraber kendi dairesindeki malların
muhafazası için lazımgelen tedbiri yapar.


             (B) MÜHÜRLEMEK ,
DEFTER TUTMA:


             (C)
MÜFREDAT DEFTERİ :


             Madde
532 – Aşağıdaki
sebeplerden birinin tahakkukunda sulh hakimi terekeyi mühürler ve defterini
yapar:


             1 – Mirasçılardan biri
vesayet altına alınmış ise veya alınması icap ediyorsa.


             2 – Vekili olmayan bir
mirasçının gaybubeti halinde.


             3 – Mirasçılardan ve
alakadarlardan birinin talebi üzerine.


             Defteri yapma
muamelesi, tarihi vefattan itibaren bir ay içinde ikmal olunur.


             (D) TEREKENİN RESMEN
İDARESİ:


             I.
Umumi surette :


             Madde
533 – Aşağıdaki hallerde sulh hakimi mirasın doğrudan doğruya
idaresini emreder:


             1 – Vekil tayin etmeden
gaybubet eden mirasçının menfaati istilzam ediyorsa onun hissesi hakkında.


             2 – Mirasa istihkak
iddia edenlerden hiç biri sıfatını teyit edecek delil göstermediği yahut
mirasçı bulunup bulunmadığı şüpheli olduğu takdirde tereke hakkında.


             3 – Müteveffanın bütün
mirasçıları malüm olmazsa kezalik tereke hakkında.


             4 – Kanunen muayyen
olan diğer hallerde.


             Müteveffa, vasiyetinin
icrasına birisini memur etmiş ise mirasın idaresi bu memura havale edilir.





1304-76


 


             Vesayet altındaki
kimsenin vefatı halinde terekesi, hilafına bir hüküm olmadıkça, vasi tarafından
idare edilir.


             II. Mirasçılar
meçhul ise :


             Madde
534 – Sulh
hakimince, müteveffanın mirasçısı bulunup bulunmadığı tahakkuk etmez yahut
mirasçılarının adedi tayyün edemezse; üç ay içinde sıfatlarını beyan etmek
üzere alakadarlar, ilanla davet edilir.


             Bu müddet içinde sulh
hakimine  hiç bir müracaat vaki olmaz ve mirasçıların mevcudiyeti sabit
olmazsa, miras, hazineye intikal eder. Bununla beraber miras sebebi ile
istihkak davası hakkı mahfuzdur.


             (H) VASİYETNAMENİN
AÇILMASI:


             I.
Tevdi borcu :


             Madde
535 – Vefat
zamanında çıkan vasiyetname butlanını istilzam eden bir nakisa ile malül
görülse bile hemen sulh mahkemesine verilir.


             Vasiyetnameyi tanzim
veya hıfzeden daire veya hıfzı deruhte eden veya müteveffanın evrakı arasında
bulan her şahıs, bu borcu ifa ile mükelleftir.


             Sulh hakimi,
vasiyetnamenin kendisine tevdiini mütaakip kanuni mirasçıların emvale
muvakkaten vaziyed etmelerine müsaade yahut resmen idaresini emreder. Mümkün
ise alakadarlar, dinlenir.


             II. Müddet ve davet:


             Madde
536 – Sulh
mahkemesi; vasiyetnameyi, tesellüm ettiği tarihten itibaren nihayet bir ay
içinde açar. Vasiyetname açılırken malüm olan mirasçılar davet edilir.


             Mütaveffa, mütaaddit
vasiyetnameler bırakmış ise hepsi son ikametgahı sulh mahkemesine verilir ve
orada açılır.


             III. Alakadarlara tebliğ
:


             Madde
537 – Mirasta
hak sahibi olanların her birine masrafı terekeye ait olmak üzere vasiyetnameden
kendilerine taalluk eden kısımların resmi bir sureti, hakim tarafından tebliğ
edilir.


             Vasiyetnamede
kendilerine mütaallik hükümler bulunup ta ikametgahı malüm olmayanlar, resmi
bir ilan ile keyfiyetten haberdar edilir.


             IV.  Malların itası :


             Madde
538 – Vasiyetnamede
mirasçı nasbedilmiş olup ta hakları kanuni mirasçılar yahut tarihi mukaddem bir
tasarruf ile lehlerine teberru vaki olanlar tarafından sarahaten itiraza
uğramayan kimseler, tebliğ tarihinden itibaren bir ay geçtikten sonra
mirasçılık sıfatları hakkında ellerine resmi bir vesika verilmesini, sulh
hakiminden isteyebilirler. Her nevi butlan ve miras sebebi ile istihkak
davaları hakkı mahfuzdur.


 


İKİNCİ FASIL


Mirası iktisap


             (A) İKTİSAP:


             I.
Mirasçılar:


             Madde
539 – Miras
açılınca, mirasçılar onun tamamına sahip olurlar. Kanunda açıkça yazılı haller
müstesna olmak üzere, mütevaffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed
bulunduğu malları, mirasçılarına intikal eder ve bu mirasçılar müteveffanın
borçlarından şahsan mesul olurlar.





1304-77


 


             Mansup
mirasçıların iktisabı, kendilerini nasbeden muteveffanın vefatından başlar.
Kanuni mirasçılar, zilyedlik hükümlerine tevfikan mansup mirasçıların
hisselerini  teslime mecburdurlar.


             II.
İntifa hakkı sahipleri:


             Madde
540 – (Mülga : 14/11/1990 - 3678/31 md.)


             III.
Lehine muayyen şey vasiyet edilen kimse:


             1
– İktisap:


             Madde
541 – Kendisine muayyen bir şey vasiyet  edilen kimse, bu vasiyeti ifa ile mükellef
olan varsa ona, yoksa kanuni ve mansup mirasçılara karşı dava ikamesi hakkına
maliktir. Bu hak davası, vasiyetçinin hilafını kasdettiği vasiyetnameden
anlaşılmadıkça vasiyet olunan şeyi teslim ile mükellef olan kimsenin mirası
kabul ettiği veya reddedebilmek hakkının sakıt olduğu tarihten başlar. Lehine
vasiyet yapılana karşı kendilerine terettüp eden borçları ifa etmeyen
mirasçılar aleyhine, vasiyet edilen muayyen şeylerin tesellümü davası ikame
edileceği gibi vasiyet olunan şey her hangi bir tasarrufu icra ise maddi
tazminat davası dahi ikame olunabilir.


             2
– Mevzuu:


             Madde
542 – Müteveffa tasarrufunda hilafını tasrih etmedikçe intifa hakkına veya
irada veya muayyen müddetlerde tediye yapılmasına dair olan vasiyetler, ayni
haklar ve borçların hükümlerine tabidir.


             Vasiyet
olunan şey, müteveffanın kendi ölümüne karşı akdettiği bir sigortanın bedeli
ise; lehine vasiyet yapılan kimse hukukunu doğrudan doğruya sigortacıdan dava
edebilir.


             3
– Alacaklıların hakları:


             Madde
543 – Müteveffanın alacaklılarının hakları, kendilerine muayyen şey vasiyet
olunan kimselerin haklarına takaddüm eder.


             Mirası
kayıtsız ve şartsız kabul eden mirascının şahsi alacaklıları, müteveffanın
alacaklıları gibi hukuku haiz olur.


             4
– Tenkis:


             Madde
544 – Vasiyet olunan şeyleri teslimden sonra evvelce malumları olmayan
tereke borcunu ödeyen mirasçılar, vasiyet olunan şeylerden tenkis
edebilecekleri miktarları;lehine vasiyet yapılanlardan mütenasiben geri
alabilirler. Şu kadar ki lehine vasiyet yapılanlar istirdat davasının ikame
edildiği günde vasiyet olunan şeyden veya hasılatından ellerinde kalan
miktardan fazlası ile, mutalip olmazlar.


             (B)
RET:


             I.
Hakiki ret veya hükmi ret:


             1
– Ret salahiyeti :


             Madde
545 – Kanuni ve mansup mirasçılar, mirası reddedebilirler. Müteveffanın vefatı
anında terekenin borca müstağrak olduğu şayi veya sabit olursa, miras
reddedilmiş olur.


             2
– Müddet :


             a)
Umumi müddet:


             Madde
546 – Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu müddet, kanuni mirasçı için
mirasçılığa sonradan muttali olduğunu ispat edemediği takdirde murisin
vefatından haberdar olduğu günden ve mansup mirasçı için lehindeki tasarrufun
kendisine resmen bildirildiği tarihten başlar.





1304-78


 


             b)
İhtiyati defteri tutmada mebde:


             Madde
547 – Tereke, ihtiyati bir tedbir olarak deftere geçirilmiş ise, ret
müddeti bütün mirasçılar için deftere geçirilmenin hitam bulduğu sulh
mahkemesince kendilerine bildirildiği günden başlar.


             3
– Ret hakkının intikali :


             Madde
548 – Mirası reddetmeden vefat eden mirasçının ret hakkı, kendi mirasçısına
intikal eder. Bu takdirde bu mirasçının ret müddeti birinci mirasın kendi
murisine intikaline muttali olduğu günden başlar. Şu kadar ki kendi murisinin
mirasına karşı haiz olduğu ret müddeti münkazi olmadan, hitam bulmaz.
Reddedilen miras evvelce hakkı olmayan bir mirasçıya intikal ederse bu mirasçı
için müddet, mirasın reddine muttali olduğu günden başlar.


                                                                 4
– Reddin şekli :


             Madde
549 – Mirası reddeden mirasçının, keyfiyeti sulh mahkemesine tahriren veya
şifahen beyan etmesi lazımdır. Bu ret,kayıtsız ve şartsız olmalıdır.


             Sulh
mahkemesi, reddi tescil eder.


             II.
Ret hakkından mahrumiyet:


             Madde
550 – Müddeti
içinde reddetmiyen mirasçı, kayıtsız ve şartsız iktisab etmiş mirascı olur.
Müddet hitamından evvel alelade idarenin ve mirasa ait işleri idamenin istilzam
etmediği bir muameleyi yapan ve terekeden bir malı zimmetine geçiren veya
ketmeden mirasçı, mirası reddetmek hakkından mahrumdur.


             III.
Reddeden mirasçının hissesi :


             Madde
551 – Ölüme
bağlı bir tasarrufta bulunmaksızın vefat eden kimsenin mirasçılarından biri,
mirası reddederse bunun hissesi murisin vefatında hayatta değil imiş gibi diğer
mirasçılara intikal eder.


             Ölüme
bağlı bir tasarruf bulunupta, hilafına bir kaydı ihtiva etmediği takdirde
mirası reddeden mansup mirasçının hissesi, müteveffanın en yakın kanuni
mirasçısına, intikal eder.


             IV.
En yakın bütün mirasçıların reddi :


             1
– Umumiyetle :


             Madde
552 – En yakın kanuni mirasçıların cümlesi tarafından reddolunan miras,
sulh mahkemesince karı kocadan sağ olana tebliğ olunur.Ve onun tarafından ancak
bir ay içinde miras kabul olunabilir.


             2
– Karı kocadan sağ kalanın hakkı :


             Madde
553 – Miras füruların cümlesi tarafından reddedilmiş ise, ret keyfiyeti
sulh mahkemesince karı kocadan sağ olana tebliğ olunur ve onun tarafından ancak
bir ay içinde miras kabul olunabilir.


             3
– Madun derece lehine :


             Madde
554 – Mirası reddeden mirasçılar, kendilerini velyeden derecedeki
mirasçıların tasfiyeden evvel mirası kabul veya reddetmeye davet olunmalarını
talep edebilirler. Böyle bir talep vukuunda, ret keyfiyeti o mirasçılara resmen
tebliğ edilir ve bir ay zarfında hiç birinin kabul etmemesi, mirasın onlar
tarafından dahi reddi, hükmünde olur.


             V.
Müddetin temdidi :


             Madde
555 – Sulh
Mahkemesi, muhik bir sebep mevcut ise mansup veya kanuni mirasçıların ret
müddetini temdit veya yeni bir müddet tayin edebilir.





1304-79


 


             VI.
Vasiyet olunan muayyen şeyin reddi :


             Madde
556 – Vasiyet
olunan muayyen şey reddolunduğu takdirde, vasiyetçinin tasarrufundan hilafı
anlaşılmadıkça; vasiyet olunan şey, onu ifa ile mükellef olan kimsenin olur.


             VII.
Reddeden mirasçının alacaklılarını himaye:


             Madde
557 – Mevcudu
borcuna yetmiyen mirasçı, alacaklılarını izrar kaydiyle mirası reddederse:
alacakları ve iflas takdirinde masası, kendilerine teminat verilmedikçe bu
redde karşı üç ay müddet zarfında itiraz edebilirler. Reddin iptaline hüküm
olunursa miras resmen tasfiye olunur. Bu suretle tasfiye edilen mirastan
mirasçının hissesine bir şey isabet ederse bundan evvela redde itiraz eden
alacaklıların saniyen diğer alacaklıların alacakları tesviye olunur. Artarsa,
ret lehine vaki olan mirasçıya ait olur.


             VIII.
Ret halinde mesuliyet:


             Madde
558 – Mevcudu
borcuna yetmiyen terekenin alacaklıları, müteveffadan, vefatından evvelki son
beş sene zarfında mirasın taksiminde iadeye tabi bir mal almış ve mirası
reddetmiş olan mirasçı aleyhine istirdat davası ikame edebilirler. Evlenme
esnasında adet üzere verilen yahut terbiye ve talim için sarf olunan şeylerin
istirdadını hiç bir suretle dava edemezler. Hüsnüniyet sahibi olan mirasçılar,
aldıkları malın veya hasılatının ancak ellerinde kalan miktariyle mesul
olurlar.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Defter tutma talebi


             (A) 
ŞARTLARI:


             Madde
559 – Mirası
reddetmek hakkını haiz olan her mirasçı, defter tutma talebinde bulunabilir. Bu
talep, mirası ret için muayyen olan müddetin cerayanından itibaren bir ay
içinde, ret hakkındaki  hükümlere göre yapılır. Defter tutma için mirasçılardan
yalnız birinin talebi kafidir.


             (B)
DEFTER TUTMA MUAMELESİ:


             I.
Deftere geçecek şeyler:


             Madde
560 – Defter,
sulh mahkemesince yapılır ve mirasın mevcudiyle alacak ve borç müfredatı ve her
malın takdir olunacak kıymeti yazılır. Müteveffanın mirası hakkında malümatı
olan alakadarlar, sulh mahkemesince talep vukuunda malümat vermeğe
mecburdurlar. Makbul bir sebebe müstenid olmaksızın malümat vermekten imtina
edenler, bu yüzden tevellüt edecek zararı tazmin ile mükelleftirler. Hususiyle
mirasçılar, terekenin kendilerince malüm olan borcunu haber  


vermeğe
mecburdurlar.


             II.
İlan tarikiyle davet:


             Madde
561 – Sulh
mahkemesi, müteveffanın alacaklılariyle borçlularını,muayyen bir müddet
zarfında alacaklarını ve borçlarını kayıt ve beyana davet için,ilan
suretiyle,tebligatta bulunur ve bu davete icabet etmemenin neticeleri hakkında
alacaklıların nazarı dikkatini celbeder. Davet, kefalet sebebi ile alacaklı
olanlarada şamildir.


             İşbu
müddet, ilk ilandan itibaren en aşağı bir aydır.


             III.
Doğrudan doğruya defter tutma :


             Madde
562 – Resmi
kayıtlardan yahut müteveffanın evrakından anlaşılan alacak ve borçlar doğrudan
doğruya deftere geçirilir ve keyfiyet alacaklılara ve borçlulara bildirilir.





1304-80


 


             IV.
Defter tutmanın nihayeti, tetkiki, masrafı :


             Madde
563 – Muayyen
müddetin hitamında defter tutma muamelesine nihayet verilir.Tutulan defter,
alakadarlar tarafından tetkik olunabilir.Tetkik için tayin olunacak müddet en
aşağı bir aydır. Defter tutma masrafı terekeden ödenir. Yetişmezse, defter
tutmayı talep eden mirasçı tarafından verilir.


             (C)
DEFTER TUTMA ESNASINDA MİRASÇILARIN VAZİYETİ :


             I.
İdare:


             Madde
564 – Defter
tutma muamelesinin devamı müddetince, ancak terahisi tereke hakkında zararı
mucip olan idari tasarruflar yapılabilir.Müteveffaya ait işlerin, mirasçılardan
biri tarafından görülmesine sulh mahkemesince müsaade edilirse, diğer
mirasçılar teminat isteyebilirler.


             II.
İcrai takibat, müruru zaman ve dava :


             Madde
565 – Defter
tutma muamelesinin devamı müddetince terekenin borçları hakkında icraca takibat
yapılamaz ve bu hususta müruru zaman işlemez.


             Müstacel
mevad müstesna olmak üzere, ikame edilmiş bulunan davalar talik olunur. Yeniden
dava ikame olunamaz.


             (D)
MİRASÇILARI KARAR İTTİHAZINA DAVET :


             I.
Müddet :


             Madde
566 – Defter
tutma muamelesine nihayet verildikten sonra mirascılardan her biri bir ay
zarfında ret veya kabul hususunda bir karar ittihazına davet edilir. Sulh
Mahkemesi yeniden kıymet takdiri veya ihtilafın halli gibi hususlarda halin
icabına göre işbu müddeti artırabilir.


             II.
Mirasçının ret ve kabul hakkındaki beyanatı:


             Madde
567 – Mirasçılardan
her biri, muayyen müddet içinde mirası redde veya tutulan defter mucibince veya
mutlak surette kabule yahut resmi tasfiye talebine salahiyettardır. Süküt,
tutulan defter mucibince kabul sayılır.


             III.
Defter tutma mucibince kabulün hükmü :


             1
– Deftere nazaran mesuliyet :


             Madde 568 – Tutulan defter
mucibince kabul halinde tereke, defterde yazılı borçlar ile beraber mirasçıya
intikal eder ve bu intikalin hükmü mirasın açıldığı günden başlar. Bu takdirde
mirasçı defterde yazılı borçları gerek mirastan, gerek şahsi mallarından
ödemeye mecburdur.


             2
– Defter tutma haricinde mesuliyet:


             Madde
 569 – Alacaklarını vaktiyle yazdırmayan alacaklılar, mirasçıyı ne şahsan
nede terekeye izafetle takip edemezler. Şukadar ki makbul bir özür sebebiyle
alacaklarını kayıt ettirmemiş veya kayıt için müracaat ettiği halde her nasılsa
alacağı kayıt olunamamış olan alacaklıya karşı, mirasçı, yalnız mirastan
kendisine düşen miktar ile mesuldür.Mamafi alacak mukabilinde müteveffadan
rehin veya teminat almış bulunan alacaklı, her halde matlubunu rehin veya
teminattan istifa edebilir.


             (H)
KEFALET SEBEBİYLE MESULİYET :


             Madde
570 – Muteveffanın
kefalet sebebiyle olan borçları, defter tutma esnasında ayrıca kayıt
edilir.Mirasçılar,defteri tutulan mirası mutlak olarak kabul etmiş olsalar
bile; murisin bu kabil borçlarından, ancak tereke borcunun iflas hükümlerine
göre tasfiyesi halinde kefaleten alacaklı olanlara düşecek miktar nisbetinde,
mesul olurlar.





1304-81


 


             (V)
HAZİNEYE İNTİKAL EDEN MİRASIN HÜKMÜ :


             Madde
571 – Hazineye
intikal eden mirasın, usulü dairesinde doğrudan doğruya defteri tutulur.


             Hazine,
terekenin borcundan ancak kendisine intikal eden mallar nispetinde mesul olur.


 


DÖRDÜNCÜ FASIL


Resmi tasfiye


             (A) 
ŞARTLARI :


             I.
Mirasçılardan birinin talebi :


             Madde
572 – Mirasçı,
mirası ret veya tutulan defter mucibince kabul edeceği yerde resmi tasfiye
talebinde bulunabilir.


             Bu
talep, diğer bir mirasçının mirası mutlak olarak kabulü halinde mesmu olmaz.
Resmi tasfiye halinde mirasçılar, terekenin borçlarından mesul değillerdir.


             II. 
Alacaklıların talebi üzerine :


             Madde
573 – Alacaklarını
istifa edemiyeceklerinden ciddi sebeplere binaen endişe eden müteveffanın
alacaklıları, müracaatla haklarını alamaz veya teminat istihsal edemezse;
murisin vefatı tarihinden yahut vasiyetnamenin açılmasından itibaren üç ay
zarfında terekenin resmen tasfiyesini talebedebilirler.


             Kendilerine
muayyen şey vasiyet olunan kimseler, bu gibi hallerde dahi haklarının 
muhafazası için ihtiyati tedbirler talebine mezundurlar.


             (B) 
USUL :


             I.
İdare:


             Madde
574 – Resmi
tasfiye, sulh hakimi tarafından icra olunur. Hakim bu vazifenin ifasına bir
veya müteaddit kimseleri memur edebilir.


             Resmi
tasfiye, ilan ile tebliğ üzerine yapılan defter tutma ile başlar. Tasfiye
memuru sulh hakiminin murakabesi altında bulunur ve mirasçılar bu memur
tarafından fiil mevkiine konmuş veya konmak üzere bulunmuş olan tedbirler
aleyhine sulh hakimine şikayet edebilirler.


             II.
Alelade tasfiye :


             Madde
575 – Resmi
tasfiye, müteveffanın işlerinin tesviyesi ve borçlarının ifası, alacaklarının
tahsili ve muayyen şeylere dair vasiyetin mevcuda göre ifası ve icabında hak ve
taahhütlerinin mahkemece tesbiti ve mallarının paraya tahvili hususlarını
ihtiva eder. Mirasçılar, pazarlık şartiyle uyuşamazlarsa müteveffanın gayri
menkul malları müzayede ile satılır. Mirasçılar, tasfiye için lüzumlu olmıyan
eşya ve nukudun tamamen veya kısmen kendilerine tevdiini, tasfiye esnasında
talep edebilirler.


             III.
İflas usulü ile tasfiye :


             Madde
576 – Mevcudu
borcuna yetişmiyen terekenin tasfiyesi, mahkemece, iflas kaidesine göre
yapılır.


 


BEŞİNCİ FASIL


Miras sebebiyle istihkak davası


 


             (A)
MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASININ ŞARTLARI :


             Madde
577 – Terekeye
veya bir kısmına vazıyed edenlere karşı kanuni veya mansup mirasçı sıfatı ile
racih bir hakka malik olduğuna zahip olan kimse, miras sebebi ile istihkak
davasında bulunabilir.Hakim davacının talebi üzerine hakkının muhafazası için
iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler.Bu tedbirler, teminat itası veya tapu
kaydine şerh verilmesi gibi şeylerdir.





1304-82


 


             (B)
İSTİHKAK DAVASININ HÜKMÜ:


             Madde
578 – Miras
sebebi ile istihkak davası sabit oldukta, hasım yedinde bulunan malı zilyetlik
kaidelerine göre davacıya verir. Hasım bu davalarda iktisap müruru zaman
def'inde bulunamaz.


             (C)
MÜRURU ZAMAN :


             Madde
579 – Hüsnü
niyet sahibi zilyede karşı miras sebebi ile istihkak davasının müruru zaman
müddeti, davacının kendi hakkının racih olduğuna ve hasmının zilyet bulunduğuna
ıttılaından itibaren bir sene ve her halde murisin vefatından veya
vasiyetnamenin açılmasından itibaren on senedir. Suiniyet sahibi zilyetlere
karşı müruru zaman müddeti otuz senedir.


             (D)
KENDİSİNE MUAYYEN BİR ŞEY VASİYET EDİLENİN İSTİHKAK DAVASI:


             Madde
580 – Kendisine
muayyen birşey vasiyet olunan kimsenin ikame edeceği istihkak davasının müruru
zaman müddeti, teberrüden haberdar edildiği günden ve ihbar zamanında henüz
ifası lazım olmıyan teberrülerde ifanın lüzumu tarihinden itibaren on senedir.


 


ON YEDİNCİ BAP


Taksim


 


BİRİNCİ FASIL


Terekenin taksiminden evvelki hali


             (A)
İNTİKALİN HÜKÜMLERİ :


             I.Miras
şirketi:


             Madde
581 – Mirasçı
birden ziyade ise, terekedeki haklar ve borçlar taksime kadar müşa kalır.Tereke
mirasçıların mülkü olup, mukavele veya kanun ile muayyen temsil ve idare
hakları mahfuz kalmak üzere mirasçılar, bunda müştereken tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin talebi üzerine hakim, taksimin icrasına kadar miras şirketine
bir mümessil tayin edebilir.


             II.Mirasçıların
mesuliyeti:


             Madde
582 – Mirasçılar,
müteveffanın borcundan müteselsilen mesuldürler.


             (B)
TAKSİM DAVASI:


             Madde
583 – Mukavele
veya kanun mucibince şuyuu idameye mecbur olmıyan her mirasçı dilediği zaman
terekenin taksimini isteyebilir.Tasfiyenin derhal icrası malın kıymetine
ehemmiyetli bir noksan iras edecek ise hakim mirasçılardan birinin talebi
üzerine terekenin veya bir kısmının taksimini ileriye bırakabilir.


             Mirasçılardan
biri borcunu edadan aciz olduğu takdirde diğerleri, tereke açılır açılmaz
haklarının muhafazası için icabeden tedbirin ittihazını istiyebilirler.


             (C)
TAKSİMİN TEHİRİ:


             Madde
584 – Mirasçılar
arasında cenin varsa, taksim, doğmasına bırakılır. Anası nafakaya muhtaç ise bu
müddet içinde müşa mallardan istifade hakkına malik olur.


             İştirak
halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi


             Madde
584/a – (Ek: 14/11/1990 - 3678/13 md.)


             Mirasçılardan
biri terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki iştirak halinde
mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesini talep ettiği takdirde hakim,
diğer mirasçılara tebliğ yaparak tayin edeceği süre içinde onları, itirazları
varsa bildirmeye davet eder.


             İştirak
halinde mülkiyetin o mal üzerinde devamını haklı kılacak bir itiraz ileri
sürülmediği veya mirasçılardan biri, tayin edilen süre içinde taksim davası
açmadığı takdirde o mal üzerindeki iştirak halinde mülkiyetin müşterek
mülkiyete dönüşmesine karar verilir.


             Terekeye
dahil diğer hakların ve alacakların paylar oranında bölünmesi husu-


sunda
da yukarıdaki hükümler uygalanır.


             (D)
YAŞAYANLARIN HAKKI:


             Madde
585 – Müteveffanın
vefatı zamanında yanında bulunup onun tarafından beslenegelen mirasçılar,
murislerinin hayatında olduğu gibi bir ay daha terekeden infak ve iaşe
edilmelerini istiyebilirler.





1304-83


 


İKİNCİ FASIL


Taksimin nasıl yapılacağı


 


             (A)
TAKSİMİN UMUMİ HÜKÜMLERİ:


             Madde
586 – Kanuni
mirasçılar gerek kendi aralarında gerek mansup mirasçılar ile birlikte mirası
aynı kaidelere göre taksim ederler.Taksimin nasıl yapılacağı tayin ve tesbit
edilmemiş ise, mirasçılar, terekeyi diledikleri gibi taksim edebilirler.


             Terekeye
ait bir mala zilyet veya müteveffaya borçlu bulunan mirasçı, taksim esnasında
bu hususa dair vazıh malümat vermekle mükelleftir.


 


             B)
TAKSİM KAİDELERİ:


             I.
Müteveffanın  şartları:


             Madde
587 – Muris,
vasiyetname veya miras mukavelesi ile taksimin nasıl yapılacağına ve hisselerin
teşkiline müteallik kaideler koyabilir.


             Hisseler
arasında, muris tarafından ihlali kast edilmemiş olan müsavatı icabında temin hususu
mahfuz kalmak şartiyle; mirasçılar, işbu kaidelere riayetle mükelleftir.


             Vasiyetnamede
veya miras mukavelesinde hilafı şart kılınmadıkça; terekeden bir malın
mirasçılardan birine tahsisi, vasiyet hükmünde tutulmayıp, taksimin icrası
suretini beyana hamlolunur.


             II.
Mahkemenin borçlu bir mirasçı makamına kaim olması:


             Madde
588 – Bir
mirasçıya düşen hisseyi temellük veya haczeden yahut o mirasçı aleyhine borcunu
ödemekten acze dair icra vesikası istihsal eyliyen alacaklı, hakimin mirasçı
yerine kaim olan taksimine iştirakini, isteyebilir.


 


             (C)
TAKSİMİN TARZI:


             I.
Mirasçıların hukukça müsavatı :


             Madde
589 – Hilafına
bir hüküm bulunmadıkça, mirasçılar tereke mallarında aynı hukuku haizdirler.


             Mirasçılar,
müteveffa ile beyinlerindeki münasebetlere müteallik olup taksimin müsavat ve
adalet dairesinde icrasına yarıyan her türlü malümatı birbirine vermekle
mükelleftirler.


             Mirasçılardan
her biri, borçların taksiminden evvel tediyesini veya teminata bağlanmasını
istiyebilir.


             II.
Hisselerin teşkili:


             Madde
590 – Hisseler,
mirasçılardan sağ olanlar ile istihlaf edilenlerin adedince teşkil olunur.
Mirasçılar uyuşamazlarsa, içlerinden herhangi biri, hisselerin mahkemece teşkil
edilmesini talep edebilir. Hisselerin teşkilinde mahkeme mahalli adetleri,
mirasçıların hal ve şanlarını ve ekseriyetin arzularını nazarı itibara alır.
Hisselerin tahsisi, mirasçıların kendi aralarında uyuşmasiyle olur. Bu mümkün
olmazsa, kur'a çekilir.


             III.
Bazı tereke mallarının tahsisi veya satılması:


             Madde
591 – Kıymetlerine
ehemmiyetli bir noksan arız olmaksızın taksimi kabil olmıyan mal, mirasçılardan
birine tahsis olunur. Taksim veya tahsisinde mirasçıların uyuşamadıkları mallar
satılıp bedeli taksim edilir. Mirasçılar ittifak edemezlerse sulh hakimi
müzayedenin umumi olmasına veya mirasçıların arasında icrasına karar verir.





1304-84


 


             (D)  
BAZI EŞYANIN TAKSİMİNE MÜTAALLİK KAİDELER :


             I.
Kül teşkil eden eşya, aile evrakı, hatıralar :


             Madde
592 – Mirasçılardan
birinin muhalefeti halinde, asıl ve maksat itibariyle bir kül teşkil eden eşya,
taksim edilemez. Mirasçılardan birinin muhalefeti halinde, aile evrakı ve
hatıra teşkil eden eşya satılamaz. Mirasçılar arasında ihtilaf vukuunda, sulh
hakimi, bu gibi eşyanın satılmasına yahut mahalli adetlere ve adet mevcut
değilse mirasçıların hal ve şanlarına nazaran hissesinden mahsup edilmek üzere
mirasçılardan birine tahsisine karar verebilir.


             II.
Mirasçıdaki alacağın mahsubu:


             Madde
593 – Müteveffanın
mirasçılardan birindeki alacağı, o mirasçının hissesinden mahsup edilir.


             III.
Teminat gösterilen tereke malları :


             Madde
594 – Hissesine
merhun mal isabet eden mirasçı, mukabili olan borcu ödemekle mükelleftir.


             IV.
Gayrimenkuller:


             1
– Ayırma :


             2 – Tahsis :


             a) Kıymet takdiri :


             Madde
595 – Gayri menkul mallar, mirasçıya taksim zamanındaki kıymetleriyle
verilir.


             b)
Kıymet takdirinde usul :


             Madde
596 –
Mirasçılar bir gayri menkulün kıymetinde ittifak edemezlerse o kıymet kati
surette resmi muhamminler tarafından takdir olunur.


             V.
Ziraat işleri :


             1
– Taksimden istisna :


             Madde
597 – Terekede iktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallar
bulunursa bunların kaffesi, mirasçılardan işletmeğe muktedir olduğu anlaşılan
talibine, tahsis edilir. Mirasçı bu ziraat işine yarıyan malzemenin, aletlerin
ve hayvanların dahi kendisine tahsis edilmesini isteyebilir. Tahsis edilen
malların mecmuu için, tek bir kıymet takdir edilir.


             2
– Tahsisin hangi mirasçıya ait olacağı :


             Madde
598 – Mirasçılardan
birinin tahsise itirazı veya taliplerin birden fazla olması takdirinde hakim,
mahalli adetleri ve adet yok ise mirasçıların hal ve şanını nazarı dikkate
alarak tahsis hakkında karar verir ve bey'i yahut taksimini emreder. İşletme
hususunu bizzat üzerine almak isteyen mirasçı bütün malların tercihan kendisine
tahsis olunmasını talep edebilir.


             Müteveffanın
oğullarından hiç biri, işletme hususunu bizzat üzerine almak istemezse kızları
veya bunların kocaları işletmeğe muktedir olmak şartiyle malların kendilerine
tahsisini isteyebilirler.


             3
– Mirasın aile şirket emvali halinde idaresi :


             a) Talep hakkı:


             Madde
599 – Kendisine iktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallar
tahsis edilen mirasçı, diğer mirasçıların hisselerinin bedelini ödemek için
zirai gayrimenkullerin üzerlerinde evvelce mevcut teminat hukuku dahil olduğu
halde dörtte üçünden fazlasını teminat göstermek mecburiyetinde kalırsa,
taksimin talikını talep edebilir.





1304-85


 


             Bu
takdirde mirasçılar, hissei temettü şartiyle müesses bir aile şirketi emvali
teşkil etmiş olurlar.


             b)
Şirketi emvalin feshi :


             Madde
600 – Kendisine iktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallar
tahsis edilen mirasçı, diğer mirasçıların hisselerinin bedelini mallarını fazla
miktarda borç altına koymadan ödeyebilecek bir hale gelirse; mirasçılardan her
biri, şirketi emvalin feshini ve hissenin ödenmesini isteyebilir.


             Mallar
kendisine tahsis edilen mirasçı dahi, hilafına mukavele yoksa şirketi her zaman
feshedebilir.


             4
– Diğer hisselerin nasıl tediye olunacağı :


             Madde
601 – Mallar kendisine tahsis edilen mirasçı, taksimin tehirini isteyecek
olursa diğer mirasçılar, şirketi emvale girmek mecburiyetinde olmayıp,
hisselerinin tahsis olunan gayrimenkul ile temin edilmiş bir alacak şeklinde
kendilerine teslimini talep edebilirler.


             IV.
Mülhak sınai mallar :


             Madde
602 – İktisadi
bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallara mülhak sınai mallar varsa,
hepsi birlikte mirasçılardan işletmeğe ehil olan talibine tahsis olunur.


             Bu
sınai malların kıymeti, ayrıca takdir ve mirasçının hissesinden mahsup edilir.


             Mirasçılardan
birinin tahsise itirazı veya taliplerin birden fazla olması takdirinde, hakim,
mirasçıların hal ve şanını nazarı dikkate alarak tahsis hakkında karar verir
veya bey'i yahut taksimi emreder.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Mirasta iade


 


             (A)
İADE BORCU :


             Madde
603 – Kanuni
mirasçılar, miras hissesine mahsuben müteveffanın sağlığında almış oldukları
bütün teberruları, terekeye iade ile birbirlerine karşı mükelleftirler.


             Müteveffa
tarafından hilafına açıkça bir teberru yapılmış olmadıkça füru lehinde
bahşedilen cihaz, tesis masrafı borçtan ibra suretiyle ve bu kabilden sair
suretlerle bahşedilen menfaatler iadeye tabidir.


             (B)
EHLİYETSiZLİK VEYA RED HALİNDE İADE:


             Madde
604 – Mirasçılardan
biri, mirasın açılmasından evvel veya sonra mirasçılık hakkını gaip ettiği
takdirde; ona terettüp eden iade mükellefiyeti hissesini alanlara geçer.


             Feri
kendi eline geçmemiş olsa bile aslına yapılan teberruları iade ile mükelleftir.


             (C)
ŞARTLARI:


             I.
İade veya mahsup :


             1
– Muhayyerlik :


             Madde
605 – İade ile mükellef olan mirasçı muhayyerdir, dilerse aldığı malın aynını
iade eder, dilerse hissesinden fazla olsa bile kıymetini mahsup ettirir.
Müteveffanın bu esasa muhalif tasarrufları ve tenkis davalarına müteferri
haklar mahfuzdur.





1304-86


 


             II.
Miras hissesinden fazla olan teberrular :


             Madde
606 – İadeye
tabii teberruların miktarı, iade ile mükellef mirasçının miras hissesinin baliğ
olduğu kıymetten ziyade olup ta; bu ziyadenin mirasçıya kalmasının müteveffaca
maksut olduğu isbat edilirse, tenkis davası hakkı mahfuz kalmak üzere ziyadenin
iadesi lazım gelmez. Fürulara evlenirken mutad derecede verilen eşya ile
yapılan sarfiyatın iadeye tabi olmaması, asıldır.


             III.
Hesabın nasıl yapılacağı :


             Madde
607 – İadede,
teberru olunan şeylerin mirasın açıldığı gündeki kıymetleri ve daha evvel
satılmış olanların satış fiatları esas olur. Hasılat ve sarfiyattan zamanı
mucip olarak ayne veya kıymete arız olan noksanlardan dolayı mirasçılar,
zilyedin haklarına malik ve borçları ile  mükelleftirler.


             (D)
TALİM VE TERBİYE MASRAFI:


             Madde
608 – Muris
tarafından hilafı kasdedilmiş olduğu ispat edilmedikçe çocukların terbiye ve
tahsilleri için yapılmış olan masarifin ancak mutad olan miktardan fazlası iade
olunur.


             Murisin vefatında
henüz terbiye ve talimleri ikmal edilmemiş olan veya malül bulunan çocuklara
taksim esnasında münasip bir tazminat verilir.


             (H)
MUTAT HEDİYELER:


             Madde
609 – Mutat;
olan hediyeler, iadeye tabi değildir.


             (V)
AİLE İÇİN YAPILAN FEDAKARLIĞA KARŞI TAZMİNAT:


             Madde
610 – Ana
baba ile birlikte yaşayan ve ivazından sarahaten feragat etmeksizin kendi
sayını veya varidatını aileye tahsis etmiş olan reşit evlat, taksim esnasında
münasip bir tazminat isteyebilir.


DÖRDÜNCÜ FASIL


Taksimin hitamı ve hükümleri


             (A)
TAKSİMİN HİTAMI:


             I.
Taksim mukavelesi :


             Madde
611 – Hisselerin
teşkil ve kabzını yahut taksim mukavalesinin akdini mütaakip, taksim;
mirasçılar için lüzum ifade eder.


             Taksim
mukavelesi, yazılı olmadıkça muteber olmaz.


             II.
Miras hisseleri hakkında mukavele :


             Madde
612 – Miras
haklarının temlikine mütaallik mirasçıların birbirleriyle akdedeceği
mukaveleler ile hayatta bulunan ana yahut babanın müteveffa karı ve kocasından
olan çocuklariyle bu çocuklara müteveffadan isabet eden hissenin temlikine
mütaallik akdedecekleri mukavelenin, yazılı olması şarttır. Mirasçılardan
biriyle hissesinin temlikine dair üçüncü bir şahıs arasında akdedilmiş olan
mukavele üçüncü şahsa, taksime müdahale hakkı vermez. Üçüncü şahsın hakkı,
ancak temlik eden mirasçıya ayrılan hissenin talebine münhasırdır.


             III.
Henüz açılmamış bir miras hakkındaki mukaveleler :


             Madde
613 – Bir
kimsenin sağlığında mirasçılardan birinin diğer mirasçılar veya üçüncü bir
şahıs ile o kimsenin mirası hakkında ve kendi iştirak ve muvafakatı olmaksızın
yaptığı mukaveleler batıl ve hükümsüzdür. Böyle bir mukavele mucibince
vukubulan teslimat geri istenebilir.





1304-87


 


             (B)
MİRASÇILARIN BİRBİRİNE KARŞI MESULİYETİ:


             I. 
Mesuliyetten mütevellit borçlar :


             Madde
614 – Taksimden
sonra mirasçılar, her birinin hissesine düşen mallar için beyi hükümleri
mucibince yekdiğerinin zaminidirler. Mirasçılar, aralarında taksim ettikleri
alacakların mevcudiyetini birbirlerine karşı zamin oldukları gibi borsaya kabul
edilmiş olan kıymetli evrak müstesna olmak üzere bu alacaklar taksimde ne
miktar için mahsup edilmişler ise o miktar hakkında borçluların tediyeye
iktidarlarından dahi mütekabilen alelade kefiller gibi mesuldürler. Zamin
olanlara karşı dava hakkı, taksimin hitamından ve taksimden sonra ödenmesi
lazım matluplar için bu lüzum tarihinden itibaren bir sene geçmekle müruru
zamana uğrar.


             II.
Taksimin feshi:


             Madde
615 – Mukaveleler
hangi sebeplerle fesholunabilirse, taksim dahi aynı sebeplerle fesih
olunabilir.


             (C)
ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA KARŞI MESULİYET:


             I.
Teselsül:


             Madde
616 – Alacaklı,
alacağının inkısamına veya nakline sarahaten veya zımnen razı olmadıkça
mirasçılar taksimden sonra dahi terekenin borçlarından müteselsilen ve bütün
malları ile mesuldürler. Şu kadar ki beş sene geçince teselsül kalmaz. Bu
müddet, taksimin hitamından ve taksimden sonra ödenmesi lazım matluplar için
lüzum tarihinden başlar.


             II.
Rücu hakkı:


             Madde
617 – Ödenmesi
kendisine tahmil edilmiş olmayan bir borcu yahut bir borcun ödemesini deruhte
ettiği miktarından fazlasını, ödeyen mirasçı diğer mirasçılara rücu hakkını
haizdir. Bu hak, evvel emirde taksim esnasında borcu ödemeyi deruhte etmiş olan
mirasçılara karşı kullanılır. Bundan başka hilafına şart olmadıkça, her biri,
hisseleri nisbetinde terekenin borçlarını ödemekle mükelleftirler.


 


DÖRDÜNCÜ KİTAP


Ayni haklar


 


BİRİNCİ KISIM


Mülkiyet


 


ON SEKİZİNCİ BAP


Umumi Hükümler


 


             (A)
MÜLKİYET HAKKININ UNSURLARI:


             Madde
618 – Bir
şeye malik olan kimse, o şeyde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf etmek
hakkını haizdir; haksız olarak o şeye vaziyed eden herhangi bir kimseye karşı
istihkak davası ikame ve her nevi müdahaleyi menedebilir.


 


             (B)
MÜLKİYET HAKKININ ŞÜMULÜ:


             I.
Mütemmim cüzler:


             Madde
619  – Bir
şeye malik olan kimse, o şeyin bütün mütemmim cüzlerine de malik olur. Mahalli
örfe göre bir şeyin esaslı bir unsurunu teşkil eden o şey telef veya tahrip
yahut tağyir edilmedikçe ondan ayrılması kabil olmıyan cüzler o şeyin mütemmim
cüzleridir.





1304-88


 


             II.
Tabii semereler:


             Madde
620 – Bir
şeye malik olan kimse,o şeyin tabii semerelerine de maliktir. Bir şeyin muayyen
zamanlarda hasıl ettiği ve örfün o şeyden sureti tahsisine göre istihsalini
tecviz eylediği mahsuller, o şeyin tabii semereleridir.Tabii semereler,
ayrılıncaya kadar asıl şeyin mütemmim cüzleridir.


             III.
Teferruat :


             1
– Tarif :


             Madde
621 – Bir şeye ait yapılacak temliki tasarruflarda o şeyin istisna
olunmayan teferruatı dahil olur. Mahalli örfe veya malikin sarih arzusuna göre
bir şeyin işletilmesi veya muhafazası veya ondan istifade olunması için daimi
bir tarzda tahsis olunan ve kullanmakta o şeye tabi kılınan veya takılan veya
onunla birleştirilen menkul eşya asıl şeyin teferruatıdır. Asıl şeyden muvakkat
bir zaman için ayrılmakla teferruattan olmak sıfatı zail olmaz.


             2
– Müstesnası :


             Madde
622 – Asıl şeye zilyet bulunan kimsenin kullanmasına muvakkaten tahsis
edilen veya ancak o kimsenin istihlak etmesi için muhassas veya asıl şeyin hususi
mahiyetine yabancı olan yahut o şey ile muhafaza için veya beyi veya icar
edilmek maksadiyle birleştirilen menkul eşya teferruat sıfatını alamaz.


             (C)
BİRDEN ZİYADE KİMSELERİN BİR ŞEY ÜZERİNDE MÜLKİYETİ :


             I.
Müşterek mülkiyet :


             1
– Hissedarlar arasındaki münasebetler :


             Madde
623 – Birden ziyade kimseler şayian bir şeye malik olur ve hisseleri
bilfiil taksim edilmemiş bulunursa onlar, o şeyin hissedarıdırlar.


             Hissedarların
şayi hisseleri birbirine müsavi olmak asıldır.


             Hissedarlardan
her biri kendi hissesi hakkında malik hak ve mükellefiyetlerini haiz olup
hissesini temlik veya terhin edebilir. Alacaklıları da bu hisseyi
haczettirebilirler.


             2
– İdari tasarruflar :


             Madde
624 – Hilafına mukavale olmadıkça, hissedarlar müşterek mülklerini
biliştirak idare ederler.


             Ekseriyet
hilafına karar vermedikçe hissedarlardan her biri, ufak tefek tamirat ile
ziraat işleri gibi alelade idari tasarrufları icraya ehildir.


             Ziraat
usulünün değiştirilmesi, büyük tamirat icrası gibi daha ziyade mühim olan idari
tasarruflar, müşterek mülkün yarısından fazlasına malik olan ve adet itibariyle
de ekseriyeti teşkil eden hissedarların reyleri içtima etmedikçe yapılamaz.


             3
– Temliki tasarruflar :


             Madde
625 – Hissedarlardan her biri, müşterek menfaatler için diğer hisedarları
temsil edebilir ve diğer hissedarların hakları ile kabili tevfik oldukça
müşterek şeyden istifade eder ve onu kullanır.


             Müşterek
mülkü temlik etmek, onun üzerinde aynı bir hak tesis eylemek ve onun intifa
tarzını değiştirmek için bu bapta bilittifak başka bir kaide kabul edilmediği
takdirde bütün hissedarların muvafakati şarttır.


             4
– Masraflara ve mükellefiyetlere iştirak :


             Madde
626 – Müşterek mülkiyete terettüp eden veya müşterek mülkiyeti takyit
eyliyen idari masraflar, vergiler ve sair mükellefiyetler hilafına hüküm yoksa
hisseleri nispetinde bütün hissedarlara ait olur.





1304-89


 


             Hissedarlardan
biri hissesinden fazla tediyeyatta bulunursa bu fazla ile hisseleri nispetinde
diğer hissedarlara rücu eder.


             Hissedarlıktan
çıkarılma


             Madde 626/a – (Ek
: 14/11/1990 - 3678/14 md.)


             Kendi
tutum ve davranışları veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden
sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışları ile diğer hissedarların tümüne
veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır surette ihlal eden hissedar,
bu yüzden onlar için müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale
getirmişse mahkeme kararıyla hissedarlıktan çıkarılabilir.


             Davanın
açılması, aksine bir anlaşma yoksa, hissedarların hem hisse hem de sayı
bakımından çoğunlukla karar vermelerine bağlıdır.


             Hakim,
çıkarma talebini haklı gördüğü takdirde,çıkarılacak hissedarın hissesini
karşılayacak kısmı maldan ayırmak mümkün ise bu ayırmayı yaparak ayrılan
parçanın müşterek mülkiyetten çıkarılana tahsisine karar verir.


             Aynen
ayırımı mümkün bulunmayan maldaki hissenin dava tarihindeki değeri ile
kendilerine devrini isteyen hissedar veya hissedarlar bunu hissedarlıktan
çıkarma talebi ile birlikte istemek zorundadırlar. Hakim, hükmünden önce re'sen
tayin edeceği münasip bir mehil içinde hisse değerinin tediye veya tevdiine
karar verir. Davanın kabulü halinde hissenin talep eden adına tesciline
hükmolunur.


             Hisseyi
karşılayacak kısmın maldan aynen ayrılması mümkün olmaz ve bu hisseye talip
olan hissedar bulunmazsa hakim, davalıya hissesini temlik etmesi için bir süre
tayin eder ve bu süre içinde temlik edilmeyen hissenin açık artırma ile
satışına karar verir. Satış kararı cebri icra yoluyla paraya çevirmeye dair
hükümler uyarınca yerine getirilir.


             Diğer
hak sahiplerinin çıkarılması


             Madde
626/b – (Ek:14/11/1990 - 3678/15 md.)


             Bir
hissedarın çıkarılmasına dair hükümler, kıyas yoluyla intifa veya diğer bir
ayni hak veya tapuya şerh edilmiş kira gibi şahsi hak sahibine de uygulanır. Şu
kadar ki, devri caiz olmayan hakkın uygun bir tazminat karşılığında sona
ermesine karar verilir.


             5
– Müşterek mülkiyetin nihayeti:


             a)
Taksim davası:


             Madde
627 – Hukuki bir tasarruf mucibince yahut müşterek mülkün devamlı bir
maksada tahsis edilmiş olması hasebiyle şuyuu idame mükellefiyeti olmadıkça
hissedarlardan her biri, taksim istiyebilir. Taksim hakkı, hukuki bir
tasarrufla on seneden fazla bir müddet için bertaraf edilemez. Taksim, münasip
olmıyan bir zamanda yaptırılamaz.


             b)
Taksimin nasıl yapılacağı :


             Madde
628 – Müşterek mülkiyet; aynen taksim ile nihayet bulacağı gibi bedeli
hissedarlar arasında tevzi olunmak üzere pazarlık veya müzayede suretiyle beyi
ile ve hissedarlardan biri veya bir kaçı tarafından diğerlerine ait hisselerin
iktisabiyle de nihayet bulur.


             Hissederlar
taksimin nasıl yapılacağında ittifak edemedikleri takdirde müşterek mülkün
kıymetine ehemmiyetli bir noksan arız olmaksızın taksimi kabil ise, hakim aynen
taksimi ve kabil değil ise hissedarlar beyninde veya umum arasında müzayede ile
satılmasını emreder.


             Aynen
taksiminde hisselerin teadülü temin edilemezse ivaz ilavesiyle tadil olunur.





1304-90


 


             II.
İştirak halinde mülkiyet:


             1.
Sebepleri:


             Madde
629 – Kanun mucibince veya bir mukavele ile iştirak teşkil eden kimseler
bir şeye malik olursa her birinin hakkı o şeyin tamamına sari olur.


             2
- Hükümleri:


             Madde
630 – Şeriklerin hak ve vazifeleri iştiraki tevlit eden kanun veya mukavele
hükümleri ile muayendir.


             Hilafına
bir hüküm olmadığı halde şeriklerin hakları ve hususiyle malik oldukları şeyde
tasarruf salahiyetleri ancak ittifak ile verecekleri karar mucibince
kullanılabilir. İştirak devam ettiği müddetçe taksim ve şayi cüzde tasarruf
caiz değildir.


             3
– İştirak halindeki mülkiyetin nihayeti:


             Madde
631 – İştirak halinde mülkiyet, o mülkün temliki veya iştirakin zevaliyle
nihayet bulur. Bu suretle taksim, hilafına hüküm bulunmadıkça müşterek mülkiyet
hükümlerine göre yapılır.


 


ON DOKUZUNCU BAP


Gayri menkul mülkiyeti


 


BİRİNCİ FASIL


Gayrimenkul mülkiyetinin mevzuu, iktisabı,
izaası


 


             (A)
GAYRİMENKUL MÜLKİYETİNİN MEVZUU:


             Madde
632 – Gayrimenkul
mülkiyetinin mevzuu, yerinde sabit olan şeylerdir. Bu kanuna göre aşağıdaki
şeyler gayri menkuldür:


             1
– Arazi,


             2
– Tapu sicilinde müstakil ve daimi olmak üzere ayrıca kaydedilen haklar,


             3
– Madenler.


 


             (B)
GAYRİMENKUL MÜLKİYETİNİN İKTİSABI:


             I.
Tescil:


             Madde
633 – Gayrimenkul
mülkiyetini iktisap için tapu siciline kayıt, şarttır. Bununla beraber işgal,
miras, istimlak, cebri icra tarikleriyle veya mahkeme ilamı ile bir
gayrimenkulü iktisabeden kimse tescilden evvel dahi ona malik olur.


             Fakat
tescil merasimi ikmal edilmedikçe temliki tasarrufta bulunamaz.


             II.
İktisap tarikleri :


             1
– Mülkiyeti nakleden akitler:


             Madde
634 – Mülkiyeti nakleden akitler resmi şekilde yapılmadıkça muteber
olmazlar. Ölüme bağlı tasarruflarla evlenme mukaveleleri kendilerine mahsus
şekillere tabidir.


 


             2
– İşgal:


             Madde
635 – Tapu siciline göre sahipsiz bir şey haline geldiği anlaşılmıyan
müseccel bir gayrimenkul, işgal  tarikiyle iktisap olunamaz.


             Müseccel
olmıyan bir arzın işgali sahipsiz şeylere dair olan hükümlere tabidir.


             3
– Yeni arazi teşekkülü:


             Madde
636 – Sahipsiz yerlerde birikmek, dolmak ve kaymak veya umuma ait suların
mecra veya seviyeleri değişmek gibi bir suretle teşekkül edip kendisinden
istifade mümkün olan arazi Devletin mülkü olur.


             Bu
suretle kendisine ait bir gayrimenkulden ayrılan parçaların vücudunu ispat eden
kimse onları istirdat edebilir.


             4
– Arazinin kayması:


             Madde
637 – Arazinin yerinden kayması hududun tadilini icabetmez. Bu suretle bir
gayrimenkul üzerine geçmiş olan toprak ve saire hakkında enkaza ve ihtilata
dair olan hükümler tatbik olunur.





1304-91


 


             5
– Müruru zaman:


             a)
Adi müruru zaman:


             Madde
638 – Muhik bir sebep yok iken  tapu sicillinde uhdesine malik sıfatı ile
mukayyet bulunan bir gayrimenkulü fasılasız ve nizasız on sene müddetle ve
hüsnü niyetle yedinde bulunduran kimsenin o gayrimenkulün üzerindeki hakkına
itiraz olunamaz.


             b)
Fevkalade müruruzaman:


             Madde
639 – (Değişik : 9/3/1954 - 6333/1 md.) Tapu sicilinde mukayyet olmıyan bir
gayrimenkulü nizasız ve fasılasız 20 sene müddetle ve malik sıfatiyle yedinde
bulundurmuş olan kimse o gayrimenkulün kendi mülkü olmak üzere tescili
talebinde bulunabilir.


             Tapu
sicilinde maliki kim olduğu anlaşılamıyan veya 20 sene evvel vefat etmiş yahut
gaipliğine hüküm verilmiş bir kimsenin uhdesinde mukayyet olan bir gayrimenkulü
aynı şerait altında yedinde bulunduran kimse dahi o gayrimenkulün, mülkü olmak
üzere tescilini talep edebilir.


             Tescil
davası Hazine ve ilgili amme hükmi şahsiyeti aleyhine açılır ve mahkemece
gazete ile ve ayrıca mahallinde münasip vasıtalarla en az 3 defa ilan olunur.


                Son ilandan
itibaren 3 ay içinde bir itiraz davası açılmaz veya açılıp da reddedilir ve
iddia sabit olursa tescile karar verilir; karara gayrimenkulün haritası veya
ebatlı krokisi eklenir.


             Hususi
kanun hükümleri mahfuzdur.


             c)
Müddetler :


             Müddetin
hesabı, inkıtaı - tatili :


             Madde
640 – Yukarki maddelerde beyan olunan iktisabı müruru zaman müddetinin
gerek hesabında gerek inkıta ve tatilinde, ancak müruru zamanında cari olan
hükümler tatbik olunur.


             6
– Sahipsiz şeyler ve umuma ait mallar :


             Madde
641 – Sahipsiz şeyler ile menfaati umuma ait olan mallar Devletin hüküm ve
tasarrufu altındadır. Hilafı sabit olmadıkça menfaatı umuma ait sular ile
ziraate elverişli olmıyan yerler, kayalar, tepeler, dağlar ve onlardan çıkan
kaynaklar kimsenin mülkü değildir. Sahipsiz şeylerin ihraz ve işgali, yollar ve
meydanlar, akar sular ile yatakları gibi menfaati umuma ait malların
işletilmesi ve kullanılması hakkında ahkamı mahsusa vazolunur.


             III.
Tescili talep hakkı :


             Madde
642 – Bir
şeye temellük etmek hakkını hibe gibi bir sebeple iktisap etmiş olan kimse
tescil muamelesinin icrasını malikinden talep edebilir. İmtina halinde
mülkiyetin kendisine aidiyetine karar verilmesini hakimden istiyebilir.


             İhraz
ve işgal, intikal, istimlak cebri icra ve mahkeme ilamiyle bir gayrimenkulün
mülkiyetini iktisap eden kimse; doğrudan doğruya tescil muamelesini
yaptırabilir.


             Karı
koca malları hakkındaki usul icabı olarak vuku bulan mülkiyet tebeddülleri
sicilli mahsusuna kayıt ve ilan edilmesini müteakip resen tapu siciline de
kaydolunur.


             (C)
GAYRİMENKUL MÜLKİYETİN İZAASI :


             Madde
643 – Gayrimenkulün
mülkiyeti, sicil kaydının terkini veya gayrimenkulün tamamiyle ziyaı halinde
zail olur. Menfaati amme için yapılan istimlak halinde mülkiyetin ne vakit zail
olacağı kanunu mahsusla muayyendir.


 


İKİNCİ FASIL


Gayri menkul mülkiyetin hükümleri


 


             (A)
GAYRİMENKUL MÜLKİYETİN ŞÜMULÜ :


             I.
Umumiyetle :


             Madde
644 – Bir
arza malik olmak, onu kullanmakta faydalı olacak derecede altına ve üstüne malik
olmağı tazammun eder.


             Kanuni
takyitler müstesna olmak üzere bu mülkiyet, yapılan ve dikilen şeyleri ve
kaynakları dahi şamil olur.





1304-92


 


             II.
Sınır :


             1
– Gayrimenkulün tahdidi :


             Madde
645 – Gayrimenkulün sınırı plan ve arz üzerine konulan işaretler ile tayin
olunur.


             Plandaki
sınır ile arz üzerindeki sınır birbirini tutmazsa asıl olan plandaki sınırdır.


             2
- Tahdit borcu :


             Madde
646 – Sınırı
belli olmıyan araziye malik olan kimse komşusunun talebi üzerine gerek planın
tashihi gerek arz üzerine işaretler konulması suretiyle sınırın tayini için
diğerine yardım etmeğe mecburdur.


             3
– Tahdit eden şeylerin hükmü :


             Madde
647 – Duvar, çit, parmaklık gibi iki gayrimenkulü birbirinden ayıran
şeylerin mülkiyetinde asıl olan; her iki komşu arasında müşterek olmaktır.


             III.
Arsa üzerine inşaat :


             1
– Arsa ve levazım :


             a)
Mülkiyet :


             Madde
648 – Bir
kimse başkasının inşaat levazımiyle kendi arsası üzerine yahut kendi
levazımiyle başkasının arsası üzerine bina yapmış olsa bu levazım, arsanın
mütemmim cüzü olur. Şu kadar ki levazım, malikin rızası olmaksızın alınıp
kullanılmış ise kal'i fahiş bir zararı müeddi olmadıkça maliki onu kali ile
istirdadını talebedebilir ve masarifi arsa sahibine ait olur. Eğer bina arsa
sahibinin rızası olmaksızın levazım sahibi tarafından yapılmış ise kal'i fahiş 
bir zararı müeddi olmadıkça arsa sahibi kal'ini istiyebilir ve masarifi levazım
sahibine ait olur.


             b)
Tazminat :


             Madde
649 – Ebniye kalolunmadığı takdirde arsa sahibi inşaat levazımına mukabil
muhik bir tazminat vermeğe mecburdur. Arsa sahibi inşaatı suiniyetle yapmış ise
diğer tarafın bütün zararını tazmin ile mahküm edilebilir.


             Eğer
bina levazım sahibi tarafından suiniyetle yapılmış ise arsa sahibinin levazım
için vereceği tazminat levazımın en az kıymetini geçmiyebilir.


             c)
Bina sahibinin arsayı temellük edebilmesi :


             Madde
650 – Binanın kıymeti açıkça arsanın kıymetinden ziyade ise hüsnüniyetle
hareket eden levazım sahibi muhik bir tazminat mukabilinde mecmuunun
mülkiyetinin kendisine verilmesini istiyebilir.


             2
– Başkasının arsasına tecavüz eden inşaat :


             Madde
651 – Yanındaki arsaya tecavüz etmiş olan inşaat ve imalat bunları yapan
kimsenin o arsa üzerinde ayni bir hakkı varsa, bunlar o kimsenin arsasının
mütemmim cüzü olur ve tecavüz eden kısmı irtifak hakkı olmak üzere tapu
siciline kaydedilir. Bundan mutazarrır olan arsa sahibi tecavüze muttali olduğu
tarihten itibaren on beş gün içinde itiraz etmemiş ise inşaat hüsnüniyetle
yapıldığı ve icabı hal müsait bulunduğu takdirde inşaatı yapan kimse muhik bir
tazminat mukabilinde tecavüz ettiği mahal üzerinde kendisine ayni bir hak
verilmesini veya o mahal mülkiyetinin kendisine aidiyetinin tanınmasını
istiyebilir.


             3
– Üst hakkı:


             Madde
652 – Bir arsanın altında veya üstünde yapılan yahut onunla devamlı bir
surette birleştirilen inşaat ve imalat tapu siciline irtifak hakkı diye tescil
edilmek üzere başka bir malikin mülkü olabilir.


             Bir
evin muhtelif katları, üst hakkı teşkiline mevzu olamaz.


             4
– Mecralar :


             Madde
653 – Elektrik,  gaz,  su  gibi 
şeylerin  mecraları  hangi  arz  için  tesis  olunmuşlar ise  onun  haricinde 
bulunmuş  olsa  bile  hilafına  bir hüküm  olmadıkça  onlar  hangi    sınai  
teşebbüsün   eseri   iseler   onun   teferruatı   ve   sahibinin   mülkü  
nazariy-





1304-93


 


le
bakılır. Bu mecraları tesis hakkı, komşuluk münasebetlerine müteallik hükümler
icabından olmadığı takdirde irtifak hakkına müsteniden tesis edilmiş olmadıkça
başkasının arsasını ayni bir hakla takyit etmiş olmaz. Eğer mecra açıkta
değilse irtifak hakkı, tapu siciline kaydolunmakla tesis olunur; açıkta ise
irtifak hakkı mecranın yapılmasiyle teessüs etmiş olur.


             5
– Menkul inşaat :


             Madde
654 – Temelli kalmak maksadı olmaksızın başkasının arsası üzerine yapılan
kulübe ve baraka gibi hafif binalar, inşa edenin mülkü olur ve tapu siciline
kaydolunmaz.


             6
– Dikilen şeyler :


             Madde 
655 – Bir kimse başkasının fidanını kendi tarlasına yahut kendi fidanını
başkasının tarlasına dikerse alakadar olan kimseler başkasının levazımı ile
kendi arsasında veya kendi levazımı ile başkasının arsasına bina yapmak veya
menkul bir inşaatta bulunmak hallerinde alakadar kimselerin haklarını haiz ve
borçları ile mükelleftirler. Ağaçlar ve ormanlar üzerinde üst hakkı tesisi
memnudur.


             IV.
Malikin mesuliyeti :


             Madde
656 – Bir
malikin hakkını tecavüz etmesinden dolayı bir zarara uğrayan veya uğramak
tehlikesinde bulunan kimse eski halin iadesini veya tehlikenin izalesi için
lazım gelen tedbirlerin yapılmasını talep edebilir ve uğradığı zarar ve ziyanı
ayrıca tazmin ettirebilir.


 


(B)    GAYRİMENKUL
MÜLKİYETİN TAKYİTLERİ :


 


             I.
Umumiyetle :


             Madde
657 – Mülkiyetin
kanuni takyitleri tapu siciline kayde hacet olmaksızın muteber olur. Bu
takyitler; ancak resmi bir senedle ve tapu siciline kayıt ile ilga veya tadil
olunabilir. Ammenin menfaati için vazolunan takyitler tadil ve ilga olunamaz.


 


             II.
Mülkiyet hakkının takyitleri :


             1
– Şuf'a :


             a)
Mukaveleden mütevellit şuf'a :


             Madde
658 – Mukaveleden mütevellit şuf'a hakkı; tapu siciline şerh verildiği
surette bu şerhte tayin olunan müddet zarfında ve sicilde gösterilen şartlar
dairesinde her hangi bir malike karşı dermiyan olunabilir.


             Sicilde
şart gösterilmemiş ise gayrimenkulün müddeaaleyhe satışındaki şarta itibar
olunur. Meşfu satıldıkta bayi keyfiyeti şefia haber vermeğe mecburdur.


             Şefiin
bey'e ıttılaı gününden itibaren bir ay ve herhalde sicille şerh verildiği
tarihten itibaren on sene geçmekle şuf'a hakkı sakıt olur.


             b)
Kanuni şuf'a hakkı :


             Madde
659 – Bir gayrimenkulün hissedarları onun şayi bir hissesini satın alan
üçüncü şahsa karşı kanuni şuf'a hakkını haizdir.


             2
– İştira, vefa hakları :


             Madde
660 – Mukaveleden mütevellit iştira ve vefa hakları tapu siciline şerh
verildiği surette bu şerhte gösterilen müddet içinde gayrimenkulün her hangi
malikine karşı dermeyan olunabilir.


             Bu
haklar her halde şerh tarihinden itibaren on sene geçmekle sakıt olur.





1304-94


 


III.
Komşu hakkı :


             1
– Mülki kullanma :


             Madde
661 – Bir kimse mülkünü kullanırken hele sınai işler yaparken komşusuna
zarar verecek her türlü taşkınlıklardan çekinmeğe mecburdur.


             Hususiyle
mazarat veren ve gayri menkulün mevki ve mahiyetine ve mahalli örfe göre komşu
arasında hoş görülebilecek dereceyi geçen gürültüler ve sarsıntılar yapmak ve
duman ve kurum ve rahatsızlık veren sair toz, boğu, koku çıkartmak memnudur.


             2
– Hafriyat ve inşaat :


             a)
Kaidesi :


             Madde 662 – Bir mülk sahibi, hafriyat ve inşaatta bulunurken komşusunu arsasına
zarar vererek veya zarara maruz bırakarak veya üzerlerindeki mebaniyi tehlikeye
koyarak, izrar edemez.


             Komşuluk
kaidelerine muhalif olarak yapılan inşaatta başkasının arazisine tecavüz
halindeki hükümler tatbik olunur.


             b)
Hafriyat ve inşaatın ebadı :


             Madde
663 – Yapılacak hafriyat ve inşaatın ebadında gayrimenkul sahiplerinin
riayete mecbur oldukları hükümler, hususi kanunlar ile muayyendir.


             3
– Ağaç dal ve köklerinin başkasının mülküne geçmesi:


             a)
Kaide :


             Madde
664 – Bir ağacın dalları ve kökleri komşunun mülküne geçipte zarar verdiği
ve komşunun talebi üzerine münasip bir müddet içinde ağaç sahibi bunları
kaldırmadığı takdirde komşunun o dal ve kökleri kesip enkazını zaptetmeğe
salahiyeti vardır.


             Ağaç
dallarının kendi ebniye ve ekinleri üzerine geçmesine müsamaha eden kimsenin
işbu dallarda yetişen meyveleri temellüke hakkı vardır.


             Bu
hükümler, komşu ormanlar hakkında cereyan etmez.


             b)
Dikilecek şeye göre riayeti icap eden hükümler :


             Madde
665 – Gayrimenkulün ve dikilecek şeylerin nevilerine göre sahiplerinin
dikmek hususunda riayete mecbur oldukları hükümler, kanunu mahsus ile tayin
olunur.


             4
– Kendi kendine akan suların cereyanı :


             Madde
666 – Bir gayrimenkulün sahibi, üst taraftaki gayrimenkulde kendi kendine
akan suları hususiyle kar, yağmur ve tutulmamış kaynak sularını kendi mülküne
kabule mecburdur. Komşuların hiç biri diğerinin zararına bu cereyana mani
olamaz.


             Bir
gayrimenkulün aşağısında bulunan diğer gayrimenkule akan ve ona lazım olan
suyunu yukarıki gayrimenkul sahibi kendisine lazım olan dereceden ziyade
mülkünde tutamaz.


             5
– Kurutma :


             Madde
667 – Bir bataklığın suyu ötedenberi alt taraftaki tarlaya akagelmekte ise
sahibinin onu kurutmak için yapacağı ameliyattan neşet eden suları alt
taraftaki tarla sahibi kabule mecburdur. Aşağıdaki tarlaya bundan bir zarar
gelecek ise sahibi tarlasının içinden geçmek üzere su yolları tesisini bataklık
sahibinden isteyebilir. Tesis masrafı bataklık sahibine aittir.





1304-95


 


             6
– Su yolu  ve gaz ve elektrik borularının geçirilmesi :


             a)
Bunlara karşı müsamaha borcu :


             Madde
668 – Gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamiyle ve peşin tazmin
olunmak şartiyle mülkünün altından veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları
geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla
masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur.


             Bu
tesisat, sabibinin talebi üzerine masrafı kendisine ait olmak şartiyle tapu
sicilline kaydolunur.


             b)
Üzerine tesisat yapılacak arsa sahibinin menfaatlerinin muhafazası:


             Madde
669 – Bu tesisat mülkünden geçen kimse, menfaatinin munsıfane nazara
alınmasını talep edebilir; fevkalade ahvalde ve tesisat gayrimenkulün üstünde
ise üzerine tesisat yapılacak münasip bir kısmının kendi zararını tamamiyle
telafi edecek bir ivaz mukabilinde alınmasını isteyebilir.


             c)
Yeni hadiseler:


             Madde
670 – Ahval değişirse gayrimenkulün sahibi menfaati icabı olarak işbu
tesisatın naklini isteyebilir. Nakil masrafı kaideten diğer tarafa aittir. Şu
kadar ki maslahat icap ediyorsa hakim gayrimenkul sahibinin münasip miktarda
nakil masrafına iştirakini tensip eder.


             7
– Mürur hakkı:


             a)
Lüzumlu geçit:


             Madde
671 – Tarikı amme çıkmak için kafi bir yolu bulunmayan gayrimenkul sahibi
tam bir ivaz mukabilinde komşularından kendisine geçmek için munasip bir yerin
terkini talep edebilir. Bu hak mülklerin ve onlara giden yolların evvelki
hallerine göre bu yolun nereden geçmesi lazımgeliyorsa oranın malikine ve
icabında bu yolun açılmasından en az mutazarrır olan kimseye karşı kullanılır.
Bu yolun tayininde iki tarafın menfaatleri gözetilir.


             b)
Mürur hakkının tescili:


             Madde
672 – Daimi olarak tesis olunan mürur hakkının tapu sicilline kaydı
lazımdır.


             8
- Hail:


             Madde
673 – Müşterek haller hakkındaki hükümlere halel gelmemek üzere her malik
kendi arzının hailini kendi yapar. Araziye hail koymak mecburiyeti ve bunun
nasıl konacağı kanunu mahsus ile tayin olunur.


             9
– Komşuluk için lüzumlu olan şeylerin icrası:


             Madde
674 – Komşuluk haklarının kullanılması için lüzumu olan işlerin yapılması
her birinin menfaati nisbetinde arz sahiplerinin uhdesine terettüp eder.


             IV.
Başkasının arazisine girmek:


             1
– Orman ve mer'a:


             Madde
675 – Kanunen menedilmedikçe örf ve adete göre herkes başkasının orman ve
mer'asına girebilir ve mantar ve ufak tefek yabani meyveleri toplayıp temellük
edebilir. Av avlamak ve balık tutmak için başkasının arazisine girmek
hakkındaki hükümler kanunu mahsus ile tayin olunur.


             2
– Düşen şeylerin alınması:


             Madde
676 – Su, rüzgar, çığ veya diğer tabii kuvvetler vasıtasiyle veya her hangi
bir suretle bir mal bir kimsenin arsasına düşer veya hayvan girer ve arı ve
tavuk ve balıklar göçerse arz sahibi bunların aranılıp tutulması için
sahiplerine müsaade etmeğe mecburdur. Bu yüzden hasıl olan zarar için arz
sahibinin tazminat istemeğe ve tazminatı alıncaya kadar bunları hapsetmeğe
hakkı vardır.





1304-96


 


             3
– Zaruri sebepler:


             Madde
677 – Bir kimse vukuu kuvvetle melhuz bulunan bir zararı yahut ani bir
tehlikeyi kendisinden veya diğerinden ancak başkasının mülküne tecavüzle
defedebilirse, zarar veya tehlike tecavüzden münbais hasardan büyük olmak
şartiyle mülk sahibi bu tecavüze tahammüle mecburdur. Mülk sahibi bu tecavüzden
mutazarrır olmuş ise muhik bir tazminat talep edebilir.


             V.
Toprağın ıslahı:


             Madde
678 – Toprağın
ve su yollarının ıslahı, bataklıkların kurutulması, orman yetiştirilmesi, yol
açılması, orman ve köy arazisi parçalarının birleştirilmesi gibi şeyler ancak
mütaaddit maliklerin iştirakiyle yapılır bunun için arsaların yarısından
fazlasına malik bulunan ve adetçe maliklerin üçte ikisini teşkil eden kimseler
tarafından karar verilmek lazımdır. Bu karara diğerleri ittibaa mecburdurlar.


             (C)
KAYNAKLAR :


             I.
Mülkiyet ve irtifak hakkı:


             Madde
679 - (Değişik : 23/11/1960-138/1 md.)


             Kaynak,
arzın mütemmim bir cüz'ü olup mülkiyeti, kaynadıkları toprağın mülkiyeti ile
beraber iktisabolunur. Başkasının arzındaki kaynaklardan istifade, irtifak
hakkı olarak, tapu siciline kayıt ile tesis olunur.


             Yeraltı
suları,genel olarak, menfaati umuma ait sulardandır.Bir arza malik olmak, onun
altındaki suya malik olmayı tazammun etmez.


             Yeraltı
sularından arz maliklerinin istifade şekli ve bunun derecesi, mahsus
kanunlarında gösterilir.


             II.
Kesilen kaynaklar:


             1
– Tazminat :


             Madde
680 – Ehemmiyetli bir surette intifa edilmekte veya intifa maksadiyle suyu
biriktirilmekte olan kaynakları kısmen olsun keserek yahut hafriyat ve inşaat
ve ameliyat icrasiyle telvis ederek sahibine veya onda hakkı olana zarar iras
eden kimse tazminat itasiyle mahküm edilebilir. Zarar kast ve ihmal eseri değil
ise veya mutazarrırın hatasına isnadi kabil ise hakim, tazminat itası
lazımgelip gelmiyeceğini takdir ve icabında keyfiyetini ve miktarını tayin
eyler.


             2
– Kaynakların evvelki halinin iadesi:


             Madde
681 – Bir gayrimenkulün işletilmesi veya süknası veya su tedariki için
lazım olan kaynaklar kesildiği veya telvis edildiği takdirde mümkün olduğu
kadar evvelki halin iadesi talep olunabilir. Maslahat iktiza etmedikçe diğer
yerlerde evvelki halin iadesi talep edilemez.


             III.
Müşterek kaynaklar:


             Madde
682 – Yekdiğerine
civar olan mütaaddit kaynaklar muhtelif kimselere ait olmakla beraber suları
aynı kaynaktan teşa'up ederek bir mecmua teşkil ettikleri takdirde her
mutasarrıf kaynakların müştereken tutularak suyun evvelki istifadeleri
nisbetinde beyinlerinde tevziini isteyebilir.


             Hak
sahipleri müşterek tesisat masraflarını menfaatleri nisbetinde deruhte ederler.
Birinin mümanaatı halinde hak sahiplerinden her biri diğer kaynaklardaki su
azalacak olsa bile kendi kaynağındaki suyun zapt ve icrası için lazımgelen
ameliyatı yapabilir ve bu ameliyat sebebi ile kendi kaynağına gelen suyun
miktarı tezayüt etmiş ise ancak bu tezayüt nisbetinde tazminat itasına mecbur
olur.





1304-97


 


             IV.
Lüzumlu suların cebri temellükü :


             Madde
683 – Kendi
evine veya arzına lazım olan suyu bir takım ameliyat icra ve fahiş masarif
ihtiyar etmedikçe tedarik edemiyen kimse tam bir tazminat mukabilinde
komşusunun ihtiyacı olmayan suyu kendisine fariğ olmasını talep edebilir. Bu
hususta başlıca su sahibinin menfaatleri gözetilir. Yeni haller zuhurunda
yapılmış olan şeylerin tadili talep olunabilir.


             V.
İstimlak :


             1
– Kaynaklar :


             Madde
684 – Kendisine hiç bir faydası olmayan yahut kıymetleri ile gayri
mütenasip bir faydası olan kaynak ve çeşme yahut ırmak sahibi ammenin menfaati
için diğer kaynak ve çeşmelere su tedariki ve suya mütaallik sair teşebbüsler
için tam bir tazminat mukabilinde kendi kaynak ve çeşmesini veya ırmağını terke
mecburdur. Bu tazminat suyun bir kısmının mutasarrıfına terkedilmesinden ibaret
te olabilir.


             2
– Arz :


             Madde
685 – Ammenin menfaati için bir kaynağın havalisinde bulunan arazinin,
kaynağı telvisten men zımmında, lüzumu derecede istimlaki talep olunabilir.


 


YİRMİNCİ BAP


Menkul Mülkiyeti


 


             (A)
MENKUL MÜLKİYETİNİN MEVZUU:


             Madde
686 – Menkul
mülkiyetinin mevzuu, bir yerden diğer yere nakledilebilen eşya ile gayrimenkul
mülkiyetinde dahil olmayan ve temellüke salih bulunan tabii kuvvetlerdir.


             (B)
İKTİSAP TARİKLERİ :


             I.
Teslim:


             1
– Zilyedliğin nakli :


             Madde
687 – Menkulde mülkiyetin intikali için teslim lazımdır. Bir kimse bir
menkulü hüsnü niyetle ve malik olmak üzere tesellüm ettikte mülkiyetini iktisap
etmiş olur. Velevki intikali yapan kimse o menkulün sahibi olmasın. Zilyedlik
hükümlerinin cereyanından itibaren mülkiyet sabit olur.


             2
– Mülkiyeti muhafaza mukavelesi :


             a)
Umumiyetle :


             Madde
688 – Başkasına naklettiği mülkiyeti nakilin uhdesinde hıfz için yapılan
mukaveleler ancak menkulü alan kimsenin ikametgahındaki katibi adil tarafından
tasdik ve sicilli mahsusuna kaydedilmiş ise muteber olur.


             Hayvanlar
hakkında bu suretle mukavele yapılması memnudur.


             b)
Taksit ile bey'i :


             Madde
689 – Taksit ile mal satan kimse mülkiyeti muhafaza mukavelesine istinat
ile sattığı malın iadesini ancak almış olduğu taksitlerden malın kullanılmakla
eskimesinden mütevellit tazminat ve münasip bir ücret miktarını tenzil ederek
mütebakiyi geriye vermek şartiyle talep edebilir.


             3
– Hükmen teslim :


             Madde
690 – Başkasını izrar veya teminat ahkamını ihlal kasdiyle bir menkulü
temlik eden kimse onu hususi bir sebeple yedinde alıkorsa mülkiyetin intikali
üçüncü şahıs hakkında muteber olmaz. Bu kasdin takdiri hakimi müfevvazdır.





1304-98


 


             II.
İhraz :


             1 – Sahipsiz eşya :


             Madde
691 – Sahipsiz bir malı ihraz eden kimse ona malik olur.


             2
– Kaçmış hayvanlar:


             Madde
692 – Tutulan bir av kaçtıkta sahibi tekrar tutmak için hemen aramağa
koyulmazsa o hayvan sahipsiz olur. Ehlileştirilen bir hayvan tekrar kati
surette vahşileşirse sahipsiz olur.


             Yalnız
başkasının mülküne uçmakla arı oğulu sahipsiz olmaz.


             III.
Lükata :


             1
– İlan ve arama :


             Madde
693 – Kaybolan bir malı bulan kimse sahibine haber vermeğe mecburdur.


             Sahibini
bilmiyorsa zabıta memurlarından birine haber vermeğe veya keyfiyeti münasip bir
surette ilan etmeğe mecburdur.


             Bulunan
malın kıymeti bir liradan fazla ise her halde zabıta memurlarından birine haber
vermek lazımdır. Meskün bir evde veya umumi daire ve müesseselerde kayıp bir
mal bulan kimse onu ev sahibine veya müstecirine yahut o daire ve müesseseleri
muhafaza ve nezaret eden kimselere vermeğe mecburdur.


             2
– Lükatanın hıfzı ve müzayede ile satılması :


             Madde
694 – Lükata, layikı veçhile hıfzolunmalıdır. Lükatanın hıfzı külfeti mucip
olur veya az zamanda bozulan şeylerden bulunur yahut bir seneden fazla zabıta
memurlarının yanında kalırsa müzayede ile satılır. Müzayededen evvel münasip
bir suretle ilan edilmek lazımdır. Bedeli müzayede, lükatanın yerine kaim olur.


             3
– Lükataya malikiyet, iade :


             Madde
695 – İlandan veya zabıta memuruna ihbardan itibaren beş sene içinde sahibi
çıkmadığı takdirde lükatayı bulan kimse, vazifesini yapmış ise ona malik olur.


             Lükata
sahibine iade olundukta bulan kimse bütün masrafını almakla beraber münasip bir
ikramiyeye müstahak olur.


             Lükata
meskün bir evde veya umumi bir daire ve müessesede bulunup ta ev sahibine veya
müstecire yahut o daire ve müesseseyi muhafaza edene verilmiş ise bunlar, bulan
kimsenin yerine kaim olurlar. Ancak ikramiyeye müstahak olmazlar.


             4
– Define:


             Madde
696 – Keşiflerinden çok zaman evvel gömülmüş veya saklanmış olduğu ve artık
maliki bulunmadığı muhakkak görülen kıymetli şeyler define addolunur.


             Define,
içine gömüldüğü veya saklandığı gayrimenkul veya menkulün sahibinin mülkü olur.


             İlmi
bir kıymeti haiz olan eşyaya mütaallik hükümler mahfuzdur.


             Defineyi
keşfeden kıymetinin yarısını tecavüz etmemek üzere hakkaniyete muvafık bir
ikramiye talep edebilir.


             5
– Fenni bir kıymeti haiz eşya :


             Madde
697 – Kimsenin mülkü olmayıp ta mühim ve ilmi kıymeti haiz bulunan tabii
eşyayı nadire ile antikalar hazinenin mülkü olur. Gayrimenkulünde bu gibi eşya
bulunan kimseler düçar olacakları zarar ve ziyanın tamamiyle tazmini
mukabilinde lazımgelen hafriyat için müsaade itasına mecburdur.





1304-99


 


             Keşfeden
kimse ve keşfedilen şey define ise bulunduğu yerin sahibi o şeyin kıymetini
tecavüz etmemek üzere münasip bir ikramiye isteyebilirler.


             IV. 
Enkaz :


             Madde
698 – Lükata
hakkındaki hükümler, su, rüzgar, çiğ veya diğer tabii kuvvetler vasıtasiyle
veya herhangi bir suretle başkasının eline geçen şeyler ve hayvanlar hakkında
da mer'idir. Bir kimsenin arı ile meşgul kovanına uçan başkasının arıları
tazminat vermeğe mahal olmaksızın kovan sahibinin olur.


             V.
Hukuki tağyir :


             Madde
699 – Bir
kimse malik olmadığı bir şeyi işlemiş veya tağyir etmiş olup ta amelin kıymeti
o şeyin kıymetinden fazla ise yeni şey amilin ve aksi takdirde malikin olur.
Amil hüsnü niyetle hareket etmemiş ise amelinin kıymeti o şeyin kıymetinden
fazla olduğu takdirde hakim, yeni şeyin mülkiyetini evvelki malike bırakabilir.


             Tazminat
ve sebepsiz mal edinmeden mütevellit dava hakları mahfuzdur.


             VI.
İki malın birbiriyle karışma veya birleşmesi :


             Madde
700 – Muhtelif
kimselerin malları ehemmiyetli bir surette tahrip edilmeksizin yahut fahiş bir
say ve masraf yapılmaksızın ayırt edilemiyecek bir derecede karışmış veya
birleşmiş olursa alakadarlar halitayı terkip eden malların karışma veya
birleşme zamanındaki kıymetleri nisbetinde hissedar olurlar.


             Karışan
veya birleşen mallardan biri diğerinin teferruatı kabilinden olursa halitanın
mülkiyeti aslın malikine ait olur.


             Tazminat
ve sebepsiz mal edinmeden mütevellit dava hakları mahfuzdur.


             VII.
İktisabi müruru zaman :


             Madde
701 – Başkasının
menkul bir malını nizasız ve fasılasız mülkümdür diye ve hüsnü niyetle beş sene
yedinde bulunduran kimse o mala müruru zaman sebebiyle malik olur. Zilyedin
ihtiyarı olmaksızın bir mal üzerindeki yedi munkati olmakla müruru zaman
inkıtaa uğramaz. Elverirki o malı, senesi içinde ele geçirmiş veya o müddet
içinde yed davası ikame etmiş olsun.


             Alacak
müruru zamanı hakkındaki hükümler, iktisabi müruru zaman müddetinin hesabında
ve inkıta ve tatilinde dahi caridir.


             (C)
MENKUL MÜLKİYETİNİN ZIYAI :


             Madde
702 – Menkulün
mülkiyeti sahibi tarafından terkedilmedikçe veya başkası tarafından iktisap
olunmadıkça yalnız yedin inkıtaı ile zayi olmaz.


 


İKİNCİ KISIM


Mülkiyetin gayri ayni haklar


 


YİRMİ BİRİNCİ BAP


İrtifak hakkı ve gayri menkul
mükellefiyeti


 


BİRİNCİ FASIL


Gayrimenkule müteallik irtifak hakkı


             (A)
İRTİFAK HAKKININ MEVZUU:


             Madde
703 – İrtifak
hakkı bir gayrimenkul üzerine diğer bir gayrimenkulün lehine tahmil edilen bir
külfettir ki tahmil edilen gayrimenkulün sahibini; irtifak hakkına malik olan
kimse tarafından kullanılmağa ait bazı tasarruflara rıza göstermeğe veya
mülkiyete has olan bazı hakların kullanılmasından içtinap etmeğe mecbur kılar.


             Bir
şey yapmak borcu başlı başına irtifak hakkını teşkil edemeyip ancak ona feri
olarak raptedilebilir.





1304-100


 


             (B)
İRTİFAK HAKKININ TESİSİ :


             I.
Tesis :


             1
– Tescil :


             Madde
704 – İrtifak hakkının tesisi için tapu siciline kayıt lazımdır. Hilafına
sarahat bulunmadıkça mülkiyet hakkındaki hükümler irtifak hakkının iktisap ve
tescilinde dahi caridir. İrtifak hakkının tesis olunduğu gayrimenkulün müruru
zaman ile iktisabı ne gibi şeraite tabi ise irtifak hakkı dahi o şerait
dairesinde iktisap olunur.


             2
– Akit :


             Madde
705 – İrtifak hakkını tesis için yapılan akit resmi olmadıkça muteber
değildir.


             3
– Kendi gayri menkulüne irtifak hakkı :


             Madde
706 – Bir kimse malik olduğu iki gayrimenkulden biri lehine diğeri üzerine
irtifak hakkı tesis edebilir.


             II.
İrtifak hakkının sakıt olması :


             1
– Umumiyetle :


             Madde
707 – İrtifak hakkı sicildeki kaydın terkini veya alakadar iki
gayrimenkulden birinin büsbütün zayi olmasiyle sakıt olur.


             2
– Gayrimenkullerin bir kimsenin mülkünde birleşmesi :


             Madde
708 – İrtifak hakkında alakadar olan gayrimenkuller bir kimsenin mülkünde
birleşirlerse o kimse irtifak hakkını terkin ettirebilir.


             Terkin
edilmedikçe irtifak hakkı bir ayni hak olmak üzere devam eder.


             3
– Kazai terkin :


             Madde
709  – İrtifak hakkı temin edildiği menfaatleri büsbütün kaybetmiş ise
kendisine külfet tahmil edilen gayrimenkulün sahibi bu hakkın terkinini
istiyebilir.


             Mucip
olduğu külfete göre pek az menfaat temin eden irtifak hakkının dahi tazminat
mukabilinde tamamen veya kısmen terkini talep olunabilir.


             (C)
İRTİFAK HAKKININ HÜKÜMLERİ :


             I.
Şumulü :


             1
– Umumiyetle :


             Madde
710 – İrtifak hakkının sahibi hakkını muhafaza ve ondan istifade için
iktiza eden bütün tedbirleri ittihaz edebilir ve  hakkını ancak tahmil edilen
gayrimenkulün sahibine en az zarar verecek tarzda kullanır.


             Tahmil
edilen gayrimenkulün sahibi irtifak hakkının kullanılmasını hiç bir suretle men
edemiyeceği gibi işkal dahi edemez.


             2
– Sicil kaydına göre şümulün tayini :


             Madde
711 – İrtifaktan mütevellit hakları ve borçları tayin hususunda, tapu
sicilindeki kayıtlara itibar olunur.


             İrtifak
hakkının şümulü, tapu sicilindeki hudut dahilinde gerek menşei gerek uzun
müddettenberi nizasız ve hüsnü niyetle ne tarzda kullanılagelmiş ise ona göre
tayin olunur.


             3
– İstifade eden gayrimenkulün yeni ihtiyaçları :


             Madde
712 – İrtifak hakkından istifade eden gayrimenkulün yeni ihtiyaçları,
irtifakın tahmil ettiği külfetin ağırlaştırılmasını icap etmez.





1304-101


 


             I.
Muhafaza masarifi :


             Madde
713 –
İrtifak hakkına malik olan kimse, hakkını kullanmakta lazım olan şeyleri
yapmakla mükelleftir. Yapılacak şeyler tahmil edilen gayrimenkul sahibine de
faydalı ise, masrafı menfaatlerine göre aralarında taksim olunur.


             III.
Tadilat :


             1
– İrtifak hakkının taalluk ettiği yerin değiştirilmesi :


             Madde
714 – İrtifak hakkı, tesis olunduğu gayrimenkulün bir kısım üzerinde ise;
tahmil edilen gayrimenkul sahibi, menfaati olduğu ve masrafını da deruhte
ettiği takdirde; gayrimenkulün o hakkın kullanılmasını işkal etmiyecek bir
yerine, naklini isteyebilir. Bu salahiyet, irtifak hakkının tesis olunduğu
mahal tapu sicilinde kaydolunmuş olsa bile yine kullanılabilir.


             Komşuluğa
mütaallik hükümler, mecraların bir yerden diğer yere naklinde dahi caridir.


             2
– Taksim :


             a)
İrtifak hakkından istifade eden gayrimenkulün taksimi :


             Madde
715 – İrtifak hakkından istifade eden gayrimenkul taksim olundukta asıl
olan, irtifak hakkının her kısım için devamıdır. Şu kadar ki bu haktan fiilen
yalnız bir kısım istifade edebiliyorsa tahmil edilen gayrimenkul sabibi,
irtifak hakkının, diğer kısımlardan terkinini talep edebilir. Tapu idaresi bu
talebi, irtifak hakkı  sahibine tebliğ eder ve bir ay içinde itiraz olunmazsa
terkini yapar.


             b)
İrtifak hakkiyle mukayyet olan gayrimenkulün taksimi :


             Madde
716 – Tahmil edilen gayrimenkul taksim olundukta, asıl olan, irtifak
hakkının her kısımda devamıdır. Şu kadar ki irtifak hakkı, fiilen bir kısım
üzerinde kullanılmaz veya kullanılamaz ise o kısmın sahibi irtifak hakkının
kendi mülkünden terkin olunmasını talep edebilir. Tapu idaresi, bu talebi irtifak
hakkı sahibine tebliğ eder ve bir ay içinde itiraz olunmazsa terkini yapar.


 


İKİNCİ FASIL


İrtifak hakkının diğer nevileri ve
hususiyle intifa hakkı


 


             (A)
İNTİFA HAKKI :


             I.
Mevzuu :


             Madde
717 – İntifa
hakkı, menkul ve gayrimenkuller ile haklar ve bir mamelek üzerine tesis
olunabilir. Hilafına sarahat bulunmadıkça, sahibine, üzerine tesis olunduğu
şeyden tamamiyle istifade etmek hakkını bahşeyler.


             II.
İntifa hakkının tesisi :


             1
– Umumiyetle :


             Madde
718 – Menkul ve alacak üzerindeki intifa hakkı, menkulün intifa edecek
kimseye teslimi ve alacağın devriyle; ve gayrimenkul mallardaki intifa hakkı
da, tapu siciline kayıt ile teessüs eder. Hilafına bir kayıt bulunmadıkça,
mülkiyete dair hükümler menkul ve gayrimenkul intifa haklarının iktisabında ve
tescilinde tatbik olunur.


             2
– Kanuni intifa hakkı :


             Madde
719 – Gayrimenkul üzerindeki kanuni intifa hakkı tapu sicilline
kaydedilmemiş olsa bile ona muttali olanlara karşı dermeyan olunabilir.


             Tescil
yapılmış ise, herkese karşı dermeyan olunur.





1304-102


 


             III.
İntifaın sukutu :


             1
– Sukutun sebepleri :


             Madde
720 – İntifa hakkı, üzerinde tesis olunduğu şeyin büsbütün ziyaiyle ve
gayrimenkul üzerinde tesis olunup ta tescili icap ediyorsa sicillindeki
kaydının terkini ile, sakıt olur.


             Müddetin
hitamı ve intifa hakkı sahibinin vazgeçmesi ve vefatı gibi sukut sebepleri,
gayrimenkul mallar üzerinde intifaa müteallik maddelerde; gayrimenkul sahibine,
yalnız sicil kaydının terkinini talep etmek, salahiyetini verir.


             Kanuni
intifa hakkı, sebebinin zevali ile zail olur.


             2
– İntifaın müddeti :


             Madde
721 – İntifa hakkı, intifa sahibinin vefatiyle ve intifa eden şahıs hükmi
ise infisahı ile sakıt olur. Şu kadar ki hükmi şahsın intifa hakkı yüz seneden
fazla devam edemez.


             3
– İntifa hakkının taalluk ettiği şeyin bedeli :


             Madde
722 – Mal sahibi, büsbütün harap olan malı tekrar yapmağa mecbur değildir.
Tekrar yaparsa intifa hakkı avdet eder. İntifa hakkı, sigorta ve ammenin
menfaati için istimlak gibi hallerde; hakkın taalluk ettiği şeyin makamına kaim
olan bedele, intikal eder.


             4
– İade :


             a)
Mükellefiyet :


             Madde
723 – İntifa hakkı nihayet bulur bulmaz zilyed malı sahibine iadeye
mecburdur.


             b)
Mesuliyet :


             Madde
724 – İntifa hakkı sahibi, zararın kendi hatası olmaksızın vaki olduğunu
ispat edemezse; intifa olunan şeyin telef ve ziyanından yahut kıymetine noksan
gelmesinden mesul ve intifa hakkını tecavüz ederek istihlak ettiği şeyleri
tazmin etmeğe mecburdur; Fakat malın adet üzere kullanılmasından mütevellit
kıymet noksanından dolayı, tazminat ile mükellef değildir.


             c)
Masraf :


             Madde
725 – İntifa hakkı sahibi mecburiyet olmaksızın masraf yapmış yahut yeni
imalat vücuda getirmiş ise intifaın hitamında, başkasının işlerini idareye
mahsus hükümlere tevfikan tazminat isteyebilir ve malikin tazminden imtina
ettiği tesisatı, malı eski haline iade etmek şartiyle söküp alabilir.


             5
– Tazminat müruru zamanı :


             Madde
726 – Malikin intifa edilen şeyde yapılan tebeddüllerden ve kıymet
noksanından ve intifa eden kimsenin de yaptığı masraflardan ve vazettiği
tesisatı söküp almak salahiyetinden mütevellit hakları, malın iadesinden
itibaren bir sene geçmekle sakıt olur.


             IV.
İntifaın hükümleri :


             1
– İntifa hakkı :


             a)
Umumiyetle :


             Madde
727 – İntifa hakkı sahibi; zilyedlik, kullanmak ve istifade haklarına malik
olup intifa edilen malın idaresi de kendisine aittir. İntifa hakkı sahibinin,
haklarını kullanırken iyi bir idarenin icabettiği hükümlere riayet etmesi
lazımdır.


             b)
Tabii semereler :


             Madde
728 – Malın intifa müddeti içinde kemale eren tabii semereleri, intifa
hakkı sahibinindir.





1304-103


 


             Zeriyatı
icra eden malik veya intifa hakkı sahibi, mahsulü olan kimseden, mahsulün
kıymetini tecavüz etmemek üzere münasip tazminat isteyebilir.


             Malın
semere ve mahsul kabilinden olmayan mütemmim cüzleri, malikindir.


             c)
Faiz :


             Madde
729 – İntifa hakkı tahmil edilen sermayenin faizleri ile taksite bağlı olan
diğer varidatı, müeccel dahi olsa intifaın başladığı günden nihayet bulduğu
güne kadar, intifa hakkı sahibine aittir.


 


             d)
İntifa hakkının ferağı :


             Madde
730 – Zata mahsus olmayan intifa hakkı, bir başkasına ferağ edilebilir. Bu
takdirde malik, haklarını doğrudan doğruya mefruğunlehe karşı kullanabilir.


             2
– Malikin hakkı :


             a)
Nezaret :


             Madde
731 – Malik, intifa edilen şeyin haksız veya mahiyetine mugayir
kullanılmasına mani olabilir.


             b)
Teminat istemek hakkı :


             Madde
732 – Hakları tehlikede olduğunu ispat eden malik, intifa hakkı sahibinden
teminat isteyebilir. İntifa hakkı, istihlaki kabil bir şeye veya kıymetli
evraka taalluk ediyorsa tehlikeyi ispat ve malı teslim etmeksizin dahi bu
teminatı talep edebilir. İntifa hakkı kıymetli evraka taalluk ettiği halde bu
evrakın depo edilmesi kafidir.


             c)
Hibe ve kanuni intifalarda teminat :


             Madde
733 – İntifa hakkını muhafaza şartiyle bir malı hibe eden kimseden, teminat
talep edilemez. Kanuni intifalarda teminat vermek mecburiyeti, ahkamı mahsusaya
tabidir.


             d)
Teminat vermemenin neticeleri :


             Madde
734 – İntifa hakkı sahibi, kendisine verilen kafi bir mühlet içinde teminat
vermez veya malikin men'i hilafına haksız kullanmakta devam ederse, hakim başka
bir tarz takarrür edinceye kadar intifa eden kimsenin yedini refederek malı,
bir kayyıma tevdi eder.


             3
– Defter tutma :


             Madde
735 – Malik ve intifa hakkı sahibi, masraf müşterek olmak üzere intifa
edilen malların resmi bir defterinin tutulmasını her zaman talep edebilirler.


             4
– İntifa hakkı sahibinin borçları :


             a)
İntifa olunan şeyin muhafazası mükellefiyeti :


             Madde
736 – İntifa hakkı sahibi, malı olduğu gibi muhafazaya ve bakımına lazım
olan adi tamir ve termimleri kendisi yapmaya mecburdur.


             İntifa
edilen şeyin muhafazası daha ehemmiyetli ameliyata yahut diğer tedbirlere
ihtiyaç gösteriyorsa intifa hakkı sahibi, malike haber verip, bunların
yapılmasına müsaade etmekle mükelleftir.


             Malik,
lazımgelen şeyleri yapmazsa; intifa hakkı sahibi, bunları malikin hesabına
kendisi yapabilir.


             b)
Muhafaza masrafları vergi ve sair mükellefiyetler :


             Madde
737 – İntifa edilen şeyin, adi muhafaza masrafiyle işletme masraflarını ve
o şeyin karşılık teşkil ettiği borçlar var ise bunların faizlerini; intifa eden
kimse, ödemeğe mecbur olduğu gibi vergisini ve bu neviden sair borçlarını
ödemekle de mükelleftir.





1304-104


 


             Bütün
mükellefiyetler intifa devam ettiği nispette mevcuttur.


             Eğer
vergi ve diğer bu neviden sair borçlar intifa edilen şeyin maliki tarafından
ödenmiş ise, intifa eden kimse, yukarıda gösterilen nisbette tazmin ile
mükelleftir.


             Bunlardan
maada mükellefiyetler malike terettüp eder. Şu kadar ki intifa eden kimse bu
mükellefiyetlerin ifası için lazım olan parayı ivazsız olarak kendisine ödünç vermeğe
muvafakat etmezse, malik, bu paranın tedariki için intifa edilen şeyi nakde
tahvil edebilir.


             c)
Bir mamelekin borçlarının faizi :


             Madde
738 – Bir mamelekin intifa hakkına malik olan kimse, bu mameleki takyit
eden borçların faizlerini ödemekle mükelleftir. Fakat, ahval müsait olduğu
takdirde, bu mükellefiyetten beri tutulmasını isteyebilir. Bu halde kendi
istifade hakkı, borçların tediyesinden artan miktara iner.


             d)
Sigorta :


             Madde
739 – Mahalli örfe göre, iyi bir idare icabından oldukça; intifa hakkı
sahibi, intifa ettiği şeyi, malikin menfaatine olarak yangın ve diğer
tehlikelere karşı sigorta ettirmekle mükelleftir. Sigorta primlerini, istifade
hakkı devam ettikçe, tediye eder. Bu mükellefiyet, intifa edilen şey, evvelce
sigorta ettirilmiş olduğu halde de mevcuttur.


             V.
İntifaa ait hususi haller :


             1
– Gayrimenkuller :


             a)
Semereler :


             Madde
740 – Bir gayrimenkulden intifa hakkına sahip olan kimse, İstifadenin fahiş
derecede olmamasına ihtimam ile mükelleftir.


             İstihkakından
fazla alınan semereler, malike ait olur.


             b)
İntifa edilen şeyin tahsis olunduğu cihet :


             Madde
741 – İntifa hakkı sahibi, intifa edilen şeyin tahsis edilmiş bulunduğu
ciheti, malike ehemmiyetli bir zararı mucip olacak surette değiştiremez.
Hususiyle üzerinde intifa hakkı bulunan şeyin ne şeklini değiştirebilir ne de
onu esaslı bir surette tadil edebilir; gayrimenkulün tahsis edilmiş bulunduğu
cihette esaslı tadilatı mucip olmadığı hallerde bile malike haber vermeksizin
taş, kis ve turp ocakları açamıyacağı gibi buna benzer diğer imalatta da
bulunamaz.


             c)
Ormanlar :


             Madde
742 – Bir ormanda intifa hakkına sahip olan kimse, o ormandan münasip bir
tertip dairesinde istifade edebilir. Malik ile intifa hakkı sahibi, ormanın
işletme tertibi tanzim edilirken kendi haklarının gözetilmesini isteyebilirler.


             Fırtına,
kar, yangın, haşeratın istilası gibi sebepler tesiriyle alelade istifadenin
iktiza ettiği dereceden mühim bir nisbette fazla ağaç kesilmiş ise, bundan
sonra orman, bu zararı tedricen telafi edecek surette işletilir yahut ormanın
işletme tertibi yeni ahval tevfik edilir.


             Alelade
istifadenin iktiza ettiği dereceden fazla kesilmiş olan ağaçların bedeli, faize
yatırılır ve gelir noksanını tamamlamağa tahsis edilir.


             d)
Madenler :


             Madde
743 – Madenler gibi, toprağın mütemmim cüzüleri çıkarılmak suretiyle
istifade edilen şeylerden intifa hakkı, ormanlardan intifaa dair olan hükümlere
tabidir.





1304-105


 


             Kullanmak
:


             2
– İstihlak suretiyle vukubulan veya kıymetleri takdir edilen şeyler :


             Madde
744 – Hilafına hüküm bulunmadıkça, kullanılması istihlak suretiyle
vukubulan şeylerin mülkiyeti, intifa edene ait olur. İntifa eden bunların
intifaın başladığı gündeki kıymetleri ile borçlu olur.


             Hilafi
tasrih edilmediği halde intifa hakkı sahibi, kıymetleri takdir edilerek
kendisine teslim edilen sair menkullerde, dilediği gibi tasarruf edebilir ve bu
hakkını kullandığı halde onların kıymetleri ile borçlu olur.


             Haklarında
tasarruf icra edilmiş olan eşya; zirai işletme levazımı, hayvan sürüleri ve
ticari emtea kabilinden ise intifa hakkı sahibi, aynı cins ve neviden eşya
vererek, borcunu ödeyebilir.


             3
– Alacak :


             a)
İstifadenin şumulü :


             Madde
745 – Bir alacak üzerindeki intifa hakkı, onun gelirine temellük hakkı
verir. Tediye mutalebesi ve intifa hakkına tabi olan kıymetli evraka ait bütün
temellüki tasarruflar, malik ve intifa eden kimseler tarafından müştereken
yapılmak lazımdır.


             Borçlu,
tesviye için ikisine birden müracaat eder.


             Alacak,
tehlikeye düştüğü takdirde iyi bir idarenin icabettiği tedbirlere tevessül
etmek için, malik ile intifa edenden herbiri, diğerinin iştirakini isteyebilir.


             b)
Tediye ve tenmiye :


             Madde
746 – Malik ile intifa hakkı sahibinden yalnız birine ödemeye mezun
edilmemiş olan borçlu, borcunu ya her ikisine birden tediye veya katibiadile
tevdi etmekle mükelleftir.


             Tediye
olunan şey ezcümle ödenen sermaye üzerinde intifa edenin, istifade hakkı
vardır. Malik ve intifa eden, sermayelerin emin ve faizli eshama yatırılmasını
isteyebilirler.


             c)
Alacakların temlikini istemek hakkı :


             Madde
747 – İntifa başladığından itibaren üç ay içinde intifa eden kimse, üzerine
hakkı taallük eden alacakların ve kıymetli evrakın kendisine temlik edilmesini
isteyebilir. Temlik vaki olunca, alacak ve kıymetli evrakın devri zamanındaki
kıymetleri ile malike karşı borçlu olur ve malik, istemekten fariğ olmadıkça,
bunlar için teminat vermeğe mecbur olur.


             Eğer
malik, teminat istemek hakkından feragat etmemiş ise; devir, teminatın
itasından sonra yapılır.


             (B)
SÜKNA HAKKI :


             I.
Umumiyetle:


             Madde
748 – Sükna
hakkı, bir evde oturmak yahut onun bir kısmını işgal etmek hakkıdır. Bu hak,
ahare temlik edilemez ve mirasçıya intikal etmez.


             Kanunda
hilafı yazılı olmadıkça intifa hakkına dair olan hükümler, sükna hakkındada
caridir.


             II.
Sükna hakkına şümulü :


             Madde
749 – Sükna hakkının şümulü, umumiyetle bu hak sahibinin şahsi
ihtiyaçlarına  göre takdir olunur. Şahsına münhasır olduğu sarahaten beyan
edilmiş olmadıkça hak sahibi, hakkının taallük ettiği gayrimenkulde ailesi ve
evi halkiyle
birlikte oturmak salahiyetine haizdir. Bir binanın yalnız bir kısmında sükna
hakkına sahip olan kimse, o binanın müştereken kullanmağa mahsus olan
mahallerinden istifade edebilir.





1304-106


 


             III.
Mükellefiyetler :


             Madde
750 – Sükna
hakkına sahip olan kimse, ev veya apartmanın tamamından müstakilen istifade
salahiyetini haiz ise; adi tamirat gibi, muhafazaya mütaallik masrafları
yapmakla mükelleftir.


             Sükna
hakkı, malik ile müştereken kullanılmakta ise muhafaza masrafları, malike
terettüp eder.


             (C)
ÜST HAKKI


             I.Konu
ve tapu kütüğüne kayıt


             Madde
751 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/16 md.)


             Malik,
üçüncü kişiye, gayrimenkulünün altında veya üstünde yapı yapmak veya mevcut bir
yapıyı muhafaza etmek yetkisini veren bir irtifak hakkı kurabilir.


             Aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, bu hak başkasına devredilebilir ve mirasçılara
geçer.


             Üst
hakkı, müstakil ve daimi nitelikte ise, üst hakkı sahibinin talebi üzerine tapu
kütüğüne gayrimenkul olarak kaydedilir. Üst hakkı en az yirmi yıl için tesis
edilmişse sürekli nitelikte sayılır.


             II.
Kapsamı ve hükümleri


             Madde
751/a – (Ek : 14/11/1990 - 3678/17 md.)


             Üst
hakkının tesisine ilişkin resmi senette üst hakkının kapsamı, hükümleri,
özellikle yapının konumu, şekli, niteliği, boyutları, tahsis amacı ve üzerinde
yapı bulunmayan alandan faydalanmaya ait hususlar yer alır. Bu sözleşme hükümleri
üst hakkını ve yüklü gayrimenkulü iktisap eden herkes için bağlayıcıdır.


             III.
Sürenin sona ermesinin sonuçları


             1.
Yapı mülkiyetinin malike geçmesi


             Madde
751/b – (Ek: 14/11/1990 - 3678/18 md.)


             Üst
hakkının süresi sona erince mevcut yapılar gayrimenkulün mütemmim cüzü olur ve
malikine kalır.


             Üst
hakkı tapu kütüğüne ayrı bir gayrimenkul olarak kaydedilmişse, sürenin sonunda
bu sahife kapatılır. Ayrı bir gayrimenkul olarak kaydedilen üst hakkı üzerinde
mevcut rehin hakları, diğer bütün hak, takyit ve yükümlülükler de sahifenin
kapatılmasıyla birlikte sona erer. 751/c maddesi hükmü saklıdır.


             2.
Tazminat


             Madde
751/c – (Ek: 14/11/1990 - 3678/19 md.)


             Gayrimenkul
maliki, aksi kararlaştırılmadıkça, kendisine kalan yapılar için üst hakkı
sahibine bir tazminat ödemez. Bir tazminat ödenmesi kararlaştırılmışsa,
tazminatın miktarı ve hesaplanış tarzı belirlenir. Ödenmesi kararlaştırılan
tazminat üst hakkı kendileri için rehnedilmiş alacaklıların kalan alacaklarının
teminatını teşkil eder ve rızaları olmaksızın üst hakkı sahibine ödenemez.


             Kararlaştırılan
tazminat ödenmez veya teminat altına alınmazsa üst hakkı sahibi veya bu hak
kendisine rehnedilmiş olan alacaklı, tazminat alacağına teminat olmak üzere,
terkin edilen üst hakkı yerine aynı derecede ve sırada bir ipoteğin tescilini
isteyebilir.


             Bu ipoteğin tescilinin üst hakkının sona
ermesinden itibaren üç ay içinde yapılması gerekir.





1304-107


 


             3.
Diğer  hükümler


             Madde
751/d – (Ek : 14/11/1990 - 3678/20 md.)


             Gayrimenkul
malikine kalan yapılar nedeniyle üst hakkı sahibine bir tazminat ödenmesi
kararlaştırılmış ise, tazminatın miktarına ve hesaplanış tarzına, üst hakkı
süresinin sonunda gayrimenkulün eski haline getirilmesine ilişkin hükümler
resmi senette yer alır. Bu hükümler üst hakkını ve yükümlü gayrimenkulü iktisap
eden herkes için bağlayıcıdır.


 


             IV.
Süresinden önce devir talebi


             I.
Şartları


             Madde
751/e – (Ek: 14/11/1990 - 3678/21 md.)


             Üst
hakkı sahibi bu haktan doğan yetkilerinin sınırını ağır şekilde aşar veya
sözleşmeden doğan borçlarını önemli ölçüde ihlal ederse, malik, üst  hakkının
ona bağlı bütün hak ve yükümlülükleri ile birlikte süresinden önce kendisine
devrini isteyebilir.


             2.
Hakkın kullanılması


             Madde
751/f – (Ek : 14/11/1990 - 3678/22 md.)


             Malik
üst hakkının devrini kendisine geçecek yapılar için uygun bir tazminat ödeme
kaydıyla talep edebilir. Üst hakkı sahibinin kusuru tazminatın belirlenmesinde
indirim sebebi olarak gözönüne alınabilir.


             Üst
hakkının malike devri, tazminatın ödenmesine veya bu tazminatın teminat altına
alınmış olmasına bağlıdır.


             3.
Diğer haller


             Madde
751/g – (Ek: 14/11/1990 - 3678/23 md.)


             Devri
isteme hakkının kullanılmasına dair hükümler, malikin üst hakkının vaktinden
evvel sona erdirme veya üst hakkı sahibinin borçlarını ihlal etmesi sebebiyle
devri isteme hakkı saklı tuttuğu hallerde de uygulanır.


             V.
Üst hakkı iradınının teminatı


             1.
İpotek kurulmasını istemek hakkı


             Madde
751/h – (Ek : 14/11/1990 - 3678/24 md.)


             Malik
üst hakkı  karşılığı olarak irad tarzında borçlanılan edaların azami üç yıllık
miktarının tapu kütüğüne gayrimenkul olarak kayıtlı üst hakkını takyid eden
ipotekle teminat altına alınmasını halen üst hakkı sahibi olan kimseden talep
edebilir.


             İradın
her yıl için eşit olarak belirlenmemesi halinde bu kanuni ipoteğin tescili
iradın eşit olarak dağıtılmasında üç yıla düşecek  miktarı için yapılabilir.


             2.
Tescil


             Madde
751/i – (Ek: 14/11/1990-3678/25 md.)


             İpotek,
üst hakkının süresi içerisinde her zaman  tescil edilebilir ve icra yolu  ile
satışta terkin olunmaz.


             Yapı
alacaklıları ipoteğinin kurulmasına dair hükümler kıyasen  burada da uygulanır.


             VI.
Sürenin üst sınırı


             Madde
751/j – (Ek : 14/11/1990-3678/26 md.)


             Üst
hakkı, müstakil bir hak olarak yüz yıldan daha fazla bir süre için kurulamaz.


             Üst
hakkı her zaman kurulması için  öngörülen şekle uyularak azami bir yüz yıl daha
uzatılabilir. Ancak bu konuda önceden verilen her türlü taahhüt geçersizdir.





1304-108


 


             (D) BİR BAŞKASININ
ARSASINDA BULUNAN KAYNAK ÜZERİNDEKİ HAK :


             Madde
752 – Başkasının
arsasındaki kaynak üzerinde hakkı bulunan kimse, bu arsa malikini, suyun
alınması veya akıtılması için muktazi müsaadeyi vermeye icbar edebilir.
Hilafına mukavele olmadıkça, bu hak başkasına temlik edilebilir ve mirasçıya
intikal eder.


             Eğer
bu hak, müstakil ve daimi bir mahiyeti haiz ise tapu sicilline gayrimenkul
olarak kaydedilebilir.


             (H)
DİĞER  İRTİFAK HAKLARI :


             Madde
753 – Malik,
herhangi bir kimseye veya bir cemaat lehine kendi arsası üzerinde nişan talimi
veya mürur gibi muayyen bir istifadeye mütehammil olmak şartiyle; diğer irtifak
hakları tesis edebilir.


             Hilafına
mukavele olmadıkça  bu haklar başkasına temlik olunamaz ve bunların şümulu hak
sahibinin adi ihtiyaçlarına göre  takdir olunur.


             İrtifak
haklarına dahil olan hükümler, bunlarda dahi caridir.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Gayrimenkul mükellefiyeti


 


             (A)
GAYRİMENKUL MÜKELLEFİYETİNİN MEVZUU :


             Madde
754 – Gayrimenkul
mükellefiyeti, bir gayrimenkul malikinin; mülkü dolayısiyle, o gayrimenkul
karşılık olmak üzere, diğer  bir kimse lehine bir şey yapmağa veya vermeğe
mecbur tutulmasıdır.


             Bu
mükellefiyet, diğer bir gayrimenkule malik olan kimse lehine de, mülkiyeti
dolayısiyle tesis olunabilir.


             İrat
senetleri ve hukuku ammeye müteallik gayrimenkul mükellefiyetleri müstesna
olmak üzere verilecek ve yapılacak şeylerin, takyit edilen gayrimenkulün
mahiyeti ile münasebeti yahut istifade edecek gayrimenkulün işletilme
ihtiyaçları ile alakası bulunmak lazımdır.


             (B)
TESİS VE SUKUT :


             I.
Tesis :


             1
– İktisap ve tescil :


             Madde
755 – Gayrimenkul mükellefiyetinin tesisi için, tapu siciline kaydı
lazımdır. Sicil kaydında mükellefiyetin kıymeti olmak üzere Türk parası olarak
muayyen bir miktar gösterilir. Eğer mükellefiyet muayyen  zamanlarda bir şey
yapmak veya vermekten ibaret olursa diğer bir surette takdir edilmediği halde
mükellefiyetin kıymeti beher sene verilecek veya yapılacak şeylerin yirmi
misline müsavi addolunur. Hilafına  hüküm bulunmadıkça, gayrimenkul
mükellefiyetlerinin iktisap ve tescili, gayrimenkul mülkiyeti hakkındaki
hükümlere  tabidir.


             2
– Hukuku ammeye müteallik gayrimenkul mükellefiyet :


             Madde 
756 – Hukuku ammeye müteallik gayrimenkul mükellefiyeti, hilafına hüküm
bulunmadıkça tescile tabi değildir.


             Kanun,
bir şahsa yalnız  bir gayrimenkul mükellefiyeti tesisini istemek hakkını
bahşettiği takdirde; bu mükellefiyet, ancak tescil ile teessüs eder.





1304-109


 


             3
– Teminat kastiyle yapılan gayrimenkul mükellefiyeti :


             Madde
757 – İrad senedine müteallik hükümler, bir alacağın teminatı olmak üzere
tesis edilen gayrimenkul mükellefiyetinde de caridir.


             II.
Sukut sebepleri :


             1
– Umumiyetle :


             Madde
758 – Gayrimenkul mükellefiyeti, sicil kaydının terkini ve takyit edilen
gayrimenkulün büsbütün zayi olması ile sakit olur.


             Feragat
ve iştira gibi sukut sebeplerinden biri bulunduğu halde takyit edilen
gayrimenkulun maliki, sicildeki kaydın terkinine muvafakat etmesini,
alacaklıdan istemek hakkını haiz olur.


             2
– İştira :


             a)
Alacaklının iştirayı istemek hakkı :


             Madde
759 – Alacaklı, bir mukavele ile mezun olduğu takdirde ve bundan başka
aşağıdaki hallerde malikten, gayrimenkul mükellefiyetini satın almasını
isteyebilir :


             1
– Takyit edilen gayrimenkul, alacaklının haklarını mühim tehlikeye maruz
kılacak surette taksim edilmiş  ise.


             2
– Malik, gayrimenkulünün kıymetini, mukabilinde teminat vermeksizin tenkis eder
ise.


             3
– Malik, birbiri ardınca üç sene yapmağa veya vermeğe mecbur olduğu şeyleri
yapmamış veya vermemiş ise.


             b)
Takyit edilen gayrimenkul malikinin iştirayı istemek hakkı:


             Madde
760 – Takyit
edilen gayrimenkul maliki, bir mukavele ile mezun olduğu takdirde ve bundan
başka aşağıdaki hallerde iştira talebinde bulunabilir:


             1
– Gayrimenkul mükellefiyetini tesis eden akdin hükümlerine diğer taraf riayet
etmez ise.


             2
– İştirası kabil olmamak üzere veya otuz seneden fazla bir müddet için tesis
edilmiş olsa bile mükellefiyetin  teessüsünden itibaren otuz sene geçmiş ise
otuz sene geçdikten sonra iştira  selahiyetini kullanabilmek için borçlu
alacaklıya bunu her halde bir sene evvel ihbar ile mükelleftir.


             Müebbet
bir irtifak  hakkına merbut olmak üzere tesis edilen gayrimenkul mükellefiyeti,
iştira edilemez.


             c)
İştira bedeli:


             Madde
761 – Hakiki kıymetin daha az olduğunu ispat etmek salahiyeti baki kalmak
şartiyle; iştira, gayrimenkul mükellefiyetinin kıymeti olmak üzere tapu
sicilinde mukayyet olan meblağ mukabilinde, icra edilir.


             3
– Müruru zaman:


             Madde
762 – Gayrimenkul  mükellefiyetinde müruru zaman cari olmaz. Yapılacak ve
verilecek şeylerden muacceliyet iktisap edenler, takyit edilen gayrimenkul
malikinin şahsi borcu  olduğundan itibaren, müruru zamana tabi olurlar.


             (C)
HÜKÜMLER :


             I.
Alacaklının hakkı :


             Madde
763 – Gayrimenkul
mükellefiyeti, borçluya karşı şahsi bir alacak husule getirmeyip ancak takyit
edilen gayrimenkulün kıymeti üzerinden istifa edilmek hakkını  verir. Verilecek
ve yapılacak  şey muaccel olduğu  tarihten itibaren  üç sene sonra şahsi  borç
olur ve artık takyit edilen gayrimenkul, bu borcun karşılığı olmaktan çıkar.





1304-110


 


             II.
Borcun mahiyeti :


             Madde
764 – Takyit
edilen gayrimenkulün maliki, değiştiği takdirde yeni malik başka bir muameleye
hacet kalmaksızın, gayrimenkul mükellefiyetinin mevzuuna dahil şeylerle borçlu
olur. Takyit edilen gayrimenkulün taksimi irat senetlerinde ne gibi hükümler
vücude getirir ise gayrimenkul mükellefiyeti hakkında da aynı hükümler husule
getirir.


 


YİRMİ İKİNCİ BAP


Gayrimenkul rehni


 


BİRİNCİ FASIL


Umumi hükümler


 


             (A)
ŞARTLAR :


             I.
Gayrimenkul rehinin şekilleri :


             Madde
765 –
Gayrimenkul rehni, ipotek veya ipotekli borç senedi ve irat senedi şeklinde
tesis olunabilir. Bundan başka her hangi bir şekilde gayrimenkul rehni,
memnudur.


             II.
Temin edilen alacak :


             1
– Resülmal :


             Madde
766 – Gayrimenkul rehin, ancak muayyen bir alacak için miktarı Türk
parasiyle gösterilerek tesis olunabilir. Alacağın miktarı muayyen değilse,
gayrimenkulün azami ne miktar için teminat teşkil edeceği, her iki tarafça
tesbit olunur.


             (Ek:
14/11/1990 - 3678/27 md.) 766/a maddesi hükümleri saklıdır.


             Yabancı
para üzerinden rehin tesisi


             Madde
766/a – (Ek: 14/11/1990 - 3678/28 md.)


             Yabancı
para üzerinden gayrimenkul rehni tesisi, vadesi 5 yıl ve daha fazla olan dış kaynaklı
krediler için mümkündür. Bu halde, her derecenin ifade ettiği miktar, rehin
konusu alacağın tespit edildiği para türü üzerinden gösterilir. Ancak aynı
derecede birden fazla para türü kullanılarak rehin tesis edilemez.


             Yabancı
para ile tesis edilmiş rehne ait bir derecenin boşalması halinde, yerine,
tescil edileceği tarihdeki karşılığı Türk parası veya yabancı diğer bir para
üzerinden rehin tesis edilebilir. Türk parası ile tesis edilmiş bir rehne ait
derecenin boşalması halinde ise, yerine tescil edileceği tarihdeki karşılığı
yabancı para üzerinden rehin tesis edilebilir.


             Yabancı
veya Türk parası karşılıklarının hesabında hesap günündeki Türkiye Cumhuriyeti
Merkez Bankasının döviz alış kuru esas alınır. Rehin haklarının hangi yabancı
para üzerinden tesis edilebileceği Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca
belirlenir.


             2
– Faiz :


             Madde
767 – Mürabaha hakkındaki hükümler mahfuz olmak üzere her iki taraf faiz
miktarını serbestçe tayin edebilirler.


             III.
Rehnin mevzuu :


             1
– Hangi gayrimenkuller rehin olarak tesis olunabilir?


             Madde
768 – Bir gayrimenkulün rehni, ancak tapuda müseccel olmasına bağlıdır.





1304-111


 


             2
– Merhunun tayini:


             a)
Gayrimenkul bir ise:


             Madde
769 – Rehnin tesisi zamanında rehin ile takyit olunan gayrimenkul, tahsisen
tayin edilmek lazımgelir. Taksim keyfiyeti tapu sicilinde gösterilmiş olmadıkça
bir gayrimenkulün parçaları rehin ile takyit olunamaz.


             b)
Gayrimenkul birden ziyade ise:


             Madde
770 – Birden ziyade gayrimenkul, aynı malike veya müştereken ve
müteselsilen borçlu olan kimselere ait olduğu takdirde; aynı alacak için, rehin
edilebilir. Aynı alacak için birden ziyade gayrimenkul üzerinde rehin tesis
olunan diğer bütün hallerde, gayrimenkullerden herbiri bu alacağın muayyen bir
hissesi için takyit edilmek iktiza eder. Hilafına mukavele olmadıkça teminatın
tevzii, muhtelif gayrimenkullerin kıymeti ile mütenasip olmak lazımgelir.


             (B)
TESİS VE SUKUT:


             I.
Tesis:


             1
– Tescil:


             Madde
771 – Gayrimenkul rehni, tapu siciline kayıt ile tesis olunur. Kanunen
tayin olunan istisnalar mahfuzdur.


             Gayrimenkul
rehne müteallik akit, ancak resmi şekilde yapıldığı surette muteber olur.


             2
– Gayrimenkul birden ziyade kimselere ait ise :


             Madde
772 – Bir gayrimenkulün hissedarlarından herbiri, kendi hissesini, rehin
hakkı ile takyit edebilir.


             Fakat,
iştirak halindeki mülkiyette, gayrimenkulün rehni; ancak tamamı, iştirake dahil
olanların cümlesi namına takyit edilmek suretiyle sahih olur.


             II.
Sukut :


             Madde
773 – Gayrimenkul rehni, kaydın terkini ve gayrimenkulün tamamen ziyaiyle
sakit olur.


             Umumi
menfaat için istimlak halinde, rehnin sukutu, kanunu mahsusuna bağlıdır.


             III.
Parçaların birleştirilmesi halinde:


             1
– Teminatın başka araziye geçmesi:


             Madde
774 – Hükümet eliyle veya hükümetin nezareti altında muhtelif arazi
parçaları birleştirildiği surette o parçaları takyit eden rehinler, sıralarını
muhafaza ederek, mukabillerinde alınan araziye geçer.


             Muhtelif
alacaklara karşı merhun bulunan veya bazıları merhun olmayan birden ziyade
parça yerine kaim arazinin tamamı, mümkünse evvelki sıralarını muhafaza etmek
suretiyle o parçaların üzerindeki rehinler ile takyit edilmiş olur.


             2
– Borçlunun iştira hakkı:


             Madde
775 – Parçaların birleştirilmesi nihayet buluncaya kadar borçlu tediyeden
üç ay evvel haber vermek şartiyle bunların üzerindeki rehin haklarını satın
alabilir.


             3
– Nakdi tazminat:


             Madde
776 – Rehin hakları ile mukayyet olan bir gayrimenkul için tazminat tediye
edilmiş olduğu takdirde tazminat, alacaklılar arasında sıralarına göre ve aynı
sırada iseler alacakları nisbetinde tevzi olunur. Tazminat, temin edilen
alacağın yirmide birinden fazla olduğu veya yeni gayrimenkul alacak için
teminat teşkil etmediği surette alacaklıların muvafakati olmaksızın borçluya
verilemez.





1304-112


 


             (C)
HÜKÜMLERİ:


             I.
Alacaklının hakkının şümulü:


             Madde
777 – Gayrimenkul
rehini, mütemmim cüzülerine ve teferruatına şamil olur.


             Makine
veya otel mefruşatı gibi rehin senedinde sarahaten teferruat olarak gösterilen
ve tapu sicilinde zikrolunan şeyler, kanunen teferruattan sayılamıyacağı ispat
edilmedikçe, teferruattan addedilir. Teferruat üzerinde üçüncü şahsa ait haklar
mahfuzdur.


             II.
Kiralar:


             Madde
778 – Kiraya
verilmiş bir gayrimenkulü takyit eden rehin, merhunun nakde tahvili için
alacaklı tarafından başlayan takibattan veya borçlunun iflasına hükümden nakde tahvil
zamanına kadar geçen müddete ait kiralara da şamil olur. Bu hak, kiracıya karşı
ancak takibatın kendisine tebliğinden veya iflasın ilanından sonra dermeyan
olunabilir.


             Vadesi
hülul etmeyen kiraya müteallik olarak malik tarafından icra olunan hukuki
tasarruflar veya bu kiralar üzerine başka alacaklılar tarafından konulan
hacizler, kiranın muacceliyet kesbetmesinden evvel, rehnin nakde tahvili için
takibatta bulunan alacaklı hakkında muteber değildir.


             III.
Müruru zamanın cereyan etmemesi:


             Madde
779 – Gayrimenkul
bir rehnin tescili, alacak hakkında müruru zamanın cereyanına mani olur.


             IV.
Teminat:


             1
– Gayrimenkulün kıymetinin tenkisine karşı tedbirler:


             a)
Muhafaza tedbirleri:


             Madde
780 – Malik tarafından, merhunun kıymetini düşürecek bir fiil veya ihmal
vukuunda; alacaklı, hakimden borçluya lazımgelen tenbihatın yapılmasını
istiyebilir.


             Alacaklı,
lazım olan tedbirleri ittihaz etmek üzere hakim tarafından mezun kılınabileceği
gibi teehhürde tehlike mevcut olduğu surette bu tedbirleri kendiliğinden ittihaza
da salahiyeti vardır. Bu hususdaki masrafları malik, kendisine borçlu olur.
Alacaklı bu masraflar için tescile hacet olmıyarak gayrimenkul üzerinde diğer
müseccel mükellefiyetlere rüçhanlı rehin hakkını haizdir.


             b)
Teminat ve evvelki halin tesisi:


             Madde
781 – Gayrimenkulün kıymetinin tenezzülü halinde, alacaklı, borçlusundan
teminat veya evelki halin tesisini istiyebilir.


             Alacaklı,
kıymetin tenezzülü tehlikesi mevcut olduğu takdirde dahi teminat istiyebilir.


             Borçlu,
hakim tarafından verilen mühlet içinde teminat vermediği veya evvelki hali
tesis etmediği surette, alacaklı, borçtan
teminat noksanına tekabül edecek bir miktar tediyesini talebeder.


             2
– Malikin kusuru olmaksızın rehnin kıymetten düşmesi:


             Madde
782 – Merhunun kıymeti, malikin kusuru
olmaksızın tenezzül ederse alacaklı ancak malikin aldığı tazminat nispetinde
kendisinden teminat veya tediyat istiyebilir. 
Bununla  beraber alacaklı kıymetin tenezzülüne mani olacak veya bu





1304-113


 


tenezzülü
izale edecek tedbirler yapabilir. Alacaklı, bu yoldaki masraflar için tescile
hacet olmıyarak gayri menkul üzerinde diğer müseccel mükellefiyetlere rüçhanlı
bir rehin hakkını haizdir. Fakat malik, bu masraflardan dolayı şahsen mesul
olmaz.


             3
– Malikin merhunattan bazı parçaları mülkünden çıkarması :


             Madde
783 – Malik
rehin ile takyit edilmiş olan gayri menkulün temin edildiği alacağın yirmide
birinden az kıymeti olan bir parçasını mülkünden çıkarır ise; alacaklı
kendisine alelhesap bu parçanın kıymeti ile mütenasip bir miktar tediyede
bulunulduğu veya gayrimenkulün kalan kısmı kafi bir teminat  teşkil ettiği
takdirde o parça üzerindeki rehinin fekkinden, imtina edemez.


             V.
Sonradan tesis edilen ayni haklar:


             Madde
784 – Malikin,
merhun olan gayrimenkulü başka ayni haklarla takyit etmek salahiyetinden
feragati muteber değildir. Alacaklının gayrimenkul üzerindeki rehin hakkı, o
gayrimenkulün üzerinde müsaadesi olmaksızın sonradan tesis edilen bütün irtifak
haklarına ve gayri menkul mükellefiyetlerine takaddüm eder. Merhun nakde tahvil
edilirken evvelki alacaklıyı izrar eden bu haklar, terkin olunur.


             Evvelki
alacaklının talebi ile irtifak haklarının veya gayri menkul mükellefiyetlerinin
terkini halinde bu hakların sahipleri merhunun nakde tahvilinde alacakları
sonradan kaydolunan alacaklılara karşı, haklarının kıymetini o nakitten istifa
etmekte, rüçhanı haizdirler.


             VI.
İpotek derecesi:


             1
– Hükümler :


             Madde
785 – Gayri menkul rehin edilirken hangi ipotek derecesine kaydedilirse o
derecenin ifade ettiği kuvvetle teminat teşkil eder. Rehin hakları, kendilerine
takaddüm edecek meblağ miktarı kayitte irae edilmek şartiyle ikinci veya her
hangi bir derecede olmak üzere tesis edilebilir.


             2
– Tertip :


             Madde
786 – Bir gayri menkul üzerinde muhtelif derecede rehinler tesis olunursa
bunlardan birinin terkini, alacaklıyı serbest kalan dereceye geçirmez. Malik,
terkin olunan rehnin yerine bir diğerini tesis edebilir.


             Sonradan
gelen alacaklılara serbest derecelerden istifade etmek hakkını veren
mukavelelerin muteber olması, tapu siciline o yolda şerh verilmelerine
bağlıdır.


             3
– Boş dereceler :


             Madde
787 – Bir rehin hakkı muahhar bir sırada olarak tesis olunduğu ve ona
tekaddüm eden başka rehinler mevcut olmadığı veya borçlu mukaddem bir rehin
senedini kullanmadığı, yahut mukaddem alacak kaydolunmuş meblağ miktarına vasıl
olmadığı takdirde; nakte tahvili halinde gayrimenkulün semeni, boş dereceler
nazarı itibara alınmaksızın, sıralarına göre teminatlı alacaklılara verilir.


             VII.
Rehin nasıl nakde tahvil olunur :


             Madde
788 – Borçlu,
borçlarını ödemediği surette alacaklı gayrimenkulün semeninden alacağını istifa
eder. Borçlu, borcunu tediye etmediği surette alacaklıya gayrimenkulü temellük
etmek salahiyeti veren her türlü mukavele batıldır. Aynı alacak için birden
ziyade gayri menkul üzerinde rehin tesis edilmiş ise alacaklı bunların aynı
zamanda satılmasını talep etmeğe mecburdur. Bununla beraber icra memuru, ancak
bey'i zaruri olanlarını satar.





1304-114


 


             1
– Satış bedelinin tevzii :


             Madde
789 – Gayrimenkulün satış bedeli, alacaklılar arasında sıralarına göre tevzi
olunur.


             Aynı
sırada olan alacaklılar, bedele, alacakları nisbetinde iştirak ederler.


             2
– Teminatın şumulü :


             Madde
790 – Gayrimenkul rehni, alacaklıya şunları temin eder:


             1
– Resülmali.


             2
– Takip masrafları ve geçen günlerin faizleri.


             3
– İflasın açıldığı veya gayri menkulün satılması talep edildiği zamanda
vadeleri hulül etmiş bulunan üç senelik faizler ile son vadeden itibaren
cereyan eden faizler.


             Evvelce
tayin edilmiş olan faiz miktarı sonradan gelen alacaklıların zararına olarak
yüzde beşten fazlaya çıkarılamaz.


             3
– Masraflar için teminat :


             Madde
791 – Gayri menkulün muhafazası veya malik hesabına sigorta ücretleri
tediye için alacaklının yaptığı masraflar, tıpkı alacağı gibi teminatlıdır.


             VIII.
Arazinin ıslahı neticesinde rehin hakkı :


             1
– Sıra :


             Madde
792 – Hükümet marifetiyle icra olunan ıslahat neticesinde arazinin kıymeti
arttığı surette malik, hissesine isabet eden masraflar için bu araziyi, bu
masraflar bedelinde kendisine ikraz eden alacaklı lehine olarak bir rehin hakkı
ile takyit edebilirler. Bu hak sicile kaydolunur. Ve o arazi üzerinde mukayyet
bütün mükellefiyetlere takaddüm eder.


             Fakat
Hükümet, bu ıslahat masrafına iştirak etmemiş ise; malik arazisini
masraflarının en çok üçte ikisi için rehin hakkı ile takyit edebilir.


             2
– Alacağın ve rehnin sukutu :


             Madde
793 – Devletin yardımı olmaksızın icra edilen arazi ıslahatında masraf
hisselerine karşılık olarak kaydolunan borç, resülmalin yüzde beşinden az
olmamak üzere senevi taksitlerle ödenir. Rehin hakkı gerek alacak gerek senevi
taksitler hakkında bunların muaccel oldukları tarihten itibaren üç sene sonra
sakıt olur. Sonra gelen alacaklılar, sıralarına göre ileri geçerler.


             IX.
Sigorta tazminatı :


             Madde
794 – Muacceliyet
kesbeden sigorta tazminatı ancak gayri menkul üzerinde rehin hakkını haiz olan
bütün alacaklıların rızasiyle, malike verilebilir.


             Bununla
beraber işbu tazminat rehin ile mukayyet olan gayri menkulün evvelki haline
iadesi için kafi bir teminat mukabilinde, malike tediye edilir.


             Yangına
karşı, sigorta hakkındaki hükümler mahfuzdur.


             X.
Alacaklının temsili :


             Madde
795 – Müstacelen bir karar ittihazı lazım gelip te bizzat
müdahalesi kanunen icabeden alacaklının ismi veya ikametgahı meçhul
olduğu hallerde borçlunun veya diğer alakadarların talebi üzerine sulh hakimi o
alacaklıya, bir kayyım tayin edebilir.





1304-115


 


İKİNCİ FASIL


İpotek


             (A)
GAYESİ VE MAHİYETİ:


             Madde
796 – Halen
mevcut veya ileride vücut bulacak yahut vücut bulması muhtemel olan her hangi
bir alacağın temini için, ipotek tesis olunabilir


             Bu
suretle takyit edilen gayri menkul, borçlunun kendi mülkü olmak lazım değildir.


             (B)
TESİS VE SUKUT:


             I.
Tesis:


             Madde
797 – Temin
ettiği alacak miktarı gayri muayyen veya mütehavvil olsa bile; tesis olunan
ipotek, tapu sicillinde sabit bir derece işgal eder ve temin olunan alacakta ne
gibi bir tahavvül vakı olursa olsun, tescildeki sırasını muhafaza eyler.


             Tapu
memuru, tesis olunan ipotek hakkında alacaklının talebi üzerine kendisine bir
suret verir. Bu suret kıymetli evraktan madut olmayıp ancak tescilin vukuunu
ispata medar olur. Mukavelenamenin üzerine tescil keyfiyetinin şerh ve tasdik
edilmesi, suret makamına kaim olur.


             II.
Alacağın sukutu:


             1
– Kaydın terkini:


             Madde
798 – Takyit edilmiş olan gayri menkulün maliki, alacağın sukutu halinde,
tapu sicilindeki kaydın terkinini alacaklıdan istiyebilir.


             2
– Şahsen mesul olmıyan malikin hakkı:


             Madde
799 – Başkasının alacağı için üzerinde ipotek tesis edilen gayrimenkulün,
maliki borçlu hakkındaki şartlara göre borcu itfa edip gayrimenkulünü rehinden
kurtarabilir ve iskat ettiği borç için alacaklının yerine kaim olur.


             3
– İpotekten kurtarma:


             a)
Şartları ve usulü:


             Madde
800 – Kıymetinden fazla bir borç ile takyit edilmiş olan bir gayrimenkulü,
o borçtan şahsen mesul olmıyan bir kimse iktisap ederse takibat başlamadan
evvel satış bedelini ve ıvazsız temellükte  gayrimenkul için takdir ettiği
kıymeti alacaklılara tediye ederek, o gayrimenkulü ipotekten kurtarabilir.


             Bu
kimse,gayrimenkulü ipotekten kurtaracağını altı ay evvel tahriren alacaklılara
ihbar eder ve teklif ettiği para alacaklılar arasında sıralarına göre tevzi
olunur.


             b)
Müzayede:


             Madde
801 – Alacaklılar, gayri menkulü iktisap eden kimsenin bu baptaki teklifi
kendilerine tebliğ ettiği günden itibaren bir ay içinde masraflarını peşin
vererek rehnin aleni müzayedesini, talep edebilir. Bu müzayedenin, ilandan
sonra ve talebin vuku bulduğu günden itibaren ikinci ay içinde yapılması
lazımdır.


             Müzayede
bedeli, teklif edilen meblağdan fazla olduğu takdirde bu bedel alacaklılar
arasında tevzi edilir. Müzayede masrafı, müzayede bedelinin teklif olunan
meblağdan fazla olması halinde teklif sahibine ve aksi takdirde müzayedeyi
istiyen alacaklıya ait olur.


             4
– İhbar:


             Madde
802 – İpotekle takyit edilmiş olan gayrimenkulün maliki, borçtan şahsen
mesul değil ise alacaklının tediye talebi kendisine karşı muteber olmak için
borçlu ile kendisine de tebliğ edilmek lazımdır.





1304-116


 


             İPOTEĞİN
HÜKMÜ:


             I.
Mülkiyet ve rehin:


             1
– Temlik:


             Madde
803 – İpotekle takyit edilmiş olan bir gayri menkulün ahare temliki, hilafına
mukavele olmadıkça borçlunun borcunda ve teminatında tahavvül husule getirmez.
Lakin yeni malik, borcu kabul ettiği takdirde eğer alacaklı hakkını evvelki
borçluya karşı muhafaza ettiğini senesi içinde tahriren beyan etmemiş ise
evvelki borçlu, borcundan kurtulur.


             2
– Gayrimenkulün taksimi:


             Madde
804 – İpotekle takyit edilmiş gayrimenkulün bir kısmı, yahut aynı malikin
bu suretle mukayyet müteaddit gayri menkullerden birisi, ahare temlik yahut
gayri menkul taksim edilirse; hilafına bir mukavele bulunmadıkça, teminat her
kısmın kendi kıymetine göre mütenasiben tevzi olunur. Bu tevzii kabul etmiyen
alacaklı, tevziin kesbi katiyet ettiği tarihten itibaren bir ay içinde
alacağının bir sene zarfında ödenmesini istiyebilir.


             Gayri
menkulü iktisap edenler borçtan kendi parçalarına düşen hisseyi kabul ettikleri
takdirde eğer alacaklı, hakkını evvelki borçluya karşı muhafaza ettiğini senesi
içinde tahriren beyan etmemiş ise, evvelki borçlu borcundan kurtulur.


             3
– Alacaklıya ihbar:


             Madde
805 – Gayri menkulü iktisap eden kimsenin borcu kabul ettiği tapu memuru
tarafından alacaklıya ihbar edilir. Alacaklının beyanda bulunması için senelik
müddet, bu ihbardan itibaren cereyan eder.


             II.
Alacağın temliki:


             Madde
806 – İpotekle
temin edilmiş olan bir alacağın temliki sahih olmak için, tescili şart
değildir.


             (D)
KANUNİ İPOTEKLER:


             I.
Tescil edildiği halde:


             1
– Şartları:


             Madde
807 – Aşağıdaki kimseler, kanuni bir ipoteğin tescilini isteyebilirler:


             1
–  Sattığı gayrimenkul üzerinde semeni temin için bayi.


             2
–  Taksimden münbais matlubat için, evvelce beyinlerinde müşterek olan
gayrimenkul üzerinde mirasçılar ve hissedarlar.


             3
–  Bir gayrimenkul üzerindeki inşaat yahut ameliyatta malzeme vererek veya
vermiyerek çalışmış olmaları hasebiyle malik veya müteahhit zimmetinde tahakkuk
eden alacakları için o gayri menkul üzerinde bu müteahhit ve işçiler.


             Kanunun
bu suretle kendilerine ipotek hakkı tanıdığı kimselerin evvelce yapılmış bir
mukavele ile işbu haklarından feragatleri, muteber değildir.


             2
– Bayi, mirasçı ve hissedarlar:


             Madde
808 – Bayiin, mirasçının ve hissedarın kanuni ipotek hakkı mülkiyetin
naklinden sonra üç ay zarfında tescil olunmak lazımdır.


             3
– İşçiler ve mütaahhitler :


             a)
Tescil :


             Madde
809 – İşçilerin ve mütaahhitlerin ipotek hakkı işin icrasını iltizam
ettikleri günden itibaren tapu siciline kaydolunabilir. Tescil nihayet işlerin
hitamını velyeden üç ay içinde istenebilir. Bu tescil, alacak, malik tarafından
kabul edilmiş veya mahkemece hüküm altına alınmış ise yapılabilir. Malik bir
alacaklıya kafi teminat verirse tescil talep olunamaz.





1304-117


 


             b)
Sıra:


             Madde
810 – İşçilerin ve mütaahhitlerin haiz oldukları kanuni ipotek hakkı ayrı
ayrı ve muhtelif tarihlerde tescil edilmiş olsa bile bunlar alacaklarını istifa
hususunda müsavi hakka maliktirler.


             c)
İmtiyaz:


             Madde
811 – Rehin nakde tahvil edildiği zaman işçiler ve mütaahhitler bütün
alacaklarını istifa edememek suretiyle zarara uğrarlarsa; bu zararın vukuunu
evvelden bilen veya bilmesi lazımgelen mukaddem sıradaki alacaklılar,
hisselerine düşen miktarın mecmuundan arsanın kıymetine isabet eden miktar
tenzil edildikten sonra mütebakisinden vaki olan zararı tazmin ile mükellef
olur. Evvelki sırada bulunan alacaklı, gayri menkul rehin senedini başkasına
temlik etmiş ise işçinin ve mütaahhidin temlik sebebiyle mahrum kaldıkları
miktardan mesul olur. İşe başlanıldığı, alakadarın ihbarı üzerine tapu siciline
işaret edilince; tescil müddetinin hitamına kadar, o gayrimenkulde ipotekten
başka bir şekilde teminat tescil edilemez.


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


İpotekli borç senedi ve irat senedi


 


             (A)
İPOTEKLİ BORÇ SENEDİ:


             I.
Gayesi ve mahiyeti:


             Madde
812 – İpotekli
borç senedi, gayrimenkul rehinle temin olunmuş şahsi bir alacaktır.


             II.
Kıymet takdiri:


             Madde
813 – İpotekli
borç senedinin tesisi için gayrimenkulün tapu idaresi marifetiyle kıymetinin
resmen takdir edilmiş olması lazımdır. İpotekli borç senedi, takdir edilmiş
olan kıymeti mütecaviz miktar için tesis olunamaz.


             III.
Feshin ihbarı:


             Madde
814 – Hilafı
şart edilmemiş ise ipotekli borç senedinin feshi, faiz tediyesi için mutad olan
günden en aşağı altı ay evvel alacaklı ve borçlu tarafından ihbar olunabilir.


             IV.
Malikin vaziyeti :


             Madde
815 – Başkasının
borcu için gayrimenkulü rehin edilmiş olan malik hakkında da, ipotek hükümleri
tatbik olunur.


             Başkasının
borcu için gayrimenkulü rehin edilmiş olan malik alacaklıya karşı borçlunun
haiz olduğu bütün defileri dermeyan edebilir.


             V.
Temlik, taksim :


             Madde
816 – İpotekli
borç senedi ile teminat teşkil eden gayrimenkulün temlik ve taksimi üzerine
terettüp eden hükümler, ipotek hakkındaki kaidelere tabidir.


             (B)
İRAT SENEDİ :


             I.
Mahiyeti ve gayesi :


             Madde
817 – İrad
senedi, bir gayrimenkul üzerine gayrimenkul mükellefiyeti olarak tesis olunan
bir alacaktır. İrat senediyle ancak zirai gayrimenkuller, evler ve üzerine bina
inşa edilecek arsalar takyit olunabilir.


             İrat
senedi, şahsi bir borç tevlit etmez ve alacağın cihetini de ihtiva eylemez.


             II.
İrat senedi resülmalinin azami miktarı:


             Madde
818 – Zirai
gayrimenkulü takyit eden irat senedinin resülmali, arzın irat kıymetinin üçte
ikisine bina kıymetinin yarısının ilavesinden hasıl olan miktarı tecavüz
edemez. Şehirlerdeki gayrimenkulleri takyit eden irat senedinin resülmali, o gayrimenkullerin irat kıymetlerine arsa ve bina
kıymetlerinin zammından hasıl olan yekünun yarısının beşte üçünü tecavüz
edemez. Bu kıymetlerin tapu idaresi marifetiyle resmen takdir ettirilmesi
lazımdır.





1304-118


 


             III.
Hazinenin mesuliyeti:


             Madde
819 – Kıymetlerin
lazımgelen ihtimam ile takdir edilmemesinden, hazine mesuldür. Hazine kusuru olan
memurlara rücu edebilir.


             IV.
İştira hakkı:


             Madde
820 – İrat
senedi ile takyit edilmiş olan gayrimenkulün maliki, her iki taraf, altı
seneden daha uzun bir müddet için feshedilmemesini mukavele etmiş olsalar bile
beher altı senelik devrenin hitamından bir sene evvel haber vermek şartiyle bu
senedi, iştira hakkını haizdir. İrat senedi ile alacaklı olan, ancak kanunen
muayyen hallerde alacağın tediyesini isteyebilir.


             V.
Borç ve mülkiyet:


             Madde
821 – İrat
senedi ile takyit edilmiş gayrimenkule malik olan kimse, o senedin borçlusu
olur.


             Gayrimenkulü
iktisabeden kimse başka hiç bir muameleye hacet kalmaksızın irat senedindeki
alacağın borçlusu olup o güne kadar ona malik bulunan, borcundan beri olur.
Gayrimenkul, irat senedinin faizlerine karşılık olmaktan çıktığı tarihten
itibaren, o faizler malikin şahsi borcu olur.


             VI.
Taksim:


             Madde
822 – İrat
senediyle takyit edilmiş olan gayrimenkul taksim edildikte her parçaya malik
olan kimse senetteki alacağı borçlanır.


             İpotekle
takyit edilmiş olan gayrimenkulün taksimi hakkındaki kaideler bu muhtelif
parçalar üzerine tevzi edilen borçlara da tatbik olunur.


             İrat
senedinin malikler tarafından iştirasına alacaklı talip olduğu halde bir sene
zarfında bu iştirayı yapmaları lüzumunu borçların tevzii katiyet kesbettiği
tarihten itibaren nihayet bir ay içinde kendilerine ihbar etmeğe mecburdur.


 


             (C)
MÜŞTEREK HÜKÜMLER:


             Madde
823 – İpotekli
borç senedi ve irat senedi, ne bir şartı ne de mukabilinde bir şey itası
kaydını ihtiva edemez.


             I.
Tesis:


             1
– Alacağın mahiyeti:


             2
– Borç ile münasebeti:


             Madde
824 – İpotekli borç senedi yahut irat senedi tesis olunduğunda tesisin
sebebini teşkil eden borç, akdi tecdit suretiyle iskat edilmiş olur.


             Hilafına 
bir mukavele yapılmış olursa bu mukavele ancak akitler ve hüsnü niyet sahibi
olmayan üçüncü şahıslar hakkında muteberdir.


             3
– Tescil ve senet:


             a)
Senedin lüzumu:


             Madde
825 – Tapu siciline kaydedilen her bir borç senedi veya irat senedi için
tapu memuru tarafından bir senet verilir.


             Tescil
muamelesi üzerine senedin tanziminden mukaddem dahi kanuni  hükümler terettüp
eder.


             b)
Senedin tanzimi:


             Madde
826 – İpotekli borç senedi tapu memuru  tarafından tanzim olunur. Senetler
tapu memuru ile salahiyettar hakimin imzasını havi olmak lazımdır.


             Senetler,
alacaklıya yahut onun vekiline ancak  borçlunun ve takyit edilen gayrimenkul
malikinin rızasiyle verilebilir.





1304-119


 


             c)
Senedin şekli :


             Madde
827 – İpotekli borç senedinin ve irat senedinin şekilleri nizamnamei mahsus
ile tayin olunur.


             4
– Alacaklının tayini:


             a)
Tanzim edilirken:


             Madde
828 – İpotekli borç senedi ve irat senedi nama veya hamile muharrer olur.
Bunlar gayrimenkul malikinin namına da tanzim olunabilir.


             b)
Vekil suretiyle :


             Madde
829 – İpotekli borç senedi veya irat senedi tesis olundukta tediyatı icra
ve ahz, tebligatı kabul, teminatın tenkisine muvafakat ve umumiyetle
alacaklının ve borçlunun ve malikinin hukukunu tam bir ihtimam ve bir
bitaraflık ile muhafaza mükellefiyetlerini haiz olmak üzere bir vekil tayin
olunabilir.


             Vekilin
ismi tapu siciline ve rehin senedine kaydolunur. Vekalet, hitam bulduğu
takdirde eğer alakadarlar ittifak edemezlerse hakim  icap eden tedbirleri
ittihaz eyler.


             5
– Tediye mahalli :


             Madde
830 – Rehin senedi hilafını tayin etmediği takdirde senet, hamile muharrer
olsa dahi borçlu bütün tediyatını alacaklının ikametgahında yapmağa mecburdur.
Alacaklının ikametgahı malüm olmaz yahut borçlunun zararına olarak tebdil
edilirse borçlu tediyatını kendi yahut alacaklının evvelki ikametgahındaki tapu
dairesine yatırmak suretiyle borcundan kurtulabilir. Senedin faiz kuponları
varsa, faiz tediyatı, kuponu ibraz edene yapılır.


             6
– Alacağın temlikinden sonra tediye:


             Madde
831 – Alacağın temliki halinde borçlu kendisine bu temlik hakkında bir
ihbar vaki olmadıkça senet hamile muharrer olsa dahi kuponsuz olan faiz ve
senevi taksitlerini evvelki alacaklıya tediye edebilir.


             Bununla
beraber resülmalin tamamı veya bir kısmı her halde ancak tediye zamanında
alacaklı olduğu tahakkuk eden kimseye ödenmiş ise muteber olur.


             II.
Alacağın sukutu:


             1
– Alacaklının mevcut olmaması halinde :


             Madde
832 – Alacaklı mevcut olmadığı yahut olup ta rehinden feragat ettiği
takdirde borçlu tapu sicilindeki kaydı terkin veya ipka ettirmekte muhtardır.
Borçlu, senedi yeniden tedavül ettirebilir.


             2
– Terkin:


             Madde
833 – İpotekli borç senedi ile irat senedinin kaydı bilmuvafaka senet iptal
edilmeden veya hakim tarafından hükümsüzlüğüne karar verilmeden evvel tapu
sicilinden terkin olunamaz.


             III.
Alacaklının hakları:


             I
– Hüsnü niyetin himayesi:


             a)
Sicil hakkında:


             Madde
834 – Tapu sicilinin ipotekli borç veya irat senedine taalluk eden
münderecatına hüsnü niyetle istinat etmiş olan her şahıs hakkında, sicil metni
muteberdir.


             b)
Senet hakkında:


             Madde
835 – Usulüne muvafık surette tanzim edilen ipotekli borç senedi ve irat
senedi münderecatına hüsnü niyetle istinat etmiş olan her şahış hakkında, bu
senetlerin metni muteberdir.





1304-120


 


             c)
Senedin tescil ile münasebeti:


             Madde
836 – Metinleri sicil kaydına mutabık olmayan veya sicil kaydı bulunmayan
ipotekli borç senedi ile irat senetleri hakkında, tapu sicil kaydına itibar
olunur. Bu senetleri hüsnü niyetle iktisap etmiş olan kimse tapu sicilli
hakkında muayyen hükümler dairesinde düçar olduğu zararın tazminini
isteyebilir.


             2
– Alacaklının haklarını kullanması:


             Madde
837 – Bir ipotekli borç senedinin veya irat senedinin ihtiva ettiği alacak
gerek hamile gerek nama muharrer olsun senet ile birlikte olmaksızın temlik ve
terhin edilemez ve o alacakta diğer her hangi bir surette tasarruf olunamaz.


             Senedin
hükümsüzlüğüne karar verildiği veya senet henüz tanzim olunmadığı hallerde
alacağı iddia etmek hakkı, mahfuzdur.


             3
– Temlik:


             Madde
838 – İpotekli borç senedinin veya irat senedinin ihtiva ettiği alacağın
temliki için senedin teslimi şarttır. Senet, nama muharrer ise temlik
keyfiyetinin senede işaret edilmesi ve iktisap edenin isminin yazılması da
lazımdır.


             IV.
İptal kararı :


             1
– Ziya halinde :


             Madde
839 – Bir senet veya faiz kuponu zayi olmuş yahut borcu iskat niyeti ile
olmaksızın imha  edilmiş ise alacaklı, senedin hükümsüzlüğüne karar verilerek
bedelinin ödenmesini yahut borç henüz muacceliyet kesbetmemiş ise yeni bir
senet veya kupon itasını, hakimden istiyebilir.


             Senedin
hükümsüzlüğüne, hamile muharrer senetler için muayyen usule tevfikan, karar
verilir. İtiraz müddeti bir senedir. Borçlu dahi bedeli ödenildiği halde ibraz
edilemiyen senedin hükümsüzlüğüne karar verilmesini aynı veçhile talebetmek
hakkını haizdir.


             2
– Alacaklının ilan ile davet edilmesi:


             Madde
840 – İpotekli borç senedi ile alacaklı olan kimse on seneden beri meydanda
olmaz ve bu müddet zarfında hiç bir faiz talep edilmemiş bulunursa takyit
edilen gayri menkul maliki, gaiplik kararına dair hükümlere tevfikan,
alacaklıyı ilan tarikiyle yapılacak bir tebliğ ile davet etmesini, hakimden
istiyebilir. Alacaklı kendisini bildirmez ve yapılan tahkikattan ağlep bir
ihtimale göre alacağın kalmadığı anlaşılır ise hakim senedin hükümsüzlüğüne ve
tapu sicilindeki derecenin boş bırakılmasına karar verir.


             V.
Borçlunun defileri:


             Madde
841 – Borçlu, ancak tescilden veya senetten mütevellit olan defilerle
mutalebede bulunan alacaklıya karşı şahsen haiz olduğu defileri dermeyan
edebilir.


             VI.
Tediye:


             Madde
842 – Alacaklı
borcun, tamamen tediyesi halinde borçlunun talebi üzerine senedi iptal
edilmemiş olarak kendisine teslime mecburdur.


             VII.
Hukuki münasebette değişiklik:


             Madde
843 – Borca
karşı alelhesap tediyatta bulunulması, yahut borcun tahfifi, yahut gayri menkul
üzerindeki takyidin fekki gibi bir suretle tadilat icra edildiği takdirde
borçlu bu tadilatı tapu siciline kaydettirmek hakkını haizdir. Tapu memuru, bu
tadilatı senede işaret etmeğe mecburdur. Bu tescil yapılmadığı halde; senevi
taksit şeklinde vakı olan tediyeler müstesna olmak üzere vuku bulan tadilat,
senedi hüsnü niyetle iktisap etmiş olan kimseye karşı dermeyan olunamaz.





1304-121


 


DÖRDÜNCÜ FASIL


Gayrimenkul karşılık gösterilerek senet
ihracı


 


             (A)
GAYRİMENKUL KARŞILIKLI SENEDAT:


             Madde
844 – Nama
veya hamile muharrer olan tahviller, aşağıdaki şekillerde bir gayrimenkul rehni
ile temin edilebilir.


             1 – İstikrazın
tamamı için bir ipotek veya ipotekli borç senedi tesis ve borçlu ile
alacaklıların cümlesini birden temsil edecek bir mümessil tayini;


             2
– İhracı deruhte eden müessese lehine istikrazın mecmuu için bir gayri menkul
rehini tesis ve böyle bir rehin ile temin edilmiş olan alacağın tahvilat
sahipleri lehine takyidi.


             (B)
TERTİP HALİNDE ÇIKARILAN İPOTEKLİ BORÇ SENETLERİ VE İRAT SENETLERİ:


             I.
Umumi Hükümler:


             Madde
845 – Tertip
halinde ihraç olunan ipotekli borç senetleri ile irat senetleri aşağıdaki
maddelerin hükümleri mahfuz kalmak üzere bu senetler hakkındaki umumi kaidelere
tabidir.


             II.
Senetlerin mahiyeti:


             Madde
846 – Bu
fasılda bahsolunan senetler on lira veya onun her hangi bir adetle madrubu
kadar lira için tanzim edilir. Bunlarda birer sıra numarası bulunur ve hepsi
aynı ibare ile yazılır. Gayri menkulün maliki, senetleri kendi çıkarmıyorsa bu
işi üzerine alan müessese alacaklılarla borçlunun mümessili olmak üzere tayin
ve tasrih olunur.


             III.
İtfa:


             Madde
847 – Borçlu
muayyen vadelerde faizden başka tertibin itfası için resülmalden bir kısmının
dahi tediyesini taahhüt edebilir. Senelik itfa, muayyen bir miktar senedin
bedelinin tediyesini tazammun etmek lazımdır.


             IV.
Tescil:


             Madde
848 – Senetler,
kaç adet olduğu zikredilerek tapuca tescil olunur. İstikrazın mecmuu için bir
tescil muamelesi yapılır. Senedin miktarı az ise ayrı ayrı tescil olunabilir.


             V.
Senetlerin hükümleri:


             1
– Mutavassıt müessese :


             Madde
849 – Senetleri çıkaran müessese alacaklıların ve borçlunun müşterek mümessilleri
olsa da ihraç sırasında kendisine böyle bir selahiyet verilmiş olmadıkça
borçlunun taahhütlerini ifa edemez.


             2
– Tediye:


             a)
İtfa planı:


             Madde
850 – Senetlerin bedelleri; ihraç sırasında kararlaştırılmış veya verilen
salahiyet dairesinde mutavassıt müessese tarafından tanzim edilmiş olan itfa
planına tevfikan, ödenir. Ödenen senet iptal edilir. Hilafına mukavele yok ise
gayri menkulün karşılık tutulduğu tahvillerin hepsi buna müteferri borçlar itfa
edilip bütün kuponlarla birlikte iptal edilmedikçe yahut kalan kuponların
bedelleri yatırılmadıkça tapu sicilindeki kayıt terkin edilemez.


             b)
Murakabe :


             Madde
851 – Gayri menkulün maliki yahut ihraç işini üzerine alan müessese
mukarrer itfa planına tevfikan kur'a usulünü tatbik ve ödenen senetleri iptal
etmekle mükelleftir.





1304-122


 


             Bu
muameleler, irat senetlerine taallük ettiği takdirde Hükümetçe murakabe edilir.


             c)
Tediyatın tahsisi lazım gelen cihet :


             Madde
852 – Bütün tediyat, vukularını takibeden kur'a zamanındaki borcun itfasına
tahsis olunur.


YİRMİ ÜÇÜNCÜ BAP


Menkul rehini


 


BİRİNCİ FASIL


Teslimi meşrut şekilde rehin ve hapis
hakkı


 


             (A)
TESLİMİ MEŞRUT REHİN :


             I.
Rehnin akdi :


             1
– Alacaklının zilyedliği :


             Madde
853 – Kanunen muayyen istisnalar haricinde bir menkul, ancak teslimi meşrut
şekilde rehin edilebilir. Bir menkulü hüsnü niyetle rehin olarak kabul eden
kimse o menkul üzerinde rahinin tasarruf hakkı bulunmasa da rehin hakkını
iktisap eder. Şu kadar ki üçüncü şahısların mukaddem zilyetlikten mütevellit
hakları mahfuzdur. Rahin, merhunu fiilen ve hasren kendi yedinde bulundurdukça;
mürtehin için rehin hakkı sabit olmaz.


             2
– Hayvan rehni:


             Madde
854 – Merkezlerinin bulunduğu mahallin hükümeti mülkiyesi tarafından bu
gibi muamelatta bulunmak hakkını istihsal etmiş olan itibar müesseseleri ile
kooperatif şirketleri, alacaklarını temin etmek için umumi bir secilde kayit ve
icra memuruna ihbar suretiyle hayvan üzerine kabzeylemeksizin rehin tesis
edebilirler.


             3
– Merhun üzerinde müahhar rehin tesisi:


             Madde
855 – Merhunun maliki, merhun üzerinde müahhar bir rehin tesis edebilir.
Bunun için rehini kabzetmiş olan alacaklıya ihbarname göndermesi ve bu
ihbarnamede; alacağı tesviye edilince, merhunu diğer alacaklıya teslim etmesi
lüzumunu beyan eylemesi muktazidir.


             4
– Mürtehinin merhunu rehin etmesi:


             Madde
856 – Mürtehin, rahinin rızası olmadıkça merhunu başkasına rehin edemez.


             II.
Sukut:


             1
– Zilyedliğin zayi edilmesi:


             Madde
857 – Mürtehin, merhun üzerindeki zilyedliğini ve merhuna vaziyet eden
üçüncü şahıslardan mutalebe salahiyetini zayi edince, rehni sakıt olur. Rahin
mürtehinin rızasiyle merhun üzerinde fiilen yedini idame ettikçe rehnin
hükümleri muallak kalır.


             2
– Rehnin iadesi:


             Madde
858 – Mürtehinin, merhun üzerindeki hakları tediye ile ve başka bir sebeple
sakıt olunca; merhunu, hak sahibine iade etmesi lazımdır. Mürtehin, alacağını
tamamen istifa etmedikçe merhunu veya bir kısmını iada etmekle mükellef
tutulamaz.


             3
– Mürtehinin mesuliyeti :


             Madde
859 – Mürtehin, merhunun telef ve zıyaından ve kıymetine noksan gelmesinden
mesuldür. Meğer ki bu halin kendi kusuru olmaksızın vukua geldiğini ispat
etsin. Mürtehin merhunu hotbehot satar yahut rehnederse bu yüzden vukua gelen
bütün zararı zamin olur.





1304-123


 


             III.
Rehnin hükümleri:


             1
– Mürtehinin hakları:


             Madde
860 – Alakası kesilmemiş olan mürtehin alacağını merhunun nakde tahvilinden
hasıl olan meblağdan istifa etmek hakkına maliktir. Rehin, alacaklıya resülmal
ve mukavele edilen faizle takibat ve muhakeme masraflarını ve geçmiş gün
faizlerini temin eder.


             2
– Rehnin şumulü:


             Madde
861 – Rehin, merhunun hem aslını hem teferruatını takyit eder. Hilafına
mukavele olmadıkça, merhunun tabii semereleri o merhunun mütemmim cüzleri olmak
halinden çıkınca mürtehinin bunları malike iade etmesi lazımdır. Rehin,
merhunun satıldığı zamanda mütemmim cüzlerini teşkil eden semereleri de şamil
olur.


             3
– Mürtehinin sırası :


             Madde
862 – Menkul, birden ziyade kimselere rehin edilmiş ise bunlar,
alacaklarını rehin tarihi sırasiyle istifa ederler.


             4
– Mürtehinin merhuna malik olamaması :


             Madde
863 – Borcun vadesinde ödenmemesi takdirinde mürtehinin merhuna malik
olmasını tazammun eden her şart, batıldır.


             (B)
HAPİS HAKKI :


             1.
Şartları :


             Madde
864 – Borçlunun
rızasiyle menkul eşyasına yahut kıymetli evrakına zilyed olan alacaklı, muaccel
ve bu eşya ve evrakla tabii bir irtibatı bulunan alacağını istifa edinceye
kadar; bunları, yedinde hapsetmek hakkını haizdir.


             Bu
irtibat, tacirler hakkında zilyedlik ve alacağın beyinlerindeki ticari
münasebetlerinden tevellüt etmiş olması halinde mevcut addolunur. Hapis hakkı,
alacaklı tarafından hüsnü niyetle kabzedilmiş olmak şartiyle borçlunun malik
olmadığı eşyayı da şamil olur. Bununla beraber üçüncü şahısların evvelki
zilyedliklerinden mütevellit hakları mahfuzdur.


             II.
İstisnalar:


             Madde
865 – Mahiyetleri
itibariyle nakde tahvili kabil olmayan şeyler üzerinde hapis hakkı,
kullanılamaz. Gerek alacaklının iltizam ettiği bir borç ile gerek teslim
zamanında veya daha evvel borçlunun verdiği talimat ile gerek ammenin  intizamı
ile telifi kabil değil ise hapis hakkı vücut bulmaz.


             III.
Borcunu ödemekten aciz halinde :


             Madde
866 – Borçlu; borcunu ödemekten aciz olduğu halde alacaklı henüz alacağı
muaccel olmasa bile onun temini için hapis hakkını kullanabilir. Borcunu
ödemekten aciz keyfiyeti eşyanın tesliminden sonra tahakkuk eder veya
alacaklının ıttılaına vasıl olursa alacaklı o eşyanın muayyen bir surette
kullanılmasına dair önceden bir borç iltizam etmiş veya borçlunun bu bapta
verilmiş bir talimatı bulunmuş olsa bile hapis hakkını kullanabilir.


             IV.
Hükümleri :


             Madde
867 – Alacağı tediye edilmeyen veya kafi teminat istihsal etmeyen alacaklı,
borçluya evvelce ihbar ettikten sonra teslimi meşrut rehin hükümlerinde olduğu
gibi hapsettiği şeyin nakde tahvilini talep edebilir.


             Hapsolunan
şeyler, nama muharrer senedattan ibaret olursa icra dairesi veya iflas masası
memurları nakde tahvil için lüzumu olan muameleleri borçlu makamına kaim olarak
ifa ederler.





1304-124


 


İKİNCİ FASIL


Alacak üzerinde rehin hakkı ve diğer
haklar


 


             (A)
UMUMİ HÜKÜMLER :


             Madde
868 –
Alacaklar ve sair temliki kabil olan haklar üzerinde rehin tesis edilebilir.
Hilafına hüküm olmadıkça, bunlar hakkında teslimi meşrut rehin hükümleri cari
olur.


             (B)
REHİNİN TESİSİ :


             I.
Senetli senetsiz  alacaklar üzerinde:


             Madde 869 – Bir senet ile
tesbit edilmiş olmayan yahut senede raptedilen alacakların rehin edilmesi
tahriren olur ve senede raptedilenlerde, senedin teslimi de şarttır.


             Rahin
ve mürtehin, rehni üçüncü şahıs olan borçluya ihbar edebilirler. Diğer hakların
rehin edilmesi bunların devri için muayyen şekillere riayet edilmek şartiyle
tahriren, olur.


             II.
Kıymetli evrak üzerinde :


             Madde
870 – Hamile
muharrer senetler sadece mürtehine teslim edilmek suretiyle rehnedilir. Diğer
kıymetli evrakın rehnedilmesi bunlar emre muharrer ise cirosu yapılarak ve nama
muharrer ise devri icra edilerek senedin mürtehine teslimi ile olur.


             III.
Emtiayı temsil eden evrak ile Varant:


             Madde
871 – Emtia
temsil eden evrakın, teslimi meşrut şekilde rehin edilmesi; o eşya üzerinde
rehin hakkını hasıl eder. Emtia temsil eden senetten müstakil olarak hususi bir
rehin senedi (varant) tanzim edildiği halde asıl senet üzerinde temin edilen
meblağ  ile vade işaret edilmek şartiyle varantın rehin edilmesi emtianın
teslimi meşrut şekilde, rehne muadil olur.


             IV.
Merhun alacağın yeniden  rehin edilmesi:


             Madde
872 – Merhun
bir alacak üzerinde müahhar bir rehin tesisi, ancak merhun alacak sahibinin
yahut yeni mürtehinin keyfiyeti birinci mürtehine tahriren bildirmesi ile
muteber olur.


             (C)
HÜKÜMLERİ:


             I.
Alacaklının hakkının şümulü :


             Madde
873 – Faiz
getiren yahut temettü hissesi gibi muayyen zamanlarda gelir  hasıl eden
alacaklar üzerindeki rehin, hilafına mukavele olmadıkça vadeleri evvelce hulül
etmiş olanlara sari olmayıp ondan sonra verilecek şeylere şamil olur. Alacağın
bu teferruatı ayrı senetlere merbut ise, hilafına mukavele olmadıkça ve kanuna
muvafık surette ayrıca rehin edilmedikçe; asıl rehinde dahil olmazlar.


             II.
Merhun  hisse senetlerinin temsili:


             Madde
874 – Bir
şirketin merhun hisse senetlerini şirketin heyeti umumiyesinde mürtehin temsil
etmeyip, o senedin sahibi temsil eder.


             III.
İdare ve tediye:


             Madde
875 – İyi
bir idarenin iktiza ettiği tedbirlerden olduğu halde rehin edilmiş alacağın
sahibi bu alacağı mutalebe edebildiği gibi tahsil de edebilir ve mürtehin olan
alacaklı tarafından bu tedbirleri yapmağa icbar dahi edilebilir. Rehinden
haberdar edilen borçlu, borcunu alacaklısiyle mürtehinden hiç birine diğerinin
rızası olmaksızın ödeyemez. İttifak edemedikleri halde borcunu resmi bir mevkie
yatırmağa mecburdur.





1304-125


 


ÜÇÜNCÜ FASIL


Rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar


             (A)
REHİN MUKABİLİ İKRAZ MÜESSESELERİ:


             I.
İzin:


             Madde
876 – Hiç
bir kimse, Hükümetin izni olmadıkça rehin mukabilinde ödünç para vermek
sanatını icra edemez.


             II.
Müddet:


             Madde
877 – İzin,
hususi müesseselere ancak mahdut bir zaman için verilir. Müddet bitince
yenilenmesi caizdir. Rehin mukabilinde  ödünç para vermek sanatını yapanlar,
kanuni vazifelerini gözetmiyorlarsa kendilerine verilen izin geri alınabilir.


             (B)
REHİN MUKABİLİ İKRAZ :


             I.
Tesis:


             Madde
878 – Merhunu
bir makbuz mukabilinde teslim etmekle rehin hakkı vücut bulur.


             II.Hükmü:


             1
– Merhunun satılması:


             Madde
879 – Ödünç para, vadesinde ödenmezse mukriz borcunu ödemesini evvelce
resmen ihtar ettikten sonra, merhunu icra dairesi vasıtasiyle sattırır. Borçlu
mukrize karşı şahsen mesul olmaz.


             2
– Artık para üzerindeki hak:


             Madde
880 – Satış bedelinin borçtan artık kalanı borç alana aittir. Borçlu
müteaddit mukaveleli borçlar altında ise artık kalanın hesabında bu borçlar cemedilebilir.


             Borç
alanın artık para üzerindeki hakkı, beş sene geçmekle sakıt olur.


             III.
Borcun ödenmesi:


             1
– Merhunu kurtarmak hakkı:


             Madde
881 – Merhun satılıncaya kadar makbuz geri verilerek, rehinden
kurtarılabilir. Eğer makbuz ibraz edilemezse borç muaccel olduğu takdirde
hakkını ispat eden kimse yine rehni kurtarabilir.


             Mukriz,
merhunun iadesi için makbuzun geri verilmesini şart etmiş olsa bile borç
muacceliyet kesbettiği tarihten itibaren altı ay geçmiş ise müstakrız merhunu
kurtarmak hakkını kullanabilir.


             2
– Mukrizin hakları:


             Madde
882 – Merhun, hangi ay içinde kurtarılırsa mukrizin o aya ait faizin
tamamını istemeğe hakkı vardır. Mukriz, makbuzu kim geri verirse merhunu ona
iade etmek hakkını sureti mahsusada muhafaza etmiş ise; o makbuzu hamilinin
buna hakkı olmayarak eline geçirdiğini bilmedikçe yahut bilmesi lazım
gelmedikçe, bu hakkını kullanabilir.


             (C)
BEY'İBİLVEFA MUAMELESİ İLE MEŞGUL OLANLAR:


             Madde
883 – Bey'ibilvefa
muamelesini sanat ittihaz edenler, rehin mukabili ödünç para verenler
hükmündedir.


 


DÖRDÜNCÜ FASIL


Rehinli tahvilat


             (A) 
REHİNLİ TAHVİLATIN MAHİYETİ :


             Madde
884 – Gayrimenkul
üzerine ikraz muamelesi yapan müesseselerden Hükümetçe tayin edilenler; hususi
bir rehin akdi ve teslim mükellefiyeti olmasa bile malik oldukları gayrimenkul
rehin senetleriyle muamelatı cariyelerinden mütehassıl matlubat teminat teşkil
etmek üzere; rehinli tahvilat ihraç edebilirler.





1304-126


 


             (B)
ŞEKİL :


             Madde
885 – Alacaklılar
rehinli tahvilatın tediyesini mutalebe edemezler. Tahvilat ya hamile veya nama
muharrer olur ve hamile muharrer kuponları bulunur.


             (C)
REHİNLİ TAHVİLAT İÇİN MÜSAADE :


             Madde
886 – Rehinli
tahvilat ihraç etmek isteyen müesseseler Hükümetten izin almağa mecburdurlar.


             Tahvilatın
ne gibi şerait altında ihraç olunabileceği ve ihraç müesseselerinin tafsilatına
ait hükümler kanunu mahsus ile tayin olunur.


 


ÜÇÜNCÜ KISIM


Zilyedlik ve tapu sicilli


 


YİRMİ DÖRDÜNCÜ BAP


Zilyedlik


 


             (A)
TARİF VE ŞEKLİ :


             I.
Tarif:


             Madde
887 – Bir
şey üzerinde fiilen tasarruf sahibi olan kimse o şeyin zilyedidir. İrtifak
hakkı ile gayrimenkul mükellefiyetinden mütevellit haklarda zilyedlik, bu
hakların bilfiil kullanılmasından ibarettir.


             II.
Asli ve fer'i zilyedlik :


             Madde
888 – Zilyed,
bir irtifak yahut irtihan hakkı yahut şahsi bir hak teffiz etmek için bir şeyi
başkasına teslim ettiği takdirde bunların ikisi de zilyedliğe malik olur. Bir
şeyde malik sıfatı ile zilyed olanlar şeyin aslen zilyedleri ve diğerleri
fer'an zilyedleridir.


             III.
Muvakkat inkıta:


             Madde
889 – Zilyedliğin
kullanılması muvakkat bazı hallerden dolayı mümteni yahut münkati olursa,
zilyedlik izaa edilmiş olmaz.


             (B)
ZİLYEDLİĞİN NAKLİ :


             I.
Hazır olan kimseler arasında :


             Madde
890 – Zilyedlik,
şeyin aynını veya onu iktisap edenin yedi iktidarına geçirecek vesaiti teslim
ile intikal eder. Bir şeyi evvelki zilyedin rızasiyle iktisap edenin iktidarı
dairesine geçmekle, zilyedliğin nakli, tamam olur.


             II.
Gaipler arasında :


             Madde
891 – Gaipler
arasında zilyedliğin nakli, bir şeyin iktisap edene veya mümessiline teslimi
ile tamam olur.


             III.
Zilyedliğin teslimsiz iktisabı :


             Madde
892 – Bir
üçüncü şahıs veya temlik eden hususi bir sebebe binaen zilyed olmakta devam
ederse zilyedlik teslim olmaksızın iktisap olunabilir.


             Zilyed
olmakta devam eden üçüncü şahıs, temlik eden kimse tarafından haberdar
edilmedikçe zilyedliğin intikali ona karşı hüküm ifade etmez.


             Üçüncü
şahıs, temlik edene karşı ne gibi sebeplerden dolayı teslimden imtina
edebiliyorsa aynı sebeplerden dolayı iktisap edene karşı da teslimden imtina
edebilir.


             IV.
Emtiayı temsil eden senetler :


             Madde
893 – Bir
antrepoya yahut bir nakliyeciye tevdi edilmiş olan emtiayı temsil eden kıymetli
evrakın teslimi, o emtianın teslimi demektir. Bununla beraber kıymetli evrakı
hüsnü niyetle iktisap eden kimse ile emtiayı hüsnü niyetle iktisap eden kimse
arasında bir ihtilaf zuhur ettiği takdirde emtia iktisap eden kimse tercih
olunur.





1304-127


 


             (C) ZİLYEDLİĞİN
ŞÜMULÜ:


             I.
Zilyedliğin himayesi:


             1
- Müdafaa hakkı:


             Madde
894 – Zilyed, bütün gasp ve tecavüz fiillerini kuvvet kullanarak defetmek
hakkını haizdir.


             Şiddetle
veya hafiyen kendisinden alınan o şeyi, gayrimenkul ise gasıbı kovarak ve
menkul ise cürmü meşhut halinde tutulan veya kaçarken yakalananın tamamiyle
elinden alarak istirdat edebilir.


             Zilyed,
halin haklı göstermediği cebir ve şiddet kullanmaktan içtinap etmekle
mükelleftir,


             2
– Yedin iadesi:


             Madde
895 – Gayrın zilyed bulunduğu bir şeyi gasbeden kimse o şey üzerinde
terciha şayan bir hakka sahip olduğunu iddia etse bile onu iade ile mükellef
olur. Eğer müddeaaleyh o şeyi müddeiden almayı mucip ve terciha şayan bir hakka
sahip olduğunu derhal ispat ederse red lazım gelmez. Zilyedin davası gerek o
şeyin istirdadına, gerek zararın tazminine dair olur.


             3
– Zilyedliğin ihlalinden mütevellit dava :


             Madde
896 – Bir şeye zilyed bulunan kimsenin zilyedliği tecavüze uğradığı halde;
tecavüz eden, o şey üzerinde bir hak iddia etse bile zilyed onun aleyhinde dava
ikame edebilir. Dava tecavüzün refine, sebebinin menine ve zararın tazminine
dair olur.


             4
– Dava hakkından mahrumiyet ve müruru zaman :


             Madde
897 – Zilyed, gasp ve tecavüz fiillerine ve hakkına tecavüz eden kimse
olduğuna vakıf olur olmaz istirdadı veya tecavüzün menini iddia etmediği halde,
dava hakkından mahrum olur. Zilyed, tecavüzü ve tecavüz edeni daha geç öğrenmiş
olsa bile gasp veya tecavüzün vukuu gününden itibaren bir sene geçmekle dava;
müruru zamana uğrar.


             II.
Hakkın himayesi:


             1
– Mülkiyet karinesi:


             Madde
898 – Menkul bir şeyin zilyedi onun maliki addolunur. Evvelki zilyedler
dahi zilyedliklerinin devamı müddetince o şeyin maliki addolunur.


             2
– Zilyedlik halinde karine:


             Madde
899 – Bir menkule malikiyet arzusu ile olmıyarak zilyed bulunan kimse onu
hüsnü niyetle kendisinden aldığı kimsenin mülkiyet karinesine istinat edebilir.


             Bir
kimse şahsi, yahut mülkiyetten gayri aynı bir hakka müsteniden menkul bir şeyin
zilyedi ise o hakkın mevcudiyeti asıldır. Fakat bu karineyi zilyed o şeyi
kendisine vermiş olan kimseye karşı dermeyan edemez.


             3
– Zilyed aleyhindeki dava:


             Madde
900 – Bir menkulün zilyedi, aleyhinde ikame edilen bütün davalara karşı
terciha şayan bir hakkın sahibi olduğunu dermeyan edebilir. Gasp ve tecavüz
fiillerine dair olan hükümler bakidir.


             4
– Tasarruf hakkı ve istihkak davası:


             a)
Tevdi edilmiş eşya:


             Madde
901 – Bir menkulün, emin sıfatı ile zilyedi olan kimseden hüsnü niyetle
mülkiyeti veya aynı her hangi bir hakkı iktisap olunursa o kimsede bu
tasarrufları icra mezuniyeti olmasa bile, iktisap muteber addolunur.





1304-128


 


             b)
Gaip veya sirkat edilen eşya:


             Madde
902 – Yedinden sirkat olunan veya kendisi tarafından gaip edilen veya
rızası olmaksızın diğer her hangi bir suretle elinden alınan bir menkulün
zilyedi beş sene müddet zarfında istihkak davası ikame edebilir. Fakat bu
menkul aleni bir müzayedede veya pazarda veya ona mümasil eşya satan bir
tacirden iktisap olunmuş ise hüsnü niyetle hareket eden birinci ve sonraki
müktesipler aleyhine istihkak davası ancak birinci semenin iadesi şartiyle
ikame olunabilir ve red hususunda da hüsnü niyetle zilyed olan kimsenin
hukukuna mütaallik hükümler tatbik olunur.


             c)
Para ve hamile muharrer senetler:


             Madde
903 – Zilyedin rızası olmaksızın elinden alınan parayı ve hamile muharrer
senetleri, hüsnü niyetle iktisap etmiş olan kimse aleyhinde istihkak davası
ikame olunamaz.


             d)
Sui niyet halinde:


             Madde
904 – Bir menkule sui niyetle zilyed olan kimse her zaman evvelki zilyed
tarafından iadeye icbar olunabilir. Bununla beraber evvelki zilyedin iktisabı
hüsnü niyetle vukubulmamış ise bu zilyed kendisinden sonraki hiç bir zilyed
aleyhine istihkak davası ikame edemez.


             5
– Gayrimenkule dair karine:


             Madde
905 – Tapu siciline kaydedilmiş olan gayrimenkuller için hak karinesine
istinat etmek ve zilyedlik davaları ikame eylemek salahiyeti ancak kendi lehine
tescil vaki olan kimseye ait olur. Bununla beraber gayrimenkul bilfiil kendi
iktidarı dahilinde bulunan kimse, gasp ve tecavüz sebebi ile dava ikame
edebilir.


 


             III.
Mesuliyet :


             1
– Hüsnü niyetle zilyedlik:


             a)
İstifade:


             Madde
906 – Hüsnü niyetle zilyed olduğu şeyden mevcudiyetine kani olduğu hakkına
muvafık surette istifade eden kimse, o şeyi iade ile mükellef tutulduğu kimseye
karşı bu yüzden hiç bir tazminat itasına mecbur olmaz.


             Hüsnü
niyetle zilyed olan kimse, gerek ziyadan gerek hasardan mesul değildir.


             b)
Tazminat :


             Madde
907 – Bir şeye hüsnü niyetle zilyed bulunan kimse o şeyin reddini isteyen
müddeiden yapmış olduğu zaruri ve faydalı sarfiyatın iadesini talep ve tediye
zamanına kadar o şeyi hapsedebilir. Diğer sarfiyattan dolayı tazminat
iddiasında bulunamaz. Fakat müddei, kıymetlerinin tazminine talip olmadıkça
zilyed kendi tarafından asıl şey ile birleştirilen ve zararsız ayrılması mümkün
olan ziyadeleri refedebilir.


             Zilyedin
elde ettiği semereler kendi sarfiyatı dolayısiyle olan alacaklarına mahsup
edilir.


             2
– Sui niyetle zilyed olan kimse :


             Madde
908 – Bir şeye sui niyetle zilyed olan kimse o şeyi hak sahibine iade
etmekle beraber haksız alakoymuş olmasından mütevellit zararları ve elde ettiği
veya elde etmeği ihmal eylediği semereleri tazmin ile de mükelleftir. Hak
sahibi için de yapılması zaruri olan sarfiyatı haricindeki masrafları,
isteyemez ve yedinde bulunan şeyin geri iadesi lazım geldiğini bilmediği
müddetçe ancak kendi kusuriyle vukubulan zararlardan mesul olur.





1304-129


 


IV.
Müruru zaman:


             Madde
909 – Müruru zamandan istifade etmek hakkına malik olan zilyed, bu haktan
istifade salahiyetine malik olan evvelki zilyedin zilyedliği müddetini kendi
müddetine zam edebilir.


YİRMİ BEŞİNCİ BAP


Tapu sicilli


             (A)
TEŞKİLAT:


             I.
Tapu sicilli:


             1
– Umumi hükümler:


             Madde
910 – Tapu sicilli gayrimenkuller üzerindeki hakların hallerini gösterir.


             Tapu
sicillinin nümunesi ve nasıl tutulacağı nizamnamei mahsus ile muayyendir.


             2
– Kayıt:


             a)
Mukayyet gayrimenkuller:


             Madde
911 – Aşağıdakiler tapu sicilline gayrimenkul olarak kaydedilir:


             1
– Arazi.


             2
– Gayrimenkul üzerinde müstakil ve daimi olmak üzere müesses haklar.


             3
– Madenler.


             Müstakil
ve daimi hakların nasıl kaydolunacağı nizamnamei mahsus ile muayyendir.


             b)
Sicille mukayyet olmayan gayrimenkuller:


             Madde
912 – Kimsenin hususi mülkiyetinde bulunmayan ve ammenin kullanmasına
tahsis edilen gayrimenkuller, onlara mütaallik ve tescili muktazi ayni bir hak
olmadıkça, tescile tabi değildir.


             Sicille
mukayyet bir gayrimenkul, kaydı lazımgelmeyen bir gayrimenkule tahavvül
ettikte; kaydı sicilden çıkarılır.


             3
– Taksim:


             a)
Birleştirme :


             Madde
913 – Bir gayrimenkulün taksimi yahut birden ziyade gayrimenkullerin
birleştirilmesi halinde nasıl muamele yapılacağı nizamnamei mahsus ile
muayyendir.


             II.
Tapu sicillinin tutulması:


             1
– Mıntakalar :


             a)
Salahiyet :


             Madde
914 – Her gayrimenkul, bulunduğu mıntakanın sicilline kaydedilir.


             b)
Mütaaddit mıntakalarda bulunan bir gayrimenkul tescili:


             Madde
915 – Mütaaddit
mıntakalarda bulunan bir gayrimenkul, diğer mıntakalar sicillerinde mukayyet
olduğu gösterilmek şartiyle her mıntakadaki sicille ayrı ayrı kaydolunur.


             Ayni
hak tesis eden tesciller ve tescil talepleri, gayrimenkulün büyük kısmının
bulunduğu mıntaka sicilline kaydedilir. Bu sicille vaki tesciller tapu memuru
tarafından diğer mıntaka memurlarına bildirilir.


             2
– Tapu daireleri teşkilatı:


             Madde
916 – Tapu dairelerinin teşkilatı, ahkamı mahsusasına tabidir.


             III.
Memurlar:


             1
– Mesuliyet:


             Madde
917 – Hazine, tapu sicillerinin tutulmasından mütevellit bütün zararlardan
mesuldür.





1304-130


 


             Hazine,
bu zararlar kendi kusurundan mütevellit memurlara aledderecat rücu etmek
hakkını haizdir.


             (B)
TESCİL:


             I.
Tescili lazım haklar:


             1
– Mülkiyet ve ayni haklar:


             Madde
918 – Aşağıdaki haklar tapu sicilline kaydolunur:


             1
– Mülkiyet.


             2
– İrtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetler.


             3
– Rehin hakları.


             2
– Sicille şerh vermek:


             a)
Şahsi haklar:


             Madde
919 – Mukaveleden mütevellit şuf'a ve iştira ve vefa hakları ve icar ve
isticar gibi şahsi haklar kanunun sarahaten tayin ettiği hallerde tapu
sicilline şerh verilebilir.


             Bunlar
tapuya şerh verilmekle o gayrimenkul üzerinde sonradan iktisap edilen hak
sahiplerine karşı dermeyan olunabilir.


             b)
Temlik hakkının tahditleri:


             Madde
920 – Aşağıdaki sebeplerle bazı gayrimenkulleri temlik hakkına karşı
yapılan tahditler tapu sicilline şerh verilebilir.


             1
– Münaziünfih hakların muhafazası veya icrai iddia zımnında müttehaz resmi
kararlar.


             2
– Haciz, iflas ilanı, konkordato ile verilen mehil.


             3
– Bir aile yurdu tesisi ve mirası namzede nakil ile mükellef mirasçı nasbı gibi
tapu sicilline şerh verilmesine kanunun müsaade ettiği hukuki tasarruflar.


             (Değişik:
29/6/1956 - 6763/41 md.) Bu tasarruf tahditleri, tapu sicilline şerh
verilmekle gayrimenkul üzerinde sonradan iktisap olunan her nevi hakların
sahiplerine karşı dermeyan olunabilir.


             c)
Muvakkat tescil:


             Madde
921 – Aşağıdaki kimseler tarafından tapu sicilline muvakkaten şerh
verilmesi talep olunabilir.


             1
– Ayni bir hak iddiasında bulunanlar.


             2
– Hakkını müspet vesikalarının noksanlarını sonradan ikmal etmesine kanunen müsaade
olunanlar.


             Muvakkat
şerh vermek alakadarların muvafakatiyle ve mahkemece verilen bir hüküm
mucibince icra edilir.


             Muvakkaten
şerh verilen hak sonradan tahakkuk ettiği takdirde şerh tarihinden itibaren
hüküm ifade eder. Hakim seri usulü muhakeme dairesinde yapılacak muhakemeden
sonra hüküm verir ve iade olunan hakkın vücuduna kanaat hasıl ederse muvakkat
şerhe müsaade eder ve bu şerhin müddetini ve hükümlerini tayin eder ve icabı
halinde iddiasını mahkemece ispat etmesi için kendisine bir mehil verir.


             II.
Tescilin şartları:


             1
– Talep:


             a)
Tescil için:


             Madde
922 – Tescil, mevzuunun taallük ettiği gayri menkul malikinin tahriri bir
beyanına müsteniden icra olunur.


             İktisab
eden kimse kanuna, kazıyei muhakemeye yahut buna muadil bir vesikaya istinat etmekte
ise; bu beyana hacet yoktur.





1304-131


 


             b)
Terkin için :


             Madde
923 – Tapu sicillerine vakı olacak tescillerin terkin veya tadili taallük
ettikleri gayrimenkulün sahibinin tahriri beyaniyle olur.


             Hak
sahiplerinin sicille vazedecekleri imza, bu beyan yerine kaim olabilir.


             2
– İspat ve tevsik :


             a)
Sıhhat :


             Madde
924 – Tapu sicili üzerinde tescil, tadil, terkin gibi muameleler ancak
talibin temliki tasarruf hakkı ve bu muamelelerin müstenit olduğu sebep sabit
olduktan sonra icra edilebilir. Talip tapu sicilinde mukayyet olan kimsenin
kendisi olduğunu veya onun mümessili bulunduğunu ispat etmekle temliki tasarruf
hakkını tevsik etmiş olur.


             Tescil
veya tadil veya terkini mucip olan sebep dahi bunları iktiza eden hukuki
tasarrufların muteber olması için kanunen meşrut olan şekillere riayet edildiği
ispat edilmekle tahakkuk eder.


             b)
Vesaikin ikmali :


             Madde
925 – İspat ve tevsik edilmiyen her talep, reddolunur.Bununla beraber eğer
tescil, tadil veya kaydin terkinini mucip olan sebep mevcut olup ta buna ait
vesaikin noksanının ikmale ihtiyaç bulunursa talip, malikin muvafakatiyle veya
hakimin kararına binaen sicile muvakkaten şerh verdirilir.


             III.
Tescilin tarzı :


             1
– Umumiyet itibariyle :


             Madde
926 – Tesciller, talep ve beyan sırasiyle yapılır. Alakadarların talebi ile
bütün tescillerin birer sureti kendilerine verilir.


             Tescilin
ve terkinin ve suretlerin şekli, nizamnamei mahsus ile muayyendir.


             IV.
Tebliğ mecburiyeti :


             Madde
927 – Tapu sicili memuru, alakadarlar haberdar edilmeksizin yapılan muameleleri
kendilerine tebliğ ile mükelleftir. Bu muamelelere karşı yapılacak itiraz
müddeti, alakadarlara vuku bulan tebliğ tarihinden başlar.


             (C)
TAPU SİCİLLİNİN ALENİYETİ :


             Madde
928 – Tapu
sicili alenidir. Alakası olduğunu ispat eden herkes, kendisince ehemmiyeti olan
başlıca sayfaların evrakı müsbitesiyle birlikte tapu sicili memurlarından biri
huzurunda kendisine irae edilmesini yahut bunların birer suretinin verilmesini
istiyebilir. Kimse tapu sicilinde mukayyet olan bir keyfiyetin kendisine meçhul
olduğu yolunda bir iddia dermeyan edemez.


             (D)
HÜKÜMLERİ :


             I.
Tescil yapılmamanın hükümleri :


             Madde
929 – Teessüsü
için kanunen tapu siciline tescili lazımgelen her hak bu tescil olmadıkça bir
aynı hak olarak mevcut olmaz. Bir hakkın şumulü, tescil dairesinde evrakı
müsbite ile veya diğer bir tarzda tayin edilebilir.


             II.
Tescilin hükümleri :


             1
– Umumiyetle :


             Madde
930 – Ayni haklar, tescil ile doğar ve sıra ve tarihlerini tescil kaydına
göre alır.


             Kanunen
lazımgelen evrakı müsbite, talebe raptedilmiş ve muvakkaten şerh verilmesi
halinde vesaikin noksanı, zamanında ikmal edilmiş olmak şartiyle tescilin hükmü
kayıt tarihine irca olunur.





1304-132


 


             2
– Hüsnü niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı:


             Madde
931 – Tapu sicilindeki kayde hüsnü niyetle istinat ederek mülkiyet veya
diğer bir ayni hakkı iktisap eden kimsenin, bu iktisabı muteber olur.


             3
– Suiniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı:


             Madde
932 – Bir ayni hak tapu siciline yolsuz olarak kaydedilmiş ise, bunu bilen
veya bilmesi lazımgelen üçüncü şahıs bu tescile istinat edemez. Yolsuz  tescil;
haksız veya lüzum ifade etmiyen hukuki bir tasarruf mucibince yapılan
tescildir. Böyle bir tescilden dolayı bir ayni hakkı ihlal edilen kimse
doğrudan doğruya suiniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tescilin yolsuzluğunu iddia
edebilir.


             (H)
TERKİN VE TADİL:


             I.
Yolsuz tescil:


             Madde
933 – Haklı
bir sebep olmaksızın yapılan bir tescil veya tescilin tadil veya terkini ile
ayni hakları haleldar olan kimse, kaydın terkinini veya tadilini istiyebilir.
Hüsnü niyet sahibi üçüncü şahsın tescil ile iktisap ettiği haklar ve zarar
ziyan iddiaları bakidir.


             II.
Ayni hakkın sukutu :


             Madde
934 – Bir
ayni hakkın sukutu ile tescil her türlü hukuki kıymetini kaybettiği takdirde
mükellef olan malik, terkin talebinde bulunabilir.


             Tapu
sicil memuru bu talebi is'af ettiği takdirde her alakadar, otuz gün içinde
terkin aleyhine, hakime müracaat edebilir.


             Tapu
sicil memuru resen bir hakkın sukut edip etmediği hakkında tahkikat icra ederek
bir karar verilmesini mahkemeden talebe ve verilecek karar üzerine kaydi
terkine selahiyettardır.


             III.
Tashih:


             1
– Adi hata:


             Madde
935 – Alakadarlar tahriren muvafakatlerini beyan etmedikleri halde mahkeme
kararı olmadıkça tapu sicil memuru, hiç bir tashih icra edemez.


             Tashih,
eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin icrası suretiyle dahi yapılabilir.
Adi yazı hataları, nizamnamei mahsusunda muayyen usul mucibince resen tashih
edilir.


             Vergi
muafiyeti:


             Ek
Madde 1 – (13/7/1967 - 903 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi hükmü olup, ek maddeye
çevrilerek teselsül için numaralandırılmıştır.)


             Bakanlar
Kurulunca, gelirlerinin en az % 80 ini, nevi itibariyle genel, özel ve katma
bütçeli idareler bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine
getirilmesini istihdaf etmek üzere tahsisan kurulacağı kabul edilen vakıflara,
tahsis edilen miktar için, vergi muafiyeti tanınabilir.


             Ek
Madde 2 – (13/7/1967 - 903 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (N) bendi hükmü
olup ek maddeye çevrilerek numarası teselsül ettirilmiştir.)


             4
üncü maddeye göre verilmiş olan Bakanlar Kurulu kararına rağmen vakfın herhangi
bir sebeple tescili mümkün olmaz ise (F) ve (G) fıkralarına göre alınmıyan
damga vergisi ve harçlar, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanuna
uyularak tahsil olunur. (1)


——————————


(1)    Bu
hükümde sözü edilen 4 üncü madde, 13/7/1967 tarih ve 903 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesi olup, mevzuatın tek metin haline getirilmesi çalışmaları sırasında
17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Ana Kanuna "ek madde 1" olarak
eklenmiştir.





1304-133


 


             Tüzük
Hazırlanması:


             Ek
Madde 3 – (13/7/1967-903 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmü olup ek maddeye
çevrilerek numarası teselsül ettirilmiştir.)


             Bu
kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde, Vakıflar Genel
Müdürlüğünce, ilgili Bakanlıkların da düşünceleri alınarak, bu kanunun uygulanmasını
düzenlemek üzere bir tüzük hazırlanır.


             Madde
936 – Bu kanun, neşri tarihinden altı ay sonra mer'idir.


             Madde
937 – Bu kanunun hükümlerini icraya, İcra Vekilleri Heyeti memurdur.


 


*


* *


 


             17/2/1926 TARİHLİ VE 743 SAYILI ANA KANUNA
İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER


             1
– 13/7/1967 tarihli ve 903 sayılı Kanunun geçici maddesi:


             Vakıf
kayıtlarının devri:


             Geçici
Madde – Ekim 1926 tarihinden sonra kurulmuş vakıflara ait mahkemeler
nezdindeki tescil kayıt defter ve evrakının sureti, bu kanunun yürürlüğe
girmesinden itibaren altı ay içinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne merkezi sicile
kaydı için devredilir. Ve adı geçen vakıflar hakkında da bundan böyle bu kanun
hükümleri tatbik olunur.


             2
– 16/6/1983 tarihli ve 2846 sayılı Kanunun geçici maddesi:


             Geçici
madde (Değişik: 16/4/1986-3276/1 md.)


             Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mümeyyiz olmayan küçükleri birlikte
evlat edinmiş olanlar Kanunun yürürlük tarihini takip eden 5 yıl içinde ilgili
mercilere başvurmak suretiyle yukarıdaki hükümlerin kendileri hakkında da
uygulanmasını isteyebilirler. Ancak, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte reşit
ve mümeyyiz olan evlatlıklar ile ilgili olarak bu madde esaslarına göre
yapılacak uygulamada evlatlıkların da muvafakatları aranır.


             3
– 4/5/1988 tarih ve 3444 sayılı Kanunun geçici maddeleri:


             Geçici
Madde 1. – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce;


             a)
Açılan boşanma davaları devam etmekte olanlar,


             b) Açılan boşanma davaları karara bağlanmış
olmakla birlikte henüz kesinleşmemiş olanlar,


             c)
Açılan boşanma davaları reddedilmiş ve bu karar kesinleşmiş olmakla birlikte,
kesinleşme tarihinden itibaren henüz üç yıl geçmemiş olanlar,


             d)
Boşanma davası açmamış olanlar,


             Boşanma
sebeplerinden birine dayalı olarak (a), (b) ve (c) bentlerindeki hallerde üç
yıl, (d) bendindeki halde beş yıl fiilen ayrı kalmış ve eşleriyle aralarında
müşterek hayat yeniden kurulamamış ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren altı ay içinde başvurmaları halinde mahkemece boşanma kararı verilir.


             Geçici
Madde 2. – Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce Türk Kanunu Medenisinin 142
nci maddesine göre verilmiş olan evlenme memnuiyetine dair kararlar, bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hüküm ifade etmez.





1304-134


 


743 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN
MEVZUATIN


YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE


 


 


                Kanun                                                                                        Yürürlüğe


                  No.            
Farklı tarihte Yürürlüğe giren Maddeler       giriş tarihi


                ______  
____________________________________ __________


                               
                                                                                             


                 3453                                             —                                           28/6/1938 



                 6333                                             —                                           17/3/1954 



                 6763                                             —                                             1/1/1957 



                  138                                              —                                         28/11/1960 



                  903                4.
ve 5. maddeler                                                   1/3/1968 


                                         Diğer
Maddeler                                                    24/7/1967 


                 1659                                             —                                           21/2/1973 



                 2846                                             —                                           18/6/1983 



                 3080                                             —                                         21/11/1984 



                 3276                                             —                                           25/4/1986 



                 3444                                             —                                           12/5/1988 



              KHK/336                                         —                                             5/8/1988 



                 3612                                             —                                           16/2/1990 



                 3678                                             —                                         23/11/1990 



                 4248                                             —                                           22/5/1997 






 

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?