4857 sayılı İş Kanunu

KanunNo: 4857

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

İŞ
KANUNU


 


Kanun
Numarası                    : 4857


Kabul
Tarihi                           : 22/5/2003


Yayımlandığı
Resmî Gazete  : Tarih: 10/6/2003          Sayı: 25134


Yayımlandığı
Düstur              : Tertip: 5                       Cilt: 42


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Genel
Hükümler


Amaç
ve kapsam


Madde
1 - Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak
çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını
düzenlemektir.


Bu Kanun, 4 üncü Maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine,
bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına
bakılmaksızın uygulanır.


İşyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler, 3 üncü
maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın bu Kanun hükümleri ile bağlı olurlar.


 


Tanımlar


Madde
2 - Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi
çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara
işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından
mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte
örgütlendiği birime işyeri denir.


İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden
bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler)
ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî
eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.


İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan
iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.


(Ek fıkra: 23/7/2010-6009/48 md.; Mülga dördüncü
fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.)


İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin
yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla
işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.


Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar
işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan
hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.


Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal
veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin
ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve
bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran
diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren
ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri
ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu
toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.


Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak
çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o
işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel
olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek
alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem
görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren
işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.


(Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine
dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı
olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı
Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla
yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde
çalışmış olmalarına dayanarak;[1]


a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya,


b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında
çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat
hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya,


hak kazanamazlar.


(Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde
yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin
tâbi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak
üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tâbidir.
Sekizinci fıkrada belirtilen kurum, kuruluş veya ortaklıkların sermayesine katıldıkları
ortaklıkların kadro veya pozisyonlarında çalışan işçilerin, ortak durumundaki kamu
kurum, kuruluş veya ortaklıkların kadro veya pozisyonlarına atanma ya da bu kurum,
kuruluş veya ortaklıklarda geçerli olan malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanma
talepleri hakkında da sekizinci fıkra hükümleri uygulanır. Hizmet alımına dayanak
teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere;


a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum,
kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması,


b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş
yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması,


yönünde hükümler konulamaz.


 


İşyerini
bildirme


Madde 3 -
Bu Kanunun kapsamına giren nitelikte bir işyerini kuran, her ne suretle olursa olsun
devralan, çalışma konusunu kısmen veya tamamen değiştiren veya herhangi bir sebeple
faaliyetine son veren ve işyerini kapatan işveren, işyerinin unvan ve adresini,
çalıştırılan işçi sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi
adını ve soyadını yahut unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin
adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır.


(Değişik
ikinci fıkra: 15/5/2008-5763/1 md.) Bu Kanunun
2 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili
için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle
birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce
tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir.
İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli
müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren
otuz iş günü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine
itiraz edilebilir. (Değişik beşinci cümle: 16/9/2014-6552/1 md.)
İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre
dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece
verilen kararın temyizi hâlinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir.
Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve
mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur. Rapora
otuz iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış
ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl
işverenin işçileri sayılır.[2][3]


(Ek fıkra:11/6/2003-4884/10 md.) Ancak, şirketlerin tescil kayıtları ise ticaret sicili
memurluklarının gönderdiği belgeler üzerinden yapılır ve bu belgeler ilgili ticaret
sicili memurluğunca bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili bölge
müdürlüklerine gönderilir.


(Ek fıkra: 15/5/2008-5763/1 md.) Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması, bildirimi
ve işyerinin tescili ile yapılacak sözleşmede bulunması gerekli diğer hususlara
ilişkin usul ve esaslar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak
yönetmelikle belirlenir.


 


İstisnalar


Madde
4 -Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri
uygulanmaz;


a) Deniz ve hava taşıma işlerinde,


b) 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin
yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde,


c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her
çeşit yapı işleri,


d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece
dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının
yapıldığı işlerde,


e) Ev hizmetlerinde,


f) (…)[4]
çıraklar hakkında,


g) Sporcular hakkında,


h) Rehabilite edilenler hakkında,


ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin
tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.


Şu kadar ki;


a) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve
karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri,


b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler,


c) Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının
yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler,


d) Tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri,


e) Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda
olan park ve bahçe işleri,


f) Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan,
denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler,


Bu Kanun hükümlerine tabidir.


 


Eşit
davranma ilkesi


Madde
5 – (Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) İş ilişkisinde
dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep
ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.


İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında
kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli
çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.


İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu
kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında,
uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya
dolaylı farklı işlem yapamaz.


Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet
nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.


İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması,
daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.


İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine
aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan
başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun
31 inci maddesi hükümleri saklıdır.


20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki
fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi
bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda,
işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.


 


İşyerinin
veya bir bölümünün devri


Madde
6 - İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak
başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut
olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.


Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda,
işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.


Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş
olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren
birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu
devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.


Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle
sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.


Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin
veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden
fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve
teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih
hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır.


Yukarıdaki hükümler, iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi
sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz.


 


Geçici
iş ilişkisi


Madde
7 - (Değişik: 6/5/2016-6715/1 md.)


Geçici iş ilişkisi, özel istihdam bürosu aracılığıyla ya da
holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde
görevlendirme yapılmak suretiyle kurulabilir.


Özel istihdam bürosu aracılığıyla geçici iş ilişkisi, Türkiye
İş Kurumunca izin verilen özel istihdam bürosunun bir işverenle geçici işçi sağlama
sözleşmesi yaparak bir işçisini geçici olarak bu işverene devri ile;


a) Bu Kanunun 13 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 74 üncü
maddesinde belirtilen hâllerde, işçinin askerlik hizmeti hâlinde ve iş sözleşmesinin
askıda kaldığı diğer hâllerde,


b) Mevsimlik tarım işlerinde,


c) Ev hizmetlerinde,


d) İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak
gördürülen işlerde,


e) İş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde veya
üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması hâlinde,


f) İşletmenin ortalama mal ve hizmet üretim kapasitesinin geçici
iş ilişkisi kurulmasını gerektirecek ölçüde ve öngörülemeyen şekilde artması hâlinde,


g) Mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları hâlinde,


kurulabilir.


Geçici işçi sağlama sözleşmesi ikinci fıkranın (a) bendinde
sayılan hâllerin devamı süresince, (b) ve (c) bentlerinde sayılan hâllerde süre
sınırı olmaksızın, diğer bentlerde sayılan hâllerde ise en fazla dört ay süreyle
kurulabilir. Yapılan bu sözleşme ikinci fıkranın (g) bendi hariç toplam sekiz ayı
geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilir. Geçici işçi çalıştıran işveren,
belirtilen sürenin sonunda aynı iş için altı ay geçmedikçe yeniden geçici işçi çalıştıramaz.


Bu Kanunun 29 uncu maddesi kapsamında toplu işçi çıkarılan işyerlerinde
sekiz ay süresince, kamu kurum ve kuruluşlarında ve yer altında maden çıkarılan
işyerlerinde bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında geçici iş ilişkisi kurulamaz.


Geçici işçi çalıştıran işveren, grev ve lokavtın uygulanması
sırasında 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun
65 inci maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla geçici iş ilişkisiyle işçi çalıştıramaz.


İkinci fıkranın (f) bendi kapsamında geçici
iş ilişkisi ile çalıştırılan işçi sayısı, işyerinde çalıştırılan işçi sayısının
dörtte birini geçemez. Ancak, on ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde beş işçiye
kadar geçici iş ilişkisi kurulabilir. İşçi sayısının tespitinde, kısmi süreli iş
sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya
dönüştürülür. Geçici işçi sağlama sözleşmesi ile çalışan işçi, 30 uncu maddenin
uygulanmasında özel istihdam bürosu ve geçici işçi çalıştıran işverenin işçi sayısına
dâhil edilmez.


Geçici işçi çalıştıran işveren, iş sözleşmesi feshedilen işçisini
fesih tarihinden itibaren altı ay geçmeden geçici iş ilişkisi kapsamında çalıştıramaz.


Geçici işçi, geçici işçi çalıştıran işverenden özel istihdam
bürosunun hizmet bedeline mahsup edilmek üzere avans veya borç alamaz.


Geçici işçi çalıştıran işveren;


a) İşin gereği ve geçici işçi sağlama sözleşmesine uygun olarak
geçici işçisine talimat verme yetkisine sahiptir.


b) İşyerindeki açık iş pozisyonlarını geçici işçisine bildirmek
ve Türkiye İş Kurumu tarafından istenecek belgeleri belirlenen sürelerle saklamakla
yükümlüdür.


c) Geçici işçinin iş kazası ve meslek hastalığı hâllerini özel
istihdam bürosuna derhâl, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre ilgili mercilere
bildirmekle yükümlüdür.


d) Geçici işçileri çalıştıkları dönemlerde, işyerindeki sosyal
hizmetlerden eşit muamele ilkesince yararlandırır. Geçici işçiler, çalışmadıkları
dönemlerde ise özel istihdam bürosundaki eğitim ve çocuk bakım hizmetlerinden yararlandırılır.


e) İşyerindeki geçici işçilerin istihdam durumuna ilişkin bilgileri
varsa işyeri sendika temsilcisine bildirmekle yükümlüdür.


f) 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği
Kanununun 17 nci maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen eğitimleri vermekle ve
iş sağlığı ve güvenliği açısından gereken tedbirleri almakla, geçici işçi de bu
eğitimlere katılmakla yükümlüdür.


Geçici işçinin, geçici işçiyi çalıştıran işverenin işyerindeki
çalışma süresince temel çalışma koşulları, bu işçilerin aynı işveren tarafından
aynı iş için doğrudan istihdamı hâlinde sağlanacak koşulların altında olamaz.


Geçici iş ilişkisinde işveren özel istihdam bürosudur. Özel
istihdam bürosu aracılığıyla geçici iş ilişkisi, geçici işçi ile iş sözleşmesi,
geçici işçi çalıştıran işveren ile geçici işçi sağlama sözleşmesi yapmak suretiyle
yazılı olarak kurulur. Özel istihdam bürosu ile geçici işçi çalıştıran işveren arasında
yapılacak geçici işçi sağlama sözleşmesinde; sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihi,
işin niteliği, özel istihdam bürosunun hizmet bedeli, varsa geçici işçi çalıştıran
işverenin ve özel istihdam bürosunun özel yükümlülükleri yer alır. Geçici işçinin,
Türkiye İş Kurumundan veya bir başka özel istihdam bürosundan hizmet almasını ya
da iş görme edimini yerine getirdikten sonra geçici işçi olarak çalıştığı işveren
veya farklı bir işverenin işyerinde çalışmasını engelleyen hükümler konulamaz. Geçici
işçi ile yapılacak iş sözleşmesinde, işçinin ne kadar süre içerisinde işe çağrılmazsa
haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebileceği belirtilir. Bu süre üç ayı geçemez.


İkinci fıkranın (f) bendi kapsamında kurulan geçici iş ilişkisinde,
geçici işçi çalıştıran işveren işyerinde bir ayın üzerinde çalışan geçici işçilerin
ücretlerinin ödenip ödenmediğini çalıştığı süre boyunca her ay kontrol etmekle,
özel istihdam bürosu ise ücretin ödendiğini gösteren belgeleri aylık olarak geçici
işçi çalıştıran işverene ibraz etmekle yükümlüdür. Geçici işçi çalıştıran işveren,
ödenmeyen ücretler mevcut ise bunlar ödenene kadar özel istihdam bürosunun alacağını
ödemeyerek, özel istihdam bürosunun alacağından mahsup etmek kaydıyla geçici işçilerin
en çok üç aya kadar olan ücretlerini doğrudan işçilerin banka hesabına yatırır.
Ücreti ödenmeyen işçiler ve ödenmeyen ücret tutarları geçici işçi çalıştıran işveren
tarafından çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne bildirilir.


Sözleşmede belirtilen sürenin dolmasına rağmen geçici iş ilişkisinin
devam etmesi hâlinde, geçici işçi çalıştıran işveren ile işçi arasında sözleşmenin
sona erme tarihinden itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi kurulmuş sayılır. Bu
durumda özel istihdam bürosu işçinin geçici iş ilişkisinden kaynaklanan ücretinden,
işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden sözleşme süresiyle sınırlı
olmak üzere sorumludur.


Geçici işçi, işyerine ve işe ilişkin olmak kaydıyla kusuru ile
neden olduğu zarardan, geçici işçi çalıştıran işverene karşı sorumludur.


İşverenin, devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir
işçisini, holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir
işyerinde iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devretmesi hâlinde
de geçici iş ilişkisi kurulmuş olur. Bu fıkra kapsamında geçici iş ilişkisi, yazılı
olarak altı ayı geçmemek üzere kurulabilir ve en fazla iki defa yenilenebilir. İşçisini
geçici olarak devreden işverenin ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. Geçici iş ilişkisi
kurulan işveren, işçinin kendisinde çalıştığı sürede ödenmeyen ücretinden, işçiyi
gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden, devreden işveren ile birlikte
sorumludur. Dördüncü, beşinci, onuncu ve on dördüncü fıkralar ve dokuzuncu fıkranın
(a) ve (f) bentleri ile (d) bendinin birinci cümlesinde düzenlenen hak ve yükümlülükler
bu fıkraya göre kurulan geçici iş ilişkisinde de uygulanır.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


İş
Sözleşmesi, Türleri ve Feshi


Tanım
ve şekil


Madde
8 - İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi,
diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi,
Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.


Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı
şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan
muaftır.


Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki
ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini,
temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin
süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı
bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde
bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise,
bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur.


 


Türü
ve çalışma biçimlerini belirleme serbestisi


Madde
9 - Taraflar iş sözleşmesini, Kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar
saklı kalmak koşuluyla, ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilirler.


İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler
çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmî süreli yahut deneme süreli ya
da diğer türde oluşturulabilir.


 


Sürekli
ve süreksiz işlerdeki iş sözleşmeleri


Madde
10 - Nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz
iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir.


Bu Kanunun 3, 8, 12, 13, 14, 15, 17, 23,
24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 34, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 75, 80 ve geçici
6 ncı maddeleri süreksiz işlerde yapılan iş sözleşmelerinde uygulanmaz. Süreksiz
işlerde, bu maddelerde düzenlenen konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.


 


Belirli
ve belirsiz süreli iş sözleşmesi


Madde
11 - İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme
belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması
veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren
ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.



Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir
neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi
başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.


Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli
olma özelliğini korurlar.


 


Belirli
ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ayırımın sınırları


Madde 12 - Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı
haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin süreli olmasından dolayı
belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan emsal işçiye göre farklı işleme tâbi
tutulamaz.


Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiye, belirli bir
zaman ölçüt alınarak ödenecek ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatler, işçinin
çalıştığı süreye orantılı olarak verilir. Herhangi bir çalışma şartından yararlanmak
için aynı işyeri veya işletmede geçirilen kıdem arandığında belirli süreli iş sözleşmesine
göre çalışan işçi için farklı kıdem uygulanmasını haklı gösteren bir neden olmadıkça,
belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan emsal işçi hakkında esas alınan kıdem
uygulanır.


Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte belirsiz süreli
iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde,
o işkolunda şartlara uygun bir işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen belirsiz
süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi dikkate alınır.


 


Kısmî
süreli ve tam süreli iş sözleşmesi


Madde
13 - İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle
çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme
kısmî süreli iş sözleşmesidir.


Kısmî süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı
kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmî süreli olmasından dolayı
tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz. Kısmî süreli çalışan
işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye
göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir.


Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte tam süreli çalıştırılan
işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda şartlara uygun
işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen tam süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan
işçi esas alınır.


İşyerinde çalışan işçilerin, niteliklerine uygun açık yer bulunduğunda
kısmî süreliden tam süreliye veya tam süreliden kısmî süreliye geçirilme istekleri
işverence dikkate alınır ve boş yerler zamanında duyurulur.


(Ek fıkra: 29/1/2016-6663/21 md.) Bu kanunun 74 üncü maddesinde
öngörülen izinlerin bitiminden sonra mecburi ilköğretim çağının başladığı tarihi
takip eden ay başına kadar bu maddeye göre ebeveynlerden biri kısmi süreli çalışma
talebinde bulunabilir. Bu talep işveren tarafından karşılanır ve geçerli fesih nedeni
sayılmaz. Bu fıkra kapsamında kısmi süreli çalışmaya başlayan işçi, aynı çocuk için
bir daha bu haktan faydalanmamak üzere tam zamanlı çalışmaya dönebilir. Kısmi süreli
çalışmaya geçen işçinin tam zamanlı çalışmaya başlaması durumunda yerine işe alınan
işçinin iş sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Bu haktan faydalanmak veya tam zamanlı
çalışmaya geri dönmek isteyen işçi işverene bunu en az bir ay önce yazılı olarak
bildirir. Ebeveynlerden birinin çalışmaması hâlinde, çalışan eş kısmi süreli çalışma
talebinde bulunamaz. Üç yaşını doldurmamış bir çocuğu eşiyle birlikte veya münferiden
evlat edinenler de çocuğun fiilen teslim edildiği tarihten itibaren bu haktan faydalanır.


(Ek fıkra: 29/1/2016-6663/21 md.) Beşinci fıkra kapsamında hangi sektör veya işlerde
kısmi çalışma yapılabileceği ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.


 


Çağrı
üzerine çalışma ve uzaktan çalışma[5]


Madde
14 - Yazılı sözleşme ile işçinin yapmayı üstlendiği işle ilgili
olarak kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme ediminin yerine getirileceğinin
kararlaştırıldığı iş ilişkisi, çağrı üzerine çalışmaya dayalı kısmi süreli bir iş
sözleşmesidir.


Hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar
süreyle çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresi
yirmi saat kararlaştırılmış sayılır. Çağrı üzerine çalıştırılmak için belirlenen
sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanır.


İşçiden iş görme borcunu yerine getirmesini çağrı yoluyla talep
hakkına sahip olan işveren, bu çağrıyı, aksi kararlaştırılmadıkça, işçinin çalışacağı
zamandan en az dört gün önce yapmak zorundadır. Süreye uygun çağrı üzerine işçi
iş görme edimini yerine getirmekle yükümlüdür. Sözleşmede günlük çalışma süresi
kararlaştırılmamış ise, işveren her çağrıda işçiyi günde en az dört saat üst üste
çalıştırmak zorundadır.


(Ek
fıkra: 6/5/2016-6715/2 md.) Uzaktan
çalışma; işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş
görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine
getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisidir.


(Ek
fıkra: 6/5/2016-6715/2 md.) Dördüncü fıkraya göre yapılacak iş sözleşmesinde; işin tanımı,
yapılma şekli, işin süresi ve yeri, ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar,
işveren tarafından sağlanan ekipman ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülükler,
işverenin işçiyle iletişim kurması ile genel ve özel çalışma şartlarına ilişkin
hükümler yer alır.


(Ek
fıkra: 6/5/2016-6715/2 md.) Uzaktan çalışmada işçiler, esaslı neden olmadıkça salt iş sözleşmesinin
niteliğinden ötürü emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz. İşveren, uzaktan
çalışma ilişkisiyle iş verdiği çalışanın yaptığı işin niteliğini dikkate alarak
iş sağlığı ve güvenliği önlemleri hususunda çalışanı bilgilendirmek, gerekli eğitimi
vermek, sağlık gözetimini sağlamak ve sağladığı ekipmanla ilgili gerekli iş güvenliği
tedbirlerini almakla yükümlüdür.


(Ek
fıkra: 6/5/2016-6715/2 md.) Uzaktan çalışmanın usul ve esasları, işin niteliği dikkate alınarak
hangi işlerde uzaktan çalışmanın yapılamayacağı, verilerin korunması ve paylaşılmasına
ilişkin işletme kurallarının uygulanması ile diğer hususlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.


 


Deneme
süreli iş sözleşmesi


Madde 15 - Taraflarca iş sözleşmesine bir deneme kaydı konulduğunda, bunun
süresi en çok iki ay olabilir. Ancak deneme süresi toplu iş sözleşmeleriyle dört
aya kadar uzatılabilir.


Deneme süresi içinde taraflar iş sözleşmesini bildirim süresine
gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir. İşçinin çalıştığı günler için ücret
ve diğer hakları saklıdır.


 


Takım sözleşmesi
ile oluşturulan iş sözleşmeleri


Madde
16 - Birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu
işçilerden birinin, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı sözleşmeye takım
sözleşmesi denir.


Takım sözleşmesinin, oluşturulacak iş sözleşmeleri için hangi
süre kararlaştırılmış olursa olsun, yazılı yapılması gerekir. Sözleşmede her işçinin
kimliği ve alacağı ücret ayrı ayrı gösterilir.


Takım sözleşmesinde isimleri yazılı işçilerden her birinin işe
başlamasıyla, o işçi ile işveren arasında takım sözleşmesinde belirlenen şartlarla
bir iş sözleşmesi yapılmış sayılır. Ancak, takım sözleşmesi hakkında Borçlar Kanununun
110 uncu maddesi hükmü de uygulanır.


İşe başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini
işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek zorundadır. Takım kılavuzu
için, takıma dahil işçilerin ücretlerinden işe aracılık veya benzeri bir nedenle
kesinti yapılamaz.


 


Süreli
fesih


Madde
17 - Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer
tarafa bildirilmesi gerekir.


İş sözleşmeleri;


a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer
tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,


b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için,
bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,


c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için,
bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,


d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından
başlayarak sekiz hafta sonra,


feshedilmiş sayılır.


Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir.


Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret
tutarında tazminat ödemek zorundadır.


İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle
iş sözleşmesini feshedebilir.


İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait
ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi
hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca
bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin
iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda
işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim
şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir.


Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine
ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan
ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve
Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.


 


Feshin
geçerli sebebe dayandırılması


Madde
18 - Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı
aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden
kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek
cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde
çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.


Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler
dikkate alınır.


Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:


a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin
rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.


b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.


c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini
yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu
hususta başlatılmış sürece katılmak.[6]


d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik,
doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.


e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının
yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.


f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı
bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.


İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde
geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla
işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan
toplam işçi sayısına göre belirlenir.


İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları
ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi
bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci
maddenin son fıkrası uygulanmaz.


 


Sözleşmenin
feshinde usul


Madde
19 - İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini
açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.


Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz
süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez.
Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı
saklıdır.


 


Fesih
bildirimine itiraz ve usulü


Madde
20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11
md.) İş sözleşmesi feshedilen
işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir
sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay
içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya
başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde,
son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava
açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel
hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle
davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen
ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.



Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene
aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını
ispatla yükümlüdür.


(Değişik
üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında
istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin
olarak karar verir.


(İptal
dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72
sayılı Kararı ile.)


 


Geçersiz
sebeple yapılan feshin sonuçları


Madde
21 - İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin
geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine
karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi
başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık
ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.


Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde,
işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.


Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye
en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.


(Ek
fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat
ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas
alarak parasal olarak belirler.


İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine
ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden
mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim
süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.



İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden
itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır.
İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli
bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.


(Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların,
işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde;


a) İşe başlatma tarihini,


b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını,


c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın
parasal miktarını,


belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış
sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe
başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları
ile sorumlu olur.


Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler
ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.


 


Çalışma
koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi


Madde
22 - İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki
personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma
koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek
suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü
içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik
önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene
dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak
açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi
bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir.


Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman
değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe
konulamaz.


 


Yeni
işverenin sorumluluğu


Madde 23 - Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile
bir işverenin işine girmiş olan işçi, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut
bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse sözleşmenin
bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni işveren de
aşağıdaki hallerde birlikte sorumludur:


a) İşçinin bu davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep olmuşsa.


b) Yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe almışsa.


c) Yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra dahi
onu çalıştırmaya devam ederse.


 


İşçinin
haklı nedenle derhal fesih hakkı


Madde
24 - Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde
iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:



I. Sağlık sebepleri:


a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden
doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa.


b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü
işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa
tutulursa.


II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:


a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı
noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe
uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.


b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve
namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel
tacizde bulunursa.


c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada
bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna
karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden
birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet
kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.


d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde
cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler
alınmazsa.


e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme
şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,


f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp
da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde,
aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa,
yahut çalışma şartları uygulanmazsa.


III. Zorlayıcı sebepler:


İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin
durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.


 


İşverenin
haklı nedenle derhal fesih hakkı


Madde
25 - Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde
iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:



I- Sağlık sebepleri:


a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından
yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya
bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7]


b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte
olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması
durumunda.


(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık,
kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih
hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki
bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde
bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin
askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez.


II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:


a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin
esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı
halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan
bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.


b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna
dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında
şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.


c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.


d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut
işverenin başka işçisine sataşması,
işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri
kullanması.[8]


e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak,
işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda
bulunması.


f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan
ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.


g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe
dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil
gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.


h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri
kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.


ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini
tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan
makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla
ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.


III- Zorlayıcı sebepler:


İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan
zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.


IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması
halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması.


İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen
sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde
yargı yoluna başvurabilir.


 


Derhal
fesih hakkını kullanma süresi


Madde
26 - 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına
uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih
yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği
günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren
bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir
yıllık süre uygulanmaz.


Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki
fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır.



 


Yeni iş arama izni


Madde
27- Bildirim süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması
için gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan
vermeye mecburdur. İş arama izninin süresi günde iki saatten az olamaz ve işçi isterse
iş arama izin saatlerini birleştirerek toplu kullanabilir. Ancak iş arama iznini
toplu kullanmak isteyen işçi, bunu işten ayrılacağı günden evvelki günlere rastlatmak
ve bu durumu işverene bildirmek zorundadır.


İşveren yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa
o süreye ilişkin ücret işçiye ödenir.


İşveren, iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırır ise işçinin
izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten, çalıştırdığı
sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder.


 


Çalışma
belgesi


Madde
28 - İşten ayrılan işçiye, işveren tarafından işinin çeşidinin ne
olduğunu ve süresini gösteren bir belge verilir.


Belgenin vaktinde verilmemesinden veya
belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veyahut işçiyi işine
alan yeni işveren eski işverenden tazminat isteyebilir.


Bu belgeler her türlü resim ve harçtan muaftır.


 


Toplu
işçi çıkarma


Madde
29 - İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme,
işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz
gün önceden bir yazı ile, işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne
ve Türkiye İş Kurumuna bildirir.


İşyerinde çalışan işçi sayısı:


a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10 işçinin,


b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en az yüzde on oranında işçinin,


c) 301 ve daha fazla ise, en az 30 işçinin,


İşine 17 nci madde uyarınca ve bir aylık süre içinde aynı tarihte
veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır.


Birinci fıkra uyarınca yapılacak bildirimde işçi çıkarmanın
sebepleri, bundan etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile işe son verme işlemlerinin
hangi zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin bulunması zorunludur.



Bildirimden sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren arasında
yapılacak görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da çıkarılacak işçi sayısının
azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi
konuları ele alınır. Görüşmelerin sonunda, toplantının yapıldığını gösteren bir
belge düzenlenir.


Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi
çıkarma isteğini bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğurur.



İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle faaliyete
son verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden ilgili bölge
müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek ve işyerinde ilan etmekle yükümlüdür.
İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikteki
iş için yeniden işçi almak istediği takdirde nitelikleri uygun olanları tercihen
işe çağırır.


Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten çıkarılmaları
hakkında, işten çıkarma bu işlerin niteliğine bağlı olarak yapılıyorsa, toplu işçi
çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz.


İşveren toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri 18, 19, 20
ve 21 inci madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla kullanamaz; aksi
halde işçi bu maddelere göre dava açabilir.


 


Engelli
ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu[9][10]


Madde
30 – (Değişik : 15/5/2008-5763/2 md.)


İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde
yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli ve yüzde iki eski hükümlü
işçiyi veya 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu veya 16/6/1927 tarihli
ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu kapsamına giren ve
askerlik hizmetini yaparken 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun
21 inci maddesinde sayılan terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu malul sayılmayacak
şekilde yaralananları meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla
yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu
kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.[11]


Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirli ve belirsiz süreli
iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine
göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür.
Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla
olanlar tama dönüştürülür. İşyerinin işçisi iken engelli hâle gelenlere öncelik
tanınır.


İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları
işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin
nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler
dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden
işverence nasıl işe alınacakları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü
alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.[12]


Yer altı ve su altı işlerinde engelli işçi çalıştırılamaz ve yukarıdaki hükümler
uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yer altı ve su altı işlerinde
çalışanlar hesaba katılmaz.


Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan
kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren
bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk
işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan
şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse,
işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder.



Özel sektör işverenlerince bu madde kapsamında çalıştırılan 17/7/1964 tarihli
ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi engelli sigortalılar ile 1/7/2005
tarihli ve 5378 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen korumalı işyerlerinde
çalıştırılan engelli sigortalıların, aynı Kanunun 72 nci ve 73 üncü maddelerinde
sayılan ve 78 inci maddesiyle belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden
hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, kontenjan fazlası engelli
çalıştıran, yükümlü olmadıkları halde engelli çalıştıran işverenlerin bu şekilde
çalıştırdıkları her bir engelli için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan
sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı Hazinece karşılanır. İşveren hissesine
ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla
ilgili olarak 506 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal
süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına
ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan
işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu fıkraya göre işveren tarafından
ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, Hazinece Sosyal Güvenlik Kurumuna
yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir.
Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider
veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. (Ek cümle: 31/7/2008-5797/10 md.)
Bu fıkrada düzenlenen teşvik, kamu idareleri hariç 506 sayılı Kanun kapsamındaki
sigortalılara ilişkin matrah ve oranlar üzerinden olmak üzere, 506 sayılı Kanunun
geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personeli için de
uygulanır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken
belirlenir.[13]


(Değişik yedinci fıkra: 11/10/2011-KHK-665/28 md.) Bu maddeye aykırılık hallerinde 101 inci madde uyarınca tahsil
edilecek cezalar, engellilerin ve eski hükümlülerin
kendi işini kurmaları, engellinin iş bulmasını
sağlayacak destek teknolojileri, engellinin işe
yerleştirilmesi, işe ve işyerine uyumunun sağlanması ve bu gibi projelerde kullanılır.
Tahsil edilen cezaların kullanımına ilişkin hususlar, Türkiye İş Kurumunun koordinatörlüğünde,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü ile İş Sağlığı ve Güvenliği
Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri
Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, en çok
işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların ve en çok engelliyi temsil eden üst kuruluşun birer temsilcisinden oluşan komisyon
tarafından karara bağlanır. Komisyonun çalışma usul ve esasları Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.


Eski hükümlü çalıştırılmasında, kanunlardaki kamu güvenliği ile ilgili hizmetlere
ilişkin özel hükümler saklıdır.


 


Askerlik
ve kanundan doğan çalışma


Madde
31 - Muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya herhangi bir sebeple
silah altına alınan veyahut herhangi bir kanundan doğan çalışma ödevi yüzünden işinden
ayrılan işçinin iş sözleşmesi işinden ayrıldığı günden başlayarak iki ay sonra işverence
feshedilmiş sayılır.


İşçinin bu haktan faydalanabilmesi için o işte en az bir yıl
çalışmış olması şarttır. Bir yıldan çok çalışmaya karşılık her fazla yıl için, ayrıca
iki gün eklenir. Şu kadar ki bu sürenin tamamı doksan günü geçemez.


İş sözleşmesinin feshedilmiş sayılabilmesi
için beklenilmesi gereken süre içinde işçinin ücreti işlemez. Ancak özel kanunların
bu husustaki hükümleri saklıdır. Bu süre içinde iş sözleşmesinin Kanundan doğan
başka bir sebebe dayanılarak işveren veya işçi tarafından feshedildiği öteki tarafa
bildirilmiş olsa bile, fesih için Kanunun gösterdiği süre bu sürenin bitiminden
sonra işlemeye başlar. Ancak iş sözleşmesi belirli süreli olarak yapılmış ve sözleşme
yukarıda yazılı süre içinde kendiliğinden sona eriyorsa bu madde hükümleri uygulanmaz.


Herhangi bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan
işçiler bu ödevin sona ermesinden başlayarak iki ay içinde işe girmek istedikleri
takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal,
yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe
almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü
yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye üç aylık ücret tutarında
tazminat öder.


 


ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM


Ücret


Ücret
ve ücretin ödenmesi


Madde
32 - Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren
veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.


(Değişik ikinci fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural
olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir.
Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak
kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir.
Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının
özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi
olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin
bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri
zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki
her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net
miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,
Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken
yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit
istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi
tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu
nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında
ödeyemezler.


(Ek fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) İşçinin
ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan
banka hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin diğer usûl ve esaslar
anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.


Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli
parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret
ödemesi yapılamaz.


Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş
sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.


İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme
ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur.



Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkan
ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz.


Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.


 


İşverenin
ödeme aczine düşmesi


Madde
33 – (Mülga : 15/5/2008-5763/37 md.)


 


Ücretin
gününde ödenmemesi


Madde
34 - Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir
neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu
nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal
olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen
ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.


Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez
ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.


 


Ücretin
saklı kısmı


Madde
35 - İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez
veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak, işçinin bakmak zorunda olduğu aile
üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dahil değildir. Nafaka
borcu alacaklılarının hakları saklıdır.


 


Kamu makamlarının ve asıl işverenlerin hakedişlerinden ücreti
kesme yükümlülüğü


Madde
36 - Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu
iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide
verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde
çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup
bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri
ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri
bunların hakedişlerinden öderler.[14]


Bunun için hakediş ödeneceği ilgili idare
tarafından işyerinde şantiye şefliği işyeri ilân tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu
yerler gibi işçilerin görebileceği yerlere yazılı ilân asılmak suretiyle duyurulur.
Ücret alacağı olan işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç
aylık tutarından fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez.



Anılan müteahhitlerin bu işverenlerdeki her çeşit teminat ve
hakedişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el değiştirme işlemleri veya haciz
ve icra takibi bu işte çalışan işçilerin ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan
sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.


Bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı işyerinde
bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler
üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının
alındığı tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak
kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.


(Değişik
beşinci fıkra: 10/9/2014-6552/3 md.) İşverenler,
alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini
işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen
ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür.


 


Ücret
hesap pusulası


Madde
37 - İşveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret
hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek
zorundadır.


Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla
çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan
her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve
icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.


Bu işlemler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.


 


Ücret
kesme cezası


Madde
38 - İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş
olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez.


İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye
derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu yolda yapılacak
kesintiler bir ayda iki gündelikten veya parça başına yahut yapılan iş miktarına
göre verilen ücretlerde işçinin iki günlük kazancından fazla olamaz.


Bu paralar işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılıp
harcanmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına Bakanlıkça belirtilecek
Türkiye'de kurulu bulunan ve mevduat kabul etme yetkisini haiz bankalardan birine,
kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde yatırılır. Her işveren işyerinde bu paraların
ayrı bir hesabını tutmaya mecburdur. Birikmiş bulunan ceza paralarının nerelere
ve ne kadar verileceği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başkanlık edeceği ve
işçi temsilcilerinin de katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanır. Bu kurulun
kimlerden teşekkül edeceği, nasıl ve hangi esaslara göre çalışacağı çıkarılacak
bir yönetmelikte gösterilir.


 


Asgari
ücret


Madde
39 - İş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya
olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile ücretlerin
asgari sınırları en geç iki yılda bir belirlenir.


(Mülga
ikinci fıkra: 2/7/2018-KHK/700/145 md.)


Komisyon kararları kesindir. Kararlar Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe girer.


Komisyonun toplanma ve çalışma şekli, asgari ücretlerin tespiti
sırasında uygulanacak esaslar ile başkan, üye ve raportörlere verilecek huzur hakları
Maliye Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının birlikte hazırlayacakları
yönetmelikte belirtilir.


Asgari Ücret Tespit Komisyonunun sekretarya hizmetleri, Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yerine getirilir.


 


Yarım
ücret


Madde
40 - 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen
zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya çalıştırılmayan işçiye bu bekleme
süresi içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir.


 


Fazla
çalışma ücreti


Madde
41 - Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması
gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar
çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre
denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi,
normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati
aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.


Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma
ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.



Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında
belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama
haftalık çalışma süresini aşan ve kırkbeş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle
çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek
ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle
ödenir.


Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse,
bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında
bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat
onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.


İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri
içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır.


63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan
kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece çalışmasında
fazla çalışma yapılamaz.


Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir.



Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten
fazla olamaz.


(Ek
fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Bu Kanunun
42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâller dışında yer altında maden işlerinde
çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz.


(Ek
fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Yer altında
maden işlerinde çalışan işçilere, bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan
hâllerde haftalık otuz yedi buçuk saati aşan
her bir saat fazla çalışma için verilecek
ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak
üzere arttırılması suretiyle ödenir.[15]


Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı
çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.


 


Zorunlu
nedenlerle fazla çalışma


Madde
42 - Gerek bir arıza sırasında, gerek bir arızanın mümkün görülmesi
halinde yahut makineler veya araç ve gereç için hemen yapılması gerekli acele işlerde,
yahut zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkmasında, işyerinin normal çalışmasını sağlayacak
dereceyi aşmamak koşulu ile işçilerin hepsi veya bir kısmına fazla çalışma yaptırılabilir.
Bu durumda fazla çalışma yapan işçilere uygun bir dinlenme süresi verilmesi zorunludur.



Şu kadar ki, zorunlu sebeplerle yapılan fazla çalışmalar için
41 inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır.


 


Olağanüstü
hallerde fazla çalışma


Madde
43 - Seferberlik sırasında ve bu süreyi aşmamak şartıyla yurt savunmasının
gereklerini karşılayan işyerlerinde fazla çalışmaya lüzum görülürse işlerin çeşidine
ve ihtiyacın derecesine göre Cumhurbaşkanı günlük çalışma süresini, işçinin en çok çalışma gücüne çıkarabilir.[16]


Bu suretle fazla çalıştırılan işçiler için verilecek ücret hakkında
41 inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır.


 


Ulusal
bayram ve genel tatil günlerinde çalışma


Madde
44 - Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp
çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde
hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir.



Bu günlere ait ücretler 47 nci maddeye göre ödenir.


 


Saklı
haklar


Madde
45 - Toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmelerine hafta tatili, ulusal
bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan haklara, ücretli izinlere ve yüzde usulü
ile çalışan işçilerin bu Kanunla tanınan haklarına aykırı hükümler konulamaz.


Bu hususlarda işçilere daha elverişli hak ve menfaatler sağlayan
kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya gelenekten doğan kazanılmış haklar
saklıdır.





Hafta
tatili ücreti


Madde
46 - Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden
önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile
yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta
tatili) verilir. (Ek cümleler:10/7/2025-7553/9 md.) Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm
işletmesi belgesi verilen konaklama tesislerinde çalışan işçilerin bu fıkra
kapsamında hak kazandığı hafta tatili, işçinin yazılı talebi veya onayı ile hak
kazandığı günü takip eden dört gün içinde kullandırılabilir. Bu halde işçinin
hak kazandığı hafta tatilinde yaptığı çalışmaların günlük normal çalışma süresi kadarlık kısmı
fazla çalışmanın hesabında dikkate alınmaz. İşçi verdiği onayı otuz gün önceden
işverene yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla geri alabilir.


Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş
karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir.


Şu kadar ki;


a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar
ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,



b) (Değişik: 4/4/2015-6645/35 md.) Ek 2 nci maddede sayılan izin süreleri,


c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından
verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri,


Çalışılmış günler gibi hesaba katılır.


Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki çalışmanın
haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi halinde haftanın
çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır.



Bir işyerinde işin bir haftadan fazla bir süre ile tatil edilmesini
gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı zaman, 24 ve 25 inci maddelerin (III)
numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebeplerden ötürü çalışılmayan günler
için işçilere ödenen yarım ücret hafta tatili günü için de ödenir.


Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili ücreti
işverence işçiye ödenir.


 


Genel
tatil ücreti


Madde
47 - Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda
ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir
iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa
ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir.


Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal bayram
ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir.


 


Geçici
iş göremezlik


Madde
48 - İşçilere geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi gerektiği zamanlarda
geçici iş göremezlik süresine rastlayan ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatilleri,
ödeme yapılan kurum veya sandıklar tarafından geçici iş göremezlik ölçüsü üzerinden
ödenir.


Hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar
Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği aylık ücretli işçilerin ücretlerinden
mahsup edilir.


 


Ücret
şekillerine göre tatil ücreti


Madde
49 - İşçinin tatil günü ücreti çalıştığı günlere göre bir güne düşen
ücretidir.


Parça başına, akort, götürü veya yüzde usulü ile çalışan işçilerin
tatil günü ücreti, ödeme döneminde kazandığı ücretin aynı süre içinde çalıştığı
günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.


Saat ücreti ile çalışan işçilerin tatil günü ücreti saat ücretinin
yedibuçuk katıdır.


Hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde
dahi aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere 46, 47 ve 48 inci maddenin
birinci fıkrası hükümleri uygulanmaz. Ancak bunlardan ulusal bayram ve genel tatil
günlerinde çalışanlara ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük ücreti ödenir.


 


Tatil
ücretine girmeyen kısımlar


Madde
50 - Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin
temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme
işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar,
ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde
hesaba katılmaz.


 


Yüzdelerin
ödenmesi


Madde
51 - Otel, lokanta, eğlence yerleri ve benzeri yerler ile içki verilen
ve hemen orada yenilip içilmesi için çeşitli yiyecek satan yerlerden "yüzde"
usulünün uygulandığı müesseselerde işveren tarafından servis karşılığı veya başka
isimlerle müşterilerin hesap pusulalarına "yüzde" eklenerek veya ayrı
şekillerde alınan paralarla kendi isteği ile müşteri tarafından işverene bırakılan
yahut da onun kontrolü altında bir araya toplanan paraları işveren işyerinde çalışan
tüm işçilere eksiksiz olarak ödemek zorundadır.


İşveren veya işveren vekili yukarıdaki fıkrada sözü edilen paraların
kendisi tarafından alındığında eksiksiz olarak işçilere dağıtıldığını belgelemekle
yükümlüdür.


Yüzdelerden toplanan paraların o işyerinde çalışan işçiler arasında
yapılan işlerin niteliğine göre, hangi esaslar ve oranlar çerçevesinde dağıtılacağı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir.


 


Yüzdelerin
belgelenmesi


Madde
52 - Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işveren, her hesap
pusulasının genel toplamını gösteren bir belgeyi işçilerin kendi aralarından seçecekleri
bir temsilciye vermekle yükümlüdür. Bu belgelerin şekli ve uygulama usulleri iş
sözleşmelerinde veya toplu iş sözleşmelerinde gösterilir.


 


Yıllık
ücretli izin hakkı ve izin süreleri


Madde
53 - İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde
olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.


Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.


Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren
mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere
ilişkin hükümleri uygulanmaz.


İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;



a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört
günden,


b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden,


c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden,


Az olamaz. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/5 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri
dörder gün arttırılarak uygulanır.


Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı
yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz.


Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri
ile artırılabilir.


 


Yıllık
ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemi


Madde
54 - Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında
işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek
göz önüne alınır. Şu kadar ki, bir işverenin bu Kanun kapsamına giren işyerinde
çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin
geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır.


Bir yıllık süre içinde 55 inci maddede sayılan haller dışındaki
sebeplerle işçinin devamının kesilmesi halinde bu boşlukları karşılayacak kadar
hizmet süresi eklenir ve bu suretle işçinin izin hakkını elde etmesi için gereken
bir yıllık hizmet süresinin bitiş tarihi gelecek hizmet yılına aktarılır.


İşçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık
hizmet süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek hizmet
yılına doğru ve yukarıdaki fıkra ve 55 inci madde hükümleri gereğince hesaplanır.


İşçi yukarıdaki fıkralar ve 55 inci madde hükümlerine göre hesaplanacak
her hizmet yılına karşılık, yıllık iznini gelecek hizmet yılı içinde kullanır.


Aynı bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı
bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri
yahut özel kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak
kurulan banka ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler, işçinin
yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında göz önünde bulundurulur.[17]


 


Yıllık
izin bakımından çalışılmış gibi sayılan haller


Madde
55 - Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış
gibi sayılır:


a) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine
gidemediği günler (Ancak, 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde
öngörülen süreden fazlası sayılmaz.).


b) Kadın işçilerin 74 üncü madde gereğince
doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.


c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya herhangi
bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler (Bu sürenin
yılda 90 günden fazlası sayılmaz.).


d) Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin
aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği
zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla).


e) 66 ncı maddede sözü geçen zamanlar.


f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri.


g) 3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan
yönetmeliğe göre röntgen muayenehanelerinde çalışanlara pazardan
başka verilmesi gereken yarım günlük izinler.[18]


h) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları, hakem
kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini yapmaları,
çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan meclis, kurul, komisyon ve toplantılara
yahut işçilik konuları ile ilgili uluslararası kuruluşların konferans, kongre veya
kurullarına işçi veya sendika temsilcisi olarak katılması sebebiyle işlerine devam
edemedikleri günler.


ı) (Değişik: 4/4/2015-6645/35 md.) Ek 2 nci maddede sayılan izin süreleri,


j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci maddedeki
kısa çalışma süreleri.


k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan
yıllık ücretli izin süresi.


 


Yıllık
ücretli iznin uygulanması


Madde
56 - Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez.


Bu iznin 53 üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından
sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur.


(Değişik
üçüncü fıkra: 14/4/2016-6704/16 md.) Ancak,
53 üncü maddede öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on
günden aşağı olmamak üzere bölümler hâlinde kullanılabilir.


İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli
ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez.



Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan
ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.


Yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka
bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu
ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam
dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. İşveren, işyerinde çalışan işçilerin
yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır.


(Ek
fıkra: 10/9/2014-6552/6 md.) Alt işveren işçilerinden,
alt işvereni değiştiği hâlde aynı işyerinde çalışmaya devam edenlerin yıllık ücretli
izin süresi, aynı işyerinde çalıştıkları süreler dikkate alınarak hesaplanır. Asıl
işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli
izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek ve ilgili yıl içinde
kullanılmasını sağlamakla, alt işveren ise altıncı fıkraya göre tutmak zorunda olduğu
izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene vermekle yükümlüdür.





Yıllık
izin ücreti


Madde
57 - İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık
izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak
ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.


Bu ücretin hesabında 50 nci madde hükmü uygulanır.


Günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmayıp
da akort, komisyon ücreti, kâra katılma ve yüzde usulü ücret gibi belirli olmayan
süre ve tutar üzerinden ücret alan işçinin izin süresi için verilecek ücret, son
bir yıllık süre içinde kazandığı ücretin fiili olarak çalıştığı günlere bölünmesi
suretiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanır.


Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde,
izin ücreti işçinin izine çıktığı ayın başı ile zammın yapıldığı tarih arasında
alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.



Yüzde usulünün uygulandığı yerlerde bu ücret, yüzdelerden toplanan
para dışında işveren tarafından ödenir.


Yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal
bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenir.


 


İzinde
çalışma yasağı


Madde
58 - Yıllık ücretli iznini kullanmakta olan işçinin izin süresi
içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığı anlaşılırsa, bu izin süresi içinde kendisine
ödenen ücret işveren tarafından geri alınabilir.


 


Sözleşmenin
sona ermesinde izin ücreti


Madde
59 - İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde
işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin
sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu
ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.


İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde 17
nci maddede belirtilen bildirim süresiyle, 27 nci madde gereğince işçiye verilmesi
zorunlu yeni iş arama izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez.


 


İzinlere
ilişkin düzenlemeler


Madde
60 - Yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre
yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından
verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren
tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin
usuller ve işverence tutulması zorunlu kayıtların şekli Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir.


 


Sigorta
primleri


Madde 61 - Sigortalılara yıllık ücretli izin süresi için ödenecek ücretler
üzerinden iş kazaları ile meslek hastalıkları primleri hariç, diğer sigorta primlerinin,
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunundaki esaslar çerçevesinde işçi ve işverenler
yönünden ödenmesine devam olunur.


 


Ücretten
indirim yapılamayacak haller


Madde
62 - Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal
olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün
yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması
sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz.


 


DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM


İşin
Düzenlenmesi


Çalışma
süresi


Madde
63 - Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir.
Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit
ölçüde bölünerek uygulanır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/7 md.; Değişik
cümle: 4/4/2015-6645/36 md.) Yer altı maden işlerinde
çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi
buçuk saattir.


Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde
haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde
dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma
süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri
ile dört aya kadar artırılabilir. (Ek cümle: 6/5/2016-6715/3
md.) Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama
çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu
iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir.


Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama
şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle
düzenlenir.


(Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


Telafi
çalışması


Madde
64 - Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden
önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal
çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi
ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren dört ay içinde
çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. (Ek
cümle:25/3/2020-7226/43 md.) Cumhurbaşkanı bu süreyi
iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle
çalışma sayılmaz.[19]


Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu
ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz.


 


Kısa
çalışma ve kısa çalışma ödeneği


Madde
65 – (Mülga: 15/5/2008-5763/37 md.)


 


Çalışma
süresinden sayılan haller


Madde
66 - Aşağıdaki süreler işçinin günlük çalışma sürelerinden sayılır:


a) Madenlerde, taşocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun
yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya
asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken
süreler.


b) İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde
çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler.


c) İşçinin işinde ve her an iş görmeye
hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek
boş geçirdiği süreler.


d) İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya
işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi
suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler.


e) Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için
belirtilecek süreler.


f) Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması
ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan
işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların
toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler.


İşin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal
yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre çalışma
süresinden sayılmaz.


 


Günlük
çalışmanın başlama ve bitiş saatleri


Madde 67 - Günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile dinlenme saatleri
işyerlerinde işçilere duyurulur.


İşin niteliğine göre işin başlama ve bitiş
saatleri işçiler için farklı şekilde düzenlenebilir.


 


Ara
dinlenmesi


Madde
68 - Günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında o yerin gelenekleri
ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere;


a) Dört saat veya daha kısa süreli işlerde onbeş dakika,


b) Dört saatten fazla ve yedibuçuk saate kadar (yedibuçuk saat
dahil) süreli işlerde yarım saat,


c) Yedibuçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat,


ara dinlenmesi verilir.


Bu dinlenme süreleri en az olup aralıksız verilir.


Ancak bu süreler, iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler ve işin
niteliği göz önünde tutularak sözleşmeler ile aralı olarak kullandırılabilir.


Dinlenmeler bir işyerinde işçilere aynı veya değişik saatlerde
kullandırılabilir.


Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.


 


Gece
süresi ve gece çalışmaları


Madde
69 - Çalışma hayatında "gece" en geç saat 20.00'de başlayarak
en erken saat 06.00'ya kadar geçen ve her halde en fazla onbir saat süren dönemdir.


Bazı işlerin niteliğine ve gereğine göre yahut yurdun bazı bölgelerinin
özellikleri bakımından, çalışma hayatına ilişkin "gece" başlangıcının
daha geriye alınması veya yaz ve kış saatlerinin ayarlanması, yahut gün döneminin
başlama ve bitme saatlerinin belirtilmesi suretiyle birinci fıkradaki hükmün uygulama
şekillerini tespit etmek yahut bazı gece çalışmalarına herhangi bir oranda fazla
ücret ödenmesi usulünü koymak veyahut gece işletilmelerinde ekonomik bir zorunluluk
bulunmayan işyerlerinde işçilerin gece çalışmalarını yasak etmek üzere yönetmelikler
çıkartılabilir.


İşçilerin gece çalışmaları yedibuçuk saati
geçemez. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/37 md.) Ancak, turizm, özel güvenlik, sağlık hizmeti ve 30/5/2013 tarihli
ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu uyarınca petrol araştırma, arama ve sondaj
faaliyetleri kapsamında yürütülen
işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla yedi buçuk saatin üzerinde gece
çalışması yaptırılabilir.[20]


(Mülga
dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.)


(Mülga
beşinci fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.)


(Mülga
altıncı fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.)


Gece ve gündüz işletilen ve nöbetleşe işçi postaları kullanılan
işlerde, bir çalışma haftası gece çalıştırılan işçilerin, ondan sonra gelen ikinci
çalışma haftası gündüz çalıştırılmaları suretiyle postalar sıraya konur. Gece ve
gündüz postalarında iki haftalık nöbetleşme esası da uygulanabilir.


Postası değiştirilecek işçi kesintisiz en az onbir saat dinlendirilmeden
diğer postada çalıştırılamaz.


 


Hazırlama,
tamamlama ve temizleme işleri


Madde
70 - Genel olarak bir işyerinde belirli çalışma saatlerinden önce
veya sonra gerekli olan hazırlama veya tamamlama yahut temizleme işlerinde çalışan
işçiler için işin düzenlenmesi ile ilgili hükümlerden hangilerinin uygulanmayacağı
yahut ne gibi değişik şartlar ve usullerle uygulanacağı Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.


 


Çalıştırma
yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı


Madde
71 – (Değişik birinci fıkra: 4/4/2015-6645/38 md.) On beş yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır.
Ancak, on dört yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış olan çocuklar;
bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına
devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler. On dört yaşını doldurmamış
çocuklar ise bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam
edenlerin okullarına devamına engel olmayacak sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde
yazılı sözleşme yapmak ve her bir faaliyet için ayrı izin almak şartıyla çalıştırılabilirler.


Çocuk ve genç işçilerin işe yerleştirilmelerinde ve çalıştırılabilecekleri
işlerde güvenlik, sağlık, bedensel, zihinsel ve psikolojik gelişmeleri, kişisel
yatkınlık ve yetenekleri dikkate alınır. Çocuğun gördüğü iş onun okula gitmesine,
mesleki eğitiminin devamına engel olamaz, onun derslerini düzenli bir şekilde izlemesine
zarar veremez.


Onsekiz yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçiler bakımından
yasak olan işler ile onbeş yaşını tamamlamış, ancak onsekiz yaşını tamamlamamış
genç işçilerin çalışmasına izin verilecek işler, on dört yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış çocukların çalıştırılabilecekleri
hafif işler, onaltı yaşını doldurmuş
fakat onsekiz yaşını bitirmemiş genç işçilerin hangi çeşit işlerde çalıştırılabilecekleri
ve çalışma koşulları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından
altı ay içinde çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.[21][22]


(Değişik
dördüncü fıkra: 4/4/2015-6645/38 md.) Zorunlu
ilköğretim çağını tamamlamış ve örgün eğitime devam etmeyen çocukların çalışma saatleri
günde yedi ve haftada otuz beş saatten; sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde
çalışanların ise günde beş ve haftada otuz saatten fazla olamaz. Bu süre, on beş
yaşını tamamlamış çocuklar için günde sekiz ve haftada kırk saate kadar artırılabilir.


Okul öncesi çocuklar ile okula devam eden çocukların eğitim
dönemindeki çalışma süreleri, eğitim saatleri dışında olmak üzere, en fazla günde
iki saat ve haftada on saat olabilir. Okulun kapalı olduğu dönemlerde çalışma süreleri
yukarıda dördüncü fıkrada öngörülen süreleri
aşamaz.[23]


(Ek
fıkra: 4/4/2015-6645/38 md.) Sanat,
kültür ve reklam faaliyetlerinin kapsamı, bu faaliyetlerde çalışacak çocuklara çalışma
izni verilmesi, yaş grupları ve faaliyet türlerine göre çalışma ve dinlenme süreleri
ile çalışma ortamı ve şartları, ücretin ödenmesine ilişkin usul ve esaslar ile diğer
hususlar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sağlık
Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun görüşleri
alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle
belirlenir.


 


Yer
ve su altında çalıştırma yasağı


Madde
72 - Maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı
gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde onsekiz yaşını doldurmamış
erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır.


 


Gece
çalıştırma yasağı


Madde
73 - Sanayie ait işlerde onsekiz yaşını doldurmamış çocuk ve genç
işçilerin gece çalıştırılması yasaktır.


Onsekiz yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında çalıştırılmasına
ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.


 


Analık
halinde çalışma ve süt izni


Madde
74 - Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz
hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul
gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta
süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın
işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda,
kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir. (Ek
cümle: 13/2/2011-6111/76 md.) Kadın işçinin
erken doğum yapması halinde ise doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılmayacak süreler,
doğum sonrası sürelere eklenmek suretiyle kullandırılır. (Ek cümleler: 29/1/2016-6663/22 md.) Doğumda veya doğum sonrasında annenin ölümü hâlinde,
doğum sonrası kullanılamayan süreler babaya kullandırılır. Üç yaşını doldurmamış
çocuğu evlat edinen eşlerden birine veya evlat edinene çocuğun aileye fiilen teslim
edildiği tarihten itibaren sekiz hafta analık hâli izni kullandırılır.


(Ek fıkra: 29/1/2016-6663/22 md.) Birinci fıkra uyarınca kullanılan doğum sonrası
analık hâli izninin bitiminden itibaren çocuğunun bakımı ve yetiştirilmesi amacıyla
ve çocuğun hayatta olması kaydıyla kadın işçi ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat
edinen kadın veya erkek işçilere istekleri hâlinde birinci doğumda altmış gün, ikinci
doğumda yüz yirmi gün, sonraki doğumlarda ise yüz seksen gün süreyle haftalık çalışma
süresinin yarısı kadar ücretsiz izin verilir. Çoğul doğum hâlinde bu sürelere otuzar
gün eklenir. Çocuğun engelli doğması hâlinde bu süre üç yüz altmış gün olarak uygulanır.
Bu fıkra hükümlerinden yararlanılan süre içerisinde süt iznine ilişkin hükümler
uygulanmaz.


Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine
göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile
belirtilir.


Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli
izin verilir.


Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi
sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir
indirim yapılmaz.


İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık
sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra
altı aya kadar ücretsiz izin verilir. (Ek cümle:
29/1/2016-6663/22 md.) Bu izin, üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinme hâlinde
eşlerden birine veya evlat edinene verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.


Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için
günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve
kaça bölünerek kulllanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden
sayılır.


(Ek fıkra: 29/1/2016-6663/22 md.) Bu madde hükümleri iş sözleşmesi ile çalışan ve
bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçi için uygulanır.


 


İşçi özlük dosyası


Madde 75 - İşveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenler.
İşveren bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu Kanun ve diğer kanunlar
uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları
istendiği zaman yetkili memur ve mercilere göstermek zorundadır.


İşveren, işçi hakkında edindiği bilgileri
dürüstlük kuralları ve hukuka uygun olarak kullanmak ve gizli kalmasında işçinin
haklı çıkarı bulunan bilgileri açıklamamakla yükümlüdür.


 


Yönetmelikler



Madde 76 - Nitelikleri gereği günlük ve haftalık çalışma sürelerinin 63
üncü maddede öngörüldüğü şekilde uygulanması mümkün olmayan iş ve işyerlerinde çalışma
sürelerinin günlük yasal çalışma süresini aşmayacak şekilde ve en çok altı aya kadar
denkleştirme süresi tanınarak uygulanmasını sağlayacak
usuller Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak yönetmeliklerle düzenlenir.


Nitelikleri dolayısıyla devamlı çalıştıkları
için durmaksızın birbiri ardına işçi postaları çalıştırılarak işletilen yahut nöbetleşe
işçi postaları ile yapılan işlerde, çalışma sürelerine, hafta tatillerine ve gece
çalışmalarına ve çalışma ortasındaki zorunlu dinlenmelere dair özel usul ve esaslar
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak yönetmeliklerle düzenlenir.


 


BEŞİNCİ
BÖLÜM


İş
Sağlığı ve Güvenliği


İşverenlerin
ve işçilerin yükümlülükleri


Madde
77 – (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


İş
sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri[24]


Madde
78 – (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


İşin
durdurulması veya işyerinin kapatılması


Madde
79 - (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


İş
sağlığı ve güvenliği kurulu


Madde
80 - (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


İş
sağlığı ve güvenliği hizmetleri[25]


Madde
81 – (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


İş
güvenliği ile görevli mühendis veya teknik elemanlar


Madde
82 – (Mülga: 15/5/2008-5763/37 md.)


 


İşçilerin
hakları


Madde
83 - (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


İçki
veya uyuşturucu madde kullanma yasağı


Madde
84 - (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


Ağır
ve tehlikeli işler


Madde
85 - (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


Ağır
ve tehlikeli işlerde rapor


Madde
86 - (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


On
sekiz yaşından küçük işçiler için rapor


Madde
87 (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


Gebe
veya çocuk emziren kadınlar için yönetmelik


Madde
88 – (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


Çeşitli
yönetmelikler


Madde
89 - (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


ALTINCI
BÖLÜM


İş
ve İşçi Bulma


İş
ve işçi bulmaya aracılık


Madde
90 - İş arayanların elverişli oldukları işlere yerleştirilmeleri
ve çeşitli işler için uygun işçiler bulunmasına aracılık görevi, Türkiye İş Kurumu
ve bu hususta izin verilen özel istihdam bürolarınca yerine getirilir.


 


YEDİNCİ
BÖLÜM


Çalışma
Hayatının Denetimi ve Teftişi


Devletin
yetkisi


Madde
91 - Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler,
denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca
yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır.


(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/77 md.; Değişik fıkra:
12/10/2017-7036/13 md.) İşçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel
alacaklarına ilişkin başvuruları üzerine, iş sözleşmesinin devam etmesi kaydıyla
birinci fıkra hükmü uyarınca işlem yapılabilir.


Askeri işyerleriyle yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen
işyerlerinin denetim ve teftişi konusu ve sonuçlarına ait işlemler Milli Savunma
Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte hazırlanacak yönetmeliğe
göre yürütülür.


 


Yetkili
makam ve memurlar[26]


Madde
92 - 91 inci madde hükmünün uygulanması için iş hayatının izlenmesi,
denetlenmesi ve teftişiyle ödevli olan iş müfettişleri, işyerlerini ve eklentilerini,
işin yürütülmesi tarzını ve ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri,
ham ve işlenmiş maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi 93 üncü maddede yazılı
esaslara uyarak gerektiği zamanlarda ve işçilerin yaşamına, sağlığına, güvenliğine,
eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına ilişkin tesis ve tertipleri her zaman
görmek, araştırmak ve incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere rastladığı zaman
bu hususta Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte açıklanan şekillerde bu halleri
önlemek yetkisine sahiptirler.[27]


(Değişik ikinci fıkra: 13/2/2011-6111/78 md.)
Teftiş, denetleme ve incelemeler sırasında
işverenler, işçiler ve bu işle ilgili görülen başka kişiler izleme, denetleme ve
teftişle görevli iş müfettişleri (…)26 tarafından çağrıldıkları
zaman gelmek, ifade ve bilgi vermek, gerekli olan belge ve delilleri getirip göstermek
ve vermek; iş müfettişlerinin birinci fıkrada yazılı görevlerini yapmaları için
kendilerine her çeşit kolaylığı göstermek, bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin
yerine getirmekle yükümlüdürler.


(Değişik üçüncü fıkra: 13/2/2011-6111/78 md.) Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe
yetkili iş müfettişleri (…)26 tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri
tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin
kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir.
İş mahkemesinin kararına karşı taraflarca 5521 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre
kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulması iş mahkemesince hüküm altına
alınan işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmez.


 


Yetkili
memurların ödevi


Madde
93 - İş hayatını izleme, denetleme ve teftiş yetkisi olan iş müfettişleri
görevlerini yaparlarken işin normal gidişini ve işyerinin işlemesini, inceledikleri
konunun niteliğine göre mümkün olduğu kadar aksatmamak, durdurmamak ve güçleştirmemekle
ve resmi işlemlerin yürütülüp sonuçlandırılması için, açıklanması gerekmedikçe,
işverenin ve işyerinin meslek sırları ve şartları, ekonomik ve ticari hal ve durumları
hakkında gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmak ve kendileri
tarafından bilgileri ve ifadeleri alınan yahut kendilerine başvuran veya ihbarda
bulunan işçilerin ve başka kişilerin isimlerini ve kimliklerini açıklamamakla yükümlüdürler.


 


Muafiyet


Madde
94 - İşçi ve işverenlerle bunların meslek kuruluşları tarafından
kendilerini ilgilendiren ve iş hayatına ilişkin işlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığına yazı ile başvurma halinde bu dilekçeler ve bunlarla ilgili tutanak,
evrak, defter ve işlemler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.


 


Diğer
merciler tarafından yapılan teftişler


Madde
95 – (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


İşçi
ve işverenin sorumluluğu


Madde
96 - İş denetimi ve teftişine yetkili iş müfettişleri tarafından
ifade ve bilgilerine başvurulan işçilere, işverenlerin gerek doğrudan doğruya ve
gerek dolayısıyla telkinlerde bulunmaları, işçileri gerçeği saklamaya yahut değiştirmeye
sevk veya herhangi bir suretle zorlamaları veyahut işçilerin ilgili makamlara başvurmaları,
haber ve ifade vermeleri üzerine, bunlara karşı kötü davranışlarda bulunmaları yasaktır.



İşçilerin çalıştıkları veya ayrıldıkları işyerleriyle işverenleri
hakkında gerçeğe uygun olmayan haberler vererek gereksiz işlemlerle uğraştırılmaları
veya işverenleri haksız yere kötü duruma düşürmeye kalkışmaları ve iş müfettişlerince
kendilerinden sorulan hususlar için doğru olmayan cevaplar vererek denetim ve teftişin
yapılmasını güçleştirmek veya yanlış bir sonuca vardırmak gibi kötü niyetli davranışlarda
bulunmaları yasaktır.


 


Zabıtanın
yardımı


Madde
97 - Bu Kanun hükümlerinin tam ve gerektiği gibi uygulanabilmesi
için işyerlerini teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerinin gerekli görmeleri
ve istemeleri halinde, zabıta kuvvetleri, bu iş müfettişlerinin görevlerini iyi
bir şekilde yapabilmelerini sağlamak üzere her türlü yardımda bulunmakla yükümlüdürler.


 


SEKİZİNCİ
BÖLÜM


İdari
Ceza Hükümleri


İşyerini
bildirme yükümlülüğüne aykırılık


Madde
98 - (Değişik birinci fıkra: 15/5/2008-5763/8 md.)
Bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki
işyeri bildirme yükümlülüğüne aykırı davranan işveren veya işveren vekiline, çalıştırılan
her işçi için yüz Yeni Türk Lirası, (…)[28]
3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki işyerini muvazaalı olarak bildiren asıl işveren
ile alt işveren veya vekillerine ayrı ayrı on bin Yeni Türk Lirası idari para cezası
verilir.


Bu para cezasının kesinleşmesinden sonra bildirim yükümlülüğüne
aykırılığın sürmesi halinde takip eden her ay için aynı miktar ceza uygulanır.


 


Genel
hükümlere aykırılık


Madde
99 – (Değişik: 6/5/2016-6715/4 md.)


Bu Kanunun;


a) 5 inci maddesinde öngörülen ilke ve yükümlülüklere aykırı
davranan işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi için yüz elli Türk
lirası,


b) 7 nci maddesinde öngörülen ilke ve yükümlülüklere aykırı
olarak geçici işçi çalıştıran işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi
için iki yüz elli Türk lirası,


c) 8 inci maddesinin son fıkrasındaki belgeyi işçiye vermeyen,
14 üncü maddesi hükümlerine aykırı davranan işveren veya işveren vekiline bu durumdaki
her işçi için yüz elli Türk lirası,


d) 28 inci maddesine aykırı olarak çalışma
belgesi düzenleme yükümlülüğüne aykırı davranan veya bu belgeye gerçeğe aykırı bilgi
yazan işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi için yüz elli Türk lirası,


idari para cezası verilir.


7 nci maddenin ikinci fıkrasının (f) bendine
aykırı olarak davranan işveren veya işveren vekiline ise birinci fıkranın (b) bendinde
belirtilen para cezası dört katı artırılarak uygulanır.


 


Toplu
işçi çıkarma ile ilgili hükümlere aykırılık


Madde
100 - Bu Kanunun 29 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak işçi
çıkaran işveren veya işveren vekiline işten çıkardığı her işçi için dörtyüzelli
Türk Lirası idari para cezası verilir.[29]



 


Engelli
ve
eski hükümlü çalıştırma zorunluluğuna aykırılık[30]


Madde
101 - Bu Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak engelli
ve eski hükümlü çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline çalıştırmadığı her engelli
ve eski hükümlü ve çalıştırmadığı her ay için binyediyüz Türk Lirası idari para
cezası verilir. Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutulamaz.[31]


 


Ücret
ile ilgili hükümlere aykırılık[32]


Madde
102 - Bu Kanunun;


a) (Değişik:
17/4/2008-5754/85 md.) 32 nci maddesinde belirtilen ücret ile işçinin bu Kanundan veya
toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücret ödemelerini süresi içinde
kasden ödemeyen veya eksik ödeyen, 39 uncu maddesinde belirtilen komisyonun belirlediği
asgari ücreti işçiye ödemeyen veya noksan ödeyen, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki
her çeşit istihkakını zorunlu tutulduğu halde özel olarak açılan banka hesabına
ödemeyen işveren, işveren vekili ve üçüncü kişiye bu durumda olan her işçi ve her
ay için yüzyirmibeş Türk Lirası idari para cezası
,


b) 37 nci maddesine aykırı olarak ücrete ilişkin hesap pusulası
düzenlemeyen veya işçi ücretlerinden 38 inci maddeye aykırı olarak ücret kesme cezası
veren veya yaptığı ücret kesintisinin sebebini ve hesabını bildirmeyen 52 nci maddedeki
belgeyi vermeyen işveren veya işveren vekiline dörtyüzelli Türk Lirası idari para
cezası,


c) 41 inci maddesinde belirtilen fazla
çalışmalara ilişkin ücreti ödemeyen, işçiye hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında
kullandırmayan, fazla saatlerde yapılacak çalışmalar için işçinin onayını almayan
işveren veya işveren vekiline, bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası
idari para cezası,


verilir.


 


Yıllık
ücretli izin hükümlerine aykırılık


Madde
103 - Yıllık ücretli izni bu Kanunun 56 ncı maddesine aykırı olarak
bölen veya izin ücretini 57 nci maddenin üç ve dördüncü fıkralarında belirtilen
usule aykırı olarak ödeyen veya eksik ödeyen veya 59 uncu maddedeki hak edilmiş
izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen
veya 60 ıncı maddede belirtilen yönetmeliğin esas ve usullerine aykırı olarak izin
kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan
her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası idari para cezası verilir.[33]


 


İşin
düzenlenmesine ilişkin hükümlere aykırılık[34]


Madde
104 - Bu Kanunun 63 üncü maddesinde ve bu maddede belirtilen yönetmelikte
belirlenen çalışma sürelerine aykırı olarak işçilerini çalıştıran veya 68 inci maddesindeki
ara dinlenmelerini bu maddeye göre uygulamayan veya işçileri 69 uncu maddesine aykırı
olarak geceleri yedibuçuk saatten fazla çalıştıran; gece ve gündüz postalarını değiştirmeyen,
71 inci maddesi hükmüne ve bu maddenin son fıkrasında anılan yönetmelik hükümlerine
aykırı hareket eden, 72 nci maddesi hükümlerine aykırı olarak bu maddede belirtilen
yerlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek çocukları ve gençleri ve her yaştaki kadınları
çalıştıran, 73 üncü maddesine aykırı olarak çocuk ve genç işçileri gece çalıştıran
veya aynı maddede anılan yönetmelik hükümlerine aykırı hareket eden 74 üncü maddesindeki
hükme aykırı olarak doğumdan önceki ve sonraki sürelerde gebe veya doğum yapmış
kadınları çalıştıran veya ücretsiz izin vermeyen, 75 inci maddesindeki işçi özlük
dosyalarını düzenlemeyen, 76 ncı maddesinde belirtilen yönetmelik hükümlerine uymayan
işveren veya işveren vekiline binikiyüz Türk Lirası idari para cezası verilir.[35]


64 üncü (…)[36]
maddede öngörülen hükümlere aykırı davranan işveren veya işveren vekiline bu durumda
olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası idari para cezası verilir.


 


İş
sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümlere aykırılık


Madde
105 – (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)


 


İş
ve işçi bulma hükümlerine aykırılık


Madde 106 - Bu Kanunun 90 ıncı maddesinde öngörülen izni almadan faaliyet
gösteren işverene bir milyar lira para cezası verilir.


 


İş
hayatının denetim ve teftişi ile ilgili hükümlere aykırılık


Madde
107 – (Değişik: 23/1/2008-5728/500 md.)


Bu Kanunun;


a) 92 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen,


b) 96 ncı maddesindeki yasaklara uymayan,


işveren veya işveren vekiline sekizbin Türk Lirası idarî para cezası
verilir.


İş müfettişlerinin bu Kanundan veya diğer kanunlardan
doğan her çeşit teftiş, denetleme yetki ve görevleri gereğince görevlerinin yerine
getirilmesi sırasında, görevlerini yapma ve sonuçlandırmaya engel olan kimselere,
fiil suç oluşturmadığı takdirde, sekizbin Türk Lirası idarî para cezası verilir.


 


İdari
para cezalarının uygulanmasına ilişkin hususlar


Madde
108 – (Değişik:10/7/2025-7553/10 md.)


Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, gerekçesi
belirtilmek suretiyle Çalışma ve İş Kurumu il müdürünce verilir. 101 inci ve
106 ncı maddeler uyarınca birden fazla ilde işyeri bulunan
işverenlere uygulanacak idari para cezaları işyerlerinin merkezinin bulunduğu
yerdeki Çalışma ve İş Kurumu il müdürünce verilir. 101 inci ve 106 ncı maddelere
göre verilen idari para cezaları genel hükümlere göre tahsil edilir. 106 ncı maddeye
göre verilecek idari para cezası için 25/6/2003 tarihli ve 4904
sayılı Türkiye İş Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 20 nci maddesindeki
tutarlar esas alınır.


 


DOKUZUNCU
BÖLÜM


Çeşitli,
Geçici ve Son Hükümler


Yazılı
veya elektronik bildirim


Madde
109 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:20/7/2025-7555/23
md.)


Bu Kanunda öngörülen bildirimlerin ilgiliye yazılı olarak
ve imza karşılığında veya işçinin yazılı kabulü şartıyla elektronik iletilerin,
gönderimi ve teslimatı da dâhil olmak üzere kullanımına ilişkin olarak hukuki
delil sağlayan, elektronik postanın nitelikli şekli olan kayıtlı elektronik
posta (KEP) hesabı üzerinden gönderilmek suretiyle yapılması gerekir. İş
sözleşmesinin feshi sonucunu doğuracak bildirimler her hâlde yazılı yapılır.
Yazılı bildirim yapılan kişi bunu imzalamazsa, durum o yerde tutanakla tespit
edilir. Ancak, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu kapsamına giren
tebligat anılan Kanun hükümlerine göre yapılır.


KEP sisteminin kullanılmasına ilişkin maliyetler işveren
tarafından karşılanır. Bu maddede belirtilen elektronik bildirimler KEP sistemi
ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılır.


 


Konut
kapıcılarının özel çalışma koşulları


Madde
110 - Konut kapıcılarının hizmetlerinin kapsam ve niteliği ile çalışma
süreleri, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri, yıllık ücretli izin
hakları ve kapıcı konutları ile ilgili hususların düzenlenmesinde uygulanacak değişik
şekil ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle
düzenlenir.


 


Sanayi,
ticaret, tarım ve orman işleri


Madde
111 – (Değişik: 15/5/2008-5763/11 md.)


Bu Kanunun uygulanması bakımından; sanayiden, ticaretten, tarım ve orman işlerinden
sayılacak işlerin esasları aşağıda belirtilmiştir.


Sanayiden sayılacak işlerin esasları şunlardır:


a) Her türlü madenleri arama ve topraktan çıkarma, taş, kum ve kireç ocakları.


b) Ham, yarı ve tam yapılmış maddelerin
işlenmesi, temizlenmesi, şeklinin değiştirilmesi, süslenmesi, satış için hazırlanması.


c) Her türlü kurma, onarma, sökme, dağıtma ve yıkma.


d) Bina yapılması ve onarımı, değiştirilmesi, bozulması, yıkılması ve bunlara
yardımcı her türlü sınai yapım.


e) Yol, demiryolu, tramvay yolu, liman, kanal, baraj, havaalanı, dalgakıran,
tünel, köprü, lağım ve kuyuların yapılması ve onarımı, batıkların çıkarılması ve
bataklık kurutma.


f) Elektrik ve her çeşit muharrik kuvvetlerin elde edilmesi, değiştirilmesi,
taşınması, kurma ve dağıtma.


g) Su ve gaz tesisatı kurma ve işletmesi.


h) Telefon, telgraf, telsiz, radyo ve televizyon kurma.


i) Gemi ve vapur yapımı, onarımı, değiştirilmesi ve bozup dağıtma.


j) Eşyanın istasyon, antrepo, iskele, limanlar
ve havaalanlarında yükletilmesi, boşaltılması.


k) Basımevleri.


Ticaretten sayılacak işlerin esasları şunlardır:


a) Ham, yarı ve tam yapılmış her çeşit bitkisel, hayvani veya sınai ürün ve
malların alımı ve satımı.


b) Bankacılık ve finans sektörü ile ilgili
işlerle, sigortacılık, komisyonculuk, depoculuk, ambarcılık, antrepoculuk.


c) Su ürünleri alımı ve satımı.


d) Karada, göl ve akarsularda insan veya eşya ve hayvan taşıma.


Tarım ve orman işlerinden sayılacak işlerin esasları şunlardır:


a) Her çeşit meyveli ve meyvesiz bitkiler; çay, pamuk, tütün, elyaflı bitkiler;
turunçgiller; pirinç, baklagiller; ağaç, ağaççık, omca, tohum, fide, fidan; sebze
ve tarla ürünleri; yem ve süt bitkilerinin yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı, araştırılması,
bunlarla ilgili her türlü toprak işleri, ekim, dikim, aşı, budama, sulama, gübreleme,
hasat, harman, devşirme, temizleme, hazırlama ve ayırma işleri, hastalık ve zararlılarla
mücadele, toprak ıslahı, çayır, mera, toprak ve su korunması.


b) Ormanların korunması, planlanması (amenajman), yetiştirilmesi, işletilmesi,
sınırlandırılması çalışmaları, bunlara ait alt yapı çalışmaları ile tohum toplama,
fidanlık, ağaçlandırma, erozyon kontrolü, etüt proje ve rehabilitasyonu, ormancılık
araştırma ile milli park, orman içi dinlenme yerleri ve kent ormanlarının kurulması,
bakım ve geliştirilmesi.


c) Her türlü iş ve gelir hayvanlarının (arı, ipek böceği ve benzerleri dahil)
yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı ve bunlarla ilgili bakım, güdüm, terbiye, kırkım,
sağım ve ürünlerinin elde edilmesi, toplanması, saklanması ile bu hayvanların hastalık
ve asalaklarıyla mücadele.


d) 854 sayılı Deniz İş Kanununun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kara ve
su avcılığı ve üreticiliği ile bu yoldan elde edilen ürünlerin saklanması ve taşınması.


Yukarıda sayılan esaslar doğrultusunda bir işin bu Kanunun uygulanması bakımından
sanayi, ticaret, tarım ve orman işlerinden hangisinin kapsamında sayılacağı; Sanayi
ve Ticaret, Çevre ve Orman ile Tarım ve Köyişleri bakanlıklarının görüşleri alınarak,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca altı ay içinde çıkarılacak bir yönetmelikle
düzenlenir.


 


Bazı
kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatı


Madde 112 - Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kurum
ve kuruluşların haklarında bu Kanun ve 854, 5953, 5434 sayılı kanunların
hükümleri uygulanmayan personeli ile kamu kuruluşlarında
sözleşmeli olarak istihdam edilenlere mevzuat veya sözleşmelerine göre kıdem tazminatı
niteliğinde yapılan ödemeler kıdem tazminatı sayılır.


(Ek
fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) 4/1/2002
tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının
(e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları;


a) Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız
olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde
çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı
kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak
tespit olunur. Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475
sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek
şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları
tarafından,


b) Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde
farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri
1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek
şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının
(e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet
sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından,


işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.


(Ek
fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) Alt işveren
ile yapmış olduğu iş sözleşmesi sona ermediği gibi, alt işveren tarafından 4734
sayılı Kanun kapsamında bulunan idarelere ait işyerleri dışında bir işyerinde çalıştırılmaya
devam olunan ve bu şekilde çalıştırıldığı sırada iş sözleşmesi kıdem tazminatı ödenmesini
gerektirecek şekilde sona eren işçinin kıdem tazminatı, işçinin yazılı talebi hâlinde,
kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen
süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin
yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı
üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin
banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir. Bu şekilde hesaplanarak ödenen kıdem
tazminatı tutarının, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden aynı
süreler dikkate alınarak hesaplanacak kıdem tazminatı tutarından daha düşük olması
hâlinde, işçinin aradaki farkı alt işverenden talep hakkı saklıdır.


(Ek
fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) İkinci
fıkranın (b) bendi veya üçüncü fıkra uyarınca farklı kamu kurum veya kuruluşlarına
ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi
hâlinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu,
ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet
süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak,
merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında bu fıkra hükümlerine göre bir
tahsil işlemi yapılmaz.


(Ek
fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) Kıdem tazminatı
tutarı, 4734 sayılı Kanunun ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında
belirtilen işyerlerinde kıdem tazminatı ile ilgili açılacak bütçe tertibinden, (b)
bendi kapsamında belirtilen işyerlerinde ise hizmet alımı gider kaleminden, ödeneğin
yetip yetmediğine bakılmaksızın ödenir.


(Ek
fıkra:21/2/2019-7166/11 md.) (İptal
altıncı fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/9/2019 tarihli ve E.:2019/42, K.:2019/73
sayılı Kararı ile.)


(Ek
fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) Bu madde
kapsamında alt işverenler yanında çalışan işçilerin bu işyerlerinde geçen hizmet
süresinin hesabı, alt işverenden ve alt işveren işçisinden istenecek belgeler ve
ödeme süreci ile ilgili diğer usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Kamu İhale Kurumunun
görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle
belirlenir.


(Ek
fıkra: 4/4/2015-6645/40 md.) 5/1/2002 tarihli ve
4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden
Kanunu kapsamında rödövans sözleşmeleri çerçevesinde yer altı maden işletmeciliği
yapan şirketlere ve ortaklarına ait malların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından
el koyma veya takip yoluyla satışından elde edilen gelirler, öncelikle bu sözleşmeler
kapsamında söz konusu şirketlerde çalışmış olan işçilerden, iş sözleşmeleri kıdem
tazminatını hak edecek şekilde sona ermiş olanların kıdem ve ihbar tazminatları
ile izin, fazla çalışma ve diğer ücret alacaklarının ödenmesinde kullanılır. Bu
ödemeler Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından ilgililerin hesaplarına yatırılmak
suretiyle gerçekleştirilir. Ödemeye esas bilgi ve belgeler, işçinin son çalıştığı
işvereni tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna teslim edilir.


 


Bazı
işlerde çalışanların ücretlerinin güvencesi


Madde
113 - Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (ı)
bentlerinde sayılan işyerlerinde çalışan işçiler hakkında 32, 35, 37, 38 inci madde
hükümleri uygulanır. Bu maddelere aykırılık hallerinde ilgililer hakkında ilgili
ceza hükümleri uygulanır.


 


Üçlü
Danışma Kurulu


Madde
114 - Çalışma barışının ve endüstri ilişkilerinin geliştirilmesinde,
çalışma hayatıyla ilgili mevzuat çalışmalarının ve uygulamalarının izlenmesi amacıyla;
Hükümet ile işveren, kamu görevlileri ve işçi sendikaları konfederasyonları arasında
etkin danışmayı sağlamak üzere, üçlü temsile dayalı istişari mahiyette bir danışma
kurulu oluşturulur.


Kurulun çalışma usul ve esasları çıkarılacak bir yönetmelikle
düzenlenir.


 


Kantin
açılması


Madde
115 - İşyerlerinde, yüzelli ve daha fazla işçi çalıştırılması halinde,
işçilerin ve ailelerinin gerekli ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla işçiler tarafından
kurulacak tüketim kooperatiflerine işverenlerce yer tahsisi yapılabilir.


 


Madde
116 - (13.6.1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar
Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)


 


Madde
117 - (5.5.1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile ilgili olup yerine
işlenmiştir.)


 


Madde
118 - (5.5.1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar
Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)


 


Yönetmelikler


Madde
119 - Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Kanunun yayımı tarihinden
itibaren altı ay içerisinde çıkartılır.


 


Yürürlükten
kaldırılan hükümler


Madde
120 – 25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi
hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.


 


Korumalı işyerlerinde çalışan engellilerin ücretleri


Ek Madde 1 – (Ek: 6/2/2014-6518/59 md.)


Korumalı işyerlerinde çalıştırılan ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları
güç olan zihinsel veya ruhsal engellilere işverenlerince zamanında ödenmiş olan
ücretlerinin;


a) Korumalı işyerlerinde çalışan her engelli
için 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz
Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendi gereğince ödenen aylık tutarı kadarı,


b) 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Yatırımların
ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun
2 nci maddesi kapsamındaki illerde kurulmuş bulunan korumalı işyerlerinde çalışan
her engelli için ilaveten (a) bendi ile belirlenen tutarın yüzde yirmisi,


c) Korumalı işyeri statüsü almak için ilgili mevzuatla çalıştırılması zorunlu
olan sayıdan daha fazla engelli çalıştıran işyerlerinde, zorunlu sayının üstünde
çalıştırılan her engelli için ilaveten (a) bendi ile belirlenen tutarın yüzde yirmisi,


bu ücretlere ilişkin yasal yükümlülüklerin de tam ve zamanında karşılanmış
olması kaydıyla, Hazine tarafından işverene ödenir.


Birinci fıkrada belirlenen ücret kısımlarının ödenmesine ilişkin usul ve esaslar,
Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının
uygun görüşü alınmak suretiyle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından çıkarılan
yönetmelikle belirlenir.


 


Mazeret izni


Ek Madde 2 – (Ek: 4/4/2015-6645/35 md.)


İşçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi
ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin
doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli izin verilir.


İşçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı
olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden
sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler
hâlinde on güne kadar ücretli izin verilir.


 


Zamanaşımı süresi


Ek Madde 3- (Ek: 12/10/2017-7036/15 md.)


İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık
izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır.


a) Kıdem tazminatı.


b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.



c) Kötüniyet tazminatı.


d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine
uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.


 


Geçici
Madde 1 - Diğer mevzuatta 1475 sayılı İş Kanununa
yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.


Bu Kanunun 120 nci maddesi ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı
İş Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci bendi ile onbirinci
fıkrasında, anılan Kanunun 16, 17 ve 26 ncı maddelerine yapılan atıflar, bu Kanunun
24, 25 ve 32 nci maddelerine yapılmış sayılır.


 


Geçici
Madde 2 - (Mülga: 20/6/2012-6331/37
md.)


 


Geçici
Madde 3 - 1475 sayılı Kanuna göre alınmış bulunan
asgari ücret kararı, bu Kanunun 39 uncu Maddesine göre tespit yapılıncaya kadar
yürürlükte kalır.


 


Geçici
Madde 4 - Mülga 3008 sayılı İş Kanununun 13 üncü
maddesi hükümleri haklarında uygulanmayanlar için, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinde
sözü edilen kıdem tazminatı hakkı 12.8.1967 tarihinden itibaren başlar.


İlk defa bu Kanun kapsamına girenlerin kıdem tazminatı hakları
bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.


 


Geçici
Madde 5 - 1475 sayılı Kanunun 25 inci maddesi
ile 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan oranlar, bu
Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından yeniden belirleninceye
kadar geçerlidir.


 


Geçici
Madde 6 - Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı
fonu kurulur. Kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar
işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine göre
kıdem tazminatı hakları saklıdır.


 


Geçici
Madde 7 - (Ek: 6/5/2016-6715/5
md.)


Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinden önce 7 nci maddenin
birinci fıkrası uyarınca bir işçinin yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması
koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak
devredilmesi suretiyle kurulmuş bulunan geçici iş ilişkileri, sözleşmelerinin süresince
devam eder.


 


Geçici Madde 8- (Ek: 12/10/2017-7036/16 md.)


Ek 3 üncü madde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona eren iş
sözleşmelerinden kaynaklanan yıllık izin ücreti ve tazminatlar hakkında uygulanır.


Ek 3 üncü maddede belirtilen yıllık izin ücreti ve tazminatlar
için bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı
süreleri, değişiklikten önceki hükümlere tabi olmaya devam eder. Ancak, zamanaşımı
süresinin henüz dolmamış kısmı, ek 3 üncü maddede öngörülen süreden uzun ise, ek
3 üncü maddede öngörülen sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olur.


 


Geçici
Madde 9- (Ek:21/2/2019-7166/12 md.)


(İptal
birinci cümle: Anayasa Mahkemesinin 19/9/2019 tarihli ve E.:2019/42, K.:2019/73
sayılı Kararı ile.) İcra takiplerinde rücu
edilmeyecek kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri
ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene
rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir
şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.


 


Geçici
Madde 10 – (Ek:16/4/2020-7244/9 md.)[37][38]


Bu Kanunun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her türlü
iş veya hizmet sözleşmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay
süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların
ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri
sebepler, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona
ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili
mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona
ermesi halleri dışında işveren tarafından
feshedilemez.


Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç aylık süreyi
geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde
kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih
hakkı vermez.


Bu madde hükümlerine aykırı olarak iş sözleşmesini fesheden
işveren veya işveren vekiline, sözleşmesi feshedilen her işçi için fiilin işlendiği
tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası verilir.


Cumhurbaşkanı birinci ve ikinci fıkrada yer alan üç aylık süreleri
her defasında en fazla üçer aylık sürelerle 30/6/2021 tarihine kadar uzatmaya yetkilidir.


 


Geçici
Madde 11 – (Ek:23/7/2020-7252/6 md.)


Manisa ili Soma ilçesinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun
taraf olduğu 3213 sayılı Kanun kapsamında imzalanmış rödovans sözleşmeleri kapsamında
yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan ve (…)[39]
kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdem
tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan
tazminatını alamayanların bu tazminatları, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren
iki ay içinde Kuruma müracaat etmeleri halinde müracaat tarihinden itibaren altı
ay içinde Kurum tarafından ödenir. Yapılan ödeme nedeniyle Kurum, rödovans sözleşmesinin
tarafı olan ilgili şirketler ile bu şirketlerden tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği
anlaşılan tutar için kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde iş sözleşmelerinin
sona erdiği tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar görev yapmış yönetim
kurulu üyelerine rücu eder.


 


Geçici
Madde 12- (Ek:23/1/2026-7573/6 md.)


10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun
ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği
11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı
Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca
imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan
işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden
alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri
kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir.


Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci
fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek
üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım
için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir,
yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra
takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın
düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde
bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve
tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı
doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.


 


Yürürlük


Madde
121 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.


 


Yürütme


Madde
122 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


 


 


4857
SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN


YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE


 








 



Kanun/KHK

No.



Kanun/KHK

Resmî Gazete Tarihi



Kanun/KHK Yürürlüğe Giriş
Tarihi



Anayasa Mahkemesi Kararı
Tarih/ No.



4857 Sayılı Kanunun
Değiştirilen Maddeleri







1.



4884



17/6/2003



17/6/2003



-



3






2.



5378



7/7/2005



7/7/2005



-



108






3.



5538



12/7/2006



12/7/2006



-



2, 81






4.



5728



8/2/2008



8/2/2008



-



107, 108






5.



5754



8/5/2008



8/5/2008



-



32, 102






6.



5763



26/5/2008



26/5/2008



-



3, 33, 65, 78, 81, 82, 88, 95,
98, 105, 108, 111






7.



5763



26/5/2008



1/7/2008



-



30






8.



5763



26/5/2008



1/1/2009



-



85






9.



5797



19/8/2008



1/7/2008 tarihinden geçerli
olmak üzere yayımı tarihinde



-



30






10.



5838



28/2/2009

(Mükerrer)



28/2/2009



-



18






11.



6009



1/8/2010



1/8/2010



-



2, 81






12.



6111



25/2/2011

(1. Mükerrer)



25/2/2011



-



74, 91, 92, 108






13.



KHK/665



2/11/2011

(Mükerrer)



2/11/2011



-



30






14.



6270



26/1/2012



26/1/2012



-



99, 100, 101, 102, 103, 104,
105






15.



6353



12/7/2012



12/7/2012



-



30






16.



6331



30/6/2012



30/12/2012



-



2, 4, 7, 25, 63, 69, 71, 77, 78, 79, 80, 81, 83, 84, 85,
86,87, 88, 89, 95, 98, 105, Geçici Madde 2






17.



6462



3/5/2013



3/5/2013



-



25, 30, 101






18.



6518



6/2/2014



19/2/2014



-



5, 30, Ek Madde 1












4857
SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN


YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO


 







Değiştiren Kanunun/ KHK’nin veya İptal Eden Anayasa Mahkemesi
Kararının Numarası



4857 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen Maddeleri



Yürürlüğe Giriş Tarihi






6552



3, 18, 36, 41, 53, 56, 112



11/9/2014






41inci maddesinin onuncu
fıkrası, 63



1/1/2015






6645



41, 46, 55, 63, 69, 71, 104, 112,
Ek Madde 2



23/4/2015






6663



13, 74



10/2/2016






6704



56



26/4/2016






6715



7, 14, 63, 99, Geçici Madde 7



20/5/2016






7036



91, 92, Ek Madde 3,

Geçici Madde 8



25/10/2017






20, 21



1/1/2018






KHK/700



2, 36, 39, 43, 54, 55, 92



24/6/2018 tarihinde
birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda
Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte (9/7/2018)






7166



112, Geçici Madde 9



22/2/2019






Anayasa Mahkemesinin 19/9/2019 tarihli ve E.:2019/42, K.:2019/73
sayılı Kararı



112, Geçici Madde 9



15/10/2019






7226



64



26/3/2020






7244



Geçici Madde 10



17/4/2020






7252



Geçici Madde 10,

Geçici Madde 11



28/7/2020






7429



69



28/12/2022






Anayasa Mahkemesinin 8/11/2023 tarihli ve E.: 2020/75;
K.: 2023/188 sayılı Kararı



Geçici Madde 11



23/1/2024






7553



46, 108



14/7/2025






7555



109



24/7/2025






7573



Geçici Madde 12



29/1/2026









 











[1]  2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 145 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “kanunun verdiği yetkiye” ibaresi
“Cumhurbaşkanlığı kararnamesine” şeklinde değiştirilmiştir.







[2] 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “altı iş günü” ibareleri “otuz iş günü”
şeklinde değiştirilmiştir.







[3] 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle, bu fıkranın beşinci cümlesinin değiştirilmesi hüküm altına alınmış
olmakla birlikte, iki cümle şeklindeki düzenleme yerine işlenmiştir.







[4] 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı Kanunun 37 nci
maddesiyle, bu bentte yer alan “İş sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak
üzere” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[5] 6/5/2016 tarih ve 6715 sayılı Kanınun 2 nci
maddesiyle bu madde başlığı “Çağrı üzerine çalışma” iken metne işlendiği
şekilde değiştirilmiştir.







[6] 18/2/2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunun 32 nci
maddesiyle; bu bentte yer alan “Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını
takip” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yükümlülüklerini yerine getirmek”
ibaresi eklenmiştir.







[7] 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle, bu alt bentte yer alan “veya sakatlığa uğraması halinde” ibaresi
“yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda” şeklinde değiştirilmiştir.







[8] 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı Kanunun 32 nci
maddesiyle, bu alt bentte yer alan “veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi”
ibaresi “, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da
işyerinde bu maddeleri kullanması” şeklinde değiştirilmiştir.







[9] 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 2 nci
maddesiyle bu madde başlığı “Özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma
zorunluluğu” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[10] 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle, bu maddenin başlığında yer alan “Özürlü” ibaresi “Engelli”, birinci
fıkrasında yer alan “özürlü” ibareleri “engelli”, ikinci fıkrasında yer alan
“sakatlananlara” ibaresi “engelli hâle gelenlere”, dördüncü fıkrasında yer alan
“özürlü” ibaresi “engelli”, altıncı
fıkrasında yer alan “özürlü” ibareleri “engelli”, yedinci fıkrasında yer alan
“özürlülerin”, “özürlünün”, “Özürlü” ve “özürlüyü” ibareleri sırasıyla
“engellilerin”, “engellinin”, “Engelli” ve “engelliyi” şeklinde
değiştirilmiştir.







[11] 4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanunun 79 uncu maddesiyle,
bu fıkrada yer alan “eski hükümlü işçiyi” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya
21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu veya 16/6/1927 tarihli ve 1076
sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu kapsamına giren ve
askerlik hizmetini yaparken 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanununun 21 inci maddesinde sayılan terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu
malul sayılmayacak şekilde yaralananları” ibaresi eklenmiştir.







[12] 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle
bu fıkrada yer alan “nasıl işe alınacakları,” ibaresinden sonra gelmek üzere
“Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alınarak” ibaresi eklenmiştir.







[13] 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanunun 58 inci
maddesiyle bu fıkrada yer alan “yüzde ellisi” ibaresi “tamamı” şeklinde
değiştirilmiştir.







[14] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 145 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “özel kanunla verilmiş yetkiye” ibaresi
“Cumhurbaşkanlığı kararnamesine” şeklinde değiştirilmiştir.







[15] 4/4/2015 tarihli ve 6645 sayılı Kanunun 34 üncü
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “haftalık otuz altı saati aşan” ibaresi
“haftalık otuz yedi buçuk saati aşan” şeklinde değiştirilmiştir.







[16] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 145 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı”
şeklinde değiştirilmiştir.







[17] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 145 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “özel kanunla verilmiş yetkiye” ibaresi
“Cumhurbaşkanlığı kararnamesine” şeklinde değiştirilmiştir.







[18] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 145 inci
maddesiyle, bu bentte yer alan “tüzüğe” ibaresi “yönetmeliğe” şeklinde değiştirilmiştir.







[19] 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanunun 43 üncü
maddesiyle bu fıkrada yer alan “iki” ibaresi “dört” şeklinde değiştirilmiştir.







[20]
22/12/2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanunun 4
üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “ve sağlık hizmeti” ibaresi “, sağlık hizmeti ve
30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu uyarınca petrol araştırma,
arama ve sondaj faaliyetleri kapsamında” şeklinde değiştirilmiştir.







[21] 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı Kanunun 32 nci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hafif işler” ibaresinden sonra gelmek üzere “,
onaltı yaşını doldurmuş fakat onsekiz yaşını bitirmemiş genç işçilerin hangi
çeşit işlerde çalıştırılabilecekleri” ibaresi eklenmiştir.







[22] 4/4/2015 tarihli ve 6645 sayılı Kanunun 38 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ondört yaşını bitirmiş ve ilk öğretimini
tamamlamış” ibaresi “on dört yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını
tamamlamış” şeklinde değiştirilmiştir.







[23] 4/4/2015 tarihli ve 6645 sayılı Kanunun 38 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Okula devam eden” ibaresi “Okul öncesi
çocuklar ile okula devam eden” şeklinde ve “birinci” ibaresi “dördüncü”
şeklinde değiştirilmiştir.







[24] 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesiyle bu madde başlığı " Sağlık ve güvenlik tüzük ve yönetmelikleri“
iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[25] 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesiyle bu madde başlığı “İşyeri hekimleri” iken, metne işlendiği şekilde
değiştirilmiştir.







[26] 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı Kanunun 14 üncü
maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “ve işçi şikayetlerini
inceleyen bölge müdürlüğü memurları” ibaresi ile üçüncü fıkrasında yer alan
“ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları” ibaresi
madde metninden çıkarılmıştır.







[27] 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 145 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
tarafından çıkarılacak İş Teftişi Tüzüğünde” ibaresi “Cumhurbaşkanınca
çıkarılan yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.







[28] 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı Kanunun 37 nci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan alan “85 inci madde kapsamındaki işyerlerinde
ise çalıştırılan her işçi için bin Yeni Türk Lirası,” ibaresi madde metninden
çıkartılmıştır.







[29] 17/1/2012 tarihli ve 6270 sayılı Kanunun 17 nci
maddesi ile bu fıkrada yer alan “ikiyüz milyon lira para cezası” ibaresi
“dörtyüzelli Türk Lirası idari para cezası” şeklinde değiştirilmiştir.







[30] 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle, bu madde başlığında yer alan “Özürlü” ibaresi “Engelli”, birinci
fıkrasında yer alan “özürlü” ibareleri “engelli” şeklinde değiştirilmiştir.







[31] 17/1/2012 tarihli ve 6270 sayılı Kanunun 17 nci
maddesi ile bu fıkrada yer alan “yediyüzelli milyon lira para cezası” ibaresi
“binyediyüz Türk Lirası idari para cezası” şeklinde değiştirilmiştir.







[32] 17/1/2012 tarihli ve 6270 sayılı Kanunun 17 nci
maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “yüz Yeni Türk
Lirası” ibaresi “yüzyirmibeş Türk Lirası” şeklinde, (b) bendinde yer alan
“ikiyüz milyon lira para cezası” ibaresi “dörtyüzelli Türk Lirası idari para
cezası” şeklinde, (c) bendinde yer alan “yüz milyon lira para cezası” ibaresi
“ikiyüzyirmi Türk Lirası idari para cezası” şeklinde değiştirilmiştir.







[33] 17/1/2012 tarihli ve 6270 sayılı Kanunun 17 nci
maddesi ile bu fıkrada yer alan “yüz milyon lira para cezası” ibaresi
“ikiyüzyirmi Türk Lirası idari para cezası” şeklinde değiştirilmiştir.







[34] 17/1/2012 tarihli ve 6270 sayılı Kanunun 17 nci
maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasında yer “beşyüz milyon lira para cezası”
ibaresi “binikiyüz Türk Lirası idari para cezası” şeklinde, ikinci fıkrasında
yer alan “yüzmilyon lira para cezası” ibaresi “ikiyüzyirmi Türk Lirası idari
para cezası”şeklinde değiştirilmiştir.







[35] 4/4/2015 tarihli ve 6645 sayılı Kanunun 39 uncu
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “71 inci maddesi hükmüne” ibaresinden sonra
gelmek üzere “ve bu maddenin son fıkrasında anılan yönetmelik hükümlerine” ibaresi
eklenmiştir.







[36] 4/4/2015 tarihli ve 6645 sayılı Kanunun 35 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve 65 inci” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.







[37] 9/3/2021 tarihli ve 31418 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan 3592 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu maddenin birinci ve ikinci
fıkralarında belirtilen sürelerin 17/3/2021 tarihinden itibaren iki ay
uzatılmasına karar verilmiştir. Daha sonra 30/4/2021 tarihli ve 31470 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan 3930 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu maddenin
birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen sürelerin 17/5/2021 tarihinden
itibaren 30/6/2021 tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir.







[38] 23/7/2020 tarihli ve 7252 sayılı Kanunun 5 inci
maddesiyle, birinci fıkraya “haller ve benzeri sebepler” ibaresinden sonra gelmek
üzere “, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi,
işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili
mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona
ermesi halleri” ibaresi eklenmiş ve dördüncü fıkrada yer alan “altı aya”
ibaresi “her defasında en fazla üçer aylık sürelerle 30/6/2021 tarihine”
şeklinde değiştirilmiştir.







[39] Anayasa Mahkemesinin 8/11/2023 tarihli ve E.:
2020/75; K.: 2023/188 sayılı Kararı ile bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan
“…13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ibaresi
iptal edilmiştir.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?