Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

Mülga mevzuatNo: 1086Resmî Gazete: 02.07.1927 / 622

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

765








 


(*) BU KANUN 12/1/2011 TARİHLİ VE 6100 SAYILI HUKUK
MUHAKEMELERİ KANUNUNUN 450 NCİ MADDESİYLE YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMIŞ OLMAKLA
BİRLİKTE AYNI KANUNUN GEÇİCİ 3 ÜNCÜ MADDESİNE GÖRE:


 


(1) Bölge adliye mahkemelerinin,
26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge
Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci
maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar,
1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına
devam olunur.


(2) Bölge adliye mahkemelerinin
göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar
hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236
sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin
uygulanmasına devam olunur.


(3) Bu Kanunda bölge adliye
mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine
kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.       


               


HUKUK USULÜ
MUHAKEMELERİ KANUNU (1)


 


         
Kanun
Numarası           : 1086


         
Kabul
Tarihi                
: 18/6/1927


         
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 2, 3, 4/7/1927 Sayı : 622, 623, 624


         
Yayımlandığı Düstur     : Tertip : 3   Cilt :
8   Sayfa : 760


 


BİRİNCİ
BAP


Umumi hükümler


 


BİRİNCİ
FASIL


Vazife ve salahiyet


 


BİRİNCİ
KISIM


Vazife


 


            
Madde 1 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/1 md.)


            
Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir.


            
Görev,dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin
tespitinde,davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere,aşağıdaki
maddeler hükümleri uygulanır. Faiz,icra tazminatı ve giderler görevin
tespitinde hesaba katılmaz.


            
Madde 2 – Müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas
ittihaz olunur.


            
Müddeabih başka bir şey olup da iki taraf kıymetinde uzlaşmazlarsa kıymeti
davanın ikame edildiği mahkeme tarafından takdir ve tayin olunur.


            
Haciz ve iflas muamelatından dolayı ikame edilecek istihkak davaları hakkındaki
ahkam mahfuzdur.


            
Madde 3 – Müddeabih, birden ziyade ise miktar ve kıymetlerinin mecmuu
esas ittihaz olunur. Müddeabih bir tarafın birini ifa veya istifada muhayyer
olduğu iki veya daha ziyade şeylerden biri ise bunlardan hangisinin kıymeti
ziyade ise yalnız o nazarı dikkate alınır.


            
Hakkı hiyar muayyen para ile diğer şeye taallük ettiği halde mahkemenin
vazifesini tayinde yalnız para esas ittihaz olunur.


            
Madde 4 – Alacağın bir kısmı dava olundukta, eğer son kısım ise,
mahkemenin


vazifesini
tayinde müddeabihin kıymetine bakılır.


            
Son kısım olmadığı ve alacağın tamamı da münazaalı olduğu takdirde alacağın
tamamı nazarı itibare alınır.


            
Alacağın tamamı münazaalı değilse dava olunan kısma bakılır.


––––––––––––––––


(1) Bu Kanunun 427
ilâ 454 üncü maddelerinin 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan
değişiklikten önceki hükümleri Kanunun sonundaki İşlenemeyen Hükümler bölümünde
muhafaza edilmiştir.





 


 


            
Madde 5 – Mütekabil davanın miktar veya kıymeti asıl davanın miktar veya
kıymetinden çok ise mütekabil davanın kıymeti esastır.


            
Madde 6 – Bir mülkün diğer bir mülke karşı irtifak hakkı dava olunduğu
takdirde işbu hakkın mütaallik olduğu iddia olunan mülke temin ettiği ziyadei
kıymetle diğer mülke iras ettiği noksan kıymetten hangisi çok ise vazife onunla
taayyün eder.


            
Madde 7 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/1 md.)


            
Diğer bir mahkeme yahut idari makam veya yargı merciinin görevine giren bir
dava veya iş kendisine arz olunan mahkeme, duruşma yapmadan görevsizlik kararı
verebileceği gibi davanın her safhasında kendiliğinden görevli olmadığına da
karar verir.


            
Görev itirazı davanın her safhasında ileri sürülebilir.


            
Bir dava, asliye mahkemesinde hükme bağlandıktan sonra, davanın sulh
mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda
bulunulamaz.


            
Madde 8 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/2 md.)


            
Sulh mahkemesi:


            
I – İflas davalarıyla vakfa ilişkin davalar hariç olmak üzere, mamelek
hukukundan doğan değer veya miktarı beşmilyar lirayı geçmeyen davaları, (1)


            
II – Dava konusu olan şeyin değerine bakılmaksızın:


            
1. İcra ve İflas Kanununun onuncu babında yer alan 269 ve 272 nci ve sonraki
maddeleri hükümleri hariç olmak üzere, kira sözleşmesine dayanan her türlü
tahliye, aktin feshi yahut tesbit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira
alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaları,


            
2. Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın
giderilmesine ait davaları,


            
3. Taşınır ve taşınmaz mallarda yalnız zilyetliğin korunması ile ilgili davaları,


            
4. (Değişik: 9/1/2003 - 4787/9 md.) Borçlar Kanununun 91, 92 nci
maddelerinde mahkeme veya hakime verilen işleri,


            
5. (Mülga: 9/1/2003-4787/9 md.)


            
6. Mirascılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle, bu belgenin değiştirilmesi
veya iptali davalarını,(2)


            
III – Bu ve diğer kanunların sulh mahkemesi veya hakimlerini görevlendirdiği
dava ve işleri,


            
Görür.


İKİNCİ
KISIM


Salahiyet


            
Madde 9 – (Değişik: 30/4/1973 - 1711/1 md.)


            
Her  dava,  kanunda  aksine  hüküm  bulunmadıkça 
açıldığı  tarihte  davalının  Türk  Kanunu 
Medenisi  gereğince  ikametgahı  sayılan  yer 
mahkemesinde  görülür.


 


——————————


(1)  
Bu bendde geçen ve Ek
3’üncü maddeye göre dörtyüzmilyon olarak uygulanan  parasal sınır,
14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle “beşmilyar“ olarak
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.


(2)  
Bu alt  bend
9/1/2003 tarihli ve 4787 sayılı Kanunla 5 numaralı alt bend olarak teselsül
ettirilmiştir.





 


 


Davalının ikametgahı belli değilse, davaya Türkiye'de son
defa oturduğu yer mahkemesinde bakılır.


            
Davalı birden fazla ise, dava bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde
açılır.Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında
ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise, davaya o mahkemede
bakılır. Ancak davanın, sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir
mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle
anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.


            
Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, davacının ikametgahı veya
eşlerin davadan evvel son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer
mahkemesidir.


            
Madde 10 – Dava,mukavelenin icra olunacağı veyahut müddeaaleyh veya
vekili dava zamanında orada bulunmak şartiyle akdin vuku bulduğu mahal
mahkemesinde de bakılabilir.


            
Madde 11 – Aşağıdaki davalar müteveffanın ikametgahı mahkemesinde
görülür:


            
1 – Terekenin taksimine ve kısmetin butlan ve feshine ve mirasçılar arasında
terekenin idaresine ait iddialar,


            
2 – Terekenin taksimi katisine kadar tereke aleyhine ikame olunan davalar.


            
Terekeden bir mal hakkında istihkak davası, terekenin tahrir ve tesbiti
zamanında mal nerede bulunur ise orada dahi ikame olunabilir.


            
Verasetin ispatına, miras hisselerinin tayinine mütedair davalar, mirasçıların
her birinin bulunduğu mahal mahkemesinde de rüyet olunabilir.


            
Madde 12 – Haczi ihtiyatiden sonra haciz kararının müstenidi olan alacak
davası haciz kararını veren mahkemede de ikame olunabilir


            
Madde 13 – Gayrimenkule mütaallik davalar, gayrimenkulün bulunduğu mahal
mahkemesinde ikame olunur.


            
Gayrimenkule mütaallik dava sebebi ne olursa olsun gayrimenkulün aynına veya
gayrimenkul üzerinde bir hakka veya muvakkat olsa bile anın zilyedliğine
veyahut hakkı hapsine mütedair olanlardır. İrtifak haklarına dair iddialarda,
üzerine irtifak hakkı taallük eden malın bulunduğu mahal mahkemesi
selahiyettardır.


            
Dava birden ziyade gayrimenkule ait ise gayrimenkullerden birinin bulunduğu
mahal mahkemesinde ikame olunur.


            
Madde 14 – Davayı asliyenin ikame olunduğu mahkeme davayı mütekabileye
dahi bakmağa salahiyettardır.


            
Madde 15 – Bir dava münasebetiyle iki taraf vekillerinin ücret ve masraf
iddiaları miktarı herneye baliğ olursa olsun o davaya bakan mahkemede görülür.


            
Madde 16 – Türkiye dahilinde malüm ikametgahı olmıyanlar aleyhindeki mal
davaları Türkiye'de sakin oldukları mahal mahkemesinde ve Türkiye'de malüm
meskeni yoksa emvalinin veya munazaalı şeyin veya teminatı varsa o teminatın
bulunduğu mahal mahkemesinde bakılır.


            
Madde 17 – Hakiki veya hükmi bir şahsın muhtelif mahallerde şubeleri
bulunduğu takdirde o şubenin muamelesinden dolayı iflas davası müstesna olmak
üzere o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava ikame olunabilir. Şirket ve
cemiyetlerin ve tesislerin kendi işlerine mütaallik olmak üzere azası aleyhine
ve azanın bu sıfatla yekdiğeri aleyhlerine ikame edecekleri dava bu şirket,
cemiyet veya tesisin ikametgah addolunan mahal mahkemesinde bakılır.





 


 


            
Madde 18 – (Mülga: 20/5/1982 - 2675/46 md.)


            
Madde 19 – Sigorta mukavelesinden mütevellit tazminat davası sigorta
emvali gayrimenkuleye veya muayyen bir yerde kalması şart kılınan emvali
menkuleye müteallik ise emvali mezkürenin bulunduğu ve vaziyeti icabı müstakar
olmıyan emvale mütaallik ise tehlikenin hadis olduğu ve hayat sigortalarında
sigorta olunan şahsın ikametgahının bulunduğu mahallerde dahi ikame edilebilir.



            
Bu kanunun meriyetinden sonra sigorta mukavelelerine bu maddeye muhalif
konulacak şartların hükmü yoktur.


            
Bu madde bahri sigortalara şamil değildir.


            
Madde 20 – Memur, asker, mektep talebesi, amele, çırak ve hizmetçi gibi
bir mahalde muvakkaten sakin bulunanların oradaki ikametleri meşguliyetlerine
göre uzunca bir zaman devam edebilecek ise bu kabil kimseler aleyhine alacak ve
emvali menkule davaları bulundukları mahal mahkemesinde bakılabilir.


            
Madde 21 – Haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu
mahal mahkemesinde ikame olunabilir


            
Madde 22 – Mahkemenin salahiyeti intizamı amme esasına binaen tayin
edilmemiş olan hallerde iki taraf bir veya mütaaddit muayyen hususa mütaallik
ihtilaflarının salahiyettar olmıyan mahal mahkemesinde görülmesini tahriren
mukavele edebilirler. Bu halde işbu mahal mahkemesi o davaya bakmaktan imtina
edemez.


            
Madde 23 – Salahiyettar olmıyan bir mahkemede aleyhine dava ikame olunan
kimse esasa girişmezden evvel bu bapta itirazda bulunmazsa o mahkemenin
salahiyetini kabul etmiş addolunur. Şu kadar ki munhasıran iki tarafın
arzularına tabi olmıyan mesail bundan müstesnadır.Mahkeme bu nevi davalarda
hitamı mahkemeye kadar re'sen veya iki taraftan birinin talebi üzerine ademi
salahiyet kararı verir. Mahkemenin salahiyattar olmadığını iddia eden taraf
salahiyettar mahkemeyi beyana mecburdur.


            
Madde 24 – Teşkilatı Esasiye Kanunu ve Kanunu Medeni ve sair adli
kanunlar ve muahedeler ile salahiyet hakkında vazolunan hükümler mahfuzdur.


            
Madde 25 – (Değişik: 26/9/2004 – 5236/1 md.)


Yetkili
mahkemenin bir davaya bakmasına fiilî veya hukukî bir engel çıktığı veya iki
mahkemenin yargısal sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edildiği
takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için  bölge
adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur.


İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve
veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın
kesinleştiği takdirde, görevli veya  yetkili mahkeme ilgisine göre bölge
adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.


Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca
verilen merci tayini kararları ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen
göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi
bağlar.


            
Madde 26 – Tayini merci hakkında tetkikat evrak üzerine icra olunabilir.


            
Madde 27 – Mahkeme vazifedar veya salahiyettar olmadığından dolayı dava
arzuhalinin reddine karar verdiği takdirde arzuhali ve dava dosyasını ait
olduğu mahkemeye gönderir ve yeniden harç alınmaz.


İKİNCİ
FASIL


Hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti
ve reddi


            
Madde 28 – Hakim aşağıdaki hallerde davaya bakmaktan memnudur. Talep
edilmese bile bizzat istinkafa mecburdur:


            
1 – Kendisine ait olan veyahut doğrudan doğruya veya dolayısiyle alakadar
olduğu davalarda,


            
2 – Aralarında evlilik rabıtası mürtefi olsa bile karısının davasında ve
neseben veya sebeben usul ve füruunun veya üçüncü dereceye kadar (bu derece
dahil) neseben veya kendisiyle sıhriyet hasıl olan evlilik mürtefi olsa dahi
ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sebeben civar hısımlarının veya
aralarında evlatlık rabıtası bulunanın davasında,


            
3 – İki taraftan birinin vekili veya vasisi veya kayyımı sıfatiyle hareket
ettiği davalarda,


            
4 – Hini davada heyeti idaresinden bulunduğu cemiyete, belediyeye veya diğer
hükmi bir şahsa ait davalarda.





 


            
Madde 29 – Aşağıdaki hallerde hakim bizzat kendisini reddedebilir veya
iki taraftan biri canibinden reddolunabilir:


            
1 – Davada iki taraftan birine nasihat vermiş veya yol göstermiş olması,


            
2 – Davada iki taraftan biri veya üçüncü şahıs muvacehesinde kanunen icap
etmeden reyini beyan etmiş olması.


            
3 – Davada şahit veya ehlihibre veya hakem ve yahut hakim sıfatiyle dinlenmiş
veya hareket etmiş olması,


            
4 – Davanın dördüncü dereceye kadar (bu derece dahil) civar hısımlarına ait
bulunması,


            
5 – Dava esnasında iki taraftan birisiyle davası veya aralarında bir düşmanlık
bulunması,


            
6 – Umumiyetle hakimin bitaraflığından şüpheyi mucip esbabı mühimme bulunması.


     Madde 30 – Davaya
bakmaktan memnu bulunan hakim ancak iki tarafı teşkil edenlerin cümlesinin
sarih ve tahriri muvafakatleri ile muhakemede hazır bulunabilir. (Değişik
ikinci cümle: 26/9/2004 – 5236/2 md.) Aksi takdirde memnuiyet sebebinin
doğduğu tarihten itibaren yapılan tüm işlemler, kararı veren ilk derece
mahkemesi ise bölge adliye mahkemesince, bölge adliye mahkemesi ise Yargıtayca
iptal olunabilir.Hüküm ve kararlar ise her halde iptal olunur. Hakim masarifi
muhakeme ile mahkum edilebilir.


            
Madde 31 – Hakim reddini mucip sebeplerden biri varken bizzat istinkaf
etmezse iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir.


            
İki taraf muvafakat etseler bile ret sebeplerinden biri varsa, hakim 
bizzat istinkaf edebilir.


            
Madde 32 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/3 md.)


            
Bir hakim reddini gerektiren sebepleri bildirerek davaya bakmaktan çekinirse,
ret istemini incelemeye yetkili olan merci, bu çekinmenin yerinde olup
olmadığına karar verir.


            
Madde 33 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/4 md.)


            
Hakimin reddi
dilekçesi reddolunacak hakimin mensup olduğu mahkemeye verilir, Vekilin,
hakimin reddi isteminde bulunabilmesi bu konudaki yetkisinin vekaletnamede
açıkça belirtilmiş olması şartına bağlıdır.


            
Hakimin reddi istemi, reddi istenen hakim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece
incelenir. Reddedilen hakimin iştirak etmemesinden dolayı mahkeme teşekkül
edemez veya mahkeme tek hakimden oluşuyor
ise, ret istemi o yerde asliye hukuk hakimliği görevini yapan diğer mahkeme
veya hakim tarafından incelenir. O yerdeki asliye hukuk hakimliği görevi bir
hakim tarafından yerine getiriliyorsa o hakim hakkındaki ret istemi, asliye
ceza hakimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesince
incelenir.


            
Sulh hukuk hakimi reddedildiği takdirde, ret istemi o yerdeki diğer sulh hukuk
hakimi tarafından incelenir. Sulh Hukuk hakimliği görevi tek hakim
tarafından  yerine getiriliyorsa ret istemi, bulunma sıralarına göre, o
yerdeki sulh ceza hakimi, asliye hukuk hakimi, asliye ceza hakimi, bunların da
bulunmaması halinde en yakın yerdeki sulh hukuk hakimi tarafından incelenir.


        (Ek fıkra: 26/9/2004 – 5236/ 3 md.) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi
istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece
incelenerek karara bağlanır.


            
Madde 34 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/5 md.)


Hakimin reddi
sebebini bilen tarafın ret isteğini en geç ilk oturumda bildirmesi gerekir.
Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise en geç ondan sonraki
ilk oturumda yeni bir işlem yapılmadan önce bu isteğini hemen bildirmek
zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret isteği dinlenmez.


            
Hakimin reddi dilekçe ile olur. Bu dilekçede, ret isteğinin dayandığı durum ve
olaylarla delillerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir.


            
Ret isteğinden vazgeçmek hükümsüzdür.


            
Hakimi reddeden taraf, dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı
taraf  buna beş gün içinde cevap verebilir. Bu süre geçtikten sonra
başkatip tarafından ret dilekçesi, varsa karşı tarafın cevabı ve ekleri dosya
ile birlikte reddi istenen hakime verilir. Hakim beş gün içinde dosyayı inceler
ve ret sebeplerinin yerinde olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile
bildirerek dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere başkatibe verir.





 


            
Ret sebepleri yazılı delillere dayanmıyorsa merci, isteği reddetmekte veya
gösterilen tanıkları dinleyerek bir karar vermekte serbesttir.


            
Ret sebebi sabit olmasa bile merci bunu muhtemel görürse ret isteğini kabul
edebilir.


            
Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz.


            
Hakimi çekinmeye davet hakimin reddi hükmündedir.


            
Madde 35 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/6 md.)


            
Hakimin reddi istemi aşağıdaki hallerde kabul edilmeyerek geri çevrilir.


            
1. Ret isteği zamanında yapılmamışsa,


            
2. Ret sebebi veya inandırıcı delil gösterilmemişse,


            
3. Ret isteminin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.


            
Bu hallerde ret isteğinin, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin müzakereye
katılmasıyla, tek hakimli mahkemelerde de reddedilen hakimin kendisi tarafından
geri çevrilmesine karar verilir.


    (Değişik son fıkra:
26/9/2004 – 5236/4 md.) İlk derece
mahkemesinin bu kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesi 
hukuk dairelerinin başkan ve üyeleri hakkındaki kararlarına karşı da temyiz
yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir.


            
Madde 36 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/7 md.)


            
Hakimin reddi istemine ilişkin karar duruşma yapılmaksızın verilebilir.


            
Reddi istenen hakim ret hakkında merci tarafından karar verilinceye kadar o
davaya bakamaz. Şu kadar ki gecikmesinde zarar umulan iş ve davalar bunun
dışındadır. Daha önce hakkındaki ret isteği mercice reddolunan hakimin aynı
durum ve olaylara dayanılarak yeniden reddedilmesi hali de hakimin davaya
bakmasına engel teşkil etmez.


            
Merci ret isteğini kabul etmezse, reddi istenen hakim davaya bakmaya devam
eder.


(Değişik
dördüncü fıkra: 23/1/2008-5728/10 md.) Ret talebinin, kötüniyetle yapıldığının
anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her
birine mahkemece beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para
cezası verilir.


(Değişik
beşinci fıkra: 23/1/2008-5728/10 md.) Hâkim hakkında aynı davada aynı tarafça
tekrar ileri sürülen ret talebinin reddi hâlinde verilecek idarî para cezası,
daha önce verilen idarî para cezasının iki katından az olamaz.


           
(Mülga altıncı fıkra: 23/1/2008-5728/578 md.)


            
Madde 36/A – (Ek: 16/7/1981 - 2494/8 md.; Değişik: 26/9/2004 – 5236/6 md.)


    
Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı
bulunan dava ve işlerde hâkimin reddi istemi ile ilgili merci kararları
kesindir.


Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık
bulunan dava ve işlerde ise ret istemi hakkındaki  merci 
kararlarına  karşı tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde
istinaf yoluna başvurulabilir; bu hâlde 426/G maddesi hükmü uygulanmaz. Bölge
adliye mahkemesinin bu husustaki kararlarına uymak zorunludur.


Ret isteminin reddine ilişkin merci
kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunmayarak kaldırılması veya ret
isteminin kabulüne dair merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun
bulunması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren  reddedilen
hâkimce yapılmış olan ve ret isteminde bulunan tarafça itiraz edilen esasa
etkili işlemler, davaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal olunur.


            
Madde 36/B – (Ek: 26/9/2004 – 5236/7 md.)


Esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı
bulunan dava ve işlerde, bölge adliye mahkemesi başkan ve üyelerinin reddine
ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları kesindir.


Esas hüküm bakımından temyiz yolu açık
bulunan dava ve işlerde ise, ret istemi hakkındaki karar, tefhim veya tebliği
tarihinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebilir. Bu hâlde 426/G maddesi
hükmü uygulanmaz. Yargıtayın bu husustaki kararına uymak zorunludur.





 


Bölge adliye mahkemesi hâkiminin reddine
ilişkin istemin reddi konusundaki kararın temyizi üzerine Yargıtayca bozulması
veya ret isteminin kabulüne ilişkin kararın Yargıtayca onanması hâlinde, ret
sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret
isteminde bulunan tarafça itiraz edilen esasa ilişkin işlemler, davaya daha
sonra bakacak olan bölge adliye mahkemesi tarafından iptal olunur.


     
Madde
37 – Reddi
hakim esbabına müsteniden davanın zabıt katibi de reddolunabilir. İşbu ret
talebi katibin ifayı vazife eylediği mahkeme tarafından tetkik olunur. (Ek
cümle: 26/9/2004 – 5236/8 md.) Bu
konuda verilecek kararlar kesindir.


 


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Taraflar


BİRİNCİ
KISIM


Tarafların ehliyeti


            
Madde 38 – Davaya ehliyet Kanunu Medeni ile tayin olunmuştur.


            
Madde 39 – Ehliyeti haiz olan hükmi şahıslar, kanuni uzuvları
vasıtasiyle ve icap eden mezuniyeti istihsal ile hareket ederler.


            
Aksi halde hakim tayin edeceği müddet zarfında şeraitin ikmali için muhakemeyi
talika mecbur olduğu gibi davanın her halinde taraflardan her biri de bunu
talep edebilir. Ancak müstacel işlerde hakim davanın muvakkaten devamına karar
verebilir.


            
Madde 40 – Hakimin tayin ettiği müddet zarfında şeraiti lazime ikmal
olunmazsa yapılan muamele hükümsüz addolunur. Şu kadar ki kanunen davanın
takibi bir makamın mezuniyetine mütevakkıf ise hakim bu makamı haberdar etmek
şartiyle yeni bir mühlet de verebilir.


            
Madde 41 – İki taraftan birinin vefatı halinde diğer tarafın, talebiyle
hakim davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir.


            
Madde 42 – Taraflardan birinin vesayet altına alınması veya kendisine
kanuni bir müşavir tayin edilmesi talep edilir ise hakim bu hususta kati bir
karar verilinceye kadar muhakemeyi talik edebilir.


            
Taraflardan biri icabı kanuniye binaen şifahaneye konulmuş veya ihtilattan meni
ve tecrit edilmiş olup da asaleten veya vekaleten mahkemede bulunması mümkün
değilse kezalik o kimse hakkında davayı takip için bir kayyım tayin olununcıya
kadar muhakeme talik olunabilir.


 


İKİNCİ
KISIM


Tarafların taaddüdü, davanın tefrik
ve tevhidi


            
Madde 43 – Birden ziyade kimseler aşağıdaki hallerde birlikte dava ikame
edebilecekleri gibi birlikte aleyhlerine de dava ikame olunabilir:


            
1 – Müddeiler veya müddeaaleyhler arasında müddeabih olan hak veya borcun
iştirak halinde bulunması veyahut müşterek bir muamele ile hepsinin lehine bir
hak taahhüt edilmiş olması veya kendilerinin bu suretle taahhüt altına
girmeleri,


            
2 – Davanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi.


            
Madde 44 – Müctemian müddei veya müddeaaleyh olanlar birlikte hareket
ederler. Ancak bunlardan biri hususi bir iddia veya müdafaa vasıtasına malik
ise onu ayrıca kullanabilir. Birlikte hareket edenler herhalde davaya bakan
mahkemenin, dairei kazası dahilinde müşterek bir ikametgah göstermeğe
mecburdurlar.


            
Madde 45 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/9 md.)


            
Aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde,
davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece
birleştirilebilir.


            
Davalar ayrı mahkemelerde açılmış ise, bağlantı nedeni ile birleştirme talebi
ikinci davanın açıldığı mahkeme önünde ilk itiraz olarak ileri sürülebilir.
Birinci davanın açıldığı mahkeme, ilk itirazın kabulüne ve davaların
birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra bununla bağlıdır.


            
Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini
etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır.





 


 


            
(Mülga: 26/9/2004 – 5236/20 md.) (1)


            
Madde 46 – (Değişik: 16/7/1981 – 2494/10 md.)


            
Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte
açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her
safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden karar verebilir.


            
Madde 47 – Kanunu Medeni mucibince müştereken dava ikame etmeleri veya
aleyhlerine ikame olunması iktiza edenlerin davalarında tefrik kararı
verilemez.


            
Madde 48 – (Değişik: 16/7/1981 – 2494/11 md.)


            
Birleştirme ve ayırma istekleri, dilekçe ile veya duruşmada sözlü olarak da
yapılabilir.


    (Değişik ikinci
fıkra: 26/9/2004 – 5236/9 md.) Aynı
mahkemede görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma
hususundaki ilk derece mahkemesi kararları hakkında istinaf yoluna; bölge
adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna; ancak hükümle birlikte
gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına; bölge adliye mahkemesinde hükmün
kaldırılarak esastan incelenmesi, Yargıtay da bozma sebebi teşkil etmez.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Davanın
ihbarı


            
Madde 49 – İki taraftan biri davayı kaybettiği takdirde üçüncü şahsa
rücu hakkı olduğu mülahazasında bulunursa makamına kaim olarak davayı takip
veya davada üçüncü şahıs sıfatiyle kendisine iltihak etmesi lüzumunu o şahsa
ihbar edebilir.


Davanın
her halinde ihbar caizdir. Şu kadar ki ihbar için iki tarafın biri canibinden
vuku bulacak mühlet talebi davanın ikamesini veya davada rücuu icap eden
vasıtanın mahkemeye arzını mütaakıp dermeyan edilmezse mühlet verilemez.


            
Madde 50 – Üçüncü şahıs ihbar eden kimsenin makamına kaim olarak davayı
takip etmeği kabul ederse davayı kendi namına takip edemeyip yalnız ihbar eden
şahsı temsil eder.


            
Madde 51 – Üçüncü şahıs ihbar eden kimsenin makamına kaim olarak davayı
takip veya davaya müdahale eylemediği halde bu hususu ihbar eden kimse davada
bulunmağa mecburdur. Şu kadar ki ihbar tarihinden itibaren üçüncü şahsa karşı
yalnız hilesinden veya ağır kusurundan mesuldür.


            
Madde 52 – Kendisine ihbar vakı olan üçüncü şahıs o hususta başkasına
hakkı rücuu olduğu mülazahasında ise kendisi de o kimseye keyfiyeti ihbar
edebilir. Bu suretle ihbarın tevalisi caizdir. Bu gibi hallerde hakim ancak
zaruri olan mühletleri verir ve mühlet talep edenlerden teminat da istiyebilir.


DÖRDÜNCÜ
KISIM


Üçüncü şahsın müdahalesi


            
Madde 53 – Hakkı veya borcu bir davanın neticesine bağlı olan üçüncü
şahıs iki taraftan birine iltihak için davaya müdahale edebilir.


            
Madde 54 – Müdahale talebi muhakeme bitinciye kadar dermeyan olunabilir
ve davayı asliyenin cereyanı talik olunur. Müdahale talebi arzuhal ile olur.


            
Tahkikat hakimi tarafından tayin olunacak muhakeme günü arzuhale işaret
edilerek suretleri iki tarafa tebliğ olunur.


            
Madde 55 – Tayin olunan günde iki taraftan her biri müdahale talebine
itiraz edebilir ve işbu itiraz tahkikat hakimi tarafından hadiseler hakkındaki
usule tevfikan tetkik ile karar verilir.


            
Madde 56 – Müdahale talebinin kabulü halinde müdahil ancak davayı
bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir.


            
Madde 57 – Müdahil iltihak ettiği tarafla birlikte hareket eder. Fakat
hüküm iltihak olunan tarafa muzaf olarak verilir. Mahkeme iltihak olunan
tarafla müdahil arasında tahaddüs edecek hakkı rücu davasını birlikte
halledebilir.


            
Madde 58 – İşbu fasıl ahkamı kanunen müddeiumuminin müdahalesi
lazımgelen hukuk davalarında da tatbik olunur.


––––––––––


(1) 26/9/2004
tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle yürürlükten kalkan maddelerin
metinleri ile ilgili olarak Kanunun sonundaki “Bu Kanuna İşlenemeyen Hükümler
Bölümüne” bakınız.





 


 


DÖRDÜNCÜ
FASIL


İki taraf vekilleri


            
Madde 59 – Dava ikamesine ehil olan her şahıs davasını bizzat veyahut
intihap edeceği vekil vasıtasiyle ikame ve takip edebilir.


            
Kanuni mümessiller dahi bu hakkı haizdir.


            
Madde 60 – Davaya vekalet, aşağıdaki hükümler müstesna olarak Kanunu
Medeninin umumi hükümlerine tabidir.


            
Madde 61 – (Değişik: 19/3/1969 - 1136/194 md.)


            
Davaya vekalet deruhte etmesine kanunen imkan bulunmıyan vekil mahkemeye kabul
olunmaz. Bu takdirde, mahkemeye kabul edilmiyen vekilin müvekkiline,
keyfiyetten bahisle, bir defaya mahsus olmak üzere re'sen davetiye gönderilir.


              
Madde 62 – Kanunen salahiyeti mahsusa itasına mütevakkıf hususlar
müstesna olmak üzere vekalet, hüküm katiyet kesbedinciye kadar davanın takibi
için icap eden bilümum muameleleri ifaya ve hükmün icrasına ve masarifi
muhakemenin tahsiliyle bundan dolayı makbuz itasına ve kendisi aleyhinde de
işbu muamelatın kaffesinin ifa edilebilmesine mezuniyeti mutazammındır.


            
İşbu mezuniyeti takyit edecek bütün kayıtlar diğer taraf indinde gayri muteber
addolunur.


            
Madde 63 – Sarahaten mezuniyet verilmemişse vekil sulh olamaz ve aharı
tahkim veya ibra ve davadan hiçbir suretle feragat veya hasmın davasını ve
teklif olunan yemini kabul veya mahkümünbihi kabız ve haczi fekkedemez. Yeminin
kabul veya reddini beyan için salahiyet ancak yemin edecek kimse tarafından
yemin teklif olunan meseleye ittıla kesbettikten sonra verilebilir.


            
Madde 64 – Davaya müteaddit vekil tayin olunmuş ise her biri münferiden
icrayı vekalet edebilir. Hilafına vuku bulan şart hasım indinde muteber
değildir.


            
Madde 65 – Katibiadil, nahiye meclisi veya ihtiyar heyeti veyahut sulh
hakimi tarafından imzası musaddak bir vekaletname ile vekaletini vekil ispat
etmeğe ve vekaletnamenin aslını veyahut musaddak suretini dava dosyasına
konulmak üzere vermeğe mecburdur. Şu kadar ki nahiye meclisi, ihtiyar heyeti
veya sulh hakimi tarafından tasdik edilecek vekaletname ancak sulh hakimleri
huzurunda görülecek davalar hakkında muteberdir. Devairi resmiye vekillerine
mensup oldukları daire amiri tarafından usulüne muvafık surette verilen
vekaletnameler, muteber olup ayrıca tasdika tabi değildir.


            
Madde 66 – Davanın her halinde ve esas hakkındaki hükme kadar
vekaletnamenin aslı istenilebileceği bunun kafi veya usulüne muvafık olmadığı
hakkında da itiraz olunabilir.


            
Madde 67 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/12 md.)


            
Vekaletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekil dava açamaz ve yargılama ile
ilgili hiçbir görev yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar umulan hallerde
mahkeme, vereceği kesin bir süre içinde vekaletnamesini getirmek şartıyla
vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebilir. Bu süre
içinde vekaletname verilmez veya aynı süre içinde asil, yapılan işlemleri kabul
ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmezse dava açılmamış sayılır ve yapılan
işlemler hükümsüz kalır. Bu durumda vekil, oturum harcı ile diğer yargılama
giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahküm edilir.


            
Bunları kötü niyetle yapan vekil aleyhine ceza takibi yapılmak ve disiplin
cezası uygulanmak üzere Cumhuriyet Savcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro
başkanlığına yazı gönderilir.


            
Bir tarafın vekil tutmak istemesi, vekilini azletmesi, vekilin istifa etmesi,
kendisinin yahut vekilinin dosyayı incelememiş bulunmaları sebebiyle yargılama
başka bir güne bırakılamaz. Ancak vekil tutulmaması veya dosyanın
incelenememesi kabul olunabilir bir özüre dayanıyorsa hakim bir defalık kısa
bir süre verebilir. Verilen süre sonunda, vekil oturuma gelmemiş veya dosya
incelenmemiş olsa bile davaya devam olunur.


            
Vekaletname aslının veya onanmış örneğinin her dosya için ayrı ayrı verilmesi
zorunludur.





 


 


            
Madde 68 – Müvekkili namına muamele yapmış olan vekil nefsini
azlettiğini veya müvekkili tarafından azlolunduğunu dava zaptına kayıt veya
tebliğ ettirilmek suretiyle diğer tarafa bildirmedikçe, istifa ve azlin o taraf
hakkında hükmü yoktur.


            
Madde 69 – Vekilin esnayı muhakemede müvekkili huzurunda vakı beyanatı
müvekkili tarafından derhal tekzip edilmezse müvekkilden sadır olmuş addolunur.


            
Madde 70 – Davasını bizzat takip eden kimse huzuru mahkemede münasip
olmıyan hal ve tavırda bulunur ise hakim kendisine ihtar eyler. Buna da riayet
etmezse hakim derhal dışarıya çıkarılmasını emir ve icabı halinde kendisini
vekil tayinine icbar eder. Vekil tayin etmediği surette gıyaben muhakeme icra
ve hükmolunur.


            
Vekil, münasip olmıyan hal ve tavırda bulunursa yukarki fıkralar mucibince
mahkemeden çıkarılır ve mahkemece kati lüzum görülürse bu bapta esbabı
mucibenin zikriyle tayin edeceği müddet zarfında başka bir vekil göndermesinin
asile tebliğine karar verilir.


            
Müvekkil mahkemece tayin olunan müddet zarfında diğer bir vekil göndermezse
mahkemeye gıyaben bakılır.


            
Madde 71 – Tahkikat hakimi iki taraftan birinin layıkiyle davasını takip
edecek ehliyette olmadığını görürse bir vekili refakatine alınmasını
emredebilir o kimse emre riayet etmezse muhakeme gıyaben icra olunur


BEŞİNCİ
FASIL


İki tarafın hak ve vazifeleri


            
Madde 72 – Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen bir
davayı tetkik ve halledemez.


            
Madde 73 – Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı
istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere
tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez.


            
Madde 74 – Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim
her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya
başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm
caizdir.


            
Madde 75 – Kanunun tayin eylediği istisnalardan başka hallerde hakim iki
taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini re'sen nazarı dikkate
alamaz ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz.


            
Ancak müphem ve mütenakız gördüğü iddia veya sebepler hakkında izahat
istiyebilir.


Hakim davanın her
safhasında iki tarafın iddiaları hududu dahilinde olmak üzere kendilerini
istima ve lazım olan delillerin ibraz ve ikamesini emredebilir.


            
Madde 76 – Hakim re'sen Türk kanunları mucibince hüküm verir. Ancak bir
ecnebi hukukunun tatbikı lazım olan hallerde, buna istinat eden taraf o kanun
hükmünü ispatla mükelleftir. İspat olunmazsa Türk kanunları mucibince
hükmolunur.


            
Madde 77 – Hakim tahkikat ve muhakemenin mümkün olduğu derecede sürat ve
intizam dairesinde cereyanına ve beyhude masrafa meydan verilmemesine dikkatle
mükelleftir.


            
Madde 78 – Hakim muhakeme adabı haricinde çıkan tarafı meneder.


            
Okunamıyan veya münasebetsiz olan evrak iade edilir. Ve yeniden tanzim için
münasip bir mühlet verilir. Bu mühlet zarfında tanzim olunmazsa yeniden mühlet
verilemez.


            
Madde 79 – Kanunen sarahat olmadıkça hiç kimse kendi lehine olan davayı
ikameye veya hakkını talebe icbar olunamaz.


            
Madde 80 – İki tarafın veya hakimin, zahir ve açık olan yazı ve hesap
hataları daima tashih olunabilir. Bu tashih neticesinde bir münazaa, mahiyetini
değiştirir veya halledilmiş bulunursa masarifi muhakemeyi tayinde bu cihet nazarı
dikkate alınır.


            
Madde 81 – (Değişik: 4/7/1956 - 6769/1 md.)


            
Günlük muhakeme listesinde yazılı işlerle keşif ve delillerin tesbiti gibi
yapılması zaruri veya müstacel görülen işler müstesna olmak üzere mahkemeler,
resmi çalışma saati dışında ve resmi ve adli tatil günlerinde, hiç bir adli
muamele yapamazlar.


            
(İkinci fıkra Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)


            
Madde 82 – Esaslı merasime riayet edilmeksizin yapılan usule mütaallik
muameleler bu bapta menfaati bulunan kimsenin davayı takipten evvel talebi
sebkederse iptal olunur.


            
Umumi intizamı veya muamelei usuliyenin istihdaf ettiği maksadı temin
mülahazasiyle vazolunan ahkam esaslı merasimden addolunur.





 


            
Esaslı olmıyan merasime riayet edilmezse bu bapta menfaati olan kimsenin davayı
takipten evvel talebi sebkederse tashih veya ikmal olunur.


ALTINCI
FASIL


Islah


            
Madde 83 – İki taraftan her biri usule mütaallik olarak yaptığı
muameleyi tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Aynı davada her taraf ancak bir
kere ıslah hakkını kullanabilir.


            
Madde 84 – lslah, tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinciye kadar
ve tabi olmıyanlarda muhakemenin hitamına kadar yapılabilir.


            
Madde 85 – Islah, muayyen celsede diğer taraf hazır olduğu halde
yapılabileceği gibi evvelemirde o tarafa tebliğ edilmek şartiyle arzuhal ile de
yapılabilir.


            
Madde 86 – Islah eden taraf bu tarihe kadar olan dava masrafiyle diğer
taraf için - takdir olunacak zarar ve ziyanı davada mahküm olmuş gibi derhal
mahkeme veznesine vermeğe mecburdur. Aksi halde ıslah yapılmamış addolunur.


            
İleride zarar ve ziyanın fazla veya noksanlığı sabit olursa fazlayı, tazmin ve
noksanı istirdat eder.


            
Madde 87 – Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren
usule mütaallik bilcümle muamelelerin yapılmamış addolunmasını müstelzimdir.
Ancak hakim huzurunda sebkeden ikrarlarla bir mahallin keşif ve muayenesi
üzerine tesbit olunan hali mübeyyin her nevi zabıt varakalarının ve ehli hibre
raporlarının münderecatı ve şahitlerin şahadetleri mahfuzdur. Şu kadar ki
ıslahtan sonra cereyan edecek tahkikat neticesinde tebeyyün edecek hal, mezkür
reylerin nazara alınmasını icap etmezse bunlara da olmamış nazariyle bakılır. (Son
tümce iptal: Ana. Mah.’nin 20/7/1999 tarih ve E.: 1999/1, K.: 20/7/1999 sayılı
kararı ile)


            
Madde 88 – Islah eden taraf davasını kamilen ıslah ettiği ve bunun
tebliğ tarihinden itibaren üç gün zarfında yeni bir dava ikame eylemediği halde
davası iptal olunur.


            
Madde 89 – Davasını tamamen ıslah eden müddei iptal tarihinden itibaren
üç ay zarfında yeniden dava ikame eylemezse davasından feragat etmiş addolunur.


            
Madde 90 – (Değişik: 23/1/2008-5728/11 md.)


Islahın
davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle
yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate
almadan karar verir. Ayrıca, mahkemece kötüniyetle ıslaha başvurana, karşı
tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararlarının tazmininin yanı sıra ikiyüz Türk
Lirasından beşyüz Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.


YEDİNCİ
FASIL


Feragat ve kabul


            
Madde 91 – Feragat, iki taraftan birinin neticei talebinden
vazgeçmesidir.


            
Madde 92 – Kabul, iki taraftan birinin diğerinin neticei talebine
muvafakat etmesidir.


            
Madde 93 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/13 md.)


            
Feragat ve kabul beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak
yapılır.


            
Madde 94 – Feragat veya kabul eden taraf mahkum olmuş gibi masarifi
muhakemeyi tediyeye mecburdur.


            
Şu kadar ki müddeaaleyh hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebebiyet
vermemiş ve ilk muhakeme celsesinde de müddeinin iddiasını kabul etmiş ise
masarifi muhakeme ile ilzam olunamaz.


            
Feragat veya kabul neticei talebin yalnız bir kısmı hakkında ise masarifi
muhakeme buna göre tayin olunur.


            
Madde 95 – Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl
eder.


            
Bilbeyyine hükme raptı kanunen mecburi olan hallerde müddeaaleyh müddeinin
neticei talebini kabul ederse müddeaaleyhin davada devamı huzuru mecburi
değildir ve bu kabul bundan başka hukuki bir netice husule getirmez.





 


 


SEKİZİNCİ
FASIL


Teminat


            
Madde 96 – Bir davada verilecek teminat mahkemenin takdir edeceği nakit
veya mahkemece kabul olunacak sehim ve tahvil veya gayrimenkul rehin veyahut
muteber bir banka kefaleti veya katibiadilden musaddak senetle kefil iraesi
suretiyle yapılır. İki taraf teminatın nevi ve şeklini mukavelenamelerinde
tasrih etmişlerse teminat ona göre tayin olunur. Kanunun başka şekilde teminat
gösterilmesine müsaade ettiği haller bundan müstesnadır.


            
Madde 97 – Türkiye'de Kanunu Medeni mucibince ikametgahı olmıyan müddei
veya davaya müdahale eden kimse diğer tarafın muhtemel zarar ve ziyaniyle
masarifi muhakemesine mukabil 96 ncı madde mucibince teminat göstermeğe
mecburdur.


            
İşbu kaide tahkikat ve muhakeme esnasında ikametgahını ecnebi memlekete
nakledenler hakkında da caridir. Muahede hükümleri mahfuzdur.


            
Madde 98 – Teminat talebi davanın ikamesini mütaakıp ve esasa
girişilmezden evvel veya Türkiye haricinde mukim olan kimse davaya dahil olur
olmaz dermeyan edilmek lazımdır.Davanın rüyeti esnasında ikametgahını ecnebi
memlekete nakledenler hakkında teminat talebi nakil keyfiyetinin diğer tarafa
bildirilmesini mütaakıp vakı olmak iktiza eder. Aksi halde her iki surette
teminat talebi hakkı sakıt olur.


            
Madde 99 – Hakim tarafından tayin olunan müddet içinde teminat
verilmezse muhakemede hazır bulunulmamış addolunur.


Madde
100 – Teminatın kafi veya muteber olup olmadığı hakkındaki ihtilaflar davayı
tahkikeden hakim tarafından hallolunur.


 


DOKUZUNCU
FASIL


İhtiyati tedbirler


            
Madde 101 – Hakim iki taraftan birinin talebiyle davanın ikamesinden
evvel veya sonra aşağıda gösterilen hal ve şekillerde ihtiyati tedbirler
ittihazına karar verebilir:


            
1 – Menkul ve gayrimenkul malların ayni münazaalı ise bunun haciz veya yeddiadle
tevdiine,


            
2 – Münazaalı şeyin muhafazası için lazımgelen her türlü tedbirlerin
ittihazına,


            
3 – Kanunu Medeni ile muayyen hallerde nafaka alınmasına,


            
4 – Ayrılık veya boşanma davası üzerine Kanunu Medeni mucibince icap eden
muvakkat tedbirlerin ittihazına.


            
Madde 102 – (Mülga: 18/4/1929 - 1424/342 md.)


            
Madde 103 – 101 ve 102 nci maddelerde gösterilen hallerden başka
tehirinde tehlike olan veya mühim bir zarar olacağı anlaşılan hallerde tehlike
veya zararı defi için hakim icap eden ihtiyati tedbirlerin icrasına karar
verebilir.


            
Madde 104 – Dava ikamesinden evvel haczi ihtiyati kararı mahkeme
tarafından verilir.


            
Haczi ihtiyatden maada talep olunan ihtiyati tedbirlerin en az masrafla ve en
çabuk nerede ifası mümkün ise işbu tedbirlere o mahal mahkemesi tarafından dahi
karar verilebilir.


            
Dava ikamesinden sonra bilümum ihtiyati tedbirlere tahkikata memur hakim
tarafından karar verilir. Şu kadar ki hakim ihtiyati tedbirin diğer bir mahalde
daha az masrafla ve daha çabuk ifasını kabil görürse bu hususta karar verilmek
üzere o mahal hakimini naip tayin edebilir.


            
Madde l05 – Hakimden ihtiyati tedbire karar verilmesi arzuhal ile talep
olunur. Bunun üzerine derhal ve müstacelen iki taraf davet edilip gelmeseler
bile iktiza eden karar verilir.


            
Müstacel veya müddeinin hukukunu derhal muhafaza zaruri olan hallerde her iki
taraf davet edilmeksizin dahi ihtiyati tedbire karar verilebilir.


            
Madde 106 – İhtiyati tedbir kararı, icabı halinde kuvvei müsellaha
istishabiyle icra dairesince tatbik olunur. Şu kadar ki haczi ihtiyatiden maada
tedabirlerin tatbikı mahkeme başkatibine veya katiplerinden birine de tevdi
olunabilir.


            
Kararın sureti alakadarlara icra esnasında ve bulunmazlarsa müteakiben tebliğ
olunur.





 


 


            
Madde 107 – Gıyaben verilmiş olan ihtiyatı tedbir kararlarına itiraz
caizdir. İşbu itiraz icranın tehirine karar verilmedikçe icranın tehirini
müstelzim değildir.


            
Madde 108 – İtiraz arzuhal ile yapılır ve evrakı sübutiyeside arzuhale
raptolunur.


            
İhtiyati tedbir kararına itirazdan evvel dava ikame edilmiş ise itiraz arzuhali
tahkikat hakimine verilir. 104 üncü maddenin son fıkrası hükmü mahfuzdur. İtiraz
vukuunda hakim iki tarafı davet ve her birini istima ettikten sonra kararını
tadil veya tebdil veya refedebilir. Şu kadar ki iki taraftan biri veya ikisi
gelmezlerse evrak üzerine tetkikat icrasiyle karar verilir.


            
Madde 109 – İhtiyati tedbir kararı dava ikamesinden evvel verilmiş ise
tatbik edilmiş olsun olmasın kararın verildiği tarihten itibaren on gün
zarfında esas hakkında dava ikamesi lazımdır. Bu müddette müddi davasını ikame
eylediğini müsbit evrakı, kararı tatbik eden memura ibrazla dosyaya vaz'i ve
kaydettirerek mukabilinde ilmühaber almağa mecburdur. Aksi takdirde ihtiyati
tedbir bir güna merasime hacet kalmaksızın kendiliğinden kalkar ve iktizasına
göre vazolunan tedbirin fiilen kaldırılması ihtiyati tedbiri tatbik eden daire
veya memurdan talep olunabilir.


            
Madde 110 – İhtiyati tedbir kararını talep eden taraf bundan dolayı
diğer tarafın ve üçüncü şahsın duçar olması muhtemel zarar ve ziyanlarına
mukabil teminat iraesine mecburdur. İcabı hale göre hakim işbu mecburiyeti
refedebilir ve ihtiyati tedbir kararını talep eden Devlet veya müzahareti
adliyeye nail kimse ise teminat iraesi lazım gelmez.


            
Madde 111 – Aleyhine ihtiyati bir tedbire karar verilmiş olan taraf
teminat gösterirse icap vaziyete göre bu tedbir tebdil veya refiolunabileceği
gibi vaziyet ve şeraitin tebeddülü sabit olursa ihtiyati tedbirin teminatsız
tadil veya ref'i de caizdir


            
Madda 112 – Esas hakkında mahkeme tarafından verilen kararın tefhim veya
tebliğ olunmasını mütaakıp ihtiyaten icra kılınmış olan tedbir mürtefi olur. Şu
kadar ki mahkeme hükmün icrasını temin için işbu tedbirin tayin edeceği müddet
zarfında devamına karar varebilir.


            
Madde 113 – İhtiyatı tedbirin ittihazına mütaallik evrak, dava esas
dosyasiyle birleştirilir.


            
Madde 113/A – (Ek: 30/4/1973 - 1711/2 md.; Değişik: 23/1/2008-5728/12 md.)


            
İhtiyati tedbir kararının
uygulanması dolayısıyla verilen emre uymayan veya o yolda alınmış tedbire
aykırı davranışta bulunan kimse fiili daha ağır cezayı gerektiren bir suç
oluşturmadığı takdirde, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


 


ONUNCU
FASIL


Muamelelerin şekli


BİRİNCİ
KISIM


Davetiyeler ve tebligat


            
Madde 114-117 – (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)


            
Madde 118 – (Mülga: 16/1/1939 - 3560/9 md.


            
Madde 119 – 132 - (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)


            
Madde 133 – 136 - (Mülga: 16/1/1939 - 3560/9 md.)


            
Madde 137 – 146 - (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)


            
Madde 147 – (Mülga: 16/1/1939 - 3560/9 md.)


            
Madde 148 – (Mülga: 11/2/1959-7201/62 md.)


İKİNCİ
KISIM


Muhakeme celseleri, zabıtları,
dosyalar


       
    Madde 149 – (Değişik: 26/9/2004 – 5236/10 md.)


Duruşma herkese açıktır.


Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin
kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının
kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir.





 


 


Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki
gerekçeli karar açık duruşmada açıklanır.


       
  
 (Değişik dördüncü fıkra: 23/1/2008-5728/13 md.) Kapalı
yapılan duruşmalar hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.


            
Madde 150 – Muhakemenin idare ve zabıta işleri reise aittir.


            
Reis iki taraftan her birine icabına göre söz verir ve söz söylemekten meneden
ve mahkemenin intizamını bozan her şahsı derhal mahkemeden çıkartır.


            
(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/14 md.) Bir kimse, ihtara rağmen mahkemenin
düzenini bozar veya mahkeme huzurunda münasip olmayan bir söz söylemeye veya
davranışta bulunmaya devam ederse derhâl yakalanması emredilerek hakkında dört
güne kadar disiplin hapsi uygulanır. Ancak, avukatlar ve çocuklar hakkında
disiplin hapsi uygulanmaz.


(Ek fıkra: 23/1/2008-5718/14 md.) Mahkemenin düzenini
bozan fiilin veya mahkeme huzurunda söylenen sözün suç oluşturması halinde,
durum bir tutanakla Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir ve gerekiyorsa fiili
işleyenin yakalanması emredilerek Cumhuriyet başsavcılığında hazır
bulundurulması sağlanır. Ancak bu durum üçüncü fıkra hükmüne göre disiplin
hapsi uygulanmasını engellemez.


            
Madde 151 – Zabıt katibi hakimin nezareti altında tahkikat ve
muhakematın cereyanını zabıtnameye kaydeder.


            
Zabıtname, mahkemenin ve hakimlerin isimlerini, tahkikat ve muhakematın cereyan
ettiği mahalli, celsenin açıldığı gün ve saati, iki tarafın ve vekillerinin
isimlerini, cereyan eden muhakeme ve muamele ile iki tarafın ne gibi evrak
ibraz ettiklerini, muhakemenin aleni icra kılındığını veya aleniyetin ref'ini
icap eden esbabı, ikrarı veya sulhu veya davaya kısmen veya tamamen nihayet
veren feragati, hulasai iddia ve müdafaatı, şuhut ve ehli hibrenin beyanatını,
münaziunfihin keşif ve muayenesi halinde rapor hulasasını ve ittihaz olunan
kararla sureti tefhimini ihtiva eder.


           
Zabıtnamade raptedildiği zikrolunan vesikalar münderecatı da zabıtname metni
hükmündedir.


            
Hakim tarafından mezuniyet verilmedikçe iki taraf veya vekilleri ifadelerini
zabıtnameye imla suretiyle yazdıramazlar. Reis, iki tarafın ifadeleri
hülasasını alenen söyliyerek zabıtnameye yazdırır.


            
Zabıtnamenin, şahitlerin ve ehlihibrenin ifadelerine ve iki tarafın ikrar ve
sulh ve feragatine taallük eden kısımları bunların huzurunda okunarak
kendilerine imza ettirilir.


            
Madde 152 – Muhakeme celsesinin hitamında zabıtname muhakemede hazır
bulunan hakimlerle zabıt katibi tarafından derhal imza olunur.


            
Madde 153 – Şifahi muhakemenin tarzı cereyanı ancak zabıtname ile ispat
olunabilir.


            
Madde 154 – Mahkemenin haricinde hakim veya naip huzuriyle yapılacak
bilümum muamelede zabit katibinin hazır bulunması lazımdır.


            
Madde 155 – Zaptın tamamının veya bir kısmının suretleri talep vukuunda
iki tarafa verilir. İşbu suretlere mahkemenin mühürü vazı ve aslına mutabık
olduğu başkatip tarafından imza olunarak tasdik olunur.


            
Madde 156 – Muhakeme esnasında veya haricinde ibraz olunan evrak zabıt
katibi tarafından dosyasına konularak zabıtnameye işaret edilir. Dosyanın başka
bir mahalle gönderilmesi icap ederse evrakı ibraz edenler asılları yerine
musaddak suretlerinin gönderilmesini talebe salahiyettardırlar.


            
Bu baptaki karar tahkikat hakimi tarafından verilir.  Zabıt katibi, dosya
muhteviyatını mübeyyin listeye ilave veya istirdat olunan evrakı derhal
kaydetmek  mecburiyetindedir.


            
Madde 157 – Zabıt katibi, hakimin nezareti ve emri altındadır. Her iki
taraf veya vekilleri dava dosyasını tetkik ve mütalaa edebilirler.


            
Madde 158 – Zabıt katibi muhakemeden evvel ve icap ettiği halde
muhakemenin hitamından sonra da dava dosyasını berayı tetkik mahkeme azalarına
vermek ve vaktı zamanında noksansız almak ile mükelleftir.





 


 


ON BİRİNCİ FASIL


Müddetler ve hali sabıka irca


BİRİNCİ
KISIM


Müddetler


            
Madde 159 – Müddetleri kanun veya hakim tayin eder. Kanunda gösterilen
müstesna hallerden başka hakim kanunen tayin edilen müddetleri tezyit veya
tenkis edemez. Kendinin tayin ettiği müddetleri iki tarafı dinledikten sonra
makul sebeplere binaen tenkis ve tezyit edebilir.


            
Madde 160 – Müddetler iki tarafa tefhim ve lazım ise usulen tebliğ tarihinden
itibaren başlar.


            
Madde 161 – Müddet gün olarak tayin edilmiş ise tefhim veya tebliğ
edildiği gün hesaba katılmaz ve son günü tatil saatinde biter.


            
Müddet hafta veya ay olarak tayin edilmiş ise başladığı güne son hafta veya
ayda tekabül eden günün tatil saatinde biter. Müddet ay nihayetine doğru
başlayıp da bittiği ayın aynı günü yoksa müddet bu ayın sonunda biter. Bu
suretle pazartesi günü başlamış olan müddet munkazi olacağı haftanın pazartesi
gününde ve ayın birinci günü başlayan müddet munkazi olacağı ayın birinci
gününde ve otuz bir Kanunuevvelde başlıyan iki ay müddet şubatın son gününde
biter.


            
Madde 162 – Tatil günleri müddette dahildir. Şu kadar ki müddetin son
günü tatile tesadüf ederse tatilin ertesi günü hitam bulur.


            
Madde 163 – Kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde
yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği
müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti
geçirmiş olan taraf yenisini istiyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir.
Bir daha verilemez.


            
Madde 164 – Kendisine müddet verilen kimsenin ikametgahı muamele
yapacağı mahalden altı saat ve daha ziyade uzakta ise müddete beher altı saat
ve küsuru için bir gün zam olunur. Zammı lazım gelen müddet esbabı mucibe
göstermek suretiyle iktizasına göre tenkis veya tezyit olunabilir.


            
Madde 165 – Kanunun veya hakimin tayin eylediği müddetin başlaması
tebliga mütevakkıf ise müddet, tebliği yaptıran taraf aleyhine dahi tebliğ
tarihinden itibaren başlar. Meğerki hilafına kanunda sarahat buluna.


İKİNCİ
KISIM


Hali sabıka irca


            
Madde 166 – Bu kanunun veya hakimin tayin ettiği kati müddetin müruriyle
sukut etmiş olan hakkın hali sabıka ircaı aşağıda beyan olunan hallerde talep
ve hükmolunabilir.


            
Madde 167 – Sakıt olan hakkın hali sabıka ircaına karar verebilmek için:


            
1 – Muayyen mühlet zarfında muameleyi yapmağa mecbur olan kimsenin veya
vekilinin, arzu ve ihtiyarı haricinde olarak muameleyi yapmaktan aciz
bulunduğunun tahakkuk etmesi,


            
2 – Kanuni yollara müracaatın hukukan imkansız bulunması lazımdır.





 


 


            
Madde 168 – Hali sabıka irca talebi maniin zevali tarihinden itibaren on
gün zarfında usulen dermeyan edilmedikçe mesmu olmaz.


            
Tahkikat esnasında mürur etmiş olan müddetlerin esasa mütedair vicahi hükümden
sonra hali sabıka ircaı talep olunamaz.


            
Madde 169 – Hali sabıka irca talebi meselenin esasını halle salahiyettar
olan hakime arzolunur. Bir hüküm hakkında kanuni yollara müracaat hakkının
sakıt olması üzerine hali sabıka irca talebi, verilen hükmü tetkika
salahiyettar olan  mahkemeye arzolunur.


            
Madde 170 – (Değişik : 26/9/2004 – 5236/11 md.)


            
İlk derece mahkemeleri veya bölge adliye mahkemelerine yapılacak
eski hâle getirme istemleri, hadiseler hakkındaki usule, Yargıtayda ileri
sürülecek eski hâle getirme istemleri, temyiz usulüne göre yapılır ve
incelenir.


            
Madde 171 – Hali sabıka irca talebi muhakemenin talikını icap etmez ve
hükmün icrasına da mani olmaz. Şu kadar ki bu talebi tetkika salahiyattar
mahkeme icabına göre teminat verilmek şartiyle muhakemenin talikına ve hükmün
tehiri icrasına karar verebilir. 110 uncu maddenin son fıkrası hükmü burada da
caridir.


            
Madde 172 – Mahkeme hali sabıka ircaa dair verdiği kararda hangi
muamelenin keenlemyekün addedildiğini tasrih eyler. 87 nci maddede
bildirilen  muamelelerin hüküm ve kuvvetleri bakidir.


            
Madde 173 – Hali sabıka irca talebinin ve hükümsüz  addolunan
muamelelerin masrafı irca talebinde bulunan tarafa tahmil olunur.


            
Madde 174 – Bir davada aynı tarafın  birden ziyade hali sabıka
ircaı talebi kabul olunamaz.


ON İKİNCİ
FASIL


Tatil


            
Madde 175 – (Değişik : 14/7/2004 – 5219/2 md.)


            
Her sene bilumum mahkemeler ağustosun birinden  Eylülün beşine kadar tatil
olunur.


            
Madde 176 – (Değişik: 30/4/1973 - 1711/1 md.)


            
Adli ara vermede ancak aşağdaki dava ve işler görülür:


1.
İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti, deniz raporlarının
alınması ve dispeççi tayini istekleri ve bunlara karşı yapılacak itirazlar
hakkında karar verilmesi,


            
2. Aravermede yapılmasına karar verilen keşifler,


            
3. Her çeşit nafaka davaları,


            
4. Velayet ve vesayet işlerine ait davalar,


            
5. Nüfus davaları,


            
6. Hizmet akdinden doğan davalar,


            
7. Kıymetli evrakın kaybından doğan iptal davaları,


            
8. Tahkim babındaki hükümlere göre mahkemenin görevine giren
anlaşmazlık  


ve
işler,


            
9. İflas ve konkordatoya ait davalar,


            
10. Kanunların sulh mahkemesini veya hakimini görevlendirdiği dava ve işler,


            
11. Kanunlarda ivedi olduğu veya adli aravermede de bakılabileceği belirtilen
veya basit yargılama usulüne bağlı tutulan başka dava ve işler,


            
12. Mahkemece taraflardan birinin isteği üzerine ivedi görülmesine karar
verilen dava ve işler,





 


 


            
(Değişik ikinci fıkra: 26/2/1985 - 3156/5 md.) Tarafların uyuşması
halinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın
isteği üzerine yukarıdaki iş ve davalara bakılması adli ara vermeden sonraya
bırakılabilir.


        (Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/12 md.) Adlî ara verme süresi  içinde, yukarıdaki
fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen
dava, karşılık dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri, bunlara karşı verilen cevap
dilekçelerinin  ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme
dilekçelerinin  alınması, ilâm verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın
başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi
işlemleri de yapılır.


            
7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri saklıdır.


    (Değişik son fıkra:
26/9/2004 – 5236/12 md.) Bu madde
hükümleri bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.


            
Madde 177 – Bu  kanunun tayin ettiği mühletlerin bitmesi tatil
zamanına tesadüf ederse bu müddetler ayrıca bir karar vermeğe lüzum olmaksızın
tatilin bittiği günden itibaren yedi gün evvel uzatılmış addolunur.


İKİNCİ
BAP


Sulh mahkemeleriyle mahkemei
asliyede murafaa usulü


BİRİNCİ
FASIL


Dava ikamesi


            
Madde 178 – Arzuhallerin mahkeme kalemine kaydı tarihinde dava ikame
edilmiş addolunur.


            
Madde 179 – (Değişik: 26/2/1985-3156/6 md.)


            
Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:


            
1. Tarafların ve varsa kanuni temsilci veya vekillerinin ad ve soyadları ile
adresleri,


            
2. Açık bir şekilde dava konusu,


            
3. Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında
açık özetleri ve delillerinin nelerden ibaret olduğu,


            
4. Hukuki sebeplerin özeti,


            
5. Açık bir şekilde iddia ve savunma,


            
6. Karşı tarafın hangi sürede cevap verebileceği,


            
7. Davacının veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.


            
Madde 180 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/14 md.)


            
Dava dilekçesinde sözü edilen ve davacının elinde bulunan belgelerin
asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir
fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerin dilekçeye eklenerek
mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de
bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yapılması ve gerekli
posta giderinin pul olarak verilmesi zorunludur.


            
Birinci fıkra hükmünün yerine getirilmemesi veya eksik getirilmesi halinde, hakim
ilk oturumda istenen hususların on günlük kesin süre içinde yerine
getirilmesini veya eksikliğin tamamlanmasını davacı tarafa bildirir.


            
Madde 181 – (Değişik: 13/12/1934 - 2606/1 md.)


            
Toplu hakimle kurulmuş olan bir mahkeme, bir dava görülürken heyetin karariyle
azadan birini tahkikat yapmağa memur edebilir.


            
Tahkikat işi azadan birine havale edilmediği halde tahkikat hakimine ait
vazifelerden 182, 183,184, 196, 197, 209, 211 ve 212 nci maddelerde yazılı
olanlar mahkeme reisi tarafından ve diğerleri heyetçe yapılır. Toplu 
hakimli olan mahkemelerde tahkikata havale olunmayan veya tek hakimli
mahkemelerde görülen davaların tahkikat ve muhakemesi birden yapılır.


            
Madde 182 – Tahkikat hakimi müstacel hususlarda cevap müddetini
azaltabilir. Hakim tarafından bu kararın esbabı mucibesi davetiyenin aslına
yazılıp imza olunur.





 


 


            
Madde 183 – Memaliki ecnebiyede veya mahkemenin dairei kazası veya
bulunduğu şehir haricinde ikamet edenlerle ikametgahı meçhul bulunanlar
hakkında yapılacak tebliğde hangi gün ve saatte mahkemede bulunulacağı ve cevap
müddeti tahkikat hakimi tarafından tayin olunur.


            
Madde 184 – Müstacel hususattan başka hallerde kanunen  muayyen
cevap müddetinden az bir müddet tayin edilmiş ise müddeaaleyh cevap vermeğe
mecbur değildir. Bu suretle tahkikat hakimi cevap için yeni bir mühlet tayin
eder.


            
Madde 185 – Kanunu Medenide tayin olunan haller mahfuz kalmak şartiyle
dava ikamesi ile aşağıda gösterilen neticeler hasıl olur:


            
1 – Müddeaaleyhin rızası olmaksızın müddei davasını takipten sarfınazar edemez.


            
2 – Müddei, Müddeaaleyhin rızası olmaksızın davasını tevsi veya mahiyetin
tebdil edemez. Aşağıdaki madde hükmiyle davadan feragat veya ıslah bu hükümden
müstesnadır.


            
Madde 186 – Dava ikame edildikten sonra iki taraftan biri müddeabihi
ahara temlik ederse diğer taraf muhayyerdir. Dilerse temlik eden taraf ile olan
davasından sarfınazar ederek müddeabihe temlik eden kimseye karşı dava eder.Bu
suretle davayı kazanırsa mahkumunaleyh, müddeabihi kendisine temlik eden kimse
ile beraber masarifi muhakemeyi kefaleti müteselsile ile vermeğe mahküm olur.


            
Dilerse davasını müddeabihi ahara temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan
davasına tebdil eder.


 


İKİNCİ
FASIL


İtirazatı iptidaiye


            
Madde 187 – İtirazatı iptidaiye aşağıdaki gösterilen hallerden ibaret
olup davanın bidayetinde ve hepsi birlikte beyan edilmek lazımdır:


                              
1 – Türkiye'de ikametgahı bulunmıyanlardan teminat talebi,


            
2 – Salahiyet iddiası,


            
3 – (Mülga: 16/7/1981 - 2494/37 md.)


            
4 – İkame olunan davanın diğer bir mahkemede derdesti rüyet bulunduğu iddiası,


            
5 – Davanın diğer bir mahkemede dertesti rüyet olan diğer dava ile irtibatı
bulunduğu iddiası,


            
(......) (1)


            
6 – (Mülga: 26/9/1963 - 338/1 md.)


            
7 – Dava arzuhalinin veya davetiye varakasının veyahut cevap layihasının
tanziminde kanuni noksanlar bulunduğu veya tebliğin usülüne muvafık olmadığı
iddiası,


            
8 – Davayı mütekabilenin kabule şayan bulunmadığı iddiası.


——————————


(1) 
Bu aradaki "Biri hakkında verilecek kararın diğerine tesir edecek
mahiyette olması halinde iki dava arasında irtibat mevcut addolunur."
şeklindeki ibare 16/7/1981 tarihli ve 2494 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile
yürürlükten kaldırılmıştır.





 


 


            
Madde 188 – İtirazatı iptidaiye davanın bidayetinde esasa girişilmezden
evvel hep birlikte dermeyan edilmezse bir daha mesnu olmaz.


            
Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlarla 98 inci
madde hükmü mahfuzdur.


            
Madde 189 – Müddeaaleyhin itirazatı iptidaiyesi esasa cevap için tayin
olunan müddette müddeiye tebliğ olunur. Müddeinin itirazatı iptidaiyesi ilk
muhakeme celsesinde şifahen dermeyan olunur.


            
Şu kadar ki davayı mutekabileye cevap verilmiş ise itirazın işbu cevapta
tasrihi lazımdır.


            
İki tarafın bilahara dermeyan edebilmek selahiyetini kanunen haiz oldukları
itirazat hadise şeklinde hallolunur.


            
Madde 190 – İtirazatı iptidaiye hadiseler gibi tahkik ve hallolunur.


            
Madde 191 – İtirazatı iptidaiye hakkında esas davayı rüyete salahiyettar
hakim tarafından karar verilir.


            
Madde 192 – Mahkeme beraberce dermeyan edilen bilumum itirazatı
iptidaiyeyi bir karar ile hal ve fasleder.


            
Madde 193 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/15 md.)


            
Davacı, iptaline karar verilen dilekçenin yerine yeni bir dilekçe düzenleyip
vermek zorundadır.


            
Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa
görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur.


     (Değişik üçüncü
fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) Her
iki hâlde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden
dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir.


 


            
Aksi takdirde dava açılmamış sayılır. Kanunda belirtilen ayrık hükümler
saklıdır.


            
Madde 194 – Aynı davanın diğer mahkemede derdesti rüyet olduğuna
müstenit itirazatı iptidaiyenin kabulü halinde dava ikame edilmemiş addolunur.


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Esasa cevap


BİRİNCİ
KISIM


Umumi hükümler


            
Madde 195 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/16 md.)


            
Davalı, ilk itirazları ile birlikte esas dava hakkındaki cevabını ve varsa
karşı delillerini, dava dilekçesinin kendisine tebliği tarihinden itibaren on
gün veya hakim tarafından bir süre tayin edilmiş ise o süre içinde mahkeme
kalemine bildirmek ve bir örneğini de davacıya tebliğ ettirmek zorundadır.


            
Yukarıda belirtilen on günlük süre, 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi
kamu kuruluşları hakkında otuz gündür


            
Madde 196 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/17 md.)


            
Davalı tarafından ilk itiraz ileri sürülmüşse bu husus mahkemece öncelikle ve
esasa girilmeden incelenerek sonuçlandırılır.


            
Madde 197 – İşin mahiyeti itibariyle cevap layihasının tayin olunan
müddette tanzimi müşkül bulunduğu veyahut esbabı fevkaladeye binaen kabil
olamadığı anlaşılırsa müddeaaleyhe yeni bir mühlet verilebilir ve keyfiyet
derhal müddeiye bildirilir.





 


 


            
Madde 198 – Yukarki maddedeki gösterilen sebeplere mebni, tayin olunan
müddette cevap layihasını vermemiş ve yeni mühlet de istememiş olan taraf
muhakeme celsesinde de esasa girişmezden evvel bu baptaki mazeretini bildirerek
müddetin temdini istiyebilir. Talebi kabule şayan görülürse kendisine sureti
katiyede üç günü tecavüz etmemek üzere mühlet verilir. Ancak bu celseye ait
muhakeme masrafı her halde kendisine tahmil olunur.


            
Madde 199 – (Mülga: 16/7/1981 - 2494/37 md.)


            
Madde 200 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/8 md.)


            
Cevap dilekçesinin 179 uncu maddenin bir ve ikinci bentlerinde yer alan
kayıtlardan başka aşağıdaki hususları da ihtiva etmesi gerekir.


            
1. Davacı tarafından bildirilmiş olan vakıaların her biri hakkında verilecek
cevaplar,


            
2. Açıkça savunma,


            
3. Davalının veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.


            
180 inci madde hükmü, cevap dilekçesi hakkında da uygulanır.


            
Madde 201 – Müddeaaleyh müddeinin arzuhalinde beyan olunan vakıaları
inkar ile iktifa etmezse layiha aşağıdaki hususları ihtiva etmek lazımdır:


            
1 – Müddeaaleyhin istinat ettiği bütün vakıalar hakkında sıra numarasiyle icap
eden izahatı,


            
2 – İstinat eylediği kanuni sebeplerin hulasaları.


            
Madde 202 – (Değişik birinci fıkra: 26/2/1985 - 3156/9 md.) Davalı cevap
dilekçesinde karşılık dava da dahil olmak üzere bütün iddia ve savunmaları ile
sebeplerini birlikte bildirmeye mecburdur.


            
Müddeaaleyh cevap layihasını hasmına tebliğ ettirdikten sonra onun muvafakatı
olmaksızın müdafaa sebeplerini tevsi veya tebdil edemez.


            
Ancak ıslah haliyle 186 ncı madde hükmü müstesnadır.


İKİNCİ
KISIM


Davayı mütekabile


            
Madde 203 – Müddeaaleyh davayı mütekabilesini esas dava hakkındaki cevap
layihasını bildirmek suretiyle ikame edebilir.


Madde 204 – Aşağıda gösterilen iddialar davayı mütekabile addolunur:


            
1 – Takas ve mahsup talebi,


            
2 – Müddeiye karşı müddeaaleyhin ikame eylediği bilumum davalar.


            
Madde 205 – Takas ve mahsup talebinden başka davayı mütekabile davayı
asliyeye mürtebit ise kabul ve tetkik olunur.


            
Madde 206 – Tetkik ve halli idari makamların salahiyeti dahilinde
bulunan veya hakemler marifetiyle halli icap eden hususlara ait iddialar davayı
mütekabile olarak ikame olunamaz.


            
Madde 207 – Müddeaaleyhin ikame eylediği davayı mütekabileye karşı
müddei cevap layihası verebilir.


            
Bu layiha, müddeaalleyhin def'ine cevap makamında olup onunla birleştirilir.


            
İşbu layihada müddei müddeaaleyh tarafından mütekabilen ikame olunan davaya
karşı dermeyan edeceği bilumum itirazatı iptidaiye ile davayı mütekabilenin
esasına karşı vereceği cevabı yazması lazımdır.





 


 


            
Madde 208 – Müddeinin, müdeaaleyh tarafından verilecek cevap layihasının
kendisine tarihi tebliğinden itibaren on gün zarfında cevap vermesi lazımdır.


            
Madde 209 – Müddeaaleyhin cevap layihasında dermeyan eylediği vakıalara
karşı müddei, icabı halinde 207 nci maddenin birinci ve ikinci fıkralarına
tevfikı hareketle on gün zarfında inkar veya kabulü mübeyyin izahat vermeğe
mecburdur.


            
Ayni müddet zarfında defi de dermeyan edebilir. Bu surette müddeinin verdiği
cevap layihası derhal müdeaaleyhe tebliğ olunur.


            
Madde 210 – Müddeaaleyh, müddeinin tebliğ ettirdiği cevap layihasına on
gün zarfında cevap verebilir.


            
Madde 211 – 179 uncu maddenin birinci ve ikinci numaralariyle 180 inci
ve 197 nci maddeler ahkamı müddeaaleyhin cevabına mukabil müddeinin dermeyan
eylediği defi ile müddeaaleyhin bu defa karşı beyan eylediği defiler hakkında
dahi tatbik olunur.


            
Madde 212 – İki taraf yazı bilmedikleri ve mahkemenin bulunduğu mahalde
vekaleti ifa edebilecek kimse bulunmadığı takdirde tahkikat hakimi iki tarafın
iddia ve müdafaasını huzurlarında zabıt katibine söyliyerek yazdırır.


DÖRDÜNCÜ
FASIL


Tahkikat


            
Madde 213 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/10 md.)


            
Davanın her aşamasında tahkikat hakimi iki tarafı veya vekillerini çağırarak
davanın maddi olguları hakkında beyanlarını dinleyebilir ve sonuç vereceği
umulan hallerde bunları sulha da teşvik edebilir.


            
Tahkikat sırasında taraflara çıkartılacak çağırı kağıtlarında, tarafların belli
edilen günde mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, tahkikata yokluklarında
devam edileceği bildirilir.


            
Geçerli bir özürü olmadan gelmeyen taraf yokluğunda cereyan eden işlemlere
itiraz edemez.


            
Madde 214 – İki taraf arasında layihalar teati edildikten veya bunun
için muayyen günler geçtikten sonra davanın muhakeme ve hüküm için kafi
derecede tavazzuh ettiğini tahkikat hakimi anlarsa tahkikatın bittiğini
kendilerine bildirir.


            
Aksi halde tahkikat hakimi iki tarafı davet ve noksan gördüğü cihetleri istizah
eder.


            
Madde 215 – Tahkikat hakiminin ispatı vücut etmeleri için iki tarafa
vereceği mühlet laakal on gündür. Müstacel hallerde hakim re'sen veya iki
taraftan birinin talebiyle bu müddeti azaltabileceği gibi icabı halinde temdit
de edebilir.


            
Madde 216 – Tahkikat hakimi iki taraf veya vekillerini isticvap eder.
İki tarafın mutabık kaldıkları cihetleri tesbit ve ihtilaflı olanları tefrik
eyler.


            
Madde 217 – Yukarki maddelerde gösterilen muamelelerden sonra tahkikat
hakimi davanın muhakeme ve hüküm için kafi derecede tavazzuh eylediğine kani
olursa tahkikatın bittiğini tefhim eder.


            
Davanın ispatı için delil ikamesi lazım ise bunları tafsilen yekdiğerine tebliğ
etmek üzere iki tarafa münasip bir mühlet verir.


            
Madde 218 – Tahkikat hakimi ikame edilmek istenilen delillerden
hangisinin kabule şayan olduğunu ve hangisinin olmadığını esbabı mucibe
dermeyanı suretiyle takdir ve karara rapteder. Karar aleyhine esas davanın
muhakemesinde itiraz olunabilir.





 


 


            
Madde 219 – İkame edilmek istenilen deliller hakkında tahkikat hakimi
(218) inci madde mucibince karar vermezden evvel re'sen veya iki taraftan
birinin talebine binaen murafaa icrası için iki tarafı huzuruna celp ve davet
edebilir.


            
Madde 220 – Delillerin, kabul veya reddi hakkında tahkikat icra edildiği
celsede ibraz ve ikamesi caizdir. Bu mümkün olmazsa hakim delili istima ve
tetkik için ayrıca bir gün tayin eder.


            
Madde 221 – İki tarafın esas dava hakkında dermeyan edeceği bilumum
itiraz ve müdafaalar birlikte tahkik olunur. Şu kadar ki tahkikat hakimi
muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmak için re'sen veya iki taraftan birinin
talebine binaen tahkikatın her halinde mezkür itirazat veya müdafaattan birini
veya bir kısmını diğerinden evvel tahkik ederek hükmedilmesine karar verebilir.


BEŞİNCİ
FASIL


Hadise


            
Madde 222 – Tahkikat esnasında davaya müteallik bir mesele hakkında
tahkikat hakiminden karar almak istiyen taraf bunu tetkikata mahsus celsede
şifahen veya celse haricinde iki nüsha olarak vereceği arzuhal ile talep eder.


            
Madde 223 – Dermeyan edilen talebi tahkikat hakimi şayanı tetkik görüp
reddine karar vermediği takdirde arzuhalin bir nüshasını tayin edeceği müddet
zarfında cevabını ve icabı halinde noktai nazarını bildirmek için diğer tarafa
tebliğ eder.


            
Hadise hakkında iki taraf ihtilaf halinde ise tahkikat hakimi kararını evrak
üzerine veya kendilerini davet ve ifadelerini istima ettikten sonra verir.
Kanunen şekli mahsus tayin edilmiş olan ahval müstesnadır.


            
Madde 224 – Kaide olarak tahkikat hakimi hadise hakkında bir celsede iki
tarafı istima ve delailini tetkik ve kararını ita eder. İktizasına göre
delillerin diğer celsede ikame ve tetkikına da karar verebilir.


            
Salahiyet gibi hadise şeklinde halli muktazi iddialar mahkemeye gelmeksizin
tahriren de dermeyan olunabilir.


            
Madde 225 – Tahkikat hakimi hadise hakkındaki kararını derhal ittihaz ve
iki tarafa tefhim veya kendilerine bildirmek üzere nihayet üç gün zarfında
mahkeme kalemine tevdi eder.


 


ALTINCI
FASIL


Muhasebeye muhtaç davalarda ihzari
muameleler


            
Madde 226 – Hesap görülmesine veya kalem kalem tetkika muhtaç davalarda
hakim re'sen veyahut iki taraftan birinin talebiyle delillerin ikamesinden
evvel ihzari muamele icrasını emredebilir.


            
Tahkikat için tayin edilecek celsede iki taraf şifahen ve tafsilen beyan
ettikleri hesap ve kalemler hakkında izahat verirler. Tahkikat hakimi bu bapta
iki tarafın mutabık kalmalarına çalışır. İşine göre yanına bir mütehassıs alabilir
ve aldığı mütehassısı iki tarafa bildirir.


            
Madde 227 – İki taraf bu kanun hükmüne tevfikan hakim tarafından
emrolunan vesikaları ve hesap varaka veya defterlerini ibraz etmeğe
mecburdurlar.


            
Hakim nakli müşkül defter ve vesikaları istisnaen bulundukları mahalde dahi
tetkik veya bu salahiyetini intihap edeceği ehlivukufa tevdi edebilir.


            
Madde 228 – İki tarafın verecekleri şifahi izahat dinlenip gösterilen
evrak ve defterler tetkik olunarak mutabık kaldıkları veya ihtilaf ettikleri
cihetler zapta yazılır. Bundan sonra tahkikata usulen devam olunur.


            
Madde 229 – Hakim tarafından başka suretle muamele yapılması
tensip olunan haller müstesna olmak üzere ibraz olunan evrak zabıtnameye
kaydedilmekle beraber dosyasında saklanır.





 


 


YEDİNCİ
FASIL


Tahkikat hakiminin iki tarafı
isticvabı


            
Madde 230 – Tahkikat hakimi iki taraftan her birini re'sen veya talep
üzerine isticvap edebilir. Hakim isticvap edeceği tarafa evvelemirde hakikatı
olduğu gibi söylemesi hakkında vesayada bulunabilir.


            
İsticvap müddeabihe veya onunla münasebeti olan hallerle vakıalara taallük
etmek icap eder.


            
Madde 231 – İsticvap olunacak şahıs, mahcur veya yaşı on altıdan küçük
ise hakimin takdirine göre ya kendisi veya velisi veya vasisi ve hükmi şahıs
ise mümessili isticvap olunur.


            
Madde 232 – İsticvap olunacak kimsenin bizzat gelmesi lazımdır. Ancak o
kimse mahkemenin dairei kazası haricinde mukim ise istinabe suretiyle isticvap
olunur.


            
Madde 233 – Hakim tarafından muvacehe icrası müstesna olmak üzere
isticvap yalnız mahkeme katibi hazır olduğu halde yapılır. Şu kadar ki isticvap
edilecek taraf vekilini beraber bulundurabilir.


            
Vekilin davayı tenvir için kendisince lüzum gördüğü cihetleri müvekkilinden
sorulmasını hakimden talebe hakkı vardır. Diğer taraf da aynı salahiyeti
haizdir.


            
Vekil müvekkiline teveccüh eden suale cevap vermekten veya verilecek cevabı
telkin veya ima etmekten memnudur.


            
Madde 234 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/11 md.)


            
İsticvap için çağrılmasına karar verilen tarafa geçerli bir özürü olmaksızın
gelmediği veya tertip olunan soruları cevaplandırmadığı takdirde sorulan
vakıaları ikrar etmiş sayılacağı,çıkarılacak davetiyeye yazılır. Çağrılan taraf
özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde,
mahkeme sorulan vakıaları ikrar edilmiş sayar.


            
Madde 235 – İsticvap bitince zabıtaname tanzim olunur.İşbu zabıtname
alenen her iki taraf muvecehesinde okunduktan sonra ziri hakim ve katip ile
isticvap olunan kimse tarafından imza olunur. Verilen cevaptan sonra yapılan
tebeddüller ve ilaveler zabıt varakasına tahşiye ve imza edilir.İmzasız
tahşiyelerin hükmü yoktur. Zabıt varakası imzadan imtina halinde keyfiyeti
imtina için gösterilen sebep zabıt varakasına yazılarak hakim tarafından imza
olunur.


SEKİZİNCİ
FASIL


Deliller ve ikamesi


BİRİNCİ
KISIM


Umumi hükümler


            
Madde 236 – Dava evrakında veya hakim huzurunda iki taraftan birinin veya
vekilinin sebkeden ikrarı muteberdir. Ve mukir olan taraf aleyhine delil teşkil
eder.


            
Maddi bir hatadan neşet ettiği sabit olmadıkça ikrardan rücu olunamaz.


            
Sulh müzakeresi esnasında sebkeden ikrar muteber değildir.


            
Mahkeme haricindeki ikrarı teyit edecek delail ve emare mevcut ise hakim buna
binaen hüküm verebilir.





 


 


            
Madde 237 – Kaziyei muhkeme, ancak mevzuunu teşkil eden husus hakkında
muteberdir.


            
Kaziyei muhkeme, mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabihin ve
istinat olunan sebebin müttehit olması lazımdır.


            
Madde 238 – Delil davanın halline tesir edebilecek münazaalı hususları
ispat için ikame olunur.


            
Maruf ve meşhur olan veya ikrar olunan hususlar münazaalı sayılmaz.


            
Madde 239 – Delil ikamesiyle mükellef olan veya meşhur ve maruf bir
vakaya istinat eden tarafın iddiası hilafını ispat için hasmı delil ikame
edebilir. Fakat mücerret bu talebiyle beyyinenin kendisine müteveccih olduğunu
kabul etmiş addolunamaz.


            
Madde 240 – Bu Kanunun tayin ettiği haller müstesna olmak üzere hakim
ikame olunan delilleri serbestçe takdir eder.


            
Madde 241 – Kanunun tayin ettiği istisnalardan maada hallerde deliller
hakim huzurunda istima ve tetkik olunur ve mahkemede veya haricinde icra olunan
tetkikler ve muameleler tafsilen zabıt varakasına yazılır.


            
Şahit ve ehlivukufla müddeasını ispat edecek taraf evvelemirde hangi hususa
dair bunların isticvap olunacaklarını tayin eder.


            
Madde 242 – İki taraf istinat ettikleri bilümum vesikaları müfredat
pusulası ile beraber mahkeme kalemine verir. Bunlardan hakim tarafından tetkika
şayan görülenleri dosyasına vazı ile diğerleri iade olunur.


            
İbrazına karar verilecek vesika, ibraz edecek taraf yedinde bulunmuyorsa iş bu
kanun ahkamına tevfikan celp ve tetkik olunur. Tahkikat hakimi icabına göre
vesikanın diğer bir mahkeme marifetiyle tetkikına da karar verebilir.


            
Madde 243 – İki taraftan her birinin beyan eylediği deliller mümkün
olduğu kadar aleni celsede tetkik olunur.


            
Bu suretle tetkikatın ikmali kabil olmazsa ikmali için icap eden celseleri
hakim tayin eder.


            
Madde 244 – İkame ve beyan olunan delillerin tamemen istima ve tetkikından
sonra iki yüz yirmi birinci madde hükmüne tevfikan ayrıca tahkikat icrasına
karar verilmiyen meselelerde iki taraftan her biri yeni delil ibraz ve
ikamesini istiyebilir. Hakim muvafık görürse bu talebi kabul eder.


İKİNCİ
KISIM


Şahadet


            
Madde 245 – Aşağıdaki kimseler şahadetten imtina edebilirler:


            
1 – İki taraftan birinin nişanlısı,


            
2 – Aralarında evlilik rabıtası mürtefi olsa bile iki taraftan birinin karı
veya kocası,


            
3 – İki taraftan birinin neseben veya sebeben usul ve füruu yahut üçüncü
dereceye kadar neseben veya kendisiyle sıhriyet hasıl olan evlilik rabıtası
mürtefi olsa bile ikinci dereceye kadar sebeben civar hısımları ve aralarında
evlatlık rabıtası bulunanlar,


            
4 – Memuriyet ve sanat ve meslekleri itibariyle bir kimsenin sırrını
bilenler,şu kadar ki o kimse muvafakat ederse şahadetten imtina edemezler.


             
Madde
246 – Aşağıdaki hallerde herhangi bir kimse şahadetten imtina edebilir:


            
1 – Şahadeti kendisine, yahut yukarki maddenin 1-3 numaralarındaki
hısımlarından birine doğrudan doğruya mali bir zararı mucip ise,


            
2 – Şahadeti kendisinin veya yukarki maddenin 1-3 numaralarında gösterilen
hısımlardan birinin şeref ve haysiyetlerini ihlal veya haklarında takibatı
cezaiye icrasını istilzam ederse,


            
3 – Mahremiyeti kendisince mültezem ve sanatına ait esrarın ifşasını müeddi
ise.


            
Madde 247 – Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:


            
1 – İstima esnasında on beş yaşını ikmal etmiyenler,


            
2 – Kuvayı akliye ve fehmiyelerinin tekemmül edememesinden veya hali zaafta
bulunmasından dolayı yeminin mahiyet ve manasını kafi derecede takdir
edemiyenler.


            
3 – Müddeti cezaiyeleri içinde hidematı ammeden memnu bulunanlar,





 


 


            
4 – 245 inci maddenin 1-3 numaraları ve 246 ncı maddenin 1,2 numaraları
mucibince şahadetten imtina hakları olup da işbu haklarını istimal etmiyenler,


            
5 – Bir tarafın davayı kazanmasında hukuki menfaati olan kimseler,


            
6 –  Şahadet zamanında iki taraftan birinin evinde veya ticarethanesinde
infak ve iaşe veya istihdam olunanlar.


            
Madde 248 – 245 inci maddede yazılı haller ile 246 ncı maddenin birinci
fıkrasındaki halde aşağıdaki şekillerden biri tahakkuk ederse şahadetten imtina
olunamaz:


            
1 – Hukuki bir tasarrufta şahit sıfatiyle hazır bulundurulmuş olan kimse bu
tasarrufun esası ve muhteviyatı hakkında,


            
2 – Aile efradından vuku bulan doğum, ölüm ve evlenme vakaları hakkında,


            
3 – Aile rabıtalarından mütevellit mali ihtilaflar hakkında,


            
4 – İki taraftan birinin hukukan selefi veya mümessili sıfatiyle şahidin bizzat
icra eylediği muameleler hakkında.


            
Madde 249 – Devlet hizmetinde bulunanların, meslek sırriyle 
mukayyet oldukları vakalar hakkında hizmetlerinden ayrıldıktan sonra da mensup
oldukları resmi makamın tahriri izni olmadıkça şahit sıfatiyle istimaları caiz
değildir. Bu mezuniyet Büyük Millet Meclisi azası hakkında Meclis, Heyeti
Vekile azası hakkında Reisicumhur ve bundan maadaları için mensup oldukları
Vekil tarafından verilir.


            
Şahadet menafii Devlete muzır görülmedikçe izin verilmesinden imtina olunamaz.


            
Bu mezuniyet mahkeme kararı üzerine müzekkere ile istenilir.


            
İzin üzerine şahit celp ve istima olunur.


            
Madde 250 – Şahadetten imtina eden kimse imtina sebebini ve delilini
istima edileceği günden evvel, katibe zaptettirmek suretiyle şifahen veya
tahriren mahkemeye bildirmeğe mecburdur.


            
İmtina sebeplerini tahriren beyan eden veya katibe zaptettiren şahit muayyen
günde mahkemede hazır bulunmıyabilir.


            
Mahkeme başkatibi, gerek tahriri olsun gerek zaptedilmiş bulunsun şahidin
imtina hakkındaki beyanını iki tarafa tebliğ eder.


            
Madde 251 – Şahidin imtina sebebi hakkında hakim iki tarafı dinleyip bu
baptaki delili tetkik ettikten sonra kararını verir.


            
Madde 252 – Şahadetten imtina ettiğini bildirmiş olan şahit muayyen
günde gelmezse beyanatı okunarak tetkik olunur.


            
Madde 253 – (Değişik: 23/1/2008-5728/15 md.)


Usulüne
uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla
getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının
tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini
haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen giderler
kaldırılır.


            
Madde 254 – Şahidin davada menfaati bulunmak gibi şahadetin doğruluğunda
şüpheyi mucip esbap mevcut olursa, bunu iki taraftan her biri iddia ve ispat
edebilir.


            
Madde 255 – Şahitler tahkikat hakimi tarafından istima olunur. Hasta
veya malül olmasından dolayı mahkemeye gelemiyen şahidi hakim ikametgahında
dinler.


            
Şahidin istimaı sırasında mühim bir sebebe binaen hakim tarafından hilafına
karar verilmiş olmadıkça iki taraf hazır bulunabilir.


            
Madde 256 – Müstesna hallerde, iki tarafın muvafakatleri ve hakimin
tensibiyle, tayin olunacak müddet zarfında cevaplarını tahriren beyan etmek
üzere şahide bir sual varakası gönderilebilir. Bu suretle muamele yapılması
şahidin vereceği cevabın hükme kafi olup olmadığını hakimin takdir etmesine
mani olamaz.


            
Madde 257 – Şahidin bulunduğu mahal mahkemesi marifetiyle de istimaına
karar verilebilir. Bu takdirde tayin olunan gün ve saatte hazır bulunması için
şahide tebligat icra olunur. İki tarafa da malümat verilir. (1)


            
Madde 258 – Şahitler alelüsul tebliğ olunacak davetiye ile mahkemeye
çağırılır. Davetiyede iki tarafın isimleri ve hangi hususu ispat için mahkemeye
çağrıldığı ve hangi gün ve saatte hazır bulunulacağı yazılır.


            
Tebliğ muhakeme gününden laakal iki gün evvel icra olunmak lazımdır.


            
Müstacel işlerde şahidin daha evvel gelmesine karar verilebilir.


——————————


(1)   
Bu hükmün uygulanmasında ek 1 inci maddeye bakınız.





 


 


            
Madde 259 – Gayrimenkule müteaallik hususlarda ve şahidin irae suretiyle
şahadetinden hakikatın daha ziyade zahire çıkacağı meczum olan diğer hallerde
şahitlerin mahallinde istimaına karar verilebilir.


            
Madde 260 – İstima esnasında evvelemirde şahitten isim ve şöhret ve sin
ve sanat ve mahalli ikameti ve iki tarafa karabeti olup olmadığı ve varsa
derecesi ve şahadetine itimadı kaldırabilecek bilcümle münasebet ve alakalar
sorulur.


            
Madde 261 – Yukardaki maddede gösterilen suallerden sonra hakim şahidi
hakikati hali doğru söylemeğe teşvik ve icabı halinde kendisine yemin
ettirileceğini ihtar eder. Yemin şahadetten sonra eda ettirilir.


            
Madde 262 – Yemin ancak ederse hakim tarafından veya iki taraftan biri
canibinden vuku bulacak talep üzerine eda ettirilir.


            
Madde 263 – Şahit yeminden imtina ederse esbabı sual edilerek vereceği cevap
zapta yazılır.


           
     Madde 264
– Yemin aşağıdaki
şekilde icra olunur:


            
Hakim şahide: "Şahit sıfatiyle sorulan suallere verdiğiniz cevapların
hakikate muhalif olmadığına ve meşhudat ve malümatınızdan birşey
saklamadığınıza Allahınız ve namusunuz üzerine yemin ediyor musunuz" ve
şahit de cevaben "Allahım ve namusum üzerine yemin ediyorum" der.


            
Madde 265 – Şahitler ayrı ayrı dinlenir ve icabında muvacehe olunur.


            
Madde 266 – Hakim bizzat şahitleri isticvap eder.


            
Madde 267 – İki taraftan her biri şahide şahadetini tavzih ve ikmal için
lazım olan yeni sualler sordurabilir. Bu suallerin varit olup olmadığında iki
taraf ihtilaf ederse hakim buna derhal karar verir. Şahidin istinabe suretiyle
isticvabı lazımgeldiğinde hangi hususlardan dolayı isticvap olunacağını hakim
tayin eder. Bu halde birinci fıkra hükmüne tevfikan iki tarafın mesele ile
münasebettar yeni sual sordurabilmek hakkı mahfuzdur.


            
Madde 268 – İki taraftan her biri doğrudan doğruya şahide bir şey
sormaktan ve şahitlerin ifadesini kesmekten ve kavlen ve fiilen onu tahsin ve
tezyif etmekten memnudur. Hilafında hareket eden taraf veya vekili hakimin ilk
ihtarına rağmen hareketinde devam ederse hakim mahkemeden dışarı çıkartabilir
ve 70 ve 150 nci maddeler mucibince muamele olunur.


            
Madde 269 – Şahit bildiğini şifahen söyler. Yazılı notlar kullanması
memnudur. Şu kadar ki şahit tarihleri ve rakamları tayin veyahut bazı hususları
tafsil etmek veya hatırasını toplamak için yazılarına bakmak mecburiyetinde
olduğunu hakime söylerse hakim derhal yazılarına bakmasına veya tayin edeceği
celsede yeniden istimaına veyahut tayin ettiği müddet zarfında malümatını
tahriren imzası altında mahkeme kalemine vermesine karar verebilir.


            
Madde 270 – Şahit Türkçe bilmezse tercümanla isticvap olunur. Sağır ve
dilsiz olan şahit yazmak ve okumak bilirse sualler kendisine tahriren
bildirilir ve cevapları yazdırılır. Yazmak ve okumak bilmediği takdirde hakim
kendisini işareti mahsusasını anlıyacak ehlivukuf marifetiyle isticvap eder.


            
Madde 271 – (Değişik: 23/1/20008-5728/16 md.)


Tanık, kanuni bir sebep
göstermeden veya göstermiş olduğu sebep mahkemece kabul edilmemesine rağmen
tanıklık yapmaktan çekinir, kendisine sorulan sorulara cevap vermekten kaçınır
ya da yemin etmemekte direnirse, bu yüzden doğan giderler takdir edilerek,
hakkında kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilmesine karar verilir.
Ayrıca, tanıklığının veya yemininin gerçekleştirilmesi için, dava hakkında
hüküm verilinceye kadar ve her hâlde onbeş günü geçmemek üzere disiplin hapsine
karar verilebilir. Kişi, tanıklığa ve yemine ilişkin yükümlülüğüne uygun
davranması halinde, derhâl serbest bırakılır.


            
Madde 272 – Şahidin ifadesi zabıtnameye yazılıp huzurunda okunduktan
sonra ziri kendisine imza ettirilir.


            
Madde 273 – Hakim şahadet esnasında şahidin yalan söylediği veya menfaat
temin ederek şahadet ettiği hakkında kavi delil ve emareye destres olursa
derhal bir zabıt varakası tanzim ve müddeiumumiye tevdi eder.


            
Hakim şahidin ve cürümde şerikleri varsa onların tevkifine de karar verebilir
ve takibatı kanuniye icra edilmek üzere müddeiumumiliğe sevk eder.


            
Madde 274 – Şahit ikame edecek kimse evvelemirde bunların isim ve
şöhreti ve mahalli ikametleriyle hüviyetlerini tayine medar olacak evsafı
sairelerini muhtevi listeyi mahkemeye takdim eder. Bu listede gösterilmemiş
olan kimseler şahit olarak istima olunamaz ve ikinci bir liste verilemez.





 


 


ÜÇÜNCÜ KISIM


Ehlivukuf


 


            
Madde 275 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/18 md.)


            
Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin
oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel
ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.


            
Madde 276 – Ehlivukuf, iki taraf ittifak edemedikleri halde tahkikat
hakimi tarafından intihap olunur.


            
Mesaili mahsusada rey ve mütalaalarını beyan etmek için Hükümet tarafından
müntahap ehlivukuf varsa ehlivukufun bunlar arasından intihabı lazımdır.


            
Yalnız bir kişi ehlivukuf intihap edilebilir. Üçten ziyade intihap olunamaz.


            
Hakim lüzum görürse ehlivukufu beyan ettikleri veya edecekleri rey ve
mütalaanın bitarafane olduğuna veya olacağına dair tahlif edebilir.


            
Madde 277 – Ehlivukuf hakimler için muayyen esbaba binaen
reddolunabilir. Ret talebi hakim tarafından hadise şeklinde tetkik olunarak
karar verilir. Esbabı retten dolayı yemin teklif olunamaz.


            
Ret talebi ehlivukufun intihap edildiğine ıttıla tarihinden itibaren üç gün
zarfında vukubulmak lazımdır.


            
Madde 278 – Malümatına müracaat edilecek hususu bilmeksizin sanatını
icra etmesi kabil olmıyan ve alenen icrayı sanat eden kimseler o husus hakkında
ehlivukufluğu kabule mecburdurlar.


            
Yalnız şahitler hakkındaki esbaba binaen kabulden imtina edebilirler.


            
(Değişik: 26/2/1985-3156/12 md.) Mahkemeye gelmekten veya gelip de ifayı
vazifeden imtina eden ehlivukuf hakkında şahadete ilişkin hükümler uygulanır.


            
Madde 279 – Hakim iki tarafın ifadesini istimadan sonra ehlivukufa
sorulacak sualleri tayin eder. Ehlivukuf diğer taraf hazır olmaksızın iki
taraftan birini isticvap edemez ve bu cihet ehlivukufa evvelemirde ihtar
olunur.


            
Madde 280 – Tetkikat için keşif icrası veya diğer ihzari bir muamele
ifası lazımgelirse iki taraftan her biri bu muamelede hazır bulunabilir.


            
Madde 281 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/19 md.)


            
Bilirkişinin beyan
ettiği oy ve görüş hemen tutanağa geçirilir.


            
Bilirkişi birden fazla ise aralarında görüşürler. Görüşme sonucu bildirilen oy
ve düşünceler tutanağa yazılır.


İşin niteliğine
göre bilirkişilerin oy ve görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri gerekiyorsa,
hakim, raporun kaç nüsha olacağını ve verileceği süreyi belli eder. Bu süre
işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Raporun, tarafların ad ve soyadlarını,
bilirkişinin çözümü ile görevlendirildiği hususları, inceleme konusu yapılan
maddi vakıaları, gerekçeyi, sonucu, bilirkişiler arasında anlaşmazlık varsa
bunun sebebini düzenlendiği günü ve bilirkişilerin imzalarını taşıması gerekir.
Azınlıkta kalan bilirkişi ayrı bir rapor verebilir.


            
Madde 282 – Ehlivukuf raporunu mahkeme kalemine verir. Verildiği tarihi
başkatip rapora işaret eder ve mahkemeden evvel suretlerini iki tarafa tebliğ
eder.


            
Madde 283 – Hakim raporda noksan ve müphem gördüğü cihetleri itmam ve
izah için ehlivukufa yeni sualler tertip edebilir. İki taraf dahi noksan ve
müphem cihetler hakkında ehlivukuftan izahat alınmasını raporun kendilerine
tebliği tarihinden bir hafta zarfında hakimden tahriren talep edebilirler.





 


 


              Hakim
mütemmim izahat vermeleri zımnında ehlivukufu tayin edeceği celseye davet ile
şifahen istima edebilir.


            
Ehlivukufun şifahen verecekleri izahat hulasa veçhile zapta kaydedilerek ziri
kendilerine imza ettirilir.


            
Madde 284 – Hakikatın tezahürü için lüzum görürse tahkikat hakimi veya
esas davayı rüyet edecek mahkeme evvelki veya yeniden intihap edeceği ehlivukuf
vasıtasiyle tekrar tetkikat icra ettirebilir.


            
Madde 285 – Ehlivukufun ücreti hakim tarafından takdir olunur.


            
Madde 286 – Ehlivukufun rey ve mütalaaları hakimi takyit etmez.


          
(Ek fıkra: 12/12/2003-5020/1 md.) Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunun maddî olgu ve
fiilî gerçeklerle bağdaşmadığı yönünde kuvvetli emare ve şüphelerin bulunduğu
kanaatine ulaşıldığı takdirde, bu bilirkişiler hakkında diğer kanunlardaki
hukukî ve cezaî sorumluluklar saklı kalmak şartıyla 19.4.1990 tarihli ve 3628
sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu
hükümleri uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının tasdikli bir örneği
yetkili Cumhuriyet savcılığına gönderilir.


DÖRDÜNCÜ
KISIM


Senet


1 – Umumi
hükümler


            
Madde 287 – Kanunun muayyen bir delil ile ispatını emreylediği hususlar
başka suretle ispat olunamaz. İki tarafça muayyen deliller ile ispatı tahriren
kabul edilmiş olan veya muhakeme esnasında olveçhile beyinlerinde karar
verildiği ikrar olunan maddeler hakkında başka delil kabul olunmaz.


            
Madde 288 – (Değişik:16/7/1981 - 2494/20 md.)


            
Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi,
ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları
zamanki miktar veya değerleri dörtyüzmilyon lirayı geçtiği takdirde senetle
ispat olunması gerekir.


            
Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi
herhangi bir sebeple dörtyüzmilyon liradan aşağı düşse bile senetsiz ispat
olunamaz. (1)


            
Madde 289 – (Değişik: 30/4/1973 - 1711/1 md.)


            
288 inci madde uyarınca senetle ıspatı gereken hususlarda yukardaki hükümler
hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakatı halinde tanık dinlenebilir.


            
Madde 290 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/21 md.)


            
Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin
hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki
işlemler dörtyüzmilyon liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat
olunamaz.(1)


            
Madde 291 – (Mülga: 29/6/1956 - 6763/47 md.)


            
Madde 292 – Senetle ispatı lazımgelen hususlarda tahriri bir mukaddimei
beyyine mevcut olursa şahit istimaı caizdir.


            
Mukaddimei beyyine müddeabihin tamamen sübutuna kafi olmamakla beraber bunun
vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraf canibinden verilen
evrak ve vesaiktir.


            
Madde 293 – Aşağıdaki hallerde her halde şahit ikame olunabilir:


            
1 – Usul ve füru, birader ve hemşire veya karı koca ve kayınpeder ve valide ile
damat ve gelin arasındaki muameleler,


            
2 – Cürümden mütevellit olsun olmasın tazminatı müstelzim fiiller,


            
3 – Yangın veya kazayı bahri veyahut düşman istilası gibi senet alınması
gayrimümkün veya fevkalade müşkül hallerde yapılan muameleler.


———————————


(1) Bu
maddelerde geçen ve Ek 3 üncü maddeye göre kırkmilyon olarak uygulanan parasal
sınırlar, 14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile
“dörtyüzmilyon” olarak değiştirilmiş  ve metne işlenmiştir.





 


 


            
4 – Halin icabına
ve iki tarafın vaziyetlerine nazaran senede raptı müteamil olmıyan muameleler,


            
5 – Akitlerde hata, hile, gabin, cebir ve ikrah vukuu.


            
Madde 294 – Nagehani bir hadise veya mücbir bir sebep ile senedin sahibi
yedinde veyahut her ne suretle olursa olsun alelüsul tevdi olunan resmi memur
nezdinde zayi olduğu hakkında kanaatbahş delil ve emareler mevcut olduğu
takdirde şahadetle dava ispat olunabilir.


            
Madde 295 – Mahkeme ilamlariyle katibiadillerce re'sen tanzim olunan
senetler sahteliği ve salahiyattar memurların salahiyetleri dahilinde usulüne
tevfikan tanzim veya tasdik ettikleri vesikalar hilafı ispat olununcaya kadar
delili kati teşkil eder.


            
Şu kadar ki mahkeme işbu evrak hakkında şüpheyi davet eden haller görürse
bunları tanzim ve tasdik eden daireden izahat itasını istiyebilir.


           
Madde 295/A- (Ek: 15/1/2004-5070/23 md.)


           
Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet
hükmündedir. Bu veriler aksi ispat edilinceye kadar kesin delil sayılırlar.


           
Dava sırasında bir taraf kendisine karşı ileri sürülen ve güvenli elektronik
imza ile oluşturulmuş veriyi inkâr ederse, bu Kanunun 308 inci maddesi kıyas
yoluyla uygulanır.


            
Madde 296 – Ecnebi memlekette usulüne tevfikan salahiyettar memurları
tarafından tanzim veya tasdik kılınmış olan senetlerin mahallinde mer'i
kanunlara mutabık olduğu mahalli Türkiye şehbenderi veya Türk siyasi memurları
tarafından tasdik kılınmış ise resmi senet hüküm ve kuvvetinde addolunur. Bu
suretle tasdik kılınmamış senetlerin delil teşkil edip etmiyeceği mahkemece
takdir olunur. Mahkeme huzurunda ikrar olunan senetler resmi hükmündedir.


            
Madde 297 – Mühür veya bir alet vasıtasiyle vazolunan imza veya cüzdan
ile muamele icrasını itiyat etmiş olan müesseselerde muamelenin iptidasında
tayin olunup bir sureti hesap defterine veya cüzdana mevzu bulunan mühür veya
imza ile yapılacak muamele muteberdir. Bundan başka imza vaz'ına muktedir
olamıyan veya yazı bilmiyen şahsın heyeti ihtiyariye ve mahallince maruf iki
şahıs tarafından tasdik edilmiş ve el ile yapılmış bir işaret veya mühür
istimal etmesi caizdir.


            
Madde 298 – Senette mevcut bulunan çıkıntı ve kezalik senedin metninde
veya hamişindeki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde
keenlemyekündur.


            
Yalnız bu kabil çıkıntı, hak ve silinti mahkemece senedin sıhhat veya manasına
müessir olacak mahiyette görülürse senet kısmen veya tamamen hükümsüz
addolunabilir.


            
Madde 299 – İmzası ikrar veya mahkemece onun olduğuna hükmolunan gayri
resmi senet tarihi imza eden ile mirasçıları hakkında muteber olup üçüncü
kimseler haklarında hüküm ifade etmez.


            
Bir senedin kendisine ibraz olunduğu, katibiadil veya salahiyettar memur
tarafından alelüsul tasdik edilmiş ise ibraz tarihi veyahut imza edenlerden
birinin vefatı tarihi veya imza etmesine imkanı maddiyi selbeden bir hadisenin
vukuu tarihi veyahut ol senedin bir muamelei resmiyeye esas ittihaz kılındığı
tarih üçüncü şahıslar hakkında da muteber addolunur. Bu nevi senetlerde
bahsolunan sair senetlerin tarihleri üçüncü şahıslar hakkında ancak son senet
tarihinin musaddak addolunduğu tarihten itibar olunur.


            
Madde 300 – İbra ve kabzı mutazammın senedatı gayri resmiye ile tüccarın
muamelatı ticariyelerinden dolayı verdikleri senetlerin tarihi evvelki madde
veçhile tahakkuk ettirilmese bile üçüncü şahıslara karşı muteber addolunur. Şu
kadar ki hilafı ispat olunabilir.


            
Madde 301 – Kısmen veya tamamen kabzı mutazammın olarak senet zirine
veya zahrına alacaklı tarafından bizzat yazılan veya başkası tarafından yazılıp
da altında alacaklının imzası bulunan ibareler muteberdir.





 


 


            
Madde 302 – Telgrafnameler keşide için telgrafhaneye verilen asıllarına
mutabakatı ihtilaflı olmadıkça delil teşkil eder. İhtilaf halinde sahibi
tarafından yazılmış veyahut imza edilmiş olan aslına itibar olunur


            
Madde 303 – Defatiri ticariyede münderiç kayıtların hüküm ve kuvvetleri
Ticaret Kanunu ahkamına tabidir.


            
Madde 304 – Bir kimsenin hususi evrak veya defterine bir hakkın istifa
veya ibrasını mutazammın yazdığı kayıtlarla yedindeki eşya üzerine yazıp
münderecatından senet makamına ikame eylediği anlaşılan kuyudat ve taahüdat o
kimse makamına kaim olanlar aleyhine delil teşkil eder.


            
Madde 305 – Nüfus kuyudatı esasiyesinin zıyaı ve suveri musaddakasının
fıkdanı halinde doğum, ölüm, evlenme vukuatı tarihleri, müteveffa baba veya
ananın evrak ve defatiri hususiyesindeki yazılarla ispat olunabileceği gibi
baba ve anası meçhul olarak sicilli nüfusa mukayyet bulunanlarda bu kabil evrak
ile baba ve analarına nispetlerini ispat edebilirler.


            
Madde 306 – Mahkemece muayyen bir hususun ispatına karar verildikten
sonra o husus hakkında üçüncü şahıs veya memuru resmi nezdinde diğer bir delil
bulunduğundan bahisle ibrazı için mühlet talep olunursa davayı uzatmak
maksadiyle veya ihmali fahiş neticesi olarak vaktiyle dermeyan olunmadığına
hakim kani olur ve hasım dahi talep ederse beyan olunan delilin ademi tetkik ve
istimaına karar verebilir.


            
Madde 307 – Delili ibraz eden taraf hasmın muvafakati olmadıkça ana
istinatten sarfınazar edemez.


            
Madde 308 – Davanın esnayı tahkikında bir taraf kendisine nispet olunan
senette muharrer yazı ve imzayı inkar veya tanımadığını beyan ederse iki
tarafın ifadatı ve olbapta serdolunan deliller üzerine hakim kafi derece kanaat
hasıl eylediği takdirde senedi kabul veya hükümden ıskat ederek esas hakkında
karar verir. Kanaat hasıl olmazsa hakim iki tarafın tayin olunacak günde bizzat
ispati vücut etmelerine karar verir. Her iki taraf muayyen günde mütekabilen
senet hakkında izahat ita ve medarı tatbik olacak evrakı irae ve tayin ve yazı
ve imzanın mevsukiyetini ne şekilde ve ne vasıta ile ispat edebileceklerini
beyan ederler.


            
Madde 309 – Muayyen günde hakim iki tarafı isticvap ve ledelhace senedi
imza ettiği iddia olunan şahsı istiktap eder. Hakim iki tarafın ita ettikleri
izahattan ve ibraz ve irae ettikleri delillerden veya imza kendisine isnat
olunan şahsın istiktabından senedin vüsuk ve ademi vüsuku hakkında istihsali
kanaat edemediği surette ehlihibre vasıtasiyle senedin imzasının tahkikına
veyahut yazıldığını görenlerin istimaına veya senedin münkiri tarafından
yazıldığına sureti katiyede delalet eden vakayiin şuhut ile ispatına karar
verir.


            
Ehlihibre vasıtasiyle tahkikata karar verildiği takdirde medarı tatbik olacak
yazı ve ehlihibrenin tahkikatı icra edeceği gün hakim tarafından tayin olunur.


            
Mahkeme bu bapta ancak iki tarafın ittifak ettikleri her nevi evrak ile
senedatı resmiyeden olan ve bir kimse tarafından hasbelmemuriye veya mahkeme
huzurunda tahrir veya imza edilen evrakı tatbika esas addedebilir.


            
Tatbika esas ittihaz olunabilecek evrak olmadığı veyahut olup da derecei
kifayede bulunmadığı takdirde ehlihibre tarafından terkip olunacak ibarelerle
münkir olan kimseye yazı yazdırılarak tatbikat icra olunur.


            
Madde 310 – Münazaalı olan senedin ziri ve senedin halini mübeyyin
tanzim olunacak zabıt varakası iki taraf ve katip tarafından imza olunarak
mahkeme kaleminde hıfzolunur.





 


 


            
Madde 311 – Bir memurun hasbelmemuriye yedinde bulunup tatbika esas
olmak üzere mahkeme kalemine teslim olunması iktiza eden senedin sureti
evvelemirde o memur tarafından istinsah olunarak ikametgahı veya teslim
edilecek mahallin mahkemesi reisine tasdik ettirildikten sonra aslı teslim
olunur.


            
İşbu suret asıl makamında olmak üzere memuru tarafından hıfzolunur ve asıl
hüküm ve kuvvetindedir. Sureti istinsah ve tasdik ettirilmeksizin mahkeme
kalemine teslim edilmiş olan senedin sureti mahkeme başkatibi tarafından
istinsah ve reis tarafından tasdik edilerek alakadarlara verilebilir.


            
Madde 312 – Resmi memurun veya üçüncü şahsın senedi teslim veya ibraz
edebilmeleri için zaruri masrafları ile senedin sureti harcı tahkikat icrasını
talep eden kimse tarafından verilir.


            
Madde 313 – (Değişik: 23/1/2008-5728/17 md.)


Hâkim, senedin münkire
aidiyetine karar verdiği takdirde münkiri talep vukuunda davanın teahhuru
sebebiyle diğer tarafın maruz kaldığı zararı tazmine mahkûm eder.


            
Madde 314 – Resmi ve gayrı resmi her nevi senedatın sahteliğini iddia
eden kimse asıl davayı rüyet eden mahkemede bu iddiasını gerek davayı asliye ve
gerek davayı hadise suretiyle ikame edebilir.Usulüne tevfikan icra kılınan
tetkikat neticesinde senedin sahte olmadığına dair mahkemeden sadır olan karar
kesbi katiyet ettikten sonra iş bu senet hakkında mahakimi cezaiyede dahi
sahtelik iddiası mesmu olmaz.


            
Madde 315 – Mahkemece sahtelik sebebiyle iptal edilen senet hakkında
ciheti cezaiyece ademi mesuliyet ve beraete dair verilecek karar hukuk
mahkemesince senedin iptali hakkındaki karara haizi tesir değildir.


            
Madde 316 – Sahtelik iddiasının, arzuhal ile beyan ve bunun bir
suretinin derhal hasma tebliğ olunması lazımdır.


            
Madde 317 – Sahtelik iddiası 308 inci madde ile mevaddı mütaakıbesi
ahkamına tevfikan tetkik olunur. Sahteliği iddia kılınan senedin ehlihibre
marifetiyle tetkik ve tatbikına ve vakayi ve hadisattan haberdar olanların
istimaına karar verildiği takdirde bu kabil senedat, neticei hükme kadar bir
güna muameleye esas ittihaz kılınmaz. Ancak bu senede müsteniden evvelce
ittihaz edilen ihtiyati tedbirlere de halel gelmez ve ledelhace senet sahibi
hukukunun muhafazası zımnında sair ihtiyati tedbirlere de tevessül edebilir.


Madde
318 – Bir senedin sahte olduğuna dair sadir olan karar katiyet kesbettikten
sonra hükmü veren mahkeme reisi tarafından zirine hükmün hulasası yazılarak
senet iptal olunur. Bir mevkii resmiden tanzim ve tasdik kılınmış olan senedin
kaydı aslisi de bu suretle iptal edilir.


            
Madde 319 – (Değişik: 23/1/2008-5728/18 md.)


Mahkemece sahtelik
iddiasının reddi hâlinde talep vukuunda diğer tarafın maddi ve manevi
zararları  mahkemece takdir edilerek tazminine hükmolunur.


            
Madde 320 – (Değişik: 23/1/2008-5728/19 md.)


Sahtelik iddiasından
feragat olunabilir ise de feragatı vakıayı kabul edip etmemekte mahkeme
muhtardır. Mahkeme feragatı kabul ettiği takdirde 319 uncu madde hükmü uyarınca
talep vukuunda diğer tarafın maddi ve manevi zararları mahkemece takdir
edilerek tazminine hükmolunur.


            
Madde 321 – İbraz olunan senet, suret olursa davanın her halinde re'sen
veya iki taraftan biri canibinden senedin aslının ibrazı talep olunabilir.Bu
takdirde zayi veya telef olmamış ise senedin aslını ibraz mecburidir.





 


 


            
Madde 322 – Senedin aslını muhafaza eden taraf veya katibiadiller
veyahut sair memurlar, tahkikat hakiminin kararına tevfikan bunları mahkemeye
ibraz etmeğe mecburdurlar.


            
Tahkikat hakimi ibraz olunan senedin davanın esnayı cereyanında hıfzı için
icabeden tedbirleri ittihaz veya lüzumunda yeniden verilmek üzere ibraz edene
iadesini tensip edebilir.


            
Madde 323 – Tahkikat hakimi ibraz ve iraesi müşkül olan vesikaları,
mahallinde bizzat veya tayin edeceği ehlihibre vasıtasiyle tetkik ve
suretlerini asıllariyle tatbik eder.


            
Asılların halini tesbit için iki taraf huzurunda davet üzerine gelmedikleri
halde gıyaplarında yapılan muamele hakkında bir zabıt varakası tanzim olunur.
Vesikanın fotoğrafı da alınabilir.


            
Vesika mahkemenin dairei kazası haricinde bulunursa salahiyettar olan
mahkemenin niyabetiyle lazımgelen tetkikat icra olunur.


            
Madde 324 – Resmi bir dairede bulunmasından naşi vesikanın aslını
iraeden aciz olan taraf onun celbedilmesini talep edebilir.


            
Madde 325 – Ecnebi lisanla yazılmış olan vesikayı ibraz eden taraf
tercümesini de raptetmeye mecburdur.


            
Hakim veya diğer taraf mübrez tercümeyi kabule şayan görmezse resmen tercüme
ettirilmesi emrolunabilir.


2 –
Senedatın ibrazı mecburiyeti


            
Madde 326 – Kanunu Medeni ve Ticaret Kanunu mucibince bir kimse, yedinde
bulunan vesikayı ibraza mecbur olduğu gibi aşağıda yazılan vesikaları da ibraz
ile mükelleftir:


            
1 – Mahkemeye verilen evrakta istinat olunan senetler,


            
2 – Bir tarafın diğer taraftan davaya müteaallik aldığı mektup ve telgraflar,


            
3 – İki taraf için müşterek olan muamele ve menfaatlere mütaallik tanzim olunan
vesikalar,


            
4 – İki tarafın müstakillen veya müştereken malik olduğu vesikalar.


            
Madde 327 – Talep vukuunda hesap defterlerinin musaddak parçalarını
ibraz mecburidir.


            
Madde 328 – Yukarki maddede zikrolunan musaddak hesap defterleri
parçalarının aslına mutabık olduğunu tayin için icap eden defterlerin veyahut
parçası ibraz olunan asıl defter halinin tesbit edilmesine ve asılların
fotoğrafilerinin çıkarılmasına karar verilebilir.


            
Madde 329 – Vesikanın veya hesap defterinin muayyen parçalarının
ibrazını talep eden taraf mümkün olduğu kadar işbu vesikalar münderecatını
esbabı sübutiyesini beyan ettiği esnada tahriren tasrih ve tayin etmiş olması
lazımdır.


            
Madde 330 – İbrazı istenilen vesika ile ispat edilmek istenilen hususun
davanın sübutuna medar olacağına mahkemece kanaat hasıl olduğu ve hasım da işbu
vesikanın yedinde olduğunu ikrar veya
tahriren sebkeden talebe karşı sükut ettiği takdirde mahkeme vesikanın ibrazını
emreder.


            
Madde 331 – Vesikanın yedinde olduğunu inkar eden tarafa hasmının
talebiyle böyle bir vesikaya vazıülyed bulunmadığına ve itina ile aradığı halde
bulamadığına ve hasmının istimaline imkan vermemek kasdiyle izaa veya imha
veyahut ihfa etmediğine ve senedin nerede ve kimin yedinde olduğundan malümatı
bulunmadığına dair yemin teklif olunur. Mahkeme davanın haliyle şekli yemini
tevfik edebilmek için ledelhace yemin suretini tadil edebilir.


            
Madde 332 – Vesikayı ibraz veya yemin etmesine karar verilen taraf
kararda tayin olunan müddet zarfında vesikayı ibraz etmez ve ademi ibrazı
mazereti sahihaya müstenit olduğunu ispat edemez veya teklif olunan yemini
kabul ve icra etmezse mahkeme ibraz veya yemin edilmemek hususundaki maksadı
nazara alarak diğer tarafın senet münderecatı hakkındaki beyanatını kabul
edebilir.


            
Madde 333 – 326 ncı maddenin 2, 3, 4 üncü fıkralarında beyan olunan
vesikalar üçüncü şahıs yedinde ise onlar tarafından ibraz olunmasına karar
verilir.


            
Madde 334 – Üçüncü şahsın yedinde bulunan vesikanın ibrazını talep eden
kimsenin delaili sübütiyesini beyan ettiği sırada işbu vesikalar münderecatını
tayin ve tasrih etmesi lazımdır.


            
Talebi kabul olunursa hakim üçüncü şahsa istenilen vesikayı ibraz etmesini
emreder.


            
Madde 335 – Her şahıs yedinde bulunan evrakı ibraz veya nerede
bulunduğunu beyan etmek üzere şahit sıfatiyle mahkemeye celp olunabilir.


            
Madde 336 – Kanunen şahadetten imtinaa hakkı yoksa üçüncü şahıs, hakimin
kararına itaate mecburdur. İtaat etmezse şahitler hakkındaki ahkam tatbik
olunabilir.





 


BEŞİNCİ
KISIM


Yemin


1 – Umumi
hükümler


            
Madde 337 – (Değişik : 26/2/1985 - 3156/13 md.)


            
Yemin için çağırılacak kimseye, geçerli bir özürü olmaksızın yemin için tayin
olunan günde gelmediği takdirde yeminden kaçınmış ve yemin edeceği vakıaların
sabit olmuş sayılacağına karar verileceği, çıkarılacak davetiyede yazılmak suretiyle
bildirilir. Tayin edilen günde o kimse gelmezse yeminden kaçınmış ve yemin
edeceği vakıaların da sabit olmuş sayılmasına karar verilir.


            
Yemin davetiyesine yemine konu hususlar açıkça yazılır


            
Madde 338 – Yemin edecek kimsenin yeminden evvel vefatı veye ehliyetin
münselip olması halinde yemin teklifinden evvelki vaziyet avdet eder.


            
Madde 339 – Gerek iki taraftan birinin talebiyle ve gerek res'en teklif
olunan yemin mahkeme huzurunda alenen icra olunur. Tahkikat hakimi sorulacak
suali okuyup hal ve vaziyetin ehemmiyeti ve yalan yere yeminin neticeleri
hakkında yemini edecek kimsenin nazarı dikkatini celbeder. Sonra "size
sorulan sualler hakkında hakikata muvafık cevap vereceğinize ve hiçbir şey
saklamıyacağınıza Allahınız ve namusunuz üzerine yemin eder misiniz" ve o
kimse de "Allahım ve namusum üzerine yemin ediyorum" der.


            
Madde 340 – Hakim, yemin eden kimsenin ifadesini dinleyip aynen zapta
geçirdikten ve alenen okuduktan sonra bu ifadesinde sebat edip etmediğini
sorar.


            
Madde 341 – Hakim, tamam veya vazıh olmayan noktaları itmam ve izah için
lazım gördüğü sualleri yemin eden kimseye sorabilir. Bunun haricinde yeni bir
sual soramaz.


            
Madde 342 – Yemin edecek kimse malüliyet veya hastalık sebebiyle
mahkemeye gelmeğe müktedir değilse hakim diğer taraf ve mahkeme katibi hazır
olduğu halde ikametgahında o kimseyi tahlif eder.


           
Madde 343 –  Mahkemenin dairei kazası haricinde ikamet eden kimse
yemin için o mahkemeye gelmek mecburiyetinde değildir. Bulunduğu mahal
mahkemesinde veya ecnebi memleketinde ise mahallinin usulüne tevfikan o
memleketin salahiyettar memuru huzurunda yemin etmesini talep edebilir.


2 –
Kati yemin


            
Madde 344 – Kati yemin, bir kimsenin esas davasının halline müessir olan
bir fiilin ispatı için diğerine teklif ettiği yemindir.


            
Madde 345 – Kati yemin bir kimseye ancak zatinden sadir olan fiili
hakkında teklif olunur. Bir kimsenin bir şeyi bilmesi zatinden sadır olan fiil
nev'inden addolunur.


            
Madde 346 – Bir muamelenin sıhhat ve tamamiyeti için iki tarafın
muvafakatları kanunen kafi görülmiyen hallerde yemin teklif olunamaz.


            
Madde 347 – Kendisine yemin teklif olunan kimse, yemin etmez veya yemini
hasma reddeylemezse yeminin mevzuunu teşkil etmiş olan meseleyi ikrar etmiş
addolunur.


            
Kendisine yemin reddolunan kimsenin yeminden imtinaı dahi ikrar addolunur.


            
Madde 348 – Yemin teklif olunan fiil iki taraftan birinin zatinden sadır
olmamış ise yemin reddolunamaz.


            
Madde 349 – Teklif olunan yemin eda edildikten sonra diğer tarafın,
yeminin yalan yere olduğu hakkındaki davası esas davanın tehirini istilzam
etmez.


            
Madde 350 – Yemin teklif olunan kimse yemini edaya hazır olduğunu beyan
ettikten sonra diğer taraf teklifinden sarfınazar ile başka delil ikame edemez.



            
Madde 351 – Yemin, ancak icra eden ve teklif edilen kimsenin ve
mirasçılarının leh ve aleyhlerinde delil teşkil eder diğerleri için delil
teşkil edemez.


            
Madde 352 – Yemin, Ancak, yemin edecek kimsenin namus ve haysiyetine
müessir veya müstelzimi ceza olan mesailden başka fiiller hakkında verdirilir.
İşbu kaide yeminin reddi halinde de caridir.





 


            
Madde 353 – Yemin, iki tarafın zatlarına karşı teklif veya
reddolunabilir ve her halde bunlar tarafından eda olunur. İki taraftan biri
mahcur veya on sekiz yaşından aşağı ise yemin veli veya kanuni mümessiline
teklif veya reddolunabilir.


            
Madde 354 – Davasını ispat için yemin teklifinden başka delili olduğunu
beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir.


            
Şu kadar ki işbu deliller kabule şayan görüldüğü veya bu delillerin serd ve
istimali mümkün olduğu takdirde yemin teklif olunamaz.


               
3 –  Re'sen teklif olunan yemin


            
Madde 355 – Mahkeme vereceği karar veya hükmü
iki taraftan birinin yemin etmesine talik edebilir.


            
Madde 356 – Mahkeme ancak aşağıdaki iki şartın tahakkuku halinde re'sen
yemin teklif edebilir:


            
1 – İddia olunan hususun kati deliller ile ispat edilmemiş olması.


            
2 – İddia olunan hususu ispat için irae olunan delillerin hüküm verilecek
derecede kanaat hasıl etmemesi.


            
Madde 357 – İddia olunan şeyin kıymetini tayin ve ispat mümkün oldukça
kıymet hakkında yemin teklif olunamaz.


            
Madde 358 – On sekiz yaşından aşağı olanlar ile mahcurların fiilleri
hakkında re'sen yemin veli veya kanuni mümesillerine teklif olunabilir.Veli ve
mümesiller mütaaddit ise mahkeme yemin edecek mümessili tayin eder.


            
Madde 359 – Re'sen yemin ancak muhakemenin hitamında teklif olunabilir.


            
Madde 360 – Sorulacak şeyler hüküm verecek mahkeme tarafından tertip ve
tahrir olunup reis tarafından okunur.


            
Madde 361 – Mahkeme yemini tahkikat veya sulh hakimi huzurunda da icra
ettirebilir


            
Madde 362 – Mahkeme kanaatini teyit için iki taraftan birine yemin
teklif etmiş ise yemin icra veya ret olunmadıkça hüküm verilemez.


ALTINCI
KISIM


Keşif


            
Madde 363 – Gerek re'sen ve gerek iki taraftan birinin talebi üzerine
davanın her halinde münazaalı mahallin keşfine karar verilebilir


            
Madde 364 – Keşif iki taraf usulen devet edildikten sonra vicahlarında
ve davete icabet etmedikleri halde gıyaplarında mahkeme veya tahkikat hakimi
tarafından yapılır. Mahkemei asliye, azasından birini istinabe suretiyle,keşif
muamelatını yapar. Fakat pek mühim meselelerde heyetle dahi icra edebilir.


            
Madde 365 – Şahit ve ehlivukuf mahallinde de istima olunabilir


            
Madde 366 – Keşif üzerine muameleyi mutazammın bir zabıt varakası tanzim
edilir. İki taraftan birinin talebi üzerine veya re'sen plan, resim ve
fotoğrafiler dosyaya raptolunur.


YEDİNCİ
KISIM


Hususi esbabı hüküm


            
Madde 367 – Tahkikat hakimi, senetsiz ispatı caiz olan davalarda re'sen
veya talep üzerine bu kanunda gösterilmemiş olan diğer hüküm sebeplerinin
istima ve tetkikına da karar verebilir ve bu husus hakkında iki tarafı istima
ettikten sonra tebeyyün edecek hale göre iktiza eden tedbirleri ittihaz eder.


SEKİZİNCİ
KISIM


Delillerin Tesbiti


 


            
Madde 368 – İki taraftan her biri, derdesti rüyet bulunan davada henüz
tahkik ve tetkikına sıra gelmemiş bulunan veyahut ileride ikame edeceği davada
dermeyan edilecek olan hususun şahit, keşif, ehlihibre veya diğer deliller ile
tesbitini talep edebilir.


            
Madde 369 – Kanunu Medeni hükmü mahfuz kalmak şartiyle ancak şimdiden
zabıt ve tesbit olunmazsa ileride zayi olacağı veya ikamesinde çok müşkülat
çıkacağı melhuz olan deliller bu fasıl hükmüne tevfikan tesbit olunabilir.


            
Madde 370 – Delillerin tesbiti için salahiyettar olan mahkeme, davanın
rüyet edildiği veyahut dava ikame olunmamış ise en seri ve en az masrafla
delilin tesbiti kabil bulunduğu mahkeme veya sulh hakimidir.





 


 


            
Madde 371 – Delillerin tesbiti, ispat olunacak vaka ile şahitlere ve
ehlihibreye sorulacak sualleri muhtevi ve üç nüshadan ibaret, arzuhal ile talep
olunur. Arzuhal mahkemece şayanı kabul görülürse delillerin tesbiti için bir
gün tayin edilir.


            
Madde 372 – Arzuhal   ve   mahkemenin  
kararı   sureti   diğer   tarafa  
tebliğ  olunur. Bu taraf da sorulacak diğer sualleri  hakime 
göndermek  ve  muamele  esnasında hazır  bulunmak
salahiyetini  haizdir.  Müstedinin  hukukunu 
muhafaza  için  zaruri görüldüğü
veyahut müstacel esbap bulunduğu surette istisnaen tebligattan sarfınazar
olunabilir.


            
Ancak bu suretle mahkeme tesbit eylediği delaili mutazammın tanzim edeceği
zabıt varakası suretini derhal diğer tarafa tebliğe mecburdur.


            
Madde 373 – Delillerin tesbiti hakkında sebkeden itirazlar delilleri
tesbit eden hakim tarafından hallolunur. Delillerin tesbiti hususunda bu faslın
2, 3, 4 üncü kısımları hükümlerine riayet olunur.


            
Madde 374 – Delillerin tesbiti için ifa ve tanzim edilmiş bilümum
muamelat ve evrak esas dava dosyasının merbutu addolunur.


DOKUZUNCU
FASIL


Tahkikatın hitamı ve muhakeme


            
Madde 375 – Tahkikat hakimi, iki tarafın iddia ve müdaafalariyle
delillerini ve dava dosyasını tetkik eder ve talep vukuunda neticei
müddealarını mübeyyin birer layiha verebilmeleri için de bir müddet tayin eder.
Bu müddet içinde hakim verilen layihaları dosya ile birleştirir ve tahkikatın
hitamını tefhim eder ve dosyayı mahkeme reisine takdim eyler. Tahkikatın
hitamından sonra da mahkeme iki tarafa layiha vermelerini emredebilir.


            
Madde 376 – Sulh mahkemelerinde iki taraf evrak üzerine hüküm
verilmesini talep etmedikleri takdirde tayin olunacak gün ve saatte şifahi
murafaaları icra olunmak üzere mahkemeye celp ve davet olunurlar.


            
Şifahi muhakemede mahkeme iki tarafa ikişer kere söz verdikten sonra
muhakemenin hitamını tefhim eder.


            
Hakim, iki tarafın iradı kelam hakkındaki mütalaalarını dinledikten sonra
herbirine şifahi muhakemede ne müddet için söz verebileceğini tayin ve tefhim
edebilir.


            
Madde 377 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/14 md.)


            
Asliye mahkemesinde 375 inci maddede yazılı işlemler bittikten sonra sözlü
yargılama ve hüküm için tayin olunacak günde mahkemede hazır bulunmak üzere iki
taraf davet olunur. Taraflara çıkarılacak davetiyede belli edilen günde
mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yargılamaya yokluklarında devam
edileceği ve hüküm verileceği belirtilir. Tayin edilecek gün, acele durumlar
dışında yedi günden az olamaz.


Sözlü yargılama
için tayin edilen günde herhangi bir tahkikat işlemi yapılmış ise 213 üncü
maddenin son fıkrası hükmü burada da uygulanır.


            
Sözlü yargılama 376 ncı madde hükmüne uygun olarak yapılır.


            
Madde 378 – Mahkeme,hakikatin tezahürü için lüzum görürse tahkikat
hakimi canibinden istima olunan şahit ve ehlivukufu tekrar celp ve isticvaba ve
iki tarafın tahkikat hakimi huzurunda dermeyan ve ispat ettikleri hususatın
yeni deliller ile ispat olunmasına karar verebilir.Şu kadar ki şahit hakkında
274 üncü madde hükmü mahfuzdur.


            
Madde 379 – Mahkeme, noksan gördüğü tahkikatı bizzat ikmal veya itmam
edeceği gibi bu hususun ifasını tahkikat hakimine veya mahkeme azasından diğer
birine de havale edebilir.


            
Madde 380 – Mahkeme huzurunda cereyan eden tahkikat ve muhakemat
esnasındaki hadiseler hakkında kararını verir.





 


 


            
Madde 381 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/15 md.)


            
Mahkeme, hazır olan tarafın iddia ve savunmalarını dinledikten sonra
yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder.


            
Kararın tefhimi, en az 388 inci maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma
tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.


            
Zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli
kararın tefhim tarihinden başlayarak onbeş gün içinde yazılması gerekir.


ONUNCU
FASIL


Hüküm


BİRİNCİ
KISIM


Mahkemei asliye tarafından verilen
hükümler


            
Madde 382 – Karar hafiyyen müzakere ve ittihaz olunur ve alenen tefhim
edilir.


            
Madde 383 – Müzakere ve reye ancak şifahi murafaada hazır bulunmuş olan
aza ve aza mülazimleri iştirak eder.


            
Madde 384 – Müzakereye iştirak ve rey ita edebilecek hakimlerin cümlesi
hazır bulunmadıkça müzakere icrası caiz değildir.


            
Madde 385 – Müzakereyi mahkeme reisi idare ve karara raptolunacak
meseleleri tayin eder. Bunlar hakkında serbestçe münakaşa olunduktan sonra reis
en kıdemsiz azadan başlıyarak ayrı ayrı reylerini toplar ve en son reyini
verir.


            
Bir mesele hakkında ittihaz olunacak karardan diğer meseleler hakkında tetkikat
ve müzakere icrasına lüzum olmadığı anlaşılır ise diğer meseleler hakkında
müzakere icrasiyle karar itasından sarfınazar olunur.


            
Madde 386 – Kararlar ittifak veya ekseriyeti ara ile verilir.


            
Madde 387 – Karar, mahkeme reisi tarafından veya reisin tensip edeceği
aza ve aza mülazimlerinden biri tarafından yazılır.


            
Madde 388 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/16 md.)


            
Karar aşağıdaki hususları kapsar:


            
1. Kararı veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve
soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa
kararın hangi sıfatla verildiği,


            
2. Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve
vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,


            
3. İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları
hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması
ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan
sonuç ve hukuki sebep,


            
4. Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi, (1)


            
5. Kararın verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin
imzaları,


            
Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin,
istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç
ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve
tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.


–––––––––––––


(1) Bu bentte yer alan "kanun
yolları“ ibaresi, 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle
"kanun yolu ve süresi“ olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





 


 


            
Madde 389 – Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve
haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmıyacak surette gayet sarih ve açık
yazılmalıdır.


            
Madde 390 – Yazılan kararların ziri kararı veren hakimlerle zabıt katibi
tarafından imza olunur.


            
Madde 391 – Kararın aslı mahkemenin evrak mahzeninde başkatip tarafından
hıfzolunur.


            
Hıfzı tarihi zirine ve dosyasına işaret olunur.


            
Madde 392 – Karar tahrir ve imza olunduktan sonra suretleri bir hafta
içinde başkatip tarafından iki taraftan her birine makbuz mukabilinde verilir
ve bir nüshası da dosyasında hıfzolunur. Suretler asılları gibi imza olunmakla
beraber bunlara mahkemenin mühürü vazedilmek lazımdır. İki taraftan her birine
verilen suretler ilamdır.


            
Madde 393 – Müddetler ilamın iki taraftan her birine verildiği tarihten
başlar.


İKİNCİ KISIM


Sulh hakimleri kararları


            
Madde 394 – 397 – (Mülga: 13/12/1934 - 2606/2 md.)


ON BİRİNCİ FASIL


İşlemden Kaldırma ve Davanın Açılmamış
Sayılması (1)


            
Madde 398 – 408 – (Mülga: 26/2/1985 - 3156/25 md.)


            
Madde 409 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/18 md.)


Oturuma çağrılmış olan
tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini
bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden
kaldırılmasına karar verilir.


            
Oturum gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hallerde, gün
tespit ettirilmemiş ise, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle
birinci fıkra hükmü uygulanır.


            
Yukarıdaki fıkralar hükmü gereğince dosyası işlemden kaldırılmış olan dava,
işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin
dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, oturum, gün,
saat ve yerini bildiren çağırı kağıdı ile birlikte taraflara tebliğ olunur.


            
Dava dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra
yenilenirse yeniden harç alınır. Bu harç yenileyen tarafından ödenir ve karşı
tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, yeni bir dava
sayılmaz.


            
İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar
açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt
kapatılır.


            
Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmısına karar verilmiş ve
sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz
bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır.


            
Madde 410 – 412 – (Mülga : 26/2/1985 - 3156/25 md.)


 


———————————


(1)   
Fasıl Başlığı 26/2/1985 tarihli ve 3156 sayılı kanunun 17 inci maddesi ile
değiştirilmiştir.





 


 


ON İKİNCİ
FASIL


Masarifi muhakeme


            
Madde 413 – Müddei muhakeme masraflarını harç tarifesi mucibince
tediyeye mecburdur.Davayı mütekabilenin müddeabihten fazlası hakkındaki
muhakeme masraflarını müddeaaleyh kezalik harç tarifesine tevfikan tediyeye
mecburdur.


            
Madde 414 – İki taraftan her biri istimaını talep eylediği şahit ve
ehlihibrenin veya talebine mebni icra kılınacak keşif ve sair muamelenin
masrafını tediyeye ve buna kifayet edecek meblağı mahkeme veznesine tevdie
mecburdur. Hakim tarafından tayin olunan müddet içinde masrafı vermeyen taraf
talebinden sarfınazar etmiş addolunur.


            
Madde 415 – Re'sen icrası emrolunan muamelenin istilzam ettiği masrafı
iki taraftan birinin veya her ikisinin tediye etmesine karar verilir ve bunun
için takdir olunacak meblağ mahkeme kalemine tevdi olunur.


            
Tayin olunan müddet içinde işbu muameleye ait masraf tediye olunamaz ise
ileride icap edenlerden istifa olunmak şartiyle Devlet hazinesinden tediye
olunmasına karar verilebilir.


            
Madde 416 – Masarifi muhakemeyi berveçhi peşin tediye eden taraf haklı
çıkarsa bu masraf diğer tarafa tahmil olunur.


            
Madde 417 – Kanunen musarrah olan hallerden maadasında masarifi
muhakemenin aleyhinde hüküm verilen taraftan istifa olunmasına karar verilir.
Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme her birini masrafla
ilzam veya bu masrafı aralarında takdir ettiği surette taksim eder.


            
Hakim huzurunda tetkik olunan davalara ait masarifi muhakeme iki taraf beyninde
mukaveleye göre ve böyle bir mukavele yoksa ahkamı sabıkaya tevfikan
hükmolunur.


            
Madde 418 – Davanın esası hakkında lehine hüküm verilmiş olan taraf
aşağıdaki hallerden birini yapmış ise masarifi muhakemenin tamamı veya bir
kısmiyle mahküm edilebilir:


            
1 – Davayı bililtizam uzatmak,


            
2 – Lüzumsuz masraf yapmak,


            
3 – Yedinde bulunup da hükme müessir olan vesikaları vakit ve zamaniyle hasmına
bildirmemek.


            
Madde 419 – Mahkumualeyhler mütaaddit ise masarifi muhakeme davadaki
alakalarına göre taksim olunur ve kendileri müteselsilen mesul addolunabilir.


            
Madde 420 – Davaya müdahale eden kimsenin iltihak ettiği taraf mahküm
olursa yalnız müdahale masrafiyle mahküm edilir. Aksi halde bu masraf diğer
tarafa tahmil olunur. Mamafih hüküm üçüncü şahsın iltihak ettiği taraf lehine
verilmiş olsa bile lehine hükmolunan tarafın hal ve hareketi üçüncü şahsın
müdahalesini istilzam etmiş ise müdahaleye mütaallik masrafın tamamı veya bir
kısmı lehine hükmedilen tarafa tahmil olunabilir.


            
Madde 421 – Mahkeme suiniyet sahibi olan müddeialeyhi veyahut bir güna
hakkı olmadığı halde dava ikame eden tarafı kanuni masraftan başka diğer
tarafın vekiliyle aralarında takarrür eden ücreti vekaletin tamamı veya bir
kısmı ile de mahkum edebilir.


            
Ücreti vekaletin miktarı hakkında ihtilaf vukuunda miktarını re'sen mahkeme
takdir eder.





 


 


            
Madde 422 – (Değişik: 23/1/2008-5728/20 md.)


Kötüniyetli davalı veya
hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka,
diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı
veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında
uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar
doğrudan mahkemece takdir olunur.


Kötüniyet sahibi davalı veya
hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan tarafa ayrıca mahkemece beşyüz Türk
Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Bu hâllere
vekil sebebiyet vermiş ise idarî para cezası vekil hakkında uygulanır.


            
Madde 423 – Masarifi muhakeme aşağıda beyan olunan şeylerdir:


            
1 – Tarife mucibince mahkeme kalemi vasıtasiyle yapılan masraflarla celsei
muhakeme, keşif ve haciz masrafları,


            
2 – Şahidin seyahat ve ikamet masrafiyle yevmiyesi ve ehlihibre ücret ve
masrafları,


            
3 – İlam harçları,


            
4 – Resmi dairelerden talep olunan evrakın asıl ve suret tasdik ve pul
harçları,


            
5 – Mahkemede bizzat hazır bulunanların bulundukları günlere ait seyahat ve
ikamet masrafları,


            
6 – Davanın ehemmiyetine göre kanunu mucibince takdir olunacak vekil ücretleri.


            
Vekili bulunduğu halde mahkeme de bizzat ispatı vücut eden taraf yalnız seyahat
masrafiyle bir güne mahsus olmak üzere yevmiye alabilir. Ancak hakim bizzat
isticvap veya yemin etmesine karar vermiş ise bu günler için yevmiye alabilir.


            
Madde 424 – 421 nci maddenin ikinci fıkrasına ve maddei sabıkanın
altıncı numarasına tevfikan takdir olunacak ücretler ancak iki taraf arasında
muteberdir. Vekil ile müvekkil arasındaki münasebet hakkında hukuku adiye
ahkamı tatbik olunur.


            
Madde 425 – İki taraftan birinin vefatı, davanın terki gibi bir sebeple
hükme iktiran etmiyen davalara mütaallik masarifi muhakeme tahkikat hakimi
tarafından takdir ve hükmolunur.


            
Madde 426 – Lehine hüküm verilen taraf için tahsil olunacak masarifi
muhakeme miktarı hükümde gösterilmek lazımdır. Tahkikatın hitamına kadar olan
masarifi muhakemenin miktarı iki taraftan her biri canibinden verilecek
müfredat pusulası üzerine tahkikat hakimi ve muhakeme celsesi masrafları da
mahkeme tarafından takdir olunur.


ÜÇÜNCÜ
BAP


Kanun Yolları (1)


BİRİNCİ
FASIL


İstinaf (1)


İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar


Madde 426/A – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15
md.)


 İlk derece mahkemelerinden verilen nihaî
kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.


Miktar veya değeri birmilyar lirayı geçmeyen
malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.


Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması
durumunda birmilyar liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.


Alacağın tamamının dava edilmiş olması
durumunda, kararda asıl isteminin kabul edilmeyen bölümü birmilyar lirayı
geçmeyen taraf, istinaf yoluna  başvuramaz.


İlk  derece mahkemelerinin diğer
kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği
belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve
işlere ilişkin nihaî kararlarına karşı bölge adliye mahkemelerine
başvurulabilir.


     İstinaf
dilekçesi


Madde 426/B – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15
md.)


İstinaf yoluna başvurma, dilekçeyle yapılır ve
dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.


İstinaf dilekçesinde aşağıdaki hususlar
bulunur:


––––––––––––––––––


(1) 
26/9/2004 tarihli ve 5236 saylı Kanunun 15 inci maddesiyle; Üçüncü Babın
başlığı “Hükümlere karşı müracaat tarikleri” iken “Kanun Yolları”, Birinci
Fasıl başlığı “Temyiz” iken “İstinaf” olarak değiştirilmiş ve metne
işlenmiştir.





 


1. Başvuran ile karşı tarafın davadaki
sıfatları, adı, soyadı ve adresleri.


2. Varsa yasal temsilci ve vekillerinin
adı, soyadı ve adresleri.


3. Kararın hangi mahkemeden verilmiş
olduğu ve tarihi ile sayısı.


4. Kararın başvurana tebliğ edildiği
tarih.


5. Kararın özeti.


6. Başvuru sebepleri ve gerekçesi.


7. İstem sonucu.


8. Başvuranın veya varsa yasal temsilci
yahut vekilinin imzası.


İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve
imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması
durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp,  426/O maddesi
çerçevesinde gerekli inceleme yapılır.


İstinaf dilekçesinin verilmesi


Madde
426/C – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


İstinaf
dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir.
İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse, o mahkemece bölge adliye
mahkemesi başvuru defterine kaydolunur ve başvurana ücretsiz bir alındı belgesi
verilir.


Kararı veren mahkemeden başka bir
mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre
işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte
gönderilir. Bu durum derhâl mahkemesine bildirilir.


İstinaf yoluna  başvurma tarihi
konusunda 178 inci madde hükmü uygulanır.


Dosya, kararı veren mahkemece, istinaf
dilekçesinde gösterilen daire ile bağlı kalınmaksızın, yetkili bölge adliye
mahkemesine gönderilir.


Harç ve giderlerin yatırılması


Madde
426/D – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


İstinaf dilekçesi verilirken, tebliğ
giderleri de dahil olmak üzere gerekli harç ve giderler ödenir. Bunların eksik
ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme
tarafından   verilecek  yedi   günlük 
kesin  süre   içinde   tamamlanması,  aksi 
hâlde  başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak
bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde,
mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf
yoluna başvurulması hâlinde, 426/F maddesinin ikinci fıkrası hükmü kıyas
yoluyla  uygulanır.


Başvuru süresi


Madde
426/E – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


İstinaf
yoluna başvuru süresi onbeş gün, 8.1.1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanuna tabi
kamu kurumları hakkında otuz gündür. Bu süre, ilâmın usulen taraflardan her
birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel
kanun hükümleri saklıdır.


İstinaf dilekçesinin reddi


Madde
426/F – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


     İstinaf
dilekçesi, yasal süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara
ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir
ve 426/D maddesine göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını
kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.


     Bu ret kararına
karşı tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna
başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı
takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine
gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine
ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli
incelemeyi yapar.





 


 


İstinaf dilekçesine cevap


Madde
426/G – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


İstinaf
dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur.


Karşı
taraf, tebliğden itibaren onbeş gün içinde cevap dilekçesini kararı veren
mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine
verebilir.


Kararı veren mahkeme, dilekçeler
verildikten veya bunun için belli süreler geçtikten sonra, dosyayı dizi
listesine bağlı olarak yetkili bölge adliye mahkemesine gönderir.


Katılma yolu ile başvurma


Madde
426/H – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


İstinaf
dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru
süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna
başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf,  buna karşı onbeş gün
içinde cevap verebilir.


İstinaf yoluna başvuran, bu isteminden
feragat eder veya istemi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden
reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın istemi de reddedilir. 


Başvurma hakkından feragat


Madde
426/İ – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


Taraflar, ilâmın kendilerine tebliğinden
önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez.


Başvuru yapıldıktan sonra feragat
edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece
başvurunun reddine karar verilir. Dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve
henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur.


Başvurunun icraya etkisi


Madde
426/J – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını
durdurmaz. 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun icranın geri
bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında
icranın geri bırakılmasına karar verilemez.


Kişiler ve aile hukukuna, taşınmaz mala
ve bununla ilgili aynî haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine
getirilemez.


Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma


Madde
426/K – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


İstinaf
başvurusunun kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa bölge adliye mahkemesince 422
nci madde hükümleri uygulanır.


Ön inceleme


Madde
426/L – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince
dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir dairece
yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde yapılmadığı,
başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin veya
gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle
gerekli karar verilir. Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır.


Duruşma yapılmadan verilecek kararlar


Madde
426/M – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik
bulunmadığı anlaşılırsa;


I.
Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın
kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren
mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine
ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak
karar verir;





 


 


1. Davaya bakması yasak olan hâkimin
karar vermiş olması.


2. İleri sürülen haklı ret istemine
rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.


3. Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına
rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin
görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut
mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması.


4. Taraf ve dava ehliyeti ya da davayı
takip yetkisi bulunmayan veya vekil ve temsilci olmayan kimseler önünde davaya
bakılmış ve karar verilmiş olması.


5. Mahkemece usule aykırı olarak davanın
veya karşılık davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya
ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması.


6. Mahkemece, tarafların davanın esasıyla
ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen
deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması.


II. Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla
ilgili olarak;


1. İncelenen mahkeme kararının usul veya
esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan
reddine,


2. Yargılamada eksiklik bulunmamakla
beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama
yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş
ise düzelterek yeniden esas hakkında,


3. Yargılamada bulunan eksiklikler
duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından
sonra yeniden esas hakkında,


Duruşma yapılmadan karar verilir.


İnceleme


Madde
426/N – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince
inceleme, davanın özelliğine göre heyetçe veya görevlendirilecek bir üye
tarafından yapılır.


İnceleme sırasında gereken hâllerde başka
bir bölge adliye mahkemesi veya ilk derece mahkemesi istinabe edilebilir.


İncelemenin kapsamı


Madde
426/O – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


İnceleme,
istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge
adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re'sen gözetir.


Duruşma yapılmasına karar verilmesi


Madde
426/P – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


426/M maddesinde belirtilen hâller
dışında inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu durumda duruşma günü taraflara
tebliğ edilir.


Yapılamayacak
işlemler


Madde
426/R – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde
karşılık dava açılamaz, davaya katılma isteminde bulunulamaz, davanın ıslahı ve
45 inci maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların
birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince re'sen göz önünde
tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve
savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.


Bölge adliye mahkemeleri için yetki
sözleşmesi yapılamaz.


İlk derece mahkemesinde usulüne uygun
olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple
gösterilmesine olanak bulunmayan deliller bölge adliye mahkemesince
incelenebilir. 





 


 


Duruşmaya gelinmemesi ve giderlerin
ödenmemesi


Madde
426/S – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


Duruşmalı
olarak incelenen işlerde taraflara çıkartılan çağrı kâğıtlarında, duruşmada
hazır bulunmadıkları takdirde tahkikatın yokluklarında yapılarak karar
verileceği hususu ile başvuran tarafa çıkartılacak çağrı kâğıdında, ayrıca,
yapılacak tahkikatla ilgili olarak bölge adliye mahkemesince belirlenen gideri
duruşma gününe kadar avans olarak yatırması gerektiği açıkça belirtilir.


Başvuran, kabul edilebilir bir mazerete
dayanarak duruşmaya gelemediğini bildirdiği takdirde, yeni bir duruşma günü
tayin edilerek taraflara bildirilir.


Başvuran mazeretsiz olarak duruşmalara
katılmadığı veya tahkikatla ilgili giderler süresi içinde yatırılmadığı
takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir. Şu kadar ki, öngörülen
tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan hâllerde başvuru
reddedilir.


Karar


Madde
426/T – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


Karar aşağıdaki hususları içerir:


1. Kararı
veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve tutanak
kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları.


2. Tarafların ve davaya ilk derece
mahkemesinde katılanların kimlikleri ile varsa yasal temsilci ve vekillerinin
adı, soyadı ve adresleri.


3. Tarafların iddia ve savunmalarının
özeti.


4. İlk derece mahkemesi kararının özeti.


5. İleri sürülen istinaf sebepleri.


6. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu
olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve
üstün tutma sebepleri, sabit görülen olaylarla bunlardan çıkarılan sonuç ve
hukukî sebep.


7. Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve
süresi.


8. Kararın verildiği tarih, başkan ve
üyeler ile tutanak kâtibinin imzaları.


Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi
bir söz tekrar edilmeksizin, istem sonuçlarından her biri hakkında verilen
hükümle taraflara yüklenen borç veya tanınan hakların, tereddüde yer vermeyecek
şekilde açıkça gösterilmesi gereklidir.


Uygulanacak diğer hükümler


Madde
426/U – (Ek: 26/9/2004 – 5236/15 md.)


Bu Fasılda
aksine hüküm bulunmayan hâllerde ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama
usulü bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.


 


İKİNCİ
FASIL (1)


Temyiz (1)


 


Temyiz edilebilen kararlar


Madde 427
– (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (2)


Bölge adliye
mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihaî kararlar ile hakem
kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde temyiz yoluna
başvurulabilir; bu süre, 8.1.1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanuna tâbi kamu kurumları
hakkında otuz gündür.


Davada haklı çıkmış olan taraf da hukukî
yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir.


Temyiz edilemeyen kararlar


Madde 428
– (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (2)


Bölge adliye
mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna gidilemez:


1. Miktar veya değeri beşmilyar lirayı
geçmeyen davalara ilişkin kararlar,


2. 8 inci maddede gösterilen davalar ile
(Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup gayrimenkulün aynına ilişkin olan davalar
hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen
davalarla ilgili kararlar.


–––––––––––––


(1)” İkinci Fasıl”
ve “Temyiz” başlıkları; 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 16 ncı
maddesiyle eklenmiştir.


(2) 26/9/2004
tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 16 ncı maddesindeki  “…427 ilâ 439 uncu
maddeleri aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.”  hükmüne 
istinaden yapılan düzenlemeye uyulmuştur.





 


3. Yargı çevresi içinde bulunan ilk
derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen
kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar.


4. Çekişmesiz yargı işlerinde verilen
kararlar.


5. İrs ve soybağına ilişkin sonuçlar
doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin
davalarla ilgili kararlar.


6. Yargı çevresi içindeki ilk derece
mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukukî veya fiilî engellerinin çıkması
hâlinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin
kararlar.


(1) numaralı bentteki kararlarda alacağın
bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, beşmilyar liralık  kesinlik
sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş
olması hâlinde, kararda asıl istemin kabul edilmeyen bölümü beşmilyar lirayı
geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna
başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı
temyiz edebilir.


Kanun yararına temyiz


Madde
429 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


İlk
derece  mahkemelerinin ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kesin
olarak verdikleri kararlarla, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlara karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri
sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.


Temyiz istemi Yargıtayca yerinde
görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukukî
sonuçlarını ortadan kaldırmaz.


Bozma kararının bir örneği Adalet
Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır. 


Temyiz dilekçesi


Madde
430 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


Temyiz,
dilekçeyle yapılır ve dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.


Temyiz
dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:


1. Temyiz eden ile karşı tarafın davadaki
sıfatları, adı, soyadı ve adresleri.


2. Bunların varsa yasal temsilci ve
vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.


3. Temyiz edilen kararın hangi bölge
adliye mahkemesi hukuk dairesinden verilmiş olduğu, tarihi ve sayısı.


4. Yargıtayın bozma kararı üzerine,
bozmaya uygun olarak ilk derece mahkemesince verilen yeni kararın veya direnme
kararına karşı temyizde direnme  kararının, hangi mahkemeye ait olduğu,
tarihi ve sayısı.


5. İlâmın temyiz edene tebliğ edildiği
tarih.


6. Kararın özeti.


7. Temyiz sebepleri ve gerekçesi.


8. Duruşma istenmesi hâlinde bu istek.


9. Temyiz edenin veya varsa yasal temsilci
yahut vekilinin imzası.


Temyiz dilekçesi, temyiz edenin kimliği ve
imzasıyla temyiz olunan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması
hâlinde, diğer şartlar bulunmasa bile reddolunmayıp temyiz incelemesi yapılır.


Temyiz dilekçesinin verilmesi


Madde 431
– (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


Temyiz
dilekçesi, kararı veren bölge adliye mahkemesi  hukuk dairesine veya
Yargıtayın bozması üzerine hüküm veren ilk derece mahkemesine yahut temyiz
edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece
mahkemesine verilebilir.


–––––––––––––


(1) 26/9/2004
tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 16 ncı maddesindeki  “…427 ilâ 439 uncu maddeleri
aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.”  hükmüne  istinaden
yapılan düzenlemeye uyulmuştur.


 





 


Temyiz dilekçesi kararı veren mahkemeden
başka bir mahkemeye verilmişse temyiz defterine kaydolunur ve durum derhâl
kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir.


Temyiz edene ücretsiz bir alındı belgesi
verilir.


Kıyas yoluyla uygulanacak hükümler


Madde
432 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


Bu Kanunun
istinaf yolu ile ilgili 426/C ilâ 426/İ ve 426/L maddeleri hükümleri, temyiz
yolu konusunda da kıyas yoluyla uygulanır.


Temyizin icraya etkisi


Madde
433 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


Temyiz,
kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflâs Kanununun icranın geri bırakılmasıyla
ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri
bırakılmasına karar verilemez.


Kişiler ve aile hukukuna, taşınmaz mala
ve bununla ilgili aynî haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine
getirilemez.


Kararın kesinleştiği ilâmın altına veya
arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve mahkeme başkanı veya hâkimi
tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.


Kötüniyetle temyiz


Madde
434 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


Temyiz 
isteminin kötüniyetle  yapıldığı anlaşılırsa Yargıtayca 422 nci madde
hükümleri uygulanır.


Temyiz incelemesi ve duruşma


Madde
435 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


Yargıtay,
tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık
hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir.


Yargıtay temyiz incelemesini dosya
üzerinde yapar. Ancak, tüzel kişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının
iptaline, evlenmenin butlanına veya iptaline, boşanma veya ayrılığa, velâyete,
soybağına ve kısıtlamaya ilişkin davalarla miktar veya değeri onmilyar lirayı aşan
alacak ve ayın davalarında taraflardan biri temyiz veya cevap dilekçesinde
duruşma yapılmasını istemiş ise, Yargıtayca bir gün belli edilerek taraflara
usulen çağrı kağıdı gönderilir. Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az
onbeş gün bulunması gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat
gideri verilmemişse duruşma istemi dikkate alınmaz. Duruşma giderinin eksik
ödenmiş olduğu anlaşılırsa, dairenin başkanı tarafından verilecek yedi günlük
kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde duruşma isteminden vazgeçilmiş
sayılacağı, duruşma isteyene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde
giderler tamamlanmadığı takdirde, Yargıtay incelemesini dosya üzerinde yapar.


Onmilyar liralık duruşma sınırının
belirlenmesinde 428 inci maddenin ikinci  fıkrası kıyas yoluyla uygulanır.



Yargıtay, ikinci fıkra hükmü ile bağlı
olmaksızın, bilgi almak üzere re'sen de duruşma yapılmasına karar verebilir.


Duruşma günü belli edilen hâllerde
Yargıtay, tarafları veya gelen tarafı dinledikten sonra, taraflardan hiçbiri
gelmemiş ise dosya üzerinde inceleme yaparak kararını verir.


Duruşma
günü kararı verilemeyen işlerin en geç yirmi gün içinde karara bağlanması
zorunludur.


Kanunda ivedi olduğu bildirilen dava ve
işlere ait temyiz incelemesi öncelikle yapılır.


–––––––––––––


(1) 26/9/2004
tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 16 ncı maddesindeki  “…427 ilâ 439 uncu
maddeleri aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.”  hükmüne 
istinaden yapılan düzenlemeye uyulmuştur.


 





 


Onama kararları


Madde
436 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


Yargıtay,
onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini
göstermek zorundadır.


(Değişik ikinci fıkra:
31/3/2011-6217/29 md.) Temyiz olunan
kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata
edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında
yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı
düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin
takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü
uygulanmaz.


Tarafların kimliklerine ait
yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu
hüküm uygulanır.


Karar, usule ve kanuna uygun olup da
gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek
onanır.


Bozma sebepleri


Madde
437 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


 Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı gerekçe
göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozar:


1. Hukukun veya taraflar arasındaki
sözleşmenin yanlış uygulanmış olması.


2. Dava şartlarına aykırılık bulunması.


3. Taraflardan birinin davasını ispat
için dayandığı delillerin kanunî bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi.


4. Karara etki eden yargılama hatası veya
eksiklikleri bulunması.


Yargıtay kararlarının tebliği


Madde
438 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


Yargıtayın
bozma kararları ile onama kararları mahkeme yazı işleri müdürü tarafından
derhâl taraflara tebliğ edilir.


Tebliğ
giderleri, temyiz dilekçesiyle birlikte, temyiz isteminde bulunandan peşin
olarak alınır. Bu giderlerin ödenmemesi hâlinde 426/D maddesi hükmü uygulanır.


Bozmaya uyma veya direnme


Madde
439 – (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 – 5236/16 md.) (1)


Yargıtay
ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye
mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise, bölge adliye mahkemesi
kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun
görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye
mahkemesine gönderilir.


Bölge adliye mahkemesinin düzelterek
yeniden veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen
bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun
görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.


Bölge adliye mahkemesi, 426/D maddesi
uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları
duruşmaya çağırıp dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına
karar verir.


Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk
derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara
karşı temyiz yoluna başvurulabilir.


İlk derece mahkemesi veya bölge adliye
mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.


(Ek fıkra: 17/4/2013-6460/1 md.) Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya
uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden
bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.


Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara
uymak zorunludur.


–––––––––––––


(1) 26/9/2004
tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 16 ncı maddesindeki  “…427 ilâ 439 uncu maddeleri
aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.”  hükmüne  istinaden
yapılan düzenlemeye uyulmuştur.


 





 


 


            



            
Madde 440 – (Mülga: 26/9/2004 – 5236/20 md.) (1)


            
Madde 441 – (Mülga: 26/9/2004 – 5236/20 md.) (1)


           
Madde 442 –  (Mülga: 26/9/2004 – 5236/20 md.) (1)


           
Madde 442/A
– (Ek: 16/7/1981 - 2494/32 md.; Mülga: 26/9/2004 – 5236/20 md.) (1)


         
  Madde
443 –  (Mülga: 26/9/2004 – 5236/20 md.) (1)


           
Madde 444 –  (Mülga: 26/9/2004 – 5236/20 md.) (1)


 


 ÜÇÜNCÜ
FASIL (2)


İadei muhakeme


            
Madde 445 – Katiyen verilen veya katiyet iktisap etmiş olan kararlar
hakkında aşağıdaki sebeplere binaen iadei muhakeme talep olunabilir:


            
1 – Muhakeme esnasında esbabı mücbireye veya lehine hükmolunan tarafın fiiline
binaen elde edilemiyen bir senet veya vesikanın hükmün itasından sonra ele
geçirilmiş olması,


            
2 – Hükme esas ittihaz olunan senedin sahteliğine karar verilmiş veyahut
senedin sahte olduğu mahkeme veya bir mevkii resmide ikrar olunmuş veya
sahtelik hakkındaki karar hükümden evvel ittihaz olunup iadei muhakeme
talebinde bulunan kimsenin, hüküm zamanında bundan haberi bulunmamış olması,


            
3 – Hükme esas ittıhaz olunan bir ilam hükmü fesih ve nakzolunarak kaziyei
muhkeme teşkil etmek suretiyle külliyen mürtefi olması,


            
4 – Şahadeti hükme esas ittihaz olunan şahidin hükümden sonra yalan şahadetle
mahküm edilmiş olması,


            
5 – Ehlihibrenin kasten hilafı hakikat ihbaratta bulunduğunun hükmen tahakkuk
etmesi,


            
6 – Mahkümunlehin yalan yere yemin ettiği ikrarı veya beyyinei tahririye ile
sabit olmuş olması,


            
7 – Mahkümunleh tarafından hükme müessir diğer bir hile ve hud'anın kullanılmış
olması,


            
8 – Vekil ve mümessil olmıyan kimseler huzuriyle davanın rüyet ve hükmedilmiş
olması,


            
9 – Davayı rüyetten istinkaf etmeğe kanunen mecbur olan hakim huzuriyle
muhakemenin rüyet ve hükmedilmiş olması,


            
10 – İki tarafı ve sebebi müddehit bir dava hakkında sadır olan bir ilama
mugayir yeni bir ilam suduruna sebep olabilecek bir madde yokken yine o mahkeme
veya diğer bir mahkeme tarafından evvelki ilamın hükmü hilafında bir hüküm ve
karar verilmiş olup da her iki ilamın katiyet kesbetmesi.


            
11- (Ek: 23/1/2003 – 4793/1 md.) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana
Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle
verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit
edilmiş olması.


            
(Ek: 16/7/1981 - 2494/33 md.) Birinci fıkranın 4, 5 ve 6 ncı
bentlerindeki hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin
kesinleşmiş bir ceza mahkümiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır.
Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya karar
verilememiş ise, ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının,
yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.


 


 


–––––––––––––


(1)
26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle yürürlükten kalkan
maddelerin metinleri ile ilgili olarak Kanunun sonundaki “Bu Kanuna İşlenemeyen
Hükümler Bölümüne” bakınız.    


(2)
Bu Fasıl başlığı “İKİNCİ FASIL” iken, 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunun
16 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.





 


 


            
Madde 445/A- (Mülga: 23/1/2003-4793/5 md.)


            
Madde 446 – Alacaklılar veya mahkümunaleyh makamına kaim olanlar,
borçluları veya makamına kaim oldukları kimseler aleyhinde sadır olan hükümler
hakkında mahkümunleh ile mahkümunaleyh beyninde bilittifak kendilerine karşı
vuku bulan hile sebebiyle iadei muhakeme talebinde bulunabilir.


            
Madde 447 – İadei muhakeme müddeti, yeni vesaikın elde edildiği veya
hilenin keşif olunduğu ve yalan yere şahadet veya yemin veya ehlihibre
ihbarları veya sahtelik hakkında verilen hükümlerin katiyet iktisabettiği ve
hükme esas ittihaz olunan ilam hükmünün fesih ve nakzolunarak kaziyei muhkeme
suretiyle külliyen mürtefi olmasından haberdar olunduğu ve 445 inci maddenin 8
ve 9 uncu hallerinde hükmün mahkümunaleyhe veya hakiki vekil veya mümessile
tebliğ tarihinden itibaren üç ay ve alacaklı veya mahkümunaleyh makamına kaim
olanların hükümden usulen haberdar oldukları günden itibaren bir aydır.


            
Dört yüz kırk beşinci maddenin 10 uncu numarasında yazılan sebepten dolayı
iadei muhakeme talebi müruruzaman haddine baliği müddet geçinceye kadar
muteberdir.


            
(Ek: 23/1/2003 – 4793/2 md.) 445 inci
maddenin birinci fıkrasının 11 inci bendinde yazılı sebepten dolayı iadei
muhakeme müddeti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten
itibaren bir yıldır.


            
Madde 448 – İadei muhakeme talebini muntazammın arzuhal, hükmü veren
mahkemeye verilir ve orada tetkik olunur.


            
445 inci maddenin onuncu numarasında yazılan sebepten dolayı iadei muhakeme
talebini havi arzuhal ikinci hükmü ita eden mahkemeye verilir.


            
(Mülga son fıkra: 3/8/2002-4771/6 md.; 23/1/2003-4793/5 md.)


            
Madde 449 – İadei muhakeme davası hükmün icrasını tehir etmez. Ancak
davanın ve hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın tehiri icap
ederse iadei muhakeme davasında bulunan kimseden teminat alınmak şartiyle
davayı rüyet eden mahkeme tarafından icranın tehirine karar verilebilir. Devlet
ile müzahareti adliyeye nail olan kimseler hakkında (…) (1)    
teminat alınmaksızın tehiri icraya karar verilebilir.


            
Madde 450 – İadei muhakeme talebi muvafıkı kanun ise kabul ve yeniden
muhakeme icrasiyle tebeyyün edecek hale göre verilmiş olan karar tasdik veya
kısmen veya tamamen tadil olunur.


            
445 inci maddedeki 8, 9 ve 10 uncu sebeplere, binaen iadei muhakeme arzuhali
kabul olunursa başkaca tetkikat icra olunmaksızın iadeten tetkiki talep olunan
hükmün iptaline karar verilir.


            
Madde 451 – İadei muhakeme üzerine verilen karar iadeten tetkiki talep
olunan hükmün aslı zirine kaydolunur.


    
Madde
452 – İadei
muhakeme üzerine verilen karar aleyhine iadei muhakeme olunamaz.(Değişik ikinci
cümle : 26/9/2004 – 5236/17 md.) Bu
karara karşı kanun yolları açıktır.


 


            
Madde 453 – İadei muhakeme talebinde bulunacak kimse hasmın zarar ve
ziyanını tediye edeceğine dair mahkemece takdir olunacak teminatı iraeye
mecburdur. Devlet ve müzahareti adliyeye nail olan kimseler teminat iraesine
mecbur değildir.


            
Madde 454 – (Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)


 


 


 


 


––––––––––––––––


(1)  Bu arada yer alan "443 üncü madde mucibince"
ibaresi, 5236 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.





 


                                                                              



DÖRDÜNCÜ
FASIL (1)


Hükümlerin tavzihi


            
Madde 455 – Hüküm müphem ve gayrıvazıh olur veya mütenakız fıkraları
ihtiva ederse icrasına kadar iki taraftan her biri iphamın tavzihini ve
tenakuzun ref'ini istiyebilir.


            
Madde 456 – Tavzih talebi hüküm veren mahkemeye iki nüsha olarak ita
edilecek arzuhal ile vakı olur. Mahkeme arzuhalin bir nüshasını diğer tarafa
tebliğ ettirerek tahriren cevap vermesi için münasip bir mühlet tayin eder.
Cevap da iki nüsha olarak verilip biri tavzih veya refi talebinde bulunan
tarafa tebliğ olunur.


            
Madde 457– Mahkeme cevap verilmemiş olsa bile evrak üzerine tavzihan
karar ittihaz eder.


            
Ancak lüzum görürse iki tarafın şifahi izahatını istima etmek üzere celp ve
davetine karar verebilir.


            
Madde 458 – (Değişik: 13/12/1934 - 2606/1 md.)


            
Mahkeme hükmün tavzihi ve tenakuzun ref'i lazım olduğuna karar verirse icabı hale
göre hükmü tavzih ve tenakuzu izale eder.


            
448 ve 451 inci maddeler ahkamı, hükümlerin tavzihi ve tenakuzun ref'i hakkında
muteberdir.


 Madde 459 – İki tarafın isim
ve sıfat ve neticei iddialarına mütaallik hatalar ve esas hükümdeki hesap hataları
kendilerinin istimaından sonra mahkeme tarafından tashih olunur. Tashih olunan
cihet hüküm zirine yazılır.


DÖRDÜNCÜ
BAP


Haczi caiz olmıyan şeyler


            
Madde 460 – 464 – (Mülga: 18/4/1929 - 1424/342 md.)


BEŞİNCİ
BAP


Müzahereti adliye


            
Madde 465 – Kendisiyle ailesini meişetçe ehemmiyetli zarurete
düşürmeksizin masarifi lazimeyi kısmen veya tamamen ifadan aciz olan kimselerle
müessesatı hayriye iddia ve müdafaalarında veya icraya ve ihtiyati tedbirlere
müracaatlarında haklı olduklarına dair delil gösterirlerse müzahereti adliyeye
nail olabilirler


            
Ecnebilerin müzahereti adliyeye nail olabilmeleri muamelei mütekabilenin cari
olduğunun ispat edilmesine mütevakkıftır.


            
Madde 466 – Müzahereti adliye aşağıdaki hususları temin eder:


            
1 – Yapılacak bilcümle masarifi muhakemeden muvakkaten muafiyet,


            
2 – Şahit ve ehlihibre masarifi Devletçe avans olarak verilmek,


            
3 – Masarifi muhakeme için teminattan istisnaiyet.


            
4 – Tebligat ücret ve masraflarından müecceliyet,


            
5 – Davanın vekil ile takibi iktiza ettiği halde ücreti bilahara verilmek üzere
vekil temin olunmak,


            
6 – İcra dairelerince alınan bilümum harçlar tecil ve masarifi zaruriye avans
olarak Devletçe ita edilmek,


            
7 – Bilümum pul rüsumundan muvakkaten muafiyet,


            
8 – Katibiadillerin tanzim edecekleri bilcümle evrak ve suretlerin harç ve
rüsumundan muvakkaten muafiyet.


 


 


 


 


 


––––––––––––––––


(1)
Bu Fasıl başlığı “ÜÇÜNCÜ  FASIL” iken, 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı
Kanunun 16 ncı maddesiyle "DÖRDÜNCÜ FASIL" olarak değiştirilmiştir ve
metne işlenmiştir.


 





 


 


            
Madde 467 – Müzahereti adliyeye nail olan kimsenin ikametgahı davayı
rüyet eden mahkemenin bulunduğu mahalde olmadığı veya o şehirde bunun hukukunu
muhafazaya muktedir vekil bulunmadığı ve kendisinin bizzat hukukunu müdafaa
edemiyeceği anlaşıldığı takdirde mahkeme münasip gördüğü zatin bilvekale
hareket etmesini emreder.


            
Madde 468 – Müzahereti adliye davanın ikame edileceği mahkemede tahriren
veya şifahen talep olunur. İşbu talepte davanın hulasasiyle istinat edilecek
esbabı sübutiyenin neden ibaret olduğu beyan edilmek lazımdır. Bununla beraber
mahalli belediyesinden veya heyeti ihtiyariyesinden alınmış bir şahadetname
verilir. Şahadetnamede talibin sanat ve sıfatiyle servetinin ve Devlete
vermekte olduğu verginin miktarı ve ailesinin hal ve vaziyeti ve dava masrafını
tesviyeye kudreti olmadığı yazılır.


            
Müzahereti adliye talebine mütedair evrak, damga vesair rüsumdan muaftır.


            
Madde 469 – Müzahereti adliye talebi üzerine mahkemece verilecek karar
şifahi murafaa cereyan etmeksizin ittihaz olunabilir. Müzahereti adliye
talebinin kabul veya reddine dair ittihaz olunan kararlar kati olup aleyhine
hiçbir tarikı kanuniye müracaat olunamaz.


            
Müzahereti adliye esnayi muhakemede dahi talep olunabilir. Bu talep kabul
edilirse evvelce yapılmış olan masarife teşmil edilemez. Yeni bir sebep
zuhurunda reddedilen müzaheret talebi tekrar edilebilir.


            
Madde 470 – Müzahereti adliye talebinin esasen varit bulunmadığı veya
sebebinin zail olduğu mahkemece tahakkuk ederse müzahereti adliyenin kabulü
hakkındaki karar refolunur.


            
Madde 471 – Diğer tarafın mahkümiyeti halinde müzahereti adliye
kararından dolayı istifa olunamıyan bilcümle mebaliğ ilanın icrasına bununla
mahkum olan taraftan evvel beevvel ve sureti mümtazede tahsil olunur.


            
Madde 472 – Müzahereti adliyeye nail olan kimse için tayin edilen vekil
kendi ücret ve masrafını aleyhine hüküm verilmiş olan diğer taraftan doğrudan
doğruya talep ve istihsale mezundur.


ALTINCI
BAP


Şifahi usulü muhakeme


BİRİNCİ
KISIM


Umumi hükümler


            
Madde 473 – Şifahi usulü muhakeme sulh mahkemelerinde caridir. Kanunun
tasrih eylediği hallerde mahakimi asliyede dahi cereyan eder.


            
Bu kanunun ikinci babında mezkür olan kaideler ayrıca sarahat olmıyan hallerde
şifahi usulü muhakemede dahi tatbik olunur.


            
Madde 474 – İki taraf rızalariyle her vakit davalarının faslı zımnında
sulh mahkemesine şifahen müracaat edebilir. Bu takdirde iddia ve müdafaatını ve
esbap ve delailini muhtevi kendileri tarafından yazılmış bir dava zaptı
vermeleri lazımdır. Yalnız müddei dahi sulh mahkemesine şifahen müracaat
edebilir. Bu surette bir nüshası diğer tarafa tebliğ olunmak üzere iki nüsha
dava zabıtnamesi vermesi lazımdır. Yazı bilmedikleri halde hakim iki tarafın
müddeiyat ve müdafaatını ve esbap ve delailinin neden ibaret olduğunu katibe
yazdırır. İki taraf gelmişlerse davete lüzum yoktur.


            
Madde 475 – Dava, müddeinin veya her iki tarafın geldikleri kaydolunduğu
günde ikame edilmiş olur.


            
Madde 476 – Davetiyeler, mahakimi asliyede cari kavaide tevfikan
tanzim  ve tebliğ olunur.


            
Madde 477 – Müddeaaleyhin hakiki veya müntahap ikametgahı mahkemenin
bulunduğu şehir dahilinde ise davetiye muhakeme gününden laakal iki gün evvel
tebellüğ olunmak lazımdır.


            
Müstacel hallerde mahkeme reisi bu müddeti azaltabilir. Müddeaaleyhin
ikametgahı mahkemenin bulunduğu şehir haricinde ise müddeti bu'du mesafeye göre
reis tayin eder.


            
İki taraf iddia ve müdafaatını ve esbap ve delailini muhtevi zabıt varakasiyle
beraber masarifi muhakemeyi bizzat veya bilvasıta hakime gönderebilir.Bu
takdirde iki taraf veya birisi muayyen günde mahkemede hazır bulunmadıkları
halde hakim evrak üzerine tetkikat icrasiyle hüküm verebilir. Hakim işbu
evrakın sahiplerine ait olunduğunda şüphe ederse alelüsul iki tarafa davetname
göndererek bizzat mahkemede ispatı vücut etmelerini emreder.





 


İKİNCİ
KISIM


Tahkikat


            
Madde 478 – Tayin olunan ilk celsede itirazatı iptidaiyede bulunmak
istiyen taraf bunları esas davaya girişmezden evvel ve hepsini birden şifahen
beyan eder ve davayı hadise gibi hal ve faslolunur.


Madde
479 – İtirazatı iptidaiye serdedilmediği veya serdedilip de halledildiği
takdirde iki taraf iddialarını şifahet izah eder ve neticei iddialarını teyit
için ilk celsede vesikalarını ibraz ederler.


            
Madde 480 – Müddeaaleyh davayı mütekabilede bulunmuş ise mahkeme reisi
davanın diğer bir güne talik edilip edilmiyeceğine karar verir.


            
Madde 481 –Mütekabilen dava olunan şeyin miktar veya kıymetine nazaran
mahkeme davayı rüyete vazifedar değilse davanın heyeti umumiyesi vazifedar olan
mahkemeye gönderilir.


            
Davayı mütekabile davayı asliyeye mütaallik davetiyenin tebliği tarihinden
itibaren on gün zarfında daavii sairede cari usul dairesinde ikame olunmak
lazımdır. Bu müddet zarfında ikame olunmazsa davayı mütekabile dermeyan
edilmemiş addolunarak asıl dava şifahi usulü muhakeme hükmüne göre tetkik
olunur.


            
Madde 482 – İki tarafın neticei iddiaları zapta kaydolunur. Bundan sonra
feragat, ıslah, münazaalı şeyin ahara temliki halleri müstesna olmak üzere, iki
taraf ittifak etmedikçe neticei iddialarını tepdil veya tevsi edemezler. Fakat
tahkikat bitinciye kadar neticei iddialarını teyit için yeni delil ibraz ve
ikame edebilirler.


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Hadise


            
Madde 483 – Muhakemenin cereyanı esnasında zuhur eden hadiseler şifahen
dermeyan olunur.


            
Madde 484 – Hadiseler derhal ve şifahen tahkik ve hükme raptolunur.
Hakim hadise hakkında bir delil ibrazına lüzum görür ve bu delilin hemen ibrazı
kabil olmazsa tetkikatın ikmali başka güne talik olunur. Hakim sahtelik
hadisesini de aynı şekilde tahkik ve karara rapteder.


            
Madde 485 – Hadise hakkındaki karar zabıt katibine yazdırılır veyahut
kısa bir müddet içinde hakim canibinden tahrir ve mahkeme kalemine tevdi olunur.


            
Bununla beraber esasa dair hüküm için tayin edilmiş olan kaideler de tatbik
olunur.


 


DÖRDÜNCÜ
KISIM


Esbabı sübutiyenin tetkikı


            
Madde 486 – İki taraf neticei iddialarını beyan ettikten sonra esbabı
sübutiyelerini söylemeğe davet olunurlar. İki tarafın esbabı sübutiyeleri hakim
tarafından kabul veya reddolunur. Kabulüne karar verilen delil hemen tetkik
olunur.


            
Hakim esbabı sübutiyenin ibrazı zımnında bir mühlet verebilir.


            
Hakim iki tarafın dermeyan ettikleri iddia ve müdafaa hududu dahilinde
kendilerini istima ve lüzum gördüğü delillerin ibraz ve ikamesini emredebilir.


            
Madde 487 – Deliller, diğer tarafa tebliğe hacet olmaksızın tetkik
olunur. İki tarafın ifadeleri ve şahitlerin şahadeti ve ehlihibrenin beyanatı
ve keşif muamelatı ve 367 nci maddede mevzuubahis muamelat hulasa veçhile zapta
geçirilir.


 


BEŞİNCİ
KISIM


Muhakeme ve hüküm


            
Madde 488 – Delillerin tetkiki bittikten sonra hakim her iki tarafın
veya birinin vekili olduğu takdirde iddia ve müdafaalarını kısa bir müddet
içinde tahriren bildirmelerini emir veya buna müsaade edebilir.





 


 


            
Madde 489 – (Değişik: 26/2/1985 - 3156/23 md.)


            
Evrak üzerinde hüküm verilmesi istenilmediği takdirde, 376 ncı maddeye göre
hakim iki tarafın son sözlerini dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini
bildirerek kararını tefhim eder.


            
Kararın tefhimi, en az 388 inci maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma
tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.


            
Zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli
kararın tefhim tarihinden başlayarak onbeş gün içinde yazılması gerekir.


            
Madde 490 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/35 md.)


            
Karar, hakim ve zabıt katibi tarafından imza olunur 388, 391, 420, 421, 422 nci
madde hükümleri sözlü yargılama usulünde de uygulanır.


            
Madde 491 – Masarifi muhakeme kararda tayin ve tesbit olunur.


YEDİNCİ
BAP


Hususi usulü muhakemeler


BİRİNCİ
FASIL


Nesep işlerinde usulü muhakeme


            
Madde 492 – Kocasından boşanmış veya dul kalmış veya hiç evlenmemiş olan
her kadın sulh mahkemesine müracaatla gebe olduğunu bildirerek çocuğuna kayyım
tayinini talep edebilir.


            
Madde 493 – Gebe kalmak için lazımgelen zaman içinde cinsi bir
münasebette bulunmadığı bir erkek aleyhine bilerek babalık davası ikame eden
kadına Ceza Kanunu mucibince müfteri cezası tayin olunur.


            
Şu kadar ki takibatı cezaiye, hukuk davasının reddine karar verildikten sonra
mağdurun şikayeti üzerine yapılır.


            
İşbu madde hükmü ana tarafından çocuğun babası olduğu iddia olunan kimsenin
mirasçıları aleyhine dava ikamesi halinde dahi tatbik olunur.


İKİNCİ
FASIL


Boşanma işlerinde sulh teşebbüsü


Evlilik birliğini himaye tedbirleri


            
Madde 494 – 499 – (Mülga: 26/9/1963 - 338/1 md.)


            
Madde 500 – (Mülga: 6/6/1985 - 3222/47 md.)


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Seri usulü muhakeme


            
Madde 501 – Haciz ve fekki hacze ve ref'iyede ve mütesariulfesat eşyaya
mütaallik davalar ile muayyen ikametgahı olmayıp firar etmek üzere bulunan
kimseler aleyhindeki davalarda ve kanunda tasrih olunan ahvalde seri usulü
muhakeme tatbik olunur.


            
Madde 502 – Aşağıdaki hükümlere muhalif olmamak şartiyle alelade usulü
muhakemeye dair olan ahkam bu nevi usulü muhakeme hakkında da tatbik olunur.


            
Madde 503 – Müddeaaleyh cevabında itirazatı iptidaiye ve esasiyesini
birlikte dermeyan etmesi lazımdır. Fakat itirazatı iptidaiye esastan evvel
tahkik ve faslolunur.


            
Madde 504 – İki tarafın muvafakatı hali müstesna olmak üzere, esbabı
sübutiyelerini ibraz ve ikame etmeleri için kendilerine ancak bir defa mühlet
verilir.


            
Madde 505 – Cevap müddeti yedi ve buna karşı müddei canibinden verilecek
cevap ile müddeaaleyhin buna karşı vereceği ikinci cevap müddeti beş günü
tecavüz edemez ve tahkikat hakimi, muhakemeyi en yakın güne talik eder.


            
Madde 506 – Dava sulh mahkemesinin selahiyeti dahilinde ise mudafaai
şifahiye tahkikatın hitamından itibaren nihayet yedi gün zarfında yapılmaz ve
hüküm de derhal verilemezse hitamı muhakemeden sonra beş gün zarfında verilmek
mecburidir.





 


DÖRDÜNCÜ
FASIL


Basit usulü muhakeme


            
Madde 507 – (Değişik: 30/4/1973 - 1711/1 md.)


            
Basit yargılama usulü, Kanunlarda sayılanlardan başka aşağıdaki hallerde de
uygulanır.


            
1 – 176 ncı maddenin üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz ve onuncu
bentlerinde yazılı dava ve işlerde,


            
2 – Tarafları dinlemek veya dosya üzerinde karar vermek hususunda Kanunun
mahkemeye takdir hakkı tanıdığı işlerde tarafların dinlenmesine karar verilmiş
olması halinde; şu kadar ki, Kanunun başka bir yargılama usulü gösterdiği
haller bunun dışındadır.


            
Madde 508 – Basit usulü muhakemede dava esbabı mucibeyi havi ve iki
nüsha olarak verilecek bir istida ile ikame ve evrakı sübutiye istidaya
raptolunur.


            
Madde 509 – İstidanın kabulünü mütaakıp davanın mahiyeti istisnai bir
muamele icrasını mucip görülmezse tayin olunacak muhakeme gününde hazır
bulunmak üzere davetname tebliğ ve işbu davetnamede iki tarafa ibraz etmek
istedikleri vesikaların her halde muayyen günde gönderilmesi lüzumu beyan ve
gıyaplarında da karar verilebileceği ihtar olunur.


            
Madde 510 – İbraz ve irae olunacak delailin murafaa esnasında derhal
iraesi mecburidir.


            
İcabında neticei iddia ve müdafaaların yazılarak verilmesi emrolunabilir. (...)
(1)


            
Madde 511 – Basit usulü muhakemeye tabi olan hallerde bu kanunun mevaddı
sabıka ahkamına muhalif olmıyan alelade usulü muhakeme kaideleri de tatbik
olunur.


            
Delillerin ikmali daima emrolunabilir.


BEŞİNCİ
FASIL


Mahcuz mallara istihkak davası


            
Madde 512 – Üçüncü şahıs mahcuz veya merhun eşyanın kendisinin olduğu
veya bunların kendisine rehin edildiği hakkındaki davasını eşyanın bulunduğu
veyahut haczin vazolunduğu mahal mahkemesinde ikame edebilir.


            
Bu gibi davalar seri usulü muhakemeye tabidir. Aşağıdaki maddelerde beyan
olunan hükümler müstesna olmak üzere bu babın üçüncü faslı kabili tatbiktir.


            
Madde 513 – Tayin olunan muhakeme gününde iki taraftan her biri
haklarını istinat ettirdikleri vesikaları ibraz ederler ve mahkeme evvelemirde
iki tarafı sulha teşvik eder.


            
Madde 514 – Sulh vukuunda celse masarifi muhakemesi yarıya tenzil
olunur. İki tarafa celsede hazır bulundukları için bir şey verilmez.


            
Madde 515 – İki taraf sulh olmazlarsa esas dava rüyet ve hallolunur.


 


SEKİZİNCİ
BAP


Tahkim


            
Madde 516 – İki taraf aralarındaki nizaı hal için hakem tayin
edebilirler. Tahkim hususi bir mukavele ile yapılabileceği gibi her hangi bir
mukaveleye bundan tahaddüs etmesi muhtemel nizaın hakemler vasıtasiyle halline
dair bir şart da dercolunabilir.


            
Madde 517 – Tahkimin tahriri olması lazımdır.


            
Yukardaki maddede gösterilen mukavele ve şart tahriren tesbit edilmedikçe
keenlemyekündür.


            
Madde 518 – Yalnız iki tarafın arzularına tabi olmıyan mesailde tahkim
cereyan etmez.


            
 Madde 519 – Bir nizaın hakemler vasıtasiyle halledilip edilemiyeceği
hususunda tevellüt eden ihtilaflar mahkemece seri usulü muhakeme ile
hallolunur.


——————————


(1)   
Bu aradaki "iki taraftan biri isbatı vücut etmezse gıyap kararı kendisine
tebliğ edilmez" ibaresi 26/2/1985  tarihli ve 3156 sayılı Kanunun 25
inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.





 


 


 Madde 520 – Hilafına mukavelede sarahat
olmadıkça hakemler üç kişi olmak üzere avayı rüyete  salahiyettar 
hakim  tarafından  intihap  olunur. Mukaveledeki   sarahat
mucibince iki taraftan biri intihaba daveti mutazammın tebligat tarihinden
itibaren yedi gün zarfında intihap etmezse anın hakemi de hakim tarafından
intihap olunur.


            
Madde 521 – Hakemler reddi hakim sebeplerine müsteniden reddolunabilir.


            
34 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü mahfuz kalmak üzere iki taraf hakemlerin
intihap edildiğine muttali oldukları tarihten itibaren ancak beş gün zarfında
ret talebinde bulunabilirler.


            
Ret talebi üzerine davayı rüyete salahiyettar hakim reddolunan hakemin ve iki
tarafın mütalaalarını istima ettikten sonra bu bapta kararını verir.


            
Madde 522 – Tahkim müddeti zarfında iki tarafın muvafakati olmadıkça
hakemler azlolunamaz.


            
Hakemlerden biri ret veya istifa sebebiyle ayrılırsa yerine diğeri intihap
olunur. Bu halde hakim tahkim müddetini temdit edebilir.


            
Madde 523 – Tahkim davası hakemlerin tayini için mahkemeye müracaat
edildiği ve eğer mukavele mucibince hakemlerin tayini iki tarafa ait ise müddei
hakemini intihap edip kendi hakemini intihap etmesi hususunu hasmına tebliğ
eylediği tarihte ikame edilmiş addolunur.


            
Madde 524 – Dava esnasında iki taraftan biri vefat etmekle tahkim
mürtefi olmaz.


            
Madde 525 – Hakemler, hilafına mukavele olmadıkça tahkikatın şeklini ve
müddetlerini tayin ederler. Müddetlerin inkızasında hakemler, yalnız
kendilerine tevdi olunan evrak üzerine hükmünü verirler.


            
Madde 526 – Deliller hakkında kanunen tayin olunan kaideler hakemler
huzurundaki tahkikatta dahi tatbik olunur.


            
Madde 527 – Hakemler aşağıdaki hallerde sulh mahkemesine müracaat
edebilirler:


            
1 – Yemin icrası,


            
2 – Şahitleri tahlif ve imtina edenleri istima,


            
3 – Bir ecnebi mahkemesini istinabe,


            
4 – 322 ve 323 ve 333 üncü ve mütaakıp maddelerde beyan olunan evrakın ibrazı.


            
Madde 528 – Tahkikat esnasında ceza takibatına esas teşkil eden bir
sahtelik hadisesi zuhur ederse ceza mahkemesince bu bapta karar verilinciye
kadar tahkikat tehir olunur ve tahkim müddeti cereyan etmez.


            
Madde 529 – Hakemler ilk içtimalarından itibaren altı ay zarfında hükmü
vermeğe mecburdurlar. Aksi halde yapılan muameleler batıl olup münazaa
salahiyettar mahkemece halledilir. Bu müddet ancak iki tarafın sarih ve tahriri
muvafakatleriyle veya mahkeme reisinin veyahut hakimin karariyle temdit
olunabilir.


            
Madde 530 – Hakemler kararında:


            
1 – Münazaanın neden ibaret olduğunu,


            
2 – Maddi ve hukuki esbabı mucibeyi,


            
3 – Davanın esası ve masarifi hakkındaki karar ile masrafın miktarını tasrih
ile mükelleftirler. Hakem kararı zirine tarihi itası yazıldıktan sonra hakemler
tarafından imza olunur.


            
Tahkimname, hakemlerin kararına raptolunur,


            
Madde 531 – Hakemlerin ekseriyetle ittihaz ettikleri karar muteberdir.


            
Madde 532 – Hakemler kararını, salahiyettar olan mahkeme kalemine tevdi
eder. Karar mahkeme kalemi mahzeni evrakında hıfzolunarak talep eden tarafa
sureti verilir.


            
Mahkeme, kararın tevdii üzerine keyfiyeti ve kararın neden ibaret olduğunu iki
tarafa tahriren tebliğ ve bunu mübeyyin bir makbuz ahzeder. Karar, iki taraf
hakkında ancak tebliğ tarihinde mevcut addolunur.





 


            
Madde 533 – Hakemlerin kararı ancak aşağıdaki hallerde temyizen
nakzolunur:


            
1  –  Tahkim müddetinin inkızasından sonra karar verilmiş 
olması,


            
2  –  Talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmesi,


            
3  –  Hakemlerin salahiyetleri dahilinde olmıyan meseleye karar
vermeleri,


            
4  –  Hakemlerin, iki tarafın iddialarından her biri hakkında karar
vermemeleri,


            
Karar son üç sebepten birine binaen temyizen nakzedilirse hakemler ve müddet
yeniden intihap ve tayin olunur.


            
Madde 534 – Hakem kararı aleyhine üçüncü babın üçüncü faslı ahkamına
tevfikan iadei muhakeme talep olunabilir.


            
Madde 535 – İki tarafın iadei muhakemeden ve 533 üncü maddede muayyen
şeraitin tahakkuku halinde temyizden feragatleri hakkında evelce akdedecekleri
mukavele keenlemyekündur.


            
Madde 536 – Hakemlerin verdiği karar temyiz müddeti geçince mahkeme
reisi veya hakim tarafından tasdik olunur. Tasdik keyfiyeti karar zirine ve
zaptı mahsusuna yazılır. Hakem kararları ancak bu suretle kabili icradır.


DOKUZUNCU
BAP


BİRİNCİ
FASIL


Ecnebi mahkemelerinden verilen
ilamların sureti tenfisi


            
Madde 537 – 545 – (Mülga: 20/5/1982 - 2675/46 md.)


İKİNCİ
FASIL


Temhir usulü


            
Madde 546 – Temhir edilmek lazım gelen eşyayı hakim memuriyetine veya bu
hususa mahsus resmi mühür ile temhir eder.


            
Madde 547 – (Değişik: 13/12/1934 - 2606/1 md.)


            
Bir şeyin
mühürlenmesi üzerine bir zabıt varakası yapılır. Bu zabıt varakasına:


            
   I.  Mühürlenmenin yapıldığı gün ve saat,


                                                       
  II.  Mühürlenmenin sebebi,


           III.  Hazır bulunanların ve
orada ise mühürletmeyi isteyenin adı, sanı ve oturdukları yer,


            
 IV.  Mühürlenen kapı ve
kasa gibi şeylerin tayini,


            
 V.  Mühür altına alınmıyan
eşyanın kısaca tarifi,


yazılır.


            
Madde 548 – Hakim, bilhassa evrak ve vesaik ve nakitten ibaret bütün
kıymetli şeyleri mühür altına alarak emin bir mahalle vazettirmek vazifesi ile
mükelleftir. Bu eşyaya karşı istihkak iddialarını muvakkaten hallederek
kararını zabıt varakasına derceder.


            
Madde 549 – Üzerlerine mühür vazedilmiş olan kilitlerin anahtarları
mührün fekkine kadar başkatip tarafından muhafaza olunur. Başkatip anahtarları
aldığını zabıt varakasına işaret eder.


            
Madde 550 – Mühür vaz'ı lazımgelip gelmediği hususunda ihtilaf vukuunda
hakim basit usulü muhakeme ile bunu halleder.


            
Madde 551 – Mührün fekki zamanında hakim mührün haliyle mevcut olup
olmadığını tesbit eder. Eğer mührün koparıldığını veya hileye dair emare
görürse derhal bir zabıt varakası yapar.


            
Mührün kaldırıldığına dair zabıt varakası da temhir zabıt varakaları şeklinde
yapılır.


            
Madde 552 – Temhir ve fek zabıt varakaları defteri mahsusuna kaydolunur.


 


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Tahrir


            
Madde 553 – Tahrir edilen emval ve eşya, zapta kayıt ve tarih konularak
hakim ve zabıt katibi tarafından imza olunur.


            
Madde 554 – Tahrir muamelesi sulh hakiminin nezaret ve idaresi altında
ve hini hacette hakim tarafından tayin olunacak ehlihibre hazır bulundurularak
zabıt katibi tarafından yapılır.


            
Sulh hakimi, naip de tayin edebilir. Tahrir bütün eşyaya şamil bulunmak ve varsa
menkul ve gayrimenkul olmak üzere iki kısmı ihtiva etmek lazımdır.





 


            
Madde 555 – Her şey, cins ve nev'i ve sıra numarası ile ve lazım olan
ahval de kıymeti miktarı ile kaydolunur. Menkul ve gayrimenkul bilümum eşya,
aynı numarayı takip eder. Ayrı ayrı satılması zaruri olan koleksiyon halindeki
eşya bir kalemde ve aynı numara altında gösterilir. Aynı nevide veya diğerine
benzer eşya mümkün olduğu kadar birlikte tasnif olunur.


            
Madde 556 – Üçüncü şahıs elinde bulunup da istihkak iddiası sebkeden
eşya ayrıca gösterilir.


            
Madde 557 – Üçüncü şahsın istihkak iddiasında bulunduğu eşyaya kıymet
takdir edilerek kezalik deftere yazılır.


            
Madde 558 – Gayrimenkuller, deftere, tapu kayıtları ile beraber yazılır.


            
Madde 559 – Diğer mahkemelerin dairei kazaları dahilinde başka mallar
bulunursa bunlar istinabe tarikıyle tahrir olunur. İstinabe edilecek hakim,
malların bulunduğu mahal hakimidir.


            
Madde 560 – Ecnebi memlekette eşya bulunduğu takdirde bunlar sulh
hakiminin toplıyabildiği malümat ve izahata nazaran deftere kaydolunur.


DÖRDÜNCÜ
FASIL


Taksim ve izalei şüyu


BİRİNCİ
KISIM


Taksim


            
Madde 561 – Taksim ve ziraata mahsus mahallin tahsisi davaları usulü
dairesinde salahiyettar sulh mahkemesine ikame olunur.


            
Madde 562 – Taksime mütaallik bilcümle muameleler sulh hakimi huzurunda
ifa olunur.


            
Sulh hakimi  taksimin  icap 
ettirmesi  muhtemel  nizaı  tesbit  zimnında 
gerek  iki  taraftan ve gerek salahiyettar üçüncü bir şahıstan bir
taksim projesi istiyebilir.


            
Madde 563 – 564 – (Mülga: 26/2/1985-3156/25 md.)


            
Madde 565 – Sulh hakimi hisselerin tayinini, emvalin satılması taksim
veya satılması mümkün olmıyan eşyanın hissedarlardan birisine tahsisi hakkında
basit usulü muhakeme ile karar verir.


            
Madde 566 – (Değişik birinci fıkra: 26/2/1985 - 3156/24 md.) Sulh
hakimi, değerinin tespiti mümkün olan ve beşmilyar lirayı geçmeyen
uyuşmazlıkları da basit usule göre çözümler.(1)


            
(Değişik: 16/7/1981-2494/36 md.) Hakim iki tarafa ispata yarayan
belgeleri ibraz için bir süre verir.


            
Madde 567 – Sulh hakiminin vazifesini tecavüz eden münazaalar alelade
usulü muhakeme dairesinde rüyet olunur.


            
Müddei, sulh  hakimi huzurunda nizaın tesbit olunduğu günden itibaren on
gün zarfında davasını ikameye mecburdur.


            
Madde 568 – Taksim esnasında zuhur eden nizalar yalnız bunun neticei
haline mütevakkıf olan muamelenin tehirini icap edip diğerlerinin tehirini
mucip olmaz.


 


İKİNCİ
KISIM


İzalei şüyu


            
Madde 569 – İki taraf izalei şüyu için gerek haddizatinde satış
lazımgelip gelmediğinin ve gerek bunun şeklinde ihtilaf ederlerse dava sulh
hakimi huzurunda ikame olunur.


            
Dava, alakadarlardan her birine ayrı ayrı tebliğ olunur.


            
Madde 570 – İzalei şüyu için satış yapmak üzere hakim aşağıdaki fasıl
hükmüne tevfikan hareket etmek üzere bir memur tayin eder.


 


——————————


(1) 
Bu fıkrada geçen ve Ek 3 üncü maddeye göre dörtyüzmilyon olarak uygulanan
parasal sınır, 14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle
“beşmilyar” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





 


 


BEŞİNCİ FASIL


Müzayede ile satış


            
Madde 571 – Menkul ve gayrimenkul malların müzayedesi icra Kanununa
tevfikan yapılır.


            
Madde 572 – Kanunu Medeninin 658 ve 659 uncu maddeleri mucibince sabit
olan şuf'a hakkı nihayet müzayede için yapılmış olan ilk ilan tarihinden
itibaren bir ay zarfında kullanılmak lazımdır. Bu müddetin mürurundan sonra
kullanılamaz.


 


ONUNCU
BAP


Hakimlerin mesuliyeti


            
Madde 573 –(Değişik cümle: 9/2/2011 - 6110/14 md.) Hâkimlerin
yargılama faaliyetlerinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet
aleyhine tazminat davası açılabilir:



            
1 – İki taraftan birini tesahüp ve iltizam veya garez ve nefsaniyet dolayısiyle
diğeri aleyhine kanuna ve adalete mugayir bir hüküm ve karar verilmiş olması,


            
2 – Kabili tevil ve izah olmıyacak surette vazıh ve sarahati katiyei kanuniyeye
mugayir karar verilmiş olması,


            
3 – Muhakeme zabıtnamesinde mevcut olmıyan sebebe binayi hükmedilmiş olması,


            
4 – Muhakeme zabıtnameleriyle kararların tağyir ve tahrif edilmiş ve
söylenmiyen bir sözün hüküm ve karara müessir olacak surette söylenmiş gibi
gösterilmiş olması,


            
5 – İta veya temin veya vadolunan menfaat dolayısiyle mugayiri kanun hüküm
verilmiş olması,


            
6 – İhkakı haktan istinkaf olunması,


            
7 – (Ek: 14/12/1929 - 1539/1 md.) Memuriyet vazifesini yapmakta ihmal ve
terahi gösterilmesi veya kanuna göre verilen emirlerin makbul bir sebep
olmaksızın yapılmaması.


            
Madde 574 – İhkakı haktan istinkaf, kanunen kabule şayan olan bir
arzuhali bila mucip reddetmek veyahut bir dava rüyete hazır bulunmuş ve sırası
gelmişken bir takım vahi özürler beyaniyle hakikaten suikasitten naşi rüyetine
teşebbüs ve devam etmektir.


            
İhkakı haktan istinkafta katibiadil marifetiyle hakimin zatına bir ihtarname
tebliğ olunmak lazımdır.


     Madde 575
–(Mülga: 9/2/2011 – 6110/14 md.)  


            
Madde 576 –(Mülga: 9/2/2011 – 6110/14 md.) 


 


                                                               
Mevaddı mahsusa


            
Madde 577 – Kanunen istimali mecburi olan defterlerden maada tutulacak
defterler ve evrak Adliye Vekaletince tanzim olunacak talimatname ile
muayyendir.


            
Madde 578  – İşbu kanun müktesep hakları ihlal etmemek şartiyle
makabline şamildir.


            
Bu kanunda tayin edilmiş olan müddetler içinde istimal edilmiyen haklar artık
istimal olunamaz. Şu kadar ki henüz müddeti içinde  bulunan alakadar, bu
kanunun neşri gününden itibaren bu kanundaki müddetler içinde haklarını istimal
edebilir.


            
Madde 579 – İcra işleri çok olan yerlerde sulh icra vazifesi Adliye Vekaletinin
tensibi ile sulh hakimlerine teffiz olunabilir (1).


  


 


 


 


 


——————————


(1) 
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 1 inci maddesinin 4
üncü fıkrası karşısında hükmü kalmamıştır.





 


 


            
Ek Madde 1 –
(Ek: 26/2/1985 - 3156/26 md.)


            
Büyük şehir
belediye sınırları içerisinde davayı görmekte olan mahkeme, kesin zorunluluk
olmadıkça bu belediye sınırları içerisinde bulunan şahit ve bilirkişilerin
istinabe yolu ile dinlenilmesine karar veremez.


            
Ek Madde 2 – (Ek: 26/2/1985 - 3156/26 md.)


            
Görev, kesin
hüküm, Yargıtayda duruşma, karar düzeltme ve senetle ispata ilişkin
maddelerdeki parasal sınırlar, 1 Ocak 1990 tarihinden itibaren dört katı olarak
uygulanır. Bu uygulama nedeniyle görevsizlik kararı verilemez.


            
Ek Madde 3 – (Ek: 20/6/1996 - 4146/2 md.)


            
Görev, kesin hüküm, Yargıtayda duruşma, karar düzeltme, senetle ispata ve sulh
mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin
maddelerdeki parasal sınırlar, 1.1.1998 tarihinden itibaren iki, 1.1.2000
tarihinden itibaren dört katı olarak uygulanır. Bu uygulama nedeniyle
mahkemelerce görevsizlik kararı verilemez.


   Ek Madde 4 – (Ek: 26/9/2004 –
5236/19 md.)


   Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz,
Yargıtayda duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında
muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her
takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal
sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci
maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen
yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde
belirlenen sınırların onmilyon lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Bu
uygulama nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemez.


Yukarıdaki fıkra uyarınca her takvim yılı
başından geçerli olmak üzere uygulanan parasal sınırların artışı, artışın
yürürlüğe girdiği tarihten önce ilk derece mahkemelerince nihaî olarak karara
bağlanmış davalar ile bölge adliye mahkemesi kararı üzerine yeniden bakılan
davalarda ve Yargıtayın bozma kararı üzerine kararı bozulan mahkemece yeniden
bakılan davalarda uygulanmaz.


            
Geçici Madde 1- (Ek: 14/7/2004-5219/2 md.)


            
Bu Kanunla artırılan parasal sınırlar nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı
verilemez.


            
Geçici Madde 2- (Ek: 26/9/2004 – 5236/21 md.; Değişik: 11/5/2005-5348/1 md.) (1)(2)(3)


            
Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek
göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar
hakkında, kesinleşinceye kadar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 26.9.2004
tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü
madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.


            
Geçici Madde 3-  (Ek: 26/9/2004 – 5236/21 md.)(1)(2)(3)


            
Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına
devam olunur.


            
Madde 580 – İşbu kanun neşri tarihinden üç ay mürurundan itibaren
meridir.


            
Madde 581 – Usulü muhakemei hukukiye ile mevaddı cezaiyeye mütaallik
mevaddı müstesna olmak üzere Sulh Hakimleri Kanunu ve bunların zeyil ve
tadilleri mülgadır.


            
Madde 582 – Bu kanunun icrasına Adliye Vekili memurdur.


–––––––––––––––––––––


(1) 26/9/2004
tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 21 inci maddesi ile “Geçici Madde 1” olarak
eklenen bu madde, 11/5/2005 tarihli ve 5348 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle
“Geçici Madde 2” olarak değiştirilmiş ve Geçici Maddeler buna göre yeniden
teselsül ettirilmiştir.


(2)
Bu maddede sözü geçen 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 20 nci
maddesiyle yürürlükten kalkan maddelerin metinleri ile ilgili olarak Kanunun
sonundaki “Bu Kanuna İşlenemeyen Hükümler Bölümüne” bakınız.


(3)
12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Kanunun 450 nci maddesiyle mülga edilen 1086
sayılı Kanun, 7/11/2015 tarihli ve 29525 sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri ve
Bölge İdare Mahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin
Karar ile 20/7/2016 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.





 


 


18/6/1927 TARİHLİ VE 1086 SAYILI
ANA KANUNA İŞLENEMEYEN


GEÇİCİ MADDELER:


            
1.  30/4/1973 tarihli ve 1711 sayılı Kanunun geçici maddesi:


            
Geçici Madde – 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu Kanunla
değiştirilen hükümlerinin ancak kanun yürürlüğe girdikten sonra açılacak
davalarda uygulanması mümkündür. Şu kadar ki, (....)(1) 176,289 ve
507 nci maddelerde değişiklik yapan hükümler, kanunun yürürlüğünden önce mevcut
dava ve işlerde de uygulanır.


            
Kanun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut davalar bakımından, 409 uncu madde
hükmü, bu maddedeki süreler kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay
sonra işlemeye başlamak suretiyle uygulanır.


            
2 – 16/7/1981
tarihli ve 2494 sayılı Kanunun geçici maddesi:


            
Geçici Madde – 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Bu Kanunla
değiştirilen hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda
uygulanır.


            
Şu kadar ki:


            
a) 288 ve 290 ıncı maddelerde değişiklik yapan hükümler Kanunun yürürlüğe
girmesinden sonra yapılacak hukuki işlemler hakkında;


            
b) 32, 33, 34, 35 ve 36 ncı maddelerde değişiklik yapan hükümler ile 36/A
maddesi hükmü, Kanunun yürürlüğünden sonra ileri sürülecek ret istekleri ve
çekinme hallerinde;


            
c) 45, 46 ve 48 inci maddelerde değişiklik yapan hükümler Kanunun yürürlüğe
girmesinden sonra ileri sürülecek birleştirme, ayırma ve bu konudaki temyiz
istekleri hakkında;


            
d) 427, 432, 433,
434, 435, 437, 438 ve 440 ıncı maddeler ile İcra ve İflas Kanununun 363 üncü
maddesinde değişiklik yapan hükümler ve 442/A maddesi hükmü, Kanunun yürürlüğe
girmesinden sonra verilecek nihai kararlara karşı yapılacak temyiz ve karar
düzeltme istemleri hakkında;


            
e) 7, 67, 93, 193, 275, 281, 381, 429, 445, 489 ve 490 ıncı maddelerde
değişiklik yapan hükümler ise Kanunun yürürlüğünden önce mevcut dava ve işler
hakkında;


            
Uygulanır.


            
3– 26/2/1985 tarihli ve 3156 sayılı Kanunun geçici maddesi:


            
Geçici Madde – 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu Kanunla
değiştirilen hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda
uygulanır.


            
Şu kadar ki:


            
a)  25 inci madde ile 193 üncü maddenin üçüncü fıkrasında değişiklik yapan
hükümler, Kanunun  yürürlüğe girmesinden sonra verilen göreve ve yetkiye
ilişkin kararlar ile yapılacak eski hale getirme istemleri;


            
b)  45 inci maddenin dördüncü fıkrası 427, 432 ve 438 inci maddeler ile
440 ıncı maddenin III numaralı fıkrasında değişiklik yapan hükümler, Kanunun
yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara karşı yapılacak temyiz ve
karar düzeltme istemleri.


            
c)  176 ncı maddenin ikinci fıkrası, 278 inci maddenin üçüncü fıkrası,
381, 388 ve 489 uncu maddelerde değişiklik yapan hükümler ile bu Kanuna eklenen
Ek Madde 1 hükmü, Kanunun yürürlüğünden önce mevcut dava ve işler.


            
Hakkında da uygulanır.


            
4- 20/6/1996 tarihli ve 4146 sayılı Kanunun geçici maddesi:


            
Geçici Madde 1 – 1086 sayılı Kanunun bu Kanunla değiştirilen hükümleri,
Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanır.


——————————


(1)  Bu aradaki (bu Kanunla eklenen 113/A maddesi
ile) ibaresi Anayasa Mahkemesinin 26/2/1974 tarih ve E. 1973/45 K. 1974/7
sayılı kararı ile iptal edilmiştir.





 


            
5- 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun ile  yürürlükten
kaldırılan veya değiştirilen hükümler: (Madde numaraları 45/ son fıkra, 427 ilâ
454.)


            
Madde 45 – son fıkra -(Değişik: 26/2/1985 - 3156/4 md.) Temyiz mercii ayrı olan davaların
bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu halde temyiz
incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye
ait kararları inceleyen Yargıtay dairesince yapılır.


 


                                                  Hükümlere
karşı müracaat tarikleri


                                                                 BİRİNCİ
FASIL


                                                                         Temyiz


             Madde 427 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/23
md.)


             Mahkemelerden verilen nihai kararlara
karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki
yararı bulunmak şartıyla, hükmü temyiz edebilir.


             (Değişik iki, üç, dört ve beşinci
fıkra: 26/2/1985 - 3156/19 md.):


             Miktar veya değeri birmilyar lirayı
geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir.(1)


             Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması
halinde, birmilyar liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
(1)


             Alacağın tamamının dava edilmiş olması
halinde, hükümde, asıl isteminin kabul edilmeyen bölümü birmilyar lirayı
geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur; şu kadar ki karşı tarafça temyiz yoluna
başvurulması halinde, düzenleyeceği cevap dilekçesinde temyize ilişkin
itirazlarını ileri sürmesi mümkündür. (1)


             438 inci maddenin birinci fıkrasındaki
onmilyar liralık duruşma sınırı ile 440 ıncı maddenin üçüncü fıkrasının birinci
bendindeki altımilyar liralık karar düzeltme sınırının belirlenmesinde
yukarıdaki fıkra hükmü kıyasen uygulanır.(2)


             Kesin olarak verilen hükümlerle niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden ve Yargıtayca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan hükümler, Adalet Bakanlığının göstereceği
lüzum üzerine Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz olunur.


             Temyiz isteği Yargıtayca yerinde
görüldüğü takdirde, hüküm kanun yararına bozulur. Bu bozma hükmün hukuki
sonuçlarını kaldırmaz.


             Bozma kararının bir örneği Adalet
Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmi Gazete'de yayınlanır. (3)


             Madde 428 – Mahkemei Temyiz
aşağıda beyan olunan esbaptan dolayı temyiz olunan hükmü nakzeder.


             1 – Kanunun ve iki taraf beynindeki
mukavelenin yanlış tatbik edilmiş olması.


             2 – Mahkemenin davayı rüyete vazifedar
bulunmaması,


             3 – İki tarafı ve
sebebi müttehit bir dava hakkında yekdiğerine mütenakız kararlar verilmesi,


             4 – Usulü muhakemeye muhalefet edilmesi,


             5 – Meselei maddiyenin takdirinde hata edilmesi,


             6
– İki taraftan birinin davasını ispat için serdettiği delillerin sebebi
kanuniye müstenit olmıyarak kabul edilmemesi,


             Usulü
muhakemeye muhalefetten dolayı bir hükmün nakzolunabilmesi mahkemeye ait
vazaifte usulü muhakemenin ihlal olunmasına ve işbu kusur ve hatanın lahik olan
hükmü tağyir edecek derecede bulunmasına veya müddei, yahut müddeaaleyh
tarafından usulü muhakemenin tağyir ve ihlal olunduğunu ispat edecek derecede
itiraz olunup da mahkemede tetkik edilmemiş olmasına mütevakkıftır.


___________________


(1) Bu
fıkralarda yer alan ve Ek 3 üncü maddeye göre kırkmilyon olarak uygulanan parasal
sınırlar, 14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle “birmilyar“
olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.


(2)
14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan ve Ek 3 üncü maddeye göre
sekizyüzmilyon olarak uygulanan
duruşma  sınırı miktarı “onmilyar“, altıyüzmilyon olarak uygulanan karar
düzeltme sınırı miktarı ise “altımilyar“ lira olarak değiştirilmiş ve metne
işlenmiştir.


(3)  20/6/1996
tarih ve 4146 sayılı Kanunla, bu maddenin ikinci, üçüncü, dördüncü fıkralarında
geçen "dörtyüzbin" liralık sınır, "onmilyon" liraya,
beşinci fıkrasında geçen "dörtmilyon" liralık duruşma sınırı
"ikiyüzmilyon" liraya ve "ikimilyon" liralık karar düzeltme
sınırı "yüzelli" milyon liraya yükseltilmiş ve metne işlenmiştir.





 


            


             Madde
429 – (Değişik: 16/7/1981- 2494/24 md.)


             Yargıtay
ilgili dairesi temyiz edilen kararı bozarsa, davayı, kararı vermiş olan
mahkemeye veya uygun göreceği diğer bir mahkemeye gönderir.


             O
mahkeme, temyiz edenden 434 ncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri
kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten
sonra, Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.


             Mahkeme
eski kararında direnirse, bu kararın gerekçesi genişletilmiş olsa bile, direnme
kararının temyizi halinde temyiz incelemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca
yapılır.


(Ek fıkra: 17/4/2013-6460/1 md.) Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya
uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden
bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.


             Hukuk
Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.


             Madde
430 – Bir hüküm, usulü muhakemeye muhalefetten dolayı nakzolunursa menkuz
karardan sonraki muamele ve kararlar nakzın dairei şümulünde dahil ise
gayrimuteber addolunur.


             Madde
431 – Temyizi dava arzuhal ile yapılır. İşbu arzuhale mümeyyizünaleyhlerin
adedine göre suret dahi raptolunmak lazımdır.


             Madde
432 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/25 md.)


             (Değişik:
26/2/1985 - 3156/20 md.) Temyiz süresi onbeş gündür. Bu süre 8/1/1943 tarih
ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gündür.Temyiz
süreleri, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.


             Temyiz
dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir.


             Temyiz
dilekçesi, kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse, 434 üncü
maddeye göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle
birlikte gönderilir.


             Temyiz,
kanuni süre geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara
ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz isteminin reddine karar verir ve
Yargıtaya gönderme için yatırılan parayı kullanarak ret kararını kendiliğinden
ilgiliye tebliğ eder.


             Bu
ret kararı tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebilir, temyiz
edildiği ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya kararı veren
mahkemece Yargıtaya yollanır. Yargıtayın ilgili dairesi temyiz isteminin
reddine ilişkin kararı bozarsa, ilk temyiz dilekçesine göre temyiz istemini
inceler.


             Madde
433 – (Değişik:16/7/1981 - 2494/26 md.)


             Temyiz
dilekçesi, hükmü veren mahkeme aracılığı ile karşı tarafa tebliğ olunur. Tebliğ
tarihi temyiz dilekçesinin dosyada kalan aslına işaret edilir.


             Karşı
taraf, tebliğ gününden başlayarak on gün içinde cevap dilekçesini, hükmü veren
mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir mahkemeye verebilir.
Cevap veren, hükmü süresinde temyiz etmemiş olsa bile, cevap dilekçesinde hükme
ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteğinde de bulunabilir.


             Hükmü
veren mahkeme, cevap verildikten veya bunun için belli süre geçtikten sonra,
dosyayı dizi listesine bağlı olarak Yargıtayın görevli dairesine gönderir.


             Madde
434 – (Değişik 16/7/1981 - 2494/27 md.)


             Temyiz
dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse o mahkemece temyiz defterine kaydolunur ve
temyiz edene ücretsiz bir alındı kağıdı verilir.


             Temyiz
isteği, harca tabi değilse dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği, harca tabi
ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır.


             Temyiz
dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik
ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı
tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde
temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir.
Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın
temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde
432 nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.





 


 


             Madde
435 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/28 md.)


             Temyiz
dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:


             1. 
Temyiz eden ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı ve adresleri,


             2. 
Bunların kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.


             3. 
Temyiz edilen hükmün hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı,


             4. 
İlamın temyiz edene tebliğ edildiği tarih,


             5. 
Hükmün özeti,


             6. 
Temyiz sebepleri,


             7. 
Duruşma istenmesi halinde bu istek,


             8. 
Temyiz edenin veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.


             Temyiz
dilekçesi, temyiz edenin kimliği ve imzasıyla, temyiz olunan hükmü yeteri kadar
belli edecek kayıtları taşıması halinde diğer şartlar bulunmasa bile
reddolunmayıp temyiz incelemesi yapılır.


             Madde
436 – Mahkemei Temyiz Reisi, temyiz arzuhalini ve diğer tarafın verdiği
cevapname ile dosyayı tetkik ve raporunu tanzim etmek üzere azadan birine
havale eder. Cevapname muayyen müddet içinde vasıl olmamış ise evrakı mevcude
üzerine tetkikat icra olunur. Havale olunan zat nihayet bir hafta zarfında iki
tarafın müddeiyat ve müdafaat ve esbap ve delaili sübutiyelerinin ve temyizen
tetkiki talep olunan hükmün neden ibaret olduğunu ve hükmün müstenit olduğu
esbabı mucibeyi ve işbu hükme karşı temyiz istida ve lahiya ve cevap
lahiyasındaki itiraz ve müdafaaların hulasasını beyan ettikten sonra müdellel
mütalaasını muhtevi imzası altında bir takrir tanzim ve reise takdim eder.


             Madde
437 – (Değişik: 16/7/1981- 2494/29 md.)


             Sulh
mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi sekiz gündür. Bu süre ilamın usulen
taraflardan herbirine tebliği ile işlemeye başlar.


             433
üncü madde, sulh mahkemesi kararlarının temyizi halinde de uygulanır.


             Madde
438 – (Değişik: 30/4/1973 - 1711/1 md.)


             (Değişik:
26/2/1985 - 3156/21 md.) Yargıtay temyiz incelemesini dosya üzerinde yapar.
Ancak tüzelkişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin
butlanına veya feshine, boşanma veya ayrılığa, velayete, nesebe ve kısıtlamaya
ilişkin davalarla miktar veya değeri onmilyar lirayı aşan alacak ve ayın
davalarında taraflardan biri temyiz dilekçesi veya cevap dilekçesinden duruşma
yapılmasını istemiş ise, Yargıtayca bir gün belli edilerek taraflara usulen
tebligat yapılır. Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az onbeş gün
bulunması gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat gideri
verilmemişse duruşma isteği dikkate alınmaz. (1)


             (Değişik:
16/7/1981 - 2494/30 md.) Görevsizlik, yetkisizlik hakimin reddi, dava veya
karşılık davanın açılmamış sayılması, davaların birleştirilmesi ile direnme
kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılmaz.


             Yargıtay,
birinci fıkra hükmü ile bağlı olmaksızın bilgi almak üzere kendiliğinden de
duruşma yapılmasına karar verebilir.


             Duruşma
günü belli edilen hallerde Yargıtay, tarafları veya gelen tarafı dinledikten
sonra ve taraflardan hiç biri gelmemiş ise dosya üzerinde inceleme yaparak kararını
o gün tefhim eder.


             Duruşma
günü kararı verilemeyen işlerin en geç yirmi gün içinde karara bağlanması
zorunludur.


             Kanunda
ivedi olduğu bildirilen dava ve işlere ait Yargıtay incelemesi öncelikle
yapılır.


             Temyiz
olunan hükmün, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı
bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama
yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay hükmü değiştirerek ve
düzelterek onayabilir.


             Tarafların
kimliklerine ait yanlışlıklarda yazı, hesap ve diğer açık ifade yanlışlıkları
hakkında da bu hüküm uygulanır.


———————————


(1)  Bu
fıkrada geçen ve Ek 3
üncü maddeye göre sekizyüzmilyon olarak uygulanan parasal sınır, 14/7/2004 tarihli ve
5219 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle “onmilyar“ olarak değiştirilmiş ve metne
işlenmiştir.





 


             Hüküm
sonucu, esas bakımından usul ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru
görülmezse gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek hüküm onanır.


             Madde
439 – Mahkemei Temyiz iki tarafın temyiz arzuhaliyle layihasında ve cevap
layihasında muharrer kaffei itirazat ve müdafaat hakkında esbabı mucibe
beyaniyle redden veya kabulen karar vermeğe ve bunları kararına yazmağa
mecburdur.


             Mahkemei
Temyiz iki tarafın iddia ve müdafaatiyle mukayyet olmayıp kanunun sarih
maddesine muhalif gördüğü diğer esbaptan dolayı da temyiz olunan kararı
nakzedebilir.


             Madde
440 – (Değişik: 30/4/1973 - 1711/1 md.)


             I.Yargıtay
kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki
sebeplerden dolayı karar düzeltilmesi istenebilir:


             1
– (Değişik: 16/7/1981 - 2494/31 md.) Temyiz dilekçesi ve kanuni süresi
içinde verilmiş olması şartiyle- karşı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülüp
hükme etkisi olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsız bırakılmış olması,


             2
– Yargıtay kararında birbirine aykırı fıkralar bulunması,


             3
– Yargıtay incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde bir hile
veya sahteliğin ortaya çıkması.


             4
– Yargıtay kararının  usul ve kanuna aykırı bulunması,


             II. 
Yargıtay evvelce cevapsız bırakılan itirazları kendi görüşüne göre hükme etki
yapacak nitelikte bulmazsa karar düzeltilmesi isteği üzerine vereceği kararda
bu itirazları reddederken herbiri hakkında gerekçe göstermek zorundadır.


             III.
(Değişik: 26/2/1985 - 3156/22 md.) Yargıtayın aşağıdaki kararları hakkında
karar düzeltmesi yoluna gidilemez


             1 – Miktar veya değeri
altımilyar liradan az olan davalara ait hükümlerin onanması veya bozulmasına
ilişkin kararlar (1)


             2
– 8 inci maddede gösterilen davalara ait hükümlerin onanması veya bozulmasına
ilişkin kararlar (8 inci maddenin II numaralı fıkrasının 6 nolu bendindeki
davalar, bu fıkranın (1) numaralı bendindeki hüküm saklı kalmak koşuluyla; kira
sözleşmesine dayanan tahliye ve akdin feshi davaları ile bu davalarla birlikte
açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan
davalar ve Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan davalar hariç),


             3
– Görevsizlik, yetkisizlik, hakimin reddi, dava veya karşılık davanın açılmamış
sayılması, davaların birleştirilmesi ve merci belirtilmesi kararları,


             4
– Hakemlerin verdiği hükümlerin ve bu Kanunun tahkim hükümlerine göre mahkemece
verilecek kararların onanmasına veya bozulmasına ilişkin kararlar.


             Madde
441 – Tashihi karar arzuhali müstedinin bulunduğu mahal mahkemesine veya
Mahkemei Temyize veya asıl hükmü veren mahkemeye verilebilir.


             Madde
442 – Aynı ilam aleyhine bir defadan ziyade tashihi karar talebi mesmu
olmadığı gibi tashihi karar arzuhalinin reddine veya kabuliyle kararı sabıkın
tadiline dair sudur eden hükümlere karşı dahi tashihi karar caiz değildir.


             Şu
kadar ki iki taraftan biri tashihi karar ettiği halde arzuhal suretinin tebliği
tarihinden itibaren on beş gün içinde diğer taraf gerek mahsusen ita edeceği
arzuhalde ve gerek asıl arzuhale cevaben vereceği layihada itirazatını beyan ile
tashihi karar talep edilir.


Tashihi
karar talebi esbabı mezküreye mutabık görülmezse arzuhalin reddine ve mustedii
tashihten yüz liraya kadar cezayı nakdi alınmasına ve muvafık ise kabulüne
karar verilir. Tashihi karar arzuhalinin kabulü, tashihi talep edilen karar
hilafında karar verilmesini mucip addolunamaz. Tashihi karar icrayı tehir
etmez.


 


 


——————————


(1)  Bu
bentte geçen ve Ek 3
üncü maddeye göre altıyüzmilyon olarak uygulanan parasal sınır, 19/7/2004 tarihli ve
5219 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle “altımilyar“ olarak değiştirilmiş ve metne
işlenmiştir.





 


 


             Madde 442/A – (Ek:
16/7/1981 - 2494/32 md.)


             Yargıtayın karar düzeltme yolu açık olan
bozma kararları, mahkeme başkatibince onbeş gün içinde kendiliğinden taraflara
tebliğ edilir.


             Yargıtayın onama veya onamaya karşı
başvurulan karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararlarının sonucu da,
mahkeme başkatibince on beş gün içinde kendiliğinden taraflara bildirilir.


             Tebliğ ve bildirme giderleri temyiz
dilekçesi ile birlikte temyiz isteğinde bulunandan peşin olarak alınır. Bu
gider de temyiz için gerekli giderlerden olup, ödenmemesi halinde 434 üncü
madde hükmü uygulanır.


             Madde 443 – Temyizi dava icrayı
tehir etmez. Ancak müstedi indettemyiz haksız çıktığı takdirde mahkümun bihi
eda ve teslim edeceğine dair kefaleti kaviye göstermek veyahut mahkümunbih olan
nutuk ve eşyayı bir mevkii resmiye depozito etmek veya hasmı tarafından emval
ve emlakı haczedilmiş olmak şartiyle Mahkemei Temyiz talep üzerine müstacelen
icranın tehirine karar verebilir.


             Müstedi Devlet ise veya müzahareti
adliyeye nail olup da davanın ve hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran
icranın tehiri icap ediyorsa bila teminat icranın tehirine karar
verilebilir.                                            


             Nafaka hükümleri müstesnadır.


             Gayrimenkule ve buna mütaallik aynı
haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra
olunamaz.


             (Ek: 12/6/1979 - 2248/9 md.) Hükmün
kesinleştiği; ilamın altına veya arkasına yazılıp tarih ve mahkeme mührü konmak
ve mahkeme başkanı veya hakimi tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.


             Madde 444 – Temyiz davasının
suiniyetle vukuu halinde Mahkemei Temyiz 422 nci madde hükmünü tatbik eder.


 


                                                                  İKİNCİ
FASIL


                                                                  İadei
muhakeme


             Madde 445 – Katiyen verilen veya
katiyet iktisap etmiş olan kararlar hakkında aşağıdaki sebeplere binaen iadei
muhakeme talep olunabilir:


             1 – Muhakeme esnasında esbabı mücbireye
veya lehine hükmolunan tarafın fiiline binaen elde edilemiyen bir senet veya
vesikanın hükmün itasından sonra ele geçirilmiş olması,


             2 – Hükme esas ittihaz olunan senedin
sahteliğine karar verilmiş veyahut senedin sahte olduğu mahkeme veya bir mevkii
resmide ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki karar hükümden evvel ittihaz
olunup iadei muhakeme talebinde bulunan kimsenin, hüküm zamanında bundan haberi
bulunmamış olması,


             3 – Hükme esas ittıhaz olunan bir ilam
hükmü fesih ve nakzolunarak kaziyei muhkeme teşkil etmek suretiyle külliyen
mürtefi olması,


             4 – Şahadeti hükme esas ittihaz olunan
şahidin hükümden sonra yalan şahadetle mahküm edilmiş olması,


             5 – Ehlihibrenin kasten hilafı hakikat
ihbaratta bulunduğunun hükmen tahakkuk etmesi,


             6 – Mahkümunlehin yalan yere yemin ettiği
ikrarı veya beyyinei tahririye ile sabit olmuş olması,


             7 – Mahkümunleh tarafından hükme müessir
diğer bir hile ve hud'anın kullanılmış olması,


             8 – Vekil ve mümessil olmıyan kimseler
huzuriyle davanın rüyet ve hükmedilmiş olması,


             9 – Davayı rüyetten istinkaf etmeğe
kanunen mecbur olan hakim huzuriyle muhakemenin rüyet ve hükmedilmiş olması,


             10 – İki tarafı ve sebebi müddehit bir
dava hakkında sadır olan bir ilama mugayir yeni bir ilam suduruna sebep
olabilecek bir madde yokken yine o mahkeme veya diğer bir mahkeme tarafından
evvelki ilamın hükmü hilafında bir hüküm ve karar verilmiş olup da her iki ilamın
katiyet kesbetmesi.





 


 


             11- (Ek: 23/1/2003 – 4793/1 md.)
Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki
protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin
kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.


             (Ek:
16/7/1981 - 2494/33 md.) Birinci fıkranın 4, 5 ve 6 ncı bentlerindeki
hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir
ceza mahkümiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil
yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya karar
verilememiş ise, ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının,
yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.


             Madde 445/A- (Mülga:
23/1/2003-4793/5 md.)


             Madde 446 – Alacaklılar veya
mahkümunaleyh makamına kaim olanlar, borçluları veya makamına kaim oldukları
kimseler aleyhinde sadır olan hükümler hakkında mahkümunleh ile mahkümunaleyh
beyninde bilittifak kendilerine karşı vuku bulan hile sebebiyle iadei muhakeme
talebinde bulunabilir.


             Madde 447 – İadei muhakeme
müddeti, yeni vesaikın elde edildiği veya hilenin keşif olunduğu ve yalan yere
şahadet veya yemin veya ehlihibre ihbarları veya sahtelik hakkında verilen
hükümlerin katiyet iktisabettiği ve hükme esas ittihaz olunan ilam hükmünün
fesih ve nakzolunarak kaziyei muhkeme suretiyle külliyen mürtefi olmasından
haberdar olunduğu ve 445 inci maddenin 8 ve 9 uncu hallerinde hükmün
mahkümunaleyhe veya hakiki vekil veya mümessile tebliğ tarihinden itibaren üç
ay ve alacaklı veya mahkümunaleyh makamına kaim olanların hükümden usulen
haberdar oldukları günden itibaren bir aydır.


             Dört yüz kırk beşinci maddenin 10 uncu
numarasında yazılan sebepten dolayı iadei muhakeme talebi müruruzaman haddine
baliği müddet geçinceye kadar muteberdir.


             (Ek: 23/1/2003 – 4793/2 md.) 445 inci maddenin birinci fıkrasının 11 inci bendinde
yazılı sebepten dolayı iadei muhakeme müddeti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıldır.


             Madde
448 – İadei muhakeme talebini muntazammın arzuhal, hükmü veren mahkemeye
verilir ve orada tetkik olunur.


             445
inci maddenin onuncu numarasında yazılan sebepten dolayı iadei muhakeme
talebini havi arzuhal ikinci hükmü ita eden mahkemeye verilir.


             (Mülga
son fıkra: 3/8/2002-4771/6 md.; 23/1/2003-4793/5 md.)


             Madde
449 – İadei muhakeme davası hükmün icrasını tehir etmez. Ancak davanın ve
hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın tehiri icap ederse iadei
muhakeme davasında bulunan kimseden teminat alınmak şartiyle davayı rüyet eden
mahkeme tarafından icranın tehirine karar verilebilir. Devlet ile müzahareti
adliyeye nail olan kimseler hakkında 443 üncü madde mucibince teminat
alınmaksızın tehiri icraya karar verilebilir.


             Madde
450 – İadei muhakeme talebi muvafıkı kanun ise kabul ve yeniden muhakeme
icrasiyle tebeyyün edecek hale göre verilmiş olan karar tasdik veya kısmen veya
tamamen tadil olunur.


             445
inci maddedeki 8, 9 ve 10 uncu sebeplere, binaen iadei muhakeme arzuhali kabul
olunursa başkaca tetkikat icra olunmaksızın iadeten tetkiki talep olunan hükmün
iptaline karar verilir.


             Madde
451 – İadei muhakeme üzerine verilen karar iadeten tetkiki talep olunan
hükmün aslı zirine kaydolunur.


             Madde
452 – İadei muhakeme üzerine verilen karar aleyhine iadei muhakeme
olunamaz. Bu karar ancak kabili temyizdir.


             Madde
453 – İadei muhakeme talebinde bulunacak kimse hasmın zarar ve ziyanını
tediye edeceğine dair mahkemece takdir olunacak teminatı iraeye mecburdur.
Devlet ve müzahareti adliyeye nail olan kimseler teminat iraesine mecbur
değildir.


             Madde
454 – İadei muhakeme talebi reddolunursa müstedi elli liraya kadar cezayi
nakdi ile mahküm olur.


 


 


            
6- 9/2/2011 tarihli ve 6110 sayılı Kanunun Geçici Maddesi:


Geçici Madde 2 – (1) 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573 üncü
maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarında;


a) Hâkimlerin bir soruşturma, kovuşturma
veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya
verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davası,
Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen
onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Hukuk
Genel Kurulunda açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Yargıtay
ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara
ilişkin temyiz incelemesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; bu Kurulun ilk derece
mahkemesi sıfatıyla tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara ilişkin
temyiz incelemesi ise Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılır.


b) Devletin sorumlu hâkime karşı açacağı
rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür.


c) Bu davalar ilgili hâkime resen ihbar
edilir.


 (2) Hâkimler ve Savcılar Kanununa
bu Kanunla eklenen 93/A maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu
Kanunla değiştirilen 573 üncü maddesi hükümleri bu Kanun yürürlüğe girdiği
tarihte;


a) Görülmekte olan davalar,


b) Kesinleşmemiş hükümler,


c) Miktar veya değeri itibarıyla temyiz
veya karar düzeltme yoluna gidilemediği için kesinleşen hükümler,


bakımından da uygulanır ve davaya Devlet
aleyhine devam olunur.


(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
önce verilen ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz veya karar düzeltme yoluna
başvurulamayan hükümler için, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
iki hafta içinde temyiz veya karar düzeltme yoluna başvurulabilir. Bu fıkra
uyarınca yapılan kanun yolu başvuruları üzerine verilen kararlar, tahsil
edilmiş tazminat bedelinin geri istenmesi hakkını doğurmaz.


(4) Görevli mahkemede Devlet aleyhine
devam olunacak davada, temyiz ve karar düzeltme incelemesinde ilk olarak
Hâkimler ve Savcılar Kanununun 93/A maddesinde öngörülen dava şartlarının
mevcut olup olmadığına bakılır.


7- 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı
Kanunun 29 uncu maddesi:


Madde 29 – 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanununun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası, 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 1086
sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16 ncı maddesi ile
değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.


“Temyiz olunan kararın, esas yönünden
kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından
dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama
yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek
onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir
yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.”


 8- 17/4/2013 tarihli ve 6460
sayılı Kanunun 1 inci maddesi:


            
MADDE 1 – 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanununun 373 üncü maddesinin beşinci fıkrasından, 18/6/1927 tarihli ve 1086
sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 439 uncu maddesinin beşinci
fıkrasından ve 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16 ncı maddesi
ile değiştirilmeden önceki 429 uncu maddesinin üçüncü fıkrasından sonra gelmek
üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül
ettirilmiştir.


“Davanın esastan reddi veya kabulünü
içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak
şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz
incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.”





 


 


            
1086 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN


                           
YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ


                                                             
GÖSTERİR LİSTE


                                                                                                
Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın


             
Yürürlükten Kaldırılan Kanun
veya                    
_____________________________


                            
Kanun
Hükümleri                                       
Tarihi         
Sayısı      Maddesi


____________________________________________ 
_________  ______  ________


                                                                                      
                                                      


18/6/1927
tarih ve 1086 sayılı Kanunun 394, 395, 396 ve 397 nci maddelerini ihtiva eden
10 uncu faslının


 2 nci kısmı                                                                
                  13/12/1934       
2606              
2


 


28
Nisan 330 tarihli muvakkat İcra Kanunu ile mülga Ticaret Kanununun iflasa ait
hükümleri ve 2 Mart 1927 tarih ve 980 numaralı Kanunun 10 uncu maddesinin bir
numaralı fıkrası hükmü baki  kalmak  üzere bu kanunların ekleri ve
18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı kanunun dördüncü babı ile bu


kanuna
aykırı olan ihtiyati hacze dair
hükümleri                         
18/4/1929        
1424           342


 


18/6/1927
tarih ve 1086 sayılı Kanunun 118, 133, 134, 135, 136, 147 nci  maddeleri
ile 131 inci maddesinin son fıkrası


ve
bu kanuna aykırı
hükümleri                                                    
16/1/1939        
3560              
9


 


18/6/1927
tarih ve 1086 sayılı kanunun 291 inci
maddesi           
29/6/1956         6763            
47


1.
Adli evrakın PTT idaresi vasıtasiyle tebliğine dair olan kanun ile bu kanuna ek
4347, 4574,4856 ve 5045 sayılı kanunlar


2.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 81 inci maddesinin ikinci
fıkrası ile 10 uncu faslının birinci kısmı


3.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 36, 37, 38, 271 ve 274 üncü maddeleri


4.
Askeri Muhakeme Usulü Kanununun 74, 75 ve 76 ncı maddeleri


5.
Noterlik Kanununun 33 üncü  maddesinin ikinci fıkrası ile 75 inci maddesi


6.
Harçlar Kanununun 33 üncü maddesi


7.
Diğer kanunların bu kanuna uymıyan
hükümleri.                    
11/2/1959        
7201             62


 


18/6/1927
tarih ve 1086 sayılı kanunun 187/6, 494, 495,


496,
497, 498 ve 499 uncu
maddeleri                                          
26/9/1963          
338              
1


 


18/5/1955
tarih ve 6570 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesi          
30/4/1973        
1711              
3





 


 


                                                                                                
Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın


             
Yürürlükten Kaldırılan Kanun
veya                    
_____________________________


                            
Kanun
Hükümleri                                       
Tarihi         
Sayısı      Maddesi


____________________________________________ 
_________  ______  ________


                                                                                      
                                                      


18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Kanunun 187 nci maddesinin 3
numaralı bendi ile 5 numaralı bentten sonra gelen (Biri hakkında verilecek
kararın diğerine tesir edecek  mahiyette olması halinde iki dava arasında
irtibat mevcut  addolunur.)


ibaresi
ve 199 uncu
maddesi.                                                       
16/7/1981        
2494             37


 


23
Şubat 1330 tarihli "Memaliki Osmaniyede Bulunan Ecnebilerin Hukuk ve
Vezaifi Hakkında Kanunu Muvakkat"ile 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 18 inci maddesi ve yabancı ilamların tanınması ve tenfizine iliş-


kin
dokuzuncu babının birinci fasıl
hükümleri                             
20/5/1982        
2675             46


 


18/6/1927
tarih ve 1086 sayılı Kanunun 398, 399, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 407,
408, 410, 411, 412, 563 ve 564 üncü maddeleri ile 510 uncu maddesinin ikinci
fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelen "İki taraftan biri ispatı vücut



etmezse
gıyap kararı kendisine tebliğ
edilmez."ibaresi                
26/2/1985        
3156             25


 


a) İcra ve İflas Kanununun 14 ve 109 uncu maddelerinin


ikinci
fıkraları                                                                                
6/6/1985         
3222             47


 


b)
25/4/1985 tarih ve 3182 sayılı Bankalar Kanununun 92,


93
ve 94 üncü
maddeleri                                                               
6/6/1985         
3222             47


 


c)
Hukuk  Usulü  Muhakemeleri 
Kanununun  500  üncü


maddesi                                                                                         
6/6/1985         
3222             47


 





 


 


1086 SAYILI KANUNA EK VE
DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN


                                
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE


     
Kanun                                                                                                                   
Yürürlüğe


        
No.                         
Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler                      
giriş tarihi


  
___________  ____________________________________________________ 
___________


       
1268                                                         
—                                                          
28/5/1928


       
1424                                                         
—                                                            
4/9/1929


       
1539                                                         
—                                                        
25/12/1929


       
1582                                                         
—                                                          
19/4/1930


       
2606                                                         
—                                                        
22/12/1934


       
3560                                                         
—                                                            
1/1/1940


       
5464                                                         
—                                                        
27/12/1949


       
6763                                                         
—                                                            
1/1/1957


       
6769                                                         
—                                                          
11/7/1956


       
7201                                                         
—                                                          
19/8/1959


        
338                                                          
—                                                          
3/10/1963


       
1136                                                         
—                                                            
7/7/1969


       
1711                                                         
—                                                            
7/6/1973


       
2248                                                         
—                                                          
22/6/1979


       
2494                                                         
—                                                          
18/8/1981


       
2675                                                         
—                                                        
22/11/1982


       
3156                                                         
—                                                            
5/4/1985


       
3222                                                         
—                                                          
15/7/1985


       
4146                                                         
—                                                          
23/6/1996


       
4771                                                         
—            
9/8/2002 tarihinden itibaren 1 yıl sonra


       
4787                                                         
—                                                          
18/1/2003


       
4793                                                         
—                                                            
4/2/2003


       
5020                                                         
—                                                        
26/12/2003


       
5070                                                         
—                                         
23/1/2004 tarihinden


    
         
            itibaren
6 ay sonra


       
5219               
8, 288, 290, 427, 438, 440, 566 ve Geçici Madde
1                       
21/7/2004


                                                                        
175                                                           
1/1/2005


       
5236 (1)          
  25,30,33,35,36,36/A,36/B,37,45,48,149,170,176,


                               
193,388,426/A ilâ 426/U, 427 ilâ 439,440 ilâ 444,


                                
449,452,575,Ek Madde 4,Geçici Madde 1 ve  2                         
1/4/2005


       
5348                                              
Geçici Madde
2                                               
18/5/2005


 


–––––––––––––––––––––


 


(1)    Bu Kanunun
yürürlük tarihi  31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun  Geçici 1
inci maddesiyle "1 Haziran 2005“ şeklinde değiştirilmiştir.


 


 


 





 


 


1086
SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN


MEVZUATIN
VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLEN HÜKÜMLERİN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ
TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE


 


 





Değiştiren Kanunun/KHK’nin/
İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının  Numarası



 

1086 sayılı Kanunun
değişen veya iptal edilen maddeleri



 

Yürürlüğe Giriş  Tarihi






5728 



36,90,113/A,149,150,253,271,313,319,320,422,454,576             



8/2/2008






6110



573, 575, 576



14/2/2011






6217



436,
İşlenemeyen Hüküm



14/4/2011






6460



439,
İşlenemeyen Hüküm ile İşlenemeyen hükümler başlığı altında yer alan 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16
ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 429 uncu maddesi



 

30/4/2013






 


             


                                                                                                                



                                     
                                   



                                                                                         



               


 

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?