3894 sayılı Denizde Zapt ve Müsadere Kanunu

KanunNo: 3894Resmî Gazete: 18.07.1940 / 4564

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

DENİZDE
ZABT VE MÜSADERE KANUNU


 


Kanun
Numarası                    : 3894


Kabul
Tarihi                           : 10/7/1940


Yayımlandığı
Resmî Gazete  : Tarih  : 18/7/1940        Sayı  : 4564


Yayımlandığı
Düstur              : Tertip : 3                      Cilt   : 21             Sayfa  :
880


 


BİRİNCİ
BAP


 


BİRİNCİ
FASIL


Denizde zabt ve musadere hakkının istimali salahiyeti


Madde
1 – Denizde
zabt ve müsadere hakkı, deniz nakil vasıtalarını durdurmak ve aramak ve nakil
vasıtaları ile onların içinde bulunan mallar hakkında aşağıdaki hükümlere göre
muamele etmek salahiyetini ihtiva eder.


Harb
gemilerile ticari maksatlara tahsis veya bu uğurda istimal edilmeyen ve
munhasıran amme idaresine tahsis veya bu uğurda istimal edilen deniz nakil
vasıtaları denizde zabt ve müsadere hakkına tabi değildir.


 


Madde 2 – Denizde
zabt ve musadere hakkını istimale aşağıdaki makamlar salahiyetlidir.


1
– Harb gemileri komutanları ile ordu birlikleri komutanları.


2
– Türkiye Cumhuriyeti hakimiyeti altında olan yerlerde hususi surette bu vazife
ile tavzif edilen makamlar.


 


Madde
3 – Denizde
zabt ve müsadere hakkının tatbik edileceği zamanın başlangıcını ve sonunu
Cumhurbaşkanı tayin eder.[1]


 


Madde
4 – Zabt
ve müsadere hakkı:


1
– Açık denizlerde,


2
– Türkiye Cumhuriyetinin, müttefiklerinin ve düşmanlarının hakimiyeti altında
olan sularda,


3
– Türkiye Cumhuriyetinin, müttefiklerinin ve düşmanlarının seyrüsefere yarayan
iç sularında ve tesisatında,


İstimal
edilir.


 


Madde
5 – Denizde
zabt ve müsadere hakkı bitaraf sularda tatbik edilmez.





İKİNCİ
FASIL


Nakil
vasıtalarının ve malın düşmanlık ve bitaraflık sıfatı


Madde
6 – Bir
deniz nakil vasıtasının düşmanlık veya bitaraflık sıfatı, taşımağa salahiyetli
olduğu bayrakla taayyün eder. Bir bayrak taşımağa salahiyetli olmayan nakil
vasıtaları hakkında sahibinin tabiiyeti esas tutulur.


Nakil
vasıtasının sıfatı itiraz edilmeyecek bir şekilde tesbit olunmadığı müddetçe
düşman gemisi telakki olunur.


 


Madde
7 – Düşman
deniz nakil vasıtasının bitaraf bir bayrağa geçişi, düş manlık sıfatının
istilzam ettiği neticelerden kurtulmağa matuf olduğu takdirde tanınmaz.


Aşağıdaki
hallerde bitaraf bayrağa geçiş birinci fıkrada gösterilen maksatla yapılmış sayılır:


1
– Geçiş, denizde zapt ve müsadere hakkının tatbika başlandığı andan sonra
vukubulmuşsa;


2
– Geçiş, denizde zapt ve müsadere hakkının tatbikına takaddüm eden altmış gün
zarfında vukubulmakla beraber:


a)
Geçiş vesaiki nakil vasıtasında mevcut olmazsa, veya


b)
Geçiş, bir şarta muallak olur veya tam olmazsa, veyahut


c)
Nakil vasıtası üzerinde tasarruf hakkı ile, nakil vasıtasının istimalinden
mütevellit kazanç geçişten evvelki ellerde kalırsa.


 


Mal


Madde
8 – Malın
düşmanlık veya bitaraflık sıfatı, malikinin tabiiyetine ve eğer maliki tabiiyetsiz
ise kanuni ikametgahına göre taayyün eder. Mal, bir şirkete ait ise sıfatının
tayininde şirketin kanuni ikametgahı esas tutulur.


Malın
sıfatı her türlü itirazdan salim bir şekilde sabit olmadıkça düşman malı
sayılır.


 


Madde
9 – Düşman
malı yolculuk esnasında malikini değiştirdiği takdirde, bu değişme, zapt ve
müsadere hakkının tatbika başlandığı andan sonra vukubulmuşsa, varma mahalline
vasıl oluncaya kadar düşmanlık sıfatını muhafaza eder.


 


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Nakil vasıtalarının ve malın tabi olacağı muamele


düşman nakil vasıtaları ve bunların yükü


Madde
10 – Düşman nakil vasıtaları zapt ve müsadereye tabidirler.


 


Madde 11 – Düşman nakil vasıtalarındaki düşman
malı zapt ve müsadereye tabidir.


 


Madde
12 – Düşman nakil vasıtasındaki bitaraf mal serbesttir. Şu
kadar ki, bu mallar aşağıdaki hallerde zapt ve müsadeye tabi olur:


1
– Harb kaçağı olur veya harb kaçağı olmasa bile, harb kaçağı diğer eşyanın
sahibine ait bulunursa;


2
– Nakil vasıtası ablukayı yarmak fiilini irtikap ederse;


3
– Düşman refakatinde giden, kuvvet istimaliyle mukavemet eden yahut hasmane
himaye ve yardımda bulunan bir nakil vasıtasının kaptan veya malikine ait ise.


 


Madde
13 – Bir düşman nakil vasıtasının gemi adamlarına veya
yolcularına ait olup şahsi istimallerine mahsus bulunan eşya serbesttir.


 


Bitaraf nakil vasıtaları ve bunların yükü


Madde
14 – A) Bitaraf nakil vasıtası aşağıdaki hallerde zapta
tabidir:


1
– Harb kaçağı mal naklediyorsa veya bizzat kendisi harb kaçağı ise;


2
– Düşman refakatinde seyrediyorsa;


3
– Pasif mukavemet gösterirse;


4
– Kuvvet istimaline mukavemet ederse;


5
– Hasmane himaye ve yardımda bulunursa;


6
– Vesaikı muntazam değilse;


7
– Ablukayı yarmak fiilini irtikap ederse;


8
– Rota emrini tatbik etmezse;


9
– Sahte evrak kullanarak düşmana kaçak mal taşımış ve düşmana bu yardımdan
sonra dönüş yolculuğunda yakalanmış ise.


B)
Nakil vasıtası aşağıdaki hallerde ayrıca müsadereye de tabidir:


1
– Yükün yarısından fazlasını harb kaçağı teşkil ediyorsa yahut nakil vasıtası
bizzat harb kaçağı ise;


2
– Düşman refakatinde seyrediyorsa;


3
– Kuvvet istimali ile mukavemet gösterirse;


4
– Hasmane himaye ve yardımda bulunursa;


5
– Ablukayı yarmak fiilini irtikap ederse;


6
– Sahte evrak kullanarak düşmana kaçak eşya taşımış ve düşmana bu yardımdan
sonra dönüş yolculuğunda yakalanmış ise.


 


Madde
15 – Bitaraf nakil vasıtasındaki düşman malı serbesttir.


Şu
kadar ki, bu mallar aşağıdaki hallerde zabt ve müsadereye tabi olur:


1
– Harb kaçağı ise yahut harb kaçağı olmasa bile harb kaçağı diğer eşyanın
sahibine ait ise;


2
– Nakil vasıtası düşman refakatinde seyrediyorsa;


3
– Nakil vasıtası kuvvet istimali ile mukavemette bulunursa;


4
– Nakil vasıtası hasmane himaye ve yardımda bulunursa;


5
– Nakil vasıtası ablukayı yarmak fiilini irtikap ederse.





Madde
16 – Bitaraf nakil vasıtalarındaki bitaraf mal serbesttir.
Şu kadar ki, bu mallar aşağıdaki hallerde zabt ve müsadereye tabi olur:


1 – Harb kaçağı ise veya harb kaçağı olmasa bile harb
kaçağı diğer eşya sahibine ait ise;


2
– Nakil vasıtası ablukayı yarmak fiilini irtikap ederse;


3
– Düşman refakatinde giden, kuvvet istimaliyle mukavemet eden yahut hasmane
himaye ve yardımda bulunan bir nakil vasıtasının kaptan veya malikine ait ise.


 


Madde
17 – Bitaraf nakil vasıtasının gemi adamlarına veya
yolcularına ait olup şahsi istimallerine mahsus bulunan eşya serbesttir.


 


Madde
18 – Askeri hastane gemileriyle hususi şahıslar veya resmen
tanınmış yardım cemiyetlerince teçhiz edilmiş olan hastane gemileri, aşağıdaki
şartların tahakkuku halinde, zapt ve müsadereye tabi değildirler:


1 – Bu gemilerin hastane gemisi oldukları Türkiye
Cumhuriyeti Hükümetine bildirilmiş;


2
– Mer'iyette bulunan Devletlerarası mukaveleler hükümlerine göre hastane gemisi
oldukları layıkı veçhile belli edilmiş ve


3
– Tahsis olundukları maksatlara uygun olarak istimal edilmekte bulunmuş iseler.


 


Madde
19 – A) Aşağıdaki nakil vasıtaları da zabt ve müsadereye
tabi değildirler:


1
– Münhasıran sahil balıkçılığına veya mahalli ve küçük seyrüsefere hizmet eden
nakil vasıtalariyle bunların teçhizatı ve yükü;


2
– Münhasıran dini, ilmi veya insani vazifelerle muvazzaf olan nakil vasıtaları;


3
– Münhasıran mükaleme memurlarının nakline veya harb esirlerinin mübadelesine
hizmet eden nakil vasıtaları;


4
– Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin veya müttefiklerinin bir vesikası ile
mücehhez bulunan nakil vasıtası.


B)
Bu nakil vasıtaları her hangi bir surette hasmane hareketlerde bulunur veya
buna iştirak eder yahut ciheti tahsislerine mugayir hallerde bulunurlarsa zapt
ve musadereden muafiyet hakkını kaybederler. Bu nakil vasıtaları Türkiye
Cumhuriyeti Hükümetinin veya müttefiklerinin salahiyetli makamları tarafından
verilen emirlere riayet etmedikleri takdirde dahi aynı hüküm tatbik olunur.


 


Madde
20 – Bitaraf veya düşman nakil vasıtalarında bulunan posta
mektup irsalatı tecavüzden masundur. Nakil vasıtası zaptedildiği takdirde
bunlar zapteden tarafından mahalline gönderilir.


Şu
kadar ki birinci fıkra ahkamı:


1
– Posta paketleriyle harb kaçağı eşyayı ihtiva eden mektuplar;


2
– Ablukanın yarılması halinde abluka edilmiş bir limana giden veya böyle bir
limandan gelen mektuplar hakkında tatbik edilmez.





DÖRDÜNCÜ
FASIL


Harb kaçağı


Madde
21 – Doğrudan doğruya kara, hava ve deniz teslihatına
yarayan ve düşman ülkesinde veya düşman tarafından işgal olunan araziye veyahut
düşman harb kuvvetlerine muhtas olan bilcümle eşya ve maddeler harb kaçağı
(Mutlak harb kaçağı) addolunurlar.


Eşyanın
muvasalat edeceği mahalle doğrudan doğruya sevkedilmesiyle aktarmaya veya kara
üzerinde diğer bir nakliyata lüzum olması arasında fark yoktur.


Mutlak
harb kaçağı eşya ve maddeler Cumhurbaşkanı karariyle tayin ve ilan olunur.[2]


 


Madde
22 – Mutlak surette harb kaçağı eşyanın düşmana muhtas
olduğu aşağıdaki hallerde sabit addedilir:


1
– Mal ve eşya, vesaikına nazaran, bir düşman limanında boşaltılmak veya düşman
harb kuvvetlerine teslim edilmek icap ediyorsa;


2
– Nakil vasıtası yalnız düşman limanlarına uğrayacaksa;


3
– Vesaikına nazaran mal ve eşyanın ait olduğu bitaraf limana vusulünden evvel
nakil vasıtasının düşman limanına uğraması veya düşman harb kuvvetleriyle temas
etmesi icap ediyorsa.


 


Madde 23 – A) 1
– Harb gayeleri için olduğu kadar, müslihane gayeler için de kullanılabilen ve
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından ilan edilen listeye dahil bulunan ve


2
– Düşman harb kuvvetlerinin veya düşman idare makamlarının istimaline mahsus
olan bilcümle eşya ve mevat harb kaçağı (Meşrut harb kaçağı) addolunurlar.


B) A fıkrasında yazılı
olan eşya ve mevat bitaraf bir limanda boşaltılmak icap ediyorsa bu takdirde
düşmanın da aynı şekilde hareket eylemesi şartiyle, kaçak eşya addedilmez.


C)
Düşman ülkesinde hiç bir deniz hududu bulunmuyorsa (B) fıkrası tatbik edilmez.


 


Madda
24 – Meşrut harb kaçağı:


1
– Bir düşman makamına;


2
– Düşmanın müstahkem bir mevkiine veya düşman harb kuvvetlerinin harekat mıntakasına
veya iaşe üssü hizmetini gören bir mevkie;


3
– Düşman devletin harb kuvvetlerine veya idare makamlarına bu kabil eşya ve
mevat ita ve teslim ettiği sabit olan ve düşman ülkesinde bulunan bir tüccar
veya acentaya;


Gönderildiği
takdirde düşmana ait sayılır.


 


Madde
25 – Aşağıdaki eşya ve mevat hiç bir suretle harb kaçağı
sayılamaz:


1
– İçinde bulunduğu nakil vasıtasının istimaline veya gemi adamlariyle
yolcuların zati istimaline yarayan eşya ve mevat;


2
– Münhasıran hasta ve yaralıların tedavisine yarayan eşya ve mevat;


Şu
kadar ki iki numaralı benddeki eşya ve mevat düşman ülkesine veya düşman harb
kuvvetlerine mahsus olduğu takdirde, mühim askeri icapların ve ihtiyaçların
mevcudiyeti halinde tazminat mukabilinde alınabilir.


 


Madde
26 – Bir nakil vasıtasının takip edeceği yol ve malın
boşaltılacağı mahal hakkında nakil vasıtasında bulunan vesaika doğru nazariyle
bakılır.


Birinci
fıkradaki kaide şu hallerde cari değildir:


1
– Bariz bir surette yolunu değiştiren nakil vasıtası yolundan inhirafı hakkında
kafi derecede muhik sebep gösteremezse;


2
– Seyahat yolu ve boşaltma mahalli hakkındaki vesikaların hakikata uymadığını
kabul ettirecek sebep mevcutsa.


 


Harb kaçağı naklinin neticeleri


Madde
27 – Harb kaçağı taşıyan nakil vasıtaları zabta tabidirler.


Harb
kaçağı kıymet, ağırlık, hacim veya navlun itibariyle yükün yarısından fazlasına
baliğ olursa bu gibi nakil vasıtaları müsadereye tabidir.


 


Madde
28 – Kendisi harb kaçağı olan nakil vasıtası zabt ve
müsadereye tabidir.


 


Madde
29 – Harb kaçağı mal zabt ve müsadereye tabidir.


Harb
kaçağı mal sahibine ait olan ve aynı nakil vasıtasında bulunan sair mal da aynı
suretle zabt ve müsadereye tabidir.


 


Madde
30 – A) Bitaraf bir nakil vasıtasındaki bitaraf harb
kaçağı:


1
– Nakil vasıtası durdurulduğu anda denizde zabt ve müsadere hakkının
başlanmasına dair olan karardan veya bu nevi malın Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti
tarafından ilan edilen listeye dahil olduğundan haberdar değilse;


2
– Nakil vasıtası mezkür hususattan haberdar olmakla beraber harb kaçağı malı
boşaltmaya muktedir olamamışsa;


Ancak
bir tazminat mukabilinde müsadere olunabilir.


B)
Harb kaçağı mal sahibine ait olup böyle bir gemide bulunan mal serbesttir.


C)
A fıkrasının 1 ve 2 numaralı hallerinde bitaraf nakil vasıtası, yükünün
yarısından fazlası harb kaçağı olsa bile, 27 nci maddenin 2 nci fıkrası hükmü
tatbik olunmaz.


 


BEŞİNCİ
FASIL


Refakat


Madde
31 –
Düşman harb gemilerinin refakatinde bulunan nakil vasıtaları harbin her türlü
tehlikelerine maruzdurlar.


Bunlar
zabt ve müsadereye tabidirler.





Madde
32 – Düşman harb gemileri refakatinde yolculuk etmesi
sebebiyle zabt ve müsadereye tabi olan bir nakil vasıtasındaki düşman malı zabt
ve müsadereye tabidir.


Nakil
vasıtasının kaptan veya sahibine ait mal da aynı suretle zabt ve müsadereye
tabidir.


 


Madde
33 – Kendi harb gemileri refakatinde bulunan bitaraf nakil
vasıtaları durdurma ve araştırmağa tabi değildirler.


Bununla
beraber, kafilenin komutanından kafilesine dahil nakil vasıtalarının evsafı ve
bunların yükü hakkında malümat ve teminat istenebilir.


 


ALTINCI
FASIL


Mukavemet


Madde
34 – Bir nakil vasıtası stop ettirildikten sonra kaptan
veya gemi adamlarının tarzı hareketleri yüzünden durdurulması veya
araştırılması yapılamazsa, pasif mukavemette bulunmuş, sayılarak nakil vasıtası
zabta tabi olur.


 


Madde
35 – Denizde zabt ve musadere hakkının istimaline karşı
kuvvete müracaatla gösterilen mukavemet kuvvet istimalile bertaraf edilebilir.


Mukavemetin
bertaraf edilmesinden sonra nakil vasıtası zabt ve müsadereye tabi olur.


 


Madde
36 – Kuvvete müracaatla mukavemet göstermesi sebebiyle zabt
ve müsadereye tabi olan bir nakil vasıtasındaki düşman malı zabt ve müsadereye
tabidir.


Nakil
vasıtasının kaptan veya sahibine ait mal da aynı suretle zabt ve müsadereye
tabidir.


 


YEDiNCİ
FASIL


Hasmane
himaye ve yardım


Madde
37 – Hasmane himaye ve yardım aşağıdaki hallerde mevcuttur.
Nakil vasıtası:


1
– Harb hareketlerine iştirak ederse;


2
– Düşmanın denizde bulunan harb kuvvetlerinin harekatını sair surette doğrudan
doğruya himaye veya buna yardım ederse;


3
– Düşman hükümeti tarafından kiralanmış olur veya onun emri veya kontrolü
altında bulunursa;


4
– Düşman menfaatine haber götürmeğe veya düşman harb kuvvetleri mensuplarını nakle
devamlı surette tahsis edilmiş ise;


5
– Yolculuğu, sureti mahsusada, düşman menfaatine bir haber götürme veya düşman
harb kuvvetleri mensuplarını yahut düşman kuvvetleri hizmetine girmek isteyen
şahısları nakil için yapmakta ise;


6
– Malikinin, kiracısının veya kaptanının malümatiyle bir düşman kıtasını havi
olur yahut yolculuk esnasında düşman harekatını doğrudan doğruya himaye ve buna
yardım eden eşhası taşırsa;


 


Madde
38 – Hasmane himaye ve yardım şu hallerde dahi mevcuttur:


1
– Telsizle mücehhez bir nakil vasıtası harb kuvvetleri veya askeri harekat
hakkında düşmana faydalı olacak haberler gönderirse;


2
– Emri altında harekatta, bulunan birliğe yaklaşmaması için bir askeri
komutandan emir alan telsizle mücehhez bir nakil vasıtası bu emre muhalif
hareket ederse;


3 – Emri altında
harekatta bulunan birliğin doğrudan doğruya civar ve yakılarında telziz
tesisatını istimal etmemesi için bir askeri komutandan emir alan telsizle
mücehhez bir nakil vasıtası bu emre muhalif hareket ederse.


 


Madde
39 – Hasmane himaye ve yardımda bulunan nakil vasıtaları
zabt ve müsadereye tabidir. Böyle bir halde beynelminel harb hukukuna nazaran
caiz olduğu nispette, bunlara karşı silah kuvvetiyle de harekete geçilebilir.


38
inci maddenin birinci numarasındaki halde bir nakil vasıtası hasmane himaye ve
yardımdan dolayı haber irsali anından itibaren harb sonuna kadar zabt ve
müsadere olunabilir.


 


Madde
40 – Durdurulduğu anda denizde zabt ve müsadere hakkının
tatbikına başlanması kararından haberdar olmadığı yahut haberdar olmakla
beraber taşıdığı şahısları henüz çıkaramadığı takdirde bitaraf bir nakil
vasıtası 37 nci maddenin 5 ve 6 ncı numaralarındaki hallerde zabt ve müsadereye
tabi olmaz.


 


Madde
41 – Hasmane himaye ve yardım dolayısiyle zabt ve
müsadereye tabi bir nakil vasıtasındaki düşmana ait mal zabt ve müsadereye tabi
olur.


Bu
nakil vasıtasında kaptan veya malikine ait olan mal da aynı suretle zabt ve
müsadereye tabidir.


 


SEKİZİNCİ
FASIL


Sahte
ve noksan evrak


Madde
42 – Evrakı muntazam olmayan nakil vasıtaları zapta
tabidir.


Aşağıdaki
hallerde bir nakil vasıtasının evrakı muntazam değildir:


1
– Nakil vasıtasında birden fazla veya musanna veya muharref evrak bulunursa;


2
– Esaslı vesaik noksan olur, imha edilmiş veya ortadan kaldırılmış bulunursa.


 


DOKUZUNCU
FASIL


Abluka


Madde
43 – Abluka, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti veya onun namına
hareket eden askeri komutanlar tarafından ilan edilir.


Abluka
ilan olunurken şunlar tesbit olunur:


1
– Ablukanın başlama zamanı;


2
– Abluka edilen sahillerin coğrafi hududu;


3
– Bitaraf gemilerin çıkıp gitmeleri için bırakılan müddet.


 


Madde
44 – Ablukanın ilanı ile bunun tevsi ve tahdidi aşağıdaki
makamlara bildirilir.


1
– Hükümet tarafından bitaraf devletlere;


2
– Ablukayı yapan harb kuvvetleri komutanı tarafından abluka edilen sahildeki
liman makamlarına veya salahiyetli sair mahalli makamlara.


 


Madde
45 – Abluka düşman sahillerine inhisar eder.


Ablukayı
yapan harb kuvvetleri bitaraf sahillere girişe mani olamazlar.


 


Madde 46 – Ablukanın
hukukan hüküm ifade etmesi için, fiilen müessir olması lazımdır.


Düşman
sahillerile olan muvasalaya fiilen mani olmağa kafi miktarda harb kuvvetleri tarafından
idame ettirildiği takdirde abluka fiilen müessirdir.


 


Madde
47 – Abluka eden harb kuvvetleri fena hava yüzünden
muvakkaten uzaklaştıkları takdirde abluka refedilmiş sayılmaz.


 


Madde
48 – Abluka bilcümle devletlerin nakil vasıtalarına karşı
bitarafane yapılmak icap eder.


 


Madde
49 – Abluka olduğunu bildiği halde abluka edilen sahile
varmağa veya o sahili terke teşebbüs eden bir nakil vasıtası ablukayı ihlalden
dolayı zabt ve müsadereye tabi olur.


 


Madde
50 – Bir bitaraf devletin limanını bu devlete ablukanın
tebliğinden sonra terkeden nakil vasıtası ablukadan haberdar sayılır.


 


Madde
51 – Ablukayı ihlal eden nakil vasıtasında bulunan mal zabt
ve musadereye tabidir.


Kiracı yükleme anında, ablukanın ihlali kasd ve
niyetinden haberdar olmadığını ve haberdar olmasına imkan da bulunmadığını
ispat ederse, ablukayı ihlalden dolayı mal müsadere olunmayabilir.


 


ONUNCU
FASIL


İstirdat


Madde
52 – Düşman tarafından zabt ve fakat henüz müsadere veya
harb uğrunda istimal edilmeden geri alınan bir nakil vasıtası istirdat edilmiş
sayılır.


Böyle
bir nakil vasıtası, zabtı için bir sebep mevcut olmadığı takdirde serbest
bırakılır.





ON
BİRİNCİ FASIL


Denizde
zabt ve müsadere hakkının istimalinde riayet edilecek usul


Madde
53 – Denizlerde müsadere hakkının tatbikında yapılan
aramalarda ve ittihaz olunan bütün tedbirlerde mümkün olduğu kadar nezakete
riayet edilir.


 


Durdurma ve arama


Madde
54 – Durdurma ve arama, nakil vasıtası hakkında bilinmesi
lazım gelen hususları tesbit için yapılır.


Neticede
nakil vasıtası ya serbest bırakılır veya zabtolunur.


 


Madde
55 – Durdurma, nakil vasıtasının stop etmesi için vakı
davetten gemi evrakının muayenesinin hitamına kadar olan muameleleri ihtiva
eder.


 


Madde
56 – Durdurmada aşağıdaki usul caridir:


1
– Durdurulacak nakil vasıtası bir işaret veya ihtar ateşile durmağa davet
edilir. En geç bu davete kadar harb gemisi bayrağını çekmiş olmalıdır.


Nakil vasıtası durmazsa bu halde nakil vasıtasının gidiş
yolu istikametine veya aşırma suretile bir mermi atılır. Nakil vasıtası yine
durmaz veya mukavemet ederse kuvvetle durmağa icbar edilir.


2
– Nakil vasıtası durunca bir müfreze gönderilir. Müfrezenin komutanı geminin
vesaikini muayene eder.


Hususi
haller dolayısile bir müfrezenin gönderilmesi imkansızsa bu halde istisnai
olarak, gemi vesaikinin harp gemisine getirilerek orada muayenesi istenebilir.


 


Madde
57 – Yalnız nakil vasıtasının vesaikinin tetkikle, vaziyet
kafi derecede tenevvür etmezse nakil vasıtasında arama yapılır.


Arama
kaptan, gemi adamları ve yolcuların sorguya çekilmesiyle vesikaların ve münderecatının
tam ve hakikate uygun olup olmadıklarının tetkik ve tesbiti maksadile nakil
vasıtası ve yükün muayenesinden ibarettir.


 


Madde
58 – Bitaraf posta gemilerinde arama ancak zaruret halinde
mümkün olan nezaket ve süratle yapılır.


 


Rota emri


Madde
59 – Rota emri, durdurma veya arama yapılabilmesi için
muayyen bir mahalde gitmesi hususunda bir nakil vasıtasına verilen emirdir.


 


Madde
60 – Durdurma maksadile olan rota emri aşağıdaki hallerde
caizdir:


1
– Şüpheyi mucip esaslı sebepler mevcut olur ve


2
– Denizin vaziyetinden, düşmanın müdahale etmesi tehlikesinden veya durduran
yahut durdurulan nakil vasıtasının hal ve vaziyetinden dolayı durdurma derhal
yapılamazsa.


 


Madde
61 – Arama maksadile olan rota emri aşağıdaki hallerde
caizdir:


1
– Durdurmadan sonra şüpheyi mucip esaslı sebepler mevcut olursa ve


2
– Nakil vasıtasının bulunduğu yerde arama yapılması mümkün olmaz veya maslahata
uygun bulunmazsa.


 


Madde
62 – Rota emrine itaat etmiyen nakil vasıtası kuvvet
istimali ile buna icbar olunabilir.


Bu
nakil vasıtası zabta tabidir.


 


Nakil vasıtasının zabtı


Madde
63 – Zabt, nakil vasıtası üzerindeki emir ve kumanda
salahiyetini ele almak suretile olur.


 


Madde
64 – Nakil vasıtası bir müsadere müfrezesi ile işgal
edilir.


Müsadere
müfrezesinin amiri bu gemiye Türk Bayrağını çekmeye salahiyetlidir.


 


Madde
65 – Nakil vasıtalarının bir müsadere müfrezesile işgali
kabil olmadığı takdirde nakil vasıtası bayrağını indirmeğe ve sürat ve rotasını
harb gemisinin emirlerine göre tanzim etmiye davet olunur.


 


Madde
66 – Nakil vasıtasında bulunan vesaik hıfzedilir ve bunun
listesi yapılır.


Nakil
vasıtasının teçhizat ve yükü emniyet altına alınır.


Mümkün
olursa nakil vasıtası kaptanına zabt hakkında bir vesika verilir.


 


Malın zabtı


Madde
67 – Malın zabtı, nakil vasıtasının zabtı suretile olur.


Bununla
beraber aşağıdaki hallerde mal müstakilen zabtolunabilir.


1
– Kaptan malı teslime hazır olursa;


2
– Nakil vasıtasının sevki mümkün olmaz ve tahribi de caiz bulunmazsa;


3
– Nakil vasıtası tahrib edilecek olursa.


 


Sevk


Madde
68 – Zabtolunan nakil vasıtası veya mal mümkün olan süratle
Türkiye veya müttefiklerinin bir limanına sevk ve oradaki devlet ajanının
emrine teslim edilir.


Bitaraf
bir devlet limanına sevk ancak deniz müsadere mahkemesinin kararına intizaren
zaptolunan nakil vasıtası veya malın orada muhafaza edilmesine bitaraf devlet
müsaade ettiği takdirde yapılır.


Sevkten
evvel nakil vasıtalarının, malların ve malzemenin kullanılması





Madde
69 – Zabtolunan düşman nakil vasıtaları icap ettiği
takdirde sevklerinden evvel ordunun hizmetinde kullanılabilirler.


Aynı
hüküm, bir düşman gemisi rafakatinde yolculuk, kuvvet istimali ile mukavemet
veya harb hareketlerine iştirak ettiğinden dolayı müsadereye tabi bulunan ve
zabtolunan bitaraf bir nakil vasıtası hakkında da caridir.


Sair
sebepler dolayısiyle müsadereye tabi olup zaptolunan bitaraf nakil vasıtaları
da sevklerinden önce insani vazifelerin ifası için ordu hizmetinde
kullanılabilirler.


 


Madde
70 – Zabtolunan düşman veya bitaraf nakil vasıtalarındaki
müsadereye tabi mallar ve malzeme lüzumu halinde sevklerinden önce ordunun ve
hassatan zabteden nakil vasıtasının ihtiyacı için kullanılabilir.


 


Nakil vasıtalarının ve malların tahribi


Madde
71 – Sevkleri maslahata uygun veya emin görünmediği
takdirde zabtolunan düşman nakil vasıtalarının tahribi caizdir.


 


Madde
72 – Zabtolunan bitaraf nakil vasıtalarının aşağıdaki
hallerde tahribi caizdir:


1
– Düşman refakatinde yolculuk, kuvvet istimali ile mukavemet veya hasmane
himaye ve yardımda bulunduklarından dolayı zabtedilmiş ve


2
– Sevkleri maslahata uygun veya emin görülmemişse.


Birinci
fıkranın bir numarasında yazılı olanlardan gayri sebeblerle zabtedilmiş olan
bitaraf nakil vasıtalarının da aşağıdaki hallerde istisnaen tahribi caizdir:


1
– Müsadere olunacakları kuvvetle muntazar ve


2
– Sevkleri zabteden nakil vasıtasını tehlikeye maruz veya bunun girişmiş olduğu
teşebbüsleri akim bırakabilecek ise.


 


Madde
73 – 71 ve 72 nci maddelere göre nakil vasıtalarının
tahribi yolcuların, gemi adamlarının ve nakil vasıtasına ait evrakın emin bir
yere getirilmiş olması şartiyle caizdir.


Gemi
filikaları emin bir yer sayılmazlar. Meğer ki yolcuların ve gemi adamlarının
selameti mevcut deniz ve hava vaziyetine nazaran karanın yakın olması veya
kendilerini alabilecek mevkide diğer bir nakil vasıtasının mevcudiyeti
dolayısiyle temin edilmiş bulunsun.


 


Madde
74 – 67 nci madde mucibince yalnız başına zabtolunan mal
başka bir şart aranmaksızın tahrip olunabilir.


 


Gemi
adamlariyle yolculura yapılacak muamele


Madde
75 – Zabtolunan düşman nakil vasıtalarının kaptan, doktor
ve çarkçıları:


1
– Bitaraf bir Devlet tabiiyetinde olduklarını ispat ettikleri ve


2
– Harbin devamı müddetince hiç bir düşman nakil vasıtasında hizmet deruhte
etmiyeceklerine dair yazılı şekilde söz verdikleri takdirde serbest bırakılır.


Zabtolunan
düşman nakil vasıtalarının diğer gemi adamları bitaraf bir Devlet tabiiyetinde
olduklarını ispat ettikleri takdirde serbest bırakılırlar.


Zabtolunan
bitaraf nakil vasıtalarının kaptan, çarkçı, doktor ve diğer gemi adamları
bitaraf bir Devlet tabiyetinde olduklarını ispat ettikleri takdirde serbest
bırakılırlar.


Zabtolunan
nakil vasıtası kuvvet istimaliyle mukavemet veya harb hareketlerine iştirak ettiği
takdirde yukarki fıkralar ahkamı tatbik edilmez.


 


Madde
76 – Zabtolunan nakil vasıtalarının yolcuları serbest
bırakılırlar. Aşağıdaki şahıslar bundan müstesnadır.


1
– Düşman harb kuvvetleri mensupları;


2
– Düşman harp kuvvetlerinin hizmetine girmek maksadiyle yolculuk edenler;


3
– Düşman ajanlar.


 


Madde
77 – Deniz müsadere mahkemesi huzurunda cerayan edecek
muhakeme için lüzumlu olan şahitler 75 ve 76 ncı maddelere göre serbest
bırakılmaları icap eden kimselerden olsalar bile mümkün olduğu nispette
alakonulurlar.


 


Madde
78 – Zaptolunan nakil vasıtasının yolcu, kaptan, çarkçılar
ve doktor ile diğer gemi adamlarından serbest bırakılmıyacak olanlar mümkün
olduğu nispette bir Türk veya müttefik bir Devlet limanına getirilirler.


 


Müsadere


Madde
79 – Zabtolunan nakil vasıtasının ve malın müsaderesi Deniz
Müsadere Mahkemesinin hükmü ile olur.


Hükmün
katiyet kesbetmesi ile teçhizatı da dahil olmak üzere nakil vasıtası ve
zaptedilen mal Türk Devletinin malı olur.


 


ON
iKiNCİ FASlL


Tazminat


Madde
80 – Bir nakil vasıtasının veya malın zaptı muhakeme
tarikına gidilmeksizin kaldırıldığı veya deniz müsadere mahkemesince tasdik
edilmediği takdirde alakadarlar tazminat talep edebilirler;


Şu
kadar ki nakil vasıtasının ve malın zaptı için kafi sebepler mevcut olursa bu
hüküm tatbik olunmaz.


 


Madde
81 – 72 nci maddenin birinci fıkrasının bir numarasında yazılı
olanlardan gayri sebepler dolayısiyle zabtolunan bitaraf nakil vasıtaları
tahrip edildiği takdirde:


1
– Tahrip edilen nakil vasıtasının malikleri nakil vasıtası müsadereye tabi
olmadığı veya 72 nci maddenin ikinci fıkrasının ikinci numarasında yazılı hususi
haller mevcut bulunmadığı takdirde nakil vasıtasının kıymetine tekabül eden bir
tazminat talep edebilirler.


2
– Nakil vasıtası ile birlikte tahrip edilen malın malikleri mal müsadereye tabi
olmadığı veya 72 nci maddenin ikinci fıkrasının ikinci numarasında yazılı
hususi haller mevcut bulunmadığı takdirde malın kıymetine tekabül eden bir
tazminat talep edebilirler.


3
– Zati istimallerine mahsus ve kendilerine ait olup nakil vasıtası ile tahrip
edilmiş olan eşyaları için kaptan, çarkçı, doktor ve diğer gemi adamları ve
yolcular bu eşyanın kıymetine tekabül eden bir tazminat talep edebilirler.


80
inci maddeye istinat eden talepler manfuzdur.


 


Madde
82 – 67 nci maddeye tevfikan zabtedilen mal tahrip edildiği
ve müsadereye tabi maldan olmadığı takdirde sahipleri malın değerine tekabül
eden bir tazminat talep edebilirler.


80
inci maddeye istinat eden talepler mahfuzdur.


 


Madde
83 – 70 inci maddede gösterildiği veçhile ordunun ihtiyacı
için kullanılan mal ve levazım müsadereye tabi tutulmadığı takdirde malikleri
değerine tekabül eden bir tazminat talep edebilirler.


80
inci maddeye istinat eden talepler mahfuzdur.


 


Madde
84 – Rota emrinin verilmesi caiz olmadığı takdirde
alakadarlar tazminat talebinde bulunabilirler. Meğer ki zabt için kafi sebepler
mevcut olsun.


 


Madde
85 – Alakadarlar tazminat taleplerini Deniz Müsadere
Mahkemesinde dermeyan ederler.


Zabt
ile neticelenmiyen bir rota emrinden veyahut sevkedilmeden evvel serbest
bırakılan nakil vasıtası veya malın zaptından mütevellit tazminat hakları
bunların serbest bırakıldıklarından itibaren altı ay zarfında dermeyan
edilmezlerse sakıt olur.


 


Madde
86 – Düşman bir Devlet tebaasının bu fasıl hükümlerine göre
taleplerde bulunabilmesi ancak mütekabiliyet esasının temin edilmiş olmasına
bağlıdır.


 


İKİNCİ
BAP


 


BİRİNCİ
FASlL


I – Deniz müsadere mahkemelerinin kaza salahiyeti ve bu
salahiyetin mevzuu


Madde 87 – Deniz
müsadere mahkemelerinin kaza mevzuu, denizde zabt ve müsadere hukukuna taallük
eden muamele ve tedbirlerin kanuna muvafık olup olmadığını tetkik etmektir.





Madde
88 – Deniz müsadere mahkemelerinin kaza salahiyeti ve
denizde zabt ve müsadere hukukunu tatbika memur makamların faaliyete
geçecekleri zamanın başlangıcı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından denizde
zabt ve müsadere hakkının kullanılmasına dair ittihaz olunan kararın neşri
tarihinden başlar.


 


Madde 89 – Denizde
zabt ve müsadere hakkının tatbikı suretiyle zabtolunan deniz nakil vasıtaları
ve malları deniz müsadere mahkemelerinde görülecek işlerin mevzuunu teşkil
eder.


 


II – Deniz müsadere mahkemelerinin teşkilatı


1. Mahkemeler


Madde
90 – Davaları birinci derecede rüyet etmek üzere deniz
müsadere mahkemeleri ve ikinci derecede rüyet etmek üzere bir Yüksek Deniz
Müsadere Mahkemesi teşkil olunur.


 


Madde 91 – Deniz
müsadere mahkemelerinin toplanacağı yerleri Başkomutan tayin eder.


 


Madde
92 – Deniz müsadere mahkemeleri ikisi adliye hakimlerinden
birisi askeri adli hakimlerden olmak üzere üç mesleki hakimden ve iki deniz
subayından terekküp eder. Reislik vazifesi en kıdemli adliye hakimi tarafından
görülür.


 


Madde
93 – Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesi, ikisi Temyiz
Mahkemesi Azasından ve birisi Askeri Temyiz Mahkemesi askeri adli hakimlerinden
olmak üzere üç mesleki hakimden ve iki deniz üst subayından terekküp eder.
Reislik vazifesi adliye hakimlerinden kıdemlisine aittir.


 


Madde
94 – Deniz müsadere mahkemelerine, icabı kadar, yedek hakim
de tayin olunur.


Reise
vekalet edecek yedek hakimi Adliye Vekili, diğer hakimlere vekalet edecek yedek
hakimleri mahkemenin reisi tayin eder.


 


Madde
95 – Deniz müsadere mahkemelerinin reisleri ve adli
hakimleri ve yedekleri Adliye Vekili, askeri adli hakim ile subay hakimler ve
yedekleri Milli Müdafaa Vekili tarafından intihap ve milli iradeye arzolunur.


 


Madde
96 – Deniz müsadere mahkemelerinin adli ve askeri ve subay
hakimleri vazifeleri devam ettiği müddetçe hakimlerin haiz olduğu bütün hak ve
salahiyetlere sahiptirler. Bunlar hakimlik vazifelerinden ancak Hakimler Kanunu
hükümlerine göre çıkarılabilirler.


 


2. Deniz müsadere mahkemelerinde Devlet ajanı


Madde
97 – Her deniz müsadere mahkemesine, Devlet ajanı olarak,
bir deniz subayı tayin olunur. Ajana muavin de verilebilir.


Devlet
ajanı ve muavinleri Milli Müdafaa Vekilinin inhası üzerine kararname ile tayin
olunur.


Yüksek
deniz müsadere mahkemesi nezdindeki Devlet ajanı Başkomutanın ve deniz müsadere
mahkemelerindeki Devlet ajanları da başajanın emri altında bulunurlar.


 


3. Yardım


Madde
98 – Bütün mahkemeler ve Devlet makamları salahiyetleri
dahilinde deniz müsadere mahkemelerinin ve ajanlarının adli taleplerini yerine
getirmekle mükelleftirler.


 


İKİNCİ
FASIL


Deniz müsadere mahkemelerinin ve Devlet ajanlarının
vazifeleri


I. Deniz Müsadere Mahkemeleri


Madde
99 – A) Deniz müsadere mahkemeleri aşağıdaki hususlara
hüküm verir:


1
– Denizde zapt ve müsadere hakkının tatbikında tevessül olunan tedbirlerin
kanuna muvafık olup olmadığına;


2
– Zabtolunan nakil vasıtası veya malın müsaderesine veya serbest bırakılmasına;


3
– Zabt ve imha muamelelerinin haksız olarak yapılmış veya haksız surette rota
emri verilmiş olmasından dolayı zarar ve ziyan tediyesine;


4
– 30 uncu maddenin (A) fıkrası mucibince tazminat tediyesine;


5
– Zabtolunan nakil vasıtası veya malın kullanılması veya iadesi hakkında
birinci derece muhakemenin devamı sırasında ve hitamından önce vakı olan
iddialara.


B)
Yüksek deniz müsadere mahkemesi aşağıdaki hususlara hüküm verir.


1
– Deniz müsadere mahkemeleri hükümlerine karşı vakı olan istinaf davaları
üzerine;


2
– Deniz müsadere mahkemeleri kararları aleyhindeki itirazlar üzerine;


3
– Zabtolunan nakil vasıtasının veya malın kullanılması veya iadesi hakkında
ikinci derece muhakemenin devamı sırasında ve hitamından önce vakı olan
iddialara.


 


Madde
100 – Deniz müsadere mahkemelerinin kaza salahiyeti
tamamiyle istisnai bir selahiyettir. Diğer mahkemeler ve Devlet idare makamları
deniz müsadere mahkemelerinin katiyet halini almış olan hükümleri ile bağlıdır.


 


II. Devlet ajanı


Madde 101 – Deniz
müsadere mahkemelerindeki Devlet ajanlarının vazifeleri şunlardır:


1
– Hazırlık tahkikatı yapmak;


2
– Zabtolunan nakil vasıtasını ve yükü ve tevkif edilen eşhası muhafaza etmek;


3
– Mahkemede davayı açmak;


4
– Mahkemede Devleti temsil etmek;


5
– Hükümleri icra ettirmek.


Devlet
ajanı muhakeme neticeleninceye kadar zabtolunan nakil vasıtasını ve yükünü serbest
bırakabilir veya alakalılar ile sulh yapabilir.


 


Madde
102 – Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesi nezdindeki ajan bu
Mahkeme huzurunda Devleti temsil eder.


Bu
ajan muhakemenin hitamından önce zabtolunan nakil vasıtasını ve yükünü serbest
bırakabileceği gibi alakalılar ile sulh da yapabilir.


Bu
ajan Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesinin hükümlerini, deniz müsadere mahkemesi
ajanlarının yerine bizzat icra ettirebilir.


 


Madde
103 – Deniz müsadere mahkemelerinin Devlet ajanları,
vazifelerinin icrasında deniz ordusu hizmet makamlarını davet edebilecekleri
gibi onlara talimat da verebilirler.


 


ÜÇÜNCÜ
FASIL


Muhakeme usulü


I. Hazırlık tahkikatı


Madde
104 – Deniz müsadere hukukunun tatbikında kullanılan
tedbirlerden olmak üzere, bir nakil vasıtası ve hamulesi bir yere
sevkedilmişse, bu nakil vasıtası ve hamulesi ve nakil vasıtasında bulunan
vesikalar vesair evrak ile zabt raporu ve diğer subut vasıtaları hemen deniz
ordusunun salahiyetli hizmet makamlarına tevdi olunur.


Deniz
ordusu hizmet makamı, Devlet ajanının hiç bir talimatı olmasa bile:


1
– Zaptolunan nakil vasıtası ve eşyanın muhafazası ve nezaret altına alınan
eşhasın iaşe ve muhafazaları için;


2
– Subut vasıtalarının muhafazası için;


İcap
eden tedbirleri alır ve bu tedbirler hakkında, Devlet ajanına hemen malümat
verir.


 


Madde
105 – Devlet ajanı deniz müsadere mahkemesinin hükmüne esas
teşkil edebilecek subut delillerini toplar ve lüzumu halinde ehlihibre dahi
celp ve istima eder.


Devlet
ajanı:


I
– Evrak ve vesikaları açarken mümkün olan hallerde zabtolunan nakil vasıtasını
sevkeden komutan veya kaptanı da celbederek hazır bulundurur;


II
– 66 ncı maddenin birinci fıkrası mucibince tanzim edilmiş olan müfredat
listesiyle nakil vasıtasının vesikalarını karşılaştırarak vaziyeti tesbit eder;


III
– Nakil vasıtasının hamulesi ve techizatı hakkında bir liste tanzim ve
zabtolunan nakil vasıtasını ve hamulesini tetkik ve muayene eder;


IV
– Kaptanı ve nezaret altına alınan kimseleri ve icap eden şahitleri dinler.


Şahitlerle
ehlihibreye yemin ettirilebilir.





Madde
106 – Zabtolunan nakil vasıtası ve hamulesi, bir müttefik
veya bir bitaraf limana sevkedilmişse, deniz ordusu hizmet makamlarına ait olan
vazifeler, mahalli kanunlar mani olmadıkça, orada bulunan salahiyetli Türk
konsolosu tarafından ifa olunur.


 


Madde
107 – Deniz müsadere hukukunun tatbikı dolayısiyle nakil
vasıtası ve hamulesi bir yere sevkedilmişse, komutan, zabt raporunu, müsadere
mahkemesi ajanına tevdi edilmek üzere başkomutana takdim eder.


Zabtedilen
nakil vasıtası ve mal ve eşya 69 ve 70 nci maddeler hükmü dahilinde bir yere
sevkedilmeden önce kullanılmaya başlanmış ise yine aynı hüküm tatbik olunur.


 


Madde
108 – Hazırlık tahkikatı sırasında, tarafların yapacakları
müracaatlar ve dermeyan edecekleri iddialar Devlet ajanına karşı yapılır.


 


Madde
109 – Ordunun sair birlikleri veyahut salahiyetli hizmet
makamları tarafından yapılan zabt muameleleri hakkında dahi 104 - 108 inci
maddelerin hükümleri tatbik olunur.


 


II. Deniz müsadere mahkemesinde muhakeme usulü


Madde 110 – Devlet
ajanı, işin maddi ve hukuki vaziyetinin kafi derecede aydınlanmış olduğuna
kanaat getirdikten sonra muhakemeye başlanılmak üzere dava dosyasını deniz
müsadere mahkemesine gönderir.


Deniz
zapt ve müsadere hakkının tatbikında zabtolunan nakil vasıtasının ve
hamulesinin bir yere sevkedilmediği veya bunlar bir yere sevkolunduktan sonra
serbest bırakıldığı hallerde kendisine bir zarar ve ziyan iddiası dermeyan
edilmemiş veya bir uzlaşma ile iş halledilmiş veyahut iddiadan vazgeçilmiş ise;
Devlet ajanı işi mahkemeye sevkten sarfınazar edebilir.


 


Madde 111 – Deniz müsadere mahkemesinin reisi
muhakemeyi idare eder.


Reis,
her iş için mahkemenin mesleki hakimlerinden birisini raportör tayin eder.


 


Madde
112 – Deniz müsadere mahkemesinin reisi, muhakemenin
başlıyacağını, Türk gazetelerinden birisiyle ilan eder. Reis bu ilanda bir de
mehil tayin eder. Alakalılar iddialarını bu mehil içinde mahkemeye dermeyan
etmeğe mecburdurlar. Mehil bittikten sonra müracaat eden alakalı muhakemeye
kabul edilmez.


İddialarını
evvelce hazırlık tahkikatı sırasında Devlet ajanına dermeyan etmiş olan alakalılar
hakkında dahi bu mehil caridir.


Mehil
bir aydan az ve üç aydan çok olamaz. Mehil ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar.


Malüm
olan alakalıya keyfiyet ayrıca tebliğ edilir.


 


Madde 113 – Zabt
için olmayıp da bir rota emri dolayısiyle cereyan eden muhakemelerde ve keza
bir yere sevkedilmeden önce serbest bırakılan nakil vasıtasının ve hamulesinin
zabtı olayısiyle cereyan eden muhakemelerde 112 nci maddenin birinci fıkrasında
gösterilen ilan yapılmaz.


Birinci
fıkrada gösterilen haller dışında kalan ve 85 inci maddede gösterilen altı
aylık mehil içinde Devlet ajanına yapılan zarar ve ziyan iddiaları için mahkeme
reisi tarafından alakalıya bir mehil tayin olunur. Alakalının bu mehil içinde
zarar ve ziyan iddiasını mahkemeye dermeyan etmesi iktiza eder. Bu mehil
bittikten sonra alakalı muhakemeye kabul edilmez. Mehil tebliğ tarihinden
itibaren işlemeye başlar.


Devlet
ajanına yapılan zarar ve ziyan iddiaları 85 inci maddede gösterilen mehilin hitamından
sonra dermeyan edilmişse, deniz müsadere mahkemesi, davanın reddine karar
verir. Bu karara karşı itiraz caizdir.


 


Madde
114 – Alakalılar ancak, zabtolunan nakil vasıtasının veya
hamulesinin serbest bırakılmasını veyahut zarar ve ziyan verilmesini
istiyebilir.


Dava,
istinat isteği sebepleri ve subut vasıtalarını muhtevi olmak lazımdır.


 


Madde
115 – Dava arzuhallerinin bir Türk avukatı tarafından tanzim
ve imza edilmesi şarttır.


Muhakeme
alakalıyı temsil eden bir Türk avukatı huzuriyle cereyan eder.


Yukarıda
gösterilen avukat, yerine diğer bir avukatın tayin edildiği, mahkemeye ispat edilinceye
kadar, temsil salahiyetini muhafaza eder.


 


Madde
116 – Mücbir sebepler dolayısiyle davasını müddeti içinde
ikame edemiyen alakalının eski hale getirme talebi kabul olunur.


Eski
hale getirme talebi 112 nci maddede gösterilen mehilin hitamından itibaren bir
sene içinde dermeyan olunabilir.


Eski
hale getirme talebinin reddine dair olan kararlar aleyhine itiraz caizdir.


 


Madde
117 – Düşman devlet tebaası, ancak mütekabiliyet temin
edilmiş ise, dava ikame edebilir. Bu hususta mahkeme bir karar verir.


Karar
aleyhine itiraz caizdir.


 


Madde
118 – İlanda gösterilen mehilin hitamından sonra mahkeme
reisi dava dosyasını iddialarını dermeyan etmek üzere Devlet ajanına tevdi
eder.


Devlet
ajanı, bir ay içinde dava dosyasını iddialari ile birlikte mahkemeye tevdi
eder. Talep halinde bu müddet uzatılabilir.


 


Madde
119 – Nakil vasıtası veya hamulesi bir yere sevkedilmemiş
veya edildikten sonra serbest bırakılmış olan hallerde, alakalılar tarafından
müddet ve şekle mütaallik hükümlere muvafık bir dava açılmamış veya açılan dava
uzlaşma veya feragat suretiyle neticelenmiş ise, Devlet ajanı muhakemenin
yapılmasına mahal olmadığına karar verilmesini talep edebilir.


Bu
talep üzerine verilecek karara itiraz caizdir.


 


Madde 120 – 119
uncu maddeye nazaran muhakemenin yapılmasına mahal olmadığına karar
verilmiyecek olursa, mahkeme reisi duruşma için bir gün tayin eder.


Devlet ajanı ve alakalıların vekili muhakeme günü için
re'sen mahkemeye davet olunur.


 


Madde
121 – Devlet ajanı dava dosyasını her zaman tetkik edebilir.


Alakalının
avukatı tarafından dava dosyasının tetkikına, Devlet ajanının muvafakatiyle
müsaade olunur. Devlet ajanı, ancak askeri zaruretler icap ettirdiği takdirde
bu muvafakattan imtina edebilir. Mahkeme dava dosyasının alakalının avukatına
gösterilmiyen kısımlarından istihraç etmiş olduğu vakıaları, hükümde alakalılar
aleyhine bir delil olarak kullanamaz.


 


Madde
122 – Muhakeme alenidir.


Mahkeme
Devletin emniyeti bakımından lüzum görürse, muhakemenin gizli olarak cereyanına
karar verebilir.


 


Madde
123 – Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (150-158) inci
maddeleri hükümleri deniz müsadere mahkemelerinde dahi caridir.


 


Madde
124 – Duruşmada raportör aza vakıaları ve münazaalı olan
vaziyeti izah eder.


Bundan
sonra Devlet ajanı ve alakalılar dinlenir. Karşılıklı iddialar da caizdir. Yeni
vakıalar ve yeni delillerin de iradına müsaade olunur.


Alakalılar
duruşmada temsil edilmiyorsa, mahkeme, 114 üncü maddede gösterilen iddialar
hakkında elde bulunan sübut delilleri üzerine hükmünü verir.


 


Madde
125 – Re'sen veya alakalıların talebi üzerine muhakeme ve
duruşma talik veya tehir olunabilir.


 


Madde
126 – Mahkeme, hazırlık tahkikatında irat ve ikame olunan
delillerden başka diğer sübut delillerinin de iradını lüzumlu görürse bunları
tayin veya istinabe edeceği bir hakim vasıtasiyle temin eder.


Devlet
ajanı ve alakalının vekili bu delillerin ikame olunacağı günden haberdar
edilir.


Delillerin
irat ve ikamesi hakkında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri tatbik
olunur.





Madde
127 – Müzakere sonunda raportör aza birinci ve mahkemenin
reisi sonuncu olarak reylerini verirler. Diğer azalardan yaşları sırasiyle genç
olanlar önce rey verirler.


 


Madde
128 – Kararlar, reylerin, mutlak ekseriyetiyle verilir.


 


Madde
129 – Hüküm aleni celsede tefhim olunur. Tefhim, hüküm
fıkrasının okunması suretiyle icra olunur.


Hükmün
esbabı mucibeyi muhtevi olması iktiza eder.


Hükmün esbabı mucibesinin de tefhimi muvafık görülürse,
esbabı mucibenin okunması veyahut muhtevasının esaslı kısımlarının şifahen
bildirilmesi suretiyle icra olunur.


Hüküm
ve kararlar buna iştirak eden hakimler tarafından imza olunur. Hükmün beyaz
edilmesinde, hakimlerden biri imza edemiyecek halde ise maniinin sebebi reis
tarafından ve bunun da bulunmaması halinde hükümde hazır bulunan hakimlerden en
yaşlısı tarafından hükmün altına yazılır.


 


Madde
130 – Ara kararları, duruşma yapılmadan da verilebilir.


Hükümler
ve tefhim edilmeyen kararlar Devlet ajanına ve alakalıların avukatlarına re'sen
tebliğ olunur.


 


Madde 131 – Deniz
müsadere mahkemelerinin hükümleri katileştikten sonra icra olunur.


Hükmün
katileştiği mahkeme reisi tarafından tevsik olunduktan sonra Devlet ajaniyle alakalıların
avukatlarına tebliğ olunur.


 


Madde
132 – Müsadere mahkemelerinin hükümleri Devlet ajanı
tarafından icra edilir.


 


Madde
133 – Tebliğ işleri hakkında Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun tebligata dair olan hükümleri tatbik olunur.[3]


Devlet
ajanına tebligat imza mukabilinde yapılır.


 


III. Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesinde muhakeme usulü


1. İstinaf


Madde
134 – Deniz müsadere mahkemelerinin hükümlerine karşı bu
mahkemeler nezdindeki Devlet ajanı veya alakalılar tarafından istinaf talep
edilebilir.


İstinaf,
yeni vakıalara ve yeni delillere de istinaden istenebilir.


 


Madde
135 – İstinaf, hükmün tebliğinden itibaren bir ay içinde ve
yazılı şekilde deniz müsadere mahkemesinde yapılır.


İstinaf
arzuhali verildiğini mütaakip, deniz müsadere mahkemesi reisi arzuhal ile
birlikte dava dosyasını hemen Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesine gönderir.


 


Madde
136 – İstinaf talebi esbabı mucibeye müstenit olmak
icabeder.


İstinaf
sebepleri, istinaf arzuhalinde dermeyan edilmemiş ise, bir istinaf layihası ile
Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesine arzolunur.


İstinaf
layihası, istinaf olunan hükmün tebliği tarihinden itibaren iki ay zarfında
verilir. Bu müddet Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesi tarafından uzatılabilir.


 


Madde
137 – İstinaf sebeblerinde:


Hükmün
hangi noktalarının değiştirilmesi icabettiği açıkça izah edilir.


İstinafın
kabulü için serdolunan istinaf sebebi ve yeni vakıalar ve deliller açıkca
gösterilir.


 


Madde
138 – Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesinde duruşmadan önce
istinaf talebinin geri alınması caizdir. Bu takdirde istinaf hakkı sakıt olur.


 


Madde
139 – Alakalının istinaf arzuhali ve layihası bir avukat
tarafından da imza edilmek icap eder.


 


Madde
140 – İstinaf arzuhali ve layihası kanuni mehil içinde ve
kanunun gösterdiği şekilde verilmemiş ise istinaf talebi reddolunur. Red kararı
aleyhine itiraz caizdir.


Karar
esbabı mücibeye müstenit olmak icap eder.


 


Madde
141 – İstinaf arzuhali ve istinaf layihası Yüksek Deniz
Müsadere Mahkemesi tarafından re'sen hasım tarafa tebliğ olunur. Alakalılara
yapılacak tebligat başka bir vekil tayin edilmemişse, birinci derecede
muhakemede bulunan vekil vasıtasiyle yapılır.


Yüksek
Deniz Müsadere Mahkemesinin Reisi, hasım tarafa cevap vermek üzere münasip bir
mehil tayin ve duruşma gününü tesbit eder.


 


Madde
142 – Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesinde cereyan eden
muhakeme hakkında bu kanunun 111, 114 üncü maddeleri ve 115 inci maddenin 2 nci
fıkrası ve 116 ve 117 nci maddelerin birinci fıkraları, ve 120 nci maddenin
ikinci fıkrası, ve 121 - 127 nci maddelerle. 128, 129, 130, 133 üncü maddeleri
hükümleri aynen caridir. Eski hale getirme talebi istinaf müddetinin hitamından
itibaren bir sene içinde dermeyan edilmek lazımdır.


 


Madde 143 – Yüksek
Deniz Müsadere Mahkemesi, deniz müsadere mahkemesinin hükmünü tamamen veya
kısmen feshederse, davayı yeniden rüyet etmek üzere deniz müsadere mahkemesine
iade edebilir.





Madde 144 – Yüksek
Deniz Müsadere Mahkemesinin hükümleri tefhim veya tebliğ ile katileşir.


 


Madde
145 – Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesinin hükümlerini deniz
müsadere mahkemeleri nezdindeki Devlet ajanı icra ettirir.


Şu
kadar ki, Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesi ajanı bu salahiyeti kendisi için
muhafaza edebilir.


 


2. İtiraz


Madde
146 – İtiraz yoluna ancak bu kanunda yazılı hallerde
müracaat olunabilir.


İtiraz,
kararın tebliğ, veya tefhim tarihinden itibaren onbeş gün içinde deniz müsadere
mahkemasine yazılı şekilde yapılır.


İtiraz
istidasının, bir avukat tarafından imza edilmiş olması şarttır.


İtiraz
üzerine duruşma yapılmadan karar verilir.


 


IV. Mahkeme masrafları


Madde 147 – Deniz
müsadere mahkemelerinde görülen işler harc ve resme tabi değildir.


Zabtının
doğruluğu kabul edilen bir nakil vasıtası serbest bırakılmış ise, nakil vasıtasının
ve hamulesinin muhafaza masrafları nakil vasıtasına tahmil olunur.


Serbest
bırakılmak veya zarar ziyan iddialarının kabulü halinde, muhafaza masrafları
Devlete tahmil olunur. Şu kadar ki zabt muamelesi kafi sebeplere müstenit
bulunmuş ise bu hüküm tatbik olunmaz.


Masrafların
miktarı mahkeme tarafından tesbit olunur. Bu husustaki karara karşı itiraz caizdir.


 


DÖRDÜNCÜ
FASIL


Zabtolunan nakil vasıtasının veya malların muhakeme
sırasında


kullanılması veyahut iadesi


Madde
148 – Deniz müsadere mahakemesinde cereyan etmekte olan
muhakeme esnasında Devlet ajanı, zabtolunan nakil vasıtasının, veya malın
kullanılmasına müsaade edilmesini talep edebilir.


Nakil
vasıtasının veya malın kıymetine ehemmiyetli bir noksan arız olmakta veyahut bunların
muhafazası mühim bir masrafa ihtiyaç göstermekte ise, istenilen müsaade
verilir. Mahkeme bu husus hakkında bir karar vermeden önce malüm olan
alakalıları mümkünse dinler. Nakil vasıtası veya malın vaziyeti acele bir karar
verilmesini zaruri kılmış ise bu dinlemeden sarfınazar olunur.


Nakil
vasıtasının veya malın müsaderesine karar verileceği kuvvetle melhuz ise yine
istenilen müsaade verilebilir. Mahkeme karar vermeden önce malüm olan
alakalıları mümkünse dinler. Ahval ve şerait bunların müşaderesine karar
verileceğine hiç şüphe bırakmıyorsa bu dinlemeden sarfınazar olunur.





Madde
149 – Yüksek Deniz Müsadere Mahkemesinde kullanılmak ve iade
edilmek hususlarına dair olan talepler bu mahkeme nezdindeki ajan tarafından
dermeyan olunur.


 


Madde
150 – Mahkame 148, 149 uncu maddeler mucibince
kullanılmasına müsaade edilen nakil vasıtası veya malların serbest
bırakılmasına karar verdiği hallerde, alakalıların, bu yüzden maruz kaldıkları
zarar ve ziyana mukabil bir tazminat takdir ve hükmeder.


 


Madde
151 – Alakalılar muhakemenin her halinde nakil vasıtasının
veya malın, kıymetlerine muadil, bir teminat mukabilinde, kendilerine iadesini
talep edebilirler. Bu talepler ancak Devlet ajanının muvafakatiyle kabul
olunabilir. Teminatın nevi ve miktarı mahkeme tarafından tesbit olunur.


Teminat
nakil vasıtasının veya malın yerine kaim olur.


Bu
hususlar hakkında deniz müsadere mahkemeleri ve eğer iş Yüksek Deniz Müsadere
Mahkemesinde görülmekte ise bu mahkeme karar verir. Bu kararlara karşı itiraz
caizdir.


 


BEŞİNCİ
FASIL


Muhakemenin
iadesi


Madde
152 – Katileşmiş bir hüküm aleyhine aşağıdaki hallerde
muhakemenin iadesi talep edilebilir:


1
– Hükümde ihticac olunan bir vasikanın sahteliği sabit olursa;


2
– Yemin verilerek dinlenmiş olan bir şahit veya ehlihibrenin hükme müessir
olacak surette kast veya ihmal ile hakikat hilafında şahitlikte bulunduğu veya
rey verdiği sabit olursa.


Muhakemenin
iadesi talebi iade talebine sebep teşkil eden suçtan dolayı katileşmiş bir hüküm
bulunduğu veya delillerin yokluğundan başka sebepler yüzünden takibat ve tahkikatın
icra ve devamı mümkün olmadıği takdirde kabul olunur.


Muhakemenin
iadesine dair olan arzuhallerin bir avukat tarafından imzası şarttır.


Muhakemenin
iadesine dair olan talepler, hükmün katileştiğinden itibaren üç sene sonra
kabul olunmaz.


 


Madde
153 – Muhakemenin iadesine dair olan talepler hakkında hükmü
vermiş olan mahkeme karar verir. Bu mahkeme lağvedilmişse salahiyetli mahkemeyi
Adliye Vekili tayin eder.


Talep
kabul olunursa, muhakeme, serdolunan iade sebeplerine münhasır olarak rüyet olunur.


Yeniden
yapılacak muhakemede ikinci babın üçüncü faslının II - IV kısımlarında yazılı
hükümler caridir.


 


ALTINCI
FASIL


Müteferrik
hükümler


Madde
154 – 18 Kanunusani 1327 ve 11 Safer 1330 tarih ve 34
numaralı Ganaimi Bahriye Kanunu Muvakkati hükümleri ile 6/8/1331 tarihli
Müsadereleri Ganaimi Bahriye Mahkemelerince tasdik edilen Sefain ve Merakibi
Bahriye hakkında Kanunu Muvakkat ilga edilmiştir.


 


Madde
155 – Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.


 


Madde
156 – Bu kanun hükümlerini yürütmeğe İcra Vekilleri Heyeti memurdur.


 


 


3894 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK
GETİREN MEVZUATIN VEYA


ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE


GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE


 







Değiştiren
Kanunun/ KHK’nin veya İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının Numarası



3894
Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen Maddeleri



Yürürlüğe
Giriş Tarihi






KHK/698



3, 21



24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve
Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve
başladığı tarihte









 











[1] 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı KHK’nin 16 ncı
maddesiyle, bu maddede yer alan “İcra Vekilleri Heyeti” ibaresi “Cumhurbaşkanı”
şeklinde değiştirilmiştir.







[2] 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı KHK’nin 16 ncı
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “İcra Vekilleri Heyeti” ibaresi “Cumhurbaşkanı”
şeklinde değiştirilmiştir.







[3] Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Tebligata İlişkin
hükümleri, 11/2/1959 tarih ve 7201 sayılı Kanunun 62 nci maddesiyle yürürlükten
kaldırılmıştır.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?