5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

KanunNo: 5271

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

CEZA
MUHAKEMESİ KANUNU


 


Kanun Numarası                    : 5271


Kabul Tarihi                           : 4/12/2004


Yayımlandığı Resmî Gazete  : Tarih  : 17/12/2004      Sayı  : 25673


Yayımlandığı Düstur              :Tertip : 5                       Cilt   :
44


 


BİRİNCİ
KİTAP


Genel
Hükümler


 


BİRİNCİ
KISIM


Kapsam,
Tanımlar, Görev ve Yetki


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Kapsam
ve Tanımlar


Kanunun kapsamı


Madde 1 – (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı
hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve
yükümlülüklerini düzenler.


 


Tanımlar


Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;


a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,


b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine
kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,


c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan
avukatı,


d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza
muhakemesinde temsil eden avukatı,


e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin
öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,


f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine
kadar geçen evreyi,


g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı
tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,


h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma
veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,


i) Malen sorumlu: Yargılama konusu
işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk
taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,


j) Suçüstü:


1. İşlenmekte olan suçu,


2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk,
suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin
işlediği suçu,


3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan
kimsenin işlediği suçu,


k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla
kişi tarafından işlenen suçu,


l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına
alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen,
önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri
uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,


İfade eder.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Görev


Görev


Madde 3 – (1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.


(2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/6 md.) (Mülga:2/7/2018-KHK/700/159
md.)


 


Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık


Madde 4 – (1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına
kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü
saklıdır.


(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli
mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.


 


Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu


Madde 5 – (1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı
gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir
kararla işi görevli mahkemeye gönderir.


(2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik
kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.


 


Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl


Madde 6 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/16 md.)


(1) Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik
kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez.


 


Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri


Madde 7 – (1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli
olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.


 


ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM


Bağlantılı
Davalar


Bağlantı kavramı


Madde 8 – (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir
suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var
sayılır.


(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme,
gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.


 


Davaların birleştirilerek açılması


Madde 9 – (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin
görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli
mahkemede dava açılabilir.


 


Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması


Madde 10 – (1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı
ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece
karar verilebilir.


(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu
yargılama usulü uygulanır.


(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam
olunur.


 


Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme


Madde 11 – (1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında
bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile,
birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar
verebilir.


 


DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM


Yetki


Yetkili mahkeme


Madde 12 – (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer
mahkemesine aittir.


(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer
mahkemesi yetkilidir.


(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin
yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde
basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana
gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.


(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda
eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer
mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya
hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.


(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü
uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde
işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.


(6) (Ek:8/7/2021-7331/10 md.) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması
suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.


 


Özel yetki


Madde 13 – (1) Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya
sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.


(2) Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en son
adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.


(3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul
işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.


 


Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki


Madde 14 – (1) Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca
Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü
maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir.


(2) Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın
istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine
yetki verebilir.


(3) Bu gibi suçlarda şüpheli veya
sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme,
Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine
Yargıtay tarafından belirlenir.


(4) Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk
kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara
mahkemesidir.


 


Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen
suçlarda yetki


Madde 15 – (1) Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir
gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk
uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.


(2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu
taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.


(3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu
taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.



(4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından
Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya
geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.


 


Bağlantılı suçlarda yetki


Madde 16 – (1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik
mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili
mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.


(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına
başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla,
mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı
bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.


(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı
veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek
olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.


(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.


 


Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık


Madde 17 – (1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya
olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim
veya mahkemeyi belirler.


 


Yetkisizlik iddiası


Madde 18 – (1) Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece
mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin
başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce
bildirir.


(2) Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde
sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde duruşmasız işlerde
incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde inceleme raporu okunmadan
önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi
mahkemeler de bu hususta re'sen karar veremez.


(3) Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.


 


Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması[1]


Madde 19 – (1) Yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî
sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli
mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar
verir.


(2) Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde
yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı
Yargıtaydan ister.


(3) (Ek: 24/11/2016-6763/21 md.) Mahkeme,
fiili sebepler veya güvenlik gerekçesiyle duruşmanın il sınırları içinde başka
bir yerde yapılmasına karar verebilir. Bu karara karşı itiraz yolu açıktır.


 


Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri


Madde 20 – (1) Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan
işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.


 


Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler


Madde 21 – (1) Bir hâkim veya mahkeme, yetkili olmasa bile,
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, yargı çevresi içerisinde gerekli
işlemleri yapar.


 


BEŞİNCİ
BÖLÜM


Hâkimin
Davaya Bakamaması ve Reddi


Hâkimin davaya bakamayacağı hâller


Madde 22 – (1) Hâkim;


a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,


b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında
evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,


c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan
veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,


d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı
varsa,


e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan
hısımlığı varsa,


f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile
aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,


g) Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya
sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,


h) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,


Hâkimlik görevini yapamaz.


 


Yargılamaya katılamayacak hâkim


Madde 23 – (1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli
mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.


(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev
yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.


(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan
hâkim, aynı işte görev alamaz.


 


Hâkimin reddi sebepleri ve ret isteminde bulunabilecekler


Madde 24 – (1) Hâkimin davaya bakamayacağı hâllerde reddi
istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı
da reddi istenebilir.


(2) Cumhuriyet savcısı; şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan
veya vekili, hâkimin reddi isteminde bulunabilirler.


(3) Bunlardan herhangi biri istediği takdirde, karar veya hükme katılacak
hâkimlerin isimleri kendisine bildirilir.


 


Tarafsızlığını şüpheye düşürecek
sebeplerden dolayı hâkimin reddi isteminin süresi


Madde 25 – (1) Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı
bir hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya;
duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda
görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere
açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar
hâkimin reddi istenebilir.


(2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme
bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin
öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması şarttır.


 


Ret isteminin usulü


Madde 26 – (1) Hâkimin reddi, mensup olduğu mahkemeye verilecek
dilekçeyle veya bu hususta zabıt kâtibine bir tutanak düzenlenmesi için
başvurulması suretiyle yapılır.


(2) Ret isteminde bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir defada
açıklamak ve süresi içinde olguları ile birlikte ortaya koymakla yükümlüdür.


(3) Reddi istenen hâkim, ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı
olarak bildirir.


 


Hâkimin reddi istemine karar verecek mahkeme


Madde 27 – (1) Hâkimin reddi istemine mensup olduğu mahkemece
karar verilir. Ancak, reddi istenen hâkim müzakereye katılamaz. Bu nedenle
mahkeme teşekkül edemezse bu hususta karar verilmesi;


a) Reddi istenen hâkim asliye ceza mahkemesine mensup ise bu mahkemenin
yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesine,


b) Reddi istenen hâkim ağır ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır ceza
mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini
izleyen daireye, son numaralı daire için (1) numaralı daireye; o yerde ağır
ceza mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise, en yakın ağır ceza
mahkemesine,


Aittir.


(2) Ret istemi sulh ceza hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde
bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek hâkime karşı ise, yargı çevresi
içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar verir.


(3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi
istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece
incelenerek karara bağlanır.


(4) Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya
mahkeme görevlendirilir.


 


Ret istemi üzerine verilecek kararlar ve başvurulacak kanun yolları


Madde 28 – (1) Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir;
kabul edilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz
üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir.


 


Reddi istenen hâkimin yapabileceği işlemler


Madde 29 – (1) Reddi istenen hâkim, ret hakkında bir karar
verilinceye kadar yalnız gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapar.


(2) Ancak, hâkimin oturum sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda bir
karar verilebilmesi için oturuma ara vermek gerekse bile ara vermeksizin devam
olunur. Şu kadar ki, 216 ncı madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin
dinlenilmesine geçilemez ve ret konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim
tarafından veya onun katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.


(3) Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca
bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.


 


Hâkimin çekinmesi ve inceleme mercii


Madde 30 – (1) Hâkim, yasaklılığını gerektiren sebeplere dayanarak
çekindiğinde; merci, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla
görevlendirir.


(2) Hâkim,
tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci
çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması
halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.


(3) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işler hakkında 29 uncu
madde hükmü uygulanır.


 


Ret isteminin geri çevrilmesi


Madde 31 – (1) Mahkeme, kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin
reddi istemini aşağıdaki durumlarda geri çevirir:


a) Ret istemi süresinde yapılmamışsa.


b) Ret sebebi ve delili gösterilmemişse.


c) Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça
anlaşılıyorsa.


(2) Bu hâllerde ret istemi, toplu
mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli
mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.


(3) Bu konudaki kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir.


 


Zabıt kâtibinin reddi veya çekinmesi


Madde 32 – (1) Bu Bölümde yazılı hükümler zabıt kâtipleri hakkında
da uygulanır.


(2) Zabıt kâtibinin reddi veya kendisinin reddini gerektiren sebepleri
bildirerek görevden çekinmesi hâlinde gereken karar, yanında çalıştığı mahkeme
başkanı veya hâkim tarafından verilir.


(3) Aynı işte zabıt kâtibinin hâkim ile birlikte reddi istemi hakkında
veya çekinmelerine karar verecek merci, hâkime göre belirlenir.


 


İKİNCİ
KISIM


Kararlar,
Açıklanması ve Tebliği, Süreler ve Eski Hâle Getirme


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Kararlar,
Açıklanması ve Tebliği


Kararların verilmesi usulü


Madde 33 – (1) Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı,
duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma
dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan
sonra verilir.


 


Kararların gerekçeli olması


Madde 34 – (1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy
dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde
bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.


(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri
belirtilir.


 


Kararların açıklanması ve tebliği


Madde 35 – (1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine
açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.


(2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna
başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine
tebliğ olunur.[2]


(3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen
karar, kendisine okunup anlatılır.


 


Tebligat ve yazışma usulü


Madde 36 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı,
tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile
ilgili yazışmaları yapar.


(2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.


 


Tebligat usulleri


Madde 37 – (1) Tebligat, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı
kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılır.


(2) Uluslararası andlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan doğruya postayla
veya diğer iletişim araçlarıyla gönderilmesini kabul ettiğinde; yurt dışına
yapılan tebligat, iadeli taahhütlü posta veya diğer iletişim araçları ile
gerçekleştirilir.


 


Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat


Madde 38 – (1) Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat,
tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre
işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın
aslına yazılır.


 


Elektronik işlemler


Madde 38/A – (Ek: 2/7/2012-6352/95 md.)


(1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim
Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve
karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.


(2) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli
elektronik imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her türlü ceza
muhakemesi işlemi yapılabilir.


(3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü
belge ve karar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve
güvenli elektronik imza ile imzalanabilir.


(4) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi
veya kurumlara elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak
gönderilen belge veya kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez
ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez.


(5) Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi
halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul
edilir.


(6) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme
işlemi ile kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler
uygulanmaz.


(7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili
kişilerce taranarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere
elektronik ortamda gönderilir.


(8) Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde
tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet
savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir.


(9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.


(10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı
gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve
kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez. UYAP’tan dış
bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler ayrıca zorunlu olmadıkça
fiziki ortamda gönderilmez.


(11) Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Süreler
ve Eski Hâle Getirme


Sürelerin hesaplanması


Madde 39 – (1) Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının
ertesi günü işlemeye başlar.


(2) Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son
haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.


(3) Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda
sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son
bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün yoksa; süre, ayın son günü
mesai saati bitiminde sona erer.


(4) Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.


 


Eski hâle getirme


Madde 40 – (1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi,
eski hale getirme isteminde bulunabilir.


(2) Kanun yoluna başvuru hakkı
kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.


 


Eski hâle getirme dilekçesi


Madde 41 – (1) Eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından
itibaren iki hafta içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak
olan mahkemeye verilir.[3]


(2) Dilekçe sahibi, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin
olguları, varsa belgelerini de ekleyerek açıklar. Dilekçe verildiği anda usule
ilişkin yapılamayan işlemler de yerine getirilir.


 


Eski hâle getirme dilekçesi üzerine verilecek karar


Madde 42 – (1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi
mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme
karar verir.


(2) Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir; reddine
ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir.


(3) Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz;
ancak, mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Tanıklık,
Bilirkişi İncelemesi ve Keşif


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Tanıklık


Tanıkların çağrılması


Madde 43 – (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında
gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme
kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir
ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.


(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan
yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan
sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.


(3) Mahkeme, duruşmanın devamı
sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve
saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.


(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık
yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak
gönderebilir.


(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya
mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.


 


Çağrıya uymayan tanıklar


Madde 44 – (1) Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini
bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu
giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir.
Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan
bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır. (Ek
cümle:8/7/2021-7331/11 md.) Zorla getirme kararı; telefon, telgraf, faks,
elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu
araçlardan yararlanılmak suretiyle de tanığa bildirilir.


(2) Fiilî hizmette bulunan askerler hakkındaki zorla getirme kararı
askerî makamlar aracılığıyla infaz olunur.


 


Tanıklıktan çekinme


Madde 45 – (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:


a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.


b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.


c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy
veya altsoyu.


d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil
kayın hısımları.


e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.


(2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle
tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî
temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci
şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.


(3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce
tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman
tanıklıktan çekinebilirler.


 


Meslek ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinme


Madde 46 – (1) Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle
tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:


a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları
dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.


b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve
diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla
hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.


c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları
dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.


(2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler,
ilgilinin rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemez.


 


Devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili tanıklık


Madde 47 – (1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı
olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine,
milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve
dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı
sayılır.


(2) Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde;
tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi
olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık
açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan
bilgileri tutanağa kaydettirir.


(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla
olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.


(4) Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve
mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder.


 


Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan çekinme


Madde 48 – (1) Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci
fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan
sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği
önceden bildirilir.


 


Tanıklıktan çekinme sebebinin bildirilmesi


Madde 49 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim veya Cumhuriyet savcısı
tarafından gerekli görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci maddelerde gösterilen
hâllerde tanık, tanıklıktan çekinmesinin dayanağını oluşturan olguları bildirir
ve bu hususta gerektiğinde kendisine yemin verdirilir.


 


Yemin verilmeyen tanıklar


Madde 50 – (1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:


a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.


b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve
önemini kavrayamayanlar.


c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar
nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya
değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.


 


Tanıklıktan çekinebilecek kimsenin çekinmemesi


Madde 51 – (1) 45 inci madde gereğince tanıklıktan
çekinebileceklere yemin verip vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine
bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten çekinebilir. Bu hususun kendisine
bildirilmesi gereklidir.


 


Tanıkların dinlenmesi


Madde 52 – (1) Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar
yanında bulunmaksızın dinlenir.


(2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca
bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli
ile yüzleştirilebilirler.


(3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda
alınabilir. Ancak;


a) Mağdur çocukların,


b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin
ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin,


Tanıklığında bu kayıt zorunludur.


(4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve
görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.


 


Tanığa görevinin önemini anlatma


Madde 53 – (1) Tanığa;


a) Dinlenmeden önce, gerçeği söylemesinin önemi,


b) Gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı
cezalandırılacağı,


c) Doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği,


d) Duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme
salonunu terk edemeyeceği,


Anlatılır.


 


Tanıklara yemin verilmesi


Madde 54 – (1) Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler.
Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup
olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir.


(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin
verirler.


 


Yeminin biçimi


Madde 55 – (1) Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan önce
"Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin
ederim." ve 54 üncü maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde
"Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin
ederim." biçiminde olur.


(2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.


 


Yeminin yerine getirilmesi, sağır veya dilsizin yemini


Madde 56 – (1) Tanık, yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak
yemin eder.


(2) Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak ve
imzalarını koyarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler
işaretlerinden anlayan bir tercüman aracılığıyla ve işaretle yemin ederler.


 


Tanığın tekrar dinlenmesi


Madde 57 – (1) Yemin ile dinlenen tanığın aynı soruşturma veya
kovuşturma evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip
önceki yemini hatırlatılmakla yetinilebilir.


 


Tanığa ilk önce sorulacak hususlar ve tanığın korunması


Madde 58 – (1) Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim
yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon
numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği
hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur
ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.


(2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması
kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa;
kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı
tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş
olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait
kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından muhafaza
edilir.


(3) Hazır bulunanların huzurunda
dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü
önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike
oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı
dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır.
Soru sorma hakkı saklıdır.


(4) Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı
tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili
kanunda düzenlenir.


(5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.


 


Tanığa söylenecek şeyler ve sorulacak sorular


Madde 59 – (1) Tanık, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı
olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hâkim tarafından, kendisine bilgi
verilir; hazır olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği
açıklanır. Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi
istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez.


(2) Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin
dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru
yöneltilebilir.


 


Tanıklıktan ve yeminden sebepsiz çekinme


Madde 60 – (1) Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya
yeminden çekinen tanık hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber,
yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm
verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi
verilebilir. Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması halinde,
derhâl serbest bırakılır.


(2) Bu tedbirleri almaya naip hâkim ve istinabe olunan mahkeme ile
soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi yetkilidir.


(3) Davanın görüldüğü sırada bu tedbirler alındıktan ve yukarıdaki
süreler suçun türüne göre tümüyle uygulandıktan sonra o dava veya aynı işe
ilişkin diğer davada tekrar edilmez.


(4) Disiplin hapsi kararına itiraz edilebilir.


 


Tanığa verilecek tazminat ve giderler[4]


Madde 61 – (1) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim
tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye
göre kaybettiği zaman ile orantılı bir tazminat verilir. Tanık hazır olmak için
seyahat etmek zorunda kalmışsa, yol giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki
ikamet ve beslenme giderleri de karşılanır.


(2) Birinci fıkra hükmüne istinaden ödenmesi gereken tazminat ve
giderler, hiçbir vergi, resim ve harç alınmaksızın, ödenir.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Bilirkişi
İncelemesi


Bilirkişilere uygulanacak hükümler


Madde 62 – (1) Tanıklara ilişkin hükümlerden aşağıdaki maddelere
aykırı olmayanlar bilirkişiler hakkında da uygulanır.


 


Bilirkişinin atanması


Madde 63 – (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi
gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet
savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya
kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik cümle:
3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya
tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi
mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle:
3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş
kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu
belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.


(2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok
olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına
ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir.


(3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen
yetkileri kullanabilir.


 


Bilirkişi olarak atanabilecekler


Madde 64 – (1) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.) Bilirkişiler,
bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik
bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir.
Ancak, kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına
rağmen, diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın
bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.


(2) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.)
Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında
bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden, burada
da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin (d), (e) ve
(f) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla
listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından
görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir.[5]


(3) Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler
öncelikle atanırlar. Ancak kamu görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili
davalarda bilirkişi olarak atanamazlar.


(4) (Mülga: 3/11/2016-6754/43 md.)


(5) Listelere kaydedilen bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulu veya
bulunduğu yer il adlî yargı adalet komisyonu huzurunda "Görevimi adalete
bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğime
namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." sözlerini tekrarlayarak yemin ederler. Bu bilirkişilere
görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmez.[6]


(6) Listelerde yer almamış bilirkişiler, görevlendirildiklerinde
kendilerini atamış olan merci huzurunda yukarıdaki fıkrada öngörülen biçimde
yemin ederler. Yeminin yapıldığına ilişkin tutanak hâkim veya Cumhuriyet
savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.


(7) Engel bulunan hâllerde yemin yazılı olarak verilebilir ve metni
dosyaya konulur. Ancak bu hâle ilişkin gerekçenin kararda gösterilmesi
zorunludur.


 


Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü


Madde 65 – (1) Aşağıda belirtilen kişi veya kurumlar, bilirkişilik
görevini kabul etmekle yükümlüdürler:


a) Resmî bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve 64 üncü maddede
belirtilen listelerde yer almış bulunanlar.


b) İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek
edinenler.


c) İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili
olanlar.


 


Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi


Madde 66 – (1) Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin
kararda, cevaplandırılması uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren
sorularla inceleme konusu ve görevin yerine getirileceği süre belirtilir. Bu
süre, işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu
süre, bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan merciin gerekçeli kararıyla
en çok üç ay daha uzatılabilir.


(2) Belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişi hemen
değiştirilebilir. Bu durumda bilirkişi, o ana kadar yaptığı işlemleri açıklayan
bir rapor sunar ve görevi sebebiyle kendisine teslim edilmiş olan eşya ve
belgeleri hemen geri verir. (Değişik son cümle : 3/11/2016-6754/44 md.) Ayrıca, hukukî ve cezaî sorumluluğuna ilişkin hükümler
saklı kalmak kaydıyla, bilirkişiye ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme
yapılmamasına karar verilebilir ve gerekçesi gösterilerek gerekli yaptırımların
uygulanması bilirkişilik bölge kurulundan istenir.


(3) Bilirkişi, görevini, kendisini atamış olan merci ile ilişki içinde
yerine getirir, gerektiğinde bu mercie incelemelerindeki gelişmeler hakkında
bilgi verir, yararlı görülecek tedbirlerin alınmasını isteyebilir.


(4) Bilirkişi, görevini yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için
şüpheli veya sanık dışındaki kimselerin de bilgilerine başvurabilir. Bilirkişi,
uzmanlık alanına girmeyen bir sorun bakımından aydınlatılmasını isteyecek
olursa; hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, nitelikli ve konusunda
bilgisiyle tanınmış kişilerle bir araya gelmesine izin verebilir. Bu şekilde
çağrılan kişiler yemin eder ve verecekleri raporlar, bilirkişi raporunun
tamamlayıcı bir bölümü olarak dosyaya konulur.


(5) İlgililer de merciinden, incelemeler yapılırken bilirkişiye teknik
nitelikte bilgiler verebilecek olan ve ismen belirleyecekleri kişileri
dinlemeleri veya bazı araştırmaların yapılması hususlarında karar verilmesini
isteyebilir.


(6) Gerekli olması halinde, bilirkişi, mağdur, şüpheli veya sanığa
mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı aracılığı ile soru sorabilir.
Ancak, mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı, bilirkişinin doğrudan
soru sormasına da izin verebilir. Muayene ile görevlendirilen hekim bilirkişi,
görevini yerine getirirken zorunlu saydığı soruları, hâkim, Cumhuriyet savcısı
ve müdafi bulunmadan da mağdur, şüpheli veya sanığa doğrudan doğruya
yöneltebilir.


(7) Bilirkişiye inceleyeceği şeyler mühür altında verilmeden önce
bunların listesi ve sayımı yapılır. Bu hususlar bir tutanakla belirlenir.
Bilirkişi, mühürlerin açılmasını ve yeniden konulmasını yine tutanakla
belirtmek ve bir liste düzenlemekle yükümlüdür.


 


Bilirkişi raporu, uzman mütalaası


Madde 67 – (1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı
işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen
incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie verir veya
gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu
husus bir tutanağa bağlanır.


(2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya
bunların ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri
ile birlikte rapora yazarlar.


(3) (Değişik: 3/11/2016-6754/45 md.) Bilirkişi,
raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik
bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından
yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.


(4) Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında
Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya
kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü
mektupla da gönderilebilir.


(5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi
yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak
üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa,
müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri
reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.


(6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya
kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun
hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında,
uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre
istenemez.


 


Duruşmada bilirkişinin açıklaması


Madde 68 – (1) Mahkeme, her zaman bilirkişinin duruşmada
dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden birinin istemesi halinde de
açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir.


(2) Yaptıkları açıklamalardan sonra mahkeme başkanı veya hâkim,
çekilmelerine izin vermedikçe, bilirkişiler duruşma salonunda kalırlar; ancak
salona teker teker alınıp birbirinden ayrı olarak dinlenmeleri zorunlu
değildir.


(3) Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın,
müdafiin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine bilimsel mütalaa hazırlayan
uzmanın duruşmada dinlenmesi hususunda da yukarıdaki fıkralar hükümleri
uygulanır.


 


Bilirkişinin reddi


Madde 69 – (1) Hâkimin reddini gerektiren sebepler, bilirkişi
hakkında da geçerlidir.


(2) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya
kanunî temsilci, ret hakkını kullanabilirler. Hâkim veya mahkeme tarafından
atanan bilirkişinin adı ve soyadı, engel sebepler olmadıkça ret hakkına sahip
olanlara bildirilir.


(3) Ret istemini davayı görmekte olan hâkim veya mahkeme inceler. Soruşturma
evresinde, Cumhuriyet savcısınca kabul edilmeyen ret istemi sulh ceza hâkimince
incelenir. Reddi isteyen kişi, bunun nedenini, dayandığı olguları göstererek
açıklamakla yükümlüdür.


 


Bilirkişilikten çekinme, bilirkişi olarak dinlenemeyenler


Madde 70 – (1) Tanıklıktan çekinmeyi gerektirecek sebepler
bilirkişiler hakkında da geçerlidir. Bilirkişi, geçerli diğer sebeplerle de
görüş bildirmekten çekinebilir.


 


Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem


Madde 71 – (1) Usulünce çağrıldığı hâlde gelmeyen veya gelip de
yeminden, oy ve görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında 60 ıncı
maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır ve durum
bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir.[7]


 


Bilirkişi gider ve ücreti


Madde 72 – (Değişik: 3/11/2016-6754/47 md.)


(1) Bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve
mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri
ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ve her yıl güncellenen
tarife esas alınır.


 


Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler


Madde 73 – (1) Para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve
Hazine bonosu gibi değerler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında, elkonulan
para ve değerlerin hepsi, bunların asıllarını tedavüle çıkaran kurumların
merkez veya taşra birimlerine incelettirilir.


(2) Yabancı devletlerin paraları ve değerleri hakkında da, yetkili Türk
makamlarının görüşlerinin alınmasına karar verilir.


 


ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM


Gözlem
Altına Alınma, Muayene, Keşif ve Otopsi


Gözlem altına alınma


Madde 74 – (1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan
şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan
beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini
saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin
dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına,
soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından
karar verilebilir.


(2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi
üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.


(3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa
resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere
ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.


(4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir;
itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.


(5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince
yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.


 


Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması


Madde 75 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/2 md.)


(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç
beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik
örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet
savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir.
Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin
onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir.
Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.


(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi
veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için
müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.


(3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler
alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından
yapılabilir.


(4) Cinsel organlar veya anüs
bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.


(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda,
kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik
örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.


(6) Bu madde gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz
edilebilir.


(7) Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin
hükümler saklıdır.


 


Diğer kişilerin beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması[8]


Madde 76 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/3 md.)


(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu üzerinde
dış veya iç beden muayenesi yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri
biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine;
sağlığını tehlikeye düşürmemek ve cerrahî bir müdahalede bulunmamak koşuluyla;
Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir.
Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin
onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir.
Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.


(2) Mağdurun rızasının varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi için
birinci fıkra hükmüne göre karar alınmasına gerek yoktur.


(3) Çocuğun soy bağının
araştırılmasına gerek duyulması halinde; bu araştırmanın yapılabilmesi
için birinci fıkra hükmüne göre karar alınması gerekir.


(4) Tanıklıktan çekinme sebepleri ile muayeneden veya vücuttan örnek
alınmasından kaçınılabilir. Çocuk ve akıl hastasının çekinmesi konusunda kanunî
temsilcisi karar verir. Çocuk veya akıl hastasının, tanıklığın hukukî anlam ve sonuçlarını
algılayabilecek durumda olması hâlinde, görüşü de alınır. Kanunî temsilci de
şüpheli veya sanık ise bu konuda hâkim tarafından
karar verilir. Ancak, bu hâlde elde edilen deliller davanın ileri aşamalarında
şüpheli veya sanık olmayan kanunî temsilcinin izni olmadıkça kullanılamaz.


(5) Bu madde gereğince verilen hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz
edilebilir.


 


Kadının muayenesi


Madde 77 – (1) Kadının muayenesi, istemi halinde ve olanaklar
elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır.


 


Moleküler genetik incelemeler


Madde 78 – (1) 75 ve 76 ncı maddelerde öngörülen işlemlerle
elde edilen örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli
veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması
hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan örnekler üzerinde bu
amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır.


(2) Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait
olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın
ikinci cümlesi, bu hâlde de uygulanır.


 


Hâkimin kararı ve inceleme yapılması


Madde 79 – (1) 78 inci madde uyarınca moleküler genetik
incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar verebilir. Kararda inceleme ile
görevlendirilen bilirkişi de gösterilir.


(2) Yapılacak incelemeler için resmen
atanan veya bilirkişilikle yükümlü olan ya da soruşturma veya kovuşturmayı
yürüten makama mensup olmayan veya bu makamın soruşturma veya kovuşturmayı
yürüten dairesinden teşkilât yapısı itibarıyla ve objektif olarak ayrı bir
birimine mensup olan görevliler, bilirkişi olarak görevlendirilebilirler. Bu
kişiler, teknik ve teşkilât bakımından uygun tedbirlerle yasak moleküler
genetik incelemelerin yapılmasını ve yetkisiz üçüncü kişilerin bilgi edinmesini
önlemekle yükümlüdürler. İncelenecek bulgu, bilirkişiye ilgilinin adı ve
soyadı, adresi, doğum tarihi bildirilmeksizin verilir.





Genetik inceleme sonuçlarının gizliliği


Madde 80 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/4 md.)


(1) 75, 76 ve 78 inci madde hükümlerine göre alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçları, kişisel veri
niteliğinde olup, başka bir amaçla kullanılamaz; dosya içeriğini öğrenme
yetkisine sahip bulunan kişiler tarafından bir başkasına verilemez.


(2) Bu bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin
dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı
verilip kesinleşmesi hâllerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok
edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir.


 


Fizik kimliğin tespiti


Madde 81 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/5 md.)


(1) Üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir
suçtan dolayı şüpheli veya sanığın, kimliğinin teşhisi için gerekli olması
halinde, Cumhuriyet savcısının emriyle fotoğrafı, beden ölçüleri, parmak ve
avuç içi izi, bedeninde yer almış olup teşhisini kolaylaştıracak diğer
özellikleri ile sesi ve görüntüleri kayda alınarak, soruşturma ve kovuşturma
işlemlerine ilişkin dosyaya konulur.


(2) Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın
reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi
hâllerinde söz konusu kayıtlar Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok
edilir ve bu husus tutanağa geçirilir.


 


Yönetmelik


Madde 82 – (1) 75 ilâ 81 inci maddelerde öngörülen işlemlerin
yapılması ile ilgili usuller yönetmelikte gösterilir.


 


Keşif


Madde 83 – (1) Keşif, hâkim veya mahkeme veya naip hâkim ya da
istinabe olunan hâkim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde
Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.


(2) Keşif tutanağına, var olan durum ile olayın özel niteliğine göre
varlığı umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılır.


 


Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler


Madde 84 – (1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve
bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.


(2) Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya
oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık
veya bilirkişinin dinlenmesinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.


(3) Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe
uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın
bulunmamasına karar verilebilir.


(4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına
neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.


(5) Şüpheli veya sanık tutuklu ise, hâkim veya mahkeme tarafından ancak
zorunlu sayılan hâllerde keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.


 


Yer gösterme


Madde 85 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/6 md.)


(1) Cumhuriyet savcısı, kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada
bulunmuş olan şüpheliye yer gösterme işlemi yaptırabilir. 250 nci maddenin
birinci fıkrası kapsamına giren suçlar söz konusu olduğunda, adli kolluk amiri
de yer gösterme işlemi yaptırmaya yetkilidir.


(2) Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla, müdafi de yer gösterme işlemi
sırasında hazır bulunabilir.


(3) Yer gösterme işlemi, 169 uncu maddeye uygun olarak tutanağa bağlanır.


 


Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene


Madde 86 – (1) Engelleyici sebepler olmadıkça ölü muayenesinden
veya otopsiden önce ölünün kimliği her suretle ve özellikle kendisini
tanıyanlara gösterilerek belirlenir ve elde edilmiş bir şüpheli veya sanık
varsa, teşhis edilmek üzere ölü ona da gösterilebilir.


(2) Ölünün adlî muayenesinde tıbbî belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm
nedenini belirlemek için tüm bulgular saptanır.


(3) Bu muayene, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim
görevlendirilerek yapılır.


 


Otopsi


Madde 87 – (1) Otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adlî
tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri
pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya vekil tarafından getirilen
hekim de otopside hazır bulunabilir. Zorunluluk bulunduğunda otopsi işlemi bir
hekim tarafından da yapılabilir; bu durum otopsi raporunda açıkça belirtilir.


(2) Otopsi, cesedin durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve
karnın açılmasını gerektirir.


(3) Ölümünden hemen önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan tabibe,
otopsi yapma görevi verilemez. Ancak, bu tabibin otopsi sırasında hazır
bulunması ve hastalığın seyri hakkında bilgi vermesi istenebilir.


(4) Gömülmüş bulunan bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için
mezardan çıkarılabilir. Bu husustaki karar, soruşturma evresinde Cumhuriyet
savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir. Mezardan çıkarma
kararı, araştırmanın amacını tehlikeye düşürmeyecekse ve ulaşılması da zor
değilse ölünün bir yakınına derhâl bildirilir.


(5) Yukarıdaki fıkralarda sözü edilen işlemler yapılırken, cesedin
görüntüleri kayda alınır.


 


Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi


Madde 88 – (1) Yeni doğanın cesedi üzerinde adlî muayene veya
otopside, doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşam bulgularının varlığı ve
olağan süresinde doğup doğmadığı ve biyolojik olarak yaşamını rahim dışında
sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığı veya yaşama yeteneği bulunup
bulunmadığı saptanır.


 


Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem


Madde 89 – (1) Zehirlenme şüphesi olan hâllerde organlardan parça
alınırken, görünen şekli ile organın tahribatı tanımlanır. Ölüde veya başka
yerlerde bulunmuş şüpheli maddeler, görevlendirilen uzman tarafından
incelenerek tahlil edilir.


(2) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, bu incelemenin, hekimin katılmasıyla
veya onun yönetiminde yapılmasına karar verebilir.


 


DÖRDÜNCÜ
KISIM


Koruma
Tedbirleri


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Yakalama
ve Gözaltı


Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler


Madde 90 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından
geçici olarak yakalama yapılabilir:


a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.


b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının
bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.


(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri
düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet
savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde,
yakalama yetkisine sahiptirler.


(3) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte,
çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle
kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin
yakalanması şikâyete bağlı değildir.


(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Kolluk, yakalandığı sırada
kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri
aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.


(5) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Birinci fıkraya göre
yakalanıp kolluğa teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce
yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek,
emri doğrultusunda işlem yapılır.


(6) Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama
emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim veya
Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.


 


Gözaltı


Madde 91 – (1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet
Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına
karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Gözaltı
süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu
süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle:
25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerine
en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten
fazla olamaz.


(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve
kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına
bağlıdır.[9]


(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya
şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her
defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak
emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl
tebliğ edilir.


(4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.)[10]
Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki
bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri
tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu
düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında
ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı
verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin
tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin
sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek
talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki
fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak
işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında
kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin
hükümler uygulanır.


a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.


b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;


1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),


2. Kasten yaralama (madde 86, 87),


3. Cinsel saldırı (madde 102),


4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),


5. Hırsızlık (madde 141, 142),


6. Yağma (madde 148, 149),


7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde 195),


9. Fuhuş (madde 227),


10. Kötü muamele (madde 232),


c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan
suçlar.


d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.


e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan
edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.


f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3
üncü maddesinde belirtilen suçlar.


(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına
ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya
kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen
serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza
hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat
dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı
süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da
yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır
bulundurulmasına karar verilir.


(6) Gözaltı süresinin dolması veya
sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya
neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet
savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.


(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh
ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.


 


Gözaltı işlemlerinin denetimi


Madde 92 – (1) Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri
Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak, gözaltına alınan
kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, bu
kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini, gözaltına alınma
ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu Nezarethaneye Alınanlar
Defterine kaydederler.


 


Yakalanan veya tutuklanan kişilerin nakli


Madde 93 – (1) Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir
yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat
ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin
varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.


 


Yakalanan kişinin mahkemeye götürülmesi


Madde 94 – (Değişik:21/2/2014 – 6526/7 md.)


(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine
soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat
içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır.


(2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya
mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde yakalandığı yer adliyesinde,
mevcut değil ise en yakın adliyede kurulu sesli ve görüntülü iletişim
sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim veya mahkeme tarafından bu
kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır.


(3) (Ek:8/7/2021-7331/12 md.) İfadesi alınmak amacıyla düzenlenen
yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen tarihte
yargı mercii önünde hazır bulunmayı taahhüt eden kişinin serbest bırakılması,
Cumhuriyet savcısı tarafından emredilebilir. Bu hüküm her yakalama emri için
ancak bir kez uygulanabilir. Taahhüdünü yerine getirmeyen kişiye, yakalama
emrinin düzenlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından bin Türk lirası idari
para cezası verilir.


 


Yakalanan veya gözaltına alınanın durumunun yakınlarına bildirilmesi


Madde 95 – (1) Şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına
alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının emriyle
bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir.


(2) Yakalanan veya gözaltına alınan yabancı ise, yazılı olarak karşı
çıkmaması halinde, durumu, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.


 


Yakalamanın ilgililere bildirilmesi


Madde 96 – (1) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olan suç
hakkında 90 ıncı maddenin üçüncü fıkrasına göre şikâyetten önce şüpheli
yakalanmış olursa şikâyete yetkili olan kimseye ve bunlar birden fazla ise hiç
olmazsa birine yakalama bildirilir.


 


Yakalama tutanağı


Madde 97 – (1) Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır. Bu tutanağa
yakalananın, hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda
yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı, hangi kolluk mensubunca tespit
edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı açıkça yazılır.


 


Yakalama emri ve nedenleri


Madde 98 – (1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/10 md.) Soruşturma
evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında,
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri
düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde,
itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.


(2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık
ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında
Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.


(3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re'sen veya
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.


(4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve
yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir.


 


Yönetmelik


Madde 99 – (1) Gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları
nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangi görevlinin sorumluluğuna
bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı, gözaltı işlemlerine ilişkin
kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltına alınmanın başlangıcında ve bu
tedbire son verildiğinde hangi tutanakların tutulacağı ve gözaltına alınan
kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluk tarafından gerçekleştirilen
yakalama işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak kurallar, yönetmelikte
gösterilir.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Tutuklama


Tutuklama nedenleri


Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[11]


(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:


a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.


b) Şüpheli veya sanığın davranışları;


1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,


2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,


Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.


(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[12]


a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[13]


1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),


2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[14]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)


3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),


4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[15]


5. İşkence (madde 94, 95)


6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),


7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),


8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),


9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),


11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),


12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),


b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.


c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.


d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.


e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.


f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.


g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.


h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.


i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.


j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.


k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.


(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[16]


 


Tutuklama kararı


Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma
evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya
re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve
adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî
nedenlere yer verilir.


(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın
devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;


a) Kuvvetli suç şüphesini,


b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,


c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,


d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz
kalacağını,


gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.
Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği
yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.


(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği
veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.


(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest
bırakılır.


(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz
edilebilir.


 


Tutuklulukta geçecek süre


Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır
ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.


(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en
çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;
uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı geçemez.[17]


(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.


(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.


(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır.


 


Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi


Madde 103 – (1) Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına
alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında
tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler. (Mülga
üçüncü cümle: 25/5/2005 – 5353/12 md.)


(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya
tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen
serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest
kalır.


 


Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri


Madde 104 – (1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her
aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.


(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine
hâkim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.[18]


(3) Dosya bölge adliye mahkemesine
veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye
mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya
üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir.


 


Usul


Madde 105 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/13 md.)


(1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca
yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya
müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya
adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.)
103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci
cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti
çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır.
(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken
Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu
kararlara itiraz edilebilir.


 


Salıverilenin yükümlülükleri


Madde 106 – (1) Salıverilmeden önce şüpheli veya sanık, yetkili
yargı merciine veya tutukevinin müdürüne adresini ve varsa telefon numarasını
bildirmekle yükümlüdür.


(2) Şüpheli veya sanığa soruşturmanın veya kovuşturmanın sona
erdirileceği tarihe kadar, yeniden beyanda bulunmak suretiyle veya iadeli
taahhütlü mektupla önceden verdiği adreslerdeki her türlü değişiklikleri
bildirmesi ihtar olunur; ayrıca, ihtara uygun hareket etmediğinde, önceden
bildirdiği adrese tebligatın yapılacağı bildirilir. Bu ihtarların yapıldığını
belirten ve yeni adresleri içeren tutanak veya tutukevi müdürünün düzenleyeceği
belgenin aslı veya örneği yargı merciine gönderilir.


 


Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi


Madde 107 – (1) Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına
ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye,
hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.


(2) Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla,
tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat
bildirmesine de izin verilir.


(3) Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak
karşı çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.


 


Tutukluluğun incelenmesi


Madde 108 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde
bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk
hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde
bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.[19]


(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre
içinde şüpheli tarafından da istenebilir.


(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin
devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde
oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar
verir.


 


ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM


Adlî
Kontrol


Adlî kontrol


Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç
sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama
sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol
altına alınmasına karar verilebilir.


(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin
hükümler uygulanabilir.


(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla
yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:


a) Yurt dışına çıkamamak.


b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli
olarak başvurmak.


c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde
meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol
tedbirlerine uymak.


d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve
gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.


e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene
tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.


f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir
defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği
üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.


g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan
silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.


h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme
süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere
aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.


i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince
ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence
vermek.


j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.


k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk
etmemek.


l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere
gitmemek.


(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[20]
(Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz
kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu
koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu
tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine
adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü
verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna
başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren
ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.


(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d)
bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında
araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.


(6) Adlî kontrol altında geçen süre,
şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm,
maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde
uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde
belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın
mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[21]


(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda
öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî
kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[22]


 


Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler


Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza
hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına
alınabilir.


(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında
şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun
içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir,
değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf
tutabilir.


(3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri,
gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da,
kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.[23]


(4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli
veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği
hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen
mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar
verilir.


 


Adli kontrol altında geçecek süre


MADDE 110/A – (Ek:8/7/2021-7331/17 md.)


(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi
en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir
yıl daha uzatılabilir.


(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine
giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde,
gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza
Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci
Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren
suçlarda dört yılı geçemez.


(3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı
oranında uygulanır.


 


Adlî kontrol kararının kaldırılması


Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet
savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci
fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.


(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.


 


Tedbirlere uymama


Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine
getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi
ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek
cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu
hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması
hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi
de tutuklama kararı verebilir.


(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami
tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali
hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza
mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.


 


Güvence


Madde 113 – (1) Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek
güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar:


a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya
altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır
bulunması.


b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması:


1. Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi
ve eski hâle getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri
nedeniyle kovuşturuluyorlarsa nafaka borçları.


2. Kamusal giderler.


3. Para cezaları.


(2) Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda,
güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.


 


Önceden ödetme


Madde 114 – (1) Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, şüpheli
veya sanığın rızasıyla güvencenin mağdurun haklarını karşılayan veya nafaka
borcuna ilişkin bulunan kısımlarının, istedikleri takdirde, mağdura veya nafaka
alacaklılarına verilmesini emredebilir.


(2) Soruşturma ve kovuşturmanın konusunu oluşturan olaylar nedeniyle,
mağdur veya nafaka alacaklısı lehinde bir yargı kararı verilmiş ise, şüpheli
veya sanığın rızası olmasa da ödemenin yapılması emredilebilir.


 


Güvencenin geri verilmesi


Madde 115 – (1) Hükümlü, 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)
bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine getirmiş ise güvencenin 113 üncü
maddenin birinci fıkrasının (a) bendini karşılayan ve aynı maddenin ikinci
fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen kısmı kendisine geri verilir.


(2) Güvencenin, suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan
ikinci kısmı, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararları verildiğinde de
şüpheli veya sanığa geri verilir. Aksi hâlde, geçerli mazereti dışında, güvence
Devlet Hazinesine gelir yazılır.


(3) Hükümlülük hâlinde güvence 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (b)
bendinde yer alan hükümlere göre kullanılır, fazlası geri verilir.


 


DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM


Arama
ve Elkoyma


Şüpheli veya sanıkla ilgili arama


Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde
edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü,
eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.[24]


 


Diğer kişilerle ilgili arama


Madde 117 – (1) Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç
delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası,
konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.


(2) Bu hâllerde aramanın yapılması, aranılan kişinin veya suçun
delillerinin belirtilen yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak
sağlayan olayların varlığına bağlıdır.


(3) Bu sınırlama, şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerler ile, izlendiği
sırada girdiği yerler hakkında geçerli değildir.


 


Gece yapılacak arama


Madde 118 – (1) Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece
vaktinde arama yapılamaz.


(2) Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya
gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar
yakalanması amacıyla yapılan aramalarda, birinci fıkra hükmü uygulanmaz.


 


Arama kararı


Madde 119 – (1) (Değişik : 25/5/2005 – 5353/15 md.) Hâkim
kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin
yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde
ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir.
Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet
Başsavcılığına derhal bildirilir.


(2) Arama karar veya emrinde;


a) Aramanın nedenini oluşturan fiil,


b) Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya
da eşya,


c) Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi,


Açıkça gösterilir.


(3) Arama tutanağına işlemi yapanların açık kimlikleri yazılır. (Mülga
ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/15 md.)


(4) Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı
yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki
kişi bulundurulur.


(5) (Değişik: 25/7/2018-7145/14
md.) Askerî mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının nezaretinde
askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından yerine
getirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı
emriyle de askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından
arama yapılabilir.


 


Aramada hazır bulunabilecekler


Madde 120 – (1) Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi
aramada hazır bulunabilir; kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme gücüne
sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya
komşusu hazır bulundurulur.


(2) 117 nci maddenin birinci fıkrasında gösterilen hâllerde zilyet ve
bulunmazsa yerine çağrılacak kişiye, aramaya başlamadan önce aramanın amacı
hakkında bilgi verilir.


(3) Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.


 


Arama sonunda verilecek belge


Madde 121 – (1) Aramanın sonunda hakkında arama işlemi uygulanan
kimseye istemi üzerine aramanın 116 ve 117 nci maddelere göre yapıldığını ve
116 ncı maddede gösterilen durumda soruşturma veya kovuşturma konusu fiilin
niteliğini belirten bir belge ve istemi üzerine elkonulan veya koruma altına
alınan eşyanın listesini içeren bir defter ve eğer şüpheyi haklı kılan bir şey
elde edilmemiş ise bunu belirten bir belge verilir.


(2) Birinci fıkrada belirtilen belgelerde, hakkında arama işlemi
uygulanan kimsenin, elkonulan eşyanın mülkiyetine ilişkin görüş ve iddialarına
da yer verilir.


(3) Koruma altına alınan veya elkonulan eşyanın tam bir defteri yapılır
ve bu eşya resmî mühürle mühürlenir veya bir işaret konulur.


 


Belge veya kâğıtları inceleme yetkisi


Madde 122 – (1) Hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin belge
veya kâğıtlarını inceleme yetkisi, Cumhuriyet savcısı ve hâkime aittir.


(2) Belge ve kâğıtların zilyedi veya temsilcisi kendi mührünü de
koyabilir veya imzasını atabilir. İleride mührün kaldırılmasına ve kâğıtların
incelenmesine karar verildiğinde bu işlemin yapılmasında hazır bulunmak üzere,
zilyedi veya temsilcisi ya da müdafii veya vekili çağrılır; çağrıya
uyulmadığında gerekli işlem yapılır.


(3) İnceleme sonucu soruşturma veya kovuşturma konusu suça ilişkin
olmadığı anlaşılan belge veya kâğıtlar ilgilisine geri verilir.


 


Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması


Madde 123 – (1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya
kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına
alınır.


(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya
elkonulabilir.


(3) (Ek:27/12/2020-7262/19 md.) Muhafaza altına alınan veya
elkonulan eşya ya da malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilir.


 


İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem


Madde 124 – (1) 123 üncü maddede yazılı eşya veya diğer malvarlığı
değerlerini yanında bulunduran kişi, istem üzerine bu şeyi göstermek ve teslim
etmekle yükümlüdür.


(2) Kaçınma hâlinde bu şeyin zilyedi
hakkında 60 ıncı maddede yer alan disiplin hapsine ilişkin hükümler uygulanır.
Ancak, şüpheli veya sanık ya da tanıklıktan çekinebilecekler hakkında bu hüküm
uygulanmaz.


 


İçeriği
Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi


Madde 125 – (1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren
belgeler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz.


(2) Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme
hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilir. Bu belgelerde yer alan ve sadece
yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya
mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir.


(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla
olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.


 


Elkonulamayacak mektuplar, belgeler


Madde 126 – (1) Şüpheli veya sanık ile 45 ve 46 ncı maddelere göre
tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki mektuplara ve belgelere; bu
kimselerin nezdinde bulundukça elkonulamaz.


 


Elkoyma kararını verme yetkisi


Madde 127 – (1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim
kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin
yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.


(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa
geçirilir.


(3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın
yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.
Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde
elkoyma kendiliğinden kalkar.


(4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine
elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini
isteyebilir.


(5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.


(6) (Değişik: 25/7/2018-7145/15 md.) Askerî mahallerde yapılacak
elkoyma işlemi, Cumhuriyet savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla
adlî kolluk görevlileri tarafından yerine getirilir. Gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de askerî makamların
katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından elkoyma işlemi yapılabilir.


 


Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma


Madde 128 – (1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun
işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan
kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;


a) Taşınmazlara,


b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,


c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,


d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,


e) Kıymetli evraka,


f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,


g) Kiralık kasa mevcutlarına,


h) Diğer malvarlığı değerlerine,


Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu
taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan
başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi
yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında
elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu,
Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç
ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine
iki ay daha uzatılabilir.[25]


(2) Birinci fıkra hükmü;[26]


a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;


1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),


2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya
doku ticareti (madde 91),


3. Hırsızlık (madde 141, 142),


4. Yağma (madde 148, 149),


5. Güveni kötüye kullanma (madde 155),


6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),


7. Hileli iflas (madde 161),


8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


9. Parada sahtecilik (madde 197),


10. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/10
md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/25 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),


11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),


12. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),


13. (Ek: 24/11/2016-6763/25 md.) Tefecilik
(madde 241),


14. Zimmet (madde 247),


15. İrtikap (madde 250)


16. Rüşvet (madde 252),


17. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306,
307, 308),


18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),


19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337) suçları.


b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,


c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında
tanımlanan zimmet suçu,


d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,


e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar,


Hakkında uygulanır.


(3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle
icra edilir.


(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı,
bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.


(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması
kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl
bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma
ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde
yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.


(6) Şirketteki ortaklık paylarına elkoyma kararı, ilgili şirket
yönetimine ve şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne teknik
iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili
şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca tebliğ edilir.


(7) Hak ve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye
teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar,
ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir.


(8) Bu madde hükmüne göre alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı
hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza görevini kötüye
kullanma" başlıklı 289 uncu maddesi hükümleri uygulanır.


(9) (Değişik: 24/11/2016-6763/25 md.) Bu
madde hükümlerine göre elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına
ancak hâkim karar verebilir.


(10) (Ek: 15/8/2016-KHK-674/13 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/13
md.) Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi
gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. Bu
durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır.


 


Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen
menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma


MADDE 128/A- (Ek:24/12/2025-7571/22
md.)


(1) Türk Ceza Kanununda yer alan;


a) Nitelikli hırsızlık (madde 142, fıkra iki, bent e),


b) Nitelikli dolandırıcılık (madde 158, fıkra bir, bent
f ve l),


c) Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (madde
245),


suçlarının işlendiği hususunda makul şüphe bulunması
halinde banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı
nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan ya da yapılmaya teşebbüs edilen
işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın kırksekiz saate kadar askıya
alınmasına ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet
sağlayıcısı tarafından karar verilebilir.


(2) Askıya alma işlemi ve hesap hareketleri, ilgili malî
kurum tarafından tüm bilgi ve belgelerle birlikte derhal Cumhuriyet
başsavcılığına bildirilir. Askıya alma işlemi ayrıca hesap sahibine de
bildirilir. Hesap sahibi, askıya alma işleminin kaldırılması için Cumhuriyet
başsavcılığına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı, başvuru hakkında yirmidört saat
içinde karar verir.


(3) Askıya alma işlemi tamamlanmadan suça konu menfaatin
başka bir malî kuruma transfer edildiğinin tespit edilmesi halinde bu durum,
askıya alma işleminin yapılabilmesi için banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya
kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından ilgili malî kuruma gecikmeksizin
bildirilir.      


(4) Birinci fıkra uyarınca malî kurum tarafından askıya
alınan veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine askıya alınan hesapta
bulunan suça konu menfaate hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle askıya alma süresi içinde
elkonulabilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmidört saat
içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren
kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar. Bu
madde hükümlerine göre elkoyma işlemi yapılabilmesi bakımından 128 inci maddede
belirtilen rapor alma şartı aranmaz.


(5) Elkonulan suça konu menfaat, suçtan zarar gören
mağdura ait olduğunun anlaşılması halinde soruşturma veya kovuşturma evresinde
sahibine iade edilir.


(6) Bu madde uyarınca askıya alma işlemine karar veren
gerçek ve tüzel kişiler, hukukî bakımdan sorumlu tutulmaz.


(7) Yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından banka, ödeme hizmeti
sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısından istenen bilgi veya
belgenin on gün içinde fiziki veya elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.
İstenen bilgi veya belgenin gönderilmemesi ya da eksik gönderilmesi halinde
Cumhuriyet savcısı tarafından ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya
kripto varlık hizmet sağlayıcısına elli bin Türk Lirasından üç yüz bin Türk
Lirasına kadar idarî para cezası verilir.


 


Postada
elkoyma


Madde 129 – (1) Suçun delillerini oluşturduğundan şüphe edilen ve
gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturma ve kovuşturmada adliyenin eli
altında olması zorunlu sayılıp, posta hizmeti veren her türlü resmî veya özel
kuruluşta bulunan gönderilere, hâkimin veya gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde Cumhuriyet savcısının kararı ile elkonulabilir.


(2) Hâkim kararının veya Cumhuriyet savcısının emrinin kendilerine
bildirilmesi üzerine elkoyma işlemini yerine getiren kolluk memurları, birinci
fıkrada belirtilen gönderilerin içinde bulunduğu zarfları veya paketleri
açamazlar. Elkonulan gönderiler, ilgili posta görevlilerinin huzuru ile mühür
altına alınıp derhâl elkoyma kararını veya emrini veren hâkim veya Cumhuriyet
savcısına teslim edilir.


(3) (Ek:20/11/2017-KHK-696/94 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7079/89 md.)[27] Elkoyma kararı veya emrinin aşağıda
sayılan suçlarla ilgili olarak verilmesi halinde gönderilerin bulunduğu zarf
veya paketler Cumhuriyet savcısının talimatıyla kolluk memurları tarafından
açılabilir.


a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;


1. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak
bulundurulması veya el değiştirmesi (madde 174),


2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


suçları.


b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunun 12 nci ve 13 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.


c) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 67 nci ve 68 inci maddelerinde tanımlanan suçlar.


(4) Soruşturma ve kovuşturmanın amacına zarar vermek olasılığı
bulunmadıkça, alınmış tedbirler ilgililere bildirilir.


(5) Açılmamasına veya açılıp da içeriği bakımından adliyenin eli altında
tutulmasına gerek bulunmadığına karar verilen gönderiler, hemen ilgililerine
teslim olunur.


 


Avukat bürolarında arama, elkoyma ve postada elkoyma


Madde 130 – (1) Avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve
kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde
aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada hazır
bulundurulur.


(2) Arama sonucu elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda
arama yapılan avukat, baro başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat
ile müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı
koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf veya paket içerisine konularak hazır
bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda gerekli kararı vermesi, soruşturma
evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemeden
istenir. Yetkili hâkim elkonulan şeyin avukatla müvekkili arasındaki meslekî
ilişkiye ait olduğunu saptadığında, elkonulan şey derhâl avukata iade edilir ve
yapılan işlemi belirten tutanaklar ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen
kararlar, yirmidört saat içinde verilir.


(3) Postada elkoyma durumunda bürosunda
arama yapılan avukat veya baro başkanı veya onu temsil eden avukatın karşı
koyması üzerine ikinci fıkrada belirtilen usuller uygulanır.


 


Elkonulan eşyanın iadesi


Madde 131 – (1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait
elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek
kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen
veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.


(2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı
değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık
ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.


 


Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması


Madde 132 – (1) Elkonulan eşya, zarara uğraması veya değerinde
esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde, hükmün
kesinleşmesinden önce elden çıkarılabilir.


(2) Elden çıkarma kararı, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma
evresinde mahkeme tarafından verilir.


(3) Karar verilmeden önce eşyanın sahibi olan şüpheli, sanık veya ilgili
diğer kişiler dinlenir; elden çıkarma kararı, kendilerine bildirilir.


(4) Elkonulan eşyanın değerinin muhafazası ve zarar görmemesi için gerekli
tedbirler alınır.


(5) Elkonulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı,
kovuşturma evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri
almak ve istendiğinde derhâl iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere,
şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat
gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir.


(6) Elkonulan eşya, delil olarak saklanmasına gerek kalmaması halinde,
rayiç değerinin derhâl ödenmesi karşılığında, ilgiliye teslim edilebilir. Bu
durumda müsadere kararının konusunu, ödenen rayiç değer oluşturur.


 


Şirket yönetimi için kayyım tayini


Madde 133 – (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde
işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi
gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve
kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle
ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve
işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim
organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile
birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin
tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar,
ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.[28]


(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret,
şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan
dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret
olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte
Devlet Hazinesinden karşılanır.


(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye
22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.


(4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak
uygulanabilir.


a) Türk Ceza Kanununda yer alan,


1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),


2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


3. Parada sahtecilik (madde 197),


4. Fuhuş (madde 227),


5. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),


6. Zimmet (madde 247),


7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),


8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),


9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337),


Suçları,


b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan
silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,


c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında
tanımlanan zimmet suçu,


d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,


e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.


(5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca
atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat
davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet,
ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle
görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.


 


Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama,
kopyalama ve elkoyma[29][30]


Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada,
somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette
delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar
ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına,
bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin
hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet
savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına
sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması
veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve
çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.


(2) Bilgisayar, bilgisayar
programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere
ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi
ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir.
Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan
cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.


(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında,
sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.


(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye
veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.


(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki
verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan
veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer
tarafından imza altına alınır.


 


BEŞİNCİ BÖLÜM


Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi


İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması[31][32][33][34][35]


Madde 135 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç
dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil
elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim
veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla
şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda
alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını
derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir.
Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine
karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.[36]
(Mülga son iki cümle: 24/11/2016-6763/26 md.)


(2) (Ek: 21/2/2014–6526/12 md.) Talepte bulunulurken hakkında bu
madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini
ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.


(3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki
iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun
anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.[37]


(4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü,
hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon
numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü,
kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu
süre, bir ay daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Ancak,
örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi
halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak
her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere
uzatılmasına karar verebilir.


(5) Şüpheli veya sanığın
yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu
hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit
işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu
süre, bir ay daha uzatılabilir.[38]


(6) (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Şüpheli ve sanığın
telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır.
Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği,
iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite
imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler:
24/11/2016-6763/26 md.) Cumhuriyet savcısı
kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç
yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine
karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.


(7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir
süresince gizli tutulur.


(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda
alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda
sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:


a) Türk Ceza Kanununda yer alan;


1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),


2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),


3. İşkence (madde 94, 95),


4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),


5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),


6. (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142)
ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli
dolandırıcılık (madde 158),


7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


8. Parada sahtecilik (madde 197),


9. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/12 md.; Yeniden düzenleme:
24/11/2016-6763/26 md.) Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),


10. (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Fuhuş (madde 227),


11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),


12. (Ek: 24/11/2016-6763/26 md.) Tefecilik
(madde 241),


13. Rüşvet (madde 252),


14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),


15. (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin
birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,


16. (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),


17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337) suçları.


b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.


c) (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bankalar Kanununun 22 nci
maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,[39]


d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.


e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.


(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir
başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.


 


Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri


Madde 136 – (1) Şüpheli veya sanığa yüklenen suç dolayısıyla
müdafiin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçları
hakkında, 135 inci madde hükmü uygulanamaz.


 


Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi


Madde 137 – (1) 135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince
Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi,
telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların yetkililerinden iletişimin
tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla
cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak istediğinde, bu istem derhâl yerine
getirilir; yerine getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı
ve bitirildiği tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır.


(2) 135 inci maddeye göre verilen karar gereğince tutulan kayıtlar,
Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin
hâline getirilir. Yabancı dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe'ye
çevrilir.


(3) 135 inci maddeye göre verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli
hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin
birinci fıkrasına göre hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına
Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit
veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç
on gün içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir. (Ek
cümle:8/7/2021-7331/18 md.) Beraat kararı verilmesi durumunda da tespit
veya dinlemeye ilişkin kayıtlar, hâkim denetimi altında aynı usulle yok edilir.


(4) Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde
soruşturma veya kovuşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç onbeş gün
içinde, Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkeme,
tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak
bilgi verir.[40][41]


 


Tesadüfen elde edilen deliller


Madde 138 – (1) Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin
uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi
olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil
elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına
derhâl bildirilir.


(2) Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında,
yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci
maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini
uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve
durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.


 


ALTINCI BÖLÜM


Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme


Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi[42]


Madde 139 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/13 md.) Soruşturma
konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe
sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu
görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Bu madde uyarınca
yapılacak görevlendirmeye hâkim tarafından
karar verilir. (Mülga son cümle: 24/11/2016-6763/27 md.)


(2) Soruşturmacının kimliği değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî işlemler
yapılabilir. Kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması
durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir.


(3) Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının kimliği,
görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulur. (Ek cümleler:
15/8/2017-KHK-694/142 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/137 md.) Soruşturmacı,
kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması halinde,
duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da
görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli
ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9 uncu maddesi hükmü kıyasen uygulanır.


(4) Soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte
ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde
işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür. (Ek cümle:
28/3/2023-7445/19 md.) Hâkim,
soruşturmacının yedinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer
alan suç bakımından kamuya açık yerlerde ve işyerlerinde delil toplamak
amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebilir.


(5) Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve
görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz.


(6) Soruşturmacı görevlendirilmesi
suretiyle elde edilen kişisel bilgiler, görevlendirildiği ceza soruşturması ve
kovuşturması dışında kullanılamaz. (Ek: 21/2/2014–6526/13 md.) Suçla
bağlantılı olmayan kişisel bilgiler derhâl yok edilir.


(7) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:



a) Türk Ceza Kanununda yer alan;


1. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın
uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


2. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar
hariç, madde 220),


3. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315).



b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.


c) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.





Teknik araçlarla izleme


Madde 140 – (1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri
bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın
kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses
veya görüntü kaydı alınabilir:[43]


a) Türk Ceza Kanununda yer alan;[44][45]



1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),


2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),


3. (Ek:21/2/2014–6526/14 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve
yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık
(madde 158),


4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


5. Parada sahtecilik (madde 197),


6. (Mülga:21/2/2014–6526/14 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/28
md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(madde 220, fıkra üç),


7. (Ek: 25/5/2005 – 5353/19 md.) Fuhuş (madde 227)


8. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),


9. (Ek: 24/11/2016-6763/28 md.) Tefecilik
(madde 241),


10. Rüşvet (madde 252),


11. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),


12. (Değişik: 2/12/2014-6572/43 md.) Devletin
birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302),


13. (Ek: 2/12/2014-6572/43 md.)[46] Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),


14. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve
Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),


Suçları.


b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.


c) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar.


d) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.


(2) (Değişik: 24/11/2016-6763/28
md.) Teknik araçlarla izlemeye hâkim,
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar
verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde
hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir.
Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar
derhâl imha edilir.


(3) (Değişik:21/2/2014–6526/14 md.)
Teknik araçlarla izleme kararı en çok üç haftalık süre için verilebilir. Bu
süre gerektiğinde bir hafta daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi hâlinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında
bir haftadan fazla olmamak ve toplam dört haftayı geçmemek üzere uzatılmasına
karar verebilir. (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/143 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7078/138 md.) Teknik araçlarla izleme tedbiri ile birlikte gizli
soruşturmacı görevlendirilmesi halinde bu fıkrada belirtilen süreler bir kat
artırılarak uygulanır.[47]


(4) Elde edilen deliller, yukarıda sayılan suçlarla ilgili soruşturma ve
kovuşturma dışında kullanılamaz; ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı
taktirde Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok edilir.


(5) Bu madde hükümleri, kişinin konutunda uygulanamaz.


 


Yönetmelik


MADDE 140/A- (Ek: 20/11/2017-KHK-696/95 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7079/90 md.)


(1) Bu Kanunun 135 ila 140 ıncı maddelerinde düzenlenen koruma
tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.


 


YEDİNCİ
BÖLÜM


Koruma
Tedbirleri Nedeniyle Tazminat


Tazminat istemi[48]


Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;


a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya
tutukluluğunun devamına karar verilen,


b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,


c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından
yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,


d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii
huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,


e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında
kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,


f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük
sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece
para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,


g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar
kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle
açıklanmayan,


h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,


i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,


j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde
elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya
diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,


k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama, adli kontrol veya
tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından
yararlandırılmayan,48


l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya
uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak
amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve
bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra
haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar
verilen,


Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.


(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları
veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus
verilen karara geçirilir.48


(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller
dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız
fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet
savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat
davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.


(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı
görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan
hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.


 


Tazminat isteminin koşulları


Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine
tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme
tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.


(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o
yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde
başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara
bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci
maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler
bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun
Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu
fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza
mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin
görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza
mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona
gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.


(3) Tazminat isteminde bulunan
kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve
zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi
gereklidir.


(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme,
eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini
ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz
yolu açık olmak üzere reddolunur.


(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe
ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki
temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı
olarak bildirmesini ister.[49]


(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat
hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında
mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine
yaptırmaya yetkilidir.


(7) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı
olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı
tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.


(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine
temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle
yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.)
Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında
karar verilir. Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar
kesindir.


(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince
hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh
ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır
ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla
olamaz.


(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru
süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında
hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye
yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı
tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması
halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.


 


Tazminatın geri alınması


Madde 143 – (1) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı
sonradan kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilenlerle,
yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilenlere
ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı, Cumhuriyet savcısının
yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu alacaklarının tahsiline
ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz edilebilir.


(2) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.)


(3) İftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına
alınma ve tutuklama halinde; Devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan
kişiye de rücu eder.


 


Tazminat isteyemeyecek kişiler


Madde 144 – (1) Kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına
alınan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:[50]


a) (Mülga: 11/4/2013-6459/18 md.)


b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte
düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle
dönüşenler.


c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle
hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya
kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya
düşürülenler.


d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer
olmadığına karar verilenler.


e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça
katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına
veya tutuklanmasına neden olanlar.50


 


BEŞİNCİ
KISIM


İfade
ve Sorgu


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


İfade
veya Sorgu İçin Çağrı


İfade veya sorgu için çağrı


Madde 145 – (1) İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi
davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla
getirileceği yazılır.


 


Zorla getirme[51]


Madde 146 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Hakkında
tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli
nedenler bulunan veya 145 inci maddeye göre çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli
veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir.


(2) Zorla getirme kararı, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu,
kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini
içerir.


(3) Zorla getirme kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.


(4) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme kararı ile
çağrılan şüpheli veya sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en
geç yirmidört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet
savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır.


(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme, bunun için haklı
görülecek bir zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı
tarafından, sorguya çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam eder.


(6) Zorla getirme kararının yerine getirilememesinin nedenleri, köy veya
mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla
saptanır.


(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Çağrıya rağmen gelmeyen tanık,
bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı
verilebilir.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


İfade
ve Sorgu Usulü


İfade ve sorgunun
tarzı


Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında
veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:


a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine
ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.


b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.


c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından
yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği,
kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından
faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi
görevlendirilir.


d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak
üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl
bildirilir.


e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu
söylenir.


f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği
hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak
ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.


g) İfade verenin veya sorguya
çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.


h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.


i) İfade veya sorgu bir tutanağa
bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:


1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.


2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim
ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.


3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine
getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.


4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan
müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.


5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.


 


İfade alma ve sorguda yasak usuller


Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine
dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme,
yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi
bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.


(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.


(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil
olarak değerlendirilemez.


(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme
huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.


(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması
ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından
yapılabilir.





ALTINCI
KISIM


Savunma


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Müdafi
Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri


Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi


Madde 149 – (1) Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın
her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir;
kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.


(2) Soruşturma evresinde, ifade almada
en çok üç avukat hazır bulunabilir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/1 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7070/1 md.) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır
bulunabilir.


(3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli
veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî
yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.


 


Müdafiin görevlendirilmesi


Madde 150 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.)


(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine
bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda
olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.


(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak
derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi
görevlendirilir.


(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan
dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.


(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin
görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.


 


Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik
görevinden yasaklanma[52]


Madde 151 – (1) 150 nci madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi,
duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini
yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi
görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara
verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir.


(2) Eğer yeni müdafi savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını
açıklarsa oturum ertelenir.


(3) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) 149 uncu maddeye göre seçilen
veya 150 nci maddeye göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanununun 220 ve 314
üncü maddesinde sayılan suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık veya
hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukat, hakkında bu
fıkrada sayılan suçlar nedeniyle kovuşturma bulunması halinde
müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten yasaklanabilir.[53][54]


(4) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Cumhuriyet savcısının yasaklamaya
ilişkin talebi hakkında, hâkim veya mahkeme tarafından gecikmeksizin karar
verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. İtiraz sonucunda yasaklama
kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam ettirir. Müdafilik
görevinden yasaklama kararı, kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere, bir
yıl süre ile verilebilir. Ancak, kovuşturmanın niteliği itibariyle bu süreler
altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilir. Soruşturma
sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma
sonunda mahkûmiyet dışında bir karar
verilmesi halinde, kesinleşmesi beklenmeksizin yasaklama kararı
kendiliğinden kalkar.[55][56]


(5) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Görevden yasaklama kararı,
şüpheli, sanık veya hükümlü ile yeni bir müdafi görevlendirilmesi için derhal
ilgili baro başkanlığına bildirilir.[57]


(6) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Müdafi veya vekil görevden
yasaklanmış bulunduğu sürece başka davalarla ilgili olsa bile müdafiliğini veya
vekilliğini üstlendiği kişiyi ceza infaz kurumunda veya tutukevinde ziyaret
edemez.


 


Şüpheli veya sanığın birden fazla olması hâlinde savunma


Madde 152 – (1) Yararları birbirine uygun olan birden fazla
şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir.


 


Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi


Madde 153 – (Değişik: 2/12/2014-6572/44 md.)


(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve
istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.


(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma
yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak
aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:


a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;


1. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),


2. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),


3. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),


4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


5. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),


6. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),


7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310,
311, 312, 313, 314, 315, 316),


8. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327, 328, 329,
330, 331, 333, 334, 335, 336, 337).


b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.


c) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı
maddesinde tanımlanan zimmet suçu.


d) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan suçlar.


(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile
bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer
adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.


(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten
itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir;
bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir.


(5) Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de
yararlanır.


 


Müdafi ile görüşme


Madde 154 – (1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın
müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda
görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.


(2) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/3 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7070/3 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü
Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve
Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde
işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından
gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman
zarfında ifade alınamaz.


 


Kanunî temsilci veya eşin duruşmada hazır bulunması


Madde 155 – (1) Sanığın kanunî temsilcisine duruşma gün ve saati
bildirilir ve duruşmaya kabul edilerek istemi üzerine dinlenebilir.


(2) Sanığın eşi hakkında da tebligat yapılmaksızın birinci fıkra hükmü uygulanır.


 


Müdafiin görevlendirilmesinde usul


Madde 156 – (1) 150 nci maddede yazılı olan hâllerde, müdafi;


a) Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin
istemi üzerine,


b) Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine,


Baro tarafından görevlendirilir.


(2) Yukarıda belirtilen hâllerde müdafi soruşturmanın veya kovuşturmanın
yapıldığı yer barosunca görevlendirilir.


(3) Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro
tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer.


 


İKİNCİ
KİTAP


Soruşturma


 


BİRİNCİ
KISIM


Suçlara
İlişkin İhbarlar ve Soruşturma


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Soruşturmanın
Gizliliği, Suçların İhbarı


Soruşturmanın gizliliği


Madde 157 – (1) Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve
savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul
işlemleri gizlidir.


 


İhbar ve şikâyet


Madde 158 – (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet
Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.


(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet,
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.


(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında
Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.



(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia
edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya
şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.


(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak
yapılabilir.


(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.)[58] İhbar ve şikâyet konusu
fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin
açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması
durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda
şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer
olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu
karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü
hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra
uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme
kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından görülebilir.


(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra
suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten
vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.


 


Şüpheli ölümün ihbarı


Madde 159 – (1) Bir ölümün doğal nedenlerden meydana gelmediği
kuşkusunu doğuracak bir durumun varlığı veya ölünün kimliğinin belirlenememesi
halinde; kolluk görevlisi, köy muhtarı ya da sağlık veya cenaze işleriyle
görevli kişiler, durumu derhâl Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle
yükümlüdürler.


(2) Birinci fıkra kapsamına giren hallerde ölünün gömülmesi ancak
Cumhuriyet savcısı tarafından verilecek yazılı izne bağlıdır.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Soruşturma
İşlemleri


Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi


Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle
bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını
açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya
başlar.


(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin
araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî
kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri
toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.



 


Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri


Madde 161 – (1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya
emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı
yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden
her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince
nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak
ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu
işlemi yapmasını ister.


(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile
uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek
ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin
yerine getirmekle yükümlüdür.


(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele
hâllerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 - 5353/24 md.) Sözlü
emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.


(4) Diğer kamu görevlileri de,
yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri,
talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.


(5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde
kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya
ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya
yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen
kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya
soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483
sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında
ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.[59]


(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/8
md.) Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve
kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge
adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer
ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü
hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır.


(7) (Ek: 31/3/2011-6217/21 md.) Yetkisizlik kararı ile gelen bir
soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine
varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için
soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en
yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar
kesindir.


(8) (Ek:21/2/2014–6526/15 md.) Türk
Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde
düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş
olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983
tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat
Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.


(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141
md.) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili
hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı
ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya
görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer
Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını
isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer
Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak
kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.


 


Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi


Madde 162 – (1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından
yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu
işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi
istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir
ve gereğini yerine getirir.


 


Soruşturmanın sulh ceza hâkimi tarafından yapılması


Madde 163 – (1) Suçüstü hâli ile gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla
Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi de bütün soruşturma
işlemlerini yapabilir.


(2) Kolluk âmir ve memurları, sulh ceza hâkimi tarafından emredilen
tedbirleri alır ve araştırmaları yerine getirirler.


 


Adlî kolluk ve görevi


Madde 164 – (1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı
Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve 2803
sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993
tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı
Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma
işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.[60]


(2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları
doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri,
Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir.


(3) Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin
emrindedir.


 


Diğer kolluk birimlerinin adlî kolluk görevi


Madde 165 – (1) Gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi
halinde, diğer kolluk birimleri de adlî kolluk görevini yerine getirmekle
yükümlüdür. Bu durumda, kolluk görevlileri hakkında, adlî görevleri dolayısıyla
bu Kanun hükümleri uygulanır.


 


Değerlendirme raporu yetkisi


Madde 166 – (1) Cumhuriyet başsavcıları her yılın sonunda, o yerdeki
adlî kolluğun sorumluları hakkında değerlendirme raporları düzenleyerek, mülkî
idare amirlerine gönderir.


 


Yönetmelik


Madde 167 – (1) Adlî kolluk görevlilerinin nitelikleri ve bunların
hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimi, diğer hizmet birimleri ile ilişkileri,
değerlendirme raporlarının düzenlenmesi, uzmanlık dallarına göre hangi
bölümlerde çalıştırılacakları ve diğer hususlar; bu Kanunun yürürlük tarihinden
itibaren altı ay içinde Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken
çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.


 


Adlî kolluğun olay yerinde aldığı tedbirlere uyulmaması halinde
yetkisi


Madde 168 – (1) Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan adlî
kolluk görevlisi, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı
tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya kadar ve
gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder.


 


Soruşturma evresinde yapılan işlemlerin tutanağa bağlanması


Madde 169 – (1) Şüphelinin ifadesinin alınması veya sorgusu, tanık
ve bilirkişinin dinlenmesi veya bir keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet
savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında bir zabıt kâtibi bulunur. Acele
hâllerde, yemin vermek koşuluyla, başka bir kimse, yazman olarak
görevlendirilebilir.


(2) Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır. Tutanak, adlî kolluk
görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt
kâtibi tarafından imza edilir.


(3) Müdafi veya vekil sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili
tutanakta avukatın isim ve imzasına da yer verilir.


(4) Tutanak, işlemin yapıldığı yeri, tarihi, başlama ve bitiş saatini ve
işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimlerini içerir.[61]


(5) İşlemde hazır bulunan ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini
ilgilendiren kısımları okunur veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus
tutanağa yazılarak ilgililere imza ettirilir.


(6) İmzadan kaçınma hâlinde nedenleri tutanağa geçirilir.


(7) (Ek: 21/2/2014 – 6526/16 md.)Türk
Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci
Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ile
12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren
suçlarla ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk tarafından
düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil
numaraları yazılır. Kolluk görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği
hâllerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı, kolluk görevlisinin iş yeri
adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres
olarak iş yeri adresleri gösterilir.


 


İKİNCİ
KISIM


Kamu
Davasının Açılması


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Kamu
Davasının Açılması


Kamu davasını açma görevi


Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı
tarafından yerine getirilir.


(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği
hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame
düzenler.


(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;


a) Şüphelinin kimliği,


b) Müdafii,


c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,


d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,


e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin
kimliği,


f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,


g) Şikâyetin yapıldığı tarih,


h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,


i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,


j) Suçun delilleri,


k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve
tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,


Gösterilir.


(4) İddianamede, yüklenen suçu
oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen
suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer
verilmez.[62]


(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar
değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.


(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda
öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin
istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili
tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.


 


Kamu davasını açmada takdir yetkisi


Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.)


(1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı
halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.


(2) (Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme
kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl
veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli
şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile
ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173
üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.


(3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;[63]


a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm
olmamış bulunması,


b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde
şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,


c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından
kamu davası açılmasından daha yararlı olması,


d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı
tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya
tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,


koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.


(4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde,
kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir
suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı
işlemez.


(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara
mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.


(6) (Ek:17/10/2019-7188/19 md.) Bu madde hükümleri;


a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları
ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,


b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı
görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî
suçlar,


c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,


hakkında uygulanmaz.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Kovuşturmaya
Yer Olmadığına Dair Karar, İtiraz ve İddianamenin İadesi


Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar


Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda,
kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi
veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına
karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya
sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii
gösterilir.


(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9
md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu
davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe
ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden
dolayı kamu davası açılamaz.


(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair
kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da
tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın
kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden
soruşturma açılır.[64]


 


Cumhuriyet savcısının kararına itiraz[65][66]


Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına
dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu
kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza
mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.[67]


(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek
olaylar ve deliller belirtilir.


(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.)
Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine
gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet
başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli
nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere
mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı,
kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.


(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi
yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.


(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir
yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.


(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10
md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası
açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.


 


İddianamenin iadesi


Madde 174 – (Değişik: 25/5/2005 - 5353/27 md.)


(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten
itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler
incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;


a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,


b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki
edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,


c) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya
da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan
işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın
düzenlenen,


d) (Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma
yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep
olmaksızın düzenlenen,


İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.


(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.


(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen
iddianame kabul edilmiş sayılır.


(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen
eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya
yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde,
yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda
belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna
gidilemez.


(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.


 


ÜÇÜNCÜ
KİTAP


Kovuşturma
Evresi


 


BİRİNCİ
KISIM


Kamu
Davasının Yürütülmesi


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Duruşma
Hazırlığı


İddianamenin kabulü ve duruşma hazırlığı


Madde 175 – (1) İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur
ve kovuşturma evresi başlar.


(2) Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve
duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır.


 


İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması


Madde 176 – (1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ
olunur. (Ek cümle:8/7/2021-7331/20 md.) Ayrıca, iddianameye ilişkin
bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi
iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak
suretiyle de bildirilir, ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu durumda
uygulanmaz.


(2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kâğıdına mazereti
olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır.


(3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle yapılır.
Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve
bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla
birlikte davet olunur. Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda
cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak
tutulmak suretiyle yapılır.


(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma
günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir.


 


Sanığın savunma delillerinin toplanması istemi


Madde 177 – (1) Sanık, tanık veya bilirkişinin davetini veya
savunma delillerinin toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin olduğu olayları
göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini duruşma gününden en az beş gün
önce mahkeme başkanına veya hâkime verir.


(2) Bu dilekçe üzerine verilecek karar, kendisine derhâl bildirilir.


(3) Sanığın kabul edilen istemleri, Cumhuriyet savcısına da bildirilir.


 


Çağrılması reddedilen tanığın ve uzman kişinin doğrudan mahkemeye getirilmesi



Madde 178 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, sanığın veya katılanın
gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi
reddettiğinde, sanık veya katılan o kişileri mahkemeye getirebilir. Bu kişiler
duruşmada dinlenir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/4 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7070/4 md.) Ancak, davayı uzatmak amacıyla yapılan talepler
reddedilir.


 


Çağrılan tanıkların ad ve
adreslerinin sanığa ve Cumhuriyet savcısına bildirilmesi


Madde 179 – (1) Sanık, doğrudan doğruya davet ettireceği veya
duruşma sırasında getireceği bilirkişi ve tanıkların ad ve adreslerini
Cumhuriyet savcısına makul süre içinde bildirir.


(2) Cumhuriyet savcısı da, iddianamede gösterilen veya sanığın istemi
üzerine davet edilen tanık ve bilirkişiler dışında gerek mahkeme başkanı veya
hâkim kararıyla, gerek kendiliğinden başka kimseleri davet ettirecek ise
bunların ad ve adreslerini sanığa yine makul süre içinde bildirir.


 


Tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri


Madde 180 – (1) Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı
bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden
bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı
anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar
verebilir.


(2) Bu hüküm, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında
bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde
de uygulanır.


(3) Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir
belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya
vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez.


(4) İstinabe olunan mahkeme,
büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde
bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesi
gereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.


(5) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre tanık veya bilirkişinin aynı anda
görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri
olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır. Buna olanak
verecek teknik donanımın kurulmasına ve kullanılmasına ilişkin esas ve usuller
yönetmelikte gösterilir.


 


Tanık ve bilirkişinin dinleneceği günün bildirilmesi


Madde 181 – (1) Tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için
belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve
müdafiine bildirilir. Düzenlenen tutanağın örneği hazır bulunan Cumhuriyet
savcısına ve müdafie verilir.


(2) Yeniden keşif ve muayeneye ihtiyaç duyulursa, yukarıdaki fıkra
hükümleri uygulanır.


(3) Tutuklu olan sanık, ancak tutuklu bulunduğu yer mahkemesinde
yapılacak bu tür işlerde hazır bulundurulmasını isteyebilir. Ancak, hâkim veya
mahkeme tarafından zorunlu sayılan hâllerde tutuklu bulunan şüpheli veya
sanığın da bu tür işlerde hazır bulunmasına karar verilebilir.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Duruşma


Duruşmanın açıklığı


Madde 182 – (1) Duruşma herkese açıktır.


(2) Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde,
duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar
verilebilir.


(3) Duruşmanın kapalı yapılması
konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.


 


Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı


Madde 183 – (1) 180 inci maddenin beşinci fıkrası ile 196 ncı
maddenin dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak üzere, adliye binası içerisinde ve
duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü
kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz. Bu hüküm, adliye binası
içerisinde ve dışındaki diğer adlî işlemlerin icrasında da uygulanır.


 


Açıklığın kaldırılması hakkında karar


Madde 184 – (1) 182 nci maddede gösterilen hâllerde,
açıklığın kaldırılması istemine ilişkin olarak yapılacak duruşma, istem üzerine
veya mahkemece uygun görülürse kapalı yapılır.


 


Zorunlu kapalılık


Madde 185 – (1) Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma
kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.


 


Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması


Madde 186 – (1) Açıklığın kaldırılması kararı, nedenleriyle
birlikte tutanağa geçirilir.


 


Kapalı duruşmada bulunabilme


Madde 187 – (1) Kapalı duruşmada mahkeme, bazı kişilerin
hazır bulunmasına izin verebilir. Bu hâlde adı geçenler, duruşmanın kapalı
olmasını gerektiren hususları açıklamamaları bakımından uyarılırlar ve bu husus
tutanağa yazılır.


(2) Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz.


(3) Açık duruşmanın içeriği, millî güvenliğe veya genel ahlâka veya
kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak
nitelikte ise; mahkeme, bunları önlemek amacı ile ve gerektiği ölçüde
duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını yasaklar ve kararını
açık duruşmada açıklar.


 


Duruşmada hazır bulunacaklar


Madde 188 – (1) Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve
Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul
ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. (Ek cümle:
3/10/2016-KHK-676/5 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/5 md.) Müdafiin mazeretsiz
olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam
edilebilir.[68]


(2) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.)


(3) Bir oturumda bitmeyecek davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak
üyenin yerine geçmek ve oya katılmak üzere yedek üye bulundurulabilir.


 


Birden çok Cumhuriyet savcısı ve avukatın duruşmaya katılması


Madde 189 – (1) Birden çok Cumhuriyet savcısı ve birden çok avukat
aynı zamanda duruşmaya katılabilecekleri gibi aralarında işbölümü de
yapabilirler.


 


Ara verme


Madde 190 – (1) Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek
hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını
olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.


(2) 176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara
verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.


 


Duruşmanın başlaması


Madde 191 – (1) Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı,
çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya
başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme başkanı veya hâkim,
duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar.


(2) Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar.


(3) Duruşmada, sırasıyla;


a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında
kendisinden bilgi alınır,


b) (Değişik: 24/11/2016-6763/29 md.) İddianame
veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan
eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır,


c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı
olduğu ve 147 nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir,


d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre
sorgusu yapılır.


 


Başkan veya hâkimin görevi


Madde 192 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmayı yönetir ve
sanığı sorguya çeker; delillerin ikame edilmesini sağlar.


(2) Duruşmada ilgili olanlardan biri
duruşmanın yönetimine ilişkin olarak mahkeme başkanı tarafından emrolunan bir
tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme, bu hususta bir
karar verir.


 


Sanığın duruşmada hazır bulunmaması


Madde 193 – (1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere,
hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni
olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.


(2) (Değişik: 28/3/2023-7445/20 md.) Sanık hakkında, toplanan
delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri
dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış
olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.


 


Sanığın mahkemeden uzaklaşması


Madde 194 – (1) Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı
süresince hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne geçmek için mahkeme
gereken tedbirleri alır.


(2) Sanık savuşur veya ara vermeyi
izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına
mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.


 


Sanığın yokluğunda duruşma


Madde 195 – (1) Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını
veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu
gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı
yazılır.


 


Sanığın duruşmadan bağışık tutulması


Madde 196 – (1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu
hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme
sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.


(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren
suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için
belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir.
Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu
değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek
isteyip istemediği sorulur.


(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.


(4) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/147 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7078/142 md.) Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda,
aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt
içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar
verilebilir.


(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle
yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine
nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır
bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece
karar verilebilir.


(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır
bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe
suretiyle sorgusu yapılabilir.


 


Sanığın müdafi gönderebilmesi


Madde 197 – (1) Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda
hazır bulunmak yetkisine sahiptir.


 


Sanık hazır bulunmaksızın yapılan duruşmada eski hâle getirme koşulu


Madde 198 – (1) Duruşma, sanık hazır bulunmaksızın yapılırsa,
mahkemenin karar ve işlemlerinin kendisine tebliği tarihinden itibaren bir
hafta içinde, sürenin geçmesinden doğan sonuçları gidermek için sanık, kanunî
nedenlere dayanarak, mahkemenin o karar ve işlemleri hakkında eski hâle getirme
isteminde bulunabilir.


(2) Ancak, sanık kendi istemi üzerine
duruşmadan bağışık tutulmuş veya müdafii aracılığıyla temsil edilmek yetkisini
kullanmış olursa artık eski hâle getirme isteminde bulunamaz.


 


Sanığın zorla getirilebilmesi


Madde 199 – (1) Mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla
getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir.


 


Sorgu sırasında sanığın mahkeme salonundan çıkarılabilmesi


Madde 200 – (1) Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin
veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve
dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir.


(2) Sanık tekrar getirildiğinde, tutanaklar okunur ve gerektiğinde
içeriği anlatılır.


 


Doğrudan soru yöneltme


Madde 201 – (1) Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla
duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve
duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan
soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı
ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun
yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.
Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.


(2) Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler,
birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.


 


Tercüman bulundurulacak hâller


Madde 202 – (1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde
Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki
iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.


(2) Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya
ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.


(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, soruşturma evresinde dinlenen
şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim
veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.[69]


(4) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Ayrıca sanık;


a) İddianamenin anlatılması,[70]



b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,


üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan
ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri, beşinci fıkra
uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine
getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân,
yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye
kullanılamaz.


(5) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Tercümanlar, il adlî yargı adalet
komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından
seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler yalnız bulundukları il bakımından
oluşturulmuş listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de
tercüman seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar
yönetmelikle belirlenir.


 


ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM


Duruşmanın
Düzen ve Disiplini


Hâkim veya başkanın yetkisi


Madde 203 – (1) Duruşmanın düzeni, mahkeme başkanı veya hâkim
tarafından sağlanır.


(2) Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın düzenini bozan kişinin,
savunma hakkının kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını
emreder.


(3) Kişi dışarı çıkarılması sırasında direnç
gösterir veya karışıklıklara neden olursa yakalanır ve hâkim veya mahkeme
tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhâl dört güne kadar
disiplin hapsine konulabilir. Ancak çocuklar hakkında disiplin hapsi
uygulanmaz.


 


Sanığın dışarı çıkarılması


Madde 204 – (1) Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının
duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında
sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır
bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse,
oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme
barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar
verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.


 


Duruşma sırasında işlenen suç hakkında işlem


Madde 205 – (1) Bir kimse, duruşma sırasında bir suç işlerse,
mahkeme olayı tespit eder ve bu hususta düzenleyeceği tutanağı yetkili makama
gönderir; gerek görürse failin tutuklanmasına da karar verebilir.


 


DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM


Delillerin
Ortaya Konulması ve Tartışılması


Delillerin ortaya konulması ve reddi


Madde 206 – (1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra
delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 - 5353/29
md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle
sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz.
Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.


(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde
reddolunur:


a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.


b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.


c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.


(3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza
gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya
konulmasından vazgeçilebilir.


(4) (Mülga: 25/5/2005 - 5353/29 md.)


 


Delil ve olayın geç bildirilmesi


Madde 207 – (1) Delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat
edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez.


 


Tanığın duruşma salonundan ayrılması


Madde 208 – (1) Tanıklar, dinlendikten sonra ancak mahkeme başkanı
veya hâkimin izniyle duruşma salonundan ayrılabilir.


 


Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar[71]


Madde 209 – (1) Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa
ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade
tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak
belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna
ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada anlatılır.


(2) Sanığa veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin,
açıkça istemeleri halinde, kapalı oturumda anlatılmasına mahkemece karar
verilebilir.


 


Duruşmada okunmayacak belgeler


Madde 210 – (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret
ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında
düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine
geçemez.


(2) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan
çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.


 


Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler


Madde 211 – (1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş veya akıl
hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,


b) Tanık veya sanığın suç ortağının
duruşmada hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı
bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı değilse,


c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması
gerekli sayılmıyorsa,


Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında
düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir.


(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya müdafii birinci
fıkrada belirtilenlerin dışında kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza
gösterebilirler.


 


Tanığın önceki ifadesinin okunması


Madde 212 – (1) Tanık, bir hususu hatırlayamadığını söylerse
önceki ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmı okunarak hatırlamasına yardım
edilir.


(2) Tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki
bulunduğunda, evvelce alınmış ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine
çalışılır.


 


Sanığın önceki ifadesinin okunması


Madde 213 – (1) Aralarında çelişki bulunması halinde; sanığın,
hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı
tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin
tutanaklar duruşmada okunabilir.


 


Rapor, belge ve diğer yazıların okunması


Madde 214 – (1) Bir açıklamayı ve görüşü içeren resmî belge ve
diğer yazılar ve fennî muayene ve doktor raporlarının okunmasından sonra
gerekli görülürse belge ve diğer yazılar veya raporda imzası bulunanlar,
açıklamada bulunmak üzere duruşmaya çağrılabilirler.


(2) Açıklama ve görüş veya rapor bir kurul tarafından verilmişse mahkeme,
kurulun görüşünü açıklamak üzere görevi, üyelerden birine vermeyi kurula
önerebilir.


(3) Bilimsel görüşlere ilişkin açıklama, bu Kanunun 68 inci madde
hükümlerine göre yapılır.


 


Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması


Madde 215 – (1) Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin
dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir
diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa
ve müdafiine sorulur.


 


Delillerin tartışılması


Madde 216 – (1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz,
sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine
veya kanunî temsilcisine verilir.


(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya
vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve
müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya
vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.


(3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (Ek cümle:
15/8/2017-KHK-694/148 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/143 md.) Bu aşamada
zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez.


 


Delilleri takdir yetkisi


Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve
huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî
kanaatiyle serbestçe takdir edilir.


(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir
şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.


 


Ceza mahkemelerinin ek yetkisi


Madde 218 – (1) Yüklenen suçun ispatı, ceza mahkemelerinden başka
bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı ise; ceza
mahkemesi bu sorunla ilgili olarak da bu Kanun hükümlerine göre karar
verebilir. Ancak, bu sorunla ilgili olarak görevli mahkemede dava açılması veya
açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak bekletici sorun kararı
verebilir.


(2) Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri
bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde; mahkeme,
ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü verir.


 


BEŞİNCİ
BÖLÜM


Duruşma
Tutanağı


Duruşma tutanağı


Madde 219 – (1) Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme
başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Duruşmada yapılan
işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit
geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile
zabıt kâtibi tarafından imzalanır.


(2) Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanak, üyelerin en kıdemlisi
tarafından imzalanır.


 


Duruşma tutanağının başlığı


Madde 220 – (1) Duruşma tutanağının başlığında;


a) Duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı,


b) Oturum tarihleri,


c) Hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı,


belirtilir.


 


Duruşma tutanağının içeriği


Madde 221 – (1) Duruşma tutanağında;


a) Oturumlara katılan sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî
temsilcisinin, bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadı,


b) Duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün
temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar,


c) Sanık açıklamaları,


d) Tanık ifadeleri,


e) Bilirkişi ve teknik danışman açıklamaları,


f) Okunan veya okunmasından vazgeçilen belge ve yazılar,


g) İstemler, reddi halinde gerekçesi,


h) Verilen kararlar,


i) Hüküm,


yer alır.


 


Duruşma tutanağının ispat gücü


Madde 222 – (1) Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen
usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat
olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.


 


İKİNCİ
KISIM


Kamu
Davasının Sona Ermesi


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Duruşmanın
Sona Ermesi ve Hüküm


Duruşmanın sona ermesi ve hüküm


Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.


(2) Beraat kararı;


a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,


b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,


c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,


d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,


e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,


Hallerinde verilir.


(3) Sanık hakkında;


a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,


b) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,


c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,


d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,


Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.


(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;


a) Etkin pişmanlık,


b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,


c) Karşılıklı hakaret,


d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,


Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.


(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.


(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.


(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.


(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.


(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.


(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.


 


Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı


Madde 224 – (1) Mahkemece karar ve hükümler oybirliği veya
oyçokluğuyla verilir.


(2) Karşı oya tutanakta yer verilir; gerekçesi de tutanakta gösterilir.


 


Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi


Madde 225 – (1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça
ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.


(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı
değildir.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Suç
Niteliğinde Değişiklik


Suçun niteliğinin değişmesi


Madde 226 – (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce
haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça,
iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden
başkasıyla mahkûm edilemez.


(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin
uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında
aynı hüküm uygulanır.


(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek
savunmasını hazırlaması için süre verilir.


(4) (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı
bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan
onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim
yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan
bildirimler yeterli kabul edilir.


 


ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM


Karar
ve Hüküm


Müzakereye katılacak hâkimler


Madde 227 – (1) Müzakerede ancak karara ve hükme katılacak
hâkimler bulunur.


(2) Mahkeme başkanı, hâkim ve savcı yardımcıları ile mahkemesinde staj
yapmakta olan avukat adaylarının müzakere sırasında hazır bulunmalarına izin
verebilir.[72]


 


Müzakerenin yönetimi


Madde 228 – (1) Müzakereyi mahkeme başkanı yönetir.


 


Oyların toplanması


Madde 229 – (1) Mahkeme başkanı, kıdemsiz üyeden başlayarak oyları
ayrı ayrı toplar ve en sonra kendi oyunu verir.


(2) Mahkeme başkan ve üyelerinden hiçbiri herhangi bir konu veya sorun
üzerinde azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinemez.


(3) Oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk meydana
gelinceye kadar kendisine daha yakın olan oya eklenir.


 


Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar


Madde 230 – (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki
hususlar gösterilir:


a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.


b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve
reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve
hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.



c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç
oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri
sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci
maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı
Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın
yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.


d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya
tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına
veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.


(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında
belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.


(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü
maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine
dayanıldığının gösterilmesi gerekir.


(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar
veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.


 


Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması[73]
[74]


Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.


(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.


(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.


(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.


(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.



(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[75]


a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,


b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,


c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,


gerekir.


(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.


(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;


a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,


b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,


c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,


karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.


(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.


(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.


(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.


(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.


(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.


(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.


 


Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar


Madde 232 – (1) Hükmün başına, "Türk Milleti adına"
verildiği yazılır.


(2) Hükmün başında;


a) Hükmü veren mahkemenin adı,


b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet
savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî
temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,


c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,


d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen
tutuklu olup olmadığı,


Yazılır.


(3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy
gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en
geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.[76]


(4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.


(5) (Değişik: 24/11/2016-6763/31 md.) Hüküm
sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya
herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim
edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu
mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler
tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına
diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur.


(6) Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun,
uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma
ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa
süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi
gerekir.


(7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt
kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir.


 


DÖRDÜNCÜ
KİTAP


Mağdur,
Şikâyetçi, Malen Sorumlu, Katılan


 


BİRİNCİ
KISIM


Suçun
Mağduru ile Şikâyetçinin Hakları


Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması


Madde 233 – (1) Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya
mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir. (Ek
cümleler:8/7/2021-7331/21 md.) Kovuşturma evresine geçildiğinde çağrı
kâğıdına iddianame eklenir. Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma
tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin
dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir.


(2) Bu hususta yapılacak çağrı ve zorla getirme
bakımından tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.[77]


 


Mağdur ile
şikâyetçinin hakları[78]


Madde 234 – (1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:


a) Soruşturma evresinde;


1. Delillerin toplanmasını isteme,


2. Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet
savcısından belge örneği isteme,


3. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel
saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına
karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş
yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine
avukat görevlendirilmesini isteme,


4. 153 üncü maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma
belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme,


5. Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına
kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.


b) Kovuşturma evresinde;


1. Duruşmadan haberdar edilme,


2. Kamu davasına katılma,


3. Tutanak ve belgelerden örnek isteme,[79]


4. Tanıkların davetini isteme,


5. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel
saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına
karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş
yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine
avukat görevlendirilmesini isteme,


6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı
kanun yollarına başvurma.


(2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını
ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi
aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.


(3) Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu
husus tutanağa yazılır.


(4) (Ek:17/10/2019-7188/21 md.) Soruşturma veya kovuşturma
evresinde, dava nakli veya adlî tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında
bir yere gitme zorunluluğu doğması hâlinde mağdurun yapmış olduğu konaklama,
iaşe ve ulaşım giderleri, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu
hükümlerine göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.


 


Mağdur ile şikâyetçinin davete uymamaları


Madde 235 – (1) Mağdur, şikâyetçi veya vekilinin, dilekçelerinde
veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata
esas alınır.


(2) Bu adrese çıkartılan çağrıya
rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz.


(3) Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin
bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması
gerekmez.


(4) Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü
fıkra uygulanmaz.


 


Mağdur ile
şikâyetçinin dinlenmesi


Madde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç,
tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.


(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu
suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir.
Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller
saklıdır.


(3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş
olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri,
tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. (Mülga
cümle:17/10/2019-7188/22 md.)


(4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim
tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli
veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya
mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır.


(5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü
maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların
soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde
Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun
beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi
gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya
başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme
veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar
aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara
bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen
işlemler yerine getirilir.


(6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci
maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma
evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan
ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır.


(7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra
kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye
verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır.


(8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.)
Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı
tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii,
mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu
kişilere soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak
suretiyle izletilebilir.


(9) (Ek:14/11/2024-7532/17
md.) Beşinci ve altıncı fıkrada
belirtilen merkezler, devlet üniversiteleri tarafından da kurulabilir.


 


İKİNCİ
KISIM


Kamu
Davasına Katılma


Kamu davasına katılma


Madde 237 – (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler
ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her
aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu
davasına katılabilirler.


(2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak,
ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan
katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip
karara bağlanır.


 


Katılma usulü


Madde 238 – (1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra
mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun
duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.


(2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar
görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.


(3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra
davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.


(4) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.)


 


Katılanın hakları


Madde 239 – (1) (Değişik: 24/7/2008-5793/41 md.) Mağdur
veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel
istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama,
işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını
gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini
isteyebilir.[80]


(2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya
kendisini savunamayacak derecede akıl
hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.


 


Katılmanın davaya etkisi


Madde 240 – (1) Katılma davayı durdurmaz.


(2) Tarihi belirlenmiş olan duruşma ve yargılama usulüne ilişkin diğer
işlemler vaktin darlığından dolayı katılan kimse çağrılamayacak veya kendisine
haber verilemeyecek olsa bile belirli gününde yapılır.


 


Katılmadan önceki kararlara itiraz


Madde 241 – (1) Katılmadan önce verilmiş olan kararlar katılana
tebliğ edilmez.


(2) Bu kararlara karşı kanun yoluna başvurabilmesi için Cumhuriyet
savcısı için öngörülen sürenin geçmesiyle katılan da başvuru hakkını kaybeder.


 


Katılanın kanun yoluna başvurması


Madde 242 – (1) Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın
kanun yollarına başvurabilir.


(2) Karar, katılanın başvurusu üzerine bozulursa, Cumhuriyet savcısı işi
yeniden takip eder.


 


Katılmanın hükümsüz kalması


Madde 243 – (1) Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz
kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.


 


BEŞİNCİ
KİTAP


Özel
Yargılama Usulleri


 


BİRİNCİ
KISIM


Gaiplerin
ve Kaçakların Yargılanması, Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve


Kovuşturmada
Temsili, Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme Usulü


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Gaiplerin
Yargılanması


Gaibin tanımı ve yapılabilecek işlemler


Madde 244 – (1) Bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt dışında bulunup
da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan sanık
gaip sayılır.


(2) Gaip hakkında duruşma açılmaz; mahkeme, delillerin ele geçirilmesi
veya korunması amacıyla gerekli işlemleri yapar.


(3) Bu işlemler naip hâkim veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla da
yapılabilir.


(4) Bu işlemler sırasında sanığın müdafii veya kanunî temsilcisi veya eşi
hazır bulunabilir. Gerektiğinde, mahkemece barodan bir müdafi görevlendirilmesi
istenir.


 


Gaibe ihtar


Madde 245 – (1) Adresi bilinmeyen gaibe, mahkeme önüne gelmesi
veya adresini bildirmesi hususları uygun bir iletişim aracıyla ihtar edilir.


 


Sanığa verilecek güvence belgesi


Madde 246 – (1) Mahkeme, gaip olan sanık hakkında duruşmaya
gelmesi hâlinde tutuklanmayacağı hususunda bir güvence belgesi verebilir ve bu
güvence koşullara bağlanabilir.


(2) Sanık, hapis cezası ile mahkûm olur veya kaçmak hazırlığında bulunur
veya güvence belgesinin bağlı olduğu koşullara uymazsa belgenin hükmü kalmaz.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Kaçakların
Yargılanması


Kaçağın tanımı[81]


Madde 247 – (1) Hakkındaki soruşturmanın
veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde
saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet
savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak
denir.


(2) (Ek: 25/5/2005 - 5353/31 md.)[82] Hakkında, 248 inci maddenin
ikinci fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı soruşturma
veya kovuşturma başlatılmış olan şüpheli veya
sanığın, yetkili Cumhuriyet savcısı veya
mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen zorla
getirilme kararı da yerine getirilemez ise, Cumhuriyet
savcısı veya mahkeme;


a) Çağrının bir gazete ile şüpheli veya
sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verir;
yapılacak ilânlarda, onbeş gün içinde gelmediği takdirde 248 inci maddede
gösterilen tedbirlere hükmedilebileceğini ayrıca açıklar,


b) Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından
itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak olduğuna karar
verir.[83]


(3) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 Tarihli ve E:
2022/145, K: 2023/59 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:2/3/2024-7499/16
md.) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu
yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.[84]


(4) Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan
bir avukat görevlendirilmesini ister.


 


Zorlama amaçlı elkoyma ve teminat belgesi[85]


Madde 248 – (1) Kaçağın Cumhuriyet
savcısına başvurmasını veya duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla
Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya
mahkeme kararıyla elkonulabilir ve gerektiğinde idaresi için kayyım atanır.
Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafiine bildirilir.[86]


(2) Birinci fıkra hükmü;


a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;


1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),


2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),


3. Hırsızlık (madde 141, 142),


4. Yağma (madde 148, 149),


5. Güveni kötüye kullanma (madde 155),


6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),


7. Hileli iflas (madde 161),


8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),


9. Parada sahtecilik (madde 197),


10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),


11. Zimmet (madde 247),


12. İrtikâp (madde 250),


13. Rüşvet (madde 252),


14. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),


15. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),


16. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306,
307, 308),


17. (Ek: 24/11/2016-6763/33 md.) Anayasal
Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313),


18. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde
315),


19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337),


Suçları,


b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,


c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında
tanımlanan zimmet suçu,


d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,


e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar,


Hakkında uygulanır.


(3) Elkonulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin
hükümler uygulanır. Tedbirlere ilişkin kararların özetinin bir gazetede ilânına
sulh ceza hâkimince veya mahkemece karar
verilebilir.[87]


(4) Kaçak yakalandığında veya kendiliğinden gelerek teslim olduğunda
elkoymanın kaldırılmasına karar verilir.


(5) Kaçak hakkında 100 üncü ve sonraki maddeler gereğince, sulh ceza
hâkimi veya mahkeme tarafından yokluğunda tutuklama kararı verilebilir.


(6) Sulh ceza hâkimi veya mahkeme
elkoymaya karar verdiğinde, kaçağın yasal olarak bakmakla yükümlü bulunduğu
yakınlarının alınan tedbirler nedeniyle yoksulluğa düşebileceklerini saptarsa,
bunların geçimlerini sağlamak üzere, elkonulan mal varlığından sosyal durumları
ile orantılı miktarda yardımda bulunulması konusunda kayyıma izin verir.[88]


(7) 246 ncı madde hükmü kaçaklar hakkında da uygulanır.


(8) Bu kararlara karşı itiraz edilebilir.


 


ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM


Tüzel
Kişilerin Soruşturmada ve Kovuşturmada Temsili


Tüzel kişinin temsili


Madde 249 – (1) Bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada tüzel kişinin organ veya
temsilcisi, katılan veya savunma makamı yanında yer alan sıfatıyla duruşmaya
kabul edilir.


(2) Bu durumda, tüzel kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun katılana
veya sanığa sağladığı haklardan yararlanır.


(3) Birinci fıkra hükmü, sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya
temsilcisi sıfatını taşıması hâlinde uygulanmaz.


 


DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM


Bazı
Suçlara İlişkin Muhakeme


Seri muhakeme usulü


Madde 250 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)


(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu
davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme
usulü uygulanır:


a) Türk Ceza Kanununda yer alan;


1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),


2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde
170, birinci ve üçüncü fıkra),[89]


3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü
fıkra),


4. Gürültüye neden olma (madde 183),


5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),


6. Mühür bozma (madde 203),


7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),


8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),


9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde
268),


suçları.


b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 15 inci
maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.[90]


c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen suç.


d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun
Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.


e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.


(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme
usulü hakkında bilgilendirir.


(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması
şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi
hâlinde bu usul uygulanır.


(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında
öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve
koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan
sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı
belirler.[91]


(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası
Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun
50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine
göre ertelenebilir.


(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı
tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.


(7) Bu madde kapsamında yaptırım
uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel
teşkil etmez.


(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün
uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;


a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,


b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya
kanuni temsilcisi,


c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,


d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,


e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve
tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,


f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,


g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,


h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise
bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,


gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22
md.) Bu fıkraya aykırı olarak
düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231
inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci
ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya
da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği
anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece
Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet
savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten
sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.


(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü
fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri
muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet
kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen
yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri
doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı
Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen
şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.[92]


(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet
başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul
ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler,
takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.


(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu
usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz.
(Ek cümle: 8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir
suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde
uygulanmaz.


(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (…)[93]
hâllerinde uygulanmaz.


(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye
ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz. [94]


(14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında
mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve
dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.


(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı
tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.


 


Basit yargılama usulü


Madde 251 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/24 md.)


(1) Asliye ceza mahkemesince,
iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl
veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün
uygulanmasına karar verilebilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü
belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.


(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde
mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve
savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta
duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca,
toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.[95]


(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma
yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun
61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen
kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç
ceza dörtte bir oranında indirilir.


(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası
seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da
uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.


(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.


(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm
verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca
yargılamaya devam edilebilir.


(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, (…)[96]
hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan
suçlar hakkında uygulanmaz.


(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen
başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.


 


Basit yargılama usulünde itiraz


Madde 252 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/25 md.)


(1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir.
Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.


(2) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine hükmü veren
mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması hâlinde
tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir ve bu
mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Tek
asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı mahkemede yetkili başka
bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derece mahkemesi
adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşma açılır ve
genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma
yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara
gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan
vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.


(3) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca
hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verilen
hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından
yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanır.


(4) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine verilen hükmün
sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara
da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan
yararlanır.


(5) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İkinci fıkra uyarınca verilen
hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.


(6) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Birinci fıkradaki itirazın,
süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından
yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci
fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu
sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine
gönderir.


(7) (Ek:2/3/2024-7499/17 md.)Birinci fıkradaki itirazın, yargılama
giderine, vekâlet ücretine veya maddi hataya ilişkin olması hâlinde 268 inci
maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Mercii bu sebepler yönünden
incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.


 


İKİNCİ
KISIM


Uzlaşma
ve Müsadere


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Uzlaşma


Uzlaştırma[97][98][99]


Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)


(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:


a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.


b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[100]



1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),


2. Taksirle yaralama (madde 89),


3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),


4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),


5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),


6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),


7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[101]


8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),


9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),


10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),


11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),


suçları.


c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.


(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.


(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 - 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[102][103][104][105]


(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 104[106]


(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.


(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.


(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.


(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.


(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)


(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.


(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[107]


(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.


(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.


(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.


(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.


(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.


(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.


(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.


(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[108] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[109]


(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.


(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.


(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.


(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.


(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[110]


(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.


 


Mahkeme tarafından uzlaştırma


Madde 254 –
(Değişik: 6/12/2006-5560/25 md.)


(1) Kamu davası açıldıktan sonra
kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü
maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine
getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.[111]


(2) (Değişik:7/11/2024-7531/17 md.)
Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar
verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde durma kararı verilir.
Durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gereklerinin yerine
getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.


 


 


Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma


Madde 255 – (1) Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın
birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan
yararlanır.


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Müsadere
Usulü


Başvuru


Madde 256 – (1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu
davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar
verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı
görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.


(2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya
malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş
olması durumunda, mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların
iadesine karar verilir.


 


Duruşma ve karar


Madde 257 – (1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar,
duruşmalı olarak verilir.


(2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri
üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip
olduğu hakları kullanabilirler.


(3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün
verilmesini engellemez.


 


Kanun yolu


Madde 258 – (1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı
Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf
yolu açıktır.


 


Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi


Madde 259 – (1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan
eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar
verilir.


 


ALTINCI
KİTAP


Kanun
Yolları


 


BİRİNCİ
KISIM


Genel
Hükümler


Kanun yollarına başvurma hakkı


Madde 260 – (1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet
savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile
katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek
surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.


(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/73
md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza
mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye
mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin
kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.


(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına
başvurabilir.


 


Avukatın başvurma hakkı


Madde 261 – (1) Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği
kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.


 


Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı


Madde 262 – (1) Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi,
şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden
başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar
tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir.


 


Tutuklunun kanun yollarına başvurması


Madde 263 – (1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine
veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak
suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.


(2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya
dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak
düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.


(3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde
ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili
mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.


(4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü
tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için
bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.


 


Kanun
yolunun belirlenmesinde yanılma


Madde 264 – (1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya
merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.


(2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve
yetkili olan mercie gönderir.


 


Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı


Madde 265 – (1) Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun
yoluna gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir.
Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen
hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.


 


Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi


Madde 266 – (1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan
vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak,
Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası
olmaksızın vazgeçilemez.


(2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu
hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.


(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası
uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun
yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya
sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.


 


İKİNCİ
KISIM


Olağan
Kanun Yolları


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


İtiraz


İtiraz olunabilecek kararlar


Madde 267 – (1) Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde,
mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.


 


İtiraz usulü ve inceleme mercileri


Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun
ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı
öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir
dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak
suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı
veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.[112]


(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya
mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç
gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.


(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:


a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği
kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza
hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son
numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin
bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev
yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.


b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama
ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların
incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.
İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların
gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği
tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza
hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi
başkanına aittir.


c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak
itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve
bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların
incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması
hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için
birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın
ağır ceza mahkemesine aittir.


d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup
oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına
karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki
mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.


e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza
dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara
yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire
başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi;
son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.


 


İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi


Madde 269 – (1) İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri
bırakılması sonucunu doğurmaz.


(2) Ancak, kararına itiraz edilen
makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir.


 


İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve
araştırma yapılması


Madde 270 – (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap
verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir.
Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların
yapılmasını da emredebilir.


(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca
yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu
görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç
gün içinde görüşünü bildirebilir.


 


Karar


Madde 271 – (1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere,
itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli
görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.


(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında
da karar verir.


(3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.


(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa
merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.





İKİNCİ
BÖLÜM


İstinaf


İstinaf


Madde 272 – (1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı
istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına
ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir.


(2) Hükümden önce verilip hükme esas
teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı
da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.


(3) Ancak;


a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî
para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen onbeşbin Türk Lirası
dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,[113]


b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren
suçlardan beraat hükümlerine,


c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,


Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.)
Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.


 


İstinaf
istemi ve süresi


Madde 273 – (1) İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte
tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir
dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle
yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu
sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. [114]


(2) (Mülga:2/3/2024-7499/18 md.)


(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/75
md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin
yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o
yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren iki hafta içinde
istinaf yoluna başvurabilirler.114


(4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma
isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette
suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin
nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz.


(5) Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini
gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere
tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde bu
husustaki cevaplarını bildirebilirler.114


 


Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi


Madde 274 – (1) Sanık, yokluğunda aleyhine verilen hükümlere
karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski hâle getirme süresi içinde
de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle getirme isteminde bulunduğu
hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir. Bu hâlde istinaf istemi
ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir.


 


İstinaf başvurusunun etkisi


Madde 275 – (1) Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu,
hükmün kesinleşmesini engeller.


(2) (Mülga:2/3/2024-7499/21 md.)


 


İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi


Madde 276 – (1) İstinaf istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra
veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa ya da
istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir kararla
dilekçeyi reddeder.


(2) İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret
kararının kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye
mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler. Bu takdirde dosya
bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak, bu nedenle hükmün infazı
ertelenemez.[115]


 


İstinaf isteminin
tebliği ve cevabı


Madde 277 – (1) 276 ncı maddeye göre hükmü veren mahkemece
reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneği karşı
tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde
yazılı olarak cevabını verebilir. 115


(2) Karşı taraf sanık ise, bir tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine
yapılacak bir beyanla da cevabını verebilir. Cevap verildikten veya bunun için
belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesine gönderilir.[116]


(3) 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklıdır.


 


Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzii[117]


Madde 278 – (Değişik: 15/8/2016-KHK-674/14 md.; Aynen kabul:
10/11/2016-6758/14 md.)


(1) Dava dosyası, bölge adliye mahkemesine geldiğinde işbölümüne göre
görevli ceza dairesine verilir. Daire, varsa tebligat eksikliklerinin
giderilmesini sağlar.


 


Dosya üzerinde ön inceleme


Madde 279 – (1) Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda;


a) Bölge adliye mahkemesinin yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde
dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine,


b) Bölge adliye mahkemesine başvurunun süresi içinde yapılmadığının,
incelenmesi istenen kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek
kararlardan olmadığının, başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması
hâlinde istinaf başvurusunun reddine,


Karar verilir. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/76 md.) Bu kararlar
itiraza tabidir.


 


Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma


Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla
birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;[118][119][120]



a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi
bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir
eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu
saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci
fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin
varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan
reddine,


b) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Cumhuriyet savcısının istinaf
yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı
cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka
aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,


c) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.)[121]
Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada
indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık
sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer
olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın
düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,


d) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Olayın daha fazla araştırılmasına
ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine
ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın
düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,


e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede
belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına
ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece
mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece
mahkemesine gönderilmesine,[122][123]


f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma
usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde
görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde
hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü
bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer
bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,


g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden
görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,


Karar verir.


(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye
mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi
hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.


(3) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca
verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde
bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da
istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar.


 


Duruşma hazırlığı


Madde 281 – (1) Duruşma hazırlığı aşamasında bölge adliye
mahkemesi daire başkanı veya görevlendireceği üye, 175 inci madde hükümlerine
uygun olarak duruşma gününü saptar; gerekli çağrıları yapar.[124]
(Mülga ikinci cümle: 20/7/2017-7035/16 md.)


(2) Mahkemece, gerekli görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenilmesine
ve keşfin yapılmasına karar verilir.


 


İstisnalar


Madde 282 – (1) Duruşma açıldığında aşağıda gösterilen istisnalar
dışında bu Kanunun duruşma hazırlığı, duruşma ve karara ilişkin hükümleri
uygulanır:[125]



a) Duruşma, bu Kanunun öngördüğü genel hükümlere göre başladıktan sonra
görevlendirilen üyenin inceleme raporu anlatılır.


b) İlk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü anlatılır.


c) (Değişik: 20/7/2017-7035/17 md.) İlk derece mahkemesinde
dinlenilen tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif tutanakları ve
bilirkişi raporu anlatılır.


d) (Ek: 20/7/2017-7035/17 md.) Bölge adliye mahkemesi duruşma
hazırlığı aşamasında toplanan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi
açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar anlatılır.[126]


e) Bölge adliye mahkemesi duruşmasında dinlenilmeleri gerekli görülen
tanık ve bilirkişiler çağrılır.


f) (Ek:17/10/2019-7188/28 md.) Sanık, müdafii, katılan ve
vekilinin davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde
duruşmaya devam edilerek sanığın sorgu tutanakları anlatılmak suretiyle dava
yokluklarında bitirilebilir. Ancak, 195 inci madde hükümleri saklı kalmak
üzere, sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan
daha ağır ise, her hâlde sanığın dinlenmesi gerekir.


 


Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm


Madde 283 – (1) İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa,
yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır
olamaz.[127]


 


Direnme yasağı


Madde 284 – (1) Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı
direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.


(2) İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklıdır.


 


Özel kanunların temyize ilişkin hükümleri


Madde 285 – (1) 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda
Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası
hükmü hariç; diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya
başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına
giren dava ve işlere ilişkin ilk derece mahkemelerinin karar ve hükümlerine
karşı istinaf yoluna başvurulur.[128]


 


ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM


Temyiz


Temyiz


Madde 286 – (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma
dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.


(2) Ancak;[129]


a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları
ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun
esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,


b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis
cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,


c) (Ek: 20/7/2017-7035/20 md.)[130] Hapis cezasından
çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili
olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her
türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,


d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118
sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa
bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı
dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin
görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis
cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her
türlü bölge adliye mahkemesi kararları,


e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden
verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,


f) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Sadece eşya veya kazanç
müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları
ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,


g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren
suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf
başvurusunun esastan reddine dair kararları,


h) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza
verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi
kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar
veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,


ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı
hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye
mahkemesi kararları,


Temyiz edilemez.


(3) (Ek:17/10/2019-7188/29 md.)
İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile
aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza
dairelerinin kararları temyiz edilebilir:


a) Türk Ceza Kanununda yer alan;


1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),


2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),


3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),


4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),


5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),


6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),


7. (Ek:13/10/2022-7418/30 md.)[131]
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde 217/A),


8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),


9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),


10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve
organlarını aşağılama (madde 301),


11. Silâhlı örgüt (madde 314),


12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),


suçları.


b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası
ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.


c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci
fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.


 


Hükümden önceki kararların temyizi


Madde 287 – (1) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya
başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da hükümle beraber
temyiz olunabilir.


 


Temyiz nedeni


Madde 288 – (1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine
dayanır.


(2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka
aykırılıktır.


 


Hukuka kesin aykırılık hâlleri


Madde 289 – (1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa
da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:


a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.


b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme
katılması.


c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu
istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna
aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.


d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya
yetkili görmesi.


e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması
gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.


f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.


g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.


h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının
sınırlandırılmış olması.


i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.


 


Sanığın yararına olan kurallara aykırılık


Madde 290 – (1) Sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık,
sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermez.


 


Temyiz istemi ve süresi


Madde 291 – (1) Temyiz istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ
edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe
verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan
tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık
hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. [132]


(2) (Mülga:2/3/2024-7499/19 md.)


 


Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi


Madde 292 – (1) Sanığın aleyhine, yokluğunda verilen hükümlerde
eski hâle getirme istemiyle ilgili olarak 274 üncü madde hükümleri uygulanır.


 


Temyiz başvurusunun etkisi


Madde 293 – (1) Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün
kesinleşmesini engeller.


(2) (Mülga:2/3/2024-7499/21 md.)


 


Temyiz başvurusunun içeriği


Madde 294 – (1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını
istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (Ek
cümle:2/3/2024-7499/20 md.) Cumhuriyet savcısı temyiz
dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça
belirtir.


(2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.


 


Temyiz gerekçesi


Madde 295 – (Mülga:2/3/2024-7499/21 md.)


 


Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren
mahkemece reddi


Madde 296 – (1) Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra
yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin
buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi
bir karar ile temyiz istemini reddeder.


(2) Temyiz eden, ret kararının
kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtaydan bu hususta bir
karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak, bu
nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez.[133]


 


Temyiz dilekçesinin tebliği ve
cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi


Madde 297 – (1) 296 ncı maddeye göre hükmü veren bölge adliye
mahkemesince reddedilmeyen temyiz istemine ilişkin dilekçesinin bir örneği
karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde
yazılı olarak cevabını verebilir. [134]


(2) Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava
dosyası, bölge adliye mahkemesi tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
gönderilir.[135]



(3) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü
temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde
sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine ilgili dairesince tebliğ
olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevap
verebilir.134


(4) Üçüncü fıkra uyarınca yapılacak tebligatlar, ilgililerin dava
dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur.


(5) 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklıdır.


 


Temyiz isteminin reddi


Madde 298 – (1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda
bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı
olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa,
temyiz istemini reddeder.


 


Duruşmalı inceleme


Madde 299 – (1) On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin
hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini uygun görmesi halinde duruşma yoluyla
yapabilir. Duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile haber verilir.
Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi ile de temsil
ettirebilir.[136]


(2) Sanık, tutuklu ise duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz.


 


Duruşmada usul


Madde 300 – (1) Duruşmadan önce görevlendirilen üye veya tetkik
hâkimi tarafından hazırlanan rapor üyelere açıklanır. Üyeler, ayrıca bizzat
dosyayı incelerler. Bu hususlar gerçekleştikten sonra duruşma açılır.


(2) Duruşmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya yerine görevlendirdiği
Yargıtay Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafii, katılan ve vekili iddia ve
savunmalarını açıklar. Temyizi istemiş olan tarafa önce söz verilir. Her hâlde
son söz sanığındır.


 


Temyizde incelenecek hususlar


Madde 301 – (1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen
hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz
başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.


 


Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması


Madde 302 – (1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün
Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan reddine
karar verilir.


(2) Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz
başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar
nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.


(3) Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda,
dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri
de ilâmda gösterilir.


(4) Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak
saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur.


(5) 289 uncu madde hükümleri saklıdır.


 


Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın
düzeltilmesi


Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında
hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay
davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da
düzeltebilir:


a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın
düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması
gerekirse.


b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda
yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.


c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde
doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış
ise.


d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve
mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul
edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci
hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.



e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek
cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış
ise.


f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının
belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.


g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi
yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.


h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve
Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.


 


Yargıtay kararının gönderileceği merci


Madde 304 – (1) (Değişik:20/2/2019-7165/8 md.) Yargıtayca
302 nci maddenin birinci fıkrası veya 303 üncü madde uyarınca verilen kararlara
ilişkin dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği ise bölge adliye
mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.


(2) Yargıtay, dosyayı 303 üncü
maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm
verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge
adliye mahkemesine gönderir. (Ek cümleler:20/2/2019-7165/8 md.) Ancak
bozma kararı,


a) İstinaf başvurusunun esastan reddi
kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine,


b) Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf
başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren
ilk derece mahkemesine ya da bozma kararının içeriği doğrultusunda Yargıtayca
uygun görülmesi halinde bölge adliye mahkemesine,


gönderilir. Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği hallerde,
kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir.


(3) Hüküm, mahkemenin hukuka aykırı
olarak kendisini görevli veya yetkili görmesinden dolayı bozulmuşsa, Yargıtay
aynı zamanda dosyayı görevli veya yetkili mahkemeye gönderir.


(4) İlk derece mahkemesi tarafından doğrudan temyiz yolu açık bulunan
hükümlerle ilgili olarak verilen karara ilişkin dosya, hükmü veren ilk derece
mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.


 


Yargıtayda hükmün açıklanması


Madde 305 – (1) Hüküm, 231 inci madde gereğince açıklanır. Buna
olanak bulunmadığı takdirde duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde
karar verilir.


 


Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi


Madde 306 – (1) Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların
temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa,
bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından
yararlanırlar.


 


Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri


Madde 307 – (1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya
yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya
karşı diyeceklerini sorar.


(2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de
davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya
gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya
devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında
verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi
gerekir.


(3) (Ek:20/2/2019-7165/9 md.)[137]
Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi
tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın
sadece temyiz yoluna başvurulabilir.


(4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece
mahkemesinin direnme hakkı vardır. (Değişik ikinci cümle: 24/11/2016-6763/36
md.) Direnme kararları, kararına direnilen
daireye gönderilir. (Ek iki cümle: 24/11/2016-6763/36 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler
ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel
Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen
kararlara karşı direnilemez.


(5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı
veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen
hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.


 


ÜÇÜNCÜ
KISIM


Olağanüstü
Kanun Yolları


 


BİRİNCİ
BÖLÜM


Cumhuriyet
Başsavcısının İtiraz Yetkisi[138]


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi


Madde 308 – (1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine
verildiği tarihten itibaren bir ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir.
Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.[139]


(2) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) İtiraz üzerine dosya, kararına
itiraz edilen daireye gönderilir.


(3) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede
itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay
Ceza Genel Kuruluna gönderir.


 


Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisi


Madde 308/A- (Ek: 20/7/2017-7035/23 md.)


(1) (Değişik cümle: 28/3/2023-7445/22 md.) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına
karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya
istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde
kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre
aranmaz. (Ek cümleler: 28/3/2023-7445/22 md.) Sanık
aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte esaslı bir
hatanın bulunması zorunlu olup, bu itiraz sanık veya müdafiine daire tarafından
tebliğ olunur. Tebligat, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine
yapılmasıyla geçerli olur. İlgililer, tebliğden itibaren iki hafta içinde
yazılı olarak cevap verebilir. (Değişik cümleler: 17/10/2019-7188/30
md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse
kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere ceza daireleri
başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında, kararına itiraz
edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak
üzere bir rapor hazırlanır. (Ek cümleler: 17/10/2019-7188/30 md.)
Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları, gereği için dairesine gönderilir.
Kurulun verdiği kararlar kesindir. Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge adliye
mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından daire başkanları
arasından belirlenen ve dört üyeden oluşan başkanlar kurulu bu incelemeyi
yapar. Başkanlar kurulunun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.[140] [141]


 


İKİNCİ
BÖLÜM


Kanun
Yararına Bozma


Kanun yararına bozma


Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf
veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka
aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca
bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.[142]


(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya
hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine
verir.


(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse,
karar veya hükmü kanun yararına bozar.


(4) Bozma nedenleri:


a) 223 üncü maddede tanımlanan ve
davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya
mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.


b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya
savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine
ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama
sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan
cezadan daha ağır olamaz.


c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise,
aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.


d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını
gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini
gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.


(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.


 


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması


Madde 310 – (1) 309 uncu maddede belirtilen yetki, aynı maddenin
dördüncü fıkrasının (d) bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun yararına
olarak re'sen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da kullanılabilir.


(2) 309 uncu madde gereğince Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda
bu yetki, artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz.[143]


 


ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM


Yargılamanın
Yenilenmesi


Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri


Madde 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava,
aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla
tekrar görülür:


a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği
anlaşılırsa.


b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü
etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı
tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.


c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur
dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek
biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.


d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu
hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.


e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına
veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın
beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile
mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.


f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair
Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu
aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş
kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı
deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın
yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten
itibaren bir yıl içinde istenebilir.[144]


(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar
hakkında uygulanır.


 


İnfazın geri bırakılması veya durdurulması


Madde 312 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını
ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar
verebilir.


 


Yargılamanın yenilenmesine engel olmayan hâller


Madde 313 – (1) Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü,
yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz.


(2) Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi
isteminde bulunabilirler.


(3) İkinci fıkrada sayılan kişilerin yokluğu hâlinde, Adalet Bakanı da
yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir.


 


Sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri


Madde 314 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava
aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi
yolu ile tekrar görülür:


a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili
olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.


b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını
veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini
yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.


c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde
güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa.


 


Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilmeyeceği hâl


Madde 315 – (1) Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde
olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul
edilemez.


(2) Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa,
yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.


 


Bir suça dayanan yenileme istemlerinin kabulü koşulları


Madde 316 – (1) Bir suç iddiasına dayandırılan yenileme istemi,
ancak bu fiilden dolayı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilmiş veya
mahkûmiyeti gerektirecek nitelikte kuvvetli delil bulunmaması dışında bir nedenle
ceza soruşturmasına başlanamamış veya sürdürülememişse kabul edilebilir. Bu
madde, 311 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde yazılı hâlde
uygulanmaz.


 


Yenileme istemi hakkında uygulanacak hükümler


Madde 317 – (1) Kanun yollarına başvurma hakkındaki genel
hükümler, yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında da uygulanır.


(2) Yargılamanın yenilenmesi istemi, bunun yasal nedenleri ile dayandığı
delilleri içerir.


 


Yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii


Madde 318 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren
mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar
verir.


(2) 303 üncü madde gereğince Yargıtayın doğrudan hüküm kurduğu hâllerde
de hükmü vermiş olan mahkemeye başvurulur.


(3) Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair
olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir.


 


Yenileme isteminin kabule değer görülmemesi nedenleri ve kabulü
hâlinde yapılacak işlem


Madde 319 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda
belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek
yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış
ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.


(2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa iki
hafta içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.[145]


(3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.


 


Delillerin toplanması


Madde 320 – (1) Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini
yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan
mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine
getirebilir.


(2) Delillerin mahkemece veya naip hâkim tarafından veya istinabe
suretiyle toplanması sırasında, soruşturmaya ilişkin hükümler uygulanır.


(3) Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında
hüküm kurulmuş olan kişiden iki haftalık süre içinde görüş ve düşüncelerini
bildirmeleri istenir.[146]



 


Yenileme isteminin esassız olmasından dolayı reddi, aksi takdirde
kabulü


Madde 321 – (1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen
iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci maddenin birinci
fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme
hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız
olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.


(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın
açılmasına karar verir.


(3) Bu madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.


 


Duruşma yapılmaksızın yenileme isteminin incelenmesi


Madde 322 – (1) Hükümlü ölmüşse mahkeme yeniden duruşma
yapmaksızın gerekli delilleri topladıktan sonra hükümlünün beraatine veya
yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verir.


(2) Diğer hâllerde de mahkeme, bu
hususta yeterli delil varsa Cumhuriyet savcısının uygun görüşünü aldıktan sonra
duruşma yapmaksızın hükümlünün derhâl beraatine karar verir.


(3) Mahkeme beraat kararı ile beraber önceki hükmün ortadan
kaldırılmasını da karar altına alır.


(4) Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan kimse isterse, gideri
Devlet Hazinesine ait olmak üzere önceki hükmün iptaline ilişkin karar Resmî
Gazete ile ilân olunacağı gibi mahkemenin takdirine göre diğer gazetelerle de
ilân edilebilir.


 


Yeniden duruşma sonucunda verilecek hüküm


Madde 323 – (1) Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme,
önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir.


(2) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükümlünün lehine olarak yapılmışsa,
yeniden verilecek hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir
cezayı içeremez.


(3) Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer
olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya
kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu
Kanunun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir.


 


YEDİNCİ
KİTAP


Yargılama
Giderleri ve Çeşitli Hükümler


 


BİRİNCİ
KISIM


Yargılama
Giderleri


 


Yargılama giderleri


Madde 324 – (1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken
avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın
yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve
taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.


(2) Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği
gösterilir.


(3) Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken
paranın miktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler.


(4) Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu
hükümlerine göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004
sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir. (Ek cümle:
2/7/2012-6352/100 md.) Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli
ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı
maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin
Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.


(5) Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık
için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu
giderler Devlet Hazinesince karşılanır.


 


Sanığın yükümlülüğü


Madde 325 – (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi
hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.


(2) (Değişik: 6/12/2006-5560/27 md.) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.


(3) Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler
nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış
ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı
anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine
yüklenmesine karar verir.


(4) Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle
yükümlü tutulmazlar.


 


Bağlantılı davalarda giderler


Madde 326 – (1) Birden çok suçtan dolayı aleyhinde kovuşturma
yapılmış olan kimse, bunların bir kısmından mahkûm olmuş ise, beraat ettiği
suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri ödemekle yükümlü değildir.


(2) İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara,
sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.


 


Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde
gider


Madde 327 – (1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer
olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri
ödemeye mahkûm edilir.


(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince
üstlenilir.


 


Karşılıklı hakaret hâllerinde gider


Madde 328 – (1) Karşılıklı hakaret hâllerinde taraflardan biri
veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi;
bunlardan birinin veya her ikisinin giderleri karşılamaya mahkûm edilmelerine
engel olmaz.


 


Suç uydurma ve iftira gibi hâllerde gider


Madde 329 – (1) Suç uydurup iftirada bulunduğu sabit olan kimse,
bu nedenle yapılmış giderleri ödemeye mahkûm edilir.


 


Kanun yollarına başvuru sonucunda gider


Madde 330 – (1) Kanun yollarından birine başvuran taraf, bu
başvurusunu geri almasından veya başvurunun reddolunmasından ileri gelen
giderleri öder. Kanun yollarına başvuran Cumhuriyet savcısı ise, sanığın ödemek
zorunda bulunduğu giderler Devlet Hazinesine yükletilir.


(2) Kanun yoluna başvuranın istemi kısmen kabul olunmuş ise, mahkeme
uygun gördüğü şekilde giderleri bölüştürür.


(3) Kesinleşmiş bir hüküm ile sonuçlanan bir duruşma hakkındaki
yargılamanın yenilenmesi isteminden ileri gelen giderler hakkında da aynı hüküm
geçerlidir.


(4) Eski hâle getirme isteminden doğan giderler, hasım tarafının esassız
karşı koymasından meydana gelmiş değilse, bu istemi ileri sürene yükletilir.


 


İKİNCİ
KISIM


Çeşitli
Hükümler


Adlî tatil


Madde 331 – (1) (Değişik: 8/8/2011-KHK-650/27 md.; İptal:
Anayasa Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113 K.: 2012/108 sayılı
Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 27/6/2013-6494/25 md.) Ceza işlerini gören
makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz
bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.


(2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi
sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği,
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.


(3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu
hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen
işlerin incelemelerini yapar.


(4) Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği
günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.


 


Bilgi isteme


Madde 332 – (1) Suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen
bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Eğer bu süre içinde istenen
bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebi ve en geç hangi tarihte cevap
verilebileceği aynı süre içinde bildirilir.


(2) Bilgi istenen yazıda yukarıdaki fıkra hükmü ile buna aykırı hareket
etmenin Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesine aykırılık oluşturabileceği
yazılır. Bu durumda haklarında kamu davasının açılması, izin veya karar
alınmasına bağlı bulunan kişiler hakkında, yasama dokunulmazlığı saklı kalmak
üzere, doğrudan soruşturma yapılır.


 


Yönetmelik


Madde 333 – (1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, aksine hüküm
bulunmadıkça, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından
çıkarılır.


 


Kolluk görevlilerine yönelik özel hükümler


Ek Madde 1- (Ek: 3/5/2016-6713/10 md.)


(1) Kolluk görevlileri hakkındaki öldürme, kasten yaralama, işkence, zor
kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma
suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili iddialara
ilişkin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları bizzat ve öncelikle yapar. Bu
suçlardan dolayı kolluk görevlileri hakkında açılan davalar, acele işlerden
sayılır. Bu tür davaların kanun yolu incelemesi de öncelikli olarak yapılır.


 


Geçici Madde 1 – (Ek:24/1/2013-6411/2 md.)


(1) Bu Kanunun 202 nci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen
yönetmelik, Adalet Bakanlığınca bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren bir ay içinde çıkarılır. Bu yönetmelik uyarınca tercüman
listeleri oluşturuluncaya kadar bu Kanunun 202 nci maddesinin dördüncü
fıkrasında düzenlenen tercüme hizmetleri sanığın kendisi tarafından getirilen
tercüman tarafından yerine getirilir.


 


Geçici Madde 2 – (Ek: 11/4/2013-6459/21 md.)


(1) İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya
eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012 tarihi
itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar
bakımından bu Kanunun 311 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu
durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde
yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.


 


Geçici Madde 3- (Ek: 15/8/2017-KHK-694/149 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7078/144 md.)


Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe
kadar milletvekilleri hakkında açılmış olan davalarda, bu maddeyi ihdas eden
Kanun Hükmünde Kararname ile bu Kanunun 161 inci maddesine eklenen dokuzuncu
fıkra hükmü uyarınca yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilemez; bu davalara
kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakılmaya devam olunur.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar milletvekilleri hakkında başlatılmış
soruşturmalarda da bu maddeyi ihdas eden Kanun Hükmünde Kararname ile bu
Kanunun 161 inci maddesine eklenen dokuzuncu fıkra hükmü uyarınca yetkisizlik
kararı verilemez.


 


Geçici Madde 4 – (Ek:20/2/2019-7165/10 md.)


(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 304 üncü maddenin ikinci fıkrasında
yapılan düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Yargıtay
tarafından verilen bozma kararları hakkında uygulanır.


 


Geçici Madde 5- (Ek:17/10/2019-7188/31 md.)


(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla;


a) 102 nci maddede yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten
itibaren üç ay sonra uygulanır.


b) 236 ncı maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında yapılan düzenleme
uyarınca kurulması gereken merkezler, en geç 1/9/2020 tarihine kadar faaliyete
geçirilir. Bu tarihe kadar mevcut uygulamaya devam olunur.


c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci
maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden
itibaren uygulanır.


d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme
bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit
yargılama usulü uygulanmaz. [147][148][149]


e) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, kovuşturma evresine
geçilmiş dosyalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi hükümleri
uygulanmaz.


f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin
yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla aynı
suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki
kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde, cezası infaz
edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca tutukluluğunun devam edip
etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince değerlendirilir.


g) 308/A maddesinde yapılan
değişiklikle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan
itirazların incelenmesine ilişkin getirilen usul, bu maddenin yayımlandığı
tarihten önce itiraz yoluna başvurulup reddedilmiş olan itirazlar hakkında
uygulanmaz.


h) Aile mahkemeleri ile çocuk ve çocuk ağır ceza mahkemelerinde görev
yapan psikolog, pedagog ve sosyal çalışma görevlilerine ilişkin düzenlemeler,
bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren altı ay sonra uygulanır.


 


Geçici Madde 6- (Ek:2/3/2024-7499/22 md.)


(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla bu Kanunda yapılan düzenlemeler
bakımından aşağıdaki hükümler uygulanır:


a) Eski hâle getirme kurumuna ilişkin olarak 41 inci maddenin birinci
fıkrasında yapılan değişiklik, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında
kalkan engeller bakımından uygulanır. Bu tarihten önce kalkan engeller
bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikten önceki
hükümlerin uygulanmasına devam olunur.


b) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresine ilişkin olarak
173 üncü maddenin birinci fıkrasında yapılan
değişiklik, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar
hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında bu maddeyi ihdas
eden Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam
olunur.


c) Kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden
itibaren başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin 268, 273, 276, 277, 291, 294,
296, 297, 308, 308/A, 319 ve 320 nci maddelerde yapılan
değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar
hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında bu maddeyi ihdas
eden Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler ile yürürlükten
kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam olunur.


d) Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden itibaren işlemeye
başlamasına ve cevap süresine ilişkin 291, 296 ve 297 nci maddelerde
yapılan değişiklikler, 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8 inci
maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup da 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında
verilen kararlar hakkında da uygulanır.


e) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla yürürlükten kaldırılan; 275 inci
maddenin ikinci fıkrası, 293 üncü maddenin ikinci fıkrası ve 295 inci maddesi
hükümlerinin, 1/6/2024 tarihinden önce verilen kararlar bakımından
uygulanmasına devam olunur.


(2) a) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci
maddenin onbirinci ve onikinci fıkrasında yapılan kanun
yoluna ilişkin değişiklikler, 1/6/2024 tarihi ve sonrasında verilen
hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında uygulanır.


b) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararları hakkında itiraz kanun yolunun uygulanmasına devam olunur.
Bu itirazlar, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci
maddenin onikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki hükümlere
göre sonuçlandırılır.


c) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararlarıyla ilgili olarak 231 inci maddenin onbirinci fıkrası
gereğince hükmün açıklanması veya yeniden kurulması hâlinde, bu maddeyi ihdas
eden Kanunla 231 inci maddenin onbirinci fıkrasında yapılan
değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanır.


d) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam
olunur.


(3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 141 inci maddede yapılan
düzenlemeler, 1/6/2024 tarihinden sonra kesinleşen karar veya
hükümler bakımından uygulanır.


(4) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 142 nci maddede yapılan
değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında yapılan istemler
bakımından uygulanır. Bu tarihten önce yapılan istemlere, kesinleşinceye kadar
bu maddeyi ihdas eden Kanunla 142 nci maddede yapılan değişiklikten
önceki hükümlere göre yargı mercilerince bakılmaya devam olunur. Bu fıkrada yer
alan düzenlemeler ile bu maddeyi ihdas eden Kanunla 142 nci maddede
yapılan değişiklikler, mülga 7/5/1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun
Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun
uyarınca yapılan veya yapılacak olan istemler hakkında da kıyasen uygulanır.


 


Geçici Madde 7- (Ek:7/11/2024-7531/18 md.)


(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin
ikinci fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih
itibarıyla soruşturma veya kovuşturma evresine geçilmiş dosyalar bakımından
uygulanmaz.


(2) (İptal:Anayasa Mahkemesinin 27/3/2025
tarihli ve E.: 2024/197; K.: 2025/86 sayılı Kararı ile)


(3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 253 üncü
maddenin yirmidördüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan uzlaştırmacı yazılı sınavlarında
başarılı olanlar hakkında uygulanmaz. Bu kişiler, diğer koşulları taşımaları
halinde uzlaştırmacı siciline ve listelerine kaydedilebilir.


(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 254 üncü maddenin
ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen
dosyalar bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla 254 üncü maddenin ikinci
fıkrasında yapılan değişiklik uygulanmaz. Bu dosyalar, 254 üncü maddenin ikinci
fıkrasının değişiklikten önceki hükümlerine göre sonuçlandırılır.


 


Geçici Madde 8- (Ek:24/12/2025-7571/26
md.)


(1) Soruşturma veya kovuşturma evresinde olup da bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla uzlaşmanın sağlanmış olduğu dosyalar
bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla 253 üncü maddenin üçüncü fıkrasında
yapılan değişiklik ve 5237 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin altıncı fıkrasında
yapılan değişiklik uygulanmaz. Bu dosyalar, 253 üncü maddenin üçüncü fıkrasının
değişiklikten önceki hükümlerine göre sonuçlandırılır.


 


Yürürlük


Madde 334 – (1) Bu Kanun, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe
girer.[150]


 


Yürütme


Madde 335 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


 


5271
SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER


(1) 5560 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:


GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla
hükme bağlanmış olmakla beraber henüz kesinleşmemiş olan dosyalarda, uzlaşma
kapsamının genişlediğinden bahisle bozma kararı verilemez.


 


(2) 5728 sayılı Kanunun Geçici Maddeleri:


GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihte Yargıtay ilgili ceza dairesinde bulunan dosyalar hakkında bu
Kanunun lehe hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, usule
aykırılık bulunmadığı takdirde, dosya esastan incelenmek, acele işlerden
sayılmak ve Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi dikkate alınmak suretiyle karar
verilir.


Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz
edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren
mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin
İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya
üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir
inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını
gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.


Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesin hükümle
sonuçlanmış olan davalarda lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla,
yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.


İşbu Kanun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla
kesinleşmemiş olmakla beraber hükme bağlanmış olan dosyalarda uzlaşma
kapsamının genişlediğinden bahisle bozma kararı verilemez.


 


GEÇİCİ MADDE 2- Bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihte kovuşturma evresinde bulunan dava dosyaları hakkında:


a) Mahkemenin görevli olmaması hâlinde, dosya üzerinde yapılacak
inceleme sonucunda verilecek görevsizlik kararıyla dosya, görevli mahkemeye
gönderilir.


b) Daha önce soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yapılmış olan
işlem ve kararlar hukukî geçerliliklerini sürdürürler.


 


GEÇİCİ MADDE 3- Bu Kanun hükümlerine
göre suç karşılığı uygulanan yaptırımı idarî yaptırıma dönüşen fiiller
nedeniyle;


a) Soruşturma evresinde Cumhuriyet başsavcılığınca,


b) Kovuşturma evresinde mahkemece,


idarî yaptırım kararı verilir.


Birinci fıkra kapsamına giren fiillerden, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığında bulunan işlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yargıtayın
ilgili dairesinde bulunan işlerde ise ilgili dairece, bu Kanuna göre işlem
yapılmak üzere gelişlerindeki usule uygun olarak dava dosyası hükmü veren
mahkemeye gönderilir.


 


(3) 5918 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:


GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 3 üncü ve 250 nci
maddesinde yapılan değişiklik hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihte devam
etmekte olan soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanır.


 


(4) 6008 sayılı Kanunun Geçici 2 nci Maddesi:


GEÇİCİ MADDE 2 –
Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hakkında hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararı verilmiş olanların, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren
onbeş gün içinde mahkemeye başvurmaları halinde, mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı geri alınır ve Ceza Muhakemesi Kanununun
231 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki kayıtla bağlı olmaksızın, başvuruda
bulunan sanık hakkında yeniden hüküm kurulur.


 


(5) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:


GEÇİCİ MADDE 1- (1) Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesine ilişkin
yönetmelik bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde
çıkarılır ve yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren en geç altı ay içinde
uzlaştırmacı listeleri oluşturulur. Adalet Bakanlığı tarafından bu listelere
uygun uzlaştırmacı görevlendirmesi amacıyla bir ilan yapılır. İlan yapılıncaya
kadar, Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinde bu Kanunla yapılan
değişiklik öncesinde öngörülen usule göre belirlenen uzlaştırmacılardan
görevlendirme yapılmasına devam olunur ve bu uzlaştırmacılar görevlerini
tamamlar.


 


(6) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun
Geçici 1 inci Maddesi:


GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci
maddesi ile 6100 sayılı Kanunun 361 inci maddesinde temyiz sürelerine ilişkin
olarak yapılan değişiklikler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve
sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.


(2) Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından bölge adliye ve bölge idare
mahkemesi daireleri arasında iş bölümü yapılıncaya kadar bölge adliye ve bölge
idare mahkemesi başkanlar kurullarınca yapılan iş bölümünün uygulanmasına devam
olunur.


 


 


5271
SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA


ANAYASA
MAHKEMESİ TARAFINDAN VERLEN İPTAL KARARLARININ


YÜRÜRLÜĞE
GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO


 







Değiştiren Kanunun/ KHK’nin veya İptal Eden Anayasa
Mahkemesi Kararının Numarası



5271 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen
Maddeleri



Yürürlüğe Giriş Tarihi






5328



334



31/3/2005






5353



35, 75, 76, 80, 81, 85, 90, 91, 94, 98, 100, 103, 105,
109, 119, 127, 135, 137, 140, 142, 143, 151, 153, 161, 164, 173, 174, 193,
206, 223, 247



1/6/2005






5560



6, 100, 102, 109, 146, 150, 171, 231, 253, 254, 309,
310, 325, İşlenemeyen Hüküm



19/12/2006






5728



231, İşlenemeyen Hükümler



8/2/2008






5793



234, 239



6/8/2008






5918



3, 250, 253, İşlenemeyen Hüküm



9/7/2009






6008



231, 250, İşlenemeyen Hüküm



25/7/2010






6217



161, 173, 272



14/4/2011






KHK/650



331



1/1/2012






6352



38/A, 100, 101, 109, 250, 251, 252, 308, 324



5/7/2012






Anayasa Mahkemesi’nin 17/5/2012 tarihli ve E.: 2011/37,
K.: 2012/69 sayılı Kararı



234



21/7/2012






6411



202, Geçici Madde 1



31/1/2013






6459



105, 108, 141, 144, 172, 270, Geçici Madde 2



30/4/2013






Anayasa Mahkemesi’nin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113
K.: 2012/108 sayılı Kararı



331



1/1/2013 tarihinden başlayarak altı ay sonra

(1/7/2013)






6494



331



7/7/2013






6526



91, 94, 100, 116, 128, 134, 135, 139, 140, 153, 161, 169



6/3/2014






6545



141, 143, 173, 188, 231, 238, 260, 268, 273, 279, 280,
286



28/6/2014






6572



116, 128, 135, 140, 153



12/12/2014






6638



91, 100



4/4/2015






6713



Ek Madde 1



20/5/2016






6723



133



23/7/2016






KHK/674



128, 277, 278, 280, 297



1/9/2016






KHK/676



149, 151, 154, 178, 188



29/10/2016






6754



63, 64, 66, 67, 71, 72



24/11/2016






6758



128, 277, 278, 280, 297



24/11/2016






6763



19, 100, 112, 128, 135, 139, 140, 191, 202, 232, 247,
248, 253, 254, 307, İşlenemeyen hüküm



2/12/2016






KHK/680



161, 172, 173, 247, 248



6/1/2017






7035



280, 281, 282, 283, 285, 286, 291, 304, Altıncı Kitap
Üçüncü Kısım Birinci Bölüm başlığı, 308/A, İşlenemeyen Hüküm (Geçici Madde 1)



5/8/2017






KHK/694



64, 102, 139, 140, 142, 158, 161, 196, 216, Geçici Madde
3



25/8/2017






KHK/696



104,129,140/A,188, 209, 280, 288, 299



24/12/2017






7070



149, 151, 154, 178, 188



8/3/2018






7072



161, 172, 173, 247, 248



8/3/2018






7078



64, 102, 139, 140, 142, 158, 161, 196, 216, Geçici Madde
3



8/3/2018






7079



104, 129, 140/A, 209,
280, 288, 299



8/3/2018






KHK/700



3



24/6/2018
tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı
seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte
(9/7/2018)






7145



119, 127, 134, 172, 311



31/7/2018






Anayasa Mahkemesi’nin 27/12/2018 tarihli ve E.: 2018/71
K.: 2012/118 sayılı Kararı



286



15/2/2019






7165



286, 304, 307, Geçici Madde 4



28/2/2019






7188



102, 171, 174, 234, 236, 250, 251, 252, 253, 280, 282,
286, 308/A, Geçici Madde 5



24/10/2019






Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73;
K.:2019/65 sayılı Kararı



151



29/11/2019






7196



100



24/12/2019






7242



109, 112, 272



15/4/2020






Anayasa Mahkemesinin 25/6/2020 tarihli ve E.:2020/16;
K.:2019/33 sayılı Kararı



Geçici Madde 5



19/8/2020






7262



123



31/12/2020






Anayasa Mahkemesinin 14/1/2021 tarihli ve E.:2020/81;
K.:2021/4 sayılı Kararı



Geçici Madde 5



16/3/2021






Anayasa Mahkemesinin 31/3/2021 tarihli ve E.:2020/35;
K.:2021/26 sayılı Kararı



250



15/6/2021






7331



12, 94, 100, 101, 109, 137, 170, 250, 251



14/7/2021






44, 176, 233



1/9/2021






110, 110/A, 268



1/1/2022






7406



100, 234, 239, 253



27/5/2022






Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.:2020/87;
K.:2022/44 sayılı Kararı



Geçici Madde 5



Yayımı tarihi






Anayasa Mahkemesinin 8/9/2022 tarihli ve E.:2021/118;
K.:2022/98 sayılı Kararı



193



4/10/2022 tarihinden başlayarak altı ay sonra

(4/4/2023)






7413



Madde 227



1/1/2023






7418



286



18/10/2022






Anayasa
Mahkemesinin 26/1/2022 tarihli ve E.:2021/48; K.:2022/7 sayılı Kararı



308/A



Yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra

(14/1/2023)






7445



139, 193, 231, 308/A



5/4/2023






Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E: 2023/43, K:
2023/141 Sayılı Kararı



253



18/10/2023






Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 Tarihli ve E: 2022/145,
K: 2023/59 Sayılı Kararı



247



Yayımlanmasından (10.05.2023) başlayarak dokuz ay sonra

(10/2/2024)






7499



231, 247, Geçici Madde 6



12/3/2024






41, 141, 142, 144, 173, 251, 252, 268, 272, 273, 275, 276,
277, 291, 293, 294, 295, 296, 297, 308, 308/A, 319, 320



1/6/2024






7528



100



18/10/2024






7531



253, 254, Geçici Madde 7



14/11/2024






7532



226, 236



27/11/2024






7533



250



30/11/2024






Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K:
2024/188 Sayılı Kararı



250, 251



10/3/2025






Anayasa Mahkemesinin 27/3/2025 tarihli ve E.: 2024/197;
K.: 2025/86 sayılı Kararı



Geçici Madde 7



29/5/2025






7571



128/A, 250, 253, 280, Geçici Madde 8



25/12/2025









 











[1] Bu madde başlığı “Davanın nakli” iken, 24/11/2016
tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde
değiştirilmiştir.







[2]
25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 1
inci maddesiyle; bu fıkrada geçen "hukuken geçerli mazerete
dayanarak" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve "bulanamayan"
ibaresi "bulunamayan" olarak değiştirilmiştir.







[3] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile
bu fıkrada “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.







[4] Bu maddede yer alan tazminat miktarlarının 1/1/2026
tarihinden itibaren uygulanması ile ilgili olarak, 26/12/2025 tarihli ve 33119
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2026 yılı Tanıklık Ücret Tarifesine bakınız.







[5] 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 140 ıncı
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(ç), (d) ve (e)” ibaresi “(d), (e) ve (f)”
şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı
Kanunun 135 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[6] 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 43 üncü
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bilirkişiler,” ibaresinden sonra gelmek üzere
“bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer” ibaresi eklenmiştir.







[7] 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 46 ncı
maddesiyle, bu fıkraya “uygulanır” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve durum
bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir” ibaresi eklenmiştir.







[8] Bu madde başlığı “Diğer kişilerin beden muayenesi “
iken, 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne
işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[9] 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesiyle bu fıkrada yer alan “işlediğini düşündürebilecek emarelerin” ibaresi
“işlediği şüphesini gösteren somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir.







[10]  
27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanunun 13
üncü maddesiyle, bu maddenin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere dördüncü
fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.







[11] 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 8 inci
maddesiyle bu fıkrada yer alan “olguların” ibaresi “somut delillerin” şeklinde
değiştirilmiştir.







[12] 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesiyle, bu fıkraya “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut
delillere dayanan” ibaresi eklenmiştir.







[13] Bu bende 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 17
nci maddesiyle, (2) ve (5) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere,
sırasıyla (3) ve (7) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent numaraları
buna göre teselsül ettirilmiştir.







[14]
6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 58
inci maddesiyle, (1) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (2) numaralı alt
bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.







[15] 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesiyle bu bentte yer alan “Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86,
fıkra 3, bent e)” ibaresi “Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f)”
şeklinde değiştirilmiştir.







[16] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 22 nci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “veya” ibaresi “suçlarda veya vücut
dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere” şeklinde
değiştirilmiştir.







[17] 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 141 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “üç yılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “,
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı” ibaresi
eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 136 ncı
maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[18] 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 93 üncü
maddesiyle bu fıkrada yer alan “Ret kararına” ibaresi “Bu kararlara” şeklinde
değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 88
inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[19] 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 16 ncı
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bulundurularak” ibaresinden sonra gelmek üzere
“, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle” ibaresi eklenmiştir.







[20]
25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 14
üncü maddesiyle, üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere (4) numaralı fıkra eklenmiş
ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.







[21] 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 15 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(e) bendinde” ibaresi “(e) ve (j) bentlerinde”
şeklinde değiştirilmiştir.







[22]  
2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 98
inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “birinci fıkradaki süre koşulu
aranmaksızın” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[23] 7331 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer
alan “bu madde hükümleri,” ibaresi “bu maddenin birinci ve ikinci fıkra
hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.







[24] 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “makul” ibaresi “somut delillere dayalı
kuvvetli” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “somut delillere dayalı
kuvvetli” ibaresi “makul” şeklinde değiştirilmiştir.







[25] 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “elde edildiğine dair” ibaresinden sonra gelmek
üzere “somut delillere dayanan” ve “Elkonulabilir.” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Somut olarak belirlenen” ibareleri eklenmiştir.







[26] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 25 inci
maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)”
ibaresinden sonra gelmek üzere “ ile organ veya doku ticareti (madde 91)”
ibaresi eklenmiş, aynı bende (12) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere
(13) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül
ettirilmiştir.







[27] 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 94 üncü
maddesiyle 129 uncu maddeye bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre
teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı
Kanunun 89 uncu maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[28]  
1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 32
nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yetkilerinin” ibaresinden sonra gelmek
üzere “ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya
menkul kıymetler idare yetkilerinin” ibaresi eklenmiştir.







[29] 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 11 inci
maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “soruşturmada,” ibaresinden
sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı
ve” ibaresi eklenmiş ve dördüncü fıkrasında yer alan “İstemesi halinde, bu”
ibaresi “Üçüncü fıkraya göre alınan” şeklinde değiştirilmiştir.







[30] 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 16 ncı
maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine” ibaresi “hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde
Cumhuriyet savcısı tarafından” şeklinde değiştirilmiş, fıkrada yer alan “hâkim
tarafından” ibaresi madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasına “bilgilere
ulaşılamaması” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da işlemin uzun sürecek
olması” ibaresi eklenmiştir.







[31]  21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci
maddesiyle, bu maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere ikinci fıkra
eklenmiş ve fıkra numaraları buna göre teselsül ettirilmiş; dördüncü fıkrasında
yer alan “üç ay”, “bir defa” ve “hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit
defalar” ibareleri sırasıyla, “iki ay”, “bir ay” ve “mahkeme yukarıdaki
sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı
geçmemek üzere” şeklinde değiştirilmiştir.







[32] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı
maddesiyle, bu maddenin birinci birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza
mahkemesi” ibaresi “hâkim” şeklinde, “mahkemenin” ibaresi “hâkimin” şeklinde,
“mahkeme” ibareleri “hâkim” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer
alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.







[33]
21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12
nci maddesiyle, bu maddenin beşinci fıkrasında yer alan “üç ay” ve “bir defa”
ibareleri sırasıyla “iki ay” ve “bir ay” şeklinde değiştirilmiş; mevcut altıncı
fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “6.
Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş,
diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş ve yedinci fıkrasının (a)
bendinin (10) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde
metninden çıkarılmıştır.







[34]
2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42
nci maddesiyle, bu maddeye beşinci fıkradan sonra gelmek üzere (6) numaralı
fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yedinci
fıkranın (a) bendinin (14) numaralı alt bendi metne işlendiği şekilde
değiştirilmiş, bu alt bentten sonra gelmek üzere (15) numaralı alt bent
eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.







[35]
24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26
ncı maddesiyle, 135 inci maddenin altıncı fıkrasına “hâkim” ibaresinden sonra
gelmek üzere “veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı”
ibaresi eklenmiş; sekizinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine
“(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti
(madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı bendin (6) numaralı alt bendine “(madde 148,
149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)”
ibaresi eklenmiş, aynı bende (11) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere
(12) numaralı bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül
ettirilmiştir.







[36]  2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilebilir,” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.







[37]  25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci
maddesiyle; bu fıkrada geçen "Şüphelinin" ibaresi "Şüpheli veya
sanığın" olarak değiştirilmiştir.







[38]
25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17
nci maddesiyle; bu fıkrada geçen "kullanmakta olduğu" ve
"kullanılan" ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.







[39] 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci
maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler
buna göre teselsül ettirilmiştir.







[40] 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 18 inci
maddesiyle bu fıkrada geçen "halinde" ibaresinden sonra gelmek üzere
"soruşturma evresinin bitiminden itibaren" ibaresi eklenmiştir.







[41] 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 18 inci
maddesiyle, bu fıkraya “soruşturma” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya
kovuşturma” ibaresi eklenmiş ve fıkrada yer alan “Başsavcılığı,” ibaresi
“başsavcılığı veya mahkeme,” şeklinde değiştirilmiştir.







[42] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 27 inci
maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesince oy
birliğiyle” ibaresi “hâkim tarafından” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddenin
yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “Uyuşturucu”
ibaresi “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın
uyuşturucu” şeklinde değiştirilmiştir.







[43]
21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 14
üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere
“somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiş; aynı fıkranın (a) bendinin (2)
numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “3. Nitelikli hırsızlık (madde 142)
ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre
teselsül ettirilmiş, mevcut (5) numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış,
mevcut (6) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.







[44]
24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28
inci maddesiyle, bu bendin (1) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)”
ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)”
ibaresi, (3) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek
üzere “ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende
(8) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (9) numaralı alt bent eklenmiş ve
diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.







[45]
25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 19
uncu maddesiyle, bu bente (5) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (6)
numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.







[46]
2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 43
üncü maddesiyle, (11) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere alt bent eklenmiş
ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.







[47] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde
değiştirilmiştir.







[48] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun
12 nci maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan
“Yakalama” ibaresi “Yakalama, adli kontrol” şeklinde değiştirilmiş, ikinci
fıkrasında yer alan “(e) ve (f) bentlerinde” ibaresi “(e), (f) ve (l)
bentlerinde” şeklinde değiştirilmiştir.







[49]
2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile bu fıkrada yer
alan “onbeş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.







[50] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı
Kanunun 14 üncü maddesi ile birinci fıkrada yer alan “yakalanan” ibaresi
“yakalanan, adli kontrol altına alınan” şeklinde ve fıkranın (e) bendinde yer
alan “gözaltına alınmasına” ibaresi “gözaltına alınmasına, adli kontrol altına
alınmasına” şeklinde değiştirilmiştir.







[51] Bu madde başlığı “Şüpheli veya sanığın zorla
getirilmesi “ iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle
metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[52] Bu madde başlığı " Müdafi görevini yerine
getirmediğinde yapılacak işlem" iken 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı
Kanunun 22 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.







[53] 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu ve” ibaresi “şüpheli, sanık veya”
şeklinde, “kovuşturma açılması halinde tutuklu veya hükümlünün müdafilik veya
vekilliğini” ibaresi “soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik
veya vekillik görevini” şeklinde değiştirilmiştir.







[54]
Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve
E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “soruşturma ya da”
ibaresi iptal edilmiştir.







[55] 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “müdafi veya vekil hakkında açılan
kovuşturmanın yapıldığı” ibaresi “hâkim veya” şeklinde, “Kovuşturma sonunda”
ibaresi “Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi
veya kovuşturma sonunda” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya “Müdafilik
görevinden yasaklama kararı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “avukat hakkındaki
soruşturma veya” ibaresi ve “Ancak,” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma
veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı
Kanunun 2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[56]
Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve
E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “avukat hakkındaki
soruşturma veya” ibaresi ve “soruşturma veya” ibaresi iptal edilmiştir.







[57] 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu” ibaresi “şüpheli, sanık” şeklinde
değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanunun 2
nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[58]
15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 145
inci maddesiyle, bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül
ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 140
ıncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[59] Bu fıkraya 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun
24 üncü maddesiyle; "4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun Hükümleri" ibaresinden sonra gelmek üzere
", en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden
dolayı tâbi oldukları yargılama usulü" ibaresi eklenmiştir.







[60] 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 25 inci
maddesiyle; bu fıkrada bulunan "3 üncü" ibaresi "4 üncü"
olarak değiştirilmiştir.







[61] 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 16 ncı
maddesiyle; bu fıkrada yer alan “zamanı” ibaresi “tarihi, başlama ve bitiş
saatini” şeklinde değiştirilmiştir.







[62] 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 19 uncu
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “açıklanır.” ibaresi “açıklanır; yüklenen suçu
oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer
verilmez.” şeklinde değiştirilmiştir.







[63] 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı
Kanunun 19 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “, uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklı kalmak üzere” ibaresi madde metninden çıkarılmış, (d) bendinde yer alan
“uğradığı zararın,” ibaresi “uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit
edilen zararın,” şeklinde değiştirilmiştir.







[64] 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 17 nci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilmesi” ibaresinden sonra gelmek
üzere “veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru
hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi”
ibaresi eklenmiştir.







[65] 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 22 nci
maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi
başkanına” ibaresi “ağır ceza mahkemesine”, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer
alan “Başkan” ibareleri “Mahkeme” ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza
mahkemesi başkanının” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin” şeklinde
değiştirilmiştir.







[66] 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 71 inci
maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en
yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki
sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi
“Sulh ceza hâkimliği” şeklinde değiştirilmiştir.







[67] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun
37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “onbeş gün” ibaresi “iki hafta”
şeklinde değiştirilmiştir.







[68] 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 96 ncı
maddesiyle bu fıkrada yer alan “mazeretsiz olarak” ibaresinden sonra gelmek
üzere “duruşmaya gelmemesi veya” ibaresi eklenmiştir.







[69] 24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bu madde hükümleri,” ibaresi “Birinci ve
ikinci fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.







[70]
24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 30
uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması” şeklinde
değiştirilmiştir.







[71] 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 97 nci
maddesiyle bu maddenin başlığında yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması”
şeklinde, birinci fıkrasında yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde ve
ikinci fıkrasında yer alan “okunmasına” ibaresi “anlatılmasına” şeklinde
değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 91
inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[72]
23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkrada yer
alan “mahkemesinde staj yapmakta olan hâkim ve” ibaresi “hâkim ve savcı
yardımcıları ile mahkemesinde staj yapmakta olan” şeklinde değiştirilmiştir.







[73] Bu madde başlığı “Hükmün açıklanması” iken, 6/12/2006
tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde
değiştirilmiştir







[74] Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025  tarihli ve E.: 2024/98,
K.: 2025/149 sayılı Kararı ile bu maddenin 5 inci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9
uncu, 10 uncu, 11 inci, 12 nci, 13 üncü ve 14 üncü fıkraları iptal edilmiştir.
Bu Karar yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (30/9/2026)  yürürlüğe
girer.







 







[76] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 31 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Hükmün gerekçesi” ibaresinden sonra gelmek
üzere “ve varsa karşı oy gerekçesi” ibaresi eklenmiştir.







[77] 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 21 inci
maddesiyle bu fıkraya “yapılacak çağrı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve
zorla getirme” ibaresi eklenmiştir.







[78] 
12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 10
uncu maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinin (3) numaralı alt bendi ile (b)
bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan “cinsel saldırı suçu ile” ibareleri
“cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile
kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve”
şeklinde değiştirilmiştir.







[79]
Anayasa Mahkemesi’nin 17/5/2012 tarihli ve
E.: 2011/37, K.: 2012/69 sayılı Kararı ile bu alt bentte yer alan “… vekili
aracılığı ile…” ibaresi iptal edilmiştir.







[80] 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 11 inci
maddesiyle bu fıkrada yer alan “cinsel saldırı suçu ile” ibaresi “cinsel
saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına
karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve” şeklinde
değiştirilmiştir.







[81] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 32 nci
maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “Hakkındaki” ibaresinden sonra gelmek
üzere “soruşturmanın veya” ibaresi, “bu nedenle” ibaresinden sonra gelmek üzere
“Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi, ikinci fıkrasına “dolayı” ibaresinden sonra
gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi, “olan” ibaresinden sonra gelmek üzere
“şüpheli veya” ibaresi, “yetkili” ve “ise,” ibarelerinden sonra gelmek üzere
“Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi ve aynı fıkranın (a) bendine “gazete ile”
ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiştir.







[82]
Bu maddeye 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı
Kanunun 31 inci maddesiyle ikinci fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre
teselsül ettirilmiştir.







[83] 2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 12 nci
maddesiyle, bu bende “başvurmayan” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli
veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı
Kanunun 11 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[84] Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025  tarihli ve E.: 2024/98,
K.: 2025/149 sayılı Kararı ile bu fıkra iptal edilmiştir. Bu Karar
yayımlanmasından başlayarak dokuz ay (30/9/2026)  sonra yürürlüğe girer.







[85] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü
maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “sanığın” ibaresinden sonra gelmek
üzere “Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya” ibaresi ve “orantılı olarak”
ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza
hâkimi veya” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasının (a) bendine (16) numaralı alt
bendinden sonra gelmek üzere (17) numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler
buna göre teselsül ettirilmiştir.







[86]
2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 13
üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kaçak sanığın” ibaresi “Kaçağın” şeklinde
değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 12
nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[87] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilânına” ibaresinden sonra gelmek üzere “sulh
ceza hâkimince veya” ibaresi eklenmiştir.







[88] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimi veya
mahkeme” şeklinde değiştirilmiştir.







[89] 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 23 üncü
maddesiyle bu alt bentte yer
alan “(madde 170)” ibaresi “(madde 170, birinci ve
üçüncü fıkra)” şeklinde değiştirilmiştir.







[90] 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunun 34 üncü
maddesi ile bu bentte yer alan “birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları” ibaresi
“üçüncü fıkrası” şeklinde değiştirilmiştir.







[91] 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci
maddesiyle, bu fıkraya “temel cezadan” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve
koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan
sonra belirlenen cezadan” ibaresi eklenmiştir.







[92] 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “şartların gerçekleştiği ve eylemin seri
muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım
doğrultusunda” ibaresi “şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü
kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı
verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan
daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda”
şeklinde değiştirilmiştir.







[93] Anayasa Mahkemesinin
5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan "… ile sağır ve dilsizlik..." ibaresi iptal edilmiştir.







[94] Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 Tarihli
ve E: 2025/51, K: 2025/184 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “ya da başka
bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması” ibaresi iptal edilmiştir. Bu Karar Resmî
Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (3/9/2026) yürürlüğe
girer.







[95] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı
Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “on beş gün” ibaresi “iki
hafta” şeklinde değiştirilmiştir.







[96]
Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E:
2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan "…sağır ve dilsizlik..."
ibaresi iptal edilmiştir.







[97] Bu madde başlığı “Uzlaşma” iken, 24/11/2016 tarihli
ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde
değiştirilmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3)
numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt
bentler eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.







[98]
17/10/2019 tarihli ve
7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle üçüncü fıkraya “birlikte” ibaresinden
sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş, onikinci fıkrada yer
alan “en çok yirmi gün daha” ibaresi “her defasında yirmi günü geçmemek üzere
en fazla iki kez” şeklinde değiştirilmiştir.







[99]
24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34
üncü maddesiyle, bu maddenin onbeşinci ve yirmibirinci fıkralarında yer alan
“Cumhuriyet savcısına” ibareleri “uzlaştırma bürosuna” şeklinde
değiştirilmiştir.







[100] 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı
maddesiyle, (b) bendinin mevcut (4), (5) ve (6) numaralı alt bentlerinden sonra
gelmek üzere sırasıyla alt bentler eklenmiş ve bent numaraları buna göre
teselsül ettirilmiştir.







[101] 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 24 üncü
maddesiyle bu alt bentte yer
alan “(madde 155)” ibaresi “(üçüncü fıkra hariç, madde 155)” şeklinde değiştirilmiştir.







[102] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar
ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[103] 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 12 nci
maddesiyle bu fıkrada yer alan “suçlarda,” ibaresi “suçlarda ve ısrarlı takip
suçunda (madde 123/A),” şeklinde değiştirilmiştir.







[104] 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı
maddesiyle üçüncü fıkrasında yer alan “suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde
123/A), uzlaştırma” ibaresi “suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve
hakaret suçunda (125 inci maddenin ikinci fıkrası), uzlaştırma” şeklinde ve
dördüncü fıkrasında yer alan “üç gün” ibaresi “yedi gün” şeklinde
değiştirilmiştir.







[105] 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 24 üncü
maddesiyle bu fıkrada yer
alan “(125 inci maddenin ikinci fıkrası),” ibaresi “(madde 125)” şeklinde
değiştirilmiştir.







[106] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hâlinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı
üzerine adlî kolluk görevlisi” ibaresi “ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı” şeklinde ve “Cumhuriyet savcısı”
ibaresi “Uzlaştırmacı,” şeklinde değiştirilmiştir.







[107] 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet savcısı” ibaresi “Uzlaştırma
bürosu” şeklinde değiştirilmiştir.







[108] Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E: 2023/43,
K: 2023/141 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan " Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç
nedeniyle tazminat davası açılamaz;..." ibaresi iptal edilmiştir.







[109] 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı
maddesiyle bu fıkranın beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;”
ibaresi eklenmiştir.







[110]
7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer
alan “avukatların veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin” ibaresi “hukuk
fakültesi mezunlarının” şeklinde değiştirilmiştir.







[111]
24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 35
inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “uzlaştırma işlemleri”
ibaresi “kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin” şeklinde ve “göre,
mahkeme tarafından yapılır.” ibaresi “göre yerine getirilmesi için uzlaştırma
bürosuna gönderilir.” şeklinde değiştirilmiştir.







[112] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı
Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta”
şeklinde değiştirilmiştir.







[113] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı
Kanunun 37 nci maddesi ile bu bentte yer alan “üçbin” ibaresi “onbeşbin”
şeklinde değiştirilmiştir.







[114] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun
18 inci maddesi ile birinci fıkrasında yer alan “hükmün açıklanmasından
itibaren yedi gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği
tarihten itibaren iki hafta” şeklinde, üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan
“yedi gün” ibareleri “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.







[115] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı
Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta”
şeklinde değiştirilmiştir.







[116] 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sunulmak üzere, Cumhuriyet Başsavcılığı
tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına” ibaresi
yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758
sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[117] Bu madde başlığı “Bölge adliye mahkemesi
Cumhuriyet savcısının görevi” iken, 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 14
üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm
10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle aynen kabul
edilerek kanunlaşmıştır.







[118]
20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15
inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c),
(d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b)
ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak
teselsül ettirilmiştir.







[119]
18/6/2014 tarihli ve
6545 sayılı Kanunun 77 nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendine “303 üncü
maddenin birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan
ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun
esastan reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece
mahkemesinin kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.







[120]
15/8/2016 tarihli ve 674
sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet
Başsavcılığının tebliğnamesini,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha
sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle
aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[121] 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 27 nci
maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi, mevcut (d) bendinden
sonra gelmek üzere (f) bendi eklenmiş ve bentler buna göre teselsül
ettirilmiştir.







[122] 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 98 inci
maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “maddede”
ibaresi “maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer
bentlerinde” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve
7079 sayılı Kanunun 92 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[123] 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 25 inci
maddesiyle bu bentte yer
alan “maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde”
ibaresi “maddede” şeklinde değiştirilmiştir.







[124] 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 16 ncı
maddesiyle, bu fıkraya “mahkemesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “daire”
ibaresi eklenmiştir.







[125]
20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 17
nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır”
şeklinde, (b) bendinde yer alan “de okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde
değiştirilmiş, aynı fıkraya (c) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş
ve mevcut (d) bendi (e) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.







[126]
20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 99
uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde
değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 93
üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[127]
20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 18
inci maddesiyle, bu fıkraya “yoluna” ibaresinden sonra gelmek üzere “yalnız”
ibaresi eklenmiştir.







[128]
20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 19
uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Türk Ceza Kanununun” ibaresi “23/4/2016
tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun”
şeklinde değiştirilmiştir.







[129]
18/6/2014 tarihli ve
6545 sayılı Kanunun 78 inci maddesiyle bu fıkranın (d) bendinde yer alan “suç
niteliğini değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde
yer alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde
metninden çıkarılmıştır.







[130]
20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 20
nci maddesiyle, (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer
bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.







[131]
13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 30
uncu maddesiyle, (6) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere alt bent eklenmiş
ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.







[132] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun
19 uncu maddesi ile bu fıkrada yer alan “hükmün açıklanmasından itibaren on beş
gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren
iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir. 







[133] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı
Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta”
şeklinde değiştirilmiştir.







[134]
2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile birinci fıkrada
yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” ve üçüncü fıkrada yer alan “bir hafta”
ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.







[135] 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci
maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığı” ibaresi yürürlükten
kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun
15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[136]
20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 100
üncü maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “sanığın veya
katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla
yapar” ibaresi “uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir” şeklinde
değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94
üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.







[137] 20/2/2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesiyle, ikinci fıkradan sonra gelmek üzere fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar
buna göre teselsül ettirilmiştir.







[138] 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 23 üncü
maddesiyle, bu bölüm başlığında yer alan “Yargıtay” ibaresi metinden
çıkarılmıştır.







[139] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı
Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “otuz gün” ibaresi “bir ay”
şeklinde değiştirilmiştir.







[140] Anayasa Mahkemesinin 26/1/2022 tarihli ve E.:2021/48;
K.:2022/7 sayılı Kararı ile bu fıkranın birinci cümlesi “sanığın aleyhine
itirazlar” yönünden iptal edilmiştir.







[141]
2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer
alan “otuz gün” ibaresi “bir ay” ve “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde
değiştirilmiştir.







[142] 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı
maddesiyle bu fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı"
olarak değiştirilmiştir.







[143] 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı
maddesiyle bu fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı"
olarak değiştirilmiştir.







[144] 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 18 inci
maddesiyle, bu bentte yer alan “tespit edilmiş olması” ibaresinden sonra gelmek
üzere “veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan
başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme
kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.







[145] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı
Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta”
şeklinde değiştirilmiştir.







[146]
2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer
alan “yedi günlük” ibaresi “iki haftalık” şeklinde değiştirilmiştir.







[147]
Anayasa Mahkemesinin 25/6/2020 tarihli ve
E.:2020/16; K.:2020/33 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “kovuşturma
evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama
usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.







[148]
Anayasa Mahkemesinin 14/1/2021 tarihli ve
E.:2020/81; K.:2021/4 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…hükme bağlanmış…”
ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.







[149]
Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve
E.:2020/87; K.:2022/44 sayılı Kararı ile bu bentte yer alan “…kovuşturma
evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin "seri muhakeme usulü"
yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.







[150] Bu maddede yer alan "1 Nisan 2005“ ibaresi,
31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle "1 Haziran
2005“ şeklinde değiştirilmiştir.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?