Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu

Mülga mevzuatNo: 1412Resmî Gazete: 20.04.1929 / 1172

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

933


 


 


                 CEZA
MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (1)


 


          Kanun Numarası          : 1412


          Kabul
Tarihi                 : 4/4/1929


          Yayımlandığı
R.Gazete : Tarih : 20/4/1929   Sayı : 1172


          Yayımlandığı
Düstur    : Tertip : 3   Cilt : 10  Sayfa : 312


 


                                                                 BİRİNCİ KİTAP


                                                                 Umumi
hükümler


 


                                                                 BİRİNCİ
FASIL


                                                                          Vazife


             Vazife


             Madde 1 –
Mahkemelerin vazifelerini kanun gösterir.


——————————


(1) a - 21/5/1985 tarih ve 3206 sayılı Kanunun 83 üncü
maddesi hükmüne göre; diğer kanunlarda, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun ilk
tahkikat hükümlerine yapılan atıflar, kamu davasının hazırlanmasına ilişkin
hükümlerine yapılmış sayılır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 163 ve müteakip
maddelerindeki hükümler, tahkikatı yapmakla görevli kılınanlar tarafından
uygulanır. Diğer kanunların ilk tahkikatın yapılmasını zorunlu kılan hükümleri
yürürlükten kaldırılmıştır.


     b
- Bu kanunda geçen aşağıda yazılı terim ve deyimler, 21/5/1985 tarih ve 3206
sayılı Kanunun 84 üncü maddesi ile karşılarında gösterildiği şekilde
değiştirilmişlerdir:


             Reisicumhur                                   :
Cumhurbaşkanı


             İcra Vekilleri Heyeti                       :
Bakanlar Kurulu


             İcra Vekilleri Azası                        :
Bakan


             Adliye Vekili                                  :
Adalet Bakanı


             Temyiz Mahkemesi                        :
Yargıtay


             Cumhuriyet Başmüddeiumumisi    :
Cumhuriyet Başsavcısı


             Cumhuriyet Müddeiumumisi         :
Cumhuriyet Savcısı


             Maznun                                         
: Sanık


             Şahit                                               :
Tanık


             Ehlihibre                                         :
Bilirkişi


             Vazife                                             :
Görev


             Selahiyet                                         :
Yetki


             Hukuku amme davası                     :
Kamu davası


             Son tahkikatın açılması                  :
Kamu Davasının açılması


             Karar tashihi (Tashihi karar)          :
Karar düzeltmesi


             Zabıt varakası(Zabıtname)              :
Tutanak


             Esbabı mucibe                                :
Gerekçe


             Talik ve Tehir                                 :
Ara verme


             İstida                                               :
Dilekçe





934


 


             Davaların birleştirilmesi ve ayrılması


             Madde 2 – Murtabıt ceza
davalarının her biri muhtelif mahkemelerin vazifesi dahilinde olsa bile bunlar
birleştirilerek yüksek vazifeli mahkemeye verilebilir.


             Bu mahkeme birleştirilmiş olan ceza
davalarının ayrılmasına da karar verebilir.


             Murtabıt suçlar


             Madde 3 – Bir kimse bir kaç suçla
maznun olur veya bir suçtan her ne sıfatla olursa olsun bir kaç maznun
bulunursa irtibat var sayılır.


             Tahkikat sırasında davaların birleştirilmesi
ve ayrılması


             Madde 4 – Tahkikata
başlandıktan sonra dahi murtabıt ceza davalarının birleştirilmesine veya
ayrılmasına Cumhuriyet Müddeiumumisinin veya maznunun talebiyle yahut resen
karar verilebilir. Bu kararı vermek hakkı yüksek vazifeli mahkemeye aittir.


             Birlikte görülen davalarda muhakeme
usulü


             Madde 5 – Davaların birlikte
görüldüğü müddetçe takip olunacak muhakeme usulü bu davaları birlikte gören
yüksek vazifeli mahkemenin tabi olduğu muhakeme usulüdür.


             Askerlerin işlediği suçlar


             Madde 6 – Askerlerin,askerlikten
vazifelerine veya suçlarına taallük etmiyen yahut askerler aleyhine işlenmiş
olmıyan suçlarını umumi mahkemeler görür.


             Askerlerin vazifelerinden hariç suçlarda
asker olmıyanların da alakaları varsa bu gibi suçların muhakemesi umumi
mahkemelerde görülür.


             Asker
olmıyanların muhakemelerine her halde umumi mahkemelerde bakılır.


             Resen vazife kararı


             Madde 7 – Davaya bakan mahkeme,
muhakemenin her hal ve derecesinde davayı görmek vazifesi olup olmadığına resen
karar verebilir.


                                                                  İKİNCİ
FASIL


                                                                        Salahiyet


             Salahiyet


             Madde 8 – Davaya bakmak
salahiyeti; suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.


             Teşebbüste son icrai hareketin vuku
bulduğu ve mütemadi ve müteselsil suçlarda temadi ve teselsülün bittiği yer
mahkemesi salahiyetlidir.


             Suç, dahilde intişar eden bir matbua
münderecatından ileri gelmişse salahiyet matbuanın neşir merkezi olan yer
mahkemesine aittir. (Ek cümle: 11/5/1988 - 3445/15. Md.) Ancak,aynı
mevkutenin birden çok yerde basılması halinde,suç, mevkutenin neşir merkezi
dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için mevkutenin basıldığı yer
mahkemesi de yetkilidir.


             Takibi şikayetname verilmesine bağlı olan
hakaret ve sövme suçlarında matbua tecavüze uğrayan kimsenin ikamet ettiği veya
sakin olduğu yerde tevzi olunmuşsa oradaki mahkeme dahi salahiyetlidir.-


——————————


Müstedi                                    : Dilekçe
sahibi


Mevkuf                                    : Tutuklu


Tevkif                                       :
Tutuklama


Mes'ulü bilmal                          : Malen
sorumlu





935


 


             Hususi salahiyet


             Madde 9 – Suçun işlendiği yer
belli değilse maznunun yakalandığı yer ve yakalanmamışsa ikametgahı mahkemesi
salahiyetlidir.


             Maznun Türkiye'de ikamet etmiyorsa
salahiyet, maznunun Türkiye'de en son sakin olduğu yer mahkemesinindir.


             İşe bakacak mahkemenin bu suretle dahi
tayini mümkün olmazsa muhakeme usulüne ait ilk muamelenin yapıldığı yer
mahkemesi salahiyetlidir.


             Yabancı memlekette işlenen suçlarda
salahiyet


             Madde 10 – Yabancı memlekette
işlenen ve Ceza Kanununun 4,5,6,7 ve 8 inci maddeleri hükmünce Türkiye'de
takibi lazımgelen suçlarda dahi salahiyet,bundan evvelki maddenin birinci ve
ikinci fıkralarına göre tayin olunur.


             Bununla beraber Cumhuriyet
Müddeiumumisinin veya maznunun talebi üzerine Temyiz Mahkemesi suçun işlendiği
yere daha yakın olan yer mahkemesine salahiyet verebilir.


             Bu gibi suçlarda maznun Tükiye'de
yakalanmamışsa veya Türkiye'de ikamet eylediği veyahut en son sakin olduğu yer
yoksa salahiyetli mahkeme, Adliye Vekilinin talebi ve Cumhuriyet
Başmüddeiumumisinin müracaatı üzerine Temyiz Mahkemesi tarafından tayin olunur.


             Yabancı memleketlerde bulunupta muafiyet
imtiyazlarından istifade eden Türk memurlarının şahsi suçlarından dolayı
salahiyetli mahkeme; Ankara mahkemesidir.


             Madde 11– (Değişik: 29/6/1956 -
6763/45 md.)


             Suç açık denizlerde veya yabancı liman ve
kara sularında Türk Bayrağını taşıyan deniz veya hava nakil vasıtalarında
veyahut böyle bir nakil vasıtasiyle işlenmiş bulunursa suçun işlenmesinden
sonra vasıtanın Türkiye'de ilk uğradığı yerin veya bağlama limanının mahkemesi
salahiyetlidir.


             Murtabıt suçlarda salahiyet


             Madde 12 – Yukarki
maddelere göre her bir muhtelif mahkemelerin salahiyeti dahilinde bulunan
murtabıt ceza davaları bunlardan birine bakmağa salahiyetli mahkemelerden
herhangi birinde birleştirilerek görülebilir.


             Murtabıt ceza davalarına başka başka
mahkemeler tarafından bakılmağa başlanmış olursa Cumhuriyet Müddeiumumiliğinin
taleplerine uygun olmak şartiyle mahkemeler arasında hasıl olacak uyuşma
üzerine bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde
birleştirilebilir.


             Uyuşulmazsa Cumhuriyet Müddeiumumisi veya
maznun tarafından talep olununca müşterek yüksek vazifeli mahkeme birleştirmeğe
mahal olup olmadığına ve mahal varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar
verir.


             Birleştirilmiş olan davaların ayrılması
dahi bu suretle olur.


             Salahiyette icabı ihtilaf


             Madde 13 – Salahiyet hususunda bir
kaç hakim veya mahkeme arasında icabı ihtilaf çıkarsa müşterek yüksek vazifeli
mahkeme salahyetli hakim ve mahkemenin hangisi olduğunu gösterir.


             Dava nakli


             Madde 14 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1
md.)


             Salahiyetli
hakim veya mahkeme, hukuki veya fiili sebepler dolayısile kaza vazifesini ifa
edemiyecek halde bulunan, yahut tahkikatın orada icrası ammenin em-





936


 


niyeti için tehlikeli olursa yüksek vazifeli mahkeme
davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.


             Amme emniyeti için dava naklini istemek
Adliye Vekiline aiddir.


             Yetkisizlik
iddiasının zamanı


             Madde 15 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/1 md.)


             Sanığın yetkisizlik iddiasını, duruşmanın
başlangıcında iddianamenin okunma-


sından evvel bildirmesi şarttır.


             Madde 16 – (Mülga  : 21/5/1985 -
3206/82 md.)


             Yetkisizlik
kararının verilmesi


             Madde 17 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/2 md.)


    Sanığın talebi üzerine yetkisizlik kararı
iddianamenin okunmasından evvel verilir. İddianamenin okunmasından sonra
yetkisizlik iddiasında bulunulamıyacağı gibi mahkeme dahi bu hususta resen
karar veremez.


             Yetkide
olumsuz uyuşmazlık


             Madde 18 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/3 md.)


             Yetkili mahkeme de dahil olmak üzere
başka başka mahkemelerce yetkisizlik kararı verilmiş olup da bu kararlar
aleyhine Kanun yollarına müracaat imkanı kalmamış ise davaya bakması icap eden
mahkemeyi müşterek yüksek görevli mahkeme tayin eder.


                                                Yetkili
olmayan mahkemenin tahkikatı


             Madde 19 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/4 md.)


             Yetkili olmayan mahkemece yapılan
tahkikat işleri mücerret yetkisizlikten dolayı hükümsüz sayılmaz.


             Gecikmesinde
zarar umulan tahkikat


             Madde 20 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/5 md.)


             Bir mahkeme yetkili olmasa bile
gecikmesinde zarar umulan hallerde, yargı çevresi içinde gerekli tahkikat
işlerini yapar.


                                                                ÜÇÜNCÜ
FASIL


                                                 Hakimin
davaya bakmaması ve reddi


             Hakimin
davaya bakamıyacağı haller


             Madde 21 – Hakim aşağıda yazılı
hallerde hakimlik vazifesini yapmaz:


             1 - Suçtan kendisi zarar görmüşse.


             2 - Sonradan kalksa bile maznun veya
mağdur ile aralarında evlilik veya vesayet rabıtası bulunmuşsa.


             3 - Maznun veya mağdurun nesepten veya
sebepten usul veya füruu veya bunlarla evlat edinme rabıtası veyahut maznun
veya mağdur ile aralarında üçüncü dereceye kadar (Bu derece dahil) nesepten
veya kendisiyle sıhriyetten hasıl olan evlilik kalmasa bile ikinci dereceye
kadar (Bu derece dahil) sebepten civar hısımlığı olursa.


             4 - Aynı davada Cumhuriyet
Müddeiumumiliği, adliye zabıta memurluğu vazifesini yahut mağdur veya maznunun
müdafiliğini yapmış bulunursa.


             5 - Aynı davada şahit veya ehlihibre
sıfatiyle dinlenmişse.


             Karara
iştirak edemiyecek hakimler


             Madde 22 – Aleyhinde kanun
yollarından birine müracaat edilmiş olan bir hükme iştirak eyleyen hakim mafevk
mahkemesince bu hükme dair verilecek karara iştirak edemez.





937


 


             (İkinci fıkra Mülga: 21/5/1985 -
3206/82 md.)


             Hakimin
ret sebepleri ve kimlerin talep edebileceği


             Madde 23 – Hakimin vazifesini
yapmaktan memnu olduğu hallerde reddi istenebileceği gibi bitaraflığını şüpheye
düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi talep olunabilir.


             (Değişik: 18/11/1992 - 3842/1 md.) Cumhuriyet
Savcısı, sanık, müdafi, davacı ve müdahil ile vekilleri hakimi red talebinde
bulunabilirler.


             Bunlardan herhangi biri tarafından talep
olunursa hükme iştirak edecek hakimlerin isimleri kendilerine bildirilir.


             Tarafsızlığını
şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hakimin reddi talebinin zamanı


             Madde 24 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/6 md.)


             Tarafsızlığını şüpheye düşürecek
sebeplerden dolayı bir hakimin reddi, mahkemelerde iddianame veya şahsi dava
dilekçesi, Yargıtayda duruşmalı işlerde raportör üye tarafından yazılmış olan
rapor okununcaya ve duruşmasız işlerde temyiz incelemesi başlayıncaya kadar
istenebilir.


             Sonradan ortaya çıkan sebeplerden dolayı
duruşma bitinceye kadar da hakimin reddi istenebilir.


             Hakimin
ret talebi nasıl yapılır ve usulü


             Madde 25 – Hakimin reddi mensup
olduğu mahkemeye verilecek istida ile yahut bu hususta bir zabıt varakası
tanzim edilmek üzere mahkeme katibine yapılacak beyanla olur.


             Reddi talep eden taraf ret sebebini ispat
ile mükelleftir.Yemin delil olmaz.


             Mahkeme reddi istenilen hakimden ret
sebebi hakkında izahat istiyebilir. Hakim de ret sebepleri hakkındaki
mülahazalarını  bildirir.


             Hakimin
reddi talebine karar verecek mahkeme


             Madde 26 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1
md.)


             (Değişik birinci fıkra: 18/11/1992 -
3842/2 md.) Hakimin reddi talebine mensup olduğu mahkemece karar
verilir.Ancak reddi istenen hakimin müzakereye iştirak edememesinden mahkeme
teşekkül edemezse bu hususta karar verilmesi reddi istenilen hakim Asliye
Mahkemesine mensup ise bu mahkemenin kazası dairesinde bulunduğu Ağır Ceza
Mahkemesine ve reddi istenen hakim Ağır Ceza Mahkemesine mensup ise, o yerde
Ağır Ceza Mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde, numara olarak
kendisini takip eden daireye, son numaralı daire için bir numaralı daireye; o
yerde Ağır Ceza Mahkemesinin tek dairesi bulunması halinde ise, en yakın Ağır
Ceza Mahkemesine aittir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/7 md.)
Red talebi sulh hakimi aleyhine olursa mensup olduğu asliye mahkemesi ve tek
hakim aleyhine ise yargı çevresi içinde bulunduğu ağır ceza mahkemesi karar
verir. Red olunan hakim,red talebinin haklı olduğunu kabul ederse red hakkında
bir karar verilmez.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/7 md.)
Hâkimin reddi talebine esas olan sebeplerin varit olmamasından dolayı talebin
reddine karar veren merci, onbin liradan otuzbin liraya kadar hafif para
cezasına da hükmeder. Red talebine esas olan sebebin aksi sabit olduğu hallerde
hükmolunacak ceza yirmibin liradan aşağı olamaz.


             Hükmedilen para cezaları hakim tarafından
istenebilecek hukuki veya cezai takiblere veya Cumhuriyet Müddeiumumileri
tarafından açılabilecek hukuku amme davasına mani değildir.


             Ret
talebi üzerine verilecek kararlar ve müracaat edilecek kanun yolları


             Madde 27  – Reddin kabulüne dair
olan kararlar katidir. Reddin kabul edilmemesine dair olan karar aleyhine acele
itiraz yoluna müracaat olunabilir.





938


 


             (Değişik: 5/3/1973- 1696/2 md.) Hakimi
ret talebinin esassız olduğuna dair son tahkikatta verilecek karar aleyhine
ancak hüküm ile birlikte kanun yoluna müracaat olunabilir.


             Reddi
istenilen hakimin yapabileceği muameleler


             Madde 28 – Reddi istenilen hakim
ret hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız tehiri caiz olmayan muameleleri
yapar.


             (Ek Fıkralar: 7/1/1981 - 2369/1 md.) :


             Ancak, hakimin duruşma sırasında
reddedilmesi halinde bu ret konusunda bir karar verilebilmesi için duruşmanın
tehiri veya taliki gerekse bile o celse duruşmaya devam olunur.Şu kadar ki 251
nci madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve
ret konusunda bir karar verilmeden reddedilen hakim tarafından veya onun
huzuruyla bir sonraki celseye başlanamaz.


             Ret isteğinin haklı
olduğuna karar verildiği takdirde geciktirilmesi caiz olmadığından ötürü yapılmış
işlemler ayrık olmak üzere duruşmanın ret dilekçesinin verilmesinden sonraki
kısmı tekrarlanır.


             Hakimin
re'sen ret kararı ve tetkik mercii


             Madde 29 – (Değişik:5/3/1973-1696/3
md.)


             Bir hakim reddini mucip sebepleri
bildirerek davaya bakmaktan çekinirse ret talebini incelemeye yetkili olan
merci, bu çekinmenin yerinde olup olmadığına karar verir.


             Bu karar hakimin işten çekilmesini
gerektirdiği ve bu sebeple davanın aynı mercide görülmesi imkansız olduğu
takdirde, karar veren merci davayı başka hakime tevdi veya başka mahkemeye
nakleder.


             Bazı haller, bir hakimin hakimlik
görevini yapmaktan memnu olduğu zannını uyandırırsa,aynı merci bu hususu
kendiliğinden inceleyerek gereken kararı verir.


             Bu maddede yazılı hallerde de gecikmesi
caiz olmayan işler hakkında 28 inci madde hükmü uygulanır.


             Ret
isteminin geri çevrilmesi


             Madde 29/A – (Ek: 7/1/1981 - 2369/2
md.)


             Mahkeme, son tahkikat safhasında ileri
sürülen hakimin reddi istemini aşağıdaki hallerde kabul etmeyerek geri çevirir:


             1.  Ret isteği zamanında yapılmamışsa;


             2.  Ret sebebi veya inandırıcı delil
gösterilmemişse;


             3.  Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı
ile yapıldığı açıkça anlaşılıyor ise.


             Bu hallerde ret isteği, toplu
mahkemelerde reddedilen hakimin müzakereye katılmasıyla, tek hakimli mahkemelerde
de reddedilen hakimin kendisi tarafından geri çevrilir.


             Bu kararlar aleyhine ancak hükümle
birlikte kanun yoluna başvurulabilir.


             Zabıt
katiplerini ret


             Madde 30 – (Değişik :5/3/1973 - 1696/4
md.)


             Bu fasılda yazılı hükümler zabıt
katipleri hakkında da uygulanır.


             Zabıt katibinin reddi veya kendisinin
reddini mucip sebepleri bildirerek görevden çekinmesi halinde gereken karar,
zabıt katibinin yanında çalıştığı hakim veya mahkeme başkanı tarafından
verilir.


             Aynı işte zabıt katibinin hakim ile
birlikte reddine karar verecek merci, hakime göre tayin olunur.





939


 


                                                             DÖRDÜNCÜ
FASIL


                                                          Kararlar,
tefhim ve tebliğ


             Kararların
nasıl verileceği


             Madde 31 – Davaya duruşma
esnasındaki kararlar, iki taraf dinlendikten ve duruşma haricindeki kararlar
Cumhuriyet Müddeiumumisinin yazılı veya şifahi mütalaası alındıktan sonra
verilir.


             Kararların
yazılış şekli


             Madde 32 – (Değişik: 5/3/1973 - 1696/5
md.)


             Bütün hakimlik ve mahkemelerin her türlü
kararları muhalefet şerhleri dahil gerekçeli olarak yazılır. Kararların suretlerinde
muhalefet şerhleri de gösterilir.


             Kararın
tefhim ve tebliği


             Madde 33 – Alakadar tarafın yüzüne
karşı ittihaz edilen kararlar kendisine tefhim olunur ve isterse kararın bir
sureti de verilir.


             Diğer kararlar tebliğ olunur.


             Alakadar olan taraf mevkuf ise tebliğ
edilen varaka talebi halinde kendisine okunup anlatılır.


             Müddeiumumiye verilmesi icab edip etmiyen
kararlar ve tebligat ile kararların ifa ve infazı


             Madde 34 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1
md.)


             Tebliğ veya infaz edilecek kararlar
Cumhuriyet Müddeiumumisine verilir; müddeiumumi tebliğ veya infaz için icab
eden tedbirleri alır.


             Mahkemelerin dahili muamelelerine veya
muhakeme celselerinin inzibatına dair kararlar hakkında bu hüküm cari değildir.


             (Değişik: 21/5/1985-3206/8 md.)
Sulh hakimi her nevi tebligatı, karar ve ceza kararnamelerini doğrudan doğruya
ifa ve infaz edebilir.


             Tebligat
usulleri


             Madde 35 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/9 md.)


             Tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu
hükümlerine göre yapılır.


             Madde 36 – 38 – (Mülga: 11/2/1959 -
7201/62 md.)


                                                                 BEŞİNCİ
FASIL


                                                        Mehiller ve
eski hale getirme


             Günle
tayin edilen mehiller


             Madde 39 – Gün ile tayin edilen
mehillerde mehlin cereyanını istilzam eden tebliğ veya vakıa günleri hesaba
katılmaz.


             Hafta
veya ayla tayin edilen mehiller


             Madde
40 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)


             Mehil, hafta veya ay olarak tayin
edilmişse cereyana başladığı gün,son haftada isim ve son ayda sayı itibarile
tekabül eden günün tatil saatinde ve şayed ay sonunda başlayıp da nihayet
bulduğu ayda sayı itibarile mukabil gün yoksa ayın son gününde biter.


             Son gün pazara veya her hangi bir tatile
tesadüf ederse mehil; tatilin ertesi günü biter.


             Kendisine mehil verilen kimsenin
ikametgahı muamele yapacağı mahalden uzaksa Hukuk Muhakeme Usulü Kanununun 164
üncü maddesi hükmü tatbik olunur.





940


 


             Mehle
riayet imkansızlığı


             Madde 41 – Mücbir sebepler veya
beklenilmeyen veya sakınılması kabil olmıyan hadiseler neticesi olarak, bir
mehle riayet imkansızlığı hasıl olursa, mehlin bitmesinden hasıl olacak
neticeye karşı eski hale getirme talep olunabilir. Yapılan bir tebliğden kusuru
olmaksızın haberdar olamamak keyfiyeti beklenilmiyen ve sakınılması mümkün
olmıyan hallerdendir.


             Eski
hale getirme istidasının verilmesi


             Madde 42 – Eski hale getirme
istidası maniin kalkmasından bir hafta içinde verilmek lazımdır. Bu istida,
mehle riayet halinde usule dair muameleler hangi mahkemede yapılacak idiyse o
mahkemeye verilir.


             Müsted'i mehle riayet etmemesinin
sebeplerini ve delillerini bildirir. Ve usule dair yapmadığı muameleyi istidayı
verdiği anda yapar.


             Eski
hale getirme istidasının mercii ve bu husustaki kararlar


             Madde 43 – Mehli içinde usul
muamelesi yapılmış olsaydı esas hangi mahkeme hükmedecek idiyse eski hale
getirme istidası hakkında dahi o mahkeme karar verir.


             Eski hale getirme talebinin kabulüne dair
olan karar katidir. Ancak reddine dair olan karar aleyhine acele itiraz yoluna
müracaat olunabilir.


             Eski
hale getirme istidasının karara tesiri


             Madde 44 – Eski hale getirme
istidası kararın icrasını tehir etmez.


             Ancak mahkeme, icranın tehirine karar
verebilir.


                                                                 ALTINCI
FASIL


                                                                         Şahitler


             Tanıkların
çağrılması


             Madde 45 – (Değişik: 5/3/1973 - 1696/6
md.)


             Tanıklar davetiye ile çağrılır. Davet
üzerine gelmemenin kanuni neticeleri davetiyede gösterilir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/10 md.) Tutuklu
veya acele işlerde, mahkeme davetiye tebliğ ettirmeksizin tanıklar için ihzar
müzekkeresi verebilir. Şu kadar ki müzekkerede bu yoldan getirilmenin sebepleri
gösterilir ve bunlara mahkemece davetiye ile gelen tanıklar hakkındaki işlemler
uygulanır.


             Davetiye fiili hizmette bulunan askerlere
bulundukları yerlerdeki askeri mamaklar vasıtasiyle tebliğ olunur.


             Çağrıya
uymayan tanıklar


             Madde 46 – (Değişik: 5/3/1973 - 1696/7
md.)


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/11 md.) Usulü
dairesinde çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla
getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu masraflar ile beraber beşbin liradan
onbin liraya kadar hafif para cezasına mahküm edilirler.


             Mazereti kabul olunarak yeniden davetiye
ile çağrılması tensip olunan tanıklara para cezası ve masraf hükmolunmaz.


             Zorla getirilen tanık, evvelce
gelmemesini mazur gösterecek sebepleri son radan bildirir ve bu mazeretin
doğruluğunu ispat eder delil ve vesikaları gösterirse aleyhine hükmedilmiş olan
ceza ve masraflar kaldırılır.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/11 md.)
Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin tatbikine istinabe olunan hakim ve naipler ile
hazırlık tahkikatı esnasında sulh hakimleri dahi yetkilidir.





941


 


             Fiili hizmette bulunan askerler
hakkındaki ihzar müzekkeresi askeri makamlar vasıtasıyle infaz olunur.


             Şahitlikten
çekinme halleri


             Madde 47 – Aşağıdaki kimseler
şahitlikten çekinebilirler:


             1 – Maznunun nişanlısı,


             2 – Evlilik bağı kalmasa bile karısı veya
kocası,


             3 – Maznunun nesepten veya sebepten usul
ve füruu yahut üçüncü dereceye kadar (Bu derece dahil) nesepten veya kendisiyle
sıhriyet hasıl olan evlilik bağı kalmasa bile ikinci dereceye kadar (bu derece
dahil) sebepten civar hısımları ve maznun ile aralarında evlatlık bağı
bulunanlar.                        


             Yukarda yazılı kimselere dinlenmezden
evvel şahitlikten çekinmek hakları olduğu bildirilir. Bu hakkı istimalden
vazgeçenler dinlenirken dahi vazgeçmele rini geri alabilirler.


             Meslek
icabı şahitlikten çekinme halleri


             Madde 48 – Müdafiler bu sıfatları
ve hekimler ile ebeler sanatları icabında vakıf oldukları sırlar hakkında
şahitlikten çekinebilirler. Ancak sır sahibi muvafakat ederse şahitlikten
çekinemezler.


             Devlet
esrarı hakkında alakadarların şahitliği


             Madde 49 – Devlet memurları
memuriyetten çekildikten sonra bile, saklamakla  mükellef oldukları vakıalar
hakkında sırrın ait olduğu makam amirinin izni olmaksızın şahit sıfatiyle
dinlenemezler.


             Bu gibi hallerde İcra Vekilleri azası
hakkında Reisicumhur ve Büyük Millet Meclisi azası hakkında Meclis tarafından
izin verilir.


             Şahitlik, Devletin selametine zarar
verecek derecede olmadıkça bu izin verilir.


             Reisicumhur mahremiyeti kendisi takdir
eder ve şahitlikten çekinebilir.


             Bu hüküm, reisliği zamamında hadis veya
reisliği sebebiyle malümu olan vakıalardan dolayı eski Reisicumhurlar hakkında
dahi caridir.


             Şahidin
kendi veya taallükatı aleyhine şahitlikten çekinmesi


             Madde 50 – Bir şahit, kendisine
sorulan ve vereceği cevap ile kendisini veya 47 nci maddenin 1, 2, 3 üncü
fıkralarında gösterilen taallükatından birini ceza takibine uğratabilecek
suallere cevap vermekten çekinebilir.


             Şahitlikten
çekinme sebebinin bildirilmesi


             Madde 51 – 47, 48, 50 nci
maddelerde gösterilen hallerde yapılacak talep üzerine şahit şahitlikten
çekilmesinin sebebini bildirir ve bu husus da yeminiyle tasdik olunur.


             Yemin
verilmeyen şahitler


             Madde 52 – Aşağıdaki kimseler
yeminsiz dinlenir:


             1 –-Dinlenme sırasında on beş yaşını
bitirmemiş olanlar, veya akıl ve fehim kuvvetlerinin tekemmül edememesinden
veya zayıf bulunmasından dolayı yeminin mahiyet ve ehemmiyeti hakkında kafi bir
fikir sahibi olmıyanlar.


             2 – Ceza müddetleri içinde umumi
hizmetlerden memnu bulunanlar.


             3 -Tahkikatın mevzuu olan vakıalara
iştirakten veya yataklıktan maznun veya bu sıfatlardan biriyle mahküm olanlar.


             Şahitlikten
çekinmeğe hakkı olan kimsenin çekinmemesi


             Madde 53 – 47 nci madde mucibince
şahitlikten çekinme hakkı olduğu halde çekinmiyen şahidin şahitliğinin yemin
ile teyidi lazım gelip gelmiyeceğini hakim takdir eder. Bununla beraber şahit
yemin etmekten çekinebilir. Ve bu hakkı kendisine bildirilir.





942


 


             Şahitlerin
dinlenmesi


             Madde 54 – Her şahit ayrı ayrı, ve
sonradan dinlenecek şahitler yanında bulunmaksızın dinlenir.


             Son tahkikatın açılmasına kadar,
tehirinde mazarrat umulan veya hüviyetin tayinine taallük eden hallerden
başkasında şahitler birbirleriyle ve maznun ile yüzleştirilemezler.


             Şahide
vazifesinin ehemmiyetini anlatma


             Madde 55 – Hakim lüzum görürse
yeminden evvel şahide, ifasına davet olduğu vazifenin ehemmiyetini münasip bir
lisanla anlatır.


             Şahitlere
yemin verilmesi


             Madde 56 – Şahitler ayrı ayrı ve
şahitlikten evvel yemin ederler. Bununla beraber icabında ve hele bir kimsenin
şahit sıfatiyle dinlenmesi caiz olup olmadığına tereddüt edilirse yemin,
şahitliğinden sonraya bırakılabilir.


             Yemin
Şekli


             Madde 57 – Şahide teklif edilecek
yemin şahadetten evvel: (Bir şey saklamaksızın ve bir şey katmaksızın kimseden
korkmıyarak bir tesire kapılmıyarak bildiğimi namusum ve vicdanım üzerine
dosdoğru söyliyeceğime yemin ederim) ve şehadetten sonra; (Bir şey
saklamaksızın, bir şey katmaksızın kimseden korkmıyarak, bir tesire
kapılmıyarak bildiğimi namusum ve vicdanım üzerine dosdoğru söylediğime yemin ederim) şeklinde olur. Yemin verilirken
herkes ayağa kalkar.


             Yeminin
edası ve dilsizin yemini


             Madde 58 – Şahit yemin şeklini
yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak yemin eder.


             Okuyup yazmak bilmiyen dilsizler
işaretlerinden anlayan bir kimse vasıtasiyle ve işaretle yemin ederler. Okuyup
yazmak bilen dilsizler yemin şeklini yazarak ve imzalarını koyarak yemin
ederler,


             Hazırlık
tahkikatında tanıkların yemini


             Madde 59 - (Değişik: 21/5/1985 -
3206/12 md.)


             Tanıklara, hazırlık tahkikatı sırasında,
Cumhuriyet savcıları ile sulh hakimleri tarafından dinlenmeleri halinde yemin
verilir.


             Tanığın
tekrar dinlenmesi


             Madde 60 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/13 md.)


             Yemin ile dinlenen tanığın aynı tahkikat
sırasında tekrar dinlenmesi gerekirse, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini
hatırlatılmakla yetinilebilir.


             Şahide
ilk defa sorulacak şeyler


             Madde 61 – Şahide şehadetinden
evvel adı,sanı,yaşı,işi, (...) (1) ve ikametgahı sorulur. İktiza
ederse şahadetine ne dereceye kadar itimat edilebileceği hakkında hakimi tenvir
edecek hallere mütaallik ve hele maznun veya mağdur ile münasebetlerine dair
sualler sorulur.


             Şahide
söylenecek şeyler ve sorulacak sualler


             Madde 62 – Şahit dinlenmezden
evvel hakim kendisine davayı anlatır, maznun hazır ise onu da gösterir ve
şahit, şahitlik edeceği vakıalara ait bildiği şeyleri söylemeğe davet olunur.
Şahit şahitliğini ederken sözü kesilmez.


             Şahitlik ettiği hususu tenvir ve ikmal
etmek ve malümatının müstenit olduğu halleri layıkiyle takdir edebilmek için
şahide sual sorulabilir.


——————————


(1)    Bu
aradaki "dini" sözcüğü Ana.Mah.'nin 2.2.1996 tarih ve E.:1995/25,
K.:1996/5 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.





943


 


             Tanıklıktan
ve yeminden sebepsiz çekinme


             Madde 63 – (Değişik: 5/3/1973 - 1696/8
md.)


             Kanuni bir sebep olmaksızın tanıklıktan
veya yemin etmekten çekinen tanık bundan doğan masraflara ve 46 ncı madde
gereğinca para cezasına mahküm olur. Bundan başka tanıklığa veya yemine
zorlamak için; dinleneceği dava hakkında  hüküm verilinceye kadar ve her halde
6 ayı geçmemek üzere tanık hapsolunabilir.


             Kabahat davalarında bu müddet altı
haftayı geçemez.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/14 md.)
Bu tedbirleri almaya istinabe olunan hakim ve naipler ile hazırlık tahkikatı
sırasında sulh hakimleri dahi yetkilidir.


             Bir davanın görüldüğü sırada bu tedbirler
alındıktan ve tatbik olunduktan sonra o dava veya aynı işe ait diğer davada
tekrar edilmez.


             Şahide
verilecek tazminat ve masraflar


             Madde 64 – Hakim veya Cumhuriyet
Müddeiumumisi tarafından davet olunan her şahidin, tarifeye göre kaybettiği
vakit ile mütenasip bir tazminat istihsaline hakkı vardır. Bu tazminat Devlet
Hazinesinden verilir. Şahit hazır olmak için seyahat etmeğe mecbur olmuş ise
yol masrafiyle şahitliğe davet olunduğu mahaldeki ikamet masrafını alır.


                                                                 YEDİNCİ
FASlL


                                                                 Ehlihibre
ve keşif


             Ehlihibrenin
tabi olacağı hükümler


             Madde 65 – Altıncı faslın aşağıda
yazılı maddelere mugayir olmıyan hükümleri ehlihibre hakkında dahi caridir.


             Bilirkişinin
tayini


             Madde 66 – (Değişik: 5/3/1973 - 1696/9
md.)


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/15 md.) Çözümü
özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin rey ve
mütalaasının alınmasına karar verilir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel
ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.
Bilirkişinin tayini ve üçten fazla olmamak üzere adedinin tespiti hakime
aittir.


             Hazırlık soruşturmasında, gecikmede sakınca
bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı da bu yetkiyi haizdir.


             Belli hususlar hakkında rey ve
mütalaalarını beyan ile kanun tarafından görevlendirilmiş resmi bilirkişi
varsa, hususi sebepler olmadıkça başkası tayin edilemez.


             Tedavi ve muhafazaya hükmolunması veya
Ceza Kanununun 47 nci maddesinin uygulanması bakımından bilirkişi tetkikatı
yaptırmaya hakimler mecburdur. Bilirkişinin, adli tabip yoksa, mütehassıs bir
hekim olması şarttır.


             Hazırlık soruşturmasında muayeneleri
icabeden kimselerin muayeneleri, Cumhuriyet Savcılarının talebi ile yapılır.


             Ehlihibrenin
reddi


             Madde 67 – Ehlihibre hakimin
reddini mucip olan sebeplerden dolayı reddolunabilir.


             Şahitlik ehlihibre olmağa mani değildir.
Ret hakkı Cumhuriyet Müddeiumumisi ve davacı ile maznunundur. Hakim tarafından
tayin olunan ehlihibrenin isimleri mani sebepler olmadıkça ret hakkını haiz
olanlara bildirilir.





944


 


             (Ek: 5/3/1973 - 1696/10 md.) Ret
talebini işi soruşturmakta veya davayı görmekte olan hakim veya mahkeme
inceler. Reddi isteyen taraf ret sebebini ispat ile mükelleftir. Yemin
delil olmaz.


             Ehlihibreliği
kabule mecbur olanlar


             Madde 68 – Muayyen hususlarda rey
ve mütalaa beyaniyle resmen tavzif edilmiş olanlar yahut tetkikatın icrası için
bilinmesi muktazi fen veya sanatla iştigali meslek edinenler veya meslek
edinmeğe resmen mezun olanlar ehlihibre tayin edildikleri takdirde kendilerine
verilen vazifeyi yapmağa mecburdurlar.


             Evvelce adliyeye müracaatla ehlihibrelik
vezaifini ifaya hazır olduklarını bildirmiş olanlar da bu vazifeyi kabule mecburdurlar.


             Ehlihibreye müracaatın sebebi delil
olabilecek geçmiş vakıa ve halin tesbiti ise haklarında şahide mütaallik
hükümler tatbik olunur.


             Ehlihibrelikten
çekinme hakkı,ehlihibre olarak dinlenemeyenler


             Madde 69 – Şahitlikten çekinmeyi
mucip olabilen sebepler ehli hibrelikten de çekilmeyi mucip olabilir. Ehlihibre
makbul diğer sebeplere binaen dahi mütalaa beyanına mecbur tutulmayabilir.


             Ehlihibre sıfatiyle dinlenmeleri mensup
oldukları dairece memuriyetin menfaat ve icaplarına halel vereceği beyan edilen
Devlet memurları ehlihibre olarak dinlenemez.


             Görevini
yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem


             Madde 70 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/16 md.)


             Rey vermekle mükellef olduğu ve usulü
dairesinde çağrıldığı halde gelmeyen veya gelip de yeminden, rey ve mütalaa
beyanından çekinen bilirkişiler hakkında tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.


             Ehlihibre
tetkikatını hakimin idaresi


             Madde 71 – Hakim lüzum görürse
ehlihibrenin yapacağı tetkikleri kendisi sevk ve idare eder.


             Ehlihibrenin
yemini


             Madde 72 – Ehlihibre mütalaasını
söylemezden veya raporunu vermezden evvel (bitarafane ve tamamen ilim ve fenne
muvafık olarak reyini beyan edeceğine vicdanı üzerine) yemin eder.


             Ehlihibre, kendisinden talep edilen
neviden mütalaa beyan etmek için evvelce umumi surette yemin ettirilmişse
yeniden yemin verilmeyerek evvelki yeminin ahdinde beyanı rey aldığını kayıt ve
işaret eder.


             Ehlihibrenin
salahiyeti


             Madde 73 – Ehlihibre lüzum
gösterirse raporunu tanzim için şahitleri dinlemek ve maznunu sorguya çekmek
suretiyle muhtaç olduğu mütemmim malümatın istihsali temin olunabilir. Aynı
maksatla ehli hibrenin kısmen veya tamamen dosyayı tetkik etmesine ve
şahitlerin dinlenmesinde veya maznunun sorguya çekilmesinde hazır bulunmasına
ve hatta bunlara doğrudan doğruya sual sormasına dahi müsaade olunabilir.


             Sanığın
şuurunun tetkiki


             Madde 74 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/12 md.)


             (Değişik
: 21/5/1985 - 3206/17 md.)  Tedavi 
ve muhafazaya   hükmolunması   veya Ceza  Kanununun  47 nci  maddesinin 
uygulanması  bakımından  yapılan  incelemede, bilir kişinin  teklifi  üzerine 
Cumhuriyet  savcısı  ve müdafi   dinlendikten   sonra   sanığın   res-






945


 


mi bir müessesede gözlemine hazırlık tahkikatı
sırasında sulh hakimi ve son tahkikat sırasında mahkeme tarafından karar
verilebilir. (1)


             Sanığın müdafii yoksa, yardım için re'sen
kendisine bir müdafi tayin edilir.


             Sanık, gözlem altına  alınma kararı
aleyhine acele itiraz yoluna müracaat edebilir. Bu itiraz kararın yerine
getirilmesini durdurur. (1)


             (Yeniden düzenleme: 18/11/1992 - 3842/3
md.) Resmi müessesede gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin
yetmeyeceği anlaşılırsa resmi müessesenin talebi üzerine, her seferinde üç
haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; fakat sürelerin toplamı üç ayı
geçemez. Sanık resmi müesseseye gönderilirken soruşturma dosyasıda birlikte
yollanır. Dosyanın bütünü ile yollanmasında sakınca gören hakim, bazı
belgelerin suretlerini gönderebilir. Dosya en geç onbeş gün içinde geri
gönderilir. Gerektiği takdirde hakim bu süreyi altı haftayı geçmemek üzere
uzatabilir.


             Resmi müessesede gözlem altına alınma
süresi ilerde verilecek cezadan ve muhafaza ve tedavi tedbirinin asgari
süresinden indirilir.(1)


             Bilirkişinin
mütalaasını bildirme şekli ve süresi


             Madde 75 – (Değişik : 21/5/1985 -
3206/18 md.)


             Bilirkişi mütalaasını yazı ile
bildirir.Ancak, hemen mütalaa verilmesi mümkün olan işlerde bilirkişinin sözlü
mütalaası ile yetinilebilir ve bu mütalaa tutanağa geçirilerek imza ettirilir.


             Bilirkişi yazılı mütalaasını tayin edilen
süre içerisinde vermeye mecburdur. Bu süre, işin niteliğine göre iki ayı
geçemez. Belirlenen süre içerisinde mütalaasını vermeyen bilirkişi hakkında 63
üncü madde hükmü uygulanır.


             Ehlihibre
raporunun kafi görülmemesi halindeki muamele


             Madde 76 – Hakim, verilen raporu
kafi görmediği takdirde aynı ehlihibre yahut tayin edeceği diğer ehlihibre
tarafından yeni bir rapor tanzim edilmesini emredebilir.


             Raporunu itadan sonra ehlihibrenin reddi
talep olunupta bu talep kabul edilmişse hakim, yeni bir rapor tanzim etmek
üzere başka ehlihibre tayin edebilir.


             Lüzum görülen hallerde, ihtısası haiz
resmi dairelerin reyleri dahi alınabilir.


          
(Ek
fıkra: 12/12/2003-5020/2 md.) Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunun
maddî olgu ve fiilî gerçeklerle bağdaşmadığı yönünde kuvvetli emare ve şüphelerin
bulunduğu kanaatine ulaşıldığı takdirde, bu bilirkişiler hakkında diğer
kanunlardaki hukukî ve cezaî sorumluluklar saklı kalmak şartıyla 19.4.1990
tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla
Mücadele Kanunu hükümleri uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının
tasdikli bir örneği yetkili Cumhuriyet savcılığına gönderilir.


             Ehlihibreye
tazminat, masraf ve ücret


             Madde
77 – Ehlihibre tarifeye göre kaybettiği vakit için alacağı tazminattan
başka tetkikat ve seyahat masraflarını ve çalışmasiyle uygun ücretini alır.


             Keşif


             Madde
78 – Keşif, hakim veya naibi veyahut istinabe olunan hakim ile tehirinde
mazarrat umulan hallerde Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından yapılır.


             Keşif
yapıldığı vakit buna dair tanzim olunacak zabıt varakalarına mevcut olan hal ve
vaziyetle hadisenin hususi mahiyetine göre vücudu umulupta bulunamıyan
eserlerin ve izlerin yokluğu yazılır.


             Ölüm
muayenesi ve otopsi


             Madde
79 – (Değişik: 21/5/1985 - 3206/19 md.)


             Bir
ölünün adli muayenesi tabip huzuru ile yapılır. Adli muayenede ölünün tıbbi
kimliği, ölüm zamanı ve ölüm sebebini tayin için harici bulgular tespit edilir.


             Otopsi,
hakim ve tehirinde zarar umulan hallerde Cumhuriyet savcısı huzurunda biri adli
tabip veya patalog olmak şartı ile iki hekim tarafından yapılır.


             Zaruret
halinde bu işlem bir hekim tarafından da yapılabilir. Ancak zaruret halinin
otopsi raporuna açıkça yazılması gerekir.


——————————


(1) Birinci fıkradaki, "gözaltına
alınmasına" ifadesi ile üçüncü ve beşinci fıkralardaki, "gözaltına
alma" ifadeleri 18.11.1992 tarih ve 3842 Sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile
sırasıyla, "gözlemine" ve "gözlem altına alınma" olarak
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





946


 


             Bu işlem, ölüyü son hastalığında tedavi
eden hekime yaptırılamaz. Bununla beraber tedavi eden hekim hastalığın seyri
hakkında bilgi vermek üzere otopside hazır bulunmaya davet olunabilir.


             Gömülen ölünün  muayenesine veya üzerinde
otopsi yapılmasına lüzum görüldüğü takdirde, ölünün mezardan çıkarılmasına
hazırlık tahkikatında Cumhuriyet savcısı, son tahkikatta mahkeme tarafından
müsaade olunur ve gerekli işlemler karar veren mercice yerine getirilir.


             Ölünün
hüviyetini tayin


             Madde 80 – Mani sebepler olmadıkça
otopsiden evvel ölünün hüviyeti her suretle ve bilhassa kendisini tanıyanlara
gösterilerek, bilgilerine müracaat olunarak tayin olunur ve elde edilmiş bir
maznun varsa ölü tanınmak üzere ona da gösterilir.


             Otopsi


             Madde 81 – Otopsi, ölünün hali
müsait oldukça mutlak (baş, göğüs ve karnı) nın açılmasını icabettirir.


Yeni doğmuş çocuğun ölüsü üzerindeki tetkikler


             Madde 82 – Yeni doğmuş bir çocuk
ölüsünün açılmasında yapılacak fenni tetkikler, çocuğun bilhassa doğumu
mütaakıp yahut doğum esnasında yaşayıp yaşamadığını ve vaktinde doğup
doğmadığını yahut vakitsiz doğmuşsa yaşayabilecek bir halde olup olmadığını
tayine matuf olur.                                       


             Zehirlenme
şüphesi üzerine yapılacak işlem


             Madde 83 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/20 md.)


             Zehirlenme şüphesi olan hallerde
organlardan parça alınırken, bu organın görünen şekli ile tahribatın tarif
edilmesi gerekir. Ölüde yahut sair yerlerde bulunmuş olan şüpheli maddeler bir
kimyager veya tahlil ile resmen görevlendirilmiş bir makam tarafından tahlil
olunur.


             Hakim bu tahlilin bir hekimin
katılmasıyla veya idaresinde yapılmasını emredebilir.


             Kalpazanlık
ve evrakı nakdiye sahtekarlığında yapılacak tetkikler


             Madde 84 – Kalpazanlık ve evrakı
nakdiyeye ait sahtekarlık suçlarında zaptolunan paralar ve evrak lüzum
görülürse bunların sahihlerini tedavüle çıkaran makamlara tetkik ettirilir. Bu
makamlar taklit veya sahtekarlığın ne suretle yapılmış olduğu ve eserleri neden
ibaret bulunduğu hakkında rey beyan ederler.


             Yabancı paraları ve evrakı için de
selahiyetli Türk makamlarının reyi alınmakla iktifa olunur.


             Vesikanın
tetkikı suretleri


             Madde 85 – Bir vesikanın
doğruluğunu veya sahteliğini tahkik etmek yahut failini meydana çıkarmak için
ehlihibre marifetiyle yazı ve mühür tetkikatı yapılabilir.


                                                               SEKİZİNCİ
FASIL


                                                                  Zabıt
ve arama


             Sübut
vasıtalarından olan eşyanın muhafaza ve zaptı


             Madde 86 – Tahkikat için sübut
vasıtalarından olmak üzere faydalı görülen yahut musadereye tabi olan eşya
muhafaza veya başka bir suretle emniyet altına alınır.


             Bu eşya bir şahsın yanında bulunur ve bu
şahıs rızasiyle teslimden kaçınırsa zaptolunabilir.





947


 


             Talep
vukuunda eşyayı vermeyenler hakkındaki muamele


             Madde 87 – Yukardaki maddede
yazılı bir eşyayı yanında bulunduran şahıs talep üzerine bu eşyayı göstermek ve
teslim etmekle mükelleftir.


             Kaçınma halinde bu eşyanın zilyedi
hakkında 63 üncü maddenin cebre mütaallik hapis hükmü tatbik edilir.


             Şehadetten çekinmeğe mezun olan şahıslar
hakkında bu hüküm tatbik olunmaz.


             Teslim
olunmıyacak vesikalar


             Madde 88 – Resmi dairelerde saklı
evrak ve sair vesikalar münderecatının ifşası memleketin selametine zarar
vereceği o dairenin en büyük amiri tarafından beyan edilirse bu evrak ve
vesikaların gösterilmesi ve teslimi istenmez. Şukadar ki bu beyan kafi
görülmezse o dairenin mensup olduğu vekalete müracaat olunabilir.


             Zaptolunmıyacak
mektuplar


             Madde 89 – Maznun ile 47 ve 48
inci maddeler mucibince şahitlikten çekinme hakkı olan kimseler arasında teati
olunan mektuplar bu kimseler yanında bulundukça ve bunlar tahkikatın mevzuu
olan vakıalara iştirak etmiş olmak veya yataklık etmek şüphesi altında olmadıkça
zaptedilemez.


             Zabıt
kararı vermek salahiyeti


             Madde 90 – Zapta karar vermek
salahiyeti hakimindir. Ancak tehirinde mazarrat görülen hallerde Cumnhuriyet
Müddeiumumileri ve bunların muavini sıfatiyle emirlerini icraya memur olan
zabıta memurları zabıt muamelesini yapabilirler.


             Hakimin kararı olmaksızın yapılan zabıt
muamelesinde alakadar şahıs veya bunun mümeyyiz olan hısımlarından biri hazır
bulunmamış veya bunlardan biri hazır bulunupta zabıt muamelesine açıkça itiraz
etmişse zabıt muamelesini yapan memur bunu üç gün zarfında hakime tasdik
ettirmeğe mecburdur.


             Kendi nezdinde zabıt muamelesi yapılan
kimse her ne zaman isterse hakimden bu husus hakkında karar ittihazını
isteyebilir.


             Bu bapta karar vermek salahiyeti hukuku
amme davası henüz açılmamış olan hallerde zabıt muamelesinin yapıldığı yerin
sulh hakimine aittir.


             Zabıt muamelesi hukuku amme davasının
açılmasından sonra Cumhuriyet Müddeiumumileri veya zabıta memurları tarafından
yapılmış olduğu halde davaya bakmakta olan hakim üç gün içinde bu muameleden
haberdar edilir ve zaptedilen eşya emrine hazır bulundurulur.


             Harb gemileri dahil olmak üzere askeri
hizmetlere mahsus yerlerde yapılacak zabıt muamelesi hakim veya Cumhuriyet
Müddeiumumisinin talep ve iştirakiyle askeri makamlar tarafından ifa olunur.


             Ancak askeri hizmetlere mahsus yerler
ordu ile alakası olmıyan kimseler tarafından munhasıran işgal edildiği takdirde
askeri makamların müdahalesine lüzum yoktur.


             Maznuna
gönderilen mektup, telgraf vesair mersulelerin zaptı


             Madde 91 – Maznuna gönderilen
mektuplar vesair mersule ve telgrafların posta ve telgrafhanede zaptı caizdir.


             Maznun tarafından veya ona hitaben
gönderildiği bazı hallerden anlaşılan ve tahkikat noktai nazarından
münderecatının ehemmiyeti haiz olduğu tayin edilen mektuplar vesair mersule ve
telgrafların dahi bu yerlerde zaptı caizdir.


             Mektup,
telgraf vesair mersulelerin zaptı kararı


             Madde 92 – Bundan evvelki maddede
yazılı olan zabıt muamelesi ancak hakim tarafından yapılabilir.





948


 


             Tehirinde
mazarrat umulan ve munhasıran kabahatlere mütaallik bulunmıyan hallerde bu
muamelenin icrasına Cumhuriyet Müddeiumumileri dahi salahiyetlidir.


             Şukadar ki müddeiumumiler kendilerine
verilen şeyleri ve bilhassa mektup lar vesair posta mersulelerini açmaksızın
derhal hakime tevdi etmek mecburiyetindedirler.


             Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından
emrolunan zabıt muamelesi eşya henüz teslim edilmemiş olsa bile üç gün içinde
hakim tarafından tasdik olunmadığı takdirde hükümsüzdür.


             Cumhuriyet Müddeiumumisinin verdiği emir
üzerine yapılan, zabıt muamelesiyle mektup vesair posta mersulelerinin açılması
hakkında karar itası 90 ıncı madde mucibince salahiyetli hakimindir.


             Tedbirlerin
alakadarlara bildirilmesi


             Madda 93 – Tahkikatın gayesine
halel vermek ihtimali olmadıkça 91 ve 92 nci maddelere göre alınacak tedbirler
alakadarlara bildirilir.


             Açılmasına karar verilmemiş olan mektup
ve mersuleler derhal alakadarlara teslim olunur. Açılıpta alıkonulması
icabetmiyenler hakkında da bu yolda muamele edilir.


             Alıkonulan bir mektubun tahkikat için gizli
tutulmasında fayda görülmeyen kısımlarının sureti mürselünileyhe gönderilir.


             Maznuna,
şerikine ve yatağına ait yerlerin ve şeylerin aranması


             Madde 94 – Bir suç işlemek veya
buna iştirak veyahut yataklık etmek şüphesi altında bulunan kimsenin evi ile
ona ait sair mahallerde  aranma yapılabileceği gibi gerek üzeri ve gerek eşyası
dahi aranabilir.


             Bu arama şüphe altında bulunan kimsenin
yakalanması maksadiyle yapılabileceği gibi sübut delillerinin meydana
çıkarılması umulan hallerde dahi yapılabilir.


             Maznun
ile şerikinden ve yatağından başka kimseler hakkındaki arama


             Madde 95 – Yukardaki maddede
yazılı kimselerden başkalarının gerek üzerlerinde ve gerek eviyle sair
mahallerde arama, ancak maznunun yakalanması veya suçun izlerininin takibi veya
muayyen bazı eşyanın zaptı maksadiyle yapılabilir.


             Bu hallerde aramanın yapılması, aranılan
şahsın veya takip edilen izlerin yahut zaptedilecek eşyanın aranılacak şahıs
veya mahallerde bulunduğunu istidlal ettirebilecek vakıaların vücuduna
bağlıdır.


             Bu takyit, maznunun içinde tutulduğu veya
takibi sırasında girdiği mahallerle emniyeti umumiye idaresinin nezareti
altında bulunan bir şahsın oturduğu mahaller hakkında cari değildir.


             Gece
yapılacak arama, gecenin tayini


             Madde 96 – Meşhut cürüm ile
tehirinde mazarrat görülen haller veya firar eden bir mevkuf veya mahpusun
tekrar yakalanması hali müstesna olmak üzere meskende veya iş mahalleri ile
sair kapalı yerlerde gece vakti aranma yapılmaz.


             Bu takayyüt Emniyeti Umumiye İdaresinin
hususi nezareti altında bulunan şahısların oturdukları yerlerle geceleyin
herkesin girip çıkabileceği mahaller yahut mahkümların toplanma veya sığınma
veya suç ile elde edilen eşyayı saklama mahalli veyahut gizli kumar yerleri
veya umumhaneler gibi polisçe maruf olan yerler hakkında cari değildir.





949


 


             (Son fıkra Mülga: 9/7/1953 - 6123/3
md.)


             Arama
kararı salahiyeti


             Madde 97 – Aramaya karar vermek
salahiyeti hakimindir. Ancak tehirinde mazarrat umulan hallerde Cumhuriyet
Müddeiumumileri ve müddeiumumilerin muavini sıfatiyle emirlerini icraya memur
olan zabıta memurları arama yapabilirler.


             Hakim veya Cumhuriyet Müddeiumumisi hazır
olmaksızın süknada veya iş görmeğe mahsus mahaller ile kapalı yerlerde aramada
bulunabilmek için o mahal ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.


             Yukardaki fıkrada gösterilen takayyüt 96
ncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı mahallere şamil değildir.


             Harb gemileri dahil olmak üzere askeri
hizmetlere mahsus yerlerde yapılacak zabıt muamelesi hakim veya Cumhuriyet
Müddeiumumisinin talep ve iştirakiyle askeri makamlar tarafından derhal ifa
olunur. Ancak askeri hizmetlere mahsus yerler ordu ile alakası olmıyan kimseler
tarafından munhasıran işgal edildiği takdirde askeri makamların müdahalesine
lüzum yoktur.


             Aramada
kimlerin bulunabileceği


             Madde 98 – Arama muamelesine tabi
yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir. Kendisi
bulunmazsa mümessili veya mümeyyiz hısımlarından biri yahut kendisiyle bilikte
sakin olan bir kimse veya komşusu bulundurulur.


             95 inci maddenin birinci fıkrasında
gösterilen hallerde zilyed ve bulunmazsa yerine davet olunacak kimse muameleye
başlamazdan evvel aramanın gayesinden haberdar edilir.


             96 ncı
maddenin ikinci fıkrasında yazılı yerlerin zilyedi hakkında bu hüküm tatbik
olunmaz.


             Aramaya
maruz kalan kimseye verilecek varaka ve vesika


             Madde 99 – Aramanın hitamında
aramaya maruz kalan kimseye talebi üzerine aramanın 94 ve 95 inci maddelere
uyan sebeplerini ve 94 üncü maddede gösterilen halde cezalandırılması maksut
olan fiilin mahiyetini mübeyyin bir varaka verilir. Yine talebi üzerine
zaptolunan veya emniyet altına alınan eşyanın müfredatını havi bir defter ve
şayet şüpheyi dair bir şey elde edilmemiş ise bunu mübeyyin bir vesika verilir.


             Muvakkat
zabıt


             Madde 100 – Arama neticesinde
yapılmakta olan tahkikatla alakası bulunmıyan ve fakat diğer bir suçun
işlendiği şüphesini uyandırabilecek olan eşya bulunursa bu eşya muvakkat olarak
zaptolunur ve keyfiyet Cumhuriyet Müddeiumumiliğine bildirilir.


             Zabıt
defteri ve mühürlenmesi


             Madde 101 – Tevdi veya zaptolunan
eşyanın tam bir defteri yapılır ve karışmasının veya değişmesinin önü alınmak
için bu eşya resmi mühürle mühürlenir veya bir işaret konulur.


             Kağıtların
tetkik salahiyeti


             Madde 102 – Aramaya tabi olan
kimsenin kağıtlarını tetkik salahiyeti hakimindir. Diğer memurların elde edilen
kağıtları tetkik edebilmeleri zilyedinin rızasına bağlıdır. Rızası olmazsa bu
memurlar tetkikını lüzumlu addettikleri kağıtları mümkünse zilyedinin huzurunda
bir zarfa koyarak ve resmi mühürle mühürleyerek hakime gönderirler.





950


 


             Kağıtların zilyedi veya bunun mümessili
kendi mühürünü dahi vaz'a mezundur. İlerde mühürün fekkine ve kağıtların
tetkikına karar verildiği takdirde bu muamelenin icrasına hazır bulunmak üzere
zilyedi veya mümessili mümkünse davet olunur. Hakim bir suça taallük eden
kağıtları Cumhuriyet Müddeiumumiliğine tevdi eder.


             Mağdurdan
alınan eşyanın iadesi


             Madde  103 – Bir suçtan mağdur
olan kimseden suç sebebiyle alınmış olan eşya tahkikatın neticesiyle beraber ve
hatta daha evvel resen ve bu hususta ayrıca bir hükme hacet kalmaksızın mağdura
geri verilir. Meğer üçüncü şahıslar tarafından buna itiraz edile.


             Alakadar şahıslar haklarını hukuk davası
ikamesi suretiyle alabilmek salahiyetini muhafaza ederler.


                                                            DOKUZUNCU
FASIL


                                              Tevkif,
muvakkat yakalama ve salıverme


            


             Maznunun
tevkifini mucip haller


             Madde 104 – (Değişik : 18/11/1992 -
3842/4 md.) Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler aşağıdaki
hallerde tutuklanabilir.


             1 – Kaçma şüphesini uyandıracak vakıalar
bulunması.


             2 – Delillerin yok edilmesi,
değiştirilmesi, gizlenmesi, şeriklerin uydurma beyana veya tanıkların yalan
tanıklığa veya tanıklıktan kaçmaya sevk edildiğini, bilirkişilerin etki altına
alınmasına çalışıldığını gösteren hal ve davranışların bulunması.


             Soruşturma konusu olan suçun, kanunda
öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan hürriyeti bağlayıcı
cezayı gerektirmesi veya sanığın ikametgahı veya meskeninin bulunmaması veya
kim olduğunu ispat edememesi durumunda yukarıda bir ve iki numaralı bentlerdeki
haller var sayılabilir.


             Altı aya kadar hürriyeti bağlayıcı cezayı
gerektiren suçlarda sanık ancak, suçun toplumda infial uyandırması veya
ikametgahı veya meskeninin bulunmaması veya kim olduğunu ispat edememesi
halinde tutuklanabilir.


             Soruşturma konusu fiilin önemi veya
uygulanabilecek ceza veya emniyet tedbiri dikkate alındığında tutuklama
haksızlığa sebep olabilecekse veya tutuklama yerine bir başka yargılama önlemi
ile amaca ulaşılabilecek ise tutuklamaya karar verilemez.(1)


             Hafif
hapisli suçlarda tevkif


             Madde 105 – (Mülga: 18/11/1992 -
3842/31 md.)


             Sanığın
tutuklanması ve tutuklama müzekkeresinin şekli


             Madde 106 - (Değişik: 5/3/1973 -
1696/13 md.)


             (Değişik Birinci Fıkra : 18/11/1992 -
3842/5 md.) Sanığın tutuklanmasına ancak hakim karar verir. Tutuklanması
talep edilen sanık hazırsa karardan önce dinlenir, hazır bulunan sanık isterse
sorgu sırasında vekaletname aranmaksızın müdafii de hazır bulunabilir ve karar
verilmeden önce Cumhuriyet Savcısı ile hazır olan müdafi dinlenir. Sanık hazır
değilse talebe ilişkin karar, yokluğunda ve evrak üzerinden verilir.


             (Değişik: 18/11/1992 - 3842/5 md.)
Tutuklama müzekkeresinde, sanığın mümkün olduğu kadar açıkça kim olduğu ve
şekli ile kendisine isnad olunan fiil, fiilin gerçekleştiği zaman ve yer, fiilin kanunda hükme bağlandığı maddeler, suçun
kanuni unsurları ve tutuklamanın sebebi belirtilir.






951


 


             Tutuklama müzekkeresinin sureti tutma
anında tebliğ edilir. Bu mümkün olmadığı takdirde de, tutma sebepleri ve
aleyhindeki isnat sanığa hemen yazılı olarak bildirilmekle beraber tevkifevine
konulduğunun en geç ertesi günü kendisine tebliğ olunur. Tebliğ, tutuklama
müzekkeresinin aslına, bir suretinin sanığa verildiği ve tarihi yazılmak ve
sanığın yakalandığı gün gösterilmek ve altı sanık ile tebliğ yapan memur
tarafından imzalanmak suretiyle olur ve bu asıl tevkifevi dosyasında
saklanır.Bu muamelenin yapıldığı yazılı olan tutuklama müzekkeresinin diğer bir
sureti dava dosyasına konur.


             Sanığa, tutuklama müzekkeresinin
tebliğinde tutuklama kararına itiraz hakkı olduğu bildirilir.(1)


             Sanığın
tutuklanmasından kimlere haber verileceği


             Madde 107 – (Değişik: 6/2/2002 -
4744/6 md.)


             Tutuklamadan
ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya
belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.


             Ayrıca,
soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir
yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir.


             Tutuklunun
sorguya çekilmesi


             Madde
108 – (Değişik: 5/3/1973 - 1696/15 md.)


             (Değişik
birinci fıkra: 18/11/1992-3842/6 md.) Sanık tutuklama müzekkeresi üzerine
tutulduğunda derhal ve nihayet yirmidört saat içinde yetkili hakim önüne
çıkarılarak sorguya çekilir ve tutmanın devam edip etmeyeceği hakkında bir
karar verilir.


             (Değişik:
18/11/1992 - 3842/6 md.) Sanığı en yakın hakim önüne getirmek için gerekli
süre bu yirmidört saatlik süreye dahil değildir.


             Sanığa,
sorgu sırasında aleyhindeki vaziyet ve hallerden haber verilir.


             Sorguya
çekme, sanığın kendi lehine meydana koyacağı delillere mani olmayacak tarzda
cereyan etmelidir.


             (Beşinci
fıkra Mülga: 21/5/1985 - 3206/82 md.)


             (Ek:
18/11/1992 - 3842/6 md.) Bu Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile
229 uncu maddesindeki tutuklama sebepleri hariç sanığın sorgusu sırasında yalnız
Cumhuriyet Savcısı ile müdafi hazır bulunabilir ve tutulmanın devam edip
etmeyeceği hakkında bir karar verilmeden önce Cumhuriyet Savcısı ile hazır
bulunan müdafi dinlenir. (1)


             Tutuklunun
Salıverilmesi


             Madde
109 – (Değişik: 5/3/1973 - 1696/16 md.)


             Sanık
108 inci maddede gösterilen süre içinde yetkili hakim önüne çıkarılamazsa aynı
süre içinde tutulma yerine en yakın sulh hakimi önüne çıkarılır.


             Sorguya
çekilmede tutuklama müzekkeresinin geri alındığı veya tutulan kimsenin
tutuklama müzekkeresinde yazılan şahıs olmadığı anlaşılırsa sanık hemen
salıverilir.


 


 


——————————


(1) Bu maddede
18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin, Devlet Güvenlik
Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda uygulanmayacağı, bunlar hakkındaki
uygulamanın değişiklikten önceki hükme göre yapıacağı söz konusu Kanunla hükme
bağlanmıştır.





952


 


             Tutuklulukta
geçecek süre


             Madde
110 – (Mülga: 21/5/1985 - 3206/82 md.; yeniden düzenleme: 18/11/1992 - 3842/  7
md.)


             Hazırlık
soruşturmasında tutukluluk süresi azami altı aydır. Kamu davasının açılması
halinde bu süre hazırlık soruşturmasında tutuklukta geçen süre dahil iki yılı
geçemez.


             Soruşturmanın
veya yargılamanın özel zorluğu veya geniş kapsamlı olması sebebiyle yukarıda
belirtilen sürelerin sonunda kamu davası açılamamış veya hüküm tesis edilememiş
ise, soruşturma konusu fiilin kanunda belirtilen cezasının alt sınırı yedi
seneye kadar hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlarda tutuklama kararı
kaldırılır. Yedi sene ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezaları gerektiren
suçlarda tutuklama sebebine, delillerin durumuna ve sanığın şahsi hallerine
göre tutukluluk halinin devamına veya sona erdirilmesine veya uygun görülecek
nakdi kefaleti vermesi şartıyla sanığın tahliyesine karar verilebilir.(1)


             Madde
111 – (Mülga: 21/5/1985 - 3206/82 md.)


             Tutukluluğun
devam edip etmeyeceğinin incelenmesi


             Madde
112 – (Değişik: 21/5/1985 - 3206/21 md.)


             Hazırlık
tahkikatı sırasında sanığın tutukevinde bulunduğu müddetçe ve en geç otuzar
günlük süreler içerisinde tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceği
Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh hakimi tarafından incelenir.


             Tutukluluk
halinin incelenmesi yukardaki fıkrada öngörülen süre içinde sanık tarafından da
istenebilir.


             Mahkeme,
tutukevinde bulunan sanığın duruşmasında, tutukluluk halinin devamının gerekip
gerekmeyeceğini her celse veya şartların gerçekleştiğinde celse arasında re'sen
kararlaştırılır.                                            


             Madde
113 – 115 – (Mülga: 8/6/1936 - 3006/2 md.)


             Tutuklulunun
konacağı yer ve hakkında yapılacak işlem


             Madde
116 – (Değişik: 24/10/1984 - 3063/1 md.)


             Tutuklanan
kimse mümkün olduğu kadar hükümlülerden ayrı bir yere konur veya ayrı bir odada
bulundurulur.


             Tutuklu
hakkında ancak tutuklama ile gözetilen gayeyi ve tutukevinin düzenini
sağlayacak kadar kayıtlamada bulunulur.Tutuklu, tutukevinin düzen ve emniyetini
bozmamak ve tutuklanmasındaki gaye ile uygun olmak şartıyla servet ve durumuna
göre kendisi masraf ederek istirahat ve meşgalesini düzenleyebilir.


             Tutuklu,
tutukevinde ciddi bir tehlike teşkil ettiği ve özellikle öteki tutukluların
emniyeti için zaruri görüldüğü veya intihara veya kaçmaya kalkıştığı yahut bu
yolda hazırlıkta bulunduğu takdirde, sağlığına zarar vermeyecek tedbirler
alınabilir.


             Tutukevinin
kanun, tüzük, yönetmelik ve emirlerle belirlenmiş düzenini bozan tutuklular
hakkında, hükümlülere uygulanan disiplin cezalarına ve bunların neticelerine
dair hükümler tatbik edilir.


             (Değişik:
16/5/2001-4675/7 md.) Yukarıda belirtilen disiplin cezaları ve tedbirlere
dair kararlar, ilgili kurul veya memurlar tarafından alınır ve infaz hakiminin 
onayına sunulur. Kararlarlar infaz hakiminin onayından sonra uygulanır. Acil
hallerde bu kararlar, ilgili kurul veya memurlar tarafından alınarak uygulamaya
konulur ve derhal infaz hakiminin onayına sunulur.


             Tutuklu
duruşmaya bağlı olmayarak çıkarılır.


             Tevkiften
kefaletle vazgeçilebilmesi


             Madde
117 – (Değişik: 28/6/1938 - 3515/1 md.)


 


             104
üncü maddenin ilk fıkrasının ikinci bendi hükmü haricindeki sebeblerden dolayı
tevkifine karar verilen maznunun kefalet vermesi şartile tevkifinden
vazgeçilebilir.


____________________


(1) Bu fıkrada yer
alan “cezalar ile ölüm cezalarına” ibaresi, 14/7/2004 tarihli ve 5218 sayılı
Kanunun 1 inci maddesiyle “cezaları” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





953


 


             (İkinci
fıkra Mülga: 21/5/1985 - 3206/82 md.)


             Kefaletin
nevileri


             Madde
118 – Kefalet gerek para ve gerek Devlet esham ve tahvilleri tevdii
suretiyle olabileceği gibi muteber kimselerin mali kefalet vermesiyle de
olabilir.


             Kefaletin
miktar ve nevini takdir hakimindir.


             (Ek: 12/6/1979 - 2248/2 md.) Hakim,
kefaletin miktar ve nevinin takdirinde; suçun  niteliğini, sanığın kişisel
durumunu ve yargı organlarınca yapılacak işlemlere uyup uymayacağını gözönünde
bulundurur.


             Türkiye'de oturmayan tutuklunun
salıverilmesinde vekil tayini ve kefalet parasının takdiri(1)


             Madde 119 – Kefaletle
salıverilmesini isteyen maznun Türkiye'de oturmuyorsa kendisine yapılacak
tebligatı kabul için davaya bakacak mahkemenin kazası dairesinde ikamet eden
bir kimseyi tevkil eder.


             (Ek: 12/6/1979 - 2248/3 md.)
Mahkeme, bu kimseler hakkında yukarıdaki madde gereğince takdir edilecek
kefalet parasının, o tarihteki resmi kur esas alınarak oturdukları yabancı
devlet parasıyla ödenmesine karar verebilir.


             Salıverilen 
mevkufun yeniden tevkifi


             Madde 120 – Maznun kaçmak
hazırlığında bulunur veya usulü dairesinde davet emrine mazereti olmaksızın
itaat etmez yahut tevkifini müstelzim yeni sebepler elde edilirse verdiği
kefalete bakılmaksızın yeniden tevkif olunur.


             Kefalete
luzum kalmaması ve kefaletten kurtulma


             Madde 121 – Maznun yeniden tevkif
edildiği veya tevkif müzekkeresi geri alındığı yahut maznun hakkında hürriyeti
tahdit eden bir ceza hükmolunupta infazına başlandığı takdirde henüz Hazineye
irat kaydedilmemiş olan kefalete lüzum kalmaz.


             Kefalet etmiş olan kimse hakim tarafından
tayin olunan mehil içinde maznunu getirdiği veya maznunun firar niyetinde
bulunduğunu gösteren vakıaları tevkifine müsait olacak kadar bir müddet evvel
haber verdiği takdirde kefaletten kurtulur.


             Kefalet
parasının irad kaydı ve acele itiraz


             Madde 122 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             (Değişik birinci cümle: 18/11/1992 -
3842/8 md.) Sanık soruşturma veya duruşmada mazeretsiz hazır bulunmaz veya
mahkum olup da hürriyeti bağlayıcı cezanın infazından kaçarsa kefalet karşılığı
hazineye gelir kaydedilir veya para cezasını, ödeme emrinin tebliğine rağmen
süresinde ödemez ise kefalet karşılığından para cezası mahsup edilerek kalan
para hazineye gelir kaydedilir. Bu hususa karar verilmezden evvel maznuna
kefalet etmiş olanlar izahat vermeğe davet olunur. Bu karar aleyhine ancak
acele itiraz yoluna müracaat olunabilir.


             Bu itiraz üzerine bir karar verilmeden
evvel şifahi olarak iddialarını izah ve tesbit edilen vakıaları münakaşa etmek
üzere alakadarlara ve Cumhuriyet Müddeiumumisine müsaade olunur.


             Kefalet karşılığının Hazineye irad
kaydına dair olan karar feshi kabil olduğu müddet içinde maznuna kefalet etmiş
olanlar hakkında muvakkaten icra olunabilir.


             İtiraz müddetinin geçmesile bu karar
hukuk mahkemelerinden verilen ve kat'ileşen kararlar hükmünde olur.


——————————


(1)
Madde başlığı 12/6/1979 tarihli ve 2248 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle
değiştirilmiş olup, değişiklik metne işlenmiştir.





954


 


             Tutuklama
müzekkeresinin geri alınması ve hükmünün son bulması


             Madde 123 – (Değişik 21/5/1985 -
3206/22 md.)


             Tutuklama sebeplerinin ortadan kalkması
veya beraat kararı verilmesi hallerinde tutuklama müzekkeresinin hükmü sona
erer.


             Kanun yoluna başvurma sanığın
salıverilmesini geri bırakmaz.


             Tevkif
ve salıverme kararlarını vermek salahiyeti


             Madde 124 – (Değişik: 7/6/1937 -
3207/1 md.)


             Tevkif ve kefaletle salıverme hakkındaki
kararlar salahiyetli hakim tarafından verilir.


             (İkinci fıkra Mülga: 5/3/1973 -
1696/17 md.)


             Cumhuriyet
Müddeiumumisi salahiyetli olan merciden maznunun tevkifini isteyebilir. Bu
merci,ret veya kabul hakkında bir karar vermeğe mecburdur.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/23 md.)
Davanın açılmasından sonra acele hallerde mahkeme başkanı dahi aynı  yetkiye
sahiptir.


             Sulh
hakiminin tevkif müzekkeresi kesmesi


             Madde 125 – Sulh hakimi hukuku
amme davası açılmazdan evvel dahi tevkif müzekkeresi kesilmesini haklı
gösterecek sebep varsa Cumhuriyet Müddeiumumisinin talebi üzerine veya
tehirinde mazarrat umulan hallerde resen tevkif müzekkeresi verebilir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/24 md.)
Bu tutuklama veya kefaletle salıvermeye karar vermek hakkı suçun işlendiği veya
sanığın yakalandığı yer sulh hakiminindir.Ancak, fiili veya hukuki imkansızlık
hallerinde yetkili hakimin mensubu olduğu ağır ceza merkezindeki sulh hakimi de
yetkilidir.


             106 ncıdan 123 üncüye kadar olan maddeler
hükümleri bu hallerde de caridir.


             Tevkif
müzekkeresinin geri alınması talebi, C. M. U. sinin maznunu salıvermesi


             Madde 126 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Cumhuriyet Müddeiumumisi hukuku amme
davasını açmadığı veya maznunun mevkufiyetinin devamına lüzum görmediği
takdirde tevkif müzekkeresi hükümsüz kalır. Bu hallerde Cumhuriyet
Müddeiumumisi maznunu hemen salıverir.


             Meşhud
cürümde yakalama, meşhud suç


             Madde 127 –  (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Meşhud cürüm sırasında rastlanan veya
meşhud cürümden dolayı takib olunan şahsın firarı umulur veya hemen hüviyetini
tayin mümkün olmazsa tevkif müzekkeresi olmaksızın dahi o şahsı herkes
muvakkaten yakalıyabilir. Cumhuriyet Müddeiumumisi  veya derhal amirlerine
müracaat imkanı  olmıyan hallerde zabıta memurları tevkif müzekkeresi
kesilmesini müstelzim ve aynı zamanda tehirinde mazarrat umulan hususlarda
maznunu muvakkaten yakalıyabilirler.


             Takibi şikayete bağlı olup küçüklere
yahut beden veya akıl hastalığı yahut malüliyet dolayısile kendisini idareden
aciz bulunanlara karşı işlenen meşhud cürümlerde maznunun yakalanması şikayete
bağlı değildir.


             İşlenmekte olan suç, meşhud suçtur.


             Henüz işlenmiş olan suç ile suçun
işlenmesinden hemen sonra zabıta veya suçtan zarar gören şahıs yahut başkaları
tarafından takib edilerek veya suçun pek az evvel işlendiğini gösteren eşya
veya izlerle yakalanan kimsenin işlediği suç da meşhud suç sayılır.





955


 


             Yakalanan
kimsenin sorguya çekilmesi


             Madde 128 – (Değişik: 18/11/1992 -
3842/9 md.)


             (Değişik birinci cümle: 6/3/1997 -
4229/1 md.)  Yakalanan şahıs bırakılmazsa, yakalama yerine en yakın sulh
hakimine gönderilmesi için zorunlu süre hariç yirmidört saat içinde sulh
hakiminin önüne çıkarılır ve sorguya çekilir. Yakalananın talebi halinde müdafi
de sorguda hazır bulunabilir.


             Üç veya daha fazla kişinin bir suça
iştiraki suretiyle toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki
güçlük veya fail sayısının çokluğu ve benzeri nedenlerle Cumhuriyet Savcısı bu
sürenin dört güne kadar uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. (Değişik
ikinci cümle: 6/3/1997 - 4229/1 md.; Mülga : 6/2/2002 - 4744/7 md.)


             (Değişik
: 6/2/2002 - 4744/7 md.) Yakalamadan ve yakalama süresinin uzatılmasına
ilişkin emirden yakalananın bir yakınına veya belirlediği bir kişiye,
Cumhuriyet savcısının kararıyla gecikmeksizin haber verilir.


             Yakalama
süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet Savcısının yazılı emrine veya
yakalama işlemine karşı, yakalanan kişi veya müdafii veya kanuni mümessili veya
birinci veya ikinci derecede kan hısımı veya eşi hemen serbest bırakılmayı
sağlamak için sulh hakimine başvurabilirler. Sulh hakimi incelemeyi evrak
üzerinde yaparak derhal ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu
sonuçlandırır. Yakalamanın veya süre uzatmanın yerinde olduğu kanısına varırsa
müracaatı reddeder veya yakalananın derhal soruşturma evrakı ile Cumhuriyet
Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verir.


             Yakalama
süresinin dolması veya hakimin serbest bırakma kararı üzerine serbest bırakılan
kişi hakkında yakalamaya konu olan fiil sebebiyle yeni ve yeterli delil elde
edilmedikçe ve Cumhuriyet Savcısının kararı olmadıkça bir daha bu madde hükmü
uygulanmaz.


             Yakalanan
kimsenin mahkemeye götürülmesi


             Madde
129 – (Değişik: 21/5/1985 - 3206/26 md.)


             Yakalanan
şahıs, hakkında kamu davası açılmış ise hemen, evvelce sulh hakimliğince
sorgusu yapılmış ise, bu hakimin kararı ile yetkili mahkemeye götürülür.


             Mahkeme
yakalanan şahsın serbest bırakılmasına veya tutuklanmasına aynı gün karar
verir.


             Şikayete
bağlı suçlarda maznunun yakalanmasından alakadarlara haber verilmesi


             Madde
130 – Takibi şikayete bağlı olan suç hakkında 127 nci maddenin son
fıkrasına göre şikayetten evvel fail yakalanmış olursa şikayete salahiyeti olan
kimseye ve bunlar birden fazla ise hiç olmazsa birine yakalama keyfiyetinden
haber verilir.


             Bu
hususta dahi 126 ncı madde hükmünün tatbikı kabildir.


             Yakalama
müzekkeresi ve sebepleri


             Madde 131 – Tevkif edilecek şahıs
kaçak olur veya saklanmış bulunursa tevkif müzekkeresine müsteniden Cumhuriyet
Müddeiumumisi ve zaruret halinde hakim tarafından hakkında yakalama müzekkeresi
verilebilir.


             Evvelce verilmiş bir tevkif müzekkeresi
olmaksızın bir şahıs hakkında yakalama müzekkeresi verilmesi ancak hapishaneden
yahut yakalanmış iken muhafızların elinden kaçması hallerinde mümkündür. Bu
takdirde zabıta idareleri dahi yakalama müzekkeresi verebilirler.





956


 


             Yakalama müzekkeresi tevkif edilecek
şahsın mümkün olduğu kadar açıkça kendini ve şeklini ve kendisine atfedilen
suçu ve nereye gönderileceğini muhtevi olur.


             108, 109 uncu maddeler hükmü yakalama
müzekkeresi ile tutulan şahıslar hakkında dahi caridir.


                                                                ONUNCU
FASIL


                                                             İfade
alma ve sorgu (1)


             İfade
veya sorgu için celp


             Madde 132 – (Değişik: 18/11/1992-3842/11
md.)


             Kişi, ifade alınması veya sorgu için
celpname ile davet olunur. Gelmezse zorla getirileceği celpnameye yazılabilir.


             Maznunun
ihzarı


             Madde 133 – Hakkında tevkif
müzekkeresi kesilmesi için kafi sebepler bulunan maznunun ihzarı emredilebilir.


             İhzar
müzekkeresi, maznunun açıkça kim olduğunu ve şeklini ve kendisine


atfedilen suçu ve zorla getirilmesi sebeplerini
muhtevi olur.


             (Ek: 5/3/1973 - 1696/19 md.) İhzar
müzekkeresinin bir sureti sanığa verilir.


             İhzar
olunan sanığın sorguya çekilmesi


             Madde 134 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/20 md.)


             İhzar müzekkeresi ile çağrılan şahıs
derhal, mümkün olmadığı takdirde yol süresi hariç en geç kırksekiz saat içinde
çağıran hakimin önüne götürülür ve sorguya çekilir.


             İhzar, getirme için muhik görülecek bir
zamanda başlar ve hakim tarafından sorguya çekilmenin sonuna kadar devam eder.


             İfade
ve sorgunun tarzı


             Madde 135 – (Değişik:
18/11/1992-3842/12 md.)


             Zabıta amir ve memurları ile Cumhuriyet
Savcısı tarafından ifade almada ve hakim tarafından sorguya çekilmede aşağıdaki
hususlara uyulur,


             1. İfade verenin veya sorguya çekilenin
kimliği tespit edilir. İfade veren veya sorguya çekilen kimliğe ilişkin
soruları doğru olarak cevaplandırmak zorundadır.


             2. Kendisine isnat edilen suç anlatılır.


             3. Müdafi tayin hakkının bulunduğu,
müdafi tayin edebilecek durumda değilse baro tarafından tayin edilecek bir
müdafi talep edebileceği ve onun hukuki yardımından yararlanabileceği, isterse
müdafiin soruşturmayı geciktirmemek kaydı ile ve vekaletname aranmaksızın ifade
veya sorguda hazır bulunacağı bildirilir; yakınlarından istediğine
yakalandığını duyurabileceği söylenir.                


             4. İsnad edilen suç hakkında açıklamada
bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir.


             5. Şüpheden kurtulması için somut
delillerinin toplanmasını talep edebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine
var olan şüphe sebeplerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri
sürmek imkanı verilir.


             6. İfade verenin veya sorguya çekilenin
şahsi halleri hakkında bilgi alınır.


             7. İfade veya sorgu bir tutanakla
tespit edilir. Bu tutanakta;


             a) İfade verme veya sorguya çekme
işleminin yapıldığı yer ve tarih,


             b) İfade verme veya sorguya çekme
sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren veya
sorguya çekilen kişinin açık kimliği,


——————————


(1)    Onuncu Fasıl başlığı, "Maznuna Sorgu"
iken, 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve metne
işlenmiştir.





957


 


             c) İfade vermenin veya sorgunun
yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu işlemler
yerine getirilmemiş ise sebepleri,


             d) Tutanak içeriğinin ifede veren veya
sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının
alındığı,


             e) İmzadan imtina halinde bunun
nedenleri yer alır.(1)


             Yasak
sorgu yöntemleri


             Madde 135/a – (Ek: 18/11/1992 -
3842/13 md.) İfade verenin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır.
Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, zorla ilaç verme, yorma,
aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma, bazı araçlar uygulama gibi iradeyi
bozan bedeni veya ruhi müdahaleler yapılamaz.


             Kanuna aykırı bir menfaat vaat edilemez.


             Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yasak
yöntemlerle elde edilen ifadeler rıza olsa dahi delil olarak değerlendirilemez.


                                                              ON
BİRİNCİ FASIL


                                                                        Müdafaa


             Yakalananın
veya sanığın müdafi seçimi


             Madde 136 – (Değişik: 18/11/1992 -
3842/14 md.)


             Yakalanan kişi veya sanık, soruşturmanın
her hal ve derecesinde bir veya birden fazla müdafiin yardımından
faydalanabilir. Kanuni temsilcisi varsa o da yakalanana veya sanığa bir müdafi seçebilir.


             Zabıta amir ve memurları tarafından
yapılacak sorgulama işlemlerinde, ancak bir müdafi hazır bulunabilir.
Cumhuriyet Savcılığı işlemlerinde bu sayı üçü geçemez.


             Zabıtaca yapılan soruşturma da dahil
olmak üzere, soruşturmanın her safhasında müdafiin, yakalanan kişi veya sanıkla
görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda
bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz. (1)


             Müdafiler


             Madde 137 – Müdafi avukatlık veya
dava vekilliği etmeğe kanuni salahiyeti olan kimselerden intihap olunabilir.


             Baronun
müdafi tayini


             Madde 138 – (Değişik: 18/11/1992 -
3842/15 md.)


             Yakalanan kişi veya sanık müdafi
seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse talebi halinde baro tarafından
kendisine bir müdafi tayin edilir. Yakalanan kişi veya sanık onsekiz yaşını
bitirmemiş yahut sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malul
olur ve bir müdafi'de bulunmazsa talebi aranmaksızın kendisine müdafi tayin
edilir. (1)


             Tayin
edilen müdafiin görevinin sona ermesi


             Madde 139 – (Değişik: 18/11/1992 -
3842/16 md.)


             Sanık sonradan bir müdafi seçerse evvelce
baro tarafından tayin edilmiş müdafiin görevi son bulur.


             Tayin
edilecek müdafiler


             Madde
140 – (Değişik: 18/11/1992 - 3842/17 md.)


             Müdafi, soruşturmanın veya yargılamanın
yapıldığı yer barosunca tayin edilir.


             Müdafi
vazifesini ifa etmediği takdirde yapılacak muamele


             Madde 141 – 138 inci madde hükmüne
göre tayin olunan müdafi duruşmada hazır bulunmaz  veya  vakitsiz  olarak 
duruşmadan  çekilir  veya  vazifesini ifadan kaçınırsa reis maznuna


 


——————————


(1) 
Bu maddede 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin,
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda uygulanmayacağı,
bunlar hakkındaki uygulamanın değişiklikten önceki hükme göre yapılacağı söz
konusu Kanunla hükme bağlanmıştır.





958


 


derhal diğer bir
müdafi teyin edebilir. Bu takdirde mahkeme duruşmanın talikına da karar
verebilir.


             Eğer yeni müdafi müdafaasını hazırlamak
için vaktin müsait olmadığını beyan ederse duruşma tehir veya talik olunur. Müdafiin
kusuru neticesi olarak duruşmanın talik olunduğu hallerde müdafi hakkında
tertip edilecek inzibati cezalardan maada bu talikten mütevellit masarif dahi
kendisine tahmil olunur.


             Yakalanan
kişi ve sanığın birden fazla olması halinde savunma


             Madde 142 – (Değişik: 18/11/1992 -
3842/18 md.)


             Yakalanan kişi veya sanıklar birden fazla
ise ve menfaatleri de birbirine uygun ise, müdafi seçemeyenlerin savunması bir
müdafie verilebilir.(1)


             Müdafiin
dava evrakına tetkiki


             Madde 143 – (Değişik: 18/11/1992 - 3842/19
md.)


             Müdafi hazırlık evrakı ile dava
dosyasının tamamını inceleme ve istediği evrakın bir suretini harçsız alma
hakkına sahiptir.


             Müdafinin hazırlık evrakını incelemesi
veya hazırlık evrakından suret alması hazırlık soruşturmasının gayesini tehlikeye
düşürebilecek ise Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine sulh hakimi kararıyla
hazırlık soruşturması sırasında bu hak kısıtlanabilir.


             Yakalanan kişinin veya sanığın sorgusunu
içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve yakalanan kişi veya sanığın hazır bulunmaya
yetkili olduğu diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında ikinci fıkra
hükmü uygulanamaz.(1)


             Yakalanan
veya tutuklunun müdafi ile görüşmesi


             Madde 144 – (Değişik: 18/11/1992 -
3842/20 md.)


             Yakalanan veya tutuklu bulunan kişi
vekaletname aranmaksızın müdafi ile her zaman ve konuşulanları başkalarının
duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafi ile yazışmaları
denetime tabi tutulamaz.(1)


             Duruşma
sırasında maznuna müşavir olarak bulunabilecek kimseler


             Madde 145 – (Değişik birinci fıkra:
18/11/1992 - 3842/21 md.) Duruşma sırasında sanığın eşinin müşavir
sıfatıyla bulunmasına müsaade edilir ve dilerse dinlenir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/28 md.)
Sanığın kanuni mümessilleri hakkında da aynı hüküm uygulanır.


             Müdafi
ücreti


             Madde 146 – (Değişik: 18/11/1992 -
3842/22 md.)


             Baro tarafından tayin edilen müdafie,
görevin ifasından doğan masraflar hariç avukatlık ücret tarifesinden ayrık
olarak bu tarifenin hazırlanış yöntemine göre tespit edilecek ücret ödenir.
İleride yargılama giderleri ile mahkum olan sanıklardan müdafie ödenen ücreti
ödeyebilecek durumda olanlara Türkiye Barolar Birliğinin rücu hakkı vardır.


             492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1) ve
(3) sayılı tarifelere göre alınan yargı harçlarının % 15'i ve idari nitelikteki
para cezaları hariç olmak üzere para cezalarının % 15'i bir önceki yıl kesin
hesabına göre tespit edilen toplam miktar esas alınarak yılı içinde Maliye ve
Gümrük Bakanlığınca Türkiye Barolar Birliği hesabına aktarılır. Birinci fıkraya
göre ödenecek ücretler bu hesaptan karşılanır.


             Türkiye Barolar Birliği tarafından
barolar arasında yapılacak dağıtımın usul ve esasları Barolar Birliğince
çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.(1)


 


——————————


(1)
a - Bu maddede 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin,
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda uygulanmayacağı,
bunlar hakkındaki uygulamanın değişiklikten önceki hükme göreyapılacağı söz
konusu Kanunla hükme bağlanmıştır.


     b
-  Bu madde uyarınca baro tarafından müdafi olarak tayin edilen avukatlara
yapılacak hukuki yardımlara ilişkin ücret tarifesi, Barolar Birliğince yıllık
olarak belirlenerek Resmi Gazete'de yayımlanmaktadır.





959


 


                                                                  İKİNCİ
KİTAP


                                                               Muhakeme
usulü (1)


 


                                                                 BİRİNCİ
FASIL


                                                              Hukuku
amme davası


             Son
tahkikata başlamanın şartı


             Madde
147 – (Değişik: 21/5/1985 - 3206/29 md.)


             Son takikata başlanılması kamu davasının
açılmasına bağlıdır.


             Hukuku
amme davasını açmak vazifesi


             Madde 148 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Hukuku amme davasını açmak vazifesi
Cumhuriyet Müddeiumumisinindir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/30 md.) Kanunda
aksine hüküm bulunmadığı takdirde Cumhuriyet savcısı, ceza takibini
gerektirecek hususlarda yeterli delil mevcut ise kamu davasını açmakla
mükelleftir.


             (Mülga üçüncü ve dördüncü fıkra :
14/7/2004-5219/3 md.)


             Yeni
bir suçtan dolayı takibatın tatili ve yeniden başlanabilmesi


             Madde 149 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Maznuna takibat neticesinde verilecek
cezanın maznunun diğer bir suçundan dolayı kat'ileşmiş bir hükümle mahküm
olduğu veya diğer bir suçtan dolayı göreceği cezaya bir tesiri yoksa hukuku
amme davasının ikamesinden sarfı nazar olunabilir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/31 md.) Kamu
davası evvelce açılmışsa Cumhuriyet savcısının talebi üzerine mahkeme davanın
muvakkaten tatiline karar verebilir.


             Tatil kararı, evvelce kat'ileşen
mahkümiyetten dolayı verilmiş ve bu ceza sakıt olup da aradan müruru zaman
müddeti geçmemiş ise takibata yeniden başlanabilir.


             Muamele, işlenen bir suçtan dolayı
verilecek ceza nazarı itibara alınarak muvakkaten tatil edilmiş ve bu arada
müruru zaman da husul bulmamış ise bu hüküm kat'ileştiği tarihten üç ay içinde
tekrar takibata başlanabilir.


             Muvakkaten tatil halinde takibatın tekrar
açılması yeni bir karara bağlıdır.


             Tahkikat
ve hükmün hududu


             Madde 150 – Tahkikat ve hükmün,
yalnız iddianamede beyan olunan suça, ve zan altına alınan şahıslara
hasredilir.


             Bu hudut dahilinde olarak, mahkemeler
istiklal ile hareket etmek hak ve vazifesini haiz olup Ceza Kanununun
tatbikında kendilerine arzedilen iddialar ile bağlı değildirler.


 


 


 


 


 


 


——————————


(1)  Soruşturma
ve kovuşturması 3005 sayılı Kanun kapsamına alınan suçlar ve uygulanacak
işlemler için ek   1 ve 4 üncü maddelere bakınız.





960


 


                                                                  İKİNCİ
FASIL


                                                Hukuku
amme davasının hazırlanması


             Suçların
ihbarı


             Madde 151 – Suçlara dair ihbarlar,
şifahi veya yazılı olarak Cumhuriyet Müddeiumumiliğine, zabıta makam ve
memurlarına ve sulh hakimlerine yapılabilir.


             Bu ihbarlar kanuni mercilere tevdi
edilmek üzere vali, kaymakam ve nahiye müdürlerine de yapılabilir.


             Şifahi ihbarlar üzerine zabıt varakası
tutulur.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/32 md.)
Takibi şikayete bağlı olan suçlarda bu şikayet yazı ile veya tutanağa
geçirilecek beyan ile mahkemeye, Cumhuriyet savcılığına ve yukarıda gösterilen
makamlara da yapılabilir.


             Şüpheli
ölümün ihbarı


             Madde  152 – Bir ölünün tabii
sebeplerden ileri gelmediği şüphesini verecek emareler olur yahut meçhul bir
şahsın ölüsü bulunursa zabıta ve belediye memurları veya köy muhtarları
keyfiyeti derhal Cumhuriyet Müddeiumumiliğine veya sulh hakimine bildirmekle
mükelleftirler.


             Defin ancak Cumhuriyet Müddeiumumisi veya
sulh hakimi tarafından  verilecek yazılı ruhsata bağlıdır.


             Bir
suça muttali olan C. M. U.  sinin vazifesi


             Madde 153 – Cumhuriyet
Müddeiumumisi ihbar veya herhangi bir suretle bir suçun işlendiği zehabını
verecek bir hale muttali olur olmaz hukuku amme davasını açmağa mahal olup
olmadığına karar vermek üzere hemen işin hakikatini araştırmağa mecburdur.


             Cumhuriyet Muddeiumumisi yalnız maznunun
aleyhine olan hususları değil, lehine olan cihetleri de arar ve kaybolmasından
korkulan delillerin toplanmasına ve zaptına çalışır.


             Hukuku
amme davasını açmak vazifesi


             Madde 154 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Cumhuriyet Müddeiumumisi yukarıdaki
maddede yazılı neticelere varmak için bütün memurlardan her türlü malümatı
istiyebilir. Gerek doğrudan doğruya ve gerek zabıta makam ve memurları
vasıtasile her türlü tahkikatı yapabilir.


             (Değişik:
18/11/1992 - 3842/23 md.) Bütün zabıta makam ve memurları, el koydukları
olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri Cumhuriyet Savcılıklarına
derhal bildirmek ve Cumhuriyet Savcılığının adliyeye ilişkin işlerde bütün
emirlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Cumhuriyet Savcıları emirleri
yazılı olarak verir, acele hallerde sözlü emir de verebilir. (1)


              (Değişik:
18/11/1992 - 3842/23 md.) Sözlü emir verildiği durumlarda Cumhuriyet
Savcısı, vermiş olduğu emirden zabıta amirini de haberdar eder. Cumhuriyet
Savcısının yazılı emri üzerine yakalanan kişiler, olayın sanık ve tanıkları,
yapılan işleme ait evrak ile birlikte belirtilen gün, saat ve yerde zabıta
kuvvetlerince hazır bulundurulur. (1)


             Kanun tarafından kendilerine verilen veya
kanun dairesinde kendilerinden istenen adliyeye müteallik vazife veya işlerde
suiistimal veyahut ihmal ve terahileri görülen Devlet memurlarile Cumhuriyet
Müddeiumumiliğinin şifahi veya yazılı taleb ve emirlerini yapmakta suiistimal
veya terahileri görülen zabıta amir ve memurları hakkında Müddeiumumilikçe
doğrudan doğruya takibatta bulunulur.


             Ancak zabıta amirleri hakkında hakimlerin
vazifelerinden dolayı tabi oldukları muhakeme usulü tatbik olunur.


             Vali, kaymakam ve nahiye müdürleri
hakkında Memurin Muhakematı Kanunu hükmü caridir.


 


 


––––––––––––––


(1)
18/11/1992 tarihli ve 3842 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde "154 üncü
maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir" ibaresi yer
almaktadır. Ancak düzenleme iki fıkra olarak yapıldığı için bu düzenlemeye
uyulmuştur.


 





960-1


 


             Sulh
hakiminden C. M. U . sinin tahkikat talebi


             Madde 155 – Cumhuriyet Müddeiumumisi
ancak hakim tarafından yapılabilecek olan bir tahkik muamelesine lüzum görürse
taleplerini bu muamelenin cereyan edeceği mahallin sulh hakimine bildirir.Sulh
hakimi istenilen muameleye, işin vaziyetine göre kanunen cevaz olup olmadığını
tetkik eder.


             Suça
karşı zabıtanın vazifesi


             Madde 156 – Zabıta makam ve
memurları suçluları aramakla ve işin tenviri için lazım gelen acele tedbirleri
almakla mükelleftir. Bu makam ve memurlar tanzim ettikleri evrakı hemen
müddeiumumiliğine gönderirler.


             Ancak hakim tarafından derhal icrası
muktazi tahkik muamelelerine lüzum varsa bu evrakın doğrudan doğruya sulh
hakimine gönderilmesi caizdir.


             Vak'a
makallinde memurun emirlerine muhalefet


             Madde 157 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/33 md.)


             Olay mahallinde görevine ait işlemlere
başlayan memur bu işlemlerin yapılmasını kasten ihlal eden veya yetkisi
dahilinde olarak aldığı tedbirlere aykırı davranan şahısları işlemlerin
sonuçlanmasına kadar göz altına almaya yetkilidir. Şu kadar ki, bu süre
yirmidört saati geçemez.


             Tahkikatın
sulh hakimi tarafından re'sen yapılması


             Madde 158 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/34 md.)


             Suçüstü hali ile gecikmesinde zarar
umulan durumlarda sulh hakimi de tutuklama dahil bütün tahkik işlemlerini
re'sen yapmak yetkisine sahiptir.


             Zabıta makam ve memurları, sulh hakimi
tarafından emredilen tedbirleri almak ve araştırmaları yerine getirmekle
mükelleftir.


             Sanık
lehindeki delillerin toplanması


             Madde 159 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/35 md.)


             Sanık, sulh hakimi tarafından yapılan
sorgusu sırasında suçsuzluğu yönünde bazı deliller gösterir ve sulh hakimi bu
delilleri yerinde görür, bunların kaybolmasından korkar veya bu deliller,
sanığın serbest bırakılmasını gerektirir nitelikte bulunursa onları toplar.


             Bu delillerin başka bir mahkemenin yargı
çevresi içinde toplanması gereken hallerde bu işlemlerin yerine getirilmesi, o
yer sulh hakiminden istenebilir.


             C.M.U.
sinin salahiyeti


             Madde 160 – 158 ve 159 uncu
maddelerde yazılı hallerde mütaakıp işlerin yapılması salahiyeti Cumhuriyet
Müddeiumumisinindir.


             Hazırlık
tahkikatında Cumhuriyet savcısı ile sulh hakiminin tabi oldukları hükümler


             Madde 161 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/36 md.)


             Sanığın sorgusu, tanık ve bilirkişinin
dinlenmesi veya bir keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet savcısı veya sulh
hakiminin yanında bir zabıt katibi bulunur. Acele hallerde, yemin vermek
şartıyla bir kimseye zabıt katipliği görevi yaptırılabilir.


             Her tahkikat işlemi tutanakla tesbit
olunur. Tutanak, Cumhuriyet savcısı veya sulh hakimi ile hazır bulunan zabıt
katibi tarafından imza edilir.


             Tutanak, işlemin yapıldığı yeri, zamanı
ve işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimlerini ihtiva eder.





960-2


 


             İşlemde hazır bulunan ilgililerce tasdik
olunmak üzere tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunur veya okunmak
üzere kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgili olanlara imza
ettirilir.


             İmzadan kaçınılırsa sebepleri yazılır.


             Keşif
veya muayenede, tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler


             Madde 162 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/37 md.)


             Bir keşif veya muayenenin yapılması
sırasında sanık,mağdur ve müdafileri hazır bulunabilir.


             Bir tanık veya bilirkişinin duruşma
sırasında hazır bulunamayacağı umulur veya meskeninin uzaklığı sebebiyle
bulunması güç görülürse, bu tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde dahi aynı
hüküm uygulanır.


             Sanığın huzuru tanıklardan birinin
gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte sanığın
bulunmamasına karar verilebilir.


             Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar
işin geri bırakılmasına meydan vermemek kaydıyla, işlerin yapılması gününden
evvel haberdar edilir.


             Sanık tutuklu ise, ancak tutuklu
bulunduğu yerdeki mahkeme binası içinde yapılacak işlerde hazır bulunmayı
isteyebilir.


             Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar
kendilerine ait özüre dayanarak işin başka güne bırakılmasını isteyemezler.


             Kamu
davasının açılması


             Madde 163 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/38 md.)


             Yapılan hazırlık tahkikatı sonunda,
toplanan deliller kamu davasının açılmasına yeterli ise Cumhuriyet savcısı
mahkemeye bir iddianame vermek suretiyle kamu davasını açar.


             İddianamede sanığın açık kimliği, isnat
olunan suçun neden ibaret olduğu, suçun kanuni unsurlarıyla uygulanması gereken
kanun maddeleri, deliller ve duruşmanın yapılacağı mahkeme gösterilir.


             Asliye ve ağır ceza mahkemelerine ait
işlerde, hazırlık tahkikatının verdiği esaslı neticeler dahi iddianameye
yazılır.


             (İptal: Ana. Mah.nin 20/3/2002 tarihli
ve E.2000/28,K.2002/36 sayılı kararı ile.)





961


 


             Takibata
yer olmadığına dair karar


             Madde
164 – (Değişik: 21/5/1985 - 3206/39 md.)


             Yapılan hazırlık tahkikatı sonunda, kamu
davasının açılması için yeterli delil bulunmaması veya keyfiyetin takibe değer
görülmemesi halinde Cumhuriyet savcısı takibata yer olmadığına karar verir. Bu
karar, evvelce sorguya çekilmiş veya tutuklama müzekkeresi verilmiş sanığa,
suçtan zarar gören şikayetçiye ve dava açılması talebi ile dilekçe verene
bildirilir.


             Müddeiumuminin
kararına itiraz


             Madde 165 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/40 md.)


             Şikayetçi aynı zamanda suçtan zarar gören
kimse ise, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün
içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının mensup olduğu ağır ceza işlerini
gören mahkeme dairesine en yakın bulunan ağır ceza işlerini gören mahkeme
başkanına itiraz edebilir.


             İtiraz istidasında hukuku amme davasının
açılmasını haklı gösterebilecek vakıalar ve deliller beyan edilmeli ve varsa
bir avukat veya davavekili tarafından imza edilmiş bulunmalıdır.


             İtirazın
tetkiki ve tahkikatın tevsii


             Madde 166 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Ağır Ceza Reisi taleb ederse Cumhuriyet
Müddeiumumisi o zamana kadar yaptığı bütün muameleleri havi evrakı kendisine
gönderir.


             Reis bir diyeceği varsa bildirilmesi için
bir müddet tayin ederek istidayı maznuna tebliğ edebilir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/41 md.)
Ağır ceza mahkemesi başkanı, kararını vermek için tahkikatın genişletilmesine
lüzum görür ise, bu hususu açıkça  belirtmek suretiyle mahalli sulh hakimini
görevlendirebilir.


             İtirazın
reddi


             Madde 167 – Hukuku amme davasının
açılması için kafi sebepler bulunmazsa reis istidayı ret ve keyfiyeti
müsted'iye Cumhuriyet Müddeiumumisine ve maznuna bildirir.


             İstida reddedildikten sonra hukuku amme
davası ancak yeni vakıalara ve yeni delillere müsteniden açılabilir.


             İtirazın
kabulü


             Madde 168 – Reis istidanın varit
ve haklı olduğuna kanaat getirirse hukuku amme davasının açılmasına karar
verir.


             Cumhuriyet Müddeiumumisi bu kararı icra
eder.


             Muterizden
kefalet alınması


             Madde  169 – Reis istida hakkında
karar vermezden evvel gerek istida ve gerek tahkikatın istilzam eyleyeceği
işlere ait olarak tahmin edilecek masrafların Hazineye ve maznuna karşı temini
için bir kefalet verilmesini müsted'iden talep edebilir. Kefalet para veya
Devlet esham  ve tahvilatı vermek suretiyle olur. Kefalet miktarını reis tayin
edeceği gibi aynı zamanda kefaletin verilmesi için dahi bir mehil tayin eyler.


             Muayyen müddet içinde kefalet verilmezse
istida geri alınmış sayılır.


             İtirazın
masrafları


             Madde 170 – 167 nci madde ile 169
uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı hallerde istidaya mütaallik usul
işlerinin masrafları müsted'inindir.





962


 


                                                                ÜÇÜNCÜ 
FASIL


                                                                    İlk
tahkikat (1)


             Madde 171 – 190 – (Mülga: 21/5/1985 -
3206/82 md.)


                                                             DÖRDÜNCÜ 
FASIL


                                                      Son
tahkikatın açılması kararı


             Madde 191 – 205 – (Mülga: 21/5/1985 -
3206/82 md.)


                                                                 BEŞİNCİ
FASIL


                                                                Duruşma
hazırlığı


             Duruşma
günü


             Madde 206 – Duruşmanın yapılacağı
gün mahkeme reisi tarafından tayin olunur.


             Devlet ve Hükümet nüfuzunu kıran ve adabı
umumiye aleyhinde olan suçlar ile yağma ve yol kesmek ve adam kaldırmak ve
öldürmek cürümleri diğerlerinden önce görülür.


             Celpnamenin
yazılması ve tebliği ve sübut vasıtalarının nakli


             Madde 207 – Cumhuriyet
Müddeiumumiliği duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder ve
suçun sübutuna yardım edecek eşyayı mahkemeye verir.


             Maznun veya şahit yahut ehlihibre çok
olmasından veya maznunun sorgusunun uzaması ihtimalinden dolayı duruşmanın bir
günde bitmeyeceği anlaşılırsa reis şahitlerle ehlihibrenin hepsini veya bir
kısmını sonraki duruşmalara davet ettirebilir.


             İddianamenin
sanığa tebliği


             Madde 208 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/42 md.)


             İddianame, davetiye ile birlikte
mahkemece sanığa tebliğ olunur.


             (İkinci fıkra iptal: An.Mah.'nin
14/7/1998 tarih ve E: 1997/41, K: 1998/47 sayılı kararı ile.)


             Mevkuf olan veya olmayan
maznunun daveti


    
Madde 209 – Mevkuf olmıyan  bir maznuna tebliğ olunacak celpnameye
mazereti olmaksızın gelmediği halde tevkif olunacağı veya zorla getirileceği
yazılır. Ancak 225 inci maddede beyan olunan halde bu ihtar yazılmaz. Mevkuf
bulunan bir maznunun daveti 33 üncü madde mucibince duruşma gününün tebliği
suretiyle olur. Aynı zamanda maznun duruşmada kendisini müdafaa için bir
talepte bulunup bulunmıyacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmeğe
davet olunur. (Değişik son cümle: 14/7/2004-5219/3 md.) Bu muamele tutuklunun
bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen
personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.


             Tebliğ
ile duruşma arasındaki mehil


             Madde
210 – Yukardaki madde mucibince celpnamenin tebliğiyle duruşma günü
arasında en aşağı bir hafta geçmek icap eder.


             (Değişik:
21/5/1985  - 3206/43 md.) Bu süreye uyulmamış ise, iddianamenin
okunmasından önce sanık duruşmaya ara verilmesini isteyebilir.


 


 


——————————


(1)
Diğer kanunlarda bu Kanunun ilk tahkikat hükümlerine yapılan atıflarda
izlenecek  yol için ek 6 ncı maddeye bakınız.





963


 


             Müdafii
davet:


             Madde
211 – Müdafii gerek mahkemece tayin edilmiş olsun gerek maznun tarafından
intihap edilipte mahkemeye haber verilmiş bulunsun maznun ile birlikte davet
olunur.


             Maznunun
müdafaa delillerinin toplanması talebi :


             Madde
212 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)


             Maznun,
şahid veya ehlihibrenin davetini yahut müdafaa delillerinin toplanmasını
istediğinde bu delillerin taallük ettiği vakıaları göstermek suretile bu
babdaki istidasını duruşma gününden en aşağı beş gün evvel mahkeme reisine
verir.


             Bu istida
üzerine verilecek karar derhal kendisine bildirilir.


             Maznunun kabul edilen talebleri
Cumhuriyet Müddeiumumiliğine de bildirilir.


             Daveti
reddolunan kimsenin maznun tarafından doğrudan davet ettirilmesi:


             Madde  213 – Reis bir kimsenin
daveti hakkındaki istidayı reddeylediği takdirde maznun o kimseyi doğrudan
doğruya davet ettirebileceği gibi evvelce bir istida vermeksizin dahi o kimseyi
getirebilir.


             Doğrudan doğruya davet olunan kimse, yol
masrafiyle kaybedeceği vakit için tarifeye göre verilmesi muktazi tazminat,
celpnamenin tebliği sırasında kendisine verilir veya mahkeme kalemine
yatırıldığı bildirilirse hazır bulunmağa mecburdur.


             Doğrudan doğruya davet olunan kimsenin
beyanatı duruşma sırasında hadisenin tenvirine yararsa mahkeme talep vukuunda,
yukardaki fıkrada yazılı masraf ve tazminatın Devlet Hazinesinden verilmesine
karar verir.


             Mahkeme
reisinin resen daveti:


             Madde 214 – Mahkeme reisi dahi
resen şahit ve ehlihibre celbine ve başkaca sübut sebeplerinin toplanmasına
karar verebilir.


             Davet edilen
şahitlerin isim ve ikametgahlarının maznuna ve müddeiumumiye bildirilmesi:


             Madde 215 – Maznun doğrudan
doğruya davet ettirdiği veya duruşma sırasında getireceği ehlihibre ve
şahitlerin isimleriyle mesken veya ikametgahlarını Cumhuriyet Müddeiumumisine
vakti zamaniyle bildirir.


             Cumhuriyet Müddeiumumisi dahi iddianamede
gösterilen veya maznunun talebi üzerine davet olunan şahitler ve ehlihibre
haricinde gerek reisin karariyle ve gerek kendiliğinden başka kimseleri davet
ettirecek ise bunların isimleriyle mesken veya ikametgahlarını maznuna yine
vakti zamaniyle bildirir.


             Şahit
ve ehlihibrenin naiple veya istinabe yoliyle dinlenmeleri :


             Madde 216 – Hastalık veya
malüliyet veya iktihamı mümkün olmayan başka bir sebeple bir şahit veya
ehlihibrenin uzun veya gayrı muayyen bir zaman için duruşmada hazır bulunması
kabil olmayacağı anlaşılırsa mahkeme bir naip marifetiyle veya istinabe yoliyle
onun dinlenmesine karar verebilir. Yemin verilmesi icap eden hususlarda yemin
ettirildikten sonra dinlenir.


             Bu hüküm meskenlerinin uzak bulunmasından
dolayı celpleri müşkül olan şahit ve ehlihibrenin dinlenmesinde dahi caridir.(1)


             Şahit
ve ehlihibrenin dinleneceği günün bildirilmesi :


             Madde 217 – İşin gecikmesine sebebiyet vermeyecekse şahit veya
ehlihibrenin dinlenmesi için tayin olunan günden Cumhuriyet Müddeiumumisine,
maz- 


——————————


(1)
   Bu hükmün uygulanmasında ek 5 inci maddeye bakınız.





964


 


nuna ve müdafie haber verilir.Bunların dinlenme
sırasında hazır bulunmaları şart değildir. Tutulan zabıt varakası Cumhuriyet
Müddeiumumisine ve müdafie gösterilir.


             Mevkuf olan maznun ancak mevkuf bulunduğu
mahaldeki mahkeme binası içinde yapılacak bu nevi işlerde hazır bulunmağı
isteyebilir.


             Tekrar
keşif ve muayene :


             Madde 218 – Duruşmanın
hazırlanması için yeniden keşif ve muayeneye ihtiyaç görülürse yine yukardaki
madde ahkamı tatbik olunur.


                                                                 ALTINCI
FASIL


                                                                 Davaya
duruşma


             Duruşma
usulü :


             Madde 219 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Duruşma, hükme iştirak edeceklerin
huzurile ara vermeksizin cereyan eder. Cumhuriyet Müddeiumumisinin ve zabıt
katiblerinin bulunmaları şarttır.


             Sulh mahkemelerinde yapılan duruşmalarda
Cumhuriyet Müddeiumumisi bulunmaz.


             Bir
kaç müddeiumumi ve müdafiin duruşmaya iştirakleri :


             Madde 220 – Cumhuriyet
Müddeiumumiliği heyetinden bir kaç zat ve bir kaç müdafi aynı zamanda duruşmaya
iştirak edebilecekleri gibi münavebe suretiyle işi aralarında taksim de
edebilirler.


             Ara verme:


             Madde 221 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/44 md.)


             Duruşmaya ara verilmesine mahkemece karar
verilir.


             141 inci maddede yazılı hal hariç olmak
üzere müdafiin özürünün bulunması duruşmaya ara verme talebi için sanığa bir
hak vermez.


             210 uncu maddede belirlenen süreye
uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa
bildirilir.


             Ara
vermede süre :


             Madde 222 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/45 md.)


             Duruşmaya zaruret olmadıkça sekiz günden
fazla ara verilemez. Tutuklu işlerde zaruret olsa dahi bu süre otuz günü
geçemez.


             Maznunun
gelmemesi :


             Madde 223 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/46 md.) Bu
Kanundaki istisnalar saklı kalmak kaydıyla mahkemeye gelmemiş olan sanık
hakkında duruşma yapılmaz.


             Gelmemenin makbul sebepleri isbat
edilmezse maznunun ihzarı emrolunur veya hakkında tevkif müzekkeresi verilir.


             (Ek: 7/1/1981 - 2369/6 md.)
Yargılandığı suçtan ötürü yüzüne karşı verilmiş bir tutuklama kararından sonra
firar eden sanığın duruşmada sorguya çekilmiş ve artık duruşmada hazır
bulunmasına mahkemece lüzum görülmemiş olması halinde dava gıyabında görülerek
bitirilebilir.


             (Ek: 21/5/1985 - 3206/46 md.)
Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkümiyet dışında bir karar verilmesi
gerektiği kanaatine varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa dahi dava gıyabında
bitirilebilir.





965


 


             Duruşma
sırasında maznunun mahkemeden uzaklaşması :


             Madde 224 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Mahkemeye gelen maznun, duruşmanın devamı
müddetince hazır bulunur, savuşmasının önüne geçmek için mahkeme reisi
lazımgelen tedbirleri alır ve duruşma tehir olunduğu müddetçe maznunu nezaret
altına dahi aldırabilir.


             Maznun savuşur veya tehiri takib eden
duruşmaya gelmezse dava hakkında evvelce kendisi sorguya çekilmiş ve artık
huzuruna mahkemece lüzum görülmemiş olursa dava gıyabında bitirilebilir.


             Maznunun
evvelce  mazbut ifadesinin okunabileceği haller


             Madde 225 – Tahkikatın mevzuu olan
suç gerek yalnız ve gerek birlikte olarak para cezasını, hafif hapis ve
müsadere cezalarını müstelzim ise maznun gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu
gibi hallerde maznuna gönderilecek celpnamede kendisi gelmese dahi duruşmanın
yapılabileceği yazılır.


             Sanığın
duruşmadan vareste tutulması :


             Madde 226 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/34 md.)


             Sanık veya vekaletnamesinde sarahat
bulunması halinde müdafi isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunma
mecburiyetinden vareste tutabilir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/47 md.) Ağır
cezalı suçların dışında sanık daha önce sulh hakimi tarafından sorguya
çekilmemiş ise davaya esas olan olaylar üzerine istinabe suretiyle sorguya
çekilir (1).


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/47 md.)
Ağır cezalı suçlarda, sanık daha önce sulh hakimi tarafından sorguya çekilmiş
olsa bile, davaya esas olan onaylar üzerine istinabe suretiyle sorguya çekilir (1).


             Duruşmadan vareste tutulmasını talep
etmese bile, davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir
suçtan tutuklu veya cezası infaz edilmekte olan sanığın sorgusu bulunduğu
yerdeki mahkeme aracılığı ile yaptırılabilir.


             Sorgu için tayin olunan gün, Cumhuriyet
Savcısı ile müdafie bildirilir. Bunların sorgu sırasında hazır bulunması
zorunlu değildir.


             Sorgu tutanağı duruşmada okunur.


             (Ek: 12/6/1979 - 2248/4 md.; Değişik:
7/1/1981 - 2369/7 md.) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer
sebeplerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastane veya
tutukevine nakledilmiş olan tutuklunun sorgusu yapılmış olması şartıyla hazır
bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için celbedilmemesine mahkemece
karar verilebilir.


             Sanığın
müdafi gönderebilmesi:


             Madde 227 - (Değişik: 5/3/1973 -
1696/35 md.)


             Sanığın, hazır bulunmaksızın
yapılabilecek bütün duruşmalara müdafiini göndermek salahiyeti vardır.


             Maznunun
hazır olmaksızın yapılan duruşmada eski hale getirme şartı:


             Madde 228 – Duruşma, maznun hazır
olmaksızın yapılırsa, hükmün kendisine tebliği tarihinden bir hafta içinde
mehlin geçmesinden mütevellit neticeleri bertaraf etmek için maznun kanuni
sebeplere istinatla o hüküm hakkında eski hale getirme talebinde bulunabilir.


——————————


(1) 
  Bu hükmün uggulanmasında ek 5 inci maddeye bakınız.





966


 


             Şukadar ki maznun kendi talebi üzerine
duruşmada hazır bulunmak mecburiyetinde tutulmamış yahut müdafi marifetiyle
temsil edilmek salahiyetini istimal etmiş olursa artık eski hale getirme
talebinde bulunamaz.


             Maznunun
zorla getirilebilmesi :


             Madde 229 – Mahkeme maznunun
bizzat hazır bulunmasına ve ihzar veya tevkif müzekkeresiyle zorla
getirilmesine her vakit karar verebilir.


             Birden
fazla davaların birleştirilmesi :


             Madde 230 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Mahkeme, bakmakta olduğu bir kaç dava
arasında irtibat görürse bu irtibat üçüncü maddede gösterilen neviden olmasa
bile birlikte tahkik ve hükmolunmak üzere bu davaların birleştirilmesine karar
verebilir.


             Reisin
vazifesi :


             Madde 231 – Reis duruşmayı idare eder
ve maznunu sorguya çeker ve ikame edilen delilleri dinler.


             Duruşmada alakadar olanlardan biri
duruşmanın idaresine mütaallik olarak reis tarafından  emrolunan bir tedbirin
kabule şayan olmadığını beyan ederse mahkeme bu bapta bir karar verir.


             Şahitlerle
ehlihibrenin müddeiumumi ve maznun tarafından dinlenmeleri ve istizahları :


             Madde 232 – Cumhuriyet
Müddeiumumisi ile maznun tarafından gösterilen şahitlerle ehlihibrenin
dinlenmelerini ve istizahını, Cumhuriyet Müddeiumumisi ve müdafiin müttefikan
vakı talepleri üzerine mahkeme reisi kendilerine tevdi eder. Bu takdirde
müddeiumumi tarafından gösterilen şahitleri ve ehlihibreyi dinlemek ve istizah
etmek hakkı müddeiumumiye aittir. Maznun tarafından gösterilen şahitler ve
ehlihibrenin dinlenmesinde ve istizahında aynı rüçhan müdafie aittir.


             Bundan sonra reis dahi şahitlere ve
ehlihibreye meseleyi daha ziyade tenvir için lazım gördüğü sualleri sorabilir.


             Mahkeme
azasının sual sorması :


             Madde 233 – Reis talepleri üzerine
mahkeme azasına dahi ehlihibre ve şahitlere sual sormağa müsaade verir.


             Bu müsaade Cumhuriyet Müddeiumumisine,
maznuna ve müdafie dahi verilir.


             Dinleme ve
istizah müsaadesinin geri alınması :


             Madde 234 – 232 nci maddenin
birinci fıkrasında gösterilen halde ehlihibre ve şahitlerin dinlenme ve
istizahı hususunda kendilerine verilen müsaadeyi bir taraf suiistimal ederse
reis bunu geri alabilir.


             232 nci maddenin birinci ve 23 üncü
maddenin ikinci fıkralarında gösterilen hallerde reis icapsız olan veya
taallüku bulunmıyan suallerin sorulmasını menedebilir.


             Sual
sorulmasında tereddüt


             Madde 235 – Bir sualin sorulması
caiz olup olmadığında tereddüt edilirse mahkeme bir karar verir.


             Şahit
ve ehlihibre yoklaması ve son tahkikatın açılması kararının okunması :


             Madde 236 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Duruşmaya şahidlerin ve ehlihibrenin
yoklamasile başlanır.





967


 


             (Değişik fıkralar: 21/5/1985 - 3206/48
md.)


             Bundan sonra sanığın açık kimliği ve
şahsi durumu tesbit olunur. Daha sonra iddianame okunur ve 135 inci maddeye
göre sanık sorguya çekilir.


             İddianamenin okunması ve sanığın sorguya
çekilmesi tanıklar hazır bulunmaksızın yapılır.


             Delillerin
ikamesi ve bu baptaki talep ve kararlar


             Madde 237 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/49 md.)


             Sanığın sorguya çekilmesinden sonra
delillerin ikamesine başlanır. Ancak, sanığın sorgusunun yapılmamış olması
delillerin ikamesine mani değildir. Sonradan gelen sanığa, ikame edilen
deliller bildirilir.


             Bir delilin iradına mütaallik talebin
reddi mevzuubahsolur, yahut bazı delillerin iradına müsaade olunması
muhakemenin talikını icap ettirirse, mahkeme bu  bapta bir karar verir.


             Mahkeme vukubulan talep üzerine veya
kendiliğinden şahit ve ehlihibre celbini ve başkaca sübut sebeplerinin ihzar ve
iradını emredebilir.


             Delillerin
ikamesi ve reddi


             Madde 238 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/36 md.)


             Delillerin ikamesi,davet edilen bütün
tanıkların ve bilirkişinin dinlenmesi vesair sübut vasıtalarının iradedilmesi
demektir.


             İkamesi istenilen herhangi bir delil
aşağıda yazılı hallerde reddolunabilir.


             a) Delil ikamesi kanun hükümleri
mucibince caiz değilse,


             b) Delilin belli açık bir hususa teallüku
itibariyle ikamesi lüzumsuz ise,


             c) Delil ile ispat edilmek istenilen
vakıanın karara tesiri yoksa veya sanık lehine evvelce sabit olmuş bir duruma
ilişkin olursa,


             d) Delil hiçbir suretle maksada
elverişli değilse,


             e) Delilin elde edilmesi imkanı
yoksa,


             f) Delil ikamesi talebi işi uzatmak
maksadıyle yapılmış ise,


             g) Sanığın beraatini ispat edecek önemli
bir iddia ileri sürülüp de bu iddiada bildirilen vakıa, gerçek olarak kabul
edilebilecek mahiyette ise.


             Bu hüküm, ilk olarak duruşma celsesinde
veya 212 nci madde mucibince duruşma hazırlığında veya hakim soruşturmasında
davet olunup dinlenmeleri istenilen tanıklar ve bilirkişiler hakkında ve diğer
sübut vasıtalarının iradı halinde de uygulanır.


             Cumhuriyet Savcısı ile sanık ve varsa
müdahil müştereken talep ederlerse mahkeme şu veya bu delilden vazgeçebilir.


             Müdahil, yalnız şahsi hakları ispat için
gösterdiği delilden, başkalarının uygun beyanlarına hacet olmadan, her zaman
vazgeçebilir.


             Kabahate taallük eden veya şahsi dava
üzerine görülen işlerde mahkeme davaya ve feragate ve evvelce verilen kararlara
bağlı olmayarak delillerin ne hudut dahilinde ikame edileceğini tayin eder.


             Delil
ve vakıanın geç ikame ve irat edilmesi


             Madde 239 – Bir delilin veya ispat
olunacak vakıanın geç irat edilmesi, ikamesi talebinin reddine sebep olmaz.


             Bununla beraber dinlenecek şahidin veya
ehlihibrenin ismi hasma geç tebliğ edilmiş yahut ispat edilecek hadise hasım
tarafı için lazımgelen malümatı elde etmeğe vakit müsait olmıyacak derecede geç
bildirmişse hasım tarafı delillerin ikamesi hitam bulmazdan evvel malümat almak
üzere duruşmanın talikını istiyebilir.





968


 


             Reisin veya mahkemenin emriyle davet
olunacak şahitler ve ehlihibre hakkında Cumhuriyet Müddeiumumisi ve maznun dahi
bu hakkı haizdirler.


             Bu talepler hakkında mahkeme kanaatine
göre karar verir.


             Sorgu
sırasında maznunun mahkemeden çıkarılabileceği haller


             Madde 240 – Maznunun yüzüne karşı
şeriklerinden birinin veya bir şahidin hakikatı söylemiyeceğinden korkulursa,
mahkeme sorgu ve dinleme sırasında o maznunun mahkeme salonundan çıkarılmasını
emredebilir.


             Şukadar ki maznun tekrar getirildiği
zaman gıyabında yapılan söz ve işlerin esaslı noktaları kendisine bildirilir.


             Şahidin ve ehlihibrenin dinlenlikten
sonra mahkemeden uzaklaşmaları


             Madde 241 – Şahitler ve ehlihibre
dinlendikten sonra ancak reisin emir ve müsaadesiyle mahkemeden çıkabilirler. Bunun için evvelce Cumhuriyet Müddeiumumisine ve
maznuna sorulur.


             Duruşma
sırasında okunacak sübut sebepleri


             Madde 242 – Sübut sebepleri olarak
kullanılacak senetler ve sair evrak duruşma sırasında okutturulur.


             Evvelce verilmiş olan mahkümiyet
ilamlariyle adli sicil hulasaları ve şahsi ahval sicilleri hakkında dahi bu
suretle muamele olunur. Bu hüküm keşif ve muayeneyi tazammun eden zabıt
varakaları hakkında da caridir.


             Delilin 
bir şahitten ibaret olması


             Madde 243 – Bir vakıanın delili
bir şahidin şahsi malümatından ibaret ise bu şahit duruşma esnasında dinlenir.


             Şahidin daha evvelce şahadetini ihtiva
eden zabıt varakalarının ve yazılı beyanlarının okunması şifahi şahadet yerine
geçemez.


             Zabıt
varakalarının okunmasiyle iktifa olunabilecek haller


             Madde 244 – Bir şahit veya
ehlihibre yahut maznunun şeriklerinden biri vefat etmiş veya akıl hastalığına
tutulmuş veya meskeni bulunmamış olursa evvelce alınan ifadesini havi zabıt
varakasının okunmasiyle iktifa olunabilir. Evvelce mahküm olan şerik hakkında
dahi hüküm böyledir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/50 md.) 162
ve 216 ncı maaddelere göre dinlenen tanık ve bilirkişilere ait tutanağın
okunmasıyla da yetinilebilir.


             Zabıt varakalarının bu suretle okunması
ancak mahkeme karariyle olur. Bu kararda zabıt varakalarının okutturulmasını
icap ettiren sebepler ve ifadesi okutturulan şahsın evvelce yeminle dinlenmiş
olup olmadığı beyan olunacaktır. Bu hükümler şahit ve ehlihibrenin yeniden
dinlenmesi halinde yeminin lüzumuna dair olan hükümleri değiştirmez.


             Şahitlikten çekinme hakkını
sonradan kullanan şahidin ifadesi


             Madde 245 – Duruşmadan önce
dinlenipte ilk defa olarak duruşma esnasında şahitlik etmekten çekinmek hakkını
kullanan şahidin yazılı ifadesi dahi okunmaz.


             Şahit ve ehlihibreye evvelce
mazbut ifadelerin okunabileceği haller


             Madde 246 – Şahitlerden veya
ehlihibreden biri bir vakıayı hatırlayamadığını beyan ederse evvelki şahadetini
muhtevi olan zabıt varakasının o vakıaya mütaallik olan kısmı okunarak meseleyi
hatırlamasına yardım edilir.





969


 


             Şahidin son şahadetiyle evvelki ifadesi
arasında tenakuz bulunupta duruşmayı kesmeksizin başka suretle telif veya
izalesi mümkün olmazsa mazbut ifadesi okunabilir.


             Maznunun
evvelce mazbut ifadesinin okunabileceği haller


             Madde 247 – Maznunun hakim
tarafından tanzim kılınan zabıt varakasındaki ifadesi ikrarına delil olmak
üzere okunabilir.


             Maznunun evvelki ve sonraki ifadeleri
arasında tenakuz bulunupta duruşmayı kesmeksizin başka suretle telif veya
izalesi mümkün olmazsa mazbut ifadesi okunabilir.


             İfadelerin
okunduğunun zapta yazılması


             Madde 248 – 246 ve 247 nci
maddelerde beyan olunan hallerde okuma keyfiyeti ve bunu icap ettiren sebepler
Cumhuriyet Müddeiumumisinin veya maznunun talebi üzerine zabıtnameye yazılır.


             Raporların
ve diğer evrakın okunması


             Madde 249 – Maznunun tavru
hareketine dair şahadetnameler müstesna olmak üzere başka bir şahadetname veya
mütalaayı muhtevi olarak resmi dairelerden yazılı evrak ile muayeneyi havi
tabip veya ehlihibre raporları okunabilir.


             Bu raporlar üzerine istizaha lüzum
görülürse imza edenlerin yazılı veya şifahi olarak fenni mütalaaları alınır.
Şukadar ki keşif ve muayeneye dair olan mütalaalar bir heyet tarafından
verilmişse mahkeme duruşma esnasında heyetin mütalaasını beyan etmek vazifesini
azasından birine vermeği o heyete teklif edebilir.


             Dinlenme
ve okunmadan sonra maznuna ne diyeceğinin sorulması


             Madde
250 – Şahidin,
ehlihibrenin veya şerikinin dinlenmesinden ve herhangi bir varakanın
okunmasından sonra bunlara karşı bir diyeceği olup olmadığı maznuna sorulur.


             Müddeiumuminin,
maznun ve mesulü bilmalin iddiaları ve sözleri


             Madde 251 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Delillerin ikame ve münakaşası bittikten
sonra söz davacıya ve ondan sonra Cumhuriyet Müddeiumumisine, sonra mesulü
bilmale ve daha sonra da hemen maznuna verilir.


             Cumhuriyet Müddeiumumisi maznuna ve
maznun ve müdafii de Cumhuriyet Müddeiumumisine cevap vermek hakkını
haizdirler. Reisin
müsaadesile davacı ve mesulü bilmal de cevap verebilir. En son söz maznunundur.


             Maznun namına müdafi tarafından müdafaada
bulunsa dahi müdafaaya ilave edecek başka bir şey olup olmadığı maznuna
sorulur.


             Tercüman
bulundurulacak haller


             Madde 252 – Maznun Türkçe
bilmiyorsa bir tercüman vasıtasiyle hiç olmazsa Cumhuriyet Müddeiumumisinin ve
müdafiin son iddia ve müdafaalarının neticeleri kendisine anlatılır.


             Sağır veya dilsiz olan maznuna bunlar
yazı ile bildirilemiyecek olursa 58 inci madde mucibince muamele olunur.


             Duruşmanın
bitmesi ve hüküm


             Madde 253 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/37 md.)


             Duruşmanın sona erdiği tefhim olunduktan
sonra hüküm verilir.


             Sanığın beraatine veya mahkümiyetine,
davanın reddine veya düşmesine ve muhakemenin durmasına dair kararlar hükümdür.





970


 


             Aynı konuda, aynı sanık için evvelce
verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.


             Kovuşturmanın ve dolayısiyle muhakemenin
yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın gerçekleşmediği anlaşılırsa,
gerçekleşmesini beklemek üzere, muhakemenin durmasına karar verilir.


             Ceza Kanununun birinci kitabının
dokuzuncu babında davanın düşmesi sebebi olarak gösterilen haller varsa veya
muhakeme şartının gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa davanın düşmesine karar
verilir.


             Derhal beraat kararı verilebilecek
hallerde durma veya düşme kararı verilemez.


             Delilleri
takdir salahiyeti


             Madde 254 – Mahkeme irat ve ikame
edilen delilleri duruşmadan ve tahkikattan edineceği kanaate göre takdir eder.


             (Ek : 18/11/1992 - 3842 /24 md.)
Soruşturma ve kovuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri
deliller hükme esas alınamaz.


             Adi
hukuk meselelerinde ceza mahkemelerinin salahiyeti


             Madde 255 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Bir fiilin suç olup olmaması, adi hukuka
müteallik bir meselenin halline bağlı ise ceza mahkemesi bu meseleye dahi ceza
işlerindeki usul ve deliller için mer'i kaidelere göre karar verir.


             Bununla beraber mahkeme, muhakemeyi talik
ve hukuk davası açılması için alakadarlara bir mehil verebilir.


             Hukuk mahkemesinden bu babda bir hüküm
çıkmasını da bekliyebilir.


             Ceza mahkemelerinde son tahkikat
esnasında suçtan zarar görenlerle maznunların yaşlarında ceza hükümleri
bakımından lüzum görülecek tashihlerin Nüfus Kanunundaki usule göre icrası ceza
mahkemesine aiddir. Bu babda verilecek karar esas hükümle birlikte temyiz
olunabilir.


             Hüküm
ve kararlarda lazım olan rey miktarı


             Madde 256 – Mahkemece hüküm ve
kararlar ittifak veya ekseriyetle verilir.


             Muhalefet sebeplerinin zabıtnamede
gösterilmesi mecburidir.


             Hükmün
mevzuu ve suçu takdirde mahkemenin salahiyeti


             Madde 257 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Hükmün mevzuu, duruşmanın  neticesine
göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir.


             (Değişik : 21/5/1985 - 3206/51 md.) Fiili
takdirde mahkeme,iddia ve müdafaalarla bağlı değildir.


             Suçun
mahiyet ve vasfının değişmesi


             Madde 258 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1
md.)


             (Değişik: 21/5/1985-3206/52 md.) Sanık,
suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını
yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları
gösterilen suçun  temas ettiği kanun hükmünden başkasıyla mahküm edilemez.


             Ceza Kanununda tayin edilmiş olup cezanın
artırılmasını icab edecek mahiyette bulunan hallerin ilk defa duruşma 
sırasında serdedilmesi halinde dahi aynı hüküm caridir.


             (Değişik:
21/5/1985 - 3206/52 md.)  Sanık,  iddianamede  yazılı  suçtan  daha  ağır 
bir   madde   hükmüne   maruz  bırakıldığını  veya  ikinci  fıkrada 
gösterilen   nitelikte  yeni   ileri  sürülen  hallerin  mevcudiyetini 
bildirerek,  savunmasını   hazırlayamadığı   iti-





971


 


razında bulunacak olursa, mahkeme, duruşmanın başka
güne bırakılmasına karar verir.


             Bundan başka mahkeme vaziyette hasıl olan
değişiklikler neticesinde iddia ve müdafaayı layıkile hazırlamak için
muhakemenin talikine lüzum görürse gerek taleb üzerine ve gerek kendiliğinden
muhakemeyi talik edebilir.


             (Ek: 5/3/1973 - 1696/38 md.)
Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirmeler varsa müdafie yapılır. Müdafi sanığa
tanınan haklardan onun gibi faydalanır.


             (Ek: 7/1/1981 - 2369/8 md.; Değişik:
21/5/1985 - 3206/52 md.) İddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun
maddelerinde belirtilen cezadan daha az bir ceza verilmesini gerektiren
hallerde sanık, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmez veya
davetiye tebliğ edilemez ise bu maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanmaz.


             Duruşma
sırasında sanığın yeni bir suçunun ortaya çıkması


             Madde 259 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/53 md.)


             Sanığın, iddianamede yazılı suçtan başka
bir suç işlemiş olduğu duruşma sırasında ortaya çıkarsa, Cumhuriyet savcısının
talebi ve sanığın muvafakatıyla her ikisi birlikte hükmolunmak üzere bu suç,
duruşması yapılmakta olan işle birleştirilebilir.


             Yeni suç mahkemenin yetkisi haricinde
olur veya kendisine göre daha üst bir mahkemenin görevine dahil bulunursa
yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.


             Hükmün
esbabı mucibesinde  gösterilmesi lazımgelen noktalar


             Madde 260 – Maznun
mahkum olursa hükmün esbabı mucibesinde mahkemece suçun kanuni unsurları
olmak üzere sabit ve muhakkak addedilen vakıalar gösterilir; eğer delil başka
vakıalardan istintaç edilmiş ise bunlar dahi hükümde söylenir.


             Duruşma sırasında Ceza Kanununda muayyen
olup cezanın kaldırılmasını veya tahfif veyahut teşdidini mucip olacak
mahiyetteki hallerin vücudu serdedilmiş ise hükmün esbabı mucibesinde bu
hallerin sabit addedilip edilmediği gösterilir.


             Bundan başka mahkumiyete dair hükmün esbabı
mucibesi Ceza Kanununun tatbik olunan maddesini veya ceza miktarının tayinine
hakimi sevkeden halleri muhtevi olur.


             Ceza Kanunu umumi surette daha hafif bir
cezanın tatbikını esbabı muhaffife vücuduna bağlı kılmış ise bu sebeplerin
vücudu kabul veya reddolunduğu takdirde hükmün esbabı mucibesi bunlara
mütaallik kararları dahi gösterir.


             Kanun yollarına müracaata salahiyeti
olanlar bu haklarından vaz geçtiklerini beyan ederlerse suçun kanuni
unsurlarını gösteren vakıaların ve tatbik edilen kanun maddesinin söylenmesi
yeter.


             Beraet halinde hükmün esbabı mucibesi
maznunun isnat olunan suçu işlediğinin sabit olmamasından mı yoksa sabit ve
mütehakkik addedilen suçun kanunda bir mahkumiyeti istilzam edemediğinden mi
beraetine hükmolunduğunu gösterir.


             Hükmün
ne suretle tefhim olunacağı


             Madde 261 – (Değişik: 4/6/1985 -
3206/54 md.)


             Hükmün tefhimi duruşmanın sonunda, en az
268 inci maddede belirtilen hüküm fıkrasının duruşma tutanağına geçirilerek
okunması ve gerekçenin başlıca noktalarının sözlü olarak bildirilmesi suretiyle
olur.


             Hüküm fıkrası ayakta dinlenir.





972


 


             Hükmün tefhimi sırasında sanık hazır
bulunduğu takdirde, varsa kanun yolları kendisine bildirilir.


             Vazifesizlik
kararı verilmiyen hal


             Madde 262 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Mahkeme, duruşmada anlaşılan vasıf ve
mahiyetini ileri sürerek davanın görülmesi derecesi dun bir mahkemeye aid
olduğundan bahisle vazifesizlik kararı veremez.


             Vazifesizlik
kararı verilmesi lazım gelen hal ve neticesi


             Madde 263 – (Değişik: 4/6/1985 -
3206/55 md.)


             Duruşmalarda sanığa yüklenen suçun,
davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa,
mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.


             Bu karar aleyhine Cumhuriyet savcısı
acele itiraz yoluna başvurabilir.


             Duruşma
tutanağı


             Madde 264 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/56 md.)


             Duruşma için tutanak tutulur ve mahkeme
başkanı ile zabıt katibi tarafından imzalanır. Mahkemece gerekli bulunduğunda
duruşma safahatı, mahkemenin uygun ve lüzumlu göreceği teknik araçlarla tespit
olunabilir. Bu tespite dayanılarak sonradan düzenlenecek duruşma
tutanaklarının, duruşma safahatına uygun olduğu, mahkeme başkanı ve tutanağı
düzenleyen zabıt katibi tarafından tasdik edilir.


             Mahkeme başkanının özürü bulunursa
tutanak üyelerin en kıdemlisi tarafından
imzalanır.                                                                   


             Muhakeme
zabıtnamesinin ihtiva edeceği noktalar


             Madde 265 – Muhakeme zabıtnamesi


             1 – Duruşmanın icra kılındığı yer ve
tarihi,


             2 – Hakimlerin, Cumhuriyet
Müddeiumumisinin, zabıt katibinin ve varsa tercümanın adını,


             3 – İddianamede tavsif edildiği gibi
suçun ne olduğunu,


             4 – Maznunların, müdafilerin, davacıların
adlarını


             5 – Muhakemenin açık mı yoksa gizli mi
olduğunu, ihtiva eder.


             Zabıtnamede
yazılacak diğer noktalar


             Madde 266 – Zabıtname kısaca
duruşmanın cereyanı ile neticelerini ve muhakeme usulünün esaslı merasimine
riayet olunduğunu vuzuhla gösterir.


             Duruşma esnasında okunulan evrak ve
vesikaların neden ibaret olduğunu ve dermeyan edilen iddiaların hulasalarını ve
verilen kararlarla hüküm fıkrasını ihtiva eder.


             Duruşma bir sulh mahkemesinde cereyan
etmişse zabıtname sorgularla şahitlerin beyanatının hulasalarını da ihtiva
eder.


             Duruşma sırasında hadis olan bir vakıayı
tesbit etmek yahut bir şahadet ve beyanı tamamiyle yazmak iktiza ederse reis
öylece yazılmasını ve okunmasını emreder. Bunların okunduğu ve yazılan hususun
tasdik olunduğu veya ne gibi itirazlar edildiği zabıtnameye geçirilir.


             Zabıtnamenin
ispat kuvveti


             Madde 267 – Duruşmanın nasıl
yapılacağı hakkındaki kanuni merasime riayet  edilip edilmediği ancak zabıtname
ile ispat olunabilir. Zabıtnamenin bu kısmına karşı yalnız sahtelik iddiası
yapılabilir.





973


 


             Hükmün
esbabı mucibesi ve hüküm fıkrasının ihtiva edeceği noktalar


             Madde 268 – Hükmün esbabı mucibesi
tamamiyle zabıtnameye dercedilmemişse tefhimden üç gün içinde dava dosyasına
raptolunur.


             Hüküm ve kararlar buna iştirak eden
hakimler tarafından imzalanır.


             Hükmün beyaz edilmesinde, hakimlerden
biri imza edemeyecek halde ise maniin sebebi reis tarafından ve bununda
bulunmaması halinde hükümde hazır bulunan hakimlerin en kıdemlisi tarafından
hükmün altına yazılır.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/57 md.) Hüküm
fıkrasında; 253 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun
maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup
olmadığını tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.


             Hükümlerin ikinci nüshaları ve hulasaları
reis ve zabıt katibi tarafından imzalanır ve mahkeme mühriyle mühürlenir.


                                                                YEDİNCİ
FASIL


                                                             Gaiplerin
muhakemesi


             Gaibin
tarifi


             Madde 269 – Meskeni bilinmeyen
veya yabancı memlekette sakin olupta salahiyetli mahkeme huzuruna celbi mümkün
olmıyan yahut bu surette davetin neticesiz kalacağı kuvvetle anlaşılan maznun
gaip sayılır.


             Gaip
hakkında duruşma açılması


             Madde 270 – Bir gaibin aleyhinde
tahkikata mevzu teşkil eden suç para cezasını veya müsadereyi yahut her ikisini
istilzam ederse duruşma açılabilir.


             Bu bapta 271 den 277 nciye kadar olan
madde hükümleri tatbik olunur.


             Madde 271 – (Mülga: 11/2/1959 -
7201/62 md.)


             Celpnamede
yazılacak noktalar


             Madde 272 – Celpname; maznunun
adını, sanını, yaşını, işini ve malüm ise ikametgah ve meskenini, isnat olunan
suçu ve duruşma günü ile saatini ihtiva eder.


             Bundan başka maznun mazereti olmaksızın
hazır bulunmazsa duruşmanın yapılacağı ihtarı celpnameye ilave olunur.


             Maznun
namına duruşmaya kabul olunabilecek kimseler


             Madde 273 – Maznun namına bir
müdafi duruşmaya gelebilir. Kanuni hısımlarından bir kimse de onu temsil etmek
üzere, kendisinden bir vekaletname aranmaksızın kabul olunabilir.


             Madde 274 – (Mülga: 11/2/1959 -
7201/62 md.)


             Maznun
namına kanun yollarına müracaat


             Madde 275 – 273 üncü maddede
gösterilen kimseler, maznun için açık bulunan kanun yollarına müracaat
edebilirler.


             Muayyen
eşyanın haczi


             Madde 276 – Hükmolunabilecek para
cezasının en yüksek derecesini ve muhakeme masraflarını istifaya yetişecek
miktarda maznunun muayyen malları icabında hakim tarafından haczolunabilir. Bu
haciz hakkında icra Kanununun hükümleri tatbik olunur.





 





974


 


             Haciz vaz'ını icap ettiren sebepler
kalmazsa haciz kaldırılır.


             Umumi
haciz


             Madde 277 – Yukardaki maddeye göre
haciz kabil olmaz veya haczolunacak mal yetmezse maznunun Türkiye'de elde
edilebilecek bütün malları haczolunabilir. Bu karar Resmi Gazete ile ve mahkeme
tensip ederse diğer gazetelerde ilan edilir.


             Haciz kararının Resmi Gazete ile birinci
ilanından sonra, maznunun haczedilen mallar üzerindeki temliki tasarrufları
Devlet Hazinesi hakkında hükümsüzdür.


             Umumi haczi istilzam eden sebepler kalkar
veya 276 ncı madde mucibince bir malın haciz suretiyle Hazinenin hukuku temin
edilirse umumi haczi kaldırılır.


             Haczin vaz'ı hangi gazetelerle ilan
edilmişse kaldırıldığı da o gazetelerle ilan olunur.


             Gaip
hakkında duruşma açılmaması ve aleyhine yapılacak işler


             Madde 278 – Gaip hakkında duruşma
yalnız 270 inci maddede yazılı hallerde açılır. Bu hallerden başkasında gaip
aleyhinde yapılacak işler, ileride hazır bulunursa delillerin haliyle
muhafazasını temin içindir.


             Bu işler 279 dan 287 nciye kadarki
maddelere göre yapılır.


             Müdafi
kabul intihabı


             Madde 279 – (Birinci fıkra Mülga:
21/5/1985 - 3206/82 md.)


             Maznunun kanuni hısımlarından olan
kimseler dahi ona bir müdafi intihap etmek hakkını haizdirler.


             Şahitler ve ehlihibre yemin ile dinlenir.



             Tahkikat
işlerinden gaibe haber verilip verilmeyeceği


             Madde 280 – Gaip olan maznun
kendisine tahkikat işlerinin cereyanından haber verilmesini asla talep edemez.


             Bununla beraber hakim meskeni bilinen
maznuna malümat verebilir.


             Gaibe
ihtar


             Madde 281 – Meskeni bilinmiyen
gaibe hakim huzurunda ispatı vücut etmesi yahut meskenini bildirmesi
gazetelerle ihtar olunabilir.


             Gaip
hakkındaki delillerin ne suretle toplanacağı


             Madde 282 – Son tahkikat
açıldıktan sonra maznunun gaip olduğu anlaşılırsa başkaca toplanılması icap
eden deliller bir naip veya istinabe olunan hakim vasıtasiyle toplanır.


 


                                       Tevkif
müzekkeresini icap ettirecek hallerde haciz


 


             Madde 283 – (Değişik: 28/6/1938 -
3515/1 md.)


             Aleyhinde hukuku amme davası açılmış olan
gaib, tevkif müzekkeresi kesilmesini icab ettirecek kuvvetli şübheler altında
ise Türkiye dahilindeki malları asliye mahkemesi reis veya hakimi tarafından
verilecek kararla haczolunabilir.


             Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının
birinci babında yazılı (...)(1) ağır hapis cezalarını müstelzim
cürümlerden maznun olanların kaybolması halinde yukarıki fıkraya göre
mallarının haczine karar verilmesi mecburidir.


             Haciz
kararının ilanı


             Madde 284 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Haciz kararı Resmi Gazete ile ve asliye
mahkemesi reisi veya hakimi tensib ederse diğer gazetelerle de ilan olunur.


__________________


(1)
Bu arada yer alan “ölüm veya“ ibaresi, 14/7/2004 tarihli ve 5218 sayılı Kanunun
1 inci maddesiyle madde metninden çıkartılmıştır.





975


 


             Maznunun memnu olduğu tasarruflar ve
idare makamı:


             Madde 285 – Resmi Gazete ile
birinci ilandan sonra maznun haczedilen malları üzerinde ölüme bağlı
tasarruflardan maada tasarruflarda bulunamaz.


             Haciz kararı gaiplerin mallarını idare
eden makama tebliğ edilir. Bu makam malların idaresini temin için iktiza eden
kanuni tedbirleri alır.


             Haczin
kaldırılması ve ilanı:


             Madde 286 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Konmasını icab eden sebepler kalmazsa
haciz kaldırılır.


             Haczin konduğu hangi gazetelerle ilan
edilmişse kaldırıldığı da o gazetelerle ilan
olunur.                                                                


             Madde 287 – (Mülga: 21/5/1985 -
3206/82 md.)


             Maznuna
verilecek teminat varakası:


             Madde 288 – Mahkeme gaip olan
maznun hakkında bir teminat varakası verebilir.Bu teminat şartlara
bağlanabilir.


             Teminat varakası hangi suç için verilmiş
ise maznunu  yalnız ondan dolayı tevkiften masun bulundurur.


             Maznun hürriyeti tahdit eden bir ceza ile
mahkum olur veya kaçmak hazırlığında bulunur yahut teminat varakasının bağlı
olduğu şartlara riayetsizlik ederse teminatın hükmü kalmaz.


                                                                ÜÇÜNCÜ
KİTAP


                                                                    Kanun
yolları


                                                                 BİRİNCİ
FASIL


                                                                 Umumi
hükümler


             Kanun
yollarına müracaat hakkı:


             Madde 289 – Adli kararlar aleyhine
gerek Cumhuriyet Müddeiumumisi ve gerek maznun için kanun yolları açıktır.


             Cumhuriyet Müddeiumumisi maznun lehine
olarak da kanun yollarına müracaat edebilir.


             Müdafiin
müracaat hakkı:


             Madde 290 – Müdafi maznunu açık
arzusuna muhalif olmamak şartiyle kanun yollarına müracaat eyliyebilir.


             Kanuni
mümessilin ve eşin müracaat hakkı


             Madde 291 – (Değişik: 18/11/1992 -
3842/25 md.)


             Sanığın kanuni mümessili ve eşi sanığa
açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden müracaat edebilirler.
Sanığın müracaatına ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak müracaat ve
onu takip eden işlemler için de geçerlidir.


             Mevkufun
kanun yollarına müracaat usulü:


             Madde 292 – Mevkuf olan maznun
tevkifhanenin bulunduğu mahaldeki mahkeme katibine beyanatta bulunmak suretiyle
de kanun yollarına müracaat edebilir. Katip bu bapta bir zabıt varakası yaparak
hakim veya reise tasdik ettirir.


             Kanuni mehillere riayet edilmiş olmak
için zabıt varakasının bu mehiller içinde yapılmış olması lazımdır.


             Kanun
yolunun tayininde hata:


             Madde 293 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Kabule şayan bir müracatta kanun yolunun
veya merciinin tayininde yapılan bir hata müracaat edenin hukukunu ihlal etmez.





976


 


             Müddeiumuminin 
müracaatı neticesinin şümulü:


             Madde 294 – Cumhuriyet
Müddeiumumiliği tarafından aleyhine kanun yoluna müracaat olunan karar maznun
lehine bozulabileceği gibi tadil de olunabilir.


             Müracaat
hakkından vaz geçilmesi ve tesiri:


             Madde 295 – Kanun yollarına
müracaatta bulunmak hakkının iskat olunması veya vukubulmuş bir müracaattan
vazgeçilmesi, bu müracaat için muayyen mehlin bitmesinden önce dahi muteber
olur. Şukadar ki Cumhuriyet Müddeiumumiliği tarafından maznun lehine vukubulmuş
olan müracaat onun muvafakati olmaksızın geri alınamaz.


             Müdafiin vuku bulmuş bir müracaattan vaz
geçebilmesi ayrıca hususi vekaleti haiz bulunmasına bağlıdır.


             Duruşma
başladıktan sonra vazgeçilmenin şartı:


             Madde 296 – Kanun yoluna müracaat
üzerine verilecek karar duruşma ile verilecekse, bu müracaatın geriye alınması
ancak hasmın muvafakatiyle olabilir.


                                                                  İKİNCİ
FASIL


                                                                          İtiraz


             İtiraz
olunabilen kararlar:


             Madde 297 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/58 md.)
Kanunda aksi yazılı olmadıkça mahkeme naibi ve istinabe olunan hakimin
kararları ile asliye mahkemesi başkan veya hakimi ve sulh hakiminin duruşmaya
ilişkin olmayan kararları aleyhine itiraz olunabilir.


             Şahid, ehlihibre ve diğer şahıslar da
kendilerine müteallik kararlar aleyhine itiraz edebilirler.


             İtiraz
olunabilen veya olunamayan mahkeme kararları:


             Madde 298 – Mahkeme kararları
aleyhine itiraz edilemez.


             (Değişik : 18/11/1992 - 3842/ 26 md.)
Tutuklamaya, tutukluluğun devamına, hacze ve üçüncü şahıslara ilişkin kararlar
hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.


             İtirazın
tetkiki mercileri ve usulü:


             Madde 299 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/39 md.)


             İtirazı incelemeye yetkili merciler
aşağıda gösterilmiştir:


             1. (Mülga: 21/5/1985 - 3206/82 md.)


             2. Sulh hakiminin kararlarına karşı
yapılan itirazların incelenmesi yargı çevresi içinde bulundukları asliye 
mahkemesi başkan veya hakimine aittir.


             Sulh işleri asliye hakimi tarafından görülüyorsa
itirazı inceleme yetkisi ağır ceza işlerini gören mahkeme başkanınındır. Sulh
işleri asliye mahkemesi üye veya üye yardımcılarından biri tarafından
görülüyorsa itirazı incelemeye o mahkemenin başkanı yetkilidir.


             3. (Değişik : 18/11/1992 - 3842/27
md.) Mahkeme naibi ve istinabe olunan hakim kararları aleyhine yapılacak
itirazların incelenmesi, mensup oldukları asliye veya ağır ceza mahkemesinin
hakim veya başkanına ve asliye mahkemesi hakim ve başkanı tarafından verilen
kararlar aleyhindeki itirazların incelenmesi yargı çevresinde bulundukları ağır
ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar
hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden fazla
dairesi bulunması halinde, numara olarak kendisini takip eden daireye; son
numaralı daire için bir numaralı daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek
dairesi bulunması halinde ise, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.






977


 


             4. Yargıtay dairelerinin esas mahkeme
sıfatı ile baktıkları davalardaki ilk ve son  duruşmalarda itirazları:


             A) Yargıtay üyesinin kararı aleyhine
mensup oldukları daire başkanı,


             B) Yargıtay daire başkanının kararı
aleyhine diğer daire başkanı,


             C) Yargıtay dairesinin kararı aleyhine
diğer daire tetkik eder. Diğer daireden maksat sayı itibariyle
takibeden ceza dairesidir. Sonuncu daire bahis konusu ise birinci dairedir.


             Karar aleyhine yapılan itiraz, kararı
veren makama verilecek bir dilekçe veya o hususta bir tutanak yazılmak üzere
zabıt katibine yapılacak bir beyan ile olur. Tutanak beyanını ve imzayı mahkeme
başkanı veya hakim tasdik eder.


             Acele hallerde itiraz, incelemeyi yapacak
makama da arz olunabilir.


             Kararına itiraz olunan makam, itirazı
varit görürse o kararı düzeltir. Aksi takdirde hemen ve nihayet üç gün içinde
itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.


             İtiraz
üzerine icranın tehiri:


             Madde 300 – İtiraz istidasının
verilmesi, aleyhine itiraz olunan kararın icrasını tehir etmez.


             Şukadar ki kararına itiraz olunan makam
veya bu itirazı tetkik edecek merci icranın tehirini emredebilir.


             İtirazın
hasma tebliği ve tahkikat yapılması:


             Madde 301 – İtirazı tetkik edecek
merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı hasma bildirebilir. Bu merci
lüzum gördüğü tahkikatın yapılmasını emir veya kendisi ifa edebilir.


             İtirazın
üzerine karar:


             Madde 302 – Kanunda yazılı olan
haller müstesna olmak üzere itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar
verilir. Şukadar ki icabında Cumhuriyet Müddeumumisi dinlenir.


             İtiraz varit görülürse bunu tetkik eden
merci aynı zamanda itirazın mevzuu olan mesele hakkında da karar verir.


             İtiraz
üzerine verilen kararlar:


             Madde 303 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/40 md.)


             İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
Ancak, merci sanığın tutuklanmasına karar verirse, acele itiraz yoluna
gidilebilir.


             Acele
itiraz usulü


             Madde 304 – Acele itiraz halinde
aşağıda yazılı hükümler tatbik edilir:


             İtiraz, 33 üncü maddeye göre alakadarın
kararı öğrendiği günden itibaren bir hafta içinde olmak lazımdır.


             Acelelik kabul edilmese dahi itiraz
istidasının onu tetkik edecek mercie verilmesi bu mehlin muhafazasını temin
eder.


             Hakimler, aleyhine acele itiraz yoluna
müracaat olunan kararlarını kendileri değiştiremezler.


                                                                ÜÇÜNCÜ
FASIL


                                                                         Temyiz


             Temyizi
Kabil Olan ve Olmayan Hükümler:


             Madde 305 – (Değişik: 21/1/1983 -
2789/1 md.)


             Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler
temyiz olunabilir. Ancak, onbeş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı
cezalara ait hükümler hiç bir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re'sen
tetkik olunur.(1)


__________________


(1)
Bu maddede yer alan “cezalar ile ölüm cezalarına” ibaresi, 14/7/2004 tarihli ve
5218 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle “cezalara” olarak değiştirilmiş ve metne
işlenmiştir.





978


 


             1. (Değişik: 18/11/1992 - 3842/28 md.)
İkimilyar liraya kadar (İkimilyar dahil) para cezalarına dair olan
hükümler,(1)


             2. (Değişik: 18/11/1992 - 3842/28 md.)
Yukarı sınırı onmilyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan
dolayı verilen beraat hükümleri,(1)


             3. Bu Kanun ile sair kanunlarda  kesin
olduğu yazılı bulunan hükümler,


             Temyiz olunamaz.


             Bu suretle verilen hükümler tekerrüre
esas olmaz. Ancak haklarında 343 üncü madde hükümleri dairesinde Yargıtaya
başvurulabilir.


             Hükümden
evvelki kararların temyizi:


             Madde 306 – Hükümden evvel verilip
hükme esas teşkil eden kararlar dahi hükümle bertaraf temyiz olunabilir.


             Temyiz
sebebi:


             Madde 307 – Temyiz ancak hükmün
kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur.


             Hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi
yahut yanlış tatbik edilmesi kanuna muhalefettir.


             Kanuna
muhalefet halleri:


             Madde 308 – Aşağıda yazılı
hallerde kanuna mutlaka muhalefet edilmiş sayılır.


             1 – Mahkemenin kanun dairesinde teşekkül
etmemiş olması,


             2 – Hakimlik vazifesine iştirakten
kanunen memnu olan bir hakimin hükme iştirak
etmesi,                                                                   


             3 – Makbul şüpheden dolayı hakkında ret
talebi vakı olupta bu talep kabul olunduğu halde hakimin hükme iştirak etmesi
yahut bu talebin kanuna mugayir olarak reddolunması suretiyle hakimin hükme
iştirak ettirilmesi,


             4 – Mahkemenin kanuna muhalif olarak
davaya bakmağa kendini vazifeli veya salahiyetli görmesi,


             5 – Cumhuriyet Müddeiumumisi yahut
kanunen vücudu lazım diğer şahsın gıyabında duruşma yapılması,


             6 – Şifahi bir duruşma neticesi olarak
verilen hükümde aleni muhakeme kaidesinin ihlal edilmesi,


             7 – Hükmün esbabı mucibeyi ihtiva
etmemesi,


             8 – Hüküm için mühim olan noktalarda
mahkeme karariyle müdafaa hakkının tahdit edilmiş olması.


             Maznunun
lehine olan kaidelere muhalefet:


             Madde 309 – Maznunun lehine olan
hukuki kaidelere muhalefet, maznunun aleyhine hükmün bozdurulması için
Cumhuriyet Müddeiumumiliğine bir hak vermez.


             Temyiz
talebi ve süresi:


             Madde 310 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/60 md.)


             Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir
hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine
yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik
ettirilir.


             Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa
bu süre tebliğ tarihinden başlar.


             Sulh mahkemelerinin temyizi kabil
kararları, yargı çevresi içinde bulundukları asliye ve ağır ceza mahkemeleri
nezdindeki Cumhuriyet savcıları tarafından, tefhim tarihinden itibaren bir ay
içinde temyiz edilebilir.


 


 


___________________


(1)
14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle (1) numaralı bendde
yer alan “ikimilyon“ ibareleri, “ikimilyar”; (2) numaralı bendde yer alan
“onmilyon” ibaresi, “onmilyar” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.





979


 


             Eski
hale getirme müddeti içinde temyiz müddetinin cereyanı:


             Madde 311 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1
md.)


             Maznun aleyhine gıyaben sadır olan
hükümlerde eski hale getirme talebinin müddeti içinde temyiz müddeti de cereyan
eder. Maznun, eski hale getirme talebinde bulunur ise bu talebin reddi
ihtimalini nazara alarak müddeti içinde istidaname vermek veya zabıt katibine
bir beyan yapmakla temyiz talebinde bulunmalıdır. Bu halde temyize taallük
eyliyen işler eski hale getirme talebi hakkında karar verilinciye kadar tehir
olunur.


             (İkinci fıkra Mülga: 21/5/1985 -
3206/82 md.)


             Eski hale getirme talebinde bulunmaksızın
temyiz yoluna gidilmiş ise bu muamele; eski hale getirmek talebi hakkından vaz
geçmeği gösterir.


             Temyiz
istidasının tesiri:


             Madde 312 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Müddeti içinde verilen temyiz istidası
hükmün kat'ileşmesine mani olur.


             Hüküm, temyiz eden tarafa esbabı
mucibesile tefhim edilmemişse temyiz olunduğuna mahkemenin ıttılaından bir
hafta içinde tebliğ edilir.


                                             Temyiz
istidası ve ihtiva edeceği noktalar:


             Madde 313 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Temyiz eden taraf hükmün hangi cihetine
itiraz ve neden dolayı bozulmasını taleb etmekte olduğunu temyiz istidasında
veya beyanında veyahut layihasında gösterir.


             Temyiz için istinad edilen sebeplerde
muhakeme usulüne müteallik hukuki bir kaideye mi yoksa kanuni diğer hükümlere
mi, muhalefet etmiş olmasından dolayı itiraz olunduğu gösterilir. Birinci halde
kanuna muhalif olan vak'alar izah olunur.


             İhtiyarı
temyiz layihası:


             Madde 314 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/61 md.)
Temyiz dilekçesinde veya beyanında temyiz sebepleri gösterilmemişse temyiz
dilekçesi için belirlenen sürenin bitmesinden yahut gerekçeli karar henüz
tebliğ edilmemişse tebliğinden itibaren bir hafta içinde hükmü temyiz olunan
mahkemeye bu sebepleri ihtiva eden bir layiha da verilebilir. Cumhuriyet
savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz sebeplerini göstermemiş ise; temyiz
isteğinin sanığın lehinde veya aleyhinde olduğunu açıkça belirtmesi gerekir.


             Layihanın verilmemesi veya istida veya
beyanda temyiz sebeplerinin gösterilmemesi temyiz tetkikatı yapılmasına mani
değildir.


             Temyiz maznun tarafından yapılmış ise bu
layihalar kendisi veya müdafi tarafından imza edilerek verilir.


             Müdafii yoksa maznun bu hususta bir zabıt
varakası tutulmak üzere zabıt katibine yapacağı bir beyanla esbabı mucibesini
dermeyan edebilir. Bu zabıt varakası reis veya hakime tasdik ettirilir.


             Temyiz
talebinin kabule şayan olmamasından dolayı hükmü veren mahkemece reddi:


             Madde 315 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/62 md.)
Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz
edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa,
hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.


             Temyiz eden taraf red kararının kendisine
tebliğinden itibaren bir hafta Temyiz Mahkemesinden bu hususta bir karar
verilmesini taleb edebilir. Bu takdirde dosya Temyiz Mahkemesine gönderilir. Şu
kadar ki, bu sebepten dolayı hükmün infazı tehir olunmaz.





980


 


             Temyiz
istida ve layihasının tebliği ve cevabı:


             Madde 316 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             315 inci maddeye göre hükmü veren
mahkemece reddedilmiyen temyiz talebine dair istida ve varsa yalnız layihanın
bir sureti temyiz talebinde bulunan tarafın hasmına tebliğ olunur. Hasım tarafı
bir hafta içinde yazı ile cevabı verebilir.


             Temyiz eden tarafın hasmı maznun ise bu
hususta bir zabıt varakası tutulmak üzere zabıt katibine yapılacak bir beyanla
da cevabını verebilir. Cevap layihası verildikten veya bunun için muayyen
müddet bittikten sonra dava dosyası Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından temyiz
mahkemesine verilmek üzere Cumhuriyet Başmüddeiumumiliğine gönderilir.


             (Ek
fıkra: 2/1/2003-4778/2 md.; Değişik: 19/3/2003/4829/20 md.) Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya
aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde sanık veya müdafii ile
müdahil, şahsî davacı veya vekillerine dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf
tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevap verebilir.


             (Ek:
19/3/2003-4829/20 md.) Üçüncü fıkra uyarınca yapılacak tebligatlar, Tebligat
Kanununun 35 inci maddesine göre ilgililerin dava dosyasından belirlenen son
adreslerine yapılmasıyla geçerli olur.


             Yargıtayca
temyiz isteğinin reddi:


             Madde
317 – (Değişik: 21/5/1985 - 3206/63 md.)


             Yargıtay,
süresi içinde temyiz dilekçesinin verilmediğini veya beyanının yapıldığını,
hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını görürse,
temyiz isteğini reddeder, görmezse incelemesini yapar.


             Ağır
ceza hükümlerinin tetkikinde duruşma:


             Madde
318 – Ağır cezaya mütaallik hükümlerde Temyiz Mahkemesi tetkikatını
maznunun temyiz istidasındaki talebi üzerine veya dilerse resen duruşma icrası
suretiyle yapar. Duruşma
gününden maznuna veya talebi üzerine müdafiine haber verilir. Maznun duruşmada
hazır olabileceği gibi kendisini vekaletnameyi haiz bir müdafi ile de temsil
ettirebilir.


             Maznun mevkuf ise bizzat ispatı vücut
etmek talebinde bulunamaz.


             Duruşmada
usul:


             Madde 319 – Temyiz Mahkemesinde
duruşma raportör aza tarafından işin izahı ile başlar. Bu azanın duruşmadan
önce raporunu tanzim ve imza ile dosyaya koymuş olması lazımdır.


             Raportör azanın izahatını müteakıp
Cumhuriyet Başmüddeiumumisi, maznun ve müdafii iddialarını beyan ve bunları
izah için söz alırlar. Bunlar arasında temyizi talep etmiş olan taraf önce
dinlenir. Son
söz maznunundur.


             Temyiz
Mahkemesince tetkik edilecek noktalar:


             Madde 320 – Temyiz Mahkemesi,
temyiz istida ve layihasında irat olunan hususlar ile temyiz talebi usule ait
noksanlardan dolayı olmuş ise temyiz istidasında bu cihete dair beyan edilecek
vakıalar hakkında tetkikler yapabileceği gibi hükme tesiri olacak derecede
kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu
tetkik eder.


             313 üncü maddenin ikinci fıkrasında
gösterilen müstenidattan başka temyiz müddeasını teyit için yeniden müstenidat
göstermeğe lüzum yoktur.


             Bununla beraber böyle müstenidat
arzolunmuşsa kabul olunur.


             Temyiz
Mahkemesince hükmün bozulması:


             Madde 321 – Temyiz Mahkemesi,
aleyhine itiraz olunan hükmü hangi cihetten kanuna muhalif görmüşse o cihetten
bozar.





981


 


             Hükmün bozulmasına sebep olan kanuna
muhalefet keyfiyeti, bu hükme esas olarak tesbit edilen vakıalarda olmuş ise bu
muameleler dahi aynı zamanda bozulur.


             Temyiz
Mahkemesince davanın esasına hükmedilecek haller ve karar tashihi:


             Madde 322 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             (Değişik: 5/3/1973-1696/44 md.) Hükme
esas olarak tespit edilen vakıalara tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden
dolayı o hüküm bozulmuş ise Yargıtay aşağıda yazılı olan hallerde kendisi
davasının esasına hükmeder.


             1. Vakıanın daha ziyade aydınlanması
gerekmeden beraete veya davanın düşmesine yahut aşağı - yukarı haddi olmayan
sabit bir cezaya hükmolunması icabederse,


             2. Yargıtay Başsavcılığının iddiasına
uygun olarak suçluya kanunda yazılı cezanın en aşağı derecesini uygulamayı
uygun görürse,


             3. Mahkemece sabit görülen suçun
unsurları ve vasfı ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu halde sadece
kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise,


             4. Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun
suçun cezasını azaltmış ve mahkemece suçluya ceza tayininde artırma sebebi
kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç sayılmamış olmaktan dolayı
birinci halde daha az bir cezanın hükmü ve ikinci halde hiç ceza hükmolunmaması
gerekirse,


             5. Açıkca tespit edilmiş olan suçlunun
doğum ve suç tarihlerine göre ceza tayininde gerekli indirme yapılmamış veya
yanlış olarak indirme yapılmış ise,


             6. Arttırma veya indirme sonu ceza
müddeti veya miktarını tayinde maddi hata yapılmış ise,


             7. Hükmedilmiş olan ceza yerine Ceza
Kanununun 29 uncu maddesince adli tevbih kararı verilmesi icabederse,


             8. Ceza Kanununun 29 uncu maddesindeki
tertibin gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise,


             9. (Değişik:
21/5/1985 - 3206/64 md.) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine
ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine
aykırılık yapılmışsa.


             Sair hallerde Temyiz Mahkemesi işi
yeniden tetkik ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan mahkemeye veya o derecede
diğer civar bir mahkemeye gönderir.


             Cezayı müstelzim suç daha dun derecedeki
bir mahkemenin vazifesi dahilinde ise Temyiz Mahkemesi işi o mahkemeye
gönderebilir.


             Ceza dairelerinden birinin kararına karşı
Cumhuriyet Başmüddeiumumisi, ilamın kendisine verildiği tarihten otuz gün
içinde Ceza Umumi Heyetine itiraz edebilir.


             Ceza dairelerinin veya Ceza Umumi
Heyetinin kararlarına karşı tashihi karar usulü ancak hükmün ve kararın zat ve
mahiyetine doğrudan doğruya müessir olmak üzere temyiz istida veya layihasında
veya tebliğnamede dermeyan olunan bir hususun ve bunlar haricinde esas hükme
müessir noksan ve hataların temyizen nazara alınmıyarak meskütünanh kalması
hallerinde caridir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/64 md.) Karar
düzeltilmesini istemek yetkisi Cumhuriyet Başsavcısına
aittir. Bu talep üzerine Yargıtay incelemesi, asıl ilamı vermiş olan daire veya
Genel Kurulca yapılır. Karar düzeltme talebinin; dosyanın mahalline iadesini
müteakip hükmün infazı için Cumhuriyet savcılığınca  ödeme emri veya





982


 


davetiyenin hükümlüye tebliği veya yakalama
müzekkeresinin infazına başlandığı tarihten, mahalline gönderilmesi gerekmeyen
dosyalar için de Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilgili Cumhuriyet savcılığı
aracılığı ile yapılacak tebligattan itibaren bir ay içerisinde yapılması gerekir.
Mahalli Cumhuriyet savcısı, bu süre içinde ilgililerin başvurusu üzerine,
düşüncesiyle birlikte evrakı gereği takdir edilmek üzere Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderir. Ancak bu durum infazın geri bırakılmasını gerektirmez.
Cumhuriyet Başsavcısı durumu inceleyip düzeltme talebini uygun gördüğü takdirde
infazın geri bırakılmasını derhal mahalline bildirir ve ondan sonra gereğini
yapar. Mahalli Cumhuriyet savcısı da re'sen Cumhuriyet Başsavcılığına 
başvurarak karar düzeltme isteğinde bulunabilir, ancak bu halde bir aylık süre
kaydı aranmaz. Karar düzeltme talebi reddedilirse bir daha karar düzeltme
talebinde bulunulamaz.


             Vazifesizlik
veya salahiyetsizlik sebebiyle bozulan hükmün nereye gönderileceği:


             Madde 323 – Hüküm, mahkemenin
haksız olarak kendisini vazifeli veya salahiyetli görmesinden dolayı bozulmuşsa
Temyiz Mahkemesi aynı zamanda işi vazifeli veya salahiyetli mahkemeye gönderir.


             Yargıtayda
hükmün tefhimi:


             Madde 324 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/65 md.)


             Hüküm, 261 inci madde hükmüne göre tefhim
edilir. Bu mümkün olmadığı takdirde duruşmanın bitiminden itibaren bir hafta
içinde karar verilir.


             Hükmün
bozulmasının diğer maznunlara sirayeti:


             Madde 325 – Hüküm, cezanın
tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak
bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer
maznunlara da tatbikı kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde
bulunmuşçasına hükmün bozulmasından istifade ederler.


             Davaya
yeniden bakacak mahkemenin hak ve mecburiyetleri:


             Madde 326 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/66 md.)


             Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine
davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.


             Sanık veya müdahil ve vekillerine
davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya
gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi
duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında
verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi
gerekir.


             Yargıtaydan verilen bozma kararına
mahkemelerin ısrar hakkı vardır. Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca
verilen kararlara uymak mecburidir.


             Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun
lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından
temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan
cezadan daha ağır olamaz.


                                                             DÖRDÜNCÜ
KİTAP


                                                                 BİRİNCİ
FASIL


                                                   Muhakemenin
iadesi ve yazılı emir


             Mahkümun
lehine muhakemenin iadesi sebepleri :


             Madde 327 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1
md.)


             Kat'ileşen bir hükümle neticelenmiş olan
bir dava aşağıda yazılı hallerde mahkumun lehine olarak muhakemenin iadesi
yolile tekrar görülür:





983


 


             1 –
Duruşmada ihticaç olunan ve hükme tesir eden bir vesikanın sahteliği tebeyyün
ederse.


             2 – Yemin verilerek dinlenmiş olan bir
şahid veya ehlihibrenin hükme müessir olacak surette mahküm aleyhine kasd veya
ihmal ile hakikat hilafında şahitlikte bulunduğu veya rey verdiği anlaşılırsa.


             3 – Bizzat mahküm tarafından sebebiyet
verilmiş olan kusur müstesna olmak üzere hükme iştirak etmiş olan hakimlerden
biri aleyhine ceza tatbikatını ve kanuni bir ceza ile mahkümiyeti istilzam
edecek mahiyette olarak vazifelerini ifada kusur etmişse.


             4 – Ceza hükmü, hukuk mahkemesinin bir
hükmüne müstenid olup da bu hüküm kat'ileşmiş olan diğer bir hüküm ile bozulmuş
ise.


             5 –Yeni vakıalar veya yeni deliller
dermeyan edilip de bunlar yalnız başına veya evvelce irad edilen delillerle
birlikte nazara alındıkları takdirde maznunun beraetini veya daha hafif bir
cezayı havi kanun hükmünün tatbiki ile mahküm olmasını istilzam edebilecek
mahiyette olursa. Şu kadar ki kabahat hükümleri hakkında ancak evvelce mahküm
tarafından öğrenilmemiş olan veya kendi kusurile olmıyarak evvelce irad
edilmemiş bulunan vakıalar veya deliller dermeyan olunabilir.


             6-
(Ek: 23/1/2003-4794/3 md.) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana
Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle
verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit
edilmiş olması. Bu halde, muhakemenin iadesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.


             Madde
327/a- (Mülga: 23/1/2003-4793/5 md.)


 


             İcranın
tehiri:


             Madde 328 – Muhakemenin iadesi
talebi hükmün icrasını tehir etmez. Şu kadar ki mahkeme icranın tehir veya
tevkifine karar verebilir.


             Muhakemenin
iadesine mani olmayan haller:


             Madde
329 – Hükmün
icra edilmiş olması ve hatta mahkümun ölümü muhakemenin iadesi talebine mani
olmaz.


             Ölüm halinde ölenin karısı veya kocası,
usulü, füruu, erkek veya kız kardeşleri muhakemenin iadesi talebinde
bulunabilirler.


             Mahkümun
aleyhine muhakemenin iadesi sebepleri:


             Madde 330 – (Değişik: 7/6/1937 -
3207/1 md.)


             Katileşen bir hüküm ile neticelenmiş olan
bir dava aşağıda yazılı hallerde maznun veya mahkümun aleyhine olarak
muhakemenin iadesi yolu ile tekrar görülür:


             1 – Duruşmada maznunun veya mahkümun
lehine ihticaç olunan ve hükme müessir


olmuş bulunan bir vesikanın sahteliği tebeyyün ederse;


             2 – Yemin verilerek dinlenmiş olan bir
şahit veya ehlihibrenin hükme müessir olacak surette maznun veya mahküm lehine
kasıt veya ihmal ile hakikat hilafına şahitlikte bulunduğu veya rey verdiği
anlaşılırsa;


             3 – Hükme iştirak etmiş olan hakimlerden
biri aleyhine ceza tatbikatını ve kanuni bir ceza ile mahkümiyeti istilzam
edecek mahiyette olarak vazifelerini ifada kusur etmiş ise;


             4 – Maznun beraat ettikten sonra suça
müteallik itimada şayan bir ikrarda bulunmuş ise.


             Muhakemenin
iadesi caiz olmayan hal:


             Madde 331 – Kanunun aynı
maddesinde münderiç hudut içinde olmak üzere cezanın tadili maksadiyle
muhakemenin iadesi caiz değildir.





984


 


             İade sebeplerinden olan cezayı mucip bir suça
istinat eden iade taleplerinin kabulü şartları:


             Madde 332 – Cezayı müstelzim bir
suçun vücuduna istinat eden muhakemenin iadesi talebi ancak o suçtan dolayı
katileşmiş bir hüküm bulunduğu veya delillerin yokluğundan başka sebepler
yüzünden takibat ve tahkikatın icra ve devamı mümkün olamadığı takdirde kabul
olunur.


             İade
talebi hakkında tatbik olunacak hükümler:


             Madde 333 – Kanun yollarına
müracaat hakkındaki umumi hükümler muhakemenin iadesi talebi hakkında dahi
caridir.


             İade
talebinin neleri ihtiva edeceği ve nasıl yapılacağı:


             Madde 334 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Muhakemenin iadesi talebi bu talebin kanuni
sebeplerile sübut delillerini ihtiva eder.


             Maznun veya 329 uncu maddenin ikinci
fıkrasında gösterilen kimseler muhakemenin iadesi talebini bir istida ile yahut
bu hususta bir zabıt varakası tutulmak üzere mahkeme katibine yapacakları bir
beyanla dermeyan edebilir.


             İade
talebinin kabule şayan olmadığı kararı ve mercii:


             Madde 335 – Muhakemenin iadesi
talebiyle hükmüne itiraz olunan mahkeme bu talebin kabule şayan olup olmadığına
karar verir. Temyizi dava üzerine Temyiz Mahkemesince verilmiş olan bir hükmün
mevzuunu teşkil eden davanın muhakemesinin iadesi talep olunupta gösterilen
sebepler 327 veya 330 uncu maddelerin üçüncü numaralarında yazılı sebeplerden
başkaları ise muhakemenin iadesi talebine karar vermek salahiyeti evvelce hükmü
temyiz edilmiş bulunan mahkemeye aittir.


             Muhakemenin iadesi talebinin kabule şayan
olup olmadığına dair olan karar duruşma yapılmaksızın verilir.


             (Ek:
3/8/2002-4771/7 md.;Mülga: 23/1/2003-4793/5 md.)


             İade
talebinin kabule şayan olmaması sebepleri ve kabulü halinde yapılacak muamele:


             Madde 336 – Muhakemenin iadesi
talebi kanunda muayyen şekilde dermeyan edilmemiş veya muhakemenin iadesini
icap ettirecek kanuni hiç bir sebep gösterilmemiş yahut bunu teyit edebilecek
sübut delilleri beyan edilmemiş ise bu talep kabule şayan olmamak noktasından
reddedilir.


             Aksi halde muhakemenin iadesi talebi, bir
diyeceği varsa bildirmek üzere bir mehil tayin edilerek hasım tarafına tebliğ
olunur.


             Delillerin
toplanması:


             Madde 337 – Mahkeme muhakemenin
iadesi talebini esas itibariyle kabul ederse icabında delillerin toplanmasını
bir naibe veya istinabe hakimine havale eder.


             Dinlenecek şahitlere veya ehlihibreye
yemin verilip verilmemesini mahkeme takdir eder.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/67 md.)
Delillerin toplanması sırasında ilgililerin hazır bulunmaları hakkında,
hazırlık tahkikatına ilişkin hükümler uygulanır.


             Delillerin toplanması bittikten sonra
Cumhuriyet Müddeiumumisi ve maznun tayin edilecek mehil içinde mütalaa ve
mülahazalarını beyana davet olunur.





985


 


             İade
talebinin esassız olmasından dolayı reddi, aksi takdirde duruşma:


             Madde 338 – Muhakemenin iadesi
talebinde serdolunan iddialar kafi derecede teeyyüt etmez yahut 327 ve 330 uncu
maddelerin birinci ve ikinci numaralarında yazılı hallerde işin vaziyetine
nazaran bunların evelce verilmiş olan hükme hiç bir tesiri olmadığı anlaşılırsa
muhakemenin iadesi talebi esassız olması noktasından duruşma yapılmaksızın
reddedilir.


             Aksi halde mahkeme muhakemenin iadesine
ve yeniden duruşmanın icrasına karar verir


             Duruşma
yapılmaksızın iade talebinin tetkiki:


             Madde 339 – Mahküm vefat etmişse
mahkeme yeniden duruşma yapmaksızın ve fakat icabında iktiza eden delilleri
topladıktan sonra ya mahkümun beraetine veya muhakemenin iadesinin reddine
karar verir.


             Sair hallerde dahi mahkeme bu hususta
kafi delil varsa yine duruşma yapmaksızın mahkümun derhal beraetine karar
verir.


             Şukadar ki takibat hukuku amme davasının
açılması suretiyle vukubulmuşsa zikredilen karar ancak Cumhuriyet
Müddeiumumisinin muvafık mütalaasiyle verilebilir.


             Mahkeme beraet karariyle beraber evvelki
hükmün iptalini de karar altına alır.


             Muhakemenin iadesi talebinde bulunan
kimse isterse, masrafı Hazineye ait olmak üzere evvelki hükmün iptali Resmi
Gazete ile ilan olunacağı gibi mahkemenin tensibine göre diğer gazetelerle de
ilan edilebilir.


             İade
talebi hakkındaki karar aleyhine acele itiraz:


             Madde 340 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/45 md.)


             336 ve 338 inci maddeler gereğince
verilen kararlara karşı acele itiraz yoluna gidilebilir.


             Yeniden
duruşma neticesinde verilecek hüküm:


             Madde 341 – Yeniden yapılacak
duruşma neticesinde mahkeme ya evvelki hükmü tasdik eder veya iptal ile dava
hakkında yeni baştan hüküm verir.


             Muhakemenin iadesi talebi yalnız mahküm
tarafından olur yahut mahkümun lehine olarak Cumhuriyet Müddeiumumisi veya 291
inci maddede gösterilen kimseler tarafından yapılırsa yeniden verilecek hüküm
evvelki hüküm ile tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı ihtiva
edemez.


             Haksız
çıkandan alınacak para cezası:


             Madde 342 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/68 md.)


             Muhakemenin iadesi talebinde bulunan
hükümlü haksız çıkar ve kötü niyetli olursa onbin liradan ellibin liraya kadar
ağır para cezası da hükmolunur.


             Yazılı
emir ile bozma:


             Madde 343 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Hakim tarafından ve mahkemelerden verilen
ve Temyiz Mahkemesince tetkik edilmeksizin kat'ileşen karar ve hükümlerde
kanuna muhalefet edildiğini haber alırsa Adliye Vekili, o karar veya hükmün
bozulması için Temyiz Mahkemesine müracaat etmesi için Cumhuriyet
Başmüddeiumumiliğine yazılı emir verebilir. Bu emirde bozulmayı müstelzim
kanuni sebepler gösterilir.


             Cumhuriyet Başmüddeiumumisi
tebliğnamesine yalnız bu sebepleri yazar ve dosyayı Temyiz Mahkemesine verir.





986


 


             Temyiz Mahkemesi dermeyan olunan
sebepleri varid görürse karar ve hükmü bozar.


             Mahkemelerden davanın esasına da şamil
olarak verilen hükümlerin bu suretle bozulması alakadar kimseler aleyhine tesir
etmez.


             Bozulma, bu kimselerin lehine ise aşağıda
yazıldığı gibi muamele olunur:


             1 – Varid görülen bozma sebepleri mahküm
olan kimsenin cezasının tamamile kaldırılmasını müstelzim ise, Temyiz Mahkemesi
evvelce hükmolunan cezanın çektirilmemesini kararında ayrıca yazar.


             2 – Varid görülen bozma sebebleri mahküm
olan kimsenin cezasının tamamile kaldırılmasını müstelzim olmayıp da hafif bir
cezanın tatbikını mucib ise, Temyiz Mahkemesi tatbiki iktiza eden cezanın neden
ibaret olduğunu da kararında gösterir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/69 md.) Eğer
bozma davanın esasını halletmeyen mahkeme kararları hakkında ise, yeniden
yapılacak inceleme ve araştırma neticesine göre gereken karar verilir.


                                                                 BEŞİNCİ
KİTAP


                                         Suçtan
mağdur olan kimselerin davaya iştiraki


                                                                 BİRİNCİ
FASIL


                                                                      Şahsi
dava


             Suçun
şahsi dava açmakla takibi halleri:


             Madde 344 – Aşağıda yazılı
hallerde önce Cumhuriyet Müddeiumumisinin iştirakini tahrike hacet olmaksızın
zarar gören kimse şahsi dava açmak suretiyle suçu doğrudan doğruya takip
edebilir:


             1 – Ceza Kanununun 191 inci maddesinin
son fıkrasında yazılı tehdit.


             2 – Ceza Kanununun 193 üncü maddesinin
birinci fıkrasında yazılı haneye taarruz.


             3 – Ceza Kanununun 195 ve 197 nci
maddelerinde yazılı gayrın sırrını ifşa.


             4 – Ceza Kanununun 456 ncı maddesinin son
fıkrasında ve 459 uncu maddesinin bir numarasında yazılı müessir fiiller.


             5 – (Değişik: 11/5/1988 - 3445/16 md.)
Ceza Kanununun 480 ve 482 nci maddelerinde yazılı hakaret ve sövme,


             (şu kadar ki, bu suçlar Ceza Kanununun
164 ve 166 ncı maddelerinde yazılı mahiyette olursa veya neşir yoluyla veya
radyo ve televizyon veya benzeri kitle haberleşme araçlarıyla işlenmişse usulüne
göre Cumhuriyet savcıları tarafından takip olunur.)


             6 – Ceza Kanununun 516 ncı maddesinin
birinci fıkrasında ve 518 inci maddesinde yazılı izrar ve tahrip.


             7 – Ticaret Kanununun 64 ve 65 inci
maddelerinde yazılı gayrı kanuni rekabet.


             8 – Hususi nizamlar ve kanunlarda yazılı
edebi ve sınai mülkiyetlere ve güzel sanatlar mülkiyetine mütaallik suçlar.


             Mağdur olan kimsenin kanuni mümessili
varsa şahsi dava açmak ona aittir.


             Mağdur bir cemiyet veya şirket olupta
hukuk işlerinde bu sıfatla dava açmak ehliyetini haiz ise dava salahiyeti bu
cemiyet veya şirketi temsil edenler tarafından kullanılır.


             Bir
suçtan dolayı birden fazla kimselerin şahsi dava haklarını nasıl
kullanacakları:


             Madde 345 – Bir suçtan dolayı
birden fazla kimselerin şahsi dava açmağa hakları varsa bu haklarını
yekdiğerinden ayrı olarak kullanabilirler.





987


 


             Bununla beraber şahsi dava alakadarlardan
biri tarafından açılmışsa diğerleri o davaya girebilirler ve girdikleri zamanda
dava ne halde ise ancak o halde iştirak ederler.


             İşin esasına ait olsa bile sadır olan
bütün kararlar şahsi dava açmamış olan ve aynı vaziyette bulunan alakadarlara
karşı dahi maznun lehine tesir eder.


             Ammenin
menfaati noktasından C.M.U. sinin dava hakkı:


             Madde 346 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             344 üncü maddede yazılı hallerde
alakadarların müracaatı üzerine Cumhuriyet Müddeiumumisinin hukuku amme
davasını açabilmesi ancak amme menfaatinin bulunmasına bağlıdır.


             Şahsi
dava muhakemesinde Cumhuriyet Müddeiumumisinin vaziyeti:


             Madde 347 – Şahsi bir dava üzerine
açılan muhakemeye Cumhuriyet Müddeiumumisi iştirake mecbur değildir.


             Cumhuriyet Müddeiumumisi işin her halinde
ve hüküm katileşinceye kadar bir beyan ile takibata başlayabilir.


             Cumhuriyet Müddeiumumisinin kanun
yollarından birine müracaat etmesi, takibata başlandığını gösterir. Cumhuriyet
Müddeiumumisi takibata başlarsa ondan sonra cereyan edecek muameleler, bu
kitabın ikinci faslında yazılı ve mağdur şahsın müdahaleci sıfatiyle
müdahalesine müteallik hükümler dairesinde yürütülür.


                    Davacının
yanında müdafi bulundurulması veya kendini temsil ettirmesi:


             Madde 348 – Davacı yalnız olarak
veya kendisine yardım için yanında bir avukat veya davavekili bulundurarak
hazır bulunabileceği gibi vekaletnameyi haiz bir avukat veya davavekili
tarafından da temsil edilebilir.


             Bu son halde avukat veya davavekiline
yapılacak tebligat davacıya yapılmış gibidir.


             Davacının
teminat vermesi:


             Madde 349 – Hukuk Muhakemeleri
Usulleri Kanunu hükmünce müddeaaleyhin talebi üzerine masrafların verilmesi
için davacının teminat vermeğe mecbur olduğu hallerde davacı Devlet hazinesine
ve maznuna isabet etmesi ihtimali olan masrafların ödenmesi için kefalet
vermekle mükelleftir.


             Kefalet para veya Devlet esham ve
tahvilleri verilmesi suretiyle yapılır.


             Kefaletin miktarı ve bunun verilmesi için
tayin edilecek mehil ve adli müzaherete nailiyet hakkında, hukuk işlerinde cari
hükümler tatbik olunur.


             Şahsi
davanın açılması


             Madde 350 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/70 md.)


             Şahsi dava, bu hususta bir tutanak
düzenlenmek üzere zabıt katibine yapılacak bir beyan ile veya suçun niteliğine
göre sulh veya asliye hakimine verilecek bir dilekçe ile açılır. Beyan ve
dilekçenin 163 üncü maddenin ikinci fıkrasında gösterilen şartlara uygun olması
gerekir. Dilekçe sanık sayısından bir fazla olarak verilir.


 


             Beyan ve dilekçede, istenen şahsi hakkın
neden ibaret olduğu gösterilir.


             Maznuna,
mesul bilmale ve müddeiumumiye tebligat:


             Madde 351 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Şahsi dava bundan evvelki maddede
gösterilen hükümlere uygun olarak açılmış ise tayin edilecek mehil içinde
diyeceklerini bildirmek üzere bu beyan veya istida maznuna ve işte mesul bilmal
bulunup da onun hakkında dahi dava açılmış ise mesul bilmale ve ıttıla hasıl
etmek üzere Cumhuriyet Müddeiumumisine tebliğ edilir.





988


 


             Sulh
ve asliye hakiminin vereceği karar:


             Madde 352 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/71 md.)


             Sanık ve varsa malen sorumlu olan,
cevaplarını bildirdikten veya süre geçtikten sonra sulh veya asliye hakimi
duruşmanın açılmasına veya davanın reddine karar verir.


             Davanın
açılması üzerine yapılacak muamele:


             Madde 353 – Bundan sonraki usul
muameleleri hukuku amme davasının cereyanına taallük eden hükümlere uygun
olarak yapılır.


             Şahsi dava yoliyle takip olunan bir iş
ağır ceza işlerini gören mahkemede takip olunan bir cürümle birleştirilemez.


             Şahsi
davacının hakları:


             Madde 354 – Hukuku amme davasında
Cumhuriyet Müddeiumumisi nasıl dinlenirse şahsi davada dahi davacı celbolunarak
öylece dinlenir. Hukuku amme davasında Cumhuriyet Müddeiumumisine tebliğ
edilmek lazımgelen her karar, şahsi davada da davacıya tebliğ olunur.


             Şukadar ki celpnameler zabıt katibi
tarafından tebliğ edilir.


             Davacıya duruşma için tebliğ edilen
celpname ile duruşma günü arasında en az bir hafta müddet bulunmalıdır.


             Davacı, avukatı veya davavekili hakimin
müsaadesiyle mahkeme katibinin huzurunda dosyadan malümat alabilirler.


             Çağrılması
icap eden şahit ve ehlihibrenin tayin ve celp ve daveti:


             Madde 355 – Mahkeme reisi kimlerin
şahit ve ehlihibre olarak duruşmaya çağrılmaları icap edeceğini evvelden tayin
eder.


             Davacı ve maznun ve varsa mesulü bilmal
doğrudan doğruya celp ve davet hakkını aynı derecede haizdirler.


             Maznunun
yanında müdafi bulundurması veya kendini temsil ettirmesi:


             Madde 356 – Maznun yalnız olarak
veya kendisine yardım için yanında bir avukat veya davavekili bulundurarak
hazır bulunabileceği gibi vekaletnameyi haiz bir avukat veya davavekili
tarafından kendisini temsil ettirebilir.


             Mahkeme gerek davacının ve gerek maznunun
bizzat hazır bulunmalarını emredebilir ve maznun hakkında ihzar müzekkeresi
dahi verebilir.


             Maznunun
karşılıklı davası:


             Madde 357 – Şahsi dava açan
mutazarrıra karşı maznun muhakemenin bittiği bildirilinceye kadar karşılıklı
bir dava ile davacının mahkümiyetini isteyebilir.


             Bu takdirde asıl ve karşılıklı davalar birlikte
hükmolunur.


             Asıl davadan vazgeçilmesi karşılıklı
davanın görülüp hükmolunmasına mani olmaz.


             Mahkümiyet
karariyle beraber şahsi dava üzerine verilecek kararlar:


             Madde 358 – Maznun mahküm olursa
mahkeme şahsi hak talebi hakkında da hüküm verir.


             Şukadar ki zararın vücuduna veya
miktarına ait tetkiklerin, duruşmanın uzamasını veya hükmün tehirini mucip
olacağı anlaşılırsa mahkeme bu cihet hakkında davacının hukuk mahkemesine
müracaat edebileceğine karar vererek hükmünü yalnız ceza tayinine hasredebilir.





989


 


             Usul
muamelelerinin durdurulması:


             Madde 359 – Davanın tahkik ve
tetkikından sonra mahkeme sabit addedilen vakıaların bu fasılda münderiç
muhakeme usulü tatbik olunmıyacak suçlardan bulunduğunu görürse bu sebepten
dolayı usule ait muamelelerin durdurulmasına hükmeder ve dava evrakını
Cumhuriyet Müddeiumumiliğine verir.


             Davacının
kanun yollarına müracaat hakkı:


             Madde
360 – (Değişik:8/6/1936 - 3006/1 md.)


             Şahsi dava açmakla takib olunan işlerde
davacı, hukuku amme davasının açılmasile görülen işlerde Cumhuriyet
Müddeiumumisinin müracaat edebileceği kanun yollarına gidebilir.


             330 uncu maddede gösterilen muhakemenin
iadesi talebleri hakkında da aynı hüküm caridir.


             294 üncü madde hükümleri, davacı
tarafından yapılan müracaatlarda da tatbik olunur.


             Temyiz veya muhakemenin iadesi talebi
davacı veya avukatı yahut dava vekili tarafından verilecek bir istida veya bir
zabıt varakası tutulmak üzere yapılacak beyanla olur. Bu zabıt varakası reis
veya hakime tasdik ettirilir.


             316 ncı maddede yazılı olan evrak, hukuku
amma davası üzerine takib edilen usulde muayyen şekillere göre Cumhuriyet
Müddeiumumisine verilir ve onun tarafından gönderilir.


             Temyiz istidası ve varsa layihası temyizi
istiyen tarafın hasmına mahkeme katibi tarafından tebliğ edilir.


             Davadan
vazgeçilmesi:


             Madde 361 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Davacı, hükmün tefhimine kadar davadan
vazgeçebilir. Şu kadar ki, Ceza Kanununun 460 ve 489 uncu maddeleri hükmü
bakidir.


             Cumhuriyet Müddeiumumisinin davaya
müdahale ve iştirak etmediği hallerde davacı bizzat duruşmaya gelmez veya bir
müdafi tarafından temsil edilmez yahut mahkeme bizzat huzurunu emretmişken
duruşmanın herhangi bir celsesinde bulunmaz veyahut mahkeme kendisine bir mehil
tayin edip de buna riayet olunmaması şahsi davadan vazgeçmesini intaç edeceği
bildirilmiş iken bu mehle riayet etmezse davadan vazgeçmiş sayılır.


             Davacı 41 ve 42 nci maddelerde gösterilen
şartlar dairesinde gıyabında verilen  hükmün tebliğinden bir hafta içinde eski
hale getirme talebinde bulunabilir.


             Vazgeçilen
davanın açılamıyacağı:


             Madde 362 – Vazgeçilen dava bir
daha açılamaz.


             Mirasçıların
takip hakkı:


             Madde 363 – Davacı ölürse
mirasçıları takibata devam edebilir.


             Ceza Kanununun hakaret ve sövme fiilleri
hakkındaki hükümleri mahfuzdur.


             Vazgeçmenin
tebliği:


             Madde 364 – Davadan vazgeçilmesi,
maznun ve mesulü bilmale tebliğ olunur.


                                                                  İKİNCİ
FASIL


                                                             Müdahale
yolile dava


             Hukuku amme
davasına iltihak:


             Madde 365 – (Değişik: 7/6/1937 -
3207/1 md.)


             Suçtan zarar gören her şahıs tahkikatın
her halinde müdahale yolu ile hukuku amme davasına iltihak edebilir.


             Bu suretle amme davasına iltihak edenler
şahsi haklarını da isteyebilirler.





990


 


             Müdahale
usulü:


             Madde 366 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Müdahale, merciine verilecek bir istida
veya zabıt varakası tutulmak üzere zabıt katibine yapılacak bir beyanla olur.
Bu zabıt varakası reis veya hakime tasdik ettirilir.


             Bu merci Cumhuriyet Müddeiumumisini
dinledikten sonra davaya müdahale talebinin kabule şayan olup olmadığına karar
verir.


             Davaya müdahale eden kefalet vermekle
mükellef değildir.


             Dahili
davanın haiz olduğu haklar:


             Madde 367 – Müdahale talebi kabul
edildiği anda dahili dava olan kimse şahsi dava müddeisinin haiz olduğu aynı
haklardan istifade eder.


             Müdahalenin
davayı durduramayacağı:


             Madde 368 – Müdahale davayı
durdurmaz.


             Tarihi tayin edilmiş olan duruşma ve
muhakeme usulüne mütaallik sair muameleler-vaktin darlığından dolayı davaya
dahil olan kimse celpolunamıyacak veya haberdar edilmiyecek olsa bile - muayyen
günde yapılır.


             Müdahaleden
evvelki kararlara dahili davanın itirazı:


             Madde 369 – Müdahaleden evvel
sadır olup da Cumhuriyet Müddeiumumisine tebliğ edilen kararların dahili davaya
tebliğine ihtiyaç yoktur.


             Bu karar aleyhine kanun yoluna müracaat
için Cumhuriyet Müddeiumumisinin tabi olduğu mehlin geçmesiyle davaya dahil
olan dahi müracaat hakkını kaybeder.


             Hükmün
dahili davaya tebliği:


             Madde
370 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)


             Davaya dahil olan kimse veya mümessili
son tahkikata gelmezse sadır olacak hüküm davaya dahil olan kimseye tebliğ
olunur.


             Dahili
davanın kanun yoluna müracaatı:


             Madde 371 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Davaya dahil olan şahıs Cumhuriyet
Müddeiumumisine bağlı kalmaksızın kanun yoluna müracaat edebilir.


             Kabul olunmıyan karar, davaya müdahale
edenin müracaatı üzerine bozulursa Cumhuriyet Müddeiumumisi işi yeniden takibe
mecburdur.


             Müdahalenin
hükümsüz kalması:


             Madde 372 – Davaya dahil olan
kimse vazgeçerse müdahale hükümsüz kalır.


                                                                ALTINCI
KİTAP


                                              Muhakemenin
idaresi ve müzakere usulü


                                                                 BİRİNCİ
FASIL


                                             Duruşma
celselerinin aleniyeti ve inzıbatı


             Duruşmanın
aleniyeti ve gizli yapılabileceği haller:


             Madde 373 – (Değişik birinci fıkra:
5/3/1973 - 1696/47 md.) Duruşma herkese açıktır. Ancak genel ahlakın veya
kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde duruşmanın bir kısmının
veya tamamının gizli olmasına mahkeme karar verebilir.


             Duruşmanın gizli olması kararı ve
sebepleri aleni olarak tefhim olunacağı gibi dahi herhalde aleni tefhim olunur.





991


 


             Aleniyetin
kaldırılması hakkındaki duruşmanın gizliliği:


             Madde 374 – Yukardaki maddede
gösterilen hallerde aleniyetin kaldırılması talebine dair yapılacak duruşma
talep üzerine veya mahkemece tensip olunursa gizli olur.


             Mecburi
gizlilik:


             Madde 375 – On beş yaşını henüz
bitirmemiş olan çocuklara ait duruşma mutlaka gizli olur.


             Hüküm dahi gizli tefhim olunur.


             Gizlilik
kararının ve sebeplerinin yazılması:


             Madde 376 – Aleniyetin
kaldırılması kararı, sebepleriyle beraber zapta yazılır.


             Gizli
duruşmalarda bulunabilme müsaadesi:


             Madde 377 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/48 md.)


             Gizli yapılan duruşmalarda mahkeme, bazı
kimselerin hazır bulunmasına müsaade edebilir. Bu halde başkan, bunlara
duruşmanın gizli olmasını gerektiren keyfiyetlerin açıklanmamasını tembih eder.


             Gizli yapılan duruşmalarda icra kılınan
muhakemenin yayımı yasaktır.


             Açık duruşmalarda cereyan eden muhakeme
milli güvenliğe veya genel ahlaka veya kişilerin haysiyet, şeref ve haklarına
dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak mahiyette ise mahkeme bunları önlemek
amacı ile ve bu amacın gerektirdiği ölçüde muhakeminin kısmen veya tamamen
yayınlanmasını yasaklar ve kararını açık olarak tefhim eder.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/79 md.)
Açık ve gizli muhakemeleri yasağa aykırı olarak yayınlayanlar beşyüzbin liradan
ikimilyon liraya kadar ağır para cezası ila cezalandırılır.


             Bu madde hükmü hukuk muhakeme usullerinde
dahi caridir.


             Duruşma
inzıbatı:


             Madde 378 – Duruşmanın inzıbatı
reise aittir.


             Duruşmanın inzıbatını bozan her şahsi
reis, muhakeme salonundan çıkartır.


             Reis muhakemede bulunması muvafık görülmiyen
küçüklerin muhakeme salonunda bulunmalarına müsaade etmez.


             İnzıbatı
cezalar:


             Madde 379 – Muhakeme sırasında bir
kimse mahkemeye karşı münasip olmıyan bir kavil veya fiilde bulunursa reis
tarafından mahkeme karariyle derhal tevkifhaneye gönderilir ve yirmi dört saat
içinde sorguya çekilerek inzıbatı mahiyette olmak üzere bir haftaya kadar hafif
hapis veya yirmi beş liraya kadar hafif para cezasiyle cezalandırılmasına
mahkemece karar verilir. Bu karar kat'idir.


             (Ek: 7/1/1981 - 2369/9 md.) 378 nci
madde uyarınca duruşma salonundan çıkarılan veya bu maddenin birinci fıkrasına
göre tutuklanan kimse sanık veya müdahil ise, sonra gelen oturumda da duruşmayı
önemli ölçüde aksatacak davranışlara devam edeceği anlaşılır ve hazır bulunması
gerekli görülmezse yokluğunda duruşmaya devam olunmasına mahkemece karar
verilebilir. Bu karar, esasa ilişkin iddia ve savunmanın yapılmasına engel
olacak biçimde uygulanamaz.


             Duruşma
sırasında işlenen suç hakkındaki muamele:


             Madde 380 – Bir kimse duruşma
esnasında bir suç işlerse mahkeme vakıayı tesbit ve bu hususta tanzim edeceği
zabıt varakasını salahiyetli makama gönderir, lüzum görürse failin tevkifine de
karar verir.





992


 


                                                                  İKİNCİ
FASIL


                                                       Müzakere
ve rey verme usulü


 


             Duruşma
ve kararlarda bulunabilecek hakimler:


             Madde 381 – Duruşma ve kararlarda kanunun
tayin ettiği adedde hakimlerin bulunması şarttır.


             Bir celsede bitmeyecek duruşmalarda mazereti
dolayısiyle bulunmaması ihtimali olan azanın yerine geçmek ve reye iştirak
etmek üzere ihtiyat aza bulundurulabilir.


             Müzakereye
iştirak edecek hakimler:


             Madde 382 – Müzakerede ancak hükme iştirak
edecek hakimler bulunur.


             Reis, mahkeme nezdinde staj yapmakta olan hukuk
mezunlarının müzakere sırasında hazır bulunmalarına müsaade edebilir.


             Müzakerenin
idaresi:


             Madde 383 – Müzakerenin idaresi ve
hallolunacak meselelerin tertibi reise aittir.


             Reye iştirak
mecburiyeti:


             Madde 384 – Bir mesele hakkında ekalliyette
kaldığından bahisle bir hakim reye iştirakten imtina edemez.


             Reylerin
dağılması halinde ekseriyetin temini:


             Madde 385 – Reyler dağılırsa maznunun en
ziyade aleyhine olan rey, ekseriyet  hasıl oluncaya kadar kendisine daha yakın
olan reye ilave olunur.


             Reis kıdemsiz azadan başlayarak ayrı ayrı rey
toplar ve en sonra kendi reyini verir.


                                                                YEDİNCİ
KİTAP


                                                          Hususi
muhakeme usulleri


                                                                 BİRİNCİ
FASIL


                                                Sulh
hakimlerinin ceza kararnameleri


             Duruşmasız
ceza kararnameleri:


             Madde 386 – (Değişik: 5/3/1973 - 1696/49 md.)


             (Değişik birinci ve ikinci fıkralar: 7/1/1981 -
2369/10 md.):


             Sulh mahkemelerinin görevi içinde bulunan suçlara
sulh hakimi, duruşma yapmaksızın bir ceza kararnamesi ile karar verebilir.


             Bu ceza kararnamesi ile ancak hafif veya ağır para
cezasına veya nihayet üç aya  kadar hafif hapis veya bir meslek ve sanatın
icrasının tatiline veya müsadereye yahut bunlardan bir kaçına veya hepsine
hükmedilebilir.


             Ceza kararnamesiyle hükmedilecek hafif hapis cezası
yerine "Cezaların infazı hakkında Kanun" gereğince para cezası da
hükmolunabilir.


             Duruşma
yapılmamasının mahzurlu görülmesi:


             Madde 387 – Sulh hakimi evvel emirde duruşma
yapmaksızın ceza tertibini mahzurlu görürse işin duruşması için bir gün tayin
eder.


             Kararnamede yazılması
lazım gelen hususlar:


             Madde 388 – Ceza kararnamesi tertip edilmiş
olan cezadan başka işlenmiş olan


suçu, tatbik edilen kanun maddelerini sübut delillerini ve
kararnamenin tebliği tarihinden itibaren sekiz gün içinde sulh mahkemesine bir
istida takdimi veya bu hususta bir zabıt varakası yapılmak üzere mahkeme
katibine yapılacak bir beyan ile itiraz olunabileceği ve aksi halde ceza
kararnamesinin icra edileceğini ihtiva eder. Bu zabıt varakası hakime tasdik
ettirilir.





993


 


             Mahküm,
müddet bitmeden evvel itirazından vazgeçebilir.


             İtiraz
olunmayan ceza kararnamelerinin kat'ileşmesi:


             Madde 389 – Muayyen müddeti içinde
aleyhine itiraz olunmayan ceza kararnameleri kat'ileşir.


             Ceza
kararnamesine itiraz:


             Madde 390 – (Değişik: 5/3/1973 -
1696/50 md.)


             Ceza kararnamesi ile hafif hapis cezasına
hükmedilmişse itiraz üzerine duruşma yapılır. Şu kadar ki, sanık duruşmadan
evvel itirazından vazgeçerse duruşmaya mahal kalmaz.


             Duruşmada sanığı müdafii temsil edebilir.
Hakim itiraz üzerine vereceği hükümde evvelki karar ile bağlı değildir.


             (Değişik: 7/1/1981 - 2369/11 md.)
Ceza kararnamesiyle hafif veya ağır para cezasına ya da muayyen bir meslek veya
sanatın tatiline veya müsadereye yahut bunlardan birkaçına veya hepsine
hükmedilmişse itiraz üzerine asliye mahkemesi başkan veya hakimi 301,302 ve 303
ncü madde hükümlerine göre itirazı inceler. Bu halde itiraz dilekçesinin
verilmesi, aleyhine itiraz olunan ceza kararnamesinin icrasını durdurur.


             İtirazın
reddi:


             Madde 391 – Maznun, mazereti
olmaksızın duruşmaya gelmez ve bir müdafi de göndermezse tetkika hacet
kalmaksızın itiraz reddolunur.


             Ceza kararnamesi aleyhine itiraz
müddetini geçirmesinden dolayı eski hale getirme talebi kabul edilmiş olan
maznunun duruşmaya gelmemesi sebebiyle itirazı reddolunmuşsa buna karşı bir
daha eski hale getirme talebinde bulunamaz.


                                                                  İKİNCİ
FASIL


                                                                  Müsadere
usulü


             Müsadere
talebinin mercii:


             Madde 392 – (Değişik: 8/6/1936 - 3006/1
md.)


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/73 md.)
Ceza Kanununun 36 ncı maddesi ile diğer maddelerine ve hususi kanunlar hükmüne
göre belirli eşyanın müsaderesi veya imhası yahut kullanımdan kaldırılması
gerekli olan hallerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da
esasla beraber bu hususta bir karar verilmemişse bu tedbirlerin her türlü
takiplerden ayrı olarak alınması için Cumhuriyet savcısı veya davacı tarafından
yapılacak talep esas davayı görmekle yetkili mahkemeye verilir.


             Suç mevzuu olmayıp munhasıran müsadereye
tabi bulunan eşyanın müsaderesine sulh  hakimi tarafınan duruşma yapılmaksızın,
karar verilir. Bu karar aleyhine alakadarlar acele itiraz yoluna müracaat
edebilirler.


             Müsadere
duruşması ve karar hakkındaki hükümler:


             Madde
393 – Duruşma ve karar hakkında duruşmaya müteallik hükümler tatbik
olunur.   


                                                                    



             Müsadere veya imha olunacak yahut
istimalden kaldırılacak eşya üzerinde hakkı olan kimseler de mümkünse duruşmaya
davet olunur. Bunlar maznunun haiz olduğu hakları kullanabilirler ve
vekaletnameyi haiz bir müdafi ile kendilerini temsil ettirebilirler.


             Davete icabet etmemeleri muameleleri
tehir etmez ve hükmün verilmesine mani olmaz.





994


 


             Müsadere
kararına karşı kanun yollarına müraacat hakkını haiz olanlar:


             Madde 394 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Müsadere hükümlerine karşı Cumhuriyet
Müddeiumumisi, davacı ve 393 üncü maddede muayyen olan kimseler için kanun
yolları açıktır.


ÜÇÜNCÜ FASIL(1)


Bazı suçlara ilişkin
muhakeme usulü(1)


            Görev
ve yargı çevresinin belirlenmesi


            Madde
394/a-
(Ek: 16/6/2004-5190/1 md.)


            Aşağıdaki suçlarla
ilgili davalar, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde
görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür:


            1. 765
sayılı Türk Ceza Kanununun 125 ilâ 139, 146 ilâ 157, 168, 169, 171 ve 172 nci
maddelerinde yazılı suçlar, 403 üncü maddesinde yazılı toplu olarak veya
teşekkül vücuda getirmek suretiyle işlenen suçlar.


            2.
Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hâl ilan edilen bölgelerde,
olağanüstü hâlin ilânına neden olan olaylara ilişkin suçlar.


            3. 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanununda yazılı suçlar.


            4. 4422
sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar.


            Gelen
iş durumu göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen suçlara bakmakla
görevli olmak üzere, aynı yerde birden fazla ağır ceza mahkemesi kurulmasına,
Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar
verilir. Bu hâlde, mahkemeler numaralandırılır. Bu mahkemelerin başkan ve
üyeleri adlî yargı adalet komisyonunca, bu mahkemelerden başka mahkemelerde
veya işlerde görevlendirilemez.


            Birinci
fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu
Kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır.


            Anayasa
Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve
sıkıyönetim hali dahil askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler
saklıdır.


            Soruşturma
usulü


            Madde
394/b- (Ek: 16/6/2004-5190/1 md.)


            394/a
maddesi kapsamına giren suçlarda hazırlık soruşturması, Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunca bu suçların soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen
Cumhuriyet savcılarınca bizzat yapılır. Bu suçlar görev sırasında veya görevden
dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya takibat
yapılır. Cumhuriyet savcıları, Cumhuriyet Başsavcılığınca 394/a maddesi
kapsamındaki suçlarla ilgili davalara bakan ağır ceza mahkemelerinden başka
mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.


            394/a
maddesi kapsamına giren suçların soruşturması ve kovuşturması sırasında
Cumhuriyet savcıları, hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları, varsa
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu işlerle görevlendirilen ağır ceza
mahkemesi üyesinden, aksi halde yetkili adlî yargı hâkimlerinden
isteyebilirler.


            Soruşturmanın
gerekli kıldığı hâllerde suç mahalli ile delillerin bulunduğu yerlere gidilerek
soruşturma yapılabilir.


____________________


(1) Bu başlıklar,
16/6/2004 tarihli ve 5190 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenmiştir.





994-1


 


            Suç,
ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yer dışında işlenmiş ise, Cumhuriyet savcısı,
suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından, hazırlık soruşturmasının
yapılmasını isteyebilir.


            Suç
askerî bir mahalde işlenmiş ise, Cumhuriyet savcısı ilgili askerî savcılıktan
hazırlık soruşturmasının yapılmasını isteyebilir.


            Üçüncü
ve dördüncü fıkralara göre soruşturma yapmak üzere görevlendirilen Cumhuriyet
savcıları ile askerî savcılıklar, bu soruşturmayı öncelikle ve ivedilikle
yaparlar.


            394/a
maddesi kapsamına giren suçlarda, yakalananlar ve tutuklananlar için 128 inci
maddenin birinci fıkrasındaki yirmidört saatlik süre kırksekiz saat olarak
uygulanır.


            Anayasanın
120 nci maddesi gereğince olağanüstü hâl ilân edilen bölgelerde yakalanan ve
tutuklanan kişiler hakkında 128 inci maddenin ikinci fıkrasında dört gün olarak
belirlenen süre Cumhuriyet savcısının talebi ve hâkim kararıyla yedi güne kadar
uzatılabilir. Hâkim, karar vermeden önce yakalanan veya tutuklanan kişiyi
dinler.


            Kolluğun
görev ve yetkileri ile geçici yararlanma


            Madde
394/c-
(Ek: 16/6/2004-5190/1 md.)


            394/a
maddesi kapsamına giren suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmalarda kolluk;
soruşturma ve kovuşturma sebebiyle sanığı, tanığı, bilirkişiyi ve suçtan zarar
gören şahsı, ağır ceza mahkemesi veya başkanının, Cumhuriyet savcısının,
mahkeme naibinin veya istinabe olunan hâkimin emirleriyle belirtilen gün, saat
ve yerde hazır bulundurmaya mecburdur. Bu emir, çağrılanlar hakkında kolluğa,
ihzar müzekkeresinde olduğu gibi zor kullanma yetkisi verir. Bu Fasıl
hükümlerine aykırı hareket eden kolluk amir ve memurları hakkında doğrudan
doğruya soruşturma ve kovuşturma yapılır.


            394/a
maddesi kapsamına giren suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında ek 4 üncü
madde hükümleri de uygulanır.


            Bu
Fasılda belirtilen suçlar nedeniyle Cumhuriyet savcıları, soruşturmanın gerekli
kılması halinde, geçici olarak, bu mahkemelerin yargı çevresi içindeki genel ve
özel bütçeli idarelere, kamu iktisadi teşebbüslerine, il özel idarelerine ve
belediyelere ait bina, araç, gereç ve personelden yararlanmak için istemde
bulunabilirler. Bu istemler, ilgili kurum ve makamlarca geciktirilmeksizin
yerine getirilir.


            Özürsüz
olarak üçüncü fıkradaki istemleri yerine getirmeyen yukarıdaki kuruluşların
sorumlu kişileri, üç aydan bir yıla kadar hapis ve birmilyar liradan az olmamak
üzere ağır para cezasıyla cezalandırılır.


            Türk
Silahlı Kuvvetleri kıt’a, karargâh ve kurumlarından istemde bulunulması
hâlinde, istem, yetkili amirlikçe değerlendirilerek yerine getirilebilir.


            Kovuşturma
usulü


            Madde
394/d-
(Ek: 16/6/2004-5190/1 md.)


            394/a
maddesi kapsamına giren suçlarla ilgili davalara ait duruşmalarda aşağıdaki hükümler
uygulanır:


            1. Bu
suçlar acele işlerden sayılır ve bunlarla ilgili davalara adlî tatilde de
bakılır.


            2.
İkiyüzden çok sanıklı davalarda, sanıklardan bir kısmının duruşmanın bazı
oturumları ile ilgileri bulunmuyor ise duruşmanın bu oturumlarının, yokluklarında
yapılmasına mahkemece karar verilebilir. Ancak, bu sanıkların yokluklarında
yapılan oturumlarda kendilerini etkileyen bir hâl ortaya çıktığı takdirde buna
ilişkin söz ve işlerin esaslı noktaları sonraki oturumlarda kendilerine
bildirilir.





994-2


 


            3.
Mahkeme, güvenliğin sağlanması bakımından duruşmanın başka bir yerde
yapılmasına karar verebilir.


            4. Bu
davalarda esas hakkındaki iddiasını bildirmek için Cumhuriyet savcısına,
müdahil veya vekiline; iddialara karşı savunmasını yapmak için sanık veya
müdafiine makul bir süre verilir. Bu süre, savunma hakkının sınırlanması
anlamına geleceği durumlarda re'sen uzatılabilir.


            5.
Mahkeme, duruşmanın düzen ve disiplinini bozan sözlü veya yazılı beyan ve
davranışlar ile mahkemeye, mahkeme başkanı veya üyelerden herhangi birine,
Cumhuriyet savcısına, müdafiiye, tutanak kâtibine yahut görevlilere karşı uygun
olmayan söz ve davranışlar hakkında yayım yasağı koyabilir. Bu yasağa rağmen
yayımda bulunanlara üç aydan altı aya kadar hapis cezasıyla birlikte beşmilyar
liradan onbeşmilyar liraya kadar ağır para cezası verilir.


            6.
Mahkeme başkanı, duruşmanın inzibatını bozan sanığı veya müdafii o günkü
duruşmanın tamamına çıkmamak üzere, duruşma salonundan çıkartır. Bunların,
sonra gelen oturumda da duruşmayı önemli ölçüde aksatacak davranışlara devam
edecekleri anlaşılırsa ve hazır bulunmaları gerekli görülmezse, yokluklarında
duruşmaya devam olunmasına mahkemece karar verilebilir. Bu karar, esasa ilişkin
iddia ve savunmanın yapılmasına engel olacak biçimde uygulanamaz ve sanığın
kendisini başka bir müdafi ile temsil ettirmesine izin verilir. Duruşma
salonundan çıkartılan sanık veya müdafiinin bundan sonraki oturumlarda da
duruşmanın inzibatını bozmakta ısrar etmeleri hâlinde, bir daha aynı dava ile
ilgili duruşmaların tamamına veya bir kısmına katılmamalarına da karar
verilebilir. Bu hüküm müdafi hakkında uygulandığı takdirde, keyfiyet ilgili
baroya bildirilir. Bu halde de sanığın kendisini başka bir müdafi ile temsil
ettirmesi için uygun bir süre verilir. Duruşmaların bir kısmına ya da tamamına
katılmamasına karar verilen müdafi Avukatlık Kanununun 41 inci maddesinin
ikinci fıkrası gereğince tayin edilmiş ise durum, kendisini tayin eden merciye
de bildirilir. Duruşma salonundan çıkartılan sanık veya müdafii tekrar duruşmaya
alındıklarında, yokluklarında yapılan iş ve işlemlerin esaslı noktaları
kendilerine bildirilir. Sanık ya da müdafii dilerse yokluklarındaki tutanak
örnekleri de kendilerine verilir. Duruşma salonundan çıkartılan veya
duruşmalara katılmamalarına karar verilen sanık veya müdafiler mahkemenin tayin
edeceği süre içerisinde yazılı savunma verebilirler.


            7. 262
nci madde, 394/a maddesi kapsamına giren suçlara bakan ağır ceza mahkemeleri
hakkında uygulanmaz.


            8.
Kendisine veya onun namına tebligat yapılacak kimselere tebligat yapılmaması
hallerinde, işin ivediliğine göre basın veya diğer kitle iletişim araçlarıyla
tebligat yapılabilir.


                                                               SEKİZİNCİ
KİTAP


                                              Cezaların
infazı ve muhakeme masrafları


                                                                 BİRİNCİ
FASIL


                                                                  Cezaların
infazı


             İnfazın
şartı:


             Madde
395 – Mahkumiyet hükümleri kat'ileşmedikçe icra olunamaz.


             İnfazın
neye müstenit olacağı ve kimin tarafından takip edileceği:


             Madde
396 – Cezanın infazı mahkemeden verilen ve aslına mutabık ve icrası kabil
olduğu reis veya hakim tarafından tasdik edilen hüküm fıkrası sureti üzerine
Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından takip olunur.


             Madde
397–398 – (Mülga: 9/7/1953 - 6123/3 md.)





994-3


 


             Hürriyeti
tahdid eden cezaların tehiri sebepleri:


             Madde 399 –
(Değişik: 8/6/1936 - 3006/1 md.)


             Akıl
hastalığına tutulan mahkumlar hakkında hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı
iyileştikten sonraya bırakılır.


             Diğer
bir hastalık dahi hürriyeti bağlayıcı bir cezanın infazı halinde mahkümun
hayatı için kat'i bir tehlike teşkil ediyorsa bu hastalıkta dahi aynı hüküm
tatbik olunur.


             Hürriyeti
bağlayıcı bir cezanın infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten altı ay
geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından
başka birine verilmiş olursa doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz
olunur.


             Mahkümun
talebiyle infazın tehiri:


             Madde 400 – Ağır hapisten maada
iki sene ve daha aşağı müddetle hürriyeti tahdit eden cezaların derhal infazı,
mahküm veya ailesi için mahkümiyetin gayesi haricinde ağır bir zararı mucip
olacağı anlaşılırsa mahkümun talebi üzerine cezanın infazı tehir olunabilir.
Tehir müddeti dört ayı geçemez.


             Tehir talebinin tervici bir teminat
gösterilmesine veya diğer bir şarta talik edilebilir.


             Cezasını çekmeye gelmeyen veya
kaçacağından şüphe edilen hükümlülere yapılacak işlem:


             Madde 401 – (Değişik: 21/5/1985 -
3206/74 md.)


             Hükümlü cezasını çekmek üzere yapılan
davete rağmen gelmez veya kaçacağı hakkında şüphe uyandırır veya kaçar veya
saklanırsa Cumhuriyet savcısı hürriyeti bağlayıcı cezanın infazını sağlamak
için bir yakalama müzekkeresi verir.


             Hükmün
tefsirinde veya cezanın infazında tereddüt:


             Madde 402 – Bir mahkümiyet
hükmünün tefsirinde veya tayin olunan cezanın hesabında tereddüt edilir yahut
cezanın kısmen veya tamamen infazı lazım gelmeyeceği iddia olunursa bu bapta
mahkemeden bir karar istenir.


             399 uncu madde dairesinde cezanın tehiri
talebinin reddi aleyhinde vukubulan muhalefetlerde aynı hüküm caridir.





994-4
995


 


             Bu müraacatlar cezanın infazını tehir
etmez. Şukadar ki mahkeme infazın tehirini veya tatilini emredebilir.


             Birden
fazla hükümlülerdeki cezaların cem'i:


             Madde 403 – Bir kimse hakkında
başka başka kat'ileşmiş hükümler verilir ve mahkemece cezaların içtimaı
kaidesinin tatbik edilmemiş olduğu görülürse Ceza Kanununun bu hususa müteallik
ahkamı dairesinde bir ceza tayini için mahkemeden karar istenir.


             Hastahanede
geçen müddetin cezaya mahsubu:


             Madde 404 – Cezanın infazına
başladıktan sonra hastalık münasebetiyle mahkumun hapishane hastahanesinden
başka bir hastahaneye kaldırılması halinde hastahanede geçirdiği müddet,
cezadan indirilir.


             Şukadar ki cezanın infazını tatil için
mahkum hastalığını kendisi vücuda getirmişse bu hükümden istifade edemez.


             Bu son halde Cumhuriyet Müddeiumumisi
mahkemeden bir karar almakla mükelleftir.


             İnfaz
sırasında verilecek kararların mercii ve usulü:


             Madde 405 – Cezanın infazı
sırasında mahkemeden alınması lazımgelen kararla (402-404 üncü maddeler)
duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden evvel iddiaları neticesini
bildirmek üzere Cumhuriyet Müddeiumumisi ve mahkuma müsaade olunur.


             403 üncü madde mucibince cezaların
içtimaı kaidesi veçhile bir ceza tayini lazım geldiğinde bu bapta hüküm vermek
salahiyeti, en ağır neviden cezayı hükmetmiş olan, ve eğer cezalar aynı neviden
ise en fazla cezayı hükmetmiş bulunan ve fakat bu halde birden fazla mahkemeler
salahiyetli ise son hükmü vermiş olan mahkemeye aittir. Hükümlerden biri
doğrudan doğruya  Temyiz Mahkemesinden verilmiş ise içtima kaidesinin tatbikı
salahiyeti Temyiz Mahkemesine aittir.


             Temyiz Mahkemesinden başka mahkemeler
tarafından verilmiş olan bu kararlar aleyhine acele itiraz yoluna müracaat
olunabilir.


                                                                  İKİNCİ
FASIL


                                                             Muhakeme
masrafları


             Muhakeme
masraflarının tayini:


             Madde 406 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Hükümler ve kararnamelerle tahkikatın
düşmesine dair olan kararlar muhakeme masraflarının dahi kime tahmil
olunacağını tayin eder.


             Masrafların miktarile iki taraftan
birinin diğerine ödemesi lazımgelen paranın miktarını hakim veya reis tayin
eder. Şahsi hakların tahsiline dair olan kararların infazı İcra ve İflas Kanunu
hükümlerine tabidir.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/75 md.)
Devlete ait mahkeme masraflarına ilişkin kararlar Harçlar Kanunu hükümlerine
göre infaz olunur.


             Mahkumun
mükellefiyeti:


             Madde 407 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Mahkumiyet halinde hukuku amme davasının
hazırlanması masrafları da dahil olmak üzere bütün masraflar mahkuma tahmil
olunur. Hüküm kat'ileşmeden mahkum ölürse mirasçıları masrafları ödemekle
mükellef değildir.


             Birden fazla suçlarda kısmen mahkumiyette
ve bir suçta birden fazla kimselerin makkumiyetinde masraflar:


             Madde 408 – Birden fazla suçlardan
dolayı aleyhinde takibat yapılmış olan kimse bunların bir kısmından mahkum
olmuş ise beraet ettiği suçların duruşmasının icap ettirdiği masrafları
ödemekle mükellef değildir.





996


 


             Aynı suçtan dolayı müşterek fail olmak
üzere mahküm olanlar muhakeme masrafından birbirine müteselsilen kefil olarak
mes'uldürler.


             Ancak ceza infazının ve tevkifin intaç
ettiği masraflara bu hüküm tatbik olunmaz.


             Beraat
halinde masraf:


             Madde 409 – (Değişik birinci fıkra:
21/5/1985 - 3206/76 md.) Beraatına karar verilen kimse ancak kendi
kusurundan ileri gelen masrafı vermeye mahkum olur.


             Bir kimsenin evvelce ödemek
mecburiyetinde kaldığı masraflar Devlet Hazinesine tahmil olunabilir.


             Karşılıklı
hakaret davalarında masraf:


             Madde 410 – Birbirine hakaret ve
sövme davalarındaki taraflardan birinin veya her ikisinin cezalarının düşmesi,
bunlardan birinin veya her iki tarafın masrafları ödemeğe mahküm olmalarına
mani olmaz.


             Cürüm
uydurma ve iftira gibi hallerde masraf:


             Madde 411 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             Cürüm uydurma veya iftira suretile yahut
ağır bir kayıdsızlıkla yalan ihbarda bulunup da velevki adliye haricinde olsun
bir tahkikat icrasını tahrik etmiş olan kimse mahkemece dinlendikten sonra bu
tahkikatın Devlet hazinesine veya maznuna iras ettiği masrafları ödemeğe mahküm
edilebilir.


             (İkinci fıkra Mülga:21/5/1985-3206/82
md.)


             Hazırlık tahkikatı neticesinde hukuku
amme davasının açılmasına mahal görülemediği takdirde bu hususta verilecek
karar Cumhuriyet Müddeiumumisinin talebi üzerine sulh hakimi tarafından
verilir.


             Bu husustaki karar aleyhine acele
itiraz olunabilir.


             Şahsi
davadan vaz geçme halinde masraf:


             Madde 412 – Doğrudan doğruya şahsi
hukuk talebi üzerine yapılan takibatta davacının vaz geçmesinden dolayı
takibatın düşmesine karar verilirse masraflar davacıya yükletilir.


             Şahsi
dava üzerine mahkümiyet halinde masraf:


             Madde 413 – Şahsi dava üzerine
görülen işlerde mahküm davacı tarafından yapılan lüzumlu masrafları ödemeğe de
mahküm olur.


             Davacının şahsi hukukuna kısmen
hükmolunmuş ise mahkeme, muhakemenin icap ettirdiği masraflarla davacı ve
maznunun ödemek ıztırarında kaldıkları masrafları bu nispette taksim eder.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/77 md.) Sanığın
beraatına, davanın düşmesine veya reddine karar verilirse sanığın ödemek
mecburiyetinde kaldığı masraflar davacıya yükletilir.


             Bir davada birden fazla davacı ve birden
fazla maznun bulunursa masrafların ödenmesinde bunlar birbirlerine müteselsilen
kefil olarak mesuldürler.


             Bu maddede bahsedilen masraflar, şahsi
hukukun isbatı zımmında mecburi seyahat için sarfedilen veya şahit ve
ehlihibreye verilecek olan masraf ve tazminatı dahi ihtiva eder. Avukat ve dava
vekilleri ücretleri dahi böyledir.


             Şahsi
dava ile hukuku amme davası ikamesi neticesindeki masrafı:


             Madde 414 – (Değişik: 8/6/1936 -
3006/1 md.)


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/78 md.)
168 inci maddede beyan olunan halde kamu davası açılıp da neticede sanığın
beraatına, davanın düşmesine veya reddine karar verilirse, dilekçe veren
hakkında 413 üncü maddenin ikinciden beşinciye kadar olan fıkralarındaki
hükümler uygulanır.





997


 


             Bununla beraber mahkeme veya hakim halin
icabına göre müstedinin kısmen veya tamamen masraftan mesul olmamasına karar
verir. Mahkeme veya hakim masraflar hakkında karar vermezden evvel müstediyi
dinler, meğerki müstedinin davaya dahil olmak hakkı olmıya.


             Kanun
yollarına müracaat neticesinde masraf:


             Madde 415 – Kanun yollarından
birine müracaat eden taraf, bu müracaatı geri almasından veya reddolunmasından
ileri gelen masrafları öder. Kanun yollarına müracaat eden Cumhuriyet
Müddeiumumisi ise maznunun ödemek mecburiyetinde bulunduğu masraflar Devlet
Hazinesine yükletilir.


             Kanun yoluna müracaat edenin talebi
kısmen kabul olunmuş ise mahkeme münasip gördüğü veçhile masrafları taksim
eder.


             Kat'ileşmiş bir hüküm ile neticelenen bir
duruşma hakkındaki muhakemenin iadesi talebinden ileri gelen masraflar hakkında
dahi aynı hüküm caridir.


             Eski hale getirme talebinden doğan
masraflar hasım tarafının esassız muhalefetinden hasıl değilse, bu talebi
dermeyan edene yükletilir.


                                                            DOKUZUNCU
KİTAP


                                                            Memnu
hakların iadesi


             Merci
:


             Madde 416 – Memnu hakların iadesi
istidası mahkümun ikametgahı olan yerin tabi bulunduğu ağır ceza işlerini gören
mahkemeye verilir.


             İstidaya
raptolunacak evrak :


             Madde 417 – İstidaya aşağıda
yazılı evrak raptolunur :


             1 – Mahkümiyeti gösteren kararın sureti,


             2 – Müsted'inin mahküm olduğu cezanın
infaz edildiğini veya kanuni sebeplerden dolayı düştüğünü ve tarihlerini ve
mahkeme masraflariyle hükmolunmuş ise şahsi hakların ödendiğini müsbit evrak,


             3 – Mahküm olduğu cürümden pişman
olduğunu ihsas edecek surette hüsnü hali görüldüğüne dair vesikalar.


             Tetkik
ve karar:


             Madde 418 – Mahkeme bu istida
üzerine arasından birini raportör tayin eder. Raportör aza mahkümun adli sicil
kayıtlarını celp ile beraber lüzum gördüğü malümatı toplar ve Ceza Kanununun
122 ve 123. maddelerinde yazılı müddetlerin geçip geçmediğini hesap ettikten
sonra evrakı Cumhuriyet Müddeiumumiliğine verir.


             Mahkeme Cumhuriyet Müddeiumumisinin
delilli mütaleanamesi üzerine duruşma yapmaksızın kararını verir. Bu karar
aleyhine temyize müracaat olunabilir.


             Ret
kararı ve talebin tekrarı :


             Madde 419 – İstida reddedilirse
ret kararının kat'ileştiği tarihten itibaren Ceza Kanununun 122 ve 123 üncü
maddelerinde yazılı müddetler yeniden geçmedikçe memnu hakların iadesi tekrar
istenemez.


             İstidanın reddi bazı evrakın noksan
olmasından yahut yolunda tanzim edilmemesinden ileri gelmiş ise iade her zaman
yeniden istenebilir.


             İade
kararının ilanı :


             Madde 420 – Memnu hakların
iadesine dair olan karar kat'ileştikten sonra müsted'i isterse Resmi Gazete ile
ilan olunur.





998


 


                                                                    Son
maddeler


             Bu
kanuna göre ağır ceza işleri :


             Madde 421 – (Değişik: 12/6/1979 -
2248/7 md.)


             Bu Kanuna göre ağır ceza işlerinden maksat,
(...)(1) ağır hapis ve on seneden fazla hapis cezalarını gerektiren
cürümlere ilişkin davalardır. (2)


             İlga
edilen kanunlar:


             Madde 422 – (Değişik birinci fıkra:
21/5/1985 - 3206/79 md.) Ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde bu
Kanunun hükümleri uygulanmak şartıyla, vali, kaymakam ve nahiye müdürlerinin
memuriyet görevlerinden doğmayan veya memuriyet görevinin yapıldığı sırada
işlenmeyen şahşi suçlarından dolayı haklarında umumi hükümlere göre tahkikat
yapılması; nahiye müdürlerinin mensup oldukları ilçe, kaymakamların mensup
oldukları il ve valilerin bulundukları il'e en yakın il Cumhuriyet savcısına
aittir. Bu madde hükmüne dahil suçlarda son tahkikat yapmaya, hazırlık
tahkikatının yapıldığı yerin görevli mahkemesi yetkilidir.


             5 recep 1296 tarihli usulü muhakemati
cezaiye kanunu muvakkati ve zeyilleri mülgadır.


             Temyiz teşkilatına dair olan kanunun
hükmü bakidir. Ceza Kanununun mevkii mer'iyete vaz'ına mütaallik 825 numaralı
kanunun 29 uncu maddesinin temyiz kabiliyeti hakkındaki hükmü bu kanuna göre
cari olmak üzere diğer hükümleri bakidir.


             Sulh Hakimleri Kanunu ile tadil ve
zeyillerinin ceza muhakemesi usulüne ait hükümleri mülgadır.


             Tatil:


             Madde 423 – (Değişik: 28/6/1938 -
3515/1 md.)


             Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler
her sene temmuzun 20 sinden eylülün beşine kadar tatil olunur.


             (Değişik: 21/5/1985 - 3206/80 md.)
Hazırlık tahkikatı ile tutuklu işlere ait duruşmaların ve acele sayılacak diğer
hususların tatil süresi içinde ne suretle yapılacağı Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunca belirlenir.


             Tatil zamanında Temyiz Mahkemesi yalnız
mevkuflu ve meşhud suçların muhakeme usulüne dair kanuna göre görülen işlerin
tedkikatını icra eder.


             Tatil zamanına tesadüf eden mühletler
işlemez. Bu mühletler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.


             Madde 424 – Bu kanunda kullanılan
istilahlar ve tabirler Türk Ceza Kanununda bunların karşılığı olarak
kullanılmış bulunan eski ıstılah ve tabirler yerine kaim olmuştur.


             Ek Madde 1 –
(Ek:5/3/1973 - 1696)


             1) Anayasa'da yer alan temel hak ve
hürriyetlere ideolojik amaçlarla, Devletin Ülkesi ve Milletiyle bölünmez
bütünlüğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak
nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadiyle
işlenen suçlarla, bunlara murtabıt suçları;


 


——————————


(1) Bu
arada yer alan “ölüm ve” ibaresi, 14/7/2004 tarihli ve 5218 sayılı Kanunun 1
inci maddesiyle madde metninden çıkartılmıştır.


(2)  Bkz.:
Kanunun ekindeki 12/6/1979 tarihli ve 2248 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi.





999


 


             2) Türk Ceza Kanununun 179, 180, birinci,
ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ayrı olmak üzere 188, 201, 254, 255, 256,
257 ve 264 üncü maddelerinde veya 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar
Hakkındaki Kanunun değişik 12 nci yahut aynı Kanunun ek maddesinin, birinci
bendinde yazılı suçlar; (1).


             İşleyenler hakkında yapılacak soruşturma
ve kovuşturmalar, 3005 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (A) bendindeki mahal ve
aynı Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı zaman kayıtlarına bakılmaksızın,bahis
konusu kanun hükümlerine göre yapılır.


             (İkinci fıkra Mülga: 21/5/1985 -
3206/82 md.)


             Askeri Mahkemelerin yetkisi saklıdır.


             Ek Madde 2 - (Ek : 5/3/1973 - 1696;
iptal: Ana. Mh. nin 29/1/1980 tarihli ve E. 1979/38, K. 1980/11 sayılı kararı
ile.)


             Ek Madde 3 - (Ek : 5/3/1973 -
1696; birinci fıkra Mülga: 8/5/1985 - 3200/8 md., ikinci fıkra iptal: Ana. Mh.
nin 7/4/1977 tarihli ve E. 1977/5, K.1977/45 sayılı kararı ile.)


             Ek Madde 4 - (Ek : 5/3/1973 -
1696)


             Ek birinci maddede gösterilen suçların
soruşturma veya kovuşturulması sırasında Cumhuriyet Savcısı veya yardımcıları
veya hakim yahut mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere yedi gün
içinde cevap verilmesi zorunludur.


             Eğer bu süre içinde istenen bilginin
verilmesi imkansız ise sebebi ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceği
bildirilir.


             Bilgi istenen yazıda, yukarıdaki fıkralar
hükmü ile buna aykırı hareket etmenin kanuni sonuçları yazılır.


             Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine
aykırı hareket eden kimse, üç aydan altı aya kadar hapis ve beşyüz liradan bin
liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.


             Bu maddede yazılı suçu, haklarında kamu
davasının açılması, izin veya karar alınmasına bağlı bulunan kişiler işlediği
takdirde de umumi hükümler dairesinde işlem yapılır.


             Yasama dokunulmazlığı saklıdır.


             Ek Madde 5 – (Ek: 21/5/1985 - 3206/81
md.)


             Büyükşehir belediye sınırları içerisinde
davayı görmekte olan mahkeme,kesin zorunluluk olmadıkça bu belediye sınırları
içerisinde bulunan müdafii,şikayetçi, sanık, tanık ve bilirkişilerin istinabe
yolu ile dinlenmesine karar veremez.


             Naip tayin edilen mahkeme büyükşehir
belediye hudutları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde bulunmasa
dahi, büyükşehir belediye hudutları içerisinde yerine getirilmesi gereken
istinabe evrakını geri çevirmeyerek gereğini yapar.


             Ek Madde 6 - (21/5/1985 - 3206 sayılı
Kanunun 83 ncü maddesi hükmü olup, ek maddeye çevrilerek numarası teselsül
ettirilmiştir.)


             Bu Kanunla kaldırılan ilk tahkikat
hükümleriyle ilgili olarak;diğer kanunlarda geçen "ilk tahkikat"
ibaresi "hazırlık tahkikatı" olarak değiştirilmiştir.


             Diğer kanunlarda, Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanununun ilk tahkikat hükümlerine yapılan atıflar, kamu davasının
hazırlanmasına ilişkin hükümlerine yapılmış sayılır. Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanununun 163 ve müteakip maddelerindeki hükümler, tahkikatı yapmakla görevli
kılınanlar tarafından uygulanır.


——————————


(1)    Bu hükümde zikredilen ek madde,
30/6/1970 tarihli ve 1308 sayılı Kanunun 7. maddesiyle eklenip, 12/6/1979
tarihli ve 2249 sayılı Kanunun 12. maddesiyle değiştirilmiş olan "ek madde
1" dir.





1000


 


             Diğer kanunların ilk tahkikatın
yapılmasını zorunlu kılan hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.


             Ek
Madde 7- (Ek: 30/7/2003-4963/5 md.)


             1.3.1926 tarihli ve
765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddelerinde yazılı suçları
işleyenler hakkında soruşturma ve kovuşturmalar acele işlerden sayılır, öncelik
ve ivedilikle ele alınır. Bu suçlarla ilgili davalarda duruşmalara zorunluluk
olmadıkça otuz günden fazla ara verilemez, bu davalara adlî tatilde de bakılır.


             Kanunun
meriyet'i tarihi:


             Madde 425 – Bu kanunun neşri
tarihinden dört ay sonra mer'idir.


             Kanunu
icraya memur olanlar:


             Madde 426 – Bu kanunun hükümlerini
icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.


 


                                                                              *


                                                                            *
*


 


             4/4/1929 TARİHLİ VE 1412 SAYILI ANA
KANUNA İŞLENEMEYEN GEÇİCİ MADDELER :


 


             1
– 12/6/1979 tarihli ve 2248 Sayılı Kanunun geçici maddesi:


             Geçici Madde 1 – Bu Kanunun 7, 20
ve 24 ncü maddeleri, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce asliye ceza ve ağır
ceza mahkemelerinde açılmış bulunan kamu davalarına uygulanmaz.


             2
– 21/5/1985 tarihli ve 3206 Sayılı Kanunun geçici maddesi:


             Geçici Madde – Bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihte ilk tahkikatı sonuçlanmamış dava dosyaları, yetkili
Cumhuriyet savcılıklarına devredilir. Devralınan evrak, ihtiyaç görüldüğü
takdirde gereken tahkikat da yapıldıktan sonra, iddianameye bağlanarak görevli
mahkemeye tevdi olunur.


             Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte
unvanlı sorgu hakimi olanların kadro unvanları, o yer hakimi olarak
değiştirilmiştir. Bunların yeniden atanmaları gerekmez.


             3
– 11/5/1988 tarihli ve 3445 Sayılı Kanunun geçici maddesi:


             Geçici Madde 1. – Bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten önce, Türk Ceza Kanununun 480 ve 482 nci
maddelerinin neşir yoluyla veya radyo ve televizyon veya benzeri kitle
haberleşme araçlarıyla işlenmeleri sebebiyle 14l2 sayılı Ceza Muhakemeleri
Usulü Kanununun 344 üncü maddesinin 5 inci bendi uyarınca açılmış olan
davalara, açıldıkları tarihteki geçerli olan usul hükümleri dairesinde
bakılmaya devam olunur.





1001


 


             1412 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK
YAPAN MEVZUATIN


                         YÜRÜRLÜKTEN  KALDIRDIĞI KANUN
VE HÜKÜMLERİ


                                                              GÖSTERİR
LİSTE


 


                                                                                   Yürürlükten
Kaldıran Mevzuatın


                                                                                  ______________________________


               Yürürlükten Kaldırılan


        Kanun veya Kanun Hükümleri                    Tarihi             Sayısı              Maddesi


 _____________________________________  __________ 
__________  ______________


4/4/1929 tarih ve
1412  sayılı Kanunun


113, 114, 115 ve
Muvakkat A, B ve C


maddeleri ile bu
kanunun bazı maddelerini


değiştiren 1876 ve
2558 sayılı Kanunlar


ve 1221 sayılı
Kanunun 9 ve 10 uncu


maddeleri ve 1582
sayılı Kanunun 2 inci


maddesi                                                                   8/6/1936            3006                      2


1412
sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü


Kanununun
96 ncı maddesinin son fıkrası                   


ile 397
ve 398 inci maddeleri                                 9/7/1953            6123                      3


 


1412
sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü


Kanununun
36, 37, 38, 271 ve 274 üncü


maddeleri                                                               11/2/1959           7201                     62


1412
sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 124
üncü maddesinin 2 nci fıkrası 5/3/1973             1696                                                                17


 


1412
sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü


Kanununun
Ek 3 üncü maddesi                              8/5/1985            3200                      8



 


1412
sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü


Kanununun
16 ncı maddesi; 22 nci mad-


desinin
ikinci fıkrası; 108 nci maddesinin


son
fıkrası; 110 ve 111 nci maddeleri;


117
nci maddesinin ikinci fıkrası; 171,


172,
173, 174, 175, 176, 177, 178, 179,


180,
181, 182, 183, 184, 185, 186, 187,


188,
189, 190, 191, 192, 193, 194, 195,


196,
197, 198, 199, 200, 201, 202, 203,


204,
205 inci maddeleri; 279 uncu mad-


desinin
birinci fıkrası; 287 nci maddesi;


299
uncu maddesinin birinci fıkrasının (1)


numaralı
bendi; 311 inci maddesinin


ikinci
fıkrası; 411 inci maddesinin ikinci


fıkrası
ile Ek Madde (1)'in ikinci


fıkrasının
"Bu suçlardan dolayı ilk soruş-


turma
yapılmaz" hükmü                                        21/5/1985           3206                     82


1117
sayılı Kanunun 9 uncu maddesi                    26/5/1988           3445                     14


 


1412
sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü


Kanununun
105 inci maddesi                               18/11/1992          3842                     31 





1002


 


                1412 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK
GETİREN MEVZUATIN


                                YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ
TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE


       Kanun                                                                                                                     Yürürlüğe


          No.                             Farklı
tarihte yürürlüğe giren maddeler                       giriş tarihi


  
________  __________________________________________________  _________


        1876                                                          __                                                               1/8/1931


        2558                                                         
__                                                            12/7/1934


        3006                                                         
__                                                            1/10/1936


        3207                                                          __
                                                            21/6/1937


        3515                                                          __                                                             15/7/1938


        4179                                                          __                                                               3/2/1942


        4261                                                          __                                                             23/6/1942


        5695                                                          __
                                                            15/1/1951


        6123                                                          __                                                               1/8/1953


        6763                                                          __
                                                              1/1/1957


        7201                                                          __                                                             19/8/1959


            24                                                          __                                                             20/7/1960


        1696                                                          __                                                             15/3/1973


        2248                                                          __                                                             22/6/1979


        2369                                                          __                                                             10/1/1981


        2370                                                          __                                                             10/1/1981


        2789                                                          __                                                             22/1/1983


        3063                                                          __                                                             2/11/1984


        3200                                                          __
                                                            24/5/1985


        3206                                                          __                                                               4/7/1985


        3445                                                          __                                                             26/5/1988


        3842                                                          __                                                             1/12/1992


        4229                                                          __                                                             12/3/1997


        4744                                                          __                                                             19/2/2002


        4771                                                          __                                 9/8/2002
tarihinden itibaren


                                                                                                                                         1
yıl sonra


        4778                                                          __                                                             11/1/2003


        4793                                                          __                                                               4/2/2003


        4829                                                          __                                                             27/3/2003


        4963                                                          __                                                               7/8/2003


        5020                                                          __                                                           26/12/2003


        5190                                       394/a,
394/b, 394/c, 394/d                                          30/6/2004


        5218                                             110,
283, 305, 421                                                21/7/2004


        5219                                               148,
209 ve 305                                                  21/7/2004


423                                                                                            
1/1/2005





 

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?