Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 Sayılı Kanun Genel Tebliği (seri No: 1)

TebliğNo: 38700Resmî Gazete: 14.06.2021 / 31511

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

 


BAZI ALACAKLARIN
YENİDEN YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN


7326 SAYILI KANUN
GENEL TEBLİĞİ


(SERİ NO: 1)


 


I-
AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR


 


3/6/2021 tarihli ve
7326 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun 9/6/2021 tarihli ve 31506 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.


 


Bu
Tebliğ ile 7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye
istinaden, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen
amme alacakları, il özel idareleri ve belediyeler ile Yatırım İzleme ve
Koordinasyon Başkanlıklarına (YİKOB) ait
alacakların yapılandırılması, matrah ve vergi artırımı, işletme kayıtlarının
düzeltilmesine ilişkin hükümlerinin uygulamasına dair usul ve esaslar
belirlenmiştir.


 


Kanunun 1 inci
maddesinin ikinci fıkrasının (a), (c) ve
(ç) bentlerinde;


 


-
vergi tabirinin, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına
giren vergi, resim ve harçları,


 


-
beyanname tabirinin, vergi
tarhına esas olan beyanname ve bildirimleri,


 


- Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları tabirinin, Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için
belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi (TEFE)
aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları
endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2014 tarihinden itibaren yurt içi
üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/11/2016 tarihinden
itibaren aylık %0,35 oranını (bu Kanunun yayımlandığı ay dâhil),


 


ifade
ettiği hükme bağlanmıştır.


 


Bu Tebliğde, vergi,
beyanname ve Yİ-ÜFE aylık değişim oranları tabirleri, 7326 sayılı Kanunda
tanımlandığı şekilde kullanılmıştır.


 


A-
HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA BAĞLI TAHSİL DAİRELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME
ALACAKLARI


 


7326 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a), (b), ve (c) bentlerinde; Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı
tahsil dairelerince takip edilen amme alacaklarından Kanun kapsamına alınan
alacaklar düzenlenmiş, (ç) bendinde de işletme kayıtlarının düzeltilmesine
ilişkin düzenlemelerin Kanun kapsamında olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hükümler
çerçevesinde Kanun kapsamına giren alacaklar, tür ve dönemler itibarıyla
aşağıda açıklanmıştır.


 


1-
Alacağın Türü ve Dönemi


 


a) 213 sayılı Vergi
Usul Kanunu Açısından


 


(1) Alacağın türü


 


7326 sayılı Kanunun kapsamına, 213 sayılı Kanun
kapsamına giren vergiler ve vergi cezaları ile bunlara bağlı gecikme faizleri,
gecikme zamları gibi fer’i alacaklar girmektedir.


 


(2)
Alacağın dönemleri


 


Kanun
kapsamına giren vergiler, vergilendirme dönemleri itibarıyla aşağıda
açıklanmıştır.


 


i) 30/4/2021
tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde ise bu
tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi
cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.


 


Konuya ilişkin
açıklamalar aşağıda yer almaktadır.


 


- Vergilendirme dönemi 15 gün olan mükellefiyetler


 


Vergilendirme
döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Nisan/2021 ayı ve
öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, dönemin bitim tarihi Nisan/2021
ayına rastlamakla beraber beyanname verme süresinin son günü Mayıs/2021 ayına
sirayet edenler kapsama girmemektedir.


 


Örneğin, 1-15 Nisan
2021 vergilendirme dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin özel
tüketim vergisinin vergilendirme döneminin bitim tarihi ile beyanname verme
süresinin son günü Nisan/2021 ayına rastladığından kapsama girmekte, 16-30
Nisan 2021 vergilendirme dönemi ise dönemin bitim tarihi Nisan/2021 ayında
olmakla birlikte beyanname verme süresi Mayıs/2021 ayına sirayet ettiğinden
kapsama girmemektedir.


 


Aynı şekilde, 1-15
Nisan 2021 tarihleri arasında noterler tarafından tahsil edilen ve dönemi
izleyen 7 nci iş günü mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine
yatırılması gereken noter harçları kapsama girmekte, buna karşılık 16-30 Nisan
2021 dönemine ilişkin olanlar kapsama girmemektedir.


 


- Vergilendirme dönemi aylık olarak belirlenen
mükellefiyetler


 


Mart/2021
vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama girmekte, Nisan/2021
vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.


 


Örneğin, Mart/2021
dönemi katma değer vergisi kapsama girmekte, Nisan/2021 dönemi katma değer
vergisinin dönemi Nisan/2021 itibarıyla sonlanmakla birlikte beyanname verme
süreleri Mayıs/2021 ayına rastladığından kapsama girmemektedir.


 


- Vergilendirme dönemi 3 aylık olarak belirlenen
mükellefiyetler


 


Vergilendirme
döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Nisan/2021 ayı ve
öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, Nisan/2021 ayından sonraya
rastlayanlar kapsama girmemektedir.


 


Örneğin, 1-2-3/2021
dönemi (3 aylık) gelir (stopaj) vergisi ve katma değer vergisi kapsama
girmekte, 4-5-6/2021 dönemine (3 aylık) ilişkin gelir (stopaj) vergisi ve katma
değer vergisi kapsama girmemektedir.


 


Ayrıca, Ocak, Şubat,
Mart/2021 vergilendirme dönemine ait geçici vergiye ilişkin beyanname verme
süreleri 30/4/2021 tarihinden sonra olduğu için bu geçici vergiler Kanun kapsamında
değildir.


 


- Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir ve kurumlar
vergisi mükellefiyetleri


 


Vergilendirme dönemi
yıllık olan vergilerde, beyanname verme süresi 30/4/2021 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar olan vergiler Kanun kapsamındadır.


 


Ancak, 7326 sayılı
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süreleri başlamamış olan 2020 takvim
yılına ilişkin gelir vergisi taksitleri için Kanunun 2 nci maddesi
hükümlerinden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır. Buna göre, bu vergiye
ilişkin olarak Şubat, Mart ve Haziran/2021 aylarında ödenmesi gereken taksitler
için Kanundan yararlanılması mümkün olduğu hâlde, Temmuz/2021 ayı ve sonrasında
ödenecek taksitler için Kanunun 2 nci maddesinden yararlanılması mümkün
bulunmamaktadır.


 


Özel hesap dönemine tabi
olan mükellefler bakımından, özel hesap döneminin sona erdiği tarih ve
beyanname verme süresinin son günü 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce
olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise kapsama girmemektedir.


 


Tasfiye dönemine ilişkin
olarak verilmesi gereken beyannamelerden kanuni beyanname verme süresi
30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmektedir.


 


- Veraset ve intikal vergisi mükellefiyetleri


 


Bu vergi türünde, beyanname
verme süresinin son günü 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar
kapsama girmektedir.


 


- Harç mükellefiyetleri


 


2/7/1964 tarihli ve
492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlar genel olarak işlem anında
beyanname alınmaksızın tahakkuk ettirilerek tahsil edilmektedir. Bununla
birlikte, harçlar da 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tarhiyata konu
olabilmektedir.


 


492 sayılı Kanuna
göre gayrimenkullerin devir ve iktisap işlemleri nedeniyle ödenmesi gereken
harç tutarı ile ilgili olarak devir ve iktisap tarihinden sonra tarhiyat
yapılabilmektedir. Bu çerçevede, 30/4/2021 tarihi ve bu tarihten önce
gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri nedeniyle, tarh edilip Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunan ya da ihtilaflı olan alacaklar ile
Kanunun yayımı tarihinden önce inceleme ve tarhiyat safhasında bulunan işlemler
Kanunun kapsamına girmektedir. Aynı şekilde, 30/4/2021 tarihi ve bu tarihten
önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri nedeniyle Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrası kapsamında pişmanlıkla ya da kendiliğinden beyanda
bulunulması da mümkündür.


 


492 sayılı Kanunun 28
inci maddesi uyarınca tahsili gereken karar ve ilam harçları ile aynı Kanunun
(8) sayılı tarifesi uyarınca tahsil edilen yıllık harçlardan, Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunanlar kapsama girmektedir.


 


- Ücretlilerde asgari geçim indirimi


 


Ücretlilerde asgari
geçim indirimi nedeniyle ilgililer veya işverenler adına tarh ve tahakkuk
ettirilen gelir vergisi ve bu vergiye bağlı cezalar Kanun kapsamındadır. Bu
alacaklar için de 30/4/2021 tarihi esas alınacak, aylık ya da üç aylık
vergilendirme dönemleri için yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Kanun
kapsamına girip girmediği tespit edilecektir.


 


ii)
2021 yılına ilişkin olarak 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri,
gecikme zamları Kanun kapsamındadır.


 


2021 yılına ilişkin
olarak 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden motorlu
taşıtlar vergisi, yıllık harçlar gibi alacaklar Kanun kapsamına girmektedir.


 


Ancak, Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi gereğince,
2021 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti bu Kanun
kapsamında değildir.


 


18/2/1963 tarihli ve
197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası
gereğince, yıl içinde ilk defa kayıt ve tescil edilen taşıtlara ilişkin olup,
kayıt ve tescilin yapıldığı tarih 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce
olanlara ilişkin tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisinin birinci taksiti
Kanun kapsamına girmektedir.


 


2021 yılına ilişkin
olarak yıllık tahakkuk etmesi gereken motorlu taşıtlar vergisi için yapılan
tarhiyatlardan 30/4/2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar tahakkuk edenler
kapsama girmektedir.


 


492 sayılı Kanuna
bağlı (8) sayılı tarife uyarınca tahsil edilen ve 2021 yılına ilişkin olarak
30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden yıllık harçlar kapsama
girmektedir.


 


iii) 30/4/2021 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen vergi aslına bağlı
olmayan vergi cezaları Kanun kapsamındadır.


 


Vergi aslına bağlı olmayan
vergi cezalarından 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan
tespitlere ilişkin olarak kesilenler Kanun kapsamındadır.


 


Örneğin; Mart/2021
dönemine ait olup 30/4/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) elektronik
ortamda verilmesi gereken ancak 22/4/2021 tarihli ve VUK-133/2021-1 sayılı
Vergi Usul Kanunu Sirkülerine göre verilme süresi 7/5/2021 tarihine uzatılan
mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formu (Form Ba) ile mal ve hizmet
satışlarına ilişkin bildirim formunun (Form Bs) bu tarihte verilmemesine
ilişkin tespitler en erken 8/5/2021 tarihinde yapılabileceğinden, bu tespitlere
ilişkin vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları Kanun kapsamına
girmemektedir. Mart/2021 döneminden önceki dönemlere ait söz konusu bildirimler
nedeniyle kesilmesi gereken cezalar ise Kanun kapsamına girmektedir.


 


Diğer taraftan, vergi
aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarında ise verginin ait olduğu dönem
dikkate alınarak kapsama girip girmediği tespit edilecektir.


 


b) Kapsama Giren İdari Para Cezaları


 


Kanun
kapsamına;


 


-
24/4/1930
tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununa göre,


 


- 7/11/1996 tarihli
ve 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında
Kanuna göre,


 


- 10/12/2003 tarihli
ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (III) sayılı
cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlarca,


 


verilen idari para
cezaları hariç olmak üzere 30/4/2021 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce verilen idari para cezaları girmektedir.


 


Ancak,
30/4/2021 tarihinden
önce verilmekle birlikte 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ilgilisine tebliğ edilmemiş idari yaptırım kararlarına konu idari para cezaları
Kanunun kapsamına girmemektedir.


 


c) 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer
Alacaklar


 


21/7/1953 tarihli ve
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip
edilen ve 7326 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında
olan alacaklardan takip için vergi dairelerine intikal edenler Kanun
kapsamındadır.


 


Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına;


 


- Ecrimisiller,


 


- Kaynak Kullanımını
Destekleme Fonu (KKDF) alacakları,


 


- Destekleme ve Fiyat
İstikrar Fonu (DFİF) alacakları,


 


- Gençlik ve Spor
Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü tarafından verilen öğrenim ve katkı
kredisi alacakları,


 


- Doğrudan gelir
desteği ödemelerinden geri alınması gereken alacaklar,


 


- 28/3/2002 tarihli ve
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun
kapsamındaki alacaklar,


 


- 30/6/1934 tarihli
ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak
Harçlar ve Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanuna göre
doğan yiyecek bedelleri,


 


- 4/6/1985 tarihli ve
3213 sayılı Maden Kanununa istinaden alınan Devlet hakkı bedelleri,


 


gibi alacaklardan
vergi dairelerine takip için intikal etmiş olanlar girmektedir.


 


6183 sayılı Kanunun
58 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hesaplanan %10 oranındaki zam, 68
inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 79 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca
hesaplanan %10 oranındaki tazminatlar asli alacak olarak dikkate alınmak
suretiyle Kanun kapsamında yapılandırılacaktır. 


 


Ancak, Hazine ve
Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilen adli para cezaları Kanun kapsamına girmemektedir.


 


2-
İşletme Kayıtlarının Düzeltilmesi


 


7326 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde “ç) İşletmede mevcut olduğu
hâlde kayıtlarda yer almayan ya da kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede
bulunmayan emtia, makine, teçhizat, demirbaşlar ile kasa mevcudu ve ortaklardan
alacakların beyanı,” hükmüne yer verilerek işletme kayıtlarının
düzeltilmesi ile ilgili düzenlemeler Kanun kapsamına alınmış ve Kanunun 6 ncı
maddesinde konuya ilişkin hükümlere yer verilmiştir.


 


B-
İL ÖZEL İDARELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI


 


7326 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince, il özel idarelerinin
vadesi 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında
takip edilen asli ve fer’i amme alacakları Kanunun kapsamına girmektedir.


 


C-
BELEDİYELERCE TAKİP EDİLEN ALACAKLAR


 


7326 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (g) ve (ğ) bentleri ile belediyelerin anılan
Kanun kapsamına giren alacakları sayılmış olup, bu alacaklar aşağıda belirtilmiştir.


 


1- 213 sayılı Kanun
Kapsamına Giren Alacaklar


 


- 30/4/2021
tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere,
beyana dayanan vergilerde ise bu tarihe
kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi
cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,


 


- 2021 yılına ilişkin olarak 30/4/2021 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve
bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,


 


kapsama
girmektedir.


 


Belediyelerin
213 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklarının dönemleri bu Tebliğin (I/A-1-a)
bölümünde açıklandığı şekilde tespit edilecektir.


 


Örneğin,
Mart/2021 dönemine ait ilan ve reklam vergisi kapsama girmekte, Nisan/2021
dönemine ait ilan ve reklam vergisi ise beyannamenin Mayıs/2021 ayında verilmesi
gerektiğinden kapsama girmemektedir. Aynı şekilde, Mart/2021 dönemine ait
haberleşme vergisi kapsama girmekte, Nisan/2021 dönemine ait haberleşme vergisi
ise kapsama girmemektedir.


 


7326 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (g) bendinin (1) numaralı alt bendi gereğince, 2021 yılına ilişkin tahakkuk eden emlak vergisi, emlak vergisi
üzerinden hesaplanan taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı ile
işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi Kanun
kapsamına girmemektedir.


 


Ayrıca,
2021 yılına ilişkin olarak 30/4/2021 tarihinden önce yıllık olarak tahakkuk
eden ve 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 16 ncı
maddesine istinaden belediye meclislerince taksitle ödenmesi uygun görülen ilan
ve reklam vergisi kapsama girmektedir.


 


2- 6183 sayılı Kanun
Kapsamına Giren Alacaklar


 


Belediyelerin bu
Tebliğin (I/C-1) bölümünde açıklanan alacaklarının yanı sıra, 6183 sayılı Kanun
kapsamında takip edilen ve 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi
geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olan asli ve fer’i
amme alacakları da Kanun kapsamındadır.


 


Örneğin, 6183 sayılı
Kanun kapsamında belediyelerce takip edilen ve 7326 sayılı Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş olan idari para cezaları Kanun kapsamındadır.


 


3- Belediyelerin
Ücret ve Pay Alacakları


 


7326 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin (2) numaralı alt bendinde, 2464
sayılı Kanunun 97 ve mükerrer 97 nci maddelerine göre tahsili gereken ve vadesi
30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödenmemiş olan ücret ve pay alacakları ile bunlara bağlı fer’i
alacaklar da Kanunun kapsamındadır.


 


Örneğin, mükellefin
talebi üzerine inşaat sahasında meydana
gelen yıkım artığı malzemenin belediyece kaldırılması ve taşınması hizmetine
ilişkin belediyelere 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin verdiği yetkiye
istinaden ödenmesi gereken ücretin vadesi 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce ise Kanun kapsamına girmekte, bu tarihten sonra ise girmemektedir.


 


4- Belediyelerin Su,
Atık Su ve Katı Atık Ücreti Alacakları


 


7326 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin (3) numaralı alt bendi ile
3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamındaki belediyelerin, su
abonelerinden olan ve vadesi 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu
hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan su, atık su ve katı
atık ücreti alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacakları (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamındadır.


 


Örneğin, su kullanım
dönemi 15 Mart 2021 ila 15 Nisan 2021 olan su alacağının faturada yer alan son
ödeme tarihi Nisan/2021 ayı içerisine rastladığı takdirde Kanun kapsamına
girmekte, Mayıs/2021 ayına rastladığı takdirde Kanun kapsamına girmemektedir.


 


5- Büyükşehir
Belediyelerinin Katı Atık Ücreti Alacakları


 


7326 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin (4) numaralı alt bendi ile
büyükşehir belediyelerinin 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 11
inci maddesine göre vadesi 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu
hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan katı atık ücreti
alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her
türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamındadır.


 


6-
Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdarelerinin Su ve Atık Su
Alacakları


 


7326 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, 20/11/1981 tarihli ve 2560
sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon
idarelerinin alacaklarına yönelik düzenleme yapılmış ve bu idarelerin vadesi
30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödenmemiş bulunan su ve atık su bedeli alacakları ile bu alacaklara
bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakları (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamına alınmıştır.


 


Ç-
YİKOB’LARCA TAKİP EDİLEN ALACAKLAR


 


7326 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, YİKOB’ların vadesi
30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde, bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan ve
6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen asli ve fer’i alacakları Kanun
kapsamına alınmıştır.


 


II- KESİNLEŞMİŞ ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile Hazine ve Maliye
Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerince
takip edilen kesinleşmiş amme alacakları ile belediyelerin ve büyükşehir
belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin kesinleşmiş bazı alacaklarının
yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.


 


Madde
kapsamına tür ve dönem açısından Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin
“I- AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR” başlıklı bölümünde yer verilen tüm
alacaklar girmektedir.


 


Kanunun
2 nci maddesi kapsamında kesinleşmiş alacakların yapılandırılarak ödenebilmesi
için bu alacakların Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş
olması (Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f), (g), (ğ) ve (h)
bendinde vadesi 30/4/2021 tarihi ve öncesi olarak belirlenen alacaklar için bu
tarih ve öncesinin esas alınması) gerekmektedir.


 


A-
BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde, ilgili maddelerde yer alan özel hükümler saklı kalmak
kaydıyla Kanundan yararlanmak isteyen borçluların 31/8/2021 tarihi
sonuna kadar ilgili idareye başvuruda
bulunmaları şartı getirilmiştir.


 


Buna
göre, Hazine ve Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere,
büyükşehir belediyelerine, YİKOB’lara, büyükşehir belediyeleri su ve
kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil dairelerine olan ve Kanunun 2 nci maddesi
kapsamına giren borçlarını bu madde kapsamında ödemek isteyen borçluların 31
Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar borçlu bulundukları tahsil
dairelerine yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir.


 


Hazine ve Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerine olan borçları için Kanunun 2 nci
maddesinden yararlanmak isteyen borçlular, başvurularını Gelir İdaresi
Başkanlığının internet adresi (www.gib.gov.tr)
ya da e-devlet (www.turkiye.gov.tr)
üzerinden yapabilecekleri gibi bağlı bulundukları vergi dairesine doğrudan veya
posta yoluyla ya da diğer vergi daireleri aracılığıyla da yapabileceklerdir.


 


Bağlı olunan vergi
dairesi dışındaki vergi dairelerine başvuruda bulunulması halinde, ödeme
planları borçluların bağlı oldukları vergi daireleri tarafından tanzim edilecek
ve borçlulara ödeme planları müracaat edecekleri herhangi bir vergi dairesinde
imza karşılığında elden, gerekli şartların bulunması koşuluyla (www.gib.gov.tr) internet adresi üzerinden
doğrudan verilebilecektir.


 


Bu
Tebliğ ekinde yer alan başvuru dilekçeleri (Ek:2/A, 2/B, 2/C, 2/D),
Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek kesinleşmiş
alacaklar için madde hükmünden yararlanmak isteyen borçlularca kullanılmak
üzere düzenlenmiş olup alacaklı diğer idarelerce örneğe uygun başvuru
dilekçelerinin hazırlanarak borçluların kullanımına sunulması icap etmektedir. Ayrıca, alacaklı
diğer idareler alt yapılarının uygun olması hâlinde başvuruları elektronik
ortamda da alabileceklerdir.  


 


Borçluların
birden
fazla vergi dairesine olan borçları için Kanundan yararlanma talebinde
bulunmaları hâlinde, her bir vergi dairesi için ayrı ayrı başvurmaları
gerekmektedir.


 


213
ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri
nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi
amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutarlar dikkate alınarak
ilgili vergi dairesine yazılı başvuru yapmak suretiyle 7326 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanabileceklerdir. Dolayısıyla bu kişilerin Gelir İdaresi Başkanlığının
internet adresi ve e-devlet üzerinden başvurmaları mümkün bulunmamaktadır.


 


Borçlular, madde
kapsamına giren toplam borçları için madde hükmünden yararlanabilecekleri gibi
talep ettikleri dönem ve türler açısından da madde hükmünden
yararlanabileceklerdir. Ancak, motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin, her
bir taşıt itibarıyla hesaplanacak toplam borç tutarı için başvuruda bulunmaları
zorunludur.


 


7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin altıncı
fıkrasında yer alan hüküm gereğince,
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup, bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
yargı kararı ile kesinleştiği hâlde
Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza
İhbarnamesinin mükellefe tebliğ edilmemiş olması nedeniyle ödeme süresi
oluşmamış alacaklar için maddeden
yararlanmak isteyen mükellefler, başvuru dilekçesinde bu hususu ayrıca
belirteceklerdir.


 


Diğer taraftan, 6183
sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında vergi dairelerince Ticaret Bakanlığına
bağlı tahsil daireleri (gümrük müdürlükleri) adına niyabeten takip edilen
alacaklar için vergi dairelerine başvurulması mümkün bulunmayıp, bu yöndeki
taleplerin ilgili idareye yapılması gerekmektedir.


 


7326 sayılı Kanunun 2
nci maddesinin onikinci fıkrası gereğince, madde hükmünden yararlanmanın
şartlarından birisi de dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve
kanun yollarına başvurulmaması olduğundan, bu maddeden yararlanmak üzere
başvuran borçluların, takip ve tahsilat işlemlerinden dolayı açtıkları
davalardan da (ihtirazi kayıtla verilen beyannameye konu alacaklar için Kanundan
yararlanmak isteyenlerin alacağa ilişkin olarak açmış oldukları davalar dâhil)
vazgeçmeleri gerekmektedir.


 


Öte yandan,
elektronik ortamda madde hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunan
borçluların, yararlanmak istedikleri borçlarıyla ilgili davalar bulunması
hâlinde ilgili vergi dairesine ayrıca yazılı olarak da başvurmaları şarttır.


 


B-
ALACAK TUTARININ TESPİTİ


 


7326 sayılı Kanunun 2
nci maddesinde, madde kapsamında yapılandırılarak ödenecek tutarın tespitinde
uygulanacak esaslar belirlenmiş ve alacak asılları üzerinden hesaplanan faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları kullanılarak hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının alacak asılları ile
birlikte ödenmesi kuralı getirilmiştir.


 


Madde kapsamında,
yapılandırılarak ödenecek alacakların tespitinde aşağıda yapılan açıklamaların
dikkate alınması gerekmektedir.


 


1- Yİ-ÜFE Tutarının
Hesaplanması


 


Yİ-ÜFE tutarı, fer’i
alacaklar için esas alınan hesaplama yöntemleri kullanılarak tespit
edilecektir.


 


Yİ-ÜFE tutarının
hesaplanmasında, 213 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme faizi ve 6183 sayılı
Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının hesaplama yöntemi ve hesaplama süreleri
değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme faizi/gecikme zammı oranı yerine Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları kullanılacaktır.


 


Yİ-ÜFE tutarı,
gecikme faizi veya gecikme zammı dışında Kanun kapsamına giren diğer fer’i
alacaklar yerine de hesaplanabilmektedir. Bu durumda da ilgili fer’i alacağın
hesaplama yöntemi kullanılarak ödenecek Yİ-ÜFE tutarı bulunacaktır.


 


Ayrıca, Yİ-ÜFE
tutarı, 31/10/2016 tarihine kadar (bu tarih dâhil) TÜİK’in her ay için
belirlediği aylık değişim oranları, 1/11/2016 tarihinden itibaren Kanunun
yayımlandığı Haziran 2021 ayı dâhil geçen süreye her ay için aylık %0,35 oranı
esas alınmak suretiyle hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE
hesaplamalarında ilk aya ilişkin esas alınacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı,
alacağın vadesinin rastladığı ay için açıklanmış olan orandır. Alacağın vade
tarihinin ayın son günü olması hâlinde de hesaplamalarda başlangıç oranı olarak
kullanılacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı, vade tarihinin rastladığı ay için
belirlenmiş oran olacaktır.


 


TÜİK tarafından,
Ocak/1980 ayından Ekim/2016 ayına kadar açıklanan Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
ile 1/11/2016 tarihinden itibaren esas alınacak aylık oran ekli tabloda (Ek:1)
yer almaktadır.


 


Yİ-ÜFE tutarlarının
tespitinde kullanılacak olan Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının eksi değer
çıkması durumunda bu oranlar da hesaplamada eksi değer olarak dikkate
alınacaktır. Hesaplamaya konu döneme ilişkin olarak Yİ-ÜFE aylık değişim
oranlarının toplamı eksi değer olduğu takdirde alacak asılları üzerinden
hesaplanan fer’iler yerine alınması gereken Yİ-ÜFE tutarı sıfır kabul
edilecektir.


 


Örnek 1- 25/8/2015 vadeli bir
verginin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olması hâlinde bu vergiye
%111,6476 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları toplamı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE Oranı ve
Hesaplanacak Süre







SÜRE



ESAS ALINACAK ORAN
(%)






26/8/2015
- 25/9/2015 için



Ağustos
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,98






26/9/2015
- 25/10/2015 için



Eylül
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



1,53






26/10/2015
- 25/11/2015 için



Ekim
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



-0,20






26/11/2015
- 25/12/2015 için



Kasım
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



-1,42






26/12/2015
- 25/1/2016 için



Aralık
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



-0,33






26/1/2016
- 25/2/2016 için



Ocak
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,55






26/2/2016
- 25/3/2016 için



Şubat
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



-0,20






26/3/2016
- 25/4/2016 için



Mart
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,40






26/4/2016
- 25/5/2016 için



Nisan
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,52






26/5/2016
- 25/6/2016 için



Mayıs
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



1,48






26/6/2016
- 25/7/2016 için



Haziran
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,41






26/7/2016
- 25/8/2016 için



Temmuz
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,21






26/8/2016
- 25/9/2016 için



Ağustos
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,08






26/9/2016
- 25/10/2016 için



Eylül
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,29






26/10/2016
- 25/11/2016 için



Ekim
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,84






26/11/2016
- 25/12/2016 için



Kasım
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/12/2016
- 25/1/2017 için



Aralık
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/1/2017
-25/2/2017 için



Ocak
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/2/2017
- 25/3/2017 için



Şubat
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/3/2017
- 25/4/2017 için



Mart
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/4/2017
- 25/5/2017 için



Nisan
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/5/2017
- 25/6/2017 için



Mayıs
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/6/2017
- 25/7/2017 için



Haziran
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/7/2017
- 25/8/2017 için



Temmuz
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/8/2017
- 25/9/2017 için



Ağustos
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/9/2017
- 25/10/2017 için



Eylül
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/10/2017
- 25/11/2017 için



Ekim
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/11/2017
- 25/12/2017 için



Kasım
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/12/2017
- 25/1/2018 için



Aralık
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/1/2018
- 25/2/2018 için



Ocak
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/2/2018
- 25/3/2018 için



Şubat
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/3/2018
- 25/4/2018 için



Mart
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/4/2018
- 25/5/2018 için



Nisan
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/5/2018
- 25/6/2018 için



Mayıs
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/6/2018
- 25/7/2018 için



Haziran
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/7/2018
- 25/8/2018 için



Temmuz
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/8/2018
- 25/9/2018 için



Ağustos
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/9/2018
- 25/10/2018 için



Eylül
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/10/2018
- 25/11/2018 için



Ekim
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/11/2018
- 25/12/2018 için



Kasım
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/12/2018
- 25/1/2019 için



Aralık
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/1/2019
- 25/2/2019 için



Ocak
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/2/2019
- 25/3/2019 için



Şubat
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/3/2019
- 25/4/2019 için



Mart
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/4/2019
- 25/5/2019 için



Nisan
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/5/2019
- 25/6/2019 için



Mayıs
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/6/2019
- 25/7/2019 için



Haziran
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/7/2019
- 25/8/2019 için



Temmuz
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/8/2019
- 25/9/2019 için



Ağustos
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/9/2019
- 25/10/2019 için



Eylül
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/10/2019
- 25/11/2019 için



Ekim
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/11/2019
- 25/12/2019 için



Kasım
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/12/2019
- 25/1/2020 için



Aralık
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/1/2020
- 25/2/2020 için



Ocak
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/2/2020
- 25/3/2020 için



Şubat
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/3/2020
- 25/4/2020 için



Mart
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/4/2020
- 25/5/2020 için



Nisan
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/5/2020
- 25/6/2020 için



Mayıs
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/6/2020
- 25/7/2020 için



Haziran
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/7/2020
- 25/8/2020 için



Temmuz
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/8/2020
- 25/9/2020 için



Ağustos
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/9/2020
- 25/10/2020 için



Eylül
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/10/2020
- 25/11/2020 için



Ekim
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/11/2020
-25/12/2020 için



Kasım
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/12/2020
- 25/1/2021 için



Aralık
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/1/2021
- 25/2/2021 için



Ocak
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/2/2021
- 25/3/2021 için



Şubat
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/3/2021
- 25/4/2021 için



Mart
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/4/2021
- 25/5/2021 için



Nisan
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






26/5/2021
- 8/6/2021 için



Mayıs
ayına ait Yİ-ÜFE oranı (14 gün)

[(0,35/100)/30x100]x14*



0,1638






TOPLAM Yİ-ÜFE ORANI



24,2038









*Gecikme zammının ay
kesrine isabet eden günleri için Yİ-ÜFE tutarının hesaplanmasında, ilgili ay
Yİ-ÜFE aylık değişim oranı 30’a bölünmek suretiyle (Yİ-ÜFE aylık değişim oranı/100/30=)
bulunacak günlük oran kullanılacaktır. Bulunacak rakamın virgülden sonraki 6
hanesi hesaplamalarda kullanılacak olup, 7 nci ve devam eden hanelerde bir sayı
bulunması hâlinde 6 ncı hane bir üst sayıya tamamlanacak ve bulunan rakam 100
sayısı ile çarpılmak suretiyle günlük Yİ-ÜFE oranı bulunacaktır. Bulunan günlük
oran geçen gün sayısı ile çarpılarak ay kesrine isabet eden toplam Yİ-ÜFE oranı
bulunacaktır.


 


Toplam Yİ-ÜFE aylık
değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi
gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Bu tutar, vergi aslı
ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.


 


Örnek 2- 31/1/2019 vadeli bir
verginin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olması hâlinde bu vergiye
%51,1272 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine toplam Yİ-ÜFE oranı
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE Oranı ve
Hesaplanacak Süre







SÜRE



ESAS ALINACAK ORAN
(%)






1/2/2019 - 28/2/2019 için



Ocak
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/3/2019 - 31/3/2019 için



Şubat
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/4/2019 - 30/4/2019 için



Mart
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/5/2019 - 31/5/2019 için



Nisan
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/6/2019 - 30/6/2019 için



Mayıs
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/7/2019 - 31/7/2019 için



Haziran
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/8/2019 - 31/8/2019 için



Temmuz
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/9/2019 - 30/9/2019 için



Ağustos
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/10/2019 - 31/10/2019 için



Eylül
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/11/2019 - 30/11/2019 için



Ekim
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/12/2019 - 31/12/2019 için



Kasım
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/1/2020 - 31/1/2020 için



Aralık
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/2/2020 - 29/2/2020 için



Ocak
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/3/2020 - 31/3/2020 için



Şubat
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/4/2020 - 30/4/2020 için



Mart
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/5/2020 - 31/5/2020 için



Nisan
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/6/2020 - 30/6/2020 için



Mayıs
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/7/2020 - 31/7/2020 için



Haziran
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/8/2020 - 31/8/2020 için



Temmuz
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/9/2020 - 30/9/2020 için



Ağustos
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/10/2020 - 31/10/2020 için



Eylül
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/11/2020 - 30/11/2020 için



Ekim
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/12/2020 - 31/12/2020 için



Kasım
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/1/2021 - 31/1/2021 için



Aralık
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/2/2021 - 28/2/2021 için



Ocak
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/3/2021 - 31/3/2021 için



Şubat
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/4/2021 - 30/4/2021 için



Mart
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/5/2021 - 31/5/2021 için



Nisan
ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,35






1/6/2021 - 8/6/2021 için



Mayıs
ayına ait Yİ-ÜFE oranı (8 gün)

[(0,35/100)/30x100]x8



0,0936






TOPLAM Yİ-ÜFE ORANI



9,8936









 


Toplam Yİ-ÜFE aylık
değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi
gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Bu tutar, vergi aslı ile
toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.


 


Yİ-ÜFE Tutarının Hesaplanmasında Esas Alınacak Diğer
Hususlar;


 


Gecikme zammının
günlük olarak hesaplanması gerektiği hallerde, bu sürelere uygulanması gereken
Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde
yapılan düzenlemeler çerçevesinde günlük olarak bulunacaktır.


 


6183 sayılı Kanunun
51 inci maddesinde yer alan asgari gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine
alınacak Yİ-ÜFE tutarı için de uygulanacaktır.


 


6183 sayılı Kanunun
52 nci maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini durduran iflas ve aciz
halleri söz konusu ise gecikme zammı uygulanmayan süreye Yİ-ÜFE aylık değişim
oranı da uygulanmayacak, bu hallerin varlığı Yİ-ÜFE uygulanan süreyi de
durduracaktır.


 


6183 sayılı Kanunun
53 üncü maddesi uyarınca, belediye sınırları dışındaki köylerde tahsildarlar
tarafından tahsil edilen ve tahsildarın ilk uğradığı zaman ödeme yapılmadığı
takdirde %10 oranında uygulanan gecikme zammı yerine, tahsildarın ilk uğradığı
aydaki Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanacaktır.


 


2- Kanunun Yayımı
Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Vadesi Geldiği Hâlde Ödenmemiş Vergiler


 


Kanunun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına,  Kanunun kapsadığı
dönemlere ilişkin kesinleşmiş olup, Kanunun yayımlandığı tarih (bu tarih dâhil)
itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş vergiler girmektedir.


 


Madde kapsamında
ödenecek alacak tutarının tespiti için vergi asıllarına;


 


- vade tarihinden, Kanunun
yayımı tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı yerine,


 


- daha önce
hesaplanmış gecikme faizi olması hâlinde, bu faizin hesaplandığı süre dikkate
alınarak, gecikme faizi yerine,


 


Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE tutarı, vergi
aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı
bulunacaktır.


 


Yapılandırılan alacak
tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına
ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi aslına bağlı vergi cezaları ile bu
cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Örnek 3- 26/2/2019 vadeli
12.500,00 TL katma değer vergisi süresinde ödenmemiştir. Bu Kanunun yayımı
tarihine kadar 6.224,28 TL gecikme zammı hesaplanmıştır. Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla toplam borç tutarı 18.724,28 TL’dir.


 


Bu Kanundan
yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, vergi aslına uygulanan gecikme
zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme
zammı yerine uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekilde
olacaktır.


 







Gecikme Zammı
Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı
Oranı



Gecikme Zammı
Tutarı

(TL)



Toplam  Yİ-ÜFE
Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/2/2019 -
8/6/2021



12.500,00



%49,7942



6.224,28



%9,6021



1.200,26









 


Buna göre, ödenecek
tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.


 







Ödenecek
Tutar











 






Katma
Değer Vergisi



:



12.500,00 TL







Yİ-ÜFE
Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)



:



1.200,26 TL



 






TOPLAM



:



13.700,26 TL







 



 



 



 






Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar














Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı



:



  
       6.224,28 TL

















 


Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 13.700,26 TL tutarın Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 6.224,28 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Örnek 4- 2018 vergilendirme dönemine
ilişkin elektronik ortamda verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesi
verilmemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, 2018 dönemi için 44.000,00 TL gelir
vergisi tarh edilmesi ve bir kat vergi ziyaı cezası ile 1.900,00 TL özel
usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Vergi/ceza ihbarnamesi
12/3/2020 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. İnceleme sonucu yapılan bu
tarhiyata karşı dava açılmadığından bu alacaklar 11/4/2020 tarihinde tahakkuk
etmiş ve Kanunun yayımı tarihine kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bu
tarhiyata göre tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası,
gecikme faizi ve gecikme zamları şu şekildedir.


 







Gelir
Vergisi



:



44.000,00 TL






Vergi
Ziyaı Cezası



:



44.000,00 TL






Özel
Usulsüzlük Cezası



:



1.900,00 TL






Gecikme
Faizi



:



8.932,00 TL






Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı



:



9.105,89 TL






Vergi
Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı



:



9.105,89 TL






TOPLAM



:



117.043,78 TL









Bu maddeden yararlanmak
üzere başvuruda bulunulması hâlinde, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen
alacak tutarları aşağıdaki gibi olacaktır.


 


Vergi aslına bağlı
olmaksızın kesilmiş olan ve madde kapsamına giren vergi cezalarının maddeden
yararlanılarak ödenmek istenmesi hâlinde, Kanunun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi gereğince bu cezaların %50’sinin ödenmesi durumunda,
cezanın geri kalan %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir. Vergi aslına
uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
kullanılarak, Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Buna göre, örnek
olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu sürelere
ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.


 











Gecikme Faizi
Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Faizi Oranı



Gecikme Faizi
Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






I. Taksit



1/4/2019 -
11/4/2020



22.000,00



%24,30



5.346,00



%4,2



924,00






II. Taksit



1/8/2019 -
11/4/2020



22.000,00



%16,30



3.586,00



%2,8



616,00






TOPLAM







44.000,00







8.932,00







1.540,00









 


Gecikme zammının
hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak
toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekildedir.


 







Gecikme Zammı
Hesaplanan Süre



Alacak Aslı

Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Zammı Oranı



Gecikme Zammı
Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






12/5/2020 -
8/6/2021



44.000,00

(Gelir V.)



%20,6952



9.105,89



%4,5276



1.992,14






12/5/2020 -
8/6/2021



44.000,00

(Vergi Ziyaı
Cezası)



%20,6952



9.105,89



-----



-----









 







Ödenecek
Tutar



 



 






Gelir
Vergisi



:



44.000,00 TL






Özel
Usulsüzlük Cezası (1.900,00 x %50=)



:



950,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)



:



1.540,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)



:



1.992,14 TL






TOPLAM



:



48.482,14 TL









 







Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar




 






Vergi
Ziyaı Cezası



:



44.000,00 TL






Özel
Usulsüzlük Cezası (1.900,00 x %50=)



:



950,00 TL






Gecikme
Faizi



:



8.932,00 TL






Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı



:



9.105,89 TL






Vergi
Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı



:



9.105,89 TL






TOPLAM



:



72.093,78 TL









Yukarıda belirtilen şekilde
hesaplanan toplam 48.482,14 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
durumunda, toplam 72.093,78 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


3- Kanunun Yayımı
Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Ödeme Süresi Henüz Geçmemiş Vergiler


 


               
7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kesinleştiği hâlde ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan
alacaklar için de Kanun hükmünden yararlanılabileceği belirtilmiştir.


 


               
Buna göre, muhtelif şekillerde kesinleşen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ödeme süresi henüz geçmemiş olan alacaklar hakkında, aşağıda açıklanan hususlar
ve bu Tebliğin önceki bölümlerinde yer alan açıklamalar dikkate alınarak işlem
tesis edilecektir.


 


a)
213 sayılı Kanunun Uzlaşma Hükümlerine Göre Kesinleşen Alacaklar


 


               
7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) 213 sayılı
Kanunun gerek uzlaşma gerekse tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden
yararlanılarak uzlaşma sağlanmış ancak ödeme süresi henüz geçmemiş borcu olan
mükellefler, uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve ceza tutarları ile
hesaplanan gecikme faizleri dikkate alınarak Kanun hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.


 


               
Örnek 5- 26/2/2020 tarihinde verilmesi gereken gelir (stopaj) vergisi
beyannamesi süresinde verilmemiştir. Mükellefin defter ve belgeleri üzerinde
yapılan inceleme sonucu adına 92.000,00 TL gelir (stopaj) vergisi tarh edilerek
bir kat vergi ziyaı cezası ile 2.300,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmesi
gerektiği tespit edilmiştir. Buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi 29/4/2021
tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.


 


Mükellef, 10/5/2021
tarihinde uzlaşma talebinde bulunmuş, 18/5/2021 tarihi uzlaşma günü olarak
verilmiş ve aynı gün varılan uzlaşma sonucuna göre, vergi dairesince aşağıda
yazılı tutarlar tahakkuk ettirilmiştir.


 







Gelir (stopaj) vergisi



:



80.000,00 TL






Vergi Ziyaı Cezası



:



35.000,00 TL






Özel Usulsüzlük Cezası



:



2.300,00 TL






Gecikme Faizi



:



17.920,00 TL






TOPLAM



:



135.220,00 TL









 


Mükellefin Kanundan
yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
uzlaşma sonucu tahakkuk eden alacakların henüz ödeme süresi geçmemiş (vade
tarihi: 18/6/2021) olduğundan, Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre ödenecek
tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Gecikme Faizi
Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Faizi Oranı



Gecikme Faizi
Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/2/2020
-18/5/2021



80.000,00



%22,40



17.920,00



%4,9



3.920,00









 







 

Ödenecek
Tutar








Gelir
(stopaj) vergisi



:



80.000,00 TL






Özel
Usulsüzlük Cezası (2.300,00 x %50=)



:



1.150,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)



:



3.920,00 TL






TOPLAM



:



85.070,00 TL









 







Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar








Vergi
Ziyaı Cezası



:



35.000,00 TL






Özel
Usulsüzlük Cezası (2.300,00 x %50=)



:



1.150,00 TL






Gecikme
Faizi



:



17.920,00 TL






TOPLAM



:



54.070,00 TL









 


Yukarıda belirtilen şekilde
hesaplanan toplam 85.070,00 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
durumunda, toplam 54.070,00 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


b) 213 sayılı Kanunun
376 ncı Maddesinden Yararlanılarak Ödenecek Alacaklar


 


               
213 sayılı Kanun uyarınca kesilmiş olan vergi cezaları için anılan Kanunun 376
ncı maddesi hükmü uyarınca indirim talebinde bulunulan ancak, 7326 sayılı
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih hariç) dava açma süresi geçmiş,
henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için indirimli ceza tutarları
dikkate alınarak Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


Bu safhada bulunan
alacaklar için, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesine göre indirimli olarak
tahakkuk ettirilen cezanın vergi aslına bağlı olmayan bir ceza ya da iştirak
nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası olması durumunda ödenecek ceza tutarının
7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre
indirilmiş tutar üzerinden hesaplanmasına dikkat edilecektir.


 


Örnek 6- 19/3/2021 tarihinde
mali tablolara ilişkin usul ve esaslara uymayan mükellefe 9.000,00 TL özel
usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 20/4/2021 tarihinde tebliğ
edilmiştir. Mükellef söz konusu vergi cezası için 213 sayılı Kanunun 376 ncı
maddesi hükmünden yararlanmak üzere dava açma süresinin son günü olan 20/5/2021
tarihinde vergi dairesine müracaat etmiştir. Vergi dairesince mükellefin talebi
üzerine cezanın yarısı indirilerek, kalan 4.500,00 TL özel usulsüzlük cezası
tahakkuk ettirilmiş ve mükellefe cezayı 20/6/2021 tarihine kadar ödemesi
gerektiği bildirilmiştir.


 


Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan
yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi
çerçevesinde hesaplanan 4.500,00 TL özel usulsüzlük cezası, 7326 sayılı Kanun
hükümlerine göre %50 oranında indirilerek tahsil edilecektir. Söz konusu
cezanın %50’sine isabet eden (4.500,00 x %50=)2.250,00 TL’nin Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, özel usulsüzlük cezasından kalan 2.250,00
TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


 


 


 


c) 213 sayılı Kanunun
371 inci Maddesinde Yer Alan Pişmanlık Hükümlerine Göre Beyan Edilen Matrahlar
Üzerinden Tahakkuk Eden Alacaklar


 


7326 sayılı Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih hariç) pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk
eden ve henüz 15 günlük ödeme süresi geçmemiş olan alacaklar için Kanun
hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu takdirde, pişmanlık zammı yerine
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.


 


Ancak, 7326 sayılı
Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış olması hâlinde pişmanlık hükümlerinin ihlal
edilmiş sayılacağı tabiidir. Dolayısıyla, kısmen pişmanlık ihlali
olamayacağından borçlular ödedikleri tutar kadar Kanun hükmünden
yararlanamayacaktır.


 


213 sayılı Kanunun
pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
371 inci maddede öngörülen 15 günlük ödeme süresinde ödenmemiş olan vergiler
için pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş olacak ve 7326 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesinin altıncı fıkrası ve 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak kaydıyla vergi asılları ve bunlara hesaplanan gecikme faizi/gecikme
zammı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılacaktır.


 


Kanunun
yayımı tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları için
Kanunun 3 üncü maddesinde açıklanan hükümlere göre işlem yapılması gerekmekte
olup, vergi aslına bağlı vergi cezaları ile ilgili yapılacak işlemler bu
Tebliğin (IX/2) bölümündeki açıklamalara göre tesis edilecektir.


 


Kanunun
yayımı tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen veya kesilecek olan ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi
cezaları için Kanunun 4 üncü maddesinde açıklanan hükümlere göre işlem
yapılması gerekmekte olup, vergi aslına bağlı vergi cezaları ile ilgili
yapılacak işlemler bu Tebliğin (IX/2) bölümündeki açıklamalara göre tesis
edilecektir.


 


Örnek 7- Eylül/2020
vergilendirme dönemine ilişkin elektronik ortamda verilmesi gereken katma değer
vergisi beyannamesi 6/6/2021 tarihinde pişmanlıkla verilmiş, bunun üzerine
11.800,00 TL vergi tahakkuk etmiş ve alacağın vadesi 21/6/2021 tarihi olarak
oluşmuştur. Ayrıca, beyannamenin süresinde verilmemesi nedeniyle 2.300,00 TL
tutarında özel usulsüzlük cezası kesilerek aynı gün mükellefe tebliğ
edilmiştir.


 


Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin maddeden
yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, madde hükmüne göre ödenecek
tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.


 





Pişmanlık Zammı
Hesaplanan Süre*



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Pişmanlık

Zammı

Oranı



Pişmanlık

Zammı Tutarı

(TL)



Yİ-ÜFE

Hesaplanacak

Süre



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/10/2020-

8/6/2021



11.800,00



%12,80



1.510,40



27/10/2020-

8/6/2021



%2,8



330,40






* Pişmanlık zammının hesabında Kanunun yayımı
tarihi esas alınmıştır.


 





Ödenecek Tutar








Katma Değer Vergisi



:



11.800,00 TL






Damga Vergisi



:



64,10 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Pişmanlık Zammı Yerine)



:



330,40 TL






TOPLAM



:



12.194,50 TL






 





Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar



 







Pişmanlık Zammı (Katma Değer Vergisi için)



     :



1.510,40 TL






Yukarıda belirtilen
12.194,50 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, 1.510,40
TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Mükellefe kesilmiş olan
2.300,00 TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasına ilişkin vergi/ceza
ihbarnamesinin 6/6/2021 tarihinde tebliğ edilmiş olması ve 7326 sayılı Kanunun
yayımlandığı 9/6/2021 tarihi itibarıyla 30 günlük dava açma süresinin geçmemiş
olması nedeniyle bu ceza için Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b)
bendi hükmünden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.


 


Mükellefçe,
yapılandırılan tutarın tamamının 7326 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmemesi
hâlinde, pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve Kanun hükmünden
yararlanılamayacaktır.


 


ç) 213 sayılı Kanunun
379 uncu Maddesinden Yararlanılarak Ödenecek Alacaklar


 


213 sayılı Kanunun
“Kanun yolundan vazgeçme” başlıklı 379 uncu maddesinde “Vergi/ceza
ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen
istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu
açık kararlarda (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç);


 


1. Kaldırılan vergi
tutarının %60'ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi
tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75'i,


 


2. Bağlı olduğu vergi
aslı dava konusu yapılmayan veya 359 uncu maddede yazılı fiillere iştirak
nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının
kaldırılan tutarının %25'i ve tasdik edilen tutarının %75'i,


 


mükellef için geçerli
olan kanun yoluna başvuru süresi içerisinde, dava konusu vergi ve/veya vergi
cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin ilgili
vergi dairesine verilmesi şartıyla kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin
verildiği tarih itibarıyla başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tahakkuk eder.


 


Bu şekilde tahakkuk
eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu maddeye
göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarının %80'inin, hesaplanacak
gecikme faizi ile birlikte bu sürede tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ve ceza
tutarından %20 oranında indirim yapılır. Şu kadar ki, tasdik edilerek tahakkuk
eden vergi tutarında indirim yapılmaz. İndirim hükmünden yararlanılabilmesi
için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi
cezaları ile gecikme faizlerinin birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi
şarttır…”
hükmü yer almaktadır.


 


Bu itibarla, 213
sayılı Kanunun 379 uncu maddesi hükmünden yararlanmak üzere Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) davadan tamamen feragat edilerek anılan
maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarından, Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş olanlar için 7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden
yararlanılabilecektir.


 


Ancak, 7326 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin onbirinci fıkrasında bu madde hükmünden
yararlananların, ayrıca 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesinin ikinci
fıkrasında yer verilen indirimlerden yararlanamayacağı hüküm altına alınmıştır.


 


Dolayısıyla, 213
sayılı Kanunun 379 uncu maddesine göre tahakkuk eden ve tahakkuk tarihinden
itibaren bir aylık ödeme süresi 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
geçmemiş olan alacakların bu Kanuna göre yapılandırılarak ödenmesi hâlinde,
ayrıca 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen
indirimlerden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.


 


Örnek 8- Mükellef hakkında
Kasım/2019 dönemine ilişkin katma değer vergisine yönelik yapılan vergi
incelemesi sonucu düzenlenen rapor uyarınca 180.000,00 TL katma değer vergisi
tarh edilmiş, 180.000,00 TL vergi ziyaı cezası kesilmiş ve buna ilişkin
vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edilmiştir. Mükellef bu ihbarnameye karşı
süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda
vergi mahkemesi tarafından istinaf yolu açık olmak üzere verginin 60.000,00 TL
ve bu vergiye bağlı vergi ziyaı cezasının 60.000,00 TL tutarındaki kısımlarının
tasdik edilmesi, vergi ve cezanın kalan kısımlarının ise kaldırılması yönünde
karar verilmiştir.


 


Mükellef, 213 sayılı
Kanunun 379 uncu maddesi hükmünden yararlanmak için 20/5/2021 tarihinde vergi
dairesine kanuni süresi içerisinde başvurmuştur.


 


Anılan madde hükmüne
göre;


 


- 60.000,00 TL vergi
tasdik edildiği için bu tutarın tamamı,


 


- 120.000,00 TL vergi
kaldırıldığı için bu tutarın %60’ı olan (120.000,00 x %60=)72.000,00 TL,


 


- 60.000,00 TL vergi ziyaı
cezası tasdik edildiği için bu tutarın %75’i olan (60.000,00 x %75=)45.000,00
TL,


 


- 132.000,00 TL vergi
aslı üzerinden hesaplanan 34.320,00 TL gecikme faizi,


 


olmak üzere toplamda
211.320,00 TL tahakkuk etmiştir.


 


Mükellef kanun
yolundan vazgeçme dilekçesini 20/5/2021 tarihinde verdiğinden bu alacakların
bir aylık ödeme süresi Kanunun yayımı tarihi itibarıyla devam etmektedir (vade
tarihi 20/6/2021).


 


213 sayılı Kanunun
379 uncu maddesinin birinci fıkrasına istinaden tahakkuk eden tutarların tahakkuk
tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi durumunda anılan maddenin ikinci
fıkrasında yer verilen hükümlere göre indirim yapılmaktadır. Ancak, 7326 sayılı
Kanundan yararlanmak için başvuranlara, Kanunun 2 nci maddesinin onbirinci
fıkrası gereğince, 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer
verilen indirim hükümleri uygulanmayacaktır.


 


Bu durumda, Kanun
kapsamında ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki
gibi olacaktır.


 







Gecikme Faizi
Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Faizi Oranı



Gecikme Faizi
Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/12/2019-20/5/2021



132.000,00



%26



34.320,00



%5,60



7.392,00









 





Ödenecek
Tutar








Katma
Değer Vergisi



:



132.000,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)



:



7.392,00 TL






TOPLAM



:



139.392,00 TL






 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar








Vergi
Ziyaı Cezası



:



45.000,00 TL






Gecikme
Faizi



:



34.320,00 TL






TOPLAM



:



79.320,00 TL






 


Yukarıda belirtilen 139.392,00
TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, 79.320,00 TL’nin
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


d) 213 sayılı Kanun
Uyarınca İkmalen, Re’sen ya da İdarece Yapılan Tarhiyata İlişkin Olarak Dava
Açılmaksızın Kesinleşen Alacaklar


 


               
İkmalen, re’sen ya da idarece tarh edilmiş ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
dava açılmaksızın kesinleşmiş ancak ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan
alacaklar için tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinde belirtilen tutar
ve hesaplanan gecikme faizi dikkate alınarak Kanunun 2 nci maddesi hükmünden
yararlanılabilecektir.


 


4- Kanunun Yayımı
Tarihinden Önce Asılları Kısmen ya da Tamamen Ödenmiş Olan Vergiler


 


               
7326 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce asılları kısmen ya da tamamen
ödenmiş olan alacaklar Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
hükmüne göre yapılandırılacaktır.


 


               
Buna göre, Kanunun yayımı tarihinden önce asılları kısmen ya da tamamen
ödenmiş olan vergilerle ilgili olarak aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.


 


a)
Asılları Kısmen Ödenmiş Olan Vergiler


 


Asılları kısmen
ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,


 


- vade tarihinden
Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine,


               



- daha önce hesaplanmış
gecikme faizi olması hâlinde, gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate
alınarak gecikme faizi yerine,


 


Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.


 


Bu tutar, ödenmemiş
vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı
bulunacaktır.


 


               
Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
hâlinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına
bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Asılları kısmen
ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına isabet eden gecikme zammı ve gecikme
faizinin ödenmemiş olması hâlinde ise aşağıdaki (b) bölümünde yer alan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


b) Asılları Tamamen
Ödenmiş Vergilere İlişkin Gecikme Faizi ve Gecikme Zammı


 


7326 sayılı Kanunun
yayımı tarihinden önce asılları tamamen ödenmiş vergiler üzerinden hesaplanmış
gecikme zammı ve gecikme faizleri;


 


- verginin vade
tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı
yerine,


 


- vergiye gecikme
faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,


 


Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE tutarının,
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına uygulanan gecikme
faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan
gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Diğer taraftan,
Kanunun yayımı tarihinden önce vergi aslının, vergi aslına uygulanan gecikme
zammının, gecikme faizinin ve vergi cezalarının ödenmiş olması, başka bir
ifadeyle, ödenmemiş kısmın sadece vergi cezasına uygulanan gecikme zammından
ibaret olması hâlinde, herhangi bir şart aranmaksızın vergi cezalarına
uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


c) Asılları Tamamen
Ödenmiş Vergilere İlişkin Gecikme Faizi ve Gecikme Zamlarından, Kanunun Yayımı
Tarihinden Önce Kısmen Tahsil Edilenler


 


Asılları
tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun
yayımı tarihinden önce kısmen tahsilat yapılmışsa,


 


               
- verginin vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan
gecikme zammı yerine,  


 


- vergiye gecikme
faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,


 


Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


               



Ödenmiş gecikme
faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından fazla olması
hâlinde herhangi bir tahsilat yapılmayacak, kalan gecikme faizi/gecikme
zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tahsil edilmiş gecikme
faizi ve gecikme zammından red ve iade yapılmayacaktır.


 


Ödenmiş gecikme
faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından az olması hâlinde
ise ödenecek tutar, Yİ-ÜFE tutarından ödenmiş olan gecikme faizi/gecikme zammı
çıkartılmak suretiyle tespit edilecektir. Bu şekilde belirlenen tutarın Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, kalan gecikme faizi/gecikme
zammının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Örnek 9- Ocak, Şubat,
Mart/2019 vergilendirme dönemine ilişkin 16.200,00 TL geçici vergi tahakkuk
etmiştir. Ancak, mükellef 17/5/2019 vadeli geçici vergi borcunu ödememiştir.
Söz konusu vergi borcu mükellefin yıllık gelir vergisi beyannamesini, beyanname
verme süresi içinde vermesi nedeniyle, 1/3/2020 tarihi itibarıyla terkin
edilmiş ve 3.206,66 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.


 


Mükellefin gecikme
zammı borcuna karşılık vergi dairesince 10/6/2020 tarihinde 250,00 TL tahsilat
yapılmıştır.


Mükellefin, 7326
sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde geçici verginin
vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme
zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


Bu durumda
uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı %3,3021’dir.


Toplam Yİ-ÜFE tutarı ise
(16.200,00 x %3,3021=)534,94 TL olacaktır.


Mükellefin gecikme
zammına karşılık hiç ödeme yapmamış olması hâlinde, Kanun hükmünden yararlanmak
için ödemesi gereken tutar 534,94 TL’dir.


Ancak, mükelleften
Kanunun yayımı tarihinden önce gecikme zammına karşılık 250,00 TL tahsilat
yapıldığından, 7326 sayılı Kanuna göre ödemesi gereken Yİ-ÜFE tutarından, daha
önce ödenen gecikme zammı tutarı çıkarılarak tahsili gereken Yİ-ÜFE tutarı
bulunacaktır.


Buna göre, ödenecek
Yİ-ÜFE tutarı; (534,94 - 250,00=)284,94 TL’dir.


Mükellefin bu tutarı
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi hâlinde gecikme zammından kalan
(3.206,66 - 250,00=)2.956,66 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.


5- Sadece Vergi
Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna İlişkin Gecikme Zammından İbaret Borçlar


7326 sayılı Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş borcun sadece vergi aslına bağlı kesilen
cezalardan olması durumunda bu Tebliğin (IX/2-b)
bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


6- Bir Vergi Aslına
Bağlı Olmaksızın Kesilmiş Olan Vergi Cezaları


 


7326 sayılı Kanunun 2
nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 30/4/2021 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilmiş olan vergi aslına
bağlı olmayan vergi cezaları (I. ve II. derece usulsüzlük cezaları ile özel
usulsüzlük cezaları), Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş ve vadesi
geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olması hâlinde anılan
bent kapsamında yapılandırılabilecektir.


 


Bu durumda, vergi
aslına bağlı olmayan vergi cezalarının %50’sinin Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


               
Kanunun yayımı tarihinden önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması
hâlinde ödenmemiş kısım için bu Kanundan yararlanılacaktır.


 


Örnek 10- Mükellefe, yaptığı
satışa ilişkin fatura vermemesinden dolayı 350,00 TL özel usulsüzlük cezası
kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 14/2/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Kesilen ceza itirazsız kesinleşmiştir.


 


Mükellefin, 7326
sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde 350,00 TL özel
usulsüzlük cezasının %50’sine isabet eden (350,00 x %50=)175,00 TL ödemesi
gerekecektir. Söz konusu tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde
kalan 175,00 TL özel usulsüzlük cezasının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


7- İştirak Nedeniyle
Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları


 


7326 sayılı Kanunun 2
nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iştirak nedeniyle kesilen, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
kesinleşmiş ve vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş
vergi cezalarının %50’si ve bu tutara
gecikme zammı yerine, bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların
kalan %50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Kanunun yayımı
tarihinden önce bu cezalardan kısmen ödeme yapılmış ise kalan tutar üzerinden Kanundan
yararlanılabilecektir.


 


8- İhtirazi Kayıtla
Beyan Edilen Vergiler


 


7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü
fıkrasında, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler
hakkında, maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmünün uygulanacağı
belirtilmiştir.


 


Buna
göre, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ihtirazi kayıtla beyan edilmiş ancak
ödenmemiş vergiler dava konusu yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında yapılandırılacaktır. Bu takdirde, ihtilafa ilişkin yargı
mercilerince verilmiş kararlar dikkate alınmadan mükelleflerin beyanı üzerine
tahakkuk eden tutar esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.


 


Ayrıca,
alacağa ilişkin açılmış olan davalardan vazgeçilmesi gerektiği tabiidir.


 


9- Motorlu Taşıtlara
İlişkin Yapılacak İşlemler


 


7326 sayılı Kanunun 2
nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca,
Kanunun 2, 3 ve 4 üncü maddeleri kapsamında yapılandırılarak ödenecek olan
motorlu taşıtlar vergisi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanununa göre verilen trafik idari para cezası, mülga 11/2/1950 tarihli
ve 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
ile 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri
Hakkında Kanun uyarınca tahsili gereken geçiş ücreti ve idari para cezası ile
bu alacaklara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı
tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu tutar ile
katsayı tutarının her bir yapılandırma dosyası için ayrı ayrı en az
%10’unun ödenmiş olması ve bu Kanun
hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla, 197 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna
kadar fenni muayene yapılmasına ve uçuşa elverişli belgesi verilmesine imkân
sağlanmaktadır.


 


Ancak, taşıtın satış
ve devri hâlinde yapılandırılan bu borçların tamamının ödenmesi şartının
aranılacağı tabiidir.


 


Örnek 11- Mükellef, gelir
vergisi, katma değer vergisi, ecrimisil bedeli, motorlu taşıtlar vergisi ve
trafik idari para cezasından olan borçlarının, 7326 sayılı Kanun kapsamında, 18
eşit taksitte ödenmek üzere yapılandırılmasını talep etmiştir.


 


Vergi dairesi,
mükellefin talebi doğrultusunda Kanun kapsamında yapılandırılan ve katsayı
hesaplanmış toplam borç tutarını 252.859,54 TL hesaplamış olup, mükellefin söz
konusu borçlarından motorlu taşıtlar vergisi ve trafik idari para cezası ile bu
borçlara ilişkin Yİ-ÜFE tutarı ile katsayı tutarı dâhil toplam tutarı 2.618,60
TL’dir.


 


Mükellefin, taşıtının
fenni muayenesini yaptırabilmek için vergi dairesinden fenni muayene izin
belgesi talep etmesi durumunda, 2.618,60 TL’nin %10’u olan 261,86 TL’nin ödenmiş
olması şartı aranılacaktır.


 


10- 5736 sayılı Kanuna Göre Uzlaşılmış Alacaklar


 


7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendi ile 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu
Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri
gereğince ödenmesi gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan
tutarların Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılabileceği hüküm altına
alınmıştır.


 


5736 sayılı Kanun
kapsamında taksitlendirilen alacaklardan 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödenmemiş olanlar Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılacak ve
ödenecek tutarın tespitinde, alacak asıllarına 5736 sayılı Kanunun 1 inci
maddesinin altıncı fıkrası gereğince ödemede gecikilen her ay ve kesri için
aylık olarak uygulanması gereken;


 


- %5 zammın yerine
ilgili aylara ait Yİ-ÜFE aylık değişim oranları,


 


- 5736 sayılı Kanunda
öngörülen ve taksitlere %5 zammın uygulandığı süreden sonra gecikilen süre için
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanması gereken gecikme zammı
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları,


 


esas alınarak Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanacaktır. 


 


7326 sayılı Kanuna göre; 5736 sayılı Kanunun 1
ve 2 nci maddeleri uyarınca ödenecek taksitlere ilk taksit ödeme süresinin
başlangıç tarihinden itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı binde iki oranında
hesaplanan faiz için herhangi bir Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmayacaktır. Binde iki
oranında hesaplanan tutar, 7326 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, Kanun
kapsamında yapılandırılan borcun Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla terkin edilecektir.


 


Diğer taraftan, 5736
sayılı Kanunun 1 inci maddesi kapsamında uzlaşılarak tahakkuk ettirilen ve
taksitler hâlinde vadelendirilen alacak tutarı içinde yer alan vergi aslı ve
gecikme faizi Kanun kapsamında yapılandırılacak ve varsa vergi cezaları
hakkında da 7326 sayılı Kanun
hükümleri uygulanacaktır.


 


11- Kanun Kapsamındaki
İdari Para Cezaları


 


7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (c) bendinde; 30/4/2021
tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
kesinleşmiş olup vadesi geldiği hâlde
ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan idari para cezalarının
yapılandırma usulü belirlenmiştir.


 


Buna göre, Kanun
kapsamında yapılandırılması mümkün olan idari para cezalarından, 30/4/2021 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce verilmiş olan ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
kesinleşmiş olup vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunanların asıllarının tamamı ile bunlara bağlı fer’i amme
alacakları yerine, Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan
ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Madde
kapsamında yapılandırılması mümkün olan idari para cezalarından;


 


-
2918 sayılı Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarına,
vade tarihinden ödendiği tarihe kadar;


 


-
10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununa göre verilen ve
süresinde ödenmemiş olan idari para cezalarından, anılan Kanunda değişiklik
yapan 5728 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8/2/2008 tarihinden önce (bu tarih
hariç) verilmiş olanlara vade tarihinden 8/2/2008 tarihine kadar (bu tarih
hariç),


 


geçen
her ay ve kesri için aylık %5 oranında faiz hesaplanması ve hesaplanan faiz
tutarının da cezanın iki katını geçmemesi gerekmektedir.


 


7326 sayılı Kanun kapsamında trafik ve
karayolu taşıma idari para cezalarının yapılandırılmasında aylık %5 oranında
hesaplanacak faiz yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Ancak, hesaplanan Yİ-ÜFE
tutarı da ilgili Kanun gereğince idari para cezasının iki katını
geçemeyecektir.


 


2918 sayılı Kanunun
31/7/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 115
inci maddesi hükmüne göre, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde
ödenmeyen trafik idari para cezaları iki katına çıkarak ödeme süresi on gün
daha uzamakta ve bu süre içinde de ödenmeyen trafik idari para cezaları üç
katına çıkmaktaydı. 5228 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce verildiği hâlde 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar
ödenmemiş olan trafik idari para cezalarının yapılandırılmasında herhangi bir
fer’i alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmayacak
ve yapılandırmada üç katına çıkmış tutar esas alınacaktır. Aynı şekilde 4925
sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 29 uncu maddesi hükmüne
göre üç katına çıkmış karayolu taşıma idari para cezaları için de üç katına
çıkan tutar üzerinden maddeden yararlanılabilecektir.


 


7326 sayılı Kanun kapsamına
giren kesinleşmiş idari para cezalarına ilişkin tutanakların ilgili vergi
dairelerine intikal etmemiş olması hâlinde, borçlular vergi dairelerine idari
yaptırım karar tutanaklarını ibraz ederek başvuruda bulunabilecek ve bu
başvurular üzerine söz konusu idari para cezaları madde kapsamında
yapılandırılacaktır.


 


Örnek 12- 15/1/2021 vadeli
652,00 TL tutarlı trafik idari para cezasının, Kanundan yararlanılmak suretiyle
ödenmesi durumunda ödenmesi gereken alacak tutarı ile tahsilinden vazgeçilen
alacak tutarı şu şekilde olacaktır.


 





Faiz Hesaplanan
Süre



İdari Para Cezası
Tutarı (TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






16/1/2021-

8/6/2021



652,00



%25



163,00



%1,75



11,41






 





Ödenecek
Tutar






İdari
Para Cezası Aslı



:



652,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Faiz Yerine)



:



11,41 TL






TOPLAM             




:



663,41 TL






 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacak






Faiz




:



163,00 TL






 


Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 663,41 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
durumunda, toplam 163,00 TL tutarındaki faizin tahsilinden vazgeçilecektir.


               



12- 6183 sayılı Kanun
Kapsamında Takip Edilen Diğer Alacaklar


 


7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (ç) bendinde, vergiler ile Kanun kapsamına giren idari para
cezaları dışında kalan ve bu Tebliğin (I/A-1-c) bölümünde belirtilen amme
alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.


 


Madde hükmüne göre, Kanunun
1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olan ve Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, vadesi
geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan asli
alacakların ödenmemiş kısmının tamamı ile bu alacaklara bağlı faiz, cezai faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine Kanunun yayımı
tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla bu alacaklara uygulanan
faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.  


 


Kanunun yayımı
tarihinden önce ödenmemiş olan alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması
hâlinde ise fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla madde
hükmünden yararlanılacak ve faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi
fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Söz
konusu bent kapsamına giren alacak asıllarının Kanunun yayımı tarihinden önce
kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde yapılandırılacak tutar bu Tebliğin
(II/B-4) bölümüne göre tespit edilecektir. 


 


Bu bölümde yer
verilen alacaklara yönelik olarak Kanundan yararlanılmak istenildiği takdirde
dava açılmaması, dava açılmış olması hâlinde davalardan vazgeçilmesi ve kanun
yollarına başvurulmaması şarttır.


 


Örnek 13- Yurtdışından 9 ay
vadeli ihracatın finansmanı için 14/8/2017 tarihinde kredi kullanan mükelleften
teşvik mevzuatı gereğince kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi
yapılmamıştır.


 


İhracat taahhüdünü
süresi içinde kapatan mükellefin taahhüt kapatılmasında kullanılan gümrük
beyannamelerinin gerçeğe uygun olmadığının anlaşılması üzerine ilgili banka
tarafından 32.000,00 TL kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi takip ve
tahsil edilmek üzere mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine 19/10/2018
tarihinde bildirilmiştir. Vergi dairesince yapılan tebliğ üzerine vadesi
12/12/2018 tarihi olan kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ile kredi
kullanım tarihinden vade tarihine kadar hesaplanan cezai faiz için Kanunun
yayımı tarihine kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır.


 


Mükellefin, Kanundan yararlanmak
üzere bağlı olduğu vergi dairesine başvurması hâlinde, kaynak kullanımını
destekleme fonu kesintisi aslına;


 


- kredi kullanım
(14/8/2017) tarihinden vade tarihine kadar geçen süre için hesaplanan cezai
faiz yerine,


 


- vade tarihinden
Kanunun yayımlandığı 9/6/2021 tarihine kadar geçen süre için hesaplanan gecikme
zammı yerine,


 


Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Buna göre, kaynak
kullanımını destekleme fonu kesintisi ile cezai faiz ve gecikme zammı yerine
uygulanacak Yİ-ÜFE tutarları aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Cezai Faizin
Hesaplandığı Süre



KKDF Tutarı (TL)



Cezai Faiz (TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






14/8/2017 -
11/12/2018



32.000,00



7.653,70



%5,5776



1.784,83






Örnek olayın meydana geldiği dönemde yıllık
cezai faiz oranı; 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt
Faizine İlişkin Kanunun 1 inci maddesinde yer alan kanuni faiz oranlarının 2
katıdır. Hesaplamalarda, kredi kullanım tarihinden alacağın vade tarihine
kadar yürürlükte olan kanuni faiz oranlarının 2 katı esas alınarak geçen gün
sayıları üzerinden basit faiz hesaplama metodu kullanılmaktadır. 14/8/2017
tarihinden 11/12/2018 tarihine kadar geçen süre için faiz tutarı [32.000,00 x
485 x (9 x 2)] / 36500 = 7.653,70 TL’dir.









 







Gecikme Zammının
Hesaplandığı Süre



KKDF Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Zammı Oranı



Gecikme Zammı
Tutarı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






13/12/2018-8/6/2021



32.000,00



%54,5418



17.453,38



%10.4659



3.349,09









 


Ödenecek tutar ile
tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı:


 







Ödenecek Tutar








Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu
Kesintisi



:



32.000,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Cezai Faiz Yerine)



:



1.784,83 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)



:



3.349,09 TL






TOPLAM



:



37.133,92 TL









 







Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar








Cezai Faiz



:



7.653,70 TL






Gecikme Zammı



:



17.453,38 TL






TOPLAM



:



25.107,08 TL









 


Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 37.133,92 TL tutarın Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 25.107,08 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


13- Tecilli Alacaklar


 


7326 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının (a) bendinde “a) 6183 sayılı Kanun ve diğer
kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte
olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep etmeleri hâlinde bu
Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına uygun
olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır. Bu şekilde
ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre
için sadece ilgili kanunda öngörülen faiz uygulanır. Kalan taksit tutarları
vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu alacaklar hakkında bu Kanun
hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu hüküm uyarınca,
7326 sayılı Kanun
kapsamına giren alacakların, Kanunun yayımı tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil
edilmiş ve tecil şartlarına uygun ödeniyor olması hâlinde borçlular, Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi geçmemiş olan taksit tutarları için Kanun
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının (a) bendi
hükmünden yararlanmak isteyen borçluların bu Tebliğ ekinde yer alan başvuru
dilekçeleri ile başvuruda bulunmaları ve ayrıca (Ek: LİSTE II)’yi doldurarak
başvuru dilekçelerine eklemeleri gerekmektedir.


 


               
Bu takdirde tecil
şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli
sayılacaktır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme
tarihi arasında geçen süre için ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanmış ve
tahsil edilmiş olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
Kalan taksit tutarları vadesinde kısmen veya tamamen ödenmemiş alacak kabul
edilerek 7326 sayılı
Kanunun 2 nci maddesi hükümleri uygulanacaktır.


 


               
Dava aşamasında olduğu hâlde ilk derece yargı kararı üzerine tahakkuk eden ve 7326 sayılı Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla tecilli olan alacaklar hakkında bu Tebliğin “III-
KESİNLEŞMEMİŞ VE DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARI” bölümünde açıklandığı
şekilde işlem yapılacaktır.


               



Ayrıca, 7326 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin onbeşinci fıkrasında, bu Kanunun yayımı tarihinden
önce tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu
maddenin dokuzuncu fıkrasının (a)
bendi kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizlerin
bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesinin yapılmayacağı hüküm
altına alınmıştır.


 


Bu nedenle, Kanunun yayımı tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve diğer
kanunlar uyarınca tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun olarak ödemesi devam
eden borçların Kanun hükümlerinden yararlanılarak ödenmek istenmesi
hâlinde, 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce ödenen taksit tutarları ile
birlikte ödenen tecil faizleri red ve iade edilmeyecektir.


 


Bu durumdaki
alacaklar için madde hükmünden yararlanılmak istenilmesi hâlinde ödenmemiş
alacak aslına uygulanmış olan fer’i alacaklar yerine, vade tarihinden Kanunun
yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı ile Yİ-ÜFE
tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının maddede öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde alacak asıllarıyla ilgili fer’i alacaklar ile asla
bağlı vergi cezaları ve bu cezalara ilişkin gecikme zamlarının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


6183 sayılı Kanun ile
diğer kanunlar gereğince tecil edilen alacağın gecikme zammı, gecikme faizi
ve/veya vergi cezasından ibaret olması hâlinde, bu Tebliğin (II/B-4 ila II/B-6)
bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde ödenecek Yİ-ÜFE tutarı tespit
edilerek Kanun hükmünden yararlanılacaktır. Bu takdirde de Kanunun yayımı
tarihinden önce ödenmiş tecil faizlerinin red ve iadesi yapılmayacaktır.


 


Örnek 14- Mükellef tarafından 26/1/2020 tarihinde
ödenmesi gereken 90.000,00 TL gelir (stopaj) vergisi zamanında ödenmemiştir.
2/12/2020 tarihinde vergi dairesine başvurularak toplam borç için tecil
talebinde bulunulmuştur.


 


Vergi
dairesi mükellefin gecikme zammı dâhil 104.640,30 TL borcu olduğunu tespit
etmiş ve bu tutarın, ilk taksit Aralık/2020 ayından başlamak ve 15 ayda 15 eşit
taksitte ödenmek üzere tecilini uygun görmüştür.


 


Aylık Taksit
Tutarı: 104.640,30 / 15 = 6.976,02 TL’dir.


 


Mükellef
ilk altı taksitini zamanında ödemiş, 28/6/2021 tarihinde Kanundan yararlanmak
için bağlı olduğu vergi dairesine başvuruda bulunmuştur. İlk altı taksit ile
birlikte toplam 1.822,48 TL tecil faizi ödenmiştir.


 


Bu
örnekte, vergi dairesi öncelikle kalan borç tutarından ne kadarının vergi aslı,
ne kadarının da gecikme zammı olduğunu tespit edecektir. Örnek olayda;


 





Ödenen Borç Tutarı



=



Aylık Taksit Tutarı x Ay Sayısı







=



6.976,02 x 6







=



41.856,12 TL






 


Ödenen
tutardan vergi aslına isabet eden tutar, aşağıdaki formüle göre tespit
edilecektir.


 







Vergi
aslına isabet eden tutar



=



Ödenen Tutar x
Vergi Aslı Tutarı

Toplam Borç Tutarı






Vergi
aslına isabet eden tutar



=



41.856,12 x
90.000,00

104.640,30



=



36.000,00 TL’dir.






Kalan
vergi aslı tutarı



=



90.000,00 -
36.000,00



=



54.000,00 TL’dir.









 


Bu
durumda, tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil
hükümleri geçerli sayılacaktır. Kalan 9 taksit tutarının toplamı 62.784,18 TL
olup, bunun 54.000,00 TL’si vergi aslı, 8.784,18 TL’si gecikme zammıdır. Vergi
aslından kalan tutara, gecikme zammı yerine vade tarihinden Kanunun yayımı
tarihine kadar hesaplanacak 3.106,13 TL Yİ-ÜFE tutarı ile vergi aslı toplanarak
ödenecek toplam tutar bulunacaktır.


 


Kanun
hükmüne göre ödenmesi gereken vergi aslı ve Yİ-ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi hâlinde 54.000,00 TL vergi aslına Kanunun yayımı
tarihine kadar hesaplanan 14.198,87 TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Ancak, tecil kapsamında ilk altı taksit tutarı ile birlikte Kanunun yayımı
tarihinden önce tahsil edilen 1.822,48 TL tecil faizi red ve iade
edilmeyecektir.


 


14-
7256 sayılı Kanuna Göre Yapılandırılmış Olan ve Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla
Ödemeleri Devam Eden Alacaklar


 


a) 7326 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde “b) 11/11/2020 tarihli
ve 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna göre yapılandırılan ve bu Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla anılan Kanun kapsamında ödemeleri devam eden
alacaklar açısından, borçlular talep etmeleri hâlinde bu Kanun hükümlerinden
yararlanabilir. Bu takdirde, 7256 sayılı Kanun kapsamında ödenen taksitler için
yapılandırma hükümleri geçerli sayılır, bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına
tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için anılan Kanuna göre
tercih edilen taksit süresine uygun katsayı uygulanır, kalan taksit tutarlarına
konu alacaklar vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilerek bu Kanunun ilgili
hükümlerine göre yapılandırılır ve ödenmemiş taksitlere ilişkin kalan katsayı
tutarlarının tahsilinden vazgeçilir.” hükmüne yer verilmiştir.


 


Bu hükme göre, 7256
sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan ve 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla 7256 sayılı Kanun kapsamında ödemeleri devam eden
taksitlendirmelerde kalan taksit tutarlarına konu borçların 7326 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmakta olup, bu takdirde kalan taksit tutarlarına
konu borçlar vadesinde ödenmemiş kabul edilecek ve borçlular ödedikleri
tutarlar kadar 7256 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacaklardır.


 


Borçlular, 7256
sayılı Kanun kapsamında oluşturulan yapılandırma dosyalarına konu borçları için
ayrı ayrı 7326 sayılı Kanundan yararlanma başvurusunda bulunabilecekleri gibi
7256 sayılı Kanuna göre yapılandırılan tüm borçları için de başvuruda
bulunabileceklerdir.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi hükmünden yararlanmak isteyen borçluların
bu Tebliğ ekinde yer alan başvuru dilekçeleri ile başvuruda bulunmaları ve
ayrıca (Ek: LİSTE II)’yi doldurarak başvuru dilekçelerine eklemeleri
gerekmektedir.


 


Bu durumda, 7256
sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak ödenen taksit tutarları için bu Kanun
hükümleri geçerli sayılacaktır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına anılan
Kanuna göre tercih edilen taksit süresine uygun katsayı hesaplanmış ve tahsil
edilmiş olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi bir işlem
yapılmayacaktır. Kalan taksit tutarları vadesinde kısmen veya tamamen ödenmemiş
alacak kabul edilerek 7326 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılandırılacak ve
7256 sayılı Kanun kapsamında ödenmemiş taksitlere ilişkin olarak anılan Kanun
kapsamında hesaplanmış olan katsayı tutarlarının tahsilinden vazgeçilecektir.
7256 sayılı Kanun kapsamında 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce taksit
tutarları ile birlikte ödenen katsayı tutarları ise red ve iade edilmeyecektir.



 


Diğer taraftan, 213
sayılı Kanunun “Pişmanlık ve ıslah” başlıklı 371 inci maddesi kapsamında
pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için borcun tamamının ödenmesi
gerekmekte olup, kısmen ödeme yapılması hâlinde pişmanlık hükümleri ihlal
olmaktadır. Bu kural anılan madde kapsamında pişmanlıkla beyan edilerek 7256
sayılı Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacaklar için de geçerlidir.


 


Buna göre, pişmanlık
hükümlerinden kısmen yararlanılması mümkün olmadığından, pişmanlık
hükümlerinden yararlanılmayacak ve yapılan ödemeler ödeme tarihleri itibarıyla
mahsup edildikten sonra kalan tutar vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilerek
7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılabilecektir. Bu nedenle pişmanlıkla
beyan edilmiş tutarlar için 7256 sayılı Kanundan yararlanan mükelleflerin bu
hususa dikkat etmeleri gerekmektedir.


 


Örnek 15- 26/8/2018 vadeli
136.000,00 TL gelir (stopaj) vergisi süresinde ödenmemiştir. 7256 sayılı
Kanunun yayımı tarihi olan 17/11/2020 tarihine kadar 68.573,10 TL gecikme zammı
hesaplanmış olup toplam borç tutarı 204.573,10 TL’dir.


 


Söz konusu borca
ilişkin olarak 7256 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda
bulunan mükellef, borcunu 9 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Buna göre, gelir
(stopaj) vergisinin vade tarihinden 7256 sayılı Kanunun yayımlandığı 17/11/2020
tarihine kadar geçen süre için hesaplanan 68.573,10 TL gecikme zammı yerine,
12.710,15 TL Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmıştır. 7256 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılan alacak tutarı 148.710,15 TL’dir.


 


Mükellef söz konusu
borcunu 9 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 148.710,15 TL alacak tutarı 9
taksit için belirlenen (1,083) katsayısı ile çarpılmıştır.


 


Bu şekilde hesaplanan
tutar, 9’a bölünmek suretiyle taksit tutarı bulunmuştur.


 





9 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar:
  148.710,15 x 1.083



=



  161.053,09 TL,






Taksit
tutarı:                                                  
   161.053,09 / 9      



=



    17.894,79 TL’dir.






 


7256 sayılı Kanuna
göre yapılandırılan ve 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödemeleri
devam eden söz konusu borca ilişkin olarak mükellef 7326 sayılı Kanundan
yararlanmak üzere başvuru yapmış ve borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep
etmiştir.


 


Bu durumda,
mükellefin kalan taksit tutarlarına konu alacakları vadesinde ödenmemiş alacak kabul
edilerek 7326 sayılı Kanuna göre yapılandırılacaktır.


 


7256 sayılı Kanun hükümlerine göre tercih edilen taksit
süresine uygun katsayı hesaplanarak ödenen taksit tutarları için anılan Kanun
hükümleri geçerli sayılacağından, bu şekilde ödenmiş taksit tutarları ile
ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Kalan taksit tutarları vadesinde
kısmen veya tamamen ödenmemiş alacak kabul edilerek 7326 sayılı Kanun hükümleri
uygulanacaktır.


 


7326 sayılı Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla mükellef 7256 sayılı Kanun kapsamında ilk 3 taksitini
süresinde ödemiştir.


 


Mükellefin kalan
taksit tutarları için 7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanacağı tutar
bulunurken 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borcun katsayı hariç
kısmı dikkate alınacaktır.


 


Buna göre, 7256
sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan toplam alacak tutarı 148.710,15 TL olup,
bu tutara karşılık 3 taksit için ödenen tutar [(148.710,15 / 9=) 16.523,35 x
3=]49.570,05 TL’dir.


 


Yapılan
ödeme tutarı kadar 7256 sayılı Kanundan yararlanılacaktır. Ödeme tutarından
vergi aslına isabet eden tutar;


 





Vergi aslına isabet
eden tutar



=



Vergi
Aslı x Ödediği Taksit Tutarları Toplamı (Katsayı Tutarı Hariç)






(Vergi Aslı +
Yİ-ÜFE Tutarı)






 


formülü ile bulunacaktır. Buna göre;


 





Vergi aslına isabet eden tutar



=



136.000,00 x 49.570,05



=



45.333,33
TL’dir.






        
148.710,15






 


Bu durumda,
mükellefin 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmaya konu borcu 136.000,00 - 45.333,33
= 90.666,67 TL olacaktır.


 


Kalan taksit tutarları içinde yer alan 90.666,67 TL alacak aslına vade
tarihinden 7326
sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı yerine
Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Buna göre, gecikme zammının hesaplandığı süre,
gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve
Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 





Gecikme Zammı
Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Zammı Oranı



Gecikme Zammı
Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/8/2018-8/6/2021



90.666,67



%61,1942



55.482,74



%11,7021



10.609,90






 


Bu durumda, ödenecek
tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.


 





Ödenecek Tutar



 



 






Gelir (stopaj) Vergisi



:



90.666,67 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan
Gecikme Zammı Yerine)



:



10.609,90 TL






TOPLAM



:



101.276,57 TL






 





 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar



 



 






Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı



:



55.482,74 TL






 


Yukarıda belirtilen şekilde
hesaplanan toplam 101.276,57 TL tutarın 7326 sayılı Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 55.482,74 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Mükellefin, 7256
sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borçlarından kalan 6 taksitin toplam
tutarı, katsayı tutarı hariç (16.523,35 x 6=)99.140,10 TL iken 7326 sayılı
Kanun kapsamında yapılandırılan ve katsayı hariç ödenmesi gereken tutar
101.276,57 TL’dir.


 


Ancak, mükellef 7326
sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan tutarı peşin ödediği takdirde Yİ-ÜFE
tutarından %90 indirim yapılacağından ödenmesi gereken tutar [10.609,90 -
(10.609,90 x %90) + 90.666,67=]91.727,66 TL’ye inecektir.


 


Mükellef, 18 taksitle
ödeme seçeneğini tercih ettiğinden, yapılandırılan borcu bu seçeneğe uygun
katsayı ile çarpılacak ve ödenecek tutar (101.276,57 x 1,27=)128.621,24 TL
olacaktır.


 


Bu durumda mükellefin
her iki kanun ile kendisine sunulan imkânı değerlendirerek karar vermesi
gerekmektedir.


 


b) 7326 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendi gereğince bu Kanun hükümlerinin,
5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan
alacaklar ile 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılmasına Dair Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası
kapsamında yapılandırılan alacaklar hakkında uygulanmayacağı hükme
bağlandığından, anılan Kanunlar uyarınca uzlaşma ya da yapılandırma
hükümlerinden yararlanan kuruluşların bu borçları Kanun kapsamında
yapılandırılmayacaktır.


 


Ayrıca, Kanunun 9
uncu maddesinin onuncu fıkrasının (b) bendi gereğince;


 


- 3/8/2016 tarihli ve
6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun,


 


- 18/5/2017 tarihli
ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve
Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun,


 


- 11/5/2018 tarihli
ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun,


 


hükümlerine göre
yapılandırılan ve 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla taksit ödemeleri
devam eden alacaklar ile,


 


- 6736 sayılı Kanuna
göre tahakkuk eden alacakların (matrah ve vergi artırımı ile işletme
kayıtlarının düzeltilmesinden kaynaklanan vergiler),


 


7326 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmamaktadır.


 


15-
Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Yargı Kararına Göre Kesinleştiği Hâlde Ödeme
Süresi Belirlenmemiş Alacaklar


 


7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasında, bu
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
yargı kararı ile kesinleştiği hâlde mükellefe ödemeye yönelik tebligatın
yapılmadığı alacaklar için mükelleflerce bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde
başvuruda bulunulması koşuluyla bu alacakların da bu madde hükümlerinden
yararlandırılacağı, bu hüküm kapsamına giren alacaklar için ayrıca tebligat
yapılmayacağı ve alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı tarihinin kabul
edileceği, bu kapsamda yapılandırılan tutarların Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmemesi hâlinde de vade tarihinde değişiklik yapılmayacağı hükme
bağlanmıştır.


 


Bu
hükme göre, Kanunun kapsadığı dönemlerle ilgili olup, tarhiyata ilişkin
mahkemelerce verilerek taraflardan birine tebliğ edilen ve bu Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) kesinleşen yargı kararına istinaden vergi
dairelerince mükellefe ödemeye yönelik tebligatın (Vergi Mahkemesi/Bölge İdare
Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi) yapılmaması nedeniyle
borcun vadesinin belirlenmediği alacaklar için bu Kanunda öngörülen süre ve
şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden
yararlanılabilecektir.


 


Bu
durumda, borçlunun başvuru dilekçesinde bu fıkra kapsamına giren borçları için
Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtmesi şartıyla, bu alacaklar
için ayrıca vergi dairesince mükellefe Vergi Mahkemesi/Bölge İdare
Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi tebliğ edilmeyecek ve
alacakların vade tarihi Kanunun yayımı tarihi kabul edilecektir.


 


Fıkra
kapsamındaki alacakların yalnızca vergi aslı veya vergi aslı ile birlikte asla
bağlı vergi cezası olması durumunda, verginin tamamı ile bu tutar üzerinden
gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı ile Yİ-ÜFE
tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi şartıyla alacak asıllarıyla ilgili gecikme faizi ile asla
bağlı cezaların tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Fıkra
kapsamındaki alacağın yalnızca asla bağlı vergi cezası olması ve vergi aslının
Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olması durumunda, herhangi bir başvuruya
bağlı olmaksızın bu cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Fıkra
kapsamındaki alacağın yalnızca asla bağlı olmayan vergi cezası olması
durumunda, bu vergi cezalarının (I. ve II. derece usulsüzlük cezaları ile özel
usulsüzlük cezaları) %50’sinin Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


7326 sayılı Kanunun yayımı tarihinden sonra bu fıkra
kapsamına giren alacaklara yönelik başvuru süresi içinde yapılmış ödemelere
ilişkin tebligatlar hakkında da başvurulması şartıyla bu fıkra hükmü
uygulanacak ve alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı tarihi kabul
edilecektir.


 


Diğer
taraftan, Kanunun yayımı tarihinden önce fıkra kapsamına giren alacaklara
karşılık kısmi ödeme yapılmış olması hâlinde ödenmemiş kısım için bu madde
hükümlerinden yararlanılabilecektir. Ancak, fıkra kapsamına giren alacakların
Kanunun yayımı tarihinden önce tamamının ödenmiş olması hâlinde bu madde
hükümlerinden yararlanılamayacağı tabiidir.


 


Ayrıca,
bu fıkra hükmünden yararlanılması durumunda, fıkra kapsamına giren alacaklar
için tebligat yapılmayacağı gibi alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı
tarihi kabul edileceğinden, madde hükümlerinin ihlal edilmesi hâlinde söz
konusu alacaklar için Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına
Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi tebliğ edilmeksizin ve Kanunun yayımlandığı
9/6/2021 tarihi vade tarihi kabul edilmek suretiyle takip ve tahsil işlemlerine
devam edilecektir.


 


Ancak,
borçlu tarafından bu fıkra hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunulmaması
durumunda vergi dairesince alacağa yönelik Vergi Mahkemesi/Bölge İdare
Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesinin tebliğ edileceği
tabiidir.


 


16- Belediyelerin
Ücret, Pay, Su, Atık Su ve Katı Atık Ücret Alacakları, Büyükşehir
Belediyelerinin Katı Atık Ücreti Alacakları ile Büyükşehir Belediyeleri Su ve
Kanalizasyon İdarelerinin Su ve Atık Su Alacakları


 


7326 sayılı Kanunun 2
nci maddesinin yedinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları gereğince
yapılandırılacak ücret ve paylar ile su, atık su ve katı atık ücreti
alacaklarından, vadesi 30/4/2021
tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödenmemiş olanlar ile
bunlara bağlı fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dâhil)
hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak
hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde
ödenmesi hâlinde bu alacaklara bağlı cezaların ve fer’ilerin (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Söz konusu
alacakların yapılandırılmasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/B-12) bölümünde
yapılan açıklamaların dikkate alınması
gerekmektedir.


 


 


 


17- YİKOB’larca Takip
Edilen Alacaklar


 


7326
sayılı Kanunun 2 nci maddesinin onuncu fıkrası gereğince, YİKOB’ların vadesi
30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde, bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil)
ödenmemiş olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen alacak asılları ile
buna bağlı fer’i alacakları hakkında anılan maddenin birinci fıkrasının (ç)
bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı
fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde bu alacaklara bağlı fer’i
alacakların tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Söz
konusu alacakların yapılandırılmasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/B-12)
bölümünde yapılan açıklamaların dikkate alınması
gerekmektedir.


 


C-
ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


1-
Ödeme Süresi


 


7326
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci
fıkrasında “(1) Bu Kanunun ilgili maddelerindeki başvuru ve ödeme süresine
ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak
isteyen borçluların;


 


a) 31/8/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili
idareye başvuruda bulunmaları,


 


b) Hazine ve Maliye Bakanlığına, Ticaret Bakanlığına, il
özel idarelerine, belediyelere ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerine ödenecek
tutarların ilk taksitini 30/9/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil), Sosyal
Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ise ilk
taksitini 31/10/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil), diğer taksitlerini ise bu
tarihleri takip eden ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte
ödemeleri,


 


şarttır.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu hüküm
çerçevesinde; Hazine ve Maliye Bakanlığına,
il özel idarelerine, belediyelere ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerine borçlu
olanların Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak istemeleri hâlinde, 31
Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar borçlu bulundukları tahsil
dairelerine başvurmaları gerekmektedir. Madde kapsamında yapılandırılan
borçların ilk taksit ödeme süresi içinde tamamen ya da ikişer aylık dönemler
hâlinde azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi mümkün olup, ilk taksit ödeme
süresi 30 Eylül 2021 tarihi mesai saati bitiminde sona ermektedir.


 


Kanunun
9 uncu maddesi hükmü ile azami taksit süresi 18 eşit taksit olarak belirlenmiş
olmakla birlikte 6, 9 ve 12 eşit taksitte ödeme seçenekleri de bulunmaktadır.


 


Ayrıca,
Kanunun 9 uncu maddesinin onbirinci fıkrasına göre, Kanun kapsamında
yapılandırılan ve süresinde ödenen alacaklara, bu Kanunda yer alan hükümler
saklı kalmak kaydıyla Kanunun yayımı tarihinden sonraki süreler için faiz,
gecikme zammı, gecikme cezası gibi fer’i amme alacağı hesaplanmayacaktır.


 


7326
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Başvuru ve taksit ödeme
sürelerinin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde süre, tatili izleyen
ilk iş günü mesai saati sonunda biter.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme
göre, başvuru ve taksit ödeme sürelerinin son gününün resmî tatile rastlaması
hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzayacaktır.


 


2- Ödeme ve Katsayı
Uygulaması


 


7326 sayılı Kanunun 9
uncu maddesiyle, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarının peşin veya
taksitle ödenmesi imkânı getirilmiş ve taksitli ödeme seçeneğinin tercih
edilmesi hâlinde katsayı uygulanacağı öngörülmüştür.


 


a) Peşin veya İlk İki Taksit Ödeme Süresi İçinde Yapılan
Ödemeler ve İndirim


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasında “(3) Bu Kanun hükümlerine göre hesaplanan
tutarlar peşin veya taksitler hâlinde ödenebilir.


 


a) Hesaplanan
tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak ödenmesi
hâlinde katsayı uygulanmaz ve,


 


1) Fer’i alacaklar
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarların (Bu
Kanunun 4 üncü maddesine göre fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile birlikte hesaplanan gecikme faizi
dâhil) %90’ının tahsilinden vazgeçilir.


 


2) Bu Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile (g) bendinin (1) numaralı alt bendi
kapsamında olan ve bu Kanuna göre yapılandırılan idari para cezalarından %25
indirim yapılır.


 


3) Yapılandırma
sonucu ödenecek alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i
alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutardan
(bu Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki alacaklar hariç) %50
indirim yapılır.


 


b) Hesaplanan
tutarların tamamının ilk iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde
katsayı uygulanmaz ve,


 


1) Fer’i alacaklar
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarlar (Bu
Kanunun 4 üncü maddesine göre fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile birlikte hesaplanan gecikme faizi
dâhil) üzerinden %50 indirim yapılır.


 


2) Bu Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile (g) bendinin (1) numaralı alt bendi
kapsamında olan ve bu Kanuna göre yapılandırılan idari para cezalarından %12,5
indirim yapılır.


 


3) Yapılandırma
sonucu ödenecek alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i
alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutardan
(bu Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki alacaklar hariç) %25
indirim yapılır.


 


c) Hesaplanan
tutarların taksitle ödenmek istenmesi hâlinde, ilgili maddelerde yer alan
hükümler saklı kalmak şartıyla borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, on
iki veya on sekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri
şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme
yapılamaz...”
hükmü yer almaktadır.


 


Bu
hüküm uyarınca, yapılandırılan tutarların ilk taksit ödeme süresi içinde peşin olarak
veya ilk iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde yapılandırılan
alacaklardan indirim yapılacaktır.


 


i)
Peşin Ödemede İndirim


 


Borçlular Kanun
kapsamında yapılandırdıkları borçlarını, ilk taksit ödeme süresi içinde ödemek
üzere peşin ödeme seçeneğini tercih edebilirler.


 


Kanun kapsamında
yapılandırılan tutarların tamamının ilk
taksit ödeme süresi içinde peşin olarak ödenmesi hâlinde;


 


- Bu tutarlara katsayı uygulanmayacaktır.


 


- Fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarların %90’ı ile bu Kanunun 4 üncü maddesine göre fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile birlikte hesaplanan
gecikme faizinin %90’ının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


-
Yapılandırılan alacağın Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
ile (g) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamındaki idari para cezalarından
olması hâlinde bu idari para cezalarından ayrıca %25 indirim yapılacaktır.


 


-
Yapılandırma sonucu ödenecek alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması
hâlinde, fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutardan %50 indirim yapılacaktır.


 


Söz
konusu ödemenin defaten yapılması zorunlu olmayıp, ilk taksit ödeme süresi
içinde farklı zamanlarda borcun tamamının ödenmesi hâlinde de bu hükümden
yararlanılacaktır.


 


Ayrıca,
yapılandırılan tutarların taksitle ödeme seçeneği tercih edilmesine rağmen ilk
taksit ödeme süresi içinde peşin olarak tamamının ödenmesi durumunda da bu
hükümlerden yararlanılabilecektir.


 


Diğer
taraftan, peşin ödeme seçeneği tercih edilmek suretiyle yapılandırılan
alacakların tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmemesi hâlinde Kanunun
9 uncu maddesinin altıncı fıkrası hükmüne göre ilk taksit ödeme süresini
izleyen ayın sonuna kadar geç ödeme zammıyla birlikte ödeme yapılarak Kanun
hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu durumda, geç ödeme zammıyla birlikte
yapılan ödeme, ilk iki taksit ödeme süresi içinde yapılmış olduğundan, bu
ödemelere 9 uncu maddenin
üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre
indirim uygulanacaktır.


 


Örnek
16-
Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak için vergi dairesine başvuruda bulunan
mükellef, peşin ödeme seçeneğini tercih etmiştir.


 


Kanun
kapsamında yapılandırılacak alacak aslı tutarı 258.500,00 TL, fer’i alacaklar
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutar 32.500,00
TL olmak üzere toplam 291.000,00 TL olarak hesaplanmıştır.


 


Mükellef,
yapılandırılan borç tutarını peşin ödeme seçeneği ile ödemeyi tercih
ettiğinden, ayrıca bir katsayı hesaplanmamıştır.


 


Mükellef
tarafından, yapılandırılan borcun ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi
nedeniyle fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanan tutardan %90 oranında indirim yapılacaktır. Bu durumda, mükellef
Yİ-ÜFE tutarı olarak [32.500,00 - (32.500,00 x %90)=]3.250,00 TL, toplamda
(258.500,00 + 3.250,00=)261.750,00 TL ödeme yapmak suretiyle Kanun hükümlerinden
yararlanacaktır.


 


Ancak,
yapılandırılan borcun mükellef tarafından 30 Eylül 2021 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar ödenmeyip, hesaplanacak geç ödeme zammı (4.656,00 TL) ile birlikte
15 Ekim 2021 tarihinde ödenmesi durumunda Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanan tutardan %50 oranında indirim yapılacaktır. Bu durumda,
mükellef Yİ-ÜFE tutarı olarak [32.500,00 - (32.500,00 x %50)=]16.250,00 TL
ödeyecektir.


 


Örnek 17 - 16 numaralı örnekte
yer alan mükellef Kanunun 2 nci maddesi kapsamındaki borçlarını 18 eşit
taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden
291.000,00 TL alacak tutarı (1,27) katsayısı ile çarpılacaktır.


 


Bu
şekilde bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı bulunacaktır.


 





18 eşit taksit için yapılandırmaya esas
tutar:   291.000,00 x 1,27  



=



  369.570,00 TL






Taksit
tutarı:                                                   
  369.570,00 / 18



=



    20.531,67 TL’dir.






 


Taksitlendirmeye
esas olan 369.570,00 TL’nin (369.570,00 - 291.000,00=)78.570,00 TL’si toplam
katsayı tutarıdır.


 


Eylül/2021
ayında mükellef vergi dairesine başvurarak taksit tutarlarını defaten ödemek
istediğini bildirmiştir. Bu durumda;


 





Ödenecek Tutar



 



 






Vergi Aslı



:



258.500,00
TL






Yİ-ÜFE Tutarının %10’u [32.500,00 -
(32.500,00 x % 90)]   



:



   
3.250,00 TL






TOPLAM



:



261.750,00 TL’dir.






 


Mükellef
tarafından, yapılandırılan borcun ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi
nedeniyle ayrıca bir katsayı hesaplanmayacak ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutardan %90 oranında indirim
yapılacaktır.


 


Buna göre, mükellef
tarafından yapılandırılan borcun ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde
78.570,00 TL katsayı tutarı ile 29.250,00 TL Yİ-ÜFE tutarı olmak üzere toplam
107.820,00 TL daha az ödeme yapılacaktır.


 


Örnek 18- Mükellef 22/10/2019
vadeli 455,00 TL trafik idari para cezası borcunu Kanunun 2 nci maddesi
kapsamında yapılandırmak için vergi dairesine başvurarak, borcunu 18 eşit
taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 





Faiz Hesaplanan
Süre



İdari Para Cezası
Tutarı (TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı (TL)






23/10/2019-8/6/2021



455,00



%100



455,00



%7



31,85






 


Vergi dairesi
yapılandırılan alacak tutarını 455,00 TL idari para cezası aslı ve 31,85 TL
Yİ-ÜFE tutarı olmak üzere 486,85 TL olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
486,85 TL alacak tutarı (1,27) katsayısı ile çarpılacaktır.


 


Bu şekilde bulunan tutar, 18’e bölünmek
suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.


 





18 eşit taksit için yapılandırmaya esas
tutar:        486,85 x 1,27



=



  618,30 TL






Taksit
tutarı:                                                          
618,30 / 18



=



    34,35
TL’dir.   






 


Taksitlendirmeye esas
olan 618,30 TL’nin (618,30 - 486,85=)131,45 TL’si toplam katsayı tutarıdır.


 


Eylül/2021 ayında
mükellef vergi dairesine başvurarak taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini
bildirmiştir. Bu durumda, idari para cezası aslı olan 455,00 TL’den %25
oranında, Yİ-ÜFE tutarından da %90 oranında indirim yapılacaktır.


 





Ödenecek
Tutar



 



 






İdari Para Cezası Aslı [455,00 - (455,00 x
%25)]



:



341,25 TL






Yİ-ÜFE Tutarı [31,85 - (31,85 x %90)]



:



3,19 TL






TOPLAM



:



344,44 TL






 


Buna göre, mükellef
tarafından Eylül/2021 ayında 344,44 TL ödenmesi durumunda herhangi bir katsayı
hesaplanmayacak, 455,00 TL faiz ile idari para cezası aslının %25’i olan 113,75
TL ve Yİ-ÜFE tutarının %90’ı olan 28,66 TL olmak üzere toplam 597,41 TL’nin
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


ii)
İlk İki Taksit Ödeme Süresi İçinde Yapılan Ödemede İndirim


 


Borçlular Kanun
kapsamında yapılandırdıkları borçlarını, taksitler hâlinde ödemek üzere
taksitli ödeme seçeneğini tercih edebilirler.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde hesaplanan tutarların tamamının ilk
iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde indirim uygulamasına ilişkin
hükümlere yer verilmiştir.


 


Buna göre, taksitle
ödeme seçeneği tercih edilerek, yapılandırılan alacağa ilişkin ilk taksitin
süresinde ve tam olarak ödenmiş olması şartıyla, kalan taksitlerin tamamının
ikinci taksit ödeme süresi içinde ödenmesi
hâlinde;


 


- Bu tutarlara katsayı uygulanmayacaktır.


 


- Fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarların %50’si ile bu Kanunun 4 üncü maddesine göre fer’i alacaklar
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile
birlikte hesaplanan gecikme faizinin %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


-
Yapılandırılan alacağın Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
ile (g) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamındaki idari para cezalarından
olması hâlinde bu idari para cezalarından ayrıca %12,5 indirim yapılacaktır.


 


-
Yapılandırma sonucu ödenecek alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması
hâlinde, fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutardan %25 indirim yapılacaktır.


 


Bu
kapsamda, ilk taksit içinde ödenen Yİ-ÜFE tutarının %50’si, katsayı tutarı ve
varsa idari para cezasının %12,5’i ile yapılandırma sonucu ödenecek alacağın
sadece fer’i alacaktan ibaret olması durumunda Yİ-ÜFE tutarının %25’inin red ve
iade edileceği tabiidir.


 


Örnek
19-
Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak için vergi dairesine başvuruda bulunan
mükellef, borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Vergi
dairesi, yapılandırılan alacak tutarını 180.000,00 TL vergi aslı ve 36.000,00
TL Yİ-ÜFE olmak üzere 216.000,00 TL olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
216.000,00 TL alacak tutarı (1,27) katsayısı ile çarpılacaktır.


 


Bu
şekilde bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.


 





18 eşit taksit için yapılandırmaya esas
tutar:   216.000,00 x 1,27



=



 274.320,00 TL






Taksit
tutarı:                                                                    
   274.320,00 / 18



=



   15.240,00 TL’dir.






 


Taksitlendirmeye
esas olan 274.320,00 TL’nin (274.320,00 - 216.000,00=)58.320,00 TL’si toplam
katsayı tutarıdır.


 


Mükellef,
Eylül/2021 ayında ödemesi gereken taksit tutarı olan 15.240,00 TL’yi süresinde
ödemiştir.


 


15/10/2021
tarihinde mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarının
tamamını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.


 


Başvuru
sırasında 18 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha
sonra ikinci taksit ödeme süresi içinde, borcun tamamı ödenmek istendiğinde,
ödenecek tutar aşağıdaki şekilde bulunacaktır.


 





Yapılan ödemeden vergi aslına isabet eden
tutar



=



(Vergi Aslı) x
(Yapılan Ödeme Tutarı)

(Vergi Aslı +
Yİ-ÜFE Tutarı)






 


formülü ile
bulunacaktır.


 


Buna göre;


 





Vergi aslına isabet eden tutar



=



180.000,00 x
15.240,00

216.000,00



=



12.700,00
TL






 





Yİ-ÜFE’ye isabet eden tutar



=



(15.240,00 - 12.700,00)



=



2.540,00 TL’dir.






 


 





Ödenecek Tutar



 



 






Vergi Aslı (180.000,00 - 12.700,00=)



:



167.300,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı [(36.000,00 x %50) -
2.540,00=]



:



15.460,00 TL






TOPLAM



:



182.760,00 TL






 


Mükellef
tarafından, yapılandırılan borcun Ekim/2021 ayında ödenmesi nedeniyle ayrıca
bir katsayı hesaplanmayacak ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanan tutardan %50 oranında indirim yapılacaktır.


 


Buna göre, mükellef
tarafından yapılandırılan borcun Ekim/2021 ayında ödenmesi hâlinde 58.320,00 TL
katsayı tutarı ve 18.000,00 TL Yİ-ÜFE tutarı olmak üzere toplam 76.320,00 TL
daha az ödeme yapılacaktır.


 


Örnek 20- Mükellef 10/3/2020
vadeli 776,00 TL trafik idari para cezası borcunu Kanunun 2 nci maddesi
kapsamında yapılandırmak için vergi dairesine başvurarak, borcunu 6 eşit
taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 







Faiz Hesaplanan
Süre



İdari Para Cezası
Tutarı (TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı (TL)






11/3/2020-8/6/2021



776,00



%75



582,00



%5,25



40,74









 


Vergi dairesi
yapılandırılan alacak tutarını 776,00 TL idari para cezası aslı ve 40,74 TL
Yİ-ÜFE tutarı olmak üzere 816,74 TL olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef, yapılandırılan
alacak tutarını 6 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 816,74 TL alacak
tutarı (1,09) katsayısı ile çarpılacaktır.


 


Bu şekilde bulunan tutar, 6’ya bölünmek
suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.


 





6 eşit taksit için yapılandırmaya esas tutar:  
        816,74 x 1,09



=



    890,25 TL






Taksit
tutarı:                                                          
890,25 / 6



=



    148,38 TL’dir.






 


Taksitlendirmeye esas
olan 890,25 TL’nin (890,25 - 816,74=)73,51 TL’si toplam katsayı tutarıdır.


 


Mükellef, Eylül/2021
ayında ödemesi gereken taksit tutarı olan 148,38 TL’yi süresinde ödemiştir.
Kasım/2021 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını
defaten ödemek istediğini bildirmiştir.


 


Başvuru sırasında 6
eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, birinci taksit
süresinde ödendikten sonra ikinci taksit ödeme süresi içinde borcun tamamı
ödenmek istendiğinde, ödenecek tutar aşağıdaki şekilde bulunacaktır.


 





Yapılan
ödemeden İPC aslına isabet eden tutar



=



(İPC Aslı) x
(Yapılan Ödeme Tutarı)

(İPC Aslı + Yİ-ÜFE
Tutarı)






 


formülü
ile bulunacaktır.


 


Buna
göre;


 





İPC aslına isabet
eden tutar



=



776,00 x 148,38

816,74



=



140,98
TL






 


İPC
tutarından yapılacak %12,5 indirim   = [776,00 - (776,00 x %12,5)]


                            
                                      =
776,00 - 97,00


Ödenmesi
gereken
İPC                             
= 679,00 TL’dir.


 





Ödenecek
Tutar



 



 






İPC
Aslı (679,00 - 140,98=)



:



538,02 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı [(40,74 x %50) - 7,40=]



:



12,97 TL






TOPLAM



:



550,99 TL






 


Buna göre, mükellef
tarafından Kasım/2021 ayında 550,99 TL ödenmesi durumunda herhangi bir katsayı
hesaplanmayacak, 582,00 TL faiz ile idari para cezası aslının %12,5’i olan 97,00
TL ve Yİ-ÜFE tutarının %50’si olan 20,37 TL olmak üzere toplam 699,37 TL’nin
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


b) Taksitli Ödeme ve
Katsayı Uygulaması


 


7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (ç) bendinde “ç) Hesaplanan tutarların taksitle
yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre belirlenen tutar;


 


1) Altı eşit taksit
için (1,09),


 


2) Dokuz eşit taksit
için (1,135),


 


3) On iki eşit taksit
için (1,18),


 


4) On sekiz eşit
taksit için (1,27),


 


katsayısı ile
çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık
dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine
uygun ödeme planı verilir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme
yapılması hâlinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir.” hükmü yer almaktadır.



 


Bu hükme göre, kanun
kapsamında yapılandırılmış olan alacakların taksitli ödeme seçeneği tercih
edilerek taksitler hâlinde ödenmek istenmesi durumunda, bu tutarlara ayrıca
katsayı uygulanması gerekmektedir.


 


i)
Borçlular tarafından, ilgili maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla
başvuru sırasında; 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme seçeneklerinden biri
tercih edilecektir. Borçlu tarafından taksit sayısına ilişkin bir tercihte
bulunulmaması hâlinde, idarece Kanunda öngörülen en uzun taksit sayısı olan 18
taksite ilişkin ödeme planı verilecektir.


 


7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında
yer alan açık hüküm sebebiyle borçlular tercih ettikleri taksit süresinden daha
uzun bir sürede ödeme yapamayacaktır.


 


ii)
Taksitle yapılacak ödemeler için Kanunun öngördüğü ilgili katsayı,
yapılandırılan alacak tutarı ile çarpılacak ve bulunacak tutar borçlu
tarafından seçilen taksit sayısına bölünerek ikişer aylık dönemler hâlinde
ödenecek taksit tutarı bulunacaktır.


 


Örneğin;
borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacağın 6 eşit taksitte
ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı 6
eşit taksit için öngörülen (1,09) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar
taksit sayısı olan 6 sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 18 eşit
taksiti seçmesi hâlinde, taksitle ödenecek alacak tutarı (1,27) katsayısı
kullanılarak tespit edilecektir.


 


iii)
7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (ç) bendi ile borçlulara seçtikleri taksit süresinden daha kısa
sürede ödeme yapma imkânı verilmekte ve daha kısa sürede yapılan ödemelerde madde
hükmüne göre hesaplanan katsayının düzeltilmesi öngörülmektedir.


 


Örneğin;
borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının 18 eşit
taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı hâlde borcun 6 eşit taksit için
öngörülen sürede tamamen ödenmesi hâlinde, (1,27) katsayısı esas alınarak
hesaplanan tutar, 6 eşit taksit için öngörülen (1,09) katsayısına göre
düzeltilecektir.


 


Kanunda
genel olarak 6, 9, 12 ve 18 eşit taksit süresi olmak üzere dört ayrı taksit
süresi ve bu süreler için dört farklı katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan
ödemeler nedeniyle katsayı düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu tarafından
seçilen taksit süresine uygulanacak katsayı ile alacağın tamamının ödendiği
tarihin denk geldiği taksit süresi için belirlenmiş katsayının birbirinden
farklı olması gerekmektedir.


 


Örnek 21- Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef borcunu 12 eşit
taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Vergi dairesi Kanun kapsamında
yapılandırılacak alacak tutarını 125.000,00 TL olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
125.000,00 TL alacak tutarı (1,18) katsayısı ile çarpılacaktır.


 


Bu şekilde bulunan
tutar, 12’ye bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.


 





12 eşit taksit için yapılandırmaya esas
tutar:   125.000,00 x 1,18



=



  147.500,00 TL






Taksit
tutarı:                                
                     147.500,00
/ 12



=



    12.291,67 TL’dir.






 


Taksitlendirmeye esas
olan 147.500,00 TL’nin (147.500,00-125.000,00=)22.500,00 TL’si toplam katsayı
tutarıdır.


 


Mükellef, Eylül/2021,
Kasım/2021, Ocak/2022, Mart/2022 ve Mayıs/2022 aylarında ödemesi gereken taksit
tutarları toplamı olan (12.291,67 x 5=)61.458,35 TL’yi süresinde ödemiştir.


 


Temmuz/2022 ayında
mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarının tamamını defaten
ödemek istediğini bildirmiştir.


 


Başvuru sırasında 12
eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit
taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içinde, borcun tamamı ödenmek
istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1,18) katsayısı yerine
6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,09) katsayısı uygulanarak taksitle
ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.


 


Yapılan hesaplamaya
göre, (1,18) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen
taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.


 





6 eşit taksit için yapılandırmaya esas
tutar:        125.000,00 x 1,09



=



136.250,00 TL






Ödenen toplam taksit
tutarı:                                   
12.291,67 x 5     



=



  
61.458,35 TL






Tahsil edilecek toplam
tutar:           
         136.250,00 - 61.458,35



=



   
74.791,65 TL






 


Bu durumda,
mükellefin 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan 125.000,00 TL borcu için
(136.250,00 - 125.000,00=)11.250,00 TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.


 


Yapılacak erken ödeme
mükellefe (22.500,00 - 11.250,00=)11.250,00 TL daha az ödeme imkânı
sağlayacaktır.


 


Örnek 22- Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 18 eşit
taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Vergi dairesi Kanun
kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 85.000,00 TL olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
85.000,00 TL alacak tutarı (1,27) katsayısı ile çarpılacaktır.


 


Bu şekilde bulunan
tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.


 





18 eşit taksit için taksitlendirmeye esas
tutar:   85.000,00 x 1,27



=



 107.950,00 TL






Taksit
tutarı:                                                  
   107.950,00 / 18



=



     5.997,22 TL’dir.






 


Taksitlendirmeye esas
olan 107.950,00 TL’nin (107.950,00 - 85.000,00=)22.950,00 TL’si toplam katsayı
tutarıdır.


 


Mükellef, ilk 12
taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede yapılan toplam tahsilat (5.997,22 x
12=)71.966,64 TL’dir.


 


Ağustos/2023 ayında
mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek
istediğini bildirmiştir.


 


Mükellef tarafından
borcun tamamı 18 eşit taksit için öngörülmüş ödeme süresi (Eylül/2021 ila
Temmuz/2024) içinde erken ödenmiş olmakla birlikte, ödemenin yapıldığı
Ağustos/2023 ayı Kanunda belirlenen ve farklı katsayı uygulanmasını gerektiren
12 eşit taksit için öngörülmüş süreden (Eylül/2021 ila Temmuz/2023) sonraya
rastlamaktadır.


 


Kanunda 12 eşit
taksit ila 18 eşit taksit arasındaki süreler için farklı bir katsayı
belirlenmemiştir. Bu nedenle, mükellefçe yapılan ödemeye 18 eşit taksit için
belirlenmiş katsayı dışında bir katsayı uygulanması imkânı bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, Ağustos/2023 ayında mükellefin kalan altı taksit tutarını defaten
ödemesi hâlinde herhangi bir katsayı düzeltmesi yapılmayacaktır. 


 


c) 7326 sayılı Kanun
kapsamında ödenecek tutarlar, vergi dairelerine, anlaşmalı bankalara, PTT
şubelerine ödenebileceği gibi, anlaşmalı bankaların banka kartı ve kredi kartı
kullanılmak suretiyle de ödenebilecektir.


 


3-
Kredi kartı ile ödeme


 


7326 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin dördüncü fıkrasında “(4) Hazine ve Maliye Bakanlığı ile
Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun kapsamında ödenecek
olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kredi kartı
kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye aracılık yapan
bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu borç tutarının,
taksitler hâlinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında hesaplarına borç
kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi olarak kredi kartının
kullanıldığı gün esas alınır ve borçluya tahsilatın yapıldığını gösteren makbuz
verilir. Bu şekilde tahsil edilen tutarların bankalarca Hazine veya Sosyal
Güvenlik Kurumu hesaplarına aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci
maddesinde belirlenen süre, taksit aylarının son gününü izleyen günden itibaren
hesaplanır. Bu fıkra hükmüne göre taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle
ödenmesi, katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu hüküm, 7326 sayılı
Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının kredi kartı kullanılmak
suretiyle de ödenmesine imkân vermektedir. Madde hükmüne göre kredi kartı
kullanılarak ödeme yapılabilmesi için aracılık yapan bankalarla anlaşma
yapılması gerekmektedir.


 


Bu Tebliğin yayımı
tarihi itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek
alacakların tahsilatı amacıyla ödemeye aracılık yapacak bankalarla gerekli
anlaşma sağlanmış olup, kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılacak ödemeler
Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesi (www.gib.gov.tr)
üzerinden yapılabilecektir. Ancak, bankaların uygulama geliştirmeleri hâlinde,
internet siteleri veya şubeleri üzerinden de kredi kartıyla tahsilat işlemleri
yapılması mümkündür.


 


Kredi kartı ile
yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin veya bir ya da birden fazla taksitin
defaten ödenmesi ya da bir veya birden fazla taksitin ilgili taksit aylarına
yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde yapılabilecektir.


 


Borçluların kredi
kartına taksit şeklinde ödeme yapmak istemeleri hâlinde, 7326 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılan alacak tutarı banka tarafından borçlunun hesaplarına
Kanunun öngördüğü taksit aylarında yansıtılacaktır. Bununla birlikte, borçlu
tarafından yapılan ödeme tutarını gösterir alındı, kredi kartı ile ödeme
işleminin yapıldığı tarih itibarıyla verilecek ve borç ödenmiş kabul
edilecektir.


 


7326 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kredi kartı kullanılmak ve borçlunun
bankadaki kredi hesaplarına taksit aylarında borç olarak yansıtılmak suretiyle
yapılan ödemeler ilgili taksit ayının son gününü izleyen günden itibaren 6183
sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen sürede Hazine hesaplarına
aktarılacaktır.


 


Örneğin, borçlu
tarafından Kanun kapsamında taksitlendirilmiş alacağın ilk iki taksit tutarının
kredi kartı ile aynı gün ödendiği varsayıldığında, banka tarafından taksitler
ilgili taksit ayları olan Eylül/2021 ve Kasım/2021 aylarında borçlunun hesap
ekstrelerine yansıtılacak ve bu suretle yapılan tahsilat tutarları taksit
aylarının son gününü izleyen 20 gün içinde Hazine hesaplarına aktarılacaktır.


 


Kredi kartıyla
yapılan taksitli ödemenin Kanunun öngördüğü taksitli ödeme şekli olduğu dikkate
alındığında, bu şekilde yapılan ödemelerde de katsayı uygulanacaktır.


 


4-
Mahsuben ödeme


 


7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin beşinci
fıkrasında, Kanun hükümlerinden yararlanarak borçlarını yapılandıran
mükelleflerin vergi dairelerinden olan alacaklarıyla yapılandırılan borçlarını
ne şekilde ödeyebilecekleri hususu düzenlenmiştir.


 


Madde
hükmüne göre, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi
gereken amme alacaklarına uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak
için başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade
alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu
taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde
ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz
etmeleri şarttır.


 


Belgelere
ek olarak mahsuben iadenin gerçekleştirilebilmesi için teminat, yeminli mali
müşavir raporu veya vergi inceleme raporu da aranan durumlarda, bunların da
aynı süre içinde vergi dairesine intikal etmiş olması gerekmektedir. Kanunun 5
inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine ilişkin olarak Tebliğin (V/C-5-b
ve f) bölümünde yapılan açıklamalar saklıdır.


 


Bu
takdirde, ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih
itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılacaktır. Mahsup
talebine konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması hâlinde, mahsuben
ödeme suretiyle tahsil edilemeyen taksit tutarının bir ay içinde ödenmesi
hususunda borçluya bildirimde bulunulması gerekmektedir.


 


Eksik
ödenen taksit tutarının, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar
gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre
belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte bir
aylık ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde eksik ödenen tutar için bu Kanun
hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. 


 


Mükelleflerin
bu hükümden yararlanmaları için başvurularını bu Tebliğe ekli (Ek:2/E)
dilekçe ile yapmaları gerekmektedir.


 


Diğer
taraftan, mükellefin mahsup talebi üzerine mahsup işlemleri yapıldıktan sonra,
fazla veya yersiz mahsup yapıldığının tespiti hâlinde, haksız alınan iade
tutarı için vergi mevzuatı gereği gerekli tarhiyatın yapılacağı tabiidir. Bu
durumda, Kanun kapsamında mahsup yoluyla yapılmış olan tahsilatlar için
herhangi bir düzeltme işlemi yapılmayacaktır.


 


Ç- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER
ŞARTLARI


 


1-
Dava Açılmaması, Açılmış Davalardan Vazgeçilmesi ve Herhangi Bir Mercie
Başvurulmaması


 


7326 sayılı Kanunun 2
nci maddesinin onikinci fıkrasında, bu
madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların
yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu
belirtilmiştir. Bu nedenle, madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların bu
yöndeki iradelerini başvuruları sırasında belirtmeleri gerekmektedir.


 


Tüzel kişiler ya da
tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller tarafından açılan davalardan vazgeçme
yetkisi, bunların kanuni temsilcilerinde bulunduğundan, maddeden yararlanma
başvuruları kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır. Aynı şekilde, iflas
idaresi tarafından açılan ya da ihtilafı devam ettirilen davalardan da iflas
idaresince vazgeçilmesi gerekecektir. Kanuni temsilcilerin bu başvuruları
sırasında dilekçelerine temsilci sıfatlarını gösteren belgeyi eklemeleri icap
etmektedir.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin onüçüncü fıkrasının (b) bendi gereğince, davadan vazgeçme
dilekçeleri ilgili tahsil dairelerine verilecek ve bu dilekçelerin tahsil
dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak
dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu nedenle, tahsil dairelerince
alınan dilekçenin bir örneğinin derhal davanın bulunduğu yargı merciine
gönderilmesi gerekmektedir.


 


Kanunun 2 nci
maddesinden yararlanmak için elektronik ortamda başvuruda bulunan borçluların,
devam eden ihtilaflardan vazgeçtiklerini gösterir ıslak imzalı dilekçelerini
başvuru süresi içinde ilgili tahsil dairesine vermeleri gerekmektedir.


 


Mükelleflerce Kanun
hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de
ihtilaflar sürdürülmeyecektir.


 


Diğer
taraftan, 7326
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onüçüncü fıkrasında, bu Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunulan borçlara ilişkin dava açılamayacağı ve
hiçbir mercie başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır.


 


Dolayısıyla, bu Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan alacaklara ilişkin herhangi
bir yargı merciine, 213 sayılı Kanunun 124 üncü maddesi kapsamında ilgili
idareye, dilekçe ve başvuru hakkı kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu dâhil herhangi bir mercie başvurulması,
başvurulsa dahi bu başvurular üzerine herhangi bir işlem yapılması mümkün
bulunmamaktadır.


 


2- Kanunun Yayımı
Tarihinden Sonra Tebliğ Edilen Yargı Kararları ile Yargılama
Giderleri


 


7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin
onüçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere
başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu
ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın Kanunun yayımı
tarihinden sonra tebliğ edilen yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacaktır.


 


Ayrıca, Kanunun 9 uncu maddesinin onüçüncü fıkrasının
(ç) bendine göre, Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda
verilen kararlarla hükmedilmiş yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile
fer’ilerinin bulunması hâlinde bu tutarlar karşılıklı olarak talep edilmeyecek,
bu alacaklar için icra takibi yapılamayacak ve vazgeçme tarihinden önce ödenmiş
olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmayacaktır.


 


3- Taksit Tutarının
%10’unu Aşmamak Şartıyla 10 Türk Lirasına (Bu Tutar Dâhil) Kadar Yapılmış Eksik
Ödemeler


 


7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin yedinci
fıkrasında “(7) Bu Kanuna göre ödenecek taksit tutarının %10’unu aşmamak
şartıyla 10 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için
bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu
hükme göre, Kanun kapsamında ödenecek taksitlere yönelik yapılan ödemelerde
10,00 TL’ye kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmayacaktır.


 


Bununla
birlikte, taksit tutarının %10’u 10,00 TL’nin altında ise yüzde %10 tutarına
isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali ihlal sebebi sayılmamıştır. Ancak, bu
tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği
tabiidir.


 


Örneğin,
Kanun kapsamında 9 eşit taksit seçeneği tercih edilmek suretiyle yapılandırılan
alacağa ilişkin taksit tutarı 95,00 TL olmasına rağmen bankaya 85,00 TL olarak
ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar, 10,00 TL’yi aşmamakla birlikte, taksit
tutarının %10’u olan (95,00 x %10=)9,50 TL eksik ödenen tutar olan 10,00 TL’den
az olduğundan, söz konusu eksik ödeme ihlal sebebi sayılacaktır.


 


D-
DİĞER HUSUSLAR


 


1- Tüzel kişiler ya da
tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller için madde hükümlerinden yararlanma
başvuruları bunların kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır.


 


2-
7326 sayılı Kanunun kesinleşmiş alacaklara ilişkin
hükümlerinden, 213 ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan
sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni
temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar dikkate
alınarak yararlanabileceklerdir.


 


1/6/1989
tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali
Müşavirlik Kanunu uyarınca mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken
ve müteselsilen sorumluluğu bulunanların da bu madde hükmünden yararlanmaları
mümkündür.


 


Asıl
amme borçlusu ile birlikte borcun ödenmesinden birden fazla kişinin sorumlu
olması hâlinde bu kişilerce madde hükümlerinden farklı taksit seçenekleri
seçilmek suretiyle yararlanılması mümkün bulunmaktadır.


 


3-
Adi ve
kollektif şirketlerde ortak olanlar şirketin borçlarının tamamı üzerinden
müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından, bu ortaklar da sorumlu
oldukları bu borçlar için madde hükmünden yararlanabileceklerdir.


 


4-
7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla haklarında 9/6/1932 tarihli ve 2004
sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre iflasın açılmasına karar verilen gerçek
ve tüzel kişilerin Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas
işlemlerini yürüten iflas idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak
müracaat etmesi zorunludur. Ancak, iflas idaresi tarafından verilen yetki
belgesine istinaden müracaatta bulunulabilmesi mümkündür.


 


Bununla birlikte,
iflas hâlindeki tüzel kişiliklerin ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin 213
sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun uyarınca sorumlu oldukları borçlar için madde
hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.


 


Ancak,
iflas hâlinde bulunan mükelleflerden aranılan kamu alacaklarına ilişkin olarak
Kanundan yararlanmak için başvuru süresi içinde herhangi bir başvuru
bulunmaması ve/veya bu alacakların başvuru süresinden sonra iflas masasına
kaydedilmiş olması hâlinde, alacaklar Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa dahi
7326 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanılamayacaktır.


 


2004
sayılı Kanun kapsamında haklarında iflas ertelemesi kararı bulunan şirketler ve
kooperatifler 7326 sayılı Kanuna
göre yapacakları başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararı dikkate
alınarak temsile yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.


 


Aynı şekilde, 2004
sayılı Kanun kapsamında konkordato kararı verilmiş ve kayyım atanmış borçlular
da, 7326 sayılı Kanuna göre yapacakları başvurularını haklarında verilmiş
mahkeme kararı dikkate alınarak temsile yetkili kişiler vasıtasıyla
yapacaklardır.


 


5- 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce,
vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler
diledikleri takdirde mahsup talep ettikleri borçları için Kanun hükümlerinden
yararlanabilecektir. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini
bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup talepli
borçları olması hâlinde, her birine ayrı ayrı Kanundan yararlanmak için
belirlenen başvuru süresi içinde ekte bir örneği yer alan (Ek:2/F)
dilekçeyle bildirmeleri gerekmektedir.


 


Mükellefin
kendi borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup
talebi olması hâlinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna mahsup
istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı aranılacaktır. Bu
takdirde, mükellefin üçüncü şahıs lehine yaptığı mahsup talebi hükümsüz
kalacaktır. Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise mükellefin irade
beyanı olmadan Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunabileceği tabiidir.


 


Bununla
birlikte, mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade
alacaklarını 7326 sayılı Kanun
kapsamındaki taksitlerine Kanunun 9 uncu
maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre veya Kanun kapsamında
yapılandırılmayan vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep
etmeleri mümkündür. Bu durumda, mahsuba esas alınacak tarih, Kanunun yayımı
tarihinden sonra yaptıkları başvuru esas alınarak belirlenecektir.


 


Diğer taraftan,
ilgili vergi mevzuatından doğan iade alacağının vergi borcuna mahsubunu talep
eden ve vergi borcunu 7326 sayılı Kanuna göre ödemek üzere bu mahsup talebinden
vazgeçen mükelleflere iade alacaklarının, mahsubundan vazgeçilen borcun söz
konusu Kanun kapsamında yapılandırılmasından sonra hesaplanan taksit tutarları
toplamını aşan kısmı, ilgili mevzuat hükümleri ve 6183 sayılı Kanunun 23 üncü
maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununun 88 inci maddesinin onaltıncı fıkrası göz önünde
bulundurularak nakden iade edilebilecektir.


 


6- 7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onikinci
fıkrasında, Kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen
hacizlerin yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden
teminatların iade edileceği hükme bağlanmıştır.


 


Buna
göre, Kanun kapsamındaki borçlarını ödemek üzere başvuran ve borçlarına
karşılık ödemede bulunan mükelleflerin mal varlığına tatbik edilen hacizler, bu
malların bölünebilir nitelikte olması ve haczin devam edeceği malların,
ödenmemiş taksitlerin yapılandırma öncesi tutarını karşılayacak değerde olması
şartıyla ödemeler nispetinde kaldırılacaktır.


 


Bu
hüküm çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne göre taksitlendirilen mükelleflerin
teminat değişikliği talepleri de değerlendirilebilecektir.


 


Diğer taraftan, bu Kanun kapsamında yapılandırılan borçlar
muaccel olmaktan çıktığından, bu borçlarla ilgili olarak 6183 sayılı Kanun kapsamında
takip işlemi yapılamamaktadır. Ancak, Kanunun 9 uncu maddesinin onikinci
fıkrası hükmüne göre, bu Kanun kapsamında ödenecek alacaklar nedeniyle tatbik
edilen hacizlere konu mallar, borçlunun talebi hâlinde 6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre alacaklı tahsil dairesince satılabilecektir. Satış sonucunda
elde edilecek tutarın, ilgili mevzuata göre öncelikli alacakların mahsubundan
sonra yapılandırmaya konu borçlara mahsup edilmesi icap etmektedir.


 


Aynı
fıkra gereğince, borçlu tarafından hacizli malların satılmasının talep edilmiş
olması, alacaklı tahsil dairesince söz konusu malların satışa çıkarılamaması ya
da satışa çıkarıldığı hâlde satılamaması durumunda, borçluya Kanun kapsamında
ödenmesi gereken taksitleri süresinde ödememe hakkı vermemektedir.


 


7-
7326 sayılı Kanun kapsamında borçları
yapılandırılan borçlular tarafından, borç durumunu gösterir belge istenilmesi
hâlinde, Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılan borcun (katsayı tutarı
dâhil) %10’unun ödenmiş olması şartıyla, Kanun hükümleri ihlal edilmediği
sürece bu borçlar belgede gösterilmeyecektir.


 


Borç durumunu
gösterir belgeler,


 


- 6183 sayılı Kanunun
22/A maddesi ve Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğine göre,


 


- 4/1/2002 tarihli ve
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuatına göre ihalelere katılmak
üzere,


 


- Diğer nedenlerle,


 


verilmekte olup, borç
durumunu gösterir belgede yer verilmesi gereken borçlar, belgenin talep
edildiği mevzuat hükümlerine göre belirlenmektedir. 


 


Ancak, 7326 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin onikinci fıkrasında, Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılan borçların borç durumunu gösterir belgede yer almaması için bu
borçların en az %10’unun ödenmiş olmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.


 


Dolayısıyla, borçlular
tarafından talep edilen borç durumunu gösterir belgelerin, gerek ilgili
mevzuatı gerek 7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onikinci fıkrası hükmü
birlikte dikkate alınmak suretiyle düzenlenmesi gerekmektedir.


 


Buna göre, bahse konu
belgenin düzenlenmesi aşamasında, anılan madde kapsamında yapılandırılan
katsayı tutarı dâhil tüm borçların (ilgili mevzuatındaki alacak türüne yönelik
belirlemelere bağlı kalmaksızın) her bir yapılandırma dosyası bazında en az
%10’unun ödenip ödenmediğinin kontrol edilmesi gerekmektedir.


 


Bu kapsamda,
yapılandırılan katsayı dâhil borç tutarının,


 


- en az %10’unun
ödenmiş olması hâlinde, yapılandırılan borç tutarına belgede yer verilmemesi,


 


- %10’una karşılık hiç
ödeme yapılmaması hâlinde, katsayı dâhil yapılandırılan borç tutarının tamamına
belgede yer verilmesi,


 


- %10’undan az ödeme
yapılmış olması hâlinde, katsayı dâhil yapılandırılan borç tutarı ile ödeme
yapılan tutar arasındaki farka belgede yer verilmesi,


 


icap etmektedir.


 


Diğer taraftan, 7326
sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi hâlinde düzenlenecek borç durumunu
gösterir belgelerin ilgili mevzuatı kapsamında düzenleneceği tabiidir.


 


Örnek 23- Gelir
vergisi, katma değer vergisi, karayolları geçiş ücreti ve idari para cezası ile
ecrimisil borcu bulunan mükellefin söz konusu borçları 7326 sayılı Kanun kapsamında 12 eşit taksit seçeneği
seçilmek suretiyle yapılandırılmıştır.


 


Vergi
dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 86.200,00 TL olarak
hesaplamıştır.


 


Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
86.200,00 TL alacak tutarı (1,18) katsayısı ile çarpılacaktır.


 


Bu
şekilde bulunan tutar, 12’ye bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.


 





12 eşit taksit için
taksitlendirmeye esas tutar:   86.200,00 x 1,18



=



101.716,00 TL 






Taksit
tutarı:                                                                    
    101.716,00 / 12



=



    8.476,33 TL’dir.






 


Mükellef,
birinci taksit tutarı olan 8.476,33 TL’yi ödedikten sonra, 6183 sayılı Kanunun
22/A maddesine istinaden vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge talep
etmiştir.


 


6183
sayılı Kanunun 22/A maddesine istinaden talep edilen vadesi geçmiş borç
durumunu gösterir belgede tür itibarıyla yer alması gereken alacaklar Seri:A
Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde belirlenmiş olup, bu alacaklar arasında karayolları geçiş ücreti ve idari para cezası ile
ecrimisil alacakları bulunmamakla birlikte, 7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onikinci fıkrası gereğince mükellefin
bu borçları dâhil yapılandırılan tüm borçlarının borç durumunu gösterir belgede
yer alması gerekmektedir. Dolayısıyla yapılandırılan tüm borçlarının katsayı
dâhil toplam tutarının %10’unun ödenmesi halinde bu borçlara belgede yer
verilmeyecektir.


 


Yapılandırılan
borçların Yİ-ÜFE ve katsayı dâhil tutarının %10’u (101.716,00%10=)10.171,60
TL’dir


 


Buna
göre, yapılandırılan borçların borç durumunu gösterir belgede yer almaması için
bu borçların en az %10’unun ödenmiş olması şart olduğundan, 8.476,33 TL
ödeyerek borcunun %10’undan daha az ödeme yapan mükellefe verilecek borç
durumunu gösterir belgede; katsayı dâhil yapılandırılan toplam 101.716,00
TL’den ödenen 8.476,33 TL’nin çıkarılması sonucu bulunan 93.239,67 TL’ye yer
verilecektir.


 


8-
Borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılan ödemelerin kredi kartı kullanılmak
suretiyle yapılması durumunda borç kredi kartı ile ödeme işleminin
gerçekleştiği anda ödenmiş olacağından, bu şekilde yapılmış olan ödemeler
yönünden de varsa ödenen alacaklara ilişkin tatbik edilmiş hacizler ödeme
nispetinde kaldırılacak ve alınmış teminatlar iade edilecektir.


 


Kredi kartıyla,


 


a) Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılan
borcun (katsayı tutarı dâhil) en az
%10’unun ödenmesi hâlinde, bu
Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması
şartıyla, yapılandırılan borçlara borç durumunu gösterir belgede yer
verilmeyecektir.


 


b)
Motorlu taşıtlar ile ilgili olarak Kanunun 2, 3 ve 4 üncü maddeleri kapsamında yapılandırılan borcun (katsayı
tutarı dâhil);


 


- tamamının ödenmesi
hâlinde, motorlu taşıtların satış ve devrine ait ilişik kesme belgesi,


 


-
en az %10’unun ödenmesi hâlinde,
bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş
olması şartıyla, taksit ödeme süresi sonuna kadar fenni muayene
yapılmasına ve uçuşa elverişli belgesi,


 


verilmesine imkân
sağlanacaktır.


 


9- 7326 sayılı Kanunun
2 nci maddesinin beşinci fıkrasında, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı
ve alkollü içkilerin üreticileri ve ithalatçılarının, 213 sayılı Kanunun
mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin Hazine ve
Maliye Bakanlığına verdiği yetki kapsamında kullanılma zorunluluğu getirilen
özel etiket ve işaretleri kullanmalarına izin verilebilmesi için bu Kanun
kapsamında yapılandırılan ve vadesi 1/3/2016 tarihinden sonra gelen 6/6/2002
tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listenin
(A) ve (B) cetvellerinde yer alan ürünlere ilişkin özel tüketim vergisi, vadesi
1/10/2020 tarihinden sonra gelen katma değer vergisi ve bu vergilere ait
beyannameden doğan damga vergisi ile bu vergilere bağlı gecikme faizi ve
gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın tamamının ödenmesinin şart olduğu hükme
bağlanmıştır.


 


Buna
göre, bu Kanun kapsamında yapılandırılan ve vadesi 1/3/2016 tarihinden sonra
gelen 4760 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı listenin (A) ve (B) cetvellerinde
yer alan ürünlere ilişkin özel tüketim vergisi ile vadesi 1/10/2020 tarihinden
sonra gelen katma değer vergisi ve bu vergilere ait beyannameden doğan damga
vergisi ile bu vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine 7326
sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın tamamı ödenmediği müddetçe, tütün mamulleri,
makaron, yaprak sigara kâğıdı ve alkollü içkilerin üreticileri ve
ithalatçılarının 213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci
fıkrasının (6) numaralı bendinin Hazine ve Maliye Bakanlığına verdiği yetki
kapsamında kullanılma zorunluluğu getirilen özel etiket ve işaretleri
kullanmalarına izin verilmeyecektir.


 


10- 7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (d) bendinde, il özel idareleri ve bunlara bağlı kamu tüzel
kişiliğini haiz kuruluşlar ile Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Futbol
Federasyonu ve bağımsız spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de
sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüplerine, Kanun kapsamında
yapılandırılan alacak tutarlarını ikişer aylık dönemler hâlinde azami 36 eşit
taksitte ödenmesi imkânı verilmiştir.


 


Spor kulüplerinin bu
imkândan yararlanabilmeleri için başvuru sırasında Gençlik ve Spor Bakanlığı,
Türkiye Futbol Federasyonu ve bağımsız spor federasyonlarına tescil edilmiş
spor kulübü olduklarını belirten belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu
kulüplerin dernek veya şirket şeklinde örgütlenmiş olması madde ile verilen
imkândan yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. Spor kulüplerinden
aranılan amme alacaklarıyla ilgili olarak ikincil sorumluluğu bulunan kişiler
de bu hükümden yararlanabilecektir.


 


7326
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendine göre, bu
kuruluşların kendilerine verilen imkânı kullanarak ödeme yapmak istemeleri
hâlinde, yapılandırılan alacak tutarına; yirmidört eşit taksit için (1,36),
otuz eşit taksit için (1,45), otuzaltı eşit taksit için (1,54) katsayısı
uygulanacaktır. Katsayı uygulaması bu Tebliğin (II/C-2-b) bölümüne göre
yapılacaktır.


 


Diğer taraftan, il
özel idareleri ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar dışında
il özel idarelerine ait tüzel kişiler ise Kanunun tanıdığı azami 36 eşit taksit
imkânından yararlanamayacaklardır.


 


11- 7326 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendine göre, 2/7/2008 tarihli ve 5779
sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay
Verilmesi Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan ve
alacakları için kesinti yapılan idarelere, belediyeler ve bunlara bağlı kamu
tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarca 7326 sayılı Kanun kapsamında ödenmesi
gereken tutarlar, belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı
üzerinden ayrılan paylardan, 5779 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü
fıkrasındaki %40 oranı dikkate alınmaksızın aylık dönemler hâlinde azami yüz
yirmi eşit taksitte tahsil edilecektir. Bu kapsamda, kesinti tutarı her hal ve
takdirde belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar adına
genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan payların aylık
tutarının %50’sini aşamayacaktır.


 


7326 sayılı Kanun
hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkânı kullanarak ödeme yapmak
istemeleri hâlinde, yapılandırılan alacak tutarına;


 


- altı eşit taksit
için (1,045),  


- dokuz eşit taksit
için (1,0675),


- oniki eşit taksit
için (1,09),


- onsekiz eşit taksit
için (1,135),


- yirmidört eşit
taksit için (1,18),


- otuzaltı eşit
taksit için (1,27),


- kırksekiz eşit
taksit için (1,36),


- altmış eşit taksit
için (1,45),


- yetmişiki eşit
taksit için (1,54),


- yüzyirmi eşit
taksit için (1,9),


 


katsayısı uygulanmak
suretiyle bulunan tutar, taksit sayısına bölünerek ödenecek taksit tutarları
aylık dönemler hâlinde kesinti yoluyla tahsil edilecektir.


 


5779 sayılı Kanuna
göre yapılacak kesintilerin Cumhurbaşkanınca durdurulması hâlinde,
yapılandırılan borçlara ilişkin aylık taksitlerin ödeme süreleri kesinti
yapılmayan aylar için durdurulacak ve ödenmeyen taksitler tercih edilen taksit
ödeme süresinin sonundan itibaren ayrıca bir katsayı ve geç ödeme zammı
uygulanmaksızın aylık dönemler itibarıyla paylardan kesinti suretiyle tahsil
edilecektir. Bu kapsamdaki taksitlerin süresinde ödenmemiş olması ihlal nedeni
sayılmayacaktır.


 


Öte yandan, bu
idarelerin taksit tutarlarının, genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı
üzerinden aktarılacak tutarlardan daha yüksek olması hâlinde, eksik tutarların
taksit ödeme süresini takip eden ay sonuna kadar borçlu tarafından ödenmesi
durumunda, bu tutarlara geç ödeme zammı hesaplanmayacaktır. Bu suretle ödeme
yapılmaması hâlinde eksik ödenen tutarlara geç ödeme zammı hesaplanacağı
tabiidir.


 


Bu
bent kapsamında kesinti yoluyla tahsil edilecek olan taksitlerin, bent hükmünde
belirtildiği şekilde bir
takvim yılında ikiden fazla süresinde ödenmemesi hâlinde Kanundan yararlanma
hakkı kaybedilecektir.


 


Ayrıca, belediyelerin
Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen peşin
ödemede indirimden yararlanabilmesi için yapılandırılan tutarın tamamını ilk
taksit ödeme süresi içinde, aynı fıkranın (b) bendinde belirtilen indirimlerden
yararlanılabilmesi için yapılandırılan tutarın tamamını ilk iki taksit ödeme
süresi içinde bu Tebliğin (II/C-2-a) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde
ödemeleri gerekmektedir.


 


12-
7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
hükümlerinden yararlanmak için açılmış davalardan vazgeçilmesi şart olduğundan,
borçlular tarafından Kanundan yararlanmak için yapılan başvurular üzerine tahsilat
işlemlerinden dolayı açılmış davalar sulh yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle,
6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca alacağın takibi için düzenlenerek
tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılmış olan davalara konu alacaklar için
Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, ödeme emrine
karşı açılmış davalardan da vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanunun 58 inci
maddesi gereğince %10 oranındaki haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.


 


III- KESİNLEŞMEMİŞ
VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7326 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile Hazine ve
Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil
dairelerince takip edilen dava açma süresi geçmemiş veya dava safhasında
bulunan kesinleşmemiş amme alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.


 


Madde
kapsamına tür ve dönem açısından Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin
(I/A-1-a, b ve c, I/B ile I/C-1) bölümlerinde belirtilen vergiler, vergi
cezaları, idari para cezaları ve ecrimisiller ile bunlara bağlı faiz, gecikme
faizi ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklar girmekte olup, yapılandırılacak
alacak tutarlarının davanın bulunduğu safha dikkate alınmak suretiyle tespit
edilmesi gerekmektedir.


               
Ayrıca, 6/1/1982
tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yapılmış
değişikliklerin de madde uygulamasında göz önünde bulundurulması icap
etmektedir.


Bilindiği gibi, 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla değişik 2577 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi kapsamında faaliyete başlaması
öngörülen bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başladıkları 20/7/2016
tarihine kadar yargılama sistemi; davanın açıldığı ilk derece mahkemesi ve bu
mahkemelerin verdiği kararlara karşı itiraz başvurusunun yapıldığı bölge idare
mahkemesi veya temyiz başvurusunun yapıldığı Danıştay şeklinde iki aşamalı
olduğu hâlde, 20/7/2016 tarihinden itibaren davanın açıldığı ilk derece
mahkemesi, istinaf başvurusunun yapıldığı bölge idare mahkemesi ve temyiz
başvurusunun yapıldığı Danıştay olacak şekilde üç aşamalı hale gelmiştir.


Diğer
taraftan, 2577 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinin birinci fıkrası
uyarınca, 6545 sayılı Kanunla idari yargıda kanun yollarına (istinaf ve temyiz)
ilişkin getirilen hükümlerin, bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve
başladıkları 20/7/2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı
düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 20/7/2016 tarihinden önce ilk derece mahkemesince
verilmiş kararlar hakkında 2577 sayılı Kanunun 6545 sayılı Kanunla değişmeden
önceki kanun yollarına (itiraz/temyiz ve karar düzeltme) ilişkin hükümlerinin
uygulanması gerekmektedir.


 


Bu
nedenle, açılmış olan davaların karar tarihleri dikkate alınarak hangi kanun
yollarına tabi olduklarının tespiti önem arz etmektedir.


 


A-
BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


Madde
hükmünün uygulanabilmesi için, Kanunun yayımlandığı 9/6/2021 tarihi itibarıyla;



 


a) 
İkmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyatın bulunması ve tarhiyata
karşı;


 


-
Vergi mahkemeleri nezdinde dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış
bulunması,


 


-
İlgisine göre istinaf veya temyiz süreleri geçmemiş ya da istinaf/itiraz veya
temyiz yoluna başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar
düzeltme yoluna başvurulmuş olması,


 


b)
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari
para cezalarına ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi
geçmemiş veya dava açılmış olması ya da kanun yollarına başvurma süresi
geçmemiş veya başvurulmuş olması,


 


c)
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına giren Çevre ve Şehircilik
Bakanlığına bağlı milli emlak dairesi başkanlıkları/milli emlak
müdürlükleri/milli emlak şeflikleri ile tabiat varlıklarını koruma şube
müdürlüklerince 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu
hükümlerine göre tespit ve takdir edilen
ecrimisil alacaklarına ilişkin ecrimisil ihbarnamesi veya ecrimisil düzeltme
ihbarnamesine karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış olması ya da
kanun yollarına başvurma süresi geçmemiş veya başvurulmuş olması,


 


gerekmektedir.


 


Kanunun 3 üncü
maddesinden yararlanmak için 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil)
kadar bağlı bulunulan tahsil dairesine yazılı olarak başvuruda bulunulması ve
başvuru dilekçesinde dava açılmayacağı, açılmış davalardan vazgeçileceği
yönünde iradenin belirtilmesi şarttır.


 


Diğer taraftan,
Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak isteyen ve birden fazla dava dosyası
bulunan mükellefler dilekçelerinde, hangi dava dosyası için madde hükümlerinden
yararlanmak istediklerini belirteceklerdir.


 


Tüzel kişiler ya da
tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller tarafından açılan davalardan vazgeçme
yetkisi bunların kanuni temsilcilerinde bulunduğundan, madde hükmünden
yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır. Kanuni
temsilciler bu başvuruları sırasında dilekçelerine temsilci sıfatlarını
gösteren belgeyi ekleyeceklerdir. Aynı şekilde, iflas idaresi tarafından açılan
ya da ihtilafı devam ettirilen davalardan da iflas idaresince vazgeçilmesi
gerekecektir. Ancak, iflas idaresi tarafından verilen yetki belgesine istinaden
müracaatta bulunulabilmesi mümkündür.


 


2004 sayılı Kanun
kapsamında haklarında iflas ertelemesi kararı bulunan şirketler ve
kooperatifler ile anılan Kanun kapsamında konkordato kararı verilmiş ve kayyım
atanmış borçlular, 7326 sayılı Kanuna göre yapacakları başvurularını haklarında
verilmiş mahkeme kararı dikkate alınarak temsile yetkili kişiler vasıtasıyla
yapacaklardır.


 


7326 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinden, 213 ve 6183
sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri
nedeniyle kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu
sayılan kişilerin sorumlu oldukları tutar dikkate alınarak yararlanması mümkün
bulunmamaktadır.


 


 


 


i) 213 sayılı Kanun
kapsamındaki alacaklar


 


Hazine ve Maliye Bakanlığına
bağlı vergi dairelerince ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlarla
ilgili davalara konu alacaklar açısından madde hükmünden yararlanmak
isteyenlerin bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun dilekçeyi  (Ek:
3/A, 3/B, 3/C, 3/D) iki örnek hazırlayarak 31 Ağustos 2021 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri
gerekmektedir.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin onüçüncü fıkrasının (b) bendi hükmü gereğince, davadan vazgeçme
dilekçeleri ilgili vergi dairelerine verilecek ve bu dilekçelerin vergi
dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak
dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu nedenle, vergi
dairelerince alınan dilekçenin bir örneğinin derhal davanın bulunduğu yargı merciine
gönderilmesi gerekmektedir.


 


ii) İdari para
cezaları


 


7326 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen ve idari yaptırım kararlarına
karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış idari para cezalarına ilişkin hükümden yararlanmak isteyen
borçluların, Kanunun 9 uncu maddesinin onüçüncü fıkrasının (b) bendinin
Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, idari para cezasını veren idarelere
başvuruda bulunmaları ve 3 üncü madde kapsamında Kanun hükmünden yararlanmak
istediklerini ve dava açmayacaklarını veya açılmış davadan vazgeçtiklerini
belirtir bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun dilekçeyi (Ek:3/E-1,
3/E-2, 3/E-3, 3/E-4) 3 örnek olarak hazırlayarak 31 Ağustos 2021
tarihine (bu tarih dâhil) kadar ilgili idarelere vermek suretiyle başvurmaları
uygun görülmüştür.


 


Başvuru dilekçeleri
idari para cezasını veren idarelere verilmekle birlikte Kanun kapsamında
yapılandırılan alacaklara ilişkin ödemeler ilgili vergi dairesine yapılacaktır.


 


Dolayısıyla, Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla idari para cezasına ilişkin idari yaptırım kararına
karşı;


 


- dava açma süresinin
geçmemiş olması hâlinde, ilgili idarece dava açma süresinin geçip geçmediğine
ilişkin gerekli kontroller yapıldıktan sonra dava açma süresinin geçmediğine
ilişkin bilgi ile idari yaptırım kararı ve başvuru dilekçesinin (Ek:3/E-1,
3/E-2, 3/E-3, 3/E-4) birer örneği,


 


- dava açılmış olması
hâlinde, ilgili idarece gerekli kontroller yapıldıktan sonra ihtilaf konusu
idari para cezasına ilişkin idari yaptırım kararı ile başvuru dilekçesi (Ek:3/E-1,
3/E-2, 3/E-3, 3/E-4) ve varsa ihtilafa ilişkin mahkeme kararlarının birer
örneği, ihtilafa ilişkin henüz karar verilmemiş ise buna ilişkin bilgi, 


 


başvuruyu müteakip 3
iş günü içinde ilgili vergi dairesine gönderilecektir.    


 


Ayrıca, ihtilaf
konusu olan idari para cezalarına ilişkin davadan vazgeçme dilekçelerini alan
bu idarelerce dilekçelerin alındığı tarih ilgili yargı merciine verildiği tarih
sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine derhal gönderilecektir.


 


 


 


iii) Ecrimisil
alacakları


 


7326 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin beşinci fıkrasında, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı
mercilerinde ihtilaf konusu olan veya dava açma süresi geçmemiş bulunan ve Kanunun
1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına giren ecrimisillere
ilişkin düzenleme yapılmıştır.


 


Diğer taraftan,
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde Hazine ve Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve
tahsil edilen asli ve fer’i amme alacaklarının Kanun kapsamında olduğu hüküm
altına alınmıştır.


 


Buna göre, Hazine ve
Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince yalnızca Çevre ve Şehircilik
Bakanlığına bağlı milli emlak dairesi başkanlıkları/milli emlak
müdürlükleri/milli emlak şeflikleri ile tabiat varlıklarını koruma şube
müdürlüklerince 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit ve takdir edilen
ecrimisiller takip ve tahsil edildiğinden, münhasıran bu ecrimisil alacaklarının
Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası kapsamında yapılandırılması mümkün
bulunmaktadır.


 


7326 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ecrimisil ihbarnamesi veya ecrimisil düzeltme ihbarnamesine karşı
dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış ecrimisil alacaklarına ilişkin
hükümden yararlanmak isteyen borçluların, Kanunun 9 uncu maddesinin onüçüncü
fıkrasının (b) bendinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden,


 


- Hazinenin özel
mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlara
ilişkin olarak 2886 sayılı Kanun kapsamında ecrimisil alacağını tespit ve
takdir eden milli emlak dairesi başkanlığı/milli emlak müdürlüğü/milli emlak
şefliğine,


 


 - Hazinenin
özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmasına karşın,
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının tasarrufuna bırakılan taşınmazlara ilişkin
olarak 2886 sayılı Kanun kapsamında ecrimisil alacağını tespit ve takdir eden
tabiat varlıklarını koruma şube müdürlüğüne,


 


başvuruda bulunmaları
ve Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanmak istediklerini ve dava
açmayacaklarını veya açılmış davadan vazgeçtiklerini belirtir bu Tebliğ ekinde
yer alan durumlarına uygun dilekçeyi (Ek:3/F-1, 3/F-2, 3/F-3, 3/F-4) 3 örnek
olarak hazırlayarak 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar ilgili
milli emlak dairesi başkanlığı/milli emlak müdürlüğü/milli emlak şefliği veya
tabiat varlıklarını koruma şube müdürlüğüne vermek suretiyle başvurmaları uygun
görülmüştür.


 


Başvuru dilekçeleri
ilgili milli emlak dairesi başkanlığı/milli emlak müdürlüğü/milli emlak şefliği
veya tabiat varlıklarını koruma şube müdürlüğüne verilmekle birlikte Kanun
kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin ödemeler ilgili vergi dairesine
yapılacaktır.


 


Dolayısıyla, Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla ecrimisil alacağına ilişkin ecrimisil ihbarnamesi veya
ecrimisil düzeltme ihbarnamesine karşı;


 


- dava açma süresinin
geçmemiş olması hâlinde, ilgili milli emlak dairesi başkanlığı/milli emlak
müdürlüğü/milli emlak şefliği veya tabiat varlıklarını koruma şube müdürlüğünce
dava açma süresinin geçip geçmediğine ilişkin gerekli kontroller yapıldıktan
sonra dava açma süresinin geçmediğine ilişkin bilgi ile ecrimisil ihbarnamesi
veya ecrimisil düzeltme ihbarnamesi ve başvuru dilekçesinin (Ek:3/F-1,
3/F-2, 3/F-3, 3/F-4) birer örneği,


 


- dava açılmış olması
hâlinde, ilgili milli emlak dairesi başkanlığı/milli emlak müdürlüğü/milli
emlak şefliği veya tabiat varlıklarını koruma şube müdürlüğünce gerekli kontroller
yapıldıktan sonra ihtilaf konusu ecrimisil alacağına ilişkin ecrimisil
ihbarnamesi veya ecrimisil düzeltme ihbarnamesi ile başvuru dilekçesi (Ek:3/F-1,
3/F-2, 3/F-3, 3/F-4) ve varsa ihtilafa ilişkin mahkeme kararlarının birer
örneği, ihtilafa ilişkin henüz karar verilmemiş ise buna ilişkin bilgi,


 


başvuruyu müteakip 3
iş günü içinde ilgili vergi dairesine gönderilecektir.   


 


Ayrıca, ihtilaf
konusu olan ecrimisil alacaklarına ilişkin davadan vazgeçme dilekçelerini alan
ilgili milli emlak dairesi başkanlığı/milli emlak müdürlüğü/milli emlak şefliği
veya tabiat varlıklarını koruma şube müdürlüğünce dilekçelerin alındığı tarih
ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı
merciine bu müdürlüklerce derhal gönderilecektir.


 


B- ALACAK TUTARININ
TESPİTİ


 


1- Kanunun
Yayımlandığı 9/6/2021 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri Nezdinde Dava Açılmış
veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler


 


Kanunun 3 üncü
maddesinin birinci fıkrası kapsamına, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilmiş
olup, Kanunun yayımı tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla vergi mahkemesi
nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi geçmemiş bulunan vergiler
girmektedir.


 


Bu safhada vergiler
henüz tahakkuk etmemiş olduğundan, madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda
bulunulması hâlinde, dava konusu yapılmış olan vergiler, ilk tarhiyat tutarına
göre ihbarnamenin tebliğ edildiği tarih esas alınarak dava açma süresinin son
günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten itibaren 1 ay sonrası ise
vade tarihi olacaktır.


 


Madde hükmüne göre,
vergi aslının %50’si ile bu tutara; yukarıda belirtilen şekilde belirlenen
tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak hesaplanması gereken gecikme faizi ve
gecikme zammı yerine hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi, dava açılmaması ve açılan davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilerin
%50’sinin, gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi aslına bağlı vergi cezaları
ve bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla vergi mahkemesinde dava açma süresi henüz geçmemiş olan vergilere,
gecikme faizi yerine hesaplanması gereken Yİ-ÜFE tutarı, Kanunun yayımı
tarihine kadar hesaplanacaktır.


 


Madde hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin, vergi mahkemeleri nezdinde
devam eden davaları sırasında vergilerini tahakkuk etmeden önce ödemiş olmaları
hâlinde, tahsil edilen bu tutarlar Kanunun 9 uncu maddesinin onbeşinci
fıkrasına dayanılarak 3 üncü madde hükmüne göre ödenmesi gereken vergi ve
Yİ-ÜFE tutarına mahsup edilecek, kalan tutar 6183 sayılı Kanunun 23 üncü
maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin onaltıncı fıkrası da göz
önünde bulundurularak red ve iade edilecektir.


 


Diğer
taraftan, Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Ancak, verilen en son
kararın bozma kararı olması hâlinde birinci fıkra hükmü, … uygulanır.”
hükmü gereğince 20/7/2016 tarihinden önce vergi mahkemesince verilmiş kararlara
ilişkin olarak itiraz/temyiz başvurusu üzerine verilen bozma kararları
nedeniyle yeniden karar verilmesi amacıyla vergi mahkemesine iade edilmiş
davalara konu alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular
üzerine alacaklar, bu bölümde açıklandığı şekilde yapılandırılacak ve bu
alacaklara karşılık Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar
Kanunun 9 uncu maddesinin onbeşinci fıkrası hükmüne istinaden ödenmesi gereken
tutarlara mahsup edilerek bakiyesi red ve iade edilecektir.


 


Ayrıca,
20/7/2016 tarihinden sonra vergi mahkemesince verilmiş kararlara ilişkin olarak
istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemesince verilmiş kararların temyiz
edilmesi sonucunda bu kararın Danıştay tarafından bozulması hâlinde yeniden
karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine iade edilmiş ihtilaflara konu alacaklar
için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular üzerine de alacaklar,
bu bölümde açıklandığı şekilde yapılandırılacak ve bu alacaklara karşılık
Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar da Kanunun 9 uncu
maddesinin onbeşinci fıkrası hükmüne istinaden ödenmesi gereken tutarlara
mahsup edilerek bakiyesi red ve iade edilecektir. İstinaf başvurusu üzerine
bölge idare mahkemesince kaldırma kararı verilerek yeniden karar verilmek üzere
vergi mahkemesine iade edilen ihtilafa konu alacaklar hakkında da bu bölümdeki
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


Örnek 1- Mükellefin defter ve
belgelerinin Ocak/2019 vergilendirme dönemi katma değer vergisi yönünden
incelenmesi sonucunda, mükellef adına 310.000,00 TL katma değer vergisi tarh
edilmesi ve bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir.


 


Bu tarhiyata ilişkin
vergi/ceza ihbarnamesi, 4/9/2019 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiş, yapılan
tarhiyata süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ve Kanunun yayım
tarihi itibarıyla mahkemece bir karar verilmemiştir.


 


Kanundan yararlanmak
üzere başvuruda bulunan mükellefin, vergi aslının %50’si ile bu tutara tahakkuk
ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine
hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarını, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi
hâlinde, verginin kalan %50’si ile gecikme faizi, gecikme zammı, vergi ziyaı
cezası ile bu cezaya uygulanan gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre; örnek
olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu sürelere
ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.


 







Gecikme Faizi
Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Faizi Oranı



Gecikme Faizi
Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken
Alacak Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Faizi
Yerine Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/2/2019
-4/10/2019



310.000,00



%15



46.500,00



155.000,00



%2,45



3.797,50









 


Gecikme zammının
hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları ve Yİ-ÜFE tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Gecikme Zammı
Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Zammı Oranı



Gecikme Zammı
Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken
Alacak Aslı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Zammı
Yerine Yİ-ÜFE Tutarı (TL)






5/11/2019-8/6/2021



310.000,00

(KDV)



%31,4136



97.382,16



155.000,00



 
%6,6968



10.380,04






5/11/2019-8/6/2021



310.000

(Vergi Ziyaı C.)



%31,4136



97.382,16



-----



------



------









 







Ödenecek
Tutar






Katma
Değer Vergisi (%50’si)



:



155.000,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)



:



 3.797,50 TL






Yİ-ÜFE Tutarı
(Gecikme Zammı Yerine)



:



10.380,04 TL






TOPLAM             




:



169.177,54
TL       









 







Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar






Katma
Değer Vergisi (%50’si)



:



155.000,00 TL






Gecikme
Faizi



:



46.500,00 TL






Vergi
Ziyaı Cezası



:



310.000,00 TL






Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı



:



97.382,16 TL






Vergi
Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı



:



97.382,16 TL






TOPLAM             




:



  706.264,32
TL









 


Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 169.177,54 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 706.264,32 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


2- Kanunun
Yayımlandığı 9/6/2021 Tarihi İtibarıyla, İlgisine Göre İstinaf veya Temyiz
Süreleri Geçmemiş ya da İstinaf/İtiraz veya Temyiz Yollarına Başvurulmuş veya
Karar Düzeltme Talep Süresi Geçmemiş veya Karar Düzeltme Yoluna Başvurulmuş
Vergiler


 


7326 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamına; ikmalen, re’sen ve idarece tarh
edilmiş olup Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ilgisine göre istinaf veya temyiz
süreleri geçmemiş ya da istinaf/itiraz veya temyiz yollarına başvurulmuş
ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna
başvurulmuş vergiler girmektedir.


 


Bu fıkra hükmüne göre
ödenecek alacak asıllarının tespitinde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınacaktır. Tarhiyatın
bulunduğu en son safhadaki tutar, Kanunun yayımından önce verilmiş ve
taraflardan birine tebliğ edilmiş kararlar dikkate alınarak tespit edilecektir.


 


 


 


 


a) Kanunun Yayımı
Tarihinden Önce Verilmiş En Son Kararın Terkin Kararı Olması


 


Kanunun
yayımı tarihinden (bu tarih dâhil) önce vergi mahkemesince veya istinaf
başvurusu üzerine bölge idare mahkemesince verilmiş en son kararın tarhiyatın
terkinine ilişkin olması hâlinde Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının
(a) bendine göre,
madde hükmünden yararlanılması için terkin edilen
vergilerin ilk tarhiyat tutarı esas alınarak %10’u ile bu tutara ilişkin
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi gerekmektedir. Bu
takdirde, verginin kalan %90’ının, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak
aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme
zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Madde hükmüne göre
ödenecek vergi aslı ve Yİ-ÜFE tutarının tespitinde bu Tebliğin (III-B/1)
bölümünde yapılan açıklamalar dikkate alınacaktır. Bu safhadaki vergilere
karşılık daha önce ödeme yapılmış olması hâlinde Kanunun 9 uncu maddesinin
onbeşinci fıkrasında yer alan “Ancak,
bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup dava konusu edilen
tarhiyatlar ile ilk derece yargı merciinde dava konusu edilen idari para
cezası ve ecrimisillere karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödeme
yapılmış olması hâlinde, … verilmiş terkin kararları üzerine red ve iade
edilebilir.” hükmü dikkate
alınarak aynı bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


Örnek 2- Örnek 1’de
vergi mahkemesince davanın kabul edilerek tarhiyatın terkinine karar verildiği
ve 19/3/2021 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal eden karara karşı
istinaf yoluna gidildiği ve Kanunun yayımı tarihinden önce istinaf talebine ilişkin bölge idare mahkemesince
herhangi bir kararın verilmediği kabul edildiğinde ise yapılandırılan alacak
tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla verilmiş en son karar tarhiyatın terkinine ilişkin
olduğundan ödenecek vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının %10’u
olacak ve Kanun hükmü gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Yapılandırılan bu alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
hâlinde, verginin %90’ı ile gecikme zammı ve gecikme faizi ile vergi ziyaı
cezası ve bu cezaya uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre; gecikme
faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE
oranları ve Yİ-ÜFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.


 







Gecikme Faizi
Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Faizi Oranı



Gecikme Faizi
Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken
Alacak Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Faizi
Yerine Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/2/2019
-4/10/2019



310.000,00



%15



46.500,00



31.000,00



%2,45



759,50









 


Gecikme zammının
hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan Yİ-ÜFE
oranları ve Yİ-ÜFE tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Gecikme Zammı Hesaplanan
Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Zammı Oranı



Gecikme Zammı
Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken
Alacak Aslı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Zammı
Yerine Yİ-ÜFE Tutarı (TL)






5/11/2019-8/6/2021



310.000,00

(KDV)



%31,4136



97.382,16



31.000,00



 
%6,6968



2.076,01






5/11/2019-8/6/2021



310.000

(Vergi Ziyaı C.)



%31,4136



97.382,16



-----



------



------









 





Ödenecek Tutar






Katma Değer Vergisi (%10’u)



:



31.000,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)



:



  759,50 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)



:



 2.076,01 TL






TOPLAM          




:



 33.835,51 TL






 







Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar






Katma Değer Vergisi (%90’ı)



:



279.000,00 TL






Gecikme Faizi



:



46.500,00 TL






Vergi Ziyaı Cezası



:



310.000,00 TL






Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı



:



97.382,16 TL






Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme
Zammı



:



97.382,16 TL






TOPLAM          




:



  830.264,32
TL









 


Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 33.835,51 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
hâlinde, toplam 830.264,32 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


7326 sayılı Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla, ilk derece mahkemesinin tarhiyatı terkin ettiği
kararın üst yargı merciince onaylanmış ve ihtilafın karar düzeltme aşamasında
olması hâlinde de bu bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır. Ayrıca, 20/7/2016 tarihinden sonra ilk derece
mahkemesince verilmiş olan terkin kararlarının istinafı üzerine bölge idare
mahkemelerince istinaf talebinin reddi kararı verilmesi ve ihtilafın temyiz
aşamasında olması durumunda bu bölümdeki açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


Örnek 3- Örnek 2’de belirtilen
ihtilafla ilgili olarak vergi dairesince bölge idare mahkemesi nezdinde istinaf
yoluna başvurulduğu, bölge idare mahkemesi tarafından vergi dairesinin istinaf
talebinin reddine hükmedildiği (vergi mahkemesinin terkine ilişkin kararının
onandığı), bu karara karşı vergi dairesince Danıştay’a temyiz başvurusunda
bulunulduğu ve Danıştay’ca Kanunun yayımı tarihi itibarıyla herhangi bir karar
verilmediği kabul edildiğinde de ödenecek
vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının %10’u olacak ve Kanun
hükmü gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi
ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu alacak
tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, verginin %90’ı
ile gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya uygulanan
gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


 


 


b) Kanunun Yayımı
Tarihinden Önce Verilmiş En Son Kararın Tasdik veya Tadilen Tasdik Kararı
Olması


 


Kanunun
yayımı tarihinden (bu tarih dâhil) önce vergi mahkemesince veya istinaf
başvurusu üzerine bölge idare mahkemesince verilmiş en son kararın tarhiyatın tasdiki
veya tadilen tasdikine ilişkin olması hâlinde, Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci
fıkrasının (b) bendine göre, tasdik edilen vergilerin tamamı ile terkin edilen
vergilerin %10’u ayrıca bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla, terkin edilen vergilerin kalan %90’ı ile gecikme faizi,
gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ve bu
cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Tarhiyatın
tadilen tasdikine ilişkin kararlarda tasdik edilmiş alacak tutarının tamamı ile
terkin edilmiş tutarın %10’u esas alınarak madde hükümlerine göre yapılandırılacak
alacak aslı tutarı belirlenecektir.


 


Tarhiyatı tasdik veya
tadilen tasdik eden kararlar üzerine hesaplanmış olan vergilerin Kanunun yayımı
tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde, Kanun hükmüne göre
ödenecek tutar, Kanunun 9 uncu maddesinin onbeşinci fıkrası da dikkate alınmak
suretiyle aşağıdaki açıklamalara göre tespit edilecektir.


 


Buna göre;


 


- Tasdik kararına
göre ödenmesi gereken tutarların Kanunun yayımı tarihinden önce tamamının
ödenmiş olması hâlinde, bu Kanuna göre ödenmesi gereken bir tutar
bulunmadığından, Kanundan yararlanılması söz konusu olmayacaktır.


 


- Tasdik kararına
göre Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen ödeme yapılmış olması hâlinde
ödenmemiş kısım esas alınarak Kanun hükümlerine göre yapılandırılacak tutar
tespit edilecektir.


 


- Tadilen tasdik
kararı üzerine Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmesi gereken tutarın tamamı
ödenmiş ise, tasdik edilen bu kısım ile ilgili herhangi bir red ve iade yapılmayacak,
ancak mükellefin Kanundan yararlanmak istemesi hâlinde terkin edilen kısım için
Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.


 


- Tadilen tasdik
kararı üzerine Kanunun yayımı tarihinden önce tasdik edilen tutara karşılık
kısmen ödeme yapılmış olması hâlinde, tasdik edilen tutarın ödenmemiş kısmı ile
terkin edilen kısım Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenebilecektir.


 


c) Kanunun Yayımı
Tarihinden (Bu Tarih Dâhil) Önce Verilmiş En Son Kararın;


 


- Bozma kararı olması hâlinde,
ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-1) bölümüne göre tespit edilecektir.


 


- Onama kararı
(tarhiyatı tasdik eden karar) olması hâlinde, ödenecek tutar, bu Tebliğin
(III/B-2-b) bölümüne göre tespit edilecektir.


 


- Kısmen onama,
kısmen bozma kararı olması hâlinde, onanan kısım için ödenecek tutar, bu Tebliğin
(III/B-2-b) bölümündeki, bozulan kısım için bu Tebliğin (III/B-1) bölümündeki
açıklamalara göre tespit edilecektir.


 


7326 sayılı Kanun
uygulamasında;


 


               
i) Bozma kararları,


 


- 20/7/2016
tarihinden önce vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş olan
kararların ilgisine göre bölge idare mahkemesi veya Danıştay tarafından bir
bütün olarak bozulmasını sağlayan,


 


- 20/7/2016
tarihinden sonra vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş olan
kararların bölge idare mahkemesince kaldırılarak mahkemesine iadesini sağlayan,



 


- 20/7/2016
tarihinden sonra bölge idare mahkemesince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş
olan kararların Danıştay tarafından bir bütün olarak bozulmasını sağlayan,


 


ii) Kısmen onama, kısmen
bozma kararları,


 


- 20/7/2016
tarihinden önce vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş olan
tasdik veya tadilen tasdike ait kararların ilgisine göre bölge idare mahkemesi
veya Danıştay tarafından bir kısmının onaylanması bir kısmının ise bozulmasına
ilişkin,


 


- 20/7/2016
tarihinden sonra bölge idare mahkemesi tarafından tarhiyata ilişkin olarak
verilmiş olan tasdik veya tadilen tasdike ait kararların Danıştay tarafından bir
kısmının onaylanması bir kısmının ise bozulmasına ilişkin,


 


kararlardır.


 


Bu itibarla,
tarhiyata ilişkin verilen kararların yukarıda yapılan açıklamalara göre
değerlendirilmesi gerekmektedir.


 


3- Kanunun Yayımı Tarihi
İtibarıyla Sadece Vergi Cezalarına Karşı Açılan Davalar


 


7326 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla sadece
vergi cezalarına karşı açılan davalara konu alacakların Kanun kapsamında ne
şekilde yapılandırılacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.


 


a) Kanunun 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi hükmüne göre, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla açılmış olan davanın sadece vergi aslına bağlı cezalara ilişkin
olması hâlinde, bu Tebliğin (IX/2) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


b) Kanunun 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre, ihtilaf konusunun sadece
vergi aslına bağlı olmayan ceza olması hâlinde Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla;


 


- Vergi mahkemeleri nezdinde
dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş olan cezaların %25’inin,


 


- Verilmiş en son
kararın terkin kararı olması hâlinde cezaların %10’unun,


 


- Verilmiş en son
kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı olması hâlinde tasdik edilen ceza tutarının
%50’sinin, terkin edilen ceza tutarının %10’unun,


 


bu Kanunda belirtilen
süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezaların tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Kanunun 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi hükmüne göre, sadece vergi aslına bağlı
olmayan cezalara yönelik açılmış davalarda Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
verilmiş bulunan en son kararın;


 


- Bozma kararı olması hâlinde
cezanın %25’i,


 


- Kısmen onama kısmen
bozma kararı olması hâlinde, onanan kısmın tasdik veya tadilen tasdike ilişkin
karar olması hâlinde tasdik edilen cezanın %50’si, terkin edilen kısmın %10’u,
bozulan kısmın %25’i,


 


esas alınarak Kanun
hükmünden yararlanılacaktır. Madde hükmünden yararlanılması hâlinde ödenecek
tutar bu Tebliğin (III/B-1 ve III/B-2) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre
hesaplanacaktır.


 


c) Tarh edilen vergi
ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezaları
için de bu bölümün (b) alt bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


ç) Kanunun 3 üncü maddesinin
altıncı fıkrasında, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımı
tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal
edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları
için de mükelleflerin Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasından
yararlanabilecekleri düzenlenmiştir. Bu durumda, kesilen cezanın türüne göre bu
bölümün (a) veya (b) alt bölümlerinde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


4-
İştirak Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları


 


7326 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin yedinci fıkrasında, iştirak nedeniyle kesilen ve Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan vergi ziyaı cezalarına
ilişkin düzenleme yapılmıştır.


 


Buna göre, iştirak
nedeniyle cezaya muhatap olan ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla bu konuda
yargı mercilerinde ihtilaf oluşturmuş olan kişiler bu Tebliğin (III/B-3-b) bölümünde
yapılan açıklamalara göre Kanun hükmünden yararlanabileceklerdir.


 


5- Kanunun Yayımı
Tarihi İtibarıyla Uzlaşma Talepli Alacaklar


 


7326 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla 213
sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerinden
yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma
günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava açma süresi geçmemiş
alacaklar için Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanılacağına
yönelik düzenleme yapılmıştır.


 


Bu safhada bulunan
alacaklar için Kanun hükmünden yararlanılmak istendiği takdirde, bu Tebliğin
(III/B-1 ve III/B-3-a) bölümünde belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.


 


Bu takdirde, madde
hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin uzlaşma talebinden vazgeçmeleri ve
dava açmamaları şarttır.


 


6- Kanunun Yayımı
Tarihi İtibarıyla Dava Açma Süresi Geçmemiş veya İhtilaf Konusu Olan İdari Para
Cezaları


 


7326 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, Kanunun yayımı tarihi (bu tarih dâhil)
itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan veya dava açma süresi
geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına
ilişkin düzenleme yapılmıştır.


 


Madde hükmüne göre,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin olarak;


 


- Dava açma süresi
geçmemiş veya ilk derece yargı merciinde dava açılmış olması hâlinde cezanın
%50’si,


 


- İlk derece yargı
merciinin veya ilgisine göre istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemesinin
ya da itiraz başvurusu üzerine sulh ceza hâkimliğinin cezayı kaldırdığı ancak
ilgisine göre itiraz/istinaf veya temyiz/karar düzeltme aşamasında yargılamanın
devam ettiği safhada olanlarda cezanın %10’u,


 


- İlk derece yargı
merciinin/ilgisine göre istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemesinin ya
da itiraz başvurusu üzerine sulh ceza hâkimliğinin kısmen veya tamamen
onayladığı cezalarda onaylanan kısmın tamamı, terkin edilen cezanın %10’u,


 


- Verilen en son
kararın bozma kararı olması hâlinde cezanın %50’si,


 


- Verilen en son
kararın kısmen onama kısmen bozma kararı olması hâlinde; onanan kısmın tasdik
veya tadilen tasdike ilişkin karar olması hâlinde tasdik edilen cezanın tamamı,
terkin edilen cezanın %10’u, bozulan kısmın %50’si,


 


esas alınarak
düzenleme yapılmış olup ihtilafın bulunduğu safhaya göre ödenecek idari para
cezası tutarı belirlenmiştir. Madde hükmünden yararlanılması hâlinde ödenecek
tutar bu Tebliğin (III/B-1 ve III/B-2) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre
hesaplanacaktır.


 


Örnek 4 - Trafik kurallarını
ihlal nedeniyle 2918 sayılı Kanun uyarınca kesilen 488,00 TL tutarlı trafik
idari para cezası 12/11/2019 tarihinde ilgilisine tebliğ edilmiştir. Söz konusu
para cezasına karşı cezaya muhatap olan kişi 20/11/2019 tarihinde sulh ceza
hâkimliğinde dava açmıştır. Ancak, ilk derece yargı merciinde dava devam
ederken yürürlüğe giren 7326 sayılı Kanundan yararlanmak suretiyle trafik idari
para cezası ödenmek istenmiştir.


 


Bu durumda, cezaya
muhatap olanın Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanma talebinin ve davadan
vazgeçtiğine ilişkin iradesinin bulunduğu başvuru dilekçesini 31/8/2021
tarihine kadar cezayı veren ilgili emniyet birimine vermesi gerekmektedir.


 


İlgili emniyet
birimince bu dilekçelerin bir örneği 3 iş günü içinde davanın devam ettiği
ilgili mahkemesine, bir örneği de cezayı takiple yetkili vergi dairesine
gönderilecektir.


 


İlk derece yargı
merciinde derdest olan davadan vazgeçildiğinden, idari para cezasının %50’si
ile bu tutara isabet eden faiz yerine trafik idari para cezasının vade tarihi
olan 12/12/2019 tarihinden 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre
için hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla trafik idari para cezasının kalan %50’si ile bu cezaya bağlı faizin
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre, Kanun
kapsamında ödenecek trafik idari para cezası tutarı ile bu tutara isabet eden
Yİ-ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.


 







Faiz

Hesaplanan

Süre



Trafik İPC Tutarı
(TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Tahsili Gereken
Trafik İPC Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






13/12/2019-8/6/2021



488,00



%90



439,20



244,00



%6,30



15,37









 





Ödenecek Tutar






Trafik İdari Para Cezası Aslı (%50’si)



:



244,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Faiz Yerine)



:



15,37 TL






TOPLAM



:



259,37 TL






 





Tahsilinden Vazgeçilen Tutarlar






Trafik İdari Para Cezası Aslı (%50’si)



:



244,00 TL






Faiz



:



439,20 TL






TOPLAM



:



683,20 TL






 


Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 259,37 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, toplam 683,20 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Örnek 5- 24/6/2020 tarihinde
tebliğ edilmiş olan ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan
2.473,00 TL tutarlı trafik idari para cezasının iptali amacıyla 15/7/2020
tarihinde sulh ceza hâkimliğinde dava açılmış ve mahkemece söz konusu idari
para cezasının iptali yönünde karar verilmiş, bu karara karşı ilgili emniyet
müdürlüğü tarafından üst yargı merciine itiraz edilmiştir.


 


Bu safhada cezaya
muhatap olan kişi, 7326 sayılı Kanundan yararlanmak üzere davasından vazgeçerek
başvuru dilekçesini ilgili emniyet müdürlüğüne vermiştir.


 


Emniyet müdürlüğünce
söz konusu dilekçenin bir örneği 3 iş günü içerisinde yargılamanın devam ettiği
üst yargı merciine bir örneği de cezayı takiple yetkili vergi dairesine
gönderilmiştir.


 


Bu durumda vergi
dairesince, idari para cezasının %10’u ile bu tutara isabet eden ve idari para
cezasına vade tarihinden 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre
için hesaplanan faiz yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Buna göre Kanun
kapsamında ödenecek idari para cezası tutarı ile bu tutara isabet eden Yİ-ÜFE
tutarı şu şekilde olacaktır.


 







Faiz Hesaplanacak
Süre



Trafik İPC Tutarı
(TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Tahsili Gereken
Trafik İPC Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






25/7/2020-

8/6/2021



2.473,00



%55



1.360,15



247,30



%3,85



9,52






 



 

Ödenecek Tutar



 






 



Trafik İdari Para Cezası Aslı (%10’u)



:



247,30 TL



 






 



Yİ-ÜFE Tutarı (Faiz Yerine)



:



9,52 TL



 






 



TOPLAM



:



256,82 TL



 























 





Tahsilinden Vazgeçilen Tutarlar






Trafik İdari Para Cezası Aslı (%90’ı)



:



2.225,70 TL






Faiz



:



1.360,15 TL






TOPLAM



:



3.585,85 TL






 


   Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 256,82 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi durumunda, toplam 3.585,85 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


7- Hazine ve Maliye Bakanlığına
Bağlı Tahsil Dairelerince Takibi Gereken ve Kanunun Yayımı Tarihi
İtibarıyla Dava Açma Süresi Geçmemiş veya İhtilaf Konusu Olan Ecrimisil
Alacakları


 


7326 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin beşinci fıkrasında, Kanunun yayımı tarihi (bu tarih dâhil)
itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan veya dava açma süresi
geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına giren ecrimisillere ilişkin
düzenleme yapılmıştır.


 


Madde hükmüne göre,
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına giren
ecrimisillere ilişkin olarak Kanunun yayımı tarihi itibarıyla;


 


- İdare mahkemeleri
nezdinde dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş olan ecrimisilin
%50’sinin,


 


- Verilmiş en son
kararın terkin kararı olması hâlinde ecrimisilin %10’unun,


 


- Verilmiş en son
kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı olması hâlinde tasdik edilen
ecrimisilin tamamının, terkin edilen ecrimisilin %10’unun,


 


- Bozma kararı olması hâlinde
ecrimisilin %50’sinin,


 


- Kısmen onama kısmen
bozma kararı olması hâlinde, onanan kısmın tasdik veya tadilen tasdike ilişkin
karar olması durumunda tasdik edilen ecrimisilin tamamının, terkin edilen
kısmın %10’unun, bozulan kısmın %50’sinin,


 


bu ecrimisillere
uygulanan fer’i alacaklar yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile birlikte Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan ecrimisil ile bu
alacağa ilişkin fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Madde hükmünden
yararlanılması hâlinde ödenecek tutar bu Tebliğin (III/B-1 ve III/B-2)
bölümlerinde yapılan açıklamalara göre hesaplanacaktır.


 


Örnek 6- Hazineye ait
taşınmazın işgali nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı milli emlak
müdürlüğünce tespit ve takdir edilen 72.000,00 TL tutarındaki ecrimisile
ilişkin ecrimisil ihbarnamesi borçluya 17/10/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Bu ihbarnameye süresinde idare mahkemesi nezdinde dava açılmış ve Kanunun yayım
tarihi itibarıyla mahkemece bir karar verilmemiştir.


 


Borçlu tarafından
7326 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak suretiyle ecrimisilin
ödenmek istenmesi durumunda, ecrimisil ihbarnamesini düzenleyen ilgili milli
emlak müdürlüğüne davadan vazgeçtiğine ilişkin iradenin bulunduğu başvuru
dilekçesinin 3 örnek olarak 31 Ağustos 2021 tarihine kadar verilmesi
gerekmektedir.


 


İlgili milli emlak
müdürlüğünce bu dilekçenin bir örneği 3 iş günü içinde davanın devam ettiği
ilgili mahkemesine, bir örneği de ecrimisili takibe yetkili vergi dairesine
gönderilecektir. Ayrıca, milli emlak müdürlüğünce başvuru dilekçesinin yanında
ecrimisil ihbarnamesinin bir örneği ve ihtilafa ilişkin bilginin ilgili vergi
dairesine gönderilmesi gerekmektedir.


 


Kanundan yararlanmak
üzere başvuruda bulunan ilgili, ecrimisilin %50’si ile bu ecrimisile uygulanan
fer’i alacaklar yerine hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarını, Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödemesi hâlinde, ecrimisilin kalan %50’si ile bu alacağa ilişkin fer’i
alacakların tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre; örnek
olayda gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, bu sürelere
ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.


 







Gecikme Zammı
Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme
Zammı Oranı



Gecikme Zammı
Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken
Alacak Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Zammı
Yerine Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






17/12/2019
-8/6/2021



72.000,00



%28,8282



20.756,30



36.000,00



%6,2191



2.238,88









 







Ödenecek
Tutar






Ecrimisil
(%50’si)



:



36.000,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı



:



2.238,88 TL






TOPLAM             




:



   
       38.238,88
TL       









 







Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar






Ecrimisil
(%50’si)



:



36.000,00 TL






Gecikme
Zammı



:



20.756,30 TL






TOPLAM             




:



  56.756,30 TL









 


Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 38.238,88 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 56.756,30 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


7326 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre
yapılandırılan alacakların, Kanunun 9 uncu maddesi kapsamında peşin veya
taksitler hâlinde ödenmesi mümkündür.


 


Buna
göre, bu ödemelerde Tebliğin (II/C) ve (II/D-10 ve II/D-11) bölümünde yapılan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


Ç- MADDE HÜKMÜNDEN
YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI


 


7326 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin altıncı
fıkrası uyarınca, 3 üncü madde kapsamında yapılandırılan alacak tutarına
yönelik olarak borçlular, ayrıca 213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklar için
anılan Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim
hükümlerinden yararlanamayacaklardır.


 


Diğer taraftan, aynı
fıkrada Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarının 3 üncü maddeden
yararlanılarak ödenmek istenmesi durumunda, 30/3/2005 tarihli ve 5326
sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci
maddesinde düzenlenmiş olan peşin ödeme indiriminden yararlanılamayacağı düzenlenmiştir.


 


Ayrıca, fıkra
kapsamında Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına
giren ecrimisillerin Kanunun 3 üncü
maddesinden yararlanılarak ödenmek istenmesi durumunda, 2886 sayılı Kanunun 75
inci maddesindeki indirimden
yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.


 


D- DİĞER HUSUSLAR


 


1- 7326 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onuncu
fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanılması için madde kapsamına giren
alacaklara karşı dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun
yollarına başvurulmamasının şart olduğu belirtilmiştir. Mükelleflerce Kanun
hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de
ihtilaflar sürdürülmeyecektir.


 


Diğer
taraftan, 7326
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onüçüncü fıkrasında, bu Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunulan borçlara ilişkin dava açılamayacağı ve
hiçbir mercie başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır.


 


Dolayısıyla, bu Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan alacaklara ilişkin herhangi
bir yargı merciine, 213 sayılı Kanunun 124 üncü maddesi kapsamında ilgili
idareye, dilekçe ve başvuru hakkı kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu dâhil herhangi bir mercie başvurulması,
başvurulsa dahi bu başvurular üzerine herhangi bir işlem yapılması mümkün
bulunmamaktadır.


 


2- Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen
borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın Kanunun yayımı
tarihinden sonra
tebliğ edilen yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlara
ilişkin hükmedilmiş yargılama gideri, avukatlık ücreti ve bu alacakların
fer’ilerinin bulunması hâlinde bu tutarlar karşılıklı olarak talep
edilmeyecektir.


 


Ayrıca,
söz konusu yargılama gideri, avukatlık ücreti ve bu alacakların fer’ileri için
icra takibi yapılamayacak ve vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama
gideri ve avukatlık ücreti geri alınmayacaktır.


 


3-
Kanunun 3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacak tutarının tespitinde esas alınacak
olan en son karar, tarhiyata ilişkin verilen ve Kanunun yayımı tarihinden önce
(bu tarih dâhil) taraflardan birine tebliğ edilmiş karar olacaktır.


 


4- Kanunun
3 üncü maddesinden yararlanmak
için başvuruda bulunan ancak Kanunda belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen
borçlulardan;


 


- 213 sayılı Kanun
kapsamındaki alacaklar için ilk tarhiyata esas teşkil eden vergi ve ceza
tutarları ile gecikme zammı ve gecikme faizleri,


 


-  Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para
cezaları için idari yaptırım kararında yer alan tutar ile bunlar üzerinden
hesaplanan fer’ileri,


 


- Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına giren ecrimisiller için
ecrimisil ihbarnamesi veya ecrimisil düzeltme ihbarnamesinde yer alan tutar ile
bunlar üzerinden hesaplanan fer’ileri,


 


6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre takip ve tahsil edilecektir.


 


Ancak, Kanunun yayımı
tarihinden önce verilmiş olan en son yargı kararının tarhiyatın tasdikine
ilişkin olması hâlinde bu karar üzerine tahakkuk eden alacak tutarları esas
alınacaktır. Bir başka anlatımla, tasdik kararı üzerine yapılan tahakkuk
işleminde herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır.


 


213 sayılı Kanun
kapsamındaki alacaklardan ilk tarhiyat tutarı esas alınarak takip edilecek
olanlar, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih esas alınarak dava
açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten itibaren 1
ay sonrası ise alacakların vade tarihi olacaktır. Gecikme zamlarının, amme
alacağının vade tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için hesaplanacağı
tabiidir.


 


Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezaları ise
idari yaptırım kararının tebliğine bağlı olarak oluşan vade tarihleri esas
alınmak suretiyle ve özel kanunlarında düzenlenmiş olan fer’i alacakları da
dikkate alınarak takip edilecektir.


 


Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına giren ecrimisiller ise ecrimisil
ihbarnamesi veya ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin tebliğine bağlı olarak
oluşan vade tarihleri esas alınmak suretiyle fer’i alacakları ile birlikte
takip edilecektir.


 


5- Ödeme emrine karşı
açılan davalar ile ilgili olarak, Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu
ödeme emri ile istenilen amme alacağının tarhiyatına ilişkin karar verilmiş
olması ve ihtilafın Kanunun yayımı tarihi itibarıyla devam ediyor olması
hâlinde, bu mükellefler söz konusu davalara konu amme alacakları ile ilgili
olarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanabileceklerdir. Ancak, bu yönde bir
kararın bulunmaması hâlinde ödeme emrine karşı açılan davalara konu alacaklar
Kanunun 2 nci maddesi kapsamında değerlendirilecektir.


 


6- 7326 sayılı Kanunun
yayımı tarihinden önce tarhiyata karşı açılmış olan ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla devam eden davalara ilişkin olarak daha önce verilen kararlar
üzerine tahakkuk eden vergiler ile vergi cezaları ve bunlara hesaplanan gecikme
faizi ve gecikme zammının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tecil edilmiş ve
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olması
durumunda da mükellefler isterlerse Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden
yararlanabileceklerdir. Bu takdirde, mükelleflerin yararlanabileceği tutarların
tespitinde bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


7- Dava açma süresi
geçmemiş veya dava safhasında bulunan kesinleşmemiş alacaklarla ilgili olarak
bu bölümde yapılan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla, bu Tebliğin (II/D) bölümünde
yapılan açıklamalar da dikkate alınarak işlem yapılacaktır.


 


IV- İNCELEME VE
TARHİYAT SAFHASINDA BULUNAN İŞLEMLER İLE PİŞMANLIKLA YA DA KENDİLİĞİNDEN
YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7326 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin;


 


- Birinci ila yedinci
fıkralarında, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak kapsama giren vergi ve
vergi cezaları açısından, Kanunun yayımı tarihinden önce başlanıldığı hâlde bu
tarihe kadar tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk
işlemlerine devam edileceği ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen
vergi ve kesilen cezaların Kanun kapsamında yapılandırılmasına,


 


- Onuncu fıkrasında,
213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde düzenlenen pişmanlık ve ıslah
hükümlerinden yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü
fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler
üzerine tahakkuk edecek alacaklar ile 30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce verilmesi gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla bildirilmeyen
veya bildirildiği hâlde eksik tahakkuk eden emlak vergisi bildirimleri üzerine
tahakkuk edecek alacakların yapılandırılmasına,


 


-
Onbirinci
fıkrasında, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinde
sayılan diğer ücrete tabi mükelleflerin gelir vergisi mükellefiyetlerine,


 


 ilişkin
hükümlere yer verilmiştir.


 


A-
KANUNUN
YAYIMI TARİHİNDEN ÖNCE BAŞLANILDIĞI HÂLDE BU TARİHE KADAR TAMAMLANAMAMIŞ OLAN
VERGİ İNCELEMELERİ İLE TAKDİR, TARH VE TAHAKKUK İŞLEMLERİ


 


7326 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila
yedinci fıkraları, matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak
şartıyla, Kanunun yayımı tarihinden önce başlayan ancak bu tarihe kadar
tamamlanamamış bulunan vergi incelemeleri, takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine
devam edileceğini öngördüğünden; bu madde hükmünden yararlanmak için başvuru
süresi, söz konusu işlemlerin tamamlanmasına bağlı olarak düzenlenmiştir. Buna
göre, bu işlemler sonucunda düzenlenen ve Kanunun yayımı tarihinden (bu tarih
hariç) sonra tebliğ edilen ihbarnameler üzerine mükelleflerin bu fıkralardan
yararlanma taleplerini maddenin birinci fıkrasında belirtilen süreler içinde
vergi dairelerine bildirmeleri gerekmektedir.


 


1-
Başvuru Süresi ve Şekli


 


7326 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila
yedinci fıkraları hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, bu işlemlerin
tamamlanmasından sonra tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin
ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde bu Tebliğ ekinde yer
alan dilekçe (Ek:4/A) ile başvurmaları gerekmektedir.


 


Ancak,
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında, 9 uncu maddenin birinci
fıkrasının (a) bendinde belirtilen süre içinde tebliğ edilen ihbarnameler için
özel bir başvuru süresi düzenlenmiş ve 4 üncü maddenin birinci ila yedinci
fıkraları hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin 9 uncu maddenin birinci
fıkrasının (a) bendinde belirtilen süre içinde, bu sürenin otuz günden az
kalmış olması hâlinde otuz gün içinde, başvuruda bulunmaları gerektiği hüküm
altına alınmıştır.


 


Bu kapsamda, Kanunun
yayımlandığı 9/6/2021 tarihinden (bu tarih hariç) 31 Ağustos 2021 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar tebliğ edilen ihbarnameler için madde hükmünden yararlanmak
isteyen mükelleflerin 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar başvuruda
bulunmaları, ihbarnamenin tebliğ tarihi  (bu tarih hariç) ila 31 Ağustos
2021 tarihi (bu tarih dâhil) arasındaki sürenin 30 günden az kalmış olması
hâlinde ise ihbarnamenin tebliğ tarihinden
itibaren 30 gün içinde başvuruda bulunmaları gerekmektedir.


 


 Örneğin,
anılan fıkraların kapsamına giren bir tarhiyata ilişkin ihbarnamenin 7/7/2021
tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında madde hükmünden yararlanılabilmesi
için 31/8/2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar, 18/8/2021 tarihinde tebliğ
edildiği varsayıldığında ise tebliğ tarihi ila 31 Ağustos 2021 tarihi
arasındaki süre 30 günden daha az olduğundan 17/9/2021 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar başvuruda bulunulması gerekmektedir.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde sayılan borçluların 4 üncü
maddenin birinci ila yedinci fıkraları kapsamında yapacakları başvurular
üzerine yapılandırılan alacak tutarlarını bu bentlerde belirtilen sürelerde
ödemek istediklerine yönelik taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri icap
etmektedir.


 


Mükellefler
bu fıkralardan, adlarına yapılan tüm tarhiyatlar için yararlanabilecekleri gibi
sadece talep edecekleri tür ve dönemler için de yararlanabileceklerdir.


 


 


2- Alacak Tutarının
Tespiti


 


7326 sayılı Kanunun
yayımı tarihinden önce başlanıldığı hâlde bu tarihe kadar tamamlanamamış
bulunan vergi incelemeleri ile takdir ve tarh işlemlerinin tamamlanması sonucu
hesaplanan vergi ve ceza tutarı dikkate alınarak yapılandırılacak alacak tutarı
tespit edilecektir.


 


Kanunun
4 üncü maddesinin
birinci ila yedinci fıkralarına göre, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh
edilen verginin %50’si ile bu tutara hesaplanan gecikme faizi yerine Kanunun
yayımı tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarı ve Kanunun yayımı tarihinden
(bu tarih dâhil) sonra ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin bitim
tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizi tutarının maddenin birinci fıkrasında öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla, kalan vergi aslı ile bu vergilere uygulanan gecikme faizi ve vergi
aslına bağlı cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Öte yandan, bu
işlemlerin sonucunda vergi aslına
bağlı olmayan bir cezanın veya iştirak
nedeniyle kesilecek vergi ziyaı cezasının bulunması hâlinde bu cezalar için
madde hükmünden, cezanın %25’inin, maddenin birinci fıkrasında öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi şartıyla yararlanılacak ve cezanın kalan %75’inin
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Kanunun
4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin
olarak Kanunun yayımı tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme
yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tebliğ edilmemiş
olan vergi aslına bağlı olmayan cezalar da bu madde hükümlerine göre
yapılandırılarak ödenebilecektir. Vergi aslına bağlı vergi cezaları hakkında
ise bu
Tebliğin (IX/2) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla, 213 sayılı Kanunun tarhiyat öncesi uzlaşma
hükümlerine göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya
da uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi/ceza ihbarnameleri mükellefe
tebliğ edilmemiş alacaklar da Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci
fıkra hükümlerine göre yapılandırılarak ödenebilecektir.


 


Bu
takdirde, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla, tarhiyat öncesi uzlaşma temin
edilememiş veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış ya da mükelleflerin
tarhiyat öncesi uzlaşma talebinden vazgeçmiş olması hallerinde düzenlenen
inceleme raporunun vergi dairesine intikali üzerine anılan fıkra hükümleri
uygulanacaktır. Bu safhada da ödenecek tutarın tespitinde, tarhiyata ilişkin
olarak düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinde belirtilen tutarlar dikkate
alınacaktır.


 


Kanun
kapsamına giren dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımı tarihinden önce
tamamlandığı hâlde, bu tarihte ya da bu tarihten sonra vergi dairesi
kayıtlarına intikal eden takdir komisyonu kararları ve vergi inceleme raporları
üzerine gerekli tarh ve tebliğ işlemleri yapılacaktır.


 


Yapılan
tarhiyat üzerine maddenin birinci fıkrasında öngörülen süre ve şekilde ödeme
yapılması hâlinde madde hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


Diğer
taraftan, vergi inceleme raporlarına veya takdir komisyonu kararlarına
dayanmamakla birlikte, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, Kanunun
yayımı tarihinden önce başlanılmış, ancak bu tarih itibarıyla tamamlanamamış
olan tarh işlemlerine devam edilecek ve Kanunun yayımı tarihinden sonra yapılan
bu tarhiyatlar için de 4 üncü maddenin birinci ila yedinci fıkra hükümlerinden
yararlanılabilecektir.


 


İnceleme raporu veya
takdir komisyonu kararı üzerine sadece vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği
hallerde ise (Örneğin, mahsup dönemi geçtikten sonra yapılan geçici vergi
incelemeleri sonucu kesilen vergi ziyaı cezası gibi) vergi aslına uygulanan
gecikme faizi yerine Kanuna göre hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının, Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına bağlı cezalara ilişkin
olarak bu Tebliğin (IX/2) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


Örnek
1- Mükellefin defter ve belgeleri Kasım/2019 vergilendirme
dönemine ilişkin katma değer vergisi yönünden incelemeye başlanılmış ve 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla inceleme
sonuçlanmamıştır. Ayrıca mükellef tarafından bu Kanun uyarınca söz
konusu vergi türünden vergi artırımında da bulunulmamıştır.


 


İnceleme sonucu
düzenlenen vergi inceleme raporunun 8/7/2021 tarihinde vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettiği, rapor üzerine mükellef adına 12.500,00 TL katma
değer vergisi tarh edildiği, 12.500,00 TL vergi ziyaı cezası kesildiği ve
tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin 13/10/2021 tarihinde mükellefe
tebliğ edildiği varsayıldığında, mükellef Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila
yedinci fıkralarından aşağıda belirtilen şekilde yararlanabilecektir.


 


Mükellef,
ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Kanundan yararlanmak üzere
yazılı başvuruda bulunacaktır.


 


Bu durumda,
mükellefin Kanuna göre ödeyeceği tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 





Vergi aslının % 50’si 



:



(12.500,00 / 2=) 6.250,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı                         




:



6.250,00 x %5.95 (Normal vade tarihinden
Kanunun yayımı tarihine kadar) = 371,88 TL’dir.






Gecikme Faizi*           




:



6.250,00 x %8 = 500,00 TL’dir.






 


* Gecikme faizi Kanunun yayımı tarihinden,
ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin son gününe kadar ve Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla uygulanmakta olan gecikme zammı oranı esas alınarak
hesaplanmıştır.


 


Buna göre;







 

Ödenecek Tutar






Katma Değer Vergisi (%50’si)



:



                                 
6.250,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı



:



                  
                                    
 371,88 TL






Gecikme Faizi



:



      
                              500,00
TL






TOPLAM



:



                                        
7.121,88 TL’dir.









 







Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar






Katma Değer Vergisi (%50’si)



:



                                 
6.250.00 TL






Gecikme Faizi



:



                
                 4.450,00
TL






Vergi Ziyaı Cezası



:



                                
12.500.00 TL






TOPLAM



:



                                        
23.200,00 TL’dir.









 


Bu örneğe göre mükellefin
ihbarnamenin tebliğ tarihini izleyen ayda (Kasım/2021) yapılandırılan alacak
tutarını ilk taksit ödeme süresi içinde defaten ödemesi hâlinde bu tutara
katsayı uygulanmayacağı gibi ödenecek toplam tutar içinde yer alan Yİ-ÜFE
tutarı ile gecikme faizi toplam tutarı olan (371,88+500,00=)871,88 TL üzerinden
ayrıca %90 indirim yapılacaktır.


 


Buna göre, mükellef
borç aslının yarısı olan 6.250,00 TL ile Yİ-ÜFE tutarı ile gecikme faizi için [871,88-(871,88
x %90)=]87,19 TL olmak üzere toplam 6.337,19 TL ödeyecektir.


 


Ancak, mükellefin
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre yapılandırılan alacağı
ikişer aylık dönemler hâlinde azami 6 eşit taksitte ödemesi mümkün olup, bu
takdirde taksitler hâlinde ödenecek alacağa Kanunun 9 uncu maddesi gereğince
(1,09) katsayısı uygulanacaktır. 


 


Mükellefin
yapılandırılan alacağı taksitle ödemek istemesi hâlinde taksit ayları;
Kasım/2021, Ocak/2022, Mart/2022, Mayıs/2022, Temmuz/2022 ve Eylül/2022 ayları
olacaktır.


 


3- Ödeme Süresi ve
Şekli


 


7326 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin birinci ila yedinci
fıkra hükümlerinden yararlanmak isteyen mükelleflerin ihbarnamenin tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunmaları ve anılan
fıkralara göre yapılandırılan tutarı, ilk
taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere peşin veya ikişer
aylık dönemler hâlinde 6 eşit taksitte ödemeleri gerekmektedir.


 


Örneğin, anılan
fıkraların kapsamına giren bir tarhiyata ilişkin ihbarnamenin 12/10/2021
tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında, madde hükmünden yararlanılabilmesi
için 11/11/2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar başvuruda bulunulması ve Kanun
hükmüne göre ödenecek tutarın ilk taksitinin Kasım/2021 ayında, diğer taksitlerin
ise 2022 yılının Ocak, Mart, Mayıs, Temmuz ve Eylül aylarında ödenmesi
gerekmektedir.


 


Ancak, Kanunun yayımı
tarihi (bu tarih hariç) ila 31 Ağustos 2021 tarihi (bu tarih dâhil) arasında
tebliğ edilen ihbarnamelere konu borçlar için bu fıkralardan yararlanmak
isteyen mükellefler başvurularını 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil)
kadar (sürenin 30 günden az kalmış olması durumunda 30 gün içinde), yapmaları
ve ilk taksiti 30 Eylül 2021 tarihine kadar
(bu tarih dâhil) ödenmek üzere peşin
veya ikişer aylık dönemler hâlinde 6 eşit taksitte ödemeleri
gerekmektedir.


 


Bu düzenlemeye göre,
anılan fıkraların kapsamına giren bir tarhiyata ilişkin ihbarnamenin 13/7/2021
tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında, madde hükmünden yararlanılabilmesi
için 31/8/2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar başvuruda bulunulması ve Kanun
hükmüne göre ödenecek tutarın ilk taksitinin Eylül/2021 ayında, diğer
taksitlerin ise 2021 yılının Kasım, 2022 yılının Ocak, Mart, Mayıs ve Temmuz
aylarında ödenmesi gerekmektedir.


 


Bu fıkralar
kapsamında yapılacak ödemelerde Tebliğin (II/C) ve (II/D-10 ve II/D-11)
bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


4- Fıkralardan
Yararlanmanın Diğer Şartları


 


a) 7326 sayılı Kanunun
4 üncü maddesinin birinci ila yedinci
fıkraları kapsamında yapılandırılacak
alacaklara ilişkin olarak vergi incelemesinin başladığı tarihin belirlenmesinde
213 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesi esas alınacaktır.


 


b) Mükelleflerin bu fıkralardan yararlanabilmeleri için anılan
fıkralar kapsamında ödeme başvurusunda bulundukları alacağa ilişkin dava
açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları
şarttır.


 


Diğer
taraftan, 7326
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onüçüncü fıkrasında, bu Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunulan borçlara ilişkin dava açılamayacağı ve
hiçbir mercie başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır.


 


Dolayısıyla, bu Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan alacaklara ilişkin herhangi
bir yargı merciine, 213 sayılı Kanunun 124 üncü maddesi kapsamında ilgili
idareye, dilekçe ve başvuru hakkı kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu dâhil herhangi bir mercie başvurulması,
başvurulsa dahi bu başvurular üzerine herhangi bir işlem yapılması mümkün
bulunmamaktadır.


 


c)
Anılan fıkra hükümlerinden yararlanmak isteyen mükellefler, ayrıca 213 sayılı
Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim
hükümlerinden yararlanamazlar.


 


ç) Düzeltme taleplerine
ilişkin incelemelere devam edilecektir. Ancak, mükelleflerin düzeltme istediği
yıl için 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre matrah ve vergi artırımında
bulunmaları hâlinde, düzeltme talebinden vazgeçtikleri kabul edilerek bu tür
incelemeler sürdürülmeyecektir.


 


B- PİŞMANLIKLA YA DA
KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7326 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin onuncu fıkrasının;


 


- (a) bendinde, 213
sayılı Kanunun 371 inci maddesinde düzenlenen pişmanlık ve ıslah hükümlerinden
yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre
kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler,


 


- (b) bendinde,
30/4/2021 tarihinden önce verilmesi gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihine
kadar bildirilmeyen veya bildirildiği hâlde eksik tahakkuk eden emlak vergisi bildirimleri


 


üzerine tahakkuk
edecek alacakların ne şekilde
yapılandırılacağı düzenlenmiştir.


 


1- Pişmanlıkla Beyan


 


7326 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde,
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 31 Ağustos 2021 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesine göre beyan edilen
matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine bu
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının; Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla pişmanlık zammı ve vergi
cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği hüküm altına alınmıştır.


 


a) Başvuru Süresi ve
Şekli


 


Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinden
yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:4/B)
örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin
vergi beyannamelerini 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar
bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.


 


7326 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin onuncu fıkrası çerçevesinde pişmanlık hükümlerine göre
verilecek beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir
veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar
beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 30/9/2004 tarihli ve 25599 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 340
Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 3/3/2005 tarihli ve 25744 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur. Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde
sayılan borçluların anılan alt bent kapsamında yapacakları başvurular üzerine
yapılandırılan alacak tutarlarını bu bentlerde belirtilen sürelerde ödemek istediklerine
yönelik taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri icap etmektedir.


 


b) Alacak Tutarının
Tespiti


 


Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinden, pişmanlık
talebiyle verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin
tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı
yerine Kanunun yayımı tarihine kadar
hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi hâlinde pişmanlık zammı ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Örnek 2- 26 Şubat 2020
tarihine kadar verilmesi gereken Ocak/2020 dönemine ait katma değer vergisi
beyannamesi 7326 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle 12 Temmuz
2021 tarihinde pişmanlıkla vergi dairesine verilmiştir. Pişmanlıkla verilen
beyannameye istinaden ödenmesi gereken katma değer vergisi 9.600,00 TL, damga
vergisi ise 64,10 TL’dir. Bu durumda; katma değer vergisinin tamamı ile pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının ödenmesi
hâlinde, pişmanlık zammı ve vergi aslına
bağlı olmayan cezanın tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre;


 







Pişmanlık Zammı Hesaplanan
Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Pişmanlık Zammı
Oranı



Pişmanlık Zammı
Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken
Alacak Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/2/2020-8/6/2021



9.600,00



%25,6



2.457,60



9.600,00



%5,6



537,60









 





Ödenecek
Tutar






Katma
Değer Vergisi



:



9.600,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Pişmanlık Zammı Yerine)



:



537,60 TL






Damga
Vergisi



:



     
64,10 TL






TOPLAM



:



10.201,70 TL






 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar






Pişmanlık
Zammı



:



2.457,60 TL






Özel
Usulsüzlük Cezası



:



2.300,00 TL






TOPLAM



:



4.457,60 TL






 


Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 10.201,70 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, toplam 4.457,60 TL tutarın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


c) Ödeme Süresi ve
Şekli


 


Anılan alt bent
uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/D-10 ve II/D-11)
bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.


 


ç) Diğer Hususlar


 


Mükelleflerce Kanun
kapsamında pişmanlıkla beyan edilen vergilerin Kanunda öngörülen süre ve
şekilde tamamen ödenmemesi hâlinde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak
ve 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemler tesis edilecektir.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin sekizinci fıkrasında, borçluların Kanun kapsamında taksitlendirilen
tutarların tamamının ödenmemesi hâlinde ödedikleri tutarlar kadar Kanun
hükümlerinden yararlanacağı hüküm altına alınmış olmakla birlikte, Kanunun 4
üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde
düzenlenen pişmanlıkla beyan hükümleri 213 sayılı Kanunun “Pişmanlık ve ıslah”
başlıklı 371 inci maddesi hükümleri esas alınarak düzenlendiğinden, anılan alt
bent kapsamında yapılan kısmi ödemelerde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş
sayılacak ve kısmen pişmanlık ihlali söz konusu olamayacağından mükellefler
ödedikleri tutar kadar bu madde hükmünden yararlanamayacaktır. Bu takdirde
yapılan ödemeler ödeme tarihleri esas alınarak bu kapsamda beyan edilen
alacaklara mahsup edilecektir.


 


Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında
beyan edilen vergilere, ödeme yönünden şartların ihlali hâlinde, kesilmesi
gereken vergi cezaları için 213 sayılı Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan
zamanaşımı süreleri, Kanunun 9 uncu maddesinin ondördüncü fıkrası gereğince
taksit ödeme süresince işlemeyeceğinden, pişmanlık hükümlerinin ihlali üzerine
kesilecek cezalarda zamanaşımı süresi bu hüküm dikkate alınarak tayin
edilecektir.


 


Mükelleflerce, anılan
alt bent kapsamında, matrah ve vergi artırımı kapsamına girmeyen vergi türleri
de dâhil olmak üzere bütün vergi türleri itibarıyla beyanda bulunulması
mümkündür.


 


Ancak, anılan alt
bende göre pişmanlıkla beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında, 5 inci
maddede yer alan matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla,
vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmemektedir.


 


2- Kendiliğinden
Yapılan Beyanlar


 


Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile Kanunun
kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre
kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen
vergilerin tamamı ile hesaplanacak gecikme
faizi yerine Kanunun yayımı tarihine
kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla gecikme faizi ve vergi
cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.


 


a) Başvuru Süresi ve
Şekli


 


Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinden
yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:4/C)
örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin
vergi beyannamelerini 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar
bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.


 


Anılan alt bent
çerçevesinde kendiliğinden verilecek beyannamelerden elektronik ortamda
gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi
beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
gönderilmesi zorunludur.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde sayılan borçluların anılan
alt bent kapsamında yapacakları başvurular üzerine yapılandırılan alacak
tutarlarını bu bentlerde belirtilen sürelerde ödemek istediklerine yönelik taleplerini
başvuru sırasında belirtmeleri icap etmektedir.


 


b) Alacak Tutarının
Tespiti


 


Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinden, 213
sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden
sonra kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen
vergilerin tamamı ile gecikme faizi yerine
Kanunun yayımı tarihine kadar
hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi hâlinde gecikme faizi ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin ondördüncü fıkrası gereğince zamanaşımı süresi, taksit ödeme
süresince işlemeyeceğinden, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu alt bentten
yararlanılarak verilen beyannameler üzerine kesilmesi gereken vergi cezaları,
Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda işlemeyen süreler de dikkate
alınarak kesilecektir.


 


c) Ödeme Süresi ve
Şekli


 


Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca
yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/D-10 ve II/D-11)
bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.


 


ç) Diğer Hususlar


 


Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendine göre kendiliğinden
beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında, 5 inci maddede yer alan matrah
ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, vergi incelemesi ve
yapılan inceleme sonucu mükellefler adına vergi ve ceza tarhiyatı yapılmasına
engel teşkil etmeyecektir.


 


3- Emlak Vergisi
Bildirimi


 


7326 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin onuncu fıkrasının (b) bendi gereğince, 30/4/2021 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce verilmesi gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
emlak vergisi bildiriminde bulunmayan veya bildirimde bulunduğu hâlde vergisi
eksik tahakkuk eden mükelleflerce, bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden
vergi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile
bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımı tarihine
kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak Yİ-ÜFE
tutarının, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, bu
alacaklara bağlı gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezalarının tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


a) Başvuru Süresi ve
Şekli


 


Anılan bentten
yararlanmak isteyen mükelleflerin başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren
dönemlere ilişkin vergi bildirimlerini 31 Ağustos 2021 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar ilgili belediyelere vermeleri gerekmektedir.


 


b) Alacak Tutarının
Tespiti


 


Anılan bentten,
30/4/2021 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilmesi gerektiği hâlde Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla emlak vergisi bildiriminde bulunmayan veya bildirimde
bulunduğu hâlde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce bildirimde
bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına
katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine
Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen
süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.


 


Bu hükme göre,
yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin taşınmaz kültür
varlıklarının korunmasına katkı payına ilişkin gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin ondördüncü fıkrası gereğince zamanaşımı süresi, taksit ödeme
süresince işlemeyeceğinden, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu bentten
yararlanılarak verilen bildirimler üzerine kesilmesi gereken vergi cezaları,
Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda işlemeyen süreler de dikkate
alınarak kesilecektir.


 


c) Ödeme Süresi ve
Şekli


 


Anılan bent uyarınca
yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/D-10) bölümlerinde yapılan
açıklamalara göre ilgili belediyelere ödenecektir.


 


C- DİĞER ÜCRET GELİRİ
ELDE EDENLERİN BEYANI


 


7326 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin on birinci fıkrası uyarınca, 193 sayılı Kanunun 64 üncü
maddesinde sayılan diğer ücret mükelleflerinin; 31/8/2021 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar vergi dairelerine başvurarak, 2021 takvim yılına ilişkin gelir
vergilerini tarh ettirmeleri ve karnelerine işlettirmeleri kaydıyla önceki
dönemlere ilişkin olarak herhangi bir vergi ve ceza aranmayacağı hükme
bağlanmıştır. İşverenlerin diğer ücretlilere ait kimlik bilgileri ve vergi
karnesi ile yapacakları başvurular da bu kapsamda değerlendirilecektir. Diğer
taraftan, diğer ücret geliri elde edenlerden daha önce mükellefiyet kaydını
yaptırmamış olanların işe başlama tarihi olarak bu Kanuna göre yaptıkları
müracaat tarihi esas alınacaktır. Daha önceki yıllarda başka vergi dairelerine
karnelerini ibraz ederek vergilerini tarh ettiren mükellefler, başvurularında
bu vergi dairelerini de belirteceklerdir. Öte yandan, 2021 yılı kanuni tarh
süresinde (Şubat 2021) vergilerini tarh ettiren mükelleflerin bu Kanun
kapsamında yeniden başvuru yapmalarına gerek bulunmamaktadır.


 


V– MATRAH VE VERGİ
ARTIRIMINA İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinde yer alan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma değer
vergisinde matrah ve vergi artırımı uygulamasına ilişkin açıklamalar aşağıda
yer almaktadır.


 


A-MATRAH VE VERGİ
ARTIRIMINDA BULUNABİLECEK MÜKELLEFLER


 


Yıllık gelir veya
kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar
vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri 2016, 2017, 2018,
2019 ve 2020 takvim yılları için 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre
matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.


 


Aynı şekilde,


 


- Hizmet erbabına
ödenen ücretlerden,


- Serbest meslek
ödemelerinden,


-
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait ödemelerden,


- Kira ödemelerinden,


- Çiftçilerden satın
alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden,


- Esnaf muaflığından
yararlananlara yapılan ödemelerden


 


gelir veya
kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar da bu ödemelerine
ilişkin olarak bu yıllarla ilgili vergi artırımında bulunabileceklerdir.


 


 Adi ortaklıklar
ve kollektif şirketlerde ortaklar, komandit şirketlerde komandite
ortaklar ile adi komandit şirketlerde komanditer ortaklar da anılan yıllar için
matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.


 


Sözü edilen yıllara
ilişkin vergi matrahlarının takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmiş
ve/veya haklarında vergi incelemesine başlanılmış olan mükellefler de matrah ve
vergi artırımından faydalanabileceklerdir.


 


Beyanname vermekle
birlikte zarar, indirim ve istisnalar nedeniyle matrah ve vergi beyan etmeyen
ya da ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu
faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar
da dâhil olmak üzere hiç beyanname vermemiş olan gelir ve kurumlar
vergisi mükellefleri de matrah ve vergi artırımı yapabileceklerdir.


 


Kurumlar vergisi
mükellefleri, anılan yıllarla ilgili olarak vermiş oldukları beyannamelerinde
kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine
göre tevkifata tabi tutulmuş olan kazanç ve iratlarının bulunması
hâlinde, bu tevkifat tutarlarını da artırabileceklerdir.


 


Diğer taraftan, 5520
sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendine göre kurumlar
vergisinden muaf bulunan ve bu nedenle kurumlar vergisi beyannamesi ile
muhtasar beyanname vermemiş olan kooperatifler de 7326 sayılı Kanunun matrah ve
vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


B- MATRAH VE VERGİ
ARTIRIMINDAN YARARLANABİLMEK İÇİN YAPILACAK BAŞVURUNUN SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


1-  Başvurunun Süresi


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinde başvuru süresi, 31 Ağustos 2021 tarihi (bu tarih dâhil) olarak
belirlenmiş bulunmaktadır.


 


Buna göre, matrah ve
vergi artırımında bulunmak isteyen gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri ile
katma değer vergisi mükellefleri, bu Tebliğde belirtilen usul ve
esaslar dâhilinde, 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden artırımda
bulunabileceklerdir.


 


Mükellefler, en
geç 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar ilgili vergi
dairesine başvurmadıkları takdirde, 7326 sayılı Kanunla getirilen matrah ve
vergi artırımı hükümlerinden yararlanamayacaklardır.


 


2-  Başvurunun Şekli


 


7326 sayılı Kanunun
matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri uyarınca verilmesi gereken
bildirimlerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya
kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini
elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra
No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar
doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.


 


Artırıma ilişkin
yılda elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayan
ancak bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla bu kapsamda olan mükellefler de
matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerini elektronik ortamda göndermek
zorundadırlar.


 


Elektronik ortamda
beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayanlarca, matrah ve vergi
artırımına ilişkin başvurular; gelir, kurumlar veya katma değer vergileri
mükellefiyeti yönünden bağlı olunan ya da muhtasar beyannamelerini vermiş
oldukları vergi dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.


 


Bu Tebliğin
yayımlanmasından önce mükellefiyeti sona erenler ile hakkında mükellefiyet
tesis edilmemiş olanların, 7326 sayılı Kanun kapsamında verilecek söz konusu
bildirimleri elektronik ortamda gönderme zorunlulukları bulunmamaktadır.


 


Matrah ve vergi
artırımına ilişkin bildirimlerin ölüm, gaiplik, tasfiye veya devir ya da tam
bölünme gibi durumlarda birden fazla kişi tarafından birlikte verilmesinin
gerekli olduğu hallerde, söz konusu bildirimlerin kağıt ortamında
verilmesi gerekmektedir.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde sayılan mükelleflerin,
matrah ve vergi artırımına yönelik başvurularını bağlı bulundukları vergi
dairelerine yapmaları ve ödeme taleplerini de başvuruları sırasında belirterek
artırım üzerine hesaplanan vergileri anılan bentlerde yer alan sürede ödemeleri
icap etmektedir.


 


Diğer taraftan,
mükelleflerce matrah ve vergi artırımına ilişkin olarak yapılacak başvuruların,
esas itibarıyla, mükellef veya mükellefi temsile yetkili kişilerce yapılması
gerekmektedir.


 


7326 sayılı Kanun kapsamındaki
2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında gelir, kurumlar veya katma değer
vergileri ile gelir (stopaj)/kurumlar (stopaj) vergisi yönünden farklı vergi
dairelerinin mükellefi olanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin
bildirimlerin, en son mükellefiyetleri bulunan vergi dairelerine verilmesi
gerekmekte olup bu bildirimlere dayanılarak tarh edilecek vergiler hakkında söz
konusu vergi daireleri tarha yetkili kılınmıştır.


 


Öte yandan, vergi
artırımı kapsamına giren dönemler için muhtasar beyanname yönünden merkez veya
şubeleri için ayrı ayrı mükellefiyetleri bulunan ve vergi
artırımından yararlanmak isteyen mükelleflerin, merkez ve her bir şube için
ayrı ayrı vergi artırımında bulunmaları gerekmektedir.


 


C-
GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE ARTIRIM


 


1-      Yıllık Gelir Vergisi
Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı


 


a)
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin
Matrah Artırımı


 


2016, 2017, 2018,
2019 ve 2020 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir vergisi
beyannamelerinde vergiye tabi gelir (matrah) beyan eden gelir vergisi
mükelleflerinin bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;


 


2016 yılı
için............................................................... %35,


2017 yılı
için............................................................... %30,


2018 yılı
için............................................................... %25,


2019 yılı
için............................................................... %20,


2020 yılı
için............................................................... %15


 


oranlarından
az olmamak üzere artırılması gerekmektedir (Ek:5). Dilerlerse
mükellefler, ilgili yıllar için, bu oranların üzerinde artırımda
bulunabileceklerdir. Gelir vergisi mükellefleri için artırıma esas olacak
matrah, üzerinden gelir vergisi hesaplanan matrah olacaktır.


 


Ancak, anılan yıllara
ilişkin olarak artırılan matrahların tutarı;


 


aa) Ticari veya zirai
kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile
serbest meslek erbabı için;


 


2016 yılı
için............................................................... 47.000
TL'den,


2017 yılı
için............................................................... 49.800
TL'den,


2018 yılı için............................................................... 52.900
TL'den,


2019 yılı
için............................................................... 56.200
TL'den,


2020 yılı
için............................................................... 63.700 TL'den


 


ab) Ticari veya zirai
kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri
için;


 


2016 yılı
için................................................................ 31.900
TL'den,


2017 yılı
için................................................................ 33.200
TL'den,


2018 yılı
için................................................................ 35.250
TL'den,


2019 yılı
için................................................................ 37.500
TL'den,


2020 yılı için................................................................
42.500 TL'den


 


ac) Geliri sadece
basit usulde tespit edilen ticari kazançtan ibaret olan gelir vergisi
mükellefleri için;


 


2016 yılı
için................................................................. 4.700
TL'den,


2017 yılı
için................................................................. 4.980
TL'den,


2018 yılı
için................................................................. 5.290
TL'den,


2019 yılı
için................................................................. 5.620
TL'den,


2020 yılı
için................................................................. 6.370
TL'den


 


aç) Geliri sadece
gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan gelir vergisi mükellefleri için;


 


2016 yılı
için.................................................................. 9.400
TL'den,


2017 yılı
için.................................................................. 9.960
TL'den,


2018 yılı için................................................................. 10.580
TL'den,


2019 yılı
için................................................................. 11.240
TL'den,


2020 yılı
için................................................................. 12.740
TL'den


 


ad) Geliri yukarıda
sayılanlar dışında kalan gelir vergisi mükellefleri için;


 


2016 yılı
için................................................................ 31.900
TL'den,


2017 yılı
için................................................................ 33.200
TL'den,


2018 yılı
için................................................................ 35.250
TL'den,


2019 yılı
için................................................................ 37.500
TL'den,


2020 yılı
için................................................................ 42.500
TL'den


 


az olmayacaktır.


 


 


 


ae) Özellik arz eden
durumlar


 


Ticari veya zirai
kazancı bilanço esasına veya işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir
vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, beyannamelerinde diğer gelir
unsurlarının bulunması hâlinde söz konusu mükellefler, durumlarına göre,
Tebliğin bu bölümünün (aa) veya (ab) alt bölümünde yer alan asgari matrahları
dikkate almak suretiyle matrah artırımında bulunacaklardır. Diğer bir ifadeyle,
ticari veya zirai kazancı bilanço esasına veya işletme hesabı esasına göre
tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabına ilişkin
asgari matrah tutarı üzerinden artırımda bulunan mükellefler diğer gelir
unsurları nedeniyle de vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.


 


Beyannamelerinde,
ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul
sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde
edilmiş olması hali dâhil) beyan eden gelir vergisi mükellefleri için,
işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari
matrahlar esas alınacaktır. Bu şekilde matrah artırımında bulunan mükellefler
sayılan gelir unsurları itibarıyla vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap
olmayacaklardır.


 


Ticari kazancı basit
usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında beyannamelerinde
vergiye tabi başka gelir unsurları beyan eden mükellefler ile gayrimenkul
sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat
beyan eden gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına göre defter
tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas
alacaklardır. Dolayısıyla, bu şekilde matrah artırımında bulunan
mükellefler sayılan gelir unsurları itibarıyla vergi incelemesi ve tarhiyata
muhatap olmayacaklardır.


 


Mükelleflerce ilgili
yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 7326 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali
de dâhil olmak üzere, ikmalen, re'sen veya idarece
yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp
kesinleşen tarhiyatlar, matrah artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte
dikkate alınacaktır.


 


Ayrıca, ilgili yıllar
için 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca matrah
artırımında bulunan gelir vergisi mükellefleri, mesken olarak kiraya verilen
binalardan elde edilen kira gelirlerine ilişkin olmak üzere o yıl için
belirlenen istisna tutarlarını matrah artırımı yaparken dikkate
almayacaklardır.


 


Verdikleri yıllık
gelir vergisi beyannamesinde birden fazla gelir unsuru bulunan mükellefler,
matrah artırımlarını yıllık beyannamelerinde yer alan toplam matrah üzerinden
yapacaklar, gelir unsurlarının bir kısmı itibarıyla artırımda
bulunmayacaklardır.


 


Matrah artırımı
talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak gelir vergisi mükelleflerinin ölümü
veya gaipliği hâlinde, bu mükelleflerin varisleri, muris adına matrah
artırımında bulunabilirler. Bu takdirde, tüm mirasçıların birlikte matrah
artırımında bulunması gerekeceği tabiidir. Ancak şahsi ticari işletmenin
faaliyetinin mirasçılar tarafından sürdürülmesi hâlinde, bu faaliyeti devam
ettiren mirasçı veya mirasçıların matrah artırımında bulunması yeterli
olacaktır.


 


 


 


af) Konuya ilişkin
örnekler


 


Örnek
1- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (A)'nın yıllık
beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2016 yılı için 170.000 TL, 2017
yılı için 177.000 TL, 2018 yılı için 220.000 TL, 2019 yılı için 290.000 TL ve
2020 yılı için ise 450.000 TL'dir.


 


Mükellef, 2016, 2017,
2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahlarını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu
vergi dairesine başvurmuştur.


 


Bu mükellefin Kanuna
göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı bu Tebliğin (V/C-3) bölümünde yapılan
açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıllar Vergi
Matrahı

(TL)

 (1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah
Tutarı (TL) (1x2) (3)



Asgari Matrah
Tutarı (TL) (4)



Hesaplamaya Esas
Matrah (TL) (3 veya 4'ten Fazla Olanı)

 (5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir
Vergisi (TL) (5x6)

 (7)






2016



170.000



%35



59.500



47.000



59.500



%20



11.900






2017



177.000



%30



53.100



49.800



53.100



%20



10.620






2018



220.000



%25



55.000



52.900



55.000



%20



11.000






2019



290.000



%20



58.000



56.200



58.000



%20



11.600






2020



450.000



%15



67.500



63.700



67.500



%20



13.500






Toplam



58.620









 


Mükellefin ilgili
yıllarda beyan ettiği matrahlara uygulanan artırım oranları sonucu asgari
matrahlardan yüksek tutarda matrah artırımı yaptığı görülmektedir.


 


Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 58.620 TL olacaktır.
Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de
ödenebilecektir.


 


Örnek 2- Serbest meslek
erbabı (B)’nin 2017 yılı gelir vergisi beyannamesinde beyan ettiği gelir
vergisi matrahı 210.000 TL’dir. Mükellefin bu matraha ilişkin beyan ettiği
gelirleri aşağıdaki gibidir.


 


Serbest meslek
kazancı........................................ 70.000 TL


Birinci işverenden
alınan ücret............................. 55.000 TL


İkinci işverenden
alınan ücret.............................. 50.000 TL


Kira
geliri............................................................. 35.000 TL


 


Mükellef (B), 2017
yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için
başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.


 


Bu mükellefin matrah
artırımına ilişkin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 


 







2017
yılı gelir vergisi matrahı



210.000 TL






2017
yılı için artırım oranı



%30






Artırılan
matrah tutarı (210.000 x %30=)



63.000 TL






Kanunla
belirlenen asgari matrah



49.800 TL









 







Yıl

 

 



İlgili Yıl Vergi
Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah
Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah
Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas
Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla
Olanı)

(5)



Vergi Oranı

 

(6)



Ödenecek Gelir
Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2017



210.000



%30



63.000



49.800



63.000



%15



9.450









 


Mükellefin beyanına
göre hesaplanan matrah 63.000 TL’dir. Mükellefin beyanı, Kanuna göre serbest
meslek mükelleflerinin 2017 yılı için belirlenmiş asgari matrah tutarından
(49.800 TL) fazla olduğundan, mükellefin beyanı esas alınacaktır.


 


Matrah artırımında
bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi süresinde verilerek
tahakkuk eden vergilerin süresinde ödendiği ve mükellefin bu vergi türleri için
Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddelerinden yararlanmadığı varsayılarak vergi oranı
%15 olarak dikkate alınmıştır.


 


Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 9.450 TL olacaktır. Söz konusu
vergi peşin ödenebileceği gibi taksitler hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 3- Serbest meslek
erbabı Bayan (C)’nin yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı,
2016 yılı için 130.000 TL, 2017 yılı için 162.000 TL, 2018 yılı için 200.000
TL, 2019 yılı için 275.000 TL ve 2020 yılı için ise 300.000 TL’dir.


 


Mükellef, 2016, 2017,
2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu
vergi dairesine başvurmuştur.


 


Bu mükellefin Kanuna
göre ödeyeceği gelir vergisinin hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıllar Vergi
Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah
Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah
Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas
Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla
Olanı)

(5)



Vergi Oranı (6)



Ödenecek Gelir
Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2016



130.000



%35



45.500



47.000



47.000



%20



  9.400






2017



162.000



%30



48.600



49.800



49.800



%20



9.960






2018



200.000



%25



50.000



52.900



52.900



%20



10.580






2019



275.000



%20



55.000



56.200



56.200



%20



11.240






2020



300.000



%15



45.000



63.700



63.700



%20



12.740






Toplam



53.920









 


Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 53.920 TL olacaktır.
Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de
ödenebilecektir. 


 


Örnek 4- Sadece basit usulde
vergilendirilen Bay (D)’nin ticari kazancına ilişkin olarak 2017 yılı için
beyan ettiği gelir vergisi matrahı 35.000 TL’dir. Mükellef, 2017 yılı gelir
vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi
içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.


 


Bu mükellefin gelir
vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıl Vergi
Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah
Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah
Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas
Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla
Olanı)

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir
Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2017



35.000



%30



10.500



4.980



10.500



%20



2.100









 


 Mükellefin
artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 2.100 TL olacaktır. Söz konusu
vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 5- Ticari kazancı basit
usulde vergilendirilen (E)’nin 2017 yılı için beyan ettiği gelir vergisi
matrahı 42.500 TL’dir. Mükellefin matrahının 21.000 TL’si basit usulde ticari
kazanç, 21.500 TL’si konut kira gelirinden oluşmaktadır.


 


Mükellef, 2017 yılı
gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru
süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.


 


Bu mükellefin gelir
vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 


2017
yılı gelir vergisi matrahı................................ 42.500 TL


2017
yılı için artırım oranı............................................. %30


Artırılan
matrah tutarı (42.500 x %30=).................. 12.750 TL


Kanunla
belirlenen asgari matrah........................ 33.200 TL


 







Yıl



İlgili Yıl Vergi
Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah
Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah
Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas
Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla
Olanı)

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir
Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2017



42.500



%30



12.750



33.200



33.200



%20



6.640









 


Mükellefin beyanına
göre hesaplanan matrah 12.750 TL’dir. Ancak, 7326 sayılı Kanuna göre basit usul
mükelleflerinin beyana tabi gelirinin yanında beyan edilen başka bir gelirinin
de bulunması nedeniyle artırımda bulunacakları asgari matrahın tespitinde,
işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari
matrah tutarları esas alınacaktır. Buna göre asgari matrah tutarı, 33.200
TL’den aşağı olamayacağından hesaplamada bu tutar dikkate alınacaktır.


 


Mükellefin artırım
nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 6.640 TL olacaktır. Söz konusu vergi
peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 6- Üç ayrı işverenden
elde ettiği ücret gelirinden dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi vermiş
olan mükellef (H)’nin 2020 yılındaki vergi matrahı 200.000 TL’dir. Ücret
gelirinin tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunmaktadır.


 


Birinci işverenden
alınan ücret.............. 90.000 TL


İkinci işverenden
alınan ücret................ 60.000 TL


Üçüncü işverenden
alınan ücret............. 50.000 TL


 


Mükellef, 2020 yılı
gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru
süresi içinde  bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.


 


Bu mükellefin gelir
vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıl Vergi
Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah
Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah
Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas
Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla
Olanı

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir
Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2020



200.000



%15



30.000



42.500



42.500



%15



6.375









 


 Matrah
artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi süresinde
verilerek tahakkuk eden vergiler zamanında ödenmiş ve bu vergi türleri için
7326 sayılı Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddelerinden yararlanılmadığından vergi
oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.


 


Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 6.375 TL olacaktır. Söz konusu
vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksitte de ödenebilecektir.


 


b) Mükellefiyet
Kayıtları Olup da Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya
Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir
Elde Ettiği Hâlde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olanların Matrah Artırımı


 


2016, 2017, 2018,
2019 ve 2020 yıllarına ilişkin olarak,


 


-Yıllık gelir vergisi
beyannamelerinde zarar beyan eden mükellefler,


-Yıllık gelir vergisi
beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen
mükellefler,


-Mükellefiyet
kayıtları olup da beyanname vermemiş olan mükellefler,


-İlgili yıllarda
faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve
gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar


bu bölümdeki
açıklamaları esas alarak matrah artırımından yararlanabileceklerdir (Ek:5).


 


 


 


ba) Ticari veya zirai
kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi
mükellefleri ile serbest meslek erbabı;


 


2016 yılı için............................................................... 47.000
TL'den,


2017 yılı
için............................................................... 49.800
TL'den,


2018 yılı
için............................................................... 52.900
TL'den,


2019 yılı
için............................................................... 56.200
TL'den,


2020 yılı
için............................................................... 63.700
TL'den


 


az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7326 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Ticari veya zirai
kazancı bilanço esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükellefleri
ile serbest meslek erbabının, kazanç ve iratları arasında diğer gelir
unsurlarının bulunması hâlinde dahi, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan
asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır. Bu
kapsamda, ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilmesi
gerekenler ile serbest meslek erbabına ilişkin asgari matrah tutarı üzerinden
artırımda bulunan mükellefler diğer gelir unsurları nedeniyle de vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.


 


bb) Ticari veya zirai
kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi
mükellefleri;


 


2016 yılı
için................................................................ 31.900
TL'den,


2017 yılı
için................................................................ 33.200
TL'den,


2018 yılı
için................................................................ 35.250
TL'den,


2019 yılı
için................................................................ 37.500
TL'den,


2020 yılı
için................................................................ 42.500
TL'den


 


az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7326 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Ticari veya zirai
kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi
mükelleflerinin, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının da
bulunması hâlinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari
matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır. Bu kapsamda,
ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi
gerekenlere ilişkin asgari matrah tutarı üzerinden artırımda bulunan
mükellefler diğer gelir unsurları nedeniyle de vergi incelemesi ve tarhiyata
muhatap olmayacaktır.


 


bc) Geliri sadece
basit usulde tespit edilen ticari kazançtan ibaret olan gelir
vergisi mükellefleri;


 


2016 yılı
için................................................................. 4.700
TL'den,


2017 yılı
için................................................................. 4.980
TL'den,


2018 yılı
için................................................................. 5.290
TL'den,


2019 yılı
için................................................................. 5.620
TL'den,


2020 yılı
için................................................................. 6.370
TL'den


 


az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7326 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


bç) Geliri sadece
gayrimenkul sermaye iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri;


 


2016 yılı
için.................................................................. 9.400
TL'den,


2017 yılı
için.................................................................. 9.960
TL'den,


2018 yılı
için................................................................. 10.580
TL'den,


2019 yılı
için................................................................. 11.240
TL'den,


2020 yılı
için................................................................. 12.740
TL'den


 


az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7326 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


bd) Geliri yukarıda
sayılanlar dışında kalan gelir vergisi mükellefleri;


 


2016 yılı
için................................................................ 31.900
TL'den,


2017 yılı
için................................................................ 33.200
TL'den,


2018 yılı
için................................................................ 35.250
TL'den,


2019 yılı
için................................................................ 37.500
TL'den,


2020 yılı
için................................................................ 42.500
TL'den


 


az olmamak
üzere, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen
asgari matrahlar üzerinden matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7326 sayılı
Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Ticari ve zirai
kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı ve
diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş olması
hali dâhil) elde eden gelir vergisi mükellefleri, matrah artırımlarında
işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen ve
yukarıda yer alan asgari matrahları esas alacaklardır.


 


be) Özellik arz eden
durumlar


 


Ticari kazancı basit
usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında vergiye tabi başka
gelir unsurları elde eden mükellefler ile gayrimenkul sermaye iradının yanında
ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat elde eden gelir vergisi
mükellefleri de işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için
belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.


 


Diğer taraftan,
ticaret şirketleri, 213 sayılı Kanun uyarınca birinci sınıf tüccar olarak
değerlendirildiklerinden, kollektif şirketlerde ortaklar ile komandit
şirketlerde komandite ortaklar, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler
hakkında yapılan açıklamalar çerçevesinde matrah artırımında
bulunabileceklerdir. Adi komandit şirketlerin, menkul sermaye iradı elde eden
komanditer ortakları da bu iratlarıyla ilgili olarak matrah artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Adi ortaklıklarda
ortaklar, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda olduklarından bunlar,
yukarıda açıklanan esaslardan durumlarına uyan şekilde matrah artırımında
bulunabileceklerdir.


 


bf) Konuya ilişkin
örnekler


 


Örnek
7- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (K)'nın yıllık
beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2016 yılı için 130.000 TL, 2017
yılı için 182.000 TL, 2018 yılı için 212.000 TL, 2019 yılı için 413.000 TL'dir.
Mükellef 2020 yılı için beyanname vermemiştir.


 


Bu mükellef, 2016,
2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını 7326 sayılı
Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı
olduğu vergi dairesine başvurmuştur.


 


Mükellefin, 7326
sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde
hesaplanacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıllar Vergi
Matrahı

(TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah
Tutarı (TL) (1x2) (3)



Asgari Matrah
Tutarı (TL) (4)



Hesaplamaya Esas
Matrah (TL)

(3 veya 4'ten Fazla
Olanı)

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir
Vergisi (TL) (5x6)

(7)






2016



130.000



%35



45.500



47.000



47.000



%20



9.400






2017



182.000



%30



54.600



49.800



54.600



%20



10.920






2018



212.000



%25



53.000



52.900



53.000



%20



10.600






2019



413.000



%20



82.600



56.200



82.600



%20



16.520






2020



 



%15



 



63.700



63.700



%20



12.740






Toplam



60.180









 


Mükellefin matrah artırımı
nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 60.180 TL olacaktır. Söz konusu vergi
peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 8- Bay (B), 2016
yılında kira geliri elde etmiş olduğu halde, bu gelirini vergi dairesinin bilgisi
dışında bırakmış ve mükellefiyet tesis ettirmemiştir.


 


Bay (B), 2016 yılı
için gelir vergisi matrahını, 7326 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak
artırmak için başvuru süresi içinde ilgili vergi dairesine, sadece gayrimenkul
sermaye iradı elde ettiğini belirterek başvurmuştur.


 


Bay
(B)'nin ilgili yıl için belirlenen asgari matrahtan az olmamak üzere
matrah beyan etmesi gerekmektedir.


 


Buna göre, Bay
(B)'nin, 7326 sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda
açıklanan şekilde hesaplanacaktır.


 







  

Yıl



Beyan Edilen Matrah
Tutarı

(TL)

(1)



Asgari Matrah

Tutarı (TL)

(2)



Hesaplamaya Esas
Matrah Tutarı (TL) (1 veya 2’den Fazla Olanı)

(3)



Vergi Oranı

(4)



Ödenecek Gelir
Vergisi (TL)

(3 x 4)

(5)






2016



-



9.400



9.400



%20



1.880









 


Mükellefin ödeyeceği
vergi tutarı 1.880 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı
eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


2- Yıllık Kurumlar
Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı


 


a) Kurumlar Vergisi
Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı


 


2016, 2017, 2018,
2019 ve 2020 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri kurumlar vergisi
beyannamelerinde vergiye tabi kurum kazancı (matrah) beyan eden kurumlar
vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;


 


2016 yılı
için..................................................................... %35,


2017 yılı
için..................................................................... %30,


2018 yılı
için..................................................................... %25,


2019 yılı
için..................................................................... %20,


2020 yılı
için..................................................................... %15,


 


oranlarından az
olmamak üzere artırılması gerekmektedir (Ek:6). Dilerlerse
mükellefler, ilgili yıllar için bu oranların üzerinde artırımda
bulunabileceklerdir. Kurumlar vergisi mükelleflerince artırıma esas olacak
matrah, doğrudan üzerinden vergi hesaplanan kurumlar vergisi matrahı olacaktır.


 


Ancak, anılan yıllara
ilişkin olarak kurumlar vergisi mükelleflerince artırılan matrahların tutarı;


 


2016 yılı
için....................................................... 94.000 TL’den,


2017 yılı için....................................................... 99.600
TL’den,


2018 yılı
için....................................................... 105.800
TL’den,


2019 yılı
için....................................................... 112.400
TL’den,


2020 yılı için....................................................... 127.500
TL’den


 


az olmayacaktır.


 


Mükelleflerce ilgili
yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 7326 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dâhil olmak
üzere, Kanunun yayımlandığı tarihten önce ikmalen, re’sen veya
idarece yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah artırımına esas ilgili dönem
beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.


 


b) Mükellefiyet
Kayıtları Olup da Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya Hiç
Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir Elde
Ettiği Hâlde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olan Kurumların Matrah Artırımı


 


2016, 2017, 2018,
2019 ve 2020 yıllarına ilişkin olarak kurumlar vergisi beyannamesi vermek
mecburiyeti bulunduğu halde, bu mükellefiyetlerini her ne sebeple olursa olsun
yerine getirmeyerek ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş ve kazanç elde etmiş
olup da bu faaliyetlerini ve kazançlarını vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar
da dâhil olmak üzere hiç beyanname vermemiş olan mükellefler ile bu
yıllara ilişkin olarak verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde
indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen ya da zarar beyan eden
kurumlar vergisi mükellefleri;


 


2016 yılı
için....................................................... 94.000 TL’den,


2017 yılı
için.......................................................  99.600
TL’den,


2018 yılı
için....................................................... 105.800 TL’den,


2019 yılı
için....................................................... 112.400
TL’den,


2020 yılı
için....................................................... 127.500 TL’den


 


az olmamak üzere,
matrah beyanında bulunmaları şartıyla, 7326 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanabileceklerdir (Ek:6).


 


Tasfiye hâlinde
bulunan kurumların tasfiye dönemlerine ilişkin yıllar için matrah artırımında
bulunmaları, tasfiye bitiş beyannamesinin verilmesi üzerine 5520 sayılı Kanunun
17 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılacak olan
incelemelere engel teşkil etmemektedir. Ancak, matrah artırımı sonucu ödenen
vergiler, tasfiye kârı üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilebilecektir.


 


5520 sayılı Kanun
uyarınca yapılan devirlerde, devrolan kurumun tüm hak ve yükümlülükleri devir
alan kuruma intikal ettiğinden, devir suretiyle infisah eden ve ticaret
sicilinden silinerek mükellefiyet kayıtları kapatılan kurumlar adına devir alan
kurumlar tarafından matrah artırımında bulunulması ve Kanunun öngördüğü
imkanlardan yararlanılması mümkündür.


 


Aynı şekilde, anılan
Kanun uyarınca gerçekleştirilen tam bölünme işlemlerinde de bölünen kurumun
varlıklarını devralan kurumlar birlikte, bölünen kurum adına matrah artırımında
bulunulabilecektir.


 


Diğer taraftan, 213
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre, ticaret sicilinden
silinmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren kurumlar vergisi mükellefleri
hakkında kesilecek vergi cezaları dâhil kurumlar vergisi, katma değer
vergisi vb. her türlü vergi tarhiyatı,


 


-Tasfiye öncesi
dönemler için, müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden
herhangi biri adına,


-Tasfiye dönemleri
için, tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru varsa müteselsilen sorumlu
olmak üzere bunlardan herhangi biri adına


 


yapılmaktadır.


 


Tasfiye edilerek
tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan bir şirket adına, matrah
artırımında bulunmak üzere bildirim veya beyanda bulunulması mümkün değildir.


 


Ancak, söz konusu
kurumların kanuni temsilcilerinin veya tasfiye memurlarının anılan Kanun
kapsamında kendileri tarafından (tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinmiş
olan kurumların kanuni temsilcisi veya tasfiye memuru olduklarına dair
bilgileri de ihtiva eden) bildirim veya beyanlar ile artırımdan yararlanmaları
mümkün bulunmaktadır. Bu çerçevede, tasfiye öncesi dönemler için, kanuni
temsilciler hep birlikte; tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya birden
fazla tasfiye memuru varsa tüm tasfiye memurları birlikte matrah artırımında
bulunabilecektir.


 


3- Gelir ve Kurumlar
Vergisi Mükelleflerince Matrah Artırımı ve Matrah Beyanında Uygulanacak Vergi
Oranları


 


Gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerince bu Tebliğin (V/C-1) ve (V/C-2) bölümlerinde belirtilen
şekilde artırılan veya beyan edilen matrahlara %20 vergi oranı uygulanmak
suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır.


 


7326 sayılı Kanun
hükümlerine göre artırılan veya beyan edilen matrahlar üzerinden hesaplanan
gelir veya kurumlar vergisi için ayrıca herhangi bir vergi hesaplanmayacak ve
ödenmeyecektir.


 


Artırılan bu
matrahlar üzerinden geçici vergi de hesaplanmayacaktır.


 


Öte yandan, matrah
artırımında bulunmak istedikleri yıllara ilişkin yıllık gelir veya kurumlar vergisi
beyannamelerini kanuni süresinde vermiş ve bu beyannameler üzerinden anılan
beyannamelere ilişkin damga vergisi de dâhil olmak üzere tahakkuk
eden vergilerin tamamını süresinde ödemiş bulunan gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerinin, bu vergi türlerine ilişkin olarak herhangi bir dönem için 7326
sayılı Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış
olmaları şartıyla, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre
artırdıkları matrahlara %20 yerine %15 vergi oranı uygulanmak suretiyle
ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır. %15 oranının belirlenmesinde, maddede
öngörülen şartların her yıl için ayrı ayrı dikkate alınması gerekmektedir.


 


Örneğin, 2016 yılına
ilişkin olarak matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi mükellefinin bu
döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini süresinde verip, beyanname
üzerinden tahakkuk eden kurumlar vergisini süresinde ödemesi hâlinde, bu vergi
türü için diğer dönemler de dâhil olmak üzere 7326 sayılı Kanunun
2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olması
şartıyla, bu mükellef, matrah artırım tutarı üzerinden %15 oranında
vergilendirilecektir. Söz konusu mükellefin anılan döneme ilişkin olarak daha
sonra pişmanlık hükümlerine göre veya kendiliğinden düzeltme beyannamesi
vermesi de artırılan matraha %15 oranının uygulanmasına engel teşkil
etmeyecektir.


 


Gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerinin süresinde vermiş oldukları yıllık beyannamelerde, zarar
beyan edilmesi veya ilgili kanunlarda yer alan istisna uygulaması, indirim ve
mahsuplar nedeniyle ödenecek vergi çıkmamış olması durumunda da bu
mükelleflerce artırılan matrahlara %15 vergi oranı uygulanmak suretiyle
ödenecek vergi hesaplanacaktır.


 


Bu şekilde indirimli
oranda vergi ödeme hakkı bulunan mükelleflerin başvurularında, bu hususu,
başvuruda kullanılan bildirimin ilgili sütununda belirtmeleri gerekmektedir.


 


Diğer taraftan,
Kanunun 5 inci maddesinin onikinci fıkrası gereğince, indirimli
oranda vergi uygulanmasından yararlanma taleplerinin değerlendirilmesinde, her
bir dönem için ayrı ayrı 10 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar
yapılan eksik ödemeler dikkate alınmayacaktır.


 


 


4- 193 Sayılı Kanunun
Geçici 61 inci Maddesine Göre Vergi Tevkifatına Tabi Kazanç ve
İratları Bulunan Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Vergi Artırımı ve Matrah
Beyanı


 


a) Yatırım İndirimi
İstisnası Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı


 


193 sayılı Kanunun
geçici 61 inci maddesinde, 24/4/2003 tarihinden önce yapılan
müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki
yatırımlarla ilgili yatırım harcamalarına (teşvik belgelerine bu tarihten sonra
ilave edilen iktisadî kıymetler için yapılan harcamalar hariç), yatırım
indirimi uygulamasına ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun bu tarihten önce
yürürlükte bulunan hükümlerinin uygulanacağı, bu şekilde yatırım indirimi
istisnasından yararlanan kazançlar ile anılan tarihten önce gerçekleşen
yatırımlar üzerinden hesaplanan ve kazancın yetersiz olması nedeniyle sonraki
dönemlere devreden yatırım indiriminden yararlanan kazançlar üzerinden dağıtılsın,
dağıtılmasın %19,8 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükmü
yer almaktadır.


 


Bu Tebliğin (V/C-2)
bölümüne göre matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, aynı
zamanda 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesi kapsamında
vergi tevkifatına tabi kazançlarının bulunması hâlinde, vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazançlar hakkında da
aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları
gerekmektedir (Ek:7).


 


Bir başka ifade ile 2016,
2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında vermiş oldukları kurumlar vergisi
beyannamelerinde kurumlar vergisine tabi matrah beyan eden, matrah beyan
etmeyen veya zarar beyan eden mükelleflerin, bu dönemlere ilişkin olarak 193
sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi
kazançları ile ilgili olarak vergi artırımı veya matrah beyanında
bulunabilmeleri için, bu Tebliğin (V/C-2) bölümünde belirtilen şekilde kurumlar
vergisi matrahlarını da artırmaları zorunludur.


 


Buna göre, yukarıda
belirtilen her iki duruma uygun artırımda bulunmayan mükelleflerin 7326 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün değildir.


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerine göre yapılacak vergi
artırımı ve matrah beyanı yıl bazında yapılmakla birlikte, söz konusu yıla
ilişkin olarak anılan hüküm uyarınca vergi artırımı veya matrah beyan edilmesi
hâlinde, bu yıla ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesinden
indirilen yatırım indirimi istisnasına tabi kazançlar için
vergi tevkifatı yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.


 


Örneğin, hesap dönemi
takvim yılı olan bir kurumlar vergisi mükellefinin kurumlar vergisi matrah
artırımı ile birlikte, 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının
(d) ve (e) bentlerine göre 2016 yılı için vergi artırımı ve matrah beyanında
bulunması durumunda, bu yıla ilişkin olarak Nisan 2017 vergilendirme dönemine
ait muhtasar beyanname ile beyan edilen yatırım indirimi istisnasına tabi
kazançlar için vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olması söz konusu
olmayacaktır.


 


 


 


aa) Yatırım indirimi
istisnasına tabi kazançları bulunan ve bu kazançlarını muhtasar beyanname ile
beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri


 


Kurumlar vergisi
mükelleflerinin verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, yatırım indirimi
istisnası uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı
Kanunun geçici 61 inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş
olan kazançlarının bulunması hâlinde, bu mükellefler anılan kazançlar üzerinden
tevkif edilen vergilerini;


 


2016 yılı
için..................................................................... %35,


2017 yılı
için..................................................................... %30,


2018 yılı için..................................................................... %25,


2019 yılı
için..................................................................... %20,


2020 yılı
için..................................................................... %15


 


oranlarından az
olmamak üzere artırarak ödemeleri kaydıyla matrah ve vergi artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Yukarıda açıklandığı
üzere, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre,
vergi tevkifatına tabi kazançların daha önce beyan edilmiş olması
kaydıyla bu kazanç ve iratların matrahı artırılmamakta, vergileri
artırılmaktadır.


 


ab) Verdikleri yıllık
kurumlar vergisi beyannamelerinde kurum kazancından indirim konusu yapılan
yatırım indirimi istisnası bulunan ve buna ilişkin kazançlarını muhtasar
beyanname ile beyan etmemiş olan mükellefler


 


Verdikleri kurumlar
vergisi beyannamelerinde, yatırım indirimi istisnasına tabi kazancı bulunduğu
halde, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre
vergi tevkifatına tabi bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan
etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin olarak vergi
incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlara
ilişkin tevkifat matrahlarını;


 


2016 yılı
için....................................................... 47.000 TL’den,


2017 yılı
için....................................................... 49.800 TL’den,


2018 yılı
için....................................................... 52.900 TL’den,


2019 yılı
için.......................................................  56.200
TL’den,


2020 yılı
için.......................................................  63.750 TL’den



 


az olmamak üzere
artırarak beyan etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar üzerinden %15 oranında
vergi ödemeleri gerekmektedir.


 


b) Konuya İlişkin
Örnekler


 


Örnek 9- (K)
A.Ş.’nin 2016 yılına ilişkin olarak vermiş olduğu kurumlar vergisi
beyannamesinde beyan ettiği kazanç 1.600.000 TL’dir. Kurum aynı yılda, 800.000 TL
yatırım indirimi istisnasından yararlanmış olduğundan kurumlar vergisi matrahı
olarak 800.000 TL beyan etmiştir.


 


Şirket, 193 sayılı
Kanunun geçici 61 inci maddesine göre de tevkif ettiği (800.000 x %19,8=)
158.400 TL vergiyi, muhtasar beyanname ile beyan ederek zamanında ödemiştir.


 


Bu şirketin 2016
yılına ilişkin kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi yönünden başvuru
süresi içinde matrah artırımında bulunmak istemesi hâlinde, artırım dolayısıyla
ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 


Kurumlar Vergisinin
Hesabı


 







  

Yıl



Beyan edilen matrah
tutarı (TL)

(1)



Artırım oranı

(2)



Artırılan matrah
tutarı (TL)

(1 x 2)

(3)



Artırılan matraha
uygulanacak vergi oranı

(4)



Ödenecek vergi (TL)

(3 x 4)

(5)






2016



800.000



%35



280.000



%20



56.000









 


Gelir (Stopaj)
Vergisinin Hesabı


 







  

Yıl



Daha önce beyan
edilen gelir (stopaj) vergisi tutarı (TL)

(1)



Artırım oranı

(2)



Ödenecek vergi (TL)

(1 x 2)

(3)






2016



158.400



%35



55.440









 


Bu mükellef, kurumlar
vergisi matrahı ile tevkif edilen kurumlar vergisini birlikte artırmak
zorundadır. Aksi takdirde bu mükellefin 7326 sayılı Kanunun matrah ve vergi
artırımı hükümlerinden yararlanması söz konusu olmayacaktır.


 


Mükellefin matrah
artırımı sonrasında ödemesi gereken toplam vergi (56.000 + 55.440=) 111.440
TL’dir. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de
ödenebilecektir.


 


Örnek 10- (M)
A.Ş.’nin 2017 yılı için beyan ettiği kurum kazancı 60.000 TL’dir. Aynı
yılda 60.000 TL yatırım indirimi istisnası tutarı indirim konusu yapıldığından
kurumlar vergisi matrahı oluşmamış, ayrıca bu istisna uygulaması nedeniyle
(60.000 x %19,8=) 11.880 TL vergi tevkif edilip muhtasar beyanname ile beyan
edilmesi gerekirken bu beyan da yapılmamıştır.


 


Bu kurumun başvuru
süresi içinde matrah artırımında bulunması hâlinde ödeyeceği vergiler aşağıdaki
gibi hesaplanacaktır.


 


Kurumlar Vergisinin
Hesabı


 







  

Yıl



Beyan edilen matrah
(TL)

(1)



Artırılan matrah
tutarı (TL)

(2)



Artırıma
uygulanacak vergi oranı

(3)



Ödenecek vergi (TL)
(2 x 3)

(4)






2017



-



99.600



%20



19.920









 


 


 


 Gelir
(Stopaj) Vergisinin Hesabı


 







  

Yıl



Artırılan gelir
(stopaj) vergisi matrahı (TL)

(1)



Artırıma
uygulanacak vergi oranı

(2)



Ödenecek vergi
(TL) 

(1 x 2)

(3)






2017



49.800



%15



7.470









 


Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken toplam vergi (19.920 + 7.470=) 27.390
TL’dir. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de
ödenebilecektir.


 


5- Matrah ve Vergi
Artırımı ile Matrah Beyanına İlişkin Diğer Hususlar


 


a) Vergi İncelemesi
ve Tarhiyat Yapılmaması


 


7326
sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulması durumunda,
matrah ve vergi artırımında bulunulan yıllar için gelir veya kurumlar vergisi
yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.


 


Ayrıca, birden fazla
gelir unsurundan kazanç ve irat elde eden gelir vergisi mükelleflerince, vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olunmaması için, ilgili gelir unsurları
itibarıyla matrah artırımı yapılması şarttır. Dolayısıyla, ilgili dönemde matrah
artırımında bulunulmuş gelir unsurları itibarıyla vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır. Başka gelir unsurları için matrah artırımında bulunulmuş olsa
dahi ilgili dönemde elde edilmekle birlikte matrah artırımına konu edilmeyen
gelir unsurları için bu döneme ilişkin vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılabilecektir.


 


Bununla birlikte,
mükellefler, durumlarına göre bilanço esasına göre defter tutan mükellefler ile
serbest meslek erbabı için veya işletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenen asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah
artırımında bulunmaları hâlinde bütün gelir unsurları için vergi incelemesi ve
tarhiyata muhatap olmayacaktır.


 


Örnek 11- Bay (H) 2019 yılı için
herhangi bir gelir vergisi beyanında bulunmamıştır. Mükellefin ilgili takvim
yılında iki adet taşınmaz kiralaması bulunmakta olup, söz konusu taşınmazlardan
elde ettiği gelir ilgili yıla ilişkin mesken kira geliri istisna tutarının
üzerindedir. Bay (H) bu yıla ilişkin olarak gayrimenkul sermaye iradı yönünden
asgari matrah tutarını esas alarak artırımda bulunmuştur.


 


Mükellef hakkında,
matrah artırımına konu edilen 2019 yılı gayrimenkul sermaye iradı yönünden
herhangi bir vergi incelemesi ve tarhiyat yapılması söz konusu olmayacaktır.
Ancak, adı geçen hakkında ilgili yıla ilişkin olarak diğer gelir unsurları
itibarıyla vergi incelemesi ve gelir vergisi tarhiyatı yapılabilecektir.


 


Yukarıda da
belirtildiği gibi mükellef, işletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenen asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah
artırımında bulunması hâlinde diğer gelir unsurları için de vergi incelemesi ve
tarhiyata muhatap olmayacaktır.


 


b) Daha Önce Tevkif
Yoluyla Ödenmiş Vergilerin Durumu


 


Gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerinin 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin olarak
7326 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle matrah ve vergi
artırımında bulunmaları hâlinde, artırılan bu matrahlar üzerinden hesaplanan
veya artırılan vergilerin tamamını ödemeleri gerekmektedir.


 


Mükelleflerin matrah
ve vergi artırımında bulundukları yıllara ilişkin olarak daha önce tevkif
yoluyla ödemiş oldukları vergileri, matrah ve vergi artırımı nedeniyle
ödeyecekleri vergilerden mahsup etmeleri mümkün değildir.


 


c) Geçmiş Yıl
Zararları


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, “Gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait zararların %50’si,
2021 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu hükme göre
mükellefler, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu
yapılamamış geçmiş yıl zararlarının yarısını, 2021 ve müteakip yıl karlarından
mahsup edemeyeceklerdir.


 


Söz konusu zararların
ilgili yılların mali bilançolarına göre doğmuş olması veya indirim ve istisna
uygulamalarından kaynaklanmış olması durumu
değiştirmemektedir. Dolayısıyla, söz konusu bent hükmü uyarınca matrah
artırımında bulunan mükelleflerin artırımda bulundukları yıla ilişkin
zararlarının, gerek mali yıl bilançolarına göre doğmuş olsun gerekse indirim ve
istisnadan kaynaklanmış bulunsun, devreden tutarının sadece %50’si, 2021 yılı
ve müteakip dönemlerde Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili maddelerinde
yer alan esaslar çerçevesinde mahsup edilebilecektir.


 


Diğer taraftan,
matrah artırımında bulunulan yıllara ait olmakla birlikte 2020 ve önceki
yılların karlarından mahsup edilmiş geçmiş yıl zararlarına yönelik herhangi bir
işlem yapılmayacaktır.


 


Gelir veya kurumlar
vergisi mükelleflerinin 2021 yılına ilişkin olarak vermiş oldukları geçici
vergi beyannamelerinde, matrah artırımında bulundukları yıllara ait geçmiş yıl
zararlarının mahsup edilmiş olması hâlinde, söz konusu mükelleflerin 2021 yılı
geçici vergi beyannamelerini düzeltmelerine gerek bulunmamaktadır. 2021 yılı
gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde ise söz konusu zararların
%50’sinin mahsuba konu yapılamayacağı tabiidir.


 


Matrah artırımında
bulunan ve kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar vergisi
mükelleflerinden, hesap dönemleri 2021 yılı içinde sona eren ve matrah
artırımından önce kurumlar vergisi beyannamelerini vermiş olanlar, matrah
artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl
zararlarının %50’sini, 2021 ve müteakip yıl kârlarından mahsup
edemeyeceklerinden verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerini düzeltmeleri
gerekmektedir.


 


Bu kapsama giren
mükelleflerin, matrah artırımı başvuru süresi içerisinde düzeltme beyannamesi
vermeleri hâlinde, kendilerinden vergi cezası veya gecikme faizi talep
edilmeyecek, beyan üzerine tahakkuk edecek vergiler, beyannamenin verildiği
tarihten itibaren 1 ay içerisinde ödenecektir. Matrah artırmakla birlikte
düzeltme işlemlerini yapmayan mükellefler hakkında ise matrah artırımı başvuru
süresinin sonu itibarıyla gerekli işlemler vergi dairelerince yerine
getirilecek, vergi ziyaı olması hâlinde tarh edilecek vergi için gecikme
faizi matrah artırımı başvuru süresinin sonundan itibaren hesaplanacaktır.


 


Örnek 12- Kurumlar
vergisi mükellefi (A) A.Ş. 2016 yılında 20.000 TL zarar, 2017 yılında 24.000 TL
zarar, 2018 yılında 42.000 TL kâr, 2019 yılında 30.000 TL zarar ve 2020 yılında
ise 16.000 TL zarar beyan etmiştir. Mükellef, 2018 yılında beyan ettiği kar
tutarından 2016 ve 2017 yıllarından devreden geçmiş yıl zararlarını mahsup
etmiştir.


 


Söz konusu mükellefin
2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için matrah artırımından yararlandığı
durumda 2021 ve müteakip yıllarda mahsup edebileceği geçmiş yıl zarar tutarları
2017 yılından devreden (2.000/2=) 1.000 TL, 2019 yılından devreden (30.000/2 =)
15.000 TL ve 2020 yılından devreden (16.000/2=) 8.000 TL olmak üzere (1.000
+15.000+8.000) toplam 24.000 TL olacaktır.


 


ç) Gelecek Yıllarda
Matrahtan İndirim Konusu Yapılacak İstisna ve İndirim Tutarları ile Geçmiş Yıl
Zararlarının Artırılan Matrahlardan İndirilememesi


 


Kurumlar vergisinden
istisna edilen bazı kazançlar, ilgili yıl faaliyet sonucu zararla sonuçlanmış
olsa dahi yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde indirim olarak uygulanmakta ve
söz konusu istisna kazançlar, müteakip yıl kazançlarından indirilmek üzere
zarar olarak müteakip yıllara devredilmektedir. Matrah artırımında bulunan
mükelleflerin, devreden söz konusu zararları, bu Kanuna göre artırdıkları
matrahlardan indirmeleri mümkün değildir.


 


Aynı şekilde
mükellefler, yapmış oldukları yatırım harcamaları nedeniyle indirime hak
kazandıkları, ancak ilgili yıllarda kazanç yetersizliği dolayısıyla
yararlanamadıkları yatırım indirimi istisnası tutarları ile geçmiş yıl
zararlarını da 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre artırdıkları veya
beyan ettikleri matrahlardan indiremeyeceklerdir. Ancak önceki yıllarda
indirilemeyen yatırım indirimi istisnası tutarının, 193 sayılı Kanunun ilgili
hükümleri ile 1/10/2010 tarihli ve 27716 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 276) çerçevesinde
mükelleflerce daha sonraki yıllarda beyan edilen kazançlardan indirilebileceği
tabiidir.


 


Diğer taraftan, matrah
artırımında bulunulan cari yılda zarar beyan edilmiş olması hâlinde, 7326
sayılı Kanuna göre artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan
vergilerin tamamının ödenmesi gerekeceğinden, söz konusu cari yıl zararının da
artırılan matrahlar üzerinden mahsubu veya indirimi söz konusu olmayacaktır.
Bahse konu zararlar hakkında, mükelleflerin bu Tebliğin (V/C-5-c) bölümündeki
açıklamaları dikkate almaları gerekmektedir.


 


d) Gelir veya
Kurumlar Vergisine Mahsuben Ödenmiş Bulunan Vergilerin İadesinin Talep Edilmesi


 


Matrah ve vergi
artırımında bulunan mükelleflerin, artırımda bulundukları yıllarla ilgili
olarak yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce ödemiş oldukları
vergilerin, iadesine ilişkin taleplerinin bulunması hâlinde bu talepleri, 6/4/2004 tarihli
ve 25425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No:
252’deki esaslar çerçevesinde sonuçlandırılacaktır. Ancak, bu Kanun kapsamında
matrah artırımında bulunmuş olan mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisine
mahsuben ödemiş oldukları vergilerin iadesiyle ilgili talepleri ile sınırlı
kalmak üzere inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.


 


e) Kıst Dönemde
Faaliyette Bulunan Mükelleflerde Asgari Matrah Beyanı


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesi hükmüne ve bu Tebliğde yapılan açıklamalara göre matrah ve vergi
artırımında veya beyanında bulunacak mükelleflerin, matrah ve vergi artırımında
bulundukları yıllarda işe başlama ve işi bırakma gibi
nedenlerle, kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları hâlinde, ilgili
yıllar için belirlenen ve yukarıda açıklanan asgari matrahlar, faaliyette
bulunulan ay sayısı dikkate alınarak hesaplanacaktır. Bu hesaplamada ay
kesirleri tam ay olarak dikkate alınacaktır.


 


Örneğin, 11 Nisan
2016 tarihinde işe başlayan ve bilanço esasına göre defter tutan bir gelir
vergisi mükellefinin 2016 yılı için matrah ve vergi artırımda bulunmak istemesi
hâlinde, bu yıl için dikkate alacağı asgari matrah [(47.000/12) x 9=] 35.250
TL’den az olamayacaktır.


 


Diğer taraftan,
kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye girmeleri
hâlinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri
sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai
tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde kıst dönem
hesaplaması yapılacaktır.


 


f)
Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşi Yapan Mükelleflerin Durumu


 


Yıllara sari inşaat
ve onarım işi yapan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, bu faaliyetleri
dolayısıyla 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için 7326 sayılı Kanunun
matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Yıllara sari inşaat
ve onarım işi bulunan mükellefler, her bir inşaat itibarıyla işin bittiği yıl
esas alınmak suretiyle 7326 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında
bulunabileceklerdir.


 


Öte yandan, önceki
yıllarda başlayan, ancak 2021 yılında bitmiş veya halen devam etmekte olan,
yıllara sari inşaat ve onarım işleri için gelir vergisi
mükelleflerinin Mart 2022, kurumlar vergisi mükelleflerinin Nisan 2022 ve
müteakip yıllarda beyanda bulunması gerektiğinden 7326 sayılı Kanunun matrah ve
vergi artırımı hükümlerinden yararlanma imkanı bulunmamaktadır.


 


Diğer taraftan, gelir
ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına
ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde
beyan ettikleri yıllara sari inşaat ve onarma işine ait
istihkaklarından kesilen vergilerin beyannamede mahsubu sonucu, vergi iade
haklarının doğması ve bu mükelleflerin de anılan yıllarla ilgili olarak matrah
ve vergi artırımında bulunmaları hâlinde, iadesi gereken bu vergilerin,
mükelleflerin matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden
mahsubu mümkün değildir.


 


g) Özel Hesap
Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu


 


213 sayılı Kanunun
174 üncü maddesi çerçevesinde, kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen gelir
veya kurumlar vergisi mükellefleri, ilgili özel hesap dönemlerinin kapandığı
yıl itibarıyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Örnek 13- Öteden beri 1 Haziran
- 31 Mayıs özel hesap dönemini kullanan gelir vergisi mükellefi (A), söz konusu
özel hesap dönemine ait gelirlerini özel hesap döneminin kapandığı takvim
yılını izleyen yılın Mart ayının 1 ila 25’i arasında beyan etmektedir. Bu
mükellef;


 


- 1/6/2015 -
31/5/2016 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2016 takvim yılı için,


- 1/6/2016 -
31/5/2017 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2017 takvim yılı için,


- 1/6/2017 -
31/5/2018 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2018 takvim yılı için,


- 1/6/2018 -
31/5/2019 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2019 takvim yılı için,


- 1/6/2019 -
31/5/2020 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2020 takvim yılı için


 


belirlenen matrah
artırım oranlarını veya asgari matrah tutarlarını dikkate almak suretiyle
matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.


 


Örnek 14- Takvim yılı esasına
göre hesap dönemine tabi olan (B) Limited Şirketine, 1 Temmuz 2017
tarihinden itibaren özel hesap dönemi tayin edilmiş bulunmaktadır. Bu mükellef;


 


-1/1/2016 -
31/12/2016 hesap dönemine ilişkin olarak 2016 takvim yılı için,


-1/1/2017 -
30/6/2017 kıst hesap dönemine ilişkin olarak 2017 takvim yılı için,


-1/7/2017 -
30/6/2018 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2018 takvim yılı için,


-1/7/2018 -
30/6/2019 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2019 takvim yılı için,


-1/7/2019 -
30/6/2020 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2020 takvim yılı için


 


belirlenen artırım
oranlarını veya asgari matrah tutarlarını dikkate almak suretiyle matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.


 


1/1/2017 -
30/6/2017 kıst hesap dönemine ilişkin olarak beyan edilen matrahların
toplamı üzerinden ilgili yıl için belirlenmiş oranda matrah artırımı yapılması
gerekecek olup asgari matrahlar üzerinden matrah artırımı yapılmasının
gerekmesi hâlinde ise asgari matrahlar kıst hesaplamaya tabi
tutulmayacaktır.


 


Ç- GELİR (STOPAJ) VE
KURUMLAR (STOPAJ) VERGİSİNDE ARTIRIM


 


Vergi tevkifatı yapmakla
sorumlu olanlar, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5520
sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılmış bulunmaktadır.
Bunlar, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu kuruluşları, sair kurumlar,
ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların
iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini
beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını
bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerdir.


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin ikinci fıkrasında;


 


- Hizmet erbabına
ödenen ücretlerden,


- Serbest meslek
ödemelerinden,


-
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine
ait hakediş ödemelerinden,


- Kira ödemelerinden,


- Çiftçilerden satın
alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden,


- Esnaf muaflığından
yararlananlara yapılan ödemelerden


 


gelir veya
kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanların, 2016, 2017,
2018, 2019 ve 2020 yılları ile ilgili olarak vergi artırımında
bulunabilecekleri hüküm altına alınmış bulunmaktadır.


 


Bu kapsamda artırımda
bulunacak olanların, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(1), (2), (3), (5), (11) ve (13) numaralı bentleri ile 5520 sayılı Kanunun 15
inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 30 uncu maddesinin
birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan gelir veya kurumlar
vergisi tevkifatına ilişkin muhtasar beyannamelerini vermiş oldukları
vergi dairelerine, 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar
müracaat etmek suretiyle artırım hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün
bulunmaktadır.


 


1- Ücret Ödemeleri


 


193 sayılı Kanunun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca, hizmet erbabına
ödenen ücretlerden Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerine göre sorumlularca gelir
vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.


 


Hizmet erbabına
ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bu sorumlulukları
ile ilgili olarak vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, 7326
sayılı Kanunun 5 inci maddesi gereğince aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı
yapmaları gerekmektedir (Ek:8).


 


Spor kulüpleri ile
Türkiye Jokey Kulübü de ücret hükümlerine göre vergilendirilen ödemeleri için
vergi artırımından yararlanabilecektir.


 


a) Artırıma İlişkin
Yıla Ait Vergilendirme Dönemlerinin Tamamında Muhtasar Beyanname Verilmiş
Olması


 


193 sayılı Kanunun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına
ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir
vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar beyannamelerinde
beyan edilen ücret ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı
üzerinden;


 


2016 yılı
için....................................................................... %6,


2017 yılı
için....................................................................... %5,


2018 yılı
için....................................................................... %4,


2019 yılı
için....................................................................... %3,


2020 yılı
için....................................................................... %2


 


oranlarından az
olmamak üzere hesaplanan gelir vergisinin 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde
belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu sorumlular nezdinde; vergi
artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak ücret
ödemeleri yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.


 


 


 


 


b) Artırıma İlişkin
Yıl İçinde En Az Bir Dönemde Muhtasar Beyanname Verilmiş Olması


 


Vergi artırımında bulunulan
yılın sadece bir vergilendirme döneminde muhtasar beyanname verilmiş olması
hâlinde, bu beyannamede yer alan ücret ödemelerinin gayrisafi tutarı, 12 ile
çarpılmak suretiyle bir yıla iblağ edilerek vergi artırımına esas alınacak olan
yıllık ücretler üzerinden hesaplanacak gelir (stopaj) vergisinin matrahı
bulunacak ve bu matraha bu Tebliğin (V/Ç-1-a) bölümünde belirtilen vergi
oranları uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.


 


Öte yandan, birden
fazla dönemde muhtasar beyanname verilmiş olması hâlinde, verilen
beyannamelerde yer alan ücretin gayri safi tutarlarının toplamı, verilen
beyanname dönemi sayısına bölünmek suretiyle ortalaması bulunacak ve bulunan bu
ortalama tutar 12 ile çarpılmak suretiyle vergi artırımına esas alınacak gelir
(stopaj) vergisi matrahı bulunarak bu matraha bu Tebliğin (V/Ç-1-a) bölümünde
belirtilen vergi oranları uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.


 


c) Artırıma İlişkin
Yılda Hiç Muhtasar Beyanname Verilmemiş Olması


 


Mükellefler
(sorumlular) gelir (stopaj) vergisi artırımı isteminde bulundukları yılın
vergilendirme dönemlerinin hiçbirinde ücret ödemelerine ilişkin muhtasar
beyanname vermemişler ise bu yılla ilgili olarak aşağıda yapılan açıklamalar
çerçevesinde hesaplanan gelir vergisinin ödenmesi hâlinde, vergi artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Vergi artırımında
bulunmak istenilen yılın her bir vergilendirme dönemi için;


 


ca) 7326 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihten önce, ilgili yıl için verilmiş olan aylık prim ve hizmet
belgelerinde bildirilen ortalama işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul
edilecek ve vergi artırımında bulunulan yılın son vergilendirme dönemi için
geçerli olan asgari ücretin brüt tutarı, bu işçi sayısı ile çarpılmak suretiyle
bir vergilendirme dönemine ait gelir (stopaj) vergisi matrahı hesaplanacaktır.
Bu tutar 12 ile çarpılmak suretiyle bir yıla iblağ edilerek 7326 sayılı Kanunun
5 inci maddesine göre vergi artırımına esas olacak yıllık ücretler üzerinden
hesaplanan gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunacaktır. Bulunan bu tutar
üzerinden ilgili yıl için bu Tebliğin (V/Ç-1-a) bölümünde belirlenen oranda
gelir vergisi ödenmesi suretiyle, vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılacaktır.


 


cb) Vergi artırımı
yapılmak istenilen yılda aylık prim ve hizmet belgesinin hiç verilmemiş olması
hâlinde, 7326 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar vergi artırımı yapılan
yılı izleyen vergilendirme dönemlerinde verilen ilk aylık prim ve hizmet
belgesindeki işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve bu işçi sayısı
esas alınarak bu Tebliğin (V/Ç-1-c-ca) bölümünde açıklandığı şekilde ödenmesi
gereken gelir vergisi tutarı hesaplanacaktır.


 


cc) 2016, 2017, 2018,
2019 ve 2020 yıllarının tamamında 7326 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
aylık prim ve hizmet belgesinin hiç verilmemiş olması hâlinde, en az iki işçi
esas alınmak suretiyle bu Tebliğin (V/Ç-1-c-ca) bölümündeki açıklamalar
çerçevesinde ödenmesi gereken gelir vergisi hesaplanacaktır.


 


Bu bölümde yapılan açıklamalar
çerçevesinde, hizmet erbabına ödenen ücretlere ilişkin gelir (stopaj)
vergisinde yapılacak vergi artırımında kullanılacak, ilgili yılların son
vergilendirme dönemi için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarları
aşağıda gösterilmiştir.


 


2016 yılı
için......................................................... 19.764 TL


2017 yılı
için......................................................... 21.330 TL


2018 yılı
için......................................................... 24.354 TL


2019 yılı
için...................................................... 30.700,8 TL


2020 yılı
için......................................................... 35.316 TL


 


Örnek 15- (S) A.Ş. 2018 yılı
vergilendirme dönemlerinin hiçbirinde hizmet erbabına ödemiş olduğu ücretler
için muhtasar beyanname ve aylık prim ve hizmet belgesini vermemiştir.


 


(S) A.Ş. 2019 yılına
ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna vermiş olduğu ilk aylık prim ve hizmet
belgesinde 10 işçi için prim ödemesinde bulunmuştur. Bu durumda, 2018 yılında
ödenen ücretlere ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
(2018 yılının son vergilendirme dönemi olan Aralık ayında geçerli olan asgari
ücretin yıllık brüt tutarı bir işçi için 24.354 TL’dir.)


 


2018 yılı ücret
ödemelerine ilişkin


 


Gelir (stopaj)
vergisi matrahı (24.354 x10=)......... 243.540 TL


Gelir (stopaj)
vergisi (243.540 x %4=)................... 9.741,6 TL


 


Mükellef, 2018 yılına
ilişkin olarak gelir stopaj vergisi artırım tutarı olan 9.741,6 TL’yi 31/8/2021
tarihine kadar (bu tarih dâhil) idareye başvurarak, 7326 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödemesi durumunda, bu yıla ilişkin
ücretler yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesine ve tarhiyata muhatap
tutulmayacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit
hâlinde de ödenebilecektir.


 


2- Serbest Meslek
Ödemeleri


 


a) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar


193 sayılı Kanunun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca yaptıkları
serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden
vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme
dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen
serbest meslek ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;


 


2016 yılı
için....................................................................... %6,


2017 yılı
için....................................................................... %5,


2018 yılı için.......................................................................
%4,


2019 yılı
için....................................................................... %3,


2020 yılı için.......................................................................
%2


 


oranlarından az
olmamak üzere hesaplanan gelir vergisinin 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde
belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı
yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak serbest meslek
erbabına yapılan ödemeler yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:9).


 


b) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında
bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar beyanname
verilmemiş olması veya muhtasar beyanname verilmekle birlikte artırılması
istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması hâlinde, ilgili yıllar için
bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri için belirlenmiş
asgari gelir vergisi matrahı tutarının % 50’si esas alınarak belirlenen gelir
(stopaj) vergisi matrahı üzerinden % 15 oranında hesaplanan vergi ödenmek
suretiyle, 7326 sayılı Kanunun artırım hükümlerinden yararlanılacaktır (Ek:9).


 


Bu şekilde hesaplanan
vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







  Yıl

 



Bilanço Esasına
Göre Belirlenen Asgari Tutarın %50’si (TL)

 (1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi
(TL)

(1x2)

(3)






2016



23.500



15



3.525,00






2017



24.900



15



3.735,00






2018



26.450



15



3.967,50






2019



28.100



15



4.215,00






2020



31.850



15



4.777,50









 


Örnek 16- Market işletmeciliği
ile iştigal eden Bay (T), 2020 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirinde serbest
meslek erbabına yapmış olduğu ödemeler üzerinden kesilen vergilere ilişkin
muhtasar beyannameyi vermemiştir.


 


Bu durumda, 2020 yılı
içinde yapılan serbest meslek ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki
şekilde hesaplanacaktır.


 


Bu mükellefin hiç
beyanname vermemesi nedeniyle asgari matrahının belirlenmesinde bilanço esasına
göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah
tutarının (2020 yılı için 63.700 TL) %50’si esas alınacak ve bu tutar üzerinde
%15 vergi hesaplanacaktır.


 


Buna göre;


 


2020 yılı toplam
gelir (stopaj) vergisi matrahı (63.700 x %50=) 31.850    TL


Gelir (stopaj)
vergisi (31.850x %15=)................................................ 4.777,50
TL


 


Mükellefin, 2020
yılına ilişkin olarak gelir (stopaj) vergisi artırım tutarı olan 4.777,50 TL’yi
31/8/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) idareye başvurarak, 7326 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu
yıla ilişkin serbest meslek ödemeleriyle ilgili olarak gelir (stopaj) vergisi
incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği
gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


 


 


 


 


3- Kira Ödemeleri


 


a) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun
15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yaptıkları kira
ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların;
her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar
beyannamelerinde beyan edilen kira ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık
toplamı üzerinden;


 


2016 yılı
için....................................................................... %6,


2017 yılı
için....................................................................... %5,


2018 yılı
için....................................................................... %4,


2019 yılı
için....................................................................... %3,


2020 yılı için....................................................................... %2


 


oranlarından az
olmamak üzere hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinin 7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu sorumlular
nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili
olarak kira ödemelerine ilişkin gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi
incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:10).


 


b) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında
bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar beyanname
verilmemiş olması veya muhtasar beyanname verilmekle birlikte artırılması
istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması hâlinde, ilgili yıllar için
beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan mükellefler için
belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir
(stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi matrahı üzerinden %15 oranında
hesaplanan vergi ödenmek suretiyle 7326 sayılı Kanunun artırım hükümlerinden
yararlanılabilecektir (Ek:10).


 


Bu şekilde hesaplanan
vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







  

Yıl



Asgari Matrah
Tutarı

(TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi

(TL) (1x2)

(3)






2016



9.400



15



1.410






2017



9.960



15



1.494






2018



10.580



15



1.587






2019



11.240



15



1.686






2020



12.740



15



1.911









 


Örnek 17- 2017 yılında
faaliyete başlayan Kurum (A), 2017 ila 2020 yıllarına ait kira ödemelerinden
kaynaklanan vergi tevkifatı için artırım hükümlerinden yararlanmak
istemektedir.


 


Muhtasar
beyannamelerini üçer aylık dönemler itibarıyla veren mükellef kurumun,


 


-2017 yılına ilişkin
olarak 2017/Ocak-Şubat-Mart dönemine ait muhtasar beyannamesinde 5.000 TL,


-2018 yılına ilişkin
olarak 2018/Ocak-Şubat-Mart dönemine ait muhtasar beyannamesinde 8.000 TL,
2018/Temmuz-Ağustos-Eylül dönemine ait muhtasar beyannamesinde 10.000 TL olmak
üzere toplam 18.000 TL


 


kira ödemesi
(brüt) bulunmaktadır. Diğer dönemlere ilişkin olarak kira ödemeleri yönünden
muhtasar beyanname vermemiştir.


 


Bu durumda, anılan
mükellefin 2017-2020 yılları içinde yapılan kira ödemelerine ilişkin vergi
artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Muhtasar beyanname
verdiği dönemlerde artırım:


 


-2017 yılı
için       (5.000 x
%5=)                         250
TL


-2018 yılı
için     (18.000 x
%4=)                         720
TL


 


Muhtasar beyanname
vermediği dönemlerde artırım:


 


Bu mükellefin 2019 ve
2020 yılı için hiç muhtasar beyanname vermemesi nedeniyle asgari matrahının
belirlenmesinde geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan mükellefler
için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınacak ve bu tutar
üzerinden de %15 vergi hesaplanacaktır. Buna göre mükellefin;


 


- 2019 yılı
için     (11.240 x
%15=)               1.686
TL


- 2020 yılı
için     (12.740 x
%15=)               1.911
TL


 


olmak üzere,
toplam (250+720+1.686+1.911=) 4.567 TL’yi 31/8/2021 tarihine kadar (bu tarih
dâhil) kadar idareye başvurarak 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen
süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu yıllara ilişkin kira ödemeleriyle
ilgili olmak üzere gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit
taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


4-
Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerine İlişkin Hakedişler


 


a) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun
15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve 30 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bentleri uyarınca, yıllara sari inşaat ve onarım
işleri ile uğraşanlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hak
ediş ödemelerinden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların;
ilgili yıl içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dâhil) muhtasar
beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların
yıllık toplamı üzerinden %1 oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle
vergi artırımından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:11).


 


b) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında
bulunulan yıl içinde hiç beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname
vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması
hâlinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için
belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir
(stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi matrahı üzerinden %3 oranında
hesaplanan vergi ödenmek suretiyle 7326 sayılı Kanunun vergi artırımı
hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:11).


 


Bu şekilde hesaplanan
asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







 

Yıl

 



Bilanço Esasına Göre
Defter Tutanlar İçin Belirlenen Asgari Tutar (TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi
(TL)

(1x2)

(3)






2016



47.000



3



1.410






2017



49.800



3



1.494






2018



52.900



3



1.587






2019



56.200



3



1.686






2020



63.700



3



1.911









 


Örnek 18- Kurumlar vergisi mükellefi
(B) A.Ş., 2017 yılında ihale etmiş olduğu yıllara sari inşaat ve onarma
işleri nedeniyle yapmış olduğu hakediş ödemeleri üzerinden tevkif
etmiş olduğu vergilere ilişkin olarak artırımda bulunmak istemektedir.


 


Söz konusu yılda
muhtelif dönemlerde vermiş olduğu 5 adet muhtasar beyannamesinde toplam
1.800.000 TL hakediş ödemesi (brüt) beyan etmiş bulunmaktadır.


 


Bu durumda, anılan
mükellefin 2017 yılı içinde yapmış olduğu hakediş ödemelerine ilişkin
vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Mükellefin, 2017 yılı
için (1.800.000 x %1=) 18.000 TL tevkifat tutarını 31/8/2021 tarihine
kadar (bu tarih dâhil) idareye başvurarak, 7326 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu yıla ait söz
konusu yıllara sari inşaat ve onarma işlerine
ilişkin hakediş ödemeleri yönünden gelir (stopaj) ve kurumlar
(stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. Söz konusu vergi peşin
ödenebileceği gibi altı eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


5- Çiftçilerden Satın
Alınan Zirai Mahsuller ve Hizmetler İçin Yapılan Ödemeler


 


a) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendi uyarınca, çiftçilerden
satın aldıkları zirai mahsuller ve hizmetler için yaptıkları ödemelerden
vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde
verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dâhil) muhtasar
beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların
yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (11) numaralı bentlerinde yer alan ödemeler için
ayrı ayrı olmak üzere ilgili yıllarda geçerli
olan tevkifat oranının %25’i oranında hesaplanacak vergiyi ödemek
suretiyle vergi artırımından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:12).


 







Buna göre vergi
artırımına ilişkin oranlar aşağıda gösterilmiştir.  

 

Yıl



GVK Madde 94/11-a-i
bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde
94/11-a-ii bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde 94/11-b-i
bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde
94/11-b-ii bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde 94/11-c-i
bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde
94/11-c-ii bendine göre yapılan ödemeler için






2016



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2017



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2018



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2019



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2020



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1









  


b) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında bulunulan
yıl içinde hiç beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname vermekle
birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması hâlinde,
ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için
belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir
(stopaj) vergisi matrahı üzerinden %2 oranında hesaplanan vergi ödenmek
suretiyle 7326 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılabilecektir (Ek: 12).


 


Bu şekilde hesaplanan
asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







 

Yıl

 



Bilanço Esasına
Göre Defter Tutanlar İçin

Belirlenen Asgari
Tutar (TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi
(TL)

(1x2)

(3)






2016



47.000



2



940






2017



49.800



2



996






2018



52.900



2



1.058






2019



56.200



2



1.124






2020



63.700



2



1.274









 


6- Esnaf Muaflığı
Kapsamında Bulunanlara Yapılan Ödemeler


 


a) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca, esnaf muaflığı
kapsamında bulunanlara yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur
olanların; ilgili yıl içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dâhil)
muhtasar beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi
tutarların yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (13) numaralı bendinde yer alan ödemeler için ayrı ayrı
olmak üzere ilgili yıllarda geçerli olan tevkifat oranının %25’i oranında
hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından yararlanması mümkün
bulunmaktadır (Ek: 13).


 


Buna göre vergi
artırımına ilişkin oranlar aşağıda gösterilmiştir.


 







 

Yıl



GVK 94/13-a ve b
bentlerine göre yapılan ödemeler için



GVK 94/13-c bendine
göre yapılan ödemeler için



GVK 94/13-d bendine
göre yapılan ödemeler için






2016



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2017



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2018



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2019



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2020



% 0,50



% 1,25



% 2,50









 


 b) Artırıma
İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında bulunulan
yıl içinde hiç beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname vermekle
birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması hâlinde,
ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için
belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir
(stopaj) vergisi matrahı üzerinden %5 oranında hesaplanan vergi ödenmek
suretiyle 7326 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılabilecektir (Ek: 13).


 


Bu şekilde hesaplanan
asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







Yıl



Bilanço Esasına
Göre Belirlenen Asgari Tutarın (TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi
(TL)

(1x2)

(3)






2016



47.000



5



2.350






2017



49.800



5



2.490






2018



52.900



5



2.645






2019



56.200



5



2.810






2020



63.700



5



3.185









 


Örnek 19- (Y) Limited Şirketi,
2016-2020 yılı vergilendirme dönemlerinde esnaf muaflığından yararlananlara
yapmış olduğu ödemeler üzerinden tevkif etmiş olduğu vergilere ilişkin olarak
artırımda bulunmak istemektedir.


 


Mükellef, 2016, 2017,
2018 ve 2019 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin vermiş olduğu muhtasar
beyannamelerinde, esnaf muaflığından yararlananlardan yapılmış olan vergi
tevkifatlarına yer vermemiştir.


 


2020 yılında esnaf
muaflığından yararlananlardan;


 


-Hurda mal alımları
için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi tutarı 85.000 TL,


-Hizmet alımları için
yapmış olduğu ödemelerin gayri safi tutarı ise 70.000 TL’dir.


 


Mükellef, 2020 yılı
için yapmış olduğu tevkifatlar dolayısıyla muhtasar beyannamesini vermiş bulunmaktadır.


 


Bu durumda, anılan
mükellefin 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında esnaf muaflığı kapsamında
bulunanlara yapmış olduğu ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.


 







2016 Yılı için (47.000x %5=) 



2.350 TL






2017 Yılı için (49.800x %5=)



2.490 TL






2018 Yılı için (52.900x %5=) 



2.645 TL






2019 Yılı için (56.200x %5=) 



2.810 TL






2020 Yılı için;



2.175 TL






Hurda mal alımları nedeniyle (85.000 x %
0,50= 425 TL)






Hizmet alımları nedeniyle (70.000 x %2,50=
1.750 TL)






Genel
Toplam:



12.470 TL









 


Mükellefin, 2016-2020
yıllarına ilişkin olarak gelir (stopaj) vergisi artırım tutarı olan toplam
12.470 TL’yi, 31/8/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) idareye başvurarak,
7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödenmesi
durumunda, bu yıllara ilişkin gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi altı eşit taksit
hâlinde de ödenebilecektir.


 


7- Gelir (Stopaj) ve
Kurumlar (Stopaj) Vergisi Artırımı ile İlgili Ortak Hükümler


 


a) Başvuru Süresi ve
Şekli


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesi kapsamında gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında
bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumluların), bu Tebliğin (V/B) bölümünde
belirtilen süre ve şekilde ilgili vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.


 


b) Yıl İçinde İşe
Başlayan veya İşi Bırakan Mükelleflerin Durumu


 


Gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumluların)
artırımda bulunacakları yıl içinde işe başlamış ya da işi bırakmış olmaları
hâlinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri esas alınarak yukarıdaki
bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili yıl için artıracakları vergi
tutarları hesaplanacaktır. Bu hesaplamada, faaliyette bulunulan vergilendirme
dönemlerine ait gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisinin bir yıla iblağ
edilmesi söz konusu değildir.


 


Mükelleflerin
(sorumluların) ilgili yılların herhangi bir vergilendirme dönemi için vergi
artırımında bulunmaları mümkün olmayıp, yılın tamamı için vergi artırımı
yapmaları zorunludur. Ancak, mükelleflerin (sorumluların) yıl bazında seçimlik
hakları mevcuttur.


 


c) Artırım Sonucu
Ödenen Vergilerin Gelir veya Kurumlar Vergisinden İndirilmemesi


 


Gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunan mükelleflerin artırıma esas ücret
tutarları ve artırılan matrahlar ile bu ücret ve matrahlar üzerinden ödenen
gelir vergisi tutarları, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde
gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.


 


 


ç) Farklı Vergi
Dairelerine Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar


 


Gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi artırımına ilişkin olarak farklı vergi dairelerine
beyanda bulunmuş olan mükelleflerin (sorumluların) bu Tebliğin (V/B-2)
bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili vergi dairelerine
başvurmaları gerekmektedir.


 


d) Tevkifata Tabi
Ödemelerin Yıla İblağ Edilmesi


 


İlgili yıl içinde
ücret dışındaki ödemeler nedeniyle verilen muhtasar beyannamelerde beyan edilen
tutarlar beyanname verilen dönemlerle sınırlı olup, bir yıla iblağ edilmesi söz
konusu değildir.


 


e) Vergi İncelemesi
ve Tarhiyat Yapılmaması


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesi kapsamında tevkifata tabi herhangi bir ödeme türü için
artırımda bulunulması ve artırılan vergilerin bu maddede belirtilen süre ve
şekilde ödenmesi durumunda, vergi artırımında bulunulan ödeme türüne ilişkin
olarak artırımda bulunulan yıl için gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi
yönünden vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olunmayacaktır.


 


Diğer taraftan,
işverenlerce ücretlerde asgari geçim indiriminin uygulanmadığı gerekçesiyle
ücretlilerin başvuru yapması hâlinde, bu taleplerin 4/12/2007 tarihli
ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri
No: 265)’ndeki açıklamalar çerçevesinde sonuçlandırılabilmesi için ilgili
talepleri ile sınırlı kalmak üzere gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.


 


f) Gelir veya
Kurumlar Vergisinde Matrah Artırımı


 


Gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi yönünden artırımda bulunulması durumunda, ayrıca
gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartı
aranmayacaktır.


 


D- KATMA DEĞER
VERGİSİNDE ARTIRIM


 


7326 sayılı Kanunun
5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına
ilişkin olarak maddede belirtildiği şekilde belirlenecek katma değer vergisini,
vergi artırımı olarak, 31/8/2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar beyan eden ve
aynı maddede belirtilen süre ve şekilde ödeyen mükellefler nezdinde, söz konusu
vergiyi ödedikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma
değer vergisi (KDV) incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı hükme
bağlanmıştır. 


 


Buna göre, KDV
mükelleflerinin, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için maddede
belirtilen şekilde vergi artırımında bulunmaları ve maddede belirtilen
süre ve şekilde ödemeleri hâlinde, artırımda bulundukları dönemler için
haklarında, 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (e)
bendinde hükme bağlanan durumlar hariç, KDV yönünden vergi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır. 


 


KDV artırım
uygulaması aşağıda belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda yürütülecektir.


 


1- Artırıma İlişkin
Yılda Verilmesi Gereken 1, 3 veya 4 No.lu KDV Beyannamelerinin Tamamını Vermiş
Olan Mükellefler


 


a) Artırıma Esas
Tutar ve Uygulanacak Artırım Oranları


 


aa) KDV
mükellefleri, ilgili yıllar içindeki her bir vergilendirme dönemine ilişkin
olarak verdikleri 1, 3 veya 4 No.lu KDV Beyannamelerinin “Hesaplanan Katma
Değer Vergisi” satırlarında yer alan tutarların yıllık toplamı üzerinden; 


 


2016 yılı
için...................................................................... %3,


2017 yılı
için...................................................................... %3,


2018 yılı
için................................................................... %2,5,


2019 yılı
için...................................................................... %2,


2020 yılı
için...................................................................... %2,


 


oranından az olmamak
üzere hesaplanacak KDV’yi, Kanunda öngörüldüğü süre ve şekilde ödemeleri
hâlinde vergi artırımı hükümlerinden faydalanabileceklerdir. Hasılat esaslı
vergilendirme usulüne göre vergilendirilen mükellefler de vergi artırımı
taleplerini %1,5 oranını değil bu oranları esas alarak yapabileceklerdir.


 


ab) İhtirazi
kayıtla verilen beyannamelerde yer alan hesaplanan KDV tutarları, yukarıda
belirtilen yıllık hesaplanan KDV toplamına dâhil edilecektir. 


 


Mükelleflerce ilgili
yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 7326 sayılı
Kanunun yayımı tarihine kadar sonuçlandırılmış olması hali de dâhil olmak
üzere, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımı tarihinden
önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate
alınacaktır. 


 


Öte yandan, 3065
sayılı KDV Kanununun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri uyarınca tecil-terkin uygulaması
kapsamında teslimleri bulunan mükelleflerde, tecil edilen vergiler, ilgili
dönem beyannamesinde yer alan “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırındaki
tutardan düşülecek ve yıllık toplama dâhil edilmeyecektir. 


 


Bu şekilde hesaplama
yapılabilmesi için, 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında teslim
edilen malların süresi içinde ihracının gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir.
Aynı Kanunun geçici 17 nci maddesi kapsamında teslimleri bulunanlarda ise bu
şart aranmayacaktır. 


 


“Tecil edilen
vergiler” ifadesinden kasıt, 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İhraç Kayıtlı
Teslimler” bölümünde yer alan “Tecil Edilebilir KDV” satırındaki tutardır. 


 


Örnek 20- 14/5/2016 tarihinde
mükellefiyetini tesis ettirerek faaliyetine başlayan (A) Ltd. Şti., 2016 ve
2017 takvim yıllarına ilişkin olarak KDV artırım imkanından yararlanmak için
yasal süresi içinde vergi dairesine başvurmuştur. (A) Ltd. Şti., söz konusu
dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermiştir. Mükellefin
bazı dönemlerinde (Şubat, Nisan, Mayıs, Ekim, Aralık/2017) 3065 sayılı Kanunun
(11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı teslimleri de bulunmakta olup, söz
konusu malların ihracatı süresi içinde gerçekleşmiştir.


 


(A)’nın, 2016 ve 2017
yılı “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyanları her bir dönem itibarıyla
aşağıdaki gibidir.


 







YIL



2016



2017






Dönem



 

Hesaplanan KDV (TL)

(a)



Tecil Edilebilir
KDV (TL)

(b)



 

Fark (TL)

(a-b)



 

Hesaplanan KDV (TL)

(a)



Tecil Edilebilir
KDV (TL)

(b)



 

Fark (TL)

(a-b)






OCAK



-



-



-



14.000



-



14.000






ŞUBAT



-



-



-



12.500



2.500



10.000






MART



-



-



-



16.000



-



16.000






NİSAN



-



-



-



10.500



3.000



7.500






MAYIS



8.000



-



8.000



10.750



2.500



8.250






HAZİRAN



7.500



-



7.500



8.500



-



8.500






TEMMUZ



4.000



-



4.000



10.000



-



10.000






AĞUSTOS



5.000



-



5.000



21.000



-



21.000






EYLÜL



2.600



-



2.600



22.000



-



22.000






EKİM



10.000



-



10.000



30.000



6.000



24.000






KASIM



6.750



-



6.750



23.500



-



23.500






ARALIK



11.000



-



11.000



21.000



2.750



18.250






TOPLAM



54.850



-



54.850



199.750



16.750



183.000









 


Bu verilere göre, mükellefin
toplam KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından yararlandığı
varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır. 


 







2016 Yılı KDV Artırım Tutarı



            
                54.850
x %3



=



1.645,50 TL






2017 Yılı KDV Artırım Tutarı



  
183.000 x %3



=



5.490 TL






Taksit Tutarı



[(1.645,50+
5.490,00) x1,09]  /6



=



 1.296,28 TL









 


b) Kısmi Tevkifat
Uygulaması Kapsamında İşlemi Bulunanlarda Bu İşlemlerine İlişkin Olarak, Yıllık
Hesaplanan Katma Değer Vergisi Tutarının Hesabında Dikkate Alınacak Tutar


 


3065 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca bazı
işlemler “kısmi vergi tevkifatı” kapsamına alınmıştır. Bu uygulamada, işlem
bedeli üzerinden hesaplanan verginin, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen
kısmı sorumlu sıfatıyla alıcı tarafından, kalan kısmı ise satıcı tarafından
beyan edilmektedir. 


 


Bu tür işlemleri
bulunan satıcıların yapacakları KDV artırımları ile ilgili “Yıllık Hesaplanan
KDV" tutarının belirlenmesinde, alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan
edilen KDV dikkate alınmadan, kendileri tarafından beyan edilen kısım
hesaplamaya dâhil edilecektir.


 


c) Sorumlu Sıfatıyla
Beyan Edilen Katma Değer Vergisi 


 


2 No.lu KDV
beyannameleri için 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası
hükmünden yararlanılması mümkün değildir. 


 


Bu çerçevede, 2 No.lu
KDV Beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilen vergiler, yukarıda
belirtildiği üzere satıcılar ve alıcılar tarafından yıllık toplama dâhil
edilmeyecektir.


 


ç) Artırımın Takvim
Yılı Bazında Yapılacağı 


 


Mükelleflerin,
artırıma esas alınan ilgili yılların vergilendirme dönemlerinin tamamı için
artırımda bulunmaları gerekmektedir. 


 


Ancak, mükelleflerin
yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur. 


 


d) Beyannamelerin
Tamamı Verilmekle Birlikte, Beyannamelerin Bir Kısmında veya Tamamında Vergiye
Tabi İşlemlerin Bulunmaması Hâlinde Artırım Tutarı 


 


Mükelleflerce ilgili yıl
içindeki KDV beyannamelerinin tamamı verilmiş olmakla birlikte, vergiye tabi
işlem bulunmaması nedeniyle bazı dönemlere ilişkin beyannamelerde veya bütün
dönem beyannamelerinde “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyan edilmemesi
durumunda, bu Tebliğin (V/D-3) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde işlem
yapılacaktır. 


 


e) Özel Hesap
Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu 


 


213 sayılı Kanunun
174 üncü maddesine göre Hazine ve Maliye Bakanlığınca gelir veya kurumlar
vergisi bakımından özel hesap dönemi tayin edilen mükellefler bu Tebliğin
(V/D-1) bölümü kapsamındaki hesaplamayı ilgili takvim yılı bazında
yapacaklardır.


 


f) Kullanılacak
Bildirim


 


Vergi artırımında
bulunulan yılda vermeleri gereken 1, 3 veya 4 No.lu KDV Beyannamelerinin
tamamını vermiş olan ve tüm beyannamelerinde “Hesaplanan Katma Değer Vergisi”
beyan eden mükellefler (bu Tebliğin (V/D-3) bölümü kapsamında olanlar hariç),
KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:14) yer alan
bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir. 


 


2- Artırıma İlişkin
Yılda Verilmesi Gereken 1, 3 veya 4 No.lu KDV Beyannamelerinin Bir Kısmını veya
Tamamını Vermemiş Olan Mükellefler


 


a) En Az Üç Döneme Ait
KDV Beyannamesi Vermiş Olanlar


 


Verilmiş olan KDV
beyannamelerinin “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırlarında yer alan
tutarlar toplanacak ve beyanname verilen dönem sayısına bölünerek ortalama
tutar bulunacaktır. 


 


Bulunan bu ortalama
tutar, 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek vergi artırımına esas
olacak “Yıllık Hesaplanan KDV” tutarına ulaşılacaktır. 


 


Bulunan bu vergi
tutarı üzerinden bu Tebliğin (V/D-1-aa) bölümünde belirtilen oranlarda KDV’nin,
Kanunda öngörüldüğü süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, mükellefler KDV artırım
hükümlerinden faydalanabileceklerdir.  


 


Bu kapsamdaki
mükelleflerin, KDV artırım imkânından yararlanmaları için ilgili yıla ilişkin
olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunma zorunluluğu
bulunmamaktadır. 


 


Örnek 21- Mükellef 2017 yılı
içinde sadece 5 vergilendirme dönemine ilişkin olarak KDV beyannamesi
vermiştir. Mükellefin vermiş olduğu KDV beyannamelerindeki “Hesaplanan Katma
Değer Vergisi” tutarları toplamı 45.000 TL’dir. 


 


Buna göre, mükellefin
KDV artırım tutarı (peşin ödeme imkânından yararlandığı varsayıldığında)
aşağıdaki gibi hesaplanacaktır. 


 







Her Bir Dönem İçin Dikkate Alınacak
Hesaplanan KDV



45.000 / 5



=



9.000 TL






2017 Yılı KDV Artırımına Esas Tutar



9.000 x 12



=



108.000 TL






2017 Yılı KDV Artırım Tutarı



108.000 x %3



=



 3.240 TL






Mükellefin peşin ödeme seçeneğini tercih
etmiş olması nedeniyle Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (d)
bendine göre % 10 indirim yapılacağından ödenmesi gereken tutar [3.240 – (3.240
x %10)]=2.916 TL olacaktır.









 


Artırımda
bulundukları takvim yılı içinde 1, 3 veya 4 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını
vermemekle birlikte, en az üç döneme ait KDV beyannamesi vermiş ve bu
beyannamelerinin tamamında “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyan etmiş olan
mükellefler (bu Tebliğin (V/D-3) bölümü kapsamında olanlar hariç),
KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:15) yer alan
bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir. 


 


b) Hiç Beyanname
Vermemiş veya En Fazla İki Dönemde Beyanname Vermiş Olanlar 


 


Artırımın ilgili
olduğu yıl içindeki dönemlere ait KDV beyannamelerinin hiç verilmemiş ya da söz
konusu takvim yılının sadece bir veya iki vergilendirme dönemi için beyanname
verilmiş olması hâlinde, KDV artırım hükümlerinden yararlanabilmek için,
mükelleflerin ilgili yıla ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden
matrah artırımında bulunmaları zorunludur. 3 No.lu KDV Beyannamesi veren
mükellefler bu bölüm kapsamında artırım yapamazlar.


 


Bu durumda olan adi
ortaklık, kollektif ve adi komandit ortaklıklarda ortakların tamamının gelir
veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları gerekmektedir.
Ortaklık yapısının tamamen gerçek kişilerden oluşması durumunda, bilanço
esasında gelir vergisi mükellefleri için belirlenen matrah artırımına ilişkin
asgari tutar; adi ortaklığın ortaklık yapısında en az bir kurumlar vergisi
mükellefi bulunması durumunda, kurumlar vergisi matrah artırımına ilişkin
asgari tutar, ortaklık için KDV artırım tutarının tespitinde dikkate
alınır. 


 


Mükellefler,
artırdıkları gelir veya kurumlar vergisi matrah tutarı üzerinden %18 oranında
hesaplanacak KDV’yi, Kanunda öngörüldüğü süre ve şekilde ödemeleri hâlinde, KDV
artırım hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Örnek 22- Mükellef (U) A.Ş.,
2017 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak söz konusu
yıla ilişkin olarak sadece iki vergilendirme dönemi için KDV beyannamesi
vermiştir. 


 


Mükellef, aynı takvim
yılı ile ilgili olarak 100.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmuştur. 


 


Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 







2017 Yılı KDV Artırım Tutarı



100.000 x %18



=



18.000 TL






Taksit Tutarı



(18.000 x
1,09) /6



=



3.270 TL









 


Öte yandan, 5520
sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi uyarınca kurumlar
vergisinden muaf bulunan kooperatifler, KDV artırımında bulunmak istemeleri
hâlinde, kurumlar vergisi matrah artırımına ilişkin asgari tutar dikkate
alınmak suretiyle, KDV artırım hükümlerinden yararlanabileceklerdir. Bu
durumda, söz konusu kooperatiflerin ayrıca kurumlar vergisi yönünden matrah
artırımında bulunmuş olmaları şartı aranmayacaktır. Ancak, kurumlar vergisi
yönünden de ilgili yıl için matrah artırımında bulunulmuş olması hâlinde, KDV
artırım tutarı, matrah artırım tutarı esas alınarak belirlenecektir. 


 


Artırımda
bulundukları takvim yılı içindeki dönemlere ilişkin KDV beyannamelerinin
hiçbirini vermemiş veya en fazla iki dönemde beyanname vermiş olan
mükellefler KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:16) yer
alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir. 


 


3- 1 veya 4 No.lu KDV
Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV Bulunmayan veya Hesaplanan KDV Beyanları
Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlere İlişkin Olanlar ile KDV
Beyannamelerinin Bazılarında Hesaplanan KDV Bulunanlar


 


a) KDV
Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV Bulunmayan veya Hesaplanan KDV Beyanları
Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlere İlişkin Olanlar


 


İlgili takvim yılı
içindeki işlemlerinin tamamı;


 


- İstisnalar
kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşan veya diğer nedenlerle hesaplanan KDV
beyanı bulunmayan mükellefler ile


- Tecil-terkin
uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşan mükellefler 


 


ilgili yıl için gelir
veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuş olmaları şartıyla KDV
artırımından faydalanabileceklerdir.


 


Buna göre, ilgili yıl
içinde en az üç dönemde KDV beyannamesi veren ve hiçbir dönemde hesaplanan
vergisi çıkmayan veya sadece tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimleri
nedeniyle hesaplanan vergi beyanı bulunan mükelleflerin artırım
taleplerinde,  Tebliğin bu bölümüne göre işlem yapılacaktır.


 


Bu mükelleflerin, KDV
artırım talepleri nedeniyle ödeyecekleri vergi, gelir veya kurumlar vergisi
bakımından artırılan matrahlara %18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.



 


Örnek 23- (Y)
A.Ş., 2018 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak söz
konusu yıldaki işlemleri KDV’den müstesna olan ve tecil-terkin uygulaması
kapsamındaki işlemlerden oluşmaktadır. 2018 yılı KDV beyannamelerinin üçünde
“Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyanı bulunmakta, ancak bu beyanlar
tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemlerden kaynaklanmaktadır. 


 


Mükellef, aynı takvim
yılı ile ilgili olarak 120.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmuştur. 


 


Mükellefin 2018 yılı
beyan durumu her bir dönem itibarıyla aşağıdaki gibidir.


 







DÖNEM



HESAPLANAN KDV
(HKDV) BEYANI






OCAK



HKDV yok






ŞUBAT



HKDV yok






MART



HKDV yok






NİSAN



10.000
TL (Tecil Edilebilir KDV)






MAYIS



8.000
TL (Tecil Edilebilir KDV)






HAZİRAN



HKDV yok






TEMMUZ



HKDV yok






AĞUSTOS



HKDV yok






EYLÜL



16.000
TL (Tecil Edilebilir KDV)






EKİM



HKDV yok






KASIM



HKDV yok






ARALIK



HKDV yok






TOPLAM



34.000 TL









 


Bu durumda, mükellefin
KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından yararlandığı
varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 







2018 Yılı KDV Artırım Tutarı



120.000 x %18



=



21.600 TL






Taksit Tutarı



(21.600 x
1,09) / 6



=



3.924 TL









 


b) KDV Beyannamelerinin
Bazılarında Hesaplanan KDV Bulunanlar


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b-3) bendinde, “…Şu kadar ki, ilgili
takvim yılı içinde bu alt bentte belirtilen durumların yanı sıra vergiye tabi
diğer işlemlerin de mevcudiyeti nedeniyle hesaplanan vergisi çıkan mükellefler
ile yıl içinde beyannamelerinin tamamını vermekle birlikte beyannamelerinin
bazılarında hesaplanan katma değer vergisi bulunmayan mükelleflerin bu fıkra
hükmüne göre ödemeleri gereken katma değer vergisi tutarı, yukarıda
belirtildiği şekilde hesaplanacak %18 oranındaki katma değer vergisi tutarından
aşağı olmamak kaydıyla, hesaplanan katma değer vergisi bulunan beyannamelerdeki
vergiler toplamına bu fıkranın (a) bendinde belirtilen oranlar uygulanmak suretiyle
hesaplanır. Bu kapsama giren mükellefler, gelir veya kurumlar vergisi için
matrah artırımında bulunmamaları hâlinde bu fıkra hükmünden yararlanamaz.”
hükmüne yer verilmiştir.


 


Kanunun 5 inci
maddesinde, KDV artırımında bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerinden
herhangi birisine ilişkin KDV beyannamesinde “Hesaplanan Katma Değer Vergisi”
bulunmayan mükelleflerin, gelir veya kurumlar vergisi için matrah artırımında
bulunmalarının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Mükellefler, ilgili yıl içindeki
katma değer vergisi beyannamelerini vermekle birlikte, beyannamelerinin
bazılarında “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” bulunmayabilir. Bu durum,
mükelleflerin işlemlerinin tamamının istisna kapsamındaki teslim ve
hizmetlerden, ilgili dönemde işlemin bulunmamasından veya diğer nedenlerden
kaynaklanabilir.


 


Buna göre,
mükelleflerin KDV artırımından yararlanmak istedikleri yıl içindeki bazı
dönemlerine ait beyannamelerinde, tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemler
dışındaki işlemleri dolayısıyla “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” yer alması
durumunda, vergi artırımı nedeniyle ödemeleri gereken verginin tespiti için
gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulundukları tutarın %18’i ile
karşılaştırma yapılması gerekmektedir. Artırım talebi nedeniyle ödenmesi
gereken vergi, önce mükellefin beyanname verme durumuna göre bu Tebliğin
(V/D-1) veya (V/D-2) bölümlerine, daha sonra bu bölüme göre hesaplanacaktır. Bu
tutarlardan büyük olanı, artırım nedeniyle ödenmesi gereken vergi olarak kabul
edilecektir.


 


Bu çerçevede, yıl
içindeki beyannamelerinin tamamını vermekle birlikte, beyannamelerin
bazılarında “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” bulunmayan mükelleflerin artırım
talebinde bulunmaları hâlinde, hesaplanan vergi bulunan beyannamelerindeki
hesaplanan vergiler toplanacak ve bu toplama, ilgili yıl için öngörülen artırım
oranı uygulanarak artırım tutarı hesaplanacaktır. Ancak bu tutar, mükellefin
gelir/kurumlar vergisi matrah artırımına %18 oranı uygulanmak suretiyle bulunan
tutardan küçük olursa büyük olan tutar dikkate alınacaktır.


 


Bu kapsama giren
mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmaları zorunludur.


 


Örnek 24- Gelir vergisi
mükellefi (A), 2018 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Söz
konusu yılda, KDV’den istisna işlemlerin yanı sıra bazı dönemlerde (Şubat,
Nisan, Mayıs ve Eylül/2018 dönemlerinde) vergiye tabi (KDV beyanını gerektiren)
işlemler de bulunmaktadır. 


 


Mükellef, aynı takvim
yılı ile ilgili olarak 40.000 TL gelir vergisi matrah artırımında
bulunmuştur. 


 


Mükellefin 2018 yılı
beyan durumu her bir dönem itibarıyla aşağıdaki gibidir. 


 







DÖNEM



HESAPLANAN KDV
(HKDV) BEYANI






OCAK



HKDV yok






ŞUBAT



31.500 TL






MART



HKDV yok






NİSAN



30.000 TL






MAYIS



49.000 TL






HAZİRAN



HKDV yok






TEMMUZ



HKDV yok






AĞUSTOS



HKDV yok






EYLÜL



38.000 TL






EKİM



HKDV yok






KASIM



HKDV yok






ARALIK



HKDV yok






TOPLAM



148.500 TL









 


Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 


 2018 Yılı KDV
Artırım Tutarı:


                              







1) 148.500 x %2,5
=   3.712,50 TL



KDV artırım tutarı bu tutarlardan büyük
olan 7.200 TL olacaktır.






2)   40.000 x %18 
=     7.200 TL









 


Taksit Tutarı ise
[(7.200 x 1,09) / 6] =  1.308 TL olacaktır. 


 


Örnek 25- Kurumlar vergisi
mükellefi (K) A.Ş., 2019 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak
istemektedir. Mükellefin Mart, Mayıs ve Eylül/2019 vergilendirme dönemlerinde
vergiye tabi satış işleminin olmaması nedeniyle bu dönemlere ait 1 No.lu KDV
Beyannamelerinde “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyanı bulunmamaktadır. 


 


Mükellef, aynı takvim
yılı ile ilgili olarak 120.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmuştur. 


 


Mükellefin 2019 yılı
beyan durumu her bir dönem itibarıyla aşağıdaki gibidir.


 







DÖNEM



HESAPLANAN KDV
(HKDV) BEYANI






OCAK



40.000 TL






ŞUBAT



30.000 TL






MART



HKDV yok






NİSAN



25.000 TL






MAYIS



HKDV yok






HAZİRAN



22.000 TL






TEMMUZ



28.000 TL






AĞUSTOS



20.000 TL






EYLÜL



HKDV yok






EKİM



38.000 TL






KASIM



41.000 TL






ARALIK



61.000 TL






TOPLAM



305.000 TL









 


Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır. 


 


2019 Yılı KDV Artırım
Tutarı:          


                    







1) 305.000 x %2  =    
6.100 TL



KDV artırım tutarı bu tutarlardan büyük
olan 21.600 TL olacaktır.






2) 120.000 x %18=   21.600 TL









 


Taksit tutarı ise
[(21.600 x 1,09) / 6] = 3.924 TL olacaktır.


 


Örnek 26- 2019 takvim yılına ilişkin
olarak sadece 3 dönemde vergili işlemleri bulunan ve yılın 9 döneminde
beyanname verip, 3 döneminde vermemiş olan gelir vergisi mükellefi (B)’nin KDV
beyan durumu aşağıdaki gibidir. 


 


Mükellef 2019 yılı
ile ilgili olarak 45.000 TL gelir vergisi matrah artırımında bulunmuştur.


 







DÖNEM



HESAPLANAN KDV
(HKDV) BEYANI






OCAK



HKDV yok






ŞUBAT



Beyanname yok






MART



HKDV yok






NİSAN



30.000 TL






MAYIS



48.000 TL






HAZİRAN



Beyanname yok






TEMMUZ



HKDV yok






AĞUSTOS



HKDV yok






EYLÜL



36.000 TL






EKİM



HKDV yok






KASIM



Beyanname yok






ARALIK



HKDV yok






TOPLAM



114.000 TL









 


Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı (peşin ödeme imkânından yararlandığı
varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 


2019 Yılı KDV Artırım
Tutarı:


 







1)
114.000  /  9    =  12.666,66
TL



KDV artırım tutarı bu tutarlardan büyük
olan 8.100 TL olacaktır. Mükellefin peşin ödeme seçeneğini tercih
etmiş olması nedeniyle Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (d)
bendine göre % 10 indirim yapılacağından ödenmesi gereken tutar [8.100 –
(8.100 x %10)]=7.290 TL olacaktır.






12.666,66 x 12   = 
152.000 TL






152.000 x
%2  =     3.040 TL






2) 45.000 x
%18  =   8.100 TL









 


 


 


 


c) Kullanılacak
Bildirim


 


Tebliğin bu bölümü
kapsamında olan mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:17) yer
alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir. 


 


4- Vergilendirme
Dönemleri Üç Aylık Olan KDV Mükelleflerinin Durumu  


 


a) Bir, İki veya Üç
Dönem İçin Beyanname Verilmiş Olması 


 


Üç aylık beyan
dönemine tabi mükelleflerin; bir, iki veya üç dönem için 1 No.lu KDV
Beyannamesi vermiş olmaları hâlinde, “Yıllık Hesaplanan KDV” toplamı, bu
Tebliğin (V/D-2-a) bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde hesaplanacaktır. 


 


Buna göre; 


 


- Bir dönem beyanname
verilmişse, bu beyannamenin “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırındaki
tutarın 4 katı alınarak, 


 


- İki dönem için
beyanname verilmişse, verilen beyannamelerdeki “Hesaplanan Katma Değer Vergisi”
satırlarında yer alan tutarların toplamının 2 katı alınmak suretiyle,


 


- Üç dönem için
beyanname verilmişse, üç dönem için verilen bu beyannamelerin “Hesaplanan Katma
Değer Vergisi” satırlarında yer alan tutarların toplamına, bu tutarın 1/3’ü
ilave edilerek


 


yıllık hesaplanan KDV
tutarı bulunacaktır. Diğer taraftan dört dönem için beyanname verilmişse, dört
dönem için verilen bu beyannamelerin “Hesaplanan Katma Değer Vergisi”
satırlarında yer alan tutarların toplamının dikkate alınacağı tabiidir.   


 


Bulunan tutar
üzerinden, bu Tebliğin (V/D-1-aa) bölümünde belirtilen oranda KDV hesaplanarak
ödenmesi gerekmektedir. 


 


b) Üç Aylık
Vergilendirme Dönemlerinin Hiçbirinde Beyanname Verilmemiş Olması 


 


Bu mükelleflerin KDV
artırımından yararlanabilmeleri için, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarını
artırmaları şarttır. 


 


Bunların KDV artırımı
dolayısıyla ödemesi gereken vergi, artırılan gelir veya kurumlar vergisi
matrahına %18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.


 


c) Kullanılacak
Bildirim


 


KDV vergilendirme
dönemleri üç aylık dönemler olan mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu
Tebliğ ekinde yer alan KDV artırımında kullanılabilecek bildirimlerden
durumlarına uygun olanını kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2)
bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği
tabiidir.


 


 


5- Yıl İçinde İşe
Başlayan veya Bırakan KDV Mükellefleri 


 


Vergi artırımında
bulunacak mükelleflerin, vergi artırımında bulundukları yıllarda (işe başlama
veya işi bırakma gibi nedenlerle) kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları
hâlinde, bu Tebliğin (V/D-1, V/D-2, V/D-3 ve V/D-4) bölümlerinde yapılan
açıklamalar çerçevesinde, kıst dönem itibarıyla hesaplama ve artırım
yapılacaktır. 


 


Bu kapsamda, kurumlar
vergisi mükelleflerinin tasfiyeye girmeleri hâlinde kıst dönem hesaplaması
yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen
kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai tasfiye dönemi ile kurumların devir veya
tam bölünme hallerinde ilgili yıl için kıst dönem hesaplaması yapılacaktır. 


 


KDV artırımında
kullanılacak bildirimler bu Tebliğin ilgili bölümlerine göre belirlenecektir.
Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde
bulundurulması gerektiği tabiidir.


 


6- Artırımda Bulunanlar
Nezdinde İnceleme ve Tarhiyat Yapılması 


 


7326 sayılı Kanuna
göre vergi artırımından yararlanmak isteyen mükellefler nezdinde, artırımda
bulundukları yıl veya yılların kapsadığı dönemler itibarıyla KDV yönünden vergi
incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. 


 


Ancak; 


 


-Artırımda bulunulan
yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak
artırımda bulunulan dönemler için “Sonraki Dönemlere Devreden KDV” yönünden vergi
incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerde artırımda bulunulan dönemler için
tarhiyat önerilemeyecek, elde edilen bulgular artırımda bulunulmayan
dönemlerdeki tarhiyatlar için kullanılabilecektir. 


 


-Artırımda bulunulan
dönemler için iade hakkı doğuran işlemlerden ya da ihraç kaydıyla teslimlerden
doğan iade ve terkin taleplerine ilişkin olarak (iade ve terkinin doğruluğunu
teminen doğrudan veya dolaylı olarak mal ve hizmet temin edilen mükellefler
nezdinde karşıt incelemeler dâhil) vergi incelemesi yapılabilecektir. İnceleme
sonunda artırımda bulunulan dönemler için terkin ve iade işlemleri ile sınırlı
olmak üzere tarhiyat yapılabilecektir. 


 


Buna göre, KDV
artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında, sonraki
dönemlere devreden indirilebilir KDV ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade
hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak
üzere, 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen
artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanılan vergi incelemeleri ve takdir
işlemlerinin 2/8/2021 tarihine kadar sonuçlandırılması şartı aranmaksızın,
inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.


 


Bununla birlikte,
sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden yapılan incelemelerde
artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilmeyecek, bu kapsamda
vergi dairelerine intikal eden raporlarda tarhiyat önerilmiş olması halinde bu
tutarlar dikkate alınmayacaktır.


 


Özetle, mükelleflerin
KDV artırımında bulunmuş olmaları, artırımda bulunulan dönemler için “Sonraki
Dönemlere Devreden KDV”, iade hakkı doğuran işlemler ya da ihraç kaydıyla
teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine ilişkin olarak vergi
incelemelerinin yapılmasına mani değildir.


 


7- Ödenen KDV’nin
Gelir veya Kurumlar Vergisi Matrahından İndirilememesi, İade Konusu
Yapılamaması


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendine göre, vergi artırımı sonucu
ödenen KDV, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya
maliyet unsuru olarak dikkate alınamaz. 


 


Ayrıca bu tutarlar,
KDV beyannamelerine indirim olarak ithal edilemeyeceği gibi, KDV
beyannamelerine göre ortaya çıkan “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi”
tutarlarından da indirilemez. Ödenen bu tutarların herhangi bir şekilde iade edilmesi
de mümkün değildir. 


 


8- KDV Artırımı
Başvurusunda Bulunabilecekler


 


KDV artırım
başvuruları, mükelleflerin kendileri veya mükellefi temsile yetkili olanlar
tarafından yapılacaktır. 


 


Diğer
taraftan, devir, tam bölünme ve tasfiye işlemleri ile ölüm veya gaiplik
hallerinde, bu Tebliğin (V/C) bölümünde yapılan açıklamalar geçerli olacaktır.


 


E- MATRAH VE VERGİ
ARTIRIMINA İLİŞKİN ORTAK HÜKÜMLER


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin dördüncü fıkrası ve devamında yer alan matrah ve vergi
artırımına ilişkin ortak hükümlerin uygulanması hususunda açıklamalar aşağıda
yer almaktadır.


 


1- Matrah ve Vergi
Artırımı ile Matrah Beyanı Dolayısıyla Hesaplanan Vergilerin Ödenmesi


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesi hükmünden yararlanılarak artırımda veya beyanda bulunanlar, anılan
hükümlere göre hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi
ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi tutarlarını 30/9/2021
tarihine kadar (bu tarih dâhil) tamamen ödeyebilecekleri gibi talep etmeleri
hâlinde ilk taksiti Eylül/2021 ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler
halinde altı eşit taksitte ödeyebilirler.


 


Taksitli ödeme
seçeneğinin tercih edilmesi durumunda ödenecek tutara, Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde 6 eşit taksit için öngörülmüş olan
(1.09) katsayısı uygulanacaktır.


 


Matrah ve vergi
artırımı hükümlerine göre hesaplanan vergilerin, peşin veya altı eşit taksit
halinde ödenmesi ile ilgili olarak da 7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin
hükümleri uygulanacak ve bu Tebliğin ilgili bölümlerinde belirtilen açıklamalar
ile (II/D-9 ve II/D-10) bölümlerinde belirtilen diğer açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


Buna göre, matrah ve
vergi artırımına ilişkin ortak hükümlerin düzenlendiği Kanunun 5 inci
maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca matrah ve vergi
artırımında bulunanların bu vergileri, Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödememeleri halinde artırım hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.


 


Bu takdirde, matrah
ve vergi artırımı üzerine tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin
son günü olan 30 Eylül 2021 tarihi vade tarihi kabul edilerek 6183 sayılı
Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme zammıyla birlikte takip ve tahsil
edilecektir.


 


Diğer taraftan, 7326
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ondördüncü fıkrasında “… bu Kanun
kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel hükümler
saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı süreleri işlemez.” hükmü
yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde, matrah ve vergi artırımında bulunan
ancak tahakkuk eden vergileri bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemeyen
mükellefler nezdinde yapılacak vergi incelemeleri ve tarhiyat işlemlerinde
taksit ödeme süresince işlemeyen süre, tarh zamanaşımı süresinin hesabında
işlemeyen süre olarak dikkate alınacaktır.


 


Örneğin, 2016 yılına
ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunan ve altı
eşit taksitte ödeme seçeneğini tercih eden mükellef, Eylül/2021 taksitini
ödemiş olmakla birlikte ikinci taksit olan Kasım/2021 taksitini süresinde
ödemediğinden Kanun hükümlerinden yararlanma hakkını kaybetmiştir. Bu durumda
mükellefin matrah artırımı şartlarını ödeme yönünden ihlal ettiği tarihe kadar
olan süre tarh zamanaşımının hesabında işlemeyen süre olarak dikkate
alınacaktır. Dolayısıyla işlemeyen süre 1 Eylül 2021 ila 1 Aralık 2021
tarihleri arasında geçen 91 gün olup 2016 yılıyla ilgili yapılacak
tarhiyatlarda zamanaşımı süresi 1 Nisan 2022 tarihine kadar uzamış olacaktır.


 


2- Matrah veya Vergi
Artırımı Sonucunda Tahakkuk Eden Vergilerin Tamamının Peşin Olarak Ödenmesi


 


Matrah veya vergi
artırımı sonucunda tahakkuk eden vergilerin tamamının ilk taksit ödeme süresi
içerisinde peşin olarak ödenmesi hâlinde, bu vergilerden %10 indirim yapılacak
ve bu vergilere katsayı uygulanmayacaktır.


 


Örnek 27- Bilanço esasına göre
defter tutan gelir vergisi mükellefi Bayan (T)’nin yıllık beyannamede beyan ettiği
gelir vergisi matrahı, 2016 yılı için 150.000 TL, 2017 yılı için 180.000 TL,
2018 yılı için 200.000 TL, 2019 yılı için 310.000 TL ve 2020 yılı için ise
400.000 TL'dir.


 


Mükellef, 2016, 2017,
2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahlarını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu
vergi dairesine başvurmuştur. Mükellef tarafından matrah artırımında bulunulan
yıllara ilişkin yıllık gelir vergisi beyannameleri süresinde verilerek tahakkuk
eden vergiler zamanında ödenmiş ve bu vergi türleri için 7326 sayılı Kanunun 2
nci ve 3 üncü maddelerinden yararlanılmamıştır.


 


Öte yandan, matrah
artırımı sonucunda tahakkuk eden vergilerin tamamı ilk taksit ödeme süresi
içerisinde peşin olarak ödenmiştir.


 


Buna göre mükellefin gelir vergisi hesabı
aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıllar Vergi
Matrahı

(TL)

 (1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah
Tutarı (TL) (1x2) (3)



Asgari Matrah
Tutarı (TL) (4)



Hesaplamaya Esas
Matrah (TL) (3 veya 4'ten Fazla Olanı)

 (5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir
Vergisi (TL) (5x6)

 (7)






2016



150.000



%35



52.500



47.000



52.500



%15



7.875






2017



180.000



%30



    
54.000



49.800



          
54.000



%15



8.100






2018



200.000



%25



50.000



52.900



52.900



%15



7.935






2019



310.000



%20



62.000



56.200



62.000



%15



9.300






2020



400.000



%15



60.000



63.700



63.700



%15



9.555






Toplam



42.765









 


Mükellef tarafından
matrah artırımı sonucunda tahakkuk eden vergilerin tamamı ilk taksit ödeme süresi
içerisinde peşin olarak ödendiğinden bu vergilerden %10 indirim yapılmış olup,
indirim sonrası ödenen vergi tutarı [42.765- (42.765 x %10)]= 38.488,50 TL
olacaktır.


 


3- Takdir
Komisyonlarına Sevk Edilmiş veya Haklarında Vergi İncelemesine Başlanılmış
Mükelleflerin Durumu


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, matrah ve vergi artırımı kapsamına
giren dönemler için başlatılmış ve henüz sonuçlandırılmamış incelemelerin veya
takdir işlemlerinin bulunması, artırıma engel değildir.


 


Öte yandan, matrah ve
vergi artırımında bulunulması, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış
olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmeyecektir. Bu mükellefler
hakkında vergi incelemesi ile takdir işlemlerine göre tarhiyat yapılabilmesi
için aşağıda belirtilen hususlara uyulması gerekmektedir.


 


a) 7326 sayılı
Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında, artırımda
bulunulan yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun yayımı tarihinden
önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin, 2/8/2021 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar sonuçlandırılması şarttır. Bu süre içerisinde
sonuçlandırılamayan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine devam
edilmeyecek, bulunduğu safhada bırakılacaktır. Mükellefler sadece artırılan
matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergileri ödeyeceklerdir.


 


Bir başka anlatımla,
Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış vergi incelemeleri ve takdir
işlemlerinin 2/8/2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar
tamamlanamaması hâlinde mükelleflerin, başvuru süresinin sonuna kadar (31
Ağustos 2021) matrah ve vergi artırımında bulunmuş olmaları
şartıyla, 2/8/2021 tarihinden sonra vergi dairesi kayıtlarına
intikal eden raporlar ve kararlar üzerine tarhiyat yapılmayacağından, vergi
incelemesi ve takdir işlemlerine devam edilmeyecektir.


 


b) Kanunun yayımı
tarihinden önce başlanılmış söz konusu vergi incelemeleri ile takdir
işlemlerinin (a) bölümünde belirtilen sürede sonuçlandırılması ve tarhiyata
konu matrah veya vergi farkı tespit edilmesi hâlinde;


 


ba) Mükellef,
inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına
intikal ettiği tarihten önce matrah ve vergi artırımında bulunmuş ise inceleme
ve takdir sonucu bulunan matrah veya vergi farkı ile mükelleflerin Kanunun 5
inci maddesi hükümlerine göre artırdıkları matrahlar birlikte değerlendirilir.
Bu değerlendirme sonucu mükellefin ilgili yıllarda artırılan matrah veya vergi
tutarlarının, vergi incelemeleri veya takdir komisyonu kararlarına göre o yıl
için belirlenen matrah veya vergi farkından fazla veya bu tutar kadar olması
durumunda mükellef hakkında ayrıca vergi incelemeleri ve takdir komisyonu
kararlarına göre vergi tarhiyatı yapılmaz ve ceza uygulanmaz.


 


bb) Vergi
incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen tarhiyata konu matrah veya vergi
farkının, mükellefin ilgili yıl için artırdığı matrah veya vergi tutarından
fazla olması hâlinde, aradaki fark tutar kadar matrah veya vergi farkı
üzerinden mükellef hakkında gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza
uygulanacaktır. Ancak mükellef, bu fark tutar üzerinden tarh edilen vergiler
ile uygulanan gecikme faizi ve cezalar için Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden
yararlanarak ödemede bulunabilecektir.


 


bc) KDV uygulaması
bakımından vergi inceleme raporuna veya takdir komisyonu kararına göre tarh
edilmesi gereken vergiden, artırım nedeniyle ödenecek tutarlar düşülerek işlem
yapılacaktır. Buna göre;


 


-İnceleme, KDV
yönünden artırım talebinde bulunulan yılın bütün dönemlerini kapsıyorsa, rapora
göre tarh edilmesi gereken vergiden, 7326 sayılı Kanunun KDV artırımına ilişkin
hükümleri gereğince yılın tamamı için hesaplanan vergi tutarı (bu Kanuna göre
tahakkuk eden vergi) düşülecektir.


 


-İnceleme, KDV
yönünden artırımda bulunulan yılın bazı dönemlerini kapsıyorsa, artırım
nedeniyle hesaplanan yıllık tutar 12’ye bölünerek aylık ortalama bulunacak, bu
ortalamanın raporun kapsadığı dönem sayısı ile çarpılması sonunda bulunan
tutar, rapora göre tarh edilmesi gereken vergiden düşülecektir.


 


7326 sayılı Kanunun
yayımı tarihinden önce başlanılmış olan takdir işlemleri bakımından da bu ayrım
kapsamında işlem tesis edilecektir.


 


bç) 2/8/2021
tarihine kadar sonuçlandırılan ve yukarıda (ba), (bb) ve (bc) bölümlerinde
belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan tarhiyatlar ile ilgili olarak
mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacaktır.


 


bd) 7326 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin yedinci fıkrasının uygulanmasında, inceleme ve takdir
işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, vergi inceleme raporları ile takdir
komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir.


 


c) Kanunun yayımı
tarihinden önce haklarında vergi incelemesi ve takdir işlemlerine başlanılmış
mükellefler, 2/8/2021 tarihinden önce matrah ve vergi
artırımında bulunmuş olmakla birlikte artırım, vergi inceleme raporları ve
takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten
sonra yapılmış ise yukarıda (b) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde
mahsup imkanından yararlanamayacaklar, ancak söz konusu inceleme
raporları ile takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan tarhiyatlar için
bu Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden faydalanabileceklerdir.


 


ç) Kanuna göre
matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar
vergisine mahsuben daha önce ödemiş oldukları vergilerin iadesi konusundaki
başvuruları, ilgili kanun hükümleri ve genel tebliğ esasları çerçevesinde
sonuçlandırılacak ancak matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler
hakkında iade talebi ile sınırlı olmak üzere vergi incelemesi
yapılabilecektir. Bu incelemelerin 2/8/2021 tarihine kadar
sonuçlandırılması şartı aranmayacaktır. İnceleme sonucuna göre mükellefin iade
talebi yerine getirilecek veya reddedilecektir. İade talebinin reddi hâlinde
söz konusu vergiler teminat karşılığı veya teminat alınmadan daha önce iade
edilmiş ise gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza kesilecektir.


 


Teminat karşılığı
veya teminat alınmaksızın yapılan iadeler ile ilgili inceleme raporunda, tespit
edilen matrah ve vergi farkı nedeniyle talep edilen iadeyi aşan bir vergi farkı
bulunması hâlinde; iadesi talep edilen tutarı aşan kısım için tarhiyat
yapılabilmesi, incelemenin 2/8/2021 tarihine kadar sonuçlandırılmasına
bağlıdır. Bu takdirde de mükellefin matrah ve vergi artırımının dikkate
alınacağı tabiidir. Ancak, iade tutarı ile ilgili olarak incelemenin 2/8/2021
tarihine kadar sonuçlandırılması şartı aranılmadığından, iade tutarı ile
sınırlı olmak üzere inceleme devam edebilecek ve yukarıda açıklandığı şekilde
işlem yapılacaktır. Dolayısıyla, matrah ve vergi artırımında bulunan
mükelleflerin yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben daha önce ödemiş
oldukları vergilerin iadesine yönelik incelemeler nedeniyle 2/8/2021 tarihinden
sonra düzenlenecek raporlarda, iade tutarını aşan bir tarhiyat
önerilmeyecektir.


 


Kanunun KDV
artırımına ilişkin hükümleri gereğince, bu açıklamaların KDV uygulaması
bakımından da geçerli olacağı tabiidir.


 


d) Kanunun 5 inci
maddesinin yedinci fıkrasında, katma değer vergisi artırımında bulunulan
yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki dönemlere devreden
indirilebilir katma değer vergileri ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade
hakkı doğuran işlemlerden doğan tecil-terkin ve iade işlemleri ile sınırlı
olmak üzere 2/8/2021 tarihine kadar inceleme şartı aranmaksızın bu Tebliğin
(V/D-6) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde inceleme ve tarhiyat
yapılabilecektir. Ayrıca, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği
kapsamında haklarında özel esaslar uygulanan mükelleflerin genel esaslara geçme
taleplerine yönelik inceleme yapılması mümkün olmakla birlikte, bu incelemeler
sonucunda artırımda bulunulan yıllarla ilgili tarhiyat yapılamayacaktır.


 


e) Kanunun matrah
ve vergi artırımına ilişkin hükümlerinden yararlanmak için mükelleflerce 31
Ağustos 2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) başvuruda
bulunulabileceğinden, mükelleflerin bu tarihe kadar matrah ve vergi artırımında
bulunması ve tahakkuk eden verginin Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre
ve şekilde ödenmesi hâlinde, artırımda bulunulan yıllar ve vergi türleri ile
ilgili olarak Kanunun yayımı tarihinden sonra başlanılan vergi incelemeleri ve
takdir işlemlerine (Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
ve onüçüncü fıkralarında belirtilen hallerin mevcudiyeti hali hariç)
devam edilmeyeceği tabiidir.


 


4- Matrah ve Vergi
Beyanında Bulunan Mükelleflere Vergi Usul Kanunu Hükümlerine Göre Usulsüzlük
Cezası Uygulanmaması


 


7326 sayılı Kanuna
göre matrah ve vergi artırımı yapılan dönemlere ait kanuni süresinde verilmeyen
beyannameler için 213 sayılı Kanunun usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına
ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.


 


 


 


5- Matrah ve Vergi
Artırımında Bulunulan Vergilendirme Dönemlerine İlişkin Kesinleşen
Tarhiyatların Durumu


 


Matrah ve vergi
artırımında bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak,
matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili yıllarda düzeltme
beyannamesi vermeleri ve bu düzeltme işlemlerinin Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar sonuçlandırılmış olması hali de dâhil olmak
üzere ikmalen, re’sen ve idarece yapılıp Kanunun yayımlandığı
tarihten önce kesinleşen tarhiyatlar ve vergiler (katma değer vergisi
tarhiyatında “hesaplanan katma değer vergisi”), matrah ve vergi artırımına esas
ilgili dönem beyanına ilave edilecek, bir başka ifade ile matrah ve vergi
artırımı, kesinleşen tarhiyatlar da dikkate alınarak yapılacaktır.


 


6- İstisna ve
İndirimlerin Uygulanmaması


 


7326 sayılı Kanun
kapsamında gelir veya kurumlar vergisi ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj)
vergisinde artırım hükümlerinden yararlanılması durumunda, hesaplanan gelir
veya kurumlar vergisi için herhangi bir istisna ve indirim uygulanması söz
konusu olmayacaktır.


 


7- Kanunun
Matrah ve Vergi Artırımı Hükümlerinden Yararlanamayacaklar ile Haklarında 213
Sayılı Kanunun 359 uncu Maddesinin (b) Fıkrasında Yer Alan Defter, Kayıt ve
Belgeleri Yok Etme veya Defter Sahifelerini Yok Ederek Yerine Başka Yapraklar
Koyma veya Hiç Yaprak Koymama veya Belgelerin Asıl veya Suretlerini Tamamen
veya Kısmen Sahte Olarak Düzenleme Fiillerinden Hareketle Vergi İncelemesi
Yapılanlar


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında; bir kısım mükellefin Kanunun matrah ve
vergi artırımı hükümlerinden yararlanamayacağının yanı sıra söz konusu maddenin
yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, haklarında 213 sayılı Kanunun 359 uncu
maddesinin (b) fıkrasında yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya
defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak
koymama veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak
düzenleme fiillerinden hareketle yapılan vergi incelemesi devam edenlerin
Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabilme koşullarına
ilişkin hükümlere yer verilmiştir.


 


a) Kanunun Matrah ve
Vergi Artırımı Hükümlerinden Yararlanamayacaklar


 


7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (a) bendinde;


- 213 sayılı Kanunun
359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan “defter, kayıt ve belgeleri yok
edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar
veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya
kısmen sahte olarak düzenleyenler”in, 


- Terör suçundan
hüküm giyenlerin,


- Bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla haklarında terör örgütlerine veya Milli
Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna
karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı
yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle adli makamlar, genel kolluk
kuvvetleri veya Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen
soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında vergi incelemesi yapılması, terörün
finansmanı suçu veya aklama suçu kapsamında inceleme ve araştırma yapılması
talep edilenlerin


Kanunun 5 inci
maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinden yararlanamayacakları
hüküm altına alınmıştır.


 


Bu kapsamda;


 


- Haklarında, Kanunun
yayımlandığı 9/6/2021 tarihinden önce vergi incelemesine yetkili olanlarca
düzenlenen raporlar ile 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında
yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok
ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin
asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerinin
işlendiğine yönelik tespit yapılanların,


- Terör suçundan
hüküm giyenlerin,


- Kanunun 5 inci
maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla haklarında terör örgütlerine veya
Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette
bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya
iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle adli makamlar, genel
kolluk kuvvetleri veya Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından
yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında vergi incelemesi yapılması,
terörün finansmanı suçu veya aklama suçu kapsamında inceleme ve araştırma
yapılması talep edilenlerin


 


Kanunun 5 inci
maddesi hükmüne göre matrah ve vergi artırımından yararlanmaları mümkün
değildir.


 


Örnek 28- (A) Ltd. Şti.
hakkında 2017 yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemesi neticesinde
düzenlenen ve 20/1/2021 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal eden vergi
incelemesi raporunda, 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde düzenlenen,
belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme
fiilinin işlendiği tespitine yer verilmiştir. Buna göre (A) Ltd. Şti. Kanunun 5
inci maddesinde yer alan matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanamayacaktır.


 


b) Haklarında 213
Sayılı Kanunun 359 uncu Maddesinin (b) Fıkrasında Yer Alan Defter, Kayıt ve
Belgeleri Yok Etme veya Defter Sahifelerini Yok Ederek Yerine Başka Yapraklar
Koyma veya Hiç Yaprak Koymama veya Belgelerin Asıl veya Suretlerini Tamamen
veya Kısmen Sahte Olarak Düzenleme Fiillerinden Hareketle Vergi İncelemesi
Yapılanlar


 


Kanunun 5 inci
maddesinin yürürlüğe girdiği 9/6/2021 tarihi itibarıyla haklarında, 213 sayılı
Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan defter, kayıt ve belgeleri
yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya
hiç yaprak koymama veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen
sahte olarak düzenleme fiillerinden hareketle yapılan vergi incelemesi devam
edenlerin, bu maddede belirtilen süre ve öngörülen şekilde matrah veya vergi
artırımında bulunmaları durumunda, söz konusu vergi incelemesinin
tamamlanmasına kadar bu artırımlara ilişkin olarak tahakkuk işlemleri
bekletilecektir.


 


Kanunun 5 inci
maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, haklarında, söz konusu
fiillerden hareketle yapılan vergi incelemesi devam eden mükelleflerin Kanunun
matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabilmeleri için;


 


i) Kanunda belirtilen
süre ve öngörülen şekilde matrah veya vergi artırımında bulunmuş olmaları,


 


ii) Söz konusu vergi
incelemesi kapsamında Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın başından itibaren on
iki ay içerisinde [30/6/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil)] bu fiillerin
varlığının tespit edilmemesi,


 


iii) (ii) ayrımında
ifade edilen durumun tespitine ilişkin olarak kendilerine tebliğ edilen rapor
veya yazıya istinaden, Kanunda öngörülen süre ve şekilde yaptıkları matrah veya
vergi artırımı sonucunda hesaplanan vergileri, tebligatı izleyen aydan başlamak
üzere matrah ve vergi artırımı sırasında yaptıkları tercihe göre ödemeleri ve
Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen diğer şartları yerine getirmeleri


 


gerekmektedir.


 


Söz konusu
mükelleflerin Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabilmelerinin ilk koşulu, Kanunda belirtilen süre ve öngörülen şekilde
matrah veya vergi artırımında bulunmuş olmalarıdır. Bir başka ifadeyle, Kanunda
yer alan hüküm gereğince, Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve
öngörülen şekilde matrah veya vergi artırımında bulunmayanların madde
hükümlerinden faydalanması mümkün değildir.


 


Bununla birlikte,
Kanunda belirtilen süre ve öngörülen şekilde matrah veya vergi artırımında
bulunulmuş olması tek başına matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılmasına imkân vermemekte, Kanunda ifade edilen diğer koşulların da
sağlanmış olması gerekmektedir.


 


Örnek 29- (B) A.Ş. hakkında
2017 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillere yönelik olarak 20/4/2021 tarihinde vergi incelemesine
başlanmıştır.


 


Mükellef tarafından
Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulmamıştır.


 


İnceleme sonucunda düzenlenen
vergi inceleme raporları 8/2/2022 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal
etmiş ve raporlarda kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi farkı
tespitine yer verilmiş ancak, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının
(b) bendinde belirtilen fiillerin varlığı tespit edilmemiştir.


 


Her ne kadar (B) A.Ş.
hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarında Kanunun 5 inci maddesinin
dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin varlığı tespit edilmemiş
olsa da, (B) A.Ş. tarafından Kanunun 5 inci maddesinde yer alan hükümlere
istinaden 31/8/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) matrah ve vergi artırımında
bulunulmadığından, mükellefin Kanunun 5 inci maddesi hükümlerinden faydalanması
mümkün değildir.


 


Örnek 30- (C) A.Ş. hakkında 2017
yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillere yönelik olarak 20/4/2021 tarihinde vergi incelemesine
başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/8/2021 tarihinde Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında, altı eşit taksitte
ödemek üzere, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için kurumlar vergisi ve
KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz konusu vergi
incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk işlemleri
bekletilecektir.


 


İnceleme sonucunda
düzenlenen vergi inceleme raporları 8/2/2022 tarihinde vergi dairesi
kayıtlarına intikal etmiştir. Raporlarda matrah ve vergi farkı tespitine yer
verilmediği gibi Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillerin varlığı da tespit edilmemiştir. Bu duruma ilişkin
rapor/yazı mükellefe 9/3/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.


 


Buna göre, matrah ve
vergi artırımı sonucu hesaplanan vergilerin 2022 Nisan ayından itibaren altı
eşit taksitte ödenmesi ve Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen diğer şartların
yerine getirilmesi koşuluyla mükellef matrah ve vergi artırımına ilişkin
hükümlerden yararlanabilecektir. 


 


ba) 213 sayılı
Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan defter, kayıt ve belgeleri
yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya
hiç yaprak koymama veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen
sahte olarak düzenleme fiillerinin tespit edilmemesi


 


Kanunun 5 inci
maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla haklarında, 213 sayılı Kanunun
359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme
veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç
yaprak koymama veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte
olarak düzenleme fiillerinden hareketle yapılan vergi incelemesi kapsamında,
Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın başından itibaren on iki ay içerisinde
[30/6/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil)] bu fiillerin varlığının tespit
edilmemesi durumunda, bu durumun tespitine ilişkin rapor veya yazı, Kanunun 5
inci maddesinde öngörülen süre ve şekilde matrah veya vergi artırımında bulunan
mükelleflere tebliğ edilecektir.


 


Matrah ve vergi
artırımı sonucu hesaplanan vergileri, tebligatı izleyen aydan başlamak üzere
matrah ve vergi artırımı sırasındaki tercihlerine göre ödemeleri ve Kanunun 5
inci maddesinde öngörülen diğer şartları yerine getirmeleri koşuluyla, söz
konusu mükellefler Kanunun 5 inci maddesi hükümlerinden yararlanabilecektir.


 


Örnek 31- (D) A.Ş. hakkında
2017 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillere yönelik olarak 20/4/2021 tarihinde vergi incelemesine
başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/8/2021 tarihinde Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında, altı eşit taksitte
ödemek üzere, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için kurumlar vergisi ve
KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz konusu vergi incelemesi
tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk işlemleri bekletilecektir.


 


İnceleme sonucunda
düzenlenen vergi inceleme raporları 8/2/2022 tarihinde vergi dairesi
kayıtlarına intikal etmiştir. Raporlarda kurumlar vergisi ve KDV açısından
matrah ve vergi farkı tespitine yer verilmiş ancak Kanunun 5 inci maddesinin
dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin varlığı tespit
edilmemiştir. Bu duruma ilişkin rapor/yazı mükellefe 9/3/2022 tarihinde tebliğ
edilmiştir.


 


Buna göre, matrah ve
vergi artırımı sonucu hesaplanan vergilerin 2022 Nisan ayından itibaren altı
eşit taksitte ödenmesi ve Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen diğer şartların
yerine getirilmesi koşuluyla mükellef matrah ve vergi artırımına ilişkin
hükümlerden yararlanacak, bulunan matrah ve vergi farkı ise Kanunun 5 inci
maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile birlikte
değerlendirilecektir.


 


i) Kanunun 5 inci
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamındaki incelemeye ilişkin
raporun, (c) bendindeki inceleme raporu ve takdir komisyonu kararından önce
vergi dairesine intikal etmesi


 


Kanunda belirtilen
süre ve öngörülen şekilde matrah ve vergi artırımında bulunan ve haklarında
yapılan inceleme neticesinde Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillerin tespit edilmemesi nedeniyle kendilerine, bu
durumun tespitine ilişkin rapor veya yazı tebliğ edilen mükelleflere ilişkin,
tarhiyata konu matrah veya vergi farkı tespiti içeren Kanunun 5 inci maddesinin
dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamındaki vergi incelemesine ilişkin raporun,
aynı fıkranın (c) bendi kapsamındaki inceleme raporu veya takdir komisyonu
kararından önce vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesi durumunda, matrah veya
vergi artırımının ihlal edilmemesi koşuluyla, (c) bendi kapsamındaki inceleme
ve tarh işlemlerine devam edilmez.


 


Örnek 32- (E) A.Ş. hakkında
2017 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillere yönelik olarak 20/4/2021 tarihinde vergi incelemesine başlanmıştır.
Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/8/2021 tarihinde Kanunun 5 inci
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında, altı eşit taksitte ödemek
üzere, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için kurumlar vergisi ve KDV
açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz konusu vergi incelemesi
tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk işlemleri bekletilecektir.


 


Diğer taraftan
mükellef hakkında 2018 yılı için, kurumlar vergisi ve KDV açısından 1/11/2021
tarihinde yeni bir vergi incelemesine başlanmıştır.


 


2018 yılına ilişkin
vergi incelemesi tamamlanmadan 2017 yılına ilişkin vergi incelemesi sonucunda
düzenlenen vergi inceleme raporları 8/2/2022 tarihinde vergi dairesi
kayıtlarına intikal etmiştir. Raporlarda kurumlar vergisi ve KDV açısından
matrah ve vergi farkı tespitine yer verilmiş ancak Kanunun 5 inci maddesinin
dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin varlığı tespit
edilmemiştir. Bu duruma ilişkin rapor/yazı mükellefe 9/3/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.


 


Buna göre, matrah ve
vergi artırımı sonucu hesaplanan vergilerin 2022 Nisan ayından itibaren altı
eşit taksitte ödenmesi ve Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen diğer şartların
yerine getirilmesi koşuluyla mükellef matrah ve vergi artırımına ilişkin
hükümlerden yararlanacak, bulunan matrah ve vergi farkı ise Kanunun 5 inci
maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile birlikte
değerlendirilecektir. Öte yandan, 2018 yılına ilişkin incelemeye, matrah ve
vergi artırımının ihlal edilmemesi koşuluyla devam edilmeyecektir.


 


ii) Kanunun 5 inci
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (c) bendi kapsamındaki inceleme raporu veya
takdir komisyonu kararının, (b) bendi kapsamındaki inceleme raporundan önce
vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesi


 


Kanunda belirtilen
süre ve öngörülen şekilde matrah ve vergi artırımında bulunan ve haklarında
yapılan inceleme neticesinde Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillerin tespit edilmemesi nedeniyle kendilerine, bu durumun
tespitine ilişkin rapor veya yazı tebliğ edilen mükelleflere ilişkin, Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (c) bendi kapsamındaki inceleme raporu
veya takdir komisyonu kararının, aynı fıkranın (b) bendi kapsamındaki inceleme
raporundan önce vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesi halinde, bu rapor veya
karar, Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın başından itibaren on iki ayı
aşmamak üzere, söz konusu fıkranın (b) bendinde bahsedilen vergi incelemesi
neticesinde düzenlenen raporların vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği
tarihe kadar bekletilir.


 


Bu durumda, bahse
konu (c) bendi kapsamındaki inceleme raporu veya takdir komisyonu kararlarına
ilişkin olarak tesis edilecek işlemler (b) bendinde bahsedilen vergi incelemesi
neticesinde düzenlenen raporlarda yer alan tespitlere göre
gerçekleştirilecektir.


 


Örnek 33- (F) A.Ş. hakkında
2017 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillere yönelik olarak 20/4/2021 tarihinde vergi incelemesine
başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/8/2021 tarihinde Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında, altı eşit taksitte
ödemek üzere, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için kurumlar vergisi ve
KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz konusu vergi
incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk işlemleri
bekletilecektir.


 


Diğer taraftan,
mükellef hakkında 2018 yılı için, kurumlar vergisi ve KDV açısından 1/11/2021
tarihinde yeni bir vergi incelemesine başlanmıştır. Söz konusu inceleme
sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporları 14/1/2022 tarihinde vergi dairesi
kayıtlarına intikal etmiştir. Bahse konu raporlarda, kurumlar vergisi ve KDV
açısından matrah ve vergi farkı tespitine yer verilmiş ancak 213 sayılı Kanunun
359 uncu maddesinde yer alan fiillerin işlendiğine yönelik herhangi bir
tespitte bulunulmamıştır. Mükellef hakkında Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillere yönelik olarak 20/4/2021 tarihinde
başlanılan vergi incelemesi henüz tamamlanmadığından, 2018 yılına ilişkin
inceleme neticesinde düzenlenen raporlara yönelik işlemler, söz konusu vergi
incelemesinin tamamlanmasına kadar bekletilir.


 


2017 yılına ilişkin
vergi incelemesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporları 8/2/2022
tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiştir. Raporlarda kurumlar
vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi farkı tespitine yer verilmiş ancak
Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen
fiillerin varlığı tespit edilmemiştir. Bu duruma ilişkin rapor/yazı mükellefe
9/3/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.


 


Buna göre, matrah ve
vergi artırımı sonucu hesaplanan vergilerin 2022 Nisan ayından itibaren altı
eşit taksitte ödenmesi ve Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen diğer şartların
yerine getirilmesi koşuluyla mükellef matrah ve vergi artırımına ilişkin
hükümlerden yararlanacak, 2017 yılına ilişkin olarak bulunan matrah ve vergi
farkı ise Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile
birlikte değerlendirilecektir. Öte yandan, 2018 yılına ilişkin raporlarda
önerilen tarhiyatlar yapılmayacak ve cezalar kesilmeyecektir.


 


iii) İnceleme ve
takdir işlemlerinde tespit edilen hususlar ile matrah ve vergi artırımı
hükümlerine ilişkin olarak yapılacak işlemler


 


Kanunun 5 inci
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında yapılan vergi incelemesi
sonucunda söz konusu bentte belirtilen fiillerin tespit edilmemesi, Kanunda
belirtilen süre ve öngörülen şekilde matrah veya vergi artırımında bulunulmuş
olması ve hesaplanan vergilerin ödenmiş olması ve diğer şartların yerine
getirilmesi durumunda, bahse konu incelemede bulunan matrah veya vergi farkı
anılan maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile birlikte
değerlendirilecek, matrah veya vergi artırımına ilişkin taksitlerin tamamen
ödenmesi şartıyla söz konusu fıkranın (c) bendi kapsamındaki rapor veya
kararlar (vergi ziyaına 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı fiillerle
sebebiyet verilmesi hali hariç) için tarhiyat yapılmayacak ve vergi cezası
kesilmeyecektir.


 


Kanunun 5 inci
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (c) bendi kapsamındaki raporlarda vergi ziyaına
213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı fiillerle sebebiyet verildiğinin
tespiti halinde ise, söz konusu raporlarda tespit edilen matrah veya vergi
farkı ve bahse konu fıkranın (b) bendi kapsamında yapılan vergi incelemesi
sonucunda bulunan matrah veya vergi farkı, Kanunun 5 inci maddesinin birinci,
ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile birlikte değerlendirilecektir.


 


Örnek 34- Örnek 33’de ifade
edilen (F) A.Ş. hakkında 2018 yılı için yapılan vergi incelemesi sonucunda
düzenlenen ve 14/1/2022 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal eden
raporlarda, 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yer alan fiillerin
işlendiğine yönelik bir tespite yer verilmiş olsaydı; 2017 yılına ilişkin
raporlarda Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillerin varlığının tespit edilmemiş olması, matrah ve vergi
artırımı sonucu hesaplanan vergilerin 2022 Nisan ayından itibaren altı eşit
taksitte ödenmesi ve Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen diğer şartların yerine
getirilmesi koşuluyla (F) A.Ş. matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerden yararlanacak,
ancak 2018 ve 2017 yıllarına ilişkin vergi inceleme raporlarında yer verilen
matrah ve vergi farkları Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü
fıkra hükümleri ile birlikte değerlendirilecektir.


 


bb) 213 sayılı
Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan defter, kayıt ve belgeleri
yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya
hiç yaprak koymama veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen
sahte olarak düzenleme fiillerinin tespit edilmesi


 


Kanunun 5 inci
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (e) bendinde yer alan hükümler gereğince, söz
konusu fıkranın (b) bendi kapsamındaki vergi incelemesinin tamamlanması
sonucunda söz konusu bentte belirtilen fiillerin varlığının tespit edilmesi
halinde, bu mükellefler tarafından daha önce matrah veya vergi artırımları
yapılmış olsa dahi söz konusu matrah ve vergi artırımları dikkate
alınmayacaktır.


 


Örnek 35- (G) A.Ş. hakkında
2017 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillere yönelik olarak 20/4/2021 tarihinde vergi incelemesine
başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/8/2021 tarihinde Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında, altı eşit taksitte
ödemek üzere, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için kurumlar vergisi ve
KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz konusu vergi
incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk işlemleri
bekletilecektir.


 


İnceleme sonucunda
düzenlenen vergi inceleme raporları 8/2/2022 tarihinde vergi dairesi
kayıtlarına intikal etmiş ve raporlarda Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin varlığının tespit edildiği ifade
edilmiştir.


 


Buna göre, her ne
kadar (G) A.Ş. tarafından Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında
bulunulmuş olsa da, hakkında yapılan 2017 yılına yönelik vergi incelemesi
sonucunda, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillerin varlığı tespit edildiğinden, (G) A.Ş. tarafından yapılan
matrah ve vergi artırımları dikkate alınmayacaktır. Bir başka ifadeyle (G) A.Ş.
Kanunun 5 inci maddesinde yer alan matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanamayacaktır.


 


bc) İnceleme, takdir
ve zamanaşımı süreleri


 


Kanunun 5 inci maddesinin
dokuzuncu fıkrası gereğince, Kanunun yayımı tarihi olan 9/6/2021 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce veya yayımı tarihini izleyen günden itibaren on iki ay
içerisinde başlanılan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinden, söz konusu
fıkranın (b) bendi uyarınca matrah ve vergi artırımında bulunanların artırımda
bulundukları dönem ve vergi türlerine ilişkin olarak bahse konu fıkranın (b) ve
(c) bentlerine göre yapılanların, anılan maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi
ve üçüncü fıkrasının (e) bendi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Kanunun yayımı
tarihini izleyen ayın başından, bir başka ifadeyle 1/7/2021 tarihinden,
itibaren on iki ay içerisinde [30/6/2022 tarihine (bu tarih dâhil) kadar]
sonuçlandırılması gerekmekte olup, sonuçlandırılamaması halinde, bu işlemlere
devam edilmeyecektir. Söz konusu vergi incelemelerinden bu süre içerisinde
sonuçlandırılanlarla ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmaz.


 


İnceleme ve takdir
işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, inceleme raporları ve takdir
komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir.


 


Kanunun 5 inci
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (c) bendi kapsamındaki inceleme raporu veya
takdir komisyonu kararından önce aynı fıkranın (b) bendi uyarınca yapılan vergi
incelemesinin sonuçlanması ve inceleme sonucunda bahse konu fıkranın (b)
bendinde belirtilen fiillerin varlığının tespit edilmesi halinde, anılan
fıkranın (c) bendinde belirtilen inceleme ve takdir işlemlerinin tamamlanmasına
ilişkin süreler açısından 213 sayılı Kanunun genel hükümleri uygulanacaktır.


 


Örnek 36- (H) A.Ş. hakkında
2017 yılı için, Kanunun 5 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillere yönelik olarak 20/4/2021 tarihinde vergi incelemesine
başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/8/2021 tarihinde Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında, altı eşit taksitte
ödemek üzere, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için kurumlar vergisi ve
KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz konusu vergi
incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk işlemleri
bekletilecektir.


 


Diğer taraftan
mükellef hakkında 2018 yılı için, kurumlar vergisi ve KDV açısından 1/11/2021
tarihinde yeni bir vergi incelemesine başlanmıştır.


 


2018 yılına ilişkin
vergi incelemesi tamamlanmadan 2017 yılına ilişkin vergi incelemesi sonucunda
düzenlenen vergi inceleme raporları 8/2/2022 tarihinde vergi dairesi
kayıtlarına intikal etmiş ve raporlarda Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin varlığının tespit edildiği ifade
edilmiştir.


 


Buna göre, her ne
kadar (H) A.Ş. tarafından Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında
bulunulmuş olsa da, hakkında yapılan 2017 yılına yönelik vergi incelemesi
sonucunda, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillerin varlığı tespit edildiğinden, (H) A.Ş. tarafından yapılan
matrah ve vergi artırımları dikkate alınmayacaktır. Bir başka ifadeyle (H) A.Ş.
Kanunun 5 inci maddesinde yer alan matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanamayacaktır.


 


2017 yılına ilişkin
olarak yapılan vergi incelemesinin 2018 yılına ilişkin vergi incelemesinden
önce tamamlanması ve bu inceleme sonucunda Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin varlığının tespit edilmesine bağlı
olarak (H) A.Ş.’nin Kanunun 5 inci maddesi hükümlerinden faydalanamayacak
olması nedeniyle, 2018 yılına ilişkin vergi incelemesinin Kanunun yayımı
tarihini izleyen ayın başından itibaren on iki ay içerisinde sonuçlandırılması
gerekmeyecek, bu incelemenin tamamlanması açısından 213 sayılı Kanunun genel
hükümleri uygulanacaktır.


 


Diğer taraftan,
Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (c) bendi kapsamındaki inceleme
raporu veya takdir komisyonu kararlarının ilgili olduğu dönemlere ilişkin vergi
ve cezalara yönelik zamanaşımı süresi, Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın
başından itibaren on iki ay aşılmamak kaydıyla, mezkûr rapor veya kararın vergi
dairesi kayıtlarına intikal ettirildiği tarihten söz konusu fıkranın (b) bendi
kapsamındaki raporların vergi dairesine intikal ettiği tarihe kadar
işlemeyecektir.


 


8- Diğer Hususlar


 


a) Matrah ve vergi
artırımı sonucunda, hesaplanarak veya artırılarak ödenen vergiler, gelir veya
kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak
kabul edilmeyecektir.


 


Söz konusu vergilerin
herhangi bir vergiden indirim veya mahsup edilmesi mümkün olmadığı gibi iade
edilmesi de söz konusu değildir.


 


b) Artırılan
matrahlar nedeniyle geçici vergi hesaplanmayacak ve tahsil olunmayacaktır.


 


c) Matrah ve vergi
artırımında bulunan ve bu konudaki şartları yerine getiren mükelleflerin defter
ve belgeleri artırıma konu vergi türleri için kendileri adına tarhiyat yapılmak
amacıyla incelenmeyecek olmasına rağmen, defter ve belgelere, diğer vergi
türleri için inceleme yapılması, üçüncü kişilerle ilgili olarak karşıt
incelemeler yapılması, mahkemelerce belli konulara bakılması veya
bilirkişilerce ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle müracaat edilebilecektir. Bu
nedenle, matrah ve vergi artırımından yararlanan mükelleflerin, defter ve
belgelerini 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca saklayacakları ve ibraz
edecekleri tabiidir.


 


ç) Defter ve
belgeleri üzerinde daha önce vergi incelemesi yapılmış olan mükellefler dilerlerse
vergi incelemesi yapılan yıllar için de matrah ve vergi artırımında
bulunabileceklerdir.


 


d) Matrah ve vergi
artırımı yapılmayan yıllar ve dönemler için vergi incelemesi yapılabilecektir.


 


e) 7326 sayılı
Kanunun 5 inci maddesine göre matrah ve vergi artırımları, bu Tebliğe ekli
bildirim formları ile yapılacaktır.


 


f) Matrah ve vergi
artırımında bulunan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımlarının, 7326 sayılı
Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı vergi dairelerince
araştırılabilecektir. Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen veya vergi
hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve vergi artırımları ile ilgili
olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin sonunda
tahakkuk etmiş sayılacak ve Kanunda açıklandığı şekilde tahsil edilecektir.


 


g) 7326 sayılı
Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında Kanunun
yayımlandığı tarihten önce başlanılmış incelemeler sonucu düzenlenen
ve 2/8/2021 tarihi sonuna kadar vergi dairesinin kayıtlarına
intikal ettirilen inceleme raporlarında; ilave tarhiyat olmaksızın sadece zarar
azaltılması öngörülmesi hâlinde, kabul edilmeyen zarar tutarının öncelikle
ilgili dönemde beyan edilen zarar tutarından indirilmesi, bu işlem sonucu kalan
zarar tutarının %50’sinin 2021 ve müteakip yıl kazançlarından 193 veya 5520
sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre mahsup konusu yapılması
gerekir. Zararın diğer yarısının ise indirim konusu yapılamayacağı
tabiidir.


 


Örnek 37- (B) A.Ş. hakkında
2019 yılına ilişkin olarak 7326 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce
başlanılmış bir vergi incelemesi bulunmaktadır.
Mükellef 2/7/2021 tarihinde 7326 sayılı Kanuna uygun olarak
incelemenin yapıldığı yıla ait kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi
açısından artırımda bulunmuştur.


 


9/7/2021 tarihinde
vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilen vergi inceleme raporunda;
mükellefin 2019 yılında beyan ettiği 480.000 TL zarar tutarının 320.000 TL’si
kabul edilmemiştir. Bu durumda artırımda bulunan mükellefin, anılan yıla
ilişkin olarak beyan ettiği zarar tutarından raporda kabul edilmeyen zararın
mahsup edilmesi ve kalan (480.000 – 320.000=) 160.000 TL’nin yarısı olan 80.000
TL’nin 2021 ve müteakip yıl kazançlarından 5520 sayılı Kanunun ilgili hükmü
çerçevesinde indirilmesi gerekir. Kalan 80.000 TL zarar tutarı ise hiçbir
şekilde indirim konusu yapılmayacaktır.


 


ğ) 7326 sayılı
Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili vergi
dairelerine vermiş oldukları bildirim veya yaptıkları beyanlarda yer alan
bilgiler herhangi bir vergi türü incelemesi için veri olarak
kullanılmayacaktır.


 


h) Matrah ve vergi
artırımı yapılacak yıllarda faaliyette bulunmuş ve gelir elde etmiş olmakla
birlikte bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında
bırakan gelir vergisi mükellefleri T.C. kimlik numaralarını, yabancı gerçek
kişiler ise varsa yabancı kimlik numaralarını kullanarak artırımda
bulunabileceklerdir.


 


Yabancı kimlik
numarası olmayan yabancı gerçek kişiler ile kurumlar vergisi mükellefi olması
gerekenler ise vergi dairelerine başvurmak suretiyle alacakları vergi kimlik
numaralarını kullanarak artırımda bulunabileceklerdir.


 


ı) Gelir Vergisi
Kanununun Geçici 93 üncü maddesi hükümlerinden yararlananların bu
Kanunun 5 inci maddesi hükümlerinden yararlanmalarına engel bir durum
bulunmamaktadır.


 


i) Gelir veya
kurumlar vergisi matrah artırımında ve katma değer vergisi artırımında bulunan
mükelleflerin, artırıma konu dönemlere ilişkin olarak vermiş oldukları “Mal ve
Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu” (Form Ba) ile “Mal ve Hizmet
Satışlarına İlişkin Bildirim Formu”nu (Form Bs) artırım nedeniyle
düzeltmelerine gerek bulunmamaktadır.


 


j) Matrah ve vergi
artırımlarında, artırıma esas alınacak matrah ve vergi tutarlarının tespitinde
Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş olan beyannameler ve kesinleşen
tarhiyatlar esas alınacaktır.


 


Buna göre, 7326
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren verilen düzeltme beyannameleri
ile Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında verilen beyannameler matrah ve vergi
artırımının hesabında dikkate alınmayacaktır. Aynı şekilde, matrah ve vergi
artırımına konu dönemlerle ilgili olarak ikmalen, re’sen veya
idarece tarh edilmiş ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihtilaflı bulunan
alacaklarla ilgili olarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak üzere yapılan
başvurular nedeniyle tahakkuk eden alacaklar da matrah ve vergi artırımının
hesabında dikkate alınmayacaktır.


 


k) 7326 sayılı Kanunun 5
inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinden yararlananlar
hakkında 213 sayılı Kanunun 367 nci maddesi kapsamında inceleme
yapılabilecektir. Buna göre, matrah ve vergi artırımından yararlanılması,
matrah ve vergi artırımında bulunulan dönemler de dâhil olmak üzere, 213 sayılı
Kanunun 359 uncu maddesinde yer alan kaçakçılık fiillerinin işlenip
işlenmediğinin tespiti yönünden inceleme yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.
Yürütülen bu incelemeler sırasında söz konusu fiillerin işlendiğinin tespit edilmesi
durumunda, aynı Kanunun 367 nci maddesi kapsamında cumhuriyet
başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir. Ancak, bu
incelemeler sonucunda matrah ve vergi artırımında bulunulan dönem ve vergiler
için tarhiyat yapılmayacaktır.


 


l) Gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerinin matrah ve vergi artırımında bulunmuş olmaları, 193
sayılı Kanunun Mükerrer 121 inci maddesi kapsamında vergi indiriminden
yararlanmalarına engel teşkil etmeyecektir.


 


m) 7143 sayılı Kanun
kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulmuş olması bu Kanun kapsamında
matrah ve vergi artırımda bulunulmasına engel değildir.


 


VI- İŞLETME
KAYITLARININ DÜZELTİLMESİNE İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


A-                    
İŞLETMEDE
MEVCUT OLDUĞU HÂLDE KAYITLARDA YER ALMAYAN EMTİA, MAKİNE, TEÇHİZAT VE
DEMİRBAŞLARIN KAYDA ALINMASI


 


1-Kapsam


 


7326 sayılı Kanunun 6
ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerine, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde kayıtlarında yer almayan
emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları yasal kayıtlarına intikal ettirmek
suretiyle, kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirme imkânı sağlanmıştır.


 


Kayıtlarda bulunmayan
emtia, makine, teçhizat ve demirbaşların kayıtlara intikal ettirilmesine imkân
veren düzenleme, bütün gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır.
Uygulama kapsamına; serbest meslek erbabı, ferdi ticari işletmeler, adi
ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye
şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait
iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları dâhil bulunmaktadır.


 


2-Beyan


 


Uygulama kapsamında
olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde kayıtlarında yer almayan
emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarını 31 Ağustos 2021 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar bu Tebliğin (VI/A-4) bölümünde belirtilen beyanname (Ek:18)
ve ekinde verecekleri envanter (Ek:19) listesi ile katma değer vergisi
yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine bildireceklerdir. Ekinde envanter
listesi olmayan beyannameler kabul edilmeyecektir.


 


Bu kıymetler,
bildirim tarihindeki rayiç bedelle değerlenmek suretiyle envanter listesinde
gösterilecektir.


 


Rayiç bedel, o
kıymetin değerleme günü itibarıyla normal alım satım bedelidir. Dolayısıyla bu
bedel, mükellefin kendisi tarafından bizzat tespit edilebileceği gibi bağlı
olduğu meslek kuruluşuna da tespit ettirilebilecektir. Bildirilen kıymetler
yasal kayıt süresi içerisinde kayıtlara intikal ettirilecektir.


 


Bu madde hükmüne göre
bildirilecek emtia;


 


- Alım satım
işletmelerinde satışa hazır malları,


- İmalatçı
işletmelerde ise hammadde, malzeme, yarı mamul ve mamul malları


 


ifade etmektedir.


 


Aynı şekilde inşaat
işletmelerinin (yıllara sari inşaat ve onarım işi, kat karşılığı veya kendi
adlarına inşaat yapıp satanlar) varsa inşa edilen ve emtia niteliğindeki
taşınmazları (daire, dükkan vb.) ile üretimde kullandıkları demir, çimento,
tuğla gibi ilk madde ve malzemelerini veya yarı mamullerini de bildirmeleri
mümkündür.


 


Beyan edilecek olan
kayıt ve tescile tabi kıymetler, kayıt ve tescil için kullanılan bilgiler
(numara, harf, işaret, marka vb.) belirtilmek suretiyle envanter listesinde
beyan edilecektir. Kayıt ve tescile ilişkin gerekli bilgileri içermeyen
kıymetlerin, beyandan önce ilgili kamu idarelerine başvurularak kayıt ve tescil
ettirilmesi ve alınan kayıt ve tescil bilgileri ile beyan edilmesi
gerekmektedir. Söz konusu kıymetlerin satışına ilişkin olarak düzenlenecek
belgelerde kayıt ve tescil bilgilerine de yer verilecektir.


 


3- Bildirilen Malların
Satış Bedeli ve Amortisman Uygulaması


 


7326 sayılı Kanunun 6
ncı maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre kayıtsız mal bildiren mükellefler,
bu malları satmaları hâlinde, defterlere kaydedilecek satış bedeli kayıtlı
değerinden düşük olamayacaktır. Gerçek satış bedelinin kayda alınan bedelden
düşük olması hâlinde, kazancın tespitinde kayıtlı bedel dikkate alınacaktır.


 


Bildirime dâhil
edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler için amortisman ayrılmayacaktır.


 


4- Vergisel Yükümlülükler


 


a) 7326 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri uyarınca
mükelleflerin kendilerince veya ilgili meslek kuruluşlarınca belirlenecek rayiç
bedel üzerinden beyan edilerek kayıtlara intikal ettirilecek makine, teçhizat
ve demirbaşlar ile emtianın rayiç bedeli üzerinden tabi oldukları oranın
yarısı, teslimleri KDV’den istisna bulunan basılı kitap ve süreli yayınlar için
%4 oranı esas alınmak suretiyle KDV hesaplanarak, örneği bu Tebliğ ekinde
yer alan (Ek:18 ve Ek:19) KDV stok beyanına ilişkin beyanname ve
envanter listesi, kağıt ortamında veya 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
sorumlu sıfatıyla verilecektir. Söz konusu beyan, en geç 31 Ağustos 2021
tarihine (bu tarih dâhil) kadar yapılacak ve tahakkuk edecek vergi de aynı süre
içinde ödenecektir.


 


Örnek 1- Mükellef (A)
kayıtlarında yer almayan emtia dolayısıyla beyanname ve eki envanter listesini
12/7/2021 tarihinde vermiştir. Mükellef (A), söz konusu beyannameye göre
tahakkuk eden vergiyi en geç Kanunun 6 ncı maddesinden yararlanma süresinin son
günü olan 31/8/2021 tarihine kadar ödeyebilecektir.


 


KDV beyannamelerini
elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, söz konusu beyannameyi ve
envanter listesini de 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
vermek zorundadırlar.


 


b) 7326 sayılı Kanunun 6
ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre beyan edilecek özel tüketim
vergisi (ÖTV) tutarları, aynı fıkranın (c) bendi uyarınca beyan edilecek KDV
matrahını oluşturan rayiç bedelin tespitinde dikkate alınmış olacağından, bu
şekilde beyan edilen ÖTV’nin KDV matrahına ayrıca dâhil edilmesi söz konusu değildir.


 


c) Teslimleri KDV’den
müstesna olan emtia (basılı kitap ve süreli yayınlar hariç), makine, teçhizat
ve demirbaşlarla ilgili olarak bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir.


 


ç) Beyan edilen emtiaya
(basılı kitap ve süreli yayınlar dâhil) ait hesaplanarak ödenen KDV, 1 No.lu
KDV Beyannamesinde genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapılabilecektir.


 


Ancak, kayıtlarda yer
almayan makine, teçhizat ve demirbaşların rayiç bedeli üzerinden hesaplanarak
ödenen KDV’nin indirimi mümkün olmayıp, bu tutar, verginin ödendiği yılın gelir
veya kurumlar vergisi matrahlarının belirlenmesinde gider olarak dikkate
alınabilecektir.


 


d) 3065 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; fiili ya da kaydî envanter sırasında
belgesiz mal bulundurulduğunun tespiti hâlinde, bu alışlar nedeniyle, ziyaa
uğratılan KDV’nin, belgesiz mal bulunduran mükelleften aranacağı, bu uygulamaya
göre yapılan tarhiyata da vergi ziyaı cezası uygulanacağı hüküm altına
alınmıştır.


 


7326 sayılı Kanunun
6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentlerine göre,
kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar için yukarıda (a)
bölümünde belirtilen şekilde sorumlu sıfatıyla KDV beyan eden ve ödeyen
mükellefler bakımından 3065 sayılı Kanunun söz konusu hükmü uygulanmayacaktır.


 


Buna göre, söz konusu
hüküm kapsamında beyanda bulunan mükelleflere, 3065 sayılı Kanunun (9/2)
maddesi hükmü uyarınca belgesiz mal bulundurduğu gerekçesiyle malın emsal
bedeli üzerinden cezalı olarak re’sen tarhiyat yapılmayacaktır.


 


5- Beyan Edilerek
Ödenen KDV’nin İade Konusu Yapılıp Yapılamayacağı


 


3065 sayılı Kanunun
29/2 ve 32 nci maddeleri uyarınca, söz konusu maddelerde belirtilen işlemler
nedeniyle yüklenilen vergiler, indirim yoluyla telafi edilememeleri hâlinde
iade konusu yapılabilmektedir.


 


Bu çerçevede, 7326
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinden faydalanarak, kayıtlarda yer almayan emtia
dolayısıyla hesapladıkları KDV’yi bu Tebliğin (VI/A-4) bölümünde belirtildiği
şekilde beyan edip ödeyen ve bu vergiyi indirim hesaplarına intikal ettiren
mükellefler tarafından, beyana konu emtianın, 3065 sayılı Kanun uygulamasında
iade hakkı tanınan işlemlerde kullanılması durumunda, beyan edilerek ödenen ve
indirim hesaplarına alınan söz konusu verginin yüklenilen verginin hesabında dikkate
alınması ve dolayısıyla iade konusu yapılması mümkün bulunmaktadır. Ancak 7326
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi
kapsamında teslimleri KDV’den istisna bulunan basılı kitap ve süreli yayınlar
için beyan edilen, ödenen ve indirim konusu yapılan KDV’nin iade konusu
yapılması mümkün değildir.


 


Öte yandan, makine,
teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle bahse konu uygulama kapsamında beyan edilerek
sorumlu sıfatıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün olmadığından,
bu verginin iadesi de söz konusu olmayacaktır.


 


6- ÖTV Kapsamındaki
Mallar İçin ÖTV’nin Beyanı ve Ödenmesi


 


7326 sayılı Kanunun 6
ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendiyle, ÖTV’nin konusuna giren
malları bu madde kapsamında beyan eden ve alış belgelerini ibraz edemeyen
mükelleflerin, bu malların beyan tarihindeki miktarı ve emsal bedeli üzerinden
geçerli olan ÖTV’yi 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar ayrı
bir beyanname ile beyan ederek aynı süre içinde ödemeleri hâlinde, bu mallar
bakımından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (3)
numaralı fıkrası hükmünün uygulanmaması öngörülmüştür. Bu şekilde beyan
edilerek ödenen ÖTV için vergi cezası kesilmeyecektir.


 


Uygulama kapsamında
olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde kayıtlarında yer almayan
mallardan 4760 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı listelerde
yer alanlar için, beyan tarihindeki miktarları ve emsal bedelleri ile
uygulanmakta olan vergi oranı, maktu ve asgari maktu vergi tutarlarını dikkate
alarak, bu Tebliğin ekindeki (Ek:20) beyannameyi kağıt ortamında veya
340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve
esaslar doğrultusunda elektronik ortamda düzenleyecek ve 31 Ağustos 2021
tarihine (bu tarih dâhil) kadar ÖTV (ÖTV mükellefiyeti bulunmayan ithalatçılar
KDV) yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine verecek, hesaplanan ÖTV’yi de
bu süre içinde ödeyecektir. 4760 sayılı Kanun ekindeki her bir liste [(II)
sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi araçların her biri] için ayrı beyanname
verilecektir.


 


7- Beyan Edilen
Kıymetlerin Kayıtlara İntikali


 


Bilanço esasına göre
defter tutan mükellefler, aktiflerine intikal ettirdikleri emtia için ayrı;
makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte karşılık hesabı
açacaktır.


 


Emtia için ayrılan
karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi hâlinde,
sermayenin unsuru sayılacak ve vergilendirilmeyecektir.


 


Öte yandan, makine,
teçhizat ve demirbaşlar ayrıca envantere kaydedilecek ve ayrılan karşılık
birikmiş amortisman olarak kabul edilecektir.


 


İşletme hesabı
esasına göre defter tutan mükellefler ise beyan ettikleri emtiayı defterlerinin
gider kısmına satın alınan mal olarak kaydedeceklerdir.


 


Örnek 2- (A) Limited Şirketi,
stoklarında bulunan ancak kayıtlarında yer almayan (Y) emtiasına ilişkin
envanter listesini hazırlamış ve 12/8/2021 tarihi itibarıyla beyan etmiştir.
Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu emtianın, mükellef tarafından
belirlenen rayiç bedeli 40.000 TL’dir. Şirketin bu bildirimine ilişkin muhasebe
kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.


 


 ________________________12/8/2021____________________________


153 TİCARİ
MALLAR                  40.000
TL


191 İNDİRİLECEK
KDV                3.600
TL


                       525 KAYDA
ALINAN
EMTİA                         40.000
TL


             
                ÖZEL
KARŞILIK HESABI  


                             
(7326 sayılı Kanunun 6/1 md.)


                       360 ÖDENECEK
VERGİ VE
FONLAR             3.600
TL


                             
(Sorumlu sıfatı ile ödenecek KDV)


__________________________    /   ______________________________


 


Bu emtianın satılması
hâlinde kayıtlara intikal ettirilecek satış bedeli 40.000 TL’nin altında
olamayacaktır.


 


Örnek 3- (B) A.Ş.
kayıtlarında yer almayan makine ve cihazlarını kayda almak istemektedir. Genel
oranda katma değer vergisine tabi olan bu kıymetlerin mükellefçe belirlenen
rayiç bedeli 60.000 TL olup, envantere alınmasına ilişkin muhasebe kayıtları
aşağıdaki şekilde yapılacaktır.


_______________________________  /  _______________________________


253 TESİS MAKİNA VE
CİHAZLAR                               60.000
TL


689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD.VE ZAR.                          5.400
TL


                               526 DEMİRBAŞ
MAKİNE VE
TEÇHİZAT                  60.000
TL


                                  
   ÖZEL KARŞILIK HESABI


                                     
(7326 sayılı Kanunun 6/1 md.)


                              
360 ÖDENECEK VERGİ VE
FONLAR                          5.400
TL


                                     
(Sorumlu sıfatıyla ödenecek KDV)


________________________________  /
_______________________________


 


Mükellef, söz konusu
makine ve cihazlarını 31/12/2021 tarihine kadar satarsa, bu satıştan önce;
satmadığı takdirde ise 31/12/2021 tarihinde aşağıdaki muhasebe kaydını
yapacaktır.


 


______________________________  /  ________________________________


526 DEMİRBAŞ MAKİNE
VE TEÇHİZAT       60.000 TL


       ÖZEL
KARŞILIK
HESABI                         


         (7326
sayılı Kanunun 6/1 md.)


                               
257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR                          60.000
TL


_______________________________  /  _________________________________


 


 


Mükellefin,
örneğimizdeki makine ve cihazlarını peşin olarak 70.000 TL’ye satması hâlinde
bu satışa ilişkin yukarıdaki kayıtla birlikte yapılacak muhasebe kaydı
aşağıdaki gibi olacaktır.


_____________________________  /  ________________________________


100 KASA
HESABI                                             82.600
TL


257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR                  60.000
TL


253 TESİS MAKİNE VE
CİHAZLAR                   60.000
TL


391 HESAPLANAN
KDV                                     
12.600 TL


679 DİĞER
OLAĞANDIŞI


                                     
       GELİR VE
KARLAR                                       70.000
TL


_______________________________  /   _____________________________


 


8- Beyan Edilen
Kıymetlerin Ba Formu Karşısındaki Durumu


 


7326 sayılı Kanunun 6
ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında beyan edilen kıymetler rayiç
bedelleriyle, Ba formu vermek zorunda olan mükellefler tarafından söz konusu
form ile bildirilmek zorundadır.


 


Söz konusu bildirim
işlemi, Ba formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif Satıcılar (7326
sayılı Kanun Madde 6/1)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne (3333 333 333)
yazılmak suretiyle yapılacaktır.


 


B- KAYITLARDA YER
ALDIĞI HÂLDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN EMTİA, MAKİNE, TEÇHİZAT VE DEMİRBAŞLAR


 


7326 sayılı Kanunun 6
ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerine, kayıtlarında yer aldığı hâlde işletmelerinde mevcut olmayan
emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarını 31 Ağustos 2021 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar fatura düzenlemek ve her türlü vergisel yükümlülüklerini
yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirmeleri ve böylece
kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.


 


1- Kapsam


 


Kayıtlarda yer aldığı
hâlde işletmede mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlara ilişkin
hüküm, bütün gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama
kapsamına; ferdi işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit
şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları,
dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları dâhil
bulunmaktadır.


 


2- Belge Düzeni


 


Madde kapsamında
düzenlenecek faturalarda alıcıya ilişkin bilgiler yerine, “Muhtelif Alıcılar (7326
sayılı Kanunun 6/2 maddesi çerçevesinde düzenlenmiştir)” ibaresi yazılacaktır.


 


3- Değer Tespiti


 


Faturada yer alacak
bedel, emtialar bakımından aynı nev’iden emtialara ilişkin cari yıl kayıtlarına
göre tespit edilen gayrisafi kâr oranı, makine, teçhizat ve demirbaşlar
bakımından mükelleflerin kendilerince veya bağlı oldukları meslek kuruluşunca
tespit edilecek rayiç bedelleri dikkate alınarak tespit edilecektir.


 


Gayrisafi kar
oranının yasal kayıtlardan tespit edilemediği hallerde de, mükellefin bağlı
olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas alınacaktır.


 


4- Vergisel
Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları


 


Yukarıda açıklanan
şekilde faturalanan ve yasal defterlere kaydedilen emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşlar ile ilgili işlemler, normal satış işlemlerinden bir farklılık arz
etmemektedir.


 


Satış hasılatı yıllık
gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında dikkate alınacaktır.


 


Bu kapsamda ödenmesi
gereken katma değer vergisi, ilk taksiti beyanname verme süresi içinde, izleyen
taksitler beyanname verme süresini takip eden ikinci ve dördüncü ayda olmak
üzere üç eşit taksitte ödenebilir. Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut
olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaş üzerinden hesaplanan KDV’nin beyan
edildiği dönemde, ödenecek KDV’nin bu kapsamda belirtilen emtia, makine,
teçhizat ve demirbaş üzerinden hesaplanan KDV’yi aşması hâlinde, emtia, makine,
teçhizat ve demirbaş üzerinden hesaplanan KDV’ye isabet eden kısım üç eşit
taksitte ödenebilecek, emtia, makine, teçhizat ve demirbaş üzerinden hesaplanan
KDV’yi aşan ödenecek KDV tutarı ise ilgili dönem KDV beyannamesinin ödeme
süresi içinde ödenecektir. Emtia, makine, teçhizat ve demirbaş üzerinden
hesaplanan KDV tutarından daha düşük tutarda ödenecek KDV çıkması hâlinde ise
ödenecek KDV tutarı üç eşit taksitte ödenebilecektir. Ancak talep edilmesi
hâlinde, taksitlendirilebilecek tutarın defaten ödenebilmesi de mümkündür.


 


Buna göre, kayıtlarda
yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşa
ilişkin faturada ilgili kıymetin tabi olduğu oranda KDV hesaplanacak ve bu KDV
ilgili dönem 1 No.lu KDV Beyannamesinin “Matrah” kulakçığının, “7326 Sayılı
Kanunun (6/2-a) Maddesi Kapsamındaki Bildirim” tablosuna kayıt yapılarak beyan
edilecektir.


 


Söz konusu
beyannamede ödenecek KDV çıkması hâlinde kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede
mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşa ilişkin hesaplanan KDV
tutarı, “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” tutarından düşülecektir. Bu
hesaplama sonucu “Bu Dönemde Ödenmesi Gereken KDV” satırında yer alan tutar, 1
No.lu KDV Beyannamesinin ödeme süresi içinde ödenecektir.


 


Kayıtlarda yer aldığı
hâlde işletmede mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşa ilişkin
beyanda bulunanların 1 No.lu KDV Beyannamesinde “Ödenmesi Gereken Katma Değer
Vergisi” satırında bir tutar bulunması hâlinde bu Tebliğ ekinde yer alan ek (Ek:21)
beyannamenin verilmesi zorunludur. Taksitlendirme imkanından yararlanmayı
tercih etmeyenlerin, ilgili dönem beyannamesinin “Ödenmesi Gereken Katma Değer
Vergisi” satırında yer alan tutarın tamamını defaten ödemeleri hâlinde, ek
beyanname vermelerine gerek yoktur.


 


Ek beyannamede (Ek:21)
daha önce 1 No.lu KDV Beyannamesindeki “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi”
tutarından, “Bu Dönemde Ödenmesi Gereken KDV” satırında yer alan tutar
düşülecek ve kalan tutar taksitlendirilecektir. “Bu Dönemde Ödenmesi Gereken
KDV” satırında yer alan tutarın “0” olması hâlinde 1 No.lu KDV Beyannamesindeki
“Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” tutarı taksitlendirilecektir.


 


Taksitlendirilecek
tutarın ilk taksiti ek beyannamenin verilme süresi içinde, izleyen taksitler
beyanname verme süresini takip eden ikinci ve dördüncü ayda olmak üzere üç eşit
taksitte ödenecektir.


 


Kayıtlarda yer aldığı
hâlde işletmede mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşa ilişkin
beyanlara yönelik örnek hesaplama ve ödeme tablosu aşağıda yer almaktadır.


 







 



İlgili Dönem
Hesaplanan KDV Toplamı

(TL)



7326 sayılı
Kanun

(6/2-a)

Hesaplanan KDV

(TL)



İlgili Dönem
İndirim KDV Toplamı

(TL)



Ödenmesi Gereken
KDV

(TL)



1 No.lu KDV
Beyannamesi

Ödenecek KDV (TL)



(EK:21) Beyannamesi

Ödenecek KDV
(Taksitli)

(TL)






1.Durum



100.000



50.000



200.000



-



-



-






2.Durum



100.000



50.000



  20.000



130.000



80.000



50.000






3.Durum



100.000



50.000



120.000



  30.000



-



30.000









 


Yukarıdaki tablodan
da görüleceği üzere ilk durumda 1 No.lu KDV Beyannamesinde “Ödenmesi Gereken
Katma Değer Vergisi” satırında herhangi bir tutar olmadığından ek beyanname (Ek:21)
verilmeyecektir. 2 ve 3 üncü durumlarda ise ek beyannamenin (Ek:21) verilmesi
zorunludur.


 


Öte yandan, hasılat
esaslı vergilendirme usulüne tabi mükelleflerin de 7326 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükmünden faydalanması mümkün olup, bu
kapsamdaki makine, teçhizat ve demirbaşlar için tespit edilecek KDV dâhil
hasılat için %1,5 oranı uygulanarak ödenecek KDV tutarı belirlenecektir.


 


Kayıtlarda yer aldığı
hâlde işletmede mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşın ÖTV’ye
tabi olması hâlinde, ilgili mevzuatına göre hesaplanacak ÖTV’ye faturada yer
verileceği ve bu emtia, makine, teçhizat ve demirbaşın tabi olduğu genel beyan
usul ve esasları dâhilinde ilgili dönemde beyan edilip ödeneceği tabiidir.


 


Fatura düzenlenmek suretiyle
bu bölümde açıklandığı şekilde hasılatı kayıtlara intikal ettirilen emtia,
makine, teçhizat ve demirbaşın daha önceki dönemlerde satıldığının tespit
edilmesi hâlinde, düzeltmeye tabi tutulmuş kıymetlerle ilgili olarak geçmişe
yönelik tarhiyat yapılmayacağı gibi ceza ve faiz de uygulanmayacaktır.


 


a) Bilanço Esasına
Göre Defter Tutan Mükellefler


 


Kayıtlarda yer aldığı
hâlde işletmede mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaş nedeniyle
düzenlenen fatura bedeli muhasebe kaidelerine uygun olarak kayıtlara intikal
ettirilecektir. Düzenlenecek fatura nedeniyle kullanılacak borçlu hesap
uygulamayı yapan mükellefçe gerçeğe uygun olarak tespit edilecektir. Gerçek
durum ile kayıtlar arasındaki farklılık, faturasız satışlardan kaynaklanmakta
olup faturasız satılan kıymetlerin karşılığında işletme kalemlerinden birinde
artış olması gerekmektedir. Bu artış nakit para, banka, alacak senedi, çek ve
benzeri değerler şeklinde olabilir. Dolayısıyla, ilgili kıymet çıkışı
karşılığında aktif değer olarak işletmede ne varsa veya işletmede beyan
tarihinde bu artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin hesaplara kayıt
yapılması gerekmektedir. 


 


Aktif hesaplarda
meydana gelen artışın herhangi bir şekilde tespit edilememesi hâlinde “689
Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar” (Gelir veya kurumlar vergisi
beyannamesinin düzenlenmesi sırasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak
dikkate alınacaktır.) hesabına borç kaydı yapılacaktır.


 


Örnek 4- (Y) Limited Şirketi,
kayıtlarında yer aldığı hâlde stoklarında mevcut olmayan emtialarını
faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek istemektedir.
Şirketin, ticaretini yaptığı genel oranda KDV’ye tabi olan (A) malının
kayıtlarda bulunan ancak stoklarda yer almayan miktarı 20 ton olup kendi
kayıtlarına göre bu malın birim maliyeti 15 TL/Kg ve gayrisafi karlılık oranı
ise %10’dur.


 


(Y) Limited Şirketi
bu mala ilişkin düzenleyeceği faturada 330.000 TL satış bedeli ve 59.400 TL KDV
gösterecektir. Düzenlenen bu faturanın muhasebe kayıtlarına intikali aşağıdaki
şekilde olacaktır.


________________________________   /   ____________________________


689 DİĞER OLAĞANDIŞI
GİD. VE
ZAR.                       389.400
TL


       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)


                               600
YURTİÇİ
SATIŞLAR                                  330.000
TL


                                      (7326
sayılı Kanunun 6/2 maddesi)


                               391 HESAPLANAN
KDV                                    59.400
TL


________________________________  /   _____________________________


 


 Giderlerin
nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:


___________________________   /   ________________________________


950 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN                            389.400
TL


        GİDERLER


 


                                     
 951
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN        389.400
TL


                                                    
        GİDERLER ALACAKLI HESABI


___________________________   /   ________________________________


 


Bu kayıtta yer alan
689 numaralı hesap yerine gerçek duruma uygun olması hâlinde diğer hesaplardan;
kasa, bankalar, alınan çekler, alıcılar veya alacak senetleri hesaplarından
biri kullanılabilecektir. Örneğin, kayıtsız yapılan satış karşılığında alacak
senedi alınmış olması hâlinde kayıt aşağıdaki şekilde olacaktır.


________________________________   /   ____________________________


121 ALACAK
SENETLERİ                                                389.400
TL


                             


                     
600
YURTİÇİ
SATIŞLAR                                  330.000
TL


                               (7326
sayılı Kanunun 6/2 maddesi)


                             391
HESAPLANAN
KDV                                   
59.400 TL


________________________________  /   _____________________________


 


Örnek 5- (Z) İşletmesi,
kayıtlarında yer aldığı halde işletmede yer almayan demirbaşı, faturalandırarak
kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek istemektedir.


 


İlgili demirbaşın
rayiç bedeli 10.000 TL olup genel oranda KDV’ye tabidir. İlgili demirbaş,
kayıtlarda 50.000 TL bedeli ile yer almaktadır ve bu tutarın tamamı için
amortisman ayrılmıştır. Ayrıca bu kıymet satışı nedeniyle alacak senedi alınmış
olduğu tespit edilmiştir.


______________________________   /   ____________________________


257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR                       50.000
TL


121 ALACAK
SENETLERİ                                      
11.800 TL


        


                                        
255 DEMİRBAŞLAR 
                                          
50.000 TL


                                        
         (7326 sayılı Kanunun 6/2
maddesi)


                                        
391 HESAPLANAN
KDV                                      
1.800 TL


                                        
679 DİĞER
OLAĞANDIŞI                                   
10.000 TL


                                        
        VE
KARLAR       


___________________________   /   ________________________________


 


 


b) İşletme Hesabı Esasına
Göre Defter Tutan Mükellefler


 


Kayıtlarda yer aldığı
hâlde işletmede mevcut olmayan emtia makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle
düzenlenen faturalar, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerce
yasal defterlerine hasılat olarak kaydedilecektir.


 


5- Kayıtlarda Yer
Aldığı Hâlde İşletmede Mevcut Olmayan Emtia, Makine, Teçhizat ve Demirbaşların
Bs Formu Karşısındaki Durumu


 


Kayıtlarda yer aldığı
hâlde işletmede mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle
düzenlenen faturalar, Bs formu vermek zorunda olan mükelleflerce, Bs formu ile
bildirilmek zorundadır.


 


Söz konusu bildirim
işlemi, Bs formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif Alıcılar (7326
sayılı Kanun Madde 6/2)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne (4444 444 444)
yazılmak suretiyle yapılacaktır.


 


C- KAYITLARDA YER
ALDIĞI HÂLDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN KASA MEVCUDU VE ORTAKLARDAN ALACAKLARIN
BEYANI


 


7326 sayılı Kanunun
6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü ile bilanço esasına göre defter
tutan kurumlar vergisi mükelleflerine, 31/12/2020 tarihi itibarıyla
düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan
kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri
dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından
alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki
net alacak tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerini
31 Ağustos 2021 tarihine  (bu tarih dâhil) kadar vergi dairelerine beyan
etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma
uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.


 


1- Kapsam


 


Bu hüküm, sadece
bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerini
kapsamaktadır.


 


2- Bilanço Düzenleme
ve Beyan


 


Bilanço esasına göre
defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2020 tarihi
itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde
bulunmayan;


 


-Kasa mevcutlarını,


 


-İşletmenin esas
faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer
nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile
ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını,


 


-Bunlarla ilgili
diğer hesaplarda yer alan işlemlerini


 


31 Ağustos 2021 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını
düzeltebileceklerdir (Ek: 22).


 


Düzeltme
uygulamasında, kasa mevcutları ile ortaklardan net alacak tutarlarıyla ilgili
olmakla beraber başka hesaplarda takip edilen tutarların da dikkate alınması
mümkündür.


 


Kanunun
6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca verilmesi gereken ve
elektronik ortamda gönderilebilen beyannamenin, kurumlar vergisi
beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur. Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayanlarca,
söz konusu beyan kurumlar vergisi mükellefiyeti yönünden bağlı olunan vergi
dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.


 


İşletmenin esas
faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer
nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile
ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının
belirlenmesinde, başka hesaplarda takip edilen tutarlar da dikkate alınarak tek
düzen hesap planında yer alan "131. Ortaklardan Alacaklar" ve
"231. Ortaklardan Alacaklar" toplamından "331. Ortaklara
Borçlar" ve "431. Ortaklara Borçlar" toplamının çıkarılması
sonucunda kalan net tutar esas alınacaktır.


 


Söz konusu beyan
sonucunda aşağıdaki esaslara göre kayıtlar düzeltilebilecektir.


 


3- Vergisel Yükümlülükler
ve Muhasebe Kayıtları


 


Bilançolarında
görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan
alacaklar tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerini düzeltmek
için beyanda bulunan mükellefler, beyan edilen tutarlar üzerinden %3 oranında
vergi hesaplayacak ve hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi içinde
ödeyeceklerdir. Bu süre içerisinde ödenmeyen bu vergiler 6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre gecikme zammıyla birlikte takip edilecektir.


 


Söz konusu tutarların
beyanı üzerine, defter kayıtlarının düzeltilmesi gerekeceği tabiidir.


 


Örnek 6- (A)
A.Ş.’nin 31/12/2020 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa
hesabında 600.000 TL görülmekle birlikte fiilen kasada bulunmayan tutar 580.000
TL’dir. Şirketin dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi
olan 27/7/2021 tarihi itibarıyla kasa hesabının mevcudu 800.000 TL
olarak görülmektedir.


 


Anılan mükellef, her
ne kadar beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu 800.000 TL olsa da, 31/12/2020
tarihli bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla var olan
kasa mevcudu içinde fiilen kasada bulunmayan tutarları esas alacak, bu tutarın
580.000 TL olması nedeniyle, bu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar
üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi sonuna (31/8/2021 tarihine)
kadar ödeyecektir.


 


Bu çerçevede;


 


Beyan
tutarı         : ...................................................... 580.000
TL


Hesaplanan
vergi: ..............................(580.000 x %3=) 17.400 TL


Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.


 


- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından
düşülmesi:


 ___________________________ 27/7/2021 __________________________


 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.            580.000
TL


       (7326
sayılı Kanun 6/3 md.)


       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)


                                100 KASA                                                       580.000
TL


______________________________
/ _______________________________


 


- Verginin
hesaplanması:


 __________________________ 27/7/2021 __________________________


 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.                 17.400
TL


        (7326
sayılı Kanun 6/3 md.)     


        (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)


                                360 ÖDENECEK
VERGİ VE FONLAR       17.400 TL


_____________________________
/ ________________________________


 


- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım
hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:


 


 ___________________________ 27/7/2021 __________________________


 950 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN            597.400
TL


       GİDERLER


                                    951 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN       597.400 TL


                                         GİDERLER
ALACAKLI HESABI


_____________________________
/ ________________________________


 


Örnek 7- (K) A.Ş.’nin, 31/12/2020 tarihi
itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa hesabında 800.000 TL görülmekte olup
dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi olan 20/7/2021 tarihi
itibarıyla kasa mevcudu 440.000 TL’dir.


Anılan mükellef, her
ne kadar, 31/12/2020 tarihli bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih


 itibarıyla var
olan kasa mevcudu 800.000 TL olsa da beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu
440.000 TL olduğundan, fiilen kasada bulunmayan kısım esas alınmak suretiyle en
fazla bu tutar (440.000 TL) kadar beyanda bulunabilecektir.


 


Bu tutarın 400.000
TL'lik kısmının kasada fiilen bulunmadığı varsayıldığında beyan edilecek tutar
ve üzerinden hesaplanacak vergi aşağıdaki gibi olacaktır.


 


Beyan
tutarı          : ............................................ 
400.000 TL


Hesaplanan vergi
: ........................... (400.000 x %3=) 12.000 TL


 


Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.


 


- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından
düşülmesi:


 ___________________________20/7/2021__________________________


 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.                 400.000
TL


       (7326
sayılı Kanun 6/3 md.)


       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)


                                                   100  KASA                                      400.000
TL


_____________________________
/ ________________________________


 


 - Verginin
hesaplanması:


 


 ___________________________20/7/2021__________________________


 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.                 12.000
TL


       (7326
sayılı Kanun 6/3 md.)


       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)


                                    360 ÖDENECEK
VERGİ
VE FONLAR            12.000
TL


_____________________________
/ ________________________________


 


- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan
giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:


 


 ___________________________ 20/7/2021__________________________


950 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN           412.000
TL


       GİDERLER


                                    951 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN       412.000 TL


                                          GİDERLER
ALACAKLI HESABI


_____________________________
/ ________________________________


 


Örnek 8- (C) A.Ş.’nin, 31/12/2020 tarihli
bilançosunda ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları, bilanço hesapları
itibarıyla aşağıdaki gibi olup, beyan tarihi olan 20/6/2021 tarihi itibarıyla
bu tutarların değişmediği varsayılmıştır. Ayrıca, mükellef kurumun ortaklardan
alacaklar hesabında izlenmesi gerekirken “136. Diğer Çeşitli Alacaklar”
hesabında izlediği 200.000 TL bulunmaktadır.


 


- 136. Diğer Çeşitli
Alacaklar hesabı......................... 200.000 TL


- 131. Ortaklardan
Alacaklar hesabı........................... 400.000 TL


- 231. Ortaklardan
Alacaklar hesabı........................... 300.000 TL


- 331. Ortaklara
Borçlar hesabı................................. (340.000)TL


- 431. Ortaklara
Borçlar hesabı................................  (240.000)TL


 


Bu çerçevede;


 


Beyan
tutarı        : [200.000+(400.000+300.000)-(340.000+240.000)
=] 320.000 TL


Hesaplanan
vergi: .............................................................(320.000
x %3=) 9.600 TL


 


olacaktır.


 


Anılan mükellef, söz
konusu tutarı beyan etmesi hâlinde beyan edilen bu tutar üzerinden hesaplanan
vergiyi beyanname verme süresinde ödeyecektir.


 


Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.


 


-Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:


 


  ___________________________ 20/6/2021 __________________________


 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.                 320.000
TL


      (7326
sayılı Kanun 6/3 md.)


      (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)


                             136 DİĞER
ÇEŞİTLİ ALACAKLAR                
200.000 TL


                             131 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR               60.000
TL


                             231 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR               60.000
TL


____________________________
/ ________________________________


 


- Verginin
hesaplanması:


 ___________________________ 20/6/2021 __________________________


 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GİD. VE  ZAR.                     9.600
TL


        (7326
sayılı Kanun 6/3 md.)


        (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)


                                    360 ÖDENECEK
VERGİ
VE FONLAR           9.600
TL


_____________________________
/ ________________________________


 


-Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin
nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:


 


 ___________________________ 20/6/2021 __________________________


 950 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN                       329.600
TL


       GİDERLER


                                    951 KANUNEN
KABUL EDİLMEYEN       329.600 TL


                                         GİDERLER
ALACAKLI HESABI


_____________________________
/ ________________________________


 


Bu madde kapsamında
beyan edilen kasa mevcutları ve ortaklardan net alacak tutarları ile bunlarla
ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerin, dileyen mükelleflerce “689. Diğer
Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı yerine bilançonun aktifinde herhangi
geçici bir hesapta izlenmesi mümkündür. Söz konusu geçici hesapta izlenen
tutarın herhangi bir şekilde kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate
alınamayacağı tabiidir.


 


Örnek 9- (Y) Limited Şirketinin, 31/12/2020 tarihli
bilançosunda ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları bilanço hesapları
itibarıyla aşağıdaki gibidir.


 


- 231. Ortaklardan
Alacaklar hesabı ........................................ 800.000 TL


- 431. Ortaklara
Borçlar hesabı ............................................. (320.000) TL


 


Beyan tarihi
itibarıyla ise ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları şu şekildedir.


 


- 131. Ortaklardan Alacaklar
hesabı......................................... 200.000 TL


- 231. Ortaklardan
Alacaklar hesabı ........................................ 720.000 TL


- 331. Ortaklara
Borçlar hesabı .............................................. (400.000) TL


 


Bu çerçevede, beyan
tarihi itibarıyla ortaklardan (net) alacak tutarı;


[(200.000 + 720.000)
- (400.000) =]  520.000 TL olsa da 31/12/2020 tarihi itibarıyla
ortaklardan (net) alacak tutarı; (800.000 - 320.000 =) 480.000 TL’dir.


 


Buna göre;


 


Beyan
tutarı        :................................ (800.000
- 320.000 = )    480.000 TL


Hesaplanan
vergi:...................................... (480.000 x %3 =
)       14.400 TL


 


olacaktır.


 


Anılan mükellef, söz
konusu tutarı beyan etmesi hâlinde beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan
vergiyi beyanname verme süresinde ödeyecektir.


 


Öte yandan,
(Y) Limited Şirketinin 31/12/2020 tarihli bilançosundaki
"231. Ortaklardan Alacaklar" hesabında görülen tutarın 200.000 TL’lik
kısmı dönemsellik ilkesi uyarınca "131. Ortaklardan Alacaklar"
hesabına aktarılmıştır.


 


Mükellef, bu
beyanıyla ilgili muhasebe kayıtlarını yaparken düzeltmeden kaynaklanan işlemler
nedeniyle “689. Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı yerine bilançonun aktifinde
bir geçici hesap oluşturma tercihinde bulunmuştur.


 


-Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:


 _____________________________
/ ________________________________


 296 GEÇİCİ
HESAP                                                      480.000
TL


       (7326
sayılı Kanun 6/3 md. uyarınca düzeltme hesabı)


                                   131 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR                   200.000
TL


                                   231 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR                   280.000
TL


_____________________________
/ ________________________________


 


-Verginin
hesaplanması:


 _____________________________
/ ________________________________


 689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD. VE  ZAR.     14.400 TL


        (7326
sayılı Kanun 6/3 md.) 


        (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)


                                    360 ÖDENECEK
VERGİ VE
FONLAR                 14.400
TL


_____________________________
/ ________________________________


 


-Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin
nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:


 _____________________________
/ ________________________________


 950 KANUNEN
KABUL
EDİLMEYEN                            14.400
TL


        GİDERLER


                                 951 KANUNEN
KABUL
EDİLMEYEN                14.400
TL


                                       GİDERLER
ALACAKLI HESABI


_____________________________
/ ________________________________


 


Öte yandan,
mükelleflerce kâr dağıtımı yapılması hâlinde, ticari bilanço açısından
dağıtılabilir ticari kar tutarı, 7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin
üçüncü fıkrası kapsamında beyan edilen ve "689. Diğer Olağandışı Gider ve
Zararlar" hesabı altında muhasebeleştirilen tutarlar dikkate alınmaksızın
tespit olunacaktır.


 


4- Esas Alınacak
Bilanço


 


Kanunun
6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında beyanda bulunacak
mükelleflerin, kurumlar vergisi beyannamesi ekinde vermiş
oldukları 31/12/2020 tarihli bilançolarını dikkate almaları gerekmektedir.


 


Özel hesap dönemi
kullanan mükellefler ise 2020 yılı içerisinde sona eren hesap dönemlerine
ilişkin olarak vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan
bilançolarını esas alacaklardır.


 


Dolayısıyla,
mükelleflerin kanuni süresinden sonra verdikleri düzeltme beyannamelerinin
ekinde yer alan bilançoları dikkate alınmayacaktır.


 


5- Diğer Hususlar


 


a) 7326 sayılı Kanunun
6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ödenen vergiler, gelir
veya kurumlar vergisinden mahsup edilmeyecektir.


 


b) Bu kapsamda beyan
edilen tutarlar ile ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde
gider olarak kabul edilmeyecektir.


 


c) Kurumlar vergisi
mükelleflerince 7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü
uyarınca yapılan beyanla ilgili olarak, söz konusu tutarların ortaklara
dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kâr dağıtımına bağlı
vergi tevkifatına yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacaktır.


 


ç) 7326 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü kapsamında beyanda
bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu beyanları nedeniyle 2021 yılı
geçici vergi beyannamelerinde düzeltme gerektiği takdirde beyanname verme
süresi içinde gerekli düzeltme işlemlerinin yapılması mümkün bulunmaktadır.


 


Bu çerçevede, hesap
dönemi olarak takvim yılını kullanan kurumlar vergisi mükelleflerinin anılan
madde kapsamında yapacakları beyanları nedeniyle, ilgili dönem matrahlarında
bir düzeltme ihtiyacı doğması hâlinde, beyan tarihi itibarıyla 2021 hesap
döneminin sona ermiş bulunan geçici vergilendirme dönemlerine ait geçici vergi
beyanlarını 31 Ağustos 2021 tarihine (bu tarih dâhil)
kadar düzeltebilmeleri mümkün bulunmaktadır. Özel hesap dönemi kullanan
mükelleflerin ise anılan madde kapsamında yapacakları beyanları nedeniyle
düzeltme gerekmesi hâlinde, beyan tarihi itibarıyla cari hesap döneminin sona
ermiş bulunan geçici vergi beyanlarını aynı tarihe kadar düzeltebilmeleri
mümkündür.


 


Bu kapsama giren
düzeltme işlemleri nedeniyle vergi dairelerince yapılacak ek tarhiyatlar için
herhangi bir ceza veya faiz aranmayacaktır.


 


d) Tam tasdik sözleşmesi
çerçevesinde daha önceki dönemlerine ilişkin rapor düzenlenmiş bulunan kurumlar
vergisi mükelleflerinin, 7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmünden
yararlanmaları hâlinde, raporu düzenleyen yeminli mali müşavirlerin bu
işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğu aranmayacaktır.


 


VII- KANUNUN 3 VE 4
ÜNCÜ MADDELERİNDEN YARARLANANLARIN VERGİYE UYUMLU MÜKELLEFLERE VERGİ İNDİRİMİ
UYGULAMASI KARŞISINDAKİ DURUMU


 


 Vergiye uyumlu
mükelleflere vergi indiriminin düzenlendiği 193 sayılı Kanunun mükerrer 121
inci maddesinin dördüncü fıkrasında, vergi indiriminden yararlanan
mükelleflerin, öngörülen şartları taşımadığının sonradan tespiti hâlinde ilgili
vergilendirme döneminde indirim uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergilerin
vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edileceği hükme bağlanmıştır. Aynı
fıkranın devamında ise indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile
bu yıldan önceki son iki yılda herhangi bir vergiye ilişkin beyanların gerçek
durumu yansıtmadığının indirimden yararlanıldıktan sonra tespiti üzerine
yapılan tarhiyatların kesinleşmesi hâlinde de bu hükmün uygulanacağı ifade
edilmiştir.


 


7326 sayılı Kanunun
10 uncu maddesinin yedinci fıkrasında, Kanunun 3 ve 4 üncü maddelerine göre
yapılandırılarak kesinleşmesi ve yapılandırmanın ihlal edilmemesi şartıyla,
ilgili vergilendirme döneminde vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi
uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergilerin vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın
tarh edileceği hükmünün uygulanmayacağı belirtilmiştir.  Dolayısıyla,
yapılan tarhiyatları Kanunun 3 üncü veya 4 üncü maddesine göre yapılandırarak
kesinleştiren ve yapılandırma şartlarına riayet eden mükelleflerden, uyumlu
mükellef indirimi kapsamında indirim konusu yapılan vergi geri alınmayacaktır.


 


Örnek 1- (ABC) Ltd. Şti.
20/4/2020 tarihinde vermiş olduğu 2019 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi
beyannamesinde 70.000 TL vergiye uyumlu mükelleflere ilişkin vergi indirimi hesaplamış
ve bu indirim tutarının tamamından yararlanmak suretiyle beyanname üzerinde
tahakkuk eden vergileri 30/4/2020 tarihinde ödemiştir. Ancak, 26/1/2021
tarihinde, 2018 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi yönünden mükellef kurum
adına vergi inceleme raporu düzenlenmiş ve 1.500.000 TL ikmalen kurumlar
vergisi tarhiyatı yapılmıştır. (ABC) Ltd. Şti. vergi inceleme raporuna
istinaden yapılan tarhiyatı dava konusu etmiştir. 


 


Mükellef kurum,
kurumlar vergisi yönünden adına yapılan tarhiyatı açmış olduğu davadan feragat
etmek suretiyle Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında 23/6/2021 tarihinde
yapılandırmış ve yapılandırma sonucu tahakkuk eden borcunu da defaten
ödemiştir.


 


Buna göre mükellef
kurum adına yapılan tarhiyatın Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında
yapılandırılması ve yapılandırma şartlarına da uyulması nedeniyle, (ABC) Ltd.
Şti.’nin 2019 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde
yararlandığı 70.000 TL vergi indirimi mükellef adına tarh edilmeyecektir.


 


Öte yandan,
haklarında yapılan tarhiyatlar nedeniyle Kanunun 3 üncü veya 4 üncü maddesi
kapsamında borçlarını yapılandıran ve yapılandırma şartlarını ihlal etmeyen
mükellefler, 193 sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesinin ikinci fıkrasının
(2) numaralı bendinde yer alan “haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla
ikmalen, re'sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması” şartını ihlal
etmemiş kabul edilecektir. Dolayısıyla, bu kapsamda borçlarını yapılandıran ve
yapılandırma şartlarını yerine getiren mükellefler sonraki dönemler için 193
sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesinde yer alan diğer şartların da
sağlanması halinde vergiye uyumlu mükelleflere sağlanan vergi indiriminden
faydalanabileceklerdir. Diğer bir ifadeyle yapılandırmaya konu edilen
tarhiyatlar, bu mükellefler hakkında beyana tabi vergi türleri itibariyle
tarhiyat yapılmamış olması şartının ihlali kapsamında
değerlendirilmeyecektir. 


 


Örnek 2- Ticari kazanç
yönünden gelir vergisi mükellefi Bay (A) 2019 takvim yılına ilişkin
gelir vergisi beyannamesinde 10.000 TL vergi indirimi tutarı hesaplamış ve bu
indirim tutarının tamamından yararlanmıştır. Adı geçen mükellefin 2017 yılı,
katma değer vergisi yönünden incelenmiş ve Ağustos 2017 vergilendirme dönemi
için 19/2/2020 tarihinde vergi inceleme raporu tanzim edilerek katma değer
vergisi yönünden mükellef adına KDV tarhiyatı yapılmıştır.


 


Mükellef Bay (A) söz
konusu tarhiyatı dava konusu yapmış olup 31 Mart 2021 tarihinde verdiği gelir
vergisi beyannamesinde, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında ikmalen, resen ve idarece
yapılmış bir tarhiyat bulunmaması koşulu yerine getirilmemiş olduğundan,
vergiye uyumlu mükelleflere vergi indiriminden yararlanamamıştır.


 


Mükellefin davasından
feragat etmek suretiyle Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında adına yapılan
tarhiyatı yapılandırması ve yapılandırma sonucu tahakkuk eden vergileri
süresinde ödemesi durumunda 2021 takvim yılına ilişkin olarak 2022 yılında
verilecek yıllık gelir vergisi beyannamesinden itibaren, diğer şartların da
sağlanması kaydıyla, vergiye uyumlu mükelleflere vergi indiriminden
yararlanılabilecektir. Mükellef hakkında yapılan KDV tarhiyatı nedeniyle 2020
yılı için faydalanılamayan vergi indirimi tutarı için ise herhangi bir düzeltme
yapılamayacaktır.


 


VIII- ORTAK HÜKÜMLER


 


A- TAKSİTLERİN
SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER


 


7326 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinde, Kanuna göre yapılandırılan alacakların taksitlerinin süresinde
ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, Kanun hükümlerinden yararlanabilme
koşullarına yönelik düzenlemeler yer almaktadır.


 


1- Süresinde
Ödenmeyen Taksitler


 


7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı
fıkrasında “(6) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin
süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki
veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde,
ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme
seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar,
gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre
belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte
ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin
süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer
taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden
fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun
hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm her bir madde ve alacaklı
idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanır.”
hükmü yer almaktadır.


 


Bu hükme
göre, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde
ve tam olarak ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en
fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, Kanun
hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacak ve ödenmeyen veya eksik ödenen taksit
tutarlarının borçlunun başvuru sırasında tercih ettiği taksitlendirme süresinin
son taksitini izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında
hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden
yararlanılacaktır.


 


Dolayısıyla,
Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden;


 


- İlk ikisinin
süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,


 


- İlk ikisinin
süresinde ödenmesine rağmen bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde
ödenmemesi veya eksik ödenmesi,


 


- Süresinde ödenmeyen
veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen
ayın sonuna kadar da ödenmemesi,


 


hâlinde Kanun
hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.


 


Bu durumda, Kanun
kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak
ödenmesi Kanundan yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, taksitli
ödeme seçeneğini tercih eden borçluların Eylül ve Kasım 2021 (belediyeler ile
bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar için Eylül ve Ekim 2021) taksitlerini
süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.


 


Bu
hüküm, her bir madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar
için ayrı ayrı uygulanacaktır.


 


Bu Tebliğin (II/D-11)
bölümünde de belirtildiği gibi Kanun hükümlerine göre borçlarını yapılandıran belediyeler ile bunlara bağlı kamu tüzel
kişiliğini haiz kuruluşlarca ödenmesi gereken taksit tutarlarının, 5779 sayılı
Kanuna göre belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı
üzerinden ayrılan paylarından tahsil edilmesi gerekmekle birlikte, 5779 sayılı
Kanuna göre yapılacak kesintilerin Cumhurbaşkanınca durdurulması hâlinde, aylık
taksitlerin ödeme süreleri kesinti yapılmayan aylar için de durdurulacağından
taksit ödemeleri yönünden bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.


 


 


2) İhlal Nedeni
Olmayan Eksik Ödemeler


 


7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin yedinci
fıkrasında “(7) Bu Kanuna göre ödenecek taksit tutarının %10’unu aşmamak
şartıyla 10 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu
Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu
hükme göre, Kanun kapsamında ödenecek taksitlere yönelik yapılan ödemelerde
10,00 TL’ye kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bununla
birlikte, taksit tutarının %10’u 10,00 TL’nin altında ise yüzde %10 tutarına
isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali ihlal sebebi sayılmamıştır. Ancak, bu
tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği
tabiidir.


 


Örneğin,
Kanun kapsamında 6 eşit taksit seçeneği tercih edilmek suretiyle yapılandırılan
alacağa ilişkin taksit tutarı 80,00 TL olmasına rağmen bankaya 71,00 TL olarak
ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar, 10,00 TL’yi aşmamakla birlikte, taksit
tutarının %10’u olan (80,00 x %10=)8,00 TL, eksik ödenen tutar olan 9,00 TL’den
az olduğundan söz konusu eksik ödeme ihlal sebebi sayılacaktır.


 


3) İhlal Hâlinde
Kanun Hükümlerinden Yararlanma


 


Kanunun
9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında, Kanun kapsamına giren alacakların aynı maddenin
altıncı fıkrasında belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde,
borçluların ödedikleri tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı
düzenlenmiştir.


 


Buna
göre, Kanun kapsamında taksitlendirilen alacakların Kanunda öngörülen süre ve
şekilde tamamen ödenmemesi hâlinde, bu Tebliğin (IV/B-1-ç) ve (V/E-1)
bölümlerinde yer alan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla borçlular yaptıkları
ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden yararlandırılacaktır.


 


Örnek 1- Mükellef, 7326 sayılı
Kanunun 2 nci maddesi kapsamında olan kesinleşmiş borçları için Kanundan
yararlanma talebinde bulunmuştur.


 


Mükellefin Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kapsama giren borçları aşağıdaki şekildedir:


 





2018 takvim yılı gelir vergisi



:



15.000,00 TL






Gelir vergisine ilişkin gecikme zammı



:



6.469,08 TL






26/6/2019 vadeli gelir (stopaj) vergisi



:



9.000,00 TL






Gelir (stopaj) vergisine ilişkin gecikme
zammı



:



3.761,48 TL






TOPLAM



:



 34.230,56 TL






 


Vergi asıllarına vade
tarihleri ile Kanunun yayımı tarihine kadar gecikme zammı yerine hesaplanacak
toplam Yİ-ÜFE oranı ve tutarları aşağıdaki gibidir:


 





Gelir Vergisi I. Taksit Tutarı İçin



:



       
7.500,00 x %9,1936



=



689,52 TL






Gelir Vergisi II. Taksit Tutarı İçin



:



       
7.500,00 x %7,7936



=



584,52 TL






Gelir (stopaj) Vergisi İçin



:



       
9.000,00 x %8,2021



=



738,19 TL






TOPLAM (Yİ-ÜFE)



:



 



 



2.012,23 TL






KATSAYISIZ
GENEL TOPLAM



:



(24.000,00 +
2.012,23 =)26.012,23 TL






 


Mükellef, vergi asılları
ile hesaplanan Yİ-ÜFE tutarları toplamını madde kapsamında 9 eşit taksitte
ödemeyi tercih etmiştir.


 





Ödenecek Taksit Tutarları



=



[(Vergi
Asılları + Toplam Yİ-ÜFE Tutarı) x 1.135] / 9






 



=



[(24.000,00
+ 2.012,23) x 1,135 ] / 9






 



=



3.280,43
TL






 


Mükellef, madde
hükmüne göre 7 taksiti süresinde ödemiş ancak, sonraki taksitler için herhangi
bir ödeme yapmamıştır.


 


Bu durumda,
mükellefin yaptığı ödemeler, vadesi önce gelen borçlardan başlanarak her bir
dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemeler belirtilen şekilde mahsup
edildikten sonra alacağın tamamen tahsil edilemediği dönemlerde madde hükmü
ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde, kısmi ödeme olan döneme ilişkin
vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanun hükmünden yararlanılacaktır.


 


Mükellefin Kanun
hükmünden yararlanacağı tutar hesaplanırken, yapılandırılan borcun katsayı
tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.


 


Buna göre, Kanun
kapsamında yapılandırılan toplam alacak tutarı 26.012,23 TL olup, bu
tutara karşılık 7 taksit içinde ödenen tutar [(26.012,23 / 9=) 2.890,25
x 7=]20.231,75 TL’dir.


 


Mükellefin vadesi
önce gelen borcu yıllık gelir vergisinin birinci taksiti ve gelir (stopaj)
vergisi olduğundan, 20.231,75 TL yapılan ödeme tutarı, ilk önce bu vergiler ile
bunlara isabet eden Yİ-ÜFE tutarı toplamına [(7.500,00 + 689,52) + (9.000,00 +
738,19)=]17.927,71 TL mahsup edilecektir. Bu şekilde yapılan mahsup sonucunda
mükellef, 31/3/2019 vadeli gelir vergisinin birinci taksiti ve 26/6/2019 vadeli
gelir (stopaj) vergisi ve bu vergilere ilişkin gecikme zammı için Kanundan
yararlanmış olacaktır.


 


Mahsuptan sonra kalan
(20.231,75 - 17.927,71 =)2.304,04 TL tutar, 31/7/2019 vadeli gelir vergisinin
ikinci taksiti ve bu vergiye ilişkin Yİ-ÜFE tutarı toplamı olan 8.084,52 TL’yi
karşılayamadığından bu dönem borcu için Kanun hükümleri ihlal edilmiş
sayılacaktır.


 


Bu durumda, yapılan
ödeme tutarı kadar Kanundan yararlanılacaktır. Ödeme tutarından vergi aslına
isabet eden tutar;


 





Vergi aslına isabet eden tutar



=



(Vergi Aslı) x (Yapılan
Ödemeden Kalan Tutar)






(Vergi Aslı +
Yİ-ÜFE Tutarı)






 


formülü ile bulunacaktır.


 


Buna göre;


 







Vergi aslına isabet eden tutar



=



7.500,00 x 2.304,04



=



2.137,46 TL’dir.






8.084,52









 


 


Bu tutar, Kanun hükümlerine
göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (2.137,46 x %7,7936=)166,58
TL ile birlikte (2.137,46 + 166,58=)2.304,04 TL olarak alacak aslı ve gecikme
zammına mahsup edileceğinden, gelir vergisinin ikinci taksitinin kalan
(7.500,00 - 2.137,46=)5.362,54 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak
gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.


 


Örnek 2- Temmuz, Ağustos,
Eylül/2020 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 480.000,00 TL kurum geçici
vergi tahakkuk etmiştir. Ancak, mükellef 17/11/2020 vadeli kurum geçici vergi
borcunu ödememiştir. Söz konusu geçici vergi, mükellefin kurumlar vergisi
beyannamesini süresi içinde vermesi nedeniyle, 1/4/2021 tarihinde terkin
edilmiş ve 34.564,80 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.


 


Mükellefin, 7326 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde kurum
geçici vergisinin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için
hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Bu durumda
uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı %1,5755’dir.


 


Toplam Yİ-ÜFE tutarı
ise (480.000,00 x %1,5755=)7.562,40 TL olacaktır.


 


Mükellefin söz konusu
tutarı 6 eşit taksitte ödemek istemesi durumunda Kanun kapsamında toplam
ödenecek tutar (7.562,40 x 1,09=)8.243,02 TL olarak bulunacaktır. Dolayısıyla,
bir taksit tutarı (8.243,02 / 6=)1.373,84 TL olacaktır.


 


Mükellefin Kanun
kapsamında ilk 4 taksitini süresinde ödediği, diğer taksitlerini ise ödemediği
varsayıldığında, mükellef ödediği tutar kadar Kanun hükmünden yararlanabilecektir.



 


Bu durumda mükellefin
Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı
tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.


 







Toplam Gecikme Zammı Tutarı x Ödediği
Taksit Tutarları Toplamı (Katsayı Tutarı Hariç)






Hesaplanan Yİ-ÜFE
Tutarı









  







=



34.564,80 x 5.041,60



=



23.043,20 TL






7.562,40









 


formülü kullanılacak ve hesaplanan 23.043,20
TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Kalan (34.564,80 -
23.043,20=)11.521,60 TL gecikme zammının ise takip ve tahsiline devam edilecektir.


 


Örnek 3- Bu Tebliğin “II- KESİNLEŞMİŞ ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER” başlıklı
bölümünde yer alan 4 numaralı örnekteki mükellefin,
yapılandırılan borcu 12 taksitte ödemek istediğini, ancak 8 taksiti süresinde
ödediğini, kalan 4 taksiti ödemediğini varsaydığımızda, bu mükellefin Kanundan
yararlanacağı tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


 


Mükellefin, 7326
sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılan borç toplamı [(44.950,00 + 3.532,14)
x 1,18=]57.208,93 TL olup, (57.208,93 / 12=)4.767,41 TL bir taksitte ödenecek
tutardır. Buna göre, mükellef 8 taksitte toplam (4.767,41 x 8=)38.139,28 TL
ödeme yapmıştır.


 


Ancak, mükellefin
Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı
tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.


 


Buna göre, katsayı
hariç olmak üzere yapılandırılan alacağa yönelik olarak taksitler içinde
ödenmiş olan tutar, katsayının tatbik edildiği tutarın taksit sayısına
bölünmesi ve ödenen taksit sayısı ile çarpılması sonucunda bulunacaktır.


 


Katsayı hariç ödenen
taksit tutarı [(48.482,14 / 12=)4.040,18 x 8=]32.321,44 TL’dir.


 


Mükellefin Kanundan
yararlanacağı tutarın yapılandırılan borçlarına mahsubunda Seri:A Sıra No:1
Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.


 


Mükellefin, 7326
sayılı Kanun gereğince vergi aslından yararlanacağı tutarın “A” olduğu
varsayılmıştır.


 





A



=



Alacak
Aslı (Vergi) x Ödenen Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)

              
Toplam Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)






 





A



=



44.000,00 x 32.321,44






                     
48.482,14






 



 



 






A



=



                     
29.333,35 TL
olarak hesaplanacaktır.






 


Bu tutar, Kanun hükümlerine
göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (29.333,35 x %4,5276=)1.328,10
TL ile birlikte (29.333,35 + 1.328,10=)30.661,45 TL olarak alacak aslı ve
gecikme zammına mahsup edileceğinden, yıllık gelir vergisinin kalan (44.000,00
- 29.333,35=)14.666,65 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı
ile birlikte takip edilecektir.


 


Diğer taraftan,
44.000,00 TL vergi aslı için hesaplanan gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE aylık değişim
oranı uygulanarak hesaplanan 1.540,00 TL Yİ-ÜFE tutarına karşılık kısmi ödeme
nedeniyle mahsup edilecek tutar ile takip edilecek gecikme faizi aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.


 


Yıllık gelir vergisi
kanuni süresinde beyan edildiğinde iki eşit taksitte ödenmektedir. Kanuni
süresinden sonra tahakkuk ettirilen yıllık gelir vergisi için gecikme faizi,
taksitlerin kanuni ödeme süreleri dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Bu
çerçevede örnek olayda gecikme faizi ve gecikme faizi yerine tahsil edilecek
Yİ-ÜFE tutarının hesabında da yıllık gelir vergisi taksitlerinin kanuni ödeme
süreleri esas alınmıştır.


 


Mükellefin, Kanun
gereğince gecikme faizinden yararlanacağı tutar (F=F1+F2);


 


F1= Yıllık Gelir Vergisi 1. Taksit Tutarına
İsabet Eden Gecikme Faizinin Kanundan Yararlanacağı Tutar: (29.333,35 /
2=)14.666,68 x %4,2= 616,00 TL’dir.


 


F2= Yıllık Gelir Vergisi 2. Taksit Tutarına
İsabet Eden Gecikme Faizinin Kanundan Yararlanacağı Tutar: (29.333,35 /
2=)14.666,67 x %2,8= 410,67 TL’dir.


 


F= 616,00 + 410,67=1.026,67 TL olacaktır.


 


Mükelleften, 8.932,00
TL gecikme faizi yerine hesaplanmış olan 1.540,00 TL tutarında Yİ-ÜFE’ye
karşılık 1.026,67 TL tahsil edildiği dikkate alındığında, bu tahsilata
isabet eden gecikme faizi tutarı;


 





F



=



Gecikme Faizi x
Ödenen Yİ-ÜFE (Gecikme Faizi Yerine)






Hesaplanan Yİ-ÜFE
(Katsayı Tutarı Hariç)






 





F



=



8.932,00 x 1.026,67






1.540,00






 



 



 






F



=
5.954,69 TL olarak hesaplanacaktır.






 


(8.932,00 -
5.954,69=)2.977,31 TL gecikme faizinin takibine devam edilmesi gerekmektedir.


 


Mükellefin, 7326
sayılı Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutarın “C”
olduğu varsayılmıştır.


 





C



=



Alacak Aslı (Vergi
Ziyaı Cezası) x Ödenen Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)






Toplam Taksit
Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)












C



=



44.000,00 x
32.321,44







48.482,14







 



 



 



 






C



=



29.333,35 TL olarak
hesaplanacaktır.



 






 


Bu tutar, Kanun
hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (29.333,35 x
%4,5276=)1.328,10 TL ile birlikte (29.333,35 + 1.328,10=)30.661,45 TL
olarak alacak aslı ve gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Vergi ziyaı
cezasından kalan (44.000,00 - 29.333,35=)14.666,65 TL vade tarihinden itibaren
uygulanacak gecikme zammı ile birlikte takip edilecektir.


 


Mükellefin, 7326
sayılı Kanun gereğince özel usulsüzlük cezasından yararlanacağı tutarın “U”
olduğu varsayılmıştır.


 





U



=



Alacak
Aslı (Özel Usulsüzlük Cezası ) x Ödenen Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)






Toplam Taksit Tutarı
(Katsayı Tutarı Hariç)












U



=



950,00 x 32.321,44







48.482,14







 



 



 



 






U



=



633,33 TL olarak
hesaplanacaktır.



 






 


Yapılandırılan 950,00
TL özel usulsüzlük cezasına karşılık 633,33 TL ödeyen mükellefin Kanundan
ödediği tutar kadar yararlandırılmasında, yapılandırma öncesi tutarın da
dikkate alınması gerektiğinden, yapılandırma öncesi 1.900,00 TL tutarındaki
özel usulsüzlük cezasına karşılık Kanundan yararlanılacak tutar (Y)
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 





Y



=



Yapılandırma Öncesi
Alacak Aslı x Özel Usulsüzlük Cezasına Karşılık Ödenen Tutar






Yapılandırılmış
Tutar












Y



=



1.900,00 x 633,33







950,00







 



 



 



 






Y



=



1.266,66 TL olarak
hesaplanacaktır.



 






 


Borçludan özel
usulsüzlük cezası olarak (1.900,00 - 1.266,66=)633,34 TL tutar takip
edilecektir.


 


Yapılan
tahsilatlardan bakiye 5.817,84 TL ise katsayı tutarı olup, bu tutarla
ilgili herhangi bir düzeltme yapılmayacaktır.


 


B- KANUN HÜKÜMLERİNİN
İHLALİ HÂLİNDE ALACAKLARIN TAKİBİ


 


7326 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin sekizinci fıkrasında “(8) Bu Kanun kapsamına giren
alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde
borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.
Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip
işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılır ve bu Kanunun yayımı tarihinden
önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam
eder.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu
hükme göre, Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmeyen alacakların, yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak
takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılacak ve bu Kanunun yayımı
tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı
yerden devam edecektir.


 


Dolayısıyla,
alacakların Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle yapılandırılması bu
alacakların niteliğini değiştirmediğinden, Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve
vadesi dikkate alınarak, daha önce yapılan takip işlemleri
yenilenmeksizin, bu işlemlere kaldığı yerden devam edilecektir.


 


Diğer
taraftan, alacağın
ödenmesinden sorumlu olan diğer kişiler (213
ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri
nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi
amme borçlusu sayılan kişiler) hakkında yapılan takip işlemlerine de
Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasına göre kaldığı yerden devam
edilmesi gerekmektedir.


 


IX- DİĞER HUSUSLAR


 


1- 7326 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin ondördüncü fıkrasında, Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu
fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında pişmanlıkla beyan
edilen vergilerin Kanunda belirtilen süre ve şekilde tam olarak ödenmemesi
hâlinde pişmanlık hükmünden yararlanılamayacağından bu vergiye ilişkin olarak
kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 sayılı Kanunun 374 üncü maddesinde
yer alan zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceği düzenlenmiştir.


 


Ayrıca, aynı fıkrada
bu Kanun kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel
hükümler saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı sürelerinin
işlemeyeceği hüküm altına alınmıştır.


 


Bu
nedenle, bu Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin
zamanaşımı sürelerinin tespitinin 6183 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci
fıkrasının onbirinci bendi hükmü dikkate alınarak tayin edileceği tabiidir.


 


2- Bu Kanun kapsamında
yapılandırılan ya da bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olan
vergilere ilişkin vergi ziyaı cezalarına yönelik aşağıdaki şekilde işlem yapılması
gerekmektedir.


 


a) Vergi aslının bu
Kanuna göre yapılandırılması durumunda, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
vergi ziyaı cezasının bulunduğu hukuki aşama dikkate alınarak işlem tesis
edilecektir. Buna göre, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla;


 


(1) Vergi ziyaı
cezasının kesilmediği veya vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edilmediği hallerde
vergi aslına ilişkin taksit ödemeleri devam ettiği müddetçe vergi ziyaı cezası
kesilmeyecek ve vergi/ceza ihbarnameleri tebliğ edilmeyecektir. Vergi aslının
bu Kanuna göre tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ziyaı cezalarının kesilmesinden
ve tebliğinden vazgeçilecektir. 7326 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi
durumunda ise Kanunun 9 uncu maddesinin ondördüncü fıkrasına göre işlemeyen
ceza kesme zamanaşımı süresi dikkate alınarak gerekli işlemler tesis
edilecektir.


 


(2) Vergi ziyaı cezası
kesilerek vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği hallerde vergi ziyaı cezası
için;


 


i) Uzlaşma talep
edilmiş ve uzlaşma talebinden vazgeçilmemiş ise Kanunun yayımı tarihinden sonra
uzlaşma sağlanmış olsa dahi, vergi aslının tam ödenmesine müteakip cezanın
tahsilinden vazgeçilmesi, Kanunun yayımı tarihinden sonra tahsil edilen bir
tutarın bulunması hâlinde red ve iade edilmesi,


 


ii) Ceza indirimi talep
edilmiş ve indirim talebinden vazgeçilmemiş ise, Kanunun yayımı tarihinden
sonra vergi ziyaı cezasına karşılık ödeme yapılmış olması hâlinde vergi aslının
bu Kanuna göre tam olarak ödenmiş olması şartıyla, vergi ziyaı cezasının
tahsilinden vazgeçilerek tahsil edilen tutarın red ve iade edilmesi,


 


iii) Dava açılmış ve
ihtilaftan vazgeçilmemiş ise, vergi aslının bu Kanuna göre tamamen ödenmesi
şartıyla, ödemenin tam yapıldığı tarihten sonra yargı kararları uyarınca işlem
yapılmaması ve idarece de ihtilafın sürdürülmemesi, Kanunun yayımı tarihinden
sonra tahsil edilen bir tutarın bulunması hâlinde red ve iade edilmesi,


 


gerekmektedir.


 


b) Vergi aslının
Kanunun yayımı tarihinden önce tamamen ödenmiş olması hâlinde, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla vergi ziyaı cezalarının;


 


(1) Kesilmemiş olması
durumunda kesilmesinden, kesildiği hâlde vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ
edilmemiş olması durumunda tebliğ edilmesinden,


 


(2) Kesilerek vergi/ceza
ihbarnamesinin tebliğ edildiği hallerde; uzlaşma talep edilmişse uzlaşma
talebinden, ceza indirimi talep edilmişse indirim talebinden, vazgeçildiği
kabul edilerek söz konusu vergi ziyaı cezalarının tahsilinden,


 


(3) Davaya konu (ihbarnamenin
ve/veya takip işlemlerinin) olması durumunda borçlunun müracaat etmesi ve
ihtilafından vazgeçmesi şartına bağlı olarak bu cezaların ve bunlara ilişkin
gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,


 


(4) Kesinleştiği (Kanunun
yayımı tarihinden sonra kesinleşenler dâhil) hâlde takibe ilişkin
ihtilafın bulunmaması koşuluyla vergi dairesi tarafından re’sen, bu cezaların
ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,


 


vazgeçilecektir.


 


3- 7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onbeşinci
fıkrası gereğince Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık;


 


-
Kanunun yayımı
tarihinden önce tahsil edilmiş olan
tutarlar,


 


-
Kanun kapsamında tahsil edilen tutarlar,


 


-
Kanunun
9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında
belirtilen tecile ilişkin olarak 6183 sayılı
Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizler,


 


red
ve iade edilmeyecektir.


 


Anılan fıkrada yer
alan “…Ancak, bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup
dava konusu edilen tarhiyatlar ile ilk derece yargı merciinde dava konusu edilen
idari para cezası ve ecrimisillere karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce
ödeme yapılmış olması hâlinde, ödenen bu tutarlar, ilk derece mahkemesinde
esasa ilişkin olarak hiç karar verilmemiş veya verilen kararın bozulması
nedeniyle yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iade edilmiş davalara konu
alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular ile verilmiş
terkin kararları üzerine red ve iade edilebilir.” hükmü uyarınca bu
Tebliğin ilgili bölümlerinde yapılan açıklamalar dikkate alınarak Kanunun 3
üncü maddesinden yararlanmak üzere yapılacak başvurular üzerine gerekli
işlemlerin yapılacağı tabiidir.


 


4- Bu Kanun hükümlerine
göre başvuruların e-devlet (www.turkiye.gov.tr) veya Gelir İdaresi
Başkanlığının (www.gib.gov.tr) internet
adresi üzerinden yapılması hâlinde, başvuru tarihi elektronik ortamda
başvurunun yapıldığı tarih olacaktır.


 


Diğer taraftan,
yazılı olarak yapılan başvuruların taahhütlü posta veya APS ile gönderilmesi
hâlinde postaya verildiği tarih, adi posta ile gönderilmesi hâlinde ise tahsil
dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate
alınacaktır.


 


5- Bu Tebliğin ekleri,
çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.


 


6- Kanundan yararlanılarak süresinde ödenen
alacaklara, Kanunun 9 uncu maddesinde öngörülen katsayı uygulaması hariç olmak
üzere Kanunun yayımı tarihinden
sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir
fer’i alacak tatbik edilmeyecektir.


 


7- Kanun hükümlerinden yararlanmak
üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları veya açılan
davalardan vazgeçmeleri gereken borçluların, Kanun hükümlerinden
yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde,
yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır.


 


Davadan vazgeçme
dilekçeleri ilgili tahsil dairesine, bu Tebliğ uyarınca ilgili idareye
verilmesi uygun görülen idari para cezaları ihtilaflarına ilişkin dilekçeler ise
ilgili idareye verilecek ve bu dilekçelerin tahsil dairesine/idareye verildiği
tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı
merciine gönderilecektir.


 


Kanundan yararlanmak
için elektronik ortamda başvuruda bulunan borçluların, devam eden ihtilaflardan
vazgeçtiklerini gösterir ıslak imzalı dilekçelerini başvuru süresi içinde
ilgili tahsil dairesine vermeleri gerekmektedir.


 


Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların
bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın Kanunun yayımı
tarihinden sonra tebliğ edilen yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacak ve
bu kararlara ilişkin hükmedilmiş yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ve
fer’ilerinin bulunması hâlinde bu tutarlar karşılıklı olarak talep
edilmeyecektir.


 


Diğer taraftan,
mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi
hâlinde idarece de ihtilafların sürdürülmeyeceği tabiidir.


 


Öte
yandan, 7326
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin onüçüncü fıkrasında, bu Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunulan borçlara ilişkin dava açılamayacağı ve
hiçbir mercie başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır.


 


Dolayısıyla, bu Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan alacaklara ilişkin herhangi
bir yargı merciine, 213 sayılı Kanunun 124 üncü maddesi kapsamında ilgili
idareye, dilekçe ve başvuru hakkı kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu dâhil herhangi bir mercie başvurulması,
başvurulsa dahi bu başvurular üzerine herhangi bir işlem yapılması mümkün
bulunmamaktadır.


 


8- Kanunun 4 üncü
maddesinin onuncu fıkrası kapsamında verilecek beyanname ve bildirimler hariç
olmak üzere Kanun hükümlerine göre verilecek bildirim ve beyannameler için
damga vergisi alınmayacaktır.


 


9- Kanunun 1 inci
maddesinin üçüncü fıkrasında, bazı alacakların da Kanun kapsamında
yapılandırılacağı hüküm altına alınmış olup, Kanunun 10 uncu maddesinde Kanun kapsamında
yapılandırılarak ödenecek alacaklar, alacaklı idareler de belirtilmek suretiyle
bu Tebliğe ekli tabloda (Ek:23) gösterilmiştir.


 


10- 2918 sayılı Kanunun
48 inci maddesinin onüçüncü fıkrasında, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı
maddelerin etkisi altında araç kullandığı tespit edilen sürücülerin geri alınan
sürücü belgesinin iade edilebilmesi için ilgili kişi hakkında trafik
kurallarına aykırılık dolayısıyla verilmiş olan idari para cezalarının
tamamının tahsil edilmiş olmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.


 


Dolayısıyla,
Kanun kapsamında borçlarını yapılandıran borçlulara, 2918 sayılı Kanunun 48
inci maddesinin onüçüncü fıkrasına göre trafik idari para cezası borcu
bulunmadığına dair yazının verilebilmesi için bu borçların tamamının ödenmiş
olması gerekmektedir.


 


Tebliğ olunur.


 


 


 


 


 


Eki için tıklayınız


 


 


 

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?