Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (seri No: 1)

TebliğNo: 40124Resmî Gazete: 25.03.2023 / 32143

Bu mevzuatla ilgili sorunuz mu var? AvAi yapay zekâ asistanı madde madde açıklar, ilgili içtihatları bulur.

Ücretsiz deneyin

Tam metin

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması








 


BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR


7440 SAYILI KANUN
GENEL TEBLİĞİ


(SERİ NO: 1)


 


 


I- AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR


 


9/3/2023 tarihli ve 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 12/3/2023 tarihli ve
32130 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve Kanunun bazı alacakların yeniden
yapılandırılmasına ilişkin hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.


 


Bu Tebliğ ile;


 


- 7440 sayılı Kanunun 9 uncu ve geçici 1 inci
maddelerinin verdiği yetkiye istinaden, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı
tahsil dairelerince takip edilen amme alacakları, il özel idareleri ve
belediyeler ile Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarına (YİKOB) ait alacakların yapılandırılması, matrah ve vergi
artırımı, işletme kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin 7440 sayılı Kanun
hükümlerinin uygulamasına,


 


- 16/8/1961
tarihli ve 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanununun geçici 8 inci maddesinin verdiği yetkiye
istinaden, öğrenim ve katkı kredileriyle ilgili gecikme zammı, katsayı, Yİ-ÜFE
tutarı gibi alacakların terkinine,


 


dair usul ve esaslar belirlenmiştir.


 


Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a), (c), (ç) ve (d) bentlerinde;


 


- vergi tabirinin, 4/1/1961 tarihli
ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim ve harçları,


 


- beyanname tabirinin, vergi tarhına esas olan beyanname ve bildirimleri,


 


- Yİ-ÜFE aylık değişim oranları tabirinin, Türkiye İstatistik
Kurumunun her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya
fiyatları endeksi (TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden itibaren
üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2014 tarihinden
itibaren yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranlarını,
1/11/2016 tarihinden itibaren aylık %0,75 oranını (bu Kanunun yayımlandığı ay
dâhil),


 


- geç ödeme zammı tabirinin, bu Kanuna göre ödenmesi gereken
tutarlara, ödemede gecikilen her ay ve kesri için 21/7/1953 tarihli ve 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre
belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak zammını,


 


ifade ettiği hükme bağlanmıştır.


 


Bu Tebliğde, vergi, beyanname, Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları ve geç ödeme zammı tabirleri, 7440 sayılı Kanunda tanımlandığı şekilde
kullanılmıştır.


 


A- HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA BAĞLI
TAHSİL DAİRELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI


 


7440 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1), (2) ve (3) numaralı
alt bentlerinde; Hazine ve Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacaklarından Kanun
kapsamına alınan alacaklar düzenlenmiş, (4) numaralı alt bendinde de işletme
kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin düzenlemelerin Kanun kapsamında olduğu
hükme bağlanmıştır. Bu hükümler çerçevesinde Kanun kapsamına giren alacaklar,
tür ve dönemler itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.


 


1- Alacağın Türü ve Dönemi


 


a) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu Açısından


 


(1) Alacağın türü


 


7440 sayılı Kanunun
kapsamına, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergiler ve vergi cezaları ile
bunlara bağlı gecikme faizleri, gecikme zamları gibi fer’i alacaklar
girmektedir.


 


(2) Alacağın dönemleri


 


Kanun kapsamına giren vergiler,
vergilendirme dönemleri itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.


 


i) 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere,
beyana dayanan vergilerde ise bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere
ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme
zamları Kanun kapsamındadır.


 


Konuya ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.


 


- Vergilendirme
dönemi 15 gün olan mükellefiyetler


 


Vergilendirme döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin
son günü Aralık/2022 ayı ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte,
dönemin bitim tarihi Aralık/2022 ayına rastlamakla beraber beyanname verme
süresinin son günü Ocak/2023 ayına sirayet edenler kapsama girmemektedir.


 


Örneğin, 1-15 Aralık 2022 vergilendirme dönemine ait petrol
ve doğalgaz ürünlerine ilişkin özel tüketim vergisinin vergilendirme döneminin
bitim tarihi ile beyanname verme süresinin son günü Aralık/2022 ayına
rastladığından kapsama girmekte, 16-31 Aralık 2022 vergilendirme dönemi ise
dönemin bitim tarihi Aralık/2022 ayında olmakla birlikte beyanname verme süresi
Ocak/2023 ayına sirayet ettiğinden kapsama girmemektedir.


 


Aynı şekilde, 1-15 Aralık 2022 tarihleri arasında noterler
tarafından tahsil edilen ve dönemi izleyen 7 nci iş günü mesai saati bitimine
kadar ilgili vergi dairesine yatırılması gereken noter harçları kapsama
girmekte, buna karşılık 16-31 Aralık 2022 dönemine ilişkin olanlar kapsama
girmemektedir.


 


- Vergilendirme dönemi aylık olarak belirlenen
mükellefiyetler


 


Kasım/2022 vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama
girmekte, Aralık/2022 vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.


 


Örneğin, Kasım/2022 dönemi katma değer vergisi beyanname
verme süresinin son günü Aralık/2022 ayına rastladığından kapsama girmekte,
Aralık/2022 dönemi katma değer vergisinin dönemi Aralık/2022 itibarıyla
sonlanmakla birlikte beyanname verme süresi Ocak/2023 ayına rastladığından
kapsama girmemektedir.


 


- Vergilendirme
dönemi 3 aylık olarak belirlenen mükellefiyetler


 


Vergilendirme döneminin bitim tarihi ve beyanname verme
süresinin son günü Aralık/2022 ayı ve öncesine rastlayan dönemler kapsama
girmekte, Aralık/2022 ayından sonraya rastlayanlar kapsama girmemektedir.


 


Örneğin, 7-8-9/2022 dönemi (3 aylık) gelir (stopaj) vergisi
ve katma değer vergisi kapsama girmekte, 10-11-12/2022 dönemine (3 aylık)
ilişkin gelir (stopaj) vergisi ve katma değer vergisi kapsama girmemektedir.


 


Ayrıca, Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin (aa) alt
bendi gereğince gelir ve kurumlar vergisine mahsuben 2022 yılında ödenmesi
gereken geçici vergiler (10-11-12/2021 dönemine ait geçici vergi dâhil) Kanun kapsamında değildir.


 


- Yıllık beyanname
ile beyan edilen gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyetleri


 


Vergilendirme dönemi yıllık olan vergilerde, beyanname
verme süresi 31/12/2022 tarihine (bu tarih dâhil) kadar olan vergiler
Kanun kapsamındadır. Dolayısıyla,
2021 takvim yılı ve önceki yıllara ilişkin vergilendirme
dönemleri Kanun kapsamına girmekte, 2022 takvim yılına ilişkin vergilendirme
dönemi ise kapsama girmemektedir.


 


Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel
hesap döneminin sona erdiği tarih ve beyanname verme süresinin son günü
31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmekte, bu
tarihten sonra olanlar ise kapsama girmemektedir.


 


Tasfiye dönemine ilişkin olarak verilmesi gereken
beyannamelerden kanuni beyanname verme süresi 31/12/2022 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmektedir. Aynı şekilde 2022 yılı kıst
dönemlerine ilişkin olarak 2022 yılı içinde verilmesi gereken yıllık gelir ve
kurumlar vergisi beyannamelerinden, beyanname verme süresinin son günü
31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmektedir.


 


- Veraset ve
intikal vergisi mükellefiyetleri


 


Bu vergi türünde, beyanname verme süresinin son günü
31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmektedir.


 


- Harç
mükellefiyetleri


 


2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan
harçlar genel olarak işlem anında beyanname alınmaksızın tahakkuk ettirilerek
tahsil edilmektedir. Bununla birlikte, harçlar da 213 sayılı Kanun hükümlerine
göre tarhiyata konu olabilmektedir.


 


492 sayılı Kanuna göre gayrimenkullerin devir ve iktisap
işlemleri nedeniyle ödenmesi gereken harç tutarı ile ilgili olarak devir ve
iktisap tarihinden sonra tarhiyat yapılabilmektedir. Bu çerçevede, 31/12/2022
tarihi ve bu tarihten önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri
nedeniyle, tarh edilip Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunan ya
da ihtilaflı olan alacaklar ile Kanunun yayımı tarihinden önce inceleme ve
tarhiyat safhasında bulunan işlemler Kanunun kapsamına girmektedir. Aynı
şekilde, 31/12/2022 tarihi ve bu tarihten önce gerçekleştirilen devir ve
iktisap işlemleri nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında
pişmanlıkla ya da izaha davet kapsamında veya kendiliğinden beyanda bulunulması
da mümkündür.


 


492 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca tahsili gereken
karar ve ilam harçları ile aynı Kanunun (8) sayılı tarifesi uyarınca tahsil
edilen yıllık harçlardan, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde
ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunanlar kapsama
girmektedir.


 


ii) 2022 yılına ilişkin
olarak 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve
bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun
kapsamındadır.


 


2022 yılına ilişkin olarak 31/12/2022 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi, yıllık harçlar gibi
alacaklar Kanun kapsamına girmektedir.


 


492 sayılı Kanuna bağlı (8) sayılı tarife uyarınca tahsil
edilen ve 2022 yılına ilişkin olarak 31/12/2022 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce tahakkuk eden yıllık harçlar kapsama girmektedir.


 


iii) 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan
tespitlere ilişkin olarak kesilen vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları
Kanun kapsamındadır.


 


Vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarından 31/12/2022
tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak
kesilenler Kanun kapsamındadır.


 


Örneğin; Kasım/2022 dönemine ait olup, 31/12/2022 tarihine
(bu tarihin resmi tatile rastlaması nedeniyle 2/1/2023 tarihine) kadar (bu
tarih dâhil) elektronik ortamda verilmesi gereken mal ve hizmet alımlarına
ilişkin bildirim formu (Form Ba) ile mal ve hizmet satışlarına ilişkin bildirim
formunun (Form Bs) bu tarihte verilmemesine ilişkin tespitler en erken 3/1/2023
tarihinde yapılabileceğinden, bu tespitlere ilişkin vergi aslına bağlı olmayan
vergi cezaları Kanun kapsamına girmemektedir. Kasım/2022 döneminden önceki
dönemlere ait söz konusu bildirimler nedeniyle kesilmesi gereken cezalar ise
Kanun kapsamına girmektedir.


 


Diğer taraftan, vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi
cezalarında ise verginin ait olduğu dönem dikkate alınarak kapsama girip
girmediği tespit edilecektir.


 


b) Kapsama Giren
İdari Para Cezaları


 


Kanun kapsamına vergi dairelerince
takip edilen ve 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen tüm
idari para cezaları girmektedir.


 


Ancak, 31/12/2022 tarihinden önce verilmekle birlikte 7440 sayılı Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş idari yaptırım kararlarına
konu idari para cezaları Kanunun kapsamına
girmemektedir.


 


c) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer Alacaklar


 


6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve 7440 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt
bendi kapsamında olan alacaklardan takip için vergi dairelerine intikal edenler
Kanun kapsamındadır.


 


Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
(3) numaralı alt bendi kapsamına;


 


- Ecrimisiller,


 


- Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) alacakları,


 


- Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) alacakları,


 


- Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü
tarafından verilen öğrenim ve katkı kredisi alacakları,


 


- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu kapsamında
verilen destek ödemelerinden geri alınması gereken alacaklar,


 


- 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklar,


 


- 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme
Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek
Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanuna göre doğan yiyecek bedelleri,


 


- 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa istinaden
alınan Devlet hakkı bedelleri,


 


- Adli para cezaları,


 


gibi alacaklardan vergi dairelerine takip için intikal
etmiş olanlar girmektedir.


 


6183 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile
79 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan %10 oranındaki
tazminatlar asli alacak olarak dikkate alınmak suretiyle Kanun kapsamında
yapılandırılacaktır. 


 


 


2- İşletme Kayıtlarının Düzeltilmesi


 


7440 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendinin (4) numaralı alt bendinde “4) İşletmede mevcut olduğu hâlde
kayıtlarda yer almayan ya da kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan
emtia, makine, teçhizat, demirbaşlar ile kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların
beyanı,” hükmüne yer verilerek işletme kayıtlarının düzeltilmesi ile ilgili
düzenlemeler Kanun kapsamına alınmış ve Kanunun 6 ncı maddesinde konuya ilişkin
hükümlere yer verilmiştir.


 


B- İL ÖZEL İDARELERİNCE TAKİP EDİLEN
AMME ALACAKLARI


 


7440 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(ç) bendi gereğince, il özel idarelerinin vadesi 31/12/2022 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ödenmemiş bulunan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen asli ve fer’i
amme alacakları Kanunun kapsamına girmektedir.


 


C- BELEDİYELERCE TAKİP EDİLEN
ALACAKLAR


 


7440 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(d) ve (e) bentleri ile belediyelerin anılan Kanun kapsamına giren alacakları
sayılmış olup, bu alacaklar aşağıda belirtilmiştir.


 


1- 213 sayılı Kanun Kapsamına Giren Alacaklar


 


- 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde ise bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere
ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme
zamları,


 


- 2022 yılına ilişkin
olarak 31/12/2022 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve
bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,


 


kapsama girmektedir.


 


Belediyelerin 213 sayılı Kanun
kapsamına giren alacaklarının dönemleri bu Tebliğin (I/A-1-a) bölümünde
açıklandığı şekilde tespit edilecektir.


 


Örneğin, Kasım/2022 dönemine ait
ilan ve reklam vergisi kapsama girmekte, Aralık/2022 dönemine ait ilan ve reklam vergisi ise
beyannamenin Ocak/2023 ayında verilmesi gerektiğinden kapsama girmemektedir.
Aynı şekilde, Kasım/2022 dönemine
ait haberleşme vergisi kapsama girmekte, Aralık/2022 dönemine ait haberleşme vergisi ise kapsama girmemektedir.



 


7440 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (1) numaralı alt bendi gereğince, belediyelerce 2022 yılına ilişkin olarak 31/12/2022 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce tahakkuk ettirilen vergi
ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun
kapsamında olduğundan, 2022 yılına ilişkin olarak 31/12/2022 tarihinden önce
tahakkuk etmiş emlak vergisi, çevre temizlik vergisi gibi yıllık olarak
tahakkuk eden alacaklar kapsamdadır.


 


Diğer taraftan, 26/5/1981 tarihli ve
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince, alınan yol harcamalarına
katılma payı, kanalizasyon harcamalarına katılma payı ve su tesisleri
harcamalarına katılma payından oluşan belediye alacaklarından 31/12/2022
tarihinden önce tahakkuk edenler Kanun kapsamındadır.


 


2- 6183 sayılı Kanun Kapsamına Giren Alacaklar


 


Belediyelerin bu Tebliğin
(I/C-1) bölümünde açıklanan alacaklarının yanı sıra, 6183 sayılı Kanun
kapsamında takip edilen ve 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi
geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olan asli ve fer’i
amme alacakları da Kanun kapsamındadır.


 


Örneğin, 6183 sayılı Kanun kapsamında belediyelerce takip
edilen ve 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde
ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olan idari para cezaları Kanun
kapsamındadır.


 


3- Belediyelerin Ücret ve Pay Alacakları


 


7440 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendinin (2) numaralı alt bendine göre, 2464 sayılı Kanunun 97 ve mükerrer 97
nci maddelerine göre tahsili gereken ve vadesi 31/12/2022 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce olduğu hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan ücret
ve pay alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacaklar da Kanunun kapsamındadır.


 


Örneğin, mükellefin talebi üzerine inşaat sahasında meydana gelen yıkım artığı malzemenin belediyece
kaldırılması ve taşınması hizmetine ilişkin belediyelere 2464 sayılı Kanunun 97
nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden ödenmesi gereken ücretin vadesi
31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce ise Kanun kapsamına girmekte, bu
tarihten sonra ise girmemektedir.


 


4- Belediyelerin Su, Atık Su ve Katı Atık Ücreti Alacakları


 


7440 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendinin (3) numaralı alt bendi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı
Belediye Kanunu kapsamındaki belediyelerin, su abonelerinden olan ve vadesi
31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödenmemiş bulunan su, atık su ve katı atık ücreti alacakları ile
bunlara bağlı fer’i alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve
zamlar dâhil) Kanun kapsamına alınmıştır.


 


Örneğin, su kullanım dönemi 15 Kasım 2022 ila 15 Aralık
2022 olan su alacağının faturada yer alan son ödeme tarihi Aralık/2022 ayı
içerisine rastladığı takdirde Kanun kapsamına girmekte, Ocak/2023 ayına
rastladığı takdirde Kanun kapsamına girmemektedir.


 


5- Büyükşehir Belediyelerinin Katı Atık Ücreti Alacakları


 


7440 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendinin (4) numaralı alt bendine göre, büyükşehir belediyelerinin 9/8/1983
tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 11 inci maddesine göre vadesi 31/12/2022
tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödenmemiş bulunan katı atık ücreti alacakları ile bunlara bağlı
fer’i alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil)
Kanun kapsamındadır.


 


6- Büyükşehir Belediyeleri Su ve
Kanalizasyon İdarelerinin Su ve Atık Su Bedeli
ile Harcamalara Katılma Payı Alacakları


 


7440 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(e) bendine göre, 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon
İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamındaki
büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin alacaklarına yönelik
düzenleme yapılmış ve bu idarelerin vadesi 31/12/2022 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce olduğu hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan su
ve atık su bedeli ile harcamalara katılma payı alacakları ve bu alacaklara
bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakları (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamındadır.


 


Ç- YİKOB’LARCA TAKİP EDİLEN ALACAKLAR



 


7440 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendine göre, YİKOB’ların vadesi 31/12/2022 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce olduğu hâlde, bu Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla ödenmemiş olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilen asli ve fer’i alacakları Kanun kapsamındadır.


 


II- KESİNLEŞMİŞ
ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7440 sayılı Kanunun 2
nci maddesi ile Hazine ve Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine, büyükşehir
belediyelerine, belediyelere ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerince takip
edilen kesinleşmiş amme alacakları ile belediyelerin ve büyükşehir belediyeleri
su ve kanalizasyon idarelerinin kesinleşmiş bazı alacaklarının
yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.


 


Madde kapsamına tür ve dönem
açısından Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin “I- AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK
VE TANIMLAR” başlıklı bölümünde yer verilen tüm alacaklar girmektedir.


 


Kanunun 2 nci maddesi kapsamında kesinleşmiş
alacakların yapılandırılarak ödenebilmesi için bu alacakların Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş
olması (Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç), (d), (e) ve (f)
bendinde vadesi 31/12/2022 tarihi ve
öncesi olarak belirlenen alacaklar için bu tarih ve öncesinin esas alınması)
gerekmektedir.


 


A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


7440 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ilgili maddelerde yer alan özel
hükümler saklı kalmak kaydıyla Kanundan yararlanmak isteyen borçluların 31/5/2023 tarihi sonuna
kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları
şartı getirilmiştir.


 


Buna göre, Hazine ve Maliye
Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyelerine,
YİKOB’lara, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil
dairelerine olan ve Kanunun 2 nci maddesi kapsamına giren borçlarını bu madde
kapsamında ödemek isteyen borçluların 31/5/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil)  borçlu
bulundukları tahsil dairelerine yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir.


  


Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine olan
borçları için Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak isteyen borçlular,
başvurularını Gelir İdaresi Başkanlığının internet adresi (www.gib.gov.tr) ya da e-devlet (www.turkiye.gov.tr) üzerinden
yapabilecekleri gibi bağlı bulundukları vergi dairesine doğrudan veya posta
yoluyla ya da diğer vergi daireleri aracılığıyla da yapabileceklerdir.


 


Bağlı olunan vergi dairesi dışındaki vergi dairelerine
başvuruda bulunulması halinde, ödeme planları borçluların bağlı oldukları vergi
daireleri tarafından tanzim edilecek ve borçlulara ödeme planları müracaat
edecekleri herhangi bir vergi dairesinde imza karşılığında elden, gerekli
şartların bulunması koşuluyla (www.gib.gov.tr)
internet adresi üzerinden doğrudan verilebilecektir.


 


Bu Tebliğ ekinde yer alan başvuru
dilekçeleri (Ek:2/A, 2/B, 2/C), Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi
dairelerine ödenecek kesinleşmiş alacaklar için madde hükmünden yararlanmak
isteyen borçlularca kullanılmak üzere düzenlenmiş olup, alacaklı diğer
idarelerce örneğe uygun başvuru dilekçelerinin hazırlanarak borçluların
kullanımına sunulması icap etmektedir. Ayrıca,
alacaklı diğer idareler alt yapılarının uygun olması hâlinde başvuruları
elektronik ortamda da alabileceklerdir.  


 


Borçluların birden fazla vergi dairesine olan borçları için Kanundan
yararlanma talebinde bulunmaları hâlinde, her bir vergi dairesi için ayrı ayrı
başvurmaları gerekmektedir.


 


213 ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer
kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller,
şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler
sorumlu oldukları tutarlar dikkate alınarak ilgili vergi dairesine yazılı
başvuru yapmak suretiyle 7440 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanabileceklerdir. Dolayısıyla bu kişilerin Gelir İdaresi Başkanlığının
internet adresi ve e-devlet üzerinden başvurmaları mümkün bulunmamaktadır.


 


Borçlular, madde kapsamına giren toplam borçları için madde
hükmünden yararlanabilecekleri gibi talep ettikleri dönem ve türler açısından
da madde hükmünden yararlanabileceklerdir. Ancak, motorlu taşıtlar vergisi
mükelleflerinin, her bir taşıt itibarıyla hesaplanacak toplam borç tutarı için
başvuruda bulunmaları zorunludur.


 


7440 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan hüküm gereğince, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup, bu
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği hâlde Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay
Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesinin mükellefe tebliğ edilmemiş olması
nedeniyle ödeme süresi oluşmamış alacaklar için maddeden yararlanmak isteyen mükellefler, başvuru
dilekçesinde bu hususu ayrıca belirteceklerdir.


 


Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesi
kapsamında vergi dairelerince Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil daireleri (gümrük
müdürlükleri) adına niyabeten takip edilen alacaklar için vergi dairelerine
başvurulması mümkün bulunmayıp, bu yöndeki taleplerin ilgili idareye yapılması
gerekmektedir.


 


7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin on ikinci fıkrası gereğince,
madde hükmünden yararlanmanın şartlarından birisi de dava açılmaması, açılmış
davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması olduğundan, bu
maddeden yararlanmak üzere başvuran borçluların, takip ve tahsilat
işlemlerinden dolayı açtıkları davalardan da (ihtirazi kayıtla verilen
beyannameye konu alacaklar için Kanundan yararlanmak isteyenlerin alacağa
ilişkin olarak açmış oldukları davalar dâhil) vazgeçmeleri gerekmektedir.


 


Öte yandan, elektronik ortamda madde hükmünden yararlanmak
için başvuruda bulunan borçluların, yararlanmak istedikleri borçlarıyla ilgili
davalar bulunması hâlinde ilgili vergi dairesine ayrıca yazılı olarak da
başvurmaları şarttır.


 


B- ALACAK TUTARININ
TESPİTİ


 


7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, madde kapsamında
yapılandırılarak ödenecek tutarın tespitinde uygulanacak esaslar belirlenmiş ve
alacak asılları üzerinden hesaplanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi
fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak hesaplanacak
Yİ-ÜFE tutarının alacak asılları ile birlikte ödenmesi kuralı getirilmiştir.


 


Madde kapsamında, yapılandırılarak ödenecek alacakların
tespitinde aşağıda yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.


 


1- Yİ-ÜFE Tutarının Hesaplanması


 


Yİ-ÜFE tutarı, fer’i alacaklar için esas alınan hesaplama
yöntemleri kullanılarak tespit edilecektir.


 


Yİ-ÜFE tutarının hesaplanmasında, 213 sayılı Kanuna göre
hesaplanan gecikme faizi ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının
hesaplama yöntemi ve hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme
faizi/gecikme zammı oranı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılacaktır.


 


Yİ-ÜFE tutarı, gecikme faizi veya gecikme zammı dışında
Kanun kapsamına giren diğer fer’i alacaklar yerine de hesaplanabilmektedir. Bu
durumda da ilgili fer’i alacağın hesaplama yöntemi kullanılarak ödenecek Yİ-ÜFE
tutarı bulunacaktır.


 


Ayrıca, Yİ-ÜFE tutarı, 31/10/2016 tarihine kadar (bu tarih
dâhil) TÜİK’in her ay için belirlediği aylık değişim oranları, 1/11/2016
tarihinden itibaren Kanunun yayımlandığı Mart/2023 ayı dâhil geçen süreye her
ay için aylık %0,75 oranı esas alınmak suretiyle hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE hesaplamalarında ilk aya ilişkin esas alınacak
Yİ-ÜFE aylık değişim oranı, alacağın vadesinin rastladığı ay için belirlenmiş olan
orandır. Alacağın vade tarihinin ayın son günü olması hâlinde de hesaplamalarda
başlangıç oranı olarak kullanılacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı, vade tarihinin
rastladığı ay için belirlenmiş oran olacaktır.


 


TÜİK tarafından, Ocak/1980 ayından Ekim/2016 ayına kadar
açıklanan Yİ-ÜFE aylık değişim oranları ile 1/11/2016 tarihinden itibaren esas
alınacak aylık oran ekli tabloda (Ek:1) yer almaktadır.


 


Yİ-ÜFE tutarlarının tespitinde kullanılacak olan Yİ-ÜFE
aylık değişim oranlarının eksi değer çıkması durumunda bu oranlar da
hesaplamada eksi değer olarak dikkate alınacaktır. Hesaplamaya konu döneme
ilişkin olarak Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının toplamı eksi değer olduğu
takdirde alacak asılları üzerinden hesaplanan fer’iler yerine alınması gereken
Yİ-ÜFE tutarı sıfır kabul edilecektir.


 


Örnek 1- 25/11/2015
vadeli bir verginin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olması hâlinde
bu vergiye %147,7676 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları toplamı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE Oranı ve Hesaplanacak Süre





SÜRE



ESAS ALINACAK ORAN (%)






26/11/2015 - 25/12/2015 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



-1,42






26/12/2015 - 25/1/2016 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



-0,33






26/1/2016 - 25/2/2016 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,55






26/2/2016 - 25/3/2016 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı



-0,2






26/3/2016 - 25/4/2016 için



Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,4






26/4/2016 - 25/5/2016 için



Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,52






26/5/2016 - 25/6/2016 için



Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı



1,48






26/6/2016 - 25/7/2016 için



Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,41






26/7/2016 - 25/8/2016 için



Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,21






26/8/2016 - 25/9/2016 için



Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,08






26/9/2016 - 25/10/2016 için



Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,29






26/10/2016 - 25/11/2016 için



Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,84






26/11/2016 - 25/12/2016 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/12/2016 - 25/1/2017 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/1/2017 - 25/2/2017 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/2/2017 - 25/3/2017 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/3/2017 - 25/4/2017 için



Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/4/2017 - 25/5/2017 için



Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/5/2017 - 25/6/2017 için



Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/6/2017 - 25/7/2017 için



Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/7/2017 - 25/8/2017 için



Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/8/2017 - 25/9/2017 için



Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/9/2017 - 25/10/2017 için



Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/10/2017 - 25/11/2017 için



Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/11/2017 - 25/12/2017 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/12/2017 - 25/1/2018 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/1/2018 - 25/2/2018 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/2/2018 - 25/3/2018 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/3/2018 - 25/4/2018 için



Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/4/2018 - 25/5/2018 için



Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/5/2018 - 25/6/2018 için



Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/6/2018 - 25/7/2018 için



Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/7/2018 - 25/8/2018 için



Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/8/2018 - 25/9/2018 için



Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/9/2018 - 25/10/2018 için



Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/10/2018 - 25/11/2018 için



Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/11/2018 - 25/12/2018 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/12/2018 - 25/1/2019 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/1/2019 - 25/2/2019 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/2/2019 - 25/3/2019 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/3/2019 - 25/4/2019 için



Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/4/2019 - 25/5/2019 için



Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/5/2019 - 25/6/2019 için



Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/6/2019 - 25/7/2019 için



Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/7/2019 - 25/8/2019 için



Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/8/2019 - 25/9/2019 için



Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/9/2019 - 25/10/2019 için



Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/10/2019 - 25/11/2019 için



Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/11/2019 - 25/12/2019 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/12/2019 - 25/1/2020 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/1/2020 - 25/2/2020 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/2/2020 - 25/3/2020 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/3/2020 - 25/4/2020 için



Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/4/2020 - 25/5/2020 için



Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/5/2020 - 25/6/2020 için



Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/6/2020 - 25/7/2020 için



Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/7/2020 - 25/8/2020 için



Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/8/2020 - 25/9/2020 için



Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/9/2020 - 25/10/2020 için



Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/10/2020 - 25/11/2020 için



Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/11/2020 - 25/12/2020 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/12/2020 - 25/1/2021 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/1/2021 - 25/2/2021 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/2/2021 - 25/3/2021 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/3/2021 - 25/4/2021 için



Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/4/2021 - 25/5/2021 için



Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/5/2021 - 25/6/2021 için



Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/6/2021- 25/7/2021 için



Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/7/2021 - 25/8/2021 için



Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/8/2021 - 25/9/2021 için



Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/9/2021 - 25/10/2021 için



Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/10/2021 - 25/11/2021 için



Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/11/2021 - 25/12/2021 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/12/2021 - 25/1/2022 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/1/2022 - 25/2/2022 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/2/2022 - 25/3/2022 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/3/2022 - 25/4/2022 için



Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/4/2022 - 25/5/2022 için



Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/5/2022 - 25/6/2022 için



Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/6/2022 - 25/7/2022 için



Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/7/2022 - 25/8/2022 için



Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/8/2022 - 25/9/2022 için



Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/9/2022 - 25/10/2022 için



Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/10/2022 - 25/11/2022 için



Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/11/2022 - 25/12/2022 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/12/2022 - 25/1/2023 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/1/2023 - 25/2/2023 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






26/2/2023 - 11/3/2023 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı (14
gün) [(0,75/100)/30x100]x14*



0,35






TOPLAM Yİ-ÜFE ORANI



59,43






*Gecikme
zammının ay kesrine isabet eden günleri için Yİ-ÜFE tutarının hesaplanmasında,
ilgili ay Yİ-ÜFE aylık değişim oranı 30’a bölünmek suretiyle (Yİ-ÜFE aylık
değişim oranı/100/30=) bulunacak günlük oran kullanılacaktır. Bulunacak rakamın
virgülden sonraki 6 hanesi hesaplamalarda kullanılacak olup, 7 nci ve devam
eden hanelerde bir sayı bulunması hâlinde 6 ncı hane bir üst sayıya
tamamlanacak ve bulunan rakam 100 sayısı ile çarpılmak suretiyle günlük Yİ-ÜFE
oranı bulunacaktır. Bulunan günlük oran geçen gün sayısı ile çarpılarak ay
kesrine isabet eden toplam Yİ-ÜFE oranı bulunacaktır.


 


Toplam Yİ-ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak
suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre
yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.


 


Örnek 2- 28/2/2021
vadeli bir verginin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olması hâlinde
bu vergiye %45,6174 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine toplam Yİ-ÜFE
oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE Oranı ve Hesaplanacak Süre







SÜRE



ESAS ALINACAK ORAN (%)






1/3/2021
- 31/3/2021için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/4/2021
- 30/4/2021 için



Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/5/2021
- 31/5/2021 için



Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/6/2021
- 30/6/2021 için



Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/7/2021
- 31/7/2021 için



Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/8/2021
- 31/8/2021 için



Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/9/2021
- 30/9/2021 için



Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/10/2021
- 31/10/2021 için



Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/11/2021
- 30/11/2021 için



Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/12/2021
- 31/12/2021 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/1/2022
- 31/1/2022 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/2/2022
- 28/2/2022 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/3/2022
- 31/3/2022 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/4/2022
- 30/4/2022 için



Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/5/2022
- 31/5/2022 için



Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/6/2022
- 30/6/2022 için



Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/7/2022
- 31/7/2022 için



Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/8/2022
- 31/8/2022 için



Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/9/2022
- 30/9/2022 için



Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/10/2022
- 31/10/2022 için



Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/11/2022
- 30/11/2022 için



Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/12/2022
- 31/12/2022 için



Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/1/2023
- 31/1/2023 için



Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/2/2023
- 28/2/2023 için



Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı



0,75






1/3/2023
- 11/3/2023 için



Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı (11
gün)

[(0,75/100)/30x100]x11



0,275






TOPLAM Yİ-ÜFE ORANI



18,275









 


Toplam Yİ-ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak
suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak
tutarı bulunacaktır.


 


Yİ-ÜFE Tutarının Hesaplanmasında
Esas Alınacak Diğer Hususlar;


 


Gecikme zammının günlük olarak hesaplanması gerektiği
hallerde, bu sürelere uygulanması gereken Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da Seri:A
Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde günlük
olarak bulunacaktır.


 


6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan asgari
gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine alınacak Yİ-ÜFE tutarı için de
uygulanacaktır.


 


6183 sayılı Kanunun 52 nci maddesine göre gecikme zammı tatbik
süresini durduran iflas ve aciz halleri söz konusu ise gecikme zammı
uygulanmayan süreye Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da uygulanmayacak, bu hallerin
varlığı Yİ-ÜFE uygulanan süreyi de durduracaktır.


 


6183 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca, belediye
sınırları dışındaki köylerde tahsildarlar tarafından tahsil edilen ve
tahsildarın ilk uğradığı zaman ödeme yapılmadığı takdirde %10 oranında
uygulanan gecikme zammı yerine, tahsildarın ilk uğradığı aydaki Yİ-ÜFE
aylık değişim oranı uygulanacaktır.


 


2- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Vadesi
Geldiği Hâlde Ödenmemiş Vergiler


 


Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
kapsamına, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin kesinleşmiş olup, Kanunun yayımı
tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş vergiler
girmektedir.


 


Madde kapsamında ödenecek alacak tutarının tespiti için
vergi asıllarına;


 


- vade tarihinden, Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre
için gecikme zammı yerine,


 


- daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması hâlinde, bu
faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,


 


Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE tutarı, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre
yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.


 


Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi,
vergi aslına bağlı vergi cezaları ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Örnek 3- 26/6/2021
vadeli 37.250,00 TL gelir (stopaj) vergisi süresinde ödenmemiştir. Bu Kanunun
yayımı tarihine kadar 14.670,61 TL gecikme zammı hesaplanmıştır. Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla toplam borç tutarı 51.920,61 TL’dir.


 


Bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması
hâlinde, vergi aslına uygulanan gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır. Buna göre, gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı
tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve Yİ-ÜFE tutarı
aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Gecikme Zammı Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı Oranı



Gecikme Zammı Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/6/2021 - 11/3/2023



37.250,00



%39,3842



14.670,61



%15,325



5.708,56









 


Buna göre, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak
tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.


 







Ödenecek Tutar











 






Gelir (stopaj) Vergisi



:



37.250,00 TL







Yİ-ÜFE Tutarı (Vergi Aslına
Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)



:



5.708,56 TL



 






TOPLAM



:



42.958,56 TL







 



 



 



 






Tahsilinden Vazgeçilen
Alacaklar














Vergi Aslına Uygulanan Gecikme
Zammı



:



        
14.670,61 TL









 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 42.958,56 TL
tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 14.670,61 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Örnek 4- 2020
vergilendirme dönemine ilişkin elektronik ortamda verilmesi gereken yıllık
gelir vergisi beyannamesi verilmemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, 2020
dönemi için 63.000,00 TL gelir vergisi tarh edilmesi ve bir kat vergi ziyaı
cezası ile 2.500,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit
edilmiştir. Vergi/ceza ihbarnamesi 19/1/2022 tarihinde mükellefe tebliğ
edilmiştir. İnceleme sonucu yapılan bu tarhiyata karşı dava açılmadığından bu
alacaklar 18/2/2022 tarihinde tahakkuk etmiş ve Kanunun yayımı tarihine kadar
herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bu tarhiyata göre tahakkuk eden vergi,
vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve gecikme zamları şu
şekildedir.


 







Gelir Vergisi



:



63.000,00 TL






Vergi Ziyaı Cezası



:



63.000,00 TL






Özel Usulsüzlük Cezası



:



2.500,00 TL






Gecikme Faizi



:



8.064,00 TL






Vergi Aslına Uygulanan Gecikme
Zammı



:



15.593,38 TL






Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan
Gecikme Zammı



:



15.593,38 TL






TOPLAM



:



  167.750,76 TL









 


Bu maddeden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde,
ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları aşağıdaki gibi
olacaktır.


 


Vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olan ve madde
kapsamına giren vergi cezalarının maddeden yararlanılarak ödenmek istenmesi
hâlinde, Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince bu
cezaların %50’sinin ödenmesi durumunda, cezanın geri kalan %50’sinin
tahsilinden vazgeçilecektir. Vergi aslına uygulanan gecikme faizi ve gecikme
zammı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Buna göre, örnek olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre,
gecikme faizi tutarı, bu sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE
tutarları aşağıda gösterilmiştir.


 











Gecikme Faizi Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Faizi Oranı



Gecikme Faizi Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






I. Taksit



1/4/2021 - 18/2/2022



31.500,00



%16



5.040,00



%7,5



2.362,50






II. Taksit



1/8/2021 - 18/2/2022



31.500,00



%9,60



3.024,00



%4,5



1.417,50






TOPLAM







63.000,00







8.064,00







3.780,00









 


Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı,
gecikme zammı yerine uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarı
aşağıdaki şekildedir.


 







Gecikme Zammı Hesaplanan Süre



Alacak Aslı

Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı Oranı



Gecikme Zammı Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






19/3/2022 - 11/3/2023



63.000,00

(Gelir V.)



%24,7514



15.593,38



%8,775



5.528,25






19/3/2022 - 11/3/2023



63.000,00

(Vergi Ziyaı Cezası)



%24,7514



15.593,38



-----



-----









 







Ödenecek Tutar



 



 






Gelir Vergisi



:



63.000,00 TL






Özel Usulsüzlük Cezası (2.500,00
x %50=)



:



1.250,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi
Yerine)



:



3.780,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Vergi Aslına
Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)



:



5.528,25 TL






TOPLAM



:



73.558,25 TL









 







Tahsilinden Vazgeçilen
Alacaklar




 






Vergi Ziyaı Cezası



:



63.000,00 TL






Özel Usulsüzlük Cezası (2.500,00
x %50=)



:



1.250,00 TL






Gecikme Faizi



:



8.064,00 TL






Vergi Aslına Uygulanan Gecikme
Zammı



:



15.593,38 TL






Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan
Gecikme Zammı



:



15.593,38 TL






TOPLAM



:



103.500,76 TL









 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 73.558,25
TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 103.500,76
TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


3- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Ödeme
Süresi Henüz Geçmemiş Vergiler


 


           
7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kesinleştiği hâlde ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan
alacaklar için de Kanun hükmünden yararlanılabileceği belirtilmiştir.


 


           
Buna göre, muhtelif şekillerde kesinleşen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ödeme süresi henüz geçmemiş olan alacaklar hakkında, aşağıda açıklanan hususlar
ve bu Tebliğin önceki bölümlerinde yer alan açıklamalar dikkate alınarak işlem
tesis edilecektir.


 


a) 213 sayılı Kanunun Uzlaşma Hükümlerine
Göre Kesinleşen Alacaklar


 


7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih
dâhil) 213 sayılı Kanunun gerek uzlaşma gerekse tarhiyat öncesi uzlaşma
hükümlerinden yararlanılarak uzlaşma sağlanmış ancak ödeme süresi henüz
geçmemiş borcu olan mükellefler, uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve ceza
tutarları ile hesaplanan gecikme faizleri dikkate alınarak Kanun hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.


 


Öte yandan, 7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin on birinci
fıkrasında, bu madde hükmünden yararlananların, ayrıca 213 sayılı Kanunun 376
ncı maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yer verilen indirimden
yararlanamayacağı hüküm altına alınmıştır.


 


213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesinin birinci fıkrasının
(2) numaralı bendinde, uzlaşmanın vaki olması durumunda, üzerinde uzlaşılan
verginin veya vergi farkının ve vergi cezalarının %75’inin, 213 sayılı Kanunun
ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan ödeme
süresi içinde ödenmesi halinde üzerinde uzlaşılan cezanın %25’inin indirileceği
düzenlenmektedir.


 


Bu itibarla, uzlaşmaya varılması üzerine tahakkuk eden ve
tahakkuk tarihinden itibaren bir aylık ödeme süresi 7440 sayılı Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla geçmemiş olan asla bağlı olmayan cezaların bu Kanuna göre yapılandırılarak
ödenmesi hâlinde, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesinin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendinde yer verilen indirim düzenlemesinden ayrıca yararlanılması
mümkün bulunmamaktadır.


 


           
Örnek 5- 26/10/2021 tarihinde verilmesi gereken katma değer vergisi
beyannamesi süresinde verilmemiştir. Mükellefin defter ve belgeleri üzerinde
yapılan inceleme sonucu adına 73.000,00 TL katma değer vergisi tarh edilerek
bir kat vergi ziyaı cezası ile 2.500,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği
tespit edilmiştir. Buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi 21/12/2022 tarihinde
mükellefe tebliğ edilmiştir.


 


Mükellef, 10/1/2023 tarihinde uzlaşma talebinde bulunmuş,
22/2/2023 tarihi uzlaşma günü olarak verilmiş ve aynı gün varılan uzlaşma
sonucuna göre, vergi dairesince aşağıda yazılı tutarlar tahakkuk ettirilmiştir.


 







Katma
Değer Vergisi



:



61.500,00 TL






Vergi
Ziyaı Cezası



:



37.000,00 TL






Özel
Usulsüzlük Cezası



:



2.500,00 TL






Gecikme
Faizi



:



18.081,00 TL






TOPLAM



:



119.081,00 TL









 


Mükellefin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması
hâlinde, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla uzlaşma sonucu tahakkuk eden
alacakların henüz ödeme süresi geçmemiş (vade tarihi: 22/3/2023) olduğundan,
Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen
alacak tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Gecikme Faizi Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Faizi Oranı



Gecikme Faizi Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/10/2021 - 22/2/2023



61.500,00



%29,40



18.081,00



%11,25



6.918,75









 







 

Ödenecek Tutar








Katma Değer Vergisi



:



61.500,00 TL






Özel Usulsüzlük Cezası (2.500,00
x %50=)



:



1.250,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi
Yerine)



:



6.918,75 TL






TOPLAM



:



69.668,75 TL









 







Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar








Vergi Ziyaı Cezası



:



37.000,00 TL






Özel Usulsüzlük Cezası (2.500,00
x %50=)



:



1.250,00 TL






Gecikme Faizi



:



18.081,00 TL






TOPLAM



:



56.331,00 TL
















 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 69.668,75 TL’nin
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 56.331,00 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


b) 213 sayılı Kanunun 376 ncı Maddesinden Yararlanılarak
Ödenecek Alacaklar


 


           
213 sayılı Kanun uyarınca kesilmiş olan vergi cezaları için anılan Kanunun 376
ncı maddesi hükmü uyarınca indirim talebinde bulunulan ancak, 7440 sayılı
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih hariç) dava açma süresi geçmiş,
henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için indirimli ceza tutarları
dikkate alınarak Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


Bu safhada bulunan alacaklar için, 213 sayılı Kanunun 376
ncı maddesine göre indirimli olarak tahakkuk ettirilen cezanın vergi aslına
bağlı olmayan bir ceza ya da iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası
olması durumunda ödenecek ceza tutarının 7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre indirilmiş tutar üzerinden
hesaplanmasına dikkat edilecektir.


 


Örnek 6- 11/5/2022 tarihinde
mali tablolara ilişkin usul ve esaslara uymayan mükellefe 12.000,00 TL özel
usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 25/1/2023 tarihinde tebliğ
edilmiştir. Mükellef söz konusu vergi cezası için 213 sayılı Kanunun 376 ncı
maddesi hükmünden yararlanmak üzere dava açma süresinin son günü olan 24/2/2023
tarihinde vergi dairesine müracaat etmiştir.


 


Vergi dairesince mükellefin talebi üzerine cezanın yarısı
indirilerek, kalan 6.000,00 TL özel usulsüzlük cezası tahakkuk ettirilmiş ve
mükellefe cezayı 24/3/2023 tarihine kadar ödemesi gerektiği bildirilmiştir.


 


Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi henüz
geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda
bulunulması hâlinde, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi çerçevesinde hesaplanan
6.000,00 TL özel usulsüzlük cezası, 7440 sayılı Kanun hükümlerine göre %50
oranında indirilerek tahsil edilecektir. Söz konusu cezanın %50’sine isabet
eden (6.000,00 x %50=)3.000,00 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi hâlinde, özel usulsüzlük cezasından kalan 3.000,00 TL’nin tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


c) 213 sayılı Kanunun 370 inci Maddesi Kapsamında Beyan
Edilen Matrahlar Üzerinden Tahakkuk Eden Alacaklar


 


7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih
hariç) 213 sayılı Kanunun 370 inci maddesi uyarınca izaha davet kapsamında
verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden ve henüz ödeme süresi geçmemiş olan
alacaklar için Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu takdirde, madde
kapsamında alınan zam yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Ancak, 7440 sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış
olması hâlinde izaha davet hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı tabiidir.
Dolayısıyla, kısmen ihlal olamayacağından borçlular ödedikleri tutar kadar
Kanun hükmünden yararlanamayacaktır.


 


213 sayılı Kanunun 370 inci maddesi kapsamında verilen
beyannameler üzerine tahakkuk eden ancak Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
maddede öngörülen bir aylık ödeme süresinde ödenmemiş olan vergiler için izaha
davet hükümleri ihlal edilmiş olacak ve bu vergi asılları ile bunların gecikme
faizi/gecikme zamları Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılabilecektir.


 


ç) 213 sayılı Kanunun 371 inci Maddesinde Yer Alan
Pişmanlık Hükümlerine Göre Beyan Edilen Matrahlar Üzerinden Tahakkuk Eden
Alacaklar


 


7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih
hariç) pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve henüz 15 günlük ödeme süresi
geçmemiş olan alacaklar için Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu
takdirde, pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Ancak, 7440 sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış olması
hâlinde pişmanlık hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı tabiidir. Dolayısıyla,
kısmen pişmanlık ihlali olamayacağından borçlular ödedikleri tutar kadar Kanun
hükmünden yararlanamayacaktır.


 


213 sayılı Kanunun pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden
ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla 371 inci maddede öngörülen 15 günlük ödeme
süresinde ödenmemiş olan vergiler için pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş olacak
ve bu vergi asılları ile bunların gecikme faizi/gecikme zamları Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında yapılandırılabilecektir.


 


Kanunun yayımı tarihinden önce
pişmanlık veya izaha davet kapsamında verilip, ödeme yönünden şartların ihlal
edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve bu
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları için Kanunun 3 üncü maddesinde
açıklanan hükümlere göre işlem yapılması gerekmekte olup, vergi aslına bağlı
vergi cezaları ile ilgili yapılacak işlemler bu Tebliğin (IX/2) bölümündeki
açıklamalara göre tesis edilecektir.


 


Kanunun yayımı tarihinden önce
pişmanlık veya izaha davet kapsamında verilip, ödeme yönünden şartların ihlal
edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen veya
kesilecek olan ve bu Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi cezaları için Kanunun 4 üncü
maddesinde açıklanan hükümlere göre işlem yapılması gerekmekte olup, vergi
aslına bağlı vergi cezaları ile ilgili yapılacak işlemler bu Tebliğin (IX/2)
bölümündeki açıklamalara göre tesis edilecektir.


 


Örnek 7- Mart/2022
vergilendirme dönemine ilişkin elektronik ortamda verilmesi gereken katma değer
vergisi beyannamesi 2/3/2023 tarihinde pişmanlıkla verilmiş, bunun üzerine
17.100,00 TL vergi tahakkuk etmiş ve alacağın vadesi 17/3/2023 tarihi olarak
oluşmuştur. Ayrıca, beyannamenin süresinde verilmemesi nedeniyle 3.400,00 TL
tutarında özel usulsüzlük cezası kesilerek aynı gün mükellefe tebliğ
edilmiştir.


 


Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi henüz
geçmemiş olan bu alacağa ilişkin maddeden yararlanmak üzere başvuruda
bulunulması hâlinde, madde hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.


 







Pişmanlık Zammı Hesaplanan Süre*



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Pişmanlık

Zammı

Oranı



Pişmanlık

Zammı Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/4/2022 - 11/3/2023



17.100,00



%24,80



4.240,80



%8,25



1.410,75









* Pişmanlık zammının hesabında Kanunun
yayımı tarihi esas alınmıştır.


 


 


 





Ödenecek
Tutar








Katma
Değer Vergisi



:



17.100,00 TL






Damga
Vergisi



:



194,60 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Pişmanlık Zammı Yerine)



:



1.410,75 TL






TOPLAM



:



18.705,35 TL






 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar



 







Pişmanlık
Zammı



   
  :



4.240,80 TL






Yukarıda belirtilen 18.705,35 TL’nin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi hâlinde, 4.240,80 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Mükellefe kesilmiş olan 3.400,00 TL tutarındaki özel
usulsüzlük cezasına ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin 2/3/2023 tarihinde tebliğ
edilmiş olması ve 7440 sayılı Kanunun yayımlandığı 12/3/2023 tarihi itibarıyla
30 günlük dava açma süresinin geçmemiş olması nedeniyle bu ceza için Kanunun 3
üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmünden yararlanılması mümkün
bulunmaktadır.


 


Mükellefçe, yapılandırılan tutarın tamamının 7440 sayılı
Kanun hükümlerine göre ödenmemesi hâlinde, pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş
sayılacak ve Kanun hükmünden yararlanılamayacaktır.


 


d) 213 sayılı Kanunun 379 uncu Maddesinden Yararlanılarak
Ödenecek Alacaklar


 


213 sayılı Kanunun “Kanun yolundan vazgeçme” başlıklı 379
uncu maddesinde “Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda,
vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare
mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlarda (Danıştayın bozma kararı
üzerine verilen kararlar hariç);


 


1. Kaldırılan vergi tutarının %60'ı, tasdik edilen vergi
tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının
%75'i,


 


2. Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359
uncu maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile
usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılan tutarının %25'i ve tasdik
edilen tutarının %75'i,


 


mükellef için geçerli olan kanun yoluna başvuru süresi
içinde, dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan
vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin ilgili vergi dairesine verilmesi şartıyla
kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla başkaca bir
işleme gerek kalmaksızın tahakkuk eder.


 


Bu şekilde tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden
itibaren bir ay içinde ödenir. Bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya
vergi cezalarının %80'inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bu sürede
tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim
yapılır. Şu kadar ki, tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında indirim
yapılmaz. İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu
maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezaları ile gecikme faizlerinin
birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi şarttır…” hükmü yer almaktadır.


 


Bu itibarla, 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesi hükmünden
yararlanmak üzere Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) davadan
tamamen feragat edilerek anılan maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi
cezalarından, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş
ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olanlar için 7440 sayılı Kanunun 2 nci
maddesi hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


Ancak, 7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin on birinci
fıkrasında bu madde hükmünden yararlananların, ayrıca 213 sayılı Kanunun 379
uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen indirimlerden yararlanamayacağı
hüküm altına alınmıştır.


 


Dolayısıyla, 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesine göre
tahakkuk eden ve tahakkuk tarihinden itibaren bir aylık ödeme süresi 7440
sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla geçmemiş olan alacakların bu Kanuna
göre yapılandırılarak ödenmesi hâlinde, ayrıca 213 sayılı Kanunun 379 uncu
maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen indirimlerden yararlanılması mümkün
bulunmamaktadır.


 


Örnek 8- Mükellef
hakkında Nisan/2022 dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisine yönelik yapılan
vergi incelemesi sonucu düzenlenen rapor uyarınca 240.000,00 TL gelir (stopaj)
vergisi tarh edilmiş, 240.000,00 TL vergi ziyaı cezası kesilmiş ve buna ilişkin
vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edilmiştir. Mükellef bu ihbarnameye karşı
süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda
vergi mahkemesi tarafından istinaf yolu açık olmak üzere verginin 160.000,00 TL
ve bu vergiye bağlı vergi ziyaı cezasının 160.000,00 TL tutarındaki
kısımlarının tasdik edilmesi, vergi ve cezanın kalan kısımlarının ise
kaldırılması yönünde karar verilmiştir.


 


Mükellef, 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesi hükmünden
yararlanmak için 23/2/2023 tarihinde vergi dairesine kanuni süresinde
başvurmuştur.


 


Anılan madde hükmüne göre;


 


- 160.000,00 TL vergi tasdik edildiği için bu tutarın
tamamı,


 


- 80.000,00 TL vergi kaldırıldığı için bu tutarın %60’ı
olan (80.000,00 x %60=)48.000,00 TL,


 


- 160.000,00 TL vergi ziyaı cezası tasdik edildiği için bu
tutarın %75’i olan (160.000,00 x %75=)120.000,00 TL,


 


- 208.000,00 TL vergi aslı üzerinden hesaplanan 37.856,00 TL gecikme faizi,


 


olmak üzere toplamda 365.856,00 TL alacak tahakkuk
etmiştir.


 


Mükellef kanun yolundan vazgeçme dilekçesini 23/2/2023
tarihinde verdiğinden bu alacakların bir aylık ödeme süresi Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla devam etmektedir (vade tarihi 23/3/2023).


 


213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesinin birinci fıkrasına
istinaden tahakkuk eden tutarların tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde
ödenmesi durumunda anılan maddenin ikinci fıkrasında yer verilen hükümlere göre
indirim yapılmaktadır. Ancak, 7440 sayılı Kanundan yararlanmak için
başvuranlara, Kanunun 2 nci maddesinin on birinci fıkrası gereğince, 213 sayılı
Kanunun 379 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen indirim hükümleri
uygulanmayacaktır.


 


Bu durumda, Kanun kapsamında ödenecek tutar ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.


 







Gecikme Faizi Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Faizi Oranı



Gecikme Faizi Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/5/2022 - 23/2/2023



208.000,00



%18,20



37.856,00



%6



12.480,00









 





Ödenecek Tutar








Gelir (Stopaj) Vergisi



:



208.000,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi
Yerine)



:



12.480,00 TL






TOPLAM



:



220.480,00 TL






 





Tahsilinden Vazgeçilen
Alacaklar








Vergi Ziyaı Cezası



:



120.000,00 TL






Gecikme Faizi



:



37.856,00 TL






TOPLAM



:



157.856,00 TL






 


Yukarıda belirtilen 220.480,00 TL’nin Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, 157.856,00 TL’nin tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


e) 213 sayılı Kanun Uyarınca İkmalen, Re’sen ya da İdarece
Yapılan Tarhiyatlara İlişkin Olarak Dava Açılmaksızın Kesinleşen Alacaklar


 


           
İkmalen, re’sen ya da idarece tarh edilmiş ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
dava açılmaksızın kesinleşmiş ancak ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan
alacaklar için tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinde belirtilen tutar
ve hesaplanan gecikme faizi dikkate alınarak Kanunun 2 nci maddesi hükmünden
yararlanılabilecektir.


 


4- Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Asılları Kısmen ya da
Tamamen Ödenmiş Olan Vergiler


 


           
7440 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce asılları kısmen ya da tamamen
ödenmiş olan alacaklar Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
hükmüne göre yapılandırılacaktır.


 


           
Buna göre, Kanunun yayımı tarihinden önce asılları kısmen ya da tamamen
ödenmiş olan vergilerle ilgili olarak aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.


 


a) Asılları Kısmen Ödenmiş Olan Vergiler



 


Asılları kısmen ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,


 


- vade tarihinden Kanunun yayımı tarihine kadar
hesaplanacak gecikme zammı yerine,


           



- daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması hâlinde,
gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,


 


Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Bu tutar, ödenmemiş vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne
göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.


 


           
Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
hâlinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına
bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Asılları kısmen ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına isabet eden
gecikme zammı ve gecikme faizinin ödenmemiş olması hâlinde ise aşağıdaki (b)
bölümünde yer alan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


b) Asılları Tamamen Ödenmiş Vergilere İlişkin Gecikme Faizi
ve Gecikme Zammı


 


7440 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce asılları tamamen
ödenmiş vergiler üzerinden hesaplanmış gecikme zammı ve gecikme faizleri;


 


- verginin vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre
için hesaplanan gecikme zammı yerine,


 


- vergiye gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak
gecikme faizi yerine,


 


Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Yİ-ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi hâlinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi
aslına bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Diğer taraftan, Kanunun yayımı tarihinden önce vergi
aslının, vergi aslına uygulanan gecikme zammının, gecikme faizinin ve vergi
cezalarının ödenmiş olması, dolayısıyla ödenmemiş kısmın sadece vergi cezasına
uygulanan gecikme zammından ibaret olması hâlinde, herhangi bir şart
aranmaksızın vergi cezalarına uygulanan gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


c) Asılları Tamamen Ödenmiş Vergilere İlişkin Gecikme Faizi
ve Gecikme Zamlarından, Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Kısmen Tahsil Edilenler


 


Asılları tamamen ödenmiş
vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun yayımı
tarihinden önce kısmen tahsilat yapılmışsa,


 


           
- verginin vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan
gecikme zammı yerine,  


 


- vergiye gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate
alınarak, gecikme faizi yerine,


 


Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


           



Ödenmiş gecikme faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE
tutarından fazla olması hâlinde herhangi bir tahsilat yapılmayacak, kalan
gecikme faizi/gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte,
tahsil edilmiş gecikme faizi ve gecikme zammından iade yapılmayacaktır.


 


Ödenmiş gecikme faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan
Yİ-ÜFE tutarından az olması hâlinde ise ödenecek tutar, Yİ-ÜFE tutarından
ödenmiş olan gecikme faizi/gecikme zammı çıkartılmak suretiyle tespit
edilecektir. Bu şekilde belirlenen tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
hâlinde, kalan gecikme faizi/gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Örnek 9- Nisan, Mayıs,
Haziran/2021 vergilendirme dönemine ilişkin 21.300,00 TL geçici vergi tahakkuk
etmiştir. Ancak, mükellef 17/8/2021 vadeli geçici vergi borcunu ödememiştir.
Söz konusu vergi borcu mükellefin yıllık gelir vergisi beyannamesini, beyanname
verme süresi içinde vermesi nedeniyle, 1/3/2022 tarihi itibarıyla terkin
edilmiş ve 2.181,29 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.


 


Mükellefin gecikme zammı borcuna karşılık vergi dairesince
10/6/2022 tarihinde 320,00 TL tahsilat yapılmıştır.


Mükellefin, 7440 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda
bulunması hâlinde geçici verginin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar
geçen süre için hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.


Bu durumda uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı %4,8’dir.


Toplam Yİ-ÜFE tutarı ise (21.300,00 x %4,8=)1.022,40 TL
olacaktır.


Mükellefin gecikme zammına karşılık hiç ödeme yapmamış
olması hâlinde, Kanun hükmünden yararlanmak için ödemesi gereken tutar 1.022,40
TL’dir.


Ancak, mükelleften Kanunun yayımı tarihinden önce gecikme
zammına karşılık 320,00 TL tahsilat yapıldığından, 7440 sayılı Kanuna göre
ödemesi gereken Yİ-ÜFE tutarından, daha önce ödenen gecikme zammı tutarı çıkarılarak
tahsili gereken Yİ-ÜFE tutarı bulunacaktır.


Buna göre, ödenecek Yİ-ÜFE tutarı; (1.022,40 -
320,00=)702,40 TL’dir.


Mükellefin bu tutarı Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödemesi hâlinde gecikme zammından kalan (2.181,29 - 320,00=)1.861,29 TL’nin tahsilinden
vazgeçilecektir.


5- Sadece Vergi Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna İlişkin
Gecikme Zammından İbaret Borçlar


 


7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş
borcun sadece vergi aslına bağlı kesilen cezalardan olması durumunda bu Tebliğin
(IX/2-b) bölümünde yapılan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


 


 


 


6- Bir Vergi Aslına Bağlı Olmaksızın Kesilmiş Olan Vergi
Cezaları


 


7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendi uyarınca, 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere
ilişkin olarak kesilmiş olan vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları (I. ve
II. derece usulsüzlük cezaları ile özel usulsüzlük cezaları), Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla kesinleşmiş ve vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme
süresi henüz geçmemiş olması hâlinde anılan bent kapsamında
yapılandırılabilecektir.


 


Bu durumda, vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarının
%50’sinin Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla
cezaların kalan %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


           
Kanunun yayımı tarihinden önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması
hâlinde ödenmemiş kısım için bu Kanundan yararlanılacaktır.


 


Örnek 10- Mükellefe, elektronik ortamda bildirim verilmesi mecburiyetine uyulmaması
nedeniyle 3.400,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza
ihbarnamesi 17/10/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kesilen ceza itirazsız
kesinleşmiştir.


 


Mükellefin, Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması
hâlinde 3.400,00 TL özel usulsüzlük cezasının %50’sine isabet eden (3.400,00 x
%50=)1.700,00 TL ödemesi gerekecektir. Söz konusu tutarın Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi hâlinde kalan 1.700,00 TL özel usulsüzlük cezasının
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


7- İştirak Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları


 


7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendi uyarınca iştirak nedeniyle kesilen, Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş ve vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da
ödeme süresi henüz geçmemiş vergi cezalarının
%50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme
zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Kanunun yayımı tarihinden önce bu cezalardan kısmen ödeme
yapılmış ise kalan tutar üzerinden Kanundan yararlanılabilecektir.


 


8- İhtirazi Kayıtla Beyan Edilen Vergiler


 


7440 sayılı Kanunun 2 nci
maddesinin üçüncü fıkrasında, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine
tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında, maddenin birinci fıkrasının (a) bendi
hükmünün uygulanacağı düzenlenmiştir.


 


Buna göre, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ihtirazi kayıtla beyan edilmiş ancak ödenmemiş vergiler dava konusu
yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılacaktır. Bu takdirde, ihtilafa ilişkin yargı mercilerince verilmiş
kararlar dikkate alınmadan mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk eden tutar
esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.


 


Ayrıca, alacağa ilişkin açılmış olan
davalardan vazgeçilmesi gerektiği tabiidir.


 


9- Motorlu Taşıtlara İlişkin Yapılacak İşlemler


 


7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası
uyarınca, Kanunun 2, 3 ve 4 üncü maddeleri
kapsamında yapılandırılarak ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi, 13/10/1983
tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre verilen trafik
idari para cezası, mülga 11/2/1950 tarihli ve 5539 sayılı Karayolları Genel
Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile 25/6/2010 tarihli ve 6001
sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun uyarınca
tahsili gereken geçiş ücreti ve idari para cezası ile bu alacaklara bağlı faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu tutar ile katsayı tutarının her bir
yapılandırma dosyası için ayrı ayrı en az %10’unun ödenmiş olması ve bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması
koşuluyla, 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun
13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi
sonuna kadar fenni muayene yapılmasına ve uçuşa elverişli belgesi verilmesine
imkân sağlanmaktadır.


 


Ancak, taşıtın satış ve devri hâlinde yapılandırılan bu
borçların tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.


 


Örnek 11- Mükellef, kurumlar
vergisi, gelir (stopaj) vergisi, madenlerden devlet hakkı, motorlu taşıtlar
vergisi ve trafik idari para cezasından olan borçlarının, Kanun kapsamında 48
eşit taksitte ödenmek üzere yapılandırılmasını talep etmiştir.


 


Vergi dairesi, mükellefin talebi doğrultusunda Kanun
kapsamında yapılandırılan ve katsayı hesaplanmış toplam borç tutarını
854.956,25 TL hesaplamış olup, mükellefin söz konusu borçlarından motorlu
taşıtlar vergisi ve trafik idari para cezası ile bu borçlara ilişkin Yİ-ÜFE
tutarı ile katsayı tutarı dâhil toplam tutarı 4.736,40 TL’dir.


 


Mükellefin, taşıtının fenni muayenesini yaptırabilmek için
vergi dairesinden fenni muayene izin belgesi talep etmesi durumunda, 4.736,40
TL’nin %10’u olan 473,64 TL’nin ödenmiş olması şartı aranılacaktır.


 


10- Kanun Kapsamındaki İdari Para Cezaları


 


7440 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen
ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş
bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2)
numaralı alt bendi kapsamında olan idari
para cezalarının yapılandırma usulü belirlenmiştir.


 


Buna göre, Kanun kapsamında yapılandırılması mümkün olan
idari para cezalarından, 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilmiş
olan ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, vadesi geldiği
hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunanların asıllarının
tamamı ile bunlara bağlı fer’i alacaklar yerine, Kanunun yayımı tarihine kadar
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş
alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Madde kapsamında yapılandırılan idari
para cezalarından;


 


- 2918 sayılı Kanuna göre verilen ve
süresinde ödenmeyen idari para cezalarına, vade tarihinden ödendiği tarihe
kadar;


 


- 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı
Karayolu Taşıma Kanununa göre verilen ve süresinde ödenmemiş olan idari para
cezalarından, anılan Kanunda değişiklik yapan 5728 sayılı Kanunun yürürlüğe
girdiği 8/2/2008 tarihinden önce (bu tarih hariç) verilmiş olanlara vade
tarihinden 8/2/2008 tarihine kadar (bu tarih hariç),


 


geçen her ay ve kesri için aylık %5
oranında faiz hesaplanması ve hesaplanan faiz tutarının da cezanın iki katını geçmemesi
gerekmektedir.


 


7440 sayılı Kanun
kapsamında trafik ve karayolu taşıma idari para cezalarının
yapılandırılmasında aylık %5 oranında hesaplanacak faiz yerine Kanunun yayımı
tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Ancak, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarı da ilgili Kanun gereğince idari para cezasının
iki katını geçemeyecektir.


 


2918 sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki
115 inci maddesi hükmüne göre, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren on gün
içinde ödenmeyen trafik idari para cezaları iki katına çıkarak ödeme süresi on
gün daha uzamakta ve bu süre içinde de ödenmeyen trafik idari para cezaları üç
katına çıkmaktaydı. 5228 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce verildiği hâlde 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar
ödenmemiş olan trafik idari para cezalarının yapılandırılmasında herhangi bir
fer’i alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmayacak
ve yapılandırmada üç katına çıkmış tutar esas alınacaktır. Aynı şekilde 4925
sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 29 uncu maddesi hükmüne
göre üç katına çıkmış karayolu taşıma idari para cezaları için de üç katına
çıkan tutar üzerinden maddeden yararlanılabilecektir.


 


Kanun kapsamına giren kesinleşmiş idari para cezalarına
ilişkin tutanakların ilgili vergi dairelerine intikal etmemiş olması hâlinde,
borçlular vergi dairelerine idari yaptırım karar tutanaklarını ibraz ederek
başvuruda bulunabilecek ve bu başvurular üzerine söz konusu idari para cezaları
madde kapsamında yapılandırılacaktır.


 


Örnek 12- 12/5/2022
vadeli 3.674,00 TL tutarlı trafik idari para cezasının, Kanundan yararlanılmak
suretiyle ödenmesi durumunda ödenmesi gereken alacak tutarı ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.


 





Faiz Hesaplanan Süre



İdari Para Cezası Tutarı (TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






13/5/2022 - 11/3/2023



3.674,00



%50



1.837,00



%7,50



275,55






 





Ödenecek Tutar






İdari Para Cezası Aslı



:



3.674,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Faiz Yerine)



:



275,55 TL






TOPLAM     




:



3.949,55 TL






 


 





Tahsilinden Vazgeçilen
Alacak






Faiz



:



1.837,00 TL






 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 3.949,55 TL’nin
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 1.837,00 TL
tutarındaki faizin tahsilinden vazgeçilecektir.


           



11- 6183 sayılı Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer
Alacaklar


 


7440 sayılı Kanunun 2
nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, vergiler ile Kanun
kapsamına giren idari para cezaları dışında kalan ve bu Tebliğin (I/A-1-c)
bölümünde belirtilen amme alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin hükümlere
yer verilmiştir.


 


Madde hükmüne göre, Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamında olan ve Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, vadesi
geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan asli
alacakların ödenmemiş kısmının tamamı ile bu alacaklara bağlı faiz, cezai faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar yerine Kanunun yayımı
tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla bu alacaklara
uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.  


 


Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmemiş olan alacağın
sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde ise fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi şartıyla madde hükmünden yararlanılacak ve faiz, cezai
faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Söz konusu alt bent kapsamına giren
alacak asıllarının Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş
olması hâlinde yapılandırılacak tutar bu Tebliğin (II/B-4) bölümüne göre tespit
edilecektir. 


 


Bu bölümde yer verilen alacaklara yönelik olarak Kanundan
yararlanılmak istenildiği takdirde dava açılmaması, dava açılmış olması hâlinde
davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması şarttır.


 


12- Tecilli Alacaklar


 


7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının
(a) bendinde “a) 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil edilip
de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları
için borçlular, talep etmeleri hâlinde bu Kanun hükümlerinden
yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit
tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır. Bu şekilde ödenmiş taksit
tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için sadece
ilgili kanunda öngörülen faiz uygulanır. Kalan taksit tutarları vadesinde
ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri
uygulanır.” hükmü
yer almaktadır.


 


Bu hüküm uyarınca, 7440 sayılı Kanun kapsamına giren alacakların, Kanunun yayımı
tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar
uyarınca tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun ödeniyor olması hâlinde
borçlular, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi geçmemiş olan taksit
tutarları için Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Kanunun 9 uncu
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (a) bendi hükmünden yararlanmak isteyen
borçluların bu Tebliğ ekinde yer alan başvuru dilekçeleri ile başvuruda
bulunmaları ve ayrıca (Ek:LİSTE II)’yi doldurarak başvuru dilekçelerine
eklemeleri gerekmektedir.


 


           
Bu takdirde tecil şartlarına
uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır.
Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında
geçen süre için ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanmış ve tahsil edilmiş
olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Kalan
taksit tutarları vadesinde kısmen veya tamamen ödenmemiş alacak kabul edilerek 7440
sayılı Kanunun 2 nci
maddesi hükümleri uygulanacaktır.


 


           
Dava aşamasında olduğu hâlde ilk derece yargı kararı üzerine tahakkuk eden ve 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tecilli olan alacaklar hakkında
bu Tebliğin “III- KESİNLEŞMEMİŞ VE DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARI”
bölümünde açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır.


           



Ayrıca, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on beşinci
fıkrasında, bu Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu maddenin dokuzuncu fıkrasının (a) bendi kapsamında yapılan tecile
ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer
kanunlar uyarınca ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak iadesinin
yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.


 


Bu nedenle, Kanunun yayımı tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil edilmiş ve tecil
şartlarına uygun olarak ödemesi devam eden borçların Kanun hükümlerinden
yararlanılarak ödenmek istenmesi hâlinde, 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihinden
önce ödenen taksit tutarları ile birlikte ödenen tecil faizleri iade
edilmeyecektir.


 


Bu durumdaki alacaklar için madde hükmünden yararlanılmak
istenilmesi hâlinde ödenmemiş alacak aslına uygulanmış olan fer’i alacaklar
yerine, vade tarihinden Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır. Alacak aslı ile Yİ-ÜFE tutarı toplanarak yapılandırılan alacak
tutarının maddede öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde alacak asıllarıyla
ilgili fer’i alacaklar ile asla bağlı vergi cezaları ve bu cezalara ilişkin
gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


6183 sayılı Kanun ile diğer kanunlar gereğince tecil edilen
alacağın gecikme zammı, gecikme faizi ve/veya vergi cezasından ibaret olması
hâlinde, bu Tebliğin (II/B-4 ila II/B-6) bölümlerinde yapılan açıklamalar
çerçevesinde ödenecek Yİ-ÜFE tutarı tespit edilerek Kanun hükmünden
yararlanılacaktır. Bu takdirde de Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş tecil
faizlerinin iadesi yapılmayacaktır.


 


Örnek 13- Mükellef tarafından 26/2/2022 tarihinde ödenmesi gereken
150.000,00 TL gelir (stopaj) vergisi zamanında ödenmemiştir. 16/9/2022
tarihinde vergi dairesine başvurularak toplam borç için tecil talebinde
bulunulmuştur.


 


Vergi dairesi mükellefin gecikme zammı dâhil 168.252,00 TL
borcu olduğunu tespit etmiş ve bu tutarın, ilk taksit Eylül/2022 ayından
başlamak ve 12 ayda 12 eşit taksitte ödenmek üzere tecilini uygun görmüştür.


 


Aylık
Taksit Tutarı: 168.252,00 / 12 = 14.021,00 TL’dir.


 


Mükellef ilk altı taksitini 5.122,34 TL tecil faizi ile
birlikte zamanında ödemiş ve 22/3/2023 tarihinde Kanundan yararlanmak için
bağlı olduğu vergi dairesine başvuruda bulunmuştur.


 


Vergi dairesi öncelikle kalan borç tutarından ne kadarının
vergi aslı, ne kadarının da gecikme zammı olduğunu tespit edecektir.


 





           Ödenen Borç Tutarı  



=



Aylık Taksit Tutarı x Ay Sayısı






 



=



14.021,00 x 6






 



=



84.126,00 TL






 


Ödenen tutardan vergi aslına isabet eden tutar, aşağıdaki
formüle göre tespit edilecektir.


 





Vergi aslına isabet eden tutar



=



Ödenen Tutar x Vergi Aslı Tutarı

Toplam Borç Tutarı






Vergi aslına isabet eden tutar



=



84.126,00 x 150.000,00

168.252,00



=



75.000,00 TL’dir.






Kalan vergi aslı tutarı



=



150.000,00 - 75.000,00



=



75.000,00 TL’dir.






 


Bu durumda, tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit
tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Kalan 6 taksit tutarının toplamı
84.126,00 TL olup, bunun 75.000,00 TL’si vergi aslı, 9.126,00 TL’si gecikme
zammıdır. Vergi aslından kalan tutara, gecikme zammı yerine vade tarihinden
Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak 6.993,75 TL Yİ-ÜFE tutarı ile vergi
aslı toplanarak ödenecek toplam tutar bulunacaktır.


 


Kanun hükmüne göre ödenmesi gereken vergi aslı ve Yİ-ÜFE
tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde 75.000,00 TL
vergi aslına Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanan 19.938,15 TL gecikme
zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Ancak, tecil kapsamında ilk altı taksit
tutarı ile birlikte Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilen 5.122,34 TL
tecil faizi iade edilmeyecektir.


 


13- 7256 sayılı Kanuna ve 7326 sayılı Kanunun
2 nci Maddesine Göre Yapılandırılmış Olan ve Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla
Ödemeleri Devam Eden Alacaklar


 


a) 7440 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde “b) 11/11/2020 tarihli
ve 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 3/6/2021 tarihli ve 7326 sayılı Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanunun 2 nci ve 7 nci maddelerine göre yapılandırılan ve bu Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla ödemeleri devam eden alacaklar açısından, borçlular
talep etmeleri hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanabilir. Bu takdirde, 7256
ve 7326 sayılı kanunlar kapsamında ödenen taksitler için yapılandırma hükümleri
geçerli sayılır, bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme
tarihi arasında geçen süre için anılan kanunlara göre tercih edilen taksit
süresine uygun katsayı uygulanır, kalan taksit tutarlarına konu alacaklar
vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilerek bu Kanunun ilgili hükümlerine göre
yapılandırılır ve ödenmemiş taksitlere ilişkin kalan katsayı tutarlarının
tahsilinden vazgeçilir.” hükmüne yer verilmiştir.


 


Bu hükme göre, 7256 sayılı Kanuna ve 7326 sayılı Kanunun 2
nci maddesine göre yapılandırılan ve 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla bu Kanunlar kapsamında ödemeleri devam eden taksitlendirmelerde
kalan taksit tutarlarına konu borçların 7440 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılması mümkün bulunmakta olup, bu takdirde kalan taksit tutarlarına
konu borçlar vadesinde ödenmemiş kabul edilecek ve borçlular ödedikleri
tutarlar kadar anılan Kanunların hükümlerinden yararlanacaklardır.


 


Borçlular, 7256 sayılı Kanuna ve 7326 sayılı Kanunun 2 nci
maddesine göre oluşturulan yapılandırma dosyalarına konu borçları için ayrı
ayrı 7440 sayılı Kanundan yararlanma başvurusunda bulunabilecekleri gibi 7256
sayılı Kanun ile 7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılan tüm
borçları için de başvuruda bulunabileceklerdir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi
hükmünden yararlanmak isteyen borçluların bu Tebliğ ekinde yer alan başvuru
dilekçeleri ile başvuruda bulunmaları ve ayrıca (Ek:LİSTE II)’yi
doldurarak başvuru dilekçelerine eklemeleri gerekmektedir.


 


Bu durumda, 7256 ve 7326 sayılı Kanunların hükümlerine
uygun olarak ödenen taksit tutarları için bu Kanunların hükümleri geçerli
sayılacaktır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına anılan Kanunlara göre
tercih edilen taksit süresine uygun katsayı hesaplanmış ve tahsil edilmiş
olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Kalan
taksit tutarları vadesinde kısmen veya tamamen ödenmemiş alacak kabul edilerek
7440 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılandırılacak ve 7256 ile 7326 sayılı
Kanunlar kapsamında ödenmemiş taksitlere ilişkin olarak anılan Kanunlar
kapsamında hesaplanmış olan katsayı tutarlarının tahsilinden vazgeçilecektir.
7256 ve 7326 sayılı Kanunlar kapsamında 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihinden
önce taksit tutarları ile birlikte ödenen katsayı tutarları ise iade
edilmeyecektir.


 


Diğer taraftan, 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesi
kapsamında pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için borcun tamamının
ödenmesi gerekmekte olup, kısmen ödeme yapılması hâlinde pişmanlık hükümleri ihlal
olmaktadır. Bu kural anılan madde kapsamında pişmanlıkla beyan edilerek 7256 ve
7326 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacaklar için de geçerlidir.


 


Buna göre, pişmanlık hükümlerinden kısmen yararlanılması
mümkün olmadığından, pişmanlık hükümlerinden yararlanılmayacak ve yapılan
ödemeler ödeme tarihleri itibarıyla mahsup edildikten sonra kalan tutar
vadesinde ödenmemiş alacak olarak 7440 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılabilecektir. Bu nedenle pişmanlıkla beyan edilmiş tutarlar için 7256
ve 7326 sayılı Kanunlardan yararlanan mükelleflerin bu hususa dikkat etmeleri
gerekmektedir.


 


Öte yandan, 7326 sayılı Kanunun 2 ve 7 nci maddeleri
haricindeki maddelerine göre yapılandırılmış olan alacaklardan, 7440 sayılı
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla taksit ödemeleri devam edenlerin, bu Kanun
kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmamaktadır.


 


Örnek 14- 26/2/2019
vadeli 12.500,00 TL katma değer vergisi süresinde ödenmemiştir. 7326 sayılı
Kanunun yayımı tarihi olan 9/6/2021 tarihine kadar 6.224,28 TL gecikme zammı
hesaplanmış olup toplam borç tutarı 18.724,28 TL’dir. Söz konusu borca ilişkin
olarak 7326 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak üzere başvuruda
bulunan mükellef, borcunu ikişer aylık dönemler halinde 18 eşit taksitte ödemeyi
talep etmiştir.


 


Buna göre, katma değer vergisinin vade tarihinden 7326
sayılı Kanunun yayımlandığı 9/6/2021 tarihine kadar geçen süre için hesaplanan
6.224,28 TL gecikme zammı yerine, 1.200,26 TL Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmıştır.
7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı 13.700,26 TL’dir.


 


Mükellef söz konusu borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep
ettiğinden, 13.700,26 TL alacak tutarı 18 taksit için belirlenen (1,27)
katsayısı ile çarpılmıştır. Bu şekilde hesaplanan tutar, 18’e bölünmek suretiyle
taksit tutarı bulunmuştur.


 





18
eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar:   13.700,26 x 1,27



=



 
17.399,33 TL,






Taksit
tutarı 
                                                 :   
17.399,33 / 18      



=



      
966,63 TL’dir.






 


7326 sayılı Kanuna göre yapılandırılan ve 7440 sayılı
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödemeleri devam eden söz konusu borca ilişkin
olarak mükellef 7440 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuru yapmış ve
borcunu aylık dönemler halinde 24 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Bu durumda, mükellefin kalan taksit tutarlarına konu
alacakları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilerek 7440 sayılı Kanuna göre
yapılandırılacaktır.


 


7326 sayılı
Kanun hükümlerine göre tercih edilen taksit süresine uygun katsayı hesaplanarak
ödenen taksit tutarları için anılan Kanun hükümleri geçerli sayılacağından, bu
şekilde ödenmiş taksit tutarları ile ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
Kalan taksit tutarları vadesinde kısmen veya tamamen ödenmemiş alacak kabul
edilerek 7440 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.


 


7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla mükellef 7326
sayılı Kanun kapsamında ilk 9 taksitini süresinde ödemiştir.


 


Mükellefin kalan taksit tutarları için 7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
hükümlerinden yararlanacağı tutar bulunurken 7326 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılan borcun katsayı hariç kısmı dikkate alınacaktır.


 


Buna göre, 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan
toplam alacak tutarı 13.700,26 TL olup, bu tutara karşılık 9 taksit için ödenen
tutar [(13.700,26 / 18=) 761,13 x 9=]6.850,17 TL’dir.


 


Yapılan ödeme tutarı kadar 7326 sayılı Kanundan
yararlanılacaktır. Ödeme tutarından vergi aslına isabet eden tutar;


 





Vergi aslına isabet eden tutar



=



Vergi Aslı x Ödediği Taksit
Tutarları Toplamı (Katsayı Tutarı Hariç)






(Vergi Aslı + Yİ-ÜFE Tutarı)






 


formülü
ile bulunacaktır. Buna göre;


 





Vergi
aslına isabet eden tutar



=



12.500,00
x 6.850,17



=



6.250,04 TL’dir.






        
13.700,26






 


Bu durumda, mükellefin 7440 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırmaya konu borcu 12.500,00 - 6.250,04 = 6.249,96 TL olacaktır.


 


Kalan taksit
tutarları içinde yer alan 6.249,96 TL alacak aslına vade
tarihinden 7440
sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı yerine
Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Buna göre, gecikme zammının hesaplandığı süre,
gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve
Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 





Gecikme Zammı Hesaplanan Süre



Alacak Aslı Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı Oranı



Gecikme Zammı Tutarı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/2/2019 - 11/3/2023



6.249,96



%90.0842



5.630,23



%36,325



2.270,30






 


Bu durumda, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak
tutarı aşağıdaki gibidir.


 





Ödenecek
Tutar



 



 






Katma
Değer Vergisi



:



6.249,96 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)



:



2.270,30 TL






TOPLAM




:



8.520,26 TL






 





 

Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar



 



 






Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı



:



5.630,23 TL






 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 8.520,26 TL
tutarın 7440 sayılı Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam
5.630,23 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Mükellefin, 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan
borçlarından kalan 9 taksitin toplam tutarı, katsayı tutarı hariç (761,13 x
9=)6.850,17 TL iken 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan ve katsayı
hariç ödenmesi gereken tutar 8.520,26 TL’dir.


 


Ancak, mükellef 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan
tutarı peşin ödediği takdirde Yİ-ÜFE tutarından %90 indirim yapılacağından
ödenmesi gereken tutar [2.270,30 - (2.270,30 x %90) + 6.249,96=]6.476,99 TL’ye
inecektir.


 


Mükellef, 24 taksitle ödeme seçeneğini tercih ettiğinden,
yapılandırılan borç bu seçeneğe uygun katsayı ile çarpılacak ve ödenecek tutar
(8.520,26 x 1,18=)10.053,91 TL olacaktır.


 


Bu durumda mükellefin her iki kanun ile kendisine sunulan
imkânı değerlendirerek karar vermesi gerekmektedir.


 


b) 7440 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendi gereğince bu Kanun hükümlerinin,
5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan
alacaklar ile 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılmasına Dair Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası
kapsamında yapılandırılan alacaklar hakkında uygulanmayacağı hükme
bağlandığından, anılan Kanunlar uyarınca uzlaşma ya da yapılandırma
hükümlerinden yararlanan kuruluşların bu borçları Kanun kapsamında
yapılandırılmayacaktır.


 


Ayrıca, Kanunun 9 uncu maddesinin onuncu fıkrasının (b)
bendi gereğince; 3/8/2016 tarihli ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılmasına İlişkin Kanun, 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 11/5/2018 tarihli ve 7143
sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun hükümlerine göre yapılandırılan
ve 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla anılan Kanunlar kapsamında
taksit ödemeleri devam eden alacakların bu Kanuna göre yapılandırılması mümkün
bulunmamaktadır.


 


Öte yandan,
daha önce yürürlüğe giren yapılandırma kanunları kapsamında yapılandırıldığı
halde 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yapılandırması ihlal olan
alacakların (matrah ve vergi artırımı ile işletme kayıtlarının düzeltmesinden
kaynaklanan alacaklar dâhil) bu Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılabileceği tabiidir.


 


14- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla
Yargı Kararına Göre Kesinleştiği Hâlde Ödeme Süresi Belirlenmemiş Alacaklar


 


7440 sayılı Kanunun 2
nci maddesinin altıncı fıkrasında, bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği hâlde mükellefe
ödemeye yönelik tebligatın yapılmadığı alacaklar için mükelleflerce bu Kanunda
öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla bu alacakların da bu
madde hükümlerinden yararlandırılacağı, bu hüküm kapsamına giren alacaklar için
ayrıca tebligat yapılmayacağı ve alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı
tarihinin kabul edileceği, bu kapsamda yapılandırılan tutarların Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmemesi hâlinde de vade tarihinde değişiklik yapılmayacağı
hükme bağlanmıştır.


 


Bu hükme göre, Kanunun kapsadığı
dönemlerle ilgili olup, tarhiyata ilişkin mahkemelerce verilerek taraflardan
birine tebliğ edilen ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil)
kesinleşen yargı kararına istinaden vergi dairelerince mükellefe ödemeye
yönelik tebligatın (Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına
Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi) yapılmaması nedeniyle borcun vadesinin
belirlenmediği alacaklar için bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması
koşuluyla Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


Bu durumda, borçlunun başvuru
dilekçesinde bu fıkra kapsamına giren borçları için Kanun hükümlerinden
yararlanmak istediğini belirtmesi şartıyla, bu alacaklar için ayrıca vergi
dairesince mükellefe Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına
Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi tebliğ edilmeyecek ve alacakların vade tarihi
Kanunun yayımı tarihi kabul edilecektir.


 


Fıkra kapsamındaki alacakların
yalnızca vergi aslı veya vergi aslı ile birlikte asla bağlı vergi cezası olması
durumunda, verginin tamamı ile bu tutar üzerinden gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı ile Yİ-ÜFE tutarı toplanarak yapılandırılan
alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla alacak
asıllarıyla ilgili gecikme faizi ile asla bağlı cezaların tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


Fıkra kapsamındaki alacağın yalnızca
asla bağlı vergi cezası olması ve vergi aslının Kanunun yayımı tarihinden önce
ödenmiş olması durumunda, herhangi bir başvuruya bağlı olmaksızın bu cezaların
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Fıkra kapsamındaki alacağın yalnızca
asla bağlı olmayan vergi cezası olması durumunda, bu vergi cezalarının (I. ve II.
derece usulsüzlük cezaları ile özel usulsüzlük cezaları) %50’sinin Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


7440 sayılı Kanunun
yayımı tarihinden sonra bu fıkra kapsamına giren alacaklara yönelik başvuru
süresi içinde yapılmış ödemelere ilişkin tebligatlar hakkında da başvurulması
şartıyla bu fıkra hükmü uygulanacak ve alacakların vade tarihi olarak Kanunun
yayımı tarihi kabul edilecektir.


 


Diğer taraftan, Kanunun yayımı tarihinden
önce fıkra kapsamına giren alacaklara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması
hâlinde ödenmemiş kısım için bu madde hükümlerinden yararlanılabilecektir.
Ancak, fıkra kapsamına giren alacakların Kanunun yayımı tarihinden önce
tamamının ödenmiş olması hâlinde bu madde hükümlerinden yararlanılamayacağı
tabiidir.


 


Ayrıca, bu fıkra hükmünden
yararlanılması durumunda, fıkra kapsamına giren alacaklar için tebligat
yapılmayacağı gibi alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı tarihi kabul
edileceğinden, madde hükümlerinin ihlal edilmesi hâlinde söz konusu alacaklar
için Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza
İhbarnamesi tebliğ edilmeksizin ve Kanunun yayımlandığı 12/3/2023 tarihi vade
tarihi kabul edilmek suretiyle takip ve tahsil işlemlerine devam edilecektir.


 


Ancak, borçlu tarafından bu fıkra
hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunulmaması durumunda vergi dairesince
alacağa yönelik Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre
Vergi/Ceza İhbarnamesinin tebliğ edileceği tabiidir.


 


15- Belediyelerin Ücret, Pay, Su, Atık Su ve Katı Atık
Ücret Alacakları, Büyükşehir Belediyelerinin Katı Atık Ücreti Alacakları ile
Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdarelerinin Su ve Atık Su Bedeli
ile Harcamalara Katılma Payı Alacakları


 


7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin yedinci, sekizinci ve
dokuzuncu fıkraları gereğince yapılandırılacak ücret ve paylar ile su, atık su,
katı atık ücreti ve harcamalara katılma payı alacaklarından, vadesi 31/12/2022 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’iler
(sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci
fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen
tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde bu alacaklara
bağlı cezaların ve fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve
zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Söz konusu alacakların yapılandırılmasına ilişkin olarak bu
Tebliğin (II/B-11) bölümünde yapılan açıklamaların
dikkate alınması gerekmektedir.


 


16- YİKOB’larca Takip Edilen Alacaklar


 


7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin onuncu
fıkrası gereğince, YİKOB’ların vadesi 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce olduğu hâlde, bu Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla (bu tarih dâhil) ödenmemiş olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında
takip edilen alacak asılları ile buna bağlı fer’i alacakları hakkında anılan
maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar
sonucu belirlenen tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde
bu alacaklara bağlı fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Söz konusu alacakların yapılandırılmasına
ilişkin olarak bu Tebliğin (II/B-11) bölümünde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.


 


C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


1- Ödeme Süresi


 


7440 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin birinci fıkrasında “(1) Bu Kanunun ilgili maddelerindeki
başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun
hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;


 


a)      31/5/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili idareye
başvuruda bulunmaları,


 


b) Hazine ve Maliye Bakanlığına, Ticaret Bakanlığına,
Sosyal Güvenlik Kurumuna, il özel idarelerine, belediyelere ve YİKOB’lara bağlı
tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksitini 30/6/2023 tarihine kadar
(bu tarih dâhil), diğer taksitlerini ise bu tarihi takip eden aylık dönemler
hâlinde azami kırk sekiz eşit taksitte ödemeleri,


 


şarttır.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu hüküm çerçevesinde; Hazine ve Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere ve YİKOB’lara bağlı
tahsil dairelerine borçlu olanların Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak
istemeleri hâlinde, 31/5/2023
tarihine kadar (bu tarih dâhil) borçlu bulundukları tahsil dairelerine
başvurmaları gerekmektedir. Madde kapsamında yapılandırılan borçların ilk
taksit ödeme süresi içinde tamamen ya da aylık dönemler hâlinde azami kırk
sekiz eşit taksitte ödenmesi mümkün olup, ilk taksit ödeme süresi 30/6/2023
(bu tarihin resmi tatile rastlaması nedeniyle 3/7/2023) tarihinde (bu
tarih dâhil) sona ermektedir.


 


Kanunun 9 uncu maddesi hükmü ile
azami taksit süresi 48 eşit taksit olarak belirlenmiş olmakla birlikte 12, 18,
24 ve 36 eşit taksitte ödeme seçenekleri de bulunmaktadır.


 


Ayrıca, Kanunun 9 uncu maddesinin on birinci
fıkrasına göre, Kanun kapsamında yapılandırılan ve süresinde ödenen alacaklara,
bu Kanunda yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla Kanunun yayımı tarihinden
sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi fer’i alacak
hesaplanmayacaktır.


 


7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin
ikinci fıkrasında “(2) Başvuru ve taksit ödeme sürelerinin son gününün resmî
tatile rastlaması hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonunda
biter.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, başvuru ve taksit ödeme
sürelerinin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde süre, tatili izleyen
ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzayacaktır.


 


2- Ödeme ve Katsayı Uygulaması


 


7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, Kanun hükümlerine
göre yapılandırılan alacak tutarının peşin veya taksitle ödenmesi imkânı
getirilmiş ve taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde katsayı
uygulanacağı düzenlenmiştir.


 


a) İlk Taksit Ödeme
Süresi İçinde Yapılan Ödemeler ve İndirim


 


Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında “(3) Bu
Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarlar peşin veya taksitler hâlinde
ödenebilir.


 


a) Hesaplanan tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi
içinde peşin olarak ödenmesi hâlinde katsayı uygulanmaz ve,


 


1) Fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarların (bu Kanunun 4 üncü maddesine göre hesaplanan
gecikme faizi dâhil) %90’ının tahsilinden vazgeçilir.


 


2) Bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin (2) numaralı alt bendi ile (d) bendinin (1) numaralı alt bendi
kapsamında olan idari para cezalarından %25 indirim yapılır.


 


3) Yapılandırma sonucu ödenecek alacağın sadece fer’i
alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutardan (bu Kanunun 7 nci maddesinin
dördüncü fıkrası kapsamındaki alacaklar hariç) %50 indirim yapılır.


 


b) Hesaplanan tutarların taksitle ödenmek istenmesi
hâlinde, ilgili maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak şartıyla borçluların
başvuru sırasında on iki, on sekiz, yirmi dört, otuz altı veya kırk sekiz eşit
taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen
taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz...” hükmü yer almaktadır.


 


Bu hüküm uyarınca, yapılandırılan
tutarların ilk taksit ödeme süresi içinde peşin olarak ödenmesi hâlinde
yapılandırılan alacaklardan indirim yapılacaktır.


 


i) Peşin Ödemede İndirim


 


Borçlular Kanun kapsamında yapılandırdıkları borçlarını,
ilk taksit ödeme süresi içinde ödemek üzere peşin ödeme seçeneğini tercih
edebilirler.


 


Kanun kapsamında yapılandırılan tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde peşin olarak
ödenmesi hâlinde;


 


- Bu tutarlara katsayı
uygulanmayacaktır.


 


- Fer’i alacaklar
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarların
%90’ı ile bu Kanunun 4 üncü
maddesine göre hesaplanan gecikme faizinin %90’ının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


- Yapılandırılan alacağın, Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı
alt bendi ile (d) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamındaki idari para cezalarından olması hâlinde bu idari para
cezalarından ayrıca %25 indirim yapılacaktır.


 


- Yapılandırma sonucu ödenecek
alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde, fer’i alacak yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutardan %50 indirim
yapılacaktır.


 


Söz konusu ödemenin defaten yapılması
zorunlu olmayıp, ilk taksit ödeme süresi içinde farklı zamanlarda borcun
tamamının ödenmesi hâlinde de bu hükümden yararlanılacaktır.


 


Ayrıca, taksitle ödeme seçeneği
tercih edildiği halde, ilk taksit ödeme süresi içinde yapılandırılan tutarın
tamamının peşin olarak ödenmesi durumunda da bu hükümlerden
yararlanılabilecektir.


 


Diğer taraftan, peşin ödeme seçeneği
tercih edilmesine rağmen ilk taksit ödeme süresi içinde ödemenin yapılmaması
hâlinde Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının dördüncü cümlesinde yer
alan “Peşin
veya taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmesi ve ilk taksit ödeme süresi içinde
ödenmesi gereken tutarların ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, hesaplanan
tutarların tamamının ilk taksiti izleyen ayın sonuna kadar geç ödeme zammı ile
birlikte ödenmesi şartıyla katsayı uygulanmaksızın Kanundan yararlanılır.” hüküm uyarınca ilk taksit ödeme süresini izleyen
ayın sonuna kadar hesaplanan tutarın tamamının geç ödeme zammıyla birlikte
ödenmesi şartıyla katsayı uygulanmaksızın Kanun hükümlerinden
yararlanılabilecektir.


 


Ancak, Kanunun 9 uncu maddesinin
üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan indirimler, hesaplanan tutarların
tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde uygulanacağından,
hesaplanan tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresinde ödenmemesi üzerine
izleyen ayın sonuna kadar geç ödeme zammıyla birlikte ödense dahi indirimli
ödeme imkânından yararlanılamayacaktır.


 


Örnek 15- Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak için vergi dairesine başvuruda
bulunan mükellef, peşin ödeme seçeneğini tercih etmiştir.


 


Kanun kapsamında alacak aslı tutarı 367.800,00 TL, fer’i alacaklar
yerine hesaplanan Yİ-ÜFE tutarı 56.400,00 TL olmak üzere toplam 424.200,00 TL
yapılandırılan alacak tutarı bulunmuştur.


 


Mükellef, yapılandırılan borç tutarını peşin
ödeme seçeneği ile ödemeyi tercih ettiğinden, ayrıca bir katsayı hesaplanmamıştır.


 


Mükellef tarafından, yapılandırılan borcun ilk
taksit ödeme süresi içinde ödenmesi nedeniyle fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutardan %90 oranında indirim
yapılacaktır. Bu durumda, mükellef Yİ-ÜFE tutarı olarak [56.400,00 - (56.400,00
x %90)=]5.640,00 TL, toplamda (367.800,00 + 5.640,00=)373.440,00 TL ödeme
yapmak suretiyle Kanun hükümlerinden yararlanacaktır.


 


Ancak, yapılandırılan borcun mükellef
tarafından ilk taksit ödeme süresinin son günü olan 30/6/2023 (bu tarihin resmi tatile rastlaması nedeniyle 3/7/2023) tarihine
kadar (bu tarih dâhil) ödenmeyip, Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının
dördüncü cümlesi hükmü kapsamında, hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte
31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi halinde Yİ-ÜFE tutarından
herhangi bir indirim yapılmadan ve katsayı uygulanmadan Kanun hükümlerinden
yararlanılacaktır.


 


Örnek 16- Örnek 15’te
yer alan mükellef Kanunun 2 nci maddesi kapsamındaki borçlarını 48 eşit
taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 48
eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden 424.200,00 TL alacak tutarı (1,36)
katsayısı ile çarpılacaktır.


 


Bu şekilde bulunan tutar, 48’e bölünmek
suretiyle taksit tutarı bulunacaktır.


 





48 eşit
taksit için yapılandırmaya esas tutar:   424.200,00 x
1,36  



=



 
576.912,00 TL






Taksit
tutarı
                                                 :  
576.912,00 / 48



=



   
12.019,00 TL’dir.






 


Taksitlendirmeye esas olan 576.912,00 TL’nin
(576.912,00 - 424.200,00=)152.712,00 TL’si toplam katsayı tutarıdır.


 


Haziran/2023 ayında mükellef vergi dairesine
başvurarak taksit tutarlarının tamamını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.
Bu durumda;


 





Ödenecek Tutar



 



 






Vergi
Aslı



:



367.800,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarının %10’u [56.400,00 - (56.400,00 x % 90)]   



:



    5.640,00 TL






TOPLAM



:



373.440,00 TL’dir.






 


Mükellef tarafından, yapılandırılan borcun ilk
taksit ödeme süresi içinde ödenmesi nedeniyle ayrıca bir katsayı hesaplanmayacak
ve Yİ-ÜFE tutarından %90 oranında indirim yapılacaktır.


 


Buna göre, mükellef tarafından yapılandırılan borcun ilk
taksit ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde 152.712,00 TL katsayı tutarı ile
50.760,00 TL Yİ-ÜFE tutarı olmak üzere toplam 203.472,00 TL daha az ödeme
yapılacaktır.


 


Örnek 17- Mükellef
16/10/2021 vadeli 2.453,00 TL trafik idari para cezası borcunu Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında yapılandırmak için vergi dairesine başvurarak, borcunu 36
eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 





Faiz Hesaplanan Süre



İdari Para Cezası Tutarı (TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı (TL)






17/10/2021 - 11/3/2023



2.453,00



%85



2.085,05



%12,75



312,76






 


Vergi dairesi yapılandırılan alacak tutarını 2.453,00 TL trafik
idari para cezası aslı ve 312,76 TL Yİ-ÜFE tutarı olmak üzere 2.765,76 TL
olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 36 eşit taksitte
ödemeyi talep ettiğinden, 2.765,76 TL alacak tutarı (1,27) katsayısı ile
çarpılacaktır.


 


Bu şekilde
bulunan tutar, 36’ya bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.


 





36
eşit taksit için yapılandırmaya esas
tutar:        2.765,76 x 1,27



=



 
3.512,52 TL






Taksit
tutarı
                                                 :     
  3.512,52 / 36



=



  
    97,57 TL’dir.   






 


Taksitlendirmeye esas olan 3.512,52 TL’nin (3.512,52 -
2.765,76=)746,76 TL’si toplam katsayı tutarıdır.


 


Haziran/2023 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak
taksit tutarlarının tamamını defaten ödemek istediğini bildirmiştir. Bu
durumda, idari para cezası aslı olan 2.453,00 TL’den %25 oranında, Yİ-ÜFE
tutarından da %90 oranında indirim yapılacaktır.


 





Ödenecek Tutar



 



 






İdari
Para Cezası Aslı [2.453,00 - (2.453,00 x %25)]



:



1.839,75 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı [312,76 - (312,76 x %90)]



:



31,28 TL






TOPLAM



:



1.871,03 TL






 


Buna göre, mükellef tarafından Haziran/2023 ayında 1.871,03
TL ödenmesi durumunda herhangi bir katsayı hesaplanmayacak, 2.085,05 TL faiz
ile idari para cezası aslının %25’i olan 613,25 TL ve Yİ-ÜFE tutarının %90’ı
olan 281,48 TL olmak üzere toplam 2.979,78 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


b) Taksitli Ödeme ve Katsayı Uygulaması


 


7440 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde “c) Hesaplanan
tutarların taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre belirlenen
tutar;


1) On iki eşit taksit için (1,09),


2) On sekiz eşit taksit için (1,135),


3) Yirmi dört eşit taksit için (1,18),


4) Otuz altı eşit taksit için (1,27),


5) Kırk sekiz eşit taksit için (1,36),


katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına
bölünmek suretiyle aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu
Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri
taksit süresine uygun ödeme planı verilir. Ancak, tercih edilen süreden daha
kısa sürede ödeme yapılması hâlinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre
düzeltilir.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu hükme göre, Kanun kapsamında yapılandırılmış olan
alacakların taksitli ödeme seçeneği tercih edilerek taksitler hâlinde ödenmek
istenmesi durumunda, bu tutarlara ayrıca katsayı uygulanması gerekmektedir.


 


i) Borçlular tarafından, ilgili maddelerde yer alan
hükümler saklı kalmak kaydıyla başvuru sırasında; 12, 18, 24, 36 veya 48 eşit
taksitte ödeme seçeneklerinden biri tercih edilecektir. Borçlu tarafından
taksit sayısına ilişkin bir tercihte bulunulmaması hâlinde, idarece Kanunda
öngörülen en uzun taksit sayısı olan 48 taksite ilişkin ödeme planı
verilecektir.


 


7440 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan açık hüküm sebebiyle borçlular
tercih ettikleri taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapamayacaktır.


 


ii) Taksitle yapılacak ödemeler için Kanunun
öngördüğü ilgili katsayı, yapılandırılan alacak tutarı ile çarpılacak ve
bulunacak tutar borçlu tarafından seçilen taksit sayısına bölünerek aylık
dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı bulunacaktır.


 


Örneğin; borçlu tarafından Kanun
kapsamında yapılandırılan alacağın 12 eşit taksitte ödenmesi yönünde tercih
kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı 12 eşit taksit için
öngörülen (1,09) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar taksit sayısı olan
12 sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 48 eşit taksiti seçmesi
hâlinde, taksitle ödenecek alacak tutarı (1,36) katsayısı kullanılarak tespit
edilecektir.


 


iii) 7440
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (c) bendi ile borçlulara seçtikleri taksit süresinden daha kısa
sürede ödeme yapma imkânı verilmekte ve daha kısa sürede yapılan ödemelerde
madde hükmüne göre hesaplanan katsayının düzeltilmesi öngörülmektedir.


 


Örneğin; borçlu tarafından Kanun
kapsamında yapılandırılan alacak tutarının 48 eşit taksitte ödenmesi yönünde
tercih kullanıldığı hâlde borcun 12 eşit taksit için öngörülen sürede tamamen
ödenmesi hâlinde, (1,36) katsayısı esas alınarak hesaplanan tutar, 12 eşit
taksit için öngörülen (1,09) katsayısına göre düzeltilecektir.


 


Kanunda genel olarak 12, 18, 24, 36
ve 48 eşit taksit süresi olmak üzere beş ayrı taksit süresi ve bu süreler için
beş farklı katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan ödemeler nedeniyle katsayı
düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu tarafından seçilen taksit süresine
uygulanacak katsayı ile alacağın tamamının ödendiği tarihin denk geldiği taksit
süresi için belirlenmiş katsayının birbirinden farklı olması gerekmektedir.


 


Örnek 18- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef
borcunu 24 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılacak alacak
tutarını 285.000,00 TL olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 24 eşit taksitte
ödemeyi talep ettiğinden, 285.000,00 TL alacak tutarı (1,18) katsayısı ile
çarpılacaktır.


 


Bu şekilde bulunan tutar, 24’ye bölünmek suretiyle taksit
tutarı hesaplanacaktır.


 





24
eşit taksit için yapılandırmaya esas tutar:   285.000,00 x 1,18



=



 
336.300,00 TL






Taksit
tutarı
                                                 : 
 336.300,00 / 24



=



   
14.012,50 TL’dir.






 


Taksitlendirmeye esas olan 336.300,00 TL’nin
(336.300,00-285.000,00=)51.300,00 TL’si toplam katsayı tutarıdır.


 


Mükellef, Haziran/2023 ila Mart/2024 aylarında ödemesi
gereken 10 taksit tutarı toplamı olan (14.012,50 x 10=)140.125,00 TL’yi
süresinde ödemiştir.


 


Nisan/2024 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan
taksit tutarlarının tamamını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.


 


Başvuru sırasında 24 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih
edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 12 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme
süresi içinde, borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan
alacak tutarına (1,18) katsayısı yerine 12 eşit taksit için öngörülmüş olan
(1,09) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden
hesaplanması gerekmektedir.


 


Yapılan hesaplamaya göre, (1,18) katsayısı esas alınarak
ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve
tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.


 





12
eşit taksit için yapılandırmaya esas
tutar:        285.000,00 x 1,09



=



310.650,00 TL






Ödenen
toplam taksit
tutarı:                                
  14.012,50 x 10     



=



  140.125,00 TL






Tahsil
edilecek toplam tutar:       
              310.650,00
- 140.125,00



=



  170.525,00 TL






 


Bu durumda, mükellefin Kanun kapsamında yapılandırılan
285.000,00 TL borcu için (310.650,00 - 285.000,00=)25.650,00 TL katsayı tutarı
tahsil edilecektir.


 


Yapılacak erken ödeme mükellefe (51.300,00 -
25.650,00=)25.650,00 TL daha az ödeme imkânı sağlayacaktır.


 


Örnek 19- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu
18 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak
tutarını 115.000,00 TL olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte
ödemeyi talep ettiğinden, 115.000,00 TL alacak tutarı (1,135) katsayısı ile
çarpılacaktır.


 


Bu şekilde bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit
tutarı hesaplanacaktır.


 





18
eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar:   115.000,00 x 1,135



=



 130.525,00
TL






Taksit
tutarı                                                  
:   130.525,00 / 18



=



    
7.251,39 TL’dir.






 


Taksitlendirmeye esas olan 130.525,00 TL’nin (130.525,00 -
115.000,00=)15.525,00 TL’si toplam katsayı tutarıdır.


 


Mükellef, ilk 12 taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede
yapılan toplam tahsilat (7.251,39 x 12=)87.016,68 TL’dir.


 


Haziran/2024 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak
kalan taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.


 


Mükellef tarafından borcun tamamı 18 eşit taksit için
öngörülmüş ödeme süresi Haziran/2023 ila Kasım 2024) içinde erken ödenmiş
olmakla birlikte, ödemenin yapıldığı Haziran/2024 ayı Kanunda belirlenen ve
farklı katsayı uygulanmasını gerektiren 12 eşit taksit için öngörülmüş süreden
(Haziran/2023 ila Mayıs/2024) sonraya rastlamaktadır.


 


Kanunda 12 eşit taksit ila 18 eşit taksit arasındaki
süreler için farklı bir katsayı belirlenmemiştir. Bu nedenle, mükellefçe
yapılan ödemeye 18 eşit taksit için belirlenmiş katsayı dışında bir katsayı
uygulanması imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Haziran/2024 ayında mükellefin
kalan altı taksit tutarını defaten ödemesi hâlinde herhangi bir katsayı
düzeltmesi yapılmayacaktır. 


 


iv) 7440 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi kapsamında yapılan matrah ve vergi artırımları üzerine
tahakkuk eden vergilerin, taksitli ödeme seçeneğine göre ödenmesinin tercih
edilmesi ve ilk iki taksitin süresinde ödenmesi şartıyla kalan taksitlerden
süresinde ödenmeyen veya eksik ödenenlerin son taksiti izleyen ayın sonuna
kadar hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi halinde bu Kanun
hükümlerinden yararlanılacağına yönelik Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı
fıkrasında düzenleme yapılmıştır.


 


Buna göre, birinci ve ikinci taksitlerin süresinde ve tam ödenmesi
şartıyla, bir takvim yılında üçten fazla taksitin ödenmemesi veya eksik
ödenmesi halinde yapılandırmanın ihlal olacağına yönelik düzenleme matrah ve
vergi artırımı hükümlerine göre beyan edilen vergiler açısından geçerli
olmayacak ve ilk iki taksitin süresinde tam ödenmesi kaydıyla diğer taksitlerin
son taksiti izleyen ayın sonuna kadar geç ödeme zammıyla birlikte ödenmesi
halinde Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.


 


v) 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının dördüncü
cümlesindeki hüküm uyarınca, taksitli ödeme
seçeneğinin tercih edilmesi ve ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi gereken
tutarların ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, hesaplanan tutarların
tamamının ilk taksit ödeme süresini izleyen
ayın sonuna kadar geç ödeme zammıyla birlikte ödenmesi şartıyla katsayı
uygulanmaksızın Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


Ancak, Kanunun 9 uncu maddesinin
üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan indirimler, hesaplanan tutarların
tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde uygulanacağından, ilk
taksit tutarının süresinde ödenmemesi üzerine hesaplanan tutarların tamamının
izleyen ayın sonuna kadar geç ödeme zammıyla birlikte ödense dahi indirimli
ödeme imkânından yararlanılamayacaktır.


 


 Örnek 20- Kanunun 2
nci maddesinden yararlanmak için vergi dairesine başvuruda bulunan mükellefin
yapılandırılan alacak tutarı 188.000,00 TL vergi aslı ve 22.000,00 TL Yİ-ÜFE
olmak üzere 210.000,00 TL olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 36
eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 210.000,00 TL alacak tutarı (1,27)
katsayısı ile çarpılacak ve ödenecek toplam tutar 266.700,00 TL olacaktır.


 


Mükellef yapılandırılan borcun birinci
taksitini süresi içinde ödememiştir. Ancak, Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı
fıkrasının dördüncü cümlesi kapsamında, ilk taksiti izleyen ayın sonuna kadar
tüm taksitlerin ödenmesi halinde mükellef Kanundan yararlanabilecektir.


 


Buna göre, mükellef Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı
fıkrasının dördüncü cümlesi kapsamında, yapılandırılan tutarın tamamını,
herhangi bir indirim yapılmaksızın ve katsayı uygulanmaksızın, bu tutar esas
alınarak hesaplanacak geç ödeme zammı [(210.000,00x%2,5=)5.250,00 TL] ile
birlikte toplam 215.250,00 TL olarak 31 Temmuz 2023 tarihine kadar (bu tarih
dâhil) ödemek suretiyle Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir.


 


Örnek 21- Örnek 20’de yer alan mükellef,
birinci taksiti izleyen ayın sonuna kadar 160.000,00 TL tutarında kısmi ödeme
yapması halinde aşağıdaki şekilde Kanundan yararlanabilecektir.


 


Bu durumda, Kanunun 9
uncu maddesinin sekizinci fıkrası gereğince mükellef
ödediği tutar kadar Kanun hükmünden yararlanabilecektir.


 


Ancak, yapılandırılan tutarın tamamı
ödenmediği için, yapılan kısmi ödeme, katsayı dâhil yapılandırılan toplam
tutara mahsup edilecektir.


 


Buna göre, ödemenin (160.000,00/1,025=)156.097,56 TL’si katsayı dâhil
yapılandırılan toplam borca, 3.902,44 TL’si ise geç ödeme zammına ilişkindir.


 


Mükellef, 36 eşit taksitte ödeme seçeneğini
tercih ettiğinden, yaptığı ödemenin katsayıya isabet eden tutarı aşağıdaki
şekilde bulunacaktır.


 





Yapılan Ödemeden Katsayıya İsabet Eden
Tutar



=



[Yapılan Ödeme Tutarı (Geç Ödeme Zammı
Hariç)]  x (Katsayı Tutarı)

(Katsayı Dâhil Yapılandırılan Tutar)






 


formülü ile bulunacaktır.


 


Buna göre; 


 





Yapılan Ödemeden Katsayıya İsabet Eden Tutar



=



156.097,56 x 56.700,00

266.700,00



=



33.186,10 TL’dir.






 





Yapılandırılan Tutara İsabet Eden Tutar



=



156.097,56
- 33.186,10



=



122.911,46
TL’dir.






 


Bu itibarla, mükellef tarafından yapılan
160.000,00 TL ödemenin, 122.911,46 TL’si yapılandırılan tutara, 33.186,10 TL’si
katsayıya, 3.902,44 TL’si geç ödeme zammına yapılmış ödeme olacaktır.


 


Örnek 22- Örnek 17’de yer alan mükellefin yapılandırdığı borcunun birinci
taksitini 30/6/2023 (bu tarihin resmi tatile rastlaması nedeniyle 3/7/2023)
tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödememesi durumunda, Kanunun 9 uncu maddesinin
altıncı fıkrasının dördüncü cümlesinin vermiş olduğu imkân kapsamında 31
Temmuz 2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yapılandırılan tutarın tamamını,
herhangi bir indirim yapılmaksızın ve katsayı uygulanmaksızın, bu tutar esas
alınarak hesaplanacak geç ödeme zammı [(2.765,76 x %2,5=)69,14 TL] ile
birlikte toplam 2.834,90 TL ödemek suretiyle Kanun hükümlerinden
yararlanacaktır.


 


vi) 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı
fıkrasının beşinci cümlesi hükmü uyarınca, taksitli ödeme seçeneğinin tercih
edilmiş olması ve ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi gereken tutarların
süresinde ödenmesi ve kalan taksitlerin tamamının ilk taksiti izleyen ayın
sonuna kadar ödenmesi halinde katsayı uygulanmayacaktır. Ancak, Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (a) bendinde yer alan indirimlerden yararlanılamayacaktır.


 


Örnek 23- Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak için vergi dairesine
başvuruda bulunan mükellef, borcunu 24 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.


 


Vergi dairesi, yapılandırılan alacak tutarını
230.000,00 TL vergi aslı ve 48.000,00 TL Yİ-ÜFE olmak üzere 278.000,00 TL
olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 24
eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 278.000,00 TL alacak tutarı (1,18)
katsayısı ile çarpılmak suretiyle mükellefin toplam taksit tutarı
hesaplanacaktır.


 


Bu şekilde bulunan tutar, 24’e bölünmek
suretiyle aylık taksit tutarı bulunacaktır.


 





24
eşit taksit için yapılandırmaya esas tutar:   278.000,00 x 1,18



=



 328.040,00
TL






Taksit
tutarı                                       
          :  
328.040,00 / 24



=



  
13.668,33 TL’dir.






 


Taksitlendirmeye esas olan 328.040,00 TL’nin
(328.040,00 - 278.000,00=)50.040,00 TL’si toplam katsayı tutarıdır.


 


Mükellef, 30/6/2023 (bu tarihin resmi tatile rastlaması
nedeniyle 3/7/2023) tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemesi gereken birinci
taksit tutarını (13.668,33 TL) süresinde ödemiştir. Yapılandırılan tutarın
(278.000,00 - 13.668,33=)264.331,67 TL’sinin tamamının ilk taksiti izleyen ay
olan Temmuz/2023 ayında ödenmesi durumunda 50.040,00 TL katsayı tutarının
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Ancak, yapılandırılan borcun tamamı ilk taksit ödeme süresi
içinde ödenmediğinden, Kanunun 9 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında herhangi bir indirim
yapılmayacaktır.


 


c) 7440 sayılı Kanun
kapsamında ödenecek tutarlar, vergi dairelerine, anlaşmalı bankalara, PTT
şubelerine ödenebileceği gibi, anlaşmalı bankaların banka kartı ve kredi kartı
kullanılmak suretiyle de ödenebilecektir.


 


3- Kredi Kartı İle Ödeme


 


7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında “(4)
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil
dairelerine bu Kanun kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun
41 inci maddesine göre kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun
görüldüğü takdirde, ödemeye aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına
kredi kartı işlemine konu borç tutarının, taksitler hâlinde yansıtılması ve
taksit ödeme aylarında hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler
için ödeme tarihi olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve
borçluya tahsilatın yapıldığını gösteren makbuz verilir. Bu şekilde tahsil
edilen tutarların bankalarca Hazine veya Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarına
aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen süre,
taksit aylarının son gününü izleyen günden itibaren hesaplanır. Bu fıkra
hükmüne göre taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi, katsayı
uygulanmasına engel teşkil etmez.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu hüküm, 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan
alacak tutarının kredi kartı kullanılmak suretiyle de ödenmesine imkân
vermektedir. Madde hükmüne göre kredi kartı kullanılarak ödeme yapılabilmesi
için aracılık yapan bankalarla anlaşma yapılması gerekmektedir.


 


Bu Tebliğin yayımı tarihi itibarıyla Hazine ve Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek alacakların tahsilatı amacıyla
ödemeye aracılık yapacak bankalarla gerekli anlaşma sağlanmış olup, kredi kartı
kullanılmak suretiyle yapılacak ödemeler Gelir İdaresi Başkanlığının internet
sitesi (www.gib.gov.tr)
üzerinden yapılabilecektir. Ancak, bankaların uygulama geliştirmeleri hâlinde,
internet siteleri veya şubeleri üzerinden de kredi kartıyla tahsilat işlemleri
yapılması mümkündür.


 


Kredi kartı ile yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin veya
bir ya da birden fazla taksitin defaten ödenmesi ya da bir veya birden fazla
taksitin ilgili taksit aylarına yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde
yapılabilecektir.


 


Borçluların kredi kartına taksit şeklinde ödeme yapmak
istemeleri hâlinde, 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı
banka tarafından borçlunun hesaplarına Kanunun öngördüğü taksit aylarında
yansıtılacaktır. Bununla birlikte, borçlu tarafından yapılan ödeme tutarını
gösterir alındı, kredi kartı ile ödeme işleminin yapıldığı tarih itibarıyla
verilecek ve borç ödenmiş kabul edilecektir.


 


7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası
gereğince kredi kartı kullanılmak ve borçlunun bankadaki kredi hesaplarına
taksit aylarında borç olarak yansıtılmak suretiyle yapılan ödemeler ilgili
taksit ayının son gününü izleyen günden itibaren 6183 sayılı Kanunun 41 inci
maddesinde belirlenen sürede Hazine hesaplarına aktarılacaktır.


 


Örneğin, borçlu tarafından Kanun kapsamında
taksitlendirilmiş alacağın ilk iki taksit tutarının kredi kartı ile
Haziran/2023 ayı içinde aynı günde ödendiği varsayıldığında, banka tarafından
taksitler ilgili taksit ayları olan Haziran/2023 ve Temmuz/2023 aylarında borçlunun
hesap ekstrelerine yansıtılacak ve bu suretle yapılan tahsilat tutarları taksit
aylarının son gününü izleyen 20 gün içinde Hazine hesaplarına aktarılacaktır.


 


Kredi kartıyla yapılan taksitli ödemenin Kanunun öngördüğü
taksitli ödeme şekli olduğu dikkate alındığında, bu şekilde yapılan ödemelerde
de katsayı uygulanacaktır.


 


4- Mahsuben Ödeme


 


7440 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin beşinci fıkrasında, Kanun hükümlerinden yararlanarak borçlarını
yapılandıran mükelleflerin vergi dairelerinden olan alacaklarıyla
yapılandırılan borçlarını ne şekilde ödeyebilecekleri hususu düzenlenmiştir.


 


Madde hükmüne göre, Hazine ve Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme alacaklarına
uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunan ve
ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi
borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu taleplerinin yerine
getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın
öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır.


 


Belgelere ek olarak mahsuben iadenin
gerçekleştirilebilmesi için teminat, yeminli
mali müşavir raporu veya vergi inceleme raporu da aranan durumlarda, bunların da
aynı süre içinde vergi dairesine intikal etmiş olması gerekmektedir.


 


Bu takdirde, ilgili mevzuatın
borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek
tutara mahsup işlemleri yapılacaktır. Mahsup talebine konu tutardan daha az
tutarda mahsubun yapılması hâlinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil edilemeyen
taksit tutarının bir ay içinde ödenmesi hususunda borçluya bildirimde
bulunulması gerekmektedir.


 


Eksik ödenen taksit tutarının,
ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar gecikilen her ay ve kesri
için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı
oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte bir aylık ödeme süresi
içinde ödenmesi hâlinde eksik ödenen tutar için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş
sayılmayacaktır. 


 


Mükelleflerin bu hükümden
yararlanmaları için başvurularını bu Tebliğe ekli (Ek:2/D) dilekçe ile
yapmaları gerekmektedir.


 


Diğer taraftan, mükellefin mahsup
talebi üzerine mahsup işlemleri yapıldıktan sonra, fazla veya yersiz mahsup
yapıldığının tespiti hâlinde, haksız alınan iade tutarı için vergi mevzuatı
gereği gerekli tarhiyatın yapılacağı tabiidir. Bu durumda, Kanun kapsamında
mahsup yoluyla yapılmış olan tahsilatlar için herhangi bir düzeltme işlemi
yapılmayacaktır.


 


Ç-
MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI


 


1- Dava Açılmaması, Açılmış
Davalardan Vazgeçilmesi ve Herhangi Bir Mercie Başvurulmaması


 


7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin on ikinci fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların
maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan
vazgeçmeleri ve kanun yollarına
başvurmamalarının şart olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, madde hükmünden
yararlanmak isteyen borçluların bu yöndeki iradelerini başvuruları sırasında
belirtmeleri gerekmektedir.


 


Tüzel kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller
tarafından açılan davalardan vazgeçme yetkisi, bunların kanuni temsilcilerinde
bulunduğundan, maddeden yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri tarafından
yapılacaktır. Aynı şekilde, iflas idaresi tarafından açılan ya da ihtilafı
devam ettirilen davalardan da iflas idaresince vazgeçilmesi gerekecektir.
Kanuni temsilcilerin bu başvuruları sırasında dilekçelerine temsilci
sıfatlarını gösteren belgeyi eklemeleri icap etmektedir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin on üçüncü fıkrasının (b) bendi
gereğince, davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairelerine verilecek ve
bu dilekçelerin tahsil dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine
verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu
nedenle, tahsil dairelerince alınan dilekçenin bir örneğinin derhal davanın
bulunduğu yargı merciine gönderilmesi gerekmektedir.


 


Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak için elektronik
ortamda başvuruda bulunan borçluların, devam eden ihtilaflardan vazgeçtiklerini
gösterir ıslak imzalı dilekçelerini başvuru süresi içinde ilgili tahsil
dairesine vermeleri gerekmektedir.


 


Mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere
davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmeyecektir.


 


Diğer taraftan, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on üçüncü fıkrasının
(e) bendinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan borçlara
ilişkin dava açılamayacağı ve hiçbir mercie başvurulamayacağı hüküm altına
alınmıştır.


 


Dolayısıyla, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere
başvuruda bulunulan alacaklara ilişkin herhangi bir yargı merciine, 213 sayılı
Kanunun 124 üncü maddesi kapsamında ilgili idareye, dilekçe ve başvuru hakkı
kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe
Komisyonu dâhil herhangi bir mercie başvurulması, başvurulsa dahi bu başvurular
üzerine herhangi bir işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.


 


2- Kanunun Yayımı Tarihinden Sonra Tebliğ Edilen Yargı
Kararları ile Yargılama Giderleri


 


7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on üçüncü fıkrasının (c) bendi
gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları
davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine
bakılmaksızın Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen yargı kararları
uyarınca işlem yapılmayacaktır.


 


Ayrıca, Kanunun
9 uncu maddesinin on üçüncü fıkrasının (ç) bendine göre, Kanun hükümlerinden
yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlarla hükmedilmiş
yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile fer’ilerinin bulunması hâlinde bu
tutarlar karşılıklı olarak talep edilmeyecek, bu alacaklar için icra takibi
yapılamayacak ve vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve
avukatlık ücretleri geri alınmayacaktır.


 


3- Taksit Tutarının %10’unu Aşmamak Şartıyla 20 Türk
Lirasına (Bu Tutar Dâhil) Kadar Yapılmış Eksik Ödemeler


 


7440 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin yedinci fıkrasında “(7) Bu Kanuna göre ödenecek taksit
tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 20 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar
yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü
yer almaktadır.


 


Bu hükme göre, Kanun kapsamında
ödenecek taksitlere yönelik yapılan ödemelerde 20,00 TL’ye kadar eksik ödemeler
ihlal sebebi sayılmayacaktır.


 


Bununla birlikte, taksit tutarının
%10’u 20,00 TL’nin altında ise yüzde %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik
ödeme hali ihlal sebebi sayılmamıştır. Ancak, bu tutarları aşan eksik
ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.


 


Örneğin, Kanun kapsamında 18 eşit
taksit seçeneği tercih edilmek suretiyle yapılandırılan alacağa ilişkin taksit
tutarı 140,00 TL olmasına rağmen bankaya 15,00 TL eksik şekilde 125,00 TL ödeme
yapılmıştır. Eksik ödenen 15,00 TL, 20,00 TL’yi aşmamakla birlikte, taksit
tutarının %10’u olan (140,00 x %10=)14,00 TL’den fazla olduğundan söz konusu
eksik ödeme ihlal sebebi olacaktır.


 


D- DİĞER HUSUSLAR


 


1- Tüzel kişiler ya da
tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller için madde hükümlerinden yararlanma
başvuruları bunların kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır.


 


2- 7440 sayılı Kanunun kesinleşmiş alacaklara ilişkin hükümlerinden,
213 ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk
düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni
temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar dikkate
alınarak yararlanabileceklerdir.


 


1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu uyarınca
mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunanların
da bu madde hükmünden yararlanmaları mümkündür.


 


Asıl amme borçlusu ile birlikte
borcun ödenmesinden birden fazla kişinin sorumlu olması hâlinde bu kişilerce
madde hükümlerinden farklı taksit seçenekleri seçilmek suretiyle yararlanılması
mümkün bulunmaktadır.


 


3- Adi ve kollektif
şirketlerde ortak olanlar şirketin borçlarının tamamı üzerinden müştereken ve
müteselsilen sorumlu olduklarından, bu ortaklar da sorumlu oldukları bu borçlar
için madde hükmünden yararlanabileceklerdir.


 


4- 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla haklarında 9/6/1932 tarihli ve 2004
sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre iflasın açılmasına karar verilen
gerçek ve tüzel kişilerin Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas
işlemlerini yürüten iflas idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak
müracaat etmesi zorunludur. Ancak, iflas idaresi tarafından verilen yetki
belgesine istinaden müracaatta bulunulabilmesi mümkündür.


 


Bununla birlikte, iflas hâlindeki tüzel kişiliklerin
ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin 213 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun
uyarınca sorumlu oldukları borçlar için madde hükümlerinden yararlanabilmeleri
mümkün bulunmaktadır.


 


Ancak, iflas hâlinde bulunan
mükelleflerden aranılan kamu alacaklarına ilişkin olarak Kanundan yararlanmak
için başvuru süresi içinde herhangi bir başvuru bulunmaması ve/veya bu
alacakların başvuru süresinden sonra iflas masasına kaydedilmiş olması hâlinde,
alacaklar Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa dahi 7440 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanılamayacaktır.


 


2004 sayılı Kanun kapsamında haklarında iflas
ertelemesi kararı bulunan şirketler ve kooperatifler 7440 sayılı Kanuna göre yapacakları
başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararı dikkate alınarak temsile
yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.


 


Aynı şekilde, 2004 sayılı Kanun kapsamında konkordato
kararı verilmiş ve kayyım atanmış borçlular da, 7440 sayılı Kanuna göre
yapacakları başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararı dikkate alınarak
temsile yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.


 


5- 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce,
vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan
mükellefler diledikleri takdirde mahsup talep ettikleri borçları için Kanun
hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden
vazgeçtiklerini bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi
dairesine mahsup talepli borçları olması hâlinde, her birine ayrı ayrı Kanundan
yararlanmak için belirlenen başvuru süresi içinde ekte bir örneği yer alan (Ek:2/E)
dilekçeyle bildirmeleri gerekmektedir.


 


Mükellefin kendi borcu dışında, ilgili
mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup talebi olması hâlinde ise
mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna mahsup istenen üçüncü şahsın da
bu konuya yönelik irade beyanı aranılacaktır. Bu takdirde, mükellefin üçüncü
şahıs lehine yaptığı mahsup talebi hükümsüz kalacaktır. Lehine mahsup talep
edilen üçüncü şahsın ise mükellefin irade beyanı olmadan Kanundan yararlanmak
üzere başvuruda bulunabileceği tabiidir.


 


Bununla birlikte, mahsup talebinden vazgeçen
mükelleflerin, mahsup talebine konu iade alacaklarını 7440 sayılı Kanun kapsamındaki taksitlerine
Kanunun 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası
hükmüne göre veya Kanun kapsamında yapılandırılmayan vergi borçlarına ilgili
mevzuat uyarınca mahsubunu talep etmeleri mümkündür. Bu durumda, mahsuba esas
alınacak tarih, Kanunun yayımından sonra yapılan başvuru tarihi olacaktır.


 


Diğer taraftan, ilgili vergi mevzuatından
doğan iade alacağının vergi borcuna mahsubunu talep eden ve vergi borcunu 7440
sayılı Kanuna göre ödemek üzere bu mahsup talebinden vazgeçen mükelleflere iade
alacaklarının, mahsubundan vazgeçilen borcun söz konusu Kanun kapsamında
yapılandırılmasından sonra hesaplanan taksit tutarları toplamını aşan kısmı,
ilgili mevzuat hükümleri ve 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile 31/5/2006
tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 88
inci maddesinin on altıncı fıkrası göz önünde bulundurularak nakden iade
edilebilecektir.


 


6- 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on
ikinci fıkrasında, Kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen
hacizlerin yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden
teminatların iade edileceği hükme bağlanmıştır.


 


Buna göre, Kanun kapsamındaki borçlarını
ödemek üzere başvuran ve borçlarına karşılık ödemede bulunan mükelleflerin mal
varlığına tatbik edilen hacizler, bu malların bölünebilir nitelikte olması ve
haczin devam edeceği malların, ödenmemiş taksitlerin yapılandırma öncesi
tutarını karşılayacak değerde olması şartıyla ödemeler nispetinde
kaldırılacaktır.


 


Bu hüküm çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne
göre taksitlendirilen mükelleflerin teminat değişikliği talepleri de
değerlendirilebilecektir.


 


Diğer taraftan, bu
Kanun kapsamında yapılandırılan borçlar muaccel olmaktan çıktığından, bu
borçlarla ilgili olarak 6183 sayılı Kanun kapsamında takip işlemi
yapılamamaktadır. Ancak, Kanunun 9 uncu maddesinin on ikinci fıkrası hükmüne
göre, bu Kanun kapsamında ödenecek alacaklar nedeniyle tatbik edilen hacizlere
konu mallar, borçlunun talebi hâlinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre
alacaklı tahsil dairesince satılabilecektir. Satış sonucunda elde edilecek
tutarın, ilgili mevzuata göre öncelikli alacakların mahsubundan sonra
yapılandırmaya konu borçlara mahsup edilmesi icap etmektedir.


 


Aynı fıkra gereğince, borçlu
tarafından hacizli malların satılmasının talep edilmiş olması, alacaklı tahsil
dairesince söz konusu malların satışa çıkarılamaması ya da satışa çıkarıldığı
hâlde satılamaması durumunda, borçluya Kanun kapsamında ödenmesi gereken
taksitleri süresinde ödememe hakkı vermemektedir.


 


7- 7440 sayılı Kanun kapsamında borçları
yapılandırılan borçlular tarafından, borç durumunu gösterir belge istenilmesi
hâlinde, Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılan borcun (katsayı tutarı
dâhil) en az %10’unun ödenmiş olması şartıyla, Kanun hükümleri ihlal edilmediği
sürece bu borçlar belgede gösterilmeyecektir.


 


Borç durumunu gösterir belgeler,


 


- 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi ve Seri:A Sıra No:1
Tahsilat Genel Tebliğine göre,


 


- 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve
ilgili mevzuatına göre ihalelere katılmak üzere,


 


- Diğer nedenlerle,


 


verilmekte olup, borç durumunu gösterir belgede yer verilmesi
gereken borçlar, belgenin talep edildiği mevzuat hükümlerine göre
belirlenmektedir. 


 


Ancak, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on ikinci
fıkrasında, Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılan borçların borç
durumunu gösterir belgede yer almaması için bu borçların en az %10’unun ödenmiş
olmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.


 


Dolayısıyla, borçlular tarafından talep edilen borç
durumunu gösterir belgelerin, gerek ilgili mevzuatı gerek 7440 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin on ikinci fıkrası hükmü birlikte dikkate alınmak suretiyle
düzenlenmesi gerekmektedir.


 


Buna göre, bahse konu belgenin düzenlenmesi aşamasında,
anılan madde kapsamında yapılandırılan katsayı tutarı dâhil tüm borçların
(ilgili mevzuatındaki alacak türüne yönelik belirlemelere bağlı kalmaksızın)
her bir yapılandırma dosyası bazında en az %10’unun ödenip ödenmediğinin
kontrol edilmesi gerekmektedir.


 


Bu kapsamda, yapılandırılan katsayı dâhil borç tutarının,


 


- en az %10’unun ödenmiş olması hâlinde, yapılandırılan borç
tutarına belgede yer verilmemesi,


 


- %10’una karşılık hiç ödeme yapılmaması hâlinde, katsayı
dâhil yapılandırılan borç tutarının tamamına belgede yer verilmesi,


 


- %10’undan az ödeme yapılmış olması hâlinde, katsayı dâhil
yapılandırılan borç tutarı ile ödeme yapılan tutar arasındaki farka belgede yer
verilmesi,


 


icap etmektedir.


 


Diğer taraftan, 7440 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal
edilmesi hâlinde, borç durumunu gösterir belgelerin ilgili mevzuatı kapsamında
düzenleneceği tabiidir.


 


Ayrıca, 7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılan borçların borç durumunu gösterir belgede yer almaması için en az
%10’unu ödeme şartı bulunduğu halde borç durumunu gösterir belge uygulamasında
aşağıdaki açıklamaların da dikkate alınması gerekmektedir.


 


Bilindiği gibi, 17/2/2023 tarihli ve 32107 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan Seri:A Sıra No:15 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri:A Sıra
No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde değişiklik yapılarak, ülke genelinde
Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler kapsamında yapılacak ödemeler için
6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi çerçevesinde vadesi geçmiş borç durumunu
gösterir belge arama zorunluğu 31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil)
kaldırılmıştır. Buna göre, 31/7/2023 tarihine kadar Kahramanmaraş’ta meydana gelen
depremler kapsamında yapılacak ödemelerde vadesi geçmiş borç durumunu gösterir
belge arama zorunluğu kaldırıldığından, 7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
kapsamında yapılandırılmış olması uygulamaya etki etmeyecektir.


 


Öte yandan, 25/2/2023 tarihli ve 32115 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Seri:B Sıra No:17 Tahsilat Genel Tebliği
ile de 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında tecil edilen borçların
%10’unun ödenmesi şartına bağlı olarak borcun bulunmadığını gösteren yazının
verilmesi uygulaması, 31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ülke genelinde
kaldırılmış olmakla birlikte, 7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
borçların yapılandırılmış olması 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında
yapılan bir taksitlendirme olmadığından, 7440 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılan borçlar için %10 ödeme şartı aranılacaktır.


 


Örnek 24- Özel tüketim
vergisi, katma değer vergisi, gelir
(stopaj) vergisi, karayolları geçiş ücreti ve idari para cezası ile çevre idari
para cezası borcu bulunan mükellefin söz konusu borçları Kanun kapsamında 36
eşit taksit seçeneği seçilmek suretiyle yapılandırılmıştır.


 


Vergi dairesi Kanun kapsamında
yapılandırılan alacak tutarını 142.500,00 TL olarak hesaplamıştır.


 


Mükellef, yapılandırılan alacak
tutarını 36 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 142.500,00 TL alacak tutarı
(1,27) katsayısı ile çarpılacaktır.


 


Bu şekilde bulunan tutar, 36’ye
bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.


 





36 eşit taksit için taksitlendirmeye esas
tutar:   142.500,00 x 1,27



=



180.975,00 TL 






Taksit
tutarı                                                  
:   180.975,00 / 36



=



   
5.027,08 TL’dir.






 


Mükellef, birinci ve ikinci taksitleri
[(5.027,08 x 2)=10.054,16 TL] süresinde ödedikten sonra, 6183 sayılı Kanunun
22/A maddesine istinaden vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge talep
etmiştir.


 


6183 sayılı Kanunun 22/A maddesine
istinaden talep edilen vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgede tür
itibarıyla yer alması gereken alacaklar Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel
Tebliğinde belirlenmiş olup, bu alacaklar arasında karayolları geçiş
ücreti ve idari para cezası ile çevre idari para cezası alacakları bulunmamakla
birlikte, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesinin on ikinci fıkrası gereğince mükellefin bu borçları dâhil
yapılandırılan tüm borçlarının borç durumunu gösterir belgede yer alması
gerekmektedir. Dolayısıyla yapılandırılan tüm borçlarının katsayı dâhil toplam
tutarının en az %10’unun ödenmesi halinde bu borçlara belgede yer
verilmeyecektir.


 


Yapılandırılan borçların Yİ-ÜFE ve
katsayı dâhil tutarının %10’u (180.975,00 x %10=)18.097,50 TL’dir


 


Buna göre, yapılandırılan borçların
borç durumunu gösterir belgede yer almaması için bu borçların en az %10’unun
ödenmiş olması şart olduğundan, 10.054,16 TL ödeyerek borcunun %10’undan daha
az ödeme yapan mükellefe verilecek borç durumunu gösterir belgede; katsayı
dâhil yapılandırılan toplam 180.975,00 TL’den ödenen 10.054,16 TL’nin
çıkarılması sonucu bulunan 170.920,84 TL’ye yer verilecektir.


 


8- Borçlu tarafından
Kanun kapsamında yapılan ödemelerin kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılması
durumunda borç kredi kartı ile ödeme işleminin gerçekleştiği anda ödenmiş
olacağından, bu şekilde yapılmış olan ödemeler yönünden de varsa ödenen
alacaklara ilişkin tatbik edilmiş hacizler ödeme nispetinde kaldırılacak ve
alınmış teminatlar iade edilecektir.


 


Kredi kartıyla,


 


a) Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında yapılandırılan borcun (katsayı tutarı dâhil) en az %10’unun ödenmesi hâlinde, bu Kanun
hükümlerinin ihlal edilmemiş olması şartıyla, yapılandırılan borçlara borç
durumunu gösterir belgede yer verilmeyecektir.


 


b) Motorlu taşıtlar ile ilgili olarak
Kanunun 2, 3 ve 4 üncü maddeleri kapsamında yapılandırılan borçların (katsayı tutarı dâhil);


 


- tamamının ödenmesi hâlinde, motorlu taşıtların satış ve
devrine ait ilişik kesme belgesi,


 


- en az %10’unun ödenmesi hâlinde, bu Kanun hükümlerinin
ihlal edilmemiş olması şartıyla, taksit ödeme süresi sonuna kadar fenni
muayene yapılmasına ve uçuşa elverişli belgesi,


 


verilmesine imkan sağlanacaktır.


 


9- 7440 sayılı Kanunun
2 nci maddesinin beşinci fıkrasında, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara
kâğıdı ve alkollü içkilerin üreticileri ve ithalatçılarının, 213 sayılı Kanunun
mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin Hazine ve
Maliye Bakanlığına verdiği yetki kapsamında kullanılma zorunluluğu getirilen
özel etiket ve işaretleri kullanmalarına izin verilebilmesi için bu Kanun
kapsamında yapılandırılan ve vadesi 1/3/2016 tarihinden sonra gelen 6/6/2002
tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listenin
(A) ve (B) cetvellerinde yer alan ürünlere ilişkin özel tüketim vergisi, vadesi
1/10/2020 tarihinden sonra gelen katma değer vergisi ve bu vergilere ait
beyannameden doğan damga vergisi ile bu vergilere bağlı gecikme faizi ve
gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın tamamının ödenmesinin şart olduğu
hükme bağlanmıştır.


 


Buna göre, bu Kanun kapsamında yapılandırılan
ve vadesi 1/3/2016 tarihinden sonra gelen 4760 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı
listenin (A) ve (B) cetvellerinde yer alan ürünlere ilişkin özel tüketim
vergisi ile vadesi 1/10/2020 tarihinden sonra gelen katma değer vergisi ve bu
vergilere ait beyannameden doğan damga vergisi ile bu vergilere bağlı gecikme
faizi ve gecikme zammı yerine 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın tamamı ödenmediği
müddetçe, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı ve alkollü içkilerin
üreticileri ve ithalatçılarının 213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin
birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin Hazine ve Maliye Bakanlığına verdiği
yetki kapsamında kullanılma zorunluluğu getirilen özel etiket ve işaretleri
kullanmalarına izin verilmeyecektir.


 


10- 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (ç) bendinde Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Futbol Federasyonu
ve bağımsız spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de sportif
alanda faaliyette bulunan spor kulüplerine, Kanun kapsamında yapılandırılan
alacak tutarlarını aylık dönemler hâlinde azami 120 eşit taksitte ödenmesi
imkânı verilmiştir.


 


Spor kulüplerinin bu imkândan yararlanabilmeleri için
başvuru sırasında Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Futbol Federasyonu ve
bağımsız spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulübü olduklarını belirten
belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu kulüplerin dernek veya şirket şeklinde
örgütlenmiş olması madde ile verilen imkândan yararlanmalarına engel teşkil
etmemektedir. Spor kulüplerinden aranılan amme alacaklarıyla ilgili olarak ikincil
sorumluluğu bulunan kişiler de bu hükümden yararlanabilecektir.


 


7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (d) bendine göre, bu kuruluşların kendilerine verilen imkânı
kullanarak ödeme yapmak istemeleri hâlinde, yapılandırılan alacak tutarına;


 


-On iki eşit taksit için (1,09),


-On sekiz eşit taksit için (1,135),


-Yirmi dört eşit taksit için (1,18),


-Otuz altı eşit taksit için (1,27),


-Kırk sekiz eşit taksit için (1,36),


-Altmış eşit taksit için (1,45),


-Yetmiş iki eşit taksit için (1,54),


-Yüz yirmi eşit taksit için (1,9),


 


katsayısı uygulanacaktır. Katsayı uygulaması
bu Tebliğin (II/C-2-b) bölümünde yapılan açıklamalara göre yapılacaktır.


 


11-
7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendine göre,
2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe
Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin ikinci
fıkrasında sayılan ve alacakları için kesinti yapılan idareler ile YİKOB’a,
belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarca 7440
sayılı Kanun kapsamında ödenmesi gereken tutarlar, belediyelerin genel bütçe
vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan paylardan, 5779 sayılı
Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki %40 oranı dikkate alınmaksızın
aylık dönemler hâlinde azami 120 eşit taksitte kesinti yoluyla tahsil
edilecektir. Bu kapsamda, kesinti tutarı her hal ve takdirde belediyeler ve
bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar adına genel bütçe vergi
gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan payların aylık tutarının %50’sini
aşamayacaktır.


 


7440 sayılı Kanun hükmüne göre yapılandırılan alacak
tutarına;


 


-On iki eşit taksit için (1,09),


-On sekiz eşit taksit için (1,135),


-Yirmi dört eşit taksit için (1,18),


-Otuz altı eşit taksit için (1,27),


-Kırk sekiz eşit taksit için (1,36),


-Altmış eşit taksit için (1,45),


-Yetmiş iki eşit taksit için (1,54),


-Yüz yirmi eşit taksit için (1,9),


 


katsayısı uygulanmak suretiyle bulunan tutar, taksit sayısına
bölünerek ödenecek taksit tutarları aylık dönemler hâlinde kesinti yoluyla
tahsil edilecektir.


 


5779 sayılı Kanuna göre yapılacak kesintilerin
Cumhurbaşkanınca durdurulması hâlinde, yapılandırılan borçlara ilişkin aylık
taksitlerin ödeme süreleri kesinti yapılmayan aylar için durdurulacak ve
ödenmeyen taksitler tercih edilen taksit ödeme süresinin sonundan itibaren
ayrıca bir katsayı ve geç ödeme zammı uygulanmaksızın aylık dönemler itibarıyla
paylardan kesinti suretiyle tahsil edilecektir. Bu kapsamdaki taksitlerin
süresinde ödenmemiş olması ihlal nedeni sayılmayacaktır.


 


Öte yandan, bu idarelerin taksit tutarlarının, genel bütçe
vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden aktarılacak tutarlardan daha yüksek olması
hâlinde, eksik tutarların taksit ödeme süresini takip eden ay sonuna kadar
borçlu tarafından ödenmesi durumunda, bu tutarlara geç ödeme zammı
hesaplanmayacaktır. Bu suretle ödeme yapılmaması hâlinde eksik ödenen tutarlara
geç ödeme zammı hesaplanacağı tabiidir.


 


Bu bent kapsamında kesinti yoluyla
tahsil edilecek olan taksitlerin, bent hükmünde belirtildiği şekilde bir takvim yılında üçten fazla süresinde ödenmemesi hâlinde
Kanundan yararlanma hakkı kaybedilecektir.


 


Ayrıca, belediyelerin Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasının (a) bendinde belirtilen peşin ödemede indirimden yararlanabilmesi
için yapılandırılan tutarın tamamını ilk taksit ödeme süresi içinde ödemeleri
gerekmektedir.


 


III- KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME
ALACAKLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7440 sayılı Kanunun 3
üncü maddesi ile Hazine ve Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve
belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen dava açma süresi geçmemiş veya
dava safhasında bulunan kesinleşmemiş amme alacaklarının yapılandırılmasına
ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.


 


Madde kapsamına;


 


- Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı
tahsil daireleri açısından bu Tebliğin (I/A-1-a, b ve c) bölümlerinde
belirtilen vergiler, vergi cezaları, idari para cezaları ve ecrimisiller ile
bunlara bağlı faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklar,


 


- İl özel idareleri açısından bu
Tebliğin (I/B) bölümü kapsamında olan vergiler, vergi cezaları ile bunlara
bağlı faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklar,


 


- Belediyeler açısından bu Tebliğin
(I/C-1) bölümünde yer alan vergiler, vergi cezaları ile bunlara bağlı faiz,
gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklar,


 


girmektedir.


 


Dolayısıyla, il özel idareleri ile
belediyelerin idari para cezası ve ecrimisil alacaklarının Kanunun 3 üncü
maddesi kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmamaktadır.


 


Bu madde kapsamında yapılandırılacak
alacakların tutarlarının tespitinde, alacağa ilişkin davanın bulunduğu safha
esas alınacaktır.


 


Ayrıca, 6/1/1982 tarihli ve 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yapılmış değişikliklerin de madde
uygulamasında göz önünde bulundurulması icap etmektedir.


 


Bilindiği
gibi, 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Türk
Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla değişik 2577 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi
kapsamında faaliyete başlaması öngörülen bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta
göreve başladıkları 20/7/2016 tarihine kadar yargılama sistemi; davanın
açıldığı ilk derece mahkemesi ve bu mahkemelerin verdiği kararlara karşı itiraz
başvurusunun yapıldığı bölge idare mahkemesi veya temyiz başvurusunun yapıldığı
Danıştay şeklinde iki aşamalı olduğu hâlde, 20/7/2016 tarihinden itibaren
davanın açıldığı ilk derece mahkemesi, istinaf başvurusunun yapıldığı bölge
idare mahkemesi ve temyiz başvurusunun yapıldığı Danıştay olacak şekilde üç
aşamalı hale gelmiştir.


 


Diğer taraftan, 2577 sayılı Kanunun
geçici 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 6545 sayılı Kanunla idari yargıda
kanun yollarına (istinaf ve temyiz) ilişkin getirilen hükümlerin, bölge idare
mahkemelerinin tüm yurtta göreve başladıkları 20/7/2016 tarihinden sonra
verilen kararlar hakkında uygulanacağı düzenlenmiştir.


 


Dolayısıyla, 20/7/2016 tarihinden
önce ilk derece mahkemesince verilmiş kararlar hakkında 2577 sayılı Kanunun
6545 sayılı Kanunla değişmeden önceki kanun yollarına (itiraz/temyiz ve karar
düzeltme) ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.


 


Bu nedenle, açılmış olan davaların
karar tarihleri dikkate alınarak hangi kanun yollarına tabi olduklarının
tespiti icap etmektedir.


 


A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


Madde hükmünün uygulanabilmesi için,
Kanunun yayımlandığı 12/3/2023 tarihi itibarıyla;


 


a)  İkmalen, re’sen veya idarece
yapılmış bir tarhiyatın bulunması ve tarhiyata karşı;


 


- Vergi mahkemeleri nezdinde dava
açma süresi geçmemiş veya dava açılmış bulunması,


 


- İlgisine göre istinaf veya temyiz
süreleri geçmemiş ya da istinaf/itiraz veya temyiz yoluna başvurulmuş ya da karar
düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş olması,


 


b) Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin
idari yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış
olması ya da kanun yollarına başvurma süresi geçmemiş veya başvurulmuş olması,


 


c) Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi
kapsamına giren Çevre, Şehircilik ve
İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı milli emlak dairesi başkanlıkları/milli
emlak müdürlükleri/milli emlak şeflikleri ile tabiat varlıklarını koruma şube
müdürlüklerince 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu
hükümlerine göre tespit ve takdir edilen
ecrimisil alacaklarına ilişkin ecrimisil ihbarnamesi veya ecrimisil düzeltme
ihbarnamesine karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış olması ya da
kanun yollarına başvurma süresi geçmemiş veya başvurulmuş olması,


 


gerekmektedir.


 


Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için 31/5/2023
tarihine kadar (bu tarih dâhil) bağlı bulunulan tahsil dairesine yazılı olarak
başvuruda bulunulması ve başvuru dilekçesinde dava açılmayacağı, açılmış
davalardan vazgeçileceği yönünde iradenin belirtilmesi şarttır.


 


Diğer taraftan, Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak
isteyen ve birden fazla dava dosyası bulunan mükellefler dilekçelerinde, hangi
dava dosyası için madde hükümlerinden yararlanmak istediklerini
belirteceklerdir.


 


Tüzel kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller
tarafından açılan davalardan vazgeçme yetkisi bunların kanuni temsilcilerinde
bulunduğundan, madde hükmünden yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri
tarafından yapılacaktır. Kanuni temsilciler bu başvuruları sırasında
dilekçelerine temsilci sıfatlarını gösteren belgeyi ekleyeceklerdir. Aynı
şekilde, iflas idaresi tarafından açılan ya da ihtilafı devam ettirilen
davalardan da iflas idaresince vazgeçilmesi gerekecektir. Ancak, iflas idaresi
tarafından verilen yetki belgesine istinaden müracaatta bulunulabilmesi
mümkündür.


 


2004 sayılı Kanun kapsamında haklarında iflas ertelemesi
kararı bulunan şirketler ve kooperatifler ile anılan Kanun kapsamında
konkordato kararı verilmiş ve kayyım atanmış borçlular, 7440 sayılı Kanuna göre
yapacakları başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararı dikkate alınarak
temsile yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.


 


7440 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinden, 213 ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan
sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle kefiller, şirket ortakları ve kanuni
temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişilerin sorumlu oldukları tutar
dikkate alınarak yararlanması mümkün bulunmamaktadır.


 


i) 213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklar


 


Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerince
ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlarla ilgili davalara konu
alacaklar açısından madde hükmünden yararlanmak isteyenlerin bu Tebliğ ekinde
yer alan durumlarına uygun dilekçeyi (Ek:3/A, 3/B, 3/C) 2 örnek
hazırlayarak bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin on üçüncü fıkrasının (b) bendi
hükmü gereğince, davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili vergi dairelerine
verilecek ve bu dilekçelerin vergi dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı
merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine
gönderilecektir. Bu nedenle, vergi dairelerince alınan dilekçenin bir örneğinin
derhal davanın bulunduğu yargı merciine gönderilmesi gerekmektedir.


 


ii) İdari para cezaları


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında
düzenlenen ve idari yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi geçmemiş veya
dava açılmış idari para cezalarına ilişkin
hükümden yararlanmak isteyen borçluların, Kanunun 9 uncu maddesinin on üçüncü
fıkrasının (b) bendinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, idari para
cezasını veren idarelere başvuruda bulunmaları ve 3 üncü madde kapsamında Kanun
hükmünden yararlanmak istediklerini ve dava açmayacaklarını veya açılmış
davadan vazgeçtiklerini belirtir bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun
dilekçeyi (Ek:3/D-1, 3/D-2, 3/D-3) 3 örnek hazırlayarak 31/5/2023
tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili idarelere vermek suretiyle başvurmaları
uygun görülmüştür.


 


Başvuru dilekçeleri idari para cezasını veren idarelere verilmekle
birlikte Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin ödemeler ilgili
vergi dairesine yapılacaktır.


 


Dolayısıyla, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla idari para
cezasına ilişkin idari yaptırım kararına karşı;


 


- dava açma süresinin geçmemiş olması hâlinde, ilgili
idarece dava açma süresinin geçip geçmediğine ilişkin gerekli kontroller
yapıldıktan sonra dava açma süresinin geçmediğine ilişkin bilgi ile idari
yaptırım kararı ve başvuru dilekçesinin (Ek:3/D-1, 3/D-2, 3/D-3) birer
örneği,


 


- dava açılmış olması hâlinde, ilgili idarece gerekli
kontroller yapıldıktan sonra ihtilaf konusu idari para cezasına ilişkin idari
yaptırım kararı ile başvuru dilekçesi (Ek:3/D-1, 3/D-2, 3/D-3) ve varsa
ihtilafa ilişkin mahkeme kararlarının birer örneği, ihtilafa ilişkin henüz
karar verilmemiş ise buna ilişkin bilgi, 


 


başvuruyu müteakip 3 iş günü içinde ilgili vergi dairesine
gönderilecektir.    


 


Ayrıca, ihtilaf konusu olan idari para cezalarına ilişkin
davadan vazgeçme dilekçelerini alan bu idarelerce dilekçelerin alındığı tarih
ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı
merciine derhal gönderilecektir.


 


iii) Ecrimisil alacakları


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan veya
dava açma süresi geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamına giren ecrimisillere
ilişkin düzenleme yapılmıştır.


 


Diğer taraftan, Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde Hazine ve Maliye Bakanlığına
bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsil edilen
asli ve fer’i amme alacaklarının Kanun kapsamında olduğu hüküm altına
alınmıştır.


 


Buna göre, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
dairelerince yalnızca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı
milli emlak dairesi başkanlıkları/milli emlak müdürlükleri/milli emlak şeflikleri
ile tabiat varlıklarını koruma şube müdürlüklerince 2886 sayılı Kanun
hükümlerine göre tespit ve takdir edilen ecrimisiller takip ve tahsil
edildiğinden, münhasıran bu ecrimisil alacaklarının Kanunun 3 üncü maddesinin
beşinci fıkrası kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmaktadır.


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında
düzenlenen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ecrimisil ihbarnamesi veya
ecrimisil düzeltme ihbarnamesine karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava
açılmış ecrimisil alacaklarına ilişkin hükümden yararlanmak isteyen
borçluların, Kanunun 9 uncu maddesinin on üçüncü fıkrasının (b) bendinin
Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden,


 


- Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve
tasarrufu altında bulunan taşınmazlara ilişkin olarak 2886 sayılı Kanun
kapsamında ecrimisil alacağını tespit ve takdir eden milli emlak dairesi
başkanlığı/milli emlak müdürlüğü/milli emlak şefliğine,


 


 - Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve
tasarrufu altında bulunmasına karşın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığının tasarrufuna bırakılan taşınmazlara ilişkin olarak 2886 sayılı
Kanun kapsamında ecrimisil alacağını tespit ve takdir eden tabiat varlıklarını
koruma şube müdürlüğüne,


 


Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanmak istediklerini
ve dava açmayacaklarını veya açılmış davadan vazgeçtiklerini belirtir bu Tebliğ
ekinde yer alan durumlarına uygun dilekçeyi (Ek:3/E-1, 3/E-2, 3/E-3) 3
örnek hazırlayarak 31/5/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) vermek
suretiyle başvurmaları uygun görülmüştür.


 


Başvuru dilekçeleri ilgili milli emlak dairesi
başkanlığı/milli emlak müdürlüğü/milli emlak şefliği veya tabiat varlıklarını
koruma şube müdürlüğüne verilmekle birlikte Kanun kapsamında yapılandırılan
alacaklara ilişkin ödemeler ilgili vergi dairesine yapılacaktır.


 


Dolayısıyla, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ecrimisil
alacağına ilişkin ecrimisil ihbarnamesi veya ecrimisil düzeltme ihbarnamesine
karşı;


 


- dava açma süresinin geçmemiş olması hâlinde, ilgili milli
emlak dairesi başkanlığı/milli emlak müdürlüğü/milli emlak şefliği veya tabiat
varlıklarını koruma şube müdürlüğünce dava açma süresinin geçip geçmediğine
ilişkin gerekli kontroller yapıldıktan sonra dava açma süresinin geçmediğine
ilişkin bilgi ile ecrimisil ihbarnamesi veya ecrimisil düzeltme ihbarnamesi ve
başvuru dilekçesinin (Ek:3/E-1, 3/E-2, 3/E-3) birer örneği,


 


- dava açılmış olması hâlinde, ilgili milli emlak dairesi
başkanlığı/milli emlak müdürlüğü/milli emlak şefliği veya tabiat varlıklarını
koruma şube müdürlüğünce gerekli kontroller yapıldıktan sonra ihtilaf konusu
ecrimisil alacağına ilişkin ecrimisil ihbarnamesi veya ecrimisil düzeltme
ihbarnamesi ile başvuru dilekçesi (Ek:3/E-1, 3/E-2, 3/E-3) ve varsa
ihtilafa ilişkin mahkeme kararlarının birer örneği, ihtilafa ilişkin henüz
karar verilmemiş ise buna ilişkin bilgi,


 


başvuruyu müteakip 3 iş günü içinde ilgili vergi dairesine
gönderilecektir.   


 


Ayrıca, ihtilaf konusu olan ecrimisil alacaklarına ilişkin
davadan vazgeçme dilekçelerini alan ilgili milli emlak dairesi başkanlığı/milli
emlak müdürlüğü/milli emlak şefliği veya tabiat varlıklarını koruma şube
müdürlüğünce dilekçelerin alındığı tarih ilgili yargı merciine verildiği tarih
sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine bu birimlerce derhal
gönderilecektir.


 


 


 


 


 


 


 


B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ


 


1- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri
Nezdinde Dava Açılmış veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler


 


Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına,
ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilmiş olup, Kanunun yayımı tarihi (bu tarih
dâhil) itibarıyla vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi
geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.


 


Bu safhada vergiler henüz tahakkuk etmemiş olduğundan,
madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, dava konusu
yapılmış olan vergiler, ilk tarhiyat tutarına göre ihbarnamenin tebliğ edildiği
tarih esas alınarak dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk
ettirilecek, bu tarihten itibaren bir ay sonrası ise vade tarihi olacaktır.


 


Madde hükmüne göre, vergi aslının %50’si ile bu tutara;
yukarıda belirtilen şekilde belirlenen tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak
hesaplanması gereken gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak Yİ-ÜFE
tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi, dava açılmaması ve
açılan davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilerin %50’sinin, gecikme faizi,
gecikme zammı ile vergi aslına bağlı vergi cezaları ve bu cezalara uygulanan
gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vergi mahkemesinde dava
açma süresi henüz geçmemiş olan vergilere, gecikme faizi yerine hesaplanması
gereken Yİ-ÜFE tutarı, Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacaktır.


 


Madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan
mükelleflerin, vergi mahkemeleri nezdinde devam eden davaları sırasında
vergilerini tahakkuk etmeden önce ödemiş olmaları hâlinde, tahsil edilen bu
tutarlar Kanunun 9 uncu maddesinin on beşinci fıkrasına dayanılarak 3 üncü
madde hükmüne göre ödenmesi gereken vergi ve Yİ-ÜFE tutarına mahsup edilecek,
kalan tutar 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 88 inci
maddesinin on altıncı fıkrası da göz önünde bulundurularak iade edilecektir.


 


Diğer taraftan, Kanunun 3 üncü
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Ancak, verilen en son kararın bozma kararı olması hâlinde birinci fıkra
hükmü, … uygulanır.” hükmü gereğince 20/7/2016 tarihinden
önce vergi mahkemesince verilmiş kararlara ilişkin olarak itiraz/temyiz
başvurusu üzerine verilen bozma kararları nedeniyle yeniden karar verilmesi
amacıyla vergi mahkemesine iade edilmiş davalara konu alacaklar için bu
maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular üzerine alacaklar, bu bölümde
açıklandığı şekilde yapılandırılacak ve bu alacaklara karşılık Kanunun yayımı
tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar Kanunun 9 uncu maddesinin on beşinci
fıkrası hükmüne istinaden ödenmesi gereken tutarlara mahsup edilerek bakiyesi
iade edilecektir.


 


Ayrıca, 20/7/2016 tarihinden sonra
vergi mahkemesince verilmiş kararlara ilişkin olarak istinaf başvurusu üzerine
bölge idare mahkemesince verilmiş kararların temyiz edilmesi sonucunda bu
kararın Danıştay tarafından bozulması hâlinde yeniden karar verilmek üzere
bölge idare mahkemesine iade edilmiş ihtilaflara konu alacaklar için bu
maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular üzerine de alacaklar, bu
bölümde açıklandığı şekilde yapılandırılacak ve bu alacaklara karşılık Kanunun
yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar da Kanunun 9 uncu maddesinin on
beşinci fıkrası hükmüne istinaden ödenmesi gereken tutarlara mahsup edilerek
bakiyesi iade edilecektir. İstinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemesince
kaldırma kararı verilerek yeniden karar verilmek üzere vergi mahkemesine iade
edilen ihtilafa konu alacaklar hakkında da bu bölümdeki açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


Örnek 1- Mükellefin
defter ve belgelerinin Ocak/2020 vergilendirme dönemi katma değer vergisi
yönünden incelenmesi sonucunda, mükellef adına 680.000,00 TL katma değer
vergisi tarh edilmesi ve bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği tespit
edilmiştir.


 


Bu tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi, 14/4/2021
tarihinde mükellefe tebliğ edilmiş, yapılan tarhiyata süresinde vergi mahkemesi
nezdinde dava açılmış ve Kanunun yayım tarihi itibarıyla mahkemece bir karar
verilmemiştir.


 


Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefin,
vergi aslının %50’si ile bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarını, Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödemesi hâlinde, verginin kalan %50’si ile gecikme
faizi, gecikme zammı, vergi ziyaı cezası ile bu cezaya uygulanan gecikme
zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre, örnek olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre,
gecikme faizi tutarı, bu sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE
tutarları aşağıda gösterilmiştir.


 







Gecikme Faizi Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Faizi Oranı



Gecikme Faizi Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken Alacak Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Faizi Yerine Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/2/2020 -14/5/2021



680.000,00



%22,40



152.320,00



340.000,00



%10,50



35.700,00









 


Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı,
gecikme zammı yerine hesaplanan Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları ise
aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Gecikme Zammı Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı Oranı



Gecikme Zammı Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken Alacak Aslı

(TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Zammı Yerine Yİ-ÜFE Tutarı (TL)






15/6/2021-11/3/2023



680.000,00

(KDV)



%39,485



268.498,00



340.000,00



 %15,625



53.125,00






15/6/2021-11/3/2023



680.000,00

(Vergi Ziyaı C.)



%39,485



268.498,00



-----



------



------









 







Ödenecek Tutar






Katma Değer Vergisi (%50’si)



:



340.000,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi
Yerine)



:



 35.700,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)



:



53.125,00 TL






TOPLAM     




:



428.825,00 TL       









 


 







Tahsilinden Vazgeçilen
Alacaklar






Katma Değer Vergisi (%50’si)



:



340.000,00 TL






Gecikme Faizi



:



152.320,00 TL






Vergi Ziyaı Cezası



:



680.000,00 TL






Vergi Aslına Uygulanan Gecikme
Zammı



:



268.498,00 TL






Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan
Gecikme Zammı



:



268.498,00 TL






TOPLAM     




:



  1.709.316,00 TL









 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 428.825,00
TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 1.709.316,00
TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


2- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla, İlgisine Göre İstinaf
veya Temyiz Süreleri Geçmemiş ya da İstinaf/İtiraz veya Temyiz Yollarına
Başvurulmuş veya Karar Düzeltme Talep Süresi Geçmemiş veya Karar Düzeltme
Yoluna Başvurulmuş Vergiler


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası
kapsamına; ikmalen, re’sen ve idarece tarh edilmiş olup, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ilgisine göre istinaf veya temyiz süreleri geçmemiş ya da
istinaf/itiraz veya temyiz yollarına başvurulmuş ya da karar düzeltme
talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş vergiler
girmektedir.


 


Bu fıkra hükmüne göre ödenecek alacak asıllarının
tespitinde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tarhiyatın bulunduğu en son
safhadaki tutar esas alınacaktır. Tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar,
Kanunun yayımından önce verilmiş ve taraflardan birine tebliğ edilmiş kararlar
dikkate alınarak tespit edilecektir.


 


a) Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Verilmiş En Son Kararın Terkin
Kararı Olması


 


Kanunun yayımı tarihinden (bu tarih
dâhil) önce vergi mahkemesince veya istinaf başvurusu üzerine bölge idare
mahkemesince verilmiş en son kararın tarhiyatın terkinine ilişkin olması
hâlinde Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre, madde
hükmünden yararlanılması için terkin edilen vergilerin ilk tarhiyat tutarı esas
alınarak %10’u ile bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi gerekmektedir.


 


Bu takdirde, verginin kalan %90’ının,
gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi
cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Madde hükmüne göre ödenecek vergi aslı ve Yİ-ÜFE tutarının
tespitinde bu Tebliğin (III-B/1) bölümünde yapılan açıklamalar dikkate
alınacaktır. Bu safhadaki vergilere karşılık daha önce ödeme yapılmış olması
hâlinde Kanunun 9 uncu maddesinin on beşinci fıkrasında yer alan “… Ancak,
bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup dava konusu edilen
tarhiyatlar ile ilk derece yargı merciinde dava konusu edilen idari para cezası
ve ecrimisillere karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödeme yapılmış
olması hâlinde, … terkin kararları
üzerine iade edilebilir.” hüküm dikkate alınarak aynı bölümdeki
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


Örnek 2- Örnek 1’de
vergi mahkemesince davanın kabul edilerek tarhiyatın terkinine karar verildiği
ve 8/9/2022 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal eden karara karşı
istinaf yoluna gidildiği ve Kanunun yayımı tarihinden önce istinaf talebine ilişkin bölge idare mahkemesince
herhangi bir kararın verilmediği kabul edildiğinde ise yapılandırılan alacak
tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
verilmiş en son karar tarhiyatın terkinine ilişkin olduğundan ödenecek vergi
aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının %10’u olacak ve Kanun hükmü gereği
bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme
zammı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu alacak tutarının,
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, verginin %90’ı ile gecikme
zammı ve gecikme faizi ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya uygulanan gecikme
zammının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre; gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme
faizi tutarı, bu sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları
aşağıda gösterilmiştir.


 







Gecikme Faizi Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Faizi Oranı



Gecikme Faizi Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken Alacak Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Faizi Yerine Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/2/2020 -14/5/2021



680.000,00



%22,40



152.320,00



68.000,00



%10,50



7.140,00









 


Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı,
gecikme zammı yerine hesaplanan Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları ise
aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Gecikme Zammı Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı Oranı



Gecikme Zammı Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken Alacak Aslı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Zammı Yerine Yİ-ÜFE Tutarı (TL)






15/6/2021-11/3/2023



680.000,00

(KDV)



%39,485



268.498,00



68.000,00



  %15,625



10.625,00






15/6/2021-11/3/2023



680.000,00

(Vergi Ziyaı C.)



%39,485



268.498,00



-----



------



------









 





Ödenecek
Tutar






Katma
Değer Vergisi (%10’u)



:



68.000,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)



:



  7.140,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)



:



10.625,00 TL






TOPLAM   




:



 85.765,00 TL






 







Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar






Katma
Değer Vergisi (%90’ı)



:



612.000,00 TL






Gecikme
Faizi



:



152.320,00 TL






Vergi
Ziyaı Cezası



:



680.000,00 TL






Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı



:



268.498,00 TL






Vergi
Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı



:



268.498,00 TL






TOPLAM   




:



1.981.316,00 TL









 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 85.765,00
TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 1.981.316,00
TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla, ilk derece
mahkemesinin tarhiyatı terkin ettiği kararın üst yargı merciince onaylanmış ve
ihtilafın karar düzeltme aşamasında olması hâlinde de bu bölümdeki açıklamalara
göre işlem yapılacaktır.


 


Ayrıca, 20/7/2016
tarihinden sonra ilk derece mahkemesince verilmiş olan terkin kararlarının
istinafı üzerine bölge idare mahkemelerince istinaf talebinin reddi kararı
verilmesi ve ihtilafın temyiz aşamasında olması durumunda bu bölümdeki
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


Örnek 3- Örnek 2’de
belirtilen ihtilafla ilgili olarak vergi dairesince bölge idare mahkemesi
nezdinde istinaf yoluna başvurulduğu, bölge idare mahkemesi tarafından vergi
dairesinin istinaf talebinin reddine hükmedildiği (vergi mahkemesinin terkine
ilişkin kararının onandığı), bu karara karşı vergi dairesince Danıştay’a temyiz
başvurusunda bulunulduğu ve Danıştay’ca Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
herhangi bir karar verilmediği kabul edildiğinde de ödenecek vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının %10’u
olacak ve Kanun hükmü gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Yapılandırılan bu alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde, verginin %90’ı ile gecikme faizi, gecikme zammı ile
vergi ziyaı cezası ve bu cezaya uygulanan gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.


 


b) Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Verilmiş En Son Kararın
Tasdik veya Tadilen Tasdik Kararı Olması


 


Kanunun yayımı tarihinden (bu tarih
dâhil) önce vergi mahkemesince veya istinaf başvurusu üzerine bölge idare
mahkemesince verilmiş en son kararın tarhiyatın tasdiki veya tadilen tasdikine
ilişkin olması hâlinde, Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine
göre, tasdik edilen vergilerin tamamı ile terkin edilen vergilerin %10’u ayrıca
bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, terkin edilen vergilerin
kalan %90’ı ile gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak
kesilen vergi cezaları ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Tarhiyatın tadilen tasdikine ilişkin
kararlarda tasdik edilmiş alacak tutarının tamamı ile terkin edilmiş tutarın
%10’u esas alınarak madde hükümlerine göre yapılandırılacak alacak aslı tutarı
belirlenecektir.


 


Tarhiyatı tasdik veya tadilen tasdik eden kararlar üzerine
hesaplanmış olan vergilerin Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen
ödenmiş olması hâlinde, Kanun hükmüne göre ödenecek tutar, Kanunun 9 uncu
maddesinin on beşinci fıkrası da dikkate alınmak suretiyle aşağıdaki açıklamalara
göre tespit edilecektir.


Buna göre;


 


- Tasdik kararına göre ödenmesi gereken tutarların Kanunun
yayımı tarihinden önce tamamının ödenmiş olması hâlinde, bu Kanuna göre
ödenmesi gereken bir tutar bulunmadığından, Kanundan yararlanılması söz konusu
olmayacaktır.


 


- Tasdik kararına göre Kanunun yayımı tarihinden önce
kısmen ödeme yapılmış olması hâlinde ödenmemiş kısım esas alınarak Kanun
hükümlerine göre yapılandırılacak tutar tespit edilecektir.


 


- Tadilen tasdik kararı üzerine Kanunun yayımı tarihinden
önce ödenmesi gereken tutarın tamamı ödenmiş ise, tasdik edilen bu kısım ile
ilgili herhangi bir iade yapılmayacak, ancak mükellefin Kanundan yararlanmak
istemesi hâlinde terkin edilen kısım için Kanun hükümlerinden
yararlanılacaktır.


 


- Tadilen tasdik kararı üzerine Kanunun yayımı tarihinden
önce tasdik edilen tutara karşılık kısmen ödeme yapılmış olması hâlinde, tasdik
edilen tutarın ödenmemiş kısmı ile terkin edilen kısım Kanun kapsamında
yapılandırılarak ödenebilecektir.


 


c) Kanunun Yayımı Tarihinden (Bu Tarih Dâhil) Önce Verilmiş
En Son Kararın;


 


- Bozma
kararı olması hâlinde, ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-1) bölümüne göre
tespit edilecektir.


 


- Onama kararı (tarhiyatı tasdik eden karar) olması hâlinde, ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümüne
göre tespit edilecektir.


 


- Kısmen onama, kısmen bozma kararı olması hâlinde, onanan kısım için ödenecek tutar, bu Tebliğin
(III/B-2-b) bölümündeki, bozulan kısım için bu Tebliğin (III/B-1) bölümündeki
açıklamalara göre tespit edilecektir.


 


7440 sayılı Kanun uygulamasında;


 


           
i) Bozma kararları,


 


- 20/7/2016 tarihinden önce vergi mahkemelerince tarhiyata
ilişkin olarak verilmiş olan kararların ilgisine göre bölge idare mahkemesi
veya Danıştay tarafından bir bütün olarak bozulmasını sağlayan,


 


- 20/7/2016 tarihinden sonra vergi mahkemelerince tarhiyata
ilişkin olarak verilmiş olan kararların bölge idare mahkemesince kaldırılarak
mahkemesine iadesini sağlayan,


 


- 20/7/2016 tarihinden sonra bölge idare mahkemesince
tarhiyata ilişkin olarak verilmiş olan kararların Danıştay tarafından bir bütün
olarak bozulmasını sağlayan,


 


ii) Kısmen onama,
kısmen bozma kararları,


 


- 20/7/2016 tarihinden önce vergi mahkemelerince tarhiyata
ilişkin olarak verilmiş olan tasdik veya tadilen tasdike ait kararların
ilgisine göre bölge idare mahkemesi veya Danıştay tarafından bir kısmının
onaylanması bir kısmının ise bozulmasına ilişkin,


 


- 20/7/2016 tarihinden sonra bölge idare mahkemesi
tarafından tarhiyata ilişkin olarak verilmiş olan tasdik veya tadilen tasdike
ait kararların Danıştay tarafından bir kısmının onaylanması bir kısmının ise
bozulmasına ilişkin,


 


kararlardır.


 


Bu itibarla, tarhiyata ilişkin verilen kararların yukarıda
yapılan açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekmektedir.


 


3- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Sadece Vergi Cezalarına
Karşı Açılan Davalar


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla sadece vergi cezalarına karşı açılan davalara
konu alacakların Kanun kapsamında ne şekilde yapılandırılacağına ilişkin
düzenlemeler yer almaktadır.


 


a) Kanunun 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi hükmüne göre, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla açılmış olan davanın sadece vergi aslına bağlı cezalara ilişkin
olması hâlinde, bu Tebliğin (IX/2) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


b) Kanunun 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre, ihtilaf konusunun sadece
vergi aslına bağlı olmayan ceza olması hâlinde Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla;


 


- Vergi mahkemeleri nezdinde dava açılmış veya dava açma
süresi geçmemiş olan cezaların %25’inin,


 


- Verilmiş en son kararın terkin kararı olması hâlinde
cezaların %10’unun,


 


- Verilmiş en son kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı
olması hâlinde tasdik edilen ceza tutarının %50’sinin, terkin edilen ceza
tutarının %10’unun,


 


bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla
kalan cezaların tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi
hükmüne göre, sadece vergi aslına bağlı olmayan cezalara yönelik açılmış
davalarda Kanunun yayımı tarihi itibarıyla verilmiş bulunan en son kararın;


 


- Bozma kararı
olması hâlinde cezanın %25’i,


 


- Kısmen onama kısmen bozma kararı olması hâlinde, onanan
kısmın tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması hâlinde tasdik edilen
cezanın %50’si, terkin edilen kısmın %10’u, bozulan kısmın %25’i,


 


esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır. Madde
hükmünden yararlanılması hâlinde ödenecek tutar bu Tebliğin (III/B-1 ve
III/B-2) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre hesaplanacaktır.


 


c) Tarh edilen vergi
ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezaları
için de bu bölümün (b) alt bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


ç) Kanunun 3 üncü
maddesinin altıncı fıkrasında, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak
Kanunun yayımı tarihinden önce pişmanlık talebi veya izaha davet kapsamında
verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden
verilen beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla dava açma
süresi geçmemiş olan vergi cezaları için de mükelleflerin Kanunun 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasından yararlanabilecekleri düzenlenmiştir. Bu durumda,
kesilen cezanın türüne göre bu bölümün (a) veya (b) alt bölümlerinde yapılan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


4- İştirak Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı
Cezaları


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında,
iştirak nedeniyle kesilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı
mercilerinde ihtilaf konusu olan vergi ziyaı cezalarına ilişkin düzenleme
yapılmıştır.


 


Buna göre, iştirak nedeniyle cezaya muhatap olan ve Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla bu konuda yargı mercilerinde ihtilaf oluşturmuş olan
kişiler bu Tebliğin (III/B-3-b) bölümünde yapılan açıklamalara göre Kanun
hükmünden yararlanabileceklerdir.


 


5- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Uzlaşma Talepli
Alacaklar


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü
verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava
açma süresi geçmemiş alacaklar için Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden
yararlanılacağına yönelik düzenleme yapılmıştır.


 


Bu safhada bulunan alacaklar için Kanun hükmünden yararlanılmak
istendiği takdirde, bu Tebliğin (III/B-1 ve III/B-3-a) bölümünde belirtilen
şekilde işlem yapılacaktır.


 


Bu takdirde, madde hükmünden yararlanmak isteyen
mükelleflerin uzlaşma talebinden vazgeçmeleri ve dava açmamaları şarttır.


 


6- Kanunun Yayımı
Tarihi İtibarıyla Dava Açma Süresi Geçmemiş veya İhtilaf Konusu Olan İdari Para
Cezaları


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında,
Kanunun yayımı tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf
konusu olan veya dava açma süresi geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2)
numaralı alt bendi kapsamına giren idari
para cezalarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.


 


Madde hükmüne göre, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi kapsamına giren idari para
cezalarına ilişkin olarak;


 


- Dava açma süresi geçmemiş veya ilk derece yargı merciinde
dava açılmış olması hâlinde cezanın %50’si,


 


- İlk derece yargı merciinin veya ilgisine göre istinaf
başvurusu üzerine bölge idare mahkemesinin ya da itiraz başvurusu üzerine sulh
ceza hâkimliğinin cezayı kaldırdığı ancak ilgisine göre itiraz/istinaf veya
temyiz/karar düzeltme aşamasında yargılamanın devam ettiği safhada olanlarda cezanın
%10’u,


 


- İlk derece yargı merciinin/ilgisine göre istinaf
başvurusu üzerine bölge idare mahkemesinin ya da itiraz başvurusu üzerine sulh
ceza hâkimliğinin kısmen veya tamamen onayladığı cezalarda onaylanan kısmın tamamı,
terkin edilen cezanın %10’u,


 


- Verilen en son kararın bozma kararı olması hâlinde
cezanın %50’si,


 


- Verilen en son kararın kısmen onama kısmen bozma kararı
olması hâlinde; onanan kısmın tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması
hâlinde tasdik edilen cezanın tamamı, terkin edilen cezanın %10’u, bozulan
kısmın %50’si,


 


esas alınarak düzenleme yapılmış olup, ihtilafın bulunduğu
safhaya göre ödenecek idari para cezası tutarı belirlenmiştir. Madde hükmünden
yararlanılması hâlinde ödenecek tutar bu Tebliğin (III/B-1 ve III/B-2)
bölümlerinde yapılan açıklamalara göre hesaplanacaktır.


 


Örnek 4- Trafik
kurallarının ihlali nedeniyle 2918 sayılı Kanun uyarınca kesilen 2.698,00 TL
tutarlı trafik idari para cezası 8/9/2021 tarihinde ilgilisine tebliğ
edilmiştir. Söz konusu para cezasına karşı cezaya muhatap olan kişi 14/9/2021
tarihinde sulh ceza hâkimliğinde dava açmıştır.


 


Ancak, ilk derece yargı merciinde dava devam ederken
yürürlüğe giren 7440 sayılı Kanundan yararlanmak suretiyle trafik idari para
cezası ödenmek istenmiştir.


 


Bu durumda, cezaya muhatap olanın Kanunun 3 üncü
maddesinden yararlanma talebinin ve davadan vazgeçtiğine ilişkin iradesinin
bulunduğu başvuru dilekçesini 31/5/2023 tarihine
kadar (bu tarih dâhil) cezayı veren ilgili emniyet birimine vermesi
gerekmektedir.


 


İlgili emniyet birimince bu dilekçelerin bir örneği 3 iş
günü içinde davanın devam ettiği ilgili mahkemesine, bir örneği de cezayı
takiple yetkili vergi dairesine gönderilecektir.


 


İlk derece yargı merciinde derdest olan davadan
vazgeçildiğinden, idari para cezasının %50’si ile bu tutara isabet eden faiz
yerine trafik idari para cezasının vade tarihi olan 8/10/2021 tarihinden 7440
sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için hesaplanacak Yİ-ÜFE
tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla trafik idari para
cezasının kalan %50’si ile bu cezaya bağlı faizin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre, Kanun kapsamında ödenecek trafik idari para
cezası tutarı ile bu tutara isabet eden Yİ-ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.


 







Faiz

Hesaplanan

Süre



Trafik İPC Tutarı (TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Tahsili Gereken Trafik İPC Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






9/10/2021-11/3/2023



2.698,00



%90



2.428,20



1.349,00



%13,50



182,12









 





Ödenecek
Tutar






Trafik
İdari Para Cezası Aslı (%50’si)



:



1.349,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Faiz Yerine)



:



182,12 TL






TOPLAM



:



1.531,12 TL






 





Tahsilinden
Vazgeçilen Tutarlar






Trafik
İdari Para Cezası Aslı (%50’si)



:



1.349,00 TL






Faiz



:



2.428,20 TL






TOPLAM



:



3.777,20 TL






 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 1.531,12
TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 3.777,20 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Örnek 5- 23/6/2022
tarihinde tebliğ edilmiş olan ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş
bulunan 3.836,00 TL tutarlı trafik idari para cezasının iptali amacıyla
1/7/2022 tarihinde sulh ceza hâkimliğinde dava açılmış ve mahkemece söz konusu
idari para cezasının iptali yönünde karar verilmiş, bu karara karşı ilgili
emniyet müdürlüğü tarafından üst yargı merciine itiraz edilmiştir.


 


Bu safhada cezaya muhatap olan kişi, 7440 sayılı Kanundan
yararlanmak üzere davasından vazgeçerek başvuru dilekçesini ilgili emniyet
müdürlüğüne vermiştir.


 


Emniyet müdürlüğünce söz konusu dilekçenin bir örneği 3 iş
günü içinde yargılamanın devam ettiği üst yargı merciine bir örneği de cezayı
takiple yetkili vergi dairesine gönderilmiştir.


 


Bu durumda vergi dairesince, idari para cezasının %10’u ile
bu tutara isabet eden ve idari para cezasına vade tarihinden 7440 sayılı
Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için hesaplanan faiz yerine Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.


 


Buna göre, Kanun kapsamında ödenecek idari para cezası
tutarı ile bu tutara isabet eden Yİ-ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.


 







Faiz Hesaplanacak Süre



Trafik İPC Tutarı (TL)



Faiz Oranı



Faiz Tutarı (TL)



Tahsili Gereken Trafik İPC Tutarı (TL)



Toplam Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






24/7/2022-11/3/2023



3.836,00



%40



1.534,40



383,60



%6



23,02









 





Ödenecek
Tutar






Trafik
İdari Para Cezası Aslı (%10’u)



:



383,60 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı (Faiz Yerine)



:



23,02 TL






TOPLAM



:



406,62 TL






 





Tahsilinden
Vazgeçilen Tutarlar






Trafik
İdari Para Cezası Aslı (%90’ı)



:



3.452,40 TL






Faiz



:



1.534,40 TL






TOPLAM



:



4.986,80 TL






 


  Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 406,62
TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 4.986,80 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


7- Hazine ve Maliye
Bakanlığına Bağlı Tahsil Dairelerince Takibi Gereken ve Kanunun Yayımı
Tarihi İtibarıyla Dava Açma Süresi Geçmemiş veya İhtilaf Konusu Olan Ecrimisil
Alacakları


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında,
Kanunun yayımı tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf
konusu olan veya dava açma süresi geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3)
numaralı alt bendi kapsamına giren
ecrimisillere ilişkin düzenleme yapılmıştır.


 


Madde hükmüne göre, Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamına giren ecrimisillere
ilişkin olarak Kanunun yayımı tarihi itibarıyla;


 


- İdare mahkemeleri nezdinde dava açılmış veya dava açma
süresi geçmemiş olan ecrimisilin %50’sinin,


 


- Verilmiş en son kararın terkin kararı olması hâlinde
ecrimisilin %10’unun,


 


- Verilmiş en son kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı
olması hâlinde tasdik edilen ecrimisilin tamamının, terkin edilen ecrimisilin
%10’unun,


 


- Bozma kararı
olması hâlinde ecrimisilin %50’sinin,


 


- Kısmen onama kısmen bozma kararı olması hâlinde, onanan
kısmın tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması durumunda tasdik edilen
ecrimisilin tamamının, terkin edilen kısmın %10’unun, bozulan kısmın %50’sinin,


 


bu ecrimisillere uygulanan fer’i alacaklar yerine bu
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutar ile birlikte Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla kalan ecrimisil ile bu alacağa ilişkin fer’i alacakların
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Madde hükmünden yararlanılması hâlinde ödenecek tutar bu
Tebliğin (III/B-1 ve III/B-2) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre
hesaplanacaktır.


 


Örnek 6- Hazineye ait
taşınmazın işgali nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına
bağlı milli emlak müdürlüğünce tespit ve takdir edilen 108.000,00 TL
tutarındaki ecrimisile ilişkin ecrimisil ihbarnamesi borçluya 12/8/2021
tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu ihbarnameye süresinde idare mahkemesi nezdinde
dava açılmış ve Kanunun yayım tarihi itibarıyla mahkemece bir karar
verilmemiştir.


 


Borçlu tarafından 7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinden
yararlanmak suretiyle ecrimisilin ödenmek istenmesi durumunda, ecrimisil
ihbarnamesini düzenleyen ilgili milli emlak müdürlüğüne davadan vazgeçtiğine
ilişkin iradenin bulunduğu başvuru dilekçesinin 3 örnek olarak 31/5/2023
tarihine kadar (bu tarih dâhil) verilmesi gerekmektedir.


 


İlgili milli emlak müdürlüğünce bu dilekçenin bir örneği 3
iş günü içinde davanın devam ettiği ilgili mahkemesine, bir örneği de
ecrimisili takibe yetkili vergi dairesine gönderilecektir. Ayrıca, milli emlak
müdürlüğünce başvuru dilekçesinin yanında ecrimisil ihbarnamesinin bir örneği
ve ihtilafa ilişkin bilginin ilgili vergi dairesine gönderilmesi gerekmektedir.



 


Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunan ilgili,
ecrimisilin %50’si ile bu ecrimisile uygulanan fer’i alacaklar yerine
hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarını, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi
hâlinde, ecrimisilin kalan %50’si ile bu alacağa ilişkin fer’i alacakların
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre, örnek olayda gecikme zammının hesaplandığı süre,
gecikme zammı tutarı, bu sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE
tutarları aşağıda gösterilmiştir.


 







Gecikme Zammı Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Toplam Gecikme Zammı Oranı



Gecikme Zammı Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken Alacak Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Gecikme Zammı Yerine Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






12/10/2021 -11/3/2023



108.000,00



%33,50



36.180,00



54.000,00



%12,75



6.885,00









 







Ödenecek Tutar






Ecrimisil (%50’si)



:



54.000,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı



:



6.885,00 TL






TOPLAM     




:



60.885,00 TL       









 







Tahsilinden Vazgeçilen
Alacaklar






Ecrimisil (%50’si)



:



54.000,00 TL






Gecikme Zammı



:



36.180,00 TL






TOPLAM     




:



90.180,00 TL









 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 60.885,00 TL’nin
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 90.180,00 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


C-
ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


7440 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre
yapılandırılan alacakların, Kanunun 9 uncu maddesi kapsamında peşin veya
taksitler hâlinde ödenmesi mümkündür.


 


Buna göre, bu ödemelerde
Tebliğin (II/C) ve (II/D-10 ile II/D-11) bölümünde yapılan açıklamalara göre
işlem yapılacaktır.


 


Ç- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI


 


7440 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, 3 üncü madde kapsamında
yapılandırılan alacak tutarına yönelik olarak borçlular, ayrıca 213 sayılı
Kanun kapsamındaki alacaklar için anılan Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi
uzlaşma ve vergi cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamayacaklardır.


 


Diğer taraftan, aynı fıkrada Kanunun 1 inci maddesinin
birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi kapsamına giren idari para cezalarının 3 üncü maddeden
yararlanılarak ödenmek istenmesi durumunda, 30/3/2005 tarihli ve 5326
sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci
maddesinde yer alan peşin ödeme indiriminden yararlanılamayacağı düzenlenmiştir.


 


Ayrıca, fıkra kapsamında Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamına giren ecrimisillerin Kanunun 3 üncü maddesinden
yararlanılarak ödenmek istenmesi durumunda, 2886 sayılı Kanunun 75 inci
maddesindeki indirimden
yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.


 


D- DİĞER HUSUSLAR


 


1- Kanunun 3 üncü
maddesinin onuncu fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanılması için madde
kapsamına giren alacaklara karşı dava açılmaması, açılmış davalardan
vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmamasının şart olduğu belirtilmiştir.
Mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi
hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmeyecektir.


 


Diğer taraftan, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on üçüncü fıkrasının
(e) bendinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan
borçlara ilişkin dava açılamayacağı ve hiçbir mercie başvurulamayacağı hüküm
altına alınmıştır.


 


Dolayısıyla, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere
başvuruda bulunulan alacaklara ilişkin herhangi bir yargı merciine, 213 sayılı
Kanunun 124 üncü maddesi kapsamında ilgili idareye, dilekçe ve başvuru hakkı
kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe
Komisyonu dâhil herhangi bir mercie başvurulması, başvurulsa dahi bu başvurular
üzerine herhangi bir işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.


 


2- Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen
borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın Kanunun yayımı
tarihinden sonra
tebliğ edilen yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlara
ilişkin hükmedilmiş yargılama gideri, avukatlık ücreti ve bu alacakların
fer’ilerinin bulunması hâlinde bu tutarlar karşılıklı olarak talep
edilmeyecektir.


 


Ayrıca, söz konusu yargılama gideri,
avukatlık ücreti ve bu alacakların fer’ileri için icra takibi yapılamayacak ve
vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama gideri ve avukatlık ücreti geri
alınmayacaktır.


 


3- Kanunun 3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacak tutarının tespitinde esas alınacak olan en son
karar, tarhiyata ilişkin verilen ve Kanunun yayımı tarihinden önce (bu tarih
dâhil) taraflardan birine tebliğ edilmiş karar olacaktır.


 


4- Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak
için başvuruda bulunan ancak Kanunda belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen
borçlulardan;


 


- 213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklar için ilk
tarhiyata esas teşkil eden vergi ve ceza tutarları ile gecikme zammı ve gecikme
faizleri,


 


-  Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin (2) numaralı alt bendi kapsamına giren idari para cezaları için idari
yaptırım kararında yer alan tutar ile bunlar üzerinden hesaplanan fer’ileri,


 


- Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
(3) numaralı alt bendi kapsamına giren ecrimisiller için ecrimisil ihbarnamesi
veya ecrimisil düzeltme ihbarnamesinde yer alan tutar ile bunlar üzerinden
hesaplanan fer’ileri,


 


6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil
edilecektir.


 


Ancak, Kanunun yayımı tarihinden önce verilmiş olan en son
yargı kararının tarhiyatın tasdikine ilişkin olması hâlinde bu karar üzerine
tahakkuk eden alacak tutarları esas alınacaktır. Bir başka anlatımla, tasdik
kararı üzerine yapılan tahakkuk işleminde herhangi bir değişiklik
yapılmayacaktır.


 


213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklardan ilk tarhiyat
tutarı esas alınarak takip edilecek olanlar, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ
edildiği tarih esas alınarak dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk
ettirilecek, bu tarihten itibaren bir ay sonrası ise alacakların vade tarihi
olacaktır. Gecikme zamlarının, amme alacağının vade tarihinden tahsil tarihine
kadar geçen süre için hesaplanacağı tabiidir.


 


Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendi kapsamına giren idari para cezaları ise idari yaptırım
kararının tebliğine bağlı olarak oluşan vade tarihleri esas alınmak suretiyle
ve özel kanunlarında düzenlenmiş olan fer’i alacakları da dikkate alınarak
takip edilecektir.


 


Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
(3) numaralı alt bendi kapsamına giren ecrimisiller ise ecrimisil ihbarnamesi
veya ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin tebliğine bağlı olarak oluşan vade
tarihleri esas alınmak suretiyle fer’i alacakları ile birlikte takip
edilecektir.


 


5- Ödeme emrine karşı
açılan davalar ile ilgili olarak, Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu
ödeme emri ile istenilen amme alacağının tarhiyatına ilişkin karar verilmiş
olması ve ihtilafın Kanunun yayımı tarihi itibarıyla devam ediyor olması
hâlinde, bu mükellefler söz konusu davalara konu amme alacakları ile ilgili
olarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanabileceklerdir. Ancak, bu yönde bir
kararın bulunmaması hâlinde ödeme emrine karşı açılan davalara konu alacaklar
Kanunun 2 nci maddesi kapsamında değerlendirilecektir.


 


6- Kanunun yayımı
tarihinden önce tarhiyata karşı açılmış olan ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla devam eden davalara ilişkin olarak daha önce verilen kararlar
üzerine tahakkuk eden vergiler ile vergi cezaları ve bunlara hesaplanan gecikme
faizi ve gecikme zammının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tecil edilmiş ve
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olması
durumunda da mükellefler isterlerse Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden
yararlanabileceklerdir. Bu takdirde, mükelleflerin yararlanabileceği tutarların
tespitinde bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


7- Dava açma süresi
geçmemiş veya dava safhasında bulunan kesinleşmemiş alacaklarla ilgili olarak
bu bölümde yapılan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla, bu Tebliğin (II/D)
bölümünde yapılan açıklamalar da dikkate alınarak işlem yapılacaktır.


 


8- Kahramanmaraş’ta
6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremler üzerine 8/2/2023 tarihli ve 32098
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Adana,
Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye
ve Şanlıurfa illerinde olağanüstü hal ilan edilmiştir.


 


Öte yandan, ilan edilen olağanüstü hal kapsamında 11/2/2023 tarihli ve 32101 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 120
numaralı Olağanüstü Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi ile yargı ve takip hukukuna ilişkin bazı sürelerin
işlememesi ve bazı işlemlerin de durmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır.


 


Anılan Kararnamenin “Yargı alanında
alınan tedbirler” başlıklı 2 nci maddesinde “(1) 8/2/2023 tarihli ve 6785
sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla olağanüstü hal ilan edilen illerde, yargı alanında
hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;


 


a) Dava açma, icra takibi başlatma,
başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak
düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir
hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982
tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar veya
ilgililer bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin
edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler,…


 


6/2/2023 (bu tarih dâhil) tarihinden
itibaren 6/4/2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma
süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar…


 


(4) Bu madde hükmü, 6/2/2023 tarihi
itibarıyla yerleşim yeri olağanüstü hal ilan edilen iller olan gerçek ve tüzel
kişiler ile aynı tarihte bu illerde bulunan kişiler bakımından ülke genelinde
uygulanır.


 


(5) Bu madde hükmü, olağanüstü hal
ilan edilen illerin barosuna 6/2/2023 tarihi itibarıyla kayıtlı avukatlar ile
diğer barolara kayıtlı olup aynı tarihte bu illerde bulunan avukatlar
tarafından takip edilen dava ve işlerle ilgili olarak bu avukatlar bakımından
ülke genelinde uygulanır.


 


(6) Olağanüstü hal ilan edilmeyen
illerin barosuna kayıtlı avukatların ve bürolarında çalışan kişilerin;
olağanüstü hal ilan edilen illerde kan veya kayın hısımlarının bulunması veya
olağanüstü hal ilan edilen illerde felakete uğrayanların kurtarılması, meydana
gelen hasar ve zararın telafi edilmesi ya da ihtiyaçların karşılanması amacıyla
bu illere gitmeleri halinde bu madde hükmü, söz konusu avukatlar tarafından
takip edilen dava ve işlerle ilgili olarak bu avukatlar bakımından 6/3/2023 (bu
tarih dâhil) tarihine kadar ülke genelinde uygulanır.


 


(7) Yerleşim yeri olağanüstü hal ilan
edilmeyen iller olan kişilerin; olağanüstü hal ilan edilen illerde kan veya
kayın hısımlarının bulunması veya olağanüstü hal ilan edilen illerde felakete
uğrayanların kurtarılması, meydana gelen hasar ve zararın telafi edilmesi ya da
ihtiyaçların karşılanması amacıyla bu illere gitmeleri halinde bu madde hükmü,
söz konusu kişiler bakımından 6/3/2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar ülke
genelinde uygulanır…”
hükmü yer almaktadır.


 


Söz konusu kararnamede, işlemeyecek süreler ile duracak
işlemler olağanüstü hal ilan edilen iller esas alınarak düzenlenmiştir.


 


Ancak, Kararnamenin 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasında
yer alan hüküm gereğince, depremlerin gerçekleştiği 6/2/2023 tarihi itibarıyla,
“yerleşim yeri olağanüstü hal ilan edilen iller olan gerçek ve tüzel
kişiler” ile “bu illerde bulunan kişiler” bakımından Kararname ile
yapılan düzenlemelerin ülke genelinde uygulanması gerekmektedir.


 


Bu çerçevede, Kararnameyle yapılmış düzenlemelerden
yararlanabilecek olanların belirlenmesinde 6/2/2023 tarihi itibarıyla;


 


a) Yerleşim yeri olağanüstü hal ilan edilen iller olan
gerçek kişiler için MERNİS kayıtlarının, tüzel kişiler için kanuni
merkezlerinin (dar mükellefler için iş merkezlerinin) dikkate alınması,


 


b) “Bu illerde bulunan kişiler”in, bu yerlerde
bulunduklarının ispat edilmiş olması,


 


gerekmektedir.


 


Diğer taraftan, anılan Kararnamenin beşinci, altıncı ve
yedinci fıkralarında belirtilen kişilerin ülke genelinde Kararname
hükümlerinden yararlanabilmeleri için madde kapsamında olduklarını ispat
etmeleri gerekecektir.


 


Buna göre, kapsama giren kişiler açısından, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda (örneğin 5326 sayılı
Kabahatler Kanunu) taraflar bakımından belirlenen süreler; 6/4/2023 tarihine
kadar, altıncı ve yedinci fıkrası kapsamında bulunanlar bakımından ise 6/3/2023
tarihine kadar durmuş bulunmaktadır.


 


Bu itibarla, 7440
sayılı Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında yapılandırılabilecek alacakların
tespitinde anılan Kararname ile uzayan sürelerin de dikkate alınacağı tabiidir.


 


IV- İNCELEME VE TARHİYAT SAFHASINDA BULUNAN İŞLEMLER İLE
PİŞMANLIKLA YA DA İZAHA DAVET KAPSAMINDA VEYA KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA
İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7440 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin;


 


- Birinci ila yedinci fıkralarında, Kanunun kapsadığı
dönemlere ilişkin olarak kapsama giren vergi ve vergi cezaları açısından,
Kanunun yayımı tarihinden önce başlanıldığı hâlde bu tarihe kadar
tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine
devam edileceği ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilecek vergi ve
kesilecek cezaların Kanun kapsamında yapılandırılmasına,


 


- Onuncu fıkrasında, 213 sayılı Kanunun; 371 inci
maddesinde düzenlenen pişmanlık ve ıslah hükümlerinden veya 370 inci maddesinde
düzenlenen izaha davet hükümlerinden yararlanmak üzere ya da 30 uncu maddesinin
dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen
beyannameler üzerine tahakkuk edecek alacaklar ile 31/12/2022 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce verilmesi gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
bildirilmeyen veya bildirildiği hâlde eksik tahakkuk eden emlak vergisi
bildirimleri üzerine tahakkuk edecek alacakların yapılandırılmasına,


 


ilişkin hükümlere yer verilmiştir.


 


A- KANUNUN
YAYIMI TARİHİNDEN ÖNCE BAŞLANILDIĞI HÂLDE BU TARİHE KADAR TAMAMLANAMAMIŞ OLAN
VERGİ İNCELEMELERİ İLE TAKDİR, TARH VE TAHAKKUK İŞLEMLERİ


 


7440 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkraları, matrah ve vergi artırımına
ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, Kanunun yayımı tarihinden önce başlayan
ancak bu tarihe kadar tamamlanamamış bulunan vergi incelemeleri, takdir, tarh
ve tahakkuk işlemlerine devam edileceğini öngördüğünden; bu madde hükmünden
yararlanmak için başvuru süresi, söz konusu işlemlerin tamamlanmasına bağlı
olarak düzenlenmiştir. Buna göre, bu işlemler sonucunda düzenlenen ve Kanunun
yayımı tarihinden (bu tarih hariç) sonra tebliğ edilen ihbarnameler üzerine
mükelleflerin bu fıkralardan yararlanma taleplerini maddenin birinci fıkrasında
belirtilen süreler içinde vergi dairelerine bildirmeleri gerekmektedir.


 


1- Başvuru Süresi ve Şekli


 


7440 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkraları hükmünden yararlanmak isteyen
mükelleflerin, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergi ve
kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün
içinde bu Tebliğ ekinde yer alan dilekçe (Ek:4/A) ile başvurmaları
gerekmektedir.


 


Ancak, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasında, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen süre
içinde tebliğ edilen ihbarnameler için özel bir başvuru süresi düzenlenmiş ve 4
üncü maddenin birinci ila yedinci fıkraları hükmünden yararlanmak isteyen
mükelleflerin 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen süre içinde,
bu sürenin otuz günden az kalmış olması hâlinde otuz gün içinde, başvuruda
bulunmaları gerektiği hüküm altına alınmıştır.


 


Bu kapsamda, Kanunun yayımlandığı 12/3/2023 tarihinden (bu
tarih hariç) 31/5/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) tebliğ edilen
ihbarnameler için madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin 31/5/2023
tarihine kadar (bu tarih dâhil) başvuruda bulunmaları, ihbarnamenin tebliğ
tarihi (bu tarih hariç) ila 31/5/2023 tarihi (bu tarih dâhil) arasındaki
sürenin 30 günden az kalmış olması hâlinde ise ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde başvuruda
bulunmaları gerekmektedir.


 


 Örneğin, anılan fıkraların kapsamına
giren bir tarhiyata ilişkin ihbarnamenin 15/3/2023 tarihinde tebliğ edildiği
varsayıldığında madde hükmünden yararlanılabilmesi için 31/5/2023 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar, 17/5/2023 tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında ise
tebliğ tarihi ila 31/5/2023 tarihi arasındaki süre 30 günden daha az olduğundan
16/6/2023 tarihine (bu tarih dâhil) kadar başvuruda bulunulması gerekmektedir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) ve (d)
bentlerinde sayılan borçluların 4 üncü maddenin birinci ila yedinci fıkraları
kapsamında yapacakları başvurular üzerine yapılandırılan alacak tutarlarını bu
bentlerde belirtilen sürelerde ödemek istediklerine yönelik taleplerini başvuru
sırasında belirtmeleri icap etmektedir.


 


Mükellefler bu fıkralardan, adlarına
yapılan tüm tarhiyatlar için yararlanabilecekleri gibi sadece talep edecekleri
tür ve dönemler için de yararlanabileceklerdir.


 


2- Alacak Tutarının Tespiti


 


7440 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce başlanıldığı
hâlde bu tarihe kadar tamamlanamamış bulunan vergi incelemeleri ile takdir ve
tarh işlemlerinin tamamlanması sonucu hesaplanan vergi ve ceza tutarı dikkate
alınarak yapılandırılacak alacak tutarı tespit edilecektir.


 


Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci
fıkralarına göre, bu işlemlerin
tamamlanmasından sonra tarh edilen verginin %50’si ile bu tutara
hesaplanan gecikme faizi yerine Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak
Yİ-ÜFE tutarı ve Kanunun yayımı tarihinden (bu tarih dâhil) sonra ihbarnamenin
tebliği üzerine dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak gecikme
faizi tutarının maddenin birinci fıkrasında
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı ile bu
vergilere uygulanan gecikme faizi ve vergi aslına bağlı cezaların tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Öte yandan, bu işlemlerin sonucunda vergi aslına bağlı olmayan bir cezanın veya iştirak nedeniyle kesilecek vergi ziyaı cezasının
bulunması hâlinde bu cezalar için madde hükmünden, cezanın %25’inin, maddenin
birinci fıkrasında öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla yararlanılacak
ve cezanın kalan %75’inin tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü
fıkrası gereğince, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımı
tarihinden önce pişmanlık talebi veya izaha davet kapsamında verilip, ödeme
yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tebliğ edilmemiş
olan vergi aslına bağlı olmayan cezalar da bu madde hükümlerine göre
yapılandırılarak ödenebilecektir. Vergi aslına bağlı vergi cezaları hakkında
ise bu Tebliğin (IX/2) bölümünde yapılan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


Kanunun yayımı tarihi itibarıyla, 213
sayılı Kanunun tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine göre uzlaşma talebinde
bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış olmakla
birlikte vergi/ceza ihbarnameleri mükellefe tebliğ edilmemiş alacaklar da
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkra hükümlerine göre
yapılandırılarak ödenebilecektir.


 


Bu takdirde, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla, tarhiyat öncesi uzlaşma temin edilememiş veya uzlaşma müzakeresinde
uzlaşmaya varılamamış ya da mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talebinden
vazgeçmiş olması hallerinde düzenlenen inceleme raporunun vergi dairesine
intikali sonucunda düzenlenecek vergi/ceza ihbarnamesinin mükellefe tebliğ
edilmesi ve maddenin birinci fıkrasında öngörülen süre ve şekilde başvurulması
halinde anılan fıkra hükümleri uygulanacaktır. Bu safhada da ödenecek tutarın
tespitinde, tarhiyata ilişkin olarak düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinde
belirtilen tutarlar dikkate alınacaktır.


 


Kanun kapsamına giren dönemlere
ilişkin olarak Kanunun yayımı tarihinden önce tamamlandığı hâlde, bu tarihte ya
da bu tarihten sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden takdir komisyonu
kararları ve vergi inceleme raporları üzerine gerekli tarh ve tebliğ işlemleri
yapılacaktır.


 


Yapılan tarhiyat üzerine maddenin
birinci fıkrasında öngörülen süre ve şekilde ödeme yapılması hâlinde madde
hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


Diğer taraftan, vergi inceleme
raporlarına veya takdir komisyonu kararlarına dayanmamakla birlikte, Kanunun
kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış,
ancak bu tarih itibarıyla tamamlanamamış olan tarh işlemlerine devam edilecek
ve Kanunun yayımı tarihinden sonra yapılan bu tarhiyatlar için de 4 üncü
maddenin birinci ila yedinci fıkra hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


İnceleme raporu veya takdir komisyonu kararı üzerine sadece
vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği hallerde ise (Örneğin, mahsup dönemi
geçtikten sonra yapılan geçici vergi incelemeleri sonucu kesilen vergi ziyaı
cezası gibi) vergi aslına uygulanan gecikme faizi yerine Kanuna göre
hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
hâlinde vergi aslına bağlı cezalara ilişkin olarak bu Tebliğin (IX/2) bölümünde
yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


Örnek 1- Mükellefin defter ve belgeleri 2020 vergilendirme
dönemine ilişkin kurumlar vergisi yönünden incelemeye başlanılmış ve 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla inceleme
sonuçlanmamıştır. Ayrıca, mükellef tarafından bu Kanun kapsamında söz
konusu vergi türünden vergi artırımında da bulunulmamıştır.


 


İnceleme sonucu düzenlenen vergi inceleme raporunun
25/5/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği, rapor üzerine
mükellef adına 70.000,00 TL kurumlar vergisi tarh edildiği, 70.000,00 TL vergi
ziyaı cezası kesildiği ve tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin 5/9/2023
tarihinde mükellefe tebliğ edildiği varsayıldığında, mükellef Kanunun 4 üncü
maddesinin birinci ila yedinci fıkralarından aşağıda belirtilen şekilde
yararlanabilecektir.


                       



Mükellef, ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün
içinde Kanundan yararlanmak üzere ilgili vergi dairesine yazılı başvuruda
bulunacaktır.


 


Bu durumda, mükellefin Kanuna göre ödeyeceği tutar
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 





Vergi
aslının % 50’si 



:



(70.000,00
/ 2=) 35.000,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı                         




:



35.000,00
x %16,50 (Normal vade tarihinden Kanunun yayımı tarihine kadar) = 5.775,00
TL’dir.






Gecikme
Faizi*           




:



35.000,00
x %15 = 5.250,00 TL’dir.






 


* Gecikme faizi Kanunun yayımı tarihinden,
ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin son gününe kadar ve Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla uygulanmakta olan gecikme zammı oranı esas alınarak
hesaplanmıştır.


 


Buna göre;





 

Ödenecek
Tutar






Kurumlar
Vergisi (%50’si)



:



                                 
35.000,00 TL






Yİ-ÜFE
Tutarı



:



                                              
5.775,00 TL






Gecikme
Faizi



:



                                   
5.250,00 TL






TOPLAM




:



         
                               46.025,00
TL’dir.






 


 





Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar






Kurumlar
Vergisi (%50’si)



:



                                 
35.000,00 TL






Gecikme
Faizi



:



                                 
41.300,00 TL






Vergi
Ziyaı Cezası



:



                                
70.000,00 TL






TOPLAM




:



                                        
146.300,00 TL’dir.






 


Bu örneğe göre mükellefin ihbarnamenin tebliğ tarihini
izleyen ayda (Ekim/2023) yapılandırılan alacak tutarını ilk taksit ödeme süresi
içinde defaten ödemesi hâlinde bu tutara katsayı uygulanmayacağı gibi ödenecek
toplam tutar içinde yer alan Yİ-ÜFE tutarı ile gecikme faizi toplam tutarı olan
(5.775,00+5.250,00=)11.025,00 TL üzerinden ayrıca %90 indirim yapılacaktır.


 


Buna göre, mükellef borç aslının yarısı olan 35.000,00 TL
ile Yİ-ÜFE tutarı ve gecikme faizi için [11.025,00-(11.025,00 x %90)=]1.102,50
TL olmak üzere toplam 36.102,50 TL ödeyecektir.


 


Ayrıca, mükellefin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrası hükmüne göre yapılandırılan alacağı aylık dönemler hâlinde azami 12
eşit taksitte ödemesi mümkün olduğundan, taksitler hâlinde ödenecek alacağa
Kanunun 9 uncu maddesi gereğince (1,09) katsayısı uygulanacaktır. 


 


Mükellefin yapılandırılan alacağı taksitle ödemek istemesi
hâlinde taksit ayları; Ekim/2023, Kasım/2023, Aralık/2023, Ocak/2024,
Şubat/2024, Mart/2024, Nisan/2024, Mayıs/2024, Haziran/2024, Temmuz/2024,
Ağustos/2024, Eylül/2024 ayları olacaktır.


 


3- Ödeme Süresi ve Şekli


 


7440 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkra hükümlerinden yararlanmak
isteyen mükelleflerin ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde
yazılı başvuruda bulunmaları ve anılan fıkralara göre yapılandırılan tutarı, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan
başlamak üzere peşin veya aylık dönemler hâlinde 12 eşit taksitte
ödemeleri gerekmektedir.


 


Örneğin, anılan fıkraların kapsamına giren bir tarhiyata
ilişkin ihbarnamenin 19/9/2023 tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında, madde
hükmünden yararlanılabilmesi için 19/10/2023 tarihine (bu tarih dâhil) kadar
başvuruda bulunulması ve taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmesi halinde
Kanun hükmüne göre ödenecek tutarın ilk taksitinin Ekim/2023 ayında, diğer
taksitlerin ise Kasım/2023 ila Eylül/2024 aylarında ödenmesi gerekmektedir.


 


Ancak, Kanunun yayımı tarihi (bu tarih hariç) ila 31/5/2023
tarihi (bu tarih dâhil) arasında tebliğ edilen ihbarnamelere konu borçlar için
bu fıkralardan yararlanmak isteyen mükellefler başvurularını 31/5/2023 tarihine
kadar (bu tarih dâhil) (sürenin 30 günden az kalmış olması durumunda 30 gün
içinde) yapmaları ve ilk taksiti 30/6/2023
(bu tarihin resmi tatile rastlaması nedeniyle 3/7/2023) tarihine kadar (bu
tarih dâhil) ödenmek üzere peşin veya aylık
dönemler hâlinde 12 eşit taksitte ödemeleri gerekmektedir.


 


Bu fıkralar kapsamında yapılacak ödemelerde Tebliğin (II/C)
ve (II/D-10 ile II/D-11) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.


 


 


4- Fıkralardan Yararlanmanın Diğer Şartları


 


a) 7440 sayılı Kanunun
4 üncü maddesinin birinci ila yedinci
fıkraları kapsamında yapılandırılacak
alacaklara ilişkin olarak vergi incelemesinin başladığı tarihin belirlenmesinde
213 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesi esas alınacaktır.


 


b) Mükelleflerin bu fıkralardan yararlanabilmeleri için anılan
fıkralar kapsamında ödeme başvurusunda bulundukları alacağa ilişkin dava
açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları
şarttır.


 


Diğer taraftan, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on üçüncü fıkrasında,
bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan borçlara ilişkin
dava açılamayacağı ve hiçbir mercie başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır.


 


Dolayısıyla, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere
başvuruda bulunulan alacaklara ilişkin herhangi bir yargı merciine, 213 sayılı
Kanunun 124 üncü maddesi kapsamında ilgili idareye, dilekçe ve başvuru hakkı
kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe
Komisyonu dâhil herhangi bir mercie başvurulması, başvurulsa dahi bu başvurular
üzerine herhangi bir işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.


 


c) Anılan fıkra hükümlerinden yararlanmak isteyen
mükellefler, ayrıca 213 sayılı Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve
vergi cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamazlar.


 


ç) Düzeltme
taleplerine ilişkin incelemelere devam edilecektir. Ancak, mükelleflerin
düzeltme istediği yıl için 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre matrah ve
vergi artırımında bulunmaları hâlinde, düzeltme talebinden vazgeçtikleri kabul
edilerek bu tür incelemeler sürdürülmeyecektir.


 


B- PİŞMANLIKLA YA DA İZAHA DAVET KAPSAMINDA VEYA
KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7440 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının;


 


- (a) bendinde, 213 sayılı Kanunun; 371 inci maddesinde
düzenlenen pişmanlık ve ıslah hükümlerinden veya 370 inci maddesinde düzenlenen
izaha davet hükümlerinden yararlanmak üzere ya da 30 uncu maddesinin dördüncü
fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler,


 


- (b) bendinde, 31/12/2022 tarihinden önce verilmesi
gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihine kadar bildirilmeyen veya bildirildiği
hâlde eksik tahakkuk eden emlak vergisi bildirimleri


 


üzerine tahakkuk edecek alacakların ne şekilde yapılandırılacağı düzenlenmiştir.


 


1- Pişmanlıkla Beyan


 


7440 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a)
bendinin (1) numaralı alt bendinde, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak
31/5/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesine
göre beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin
tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı
yerine bu Kanunun yayımı tarihine
kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak Yİ-ÜFE
tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla
pişmanlık zammı ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği
hüküm altına alınmıştır.


 


a) Başvuru Süresi ve Şekli


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(1) numaralı alt bendinden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde
yer alan (Ek:4/B) örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama
giren dönemlere ilişkin vergi beyannamelerini 31/5/2023 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.


 


7440 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası
çerçevesinde pişmanlık hükümlerine göre verilecek beyannamelerden elektronik
ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi
beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükellefler tarafından 30/9/2004 tarihli ve 25599 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile
3/3/2005 tarihli ve 25744 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 346 Sıra No.lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda
elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) ve (d)
bentlerinde sayılan borçluların anılan alt bent kapsamında yapacakları
başvurular üzerine yapılandırılan alacak tutarlarını bu bentlerde belirtilen
sürelerde ödemek istediklerine yönelik taleplerini başvuru sırasında
belirtmeleri icap etmektedir.


 


b) Alacak Tutarının Tespiti


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(1) numaralı alt bendinden, pişmanlık talebiyle verilen beyannameler üzerinden
tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının bu
Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi hâlinde pişmanlık zammı ve
vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Örnek 2- 26 Eylül 2022
tarihine kadar verilmesi gereken Ağustos/2022 dönemine ait gelir (stopaj)
vergisi beyannamesi Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle 24 Mart 2023
tarihinde pişmanlıkla vergi dairesine verilmiştir.


 


Pişmanlıkla verilen beyannameye istinaden ödenmesi gereken
gelir (stopaj) vergisi 12.500,00 TL, damga vergisi ise 194,60 TL’dir. Bu durumda;
gelir (stopaj) vergisinin tamamı ile pişmanlık
zammı yerine bu Kanunun yayımı
tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının ödenmesi hâlinde, pişmanlık zammı ve vergi aslına bağlı olmayan
cezanın tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Buna göre, örnek olayda pişmanlık zammının hesaplandığı
süre, pişmanlık zammı tutarı, bu sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve
Yİ-ÜFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.


 


 







Pişmanlık Zammı Hesaplanan Süre



Alacak Tutarı

(TL)



Pişmanlık Zammı Oranı



Pişmanlık Zammı Tutarı

(TL)



Tahsili Gereken Alacak Aslı

(TL)



Toplam

Yİ-ÜFE Oranı



Yİ-ÜFE Tutarı

(TL)






27/9/2022-11/3/2023



12.500,00



%15



1.875,00



12.500,00



%4,5



562,50









 





Ödenecek Tutar






Gelir (Stopaj) Vergisi



:



12.500,00 TL






Yİ-ÜFE Tutarı (Pişmanlık Zammı
Yerine)



:



562,50 TL






Damga Vergisi



:



194,60 TL






TOPLAM



:



13.257,10 TL






 





Tahsilinden Vazgeçilen
Alacaklar






Pişmanlık Zammı



:



1.875,00 TL






Özel Usulsüzlük Cezası



:



3.400,00 TL






TOPLAM



:



5.275,00 TL






 


Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 13.257,10
TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 5.275,00 TL
tutarın tahsilinden vazgeçilecektir.


 


c) Ödeme Süresi ve Şekli


 


Anılan alt bent uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin
(II/C) ve (II/D-10 ile II/D-11) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre
ödenecektir.


 


ç) Diğer Hususlar


 


Mükelleflerce Kanun kapsamında pişmanlıkla beyan edilen
vergilerin Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi hâlinde
pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve 213 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca gerekli işlemler tesis edilecektir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında, borçluların
Kanun kapsamında taksitlendirilen tutarların tamamının ödenmemesi hâlinde
ödedikleri tutarlar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı hüküm altına
alınmış olmakla birlikte, Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a)
bendinin (1) numaralı alt bendinde düzenlenen pişmanlıkla beyan hükümleri 213
sayılı Kanunun 371 inci maddesi hükümleri esas alınarak düzenlendiğinden,
anılan alt bent kapsamında yapılan kısmi ödemelerde pişmanlık hükümleri ihlal
edilmiş sayılacak ve kısmen pişmanlık ihlali söz konusu olamayacağından
mükellefler ödedikleri tutar kadar bu madde hükmünden yararlanamayacaktır. Bu
takdirde yapılan ödemeler ödeme tarihleri esas alınarak bu kapsamda beyan
edilen alacaklara mahsup edilecektir.


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(1) numaralı alt bendi kapsamında beyan edilen vergilere, ödeme yönünden
şartların ihlali hâlinde, kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 sayılı
Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri, Kanunun 9 uncu
maddesinin on dördüncü fıkrası gereğince taksit ödeme süresince
işlemeyeceğinden, pişmanlık hükümlerinin ihlali üzerine kesilecek cezalarda
zamanaşımı süresi bu hüküm dikkate alınarak tayin edilecektir.


 


Mükelleflerce, anılan alt bent kapsamında, matrah ve vergi
artırımı kapsamına giren vergi türleri de dâhil olmak üzere bütün vergi türleri
itibarıyla beyanda bulunulması mümkündür.


 


Ancak, anılan alt bende göre pişmanlıkla beyanname
verilmesi, bu beyannameler hakkında, 5 inci maddede yer alan matrah ve vergi
artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmasına engel teşkil etmemektedir.


 


2- Kendiliğinden Yapılan Beyanlar


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendi ile Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 31/5/2023
tarihine kadar (bu tarih dâhil) 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü
fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk
ettirilen vergilerin tamamı ile
hesaplanacak gecikme faizi yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla gecikme
faizi ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği
belirtilmiştir.


 


a) Başvuru Süresi ve Şekli


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendinden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde
yer alan (Ek:4/C) örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama
giren dönemlere ilişkin vergi beyannamelerini 31/5/2023 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.


 


Anılan alt bent çerçevesinde kendiliğinden verilecek
beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya
kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini
elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346
Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar
doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) ve (d)
bentlerinde sayılan borçluların anılan alt bent kapsamında yapacakları
başvurular üzerine yapılandırılan alacak tutarlarını bu bentlerde belirtilen
sürelerde ödemek istediklerine yönelik taleplerini başvuru sırasında
belirtmeleri icap etmektedir.


 


b) Alacak Tutarının Tespiti


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendine göre, kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen
beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile gecikme faizi yerine Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının,
Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi hâlinde gecikme faizi ve
vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası gereğince
zamanaşımı süresi, taksit ödeme süresince işlemeyeceğinden, 213 sayılı Kanun
hükümlerine göre bu alt bentten yararlanılarak verilen beyannameler üzerine
kesilmesi gereken vergi cezaları, Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda
işlemeyen süreler de dikkate alınarak kesilecektir.


 


 


c) Ödeme Süresi ve Şekli


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve
(II/D-10 ile II/D-11) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.


 


ç) Diğer Hususlar


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendine göre kendiliğinden beyanname verilmesi, bu
beyannameler hakkında, 5 inci maddede yer alan matrah ve vergi artırımına
ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, vergi incelemesi ve yapılan inceleme
sonucu mükellefler adına vergi ve ceza tarhiyatı yapılmasına engel teşkil
etmeyecektir.


 


3- İzaha Davet Kapsamında Beyan


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendi ile Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 31/5/2023
tarihine kadar (bu tarih dâhil) 213 sayılı Kanunun 370 inci maddesi kapsamında
verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak zam yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla zam ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden
vazgeçileceği belirtilmiştir.


 


Diğer taraftan, anılan bent gereğince 213 sayılı Kanunun
370 inci maddesi kapsamında; 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla otuz
günlük beyanname verme süresi geçmemiş ya da bu Kanunun yayım tarihinden 31
Mayıs 2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yapılan tebligatlar üzerine
verilecek olan beyannameler 31 Mayıs 2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil)
verilerek Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


a) Başvuru Süresi ve Şekli


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendinden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde
yer alan (Ek:4/D) örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama
giren dönemlere ilişkin vergi beyannamelerini 31 Mayıs 2023 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.


 


Anılan alt bent çerçevesinde kendiliğinden verilecek
beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya
kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini
elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346
Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar
doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) ve (d)
bentlerinde sayılan borçluların anılan alt bent kapsamında yapacakları
başvurular üzerine yapılandırılan alacak tutarlarını bu bentlerde belirtilen
sürelerde ödemek istediklerine yönelik taleplerini başvuru sırasında
belirtmeleri icap etmektedir.


 


 


 


b) Alacak Tutarının Tespiti


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendinden, 213 sayılı Kanunun 370 inci maddesi kapsamında
verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile zam yerine Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının,
Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle
yararlanılacaktır. Bu hükme göre yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve
zammın tahsilinden vazgeçilecektir. 


 


c) Ödeme Süresi ve Şekli


 


Anılan alt bent uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu
Tebliğin (II/C) ve (II/D-10 ile II/D-11) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre
ödenecektir.


 


ç) Diğer Hususlar


 


Mükelleflerce Kanun kapsamında izaha davet kapsamında beyan
edilen vergilerin Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi hâlinde
izah hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca
gerekli işlemler tesis edilecektir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında, borçluların
Kanun kapsamında taksitlendirilen tutarların tamamının ödenmemesi hâlinde
ödedikleri tutarlar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı hüküm altına
alınmış olmakla birlikte, Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a)
bendinin (2) numaralı alt bendinde düzenlenen izaha davet kapsamında beyan
hükümleri, 213 sayılı Kanunun 370 inci maddesi hükümleri esas alınarak
düzenlendiğinden, anılan alt bent kapsamında yapılan kısmi ödemelerde izaha
davet hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve kısmen ihlal söz konusu olamayacağından
mükellefler ödedikleri tutar kadar bu madde hükmünden yararlanamayacaktır. Bu
takdirde yapılan ödemeler ödeme tarihleri esas alınarak bu kapsamda beyan
edilen alacaklara mahsup edilecektir.


 


Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendi kapsamında beyan edilen vergilere, ödeme yönünden
şartların ihlali hâlinde, kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 sayılı
Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri, Kanunun 9 uncu
maddesinin on dördüncü fıkrası gereğince taksit ödeme süresince
işlemeyeceğinden, izaha davet hükümlerinin ihlali üzerine kesilecek cezalarda
zamanaşımı süresi bu hüküm dikkate alınarak tayin edilecektir.


 


Mükelleflerce, anılan alt bent kapsamında, matrah ve vergi
artırımı kapsamına girmeyen vergi türleri de dâhil olmak üzere bütün vergi
türleri itibarıyla beyanda bulunulması mümkündür.


 


Ancak, anılan alt bende göre izaha davet kapsamında
beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında, 5 inci maddede yer alan matrah
ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, vergi incelemesi ve
tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmemektedir.


 


4- Emlak Vergisi Bildirimi


 


7440 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (b)
bendi gereğince, 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilmesi
gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla emlak vergisi bildiriminde
bulunmayan veya bildirimde bulunduğu hâlde vergisi eksik tahakkuk eden
mükelleflerce, bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür
varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi
ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının, bu Kanunda belirtilen
süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara bağlı gecikme faizi,
gecikme zammı ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


a) Başvuru Süresi ve Şekli


 


Anılan bentten yararlanmak isteyen mükelleflerin başvuru
dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi bildirimlerini
31/5/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili belediyelere vermeleri
gerekmektedir.


 


b) Alacak Tutarının Tespiti


 


Anılan bentten, 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce
verilmesi gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihi itibarıyla emlak vergisi
bildiriminde bulunmayan veya bildirimde bulunduğu hâlde vergisi eksik tahakkuk
eden mükelleflerce bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz
kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme
faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak Yİ-ÜFE
tutarının, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle
yararlanılacaktır.


 


Bu hükme göre, yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının
ve gecikme faizinin taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payına
ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası gereğince
zamanaşımı süresi, taksit ödeme süresince işlemeyeceğinden, 213 sayılı Kanun
hükümlerine göre bu bentten yararlanılarak verilen bildirimler üzerine
kesilmesi gereken vergi cezaları, Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda
işlemeyen süreler de dikkate alınarak kesilecektir.


 


c) Ödeme Süresi ve Şekli


 


Anılan bent uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin
(II/C) ve (II/D-10) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ilgili belediyelere
ödenecektir.


 


C- DİĞER ÜCRET GELİRLERİ


 


7440 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin on birinci fıkrası
uyarınca 193 sayılı Kanunun mülga 64 üncü maddesinde sayılan diğer ücret
gelirleriyle ilgili olarak gelir vergisi tarh edilmeyeceği ve vergi cezası
kesilmeyeceği, tarh edilmiş ve kesilmiş olanların terkin edileceği, tahsil
edilmiş olanların ise iade edilmeyeceği hükme bağlanmıştır.


 


1/1/2022 tarihinden itibaren diğer ücret vergileme usulü
kaldırılmıştır. Bu tarihten önceki dönemlere ilişkin olarak vergi karnesini
ibraz etmeyerek gelir vergisini tarh ettirmemiş olan mükellefler ile bunların
işverenleri adına gelir vergisi tarh edilmeyecek ve vergi cezası
kesilmeyecektir. Bu kapsamda bir başvuru yapılmasına gerek olmaksızın vergi
dairelerince gerekli işlemler yapılacak ve varsa tarh edilmiş vergiler ve
kesilmiş olan vergi cezaları terkin edilecek ancak tahsil edilmiş olanlar iade
edilmeyecektir.


 


V- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddelerinde
yer alan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma değer vergisinde matrah ve
vergi artırımı uygulamasına ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.


 


A-MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINDA BULUNABİLECEK MÜKELLEFLER


 


Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi vermek
mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi
mükellefleri 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 takvim yılları için 7440 sayılı
Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddelerine göre matrah ve vergi artırımından
yararlanabileceklerdir.


 


Aynı şekilde,


 


- Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,


- Serbest meslek ödemelerinden,


- Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait
ödemelerden,


- Kira ödemelerinden,


- Kar payı ödemelerinden,


- Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler
için yapılan ödemelerden,


- Esnaf muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden


 


gelir veya kurumlar
vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar da bu ödemelerine ilişkin
olarak bu yıllarla ilgili vergi artırımında bulunabileceklerdir.


 


 Adi ortaklıklar ve kollektif şirketlerde
ortaklar, komandit şirketlerde komandite ortaklar ile adi komandit şirketlerde
komanditer ortaklar da anılan yıllar için matrah ve vergi artırımından
yararlanabileceklerdir.


 


Sözü edilen yıllara ilişkin vergi matrahlarının takdiri
için takdir komisyonlarına sevk edilmiş ve/veya haklarında vergi incelemesine
başlanılmış olan mükellefler de matrah ve vergi artırımından
faydalanabileceklerdir.


 


Beyanname vermekle birlikte zarar, indirim ve istisnalar
nedeniyle matrah ve vergi beyan etmeyen ya da ilgili yıllarda faaliyette
bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi
dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dâhil olmak üzere hiç
beyanname vermemiş olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri de matrah ve
vergi artırımı yapabileceklerdir.


 


Kurumlar vergisi mükellefleri, anılan yıllarla ilgili
olarak vermiş oldukları beyannamelerinde kurum kazancından indirilen ve 193
sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre tevkifata tabi tutulmuş
olan kazanç ve iratlarının bulunması hâlinde, bu tevkifat tutarlarını
da artırabileceklerdir.


 


Diğer taraftan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (k) bendine göre kurumlar vergisinden muaf bulunan ve bu
nedenle kurumlar vergisi beyannamesi ile muhtasar ve prim hizmet beyannamesini
vermemiş olan kooperatifler de 7440 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


B- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINDAN YARARLANABİLMEK İÇİN
YAPILACAK BAŞVURUNUN SÜRESİ VE ŞEKLİ


 


1- Başvurunun Süresi


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde başvuru süresi,
anılan Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan 31
Mayıs 2023 tarihi (bu tarih dâhil) olarak
belirlenmiş bulunmaktadır.


 


Buna göre, matrah ve vergi artırımında bulunmak isteyen
gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri,
bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslar dâhilinde, 31 Mayıs 2023 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden
artırımda bulunabileceklerdir.


 


Mükellefler, en geç 31 Mayıs 2023 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar ilgili vergi dairesine başvurmadıkları takdirde, 7440
sayılı Kanunla getirilen matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanamayacaklardır.


 


2- Başvurunun Şekli


 


7440 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin
hükümleri uyarınca verilmesi gereken bildirimlerden elektronik ortamda
gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi
beyannamelerini ya da muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini elektronik ortamda
göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik
ortamda gönderilmesi zorunludur.


 


Artırıma ilişkin yılda elektronik ortamda beyanname ve
bildirim verme zorunluluğu bulunmayan ancak bu Tebliğin yayımlandığı tarih
itibarıyla bu kapsamda olan mükellefler de matrah ve vergi artırımına ilişkin
bildirimlerini elektronik ortamda göndermek zorundadırlar.


 


Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu
bulunmayanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin başvurular; gelir, kurumlar
veya katma değer vergileri mükellefiyeti yönünden bağlı olunan ya da muhtasar
ve prim hizmet beyannamelerini vermiş oldukları vergi
dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.


 


Bu Tebliğin yayımlanmasından önce mükellefiyeti sona
erenler ile hakkında mükellefiyet tesis edilmemiş olanların, 7440 sayılı Kanun
kapsamında verilecek söz konusu bildirimleri elektronik ortamda gönderme
zorunlulukları bulunmamaktadır.


 


Matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerin ölüm,
gaiplik, tasfiye veya devir ya da tam bölünme gibi durumlarda birden fazla kişi
tarafından birlikte verilmesinin gerekli olduğu hallerde, söz konusu
bildirimlerin kağıt ortamında verilmesi gerekmektedir.


 


Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) ve (d)
bentlerinde sayılan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımına yönelik
başvurularını bağlı bulundukları vergi dairelerine yapmaları ve ödeme
taleplerini de başvuruları sırasında belirterek artırım üzerine hesaplanan
vergileri anılan bentlerde yer alan sürede ödemeleri icap etmektedir.


 


Diğer taraftan, mükelleflerce matrah ve vergi artırımına
ilişkin olarak yapılacak başvuruların, esas itibarıyla mükellef veya mükellefi
temsile yetkili kişilerce yapılması gerekmektedir.


 


7440 sayılı Kanun kapsamındaki 2018, 2019, 2020, 2021 ve
2022 yıllarında gelir, kurumlar veya katma değer vergileri ile gelir
(stopaj)/kurumlar (stopaj) vergisi yönünden farklı vergi dairelerinin mükellefi
olanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerin, en son
mükellefiyetleri bulunan vergi dairelerine verilmesi gerekmekte olup bu
bildirimlere dayanılarak tarh edilecek vergiler hakkında söz konusu vergi
daireleri tarha yetkili kılınmıştır.


 


Öte yandan, vergi artırımı kapsamına giren dönemler için
muhtasar ve prim hizmet beyannamesi yönünden merkez veya şubeleri için
ayrı ayrı mükellefiyetleri bulunan ve vergi artırımından yararlanmak
isteyen mükelleflerin, merkez ve her bir şube için ayrı ayrı vergi
artırımında bulunmaları gerekmektedir.


 


C- GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE
ARTIRIM


 


1- Yıllık Gelir Vergisi
Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı


 


a) Yıllık Gelir Vergisi
Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı


 


2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 takvim yıllarına ilişkin
olarak verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamelerinde vergiye tabi gelir
(matrah) beyan eden gelir vergisi mükelleflerinin bu yıllara ilişkin vergi
matrahlarının;


 


2018 yılı için............................................................... %35,


2019 yılı
için............................................................... %30,


2020 yılı
için............................................................... %25,


2021 yılı için............................................................... %20,


2022 yılı
için............................................................... %25


 


oranlarından az olmamak üzere artırılması
gerekmektedir (Ek:5). Dilerlerse mükellefler, ilgili yıllar
için, bu oranların üzerinde artırımda bulunabileceklerdir. Gelir vergisi
mükellefleri için artırıma esas olacak matrah, üzerinden gelir vergisi
hesaplanan matrah olacaktır.


 


Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak artırılan matrahların
tutarı;


 


aa) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit
edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı için;


 


2018 yılı
için...............................................  94.000 TL’den


2019 yılı
için...............................................  99.600 TL’den,


2020 yılı için.............................................. 
105.800 TL’den,


2021 yılı
için..............................................  112.400 TL’den,


2022 yılı
için............................................... 200.000 TL'den


 


ab) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre
tespit edilen gelir vergisi mükellefleri için;


 


2018 yılı
için................................................  63.800 TL'den,


2019 yılı
için................................................  66.400 TL'den,


2020 yılı
için................................................  70.500 TL'den,


2021 yılı
için................................................  75.000 TL'den,


2022 yılı
için................................................  105.000 TL'den


 


ac) Geliri sadece basit usulde tespit edilen ticari
kazançtan ibaret olan gelir vergisi mükellefleri için;


 


2018 yılı
için....................................................  9.400 TL'den,


2019 yılı
için...................................................   9.960
TL'den,


2020 yılı
için...................................................   10.580
TL'den


 


aç) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan
gelir vergisi mükellefleri için;


 


2018 yılı
için..................................................  37.600 TL'den,


2019 yılı
için..................................................  39.840 TL'den,


2020 yılı
için..................................................  42.320 TL'den,


2021 yılı
için..................................................  44.960 TL'den,


2022 yılı
için................................................... 80.000 TL'den


 


ad) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir vergisi
mükellefleri için;


 


2018 yılı
için................................................   63.800 TL'den,


2019 yılı için................................................  
66.400 TL'den,


2020 yılı
için................................................   70.500 TL'den,


2021 yılı
için................................................   75.000 TL'den,


2022 yılı için................................................  
105.000 TL'den


 


az olmayacaktır.


 


ae) Özellik arz eden durumlar


 


Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına veya işletme
hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek
erbabının, beyannamelerinde diğer gelir unsurlarının bulunması hâlinde söz
konusu mükellefler, durumlarına göre, Tebliğin bu bölümünün (aa) veya (ab) alt
bölümünde yer alan asgari matrahları dikkate almak suretiyle matrah artırımında
bulunacaklardır. Diğer bir ifadeyle, ticari veya zirai kazancı bilanço esasına
veya işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile
serbest meslek erbabına ilişkin asgari matrah tutarı üzerinden artırımda
bulunan mükellefler diğer gelir unsurları nedeniyle de vergi incelemesi ve
tarhiyata muhatap olmayacaktır.


 


Beyannamelerinde, ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek
kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat (bu
kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş olması hali dâhil) beyan
eden gelir vergisi mükellefleri için, işletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenen asgari matrahlar esas alınacaktır. Bu şekilde
matrah artırımında bulunan mükellefler sayılan gelir unsurları itibarıyla vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaklardır.


 


Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu
kazancının yanında beyannamelerinde vergiye tabi başka gelir unsurları beyan
eden mükellefler ile gayrimenkul sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye
iradı ve diğer kazanç ve irat beyan eden gelir vergisi mükellefleri de işletme
hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları
esas alacaklardır. Dolayısıyla, bu şekilde matrah artırımında bulunan
mükellefler sayılan gelir unsurları itibarıyla vergi incelemesi ve tarhiyata
muhatap olmayacaklardır.


 


193 sayılı Kanunun mükerrer 20/A maddesi ile 1/1/2021
tarihinden itibaren kazançları basit usulde tespit olunan mükelleflerin bu
kazançları gelir vergisinden istisna edilmiştir. Dolayısıyla bu mükelleflerin
istisna edilmiş kazançları nedeniyle 2021 ve 2022 takvim yıllarına ilişkin
matrah artırımında bulunmaları söz konusu değildir. Ancak bu kapsamdaki
mükellefler, istemeleri halinde söz konusu yıllara ilişkin ticari kazanç yönünden
de matrah artırımında bulunabileceklerdir. Bu takdirde işletme hesabı esasına
göre defter tutanlar için belirlenen asgari matrahlar dikkate alınarak matrah
artırımı yapılması gerekmektedir.


 


Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş
ve düzeltme işlemlerinin 7440 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
sonuçlandırılmış olması hali de dâhil olmak
üzere ikmalen, re'sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine
Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah artırımına
esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.


 


Ayrıca, ilgili yıllar için 7440 sayılı Kanunun 5 inci ve
geçici 1 inci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca matrah artırımında
bulunan gelir vergisi mükellefleri, mesken olarak kiraya verilen binalardan
elde edilen kira gelirlerine ilişkin olmak üzere o yıl için belirlenen istisna
tutarlarını matrah artırımı yaparken dikkate almayacaklardır.


 


Verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamesinde birden fazla
gelir unsuru bulunan mükellefler, matrah artırımlarını yıllık beyannamelerinde
yer alan toplam matrah üzerinden yapacaklar, gelir unsurlarının bir kısmı
itibarıyla artırımda bulunmayacaklardır.


 


Matrah artırımı talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak
gelir vergisi mükelleflerinin ölümü veya gaipliği hâlinde, bu mükelleflerin
varisleri, muris adına matrah artırımında bulunabilirler. Bu takdirde, tüm
mirasçıların birlikte matrah artırımında bulunması gerekeceği tabiidir. Ancak
şahsi ticari işletmenin faaliyetinin mirasçılar tarafından sürdürülmesi
hâlinde, bu faaliyeti devam ettiren mirasçı veya mirasçıların matrah
artırımında bulunması yeterli olacaktır.


 


Mükelleflerin 2022 takvim yılına yönelik matrah artırımında
bulunabilmesi için bu yıla ilişkin gelir vergisi beyannamesinin verilmiş olması
ve bu beyannamede beyan edilen vergiye esas matrahın; 2021 takvim yılında beyan
edilen matrahın %122,93 oranında artırılması suretiyle bulunan tutar ile 2022
takvim yılı üçüncü geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %40
oranında artırılması suretiyle bulunan tutarın yüksek olanından az olmaması
şarttır.


 


Diğer taraftan, 2022 takvim yılına ilişkin olarak; üçüncü
geçici vergilendirme dönemine ait gelir vergisi beyannamesinin verilmemiş
olması halinde; ikinci geçici vergilendirme dönemi beyannamesinde beyan edilen
matrahın %100 oranında artırılması suretiyle bulunan tutar; sadece birinci
geçici vergilendirme dönemi beyannamesinin verilmiş olması halinde de bu
beyannamede beyan edilen matrahın %300 oranında artırılması suretiyle bulunan
tutar, kıyaslamaya konu geçici vergi tutarı olarak dikkate alınacaktır.


 


2022 yılı geçici vergilendirme dönemlerine ilişkin
beyannamelerin tümünün verilmediği ancak 2021 takvim yılına ilişkin gelir
vergisi beyannamesinin verildiği durumda, 2022 takvim yılına ilişkin gelir
vergisi beyannamesinde beyan edilen matrahın 2021 takvim yılında beyan edilen
matrahın %122,93 oranında artırılması suretiyle bulunan tutardan az olmaması
gerekmektedir.


 


Aynı şekilde, 2022 takvim yılına ilişkin geçici vergi beyannamelerinin
verildiği ancak 2021 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin
verilmediği durumda, 2022 takvim yılına ilişkin gelir vergisi beyannamesinde
beyan edilen matrahın, bu yıl için verilen ilgili geçici vergi beyannamesinde
beyan edilen matrahın Tebliğin bu bölümünde yapılan açıklamalara göre
belirlenen oranlarda artırılması suretiyle bulunan tutarından az olmaması
gerekmektedir.


 


1/1/2023 tarihinden sonra, 2021 yılı gelir vergisi
beyannamesi ya da 2022 yılı üçüncü geçici vergilendirme dönemine ilişkin
beyanname başta olmak üzere Tebliğin bu bölümüne istinaden yapılacak
kıyaslamada dikkate alınacak beyannamelerde matrah azaltıcı nitelikte düzeltme
beyannamesi verilmesi durumunda, 2022 takvim yılına yönelik matrah artırımında
bulunulabilmesi için bu yıla ilişkin gelir vergisi beyannamesinde beyan
edilmesi gereken vergiye esas matrahın belirlenmesinde düzeltme öncesi beyan
edilen matrahlar esas alınacaktır.


 


Diğer taraftan, özel hesap dönemine tabi olan mükelleflerin
2022 yılı içinde sona eren vergilendirme dönemine ilişkin matrah artırımında
bulunmaları mümkün olup 2021 yılı içinde sona eren vergilendirme dönemine
ilişkin gelir vergisi beyannameleri ile 2022 yılında sona eren vergilendirme
döneminin üçüncü geçici vergilendirme dönemine ilişkin verilen beyannamelerde
bildirilen matrahların belirtilen oranlarda artırılması suretiyle kıyaslama
yapılması gerekmektedir.


 


af) Konuya ilişkin örnekler


 


Örnek 1- Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi
(A)'nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2018 yılı
için 340.000 TL, 2019 yılı için 354.000 TL, 2020 yılı için 440.000 TL, 2021
yılı için 600.000 TL'dir. Ayrıca, 2022 yılı üçüncü geçici vergilendirme
döneminde beyan edilen tutar 800.000 TL’dir.


 


Mükellef, 2018, 2019, 2020,
2021 ve 2022 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahlarını Kanun hükümlerinden
yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine
başvurmuştur.


 


2022 yılında adı geçen mükellefin, matrah artırımına
ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki gelir vergisi matrahı
1.000.000 TL’dir.


 


Bu mükellefin 2022 yılına ilişkin gelir vergisi yönünden
matrah artırımında bulunabilmesi için ilgili dönem beyannamesinde beyan
edilmesi gereken gelir vergisi matrahı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Beyan Edilen Matrahlar



Kanuna Göre Hesaplanan Matrahlar






2021 yılı gelir
vergisi matrahı



600.000



2021 yılında
beyan edilen matrahın %122,93 fazlası



[600.000+(600.000x%122,93)=] 1.337.580*






2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme dönemi matrahı



800.000



2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %40 fazlası



[800.000+(800.000x%40)=] 1.120.000






 






2022 yılına
ilişkin mükellefin matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan
önceki gelir vergisi matrahı



1.000.000






2022 yılına
ilişkin mükellefin beyan etmesi gereken gelir vergisi matrahı



1.337.580






*2022 yılında adı geçen mükellefin matrah artırımına ilişkin
kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki gelir vergisi matrahı 1.000.000
TL olup, bu tutar; 2021 yılı gelir vergisi beyannamesindeki matrahın %122,93
oranında artırılmasıyla bulunan tutar ile 2022 üçüncü geçici vergilendirme
döneminde beyan edilen matrahın %40 oranında artırılması suretiyle bulunan
tutardan az olduğundan, mükellefin 2022 takvim yılında beyana konu edilecek
vergiye esas matrahı en az 1.337.580 TL olacaktır.









 


Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı bu
Tebliğin (V/C-3) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 (1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı (TL) (1x2) (3)



Asgari Matrah Tutarı (TL) (4)



Hesaplamaya Esas Matrah (TL) (3 veya
4'ten Fazla Olanı)

 (5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL) (5x6)

 (7)






2018



340.000



%35



119.000



94.000



119.000



%20



23.800






2019



354.000



%30



106.200



99.600



106.200



%20



21.240






2020



440.000



%25



110.000



105.800



110.000



%20



22.000






2021



600.000



%20



120.000



112.400



120.000



%20



24.000






2022



1.337.580



%25



334.395



200.000



334.395



%20



66.879






Toplam



157.919









 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi
toplamda 157.919 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on iki
eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 2- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (B)’nin yıllık
beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2018 yılı için 300.000 TL, 2019
yılı için 370.000 TL, 2020 yılı için 400.000 TL, 2021 yılı için 450.000 TL'dir.



 


Ayrıca, 2022 yılı üçüncü geçici vergilendirme döneminde
beyan edilen tutar 1.400.000 TL’dir.


 


Mükellef, 2018, 2019, 2020,
2021 ve 2022 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahlarını Kanun hükümlerinden
yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine
başvurmuştur.


 


2022 yılında adı geçen mükellefin matrah artırımına ilişkin
kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki gelir vergisi matrahı 2.000.000
TL’dir.


 


Bu mükellefin 2022 yılına ilişkin gelir vergisi yönünden
matrah artırımında bulunabilmesi için ilgili dönem beyannamesinde beyan
edilmesi gereken gelir vergisi matrahı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Beyan Edilen Matrahlar



Kanuna Göre Hesaplanan Matrahlar






2021 yılı gelir
vergisi matrahı



450.000



2021 yılında
beyan edilen matrahın %122,93 fazlası



[450.000+(450.000x%122,93)=] 1.003.185






2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme dönemi matrahı



1.400.000



2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %40 fazlası



[1.400.000+(1.400.000x%40)=] 1.960.000






2022 yılına
ilişkin mükellefin matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate
alınmadan önceki gelir vergisi matrahı



2.000.000*






2022 yılına
ilişkin mükellefin beyan etmesi gereken gelir vergisi matrahı



2.000.000






*2022 yılında adı geçen mükellefin matrah artırımına ilişkin
kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki gelir vergisi matrahı 2.000.000
TL olup, bu tutar; 2021 yılı gelir vergisi beyannamesindeki matrahın %122,93
oranında artırılmasıyla bulunan tutar ile 2022 üçüncü geçici vergilendirme
döneminde beyan edilen matrahın %40 oranında artırılması suretiyle bulunan
tutardan fazla olduğundan, mükellefin 2022 takvim yılında beyana konu
edilecek vergiye esas matrahı 2.000.000 TL olacaktır.









 


Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı bu
Tebliğin (V/C-3) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 (1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı (TL) (1x2) (3)



Asgari Matrah Tutarı (TL) (4)



Hesaplamaya Esas Matrah (TL) (3 veya 4'ten Fazla Olanı)

 (5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL) (5x6)

 (7)






2018



300.000



%35



105.000



94.000



105.000



%20



21.000






2019



370.000



%30



111.000



99.600



111.000



%20



22.200






2020



400.000



%25



100.000



105.800



105.800



%20



21.160






2021



450.000



%20



90.000



112.400



112.400



%20



22.480






2022



2.000.000



%25



500.000



200.000



500.000



%20



100.000






Toplam



186.840









 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir
vergisi toplamda 186.840 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği
gibi on iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 3-
Serbest meslek erbabı (B)’nin 2019 yılı gelir vergisi beyannamesinde beyan
ettiği gelir vergisi matrahı 420.000 TL’dir. Mükellefin bu matraha ilişkin
beyan ettiği gelirleri aşağıdaki gibidir.


 


Serbest meslek
kazancı........................................ 140.000 TL


Birinci işverenden alınan
ücret............................. 110.000 TL


İkinci işverenden alınan
ücret..............................  100.000 TL


Kira
geliri............................................................. 
70.000 TL


 


Mükellef (B), 2019 yılı gelir vergisi
matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde
bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur. Bu mükellefin matrah artırımına
ilişkin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 


2019 yılı gelir vergisi
matrahı............................ 420.000 TL


2019 yılı için artırım
oranı............................................. %30


Artırılan matrah tutarı (420.000 x
%30=).......... 126.000 TL


Kanunla belirlenen asgari matrah.........................
99.600 TL







Yıl

 



İlgili Yıl Vergi Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla Olanı)

(5)



Vergi Oranı

 

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2019



420.000



%30



126.000



99.600



126.000



%15



18.900









 


Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah
126.000 TL’dir. Mükellefin beyanı, Kanuna göre serbest meslek mükelleflerinin
2019 yılı için belirlenmiş asgari matrah tutarından (99.600 TL) fazla
olduğundan, mükellefin beyanı esas alınacaktır.


 


Matrah artırımında bulunulan yıla ilişkin
yıllık gelir vergisi beyannamesi süresinde verilerek tahakkuk eden vergilerin
süresinde ödendiği ve mükellefin bu vergi türleri için Kanunun 2 nci ve 3 üncü
maddelerinden yararlanmadığı varsayılarak vergi oranı %15 olarak dikkate
alınmıştır. Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi
18.900 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on iki eşit
taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 4-
Serbest meslek erbabı (C)’nin yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi
matrahı; 2018 yılı için 260.000 TL, 2019 yılı için 324.000 TL, 2020 yılı için
400.000 TL, 2021 yılı için 550.000 TL ve 2022 yılı için ise 600.000 TL’dir.
Mükellefin 2022 yılı üçüncü geçici vergilendirme dönemine ilişkin gelir vergisi
matrahı ise 500.000 TL’dir.


 


Mükellef, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına
ilişkin gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için
başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.


 


2022 yılında adı geçen mükellefin matrah artırımına ilişkin
kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki gelir vergisi matrahı 600.000
TL’dir.


 


Bu mükellefin 2022 yılına ilişkin gelir vergisi yönünden
matrah artırımında bulunabilmesi için ilgili dönem beyannamesinde beyan
edilmesi gereken gelir vergisi matrahı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Beyan Edilen Matrahlar



Kanuna Göre Hesaplanan Matrahlar






2021 yılı gelir
vergisi matrahı



550.000



2021 yılında
beyan edilen matrahın %122,93 fazlası



[550.000+(550.000 x%122,93)]= 1.226.115*







2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme dönemi matrahı



500.000



2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %40 fazlası



[500.000+(500.000 x%40)]=700.000






 






2022 yılına
ilişkin mükellefin matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate
alınmadan önceki gelir vergisi matrahı



600.000






2022 yılına
ilişkin mükellefin beyan etmesi gereken gelir vergisi matrahı



1.226.115






*2022 yılında adı geçen mükellefin matrah artırımına ilişkin
kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki gelir vergisi matrahı 600.000 TL
olup, bu tutar; 2021 yılı gelir vergisi beyannamesindeki matrahın %122,93
oranında artırılmasıyla bulunan tutar ile 2022 üçüncü geçici vergilendirme
döneminde beyan edilen matrahın %40 oranında artırılması suretiyle bulunan
tutardan az olduğundan, mükellefin 2022 takvim yılında beyana konu edilecek
vergiye esas matrahı en az 1.226.115 TL olacaktır.









 


Bu durumda, mükellefin 2022 yılı gelir vergisi
beyannamesinde beyan edeceği matrahı 1.226.115 TL olup Kanuna göre ödeyeceği gelir
vergisi tutarı bu Tebliğin (V/C-3) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde
aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


                                                        








Yıl



İlgili Yıllar Vergi Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla Olanı)

(5)



Vergi Oranı (6)



Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2018



260.000



%35



91.000



94.000



94.000



%20



18.800






2019



324.000



%30



97.200



99.600



99.600



%20



19.920






2020



400.000



%25



100.000



105.800



105.800



%20



21.160






2021



550.000



%20



110.000



112.400



112.400



%20



22.480






2022



1.226.115



%25



306.528,75



200.000



306.528,75



%20



61.305,75






Toplam



143.665,75









 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken
gelir vergisi toplamda 143.665,75 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin
ödenebileceği gibi on iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 5-
Sadece basit usulde ticari kazanç elde eden (D)’nin ticari kazancına ilişkin
olarak 2019 yılı için beyan ettiği gelir vergisi matrahı 50.000 TL’dir.
Mükellef, 2019 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak
artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine
başvurmuştur.


 


Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde
olacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıl Vergi Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla Olanı)

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2019



50.000



%30



15.000



9.960  



15.000



%20



3.000









 


 Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir
vergisi 3.000 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on iki
eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 6-
Ticari kazancı basit usulde tespit edilen (E)’nin 2019 yılı için beyan ettiği
gelir vergisi matrahı 85.000 TL’dir. Mükellefin matrahının 42.000 TL’si basit
usulde tespit edilen ticari kazanç, 43.000 TL’si konut kira gelirinden
oluşmaktadır. Mükellef söz konusu yıla ait beyannamesini kanuni süresinde
vermiş ve tahakkuk eden gelir ve damga vergisini süresinde ödemiştir.


 


Mükellef, 2019 yılı gelir vergisi matrahını
Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı
bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.


 


Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki
şekilde olacaktır.


 


2019 yılı gelir vergisi
matrahı................................ 85.000 TL


2019 yılı için artırım
oranı.....................................         
%30


Artırılan matrah tutarı (85.000 x
%30=)................  25.500 TL


Kanunla belirlenen asgari
matrah...........................  66.400 TL


 







Yıl



İlgili Yıl Vergi Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla Olanı)

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2019



85.000



%30



25.500



66.400



66.400



%15



9.960









 


Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah 25.500
TL’dir. Ancak, 7440 sayılı Kanuna göre basit usul mükelleflerinin beyana tabi
gelirinin yanında beyan edilen başka bir gelirinin de bulunması nedeniyle
artırımda bulunacakları asgari matrahın tespitinde, işletme hesabı esasına göre
defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrah tutarları esas
alınacaktır. Buna göre asgari matrah tutarı, 66.400 TL’den aşağı
olamayacağından hesaplamada bu tutar dikkate alınacaktır.


 


Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi
9.960 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on iki eşit
taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 7-
Üç ayrı işverenden elde ettiği ücret gelirinden dolayı yıllık gelir vergisi
beyannamesi vermiş olan mükellef (H)’nin 2021 yılındaki vergi matrahı 370.000 TL’dir.
Ücret gelirinin tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunmaktadır.


 


Birinci işverenden alınan ücret ..............
180.000 TL


İkinci işverenden alınan ücret
................ 100.000 TL


Üçüncü işverenden alınan ücret
.............   90.000 TL


 


Mükellef, 2021 yılı gelir vergisi matrahını
Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı
bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.


Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki
şekilde olacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıl Vergi Matrahı (TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı

(1x2)

(3)



Asgari Matrah Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas Matrah

(TL)

(3 veya 4’ten Fazla Olanı

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)






2021



370.000



%20



74.000



75.000



75.000



%15



11.250









 


 Matrah artırımında bulunulan yıla
ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi süresinde verilerek damga vergisi
dâhil olmak üzere tahakkuk eden vergiler zamanında ödenmiş ve bu vergi türleri
için 7440 sayılı Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddelerinden yararlanılmadığından
vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.


 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir
vergisi 11.250 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on iki
eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 8- Gayrimenkul
sermaye iradı elde eden gelir vergisi mükellefi (F), 2022 takvim yılı için
matrah artırımında bulunmak istemektedir. Mükellefin 2021 takvim yılına ait
yıllık beyannamesinde beyan ettiği matrah 200.000 TL’dir. Adı geçen mükellefin 2022
yılında matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki
gelir vergisi matrahı 350.000 TL’dir. Bu mükellef 2022 yılı gelir vergisi
matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için süresi içinde 
bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.


 


2022 yılına ilişkin gelir vergisi yönünden matrah
artırımında bulunabilmesi için ilgili dönem beyannamesinde beyan edilmesi
gereken gelir vergisi matrahı aşağıdaki şekilde olacaktır.


 







Beyan Edilen Matrahlar



Kanuna Göre Hesaplanan Matrahlar






2021 yılı gelir
vergisi matrahı



200.000



2021 yılında
beyan edilen matrahın %122,93 fazlası



[200.000+(200.000 x%122,93)]= 445.860






 






2022 yılına
ilişkin mükellefin matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan
önceki gelir vergisi matrahı



 350.000*






2022 yılına
ilişkin mükellefin beyan etmesi gereken gelir vergisi matrahı



445.860






*2022 yılında adı geçen mükellefin matrah artırımına ilişkin kıyaslama
hükümleri dikkate alınmadan önceki gelir vergisi matrahı 350.000 TL olup, bu
tutar; 2021 yılı gelir vergisi beyannamesindeki matrahın %122,93 oranında
artırılmasıyla bulunan tutardan az olduğundan, mükellefin 2022 takvim yılında
beyana konu edilecek vergiye esas matrahı en az 445.860 TL olacaktır.
















 


Bu durumda, mükellefin 2022 yılı gelir vergisi
beyannamesinde beyan edeceği matrahı 445.860 TL olup Kanuna göre ödeyeceği gelir
vergisi tutarı bu Tebliğin (V/C-3) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde
aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 







Yıl



Beyan Edilen Matrah Tutarı

(TL)

(1)



Beyan Edilen Matrahın % 25’i

(2)



Asgari Matrah

Tutarı (TL)

(3)



Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL) (2 veya 3’ten Fazla
Olanı)

(4)



Vergi Oranı

(5)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(4 x 5)

(6)






2022



445.860



111.465



80.000



111.465



%20



22.293









 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi
22.293 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on iki eşit
taksitte de ödenebilecektir.


 


b) Mükellefiyet Kayıtları Olup Yıllık Gelir Vergisi
Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler
ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Hâlde Mükellefiyet Tesis
Ettirmemiş Olanların Matrah Artırımı


 


2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin olarak,


 


-Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde zarar beyan eden
mükellefler,


-Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde indirim ve
istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen mükellefler,


-Mükellefiyet kayıtları olup da beyanname vermemiş olan
mükellefler,


-İlgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş
olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında
bırakanlar,


 


bu bölümdeki açıklamaları esas alarak matrah artırımından
yararlanabileceklerdir (Ek:5).


 


ba) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir
vergisi mükellefleri ile serbest meslek
erbabı;


 


2018 yılı
için.............................................    94.000
TL’den


2019 yılı
için.............................................    99.600
TL’den,


2020 yılı
için.............................................  105.800 TL’den,


2021 yılı
için.............................................  112.400 TL’den,


2022 yılı
için.............................................. 200.000 TL'den


 


az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla
7440 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit
edilmesi gereken gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının,
kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının bulunması hâlinde dahi,
söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere
matrah artırımında bulunacaklardır. Bu kapsamda, ticari veya zirai kazancı
bilanço esasına göre tespit edilmesi gerekenler ile serbest meslek erbabına
ilişkin asgari matrah tutarı üzerinden artırımda bulunan mükellefler diğer
gelir unsurları nedeniyle de vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap
olmayacaktır.


 


bb) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir
vergisi mükellefleri;


 


2018 yılı
için.............................................  63.800 TL'den,


2019 yılı
için.............................................  66.400 TL'den,


2020 yılı
için.............................................  70.500 TL'den,


2021 yılı için............................................. 
75.000 TL'den,


2022 yılı
için.............................................. 105.000 TL'den  


 


az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları
şartıyla 7440 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.


 


Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre
tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükelleflerinin, kazanç ve iratları
arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması hâlinde, söz konusu mükellefler,
yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında
bulunacaklardır.


 


Bu kapsamda, ticari veya zirai kazancı işletme hesabı
esasına göre tespit edilmesi gerekenlere ilişkin asgari matrah tutarı üzerinden
artırımda bulunan mükellefler diğer gelir unsurları nedeniyle de vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.


 


bc) Geliri sadece
basit usulde tespit edilen ticari kazançtan ibaret olan gelir
vergisi mükellefleri;


 


2018 yılı için.................................................. 
9.400 TL'den,


2019 yılı
için..................................................  9.960 TL'den,


2020 yılı
için..................................................  10.580 TL'den


 


az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla
7440 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


bç) Geliri sadece
gayrimenkul sermaye iradından oluşan gelir vergisi
mükellefleri;


 


 2018 yılı
için..............................................  37.600 TL'den,


 2019 yılı
için..............................................  39.840 TL'den,


 2020 yılı
için..............................................  42.320 TL'den,


 2021 yılı
için..............................................  44.960 TL'den,


 2022 yılı için.............................................. 
80.000 TL'den


 


az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları
şartıyla 7440 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.


 


bd) Geliri yukarıda
sayılanlar dışında kalan gelir vergisi mükellefleri;


 


2018 yılı
için.............................................  63.800 TL'den,


2019 yılı
için.............................................  66.400 TL'den,


2020 yılı
için.............................................  70.500 TL'den,


2021 yılı
için.............................................  75.000 TL'den,


2022 yılı
için.............................................  105.000 TL'den


 


az olmamak üzere, işletme hesabı esasına göre defter
tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlar üzerinden matrah beyanında
bulunmaları şartıyla 7440 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.


 


Ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında
kalan ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya
iratların birkaçının elde edilmiş olması hali dâhil) elde eden gelir
vergisi mükellefleri, matrah artırımlarında işletme hesabı esasına göre defter
tutan mükellefler için belirlenen ve yukarıda yer alan asgari matrahları esas
alacaklardır.


 


be) Özellik arz eden durumlar


 


Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu
kazancının yanında vergiye tabi başka gelir unsurları elde eden mükellefler ile
gayrimenkul sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer
kazanç ve irat elde eden gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına
göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas
alacaklardır.


 


Diğer taraftan, ticaret şirketleri, 213 sayılı Kanun
uyarınca birinci sınıf tüccar olarak değerlendirildiklerinden, kollektif şirketlerde
ortaklar ile komandit şirketlerde komandite ortaklar, bilanço esasına göre
defter tutan mükellefler hakkında yapılan açıklamalar çerçevesinde matrah
artırımında bulunabileceklerdir. Adi komandit şirketlerin, menkul sermaye iradı
elde eden komanditer ortakları da bu iratlarıyla ilgili olarak matrah artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Adi ortaklıklarda ortaklar, yıllık gelir vergisi
beyannamesi vermek zorunda olduklarından bunlar, yukarıda açıklanan esaslardan
durumlarına uyan şekilde matrah artırımında bulunabileceklerdir.


 


2022 yılına ilişkin matrah artırımında bulunmak isteyen
gelir vergisi mükellefleri tarafından 2021 takvim yılı ve 2022 yılının üçüncü
geçici vergilendirme dönemine ilişkin;


 


- Gelir vergisi beyannamesinde zarar beyan edilmiş olması,


- İndirim ve istisnalar nedeniyle verdikleri
beyannamelerinde matrah oluşmaması veya


- Hiç beyanname verilmemiş olması (ilgili yıllarda
faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve
gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar dâhil)


 


durumunda Tebliğin (V/C-1-a) bölümünde yer alan kıyaslamaya
ilişkin açıklamalar dikkate alınmayacak, 2022 yılı gelir vergisi matrah
artırımına ilişkin tutarların belirlenmesinde Kanunun geçici 1 inci maddesinde
yer alan asgari tutarlardan az olmamak üzere bu yıla ilişkin beyan edilen
matrah tutarının %25’i dikkate alınacaktır.


 


bf) Konuya ilişkin örnekler


 


Örnek 9- Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi
(K)'nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2018 yılı
için 260.000 TL, 2019 yılı için 364.000 TL, 2020 yılı için 424.000 TL'dir.
Mükellef 2021 yılı için yıllık beyanname vermemiş ve 2022 yılı üçüncü geçici
vergilendirme dönemi ile 2022 yılı için zarar beyan etmiştir.


 


Bu mükellef, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına
ilişkin gelir vergisi matrahını 7440 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak
artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.


 


Mükellef tarafından 2021 yılına ilişkin beyanname
verilmemiş ve 2022 yılı üçüncü geçici vergilendirme döneminde zarar beyan
edilmiş olması nedeniyle 2022 yılı için kıyaslama yapılmamış ve 2022 yılında da
zarar beyan edildiğinden, asgari tutar dikkate alınarak matrah artırımı
yapılmıştır. Mükellefin, 7440 sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı
aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

(1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı (TL) (1x2) (3)



Asgari Matrah Tutarı (TL) (4)



Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4'ten Fazla Olanı)

(5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL) (5x6)

(7)






2018



260.000



%35



91.000



94.000



94.000



%20



18.800






2019



364.000



%30



109.200



99.600



109.200



%20



21.840






2020



424.000



%25



106.000



105.800



106.000



%20



21.200






2021



-



%20



-



112.400



112.400



%20



22.480






2022



-



%25



-



200.000



200.000



%20



40.000






Toplam



124.320









 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi
gereken gelir vergisi 124.320 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin
ödenebileceği gibi on iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 10- Bilanço
esasına göre defter tutan ticari kazanç mükellefi (H), 2021 takvim yılına
ilişkin vermiş olduğu yıllık gelir vergisi beyannamesinde 1.000.000 TL zarar
beyan etmiş, 2022 takvim yılına ilişkin birinci, ikinci ve üçüncü dönem gelir
geçici vergi beyannamelerini vermemiş ve 15 Mart 2023 tarihinde vermiş olduğu
2022 takvim yılı gelir vergisi beyannamesinde 600.000 TL matrah beyan etmiştir.


 


Mükellef tarafından 2021 yılı ile 2022 üçüncü geçici
vergilendirme döneminde zarar beyan edilmiş olması nedeniyle 2022 yılı için
kıyaslama yapılmamış, 2022 yılında matrah beyan edildiğinden, bu matrah
üzerinden hesaplanan tutar ile asgari tutar karşılaştırılarak matrah artırımı
yapılmıştır.


 


Buna göre, Mükellef (H)'nin, 7440 sayılı Kanuna göre
ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.


 







Yıl



Beyan Edilen Matrah Tutarı

(TL)

(1)



Beyan Edilen Matrahın %25’i

(2)



Asgari Matrah

Tutarı (TL)

(3)



Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL) (1 veya 2’den Fazla
Olanı)

(4)



Vergi Oranı

(5)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(4 x 5)

(6)






2022



600.000



150.000



200.000



200.000



%20



40.000









 


Mükellefin ödeyeceği vergi tutarı 40.000 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on
iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 11- Mükellef (B), 2018 yılında kira geliri elde etmiş olduğu halde, bu gelirini
vergi dairesinin bilgisi dışında bırakmış ve mükellefiyet tesis ettirmemiştir.


 


Mükellef (B), 2018 yılı için gelir vergisi matrahını, 7440
sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde
ilgili vergi dairesine, sadece gayrimenkul sermaye iradı elde ettiğini
belirterek başvurmuştur.


 


Mükellef (B)’nin ilgili yıl için belirlenen asgari
matrahtan az olmamak üzere matrah beyan etmesi gerekmektedir.


 


Buna göre, Mükellef (B)’nin, 7440 sayılı Kanuna göre ödeyeceği
gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.


 







Yıl



Beyan Edilen Matrah Tutarı

(TL)

(1)



Asgari Matrah

Tutarı (TL)

(2)



Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL) (1 veya 2’den Fazla
Olanı)

(3)



Vergi Oranı

(4)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(3 x 4)

(5)






2018



-



37.600



37.600



%20



7.520









 


Mükellefin ödeyeceği vergi tutarı 7.520 TL olacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on
iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


2- Yıllık Kurumlar Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı


 


a) Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan
Mükelleflerin Matrah Artırımı


 


2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 takvim yıllarına ilişkin
olarak verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde vergiye tabi kurum kazancı
(matrah) beyan eden kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin vergi
matrahlarının;


 


2018 yılı
için..................................................................... %35,


2019 yılı
için..................................................................... %30,


2020 yılı
için..................................................................... %25,


2021 yılı
için..................................................................... %20,


2022 yılı için.....................................................................
%25


 


oranlarından az olmamak üzere artırılması gerekmektedir (Ek:6).
Dilerlerse mükellefler, ilgili yıllar için bu oranların üzerinde artırımda
bulunabileceklerdir. Kurumlar vergisi mükelleflerince artırıma esas olacak
matrah, doğrudan üzerinden vergi hesaplanan kurumlar vergisi matrahı olacaktır.


 


Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak kurumlar vergisi
mükelleflerince artırılan matrahların tutarı;


 


2018 yılı için....................................................... 200.000
TL’den,


2019 yılı
için....................................................... 215.000
TL’den,


2020 yılı
için....................................................... 230.000
TL’den,


2021 yılı için....................................................... 260.000
TL’den,


2022 yılı
için....................................................... 500.000 TL’den 


 


az olmayacaktır.


 


Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş
ve düzeltme işlemlerinin 7440 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
sonuçlandırılmış olması hali de dâhil olmak üzere, Kanunun yayımlandığı
tarihten önce ikmalen, re’sen veya idarece yapılıp kesinleşen tarhiyatlar,
matrah artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.


 


Mükelleflerin 2022 takvim yılına yönelik matrah artırımında
bulunabilmesi için bu yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmiş
olması ve bu beyannamede beyan edilen vergiye esas matrahın; 2021 takvim
yılında beyan edilen matrahın %122,93 oranında artırılması suretiyle bulunan
tutar ile 2022 takvim yılı üçüncü geçici vergilendirme döneminde beyan edilen
matrahın %40 oranında artırılması suretiyle bulunan tutarın yüksek olanından az
olmaması şarttır.


 


Diğer taraftan, 2022 takvim yılına ilişkin olarak; üçüncü
geçici vergilendirme dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesinin verilmemiş
olması halinde; ikinci geçici vergilendirme dönemi beyannamesinde beyan edilen
matrahın %100 oranında artırılması suretiyle bulunan tutar; sadece birinci
geçici vergilendirme dönemi beyannamesinin verilmiş olması halinde de bu
beyannamede beyan edilen matrahın %300 oranında artırılması suretiyle bulunan
tutar, kıyaslamaya konu geçici vergi tutarı olarak dikkate alınacaktır.


 


2021 takvim yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin
verildiği ancak 2022 yılı geçici vergilendirme dönemlerine ilişkin
beyannamelerin verilmediği durumda, 2022 takvim yılına ilişkin kurumlar vergisi
beyannamesinde beyan edilen matrahın 2021 takvim yılında beyan edilen matrahın
%122,93 oranında artırılması suretiyle bulunan tutardan az olmaması
gerekmektedir.


 


Aynı şekilde, 2021 takvim yılına ilişkin yıllık kurumlar
vergisi beyannamesinin verilmediği ancak 2022 takvim yılına ilişkin geçici
vergi beyannamelerinin verildiği durumda, 2022 takvim yılına ilişkin kurumlar
vergisi beyannamesinde beyan edilen matrahın, bu yıl için verilen ilgili geçici
vergi beyannamesinde beyan edilen matrahın Tebliğin bu bölümünde yapılan
açıklamalara göre belirlenen oranlarda artırılması suretiyle bulunan tutardan
az olmaması gerekmektedir.


 


Diğer taraftan özel hesap dönemine tabi olan mükelleflerin
2022 yılı içinde sona eren vergilendirme dönemine ilişkin matrah artırımında
bulunmaları mümkün olup 2021 yılı içinde sona eren vergilendirme dönemine
ilişkin kurumlar vergisi beyannameleri ile 2022 yılında sona eren vergilendirme
döneminin üçüncü geçici vergilendirme dönemine ilişkin verilen beyannamelerde
bildirilen matrahların belirtilen oranlarda artırılması suretiyle kıyaslama
yapılması gerekmektedir.


 


1/1/2023 tarihinden sonra, 2021 yılı kurumlar vergisi
beyannamesi ya da 2022 yılı üçüncü geçici vergilendirme dönemine ilişkin
beyanname başta olmak üzere Tebliğin (V/C-2-a) bölümüne istinaden yapılacak
kıyaslamada dikkate alınacak beyannamelerde matrah azaltıcı nitelikte düzeltme
beyannamesi verilmesi durumunda, 2022 takvim yılına yönelik matrah artırımında
bulunulabilmesi için bu yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde beyan
edilmesi gereken vergiye esas matrahın belirlenmesinde düzeltme öncesi beyan
edilen matrahlar esas alınacaktır.


 


Örnek 12- 2022 yılına
yönelik matrah artırımı talebinde bulunmak isteyen (Z) A.Ş.’nin bu dönemde
matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki kurumlar
vergisi matrahı 780.000 TL’dir. Mükellefin ayrıca 2021 yılı kurumlar vergisi
matrahı 400.000 TL, 2022 yılı üçüncü dönem kurum geçici vergi beyannamesinde
beyan etmiş olduğu vergiye esas matrah ise 550.000 TL’dir. Adı geçen kurumun
2022 yılına yönelik matrah artırımında bulunabilmesi için bu yıla ilişkin
kurumlar vergisi beyannamesinde beyan etmesi gereken kurumlar vergisi matrahı
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 







Beyan Edilen Matrahlar



Kanuna Göre Hesaplanan Matrahlar






2021 yılı
kurumlar vergisi matrahı



400.000



2021 yılında beyan
edilen matrahın %122,93 fazlası



(400.000+(400.000 x %122,93)=) 891.720*






2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme dönemi matrahı



550.000



2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %40 fazlası



(550.000+(550.000 x %40)=) 770.000






 






2022 yılına
ilişkin mükellefin matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate
alınmadan önceki kurumlar vergisi matrahı



780.000






2022 yılına
ilişkin mükellefin beyan etmesi gereken kurumlar vergisi matrahı



891.720






*2022 yılında adı geçen mükellefin matrah artırımına ilişkin
kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki kurumlar vergisi matrahı 780.000
TL olmakla birlikte, bu mükellefin 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi
yönünden matrah artırımında bulunabilmesi için 2022 yılı beyannamesinde beyan
edilmesi gereken kurumlar vergisi matrahının 891.720 TL olması gerekmektedir.










 


Yukarıdaki tabloya göre mükellefin 2022 yılına yönelik
matrah artırımında bulunabilmesi için bu döneme yönelik beyannamesinde beyana konu
edilecek kurumlar vergisi matrahının 891.720 TL’den az olmaması gerekmektedir.


 


Bu kapsamda, mükellef kurumun 2022 yılına yönelik matrah
artırımı kapsamında ödemesi gereken vergi aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 







 

 

Yıl



 

Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki Matrah
Tutarı

(TL)

(1)



 

Beyan Edilen Matrahın % 25’i

(2)



 

Asgari Matrah

Tutarı (TL)

(3)



 

Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL) (2
veya 3’ten Fazla Olanı)

(4)



 

 

Vergi Oranı

(5)



 

Ödenecek Vergi (TL)

(4 x 5)

(6)






2022



891.720



222.930



500.000



500.000



%20



100.000









 


Örnek 13- (ABC) Ltd.
Şti., 7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddeleri hükümlerine
istinaden 2022 hesap dönemine yönelik matrah artırımında bulunmak istemektedir.
Adı geçen kurumun matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate
alınmadan önceki kurumlar vergisi matrahı 2.750.000 TL’dir. Mükellefin 2021
takvim yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesindeki matrahı 300.000 TL
olup, 2022 takvim yılın ikinci ve üçüncü geçici vergilendirme dönemine ilişkin
kurum geçici vergi beyannameleri mükellef tarafından verilmemiştir. Diğer
taraftan, anılan kurum tarafından verilen 2022 yılının birinci geçici
vergilendirme dönemine ilişkin geçici vergi beyannamesinde 250.000 TL matrah
beyan edilmiştir.


 


Buna göre, (ABC) Ltd. Şti. tarafından 2022 yılına ilişkin
kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunulabilmesi için öncelikle
2022 yılı beyannamesinde beyan edilmesi gereken kurumlar vergisi matrahının;
2021 takvim yılında beyan edilen matrah ile 2022 takvim yılı birinci geçici
vergilendirme döneminde beyan edilen matrahların Kanun hükmünde belirlenen
oranda artırılması suretiyle bulunan matrahlarla kıyaslanması ve kıyaslama
sonucunda bulunacak tutarların yüksek olanından az olmaması gerekmektedir.


 


Adı geçen Kurumun 2022 yılına yönelik matrah artırımında
bulunabilmesi için bu yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde beyan etmesi
gereken kurumlar vergisi matrahı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 







Beyan Edilen Matrahlar



Kanuna Göre Hesaplanan Matrahlar






2021 yılı
kurumlar vergisi matrahı



300.000



2021 yılında
beyan edilen matrahın %122,93 fazlası



[300.000+(300.000 x %122,93)=] 668.790






2022 yılı
birinci geçici vergilendirme dönemi matrahı



250.000



2022 yılı
birinci geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %300 fazlası



[250.000+(250.000 x %300)=] 1.000.000






 






2022 yılına
ilişkin mükellefin matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate
alınmadan önceki kurumlar vergisi matrahı



2.750.000*






2022 yılına
ilişkin mükellefin beyan etmesi gereken kurumlar vergisi matrahı



                                                
2.750.000






*2022 yılında adı geçen mükellefin matrah artırımına ilişkin
kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki kurumlar vergisi matrahı
2.750.000 TL olup, bu tutar; 2021 yılı kurumlar vergisi beyannamesindeki
matrahın %122,93 oranında artırılmasıyla bulunan tutar ile 2022 yılı birinci
geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %300 oranında
artırılması suretiyle bulunan tutardan fazla olduğundan, mükellefin 2022
takvim yılında beyana konu edilecek vergiye esas matrahı en az 2.750.000 TL
olacaktır.









 


Diğer taraftan, mükellef kurum tarafından 2022 yılına
yönelik matrah artırımı kapsamında ödemesi gereken vergi aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.


 







 

 

Yıl



 

Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki Matrah
Tutarı

(TL)

(1)



 

Beyan Edilen Matrahın % 25’i

(2)



 

Asgari Matrah

Tutarı (TL)

(3)



 

Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL) (2
veya 3’ten Fazla Olanı)

(4)



 

 

Vergi Oranı

(5)



 

Ödenecek Vergi (TL)

(4 x 5)

(6)






2022



2.750.000



687.500



500.000



687.500



%20



137.500









 


Örnek 14- (Y) Ltd.
Şti.’nin 2021 takvim yılındaki kurumlar vergisi beyannamesinde beyana konu
ettiği vergiye esas matrahı 250.000 TL, 2022 yılı üçüncü geçici vergilendirme
dönemine ait geçici vergi beyannamesindeki kurum geçici vergi matrahı 310.000
TL’dir. Mükellef, söz konusu beyannameleri kanuni sürelerinde vergi dairesine
vermiştir. Diğer taraftan, adı geçen kurumun 2022 yılına ilişkin matrah
artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki kurumlar
vergisi matrahı ise 500.000 TL’dir. 2022 yılına yönelik matrah artırımı
talebinde bulunmak isteyen (Y) Ltd. Şti., 21/3/2023 tarihinde vergi dairesine
düzeltme beyannamesi vermiş ve 2021 yılı kurumlar vergisi matrahını 200.000 TL
olarak düzeltmiştir. Bu durumda mükellef tarafından 2021 yılı kurumlar vergisi
beyanına yönelik 1/1/2023 tarihinden sonra matrah azaltıcı nitelikte düzeltme
beyannamesi verildiğinden, yapılacak kıyaslamada düzeltme öncesi beyan edilen
matrah tutarı dikkate alınacaktır. Buna göre (Y) Ltd. Şti. tarafından 2022
yılına yönelik kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulabilmesi için bu yıla
ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde beyan etmesi gereken kurumlar vergisi
matrahı aşağıdaki gibi olacaktır.


 







Beyan Edilen Matrahlar



Kanuna Göre Hesaplanan Matrahlar






2021 yılı
kurumlar vergisi matrahı



250.000



2021 yılında
beyan edilen matrahın %122,93 fazlası



[250.000+(250.000 x %122,93)=] 557.325*






2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme dönemi matrahı



310.000



2022 yılı üçüncü
geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %40 fazlası



[310.000+(310.000 x %40)=] 434.000






 






2022 yılına
ilişkin mükellefin matrah artırımına ilişkin kıyaslama hükümleri dikkate
alınmadan önceki kurumlar vergisi matrahı



500.000






2022 yılına
ilişkin mükellefin beyan etmesi gereken kurumlar vergisi matrahı



557.325






*2022 yılında adı geçen mükellefin matrah artırımına ilişkin
kıyaslama hükümleri dikkate alınmadan önceki kurumlar vergisi matrahı 500.000
TL olmakla birlikte, bu mükellefin 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi
yönünden matrah artırımında bulunabilmesi için 2022 yılı beyannamesinde beyan
edilmesi gereken asgari kurumlar vergisi matrahının 557.325 TL olması
gerekmektedir.









 


Buna göre, (Y) Ltd. Şti., 21/3/2023 tarihinde vergi
dairesine vermiş olduğu düzeltme beyannamesi ile kurumlar vergisi matrahını 200.000
TL’ye düşürmüş olsa da matrah artırımına ilişkin kıyaslamada düzeltme öncesi
beyan edilen 250.000 TL’lik matrah dikkate alınacaktır. Diğer taraftan,
mükellef kurum tarafından 2022 yılına yönelik matrah artırımı kapsamında
ödemesi gereken vergi aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 







 

 

Yıl



 

Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki Matrah
Tutarı

(TL)

(1)



 

Beyan Edilen Matrahın % 25’i

(2)



 

Asgari Matrah

Tutarı (TL)

(3)



 

Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL) (2
veya 3’ten Fazla Olanı)

(4)



 

 

Vergi Oranı

(5)



 

Ödenecek Vergi (TL)

(4 x 5)

(6)






2022



557.325



139.331,25



500.000



500.000



%20



100.000









 


b) Mükellefiyet Kayıtları Olup Kurumlar Vergisi
Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler
ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Hâlde Mükellefiyet Tesis
Ettirmemiş Olan Kurumların Matrah Artırımı


 


2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin olarak
kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyeti bulunduğu halde, bu
mükellefiyetlerini her ne sebeple olursa olsun yerine getirmeyerek ilgili
yıllarda faaliyette bulunmuş ve kazanç elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve
kazançlarını vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar
da dâhil olmak üzere hiç beyanname vermemiş olan mükellefler ile bu
yıllara ilişkin olarak verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde
indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen ya da zarar beyan eden
kurumlar vergisi mükellefleri;


 







2018 yılı
için....................................................... 200.000
TL’den,

2019 yılı
için....................................................... 215.000
TL’den,

2020 yılı
için....................................................... 230.000
TL’den,

2021 yılı
için....................................................... 260.000
TL’den,

2022 yılı için ………………………………….. 500.000 TL’den









 


az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları
şartıyla, 7440 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir (Ek:6).


 


Tasfiye hâlinde bulunan kurumların tasfiye dönemlerine ilişkin
yıllar için matrah artırımında bulunmaları, tasfiye bitiş beyannamesinin
verilmesi üzerine 5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin sekizinci
fıkrası hükmüne göre yapılacak olan incelemelere engel teşkil etmemektedir.
Ancak, matrah artırımı sonucu ödenen vergiler, tasfiye kârı üzerinden
hesaplanan vergilerden mahsup edilebilecektir.


 


5520 sayılı Kanun uyarınca yapılan devirlerde, devrolan
kurumun tüm hak ve yükümlülükleri devralan kuruma intikal ettiğinden, devir
suretiyle infisah eden ve ticaret sicilinden silinerek mükellefiyet kayıtları
kapatılan kurumlar adına devralan kurumlar tarafından matrah artırımında
bulunulması ve Kanunun öngördüğü imkânlardan yararlanılması mümkündür.


 


Aynı şekilde, anılan Kanun uyarınca gerçekleştirilen tam
bölünme işlemlerinde de bölünen kurumun varlıklarını devralan kurumlar
birlikte, bölünen kurum adına matrah artırımında bulunabilecektir.


 


Diğer taraftan, 213 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin
beşinci fıkrasına göre, ticaret sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği
sona eren kurumlar vergisi mükellefleri hakkında kesilecek vergi
cezaları dâhil kurumlar vergisi, katma değer vergisi vb. her türlü
vergi tarhiyatı,


 


-Tasfiye öncesi dönemler için, müteselsilen sorumlu olmak
üzere kanuni temsilcilerden herhangi biri adına,


 


-Tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya birden fazla
tasfiye memuru varsa müteselsilen sorumlu olmak üzere bunlardan
herhangi biri adına


 


yapılmaktadır.


 


Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş
olan bir şirket adına, matrah artırımında bulunmak üzere bildirim veya beyanda
bulunulması mümkün değildir.


 


Ancak, söz konusu kurumların kanuni temsilcilerinin veya
tasfiye memurlarının anılan Kanun kapsamında kendileri tarafından (tasfiye
edilerek ticaret sicilinden silinmiş olan kurumların kanuni temsilcisi veya
tasfiye memuru olduklarına dair bilgileri de ihtiva eden) bildirim veya
beyanlar ile artırımdan yararlanmaları mümkün bulunmaktadır. Bu çerçevede,
tasfiye öncesi dönemler için, kanuni temsilciler hep birlikte; tasfiye dönemleri
için, tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru varsa tüm tasfiye
memurları birlikte matrah artırımında bulunabilecektir.


 


Diğer taraftan, 2022 yılına ilişkin matrah artırımında
bulunmak isteyen kurumlar vergisi mükelleflerinden;


 


-2021 takvim yılına ilişkin kurumlar vergisi yönünden ve
2022 yılı geçici vergilendirme dönemlerine ilişkin kurum geçici vergi yönünden
beyanname vermeyenler,


-2021 ve 2022 takvim yıllarında faaliyette bulunmuş veya
gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin
bilgisi dışında bırakanlar,


-2021 takvim yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde
ve 2022 yılı üçüncü geçici vergi beyannamesinde zarar beyan edenler,


-2021 takvim yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde
ve 2022 yılı üçüncü geçici vergi beyannamesinde indirim ve istisnalar nedeniyle
matrahı oluşmayanlar


 


için Tebliğin (V/C-2-a) bölümünde yer alan kıyaslamaya
ilişkin açıklamalar dikkate alınmayacak, 2022 yılı kurumlar vergisi matrah
artırımına ilişkin tutarların belirlenmesinde Kanunun geçici 1 inci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan asgari tutarlardan az olmamak üzere bu
yıla ilişkin beyan edilen matrah tutarının %25’i dikkate alınacaktır.


 


Örnek 15- 2022 yılına
yönelik matrah artırımında bulunmak isteyen (S) A.Ş.’nin 2021 ve 2022
takvim yıllarında (geçici vergilendirme dönemleri dâhil) ticari bilanço
zararları sebebiyle kurumlar vergisi matrahı oluşmamıştır.


 


Buna göre, adı geçen kurumun 2021 takvim yılına ilişkin
kurumlar vergisi beyannamesinde ve 2022 yılı üçüncü geçici vergi beyannamesinde
zarar beyan etmesi nedeniyle, mükellef kurum asgari matrah tutarını dikkate
alarak matrah artırımında bulunacaktır.


 


2022 yılına yönelik matrah artırımı kapsamında ödenmesi
gereken vergi aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 







 

 

Yıl



 

Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki Matrah
Tutarı

(TL)

(1)



 

Beyan Edilen Matrahın % 25’i

(2)



 

Asgari Matrah

Tutarı (TL)

(3)



 

Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL) (2
veya 3’ten Fazla Olanı)

(4)



 

 

Vergi Oranı

(5)



 

Ödenecek Vergi (TL)

(4 x 5)

(6)






2022



-



-



500.000



500.000



%20



100.000









 


Diğer taraftan, mükellef kurumun 2022 takvim yılında matrah
beyan etmesi durumunda, asgari matrah tutarından az olmamak kaydı ile beyan edilen
matrahın %25’i dikkate alınarak bu yıl için matrah artırımı hükümlerinden
faydalanılabilecektir.


 


3- Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerince Matrah
Artırımı ve Matrah Beyanında Uygulanacak Vergi Oranları


 


Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince bu Tebliğin
(V/C-1) ve (V/C-2) bölümlerinde belirtilen şekilde artırılan veya beyan edilen
matrahlara %20 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı
hesaplanacaktır.


 


7440 sayılı Kanun hükümlerine göre artırılan veya beyan
edilen matrahlar üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi için ayrıca
herhangi bir vergi hesaplanmayacak ve ödenmeyecektir.


 


Artırılan bu matrahlar üzerinden geçici vergi de
hesaplanmayacaktır.


 


Öte yandan, mükelleflerin matrah artırımında bulunmak
istedikleri yıllara ilişkin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini
kanuni süresinde vermiş, bu vergi türlerinden tahakkuk eden vergiler ile ilgili
beyannameler üzerinden tahakkuk eden damga vergisini süresinde ödemiş ve bu
vergi türleri için 7440 sayılı Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddeleri
hükümlerinden yararlanmamış olmaları şartıyla, Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci
maddelerinin birinci fıkraları hükümlerine göre artırdıkları matrahlara %20
yerine %15 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır.
%15 oranının belirlenmesinde, maddede öngörülen şartların her yıl için
ayrı ayrı dikkate alınması gerekmektedir.


 


Örneğin, 2018 yılına ilişkin olarak matrah artırımında
bulunan kurumlar vergisi mükellefinin bu döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini
süresinde vermesi, bu beyanname üzerinden tahakkuk eden
kurumlar vergisi ve damga vergisini süresinde ödemesi hâlinde, bu vergi
türü için diğer dönemler de dâhil olmak üzere 7440 sayılı Kanunun
2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olması
şartıyla, bu mükellef, matrah artırım tutarı üzerinden %15 oranında
vergilendirilecektir.


 


Söz konusu mükellefin anılan döneme ilişkin olarak daha
sonra pişmanlık hükümlerine göre veya kendiliğinden düzeltme beyannamesi
vermesi de artırılan matraha %15 oranının uygulanmasına engel teşkil
etmeyecektir.


 


Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin süresinde vermiş
oldukları yıllık beyannamelerde, zarar beyan edilmesi veya ilgili kanunlarda
yer alan istisna uygulaması, indirim ve mahsuplar nedeniyle ödenecek vergi
çıkmamış olması durumunda da bu mükelleflerce artırılan matrahlara %15 vergi
oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.


 


Bu şekilde indirimli oranda vergi ödeme hakkı bulunan
mükelleflerin başvurularında, bu hususu, başvuruda kullanılan bildirimin ilgili
sütununda belirtmeleri gerekmektedir.


 


Diğer taraftan, Kanunun 5 inci maddesinin on
ikinci fıkrası gereğince, indirimli oranda vergi uygulamasından yararlanma
taleplerinin değerlendirilmesinde, her bir dönem için ayrı ayrı 20 Türk
lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılan eksik ödemeler dikkate alınmayacaktır.


 


 


4- 193 Sayılı Kanunun Geçici 61 inci Maddesine Göre
Vergi Tevkifatına Tabi Kazanç ve İratları Bulunan Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin
Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı


 


a) Yatırım İndirimi İstisnası Tevkifatında Vergi
Artırımı ve Matrah Beyanı


 


193 sayılı Kanunun geçici 61 inci
maddesinde, 24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden
düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki yatırımlarla ilgili yatırım
harcamalarına (teşvik belgelerine bu tarihten sonra ilave edilen iktisadî
kıymetler için yapılan harcamalar hariç), yatırım indirimi uygulamasına ilişkin
olarak 193 sayılı Kanunun bu tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlerinin
uygulanacağı, bu şekilde yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar
ile anılan tarihten önce gerçekleşen yatırımlar üzerinden hesaplanan ve
kazancın yetersiz olması nedeniyle sonraki dönemlere devreden yatırım
indiriminden yararlanan kazançlar üzerinden dağıtılsın, dağıtılmasın %19,8
oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.


 


Bu Tebliğin (V/C-2) bölümüne göre matrah artırımında
bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, aynı zamanda 193 sayılı Kanunun
geçici 61 inci maddesi kapsamında vergi tevkifatına tabi
kazançlarının bulunması hâlinde, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap
olmamaları için, bu kazançlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi
artırımı veya matrah beyanında bulunmaları gerekmektedir (Ek:7).


 


Bir başka ifade ile 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022
yıllarında vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamelerinde kurumlar
vergisine tabi matrah beyan eden, matrah beyan etmeyen veya zarar beyan eden
mükelleflerin, bu dönemlere ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci
maddesine göre, vergi tevkifatına tabi kazançları ile ilgili olarak
vergi artırımı veya matrah beyanında bulunabilmeleri için, bu Tebliğin (V/C-2)
bölümünde belirtilen şekilde kurumlar vergisi matrahlarını da artırmaları zorunludur.


 


Buna göre, yukarıda belirtilen her iki duruma uygun
artırımda bulunmayan mükelleflerin 7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci
maddeleri hükmünden yararlanmaları mümkün değildir.


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d)
ve (e) bentleri ve geçici 1 inci maddesi hükümlerine göre yapılacak vergi
artırımı ve matrah beyanı yıl bazında yapılmakla birlikte, söz konusu yıla
ilişkin olarak anılan hüküm uyarınca vergi artırımı veya matrah beyan edilmesi
hâlinde, bu yıla ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesinden
indirilen yatırım indirimi istisnasına tabi kazançlar için
vergi tevkifatı yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.


 


Örneğin, hesap dönemi takvim yılı olan bir kurumlar vergisi
mükellefinin kurumlar vergisi matrah artırımı ile birlikte, 7440 sayılı Kanunun
5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerine göre 2018 yılı için
vergi artırımı ve matrah beyanında bulunması durumunda, bu yıla ilişkin olarak
Nisan 2019 vergilendirme dönemine ait muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile
beyan edilen yatırım indirimi istisnasına tabi kazançlar için vergi incelemesi
ve tarhiyata muhatap olması söz konusu olmayacaktır.


 


 


 


aa) Yatırım indirimi istisnasına tabi kazançları bulunan ve
bu kazançlarını muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile beyan etmiş olan
kurumlar vergisi mükellefleri


 


Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar
vergisi beyannamesinde, yatırım indirimi istisnası uygulaması nedeniyle kurum
kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre
vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının bulunması hâlinde,
bu mükellefler anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen vergilerini;


 







2018 yılı
için..................................................................... %35,

2019 yılı
için..................................................................... %30,

2020 yılı
için..................................................................... %25,

2021 yılı
için..................................................................... %20,

2022 yılı
için..................................................................... %25









 


oranlarından az olmamak üzere artırarak ödemeleri
kaydıyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Yukarıda açıklandığı üzere, 193 sayılı Kanunun geçici 61
inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi kazançların daha önce
beyan edilmiş olması kaydıyla bu kazanç ve iratların matrahı artırılmamakta,
vergileri artırılmaktadır.


 


ab) Verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde
kurum kazancından indirim konusu yapılan yatırım indirimi istisnası bulunan ve
buna ilişkin kazançlarını muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile beyan etmemiş
olan mükellefler


 


Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde, yatırım
indirimi istisnasına tabi kazancı bulunduğu halde, 193 sayılı Kanunun geçici 61
inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi bu kazançlarını muhtasar
ve prim hizmet beyannamesi ile beyan etmemiş olan kurumlar vergisi
mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin olarak vergi incelemesine ve tarhiyata
muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlara
ilişkin tevkifat matrahlarını;


 







2018 yılı
için....................................................... 100.000
TL’den,

2019 yılı için....................................................... 107.500
TL’den,

2020 yılı
için....................................................... 115.000
TL’den,

2021 yılı
için....................................................... 130.000
TL’den,

2022 yılı için.......................................................
250.000 TL’den









 


az olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve beyan
edilen bu matrahlar üzerinden %15 oranında vergi ödemeleri gerekmektedir.


 


b) Konuya İlişkin Örnekler


 


Örnek 16- (K)
A.Ş.’nin 2018 yılına ilişkin olarak vermiş olduğu kurumlar vergisi
beyannamesinde beyan ettiği kazanç 1.600.000 TL’dir. Kurum aynı yılda, 800.000
TL yatırım indirimi istisnasından yararlanmış olduğundan kurumlar vergisi
matrahı olarak 800.000 TL beyan etmiştir.


 


Şirket, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre de
tevkif ettiği (800.000 x %19,8=) 158.400 TL vergiyi, muhtasar ve prim hizmet
beyannamesi ile beyan ederek zamanında ödemiştir.


 


Bu şirketin 2018 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve gelir (stopaj)
vergisi yönünden başvuru süresi içinde matrah artırımında bulunmak istemesi
hâlinde, artırım dolayısıyla ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 


Kurumlar Vergisinin Hesabı


 







  

 

Yıl



Beyan edilen matrah tutarı (TL)

(1)



Artırım oranı

(2)



Artırılan matrah tutarı (TL)

(1 x 2)

(3)



Artırılan matraha uygulanacak vergi oranı

(4)



Ödenecek vergi (TL)

(3 x 4)

(5)






2018



800.000



%35



280.000



%20



56.000









 


Gelir (Stopaj) Vergisinin Hesabı


 







  

Yıl



Daha önce beyan edilen gelir (stopaj) vergisi tutarı (TL)

(1)



Artırım oranı

(2)



Ödenecek vergi (TL)

(1 x 2)

(3)






2018



158.400



%35



55.440









 


Bu mükellef, kurumlar vergisi matrahı ile tevkif edilen kurumlar
vergisini birlikte artırmak zorundadır. Aksi takdirde bu mükellefin 7440 sayılı
Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanması söz konusu
olmayacaktır.


 


Mükellefin matrah artırımı sonrasında ödemesi gereken
toplam vergi (56.000 + 55.440=) 111.440 TL’dir. Söz konusu vergi peşin
ödenebileceği gibi on iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


Örnek 17- (M)
A.Ş.’nin 2019 yılı için beyan ettiği kurum kazancı 60.000 TL’dir. Aynı
yılda 60.000 TL yatırım indirimi istisnası tutarı indirim konusu yapıldığından
kurumlar vergisi matrahı oluşmamış, ayrıca bu istisna uygulaması nedeniyle
(60.000 x %19,8=) 11.880 TL vergi tevkif edilip muhtasar ve prim hizmet
beyannamesi ile beyan edilmesi gerekirken bu beyan da yapılmamıştır.


 


Bu kurumun başvuru süresi içinde matrah artırımında
bulunması hâlinde ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 


Kurumlar Vergisinin Hesabı


 







  

Yıl



Beyan edilen matrah (TL)

(1)



Artırılan matrah tutarı (TL)

(2)



Artırıma uygulanacak vergi oranı

(3)



Ödenecek vergi (TL) (2 x 3)

(4)






2019



-



215.000



%30



64.500









 


 


 Gelir (Stopaj) Vergisinin Hesabı


 







  

 

Yıl



Artırılan gelir (stopaj) vergisi matrahı (TL)

(1)



Artırıma uygulanacak vergi oranı

(2)



Ödenecek vergi (TL) 

(1 x 2)

(3)






2019



107.500



%15



16.125









 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken toplam
vergi (64.500 + 16.125=) 80.625 TL’dir. Söz konusu vergi peşin
ödenebileceği gibi on iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


5- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanına İlişkin
Diğer Hususlar


 


a) Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması


 


7440 sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi
artırımında bulunulması durumunda, matrah ve vergi artırımında bulunulan yıllar
için gelir veya kurumlar vergisi yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
Ancak, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulması,
7440 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin yirmi yedinci fıkrası uyarınca
hesaplanacak ek vergiye ilişkin inceleme ve tarhiyat yapılmasına engel teşkil
etmeyecektir.


 


Ayrıca, birden fazla gelir unsurundan kazanç ve irat elde
eden gelir vergisi mükelleflerince, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap
olunmaması için, ilgili gelir unsurları itibarıyla matrah artırımı yapılması
şarttır. Dolayısıyla, ilgili dönemde matrah artırımında bulunulmuş gelir
unsurları itibarıyla vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. Başka gelir
unsurları için matrah artırımında bulunulmuş olsa dahi ilgili dönemde elde
edilmekle birlikte matrah artırımına konu edilmeyen gelir unsurları için bu döneme
ilişkin vergi incelemesi ve tarhiyat yapılabilecektir.


 


Bununla birlikte, mükellefler, durumlarına göre bilanço
esasına göre defter tutan mükellefler ile serbest meslek erbabı için veya
işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari
matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunmaları hâlinde bütün
gelir unsurları için vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.


 


Örnek 18- Bay (H)
2019 yılı için herhangi bir gelir vergisi beyanında bulunmamıştır. Mükellefin
ilgili takvim yılında iki adet taşınmaz kiralaması bulunmakta olup, söz konusu
taşınmazlardan elde ettiği gelir ilgili yıla ilişkin mesken kira geliri istisna
tutarının üzerindedir. Bay (H) bu yıla ilişkin olarak gayrimenkul sermaye iradı
yönünden asgari matrah tutarını esas alarak artırımda bulunmuştur.


 


Mükellef hakkında, matrah artırımına konu edilen 2019 yılı
gayrimenkul sermaye iradı yönünden herhangi bir vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılması söz konusu olmayacaktır. Ancak, adı geçen mükellef hakkında ilgili
yıla ilişkin olarak diğer gelir unsurları itibarıyla vergi incelemesi ve gelir
vergisi tarhiyatı yapılabilecektir.


 


Yukarıda da belirtildiği gibi mükellef, işletme hesabı
esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlardan az
olmamak üzere matrah artırımında bulunması hâlinde diğer gelir unsurları için
de vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.


 


b) Daha Önce Tevkif Yoluyla Ödenmiş Vergilerin Durumu


 


Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2018, 2019, 2020,
2021 ve 2022 yıllarına ilişkin olarak 7440 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanmak suretiyle matrah ve vergi artırımında bulunmaları hâlinde,
artırılan bu matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamını
ödemeleri gerekmektedir.


 


Mükelleflerin matrah ve vergi artırımında bulundukları
yıllara ilişkin olarak daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerden
kaynaklanan iade alacakları, matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödenecek
vergilerden mahsup edilebilecektir.


 


c) Geçmiş Yıl Zararları


 


7440 sayılı Kanunun; 5 inci maddesinin birinci fıkrasının
(g) bendinde, “Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında
bulundukları yıllara ait zararların %50’si, 2022 ve izleyen yıllar karlarından
mahsup edilmez.”, geçici 1 inci maddesinde “Gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları 2022 yılına ait zararların
tamamı 2023 yılından itibaren izleyen yıl karlarından mahsup edilmez.” hükümleri
yer almaktadır.


 


 Bu hükümlere
göre mükellefler, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim
konusu yapılamamış 2018 ila 2021 yıllarına ait geçmiş yıl zararlarının yarısı
ile 2022 yılına ait zararının tamamını, 2023 ve müteakip yıl karlarından mahsup
edemeyeceklerdir.


 


Söz konusu zararların ilgili yılların mali bilançolarına
göre doğmuş olması veya indirim ve istisna uygulamalarından kaynaklanmış olması
durumu değiştirmemektedir.


 


Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulan yıllara ait
olmakla birlikte 2021 ve önceki yılların karlarından mahsup edilmiş geçmiş yıl
zararlarına yönelik herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Ancak, 2022 yılına
ilişkin yıllık beyannamelerini verdikten sonra önceki yıllara ilişkin matrah
artırımında bulunan mükellefler, önceki yıllara ilişkin tam olarak mahsup
ettikleri geçmiş yıl zararlarının yarısını dikkate almak suretiyle
beyannamelerini düzeltmek zorundadırlar.


 


Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin 2022 yılına
ilişkin olarak vermiş oldukları geçici vergi beyannamelerinde, matrah
artırımında bulundukları yıllara ait geçmiş yıl zararlarının mahsup edilmiş
olması hâlinde, söz konusu mükelleflerin 2022 yılı geçici vergi beyannamelerini
düzeltmelerine gerek bulunmamaktadır.


 


Diğer taraftan, 2023 yılı birinci geçici vergilendirme
dönemine ilişkin beyannamesini verdikten sonra 2022 ve önceki yıllarla ilişkin
matrah artırımında bulunan mükellefler, 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesi
kapsamında öngörülen şekilde zarar mahsubunu yapmak suretiyle beyannamelerini
düzeltmek zorundadırlar.


 


Matrah artırımında bulunan ve kendilerine özel hesap dönemi
tayin edilen kurumlar vergisi mükelleflerinden, hesap dönemleri 2023 yılı
içinde sona eren ve matrah artırımından önce kurumlar vergisi beyannamelerini
vermiş olanlar, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu
yapılamamış geçmiş yıl zararlarının %50’si ile 2022 yılına ait zararlarının
tamamını, 2023 ve müteakip yıl kârlarından mahsup edemeyeceklerinden verdikleri
kurumlar vergisi beyannamelerini düzeltmeleri gerekmektedir.


 


Bu bölüm kapsamında beyannamelerinde düzeltme yapması
gereken mükelleflerin, matrah artırımı başvuru süresi içinde düzeltme
beyannamesi vermeleri hâlinde, kendilerinden vergi cezası veya gecikme faizi
talep edilmeyecek, beyan üzerine tahakkuk edecek vergiler, beyannamenin
verildiği tarihten itibaren bir ay içinde (gelir vergisinin ilk taksiti bir ay
içinde ikinci taksiti kanuni süresinde) ödenecektir. Matrah artırmakla birlikte
düzeltme işlemlerini yapmayan mükellefler hakkında ise matrah artırımı başvuru
süresinin sonu itibarıyla gerekli işlemler vergi dairelerince yerine
getirilecek, vergi ziyaı olması hâlinde tarh edilecek vergi için gecikme
faizi matrah artırımı başvuru süresinin sonundan itibaren hesaplanacaktır.


 


Örnek 19- Kurumlar
vergisi mükellefi (A) A.Ş. 2018 yılında 80.000 TL zarar, 2019 yılında 96.000 TL
zarar, 2020 yılında 174.000 TL kâr, 2021 yılında 120.000 TL zarar ve 2022
yılında 160.000 TL zarar beyan etmiştir. Mükellef, 2020 yılında beyan ettiği
kar tutarından 2018 ve 2019 yıllarından devreden geçmiş yıl zararlarını mahsup
etmiştir.


 


Söz konusu mükellefin 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022
yılları için matrah artırımından yararlandığı durumda 2023 ve müteakip yıllarda
mahsup edebileceği geçmiş yıl zarar tutarları 2019 yılından devreden (2.000/2=)
1.000 TL, 2021 yılından devreden (120.000/2 =) 60.000 TL olmak üzere
(1.000+60.000) toplam 61.000 TL olacaktır. 2022 yılından devreden 160.000 TL
zarar ise 2023 ve takip eden yıllarda mahsup edilemeyecektir.


 


ç) Gelecek Yıllarda Matrahtan İndirim Konusu Yapılacak
İstisna ve İndirim Tutarları ile Geçmiş Yıl Zararlarının Artırılan Matrahlardan
İndirilememesi


 


Kurumlar vergisinden istisna edilen bazı kazançlar, ilgili
yıl faaliyet sonucu zararla sonuçlanmış olsa dahi yıllık kurumlar vergisi
beyannamesinde indirim olarak uygulanmakta ve söz konusu istisna kazançlar,
müteakip yıl kazançlarından indirilmek üzere zarar olarak müteakip yıllara
devredilmektedir. Matrah artırımında bulunan mükelleflerin, devreden söz konusu
zararları, bu Kanuna göre artırdıkları matrahlardan indirmeleri mümkün değildir.


 


Aynı şekilde mükellefler, yapmış oldukları yatırım
harcamaları nedeniyle indirime hak kazandıkları, ancak ilgili yıllarda kazanç
yetersizliği dolayısıyla yararlanamadıkları yatırım indirimi istisnası tutarları
ile geçmiş yıl zararlarını da 7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci
maddelerine göre artırdıkları veya beyan ettikleri matrahlardan
indiremeyeceklerdir. Ancak önceki yıllarda indirilemeyen yatırım indirimi
istisnası tutarının, 193 sayılı Kanunun ilgili hükümleri
ile 1/10/2010 tarihli ve 27716 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 276) çerçevesinde mükelleflerce daha
sonraki yıllarda beyan edilen kazançlardan indirilebileceği tabiidir.


 


Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulan cari yılda
zarar beyan edilmiş olması hâlinde, 7440 sayılı Kanuna göre artırılan matrahlar
üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamının ödenmesi
gerekeceğinden, söz konusu cari yıl zararının da artırılan matrahlar üzerinden
mahsubu veya indirimi söz konusu olmayacaktır. Bahse konu zararlar hakkında,
mükelleflerin bu Tebliğin (V/C-5-c) bölümündeki açıklamaları dikkate almaları
gerekmektedir.


 


d) Gelir veya Kurumlar Vergisine Mahsuben Ödenmiş Bulunan
Vergilerin İadesinin Talep Edilmesi


 


Matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin,
artırımda bulundukları yıllarla ilgili olarak yıllık gelir veya kurumlar
vergisine mahsuben daha önce ödemiş oldukları vergilerin, iadesine ilişkin
taleplerinin bulunması hâlinde bu talepleri, 6/4/2004 tarihli ve
25425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri
No:252’deki esaslar çerçevesinde sonuçlandırılacaktır. Ancak, bu Kanun
kapsamında matrah artırımında bulunmuş olan mükelleflerin gelir veya kurumlar
vergisine mahsuben ödemiş oldukları vergilerin iadesiyle ilgili talepleri ile
sınırlı kalmak üzere inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.


 


 Diğer taraftan,
2022 yılına yönelik matrah artırımında bulunan gelir veya kurumlar vergisi
mükelleflerince, bu yıla ilişkin yıllık beyannamelerinde hesaplanan
vergilerinden mahsup edilemeyen geçici vergiler iade edilmeyecektir.


 


e) Kıst Dönemde Faaliyette Bulunan Mükelleflerde
Asgari Matrah Beyanı


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddeleri
hükümlerine ve bu Tebliğde yapılan açıklamalara göre matrah ve vergi
artırımında veya beyanında bulunacak mükelleflerin, matrah ve vergi artırımında
bulundukları yıllarda işe başlama ve işi bırakma gibi
nedenlerle, kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları hâlinde, ilgili
yıllar için belirlenen ve yukarıda açıklanan asgari matrahlar, faaliyette
bulunulan ay sayısı dikkate alınarak hesaplanacaktır. 


 


Bu hesaplamada ay kesirleri tam ay olarak dikkate
alınacaktır.


 


Örneğin, 11 Nisan 2018 tarihinde işe başlayan ve bilanço
esasına göre defter tutan bir gelir vergisi mükellefinin 2018 yılı için matrah
ve vergi artırımda bulunmak istemesi hâlinde, bu yıl için dikkate alacağı
asgari matrah [(94.000/12) x 9=] 70.500 TL’den az olamayacaktır.


 


Diğer taraftan, kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye
girmeleri hâlinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır.


 


Ancak, tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen
kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai tasfiye dönemi ile kurumların devir veya
tam bölünme hallerinde kıst dönem hesaplaması yapılacaktır.


 


f) Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşi Yapan
Mükelleflerin Durumu


 


Yıllara sari inşaat ve onarım işi yapan gelir
veya kurumlar vergisi mükellefleri, bu faaliyetleri dolayısıyla 2018, 2019,
2020, 2021 ve 2022 yılları için 7440 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Yıllara sari inşaat ve onarım işi bulunan
mükellefler, her bir inşaat itibarıyla işin bittiği yıl esas alınmak suretiyle
7440 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunabileceklerdir.


 


Öte yandan, önceki yıllarda başlayan, ancak 2023 yılında
bitmiş veya halen devam etmekte olan, yıllara sari inşaat ve onarım
işleri için gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin ise 7440 sayılı Kanunun matrah
ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanamayacakları tabiidir.


 


g) Özel Hesap Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu


 


213 sayılı Kanunun 174 üncü maddesi çerçevesinde,
kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen gelir veya kurumlar vergisi
mükellefleri, ilgili özel hesap dönemlerinin kapandığı yıl itibarıyla matrah ve
vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.


 


Örnek 20- Öteden beri
1 Mart – 28 Şubat özel hesap dönemini kullanan gelir vergisi mükellefi (A);


 


- 1/3/2017 - 28/2/2018 özel hesap dönemine ilişkin olarak
2018 takvim yılı için,


- 1/3/2018 - 28/2/2019 özel hesap dönemine ilişkin olarak
2019 takvim yılı için,


- 1/3/2019 - 29/2/2020 özel hesap dönemine ilişkin olarak
2020 takvim yılı için,


- 1/3/2020 - 28/2/2021 özel hesap dönemine ilişkin olarak
2021 takvim yılı için,


- 1/3/2021 - 28/2/2022 özel hesap dönemine ilişkin olarak
2022 takvim yılı için


 


belirlenen matrah artırım oranlarını veya asgari
matrah tutarlarını dikkate almak suretiyle matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabilecektir.


 


Diğer taraftan, 2022 yılına yönelik matrah artırımında
bulunulabilmesi için Tebliğin (V/C-1-a) bölümünde 2022 yılına ilişkin gelir
vergisi beyannamesinde beyan edilmesi gereken gelir vergisi matrahının
tespitine yönelik açıklamaların dikkate alınması gerektiği tabiidir.


 


Örnek 21- Hesap
dönemi takvim yılı olan (B) Limited Şirketine, 1 Temmuz 2019
tarihinden itibaren özel hesap dönemi tayin edilmiş bulunmaktadır. Bu mükellef;


 


-1/1/2018 - 31/12/2018 hesap dönemine ilişkin olarak 2018
takvim yılı için,


-1/1/2019 - 30/6/2019 kıst hesap dönemine
ilişkin olarak 2019 takvim yılı için,


-1/7/2019 - 30/6/2020 özel hesap dönemine ilişkin
olarak 2020 takvim yılı için,


-1/7/2020 - 30/6/2021 özel hesap dönemine ilişkin
olarak 2021 takvim yılı için,


-1/7/2021 - 30/6/2022 özel hesap dönemine ilişkin
olarak 2022 takvim yılı için


 


belirlenen artırım oranlarını veya asgari matrah
tutarlarını dikkate almak suretiyle matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabilecektir.


 


1/1/2019 - 30/6/2019 kıst hesap dönemine
ilişkin olarak beyan edilen matrahların toplamı üzerinden ilgili yıl için
belirlenmiş oranda matrah artırımı yapılması gerekecek olup asgari matrahlar
üzerinden matrah artırımı yapılmasının gerekmesi hâlinde ise asgari
matrahlar kıst hesaplamaya tabi tutulmayacaktır.


 


Diğer taraftan, 2022 yılına yönelik matrah artırımında
bulunulabilmesi için Tebliğin (V/C-2-a) bölümünde 2022 yılına ilişkin kurumlar
vergisi beyannamesinde beyan edilmesi gereken kurumlar vergisi matrahının
tespitine yönelik açıklamaların dikkate alınması gerektiği tabiidir.


 


ğ) 2022 Yılına İlişkin Matrah Artırımlarına Yönelik Gelir
ve Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde Düzeltme


 


2022 yılına ilişkin gelir veya kurumlar vergisi
beyannamelerinin verildiği tarihten sonra 2022 yılına ilişkin matrah
artırımında bulunulmak istenmesi halinde Kanunun geçici 1 inci maddesinde
belirtilen kıyaslamanın yapılması ve kıyaslama sonucunda anılan madde hükmü
nedeniyle 2022 yılına ilişkin beyannamelerde düzeltme yapılarak beyan edilen
matrahın artırılması gerektiği hallerde, matrah artırımı hükümlerinden
yararlanılabilmesi için öncelikle 2022 yılına ilişkin gelir veya kurumlar
vergisine yönelik düzeltme beyannamesi verilmesi gerekmektedir.


 


Düzeltme beyanının yıllık gelir vergisi/kurumlar vergisi
beyanname verme süresi içinde yapılmış olması halinde tahakkuk eden vergi,
yıllık gelir/kurumlar vergisi ödeme süreleri içinde, bu süre geçtikten sonra
yapılmış olması halinde ise bu beyanname üzerine ödenmesi gereken verginin
tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde (gelir vergisinin ilk taksiti bir ay
içinde ikinci taksiti kanuni süresinde) ödenmesi gerekmektedir.


 


Söz konusu beyanname, kanun hükmünden yararlanılabilmesi
için getirilen yasal zorunluluk kapsamında verildiğinden, bu beyanların kanuni
süre geçtikten sonra başvuru süresi içinde yapılması durumunda vergi cezası
kesilmeyecek, gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


 


Ç- GELİR (STOPAJ) VE KURUMLAR (STOPAJ) VERGİSİNDE ARTIRIM


 


Vergi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar, 193
sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15
inci maddesinin birinci fıkrasında sayılmış bulunmaktadır. Bunlar, kamu idare
ve müesseseleri, iktisadi kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri,
iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço
veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerdir.


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci ve geçici 1
inci maddesinin birinci fıkrasında;


 


- Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,


- Serbest meslek ödemelerinden,


- Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine
ait hakediş ödemelerinden,


- Kira ödemelerinden,


- Kar payı ödemelerinden,


- Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler
için yapılan ödemelerden,


- Esnaf muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden


 


gelir veya kurumlar
vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanların, 2018, 2019, 2020, 2021
ve 2022 yılları ile ilgili olarak vergi artırımında bulunabilecekleri hüküm
altına alınmış bulunmaktadır.


 


Bu kapsamda artırımda bulunacak olanların, 193 sayılı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1), (2), (3), (5), (6), (11) ve (13)
numaralı bentleri ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının
(a) ve (b) bentleri ve ikinci fıkrası ile 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendi ve üçüncü fıkrası uyarınca yapılan gelir veya kurumlar
vergisi tevkifatına ilişkin muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini
vermiş oldukları vergi dairelerine, 31 Mayıs 2023 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar müracaat etmek suretiyle artırım hükümlerinden
yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.


 


 


1- Ücret Ödemeleri


 


193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca, hizmet erbabına ödenen ücretlerden
Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerine göre sorumlularca gelir vergisi tevkifatı
yapılması gerekmektedir.


 


Hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi
tevkifatı yapmaya mecbur olanların bu sorumlulukları ile ilgili olarak vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, 7440 sayılı Kanunun 5
inci ve geçici 1 inci maddeleri gereğince aşağıdaki esaslara göre vergi
artırımı yapmaları gerekmektedir (Ek:8).


 


193 sayılı Kanunun geçici 68 ve geçici 72 nci
maddeleri kapsamında ödeme yapanlar, ücret hükümlerine göre vergilendirilen bu
kapsamdaki ödemeler için vergi artırımından yararlanabilecektir.


 


a) Artırıma İlişkin Yıla Ait Vergilendirme
Dönemlerinin Tamamında Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Verilmiş Olması


 


193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi
tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine
ilişkin olarak verdikleri muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde beyan edilen
ücret ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;


 


2018 yılı
için....................................................................... %6,


2019 yılı için.......................................................................
%5,


2020 yılı
için....................................................................... %4,


2021 yılı
için....................................................................... %3,


2022 yılı
için....................................................................... %2


 


oranlarından az olmamak üzere hesaplanan gelir
vergisinin 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait
vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak ücret ödemeleri yönünden gelir
(stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.


 


b) Artırıma İlişkin Yıl İçinde En Az Bir
Dönemde Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Verilmiş Olması


 


Vergi artırımında bulunulan yılın sadece bir
vergilendirme döneminde muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmiş olması
hâlinde, bu beyannamede yer alan ücret ödemelerinin gayrisafi tutarı, 12 ile çarpılmak
suretiyle bir yıla iblağ edilerek vergi artırımına esas alınacak olan yıllık
ücretler üzerinden hesaplanacak gelir (stopaj) vergisinin matrahı bulunacak ve
bu matraha bu Tebliğin (V/Ç-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları uygulanmak
suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.


 


Öte yandan, birden fazla dönemde muhtasar ve
prim hizmet beyannamesi verilmiş olması hâlinde, verilen beyannamelerde yer
alan ücretin gayri safi tutarlarının toplamı, verilen beyanname dönemi sayısına
bölünmek suretiyle ortalaması bulunacak ve bulunan bu ortalama tutar 12 ile
çarpılmak suretiyle vergi artırımına esas alınacak gelir (stopaj) vergisi
matrahı bulunarak bu matraha bu Tebliğin (V/Ç-1-a) bölümünde belirtilen vergi
oranları uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.


 


c) Artırıma İlişkin Yılda Hiç Muhtasar ve
Prim Hizmet Beyannamesi Verilmemiş Olması


 


Mükellefler (sorumlular) gelir (stopaj)
vergisi artırımı isteminde bulundukları yılın vergilendirme dönemlerinin
hiçbirinde ücret ödemelerine ilişkin muhtasar ve prim hizmet beyannamesi
vermemişler ise bu yılla ilgili olarak aşağıda yapılan açıklamalar çerçevesinde
hesaplanan gelir vergisinin ödenmesi hâlinde, vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.


 


Vergi artırımında bulunmak istenilen yılın her
bir vergilendirme dönemi için;


 


ca)
7440 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce, ilgili yıl için verilmiş olan
muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde bildirilen ortalama işçi sayısı kadar
işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve vergi artırımında bulunulan yılın son
vergilendirme dönemi için geçerli olan asgari ücretin brüt tutarı, bu işçi
sayısı ile çarpılmak suretiyle bir vergilendirme dönemine ait gelir (stopaj)
vergisi matrahı hesaplanacaktır. Bu tutar 12 ile çarpılmak suretiyle bir yıla
iblağ edilerek 7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddelerine göre
vergi artırımına esas olacak yıllık ücretler üzerinden hesaplanan gelir
(stopaj) vergisi matrahı bulunacaktır. Bulunan bu tutar üzerinden ilgili yıl
için bu Tebliğin (V/Ç-1-a) bölümünde belirlenen oranda gelir vergisi ödenmesi
suretiyle, vergi artırımı hükümlerinden yararlanılacaktır.


 


cb)
Vergi artırımı yapılmak istenilen yılda muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin
hiç verilmemiş olması hâlinde, 7440 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
vergi artırımı yapılan yılı izleyen vergilendirme dönemlerinde verilen ilk
muhtasar ve prim hizmet beyannamesindeki işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı
kabul edilecek ve bu işçi sayısı esas alınarak bu Tebliğin (V/Ç-1-c-ca)
bölümünde açıklandığı şekilde ödenmesi gereken gelir vergisi tutarı
hesaplanacaktır.


 


cc)
2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarının tamamında 7440 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin hiç verilmemiş
olması hâlinde, en az iki işçi esas alınmak suretiyle bu Tebliğin (V/Ç-1-c-ca)
bölümündeki açıklamalar çerçevesinde ödenmesi gereken gelir vergisi
hesaplanacaktır.


 


Bu bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde,
hizmet erbabına ödenen ücretlere ilişkin gelir (stopaj) vergisinde yapılacak
vergi artırımında kullanılacak, ilgili yılların son vergilendirme dönemi için
geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarları aşağıda gösterilmiştir.


 


2018 yılı
için........................................................ 24.354,00 TL


2019 yılı için.......................................................
30.700,80 TL


2020 yılı
için....................................................... 35.316,00 TL


2021 yılı
için....................................................... 42.930,00 TL


2022 yılı için.......................................................
68.850,00 TL


 


Örnek 22- (S) A.Ş. 2020 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirinde hizmet
erbabına ödemiş olduğu ücretler için muhtasar ve prim hizmet beyannamesi
vermemiştir.


 


(S) A.Ş. 2021 yılına ilişkin vermiş olduğu ilk muhtasar ve
prim hizmet beyannamesinde 10 işçi için prim ödemesinde bulunmuştur. Bu
durumda, 2020 yılında ödenen ücretlere ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır. (2020 yılının son vergilendirme dönemi olan Aralık ayında
geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarı bir işçi için 35.316 TL’dir.)


 


2020 yılı ücret ödemelerine ilişkin


 


Gelir (stopaj) vergisi matrahı (35.316
x10=).......... 353.160,00 TL


Gelir (stopaj) vergisi (353.160 x %4=)...................  
14.126,40 TL


 


Mükellef, 2020 yılına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi
artırım tutarı olan 14.126,40 TL’yi 31 Mayıs 2023 tarihine kadar (bu tarih
dâhil) idareye başvurarak, 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen
süre ve şekilde ödemesi durumunda, bu yıla ilişkin ücretler yönünden gelir
(stopaj) vergisi incelemesine ve tarhiyata muhatap tutulmayacaktır. Söz konusu
vergi peşin ödenebileceği gibi on iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


2- Serbest Meslek Ödemeleri


 


a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim
Hizmet Beyannamesi Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca yaptıkları serbest meslek işleri
dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya
mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak
verdikleri muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde beyan edilen serbest meslek
ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;


 


2018 yılı için.......................................................................
%6,


2019 yılı
için....................................................................... %5,


2020 yılı
için....................................................................... %4,


2021 yılı
için....................................................................... %3,


2022 yılı
için....................................................................... %2


 


oranlarından az olmamak üzere hesaplanan gelir
vergisinin 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait
vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak serbest meslek erbabına yapılan
ödemeler yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır
(Ek:9).


 


b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim
Hizmet Beyannamesi Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın
vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmemiş olması
veya beyanname verilmekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün
beyannamede bulunmaması hâlinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter
tutan gelir vergisi mükellefleri için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrahı
tutarının % 50’si esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı
üzerinden % 15 oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle, 7440 sayılı Kanunun
artırım hükümlerinden yararlanılacaktır (Ek:9).


 


Bu şekilde hesaplanan vergi tutarları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







Yıl



Bilanço Esasına Göre Belirlenen Asgari Tutarın %50’si
(TL)

 (1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi (TL)

(1x2)

(3)






2018



47.000



15



7.050






2019



49.800



15



7.470






2020



52.900



15



7.935






2021



56.200



15



8.430






2022



100.000



15



15.000









 


Örnek 23- Market işletmeciliği ile iştigal eden Bay (T), 2021 yılı vergilendirme
dönemlerinin hiçbirinde serbest meslek erbabına yapmış olduğu ödemeler
üzerinden kesilen vergilere ilişkin muhtasar ve prim hizmet beyannamesi
vermemiştir.


 


Bu durumda, 2021 yılı içinde yapılan serbest
meslek ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Bu mükellefin hiç beyanname vermemesi
nedeniyle asgari matrahının belirlenmesinde bilanço esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarının (2021 yılı
için 112.400 TL) %50’si esas alınacak ve bu tutar üzerinden %15 vergi
hesaplanacaktır.


 


Buna göre;


 


2021 yılı toplam gelir (stopaj) vergisi
matrahı (112.400 x %50=)...... 56.200 TL


Gelir (stopaj) vergisi (56.200 x
%15=)................................................ 8.430 TL


 


Mükellefin, 2021 yılına ilişkin olarak gelir (stopaj)
vergisi artırım tutarı olan 8.430 TL’yi 31 Mayıs 2023 tarihine kadar (bu tarih
dâhil) idareye başvurarak, 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen
süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu yıla ilişkin serbest meslek ödemeleriyle
ilgili olarak gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on iki eşit taksit hâlinde de
ödenebilecektir.


 


3- Kira Ödemeleri


 


a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (5) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi uyarınca yaptıkları kira ödemeleri üzerinden
vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir
vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar ve prim hizmet
beyannamelerinde beyan edilen kira ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık
toplamı üzerinden;


 


2018 yılı
için....................................................................... %6,


2019 yılı
için....................................................................... %5,


2020 yılı için....................................................................... %4,


2021 yılı
için....................................................................... %3,


2022 yılı
için....................................................................... %2


 


oranlarından az olmamak üzere hesaplanan
gelir veya kurumlar vergisinin 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen
süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı
yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak kira ödemelerine ilişkin
gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır (Ek:10).


 


b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın vergilendirme
dönemlerinde hiç muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmemiş olması veya
beyanname verilmekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede
bulunmaması hâlinde, ilgili yıllar için beyana tabi geliri sadece gayrimenkul
sermaye iradından oluşan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi
matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj)
vergisi matrahı üzerinden %15 oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle 7440
sayılı Kanunun artırım hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:10).


 


Bu şekilde hesaplanan vergi tutarları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







  

Yıl



Asgari Matrah Tutarı

(TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi

(TL) (1x2)

(3)






2018



37.600



15



5.640






2019



39.840



15



5.976






2020



42.320



15



6.348






2021



44.960



15



6.744






2022



80.000



15



12.000









 


Örnek 24- 2019 yılında faaliyete başlayan Kurum (A),  2019 ila 2022 yıllarına
ait kira ödemelerinden kaynaklanan vergi tevkifatı için artırım hükümlerinden
yararlanmak istemektedir.


 


Muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini üçer
aylık dönemler itibarıyla veren mükellef kurumun,


 


- 2019 yılına ilişkin olarak
2019/Ocak-Şubat-Mart dönemine ait beyannamesinde 15.000 TL,


- 2020 yılına ilişkin olarak 2020/Ocak-Şubat-Mart
dönemine ait beyannamesinde 18.000 TL, 2020/Temmuz-Ağustos-Eylül dönemine ait
beyannamesinde 21.000 TL olmak üzere toplam 39.000 TL


kira ödemesi (brüt) bulunmaktadır. Diğer
dönemlere ilişkin olarak kira ödemeleri yönünden muhtasar ve prim hizmet
beyannamesi vermemiştir.


 


Bu durumda, anılan mükellefin 2019-2022 yılları
içinde yapılan kira ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.


 


Muhtasar ve prim hizmet beyannamesi
verdiği dönemlerde artırım:


 


- 2019 yılı için (15.000 x %5=) 
   750 TL


- 2020 yılı için (39.000 x %4=)  1.560 TL


 


Muhtasar ve prim hizmet beyannamesi
vermediği dönemlerde artırım:


 


Bu mükellefin 2021 ve 2022 yılları için hiç
muhtasar ve prim hizmet beyannamesi vermemesi nedeniyle asgari matrahının
belirlenmesinde geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan mükellefler
için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınacak ve bu tutar
üzerinden de %15 vergi hesaplanacaktır.


 


Buna göre mükellefin;


 


- 2021 yılı için (44.960 x %15=)  
6.744 TL


- 2022 yılı için (80.000 x %15=) 12.000 TL


 


olmak üzere, toplam ( 750 + 1.560 + 6.744 +
12.000 =) 21.054 TL’yi 31 Mayıs 2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) idareye
başvurarak 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, bu yıllara ilişkin kira ödemeleriyle ilgili olmak üzere
gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on iki eşit taksit
hâlinde de ödenebilecektir.


 


4- Kar Payı Ödemeleri


 


a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim
Hizmet Beyannamesi Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (6) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci
fıkrası ve 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yaptıkları kar payı
ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir
vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar ve prim hizmet
beyannamelerinde beyan edilen kar payı ödemelerinin gayrisafi tutarlarının
yıllık toplamı üzerinden;


 


2018 yılı
için....................................................................... %6,


2019 yılı
için....................................................................... %5,


2020 yılı
için....................................................................... %4,


2021 yılı
için....................................................................... %3,


2022 yılı
için....................................................................... %2


 


oranlarından az olmamak üzere hesaplanan
gelir veya kurumlar vergisinin 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen
süre ve şekilde ödenmesi durumunda, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı
yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak kar payı
ödemelerine ilişkin gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve
tarhiyatı yapılmayacaktır (Ek:11).


 


Örnek 25- 2016 yılında faaliyete başlayan Kurum (A), 2018 ila 2022
yıllarına ait kar payı ödemelerinden kaynaklanan vergi tevkifatı için artırım
hükümlerinden yararlanmak istemektedir. Mükellef aynı zamanda bu yıllar için
kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmuştur.


 


Mükellef kurumun muhtasar ve prim hizmet
beyannamelerinde beyan ettiği kar payı ödemelerinin yıllar itibarıyla toplamı
aşağıdaki gibidir:


 


2018..................................................
150.000 TL


2019..................................................
180.000 TL


2020..................................................
200.000 TL


2021..................................................
300.000 TL


2022..................................................
350.000 TL


 


Mükellef kurumun ilgili yıllarda kar payı
ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 







  

Yıl



Stopaj Matrah Tutarı (TL)

(1)

 



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi

(TL)

 (1x2)

(3)






2018



150.000



6



9.000






2019



180.000



5



9.000






2020



200.000



4



8.000






2021



300.000



3



9.000






2022



350.000



2



7.000






Toplam



42.000









 


Söz konusu 42.000 TL vergi tutarı peşin
ödenebileceği gibi on iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim
Hizmet Beyannamesi Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın vergilendirme
dönemlerinde hiç muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmemiş olması veya
beyanname verilmekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede
bulunmaması hâlinde, kurumlar vergisi mükelleflerince 7440 sayılı Kanunun 5
inci ve geçici 1 inci maddelerinin birinci fıkraları kapsamında ilgili yıllar
için artırılan kurumlar vergisi matrahlarının %80’inden az olmamak üzere
belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi matrahı üzerinden %15
oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle 7440 sayılı Kanunun artırım
hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:11).


 


Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







 

Yıl



Kurumlar Vergisi Asgari Matrah Tutarları

(1)



Asgari Stopaj Matrah Tutarı (TL)

(1x%80)

(2)



Vergi

Oranı (%)

(3)



Hesaplanan Vergi

(TL)

(2x3)

(4)






2018



200.000



160.000



15



24.000






2019



215.000



172.000



15



25.800






2020



230.000



184.000



15



27.600






2021



260.000



208.000



15



31.200






2022



500.000



400.000



15



60.000









 


Örnek 26-  Kurum (B), 2018 ila 2022 yıllarına ait kar payı
ödemelerinden kaynaklanan vergi tevkifatı için artırım hükümlerinden
yararlanmak istemektedir. Ancak, 2018 ila 2021 yıllarında muhtasar ve prim
hizmet beyannamesi vermemiş, 2022 yılında ise muhtasar ve prim hizmet
beyannamesi vermekle birlikte kar payı ödemelerini bu beyannameye dâhil
etmemiştir.


 


Mükellefin kar payı ödemelerine ilişkin vergi
artırımından yararlanabilmesi için ilgili yıllar kurumlar vergisi matrahlarını
artırması gerekmekte olup kurumlar vergisi matrah artırımına ilişkin tutarlar
aşağıdaki gibidir. Kurumlar vergisi matrah artırımının asgari tutarlardan
yapıldığı kabul edilmiştir.


 


2018........................................................
200.000


2019........................................................
215.000


2020........................................................
230.000


2021........................................................
260.000


2022........................................................
500.000


 


Mükellef kurumun ilgili yıllarda kar payı
ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 







  

Yıl



Kurumlar Vergisi Matrah Artırım Tutarları

(1)



Stopaj Matrah Tutarı (TL)

(1x%80)

(2)



Vergi

Oranı (%)

(3)



Hesaplanan Vergi

(TL)

(2x3)

(4)






2018



200.000



160.000



15



24.000






2019



215.000



172.000



15



25.800






2020



230.000



184.000



15



27.600






2021



260.000



208.000



15



31.200






2022



500.000



400.000



15



60.000






Toplam



168.600









 


Söz konusu 168.600 TL vergi tutarı peşin ödenebileceği
gibi on iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


5- Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerine
İlişkin Hakedişler


 


a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim Hizmet
Beyannamesi Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(3) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) ve 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bentleri uyarınca,
yıllara sari inşaat ve onarım işleri ile uğraşanlara bu işleri ile
ilgili olarak yapılan hak ediş ödemelerinden
vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde
verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dâhil) muhtasar ve prim hizmet
beyannamesinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların
yıllık toplamı üzerinden %1 oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle
vergi artırımından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:12).


 


Örnek 27- Kurumlar
vergisi mükellefi (B) A.Ş., 2021 yılında ihale etmiş olduğu yıllara sari
inşaat ve onarma işleri nedeniyle yapmış olduğu hakediş ödemeleri
üzerinden tevkif etmiş olduğu vergilere ilişkin olarak artırımda bulunmak
istemektedir.


 


Söz konusu yılda muhtelif dönemlerde vermiş olduğu 5 adet
muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde toplam 3.600.000 TL hakediş ödemesi
(brüt) beyan etmiş bulunmaktadır.


 


Bu durumda, anılan mükellefin 2021 yılı içinde yapmış
olduğu hakediş ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.


 


Mükellefin, 2021 yılı için (3.600.000 x %1=) 36.000
TL tevkifat tutarını 31 Mayıs 2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil)
idareye başvurarak, 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve
şekilde ödenmesi durumunda, bu yıla ait söz konusu
yıllara sari inşaat ve onarma işlerine ilişkin hakediş ödemeleri
yönünden gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır. Söz konusu vergi peşin ödenebileceği gibi on iki eşit taksit
hâlinde de ödenebilecektir.


 


b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim Hizmet
Beyannamesi Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname
verilmemiş olması veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi vermekle birlikte
artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması hâlinde, ilgili
yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş
asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya
kurumlar (stopaj) vergisi matrahı üzerinden %3 oranında hesaplanan vergi
ödenmek suretiyle 7440 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:12).


 


Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki
tabloda gösterilmiştir.


 







 

Yıl

 



Bilanço Esasına Göre Defter Tutanlar İçin Belirlenen
Asgari Tutar (TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi (TL)

(1x2)

(3)






2018



94.000



3



2.820






2019



99.600



3



2.988






2020



105.800



3



3.174






2021



112.400



3



3.372






2022



200.000



3



6.000









 


6- Çiftçilerden Satın Alınan Zirai
Mahsuller ve Hizmetler İçin Yapılan Ödemeler


 


a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim
Hizmet Beyannamesi Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (11) numaralı bendi uyarınca, çiftçilerden satın aldıkları zirai
mahsuller ve hizmetler için yaptıkları ödemelerden
vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde
verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dâhil) muhtasar ve prim
hizmet beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi
tutarların yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (11) numaralı bentlerinde yer alan ödemeler için
ayrı ayrı olmak üzere ilgili yıllarda geçerli
olan tevkifat oranının %25’i oranında hesaplanacak vergiyi ödemek
suretiyle vergi artırımından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:13/A).


 


Buna göre vergi artırımına ilişkin
oranlar aşağıda gösterilmiştir.


 







 

 

Yıl



GVK Madde
94/11-a-i bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde
94/11-a-ii bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde
94/11-b-i bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde
94/11-b-ii bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde 94/11-c-i
bendine göre yapılan ödemeler için



GVK Madde
94/11-c-ii bendine göre yapılan ödemeler için






2018



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2019



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2020



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2021



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1






2022



%0,25



%0,50



%0,50



%1



%0,50



%1









 


b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim
Hizmet Beyannamesi Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç
beyanname verilmemiş olması veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi vermekle birlikte
artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması hâlinde, ilgili
yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş
asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj)
vergisi matrahı üzerinden %2 oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle 7440
sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:13/A).


 


Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







Yıl



Bilanço Esasına Göre Defter
Tutanlar İçin

Belirlenen Asgari Tutar (TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi (TL)

(1x2)

(3)






2018



94.000



2



1.880






2019



99.600



2



1.992






2020



105.800



2



2.116






2021



112.400



2



2.248






2022



200.000



2



4.000









 


7- Esnaf Muaflığı Kapsamında Bulunanlara Yapılan
Ödemeler


 


a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim
Hizmet Beyannamesi Vermiş Olanlar


 


193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca, esnaf muaflığı kapsamında bulunanlara yaptıkları
ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde
verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dâhil) muhtasar ve prim hizmet
beyannamesinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların
yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (13) numaralı bendinde yer alan ödemeler için ayrı ayrı olmak üzere
ilgili yıllarda geçerli olan tevkifat oranının %25’i oranında hesaplanacak
vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından yararlanması mümkün bulunmaktadır (Ek:13/B).



 


Buna göre vergi artırımına ilişkin oranlar
aşağıda gösterilmiştir.


 







 

Yıl



GVK 94/13-a ve b bentlerine göre yapılan ödemeler için



GVK 94/13-c bendine göre yapılan ödemeler için



GVK 94/13-d bendine göre yapılan ödemeler için






2018



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2019



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2020



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2021



% 0,50



% 1,25



% 2,50






2022



% 0,50



% 1,25



% 2,50









 


b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar ve Prim Hizmet
Beyannamesi Vermemiş Olanlar


 


Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç
beyanname verilmemiş olması veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi vermekle
birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması hâlinde,
ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için
belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir
(stopaj) vergisi matrahı üzerinden %5 oranında hesaplanan vergi ödenmek
suretiyle 7440 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılabilecektir (Ek:13/B).


 


Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.


 







Yıl



Bilanço Esasına Göre Belirlenen Asgari Tutarın (TL)

(1)



Vergi

Oranı (%)

(2)



Hesaplanan Vergi (TL)

(1x2)

(3)






2018



94.000  



5



4.700






2019



99.600  



5



4.980






2020



105.800



5



5.290






2021



112.400



5



5.620






2022



200.000



5



10.000









 


Örnek 28- (Y) Limited Şirketi, 2018-2022 yılı vergilendirme dönemlerinde esnaf
muaflığından yararlananlara yapmış olduğu ödemeler üzerinden tevkif etmiş olduğu
vergilere ilişkin olarak artırımda bulunmak istemektedir.


 


Mükellef, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yılı
vergilendirme dönemlerine ilişkin vermiş olduğu muhtasar ve prim hizmet
beyannamelerinde esnaf muaflığından yararlananlardan yapılmış olan vergi tevkifatlarına
yer vermemiştir.


 


2022 yılında esnaf muaflığından
yararlananlardan;


 


-Hurda mal alımları için yapmış olduğu
ödemelerin gayri safi tutarı 170.000 TL,


-Hizmet alımları için yapmış olduğu ödemelerin
gayri safi tutarı ise 140.000 TL’dir.


 


Mükellef, 2022 yılı için yapmış olduğu
tevkifatlar dolayısıyla muhtasar ve prim hizmet beyannamesi vermiş
bulunmaktadır.


 


Bu durumda, anılan mükellefin 2018 ila 2022
yıllarında esnaf muaflığı kapsamında bulunanlara yapmış olduğu ödemelerine
ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 







2018
Yılı için (94.000 x %5=)



  4.700 TL






2019
Yılı için (99.600 x %5=)



4.980 TL






2020
Yılı için (105.800 x %5=)



5.290 TL






2021
Yılı için (112.400 x %5=)



5.620 TL






2022
Yılı için;



4.350 TL






Hurda
mal alımları nedeniyle (170.000 x % 0,50= 850 TL)






Hizmet
alımları nedeniyle (140.000 x %2,50=3.500 TL)






Genel Toplam



24.940 TL









 


Mükellefin, 2018-2022 yıllarına ilişkin olarak gelir
(stopaj) vergisi artırım tutarı olan toplam 24.940 TL’yi, 31 Mayıs 2023
tarihine kadar (bu tarih dâhil) idareye başvurarak, 7440 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödemesi durumunda, bu yıllara ilişkin
gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. Söz konusu vergi
peşin ödenebileceği gibi on iki eşit taksit hâlinde de ödenebilecektir.


 


8- Gelir (Stopaj) ve Kurumlar (Stopaj) Vergisi Artırımı ile
İlgili Ortak Hükümler


 


a) Başvuru Süresi ve Şekli


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddeleri
kapsamında gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunmak
isteyen mükelleflerin (sorumluların), bu Tebliğin (V/B) bölümünde belirtilen
süre ve şekilde ilgili vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.


 


b) Yıl İçinde İşe Başlayan veya İşi Bırakan Mükelleflerin
Durumu


 


Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında
bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumluların) artırımda bulunacakları yıl
içinde işe başlamış ya da işi bırakmış olmaları hâlinde, faaliyette bulunulan
vergilendirme dönemleri esas alınarak yukarıdaki bölümlerde yapılan açıklamalar
çerçevesinde ilgili yıl için artıracakları vergi tutarları hesaplanacaktır. Bu
hesaplamada, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemlerine ait gelir (stopaj)
ve kurumlar (stopaj) vergisinin bir yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.


 


Mükelleflerin (sorumluların) ilgili yılların herhangi bir
vergilendirme dönemi için vergi artırımında bulunmaları mümkün olmayıp, yılın
tamamı için vergi artırımı yapmaları zorunludur. Ancak, mükelleflerin (sorumluların)
yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur.


 


c) Artırım Sonucu Ödenen Vergilerin Gelir veya Kurumlar
Vergisinden İndirilmemesi


 


Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında
bulunan mükelleflerin artırıma esas ücret tutarları ve artırılan matrahlar ile
bu ücret ve matrahlar üzerinden ödenen gelir vergisi tutarları, gelir veya
kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak
dikkate alınmayacaktır.


 


ç) Farklı Vergi Dairelerine Muhtasar ve Prim Hizmet
Beyannamesi Vermiş Olanlar


 


Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımına
ilişkin olarak farklı vergi dairelerine beyanda bulunmuş olan mükelleflerin
(sorumluların) bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde
ilgili vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.


 


d) Tevkifata Tabi Ödemelerin Yıla İblağ Edilmesi


 


İlgili yıl içinde ücret dışındaki ödemeler nedeniyle
verilen muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde beyan edilen tutarlar
beyanname verilen dönemlerle sınırlı olup, bir yıla iblağ edilmesi söz konusu
değildir.


 


e) Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddeleri
kapsamında tevkifata tabi herhangi bir ödeme türü için artırımda
bulunulması ve artırılan vergilerin bu maddede belirtilen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, vergi artırımında bulunulan ödeme türüne ilişkin olarak
artırımda bulunulan yıl için gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi
yönünden vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olunmayacaktır.


 


Diğer taraftan, işverenlerce ücretlerde asgari geçim
indiriminin uygulanmadığı gerekçesiyle ücretlilerin başvuru yapması hâlinde, bu
taleplerin 4/12/2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir
Vergisi Genel Tebliğindeki (Seri No: 265) açıklamalar çerçevesinde
sonuçlandırılabilmesi için ilgili talepleri ile sınırlı kalmak üzere gerekli
işlemlerin yapılacağı tabiidir.


 


f) Gelir veya Kurumlar Vergisinde Matrah Artırımı


 


Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi yönünden
artırımda bulunulması durumunda, ayrıca gelir veya kurumlar vergisi matrah
artırımında bulunulmuş olması şartı aranmayacaktır. Ancak, 193 sayılı Kanunun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi ile 5520 sayılı
Kanunun 15 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası
hükmüne istinaden bu Kanun kapsamında vergi artırımında bulunulması durumunda,
kurumlar vergisi yönünden de matrah artırımında bulunulması şarttır.


 


D- KATMA DEĞER VERGİSİNDE ARTIRIM


 


7440 sayılı Kanunun; 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası
ile geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde 2018, 2019, 2020,
2021 ve 2022 yılına ilişkin olarak anılan madde ve bentte belirtildiği şekilde
belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı olarak, 31/5/2023 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar beyan eden ve Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre
ve şekilde ödeyen mükellefler nezdinde, söz konusu vergiyi ödedikleri yıllara
ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi (KDV)
incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. 


 


Buna göre, KDV mükelleflerinin, 2018, 2019, 2020, 2021 ve
2022 yılları için maddede belirtilen şekilde vergi artırımında bulunmaları
ve Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre ve şekilde ödemeleri hâlinde, artırımda
bulundukları dönemler için haklarında, mezkur Kanunun 5 inci maddesinin
üçüncü fıkrasının (e) bendinde hükme bağlanan durumlar hariç, KDV yönünden
vergi incelemesi ve/veya tarhiyat yapılmayacaktır. 


 


KDV artırım uygulaması aşağıda belirlenen usul ve esaslar
doğrultusunda yürütülecektir.


 


1- Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1, 3 veya 4
No.lu KDV Beyannamelerinin Tamamını Vermiş Olan Mükellefler


 


a) Artırıma Esas Tutar ve Uygulanacak Artırım Oranları


 


aa) KDV
mükellefleri, ilgili yıllar içindeki her bir vergilendirme dönemine ilişkin
olarak verdikleri 1, 3 veya 4 No.lu KDV Beyannamelerinin “Hesaplanan Katma
Değer Vergisi” satırlarında yer alan tutarların yıllık toplamı üzerinden; 


 


2018 yılı
için...................................................................... %3,


2019 yılı
için...................................................................... %3,


2020 yılı
için................................................................... %2,5,


2021 yılı için......................................................................
%2,


2022 yılı
için...................................................................... %2


 


oranından az olmamak üzere hesaplanacak KDV’yi, Kanunda
öngörüldüğü süre ve şekilde ödemeleri hâlinde vergi artırımı hükümlerinden
faydalanabileceklerdir. Hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre
vergilendirilen mükellefler de vergi artırımı taleplerini %1,5 oranını değil bu
oranları esas alarak yapabileceklerdir.


 


ab) İhtirazi
kayıtla verilen beyannamelerde yer alan hesaplanan KDV tutarları, yukarıda
belirtilen yıllık hesaplanan KDV toplamına dâhil edilecektir. 


 


Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş
ve düzeltme işlemlerinin 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar
sonuçlandırılmış olması hali de dâhil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece
yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımı tarihinden önce yapılıp kesinleşen
tarhiyatlar, ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır. 


 


Öte yandan, 3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) ve geçici 17
nci maddeleri uyarınca tecil-terkin uygulaması kapsamında teslimleri bulunan
mükelleflerde, tecil edilen vergiler, ilgili dönem beyannamesinde yer alan
“Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırındaki tutardan düşülecek ve yıllık
toplama dâhil edilmeyecektir. 


 


Bu şekilde hesaplama yapılabilmesi için, 3065 sayılı
Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında teslim edilen malların süresi içinde
ihracının gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Aynı Kanunun geçici 17 nci
maddesi kapsamında teslimleri bulunanlarda ise bu şart aranmayacaktır. 


 


“Tecil edilen vergiler” ifadesinden kasıt, 1 No.lu KDV
Beyannamesinin “İhraç Kayıtlı Teslimler” bölümünde yer alan “Tecil Edilebilir
KDV” satırındaki tutardır. 


 


Örnek 29- 15/6/2019
tarihinde mükellefiyetini tesis ettirerek faaliyetine başlayan (B) Ltd. Şti.
2019 ve 2020 takvim yıllarına ilişkin olarak KDV artırım imkanından yararlanmak
için yasal süresi içinde vergi dairesine başvurmuştur. (B) Ltd. Şti. söz konusu
dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermiştir. Mükellefin
bazı dönemlerinde (Mart, Nisan, Haziran, Eylül, Kasım/2020) 3065 sayılı Kanunun
(11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı teslimleri de bulunmakta olup, söz
konusu malların ihracatı süresi içinde gerçekleşmiştir.


 


(B) Ltd. Şti.’nin, 2019 ve 2020 yılı “Hesaplanan Katma
Değer Vergisi” beyanları her bir dönem itibarıyla aşağıdaki gibidir.


 







YIL



2019



2020






Dönem



 

Hesaplanan KDV (TL)

(a)



Tecil Edilebilir KDV (TL)

(b)



 

Fark (TL)

(a-b)



 

Hesaplanan KDV (TL)

(a)



Tecil Edilebilir KDV (TL)

(b)



 

Fark (TL)

(a-b)






OCAK



-



-



-



18.000



-



18.000






ŞUBAT



-



-



-



18.500



-



18.500






MART



-



-



-



21.000



5.000



16.000






NİSAN



-



-



-



20.500



6.000



14.500






MAYIS



-



-



-



15.750



-



15.750






HAZİRAN



10.500



-



10.500



24.500



6.500



18.000






TEMMUZ



9.000



-



9.000



20.000



-



20.000






AĞUSTOS



9.000



-



9.000



21.000



-



21.000






EYLÜL



12.750



-



12.750



25.000



5.000



20.000






EKİM



18.000



-



18.000



32.000



-



32.000






KASIM



16.500



-



16.500



28.500



7.500



21.000






ARALIK



12.000



-



12.000



24.000



-



24.000






TOPLAM



87.750



-



87.750



268.750



30.000



238.750









 


Bu verilere göre, mükellefin toplam KDV artırım tutarı ve
taksit tutarı (12 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki
gibi hesaplanacaktır. 


 







2019 Yılı KDV Artırım Tutarı



                   
87.750   x   %3



=



2.632,50 TL






2020 Yılı KDV Artırım Tutarı



                     
238.750  x   %2,5



=



5.968,75 TL






Taksit Tutarı



[(2.632,50+ 5.968,75) x1,09] /12



=



 781,28 TL









 


b) Kısmi Tevkifat Uygulaması Kapsamında İşlemi Bulunanlarda
Bu İşlemlerine İlişkin Olarak, Yıllık Hesaplanan Katma Değer Vergisi Tutarının
Hesabında Dikkate Alınacak Tutar


 


3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye
dayanılarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca bazı işlemler “kısmi vergi tevkifatı”
kapsamına alınmıştır. Bu uygulamada, işlem bedeli üzerinden hesaplanan
verginin, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen kısmı sorumlu sıfatıyla
alıcı tarafından, kalan kısmı ise satıcı tarafından beyan edilmektedir. 


 


Bu tür işlemleri bulunan satıcıların yapacakları KDV
artırımları ile ilgili “Yıllık Hesaplanan KDV" tutarının belirlenmesinde,
alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilen KDV dikkate alınmadan,
kendileri tarafından beyan edilen kısım hesaplamaya dâhil edilecektir.


 


c) Sorumlu Sıfatıyla Beyan Edilen Katma Değer Vergisi 


 


2 No.lu KDV Beyannameleri için 7440 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinin üçüncü fıkrası ile geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendi hükmünden yararlanılması mümkün değildir. 


 


Bu çerçevede, 2 No.lu KDV Beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla
beyan edilen vergiler, yukarıda belirtildiği üzere satıcılar ve alıcılar
tarafından yıllık toplama dâhil edilmeyecektir.


 


ç) Artırımın Takvim Yılı Bazında Yapılacağı 


 


Mükelleflerin, artırıma esas alınan ilgili yılların
vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları
gerekmektedir. 


 


Ancak, mükelleflerin yıl bazında seçimlik hakları
mevcuttur. 


 


d) Beyannamelerin Tamamı Verilmekle Birlikte,
Beyannamelerin Bir Kısmında veya Tamamında Vergiye Tabi İşlemlerin Bulunmaması
Hâlinde Artırım Tutarı 


 


Mükelleflerce ilgili yıl içindeki KDV beyannamelerinin
tamamı verilmiş olmakla birlikte, vergiye tabi işlem bulunmaması nedeniyle bazı
dönemlere ilişkin beyannamelerde veya bütün dönem beyannamelerinde “Hesaplanan
Katma Değer Vergisi” beyan edilmemesi durumunda, bu Tebliğin (V/D-3)
bölümündeki açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacaktır. 


 


e) Özel Hesap
Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu 


 


213 sayılı Kanunun 174 üncü maddesine göre Hazine ve Maliye
Bakanlığınca gelir veya kurumlar vergisi bakımından özel hesap dönemi tayin
edilen mükellefler bu Tebliğin (V/D-1) bölümü kapsamındaki hesaplamayı ilgili
takvim yılı bazında yapacaklardır.


 


f) Kullanılacak Bildirim


 


Vergi artırımında bulunulan yılda vermeleri gereken 1, 3
veya 4 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermiş olan ve tüm beyannamelerinde
“Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyan eden mükellefler (bu Tebliğin
(V/D-3)  bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde bu
Tebliğ ekinde (Ek:14) yer alan bildirimi kullanacaklardır.
Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde
bulundurulması gerektiği tabiidir. 


 


2- Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1, 3 veya 4
No.lu KDV Beyannamelerinin Bir Kısmını veya Tamamını Vermemiş Olan Mükellefler


 


a) En Az Üç Döneme Ait KDV Beyannamesi Vermiş Olanlar


 


Verilmiş olan KDV beyannamelerinin “Hesaplanan Katma Değer
Vergisi” satırlarında yer alan tutarlar toplanacak ve beyanname verilen dönem
sayısına bölünerek ortalama tutar bulunacaktır. 


 


Bulunan bu ortalama tutar, 12 ile çarpılmak suretiyle 1
yıla iblağ edilerek vergi artırımına esas olacak “Yıllık Hesaplanan KDV”
tutarına ulaşılacaktır. 


 


Bulunan bu vergi tutarı üzerinden bu Tebliğin (V/D-1-aa)
bölümünde belirtilen oranlarda KDV’nin, Kanunda öngörüldüğü süre ve şekilde
ödenmesi hâlinde, mükellefler KDV artırım hükümlerinden
faydalanabileceklerdir.  


 


Bu kapsamdaki mükelleflerin, KDV artırım imkânından
yararlanmaları için ilgili yıla ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi
yönünden matrah artırımında bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır. 


 


Örnek 30- Mükellef
2018 yılı içinde sadece 7 vergilendirme dönemine ilişkin olarak KDV beyannamesi
vermiştir. Mükellefin vermiş olduğu KDV beyannamelerindeki “Hesaplanan Katma
Değer Vergisi” tutarları toplamı 226.100 TL’dir. 


 


Buna göre, mükellefin KDV artırım tutarı (peşin ödeme
imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır. 


 







Her Bir Dönem İçin Dikkate Alınacak Hesaplanan KDV



226.100 / 7



=



32.300 TL






2018 Yılı KDV Artırımına Esas Tutar



32.300 x 12



=



387.600 TL






2018 Yılı KDV Artırım Tutarı



387.600 x %3



=



 11.628 TL






Mükellefin peşin ödeme seçeneğini tercih etmiş olması nedeniyle
Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendine göre % 10 indirim
yapılacağından ödenmesi gereken tutar [11.628 – (11.628 x %10)]=10.465,2 TL
olacaktır.









 


Artırımda bulundukları takvim yılı içinde 1, 3 veya 4 No.lu
KDV Beyannamelerinin tamamını vermemekle birlikte, en az üç döneme ait KDV
beyannamesi vermiş ve bu beyannamelerinin tamamında “Hesaplanan Katma Değer
Vergisi” beyan etmiş olan mükellefler (bu Tebliğin (V/D-3) bölümü kapsamında
olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:15) yer
alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir. 


 


b) Hiç Beyanname Vermemiş veya En Fazla İki Dönemde
Beyanname Vermiş Olanlar 


 


Artırımın ilgili olduğu yıl içindeki dönemlere ait KDV
beyannamelerinin hiç verilmemiş ya da söz konusu takvim yılının sadece bir veya
iki vergilendirme dönemi için beyanname verilmiş olması hâlinde, KDV artırım
hükümlerinden yararlanabilmek için, mükelleflerin ilgili yıla ilişkin olarak
gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları zorunludur.
3 No.lu KDV Beyannamesi veren mükellefler bu bölüm kapsamında artırım
yapamazlar.


 


Bu durumda olan adi ortaklık, kollektif ve adi komandit
ortaklıklarda ortakların tamamının gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah
artırımında bulunmaları gerekmektedir. Ortaklık yapısının tamamen gerçek
kişilerden oluşması durumunda, bilanço esasında gelir vergisi mükellefleri için
belirlenen matrah artırımına ilişkin asgari tutar; adi ortaklığın ortaklık
yapısında en az bir kurumlar vergisi mükellefi bulunması durumunda, kurumlar
vergisi matrah artırımına ilişkin asgari tutar, ortaklık için KDV artırım
tutarının tespitinde dikkate alınır. 


 


Mükellefler, artırdıkları gelir veya kurumlar vergisi
matrah tutarı üzerinden %18 oranında hesaplanacak KDV’yi, Kanunda öngörüldüğü
süre ve şekilde ödemeleri hâlinde, KDV artırım hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.


 


Örnek 31- Mükellef
(U) A.Ş., 2021 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak
söz konusu yıla ilişkin olarak sadece iki vergilendirme dönemi için KDV
beyannamesi vermiştir. 


 


Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 260.000 TL
kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur. 


 


Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı
(12 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.


 







2021 Yılı KDV Artırım Tutarı



260.000 x %18



=



46.800 TL






Taksit Tutarı



(46.800 x 1,09) /12



=



4.251 TL









 


Öte yandan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (k) bendi uyarınca kurumlar vergisinden muaf bulunan kooperatifler, KDV
artırımında bulunmak istemeleri hâlinde, kurumlar vergisi matrah artırımına
ilişkin asgari tutar dikkate alınmak suretiyle, KDV artırım hükümlerinden
yararlanabileceklerdir. Bu durumda, söz konusu kooperatiflerin ayrıca kurumlar
vergisi yönünden matrah artırımında bulunmuş olmaları şartı aranmayacaktır.
Ancak, kurumlar vergisi yönünden de ilgili yıl için matrah artırımında
bulunulmuş olması hâlinde, KDV artırım tutarı, matrah artırım tutarı esas
alınarak belirlenecektir. 


 


Artırımda bulundukları takvim yılı içindeki dönemlere
ilişkin KDV beyannamelerinin hiçbirini vermemiş veya en fazla iki dönemde
beyanname vermiş olan mükellefler KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ
ekinde (Ek:16) yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu
Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması
gerektiği tabiidir. 


 


3- 1 veya 4 No.lu KDV Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV
Bulunmayan veya Hesaplanan KDV Beyanları Sadece Tecil-Terkin Uygulaması
Kapsamındaki Teslimlere İlişkin Olanlar ile KDV Beyannamelerinin Bazılarında
Hesaplanan KDV Bulunanlar


 


a) KDV Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV Bulunmayan veya
Hesaplanan KDV Beyanları Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlere
İlişkin Olanlar


 


İlgili takvim yılı içindeki işlemlerinin tamamı;


 


- İstisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşan
veya diğer nedenlerle hesaplanan KDV beyanı bulunmayan mükellefler ile


- Tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşan
mükellefler 


 


ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmuş olmaları şartıyla KDV artırımından faydalanabileceklerdir.


 


Buna göre, ilgili yıl içinde en az üç dönemde KDV
beyannamesi veren ve hiçbir dönemde hesaplanan vergisi çıkmayan veya sadece
tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimleri nedeniyle hesaplanan vergi
beyanı bulunan mükelleflerin artırım taleplerinde,  Tebliğin bu bölümüne
göre işlem yapılacaktır.


 


Bu mükelleflerin, KDV artırım talepleri nedeniyle
ödeyecekleri vergi, gelir veya kurumlar vergisi bakımından artırılan matrahlara
%18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.


 


Örnek 32- (Y)
A.Ş., 2020 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak söz
konusu yıldaki işlemleri KDV’den müstesna olan ve tecil-terkin uygulaması
kapsamındaki işlemlerden oluşmaktadır. 2020 yılı KDV beyannamelerinin üçünde
“Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyanı bulunmakta, ancak bu beyanlar
tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemlerden kaynaklanmaktadır. 


 


Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 285.000 TL
kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur. 


 


Mükellefin 2020 yılı beyan durumu her bir dönem itibarıyla
aşağıdaki gibidir.


 







DÖNEM



HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI






OCAK



HKDV yok






ŞUBAT



HKDV yok






MART



HKDV yok






NİSAN



HKDV yok






MAYIS



HKDV yok






HAZİRAN



HKDV yok






TEMMUZ



HKDV yok






AĞUSTOS



HKDV yok






EYLÜL



21.000 TL (Tecil Edilebilir KDV)






EKİM



19.000 TL (Tecil Edilebilir KDV)






KASIM



17.000 TL (Tecil Edilebilir KDV)






ARALIK



HKDV yok






TOPLAM



57.000 TL









 


Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (12
taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 







2020 Yılı KDV Artırım Tutarı



285.000 x %18



=



51.300 TL






Taksit Tutarı



(51.300 x 1,09) / 12



=



4.659,75 TL









 


b) KDV Beyannamelerinin Bazılarında Hesaplanan KDV
Bulunanlar


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının
(b-3) bendinde, “…Şu kadar ki, ilgili takvim yılı içinde bu alt bentte
belirtilen durumların yanı sıra vergiye tabi diğer işlemlerin de mevcudiyeti
nedeniyle hesaplanan vergisi çıkan mükellefler ile yıl içinde beyannamelerinin
tamamını vermekle birlikte beyannamelerinin bazılarında hesaplanan katma değer
vergisi bulunmayan mükelleflerin bu fıkra hükmüne göre ödemeleri gereken katma
değer vergisi tutarı, yukarıda belirtildiği şekilde hesaplanacak %18 oranındaki
katma değer vergisi tutarından aşağı olmamak kaydıyla, hesaplanan katma değer
vergisi bulunan beyannamelerdeki vergiler toplamına bu fıkranın (a) bendinde
belirtilen oranlar uygulanmak suretiyle hesaplanır. Bu kapsama giren
mükellefler, gelir veya kurumlar vergisi için matrah artırımında bulunmamaları
hâlinde bu fıkra hükmünden yararlanamaz.” hükmüne yer verilmiştir.


 


Kanunun 5 inci maddesinde, KDV artırımında bulunulan yıl içindeki
vergilendirme dönemlerinden herhangi birisine ilişkin KDV beyannamesinde
“Hesaplanan Katma Değer Vergisi” bulunmayan mükelleflerin, gelir veya kurumlar
vergisi için matrah artırımında bulunmalarının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Mükellefler, ilgili yıl içindeki katma değer vergisi beyannamelerini vermekle
birlikte, beyannamelerinin bazılarında “Hesaplanan Katma Değer Vergisi”
bulunmayabilir. Bu durum, mükelleflerin işlemlerinin tamamının istisna
kapsamındaki teslim ve hizmetlerden, ilgili dönemde işlemin bulunmamasından
veya diğer nedenlerden kaynaklanabilir.


 


Buna göre, mükelleflerin KDV artırımından yararlanmak
istedikleri yıl içindeki bazı dönemlerine ait beyannamelerinde, tecil-terkin
uygulaması kapsamındaki işlemler dışındaki işlemleri dolayısıyla “Hesaplanan
Katma Değer Vergisi” yer alması durumunda, vergi artırımı nedeniyle ödemeleri
gereken verginin tespiti için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında
bulundukları tutarın %18’i ile karşılaştırma yapılması gerekmektedir. Artırım
talebi nedeniyle ödenmesi gereken vergi, önce mükellefin beyanname verme
durumuna göre bu Tebliğin (V/D-1) veya (V/D-2) bölümlerine, daha sonra bu
bölüme göre hesaplanacaktır. Bu tutarlardan büyük olanı, artırım nedeniyle
ödenmesi gereken vergi olarak kabul edilecektir.


 


Bu çerçevede, yıl içindeki beyannamelerinin tamamını
vermekle birlikte, beyannamelerin bazılarında “Hesaplanan Katma Değer Vergisi”
bulunmayan mükelleflerin artırım talebinde bulunmaları hâlinde, hesaplanan
vergi bulunan beyannamelerindeki hesaplanan vergiler toplanacak ve bu toplama,
ilgili yıl için öngörülen artırım oranı uygulanarak artırım tutarı
hesaplanacaktır. Ancak bu tutar, mükellefin gelir/kurumlar vergisi matrah
artırımına %18 oranı uygulanmak suretiyle bulunan tutardan küçük olursa büyük
olan tutar dikkate alınacaktır.


 


Bu kapsama giren mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar
vergisi matrah artırımında bulunmaları zorunludur.


 


Örnek 33- Gelir
vergisi mükellefi (Z), 2019 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak
istemektedir. Söz konusu yılda, KDV’den istisna işlemlerin yanı sıra bazı
dönemlerde (Haziran, Temmuz, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık/2019 dönemlerinde)
vergiye tabi (KDV beyanını gerektiren) işlemler de bulunmaktadır. 


 


Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 115.000 TL
gelir vergisi matrah artırımında bulunmuştur. 


 


Mükellefin 2019 yılı beyan durumu her bir dönem itibarıyla
aşağıdaki gibidir. 


 







DÖNEM



HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI






OCAK



HKDV yok






ŞUBAT



HKDV yok






MART



HKDV yok






NİSAN



HKDV yok






MAYIS



HKDV yok






HAZİRAN



55.000 TL






TEMMUZ



42.000 TL






AĞUSTOS



HKDV yok






EYLÜL



48.000 TL






EKİM



60.000 TL






KASIM



45.000 TL






ARALIK



40.000 TL






TOPLAM



290.000 TL









 


Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (12
taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 


 2019 Yılı KDV Artırım Tutarı:


                              







1) 290.000 x %3   =    
 8.700 TL



KDV artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan 20.700
TL olacaktır.






2) 115.000 x %18 =    20.700 TL









 


Taksit Tutarı ise [(20.700 x 1,09) / 12] = 
1.880,25 TL olacaktır. 


 


Örnek 34- Kurumlar
vergisi mükellefi (T) Ltd. Şti. 2021 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak
istemektedir. Mükellefin Nisan, Haziran ve Kasım/2021 vergilendirme
dönemlerinde vergiye tabi satış işleminin olmaması nedeniyle bu dönemlere ait 1
No.lu KDV Beyannamelerinde “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” beyanı
bulunmamaktadır. 


 


Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 540.000 TL
kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur. 


 


Mükellefin 2021 yılı beyan durumu her bir dönem itibarıyla
aşağıdaki gibidir.


 







DÖNEM



HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI






OCAK



65.000 TL






ŞUBAT



35.000 TL






MART



45.000 TL






NİSAN



HKDV yok






MAYIS



40.000 TL






HAZİRAN



HKDV yok






TEMMUZ



36.000 TL






AĞUSTOS



31.000 TL






EYLÜL



41.000 TL






EKİM



34.000 TL






KASIM



HKDV yok






ARALIK



51.000 TL






TOPLAM



378.000 TL









 


Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı
(12 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır. 


 


2021 Yılı KDV Artırım
Tutarı:          


                    







1) 540.000 x %18 =     97.200 TL



KDV artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan 97.200
TL olacaktır.






2) 378.000 x %2   =       7.560 TL









 


Taksit tutarı ise [(97.200 x 1,09) / 12] = 8.829
TL olacaktır.


 


Örnek 35- 2019
takvim yılına ilişkin olarak sadece 4 dönemde vergili işlemleri bulunan ve
yılın 8 döneminde beyanname verip, 4 döneminde vermemiş olan gelir vergisi
mükellefi (M)’nin KDV beyan durumu aşağıdaki gibidir. 


 


Mükellef 2019 yılı ile ilgili olarak 110.000 TL gelir
vergisi matrah artırımında bulunmuştur.


 







DÖNEM



HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI






OCAK



HKDV yok






ŞUBAT



35.000 TL






MART



HKDV yok






NİSAN



34.000 TL






MAYIS



38.000 TL






HAZİRAN



26.000 TL






TEMMUZ



Beyanname yok






AĞUSTOS



HKDV yok






EYLÜL



HKDV yok






EKİM



Beyanname yok






KASIM



Beyanname yok






ARALIK



Beyanname yok






TOPLAM



133.000 TL









 


Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı (peşin ödeme imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 


2019 Yılı KDV Artırım Tutarı:


 







1)
133.000 / 8    =  16.625 TL



KDV artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan 19.800
TL olacaktır. Mükellefin peşin ödeme seçeneğini tercih etmiş olması
nedeniyle Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendine göre % 10
indirim yapılacağından ödenmesi gereken tutar [19.800 – (19.800 x
%10)]=17.820 TL olacaktır.






     16.625 x 12   = 
199.500 TL






    199.500 x
%3  =     5.985 TL






2)  110.000 x %18  =   19.800 TL









 


c) Kullanılacak Bildirim


 


Tebliğin bu bölümü kapsamında olan mükellefler, KDV artırım
taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:17) yer alan bildirimi
kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların da
göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir. 


 


4- Vergilendirme Dönemleri Üç Aylık Olan KDV
Mükelleflerinin Durumu  


 


a) Bir, İki veya Üç Dönem İçin Beyanname Verilmiş Olması 


 


Üç aylık beyan dönemine tabi mükelleflerin; bir, iki veya
üç dönem için 1 No.lu KDV Beyannamesi vermiş olmaları hâlinde, “Yıllık
Hesaplanan KDV” toplamı, bu Tebliğin (V/D-2-a) bölümünde yer alan açıklamalar
çerçevesinde hesaplanacaktır. 


 


Buna göre; 


 


- Bir dönem beyanname verilmişse, bu beyannamenin
“Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırındaki tutarın 4 katı alınarak, 


 


- İki dönem için beyanname verilmişse, verilen
beyannamelerdeki “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırlarında yer alan
tutarların toplamının 2 katı alınmak suretiyle,


 


- Üç dönem için beyanname verilmişse, üç dönem için verilen
bu beyannamelerin “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırlarında yer alan
tutarların toplamına, bu tutarın 1/3’ü ilave edilerek


 


yıllık hesaplanan KDV tutarı bulunacaktır. Diğer taraftan
dört dönem için beyanname verilmişse, dört dönem için verilen bu beyannamelerin
“Hesaplanan Katma Değer Vergisi” satırlarında yer alan tutarların toplamının
dikkate alınacağı tabiidir.   


 


Bulunan tutar üzerinden, bu Tebliğin (V/D-1-aa) bölümünde
belirtilen oranda KDV hesaplanarak ödenmesi gerekmektedir. 


 


b) Üç Aylık Vergilendirme Dönemlerinin Hiçbirinde Beyanname
Verilmemiş Olması 


 


Bu mükelleflerin KDV artırımından yararlanabilmeleri için,
gelir veya kurumlar vergisi matrahlarını artırmaları şarttır. 


 


Bunların KDV artırımı dolayısıyla ödemesi gereken vergi,
artırılan gelir veya kurumlar vergisi matrahına %18 oranı uygulanmak suretiyle
hesaplanacaktır.


 


c) Kullanılacak Bildirim


 


KDV vergilendirme dönemleri üç aylık dönemler olan
mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde yer alan KDV artırımında
kullanılabilecek bildirimlerden durumlarına uygun olanını kullanacaklardır.
Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde
bulundurulması gerektiği tabiidir.


  


5- Yıl İçinde İşe Başlayan veya Bırakan KDV Mükellefleri 


 


Vergi artırımında bulunacak mükelleflerin, vergi
artırımında bulundukları yıllarda (işe başlama veya işi bırakma gibi
nedenlerle) kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları hâlinde, bu Tebliğin
(V/D-1, V/D-2, V/D-3 ve V/D-4) bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde,
kıst dönem itibarıyla hesaplama ve artırım yapılacaktır. 


 


Bu kapsamda, kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye
girmeleri hâlinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri
sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai
tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde ilgili yıl için
kıst dönem hesaplaması yapılacaktır. 


 


KDV artırımında kullanılacak bildirimler bu Tebliğin ilgili
bölümlerine göre belirlenecektir. Ancak, bu Tebliğin (V/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.


 


6- Artırımda Bulunanlar Nezdinde İnceleme ve Tarhiyat
Yapılması 


 


7440 sayılı Kanuna göre vergi artırımından yararlanmak
isteyen mükellefler nezdinde, artırımda bulundukları yıl veya yılların
kapsadığı dönemler itibarıyla KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır. 


 


Ancak; 


 


-Artırımda bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi
incelemelerine ilişkin olarak artırımda bulunulan dönemler için “Sonraki
Dönemlere Devreden KDV” yönünden vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu
incelemelerde artırımda bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemeyecek, elde
edilen bulgular artırımda bulunulmayan dönemlerdeki tarhiyatlar için
kullanılabilecektir. 


 


-Artırımda bulunulan dönemler için iade hakkı doğuran
işlemlerden ya da ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine
(iade ve terkinin doğruluğunu teminen doğrudan veya dolaylı olarak mal ve
hizmet temin edilen mükellefler nezdinde karşıt incelemeler dâhil) ve 3065
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki işlemlere veya
müteselsil sorumluluk kapsamındaki işlemlere ilişkin olarak vergi incelemesi
ve/veya tarhiyat yapılabilecektir.


 


Buna göre, KDV artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak
mükellefler hakkında, sonraki dönemlere devreden indirilebilir KDV, ihraç
kaydıyla teslimler veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade
işlemleri ile 3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki
işlemler veya müteselsil sorumluluk kapsamındaki işlemlerle sınırlı olmak
üzere, 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen
artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanılan vergi incelemeleri ve takdir
işlemlerinin Kanunun yayımını izleyen yedi iş günü içinde sonuçlandırılması
şartı aranmaksızın, inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.


 


Bununla birlikte, sonraki dönemlere devreden katma değer
vergisi yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler
için tarhiyat önerilmeyecek, bu kapsamda vergi dairelerine intikal eden
raporlarda tarhiyat önerilmiş olması halinde bu tutarlar dikkate
alınmayacaktır.


 


Özetle, mükelleflerin KDV artırımında bulunmuş olmaları,
artırımda bulunulan dönemler için “Sonraki Dönemlere Devreden KDV”, iade hakkı
doğuran işlemler ya da ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iade ve terkin
talepleri, 3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki
işlemler veya müteselsil sorumluluk kapsamındaki işlemlere ilişkin olarak vergi
incelemelerinin yapılmasına mani değildir.


 


7- Ödenen KDV’nin Gelir veya Kurumlar Vergisi Matrahından
İndirilememesi, İade Konusu Yapılamaması


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (f)
bendine göre, vergi artırımı sonucu ödenen KDV, gelir veya kurumlar vergisi
matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate
alınamaz. 


 


Ayrıca bu tutarlar, KDV beyannamelerine indirim olarak
ithal edilemeyeceği gibi, KDV beyannamelerine göre ortaya çıkan “Ödenmesi
Gereken Katma Değer Vergisi” tutarlarından da indirilemez. Ödenen bu tutarların
herhangi bir şekilde iade edilmesi de mümkün değildir. 


 


8- KDV Artırımı Başvurusunda Bulunabilecekler


 


KDV artırım başvuruları, mükelleflerin kendileri veya
mükellefi temsile yetkili olanlar tarafından yapılacaktır. 


 


Diğer taraftan, devir, tam bölünme ve
tasfiye işlemleri ile ölüm veya gaiplik
hallerinde, bu Tebliğin (V/C) bölümünde yapılan açıklamalar geçerli olacaktır.


 


E- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN ORTAK HÜKÜMLER


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve
devamında yer alan matrah ve vergi artırımına ilişkin ortak hükümlerin
uygulanması hususunda açıklamalar aşağıda yer almaktadır.


 


1- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanı Dolayısıyla
Hesaplanan Vergilerin Ödenmesi


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddeleri
hükmünden yararlanılarak artırımda veya beyanda bulunanlar, anılan hükümlere
göre hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi ile gelir
(stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi tutarlarını, 30 Haziran 2023
tarihine kadar (bu tarih dâhil) tamamen ödeyebilecekleri gibi talep etmeleri
hâlinde ilk taksiti Haziran/2023 ayından başlamak üzere aylık dönemler halinde
on iki eşit taksitte ödeyebilirler. Matrah ve vergi artırımı dolayısıyla
mükelleflerce verilen yıllık, muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, katma değer
vergisi beyannameleri ve diğer beyannameler için 1.000 TL damga vergisi alınır
ve bu tutar ilk taksit ödeme süresi içinde ödenir.


 


Taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmesi durumunda
ödenecek tutara, Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde on
iki eşit taksit için öngörülmüş olan (1.09) katsayısı uygulanacaktır.


 


Matrah ve vergi artırımı hükümlerine göre hesaplanan
vergilerin, peşin veya on iki eşit taksit halinde ödenmesi ile ilgili olarak da
7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin hükümleri uygulanacak ve bu Tebliğin
ilgili bölümlerinde belirtilen açıklamalar ile (II/D-10 ve II/D-11) 
bölümlerinde belirtilen diğer açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


Öte yandan, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on
dokuzuncu fıkrasına göre, Hazine ve Maliye Bakanlığınca 213 sayılı Kanunun 15
inci maddesine göre mücbir sebep hali ilan edilen Adana, Adıyaman, Diyarbakır,
Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa
İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde mücbir sebep halinin, Kanunun dokuzuncu
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirlenen başvuru süresince devam
etmesi durumunda, mücbir sebep kapsamına alınan yerlerdeki dairelere (alacaklı
idarelere) yapılacak başvurunun süresi mücbir sebep hâlinin sona erdiği tarihi
takip eden üçüncü ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil) uzatılmıştır. Bu takdirde
Kanun kapsamında ödenmesi gereken tutarların ilk taksitinin; başvuru süresinin
sona erdiği tarihi takip eden ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil), diğer
taksitlerin ise bu taksiti takip eden aylık dönemler hâlinde bu Kanun
hükümlerine göre ödenmesi gerekir.


 


Bu itibarla, mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde
mükellefiyet kaydı bulunanların Kanunun 5 inci maddesi ile geçici 1 inci
maddesi kapsamında matrah ve vergi artırımından yararlanmak istemeleri halinde
31/10/2023 tarihine kadar maddede belirtilen şekilde beyan veya bildirimde
bulunmaları, hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi
ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi tutarlarını 30/11/2023 tarihine
kadar (bu tarih dâhil) tamamen veya talep etmeleri hâlinde ilk taksiti Kasım/2023
ayından başlamak üzere aylık dönemler halinde on iki eşit taksitte ödemeleri
gerekmektedir.


 


Buna göre, matrah ve vergi artırımına ilişkin ortak
hükümlerin düzenlendiği Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan
düzenleme uyarınca matrah ve vergi artırımında bulunanlar bu
vergileri, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödememeleri halinde artırım
hükümlerinden yararlanma hakkını kaybedecektir.


 


Bu takdirde, matrah ve vergi artırımı üzerine tahakkuk eden
vergiler, ilk taksit ödeme süresinin son günü olan 30 Haziran 2023 tarihi vade
tarihi kabul edilerek 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme
zammıyla birlikte takip ve tahsil edilecektir.


 


Diğer taraftan, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesinin on dördüncü fıkrasında “… bu Kanun kapsamındaki
alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel hükümler saklı kalmak
kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı süreleri işlemez.” hükmü yer
almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde, matrah ve vergi artırımında bulunan ancak
tahakkuk eden vergileri bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemeyen
mükellefler nezdinde yapılacak vergi incelemeleri ve tarhiyat işlemlerinde
taksit ödeme süresince işlemeyen süre, tarh zamanaşımı süresinin hesabında
işlemeyen süre olarak dikkate alınacaktır.


 


Örneğin, 2018 yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi
yönünden matrah artırımında bulunan ve on iki eşit taksitte ödeme seçeneğini
tercih eden mükellef, Haziran/2023 taksitini ödemiş olmakla birlikte ikinci
taksit olan Temmuz/2023 taksitini süresinde ödemediğinden Kanun hükümlerinden
yararlanma hakkını kaybetmiştir. Bu durumda mükellefin matrah artırımı
şartlarını ödeme yönünden ihlal ettiği tarihe kadar olan süre tarh
zamanaşımının hesabında işlemeyen süre olarak dikkate alınacaktır. Dolayısıyla
işlemeyen süre 1 Haziran 2023 ila 1 Ağustos 2023 tarihleri arasında geçen 61
gün olup 2018 yılıyla ilgili yapılacak tarhiyatlarda zamanaşımı süresi 1 Mart
2024 tarihine kadar uzamış olacaktır.


 


2- Matrah veya Vergi Artırımı Sonucunda Tahakkuk Eden
Vergilerin Tamamının Peşin Olarak Ödenmesi


 


Matrah veya vergi artırımı sonucunda tahakkuk eden
vergilerin tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde peşin olarak ödenmesi
hâlinde, bu vergilerden (damga vergisi hariç) %10 indirim yapılacak ve bu
vergilere katsayı uygulanmayacaktır.


 


Örnek 36- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (T)’nin yıllık beyannamede
beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2018 yılı için 300.000 TL, 2019 yılı için
360.000 TL, 2020 yılı için 400.000 TL, 2021 yılı için 620.000 TL ve 2022 yılı
için ise 1.400.000 TL'dir.


 


Mükellef, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin
gelir vergisi matrahlarını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için
başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur. Mükellef
tarafından matrah artırımında bulunulan yıllara ilişkin yıllık gelir vergisi
beyannameleri süresinde verilerek tahakkuk eden vergiler zamanında ödenmiş ve
bu vergi türleri için 7440 sayılı Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddelerinden
yararlanılmamıştır.


 


Öte yandan, matrah artırımı sonucunda tahakkuk eden
vergilerin tamamı ilk taksit ödeme süresi içinde peşin olarak ödenmiştir.


 


Buna göre mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde
olacaktır.


 







Yıl



İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 (1)



Artırım Oranı

(2)



Artırılan Matrah Tutarı (TL) (1x2) (3)



Asgari Matrah Tutarı (TL)

(4)



Hesaplamaya Esas Matrah (TL) (3 veya 4'ten Fazla Olanı)

 (5)



Vergi Oranı

(6)



Ödenecek Gelir Vergisi (TL) (5x6)

 (7)






2018



300.000



%35



105.000



94.000



105.000



%15



15.750






2019



360.000



%30



108.000



99.600



108.000



%15



16.200






2020



400.000



%25



100.000



105.800



105.800



%15



15.870






2021



620.000



%20



124.000



112.400



124.000



%15



18.600






2022



1.400.000



%25



350.000



200.000



350.000



%15



52.500






Toplam



118.920









        



Mükellef tarafından matrah artırımı sonucunda tahakkuk eden
vergilerin tamamı ilk taksit ödeme süresi içinde peşin olarak ödendiğinden bu
vergilerden %10 indirim yapılmış olup, indirim sonrası ödenen vergi tutarı
[118.920- (118.920 x %10)=] 107.028 TL olacaktır.


 


3- Takdir Komisyonlarına Sevk Edilmiş veya Haklarında Vergi
İncelemesine Başlanılmış Mükelleflerin Durumu


 


7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin yedinci fıkrası
uyarınca, matrah ve vergi artırımı kapsamına giren dönemler için başlatılmış ve
henüz sonuçlandırılmamış incelemelerin veya takdir işlemlerinin bulunması,
artırıma engel değildir.


 


Öte yandan, matrah ve vergi artırımında bulunulması,
Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir
işlemlerine engel teşkil etmeyecektir. Bu mükellefler hakkında vergi incelemesi
ile takdir işlemlerine göre tarhiyat yapılabilmesi için aşağıda belirtilen
hususlara uyulması gerekmektedir.


 


a) 7440 sayılı
Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında, artırımda
bulunulan yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun yayımı tarihinden
önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin Kanunun
yayımını izleyen yedi iş günü içinde, 21 Mart 2023 tarihine (bu tarih dâhil)
kadar, sonuçlandırılması şarttır. Bu süre içinde sonuçlandırılamayan vergi
incelemeleri ile takdir işlemlerine devam edilmeyecek, bulunduğu safhada
bırakılacaktır. Mükellefler sadece artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan
veya artırılan vergileri ödeyeceklerdir.


 


Bir başka anlatımla, Kanunun yayımı tarihinden önce
başlanılmış vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin 21 Mart 2023 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar tamamlanamaması hâlinde mükelleflerin, başvuru
süresinin sonuna (31 Mayıs 2023) kadar matrah ve vergi artırımında
bulunmuş olmaları şartıyla, 21 Mart 2023 tarihinden sonra
vergi dairesi kayıtlarına intikal eden raporlar ve kararlar üzerine tarhiyat
yapılamayacağından, vergi incelemesi ve takdir işlemlerine devam
edilmeyecektir.


 


b) Kanunun yayımı
tarihinden önce başlanılmış söz konusu vergi incelemeleri ile takdir
işlemlerinin (a) bölümünde belirtilen sürede sonuçlandırılması ve tarhiyata
konu matrah veya vergi farkı tespit edilmesi hâlinde;


 


ba) Mükellef,
inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına
intikal ettiği tarihten önce matrah ve vergi artırımında bulunmuş ise inceleme
ve takdir sonucu bulunan matrah veya vergi farkı ile mükelleflerin Kanunun 5
inci ve geçici 1 inci maddeleri hükümlerine göre artırdıkları matrahlar
birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucu mükellefin ilgili yıllarda
artırılan matrah veya vergi tutarlarının, vergi incelemeleri veya takdir
komisyonu kararlarına göre o yıl için belirlenen matrah veya vergi farkından
fazla veya bu tutar kadar olması durumunda mükellef hakkında ayrıca vergi
incelemeleri ve takdir komisyonu kararlarına göre vergi tarhiyatı yapılmaz ve
ceza uygulanmaz.


 


bb) Vergi
incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen tarhiyata konu matrah veya vergi farkının,
mükellefin ilgili yıl için artırdığı matrah veya vergi tutarından fazla olması
hâlinde, aradaki fark tutar kadar matrah veya vergi farkı üzerinden mükellef
hakkında gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza uygulanacaktır. Ancak
mükellef, bu fark tutar üzerinden tarh edilen vergiler ile uygulanan gecikme
faizi ve cezalar için Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden yararlanarak ödemede
bulunabilecektir.


 


bc) KDV
uygulaması bakımından vergi inceleme raporuna veya takdir komisyonu kararına
göre tarh edilmesi gereken vergiden, artırım nedeniyle ödenecek tutarlar
düşülerek işlem yapılacaktır. Buna göre;


 


-İnceleme, KDV yönünden artırım talebinde bulunulan yılın
bütün dönemlerini kapsıyorsa, rapora göre tarh edilmesi gereken vergiden, 7440
sayılı Kanunun KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince yılın tamamı için
hesaplanan vergi tutarı (bu Kanuna göre tahakkuk eden vergi) düşülecektir.


 


-İnceleme, KDV yönünden artırımda bulunulan yılın bazı
dönemlerini kapsıyorsa, artırım nedeniyle hesaplanan yıllık tutar 12’ye
bölünerek aylık ortalama bulunacak, bu ortalamanın raporun kapsadığı dönem
sayısı ile çarpılması sonunda bulunan tutar, rapora göre tarh edilmesi gereken
vergiden düşülecektir.


 


7440 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış olan
takdir işlemleri bakımından da bu ayrım kapsamında işlem tesis edilecektir.


 


bç) 21 Mart 2023
tarihine kadar sonuçlandırılan ve yukarıda (ba), (bb) ve (bc) bölümlerinde
belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan tarhiyatlar ile ilgili olarak
mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacaktır.


 


bd) 7440 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin yedinci fıkrasının uygulanmasında, inceleme ve takdir
işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, vergi inceleme raporları ile takdir
komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir.


 


c) Kanunun yayımı
tarihinden önce haklarında vergi incelemesi ve takdir işlemlerine başlanılmış
mükellefler, 21 Mart 2023 tarihinden önce matrah ve vergi
artırımında bulunmuş olmakla birlikte artırım, vergi inceleme raporları ve
takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten
sonra yapılmış ise yukarıda (b) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde
mahsup imkânından yararlanamayacaklar, ancak söz konusu inceleme
raporları ile takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan tarhiyatlar için
bu Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden faydalanabileceklerdir.


 


ç) Kanuna göre
matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar
vergisine mahsuben daha önce ödemiş oldukları vergilerin iadesi konusundaki
başvuruları, ilgili kanun hükümleri ve genel tebliğ esasları çerçevesinde
sonuçlandırılacak ancak matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler
hakkında iade talebi ile sınırlı olmak üzere vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu
incelemelerin 21 Mart 2023 tarihine kadar sonuçlandırılması şartı
aranmayacaktır. İnceleme sonucuna göre mükellefin iade talebi yerine
getirilecek veya reddedilecektir. İade talebinin reddi hâlinde söz konusu
vergiler teminat karşılığı veya teminat alınmadan daha önce iade edilmiş ise
gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza kesilecektir.


 


Teminat karşılığı veya teminat alınmaksızın yapılan iadeler
ile ilgili inceleme raporunda, tespit edilen matrah ve vergi farkı nedeniyle
talep edilen iadeyi aşan bir vergi farkı bulunması hâlinde; iadesi talep edilen
tutarı aşan kısım için tarhiyat yapılabilmesi, incelemenin 21 Mart 2023
tarihine kadar sonuçlandırılmasına bağlıdır. Bu takdirde de mükellefin
matrah ve vergi artırımının dikkate alınacağı tabiidir. Ancak, iade tutarı ile
ilgili olarak incelemenin 21 Mart 2023 tarihine kadar sonuçlandırılması şartı
aranılmadığından, iade tutarı ile sınırlı olmak üzere inceleme devam edebilecek
ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır. Dolayısıyla, matrah ve vergi
artırımında bulunan mükelleflerin yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben
daha önce ödemiş oldukları vergilerin iadesine yönelik incelemeler nedeniyle 21
Mart 2023 tarihinden sonra düzenlenecek raporlarda, iade tutarını aşan bir
tarhiyat önerilmeyecektir.


 


Kanunun KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince, bu
açıklamaların KDV uygulaması bakımından da geçerli olacağı tabiidir.


 


d)  Kanunun 5
inci maddesinin yedinci fıkrasında, katma değer vergisi artırımında bulunulan
yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki dönemlere devreden
indirilebilir katma değer vergileri, ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade
hakkı doğuran işlemlerden doğan tecil-terkin ve iade işlemleri ve 3065 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki işlemler veya müteselsil
sorumluluk kapsamındaki işlemler ile sınırlı olmak üzere Kanunun yayımını
izleyen yedi iş günü içinde incelemenin sonuçlandırılması şartı aranmaksızın bu
Tebliğin (V/D-6) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde inceleme ve tarhiyat
yapılabilecektir. Ayrıca, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği
kapsamında haklarında özel esaslar uygulanan mükelleflerin genel esaslara geçme
taleplerine yönelik inceleme yapılması mümkün olmakla birlikte, bu incelemeler
sonucunda artırımda bulunulan yıllarla ilgili tarhiyat yapılamayacaktır.


 


e) Kanunun matrah
ve vergi artırımına ilişkin hükümlerinden yararlanmak için mükelleflerce 31
Mayıs 2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) başvuruda
bulunulabileceğinden, mükelleflerin bu tarihe kadar matrah ve vergi artırımında
bulunması ve tahakkuk eden verginin Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen süre
ve şekilde ödenmesi hâlinde, artırımda bulunulan yıllar ve vergi türleri ile
ilgili olarak Kanunun yayımı tarihinden sonra başlanılan vergi incelemeleri ve
takdir işlemlerine (Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu ve on
üçüncü fıkralarında belirtilen hallerin mevcudiyeti hali hariç) devam
edilmeyeceği tabiidir.


 


4- Matrah ve Vergi Artırımında Bulunan Mükelleflere Vergi
Usul Kanunu Hükümlerine Göre Usulsüzlük Cezası Uygulanmaması


 


7440 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımı yapılan
dönemlere ait kanuni süresinde verilmeyen beyannameler için 213 sayılı Kanunun
usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.


 


5- Matrah ve Vergi Artırımında Bulunulan Vergilendirme
Dönemlerine İlişkin Kesinleşen Tarhiyatların Durumu


 


Matrah ve vergi artırımında bulunulan yıl içindeki
vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak, matrah ve vergi artırımında bulunan
mükelleflerin ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi vermeleri ve bu düzeltme
işlemlerinin Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali
de dâhil olmak üzere ikmalen, re’sen ve idarece
yapılıp Kanunun yayımlandığı tarihten önce kesinleşen tarhiyatlar ve vergiler
(katma değer vergisi tarhiyatında “hesaplanan katma değer vergisi”), matrah ve
vergi artırımına esas ilgili dönem beyanına ilave edilecek, bir başka ifade ile
matrah ve vergi artırımı, kesinleşen tarhiyatlar da dikkate alınarak
yapılacaktır.


 


6- İstisna ve İndirimlerin Uygulanmaması


 


7440 sayılı Kanun kapsamında gelir veya kurumlar vergisi
ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisinde artırım hükümlerinden
yararlanılması durumunda, hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi için herhangi
bir istisna ve indirim uygulanması söz konusu olmayacaktır.


 


7- Kanunun Matrah ve Vergi Artırımı Hükümlerinden
Yararlanamayacaklar ile Haklarında 213 Sayılı Kanunun 359 uncu Maddesinin (b)
Fıkrasında Yer Alan Defter, Kayıt ve Belgeleri Yok Etme veya Defter Sahifelerini
Yok Ederek Yerine Başka Yapraklar Koyma veya Hiç Yaprak Koymama veya Belgelerin
Asıl veya Suretlerini Tamamen veya Kısmen Sahte Olarak Düzenleme Fiillerinden
ya da Aynı Kanunun 359 uncu Maddesinin (ç) Fıkrasında Yer Alan Fiillerden
Hareketle Vergi İncelemesi Yapılanlar


 


 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasında; bir kısım mükellefin Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanamayacağının yanı sıra söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği tarih
itibarıyla, haklarında 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında
yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok
ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin
asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerinden
ya da aynı Kanunun 359 uncu maddesinin (ç) fıkrasında yer alan fiillerden
hareketle yapılan vergi incelemesi devam edenlerin Kanunun matrah ve vergi
artırımı hükümlerinden yararlanabilme koşullarına ilişkin hükümlere yer
verilmiştir.


 


 a) Kanunun Matrah ve Vergi Artırımı Hükümlerinden
Yararlanamayacaklar


 


 7440 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (a) bendinde;


 


- 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer
alan “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok
ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya
belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak
düzenleyenler” ile aynı Kanunun 359 uncu maddesinin (ç) fıkrasında yer
alan fiilleri işleyenlerin (Bu fiillerin 2022 yılında veya Kanunun 5 inci
maddesinin kapsadığı dönemlerden herhangi birinde işlendiğinin tespit edilmesi
halinde bu mükellefler diğer dönemler için de matrah ve vergi artırım
hükümlerinden yararlanamazlar),


 


- Terör suçundan hüküm giyenlerin,


 


- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla haklarında
terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine
karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,
mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle adli
makamlar, genel kolluk kuvvetleri veya Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı
tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında vergi incelemesi
yapılması, terörün finansmanı suçu veya aklama suçu kapsamında inceleme ve
araştırma yapılması talep edilenlerin


 


Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra
hükümlerinden yararlanamayacakları hüküm altına alınmıştır.


 


Bu kapsamda;


 


 - Haklarında, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022
yıllarının herhangi birinde Kanunun yayımlandığı 12/3/2023 tarihinden önce
vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporlar ile 213 sayılı Kanunun
359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme
veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç
yaprak koymama veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte
olarak düzenleme fiilleri ile aynı Kanunun 359 uncu maddesinin (ç)
fıkrasında yer alan fiillerin işlendiğine yönelik tespit yapılanların,


 


- Terör suçundan hüküm giyenlerin,


 


- Kanunun 5 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarih
itibarıyla haklarında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin
milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya
gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu
gerekçesiyle adli makamlar, genel kolluk kuvvetleri veya Mali Suçları Araştırma
Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında
vergi incelemesi yapılması, terörün finansmanı suçu veya aklama suçu kapsamında
inceleme ve araştırma yapılması talep edilenlerin


 


 Kanunun 5 inci maddesi hükmüne göre 2018, 2019, 2020,
2021 ve 2022 yıllarının hiçbiri için matrah ve vergi artırımından
yararlanmaları mümkün değildir.


 


Örnek 37- (A) Ltd.
Şti. hakkında 2018 yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemesi neticesinde
düzenlenen ve 20/1/2022 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal eden vergi
incelemesi raporunda, 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde düzenlenen,
belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme
fiilinin işlendiği tespitine yer verilmiştir. Buna göre (A) Ltd. Şti. Kanunun 5
inci maddesinde yer alan matrah ve vergi artırımı hükümlerinden bu maddenin
kapsadığı dönemlerin tamamı için yararlanamayacaktır.


 


b) Haklarında 213 Sayılı Kanunun 359 uncu Maddesinin (b)
Fıkrasında Yer Alan Defter, Kayıt ve Belgeleri Yok Etme veya Defter
Sahifelerini Yok Ederek Yerine Başka Yapraklar Koyma veya Hiç Yaprak Koymama
veya Belgelerin Asıl veya Suretlerini Tamamen veya Kısmen Sahte Olarak
Düzenleme Fiillerinden ya da Aynı Kanunun 359 uncu Maddesinin (ç) Fıkrasında
Yer Alan Fiillerden Hareketle Vergi İncelemesi Yapılanlar


 


Kanunun 5 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 12/3/2023
tarihi itibarıyla haklarında, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarının
herhangi birine ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b)
fıkrasında yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini
yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin
asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerinden
ya da aynı Kanunun 359 uncu maddesinin (ç) fıkrasında yer alan fiillerden hareketle
yapılan vergi incelemesi devam edenlerin, bu maddede belirtilen süre ve
öngörülen şekilde matrah veya vergi artırımında bulunmaları durumunda, söz
konusu vergi incelemesinin tamamlanmasına kadar bu maddenin kapsadığı
dönemlerin tamamı için yapılan artırımlar sonucu tahakkuk işlemleri
bekletilecektir.


 


 Kanunun 5 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarih
itibarıyla, haklarında, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarının herhangi
birine ilişkin olarak söz konusu fiillerden hareketle yapılan vergi incelemesi
devam eden mükelleflerin Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabilmeleri için;


 


i) Kanunda belirtilen süre ve öngörülen şekilde matrah veya
vergi artırımında bulunmuş olmaları,


 


ii) Söz konusu vergi incelemesi kapsamında Kanunun yayımı tarihini
izleyen ayın başından itibaren on iki ay içerisinde [31/3/2024 tarihine kadar
(bu tarih dâhil)] 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarının herhangi birinde bu
fiillerin varlığının tespit edilmemesi, 


 


iii) (ii) ayrımında ifade edilen durumun tespitine ilişkin
olarak kendilerine tebliğ edilen rapor veya yazıya istinaden, Kanunda öngörülen
süre ve şekilde yaptıkları matrah veya vergi artırımı sonucunda hesaplanan
vergileri, tebligatı izleyen aydan başlamak üzere matrah ve vergi artırımı
sırasında yaptıkları tercihe göre, matrah ve vergi artırımı dolayısıyla verilen
beyannamelere ait damga vergisini ise ilk taksit ödeme süresi içinde ödemeleri
ve Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen diğer şartları yerine getirmeleri


 


gerekmektedir.


 


Söz konusu mükelleflerin Kanunun matrah ve vergi artırımı
hükümlerinden yararlanabilmelerinin ilk koşulu, Kanunda belirtilen süre ve
öngörülen şekilde matrah veya vergi artırımında bulunmuş olmalarıdır. Bir başka
ifadeyle, Kanunda yer alan hüküm gereğince, Kanunun 5 inci maddesinde
belirtilen süre ve öngörülen şekilde matrah veya vergi artırımında
bulunmayanların madde hükümlerinden faydalanması mümkün değildir.


 


Bununla birlikte, Kanunda belirtilen süre ve öngörülen şekilde
matrah veya vergi artırımında bulunulmuş olması tek başına matrah ve vergi
artırımı hükümlerinden yararlanılmasına imkân vermemekte, Kanunda ifade edilen
diğer koşulların da sağlanmış olması gerekmektedir.


 


Örnek 38- (B) A.Ş.
hakkında 2018 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillere yönelik olarak 21/11/2022 tarihinde vergi
incelemesine başlanmıştır.


 


 Mükellef tarafından Kanun kapsamında matrah ve vergi
artırımında bulunulmamıştır.


 


 İnceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme
raporları 11/10/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiş ve
raporlarda kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi farkı tespitine
yer verilmiş ancak, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillerin varlığı tespit edilmemiştir.


 


Her ne kadar (B) A.Ş. hakkında düzenlenen vergi inceleme
raporlarında Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillerin varlığı tespit edilmemiş olsa da, (B) A.Ş. tarafından
Kanunun 5 inci maddesinde yer alan hükümlere istinaden 31/5/2023 tarihine kadar
(bu tarih dâhil) matrah ve vergi artırımında bulunulmadığından, mükellefin
Kanunun 5 inci maddesi hükümlerinden faydalanması mümkün değildir.


 


Örnek 39- (C) A.Ş.
hakkında 2018 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillere yönelik olarak 21/11/2022 tarihinde vergi
incelemesine başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/5/2023
tarihinde Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında,
on iki eşit taksitte ödemek üzere 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları için
kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz
konusu vergi incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk
işlemlerinin tamamı bekletilecektir.


 


 İnceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme
raporları 12/9/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiştir.
Raporlarda matrah ve vergi farkı tespitine yer verilmediği gibi Kanunun 5 inci
maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin varlığı da
tespit edilmemiştir. Bu duruma ilişkin rapor/yazı mükellefe 11/10/2023
tarihinde tebliğ edilmiştir.


 


 Buna göre, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan
vergilerin 2023 Kasım ayından itibaren on iki eşit taksitte, matrah ve vergi artırımı dolayısıyla verilen
beyannamelere ait damga vergisinin ise ilk taksit ödeme süresi olan Kasım ayı
içinde ödenmesi ve Kanunun 5 inci maddesinde
öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla mükellef matrah ve vergi
artırımına ilişkin hükümlerden yararlanabilecektir.


 


ba) 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında
yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok
ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin
asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerinin ya
da aynı Kanunun 359 uncu maddesinin (ç) fıkrasında yer alan fiillerin tespit
edilmemesi


 


Kanunun 5 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla
haklarında, 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan
defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine
başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin asıl veya
suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerinden ya
da aynı Kanunun 359 uncu maddesinin (ç) fıkrasında yer alan fiillerden
hareketle yapılan vergi incelemesi kapsamında, Kanunun yayımı tarihini izleyen
ayın başından itibaren on iki ay içerisinde [31/3/2024 tarihine kadar (bu tarih
dâhil)] bu fiillerin varlığının tespit edilmemesi durumunda, bu durumun
tespitine ilişkin rapor veya yazı, Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen süre ve
şekilde matrah veya vergi artırımında bulunan mükelleflere tebliğ edilecektir.


 


 Matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan vergileri,
tebligatı izleyen aydan başlamak üzere matrah ve vergi artırımı sırasındaki
tercihlerine göre, matrah ve vergi artırımı dolayısıyla verilen beyannamelere
ait damga vergisini ise ilk taksit ödeme süresi içinde ödemeleri ve Kanunun 5
inci maddesinde öngörülen diğer şartları yerine getirmeleri koşuluyla, söz
konusu mükellefler Kanunun 5 inci maddesi hükümlerinden yararlanabilecektir.


 


Örnek 40- (D) A.Ş.
hakkında 2018 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillere yönelik olarak 21/11/2022 tarihinde vergi
incelemesine başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/5/2023
tarihinde Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında,
on iki eşit taksitte ödemek üzere 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları için
kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz
konusu vergi incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk
işlemlerinin tamamı bekletilecektir.


 


 İnceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme
raporları 12/9/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiştir.
Raporlarda kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi farkı tespitine
yer verilmiş ancak Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillerin varlığı tespit edilmemiştir. Bu duruma ilişkin rapor/yazı
mükellefe 11/10/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.


 


Buna göre, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan
vergilerin 2023 Kasım ayından itibaren on iki eşit taksitte, matrah ve vergi artırımı dolayısıyla verilen
beyannamelere ait damga vergisinin ise ilk taksit ödeme süresi olan Kasım ayı
içinde ödenmesi ve Kanunun 5 inci maddesinde
öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla mükellef matrah ve vergi
artırımına ilişkin hükümlerden yararlanacak, bulunan matrah ve vergi farkı ise
Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkra ve Kanunun geçici 1
inci madde hükümleri ile birlikte değerlendirilecektir.


 


 i) Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendi kapsamındaki incelemeye ilişkin raporun, (c) bendindeki inceleme raporu
ve takdir komisyonu kararından önce vergi dairesine intikal etmesi


 


Kanunda belirtilen süre ve öngörülen şekilde matrah ve
vergi artırımında bulunan ve haklarında yapılan inceleme neticesinde Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin tespit
edilmemesi nedeniyle kendilerine, bu durumun tespitine ilişkin rapor veya yazı
tebliğ edilen mükelleflere ilişkin, tarhiyata konu matrah veya vergi farkı
tespiti içeren Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi
kapsamındaki vergi incelemesine ilişkin raporun, aynı fıkranın (c) bendi
kapsamındaki inceleme raporu veya takdir komisyonu kararından önce vergi
dairesi kayıtlarına intikal etmesi durumunda, matrah veya vergi artırımının
ihlal edilmemesi koşuluyla, (c) bendi kapsamındaki inceleme ve tarh işlemlerine
devam edilmez.


 


Örnek 41- (E) A.Ş.
hakkında 2018 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillere yönelik olarak 21/11/2022 tarihinde vergi
incelemesine başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/5/2023
tarihinde Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında,
on iki eşit taksitte ödemek üzere 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları için
kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz
konusu vergi incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk
işlemlerinin tamamı bekletilecektir.


 


Diğer taraftan mükellef hakkında 2019 yılı için, kurumlar
vergisi ve KDV açısından 13/6/2023 tarihinde yeni bir vergi incelemesine
başlanmıştır.


 


2019 yılına ilişkin vergi incelemesi tamamlanmadan 2018
yılına ilişkin vergi incelemesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporları
12/9/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiştir. Raporlarda
kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi farkı tespitine yer verilmiş
ancak Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen
fiillerin varlığı tespit edilmemiştir. Bu duruma ilişkin rapor/yazı mükellefe
11/10/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.


 


 Buna göre, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan
vergilerin 2023 Kasım ayından itibaren on iki eşit taksitte, matrah ve vergi artırımı dolayısıyla verilen
beyannamelere ait damga vergisinin ise ilk taksit ödeme süresi olan Kasım ayı
içinde ödenmesi ve Kanunun 5 inci maddesinde
öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla mükellef matrah ve vergi
artırımına ilişkin hükümlerden yararlanacak, bulunan matrah ve vergi farkı ise
Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkra ve Kanunun geçici 1
inci madde hükümleri ile birlikte değerlendirilecektir. Öte yandan, 2019 yılına
ilişkin incelemeye, matrah ve vergi artırımının ihlal edilmemesi koşuluyla
devam edilmeyecektir.


 


ii) Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (c)
bendi kapsamındaki inceleme raporu veya takdir komisyonu kararının, (b) bendi
kapsamındaki inceleme raporundan önce vergi dairesi kayıtlarına intikal
ettirilmesi


 


Kanunda belirtilen süre ve öngörülen şekilde matrah ve
vergi artırımında bulunan ve haklarında yapılan inceleme neticesinde Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin tespit
edilmemesi nedeniyle kendilerine, bu durumun tespitine ilişkin rapor veya yazı
tebliğ edilen mükelleflere ilişkin, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (c) bendi kapsamındaki inceleme raporu veya takdir komisyonu
kararının, aynı fıkranın (b) bendi kapsamındaki inceleme raporundan önce vergi
dairesi kayıtlarına intikal etmesi halinde, bu rapor veya karar, Kanunun yayımı
tarihini izleyen ayın başından itibaren on iki ayı aşmamak üzere, söz konusu
fıkranın (b) bendinde bahsedilen vergi incelemesi neticesinde düzenlenen
raporların vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihe kadar bekletilir.


 


Bu durumda, bahse konu (c) bendi kapsamındaki inceleme
raporu veya takdir komisyonu kararlarına ilişkin olarak tesis edilecek işlemler
(b) bendinde bahsedilen vergi incelemesi neticesinde düzenlenen raporlarda yer
alan tespitlere göre gerçekleştirilecektir.


 


Örnek 42- (F) A.Ş.
hakkında 2018 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillere yönelik olarak 21/11/2022 tarihinde vergi incelemesine
başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/5/2023 tarihinde Kanunun 5
inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında, on iki eşit taksitte
ödemek üzere 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları için kurumlar vergisi ve
KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz konusu vergi
incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk işlemlerinin
tamamı bekletilecektir.


 


Diğer taraftan, mükellef hakkında 2019 yılı için, kurumlar
vergisi ve KDV açısından 13/6/2023 tarihinde yeni bir vergi incelemesine
başlanmıştır. Söz konusu inceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporları
14/8/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiştir. Bahse konu
raporlarda, kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi farkı tespitine
yer verilmiş ancak 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yer alan fiillerin
işlendiğine yönelik herhangi bir tespitte bulunulmamıştır.


 


Mükellef hakkında Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillere yönelik olarak 21/11/2022 tarihinde
başlanılan vergi incelemesi henüz tamamlanmadığından, 2019 yılına ilişkin
inceleme neticesinde düzenlenen raporlara yönelik işlemler, söz konusu vergi
incelemesinin tamamlanmasına kadar bekletilir.


 


2018 yılına ilişkin vergi incelemesi sonucunda düzenlenen
vergi inceleme raporları 12/9/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal
etmiştir. Raporlarda kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi farkı
tespitine yer verilmiş ancak Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillerin varlığı tespit edilmemiştir. Bu duruma ilişkin
rapor/yazı mükellefe 11/10/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.


 


Buna göre, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan
vergilerin 2023 Kasım ayından itibaren on iki eşit taksitte, matrah ve vergi
artırımı dolayısıyla verilen beyannamelere ait damga vergisinin ise ilk taksit
ödeme süresi olan Kasım ayı içinde ödenmesi ve Kanunun 5 inci maddesinde
öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla mükellef matrah ve vergi
artırımına ilişkin hükümlerden yararlanacak, 2018 yılına ilişkin olarak bulunan
matrah ve vergi farkı ise Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü
fıkra ve Kanunun geçici 1 inci madde hükümleri ile birlikte
değerlendirilecektir. Öte yandan, 2019 yılına ilişkin raporlarda önerilen
tarhiyatlar yapılmayacak ve cezalar kesilmeyecektir.


 


iii) İnceleme ve takdir işlemlerinde tespit edilen hususlar
ile matrah ve vergi artırımı hükümlerine ilişkin olarak yapılacak işlemler


 


Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi
kapsamında yapılan vergi incelemesi sonucunda söz konusu bentte belirtilen
fiillerin tespit edilmemesi, Kanunda belirtilen süre ve öngörülen şekilde
matrah veya vergi artırımında bulunulmuş olması ve hesaplanan vergiler ile
matrah ve vergi artırımı dolayısıyla verilen beyannamelere ait damga vergisinin
ödenmiş olması ve diğer şartların yerine getirilmesi durumunda, bahse konu
incelemede bulunan matrah veya vergi farkı anılan maddenin birinci, ikinci, üçüncü
fıkra ve Kanunun geçici 1 inci madde hükümleri ile birlikte değerlendirilecek,
matrah veya vergi artırımına ilişkin taksitler ile matrah ve vergi artırımı
dolayısıyla verilen beyannamelere ait damga vergisinin tamamen ödenmesi
şartıyla söz konusu fıkranın (c) bendi kapsamındaki rapor veya kararlar (vergi
ziyaına 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı fiillerle sebebiyet
verilmesi hali hariç) için tarhiyat yapılmayacak ve vergi cezası
kesilmeyecektir.


 


Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (c) bendi
kapsamındaki raporlarda vergi ziyaına 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde
yazılı fiillerle sebebiyet verildiğinin tespiti halinde ise, söz konusu
raporlarda tespit edilen matrah veya vergi farkı ve bahse konu fıkranın (b)
bendi kapsamında yapılan vergi incelemesi sonucunda bulunan matrah veya vergi
farkı, Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkra ve Kanunun
geçici 1 inci madde hükümleri ile birlikte değerlendirilecektir.


 


Örnek 43- Örnek 42’de
ifade edilen (F) A.Ş. hakkında 2019 yılı için yapılan vergi incelemesi
sonucunda düzenlenen ve 14/8/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal
eden raporlarda, 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yer alan fiillerin
işlendiğine yönelik bir tespite yer verilmiş olsaydı; 2018 yılına ilişkin
raporlarda Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde
belirtilen fiillerin varlığının tespit edilmemiş olması, matrah ve vergi
artırımı sonucu hesaplanan vergilerin 2023 Kasım ayından itibaren on iki eşit
taksitte, matrah ve vergi artırımı dolayısıyla verilen beyannamelere ait damga
vergisinin ise ilk taksit ödeme süresi olan Kasım ayı içinde ödenmesi ve
Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi
koşuluyla (F) A.Ş. matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerden yararlanacak,
ancak 2019 ve 2018 yıllarına ilişkin vergi inceleme raporlarında yer verilen
matrah ve vergi farkları Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü
fıkra ve Kanunun geçici 1 inci madde hükümleri ile birlikte değerlendirilecektir.


 


bb) 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında
yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok
ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin
asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerinin ya
da aynı Kanunun 359 uncu maddesinin (ç) fıkrasında yer alan fiillerin tespit
edilmesi


 


Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (e) bendinde
yer alan hükümler gereğince, söz konusu fıkranın (b) bendi kapsamındaki vergi
incelemesinin tamamlanması sonucunda söz konusu bentte belirtilen fiillerin
varlığının tespit edilmesi halinde, bu mükellefler tarafından daha önce matrah
veya vergi artırımları yapılmış olsa dahi söz konusu matrah ve vergi
artırımları dikkate alınmayacaktır.


 


Örnek 44- (G) A.Ş.
hakkında 2018 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillere yönelik olarak 21/11/2022 tarihinde vergi
incelemesine başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/5/2023 tarihinde
Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında, on iki
eşit taksitte ödemek üzere 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları için kurumlar
vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz konusu
vergi incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk işlemlerinin
tamamı bekletilecektir.


 


İnceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporları
12/9/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiş ve raporlarda Kanunun
5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin
varlığının tespit edildiği ifade edilmiştir.


 


Buna göre, her ne kadar (G) A.Ş. tarafından Kanun
kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulmuş olsa da hakkında yapılan 2018
yılına yönelik vergi incelemesi sonucunda, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin varlığı tespit edildiğinden, (G)
A.Ş. tarafından yapılan matrah ve vergi artırımları dikkate alınmayacaktır. Bir
başka ifadeyle (G) A.Ş. Kanunun 5 inci maddesinde yer alan matrah ve vergi
artırımı hükümlerinden yararlanamayacaktır.


 


 


 


 


bc) İnceleme, takdir ve zamanaşımı süreleri


 


Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince,
Kanunun yayımı tarihi olan 12/3/2023 tarihinden (bu tarih dâhil) önce veya
yayımı tarihini izleyen günden itibaren on iki ay içerisinde başlanılan vergi
incelemeleri ile takdir işlemlerinden, söz konusu fıkranın (b) bendi uyarınca
matrah ve vergi artırımında bulunanların artırımda bulundukları dönem ve vergi
türlerine ilişkin olarak bahse konu fıkranın (b) ve (c) bentlerine göre
yapılanların, anılan maddenin birinci fıkrasının (h) bendi ve üçüncü fıkrasının
(e) bendi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın
başından, bir başka ifadeyle 1/4/2023 tarihinden, itibaren on iki ay içerisinde
[31/3/2024 tarihine (bu tarih dâhil) kadar] sonuçlandırılması gerekmekte olup,
sonuçlandırılamaması halinde, bu işlemlere devam edilmeyecektir. Söz konusu
vergi incelemelerinden bu süre içerisinde sonuçlandırılanlarla ilgili tarhiyat
öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmaz.


 


İnceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından
maksat, inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettirilmesidir.


 


Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (c) bendi
kapsamındaki inceleme raporu veya takdir komisyonu kararından önce aynı
fıkranın (b) bendi uyarınca yapılan vergi incelemesinin sonuçlanması ve
inceleme sonucunda bahse konu fıkranın (b) bendinde belirtilen fiillerin
varlığının tespit edilmesi halinde, anılan fıkranın (c) bendinde belirtilen
inceleme ve takdir işlemlerinin tamamlanmasına ilişkin süreler açısından 213
sayılı Kanunun genel hükümleri uygulanacaktır.


 


Örnek 45- (H) A.Ş.
hakkında 2018 yılı için, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b)
bendinde belirtilen fiillere yönelik olarak 21/11/2022 tarihinde vergi
incelemesine başlanmıştır. Kanunun yayımı sonrasında mükellef 25/5/2023
tarihinde Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendi kapsamında,
on iki eşit taksitte ödemek üzere 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları için
kurumlar vergisi ve KDV açısından matrah ve vergi artırımında bulunmuştur. Söz
konusu vergi incelemesi tamamlanana kadar bu artırımlara ilişkin tahakkuk işlemlerinin
tamamı bekletilecektir.


 


Diğer taraftan mükellef hakkında 2019 yılı için, kurumlar
vergisi ve KDV açısından 13/6/2023 tarihinde yeni bir vergi incelemesine
başlanmıştır.


 


2019 yılına ilişkin vergi incelemesi tamamlanmadan 2018
yılına ilişkin vergi incelemesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporları
12/9/2023 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiş ve raporlarda
Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen
fiillerin varlığının tespit edildiği ifade edilmiştir.


 


Buna göre, her ne kadar (H) A.Ş. tarafından Kanun
kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulmuş olsa da hakkında yapılan 2018
yılına yönelik vergi incelemesi sonucunda, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (b) bendinde belirtilen fiillerin varlığı tespit edildiğinden, (H)
A.Ş. tarafından yapılan matrah ve vergi artırımları dikkate alınmayacaktır. Bir
başka ifadeyle (H) A.Ş. Kanunun 5 inci maddesinde yer alan matrah ve vergi
artırımı hükümlerinden yararlanamayacaktır.


 


2018 yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemesinin 2019
yılına ilişkin vergi incelemesinden önce tamamlanması ve bu inceleme sonucunda
Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının (b) bendinde belirtilen
fiillerin varlığının tespit edilmesine bağlı olarak (H) A.Ş.’nin Kanunun 5 inci
maddesi hükümlerinden faydalanamayacak olması nedeniyle, 2019 yılına ilişkin
vergi incelemesinin Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın başından itibaren on
iki ay içerisinde sonuçlandırılması gerekmeyecek, bu incelemenin tamamlanması açısından
213 sayılı Kanunun genel hükümleri uygulanacaktır.


 


Diğer taraftan, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu
fıkrasının (c) bendi kapsamındaki inceleme raporu veya takdir komisyonu
kararlarının ilgili olduğu dönemlere ilişkin vergi ve cezalara yönelik zamanaşımı
süresi, Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın başından itibaren on iki ay
aşılmamak kaydıyla, mezkûr rapor veya kararın vergi dairesi kayıtlarına intikal
ettirildiği tarihten söz konusu fıkranın (b) bendi kapsamındaki raporların
vergi dairesine intikal ettiği tarihe kadar işlemeyecektir.


 


8- Diğer Hususlar


 


a) Matrah ve
vergi artırımı sonucunda, hesaplanarak veya artırılarak ödenen vergiler, gelir
veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak
kabul edilmeyecektir.


 


Söz konusu vergilerin herhangi bir vergiden indirim veya
mahsup edilmesi mümkün olmadığı gibi iade edilmesi de söz konusu değildir.


 


b) Artırılan
matrahlar nedeniyle geçici vergi hesaplanmayacak ve tahsil olunmayacaktır.


 


c) Matrah ve
vergi artırımında bulunan ve bu konudaki şartları yerine getiren mükelleflerin
defter ve belgeleri artırıma konu vergi türleri için kendileri adına tarhiyat
yapılmak amacıyla incelenmeyecek olmasına rağmen, defter ve belgelere, diğer
vergi türleri için inceleme yapılması, üçüncü kişilerle ilgili olarak karşıt
incelemeler yapılması, mahkemelerce belli konulara bakılması veya
bilirkişilerce ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle müracaat
edilebilecektir. Bu nedenle, matrah ve vergi artırımından yararlanan
mükelleflerin, defter ve belgelerini 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca
saklayacakları ve ibraz edecekleri tabiidir.


 


ç) Defter ve
belgeleri üzerinde daha önce vergi incelemesi yapılmış olan mükellefler
dilerlerse vergi incelemesi yapılan yıllar için de matrah ve vergi artırımında
bulunabileceklerdir.


 


d) Matrah ve
vergi artırımı yapılmayan yıllar ve dönemler için vergi incelemesi
yapılabilecektir.


 


e) 7440 sayılı
Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddelerine göre matrah ve vergi artırımları, bu
Tebliğe ekli bildirim formları ile yapılacaktır.


 


f) Matrah ve
vergi artırımında bulunan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımlarının, 7440
sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı vergi dairelerince araştırılabilecektir.
Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen veya vergi hataları nedeniyle
eksik beyan edilen matrah ve vergi artırımları ile ilgili olarak eksik tahakkuk
eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılacak ve Kanunda
açıklandığı şekilde tahsil edilecektir. Diğer taraftan Kanun hükümlerinin ihlal
edilmemesi şartı ile mükellefe bildirimde bulunularak eksik tahakkuk eden
tutarın bir ay içinde geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi istenecek olup
verilen sürede ödeme yapılması halinde eksik tahakkuk eden vergiler açısından
Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.


 


g) 7440 sayılı
Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında Kanunun
yayımlandığı tarihten önce başlanılmış incelemeler sonucu düzenlenen
ve Kanunun yayımını izleyen yedi iş günü içerisinde vergi dairesinin
kayıtlarına intikal ettirilen inceleme raporlarında; ilave tarhiyat olmaksızın
sadece zarar azaltılması öngörülmesi hâlinde, kabul edilmeyen zarar tutarının
öncelikle ilgili dönemde beyan edilen zarar tutarından indirilmesi, bu işlem
sonucu 2018 ila 2021 yıllarına ilişkin kalan zarar tutarının %50’sinin ve 2022
yılına ilişkin zararların tamamının müteakip yıl kazançlarından 193 veya 5520
sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre mahsup konusu yapılmaması gerekir. 


 


Örnek 46- (B)
A.Ş. hakkında 2021 yılına ilişkin olarak 7440 sayılı Kanunun yayımı tarihinden
önce başlanılmış bir vergi incelemesi bulunmaktadır.
Mükellef 10/4/2023 tarihinde 7440 sayılı Kanuna uygun olarak
incelemenin yapıldığı yıla ait kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi
açısından artırımda bulunmuştur.


 


Mükellef hakkında ilgili döneme ilişkin yapılan vergi
incelemesine istinaden düzenlenen vergi inceleme raporu Kanunun yayımı
tarihinden itibaren yedi iş günü içerisinde vergi dairesi kayıtlarına intikal
ettirilmiştir. Söz konusu raporda; mükellefin 2021 yılında beyan ettiği 960.000
TL zarar tutarının 610.000 TL’si kabul edilmemiştir. Bu durumda artırımda
bulunan mükellefin, anılan yıla ilişkin olarak beyan ettiği zarar tutarından
raporda kabul edilmeyen zararın mahsup edilmesi ve kalan (960.000 - 610.000=)
350.000 TL’nin yarısı olan 175.000 TL’nin 2022 ve müteakip yıl kazançlarından
5520 sayılı Kanunun ilgili hükmü çerçevesinde indirilmesi gerekir. Kalan 175.000
TL zarar tutarı ise hiçbir şekilde indirim konusu yapılmayacaktır.


 


ğ) 7440 sayılı
Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili vergi
dairelerine vermiş oldukları bildirim veya yaptıkları beyanlarda yer alan
bilgiler herhangi bir vergi türü incelemesi için veri olarak
kullanılmayacaktır.


 


h) Matrah ve
vergi artırımı yapılacak yıllarda faaliyette bulunmuş ve gelir elde etmiş
olmakla birlikte bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi
dışında bırakan gelir vergisi mükellefleri T.C. kimlik numaralarını, yabancı
gerçek kişiler ise varsa yabancı kimlik numaralarını kullanarak artırımda
bulunabileceklerdir.


 


Yabancı kimlik numarası olmayan yabancı gerçek kişiler ile
kurumlar vergisi mükellefi olması gerekenler ise vergi dairelerine başvurmak
suretiyle alacakları vergi kimlik numaralarını kullanarak artırımda
bulunabileceklerdir.


 


ı) Kurumlar
Vergisi Kanununun geçici 15 inci maddesi hükümlerinden yararlananların
bu Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddeleri hükümlerinden yararlanmalarına
engel bir durum bulunmamaktadır.


 


i) Gelir veya
kurumlar vergisi matrah artırımında ve katma değer vergisi artırımında bulunan
mükelleflerin, artırıma konu dönemlere ilişkin olarak vermiş oldukları “Mal ve
Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu” (Form Ba) ile “Mal ve Hizmet
Satışlarına İlişkin Bildirim Formu”nu (Form Bs) artırım nedeniyle
düzeltmelerine gerek bulunmamaktadır.


 


j) Matrah ve
vergi artırımlarında, artırıma esas alınacak matrah ve vergi tutarlarının
tespitinde Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş olan beyannameler ve
kesinleşen tarhiyatlar esas alınacaktır.


 


Buna göre, bu Tebliğin (V/C-1.a) ve (V/C-2.a) bölümlerinde
yapılan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla, 7440 sayılı Kanunun yayımlandığı
tarihten itibaren verilen düzeltme beyannameleri ile Kanunun 4 üncü maddesi
kapsamında verilen beyannameler matrah ve vergi artırımının hesabında dikkate
alınmayacaktır. Aynı şekilde, matrah ve vergi artırımına konu dönemlerle ilgili
olarak ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilmiş ve Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ihtilaflı bulunan alacaklarla ilgili olarak
Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak üzere yapılan başvurular nedeniyle
tahakkuk eden alacaklar da matrah ve vergi artırımının hesabında dikkate
alınmayacaktır.


 


k) 7440 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra ile geçici 1 inci
maddesinin birinci fıkra hükümlerinden yararlananlar hakkında 213 sayılı
Kanunun 367 nci maddesi kapsamında inceleme yapılabilecektir. Buna
göre, matrah ve vergi artırımından yararlanılması, matrah ve vergi artırımında
bulunulan dönemler de dâhil olmak üzere, 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde
yer alan kaçakçılık fiillerinin işlenip işlenmediğinin tespiti yönünden
inceleme yapılmasına engel teşkil etmeyecektir. Yürütülen bu incelemeler
sırasında söz konusu fiillerin işlendiğinin tespit edilmesi durumunda, aynı
Kanunun 367 nci maddesi kapsamında cumhuriyet başsavcılıklarına suç
duyurusunda bulunulması gerekmektedir. Ancak, bu incelemeler sonucunda matrah
ve vergi artırımında bulunulan dönem ve vergiler için tarhiyat yapılmayacaktır.


 


l) Gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah ve vergi artırımında bulunmuş olmaları,
193 sayılı Kanunun Mükerrer 121 inci maddesi kapsamında vergi indiriminden
yararlanmalarına engel teşkil etmeyecektir.


 


m) 7326 sayılı
Kanunlar kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulmuş olması bu Kanun
kapsamında matrah ve vergi artırımda bulunulmasına engel değildir.


 


VI- İŞLETME KAYITLARININ DÜZELTİLMESİNE İLİŞKİN HÜKÜMLER


 


A- İŞLETMEDE MEVCUT OLDUĞU HÂLDE KAYITLARDA YER
ALMAYAN EMTİA, MAKİNE, TEÇHİZAT VE DEMİRBAŞLARIN KAYDA ALINMASI


 


1-Kapsam


 


7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü
ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde
kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları yasal
kayıtlarına intikal ettirmek suretiyle, kayıtlarını fiili duruma uygun hale
getirme imkânı sağlanmıştır.


 


Kayıtlarda bulunmayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşların kayıtlara intikal ettirilmesine imkân veren düzenleme, bütün
gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına;
serbest meslek erbabı, ferdi ticari işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif
şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler,
iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş
ortaklıkları dâhil bulunmaktadır.


 


2-Beyan


 


Uygulama kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut
olduğu hâlde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarını
31 Mayıs 2023 tarihine (bu tarih dâhil) kadar bu Tebliğin (VI/A-4)
bölümünde belirtilen beyanname (Ek:18) ve ekinde verecekleri envanter
listesi (Ek:19) ile katma değer vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine
bildireceklerdir. Ekinde envanter listesi olmayan beyannameler kabul
edilmeyecektir.


 


Bu kıymetler, bildirim tarihindeki rayiç bedelle
değerlenmek suretiyle envanter listesinde gösterilecektir.


 


Rayiç bedel, o kıymetin değerleme günü itibarıyla normal
alım satım bedelidir. Dolayısıyla bu bedel, mükellefin kendisi tarafından
bizzat tespit edilebileceği gibi bağlı olduğu meslek kuruluşuna da tespit
ettirilebilecektir. Bildirilen kıymetler yasal kayıt süresi içerisinde
kayıtlara intikal ettirilecektir.


 


Bu madde hükmüne göre bildirilecek emtia;


 


- Alım satım işletmelerinde satışa hazır malları,


- İmalatçı işletmelerde ise hammadde, malzeme, yarı mamul
ve mamul malları


 


ifade etmektedir.


 


Aynı şekilde inşaat işletmelerinin (yıllara sari inşaat ve
onarım işi, kat karşılığı veya kendi adlarına inşaat yapıp satanlar) varsa inşa
edilen ve emtia niteliğindeki taşınmazları (daire, dükkan vb.) ile üretimde
kullandıkları demir, çimento, tuğla gibi ilk madde ve malzemelerini veya yarı
mamullerini de bildirmeleri mümkündür.


 


Beyan edilecek olan kayıt ve tescile tabi kıymetler, kayıt
ve tescil için kullanılan bilgiler (numara, harf, işaret, marka vb.)
belirtilmek suretiyle envanter listesinde beyan edilecektir. Kayıt ve tescile ilişkin
gerekli bilgileri içermeyen kıymetlerin, beyandan önce ilgili kamu idarelerine
başvurularak kayıt ve tescil ettirilmesi ve alınan kayıt ve tescil bilgileri
ile beyan edilmesi gerekmektedir. Söz konusu kıymetlerin satışına ilişkin
olarak düzenlenecek belgelerde kayıt ve tescil bilgilerine de yer verilecektir.


 


3- Bildirilen Malların Satış Bedeli ve Amortisman
Uygulaması


 


7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası
hükmüne göre kayıtsız mal bildiren mükellefler, bu malları satmaları hâlinde,
defterlere kaydedilecek satış bedeli kayıtlı değerinden düşük olamayacaktır.
Gerçek satış bedelinin kayda alınan bedelden düşük olması hâlinde, kazancın
tespitinde kayıtlı bedel dikkate alınacaktır.


 


Bildirime dâhil edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler
için amortisman ayrılmayacaktır.


 


 


 


 


4- Vergisel Yükümlülükler


 


a) 7440 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca mükelleflerin
kendilerince veya ilgili meslek kuruluşlarınca belirlenecek rayiç bedel
üzerinden beyan edilerek kayıtlara intikal ettirilecek makine, teçhizat ve
demirbaşlar ile emtianın rayiç bedeli üzerinden tabi oldukları oranın yarısı
esas alınmak suretiyle KDV hesaplanarak, örneği bu Tebliğ ekinde yer alan (Ek:18
ve Ek:19) KDV stok beyanına ilişkin beyanname ve envanter listesi, kağıt
ortamında veya 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda sorumlu sıfatıyla
verilecektir. Söz konusu beyan, en geç 31 Mayıs 2023 tarihine (bu tarih
dâhil) kadar yapılacak ve tahakkuk edecek vergi de aynı süre içinde
ödenecektir.


 


Örnek 1- Mükellef
(A) kayıtlarında yer almayan emtia dolayısıyla beyanname ve eki envanter
listesini 15/5/2023 tarihinde vermiştir. Mükellef (A), söz konusu beyannameye
göre tahakkuk eden vergiyi en geç Kanunun 6 ncı maddesinden yararlanma
süresinin son günü olan 31/5/2023 tarihine kadar ödeyebilecektir.


 


Öte yandan, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on
dokuzuncu fıkrasına göre, Hazine ve Maliye Bakanlığınca 213 sayılı Kanunun 15
inci maddesine göre mücbir sebep hali ilan edilen Adana, Adıyaman, Diyarbakır,
Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa
İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde mücbir sebep halinin, Kanunun dokuzuncu
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirlenen başvuru süresince devam
etmesi durumunda, mücbir sebep kapsamına alınan yerlerdeki. dairelere (alacaklı
idarelere) yapılacak başvurunun süresi mücbir sebep hâlinin sona erdiği tarihi
takip eden üçüncü ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil) uzatılmıştır. Diğer
taraftan, aynı fıkra çerçevesinde 7440 sayılı Kanun 6 ncı maddesi kapsamında
ödenmesi gereken tutarlar beyanname verme süresi içinde, taksitle yapılacak
ödemelerde ise ilk taksit beyanname verme süresi içinde, diğer taksitler
izleyen aylarda ödenecektir.


 


Buna göre, mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde
mükellefiyet kaydı bulunanların Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası
hükmünden yararlanmak istemeleri halinde bu fıkra kapsamında KDV stok beyanına
ilişkin beyanname ve eki envanter listesini mücbir sebep halinin sona erdiği
tarihi takip eden üçüncü ayın sonu olan 31 Ekim 2023 tarihine kadar
vermeleri gerekmektedir. Yapılacak beyan üzerine tahakkuk edecek tutarlar aynı
süre içinde ödenecektir. 


 


KDV beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan
mükellefler, söz konusu beyannameyi ve envanter listesini de 340 ve 346 Sıra
No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar
doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar.


 


b) 7440 sayılı Kanunun
6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre beyan edilecek özel
tüketim vergisi (ÖTV) tutarları, aynı fıkranın (c) bendi uyarınca beyan
edilecek KDV matrahını oluşturan rayiç bedelin tespitinde dikkate alınmış
olacağından, bu şekilde beyan edilen ÖTV’nin KDV matrahına ayrıca dâhil
edilmesi söz konusu değildir.


 


c) Teslimleri KDV’den
müstesna olan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarla ilgili olarak bu
uygulamadan yararlanılması mümkün değildir.


 


ç) Beyan edilen emtiaya
ait hesaplanarak ödenen KDV, 1 No.lu KDV Beyannamesinde genel esaslar
çerçevesinde indirim konusu yapılabilecek ancak iade konusu yapılamayacaktır.


 


Öte yandan, kayıtlarda yer almayan makine, teçhizat ve
demirbaşların rayiç bedeli üzerinden hesaplanarak ödenen KDV’nin indirimi ve
dolayısıyla iadesi mümkün olmayıp, bu tutar, verginin ödendiği yılın gelir veya
kurumlar vergisi matrahlarının belirlenmesinde gider olarak dikkate
alınabilecektir.


 


d) 3065 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; fiili ya da kaydî envanter sırasında
belgesiz mal bulundurulduğunun tespiti hâlinde, bu alışlar nedeniyle, ziyaa
uğratılan KDV’nin, belgesiz mal bulunduran mükelleften aranacağı, bu uygulamaya
göre yapılan tarhiyata da vergi ziyaı cezası uygulanacağı hüküm altına
alınmıştır.


 


7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci
fıkrasının (c) bendine göre, kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşlar için yukarıda (a) bölümünde belirtilen şekilde sorumlu sıfatıyla
KDV beyan eden ve ödeyen mükellefler bakımından 3065 sayılı Kanunun söz konusu
hükmü uygulanmayacaktır.


 


Buna göre, söz konusu hüküm kapsamında beyanda bulunan
mükelleflere, 3065 sayılı Kanunun (9/2) maddesi hükmü uyarınca belgesiz mal
bulundurduğu gerekçesiyle malın emsal bedeli üzerinden cezalı olarak re’sen
tarhiyat yapılmayacaktır.


 


5- ÖTV Kapsamındaki Mallar İçin ÖTV’nin Beyanı ve
Ödenmesi


 


7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendiyle, ÖTV’nin konusuna giren malları bu madde kapsamında beyan eden ve
alış belgelerini ibraz edemeyen mükelleflerin, bu malların beyan tarihindeki
miktarı ve emsal bedeli üzerinden geçerli olan ÖTV’yi 31 Mayıs 2023
tarihine (bu tarih dâhil) kadar ayrı bir beyanname ile beyan ederek aynı süre
içinde ödemeleri hâlinde, bu mallar bakımından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanununun 4 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmünün uygulanmaması
öngörülmüştür. Bu şekilde beyan edilerek ödenen ÖTV için vergi cezası
kesilmeyecektir.


 


Uygulama kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut
olduğu hâlde kayıtlarında yer almayan mallardan 4760 sayılı Kanuna ekli (I),
(II), (III) ve (IV) sayılı listelerde yer alanlar için, beyan tarihindeki
miktarları ve emsal bedelleri ile uygulanmakta olan vergi oranı, maktu ve
asgari maktu vergi tutarlarını dikkate alarak, bu Tebliğin ekindeki (Ek:20) beyannameyi
kağıt ortamında veya 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
düzenleyecek ve 31 Mayıs 2023 tarihine (bu tarih dâhil) kadar ÖTV (ÖTV
mükellefiyeti bulunmayan ithalatçılar KDV) yönünden bağlı oldukları vergi
dairelerine verecek, hesaplanan ÖTV’yi de bu süre içinde ödeyecektir.


 


4760 sayılı Kanun ekindeki her bir liste [(II) sayılı
listedeki kayıt ve tescile tabi araçların her biri] için ayrı beyanname
verilecektir.


 


Öte yandan, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on
dokuzuncu fıkrası kapsamında, mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde
mükellefiyet kaydı bulunanların bu madde hükmünden yararlanmak istemeleri halinde
bu Tebliğin ekindeki (Ek:20) beyannameyi mücbir sebep halinin sona
erdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonu olan 31 Ekim 2023 tarihine
kadar vermeleri gerekmektedir. Yapılacak beyan üzerine tahakkuk edecek tutarlar
aynı süre içinde ödenecektir.


 


6- Beyan Edilen Kıymetlerin Kayıtlara İntikali


 


Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, aktiflerine
intikal ettirdikleri emtia için ayrı; makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı
olmak üzere pasifte karşılık hesabı açacaktır.


 


Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya
işletmenin tasfiye edilmesi hâlinde, sermayenin unsuru sayılacak ve
vergilendirilmeyecektir.


 


Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar ayrıca
envantere kaydedilecek ve ayrılan karşılık birikmiş amortisman olarak kabul edilecektir.


 


İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise
beyan ettikleri emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak
kaydedeceklerdir.


 


Örnek 2- (A) Limited Şirketi,
stoklarında bulunan ancak kayıtlarında yer almayan (Y) emtiasına ilişkin
envanter listesini hazırlamış ve 15/5/2023 tarihi itibarıyla beyan etmiştir.
Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu emtianın, mükellef tarafından
belirlenen rayiç bedeli 120.000 TL’dir. Şirketin bu bildirimine ilişkin
muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.


 


 ________________________15/5/2023____________________________


153 TİCARİ
MALLAR                  120.000
TL


191 İNDİRİLECEK
KDV                10.800
TL


                       525 KAYDA
ALINAN
EMTİA                         120.000
TL


             
                ÖZEL
KARŞILIK HESABI  


                             
(7440 sayılı Kanunun 6/1 md.)


                       360 ÖDENECEK
VERGİ VE FONLAR             10.800
TL


                             
(Sorumlu sıfatı ile ödenecek KDV)


__________________________    /   ______________________________


 


Bu emtianın satılması hâlinde kayıtlara intikal ettirilecek
satış bedeli 120.000 TL’nin altında olamayacaktır.


 


Örnek 3- (B) A.Ş.
kayıtlarında yer almayan makine ve cihazlarını kayda almak istemektedir. Genel
oranda katma değer vergisine tabi olan bu kıymetlerin mükellefçe belirlenen
rayiç bedeli 210.000 TL olup, envantere alınmasına ilişkin muhasebe kayıtları
aşağıdaki şekilde yapılacaktır.


_______________________________  /  _______________________________


253 TESİS MAKİNA VE
CİHAZLAR                               210.000
TL


689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD.VE ZAR.                         
 18.900 TL


                               526 DEMİRBAŞ
MAKİNE VE
TEÇHİZAT                  210.000
TL


                                  
   ÖZEL KARŞILIK HESABI


                                     
(7440 sayılı Kanunun 6/1 md.)


                              
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR                          18.900
TL


                                     
(Sorumlu sıfatıyla ödenecek KDV)


________________________________  /
_______________________________


 


Mükellef, söz konusu makine ve cihazlarını 31/12/2023 tarihine
kadar satarsa, bu satıştan önce; satmadığı takdirde ise 31/12/2023 tarihinde
aşağıdaki muhasebe kaydını yapacaktır. 


 


 


______________________________  /  ________________________________


526 DEMİRBAŞ MAKİNE VE
TEÇHİZAT       210.000 TL


       ÖZEL
KARŞILIK
HESABI                         


         (7440
sayılı Kanunun 6/1 md.)


                               
257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR                          210.000
TL


_______________________________  /  _________________________________


 


 Mükellefin, örneğimizdeki makine ve cihazlarını peşin
olarak KDV hariç 260.000 TL’ye satması hâlinde bu satışa ilişkin yukarıdaki
kayıtla birlikte yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.


_____________________________  /  ________________________________


102 BANKALAR                                             
    306.800 TL


257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR                  210.000
TL


253 TESİS MAKİNE VE
CİHAZLAR                 210.000
TL


391 HESAPLANAN
KDV                                     
46.800 TL


679 DİĞER
OLAĞANDIŞI                                  
260.000 TL


                                     
       GELİR VE
KARLAR                                          



_______________________________  /   _____________________________


 


7- Beyan Edilen Kıymetlerin Ba Formu Karşısındaki
Durumu


 


7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası
kapsamında beyan edilen kıymetler rayiç bedelleriyle, Ba formu vermek zorunda
olan mükellefler tarafından söz konusu form ile bildirilmek zorundadır.


 


Söz konusu bildirim işlemi, Ba formunun “Soyadı/Adı Unvanı”
bölümüne “Muhtelif Satıcılar (7440 sayılı Kanun Madde 6/1)”, “Vergi Kimlik
Numarası” bölümüne (3333 333 333) yazılmak suretiyle yapılacaktır.


 


B- KAYITLARDA YER ALDIĞI HÂLDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN
EMTİA, MAKİNE, TEÇHİZAT VE DEMİRBAŞLAR


 


7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a)
bendi hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, kayıtlarında yer
aldığı hâlde işletmelerinde mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarını
31 Mayıs 2023 tarihine (bu tarih dâhil) kadar fatura düzenlemek ve her
türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına
intikal ettirmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri
imkanı verilmiştir.


 


1- Kapsam


 


Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia,
makine, teçhizat ve demirbaşlara ilişkin hüküm, bütün gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına; ferdi işletmeler, adi
ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye
şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait
iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları dâhil bulunmaktadır.


 


2- Belge Düzeni


 


Madde kapsamında düzenlenecek faturalarda alıcıya ilişkin
bilgiler yerine, “Muhtelif Alıcılar (7440 sayılı Kanunun 6/2 maddesi
çerçevesinde düzenlenmiştir)” ibaresi yazılacaktır.


 


3- Değer Tespiti


 


Faturada yer alacak bedel, emtialar bakımından aynı
nev’iden emtialara ilişkin cari yıl kayıtlarına göre tespit edilen gayrisafi
kâr oranı, makine, teçhizat ve demirbaşlar bakımından mükelleflerin
kendilerince veya bağlı oldukları meslek kuruluşunca tespit edilecek rayiç
bedelleri dikkate alınarak tespit edilecektir.


 


Gayrisafi kar oranının yasal kayıtlardan tespit edilemediği
hallerde de, mükellefin bağlı olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar
esas alınacaktır.


 


4- Vergisel Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları


 


Yukarıda açıklanan şekilde faturalanan ve yasal defterlere
kaydedilen emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar ile ilgili işlemler, normal
satış işlemlerinden bir farklılık arz etmemektedir.


 


Satış hasılatı yıllık gelir veya kurumlar vergisi
matrahının hesaplanmasında dikkate alınacaktır.


 


Bu kapsamda ödenmesi gereken katma değer vergisi, ilk
taksiti beyanname verme süresi içinde, izleyen taksitler beyanname verme
süresini takip eden birinci ve ikinci ayda olmak üzere üç eşit taksitte
ödenebilir. Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia, makine,
teçhizat ve demirbaş üzerinden hesaplanan KDV’nin beyan edildiği dönemde,
ödenecek KDV’nin bu kapsamda belirtilen emtia, makine, teçhizat ve demirbaş
üzerinden hesaplanan KDV’yi aşması hâlinde, emtia, makine, teçhizat ve demirbaş
üzerinden hesaplanan KDV’ye isabet eden kısım üç eşit taksitte ödenebilecek,
emtia, makine, teçhizat ve demirbaş üzerinden hesaplanan KDV’yi aşan ödenecek
KDV tutarı ise ilgili dönem KDV beyannamesinin ödeme süresi içinde ödenecektir.
Emtia, makine, teçhizat ve demirbaş üzerinden hesaplanan KDV tutarından daha
düşük tutarda ödenecek KDV çıkması hâlinde ise ödenecek KDV tutarı üç eşit
taksitte ödenebilecektir. Ancak talep edilmesi hâlinde, taksitlendirilebilecek
tutarın defaten ödenebilmesi de mümkündür.


 


Buna göre, kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan
emtia, makine, teçhizat ve demirbaşa ilişkin faturada ilgili kıymetin tabi
olduğu oranda KDV hesaplanacak ve bu KDV ilgili dönem 1 No.lu KDV
Beyannamesinin “Matrah” kulakçığının, “7440 Sayılı Kanunun (6/2-a) Maddesi
Kapsamındaki Bildirim” tablosuna kayıt yapılarak beyan edilecektir.


 


Söz konusu beyannamede ödenecek KDV çıkması hâlinde
kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşa ilişkin hesaplanan KDV tutarı, “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi”
tutarından düşülecektir. Bu hesaplama sonucu “Bu Dönemde Ödenmesi Gereken KDV”
satırında yer alan tutar, 1 No.lu KDV Beyannamesinin ödeme süresi içinde
ödenecektir.


 


Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia,
makine, teçhizat ve demirbaşa ilişkin beyanda bulunanların 1 No.lu KDV
Beyannamesinde “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” satırında bir tutar
bulunması hâlinde bu Tebliğ ekinde yer alan ek (Ek:21) beyannamenin
verilmesi zorunludur. Taksitlendirme imkanından yararlanmayı tercih etmeyenlerin,
ilgili dönem beyannamesinin “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” satırında
yer alan tutarın tamamını defaten ödemeleri hâlinde, ek beyanname vermelerine
gerek yoktur.


 


Ek beyannamede (Ek:21) daha önce 1 No.lu KDV Beyannamesindeki
“Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” tutarından, “Bu Dönemde Ödenmesi Gereken
KDV” satırında yer alan tutar düşülecek ve kalan tutar taksitlendirilecektir.
“Bu Dönemde Ödenmesi Gereken KDV” satırında yer alan tutarın “0” olması hâlinde
1 No.lu KDV Beyannamesindeki “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” tutarı
taksitlendirilecektir.


 


Taksitlendirilecek tutarın ilk taksiti ek beyannamenin
verilme süresi içinde, izleyen taksitler beyanname verme süresini takip eden
birinci ve ikinci ayda olmak üzere üç eşit taksitte ödenecektir.


 


Öte yandan, 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin
ondokuzuncu fıkrasına göre, Hazine ve Maliye Bakanlığınca 213 sayılı Kanunun 15
inci maddesine göre mücbir sebep hali ilan edilen Adana, Adıyaman, Diyarbakır,
Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa
İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde mücbir sebep halinin, Kanunun dokuzuncu
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirlenen başvuru süresince devam
etmesi durumunda, mücbir sebep kapsamına alınan yerlerdeki. dairelere (alacaklı
idarelere) yapılacak başvurunun süresi mücbir sebep hâlinin sona erdiği tarihi
takip eden üçüncü ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil) uzatılmıştır. Diğer
taraftan, aynı fıkra çerçevesinde 7440 sayılı Kanun 6 ncı maddesi kapsamında
ödenmesi gereken tutarlar beyanname verme süresi içinde, taksitle yapılacak
ödemelerde ise ilk taksit beyanname verme süresi içinde, diğer taksitler
izleyen aylarda ödenecektir.


 


Buna göre, mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde
mükellefiyet kaydı bulunanların Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası
hükmünden yararlanmak istemeleri halinde bu fıkra kapsamında kayıtlarında yer
aldığı hâlde işletmelerinde mevcut olmayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşlarını fatura düzenlemek ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine
getirmek suretiyle mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi takip eden üçüncü
ayın sonu olan  31 Ekim 2023 tarihine kadar kayıt ve beyanlarına
intikal ettirmeleri gerekmektedir. Bu kapsamda ödenmesi gereken katma değer
vergisi, ilk taksiti beyanname verme süresi içinde, izleyen taksitler beyanname
verme süresini takip eden birinci ve ikinci ayda olmak üzere üç eşit taksitte
ödenir. Ancak talep edilmesi hâlinde, taksitlendirilebilecek tutarın defaten
ödenebilmesi de mümkündür.


 


Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia,
makine, teçhizat ve demirbaşa ilişkin beyanlara yönelik örnek hesaplama ve
ödeme tablosu aşağıda yer almaktadır.


 







 



İlgili Dönem Hesaplanan KDV Toplamı

(TL)



 7440 sayılı Kanun

(6/2-a) Md. Kapsamında

Hesaplanan KDV

(TL)



İlgili Dönem İndirim KDV Toplamı

(TL)



Ödenmesi Gereken KDV

(TL)



1 No.lu KDV Beyannamesi

Ödenecek KDV (TL)



(EK:21) Beyannamesi

Ödenecek KDV (Taksitli)

(TL)






1.Durum



250.000



120.000



400.000



-



-



-






2.Durum



250.000



120.000



  40.000



330.000



210.000



120.000






3.Durum



250.000



120.000



300.000



  70.000



-



70.000









 


Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere ilk durumda 1 No.lu
KDV Beyannamesinde “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” satırında herhangi bir
tutar olmadığından ek beyanname (Ek:21) verilmeyecektir. 2 ve 3 üncü
durumlarda ise ek beyannamenin (Ek:21) verilmesi (ilgili dönem
beyannamesinin “Ödenmesi Gereken Katma Değer Vergisi” satırında yer alan
tutarın tamamının defaten ödenmesi hali hariç) zorunludur.


 


Öte yandan, hasılat esaslı vergilendirme usulüne tabi
mükelleflerin de 7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a)
bendi hükmünden faydalanması mümkün olup, bu kapsamdaki makine, teçhizat ve
demirbaşlar için tespit edilecek KDV dâhil hasılat için %1,5 oranı uygulanarak
ödenecek KDV tutarı belirlenecektir.


 


Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia,
makine, teçhizat ve demirbaşın ÖTV’ye tabi olması hâlinde, ilgili mevzuatına
göre hesaplanacak ÖTV’ye faturada yer verileceği ve bu emtia, makine, teçhizat
ve demirbaşın tabi olduğu genel beyan usul ve esasları dâhilinde ilgili dönemde
beyan edilip ödeneceği tabiidir.


 


Fatura düzenlenmek suretiyle bu bölümde açıklandığı şekilde
hasılatı kayıtlara intikal ettirilen emtia, makine, teçhizat ve demirbaşın daha
önceki dönemlerde satıldığının tespit edilmesi hâlinde, düzeltmeye tabi
tutulmuş kıymetlerle ilgili olarak geçmişe yönelik tarhiyat yapılmayacağı gibi
ceza ve faiz de uygulanmayacaktır.


 


a) Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler


 


Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia,
makine, teçhizat ve demirbaş nedeniyle düzenlenen fatura bedeli muhasebe
kaidelerine uygun olarak kayıtlara intikal ettirilecektir. Düzenlenecek fatura nedeniyle
kullanılacak borçlu hesap uygulamayı yapan mükellefçe gerçeğe uygun olarak
tespit edilecektir. Gerçek durum ile kayıtlar arasındaki farklılık, faturasız
satışlardan kaynaklanmakta olup faturasız satılan kıymetlerin karşılığında
işletme kalemlerinden birinde artış olması gerekmektedir. Bu artış nakit para,
banka, alacak senedi, çek ve benzeri değerler şeklinde olabilir. Dolayısıyla,
ilgili kıymet çıkışı karşılığında aktif değer olarak işletmede ne varsa veya
işletmede beyan tarihinde bu artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin
hesaplara kayıt yapılması gerekmektedir. 


 


Aktif hesaplarda meydana gelen artışın herhangi bir şekilde
tespit edilememesi hâlinde “689 Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar” (Gelir
veya kurumlar vergisi beyannamesinin düzenlenmesi sırasında kanunen kabul
edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır.) hesabına borç kaydı yapılacaktır.


 


Örnek 4- (Y) Limited
Şirketi, kayıtlarında yer aldığı hâlde stoklarında mevcut olmayan emtialarını
faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek istemektedir.
Şirketin, ticaretini yaptığı genel oranda KDV’ye tabi olan (A) malının
kayıtlarda bulunan ancak stoklarda yer almayan miktarı 5 ton olup kendi
kayıtlarına göre bu malın birim maliyeti 85 TL/Kg ve gayrisafi karlılık oranı
ise % 8’dir.


 


(Y) Limited Şirketi bu mala ilişkin düzenleyeceği faturada
459.000 TL satış bedeli ve 82.620 TL KDV gösterecektir. Düzenlenen bu faturanın
muhasebe kayıtlarına intikali aşağıdaki şekilde olacaktır.


________________________________   /   ____________________________


689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE
ZAR.                       541.620
TL


       (Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)


                               600
YURTİÇİ
SATIŞLAR                                  459.000
TL


                                      (7440
sayılı Kanunun 6/2 maddesi)


                               391 HESAPLANAN
KDV                                    82.620
TL


________________________________  /   _____________________________


 


 Giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider
olarak) kaydı:


___________________________   /   ________________________________


950 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN                            541.620
TL


        GİDERLER


 


                                     
 951 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN        541.620 TL


                                              GİDERLER
ALACAKLI HESABI


___________________________   /   ________________________________


 


Bu kayıtta yer alan 689 numaralı hesap yerine gerçek duruma
uygun olması hâlinde diğer hesaplardan; kasa, bankalar, alınan çekler, alıcılar
veya alacak senetleri hesaplarından biri kullanılabilecektir. Örneğin, kayıtsız
yapılan satış karşılığında alacak senedi alınmış olması hâlinde kayıt aşağıdaki
şekilde olacaktır.


________________________________   /   ____________________________


121 ALACAK
SENETLERİ                                                541.620
TL


                             


                          
600 YURTİÇİ
SATIŞLAR                                     
   459.000 TL


                               (7440
sayılı Kanunun 6/2 maddesi)


                           391
HESAPLANAN
KDV                                   
       82.620 TL


________________________________  /   _____________________________


 


Örnek 5- (Z)
İşletmesi, kayıtlarında yer aldığı halde işletmede yer almayan demirbaşı,
faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek istemektedir.


 


İlgili demirbaşın rayiç bedeli 120.000 TL olup genel oranda
KDV’ye tabidir. İlgili demirbaş, kayıtlarda 70.000 TL bedeli ile yer almaktadır
ve bu tutarın tamamı için amortisman ayrılmıştır. Ayrıca bu kıymet satışı
nedeniyle alacak senedi alınmış olduğu tespit edilmiştir.


______________________________   /   ____________________________


257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR                       
  70.000 TL


121 ALACAK
SENETLERİ                                      
141.600 TL


        


                                        
255 DEMİRBAŞLAR                                            
  70.000 TL


                                        
       (7440 sayılı Kanunun 6/2 maddesi)


                                        
391 HESAPLANAN
KDV                                       
21.600 TL


                                        
679 DİĞER OLAĞANDIŞI
GELİR                       
120.000 TL


                                        
       VE
KARLAR       


___________________________   /   ________________________________


 


 b)
İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler


 


Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia
makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle düzenlenen faturalar, işletme hesabı
esasına göre defter tutan mükelleflerce yasal defterlerine hasılat olarak
kaydedilecektir.


 


5- Kayıtlarda Yer Aldığı Hâlde İşletmede Mevcut Olmayan Emtia,
Makine, Teçhizat ve Demirbaşların Bs Formu Karşısındaki Durumu


 


Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan emtia,
makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle düzenlenen faturalar, Bs formu vermek
zorunda olan mükelleflerce, Bs formu ile bildirilmek zorundadır.


 


Söz konusu bildirim işlemi, Bs formunun “Soyadı/Adı Unvanı”
bölümüne “Muhtelif Alıcılar (7440 sayılı Kanun Madde 6/2)”, “Vergi Kimlik
Numarası” bölümüne (4444 444 444) yazılmak suretiyle yapılacaktır.


 


C- KAYITLARDA YER ALDIĞI HÂLDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN
KASA MEVCUDU VE ORTAKLARDAN ALACAKLARIN BEYANI


 


7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü
ile bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerine, 31/12/2022
tarihi itibarıyla düzenlenen bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde
bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki
işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan)
ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu
tutarlar arasındaki net alacak tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda
yer alan işlemlerini 31 Mayıs 2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) vergi
dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece
kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.


 


1- Kapsam


 


Bu hüküm, sadece bilanço esasına göre defter tutan kurumlar
vergisi mükelleflerini kapsamaktadır.


 


2- Bilanço Düzenleme ve Beyan


 


Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi
mükellefleri, 31/12/2022 tarihi itibarıyla düzenlenen bilançolarında görülmekle
birlikte işletmelerinde bulunmayan;


 


-Kasa mevcutlarını,


 


-İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri
dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından
alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki
net alacak tutarlarını,


 


-Bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerini


 


31 Mayıs 2023 tarihine (bu tarih dâhil) kadar vergi
dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebileceklerdir (Ek:22).


 


Düzeltme uygulamasında, kasa mevcutları ile ortaklardan net
alacak tutarlarıyla ilgili olmakla beraber başka hesaplarda takip edilen
tutarların da dikkate alınması mümkündür.


 


Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca
verilmesi gereken ve elektronik ortamda gönderilebilen beyannamenin, kurumlar
vergisi beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur. Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu
bulunmayanlarca, söz konusu beyan kurumlar vergisi mükellefiyeti yönünden bağlı
olunan vergi dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.


 


İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri
dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından
alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki
net alacak tutarlarının belirlenmesinde, başka hesaplarda takip edilen tutarlar
da dikkate alınarak tek düzen hesap planında yer alan "131. Ortaklardan
Alacaklar" ve "231. Ortaklardan Alacaklar" toplamından
"331. Ortaklara Borçlar" ve "431. Ortaklara Borçlar"
toplamının çıkarılması sonucunda kalan net tutar esas alınacaktır.


 


Söz konusu beyan sonucunda aşağıdaki esaslara göre kayıtlar
düzeltilebilecektir.


 


3- Vergisel Yükümlülükler ve
Muhasebe Kayıtları


 


Bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde
bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan alacaklar tutarları ile bunlarla
ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerini düzeltmek için beyanda bulunan
mükellefler, beyan edilen tutarlar üzerinden %3 oranında vergi hesaplayacak ve
hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi içinde ödeyeceklerdir. Bu süre
içerisinde ödenmeyen bu vergiler 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme
zammıyla birlikte takip edilecektir.


 


Söz konusu tutarların beyanı üzerine, defter kayıtlarının
düzeltilmesi gerekeceği tabiidir.


 


Örnek 6- (A) A.Ş.’nin
31/12/2022 tarihi itibarıyla düzenlenen bilançosunda kasa hesabında 1.200.000
TL görülmekle birlikte fiilen kasada bulunmayan tutar 1.160.000 TL’dir.
Şirketin dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi olan 27/4/2023 tarihi
itibarıyla kasa hesabının mevcudu 1.600.000 TL olarak görülmektedir.


 


Anılan mükellef, her ne kadar beyan tarihi itibarıyla kasa
mevcudu 1.600.000 TL olsa da, 31/12/2022 tarihli bilançosunu baz almak suretiyle
bu tarih itibarıyla var olan kasa mevcudu içinde fiilen kasada bulunmayan
tutarları esas alacak, bu tutarın 1.160.000 TL olması nedeniyle, bu tutarı
beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme
süresi sonuna (31/5/2023 tarihine) kadar ödeyecektir.


 


Bu çerçevede;


 


Beyan tutarı :
............................................................. 1.160.000 TL


Hesaplanan vergi:  (1.160.000 x %3=)
..........................  34.800 TL


Beyanla ilgili muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde
olacaktır.


 


- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa
mevcudunun, kasa hesabından düşülmesi:


___________________________ 27/4/2023
__________________________


 689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR.
      1.160.000 TL


(7440 sayılı Kanun 6/3 md.) (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)



                                   
        100
KASA           
                                1.160.000
TL


______________________________ /
_______________________________ 


 


- Verginin hesaplanması:


 __________________________ 27/4/2023
__________________________


689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR.
             34.800
TL


(7440 sayılı Kanun 6/3 md.) (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)



                                           
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR  34.800 TL


_____________________________ /
________________________________


 


 - Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul
edilmeyen gider olarak) kaydı:


 


___________________________ 27/4/2023
__________________________


 950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER
     1.194.800 TL


                                      
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN      1.194.800 TL


                                              
GİDERLER ALACAKLI HESABI


_____________________________ /
________________________________


 


Örnek 7- (K) A.Ş.’nin,
31/12/2022 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa hesabında 1.600.000
TL görülmekte olup dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi olan
20/3/2023 tarihi itibarıyla kasa mevcudu 880.000 TL’dir.


 


Anılan mükellef, her ne kadar, 31/12/2022 tarihli
bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla var olan kasa mevcudu
1.600.000 TL olsa da beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu 880.000 TL
olduğundan, fiilen kasada bulunmayan kısım esas alınmak suretiyle en fazla bu
tutar (880.000 TL) kadar beyanda bulunabilecektir.


 


Bu tutarın 800.000 TL'lik kısmının kasada fiilen
bulunmadığı varsayıldığında beyan edilecek tutar ve üzerinden hesaplanacak
vergi aşağıdaki gibi olacaktır.


 


Beyan tutarı :
.................................................. 800.000 TL


Hesaplanan vergi : (800.000 x %3=) ................ 24.000
TL


Beyanla ilgili muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde
olacaktır.


 


- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa
mevcudunun, kasa hesabından düşülmesi:


 ___________________________20/3/2023__________________________



 


689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR.
     800.000 TL


(7440 sayılı Kanun 6/3 md.) (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)



                                                               
100 KASA        
     800.000 TL


_____________________________ /
________________________________


 


- Verginin hesaplanması:


 ___________________________20/3/2023__________________________


  689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR.
              24.000
TL


 (7440 sayılı Kanun 6/3 md.) (Kanunen Kabul Edilmeyen
Gider)


                                      
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR        24.000
TL


_____________________________ /
________________________________


 


 - Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul
edilmeyen gider olarak) kaydı:


 


 ___________________________
20/3/2023__________________________


 950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER  824.000 TL


                         
             951
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN        824.000 TL


                                           
GİDERLER ALACAKLI HESABI


_____________________________ /
________________________________


 


Örnek 8- (C) A.Ş.’nin,
31/12/2022 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları,
bilanço hesapları itibarıyla aşağıdaki gibi olup, beyan tarihi olan 20/4/2023
tarihi itibarıyla bu tutarların değişmediği varsayılmıştır. Ayrıca, mükellef
kurumun ortaklardan alacaklar hesabında izlenmesi gerekirken “136. Diğer
Çeşitli Alacaklar” hesabında izlediği 400.000 TL bulunmaktadır.


 


- 136. Diğer Çeşitli Alacaklar hesabı.........................
400.000 TL


- 131. Ortaklardan Alacaklar
hesabı........................... 800.000 TL


- 231. Ortaklardan Alacaklar
hesabı........................... 600.000 TL


- 331. Ortaklara Borçlar
hesabı................................. (680.000)TL


- 431. Ortaklara Borçlar
hesabı................................. (480.000)TL


 


Bu çerçevede;


Beyan tutarı :………
[400.000+(800.000+600.000)-(680.000+480.000) =] 640.000 TL


Hesaplanan vergi:
.............................................................(640.000 x %3=)
19.200 TL


olacaktır.


 


Anılan mükellef, söz konusu tutarı beyan etmesi hâlinde
beyan edilen bu tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresinde
ödeyecektir.


 


Beyanla ilgili muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.


 


 -Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
ortaklardan alacakların düşülmesi:


 


___________________________ 20/4/2023
__________________________


 689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR.
    640.000 TL


(7440 sayılı Kanun 6/3 md.) (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)


                                   
136 DİĞER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR      400.000 TL


                                   
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR    120.000 TL


                                   
231 ORTAKLARDAN ALACAKLAR    120.000 TL


 ____________________________ /
________________________________


 


- Verginin hesaplanması:


 ___________________________ 20/4/2023
__________________________


689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR.
       19.200 TL


 (7440 sayılı Kanun 6/3 md.) (Kanunen Kabul Edilmeyen
Gider)


      
                            360
ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR     19.200 TL


 _____________________________ /
________________________________


 


 -Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul
edilmeyen gider olarak) kaydı:


 


___________________________ 20/4/2023
__________________________


950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER 
   659.200 TL


                                   
  951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN      659.200 TL


       
                                     GİDERLER
ALACAKLI HESABI


 _____________________________ /
________________________________


 


Bu madde kapsamında beyan edilen kasa mevcutları ve
ortaklardan net alacak tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan
işlemlerin, dileyen mükelleflerce “689. Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar”
hesabı yerine bilançonun aktifinde herhangi geçici bir hesapta izlenmesi
mümkündür. Söz konusu geçici hesapta izlenen tutarın herhangi bir şekilde kurum
kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı tabiidir.


 


Örnek 9- (Y) Limited
Şirketinin, 31/12/2022 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve ortaklara
borç tutarları bilanço hesapları itibarıyla aşağıdaki gibidir.


 


- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı
........................................ 1.600.000 TL


- 431. Ortaklara Borçlar hesabı
...............................................  (640.000) TL


      Beyan tarihi itibarıyla ise
ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları şu şekildedir.


- 131. Ortaklardan Alacaklar
hesabı.........................................    400.000 TL


- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı
........................................ 1.440.000 TL


- 331. Ortaklara Borçlar hesabı
...............................................   (800.000) TL


 


 Bu çerçevede, beyan tarihi itibarıyla ortaklardan
(net) alacak tutarı;


 


 [(400.000 + 1.440.000) - (800.000)=] 1.040.000 TL
olsa da 31/12/2022 tarihi itibarıyla ortaklardan (net) alacak tutarı;
(1.600.000 - 640.000=) 960.000 TL’dir.


 


Buna göre;


Beyan tutarı :................................. (1.600.000
- 640.000=) 960.000 TL


Hesaplanan vergi:...................................... (960.000
x %3=) 28.800 TL


olacaktır.


 


Anılan mükellef, söz konusu tutarı beyan etmesi hâlinde
beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresinde
ödeyecektir. Öte yandan, (Y) Limited Şirketinin 31/12/2022 tarihli
bilançosundaki "231. Ortaklardan Alacaklar" hesabında görülen tutarın
400.000 TL’lik kısmı dönemsellik ilkesi uyarınca "131. Ortaklardan
Alacaklar" hesabına aktarılmıştır. Mükellef, bu beyanıyla ilgili muhasebe
kayıtlarını yaparken düzeltmeden kaynaklanan işlemler nedeniyle “689. Diğer
Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı yerine bilançonun aktifinde bir geçici
hesap oluşturma tercihinde bulunmuştur.


 


-Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
ortaklardan alacakların düşülmesi:


 _____________________________ / _____________________________


 296 GEÇİCİ HESAP  
                                     960.000
TL


(7440 sayılı Kanun 6/3 md. uyarınca düzeltme hesabı)


    
                              131
ORTAKLARDAN ALACAKLAR     400.000 TL


     
                             231
ORTAKLARDAN ALACAKLAR     560.000 TL


_____________________________ /
________________________________


 


 -Verginin hesaplanması:


 _____________________________ /
________________________________


689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR.
      28.800 TL


(7440 sayılı Kanun 6/3 md.) (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)



      
                            360
ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR      28.800 TL


 _____________________________ /
________________________________


 


-Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul
edilmeyen gider olarak) kaydı:


 _____________________________ /
________________________________


950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER 28.800 TL


                                          
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN  28.800 TL


                                         
GİDERLER ALACAKLI HESABI


_____________________________ /
________________________________


 


Öte yandan, mükelleflerce kâr dağıtımı yapılması hâlinde, ticari
bilanço açısından dağıtılabilir ticari kar tutarı, 7440 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında beyan edilen ve "689. Diğer
Olağandışı Gider ve Zararlar" hesabı altında muhasebeleştirilen tutarlar
dikkate alınmaksızın tespit olunacaktır.


 


4- Esas Alınacak Bilanço


 


Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında beyanda
bulunacak mükelleflerin, 31/12/2022 tarihli bilançolarını dikkate almaları
gerekmektedir.


 


Özel hesap dönemi kullanan mükellefler ise 2022 yılı
içerisinde sona eren hesap dönemlerine ilişkin olarak düzenleyecekleri
bilançolarını esas alacaklardır.


 


5- Diğer Hususlar


 


a) 7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası
kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup
edilmeyecektir.


 


b) Bu kapsamda beyan edilen tutarlar ile ödenen vergiler,
kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir.


 


c) Kurumlar vergisi mükelleflerince 7440 sayılı Kanunun 6
ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca yapılan beyanla ilgili olarak, söz
konusu tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kâr
dağıtımına bağlı vergi tevkifatına yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacaktır.


 


ç) Tam tasdik sözleşmesi çerçevesinde daha önceki
dönemlerine ilişkin rapor düzenlenmiş bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin,
7440 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmünden yararlanmaları hâlinde, raporu
düzenleyen yeminli mali müşavirlerin bu işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğu
aranmayacaktır.


 


VII- KANUNUN 3 VE 4 ÜNCÜ MADDELERİNDEN YARARLANANLARIN
VERGİYE UYUMLU MÜKELLEFLERE VERGİ İNDİRİMİ UYGULAMASI KARŞISINDAKİ DURUMU


 


 Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indiriminin
düzenlendiği 193 sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesinin dördüncü
fıkrasında, vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin, öngörülen şartları
taşımadığının sonradan tespiti hâlinde ilgili vergilendirme döneminde indirim
uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergilerin vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın
tarh edileceği hükme bağlanmıştır.


 


7440 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında;
Kanunun 3 ve 4 üncü maddelerine göre yapılandırılarak kesinleşen tarhiyatların,
yapılandırma hükümlerinin ihlal edilmemesi şartıyla, vergiye uyumlu
mükelleflere vergi indirimi uygulamasına ilişkin mezkur maddenin ikinci
fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan şartın ihlali sayılmayacağı
belirtilmiştir.  Dolayısıyla, 7440 sayılı Kanunun 3 üncü veya 4 üncü
maddesine göre yapılandırarak kesinleşen tarhiyatlar,  193 sayılı Kanunun
mükerrer 121 inci maddesinde hüküm altına alınmış “vergi beyannamelerindeki
vergi türleri itibarıyla ikmalen, re'sen veya idarece yapılmış
bir tarhiyat bulunmaması” şartının ihlali olarak değerlendirilmeyecektir. 



 


Örnek 1- (ABC) Ltd.
Şti. 20/4/2020 tarihinde vermiş olduğu 2019 hesap dönemine ilişkin kurumlar
vergisi beyannamesinde 70.000 TL vergiye uyumlu mükelleflere ilişkin vergi
indirimi hesaplamış ve bu indirim tutarının tamamından yararlanmak suretiyle
beyanname üzerinde tahakkuk eden vergileri 30/4/2020 tarihinde ödemiştir.
Ancak, 26/1/2021 tarihinde, 2018 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi
yönünden mükellef kurum adına vergi inceleme raporu düzenlenmiş ve 1.500.000 TL
ikmalen kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmıştır. (ABC) Ltd. Şti. vergi inceleme
raporuna istinaden yapılan tarhiyatı dava konusu etmiştir. 


 


Mükellef kurum, kurumlar vergisi yönünden adına yapılan
tarhiyatı açmış olduğu davadan feragat etmek suretiyle Kanunun 3 üncü maddesi
kapsamında 11/4/2023 tarihinde yapılandırmış ve yapılandırma sonucu tahakkuk eden
borcunu da defaten ödemiştir.


 


Buna göre, Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında kurumlar
vergisi tarhiyatına istinaden adına tahakkuk ettirilen borcunu yapılandıran ve
yapılandırma şartını ihlal etmeyen mükellef kurum, sonraki dönemler için 193
sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesinde yer alan diğer şartların da
sağlanması kaydıyla vergiye uyumlu mükelleflere sağlanan vergi indiriminden
faydalanabilecektir.


 


Diğer bir ifadeyle yapılandırmaya konu edilen tarhiyat, bu
mükellef hakkında beyana tabi vergi türleri itibariyle tarhiyat yapılmamış
olması şartının ihlali kapsamında değerlendirilmeyecektir. 


 


Örnek 2- Ticari kazanç
yönünden gelir vergisi mükellefi (A) 2019 takvim yılına ilişkin gelir
vergisi beyannamesinde 10.000 TL vergi indirimi tutarı hesaplamış ve bu indirim
tutarının tamamından yararlanmıştır. Adı geçen mükellefin 2017 yılı, katma
değer vergisi yönünden incelenmiş ve Ağustos 2017 vergilendirme dönemi için
19/2/2020 tarihinde vergi inceleme raporu tanzim edilerek katma değer vergisi
yönünden mükellef adına KDV tarhiyatı yapılmıştır.


 


Mükellef (A) söz konusu tarhiyatı dava konusu yapmış olup
31 Mart 2021 tarihinde verdiği gelir vergisi beyannamesinde, 2018, 2019 ve 2020
yıllarında ikmalen, resen ve idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması koşulu
yerine getirilmemiş olduğundan, vergiye uyumlu mükelleflere vergi indiriminden
yararlanamamıştır.


 


Mükellefin davasından feragat etmek suretiyle Kanunun 3
üncü maddesi kapsamında adına yapılan tarhiyatı yapılandırması ve yapılandırma sonucu
tahakkuk eden vergileri süresinde ödemesi durumunda 2021 takvim yılına ilişkin
olarak 2022 yılında verilecek yıllık gelir vergisi beyannamesinden itibaren,
diğer şartların da sağlanması kaydıyla, vergiye uyumlu mükelleflere vergi
indiriminden yararlanılabilecektir.


 


Mükellef hakkında yapılan KDV tarhiyatı nedeniyle 2020 yılı
için faydalanılamayan vergi indirimi tutarı için ise herhangi bir düzeltme
yapılamayacaktır.


 


VIII- ORTAK HÜKÜMLER


 


A- TAKSİTLERİN SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER



 


7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde, Kanuna göre
yapılandırılan alacakların taksitlerinin süresinde ödenmemesi veya eksik
ödenmesi hâlinde, Kanun hükümlerinden yararlanabilme koşullarına yönelik
düzenlemeler yer almaktadır.


 


1- Süresinde Ödenmeyen Taksitler


 


7440 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin altıncı fıkrasında “(6) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken
birinci ve ikinci taksitlerin ödeme sürelerinde ve tam ödenmesi koşuluyla,
kalan taksitlerden; bir takvim yılında üç veya daha az taksitin, süresinde
ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit
tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar hesaplanacak geç ödeme zammı
ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. Birinci ve
ikinci taksitlerin ödeme sürelerinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen
veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir
takvim yılında üçten fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi
hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Şu kadar ki, 5 inci
madde kapsamında taksitli ödeme seçeneği tercih edilmiş olması ve birinciyle
ikinci taksitin ödeme sürelerinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden
süresinde ödenmeyen veya eksik ödenenlerin son taksiti izleyen ayın sonuna
kadar hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi hâlinde bu Kanun
hükümlerinden yararlanılır. Peşin veya taksitli ödeme seçeneğinin tercih
edilmesi ve ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi gereken tutarların
ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, hesaplanan tutarların tamamının ilk
taksiti izleyen ayın sonuna kadar geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi
şartıyla katsayı uygulanmaksızın Kanundan yararlanılır. İlk taksit ödeme süresi
içinde ödenmesi gereken tutarların süresinde ödenmesi ve kalan taksitlerin
tamamının ilk taksiti izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi hâlinde katsayı
uygulanmaz. Bu fıkra hükmü her bir madde ve alacaklı idareler açısından
taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanır.” hükmü yer almaktadır.


 


Buna göre, Kanun kapsamında ödenecek
tutarların süresinde ödenip ödenmediğine göre borçluların Kanundan yararlanıp
yararlanamayacakları aşağıda yapılan açıklamalara göre belirlenecektir.


 


i)
Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri
hükmüne göre; Kanun kapsamında ödenmesi gereken birinci ve ikinci taksitlerin süresinde ve tam olarak ödenmesi
koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en fazla üç taksitin
süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, Kanun hükümleri ihlal edilmiş
sayılmayacak ve ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının borçlunun
başvuru sırasında tercih ettiği taksitlendirme süresinin son taksitini izleyen
ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51
inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme
zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.


 


Dolayısıyla, Kanun kapsamında ödenmesi gereken
taksitlerden;


 


- Birinci ve/veya
ikinci taksitlerin ödeme sürelerinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,


 


- Birinci ve ikinci
taksitlerin süresinde ödenmesine rağmen bir takvim yılında üçten fazla
taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,


 


- Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç
ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,


 


hâlinde Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı
kaybedilecektir.


 


Bu durumda, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden birinci ve ikinci taksitlerin süresinde ve
tam olarak ödenmesi Kanundan yararlanma hakkının devamı için zorunlu
olduğundan, taksitli ödeme seçeneğini tercih eden borçluların Haziran ve Temmuz
2023 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.


 


ii) Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının
üçüncü cümlesi hükmüne göre; matrah ve vergi
artırımları üzerine tahakkuk eden vergilerin, taksitli ödeme seçeneğine göre
ödenmesinin tercih edilmesi ve birinciyle ikinci taksitin süresinde ve tam
ödenmesi şartıyla kalan taksitlerden süresinde ödenmeyen veya eksik ödenenlerin
son taksiti izleyen ayın sonuna kadar hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte
ödenmesi halinde bu Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.


 


Buna göre, birinci ve/veya ikinci taksitin süresinde ödenmemesi
ya da bu iki taksit süresinde ödendiği halde diğer taksitlerin son taksiti
izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi durumunda mükellefler hakkında bu
Tebliğin (V/E-1) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


 


iii) Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı
fıkrasının dördüncü cümlesi hükmüne göre;


 


- peşin ödeme seçeneği tercih edilmek
suretiyle yapılandırılan alacakların tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde
ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde ilk taksit ödeme süresini izleyen ayın sonuna
kadar geç ödeme zammıyla birlikte ödenmesi,


 


- taksitli ödeme seçeneğinin tercih
edilmesi ve ilk taksit süresi içinde ödenmesi
gereken tutarların süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde yapılandırılan
tutarın tamamının ilk taksiti izleyen ayın sonuna kadar geç ödeme zammıyla
birlikte ödenmesi,


 


şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır. Her iki
durumda da yapılandırılan alacağa katsayı uygulanmayacaktır.


 


iv) Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının
beşinci cümlesi hükmüne göre, taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmiş olması
ve ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi gereken tutarların süresinde
ödenmesi halinde kalan taksitlerin tamamının ilk taksiti izleyen ayın sonuna
kadar ödenmesi durumunda katsayı uygulanmadan Kanundan yararlanılacaktır.
 


 


v) Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının altıncı
cümlesi hükmüne göre, Kanunun her bir maddesi ve alacaklı idareler açısından
taksitlendirilen alacaklar için bu fıkra hükümleri ayrı ayrı uygulanacaktır.


 


vi) Bu Tebliğin
(II/D-11) bölümünde de belirtildiği gibi Kanun hükümlerine göre borçlarını
yapılandıran belediyeler ile bunlara
bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarca ödenmesi gereken taksit
tutarlarının, 5779 sayılı Kanuna göre belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri
tahsilat toplamı üzerinden ayrılan paylarından tahsil edilmesi gerekmekle
birlikte, 5779 sayılı Kanuna göre yapılacak kesintilerin Cumhurbaşkanınca
durdurulması hâlinde, aylık taksitlerin ödeme süreleri kesinti yapılmayan aylar
için de durdurulacağından taksit ödemeleri yönünden bu Kanun hükümleri ihlal
edilmiş sayılmayacaktır.


 


2- İhlal Nedeni Olmayan Eksik Ödemeler


 


7440 sayılı Kanunun 9
uncu maddesinin yedinci fıkrasında “(7) Bu Kanuna göre ödenecek taksit
tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 20 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar
yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü
yer almaktadır.


 


Bu hükme göre, Kanun kapsamında
ödenecek taksitlere yönelik yapılan ödemelerde 20,00 TL’ye kadar eksik ödemeler
ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bununla birlikte, taksit tutarının %10’u 20,00
TL’nin altında ise yüzde %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali
ihlal sebebi sayılmamıştır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal
sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.


 


Örneğin, Kanun kapsamında 12 eşit
taksit seçeneği tercih edilmek suretiyle yapılandırılan alacağa ilişkin taksit
tutarı 180,00 TL olmasına rağmen bankaya 19,00 TL eksik şekilde 161,00 TL ödeme
yapılmıştır.


 


Eksik ödenen 19,00 TL, 20,00 TL’yi
aşmamakla birlikte, taksit tutarının %10’u olan (180,00 x %10=)18,00 TL’yi
aştığından söz konusu eksik ödeme ihlal sebebi sayılacaktır.


 


3- İhlal Hâlinde Kanun Hükümlerinden Yararlanma


 


Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci
fıkrasında, Kanun kapsamına giren alacakların aynı maddenin altıncı fıkrasında
belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde, borçluların ödedikleri
tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı düzenlenmiştir.


 


Buna göre, Kanun kapsamında
taksitlendirilen alacakların Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen
ödenmemesi hâlinde, bu Tebliğin (IV/B-1-ç ile IV/B-3-ç) ve (V/E-1) bölümlerinde yer alan
açıklamalar saklı kalmak kaydıyla borçlular yaptıkları ödemeler nispetinde
Kanun hükümlerinden yararlandırılacaktır.


 


Örnek 1- Mükellef,
7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında olan kesinleşmiş borçları için
Kanundan yararlanma talebinde bulunmuştur.


 


Mükellefin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kapsama giren
borçları aşağıdaki şekildedir:


 





2019
takvim yılı gelir vergisi



:



20.000,00 TL






Gelir
vergisine ilişkin gecikme zammı



:



12.003,48 TL






26/5/2020
vadeli gelir (stopaj) vergisi



:



11.000,00 TL






Gelir
(stopaj) vergisine ilişkin gecikme zammı



:



6.620,26 TL






TOPLAM



:



 49.623,74 TL






 


Vergi asıllarına vade tarihleri ile Kanunun yayımı tarihine
kadar gecikme zammı yerine hesaplanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve tutarları
aşağıdaki gibidir:


 





Gelir
Vergisi I. Taksit Tutarı İçin



:



      
10.000,00 x %26,525



=



2.652,50 TL






Gelir
Vergisi II. Taksit Tutarı İçin



:



      
10.000,00 x %23,525



=



2.352,50 TL






Gelir
(stopaj) Vergisi İçin



:



      
11.000,00 x %25,075



=



2.758,25 TL






TOPLAM
(Yİ-ÜFE)



:



 



 



7.763,25 TL






KATSAYISIZ GENEL TOPLAM



:



(31.000,00 + 7.763,25 =)38.763,25 TL






 


Mükellef, vergi asılları ile hesaplanan Yİ-ÜFE tutarları
toplamını madde kapsamında 24 eşit taksitte ödemeyi tercih etmiştir.


 





Ödenecek
Taksit Tutarları



=



[(Vergi Asılları + Toplam Yİ-ÜFE Tutarı) x
1.18] / 24






 



=



[(31.000,00 + 7.763,25) x 1,18 ] / 24






 



=



1.905,86 TL






 


Mükellef, madde hükmüne göre 20 taksiti süresinde ödemiş
ancak, sonraki taksitler için herhangi bir ödeme yapmamıştır.


 


Bu durumda, mükellefin yaptığı ödemeler, vadesi önce gelen
borçlardan başlanarak her bir dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan
ödemeler belirtilen şekilde mahsup edildikten sonra alacağın tamamen tahsil
edilemediği dönemlerde madde hükmü ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde,
kısmi ödeme olan döneme ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanun
hükmünden yararlanılacaktır.


 


Mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar
hesaplanırken, yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate
alınacaktır.


 


Buna göre, Kanun kapsamında yapılandırılan toplam alacak
tutarı 38.763,25 TL olup, bu tutara karşılık 20 taksit içinde ödenen
tutar [(38.763,25 / 24=) 1.615,14 x 20=]32.302,80 TL’dir.


 


Mükellefin vadesi önce gelen borcu yıllık gelir vergisinin
birinci taksiti ve gelir (stopaj) vergisi olduğundan, 32.302,80 TL yapılan
ödeme tutarı, ilk önce bu vergiler ile bunlara isabet eden Yİ-ÜFE tutarı
toplamına [(10.000,00 + 2.652,50) + (11.000,00 + 2.758,25)=]26.410,75 TL mahsup
edilecektir. Bu şekilde yapılan mahsup sonucunda mükellef, 31/3/2020 vadeli
gelir vergisinin birinci taksiti ve 26/5/2020 vadeli gelir (stopaj) vergisi ve
bu vergilere ilişkin gecikme zammı için Kanundan yararlanmış olacaktır.


 


Mahsuptan sonra kalan (32.302,80 – 26.410,75 =)5.892,05 TL
tutar, 31/7/2020 vadeli gelir vergisinin ikinci taksiti ve bu vergiye ilişkin
Yİ-ÜFE tutarı toplamı olan 12.352,50 TL’yi karşılayamadığından bu dönem borcu
için Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılacaktır.


 


Bu durumda, yapılan ödeme tutarı kadar Kanundan
yararlanılacaktır. Ödeme tutarından vergi aslına isabet eden tutar;


 





Vergi
aslına isabet eden tutar



=



(Vergi Aslı) x (Yapılan Ödemeden Kalan Tutar)






(Vergi Aslı + Yİ-ÜFE Tutarı)






 


formülü
ile bulunacaktır.


 


Buna göre;


 







Vergi
aslına isabet eden tutar



=



10.000,00 x 5.892,05



=



4.769,93
TL’dir.






12.352,50









 


Bu tutar, Kanun hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı
uygulanarak bulunan (4.769,93 x %23,525=)1.122,12 TL ile birlikte (4.769,93 +
1.122,12=)5.892,05 TL olarak alacak aslı ve gecikme zammına mahsup
edileceğinden, gelir vergisinin ikinci taksitinin kalan (10.000,00 – 4.769,93
=)5.230,07 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile
birlikte tahsil edilecektir.


 


Örnek 2- Nisan, Mayıs,
Haziran/2021 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 360.000,00 TL kurum geçici
vergi tahakkuk etmiştir. Ancak, mükellef 17/8/2021 vadeli kurum geçici vergi
borcunu ödememiştir. Söz konusu geçici vergi, mükellefin kurumlar vergisi
beyannamesini süresi içinde vermesi nedeniyle, 1/4/2022 tarihinde terkin
edilmiş ve 43.203,60 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.


 


Mükellefin, 7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesinden
yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde kurum geçici vergisinin vade
tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme
zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.


 


Bu durumda uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı %5,625’dir.


 


Toplam Yİ-ÜFE tutarı ise (360.000,00 x %5,625=)20.250,00 TL
olacaktır.


 


Mükellefin söz konusu tutarı 12 eşit taksitte ödemek
istemesi durumunda Kanun kapsamında toplam ödenecek tutar (20,250.00 x 1,09=)22.072,50
TL olarak bulunacaktır. Dolayısıyla, bir taksit tutarı (22.072,50 /
12=)1.839,38 TL olacaktır.


 


Mükellefin Kanun kapsamında ilk 9 taksitini süresinde
ödediği, diğer taksitlerini ise ödemediği varsayıldığında, mükellef ödediği
tutar kadar Kanun hükmünden yararlanabilecektir.


 


Bu durumda mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar
bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate
alınacaktır.


 







Toplam
Gecikme Zammı Tutarı x Ödediği Taksit Tutarları Toplamı (Katsayı Tutarı
Hariç)






Hesaplanan Yİ-ÜFE Tutarı









  







=



43.203,60
x 15.187,50



=



32.402,70
TL






20.250,00









 


formülü
kullanılacak ve hesaplanan 32.402,70 TL gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir. Kalan (43.203,60 – 32.402,70=)10.800,90 TL gecikme zammının ise
takip ve tahsiline devam edilecektir.


 


Örnek 3- Bu Tebliğin
“II- KESİNLEŞMİŞ ALACAKLARA İLİŞKİN
HÜKÜMLER” başlıklı bölümünde yer alan 4 numaralı örnekteki
mükellefin, yapılandırılan borcu 18 taksitte ödemek istediğini, ancak 14
taksiti süresinde ödediğini, kalan 4 taksiti ödemediğini varsaydığımızda, bu
mükellefin Kanundan yararlanacağı tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


 


Mükellefin, 7440 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre
yapılandırılan borç toplamı [(64.250,00 + 9.308,25) x 1,135=]83.488,61 TL olup,
(83.488,61 / 18=)4.638,26 TL bir taksitte ödenecek tutardır. Buna göre,
mükellef 14 taksitte toplam (4.638,26 x 14=)64.935,64 TL ödeme yapmıştır.


 


Ancak, mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar
bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate
alınacaktır.


 


Buna göre, katsayı hariç olmak üzere yapılandırılan alacağa
yönelik olarak taksitler içinde ödenmiş olan tutar, katsayının tatbik edildiği
tutarın taksit sayısına bölünmesi ve ödenen taksit sayısı ile çarpılması sonucunda
bulunacaktır.


 


Katsayı hariç ödenen taksit tutarı [(73.558,25 /
18=)4.086,57 x 14=]57.211,98 TL’dir.


 


Mükellefin Kanundan yararlanacağı tutarın yapılandırılan
borçlarına mahsubunda Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan
açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.


 


Mükellefin, 7440 sayılı Kanun gereğince vergi aslından
yararlanacağı tutarın “A” olduğu varsayılmıştır.


 





A



=



Alacak Aslı (Vergi) x Ödenen
Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)

              
Toplam Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)






 





A



=



63.000,00
x 57.211,98






                     
73.558,25






 



 



 






A



=



                     
49.000,01 TL olarak hesaplanacaktır.






 


Bu tutar, Kanun hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı
uygulanarak bulunan (49.000,01 x %8,775=)4.299,75 TL ile birlikte
(49.000,01 + 4.299,75=)53.299,76 TL olarak alacak aslı ve gecikme zammına
mahsup edileceğinden, yıllık gelir vergisinin kalan (63.000,00 -
49.000,01=)13.999,99 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı
ile birlikte takip edilecektir.


 


Diğer taraftan, 63.000,00 TL vergi aslı için hesaplanan
gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak hesaplanan 3.780,00
TL Yİ-ÜFE tutarına karşılık kısmi ödeme nedeniyle mahsup edilecek tutar ile
takip edilecek gecikme faizi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.


 


Yıllık gelir vergisi kanuni süresinde beyan edildiğinde iki
eşit taksitte ödenmektedir. Kanuni süresinden sonra tahakkuk ettirilen yıllık
gelir vergisi için gecikme faizi, taksitlerin kanuni ödeme süreleri dikkate
alınarak hesaplanmaktadır.


 


Bu çerçevede örnek olayda gecikme faizi ve gecikme faizi
yerine tahsil edilecek Yİ-ÜFE tutarının hesabında da yıllık gelir vergisi
taksitlerinin kanuni ödeme süreleri esas alınmıştır.


 


 


Mükellefin, Kanun gereğince gecikme faizinden yararlanacağı
tutar (F=F1+F2);


 


F1= Yıllık Gelir Vergisi 1. Taksit Tutarına İsabet Eden
Gecikme Faizinin Kanundan Yararlanacağı Tutar: (49.000,01 / 2=)24.500,01 x
%7,5= 1.837,50 TL’dir.


 


F2= Yıllık Gelir Vergisi 2. Taksit Tutarına İsabet Eden
Gecikme Faizinin Kanundan Yararlanacağı Tutar: (49.000,01 / 2=)24.500,00 x
%4,5= 1.102,50 TL’dir.


 


F= 1.837,50 + 1.102,50=2.940,00 TL olacaktır.


 


Mükelleften, 8.064,00 TL gecikme faizi yerine hesaplanmış
olan 3.780,00 TL tutarında Yİ-ÜFE’ye karşılık 2.940,00 TL tahsil
edildiği dikkate alındığında, bu tahsilata isabet eden gecikme faizi tutarı;


 





F



=



Gecikme Faizi x Ödenen Yİ-ÜFE (Gecikme Faizi Yerine)






Hesaplanan Yİ-ÜFE (Katsayı Tutarı Hariç)






 





F



=



8.064,00 x 2.940,00






3.780,00






 



 



 






F



= 6.272,00 TL olarak
hesaplanacaktır.






 


(8.064,00 - 6.272,00=)1.792,00 TL gecikme faizinin takibine
devam edilmesi gerekmektedir.


 


Mükellefin, 7440 sayılı Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından
yararlanacağı tutarın “C” olduğu varsayılmıştır.


 





C



=



Alacak Aslı (Vergi Ziyaı Cezası) x Ödenen Taksit Tutarı
(Katsayı Tutarı Hariç)






Toplam Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)












C



=



63.000,00 x 57.211,98







         
73.558,25







 



 



 



 






C



=



49.0000,01 TL olarak hesaplanacaktır.



 






 


Bu tutar, Kanun hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı
uygulanarak bulunan (49.000,01 x %8,775=)4.299,75 TL ile birlikte
(49.000,01 + 4.299,75=)53.299,76 TL olarak alacak aslı ve gecikme zammına tahsilinden
vazgeçilecektir. Vergi ziyaı cezasından kalan (63.000,00 - 49.000,01=)13.999,99
TL vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte takip
edilecektir.


 


Mükellefin, 7440 sayılı Kanun gereğince özel usulsüzlük
cezasından yararlanacağı tutarın “U” olduğu varsayılmıştır.


 





U



=



Alacak Aslı (Özel Usulsüzlük
Cezası ) x Ödenen Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)






Toplam Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)












U



=



1.250,00 x 57.211,98







73.558,25







 



 



 

 



 






U



=



972,22 TL olarak
hesaplanacaktır.



 






 


Yapılandırılan 1.250,00 TL özel usulsüzlük cezasına
karşılık 972,22 TL ödeyen mükellefin Kanundan ödediği tutar kadar
yararlandırılmasında, yapılandırma öncesi tutarın da dikkate alınması
gerektiğinden, yapılandırma öncesi 2.500,00 TL tutarındaki özel usulsüzlük
cezasına karşılık Kanundan yararlanılacak tutar (Y) aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.


 





Y



=



Yapılandırma Öncesi Alacak Aslı x Özel Usulsüzlük
Cezasına Karşılık Ödenen Tutar






Yapılandırılmış Tutar












Y



=



2.500,00 x 972,22







1.250,00







 



 



 



 






Y



=



1.944,44 TL olarak hesaplanacaktır.



 






 


Borçludan özel usulsüzlük cezası olarak (2.500,00 –
1.944,44=)555,56 TL tutar takip edilecektir.


 


Yapılan tahsilatlardan bakiye 7.723,66 TL ise katsayı
tutarı olup, bu tutarla ilgili herhangi bir düzeltme yapılmayacaktır.


 


B- KANUN HÜKÜMLERİNİN İHLALİ HÂLİNDE ALACAKLARIN TAKİBİ


 


7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında “(8)
Bu Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen
ödenmemiş olması hâlinde borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun
hükümlerinden yararlanırlar. Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi
dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılır ve bu
Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini
koruyarak kaldığı yerden devam eder.” hükmü yer almaktadır.


 


Bu hükme göre, Kanun kapsamında yapılandırıldığı
hâlde Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların, yapılandırma
öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat
kapsamında yapılacak ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip
işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edecektir.


 


Dolayısıyla, alacakların Kanun hükümlerinden yararlanmak
suretiyle yapılandırılması bu alacakların niteliğini değiştirmediğinden, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen
alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak, daha önce
yapılan takip işlemleri yenilenmeksizin, bu işlemlere kaldığı yerden
devam edilecektir.


 


Diğer taraftan, alacağın ödenmesinden sorumlu olan diğer kişiler (213 ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda
yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket
ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler) hakkında
yapılan takip işlemlerine de Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci fıkrası
uyarınca kaldığı yerden devam edilmesi gerekmektedir.


 


 


C- MÜCBİR SEBEP HALLERİNDE KANUNDAN YARARLANMA


 


213 sayılı Kanun kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı
tarafından ilan edilen mücbir sebep halinin bu Kanun uygulamasına olan etkileri
aşağıda açıklanmıştır.


 


1- 7440 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin on yedinci fıkrasında “(17) 213 sayılı Kanunun 15 inci
maddesine göre Hazine ve Maliye Bakanlığınca mücbir sebep hâli ilan edilen
yerlerdeki dairelere (alacaklı idarelere) mücbir sebep hâlinin vukuu tarihinden
itibaren ödenmesi gereken taksitler; mücbir sebep hâlinin sona erdiği tarihi
takip eden aydan başlamak üzere aylık dönemler hâlinde ödenir. Bu fıkra hükmü,
yabancı ülkelerde de faaliyette bulunan vergi mükelleflerinden, Ticaret
Bakanlığı tarafından olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen
ülkede faaliyette bulunan ve bu ülkedeki faaliyetleri nedeniyle durumları
Hazine ve Maliye Bakanlığınca, 213 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre mücbir
sebep hâli kabul edilenlerin, bu Kanun kapsamında alacakları yapılandırılan
alacaklı idarelere mücbir sebep hâllerinin devam ettiği süre içinde ödemeleri
gereken taksitlere de uygulanır.” hükmü yer almaktadır.


 


Fıkrayla, Hazine ve Maliye Bakanlığınca mücbir sebep hali
ilan edilen yerlerdeki dairelere (alacaklı idarelere) borçlu olanların Kanunun
2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 10 uncu maddeleri kapsamında alacakları yapılandırılan
idarelere mücbir sebep halinin devam ettiği süre içinde ödenmesi gereken
taksitlerin ödeme süreleri yeniden belirlenmektedir.


 


Bu kapsamda, Hazine ve Maliye Bakanlığınca mücbir sebep
hali ilan edilecek yerlerdeki dairelere borçlu olanların mücbir sebep halinin
başladığı tarih ile sona erdiği tarih arasına rastlayan taksitlerinden (ödeme
süresinin son günü mücbir sebep halinin sona erdiği tarihe rastlayan taksitler
dâhil) birincisinin ödeme süresi; mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi
izleyen ayda, diğer taksitler ise bu ayı takip edecek şekilde aylık taksitler
halinde ödenecektir.


 


Bu itibarla, 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre
Hazine ve Maliye Bakanlığınca mücbir sebep hali ilan edilecek yerlerdeki
borçluların münhasıran bu yerlerdeki dairelere olan borçlarına ilişkin taksit
ödeme süreleri uzamaktadır. Ancak, borçluların mücbir sebep hali ilan edilmeyen
yerlerdeki dairelere olan taksitlerinin ödeme süreleri uzamamaktadır.


 


2- 7440 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesi hükmü gereği, Kanuna göre ödenmesi gereken birinci ve ikinci
taksitlerin ödeme sürelerinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden;
bir takvim yılında üç veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik
ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen bu taksit tutarlarının borçlunun
başvuru sırasında tercih ettiği ödeme seçeneğine göre son taksiti izleyen ayın
sonuna kadar hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla
ilgili Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.


 


Bu itibarla, Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası
hükümlerinin mücbir sebep nedeniyle ödeme süresi uzatılan taksitler için de
uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle, ödeme süresi uzayan taksitler yeni ödeme
sürelerinin son gününün rastladığı takvim yılının taksiti kabul edilecek ve bir
takvim yılında üç taksit ödememe halinin tespitinde bunlar ayrı birer taksit
olarak değerlendirilecektir.


 


Ayrıca, mücbir sebep nedeniyle ödeme süresi uzatılan Kanun
kapsamındaki taksitlerden sonuncusunun vadesinin, borçlunun başvurusundaki
tercihi üzerine oluşturulan yapılandırma dosyasındaki son taksitin ödeme
süresinden sonraki bir tarihe rastlaması halinde, Kanunun 9 uncu maddesinin
altıncı fıkrası uygulamasında mücbir sebep nedeniyle ödeme süresi uzatılan en
son taksit esas alınacaktır.


 


Ancak, ödeme sürelerinin son günü mücbir sebep halinin
başladığı tarihten öncesine rastlayan, dolayısıyla ödeme süresi değişmemiş olan
Kanun kapsamındaki taksitlerin, geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi durumunda
tahsili gereken geç ödeme zammının hesabında mücbir sebep halinin devam ettiği
sürenin bir etkisi bulunmadığından, bu taksitler için mücbir sebep halinin
devam ettiği süreler de dikkate alınarak geç ödeme zammı hesaplanacaktır.


 


3- 7440 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin on sekizinci fıkrasında “(18) Onyedinci fıkra hükümlerine göre
mücbir sebep nedeniyle ödeme süresi uzatılan taksitler için altıncı fıkrada yer
alan, taksitlerden ilk ikisinin süresinde ödenmesi şartı aranmaz.” hükmüne
yer verilmiştir.


 


Bu hükme göre, mücbir sebep nedeniyle ilk iki taksitin
ödeme süresinin uzatılması halinde ödeme süresi uzatılan taksitler için Kanunun
9 uncu maddesinin altıncı fıkrasında yer alan, taksitlerden ilk ikisinin
süresinde ödenmesi şartı aranılmayacaktır.


 


4- 7440 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin on dokuzuncu fıkrasında “(19) 213 sayılı Kanunun 15 inci
maddesine göre, Hazine ve Maliye Bakanlığınca mücbir sebep hâli ilan edilen
yerlerde bu hâlin, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirlenen
başvuru süresince devam etmesi durumunda, bu yerlerdeki dairelere (alacaklı
idarelere) yapılacak başvurunun süresi mücbir sebep hâlinin sona erdiği tarihi
takip eden üçüncü ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil) uzar, bu takdirde Kanun
kapsamında ödenmesi gereken tutarların ilk taksiti; başvuru süresinin sona
erdiği tarihi takip eden ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil), diğer taksitler
ise bu taksiti takip eden aylık dönemler hâlinde bu Kanun hükümlerine göre
ödenir. Şu kadar ki, bu Kanunun 6 ncı maddesi kapsamında ödenmesi gereken
tutarlar beyanname verme süresi içinde, taksitle yapılacak ödemelerde ise ilk
taksit beyanname verme süresi içinde, diğer taksitler izleyen aylarda ödenir.”
hükmü yer almaktadır.


 


6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen
depremler nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca 213 sayılı Kanunun 15 inci
maddesine istinaden Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay,
Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin
Gürün İlçesinde 6/2/2023 ile 31/7/2023 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil)
mücbir sebep hali ilan edilmiştir.


 


Buna göre, Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi uyarınca Kanun kapsamında yapılacak başvuruların son gününün 31/5/2023
tarihi olduğu dikkate alındığında, Kahramanmaraş İlinde meydana gelen
depremlerden dolayı ilan edilmiş olan mücbir sebep halinin 31/7/2023 tarihinde
sona ermesi nedeniyle, bu illerde yer alan dairelere bu Kanun kapsamında
yapılacak başvuruların 31/10/2023 tarihine kadar yapılması ve ödenecek birinci
taksitin (peşin ödeme dâhil) 30/11/2023 tarihine, ikinci taksitin 31/12/2023
(bu tarihin resmi tatile rastlaması nedeniyle 2/1/2024) tarihine kadar (bu
tarihler dâhil), diğer taksitlerin ise takip eden aylarda ödenmesi
gerekmektedir.


 


Ancak, mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere
Kanunun 6 ncı maddesi kapsamında 31/10/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil)
yapılacak başvurular üzerine ödenmesi gereken tutarların beyanname verme süresi
içinde, taksitle yapılacak ödemelerde ise ilk taksit beyanname verme süresi
içinde, diğer taksitlerin de izleyen aylarda ödenmesi gerekmektedir.


 


 


 


Öte yandan, Kanundan yararlanmak üzere yapılacak
başvuruların ve buna bağlı taksit ödemelerinin süreleri Hazine ve Maliye
Bakanlığınca mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere yönelik
uzadığından, bu dairelerin dışında mücbir sebep kapsamında olmayan yerlerdeki
dairelere bu Kanun kapsamında yapılacak başvuru ve ödeme sürelerinin
uzamayacağı tabiidir.


 


Örnek 4- Mükellef (A),
Kahramanmaraş Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Aslanbey Vergi Dairesine olan
borçlarının yapılandırılması için 31/10/2023 tarihine kadar başvuruda
bulunabilecektir. Ancak, mücbir sebep hali kapsamında olmayan Ankara İlindeki
Yeğenbey Vergi Dairesine olan borçları için 31/5/2023 tarihine kadar başvuruda
bulunması gerekmektedir.


 


Ç-
TAHSİLİNDEN VAZGEÇİLEN ALACAKLAR


 


7440 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında
Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince, onuncu fıkrasında ise
büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve büyükşehir belediyeleri su ve
kanalizasyon idarelerince takip edilen belli tutarın altındaki alacakların
terkini düzenlenmiştir.


 


1- 7440 sayılı Kanunun
10 uncu maddesinin birinci fıkrasında “(1) Hazine ve Maliye Bakanlığına
bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanuna göre takip edilen alacaklardan,
vadesi 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde 1/1/2023 tarihi
itibarıyla ödenmemiş bulunan ve bir amme borçlusu adına tahakkuk etmiş asli ve
fer’i alacakların toplamı tüm tahsil daireleri itibarıyla 2.000 Türk lirasını
aşmayanların tahsilinden vazgeçilir. Bu tutarın tespitinde 1/1/2023 tarihi
itibarıyla tahsil dairesi kayıtları esas alınır. Bu fıkra kapsamında
tahsilinden vazgeçilen alacaklar ile ilgili açılmış davalar, alacaklı tahsil
dairesinin alacağın terkin edildiğine ilişkin bildirimi üzerine mahkemesince sonlandırılır,
bu davalar ile ilgili yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri
karşılıklı olarak talep edilmez. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olan
tutarlar iade edilmez.” hükmü yer
almaktadır.


 


Bu fıkrada, Hazine
ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmekte olan belli
tutarın altındaki alacakların tahsilinden vazgeçilmesine yönelik hükümlere yer
verilmiştir.


 


Anılan fıkra
kapsamına;


 


- Hazine ve
Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilmekte olan,


 


- Vadesi
31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olan,


 


- 1/1/2023 tarihi itibarıyla her bir
borçlu adına tahakkuk ettiği halde ödenmemiş olan asli ve fer’i alacakların
toplamı tüm tahsil daireleri itibarıyla 2.000 Türk Lirasını aşmayan,


 


- Tahsil dairelerinin 1/1/2023 tarihi itibarıyla kayıtlarında olan,


 


alacaklar
girmektedir.


 


Buna göre,
alacak türü olarak; vergiler, vergi cezaları, kaynak kullanımını destekleme
fonu alacakları, ecrimisil, madenlerden devlet hakkı, adli para cezaları, idari
para cezaları, öğrenim ve katkı kredisi alacakları, yiyecek bedelleri gibi
vergi dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekte olan tüm amme
alacakları bütçe ayrımı olmaksızın bu fıkra kapsamına girmektedir.


 


Fıkra kapsamında tahsilinden
vazgeçilen alacaklar ile ilgili açılmış davalar, alacaklı vergi dairesinin
alacağın terkin edildiğine ilişkin bildirimi üzerine mahkeme tarafından
sonlandırılacaktır. Bu davalar ile ilgili yargılama gideri, avukatlık ücreti ve
fer’ileri karşılıklı olarak talep edilmeyecektir. Ancak, Kanunun yayımı
tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar iade edilmeyecektir.


 


Öte yandan, 213 ve 6183 sayılı
Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle
kefiller, mirasçılar, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi kişiler asıl
amme borçlusunun yanında amme borcunun ödenmesinden sorumlu tutulabilmektedir.
Bu kişiler için bu fıkra kapsamında yapılacak terkin işlemlerinde kendi
adlarına tahakkuk etmiş olan alacaklar dikkate alınacak olup, sorumluluk
kapsamında takip edilen alacaklar dikkate alınmayacaktır.


 


Ayrıca, fıkra kapsamında yapılacak
terkin işlemlerinde 1/1/2023 tarihi dikkate alınacağından, bu tarihten önce tüm
vergi dairelerine olan borç toplamı 2.000 Türk Lirasının üzerinde olduğu halde,
1/1/2023 tarihinden (bu tarih dâhil) sonra yapılan ödemeler, terkin veya mahsup
gibi işlemler sonucunda borç toplamının 2.000 Türk Lirasına veya bu tutarın
altına inmiş olması bu alacağın terkin edilmesini sağlamayacaktır.


 


Diğer taraftan, 1/1/2023 tarihi
itibarıyla tüm vergi dairelerine olan borç toplamı 2.000 Türk Lirasının altında
olduğu halde, Kanunun yayımı tarihinde önce bu borçlara karşılık bir ödemenin
yapılmış olması halinde bu ödemeler iade edilemeyecektir.


 


Bu fıkra kapsamında terkine konu
olacak alacaklar Gelir İdaresi Başkanlığınca merkezden tespit edilecektir.


 


Örnek 5- Mükellefin
1/1/2023 tarihi itibarıyla vadesi 31/12/2022 tarihi ve öncesine rastlayan,


 


- (A) Vergi Dairesi Müdürlüğüne gecikme zammı/faiz dâhil
197,60 TL damga vergisi ve 376,00 TL trafik idari para cezası olmak üzere
toplam 573,60 TL,


 


- (B) Vergi Dairesi Müdürlüğüne 7326 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılan ve ödemeleri devam eden toplam 954,80 TL (süresinde
ödenmeyen taksitler için 1/1/2023 tarihine kadar (bu tarih hariç) 7326 sayılı
Kanun kapsamında hesaplanan geç ödeme zammı dâhil),


 


- (C) Vergi Dairesi Müdürlüğüne (Z) Ltd. Şti.’nin ortağı
olması sebebiyle 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi kapsamında sorumlu olduğu
27.250,00 TL,


 


borcu bulunmaktadır.


 


Ayrıca, mükellefin (B) Vergi Dairesi Müdürlüğüne 2023
takvim yılına ilişkin motorlu taşıtlar vergisinden kaynaklanan 2.109,00 TL
borcu bulunmaktadır.


 


Dolayısıyla, Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına
göre mükellefin terkine esas amme borcu tutarının tespitinde,


 


 - (A) Vergi Dairesi Müdürlüğüne olan amme borçlarının
tamamı 31/12/2022 tarihi ve öncesi vadeli olduğundan fer’ileri ile birlikte toplam
amme borcu tutarı olan 573,60 TL’nin,


 


- (B) Vergi Dairesi Müdürlüğüne 7326 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılan borçların vadesi 31/12/2022 tarihi ve öncesi
olacağından, süresinde ödenmeyen taksitler için 1/1/2023 tarihine kadar geç
ödeme zammı dâhil tutar olan 954,80 TL’nin,


 


 dikkate alınması gerekmektedir.


 


Ancak, (B) Vergi Dairesi Müdürlüğüne olan 2023 takvim
yılına ilişkin motorlu taşıtlar vergisinden kaynaklanan 2.109,00 TL borcun
vadelerinin 31/12/2022 tarihi sonrası olduğu, (C) Vergi Dairesi Müdürlüğüne
olan borçların ise 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi kapsamında mükellefin
sorumlu olduğu tutarlardan kaynaklanması, dolayısıyla mükellef adına tahakkuk
eden bir amme borcu olmaması nedeniyle Kanunun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrası kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.


 


Bu kapsamda, mükellefin Kanunun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrası kapsamında terkine esas borç tutarı (573,60 TL + 954,80 TL=)1.528,40 TL
olacak ve söz konusu tutar 2.000,00 TL’nin altında kaldığından anılan madde
hükmüne göre terkin edilecektir.


 


Mükellef tarafından, 1/1/2023 tarihinden sonra ancak
Kanunun yayımı tarihinden önce (B) vergi dairesine olan borçlarına karşılık
112,50 TL ödeme yapılmış olması halinde, Kanunun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrasına göre Kanunun yayımı tarihinden önce ödenen tutarların iadesi mümkün
bulunmadığından, 112,50 TL mükellefe iade edilmeyecek ve (B) vergi dairesine
olan borçlara karşılık yapılan ödeme sonrası kalan 842,30 TL ile (A) vergi
dairesine olan 573,60 TL olmak üzere toplam 1.415,90 TL tutarında alacak terkin
edilecektir.


 


Örnek 6- Mükellefin
1/1/2023 tarihi itibarıyla vadesi 31/12/2022 tarihi ve öncesine rastlayan,


 


- (K) Vergi Dairesi Müdürlüğüne gecikme zammı dâhil
1.097,34 TL,


 


- (L) Vergi Dairesi Müdürlüğüne gecikme zammı dâhil 764,00
TL,


 


- (M) Vergi Dairesi Müdürlüğüne gecikme zammı dâhil 965,00
TL,


 


borcu bulunmaktadır.


 


Buna göre, söz konusu borçların tamamının vadesi 31/12/2022
tarihi ve öncesine rastladığı halde toplam borç tutarının (1.097,34 TL + 764,00
TL + 965,00 TL=)2.826,34 TL olması nedeniyle anılan fıkra hükmüne göre bu
borçların terkin edilmesi mümkün olmayacaktır.


 


Mükellef, 1/1/2023 tarihinden sonra ancak Kanunun yayımı
tarihinden önce (M) vergi dairesine olan borçlarını ödemiştir. Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla mükellefin (K) ve (L) vergi dairelerine olan borçlarının
toplamı 2.000,00 TL’nin altına düşmesine rağmen, fıkra kapsamında 1/1/2023
tarihi itibarıyla borç toplamı esas alınarak borcun terkin edilip edilmeyeceğine
karar verileceğinden, mükellefin 1/1/2023 tarihinden sonra (bu tarih dâhil)
yapmış olduğu ödeme dikkate alınmadan değerlendirme yapılacak ve kalan borçlar
terkin edilmeyecektir.


 


2- 7440 sayılı Kanunun
10 uncu maddesinin onuncu fıkrasında, büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve
büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerince 6183 sayılı Kanuna göre
takip edilmekte olan belli tutarın altındaki alacakların tahsilinden
vazgeçilmesine yönelik hükümlere yer verilmiştir.


 


Anılan fıkraya göre;


 


- Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve büyükşehir
belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında
olan,


 


- Vadesi 31/12/2020 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olan,


 


- Her bir alacak türü ve dönemi ayrı ayrı dikkate alınarak
aslı 250,00 TL’yi aşmayan (tutarına bakılmaksızın bu asıllara bağlı fer’iler
dâhil),


 


- Aslı ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı 500,00 TL’yi
aşmayan,


 


- Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan,


 


alacaklar ilgili idarelerce başvuru aranılmaksızın re’sen
terkin edilecektir.


 


Buna göre, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekte
olan emlak vergileri (bina vergisi ve arazi vergisi) ile taşınmaz kültür
varlıklarının korunmasına katkı payı, çevre ve temizlik vergisi, damga vergisi,
harçlar, harcamalara katılma payları, vergi cezaları ve idari para cezaları
gibi asli alacaklar ile bunlara ilişkin gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i
tüm amme alacakları bu fıkra kapsamında terkin edilecektir.


 


Ancak, bu idarelerin 6183 sayılı Kanun kapsamında olmayan
dolayısıyla genel hükümlere göre takip edilen alacakları için bu fıkra
çerçevesinde terkin işleminin yapılamayacağı tabiidir.


 


Örnek 7-
Mükellefin, (A) Belediyesine 2019 vergilendirme dönemine ilişkin vadesi
31/12/2020 tarihinden önce olan ve 12/3/2023 tarihi itibarıyla ödenmemiş
bulunan,


 


- Meskeni için
179,00 TL, işyeri için 276,00 TL olmak üzere toplam 455,00 TL bina vergisi,



 


- Arsası için
120,00 TL, arazisi için 90,00 TL olmak üzere toplam 210,00 TL arazi vergisi,



 


aslı borcu
bulunmaktadır.


 


Fıkra hükmüne
göre, mükellefin arazi vergisinden olan asıl borç toplam tutarı 250,00
TL’nin altında kaldığından, arazi vergisi borcu ile tutarına bakılmaksızın bu
borç aslına bağlı fer’i alacakları terkin edilecek; bina vergisinden olan
asıl borç toplam tutarı 250,00 TL’yi aştığından bina vergisi ile fer’i
alacaklar terkin edilmeyecektir.


 


Ayrıca,
21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanunu gereğince emlak vergisinin %10’u nispetinde
alınan taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı alacakları da ayrı
bir alacak türü olarak dikkate alınacaktır. Dolayısıyla, bu türden olan
borçların her bir dönem itibarıyla alacak aslı toplam tutarlarının 250,00 TL’yi
aşmaması durumunda, bu alacaklar ile bu alacağa bağlı fer’i alacaklar terkin
edilecektir.


 


Örnek 8-
Mükellefin maliki olduğu binalara ilişkin olarak, vadesi 31/12/2020 tarihinden
önce olan ve 12/3/2023 tarihi itibarıyla ödenmemiş, gecikme zamları hariç 2020
dönemine ait,


 


- (B)
Belediyesine 591,00 TL,


 


- (C)
Belediyesine 143,00 TL,


 


- (D)
Belediyesine 257,00 TL


 


bina vergisi
borcu bulunmaktadır.


 


Bu fıkra
hükmüne göre, mükellefin (C) Belediyesine olan bina vergisi borç aslı tutarı
250,00 TL’nin altında kaldığından, bu borç ile tutarına bakılmaksızın fer’ileri
terkin edilecek; (B) ve (D) Belediyelerine olan borç aslı tutarları 250,00
TL’yi aştığından söz konusu borçlar ve fer’ileri terkin edilmeyecektir.


 


Örnek 9- Mükellefin
faaliyette bulunduğu işyerine ilişkin olarak, birinci taksiti 180,00 TL, ikinci
taksiti 180,00 TL olmak üzere toplam 360,00 TL çevre temizlik vergisi 2019 yılı
Ocak ayı başında (E) Belediyesi tarafından tahakkuk ettirilmiştir. Mükellef,
söz konusu verginin birinci taksitini gecikme zammıyla birlikte 2020 yılı
içinde ödemiş olup, ikinci taksitini 12/3/2023 tarihi itibarıyla ödememiştir.


 


Bu kapsamda,
mükellefin 360,00 TL olarak tahakkuk eden çevre temizlik vergisine ilişkin
ödenmemiş olan ikinci taksit tutarı 250,00 TL’nin altında kaldığından, bu
verginin ödenmeyen ikinci taksit tutarı ile tutarına bakılmaksızın bu borca
bağlı fer’iler fıkra hükmüne göre terkin edilecektir.


 


Öte yandan,
mükellefin birinci taksiti de 7440 sayılı Kanunun yayımlandığı 12/3/2023 tarihi
itibarıyla ödenmemiş olduğu varsayıldığında, ödenmeyen toplam alacak aslı
(360,00 TL) 250,00 TL’yi aştığından bu alacak ve fer’ileri terkin
edilemeyecektir.


 


Örnek 10- Mükellefin
(F) Belediyesine, kanuni süresinde vermiş olduğu elektrik ve havagazı tüketim
vergisi beyannamelerine istinaden tahakkuk eden ve 7440 sayılı Kanunun
yayımlandığı 12/3/2023 tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan, 2019 yılı Ocak
dönemine ait 180,00 TL, 2019 yılı Şubat dönemine ait 220,00 TL, 2019 yılı Mart
dönemine ait 260,00 TL elektrik ve havagazı tüketim vergisi borcu (gecikme
zamları hariç) bulunmaktadır.


 


Bu kapsamda,
mükellefin 2019 yılı Ocak ve Şubat dönemi elektrik ve havagazı tüketim vergisi
borç aslı tutarları vergilendirme dönemleri itibarıyla 250,00 TL’nin altında
kaldığından, vergi asılları ile tutarlarına bakılmaksızın bu vergilere bağlı
fer’iler fıkra hükmüne göre terkin edilecek; 2019 yılı Mart dönemi vergi aslı
borç tutarı (260,00 TL) 250,00 TL’yi aştığından bu alacak ve fer’ileri terkin
edilemeyecektir.


 


 


 


IX-
DİĞER HUSUSLAR


 


1- 7440 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin on dördüncü fıkrasında, Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu
fıkrasının (a) bendi kapsamında beyan edilen vergilerin Kanunda belirtilen süre
ve şekilde tam olarak ödenmemesi hâlinde bu vergilere ilişkin kesilmesi gereken
vergi cezaları için 213 sayılı Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı
sürelerinin işlemeyeceği düzenlenmiştir. Ayrıca, aynı fıkrada bu Kanun
kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel hükümler saklı
kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceği
hüküm altına alınmıştır.


 


Bu nedenle, bu Kanun
kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin zamanaşımı sürelerinin tespitinin
6183 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının on birinci bendi
hükmü de dikkate alınarak tayin edilmesi gerekmektedir.


 


2- Bu Kanun kapsamında
yapılandırılan ya da Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olan vergilere
ilişkin vergi ziyaı cezalarına yönelik aşağıdaki şekilde işlem yapılması gerekmektedir.


 


a) Vergi aslının bu
Kanuna göre yapılandırılması durumunda, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
vergi ziyaı cezasının bulunduğu hukuki aşama dikkate alınarak işlem tesis
edilecektir. Buna göre, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla;


 


(1) Vergi ziyaı
cezasının kesilmediği veya vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edilmediği hallerde
vergi aslına ilişkin taksit ödemeleri devam ettiği müddetçe vergi ziyaı cezası
kesilmeyecek ve vergi/ceza ihbarnameleri tebliğ edilmeyecektir.


 


Vergi aslının bu Kanuna göre tamamen ödenmesi şartıyla,
vergi ziyaı cezalarının kesilmesinden ve tebliğinden vazgeçilecektir. Kanun
hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda ise Kanunun 9 uncu maddesinin on dördüncü
fıkrasına göre işlemeyen ceza kesme zamanaşımı süresi dikkate alınarak gerekli
işlemler tesis edilecektir.


 


(2) Vergi ziyaı cezası
kesilerek vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği hallerde vergi ziyaı cezası
için;


 


i) Uzlaşma talep
edilmiş ve uzlaşma talebinden vazgeçilmemiş ise Kanunun yayımı tarihinden sonra
uzlaşma sağlanmış olsa dahi, vergi aslının tam ödenmesine müteakip cezanın
tahsilinden vazgeçilmesi, Kanunun yayımı tarihinden sonra tahsil edilen bir
tutarın bulunması hâlinde iade edilmesi,


 


ii) Ceza indirimi talep
edilmiş ve indirim talebinden vazgeçilmemiş ise, Kanunun yayımı tarihinden
sonra vergi ziyaı cezasına karşılık ödeme yapılmış olması hâlinde vergi aslının
bu Kanuna göre tam olarak ödenmiş olması şartıyla, vergi ziyaı cezasının
tahsilinden vazgeçilerek tahsil edilen tutarın iade edilmesi,


 


iii) Dava açılmış ve
ihtilaftan vazgeçilmemiş ise, vergi aslının bu Kanuna göre tamamen ödenmesi
şartıyla, ödemenin tam yapıldığı tarihten sonra yargı kararları uyarınca işlem
yapılmaması ve idarece de ihtilafın sürdürülmemesi, Kanunun yayımı tarihinden
sonra tahsil edilen bir tutarın bulunması hâlinde iade edilmesi,


 


gerekmektedir.


 


 


b) Vergi aslının Kanunun yayımı tarihinden önce tamamen
ödenmiş olması hâlinde, Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla vergi ziyaı cezalarının;


 


(1) Kesilmemiş olması
durumunda kesilmesinden, kesildiği hâlde vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ
edilmemiş olması durumunda tebliğ edilmesinden,


 


(2) Kesilerek
vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği hallerde; uzlaşma talep edilmişse
uzlaşma talebinden, ceza indirimi talep edilmişse indirim talebinden,
vazgeçildiği kabul edilerek söz konusu vergi ziyaı cezalarının tahsilinden,


 


(3) Davaya konu (ihbarnamenin
ve/veya takip işlemlerinin) olması durumunda borçlunun müracaat etmesi ve
ihtilafından vazgeçmesi şartına bağlı olarak bu cezaların ve bunlara ilişkin
gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,


 


(4) Kesinleştiği
(Kanunun yayımı tarihinden sonra kesinleşenler dâhil) hâlde takibe ilişkin
ihtilafın bulunmaması koşuluyla vergi dairesi tarafından re’sen, bu cezaların
ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,


 


vazgeçilecektir.


 


3- 7440 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin on beşinci
fıkrası gereğince Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık;


 


- Kanunun yayımı tarihinden önce
tahsil edilmiş olan tutarlar,


 


- Kanun kapsamında tahsil edilen
tutarlar,


 


- Kanunun 9 uncu maddesinin
dokuzuncu fıkrasında belirtilen tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizler,


 


iade edilmeyecektir.


 


Ancak, anılan fıkrada yer alan “… Ancak, bu Kanunun 3
üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup dava konusu edilen tarhiyatlar
ile ilk derece yargı merciinde dava konusu edilen idari para cezası ve
ecrimisillere karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödeme yapılmış olması
hâlinde, ödenen bu tutarlar, ilk derece mahkemesinde esasa ilişkin olarak hiç
karar verilmemiş veya verilen kararın bozulması nedeniyle yeniden karar
verilmek üzere mahkemesine iade edilmiş davalara konu alacaklar için bu Kanundan
yararlanılmak üzere yapılan başvurular ile verilmiş terkin kararları üzerine
iade edilebilir.” hüküm uyarınca, bu Tebliğin ilgili bölümlerinde yapılan
açıklamalar dikkate alınarak, Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak üzere
yapılacak başvurular üzerine gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.


 


4- Bu Kanun
hükümlerine göre başvuruların belirlenmiş ortamlar üzerinden elektronik olarak
yapılması halinde, başvuru tarihi elektronik ortamda başvurunun yapıldığı tarih
olacaktır.


 


Diğer taraftan, yazılı olarak yapılan başvuruların
taahhütlü posta veya APS ile gönderilmesi hâlinde postaya verildiği tarih, adi
posta ile gönderilmesi hâlinde ise tahsil dairesinin kayıtlarına intikal ettiği
tarih başvuru tarihi olarak dikkate alınacaktır.


 


5- Bu Tebliğin ekleri
çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.


 


6- Kanundan yararlanılarak süresinde ödenen
alacaklara, Kanunun 9 uncu maddesinde öngörülen katsayı uygulaması hariç olmak
üzere Kanunun yayımı tarihinden
sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir
fer’i alacak tatbik edilmeyecektir.


 


7- Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları
veya açılan davalardan vazgeçmeleri gereken borçluların, Kanun hükümlerinden
yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde,
yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır.


 


Davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairesine, bu
Tebliğ uyarınca ilgili idareye verilmesi uygun görülen idari para cezaları
ihtilaflarına ilişkin dilekçeler ise ilgili idareye verilecek ve bu
dilekçelerin tahsil dairesine/idareye verildiği tarih, ilgili yargı merciine
verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir.


 


Kanundan yararlanmak için elektronik ortamda başvuruda
bulunan borçluların, devam eden ihtilaflardan vazgeçtiklerini gösterir ıslak
imzalı dilekçelerini başvuru süresi içinde ilgili tahsil dairesine vermeleri
gerekmektedir.


 


Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve
açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar
tarihine bakılmaksızın Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen yargı
kararları uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlara ilişkin hükmedilmiş
yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ve fer’ilerinin bulunması hâlinde bu
tutarlar karşılıklı olarak talep edilmeyecektir.


 


Diğer taraftan, mükelleflerce Kanun hükümlerinden
yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilafların
sürdürülmeyeceği tabiidir.


 


Öte yandan, Kanunun 9 uncu maddesinin on üçüncü fıkrasında, Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan borçlara ilişkin dava
açılamayacağı ve hiçbir mercie başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır.


 


Dolayısıyla, Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere
başvuruda bulunulan alacaklara ilişkin herhangi bir yargı merciine, 213 sayılı
Kanunun 124 üncü maddesi kapsamında ilgili idareye, dilekçe ve başvuru hakkı
kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe
Komisyonu dâhil herhangi bir mercie başvurulması, başvurulsa dahi bu başvurular
üzerine herhangi bir işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.


 


8- 7440 sayılı Kanunun
1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bazı alacakların da Kanun kapsamında
yapılandırılacağı hüküm altına alınmış olup, Kanunun 10 uncu maddesinde Kanun
kapsamında yapılandırılarak ödenecek alacaklar, alacaklı idareler de
belirtilmek suretiyle bu Tebliğe ekli tabloda (Ek:23) gösterilmiştir.


 


9- 2918 sayılı Kanunun
48 inci maddesinin on üçüncü fıkrasında, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı
maddelerin etkisi altında araç kullandığı tespit edilen sürücülerin geri alınan
sürücü belgesinin iade edilebilmesi için ilgili kişi hakkında trafik
kurallarına aykırılık dolayısıyla verilmiş olan idari para cezalarının
tamamının tahsil edilmiş olmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.


 


Dolayısıyla, Kanun kapsamında
borçlarını yapılandıran borçlulara, 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin on
üçüncü fıkrasına göre trafik idari para cezası borcu bulunmadığına dair yazının
verilebilmesi için bu borçların tamamının ödenmiş olması gerekmektedir.


 


10- 7440 sayılı
Kanunun 12 nci maddesi ile 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri
Kanununa eklenen geçici 8 inci maddesinde, 12/3/2023 tarihi itibarıyla geri
ödemesi başlamış veya takip için vergi dairesine bildirilmiş olan öğrenim ve
katkı kredilerinden vadesi geldiği hâlde ödenmemiş bulunanların asıllarına vade
tarihleri ile 9/11/2022 tarihi (bu tarih dâhil) arasında geçen süreye gecikme zammı,
Yİ-ÜFE tutarı, katsayı tutarı gibi alacakların tatbik edilmeyeceği
düzenlenmiştir.


 


Buna göre, Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel
Müdürlüğü tarafından 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmek üzere vergi
dairelerine bildirilmiş ve vadesi 9/11/2022 tarihinden önce olan öğrenim ve
katkı kredilerinin taksit vade tarihleri ile 9/11/2022 tarihi (bu tarih dâhil)
arasında geçen süreye gecikme zammı, Yİ-ÜFE tutarı, katsayı tutarı gibi
müeyyideler uygulanmayacak, tahakkuk etmiş bu mahiyetteki alacaklar terkin
edilecektir.


 


Ayrıca, vergi dairelerine intikal ettirilmemiş madde
kapsamındaki öğrenim ve katkı kredileri ile ilgili işlemler Gençlik ve Spor
Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü tarafından yapılacaktır.


 


Öte yandan, 351 sayılı Kanuna eklenen geçici 8 inci
maddesinin yürürlüğe girdiği 12/3/2023 tarihinden önce tahsil edilmiş olan
gecikme zammı, katsayı, Yİ-ÜFE tutarı gibi adlarla tahsil edilmiş olan
alacaklar iade edilmeyecektir.


 


Tebliğ olunur.


 


Ekler için tıklayınız.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?