‹ Ana sayfa
Yargıtay 9. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2013/4239 K.2013/8707

Esas No: 2013/4239 · Karar No: 2013/8707 · Karar Tarihi: 07.06.2013
1 kez atıf aldı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: Uyuşmazlık, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve 18.03.2012 tarihli 2911 sayılı Kanuna muhalefet (görevi yaptırmamak için direnme) suçlarından hüküm kurulmasıdır; mahkeme, sanığın bu suçlardan mahkumiyetine karar vererek ilgili kanun maddeleri uyarınca cezasını onaylamış ve temyiz itirazlarını reddetmiştir.
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Suç: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, 2911 sayılı Kanuna muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme
Hüküm: 1- TCK’nın 314/3, 220/6. maddeleri delaletiyle 314/2, 220/6 ikinci cümle, 62, 53, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesi delaletiyle 33/1, TCK’nın 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (30.12.2011 tarihli)
3- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (18.03.2012 tarihli)
4- Kamu görevlisine görevi yaptırmamak için direnme suçundan; Beraat
Temyiz edenler: Sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısı
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve 18.03.2012 tarihli 2911 sayılı Kanuna muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede;
Sanığın örgüt adına işlediği 2911 sayılı Kanunun 32/1, 33/1. maddelerinde düzenlenen suçların hükümden sonra 30.04.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3713 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkra kapsamında sayılan suçlardan olmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında hüküm kurulurken öncelikle TCK’nın 314/3, 220/6. maddeleri delaletiyle 314/2. maddesiyle temel ceza tayin edilip sonrasında TCK'nın 220. maddesinin 6. fıkrasının 2. cümlesinde öngörülen indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince arttırım yapılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması, sonuç cezanın değişmemesi karşısında sonuca etkili görülmemiştir.

Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve 18.03.2012 tarihli 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçunun sübutu kabul, olayların niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkûmiyetine yeterli delil elde edilemediği kabul edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle mahkumiyet ve beraate ilişkin hükümlerin ONANMASINA,
2- 30.12.2011 tarihli 2911 sayılı Kanunun 33/1 maddesine muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatın içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.

Kanun koyucunun yukardaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır.

Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır.

6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli ... - Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich - Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesine uygun olduğu kabul edilen eyleminin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçun tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesinden de açılan davaya ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 07.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?