Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2013/18357 K.2014/913
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan sanık ...’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292/1, 293, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 600 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun'un 231/8. maddesi uyarınca 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair, Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.02.2012 tarihli ve 2009/1849 esas, 2012/144 sayılı kararına sanık müdafii tarafından yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2012 tarihli ve 2012/471 değişik iş sayılı kararını müteakip, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 292/1, 293, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 600 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 30.04.2013 tarihli ve 2009/1849 esas, 2012/144 sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, olay tarihinde Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olan sanığın, kurumda yaptığı telefon görüşmesi sırasında çocuğunun hasta olduğunu öğrendiği, moralinin bozulduğu, bunun üzerine çocuğunu doktora götürmek üzere anılan kurumdan izinsiz ayrıldığı, ardından çocuğunu doktora götürdüğü ve iyi olduğunu öğrendiğinde ertesi gün kendiliğinden kuruma teslim olduğu olayda, mahkemenin kabulünün de bu şekilde olması karşısında, sanığın firar kastından söz etmeye imkan bulunmadığı, ertesi gün kendiliğinden gelerek kuruma teslim olduğu, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 26.11.2013 gün ve 2013/17670/71691 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2013 gün ve 2013/384005 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, kanun yararına bozma istemine konu hapis cezasından çevrilme adli para cezası ile mahkumiyetine dair Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.04.2013 tarihli kararı kesin nitelikte olmayıp temyizi kabil bulunduğundan ve dosyada mevcut temyiz formuna göre sanık tarafından da temyiz edildiği anlaşıldığından, henüz kesinleşmeyen hükme yönelik olması nedeniyle koşulları gerçekleşmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan sanık ...’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292/1, 293, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 600 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun'un 231/8. maddesi uyarınca 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair, Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.02.2012 tarihli ve 2009/1849 esas, 2012/144 sayılı kararına sanık müdafii tarafından yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2012 tarihli ve 2012/471 değişik iş sayılı kararını müteakip, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 292/1, 293, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 600 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 30.04.2013 tarihli ve 2009/1849 esas, 2012/144 sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, olay tarihinde Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olan sanığın, kurumda yaptığı telefon görüşmesi sırasında çocuğunun hasta olduğunu öğrendiği, moralinin bozulduğu, bunun üzerine çocuğunu doktora götürmek üzere anılan kurumdan izinsiz ayrıldığı, ardından çocuğunu doktora götürdüğü ve iyi olduğunu öğrendiğinde ertesi gün kendiliğinden kuruma teslim olduğu olayda, mahkemenin kabulünün de bu şekilde olması karşısında, sanığın firar kastından söz etmeye imkan bulunmadığı, ertesi gün kendiliğinden gelerek kuruma teslim olduğu, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 26.11.2013 gün ve 2013/17670/71691 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2013 gün ve 2013/384005 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, kanun yararına bozma istemine konu hapis cezasından çevrilme adli para cezası ile mahkumiyetine dair Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.04.2013 tarihli kararı kesin nitelikte olmayıp temyizi kabil bulunduğundan ve dosyada mevcut temyiz formuna göre sanık tarafından da temyiz edildiği anlaşıldığından, henüz kesinleşmeyen hükme yönelik olması nedeniyle koşulları gerçekleşmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.