Yargıtay9. Ceza DairesiTicaret Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/9983 K.2012/15526
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
Hüküm : TCK'nın 268. maddesi yollamasıyla 267/1, 269/1, 62, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet, temyizin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, yokluğunda verilen kararın 09.03.2010 tarihinde usulüne uygun olarak yeğenine tebliğ edilmesine rağmen tebliğden evvel trafik kazası geçirerek hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı ve bunu belgelendirir raporunu 17.03.2010 tarihli temyiz dilekçesine eklediğinin saptandığı, öte yandan CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca eski hale iade talebi üzerine karar verme yetkisi Yargıtaya ait olup bu taleple ilgili yerel mahkemece verilen 08.04.2010 tarihli kararın hukuken geçersiz olduğu belirlenerek, sanığın eski hale iade isteminin kabülüyle, temyizin açıklanan mazerete dayalı olarak süresinde olması nedeniyle red kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
TCK'nın iftira suçunun özel bir halini düzenleyen 268. maddesinde öngörülen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği, kabahat oluşturan yahut disiplin soruşturmasına esas eylemlerin kendisi yönünden sonuçsuz kalmasını sağlamak için başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin maddede yazılı suçu oluşturmayacağı, bu bağlamda;
Trafik kontrolünde durdurulduğunda, ehliyetsiz araç kullanması ve alkollü olması nedeniyle hakkında idari yaptırım kararı uygulanmasını engellemek amacıyla ...'e ait sürücü belgesini ibraz eden sanığın TCK'nın 286. maddesinde yazılı suçtan beraatine karar verilmesi ve hakkında Kabahatler Kanununun 40. maddesinde öngörülen idari yaptırımın uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 17.12.2012 tarihinde üyeler ... ve ...'un sanığın eyleminin TCK'nın 206/1. maddesinde yazılı, resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunma suçunu oluşturduğu yolundaki karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
13.11.2009 günü saat 20.40 sıralarında 06 ... 1756 plakalı hususi otomobil ile seyir halinde iken görevli trafik ekibi tarafından durdurulan ve sürücü belgesi olmayan ve alkollü vaziyette bulunan (0,71 promil) sanığın kendisinden gerekli evraklar istendiğinde aracın ruhsatını ve ... adına düzenlenmiş sürücü belgesini vererek bu belgenin kendisine ait olduğunu beyan etmesi, ancak belgedeki fotoğraf ile sürücünün fiziki görünümünün birbirine benzemediği halde sürücünün bu belgenin ısrarla kendisine ait olduğunu beyan etmesi üzerine şahsın kimlik tespiti ve gerekli işlemler yapılmak üzerine götürüldüğü polis merkezinde yapılan kimlik tespitinde gerçek kimliğinin ... olarak saptandığı ve kendisine ait sürücü belgesinin olmadığının anlaşılması üzerine saptanan kimlik adına 2918 sayılı Kanunun 48/5 ve 36. maddelerinden trafik idari para cezası karar tutanağı ile trafik suç tutanağının düzenlendiği ve tutanakların sanık tarafından imzalandığı olayda; bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine hakkında sürücü belgesiz ve alkollü vaziyette araç kullanması nedeniyle idari yaptırım uygulanmasının önüne geçmek maksadıyla başkasına ait kimliği ibraz etmek suretiyle yalan beyanda bulunan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacaktır. İbraz edilen kimlik adına trafik tutanağının düzenlenip düzenlenmediğinin önemi bulunmamaktadır.
Beyan ettiği kimliğin sanığa ait olmadığının anlaşılamadığı durumlarda yalan beyan suçunun oluştuğunda tereddüt bulunmamaktadır. Görevlinin yaptığı araştırma veya inceleme sonucunda kimliğin ibraz edene ait olmadığının saptanması ve sonucunda kimliği tespit edilen kişi adına tutanak düzenlenmesi halinde de eylem Kabahatler Kanununun 40. maddesindeki kimliği bildirmeme değil TCK’nın 206. maddesindeki suçu oluşturacaktır.
Kabahatler Kanununun 40. maddesi bakımından kamu görevlisinin tutanak tutması veya tutma ihtimali bulunmamalıdır. TCK’nın 206. maddesi yönünden ise sonuç doğurucu nitelikte belge düzenleme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
Açıklanan nedenlerle eylemin kabahat oluşturduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 17.12.2012
Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
Hüküm : TCK'nın 268. maddesi yollamasıyla 267/1, 269/1, 62, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet, temyizin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, yokluğunda verilen kararın 09.03.2010 tarihinde usulüne uygun olarak yeğenine tebliğ edilmesine rağmen tebliğden evvel trafik kazası geçirerek hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı ve bunu belgelendirir raporunu 17.03.2010 tarihli temyiz dilekçesine eklediğinin saptandığı, öte yandan CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca eski hale iade talebi üzerine karar verme yetkisi Yargıtaya ait olup bu taleple ilgili yerel mahkemece verilen 08.04.2010 tarihli kararın hukuken geçersiz olduğu belirlenerek, sanığın eski hale iade isteminin kabülüyle, temyizin açıklanan mazerete dayalı olarak süresinde olması nedeniyle red kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
TCK'nın iftira suçunun özel bir halini düzenleyen 268. maddesinde öngörülen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği, kabahat oluşturan yahut disiplin soruşturmasına esas eylemlerin kendisi yönünden sonuçsuz kalmasını sağlamak için başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin maddede yazılı suçu oluşturmayacağı, bu bağlamda;
Trafik kontrolünde durdurulduğunda, ehliyetsiz araç kullanması ve alkollü olması nedeniyle hakkında idari yaptırım kararı uygulanmasını engellemek amacıyla ...'e ait sürücü belgesini ibraz eden sanığın TCK'nın 286. maddesinde yazılı suçtan beraatine karar verilmesi ve hakkında Kabahatler Kanununun 40. maddesinde öngörülen idari yaptırımın uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 17.12.2012 tarihinde üyeler ... ve ...'un sanığın eyleminin TCK'nın 206/1. maddesinde yazılı, resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunma suçunu oluşturduğu yolundaki karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
13.11.2009 günü saat 20.40 sıralarında 06 ... 1756 plakalı hususi otomobil ile seyir halinde iken görevli trafik ekibi tarafından durdurulan ve sürücü belgesi olmayan ve alkollü vaziyette bulunan (0,71 promil) sanığın kendisinden gerekli evraklar istendiğinde aracın ruhsatını ve ... adına düzenlenmiş sürücü belgesini vererek bu belgenin kendisine ait olduğunu beyan etmesi, ancak belgedeki fotoğraf ile sürücünün fiziki görünümünün birbirine benzemediği halde sürücünün bu belgenin ısrarla kendisine ait olduğunu beyan etmesi üzerine şahsın kimlik tespiti ve gerekli işlemler yapılmak üzerine götürüldüğü polis merkezinde yapılan kimlik tespitinde gerçek kimliğinin ... olarak saptandığı ve kendisine ait sürücü belgesinin olmadığının anlaşılması üzerine saptanan kimlik adına 2918 sayılı Kanunun 48/5 ve 36. maddelerinden trafik idari para cezası karar tutanağı ile trafik suç tutanağının düzenlendiği ve tutanakların sanık tarafından imzalandığı olayda; bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine hakkında sürücü belgesiz ve alkollü vaziyette araç kullanması nedeniyle idari yaptırım uygulanmasının önüne geçmek maksadıyla başkasına ait kimliği ibraz etmek suretiyle yalan beyanda bulunan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacaktır. İbraz edilen kimlik adına trafik tutanağının düzenlenip düzenlenmediğinin önemi bulunmamaktadır.
Beyan ettiği kimliğin sanığa ait olmadığının anlaşılamadığı durumlarda yalan beyan suçunun oluştuğunda tereddüt bulunmamaktadır. Görevlinin yaptığı araştırma veya inceleme sonucunda kimliğin ibraz edene ait olmadığının saptanması ve sonucunda kimliği tespit edilen kişi adına tutanak düzenlenmesi halinde de eylem Kabahatler Kanununun 40. maddesindeki kimliği bildirmeme değil TCK’nın 206. maddesindeki suçu oluşturacaktır.
Kabahatler Kanununun 40. maddesi bakımından kamu görevlisinin tutanak tutması veya tutma ihtimali bulunmamalıdır. TCK’nın 206. maddesi yönünden ise sonuç doğurucu nitelikte belge düzenleme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
Açıklanan nedenlerle eylemin kabahat oluşturduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 17.12.2012
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.