‹ Ana sayfa
Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/8290 K.2013/4627

Esas No: 2012/8290 · Karar No: 2013/4627 · Karar Tarihi: 26.03.2013
Özet: Uyuşmazlık, Devran Soylu’nun haksız tutuklama nedeniyle açtığı tazminat davasında 466 sayılı Kanunun 2/1. maddesinde öngörülen üç aylık dava açma süresinin geçip geçmediğiyle ilgilidir; mahkeme, beraat kararının kesinleşme tarihinden itibaren bu süreye başlanacağını ve davacının kararın tebliğ edilmediğini belirterek sürenin henüz başlamadığını kabul etmiştir. Mahkeme, bu nedenle davayı süre yönünden reddetmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazını onamıştır.
İtiraz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Tarihi: 23.02.2012
İtiraz Edilen Daire Kararı: 23.02.2010 tarih ve 2008/21249 - 2010/2326 sayılı ret kararı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı: Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2006 tarih, 2006/330 - 2006/538 sayılı kararı
İtirazla İlgili Hüküm: 466 sayılı Kanunun 2 ve 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddeleri uyarınca davanın reddi
İtiraza Konu Olan Davacı: Devran SOYLU
İtiraza Konu Olan Davalı: Hazine
Dava: 466 sayılı Kanuna göre tazminat

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı Devran Soylu'nun Davalı ... Hazinesi aleyhine açtığı 466 sayılı Kanuna dayalı tazminat davasında; 466 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesinde belirlenen süreler içinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, davalı idare kendisini vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 900 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı hazineye verilmesine dair karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce onanmıştır.

Dairemiz kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; “yerel mahkemece davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla açılan kamu davasında beraatine karar verildiği ve kesinleşen karar ile açılan tazminat davası arasında yedi yılı aşkın bir süre geçtiği, bu süre içinde karardan haberdar olunmadığından bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de; kesinleşen kararın davacıya tebliğ olunmadığı, 466 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen üç aylık dava açma süresinin 21.04.1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca beraatle sonuçlanan ceza davasının kesinleştiğinin tebliği veya bu kesinleşmenin öğrenilmesinden itibaren başlayacağı, bu durumda yerel mahkemece işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin ve kararın onanmasının yerinde olmadığı” ileri sürülerek itirazda bulunulmuştur.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık 466 sayılı Kanunun 2/1. maddesinde düzenlenen haksız tutuklama nedeniyle tazminat davasındaki üç aylık hak düşürücü sürenin geçip geçmediğine ilişkindir.

466 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasında “1. madde de yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini isteyebilecekleri” belirtilmiştir.

Dairemizin onama kararından sonra verilen ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2009/1-256-2010/57 sayılı kararına göre 21.04.1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, 466 sayılı Kanunun 2. maddesinde öngörülen üç aylık dava açma süresinin beraat eden kişinin kesinleşmeyi öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı, beraat kararının kesinleşme şerhi ile birlikte tebliğinin zorunlu olduğu, dava konusu dosyamızda kesinleşen beraat kararının davacıya tebliğ olunmadığı gibi kararın resmen bildirimine ilişkin belge de bulunmaması, beraat kararının kesinleştiği tarih ile dava açma tarihi arasında geçen yedi yıllık sürenin uzunluğu nedeniyle davacının kararın kesinleştiğini bildiği şeklinde bir sonuca varılamayacak olması nedeniyle dava açma süresi başlamamış bulunduğu gözetilerek davanın süre yönünden reddine dair kararın kanuna aykırı olduğu ve itirazın bu nedenle yerinde bulunduğunun kabulü ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:

1- Dairemizin itiraz edilen onama kararının kaldırılmasına,
2- Davacı vekilinin temyizine ilişkin incelemeye gelince;

Kesinleşmiş beraat kararının davacıya tebliğ edildiğinin dosya içeriğinden anlaşılmaması karşısında, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 23.03.2010 tarih ve 2009/256 esas, 2010/57 sayılı kararı da gözönüne alınarak, davanın süresinde açıldığının kabulü ile yargılamaya devamla esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçe ile davanın süre yönünden reddine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?