Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/7756 K.2012/14813
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Muhafaza görevini kötüye kullanma
Hüküm : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2001 tarih ve 2012-197 sayılı kararı ile benzer pek çok kararlarında sanığın duruşmada hazır bulunması ve sorgusunun yapılmış olmasının "yargılamanın yüze karşı olması, savunma hakkının kısıtlanmaması ve cezanın bireyselleştirilmesi" ilkelerinin doğal bir sonucu olduğu açıkca vurgulanmaktadır. 1412 sayılı CMUK'nın 223/son ve 225/son maddelerinde belirtilen ayrık hükümler dışında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulması olanaklı değildir. Ayrık tutulan CMUK'nın 223/son maddesi hükmüne göre de ancak dosya içeriğinden sanığa yüklenen eylemin ilk bakışta suç oluşturmadığının anlaşılması halinde sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararı verilebilecektir. Bu nedenle sanığın sorgusu yapılmadan kanıt takdiri suretiyle beraat kararı dahi verilmesi olanaklı değildir. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 193/2 ve 195. maddelerinde de 1412 sayılı Kanunun sözü edilen hükümlerine paralel bir düzenlemeye yer verilmiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen içtihatların bu tarihten sonra da geçerliliğini sürdürdüğü kabul edilmelidir.
Belirtilen açıklamalara karşın, yukarıda değinilen içtihatlardaki yargısal görüşler irdelenmeden ve somut olayda uygulama koşulları bulunmadığı gözetilmeden, 5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesine yanlış anlam verilip, savunması yöntemince saptanmayan sanık hakkında beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç : Muhafaza görevini kötüye kullanma
Hüküm : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2001 tarih ve 2012-197 sayılı kararı ile benzer pek çok kararlarında sanığın duruşmada hazır bulunması ve sorgusunun yapılmış olmasının "yargılamanın yüze karşı olması, savunma hakkının kısıtlanmaması ve cezanın bireyselleştirilmesi" ilkelerinin doğal bir sonucu olduğu açıkca vurgulanmaktadır. 1412 sayılı CMUK'nın 223/son ve 225/son maddelerinde belirtilen ayrık hükümler dışında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulması olanaklı değildir. Ayrık tutulan CMUK'nın 223/son maddesi hükmüne göre de ancak dosya içeriğinden sanığa yüklenen eylemin ilk bakışta suç oluşturmadığının anlaşılması halinde sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararı verilebilecektir. Bu nedenle sanığın sorgusu yapılmadan kanıt takdiri suretiyle beraat kararı dahi verilmesi olanaklı değildir. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 193/2 ve 195. maddelerinde de 1412 sayılı Kanunun sözü edilen hükümlerine paralel bir düzenlemeye yer verilmiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen içtihatların bu tarihten sonra da geçerliliğini sürdürdüğü kabul edilmelidir.
Belirtilen açıklamalara karşın, yukarıda değinilen içtihatlardaki yargısal görüşler irdelenmeden ve somut olayda uygulama koşulları bulunmadığı gözetilmeden, 5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesine yanlış anlam verilip, savunması yöntemince saptanmayan sanık hakkında beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.