Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/7063 K.2013/1363
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın kardeşi kimlik bilgilerini kullanarak yakalanmamak için adli süreci engellemesiyle ilgili başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılmasının suç olup olmadığıdır. (2) Mahkeme, TCK 268. maddesinin unsurlarının oluştuğunu kabul ederek sanığı mahkum etti ve kararını bozmadı.
Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması
Hüküm: TCK'nın 268. maddesi delaletiyle TCK'nın 267/1, 269/2, 62/1, 58/6, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK'nın 268. maddesi yollamasıyla anılan Kanunun 267. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için failin işlediği suç nedeniyle gerçekte varolan başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kendisi hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmayı engellemesi ve bu suretle de suçsuz olan bir kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlaması gerekir.
Somut olayda;
Askeri Mahkemece hakkında firar suçundan çıkarılan yakalama emri ile aranmakta iken emniyete yapılan ihbar üzerine yakalanmamak için kimlik ibraz etmeyerek kendisinin ... olduğunu söyleyen sanığın, kardeşi ... hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmasına neden olmadığı bu nedenle iftira suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı ancak kamu görevlisine kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunan sanığın fiilinin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabahat oluşturduğu hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 21.01.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Asker firarisi olan sanığın, hakkında firar suçundan soruşturma yapılması nedeniyle askeri mahkeme tarafından çıkarılan yakalama emriyle aranmakta iken, emniyete yapılan ihbar üzerine, yakalanmamak için kardeşinin kimlik bilgilerini kullandığı ve kardeşinin kimlik bilgileri ile adli rapor ve yakalama tutanağı düzenlendiği, sanığın gerçek kimliği araştırılırken kardeşi tarafından telefonla yapılan ihbar ve mağdurun başka bir karakolda bilgi sahibi olarak alınan ifadesi ile sanığın gerçek kimliğinin ortaya çıktığı somut olayda;
TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurlarının oluştuğu, bu suçun oluşması için ayrıca TCK'nın 267. maddesinde yer alan iftira suçunun unsurlarının gerçekleşmesinin gerekmediği, dolayısıyla sanığın mağdur hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmasına neden olma zorunluluğunun bulunmadığı, sadece işlediği suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunan sanığın soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek kastıyla, amacıyla gerçekte var olan bir kişiye ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasının yeterli olduğu görüşünde olduğumdan;
Sayın çoğunluğun sanığın kardeşi hakkında soruşturma başlatılmasına neden olmadığından suçun unsurlarının oluşmadığı, kamu görevlisine kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması nedeniyle 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesindeki kabahatin oluştuğu yönündeki görüşlerine karşıyım. 21.01.2013
Suç: Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması
Hüküm: TCK'nın 268. maddesi delaletiyle TCK'nın 267/1, 269/2, 62/1, 58/6, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK'nın 268. maddesi yollamasıyla anılan Kanunun 267. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için failin işlediği suç nedeniyle gerçekte varolan başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kendisi hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmayı engellemesi ve bu suretle de suçsuz olan bir kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlaması gerekir.
Somut olayda;
Askeri Mahkemece hakkında firar suçundan çıkarılan yakalama emri ile aranmakta iken emniyete yapılan ihbar üzerine yakalanmamak için kimlik ibraz etmeyerek kendisinin ... olduğunu söyleyen sanığın, kardeşi ... hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmasına neden olmadığı bu nedenle iftira suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı ancak kamu görevlisine kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunan sanığın fiilinin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabahat oluşturduğu hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 21.01.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Asker firarisi olan sanığın, hakkında firar suçundan soruşturma yapılması nedeniyle askeri mahkeme tarafından çıkarılan yakalama emriyle aranmakta iken, emniyete yapılan ihbar üzerine, yakalanmamak için kardeşinin kimlik bilgilerini kullandığı ve kardeşinin kimlik bilgileri ile adli rapor ve yakalama tutanağı düzenlendiği, sanığın gerçek kimliği araştırılırken kardeşi tarafından telefonla yapılan ihbar ve mağdurun başka bir karakolda bilgi sahibi olarak alınan ifadesi ile sanığın gerçek kimliğinin ortaya çıktığı somut olayda;
TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurlarının oluştuğu, bu suçun oluşması için ayrıca TCK'nın 267. maddesinde yer alan iftira suçunun unsurlarının gerçekleşmesinin gerekmediği, dolayısıyla sanığın mağdur hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmasına neden olma zorunluluğunun bulunmadığı, sadece işlediği suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunan sanığın soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek kastıyla, amacıyla gerçekte var olan bir kişiye ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasının yeterli olduğu görüşünde olduğumdan;
Sayın çoğunluğun sanığın kardeşi hakkında soruşturma başlatılmasına neden olmadığından suçun unsurlarının oluşmadığı, kamu görevlisine kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması nedeniyle 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesindeki kabahatin oluştuğu yönündeki görüşlerine karşıyım. 21.01.2013
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.