Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/6629 K.2012/11578
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve iftira suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206/1, 62, 52, 268/1, 267/1, 62, 50/1-a, 52. maddeleri gereğince iki kez 1500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.09.2010 tarihli ve 2009/1432 esas, 2010/820 sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, olay tarihinde görevli polis memurları, tarafından durumundan şüphelenilerek aracı durdurulan ve üzerinde kimlik bulunmayan sanığın kimliği sorulduğunda polis memurlarına kardeşi ...'in kimlik bilgilerini vermekten ibaret eyleminde; 5237 sayılı Kanunun 206 ve 268. maddelerinde düzenlenen suçların unsurları mevcut olmayıp, fiilin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinin birinci fıkrasına uygun bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 17.05.2012 tarih ve 2010/8584/28981 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2012 tarih ve 2012/141399 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.09.2010 tarih, 2009/1432 esas ve 2010/820 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre uygulama yapılarak;
Hükümlünün sübutu kabul edilen eyleminin TCK'nın 206/1. maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak ve TCK'nın 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesinde tanımlanan iftira suçlarını oluşturmadığı anlaşıldığından anılan suçlardan verilen mahkumiyet hükmünün tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına, cezanın çektirilmemesine ve hükümlünün bu suçlardan beraatine; anılan eylem kimliği bildirmeme kabahatini oluşturduğundan 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 50 TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına, infazın buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve iftira suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206/1, 62, 52, 268/1, 267/1, 62, 50/1-a, 52. maddeleri gereğince iki kez 1500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.09.2010 tarihli ve 2009/1432 esas, 2010/820 sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, olay tarihinde görevli polis memurları, tarafından durumundan şüphelenilerek aracı durdurulan ve üzerinde kimlik bulunmayan sanığın kimliği sorulduğunda polis memurlarına kardeşi ...'in kimlik bilgilerini vermekten ibaret eyleminde; 5237 sayılı Kanunun 206 ve 268. maddelerinde düzenlenen suçların unsurları mevcut olmayıp, fiilin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinin birinci fıkrasına uygun bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 17.05.2012 tarih ve 2010/8584/28981 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2012 tarih ve 2012/141399 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.09.2010 tarih, 2009/1432 esas ve 2010/820 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre uygulama yapılarak;
Hükümlünün sübutu kabul edilen eyleminin TCK'nın 206/1. maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak ve TCK'nın 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesinde tanımlanan iftira suçlarını oluşturmadığı anlaşıldığından anılan suçlardan verilen mahkumiyet hükmünün tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına, cezanın çektirilmemesine ve hükümlünün bu suçlardan beraatine; anılan eylem kimliği bildirmeme kabahatini oluşturduğundan 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 50 TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına, infazın buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.