‹ Ana sayfa
Yargıtay 9. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/11546 K.2013/4338

Esas No: 2012/11546 · Karar No: 2013/4338 · Karar Tarihi: 12.03.2013
Özet: Uyuşmazlık: Sanığın kaçması suçundan açılan davada, iddianamenin sorgudan önce okunmadığı gerekçesiyle sanığın savunma hakkının ihlal edildiği iddiası. Mahkeme: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, CMK’nın 191/3‑b maddesine aykırı bulunarak bozma kararını onaylayıp mahkumiyet hükmünü sürdürdü.
İtiraz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi: 15.12.2012
İtiraz Edilen Daire Kararı: 16.10.2012 tarih ve 2012/5109 - 11375 sayılı bozma kararı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı: Sincan 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.10.2011 tarih ve 2011/523 - 950 sayılı kararı
İtirazla İlgili Hüküm: TCK'nın 292/1, 62, 53 ve 58/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
İtiraza Konu Olan Sanık: ...

Suç: Hükümlünün kaçması

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendi:

Sanık hakkında hükümlünün kaçması suçundan açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükmü, sanık tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce “İddianame okunmadan sanığın sorgusu yapılmak suretiyle CMK'nın 147, 191/3-b maddelerine muhalefet edilmesi” kanuna aykırı görüldüğünden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.12.2012 tarihli itiraz dilekçesinde;

“Dosyanın incelenmesinde Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararının yerinde olmadığı görülmüştür. Zira sanığın savunmasının alınması için düzenlenen yakalama emrinde sanığa yükletilen suçun ve fiilin kanunda bağlandığı hükmün belirtildiği, yakalama bürosuna yazılan müzekkere ekinde yakalama emri ile iddianamenin bulunduğunun belirtildiği, yakalanmadan sonra sanığa yakalama emrinin okunduğu ve devamında "Sanıktan soruldu: "Tarafıma okunan yakalama emri kimlik bilgileri bana aittir ve benim hakkımda çıkarılmıştır"

Sanığa CMK'nın 147. maddesindeki tüm hakları, CMK'nın 191/3-c maddesi uyarınca yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının yasal hakkı olduğu, şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürebileceğine dair hakları ile kimliğine ilişkin soruları doğru cevapla yükümlü olduğu hususundaki mükellefiyetleri hatırlatıldı

Sanıktan soruldu, haklarımı anladım, hakkımdaki suçlamayı öğrendim süre istemiyorum, avukat istemiyorum, savunmamı kendim şimdi yapacağım dedi" şeklinde sanığın savunması alınmadan önce tutanak düzenlendiği, sanığın sonraki duruşmaya da katıldığı ve hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verildiği ve sanığın önceki savunmalarını tekrar ederek pişman olduğunu belirttiği,

Sanık sorgusunda iddianame ile uyumlu bir savunma yapmıştır. Yine aynı celsede, dosyada var olan diğer kanıt ve belgeler okunduktan sonra sanık, aleyhe olan hususları kabul etmediğini beyan etmiştir.

CMK’nın 191/3-b maddesinde iddianamenin duruşmada hazır bulunan sanığa okunması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme ile amaçlanan, sanığın hangi eyleminden dolayı yargılandığı hakkında bilgi sahibi olması ve mahkeme huzurunda kendisini savunabilmesidir. Ancak somut yargılamada sanık hakkında düzenlenen yakalama emri ekinde iddianamenin olduğu belirtilen, CMK’nın 147. maddesinde düzenlenen hakları hatırlatılan, yüklenen suç, anlatılan dosyadaki kanıt ve belgeler yüzüne karşı okunan sanık, hangi suçlama ile karşı karşıya olduğunu açık ve net bir şekilde öğrenmiştir. Dolayısıyla, sorgu sırasında iddianamenin okunmamasının sanığın savunma hakkını kısıtlamadığı” ileri sürülerek Dairemiz bozma kararına karşı itirazda bulunulmuş ve hükmün onanması talep edilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, iddianame ile uyumlu savunma yapan sanığa, CMK'nın 191/3-b maddesine aykırılık oluşturacak şekilde, sorgusundan önce iddianamenin okunduğunun duruşma tutanağına yazılmamış olmasının, savunma hakkının kısıtlanmasına neden olan ve mutlak bozmayı gerektiren bir kanuna aykırılık durumu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.

İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde;

CMK'nın 147. maddesindeki tüm haklarının hatırlatıldığı ve sorgusunun yapıldığı 31.05.2011 tarihli duruşmada, “hakkımdaki suçlamayı öğrendim, savunmamı kendim yapacağım” şeklinde beyanda bulunan sanığın, iddianame ile uyumlu bir savunma yaptığı da nazara alındığında, ayrıca Dairemizin onama kararından sonra verilen ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarih ve 2012/9-1464 esas sayılı kararının gerekçesi de nazara alındığında itiraz yerinde görülerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:

1- Dairemizin itiraz edilen bozma kararının kaldırılmasına,

2- Sanık hakkındaki hükme ilişkin temyizin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?