Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/10656 K.2012/14634
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma, patlayıcı madde bulundurma, 2911 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1- TCK'nın 314/2, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- TCK'nın 174/1-2, 52/2, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet
3- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (2 kez)
4- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (2 kez)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 220/6. maddesinde, örgüt adına suç işleyenin "örgüte üye olma suçundan dolayı" cezalandırılacağının belirtilmesi, bu atfın TCK'nın 220/2. maddesinde gösterilen ceza yanında örgüte üye olma suçunun vasfına da yönelik olduğu nazara alınarak; örgüt adına suç işleyenin, işlemiş olduğu suç yanında örgüte üye olma suçunu da işlemiş sayılacağı ve hukuksal durumunun "dolayısıyla örgüt üyeliği" olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, hakkında düzenlenen iddianameyle, TCK'nın 314/3. maddesi delaletiyle 220/6 ve 314/2. maddeleri uyarınca dava açıldığını bilen sanığın, açıklanan şekilde örgüt üyeliği suçundan cezalandırılacağını biliyor olması ve hüküm tarihinin TCK'nın 220. maddesinin 6. fıkrasında değişiklik yapan ve doğrudan örgüt üyeliği ile dolayısıyla örgüt üyeliği suçundan tayin olunabilecek cezalar bakımından farklılık oluşturan 6352 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce olması karşısında, ek savunma hakkı tanınmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Patlayıcı madde bulundurma ve 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince;
a- Sanığın 25.11.2010 ve 28.01.2011 tarihlerinde patlayıcı madde bulundurma suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi karşısında, bu tarihlerdeki eylemleri nedeniyle patlayıcı madde bulundurma suçundan beraati yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması,
b- Sanığa yüklenen 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçunun, tarihleri, işlenme yöntemleri ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı ve anılan maddenin birinci fıkrasının "b" bendinde yer alan "kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir" şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma, patlayıcı madde bulundurma, 2911 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1- TCK'nın 314/2, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- TCK'nın 174/1-2, 52/2, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet
3- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (2 kez)
4- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (2 kez)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 220/6. maddesinde, örgüt adına suç işleyenin "örgüte üye olma suçundan dolayı" cezalandırılacağının belirtilmesi, bu atfın TCK'nın 220/2. maddesinde gösterilen ceza yanında örgüte üye olma suçunun vasfına da yönelik olduğu nazara alınarak; örgüt adına suç işleyenin, işlemiş olduğu suç yanında örgüte üye olma suçunu da işlemiş sayılacağı ve hukuksal durumunun "dolayısıyla örgüt üyeliği" olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, hakkında düzenlenen iddianameyle, TCK'nın 314/3. maddesi delaletiyle 220/6 ve 314/2. maddeleri uyarınca dava açıldığını bilen sanığın, açıklanan şekilde örgüt üyeliği suçundan cezalandırılacağını biliyor olması ve hüküm tarihinin TCK'nın 220. maddesinin 6. fıkrasında değişiklik yapan ve doğrudan örgüt üyeliği ile dolayısıyla örgüt üyeliği suçundan tayin olunabilecek cezalar bakımından farklılık oluşturan 6352 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce olması karşısında, ek savunma hakkı tanınmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Patlayıcı madde bulundurma ve 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince;
a- Sanığın 25.11.2010 ve 28.01.2011 tarihlerinde patlayıcı madde bulundurma suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi karşısında, bu tarihlerdeki eylemleri nedeniyle patlayıcı madde bulundurma suçundan beraati yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması,
b- Sanığa yüklenen 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçunun, tarihleri, işlenme yöntemleri ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı ve anılan maddenin birinci fıkrasının "b" bendinde yer alan "kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir" şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.