Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2011/4366 K.2011/7238
Özet: (1) Davacının, mirasçıların adına kayıtlı 103 ada 484 parsel taşınmazın yaklaşık 200 m²’lik bölümünün tapu kaydını iptal edip aynı ada 483 parsele ilave edilmesini talep ettiği; (2) Mahkeme, davalıların usulüne uygun olarak dava kabul beyanı yapmış olmasına rağmen yanılgıyla reddine karar verdiğini tespit ederek, temyiz sonucunda bu reddi bozdu ve tapu kaydının iptali ile 483 parsele ilave edilmesini onayladı.
MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 12.10.2010 gün ve 157/716 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, mirasen intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak, davalıların miras bırakanları adına kayıtlı bulunan 103 ada 484 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 200 m2'lik bölümünün tapu kaydının iptali ile adına kayıtlı aynı ada 483 parsele ilave edilmek suretiyle tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Aydın 10.5.2010 günlü yargılama oturumunda, diğer davalılar ise 11.5.2010 günlü yargılama oturumunda davayı kabul ettiklerini bildirmişler, HMK.nun 154. maddesi 3. bendi (HUMK.m. 151/son fıkra) gereğince yöntemine uygun bir biçimde tutanağı imzalamışlardır.
Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasında yer alan tapu kaydına göre dava konusu 103 ada 484 parsel sayılı taşınmaz, 3.4.2006 tarihinde hükmen davalıların miras bırakanları Cemil Ertürk adına tescil edilmiştir.
Davalılar, kadastro sırasında hata yapıldığını, dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu açıklayarak davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. HMK.nun 308 ve devamı maddelerinde düzenlenen davayı kabul, iki taraftan birinin, diğerinin talep sonucuna muvafakat etmesidir. Anılan Kanunun 311. maddesine göre, kabul kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve yapıldığı andan itibaren geçerlidir. Kural olarak tarafların dava konusu taşınmaz üzerinde tasarruf yetkileri bulunduğundan Medeni Usul Hukukunda taraflarca tasarruf ilkesi uygulanacağından davanın açılmasından sonra hüküm kesinleşinceye kadar davanın kabulü mümkündür. Yine belirtmek gerekir ki, kabul karşı tarafın rızasına bağlı olmadığı gibi kesin hükümden önce gelir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı doğurur. Diğer yönden davayı kabul kesin hükümden önce nazara alınması gereken bir husustur. Somut olayda, davalıların usulüne uygun bir biçimde alınan kabul beyanı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgı sonucu değişik gerekçelerle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
19.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 12.10.2010 gün ve 157/716 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, mirasen intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak, davalıların miras bırakanları adına kayıtlı bulunan 103 ada 484 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 200 m2'lik bölümünün tapu kaydının iptali ile adına kayıtlı aynı ada 483 parsele ilave edilmek suretiyle tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Aydın 10.5.2010 günlü yargılama oturumunda, diğer davalılar ise 11.5.2010 günlü yargılama oturumunda davayı kabul ettiklerini bildirmişler, HMK.nun 154. maddesi 3. bendi (HUMK.m. 151/son fıkra) gereğince yöntemine uygun bir biçimde tutanağı imzalamışlardır.
Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasında yer alan tapu kaydına göre dava konusu 103 ada 484 parsel sayılı taşınmaz, 3.4.2006 tarihinde hükmen davalıların miras bırakanları Cemil Ertürk adına tescil edilmiştir.
Davalılar, kadastro sırasında hata yapıldığını, dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu açıklayarak davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. HMK.nun 308 ve devamı maddelerinde düzenlenen davayı kabul, iki taraftan birinin, diğerinin talep sonucuna muvafakat etmesidir. Anılan Kanunun 311. maddesine göre, kabul kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve yapıldığı andan itibaren geçerlidir. Kural olarak tarafların dava konusu taşınmaz üzerinde tasarruf yetkileri bulunduğundan Medeni Usul Hukukunda taraflarca tasarruf ilkesi uygulanacağından davanın açılmasından sonra hüküm kesinleşinceye kadar davanın kabulü mümkündür. Yine belirtmek gerekir ki, kabul karşı tarafın rızasına bağlı olmadığı gibi kesin hükümden önce gelir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı doğurur. Diğer yönden davayı kabul kesin hükümden önce nazara alınması gereken bir husustur. Somut olayda, davalıların usulüne uygun bir biçimde alınan kabul beyanı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgı sonucu değişik gerekçelerle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
19.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.