Yargıtay 8. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2016/2545 K.2016/9198
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın köy evinde eşini kazaen yaralaması sonucu ele geçirilen tabancanın 6136 sayılı Yasanın 13/3 ve 13/1 maddelerine göre suç teşkil edip etmediğiyle ilgilidir. (2) Mahkeme, sanığın tabancayı taşımadığı veya satın almadığı delili olmadığını kabul ederek, eylemin 13/1 maddeye uygun olduğunu belirterek, 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi uyarınca kararını bozdu ve CMUK’nun 321. maddesine göre kararı iptal etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın yaşadığı köy evinde eşini kazaen yaralaması olayı neticesinde ele geçirilen suça konu tabancanın sanık tarafından taşındığına veya satın alındığına dair bir delil bulunmadığı gözetilerek, eyleminin 6136 sayılı Yasanın 13/3. madde ve fıkrasına uygun bulunduğu gözetilmeden aynı Yasanın 13/1. madde ve fıkrasına göre uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygu- lanması gereken CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 29.09.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... Temürboğa hakkında, 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin diğer gerekçesine katılmakla birlikte, ayrıca aşağıda belirtilen nedenle de bozulması gerekirdi. Şöyle ki;
Ceza Genel Kurulunun 01.06.2010 gün ve 96/134 sayılı kararında da belirtildiği üzere koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesi, (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değer- lendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde öncelikle uygulanacak, koşullarının bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde ise, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin diğer hükümler değerlendirilecektir.
Somut olayda da; öncelikle adli sicil kaydına göre suç tarihi itibariyle silinme koşulları oluşmuş kayıtlar dışında kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının CMK.nun 231/5. maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gibi hakkında verilen hapis cezası kişiliği gerekçe gösterilerek adli para cezasına çevrilen sanığın, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurulup, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususu yasal gerekçe ile tartışılarak sonucuna göre CMK.nun 231/5. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekçesiyle de bozulması yerine, CMK.nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi ile TCK.nun 50/1. madde ve fıkrasının uygulanma gerekçesi çelişen yerel mahkemenin hükmünün bu nedenle de bozulmasına karar verilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.
SUÇ: 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın yaşadığı köy evinde eşini kazaen yaralaması olayı neticesinde ele geçirilen suça konu tabancanın sanık tarafından taşındığına veya satın alındığına dair bir delil bulunmadığı gözetilerek, eyleminin 6136 sayılı Yasanın 13/3. madde ve fıkrasına uygun bulunduğu gözetilmeden aynı Yasanın 13/1. madde ve fıkrasına göre uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygu- lanması gereken CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 29.09.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... Temürboğa hakkında, 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin diğer gerekçesine katılmakla birlikte, ayrıca aşağıda belirtilen nedenle de bozulması gerekirdi. Şöyle ki;
Ceza Genel Kurulunun 01.06.2010 gün ve 96/134 sayılı kararında da belirtildiği üzere koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesi, (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değer- lendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde öncelikle uygulanacak, koşullarının bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde ise, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin diğer hükümler değerlendirilecektir.
Somut olayda da; öncelikle adli sicil kaydına göre suç tarihi itibariyle silinme koşulları oluşmuş kayıtlar dışında kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının CMK.nun 231/5. maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gibi hakkında verilen hapis cezası kişiliği gerekçe gösterilerek adli para cezasına çevrilen sanığın, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurulup, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususu yasal gerekçe ile tartışılarak sonucuna göre CMK.nun 231/5. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekçesiyle de bozulması yerine, CMK.nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi ile TCK.nun 50/1. madde ve fıkrasının uygulanma gerekçesi çelişen yerel mahkemenin hükmünün bu nedenle de bozulmasına karar verilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.