‹ Ana sayfa
Yargıtay8. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2011/461 K.2011/417

Esas No: 2011/461 · Karar No: 2011/417 · Karar Tarihi: 27.01.2011
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve kasten yaralama

**HÜKÜM:** Hükümlülük ve müsadere

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı suçların temas ettiği yasa maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırlarına ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. madde ve fıkralarına göre, dava 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımına tabi olup, suç ve inceleme tarihleri arasında bu sürenin dolmuş olduğu anlaşılmakla hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), bu husus CMUK.nun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2. ile CMK.nun 223/8. maddesi de gözetilerek sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle istem gibi (DÜŞÜRÜLMESİNE), 27.1.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (K.D.)

KARŞI DÜŞÜNCE: CMUK’nun 322. maddesinde dokuz bent halinde gösterilen durumlarda Yargıtay Ceza Daireleri düzeltme kararı verebilir. Bu yöntem istisnaidir. Bu yöntemin uygulanması, işin esası hakkında bizzat Yargıtay’ın hüküm vermesi demektir. Yargıtay’ın bir hukuka aykırılık hali saptaması durumunda asıl olan, hükmün bozulup dosyanın tekrar ilk derece mahkemesine doğru hükmün verilmesi için gönderilmesidir. Kural olarak Yargıtay ilk derece mahkemesinin yerine geçerek karar veremez Ancak, CMUK’nun 322. maddesinin 1. fıkrasında “Hükme esas olarak tespit edilen vakıalara tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden dolayı o hüküm bozulmuş ise Yargıtay aşağıda yazılı olan hallerde kendisi davanın esasına hükmeder" hükmüne yer verilmiş ve devamında 9 bent halinde sayılmıştır. Bu hükme göre; temyiz incelemesi sırasında saptanan bozmaya neden olan hususlar yeniden yargılama yapmayı gerektirmediği takdirde, Yargıtay Ceza Dairesi yerel mahkemenin yerine geçmek suretiyle bir karar verir. Bu hallerden birinin varlığı halinde, Yargıtay’ca öncelikle saptanan kanuna aykırılık hali nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilecek, daha sonra davanın esası hakkında hüküm kurulacaktır. Somut olayda ise; Dairemiz saptanan kanuna aykırılık nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiş ve CMUK’nun 322/1. maddesinde “Vakıanın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine… hükmolunması icabederse” hükmüne dayanarak kamu davasının CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca “DÜŞMESİNE” karar vermiştir”. Bu yolla verilen kararlar kesin niteliktedir. Dava kesin hükümle bitirildiğine göre ruhsatı bulunmayan yasak nitelikteki tabanca ve ekleri hakkında da müsadere kararı verilmesi gerekir. Aksi takdirde bu kesin nitelikteki hüküm üzerine yerel mahkemesince yeniden talep üzerine veya doğrudan müsadere davası açılacak ve bu karara karşı yapılacak itiraz üzerine yargılamayı uzatan bir süreç yaşanacaktır. Oysa bu hükmün konuluş amacı, yargılamanın gereksiz yere uzamasına engel olunması ve işin temyiz denetimi aşamasında sonlandırılmasıdır. Nitekim YCGK’nun 11.02.1972 gün ve 1972/7-48 esas ve 1972/445 sayılı kararı da bu yoldadır. Çünkü, davanın düşmesi kararı, asıl ceza davası ile birlikte tali davaları ve bu arada temyiz davasını da düşürmektedir. Daha önce verilmiş bütün kararlar kendiliğinden hükümsüz olur. Bu karar uyuşmazlığı doğrudan doğruya çözdüğüne göre, yasak silah hakkında da müsadere kararı verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun yasak silah hakkında müsadere kararı verilmemesi yolundaki kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?