Yargıtay8. Ceza DairesiCeza Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2011/16747 K.2011/16149
Özet: Uyuşmazlık, sahte para tedavüle koymak suçundan sanığın hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın, 5728 sayılı Kanunla ilgili lehe kanun hükümlerinin uygulanması nedeniyle yeniden değerlendirilip duruşma açılması gerektiği iddiasıdır. Mahkeme, itirazın reddine karar vererek, sanığın kişilik özellikleriyle yeniden suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşmadığını kabul etti ve cezanın değiştirilemeyeceğini belirtti.
Sahte para tedavüle koymak suçundan sanık ...'nun, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 316/3, 318, 59/2. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis ve 383 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2006 tarihli ve 2004/422 esas, 2005/53 sayılı kararını müteakip, 08.02.2008 tarihli ve 26871 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un hükümlerinin uygulanması amacıyla yapılan talep üzerine, sanığın dosya kapsamından edinilen kişilik özellikleri itibariyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığından bahisle anılan Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin, aynı Mahkemenin 17.03.2008 tarihli ve 2004/422 esas, 2005/53 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair (İSTANBUL) 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2008 tarihli ve 2008/484 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.06.2011 gün ve 34665 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 18.08.2011 gün ve KYB-2011/245784 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, kesinleşmiş hükümlere de uygulanması mümkündür. 5728 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, "Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkumiyet kararları hakkında lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ila 101. maddeleri dikkate alınarak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme duruşma açılmak suretiyle yapılabilir" hükmü yer almaktadır.
Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5728 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş infaz edilmekte ve hatta koşulları bulunmakta ise infaz edilmiş olan mahkumiyet kararları hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin uyarlama, hükmü veren mahkemece, objektif koşulların değerlendirilmesiyle sınırlı bir inceleme uygulaması halinde evrak üzerinde, subjektif koşulların değerlendirilmesi gereken hallerde ise duruşma açılarak yapılmalıdır.
Somut olayda sanığın, kişilik özellikleri itibariyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığından bahisle subjektif koşullar değerlendirilerek karar verilmiş olduğundan, hükümde değişiklik yapılmasının duruşmalı yapılması zorunludur. Bu nedenle, itirazın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığının istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İstanbul 4 Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2008 gün ve 2008/484 Müt sayılı kararının CMK.nun 309/4-b maddesi uyarınca (BOZULMASINA), gereğinin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına iadesine, 15.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.06.2011 gün ve 34665 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 18.08.2011 gün ve KYB-2011/245784 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, kesinleşmiş hükümlere de uygulanması mümkündür. 5728 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, "Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkumiyet kararları hakkında lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ila 101. maddeleri dikkate alınarak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme duruşma açılmak suretiyle yapılabilir" hükmü yer almaktadır.
Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5728 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş infaz edilmekte ve hatta koşulları bulunmakta ise infaz edilmiş olan mahkumiyet kararları hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin uyarlama, hükmü veren mahkemece, objektif koşulların değerlendirilmesiyle sınırlı bir inceleme uygulaması halinde evrak üzerinde, subjektif koşulların değerlendirilmesi gereken hallerde ise duruşma açılarak yapılmalıdır.
Somut olayda sanığın, kişilik özellikleri itibariyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığından bahisle subjektif koşullar değerlendirilerek karar verilmiş olduğundan, hükümde değişiklik yapılmasının duruşmalı yapılması zorunludur. Bu nedenle, itirazın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığının istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İstanbul 4 Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2008 gün ve 2008/484 Müt sayılı kararının CMK.nun 309/4-b maddesi uyarınca (BOZULMASINA), gereğinin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına iadesine, 15.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.