Yargıtay 8. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2010/605 K.2011/18166
Özet: Uyuşmazlık, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 232/6. maddesi uyarınca temyiz süresinin başlangıç tarihinin “tefhimden veya tebliğden” itibaren olup olmadığı ve bu tarihin 21.03.2008 tarihli sanığın dilekçesinden kaynaklanıp kalmadığı konusundadır. Mahkeme, temyiz süresinin başlangıcının 11.02.2008 tarihli karardan sonra başladığını belirterek, sanığın dilekçesinin temyiz niteliğinde olmadığını kabul etti ve kararını bozup yeni bir karar vermeye karar verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: 5271 sayılı CMK.nun 232/6. madde ve fıkrası uyarınca hüküm fıkrasında, yasa yoluna başvuru süresinin "tefhimden veya tebliğden" itibaren başlayacağına karar verilerek temyiz süresinin başlangıcında duraksamaya neden olunduğu anlaşılmakla, sa- nığın 21.03.2008 tarihli dilekçesinin temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu, bu nedenle 11.02.2008 tarihli karardan sonra dosyasının ele alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair mahkemece verilen 29.03.2008 tarihli ek kararın hu- kuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek, esas hükme yönelik yapılan incelemede: Ceza Genel Kurulunun 01.06.2010 gün ve 96/134 sayılı kararında da be- lirtildiği üzere koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bıra- kılması" müessesesi, (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlen- dirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, öncelikle uygulanacak, koşul- larının bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde ise, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin diğer hükümlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekti- ğine işaret etmiştir. Somut olayda da; öncelikle daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bu- lunmayan sanığın, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bu- lundurulup, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususu yasal gerekçe ile tartışılıp uygulan- maması yönünde bir kanaate ulaşıldığı takdirde ise, cezanın diğer kişiselleştirilmesi konularında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hürriyeti bağlayıcı ceza 5237 sayılı TCK.nun 50/1-a maddesi gereğince para cezasına çevrildiğinden CMK.nun 231. maddesinin sanık lehine uygulanamayacağından söz edilerek, CMK.nun 231/6. madde ve fıkra- sındaki koşullara dayanılmadan, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş oldu- ğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulan- ması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: 5271 sayılı CMK.nun 232/6. madde ve fıkrası uyarınca hüküm fıkrasında, yasa yoluna başvuru süresinin "tefhimden veya tebliğden" itibaren başlayacağına karar verilerek temyiz süresinin başlangıcında duraksamaya neden olunduğu anlaşılmakla, sa- nığın 21.03.2008 tarihli dilekçesinin temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu, bu nedenle 11.02.2008 tarihli karardan sonra dosyasının ele alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair mahkemece verilen 29.03.2008 tarihli ek kararın hu- kuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek, esas hükme yönelik yapılan incelemede: Ceza Genel Kurulunun 01.06.2010 gün ve 96/134 sayılı kararında da be- lirtildiği üzere koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bıra- kılması" müessesesi, (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlen- dirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, öncelikle uygulanacak, koşul- larının bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde ise, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin diğer hükümlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekti- ğine işaret etmiştir. Somut olayda da; öncelikle daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bu- lunmayan sanığın, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bu- lundurulup, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususu yasal gerekçe ile tartışılıp uygulan- maması yönünde bir kanaate ulaşıldığı takdirde ise, cezanın diğer kişiselleştirilmesi konularında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hürriyeti bağlayıcı ceza 5237 sayılı TCK.nun 50/1-a maddesi gereğince para cezasına çevrildiğinden CMK.nun 231. maddesinin sanık lehine uygulanamayacağından söz edilerek, CMK.nun 231/6. madde ve fıkra- sındaki koşullara dayanılmadan, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş oldu- ğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulan- ması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.