Yargıtay 8. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2010/12598 K.2012/18177
Özet: Uyuşmazlık, sanığın işkence suçundan hüküm giymesine ilişkin delillerin yeterliliği ve tanık ifadelerinin güvenilirliği üzerineydi; mahkeme, bu delilleri yetersiz bulup sanığı beraat ettirdi. Mahkemenin sonucu, sanığın beraatıydı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: İşkence
HÜKÜM: Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA), 29.05.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(K.D)
KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE: Mahkemece karara dayanak yapılan deliller; yazılı ve sözlü olarak nitelenmiştir.
Müşteki-sanık ...'ın 26.05.2008 tarihli raporu ile karakol güvenlik kamerası CD görüntüleri yazılı delil olarak belirtilmiştir.
Raporda bulgular açıklanırken "kızarıklık" ve "hassasiyet" tanımlamalarına yer verilmiş, çekilen filmlerde bir bulguya tesadüf edilmemiştir. Bu haliyle rapor mahkumiyet hükmüne dayanak yapılabilecek vasıfta değildir. Kızarıklık bizzat ilgili tarafından oluşturulabileceği gibi, hassasiyetin saptanma yolu yoktur, yalnızca beyandır.
Karakol güvenlik kamerası CD görüntülerinde ise "görsel unsuru yansıtacak görüntüler" yer almamaktadır. Bu koşullarda CD'nin delil olarak açıklanması mümkün değildir.
Sözlü delillerde ise;
Müşteki-sanık ...'ın akrabaları olan tanıklar ..., ... ve ...'ın bu müşteki-sanığın iddialarını kısmen teyid eder mahiyetteki beyanlarına karşı; aynı köyden tarafsız tanıklar ... ve ...'ın beyanları bu iddiaların aksini göstermektedir.
Keza Jandarma görevlileri ..., ... ve ... işkence iddiasına yönelik bir görgüleri olmadığı hususunda ifade verirken, olay zamanı jandarma eri olup, ifadelerinin talimatla alındığı tarihte terhis edilmiş olmaları itibariyle askerlikle ilişkileri bulunmayan tanıklar ..., ..., ... ve ... böyle bir olay cereyan etmediğini belirtmişlerdir.
Buna mukabil;
Mahkeme gerekçeli kararının, delillerin değerlendirilmesi bölümünde; .... bu yönde beyanda bulunan tanıkların, sanığın emrinde çalışan askerler olduğu, bu nedenle beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği ... ifadesini kullanırken müşteki-sanık ...'ın tanık sıfatıyla dinlenen tüm akrabalarının beyanlarına itibar etmiştir.
Terhis oldukları için Yurdun farklı yerlerinde talimatla ifadeleri alınabilen tanıklarla müşteki sanık ...'ın ast-üst ilişkisi kalmadığı ortadadır. O halde bu beyanlara itibar etmeme gerekçesi varit değildir. Öte yandan müşteki-sanık ... ile çekinme hakkı olacak ölçüde akrabalık bağı bulunan, hatta soyadları bile aynı olan tanıkların ifadelerinin geçerli sayılarak karara dayanak yapılmasının izahı olmasa gerektir.
Sonuç olarak;
Doğrudan mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan müşteki sanık ...'ın beraati yerine mahkumiyetine dair verilen kararın onanmasına katılmıyorum. (29.05.2012)
SUÇ: İşkence
HÜKÜM: Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA), 29.05.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(K.D)
KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE: Mahkemece karara dayanak yapılan deliller; yazılı ve sözlü olarak nitelenmiştir.
Müşteki-sanık ...'ın 26.05.2008 tarihli raporu ile karakol güvenlik kamerası CD görüntüleri yazılı delil olarak belirtilmiştir.
Raporda bulgular açıklanırken "kızarıklık" ve "hassasiyet" tanımlamalarına yer verilmiş, çekilen filmlerde bir bulguya tesadüf edilmemiştir. Bu haliyle rapor mahkumiyet hükmüne dayanak yapılabilecek vasıfta değildir. Kızarıklık bizzat ilgili tarafından oluşturulabileceği gibi, hassasiyetin saptanma yolu yoktur, yalnızca beyandır.
Karakol güvenlik kamerası CD görüntülerinde ise "görsel unsuru yansıtacak görüntüler" yer almamaktadır. Bu koşullarda CD'nin delil olarak açıklanması mümkün değildir.
Sözlü delillerde ise;
Müşteki-sanık ...'ın akrabaları olan tanıklar ..., ... ve ...'ın bu müşteki-sanığın iddialarını kısmen teyid eder mahiyetteki beyanlarına karşı; aynı köyden tarafsız tanıklar ... ve ...'ın beyanları bu iddiaların aksini göstermektedir.
Keza Jandarma görevlileri ..., ... ve ... işkence iddiasına yönelik bir görgüleri olmadığı hususunda ifade verirken, olay zamanı jandarma eri olup, ifadelerinin talimatla alındığı tarihte terhis edilmiş olmaları itibariyle askerlikle ilişkileri bulunmayan tanıklar ..., ..., ... ve ... böyle bir olay cereyan etmediğini belirtmişlerdir.
Buna mukabil;
Mahkeme gerekçeli kararının, delillerin değerlendirilmesi bölümünde; .... bu yönde beyanda bulunan tanıkların, sanığın emrinde çalışan askerler olduğu, bu nedenle beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği ... ifadesini kullanırken müşteki-sanık ...'ın tanık sıfatıyla dinlenen tüm akrabalarının beyanlarına itibar etmiştir.
Terhis oldukları için Yurdun farklı yerlerinde talimatla ifadeleri alınabilen tanıklarla müşteki sanık ...'ın ast-üst ilişkisi kalmadığı ortadadır. O halde bu beyanlara itibar etmeme gerekçesi varit değildir. Öte yandan müşteki-sanık ... ile çekinme hakkı olacak ölçüde akrabalık bağı bulunan, hatta soyadları bile aynı olan tanıkların ifadelerinin geçerli sayılarak karara dayanak yapılmasının izahı olmasa gerektir.
Sonuç olarak;
Doğrudan mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan müşteki sanık ...'ın beraati yerine mahkumiyetine dair verilen kararın onanmasına katılmıyorum. (29.05.2012)
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.