‹ Ana sayfa
Yargıtay8. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2010/11710 K.2012/18293

Esas No: 2010/11710 · Karar No: 2012/18293 · Karar Tarihi: 29.05.2012
Özet: Uyuşmazlık, sanığın eviyle ilgili velayet ve hapis infaz şartlarıyla ilgili kararın yanlış uygulanması iddiasıdır; mahkeme, TCK 53/3 fıkrası uyarınca altsoy üzerindeki velayet hakkını koruyarak koşullu salıverme tarihine kadar hak yoksunluğunu sınırlamayı kabul etti. Mahkeme, sanığın hapis cezasının infazı ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasını onaylayarak kararını düzeltti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Eziyet ve iftira

HÜKÜM: Hükümlülük

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanan kanıtlara, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:

1- TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmeye, altsoyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hiçbir ayrım yapılmaksızın koşullu salıvermeye kadar hak yoksunluğuna hükmolunması,

2- Sanığın adli sicil kaydında yer alan mahkumiyet kararlarından en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22.11.2001 gün ve 2001/77-287 esas-karar sayılı mahkumiyetinin tekerrüre esas alınması,

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek ve yine hükümden 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılarak yerine "sanığın, Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26.04.2002 gün ve 2001/175 esas, 2002/138 karar sayılı ilamında 765 sayılı TCK.nun 497/1, 80, 59. maddeleri uyarınca 14 yıl 7 ay ağır hapis cezasına ilişkin mahkumiyeti bulunduğundan, hakkında hapis cezasının infazı yönünden 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, ancak 5275 sayılı Yasanın 108. maddesinin uygulanması yönünden kazanılmış hakkı gözetilerek, tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar açısından, mahkemece tekerrüre esas alınan ilamdaki 1 yıl 15 gün hapis cezasının esas alınmasına" denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 29.05.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(K.D)

KARŞI DÜŞÜNCE:

İftira suçu: Failin, suç işlemediğini bildiği bir kişi hakkında (soruşturma-koğuşturma veya idari yaptırım uygulanmasına maruz kılmak amacıyla) yetkili makamlara şikayette bulunarak (veya basın yoluyla) "hukuka aykırı bir fiil isnadında bulunmak suretiyle işlenebilen bir suçtur. Bu suç 5237 sayılı Yasada 765 sayılı Yasaya nazaran daha dar kapsamlı olarak düzenlenmiştir.

İhbar ve şikayetin failin suçsuz olduğunu bildiği, yani suçsuz olduğundan kuşku bulunmayan kimse aleyhine yapılmış olması gerekmektedir.

Bu suç ancak doğrudan kasıtla işlenebilir. Olası kasıtla işlenemez. Hatta tek başına kasıt yeterli olmayıp, kasıttan başka soruşturma-koğuşturma veya idari yaptırıma tabi kılma amacının (saikinin) da bulunması gerekir.

İhbar ve şikayet edilenin suçluluğunun kanıtlanamaması nedeniyle verilen koğuşturmasızlık veya beraat kararları tek başına iftira suçundan cezalandırmaya yeterli kanıt oluşturmazlar. Çünkü Anayasanın 174. maddesi hükmü gereğince vatandaşlar (ve karşılıklık esasına göre yabancılar) şikayet ve başvuru hakkına sahiptirler.

Hatta failin sonradan isnadından rücu etmesi dahi baskı-zorlama-çıkar vaadi gibi nedenlerle suçluyu cezadan kurtarmaya yönelik olabileceği düşüncesiyle tek başına iftira suçundan cezalandırılmasına yeterli kıstas sayılmamaktadır.

Takibata yetkili makamlar olmasına rağmen bir başka olay nedeniyle bilgisine başvurulan bir kişi'nin karakolda; hatta C.Savcılığındaki ifadesinde bir kimse hakkında söylediği iftira içerikli sözler "yetkili makamlara ihbar ve şikayet yoluyla yapılmış hukuka aykırı bir fiil isnadı" olarak değerlendirilemediği için kişinin bu beyanından dolayı iftira suçundan cezalandırılmasına yasal olanak yoktur.

Maddi olayımızda: M tipi kapalı cezaevinde aynı koğuşta 22 kişi olarak birlikte kalan hükümlü ve hükümözlülerden sanık ...'ın aynı koğuşta kalan ve kendisiyle çok yakın arkadaşlık ilişkisi içinde olduğu ve bütün işlerini kendisine yaptırdığı hükümözlü ...'ı darp etmesinin ardından koğuşunun değiştirilmesine sinirlenerek ona gönderdiği tehdit içerikli pusulalar nedeniyle ...'ın şikayetçi olması sonucunda başlatılan soruşturma sırasında C.Savcılığınca bu olayla ilgili alınan ifadesinde ...'ın koğuşta birlikte kaldıkları esnada adlarını verdiği diğer hükümlülerle adap ve ahlak dışı ilişkilerde bulunduğuna kızdığı için kendisini dövdüğünü söylemekten ibaret eyleminde; Ceza Genel Kurulu'nun pek çok kararında işaret edildiği üzere iftira suçunun yukarıda belirtilen unsurlarından hiçbirinin oluşmadığı ve sanığın bu suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. 30.05.2012

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?