Yargıtay8. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2009/3738 K.2011/928
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın sahte kimlik düzenleyip başkasına ait kimliği kullanması nedeniyle 765 sayılı TCK’nın 350/3 maddesi ve 5237 sayılı TCK’nın 204/1 ile 267/1 maddeleri kapsamında suç işlediği iddiasıdır. (2) Mahkeme, sanığın 765 sayılı TCK’nın 350/3 ve 81. maddelerine göre cezalandırılmasının gerektiğini kabul etmedi; yerine 5237 sayılı TCK’nın iftira suçu kapsamında yazılı ceza tayini yaptığını belirterek hükmü bozmadı ve kararını (düzeltme ile onaylayarak) 9.2.2011’de oybirliğiyle verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve başkasına ait kimliği kullanma
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sahte kimlik düzenleme ve kullanmanın suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 350/3 madde ve fıkrasında düzenlenen suç ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 204/1 ve 267/1 madde ve fıkralarında düzenlenen resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarını oluşturduğu, anılan son iki maddedeki hapis cezalarının miktarlarına göre 765 sayılı TCK.ndaki düzenlemenin sanık lehine olduğu ve lehe Kanunun bütün hükümlerinin olaya uygulanmasının gerektiği, buna göre de infaz edilmiş tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğü bulunan sanığın 765 sayılı TCK.nun 350/3 ve 81. maddeleri gereğince cezalandırılmasının gerektiği gözetilmeden, eyleminin sadece 5237 sayılı TCK.nun da düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde uygulama yapılması suretiyle, sanığa noksan ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:
Sanık hakkında TCK.nun 53/1 madde ve fıkrasında sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, bu yoksunluğun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer hakları yönünden ise hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirdiğinden hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), ancak bu aykırılığın CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılarak yerlerine "sanığın TCK.nun 53/1. madde ve fıkrasında sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, bu yoksunluğun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer hakları yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 9.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve başkasına ait kimliği kullanma
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sahte kimlik düzenleme ve kullanmanın suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 350/3 madde ve fıkrasında düzenlenen suç ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 204/1 ve 267/1 madde ve fıkralarında düzenlenen resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarını oluşturduğu, anılan son iki maddedeki hapis cezalarının miktarlarına göre 765 sayılı TCK.ndaki düzenlemenin sanık lehine olduğu ve lehe Kanunun bütün hükümlerinin olaya uygulanmasının gerektiği, buna göre de infaz edilmiş tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğü bulunan sanığın 765 sayılı TCK.nun 350/3 ve 81. maddeleri gereğince cezalandırılmasının gerektiği gözetilmeden, eyleminin sadece 5237 sayılı TCK.nun da düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde uygulama yapılması suretiyle, sanığa noksan ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:
Sanık hakkında TCK.nun 53/1 madde ve fıkrasında sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, bu yoksunluğun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer hakları yönünden ise hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirdiğinden hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), ancak bu aykırılığın CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılarak yerlerine "sanığın TCK.nun 53/1. madde ve fıkrasında sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, bu yoksunluğun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer hakları yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 9.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.