Yargıtay7. Hukuk DairesiMiras Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/4654 K.2012/10129
Özet: Uyuşmazlık konusu, taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti ve bu muhdesatın miras bırakan tarafından mı yoksa davacı taraflarca mı meydana getirildiğinin belirlenmesiydir; mahkeme, muhdesatın davacı ile diğer davacılarının miras bırakanı tarafından oluşturulduğunu kabul ederek, ilgili harçların iadesi ve avukatlık ücretinin ödenmesine karar vermiştir.
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 18.12.2012 günü belirlenen saatte temyiz edenler davalı ... vd. vekili Av.... ... ... ve davacı ... vd. vekili Av.... geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere, kararın gerekçesi ile açıklayıcı hüküm fıkrası ile bağlayıcı olmasına, davanın kabul edildiği ve taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden davanın açılmasına esas olan ortaklığın giderilmesi davası sonunda, taşınmazın satış bedelinin taşınmaz paydaşlarına dağıtılmasına esas dağıtım cetvelinin düzenlenebilmesi için taşınmaz ve üzerindeki muhdesatların değerinin yeniden tespit edileceği ve bu değerlendirmeye göre oranlama yapılıp satış bedelinin paylaştırılmasına karar verileceği gözetildiğinde mahkemece harca esas alınan muhdesat değerinin bağlayıcılığının bulunmamasına, yine, davalılardan ...’in hazır olduğu ilk oturumda (07.05.2009 tarihli) davayı kabul etmesine ve davanın açılmasına da sebebiyet vermemesine, dava dilekçesindeki anlatım ile davacılar vekilinin yargılamanın son oturumundaki istemi dikkate alındığında dava konusu muhdesatın davacı ... ile diğer davacıların miras bırakanı ... ... tarafından meydana getirildiğinin öne sürülmesine ve mahkemece de bu doğrultuda hüküm oluşturulmasına göre, davacı tarafın tüm, davalılar ... ve ...’un ise yargılama giderine, husumete ve talebin aşıldığına yönelik usule ilişkin ve davanın esasına yönelen sair temyiz itirazları yerinde olmayıp, mahkemece muhdesatın davacı ... ile diğer davacıların miras bırakanı ... ... tarafından meydana getirildiğinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, mülkiyet olgusu doğuracak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, az yukarıda isimleri geçen davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin birinci fıkrasından “….ve aidiyetinin...” sözlerinin çıkarılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından temyiz eden davalılardan harç alınmasına yer olmadığına, peşin ödenen 1400,25 TL harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, davacıdan alınması gereken harcın mahsubu ile fazla ödenen 1.379,10 TL harcın ise istek halinde davacı tarafa iadesine, kararın niteliği gereği kendisini yargıtay duruşmasında vekil ile temsil ettiren taraflar yararına avukatlık ücreti verilmesine takdiren yer olmadığına, 27.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere, kararın gerekçesi ile açıklayıcı hüküm fıkrası ile bağlayıcı olmasına, davanın kabul edildiği ve taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden davanın açılmasına esas olan ortaklığın giderilmesi davası sonunda, taşınmazın satış bedelinin taşınmaz paydaşlarına dağıtılmasına esas dağıtım cetvelinin düzenlenebilmesi için taşınmaz ve üzerindeki muhdesatların değerinin yeniden tespit edileceği ve bu değerlendirmeye göre oranlama yapılıp satış bedelinin paylaştırılmasına karar verileceği gözetildiğinde mahkemece harca esas alınan muhdesat değerinin bağlayıcılığının bulunmamasına, yine, davalılardan ...’in hazır olduğu ilk oturumda (07.05.2009 tarihli) davayı kabul etmesine ve davanın açılmasına da sebebiyet vermemesine, dava dilekçesindeki anlatım ile davacılar vekilinin yargılamanın son oturumundaki istemi dikkate alındığında dava konusu muhdesatın davacı ... ile diğer davacıların miras bırakanı ... ... tarafından meydana getirildiğinin öne sürülmesine ve mahkemece de bu doğrultuda hüküm oluşturulmasına göre, davacı tarafın tüm, davalılar ... ve ...’un ise yargılama giderine, husumete ve talebin aşıldığına yönelik usule ilişkin ve davanın esasına yönelen sair temyiz itirazları yerinde olmayıp, mahkemece muhdesatın davacı ... ile diğer davacıların miras bırakanı ... ... tarafından meydana getirildiğinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, mülkiyet olgusu doğuracak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, az yukarıda isimleri geçen davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin birinci fıkrasından “….ve aidiyetinin...” sözlerinin çıkarılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından temyiz eden davalılardan harç alınmasına yer olmadığına, peşin ödenen 1400,25 TL harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, davacıdan alınması gereken harcın mahsubu ile fazla ödenen 1.379,10 TL harcın ise istek halinde davacı tarafa iadesine, kararın niteliği gereği kendisini yargıtay duruşmasında vekil ile temsil ettiren taraflar yararına avukatlık ücreti verilmesine takdiren yer olmadığına, 27.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.