Yargıtay7. Hukuk DairesiGayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/4560 K.2011/3210
Tarafları arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün tavzih yolu ile düzeltilmesine ilişkin 13.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve dahili davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Kadastro yenileme çalışmaları sırasında eski 413 parsel sayılı 2040 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 111 ada 1 parsel sayısı ve 2048,69 m2 yüzölçümü ile eski 414 parsel sayılı 3320 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 111 ada 2 parsel sayısı ve 3265,95 m2 yüzölçümü ile eski 415 parsel sayılı 4760 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 111 ada 3 parsel sayısı ve 4782,03 m2 yüzölçümü ile tespit edilmiştir. Davacı ...’ın itirazı üzerine Kadastro Komisyonunun 18.02.2005 tarih, 85 sayılı kararı ile 111 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yüzölçümü 3377,95 m2, 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 2082,50 m2 ve 111 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 4782,03 m2 olarak belirlenmiş; davacı ... kendi adına tespit edilen dava dışı 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu eksikliğin komşu 111 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlarda kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.07.2007 tarihli rapor ve krokisinde açıklandığı üzere 111 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 3333,77 m2 yüzölçümü, 111 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 2770,17 m2 yüzölçümü, 111 ada 3 parsel sayılı taşınmaz 4782,03 m2 yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, temyiz edilmeksizin 13.09.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı ... kararın tavzihini istemiş; mahkemece tavzih isteminin kabulüne, 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2014,17 m2, 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 3333,77 m2 ve 111 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 4894,33 m2 yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiş; tavzihe ilişkin hüküm, davalı ... ile dahili davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İstek usulün 455 ve onu izleyen maddeleri hükmünde tanımlanan TAVZİH İSTEMİNE ilişkindir.
Kural olarak tavzih isim, sıfat, şöhret ve basit daktilo hatalarının düzeltilmesine olanak veren usuli bir işlemdir. Kuşkusuz hükmün özünü sözünü ve kapsamını değiştirecek nitelikteki isteklerin tavzih yoluyla düzeltilmesi mümkün değil ise de Tavzih istemine ilişkin dilekçe ekindeki Tapu Sicil Müdürlüğünün 17.4.2009 tarihli yazısından hükmün infaz edilemediği anlaşıldığına göre HUMK.nun 455. maddesi hükmü uyarınca tavzih yolu ile hükümdeki hatanın düzeltilmesi mümkündür. Hemen duraksamasız vurgulamak gerekirse, tavzihi içeren istemler hakkında evrak üzerinde karar verilebileceği gibi, tavzih isteminin niteliği ve kapsamına göre taraflara 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde davetiye tebliğ edilmek koşuluyla tavzih isteminin duruşmalı olarak yapılabileceği de kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece duruşma açılmaksızın, taraflar çağrılmaksızın evrak üzerinde tavzih istemi kabul edilerek karar verilmiştir. Taraflar çağrılmadan hükmün özünü, sözünü ve kapsamını değiştirecek şekilde tavzih kararı verilmesi dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Hal böyle olunca sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle duruşma günü belirlenerek tavzih ve düzeltme istemini içeren dilekçenin bir örneği ile belirlenecek duruşma günü davalılara tebliğe çıkartılmalı, duruşmaya geldiklerinde taraflar tavzih istemi doğrultusunda dinlenilmeli, diyecekleri sorulup saptanmalı, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için uyuşmazlığın 2859 sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastro yenileme çalışmalarından kaynaklandığı gözönünde bulundurularak öncelikle sınırların değişip değişmediği belirlenmeli, eğer sınırlarda bir değişiklik yoksa eski sınırlara itibar edileceği düşünülmeli, sınırlarda değişiklik mevcut ise, kadastro haritaları ile yenileme haritaları çakıştırılıp uygulanmalı, bu uygulamada özellikle parsel köşeleri hesaplanacak koordinatlarına göre tersim edilmeli, sınırların tespit edilememesi halinde sabit noktalardan (sınırlardan) yararlanılmalı, tüm bulgular arz üzerinde işaretlenip rapor edilmeli ve gerekçeleri gösterilmelidir. Ayrıca taşınmazda fiili kullanım sonucu ortaya çıkan yeni oluşum, yeni bir mülkiyet değişikliği niteliğinde olup, yenileme paftalarında nazara alınmayacağı dikkate alınarak davacı adına tespit edilen dava dışı 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın miktar eksiğinin bulunup bulunmadığı ve varsa miktar eksikliğinin dava konusu 111 ada 1 ve 111 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda kalıp kalmadığı belirlenmeli uzman bilirkişiden keşfi izlemeye elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, dava konusu taşınmazlar hakkında infazı mümkün doğru sicil oluşturulması gerektiği ve davacı adına tespit edilen 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olmadığı, olağan usule göre kadastro işlemlerinin tamamlanması için tutanak aslı ve eki belgelerinin Kadastro Müdürlüğüne iade edilmesi gerektiği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ... ile dahili davalı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 13.11.2009 günlü kararın tavzihine ilişkin hükmün BOZULMASINA, 10.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kadastro yenileme çalışmaları sırasında eski 413 parsel sayılı 2040 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 111 ada 1 parsel sayısı ve 2048,69 m2 yüzölçümü ile eski 414 parsel sayılı 3320 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 111 ada 2 parsel sayısı ve 3265,95 m2 yüzölçümü ile eski 415 parsel sayılı 4760 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 111 ada 3 parsel sayısı ve 4782,03 m2 yüzölçümü ile tespit edilmiştir. Davacı ...’ın itirazı üzerine Kadastro Komisyonunun 18.02.2005 tarih, 85 sayılı kararı ile 111 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yüzölçümü 3377,95 m2, 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 2082,50 m2 ve 111 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 4782,03 m2 olarak belirlenmiş; davacı ... kendi adına tespit edilen dava dışı 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu eksikliğin komşu 111 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlarda kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.07.2007 tarihli rapor ve krokisinde açıklandığı üzere 111 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 3333,77 m2 yüzölçümü, 111 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 2770,17 m2 yüzölçümü, 111 ada 3 parsel sayılı taşınmaz 4782,03 m2 yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, temyiz edilmeksizin 13.09.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı ... kararın tavzihini istemiş; mahkemece tavzih isteminin kabulüne, 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2014,17 m2, 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 3333,77 m2 ve 111 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 4894,33 m2 yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiş; tavzihe ilişkin hüküm, davalı ... ile dahili davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İstek usulün 455 ve onu izleyen maddeleri hükmünde tanımlanan TAVZİH İSTEMİNE ilişkindir.
Kural olarak tavzih isim, sıfat, şöhret ve basit daktilo hatalarının düzeltilmesine olanak veren usuli bir işlemdir. Kuşkusuz hükmün özünü sözünü ve kapsamını değiştirecek nitelikteki isteklerin tavzih yoluyla düzeltilmesi mümkün değil ise de Tavzih istemine ilişkin dilekçe ekindeki Tapu Sicil Müdürlüğünün 17.4.2009 tarihli yazısından hükmün infaz edilemediği anlaşıldığına göre HUMK.nun 455. maddesi hükmü uyarınca tavzih yolu ile hükümdeki hatanın düzeltilmesi mümkündür. Hemen duraksamasız vurgulamak gerekirse, tavzihi içeren istemler hakkında evrak üzerinde karar verilebileceği gibi, tavzih isteminin niteliği ve kapsamına göre taraflara 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde davetiye tebliğ edilmek koşuluyla tavzih isteminin duruşmalı olarak yapılabileceği de kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece duruşma açılmaksızın, taraflar çağrılmaksızın evrak üzerinde tavzih istemi kabul edilerek karar verilmiştir. Taraflar çağrılmadan hükmün özünü, sözünü ve kapsamını değiştirecek şekilde tavzih kararı verilmesi dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Hal böyle olunca sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle duruşma günü belirlenerek tavzih ve düzeltme istemini içeren dilekçenin bir örneği ile belirlenecek duruşma günü davalılara tebliğe çıkartılmalı, duruşmaya geldiklerinde taraflar tavzih istemi doğrultusunda dinlenilmeli, diyecekleri sorulup saptanmalı, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için uyuşmazlığın 2859 sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastro yenileme çalışmalarından kaynaklandığı gözönünde bulundurularak öncelikle sınırların değişip değişmediği belirlenmeli, eğer sınırlarda bir değişiklik yoksa eski sınırlara itibar edileceği düşünülmeli, sınırlarda değişiklik mevcut ise, kadastro haritaları ile yenileme haritaları çakıştırılıp uygulanmalı, bu uygulamada özellikle parsel köşeleri hesaplanacak koordinatlarına göre tersim edilmeli, sınırların tespit edilememesi halinde sabit noktalardan (sınırlardan) yararlanılmalı, tüm bulgular arz üzerinde işaretlenip rapor edilmeli ve gerekçeleri gösterilmelidir. Ayrıca taşınmazda fiili kullanım sonucu ortaya çıkan yeni oluşum, yeni bir mülkiyet değişikliği niteliğinde olup, yenileme paftalarında nazara alınmayacağı dikkate alınarak davacı adına tespit edilen dava dışı 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın miktar eksiğinin bulunup bulunmadığı ve varsa miktar eksikliğinin dava konusu 111 ada 1 ve 111 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda kalıp kalmadığı belirlenmeli uzman bilirkişiden keşfi izlemeye elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, dava konusu taşınmazlar hakkında infazı mümkün doğru sicil oluşturulması gerektiği ve davacı adına tespit edilen 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olmadığı, olağan usule göre kadastro işlemlerinin tamamlanması için tutanak aslı ve eki belgelerinin Kadastro Müdürlüğüne iade edilmesi gerektiği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ... ile dahili davalı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 13.11.2009 günlü kararın tavzihine ilişkin hükmün BOZULMASINA, 10.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.