Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/7321 K.2012/21395
Özet: Uyuşmazlık: Sanığın banka zararı olan 138.780,00 TL'yi ödemesi ve nispi harç ile vekalet ücretinin belirlenmesi konusundaki 5320 sayılı kanunla ilgili kararın temyiz edilmesi; Mahkeme sonucu: Yerel mahkemeye verilen hüküm bozuldu, sanığın banka zararı ve ilgili mali yükümlülükleri yeniden değerlendirilerek yeni bir karar verilmesine karar verildi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5411 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne, banka zararı olan 138.780,00 TL'nin sanığa ödettirilmesine, nispi harç ve vekalet ücretine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Fotokopiden ibaret banka teftiş raporu ve ekindeki belgelerin aslı ya da onaylı örnekleri dosyaya getirtilmeden, sözü edilen belgelerin hükme esas alınması,
2-Sanığın görevi gereği hesaplardan para çekmeye, yatırmaya, zilyetliği kendisine devredilmiş olan banka parası üzerinde koruma ve denetim görevi olup olmadığına ilişkin görev tanım belgesinin denetime olanak verecek şekilde getirtilerek zimmet suçunun faili olup olmayacağı saptanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3. maddesinin ikinci cümlesinde, nitelikli zimmet suçunun kriteri "... suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse..." şeklinde iken hükümden önce 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/2. maddesinde basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayırımında "suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi" kriteri kabul edilerek, "bankayı aldatıcılık" unsuru kaldırılmış olup, bu tarihten sonra basit bir inceleme ile ilk bakışta anlaşılamayan, tediye fişlerine müşteri adına atılan paraf ve imza gibi her türlü hileli hareketin, eylemi nitelikli zimmet suçu haline getireceği, tediye fişi düzenlenmeyen veya tediye fişi düzenlendiği halde mudi imzası bulunmayan işlemler yönünden ise eylemin basit zimmet olarak kabulünün gerekeceği cihetle, somut olayda tediye fişlerinin asılları getirtilerek, sanığın eyleminin belirtilen ölçütlere göre değerlendirilerek, gerekirse yeniden bilirkişiler marifetiyle incelettirildikten sonra düzenlenecek rapor sonucuna göre her bir işlemin ayrı ayrı nitelikli ve basit zimmet olup olmadığının belirlenmesiyle, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak sanığın bütün eyleminin nitelikli zimmet olarak kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi,
4-Kanuni soruşturma raporunda, sanığın arabası ile motosikletine rehin konularak 8000 TL değerinde olan motosiklete fiilen el konulduğu ve Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı nezdindeki birikmiş alacak toplamı olan 8.619,17 TL ile Basisenliler Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı nezdindeki birikmiş aidat toplamı olan 598,86 TL olmak üzere toplam 9.290,03 TL tutarındaki birikmiş alacaklarının bankaya temliki yönünden sanıktan yazılı temlikname alındığının belirtilmesi ve sanığın savunmasında banka tarafından oluşan zarar ile ilgili olarak aleyhinde icra takibi yapıldığını belirtmesi karşısında, bankanın uğradığı zarar miktarının ve hükmedilecek para cezasının tayini bakımından, sanık hakkında banka tarafından oluşan zarar ile ilgili olarak icra takibi yapılıp yapılmadığı araştırılarak, bu yönde bir takip yapıldığının tespiti halinde herhangi bir tahsilat yapılıp yapılmadığı da belirlenerek, banka zararı saptanırken anılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
5-Katılan banak lehine hükmedilen nispi vekalet ücretinin fazla tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 11.07.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 5411 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne, banka zararı olan 138.780,00 TL'nin sanığa ödettirilmesine, nispi harç ve vekalet ücretine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Fotokopiden ibaret banka teftiş raporu ve ekindeki belgelerin aslı ya da onaylı örnekleri dosyaya getirtilmeden, sözü edilen belgelerin hükme esas alınması,
2-Sanığın görevi gereği hesaplardan para çekmeye, yatırmaya, zilyetliği kendisine devredilmiş olan banka parası üzerinde koruma ve denetim görevi olup olmadığına ilişkin görev tanım belgesinin denetime olanak verecek şekilde getirtilerek zimmet suçunun faili olup olmayacağı saptanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3. maddesinin ikinci cümlesinde, nitelikli zimmet suçunun kriteri "... suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse..." şeklinde iken hükümden önce 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/2. maddesinde basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayırımında "suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi" kriteri kabul edilerek, "bankayı aldatıcılık" unsuru kaldırılmış olup, bu tarihten sonra basit bir inceleme ile ilk bakışta anlaşılamayan, tediye fişlerine müşteri adına atılan paraf ve imza gibi her türlü hileli hareketin, eylemi nitelikli zimmet suçu haline getireceği, tediye fişi düzenlenmeyen veya tediye fişi düzenlendiği halde mudi imzası bulunmayan işlemler yönünden ise eylemin basit zimmet olarak kabulünün gerekeceği cihetle, somut olayda tediye fişlerinin asılları getirtilerek, sanığın eyleminin belirtilen ölçütlere göre değerlendirilerek, gerekirse yeniden bilirkişiler marifetiyle incelettirildikten sonra düzenlenecek rapor sonucuna göre her bir işlemin ayrı ayrı nitelikli ve basit zimmet olup olmadığının belirlenmesiyle, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak sanığın bütün eyleminin nitelikli zimmet olarak kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi,
4-Kanuni soruşturma raporunda, sanığın arabası ile motosikletine rehin konularak 8000 TL değerinde olan motosiklete fiilen el konulduğu ve Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı nezdindeki birikmiş alacak toplamı olan 8.619,17 TL ile Basisenliler Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı nezdindeki birikmiş aidat toplamı olan 598,86 TL olmak üzere toplam 9.290,03 TL tutarındaki birikmiş alacaklarının bankaya temliki yönünden sanıktan yazılı temlikname alındığının belirtilmesi ve sanığın savunmasında banka tarafından oluşan zarar ile ilgili olarak aleyhinde icra takibi yapıldığını belirtmesi karşısında, bankanın uğradığı zarar miktarının ve hükmedilecek para cezasının tayini bakımından, sanık hakkında banka tarafından oluşan zarar ile ilgili olarak icra takibi yapılıp yapılmadığı araştırılarak, bu yönde bir takip yapıldığının tespiti halinde herhangi bir tahsilat yapılıp yapılmadığı da belirlenerek, banka zararı saptanırken anılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
5-Katılan banak lehine hükmedilen nispi vekalet ücretinin fazla tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 11.07.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.