Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/5122 K.2012/16747
Özet: (1) Uyuşmazlık, T. Halk Bankası personelinin banka parasını mal edinmesiyle ilgili zimmet suçunun Türk Ceza Kanunu (TCK) yerine 4389 sayılı Bankalar Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusudur. (2) Mahkeme, bankacılık kanununa göre T. Halk Bankası personelinin memur sayılmayacağını ve bu nedenle zimmet suçunun TCK ile değil, Bankalar Kanunu ile işlenmesi gerektiğini kabul ederek hükmü bozulduğunu karar verdi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
29.01.1990 gün 20417 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3771 sayılı yasanın 3. maddesiyle yeniden düzenlenen 11/b maddesinde; KİT personelinin, teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların paralarına karşı işledikleri suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında 765 sayılı TCK.nun 2"nci kitap üçüncü ve altıncı bablarındaki hükümlerin uygulanacağı kurala bağlanmış ve buna bağlı olarak T. Halk Bankası Personelinin banka parasını mal edinmesinin diğer koşulların oluşması halinde zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, 4389 sayılı Bankalar Yasanının 22/11. maddesi yollamasıyla anılan banka personelinin zimmet suçlarında daha ağır hükümler taşıyan 765 sayılı TCK.nun 202. maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de; 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı kanunun 1. maddesinin 5. bendinde belirtilen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanmayacağına dair hüküm uyarınca Türk Ceza Kanununun uygulanması açısından memur sayılma olanağı bulunmayan T. Halk Bankası personelinin Türk Ceza Kanununda yazılı zimmet suçunu işleyemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 08.02.2005 gün ve 5-146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere sanık hakkında 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3. maddesi yerine, uygulama yeri bulunmayan 765 sayılı TCK.nun 202. maddesindeki eylemine karşılık geldiği gerekçesiyle 5237 sayılı TCK.nun 247. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. Maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
29.01.1990 gün 20417 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3771 sayılı yasanın 3. maddesiyle yeniden düzenlenen 11/b maddesinde; KİT personelinin, teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların paralarına karşı işledikleri suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında 765 sayılı TCK.nun 2"nci kitap üçüncü ve altıncı bablarındaki hükümlerin uygulanacağı kurala bağlanmış ve buna bağlı olarak T. Halk Bankası Personelinin banka parasını mal edinmesinin diğer koşulların oluşması halinde zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, 4389 sayılı Bankalar Yasanının 22/11. maddesi yollamasıyla anılan banka personelinin zimmet suçlarında daha ağır hükümler taşıyan 765 sayılı TCK.nun 202. maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de; 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı kanunun 1. maddesinin 5. bendinde belirtilen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanmayacağına dair hüküm uyarınca Türk Ceza Kanununun uygulanması açısından memur sayılma olanağı bulunmayan T. Halk Bankası personelinin Türk Ceza Kanununda yazılı zimmet suçunu işleyemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 08.02.2005 gün ve 5-146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere sanık hakkında 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3. maddesi yerine, uygulama yeri bulunmayan 765 sayılı TCK.nun 202. maddesindeki eylemine karşılık geldiği gerekçesiyle 5237 sayılı TCK.nun 247. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. Maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.