Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/4708 K.2012/7990
Manevi haklara tecavüz suçundan şüpheliler ... A.Ş., ..., ... ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12.04.2011 tarihli ve 2009/24812 soruşturma, 2011/2631 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilşikin mercii KADIKÖY 1.Ağır Ceza mahkemesinin 08.07.2011 tarihli ve 2011/1083 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 30.11.2011 gün ve 61072 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2012 gün ve KYB. 2011-407715 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şüpheli ... A.Ş. ile müştekiye ait ... Teknoloji Araştırmaları Sistemleri Ltd. Şti. arasında ... adlı yazılım projesi hazırlanması hususunda sözleşme yapıldığı, gecikme sebebiyle şüpheli şirketin sözleşmeyi feshettiği, mülkiyeti ve tasarruf hakları müştekiye ait Şirketin yazılım kodlarının şüphelilerce kopyalanarak kullanıldığı, üzerinde işlenildiği, çoğaltıldığı ve değiştirildiği iddia edilen olayda, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporuna göre suçun işlendiğine ilişkin delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160.maddesinde yer alan "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, işlendiği iddia olunan fiilin niteliği, gerçekleştirilme biçimlerinin değerlendirilmesi için fikir ve sanat eserleri konusunda uzman bilirkişilerin bulunduğu bilirkişi heyeti oluşturularak ile rapor alınması yerine anılan Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu ile yetinildiği anlaşıldığından, soruşturmanın genişletilmesini sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Kadıköy 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2011 gün ve 2011/1083 müt sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 16.04.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şüpheli ... A.Ş. ile müştekiye ait ... Teknoloji Araştırmaları Sistemleri Ltd. Şti. arasında ... adlı yazılım projesi hazırlanması hususunda sözleşme yapıldığı, gecikme sebebiyle şüpheli şirketin sözleşmeyi feshettiği, mülkiyeti ve tasarruf hakları müştekiye ait Şirketin yazılım kodlarının şüphelilerce kopyalanarak kullanıldığı, üzerinde işlenildiği, çoğaltıldığı ve değiştirildiği iddia edilen olayda, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporuna göre suçun işlendiğine ilişkin delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160.maddesinde yer alan "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, işlendiği iddia olunan fiilin niteliği, gerçekleştirilme biçimlerinin değerlendirilmesi için fikir ve sanat eserleri konusunda uzman bilirkişilerin bulunduğu bilirkişi heyeti oluşturularak ile rapor alınması yerine anılan Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu ile yetinildiği anlaşıldığından, soruşturmanın genişletilmesini sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Kadıköy 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2011 gün ve 2011/1083 müt sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 16.04.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.