‹ Ana sayfa
Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/3976 K.2013/21997

Esas No: 2012/3976 · Karar No: 2013/21997 · Karar Tarihi: 18.11.2013
Özet: Uyuşmazlık, mahkeme tarafından çocuk mahkemesi kararının, 5846 sayılı kanuna aykırılık nedeniyle usul hataları ve savunma hakkı ihlalleriyle temyiz edilmesi üzerine odaklandı; Mahkeme, bu eksiklikleri dikkate alarak kararın iptalini ve yeniden yargılanmasını hükmederek, sanığın ön ödeme önerisi, sosyal inceleme raporu eksikliği ve gerekçesiz mahkumiyet kararı gibi hataları düzeltti.
MAHKEMESİ: Çocuk Mahkemesi
SUÇ: 5846 sayılı yasaya aykırılık

HÜKÜM: Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
1- 5237 sayılı TCK'nun 75/1. maddesi hükmüne göre, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı Kanun'un 81/9-1-a maddesi ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik 81/4. maddesinin ön ödeme kapsamında bulunmadığı cihetle, anılan kanun maddelerine temas eden dört ayrı suçtan sanığa meşruhatlı davetiye ile ön ödeme önerisi tebliğ edilerek ve ancak sanığın usulüne uygun şekilde sorgusu yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Suç tarihlerinde 18 yaşını tamamlamadığı anlaşılan yaşı küçük sanık hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi, alınmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeyerek, 5395 sayılı Yasa'nın 35/3. maddesine muhalefet edilmesi,
3- Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olmasının Anayasa'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nun 34, 230 ve 289/1-g maddelerinin amir hükmü olduğu dikkate alınarak; iddia, savunma, sanığın leh ve aleyhindeki kanıtların tartışılması ve yasal öğelerinin gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın üzerine atılı 19.11.2006, 22.03.2007 ve 14.04.2007 tarihli suçlar yönünden, yazılı şekilde gerekçeden yoksun hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
4- 04.07.2007 tarihli iddianameye konu olay tutanak ve suç tarihinin 19.11.2006; 11.06.2007 tarihli iddianameye konu olay tutanak ve suç tarihinin 22.03.2007; 19.06.2007 tarihli iddianameye konu olay tutanak ve suç tarihinin 14.04.2007; bir diğer 11.06.2007 tarihli iddianameye konu olay tutanak ve suç tarihinin ise 20.04.2007 olması karşısında, fiili kesinti oluşturan ilk eyleme konu birinci olay tutanağının düzenlendiği tarihten sonra yeni bir karar ve kasıt altında hareket ederek ikinci eylemi; fiili kesinti oluşturan ikinci eyleme konu ikinci olay tutanağının düzenlendiği tarihten sonra yeni bir karar ve kasıt altında hareket ederek üçüncü eylemi; yine fiili kesinti oluşturan üçüncü eyleme konu üçüncü olay tutanağının düzenlendiği tarihten sonra yeni bir karar ve kasıt altında hareket ederek dördüncü eylemi gerçekleştirmiş olması nedeniyle, eylemlerin sübutu halinde, her bir eylemin bağımsız suç teşkil ettiğinin kabulü ile sanığın her bir suçtan ayrı ayrı mahkumiyetine karar vermek gerektiği gözetilmeden, TCK'nun 43. maddesi uygulanmak suretiyle teselsülen 5846 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
5- 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK'nun 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir.

Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olaylarda suçların işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı halde, zararın giderilmemiş olması gerekçesine dayanılarak ve sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları açısından 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesinin uygulama gerekçesiyle çelişki oluşturacak şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
6- 20.04.2007 tarihli suç yönünden düzenlenen iddianamede eşyanın müsaderesine ilişkin bir istem bulunmadığı halde, yazılı şekilde bu suça ilişkin emanet eşyasının müsaderesine; 22.03.2007 tarihli suça ilişkin olarak ise, el konulan bu dava konusu tüm eşya hakkında bir karar verilmesi yerine, sadece adli emanette kayıtlı numunelerin müsaderesi ile yetinilmesi;
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca cezada kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?