Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/20684 K.2012/26975
Özet: (1) Sanığın 2007/97 K. sayılı ilk mahkumiyet kararı ve sonrasındaki temyiz, itiraz ve gıyabi karar süreçleriyle ilgili, 4926 sayılı kanuna muhalefet suçundan dolayı adli para cezası ve infaz işlemlerinin geçerliliği konusundaki uyuşmazlık. (2) Asliye Ceza Mahkemesi, 04.10.2012’de oyçokluğuyla sanığın temyiz isteğini reddederek kararını kesinleştirerek infazın devam etmesini onayladı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 4926 sayılı kanuna muhalefet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın yasal süresinden sonra yaptığı temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 310 ve 317. maddeleri uyarınca istem gibi REDDİNE, 04.10.2012 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ... Gevaş asliye Ceza Mahkemesinin 2007/56 E, 2007/97 K. sayılı 27.06.2007 günlü kararıyla 4926 sayılı kanuna muhalefet suçundan sonuç olarak 23.568,00 TL adli para cezasına diğer sanıklarla birlikte mahkum edilmiştir.
Mahkumiyet kararı sanığın kendisine 25.12.2007 tarihinde tebliğ edilir.(tebligatta karar tarihi:30.07.2007 olarak yanlış yazılmıştır. Doğrusu ise 27.06.2007 dir.)
Karar sanık tarafından temyiz edilmediğinden 03.01.2008 tarihinde kesinleştirilerek infaza verilmiştir.
Kararı infaz edecek olan Gevaş Cumhuriyet Savcılığı 26.02.2008 tarihli yazıyla 5728 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler uyarınca Gevaş Asliye Ceza Mahkemesinden Uyarlama talebinde bulunulmuştur.
Bu talep üzerine Gevaş Asliye Ceza Mahkemesi duruşmalı olarak yaptığı inceleme sonunda 17.04.2008 gün ve 2008/58 E/90 K. sayılı karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı kararı vermiştir.
17.04.2008 günlü bu karar da sanığa 09.06.2008 tarihinde cezaevinde tebliğ edilmiştir.(Karar tarihi 16.05.2008 olarak gene yanlış yazılmıştır.)
Sanık bu karara karşı 10.06.2008 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etmiştir.
İtirazı inceleyen Van 2.Ağır Ceza Mahkemesi 11.07.2008 gün ve 2008/398 D.İş sayılı karar ile itirazın reddine karar vermiştir.
İnfaz için tekrar Gevaş Cumhuriyet Savcılığına gönderilen 27.06.2007 günlü ve 2007/97 K. sayılı karara karşı Savcılık 30.10.2010 gün 2009/4 ilamat sayılı yazı ile Ceza Genel Kurul Kararlarına atıf yaparak sanığa gıyabi karar tefhiminde yanılgı olduğunu ve bu nedenle infazda tereddüde düşüldüğünü belirterek kararın kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin bir karar verilmek üzere Asliye Ceza Mahkemesinden talepte bulunmuştur.
Gevaş Savcılığının bu talebi üzerine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu Asliye Ceza Mahkemesince 31.03.2010 gün ve 2010/43 D.İş sayılı karar ile Ceza Genel Kurulunun 2009/5-81 E. 2009/146 K. sayılı içtihadına atıf yaparak tefhimde başvuru şeklinin ve başlangıcının gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle gıyabi kararın tefhiminde sanığın yanıltıldığına ve yeniden meşruhatlı davetiye çıkarılmasına infazın durdurulmasına karar verilmiştir. Bu karar sanığa 06.05.2010 da tebliğ edilmiştir.
Meşruhatlı davetiye tebliğinden önce sanık ... Van Ağır Ceza Mahkemesine sunulmak üzere Gevaş Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi için Bitlis Asliye Ceza mahkemesine vermiş olduğu dilekçesi ile 19.04.2008 günü tekrar itiraz talebinde bulunmuştur. Bu dilekçesinde mahkumiyet kararı olan 27.06.2007 günlü karara karşı “esas karar tarafıma usulüne uygun tebliğ edilmediğinden temyiz etme şansım da bulunmamıştır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi sanığın bu dilekçesini Gevaş Asliye Ceza Mahkemesine göndermiş, Gevaş Asliye Ceza Mahkemesi de sanığın itirazını yerinde bulmayarak itiraz hakkında karar vermek üzere Van Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
Van 2.Ağır Ceza Mahkemesi ise 05.05.2010 günlü 2010/270 D.İş sayılı karar ile sanığın itiraz dilekçesinin temyiz olarak değerlendirilmesi gerektiğinden dosyanın gereği için mahalline gönderilmesine karar vermiştir.
Gevaş Asliye Ceza Mahkemesi ise 14.05.2010 gün ve 2010/90 K. sayılı kararı ile itirazın temyiz yasa yolu olarak değerlendirilerek dosyanın Yargıtay İlgili Ceza Dairesine göndermesine dair ek karar vermiştir.
Öte yandan sanık ... kendisine 06.05.2010 günü yapılan meşruhatlı davetiye tebliği üzerine 07.05.2010 günü 2007/97 K. sayılı ilk mahkumiyet kararına karşı da ayrıca temyiz talebinde bulunmuştur.
Temyiz taleplerini inceleyen Dairemiz çoğunluğu 2012 yılı başından itibaren eksik tefhim nedeniyle sanığın yasa yolunda yanıltıldığına ilişkin önceki içtihadını değiştiren Ceza Genel Kurul Kararları uyarınca temyiz talebinin reddine karar vermiştir.
SONUÇ: Yukarıda kronolojik olarak sıralanan mahkeme kararları ve sanığın talepleri, temyiz talebinin süresinde olup olmadığını tespit bakımından birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuç ortaya çıkmaktadır.
Mahkemece kesinleştirilerek infaza verilen sanık hakkındaki mahkumiyet kararının infazı sırasında Cumhuriyet Savcısı infaz işlemi tarihi itibariyle halen uyulmakta olan Ceza Genel Kurulu Kararlarına da atıf yaparak mahkumiyet kararı tefhiminin yanıltıcı olduğunu ve bu nedenle kararın kesinleşip kesinleşmediği konusunda tereddüt bulunduğunu bu konuda bir karar verilmesinin gerektiğini belirterek mahkemeden talepte bulunmuştur. Mahkeme de, bu talep üzerine inceleme tarihinden önce verilen Ceza Genel Kurulunun birden çok ve istikrar bulmuş kararlarını dayanak yaparak eksik tefhim sonucu sanığın yasa yolunda yanıltılmış olduğuna, sanığa temyiz yoluna başvuru hakkının bulunduğu sonucunu doğuran meşruhatlı tebligat yapılmasına ve infazın durdurulmasına karar vermiştir. Sanık bu kararın kendisine tebliğinden önce Ağır Ceza Mahkemesince incelenmek üzere Asliye Ceza Mahkemesine verdiği dilekçesinde mahkumiyet kararının tefhiminde eksiklik olduğunu, bu nedenle kararı temyiz edemediğini açıkça belirtmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi de sanığın bu müracaatının temyiz mahiyetinde olduğunu kabul etmiştir. Sanık kendisine yapılan meşruhatlı tebligat üzerine süresi içerisinde ayrıca temyiz dilekçesi de vermiştir. Sonuç itibarıyla sanığın temyiz süresinin sona ermediği, temyiz davası açma hakkının bulundğu mahkemece tespit edilip karara bağlanmıştır.
Dosya Yargıtay Savcılığı ve Dairede beklerken Ceza Genel Kurulu içtihat değiştirerek sadece temyiz süresinin belirtilmesini yeterli görüp diğer tefhim eksikliklerinin yanıltıcı olmadığına karar vermiştir. Bu karardan sonra dosyanın inceleme sırası gelmiştir. Eğer dosyanın inceleme sırası Ceza Genel Kurulunun görüş değişikliğinden önce gelmiş olsa idi sanığın temyiz davası süresinde kabul edilecek ve dosya esastan incelenecek idi. Nitekim Dairemiz dahil diğer ceza dairelerinin tamamı içtihat değişikliğinden önce bu tür temyiz başvurularını o tarihteki Ceza Genel Kurulu kararları uyarınca kabul edip dosyaları inceleyerek birçok onama veya bozma kararları vermiştir.
Somut olayda kendisine tanınan temyiz davası hakkını kullanan sanığın bu hakkı sonradan değişen C.G.K. Kararı geriye yürütülerek sayın çoğunluğun kararıyla elinden alınmış olmaktadır. C.G.K. Kararı bağlayıcı nitelikte değildir. Önceden tanınan hakkın geri alınmasına neden olacak şekilde geriye yürütülemez. Aksi görüş hukukun devamlılığı, güvenilirliği ilkesine aykırılık oluşturur ve adalete olan güveni zedeler.
Bu düşüncelerle sayın çoğunluğun temyiz talebinin süreden reddi kararına katılmıyoruz.
SUÇ: 4926 sayılı kanuna muhalefet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın yasal süresinden sonra yaptığı temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 310 ve 317. maddeleri uyarınca istem gibi REDDİNE, 04.10.2012 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ... Gevaş asliye Ceza Mahkemesinin 2007/56 E, 2007/97 K. sayılı 27.06.2007 günlü kararıyla 4926 sayılı kanuna muhalefet suçundan sonuç olarak 23.568,00 TL adli para cezasına diğer sanıklarla birlikte mahkum edilmiştir.
Mahkumiyet kararı sanığın kendisine 25.12.2007 tarihinde tebliğ edilir.(tebligatta karar tarihi:30.07.2007 olarak yanlış yazılmıştır. Doğrusu ise 27.06.2007 dir.)
Karar sanık tarafından temyiz edilmediğinden 03.01.2008 tarihinde kesinleştirilerek infaza verilmiştir.
Kararı infaz edecek olan Gevaş Cumhuriyet Savcılığı 26.02.2008 tarihli yazıyla 5728 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler uyarınca Gevaş Asliye Ceza Mahkemesinden Uyarlama talebinde bulunulmuştur.
Bu talep üzerine Gevaş Asliye Ceza Mahkemesi duruşmalı olarak yaptığı inceleme sonunda 17.04.2008 gün ve 2008/58 E/90 K. sayılı karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı kararı vermiştir.
17.04.2008 günlü bu karar da sanığa 09.06.2008 tarihinde cezaevinde tebliğ edilmiştir.(Karar tarihi 16.05.2008 olarak gene yanlış yazılmıştır.)
Sanık bu karara karşı 10.06.2008 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etmiştir.
İtirazı inceleyen Van 2.Ağır Ceza Mahkemesi 11.07.2008 gün ve 2008/398 D.İş sayılı karar ile itirazın reddine karar vermiştir.
İnfaz için tekrar Gevaş Cumhuriyet Savcılığına gönderilen 27.06.2007 günlü ve 2007/97 K. sayılı karara karşı Savcılık 30.10.2010 gün 2009/4 ilamat sayılı yazı ile Ceza Genel Kurul Kararlarına atıf yaparak sanığa gıyabi karar tefhiminde yanılgı olduğunu ve bu nedenle infazda tereddüde düşüldüğünü belirterek kararın kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin bir karar verilmek üzere Asliye Ceza Mahkemesinden talepte bulunmuştur.
Gevaş Savcılığının bu talebi üzerine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu Asliye Ceza Mahkemesince 31.03.2010 gün ve 2010/43 D.İş sayılı karar ile Ceza Genel Kurulunun 2009/5-81 E. 2009/146 K. sayılı içtihadına atıf yaparak tefhimde başvuru şeklinin ve başlangıcının gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle gıyabi kararın tefhiminde sanığın yanıltıldığına ve yeniden meşruhatlı davetiye çıkarılmasına infazın durdurulmasına karar verilmiştir. Bu karar sanığa 06.05.2010 da tebliğ edilmiştir.
Meşruhatlı davetiye tebliğinden önce sanık ... Van Ağır Ceza Mahkemesine sunulmak üzere Gevaş Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi için Bitlis Asliye Ceza mahkemesine vermiş olduğu dilekçesi ile 19.04.2008 günü tekrar itiraz talebinde bulunmuştur. Bu dilekçesinde mahkumiyet kararı olan 27.06.2007 günlü karara karşı “esas karar tarafıma usulüne uygun tebliğ edilmediğinden temyiz etme şansım da bulunmamıştır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi sanığın bu dilekçesini Gevaş Asliye Ceza Mahkemesine göndermiş, Gevaş Asliye Ceza Mahkemesi de sanığın itirazını yerinde bulmayarak itiraz hakkında karar vermek üzere Van Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
Van 2.Ağır Ceza Mahkemesi ise 05.05.2010 günlü 2010/270 D.İş sayılı karar ile sanığın itiraz dilekçesinin temyiz olarak değerlendirilmesi gerektiğinden dosyanın gereği için mahalline gönderilmesine karar vermiştir.
Gevaş Asliye Ceza Mahkemesi ise 14.05.2010 gün ve 2010/90 K. sayılı kararı ile itirazın temyiz yasa yolu olarak değerlendirilerek dosyanın Yargıtay İlgili Ceza Dairesine göndermesine dair ek karar vermiştir.
Öte yandan sanık ... kendisine 06.05.2010 günü yapılan meşruhatlı davetiye tebliği üzerine 07.05.2010 günü 2007/97 K. sayılı ilk mahkumiyet kararına karşı da ayrıca temyiz talebinde bulunmuştur.
Temyiz taleplerini inceleyen Dairemiz çoğunluğu 2012 yılı başından itibaren eksik tefhim nedeniyle sanığın yasa yolunda yanıltıldığına ilişkin önceki içtihadını değiştiren Ceza Genel Kurul Kararları uyarınca temyiz talebinin reddine karar vermiştir.
SONUÇ: Yukarıda kronolojik olarak sıralanan mahkeme kararları ve sanığın talepleri, temyiz talebinin süresinde olup olmadığını tespit bakımından birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuç ortaya çıkmaktadır.
Mahkemece kesinleştirilerek infaza verilen sanık hakkındaki mahkumiyet kararının infazı sırasında Cumhuriyet Savcısı infaz işlemi tarihi itibariyle halen uyulmakta olan Ceza Genel Kurulu Kararlarına da atıf yaparak mahkumiyet kararı tefhiminin yanıltıcı olduğunu ve bu nedenle kararın kesinleşip kesinleşmediği konusunda tereddüt bulunduğunu bu konuda bir karar verilmesinin gerektiğini belirterek mahkemeden talepte bulunmuştur. Mahkeme de, bu talep üzerine inceleme tarihinden önce verilen Ceza Genel Kurulunun birden çok ve istikrar bulmuş kararlarını dayanak yaparak eksik tefhim sonucu sanığın yasa yolunda yanıltılmış olduğuna, sanığa temyiz yoluna başvuru hakkının bulunduğu sonucunu doğuran meşruhatlı tebligat yapılmasına ve infazın durdurulmasına karar vermiştir. Sanık bu kararın kendisine tebliğinden önce Ağır Ceza Mahkemesince incelenmek üzere Asliye Ceza Mahkemesine verdiği dilekçesinde mahkumiyet kararının tefhiminde eksiklik olduğunu, bu nedenle kararı temyiz edemediğini açıkça belirtmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi de sanığın bu müracaatının temyiz mahiyetinde olduğunu kabul etmiştir. Sanık kendisine yapılan meşruhatlı tebligat üzerine süresi içerisinde ayrıca temyiz dilekçesi de vermiştir. Sonuç itibarıyla sanığın temyiz süresinin sona ermediği, temyiz davası açma hakkının bulundğu mahkemece tespit edilip karara bağlanmıştır.
Dosya Yargıtay Savcılığı ve Dairede beklerken Ceza Genel Kurulu içtihat değiştirerek sadece temyiz süresinin belirtilmesini yeterli görüp diğer tefhim eksikliklerinin yanıltıcı olmadığına karar vermiştir. Bu karardan sonra dosyanın inceleme sırası gelmiştir. Eğer dosyanın inceleme sırası Ceza Genel Kurulunun görüş değişikliğinden önce gelmiş olsa idi sanığın temyiz davası süresinde kabul edilecek ve dosya esastan incelenecek idi. Nitekim Dairemiz dahil diğer ceza dairelerinin tamamı içtihat değişikliğinden önce bu tür temyiz başvurularını o tarihteki Ceza Genel Kurulu kararları uyarınca kabul edip dosyaları inceleyerek birçok onama veya bozma kararları vermiştir.
Somut olayda kendisine tanınan temyiz davası hakkını kullanan sanığın bu hakkı sonradan değişen C.G.K. Kararı geriye yürütülerek sayın çoğunluğun kararıyla elinden alınmış olmaktadır. C.G.K. Kararı bağlayıcı nitelikte değildir. Önceden tanınan hakkın geri alınmasına neden olacak şekilde geriye yürütülemez. Aksi görüş hukukun devamlılığı, güvenilirliği ilkesine aykırılık oluşturur ve adalete olan güveni zedeler.
Bu düşüncelerle sayın çoğunluğun temyiz talebinin süreden reddi kararına katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.