Yargıtay7. Ceza DairesiAile Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/2005 K.2012/4516
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 140/4. maddesine aykırılıktan ... Havacılık ve Uzay Sanayi Anonim Şirketi hakkında Sosyal Sigortalar Kurumu ... Bölge Müdürlüğünün 06.10.2005 tarihli ve 105856 sayılı yazısı ile uygulanan 475.200.000 Türk lirası para cezasına yönelik başvurunun reddine dair, Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.04.2007 tarihli ve 2006/748 Müteferrik sayılı kararına karşı Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2007 tarihli ve 2007/838 Müteferrik sayı ile vaki itirazın reddine ilişkin kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 06.11.2007 gün ve 56171 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2007 gün ve KYB. 2007-250889 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77. maddesinin 2. fıkrasına göre "ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, ayni yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur." Hükmü getirilmiştir.
Yakacak yardımı ücret değildir. Ücret Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 24.05.1974 tarihli ve 1974/2-6 sayılı kararında da belirtildiği üzere "Genel anlamda, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen meblağ" olarak tanımlanmıştır.
506 sayılı yasanın 77/2 fıkrasında belirtilen aynı yardımın, primine esas tutulamayacağı kanuni bir gerekliliktir. Yakacak yardımı da aynı yardım niteliğinde kabul edilmesi ile yapılan yardımın aynen yerine getirilmesi yerine, bedelin nakden ödenmiş olması halinde de aynen yapılmış sayılması gerekirken mahkemesince itirazın kabulüne yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
İtiraz edilen Sulh Ceza mahkemesinin kararı kesin olup, bu karara karşı itiraz yoluna başvurulanamayacağından Ağır Ceza Mahkemesinin itirazı bu nedenle reddetmesi yerine esastan inceleyerek verdiği karara karşı ve ayrıca Sulh Ceza Mahkemesinin kararına karşı ise kanun yararına bozma talebinde belirtilen nedenlerle ek kanun yararına bozma talebinde bulunulup bulunulmayacağının takdiri yönünden dosyanın Adelet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77. maddesinin 2. fıkrasına göre "ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, ayni yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur." Hükmü getirilmiştir.
Yakacak yardımı ücret değildir. Ücret Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 24.05.1974 tarihli ve 1974/2-6 sayılı kararında da belirtildiği üzere "Genel anlamda, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen meblağ" olarak tanımlanmıştır.
506 sayılı yasanın 77/2 fıkrasında belirtilen aynı yardımın, primine esas tutulamayacağı kanuni bir gerekliliktir. Yakacak yardımı da aynı yardım niteliğinde kabul edilmesi ile yapılan yardımın aynen yerine getirilmesi yerine, bedelin nakden ödenmiş olması halinde de aynen yapılmış sayılması gerekirken mahkemesince itirazın kabulüne yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
İtiraz edilen Sulh Ceza mahkemesinin kararı kesin olup, bu karara karşı itiraz yoluna başvurulanamayacağından Ağır Ceza Mahkemesinin itirazı bu nedenle reddetmesi yerine esastan inceleyerek verdiği karara karşı ve ayrıca Sulh Ceza Mahkemesinin kararına karşı ise kanun yararına bozma talebinde belirtilen nedenlerle ek kanun yararına bozma talebinde bulunulup bulunulmayacağının takdiri yönünden dosyanın Adelet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.