Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/8050 K.2012/3146
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa aykırı davranmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29.03.2011 tarihli ve 2011/3924 soruşturma, 2011/3364 esas, 2011/993 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanunun 174. maddesi gereğince iadesine dair Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2011 tarihli ve 2011/182 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2011 tarihli ve 2011/455 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 27.05.2011 gün ve 30568 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2011 gün ve KYB. 2011-217834 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Kayseri 1. Asliye Mahkemesince, sanığın işyerinde arama yapılmasına dair Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen arama ve el koyma emrinin fotokopi olduğu, üzerinin el yazısı ile doldurulduğu, saat ile ilgili kısmın başka bir kalemle yazılıp ilave edildiği, bu durumun arama sırasında arama emrinin olup olmadığını tartışmalı hale getirdiği, üstelik arama yapılırken ihtiyar heyetinden iki kişi ya da komşulardan iki kişinin hazır bulundurulmadığı gerekçeleriyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanunun 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet Savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, somut olayda sanığın işyerinde arama yapılmasına dair Kayseri Cumhuriyet Savcısının imzaladığı arama ve el koyma emrine istinaden işyerinde ele geçirilerek el konulan cep telefonları ile ilgili olarak Kayseri 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.02.2011 tarihli ve 2011/68 değişik iş sayılı kararı ile el koyma kararının onanmasına karar verildiği nazara alındığında, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2011 gün ve 2011/455 sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 22.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Kayseri 1. Asliye Mahkemesince, sanığın işyerinde arama yapılmasına dair Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen arama ve el koyma emrinin fotokopi olduğu, üzerinin el yazısı ile doldurulduğu, saat ile ilgili kısmın başka bir kalemle yazılıp ilave edildiği, bu durumun arama sırasında arama emrinin olup olmadığını tartışmalı hale getirdiği, üstelik arama yapılırken ihtiyar heyetinden iki kişi ya da komşulardan iki kişinin hazır bulundurulmadığı gerekçeleriyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanunun 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet Savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, somut olayda sanığın işyerinde arama yapılmasına dair Kayseri Cumhuriyet Savcısının imzaladığı arama ve el koyma emrine istinaden işyerinde ele geçirilerek el konulan cep telefonları ile ilgili olarak Kayseri 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.02.2011 tarihli ve 2011/68 değişik iş sayılı kararı ile el koyma kararının onanmasına karar verildiği nazara alındığında, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2011 gün ve 2011/455 sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 22.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.