Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/8035 K.2013/7208
Özet: (1) Sanığın Pazarkule sınır kapısından kaçak aracı ve ilaçlar yurt içine sokması nedeniyle kaçakçılık suçundan dolayı 10.12.2007 tarihli iddianameyle açılan davada, mahkeme 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerini uygulayarak sanığın gümrüklenmiş değer üzerinden adli para cezası ödemesini ve hürriyet kısıtlaması ile birlikte adli para cezasını kabul etmesini talep etti. (2) Mahkeme, sanığın ödeme önerisine uymaması halinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun hükümlerine göre kısa süreli hürriyet kısıtlaması ve adli para cezası uygulanmasını kararlaştırarak karar
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kaçakçılık
HÜKÜM: Sanığın hükümlülüğüne ve müsadereye
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
10.12.2007 tarihli iddianame ile sanık hakkında Pazarkule Sınır Kapısından kaçak aracı yurda soktuğundan bahisle dava açıldığı nazara alınarak tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Sanık hakkında yurda kaçak olarak soktuğu ilaçlar ve araç hakkında dava açıldığı cihetle;
4926 sayılı yasanın 34. maddesinin son fıkrasında öngörülen "bu maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değer, gümrük idaresince belirlenen değerdir" düzenlemesindeki "gümrük idaresince" ibaresinin hükümden sonra 30.12.2008 gün ve 27096 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 18.09.2008 gün ve 2006/47 Esas, 2008/144 Karar sayılı kararı ile Anayasaya aykırı görülerek iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle kurulacak hüküm bakımından maddi gerçeğin belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan, dava konusu araç ve ilaçların toplam CİF değerleri esas alınarak gümrük idaresine hesaplattırılacak gümrüklenmiş değer üzerinden yeniden ödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın ödeme önerisine uymaması halinde;
2-4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda atılı eylemin adli para cezasını gerektirdiği, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda ise hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK.nun 50. maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5607 sayılı yasanın sanık lehine olabileceği gözetilerek;
Olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile suç tarihinden sonra 31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, denetime olanak verecek şekilde bu husus tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.03.2013 günü oybirliğiyle karar verildi
SUÇ: Kaçakçılık
HÜKÜM: Sanığın hükümlülüğüne ve müsadereye
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
10.12.2007 tarihli iddianame ile sanık hakkında Pazarkule Sınır Kapısından kaçak aracı yurda soktuğundan bahisle dava açıldığı nazara alınarak tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Sanık hakkında yurda kaçak olarak soktuğu ilaçlar ve araç hakkında dava açıldığı cihetle;
4926 sayılı yasanın 34. maddesinin son fıkrasında öngörülen "bu maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değer, gümrük idaresince belirlenen değerdir" düzenlemesindeki "gümrük idaresince" ibaresinin hükümden sonra 30.12.2008 gün ve 27096 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 18.09.2008 gün ve 2006/47 Esas, 2008/144 Karar sayılı kararı ile Anayasaya aykırı görülerek iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle kurulacak hüküm bakımından maddi gerçeğin belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan, dava konusu araç ve ilaçların toplam CİF değerleri esas alınarak gümrük idaresine hesaplattırılacak gümrüklenmiş değer üzerinden yeniden ödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın ödeme önerisine uymaması halinde;
2-4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda atılı eylemin adli para cezasını gerektirdiği, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda ise hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK.nun 50. maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5607 sayılı yasanın sanık lehine olabileceği gözetilerek;
Olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile suç tarihinden sonra 31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, denetime olanak verecek şekilde bu husus tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.03.2013 günü oybirliğiyle karar verildi
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.